|
Ankara'dan KKTC'ye tam destek! |
TC Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış: Kıbrıs konusunda politika değişikliği olarak tanımlanabilecek bir gelişme söz konusu değildir
"Türkiye, Kıbrıs'ta kalıcı bir çözüme ulaşılması amacıyla yürütülen müzakere sürecini ve Denktaş'ın çabalarını desteklemektedir"
Türkiye Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış, Kıbrıs konusunda "politika değişikliği" olarak tanımlanabilecek bir gelişmenin sözkonusu olmadığını ifade etti.
Yakış, CHP Konya Milletvekili Nezir Büyükcengiz'in soru önergesini yanıtlarken, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Yusuf Buluç'un "Türkiye'nin Kıbrıs politikasında değişikliğe gidilebileceği" açıklamalarına açıklık getirdi. Yakış, Türkiye'nin Kıbrıs'ta her zaman adil ve kalıcı çözümden yana olduğunu kaydetti.
Kıbrıs'ta mevcut barış ortamının ve Türkiye'nin etkin ve fiili garantisinin sürmesini sağlayacak, Türk-Yunan dengesini koruyan, Ada'daki iki tarafın egemen eşitliğini kabul eden, uzlaşmaya dayalı yeni bir ortaklık oluşturulması hedefinde değişiklik olmadığını ifade eden Yakış, müzakere sürecinde yeni bir şans tanıyabilmek için KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile yakın istişare içerisinde görüşmelerin AB Kopenhag Zirvesi'nden sonra da devamına olanak sağlandığını hatırlattı.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Yusuf Buluç'un 8 Ocak 2003 tarihinde düzenlediği basın toplantısında, Kıbrıs'ta izlenen tutum ve politikaların Denktaş'la istişare ve işbirliği içinde yürütüldüğünü ifade ettiğini belirten Yakış, "Sözcü, müzakere sürecinin seyri içinde Annan Planı'nda yapılması gereken değişiklik taleplerimizin temel politikamız çerçevesinde Türk tarafınca gündeme getirildiğine, bunun her aktif müzakere sürecinde sözkonusu olabilecek ayarlamalar olduğuna işaret etmiştir" dedi.
Yakış, bunun haricinde Kıbrıs konusunda "politika değişikliği" olarak tanımlanabilecek bir gelişmenin sözkonusu olmadığını belirterek, Türkiye'nin Kıbrıs'ta kalıcı bir çözüme ulaşılması amacıyla yürütülmekte olan müzakere sürecini ve Denktaş'ın çabalarını desteklediğini bildirdi. Yakış, bu hususun 15 Ocak 2003 tarihinde yapılan basın toplantısında bir kez daha teyit edildiğini kaydederek, "Sözcümüzün açıklamaları, Kıbrıs müzakere sürecinde izlemekte olduğumuz tutumu yansıtan sarih bir tespittir" dedi.
HALKIN SESI 03/03/2003
Weston'a göre, ikinci adım Lahey
ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Koordinatörü Thomas Weston geçen 10 günü "adanın bölünmüşlüğüne son verme çabası" olarak niteledi.
Rum radyosuna göre Weston, ülkesine dönmek üzere dün sabah adadan ayrıldı.
Weston Larnaka Havaalanı'ndan ayrılırken verdiği demeçte bundan sonraki adımın, her iki tarafın BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a çözüm yönünde bir referandumu kabul edip etmediklerini bildirecekleri Lahey'e gitmek olduğunu da söyledi. Weston, Kıbrıs Türk tarafının da Annan'ın davetine olumlu yanıt vermesi dileğinde bulundu.
Son günlerdeki gelişmelerden cesaret aldığını da söyleyen Weston katıldığı KKTC'deki mitinge de değindi ve bunun "Kıbrıs Türkleri'nin çözüme ilişkin kararları için demokrasi mesajı verdiğini" belirtti. Weston mitinge katılışının "demokrasiye güçlü bir destek" olduğunu da söyledi.
HALKIN SESI 03/03/2003
Türkiye çözümden yana tavrını sürdürüyor
Türkiye Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış, Kıbrıs konusunda politika değişikliği olarak tanımlanabilecek bir gelişmenin sözkonusu olmadığını ifade etti.
Yakış, CHP Konya Milletvekili Nezir Büyükcengizin soru önergesini yanıtlarken, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Yusuf Buluçun Türkiyenin Kıbrıs politikasında değişikliğe gidilebileceği açıklamalarına açıklık getirdi. Yakış, Türkiyenin Kıbrısta her zaman adil ve kalıcı çözümden yana olduğunu kaydetti.
Kıbrısta mevcut barış ortamının ve Türkiyenin etkin ve fiili garantisinin sürmesini sağlayacak, Türk-Yunan dengesini koruyan, Adadaki iki tarafın egemen eşitliğini kabul eden, uzlaşmaya dayalı yeni bir ortaklık oluşturulması hedefinde değişiklik olmadığını ifade eden Yakış, müzakere sürecinde yeni bir şans tanıyabilmek için Rauf Denktaş ile yakın istişare içerisinde görüşmelerin AB Kopenhag Zirvesinden sonra da devamına olanak sağlandığını hatırlattı.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Yusuf Buluçun 8 Ocak 2003 tarihinde düzenlediği basın toplantısında, Kıbrısta izlenen tutum ve politikaların Denktaşla istişare ve işbirliği içinde yürütüldüğünü ifade ettiğini belirten Yakış, Sözcü, müzakere sürecinin seyri içinde Annan Planında yapılması gereken değişiklik taleplerimizin temel politikamız çerçevesinde Türk tarafınca gündeme getirildiğine, bunun her aktif müzakere sürecinde sözkonusu olabilecek ayarlamalar olduğuna işaret etmiştir dedi.
Yakış, bunun haricinde Kıbrıs konusunda politika değişikliği olarak tanımlanabilecek bir gelişmenin sözkonusu olmadığını belirterek, Türkiyenin Kıbrısta kalıcı bir çözüme ulaşılması amacıyla yürütülmekte olan müzakere sürecini ve Denktaşın çabalarını desteklediğini bildirdi. Yakış, bu hususun 15 Ocak 2003 tarihinde yapılan basın toplantısında bir kez daha teyit edildiğini kaydederek, Sözcümüzün açıklamaları, Kıbrıs müzakere sürecinde izlemekte olduğumuz tutumu yansıtan sarih bir tespittir dedi.
YENIDUZEN 03/03/2003
Parlamento muhabirleri milletvekillerinin referanduma bakışlarını YeniDÜZENe değerlendirdi. Eğer bugün gizli oy esası ile Mecliste bir oylama yapılsa tablo ne olur:
EVET: 26 HAYIR: 18
Kıbrıs Türk halkı referanduma kilitlendi... Annan Planının kabulü ve Kıbrısın bir bütün olarak Avrupa Birliği üyeliği için şimdi gözler önce Cumhuriyet Meclisi ardından da Kıbrıs Türk halkında...
Parlamento, halkın kendi geleceğini belirleme hakkında EVET mi diyecek yoksa HAYIR mı? Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş Hayır diyor, halkın Annan Planı ve Avrupa Birliği için karar verecek bilgi düzeyinde olmadığını iddia ediyor. Cumhurbaşkanı Denktaş ayrıca Annan Planının henüz referanduma sunulacak bir seviyeye gelmediğini de öne sürüyor.
Ancak artık son söz Cumhurbaşkanında değil Cumhuriyet Meclisinde...
Parlamento muhabirleri milletvekillerinin referanduma bakışlarını YeniDÜZENe değerlendirdi. Eğer bugün gizli oy esası ile Mecliste bir oylama yapılsa sonuç ne olurdu?
İki sandalyenin boş olduğu 50 sandalyeli parlamentoda hala 48 milletvekili görev yapıyor. Basit çoğunluğa göre tüm milletvekillerinin katıldığı bir toplantıda salt çoğunluğun sağlanması için 25 EVETe ihtiyaç duyuluyor...
Yani 25 milletvekili EVET derse Referandum yapılacak ve çıkan karara herkes saygı duyacak...
Parlamento muhabirlerinin yaptığı değerlendirmeye göre şu anda 25 EVET oyu var...
Ulusal Birlik Partisi (UBP)den 11 HAYIR, 6 EVET, 3 de ÇEKİMSER oy var... Parlamento muhabirleri bu ÇEKİMSER oyların da EVETe daha yakın olduğu yönünde değerlendirme yapıyor.
Demokrat Partide (DP) ise 5 HAYIRa karşılık 7 EVET görülüyor. Bir de çekimser... Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) ve Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP)den ise 10 EVET oyu var. Yenilikçi Atılım Partisi (YAP)a yönelik tahminler 2 EVET 1 HAYIR... Bağımsız milletvekillerinin de birinin EVET birinin HAYIR oyu vereceği tahmin ediliyor.
Sonuç olarak 17 HAYIR oyuna karşılık, 26 EVET oyu var... 4 milletvekili için ise karar verilemedi ve karşılarına ÇEKİMSER yazıldı.
Parlamento muhabirleri en fazla DP Genel Başkanı Serdar Denktaşın vereceği oyda zorlanırken, Cumhurbaşkanının ortaya koyduğu tavır düşünülerek az bir farkla HAYIR sonucu ortaya çıktı...
EVET HAYIR ÇEKİMSER
UBP 6 11 3
DP 7 5 1
CTP 5 - -
TKP 5 - -
YAP 2 1 -
Bağımsız 1 1 -
+ 26 18 4
UBP
1- Derviş Eroğlu (HAYIR)
2- Tahsin Ertuğruloğlu (HAYIR)
3- İlkay Kamil (HAYIR)
4- Salih Miroğlu (HAYIR)
5- Mehmet Bayram (HAYIR)
6- Mehmet ALBAYRAK (ÇEKİMSER)
7- Hüseyin Özgürgün (EVET)
8- Savaş Atakan (EVET)
9- Ersoy İnce (EVET)
10- Hasan Taçoy (EVET)
11- Önder Sennaroğlu (EVET)
12- Hüseyin Avkıran Alanlı (HAYIR)
13- İlker Nevzat (EVET)
14- Vehbi Zeki Serter (HAYIR)
15- Hüseyin Şükrü Serdaroğlu (HAYIR)
16- Süha Türköz (HAYIR)
17- Hüseyin Yenigün (ÇEKİMSER)
18- İrsen Küçük (HAYIR)
19- Derviş Çobanoğlu (ÇEKİMSER)
20- Türkay Tokel (HAYIR)
DP
1- Serdar Denktaş (HAYIR)
2- Salih Coşar (EVET)
3- Mustafa Arabacıoğlu (EVET)
4- Ahmet Kaşif (ÇEKİMSER)
5- Hatice Faydalı (HAYIR)
6- Ünal Üstel (EVET)
7- Yusuf Özkum (EVET)
8- Hüseyin Öztoprak (HAYIR)
9- İltaç Karayel (EVET)
10- Osman İmre (HAYIR)
11- Nurten Hüdaverdioğlu (HAYIR)
12- Dr. Tansel Doratlı (EVET)
13- Kemal Havalı (EVET)
CTP
1- Mehmet Ali Talat (EVET)
2- Ferdi S. Soyer (EVET)
3- Sonay Adem (EVET)
4- Kadri Fellahoğlu (EVET)
5- Fatma Ekenoğlu (EVET)
TKP
1- Hüseyin Angolemi (EVET)
2- Mustafa Akıncı (EVET)
3- Tahsin Mertekçi (EVET)
4- Mehet Emin Karagil (EVET)
5- Gülsen Bozkurt (EVET)
YAP
1- Ertuğrul Hasipoğlu (EVET)
2- Hasan Hasipoğlu (EVET)
3- Kenan Akın (HAYIR)
Bağımsız
1- Gülboy Beydağlı (EVET)
2- Derviş Akter (HAYIR)
YENIDUZEN 03/03/2003
Adadan ayrılan Weston:
"
İkinci adım Lahey
Son günlerdeki gelişmelerden cesaret aldığını da söyleyen Weston İnönü Meydanında katıldığı mitinge de değindi ve bunun Kıbrıs Türklerinin çözüme ilişkin kararları için demokrasi mesajı verdiğini belirtti
ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Koordinatörü Thomas Weston geçen 10 günü adanın bölünmüşlüğüne son verme çabası olarak niteledi.
Rum radyosuna göre Weston, ülkesine dönmek üzere bu sabah adadan ayrıldı.
Weston Larnaka Havaalanından ayrılırken verdiği demeçte bundan sonraki adımın, her iki tarafın BM Genel Sekreteri Kofi Annana çözüm yönünde bir referandumu kabul edip etmediklerini bildirecekleri Laheye gitmek olduğunu da söyledi. Weston, Kıbrıs Türk tarafının da Annanın davetine olumlu yanıt vermesi dileğinde bulundu.
Son günlerdeki gelişmelerden cesaret aldığını da söyleyen Weston İnönü Meydanında katıldığı mitinge de değindi ve bunun Kıbrıs Türklerinin çözüme ilişkin kararları için demokrasi mesajı verdiğini belirtti. Weston mitinge katılışının demokrasiye güçlü bir destek olduğunu da söyledi.
YENIDUZEN 03/03/2003
"
Annan Planının en tehlikeli yönleri
SİMERİNİ, Annan Planının En Tehlikeli Yönleri Nelerdir başlıklı bir röportaj yayımladı. Gazete, Avrupa Mahkemesi Yargıcı Lukis Lukaidis; Avukat, sözde Omorfo (Güzelyurt) eski Belediye Başkanı, Almanya-Haidelverg Üniversitesi Anayasa Hukuku Doktoru ve Atina Üniversitesi Anayasa Hukuku Doktoru Antis Pandelidis ve Intercollege Araştırma ve Kalkınma Merkezi Genel Müdürü, Ekonomi Politikası Profesörü Andreas Theofanusun değerlendirmelerine yer verdi.
Gazete yukarda kaydedilen teknokratlara Kıbrıs sorununa çözüm arayışlarında Annan planının en tehlikeli yönleri hangileridir, Çözüm olması durumunda muhtemel sonuçlar nelerdir sorularını yöneltti.
Üç teknokratın yanıtlarına detaylı olarak yer veren gazeteye göre Annan planının en tehlikeli yönleri nelerdir sorusuna verilen yanıtları şöyle özetledi:
- Göçmenlerin ev ve mallarına geri dönüş haklarının tesis edilmemesi
-Malları kullanma ve mallara ulaşma hakkının reddedilmesi
- Göçmenlerin kalması
-Çözümün işleyebilirliği ve yaşayabilirliği
-Kıbrıs Cumhuriyetinin lağvedilmesi ve yabancı boyunduruğu altına girmesi
-Bölünmüşlük ve işleyemez iç yönetim sistemi tesis edilmesi.
Gazeteye göre Lukaidis, tehlikeli yönler kategorisinde sayılan yönlerin, iki toplum arasında kin ve çatışmalara gebe olduğunu, haklarının ihlal edilmesinin yaratacağı haksızlığa uğramışlık duygusunun tepki gösterilmesini gündeme getireceğini ve Kıbrıs devletinin birliğinin korunmasını tehlikeye sokacağını söyledi.
Lukaidis özetle şöyle devam etti:
İnsan hakları ihlallerinin daimi şekilde kurumsallaştırılması, kendi başına, etkilenenlerin normal yaşam şartlarına ve devlet sisteminin yaşayabilirliğine yönelik daimi bir tehlikedir. Çünkü, haksızlığa uğrayan göçmenlerin ve diğerlerinin, halen, haklarının yeniden tesis edileceği ümidi vardır.
Pandelidis, Annan planının çirkin tarafının, toprak konusu ve göçmenlerin Kıbrıs Türk idaresi altında geri dönmeleri olduğu görüşünü ortaya koydu ve bunları en olumsuz noktalar olarak niteledi. Bütün göçmenlerin evlerine dönmeleri gerektiği kaydedilen BM kararına ve Strazburg İnsan Hakları Sözleşmesine atıfta bulunan Pandelidis, bütün Rum göçmenlerin Rum idaresi altında geri dönüp mallarını geri alamamaları durumunda bu sözleşmenin ihlal edilmiş olacağını söyledi ve ABa üye olunmasıyla ve AB normlarının uygulanmasıyla birlikte, Kıbrıs için neden bir ayrım olsun? diye sordu.
TC kökenliler konusunun da plandaki olumsuz yönlerden biri olduğunu savunan Pandelidis, Neden kalıyorlar ve doğdukları yere geri dönmüyorlar? Vatanlarına geri dönmeleri için Amerikalılar onları tazmin etsin. Neden 60-70 bini kalsın? İki devlet isterken çözüm nasıl olacak? Uzun vadede Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı olacaklar ve doğal olarak doğuracaklar. Bu, gelecekte büyük etkileri olacak demografi sorunu yaratabilir dedi.
Tehofanus ise üçüncü Anann planı üzerinde detaylı bir inceleme yapıldığında, şu üç dezavantajın ortaya çıktığı görüşünü savundu: a) Kıbrıs Cumhuriyeti lağvediliyor ve devletin bağımsızlığı sınırlandırılarak, yabancı güçlerin ve çıkarların boyunduruğuna sokuluyor, b) bölünmüş ve işleyemez bir iç yönetim sistemi tesis ediyor. Bu, diğer şeyler yanında, ekonomiye çok ciddi, belki de mahvedici etkiler yapacak. Sömürgecilerin mevcudiyetini yasallaştıracak ve Kıbrısın demografik karakterinin değiştirilmesine zemin olacak.
YENIDUZEN 03/03/2003
Kıbrıs ekonomisi ve Annan Planı
Gündüz Aktan
03/03/2003 RADIKAL
Annan Planı'nın kabulünde ölçü şu olmalı: Kıbrıs sorunu Annan Planı'na göre çözümlenir ve Kıbrıs Türkleri, Rumlarla birlikte AB'ye girerse, Türkiye en az 10 yıl AB'ye üye olamayacağına göre, plan Türklerin siyasi varlıklarını kendi güçleriyle koruyabilmelerini sağlamalı. Bu noktada AB üyeliğinin yarar ve yükleriyle Annan Planı'nı uygulamanın yaratacağı ekonomik güçlükleri incelemek doğru olabilir. Zira Annan Planı'nın esasen zayıf Kuzey Kıbrıs ekonomisi
üzerinde taşınamayacak bir yük oluşturması halinde uygulanabilirliği de azalabilir, hatta ortadan kalkabilir.
1959-63 dönemini göz önüne almazsak, Kıbrıs Türkleri 1950'nin ortasından bugüne kadar şu veya bu şekilde bir ekonomik ambargo altında yaşıyorlar. 1963-74 arasında bu ambargo Rumların uyguladıkları mezalimin bir parçasıyken, 'Barış Harekâtı'ndan sonra uluslararası toplumun her alana yayılan ambargosuyla karşı karşıya kaldılar.
Bu ambargonun belki de en önemli yanı, tanınmamak dolayısıyla kimlik oluşmasına zarar vermesi oldu. Ekonomik bakımdansa, KKTC'ye yabancı hatta Türk yatırımları gelmedi; ithalat 400 milyon doları geçti, ama ihracat 50 milyonlarda dolaştı; turizm sektörü beklenen gelişmeyi gösteremedi.
Türkiye, son 50 yılı mahrumiyetle geçmiş, dünyanın dışladığı soydaşlarına ekonominin sert kurallarını uygulayamadı. Hemen her sıkıntılarına sübvansiyonla karşılık verdi. Erken emeklilikleri, birden çok emeklilikleri, kuraklık yardımlarını ödemeyi kolayca kabul etti. Türkiye'de zaten mevcut popülist uygulamaların çok daha boyutluları Kıbrıs'ta normal uygulama oldu. Ortak para birimi, kısa zamanda Türk ekonomisinin enflasyon ve bütçe açığı gibi hastalıklarının KKTC'ye geçmesine yol açtı. Bizde IMF programları başlamışken, KKTC'de bir istikrar
programının olmaması yüzünden sorunlar devam etti.
Kuzey Kıbrıs gecikmeden bir istikrar programı uygulamak zorunda. Ama bu programın ilk birkaç yılında ekonomi eskisinden de zayıf olacak ve büyük sosyal sorunlar ortaya çıkacak. Bununla eşzamanlı olarak bir de ada birleşirse, Kuzey Kıbrıs nüfus açısından, kendisinden, 3.5 kat, ekonomik açıdansa 16-17 kat büyük Rum ekonomisiyle bütünleşecek, yani güneyden gelecek rekabete göğüs gerecek.
Öte yandan Rumlar 10 yıllık müzakereler sırasında AB ile müktesebat uyumu gerçekleştiriyor. AB üyeliğiyle birlikte, müzakere dışında kalan Kıbrıs Türklerinin, Kopenhag ekonomik kıstaslarına göre AB'den gelecek rekabete de karşı koymaları ve bu arada zaten pahalı bir süreç olan AB müktesebatına
uyuma da başlamaları gerekecek. Bu amaçla AB'nin ayırdığı kaynak gülünç düzeyde.
İşte bu şartlar altında Kuzey Kıbrıs, Annan Planı'nı da uygulayacak.
Güzelyurt'un bereketli topraklarını ve su kaynaklarını kaybetmekle birlikte Türk parça devletinin milli gelirinin tarımdan gelen yüzde
18'inin en az üçte biri de kaybedilecek.
Rumlara terk edilecek topraklarda yaşayan ve üç yıl içinde kuzeye geçecek 60 bin Türk için 16-17 bin konut yapılması ve yeni iş alanı açılması 1.5 milyar dolar gerektirecek. Bunlara yeni plana göre ilk iki yılda kuzeye geçecek 65 yaşı üstü 15-25 bin arası Rum ile artık kantonları andıran Karpaz ve diğer bölgelerdeki köy ve kasabalara hemen yerleşecek bir o kadar Rumun eski evlerinin iadesiyle başlayan konut inşaatı da eklenecek. Tabii konutlarına dönmeyecek Rumlara ödenecek tazminat da cabası olacak.
En önemli sektör olan turizm alanında Türklerin elindeki 115 otelin 76'sı mutlaka, 20'e yakını muhtemelen Rumlara iade edilecek. Zaten Kuzey'in kıyılarının çok büyük kısmı Rumlara ait. Hem oteller hem de sahil şeridi için ödenmesi gereken tazminat astronomik rakamlara ulaşabilir.
Yetmiyormuş gibi Rumların 9-13 milyar dolar arasında olduğu hesaplanan borç yükünün 4 milyarı Türklerin üstüne geçirilecek.
Bu Kuzey'in 5 yıllık GSMH toplamına yakın bir borç (Belki son plan
bu rezaleti düzeltmiştir).
Kıbrıs avro'ya geçince ve Kuzey'de AB'ye uyum tedbirleri uygulanmaya başlayınca Türkiye'den gelen sosyal yardımlar giderek tasfiye edilecek. Bu durumda binlerle insan maaşlarından mahrum olabilecek.
Değil Kuzey Kıbrıs, ekonomisi güçlü bir ülke bile, benzer şartlarda Annan Planı'nın maliyetini taşıyamaz. Büyük bir ekonomik paketle desteklenmeden uygulanması Kıbrıs Türklerinin Rumlara teslim olmasıyla sonuçlanır.
Tabii başka bir çıkış yolu daha var: Annan Planı'nın şimdi imzalanması, ama Kuzey Kıbrıs'ın Türkiye ile birlikte AB'ye girmesi, bu arada ekonomisini hazırlaması.
|
Erdoğan: Hayalim birleşik Kıbrıs |
|
|
Ak Parti lideri Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Kıbrıs'ın AB üyesi olacakları günün hayalini kurduğunu" söyl edi.
Erdoğan, yayın hayatına bugün başlayan Apofasi (Karar) gazetesinde yayımlanan demecinde, AB üyeliklerinin gerçekleşmesinin ertesi günü bölgenin bir ticaret ve turizm merkezine dönüşeceğini ve halkların refah içinde yaşayacağını belirtti.
Türkiye'nin, Yunanistan'ı tarihi bir rakip değil en yakın komşusu ve gelecekteki stratejik ortağı olarak algıladığını kaydeden Erdoğan, iki ülke halkının aynı duygu ve değerleri paylaştığını vurguladı. Erdoğan, ''Anlaşmazlıklarımızı bir kenara iterek, Atatürk ve Venizelos'un başlattığı dayanışma ve işbirliğini sürdürmeliyiz'' dedi.
Kıbrıs müzakerelerine de değinen Erdoğan, çözüme yönelik çabaların hedefe ulaşmasının, yeni seçilen Rum lider Tasos Papadopulos tavrına ve isteğine bağlı olduğunu belirtti.
Erdoğan, ''Ankara, ilk günden bu yana Kıbrıs sorununun çözümünü arzu ettiğini beyan ediyor. Bu uzun zamandır devam eden soruna, karşılıklı uzlaşma temelinde kesin ve barışçı bir son vermeyi arzu ediyoruz'' dedi.
Gazetenin, Türkiye'ye müzakere tarihi verilmesi konusunun AB'nin Selanik zirvesinde ele alınması olasılığını konu alan sorularını da yanıtlayan Erdoğan, şunları söyledi:
''Neden olmasın? Türkiye'deki mevcut koşullar müzakere tarihi verilen başka aday ülkelerden daha uygundur. Nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan Türkiye, bu durumda İslam ile demokrasi kültürünün birarada olabileceğinin kanıtı olacaktır.''
Erdoğan, AK Parti'nin seçimleri kazandıktan hemen sonra ilk önceliğinin AB'ye üyelik müzakereleri takviminin belirlenmesi çalışmaları olduğunu da kaydetti.
AB ve Türkiye'nin istikrar, güvenlik, politika, strateji, ekonomi,ticaret ve sosyal çıkarlarının birbirlerini tamamlar nitelikte olduğunu belirten Erdoğan, Kopenhag zirvesinde alınan kararın Türkiye'nin beklentilerini karşılamadığını ancak AB üyeliği kararlığının devam ettiğini vurguladı.
Erdoğan, gazetenin Siirt'te yapılacak seçimi konu alan sorusuna ise ''Bu soruyu yanıtlamak için çok erken'' yanıtını verdi.
PROTOPAPAS
Bu arada, Yunanistan Hükümet Sözcüsü Hristos Protopapas, yaptığı basın toplantısında, Erdoğan'ın Apofasi gazetesinde yayımlanan demecine değinerek, Atina'nın Türkiye'den iyi komşuluk ilişkileri, diyalog ve Kıbrıs sorununun çözümüne katkı istediğini söyledi.
Protopapas, Türkiye'nin, Atina'nın bu arzusuna fiilen yanıt vermesi gerektiğini vurgulayarak, Yunanistan'ın Türkiye'ye AB yolunda desteğinin sürdüğünü vurguladı.
HURRIYET 03/03/2003 |
|
Denktaş: Yeni plan istemiyoruz |
|
|
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, iki tarafla da konuşularak ortaya yeni birplan çıkmasını istediklerini söyledi.
''Rum ların, plana 'Evet' de deseler, 'Hayır' da deseler, Türk tarafı ne yaparsa yapsın, Avrupa Birliği'ne gireceklerini'' belirten Denktaş, ''O halde bizim acelemiz ne? Ben de ısrar ediyorum, bu plan değişecek'' dedi. Cumhurbaşkanı Denktaş, KKTC'de yayın yapan Radyo Güven'e yaptığı açıklamada, temaslarda bulunmak üzere hafta içinde Ankara'ya gideceğini belirterek, ''Ankara, bizden istenilen imzayı, imzasıyla desteklemek zorunluluğuyla karşı karşıyadır. Türkiye Lahey'e gidip bu imzayı atacak mı, atabilir mi, yetki kimdedir. Bunları tabii Türkiye düşünecektir'' dedi.
Önlerinde tamamlanmamış bir plan olduğunu ve planda köklü değişiklikler istediğini ifade eden Denktaş, değişiklikleri hükümetin de desteklediğini kaydetti.
Referandum konusunda anayasal sorumluluğun hükümette olduğuna işaret eden Denktaş, planın halka sunulması için kabul edilmesi gerektiğini, oysa planın hiçbir yerde kabul edilmediğini belirtti. İktidarın bu planı kabul eder durumda olmadığını, kendisinin de kabul etmediğini dile getiren Denktaş, ancak kendilerinden baskıyla ''Evet''ya da ''Hayır'' yanıtının istendiğini söyledi.
Planda, Türklerin içine dönecek Rumların dönüş sürelerinin (moratoryum) 4 yıldan 6 yıla çıkarılır gibi gözüktüğünü, ancak 65 yaşını dolduranlara iki yıl sonra, yanlarında eşleri ve diğer bir üçüncü kişiyle birlikte dönüş hakkının verildiğini anlatan Denktaş, moratoryumun aslında iki yıla indirildiğini, ayrıcı 65 yaşını dolduran herkesin içlerine dönebileceğini, buna bir sınır getirilmediğini kaydetti.
İki tarafın da kabul etmediği bir planın, zorla kendilerine kabul ettirilmeye çalışıldığına işaret eden Denktaş, Filistin'de de iki liderin anlaşarak barış imzaladığını, hatta Noel Barış Ödülü kazandığını, sonra bölgede ''kanın gövdeyi götürdüğünü'' söyledi.
''Sanki Rum be nim önüme her zaman kabul edilebilecek bir plan koydu da, ben kabul etmedim'' diyen Denktaş, bir anlaşmanın önündeki engelin, Rumların ''Kıbrıs Cumhuriyeti'' olma iddialarını sürdürmelerive Kıbrıs Türklerine bazı azınlık haklarının verilmek istenmesi olduğunu belirtti.
Planda Türk askerine çok etkisiz bir statü verildiğini, askerin kamp dışına çıkmak istemesinde dahi BM'den izin almasının istendiğini kaydeden Denktaş, ''Türkiye'nin askeri kanadı dahi bu planı kabul etmiyor, ben niye kabul edeyim, hakkım var mı buna?'' dedi.
GENEL SEKRETER'E MEKTUP
Referanduma ''Hayır'' demek için Lahey'e gitmenin anlamı olmadığını dile getiren Denktaş, ''(Rum Yönetimi lideri Tasos) Papadopulos, 'Lahey'e, Hayır deyip de Hayırın nedenini de anlatmak için gideceğim' dedi. Onun üzerine bağlandık biz. Yoksa hayır demek için Lahey'e gitmenin lüzumu var mı? Ama Genel Sekreter eli boş dönmesin diye herhalde, buna da sarıldı, 'Hayır diyecekseniz de geliniz' dedi. Ama uçağa binerken de 'Canım hayır diyeceklerse niye gelsinler' tabirinden laf etti'' diye konuştu.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a bir mektup yazdığını ve yanıtını beklediğini ifade eden Denktaş, ''Bize söylediğin 'Hayır için de gel' mi, yoksa uçağa binerken söylediğin 'Evet diyeceksek mi gelelim', hangisidir, diye yazdım kendisine, bir mektup gönderdim'' dedi.
HAKİMLER KONUSUNDA BUGÜN YANIT İSTENİYOR
Cumhurbaşkanı Denktaş, her şeyin aceleye getirildiğini ifade ederek, önlerine konulan program uyarınca, olası bir anlaşmada ''Yüksek Mahkeme''de görev alacak üç uluslararası hakim hakkında kararvermeleri için bugün saat 17.00'ye kadar kendilerinden yanıt istendiğini açıkladı.
Bu hakimler hakkında gerekli bilgilere sahip olmadıklarını ve yanıt verecek durumda olmadıklarını belirten Denktaş, bu konuda telefonla yanıt verdiklerini, yazılı yanıtın da hazırlandığını söyledi. ''Bu kadar baskının ve dayatmanın görülmüş şey olmadığını'' dile getiren Denktaş, bu tür baskılarla plandaki boşlukların acelece doldurulmaya çalışıldığını kaydetti. Denktaş, '' Bu kadar acele işe şeytan karışır'' dedi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, Lahey'de Camp David tipi görüşme olasılığıyla ilgili bir soruya karşılık, gündem dışı bir girişim olması halinde kendilerine bilgi verilmesi ve hazırlanmaları gerektiğini belirterek, ''Lahey'de bizi bir oyuna getireceklerse çok ayıp. Oyuna gelmez herkes'' dedi.
''Ben bu planı imzalarsam, tası tarağı toplamaya başlamak lazım'' diyen Denktaş, planın Rumlara bireysel haklar verdiğini, imzayı attıktan sonra geriye dönüşün olmadığını kaydetti.
Kıbrıs'ta etnik kavgadan sonra ayrılığın huzur getirdiğinin altınıçizen Denktaş, Rumlarla kişisel bazda bir sorunlarının olmadığını, asıl sorunun Rumların milli siyasetiyle ilgili olduğunu, kendisinin de her Rum ile tatlı tatlı konuşabileceğini kaydetti. Denktaş ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Rum Yargıcı Lugaidis'in, ''planın öngördüğü çözüm kin ve çatışmalar yaratır'' yönündeki sözlerini de hatırlattı.
(aa) |
HURRIYET 03/03/2003
Denktaş: Baskı var
"İki ayağımızı bir pabuca sokuyorlar..Dayatmadır, diretmedir. Dıştan ve içten çok baskı var"
"Oldu bittilerle hiçbir milletin kaderi tayin edilemez. Plan bu haliyle referanduma götürülemez"
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan planının değişikliğe muhtaç bir plan olduğunu, 25-30 Mart'a kadar içerdiği yasaların tamamlanmasını istemenin insan üstü birşey, dayatma ve diretme olduğunu belriterek, "Buna hakkınız yok. Bu halkın geleceğini tayin edeceğiz. Bu kadar dıştan gelen bir baskıyla bunu yapamayız. Yani iki ayağımız bir pabuca girdi" dedi.
Denktaş, Annan planının bu halinin referanduma götürülmesine hükümetin de karşı olduğunu ifade ederek, "O halde halka neyi soracağız?" diye sordu.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs'ta bir uzlaşma olması için elden geleni yaptıklarını, yapmaya devam edeceklerini ancak barış olmayan, halkı perişan edecek bir belgeyi de "Amerika ve İngiltere istedi, Genel Sekreter de emrivaki şeklinde ortaya koydu diye" kabul etmek zorunluluğu olmadığını söyledi.
Dış baskılardan yakınan Denktaş, bunu yapmaya kimsenin hakkı olmadığını, oldu bittilerle hiçbir milletin kaderinin tayin edilemeyeceğini ifade etti ve Annan Planı'nın bugünkü haliyle referanduma götürülemeyeceğini belirtti.
LONDRA'DAN DENKTAŞ'A DESTEK
Cumhurbaşkanı Denktaş, bugün İngiltere'den gelen konuklarına içini döktü. Denktaş, Londra Erenköy Mücahitler Cemiyeti heyetini kabul etti. Görüşmede Erenköy Mücahitler Cemiyeti yetkilileri de hazır bulundu.
Londra Erenköy Mücahitler Cemiyeti Başkanı Mehmet Reşat, Cumhurbaşkanı'na bağlılık ve güvenlerini ileterek, "Her zaman yanınızda olduğumuzu bir kez daha vurgulamak istiyoruz" dedi.
Reşat, Cumhurbaşkanı'na destek için hazırladıkları 10 maddelik deklarasyonu sundu ve 20 bin imza topladıklarını açıkladı. Reşat, Denktaş'a bir de plaket takdim etti.
Erenköy Mücahitler Cemiyeti yöneticilerinden Adil Alkan'ın okuduğu deklarasyonda, egemenliğin tek garantisi Türkiye'nin garantörlüğünün sulandırılamayacağı, tek güvenlerinin Türk askeri olduğu belirtildi. İki kesimliliğin bozulmasıyla uzun sürede Kıbrıs Türk varlığına halel getireceği görüşü kaydedilen deklarasyonda, ülkedeki ekonomik sorunların giderilmesi için girişim başlatılması istendi.
"BASKIYLA KARŞI KARŞIYAYIZ"
Denktaş, "Önümüze her ne konursa konsun, 'derhal imza et, kabul et, en iyisidir, daha iyisi olamaz' diye bir baskıyla karşı karşıyayız. Hem içten, hem dıştan" dedi.
Plan olduğu şekliyle kabul edilirse, Kıbrıs Türkü'nün nüfusun yarısının sökülüp ekilmesine tahammül edecek durumda olmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Denktaş, "Bu bizi tamamen serpiştirme planıdır. Rumların tapusunu kabul ediyorlar, KKTC'nin tapusunu kabul etmiyorlar. Bu da bizi topraksız bırakma muamelesidir" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rumların global mal-mülk değişimi önerisini kabul etmediğini çünkü bütün Kıbrıs'ı istediğini kaydetti.
"İKİ AYAĞIMIZ BİR PABUCA"
Annan Planı'nı olduğu şekliyle kabul edemeyeceklerini belirten Denktaş, 10 Mart'ta Lahey'e giderek planı halkın referandumuna sunmak için imza istediğini söyledi ve konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Diyoruz ki bu plan değişikliğe muhtaç. İçinde doldurulmamış birçok yasa var. Bunları ne zaman bitireceğiz? 30'una kadar, 25'ine kadar bitirin. Bu insan üstü birşeydir, bu dayatmadır, diretmedir, buna hakkınız yok. Bu halkın geleceğini tayin edeceğiz. Bu kadar dıştan gelen bir baskıyla bunu yapamayız. Yani iki ayağımız bir pabuca girdi.
"HÜKÜMET PLANI KABUL ETMİYOR"
Hükümetin referanduma göndermesi için, 'bunun içinde benim ben bunu kabul ediyorum, iyidir ama halk ikiye bölünmüştür, halk ikiye bölünmüştür, biri olsun der, biri olmasın, dolayısıyla halka sorayım' diye götürür. Hükümetin kabul etmediği, mecliste aleyhine oyların çoğunlukta olduğu bir ortamda hükümet sorumluluğunu yerine getirmelidir. Kabul ediyor mu, etmiyor mu? Etmiyorum diyor insanlar. Hükümet bu planı kabul etmiyor, bugünkü haliyle, değişmesini istiyor. Değişemezsiniz diyorlar. O halde halka neyi soracağız?
"DIŞTAN BASKI GELİYOR"
Bugün bize baskı dıştan gelmektedir. Bu baskıya kimsenin hakkı yoktur. Bu şekilde oldu bittilerle hiçbir milletin kaderi tayin edilmemiştir. Milletlerin kaderi tayin edilirken, oturur millet kendi temsilcileri kanalıyla durumu gözden geçirir, kabul edilebilir mi, edilemez mi ona bakar ve ona göre kendisi karar verir."
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs'ta bir uzlaşma olması için elden geleni yaptıklarını, yapmaya devam edeceklerini ancak barış olmayan, halkı perişan edecek bir belgeyi de "Amerika ve İngiltere istedi, Genel Sekreter de emrivaki şeklinde ortaya koydu diye" kabul etmek zorunluluğu olmadığını söyledi.
HALKIN SESI 04/03/2003
Denktaş, yeni plan istiyor
Önlerinde tamamlanmamış bir plan olduğunu ve planda köklü değişiklikler istediğini ifade eden Denktaş, değişiklikleri hükümetin de desteklediğini kaydetti
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, iki tarafla da konuşularak ortaya yeni bir plan çıkmasını istediklerini söyledi.
"Rumların, plana 'Evet' de deseler, 'Hayır' da deseler, Türk tarafı ne yaparsa yapsın, Avrupa Birliği`ne gireceklerini" belirten Denktaş, "O halde bizim acelemiz ne? Ben de ısrar ediyorum, bu plan değişecek" dedi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, Radyo Güven`e yaptığı açıklamada, temaslarda bulunmak üzere hafta içinde Ankara`ya gideceğini belirterek, "Ankara, bizden istenilen imzayı, imzasıyla desteklemek zorunluluğuyla karşı karşıyadır. Türkiye Lahey`e gidip bu imzayı atacak mı, atabilir mi, yetki kimdedir. Bunları tabii Türkiye düşünecektir" dedi.
HALKIN SESI 04/03/2003
Eroğlu: Referandum hükümet kararı ister
"Tabii referandum olacaksa eğer, 30 Mart hedeflendiğine göre, meclisten bugün veya yarın karar çıkması gerekmez"
Başbakan Derviş Eroğlu, referandum için önemli olanın siyasi partilerin vereceği karar olduğunu, ayrıca meclisten önce referandum için hükümet kararı gerektiğini söyledi.
Başbakan Eroğlu, bugün meclisteki partilerin biraraya geleceğini, ayrıca UBP Meclis Grubu'nun ve Merkez Yönetim Kurulu'nun toplanacağını belirtti.
Bir referandum için öncelikle hükümet kararı gerektiğini, bunun ardından konunun meclise gönderilebileceğini anlatan Eroğlu, böylelikle meclisin bir karara varabileceğini kaydetti ve şöyle dedi:
"Tabii referandum olacaksa eğer, 30 Mart hedeflendiğine göre, meclisten bugün veya yarın karar çıkması gerekmez. 30 Mart'a kadar referandumun şekli ve tarihini belirleyen karar çıkabilir. Mühim olan burada, siyasi partilerin vereceği karardır.
Biz de bunu, Meclis Grubu ve Genel Yönetim Kurulu'nda değerlendirdikten sonra elbette parti meclisinde de değerlendirip karara varacağız ve ondan sonra, koalisyon hükümetiyiz, hükümette de mutabakat olursa bunu meclise göndereceğiz."
"ANNAN BELGESİ İSTİKRARSIZLIK YARATTI"
Eroğlu'nun Özay Andıç başkanlığındaki Hür-İş temsilcileriyle yaptığı görüşmede, kamuda çalışan işçilerin toplu sözleşmeleriyle ilgili görüşmeler ile Annan planı değerlendirildi.
"Annan belgesi bir istikrarsızlık yaratmıştır" diyen Eroğlu, vatandaşların ne olacağının, yerinde kalıp kalmayacağının endişesi içerisinde ekonomik faaliyetleri durdurduğunu ifade etti.
Başbakan Eroğlu, Hür-İş'le, toplu sözleşme görüşmelerinde ortaya çıkan hususları değerlendireceklerini, yapılması gerekenlere birlikte karar vereceklerini belirtti. Eroğlu, Hür-İş'le Annan belgesiyle ilgili görüş alışverişinde de bulunacaklarını söyledi.
"ULUSAL DAVALAR BİRLİK VE BERABERLİK İÇİNDE KAZANILIR"
Başbakan Derviş Eroğlu, ulusal davalarda birlik ve beraberlik içerisinde hareket edilmesi halinde kazanım sağlandığı gerçeğinin bilinmesi gerektiğini söyledi. Eroğlu, Gönül Uygun başkanlığındaki heyeti kabulde yaptığı konuşmada, genç insanların görev üstlendiği sendikanın kısa zamanda üye sayısını artırarak gelişeceğinden emin olduğunu söyledi.
Başbakan Eroğlu, "Annan belgesine dört elle sarılıp, ver-kurtul politikası izler görünümü arzedilmesi bizi üzdüğü kadar başka çevreleri de umutlandırıp heyecanlandırmaktadır" şeklinde konuştu. Eroğlu, şöyle devam etti:
"Bu memlekette anlaşma istemeyen insan yok ama sanki anlaşma isteyen ve istemeyenler diye bölünmüşüz gibi bir görüntü ortaya çıkmıştır. Anlaşmanın şekli, anlaşma metninin içeriği önemlidir. Eğer binlerce insanımız yerinden olacak ve ileriki tarihlerde Kıbrıs'ta Türklük kalmayacaksa, böyle bir anlaşmanın anlamı olmaz. Dolayısıyla sabırlı ve kararlı hareketler içinde olmamız lazım."
HALKIN SESI 04/03/2003
Bazı sendika ve örgütler yarın grev ve eylem yapıyor
Lefkoşa, 3 Mart (T.A.K.):-Ortak Vizyon Eylem Komitesi ile bazı siyasi parti, sendika ve sivil toplum örgütleri yarın 09.00-13.00 saatleri arasında grev ve eylem düzenleyecek.
Grev ve eylem yapacak sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, bugün saat 13.00'de meclis önünde bir basın bildirisi okuyarak eylemlerini açıkladılar.
KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil tarafından okunan bildiride, Kıbrıs Türk Halkı'nın Annan Planı temelinde bir çözüm ve AB üyeliği istemini çeşitli eylemlerle vurguladığı belirtilerek, halkın bu konuda geriye adım atmamaya kararlı olduğu kaydedildi.
Tarihi çözüm fırsatının, halkın iradesi ve kararlılığı gözardı edilerek çözümsüz bırakılmak istendiği belirtilen bildiride, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş statükoyu korumaya çalışmakla eleştirildi.
"Halkın kendi geleceğiyle ilgili karar vereceği referanduma olanak sağlayacak kararın" alınması için ilgili tarafların süratle karar almasının hayati önem taşıdığı savunulan bildiride, Annan Planı'nda yer alan referandumun yapılması ile birlikte halkın ezici bir çoğunlukla talep ettiği çözüm, AB ve barışın önünün açılacağı kaydedildi. Açıklamada, cumhurbaşkanının halk desteğinden yoksun olduğu ve bu nedenle bu konularda karar verme yetkisini halk adına kullanamayacağı iddia edildi.
Bildiride, tüm şiyasi parti ve milletvekilleri de sorumluluklarını yerine getirmeye davet edilerek, referandumun yapılması konusunda olumsuz karar alınması halinde bile, söz konusu komite ile bazı siyasi parti, sendika ve sivil toplum örgütlerinin, "Kıbrıs Türk Halkı'nı temsil eden sivil toplum örgütleri olarak", 30 Mart'ta, Annan Planı çerçevesinde yeralan referandumu, BM denetiminde ve uluslararası gözlemcilerin gözetiminde gerçekleştirileceği öne sürüldü.
Bildiride, mecliste bulunan siyasi partilerin başkanlarının toplantı yapacakları saatlerde, Lefkoşa'daki tüm işyerlerinde ve okullarda saat 09.00-13.00 saatleri arasında grev uygulanarak meclis önünde olunacağı kaydedildi.
Bildiride, çarşamba günü de şok eylemler gerçekleştirileceği, meclisten referandum kararı çıkana kadar süresiz genel grev ve hayatı kilitleme dahil çok yönlü eylemlerin de kararlılıkla uygulanacağı belirtilerek, "Referandum halkımızın kendi kaderini tayin etmek için en doğal, en temel ve demokratik hakkıdır" denildi.
-- KTAMS, TIP-İŞ VE BES --
Bu arada, KTAMS, Tıp-İş ve BES de yayınladıkları ayrı bildirilerle greve katılacaklarını açıkladılar.
KTAMS Başkanı Ali Seylani, Tıp-İş Başkanı Erol Şeherlioğlu ve Belediye Emekçileri Sendikası (BES) Başkanı Tahir Hoca, greve katılma kararı açıkladı.
Şeherlioğlu, grev süresince hastanelerdeki yatılı ve acil hastalara hizmet verileceğini belirtirken, Tahir Hoca da grevin Lefkoşa Türk Belediyesi'nde uygulanacağını ve saat 09.00'dan itibaren 1 günlük olacağını duyurdu.
KTOEÖS ve KTÖS de Lefkoşa'daki okullarda saat 09.00-13.00 saatleri arasında grev uygulayacak.
Bu arada, Basın-Sen de, 09.00-13.00 saatleri arasında örgütlü bulunduğu tüm işyerlerinde grev uygulayacağını açıkladı.
Öte yandan, İŞAD ve Dev-İş, ayrı ayrı yaptıkları açıklamada, Ortak Vizyon Eylem Komitesi ile bazı siyasi parti, sendika ve örgütlerin yapacağı her türlü eyleme ve alacağı grev kararlarına destek vereceklerini açıkladı.
HALKIN SESI 04/03/2003
Denktaş, halkın geleceğini belirleme hakkına karşı çıkmaya devam ediyor... Denktaş ısrarlı, "Referanduma gerek yok"
Ben ne dersem o olur!
Denktaþa göre hükümet de kendisi gibi referanduma karþý... Hafta içerisinde Ankaraya gideceðini söyleyen Denktaþ, BM Genel Sekreteri Kofi Annana bir mektup yazdýðýný da açýkladý.
Rauf Raif Denktaþ dün yaptýðý açýklamalarla da "referandum"a karþý çýktý. Denktaþ, hükümet ve Meclisi de etki altýna almak için yaptýðý deðerlendirmede, iktidarýn bu planý kabul eder durumda olmadýðýný, kendisinin de kabul etmediðini dile getirdi.
Rauf Raif Denktaþ, iki tarafla da konuþularak ortaya yeni bir plan çýkmasýný istediklerini söyledi. ''Rumlarýn, plana 'Evet' de deseler, 'Hayýr' da deseler, Türk tarafý ne yaparsa yapsýn, Avrupa Birliði'ne gireceklerini'' belirten Denktaþ, ''O halde bizim acelemiz ne? Ben de ýsrar ediyorum, bu plan deðiþecek'' dedi.
Denktaþ, Radyo Güven'e yaptýðý açýklamada, temaslarda bulunmak üzere hafta içinde Ankara'ya gideceðini belirterek, ''Ankara, bizden istenilen imzayý, imzasýyla desteklemek zorunluluðuyla karþý karþýyadýr. Türkiye Lahey'e gidip bu imzayý atacak mý, atabilir mi, yetki kimdedir. Bunlarý tabii Türkiye düþünecektir'' dedi.
Önlerinde tamamlanmamýþ bir plan olduðunu ve planda köklü deðiþiklikler istediðini ifade eden Denktaþ, deðiþiklikleri hükümetin de desteklediðini kaydetti.
Planda, Türklerin içine dönecek Rumlarýn dönüþ sürelerinin (moratoryum) 4 yýldan 6 yýla çýkarýlýr gibi gözüktüðünü, ancak 65 yaþýný dolduranlara iki yýl sonra, yanlarýnda eþleri ve diðer bir üçüncü kiþiyle birlikte dönüþ hakkýnýn verildiðini anlatan Denktaþ, moratoryumun aslýnda iki yýla indirildiðini, ayrýcý 65 yaþýný dolduran herkesin içlerine dönebileceðini, buna bir sýnýr getirilmediðini kaydetti.
Referanduma ''Hayýr'' demek için Lahey'e gitmenin anlamý olmadýðýný dile getiren Denktaþ, ''(Rum Yönetimi lideri Tasos) Papadopulos, 'Lahey'e, Hayýr deyip de Hayýrýn nedenini de anlatmak için gideceðim' dedi. Onun üzerine baðlandýk biz. Yoksa hayýr demek için Lahey'e gitmenin lüzumu var mý? Ama Genel Sekreter eli boþ dönmesin diye herhalde, buna da sarýldý, 'Hayýr diyecekseniz de geliniz' dedi. Ama uçaða binerken de 'Caným hayýr diyeceklerse niye gelsinler' tabirinden laf etti'' diye konuþtu.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a bir mektup yazdýðýný ve yanýtýný beklediðini ifade eden Denktaþ, ''Bize söylediðin 'Hayýr için de gel' mi, yoksa uçaða binerken söylediðin 'Evet diyeceksek mi gelelim', hangisidir, diye yazdým kendisine, bir mektup gönderdim'' dedi.
Halka neyi soracaðýz!
Rauf Denktaþ, Annan Planýnýn deðiþikliðe muhtaç bir plan olduðunu, 25-30 Marta kadar içerdiði yasalarýn tamamlanmasýný istemenin insan üstü birþey, dayatma ve diretme olduðunu belirterek, "Buna hakkýnýz yok. Bu halkýn geleceðini tayin edeceðiz. Bu kadar dýþtan gelen bir baskýyla bunu yapamayýz. Yani iki ayaðýmýz bir pabuca girdi" dedi.
Londradan gelen bazý örgüt temsilcilerini kabulünde konuþan Denktaþ, Annan Planýnýn bu halinin referanduma götürülmesine hükümetin de karþý olduðunu iddia ederek, "O halde halka neyi soracaðýz?" diye sordu.
Dýþ baskýlardan yakýnan Denktaþ, bunu yapmaya kimsenin hakký olmadýðýný, oldu bittilerle hiçbir milletin kaderinin tayin edilemeyeceðini ifade etti ve Annan Planýnýn bugünkü haliyle referanduma götürülemeyeceðini belirtti.
YENIDUZEN 04/03/2003
Yaşam Referanduma kilitlendi!
Kýbrýs Türk Sivil Toplum Örgütleri Ortak Vizyon Eylem Komitesi ve Bu Memleket Bizim Platformu ortak eylemler düzenleme kararý aldý.
Bugün Mecliste siyasi parti baþkanlarýnýn toplantý yapacaklarý saatlerde Lefkoþadaki tüm iþyerlerinde ve okullarda 9.00 13.00 saatleri arasýnda grev uygulanacak.
Ayni saatlerde Lefkoþadaki iþyerlerine kepenk kapatma eylemi çaðrýsý yapýldý.
5 Mart Çarþamba günü Lefkoþada þok eylemler gerçekleþtirilecek. Meclisten referandum kararý çýkana kadar süresiz genel grev ve hayatý kilitleme gündemde.
YeniDÜZEN (Haber Merkezi)
Kýbrýs Türk Sivil Toplum Örgütleri Ortak Vizyon Eylem Komitesi ve Bu Memleket Bizim Platformu ortak eylemler düzenleme kararý aldý. Bugün grev ve kapatma eylemi yapýlacak, Kýbrýslý Türkler Meclis önüne taþýnacak.
Bugün Mecliste siyasi parti baþkanlarýnýn toplantý yapacaklarý saatlerde Lefkoþadaki tüm iþyerlerinde ve okullarda 9.00 13.00 saatleri arasýnda grev uygulanacak.
Ayný saatlerde Lefkoþadaki iþyerlerine kepenk kapatma eylemi çaðrýsý yapýldý.
5 Mart Çarþamba günü Lefkoþada þok eylemler gerçekleþtirilecek. Meclisten referandum kararý çýkana kadar süresiz genel grev ve hayatý kilitleme gündemde.
Kýbrýs Türk Sivil Toplum Örgütleri Ortak Vizyon Eylem Komitesi ve Bu Memleket Bizim Platformu yöneticileri tarafýndan dün düzenlenen basýn toplantýsýnda referandumun kaçýnýlmaz hale geldiði vurgulandý.
Basýn toplantýsýnda özellikle Cumhurbaþkaný Denktaþýn uzlaþmaz politikalarýnýn çözüm önündeki en büyük engel olduðu vurgulanýrken, referandum kararýnýn bir an önce alýnmasý istendi.
Toplantýda yayýnlanan Basýn Bildirisini tam metin olarak YeniDÜZEN okurlarýna sunuyoruz.
Tam metin basýn bildirisi
Kýbrýs Türk Halký Annan Planý temelinde bir çözüm ve Avrupa Birliði üyeliði istemini çeþitli eylemlerle vurgulamýþtýr. Halkýmýz bu konuda geriye adým atmamakta kararlýdýr.
Annan Planýnda ortaya konan tarihi çözüm fýrsatý, ne yazýk ki halkýn iradesi ve kararlýlýðý gözardý edilerek çözümsüz býrakýlmak istenmektedir. Özellikle Kýbrýs Türk Halkýný temsil ettiði iddiasý ile toplumun baþýna oturtulan Sn. Denktaþ uzlaþmaz politikalarý ile çözümün önündeki en büyük engel durumuna gelmiþtir. Halkýndan kopmuþ ve halkýn desteðini yitirmiþ olan Sn. Denktaþ "Planda" ortaya konan tarihlere uyarak, gereðini yapma yerine ayak sürüyerek statükoyu korumaya çalýþmaktadýr. Kýbrýs Türk Halkýnýn yýllardan beri verdiði varoluþ mücadelesindeki önemli tarihi fýrsatlar tek tek boþa harcanýrken, gelinen aþamada planda belirtilen referandum kaçýnýlmaz hale gelmiþtir. Birleþmiþ Milletler Genel Sekreteri Sn. Kofi Annanýn bölgemize ve adamýza yaptýðý son ziyarette referandumun kaçýnýlmazlýðý gerçeði bir kez daha onaylanmýþ olup, kararý vermek üzere taraflarýn önüne sunulmuþtur. Bu nedenle B.M. Genel Sekreteri taraflara 10 Marta kadar referanduma karar vermek üzere süre vermiþtir.
Ezici çoðunluk barýþ ve ABnin önünü açacak
Halkýn kendi geleceði ile ilgili karar vereceði referanduma olanak tanýyacak kararýn alýnmasý için ilgili taraflarýn süratle karar almasý hayati önem taþýmaktadýr. Çünkü Annan Planýnda yer alan referandumun yapýlmasý ile birlikte halkýmýzýn ezici bir çoðunlukla talep ettiði çözüm, Avrupa Birliði üyeliði ve barýþýn önü açýlacaktýr. Bu kadar önemli konularý içeren tarihi kararlarý vermek hakký Sn. Denktaþýn deðil Kýbrýs Türk Halkýnýn en temel ve en demokratik hakkýdýr. Bu nedenle halk desteðinden yoksun Sn. Denktaþ bu konuda karar verme yetkisi ve hakkýný halk adýna kullanamaz. Konu ile ilgili olarak yasalarýn ona verdiði yetkilerle referandum konusunda karar makamý meclistir. Meclisin derhal Annan Planýndaki referandumun tarafsýz ilkelerle Birleþmiþ Milletlerin denetimi ve uluslararasý gözlemcilerin nezaretinde yapýlmasý halkýmýzýn ortak istemidir. Halka raðmen iktidar olunamayacaðý gerçeðinden hareketle tüm siyasi partileri ve milletvekillerini tarihi sorumluluklarýný yerine getirmeye davet ediyoruz. Bilinmelidir ki referandumun yapýlmasý konusunda olumsuz karar alýnmasý halinde bile Kýbrýs Türk Halkýný temsil eden sivil toplum örgütleri olarak 30 Martta Annan Planý çerçevesinde yeralan referandumu Birleþmiþ Milletler denetiminde ve Uluslararasý gözlemcilerin gözetiminde gerçekleþtireceðimizi de vurgulamakta yarar görmekteyiz.
Eylem kararý
Annan Planýnda yeralan referandumun gerçekleþtirilmesi ile ilgili kararýn alýnmasýný saðlamak için Kýbrýs Türk Sivil Toplum Örgütleri Ortak Vizyon Eylem Komitesi ve Bu Memleket Bizim Platformu ortak eylemler düzenleme kararý almýþtýr. Bu çerçevede 4 Mart Salý günü Mecliste bulunan siyasi partilerin baþkanlarýnýn toplantý yapacaklarý saatlerde Lefkoþadaki tüm iþyerlerinde ve okullarda saat 9.00 13.00 saatleri arasýnda grev uygulayýp meclisin önünde olacaðýz. Ayni saatlerde Lefkoþadaki iþyerlerinde de kepenk kapatma eylemi çaðrýsýný da yapýyoruz. 5 Mart Çarþamba günü de Lefkoþada þok eylemler gerçekleþtirilecektir. Meclisten referandum kararý çýkana kadar süresiz genel grev ve hayatý kilitleme de dahil çok yönlü eylemlerimiz de kararlýlýkla uygulanacaktýr.
Yapýlacak olan eylemler uygulanmadan kýsa bir süre önce tüm kamuoyuna duyurulacaktýr.
Referandum halkýmýzýn kendi kaderini tayin etmek için en doðal, en temel ve en demokratik hakkýdýr.
YENIDUZEN 04/03/2003
H
Rum basınına göre
Geri sayım başladı
Geri sayým baþladý
FÝLELEFTHEROS, "Geri Sayým
Ankaraya Hem Baský, Hem Vaad
Denktaþýn Bir Kenara Ýtilmesi Ýsteniyor
Westondan Tasos Papadopulosa Çaðrý: Artýk Geriye Dönüþ Yok
Tayip Erdoðan; Kofi Annana Güvence Verdi" baþlýðýyla manþetten verdiði haberinde BM ve Anglo-Amerikanlarýn, Kýbrýs konusundaki hareketliliði korumak, özellikle de gelecek Pazartesi günü Laheyde görüþmeyi olumsuz etkileyecek görüþmeler olmamasý için perde gerisinde hareket ettiklerini yazdý.
Gazete edindiði bilgilere dayanarak, BM Genel Sekreteri Kofi Annaný desteklemek için tüm arabulucularýn Laheyde olmalarý bir yana, "Rauf Denktaþýn bir kenara itilmesi için" Amerikanýn Ankara nezdinde baskýlarda bulunduðunu da yazdý.
Gazete buna paralel olarak Kofi Annanýn "Türkiyenin güçlü adamý" Recep Tayyip Erdoðanla açýk iletiþim hattý bulundurduðunu, ayrýca Annanýn Ankaranýn tutumu hakkýnda güvence aldýðýný da iddia etti.
Artýk geri dönüþ yok!
Haberde ABD Dýþiþleri Bakanlýðý Kýbrýs Koordinatörü Thomas Westonun adadaki temaslarý sýrasýnda her iki tarafa "geriye sayýmýn baþladýðý ve artýk geriye dönüþün olamayacaðýný net þekilde izah ettiði de" vurgulandý.
Haberde ayrýca arabulucularýn ABla koordine içerisinde, baðýþ yapacak ülkeler konferansý sürecini ileriye götürmekte olduðu, çünkü çözüme ekonomik desteðin bir anlaþmaya varmalarý için Kýbrýslýlar için bir araç olacaðýna inandýðý da belirtildi.
Bu arada Rum Yönetimi Baþkaný Tasos Papadopulos, Kýbrýs Rum tarafýnýn referandum konusundaki kararýnýn alýnmasýnda tek kriterin "ulusal çýkarlar" olacaðýný söyledi. Papadopulos, Rum Ulusal Konseyin ya Çarþamba, ya da Cuma günü toplanacaðýný (Perþemebe günü Papadopulos Atinada olacak) ve alýnacak karara göre siyasi parti baþkanlarýnýn Laheyde kendisine eþlik edip etmeyeceðinin belli olacaðýný da belirtti.
Türk tarafýnýn tutumunu "karýþýk" olarak niteleyen Papadopulos, Türkiyenin Irak konusundaki tavrýný da deðerlendirdi ve "bunun Kýbrýs konusundaki tutumunu etkilemeyeceði" görüþünü dile getirdi.
Haberde Denktaþýn bu hafta içinde BM Genel Sekreteri Kofi Annanýn Lefkoþa-Atina-Ankara üçgeninde þekillendirdiði tabloyu ters yüz etme çabasýnda bulunacaðý da iddia edilirken, Denktaþýn önce referandum yapýlýp yapýlmayacaðý konusunda meclisin yarýnki toplantýsýný bekleyeceði, ardýndan da ortak taktiðin belirlenmesi için Türkiyeye gideceði belirtildi.
ALÝTHÝA: "Tarihi Kararlar Haftasý"
ALÝTHÝA ise, "Tarihi Kararlar Haftasý" baþlýðýyla manþetten verdiði haberde Rum Yönetimi, siyasi partiler ve Atinanýn, BM Genel Sekreterine verilecek yanýt konusunda karar vermeye hazýrlandýðýný, Tasos Papadopulosun ise Annana gönderdiði mektupta çözümün çalýþabilirliði konusunu gündeme getirdiðini yazdý. Gazete haberinde þunlara yer verdi.
"Ýçinde bulunduðumuz hafta, Kýbrýs konusu açýsýnda kritik ve tarihi kararlar haftasýdýr. Çünkü Lefkoþa önce kendi baþýna ardýndan da Atinayla birlikte, 30 Martta referandum yapýlýp yapýlmamasý konusunda Genel Sekreterin talebine yanýt vermeye çalýþacak. Cumhurbaþkaný Papadopulos dün verdiði demeçte, Rum tarafýnýn referandum konusundaki tutumunu belirlerken sadece kendi ülke çýkarlarýný dikkate alacaðýný söyledi.
Yine de alýnan bilgilere göre Ankara tarafýndan açýk bir karar ortaya konmadan Rum tarafýnýn net bir karar almasý çok zordur. Papadopulos, Perþembe günü Baþbakan Kostas Simitisle Atinada yapacaðý görüþmelerde, gerek Lahey öncesinde, gerek sonrasýnda yapýlacak hareketleri tartýþacak.
Atina ve Lefkoþanýn yanýtlamasý gereken büyük soru þu: "Türk tarafýnýn olumlu yanýt vermesi durumunda biz ne yapacaðýz?" Kopenhagta da epey kafa patlatýlmasýna neden olan bir konu olmasýna raðmen her iki taraf da bu konuda görüþ belirtmekten kaçýndý.
Ne var ki Rauf Denktaþýn son demeçleri Rum tarafýný zora sokmak yerine daha ziyade ona yardýmcý oluyor. Denktaþ Annan planý için referandum yapýlmasý görüþünü yine reddetti, Gerekli müzakere yapýlmadý ve halk içeriðini bilmiyor diye konuþtu."
Haberde Denktaþýn diðer konuþmalarýna da yer verilirken, Papadopulosun geçen Perþembe günü sözlü, Cuma günü ise yazýlý olarak Rum tarafýnýn görüþlerini BM Genel Sekreteri Kofi Annana ilettiði de belirtildi.
Gazeteye göre Papadopulos, Annan planýyla ilgili, oluþturulacak yeni devletin anayasasýnýn çalýþabilirliðine ve çözümün maliyetine dikkat çekti. Papadopulos, anayasal düzenlemeler konusunun 30 Marttan çok önce netleþmesi gerektiðini belirtirken, çözüm bedelinin ciddiyetle ve göðüslenmesi için alternatifler sunulmasý gerektiði üzerinde de durdu.
SÝMERÝNÝ: Denktaþtan hayýr
SÝMERÝNÝ ise haberi yine manþetten "Denktaþtan Hayýr, Tasostan Kriterler
Cumhurbaþkaný Tasos Papadopulos Annandan Ne Ýstiyor? Ýzahatlar, Öneriler Ve Tartýþýlacak Konularla Ýlgili Annana Memorandum Verdi" baþlýðýný kullandý.
Gazete Atinanýn VÝMA gazetesine dayanarak, Papadopulosun Annana bir muhtýra verdiðini, bu muhtýrada ise Kýbrýs sorununa yaþayabilir bir çözüm bulunmasý için sürecin nasýl ileriye götürülebileceðine dikkat çektiðini de yazdý.
POLÝTÝS, referandum konusunu manþetine taþýdý ve þu baþlýðý kullandý:
"Denktaþ Attiladan Can Simidi Arýyor
Askerlere Çözüm Olursa Ýþsiz Kalacaksýnýz Mesajý Gönderiyor
Yabancýlar Ýþgal Bölgelerinde Referandum Olursa Oylamaya Hile Karýþtýrýlmasýndan Korkuyor.."
Haberde Denktaþýn 3. Annan Planýný "torpillemek için" askeri kurulu düzeni öne çýkarmaya çalýþtýðý, askerlere çözüm olursa iþsiz kalacaklarý uyarýsýnda bulunduðu, BM ve yabancý arabulucularýn ise 10 Marttaki Lahey toplantýsýna odaklandýðý, bu arada referandum yapýlýrsa buna "hile karýþtýrýlmasýndan" endiþe duyduðu da savunuldu.
HARAVGÝ de haberi manþetine taþdý ve "Tasos Papadopulos; Herþey Ülke Yararýna
Kýbrýs Konusundaki Rum Tarafýnýn Kararýna Ýliþkin Kriter Budur
Lefkoþa-Atina Arasýnda Tam Bir Koordinasyon
Yeni Devletin Anayasal Düzenlemelerinin Çalýþabilirliði Çok Büyük Önemde
Denktaþ, Kapalý Gözle Ýmza Atmayý Reddediyor" baþlýðýný kullandý.
Pazartesi günleri THAROS olarak çýkan MAHÝ de manþetini Kýbrýs konusuna ayýrdý þu baþlýðý kullandý: "Tasos Ýki Konuyu Gündeme Getiriyor
Atina-Ankara-Lefkoþada Kararlar Haftasý
Papadopulos Annana Yazýlý Olarak Ne Sundu?"
YENIDUZEN 04/03/2003
'Hayır demeye niye Lahey'e gideyim?'
04/03/2003 RADIKAL
AA
- LEFKOŞA - KKTC lideri Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın geçen hafta adayı ziyaretinde '10 Mart'a kadar anlaşın, ya da Lahey'e gelip Kıbrıs çözüm planını referanduma sunup sunmayacağınızı açıklayın' ültimatomu karşısında yan çiziyor. Denktaş, Radyo Güven'e demecinde, önlerinde tamamlanmamış bir plan olduğu ve köklü değişiklik gerektiğini savunurken, Annan'ı dayatmayla suçladı. Referandum konusunda anayasal sorumluluğun hükümette olduğunu, oysa iktidarın planı kabul etmediğini söyleyen Denktaş, "İki ayağımızı bir pabuca sokuyorlar" dedi.
Denktaş Annan'a mektup yazmış
Annan'a mektup yazıp yanıt beklediğini aktaran Denktaş, "Söylediğin 'Hayır için de gel' mi, yoksa uçağa binerken söylediğin 'Evet diyeceksek mi gelelim', hangisidir, diye yazdım kendisine" diye konuştu. Denktaş, "Rum lideri Tasos Papadopulos, 'Lahey'e, hayır'ın nedenini anlatmak için gideceğim' dedi. Onun üzerine bağlandık biz. Yoksa hayır demek için gitmenin lüzumu var mı? Ama Annan eli boş dönmesin diye herhalde, buna da sarıldı, 'Hayır diyecekseniz de geliniz' dedi. Uçağa binerken de 'Canım hayır diyeceklerse niye gelsinler' lafını etti" ifadelerini kullandı.
Her şeyin aceleye getirildiğinden yakınan Denktaş, olası anlaşmada 'Yüksek Mahkeme'de görev alacak üç uluslararası hâkim hakkında karar vermeleri için dün saat 17.00'ye kadar süre tanındığını aktararak, "Bu kadar baskı ve dayatma görülmüş şey değil. Acele işe şeytan karışır" dedi.
Halkın geleceğinin dış dayatmayla tayin edilemeyeceğini söyleyen KKTC lideri, Filistin'de de iki liderin barış imzaladığını, hatta Nobel Barış Ödülü kazandığını, sonra bölgede 'kanın gövdeyi götürdüğünü' belirtti.
KKTC lideri hafta içinde Ankara'ya gideceğini söylerken, "Ankara, bizden istenilen imzayı, imzasıyla desteklemek zorunluluğuyla karşı karşıyadır. Türkiye Lahey'e gidip bu imzayı atacak mı, atabilir mi, yetki kimdedir. Bunları tabii Türkiye düşünecektir" ifadelerini kullandı.
|
Kıbrısta çözüm olmazsa Türkiyenin AB üyeliği zorlaşır |
|
|
AB Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Verheugen, Kıbrıs sorununun çözülmemesi halinde Türkiyeyle tam üyelik müzakerelerinin başlamasının tehlikeye gireceğini söyledi. |
|
|
Zafer Arapkirli/Londra
NTV |
4 Mart
Günter Verheugen, Kıbrıs sorunu çözümlenmezse, ve Kıbrıs Rum Kesimi tek başına Avrupa Birliğine üye olursa, Türkiyenin, 2004 yılında, bir üyesini tanımadığı AB ile, tam üyelik müzakerelerine başlaması nasıl mümkün olabilir bilmiyorum, dedi. Verheugen, Kıbrısda çözüm için şu anda, bir daha ele geçmeyecek ender bir fırsat bulunduğunu, çözümsüzlüğün Kuzey Kıbrıs açısından çok ciddi bir tecrit ve ekonomik gerilemeye yolaçacağını da öne sürdü
Günter Verheugen, İngiltere Avam Kamarasında, milletvekillerine hitaben düzenlenen Avrupa Birliğinin Genişlemesi konulu bir seminerde konuşurken, Türkiyenin üyelik başvurusu ve Kıbrıs sorununa ilişkin de önemli açıklamalarda bulundu.
KKTC GERİLER, TECRİT OLUR
Avrupa Birliği Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annanın Kıbrısta taraflara kabul ettirmeye çalıştığı yeni plana değinerek şunları söyledi :
Masada duran Birleşmiş Milletler önerisi, tüm Kıbrıs halkının yararınadır. Plan, sadece Kıbrısa değil, Kıbrısın bulunduğu tüm bölg
eye barış ve istikrar getirecektir. O yüzden Kıbrısta tüm taraflar bu ender fırsatı değerlendirmelidir. Çünkü bu fırsat bir daha geri gelmez. Çözümsüzlük, Kuzey Kıbrıs için ekonomik bir gerileme ve tecrite yolaçacaktır. Bu durumda, Adadaki varlıklı Türklerin de orayı terketmesi beklenebilir.
TÜRKİYE AB ÜYESİNİ TANIMIYOR DURUMUNA DÜŞER
Günter Verheugen, Kıbrısın ve Türkiyenin Avrupa Birliğine tam üyelik arzularının geleceği açısından da, Adada çözümün önemine değindiği konuşmasında şu ifadelere yer verdi :
Bunu, Türkiyeye yaptığım son ziyaret sırasında da anlattım. 1 Mayıs 2004 tarihinden sonra Türkiye, Avrupa Birliğinin tam üyesi bir ülkeyi tanımıyor durumuna düşebilir. Bu koşullarda da, Türkiyenin tam üyelik müzakerelerine nasıl başlayabileceğini bilemiyorum.."
|
KKTC yönetimi Ankara'ya geliyor |
|
|
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Meclis Başkanı Vehbi Zeki Serter ve hükümet ortakları, Kıbrıs konusunda temaslar yapmak ve gündeme getirilen referandum konusunda ortak tavır belirlemek amacıyla yarın Ankara'ya gidecek.
Başbakan Derviş Eroğlu, Bayrak Televizyonu'nda (BRT) yayımlanan Aktüel programında yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Denktaş, Meclis Başkanı Serter, kendisi, Turizmden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ile birlikte temaslarda bulunmak üzere yarın Ankara'ya gideceklerini açıkladı.
''Kıbrıs milli davasından bir zafiyet verileceğini sanmadığını'' ifade eden Başbakan Eroğlu, ''Halkımızın bir devlet çatısı altında olmanın mutluluğu içinde bulunduğunu biliyorum. Sıkıntılar vardır, tedbirleri alınmaktadır. Ama devlet çatısı yıkılırsa bundan sonra devlet bir daha kurulamaz'' dedi.
Annan planıyla birlikte sunulan haritaya ''evet'' demelerinin mümkün olmadığının altını çizen Eroğlu, birlik ve beraberliğin korunması gereken çok kritik günlerden geçildiğini belirterek, sorunlar var diye devletten vazgeçilemeyeceğini vurguladı.
Annan planına ''evet'' de dese ''hayır'' da dese Rumlar'ın Avrupa Birliği'ne gireceğini kaydeden Eroğlu, ''Biz 'evet' dersek onlar 'hayır' derse bizim durumumuzda bir değişiklik olmayacak. Ama Rumlar yine AB'ye gidecek'' dedi. Eroğlu, Kıbrıs konusunda referandum olması halinde, içine, Kıbrıs Türk tarafının lehine olacak unsurların da konulması gerektiğini söyledi.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs ziyaretinde gündeme getirdiği referandum konusunda gerekli kararın verileceğini ifade edenEroğlu, bu konuda parti organlarında tutumlarını belirleyeceklerini belirtti.
ÖDENEK KONUSU
Eroğlu, Türkiye'de dün açıklanan tasarruf tedbirleri kapsamında, KKTC'ye yapılacak ödemelerden 50 trilyon liralık ödeneğin kesildiğininkaydedilerek bu konudaki görüşlerinin sorulması üzerine, KKTC Maliye Bakanı Mehmet Bayram'ın dün Ankara'da bazı temasları olduğunu, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener'in, ''KKTC'nin bir sıkıntısı olduğu anda takviye yapılacağı'' yönünde teminat verdiğini, bu yönde bir endişelerinin olmadığını söyledi.
Eroğlu, Lefkoşa'da Cuma günü yapılacak ''Egemenlik ve Varoluş'' mitingine partisin tam destek verdiğini de bildirerek, ''Bizim de artık sesimizi duyurmamız gerekiyor'' dedi.
|
HURRIYET 04/03/2003
|
Kasulides: Lahey'de olumsuz sonuç herşeyin sonu değil |
|
|
Kıbrıs Rum yönetimi eski Dışişleri Bakanı Yannakis Kasulides, 10 Mart'ta Lahey'de ''olumlu sonuç alınmamasının her şeyin sonu olacağı anlamına gelmeyeceğini'' belirttive 2003 yılı içinde yeni fırsatlar ortaya çıkacağını söyledi.
Kasulides, Lahey'de yapılacak görüşmeden sonra BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın BM Güvenlik Konseyi'ne rapor sunacağını, daha sonra atılacak adımları Güvenlik Konseyi'nin kararlaştıracağını ifade etti.
Kıbrıs Rum tarafının politikasını, BM Güvenlik Konseyi'nin tavrına bağlı olarak belirleyeceğini belirten Kasulides, ''amacın, girişimin Annan'ın elinde olmaya devam etmesi olduğunu'' kaydetti.
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, 10 Mart'ta Lahey'de Annan ile biraraya gelerek, Annan planının olduğu gibi 30 Mart'ta referanduma sunulup sunulmayacağı yönündeki kararlarını açıklayacak. Öte yandan, BM Genel Sekreteri Annan'ın, Ankara, Atina ve Lefkoşa'da yaptığı temaslarla ilgili olarak bu akşam BM Güvenlik Konseyi'ne bilgi vermesi bekleniyor.
|
HURRIYET 04/03/2003
|
'Kıbrıs çözü lmezse üyelik zor' |
|
|
AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen "Kıbrıs sorununun çözülmemesi halinde, Türkiye'nin üyelik müzakerelerine başlaması zor olur" dedi.
AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen'in Kıbrıs konusundaki mesajlarının ''çok açık'' olduğunu belirtti. Verheugen, bu sabah Londra'da, İngiliz parlamenterlerin de katıldığı bir seminerde yaptığı konuşmada, Kıbrıs sorununun BM çerçevesinde çözümüne destek verdiklerini tekrarladı, ancak çözüm olmasa bile, Kıbrıs Rum kesiminin 1 Mayıs 2004'te AB üyesi olacağı üzerinde durdu. Günter Verheugen, özetle şöyle konuştu:
''Bizim tercihimiz, sorunu çözülmüş bir Kıbrıs'ın AB'ye katılımıdır. BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın önerisi, kaçırılmaması gereken bir fırsattır. Taraflar, barış ve istikrar getirecek olan bu fırsatı kaçırmamalıdır.
AB Komisyonu Sözcüsü Jean-Christophe Filori, Verheugen'in bu sözlerine ilişkin bir soruyu yanıtlarken, ifadelerin açık olduğunu, Verheugen'in, söz edilen koşullarda, Kıbrıs Rum kesiminin tek başına AB'ye katılımı halinde, Türkiye'nin tam üyelik müzakerelerinin başlamasının zor olacağı mesajını verdiğini söyledi.
Sözcü, ''Türkiye, tam üyelik müzakerelerine başlayabilmek için Kopenhag siyasi kriterlerine tam olarak uymak durumundadır. Hep bunu söylüyoruz'' dedi.
SÜRREALİST VE KABUL EDİLEMEZ BİR TABLO ORTAYA ÇIKACAK
AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen'in sözcüsü Jean-Christophe Filori, ''Komisyon'un Kıbrıs konusunda sesini yükselttiğini'' söyledi.
AB Komi syonu Sözcüsü Jean-Christophe Filori, yaptığı değerlendirmede, 2004'te, Türkiye'nin resmen tanımadığı bir ülkenin ABüyesi olacağını, ''ortaya kabul edilemez ve sürrealist bir durum çıkacağını'' söyledi.
''Artık Kıbrıs konusunda blokaj durumundan çıkılmasının zamanı geldi'' diyen Filori, Komisyon'da tavır değişikliği olduğu mesajı verdi.
AB Komisyonu kaynakları, 2004'te ''gerginlik yaşanacağını'', ''Türkiye'nin bu koşulda boşuna tam üyelik müzakerelerinin başlangıcı için davet bekleyeceğini'', ''bunların daha önce imalı şekilde söylendiğini, şimdi daha açık ifade edilmesine karar verildiğini'' anlatıyorlar.
'TÜRKİYE'YE KARŞI BASKIYI ARTIRIYORUZ Kİ DENKTAŞ'A BASKI ARTIRILSIN'
Komisyon kaynakları, ''(AK Parti Genel Başkanı Recep) Tayyip Erdoğan'ın sözleri etkili olmadı. Komisyon Ankara'ya baskıyı yoğunlaştırarak, Ankara'nın da (KKTC Cumhurbaşkanı) Rauf Denktaş'a baskıyı artırmasını hedefliyor'' diyorlar.
Verheugen, bu sabah Londra'da, İngiliz parlamenterlerin de katıldığı bir seminerde yaptığı konuşmada, Kıbrıs sorununun BM çerçevesinde çözümüne destek verdiklerini tekrarladı, ancak çözüm olmasa bile, Kıbrıs Rum kesiminin 1 Mayıs 2004'te AB üyesi olacağı üzerinde durdu. Günter Verheugen, özetle şöyle konuştu:
''Bizim tercihimiz, sorunu çözülmüş bir Kıbrıs'ın AB'ye katılımıdır. BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın önerisi, kaçırılmaması gereken bir fırsattır. Taraflar, barış ve istikrar getirecek olan bu fırsatı kaçırmamalıdır. Türkiye de, çözümsüzlük halinde, AB'ye katılımsürecinde karşılaşacağı sonuçlar konusunda uyarıldı. Türkiye'ye son ziyaretimde açıkça belirttim. Türkiye'nin, 1 Mayıs 2004'ten itibaren, resmen tanımadığı bir devletin AB üyesi olması halinde, tam üyelik müzakerelerine başlaması zor olur.''
|
HURRIYET 04/03/2003
Bu kez gündem:"Annan Planýnýn sýkýntý yaratan yanlarý"
Cumhuriyet Meclisinde temsil edilen siyasi partiler, dün ikinci kez biraraya geldi. Sabah Annan planýyla ilgili olarak referandum yapýlýp yapýlmamasý ve olasý bir referandumun koþullarýný görüþmek üzere biraraya gelen liderler, öðleden sonra da Annan Planýnýn sýkýntý yaratan yanlarýný ele almak üzere buluþtu.
Bu toplantý da Cumhuriyet Meclisinde yapýldý ve saat 16.30da baþladý. Sabah olduðu gibi öðleden sonraki toplantý da Meclis Baþkan Vekili Ünal Üstelin baþkanlýðýnda yapýldý. Toplantýya, bu kez tüm siyasi parti baþkanlarý katýlmadý.
Toplantýya DP Genel Baþkaný, Turizmden Sorumlu Devlet Bakaný ve Baþbakan Yardýmcýsý Serdar Denktaþ, CTP Genel Baþkaný Mehmet Ali Talat ile YAP Genel Baþkaný Ertuðrul Hasipoðlu katýlýrken; UBPyi Genel Sekreter Süha Türköz, TKPyi de Genel Sekreter Özal Ziya temsil etti.
YAP Genel Baþkaný Hasipoðlu, toplantýya girerken, dün herhangi bir sonuca varýlmasýný beklemediklerini; bundan sonraki toplantýnýn da 6 Mart Perþembe günü yapýlacaðýný söyledi. YENIDUZEN 05/03/2003
Parlamento muhabirleri dün de YeniDÜZEN için kulis yaptı, milletvekillerinin nabzını yokladı... Eğer bugün gizli oy esası ile Mecliste bir oylama yapılsa tablo ne olacağı konusunda son durum ortaya çıktı
Evetler 29 oldu!
Hüseyin Yenigünün ÇEKÝMSER olarak tahmin edilen oyu HAYIR oldu. Aralýk 1998 seçimlerinde UBP Ýskele Milletvekili olarak seçildikten sonra sadece yemin etmek için kürsüye çýkan, daha sonra bir tek kez kürsüde çýkma ihtiyacý duymayan Hüseyin Yenigün kararýnýn HAYIR olduðunu dün uluorta ifade etti.
Ýlk tahminlerimizde HAYIR oyu vereceðini belirttiðimiz Baðýmsýz milletvekili Derviþ Akter ile DP milletvekili Hatice Faydalý ise referanduma "EVET" diyeceklerini duyurdu. UBP milletvekili Mehmet Albayrak da "Son kararý halk versin" diyenler arasýna katýldý
Kýbrýs Türk halký referandum için meydanlarda toplanýrken, Cumhuriyet Meclisinde dün yer alan toplantýda Ulusal Birlik Partisi (UBP) dýþýndaki partiler "son kararý halk versin" konusunda hemen hemen uzlaþtý.
Parlamento, halkýn kendi geleceðini belirleme hakkýnda "EVET" mi diyecek yoksa "HAYIR" mý? Bu sorunun yanýtýný vermek için dün Cumhuriyet Meclisinde grubu bulunan parti baþkanlarý bir araya geldi.
"Referandum"a gidilmesi konusunda hemen hemen uzlaþmaya varýldý. Ancak þimdi sorun, hangi þartlarda bir referanduma gideceðiz. Gözler Ulusal Birlik Partisinde, gözler hükümette...
UBP Genel Baþbakaný ve Baþbakan Derviþ Eroðlu, partisinin kesin tavrýný büyük olasýlýkla bugün Türkiyeye yapmasý beklenen ziyaretten sonra kesinleþtirecek.
Parlamento muhabirleri dün de boþ durmadý, kulis yaptý, milletvekillerinin nabzýný deðerlendirmeye devam etti.
Ýki sandalyenin boþ olduðu 50 sandalyeli parlamentoda hala 48 milletvekili görev yapýyor. Basit çoðunluða göre tüm milletvekillerinin katýldýðý bir toplantýda salt çoðunluðun saðlanmasý için 25 EVETe ihtiyaç duyuluyor...
YeniDÜZENin önceki yayýnladýðý "Referandum Tahmin Bülteni"nde 17 "HAYIR" oyuna karþýlýk, 26 "EVET" oyu vardý... 4 milletvekilinin karþýsýna ise "ÇEKÝMSER" ifadesi yazýlmýþtýr.
Dünkü kulislerden sonra bu tahminin büyük oranda doðru olduðu ortaya çýktý. Ancak rakamlarda küçük de olsa deðiþiklikler var. Ýþte son durum...
EVET HAYIR ÇEKÝMSER
UBP 7 12 1
DP 8 4 1
CTP 5 - -
TKP 5 - -
YAP 2 1 -
Baðýmsýz 2 - -
+ 29 17 2
UBP
1- Derviþ Eroðlu (HAYIR)
2- Tahsin Ertuðruloðlu (HAYIR)
3- Ýlkay Kamil (HAYIR)
4- Salih Miroðlu (HAYIR)
5- Mehmet Bayram (HAYIR)
6- Mehmet ALBAYRAK (EVET)
7- Hüseyin Özgürgün (EVET)
8- Savaþ Atakan (EVET)
9- Ersoy Ýnce (EVET)
10- Hasan Taçoy (EVET)
11- Önder Sennaroðlu (EVET)
12- Hüseyin Avkýran Alanlý (HAYIR)
13- Ýlker Nevzat (EVET)
14- Vehbi Zeki Serter (HAYIR)
15- Hüseyin Þükrü Serdaroðlu (HAYIR)
16- Süha Türköz (HAYIR)
17- Hüseyin Yenigün (HAYIR)
18- Ýrsen Küçük (HAYIR)
19- Derviþ Çobanoðlu (ÇEKÝMSER)
20- Türkay Tokel (HAYIR)
DP
1- Serdar Denktaþ (HAYIR)
2- Salih Coþar (EVET)
3- Mustafa Arabacýoðlu (EVET)
4- Ahmet Kaþif (ÇEKÝMSER)
5- Hatice Faydalý (EVET)
6- Ünal Üstel (EVET)
7- Yusuf Özkum (EVET)
8- Hüseyin Öztoprak (HAYIR)
9- Ýltaç Karayel (EVET)
10- Osman Ýmre (HAYIR)
11- Nurten Hüdaverdioðlu (HAYIR)
12- Dr. Tansel Doratlý (EVET)
13- Kemal Havalý (EVET)
CTP
1- Mehmet Ali Talat (EVET)
2- Ferdi S. Soyer (EVET)
3- Sonay Adem (EVET)
4- Kadri Fellahoðlu (EVET)
5- Fatma Ekenoðlu (EVET)
TKP
1- Hüseyin Angolemi (EVET)
2- Mustafa Akýncý (EVET)
3- Tahsin Mertekçi (EVET)
4- Mehet Emin Karagil (EVET)
5- Gülsen Bozkurt (EVET)
YAP
1- Ertuðrul Hasipoðlu (EVET)
2- Hasan Hasipoðlu (EVET)
3- Kenan Akýn (HAYIR)
Baðýmsýz
1- Gülboy Beydaðlý (EVET)
2- Derviþ Akter (EVET)
YENIDUZEN 05/03/2003
Kıbrıs sorunundaki son gelişmeleri, Türkiye Cumhuriyeti devlet ve hükümet yetkilileriyle değerlendirmek amacıyla
Denktaş ve Eroğlu bugün Ankara yolcusu
Kýbrýs sorunundaki son geliþmeleri, Türkiye Cumhuriyeti devlet ve hükümet yetkilileriyle deðerlendirmek amacýyla Cumhurbaþkaný Rauf Denktaþ Baþkanlýðýndaki heyet bugün saat 10.00da özel bir uçakla Ankaraya gidecek.
Cumhurbaþkanlýðý Özel Kalem Müdürü Uður Karagözlüden alýnan bilgiye göre, Ankarada temaslar yapacak olan heyet Cumhurbaþkaný Rauf Denktaþ, Cumhuriyet Meclisi Baþkaný Vehbi Zeki Serter, Baþbakan Dr. Derviþ Eroðlu, Baþbakan Yardýmcýsý Turizm ve Çevre Bakaný Serdar Denktaþ, Dýþiþleri ve Savunma Bakaný Tahsin Ertuðruloðlu ve Dýþiþleri ve Savunma Bakanlýðý görevlilerinden Gülfem Veziroðlundan oluþuyor.
Heyet, 7 Mart Cuma günü yurda dönecek.
YENIDUZEN 05/03/2003
UBP Genel Yönetim Kurulu ve Parti Meclisi Grubu
UBP referandum kararını cuma günü verecek
UBP Genel Yönetim Kurulu ve Parti Meclisi Grubu dün üç saatlik ortak toplantý yaparak referandum konusunu görüþtü. Baþbakan Derviþ Eroðlu, cuma günü öðleden sonra UBP Genel Yönetim Kurulu ve Parti Meclisi Grubunun yeniden toplanacaðýný ve bu konuda karar vereceðini belirtti.
UBP Genel Baþkaný Baþbakan Derviþ Eroðlu toplantý sonrasýnda yaptýðý açýklamada, "cuma günü öðleden sonra Genel Yönetim Kurulu ve Parti Meclisi Grubunun yeniden toplanacaðýný ve kararlarýný bu toplantý sonrasýnda açýklayacaklarýný"belirtti.
Eroðlu, Annan belgesini, Cumhurbaþkaný Denktaþýn Laheye davet edilmesini ve referandum çaðrýsýný parti olarak enine-boyuna incelediklerini ifade etti.
UBPnin halk iradesine saygýlý, her zaman halk iradesi doðrultusunda hareket etmesini bilen bir parti olduðunu hatýrlatan Eroðlu, "Ortak Vizyon temsilcilerinin, UBPyi referandumdan kaçan bir parti olarak göstermeye çalýþtýklarýný" söyleyerek bunun yanlýþ olduðunu kaydetti.
Derviþ Eroðlu, "UBP milletvekillerinin tehditlerle, emir veren yazýlarla manevi baský altýna alýnmak istenmelerinin de beðenilecek bir tutum olmadýðýný" sözlerine ekledi.
Eroðlu, "Ortaya konulan metinde garantör devletlerin de imzasý olmasý gerektiðine, bu nedenle Türkiye ile yapýlacak temaslarýn büyük önem taþýdýðýna" da dikkati çekti.
YENIDUZEN 05/03/2003
VARAN BIR
DENKTAÞ ADASI
Niçin "Bir karýþ toprak verilmez" ve barýþa niçin HAYIR?
Koçan No: 2431
Puan Deðeri: 2.374.921
Ýsim: Rauf R. Denktaþ
Kent/Köy: Yýlan Adasý Mevki / Zeytinlik - Girne
Varaka Harita: XII - 12.w.2
Parsel No: 2/2/2/22, 23, 24, 16 l 2 dönüm 1 evlek 2 ev ve avlu.
Veriliþ Tarihi: 14.07.1986
NELER VAR?
Zemin ve 1. katta 5 oda
1 Salon - 1 Salomonje
1 Hol
1 Mutfak
2 banyo
2 WC
1 Kiler
1 Garaj
Veranda
1 Yüzme Havuzu
Avlu
Ayrýca söz konusu evin
50 metre ilerisindeki ikinci bir konut... Ve bitmedi... YeniDÜZENde devam edecek!
Yýl 1986... Rum arazilerinin tapularý daðýtýlmaya baþlandý... Bu tapularýn uluslararasý hukukta geçerliliði olmadýðý ve ileride büyük sorunlar yaratýlacaðý bilinmesine raðmen bu yapýldý.
Ýlk tapu (koçan) alanlardan biri de Rauf Raif Denktaþ... Yani Cumhurbaþkaný... Tapusunu aldýðý yer, askeri bölge ve sivil
yerleþime kapalý... Yýlan Adasý, 1986da Denktaþ Adasý oldu...
Ve bir karýþ toprak verilmez söylemleri o günden bugüne hiç bitmedi...
Geniþ haberi her gün Denktaþýn demeçlerinde!
YENIDUZEN 05/03/2003
İçişleri, Köyişleri ve İskan Bakanlığı Yılan Adasının Denktaş Adası olduğunu doğruladı. Güneyde bıraktığı çamlık arazisine karşılık verilmiş, üstelik puanı da artmış!..
"Yýlan Adasý"ný aldý, puaný da arttý!
YeniDÜZENin manþetinde dün yayýmlanan "Yýlan Adasý"nýn tapusunun Cumhurbaþkaný Denktaþa verildiði yönünde belge gündeme bomba gibi düþtü.
Kýbrýs Türk halký dün gün boyunca Denktaþýn devletin malý üzerine nasýl konduðunu konuþtu, Yýlan Adasýnýn "Güneyde býraktýðý hangi mala karþýlýk Denktaþa verildiðini" sorguladý.
Ýçiþleri, Köyiþleri ve Ýskan Bakanlýðý dün gazetemize yaptýðý açýklama ile tüm bu sorularý yanýtlamýþ oldu. Bakanlýðýn açýklamasýnda "Yýlan Adasý"nýn Denktaþa verildiði doðrulandý ancak bunun "diðer tüm yurttaþlar" gibi Güneyde býraktýðý mal varlýðýnýn karþýlýðýnda olduðu belirtildi.
Güneydeki "çamlýk arazi"sine karþýlýk Denktaþa "Yýlan Adasý" verilmiþ, üstelik puaný da artmýþtý...
Ýþte bakanlýðýn gazetemize yaptýðý açýklamanýn tam metni:
YeniDÜZEN Gazetesinin 4.3.2003 tarihinde birinci sayfasýnda "DENKTAÞ ADASI" baþlýðý altýnda yayýnlanan yazýya verilen yanýt:
Sözkonusu yayýn konusunda ilgili Dairemiz kayýtlarýndan yapýlan incelemede Cumhurbaþkanýmýz Sayýn Rauf Raif Denktaþýn, Güneyde taþýnmaz mal býrakan diðer vatandaþlarýmýz gibi Güneyde mal býrakmýþ olduðu ve 11.11.1977 tarihinde Tapu ve Kadastro Dairesine yapýlan "Güney Mallarýnýn Deðerlendirilmesi" konusundaki müracaatý üzerine Güneyde býrakmýþ olduðu toplam 123 dönüm çamlýk arazisine uygulanan deðerlendirme sonucu adýna tanzim edilen DD5771 nolu "T" cetveli ile kendisine 2.580.217 eþdeðer puanýnýn takdir edilmiþ olduðu görülmüþtür.
Yine ayný dosya tahtýnda adýna düzenlenen "T" Cetveli ile de Kuzeyde tutmuþ olduðu Yýlan Adasý mevkii Zeytinlik topraðýndaki taþýnmaz malýn deðerlendirilmesi yapýlarak 2.374.921 Kuzey mal puaný takdir edilmiþtir.
Daha sonra, Sayýn Prauf Raif Denktaþ konu taþýnmaz mallarla ilgili olarak adýna düzenlenen "Eski mallardan Feragat beyannamesi" formunu 11.7.1986 tarihinde imzalamak suretiyle Güney mallarýndan feragat ederek kuzeyde tuttuðu 2.1.2700 ay2 yüzölçümündeki arazi içinde yer alan 1 adet konutun koçanýnýn, adýna çýkmasýný kabul etmiþtir.
Yukarda belirtilen fergat sonucunda da Güney mal puaný olarak geriye 205.396 puaný kalmýþtýr.
Kamuoyuna saygý ile duyurulur.
Ýçiþleri, Köyiþleri ve Ýskan Bakanlýðý
YENIDUZEN 05/03/2003
VARAN 2
DÜNÜR ADASI!
Niçin "Bir karýþ toprak verilmez" ve barýþa niçin HAYIR?
Kalkanlý, Yuvacýk ve Mevlevi köyleri
arasýndaki Salih Boyacýya ait mal varlýðý "yeni bir Güzelyurt" inþaa edilecek kadar büyük...
705 dönüm!
Tümünün tapu, pafta, parsel numaralarý sayfalarýmýz
sýðmayacak kadar fazla!
1.500 arsa
Saray Dünürü olarak da anýlan iþadamý, batýk Kredi Bankasýnýn Direktörü Salih Boyacýnýn þirketleri ve çocuklarý üzerinde görülen "sadece Güzelyurt"taki mal varlýðý 233 futbol sahasý
büyüklüðünde!..
Karpazýn verildiði Annan Planýndaki ilk haritaya göre Kýbrýs Türk Devletinin
kontrolünde kalacak ve yeni Güzelyurtun inþa edilmesi düþünülen Kalkanlý, Yuvacýk ve Mevlevi köyleri arasýnda 233 futbol sahasý büyüklüðündeki alanýn tamamý
Salih Boyacýya aitti..
Ancak, "Karpaz Kalacak" kararýndan sonra "Dünür Adasý"nýn bulunduðu alan da Kýbrýs Rum Devletinin yönetimine verilecek bölgeler arasýna girdi.
YENIDUZEN 05/03/2003
Denktaş: İktidar onaylamadığı belgeyi referanduma sunamaz
Türk Metal Sendikası tarafından düzenlenen 'Uluslararası Kıbrıs Konferansı dün, Atatürk Kültür Merkezi'nde yapılıyor. Konferans bugün sona erecek
Denktaş, "Benim bu planı referanduma sunma hakkım yoktur. Bu hak hükümetindir...
Ayşe HASKAN
Türk Metal Sendikası tarafından düzenlemiş olan 'Uluslararası Kıbrıs Konferansı dün Atatürk Kültür Merkezi'nde yapıldı. Konferans bugün sona erecek.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Başbakan Derviş Eroğlu ve Türk Metal Sendikası Başkanı Mustafa Özbek'de konferansın başında birer konuşma yaptı.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, referandum kararıyla ilgili yeni durumu değerlendirerek, dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen bir bir metodla dayatma yapıldığını savundu.
Denktaş, "Dünyanın hiçbir yerinde iktidarda olan kişiler dıştan gelen bir emirle kabul etmedikleri bir durumu halkın referandumuna sunmazlar" dedi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, "Benim bu planı referanduma sunma hakkım yoktur. Bu hak hükümetindir, hükümet bu sorumluluğu alıp halkın referandumna sunabilir,almıyorsa, böyle bir riski göze alıp halkın geleceği ile kumar oynamaz" dedi.
EROĞLU: HALKA PİSİKOLEJİK BASKI YAPIYORLAR
Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Başbakan Dr. Derviş Eroğlu ise yaptığı konuşmada, en etkili silah olan medyayla, bazı siyasi görüşlü gazetelerin halka pisikolejik baskı yaparak halka adeta, 'beyin amiliyatı' yapıldığını söyledi.
Annan planına karşıolan milletvekillerinin tehdit edildiğini de söyleyen Eroğlu, halka gerçeklerin anlatılmadığını belrtti.
Eroğlu, konferansın yapıldığı saatlerde meclis önünde eylem yapan vatandaşlara da değinerek, "Meclis önünde sabah 09.00'dan 13.00'e kadar eylem yapanlar, düdük çalarak, trampet çalarak halkın üzerinde pisikolejik baskı uyguluyorlar" dedi.
Eylem yapanların, halkı bu gibi baskılarla etki altına almak istedikleini söyleyen Eroğlu, "Bizi de barış düşmanı gibi göstermek istiyorlar" dedi.
Anavatan ve Yavruvatan arasına nifak tohumları ekilmeye çalışıldığını belirten Derviş Eroğlu, "Birlik ve beraberliği korumak için herkese görevler düşmektedir" dedi.
ÖZBEK: GENÇLİĞE, GEÇMİŞİ ANLATMALIYIZ
Türk Metal Sendikası Başkanı Mustafa Özbek, Kıbrıs gençliğine geçmişte yaşanılanların anlatılması gerektiğini söyledi.
Özbek,TürkMetal Sendikası olarak, milli mücadeleyi sonuna kadar sürdürmeye kararlı olduklarını belirtti.
Mustafa Özbek, "Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da her düzeyde ve her şekilde Türklüğün ayakta ayakta kalma mücadelesine destek vermeye hazırız" dedi
HALKINSESI 05/06/2003
AB'den Kıbrıs şartı
Avrupa Komisyonu üyesi Verheugen 'Çözüm olmazsa Türkiye'nin üyeliği zor' dedi. KKTC lideri, planı görüşmek ve ekonomik destek için Ankara'da
05/03/2003 RADIKAL
LONDRA/ANKARA - BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs planını yeniden sunup 30 Mart'ta referandum ültimatomu vermesinin ardından, KKTC ve Türkiye' ye baskı artıyor. Avrupa Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu
üyesi Günter Verheugen, Türkiye' nin resmen tanımadığı bir ülkenin AB'ye girmesinden sonra, AB üyeliğinin zorlaşacağını belirtti.
Verhuge
n, dün Londra'da, Annan'ın önerisinin kaçırılmaması gereken bir fırsat olduğunu söyleyerek, "Türkiye, çözümsüzlük halinde, AB sürecinde karşılaşacağı sonuçlar konusunda uyarıldı. Son ziyaretimde açıkça belirttim, Türkiye'nin, 1 Mayıs 2004'ten itibaren resmen tanımadığı bir devletin AB üyesi olması halinde, tam üyelik müzakerelerine başlaması zor olur" dedi. AB yetkilisi, anlaşma olmazsa KKTC'yi tecrit ve ekonomik gerilemenin beklediği uyarısını yapıp varlıklı Türklerin adayı terk edeceğini öngördü.
Türkiye'nin resmen tanımadığı bir ülkenin AB üyesi olmasıyla ortaya kabul edilemez ve sürrealist bir durum çıkacağını belirten AB Komisyonu Sözcüsü Jean Christophe Filori de, Komisyon'da tavır değişikliği olduğu mesajı verdi. Kıbrıs'ta çözüm almazsa, 2004 sonunda Türkiye'nin boşuna tam
üyelik müzakerelerine davet bekleyeceğini ve gerginlik çıkacağını söyleyen AB kaynakları, 'AKP lideri Erdoğan'ın sözleri etkili olmadı. Komisyon Ankara'ya baskıyı yoğunlaştırarak, Ankara'nın da KKTC lideri Rauf Denktaş'a baskıyı artırmasını hedefliyor' dedi.
Kıbrıs'ta tarafların referandum değerlendirmeleri çerçevesinde, bugün Denktaş kalabalık bir heyetle Ankara'ya, Rum Yönetimi lideri Papadopulos da Atina'ya gidiyor. KKTC hükümeti, vatandaşlarının protestolarını yatıştırmak için hazırladığı ekonomik programa Ankara'dan 200 trilyon liralık ekstra destek isteyecek. Ancak, 2003 bütçesinde Kıbrıs giderlerini 50 trilyon lira düşüren hükümetin olumlu yanıt vermesi güç.
Lahey öncesi zirve
Denktaş ile Papadopulos'un 10 Mart'taki Lahey randevusu öncesinde, yarın ya da cuma günü Çankaya'da Kıbrıs zirvesi yapılacak. Babakan Abdullah Gül, "Kısa dönemde Kıbrıs konusunda karar vermek zorundayız" dedi. Denktaş'ın basın aracılığıyla 'atıştığı' AKP lideri Tayyip Erdoğan'la buluşmasında 'barış' olup olmayacağı da merak konusu.
(aa, Radikal)
Sivil toplumdan 'Dentaş'ı ikna edin' mektubu
KTTC'deki sivil toplum örgütlerinin ortak mektubunda Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve Başbakan Abdullah Gül'den, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Annan Planı'nı kabul etmesi için katkı yapmalarını istedi.
"Kıbrıs Türk Sivil Toplum Örgütleri Ortak Vizyon Eylem Komitesi" adına Ali Erel, "Bu Memleket Bizim Platformu" adına da Ahmet Barçın imzasıyla Cumhurbaşkanı Sezer ve Başbakan Gül'e gönderilen mektupta, Kıbrıs sorununa çözüm bulma arayışında ulaşılan aşamaya dikkat çekildi.
10 Mart tarihinde tarafların Lahey'de BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile yapacakları toplantının hayati önem taşıyacağı belirtilen mektupta, "Sayın Annan'ın sunduğu ve ikinci defa revize ettiği çözüm metninin bu aşamada Kıbrıslı Türklerin onayına sunulması, biz Kıbrıs Türk sivil toplum örgütlerinin temsil ettiği Kıbrıs Türk halkının büyük bir çoğunluğunun vazgeçilmez talebidir" denildi.
Mektupta, 10 Mart'tan önce KKTC Meclisi'nden referandum
kararının çıkması ve Annan'a bildirilmesi için sivil toplum örgütleri olarak demokratik hakların sonuna kadar kullanılacağı ve her türlü eylemi yapma kararlılığında olunduğu kaydedildi.
Mektupta şöyle denildi:
"Bu aşamada Kıbrıs Türk halkının, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nından, bizim en doğal demokratik hakkımız olan referandum konusunda görüşlerinin olumlu olduğunu duymaya ihtiyacımız vardır. Referandumdan yana olan tavrınızın, KKTC Meclisi'nden böyle etkisi de o
lacaktır."
HURRIYET 05/03/2003
Kıbrısı çözemezseniz AB üyeliğini unutun
AB Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Verheugen, Kıbrısta çözüm olmadığı takdirde tam üyelik müzakerelerinin başlamayacağı mesajını verdi
GÜVEN ÖZALP Brüksel
Güney Kıbrısa, "Çözüm bulunmasa da ABye üye olacaksınız" mesajı veren Avrupa Birliği (AB) Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, aynı konuda Türkiyeye tam ters yönde bir mesaj vererek, Kıbrıs sorununun çözülmemesi halinde Türkiyeyle tam üyelik müzakerelerinin başlamasının tehlikeye gireceğini söyledi.
Türklere de anlattım
Verheugen, her ne kadar tercihlerinin birleşmiş bir Kıbrısın üyeliğinden yana olduğunu söylese de Londrada yaptığı bir konuşmada, "Bir konuda açık olmama izin verin. Kıbrıs, 1 Mayıs 2004te ABye girecektir" dedi. Türkiyeye, adada bir çözüm bulunmamasının ABye yönelik beklentileri üzerindeki etkilerini iyi düşünmesi gerektiği tavsiyesinde de bulunan Verheugen, "Bunu, Türkiyeye yaptığım son ziyaret sırasında da anlattım. 1 Mayıs 2004 tarihinden sonra Türkiye, ABnin tam üyesi bir ülkeyi tanımıyor durumuna düşebilir. Bu koşullarda da, Türkiyenin tam üyelik müzakerelerine nasıl başlayabileceğini bilemiyorum" diye konuştu.
Kıbrısta tavır değişikliği
Gerek Helsinki Zirvesinde gerekse Kopenhag Zirvesinde Kıbrısta çözümle Türkiyenin müzakerelere başlaması konularını doğrudan ilişkilendirmeyen ABnin bu kritik süreçte bu tür bir yaklaşım içerisine girmesi dikkat çekiyor. Verheugenin söylemindeki bu sertleşme, Komisyonun Kıbrıs konusundaki tavrında değişikliğe gitme eğilimine girmesinden kaynaklanıyor.
Sözcü: Durum kabul edilemez
Verheugenin sözcüsü Jean Christophe Filori, Kıbrısın çözüm olmadan üye olmasının Türkiye açısından yaratacağı durumu "kabul edilemez ve sürrealist" olarak tanımladı.
Komisyon kaynakları, bu konuda daha önce imalı mesajlar verildiğini, ancak bu aşamadan sonra "içinde bulunulan blokajdan çıkılması gereğinden hareketle" bu mesajların daha açık ifade edilmesine karar verildiğini belirtiyorlar.
Yeni ba
hane: Din özgürlüğü
Verheugen, Türkiyenin müzakerelere başlayabilmek için aşması gereken sorunlar arasında ifade özgürlüğü, işkence, ordunun rolü, Alman vakıfları ve Leyla Zananın tutukluluğunu sayıyordu. Vakıflar ve Zana sorununun aşılmasının ardından, pek dile getirilmeyen "din özgürlüğü"nün bu konuşmada listeye sokulması da "ABnin bahane sıkıntısı yaşamadığını" ortaya koydu.
MILLIYET 05/03/03
Denktaşın itirazları
BM Genel Sekreteri Annan, yeni planıyla KKTC ve Türkiyenin istediği önemli değişiklikler getirmesine rağmen Denktaşın "evet" deme ihtimali düşük gözüküyor. Denktaş, planda getirilen iyileştirmelere de şu itirazları yapıyor:
Karpaz Türk tarafına bırakılmasına rağmen oradan ayrılan 20 bine yakın Rumun dönüşüne izin veriliyor. Karpaza kar
şılık Güzelyurt ve Lefkoşadan Rumlara toprak veriliyor.
Rumların kuzeye dönüşü zamana yayılıyor ama 65 yaşın üzerindeki Rumların iki yıl içinde dönmesine olanak tanınıyor.
MILLIYET 05/03/03
Oldubittiye geçit vermeyiz
AKP lideri Erdoğan, Annanın Kıbrısta referandum ültimatomuna sert çıktı: Kıbrısta ulusal çıkarlarımıza gölge düşürecek emrivakilere boyun eğmeyiz
ANKARA Milliyet
Ankara, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın katılımıyla bugün Çankaya Köşkünde düzenlenecek zirvede BM Genel Sekreteri Kofi Annanın "Kıbrısta referandum ültimatomuyla ilgili nihai kararını vermeye hazırlanırken, Adalet ve Kalkınma Partisi Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, referandum baskısına karşı direnileceği sinyalini verdi.
Annan Planını müzakere zemini olarak kabul ettiğini söyleyen Erdoğan, dün plan ve referandum baskısı ile ilgili "Kıbrısta oldubittilere izin verilmeyeceğini" söyledi. Erdoğan, "ABD ile beraber AB ülkeleri de yaşanan bir başka süreci titizlikle takip etmelidir. Bu son gelişmeler Kıbrıs gelişmelerini olumsuz bir noktaya sevk etmemeli. (...) Kıbrıs konusunda ulusal çıkarlara gölge düşürecek, oldubittilere ve emrivakilere boyun eğmeyeceğimizi dünya bilmelidir. Ancak bu durum çözüme yönelik irade ve kararlılığımıza mani değildir" dedi.
Türkiye ve KKTC, BM Genel Sekreteri Kofi Annanın Kıbrıs planıyla ilgili nihai kararı KKTC lideri Rauf Denktaşın bugün başlayacak kritik Ankara ziyaretinde verecek. Rumların Türk tarafına geri dönüşüne ilişkin düzenleme ve Rum tarafına verilecek topraklar nedeniyle plana olumsuz yaklaşımını sürdüren Denktaşın, başkent temasları sonrasında ikna olması beklenmiyor. Ankarada Kıbrıs konusunda çözüm yanlısı AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan ile Denktaş arasındaki buzların eriyip erimeyeceği de merak ediliyor.
Karar toplantısı
Annanın getirdiği 3. planı da beğenmeyen KKTC lideri, Ankaraya gelerek temaslarda bulunacak. Çankaya Köşkünde, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Denktaş, Başbakan Abdullah Gül ve Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkökün katılımıyla yapılacak Kıbrıs Zirvesinde Annan Planı masaya yatırılacak.
Toplantı sonrasında Denktaşın planı halka sunup sunmamasına karar verilecek.
MILLIYET 05/03/03
Lefkoşada çözüm için gösteri
Cözüm yanlısı Kıbrıslı Türkler, dün Lefkoşada yeni bir gösteri düzenledi. KKTC Cumhuriyet Meclisindeki siyasi partilerin başkan ve temsilcileri, BM Genel Sekreteri Kofi Annanın referandum önerisini görüşürken, greve giden bazı sendikalar da, Meclis önünde toplanarak çözüm için slogan attılar. Bazı partilerin de destek verdiği eyleme katılanlar,
Meclisten, referandum yapılması yönünde karar almasını istedi.
MILLIYET 05/03/03
Kıbrıs'ta da halkın sesini dinlesenize...
Gül hükümeti ve AKP lideri Tayyip Erdoğan, Irak tezkeresinin TBMM'de reddedilmesini "halkın zaferi" olarak niteliyor. Birçok yazar, AKP'nin önde gelen isimleri de aynı konuda görüş birliği içindeler. Partinin toplumdan kopmadığı ileri sürülüyor. Milltevekillerinin, sokağın sesini dinlediklerinden dolayı, doğru yolu buldukları belirtiliyor.
Doğrudur.
Sokağın sesi çok önemlidir. Toplu
mun genel eğilimi bir partinin gücünü arttırır veya azaltır. Demokrasinin en temel koşulu budur. Eğer topluma rağmen bazı kararlar alınırsa, hükümetler mutlaka hesabını verirler.
TBMM'i ve özellikle de Cumhurbaşkanı Sezer'in üstünde durdukları diğer bir unsur da, "Uluslararası meşruiyet" konusuydu. Yani AKP'li miltevekillerinin bir bölümü, CHP'li milletvekillerinin tamamı, Sezer ile aynı görüşü paylaştılar. Ancak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin Irak operasyonuna Uluslararası meşruiyet verebileceğini, dolayısıyla tezkere'nin TBMM'de kabul edilebilmesi için, BM Güvenlik konseyinin 2 inci bir karar alması gerektiğini söylediler. BM Güvenlik konseyini, Uluslararası bir yargıç konumuna koydular. TBMM kararını BM Güvenilik Konseyinden çıkacak karara bağladılar.
Buraya kadar iyi...
Ancak ülkeler tutarlı olmak zorundalar. Tutarlı olamazlarsa, inandırıcılıkları da kaybolur. Birgün bakarsınız, kapınız çalınmış ve sizden eski sözlerinizde durulmanız istenmiş.
KIBRIS'TA DA AYNI KISTASLAR GEÇERLİ Mİ?
Örneğin, Irak tezkeresi için geçerli kıstasları şimdi de Kıbrıs'ta uygulamamız gerekmez mi?
Kıbrıs Türk Halkı sokakları aşındırıp duruyor. Hemde toplumun büyük bölümü çözüm için haykırıyor.
Kimse onların yüzüne bakmıyor.
"Halk anlamaz, liderlik onların çıkarını daha iyi bilir" denilip geçiliyor.
Hele BM Güvenlik Konseyinin, KKTC'yi tanımayan, boykot eden kararına ne demeli? Uluslararası hukuka bu kadar bağlı isek, aynı tutumu Kıbrıs konusunda da göstermemiz gerekmez mi?
Eğer işimize geleni kabul edip, gelmeyeni reddedeceksek bilelim...
* * *
BM, PLANDA NE DEĞİŞİKLİKLER YAPTI?
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs'lı iki lideri önümüzdeki Pazartesi günü (10 Mart) Hollanda'nın başkenti Lahey'de bekliyor.
Denktaş ve Papadopulos, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine ya "Evet, bu planı ilke olarak kabul ediyorum ve 30 Mart günü referanduma sunacağım" veya "Hayır, kabul etmiyorum ve referanduma da götürmeyeceğim" diyecekler. Senaryo bu, ancak Denktaş'ın gidip gitmeyeceği belli değil. Belli olan, KKTC Cumhurbaşkanının, Tür
kiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sezer ve Türk Silahlı Kuvvetlerini arkasına alarak, bu planı reddetmek istediğidir. Tabii her zaman olduğu gibi, ilerde Kıbrıs nedeniyle büyük sorunlar yaşandığında ne Denktaş, ne Sezer, ne de komutanlar sorumluluklarını yüklenecekler. Tüm yük genç kuşakların omuzlarına atılacak.
Merak edip araştırdım. Acaba Annan, Türk tarafının üstünde en çok durduğu, en çok önem verdiği konularda ne gibi değişiklikler yaptı?
İKİ KESİMLİLİK
Türk tarafının en büyük duyarlığı, Rum göçmenlerin Türk bölgesine "çok erken ve çok sayıda" göçmeleri ve seçme hakkı sayesinde de Türk kesiminde dengeyi bozma olasılıklarıydı. Annan bu konuda önemli değişiklikler yaptı ve iki kesimliliği güçlendirdi.
- Rum göçmenlerin gelişi, anlaşmanın imzasından 6 ay sonra başlayacaktı. Denktaş'ın itirazları üzerine bu süre önce 4, ardından da 6 yıla çıkarıldı. 6 yıl süreyle 65 yaşın altındaki göçmenler Kuzey'e geçemeyecek.
- Geri dönecek göçmen oranları (ilk 10 yılda gidecekleri yerdeki nüfusun) yüzde 7'si (15 yıla kadar) 18 ve (15 yıl sonrasında) 28'ini aşamayacak iken, bu oranlar yüzde 7-14 ve 21'e indirildi. Türk bölgesine geleceği tahmin edilen Rum göçmen sayısı şimdi 12 bin olarak hesaplanıyor.
- Geri dönecek Rumların oy kullanma hakkı olmayacak ve Türk yönetiminin tüm kurallarına uyacaklar.
TOPRAK
- İlk planda toprağın bir miktarı Rumlara bırakılıp, buraya binlerce Rum göçmeni getirilmesi planlanmıştı. Ancak Türk tarafının (özellikle Silahlı Kuvvetlerin) ısrarı üzerine, Karpaz'ın tamamı KKTC'ye bırakıldı. (Doğrusu kimselerin yaşamadığı ve sadece asi eşeklerin dolaştığı bu toprak parçasında neden bu kadar ısrar edildiği hiç anlaşılamadı) Bu nedenle Rum göçmenler çok daha verimli bölgelere yerleştirildi. İki bölge arasındaki sınır çizgisi de bu nedenle düzeltilemedi.
- İlk planda KKTC'ye bırakılan toprak oranı yüzde 28.7'den, yüzde 29.2'ye yükseltildi.
ASKER SAYISI
- KKTC ve Ankara'nın en çok üstünde durduğu diğer bir unsur da, ada'da kalacak Türk ve Yunan asker sayısı oldu. İlk planda toplam 9.999 iken, son planda bu rakkam 12 bine yükseltildi.
- Türkiye AB'ye tam üye olana kadar da bu askeri varlıkta hiçbir indirim yapılmayacak.
TÜRK GÖÇMEN
- KKTC 3 üncü planda istediğini elde etti ve 60-65 bin kadar Türkiye'den göçmen olarak gelmiş Türk vatandaşının ada'da kalmasına ve ilerde vatandaş olarak yaşamlarını sürdermelerine imkan sağlandı.
- 18 bin Türk üniversite öğrencisine de özel statü verilecek ve eğitimlerine devam edebilecekler.
KKTC KURUCU OLACAK
- En önemli bir diğer değişiklik, KKTC'nin "ortak devlet" yerine "kurucu devlet" olarak kabul edilmesi. Böylece KKTC ayrı ve egemen bir unsur olarak Kıbrıs Cumhuriyetinin parçası sayılacak.
Ancak Denktaş bunların yeterli olmadığını, Annan planının daha da değiştirilmesini, hatta yeniden yazılmasını istiyor.
Bundan dolayı da, Lahey'e "hayır" demek için yola çıkmaya hazırlanıyor.
MILLIYET 05/03/03 MEHMET ALI BIRAND