Sayın Cumhurbaşkanımız,

Yaklaşık 45 yıldır, önceleri merhum Dr. Küçük’le birlikte, son 30 yıldan bu yana da tek başınıza, Kıbrıs Türk Halkı’nın liderliğini yapmaktasınız. Bu uzun yıllar boyunca, halkınızla birlikte zaman zaman çok zor günler yaşadınız, zaman zaman mutluluğu tattınız. 1958, 1960, 1963, 1974, 1983 gibi gerek acı, gerekse tatlı dönüm noktalarında, hep halkınızla birlikte hareket ettiniz, milli dava olarak tanımladığımız Kıbrıs Türk Halkı’nın varoluş kavgasını bıkmadan usanmadan yürüttünüz, halkınıza liderlik yaptınız. Günahlarınızla sevaplarınızla

siz Denktaşsınız ve Kıbrıs Türk Halkı’nın liderisiniz.

Kıbrıs Türk Halkı çok zor günler geçirdi. Ama yılmadı, teslim olmadı. Kıbrıs Türk Halkı, sizin liderliğinizde, birçok ulusa örnek olacak bir direniş sergiledi ve 1974 Barış Harekatıyla, Türkiye ile birlikte, bu şanlı mücadeleyi başarıya ulaştırdı. O dönemde “biz federal çözüm istiyoruz, bu nedenle Kıbrıs Türk Federe Devleti’ni kuralım” dediniz. Halkınız size “evet” dedi. 1983’te “bağımsız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni kuracağız” dediniz. Halkınız size yine “evet” dedi. Ancak bugün, siz başka söylüyorsunuz, halkınız başka söylüyor.

Sayın Cumhurbaşkanımız,

Halkınız bugün, Kıbrıs sorununun bir an önce çözülmesini ve Avrupa Birliği üyeliğini istemektedir. Halkınız sizden, 28 Şubat’a kadar, olabilecek en iyi uzlaşmayı sağlamanızı ve bu anlaşmayı 30 Mart’ta referanduma sunmanızı beklemektedir. Ve bunu yapmakta kararlı olduğunuzu derhal açıklamanızı istemektedir.

Halkınız, masada bulunan Annan planını bir çerçeve olarak onaylamakla beraber, bazı endişeler de taşımaktadır. Halkınız, iyiniyetle, bir çözüme ulaşmak amacıyla samimi çaba harcamanızı, halkın endişelerini ortadan kaldıracak adımları atmanızı beklemektedir.

Halkınız sesini size duyuramamanın sıkıntısı içinde meydanlara dökülmüştür. Halkınız “Denktaş istifa” diye haykıracak duruma gelmiştir. Sakın ola “bunlar 3-5 Rum yardakçısının işi” yaklaşımına girmeyin. Halkla bizzat konuşun. Yapılan anketleri inceleyin. Bunlar da yetmezse derhal bir referandum yapıp halkınızın ne istediğini öğrenin. Çünkü Sayın Denktaş, Halkın sesini duymak durumundasınız. Halkın iradesine saygı göstermek zorundasınız. Halkın beklentilerine yanıt vermek durumundasınız. Halkınız sizden cesur adımlar ve cesur kararlar beklemektedir.

Sayın Cumhurbaşkanımız,

Şimdi zaman, Halk’ın sesine kulak verme zamanıdır. Şimdi zaman, Halk’ın iradesi doğrultusunda hareket etme zamanıdır. Şimdi zaman, Kıbrıs Türk Halkı’nın uzun ve yorucu mücadelesini taçlandırma zamanıdır. Şimdi zaman, Milli davamızı başarıyla noktalama zamanıdır. Şimdi zaman, Anavatan Türkiye’nin çağdaş medeniyet yolunda yürüyüşünün önünü açma zamanıdır.

Ve bunu yine siz yapmalısınız ve halkınızın gönlündeki yere oturmalısınız. Eğer bunu yapamayacak durumdaysanız da Halk’ın önünü açacak adımları atmalısınız. Halkın kaybedecek zamanı kalmamıştır.

Acil şifalar dileklerimizle saygılarımızı sunarız.

KIBRIS 09/01/2003

 

Denktas, yine karamsar

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Birleşmiş Milletler (BM) çözüm planının, Türk tarafının egemenlik, eşitlik, statü ve garantiler gibi temel taleplerine karşılık vermediğini, bu nedenle müzakere edilmesi gerektiğini belirterek, 'Değişiklik olur mu olmaz mı bilemem... Rumlara bu imkanlar verildikten sonra zayıf bir ihtimal. Peki bunları elde etmezsek '28 Şubat'a imzayı at' diyenlere sesleniyorum... Ellerini vicdanlarına koyarak kendileri atabilirlerse gelip atacaklar' dedi.

BM çözüm planının Rum Yönetimi'nin AB'ye üyelik sürecine endekslenmesini de eleştiren Cumhurbaşkanı Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın planı 3. şekliyle yeniden taraflara sunacağı konusundaki haberlerle ilgili olarak da, 'Taraflara baskı aracı haline gelecek girişimlerde bulunulması iyi niyet göreviyle bağdaşmaz. Hele hele 'bunu falan tarihe kadar ya kabul edin, ya reddedin' diye bizi AB takvimine bağlamak büyük bir baskıdır' ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş dün Türkiye Muharip Gaziler Derneği yetkililerini kabulünde, 1960'lı yıllardan başlayarak Kıbrıs görüşmeleri ve bu görüşme sürecinde tarafların tutumlarıyla ilgili belli dönüm noktaları hakkında bilgi verdi. Makarios, Kiprianu, Klerides döneminden alıntılar yaparak her dönemde 'Kıbrıs Cumhuriyeti' unvanından vazgeçmek istemeyen Rumların anlaşmaya yaklaşmadığını belirten Denktaş, Kıbrıs Türkü'nün temel talebinin ise her dönemde statü, egemenlik ve garantilerde odaklandığını anlattı.

Gündemde olan ve 28 Şubat'a endekslenen BM Çözüm Planı'nda da aynı sorunların yaşandığını belirten Denktaş, planda değişikliğin şart olduğunu belirtti.

Plandaki sorunlar

BM çözüm planında 1960 garanti anlaşmalarının sulandırıldığını, Rumların tüm mallarına dönmesinin öngörüldüğünü, toprak düzenlemeleriyle Türk tarafının daracık bir alana sıkıştırılmak istendiğini, 50-60 bin göçmenin nereye yerleştirileceği ve bu insanların nasıl geçineceği konusunda öngörü olmadığını belirten Denktaş, şunları söyledi:

'Bu belgeyi herkes çok iyi tetkik etmeli. Bir maddede 'eşdeğeri olanlar malında kalacak' denirken, başka bir maddede Rum mal sahiplerinin tümünün hakkı olduğunu, oturduğun her yerin Rum'un olacağını görürsün. Senatoya senin vatandaşın olan İngiliz, Rum da girecek. Türk-Rum dengesi kalmayacak. 'Turizm patlayacak' diyenler, otellerin de Rumlara verileceğini görmüyor mu?... Nasıl bakıyorlar, nasıl tefsir ediyorlar ve halkı nasıl ikna ediyorlar ki bu anlaşmayla biz refaha, selamete ulaşacağız, anlayamıyorum...'

BM çözüm planının müzakere edilmesi gerektiğini ve bu amaçla siyasi partilerle ortak toplantılar yaptığını, Ticaret Odası'nın ise yazılı görüş verdiğini belirten Denktaş, 'Öyle değişiklik talepleri geldi ki, bu değişikliklere gereksinim duyduğunuza göre, bu belgeyi incelemeden 'belge imzalanmalıdır' diye telkinlerde nasıl bulundunuz, halkı yollara nasıl döktünüz ve şimdi 'bu değişiklikler gerekir' diyorsunuz... Bunları halka açıklasanıza...Denktaş'ı 'uzlaşmaz' göstereceğinize bunu yapsanıza' diye konuştu.

Bugüne kadar hastalığı yanında, partilerle görüşmelerine gölge düşürmemek için açıklama yapmadığını da söyleyen Denktaş, 'Belirli ana konularda bir konsensüs oluşturma fikriyle çalıştım. Zannedersem o yöne gitmekte olduğumuz görülünce TKP çekiliverdi. Dolayısıyla uzlaşmadan yana kimdir, kim değildir, inatla 'biz bunu imzalarız' diyerek halka hizmet ettiğini sanan kimdir, halk bunu iyice görmüştür. Ama her şey beklenmektedir' ifadelerini de kullandı.

Siyasi partilerle görüşmelerinin cuma günü devam edeceğini söyleyen Denktaş, bu görüşmelerde planı madde madde ele alıp görüşleri kayda geçirdiklerini ve böylece değişmesi istenen konuların ortaya çıkacağını anlattı. Denktaş, 'Bu ortaya çıkınca o zaman daha genel bir toplantı yaparız, diğer kuruluşları da çağırırız ve 'resim budur, ne dersiniz' diye fikir birliğine varmaya çalışırız' dedi.

'Müzakereler süreciyle

ilgili resmi bilgimiz yok'

Yeni müzakere sürecinin ne zaman başlayacağı ve görüşme formatıyla ilgili resmi bir bilgileri olmadığını, gelişmeleri gazete haberlerinden izlediklerini de bir soru üzerine söyleyen Denktaş, özetle şöyle konuştu:

'De Soto'nun 13'ünde gelmesinin ve 15'inde de görüşmelerin başlamasının öngörüldüğünü duyuyoruz. Bize resmen 'şu veya şu olacak' demediler, ama Rum tarafına bilgi verdikleri anlaşılıyor. Tabiatıyla sen devletini ve hükümetini bu kadar yerersen, 'bunlar artık bizi temsil etmez' diye ayyuka çıkarsan, başkası da sana niye saygı duysun!'

'Değiştirme ihtimali zayıf...

Değişmeden imza atacak olan atsın'

Yeni müzakere sürecinde BM çözüm planında değişiklik imkanını değerlendirirken de Denktaş, şöyle konuştu:

'İstediğimiz değişiklikleri elde etme imkanı var mı, yok mu; egemenliği daha sağlam duruma getirebilir miyiz! Rumlara bu imkanlar verildikten sonra zayıf bir ihtimal... Peki bunları elde etmezsek '28 Şubat'a imzayı at' diyenlere sesleniyorum; ellerini vicdanlarına koyarak kendileri atabilirlerse gelip atacaklar. Bir milletin kaderiyle oynuyoruz. Kısa vadeli refah düşünceleriyle -ki onun da garantisi yok- bakamayız, çok iyi düşünmemiz lazım. Sıkıntıları, bugünü, yarını değil hürriyetin bedelini düşünerek ve 700 bin Rumun içinde 200 bin Türkün hangi şartlarda yaşayacağını düşünerek...'

Rumların Enosis'ten başka hedefleri olmadığını ve uluslararası anlaşmalar dikkate alınmadan AB'ye yaptıkları tek yanlı üyelik başvurusunun kabul edildiğini belirten Denktaş, 'Böylece bizimle yeni bir ortaklık yapma imkanını AB ortadan kaldırdı. 'Kıbrıs Cumhuriyeti' unvanı ellerinde kaldığı sürece Rumlar bizimle anlaşmaz. Bir de AB üyeliğiyle taçlandırılınca uzlaşma ihtiyacı hiç kalmadı' dedi.

'Annan iyi niyet görevini aşıyor'

BM Genel Sekreteri Annan'ın, planı 3. değişiklikle yeniden sunacağına ilişkin haberlerin anımsatılması üzerine de Denktaş, 'Öyle bir rivayet var. Sunarsa sunar, ancak iyi niyet görevinin çok dışına çıkıyorlar. Genel Sekreterin belgesidir diye taraflara baskı aracı haline gelecek girişimlerde bulunulması iyi niyet göreviyle bağdaşmaz. Hele hele 'bunu falan tarihe kadar ya kabul edin, ya reddedin' diye bizi AB takvimine bağlamak, iyi niyet görevinin tam tersidir, büyük bir baskıdır. Büyük adaletsizliktir. Kıbrıs meselesinin halli AB'ye hiçbir şekilde bağlanmamalıydı' ifadelerini kullandı.

'Türkiye girene kadar bekleyelim'

Anlaşma için moratoryum uygulanabileceğini ve anlaşma yapılsa dahi Türkiye AB'ye girinceye kadar uygulanmaması gerektiğini de yineleyen Denktaş, 'Kuzey'in ekonomisi Rumların ekonomisine denk gelinceye, eşitlik ihdas edilinceye kadar moratoryuma ihtiyacımız var. Ama bunları söylediğimizde uzlaşmaz oluyoruz. Uzlaşmazlık akıl işi değil. Uzlaşmanın adı teslimiyet olursa geçerli olmaz' dedi.

Avrupa Birliği'ne karşı olmadıklarını ve AB üyeliğinden halkın yararlanacağının farkında olduklarını da söyleyen Denktaş, ancak AB'ye azınlık ve egemenliği tanınmayan bir toplum olarak değil, Rumlara eşit haklara sahip bir taraf olarak girmek istediklerini kaydetti.

Bir soru üzerine Türkiye Dışişleri heyetiyle iki günden beri devam eden temaslarını da değerlendiren Denktaş, 'Bizi dinlediler. Görüşlerini bildirdiler. Ortak olmayan bir şey, bir durum görmedim' dedi.

KIBRIS 09/01/2003

KIBRIS MÜZAKERE SÜRECİ

Teknik Komiteler çalışmaya resmen başladı

Kıbrıs sorununun çözümü için Annan planı zemininde gelecek hafta başlaması planlanan yeni müzakere sürecinin bir parçasını oluşturan teknik çalışmalar dün resmen başladı.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides arasında BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alvaro de Soto gözetiminde
önümüzdeki hafta başlaması beklenen sürece endeksli, daha fazla anlaşma sonrasına hazırlık niteliği taşıyan teknik çalışmalar rutin toplantılar şeklinde devam edecek.
Tarafların mutabakatı ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın talebiyle ekim ayında New-York
zirvesinde karara bağlanan, Kopenhag zirvesinin ardından Annan’ın taraflara gönderdiği mektupta da yer alan komiteler, birbiriyle bağlantılı 2 ayrı konuda çalışma yapacaklar.
“Uluslararası Anlaşmalar” ve “Ortak Devlet Kanunları” ana başlıkları altında çalışacak komitelerin Türk ve Rum üyeleri, Lefkoşa Havaalanı yakınlarında BM Konferans Merkezi’nde önceki gün tanışma mahiyetinde bir araya gelmiş ve çalışmaların başlaması karara bağlanmıştı.
Buna göre, “Uluslararası Anlaşmalar” konusunda çalışma yapacak ort
ak komite, dün saat 11.00’de BM Konferans Merkezi’nde toplandı. Komitede Cumhurbaşkanılığı Müsteşarı Ergün Olgun ve Cumhurbaşkanı Denktaş’ın danışmanlarından Mümtaz Soysal’ın eşbaşkanlığında Türk tarafını temsil eden Dışişleri ve Savunma Bakanlığı Müsteşarı Aytuğ Plümer, Hukuk Danışmanı Zaim Necatigil, Hukuk Danışmanı Sülen Karabacak, Prof. Ruşen Ergeç, Prof. Haluk Kabaalioğlu, Avukat Zeki Bayram, Dr. Kudret Özersay ve Savcı Yardımcısı İlter Koyuncuoğlu, ortak toplantı öncesinde kendi aralarında hazırlık niteliğinde bir toplantı yaptılar.
“Ortak Devlet Kanunları” genel başlığı altında çalışacak diğer komite ise bugün toplanacak. Bu komitede Türk tarafını Başsavcı Akın Sait, Yüksek Mahkeme Eski Başkanı Salih Dayıoğlu, Avukat Oktay Feridun, Prof. Haluk Kabaali
oğlu, Prof. Ruşen Ergeç, Dışişleri Bakanlığı Genel Müdürü Can Korkut, Avukat Ergin Ulunay ve Savcı Ergül Kızılokgil’den oluşan heyet temsil ediyor.
Her iki tarafın 8’er üye ile temsil edildiği ve BM yetkililerinin de katıldığı teknik komitelerde Türk heye
ti, Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergün Olgun ile Cumhurbaşkanı Denktaş’ın danışmanlarından Mümtaz Soysal eşbaşkanlığında çalışıyor. Rum heyete ise Başsavcı Alekos Markides başkanlık ediyor.
ERGUN OLGUN’UN AÇIKLAMASI
Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergün Olgun, gö
rüşmeye giderken yaptığı açıklamada, ``Uluslararası Anlaşmalar Komitesi``nin ilk teknik toplantısının yapıldığını belirterek, daha önce yapılan toplantıların idari nitelikte olduğunu söyledi. Ergün Olgun, komite toplantılarının her gün yapılacağını kaydetti.
Komite çalışmaları sırasında elde edilecek netice ve bulgular nihai olmayıp, en üst düzeyde siyasi iradenin onayına sunulacak.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan`ın 3-4 Ekim 2002`de New York`ta KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Rum yönetimi lideri Glafkos
Klerides ile yaptığı görüşmelerin sonunda, çözüm sonrası yasalarla ilgilenecek ``Ortak Devlet Kanunları ile İlgili Komite`` ve uluslararası anlaşmalarla ilgilenecek ``Uluslararası Anlaşmalarla ilgili Komite`` kurulmasına karar verilmişti. Annan, 12-13 Aralık Avrupa Birliği Kopenhag zirvesinden sonra Denktaş ve Klerides`e gönderdiği mektupta, komite çalışmalarına hız verilmesini istemişti.
YENIDUZEN 09/01/2003

TC Dışişleri:

‘Siz anlaşın, biz uyarız’

** Kıbrıs Dairesi Genel Müdürü Büyükelçi Ertuğrul Apakan`ın TBMM Dışişleri Komisyonu`nda CumhuriyetçiTürk Partisi (CTP) lideri Mehmet Ali Talat`ı ``Rumlarla çalışmakla itham ettiği`` yolundaki haberleri hatırlatılması üzerine Dışişleri Sözcüsü Yusuf Buluç şunları söyledi: ``Bir bakanlık memurunun siyasi bir
hüviyete sahip, bizim yakın olduğumuz KKTC için dahi olsa böyle bir ifade kullanmasına ihtimal vermek dahi mümkün değil.``

Adamıza bir günlük bir ziyarette bulunan TC Dışişleri Heyeti, siyasi parti başkanları ile önceki akşam Girne’de çalışma yemeğinde bi
r araya geldi.
Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Büyükelçi Baki İlkin, Genel Müdür Büyükelçi Ertuğrul Apakan ve Genel Müdür Yardımcısı Büyükelçi Necip Ergüz`den oluşan heyet, Girne’deki akşam yemeğinde UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, CTP Genel Başka
nı Mehmet Ali Talat, DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli ve YAP Genel Başkanı Ertuğrul Hasipoğlu ile görüştü.
TC Dışişleri Heyeti’nin parti başkanlarına, “Sizin kendi içinizde anlaşmanız ve bir uzlaşma noktasına varmanız ö
nemlidir. Biz bu uzlaşıya uyarız” mesajı verdiği öğrenildi.
Öte yandan TC Dışişleri Bakanlığı, Kıbrıs politikasında ayarlamaların yapıldığını bildirdi. Dışişleri Sözcüsü Yusuf Buluç, Annan Planını müzekere ederken Kıbrıs politikasında bazı düzeltmeler, aya
rlamaların yapılmasının ihtiyacının doğuduğunu belirterek 'Hükümetimiz tarafından tüm ilgili kuruluşların katkısını almak süretiyle böyle bir ayarlama yapılmıştır' dedi.
Büyükelçi Buluç, haftalık olağan basın toplantısında Türkiye'nin Kıbrıs politikasında
bir değişiklik olup olmadığına ilşikin sorular üzerine, Annan Planının ortada olduğunu, bu planın müzakere edildiğini anımsatarak şöyle dedi: 'Annan Planının ortada olduğu bir vakadır. Annan Planının müzakere edilmekte olduğu da bir vakadır. Annan Planını müzakere ederken şimdiye kadar izlediğimiz tutumda bazı yeni ayarlamalar getirmek ihtiyacı da vardı. Hükümetimiz tarafından tün ilgili kuruluşların katkısını almak süretiyle böyle bir ayarlama yapılmıştır.' Türkiye'nin Kıbrıs politikasında bu ayarlamalar yaparken KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'tan vazgeçmesinin söz konusu olup olmadığına ilişkin bir soruyu yanıtlayan Buluç, Denktaş'ın Annan Planının üzerinde durduğu noktaların Türkiye'nin de üzerinde durduğu noktalar olduğunu belirterek 'Yetkili müzakerecimiz, meşru müzakerecimiz tabii ki Sayın Denktaştır' dedi. Buluç şöyle dedi: 'Gerçek şu ki Kuzey Kıbrıs Türk halkının çıkarına olan onların güvenliğini, refahını ve esenliğini sağlayan kararların alınması ve adada kalıcı ve istikrarlı bir uzlaşı olmasını sağlamak bizim için önemlidir' Yusuf Buluç, diğer bir soru üzerine de üst düzey Dışişleri yetkililerinin KKTC'ye gittiğini de bildirdi.
Buluç, bir gazetecinin Kıbrıs Dairesi Genel Müdürü Büyükelçi Ertuğrul Apakan`ın TBMM Dışişleri Komisyonu`nda Cumhuriyetç
iTürk Partisi (CTP) lideri Mehmet Ali Talat`ı ``Rumlarla çalışmakla itham ettiği`` yolundaki haberleri hatırlatması üzerine de şunları söyledi:
``Bir bakanlık memurunun siyasi bir hüviyete sahip, bizim yakın olduğumuz KKTC için dahi olsa böyle bir ifade k
ullanmasına ihtimal vermek dahi mümkün değil.``
YENIDUZEN 09/01/2003

Denktaş: İmza isteyen kendisi atsın

Cumhurbaşkanı, BM’nin Kıbrıs’ta çözüm planının AB takvimine endekslenmesini sert bir dille eleştirdi.

Rauf Denktaş, Türk tarafının eşitlik ve egemenlik gibi temel beklentilerine yanıt vermeyen Annan planının müzakerelerle değiştirilmesinin zayıf bir olasılık olduğunu söyledi. Denktaş, “28 Şubat’a kadar imzayı at diyenler, gidip kendileri atsınlar” dedi.
Denktaş, Muharip Gaziler Derneği heyetini ka
bulünde yaptığı konuşmada, Birleşmiş Milletler planının Rumların Avrupa Birliği takvimine endekslenmesini eleştirdi. Denktaş, taraflara baskı yapan BM Genel Sekreteri Annan’ın iyi niyet görevinin sınırlarını aştığını söyledi.
Denktaş, “Genel Sekreter’in p
lanı şu tarihe kadar ya kabul edin ya da reddedin yaklaşımı büyük adaletsizliktir.” dedi.
Denktaş’ın plana itiraz noktaları

“Plan iyileştirilmezse imzalamam”
60’lı yıllardan bu yana devam eden müzakerelerde Türk tarafının taleplerinin eşitlik, egemenlik,
statü ve garantilerde odaklandığını vurgulayan Denktaş, Annan planında da aynı konularda sorunların bulunduğunu söyledi.
34 yıllık maraton: Kıbrıs müzakereleri
Denktaş, Annan planında Türk tarafının beklentileri yönünde iyileştirme olmaması halinde anlaşm
ayı imzalamayacağını vurguladı.
YENIDUZEN 09/01/2003

De Soto diplomasi trafiğine başlıyor
BM Genel Sekreteri Kofi Annan`ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto`nun, gelecek hafta başında Ankara ve Atina`yı ziyaret edeceği bildirildi.
BM Sözcüsü, halen New York`ta bulunan De Soto`nun, gelecek hafta Kıbrıs`a gelmeden önce Ankara ve Atina`yı ziyaret ederek temaslarda bulunacağını kaydetti.
De Soto`nun temaslarının ayrıntıları hakkında açıklama yapmayan BM sözcüsü, Kıbrıs`ta oluşturulan özel komitelerin dü
n biraraya gelmelerine dikkat çekerek bugün de, Sözleşmeler Komitesi`nin toplanacağını ve görüşmelerin cuma gününe kadar devam edeceğini bildirdiler.
Yetkililer, komite toplantılarının gelecek haftadan itibaren yoğunlaşacağını da ifade ettiler.

HALKIN SESI 09/01/2003

DP: Annan planı müzakere edilmeli

Demokrat Parti (DP) Parti Meclisi, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş önderliğinde süren görüşmeler sürecinde şekillenen ve Kasım 2002'de taraflara sunulan Annan Planı'nın içeriğinin müzakere edilerek sonuçlandırılması için her türlü demokratik girişimde bulunulması kararını aldı.
DP Parti Meclisi'nin Kıbrıs sorunu konusunda aldığı kararda, "Annan Planı içinde ifadesini bulan kazanımların oluşması yolunda hayatını harcamış cumhurbaşkanımıza bugüne kadar olduğu gibi
önümüzdeki süreçte de en büyük desteği vereceğimizi yineleriz" denildi.
DP Basın Bürosu'ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, parti meclisinin dün geceki toplantısında alınan kararda, gelinen aşamada Annan belgesinin iki devletlilik, siyasal eşitlik, eşit e
gemenlik, Türkiye'nin etkin ve fiili garantisinin devamı konuları ve ada üstünde Türk-Yunan dengesini en üst düzeyde koruyabilmesi yönünde olabildiğince iyileştirmek için müzakere edilmesi gerektiğine dikkat çekildi.
28 Şubat'a kadar yapılacak olan müzaker
eler sonrasında varılacak son şeklin imza edilmeden önce halkın referandumuna sunulması ve bu hayati kararda halkın da cumhurbaşkanına destek olmasının sağlanmasının DP'nin sorumlu demokratik yaklaşımının bir göstergesi ve partinin KKTC halkının demokratik iradesine saygısının gereği olduğu da vurgulanan kararda şöyle denildi:
"DP olarak cumhurbaşkanına destek verirken, çözüm sonrası süreçte halkımıza ve kurumlarımıza olan güvenimizin altını çizerek, üstündeki kısıtlamalardan kurtulacak olan Kıbrıs Türk hal
kının ada üstündeki ekonomik eşitsizliğe son verecek yetenek ve güce sahip olduğuna yönelik inancımızla tüm siyasi partilerimizi iç kısır hesaplaşmalardan kurtulmaya ve insanımızın geleceğinin güçlendirilmesi için çözüm sonrası döneme yönelik çalışmaları ve hazırlıkları da elbirliği ile planlamaya davet ederiz."

HALKIN SESI 09/01/2003

Ticaret Odası bilgilendirdi… Zihinleri karıştırmak için kullanılan Vatandaşlık konusunun gerçekleri

Kim yurttaş, kim değil!

Kıbrıs Türk Ticaret Odası, bazı kişilerin vatandaşların zihinlerini karıştırmaya çalıştığını ancak Vatandaşlık konusunun Annan Planı’nda çok açık olduğunu ifade etti.
Annan planında Kıbrıs Vatandaşlığı yasası başlığı ile yer alan maddelere göre,
Kuruluş Antlaşması'nın yürürlüğe girmesinden sonra 1960'
da Kıbrıs vatandaşı olanlar ve onların soyundan gelenler;18 yaşına gelmeden yedi yıl süre ile Kıbrıs'ta yaşayan herhangi bir kişi ve aynı zamanda son beş yılın en az bir yılını adada geçirmiş olanlar; Kıbrıs vatandaşı biri ile evli olup, Kıbrıs'ta en az iki yıl sürekli ikamet edenler; ve bu evsaftaki kimselerin sürekli Kıbrıs'ta ikamet eden çocukları otomatik olarak Kıbrıs vatandaşı sayılacak.
Bu arada yukarıdakilere ilave olarak, isimleri kişi bazında BM Genel Sekreteri'ne 10 Mart 2003 tarihine kadar veril
en kişiler Kıbrıs vatandaşı olacaklar. Bu listeler her taraf için 33,000 kişi olacak. Adaylar listeye Kıbrıs'taki kalış sürelerine gore alınacaklardır
Annan Planına göre, Kıbrıs Vatandaşlığını alma ve kaybetme bölümü şöyle:

KIBRIS VATANDAŞLIĞI YASASI
Madd
e 1 Genel Hükümler
Bu kanun Kuruluş Antlaşması şartları, Anayasa, Uluslararası ve Avrupa Birliği standartları uyarınca Kıbrıs vatandaşlığı alma (ve kaybetme)şartlarını belirler.
Madde 2 ( Çifte vatandaşlık )
[eğer varsa madde ekleyiniz]
Madde 3 Kuruluş Ant
laşması'nın yürürlüğe girmesinden sonra Kıbrıs vatandaşlığı
1. Kuruluş Antlaşması'nın yürürlüğe girmesinden sonra Kıbrıs vatandaşlığına kabul edilecek şahıslar aşağıda tarif edilmiştir.
a. 1960'da Kıbrıs vatandaşı olanlar ve onların soyundan gelenler;
b.
18 yaşına gelmeden yedi yıl süre ile Kıbrıs'ta yaşayan herhangi bir kişi ve aynı zamanda son beş senede en az bir senesini adada geçirmiş olanlar;
c. Kıbrıs vatandaşı biri ile evli olup, Kıbrıs'ta en az iki yıl sürekli ikamet edenler; ve
d. Yukarıdaki evs
aftaki kimselerin sürekli Kıbrıs'ta ikamet eden çocukları
2. Yukarıdakilere ilave olarak, isimleri kişi bazında BM Genel Sekreteri'ne 10 Mart 2003 tarihine kadar verilen kişiler Kıbrıs vatandaşı olacaklardır.Bu listeler her taraf için 33,000 kişiyi aşmayac
ak şekilde, (ki eşleri ve çocukları da bu listeye dahildir) hazırlanacaktır. Kıbrıs vatandaşı olmaya yeterli özellikler taşımayan eşler ve çocuklar bu durumdan yararlanamayabilirler. Adaylar listeye Kıbrıs'taki kalış sürelerine gore alınacaklardır.
Madde 4
Kıbrıs vatandaşlığının kazanılması
Kıbrıs vatandaşlığı bu yasa hükümleri uyarınca kazanılır;
a. Ebeveynlerden birinin Kıbrıs vatandaşı olması halinde, doğumla birlikte otomatik
olarak;
b. Tabiiyete geçme; veya
c. [ek madde ekleyiniz]
Madde 5 Tabiyete geçm
e yolu ile kazanılması
Bir yabancı, aşağıdaki şartları eyrine getirmesi halinde vatandaşlığa müracaat edebilir;
a. 18 yaşına gelmiş olmak;
b. En az yedi yıl arka arkaya Kıbrıs'ta yaşamış olmak ve Kuruluş antlaşmasından
sonra da en az 4 yıl adada yaşamış ol
mak;
c. [Kıbrıs'ta ki resmi dillerden birine vakıf olmak];
d. < Ortak devlet > veya < parça devlet> makamları tarafından, kendi kanunları
uyarınca Kıbrıs'tan uzaklaştırılmasını gerektiren bir güvenlik veya koruyucu tedbire
tabi olmamak; ve
e. Müracaati y
apmadan önce geçen yedi yıl içerisinde önceden tasarlanmış bir
suç için bir yıldan fazla hapis cezasına çarptırılmamış olmak.
Madde 6 Kolaylaştırılmış Kıbrıs vatandaşlığının kazanılması
Kıbrıs vatandaşlığı kolaylaştırılmış şekilde elde edilebilir;
a. Bu h
ükümler uyarınca Kıbrıs vatandaşlığı bulunan kişilerin eşleri,en az iki
yıl boyunca evli olmak kaydıyla, Kıbrıs vatandaşlığı talebinde bulunarak; veya
b. Bu hükümler uyarınca Kıbrıs vatandaşlığı bulunan şahısların çocukları
otomatik olarak vatandaşlık al
abilir.
Madde 7 Kıbrıs vatandaşlığının kaybedilmesi
[varsa madde ekleyin]
Madde 8 Pasaportlar
1.Vatandaşlık Kurulu, bu hükümler uyarınca Kıbrıs vatandaşlarına pasaport verir.
2. Vatandaşlık kurulu, geçici bir dönem için (gün sayısı belirtin),Kuruluş Antlaş
ması
yürürlüğe girmeden önce verilen seyahat belgelerini mühürleyerek bu belgelerin
Kıbrıs tarafından tanınmasını sağlar.
Madde 9 Vatandaşlık Kurulu
1. Vatandaşlık kurulu < parça devlet >ten üçer kişiden oluşturulur ve başkanlık bir
yıllık sürelerle dönü
şümlü olarak gerçekleşir.
2. Vatandaşlık Kurulu çalışmalarını sürdürdüğü ilk iki yıl için, Kıbrıslı üyelere ek
olarak, Kıbrıslı olmayan ve aynı zamanda Yunanistan,Türkiye ve Birleşik Krallık
vatandaşı da olmayan,-iki ek üye Kurulda yer alır.Kıbrıslı olmay
an üyeler aynı
zamanda Yabancılar Kurulu'nda da yer alabilirler.
3. Vatandaşlık Kurulu üyeleri Başkanlık Konseyi tarafından atanır ve Parlemento'da
alınacak özel çoğunlukla onaylanır.
Madde 10 Vatandaşlık yasasının uygulanması
1. Vatandaşlık yasasının uy
gulanmasını Vatandaşlık Kurulu üstlenir ve Kurul bu
amaçla tüzük ve yönetmelikler yapar.
2. Vatandaşlık Komitesi bu yasa, tüzük ve yönetmelikleri uyarınca Kıbrıs vatandaşlığı
için yapılan başvurularla ilgili işlemleri yürütmek üzere personel atar ve bunl
a
denetler.
Madde 11 Vatandaşlık kararlarına itirazların incelenmesi
1. Vatandaşlık konusunda Kurul personelinin vereceği kararlar için Vatandaşlık
Kurulu'na itiraz hakkı vardır.
2. Vatandaşlık Kurulu'nun kararları Yüksek Mahkeme'nin yargısal denetimin
e tabidir.
Madde 12 Geçici kural ve düzenlemeler
Parlamentosu vatandaşlık konusunda detaylı düzenlemeler yapana kadar, Vatandaşlık Kurulu, bu hükümlere ve yukarıda belirtilen uluslararası enstrümanlara uygun olarak, ayrıca Kıbrıs' ın AB'ne Katılım Antlaşma
sı'ndan doğacak yükümlülükleri de göz önünde bulundurarak, vatandaşlıkla ilgili kural ve düzenlemeleri yapar.[diğer maddeleri ekleyiniz]
YABANCILAR, MUHACERET VE İLTİCA YASASI
Madde 1 Genel hükümler
Bu yasa, ikamet, muhaceret ve iltica şartlarını, Kuruluş
Antlaşmasını, Anayasa, uluslararası ve Avrupa Birliği standartlarına uygun olarak belirler.
Madde 2 Yunan ve Türk uyruklu şahısların giriş ve ikamet hakları
1. Kıbrıs, Yunan ve Türk uyruklu şahıslara giriş ve ikamet hakları konusunda, Avrupa
Birliği hukuku
ve Kıbrıs'ın Avrupa Birliğine katılım şartlarının izin verdiği ölçüde
eşit davranır.
2. Yabancılar Kurulu, Kıbrıs Rum inde sürekli ikamet etmekte olan
Yunan yurttaşlarının sayısının iç yurttaşlığı taşıyan Kıbrıslı
nüfusunun %10'una ulaşması durumunda Y
unan yurttaşlarının; ve aynı şekilde
Kıbrıs Türk inde sürekli ikamet etmekte olan Türk vatandaşlarını
sayısının Kıbrıs Türk iç yurttaşlığı taşıyan Kıbrıslı nüfusunun %10'
una ulaşması durumunda Türk yurttaşlarının, Kıbrıs'a gelip yerleşmesine (göçüne)
izin vermez (onaylamaz). Bu madde amaçları için, hem Kıbrıs hem de gerekse
Yunan gerekse Türk yurttaşlığı taşıyanlar, sadece Kıbrıs yurttaşı sayılacaktır.
3. Kuruluş Antlaşmasından sonra, Yabancılar Kurulu tarafından kurucu devletlere
Yunanistan'dan ve T
ürkiye'den gelen ve vatandaş olmayanlara ülkelerine dönüşte
(Türkiye ve Yunanistan) yerleşim hakkı aşağıdaki paragrafa göre sağlanacaktır:
5 seneden fazla adada yaşamış fakat vatandaş olmayanlara ülkelerine
(Türkiye/Yunanistan) geri dönebilmeleri için fi
nansal yardım yapılacaktır. Bu
yardım nakit olarak ülkelerine dönüşten Ve Kuruluş Antlaşması'nın yürürlüğe
girmesinden en fazla beş sene sonra (yani ilk beş sene içinde)yapılacaktır.
Yapılacak yardımın büyüklüğü dört kişilik aile için 10,000 Euro'dan az
olmamak
kaydıyla verilecektir.
Madde 3 İltica
Yabancılar Kurulu, iltica hakkını 1951 Göçmenlerin Statülerini belirleyen Cenevre Sözleşmesi ve onun 1967'deki protokolü, 1997 İltica Talep Edenler ile ilgili Dublin Sözleşmesi, Kıbrıs'ta yürürlükte olan 1950
Avrupa İnsan Haklarını Koruma ve Temel Özgürlükler Sözleşmesi ve onun ek protokolleri, ve Kıbrıs'ta yürürlükte olan diğer ilgili uluslararası enstrümanlara göre verir.
Madde 4 Yabancılar Kurulu
1. Yabancılar Kurulu ten üç kişiden oluşur ve başkanlık yıllık
rotasyona tabidir.
2. Çalışmasının ilk iki yılında, Yabancılar Kurulu'nda, ek olarak, Kıbrıs,Yunanistan, Türkiye veya Birleşik Krallık vatandaşı olmayan iki kişi görev alır. Kıbrıslı olmayan şahıslar aynı zamanda Vatandaşlık Kurulunda da görev yapabilir.
3. Yabancılar Kurulu üyeleri, Başkanlık Konseyi tarafından atanır ve Parlementoda özel çoğunluk ile da onaylanır.
Madde 5 Yasanın uygulanması
1. Yabancılar Kurulu bu yasanın uygulanması ile görevli olur ve bu amaçla tüzük ve yönetmelikler yapar.
2. Yabancı
lar kurulu bu yasa ve çıkaracağı tüzük ve yönetmeliklerine gore muhaceret, iltica, sınır dışı etme veya suçluların iadesi ile ilgili talepleri işleme koyacak personeli atar ve denetler.
Madde 6 Muhaceret, iltica, sınır dışı etme veya suçluların iadesi ile
ilgili alınan kararlara itiraz
1. Kurul personelinin, muhaceret, iltica, sınır dışı etme veya suçluların iadesi ile ilgili
vermiş oldukları kararlara karşı, Yabancılar Kurulu'na itiraz etme hakkı vardır.
2. Yabancılar Kurulu'nun kararları, Yüksek Mahkeme'
nin yargısal denetimine tabidir.
Madde 7 Geçici kural ve düzenlemeler
Parlementosu vatandaşlık konusunda detaylı düzenlemeler yapana kadar, Yabancılar Kurulu, bu hükümlere ve yukarıda belirtilen uluslararası enstrümanlara uygun olarak, ayrıca Kıbrıs'ın AB'
ne katılım Antlaşması'ndan doğacak yükümlülükleri göz önünde bulundurarak, vatandaşlıkla ilgili kural ve düzenlemeleri yapar.[diğer maddeleri ekleyiniz]
YENIDUZEN 09/01/2003

Kıbrıs'ta süreç hızlanıyor

Murat Yetkin

Denktaş, BM planı üzerine görüşmeler için haftaya masaya oturuyor

09/01/2003 RADIKAL

Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış'ın dünkü Radikal'de yer alan ve Türkiye'nin
1974'ten bu yana izlediği Kıbrıs politikasını günün gerekleri doğrultusunda yenilediğini duyuran sözleri, dün Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Yusuf Buluç tarafından tekrarlandı. Böylece Dışişleri Bakanı ile Bakanlığı arasında bir süredir görülen çelişkili açıklamalar, bu örnekte ortadan kalkmış oldu. Üstelik Büyükelçi Buluç'un kullandığı 'Düzeltme
' fiili çok şey anlatıyor.
Ankara'nın, şimdiye dek en değişmez sanılan dış politika unsuru sayılan Kıbrıs'a artık farklı baktığı bir gerçek.
İşin ilginç yanı, bu politika değişikliğinin aslında 29 Kasım'da yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısından bu
yana geçerli olması. Diplomatik ve askeri kaynaklar, o MGK sonrasında yayımlanan açıklamada Denktaş'ın BM planını müzakere edilir bulmasına verilen desteğin, politika değişikliğinin
başlangıcı sayılması gerektiğini söylüyorlar.
Aynı kaynaklar, bu çizgini
n BM planının aynen kabul edileceği anlamına gelmediğini vurguluyorlar. Yapılan, 'koşulların dayattığı bir değişimi, Türk çıkarlarını koruyacak şekilde ve BM planı çerçevesinde müzakerelere öncelik verme yoluyla' sağlamak olarak özetleniyor.

Ayrıntılara gelince...
Üst düzey Türk Dışişleri heyetinin dün Denktaş'la yaptığı görüşme sonrasında ortaya çıkan ve Denktaş'ın "Ankara ile görüş ayrılığımız yok" sözleriyle dolaylı kabul gören tablo şöyle özetlenebilir:

İkinci plan masada
Birinci plana yapılan itirazlar üzerine BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından hazırlanan ikinci plan görüşmelere esas alınıyor. Ankara planın bu son hali üzerinde Türk tarafının lehine bir, aleyhine iki noktayı saptamış durumda.
Türk tarafının lehine olan, parça devletlerde oy k
ullanabilmek için o devletin vatandaşı olma zorunluluğu. AB üyeliğini garantilemiş Rum Cumhuriyeti vatandaşlarından, salt oy kullanmak için KKTC vatandaşlığına geçmek için bir akın olmayacağı ve bu durumun "Rumlar içimize dolacak" endişesini gidereceği hesaplanıyor.
Sakınca oluşturan ilk konu harita. Ankara'ya göre, Karpaz Yarımadası'nda bir Rum kantonunun öngörülmesi Türk tarafının güvenliği için sakıncalı. Ankara'daki askeri ve sivil makamlarla KKTC makamları arasında yürütülen ayrıntılı çalışmalar sonuc
unda oluşturulan ve Rumlar tarafından da kabul edileceğine inanılan yeni bir harita önerisi hazırlanmış bulunuyor.
İkinci konu ise, nüfus hareketleri. Plan aynen kabul edilirse, Türkiye'den adaya göçmüş olan nüfusun 15-20 bin kadarının geriye dönmesi gere
kecek. Zaten soruna müzakereler yoluyla çözüm bulunması da bu sakıncaları giderebilmeyi amaçlıyor.
Muhtemelen 10 Ocak'ta (yarın) Ankara'da olacak BM Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto'ya, Türk tarafının görüşmelere başlama kararlılığı i
letilecek.
13-14 Ocak'ta da adada olacak. BM planı üzerine görüşmeler de muhtemelen haftaya başlayacak. Görüşmeler KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından yürütülecek.
Görüşmelerin dolaylı mı, yüz yüze mi, yoksa ikisinin bir karışımı şeklinde mi yürüt
üleceği, De Soto'nun temaslarıyla ortaya çıkacak. Çünkü Rum tarafını sıkıştıran bir sorun da bulunuyor:
16 Şubat'ta Rum Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılıyor. Klerides'in en büyük rakibi, Denktaş'la görüşmelerdeki iki numaralı müzakereci olan b
aşsavcı Markides. Klerides kazanırsa, süreç yeni sorunlara yol açmadan gelişebilir. Kazanamazsa, görev süresi, tam da BM planında son tarih sayılan 28 Şubat'ta doluyor.
28 Şubat tarihinin müzakerelerin başlamasıyla değiştirilmesi ihtimali, bu nedenle de v
ar.
Türk tarafı bu kez müzakere pozisyonunu açıklamama kararı aldı. Gizlilik ilkesi üzerinde Denktaş ile de anlaşmaya varıldı. Rum tarafının da gizliliğe uymasının sağlanması için BM temsilcisinden yardım istenecek.
Bütün bu gelişmeler içinde Türkiye'yi
endişelendiren bir yan var. O da Kıbrıs Türk kamuoyunun içinde bulunduğu kamplaşmanın, müzakereleri olumsuz etkilemesi ihtimali. Ancak yine de Ankara'daki politika değişikliğinin Kıbrıs'ta çözüm sürecini canlandıracağı görülebiliyor.

'Yeni' eksen Annan pla

Dışişleri, hükümetin çıkışları doğrultusunda 40 yıllık Kıbrıs politikalarında değişikliğe gidiyor. Yeni ayarlamalar Annan planı çerçevesinde yapılacak

09/01/2003 RADIKAL

RADİKAL - ANKARA - AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan'ın '40 yıldır süren geleneksel politikaların terk edilmesi gerektiği' yolundaki sözlerinin ardından Türkiye, Kıbrıs politikasında BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın planı çerçevesinde resmen değişikliğe gitme kararı aldı. Karar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Yusuf Buluç'un dünkü basın toplantısıyla duyuruldu. Buluç, Kıbrıs politikasının 'gerçekçi ve Kıbrıs Türk halkının istikrarına yönelik' olarak gözden geçirileceğini söylerken, Annan planı göz önüne alınarak düzeltmelere ve yeni ayarlamalara gidileceğini vurguladı.
Erdoğan'ın açıklamal
arı hakkında yorum yapmaktan kaçınan Buluç, KKTC lideri Rauf Denktaş ile hükümet arasında dayanışma olduğunu söyledi. Buluç, Denktaş'ın Annan planında düzeltilmesini istediği noktalar konusunda
aynı görüşü taşıdıklarını vurguladı. Dışişleri Sözcüsü, yeni
Kıbrıs politikasında Denktaş'ın rolü konusunda ise, "Yetkili müzakerecimiz, meşru müzakerecimiz tabii ki sayın Denktaş'tır. Gerçek şu ki KKTC halkının çıkarına olan onların güvenliği, refahı ve esenliğini sağlayan kararların alınması ve adada kalıcı ve istikrarlı bir uzlaşı sağlamak bizim için önemlidir" diye konuştu.

Müzakereler 14 Ocak'ta
Kıbrıs'ta müzakereler öncesinde atılacak adımları birlikte saptamak üzere önceki gün KKTC'ye giden Dışişleri Bakanlığı heyeti dün Ankara'ya dönerken,
Kıbrıs için politika değişikliği anında uygulamaya da yansıdı. BM Genel Sekreteri Annan'ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto'nun Ankara ziyareti öncesi ortaya koyduğu takvim kabul edildi. Takvim gereği, Rum kesiminden de olumlu bir yanıt alınırsa 14 Ocak tarihinde Ann
an planı
üzerinde müzakerelere başlanacak. KKTC lideri Denktaş ile Rum Kesimi lideri Glafkos Klerides'in pazartesi De Soto ile buluşması bekleniyor. Türk tarafı müzakereler öncesi Annan planında istenilen değişiklikleri de netleştirdi.

 

Kıbrıs'ı ilhak ve entegrasyon bitti

Uğur ERGAN-Turan YILMAZ

Türkiye, Kıbrıs politikasında tarihi bir değişiklik yaparak entegrasyondan vazgeçtiğini dün resmen ilan etti. Dışişleri: Yeni bir ayarlama yaptık. Ama Denktaş'tan vazgeçmeyiz.

Türkiye, Kıbrıs politikasında tarihi bir değişikliğe gitti. Dışişleri, ‘‘Yeni bir ayarlama yaptık. Ama Denktaş'tan vazgeçmeyiz’’ mesajı verdi. Politika değişikliğinde AKP'nin yaklaşımları etkili olurken, üst düzey bir diplomat, ‘‘Artık Kıbrıs'ta ilhak ve entegrasyon çuvala girmiştir’’ dedi.

Türkiye, yıllardan beri sürdürdüğü Kıbrıs politikasında tarihi bir değişiklik yaptığını dünya kamuoyuna dün resmen duyurdu. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü
Yusuf Buluç, iki ay aradan sonra ilk kez dün düzenlediği basın toplantısında, ‘‘Hükümetimiz tarafından tüm ilgili kuruluşların katkısını almak süretiyle yeni bir ayarlama yapılmıştır. Bu kapsamda bir politika düzeltilmesi gereksinimi vardır. Bunun da gerekleri yerine getirilmektedir’’ açıklamasını yaptı.

DENKTAŞ'TAN VAZGEÇMEYİZ

Buluç
bu ayarlamaların Kıbrıs Türk halkının çıkarına olduğunu da ifade ederek
, ‘‘Onların güvenliğini, refahını ve esenliğini sağlayan kararların alınması bizim için önemlidir’’ dedi. Buluç, Türkiye'nin bu ayarlamalar yapılırken KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'tan vazgeçmesinin söz konusu olmadığını söyledi.

KKTC'YE BİLGİ VERİLDİ

Hürriyet'e bilgi veren üst düzey bir diplomat da, KKTC'de temaslarda bulunan Dışişleri heyetinin politika değişikliğini KKTC Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş'a ilettiğini söyledi. Aynı diplomat, ‘‘Artık Kıbrıs'ta Türkiye'nin ilhak ve entegrasyon tehditi çuvala girmiştir’’ dedi.

Türkiye'nin, Kıbrıs'ta yeni ayarlamalar yapacağının ilk sinyali önceki gün TBMM Dışişleri Komisyonu'ndan gelmişti. Komisyona bilgi veren Dışişleri Müsteşar Yardımcısı Baki İlkin, ‘‘İlhak tehdidine dayanan Kıbrıs politikası yeni hükümetin önceliği değil’’ diyerek, Dışişleri'nin politikasında değişiklik olacağı mesajını vermişti.

KUZEY IRAK FAKTÖRÜ

Dışişleri'nin tavır değiştirmesinde AKP'nin Kıbrıs'a ilişkin yaklaşımları etkili oldu. Genel Başkan Tayyip Erdoğan başta olmak üzere AKP yönetimi, ABD'nin olası operasyonu sonrasında Kuzey Irak'ta yaşanabilecek gelişmelerin Türkiye açısından yaşamsal önemine dikkat çekerek, ‘‘Türkiye bu süreçte K. Irak ve Kıbrıs'ı aynı anda sırtında taşıyamaz.’’ görüşünü savunuyor. Bu çerçevede ‘‘Annan planını’’, ‘‘müzakere zemini’’ olarak kabul eden AKP yönetimi, Türkiye'yi rahatsız eden unsurların giderilmesi halinde bu plan zemininde bir anlaşmaya varılmasına da sıcak bakıyor.

HURRIYET 09/01/2003

Kıbrıs’a ‘ayarlama’


Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin Kıbrıs politikasında değişiklik yapıldığı sinyalini verdi. Sözcü Buluç, Kıbrıs tutumunda bazı yeni ayarlamalar yapıldığını açıkladı


ANKARA Milliyet 09/01/2003

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Yusuf Buluç, "Annan planı müzakere edilirken şimdiye kadar izlediğimiz tutuma bazı yeni ayarlamalar getirme ihtiyacı vardır. Bütün ilgili kurumların katkısını almak suretiyle böyle bir ayarlama yapılmıştır, yapılacaktır" dedi. TBMM Dışişleri Komisyonu üyelerine verilen brifingde "Kıbrıs’ta entegrasyon politikamız artık bitti" açıklamasının ardından, Türkiye’nin Kıbrıs politikasında "ayarlama yapacağı" dün resmen açıklandı. Buluç, haftalık basın toplantısında, "Kıbrıs’ta politika değişikliği var mı?" sorusu üzerine şunları söyledi: "Kofi Annan’ın çözüm planının ortaya konulmasıyla Kıbrıs sorununa barışçı yolla çözüm bulunması sürecine yeni ve önemli bir unsur eklendi. Bu önemli unsurun gereklerini göz önüne alan bir politika düzeltmesi ihtiyacı vardır. Bu düzeltmenin gerekleri de yerine getiriliyor."
Buluç, yeni politikanın ayrıntılarıyla ilgili soruya da "Annan planı müzakere edilirken şimdiye kadar izlediğimiz tutuma bazı yeni ayarlamalar getirme ihtiyacı vardır. Bütün ilgili kurumların katkısını almak suretiyle böyle bir ayarl
ama yapılmıştır, yapılacaktır" yanıtını verdi. Buluç, "Kıbrıs’daki ayarlamalarla Denktaş’tan vaz mı geçiliyor?" sorusu üzerine de "Denktaş’ın başmüzakereci statüsü devam edecek. Türk halkının çıkarına olan kararların alınmasını sağlamak bizim için önemlidir" diye konuştu.

Ada’ya heyet gitti
Kıbrıs konusunda tarafların önünde bir takvim olduğunu kaydeden Buluç, "Müzakereleri olabildiğince bu takvim çerçevesinde yürütmeyle ilgili çalışmalarımız devam etmektedir" şeklinde konuştu. Buluç, Annan planı için masaya oturacak Denktaş’a da üst düzey bir Dışişleri heyetinin gönderildiğini bildirdi. Dışişleri Müsteşar Yardımcısı Baki İlkin başkanlığındaki heyetin Türkiye’nin plana ilişkin ayrıntılı değerlendirmelerini ve önerilerini götürdükleri kaydedildi.
Edinilen bi
lgilere göre, Ankara’nın yeni Kıbrıs politikasının en önemli unsuru eski Başbakan Bülent Ecevit döneminde ön plana çıkan "Rumlar AB’ye girerse, Kıbrıs’ı ilhak ederiz" söyleminden vazgeçilmesi.
Türkiye bundan sonra "çözümün BM platformundaki görüşmelerle sağlanabileceği ve Annan planının eksiklerine rağmen müzakere edilmesinin gerekliliğini öne çıkaran" bir tavır takınacak. Türkiye ve KKTC’nin yaptığı ortak çalışmalar sonrasında Annan planını 28 Şubat’a kadar ciddi şekilde müzakere edecek olan Denktaş’ın, pl
anın aksayan yönlerine ilişkin somut öneriler getirmesi bekleniyor. Yeni politikanın ilk sinyali ise 10 Ocak’ta Ankara’ya gelecek BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto’ya verilecek.

Biz Mücadeleci Kıbrıs Türk Halkıyız;

Yüzlerce yıldır toprak bildiğimiz, pençemizi takıp vatan yaptığımız ülkemizde, daha mutlu, daha refah, geleceğe daha güvenle bakan, yarından daha umutlu, mücadelede yitip giden şehitlerimize daha saygın, doğmamış çocuklarımıza da barışçı, yaşayan her bir bireye daha belirgin bir gelecek mücadelesindeyiz.

Bizi eşitlik noktasına taşıyan, dünyadaki varlığımızı, Kıbrıs Türk varlığını, Türk varlığını Atatürk’ün çizdiği medeniyetler seviyesine kadar ulaştıran, buna bir adım kadar yaklaşmamızı sağlayan bir plan imzalama noktasına getirenlere teşekkür ederiz.

Planın mükemmel olmadığı bilinciyle; geçmişin acılarını gelecekte bir daha asla yaşamamak bilinciyle, barış içinde, mutlu ve refah gelecekler için, kendi varlığımızın dünyaya açılması için gün bugündür.

Sayın Cumhurbaşkanımızın gerçek halkın gerçek taleplerine karşılık verecek müzakerelere başlama kararlığını açıklaması, bu temelde gelinen bu noktada geri adım atmadan, mümkün iyileştirmeler yapılması için mücadelesini sürdürme kararlığında olması, Kıbrıs Türk halkının bireysel çıkarlar peşinde koşmadan, geleceği birlikte kurmak çabasına destek olması, tüm halkını kucaklaması ve halkının mutluluğu için anlaşmaya doğru adım atması çağrısını yapıyoruz.

Gelinen onlarca yılın ve mücadelenin haklı yorgunluğu omuzlarında olan, sayın Cumhurbaşkanımızın, bu gerçek ve çoğulcu çağrıya kulak vermesini içtenlikle dilerken, ayrımcı değil birleştirici, korkuyla değil cesaretle anlaşmaya inanmasını istiyoruz. Gelinen bu uzun yolun yorgunluğu ve sağlık nedenleri ile bayrak yarışını gençlere iletmeyi arzu ederse, bunu da saygı ile karşılayacağımızı ve önümüzün açılması ihtiyacımızı, sağlık dilekleriyle tüm kamuoyuna arz ediyoruz..

Kimgazet 09/01/2003

 

Önce çözüm sonra AB diyenlerin gönlü oldu. Çözüm olacak, ama AB olmayacak! Rumlar AB’ye girecek, biz de buzdolabına!
Körü körüne Annan planına sarılanlara bundan büyük pişmanlık duyacakları çok kötü sürprizler hazırladılar!
Anlaşma imzalandığı andan itibaren Kıbrıs Cumhuriyeti ortadan kalkacak ve artık kimseye pasaport verilmeyecek!

İşte yeni plan

Rum AB’ye, biz buzdolabına!

Anlaşma imzalanacak, ama Kıbrıslıtürkler Türkiye AB’ye girene kadar AB üyesi ve AB vatandaşı olamayacak!

Ankara’da belirlenen ve Lefkoşa’da Denktaş’la onaylanan yeni Kıbrıs planı daha uzun yıllar halkımızı Türkiye’nin AB yolunda bir rehinesi olarak tutmayı öngörüyor!

BM ve AB tarafından da destek gördüğü öne sürülen bu plana göre, Annan belgesinde özellikle yeni sınır ayarlamaları yapılacak ve mal-mülk sorunu toplu tazminatlarla çözümlenecek...

Rumlara Annan haritalarında belirlenen orandan daha çok toprak bırakılıyor, ayrıca toplu tazminat öneriliyor... Günlerdir sınırlarımızda çalışmalar yapan TC Genelkurmay uzmanları girintili çıkıntılı sınır yerine daha çok düz bir çizgi peşinde...

Annan planındaki referandum konusunda da değişiklik yapılacak. Anlaşmayı iki taaftaki halk değil, iki tarafın parlamentoları onaylayacak... Görüşmeler 28 Şubat’tn sonrasına da sarkıtılacak...

Anlaşma ile birlikte Kıbrıs Cumhuriyeti ortadan kalkacak... Böylelikle bundan sonra Kıbrıslıtürklere Güney Kıbrıs’ta pasaport verilmeyecek... Anlaşma imzalanana kadar pasaport almış olanlar AB vatandaşı sayılacak ve AB nimetlerinden yararlanacak...

Kuzey parça devletindeki Kıbrıslıtürkler için üye olana kadar AB muktesebatı uygulanmayacak... Kuzey’de Doğu Alman modeli geçerli kılınacak...

AFRIKA 09/01/2003

ASKERDEN REFERANDUMA "EVET

Tuğamiral Sağdıç, Kıbrıs’ta 25 bin kişinin Annan planına ekonomik kaygılarla destek verdiğini belirtti:
Askerin Annan planına ilişkin olarak yapılacak müzakerelerin ardından gelinecek son noktanın Ada’da referanduma götürülebileceği görüşünü dile getirdiği belirtildi.
TBMM Dışişleri Komisyonu’na önceki gün Tuğamiral Kadir Sağdıç tarafından verilen brifingde Annan planının ortaya çıkmasının ardından yaşanan gelişmele
re dikkat çekildiği ve Rauf Denktaş aleyhine yapılan gösterilerden duyulan rahatsızlığın dile getirildiği öğrenildi.
Brifingde kamuoyunun Türkiye ve çıkarları lehine hareket etmesi için ekonomik yardım yapılması, bu çerçevede Ada’daki küçük ve orta işletme
lere krediler açılması gerektiği belirtildi. Kuzey Kıbrıs’ta yaşayanların son BM planına ekonomik kaygılarla destek verdiği kaydedildi. Plana, 20 - 25 bin arasında kişinin koşulsuz destek verdiğinin saptandığı aktarıldı.
Brifingde, Kıbrıs’taki Türk askerin
in sayısının dörtlü hanelere inmesinin istendiği ancak İngiliz üslerinin konumuna ilişkin bir tartışmanın gündeme gelmediği belirtildi. "Kıbrıs’ın stratejik önemini yitirmediği"ne dikkat çekilen toplantıda, İngilizlerin üslerinin tartışmaya açılması gerektiği vurgulandı. Brifingde, "Kıbrıs kontrol dışı bir varlık haline dönüşürse, Türkiye kesinlikle güvenlik riskiyle karşılaşacak" denildi.
Annan planının kabul edilmesi durumunda 20 bin Türk vatandaşının anavatana geri dönmesinin gerekeceğinin altı çizildi.
Ayrıca iki tümenin yerinin değişeceği ifade edilerek, bunun ekonomik maliyetine dikkat çekildi. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda görevli Tuğamiral Kadir Sağdıç, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’na genç bir subay olarak katılmıştı.
AYHAN AYDEMİR
KKTC WEB 09/01/2003

Moratoryum istedi

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ‘‘Kıbrıs'ta bir anlaşma olsa bile, Türkiye AB üyesi oluncaya kadar uygulanmamalı’’ dedi. İki taraf arasındaki ekonomik dengesizlik nedeniyle, Kıbrıs'ta olası bir anlaşmanın hayata geçmesi için Türkiye'nin AB üyeliğinin beklenmesi gerektiğine işaret eden Denktaş, şöyle konuştu:

‘‘Kuzey'in ekonomisi Rumların ekonomisine denk gelinceye, eşitlik ihdas edilinceye kadar moratoryuma ihtiyacımız var. Ama bunları söylediğimizde uzlaşmaz oluyoruz. Uzlaşmanın adı teslimiyet olursa geçerli olmaz. AB'ye karşı değiliz. Ancak AB'ye azınlık ve egemenliği tanınmayan bir toplum olarak değil, Rumlarla eşit haklara sahip bir taraf olarak girmek istiyoruz.’’

Arabamız var ama geleceğimiz yok

 

Meclis Dışişleri Komisyonu'na brifing veren Büyükelçi Ertuğrul Apakan tarafından Rumlarla işbirliği içinde olmakla suçlanan Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Başkanı Mehmet Ali Talat, ‘‘Rumlarla işbirliği yapanlar, bu anlayışı temsil edenlerdir’’ dedi.

Kıbrıs Türk halkının sadece parasal nedenlerle çözüm istemediğine dikkat çeken Talat, şöyle konuştu:

‘‘Bizim mücadelemiz Türkiye'nin dünya devleti olmasını istemeyen bağnaz kesime karşıdır. Türkiye'nin KKTC'de IMF gibi görüldüğü doğrudur. Çünkü Türkiye öyle bir rol üstlenmiştir. Biz sadece parasal nedenlerle çözüm istemiyoruz. En büyük neden gelecek belirsizliğidir. Arabamız var, cep telefonlarımız var ama geleceğimiz yok. Geleceğimiz karanlık. Türkiye Kıbrıs'taki her köyde büyük projeler yapsa ne değişir.’’

KIRK YILA KARŞI KIRK NEDEN ! 1-KIBRIS TÜRKÜ artık korku masalları ve geçmişin kötü anılarıyla yaşamak istemiyor.

2-KIBRIS TÜRKÜ Sokaklara, meydanlara çıkıyorsa, iş istiyor, refah istiyor, hakları olan AB vatandaşlığını istiyor .

3-KIBRIS TÜRKÜ 30 yıldır KENDİSİNİ kuşatan militarist baskı ve korku çemberini kırmak ve özgürleşmek istiyor.

4-KIBRIS TÜRKÜ kişi başına düşen $2500 milli gelirini, Adanın güneyinde ki gibi 14 bin dolar olmasını istiyor.

5-KIBRIS TÜRKÜ bugün içinde bulunduğu açmazı, dengesizliği,adaletsizliği ve sefaleti aşmak istiyor.

6-KIBRIS TÜRKÜ bu durama ne M.Ali Talat'ın nede Avrupa başyazarı Şener Levent 'in nede KIBRIS TÜRKÜNÜN etnik milliyetçiliK kıskacında olduğunu söyleyip duran Dr. Niyazi Kızılyürek tarafından getirildi. Olsa olsa sorumlusu Denktaş ve destekçisi Türkiye'deki şahinlerdir.

7-"Kıbrıs'ta hiçbirşey değişemez" diyenler, artık bu gerçekler ve halkın sokağa taşan yoğun tepkileri sonucu yan çizmeye başladılar.

8-" İpe un sererek, Irak savaşının devreye girmesini bekleyerek bu sefer de yırtmak, yerlerinde kalmak istiyorlar.

9-Halkın tepkisini bile hafife almaya, kendilerine yontmaya çalışıyorlar.

10-Kimileri ise, Türkiye AB'ye girene kadar adanın kuzeyinde yaşayanların da AB üyesi olmaması gerektiğini söylüyor.

11-Bu beş para etmez görüşleri, bir karşı öneri olarak Kofi Annan'a sunmaya niyetleniyor.

12-O zamana kadar kuzeyde yaşayanlar biraz daha yoksullaşacakmış, biraz daha mutsuz olacaklarmış umurlarında bile değil.

13-Hatta o zamana kadar kuzeyde yönetecekleri, tahakküm edecekleri, iyice yoksullaştıracakları fazla bir nüfus kalmama ihtimali varmış, bu da onlar için fazla önem taşımıyor.

14-Zaman kazanmak, çözümsüzlüğü sürdürmek, değişimi ertelemek istiyorlar.

15-Ama olmuyor işte...

16-Evet, Kıbrıs Türkiye'nin ayağındaki ağır bir zincirdir. Ve bu zincir kırılmalıdır.

17-AKP'nin de aynı doğrultuda düşündüğü görülüyor.

18-Başka da çaresi yok zaten...

19-Kıbrıs politikası değişiyor...

20-Kıbrıs konusunda taşlar yerinden oynadı bir kere.

21-Kuzey Kıbrıs'ta onbinlerin sokağa çıkarak barış ve çözümden yana tavır koymaları politikacıları da, bürokratları da hareketlendirdi.

22-Denktaş, danışmanları ve Dışişleri'nde onu destekleyen yandaşları hariç, geniş çevrelerde Kıbrıs politikasının en azından gözden geçirilmesi gerektiği üzerinde duruluyor artık.

23-AKP lideri Tayyip Erdoğan'ın, '30-40 yıldır değişmeyen Kıbrıs politikasının Türkiye'nin elini zayıflattığına ve artık değişmesi gerektiğine' ilişkin sözleri, bu yaklaşımlarını dışavurmak isteyenler için cesaret verici oldu.

24-Dışişleri Bakanlığı'nda, görevleri sorun çözmek olan bazı bürokratlar, her türlü çözüme karşı çıkmaları bir yana, çözümden yana olanlara da suçlamalar yöneltmeye devam ediyorlar.

25-Bunlardan biri, Yunanistan ve Kıbrıs Masası Şefi Ertuğrul Apakan. Bir açıklama yaparak Kıbrıs'ta muhalefetin önemli bir bölümünü temsil eden ve çözümden yana açık bir tavır sergileyen CTP (Cumhuriyetçi Türk Partisi) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat'ı Rumlarla işbirliği yapmakla suçlamış.

26-Son yerel seçimde Lefkoşa, Girne ve Magosa gibi üç büyük şehrin belediye başkanlığını kazanmış ve Kuzey Kıbrıs'taki en önemli muhalefet gücünü, yani kuzeyde yaşayan halkın yaklaşık yüzde 45'ini temsil eden bir partiyi, neredeyse Rum ajanlığı ile suçluyor.

27-Apakan, Denktaş ve Ertuğruloğlu gibi açıktan 'Rum ajan'lığı ile suçlamıyor da, "Rumlarla işbirliği yapıyor" diyor. Aslında biraz komik de kaçıyor artık bu çabalar...

28-Talat ve Kuzey Kıbrıs'ta muhalefet yapan ve çözümden yana olan partiler, dernekler, kurumlar ve kişiler, Rum tarafıyla işbirliği yapmaktan kaçınıyor değiller.

29-Bunu istiyorlar ve aleni olarak yapıyorlar zaten...

30-Ayrı bölgelerde de olsa, adada birarada yaşayacakları, birlikte iş yapacakları insanlar Rumlar...

31-Eğer Denktaş ve Türkiye'deki 'Derin' şahinler bir engel çıkartmaz ve Kofi Annan'ın planı imzalanabilirse, Rumlarla ortak bir devlet kuracaklar.

32-Başkalarıyla değil.

33-Sadece devlet kurmayacaklar iş de kuracaklar.

34-Birarada iş de yapacaklar.

35-Anlaşmanın olası maddeleri ne kadar engelleyici olursa olsun... Kaldı ki adanın kuzeyinde yaşayan insanlar, artık hem çözüm hem de AB üyeliği ve refah istiyor.

36-Çözümü de Rumlarla gerçekleştirecekler ve Onlarla birarada yaşayacaklar...

37-Refahı da, şimdiye kadar Denktaş ve Türkiye'deki şahinler yüzünden ne kadar geç kalmış olsalar da, onlarla yakalamaya çalışacaklar...

38-Denktaş ve yandaşlarının, boyuna 1974 öncesini öcü gibi göstererek korku tellallığı yapmasına rağmen...

39-Kuzey'de yaşayan insanların neredeyse dörtte biri, meydanlara çıkarak, Denktaş'ın sarayının önüne yığılıp "Denktaş istifa" diyerek, bu işbirliğini talep ettiklerini söylediler zaten...

40-İnsanlar Rumlarla işbirliği yapmak istiyor.

Var mı ötesi...

KKTC WEB 09/01/2003