Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine
HÜCUM
Güneyde Kıbrıstaki evini, ya da büyüklerinin mezarını görmek isteyip de Güneye geçiş yasağından hareket edenler, Güney Kıbrısta eğitim almak isteyerek Eğitim ve öğrenim hakkım engelleniyor diyenler, Güney Kıbrısta düzenlenen kültür-sanat etkinlikleri, konferanslar ve panellere katılımı engellenen insanların Bilgilenme hakkımız engelleniyor gerekçelerine kadar, birçok insan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurdu, yenileri başvuruya hazırlanıyor
Başvuru için önemli bir zorunluluk da başvurudan önce yaşadığınız ülkenin hukukunda ön görülen iç hukuk yollarının (özel şartlar hariç) tümünün tüketilmiş olması... İnceleme yazılı olarak yapıldığı için mahkemeye gitmeye gerek yok, postayla Le Greffier de la Cour Europeenne des Droits de IlHomme Conseil de IEurope, F67075 STRASBOURG CEDEX adresine başvuru yeterli
Hakkımızı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde arayacağız sözleri komşu kavgasında bile duyulur oldu. Kıbrıslı Türkler de Seyahat hakkımız engelleniyor, Denktaş ve Eroğlu söz hakkımızı engelliyor, Bilgilenme hakkımız engelleniyor gibi gerekçelerle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmaya hazırlanıyor
Hatta, Psikolojimizi bozuyor diye yönetenler hakkı dava açmaya hazırlananlar dahi var...
Güneyde Kıbrıstaki evini, ya da büyüklerinin mezarını görmek isteyip de Güneye geçiş yasağından hareket edenler, Güney Kıbrısta eğitim almak isteyerek Eğitim ve öğrenim hakkım engelleniyor diyenler, Güney Kıbrısta düzenlenen kültür-sanat etkinlikleri, konferanslar ve panellere katılımı engellenen insanların Bilgilenme hakkımız engelleniyor gerekçelerine kadar, birçok insan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurdu, yenileri başvuruya hazırlanıyor.
Lahey sonrası!
Peki, nedir bu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, hangi davalara bakar, başvuru yöntemi nedir? Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru için ne para, ne avukat ne de mahkemeye gitmek gerekiyor... Başvuru mektupla ve ücretsiz.
5 bini aşkın Türk vatandaşı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmuş. Lahey Zirvesi öncesindeki başvurularda Kıbrıslı Türklerin sayısı bir elin beş parmağına ulaşmıyor. Ahmet Anın Güney Kıbrısa geçişinin engellenmesi sonucu açtığı dava ve 20 bin Euro tazminat kazanması, Adalı ailesinin Kutlu Adalının öldürülmesi sonucu faillerin ortaya çıkarılması için yeterli araştırma yapılmadığı yönünde açtığı dava bunlardan bazıları....
Ahmet Anın davasında İfade özgürlüğü, Güneye geçerek toplantı yapma özgürlüğü engellendi ve seyahat özgürlüğü engellendi gerekçeleri ön plana çıktı.
Güney Kıbrısa geçişlerle ilgili herhangi bir yasal düzenleme olmaması da insan hakları ihlali olarak kabul edildi.
Nedir bu AİHM?
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) bireyin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınmış temel haklarını gözeten uluslararası bir kuruluş.
Mahkemeye İnsan Hakları Sözleşmesinin 1,4 ve 6 numaralı ekleriyle güvence altına alınmış haklarının çiğnendiğini düşünen herkes başvurabiliyor. Bu önemli çünkü sözleşme ve eklerinde yer almayan haklar için AİHMye başvurmak mümkün değil. (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi için = http://www.tihv.org.tr/belgeler/aihs.html)
Mahkemeye gitmek gerekmiyor
Başvuru için önemli bir zorunluluk da başvurudan önce yaşadığınız ülkenin hukukunda ön görülen iç hukuk yollarının (özel şartlar hariç) tümünün tüketilmiş olması. Örneğin, şikayetiniz bir yargı kararı ile ilgili ize temyiz yoluna gitmeniz. Bu arada başvuru için alınan bu karar üzerinden altı aydan fazla bir süreninin geçmesi gerek.
Eğer İnsan Hakları Sözleşmesince güvence altına alınan haklarınızdan birinin çiğnendiğini düşünüyorsanız AİHM bir mektup yazmanız ve şikayetinizin nedenini, haklarınızın hangilerinin çiğnendiğini, iç hukuk yollarını tüketmek için hangi makamlara başvurduğunuzu ve alınan kararların bir fotokopisini yollamanız gerekiyor.
İnceleme yazılı olarak yapıldığı için mahkemeye gitmeye gerek yok, postayla Le Greffier de la Cour Europeenne des Droits de IlHomme Conseil de IEurope, F67075 STRASBOURG CEDEX adresine başvuru yeterli. Bu arada gönderdiğiniz belgeler size iade edilmeyeceğinden, belgelerin asılları yerine suretleri gönderilmesi gerekiyor.
Mahkemenin yapısı
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi parlamento, idare, mahkeme gibi kamu otoritesinin sorumluluk alanına giren işlemleri inceleyen bir mahkeme. Ama ulusal mahkemenin kararlarını bozup onların yerine bir karar verme yetkisi yok.
Mahkemeye mektup, faks ya da elektronik postayla (daha sonra yazılı olarak teyit etmek şartıyla) başvuruda bulunabiliniyor.
Resmi dilleri İngilizce ve Fransızca ama İnsan Hakları Sözleşmesine taraf ülkelerin resmi dilleriyle de başvuru kabul ediliyor. Başvurular ücretsiz. Ayrıca avukatla temsil edilmek isteyip de imkanı olmayanlara talepleri halinde adli yardım da yapılabiliyor.
YENIDUZEN 17/03/2003
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat:
Bu kokuşmuşluktan kurtulalım
Halk iradesinin en doğrudan yansıma türü olan referandumdan dahi korkan bir Cumhurbaşkanı, referandum yasası çıkmasın diye meclisi boykot eden bir koalisyon hükümeti
Bu garabet, tarihe kara bir leke olarak mal olacaktır
Denktaş, AB üyeliğini altın tepsi içinde Rumlara sunup Rum ulusal kahramanı payesine aday gösterilirken Cuma akşamı döndüğü yurdumuzda Laheyde olanlarla ilgili yine gerçek dışı açıklamalar yaptı. Lahey görüşmelerinin çöküşünü kendisi dışındaki herkese yüklemeye kalkıştı.
Dünyayla bütünleşmek, yasallaşmak isteyen bir halkın karşısında bir avuç halk düşmanı ve çıkarcı ile ittifak halinde bulunan karanlık güçler şimdilik aydınlığı yenmiş gibi görünebilirler. Ancak önce başı, sonra her tarafı kokuşmuş bu düzeni devam ettirmenin imkanı kalmamıştır
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Türk halkının temel görevinin dünyadan tecrit edilmiş bu bozuk düzeni, yaratıcılarıyla birlikte tarihe gömmek olacağını söyledi. Talat, Çözüme varmanın da, dünyayla bütünleşmenin de, kısacası insanca yaşamanın da tek yolu bu kokuşmuşluktan kurtulmaktır dedi.
CTP Genel Başkanı Talat dün yaptığı yazılı açıklamada Denktaş-Eroğlu ikilisine sert eleştiriler yöneltti.
Talatın açıklaması şöyle:
Olağanüstü aylar olağanüstü günler yaşadık, yaşamaya devam ediyoruz. Yaşadıklarımız tarihe geçecek kadar önem taşımaktadır.
Bu günlerin en belirgin özelliği halkından yabancılaşan yöneticilerin kopuşu ve temsili demokrasinin ciddi zayıflığının herkes tarafından görülmesi olarak öne çıkmaktadır. Halk iradesinin en doğrudan yansıma türü olan referandumdan dahi korkan bir Cumhurbaşkanı, referandum yasası çıkmasın diye meclisi boykot eden bir koalisyon hükümeti
Bu garabet, tarihe kara bir leke olarak mal olacaktır.
Bu dönemin bir başka büyük özelliği de gerçek dışı iddiaların bininin bir para olarak havalarda uçuşmasıdır.
Herkesin bildiği gibi, balık baştan kokar. Cumhurbaşkanı Denktaş en eski alışkanlığıyla gerçek dışı suçlamalarını ve saptırılmış bilgileri tekrarlamayı bu dönemde de sürdürdü ama bu arada kendi yarattığı rekorları da allak bullak etti. Özellikle Annan Planının sunulduğu ilk günden itibaren Denktaş eskiden ezberledikleri dışında arka arkaya konuştuğunda bile her defasında farklı şeyler söyledi, farklı rakamlar ortaya attı. Planı destekleyenlere olmadık iftiralarda bulundu. Makamını unutarak hakaretler yağdırdı.
Kendisine karşı olanları şuradan buradan para almakla suçladı. Kendi yandaşlarına dağıttığı rüşvet ve rüşvet anlamlı ganimetleri, defalarca emekliliği helal gösterip, bu helal (!) kokuşmuşluğu sürdürmek için halkını bile bile harcamakta bir sakınca görmedi.
Baş kokunca geriye kalan uzuvlar ise yalan ve iftiralarını burunlu-kulaklı hale getirdiler. Bilgisayarlarda çekler hazırlayıp anlı-şanlı Avrupa bankalarının rüşvet dağıttıklarına varıncaya kadar inanılmaz iddialarla süsledikleri iftiralarını, mitinglere katılanlara 10ar
Euro dağıtıldığını iddia edecek kadar çılgınlığa döktüler. Üstelik de bunları yurdumuzda yüzde bir-iki oyla ifade edilen desteği bile ancak bulan bir partiyi kullanarak yapmaya yeltendiler.
Gelin canlar bir olalım diyerek ulusa sesleniş komedisine başkalarının aklıyla düşen Eroğlu da bu süreçte en olumsuz rolü oynayanlardan birisi oldu. Meclisi boykot ettikten sonra siyasetin meclis çatısı altında yapılması gerektiğini söyleyerek muhalefetin meclis boykotunu eleştirdi. Kendi kendine barışa alternatif paketler hazırlayarak halkını tanımadığını yeniden kanıtladı. Köyleri dolaşarak anlamamış göründüğü Annan Planının gerçeklerini saptırmakta Denktaştan geri durmadığını kanıtlamaya ve birilerine mesaj vermeye çalıştı.
Rum ulusal kahramanı
Denktaş, AB üyeliğini altın tepsi içinde Rumlara sunup Rum ulusal kahramanı payesine aday gösterilirken Cuma akşamı döndüğü yurdumuzda Laheyde olanlarla ilgili yine gerçek dışı açıklamalar yaptı. Lahey görüşmelerinin çöküşünü kendisi dışındaki herkese yüklemeye kalkıştı. Annan Planının felsefesine karşı çıktığını ve doğrudan doğruya hem planı, hem de halkının self-determinasyon hakkının ifadesi demek olan referandumu reddettiğini unutturmaya çalıştı. Annan Planıyla uluslararası hukuk normlarına kavuşma şansı yakalayan mal-mülk düzenlemesine karşı çıkarak Kıbrıs Türk halkının ezici çoğunluğunun da kabul etmediği global değişimle kendi yasa dışılıklarını yasallaştırmaya uğraştı ve buna uygun olmadığı için planı reddetti.
Planı reddederken yine, herkesle dalga geçercesine başa dönmeyi ve ilkeleri tartışmayı önerdi. Uluslararası topluma kaybettirdiği zaman ve efora acımadan önce örneğin alt komitelerin çalışmalarını engelleyip sonra onların hazırlamaları gereken bölümlerin eksik olduğunu iddia etti, ama Laheyde bu komitelerin çalışmalarını teşvik etmeyi öneren Genel Sekreterin bu önerisini de reddetti. Zamanı tüketerek Rumların tek yanlı AB üyeliğine destek olarak Türkiyenin AB sürecinin önünü kesmeye çalıştı
Şimdi ise herkes suçlu kendisi masum!
İnsanlar ve özellikle politikacılar hata ve yanlışlar yaparlar. Hatalarını kabul edip etmemelerinden bağımsız olarak, zaman, her şeyin ilacı olduğu gibi yapılanları da unutturur.
Ama bazıları vardır ki, tarih boyunca unutulmaz, unutulamaz ve bundan dolayı da affedilemez. Çünkü bu yapılanlar öylesine göz önünde gelişmiş, öylesine ayan beyan ortada olmuştur ki sonucunu görememek ya da tahmin edememek neredeyse imkansızdır.
İşte seçimle gelen Hitlerin kan ve gözyaşı üzerine dayanan ve Almanyayı dünyanın hakimi yapmayı amaçlayan macerası. Yüzde doksan dokuz destekle ayakta durduğu iddia edilen Saddam Hüseyinin dur-otur ABDye meydan okuyan ve bunun sonucunda ölen, sakat kalan erkek, kadın ve çocuklar pahasına kahramanca dikilişi. Enver Paşanın Sarıkamıştaki anlamsız ısrarı ve donarak ölen binlerce asker. Ve daha sayabileceğimiz onlarca örnek
Son birkaç aydır yaşadığımız süreçte yapılanlar da asla unutulmayacaktır. Zaman, bugün yapılanların ilacı olamayacaktır.
Dünyayla bütünleşmek, yasallaşmak isteyen bir halkın karşısında bir avuç halk düşmanı ve çıkarcı ile ittifak halinde bulunan karanlık güçler şimdilik aydınlığı yenmiş gibi görünebilirler.
Ancak önce başı, sonra her tarafı kokuşmuş bu düzeni devam ettirmenin imkanı kalmamıştır. Ne siyasal, ne sosyal ne de ekonomik olarak bu düzen devam edemez.
Kıbrıs sorununa kalıcı çözümü en başta Denktaşın doğrudan doğruya bizzat kendisi engellemiştir. Kendi emelleri uğruna Kıbrıs Türk halkını yangına atmaktan çekinmemiştir.
Yakın tarihte Kıbrıs Türk halkının temel görevi, dünyadan tecrit edilmiş bu bozuk düzeni, yaratıcılarıyla birlikte tarihe gömmek olacaktır. Çözüme varmanın da, dünyayla bütünleşmenin de, kısacası insanca yaşamanın da tek yolu bu kokuşmuşluktan kurtulmaktır.
YENIDUZEN 17/03/2003
Politis gazetesi Annanın Laheydeki önerilerini açıkladı
Laheydeki Annan önerileri
Güney Kıbrısta yayımlanan Politis gazetesi Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annanın Lahey kentinde Kıbrıslı liderler ve garantör ülkelere sunduğu önerileri açıkladı. Gazete, önerileri Annanın iki talihsiz belgesi şeklinde yorumladı.
POLİTİS Annanın Laheydeki Önerilerini Açıklıyoruz
İki Talihsiz Belge başlığıyla yayımladığı haberinde, BM Genel Sekreteri Kofi Annanın, Laheydeki en kritik 24 saatte, prosedürün başarısızlığa uğradığını açıklamadan önce, taraflara yeni öneride bulunarak, takvimlerde küçük bir oynama yaparak anlaşma sağlamaya çalıştığını bildirdi.
Gazete, Annanın bu nedenle ilk başta 9 maddeden oluşan bir ortak beyan taslağı (belge) sunduğunu, daha sonra ise yalnızca 4 maddeden oluşan ikinci bir belgeyi gündeme getirdiğini yazdı.
POLİTİS ikinci belgede, ilk belgede bulunan marş ve bayrak komitesine, mahkemeye ve merkez bankasına atamalarla ilgili paragrafın çıkarıldığını; ancak ikinci belgenin çok önemli bir öngörü içerdiğini kaydetti
Gazeteye göre bu öngörü, referandumlardan herhangi birinin olumsuz sonuca varması halinde, Temel Anlaşmanın geçersiz, boş ve hiçbir hukuki temelinin olmayacağıydı ki bu da Rum tarafını memnun etti. Rum tarafı, bu prosedürün olumsuz sonuçlanması durumunda Kıbrıs Cumhuriyetinin lağvedilmemesini güvence altına almak istiyordu.
Belgelerde neler var?
Gazete, Annanın sunduğu belgelere de şu şekilde yer verdi:
Birinci belge:
1-İki lider, Teknik Komitelerin, misyonlarını 28 Marta kadar tamamlamaları için yoğun bir çalışma programı üzerinde anlaştılar
2-Yapılacak değişiklikler üzerinde 28 Marta kadar anlaşmaya varmak ve Temel Anlaşmayı 6 Nisanda eşzamanlı olarak referanduma götürmek hedefiyle, 26 Şubat 2003 tarihli revize planın temelinde müzakereleri teyit ettiler
3-İki tarafın uzlaşısıyla ilan edilen bayrak ve marş komitelerinin üyelerini 14 Marta kadar atayacaklar. Gelecekteki geçici Yüksek Mahkeme üyelerinin, Başmukayyit ve Mukayyit yardımcılarının ve Merkez Bankası geçici üyelirinin atanması konusunda anlaşmaya varmaya çalışacaklar. Başaramamaları durumunda benden, Temel Anlaşmanın onaylanması halinde bu kadroları üstlenecek olan kişilerle temasa geçmemi isteyecekler.
4-Oluşturucu devlet anayasa planlarını 25 Mart 2003ten geç olmayacak şekilde sunacakları taahhüdünde bulundular
5- 6 Nisan referandumlarının yalnız siyasi karar alınmasına bağlı olması için, 28 Marta kadar tamamlamaları gereken, elzem hazırlıkları derhal başlatacaklar
6- 6 Nisanda ayrı ve eşzamanlı referandumları yapmaya hazır olup olmadıkları olmadıkları konsuunda BM Genel Sekreterine 28 Marta kadar bilgi verecekler
7-Garantör ülkeler bu prosedürü benimser ve referandum yapılması ve Temel Anlaşma yürürlüğe girer girmez, kendileriyle ilgili konulardaki sözleşmeyi imzalayacakları konusunda anlaştıklarını gösteren yazılı taahhütlerini, 31 Marttan geç olmamak üzere, gerekli iç prosedürleri yerine getireceki tamamlamayı üstlenir.
8-28 Marta kadar anlaşmaya varılırsa, ayrı referandumlar 6 Nisanda yapılacak
9- Referandumlardan olumlu sonuç çıkarsa, Temel Anlaşma , BM tarafından onaylanacağı günün gece yarısında yürürlüğe girecek.
İkinci belge
İkinci Belge:
1- İki lider, 26 Şubat tarihli revize planın üzerinde değişiklikler yapmak amacıyla müzakerelere 28 Marta kadar devam edeceklerini taahhüt ederek bu hedefle, ortaya koyacağım bir çalışma programı uyarınca planın bütün yönlerini tamamlayacakları konusunda anlaştılar.
2- İki lider, ayrı referandumların 6 Nisanda yapılmasının, 28 Marta kadar Genel Sekretere iletilecek tek bir siyasi karara bağlı olması için gerekli önhazırlıkları derhal harekete geçirecek.
3- Garantör ülkeler bu prosedürü benimser ve Kıbrıstaki taraflarca referandumların yapılması konusunda uzlaşıya varılması durumunda, planda öngörülen yükümlülüklerini referandum tarihinden önce yerine getirecekleri konusunda iki tarafa ve Genel Sekretere taahhüt verecekleri, iç anayasal kurallarına uygun olacak yöntemleri konusunda, bugünden itibaren 10 gün içinde Genel Sekretere bilgi vermeyi üstlenirler.
4- Referandumlar yapılırsa, Temel Anlaşma öngörüldüğü şekilde yürürlüğe girecek. Referandumlardan birinden olumsuz sonuç çıkması halinde Temel Anlaşma geçersiz, boş olacak ve hiçbir hukuki temeli bulunmayacak.
YENIDUZEN 17/03/2003
Kıbrıslı Rum lider Papadopulos:
"Hedefimiz, çözümün ileri götürülmesi"
İlk öncelik pek tabii Kıbrıs sorununa bir çözümün ileri götürülmesidir. Hedefimiz, BM çabasının, başka bir şekilde devam etmesidir. Şöyle ki, bu çaba ayni yoğunluk ve boyutta olmasa bile, yeni ve kısa bir zaman takvimiyle sürdürülsün
BM Genel Sekreterinin sabrı, ısrarı, mantığı ve inceliği beni etkiledi. İstikrarlıydı ve kararlılıkla konuşuyordu. Karşılıklı savları açıkca kabul etmek veya red etmekte tereddüt göstermiyordu. Denktaş insancıl zeminde dostça ve nazikti ancak doğru olduğuna ve toplumuna yararlı olduğuna inandığı görüşlerde ısrarlıydı.
Güney Kıbrısta yayımlanan HARAVGİ gazetesi, Rum lider Tasos Papadopulosla Kıbrıs ve iç yönetim konularında yaptığı bir söyleşiyi yayımladı. Şöyleşinin Kıbrıs sorunu ile ilgili bölümü şöyle:
Soru: Laheydeki görüşmelerin çıkmaza girmesinden sonra Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıs sorununun çözümlenmesiyle ilgili öncelikleri nelerdir? Güvenlik Konseyi raporu ve Türk tarafına sorumluluk yüklenmesi ötesinde BMden başka neyi sağlamaya çalıyoruz?
Cevap: İlk öncelik pek tabii Kıbrıs sorununa bir çözümün ileri götürülmesidir. Hedefimiz, BM çabasının, başka bir şekilde devam etmesidir. Şöyle ki, bu çaba ayni yoğunluk ve boyutta olmasa bile, yeni ve kısa bir zaman takvimiyle sürdürülsün. Aynı zamanda, uluslararası camiayı ve karar merkezlerini, Türk tarafının, Annan planı, Lahey ve diğer yerlerdeki uzlaşmaz tutumu hakkında mümkün olduğu oranda aydınlatmaya çalışacağız. Pek tabii sorumluluk yükleme, tarafların tutumunun yansıtılması şeklinde olacak ancak sorumluluk yükleme tek başına Kıbrıs sorununun çözümlenmesi hedefini sağlayamaz.
Uluslararası aydınlatma!
Soru: Laheyde bulunduğumuz sırada uluslararası aydınlatma kampanyası açıklamıştınız. Bu güne kadar ne gibi önlemler alındı ve hükümet başka neleri planlıyor?
Cevap: Halihazır birçok önlemler alındı ve Kıbrıs Cumhuriyetinin bütün diplomatik misyonlarına direktifler verilmiş bulunuyor. Aydınlatma konusunda hazırlanan ve uygulanmakta olan bir plan mevcuttur. Bakanlar Kurulunun son toplantısında hükümet düzeyinde bu istikamete yönelik faaliyetler kararlaştırıldı. Hükümet faktörlerinin özel misyonlarıyla bunun başrolü ve koordinasyonunu Dışişleri Bakanlığı üstlenecek. Adaya döndükten hemen sonra yapılacak Ulusal Konsey toplantısında meclisteki siyasi partilerin de katılımıyla geniş bir aydınlatma programı kararlaştırılacak. Meclis ve partilerden bu konuya olumlu yaklaşım gösterileceği umut ve beklentisindeyim. Bu arada aydınlatma malzemesi hazırlanmış bulunuyor.
Soru: Ulusal Konseyin Laheyde katılımcı ve fikirbirliği içinde çalıştığı görüldü. Ulusal Konsey kurumunun daha üst düzeylere çıkarılması için ne gibi önlemler almak niyetindesiniz?
Cevap: Ulusal Konseyin çalışma zeminini, doğruluk, katılımcılık ve karşı görüşe saygı göstermek esasları oluşturuyor ancak Cumhurbaşkanı tarafından doğru, samimi ve tam bir şekilde aydınlatılması gerekiyor.
Soru: 16 Nisanda Kıbrıs Cumhuriyeti ABa katılım belgesini imzalamaya çağrılacak. Bu prosedürün engellenmesi için herhangi bir sorun veya tehlike var mı? Ne gibi önleyici faaliyetler yapıldı;?
Cevap: AB üyeliğinin tamamlanması için esas etkenin Yunanistan olduğunu herkes anlıyor, Yunanistan hükümetiyle sürekli temas ve tam bir görüş birliği içinde bulunuyoruz ve proseüdrün mutlu bir şekilde tamamlanması yolunda beklenmedik bir oyalamanın yer alacağına inanmıyorum. Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis 13.3.2003 tarihli bir demecinde Laheydeki tutumumuzun sonucu olarak Kıbrısın AB üyeliğinde hiçbir gecikme ve sorun olmayacağını söyledi.
Lahey öncesi ve sonrası bütün çalışmalar yapıldı şöyle ki AB katılım belgesine eklenecek Kıbrısla iglili protokol tamamen tatmin edici bir şekilde kaleme alındı. Avrupa Parlementosunun Dışişleri ve Savunma Komitesinin bu protokolü yakın bir zamanda onaylaması ve AB Parlamentosu Genel Kuruluna onay gönderilmesi için zemini hazırlamış bulunuyoruz.
"Türk tehditleri"
Soru: Kıbrısın AB üyeliğinden doğacak sonuçlarla ilgili Tük tehditlerini nasıl yorumluyorsunuz?
Cevap:Denktaş, Laheyde gece yarısı BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile yaptığımız ortak toplantıda benzeri tehliklerden söz etti. Tehditlere bakmaksızın tam üyelik yolunda ilerleyeceğiz.
Soru: Kıbrıslı Türklerin desteklenmesine yönelik bazı önlemlerin görüşülmekte olduğunu anlıyoruz. Bu önlemlerin temel istikametleri ve felsefesi nedir?
Cevap: Bakanlar Kurulunun 13.3.2003 tarihli toplantısında, bu önlemler üzerinde çalışma yaspıldı ve bunlara son şeklinin verilmesi için çalışacak bakanlardan oluşan bir komite kurulmasına karar verildi. Bunların bazılarına AB ile görüş alış-verişi sonrası nihai şekil verilecek. Bu önlemler, fiili olarak tam uygulamaya hazır olduğumuz zaman açıklanacak. Paketin bütününün uygulanması için gerekli ön hazırlık yapılmadan detaylara girmek istemiyorum. Bu önlemlerle Kıbrıslı Türk vatandaşlarımıza o zamana kadar Kıbrıs sorununa çözüm bulunmasa bile AB üyeliğimizden kaynaklanacak avantaj ve yararlardan kendilerinin de eşit şekilde yararlanacakları mesajını ve umudunu vermek istiyoruz.
Soru: BM Genel Sekreterinin çabaları ile ilgili değerlendirmeniz nedir? Ortak toplantıda Denktaşı nasıl buldunuz?
Cevap: BM Genel Sekreterinin sabrı, ısrarı, mantığı ve inceliği beni etkiledi. İstikrarlıydı ve kararlılıkla konuşuyordu. Karşılıklı savları açıkca kabul etmek veya red etmekte tereddüt göstermiyordu. Denktaş insancıl zeminde dostça ve nazikti ancak doğru olduğuna ve toplumuna yararlı olduğuna inandığı görüşlerde ısrarlıydı.
YENIDUZEN 17/03/2003
Türkiye'nin Avrupa yolu tıkandı
17/03/2003 RADIKAL
Kıbrıs sorununun çözümü yolunda BM Genel Sekreteri'nin son ana kadar sürdürdüğü çabaların başarısızlıkla sonuçlanması çoğumuzu şaşırtmadı. Kıbrıs konusunda kaydedilen gelişmeleri yakından takip edenler, Denktaş'ın uzlaşmaz tutumunda hiçbir değişiklik olmadığını çok önceden kolayca fark ettiler. Ayrıca, Türkiye'de siyasi değişimin ardından bu konuda farklı bir politikanın izlendiği görüntüsü verildiyse de son dönemde Ankara'nın eski tutumunu benimsediği görüldü.
Gelişmelerden de görüldüğü g
ibi bu durum Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye için başarı sayılamaz. Bunu söylerken de, Denktaş yönetiminin, içte karşılaşacağı sorunları kastetmiyoruz. Türkiye'nin AB yolunda karşılaşacağı aşılmaz engellerden bahsediyoruz. Verheugen, 2004 yılının mayıs ayından itibaren Kıbrıs'ın Kuzey kesiminin yabancı bir gücün işgali altında bulunan AB toprağı sayılacağını açıkça vurguladığı gibi, AB toprağını işgal altında tutacak Ankara'nın, AB'nin temel ilkelerine saygı göstermeden AB ile üyelik müzakerelerinin ilerlemesini boşuna bekleyeceğini ima etti.
Her şey er ya da geç Kıbrıs meselesinin yeniden ön plana çıkacağını gösteriyor. Bu nedenle de Atina ve Lefkoşa bugünden itibaren çalışmalara başlamalıdır.
(Başyazı, Etnos gazetesi, 12 Mart 2003)
Her şey Rum tarafının l
ehine
Rum tarafı, Kıbrıs konusunda elinden geleni yaptı. Türkiye'nin Lahey'deki ret yanıtı, Rumları avantajlı konuma geçirdi. Rumların AB'ye girmesine üye ülkelerin hiçbiri itiraz edemez
17/03/2003 RADIKAL
Lahey'de, Kıbrıs sorununun çözümlenmemesinden yalnız ve yalnız Ankara ile Rauf Denktaş'ın sorumlu olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Bu durumu ne Kıbrıs Rum tarafının sabit tezlerinden uzaklaşarak acı ödünler vermeyi kabul etmesi ne de Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'deki seçimlerden önce ve sonra yaptığı açıklamalar değiştirebildi. Türkiye'de Kemalizm sonrası düzen katı ve uzlaşmaz politikasında diretti ve BM Genel Sekreteri'nin girişimi başarısızlığa uğradı.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın geçen sonbaharda ilk çözüm planını sunmasından bu yana, önerilen ç
özümün dengesiz ve besbelli sorunlu olmasına
rağmen, Atina ile Lefkoşa olumlu cevaplar verdi. Artık AB'de Kıbrıs Cumhuriyeti'nin üyeliğine olumsuz bakanlar hiçbir bahane ortaya atamazlar.
AB'nin genişlemesiyle ilgili bir sorunun ortaya çıkmaması halinde, Kıbrıs'ın 16 Nisan'da AB üyeliğine ilişkin anlaşma imzalanacaktır. AB üyesi ülkelerinden birinin Parlamentosunda Kıbrıs'ın AB üyeliğinin onaylanmaması söz konusu değildir. Çünkü, parlamentolar tarafından her ülke için ayrı ayrı oy kullanılmayacak, AB genişlemesi paketinin tümü için oy verilecektir.
Türk tarafının Lahey'deki ret cevabı Kıbrıs Rum tarafına avantaj sağlamıştır. Şimdi diplomatik hareketlenmeye bir süre ara verilecek ve hareketlenme 2004 yılında yeniden başlayacaktır. Askıda tutulan Kıbrıs sorununun kapanması AB'nin yararınadır. Bu nedenle de AB-Türkiye ilişkilerinin pekiştirilmesi için Kıbrıs sorununun çözümlenmesi Türkiye'nin önüne açık bir şart olarak koşulacaktır. Zaten AB'nin genişlemeden sorumlu üyesi Gunther Verheugen'in açıklamaları gayet net.
Ankara, ya Avrupa hedeflerini terk edecek ya da Kıbrıs için rotasını değiştirmek zorunda kalacaktır. Şu anda bu rotanın 180 derece değişeceğine dair teorik açıdan hiçbir olasılık bulunmuyor. Türkiye, karşı karşıya bulunduğu ikilemin bilincine vardığında, eğer Kıbrıs konusunda olumlu bir tavır takınacaksa, AB'den karşılık olarak tüm taleplerinin yerine getirilmesini isteyecektir.
Bu aşamaya gelindiğinde ise Kıbrıs Rum tarafı bugünkünden çok da büyük kozlara sahip olacaktır. Kendisi için daha olumlu düzenlemeleri elde edebileceği bir çözüm istemek olanaklarına sahip olacaktır.
Bu arada, Türkiye'de Erdoğan'ın izlemek istediği politika üstün çıkarsa ve Denktaş'ın yerine de başkası gelirse çözüm kolaylaşacaktır.
( Başyazı, Katimerini gazetesi, 12 Mart 2003)
Denktaş: Yaya kalmadık
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan planı karşısında ve Lahey'deki Kıbrıs görüşmelerinde büyük bir imtihan verdiklerini ve yaya kalmadıklarını belirterek, ''Bu imtihanda bize oynanmak istenen oyunu bertaraf ettik. Rum tarafı da bize yardımcı oldu, çünkü onlar da bu planı kabul etmeye hazır değillerdi''dedi.
Kıbrıs konusundaki girişimlerin devam edeceğini belirten Denktaş, bu yeni süreçte Türk tarafının egemenlik ile devletinin kabul edilmesine ilişkin istemini katı şekilde ortaya koyması gerektiğinin altını çizdi.
Kıbrıs konusundaki gelişmeleri değerlendirmek üzere olağanüstü toplanan Bakanlar Kurulu'na bir süre başkanlık eden Denktaş, toplantı öncesinde yaptığı açıklamada, ''Lahey hakkında bildikleri var, bilmedikleri var. Bunları konuşacağız. Bunun sonrası halkımıza esenlik getirecek tedbirler neler olabilir, bunları konuşacağız'' dedi.
''Türkiye'deki tüm makamların Annan planının kabul edilebilir olmadığına ilişkin açıklamalarına rağmen, 'malum kişiler ile odakların, büyük fırsat kaçırıldı' söylemleriyle halkı yanıltmaya devam ettiğini'' ifade eden Denktaş, ''Güzelyurt'tan Yeşilırmak'a kadar topraklarımı verme fırsatını, 50-60 bin kişinin 3 yılda göçmen olma fırsatını, Türkiye'nin garantörlüğünün mum gibi eriyip ortada
n kalkma fırsatını, mal-mülk konusunda kişisel hak olarak Rumlara gelip 'bu benim evim' deme fırsatını kaçırdık'' diyerek, ''büyüt fırsat kaçırıldı'' diyenleri eleştirdi.
'ALDIKLARI PARALAR BOĞAZLARINDA KALACAK'
KKTC'de halkını yanıltmak ve direnişi kırarak Rumların peşinden Avrupa Birliği'ne sürüklenmek için büyük bir lobinin faaliyette olduğunu dile getiren Denktaş, ''Türkiye açıkça Annan planının kabul edilebilir yönü olmadığını ortaya koydu. Bizimkilerin hala uğraşları nedir? Tabii bazı makamlara paralar verildiğini biliyoruz. Ama bugün aldıkları para yarın boğazlarında kalacak. Biz bu halka ne yaptık diyedövünecekler' dedi.
Ülke içinde barışın sağlanması gerektiğini, bunun için de halkın tahrik edilmemesi gerektiğini kaydeden Denktaş, şöyle konuştu:
''Bir safha atlatıldı. Bu büyük bir imtihandı ve biz yaya kalmadık. Bu imtihanda bize oynanmak istenen oyunu bertaraf ettik. Tabiatıyla Rum tarafı bize yardımcı oldu. Çünkü onlar da bu planı kabul etmeye hazır değillerdi. Onların düşüncesi 'kabul etsek de etmesek de AB'ye gireceğiz' şeklinde. Onların bu inancı karşısında bizim direnişimiz, 'asla' deyip Türkiye ile birlikte hareket etmek ve devletimize sahip çıkmaktır. Gözleri kapalı, 'Kıbrıs'ı aldık' diyerek,Kıbrıs'ı alacaklarını zannediyorlar. Kıbrıs Tür
klerinin görevi buna boyun eğmemek, direnmektir. Vatanı tekrar toprak yapma hakkımız yok. Bu vatanı çok güzel bir şekle getirmek hepimizin borcudur.''
'GİRİŞİMLER DURMAZ'
Cumhurbaşkanı Denktaş, ''Bundan sonra herhangi bir girişim bekliyor musunuz, bundan sonra ne olacak?'' sorusuna karşılık, girişimlerin durmayacağını belirterek, ''Ama bundan sonra girişim yapılacaksa 'hay hay görüşelim' diyerek masaya oturmak doğru değil. Şartlarımızı iyi tespit edelim, ortaya koyalım ve bu şartlar kabul edildiği takdirde görüşelim'' dedi.
''Şartlar kabul edilmediği takdirde başkalarının ortaya koyacağı fantastik terimler ve planlarla vakit kaybetmeyelim'' diyen Denktaş, şöyle devam etti:
''Biz artık kendi görevimizi yapalım. Masa başında zaman kaybetmenin manası yoktur. Ama girişimler devam edecektir. Hiç kimse bunun peşini bırakmaz. Bu girişimlere karşı bizim planımız, istemimiz nedir, kati ve katı bir şekilde ortaya koyalım. Egemenliktir ve devletimizdir. Bunlar kabul edilmeden ortaklığa gidilmez. Çünkü ortaklık yapa
bilecek zemin yoktur. Karşı taraf sana azınlık dediği ve kendini senin de hükümetin olarak gördüğü sürece bu ortam oluşmuş değil.''
Cumhurbaşkanı Denktaş, ''Rum tarafına değişiklik önerilerinizi sunacağınızı açıklamıştınız. Bu girişimi yapacak mısınız?'' sorusu üzerine ise ''Bakacağız'' dedi.
Rum Yönetiminin eski Dışişleri Bakanı Yannakis Kasulides'in ''Denktaş tecrit edilecek'' sözlerininin anımsatılması üzerine ise Cumhurbaşkanı Denktaş, ''Hayal aleminde yaşıyor. Bir kişiyi tecrit etme diye bir ceza yok ve bugüne kadar olmadı. Çalışsınlar bakalım başarırlar mı'' dedi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, yaklaşık 1.5 saat Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti. Denktaş, toplantıdan çıkarken yaptığı kısa açıklamada, Bakanlar Kurulu üyelerinin, ekonomik program hakkındayapılacak çalışmalarla ilgili olarak kendisine doyurucu bilgi verdiğini söyledi.
Denktaş, bir soru üzerine, BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos'a, Annan planında yapılmasını öngürdüğü değişiklikle ilgili olarak henüz bir mektup yazmadığını belirtti.
Cumhurbaşkanı Denktaş'ın toplantıdan ayrılmasının ardından Bakanlar Kurulu toplantısına, Başbakan Derviş Eroğlu başkanlığında devam edildi.
HURRIYET 17/03/2003
Cüneyt ÜLSEVER
Kıbrıs'ta perde burada kapanmaz
ÖNCE şahi
nlerin hep atıfta bulundukları 1960 Güvenlik ve İttifak Antlaşmasının ilgili maddesine bakalım:
Madde 2:
i) Yunanistan, İngiltere ve Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin 1'inci maddede belirtilen taahhütlerini kaydederek, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını, ülke bütünlüğünü, güvenliğini ve anayasanın temel maddeleri ile oluşan durumu tanırlar ve garanti ederler.
ii) Yunanistan, İngiltere ve Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin diğer herhangi bir
devlet ile gerek birleşmesini gerekse Ada'nın taksimini doğrudan doğruya veya dolaylı olarak gerçekleştirmeye yardım ve teşvik edici bir amacı olan tüm hareketleri kendi yetki ve ilgileri oranında önlemeyi üstlenirler.
* * *
Güvenlik altına alınacak olan Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bağımsızlığı, ülke bütünlüğü ve güvenliğidir.
Kaldı ki Rauf Denktaş Barış Harekátı'nın başladığı 20 Temmuz 1974 sabahı radyoda yaptığı konuşmada aynen:
TSK'nın bugün başlatmış olduğu hareket bağımsızlığımızın garantörü olan 1960 Antlaşmaları'nın anavatanımız Türkiye'ye vermiş olduğu meşru hak ve yetkilere dayanmaktadır. Bu bir istila değildir. Kıbrıs'ın bağımsızlığını, ülke bütünlüğünü ve güvenliğini yeniden tesis etmek için girişilen ve sadece bu gayeye matuf sınırlı bir polis harekátıdır. Bu mücadele..... Rum toplumuna karşı girişilmiş bir mücadele değildir. Tam aksine hak ve hürriyetleri Yunanistan'daki cunta adına ellerinden zorbalık ve silah zoru ile alınmış..... diyor.
* * *
Ayrıca, daha önce yazdığım gibi; 1974 Barış Harekátı'ndan sonra 30 Temmuz 1974 tarihli Cenevre Konferansı'nda karara bağlanan ve altında Rauf Denktaş, Glafkos Klerides ve 3 garantör ülkenin Dışişleri Bakanı'nın imzası bulunan Cenevre Deklarasyonu'nun 5. maddesine göre, Kıbrıs Cumhuriyeti içinde iki eşit otonom yönetim olduğu kabul edilmiştir ve dolayısı ile Rumların tek başlarına Kıbrıs hükümeti olmadığı tescil edilmiştir.
Ancak, Rauf Denktaş sonradan 1975'te Kıbrıs Türk Federe Devleti adı altında bir devlet kurmuş, Kıbrıs Rum Kesimi de bunun üzerine BM'nin 1964 tarihli kararına geri dönmüştür.
* * *
Madde 2'nin ikinci paragrafı ise, şahinlerin iddia ettiği gibi, garantör ülke Türkiye'ye Kıbrıs Cumhuriyeti'nin diğer herhangi bir devlet ile.... birleşmesini... doğrudan doğruya veya dolaylı olarak gerçekleştirmeye yardım ve teşvik edici bir amacı olan tüm hareketleri kendi yetki ve ilgileri oranında önleme..... hakkı veriyor.
Ancak, Kıbrıs Rum Kesimi 4 Temmuz 1990'da AB üyeliği için başvurmuş ve şahinler tam 13 yıl sessiz kalmışlardır!
Rauf Denktaş ısrarla Annan Planı'nı tartışmak için yeterli zaman olmadığını söylemektedir.
Annan Planı'nı yaratan müzakereler tam 40 ay sürmüştür!
Sadece, Mümtaz Soysal'ın Türk tarafına başkanlık ettiği iki tarafın kanunlarını uyumlu hale getirecek komiteye Türk tarafı üyelerin atanması 3 ay vakit almıştır!
* * *
Neden? Neden? Neden?
Neden bu çelişkiler yaşanıyor?
1974 öncesinin mücahidi Rauf Denktaş ve arkadaşları Ankara'daki şahinlerle birlikte, 1974 sonrası, sivil-asker bürokrasi egemenliğine dayanan ahbap-çavuş Törkiş devletin bir kopyasını da Ada'da kurabileceklerini fark etmişlerdir de ondan!
Nitekim KKTC, TC'nin kötü bir kopyasıdır!
Terimin telif sahibi olarak söylüyorum.
Şahinlere göre:
Kıbrıs'ta çözümsüzlük çözümdür!
Şahinler, sorunlarını çözmüş Kıbrıs Cumhuriyeti'ni katiyen istemiyorlar.
Onlar için çare ya taksim ya da ilhaktır!
HURRIYET 17/03/2003
Rauf Denktaştan barış ve Avrupa Birliği için meydanlara toplanan halkına beddua!
Aldıkları para boğazlarında kalacak!
Tabii bazı makamlara paralar verildiğini biliyoruz. Ama bugün aldıkları para yarın boğazlarında kalacak. Biz bu halka ne yaptık diye dövünecekler
Rauf Denktaş, Annan planıyla ilgili süreç ve Lahey Zirvesi ile ilgili olarak, Bir safha atlatıldı. Bu büyük bir imtihandı ve biz yaya kalmadık. Bu imtihanda bize oynanmak istenen oyunu bertaraf ettik. Rum tarafı da bize yardımcı oldu, çünkü onlar da bu planı kabul etmeye hazır değillerdi iddiasında bulundu.
Denktaş, Kıbrıs konusundaki girişimlerin devam edeceğini de belirtti ve bu yeni süreçte Türk tarafının egemenlik ile devletin kabul edilmesine ilişkin istemini katı bir şekilde ortaya koyması gerektiğini kaydetti.
Malum odaklar!
Türkiyedeki tüm makamların Annan planının kabul edilebilir olmadığına ilişkin açıklamalarına rağmen, malum kişiler ile odakların, büyük fırsat kaçırıldı söylemleriyle halkı yanıltmaya devam
ettiklerini öne süren Denktaş, Annan planıyla Kıbrıs Türkünün hangi fırsatları kaçırdığını kinayeli bir dille şöyle ifade etti:
Güzelyurttan Yeşilırmaka kadar topraklarımı verme fırsatını, 50-60 bin kişin 3 yılda göçmen olma fırsatını, Türkiyenin garantörlüğünün mum gibi eriyip ortadan kalkma fırsatını, mal-mülk konusunda kişisel hak olarak Rumlara gelip bu benim evim deme fırsatını kaçırdık
Aldıkları paralar boğazlarında kalacak
KKTCde halkı yanıltmak ve direnişi kırarak Rumların peşinden ABa sürüklenmek için büyük bir lobinin faaliyette olduğu iddialarını sürdüren Denktaş, Türkiye açıkca Annan planının kabul edilebilir yönü olmadığını ortaya koydu. Bizimkilerin hala uğraşları nedir
. Tabii bazı makamlara paralar verildiğini biliyoruz. Ama bugün aldıkları para yarın boğazlarında kalacak. Biz bu halka ne yaptık diye dövünecekler ifadelerini kullandı.
Ülke içinde barışın sağlanması gerektiğini, bunun için de halkın tahrik edilmemesinin önemini dile getiren Denktaş, özetle şunları söyledi:
Bir safha atlatıldı. Bu büyük bir imtihandı ve biz yaya kalmadık. Bu imtihanda bize oynanmak istenen oyunu bertaraf ettik. Tabiatıyla Rum tarafı bize yardımcı oldu. Çünkü onlar da bu planı kabul etmeye hazır değillerdi. Onların düşüncesi kabul etsek de etmesek de ABa gireceğiz şeklinde
Onların bu inancı karşısında bizim direnişimiz, asla deyip Türkiye ile birlikte hareket etmek ve devletimize sahip çıkmaktır. Gözleri kapalı, Kıbrısı aldık diyerek Kıbrısı alacaklarını zannediyorlar. Kıbrıs Türklerinin görevi buna boyun eğmemek, direnmektir. Vatanı tekrar toprak yapma hakkımız yok. Bu vatanı çok güzel bir şekle getirmek hepimizin borcudur
.
Girişimler durmaz ama daha katı ve katı
Denktaş, Bundan sonra herhangi bir girişim bekliyor musunuz, bundan sonra ne olacak şeklindeki soruya da şu yanıtı verdi:
Girişimler durmaz. Ama bundan sonra girişim yapılacaksa hay hay görüşelim diyerek masaya oturmak doğru değil. Şartlarımızı iyi tespit edelim, ortaya koyalım ve bu şartlar kabul edildiği takdirde görüşelim. Şartlar kabul edilmediği takdirde başkalarının ortaya koyacağı fantastik terimler ve planlarla vakit kaybetmeyelim
Denktaş, Rum tarafına değişiklik önerilerinizi sunacağınızı açıklamıştınız, bu girişimi yapacak mısınız sorusuna ise, Bakacağız diyerek yanıt vermedi.
Tecrit cezası yok
Rum Yönetimi Dışişleri Eski Bakanı Kasulidesin Denktaş tecrit edilecek sözlerininin anımsatılması üzerine ise Cumhurbaşkanı Denktaş, Hayal aleminde yaşıyor. Bir kişiyi tecrit etme diye bir ceza yok ve bugüne kadar olmadı. Çalışsınlar bakalım başarırlar mı" dedi.
YENIDUZEN 18/03/2003
İngiltere Yüksek Komiseri Parker, CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talatla görüşmesinde açıkladı:
Bu liderlikle mümkün değil!
İngiltere Yüksek Komiseri Lyn Parker, Annan Planının masada bulunduğunu söyledi ancak Kuzey Kıbrıstaki mevcut siyasi ortamdan ve özellikle liderliğin tavrından dolayı önerilerin daha fazla ileriye götürülmesinin mümkün olmadığını vurguladı
Talat, çözüm fırsatını önümüzdeki 2-3 ay, hatta 2-3 yıl koruyabilmek için garantör, BM Güvenlik Konseyi Daimi üyesi ve ABnin seçkin ülkelerinden İngiltereye diğer ülkelerden çok daha büyük görevler düştüğünü söyledi
İngiltere Yüksek Komiseri Lyn Parker, Annan Planının masada bulunduğunu söyledi ancak Kuzey Kıbrıstaki mevcut siyasi ortamdan ve özellikle liderliğin tavrından dolayı önerilerin daha fazla ileriye götürülmesinin mümkün olmadığını vurguladı.
BMnin iyi niyet misyonunu devam ettirmeye hazır olduğunu kaydeden Parker, Ancak bu tarafta yeni bir hareket olana kadar BMnin daha fazla birşey yapması çok zor olacak dedi.
İngiltere Yüksek Komiser Parker dün Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talatı ziyaret ederek görüştü. Parkera İngiltere Yüksek Komiserliği Türk İşleri Sorumlusu Jill Morris eşlik etti.
Parker, görüşme sonrasında yaptığı açıklamada, geçen hafta Laheyde yaşananlardan dolayı hükümetinin çok üzgün olduğunu söyledi. BMnin masaya tarafların taleplerini karşılamaya en yakın, makul, kapsamlı ve dengeli bir öneri koyduğunu söyleyen Parker, referanduma gidilmesinin 10 yılı aşkın bir süredir BM görüşlerinin bir parçası olduğunu ve buna hiçkimsenin şaşırmaması gerektiğini belirtti.
Laheyde adanın her iki tarafındaki Kıbrıslıların kendi geleceklerini belirleme hakkını kullanmasının engellendiği görüşünü savunan Parker, BMnin ortaya koyduğu esaslar uyarınca referanduma gidilmemesi kararının Kuzey Kıbrıs liderliğince alınmasının üzüntü verici olduğunu söyledi.
Parker, BM önerisinin kısa sürede en iyi çözüm umudunu temsil ettiğine inanmaya devam edeceklerini kaydederek bu fırsatın yitirilmesinden dolayı üzüntü duyduklarını ancak en erken zamanda çözüme ulaşılması için çaba harcamaya devam edeceklerini belirtti.
TALAT: Çözüm fırsatı korunmalı
Mehmet Ali Talat ise konuşmasında, İngiliz Yüksek Komiseriyle hemfikir olduğuna işaret ederek, oldukça iyi hazırlanan planın yitirilmesiyle çok iyi bir fırsatın elden kaçırıldığını, Kıbrıs Türkünün dünyayla bütünleşerek izolasyon ve ekonomik sıkıtılardan kurtulma imkanını kaybettiğini belirtti.
Talat, çözüm fırsatını önümüzdeki 2-3 ay, hatta 2-3 yıl koruyabilmek için garantör, BM Güvenlik Konseyi Daimi üyesi ve ABnin seçkin ülkelerinden İngiltereye diğer ülkelerden çok daha büyük görevler düştüğünü söyledi.
Annan planının istenilmesi halinde yeniden gündeme getirilebilmesi için BM belgesi haline getirilmesi gereğine işaret eden Talat, Kıbrısın AB üyeliği anlaşması imzalanırken hazırlanacak bir protokolle Annan Planının bir sonraki çözüm girişiminde esas alınmasına atıfta bulunulabileceğini kaydetti.
Talat, gelinen noktada böylesi bir planın çözüme esas olarak kabul edilmesi için gereken uygun ortamı hazırlama görevinin Türk tarafına düştüğünü anımsatarak, öncelikle siyasi ortamın değiştirilmesi gerektiğini kaydetti. Talat, Mevcut siyasi yapıyla, özellikle Denktaş ve bu hükümetle herhangi bir çözüm imkansız. Kıbrıs Türk toplumuna şimdi siyasi yapısını ve ortamını yeniden organize etmek ve çözüm için uluslararası topluluklara yeniden başvuru görevi düşüyor dedi.
YENIDUZEN 18/03/2003
Avam Kamarasından
Denktaşa kınama!
İngiltere Avam Kamarası üyesi beş parlamenter, parlamentoya Kıbrıs Türk Toplum Lideri Rauf Denktaş'ı BM Genel Sekreteri'nin Ada'da taraflara sunduğu plan çerçevesinde gerçekleştirilmesi gereken referandumu reddetmesini kınayan bir önerge sundular.
KHAnın haberine göre önergede ayrıca Parlamento üyeleri,Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulos'un Üçüncü Annan planını, halkın neye oy verdiği bilinci içinde referanduma sunmaya istekli olduğunu belirtmesini selamladıkları kaydedildi
11 Mart tarihinde Lahey'de gerçekleşen görüşmelerin kopmasından dolayı duydukları üzüntüyü dile getiren parlamento üyeleri, bu olumsuz gelişmenin Türkiye'nin AB üyelik umutlarına olumsuz yansıyacağını belirttiler.
İşçi Partisinden Andrew Dismore, Chris Smith ile Valerie Davey ve Muhafazakar Parti'den Bob Spink ile Sir Sydney Chapman, sundukları ortak önergede, Türkiye hükümetinin kalıcı bir çözüme ulaşma çabalarının devam edeceği yolundaki açıklaması ve Yunanistan hükümetinin barış için siyasi isteğin hala canlı olduğu yolundaki açıklaması da selamlandı
Önergede, Avam Kamarası'nın, Türkiye ile adadaki toplumların 1 Mayıs 2003 tarihinden önce çözüme ulaşmalarına yardımcı olacak BM ve AB girişimlerini desteklediği vurgulandı. Parlamento üyeleri, bunun bir bütün olarak, barışsever Kıbrıslı Türk ve Rum, Yunanlı ve Türkler için çok iyi olacağını belirttiler.
YENIDUZEN 18/03/2003
Dün Pasaport alacağız diyenler haindi, bugün Cumhurbaşkanı
Denktaştan pasaport çığırtganlığı!
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan planının bugünkü haliyle ortadan kalktığını ve Türk tarafının temel talepleri Rumlar tarafından kabul edilmediği sürece planın yeniden canlanmasının sözkonusu olmadığını öne sürdü.
BRTde yayınlanan AKİS programında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Rauf Denktaş, AB bütün Kıbrısı aldığı iddiasındaysa bize pasaportunu vermek zorundadır dedi ve bol bol pasaport çığırtkanlığı yaptı.
Planla ortaya konulan tarihlerin yapay olduğunu ve bunun 16 Nisan tarihi için de geçerli olduğunu belirten Denktaş, ABa üyelik tarihinin resmen başlayacağı Mayıs 2004e kadar zaman olduğuna ilişkin söylemlere dikkat çekti.
Rauf Denktaş, başka bir soruyu yanıtlarken de, Avrupa Birliğinin Güney Kıbrısı üyeliğe alırken Adanın tümünü aldığı iddiasında olduğunu belirterek, AB bu iddiadaysa bize pasaportunu vermek mecburiyetindedir. Biz de kendi halkımıza engel koymazsak pasaportunu nereden isterse gider alır ve bal gibi geçinir ifadelerini kullandı.
KKTCdeki ekonomik sorunların aşılması için hükümetin yeni bir ekonomik paket üzerinde çalıştığını hatırlatan ve cuma günü Bakanlar Kuruluna yeniden başkanlık edeceğini açıklayan Cumhurbaşkanı Denktaş, Rum tarafının Türklere yönelik yeni önlemler üzerinde çalıştığının anımsatılması ve görüşünün sorulması üzerine de şunları söyledi:
Yapsınlar görelim. Bizim de yapacağımız işler var. Birçok konuda yeni bir açılımla Rumlara karşı yapabileceğimiz şeyler var. Rumlara devlet olarak biz şu şu şu kararları aldık buyurunuz diyeceğiz. Bu şekilde aramızda pratik bir işbirliği başlayabilir. Ben kendilerine gelin bizim resmi makamlarımızın elini öpün demiyorum. Ama bu memlekette bir karar alınacaksa resmi makam alacaktır. Resmi makamın aldığı kararı hayır ben beğenmiyorum diyecekse, o zaman Rum uzlaşma istemiyor demektir.
YENIDUZEN 18/03/2003
KKTCde ANAYASAYI TAKAN YOK
YAĞMA YASASI
ANAYASAYA RAĞMEN MECLİSTEN GEÇİRİLDİ
Meclisi, bazı muhalefet parti milletvekillerinin Meclis boykotunu da ganimet bilerek büyük bir hırsla gündeme getirdiği yeni katliam yasasını oybirliği ile onayladı
Anayasaya aykırılığı çok açık bir biçimde bilinmesine karşın, usulsüz uygulamaların yasallaştırılmasını, kalan arazilerin de sonuna kadar dağıtılmasını maksatlı olarak hedefleyen Alçak Orman Arazilerinin (Minor Forests) İcarı Yasasını çıkarmakla milletvekilleri taamüden suç işledi.
Böylelikle, ülkemizin geleceği anlamına gelen doğal mirasımız, korusunlar diye emanet ettiğimiz vekillerimizin eliyle katledilerek, yağmalanarak ve/veya yağmalatılarak yok edilme noktasına getirildi.
Sürdürülebilir Çevre Platformu Cumhuriyet Meclisinde alınan kararı sert bir dille eleştirdi. Platform adına bir açıklama yapan Doğan Sahir, bu yasayı geçiren milletvekillerinin planlı bir suç işlediğini ifade etti.
Sürdürülebilir Çevre Platformu tarafından yapılan açıklamada şu görüşlere yer verildi:
Çağdaş ülke normlarına göre ülkemizdeki orman alanları, olması gereken miktarların yarısı kadar bile değilken, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet Meclisi, bazı muhalefet parti milletvekillerinin Meclis boykotunu da ganimet bilerek büyük bir hırsla gündeme getirdiği yeni katliam yasasını oybirliği ile onayladı. Tüm yasal prosedürler ihlal edilerek büyük bir süratle komiteden geçirilip, bizlerin yararına(!) kullanılacağı safsatası ile meclise taşınan yasa ile şimdi büyük bir kıyım başlatılmıştır. Tüm halkımızın ortak değerleri olmasına karşın, birilerine kullandırılmaya, sahiplendirilmeye çalışılan ve bir daha yerine konulamayacak olan bu kaynaklar hile ile artık halkın elinden alınmıştır.
Ülke insanımızın büyük acılar yaşadığı bu günlerde, kendi öz değerlerine inanmayan, bunlara saldırılar hazırlayan, yağmalayan ve/veya yağmalatan bir zihniyetle hareket eden ve Meclisteki kendi varlık nedeni olan halkına saygı duymayan milletvekillerinin, ellerindeki gücü bu kadar ters ve yanlış kullanması, Bu insanlar Meclisi ne için ve kimin için kullanmaktadırlar? sorusunu da gündeme getirerek, halk ve meclis arasında yeni bir güven bunalımı doğmasına neden olmuştur.
Bilinmelidir ki, Mecliste yapılması gereken onca hayati çalışmalar hiç ele alınmaz, hatta görüşme girişiminde dahi bulunulmazken, ülkemizin gündemindeki yaşamsal konular arasında geleceğe yönelik büyük olumsuzluklar içeren, uygar dünya görüşleri ile hiç bağdaşmayan yaklaşımlar taşıyan, bencil düşüncelerle böylesi bir yasayı apar topar geçirmek tarihi bir hata ve suçtur.
Meclis dışında kalarak bu sürece bir anlamada olanak tanıyan milletvekillerinin de devreye girerek, bunun vabalini ortadan kaldırmlarını ve bu sorumluluğu paylaştıklarını göstererek, el birliği ile, söz konusu yasanın durdurulmasına yönelik ciddi bir mücadele başlatmalarını bekliyoruz.
Bu kadar büyük bir yanlışı oy birliği ile yapan Meclisi, Sürdürülebilir Çevre Platformu olarak şiddetle kınar, tüm yasal haklarımızı kullanarak sonuna kadar mücadele edeceğimizi duyururuz.
YENIDUZEN 18/03/2003
AB'den Denktaş'a: Tutumunu gözden geçir
AB liderleri taslak bildirisinde, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'tan tutumunu yeniden gözden geçirmesi istendi.
Taslak bildiride, Kıbrıs'ta taraflardan birleşik bir Kıbrıs için çalışmaları da istendi. Kıbrıs konusunda BM girişimiyle yapılan görüşmeler bu ayın başında başarısızlıkla sonuçlanmış, BM Genel Sekreteri Kofi Annan, bundan sonra tarafların kendi aralarında görüşmeler yaparak sorunu çözmelerini istemişti.
HURRIYET 21/03/2003
Gul: Kibrista somut adımlar atılacaktır!..
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Kıbrısta somut adımların atılacağını söyledi.
Gül, Brüksel`den ayrılmadan önce düzenlediği basın toplantısında ayrıntılı değerlendirmelerde bulundu.
Kıbrıs konusundaki soruları da yanıtlayan Gül, şöyle konuştu:
Annan planına her iki tarafın da itirazları vardı, bir neticeye ulaşılamadı ama bu kapı tamamen kapanmadı. Çalışmalarımıza devam ediyoruz. Yunan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu ile bu konuyu da konuştuk. Karşılıklı olarak, birlikte çalışmamız gerektiğini söyledim. Müsteşarlar düzeyinde, kısa sürede biraraya gelinecek, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda nasıl mesafe alabileceğimiz konuş
ulacak.
Hükümetimizin politikası çözüm sağlamaya yöneliktir. Kapılar kapanmamıştır. Bunları AB zirvesinde devlet ve hükümet başkanlarına söyledim, memnuniyetle karşılandı.``
Gül şöyle devam etti:
Kıbrıs konusunda, önümüzdeki süre içinde somut adımlar atılacaktır. Bunda kararlıyız. Karşılıklı bir şekilde adımlar
atılmalıdır. Bu konuda sadece kendimizi suçlamamalıyız. Annan planına itirazlar Rum tarafından da geldi. Taktik bazı noksanlıklar nedeniyle Türk tarafının tavrı ön plana çıktı. Kapılar kapanmış değil.``
Kıbrıs ile Türkiye`nin AB üyeliği arasında doğrudan ve resmi bir bağ kurulmaması gerektiğini, bunun bir önkoşul olmadığını, ancak bu konunun siyasi kararlara etkisinin de bariz olduğunu kaydeden Gül, ``Biz bu sorunun çözümü için gayret sarfedeceğiz. Önemli olan arzular ve niyetlerdir. AB de hükümetimizin samimi niyetlerine güveniyor. AB de objektif davranmak durumundadır. Karşılıklı güven olmalı, güven sıkıntısı doğmamalı. Biz sorunları, sıkıntıları görmüyor değiliz. Bunları aşacağımıza da inanıyor
uz`` dedi.
TSKNIN DEMOKRASİYE KATKISI
Gül, basın toplantısında ``Türk Silahlı Kuvvetleri`nin demokrasiye katkısını görmek gerekir`` dedi.
Irak`ta savaşın uzun sürmemesini ve kayıpların az olmasını dileyen Gül, AB`nin Türk Silahlı Kuvvetleri`ne bakışını konu alan bir soru üzerine, şunları söyledi:
Irak ile ilgili olarak yaşadığımız şu süreç bile göstermiştir ki, Türkiye`de demokratik ortam çok iyileşmiştir. Türkiye, AB kriterlerine ulaşmıştır. Türk Silahlı Kuvvetleri`nin de bu demokratik ortamın gelişmesine verdiği katkıyı, bu süreç içerisinde hepimizin görmesi gerekir. Bunu, Türkiye ve Türk Silahlı Kuvvetleri için bir kredi olarak yazmak gerekir. Bazı noksanlarımız olabilir ama şu geçen süreç bunları göstermiştir. Bunların takdir edileceğine inanıyorum.``
IRAKLI DİPLOMATLAR
Abdulah Gül, ABD`nin Türkiye`deki bazı Iraklı diplomatların sınırdışı edilmesi talebine ilişkin soruyu şöyle yanıtladı:
Bazı meseleler var. Türkiye bağımsız bir ülkedir. Bu tür kararları diplomatik kurallar çerçevesinde kendisi alır. İstihbarat ve güvenlik teşkilatlarımız teyakkuz halindedir. Kural dışı faaliyetlere kesinlikle müsaade etmeyiz. Türkiye`de bulunan herkes Türkiye`nin kurallarına uymak zorunda. Iraklı diplomatlar da... Bu tip şeyler Dışişleri Bakanlığımız ve ilgili kuruml
ar tarafından değerlendirilir, bağımsız bir şekilde doğru kararlar verilir.``
Gül, İngilizlerin Türk hava sahasının kendilerine açılmasını istediğini de belirterek, tezkerede, hükümete, ``yabancı güçlere`` hava sahası açma yetkisi verildiğini hatırlattı ve hükümetin İngiliz talebini değerlendireceğini söyledi.
HALKIN SESI 23/03/2003
KKTC hava sahasını açtı
KKTC, Irak'ta savaşan ABD ve İngiliz kuvvetlerine hava sahasıyla havaalanları ve limanlarını açtığını açıkladı. Hükümet sözcüsü Salih Miroğlu yaptığı açıklamada, KKTC'nin kendi karasularında arama ve kurtarma çalışmalarına katılmaya hazır olduğunu da söyledi
.
HURRIYET 23/03/2003
Avrupa Birliğinden Kıbrısa/P>
UYARI MEKTUBU
ABın Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günter Verheugenin, Güney Kıbrısa AB normlarına uyumda gecikmeler bulunduğu konusunda uyarı mektubu gönderdiği bildirildi.
Kıbrısın en yüksek tirajlı gazetesi FİLELEFTHEROS, 23 Şubat tarihli mektubun, Verheugen adına ABın Kıbrıs Sorumlusu Leopold Maurer tarafından kaleme alındığını ve Rum Daimi Temsilci Büyükelçi Theofilos Theofiluya verildiğini yazdı.
Gazeteye göre Theofilu, Maurerin ciddi endişe kaynağı olan ve acil olarak düzeltilmesi gereken bir konuya dikkat çektiği sözkonusu mektubu, içeriğiyle doğrudan ilgili olan Rum Dışişleri Bakanlığı ve Ticaret Sanayi ve Turizm Bakanlığına iletti.
Mektupta, elektrik enerjisi ve somut olarak, ilgili mevzuatın uygulanması ve tarife çarpıklıklarının ortadan kaldırılması konularına değiniliyor.
Maurer ayrıca, AB normunun uygulanmasına ilişkin gözlemlerin kaydedileceği ve Güney Kıbrısın alması gereken ek önlemler veya bu tür önlemlerin eksikliğinin vurgulanacağı bir raporun Mayıs ayında ABa üye ülkelere gönderileceğini de haber verdi. Maurer gerekli önlemleri almanız konusunda sizi cesaretlendiriyoruz ifadesini kullandı.
FİLELEFTHEROS ABın Güney Kıbrıstaki Büyükelçisi Adriaan Van Der Meerin yeni Rum bakanlarla temaslarda bulunduğunu ve onlara, AB normlarının uygulanmasında gecikme görülen alanların ve her bakanlıkla ilgili özel notların kaydedildiği bir liste verdiğini yazdı, listede şu alanlarda gecikmeler gözlemlendiğinin belirtildiğini yazdı:
Malların serbest dolaşımı, serbest hizmet, kişilerin serbest dolaşımı, şirketler hukuku, balıkçılık, taşımacılık, sosyal politika/çalışma, telekomünikasyon ve bilişim teknolojisi, yapısal organlar ve çevre.
Gazete normların uygulanmasında gecikme görülen alanlar arasında ayrıca; uyumlu meslekler, yerleşim ve sübvansiye edilmeyen hizmetlerin serbest sağlanmasına getirilen kısıtlamaların kaldırılması, şirketler hukuku ve telif hakları ile sanayi haklarının korunması, balıkçı teknelerinin gözlenmesi sisteminin uygulanması, denizcilik alanında hukuki düzenleme, karayolu taşımacılığı (tehklikeli malların), hava taşımacılığı, çalışma alanıyla ilgili normun öngörülerinin uygulanması, telekomünikasyon pazarının serbest bırakılmasıyla ilgili talimatın benimsenmesi, posta hizmetleri konusundaki normun uygulanması, akaryakıt rezervi ve benzinle ilgili talimatlar sayıldı.
FİLELEFTHEROS Maurerin, benzer mektuplardan, Slovakya dışındaki bütün aday ülkelere gönderdiğini de haberine ekledi.
YENIDUZEN 24/03/2003
Rum basınının yorumu
AB Denktaşı okşuyor
HARAVGİ, AB üyesi 15 ülkenin, BM Genel Sekreteri Kofi Annanın Kıbrıs sorununa çözüm bulma çabalarının başarısızlığa uğramasından duydukları hoşnutsuzluğu dile getirdiğini, ancak Lahey başarısızlığının sorumluluğunu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşa yüklemediklerini, sadece tutumunu gözden geçirmeye çağırdıklarını yazdı ve bunu ABın Denktaşı okşamakta olduğu şeklinde yorumladı.
Habere Avrupa Kıbrıs Sorunu Konusunda Denktaşı Okşuyor başlığını atan gazete, ABın önceki gün Brükselde tamamlanan bahar dönemi doruk toplantısı sonuç karar taslağında Kıbrıs sorunuyla ilgili ayrı bir paragraf bulunduğunu, bu paragrafta 15lerin, BM Genel Sekreterinin iyiniyet misyonunu ve Kıbrıs müzakerelerinin, önerileri temelinde sürmesini hararetle desteklediklerinin belirtildiğini kaydetti.
YENIDUZEN 24/03/2003
Kıbrıs Sorunu
Irak bölgesinde
Avrupa Birliği dönem başkanı, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu, BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile telefonda Irak ve Kıbrısı konuştu. Papandreu Türk askerlerinin Kuzey Iraktaki faaliyetlerinden endişe duyduğunu belirtti ve bölgedeki gelişmelerin BM tarafından izlenmesini istedi. Kıbrıs konusunda ise adada siyasi bir çözüme varılması yönünde çabaların sürmesi gereği konuşuldu. Annan, çözüm için katkıda bulunmaya hazır olduğunu; Papandreuda Yunanistanın Kıbrısta çözüme olanak sağlayacak dinamiğin sürdürülmesinden yana olduğunu ve bu konuda tüm çabayı göstereceğini söyledi. Anan ve Papandreu, bu aşamada uluslararası kamuoyunun dikkatinin Iraka çevrilmiş olmasından dolayı Kıbrıs konusunda yeni bir gelişimin Irak krizinin gölgesinde kalacağı konusunu da konuştular.
YENIDUZEN 24/03/2003
Kıbrıs (Rum) Dışişleri Bakanı Yakovu, Brüksel Doruk toplantısını yorumladı:
"Çok tatminkar
"
Rum basınına göre, Cumartesi günü adaya dönen Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, Brüksel Doruk toplantısının nihai bildirisini yorumladı ve Kıbrısla ilgili fadeyi çok tatminkar olarak niteledi.
HARAVGİye göre Yakovu dolaylı ancak net şekilde, Lahey başarısızlığının sorumluluğu Kıbrıs Türk tarafına yüklendi diye de konuştu.
Gazeteye göre Yakovu, Brükselde yaptığı temaslara da değindi ve bu temasları sırasında Lahey toplantısının Türk uzlaşmazlığı sonucu başarısızlığa uğradığının yerleşmiş ve yaygın bir görüş halini aldığını tespit ettiğini de iddia etti.
Yakovu, Dimitris Hristofyas başkanlığındaki Kıbrıs heyetinin, Kıbrıs Rum tarafı ve Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulosun konuyu ele alış biçimi nedeniyle, olumlu yorumlar aldığını da savundu.
Yakovu, Rum Yönetimi Başkanına vekalet eden Dimitris Hristofyasla Avrupa Parlamentosu Başkanı Pat Cox daha sonra da Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Sayın Brokla ayrıca genişlemeden sorumlu AB Komiseri Günter Verheugenle görüştüklerini de anlattı.
Yakovu, Brokla görüşmesinde Brokun, Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komisyonundaki Kıbrısla ilgili son oylamayı parlak başarı olarak nitelediğini ve Avrupa Parlamentosu Genel Kurulunda yapılacak nihai oylamanın ise yine parlak başarıyla sonuçlanacağı tahmininde bulunduğunu da kaydetti.
Yunanistanın AB Dönem Başkanlığına övgüler yağdıran Yakovu Kıbrıs AB toplantısına son kez aday ülke olarak katıldı. Diğer toplantıya aktif gözlemci statüsüyle katılacak. Yani oy hakkı dışında tüm sürece katılma hakkı olacak. 16 Nisanda katılım sözleşmesi imzalandığında Kıbrıs aktif gözlemci statüsüne kavuşacak diye konuştu.
THAROS haberi Y. Yakovu Tatminkar Döndü başlığıyla yansıttı.
Haberde, AB Bahar Toplantısına katılan Rum heyetin, Türk Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gülle görüştüğüne de dikkat çekildi.
YENIDUZEN 25/03/2003
Simerini yazdı... Rauf Denktaş, Kleridese söylemiş
Lefkoşada toplu mezar!.. 200 Rum askeri...
Birleşmiş Milletlerin, 1974 çatışamlarında öldürülen 200 Rum askerinin kemiklerinin mezarlardan çıkarılması için çaba harcadığı bildirildi.
Güney Kıbrısta yayımlanan Simerini gazetesinin haberine göre 200 askerin kemikleri Lefkoşanın kuzeyindeki bir bölgede toplu bir mezarda bulunuyor.
Simerini gazetesi, Rum askerlerinin kemiklerinin bulunduğu toplu mezarın varlığını bizzat Rauf Denktaşın 1997de, dönemin Rum Cumhurbaşkanı Glafkos Kleridese söylediğini yazdı...
Simerininin iddialarına göre Denktaş şunları iddia etti:
1974te Türk askerleri bu askerlerin cesetlerini toplayınca onları teslim etmeye çalıştılar. Buna rağmen onları teslim edecek birini bulamayınca, kuzey makamlarının bilgisinde olan belli bir noktaya gömdüler."
YENIDUZEN 25/03/2003
MAHİ:
Kıbrıslı Türklerin kitlesel dönüşü be
kleniyor"
Güney Kıbrısta, Kıbrıs sorununun çözüm prosedürünün Laheyde başarısızlığa uğramasından sonra, yeni bir Kıbrıslı Türk dalgasının Güneye geçmek üzere harekete geçtiği konuşuluyor.
Mahi gazetesi sağlam kaynaklara dayandırdığı haberinde şu iddiaları ortaya koydu:
Çabaların Laheyde başarısızlığa uğramasından sonra, Güneye doğru yeni bir Kıbrıslı Türk dalgası harekete geçti.
Güvenilir kaynaklara göre Kıbrıslı Türklerin gelişleri, Kıbrıs müzakereleri sırasında durmuştu. Ancak yeni başarısızlıktan sonra, gruplar halinde Güneye gelmeye başladılar. Bu durum, özellikle bunu gizlemeye çalışan makamları endişelendiriyor. Denktaşın tehditlerinden sonra ailesiyle birlikte Güneyi terk eden futbolcu Sabri, sürekli olarak arkadaşlarıyla temasta bulunuyor ve yeniden Güneye geçmeyi düşünüyor. Denktaş, hiçbir şekilde dönmesini istemiyor çünkü böyle bir hareketin Kıbrıs hükümeti tarafından siyasi açıdan istismar edilmesinden korkuyor. Ayrıca Kıbrıslı Türkler mülklerini terketmeleri için Güneye geçmeye zorlanıyorlar.
YENIDUZEN 25/03/2003
Beyarmudunda
Barış için uçurtmalar
Beyarmudu Parkında Barış İçin Sen De Bir Uçurtma Uçur sloganıyla iki toplumlu bir festival düzenlendi, etkinliği Barışı Gençler İleriye Götürür adlı iki toplumlu grup gerçekleştirdi.
Parkta 200 kadar uçurtma yapmak için gerekli malzeme sağlandı ve uçurtmalara barış için sloganlar yazıldı.
Parkta Jale Sakaoğluna uygun ilik bunması için kan bağışı da yapıldı.
İki Toplumlu Gruplar Koordinatörü Nikos Anastasiu, Kıbrıs Haber Ajansına demecinde Beyarmudunda düzenlenen etkinlik hakkında konuşurken yeni kurulan iki toplumlu doktorlar grubunun da dün Pilede bilimsel bir seminer düzenlediğini belirtti.
Anastasiu, 10.00-13.00 saatleri arasında düzenlenen seminerde iki toplumda çocuk astımının nasıl göğüslendiği anlatıldı. Ayrıca doktorları ilgilendiren diğer konular ele alındı.
YENIDUZEN 25/03/2003
Denktaş:
Rahat olun anlaşma yapmayız!
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan Planıyla ilgili olarak, Olmazsa olmazlarımız kabul edilmeden masa üzerinde olsa dahi, yoktur dedi.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, destek ziyaretinde bulunan Yılmazköy Muhtarı Hasan Hacıali ve beraberindeki heyeti kabulünde, bir gazetecinin, BM ve AB yetkilileri yanında Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğanın da Annan planının masada olduğuna ilişkin açıklama yaptıklarını hatırlatması ve bunun kendi açıklamalarıyla çelişki oluşturup oluşturmadığını sorması üzerine, şunları söyledi:
Bu çelişki değil. Aynı makamlar, (planın) masada olduğu şekliyle kabul edilmediğini de söylüyorlar. Biz de olduğu şekliyle kabul edilmediğini söylüyoruz. Masadaymış, masada değilmiş.. Kabul edilemiyorsa masaya niye koyuyorsun... Onu kabul edilebilir hale getirmek için bizim olmazsa olmazlarımız var; bunları kabul edecekler mi, etmeyecekler mi
Türkiye bu olmazsa olmazları kabul ediyor, haritayı kabul etmiyor, tıpkı bizim gibi
Dolayısıyla falan şöyle dedi, filan böyle dedi diyeceğimize biz ne diyoruz, buna bakalım ve olmazsa olmazlar olmadan masa üzerinde olsa dahi yoktur; bunda anlaşalım. Ne halse bizim insanlarımız Verheugen şunu dedi, Hannay bunu dedi, Weston şunu dedi diyerek kendi kendilerini yönlendirmeyi uygun görürler de işin içinde olan insanların, kendi insanlarının söylediklerini, bugün burada muhtarın söylediklerini kaale alarak bir çizgi çizmezler. Bu çok acaip
Burada Rumlarla yaşayacak olan bizleriz; ne Hannay, ne Westondur
Biz yaşayacağımıza göre, uygun olabilmesi için neler olması gerektiğini devamlı olarak düşünmeli ve ortaya koymalıyız. Bu muhalefet-iktidar meselesi değil, halkın meselesidir
Halkı huzursuz edecek ve mülkiyet haklarını korumayacak bir anlaşma yapılamayacağını belirterek, halkı rahat olmaya çağıran Cumhurbaşkanı Denktaş, Yan yana komşuluk esasına göre ve iki egemen halka dayanarak yeni bir ortaklığa gidilebilir. Aksi halde bu planın öngördüğü şekilde bir neticeye varmak mümkün değil ifadelerini kullandı.
YENIDUZEN 25/03/2003
Yunan Meclis Başkanı Kaklamanis:
AB üyeliği birleşme getirecek
Fileleftheros gazetesine göre Yunan Meclis Başkanı Apostolos Kaklamanis 25 Mart 1821 yıldönümü nedeniyle yayımladığı mesajda, Kıbrıs konusuna değinirken Kıbrısın AB üyeliğinin er veya geç adanın birleşmesine ve barış içerisinde bir gelecek sağlanmasına yol açacağını belirtti, şöyle konuştu:
Kıbrısın üyeliği, iki toplumun uzlaşması, Ankara ve Kıbrıs Türk lideri Denktaşın planlarına ortak direniş ve AB içinde yeni bir toplum ve yeni ekonomik perspektifin er veya geç, çok acı çekmiş bu adanın birleştirilmesine ve tüm ada halkına barışcıl bir gelecek sağlanmasına yol açacağı kesindir.
YENIDUZEN 25/03/2003
Annanla Papandreu,
Telefonda Kıbrısı tartıştı!...
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Yunan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreuyla telefon konuşması yaptı ve Kıbrıs konusundaki dinamiğin korunmasında anlaştılar.
Alithia gazetesine göre Annan önceki gün Papandreuyla yaptığı uzun telefon konuşmasında Irak yanında Kıbrıs konusunu da görüştü. Annan Kıbrıs konusuna değinirken görüşmeler sırasında Yunanistanın yapıcı tutumundan dolayı Papandreuya teşekkür etti ve Kıbrıs sorununun çözümü için iyiniyet misyonunu sürdürme isteğini dile getirdi.
Papandreu ise mevcut dinamiğin korunması gerektiği yönündeki Yunanistanın tutumuna değindi ve çözüm elde edilmesi için gereken tüm çabanın gösterileceğini söyledi.
Annan ve Papandreunun şu anda dikkatleri Irak savaşına yöneldiği ve Kıbrıs konusunda herhangi bir girişim üstlenilmesine gölge ettiği konusunda mutabık kaldıkları da belirtildi
Haberde, TC Dışişleri Bakanı Abdullah Gülün, Kıbrıs sorununun çözümünün süratlendirilmesi için Türkiye ve Yunan heyetlerinin yakında toplanacağıyla ilgili demecine de yer verildi.
YENIDUZEN 25/03/2003
Denktaş: Olmazsa olmazlar kabul edilmeden plan masada olamaz
Planı kabul edilebilir hale getirmek için bizim olmazsa olmazlarımız var; bunları kabul edecekler mi, etmeyecekler mi?
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan Planıyla ilgili olarak, Olmazsa olmazlarımız kabul edilmeden masa üzerinde olsa dahi, yoktur dedi.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, destek ziyaretinde bulunan Yılmazköy Muhtarı Hasan Hacıali ve beraberindeki heyeti kabulünde, bir gazetecinin, BM ve AB yetkilileri yanında Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğanın da Annan planının masada olduğuna ilişkin açıklama yaptıklarını hatırlatması ve bunun kendi açıkla
malarıyla çelişki oluşturup oluşturmadığını sorması üzerine, şunları söyledi:
ÇELİŞKİ DEĞİL
RUMLARLA HANNAY DEĞİL, BİZ YAŞAYACAĞIZ
Bu çelişki değil. Aynı makamlar, (planın) masada olduğu şekliyle kabul edilmediğini de söylüyorlar. Biz de olduğu şekliyle kabul edilmediğini söylüyoruz. Masadaymış, masada değilmiş.. Kabul edilemiyorsa masaya niye koyuyorsun... Onu kabul edilebilir hale getirmek için bizim olmazsa olmazlarımız var; bunları kabul edecekler mi, etmeyecekler mi
Türkiye bu olmazsa olmazları kab
ul ediyor, haritayı kabul etmiyor, tıpkı bizim gibi
Dolayısıyla falan şöyle dedi, filan böyle dedi diyeceğimize biz ne diyoruz, buna bakalım ve olmazsa olmazlar olmadan masa üzerinde olsa dahi yoktur; bunda anlaşalım. Ne halse bizim insanlarımız Verheugen şunu dedi, Hannay bunu dedi, Weston şunu dedi diyerek kendi kendilerini yönlendirmeyi uygun görürler de işin içinde olan insanların, kendi insanlarının söylediklerini, bugün burada muhtarın söylediklerini kaale alarak bir çizgi çizmezler. Bu çok acaip
Burada Rumlarla yaşayacak olan bizleriz; ne Hannay, ne Westondur
Biz yaşayacağımıza göre, uygun olabilmesi için neler olması gerektiğini devamlı olarak düşünmeli ve ortaya koymalıyız. Bu muhalefet-iktidar meselesi değil, halkın meselesidir
ACAİP BİR HARİ
TA"
Planın olduğu şekliyle kabul edilemeyeceğini ve bu şekilde yeniden önlerine gelmesini kabul etmediklerini tekrarlayan Denktaş, Olmazsa olmazlarımızı içermesi için gerekirse çaba gösteririz. Ama bunlar olmadan böyle acaip bir haritayla anlaşma yapmak insanlığa sığmaz dedi.
Halkı huzursuz edecek ve mülkiyet haklarını korumayacak bir anlaşma yapılamayacağını belirterek, halkı rahat olmaya çağıran Cumhurbaşkanı Denktaş, Yan yana komşuluk esasına göre ve iki egemen halka dayanarak yeni bir ortaklığa gidilebilir. Aksi halde bu planın öngördüğü şekilde bir neticeye varmak mümkün değil ifadelerini kullandı.
MUHTARDAN DESTEK
Yılmazköy Muhtarı Hasan Hacıali de Cumhurbaşkanı Denktaşa destek belirtti ve Rumlarla içiçe yaşamayacakları bir anlaşma istediklerini s
öyledi.
25 yıllık köy muhtarı Hacıali, 1963 saldırılarında büyük acılar çektiklerini anlattı ve tekrar aynı günleri yaşamak istemediklerini söyledi.
DENKTAŞIN SESİ HALA KISIK
Yaklaşık bir haftadan beri alışılmışın aksine randevularına ara veren ve resmi törenler hariç basının karşısına çıkmayan Cumhurbaşkanı Denktaş, uzun aradan sonra bugün ilk kez Yılmazköy muhtarının ziyareti sırasında basını kabul etti. Yanından ayırmadığı Boncuk isimli sevimli köpeğiyle konuklarını kabul eden Cumhurbaşkanı Denktaş,
gazetecilerin soruları üzerine, ses tellerindeki sorunun devam ettiğini ve hekimlerin uzun süreli konuşmasını yasakladığını belirtti. Bu nedenle son günlerde uzun konuşma gerektirecek kabuller yapmadığını ve mümkün olduğunca az konuştuğunu kaydeden Denktaş, aynı nedenle konferans vermek amacıyla yarın başlayacak İstanbul seyahatini de iptal ettiğini açıkladı.
HALKIN SESI 25/03/2003
HALK IRADESINE POLIS COPU
HALKLA POLİS KARŞI KARŞIYA GELDİ
: Halkın referandum hakkını elinden alanlar, dün akşam da Doğancı'da yapılmak istenen sembolik referandumda, vatandaşların üzerine coplu, kalkanlı çok sayıda polis gönderdi. Büyük bir olgunlukla çözüm ve AB yönünde iradelerini kayıt altına almak isteyen Doğancı köylülerinin bu istemi de polis güçlerince engellendi
6 TUTUKLAMA:
Çözüm ve AB istemini ortaya koymak için Doğancı'da yapılan eylemden hemen sonra polis 6 kişiyi tutukladı. KTOEÖS Başkanı Ahmet Barçın, KTÖS Başkanı Erdoğan Sorakın, DEV-İŞ Başkanı Ali Gulle, YBH Genel Sekreteri İzzet İzcan, CTP Güzelyurt İlçe Başkanı Niyazi Düzgün ve Doğancı Üreticiler Birliği Başkanı Mehmet Bicen tutuklanarak Güzelyurt Karakolu'na götürüldü
KÖY KORDON ALTINDA
: Günler önce dün akşam Doğancı'da yapılacağı açıklanan referandumun engellenmesi için polis güçleri dün sabah saatlerinden itibaren köyü kordon altına aldı. Sivil ve üniformalı çok sayıda polis, Doğancı'da konuşlandı ve halkın iradesini ortaya koymasına izin vermedi. Polis, sembolik referandum sandığına zorla el koyduktan sonra da köye giriş ve çıkışları yaklaşık bir saat süreyle kapadı
KIBRIS 26/03/2003
Adım Adım Elye... Adım Adım devletin ayıbı... Temsili bir sandığa, polis kalkanı, polis cobu... Halkın iradesine karşı, Annan Planına karşı, Kıbrısta barış ve Avrupa Birliğine karşı ortaya konan alternatif
Barışın ve ABnin alternatifi, polis devleti
!
Cenk MUTLUYAKALI
Halktan korkanlar, bu kez halkı korkutmak gibi bir yöntem denediler...
Oysa ne güzel başlamıştı Elyede, yani Doğancıdaki gece... Hoş, sabahın ilk saatlerinden itibaren de durmamıştı telefonlar, Bir otobüs polis Elyeye hareket etti, Çevik Kuvvet köyü kuşattı...
Acaba terörist saldırı mı vardı?
PKK mı inmişti dağdan ve Doğancıya mı yönelmişti!..
Hem daha geçen gün, Gelin canlar bir olalım demişti Başbakan!..
Öyle olsa Gelin polisler bir olalım der, bu sözü de ünlü bir şaire atfederdi.
***
Yağmur, güneşin ışığının kaybolduğu ancak soğuğun tüm keskinliğini koruduğu andan itibaren durmaksızın düşüyordu, Güzelyurtun üzerine...
Doğancıda kulüp bahçesinde masalar kurulmuştu... Yine köy insanının ellerinde şekillenmişti zeytinli, hellimli bittalar...
Doğancılı karalıydı, üzerine gelenlere karşı misafirperver olmaya...
Ve kalabalık, 18.00den itibaren toplanmaya başlamıştı, yağmura aldırış etmeden...
Polis, ara yollarında yığınlar halinde bekliyordu.. Halkın toplandığı meydanda ise üç beş sivilce vardı ve rütbeli birkaç isim...
Yüzde 85i Annan Planı temelinde bir çözüm ve Avrupa Birliğine Evet diyen polis bekliyordu, kendilerini halkla karşı karşıya getirecek emri!..
Emir, demiri keserdi!
Ve soğuk kesiyordu tam anlamıyla, bedenleri...
Yine de yağmura rağmen, soğuğa rağmen herkes oradaydı...
Sayıları az olsa da polislerden...
Sandık geldi!..
Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, CTP milletvekilleri Ferdi Sabit Soyer, Fatma Ekenoğlu, TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli, milletvekilleri Mehmet Emin Karagil, Mustafa Akıncı, Bu Memleket Bizim Platformu yöneticileri, sivil toplum örgütü yöneticileri, sendikacılar ve halk buluşmuştu... Çok sayıda da gazeteci vardı... ki bir yabancı gazeteci de bu ayıba göz şahitliği yapacaktı-
Saat 20.00 sıralarında CTP Mağusa Milletvekili Ferdi Sabit Soyer, elinde beyaz, küçük bir sandıkla meydana geldi... Ateşte yanmıştı bu arada...
Atkısı başına ve boynuna dolanmış bir şekilde, kucağında sandık, elindeki megafonla halka seslendi:
Bugün burada, bu temsili sandığı, Denktaş ve hükümet tarafından engellenen irademizi yansıtacağız. Kıbrıs Türk halkının barış ve Avrupa Birliğini engellemeye, halkı sindirmeye çalışanlar, bu temsili formlarda Annan Planı temelinde bir barış ve Avrupa Birliğine evet ya da hayır diyecek. Bu sandık benim kucağımda duracak. Halkın iradesini de kimse engelleyemeyecek.
Ve ilk oyları CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ile TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli kullandı... Ardından milletvekilleri... Sendikacılar... Halk...
Poliste hareketlilik!
Halk, sandığın etrafında kenetlendi... El ele tuttu... Ferdi Sabit Soyer megafondan seslendi, Arkadaşlar kenetlenelim, sandığı kapmaya meraklı olanlar varmış!.. Ama asla polisimizle karşı karşıya gelmeyelim. Onlar da kardeşlerimiz...
Ve poliste bir hareketlilik başladı...
Sivil polislerin telsiz konuşmaları yoğunlaştı, gitmeler, gelmeler, bakışmalar...
Ve derken, eli coplu, kalkanlı özel birlik meydanda belirdi...
Onlarca polis...
Yavaş yavaş halkın içerisine girmeye başladı..
Dört bir yandan sandığa doğru ilerleyen polis, coplarının kaldırdı, kalkanlarını kullandı...
Kahrolsun Faşizm sloganları yükseldi..
Birlik Mücadele Dayanışma, Kıbrısta barış engellenemez haykırışları...
Ama, polis başardı!...
Sandığı aldı, koşarak kaçtı...
Nasıl da sevindi, en önemli suç unsurunu elinde tutan memur...
Bu sırada Ferdi Sabit Soyer megafondan bağırdı, Annan Planı temelinde bir çözüm ve Avrupa Birliğine Evet diyor musunuz?
Evet diye bir ses karıştı, yağmurun toprağı döven ezgisine...
Hade dedi Ferdi Sabit Soyer, Halkın diline de kilit vurun!"
Sandık gitti, polisin derdi bitmedi
Sandık alındı ama polisin derdi bitmedi.
Eylemin yapıldığı meydanın çevresinde bir anda polis kordonu oluştu...
Dört bir yanında halkın, canlar bir oldu ve polis adeta etten bir duvar ördü...
Yol kapandı!..
Barikat kuruldu!..
Denktaş uyarmıştı zaten, Bu Annan Planı var ya bu Annan Planı... barikatları aşmadan evimize gidemeyeceğiz...
Tam da öyle oldu!..
Ne evime gitmek istiyorum diyene izin verdi polis, ne de gazeteciye...
Sebebi anlaşıldı, gözaltı yapılacaktı...
Önce göz altı, sonra geçiş izni!..
Çıt pıt, nereden geldin oradan çık!
Peki, kimler alınacaktı göz altına...
CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ile milletvekili Ferdi Sabit Soyer bir yetkili aramaya başladı, konuyu aydınlatmak için...
En sonunda yine o sivil polis, komutan ya da sorumlu, Ona ulaşıldı...
Bu toplantıyı düzenleyenler bizimle karakola gelecek, daha sonra polis kordonu kalkacak dedi.
Soruldu, kim?
Bu toplantıyı düzenleyenler dedi, efendi bir uslupla polis!..
Ferdi Sabit Soyer, Ben düzenledim dedi...
Sandık da benim elimdeydi, tüm organizasyonu da ben yaptım...
Mehmet Ali Talat ekledi, Ben ve sayın Angolemli de konuşma yaptık, bizi götürün
Polis beğenmedi...
Siz olmaz dedi, O zaman isim bazında söyleyeyim, Ahmet Barçını istiyorum bir, Erdoğan Sorakını iki, Mehmet Biceni üç... Ortak Vizyondan biri var mı? Yoksa... O zaman...
Bulamadı...
Saydığı isimler Mehmet Ali Talatın arabasına alındı, yanlarına da bir polis verildi.
Az sonra, İzzet İzcan da katıldı listeye ve Niyazi Düzgün de...
Böylece göz altı listesi polis arzusu ile oluşmuş oldu...
Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası Başkanı Ahmet Barçın, Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası Başkanı Erdoğan Sorakın, CTP Güzelyurt İlçe Başkanı Niyazi Düzgün, Birleşik Kıbrıs Partisi Genel Sekreteri İzzet İzcan ve Doğancı Üreticiler Birliği Başkanı Mehmet Bicen...
Herkes, Güzelyurt Karakoluna
Güzelyurt Karakoluna gözaltına alınanlarla birlikte, halk da taşındı... Burada özel birlik de kamuflajları içerisinde ortaya çıktı.
Adli Şubeye gözaltı listesi ile birlikte CTP Başkanı Talat, Milletvekili Soyer, TKP Başkanı Angolemli girdi ve avukat Özkan Murat...
Sendika yöneticileri izinsiz gösteri düzenlemek iddiası ile gözaltına alındı; mahkeme kararı olmadan suçüstü gözaltı yapıldığı açıklandı. Güzelyurt Karakoluna CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ve milletvekili Ferdi Sabit Soyer nezaretinde giden sendika yöneticileri ayrı ayrı hücerelere kondu. Avukat Özkan Murat, Yasalarımıza aykırı bir olay yoktur, gözaltına almalar yasadışıdır dedi. Halk ne Elyede ne Güzelyurtta sustu: Faşizme karşı omuz omuza -Kıbrısta Barış Engellenemez - Birlik-Mücdaele-Dayanışma
Bu arada biri bağırdı:
Yumurtacıları da attıydınız içeri?
Yumurtacıları izlemekle yetinen polis ki ne suçu vardı, yüzde 85i plana da ABye de evet diyen polisin- aldığı emirle, yumurtanın kabuğunu kırıp dünyayla yüzleşenlere aynı muameleyi yapmadı.
Az sonra Dev-İş genelş Başkanı Ali Gulle de nazikçe içeri davet edildi.
Avukat, gözaltına alınanlar için sağlık kontrolü istedi...
Polis Genel Müdür yardımcısı, Lefkoşadan yola çıktık, ifadeleri bizzat almak için...
Sendikalar genel grev kararı aldı.... Ve saat 10.30da Lefkoşa Terminalinde toplanarak, bu ayıba karşı yürüyüş başlatmak için kolları sıvadı.
Halka dağılın dediler, halk dağılmadı...
Yağmur durmadı...
Ses durmadı...
Çığlık durmadı...
Umut durmadı...
***
Yağmur düştükçe toprağa inatla, aynı inatla yanıt veriyordu toprak...
Barışın kokusunu yayarak yeryüzüne...
Ve polis karakolunun bir köşesinde bir sandık vardı, hücrede de beş kişi...
Onbinlerin vicdanlarında hücrelere kapadıkları ise yine yoktular meydanda...
Hem Denktaş haklı çıkmıştı, hem de Eroğlu...
Hem barikatlar girmişti hayatımıza... Hem de canlar bir olmuştu...
Barışa sırt dönenlere karşı...
YENIDUZEN 26/03/2003
Talat:
Statükoyu değiştimek bir yurtseverlik görevi
dir
Çözümsüzlük mutlaka aşılmalıdır Bu nedenle statükoyu değiştimek bir yurtseverlik görevidir Bu statükoyu değiştirmek için de statükonun derebeylerini değiştirmemiz gerekiyor...
Denktaş-Eroğlu ve Serdar Denktaşın Ocak ve Şubat aylarında yönetimleri altında bulunan kamu kaynaklarından, Beklenmeyen Giderler yanısıra Davetli, Yol, İzaz-İkram kalemlerinden yaptıkları tüm harcamaları açıklamaları hala beklenmektedir...
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat dün yaptığı yazılı açıklamada Kıbrıs sorununun çıkmaza sokulmasını sağlayan Denktaş-UBP-DP üçlüsünün Annan Planını kötülemek için kendilerine emanet edilen Bütçede bulunan Beklenmeyen Giderler kalemi ile Davetli ve İzaz İkram fonlarından bir trilyon TLye yakın kaynağı yalnız son iki ayda har vurup harman savurduğunu fakat yeni döviz krizi karşısında dut yemiş bülbül gibi sustuklarını söyledi.
Çözümsüzlük sürsün diye AB sürecinin darbelenmesi zaten kötü olan ekonomik ve siyasi süreçleri daha da olumsuz olarak etkilemiştir diyen Talat
çözümsüzlüğün çare olmadığını ve AB süreçlerini engellemenin ülkeye, halkımıza ve Türkiyeye hiç bir yarar getirmediğinin son durumla iyice açığa çıktığını ifade etti.
Talat Çözümsüzlük mutlaka aşılmalıdır Bu nedenle statükoyu değiştimek bir yurtseverlik görevidir Bu statükoyu değiştirmek için de statükonun derebeylerini değiştirmemiz gerekiyor diyerek Barış isteyenleri AB parası yiyorlar diye suçlama ayıbını işleyenlerin halkımızın cebinden çıkanların hesabını vermek zorunda olduğunu kaydetti.
CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talatın açıklamasının tam metni ise şöyle:
Kıbrıs sorununun çıkmaza sokulmasını sağlayan Denktaş-UBP-DP üçlüsü Annan Planını kötülemek için kendilerine emanet edilen Bütçede bulunan Beklenmeyen Giderler kalemi ile Davetli ve İzaz İkram fonlarından bir trilyon TLye yakın kaynağı yalnız son iki ayda har vurup harman savururken yeni döviz krizi karşısında şimdi dut yemiş bülbül gibi susmuşlardır.
Ayni adayı paylaştığımız Kıbrıs Rum toplumu ekonomik refahını daha da ilerletmek ve kendi geleceğini dünya ile daha da bütünleştirmek için 16 Nisanda ABye doğru yürüyüşünde yeni bir merhaleye doğru ilerlemektedir. Bu yaşanırken çözümsüzlük şampiyonları Kıbrıs Türk halkına karşı bir doların bir milyon yedi yüz altmış bin TL olduğu bir ayıbı savunmakta ve ekonomik paket komedisi ile gülünç duruma düşmektedirler.
Yıllardır sırf çözümsüzlük sürsün diye hiçbir aklın ve ekonomik ölçütün kabul edemeyeceği düzeyde bir enflasyonu halkımıza dayatan bu iktidar sahipleri, bugün çözümsüzlük yanısıra Irakta devam eden vicdansız savaşın yarattığı yeni bunalım yüzünden ekonomik dengelerin hem Türkiyede hem de Kıbrısta daha da bozulacağını halkın bilmediğini zannetmektedirler.
Burnunun ucunu görmekten aciz çözümsüzlük derebeylerinin AB sürecini dinamitleyen bu siyasetleri yüzünden Kıbrıs Türk halkı ile Türkiyenin ekonomik, siyasi ve demokratik gelişmesi yeni bir darbe ile karşı karşıya kalmış bulunmaktadır.
Çözümsüzlük sürsün diye AB sürecinin darbelenmesi zaten kötü olan ekonomik ve siyasi süreçleri daha da olumsuz olarak etkilemiştir.
Doların yeniden fırladığı bu aşamada zaten her şeyin dövize endekslendiği ülkemizde insanlarımızın maaş ve ücretlerinin alım gücü ile esnafın, işletmelerin ve üreticinin durumu tam bir felakete sürüklenmiştir.
Çözümsüzlüğün çare olmadığı ve AB süreçlerini engellemenin bu ülkeye, halkımıza ve Türkiyeye hiç bir yarar getirmediği son durumla iyice açığa çıkmış bulunmaktadır.
Çözümsüzlük mutlaka aşılmalıdır. Bu nedenle statükoyu değiştimek bir yurtseverlik görevidir. Bu statükoyu değiştirmek için de statükonun derebeylerini değiştirmemiz gerekiyor.
Denktaş-Eroğlu ve Serdar Denktaşın Ocak ve Şubat aylarında yönetimleri altında bulunan kamu kaynaklarından, Beklenmeyen Giderler yanısıra Davetli, Yol, İzaz-İkram kalemlerinden yaptıkları tüm harcamaları açıklamaları hala beklenmektedir.
Barış isteyenleri AB parası yiyorlar diye suçlama ayıbını işleyenler halkımızın cebinden çıkanların hesabını öncelikle vermek zorundadırlar
YENIDUZEN 26/03/2003
Mecliste bir yasa daha onaylandı... Cuma günkü program açıklandı
Denktaş Meclise plan cinayetini anlatacak!
Meclis çalışmalarını Kıbrıs konusundaki birleşimler dışında boykot eden CTP ve TKPnin Kıbrıs gündemi nedeniyle cuma günkü toplantıya katılmaları bekleniyor.
Meclisin dün yapılan toplantısında bir yasa onaylanıp bir yasa tasarısı komiteye tekrar geri gönderilirken Cumhurbaşkanı Denktaşın Cuma günü meclise Kıbrıs konusunda bilgi vereceği açıklandı.
Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu yasama gündemiyle dün saat 10.45te toplandı.
Toplumcu Kurtuluş Partisi ve Cumhuriyetçi Türk Partisinin 7 Marttan beri devam eden boykotu nedeniyle sadece iktidar milletvekilleri ile 3 sandalyeye sahip YAPın katılımıyla yapılan toplantıda, iki ayrı yasa tasarısı gündemde yer alıyordu.
Toplantıda, Hukuk Muhakemeleri Usulü Değişiklik ile Mali Düzenleme ve Tahsilatın Hızlandırılması Yasa Tasarıları ele alınması amaçlanmıştı. Ancak Hukuk Muhakemeleri Usulü Değişiklik Yasa Tasarısı tekrar komiteye gönderildi.
Vergi borçlarına kolaylık
Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, vergi borçlarına kolaylık getirerek tahsilatı hızlandırmayı amaçlayan Mali Düzenleme ve Tahsilatın Hızlandırılması Yasasını onayladı.
Meclis Genel Kurulunun dün yaptığı bir saatlik birleşimde ilgili yasa tasarısı YAPın red oyuna karşılık oyçokluğuyla onaylanırken, hacizlerle ilgili düzenlemeler içeren Hukuk Muhakemeleri Usulu Yasa Tasarısı ise bağımsız Milletvekili Derviş Akterin önerisiyle yeniden görüşülmek üzere ikinci kez komiteye gönderildi.
Hasipoğlu ve Bayram arasında gerginlik
7 Marttan beri devam eden boykot nedeniyle TKP ve CTPnin katılmadığı Meclisin dünkü birleşiminde vergi borçlarına kolaylık getiren Mali Düzenleme ve Tahsilatın Hızlandırılması Yasa Tasarısının görüşülmesi sırasında YAP Başkanı Ertuğrul Hasipoğlu ile Maliye Bakanı Mehmet Bayram arasında gerginlik yaşandı.
Hasipoğlunun çelişkiler içerdiği gerekçesiyle tasarıyı eleştirmesi ve red oyu vereceklerini açıklaması üzerine söz alan Maliye Bakanı Mehmet Bayram, Hasipoğlunu yasa tasarını iyi okumamakla ve okuduğunu anlamamakla suçladı.
Yeni yasal düzenlemenin geçmişte ödenmeyen vergi borçlarına bazı kolaylıklar getirerek tahsilatı hızlandırmak amacını taşıdığını söyleyen Bayram, Vergileri silme, bağışlama gibi bir anlayışımız yok dedi.
Bu konuşmaların ardından tasarı YAPın olumsuz oyuna karşılık oyçokluğuyla kabul edildi ve böylece Meclis Genel Kurulu dünkü çalışmalarını saat 11.45te tamamlamış oldu.
200 trilyonluk vergi borcu var
Devletin 1992-2001 yıllarını kapsayan 9 yıllık dönemde gelir vergisi, kurumlar vergisi, taşınmaz mal vergisi ve KDV alacaklarının 200 trilyon TL civarında olduğu belirtiliyor. Devletin dün onaylanan yasal değişiklikle bu borcun 60-65 trilyonunu tahsil etmeyi hedefliyor.
Denktaş cuma günü meclise bilgi verecek
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, cuma günü Meclise Kıbrıs konusunda bilgi verecek.
Meclisin Kıbrıs konulu olağanüstü birleşimi nedeniyle, cuma günkü olağan birleşim ertelendi.
Konuya ilişkin açıklama, Meclisin bugünkü birleşiminde Başkan Vehbi Zeki Serter tarafından yapıldı.
Meclis çalışmalarını Kıbrıs konusundaki birleşimler dışında boykot eden CTP ve TKPnin Kıbrıs gündemi nedeniyle cuma günkü toplantıya katılmaları bekleniyor.
YENIDUZEN 26/03/2003
Denktaş
Cuma Günü Meclise bilgi verecek
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, cuma günü Meclise Kıbrıs konusunda bilgi verecek.
Meclisin Kıbrıs konulu olağanüstü birleşimi nedeniyle, cuma günkü olağan birleşim ertelendi.
Konuya ilişkin açıklama, Meclisin dünkü birleşiminde Başkan Vehbi Zeki Serter tarafından yapıldı.
Meclis çalışmalarını Kıbrıs konusundaki birleşimler dışında boykot eden CTP ve TKPnin Kıbrıs gündemi nedeniyle cuma günkü toplantıya katılmaları bekleniyor.
YENIDUZEN 26/03/2003
Doğancıda olaylı gece
Bazı sivil toplum örgütlerinin toplumun iradesini kayıt altına almak gerekçesiyle dün akşam Doğancıda başlattığı girişim polis engelinden dolayı tamamlanamadı
Doğancıdaki olaylı gecede 5 kişi gözaltına alınırken, bazı sendikalar eylem kararı aldılar. Sendikalar, bugün saat 10.30da Polis Genel Müdürlüğüne yürüyecekler
Bazı sivil toplum örgütlerinin toplumun iradesini kayıt altına almak gerekçesiyle dün akşam Doğancıda başlattığı girişim polis engelinden dolayı tamamlanamadı.
Annan planı temelinde bir çözüme ve AB üyeliğine evet ve hayır yazılı oy pusulaları milletvekilleerinin koruması altındaki sandığa atılırken polis olaya müdahale ederek oy pusulalarının atıldığı sandığa el koydu.
Polis daha sonra Birleşik Kıbrıs Partisi Başkanı İzzet İzcan, KTOEÖS Başkanı Ahmet Barçın, KTÖS Genel Başkanı Erdoğan Sorakın, Dev-İş Genel Başkanı Ali Gulle, CTP Güzelyurt İlçe Başkanı Niyazi Düzgün ve Doğancı Üreticiler Birliği Başkanı Mehmet Bicen Güzelyurt Polis Karokoluna götürülerek ifadeleri alındı.
Doğancıda bulunan kalabalık daha sonra Güzelyurt Polis Karakolunun bulunduğu alana giderek sloganlar attı. Karakola giden parti başkanları yaptıkları açıklamalarda 6 kişinin kanunsuz toplanma gerekçesiyle tutuklandıklarını dile getirdiler.
KTOEÖS, KTÖS, KTAMS, Dev-İş, Tıp-İş, Güç-Sen, El-Sen, Çağ-Sen ve BES dün gece grev kararı aldıklarını açıkladılar.
Grev kararı alan sendikalar bugün saat 10.30da Lefkoşa Otobüs Terminalinde toplanarak Polis Genel Müdürlüğüne bir yürüyüş düzenleyecekler.
HALKIN SESI 26/03/2003
BUYUK TEPKI
SİYAH SANDIK:
Çözüm ve AB için halk iradesinin ortaya çıkmasını engelleyenler, dün Lefkoşa'da düzenlenen büyük mitingle protesto edildi ve bir kez daha istifaya çağrıldı. Sembolik siyah bir sandıkla Lefkoşa Otobüs Terminali'nden Sarayönü'ne yürüyen coşkulu kalabalık, 'Kıbrıs'ta barış engellenemez, Denktaş istifa, Eroğlu istifa, kahrolsun faşizm' diye sloganlar attı
MÜCADELEYE DEVAM:
Doğancı'da polisle halkı karşı karşıya getiren güçlerin ağır şekilde eleştirildiği mitingde, halk hep bir ağızdan Annan planı zemininde bir çözüm ve AB üyeliği için sözlü referandum yaptı. Lefkoşa sokaklarını sloganlar ve düdükler eşliğinde çınlatan binlerce kişi, barış ve çözüm yolunda sonuna kadar mücadele edileceğini bir kez daha vurguladı
KIBRIS 27/03/2003
Tutuklamalara tepki eylemi
Doğancıda önceki akşam halk iradesini beyan eylemi sırasında tutuklanan sivil toplum temsilcilerine destek vermek, ve orada gelişen polis müdahelesini protesto eylemi Lefkoşad
a gerçekleşti.
Bu eylem sırasında, TKPden Mustafa Akıncı, CTPden Başkan Mehmet Ali Talat, Genel Sekreter Ferdi Sabit Soyer, Bu Memleket Bizim Platformunun basın açıklamasını ise KTÖS Genel Sekreteri Şener Evcil yaptı. Basın açıklamasında, Kıbrıs Türk halkının verdiği varoluş mücadelesi demokrasiden, insan haklarına saygıdan nasibini almayanlar tarafından baskı altına alınarak geriletilmek istendiğini, Doğancıda halkın siyasi iradesinin gasbedilmesini protesto etmek gerekçesiyle Bu Memleket Bizim Pla
tformu içindeki siyasi partilerin organize ettiği sembolik halk iradesini beyan eylemine polisin ve özel timlerin müdahele etmesinin tamamen bir provakasyon olduğu kaydetildi. Sivil toplum örgütleri yetkililerinin göz altına alınarak, gözdağı verilmek istendiği ifade edildi. Yaklaşık dört aydır halkın sokakta, eylmlerle Annan planı temelinde çözüm ve Avrupa Birliği üyeliği istencini kararlılıkla ortaya koyduğu belirtildi. Türkiyedeki derin devlet ve buradaki işbirlikci uzantılarının uyguladıklarının faşizm olduğunu ancak Kıbrıs Türkünün geçmişte faşizme geçit vermediğini bugünde izin vermeyeceği kaydetildi. Açıklamada, tek suçları barış istemek olan ve haksız yere tutuklanıp hapse atılan sivil toplum örgütü yetkililerinin derhal serbest bırakılması talep edilerek, bu saldırıları şiddetle protesto ettikleri belirtildi.
SOYER KIBRIS TÜRK HALKI MESARYANIN ALİNYASI, KARPAZIN ŞİNYASI GİBİDİR
CTP Genel Sekreteri Ferdi sabit Soyer ise, Kıbrıs Türk Halkının Mesaryanın alinyası, Kapazın şinyası gibi olduğunu kesilsede, sökülse de bitmeyeceğini, halkın taşın üstünde kök veren incir ağaçı gibi olduğunu ve inançının hiçbir zaman kırılmayacağını bu nedenle, bu olayların barı isteyen halkı yıldıramayacağını kaydetti. Halkın barış istencinin dalga dalga geleceğini vurguladı.
Mustafa Akıncı ise, önceki akşam Doğancıda olanları yalnızca Kıbrıs Türkünün değil, tüm dünyanın izlediğini, bir tutuklama için suç unsuru olarak emare alınacak şeyin, ya bir silah, ya uyuşturucu ya hortumcular, veya banka soygunları olduğunu fakat önceki akşam halkın iradesi olan temsili sandığın emare olarak alındığını kaydetti.
Akıncı, halkın gücü karşısında hiçbir tutuklamanın, hiçbir gücün karşı koyamayacağını yapılan engellemelerle bir yere varılamayacağını söyledi.
TALAT "BU KARARLILIK OLDUĞU SÜRECE KIBRISTA BARIŞ ENGELENEMEZ
Daha sonra kürsüye gelen CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, halkın bu kararlılığı olduğu sürece Kıbrısta barışın engellenemeyeceğini belirterek, Cumhurbaşkanı Denktaşın Laheyde barış sürecini sıkıntıya uğrattığını ama barış mücadelesinin devam ettiğini ve bunun uzun soluklu bir mücadele olduğunu söyledi.
Yarın akşam Girnede yapılacak halk iradesini beyan eylemine tüm halkı davet etti.
Konuşmalardan sonra terminal alanında toplanan yaklaşık 3 bin civarındaki halk, kortej şeklinde yürüyüşe geçerek önce Polis Genel Müdürlüğüne daha sonra ise Saray Önüne oradan da Kuğulu Parka yüründü. Yürüyüş sırasında Okullar Sahası yanındaki bir apartmandan korteje laf atılması üzerine burada ufak bir tartışma yaşandı.
Daha sonra ise Polis Genel Müdürlüğüne verilmek üzere hazırlanan Doğancıda tutuklanan yetkililerin serbest bırakılmasının istenildiği metin PGMye giden sokağa polisin kurduğu barikat nedeniyle, Bu Memleket Bizim Platformunda bulunan bazı yetkililerce bir polis amirine verilerek, Polis Genel Müdürü Erdem Demirbağa iletilmesi istenildi.
Bu sırada yürüyüşüne devam eden kortej sloganlarla Saray Önüne yüründü burada da polisle koruma görevini yapan kişiler arasında bir tartışma yaşandı , eylemciler daha sonra ise Kuğulu Parka yürüyerek dağıldı.
HALKIN SESI 26/03/2003
AB Komisyonu, Kıbrıs sorunu için çaba istedi
AB Komisyonu`nun Türkiye ile ilişkileri ve bu ilişkilerdeki gelişmeleri değerlendirerek Ankara`dan beklentilerini yansıttığı Katılım Ortaklığı Belgesi (KOB), komisyon toplantısında onaylandı.
AB Komisyonu, 2000 yılı sonunda yayımladığı ilk KOB`da Türkiye`den beklentilerini yansıtmıştı. Komisyon, dün açıkladığı 27 sayfalık ``gözden geçirilmiş KOB`` belgesinde kapsamlı bir durum analizi yapıyo
r ve ``tüm beklentilerini`` dile getiriyor.
Belgenin başlangıcında, Türkiye`nin AB`ye ``aday`` olduğunun 1999`da Helsinki zirvesinde teyit edildiği, daha sonra yapılan Laeken, Sevilla, Brüksel ve Kopenhag zirvelerinde Türkiye`nin siyasi kriterlere ilişkin kaydettiği ilerlemelerin tanındığı belirtiliyor. Bu bölümde, Kopenhag zirvesinde, ``2004 yılı Aralık ayında AB Komisyonu`nun hazırlayacağı rapor ışığında AB Konseyi`nin, Türkiye`nin Kopenhag siyasi kriterlerini yerine getirdiğine karar vermesi halinde, T
ürkiye ile tam üyelik müzakerelerinin hemen başlatılacağı kararı verildiği`` hatırlatılıyor.
MALİ YARDIM
Türkiye`ye yapılacak yıllık mali yardımın 177 milyon euro olarak belirlendiğini, ancak bu miktarın önemli ölçüde artırılmasının öngörüldüğünü belirten komisyon, 2004 yılı için 250 milyon, 2005 için 300 milyon, 2006 için 500 milyon euro olmak üzere, üç yılda toplam 1 milyar 50 milyon euroluk bir yardım planı öneriyor.
``Türkiye`nin, Kopenhag siyasi kriterlerini yerine getirmesine, bu çerçevede kurumsal yeteneklerini güçlendirmesine`` yönelik olacak bu yardımdan, ``demokrasi, hukuk devleti, insan hakları, azınlık hakları, erkek-kadın eşitliği savunucusu olan`` sivil toplum örgütleri de yararlanabilecekler.
Komisyon, Türkiye`nin, bu yardım fonlarının gereği gibi yönetilmesi ve değerlendirilmesi için daha fazla özen göstermesini ve yetenek geliştirmesini istiyor. Bu ifadelerle, Türkiye`nin, yakın geçmişte bazı fon ve kredilerden ``proje sunamadığı için yararlanamadığı`` imalı bir şekilde hatırlatılıyor.
TEMEL İLKELER
KOB`da, tüm adaylar için geçerli temel ilkeler hatırlatılıyor. Bunlar arasında, ``demokrasiyi, hukuku, insan haklarını ve azınlıkları koruyan ve garanti altına alan kurumlara sahip olmak``, ``rekabet gücü olan ve AB iç pazarına uyumlu bir ekonomiye sahip bulunmak``, ``AB`nin ekonomik, siyasi ve parasal hedeflerinin getirdiği yükümlülükleri üstlenebilecek yetenekte olmak`` yer alıyor.
SİYASİ KRİTERLER
KOB`da 2003-2004 dönemini kapsayan siyasi beklentilerin başındaki ilk madde Kıbrıs ile ilgiliydi. Maddede şöyle denildi:
-Kıbrıs sorununun tam çözümü için sürdürülen çabaları, BM Genel Sekreteri`nin halen masa üzerinde bulunan inisiyatifleri çerçevesinde, kararlı bir şekilde desteklemek.
HALKIN SESI 26/03/2003
AB komisyonu katılım ortaklığı belgesi onaylandı. AB`nin Türkiye`den beklentileri sıralandı:
Kıbrıs çözülmeli
Belgede, Kıbrıs sorununun tam çözümü için sürdürülen çabaları, BM Genel Sekreteri`nin halen masa üzerinde bulunan inisiyatifleri çerçevesinde, kararlı bir şekilde desteklemek gerektiği vurgulandı
AB Komisyonu`nun Türkiye ile ilişkileri ve bu ilişkilerdeki gelişmeleri değerlendirerek Ankara`dan beklentilerini yansıttığı Katılım Ortaklığı Belgesi (KOB), komisyon toplantısında onaylandı.
AB Komisyonu, 2000 yılı sonunda yayımladığı ilk KOB`da Türkiye`den beklentilerini yansıtmıştı. Komisyon, dün açıkladığı 27 sayfalık ``gözden geçirilmiş KOB`` belgesinde kapsamlı bir durum analizi yapıyor ve ``tüm beklentilerini`` dile getiriyor.
Belgenin başlangıcında, Türkiye`nin AB`ye ``aday`` olduğunun 1999`da Helsinki zirvesinde teyit edildiği, daha sonra yapılan Laeken, Sevilla, Brüksel ve Kopenhag zirvelerinde Türkiye`nin siyasi kriterlere ilişkin kaydettiği ilerlemelerin tanındığı belirtiliyor. Bu bölümde, Kopenhag zirvesinde, ``2004 yılı Aralık ayında AB Komisyonu`nun hazırlayacağı rapor ışığında AB Konseyi`nin, Türkiye`nin Kopenhag siyasi kriterlerini yerine getirdiğine karar vermesi halinde, Türkiye ile tam üyelik müzakerelerinin hemen başlatılacağı kararı verildiği`` hatırlatılıyor.
MALİ YARDIM
Türkiye`ye yapılacak yıllık mali yardımın 177 milyon euro olarak belirlendiğini, ancak bu miktarın önemli ölçüde artırılmasının öngörüldüğünü belirten komisyon, 2004 yılı için 250 milyon, 2005 için 300 milyon, 2006 için 500 milyon euro olmak üzere, üç yılda toplam 1 milyar 50 milyon euroluk bir yardım planı öneriyor.
``Türkiye`nin, Kopenhag siyasi kriterlerini yerine getirmesine, bu çerçevede kurumsal yeteneklerini güçlendirmesine`` yönelik olacak bu yardımdan, ``demokrasi, hukuk devleti, insan hakları, azınlık hakları, erkek-kadın eşitliği savunucusu olan`` sivil toplum örgütleri de yararlanabilecekler.
Komisyon, Türkiye`nin, bu yardım fonlarının gereği gibi yönetilmesi ve değerlendirilmesi için daha fazla özen göstermesini ve yetenek geliştirmesini istiyor. Bu ifadelerle, Türkiye`nin, yakın geçmişte bazı fon ve kredilerden ``proje sunamadığı için yararlanamadığı`` imalı bir şekilde hatırlatılıyor.
TEMEL İLKELER
KOB`da, tüm adaylar için geçerli temel ilkeler hatırlatılıyor. Bunlar arasında, ``demokrasiyi, hukuku, insan haklarını ve azınlıkları koruyan ve garanti altına alan kurumlara sahip olmak``, ``rekabet gücü olan ve AB iç pazarına uyumlu bir ekonomiye sahip bulunmak``, ``AB`nin ekonomik, siyasi ve parasal hedeflerinin getirdiği yükümlülükleri üstlenebilecek yetenekte olmak`` yer alıyor.
SİYASİ KRİTERLER
KOB`da 2003-2004 dönemini kapsayan siyasi beklentiler özetle şöyle sıralanıyor:
-Kıbrıs sorununun tam çözümü için sürdürülen çabaları, BM Genel Sekreteri`nin halen masa üzerinde bulunan inisiyatifleri çerçevesinde, kararlı bir şekilde desteklemek.
-Komşularla var olan olası sınır sorunlarını ve diğer bilinen sorunları çözmek için mümkün olan her olanağı kullanmak.
-Ölüm cezasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 6. Protokolü`nü imzalamak. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine uymak. Siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel haklara ilişkin uluslararası antlaşmaları imzalamak.
-Güvenlik birimlerinden kaynaklanan işkenceye ve kötü muameleye karşı önlemler almak.
-Tutuklu ve mahkumların avukatla özel görüşme haklarına ve ailelerinin tutukluluk durumu hakkında hemen bilgilendirilmesi haklarına saygı göstermek.
-Yasal alanda ve pratik uygulamada, dil, ırk, din, inanç, renk, cinsiyet, siyasi görüş ayırımı yapılmaksızın, tüm bireylerin temel insan hak ve hürriyetlerini garanti altına almak.
-Fikir hürriyeti ve basın özgürlüğü alanındaki reformlara devam etmek, kısıtlamaları kaldırmak. Şiddet içermeyen görüş bildirdikleri için yargılanan veya mahkum edilen kişilerin durumunu düzeltmek.
-Dernek ve toplantı özgürlüğü alanında hukuk reformlarını sürdürmek. Sendikal kısıtlamaları kaldırmak. Sivil toplumun gelişmesine katkıda bulunmak.
-Tüm din toplulukları ve bireyler için din, inanç ve düşünce özgürlüğünü sağlayacak önlemler almak. Dini grupların mülk edinme haklarının, adli haklarının, eğitim haklarının korunması...
-Vatandaşların tümü için kültürel hakları ve farklılıkları garanti alına almak. Türk dili dışında dillerden eğitim, radyo ve televizyon yayını olanaklarını garanti altına almak. Bu alandaki kısıtlamaları kaldırmak.
-Milli Güvenlik Konseyi`nin çalışma şeklini, AB ülkelerindeki pratik uygulamada olduğu gibi, askeri işler üzerinde sivil kontrol olacak şekilde uyarlamak.
-Adli mekanizmanın bağımsızlığını ve etkinliğini güçlendirmek.
-Hapishane koşullarının AB ülkelerindekilerle uyumlu olması için girişimleri sürdürmek.
-Bölgeler arasındaki farklılıkların giderilmesi ve özellikle
Güneydoğu Anadolu bölgesindeki durumun geliştirilmesi için çabaları sürdürmek.
EKONOMİK KRİTERLER
KOB`un bundan sonraki bölümünde, kısa ve orta vadeli ekonomik kriterler, ayrıntılı olarak sıralanıyor. Bunlar arasında, şu unsurlar da yer alıyor:
-Enflasyona karşı mücadele programını, IMF ve Dünya Bankası ile uzlaşma çerçevesinde yürütülen reformlarla sürdürmek. Kamu harcamalarını kısıtlamak.
-Finans sektörü reformlarına süratle devam etmek, tarım reformlarını gerçekleştirmek.
-Kamu kurumlarının özelleştirilmesini, olayın sosyal boyutunu da dikkate alarak hızlandırmak. Tütün ve şeker alanları dahil, özelleştirilme çalışmalarını sürdürmek.
-Dış yatırımları desteklemek ve kolaylaştırmak.
-AB ile ekonomik diyalogu geliştirmek.
-Emeklilik ve sosyal sigorta sistemlerinin işlerliğini garanti altına almak.
Belgenin bu bölümünde, malların, kapitallerin ve hizmetlerin serbest dolaşımı, rekabet, şirket hakları, tarım, balıkçılık, taşımacılık, maliye, istatistik, sosyal politika, istihdam, enerji, eğitim, telekomünikasyon gibi birçok alanda çeşitli teknik beklentiler yansıtılıyor.
AB Komisyonu`nun onayını alan KOB, 14 Nisan`da Lüksemburg`da yapılacak AB Genel İşler Konseyi`nin onayına sunulacak. Belge, aynı gün dışişleri bakanları düzeyinde yapılacak Türkiye-AB Ortaklık Konseyi sırasında Türk tarafına resmen iletilecek.
Türkiye de, ilişkileri değerlendirdiği bir belge olan Ulusal Program (UP) hazırlıklarını sürdürüyor. UP`nin de, KOB`un değerlendirilmesinin ardından, Mayıs ayında AB`ye sunulması bekleniyor.
YENIDUZEN 27/03/2003
Denktaş, çevik kuvvetin halkımıza karşı cop kullanmasına ve hiçbir gerekçe yokken sendikacıların tutuklanmasına arka çıktı:
Yasaların gereği yapılmış!
Cumhurbaşkanı Denktaşa göre; Kuzey Kıbrısta bir bozukluk var ise, o da aşırı müsamaha ve sınırsız hak kullanımıdır. Sınırsız hak kullanımı anarşiye varabilir. Buna hiçbir hükümet müsaade edemez
Cumhurbaşkanı Denktaş, Doğancıda yapılan eylemin yasalara aykırı olduğunu ve yasaların gereğinin yerine getirildiğini ileri sürdü. Cumhurbaşkanı Denktaş BRTye yaptığı açıklamada, ülkede Kıbrıs Türk halkını, halk iradesi adı altında bir yerlere sürüklemek için gittikçe artan faaliyetlerin bulunduğunu ifade ederek, bunlar karşısında serinkanlı davranılması gerektiğini söyledi.
İlgili makamların, Doğancıda referandum diye sandık açmak isteyenlere bunun yasal olmadığını ve buna teşebbüs ettikleri taktirde gerekli tedbirlerin alıncağını duyurduğunu iddia eden Cumhurbaşkanı Denktaş, eylemcilerin önceden uyarılmalarına rağmen sahte referandum yapmaya çalışarak yasalara uymadıklarını söyledi.
Denktaş, KKTC yasaları çerçevesinde sadece imza toplamanın, toplantı yapmanın ve yürüyüş gerçekleştirmenin mümkün olduğunu da ileri sürdü.
Denktaş, Referandum ciddi ve resmi bir etkinliktir. Ulu orta referandum yapılamaz. Seçimler için ne gerekiyorsa, bir referandum için de o hazırlıkların yapılması gerekir. Aksi taktirde gereken yasal önlemler alınmaksızın yapılacak sahte bir referandum, dünyaya ciddi ve resmi referandum olarak satılabilir dedi.
Bir parti liderinin yaptığı açıklamaya değinen Denktaş, "Bu parti lideri, Çek Cumhuriyeti Büyükelçisinin böyle bir referandum yapıldığı taktirde bunun uluslararası yararı olacağını söylemiş ve bu yasadışı eylemi teşvik etmiştir. Kıbrısta bunlara tevessül edilmesi için herhangi bir neden yoktur şeklinde konuştu.
Denktaş, Avrupa Birliğine girerek, zenginleşmeyi düşünenlerin ve bugünkü statükonun değiştirilmesi gerektiğini söyleyenlerin, statükonun nasıl değişeceğini de belirtmelerinin şart olduğunu ifade etti.
Denktaş, Statükonun değiştirilmesini isteyenler parlamenter sistemi mi değiştirmek istiyorlar, başkanlık sistemine dönmek mi istiyorlar, devletin daha iyi idaresi için yasaların eksikliğinden mi bahsediyorlar.. Bunları söylemeksizin statüko değiştirilmelidir diyerek AB havucuyla halkımızı kandırmak kabul edilir bir davranış değildir. Hele bütün bu eylemlerin ve etkinliklerin arkasında ABnin eski Türkiye Temsilcisi Madam Karen Foggun önerileri ve yol haritası olduğu bilinmektedir dedi.
ABnin eski Türkiye Temsilcisi Karen Foggun yol haritasının, yandaşları veya dostları tarafından aylardır Kuzey Kıbrısta mükemmel bir şekilde yürütüldüğünü belirten Denktaş, halkın eylemlerden bıktığını ve hükümete gereğini niye yapmıyorsun diye gelen soruların giderek arttığını ve bunun gereğinin yasaların uygulanması olduğunu, Doğancıda yasaların uygulandığını söyledi.
Bu etkinliklerin öncülerine seslenen Denktaş, Kıbrıs için, halkınız için daha iyi, güzel şeyler düşünüyorsanız, bunları biraraya gelerek diyalogla oluşturabilirsiniz. Kavgayla ve yasalara baş kaldırmakla, dünyaya devletimizi bir faşist örgüt olarak takdim ederek hiçbir yere varamazsınız diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Denktaş sözlerini Dünya da bilir ki, Kuzey Kıbrısta bir bozukluk var ise, o da aşırı müsamaha ve sınırsız hak kullanımıdır. Sınırsız hak kullanımı anarşiye varabilir. Buna hiçbir hükümet müsaade edemez diyerek tamamladı.
YENIDUZEN 27/03/2003
Doğancıda önceki akşam yaşanan olaylar nedeniyle dün 13 sendika greve gitti... Eylemler yapıldı... Yürüyüş düzenlendi...Baskıcı Devlet terörü protesto edildi!
Polis devletine
HAYIR!
Kıbrıs Türk halkı dün yine 7den 70e sokaklardaydı... Demokratik yollarla tepkisini ortaya koydu... Baskıya, şiddete, acıya, korkuya idi bu tepki...
Doğancıda yapılan baskı, daha da alevlendirdi barış arzusunu Erenköyden Karpaza... İradeydi engellenen Doğancıda... Ama dün sokakta ortaya koydu Kıbrıs Türk halkı iradesini...
Mert ÖZDAĞ
Kıbrıs Türk halkı, önceki akşam Doğancıda halk iradesinin polis zoruyla engellenmesini ve yaşanan faşizan girişimi protesto etmek için başkent Lefkoşada dün gün boyunca büyük çaplı eylemler gerçekleştirdi.
Önceki akşam 6 sivil toplum örgütü temsilcisinin tutuklanması üzerine gerilen ortam nedeniyele 13 sendika bügün grev yaptı. KTÖS, KTOEÖS, DEV-İŞ, KTAMS, EL-SEN, TEL-SEN, GÜÇ-SEN, TIP-İŞ, EMEK-İŞ, DEVRİMCİ GENEL İŞ, ÇAĞ-SEN , MAĞUSA TÜRK GENEL-İŞ ve BES dün 10:00-13:00 saatleri arasınmda ülke genelinde greve gitti...
Saat 10:30da Lefkoşa Otobüs Terminalinde buluşan binlerce kişi Polis devletine, hayır diye haykırdı... Sahneye bir de temsili kara sandık konduğu görüldü. Sandık yürüyüş boyunca taşındı.
Terminal Alanında TÜRK-SEN Başkanı Önder Konuloğlu, KTÖS Genel Sekrateri Şener Elcil, CTP Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer, TKP Milletvekili Mustafa Akıncı ve CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat halka seslendi.. Sahneye bir de temsili kara sandık konduğu ve yürüyüş boyunca taşındığı izlendi..
TÜRK-SEN Başkanı Önder Konuloğlu Doğancıdaki olayın dayanılmaz rejimin en basit örneği olduğunu söyledi. Akıncı: Çiğnenen insan haklarımızı AHİMe taşımak zorundayız derken CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat Kıbrısta barışı Denktaşın engelleyemeyeceğini söyledi.
Terminalde yapılan mitingin ardından kalabalık Lefkoşanın Kaymaklı bölgesinde bulunan Polis Genel Müdürlüğüne yürümek istedi. Genel Müdürlük binasına yaklaşılmasına dahi izin vermeyen polis, Başkent sokaklarını adeta kuşatarak abluka altına aldı.Bu engellemenin ardından güzergah değişikliği yapılarak Yenişehir Işıkları yönü izlenerek Genç TV önü ve Peyak istikameti kullanılarak Sarayönü Meydanına gidildi.Sarayönü Meydanında yapılan kısa konuşmaların ardından Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünden Kuğulu Parka gidilerek eylem tamamlandı. Tüm gün boyunca Kıbrısta barış engellenemez, Kahrolsun faşizim, Birlik, mücadele, dayanışma, Uşaklar dışarı halk iktidara, Hain Denktaş, Satlmış Eroğlu, Hacina Derviş , Hoşt, hoşt köpekler vatan sizden ne bekler şeklinde sloganlar atıldı.
Konuloğlu: Dayanılmaz rejimin en basit örneği
TÜRK-SEN Başkanı Önder Konuloğlu Kıbrıs Türk halkının barış istencini kurtlarla, ceberrur rejimlerle yok sayanların, halkın üzerine coplarla gidenlerin, faşist zihniyet taşıyanların Kıbrıs Türk halkının önünde duramayacağını belirterek önceki akşam Doğancıda yaşananların halkımızın maruz kaldığı dayanılmaz rejimin en basit örneği olduğunu söyledi.
Kıbrıs Türkünün aylardır sokakta olduğuna işaret eden Konuloğlu Kimin arabasını yaktık, kimin camını kırdık diye konuştu.
Önceki akşamki sembollik eyleme insanlarımızdan fazla polis gönderenlerin sıkılmadan bu ülkede parlementodayız, hükümetiz bu ülkeyi biz yönetiriz dediklerini ifade etti.
Konuloğlu şöyle devam etti:
Ama kararları arkalarından başkaları vermektedir. Bu gidiş Kıbrıs Türk halkının yürüyüşünü durduramaz. Başsavcının vermiş olduğu bir görüş ulema mı, alega mı nedir başsavcı? Bu toplantı yasal değil diyor. Çünkü bugün buraya toplanan binlerce insan yasal mı? Yasalara baksınlar. Kıbrıs Türk halkının bu makur bu aklı başında bu efendi duruşunu görsünler. Polisi göndermeye gerek yok polisi gönderdiği zaman kendileri kaybediyor. Ellerinde listeler önceden hazırlanmış isimler Kıbrıs Türk halkına korku vermek için dermokratik kitle örgütleri sendika başkanlarını tutuklayarak, hücrelere atıyorlar
Soyer: "Be çözümsüzlük derebeyleri"
Kıbrısta barış, demokrasi ve AB isteyenlerin bir masaj verdiğine işaret eden Soyer kendine has coşkulu üslubu ile şöyle konuştu: Be çözümsüzlük derebeyleri... be savaş ağaları... be militarist beyler... bilesiniz ki Kıbrıs Türk halkı Mesaryanın aginyası Karpazın şinyası gibidir. Yaksanız da keseniz de bitmez be bitmez. Canlanır yine sürgünlenir, filizlenir, canlanır hayata, yurduna savrulur. Bu halk daşın üstünde kan veren incir ağacı gibidir. Bunu sökemezsiniz. Biz geleceğiz. Akıl yoluyla kararlıkla bütün provakasyonlarınıza püskürterek... Dalga dalga Denktaş bey geliyor bu halk...dalga dalga gelecek bu halk çözüme dalga dalga gelecek.Annan Planına dalga dalga gelecek ABye... Cuma akşamı da Girnede buluşalım. Hep beraber Cuma akşamıda irade neymiş gösterelim. İşte sandık burada. Be arkadaşlar soralım Annan Planına bağlı bir çözüm ve AByi kabul ediyor musunuz? Alın be aha alın be. Barra be barra...
Akıncı: AHİMe taşınmak zorundayız
TKP Milletvekili Mustafa Akıncı da yaptığı konuşmada Doğancıda yaşananları Kıbrıs Türk halkı dışında tüm dünyanın da izlediğine işaret ederek kalkanlı coplu polislerin halkın üzerine yürüdüğünü belirtti. Akıncı Bir manzara vardı ki sanıyorum hiçbir zaman dünyanın gözü önünden gitmeyecek. Hiçbir zaman unutulamayacak. Bir polis subayı elinde bir sandık aldı sandığı koşa koşa gidiyor diyerek sandığın halkın iradesinin sembolü olduğunu söyledi.
Halkın iradesinin önce Laheyde elinden alındığını anımsatan Akıncı Altı tane barış mücadelesi temsilcisi arkadaşımızı tutukladılar diye konuştu.
Akıncı Doğancıda yaşanan olaylara sebep olanların sorumlu olduğunu ifade ederek polise emirleri verenlerin sorumlu olduğunu kaydetti.
Polisin askerin emri altında tutmaya devam ettiklerini dile getiren Akıncı polise emir verenin Türkiyeden gelen Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığında görev yapan generaller olduğuna işaret etti. Kararları uygulayanların sadece Eroğlu ile Denktaş olmadığını Türkiyedeki asker, sivil bürokrasi ve statükoyu devam ettirmek isteyenlerin olduğunu vurguladı. Mücadelenin de bunlara karşı olduğunun altını çizen Akıncımeydanlarda mücadelenin devam edeceğini söyledi.
Akıncı şöyle devam etti: Kıbrıs Türkü çiğnenen insan haklarını AHİMe taşımak zorundadır
Bunu binlerce Kıbrıs Türkü olarak yapmak zorundayız. Mücadelemizin eninde sonunda başarıya ulaşacağına inanıyorum
Talat: Denktaş, Kıbrısta barışı engelleye
meyecek"
CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat da eylemde yaptığı konuşmada halkın bu kararlılığı olduğu sürece Kıbrısta barışın engellenemeyeceğini söyleyerek Denktaşın Laheyde süreci çöküntüye uğrattığını fakat barışın önüne geçemeyeceğini söyledi.
Mücadelemiz uzun soluklu bir mücadeledir diyen Talat dünyanın bir çok gerici rejimlerinin sonunun geldiği gibi bizim mücadelemizin de bu rejimin sonunu getireceğini kaydetti.
Talat barşa en çok ihtiyaç duyulan ve arzu duyulan bir dönemi yaşadığımıza işaret ederek. Bölgemiz savaş ateşiyle, barut dumanıyla yanıp tutuşuyor. Irak halkı büyük acılar çekiyor. Amerikan emperyalistleri, İngiliz emperyalistleri Irak halkını ateşe vermiş gidiyor. Barış mücadeleri ülkemiz için ve dünyamız içinde verilmesi gereken bir mücadeledir. diye konuştu.
Kıbrısta barışı arzulayan, isteyen barış mücadelesi veren insanlara karşı yürütülecek baskıcı hareketlerin geri tepeceği söyleyen Talat önceki akşam sendikacı arkadaşlarımızı tutuklayan polis kardeşlerimizle de barış mücadelesini yürüteceğiz. Yapılan kamuoyu yoklamalarında barışı en fazla isteyen, Annan Planını en fazla onaylaya kesim polis ve güvenlik güçleri olmuştur dedi.
Talat şöyle devam etti:
Bizimle onları kavga ettirenler dünyanın birçok ülkesinde gördükleri akıbetten kurtulamayacaklardır. İngiliz sömürge döneminde, 1950lerde Kıbrısta bu günkü olayların Barış olmaması ortamının sebebi Enosis plebisiti yapılmıştı. Sömürgeci İngiliz buna müdahele etmemiştir. Bu olay 50lerde oldu. Bu gün 2003... Halkımızın iradesini polis zoruyla engellemeye çalışıyorlar. Kofi Annan bırakın dedi siz ihtiyarlar... İmzalamayın dedi... Halklara soralım dedi.. Vazgeçtik mi mücadelemizden... Hayır elbette ki hayır..Sonuna kadar bunu başarana kadar mücadeleye devam edelim...
YENIDUZEN 27/03/2003
Rum Başsavcı Markides istifa etti
Kıbrıs Rum Yönetimi Başsavcısı Alekos Markides, görevinden istifa etti. Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, Markides'in istifasını kabul etti. Markides, Rum kesiminde 16 Şubat'ta yapılan başkanlık seçimlerinde
de aday olmuştu.
İstifanın 24 Nisan'dan sonra geçerli olacağı ve Rum kesiminin Avrupa Birliği'ne katılım sözleşmesini imzalayacağı 16 Nisan'da görevinin başında bulunacağı belirtildi.
Papadopulos'un, başsavcılık görevine, Başsavcı Yardımcısı Petrol Klerides'i ataması bekleniyor. Alekos Markides, Rum yönetiminin eski lideri Glafkos Klerides'in Kıbrıs müzakere heyetinde yer alıyordu.
Rum basını, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın 11 Kasım 2002'de, Kıbrıs sorununun çözümü için sunduğu çözüm planının hazırlanmasında Markides'in de katkısı olduğunu yazmış, Markides ise zaman zaman bunu doğrular nitelikte açıklamalar yapmıştı.
HURRIYET 27/03/2003
Kuşaktan kuşağa aktarılan bir sorun: Kıbrıs
Demokrat Parti iktidarının Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü, partisinin grup toplantısında, 20 Haziran 1955 günü şunu söylemiş: "Türkiyenin, Kıbrıs diye bir meselesi yoktur.."
Aynı günlerde Başbakan Adnan Menderes de, Yunanistan Başbakanı Venizelosa şunu söylemiş: "Merak etmeyin bu konu Türk-Yunan dostluğu içinde çözümlenecek
tir."
Bu sözler söylendiğinde ben bir "ceninömişim. Sekiz ay sonra dünyaya geldim..
Ve bundan yedi-sekiz yıl sonra daha ilkokul ikinci ya da üçüncü sınıftayken, okuldan eve "Ya Taksim, Ya Ölüm" diye bağırarak döndüğümüzü hatırlıyorum.. Bunu bir oyun haline getirmiştik, her gün eve böyle "mini mitingler" yaparak dönerdik.
Ne anlama geldiğini bile bilmeden elbette.. O günlerde, sinemalarda filmden önce gösterilen "haber filmlerinde" gördüğümüz bir miting sahnesinden etkilenmiş olmalıyız.
Onunla büyüdüm
Şimdi 47 yaşındayım. Ve hâlâ Kıbrıs, Türkiyenin en önemli dış politika sorunu. İç politikayı da yakından ilgilendiren, etkileyen bir sorun.
Bütün yaşamım boyunca Kıbrıs diye bir sorunumuz oldu.
1963 Noelinin gazete sayfalarına yansıyan korkunç görüntüleriyle büyüdük. Kıbrıs dendiğinde gözümün önüne o sahnelerin gelmesine hâlâ engel olamıyorum.
Rahmetli anneannem yaramazlık yaptığımızda bizi "seni Makariosa veririm" diye korkuturdu. Sonra Kıbrıs üzerinde uçan jetler, Kıbrısa çıkarma, birinci ve ikinci "Barış Harekâtları".. Şimdi de Helsinki ve Kopenhag Zirveleri.. Amerikan askeri ambargosu.. Kıbrıstaki anlaşmazlıktan gücünü alan Türk-Yunan sorunları..
Irakı acılara boğan savaş olmasaydı, büyük bir ihtimalle bugün tartışacağımız en önemli sorun da yine Kıbrıs olacaktı.
Benim çocuğum da Kıbrıs sorunu ile birlikte büyüdü. Korkarım onun çocuğu da..
Bizlere dedelerimizden, babalarımızdan miras kalan bir arsa anlaşmazlığı gibi..
Gündem savaş haberleriyle ne kadar dolu olursa olsun, Kıbrısın orada durduğunu, Türkiyenin geleceğini yakından ilgilendirmeye devam ettiğini unutmamıza olanak yok.
Nereden nereye...
Radikalin dış politika yazarı Erdal Güvenin yeni yayımlanan kitabı "Helsinkiden Kopenhaga Kıbrıs"ın sayfalarını karıştırırken nereden nereye geldiğimizi bir kez daha görme ve hatırlama olanağı da buldum. Güven, Om Yayınlarından çıkan kitabında Kıbrıs sorununun, bir yıldırım hızıyla gelişen son üç yılını inceliyor.
Biz gazetecilerin genellikle yaptığı gibi, bu konuda yazılmış eski yazıların alelusul bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş bir kitap değil bu.
Son üç yılda Erdalın bir gazeteci olarak izlediği zirveler, konuştuğu yetkililer ve yazdığı haber ve analizlerden süzdüğü bilgilerden derlenmiş, aklı başında bir çalışma.
Mutlaka okunmalı
Türkiyenin hiç durulmayan kendine özgü gündemi içinde, Kıbrısın neden en önemli yeri işgal ettiğini gösteren ve bu sorunu neden mutlaka çözmemiz gerektiğini gözler önüne seren bir analiz..
Türk basınının, benim kişisel görüşüme göre en önemli üç dış politika yazarından biri olmayı çok genç yaşında başarmış bu gazetecinin kitabını okumanızı öneriyorum.
Dünyadan tecrit edilmiş bir ülkede yaşamanın insanın başına ne tür sorunlar açabileceğinin en kanlı örneğini canlı yayınlarda izlediğimiz bu günlerde, okunması gerekli bir kitap..
MILLIYET - MEHMET YILMAZ 27/03/2003
Verheugen: Kıbrıs'ta çözüm için yeni bir takvim var
AB'nin genişlemeden sorumlu komiseri Günter Verheugen Kıbrıs'ta BM planı çerçevesinde kapsamlı çözüme ulaşılması için Türkiye'nin verilen uğraşları desteklemesi gerektiğini söyledi.
Brüksel'de AB Komisyonu'nun Türkiye-AB ilişkileriyle ilgili önerilerini i
çeren Katılım Ortaklığı Belgesinin (KOB) Komisyon tarafından onaylanmasından sonra bir basın toplantısı düzenleyen Verheugen, Kıbrıs'ta çözüm için gelecek buluşmanın Irak savaşından sonra ve Türkiye ile üyelik müzakerelerinin başlaması konusunda Aralık 2004 tarihinde yapılacak toplantıdan önce gerçekleşeceğini belirtti.
Türkiye'de askerin ülke siyasetindeki rolüne de değinen Günter Verheugen, Türkiye'de ordunun rolünün diğer AB ülkelerindeki duruma ters düştüğünü söyledi
HALKIN SESI 28/03/2003
Ertuğruloğlu: ABD büyükelçisi haddini aştı
Ertuğruloğlu, ABD büyükelçisinin Annan planı ve Doğancidaki olayla ilgili açıklamasına tepki gösterdi: Abesle iştigal etmesin
haddini aştı
Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Amerika Birleşik Devletlerinin Güney Kıbrıs Büyükelçisi Michael Klossonun Annan Planı ve Doğancıdaki olayla ilgili açıklamasına sert
tepki gösterdi.
Ertuğruloğlu, Michael Klossonun Annan planının unutulmaması için çaba gösterecekleri yönündeki açıklamasıyla ilgili olarak büyükelçiyi abesle iştigal etmemeye çağırdı.
Ertuğruloğlu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti devletinin varlığını hiçe sayarak, bir koloni idaresinde söz konusu olabilecek plebisit olayını sözde özgür düşüncenin ifadesi olarak satmaya çalışanları teşvik eder bir tutum izlemenin ve ülkedeki demokrasiyi anarşiye yöneltmeye çalışmanın, bir büyükelçiden beklenebilecek en
son davranış şekli olduğunu söyledi.
Klossonun Annan Planının unutulmaması için gayret göstereceğiz şeklindeki sözlerine işaret eden Ertuğruloğlu, Haddini aşan bu ifadeler, Kıbrıs Türk halkına ve onun özgür iradesi ile kurduğu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti devletine yapılan büyük bir saygısızlıktır diye konuştu.
Amerika Birleşik Devletlerinin Güney Kıbrıs Büyükelçisi Michael Klossonun, Doğancı köyünde geçtiğimiz akşam yaşanan olaylar ve yapılan tutuklamalardan rahatsızlık duyduğu şeklindeki sözlerine tepki gösteren Ertuğruloğlu, Klossonun bu açıklamasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti devletinin içişlerine bir müdahalenin söz konusu olduğunu vurguladı. Ertuğruloğlu, bunun izah edilebilir bir yönü bulunmadığını kaydetti. Ertuğruloğlu şunları söyl
edi:
Amerika Birleşik Devletlerinin Güney Kıbrıs Rum Yönetimindeki Büyükelçisi Michael Klossonun bir açılışta söylediklerini hayretle basından öğrenmiş bulunuyorum. Sayın Büyükelçinin görevi ve diplomatik teammüllerle bağdaşmayan bu hareketi bizlerde büyük hayal kırıklığı yaratmıştır.
Herşeyden önce Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti devletinin içişlerine bir müdahale söz konusudur. Bunun ise kabul edilebilir veya izah edilebilir bir yönü yoktur. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti devletinin varlığını hiçe sayarak, bu devletin anayasasına ve demokratik yapısına saygı göstermeden bir koloni idaresinde söz konusu olabilecek plebisit olayını sözde özgür düşüncenin ifadesi olarak satmaya çalışanlara prim vermek, bunları teşvik eder bir tutum izlemek, ülkemizdeki demo
krasiyi anarşiye yöneltmeye çalışmak bir büyükelçiden beklenebilecek en son davranış şekilleridir. Sayın Klossonun, özellikle de bir süper güç büyükelçisine hiç yakışmayan küçük oyunların sahibi olmaması gerekirdi.
Ayrıca Sayın Klossonun Annan Planının unutulmaması için gayret göstereceğiz şeklindeki sözlerini de büyük bir tepkiyle karşılamakta olduğumuzu ortaya koymak isterim.
Haddini aşan bu ifadeler Kıbrıs Türk halkına ve onun özgür iradesi ile kurduğu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti devletine yapılan büyük bir saygısızlıktır.
HALKIN SESI 28/03/2003
TOBB: Annan plani ekonomik konularda titiz hazırlandı
TOBBun Annan planının ekonomik boyutu raporu: plan, ambargolar nedeniyle geçmişte oluşan eşitsizliklerin giderilmesi konusunda önlemler getirmemişti
r
Annan planının ekonomik konularda yeterince titiz hazırlanmadığı ve Türk tarafının ekonomik gereksinimlerini karşılayacak konularda öneriler geliştirmediği kaydedildi.
Planın, ambargolar nedeniyle geçmişte oluşan eşitsizliklerin giderilmesi konusunda önlemler getirmediği de ifade edildi.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından Girne Amerikan Üniversitesinden Profesör Doktor Canan Balkıra hazırlatılan Annan Planının Ekonomik Boyutu konulu raporda, Annan Planının ekonomik açıdan yoruma açık olduğu ve birçok önemli konunun boş bırakılarak teknik komitelerin çalışmalarına gereksinim gösterdiği belirtildi.
Raporda, planda geçiş sürelerinin iyice hesaplanmadığı ve böyle bir stratejinin de Türk kesimini fakirleşme sürecine sokacağı, ekonominin rekabet gücünü tamamen kaybedeceği savunuldu.
Annan planında ortak devletin, oluşturucu devletlerin anlaşmadan önce aldığı dış borcu üstlenmesi konusunun kabul edilemez olduğu ifade edilen raporda, Yıllarca ambargolar altındaki Türk kesiminin anlaşma sonrası toplayacağı vergilerle Rumların aldığı borçların ödenmesine katkı verilmesi anlaşılır değildir ifadesine yer verildi.
Planda iki oluşturucu devlette şubesi bulunan tek bir Merkez Bankası öngörüldüğü hatırlatılırken, bu noktada Başkanlık Konseyi tarafından atanan Merkez Bankası başkanının rotasyona tabi olması gerektiği ancak bu hususun planda belirtilmediği ifade edildi.
Planda, Türk oluşturucu devletinin ayrı bir bölge olarak tanımlandığı ve AB bölgesel politikası çerçevesinde yanyana iki bölgenin gelişmişlik farkının asgariye indirilmesi için Kuzey Kıbrısın mutlaka yapısal fonlardan yararlanabilecek şekilde tanımlanması gerektiği kaydedildi. Planda sadece Türk oluşturuvu devletine 2004-2006 dönemi için aktarılacak 206 milyon Eurodan bahsedild
iği ve buna yapısal fon desteğinin de ekleneceğinin belirtilmesine rağmen somut olarak bir veri verilmediği belirtildi.
TOPRAK SORUNU
Plana göre turizme hizmet veren yan sanayilerin, bankacılık ve sigorta sektörleri ve tur operatörlerinden de Türk tarafının pay almasının çok zor göründüğü kaydedildi.
Planın en tartışmalı konusunun mülkiyet hakkı ve toprak olduğu belirtilirken, planda global mal-mülk değişiminin ele alınmadığı ve toprak için harita sunulduğu ifade edildi.
Raporda, Türk oluşturucu devletinde
nüfus dengesinin Türklerin aleyhine bozulmasına müsaade etmeyecek önlemlerin alınması, Türkiyenin AB üyeliği gerçekleşene kadar geçecek sürede Federal Devletin Türkiyeyi AB üyeliğinin tanıdığı bütün hak ve ayrıcalıklardan yararlandıracağının hükme bağlanması ve Türk oluşturucu devleti ekonomisi ile ilgili gerekli önlemlerin ve geçiş sürelerinin alınması ve AB fonlarıyla desteklenmesi durumunda planın eksik olan ekonomik çözüm yönünün tamamlanmış olabileceği de belirtildi.
HALKIN SESI 28/03/2003
Halkın kendi iradesine sahip çıkışının eylemi devam ediyor
Bu akşam Girnedeyiz
YeniDÜZEN (Haber Merkezi)
Barış ateşi bu akşam Girnede yanıyor. Saat 20.00de Girne Belediye bahçesinde yanacak barış ateşine katılımın yoğun olması bekleniyor. Doğancıda yanan barış ateşi gecesinde demokrasi adına kötü bir deneyim yaşayan KKTC yönetiminin bu akşam Girnede aynı hataları yapmaması isteniyor.
Doğancıda yanan barış ateşi ve sembolik olarak yapılan halkın iradesini kayıt altına alma eyleminde 6 sivil toplum örgütü başkanının tutuklanması sadece KKTC değil, dünyada da olumsuz tepkilere neden oldu. Demokrasiye aykırı olarak bir demokrasi ayıbının yaşandığı ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin tutuklanması ve haklarında okunan gerçekle bağdaşmayan, hayali suçlamalardan sonra tepkiler yoğunluk kazandı.
Bir teröriste veya herhangi bir adi suçluya belki de onlara bile yapılmayan bir uygulamayla ülkemizin daha güzel günler görmeleri için uğraş veren örgütlerin başkanları sert beton üzerinde soğuk hücrelerde yatırıldı.
Gulle: Soğuk beton üzerinde uzun bir gece...
Dev-İş Başkanı Ali Gulle hücrelerle ilgili gazetemize bilgi verirken polislerin dostça davranışları dışında hücrelerin çok soğuk ve insan haklarına aykırı bir görünümde olduğunu söyledi. Camları kırık ve kapanma olasılıkları olmayan pencerelerin bulunduğu hücrelerde masa yüksekliğinde beton bloklar üzerinde 2 santimlik tahta üzerinde bir battaniye ve başka bir battaniyeyle örtünerek geçirilen buz gibi uzun bir gece... Dışarıdan başka bir battaniye bile sokulması yasak hücrelerde polislerin tutuklulara bir iki sigara vermeyi ihmal etmedikleri ama demokrasi adına, insan hakları adına utanılacak bir uygulama... Soğuktan titreyen vücutların beton zemin üzerinde yatmak zorunda bırakıldığı bu yurdun öğretmeni, sendikacısı, siyasetçisi ve üreticisine layık görülenler... Ve bu ülkenin Cumhurbaşkanının; Kuzey Kıbrısta bir bozukluk var ise, o da aşırı müsamaha ve sınırsız hak kullanımıdır. Sınırsız hak kullanımı anarşiye varabilir. Buna hiçbir hükümet müsaade edemez demeci...
Yıkmak değil hukuki zemin kazandırmak
Haksız yere soğuk betonda yatmak zorunda kalan 6 kişiden biri olan Ali Gulle yaptıkları eylemin halkın iradesini kullanmasını engelleyen Denktaş ve meclisi protesto etmek için yapılan sembolik bir olay olduğunu söyledi. Barış ve demokrasi mücadelesini sürdürmek için çaba sarfeden örgütlerin Annan Planı temelinde Kıbrıslıtürklerin barış, çözüm ve AB isteğini bu ülke tarihinde en büyük mitinglerde ortaya koyduğunu belirten Gulle, bu çerçevede mücadele veren örgütlerin KKTCyi yıkmak gibi bir düşünceleri olamayacağını aksine çözümün gelmesiyle hukuk zemininde bir legalite kazanılacağını ve dünya tarafından da tanınan bir ülke olacağını kaydetti. Doğancı eylemini bahane ederek örgüt temsilcilerini tutuklayanların Kıbrıs Türk toplumunun 50-60lı yıllarda olmadığını bilmelerini isteyen Ali Gulle, bu halkın tek vücut olarak barış, demokrasi, özgürlük istediğini, eğer bunun adı yıkmaksa bu anlayışı yıkacaklarını anlatan Gulle, göçün, tehditin olmayacağı, insana değer veren, insana hizmet eden bir devlet amaçladıklarını da kaydetti.
Kalyoncu: Halkın istemi yasal zeminde
Öte yandan CTP Girne İlçe Başkanı ve bu geceki barış gecesinin organizatörü Ömer Kalyoncu da bu akşam yapılacak olan eylemin gerçek anlamda bir referandum değil, temsili bir eylem olduğunu söyledi. Kalyoncu, halkın iradesine sahip çıkmasını engelleyen meclisi protesto etmek anlamında sembolik bir referandum yapılacağını belirtti. Bu gecenin anlamının yurttaşın demokratik yöntemlerle yönetimin halktan kopuşunu protesto etmek olduğunu açıklayan Kalyoncu; biz halkın bu tepkisini ve protesto istemini yasal zeminde yerine getirmek için görevimizi yerine gitiriyoruz dedi. Doğancıda yaşananlarla ilgili düşüncelerini de açıklayan Ömer Kalyoncu; Doğancıda meydana gelen olayda belli kişilerin tutuklanması ve okunan davaların dünya kamuoyu tarafından duyulduğu zaman herhalde gülünç bir duruma düşüleceğini söyledi ve dünyayı Kıbrıs adasının belli bir kesiminde yüz sene öncesinin insanlarının nasıl barındığı konusunda düşünceye sevkedeceğini belirtti. Halkın iradesinden korkanların halk iradesiyle seçildim demelerinin de anlamsız kalacağını kaydeden Kalyoncu, bu türden yöneticilere karşı tepkimizi ve halk iradesine sahip çıkışımızı göstermek için Girnedeki barış ateşine halkımızın katılması çağrısında da bulundu
YENIDUZEN 28/03/2003
TC Elçiliği hazırladı, KKTC Dışişleri Bakanlığı dağıttı!.. Öğrenci eli ile Annan Planı aleyhine propaganda! Ama elçiliğin imzası metnin üzerinde unutuldu!!!
Amma da egemeniz ha!
Doğu Akdeniz Üniversite'nde okuyan 'yabancı uyruklu' öğrencilere KKTC Dışişleri Bakanlığı 'mektup' gönderdi ve öğrencilerden 'Annan Planı' aleyhine 'propaganda' yapmalarını istedi. Ancak
'propaganda' metninin fotokopisi çekilirken, metnin TC ELÇİLİĞİ'nden fakslandığı bir ihmal sonucu 'silinmeyince' ortaya garip bir egemenlik öyküsü çıktı
KKTC Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Aytuğ Plümer, TC Büyükelçiliği tarafından hazırlanan metni yabancı öğrencilere dağıtarak bunun propagandasını yapmasını istedi. Özellikle de devletten ve TC Elçiliği'nden 'burs' alan öğrenciler tercih edildi. Doğu Akdeniz Üniversitesi'nde öğrenim gören 'üçüncü uyruklu' öğrencilere dağıtılan metin ile 'Annan Planı aleyhine' ülkelerinde propaganda yapmaları istendi.
Ancak, 'KKTC Dışişleri Bakanlığı'ndan gönderilen mektubun TC Elçliliği'nde hazırlandığı gerçeği bir 'ihmal' sonucu ortaya çıktı.
KKTC Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Aytuğ Plümer, TC Büyükelçiliği tarafından hazırlanan iki adet 'örnek mektubu' Kuzey Kıbrıs'ta eğitim gören yabancı öğrencilere dağıtarak bu mektupları kendi ülkelerinde yayımlatmalarını
istedi. Aytuğ Plümer imzasıyla DAÜ'de okuyan yabancı ülkelerin öğrencilerine dağıtılan metinler Lefkoşa'daki TC Büyükelçiliği'nden Dışişleri Bakanlığı'na fakslandı ve faks çıktıları da mektupla birlikte öğrencilere dağıtıldı. TC Büyükelçiliği tarafından Dışişleri Bakanlığı'na fakslanan ve yabancı öğrencilerden kendi ülkelerindeki yetkililere ve yayın organlarına
gönderilmesi istenen metinlerde Annan planında adil olmayan aşırı toprak tavizleri bulunduğu iddia edilerek 'global mal mülk değişimi' talep ediliyor!
YENIDUZEN 28/03/2003
ELYE
Avrupanın gündeminde
Kuzey Kıbrısın Elye (Doğancı) köyünde geçtiğimiz Salı akşamı meydana gelen olaylar savaşala dolu gündeme rağmen, İngiltere ve avrupa Parlamentosunun gündemine getiriliyor.
İngiltere Eğitim Bakanlığına bağlı, Çocuklar ve Okullardan Sorumlu Devlet Bakanlığı görevini yürüten İşçi Partisi Enfield Southgate (Londra) milletvekili Stpehen Twigg, konuyla ilgili olarak Dışişleri Bakanı Jack Strawa bir bilgi mektubu gönderdi ve barışsever Kıbrıslı Türklerin, demokratik eylemlerini yerine getirdikleri sırada coplanıp tutuklandıklarını anlattı.
İşçi Partisi milletvekillerinden Andrew Dismore da bugün (28 Mart 2003) konuyla ilgili olarak Avam Kamarasında bir konuşma yapacak.
İşçi Partili Avrupa Parlamentosu Milletvekili Mery Honeyball da konuyu Avrupa Birliğinin yasama organının gündemine taşıyacak.
Londrada ilerici 13 örgütün birleşiminden oluşan Kıbrıs İçin Barış Platformu Sözcüsü Hasan Raif, elye olaylarına karşı sessiz kalmalarının beklenmemesi gerektiğini söyledi ve ulaşabildikleri tüm uluslararası kuruma, insan hakları örgütlerine bu konuyu bildirdiklerini anlattı.
Raif, İngiltere ve Avrupa Parlamentosunda, Kıbrıs konusuna duyarlı birçok milletvekiline Elye olaylarıyla ilgili olarak ayrıntılı bilgi gönderdiklerini de ekledi.
YENIDUZEN 28/03/2003
Yarınki meclis toplantısı ertelendi
Denktaş larenjit oldu
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın Laheydeki Kıbrıs zirvesiyle ilgili bilgi vereceği bugünkü Meclis Genel Kurulu toplantısı, 8 Nisan Salı gününe ertelendi.
Meclis Başkanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, bugünkü olağanüstü toplantının, Cumhurbaşkanı Denktaşın rahatsızlığı (Larencit) nedeniyle ertelendiği belirtildi.
Bugün, geçen birleşimde ertelenen Meclis Genel Kurulunun normal toplantısı da yapılmayacak.
YENIDUZEN 28/03/2003
Kıbrıs sorununda
Perde gerisi faaliyetler
Genel Sekreteri Kofi Annanın Kıbrıs konusunda Güvenlik Konseyine sunacağı rapor ışığında, BMde yoğun perde gerisi faaliyetler gelişim halinde bulunuyor
Güney Kıbrısta yayımlanan gazeteler Kıbrıs sorununda BMde yoğun perde gerisi faalyetler sürdürüldüğünü bildirdi.
Kıbrısın en yüksek tirajlı gazetesi FİLELEFTHEROS, BMde Kıbrıs Konusunda Yoğun Perde Gerisi Faaliyetler başlığıyla verdiği haberinde şunlara yer verdi:
BM Genel Sekreteri Kofi Annanın Kıbrıs konusunda Güvenlik Konseyine sunacağı rapor ışığında, BMde yoğun perde gerisi faaliyetler gelişim halinde bulunuyor.
Perde gerisi faaliyetler, öncelikli olarak raporun içeriği ve Güvenlik Konseyinde bir karar onaylanıp onaylanmamasını ilgilendiriyor. Lefkoşa Atinayla yakın işbirliği içerisinde BMdeki gelişmeleri takip ediyor ve Lahey çıkmazıyla ilgili iki tarafa da eşit sorumluluk yüklenmesi çabalarını önlemeye çalışıyor.
Hükümet Sözcüsü Kipros Hrisostomidis, Yunanistan Dışişleri Bakanlığıyla işbirliği içerisinde, Kıbrıs Dışişleri Bakanlığı ve BM Daimi Temsilcisi Sotos Zakheos aracılığıyla BM Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Danışmanı Alvaro De Soto ve Güvenlik Konseyi üyeleriyle hassas çalışma ve temaslar yapıldığını açıkladı.
Hrisostomidis, Kıbrıs konusundaki raporla ilgili Güvenlik Konseyinin toplantısının normal şekilde yapılacağını, fakat De Soto tarafından raporun henüz hazırlanmamış olması nedeniyle tarihin hala tespit edilmediğini de söyledi.
Hrisostomidis hükümetin, Kıbrıs sorununun barışcıl olanaklarla çözümlenmesi için BM Genel Sekreterinin iyi niyet misyonunun devam etmesini ve iki tarafın Laheydeki tutumlarının net şekilde ortaya konması ve başarısızlığın sorumlusuna sorumluluk yüklenmesini talep ettiğinin altını da çizdi.
Hrisostomidis hazırlanamakta olan De Soto raporu ışığında çıkmazın sorumluluğunun kimde olduğuyla aydınlatmanın olumlu sonuçlarla devam ettiğini de söyledi ve 17 ABD Milletvekilinin George Busha mektubunda, kendisinden çözüm olmaması yüzünden Türk ve Kıbrıs Türk tarafını suçlamasını talep etmesine işaret etti.
Türk tarafı teşhir ediliyor
ALİTHİA haberi, Lahey Olaylarının Anlatılması İçerisinde Türk Tarafı Teşhir Ediliyor
Alvaro De Soto Dün Güvenlik Konseyi 5 Daimi Temsilcisi Bilgilendirdi başlığıyla yansıttı.
Gazete, Hrisostomidisin açıklamalarına yer verdiği haberinde şu yorumu da yaptı: Özel danışmanı Alvaro De Sotonun hazırladığı Kıbrıs raporunun BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından Güvenlik Konseyine sunulması daha da gecikecek. Ancak Lefkoşadaki siyasi çevrelere göre De Sotonun dün akşam Güvenlik Konseyi daimi üyelerine yapması beklenen bilgilendirmenin, Lahey çıkmazıyla ilgili Türk tarafına sorumluluk yüklenmesinin net şekilde izahının yeterli olacağını bldirdiler.
Haberde Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovunun, BM raporunun olayları olduğu şekilde anlatacağından eminim şeklinde önceki gün verdiği demece de yer verildi.
Gazeteye göre Yakovu, BM Genel olarak suçlama yapmaz, suçlama yapma yetkisinin kendisinde olduğunu görmüyor, bu hak Güvenlik Konseyinindir şeklinde de konuştu.
HARAVGİ ise, Kıbrıs Konusundaki Uluslararası İlgi Korunuyor başlığıyla verdiği haberinde, Rum Yönetiminin, tüm ilginin Irak savaşında olduğu bir dönemde, uluslararası alanda ilginin korunması ve Kıbrıs sorununun çözümü yönünde yeni girişim koşullarının yaratılması için çaba sarfettiğini yazdı.
Gazete Rum Sözcü Hrisostomidisin, ilk hedef BM Genel Sekreterinin iyi niyet misyonunun devam etmesi ve çıkmazın sorumlusuna sorumluluk yüklenmesidir şeklindeki sözlerine de yer verdi. Haberde Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovunun yarın Güvenlik Konseyinin 5 daimi ülkesinin Kıbrıstaki büyükelçileriyle görüşeceği de belirtildi.
SİMERİNİ ABD Kıbrıs Büyükelçisi Michael Klossonun dünkü bir demecinde Güvenlik Konseyinin Kıbrıs kararının Nisan başlarında yayımlanmasının beklendiğine ilişkin sözlerine yer verdi.
Haberde, De Sotonun dün akşam, Laheyde cereyan edenlerle ilgili BM Güvenlik Konseyine sözlü bilgilendirme yapmasının beklendiğine de işaret edildi.
YENIDUZEN 28/03/2003