Kıbrıs'ta da kısa askerlik tamam

06/07/2003 RADIKAL

AA - LEFKOŞA - Türkiye'den sonra KKTC'de de hükümet askerlik süresinin kısalmasını öngören kararı çıkardı.
KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu, 1 Eylül 2003'te yürürlüğe gireceğini belirttiği karar uyarınca, yedek subaylığın 22 aydan 12 aya, çavuşluğun 16 aydan 12 aya, mükellef askerliğin 24 aydan 15 aya ve kısa dönem erliğin 12 aydan 8 aya indirilmesini içerdiğini açıkladı. Eroğlu, kararın halen askerde olanları da kapsayacağını belirtirken bu konudaki çalışm
alarından dolayı Türk Genelkurmay Başkanlığı, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı ve KKTC Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı'na teşekkürlerini iletti.

Kıbrıs'ta barış rüzgârı esti

06/07/2003 RADIKAL

AA - LEFKOŞA - Zülfü Livaneli ve Yunanlı sanatçı Maria Faranduri, Kıbrıs Rum Kesimi'nde ortak konser verdi. Lefkoşa'nın Rum kesimindeki Eleftheria Meydanı yakınındaki Davilla Burcu'nda verilen konseri, Kıbrıslı Türkler ve Rumlar birlikte izledi. Rum komünist AKEL Partisi Kültür Bürosu, 'iki Toplumlu Koro' ve 'Kültür Hareketi' tarafından düzenlenen Zülfü Livaneli ve Maria Faranduri konserini bazı Rum siyasiler de izledi. Kıbrıs Rum Kesimi'ne Atina üzerinden giden Zülfü Livaneli, konser öncesinde kalabalığa yaptığı konuşmada, "Barış için geldiniz, barış şarkıları dinlemeye geldiniz. Binlerce kişilik büyük bir barış korosu oluşturmaya geldiniz. Hepinizi yürekten kutluyoruz" dedi.

Türk ve Rum siyasi liderler AKPA’da

Kıbrıs konusunu tartışacaklar

Toplantıya Başbakan Eroğlu ve Başbakan
Yardımcısı Denktaş da katılacak
Liderler AİHM Başkanı ile de biraraya gelecekler

Kıbrıslı Türk ve Rum siyasi parti liderleri, Avrupa Komisyonu Genel Sekreteri Walter Swimmer’in davetlisi olarak Kıbrıs konusunu tartışacaklar.
Strasbourg’da yapılacak toplantıya Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Başbakan Derviş Eroğlu ile Demokrat Parti Genel Başkanı Devlet Bakanı Başbakan
Yardımcısı Serdar Denktaş dahil Cumhuriyet Meclisi’nde temsil edilen siyasi parti liderleri yanında, Rum parti liderlerinin tümü katılacak.
UBP Genel Başbakanı Başbakan Derviş Eroğlu, DP Genel Başkanı Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, TKP G
enel Başkanı Hüseyin Angolemli, CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ile YAP Başkanı Ertuğrul Hasipoğlu toplantıya katılmak amacıyla pazar sabahı saat 06.00’da aynı uçakla KKTC’den ayrılacaklar.
Avrupa Komisyonu’nda pazartesi günü yapılacak Kıbrıs konulu top
lantı yanında, liderler İnsan Hakları Komisyonu ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Başkanı ile de bir araya gelecekler.
Rum basınında yer alan konuyla ilgili haberlere göre Türk ve Rum siyasi parti liderlerinin AİHM Başkanı ile yapacakları toplantıda
, mülkiyet konusu ile KKTC’nin Kuzey’deki Rum mallarıyla ilgili olarak çıkardığı son yasanın ele alınması bekleniyor.
Türk ve Rum siyasi parti liderleri, Avrupa Konseyi binasının önündeki parka barış ve dostluk sembolü olarak ağaç da dikecekler.
Başbakan D
erviş Eroğlu ile Türk siyasi parti liderlerinin salı gecesi 21.00 sıralarında KKTC’ye dönmeleri bekleniyor.

YENIDUZEN 06/07/2003

T ALAT’TAN

DENKTAŞ’A PASAPORT ELEŞTİRİSİ

Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın, “Güney Kıbrıs’tan pasaport alanların KKTC’de oy kullanma haklarının incelenmesi gerektiğine” ilişkin açıklamasını eleştirdi.
Gazetecilerin konuya ilişkin sorularını yanıtlayan CTP Genel Başkanı Talat, “Kısa süre önce ‘gidin pasaport alın’ derken aynı cumhurbaşkanının şimdi bu açıklamayı yapması büyük çelişki. Tutarsızlığın böylesi görülmedi. Ben
bunu dünya görüşüne ve politik çizgisine değil, yaşının ilerlemesine ve geçirdiği ameliyatların etkisine bağlıyorum. Bu nedenle ciddiye de almıyorum” diye konuştu.

YENIDUZEN 06/07/2003

Türkiye Dışişleri Bakanı Gül Kıbrıs sorununun çözümü için yoğun şekilde uğraştıklarını açıkladı:

2004 yılı önemli

“Kıbrıs`ta çözüm için 2004 yılı önemli ve biz bunun bilincindeyiz” şeklinde konuşan Gül, Denktaş ve Eroğlu’na da bir kez daha mesaj verdi ve “Annan Planı masada” dedi

Abdullah Gül, Kıbrıs konusunda Türkiye`nin çözümsüzlüğü çözüm gören bir yaklaşımı bulunmadığını vurguladı

Türkiye Dışişleri Bakanı Abdulla
h Gül, Kıbrıs’ta kalıcı ve iki tarafın eşitliğine dayanan bir çözüm için çalıştıklarını da açıkladı

TC Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Kıbrıs`ta iki toplumun eşitliğine dayalı kalıcı çözüm için istekli olduğunu belirtti. Gül, ``Annan
planı masada, gelin bunu iki taraf için de kabul edilebilir hale getirelim`` dedi.
Rum tarafına daha yapıcı bir yaklaşım benimsemesi çağrısında bulunan Bakan Gül, ``Bu konuda kalıcı ve sürdürülebilir bir çözümün bulunması ve yaşatılabilir yeni bir ortaklığın kurulması için destek vermeyi sürdüreceğiz`` şeklinde konuştu.
İngiltere temaslarda bulunan Gül önceki gece Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü`nde yaptığı konuşmanın ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir soru üzerine Türkiye ile Yunan
istan arasındaki sorunlara değinen Gül, Türkiye ile Yunanistan arasında bir süredir devam eden görüşmelere dikkat çekti ve bu görüşmelerde olumlu gelişmeler kaydedildiğini bildirdi. Halen bu toplantıların rutin olarak sürdüğünü ve tarafların meselelere dikkat ve titizlikle yaklaştığını anlatan Gül, Kıbrıs konusunda ise Türkiye`nin çözümsüzlüğü çözüm gören bir yaklaşımı bulunmadığını vurguladı.
Abdullah Gül, Ada`da kalıcı ve iki tarafın eşitliğine dayanan bir çözüm için çalıştıklarını ``çözümün iki taraf açı
sından da kabul edilebilir olmamasının daha büyük güçlüklere yol açacağına`` işaret etti. Son dönemde iki toplum arasındaki karşılıklı geçişlere dikkat çeken ve yüzbinlerce insanın birbirlerinin sınırları içine girdiği bu geçişler sırasında tek bir olayın bile yaşanmadığını hatırlatan Gül, ``İşte bu gerçek bir güven arttırıcı önlemdir`` dedi.
Dışişleri Bakanı Gül, KKTC üzerindeki ekonomik ambargoların kalkması gereğine de dikkat çekerken, böylece yeniden masaya oturulduğunda daha iyimser ve olumlu bir ortamın sağlanabileceğini vurguladı.
``Kıbrıs`ta çözüm için 2004 yılı önemli ve biz bunun bilincindeyiz`` diyen Gül, ``Biliyoruz ki Annan planı masada. Bunun üzerinde ciddiyetle çalışmalıyız. Bunu yapıyoruz. Olaya iki taraf da yapıcı olarak yaklaşmalı. Ben sonu
çtan iyimserim`` dedi.
TC Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Türk hükümetinin Kıbrıs’ta yapmak istediğinin, güvenli bir ortam yaratmak ve müzakereler başladığında gerçekçi bir zemin üzerinde tatmin edici bir sonuca oluşmak olduğunu belir
tti.

YENIDUZEN 06/07/2003

Kıbrıslı siyasiler Strasbourg'da buluşuyor

KKTC Cumhuriyet Meclisi'nde temsil edilen siyasi partilerin liderleri, Avrupa Komisyonu Genel Sekreteri Walter Schwimmer'in daveti üzerine, Kıbrıs konusunda Rum siyasi parti liderleri ve Komisyon yetkilileriyle temaslarda bulunmak amacıyla Strasbourg'a gitmek üzere adadan ayrıldılar.

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı, Başbakan Derviş Eroğlu, Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) Genel Başkanı Hüseyin Angolemli, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ve Yenilikçi Atılım Partisi (YAP) Genel Başkanı Ertuğrul Hasipoğlu, bu sabah İstanbul'a gittiler. Siyasiler, İstanbul'dan Strasbourg'a geçecekler.

Heyette ayrıca CTP Milletvekili Kadri Fellahoğlu ile TKP dış ilişk
iler sorumlusu Güngör Günkan da yer aldı.

Strasbourg'a gidecek heyette olduğu açıklanan Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş'ın ise adadan dün ayrıldığı öğrenildi.

Meclis'te temsil edilmeyen Birleşik Kı
brıs Partisi'nin (BKP) Genel Sekreteri İzzet İzcan ve Dış İlişkiler Genel Sekreteri Özker Özgür'ün de toplantıya katılmaları bekleniyor.

Heyet, Rum siyasi parti liderlerinin tümünün katılması beklenen ziyarette komisyonun Pazartesi günkü Kıbrıs konulu to
plantısına katılacak, İnsan Hakları Komisyonu ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) başkanıyla biraraya gelecek. Türk ve Rum siyasi parti liderleri, Avrupa Konseyi binasının önündeki parka barış ve dostluk sembolü olarak fidan dikecek.

Başbakan Derviş
Eroğlu ile Türk siyasi parti liderlerinin Salı gecesi KKTC'ye dönmeleri bekleniyor.

HURRIYET 06/07/2003

Rumlar, KKTC'de şarkı söyletmedi

YORGO KIRBAKİ Atina

KKTC yönetiminin 23 Nisan'da geçişleri serbest bırakmasıyla 400 bine yakın Rum'un kuzey Kıbrıs'ı ziyaret etmesi karşısında şaşkına dönen Rum Yönetimi, bir ilke imza atmak isteyen ünlü Yunanlı ses sanatçısı Lefteris Pandazis'e baskı yaparak, Girne'de sahneye çıkmasını engelledi.
Türkiye'da Ajda Pekkan ile dostluğuyla tanınan, Tarkan'ın "Fındıkkıran"
şarkısını Yunancaya çevirerek satış rekorları kıran, İstanbul'da videoklip çektirip sahneye çıkan Pandazis, Girne'deki Rock's otelinde çıkmak için anlaşmaya vardı ve önceki gün Atina'da Kıbrıs Rum Kesimi'ne gitti.
Pandazis Rum Kesimi'nde, KKTC'ye geçerek
konser vereceğini açıklayınca kıyamet koptu. Rum yetkililer, Yunan sanatçıya KKTC'de gidip konser vermemesini söylediler. Hatta KKTC'de gecelemesi halinde aleyhinde yasal işlem bile yapılacağını bildirdiler. Pandazis'e durumu bizzat Rum polis müdürü açıkladı. Rum yönetimi sözcüsü Kripros Hrisostomidis de bir açıklama yaparak, "Ünlü Yunan sanatçıların siyasi gerçekleri görmezlikten gelmeleri ve işgal rejiminin serbest dolaşımı sınırlı şekilde kaldırmasının yaratabileceği siyasi sonuçlara aldırmamaları üzücüdür" dedi. Rum basınında da Pandazis'ın "aslında Kıbrıslı Rum'a ait olan ve işgal edilen bir otelde sahneye çıkacağı" yolunda yayın yapıldı.
Pandazis, orkestrası ile birlikte bu tepkilere rağmen cumartesi günü Rum Kesimi'nden KKTC'ye geçti. Ancak ilerleyen
saatlerde cep telefonunun üst üste defalarca aranmasından sonra, konserini iptal ederek Rum Kesimi'ne geri döndü.
Pandazis, "Sorun yaratmak istemiyordum. Kıbrıs'a gelmeden önce bazı Rum yetkilileri arayarak bilgi istedim. Konser vermemin bir sakıncası ol
madığını söylediler. Suçum yok" dedi.
MILLIYET 07/07/2003

Türk-Rum partiler Avrupa Konseyi'nde buluştu

Kıbrıs'taki Türk ve Rum siyasi parti temsilcileri, Avrupa Konseyi binası önündeki parka, adada barış ve uzlaşmanın sembolü olması için ağaç dikti.

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Walter Schwimmer, Kıbrıs'tan getirilen ağacın dikilmesi dolayısıyla düzenlenen törende yaptığı konuşmada, birleşik Kıbrıs'ı Avrupa'da görmenin herkesin ortak dileği olduğunu söyledi.

Kıbrıs'ta Yeşil Hat'ın açılmasından sonra
yaşanan gelişmelere dikkati çeken Schwimmer, Kıbrıs'ta uzlaşma ortamının herkes tarafından desteklenmesi gerektiğini belirtti ve adada iki kesimden getirilen toprakla dikilen ''Kıbrıs ağacının'' uzlaşmanın sembolü olmasını dilediklerini bildirdi.

Strasbo
urg Belediye Başkanı Fabienne Keller de, Kıbrıs'tan gelen çam ağacının bu kentte dikilmesinin özel bir anlamı olduğunu belirtti,Türk ve Rum parlamenterlere bu girişime destek verdikleri için teşekkür etti.

Sınır kenti Strasbourg'un geçmişte Almanya ve Fr
ansa arasında 5 kez ''milliyet değiştirdiğini'' ve halklar arasında ''birçok acı anıya'' sahne olduğunu hatırlatan Keller, Fransa ve Almanya'nın, daha sonra düşmanlıkları bir tarafa bırakarak, halkların bu tür acıları birdaha yaşamaması için, uzlaştıklarına dikkati çekti.

Keller, Kıbrıs'ta da kalıcı barışın sağlanmasını arzu ettiklerini ifade etti ve bu dikilen ağacın dostluk ve uzlaşı yolunda önemli bir sembol olmasını diledi.

KIBRIS TOPLANTISI

Törenden sonra, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Schwimmer'i
n de katıldığı bir toplantıda, Kıbrıs'taki Rum ve Türk siyasi parti temsilcileri biraraya geldiler.

Avrupa Konseyi tarafından yapılan yazılı açıklamada, iki taraf arasında diyalog ve uzlaşmanın geliştirilmesi ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın girişiml
erine destek verilmesi amacıyla bu toplantının düzenlendiği belirtildi.

Açıklamada, toplantının, iki toplumun siyasi parti liderlerinin Kıbrıs'ta ''Ledra Palace''ta başlattıkları görüşmelerin bir anlamda devamı olduğu vurgulandı. Özel bir gündem maddesi
bulunmayan toplantıda Kıbrıs'ın geleceğine ilişkin görüşler ele alınacak.

İki tarafta verilen tarih derslerinde önyargılı bilgilerin çıkarılması ve iki toplum basın yayın kuruluşlarının hazırladıkları sözleşmenin de görüşmelerde ele alınması bekleniyor.


KKTC HEYETİNDEN TEPKİ

KKTC heyetinde yer alan Başbakan Derviş Eroğlu ile Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, toplantıdan önce A.A muhabirine yaptıkları açıklamalarda, Rumların siyasi parti başkanları yerine, partilerden temsilciler göndermelerini eleştirdiler.

Eroğlu, Rumların temsil düzeyini düşürerek toplantıya katılmalarını tepkiyle karşıladıklarını söyledi.

Aynı eleştiriyi dile getiren Serdar Denktaş, KKTC'li parlamenterlerin Avrupa Konseyi Parl
amenterler Meclisi'nde haksız bir biçimde temsil edilmediklerini belirtti ve bugün dikilen dostluk ağacının bu haksızlığı da Avrupa Konseyi'ne hatırlatması gerektiğini ifade etti.

KKTC heyeti, Rumlarla yapılacak toplantıdan sonra, Avrupa İnsan Hakları Ma
hkemesi (AİHM) yetkilileriyle görüşecek.

Kıbrıslı Türk siyasi parti temsilcilerinin AİHM'de yapacakları görüşmelerde, KKTC'nin bir süre önce Meclis'ten geçirdiği ve Rumların Türk tarafından kalan mal ve mülkleri için KKTC'deki mahkemelere başvurmalarına
olanak sağlayacak yasa hakkında bilgi verecekleri öğrenildi.

HURRIYET 07/07/2003

Yunan şarkıcının Girne konseri engellendi

Kıbrıs Rum basını, Girne'deki Rocks Otel ile geçen Cumartesi gecesi program yapma konusunda anlaşan, ancak Rum kesimi ve Yunanistan'dan gelen yoğun tepkiler üzerine programını son anda iptal etmek durumunda kalanYunanlı şarkıcı Lefteris Pancazis'in ''KKTC'de şarkı söylememekle 6 ayhapis cezasından kurtulduğunu'' yazdı.

Pancazis'in konser vermek üzere KKTC'ye gelmesinin, ''hafta sonu Rum tarafında kıyameti kopardığını'' belirten Rum basını, ''KKTC hükümetinin kararıyla KKTC ile Güney Kıbrıs arasındaki turistik geçişlerin serbest bırakılmasının, gün geçtikçe daha da karmaşık hale gelen Rum yönetiminin siyasetindeki kaosu su üstüne çıkardığı'' yorumunu yaptı.

Pancasiz, Rum basınında yer alan açıklamalarında, adaya gelmeden önce bazı Rum ve Yunan politikacılarla görüştüğünü ve kendisine ''Girne'ye gitmesinde bir sakınca olmadığının söylendiğini'' belirtti.

Konuya geniş yer veren Rum b
asını, Pancazis'in KKTC'de konser vermemesi için Yunanistan'ın Rum kesimindeki Büyükelçisi Hristos Panagopulos'un bizzat devreye girdiğini ve Pancasiz Girne'deyken ona telefonla ulaşarak Yunan şarkıcıya, Rum yönetiminin tutumu hakkında bilgi verdiğini ve Rum tarafındaki bir otelde ve büyükelçilik tarafından kendisi için tutulan odada konaklaması gerektiği uyarısındabulunduğunu duyurdu.

Simerini gazetesi, Lefteris Pancasiz'in, bir Rum'a ait olduğunu iddia ettiği Rocks Otel'de sahneye çıkmış olsaydı, yargıl
anmasını ve devamında da hapis cezası almasını gündeme getirecek bir suç işlemiş olacağını, ancak Rum yönetiminin ve Rumların çok yönlü tepkilerine kulak verip konserden hemen vazgeçmesiyle bundan kurtulduğunu yazdı.

RUM POLİSİNDEN TEHDİT


Pancazis'in Rum
tarafına varışıyla Rum güvenlik makamlarının harekete geçtiğini ve Girne'de sahne almasını engellemeye çalıştığını belirten gazete, Larnaka Havaalanı'nda üst rütbeli bir Rum polisin Pancazi, ''yasadışı davrandığı, bu nedenle tutuklanacağı ve yasaların öngördüğü cezalara çarptırılacağı konusunda'' uyardığını kaydetti.

Alithia gazetesi, ''Konsere ramak kala kıyamet koptu. Yunanistan'ın Rum kesimindeki büyükelçisi de müdahale etti'' ifadelerini kullandığı haberinde, ''Rum yönetiminin, Rumların bazı şartlar
altında KKTC'ye gelmelerinin meşru olduğu, ancak KKTC'deki otellerde veya diğer eğlence yerlerinde konaklamanın ve eğlenmenin meşru olmadığı şeklindeki tutumunun doğruluğu konusunda ikna edici olamadığını, Pancazis'in açıklamalarının da doğruladığını'' yazdı.

Lefteris Pancazis'in, ''anlaşmasını yaptığı konseri, Cumartesi gecesi Yunanistan ve Rum tarafından bazı dostlarının kendisini telefonla arayarak, konser kararından dolayı kıyametlerin koptuğu ve herkesin kendisini eleştirdiği yolunda bilgi alması üz
erine iptal ettiğini'' söylediğini anımsatan gazete, Pancazis'in, Rum tarafında yaptığı açıklamada, ''KKTC'deki bir otelde sahneye çıkmasının gerek Yunanistan'da, gerek Rum tarafında sorunlara neden olabileceğinden habersiz olduğunu'' söylediğini aktardı.

Üzgün olduğunu belirtip özür dileyen Pancasiz, adaya gelmeden öncebazı Rum politikacılarla görüştüğünü ve adını vermediği diplomatların kendisine ''Girne'ye gitmesinin sorun yaratmayacağını'' söyledikleriniaçıkladı.

RUM SİYASİLERİN GÖRÜŞLERİ

Rum yöneti
mi sözcüsü Kipros Hrisostomidis, konuyla ilgili açıklamasında, ''Pancazis'in yapmaya niyetlendiği şeyden dolayı Rum yönetiminin üzüntü duyduğunu'' ifade ederek, ''Rum-Yunan hükümetleri arasında, şarkıcılardan dolayı çatlaklar oluşmasının mümkün olmadığını'' söyledi

Yunanistan'ın Kıbrıs Rum kesimindeki büyükelçiliğinin basın sözcüsü Panos Agrafiotis da büyükelçiliğin Lefteris Pancazis'in niyetikonusunda bilgi sahibi olmadığını belirterek, ''Niyetinden haberdar olsaydık kendisine, Rum hükümetinin resmi tut
umunu aktaracaktık'' dedi.

Rum Adalet ve Kamu Düzeni Bakanı Doros Theodoru ile Sosyal Demokratlar Hareketi (KS EDEK) Onursal Başkanı Vasos Lissaridis de konserin iptal edilmesinden dolayı memnun olduklarını açıkladı.

Demokratik Seferberlik Partisi (DİSİ) Milletvekili Prodromos Prodromu ise ''Çıkan karışıklığın sorumluluğunun, yönetmek yerine yorum yapmakla yetinen Rum yönetimine ait olduğunu'' söyledi.

Yeni Ufuklar Partisi'nin (NEO) avukat milletvekili Hristos Kliridis, Pancazis'in ''(işgal) bölgeleri
ndeki, Rum'a ait bir otelde reklamı yapıldıktan sonra sahneye çıkmış olsaydı, anayasanın 181. maddesini tamamen ihlal etmiş olacağını'' öne sürdü. Söz konusu anayasanın 181. maddesi, ''mal sahibinin rızası olmaksızın, (işgal) bölgelerindeki Rum otel ve diğer binalarında düzenlenen etkinliklere katılmak cezai bir suçtur ve 6 aya kadar hapis veya para cezası gerektirir'' ifadesini içeriyor.

NEO milletvekili, ''Sahibi Rum olan otelde gecelemeye teşebbüs'' olasılığının araştırılması ve KKTC'deki otellerde gec
elemenin cezalandırılmasına ilişkin yasa değişikliği önerisinin Rum Meclisi tarafından bir an önce onaylanması gerektiğini söyledi.

HURRIYET 07/07/2003

Türk ve Rum siyasi parti liderleri

Strazburg’ta buluşuyor

Kıbrıs Türk siyasi parti liderleri, Avrupa Komisyonu Genel Sekreteri Walter Swimmer’in daveti üzerine Strazburg’ta Kıbrıs konusunda Rum siyasi parti liderleri ve komisyon yetkilileriyle temaslarda bulunmak amacıyla dün adadan ayrıldı.
UBP Genel Başkanı Başbakan Derviş Eroğlu, TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli, CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ve YAP Genel Başkanı Ertuğrul Hasipoğlu dün sa
bah saat 07.00’de İstanbul’a gitti. Yoğun sis nedeniyle 1 saat rötarla adadan ayrılan heyette ayrıca CTP Milletvekili Kadri Fellahoğlu ile TKP Dışilişkiler Sorumlusu Güngör Günkan da yer alıyor.
Strazburg’a gidecek heyette olduğu açıklanan Devlet Bakanı B
aşbakan Yardımcısı Serdar Denktaş’ın ise adadan önceki gün ayrıldığı öğrenildi.
Meclis’te temsil edilmeyen BKP Genel Sekreteri İzzet İzcan ile Dış İlişkiler Genel Sekreteri Özker Özgür’ün de toplantıya katılması bekleniyor.
Heyet, Rum siyasi parti liderle
rinin tümünün katılması beklenen ziyarette komisyonun pazartesi günkü Kıbrıs konulu toplantısına katılacak ve İnsan Hakları Komisyonu ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Başkanı ile biraraya gelecek.
Türk ve Rum siyasi parti liderleri, Avrupa Konseyi
binasının önündeki parka barış ve dostluk sembolü olarak fidan da dikecek.
Kıbrıslı Türk siyasi parti liderlerinin salı gecesi 21.00 sıralarında KKTC’ye dönmesi bekleniyor.

YENIDUZEN 07/07/2003

Strasburg'da Kıbrıs zirvesi

Türk ve Rum siyasi parti temsilcileri Strasburg'da buluştu. Türk tarafı AİHM'ye mal değişimi tasarısını anlattı

08/07/2003 RADIKAL

AA - STRASBURG - Kıbrıs'ta çözüm umutlarının zora girdiği bir dönemde iki tarafın siyasileri Avrupa'da tarihi bir buluşma gerçekleştirdi. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Walter Schwimmer'ın davetiyle, Kıbrıslı Türk ve Rum siyasi parti temsilcileri Strasburg'da dün bir diyalog zirvesinde bir araya geldi. Toplantıya KKTC'den Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı, Başbakan Derviş Eroğlu, Demokrat Parti Genel Başkanı, Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, Toplumcu Kurtuluş Partisi Genel Başkanı Hüseyin Angolemli, Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Yenilikçi Atılım Partisi Genel Başkanı Ertuğrul Hasipoğlu, Yurtsever Birlik Hareketi dış ilişkiler sekreteri Alpay Durduran, Kıbrıs Sosyalist Partisi Genel Sekreteri Mehmet Süleymanoğlu ve Birleşik Kıbrıs Partisi Başkanı İzzet İzcan katıldı.
Toplantıda parti temsilcilerinin çoğu BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın çözüm önerilerinin desteklenmesi yönünde
görüş belirtti. Walter Schwimmer da, yaptığı açıklamada "Adalet, Kıbrıs sorununun çözümünde kilit öneme sahip. Ne kazanan, ne kaybeden olmalı. Önemli olan Kıbrıslıların Avrupa'ya ait olması" dedi.
Heyetler daha sonra İnsan Hakları Komisyonu ve Avrupa İnsa
n Hakları Mahkemesi (AİHM) Başkanı ile de görüştü. Denktaş AİHM yetkililerine KKTC'de hazırlanan ve Rumların Türk tarafında kalan mallarının takas yoluyla tazmini için KKTC iç hukukuna başvurulmasını içeren yasayla ilgili bilgi verdiklerini söyledi

 

BARIŞ FİDANI

KIBRIS'TAN ÇAM FİDANI GÖTÜRDÜLER: Avrupa Konseyi'nin KKTC ve Güney Kıbrıs'taki siyasi partilerin lider ve yöneticileri için düzenlediği diyalog zirvesine siyasi parti lider veya temsilcileri Avrupa Konseyi binasının yanında bulunan Orangerie Parkı'na Kıbrıs'tan götürülmüş bir çam fidanı dikti. Törende konuşan Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Walter Schwimmer, Avrupa'nın 'Birleşmiş bir Kıbrıs görmeyi arzuladığını' söyledi

'ANNAN PLANI MASADADIR'Avrupa Konseyi Genel Sekreteri, çözüm için müzakerelerin tekrar başlaması gerektiğini belirterek, 'Annan Planı masanın üzerinde duruyor. Fırsatlar penceresi kapanmasın' dedi. Avrupa Konseyi olarak, Kıbrıs'ta güven artırıcı önlemlere destek vermekte kararlı olduklarını belirten Schwimmer, iki tarafta da tarih kitaplarının tekrar yazılması, medya ve sivil toplum örgütlerinin kaynaşması konusunda Avrupa Konseyi'nin etkili rol oynayabileceğini söyledi

KIBRIS 08/07/2003

Avrupa Konseyi eşitliğe dayalı çözüm istiyor

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Walter Schwimmer, “Kıbrıs`ta siyasi çözümün, iki toplumun eşitliğini temel ilke olarak alması gerektiğini” söyledi

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Walter Schwimmer, “Kıbrıs`ta siyasi çözümün, iki toplumun eşitliğini temel ilke olarak alması gerektiğini” söyledi. Schwimmer, Kıbrıs`ta taraflar arasında diyalog ve uzlaşmayı geliştirmek amacıyla adanın iki kesiminden gelen siyasi parti temsilcileriyle yapılan görüşmeden sonra basın toplantısı düzenledi.

Genel Sekreter, Rum Kesimi`nden gelen parlamenterlerin isteği üzerine, gazetecilerden gelecek sorulara sadece kendisinin yanıtlayacağını hatırlattı.

Herkesin barış içinde yaşayacağı birleşik bir Kıbrıs`ı arzu ettiklerini belirten Schwimmer, “Kıbrıs sorununun çözümü konusunda iyimser olduğunu” ifade etti.

Schwimmer, “Önümüzde bir fırsatlar penceresi var. Bu pencere bizi çözüme götürebilir. Kıbrıs bölünmek için çok küçük, iki toplum bir arada yaşayabilir. Farklı siyasi görüşlerimiz olabilir, ancak iki toplumun eşitliği, sorunun çözümünde temel ilke olarak alınmalı” diye konuştu.

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri, çözüm için müzakerelerin tekrar başlaması gerektiğini belirterek, “Annan planı masanın üzerinde duruyor. Fırsatlar penceresi kapanmasın” dedi.

Avrupa Konseyi olarak, Kıbrıs`ta güven artırıcı önlemlere destek vermekte kararlı olduklarını belirten Schwimmer, iki tarafta da tarih kitaplarının tekrar yazılması, medya ve sivil toplum örgütlerinin kaynaşması konusunda Avrupa Konseyi`nin etkili rol oynayabileceğini söyledi.

Schwimmer, bu ay sonunda New York`ta BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile bir araya geleceğini belirtti ve bu toplantıda Avrupa Konseyi`nin Kıbrıs konusunda oynayabileceği rolü ele alacaklarını kaydetti.

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi`nin (AKPM) geçen ay aldığı kararda, Türkiye`den gelen göçmenlerin geri dönmesinin istenmesinin hatırlatılması üzerine Schwimmer, adaya gelen evlenmiş ve uzun süredir burada yaşayan Türklerin zorla geri gönderilmesi fikrine sıcak bakmadığını belirtti.

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri, KKTC`nin, Rumların mal ve mülk taleplerini incelemeyi kabul etmesi ve bunun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ile ilgili davalara etkisine ilişkin soru üzerine de bu konunun AİHM`nin yetkisi dahilinde olduğunu ve kendisinin bir yorum yapmak istemediğini söyledi.

TEMSİLCİLER, BARIŞ VE UZLAŞMANIN SEMBOLÜ OLARAK AĞAÇ DİKTİLER

Kıbrıs’taki Türk ve Rum siyasi parti temsilcileri, Avrupa Konseyi binası önündeki parka, adada barış ve uzlaşmanın sembolü olması için ağaç dikti.

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Walter Schwimmer, Kıbrıs’tan getirilen ağacın dikilmesi dolayısıyla düzenlenen törende yaptığı konuşmada, birleşik Kıbrıs’ı Avrupa’da görmenin herkesin ortak dileği olduğunu söyledi.

Kıbrıs’ta Yeşil Hat’ın açılmasından sonra yaşanan gelişmelere dikkati çeken Schwimmer, Kıbrıs’ta uzlaşma ortamının herkes tarafından desteklenmesi gerektiğini belirtti ve adada iki kesimden getirilen toprakla dikilen “Kıbrıs ağacının” uzlaşmanın sembolü olmasını dilediklerini bildirdi.

KIBRIS TOPLANTISI

Törenden sonra, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Schwimmer’in de katıldığı bir toplantıda, Kıbrıs’taki Rum ve Türk siyasi parti temsilcileri biraraya geldiler.

Avrupa Konseyi tarafından yapılan yazılı açıklamada, iki taraf arasında diyalog ve uzlaşmanın geliştirilmesi ve BM

Genel Sekreteri Kofi Annan’ın girişimlerine destek verilmesi amacıyla bu toplantının düzenlendiği belirtildi.

Açıklamada, toplantının, iki toplumun siyasi parti liderlerinin Kıbrıs’ta “Ledra Palace”ta başlattıkları görüşmelerin bir anlamda devamı olduğu vurgulandı. Özel bir gündem maddesi bulunmayan toplantıda Kıbrıs’ın geleceğine ilişkin görüşler ele alınacak.

KKTC HEYETİNDEN TEPKİ

KKTC heyetinde yer alan Başbakan Derviş Eroğlu ile Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, toplantıdan önce A.A muhabirine yaptıkları açıklamalarda, Rumların siyasi parti başkanları yerine, partilerden temsilciler göndermelerini eleştirdiler.

HALKIN SESI 08/07/2003

Annan Planı’na

DESTEK

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Walter Sch
wimmer`in daveti üzerine, Kıbrıslı Türk ve Rum siyasi partileri temsilcilerinin Strasbourg`da katıldıkları toplantı sona erdi. Avrupa Konseyi yetkilisinin verdiği bilgiye göre, Kıbrıs`ta taraflar arasında diyalog ve uzlaşmayı geliştirmek amacıyla düzenlenen toplantıda biraraya gelen siyasi parti temsilcilerinin çoğu, BM Genel Sekreteri Kofi Annan`ın çözüm önerilerinin desteklenmesi yönünde görüş bildirdiler.

Toplantının düzenlenmesine öncülük Schwimmer, 'Adalet, Kıbrıs sorununun çözümünde kilit öneme sahi
p. Ne kazanan, ne kaybeden olmalı. Önemli olan Kıbrıslıların Avrupa`ya ait olması' diye konuştu.
Türk ve Rum siyasi parti temsilcileri, toplantıdan sonra, Schwimmer`in verdiği yemeğe katıldılar.
Kıbrıs`taki Türk ve Rum siyasi parti temsilcileri, Avrupa Ko
nseyi binası önündeki parka, adada barış ve uzlaşmanın sembolü olarak ağaç diktiler.
Avrupa Konseyi`ndeki toplantıya Kuzey`den Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu, Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Serdar Denktaş, Toplumcu Kurtuluş Par
tisi (TKP) Genel Başkanı Hüseyin Angolemli, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Yenilikçi Atılım Partisi (YAP) Genel Başkanı Ertuğrul Hasipoğlu, Yurtsever Birlik Hareketi (YBH) dış ilişkiler sekreteri Alpay Durduran, Kıbrıs Sosyalist Partisi Genel Sekreteri Mehmet Süleymanoğlu ve Birleşik Kıbrıs Partisi Başkanı İzzet İzcan katıldı. Toplantıya Güney Kıbrıs'tan siyasi parti başkanları yerine temsilicileri katıldı.
'ANNAN PLANI MASANIN ÜZERİNDE
DURUYOR'
Avrupa Konseyi Genel Sekret
eri Walter Schwimmer, 'Kıbrıs`ta siyasi çözümün, iki toplumun eşitliğini temel ilke olarak alması gerektiğini' söyledi. Schwimmer, Kıbrıs`ta taraflar arasında diyalog ve uzlaşmayı geliştirmek amacıyla adanın iki kesiminden gelen siyasi parti temsilcileriyle yapılan görüşmeden sonra basın toplantısı düzenledi.
Herkesin barış içinde yaşayacağı birleşik bir Kıbrıs`ı arzu ettiklerini belirten Schwimmer, 'Kıbrıs sorununun çözümü konusunda iyimser olduğunu' ifade etti.
Schwimmer, 'Önümüzde bir fırsatlar pencere
si var. Bu pencere bizi çözüme götürebilir. Kıbrıs bölünmek için çok küçük, iki toplum bir arada yaşayabilir. Farklı siyasi görüşlerimiz olabilir, ancak iki toplumun eşitliği, sorunun çözümünde temel ilke olarak alınmalı' diye konuştu.
Avrupa Konseyi Gene
l Sekreteri, çözüm için müzakerelerin tekrar başlaması gerektiğini belirterek, 'Annan planı masanın üzerinde duruyor. Fırsatlar penceresi kapanmasın' dedi.
Schwimmer, bu ay sonunda New York`ta BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile bir araya geleceğini belirtt
i ve bu toplantıda Avrupa Konseyi`nin Kıbrıs konusunda oynayabileceği rolü ele alacaklarını kaydetti.
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi`nin (AKPM) geçen ay aldığı kararda, Türkiye`den gelen göçmenlerin geri dönmesinin istenmesinin hatırlatılması üzeri
ne Schwimmer, evlenmiş ve uzun süredir burada yaşayan Türklerin zorla geri gönderilmesi fikrine sıcak bakmadığını belirtti.

YENIDUZEN 08/07/2003

Denktaş, dün “Annan Planı” ile ilgili yeni bir “tuzağı” daha keşfetti!..

“Kurucu devlet” kandırmacaymış!

Cumhurbaşkanı Denktaş, Annan planının çok esaslı bir şekilde hazırlandığını, Türk tarafını kandırmak için “kurucu devlet” denildiğini kaydetti.
Denktaş bu açıklamaları Mücahitler Derneği Genel Başkanı Vural Türkmen başkanlığında, muharip derneklerin yetkililerinden oluşan heyeti kabulünde yaptı.
Rum’un AB üyeliğiyle tüm Kıbrıs’a sahip çıkmanın peşinde ol
duğunu yineleyen Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, bunu göremeyecek kadar kör olunmaması gerektiğini söyledi. Denktaş, Rum ve Yunan’ın “seçimlerde Denktaş’tan kurtulun” demesinin altında yatanın ne olduğunu sordu.
“Denktaş’ın artık kimseyi temsil etmediğinin, Kı
brıs Türk halkını temsil edenlerin ‘Annan planı ve AB’ diyenlerin olduğunun sanıldığını” belirten Cumhurbaşkanı Denktaş, “Seçimler bunu gösterecek; gerçeği gösterecek. Ama ‘Rumların bizi süratle Türkiye’nin üye olmadığı bir AB’ye sürüklemekteki maksatları nedir?’ insan sormaz mı” diye konuştu.

Yeni tuzak!
Cumhurbaşkanı Denktaş, Annan planının çok esaslı bir şekilde hazırlandığını, Türk tarafını kandırmak için “kurucu devlet” denildiğini kaydetti.
Rum tarafından müşterek parti ve örgüt için birleşme davetleri gelmeye başladığını söyleyen Denktaş, müşterek organizasyonlarda çoğunluğun içerisinde kaybolunacağı uyarısında bulundu. “Yüzde 1’lik oyu bile olmayan parti liderlerinin halkı bu yola davet etmesini” eleştiren Denktaş, şunları dile getirdi:
“Bu halk o
kadar yozlaşmış değildir. Bu halk ayaktadır, diridir. Bunun ispatı sizsiniz. Bütün arzum, yanınızda her biriniz gençliği de getiriniz. Gençlikle beraber olunuz. Gençliğe geçmişi anlatınız. Çünkü öğretmenlerin bir kısmı, görüyorsunuz hangi daldadırlar. Gençlere yanlış bilgiler verilmektedir. Bunu düzeltmenin yolu, hepinizin öğretmen olmasıdır. Hepimizin, geçmiş tarihimizin öğretmenleri olarak gençlere gerçekleri anlatmak borcumuzdur.”

“Büyük bir oyun oynanmıştır”
Cumhurbaşkanı Denktaş, Kıbrıs Türk ve Rum siyasi parti liderlerinin Strazburg’daki toplantısından birşey bekleyip beklemediği yönündeki soruya ise “hayır” yanıtı verdi.
Strazburg’daki toplantının, burada yapılan parti toplantıları gibi fikir teatisi şeklinde olacağına inandığını belirten Denktaş, d
aveti yapanların gerçekleri görmesini diledi.
Ancak davetlilerin çoğunun KKTC ve Rum meclislerinin dışından olduğuna işaret eden Denktaş, şöyle devam etti:
“Bu niçin yapılmıştır. Geçenlerde DP Genel Başkanı Serdar Denktaş’ın toplantıyı terk edip ‘biz mecli
sin partisiyiz’ demesini örtbas etmek için. ‘Mecliste halkı temsil edenleri değil, biz partileri davet ediyoruz, meclisleriyle ilgimiz yok’ diyerek büyük bir oyun oynanmıştır. Ama katılan ve doğruyu gören insanlarımız bunlar karşısında dik dururlar ve duracaklardır. Ve kendilerini davet edenlere de bazı gerçekleri söylemiş olacaklardır. O bir faydadır.

Livaneli’yi geçirtmediler, plan bozuldu!
Cumhurbaşkanı Denktaş, başka bir soruya karşılık ise, Kuzey’de sahneye çıkmaktan son anda vazgeçen ünlü Yunanlı şarkıcının korkutulduğunu, bundan dolayı Kuzey’de şarkı söylemediğini kaydetti.
Güney’de konser veren Zülfü Livaneli’nin de Kuzey’ye geçişinin engellendiğini söyleyen Denktaş, “Çünkü Livaneli, buradan İstanbul’a dönecekti. Onun için geçirtmediler. Bunlar dos
tluk tezahürü değil, iyi niyet göstergesi değil. Rum tarafının esas niyetini vurgulayan olaylardır. Bunu bizim insanlarımızın artık görmesi lazımdır” dedi.
Rumun değişmediğini, yapay bir anlaşmaya imza atmakla değişim olamayacağını ifade eden Denktaş, Ruml
arın ilk fırsatta anlaşmayı bozacağını kaydetti. Denktaş, bundan dolayı Kıbrıs Türk halkını yeniden 1963 olaylarına götümeyecek bir anlaşma istediklerini, anlaşmanın sağlam olması için de anlaşmayı yapanların eşit egemen taraflar olduğunun kabul edilmesi, KKTC’nin var olduğunun artık teslim edilmesi gerektiğini vurguladı.
Denktaş, “Maraş ve 13 köy veriliyor” yönündeki haberlerle ilgili olarak ise, “Biliyorsunuz eskiden Maraş karşılığında ambargonun kalkması önerilmişti, Lefkoşa Havaalanı’nın açılması öneril
mişti. O çerçevenin dışında herhangi bir şey yoktur ve olmamıştır” dedi.

YENIDUZEN 08/07/2003

Şimdi de

"Tayvan Modeli"

Fileleftheros “TC Dışişleri Bakanlığı’nın, Kıbrıs sorununun çözülmemesi durumuna ilişkin olarak, hali hazırda uluslararasında kabul görmüş, Tavyan gibi tanınmamış devlet statüsü üzerinde yoğunlaştığı bir model şekillendirmekte olduğunu” yazdı

ALİTHİA, gerek diplomatik çevrelerden gerek AB’taki sempatizanlardan ve gerek ABD’den alınan bilgilerin, “Kıbrıs’ın AB’a üyeliğinin tamamlanmasından önce Kıbrıs sorununda bir anlaşmaya varılabilmesi için 2004’ün ilk aylarında Kıbrıs Türk ve Ru
m taraflarının liderlerine yeni tur dayanılmaz baskılar uygulanacağı” konusunda yoğunlaşmakta olduğunu vurguladı

Cox: “Kıbrıs sorununun çözülmüş olması, Türkiye’nin uzun vadeli hedefi olan AB’a üyeliği için çok faydalı olurdu. Bu nedenle Kıbrıs sorununun
çözümünün, kendi mantıklarındaki diğer çözümlerin kolaylaştırılması için suni olarak ertelenmeyeceğini umuyorum

Güney Kıbrıs’ın en yüksek tirajlı gazetesi FİLELEFTHEROS, Ankara’nın, Güney Kıbrıs’ın AB’a gireceği 1 Mayıs 2004’ten sonrası için bir dizi fiki
r üzerinde çalıştığını yazdı.
Gazete “Tayvan Modeli – Hem Olası Anlaşma Hem de Çözümsüzlük Konusunda Projeler” başlığıyla manşetten verdiği ve iyi bilgili kaynaklarına dayandırdığı haberinde, “TC Dışişleri Bakanlığı’nın, Kıbrıs sorununun çözülmemesi durum
una ilişkin olarak, hali hazırda uluslararasında kabul görmüş, Tavyan gibi tanınmamış devlet statüsü üzerinde yoğunlaştığı bir model şekillendirmekte olduğunu” yazdı. Gazete, şöyle devam etti:
“Kuzey’in tanınmaksızın, bir devletin bütün unsurlarına sahip o
lması için, emsali görülmemiş şekilde, diğer ülkelerle olan bağlarını kullanarak, uluslararası ticaret, alış veriş, ikili ilişkiler ve değişimi içerecek bu modeli ileri götürmeyi deneyecekler. Edindiğimiz bilgilere göre, Türk tarafının gerek Mağusa limanının yeniden açılması ve gerek Timbu (Ercan) Havaalanı’nın tanınmasıyla bağlantılı olan Maraş konusundaki planlamaları da, bu çerçeve dahilindedir. Aynı kaynaklar, işgal liderinin son zamanlarda yaptığı, işgal bölgelerinin serbest ticaret bölgesi haline getirileceği açıklamalarının da tesadüfi olmadığına işaret ediyorlar.
Buna paralel olarak diplomatik kaynakların FİLELEFTHEROS’a söylediğine göre; Kıbrıs sorunu ve BM prosedürü konusunda herşey, Kofi Annan’ın (kendi iddiasıyla) ‘işgal lideri’ ve başkan Papado
pulos’la ayrı ayrı yapmak niyetinde olduğu görüşmelerde belirlenecek. Genel Sekreter, Kıbrıs görüşmelerinin yeniden başlaması konusunu ele almak üzere eylül ayında New York’ta Başkan Papadopulos’la görüşecek, ekim ayında da Denktaş’ı davet etmeye niyetleniyor. O dönemin işgal bölgelerinde ‘seçim’ dönemi olacağı ışığı altında, Denktaş’ın Annan’ın karşısında olumsuz olamayacağı değerlendirmesinde bulunuluyor. ”
Öte yandan ALİTHİA, gerek diplomatik çevrelerden gerek AB’taki sempatizanlardan ve gerek ABD’den alınan bilgilerin, “Kıbrıs’ın AB’a üyeliğinin tamamlanmasından önce Kıbrıs sorununda bir anlaşmaya varılabilmesi için 2004’ün ilk aylarında Kıbrıs Türk ve Rum taraflarının liderlerine yeni tur dayanılmaz baskılar uygulanacağı” konusunda yoğunlaşmakta olduğun
u yazdı.
Gazete, “Yeni Tur Baskılara Hazırlanılıyor – ABD ve AB Annan Planı’nda Diyaloğun Yeniden Başlaması Konusunda Kararlı – Pat Cox: ‘Kombine Avrupa Nüfuzu İçin Tek Fırsat’” başlıklı haberinde, Güney Kıbrıs’ta yayın yapmakta olan ANTENNA-1 televizyonun
un, Rum tarafındaki diplomatik bir kaynağın, Cumhurbaşkanı Denktaş’ın sözde “uzlaşmaz tavırlarını terketmesi ve Annan planı temelinde müzakerelere geri dönmesi için çok yoğun baskılar göreceği” yolundaki bilgileri teyit ettiğini yazdı.

“Annan Planı temenli
nde"
Gazeteye göre Amerikan diplomasisi, Cumhurbaşkanı Denktaş’a yönelik baskısını sürdürmesi konusunda Kıbrıs Türk muhalefetinin çabalarını güçlendirmekteki kararlılığını beyan etti. Amerikalı diplomatların Kıbrıslı Türklere, seçimleri, Annan Planı temelinde çözüm için bir referanduma dönüştürmeleri yolunda son zamanlarda yaptıkları çağrıları da bu amaçlarına hizmet etmeyi hedefliyor.
Annan Planı temelinde görüşmelerin yeniden başlamasını AB’ın da istediğini yazan gazete, Avrupa Parlamentosu Başkanı Pat
Cox’un dün “Eleftheros Tipos” isimli Yunan gazetesine verdiği demeçte, AB yeni dönem başkanlığının, diyaloğun yeniden başlamasına yönelik uygun ortam oluşturup oluşturamayacağını, bu diyaloğun olumlu sonuç verebileceği ümidiyle araştırması gerektiğini söylediğini yazdı.
Habere göre Cox, Kıbrıs sorununun çözümünün Türkiye’nin AB sürecine yardımcı olup olmayacağının sorulması üzerine, “Kıbrıs sorunu hemen yarın çözülse, bu, Türkiye’nin üyelik için gereken kriterleri yerine getirdiği anlamına gelmez” dedi. Co
x, “Türkiye’nin AB kriterlerini yerine getirmesi ancak Kıbrıs sorununun çözülmemesi durumunda AB’a üye olup olmayacağı” sorusuna karşılık ise şunları söyledi:
“Kıbrıs sorununun çözülmüş olması, Türkiye’nin uzun vadeli hedefi olan AB’a üyeliği için çok fayd
alı olurdu. Bu nedenle Kıbrıs sorununun çözümünün, kendi mantıklarındaki diğer çözümlerin kolaylaştırılması için suni olarak ertelenmeyeceğini umuyorum. Koordineli Avrupa nüfuzu kullanmak için tek fırsatımız var. Çünkü Yunanistan AB’a üye bir ülkedir ve böyle bir durumda ‘birinci hattaki’ bir üye ülke olacak. Türkiye de, ‘birinci hattaki’ bir ülkedir fakat farklı nedenlerle; çünkü AB’a üye olmayı kendisine hedef belirlemiştir. Kıbrıs ise halihazırda üye olmuş bir ülkedir. Böylece, eğer bu şartlar Avrupa nüfuzu kullanmamıza olanak vermezse, o zaman başka hangi şartlar altında nüfuzumuzu kullanacağız...”

YENIDUZEN 08/07/2003

RUM POLİTİKALARI DELİK DEŞİK OLDU

Olayı protesto eden Dışişleri Bakanlığı ise BM’den Gülsevin Şah ve çocuklarının Larnaka Havaalanı’nda el konulan KKTC pasaportlarının derhal iadesini istedi

Rum Muhaceret Dairesi görevlilerinin elinde vizesi olduğu halde Larnaka Havaalanı’nda 24 saat beklettikten sonra gerekçesiz sınır dışı ettikleri Beyrut’da evli Kıbrıslı Türk Gülsevin Şah (Berro) ve çocukları Kemal ve Halil Şah (Berro) olayı sıcak gelişmelerle gündemdeki yerini koruyor.

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, dün sabah olayı BM nezdinde şiddetle protesto ettikten sonra Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos’a da protesto telgrafı gönderdi.

Aynı gün Dışişleri ve Savunma Bakanlığı da hem olayı protesto etti, hem de Birlişmiş Milletler’den Gülsevin Şah (Berro) ve büyük oğlu Kemal Şah (Berro)’nun Larnaka Havaalanı’nda Rum Yönetimi Mucaret Polisi tarafından el konulan KKTC pasaportlarının derhal iadesini istedi.

AİLE BEYRUT’DA BOŞ DURMUYOR

Bu arada Gülsevin’in eşi operatör doktor Hüseyin Berro önceki gün sabah Beyrut’da Dışişleri Bakanlığı’na giderek olayı protesto ettikten sonra Beyrut’daki Kıbrıs Cumhuriyeti makamlarına giderek eşi ve oğlunun el konan eşya, pasaport ve evraklarını talep etti. Doktor Berro’ya ailenin eşyaları iade edilirken, eşi ve oğlunun KKTC pasaportu (gerekçe gösterilmeden) verilmedi.

Bu arada, Beyrut hükümetinin, Gülsevin’in Beyrut vatandaşı da olması nedeniyle Kıbrıs Rum Hükümeti’nden olayla ilgili izahat istediği öğrenildi.

AİLE PERİŞAN DURUMDA

Gülsevin’in babası Halil Şah, kronik böbrek hastası Gülsevin’in Beyrut’a dönüşünde devlet hastanesinde uzun süre müşahade altına alındığını, 24 saat süreyle boş bir odada bekeletilen 8 yaşındaki Halil ve 14 yaşındaki Kemal’in yaşadıkları şoku atlatabilmek için psikiyatrist tarafından sürekli kontrol altında tutulduklarını anlattı.

Yaşadığı olayın şokunu henüz üzerinden atamayan Şah, olayı AİHM’ye kadar götürmekte kararlı olduklarını, ancak bunun için önce Kıbrıs Rum Yönetimi’ni dava etmeleri gerektiğini öğrendiklerini söyledi. Şah, dün Günek Kıbrıs Barosu’na kayıtlı bir Kıbrıslı Türk avukatla görüşerek dava için ilk adımı atacaklarını kaydetti.

TC ELÇİLİĞİ VE DIŞİŞLERİ DEVREDE

Günün en ilginç gelişmesi Türkiye Dışişleri Bakanlığı ve buna paralel TC Lefkoşa Büyükelçiliği’nin devreye girmesi oldu. Dışişleri ve Savunma Bakanlığı’nın girişimiyle devreye giren TC Dışişleri, Gülsevin ailesini Taşucu’ndan Girne’ye gönderebilmek için gerekli tüm işlemleri başlattı.

DENKTAŞ’IN DEĞERLENDİRMESİ

Öte yandan, ilk günden olayı izleyen Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, bu sabah baba Halil Şah ve oğul Derviş Şah’ı kabul ederek gelişmeler hakkında bilgi aldı.

Görüşme sırasında LHA muhabirine değerlendirmede bulunan Denktaş, iki toplumun birbirini daha iyi tanıyabilmelerine olanak tanımak amacıyla sınır kapılarından geçişleri kolaylaştırdıklarını, ancak ilk günden beri Kıbrıslı Türklere karşı çıkarılan aksaklıkları Rum Yönetimi’nin görmezden geldiğini, yumuşamaya yanaşmadığını söyledi.

Kıbrıs Türkü’nü azınlık olarak gören, ona en temel insan hakkını bile çok gören zihniyetin hergün devam etmekte olduğunu gördükçe üzüldüğünü belirten Denktaş, bu insanlık dışı uygulamaları gördükçe temel haklarımızı, eşitliğimizi, egemenliğimizi öngören bir çözümden neden geri durmadığımızı dünyanın artık anlaması gerektiğini ifade etti.

POLİTİS: KIBRISLI TÜRKLERE YÖNELİK POLİTİKA DELİK DEŞİK

Gülsevin Şah isimli Kıbrıslı Türk kadının, 8 ve 14 yaşlarındaki iki çocuğuyla birlikte geçen Cumartesi günü Lübnan’dan Larnaka Havaalanı’na gelir gelmez Rum polisince tutuklanarak, 24 saat tutulduktan sonra sınır dışı edilmesi olayına Politis gazetesi geniş yer verdi.

Diğer Rum gazeteleri olaya ilgi göstermezken haberi “Kıbrıslı Türklere Yönelik Politika Delik Deşik –Anne ve Çocuklarını Larnaka Havaalanı’ndan Sınır Dışı Ettiler” başlığıyla manşete çeken Politis, Rum Yönetimi’nin Kıbrıslı Türklere yönelik kötü politikasını görüntüleyen pek çok olaydan birinin daha gerçekleştiği yorumunda bulundu.

Rum Yönetimi’ne olayla ilgili sert eleştirilerde bulunan gazete “Hükümetin artık, politikasındaki delikleri saptayıp, sorumlu ya da sorumlu olmayan herkese açık direktifler vermesi zamanı gelmiştir. Çünkü aptallık ile politika bir arada gitmez” ifadelerine yer verdi.

Politis gazetesi, haberinin devamında şunları yazdı:

“Havaalanı yetkililerinin, hükümetin Kıbrıslı Türklere yönelik ilan ettiği politika çerçevesinde değil, mevcut yasanın kurallarını kesin şekilde uyguladıkları bu olay, çözümü arzulayan Kıbrıslı Türkler arasında bile yoğun tepkiye neden oldu.

İçişleri Bakanı Andreas Hristu, derhal duyarlılık göstererek bu konunun araştırılmasını üstlenirken, hükümet yetkilileri Politis’e, bunun, ‘politikamızı teşhir eden ve yanlış izlenimler yaratan olaylardan biri’ olduğunu söylediler. Ancak hükümetin artık, politikasındaki delikleri saptayıp, sorumlu ya da sorumlu olmayan herkese açık direktifler vermesi zamanı gelmiştir. Çünkü aptallık ile politika bir arada gitmez.”

“LAPTA’DAN GELEN AİLESİNİ DE DİKKATE ALMADILAR”

Gazete, Şah’ın Larnaka Havaalanı’ndaki görevlilere Lübnan pasaportunu ibraz ettiğini, ancak vizesi bulunmadığını, Lübnanlı değil orada yaşayan Kıbrıslı Türk olduğunu ispat etmesi gerektiği zaman ise, kendisini karşılamak için Lapta’dan Larnaka’ya giden aile fertlerinin havaalanında bulunuyor olması dikkate alınmaksızın, yasanın kurallarının işletildiğini yazdı.

“OLAY RUTİN!”

Gazeteye göre Rum Yönetimi Yabancılar ve Muhaceret Dairesi yetkilisi Theodoros Theodoridis, konuyla ilgili kendisine ulaşan bilginin ‘rutin’ olduğunu söyledi ve sınır dışı edilen Kıbrıslı Türk kadının ailesinin Larnaka Havaalanı’nda olduğunun kendisine söylenmediği gerekçesini ortaya koydu.

HALKIN SESI 09/07/2003

Rum basının iddiası

Annan dönüyor

“Geçmiş deneyimlere bakacak olursak Annan, Papadopulos’la görüşmesinden bir süre sonra, Denktaş’ı da görüşmek üzere New York’a, Cenevre’ye veya Viyana’ya çağırabilir. Bu nedenle, ilgili bazı ülkelerin çeşitli inisiyatiflerinin başlayacağı tarihin de o tarih olduğu beklentisi mevcuttur.’ ”

UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu’nun açıklamasına dayanarak, Rauf Denktaş’ın ekim ayı içinde New York’a
davet edilmesinin beklendiğini yazan Politis gazetesi, Genel Sekreter’in yeni bir çözüm çabasına dahil olup olmayacağının, Denktaş ve Papadopulos’la yapacağı bu görüşmelerin sonucuna bağlı olacağını belirtti.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın, Cumhurbaşka
nı Rauf Denktaş ve Rum lider Tasos Papadopulos’la ayrı ayrı yapacağı görüşmelerle Kıbrıs sorununa çözüm arayışlarında yeni bir çabayı başlatmasının beklendiği bildirildi.
POLİTİS, “Denktaş ve Tasos’la Ayrı Görüşmeler – Annan Dönüyor” başlığıyla yansıttığı
haberinde, Rum Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu’nun “Radio Proto”ya yaptığı açıklamaya dayanarak, Annan’ın eylül ayının 3. haftasında Rum lider Tasos Papadopulos’la görüşeceğini yazdı. Gazete, Papadopulos’un BM Genel Kurulu’nda konuşma yapmak üzere 25 Eylül’de New York’ta bulunacağını kaydetti.
UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu’nun açıklamasına dayanarak, Rauf Denktaş’ın ekim ayı içinde New York’a davet edilmesinin beklendiğini de okurlarına aktaran gazete, Genel Sekreter’in yeni bir çözüm çabasına dahil olup
olmayacağının, Denktaş ve Papadopulos’la yapacağı bu görüşmelerin sonucuna bağlı olacağını belirtti.
Gazeteye göre Rum Yönetimi çevreleri, Genel Sekreter Kofi Annan’ın çözüm çabalarına yeniden dahil olmaya karar vermesi halinde, seçeceği prosedürün, Annan
Planı üzerinde karşılıklı kabul edilir değişiklikler yapılması ve planın tamamlanıp nisan ayına kadar referanduma sunulması için uygun şartların yaratılıp yaratılamayacağını saptamak amacıyla, ekim-kasım ayları içinde yürüteceği dolaylı görüşmeler prosedürü olacağı değerlendirmesine sahiptir.

Denktaş görüşecek!
Bütün göstergelerin, “aralık ayında Kuzey’de seçimler yapılacak olmasından dolayı Rauf Denktaş’ın görüşmelere hazır görüneceğini gösterdiği” yorumunda bulunan gazete, Denktaş’ın bu hareketiyle, muhalefetin uyguladığı eleştirileri göğüslemeyi hedefleyeceğini yazdı ve şöyle devam etti:
“Ancak aynı zamanda, uluslararası unsur ve özellikle Amerikalılar, barikatların açılışı öncesinde olduğu gibi Kıbrıs Türk toplumu arasında çözüm talep edilmesi şartları
nı yeniden canlandırabilmek umuduyla, seçim dönemini değerlendirmek isteyecek. Muhtemelen muhalefet partilerinin güçlendirilmesi suretiyle böyle birşey, Denktaş’a baskı uygulanmasına paralel olacak.”
FİLELEFTHEROS, BM’nin ve Kıbrıs arabulucularının, Kıbrıs
görüşmelerinin yeniden başlatılması için perde gerisi faaliyetlere başladıklarını, bu çerçevede Genel Sekreter Kofi Annan’ın eylül ayında Rum lider Tasos Papadopulos ve ekim ayında da Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’la yapacağı ayrı görüşmeler aracılığıyla , görüşmelerin yeniden başlaması şartlarını rayına oturtmaya çalışacağını yazdı.
Gazete, “Şimdi Dikkatler New York’ta ve Annan’ın Denktaş-Tasos’la Görüşmelerinde – Denktaş Muhataplarına ‘yeninde kartı’ (kozu) bulunduğunu Gösteriyor – Genel Sekreter Prosedürü
Yinelemeye Çalışacak” başlığıyla yansıttığı haberinde, özetle şunları yazdı:
“Arabulucular, AB’la üyelik müzakerelerinin başlaması için tarih almaya çalışacak olan Türkiye’nin AB taleplerine yatırım yapıyorlar. İyi bilgili kaynaklara göre gerek BM gerek Am
erikalılar, çabalarını, var olacak çeşitli tarih konjonktürlerine dayandırıyor:
1). Türk tarafına, birleşik bir Kıbrıs’ın AB’a üyeliği için bir fırsat olduğunu göstererek, Kıbrıs’ın AB’a tam üyeliğine kadar olan zamanı değerlendirmeye çalışacaklar.
2). ‘İşgal’ bölgelerinde yapılacak olan seçimlerde muhalefetin galibiyeti olasılığına yatırım yapıyorlar.
3). Çabanın mayıs ayına kadar başarısız olması halinde, mayıs ayından, Türkiye’nin AB’la üyelik müzakerelerine başlama tarihinin belirleneceği aralık ayına
kadar olan dönem için yeni bir fırsat penceresi daha açacaklar.
Bu arada Türk tarafı, Kıbrıs sorununda yeni manevralara hazırlanıyor. Denktaş’ın kısa süre önce yabancı bir muhatabına ‘yeninde pekçok kağıdı bulunduğunu’ söylemesi karakteristiktir. Aralık a
yında ‘işgal’ bölgelerinde yapılacak seçimlerin de ışığı altında, Denktaş’ın intiba yaratacak hareketlerde bulunması ve Annan Planı temelinde görüşmelere hazır olduğunu beyan etmesi olasılığı gözardı edilmiyor. Buna paralel olarak, dolaşım kısıtlamalarının kısmen kaldırılmasına benzer yeni önlemler ilan etmesi de olasıdır.
Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu, Kıbrıs sorununa yönelik ilgi bulunduğunu söyleyerek, ekim ayına kadar somut prosedürel bir inisiyatif olabileceği değerlendirmesinde bulundu. Yakovu şunları söyledi:
‘Türkiye ve (kendi iddiasıyla) ‘işgal’ rejimi çeşitli şekillerde, gelecekte tercih edilecek veya edilmeyecek çeşitli senaryo söylentileri yayıyorlar. Bu konularla meşgul olunmasının, yardımcı olmayacağına inanıyorum. Olguları yakından izliyor, ç
eşitli bilgiler topluyor ve değerlendiriyoruz. Şu anda, herhangi birşey olacağı konusunda ikna edici herhangi bir bilgi yoktur. Türk hükümeti içinde ve genel olarak
Türk tarafında elbette ki bir çifte dillilik ve çok seslilik bulunuyor. Çoğu zaman, bunun
maksatlı olup olmadığını sorguluyoruz.’
Yakovu, Başkan Papadopolos’un ve diğer bütün devlet ve hükümet başkanlarının BM Genel Kurulu’nda konuşmalarının ve Genel Sekreter’le görüşmelerinin rutin birşey olduğunu, ancak Annan’ın Papadopulos’la, öncelikli olar
ak Kıbrıs sorununu ve gelecekteki süreci konuşacağından da şüphe olmadığını kaydetti. Yorgos yakovu şöyle konuştu:
“Geçmiş deneyimlere bakacak olursak Annan, Papadopulos’la görüşmesinden bir süre sonra, Denktaş’ı da görüşmek üzere New York’a, Cenevre’ye v
eya Viyana’ya çağırabilir. Bu nedenle, ilgili bazı ülkelerin çeşitli inisiyatiflerinin başlayacağı tarihin de o tarih olduğu beklentisi mevcuttur.’ ”

YENIDUZEN 09/07/2003

 

Zülfü Livaneli Denktaş’ı yalanladı

"Geçitkale’den uçtum"

Yunanlı ünlü sanatçı Maria Faranduri’yle Güney Lefkoşa’daki Davilla burcunda geçtiğimiz cuma akşamı Kıbrıs’ta barış için konser veren Türkiye’nin ünlü sanatçısı, CHP Milletvekili Zülfü Livaneli, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı yalanladı.
Livaneli, dün SİM FM’e yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı’nın yanlış bilgi alarak Rum makamların kendisinin ve ekibinin Kuzey Kıbrıs’a gelmesini
engellediğini söylediğini oysa konser sonrasında 5 Temmuz Cumartesi günü Geçitkale Havaalanı’ndan KTHY’nin uçağıyla İstanbul’a uçtuğunu söyledi.
Kıbrıs’ta barışa katkı için konser verdiklerini ve katkıda bulunmuşlarsa bundan mutluluk duyduklarını kaydeden
Livaneli, Kıbrıs konseri hakkına CHP Grubu’na bilgi verdiğini, Genel Başkanları Deniz Baykal’la da görüştüğünü anlattı.
Zülfü Livaneli, aynı zamanda UNICEF’in kırmızı pasaportlu bir barış elçisi olduğuna işaret ederek, konserin ara bölgede yapılması için
BM yetkilileriyle gerçekleştirdikleri görüşmede güvenlik gerekçesiyle olumlu yanıt alamadıklarını ve bunun üzerine konserin Davilla Burcu’nda yer aldığını ifade etti.
Livaneli, konsere katılan onbinlerce insanın şarkılarına eşlik ederek bir barış şöleni ya
şattığını bunların büyük çoğunluğunu Kıbrıslı Türklerin oluşturmasından büyük mutluluk duyduğunu vurguladı.
Kuzey Kıbrıs’ta dostları ve kendisini seven büyük bir kitle bulunduğunu ve her zaman konser vermek istediğini kaydeden Zülfü Livaneli, daha önce bur
ada konser verdiğini de anımsattı.
Livaneli, Kıbrıs konseri için Atina’da orkestralarının çalışması nedeniyle Atina üzerinden geldiğini ama Kuzey Kıbrıs’tan dönmek istediği şartını koştuğunu, bunun organizatörlerce kabul edildiğini anlattı.
5 Temmuz Cuma g
ünü İstanbul’a dönmeden önce Boğaz bölgesini gezdiklerini ve daha sonra KTHY’nin tarifeli uçağıyla uçmak üzere Geçitkale Havaalanı’na gittiklerini belirten Zülfü Livaneli, uçağın rötar yapması üzerine 4-5 saat havaalanında beklediklerini de sözlerine ekledi.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, önceki gün şükran heyetini kabulü sırasında yaptığı açıklamada, Livaneli’nin Kuzey Kıbrıs’a geçmesine izin verilmediğini bunun dostluk tezahürü ve iyi niyet göstergesi olmadığının artık görülmesi gerektiğini söylemişti.

YENIDUZEN 09/07/2003

Denktaş:

“Rum bizi eşit addetmiyor”

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rumların Kıbrıs Türk Halkını eşit addetmediğini, azınlık gördüğünü, bunun şimdiye kadar neden anlaşmaya varılmadığını da gösterdiğini söyledi.
Denktaş, dün konuk hentbolcuları kabulü sırasına bir soru üzerine, Strasbourg’da Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’nin davetiyle
düzenlenen toplantıya Rum partilerin başkaları yerine alt düzey yetkililerinin katılmasını yorumladı.
Cumhurbaşkanı Denktaş, “Eğer halkımız hala mesajı almamışsa bu en güzel mesajdır. Bizi eşit addetmiyorlar, bizim başkanlarımızı kendilerinin temsilcilerin
e denk görüyorlar ve bizimle eşit şartlarda hiçbir yerde yüzleşme cesaretini göstermiyorlar” dedi.
Rumların bu gibi eylemlerle Kıbrıs Türklerinin azınlık olduğunu vurgulamaya çalıştığını ve Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’un da bu yönde demeci bulun
duğuna işaret etti.
Cumhurbaşkanı Denktaş, bunların şimdiye kadar niçin anlaşamadıklarının nedenlerini de gösterdiğini kaydederek, “Dolayısıyla herkes bu olayları iyi değerlendirsin” diye konuştu.
Rumlarla kavga ve düşmanlık değil, anlaşma ve uzlaşma isted
iklerini belirten Denktaş, şöyle konuştu:
“Ama eşit, egemen şartlarda. Devletimizin varlığına dayalı bir anlaşma. Devleti gözardı ederek, Kıbrıs Türklerinin eşit ve egemen bir halk olduğunu, iki halktan biri olduğunu red ve inkar ederek bir anlaşma yapma e
ylemi 40 yıldır sonuç vermemiştir. Çünkü bu eylem Rumlara Kıbrıs’ı alıp kaçma, Kıbrıs’a sahip çıkma fırsatı vermektedir. Halbuki eşit egemen varlığımız ve devletimiz kabul edilirse, Kıbrıs Rumların istediği yöne gitmeyecektir ve gidemeyecektir. Bütün mesele de budur."

YENIDUZEN 09/07/2003

SORUNUN DEĞİL, ÇÖZÜMÜN PARÇASI OLACAĞIZ

Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri (KTBK) Gaziler Cemiyeti adaletsizlik ve eşitsizlikler nedeniyle '20 Temmuz Şükran Etkinlikleri'ni protesto ettiğini açıkladı. Cemiyet başkanı Şadan Türkkan yaşanan bir çok sorun nedeniyle devletten uzaklaştıklarını belirterek eşitsizliğin ortadan kaldırılmasını istedi.

Devlete karşı büyük bir gönül kırgınlığı içinde olduklarının altını çizen Gaziler Cemiyeti Genel Başkanı Şadan Türkkan, haklarını koruyacak yasal düzenlemelerin yapılmaması halinde büyük eylemler düzenleyeceklerini de bildirdi

Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin de açıkça desteklediği Kıbrıs'ta çözüm yönünde açık tavır aldıklarının belirten KKTC Göçmenler Derneği Başkanı Çevikel, çözümün bütün Kıbrıslıların yararına ve Türkiye'nin de önünü açacak en önemli unsur olduğuna dikkat çekti

KIBRIS 10/07/2003

GÖRÜŞMELER, İLKELERİ BELİRLENİRSE BAŞLAR!

Cumhurbaşkanı, Rum tarafıyla tam bir anlaşma içinde olduğunu savunduğu De Soto’nun inanırlığını, güvenirliğini, dostluğunu yitirdiğini kaydetti

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’dan talep gelmesi halinde görüşmeye hazır olduğunu belirtti. Genel Sekreter’in kendi adını taşıyan çözüm planını kabul etmeyeceğinin bilincinde olduğunu, bu nedenle bu yönde bir çağrı yapmasını beklemediğini de söyleyen Denktaş, masaya oturmak için ilkelerin önceden belirlenmesi gerektiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, bugün bir kabulünde “BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın yeniden devreye gireceğine ve liderlerle ayrı ayrı görüşeceğine” ilişkin haberlerle ilgili soruları yanıtladı ve özetle şunları söyledi:

GÖRÜŞMEYE EVET, PLANA HAYIR

“Genel Sekreter devreden çıkmış değil. İyi niyet görevi vardır, oradadır. İyi niyet görevi çerçevesinde bizimle görüşmek ister, bir şey sormak ister, evet buna hazırız da ‘gel bu planı kabul et’ diye bir çağrı yapacağını hiç zannetmem. Çünkü bizim bunu kabul etmeyeceğimizin bilinci içerisindedir.”

Kıbrıs Türkü’ne “devletçik” adıyla azınlık statüsü öngören, Türkiye’nin haklarını kaale almayan bir planı kabul etmelerinin mümkün olmadığını yineleyen Cumhurbaşkanı Denktaş, “Masaya oturmak mesele değil. Masaya ne maksatla oturacağımızın ve hangi ilkeleri koruyacağımızın masaya oturmadan önce iyice kararlaştırılması, ona göre oturulması lazım. Bu halkın bir 40 yıl daha görüşmeleri sürdürmekle kaybedeceği zamanı yoktur” ifadelerini de kullandı.

DE SOTO’YA GÜVENİMİZ YOK

Annan planıyla ilgili müzakere sürecinde Ada’da müzakereleri sürdüren BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto’ya sert eleştirilerini de tekrarlayan Cumhurbaşkanı Denktaş, şunları söyledi:

“De Soto iyi niyet görevinin dışına taşmış, tamamen hakem durumuna gelmişti ve Rumlarla, Lord Hannay’la birlikte pişirdiği kendi görüşünü kabul ettirmek için kabul edilemez baskılar yapmıştı. Rum tarafıyla tam bir antant içinde kalmış bir kişi olarak ortaya çıkmıştır. De Soto inanılırlığını, güvenilirliğini, dostluğunu yitirmiştir. Herkes bunun bilincinde olmalı. Bize, bana yaptıklarıyla kendisine güven kalmadı."

“DÜŞMANLA İŞBİRLİĞİ İÇİNDE HALKIN MORALİ BOZULUYOR, PARAYLA DÜŞMANIN İSTEDİĞİ YAZILAR YAZILIYOR”

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, KKTC’de son zamanlarda yaşanan gelişmeleri İstanbul’un işgal günlerine benzeterek, “Bazıları düşmanla birlikte işbirliği içinde halkın moralini bozmak için elinden geleni yapmaktadır. Bazıları para almak suretiyle düşmanın istediği yazılar yazmakta, gazeteler çıkarmakta, üzerimize üzerimize gelmektedir” dedi.

Halkın bu durumun bilincinde olduğunu da söyleyen Cumhurbaşkanı Denktaş, “Ümit ederiz ki önümüzdeki seçimler her şeyi açığa çıkaracaktır” ifadesini kullandı.

Son zamanlarda “statükonun yıkılacağından” söz edenlerin devleti ortadan kaldırmayı hedeflediklerini de tekrarlayan Cumhurbaşkanı Denktaş, “’Statükocular’ diye diye devleti ortadan kaldırmak isteyen Rumlarla işbirliği yapmak bu cemaata yapılacak en büyük zarardır ve Türkiye’ye en büyük ihanettir” ifadelerini kullandı.

“Halkı kandırmak için bazı kuruluşlara para verildiğini” de tekrarlayan Denktaş, KKTC’de yaşanan gelişmeleri İstanbul’un işgal günlerine benzeterek, şunları söyledi:

“Bazıları düşmanla birlikte işbirliği içinde halkın moralini bozmak için elinden geleni yapmaktadır. Bazıları para almak suretiyle düşmanın istediği yazılar yazmakta, gazeteler çıkarmakta, üzerimize üzerimize gelmektedir. Bunları halkımız biliyor. Ümit ederiz ki önümüzdeki seçimler her şeyi açığa çıkaracaktır.”

HALKIN SESI 10/07/2003

Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Gaziler Cemiyeti ile KKTC Göçmenler Derneği’nden Ortak Açıklama

Gazilerin isyanı

“Bundan Böyle Sorunun Değil, Çözümün Parçası Olacağız...”

TC kökenli KKTC yurttaşlarının özellikle son gelişmeler karşısında son derece sıkıntılı ve endişeli günler geçirmekte olduklarına değinen Çevikel, düzenledikleri gezi ve ziyaretlerle bu durumu yerinde tespit ettiklerini belirtti. Hükümet edenlerin halkın sorunlarını çözecek niyet ve kabiliyette ol
madıklarını söyleyen KKTC Göçmenler Derneği Başkanı Doç. Dr. Nuri Çevikel, gelişen sürecin sorunları daha da içinden çıkılamaz hale getirdiği üzerinde durdu

Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Gaziler Cemiyeti Genel Başkanı Şadan Türkkan ise “Biz ve TC Göçmenler
i, bu toprakları kanımızla, tırnaklarımızla vatan yaptık. Ancak adaletsizlik ve eşitsizlikler bugün bizi devlete uzak bir noktaya getirmiştir” dedi

“Bugün gemiden inen herkesi vatandaş yapmak için uğraşanlar, bu topraklarda savaş veren gazilerimizden bazı
larının hala vatandaşlıkla ilgili sorunlar yaşamasına seyirci kalabilmektedir”

Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Gaziler Cemiyeti ile KKTC Göçmenler Derneği’nin birlik ve beraberlik içinde bundan böyle ortak hareket etme kararı aldıklarını da bildiren başkan T
ürkkan, gazilerin yurttaşlık sorunu, gazilere ve çocuklarına iş alma konusunda kontenjan sağlanması, Sosyal Sigorta sorunları ve iskan sorunları olarak sıraladığı sorunlarına çözüm bulunmaması durumunda 20 Temmuz Şükran etkinliklerine katılmama kararına vardıklarını da açıkladı.

Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Gaziler Cemiyeti Genel Başkanı Şadan Türkkan ile KKTC Göçmenler Derneği Başkanı Doç Dr. Nuri Çevikel dün Gaziler Cemiyeti Lokali’nde bir araya gelerek ortak bir basın toplantısı düzenledi. Bir nezaket z
iyareti olarak gerçekleşen buluşmada her iki örgütün yönetim kurulu üyeleri de hazır bulundu.

“Kıbrıs Sorunu Ortadan Kalkmalı”
İlk olarak söz alan KKTC Göçmenler Derneği Başkanı Doç Dr. Nuri Çevikel, kendilerini kabulünden ötürü Şadan Türkkan’a ve cemiyet yöneticilerine teşekkür etti. Dernek olarak bir süreden beridir, ancak özellikle 23 Nisan sonrasındaki gelişmeler üzerine, BM Planı’na bağlı bir çözüm için yoğun bir çalışma içine girdiklerine işaret eden Çevikel, bu konuda çeşitli kesimlerden ve sivil t
oplum örgütlerinden son derece olumlu tepkiler aldıklarını söyledi. TC kökenli KKTC yurttaşlarının özellikle son gelişmeler karşısında son derece sıkıntılı ve endişeli günler geçirmekte olduklarına değinen Çevikel, düzenledikleri gezi ve ziyaretlerle bu durumu yerinde tespit ettiklerini belirtti. Hükümet edenlerin halkın sorunlarını çözecek niyet ve kabiliyette olmadıklarını söyleyen KKTC Göçmenler Derneği Başkanı Doç. Dr. Nuri Çevikel, gelişen sürecin sorunları daha da içinden çıkılamaz hale getirdiği üzerinde durdu. “Bu gerçekten yola çıkarak inisiyatifi ele almaya karar verdik. Yola çıktık ve çok yoğun bir ilgi gördük TC’li kesimi ilk kez düşünmeye, yaşadığı realiteyle ilgili olarak kafa yormaya sevk ettik” diyen Çevikel, çeşitli sivil toplum örgütlerinden destek gördüklerini, bunların da başında Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Gaziler Cemiyeti’nin geldiğini bildirdi. Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin de açıkça desteklediği Kıbrıs’ta Çözüm yönünde açık tavır aldıklarının altını çizen Çevikel, çözümün bütün Kıbrıslılar’ın yararına olduğunu ve Türkiye’nin de önünü açacak en önemli unsur olduğunu söyledi. Doç. Dr. Nuri Çevikel, “Avrupa Birliği Türkiye için geri dönülemez bir hedeftir. 2003 yılı Türkiye’nin AB hedefinde çok önemli bir yıldır. Türkiye’nin AB yolunda önündeki en büyük engel Kıbrıs Sorunudur. Dolayısıyla yapılması gereken Kıbrıs Sorunu’nu ortadan kaldırmak ve Türkiye’nin yolunu açmaktır” diyerek, Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinin Kıbrıs Sorunu’nun çözüm zamanının geldiğine işaret ettiklerini, kendilerinin de bu işarete uygun olarak tavır aldıklarını belirtti.

“Çözümün Tarafıyız”
Doç. Dr. Nuri Çevikel, “ya sorunun, ya da çözümün bir tarafı olunmalı. Biz çözümün tarafı olacağız. Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Gaziler Cemiyeti bize bu doğrultuda destek olmaktadır, kendilerine çok teşekkür ederim.” dedi. Barış Harekatı gazilerinin de KKTC yurttaşı olduğunu, 1974 yılında hayatlarını ortaya koyarken bugün diğer bütün kesimler gibi birçok sorunla boğuşmak zorunda kaldığını söyleyen Doç. Dr. Nuri Çevikel, bütün
bu sorunların çözümünün Kıbrıs Sorunu’nun Türkiye’nin de çıkarlarını gözeten bir biçimde çözülmesiyle mümkün olabileceğinin altını çizdi. Bugünkü durumdan memnun olan hiçbir kesimin bulunmadığını belirten Doç. Dr. Nuri Çevikel, siyasi, ideolojik ya da kişisel çıkarlar doğrultusunda kamplara bölünmenin bir anlamı olmadığını, önemli olanın çözüm doğrultusunda kenetlenmek olduğunu söyleyerek sözlerini tamamladı.

“Adaletsizlik ve eşitsizlikler”
Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Gaziler Cemiyeti Genel Başkanı Şadan Türkkan ise konuşmasına cemiyetin 1976’da Barış Harekatı gazileri tarafından kurulan laik ve demokratik bir sivil toplum örgütü olduğunu, KKTC göçmenler Derneği’nin ziyaretinden onur duyduklarını söyleyerek başladı. “Biz ve TC Göçmenleri, bu toprakları ka
nımızla, tırnaklarımızla vatan yaptık. Ancak adaletsizlik ve eşitsizlikler bugün bizi devlete uzak bir noktaya getirmiştir.” diyen başkan Türkkan, KKTC halkının birlik ve beraberlik içinde bir özgürlük mücadelesi verdiğini ancak zaman içinde geçmişte yapılan fedakarlıkların unutulduğunun altını çizdi. “Bugün gemiden inen herkesi vatandaş yapmak için uğraşanlar, bu topraklarda savaş veren gazilerimizden bazılarının hala vatandaşlıkla ilgili sorunlar yaşamasına seyirci kalabilmektedir” diyen Şadan Türkkan, derneğe üye gazilerden 82 kişinin Otonom Kıbrıs Türk Yönetimi kimlik kartı olduğu halde yurttaş yapılmadığını, birçoğunun Sosyal Sigorta işlemlerinde askerlik hizmetlerinin hesaba dahil edilmediğini belirterek buna seyirci kalan başta başbakan ve bakanları sert bir dille eleştirdi.

“Devlete gönül kırgınlığımız var...”
Devlete karşı büyük bir gönül kırgınlığı içinde olduklarının altını çizen Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Gaziler Cemiyeti Genel Başkanı Şadan Türkkan, haklarını koruyacak yasal düzenlemelerin yapılmaması halinde büyük eylemler düzenleyeceklerini de açıkladı. İki yıl önce geçirilen madalya yasasının halen uygulanmadığını ve yasa gereği bir yıl içinde verilmesi öngörülen madalyaların halen verilmemesini sert bir dille eleştiren Türkkan “ bu madaly
aları mezarda mı vereceksiniz?” diye sordu. Madalyanın maddi bir anlamı olmadığını ancak önemli bir manevi tatmin aracı olduğunu belirten Şadan Türkkan, gazilerin onore olmasının bile çok görüldüğünü söyledi.

“20 Temmuz kutlamalarında yokuz...”
Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Gaziler Cemiyeti ile KKTC Göçmenler Derneği’nin birlik ve beraberlik içinde bundan böyle ortak hareket etme kararı aldıklarını da bildiren başkan Türkkan, gazilerin yurttaşlık sorunu, gazilere ve çocuklarına iş alma konusunda kontenjan
sağlanması, Sosyal Sigorta sorunları ve iskan sorunları olarak sıraladığı sorunlarına çözüm bulunmaması durumunda 20 Temmuz Şükran etkinliklerine katılmama kararına vardıklarını da açıkladı.

Bir soru üzerine 20 Temmuz nedeniyle Türkiye’ye giden heyetlere
kendi cemiyetlerinden kimsenin dahil edilmediğini bildiren Şadan Türkkan, “bugüne kadar ses çıkarmamışsak bu devletimize ve Türkiye Cumhuriyeti’ne saygımızdandır ama bu böyle gidemez” dedi.

“Bardak taştı”
“Seçim dönemine girildiği bir dönemde yaptığınız bu açıklama hükümete bir son uyarı mı, bu son restiniz mi” yönündeki bir başka soruya da verdiği yanıtta Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Gaziler Cemiyeti başkanı Şadan Türkkan, “28 yıl bekledik bir 28 yıl daha beklemeye tahammülümüz” yok dedi. KKTC Göçmenler
Derneği Başkanı Doç. Dr. Nuri Çevikel de verdiği yanıtta, mevcut hükümetin sorunlara çözüm bulamayacağını söyleyerek, “hükümet sorunlarımızı çözemez ancak istismar edebilir. Bizce bardak taşmıştır ve artık hiçbir şey eskisi gibi olamayacaktır” dedi.

Bir
diğer basın mensubunun BM çözüm Planı’nı destekleyip desteklemedikleri ve çözüm ve Avrupa Birliği’ni destekleyen unsurlarla görüşme düşüncesinde olup olmadıklarıyla ilgili sorusunu da yanıtlarken Türkkan, kendilerinin partiler üstü bir örgüt olduklarını, adlarında olduğu gibi barışı savunduklarını, tüm siyasi partilere ve örgütlere açık olduklarını geçmişte olduğu gibi bundan böyle de görüşmeye devam edeceklerini söyledi.

“Geriye dönüş yok...”
Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Gaziler Cemiyeti Genel Sekreteri Abdülkerim Demirtaş ise sorular üzerine yaptığı kısa açıklamada, amaçlarının Kıbrıs Sorunu’nun çözüm sürecine katkıda bulunmak olduğunu söyledi. Demirtaş, “bugün gelinen nokta bir sondur. Artık hiçbir şey eskisi gibi olamaz. Kıbrıs Sorunu’nda geriye dönüş
mümkün değildir. Bundan sonra yapılması gereken Kıbrıs Türk Halkı’nın geleceğini güvence altına alacak bir çözüme ulaşmaktır. Bu konuda kararlıyız dedi.

YENIDUZEN 10/07/2003

Blair

Çözüm için Annan planı

Zafer ARAPKİRİ (Londra)
İngiltere Başbakanı Tony Blair, Kıbrıs’da kalıcı bir çözüm bulunması için Annan Planı’nın hayata geçirilmesi gerektiğini ve bu konuda bir sonuç alınabilmesi için Türk ve Yunan hükümetleri ile temaslarını sürdürdüğünü söyledi.
İngiltere Başbakanı Tony Blair, Kıbrıs konusuna Avam Kamarasın’daki haftalık soru-cevap saatinde İşçi Partisi milletvekili Tom Cox’un “İngiltere Kuzey Kı
brıs halkının AB üyeliği konusunda çabası olacak mı, Türkiye Hükümeti nezdinde telkinleri sürdürecek mi? sorusu üzerine değindi.
İngiltere Başbakanı Tony Blair, İşçi Partisi milletvekili Tom Cox’un sorusuna, Kuzey Kıbrıs halkının AB’ye üyelik isteğini bild
iklerini ve bu yönde Türk ve Yunan hükümetleriyle çözüme dönük temasları sürdürdükleri yanıtını verdi.
Blair, “BM Genel Sekreteri tarafından hazırlanmış bir plan var ve bu plan hala masada duruyor. Planın hayata geçirilmesi ve sorunun çözüme kavuşturulması
için çabalarımız sürecek.”

‘GÜL’E İSTEĞİMİZİ İLETTİK’
Bu arada, İngiltere Parlamentosu’nda dün yapılan bir oturumda da Dışişleri Bakan Yardımcısı Denis MacShane, benzer bir soruyu yanıtlarken “Türkiye’ye, Kuzey Kıbrıslı Türk yönetimi üzerinde ikna çabalarını arttırması yolundaki isteğimiz, geçen hafta Abdullah Gül’ün Londra ziyareti sırasında, Bakanımız Jack Straw tarafından iletilmiştir.” İfadesini kullandı. İngiltere’nin Avrupa Birliği konularından sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı MacShane de, çözüm k
onusunda “Annan Planı’nı” adres gösterdi.

YENIDUZEN 10/07/2003

YUNANİSTAN SAVUNMA BAKANI PAPANDONİU:

“Annan Planı’nı görüşmeye hazırız”

Yunanistan Savunma Bakanı Yannos Papandoniu, Kıbrıs (güney) yönetimi ile birlikte BM Genel Sekreteri Kofi Annan`ın sunduğu planı müzakere çerçevesi olarak kabul ettiklerini ve Kıbrıs sorununun çözümü yolunda mücadele verdiklerini” söyledi.
Kıbrıs Rum Kesimi ile Yunanistan arasındaki ortak savunma doktrinin yürürlükte olduğunu da anımsatan
Papandoniu, Atina`ya ilk resmi ziyaretini yapan Kıbrıs Rum Yönetimi Savunma Bakanı Kiryakos Mavronikolas ile görüşmesinden sonr
a gazetecilere açıklamalar yaptı.
Atina`nın Rum Kesimi`nin güvenliğini garanti ettiğini belirten Papandoniu, ``Atina`nın Kıbrıs`ın (Rum) güvenliğine ilişkin garantisi vardır. Bu alandaki yaklaşımımızın değişmesi de söz konusu değildir. Kıbrıs sorunu çözülü
rse ne olur? O zaman Kıbrıs`ın (Rum) güvenliği başka bir temel üzerinde ele alınacaktır ama maalesef yakın gelecekte çözüm görünmüyor`` dedi.
Ankara ve KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş`ın uzlaşmaz tutumları nedeniyle çözüm müzakerelerinin çıkmaza girdiğini
iddia eden Papandoniu, ```Türkiye`nin uzlaşmaz tutumu devam ettiği müddetçe`` Kıbrıs`ın silahtan arındırılmasının söz konusu olmadığını belirtti ve çözüm halinde savunma stratejisinin tekrar değerlendirileceğini kaydetti.
Mavronikolas ise Atina`nın Rum K
esimi`nin AB üyeliği konusunda ve çözüm çabalarında büyük destek verdiğini de kaydeden Mavronikolas, ``Hepimizin dileği, en kısa zamanda çözüm bulunmasıdır `` dedi.

YENIDUZEN 10/07/2003

Denktaş BM Genel Sekreteri Annan’ın yeniden devreye gireceğine ilişkin haberleri yorumladı

“Plana hayır, De Soto’ya güven yok!”

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’dan talep gelmesi halinde görüşmeye hazır olduğunu belirtti. Genel Sekreter’in kendi adını taşıyan çözüm planını kabul etmeyeceğinin bilincinde olduğunu, bu nedenle bu yönde bir çağrı yapmasını beklemediğini de söyleyen Denktaş, masaya oturmak için ilkelerin önceden belirlenmesi gerektiğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, dün bir kabulünde “BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın yeniden devreye gireceğine ve liderlerle ayrı ayrı görüşeceğine” ilişkin haberlerle ilgili soruları yanıtla
dı ve özetle şunları söyledi:
“Genel Sekreter devreden çıkmış değil. İyi niyet görevi vardır, oradadır. İyi niyet görevi çerçevesinde bizimle görüşmek ister, bir şey sormak ister, evet buna hazırız da ‘gel bu planı kabul et’ diye bir çağrı yapacağını hiç z
annetmem. Çünkü bizim bunu kabul etmeyeceğimizin bilinci içerisindedir.”
Annan planıyla ilgili müzakere sürecinde Ada’da müzakereleri sürdüren BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto’ya sert eleştirilerini de tekrarlayan Cumhurbaşkanı
Denktaş, şunları söyledi:
“De Soto iyi niyet görevinin dışına taşmış, tamamen hakem durumuna gelmişti ve Rumlarla, Lord Hannay’la birlikte pişirdiği kendi görüşünü kabul ettirmek için kabul edilemez baskılar yapmıştı. Rum tarafıyla tam bir antant içinde k
almış bir kişi olarak ortaya çıkmıştır. De Soto inanılırlığını, güvenilirliğini, dostluğunu yitirmiştir. Herkes bunun bilincinde olmalı. Bize, bana yaptıklarıyla kendisine güven kalmadı.”

YENIDUZEN 10/07/2003

Havaalanı açılsın, Rumlar Maraş'ı alsın

KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a bu sabah bir mektup göndererek, 1993'teki Butros Gali'nin masaya koyduğu güven artırıcı önlemler paketinin hayata geçirilmesini istedi ve Lefkoşa havaalanının ortak kullanıma açılması karşılığında kapalı bölge Maraş'ın BM kontrolünde Rumlara verilmesine hazır olduklarını bildirdi.

Denktaş, düzenlediği basın toplantısında, Annan'a gönderdiği mektupta, ''Gali fikirleri dizisi'' olarak da bilinen, 1993-1994 yıllarında ortaya konulan, iki tarafın üzerinde prensip anlaşmasına vardığı, ancak anlaşamadığı güven artırıcı önlemlerin yeniden gündeme getirilmesini istediğini söyledi.

Denktaş, ayrıca bu önerilerinin Rumlar tarafından kabul edilmesi durumunda, Türk hükümetinin de Rumlara hava ve deniz limanlarını
açabileceğini, karşılıklı ticaretin başlayabileceğini bildirdi.

HURRIYET 11/07/2003

Teklif Türk limanlarının da Rumlar'a açılmasını içeriyor

KKTC, 23 Nisan'da Kıbrıs Rum kesimiyle arasındaki kapıları açmasının ardından, Kıbrıs'ta iki taraf arasındaki güven bunalımının aşılmasına ve kalıcı bir anlaşmaya varılmasına zemin hazırlayacak yeni bir açılım daha yaptı.

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın, bugün BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a bugün bir mektupla sunduğu önlemler paketi, Kıbrıs'ta iki taraf arasında kalıcı bir anlaşmaya zemin hazırlayacak, sağlam temele sahip kapsamlı güven artırıcı önlemleri kapsıyor.

Paket, hem KKTC'nin, hem de Rum yönetiminin ulaşım ve turizm sektörlerinde içinde bulundukları sıkıntıların aşılmasına katkıda bulunmayı öngörüyor.


Uluslararası Lefkoşa havaalanının BM idaresi altında her iki tarafın da ortak kullanımına açılmasını ve kapalı Maraş'ın bir kısmının yine BM idaresinde her iki tarafın yararına açılmasını içeren pakette, Türkiye'nin deniz ve hava trafiğini Rum yönetimin
e açması önerisi de yer alıyor.

KKTC'nin öneriler paketi, ayrıca 1993-1994 yıllarında her iki tarafın da prensip olarak mutabık kaldığı Güven Yaratıcı Önlemler Paketi'nin yeniden gündeme getirilmesini de kapsıyor.

Denktaş, Annan'a gönderdiği, paketle i
lgili önerisinin yer aldığı mektubun bir suretini de Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'a da göndererek, kendisinden sürece katkı koymasını istedi.

HURRIYET 11/07/2003

Ankara, Denktaş'ın önerisini destekliyor

Türkiye, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Lefkoşa uluslararası havaalanının ve kapalı Maraş'ın bir kısmının BM denetiminde iki halkın ortak kullanımına açılması önerisini desteklediğini açıkladı.

Avusturya'yı ziyaret eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Avusturya Başbakanı Wolfgang Schüssel ile düzenlediği ortak basın toplantısında, Denktaş'ın önerilerine destek verdiklerini açıkladı.

Erdoğan Kıbrıs'ta iki taraf arasında geçişlerin 23 Nisan'dan itibaren serbest bırakılmasının büyük memnuniyet uyandırdığını belirterek Güney Kıbrıs'taki Rumların Kuzey Kıbrıs'a geçmeleri Kuzey Kıbrıs'takilerin de Güney Kıbrıs'a geçmesinin memnuniyet verici bir tablo olduğunu söyledi. Erdoğan sözlerine şöyle devam etti:

"Bugün Denktaş, yeni bir açıklamayı BM Genel Sekreteri'ne ulaştırılmak üzere yapmıştır. O da halen ara bölgede bulunan Lefkoşa Havaalanı'nın uluslararası trafiğe açılmasının yanında artık Türklerin ve Rumların kullanımına sunulması olayıdır.

Türkiye buna tam destek vermektedir. Rum kesimlerine limanlarımızı ve havaalanlarımızı açmayı, güney Kıbrıs'la ticari ilişkilerimizi ve bu çerçevede deniz taşımacılığımızı da geliştirmeyi öngörüyoruz. Bu adımın 3 temel boyutu vardır. Deniz ve hava taşımacılığının karşılıklı serbest bırakılması; biz buna destek veriyoruz."

SCHÜSSEL: ANNAN'IN PLANINI DESTEKLİYORUZ

Bu arada Avusturya Başbakanı Wolfgang Schüssel Kıbrıs konusunda, ''Avusturya da diğer ülkeler gibi BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın barış planını destekliyor. Çok zor olan bu sorunun çözümüne katkıda bulunacak plan olduğunu sanıyorum'' dedi.

Kıbrıs'ta se
rbest geçiş uygulamasının başlamasının önemli ve memnuniyet verici bir adım olduğunu ifade eden Schüssel, Türkiye'nin bu konuda büyük etkisi olduğunu bildirdi.

Bir soru üzerine Schüssel, ''Sorunun çözümü için daha yoğun adımlar atılması gerektiğine inanı
yorum'' dedi.

GÜL'ÜN AÇIKLAMASI

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ise Dışişleri Bakanlığı'ndan çıkışta, Denktaş'ın önerileri hakkında açıklamalarda bulundu. Denktaş'ın BM Genel Sekreteri Annan'a bu sabah gönderdiği mektupta, Lefkoşa uluslararası havaalanının ve kapalı Maraş'ın bir kısmının BM denetiminde iki halkın ortak kullanımına açılmasını önerdiğini hatırlatan Gül, bu önerilerin kabul edilmesi durumunda, Rum tarafının uçak ve gemilerinin Türk liman ve havaalanlarını kullanabileceklerini kaydetti.

Lefkoş
a havaalanının ortak işletime açılmasının daha önce de güven artırıcı önlemler çerçevesinde gündeme geldiğini ifade eden Gül, bu önerinin Türk tarafının adada çözüm arayışı içinde olduğunu gösterdiğini belirtti. Gül, ''Bu öneriler tüm dünyaya yapıcı olarak çalışıldığını, bu şekilde devamdan değil, karşılıklı tatmin edici çözümden yana olunduğunu gösteriyor'' dedi.

Türkiye'nin güven artırıcı önlemler çerçevesinde atılan adımları desteklediğini ifade eden Gül, bu şekilde masaya oturulursa çok daha iyi şartl
arla karşılaşılacağını söyledi.

Önlemlerin kabul edilmesi durumunda karşılıklı ticaretin artacağına da dikkati çeken Gül, adımların ancak karşılıklı atılmaları durumunda anlamlı olacaklarını da belirtti.

Gül, BM Genel Sekreteri Annan'a gönderilen mektu
pta, bu önlemlerin alınmasının doğru olacağı ve kendisinin de bu yönde katkı sağlamasının istendiğini kaydetti.

Denktaş'ın son önerisi doğrultusunda belirlenen bir takvim olup olmadığının sorulması üzerine Gül, böyle bir takvim bulunmadığını, makul bir s
ürenin geçerli olacağını bildirdi.

TÜRKİYE DENTAŞI'IN ÖNERİSİNİ DESTEKLİYOR

Öte yandan Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, Türkiye'nin, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın son önerisini tamamen desteklediği ve bu önerinin uygulamaya konulması için her türlü katkıyı yapmaya hazır olduğu bildirildi.

Açıklamada, Denktaş'ın bugün BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a bir mektup göndererek, ''halen Kıbrıs'ta ara bölgede bulunan Lefkoşa uluslararası havaalanının onarılarak, 1993-1994 yıllarında BMGS'ni
n önerdiği Güven Artırıcı Önlemler Paketi ve uygulama esaslarına göre Kıbrıs'ta iki tarafın da yararlanabileceği şekilde hizmete ve hava trafiğ açılmasını'' önerdiği hatırlatıldı.

Denktaş'ın ayrıca, iki taraf arasında güven ve işbirliğinin tesisi için il
ave bazı önerilerde de bulunduğuna dikkat çekilen açıklamada, ''Türkiye, Sayın Denktaş'ın bu önerilerini tamamen paylaşmakta ve desteklemektedir'' denildi.

TÜRK HAVA SAHASI VE LİMANLARI RUMLARA AÇILABİLİR

Açıklamada, ilgili tarafların, BM, AB ve uluslararası toplumun da bu önemli açılımı aynı anlayışla değerlendirmeleri ve desteklemelerinin beklenildiği kaydedildi. Açıklamada, daha sonra şunlar belirtildi:

''Biz Türkiye olarak, Sayın Denktaş'ın önerisinin uygulamaya konulması için her türlü katkıyı yap
maya hazırız. Sayın Denktaş'ın bu önerileri kabul edildiği takdirde, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) havayolu şirketlerinin Türk hava sahasını ve havaalanlarını kullanabilmeleri imkanı da doğabilecektir.''

Dışişleri açıklamasında, hava ve deniz ulaştırm
ası alanında Kıbrıs Türklerine uygulanan haksız ambargo ve kısıtlamaların da artık sona ermesinin beklendiği vurgulanarak, bu sürece katkıda bulunmak amacıyla GKRY ile karşılıklı olarak ticari ilişkiler ve deniz taşımacılığını geliştirmenin öngörüldüğü bildirildi.

Açıklamada, bu önerinin taraflarca uygulamaya konulmasının, Türk tarafının Nisan ayında atmış olduğu adımlarla adada ortaya çıkan olumlu ve yapıcı atmosferin güçlendirilmesi sonucunu vererek, kapsamlıbir uzlaşı ve çözümün de yolunu açacağı kayde
dildi.

HURRIYET 11/07/2003

Rum Yönetimi, Denktaş'ın önerisini 14 Temmuz'da görüşecek

Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın, Lefkoşa Havaalanı ve kapalı Maraş'ın bir kısmının BM kontrolünde iki tarafın ortak kullanımına açılması önerisini, ''işgal rejimi'' olarak nitelendirdiği KKTC'nin ''devamlılığını sağlamayı ve iyi komşuluk ilişkileri kurulmasını hedefleyen bilinen taktiklerinin bir parçası'' olarak değerlendirdi.

Papadopulos, açıklamasında ayrıca Denktaş'ın önerilerini görüşmek üzere Ulusal Konseyi 14 Temmuz Pazartesi günü toplantıya çağırdığını bildirdi.

ZAMAN 11/07/2003

Denktaş’tan Annan’a Maraş önerisi

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a mektup göndererek, Lefkoşa uluslararası havaalanının iki toplumun kullanımına açılmasını önerdi.

Lefkoşa
NTV-MSNBC VE AJANSLAR

11 Temmuz 2003— KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Annan’a bu sabah gönderdiği mektupta, Lefkoşa uluslararası havaalanının iki toplumun ortak kullanıma açılması karşılığında kapalı bölge Maraş’ı BM kontrolünde Rumlara vermeye hazır olduklarını bildirdi.

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, düzenlediği basın toplantısında, Annan’a gönderdiği mektupta, “Gali fikirleri dizisi” olarak da bilinen, 1993-1994 yıllarında ortaya konulan, iki tarafın üzerinde prensip anlaşmasına vardığı, ancak anlaşamadığı güven artırıcı önlemlerin yeniden gündeme getirilmesini istediğini söyledi.
Denk
taş, bu önerilerinin Rumlar tarafından kabul edilmesi durumunda, Türk hükümetinin de Rumlara hava ve deniz limanlarını açabileceğini, karşılıklı ticaretin başlayabileceğini bildirdi.
KKTC Cumhurbaşkanı, BM Genel Sekreteri’ne yazdığı mektubun bir kopyasını
da Kıbrıs Rum kesimi lideri Papadopulos’a da gönderdi.

PAPADOPULOS ULUSAL KONSEY’İ TOPLANTIYA ÇAĞIRDI
Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos, Rauf Denktaş’ın, Lefkoşa Uluslararası Havaalanı’nın iki tarafın kullanımına açılmasını öneren mektubunu aldığını söyledi.
Papadopulos, Ulusal Konsey’i, öneriyi görüşmek üzere pazartesi günü toplantıya çağırdığını açıkladı.
Rum Yönetimi Lideri’nin yazılı açıklamasında, “Denktaş’ın önerileri, eğer, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ayrı bir devlet olarak tanınmasını
hedeflemiyorsa, kabul edilebilir. Bu konuyu, Ulusal Konsey’de değerlendireceğiz” ifadesi kullanıldı.
Papadopulos, Denktaş tarafından yeniden gündeme getirilen “güven artırıcı önlemlerin” 1994 yılında, Türk tarafının ayrı bir devlet olarak tanınma ısrarı
yüzünden hayata geçirilemediğini de savundu.
Papodopulos, Denktaş ve Ankara’nın, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ayrı bir devlet olarak tanınması yönünde ortak bir politika izlediğini iddia etti.

‘Denktaş’ın önerisini destekliyoruz’

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın BM Genel Sekreteri Annan’a yazdığı ‘Lefkoşa havaalanının ortak kullanıma açılmasına karşı Maraş” önerisini desteklediklerini söyledi.

NTV

11 Temmuz 2003— Gül, "Türkiye olarak biz de Rumlar öneriyi kabul ederse Türk limanlarını ve hava sahasını onların gemilerinin ve uçaklarının kullanımına açacağız” dedi.

Gül Denktaş’ın önerisinin KKTC’nin ne kadar uzlaşma yanlısı olduğunu gösterdiğini söyledi. Gül “Türkiye olarak da biz bunu destekliyoruz. İşbirliği gelişmeli. Yarın masaya oturulduğunda karşılıklı anlaşyış içinde olunmalı

Türkiye olarak biz Denktaş’ın önerilerini kabul ederlerse Rum tarafının gemileri ve uçaklarının Türk deniz ve hava sahasını ve limanlarımızı kullanabileceklerini söylüyoruzAncak bunlar adımlar karşılıklı olursa anlamlı hale gelecektir. Ben de BM Genel Sekreterine yazdığım mektupta bu konuda katkı yapmalarımı istedim.” dedi.

ERMENİ TASARISI
Gül, Ermeni Soykırımı iddialarına ilişkin tasarının ABD senatosunda geri çekildiğine ilişkin haberler geldiği yönündeki soruya ise ” Henüz kesin değil ama oradaki yönetim ve Türk lobisi büyük bir gayret içinde. Ümit ediyorum o tasarı o şekilde çıkmaz” yanıtını verdi.

Kıbrıs Rum Kesimi silah satın alıyor’

Kıbrıs Rum yönetimi silah harcamalarının dondurulması yönünde aldığı karara rağmen 118 milyon dolar tutarında karadan havaya füze satın almaya hazırlanıyor.

NTV

11 Temmuz 2003— Kıbrıs Rum Kesimi’nde yayın yapan Politis gazetesinin haberine göre, Kıbrıs Rum yönetimi İtalyan Aspide ve Fransız Mistral şirketleriyle füze satın almak üzere anlaşma yaptı.

Haberde silah modernizasyonu programının bir parçası olarak bu şirketlerden kısa menzilli, karadan havaya uçaksavar füzeleri satın alınacağı belirtildi.
Rum Hükümeti sözcüsü Kipros Hrisostomidis haberi yalanlarken, Rum Parlamentosu Savunma Komitesi sözcüsü Yannakis Omirou, milletvekilllerine bu konuda bilgi verildiğini söyledi. Eski Kıbrıs Rum yönetimi lideri Yorgo Vasilyu ise “Türk tarafı açıkça çözüm istediği mes
ajını verirken, bu silahların satın alınması hata olur” dedi.


Erdoğan, Denktaş’a destek verdi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Avusturya’da düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’nin Kopenhag kriterlerini yerine getirmekteki kararlılığını vurguladı ve “Bizi Avrupa Birliği’ne alırlar ya da almazlar, biz yolumuza devam edeceğiz” dedi.

Viyana
AA

11 Temmuz 2003— Başbakan Erdoğan, basın toplantısında Kıbrıs konusuna da değindi ve KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın gündeme getirdiği yeni açılımları Türkiye olarak desteklediklerini belirtti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Avusturya gezisinin ilk gününde Başbakan Wolfgang Schüssel ile biraraya geldi. Görüşmenin ardından yapılan ortak basın açıklamasında Avusturya Başbakanı, Türkiye’nin reformlar konusundaki kararlılığını takdir ettiklerini söyledi.
Başbakan Erdoğan da, “Biz kriterlerin gereğini yerine getiriyoruz. Avrupa Birliği’ne alırlar veya almazlar. Biz yolumuza devam ediyoruz” diye konuştu.
Recep Tayyip Erdoğan,
"Kürtler’e insan hakları ihlalinde bulunuluyor” şeklindeki bir soru üzerine de “Kürtçülüğün istismarına gerek yok. Hiçbir ayrım yapmadan ülkeyi yönetme gayreti içindeyiz” dedi.
Erdoğan’a bu soruyu yönelten kişi toplantının hemen ardından Avusturya polisi t
arafından gözaltına alındı. Gözaltına alınan kişinin elinde, MED TV’nin amblemi bulunan bir not defteri olduğu görüldü.

LEFKOŞA HAVAALANI’NIN ULUSLARARASI TRAFİĞE AÇILMASI
Başbakan Erdoğan, basın toplantısında Kıbrıs konusuna da değindi ve KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın gündeme getirdiği yeni açılımları Türkiye olarak desteklediklerini belirtti. Erdoğan, şöyle konuştu:
“Bu görüşmelerimizle birlikte önemli bir adımı daha atacağız. Bu da Avrupa Birliği’ne uygulama süreci içerisinde, Türkiye 2004 yılını uy
gulama yılı olarak gerçekleştirecektir. Bugün burada bir konuyu daha açıklıyorum; Kıbrıs’ta iki taraf arasında geçişlerin 23 Nisan’dan itibaren serbest bırakılması büyük memnuniyet uyandırmıştır.

Güney Kıbrıs’taki Rumların Kuzey Kıbrıs’a geçmeleri Kuzey Kıbrıs’takilerin de Güney Kıbrıs’a geçmesi memnuniyet verici bir tabloydu. Şu ana kadar 400 bini aşkın Rum kuzeye, 200 bini aşkın Türk de güneye ziyarette bulunmuştur. Bugün Denktaş, yeni bir açıklamayı BM Genel Sekreterine ulaştırılmak üzere yapmıştır. O da halen ara bölgede bulunan Lefkoşa Havaalanı’nın uluslararası trafiğe açılmasının yanında artık Türkler’in ve Rumlar’ın kullanımına sunulması olayıdır. Türkiye buna tam destek vermektedir. Rum kesimlerine limanlarımızı ve havaalanlarımızı açmayı,güney Kıbrıs’la ticari ilişkilerimizi, ve bu çerçevede deniz taşımacılığımızı da geliştirmeyi öngörüyoruz. Bu adımın 3 temel boyutuvardır. Deniz ve hava taşımacılığının karşılıklı serbest bırakılması, biz buna desteği veriyoruz.”

DENKTAŞ: İNSAN HAKLARI NERDE?

Annan planını eleştiren Denktaş, bu planın akıllıca hazırlandığını ve Kıbrıslı Türkleri kısa zaman içerisinde Türkiye’den koparacak, göçmen yapacak bir belge olduğunu belirtti

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Avrupa Birliği’nin (AB) Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günter Verheugen’in “Türkiye’ye tam üyelik değil, Avrupa Birliği’yle özel ilişki önerdik” şeklindeki açıklamasını değerlendirdi.

Türkiye’nin Kıbrıs’taki hakları üzerinde oynanan büyük oyunun bu açıklamayla ortaya çıktığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Denktaş, “Demek ki Kıbrıs meselesi, Türkiye’nin önünde hiçbir zaman bir engel değildi. Demek ki Annan Planı’nı Kıbrıs’ın tümünü Avrupa Birliği’ne sokmak için ve böylelikle 1960 Anlaşmaları’yla Türkiye’ye verilmiş olan hakları ortadan kaldırmak için bir metod olarak kullanıyorlardı” dedi.

Kıbrıs milli davasında Kıbrıs Türk halkı ve Anavatan Türkiye üzerinde dış güçlerce oynanan oyunları iyi görmek gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Denktaş, bu oyunun Verheugen’in söz konusu açıklamasının ardından artık net biçimde görülmekte olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Denktaş bu açıklamayı bugün bir kabulü sırasında yaptı.

“Şimdi oyun meydana çıktı” diyerek, Verheugen’in dün yaptığı açıklamaya işaret eden Cumhurbaşkanı, “Adam açıkça, ‘Türkiye üye olamaz. Türkiye’ye özel bir statü vereceğiz ve bunu artık açıklama zamanı gelmiştir’ diyor. Yani ‘birbirimizi kandırmayalım’ diyor. Bunu söyleyen sorumlu bir kişidir, bir makamdır. Niçin şimdi söyledi de, şimdiye kadar hep bana ‘Aman Türkiye üye olacak, önünü tıkıyorsun’ demişti. Demek ki yalan söylüyordu. Bir aldatmaca yapıyordu” diyerek, şöyle konuştu:

“Bizi zorlayacak, ‘aman Türkiye’yi engellemeyelim’ diye Annan Planı’nı imzalayacağız, Kıbrıs böylelikle Yunanın üye olduğu bir yere girecek, 1960 Anlaşmaları’nı biz de böylelikle kendi imzamızla Türkiye açısından ortadan kaldırmış olacağız ve ondan sonra söyleceklerdi bunu…

Bizi kapana soktuktan sonra, o ana kadar ‘Aman Türkiye’nin üyeliğine engel oluyorsunuz, aman kabul et’ diye üzerimize geldiler. Bizim gerilemediğimizi görünce, halkımız ve milletimizle sağlam durduğumuzu görünce, ‘Artık daha fazla bu kandırmacayı devam ettiremeyiz. Gerçeği söyleyelim de herkes ona göre kendini hazırlasın’ dediler…”

“ANNAN PLANI KENDİ ÇIKARLARINA”

Yunanistan, ABD ve İngiltere’nin, Annan planına Kıbrıs’taki kendi çıkarları için destek verdiklerini ve Kıbrıs Türk halkının bu plana kanarak peşlerinden sürükleneceğini zannettiklerini belirten Cumhrbaşkanı, ancak bu güçlerin, Kıbrıslı Türkleri sürüklemek için güçleri yetmediğini anlayınca içten basını ve muhalefeti yanlarına almak suretiyle İstanbul’da oynamaya çalıştıkları Bizans oyununu bu kez Kıbrıs için uygulamaya kalkıştıklarını, ama başaramadıklarını vurguladı.

“SESİZ ÇOĞUNLUK GEREKLİ CEVABI VERDİ”

Kıbrıs Türk halkının adada barış istediğinin, ancak barışın iki egemen devletin siyasi eşitliği temelinde olması ve Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğünün devam etmesi gerektiğinin altını çizen Denktaş, “sessiz çoğunluk” olarak tanımladığı 70-80 bin kişinin miting yaparak, “Biz barış istiyoruz, ama Annan Planı çerçevesinde değil. Biz, Türkiye’nin garantörlüğünün sulandırılmayacağı bir barış isteriz” dediğini belirtti.

“BİZİM İNSAN HAKLARIMIZ YOK MU?”

“Rumun var da Kıbrıs Türk halkının insan hakları yok mu” diye soran Cumhurbaşkanı, Kıbrıs Türklerinin en temel insan haklarının ayaklar altına alındığını ifade ederek, şöyle devam etti:

“Bizim insan hakkımız yok mu? Güneye giden insanlarımız, bıraktıkları evlerini yerle bir edilmiş bulmaktadır. Birçok Türk malını Rumlar karşılığını vermeksizin istimlak etmiştir. Peki bunların dengelenmesi için Rumun buraya gelmesi, bizim de sokağa atılmamız mı lazım? Bunları öngördüler bizim için ve bunları reddettiğimiz için de ‘uzlaşmazız’ dediler bize. Ne derlerse desinler, Türkiye ile birlikte tespit ettiğimiz milli siyasetimiz devam edecektir."

Cumhurbaşkanı Denktaş konuşmasında Annan Planı’na değinirken de, bu planın akıllıca hazırlandığını ve Kıbrıs Türk halkını kısa zaman içerisinde Türkiye’den koparacak, göçmen yapacak bir plan olduğunu belirtti.

HALKIN SESI 12/07/2003

Verheugen:

``Türkiye`ye başka seçenek sunulması söz konusu değil``

AB Komisyonu`nun genişlemeden
sorumlu üyesi Günter Verheugen, ``Türkiye`nin AB üyesi olabileceğine inanmadığını`` söylediğine dair haberleri yalanladı.
Verheugen, dün Brüksel`de düzenlediği basın toplantısında, Berlin`de yaptığı bir konuşmada, Türkiye`ye başka bir seçenek sunulmasın
dan yana görüş bildirmediğini, Türk basınında, bu yönde çıkan haberlerin tamamen asılsız olduğunu söyledi.
Günter Verheugen, bir soruyu yanıtlarken, ``Türkiye konusunda tavrım bellidir`` diyerek, özetle şunları anlattı:
``Defalarca söyledim. Helsinki`de,
1999`da alınan ve daha sonra tekrar tekrar söylenen bir karar vardır. Kopenhag`da da bu belirtildi. Türkiye`ye net bir yol haritası verilmiştir. Türkiye`nin siyasi kriterleri yerine getirme şansının yüksek olduğunu düşünüyorum. Komisyon, Türkiye`deki gelişmelere ilişkin raporunu yapacak ve tavsiye nitelikli görüşünü bildirecektir. Türkiye`nin bir gün AB üyesi olacağına ilişkin karar verilmiştir. Türkiye`nin önüne başka seçenek koymak, başka seçeneklerden söz etmek kötü bir sinyal olur, yanlış olur.’

YENIDUZEN 11/07/2003

ABD’den

Kıbrıs’a çözüm arayışı’

Kıbrıs Rum kesiminde yayımlanan Politis gazetesi, ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston’ın elinde “müzakere formülleri bulunduğunu” yazdı.
— Politis gazetesi, ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Weston’ın gelecek hafta içinde, Ankara’yı ziyaret etmek istediğini ve
Türk hükümetinden bu formülleri görüşmek üzere randevu talebinde bulunduğunu belirtti.
Politis gazetesi, Atina ve Kıbrıs’ı da ziyaret etmesi beklenen Kıbrıs Özel Koordinatörü Weston’ın, Ankara ziyaretinde, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün ABD ziyaretinden
önce “müzakere formüllerini” Türk hükümetiyle görüşmek istediğini kaydetti. Gazete, Weston’ın, tedavi amacıylaABD’de bulunan Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos ile de görüşeceğini belirtti.

YENIDUZEN 11/07/2003

Titina Loizidu YENİDÜZEN’e konuştu:

“Geçişler hem çok olumlu, hem çok olumsuz...”

“Bir gece önce duymuştum bunu... Kimi zaman bir bulut o
lur önünde... Net bir mesaj olmasına karşın, bu durum o kadar uzamıştı ki bu habere kuşkuyla değil ama gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine ilişkin büyük bir soru işaretiyle baktım... Ama ertesi sabah insanların geçtiğini ve hatta arabalarıyla Girne’ye gittiklerini duyunca bunu sevinçle karşıladım... Çok mutlu oldum... Öteki tarafa geçen insanlarla ilgili haberleri duyunca çok mutlu hissettim kendimi... Aniden birşey açılıyor, çok olumlu ama aynı zamanda çok olumsuz... Çünkü geçmişin bütün yaraları tekrar açılmaya başlıyor... Yalnızca benim kişisel yaralarım değil, herkesin yaraları...”

“Öncelikle insanlar evlerine geri gidiyordu, elbette Kıbrıslıtürkler tarafından saygıyla karşılanıyorlardı, evlerini ya iyi ya da kötü durumda buluyorlar, iyi şeyler ya da kötü
şeyler görüyorlardı... Anılarını hatırlıyorlardı... Geldikleri yerlerle kendilerini özdeşleştiriyorlardı... Bazıları bundan çok acı duyuyordu çünkü bütün bu yıllar boyunca sevdiklerini yitirmişlerdi ve onlarla bunu paylaşamıyorlardı... Anne-babalarının nerede büyüdüğünü çocuklarına gösterebilmek için bazıları yanlarında çocuklarını da götürüyordu... Pek çok karışık duygu ancak aynı zamanda çok acı verici duygular...”

“Türkiye’nin tazminat ödeyeceğini açıklamasını duyunca memnun oldum çünkü Türkiye’nin Kıbrıs’ta bir hata yaptığına inanıyorum. Tazminatın ödeneceğini açıklamaları, yaptıkları ihlali kabul ettikleri anlamına gelir. Bu aynı zamanda etik birşey... Etik olarak doğru olan yapılıyor olduğu için memnun oldum... Elbette henüz uymadılar karara. Ancak in
anıyorum ki bu bir ilk adımdır – böyle yapmakla ve malımın barışıl biçimde kullanımına ihlalde bulunduklarını kabul etmekle, daha sonra malın barışçıl biçimde kullanımına izin verecekleri anlamına da geliyor”

Röportaj: Sevgül Uludağ
Henüz “sınırlar” açılmadan, Türkiye tazminat ödeyeceğini açıklamadan önce röportaj yaptığımız Titina Loizidu’yla bu kez “eski koşullar içinde oluşan yeni koşullarda” konuşuyoruz...
Birkaç ay önceki röportajımız için “Dışişleri Bakanlığı”ndan “güneye geçiş izni” almam gerekmişti
... İlk kez bir röportaj için “geçiş izni” almaksızın güneye gidiyorum... Titina Loizidu’yla barikatta buluşuyoruz, evine gidiyoruz... Balkonda oturup konuşuyoruz:
SORU: Geçen kez röportaj yaptığımızda henüz “sınırlar” kısmi olarak açılmamış, Türkiye “eve
t Loizidu davasında öngörülen tazminatı ödeyeceğim” dememişti... Birkaç ay içinde pek çok şey değişti...
LOİZİDU: Evet...
SORU: Bu nedenle neler hissettiğinizi öğrenmek istedim. Öncelikle geçen röportajımızı yaptıktan çok kısa bir süre sonra “sınırlar” kıs
mi olarak açılıverdi... Bu haberi duyduğunuzda neler hissettiniz? Buna inandınız mı?
LOİZİDU: Bir gece önce duymuştum bunu... Kimi zaman bir bulut olur önünde... Net bir mesaj olmasına karşın, bu durum o kadar uzamıştı ki bu habere kuşkuyla değil ama gerçe
kleşip gerçekleşmeyeceğine ilişkin büyük bir soru işaretiyle baktım... Ama ertesi sabah insanların geçtiğini ve hatta arabalarıyla Girne’ye gittiklerini duyunca bunu sevinçle karşıladım... Çok mutlu oldum... Öteki tarafa geçen insanlarla ilgili haberleri duyunca çok mutlu hissettim kendimi... Aniden birşey açılıyor, çok olumlu ama aynı zamanda çok olumsuz... Çünkü geçmişin bütün yaraları tekrar açılmaya başlıyor... Yalnızca benim kişisel yaralarım değil, herkesin yaraları...
Öncelikle insanlar evlerine ger
i gidiyordu, elbette Kıbrıslıtürkler tarafından saygıyla karşılanıyorlardı, evlerini ya iyi ya da kötü durumda buluyorlar, iyi şeyler ya da kötü şeyler görüyorlardı... Anılarını hatırlıyorlardı... Geldikleri yerlerle kendilerini özdeşleştiriyorlardı... Bazıları bundan çok acı duyuyordu çünkü bütün bu yıllar boyunca sevdiklerini yitirmişlerdi ve onlarla bunu paylaşamıyorlardı... Anne-babalarının nerede büyüdüğünü çocuklarına gösterebilmek için bazıları yanlarında çocuklarını da götürüyordu... Pek çok karışık duygu ancak aynı zamanda çok acı verici duygular...
Bundan önce biliyordunuz ki bir “çizgi” var, en azından kendi içinizde bir tür “barikat” vardı ve biliyordunuz ki hayatta kalmak için elinizden geleni yapmak durumundasınız... Burada kendimden söz etmiy
orum, genel konuşuyorum. İnsanlar zor günler yaşamıştı, hayatını kazanıp çocuklarını eğitmek durumundaydı... En azından benim kuşağımdan insanlar göçmen olmuş anne-babalarına bakmak durumundaydı... Yarım olsa da herkes Kıbrıs’ı yeniden kurmaya girişmişti... Ancak biliyordunuz ki bir bölgeyle sınırlandırılmışsınız, bunun tam olarak nedeninin ne olduğunu da biliyordunuz çünkü Türk askerleri öteki tarafa geçmenizi engelliyordu. Geldiğiniz yerin tadını çıkarmanızı engelleiyorlardı... Ve aniden bu çizgi açıldı ve açılmadı... Bu da çok tuhaf bir duygudur...
Ben kişi olarak bunu bir “geçiş süreci” olarak görmek istiyorum. Kendimizi duygusal olarak toparlamamıza yardımcı olacak ve Kıbrıs sorununun çözümünü zorlamak için bir “geçiş süreci”... Adanın silahsızlandırılm
asıyla birlikte Kıbrıs halkının geleceğinin belirleneceği bir süreç... Bunun yalnızca olumlu yanını görmeye çalışıyorum. Olumlu şeyler nelerdir? İnsanlar biraraya geliyor... İnsanların biraraya gelişinde hiçbir kötü olay olmayışı bana çok ilginç geliyor, tahtaya vurmalıyım bunun için... Ancak bu insanların temelini ve aralarındaki saygıyı da yansıtıyor... Hepimizin, Kıbrıslıtürklerin de, Kıbrıslırumların da yaşamış olduğu travmatik deneyimlere ilişkin anlayışlarını yansıtıyor... Gelecek için sabırlı olduğumuzu gösteriyor... Bunlar benim duygularımdı...
Aynı zamanda “Bu Avrupa’dır” diye hissettiğimi hatırlıyorum. “Kıbrıs şimdi Avrupa’ya girdi” diye hissettim. Türkiye’nin kesinlikle çekilmesi gerek çünkü bu Avrupa toprağıdır. Türkiye hala orada olsa ve öteki t
arafı denetimi altında bulundursa da, Avrupa’nın gücünün çözüm için baskı yapacağını ve insanların dolaşım ve dilerlerse yerleşim hakkı olacağını hissettim... Aynı zamanda Kıbrıslıtürklerin isterlerse bu tarafa gelip yaşayamamalarına üzüldüm... Çok karışık duygular ancak olumlu duyguları öne çıkardım...
SORU: Siz kişi olarak geçtiniz mi kuzeye? Yoksa gitmeyi red mi ettiniz?
LOİZİDU: Gitmek istiyorum, gitmeyi çok istiyorum. Ailemle gitmeyi istiyorum, çocuklarımla, eşimle... Orayı gerçekten hissetmek istiyor
um... Ancak bir süre daha bekleyebileceğimi düşündüm... Bildiğiniz gibi davaya ilişkin karar henüz uygulanmadı. Hem mülkümü kullanamadığım yıllar için tazminatlar bakımından, hem de mükümü kullanmama izin verilmesi bakımından... Böylesi önemli bir davayı temsil ettiğime göre ki aslında bunun Kıbrıslıtürklerin de kendi mallarının tadını çıkarmalarıyla da ilgili olduğunu düşünüyorum, bu nedenle bekleyebileceğimi hissettim... Bekleyeceğim... Ne zaman gideceğimi bilmiyorum ama gitmeyi çok istiyorum. Öteki tarafa geçen aile mensuplarının izlenimlerini de dinledim tabii ki... Büyük bir nostaljim var gitmek için ama birazcık daha bekleyebilirim...
SORU: Elbette tek gelişme bu değildi... Bir diğer gelişme daha oldu. Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gidip “
Tamam ben bu tazminatı ödeyeceğim” dedi... Bunu duyduğunuzda neler hissettiniz?
LOİZİDU: Memnun oldum Sevgül, çünkü Türkiye’nin Kıbrıs’ta bir hata yaptığına inanıyorum. Tazminatın ödeneceğini açıklamaları, yaptıkları ihlali kabul ettikleri anlamına gelir.
Bu aynı zamanda etik birşey... Etik olarak doğru olan yapılıyor olduğu için memnun oldum... Elbette henüz uymadılar karara. Ancak inanıyorum ki bu bir ilk adımdır – böyle yapmakla ve malımın barışıl biçimde kullanımına ihlalde bulunduklarını kabul etmekle, daha sonra malın barışçıl biçimde kullanımına izin verecekleri anlamına da geliyor. Geçen röportajda da söylemiştim, intikamcı biçimde değil, insanın kendine ait şeylerin tadını çıkarmaya hakkı olduğu için ve istediği yerde bulunma hakkı olduğu için memnun oldum bu açıklamadan. Sorunun çözümündeki zorlukları biliyorum. Ancak inanıyorum ki bu durum kanıtlamıştır ki barikatlar, engeller kolaylıkla kaldırılabilir.
SORU: Bir de epey spekülatif haberler yayıldı... Türkiye’nin “Öderim ancak bir kereliğine öderi
m, ondan sonrakileri ödemem” dediği ileri sürüldü... “Geriye kalanlar özel olarak oluşturulacak mahkemelere gitsin” dediği söylendi...
LOİZİDU: Türkiye’nin açıklamasını duyduğumda Strazburg’taydım... Orada bir konferansa gitmiştim tesadüfen... Türkiye’nin
yanıtına ilişkin geribildirim de aldım... Benim davamla ilgili olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı açıklandıktan sonra Strazburg’a üç kez gitmiştim, mahkeme kararının uygulanması konusunu izlemek için. Avrupa Konseyi’ndeki daimi temsilcilerle görüşmüştüm, onlara mahkeme kararının uygulanmasını sağlamaları gerektiğini söylemek için. Yalnızca tazminat konusundaki kararı değil aynı zamanda mülkümü barışçıl biçimde kullanma hakkım konusundaki kararı da uygulamaları için... Sistemin kendisi, önkoşullara ya da koşullara izin veremez.
(Devam edecek)

YENIDUZEN 11/07/2003

Denktaş'ın derdi çok

Türkiye kökenli KKTC'liler saf değiştirerek çözüm için çalışmaya başladı. Gaziler Cemiyeti 20 Temmuz kutlama şenliğine katılmama eğiliminde

12/07/2003 RADIKAL

RADİKAL - LEFKOŞA - KKTC'de aralıktaki seçimler öncesinde, Türkiye kökenli KKTC vatandaşlarının, Rauf Denktaş yönetimiyle arası açılıyor. KKTC Göçmenler Derneği Başkanı Doç. Dr. Nuri Çevikel ile Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Gaziler Cemiyeti Başkanı Şadan Türkkan, önceki gün ortak bir basın toplantısı ile sorunlarını dile getirirken, Kıbrıs'ta çözüm talep etti. İki kuruluşun yetkilileri hükümetin üyelerinin sorunlarına çözüm bulmaması halinde büyük eylemler başlatacaklarını belirtti. Çevikel, "Ya sorunun, ya da çözümün tarafı olunmalı. Biz çözümün tarafı olacağız" ifadelerini kullandı.
Dernek olarak bir süredir BM Planı'na bağlı bir çözüm için çalıştıklarını belirten Çevikel, olumlu tepkiler aldıklarına dikkat çekti. Türkiye kökenli KKTC vatandaşlarının son geliş
meler karşısında son derece sıkıntılı ve endişeli olduğunu anlatan Çevikel, düzenledikleri gezilerle bu durumu tespit ettiklerini belirtti. Çevikel, "Hükümet halkın sorunlarını çözecek niyet ve kapasitede değil. Biz de inisiyatifi ele almaya karar verdik. Yoğun ilgi gördük. Türkiyeli kesimi ilk kez düşünmeye sevk ettik" ifadelerini kullandı. Kıbrıs'ta çözüm yönünde tavır aldıklarının altını çizen Çevikel, "AB, Türkiye için geri dönülemez bir hedeftir. 2003 AB yolunda Türkiye için çok önemli bir yıl. Türkiye'nin önündeki en büyük engel Kıbrıs sorunudur. Yapılması gereken bu sorunu ortadan kaldırmak ve Türkiye'nin yolunu açmaktır" dedi.
Gaziler Cemiyeti Genel Başkanı Türkkan ise adaletsizlik ve eşitsizliklerle karşı karşıya kaldıklarını söylerken, Göçmenler D
erneği ile birlikte hareket etme kararı aldıklarını duyurdu. Devlete karşı bazı gönül kırgınlıkları olduğunun altını çizen Türkkan, yurttaşlık, iş bulma, sosyal sigorta ve iskân gibi sorunları çözülmezse büyük eylemler düzenleyeceklerini açıkladı. Türkkan, BM çözüm planı ve AB üyeliğini destekleyip desteklemedikleri yönündeki soruları tüm siyasi parti ve örgütlere açık oldukları yanıtını verdi.

Denktaş'tan karşı atak
İki sivil toplum kuruluşunu bu çıkışının hemen ardından KKTC Göçmenler Derneği üyelerinden bir grubun Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı ziyaret etmesi dikkat çekti. 'Dernek Başkanı'nın düşüncelerini yansıtmadığını' öne süren ve istifasını isteyen üyeler, Çevikel'i TSK, Türk büyükelçiliği ve cumhurbaşkanlığı makamları hakkında çirkin ve hakaret dolu
sözler sarf etmekle suçladı. Çevikel'in istifasının istenmesinden memnun kaldığı gözlenen KKTC lideri ise "Reaksiyonunuzu teşekkürle karşılıyorum" dedi.
Nuri Çevikel hakkında birçok şikâyet aldığını, ancak onu 'çıldırtmamak için' basına duyurmadığını söy
leyen Denktaş, birilerinin devleti ortadan kaldırmak istediğini iddia ederek, "Halk gözünü açsın" diye konuştu.

Türkiye'den KKTC yönetimine destek

12/07/2003 RADIKAL

AA - ANKARA - Türkiye, KKTC lideri Rauf Denktaş'ın son önerisini desteklediğini ve bu önerinin uygulamaya konulması için her türlü katkıyı yapmaya hazır olduğunu açıkladı.
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, önerilerin kabul edilmesi durumunda, pakette yer aldığı gibi Rum tarafının uçak ve gemilerinin Türk liman ve havaalanlarını kullanabilecekl
erini belirtti. Lefkoşa Uluslararası havaalanının ortak işletime açılmasının daha önce de güven artırıcı önlemler çerçevesinde gündeme geldiğini ifade eden Gül, bu önerinin Türk tarafının çözüm arayışı içinde olduğunu gösterdiğini belirtti ve "Bu öneriler tüm dünyaya yapıcı olarak çalışıldığını, bu şekilde devamdan değil, karşılıklı tatmin edici çözümden yana olunduğunu gösteriyor" diye konuştu. Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada ise "Biz Türkiye olarak, Denktaş'ın önerisinin uygulamaya konulması için her türlü katkıyı yapmaya hazırız. Sayın Denktaş'ın bu önerileri kabul edildiği takdirde, Kıbrıs Rum Yönetimi havayolu şirketlerinin Türk hava sahasını ve havaalanlarını kullanabilmeleri imkânı da doğabilecektir" denildi.

Havaalanına karşı Maraş

Denktaş Annan'a mektup yazarak, Lefkoşa Havaalanı'nın ortak kullanımına karşılık, Maraş'ı BM kontrolünde Rumlara vermeyi önerdi

12/07/2003 RADIKAL

AA - LEFKOŞA - KKTC yönetimi, 23 Nisan'da Kıbrıs Rum Kesimi'yle geçişleri serbest bırakmasının ardından, yeni bir açılıma daha imza attı. KKTC lideri Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a dün bir mektup gönderip, Lefkoşa Uluslararası Havaalanı'nın (LUH) iki toplumun kullanımına açılması karşılığında, kapalı bölge Maraş'ı BM kont- rolünde Rum Yönetimi'ne vermeye hazır olduklarını kaydetti.
Denktaş mektupta, 1993-1994 yıllarında ortaya konulan ve 'Gali fikirleri dizisi' olarak bilinen, iki tarafın ilke anlaşmasına vardığı ancak anlaşamadığı güven artırıcı önlemlerin yeniden gündeme getirilmesini istediğini sö
yledi. Denktaş bir basın toplantısı ile, son açılımı şöyle anlattı: "Bunun anlamı; LUH'un iki taraf için BM yönetiminde açılması ve bunun karşılığında da yine o pakette görüldüğü gibi, kapalı Maraş'ın bir kısmının yine BM idaresinde her iki tarafın yararına açılmasıdır".

Türkiye de açacak
Denktaş önerilerinin Rumlar tarafından kabulü halinde, Türk hükümetinin de Rumlara hava ve deniz limanlarını açabileceğini, karşılıklı ticaretin başlayabileceğini vurguladı. Öncelikle Rumların 'evet' demesi gerektiğini belirten KKTC lideri bu nedenle, mektubun bir kopyasını Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos'a da gönderdiğini söyledi. Rum lideri ise pazar günü Rum Milli Konseyi'ni toplayarak önerileri değerlendirecek. Papadopulos, yaptığı yazılı açıklamada, sert ifadel
er kullanarak Denktaş'ın Annan Planı'nı reddettikten sonra 'işgal rejimini' koruyabilmek için 'iyi komşuluk ilişkileri' politikası izlediğini söylerken, "Lefkoşa Havaalanı dahil diğer öneriler bu strateji içinde yer alıyor. Öneriler ayrı devlet varlığını hedeflediği haliyle kabul edilemez" diye konuştu.

Yeni sürprizler var
"Yeni sürprizler bekleyin" diyen Denktaş, Türkiye ile hazırlanan kapsamlı çözüm planı üzerinde çalıştıklarını, 'günü ve saati geldiğinde' açıklanacağını söyledi.
Türk tarafının incelemelerine göre Rum Yönetimi öneriye 'evet' cevabı verirse, yıllık 1 milyar dolarlık kazanç elde edecek. Diplomatik kaynaklar, Rum Yönetimi'nin her türlü mal taşımacılığının yanında petrol taşımacılığı da yapabileceğini, adanın iki tarafının da kazançlı çıkac
ağını belirtiyor. Rumlar dünyanın 4. büyük deniz ticaret filosuna sahip.

Denktaş'tan Rumlara 'bonus'lu öneri

Hüseyin ALKAN/LEFKOŞA

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a 1974 yılından bu yana kullanılmayan Lefkoşa Havaalanı'nın iki tarafa da açılmasını, karşılığında da Maraş'ın BM denetimine verilmesini önerdi. Rumlar öneriyi kabul ederse, Türkiye Rumlara deniz ve hava limanlarını açacak, Güney Kıbrıs ile serbest ticarete başlayacak.

Denktaş, Annan'a gönderdiği mektubunda taraflar arasındaki güven bunalımının Ada'da çözümü engellediğini yineledi. 23 Nisan'da kapıların açılmasıyla oluşan olumlu havadan yararlanılması gerektiğini vurgulayan Denktaş, Genel Sekreter'e ‘Güven Artırıcı Önlemler Paketi'ni yeniden gündeme getirin’ önerisinde bulundu. KKTC'nin ileride yeni adımlar atmaya hazır olduğuna dikkat çeken Denktaş, Rum Lider Tasos Papadopulos'u da Genel Sekreter'e gönderdiği mektuptan haberdar etti.

1974'te ağır hasar gören ve BM'nin kontrolündeki Yeşil Hat'ta bulunan Lefkoşa Ul
uslararası Havaalanı yeniden faaliyete geçirilirse, KKTC ve Rum Yönetimi'ne açılan iki kapısı olacak. Havaalanına gelen turist istediği kapıyı kullanabilecek. Böylece Türklere 1974'ten beri uygulanan turizm ve ulaşım ambargosu önemli ölçüde ortadan kalkacak.

TÜRKİYE'DEN JEST

Denktaş'ın yeni önerisiyle Kıbrıs denklemine dahil edilen Türkiye, taraflar pakette anlaşırsa 29 yıldır Rumlara uyguladığı ambargoları kaldıracak. Bu çerçevede Türk deniz ve hava limanları Rum uçaklarıyla gemilerine açılacak. Türkiye, farklı rotalardaki uçuşlar için Rumlara hava koridorunu da kullandıracak. Ayrıca Türkiye ile Güney Kıbrıs arasında serbest ticaret başlayacak. Türkiye'nin ambargoları kaldırmasıyla, dünya deniz ticaretinde önemli payı bulunan Rum tarafı, büyük avantajlar elde edecek.

Türk tarafı 1994'te Gali Fikirler Dizisi'nin bir parçası olan Güven Artırıcı Önlemler Paketi'ni kabul etmiş, başlangıçta önerilere ilke olarak onay veren Rum tarafı ise son anda tavır değiştirmişti. 16 Nisan'da AB ile imzaladığı üyelik sözleş
mesinden sonra Ada'da çözümün koşullarını belirleme fırsatını yakaladığını düşünen Rumlar, Kıbrıs sorununun güven artırıcı önlemlerle halledilmesine karşı çıkıyor.

RUM LİDER: BİLİNEN TAKTİK

Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos, Türk tarafının önerilerini, ‘‘Denktaş'ın bilinen taktiklerinin bir parçası’’ olarak niteledi. Denktaş'ın mektubunu aldıktan sonra yaptığı yazılı açıklamada Ulusal Konsey'in pazartesi günü toplanarak önerilere yanıt vereceğini belirten Papadopulos, ‘‘Denktaş, çözüm değil Ada'daki T
ürk işgalinin devamını ve sözde iki devlet arasında iyi komşuluk ilişkileri kurulmasını istiyor. Ankara ile işbirliği içinde işgal rejimini ayakta tutmayı hedefleyen bir strateji izliyor. Önerileri de bu stratejinin bir parçası’’ dedi.

HURRIYET 12/07/2003

Rumlardan karma evliliğe izin

KIBRIS Rum yönetimi Avrupa Birliği'nin baskısı üzerine Türklerle Rumların evlenmesine izin veren yasa tasarısını onayladı. Tasarı Rum temsilciler meclisinde oy birliğiyle kabul edildi.

Rum yasaları daha önce din faktörü nedeniyle iki toplum arasındaki evliliklere izin vermiyordu. Bir Türk'ün, bir Rum'la evlenebilmesi için din değiştirmesi ve Hıristiyan adı alması gerekiyordu. Geçtiğimiz yıllarda bir Rum ile Türk, evlenmelerine izin verilmeyince ada dışında nikah kıymak zorunda kalmıştı. Ve söz konusu Kıbrıslı Türk, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Rum hükümetini şikayet etmişti. AİHM'in davayı görüşmeyi kabul etmesi üzerine Rum yönetimi Kıbrıslı Türk'ün nikah masraflarını ödemişti.

HURRIYET 12/07/2003

Rum siyasiler, KKTC'nin yeni açılımına tepki gösterdi

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın dün yaptığı, Lefkoşa uluslararası havaalanı ile kapalı Maraş'ın bir kısmının BM kontrolünde iki tarafın kullanımına açılması önerisine Rum siyasiler tepki gösterdi.

Komünist AKEL partisi sözcüsü Andros Kiprianu, partisinin, Rum yönetimi lideri Tassos Papadopulos'un konuyla ilgili açıklamasını yeterli bulduğunu belirterek, konunun Ulusal Konsey'de ivedilikle ele alınıp kapsamlı görüşülmesi ve görüş alışverişinde bulunulması gerektiğini kaydetti.

ZAMAN 12/07/2003

KKTC'de define arayan Türk ve Rumlar tutuklandı

KKTC'nin Kumyalı köyü yakınlarında, 1974 yılı öncesi gömüldüğü iddia edilen defineyi arayan 2 Türk ile 2 Rum, polis tarafından tutuklandı. Polis Basın Subaylığı'ndan yapılan açıklamaya göre, polis ekipleri dün yaptıkları devriye sırasında Kumyalı'nın 2 kilometre doğusundaki alçak orman arazisinde gizlenmiş biri KKTC, diğeri Rum yönetimi plakalı iki araç tespit etti.

Yapılan kontrolde, araçların yanında olan Kıbrıslı Türk 38 yaşındaki M.K. tutuklandı. M.K. sorgulamasında 32 yaşındaki C.K. ile Kıbrıs Rum kesiminden gelen Petros Hajıpieri (49) ve Yuannakis Papantoniou'yla (42) birlikte 1974 öncesi gömülen bir defineyi aradıklarını söyledi. Bu kişilerin polisi görünce kaçtıklarının öğrenilmesi üzerine harekete geçen polis, 3 kişiyi Kumyalı'da tespit ederek tutukladı.

ZAMAN 12/07/2003

‘Lefkoşa Havaalanı’nı açın Maraş’ı verelim’

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a bir mektup göndererek, Lefkoşa Uluslararası Havaalanı’nın iki toplumun ortak kullanıma açılması karşılığında kapalı bölge Maraş’ın BM kontrolünde Rumlara verilmesini teklif etti. Başbakan Tayyip Erdoğan öneriye destek vererek, Lefkoşa Havaalanı’nın açılması halinde Rum Kesimi’ne Türkiye’nin limanlarını ve havaalanlarını açmayı öngördüklerini belirtti. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül de, öneriye tam destek verdiğini açıkladı.

Yaptığı açılımlarla Kıbrıs sorununa çözüm bulunması yönünde çaba sarf eden KKTC, Türklerle Rumlar arasındaki güven bunalımını ortadan kaldırmaya yönelik hareketlere ivme kazandırmayı ve Kıbrıs Türklerine uygulanan ambargoların olumsuz izlerini gidermeyi amaçlayan yeni bir açılım daha yaptı. Rauf Denktaş, dün düzenlediği basın toplantısında, Annan’a bir mektup göndererek, 1993–1994 yıllarında iki tarafın üzerinde prensip anlaşmasına vardığı, ancak anlaşamadığı güven artırıcı önlemlerin yeniden gündeme getirilmesini istediğini söyledi.

Denktaş, ayrıca bu önerileri Rumlarca kabul edilirse Türk hükümetinin de Rumlara hava ve deniz limanlarını açabileceğini, karşılıklı ticaretin başlayabileceğini bildirdi. BM Genel Sekreteri Annan’dan 1993–

1994’te ortaya konulan ve iki tarafın da prensipte kabul ettiği, ama detaylarda zorluklar çıktığı için ilerleme olmayan güven artırıcı önlemleri gündeme getirmesini talep ettiğini’’ açıklayan Denktaş, “Bunun anlamı; Lefkoşa Havaalanı’nın iki taraf için BM yönetiminde açılması ve bunun karşılığında da kapalı Maraş’ın bir kısmının BM idaresinde iki tarafın yararına açılmasıdır.” dedi.

Dönktaş’ın önerilerini görüşmek için Ulusal Konsey'i pazartesi toplantıya çağıran Rum lider Papadopulos ise teklifi, ‘işgal rejimi’ diye nitelendirdiği “KKTC'nin devamlılığını sağlamayı ve iyi komşuluk ilişkileri kurulmasını hedefleyen bilinen taktiklerinin bir parçası” olarak değerlendirdi.

Denktaş'ın 1993–1994'teki güven artırıcı önlemler paketini ve Annan Planı'nı Lahey'de reddettiğini savunan Tasos Papadopulos, Rum tarafının Annan Planı temelinde müzakerelere hazır olduğunu yineledi.

Gali’nin paketinde ne deniyordu?

BM Genel Sekreteri Butros Gali’nin 1993’te taraflara sunduğu Güven Yaratıcı Önlemler paketinde yeralan unsurlar, daha önce ‘evet’ ya da ‘hayır’ şeklinde bir cevap istendiğinden kabul görmemişti. Paket üç ayrı belgeden oluşuyordu. Denktaş’ın hayata geçirilmesini istediği ve Türkiye’nin de tam destek verdiği pakette Maraş ve Lefkoşa Havaalanı konuları şu şekilde yer alıyordu:

Maraş’ın çitli bölgesi ... tarihinden itibaren Kıbrıs sorununa mutabık kalınacak kapsamlı bir çözüme kadar BM’nin yönetimi altına konulacaktır. Bölgenin güvenliğinden BM sorumlu olacaktır. Bölgenin yönetiminde BM iki tarafın tavsiye ve yardımlarını alabilir.

Lefkoşa Uluslararası Havaalanı(LUH) karşılıklı mutabık kalınacak şekilde Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatı’nın işbirliği ile BM’nin yönetimi ve işletme kontrolü altında sivil yolcu ve sivil kargo trafiğine açılacaktır. Kıbrıs’a LUH’dan giriş yapan yabancılar adada kaldıkları süre zarfında iki taraf arasında engellenmeksizin seyahat edebilecekler.

Lefkoşa, Ankara, Zaman ZAMAN 12/07/2003

Denktaş’a tam destek

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın BM Genel Sekreteri’ne sunduğu ve Lefkoşa Havaalanı’nın ortak kullanılmasını öneren paketine destek verdi.

Erdoğan, Rum Kesimi’ne Türkiye’nin limanlarını ve havaalanlarını açmayı öngördüklerini de belirtti. Avusturya Başbakanı Wolfgang Schüssel ile Viyana’da yaptığı görüşme sonrası açıklama yapan Erdoğan, Denktaş’ın Lefkoşa Havaalanı'nın ortak kullanıma açılması önerisine Türkiye olarak tam destek verdiklerini söyledi.

Başbakan Erdoğan, “Türkiye olarak Lefkoşa Havalimanı’nın açılması halinde Rum Kesimi’ne limanlarımızı ve hava sahamızı açmayı, Güney Kıbrıs’la ticari ilişkilerimizi, deniz taşımacılığını geliştirmeyi öngörüyoruz. Görüleceği gibi KKTC’nin yaptığı önerinin Lefkoşa Uluslararası Hava Limanı’nın açılması, deniz taşımacılığının karşılıklı serbest bırakılması ve ticaretin geliştirilmesi şeklinde 3 temel boyutu vardır.” şeklinde konuştu. Erdoğan, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği’ne bu önerilerin hayata geçirilmesine destek olmaları çağrısı yaptı.

‘Özgür Politika’ gazetesini temsilen basın toplantısına katılan bir ‘gazetecinin’ Türkiye’deki Kürtlere baskı yapıldığı yönündeki sorusunu da cevaplandıran Erdoğan, kendisinin Siirt milletvekili olduğunu hatırlatarak, “Kürt vatandaşların yüzde 85 oyunu almış bir insanım. Kürtçülüğü istismar etmenin kimseye faydası yoktur.” dedi. Hiçbir ayrım yapmadan Türkiye’yi yönetme gayreti içinde olduklarını belirten Erdoğan, barış taleplerine hiçbir zaman karşı olmadıklarını da kaydetti. Basın toplantısına hangi kimlikle katıldığı belirlenemeyen ve ‘Özgür Politika’ adına soru soran kişi Avusturya polisi tarafından gözaltına alındı.

ZAMAN 12/07/2003

Papadopulos: Denktaş’ın taktikleri

Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın, önerisini, ‘işgal rejimi’ olarak nitelendirdiği KKTC’nin devamlılığını sağlamayı hedefleyen bilinen taktiklerinin bir parçası olarak değerlendirdi.

12 Temmuz 2003—NTV- Papadopulos, açıklamasında ayrıca Denktaş’ın önerilerini görüşmek üzere Ulusal Konseyi 14 Temmuz Pazartesi günü toplantıya çağırdığını bildirdi.

Rum haber ajansına göre, Papadopulos, Cumhurbaşkanı Denktaş’ın bugün BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a gönderdiği ve “Gali Fikirler Dizisi” olarak adlandırılan güven arttırıcı önlemler paketinin yeniden gündeme getirilmesiyle ilgili öneriler içeren mektubuna ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.
Papadopulos, Rum yönetimi sözcüsü Kipros Hrisostomidis tarafından okunan yazılı açıklamasında, Cumhurbaşkanı Denktaş’ın Lef
koşa Havaalanı’nın yeniden kullanıma açılmasıyla ilgili önerisinin, “(İşgal) rejiminin devamlılığını sağlamayı ve iyi komşuluk ilişkileri kurulmasını hedefleyen bilinen taktiklerinin bir parçası olduğunu” ileri sürdü. Açıklamasında, Denktaş’ın 1993-1994 yıllarında gündeme gelen güven yaratıcı önlemler paketini ve Annan planını Lahey’de reddettiğini kaydeden Papadopulos, Kıbrıs Rum tarafının Annan planı temelinde müzakerelere oturmaya hazır olduğunu yineledi.

Papadopulos, açıklamasında ayrıca Denktaş’ın önerilerini görüşmek üzere Ulusal Konseyi 14 Temmuz Pazartesi günü toplantıya çağırdığını bildirdi.
“Denktaş’ın Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm yerine Ankara ile tam bir işbirliği halinde (işgal) rejimini ayakta tutmayı hedefleyen bir stratejiyi uygulamaya
koyduğunu” iddia eden Papadopulos, Lefkoşa Havaalanı’nın yeniden kullanıma açılması ve diğer önerilerin bu stratejinin bir parçası olduğunu öne sürdü.

Denktaş’tan Annan’a Maraş önerisi

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a mektup göndererek, Lefkoşa Uluslararası Havaalanı’nın iki toplumun kullanımına açılmasını önerdi.

12 Temmuz 2003— KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Annan’a dün sabah gönderdiği mektupta, Lefkoşa Uluslararası Havaalanı’nın iki toplumun ortak kullanıma açılması karşılığında kapalı bölge Maraş’ı BM kontrolünde Rumlara vermeye hazır olduklarını bildirdi.

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, düzenlediği basın toplantısında, Annan’a gönderdiği mektupta, “Gali fikirleri dizisi” olarak da bilinen, 1993-1994 yıllarında ortaya konulan, iki tarafın üzerinde prensip anlaşmasına vardığı, ancak anlaşamadığı güven artırıcı önlemlerin yeniden gündeme getirilmesini istediğini söyledi.


Denktaş, bu önerilerinin Rumlar tarafından kabul edilmesi durumunda, Türk hükümetinin de Rumlara hava ve deniz limanlarını açabileceğini, karşılıklı ticaretin başlayabileceğini bildirdi.


KKTC Cumhurbaşka
nı, BM Genel Sekreteri’ne yazdığı mektubun bir kopyasını da Kıbrıs Rum kesimi lideri Papadopulos’a da gönderdi

Denktaş’ın önerisini destekliyoruz’

 

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın BM Genel Sekreteri Annan’a yazdığı ‘Lefkoşa havaalanının ortak kullanıma açılmasına karşı Maraş” önerisini desteklediklerini söyledi.

 

NTV

   

11 Temmuz 2003— Gül, “Türkiye olarak biz de Rumlar öneriyi kabul ederse Türk limanlarını ve hava sahasını onların gemilerinin ve uçaklarının kullanımına açacağız” dedi.

 

Gül Denktaş’ın önerisinin KKTC’nin ne kadar uzlaşma yanlısı olduğunu gösterdiğini söyledi. Gül “Türkiye olarak da biz bunu destekliyoruz. İşbirliği gelişmeli. Yarın masaya oturulduğunda karşılıklı anlaşyış içinde olunmalı.

Türkiye olarak biz Denktaş’ın önerilerini kabul ederlerse Rum tarafının gemileri ve uçaklarının Türk deniz ve hava sahasını ve limanlarımızı kullanabileceklerini söylüyoruzAncak bunlar adımlar karşılıklı olursa anlamlı hale gelecektir. Ben de BM Genel Sekreterine yazdığım mektupta bu konuda katkı yapmalarımı istedim.” dedi.

ERMENİ TASARISI
Gül, Ermeni Soykırımı iddialarına ilişkin tasarının ABD senatosunda geri çekildiğine ilişkin haberler geldiği yönündeki soruya ise ” Henüz kesin değil ama oradaki yönetim ve Türk lobisi büyük bir gayret içinde. Ümit ediyorum o tasarı o şekilde çıkmaz” yanıtını verdi.

Denktaş’ın gönderdiği mektupların içeriği


KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın, Lefkoşa Uluslararası Havaalanı ile kapalı Maraş’ın bir kısmının BM kontrolünde iki tarafın kullanımına açılması önerisiyle ilgili olarak BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos’a bugün gönderdiği mektuplar açıklandı.
Cumhurbaşkanı Denktaş, Genel Sekreter Annan’a yönelik mektubunda,
BM eski Genel Sekreteri Butros Gali’nin “Güven Artırıcı Önlemler Paketi”ne atıfta bulunarak, Lefkoşa Uluslararası Havaalanı’nın her iki tarafa hizmet verecek şekilde ve 1993-1994 tarihli son BM güven yaratıcı önlemler önerileri temelinde yeniden açılmasını önerdi.
Denktaş, “Bunun başarılmasının, Türk tarafının başlattığı güven yaratmaya yönelik çabalara büyük oranda yardımcı olacağına ve bunun neticesinde kapsamlı bir çözüme ulaşma amacına yönelik çabalara esaslı katkı koyacağına inandığını” belirtti.
rkiye hükümetinin de bu önerisine tam destek verdiğini ve olumlu katkıda bulunacağını ifade ettiğini bildiren Cumhurbaşkanı Denktaş, Kıbrıs Türk halkına uygulanmakta olan ambargoların kaldırılmasının artık zamanının geldiğini de vurguladı.

MEKTUBUN İÇERİĞİ
Cumhurbaşkanlığı’ndan verilen bilgiye göre, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a gönderdiği mektubun metni şöyle:
“Ekselansları; Bildiğiniz üzere, 2 Nisan 2003 tarihli güven yaratıcı önlemler paketimizi Rum tarafının reddetmesinin ardından, Kıbrıs Türk tarafı halkların iki taraf arasında serbest dolaşımını kolaylaştıran güven yaratıcı önlemleri tek taraflı olarak uygulamaya koymuştur. Rum tarafının bu önemli adıma karşılık verme konusunda isteksizlik göstermesine karşın Kıbrıs
Türk halkı ve Rum halkı bu girişime olumlu tepki göstermiştir.
İlk girişimimizin cesaret veren sonuçları karşısında, bir başka önemli girişim başlatmak için siz ekselanslarının desteğini almak istiyoruz. Genel Sekreter Dr. Boutros Boutros Ghali de 1990’lı
yılların başında, iki taraf arasında var olan derin güven bunalımının ancak yeni bir güven atmosferi yaratılması yoluyla aşılabileceği ve bunun da kapsamlı bir çözümü kolaylaştıracağı değerlendirmesinde bulunmuştu. Bu değerlendirmeye dayanarak, Dr. Boutros Gali bir güven yaratıcı önlemler paketi önermişti. Bu pakete ilişkin müzakereler 1993 ve 1994 yıllarında devam etmiş, fakat paket neticelendirilememişti.
Buna rağmen, örneğin, Lefkoşa Uluslararası Havalimanı’nı her iki tarafa hizmet verecek şekilde 1993
-1994 tarihli son BM güven yaratıcı önlemler önerileri temelinde yeniden açabilirsek, bunun, başlatmış olduğumuz güven yaratmaya yönelik çabalara büyük oranda yardımcı olacağına ve bunun neticesinde kapsamlı bir çözüme ulaşma amacına yönelik çabalara esaslı katkı koyacağına kesinlikle inanıyorum.
Bu paketle ilgili olarak Türk hükümeti ile yaptığım istişareler sonucunda, bu yeni güven yaratıcı önlemler paketinin uygulanması durumunda Türk yetkililer, Türk hava ve deniz limanları yanında Türk hava sahasını d
a Rum gemi ve uçaklarına açarak bu olumlu adıma katkı koyabileceklerini tarafıma teyit etmişlerdir. Türk yetkililer, bu bağlamda, karşılıklı ticari ilişkileri geliştirme yönündeki arzularını da ifade etmişlerdir.
Bu paket, tabiatıyla, tek taraflı olarak u
ygulanamaz ve uygulamaya konulabilmesi için Rum tarafı ve BM’nin işbirliği ve mutabakatına gereksinim vardır. Erken zamanda ve olumlu bir sonuç elde etmek amacıyla bu öneriyi ileriye götürmek için siz ekselanslarının iyi niyet misyonunuzu kullanmanızdan memnunluk duyacağım. İlk girişimimizin yarattığı olumlu atmosferi koruyabilmek için bunun önemli olduğuna inanıyorum.
Her halükarda, Kıbrıs Türk halkı üzerindeki ağırlığı hissedilmekte olan, özellikle dış ülkelere yönelik seyahat, turizm, ticaret ve ithalat
/ihracat alanlarındaki kısıtlama ve ambargoların kaldırılmasının artık zamanı gelmiştir. Ekselansları, en yüksek saygılarımın kabulünü istirham ederim.”

PAPADOPULOS’A MEKTUBU
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos’a gönderdiği kısa mektupta ise Papadopulos’un, güven yaratıcı bu önerisi doğrultusunda işbirliği yapacağı ve amaca ulaşmada Genel Sekreteri teşvik edeceği umudunu ifade etti.
Denktaş Papadopulos’a, Annan’a gönderdiği mektubunun bir örneğini de gönderdi. Cumhurbaşkanı
Denktaş’ın, Rum yönetimi lideri Papadopulos’a mektubu şöyle:
“Ekselansları Sayın Tasos Papadopulos, Uzun zamandır devam etmekte olan Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulunması amacıyla yapılan çalışmaları daha ileriye götürebilmek için gerekli olumlu at
mosferin geliştirilmesine yardımcı olacağına inandığım güven yaratıcı önlemlerin uygulanmasının ilerletilebilmesi hakkında BM Genel Sekreteri’ne hitap eden kendi kendine izahlı mektubun örneği ilişiktedir.
Sizin de, bu önerinin yapıldığı aynı iyi niyet an
layışıyla işbirliği yapacağınızı ve bu amaca ulaşmakta bize yardım etmesi için BM Genel Sekreteri’ni teşvik edeceğinizi umuyorum.
İçtenlikle.”

NTV 12/07/2003

DENKTAŞ’DAN ANNAN’A PAKET

PAKETİN BİR SURETİ PAPADOPULOS'A DA GÖNDERİLDİ... Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a dün bir mektup göndererek, iki taraf arasında kalıcı bir anlaşmaya zemin hazırlayacak sağlam temele sahip kapsamlı güven artırıcı önlemler içeren bir paket sundu. Pakette Türkiye'nin deniz ve hava trafiğini Rum yönetimine açması da var. Denktaş, mektubun bir suretini Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'a da gönderdi

TÜRKİYE, RUMLARLA TİCARETE BAŞLAYABİLİR... Paket, hem KKTC'nin, hem de Rum yönetiminin ulaşım ve turizm sektörlerinde yaşadığı sıkıntılara katkıda bulunmayı öngörüyor. Uluslararası Lefkoşa Havaalanı'nın BM idaresi altında her iki tarafın da kullanımına açılmasını ve kapalı Maraş'ın bir kısmının yine BM idaresinde her iki tarafın yararına açılmasını içeren paket, Rum tarafınca da kabul edilmesi halinde Türkiye'nin de deniz ve hava trafiğini Rum yönetimine açması, ayrıca Rumlarla karşılıklı ticarete başlaması öngörülüyor

KIBRIS 12/07/2003

DENKTAŞ’TAN GÜVEN ARTIRICI ÖNLEMLER!..

Papadopulos paketi, KKTC rejiminin devamlılığını sağlamayı ve iyi komşuluk ilişkilerinin kurulmasını hedefleyen taktiklerinin bir parçası olarak algıladı

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, 23 Nisan’da KKTC ile Güney Kıbrıs arasında kapıları açmasının ardından, Kıbrıs’ta iki taraf arasındaki güven bunalımının aşılmasına ve kalıcı bir anlaşmaya varılmasına zemin hazırlayacak yeni bir açılıma daha imza atmaya hazırlanıyor.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a dün bir mektup göndererek, iki taraf arasında kalıcı bir anlaşmaya zemin hazırlayacak sağlam temele sahip kapsamlı bir güven artırıcı önlemler paketi önerdi.

Paket, hem KKTC’nin hem de Rum Yönetimi’nin ulaşım ve turizm sektörlerinde yaşadığı sıkıntılara katkıda bulunmayı öngörüyor. Uluslararası Lefkoşa Havaalanı’nın BM idaresi altında her iki tarafın da kullanımına açılmasını ve kapalı Maraş’ın bir kısmının yine BM idaresinde her iki tarafın yararına açılmasını içeren paket, Rum tarafınca da kabul edilmesi halinde Türkiye’nin de deniz ve hava trafiğini Rum Yönetimi’ne açması, ayrıca Rumlarla karşılıklı ticarete başlaması öngörülüyor.

KKTC’nin söz konusu öneriler paketi ayrıca, 1993-1994 yıllarında her iki tarafın da prensip olarak mutabık kaldığı Güven Yaratıcı Önlemler Paketi’nin yeniden gündeme getirilmesini de kapsıyor.

Cumhurbaşkanı Denktaş, bu yöndeki açıklamayı dün saat 11.25’te Cumhurbaşkanlığı’nda düzenlediği basın toplantısında yaptı. Cumhurbaşkanı Denktaş’a basın toplantısında Müsteşarı Ergün Olgun ile Siyasi İşler Özel Danışmanı Hakkı Müftüzade eşlik etti.

Annan’a paketle ilgili önerisinin yer aldığı mektubun bir suretini Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’a gönderdiğini de bildiren Denktaş, söz konusu mektubun Annan’ın eline ulaşmasının ardından Türkçe çevirisinin bugün basına dağıtılacağını kaydetti.

KKTC tarafından hazırlanan söz konusu yapıcı önerilerin hayata geçirilebilmesi için Rum tarafının da buna onay vermesi gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı, “Tabiatıyla Rum idaresinin de buna ‘evet’ demesi lazımdır. Bu nedenledir ki Sayın Papadopulos’a, Genel Sekreter’e böyle bir mektup gönderdiğimi ve kendisinin de Genel Sekreter’e bu konuda cesaret verici bir tutum içerisine girmesini, bunun meselenin halli için gereken zemini oluşturmaya yardımcı olacağını bildiren kısa bir mektup ile Genel Sekreter’e göndermiş olduğum mektubun suretini gönderdim" diye konuştu.

MARAŞ VE LEFKOŞA HAVAALANI

Cumhurbaşkanı Denktaş, KKTC olarak yaptıkları yeni açılımla ilgili olarak Annan’a gönderdiği mektup konusunda şöyle konuştu:

“Kapıların açılışından sonra meydana gelen olumlu havadan istifade ederek, yeni bir adım daha atılmasının yararlı olacağını, bu karşılıklı güven yaratıcı önlemlerin devam etmesiyle uzun zamandır halledilmemiş olan Kıbrıs meselesinin halledilmesi için zeminin hazırlanmasına yardımcı olacağını düşündüğümüzü, genel sekreterlerin de zaman zaman Kıbrıs meselesinin halledilememesinin nedenini iki taraf arasında varolan güvensizlik uçurumuna bağladıklarını, bu nedenle biz bu güven yaratıcı önlemlere önem verdiğimizi söylüyoruz ve Sayın Genel Sekreteri, 93-94’te ortaya konulmuş olan, üzerinde büyük çalışma yapılan ve her iki tarafın da prensip olarak kabul ettiği, ama detaylar üzerinde zorluklar çıktığı için fazla ilerleme olamadığı güven yaratıcı önlemleri gündeme getirmesini talep ediyoruz.

Bunun anlamı, Lefkoşa Havaalanı’nın Birleşmiş Milletler yönetiminde iki taraf için açılması ve bunun karşılığında da yine o pakette görüldüğü gibi kapalı Maraş’ın bir kısmının yine BM idaresinde her iki tarafın yararına açılmasıdır. Bunun detaylarını daha sonra söyleyeceğiz.

Bu konuda olumlu adım atabildiğimiz taktirde, Türk hükümetiyle yapmış olduğumuz temaslardan da öğreniyoruz ki, Türkiye hükümeti de Rumlara kendi deniz ve hava limanlarını açabilecektir, karşılıklı ticaret başlayabilecektir.

Tabiatıyla Rum idaresinin de buna ‘evet’ demesi lazımdır. Bu nedenledir ki Sayın Papadopulos’a, Genel Sekreter’e böyle bir mektup gönderdiğimi ve kendisinin de Genel Sekreter’e bu konuda cesaret verici bir tutum içerisine girmesini, bunun meselenin halli için gereken zemini oluşturmaya yardımcı olacağını bildiren kısa bir mektup ile Genel Sekreter’e göndermiş olduğum mektubun suretini gönderdim.”

"AÇILIMLAR YARARLI"

Basın toplantısında gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Cumhurbaşkanı Denktaş, bir gazetecinin KKTC ve Türkiye’nin Kıbrıs konusunda ard arda atmakta olduğu olumlu adımlara karşılık Rum tarafının hiçbir adım atmadığına işaret etmesi üzerine, “Rum tarafı olumlu adım atmıyor, ama biz, yaptığımız bu açılımlardan zarar ediyor muyuz? Hayır, etmiyoruz. Yararlanıyor muyuz? Bence bu yaptığımız açılımlardan hem fiilen yararlanıyoruz hem de dünya karşı taraftan olumlu bir hareket olmadığını görüyor” dedi ve şöyle konuştu:

“PAKETLERİ YAKINDA DAHA DA AÇACAĞIZ, SÜRPRİZ BEKLEYİN”

Türkiye ne durumdadır? Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanıyan bir ülkedir, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımayan Rum Yönetimi’ne bazı açılımlar yapıyor. Bu, Türkiye’nin zararına değil karınadır. Bütün Kıbrıs’ın karına eylemler paketleridir ve bunları biz açmaya devam edeceğiz, yakında daha da açacağız, göreceksiniz, sürpriz bekleyin...

"KAZANCIMIZ BARIŞ ZEMİNİNİ OLUŞTURMAK…”

Yeter ki biz kendimizden emin olalım, hiçbir şey kaybetmiyoruz, kazanıyoruz, kazanmaya da devam edeceğiz. Nedir kazandığımız? Barış zeminini oluşturuyoruz. Zemini oluşturmak, düzeltmek demek, iki taraf arasında güveni artırmak demektir. Güven nasıl artar? Güven, iki taraf birbirini eşit görürse artar. İşte biz bunu yapmaya çalışıyoruz. Hem dünyaya hem Rumlara, hem eşitliğimizi, hem iyi niyetimizi göstermeye çalışıyoruz. İnşallah başarırız.

"KAPSAMLI PLAN NE DURUMDA?"

Cumhurbaşkanı, Kıbrıs konusunda KKTC’nin Ankara ile birlikte hazırlamakta olduğu kapsamlı planın ne durumda olduğuna ilişkin soruya karşılık da, “Ben size ‘bunu şu zamanda açıklayacağım’ demiş olsaydım, bir kıymeti olmazdı. Onun için onu da günü ve saati geldiğinde açıklayacağız, ama üzerinde gayet derinliğine çalışılmaktadır. Herhalde o da yakında ortaya çıkar” dedi.

TÜRKİYE, ÖNERİNİN UYGULAMAYA KONULMASI İÇİN HER TÜRLÜ KATKIYI YAPMAYA HAZIR

Türkiye, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş`ın son önerisini tamamen desteklediğini ve bu önerinin uygulamaya konulması için her türlü katkıyı yapmaya hazır olduğunu açıkladı.

Dışişleri Bakanlığı`ndan yapılan yazılı açıklamada, Denktaş`ın bugün BM Genel Sekreteri Kofi Annan`a bir mektup göndererek, ``halen Kıbrıs`ta ara bölgede bulunan Lefkoşa uluslararası havaalanının onarılarak, 1993-1994 yıllarında BMGS`nin önerdiği Güven Artırıcı Önlemler Paketi ve uygulama esaslarına göre Kıbrıs`ta iki tarafın da yararlanabileceği şekilde hizmete ve hava trafiğine açılmasını`` önerdiği hatırlatıldı.

Denktaş`ın ayrıca, iki taraf arasında güven ve işbirliğinin tesisi için ilave bazı önerilerde de bulunduğuna dikkat çekilen açıklamada, ``Türkiye, Sayın Denktaş`ın bu önerilerini tamamen paylaşmakta ve desteklemektedir`` denildi.

Açıklamada, ilgili tarafların, BM, AB ve uluslararası toplumun da bu önemli açılımı aynı anlayışla değerlendirmeleri ve desteklemelerinin beklenildiği kaydedildi.

GÜL: DENKTAŞ`IN ATTIĞI ADIMLARI DESTEKLİYORUZ`

Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Vekili Abdullah Gül, Türkiye`nin KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş`ın güven artırıcı önlemler çerçevesinde Rum yönetimine sunduğu yeni önerileri olumlu karşıladığını belirtti.

Gül, önerilerin kabul edilmesi durumunda, Rum tarafının uçak ve gemilerinin Türk liman ve havaalanlarını kullanabileceklerini kaydetti.

Lefkoşa havaalanının ortak işletime açılmasının daha önce de güven artırıcı önlemler çerçevesinde gündeme geldiğini ifade eden Gül, bu önerinin Türk tarafının adada çözüm arayışı içinde olduğunu gösterdiğini belirtti ve ``Bu öneriler tüm dünyaya yapıcı olarak çalışıldığını, bu şekilde devamdan değil, karşılıklı tatmin edici çözümden yana olunduğunu gösteriyor`` diye konuştu.

Türkiye`nin güven artırıcı önlemler çerçevesinde atılan adımları desteklediğini ifade eden Gül, bu şekilde masaya oturulursa çok daha iyi şartlarla karşılaşılacağını söyledi.

Önlemlerin kabul edilmesi durumunda karşılıklı ticaretin artacağına da dikkati çeken Gül, adımların ancak karşılıklı atılmaları durumunda anlamlı olacaklarını da belirtti.

Denktaş`ın son önerisi doğrultusunda belirlenen bir takvim olup olmadığının sorulması üzerine Gül, böyle bir takvim bulunmadığını, makul bir sürenin geçerli olacağını bildirdi.

ERDOĞAN: TAM DESTEK VERİYORUZ

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Lefkoşa Havaalanı'nın uluslararası trafiğe açılmasına Türkiye'nin tam destek verdiğini söyledi.

Erdoğan, şöyle konuştu:

``Bugün burada bir konuyu daha açıklıyorum; Kıbrıs`ta iki taraf arasında geçişlerin 23 Nisan`dan itibaren serbest bırakılması büyük memnuniyet uyandırmıştır. Güney Kıbrıs`taki Rumların Kuzey Kıbrıs`a geçmeleri Kuzey Kıbrıs`takilerin de Güney Kıbrıs`a geçmesi memnuniyet verici bir tabloydu. Şu ana kadar 400 bini aşkın Rum kuzeye, 200 bini aşkın Türk de güneye ziyarette bulunmuştur.

Bugün Denktaş, yeni bir açıklamayı BM Genel Sekreterine ulaştırılmak üzere yapmıştır. O da halen ara bölgede bulunan Lefkoşa Havaalanı`nın uluslararası trafiğe açılmasının yanında artık Türklerin ve Rumların kullanımına sunulması olayıdır. Türkiye buna tam destek vermektedir. Rum kesimlerine limanlarımızı ve havaalanlarımızı açmayı, güney Kıbrıs`la ticari ilişkilerimizi, ve bu çerçevede deniz taşımacılığımızı da geliştirmeyi öngörüyoruz. Bu adımın 3 temel boyutu vardır. Deniz ve hava taşımacılığının karşılıklı serbest bırakılması, biz buna desteği veriyoruz.``

CUMHURBAŞKANI DENKTAŞ’IN ANNAN VE PAPADOPULOS’A GÖNDERDİĞİ MEKTUPLAR

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a gönderdiği mektubun metni şöyle:

“Ekselansları;

Bildiğiniz üzere, 2 Nisan 2003 tarihli güven yaratıcı önlemler paketimizi Rum tarafının reddetmesinin ardından, Kıbrıs Türk tarafı halkların iki taraf arasında serbest dolaşımını kolaylaştıran güven yaratıcı önlemleri tek taraflı olarak uygulamaya koymuştur. Rum tarafının bu önemli adıma karşılık verme konusunda isteksizlik göstermesine karşın Kıbrıs Türk halkı ve Rum halkı bu girişime olumlu tepki göstermiştir.

İlk girişimimizin cesaret veren sonuçları karşısında, bir başka önemli girişim başlatmak için siz ekselanslarının desteğini almak istiyoruz. Genel Sekreter Dr. Boutros Boutros-Ghali de 1990’lı yılların başında, iki taraf arasında var olan derin güven bunalımının ancak yeni bir güven atmosferi yaratılması yoluyla aşılabileceği ve bunun da kapsamlı bir çözümü kolaylaştıracağı değerlendirmesinde bulunmuştu. Bu değerlendirmeye dayanarak, Dr. Boutros-Ghali bir güven yaratıcı önlemler paketi önermişti. Bu pakete ilişkin müzakereler 1993 ve 1994 yıllarında devam etmiş, fakat paket neticelendirilememişti.

Buna rağmen, örneğin, Lefkoşa Uluslararası Havalimanı’nı her iki tarafa hizmet verecek şekilde 1993-1994 tarihli son BM güven yaratıcı önlemler önerileri temelinde yeniden açabilirsek, bunun, başlatmış olduğumuz güven yaratmaya yönelik çabalara büyük oranda yardımcı olacağına ve bunun neticesinde kapsamlı bir çözüme ulaşma amacına yönelik çabalara esaslı katkı koyacağına kesinlikle inanıyorum.

Bu paketle ilgili olarak Türk Hükümeti ile yaptığım istişareler sonucunda, bu yeni güven yaratıcı önlemler paketinin uygulanması durumunda Türk yetkililer, Türk hava ve deniz limanları yanında Türk hava sahasını da Rum gemi ve uçaklarına açarak bu olumlu adıma katkı koyabileceklerini tarafıma teyit etmişlerdir. Türk yetkililer, bu bağlamda, karşılıklı ticari ilişkileri geliştirme yönündeki arzularını da ifade etmişlerdir.

Bu paket, tabiatıyla, tek taraflı olarak uygulanamaz ve uygulamaya konulabilmesi için Rum tarafı ve BM’nin işbirliği ve mutabakatına gereksinim vardır. Erken zamanda ve olumlu bir sonuç elde etmek amacıyla bu öneriyi ileriye götürmek için siz ekselanslarının iyi niyet misyonunuzu kullanmanızdan memnunluk duyacağım. İlk girişimimizin yarattığı olumlu atmosferi koruyabilmek için bunun önemli olduğuna inanıyorum.

Her halükarda, Kıbrıs Türk halkı üzerindeki ağırlığı hissedilmekte olan, özellikle dış ülkelere yönelik seyahat, turizm, ticaret ve ithalat/ihracat alanlarındaki kısıtlama ve ambargoların kaldırılmasının artık zamanı gelmiştir.

Ekselansları, en yüksek saygılarımın kabulünü istirham ederim.”

Cumhurbaşkanı Denktaş’ın, Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos’a mektubu şöyle:

“Ekselansları Sayın Tasos Papadopulos,

Uzun zamandır devam etmekte olan Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulunması amacıyla yapılan çalışmaları daha ileriye götürebilmek için gerekli olumlu atmosferin geliştirilmesine yardımcı olacağına inandığım güven yaratıcı önlemlerin uygulanmasının ilerletilebilmesi hakkında BM Genel Sekreteri’ne hitap eden kendi kendine izahlı mektubun örneği ilişiktedir.

Sizin de, bu önerinin yapıldığı aynı iyi niyet anlayışıyla işbirliği yapacağınızı ve bu amaca ulaşmakta bize yardım etmesi için BM Genel Sekreteri’ni teşvik edeceğinizi umuyorum.

İçtenlikle”

HALKIN SESI 12/07/2003

Denktaş, ‘satılmış gazeteci’ olduğu iddiasında ısrarlı

Cumhurbaşkanı Denktaş: Bu memlekette kalemini satmış olan yazarlar vardır. Bunun varoludğunu söylemek görevimdir

Gazeteciler Birliği: Basın Günü’nü kutlarken, basının ağır ve haksız suçlamalara hedef olması da bizleri yaralamaktadır

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, “KKTC’de dış kaynaklardan para alarak kalemini satmış olan yazarlar bulunduğunu” yineleyerek, “Bunun varolduğunu söylemek benim borcumdur, halkıma görevimdir. Gözle görülen bu olayları yokmuş gibi farzederek susmayacağız” dedi.

“Devlete sahip çıkan kişilerle Kıbrıs Türk halkının mukaddesatına insafsızca yıllardır saldıran bu yazarları ifşa etmenin görevi olduğunu” da belirten Cumhurbaşkanı, “Simsiyah bir sayfa çıkarmakla ve bunu bana bulaştırmak istemekle beni susturumazlar. O kara sayfa, olsa olsa kendi alınlarındaki karanın sayfasıdır. Başka hiçbirşey olamaz” diye konuştu.

“ALINLARINDAN ÖPÜLECEK İNSANLAR, KALEMLER ÇOĞUNLUKTADIR”

Ülkede basın özgürlüğünün, fikir ve düşünce hürriyetinin sınırsız olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı şöyle dedi:

“Dolayısıyla memlekette kalemini satmış yazarların varolduğunu söylemek hakkı da vardır ve bu hakkı kullanmak ve halkını aydınlatmak, işlenen bu işbirliği yönündeki hareketleri tenkit etmek hakkı da vardır. Bunu yaptığımızda, ‘Bütün basına bilmem ne yapıyor’ diye demagoji yapmak, tabiatıyla suçluların sığınacakları birşeydir. Suçsuz, onurlu basın mensupları, söylediklerimizin kendilerine dokunmadığını ve kendilerini izah etmediğini gayet iyi bilirler. Sorumlu yazarlar, memleketini ve halkını seven insanlar, basın özgürlüğünün sınırsızlığını suistimal etmeyen insanlardır ve bunlar çoğunluktadır, bunlar alınlarından öpülecek insanlar ve kalemlerdir.”

“DEVLETE SAHİP ÇIKTIKLARINI AÇIK AÇIK YAZSINLAR"

Kalemini satmakla suçladığı yazarları, devletlerini sahip çıktıklarını açık açık yazmaya ve bu devlete sahip çıktıklarını bildirmeye davet eden Cumhurbaşkanı, “Onun bunun planıyla devleti ortadan kaldırmak için uğraşanlardan yana olmasınlar, Rumlarla işbirliği içerisinde bulunmasınlar” diye konuştu. Denktaş, şöyle devam etti:

“Devleti yok farzederek, Rumlarla işbirliği içerisinde yabancıların doğrultusunda yazı yazanlar, kimler olduklarını kendileri gayet iyi bilirler. Onların yazılarından da kimler olduklarını bütün halk bilmektedir. Hiç üzerimize varmasınlar, vardıkları taktirde bizi sustaracaklarını da sanmasınlar.”

HÜKÜMETE ÇAĞRI

Hükümete, kurum olsun, sivil toplum örgütü olsun, birey olsun dıştan para alanların, bu parayı, devlete zarar verecek maksatlar için kullanmamasını temin için bir yasanın acilen çıkarılması çağrısı yapan Cumhurbaşkanı, bütün dünyada bunun böyle olduğunu belirtti. Denktaş şöyle devam etti:

“Burada paralar yağmaktadır, herkes biliyor bunu, kendileri itiraf ediyor, ama o yasa bizde yoktur diye pervasızca dolaşıyorlar. Bunu biz söyleyince kara sayfaya mı geçeceğiz? Kara sayfa, bu paraları alıp da hükümetine haber vermeyenler için yazılmalıdır.

Hükümetime çağrıda bulunuyorum. Dernek olsun, şahıs olsun, yabancı kuruluşlardan, yabancı devletlerden, maaş, bağış, proje maksadıyla herhangi birşey alıyorsa bunu hükümet kanalıyla alması gerektiğini, hangi maksata kullanacağını bildirmesi gerektiğini kayda geçiren çok acil bir yasa lazımdır.”

GAZETECİLER BİRLİĞİ: HAKSIZ SUÇLAMALAR BİZİ YARALAR

Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği Başkanı Süleyman Ergüçlü, bu yıl, 11 Temmuz Basın Günü’nün usta gazeteci Mehmet Ali Akpınar’ın kaybı nedeniyle buruk kutlandığına işaret ederek, “Basın Günü’nü kutlarken, basının ağır ve haksız suçlamalara hedef olması da bizleri yaralamaktadır” dedi.

Ergüçlü, Basın Günü nedeniyle bugün yayımladığı yazılı masajda, Kıbrıs Türk basınının tarihsel süreç içerisinde üzerine düşeni yaptığını ve bugün de yapmaya devam ettiğini belirtti.

Kıbrıs Türk basınının cefakar ve fedakar mensuplarının Basın Günü’nü kutlayarak herkese barış ve huzur dolu günler dileğinde bulunan Ergüçlü, Kıbrıs Türk basınının bundan sonra da Kıbrıs Türk halkının çıkarları doğrultusunda yayın yapmaya devam edeceğinden hiç kimsenin kuşkusu olmaması gerektiğini belirtti.

HALKIN SESI 12/07/2003

Meclis, Kıbrıs konusunu tartıştı

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu dünkü oturumunda Kıbrıs konusundaki genel görüşmeyi tamamlayamayarak pazartesine erteledi

Talat: Geçen zaman Kıbrıs Türkünün aleyhine

Angolemli: Meclis adam yerine konulmuyor

Hasipoğlu: Annan planı müzakere zemini

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu dünkü birleşiminde Kıbrıs konusunu tartıştı.

Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin sunduğu önergenin oybirliğiyle kabul edilmesiyle, dünkü birleşimde Kıbrıs konusundaki gelişmeler, Annan planı ve AB üyeliği çerçevesinde ayrıntılı şekilde ele alındı.

Dünkü birleşimde muhalefet görüşlerini açılarken, grupların mutabakatıyla genel görüşmenin pazartesi devam etmesi kararlaştırıldı. Pazartesi günü yapılacak birleşimde de hükümet ortakları görüşlerini açılayacaklar.

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurul toplantısında Kıbrıs konusundaki genel görüşmeyle ilgili ilk konuşmayı, önerge sahibi CTP Genel başkanı Mehmet Ali Talat yaptı.

Son aylarda yaşanan gelişmelerin ve Avrupa Birliği sürecinin kısa bir özetini yaparak konuşmasına başlayan Talat, geçen zamanın Kıbrıs Türkü’nün zararına olduğunu anlattı. Talat, Annan planıyla birlikte ortaya çıkan çözüm fırsatının değerlendirilmemesinin Kıbrıs Türkü için büyük zaman kaybı olduğunu anlattı. Talat, AB üyeliğinin resmileşeceği Mayıs 2004’e kadar sürecin çok iyi değerlendirilmesinin yaşamsal olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Denktaş’ın özellikle “Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu alın” şeklindeki açıklamalarından alıntılar yaparak, sert eleştirilerde bulunan Talat, “Kıbrıs Türk’ü Denktaş’ın umurunda değil. Tek umurunda olan sultanlığının sürmesi. ‘Gidin pasaport alın, ama bana dokunmayın’ diyor” şeklinde iddiada bulundu. CTP Genel Başkanı Talat, çözümsüzlüğün bedelini Kıbrıs Türkü’nün ödediğini belirtti ve “Kıbrıs Türk halkının benzeri dünyada yoktur” dedi.

Cumhurbaşkanı Denktaş’ın Vakıflar’a Güney’de kalan mallarıyla ilgili girişim yapma yetkisi verdiğini de açıklayan CTP Genel Başkanı, “Bu son derece tehlikeli bir oyun, Kıbrıs sorununu siyasi bir sorun haline getirirsek kaybederiz” diye konuştu.

“HALKIN ÇIKARLARINA HİZMET ETMİYOR”

Cumhurbaşkanı Denktaş’ın Kıbrıs Türk halkının çıkarlarına hizmet etmediğini öne süren Talat, “Anlaşma olsaydı Kıbrıs Türk’ü bugün yaşadıklarını yaşamayacak, kimlik-pasaport kuyruğuna girmeyecek, Larnaka Havaalanı’ndan geri dönme gibi kötü muameleler görmeyecekti” dedi.

“GENEL SEKRETER’E ÇAĞRI YAPILMALI”

Rum tarafının uluslararası toplum önünde en zayıf dönemini yaşadığını, dünyanın Rum liderliğine temkinle yaklaştığını anlatan Talat, “Genel Sekreter Annan’a görüşme çağrısı tam da bu zamanda Türk tarafından gitmeli” dedi.

Cumhurbaşkanı Denktaş’ın “güven artırıcı önlemlerin yeniden gündeme getirilmesine ilişkin BM Genel Sekreteri Annan’a bugün yaptığı çağrıya da değinen Talat, görüşmelerin Annan planı temelinde başlaması gerektiğini söyledi. Planın, bazı değişikliklerle kabul edilebileceğini belirten Talat, Annan planı temelinde müzakerelerin başlamasının Türkiye’nin geleceği için de büyük önem taşıdığını anlattı.

Talat, “Türkiye çözüm istiyor ve Annan planına karşı değildir. Dünya Annan planını savunuyor. Karşı olan Denktaş ve çevresidir” diye konuştu.

ANGOLEMLİ: HÜKÜMETİN TUTUMU NEDİR?

Toplumcu Kurtuluş Partisi Genel Başkanı Hüseyin Angolemli de konuşmasında, özellikle Annan planı üzerinde durdu ve AB üyeliğinin resmileşeceği Mayıs 2004’e kadar çözümün kaçınılmaz olduğunu söyledi.

Hükümetin Annan planı ile ilgili tutumunu ve Cumhurbaşkanı Denktaş’ın “Türkiye ile birlikte AB üyeliği” yaklaşımına katılıp katılmadığını netleştirmesini isteyen Angolemli, “1 Mayıs 2004’e kadar çözüme ulaşamazsak çok büyük tehlikeler bizi bekliyor. Hala bunu farkında değil misiniz” diyerek hükümete çağrı yaptı.

“MECLİS ADAM YERİNE KONULMUYOR”

Cumhurbaşkanı Denktaş’ın “meclise bilgi vermeden, ülkenin geleceğiyle ilgili sürprizler yaptığını, Maraş’ın açılmasıyla ilgili önerilerde bulunduğunu” söyleyen Angolemli, “Kapılar açıldı, haberimiz yok. Maraş’la ilgili öneriler yapılıyor, haberimiz yok. Bize hiçbir konuda bilgi verilmiyor, tamamen devre dışıyız, meclis adam yerine konulmuyor” ifadelerini kullandı.

Strasbourg’da AKPA’nın davetiyle yapılan siyasi liderler arasındaki toplantı hakkında da bilgi veren Angolemli, Rum parti liderlerinin toplantıya katılmamasını sert dille eleştirdi.

“TÜRKİYE DE YARA ALACAK”

CTP Milletvekili Ferdi Sabit Soyer de, uyum paketine ilişkin çalışmalardan alıntılar yaparak, Türkiye’nin AB yolunda kararlı olduğunu söyledi.

Kıbrıs sorununun kısmi tavizlerle çözümlenmemesi halinde, Kıbrıs Türkü yanında, Türkiye’nin de AB yolunda büyük yara alacağını belirten Soyer, “Çözmek demek kaybetmek değil, varlığımızın idamesi demektir. Aksi halde kaybeden biz oluruz" dedi.

İngiltere’nin, sömürgesi konumundaki Kıbrıs’ı kendi ulusal çıkarları için anlaşmaya taşıdığını belirterek, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulma süreci hakkında ayrıntılı bilgi veren Soyer, BM Güvenlik Konseyi’nin Kıbrıs’la ilgili kararlarını ve Annan planını da detaylı şekilde anlattı.

BOŞ KOLTUKLARA KONUŞUYORUZ

Yenilikçi Atılım Partisi (YAP) Başkanı Ertuğrul Hasipoğlu ise konuşmasına, milletvekillerinin birleşime ilgisizliğini eleştirerek başladı ve boş koltukları göstererek, "Bu kadar önemli bir konuda milletvekillerimiz nerede" diye sordu.

“PLAN MÜZAKERE ZEMİNİ”

Planın müzakere zemini oluşturduğunu, olumsuz unsurların da müzakerelerle giderilebileceğini söyleyen Hasipoğlu, “Ayrı bayrak, marş, parlamento, mahkeme öngördüğüne göre planda egemenlik var” dedi.

Planın eşitliği de öngördüğünü, ancak iki bölgelilik konusunda sıkıntılar olduğunu belirten Hasipoğlu, garantilerle ilgili düzenlemelerin de değiştirilmesi gereken eksiklikler içerdiğini anlattı.

Cumhurbaşkanı Denktaş’ın “Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportları” ile ilgili açıklamalarının çelişkili olduğunu da söyleyen Hasipoğlu, “Birlik ve beraberlik için cumhurbaşkanı, meclis, hükümet hep birlikte bir hedef ortaya koyup bu hedef için çalışmalıyız. Aksi halde bu süreç sonumuz olur" dedi.

PAZARTESİ DEVAM

YAP Başkanı Hasipoğlu’nun konuşmasının ardından, gruplar arasında varılan mutabakat uyarınca Kıbrıs’la ilgili genel görüşmeye saat 16.00’da ara verildi ve meclisin bugünkü birleşimi kapatıldı.

Meclisin Kıbrıs’la ilgili genel görüşmesi, pazartesi günü devam edecek. Meclisin 1.5 aylık yaz tatili öncesinde Pazartesi günü yapılacak son birleşimde, Kıbrıs’la ilgili genel görüşmeye devam edilecek.

Pazartesi günkü birleşimde askerlik süresinin kısaltılmasını öngören Askerlik Yasa Tasarısı da görüşülecek.

TANSİYON DÜŞÜK

Meclisin aralıksız toplam 5 saat süren Kıbrıs’la ilgili birleşimi, son derece monoton ve düşük tansiyonlu bir ortamda yapıldı. Saatlerce kürsüden Kıbrıs konusundaki görüşlerini açıklarken boş koltuklara konuşan milletvekilleri, ilgisizliğe tepkilerini dile getirdiler.

HALKIN SESI 12/07/2003

Kıbrıs Türk halkı ‘güveni sağladı’, Rauf Denktaş hâl⠑güven’ arayışında

10 yıl sonra
UYANDI!

1993-1994 yıllarında gündemde olan “Güven Artırıcı Önlemler Paketi”ni Denktaş yeniden vizyona soktu...

DÜN, ‘AÇILIM’ GÜNÜYDÜ!.. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş dün ani bir kararla yine “açılım” yapma kararı verdi ve bir basın toplantısı düzenledi. Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a dün bir mektup göndererek, iki taraf arasında kalıcı bir anlaşmaya zemin hazırlayacak sağlam temele sahip kapsamlı bir güven artırıcı önlemler paketi
önerdi

Pakette yine Türkiye’nin Kıbrıs (güney) Cumhuriyeti’ne yönelik açılımları da yer alıyor. Uluslararası Lefkoşa Havaalanı’nın BM idaresi altında her iki tarafın da kullanımına açılmasını ve kapalı Maraş’ın bir kısmının yine BM idaresinde her iki tara
fın yararına açılmasını içeren pakette, Türkiye’nin deniz ve hava trafiğini Rum Yönetimi’ne açması önerisi de yer alıyor.

TÜRKİYE’DEN GÜNEY KIBRIS’A YENİ AÇILIMLAR... “Türkiye ne durumdadır? Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanıyan bir ülkedir, K
uzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımayan Rum Yönetimi’ne bazı açılımlar yapıyor. Bu, Türkiye’nin zararına değil karınadır. Bütün Kıbrıs’ın karına eylemler paketleridir ve bunları biz açmaya devam edeceğiz, yakında daha da açacağız, göreceksiniz, sürpriz bekleyin...”

BU ŞEKİLDE MASAYA OTURULURSA... Türkiye`nin güven artırıcı önlemler çerçevesinde atılan adımları desteklediğini ifade eden TC Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, bu şekilde masaya oturulursa çok daha iyi şartlarla karşılaşılacağını söyledi.

Cumhur
başkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a dün bir mektup göndererek, iki taraf arasında kalıcı bir anlaşmaya zemin hazırlayacak sağlam temele sahip kapsamlı bir güven artırıcı önlemler paketi önerdi.
Uluslararası Lefkoşa Havaalanı’nın BM idare
si altında her iki tarafın da kullanımına açılmasını ve kapalı Maraş’ın bir kısmının yine BM idaresinde her iki tarafın yararına açılmasını içeren pakette, Türkiye’nin deniz ve hava trafiğini Rum Yönetimi’ne açması önerisi de yer alıyor.
Söz konusu öneril
er paketi ayrıca, 1993-1994 yıllarında her iki tarafın da prensip olarak mutabık kaldığı Güven Yaratıcı Önlemler Paketi’nin yeniden gündeme getirilmesini de kapsıyor.
Denktaş, bu yöndeki açıklamayı dün saat 11.25’te Cumhurbaşkanlığı’nda düzenlediği basın t
oplantısında yaptı.

Annan’a paketle ilgili önerisinin yer aldığı mektubun bir suretini Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’a gönderdiğini de bildiren Denktaş, söz konusu mektubun Annan’ın eline ulaşmasının ardından Türkçe çevirisini basına dağıtılacağını kaydetti.

MARAŞ VE LEFKOŞA HAVAALANI
Denktaş, yeni açılımla ilgili olarak Annan’a gönderdiği mektup konusunda şöyle konuştu:
“Kapıların açılışından sonra meydana gelen olumlu havadan istifade ederek, yeni bir adım daha atılmasının yararlı olacağını, bu karşılıklı güven yaratıcı önlemlerin devam etmesiyle uzun zamandır halledilmemiş olan Kıbrıs meselesinin halledilmesi için zeminin hazırlanmasına yardımcı olacağını düşündüğümüzü, genel sekreterlerin de zaman zaman Kıbrıs meselesinin halledilememesin ne
denini iki taraf arasında varolan güvensizlik uçurumuna bağladıklarını, bu nedenle biz bu güven yaratıcı önlemlere önem verdiğimizi söylüyoruz ve Sayın Genel Sekreteri, 93-94’te ortaya konulmuş olan, üzerinde büyük çalışma yapılmış olan ve her iki tarafın da prensip olarak kabul ettiği, ama detaylar üzerinde zorluklar çıktığı için fazla ilerleme olamadığı güven yaratıcı önlemleri gündeme getirmesini talep ediyoruz.
Bunun anlamı, Lefkoşa Havaalanı’nın Birleşmiş Milletler yönetiminde iki taraf için açılması v
e bunun karşılığında da yine o pakette görüldüğü gibi kapalı Maraş’ın bir kısmının yine BM idaresinde her iki tarafın yararına açılmasıdır. Bunun detaylarını daha sonra söyleyeceğiz.
Bu konuda olumlu adım atabildiğimiz taktirde, Türk hükümetiyle yapmış old
uğumuz temaslardan da öğreniyoruz ki, Türk Hükümeti de Rumlara kendi deniz ve hava limanlarını açabilecektir, karşılıklı ticaret başlayabilecektir.
Tabiatıyla Rum idaresinin de buna ‘evet’ demesi lazımdır. Bu nedenledir ki Sayın Papadopulos’a, Genel Sekret
er’e böyle bir mektup gönderdiğimi ve kendisinin de Genel Sekreter’e bu konuda cesaret verici bir tutum içerisine girmesini, bunun meselenin halli için gereken zemini oluşturmaya yardımcı olacağını bildiren kısa bir mektup ile Genel Sekreter’e göndermiş olduğum mektubun suretini gönderdim.”

“SÜRPRİZ BEKLEYİN”
Denktaş ayrıca şunları söyledi:
“Türkiye ne durumdadır? Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanıyan bir ülkedir, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımayan Rum Yönetimi’ne bazı açılımlar yapıyor. Bu, Türkiye’nin zararına değil karınadır. Bütün Kıbrıs’ın karına eylemler paketleridir ve bunları biz açmaya devam edeceğiz, yakında daha da açacağız, göreceksiniz, sürpriz bekleyin...”
“Yeter ki biz kendimizden emin olalım, hiçbir şey kaybetmiyoruz, ka
zanıyoruz, kazanmaya da devam edeceğiz. Nedir kazandığımız? Barış zeminini oluşturuyoruz. Zemini oluşturmak, düzeltmek demek, iki taraf arasında güveni artırmak demektir. Güven nasıl artar? Güven, iki taraf birbirini eşit görürse artar. İşte biz bunu yapmaya çalışıyoruz. Hem dünyaya hem Rumlara, hem eşitliğimizi, hem iyi niyetimizi göstermeye çalışıyoruz. İnşallah başarırız. “

"KAPSAMLI PLAN NE DURUMDA?"
Cumhurbaşkanı, Kıbrıs konusunda KKTC’nin Ankara ile birlikte hazırlamakta olduğu kapsamlı planın ne durumda olduğuna ilişkin soruya karşılık da, “Ben size ‘bunu şu zamanda açıklayacağım’ demiş olsaydım, bir kıymeti olmazdı. Onun için onu da günü ve saati geldiğinde açıklayacağız, ama üzerinde gayet derinliğine çalışılmaktadır. Herhalde o da yakında ortaya
çıkar” dedi.

TÜRKİYE DIŞİŞLERİNDEN AÇIKLAMA
Türkiye, Rauf Denktaş`ın son önerisini tamamen desteklediğini ve bu önerinin uygulamaya konulması için her türlü katkıyı yapmaya hazır olduğunu açıkladı.
Dışişleri Bakanlığı`ndan yapılan yazılı açıklamada, Denktaş`ın dün BM Genel Sekreteri Kofi Annan`a bir mektup göndererek, ``halen Kıbrıs`ta ara bölgede bulunan Lefkoşa uluslararası havaalanının onarılarak, 1993-1994 yıllarında BMGS`nin önerdiği Güven Artırıcı Önlemler Paketi ve uygulama esaslarına göre Kıbrıs`
ta iki tarafın da yararlanabileceği şekilde hizmete ve hava trafiğine açılmasını`` önerdiği hatırlatıldı.
Denktaş`ın ayrıca, iki taraf arasında güven ve işbirliğinin tesisi için ilave bazı önerilerde de bulunduğuna dikkat çekilen açıklamada, ``Türkiye, Sa
yın Denktaş`ın bu önerilerini tamamen paylaşmakta ve desteklemektedir`` denildi.
Dışişleri açıklamasında, hava ve deniz ulaştırması alanında Kıbrıs Türklerine uygulanan haksız ambargo ve kısıtlamaların da artık sona ermesinin beklendiği vurgulanarak, bu s
ürece katkıda bulunmak amacıyla GKRY ile karşılıklı olarak ticari ilişkiler ve deniz taşımacılığını geliştirmenin öngörüldüğü bildirildi.

Gül: Limanlarımızı açarız

Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Vekili Abdullah Gül, Türkiye`nin Rauf Denktaş`ın güven artırıcı önlemler çerçevesinde Rum yönetimine sunduğu yeni önerileri olumlu karşıladığını belirtti.
Denktaş`ın BM Genel Sekreteri Kofi Annan`a bu sabah gönderdiği mektupta, Lefkoşa uluslararası havaalanının ve kapalı Maraş`ın bir kısmının BM denetimind
e iki halkın ortak kullanımına açılmasını önerdiğini hatırlatan Gül, bu önerilerin kabul edilmesi durumunda, Rum tarafının uçak ve gemilerinin Türk liman ve havaalanlarını kullanabileceklerini kaydetti.
Lefkoşa havaalanının ortak işletime açılmasının daha
önce de güven artırıcı önlemler çerçevesinde gündeme geldiğini ifade eden Gül, bu önerinin Türk tarafının adada çözüm arayışı içinde olduğunu gösterdiğini belirtti ve ``Bu öneriler tüm dünyaya yapıcı olarak çalışıldığını, bu şekilde devamdan değil, karşılıklı tatmin edici çözümden yana olunduğunu gösteriyor`` diye konuştu.
Türkiye`nin güven artırıcı önlemler çerçevesinde atılan adımları desteklediğini ifade eden Gül, bu şekilde masaya oturulursa çok daha iyi şartlarla karşılaşılacağını söyledi.
Önlemleri
n kabul edilmesi durumunda karşılıklı ticaretin artacağına da dikkati çeken Gül, adımların ancak karşılıklı atılmaları durumunda anlamlı olacaklarını da belirtti.
Gül, BM Genel Sekreteri Annan`a gönderilen mektupta, bu önlemlerin alınmasının doğru olacağı
ve kendisinin de bu yönde katkı sağlamasının istendiğini kaydetti.

ERDOĞAN: ULUSLARARASI ULAŞIMA DESTEK

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Lefkoşa Havaalanı'nın uluslararası trafiğe açılmasına Türkiye'nin tam destek verdiğini söyledi.
Avusturya'da bulunan Erdoğan ile Avusturya Başbakanı Wolfgang Schüssel ortak basın toplantısı düzenledi. Toplantıda gazetecilerin sorularını yanıtlatan Erdoğan ile Schüssel Kıbrıs konusuna da değindi.
Erdoğan, şöyle konuştu:
``Bugün burada bir konuyu daha açıklıyorum
; Kıbrıs`ta iki taraf arasında geçişlerin 23 Nisan`dan itibaren serbest bırakılması büyük memnuniyet uyandırmıştır. Güney Kıbrıs`taki Rumların Kuzey Kıbrıs`a geçmeleri Kuzey Kıbrıs`takilerin de Güney Kıbrıs`a geçmesi memnuniyet verici bir tabloydu. Şu ana kadar 400 bini aşkın Rum kuzeye, 200 bini aşkın Türk de güneye ziyarette bulunmuştur. Denktaş, yeni bir açıklamayı BM Genel Sekreterine ulaştırılmak üzere yapmıştır. O da halen ara bölgede bulunan Lefkoşa Havaalanı`nın uluslararası trafiğe açılmasının yanında artık Türklerin ve Rumların kullanımına sunulması olayıdır. Türkiye buna tam destek vermektedir. Rum kesimlerine limanlarımızı ve havaalanlarımızı açmayı, güney Kıbrıs`la ticari ilişkilerimizi, ve bu çerçevede deniz taşımacılığımızı da geliştirmeyi öngörüyoruz. Bu adımın 3 temel boyutu vardır. Deniz ve hava taşımacılığının karşılıklı serbest bırakılması, biz buna desteği veriyoruz.``
Schüssel de Kıbrıs konusundaki bir soruya karşılık, ``Avusturya da diğer ülkeler gibi BM Genel Sekreteri Kofi Annan`ın ba
rış planını destekliyor. Çok zor olan bu sorunun çözümüne katkıda bulunacak plan olduğunu sanıyorum`` dedi.
Kıbrıs`ta serbest geçiş uygulamasının başlamasının önemli ve memnuniyet verici bir adım olduğunu ifade eden Schüssel, Türkiye`nin bu konuda büyük e
tkisi olduğunu bildirdi.
Bir soru üzerine Schüssel, ``Sorunun çözümü için daha yoğun adımlar atılması gerektiğine inanıyorum`` dedi.

YENIDUZEN 12/07/2003

Türkiye’nin kaderini

“Hedefimiz çözüm ve AB üyeliğidir”

Barış ve Demokrasi Hareketi Başkanı Mustafa Akıncı, aynı ada üzerinde yaşayan Kıbrıslı Rum gençlerin dünya ve AB nimetlerinden yararlanırken, Kıbrıslı Türk gençlerin göç yollarına düşmek zorunda kalımasının kabul edilemeyeceğini söyledi.
Akıncı, dün akşam Güzelyurtlu gençlerin düzenlediği Barış ve Demokrasi Şöleni’nde yaptığı konuşmada, mücadelenin demokrasi ve barış mücadelesi olduğunu vur
guladı. “Hedefimiz çözüm ve AB üyeliğidir” diyen BDH Başkanı Mustafa Akıncı, şöyle konuştu:
“Kıbrıs Türk halkının tüm mücadelesi, barış ve demokrasi mücadelesidir. Halkın mücadelesi, siz gençlerin geleceğini garanti altına alma mücadelesidir.
Meydanları d
olduran onbinlerce insanımızın mücadelesi siz gençlerin Avrupa’yı, Avrupa’nın standartlarını, demokrasisini, refahını Kıbrıs’ta, kendi vatanınızda yaşayabilmeniz içindir. Çözüm ve AB içindir. Barış ve Demokrasi Hareketi’nin hedefi çözüm ve AB üyeliğidir”.
Bugüne kadar çok birçok çözüm olanağının statükocular tarafından göz göre göre kaçırıldığını hatırlatan Akıncı, “12 Aralık kaçırıldı, 10 Mart’ta referandum hakkımız elimizden alındı. 16 Nisan’da Papadopulos tek başına Kıbrıslı Rumları AB üyeliğine taşıdı.
Şimdi önümüzde Mayıs 2004 fırsatı var. Bu fırsat barış ve demokrasi fırsatıdır. Hedefimiz Aralık seçimlerinde barış ve demokrasi, çözüm ve AB hedefine ulaşmaktır” dedi.
Güzelyurtlu gençlerin, dün gece Barış ve Demokrasi Hareketi’ne destek vermek amacıyla
düzenlediği dayanışma şöleninde konuşan BDH Başkanı Mustafa Akıncı, çözüme ulaşılamaması halinde “Kıbrıs Cumhuriyeti”ni Türkiye’nin de kabul etmek zorunda kalacağını, ticari ve diplomatik ilişkiler kurmak zorunda olacağını anlattı. Akıncı, “Mayıs 2004’ten sonra Türkiye’nin kaderini Papadopulos mu beliryelecek? Buna fırsat vermeyeceğiz. Türkiye’nin aydınlık yüzüyle, barış ve demokrasi güçleri ile kol kola yürüyerek buna geçit vermeyeceğiz. İnsanımızın ve Türkiye’nin ortak çıkarı çözüm ve AB üyeliğidir” dedi.
Güzelyurtlu gençlerin, Barış ve Demokrasi Hareketi’ne destek vermek amacıyla düzenlediği dayanışma şöleninde, Grup Toplama, Even, Hasan Vatansever gibi gençlerin gönüllerini fetheden sanatçılar yanında birçok yetenekli genç de müzikleriyle 300’ü aşkın genci gecenin ilerleyen saatlerine kadar coşturdu.
Geceye TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli, BKP Genel Sekreteri İzzet İzcan, KSP Genel Sekreteri Mehmet Süleymanoğlu, Haili Sadrazam, Tahsin Mertekçi, Aytan İmamzade, Mehmet Bicen, Hasan Pala, Özal Ziya ve diğer Barış ve Demokrasi Hareketi kurucuları da katıldı.

YENIDUZEN 12/07/2003

Titina Loizidu YENİDÜZEN’e konuştu...-2-

Tazminat Ekim’e kadar ödenecek...

“Avrupa İnsan Hakları Mahkeme sisteminin kendisi, önkoşullara ya da koşullara izin veremez. Birazcık geriye gideyim... 1988’de Türkiye 25inci Madde’yi imzaladığı zaman, “Biz 25inci maddeyi imzalıyoruz” demişlerdi. “Kendi coğrafyamızda yaşayanlardan herhangi bir başvuruyu kabul etmeyeceğiz” demişlerdi. Elbette, benim başvurum öncelikle bu coğrafik faktöre karşıydı... Bu da bize zaman kaybettirdi – bunun geçersiz olmadığını kanıtlamamız gerekti çünkü. M
ahkeme bunun geçersiz olduğunu kararlaştırdı ve dava başladı. Sistemin kendisi “Ya 25inci maddeyi kabul edersin, ya da etmezsin” diyor, coğrafik bir faktör koyamazsın. Bu da oybirliğiyle alınmış bir karardı mahkemede”

“Bence bu davalar Türkiye üzerinde bü
yük bir baskı oluşturmuştur. Türkiye zor bir durumdaydı ancak Avrupa Konseyi’nin üyesi olduğu için, sistemin gerektirdiği görevleri yerine getirmekte istikrarlı olduğu halde, bu dava konusunda tamam davranmamıştı. Bu da sistemin yozlaşmaya başlayacağı anlamına gelirdi. O nedenle Avrupa Konseyi’nin bir sorunuydu bu – Türkiye’ye baskı koydu Ve eğer Türkiye Avrupa Birliği üyesi olmak istiyorsa birşey yapmak zorundaydı. O nedenle Türkiye çok zor durumdaydı. Sistemin kendisi koşullar öne sürmeye izin vermez. Eğer Türkiye bu mahkemeleri kurarsa, o başka bir durum yaratır... Bence böyle birşey “hükmen” çalışamaz... Böylesi bir durum, mülkiyete dönüş olmayacağı anlamına gelir ve bu davanın esas konusu mülkiyetini barışçıl biçimde kullanmaktır. O nedenle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin özü olan tüm bireylerin insan haklarını güvence altına alma kavramına ters düşer”

Röportaj: Sevgül Uludağ

Titina Loizidu’yla röportajımızın devamı şöyle:
LOİZİDU: Avrupa İnsan Hakları Mahkeme sisteminin kendisi, önkoşullara ya da koşullara izin veremez. Birazcık geriye gideyim... 1988’de Türkiye 25inci Madde’yi imzaladığı zaman, “Biz 25inci maddeyi imzalıyoruz” demişlerdi. “Kendi coğrafyamızda yaşayanlardan herhangi bir başvuruyu kabul etmeyeceğiz” demişlerdi. Elbette, benim başvuru
m öncelikle bu coğrafik faktöre karşıydı... Bu da bize zaman kaybettirdi – bunun geçersiz olmadığını kanıtlamamız gerekti çünkü. Mahkeme bunun geçersiz olduğunu kararlaştırdı ve dava başladı. Sistemin kendisi “Ya 25inci maddeyi kabul edersin, ya da etmezsin” diyor, coğrafik bir faktör koyamazsın. Bu da oybirliğiyle alınmış bir karardı mahkemede. Elbette ben bir avukat değilim ancak bunca yıldır yürürlükte olan bu sistemle ilgili deneyimimden hareketle şunu söyleyebiliriz: sistemin kendisi bizi tehdit edemezsin diyor, bu insan hakları kurumunun temelini tehdit edemezsin koşullarla... Sistemin kendisi bireylere başvuru hakkı veriyor. Bu sistem dönüp “Loizidu kararını uygularım ama ötekilerini uygulamam” şeklinde birşeyi nasıl söyleyebilir? Bana göre bu, belki insanları başvuru yapmaktan caydırmak için bir yöntemdir... İnsanlar bunu duyunca “Loizidu’ya ödediler ama ötekilere tazminat ödemeyecekler, öyleyse başvurmayalım” diye düşünebilir. Bence bu davalar Türkiye üzerinde büyük bir baskı oluşturmuştur. Türkiye zor bir durumdaydı ancak Avrupa Konseyi’nin üyesi olduğu için, sistemin gerektirdiği görevleri yerine getirmekte istikrarlı olduğu halde, bu dava konusunda tamam davranmamıştı. Bu da sistemin yozlaşmaya başlayacağı anlamına gelirdi. O nedenle Avrupa Konseyi’nin bir sorunuydu bu – Türkiye’ye baskı koydu Ve eğer Türkiye Avrupa Birliği üyesi olmak istiyorsa birşey yapmak zorundaydı. O nedenle Türkiye çok zor durumdaydı. Sistemin kendisi koşullar öne sürmeye izin vermez. Eğer Türkiye bu mahkemeleri kurarsa, o başka bir durum yaratır... Bence böyle birşey “hükmen” çalışamaz... Böylesi bir durum, mülkiyete dönüş olmayacağı anlamına gelir ve bu davanın esas konusu mülkiyetini barışçıl biçimde kullanmaktır. O nedenle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin özü olan tüm bireylerin insan haklarını güvence altına alma kavramına ters düşer... Ancak hissettiğim sistemin koşullar kabul etmeyeceğidir. Çünkü bu, varlıklarının özüdür.
SORU: Şimdi ne oluyor pratikte? Mahkeme kararı henüz uygulanmadı dediniz... Bunun bir zaman sınır
laması var mı?
LOİZİDU: Komite Türkiye’ye mahkeme kararını uygulayıp uygulamayacağını sordu, Türkiye’ye “Bu kararı uygulayacaksan bunu Ekim ayından önce yapman gerek” dedi. O nedenle bir zaman sınırlaması var Ekim ayına kadar... 27 Temmuz, kararın yıldönüm
üydü... 1998’de 27 Temmuz’da alınmıştı karar. Bu tazminat konusundaki karardı. O zaman Türkiye’ye buna uyması için üç ay verilmişti... 28 Ekim’de bu süre dolmuştu. Ama uymadı... Ama bu kez de süre Ekim’e kadar... Bana göre Sevgül, Türkiye’nin başka seçeneği yoktur. Komite’de Türkiye’nin hiçbir koşul öne sürmeksizin bu tazminatı ödeyeceğini söylediği yazıldı. Bunun anlamı da bu karardan geri adım atamayacaklarıdır çünkü o zaman tüm kredibiliteleri sarsılacaktır. Zaten sistem zorlanmıştır... Bu kararın uygulanması da sistemin bir zaferi olacaktır çünkü sistemin çalıştığı görülecektir. Gecikmeli de olsa sistem çalışıyor, bu anlaşılacaktır. Bence bu yalnızca benim davam için geçerli değil, sistemin çökmesi hoşuma gitmezdi çünkü başka insanların hakları da ellerinden alınmış olurdu o zaman. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, dünyanın başka herhangi bir yerinde yok... Yalnızca Avrupa çerçevesinde geçerli. Şimdi eski komünist ülkeler de Avrupa Konseyi üyesi oldular ve binlerce dava açılıyor... Şimdi bu da sorun oluyor – yalnızca Kıbrıs’tan değil pek çok başka ülkeden de yılda 10 bin başvuru kabul ediyorlar...
SORU: Sizinle röportajımızdan ve Türkiye’nin tazminatı ödeyeceğini açıklamasından sonra Türkiye medyasında pek çok makale yer aldı... Bunları görme şansınız oldu
mu?
LOİZİDU: O günlerde kızım İngiltere’deydi ve bütün gazeteleri alıp bana getirdi – bir Türk gazeteciyle röportajım vardı, o da bana o gün internette çıkanları alıp getirdi. Kabaca bir fikrim var ama tümünü görmedim... Birisinin bana çevirmesi gerek – hi
ç vaktim olmadı, sürekli çalışıyorum. Bunların bir kısmında “koşullar”dan söz ediyordu, bu bana göre geçersizdir.
SORU: Türkiye’nin tazminat ödeyeceğini duyunca buradaki insanların size olan davranışlarında herhangi bir değişiklik oldu mu?
LOİZİDU: İnsan
ların tepkisi çok olumluydu... Ancak Gül koşullardan söz etti – bu da insanları yine kuşkuya düşürdü... Geçen röportajda da belirttiğim gibi, bu dava boyunca, insanlar bu davayı çok olumlu karşılıyordu ama aynı zamanda dur bakalım ne olacak diye de düşünüyorlardı... Ancak Türkiye’nin kararı uygulayacağından hemen hemen eminim... Senin duyguların nedir?
SORU: Eğer Avrupa Birliği’ne girmek istiyorlarsa, kurallarına uymak durumundadırlar... Kimse kimseyi Avrupa Birliği’ne girmeye zorlamıyor... Siz kendiniz gön
üllü olarak başvuruyorsunuz Avrupa’nın parçası olmak için...
LOİZİDU: İzlediğim haberlerden şunu hissediyorum: Türkiye’de değişiklikler oluyor... Elbette yavaş yavaş oluyor bu değişiklikler...
SORU: Değişim her zaman yavaştır...
LOİZİDU: Evet... Değişim he
r zaman yavaştır... Tıpkı çocukların olgunlaşması gibi değişim zaman alır... İnanıyorum ki Avrupa modeli biz Kıbrıslılara yardımcı olduğu gibi, Türkiye’de de olumlu bir etkiye sahip olacaktır. Bu dava da bir örnektir... İnsanların mülkiyetini elinden alamazsın, istediği yerde bulunma hakkını elinden alamazsın... İnsan hakları çok önemlidir...
SORU: Şimdi ne istiyorsunuz, şu anda?
LOİZİDU: Beni çok mutlu edecek birşey... Herkesin seçme şansı olmalıdır, mülkiyetleriyle ilgili ne yapacakları konusunda seçenekl
eri olmalıdır... Demokrasiden söz ediyorum... İnsan haklarından bir kitapta yazılanlar gibi söz etmiyorum. Bu sistemden geçtim... İnsanların doğdukları yerleri terketmek zorunda bırakılışının deneyimlerini yaşadım. İnsanların bu kötü durumu büyük bir onurla karşılayışını gördüm 1974’te. Bu son iki ayda insanların birbirine saygıyla biraraya gelişini gördüm, çok büyük acı çektiklerini gördüm, evlerine gidip de orada kalamayışlarından çektikleri büyük acıyı gördüm. Kıbrıslıtürkler de geliyorlardı ve geri dönmek zorunda kalıyorlardı... Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı oldukları halde... Her zaman Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlarıydılar... Yaralanmış olarak geri dönüyoruz ancak bunca yıldan sonra hissediyorum ki eğer bu adanın daha iyi bir geleceği olacaksa, insan haklarına uyulmalıdır. Elbette bunun bedeli vardır, bunun bedelini de bunca yıldır ödemekteyiz. Mümkün olan en iyi biçimde insan hakları geri kazanılmalıdır.
SORU: Çok teşekkürler...
LOİZİDU: Bir çılgın olduğumu düşünmezsin umarım! Ama bundan çok mutlu olurd
um... Politikacıların bunu nasıl başarabileceğini bilmiyorum... Ama önümüzde duran, gerçekleştirilmesi gereken bu... Saygı... İnsan haklarına saygı... Yaşanan durumlar insanları kurban haline getirdi ve kimse çıkıp yaşananlardan ötürü insanlardan özür dilemedi

YENIDUZEN 12/07/2003

KISA KISA...

Arsa dağıtmaya devam!

İçişileri Köyişleri ve İskan Bakanlığı’nın yeterli mali gücü ve malı olmayan gençleri konut sahibi yapmak amacıyla sürdürdüğü kırsal kesim sosyal konut arsaları dağıtımına dün de Vadili ve Türkmenköy’de devam edildi. Vadili’de 23, Türkmenköy’de de 9 olmak üzere toplam 32 gence kırsal kes
im sosyal konut arsa hak sahipliği belgeleri düzenlenen törenlerle verildi.
YENIDUZEN 12/07/2003