Tenet'e Rum özgürlük ödülü
04/06/2003
RADIKAL
AA
- LEFKOŞA - CIA'nın Yunan asıllı başkanı George
Tenet, Amerikan Pan-Kıbrıs Cemiyeti'nin 12. Özgürlük Ödülü'ne
layık görüldü. Ödül töreni 7 Haziran'da Rum Yönetimi
Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu'nun da katılımıyla
New York'ta gerçekleşecek. Ödül kapsamında 'Kıbrıs
İçin Adalet Uluslararası Koordinasyon Komitesi' (PSEKA) adlı bir
konferans düzenlenecek. PSEKA ve Pan-Kıbrıs Cemiyeti
Başkanı Philip Christopher, "Toplantının
ardından, EBD hükümetinden, Türkiye'yi Kıbrıs sorununu
çözmesinin kendi çıkarına olacağına dair ikna etmesini
isteyeceğiz" dedi.
|
TSK,
Baküden KKTC desteği istedi |
|
|
|
Jandarma
Genel Komutanı Org. Şener Eruygur, KKTCnin, uluslararası
arenada tanınması için, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar
Aliyevden destek istedi. |
|
|
|
Bakü |
|
|
|
||
|
4 Haziran 2003 Azerbaycan Dahili Birlikler
Komutanlığının davetlisi olarak Baküde bulunan Jandarma
Genel Komutanı Org. Eruygur, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev
ile biraraya geldi. |
|
||
|
|
Org. Eruygur, Kıbrıs konusunda
Türkiyeye, Kofi Annan planının kabul ettirilmesi için yoğun
girişimlerde bulunulduğunu hatırlattı ve Türkiye olarak
Rauf Denktaşın inisiyatifi ile başlatılan
çalışmalara destek verilmesine çalıştıklarını
söyledi. |
|
ABDEN AÇILIM
12 MİLYON EUROLUK MALİ YARDIM... AB Komisyonu'nun KKTC için yardım paketinin içeriği belli oldu. Buna göre AB Komisyonu, KKTC'ye 12 milyon euro tutarında mali yardım yapma kararı aldı. AB Konseyi ve Avrupa Parlamentosu'na sunulan yardım paketi, 'Mali yardım' ve 'Ticaret kolaylığı' başlıklarıyla iki bölümden oluşuyor
9 MİLYON ALTYAPIYA, 3 MİLYON SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNE... Yardımın 9 milyon euroluk bölümü KKTC'nin altyapı çalışmaları için kullanılacak, 3 milyon euroluk bölümü ise, KKTC'nin Kıbrıs Rum kesimi ve AB ile yakınlaşmasını sağlayacak sivil toplum örgütlerine verilecek
ZİRAİ ÜRÜNLER RUM KESİMİ ÜZERİNDEN... KKTC'nin ihracatının yüzde 70'ini oluşturan zirai ürünlerin ihracında böylelikle bütün yetki, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne bırakılıyor. Pakette ayrıca, malların sağlık belgelerinin Rum Ziraat Bakanlığı'ndan alınması şartı getiriliyor
KIBRIS 04/06/2003
Avrupa
Birliği Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günter Verheugen:
Annan
Planı masada ve çözüm için yegane temel
Avrupa Birliği (AB) Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günter
Verheugen, Annan Planının müzakere masasında bulunduğunu
ve planın Kıbrıs sorununun çözümü için yegane temel
olduğunu bir kez daha vurguladı.
AB Komisyonu tarafından hazırlanan ve dün akşam son şekli
verilen Kıbrıslı Türklere yönelik ekonomik önlemler paketinin,
Kuzey Kıbrısın ekonomik kalkınmasına katkı
yapacağına inandıklarını da ifade eden Verheugen,
Zaten Kopenhag Konseyinin sonuçları da bunu öngörüyordu dedi.
Verheugen, Annan Planı, müzakere masasında bulunuyor.
Kıbrıs sorununun çözümü için bu planı yegane temel ve ileriye
gitmek için tek gerçekçi yöntem olarak görüyoruz diye konuştu.
AB Komisyonunun, barışçıl süreçte BMye her zaman tam destek
verdiğini belirten Verheugen, Destek amacıyla komisyon, pratikte
örneğin bütünlüklü çözüm çerçevesinde Uluslararası
BağışYapacak Ülkeler Konferansını organize etme
isteğini ortaya koydu dedi.
BM Genel Sekreteri Kofi Annanın, Kıbrıstaki iyi niyet
misyonuyla ilgili raporunda, barışçıl sürece yeniden dönülmesi
için koşullarını net şekilde ortaya koyduğunu kaydeden
Verheugen, Yani tüm taraflardan net taahhüt olmadan yeniden girişimde
bulunmayacak. Referandum yapılması için belirlenmiş bir tarih de
olmalıdır. Bu yaklaşıma tamamen katılıyorum
şeklinde konuştu.
Avrupa Birliği (AB) Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günter
Verheugen, Annan Planının müzakere masasında bulunduğunu
ve planın Kıbrıs sorununun çözümü için yegane temel
olduğunu iddia etti.
AB Komisyonu tarafından hazırlanan ve bu akşam son şekli
verilecek olan Kıbrıslı Türklere yönelik ekonomik önlemler
paketinin, Kuzey Kıbrısın ekonomik kalkınmasına
katkı yapacağına inandıklarını da ifade eden
Verheugen, Zaten Kopenhag Konseyinin sonuçları da bunu öngörüyordu
dedi.
Verheugen, Güney Kıbrısta yayınlanan Fileleftheros gazetesiyle
söyleşi yaptı:
Günter Verheugen, Avrupa Birliğinin, Birleşmiş Milletler çözüm
çabalarındaki rolünün ne olacağına ve hangi pratik yöntemlerle
bu rolü ortaya koymayı hedeflediğine ilişkin soruyu
yanıtlarken, Annan Planı, müzakere masasında bulunuyor.
Kıbrıs sorununun çözümü için bu planı yegane temel ve ileriye
gitmek için tek gerçekçi yöntem olarak görüyoruz dedi.
AB Komisyonunun, barışçıl süreçte BMye her zaman tam destek
verdiğini belirten Verheugen, Destek amacıyla komisyon, pratikte
örneğin bütünlüklü çözüm çerçevesinde Uluslararası
BağışYapacak Ülkeler Konferansını organize etme
isteğini ortaya koydu diye konuştu.
Referandum için belirlenmiş bir tar,ihte olmalı
Bir başka soruya karşılık, BM Genel Sekreteri Kofi
Annanın, Kıbrıstaki iyi niyet misyonuyla ilgili raporunda,
barışçıl sürece yeniden dönülmesi için
koşullarını net şekilde ortaya koyduğunu kaydeden
Verheugen, Yani tüm taraflardan net taahhüt olmadan yeniden girişimde
bulunmayacak. Referandum yapılması için belirlenmiş bir tarih de
olmalıdır. Bu yaklaşıma tamamen katılıyorum
şeklinde konuştu.
AB yetkilisi Verheugen, Her iki taraftan açıklanan önlemlerle AB
Komisyonunun açıklayacağı önlemlerin, Kıbrıs
sorununun çözümünü teşkil etmesi mümkün mü şeklindeki soru üzerine
de, serbest geçişlerin ve bunun ardından gelen diğer
gelişmelerin Kıbrıs sorununun bütünlüklü çözüm
ihtiyacının yerini alamayacağını yineledi.
Önlemler paketi
Günter Verheugen, Kıbrıslı Türklerin takviyesi için bugün
önlemler paketi açıklanacak. Liderlikleri bunu daha görmeden reddetti.
Tutumunu değiştirmesine ne gerek var şeklindeki soruya
karşılık, önlemler paketinin dün akşam yapılacak
toplantıda AB Komisyonu tarafından benimsenmesi halinde, pakete
tepkinin ne olacağının görüleceğini belirtti. Verheugen,
Paketin adanın kuzey kısmının ekonomik
kalkınmasına katkı yapacağına inanıyoruz. Zaten
Kopenhag Konseyinin sonuçları da bunu öngörüyordu dedi.
Verheugen, Bu önlemlerin orta halli Kıbrıslı Türklerin
yaşam standardını nasıl iyileştirmesini bekliyorsunuz
sorusu üzerine de, öngörülen ekonomik yardımlarla ve ticaretle ilgili
önlemlerle adanın kuzey kısmının ekonomik
kalkınmasının ileriye götürülmesinin, kuzeyde ekonomik durumu
iyileştireceğini ve dolayısıyla birçok Kıbrıslı
Türkün de günlük yaşamının iyileştirilmiş
olacağını ileri sürdü.
YENIDUZEN 04/06/2003
AVRUPA BİZİMLE
DALGA GEÇİYOR
Paketin
içeriği, KKTC ekonomik düzeyini Güneyin seviyesine
yaklaştıracak bir yapıdan çok, üç belediyenin altyapı
sorunlarını çözmekten ileri gitmeyecek bir anlayışta
hazırlandı
Paketin
açıklanmasından sonra konuşan Verheugen, Birleşmiş
bir Kıbrıs'ın 1 Mayıs 2004'de Avrupa Birliği'ne
katılması için bir fırsat penceresi var dedi
Hrisostomidis,
Türk Ticaret Odasına menşe belgesi çıkarma yetkisinin kabul
edileceğini belirterek, ancak bu ürünlerin güneydeki yasal
limanlarından ihraç edileceğini kaydetti
Papadopulos, ''AB
Komisyonu'nun Kıbrıslı Türklere yönelik
hazırladığı paketin özünde, Rum yönetiminin
Kıbrıslı Türklere yönelik hazırladığı paket
olduğunu'' söyledi
AB Komisyonu'nun KKTC için yardım paketinin içeriği belli
oldu. Buna göre, AB Komisyonu KKTC'ye 12 milyon Euro tutarında mali
yardım yapma kararı aldı. 9 milyon Euro'luk bölümü KKTC'nin
altyapı çalışmaları için kullanılacak. 3 milyon Euroluk
bölümü ise, KKTC'nin Kıbrıs Rum Kesimi ve AB ile
yakınlaşmasını sağlayacak sivil toplum örgütlerine
verilecek.
AB Konseyi ve Avrupa Parlamentosuna sunulan yardım paketi, mali
yardım ve ticaret kolaylığı başlıklarıyla
iki bölümden oluşuyor. Mali yardım çerçevesinde KKTCye 9 milyon Euro
verilmesi öngörülüyor. Ticaret kolaylığı bölümünde ise, KKTC
Ticaret Odası, Türk kesiminde üretilen zirai olmayan mallar için
dolaşım belgesi vermekle yetkilendiriliyor. KKTCnin asıl ihraç
ürünü olan tarım ürünlerinin ihracatında ise yetki, Rum Kesimi
Tarım Bakanlığına veriliyor.
AB Komisyonunun yardım paketinin mali
yardım bölümünde, KKTCnin ekonomik gelişmesi için yapılacak
yardımlar ile AB ve Rum kesimiyle yakınlaşmaya yönelik öneriler
yer alıyor. KKTCye mali yardım çerçevesinde, Lefkoşa,
Mağusa ve Girnenin içme suyu ile arıtma sistemi gibi altyapı
onarımlarına 9 milyon euro verilmesi öngörülüyor.
ABYLE
YAKINLAŞMAYA 3 MİLYON EURO
ABye yakınlaşmayla ilgili bölümde, Kıbrıs Türk
toplumunun ABye katılımdan doğacak yararlar konusunda
bilgilendirilmesi öngörülüyor. Bu bölümde, Kıbrısta iki toplumdan
yargıçlara ortak staj verilmesi, ticaret odalarının
karşılıklı toplantı yapmaları, AB
müktesebatının Türkçeye çevrilmesi, sivil toplum örgütlerine destek
verilmesi ve üniversitelerde konferanslar düzenlenmesi gibi öneriler yer
alıyor. AB Komisyonu, bu program için 3 milyon Euro tutarında bir
bütçe ayırmayı öngörüyor.
TARIM ÜRÜNLERİNDE YETKİ RUM TARAFINDA
Paketin en önemli bölümünü, ticaret kolaylığı
başlığıyla hazırlanan bölüm oluşturuyor. Bu
bölüm, bir anlamda uzun süredir KKTCye uygulanan ambargonun aralanması
anlamına geliyor. KKTCdeki Ticaret Odası, Türk kesiminde üretilen
zirai olmayan mallar için dolaşım belgesi vermekle yetkilendiriliyor.
Ancak Ticaret Odası bu belgeyi verirken, yetkililerin her türlü denetimi
yapabilecekleri vurgulanıyor.
Avrupa Birliği ihracatta hangi limalranı
kullanılacağı ve menşei şahadetnamesi
(dolaşım belgesi) gibi ambargonun temelini oluşturan asıl
konularda sadece Kıbrıs Rum Kesimi'nin taraf olarak katıldığı
AB-Kıbrıs ortaklık Konseyi'ne yetki veriyor. Ancak yardım
paketinde Kıbrıs Rum Kesimi yerine uygun yetkililer tabiri
kullanılıyor.
KKTC'nin asıl ihraç malı olan ve 1974'ten bu yana devam eden
ambargonun asıl unsuru olan zirai mallarda böylelikle herhangi bir yetkisi
bulunmuyor. KKTC'nin ihracının yüzde 70'ini oluşturan zirai
ürünlerin ihracında böylelikle bütün yetki, Kıbrıs Rum Kesimi'ne
bırakılıyor. Ayrıca malların sağlık
belgelerinin Kıbrıs Rum Kesim ziraat bakanlığından
şartı getiriliyor.
Avrupa Birliği Komisyonu tarafından daha önce basına
sızan ve KKTC tarafından kabul edilmeyeceği açıklanan
metnin tamamının dün resmi belge olarak açıklanması ABnin
Türk tarafı ile alay ettiği şeklinde yorumlandı.
Serbest geçişlerin başlamasından sonra bile bir Türk malının
güneye geçmesine müsade etmeyen Rum yönetiminin mevcut
anlayışıyla işlerlik kazanmayacak bu belgenin
uygulamasının üç belediyenin alt yapı sorunlarının bir
bölümünü çözmesinden öteye gidemeyeceği şeklinde
değerlendiriliyor.
VERHEUGEN
AB Konseyi'nin Kopenhag zirvesinde aldığı karar
uyarınca ve AB Komisyonu'nun AB'nin genişlemesinden sorumlu komiseri
Günter Verheugen'in girişimiyle hazırlanan paket,
'Kıbrıs'ın kuzey kesimi' ile AB arasında ticaretin
geliştirilmesi amacıyla Kıbrıslı Türklere 12 milyon
Euro tutarında yardım öngörüyor.
Günter Verheugen, AB Komisyonu'nun yardım paketini
açıklamasından sonra şöyle konuştu:
'Birleşmiş bir Kıbrıs'ın 1 Mayıs 2004'de Avrupa
Birliği'ne katılması için bir fırsat penceresi var.
Komisyon, halen müzakere masasında bulunan BM planı zemininde
kapsamlı bir çözüme yönelik çabaları desteklemeye hazırdır.
Bu arada, AB Konseyi'nin istemi doğrultusunda Kıbrıs'ın
Kuzey kesimindeki insanlara yardım için elimizden geleni
yapmalıyız.
HRİSOSTOMİDİS
Kıbrıs Rum Kesimi Hükümet Sözcüsü Kipros Hrisostomidis Avrupa
Birliği'nin Kıbrıslı Türklerin ekonomik
kalkınması için açıkladığı ekonomik destek
paketinin, özellikle AB fonlarının dağıtımının,
Kıbrıs Rum kesimi ile AB arasında üzerinde anlaşmaya
varılan özel düzenlemeler çerçevesinde uygulanacağını
açıkladı.
Hrisostomidis, Kıbrıslı Türklerin ürünleri için
Kıbrıs Türk Ticaret Odasına menşe belgesi çıkarma
yetkisi verdiğini ve bu belgelerin kabul edileceğini belirterek,
ancak bu ürünlerin Kıbrıs Rum kesiminin limanlarından ihraç
edileceğini söyledi.
Özel düzenlemelerin Kıbrıs Rum kesimi ile AB arasında yer
alan istişarelerde kararlaştırıldığını
kaydeden Sözcü Hrisostomidis, ticaret ve mal dolaşımının
Kıbrıs-AB Ortaklık Konseyi'nde ele alınacak bir konu
olduğunu bildirdi.
PAPADOPULOS: AB
PAKETİNİ BİZ HAZIRLADIK
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, ''Avrupa
Birliği Komisyonu'nun Kıbrıslı Türklere yönelik
hazırladığı ve dün resmen açıklanan paketin özünde,
Rum yönetiminin Kıbrıslı Türklere yönelik
hazırladığı paket olduğunu'' söyledi.
Rum gazetelerinde yer alan haberlere göre, Papadopulos, Rum Ulusal
Konseyi'nin dün akşam yapılan toplantısının
ardından konuyla ilgili görüşlerinin sorulması üzerine,
şöyle konuştu:
''AB'nin önlemleri, Kıbrıs'ın (işgal) altındaki
bölgesiyle ilgili önlemleri açıklamak amacıyla bugün AB Uzmanlar
Komitesi'ne sunulacak. Bu önlemler aslında (Kıbrıs
Cumhuriyeti)nin önlemleridir ve ticaretle ilgilidir. Bu konuda birçok
istişare yapıldı ve Kıbrıs'tan bir heyet iki kez
Brüksel'e gitti.''
BELEDİYELER
BiRLİĞİ AB KOMISYONUNU KINADI
Kıbrıs Türk Belediyeler Birliği, AB Komisyonunun Kuzey
Kıbrısa vermeyi kararlaştırdığı 12 milyon
Euroluk yardımın 6 milyon Eurosunu aynı partiye mensup üç
belediyeye ayırarak diğer belediyeleri göz ardı etmesinin
eşitlik ve adalet ilkeleriyle bağdaşmadığını
belirtti ve AB Komisyonunu kınadı.
Belediyeler Birliği Genel Yönetim Kurulu, konuyla ilgili olarak
bugün yaptığı yazılı açıklamada, KKTCde yerel
yönetimlerin temsiliyetinin sadece üç belediyeye ait
olmadığını, halkın oyuyla seçilmiş, halkına
hizmet üretme mücadelesi veren daha 25 belediye bulunduğunu ifade etti.
Belediyeler Birliği Genel Yönetim Kurulu şunları
kaydetti:
Kıbrısta gerçekleri göz ardı ederek, dini, dili,
ırkı ayrı olan iki halkın bir arada
yaşamasını dayatmaya çalışan ABnin, Kıbrıs
Türk halkını kendi içinde bölmeyi amaçlayan bu
davranışının altında yatan gerçeği bilmemek veya
anlamamak olası değildir.
Yerel Yönetimlerin tümünü çatısı altında
barındıran Kıbrıs Türk Belediyeler Birliğini yok
sayan bu zihniyetin halkımız tarafından da gerekli tepkiyi
göreceği ve yargılanacağı bilinmelidir.
Hiçbir haklı gerekçeye dayandırılmayan, sadece
belediyeleri bir birine düşürmeyi ve yaklaşan genel seçimleri parasal
güçle etkilemeyi amaçlayan bu tek yanlı ve kabul edilmez kararı,
Kıbrıs Türk Belediyeler Birliği olarak şiddetle kınar,
bu kararın yeniden gözden geçirilmesini talep ederiz.
HALKIN SESI 04/06/2003
KKTC'ye ambargo
prangası gevşedi
AB Komisyonu'nun
onayladığı paketle KKTC'ye 12 milyon euro yardım
yapılacak ve burada üretilen mallar Avrupa pazarına girebilecek
GÜVEN ÖZALP Strasbourg
Avrupa Birliği (AB)
Komisyonu, dün Strasbourg'da gerçekleştirdiği toplantıda KKTC'ye
yönelik olarak hazırlanan ekonomik içerikli pakete resmi onayını
verdi. Milliyet'in 27 Mayıs tarihinde yayımladığı ve
KKTC mallarının AB pazarına girmesine olanak sağlayan
paket, 12 milyon euro tutarında bir de yardım yapılmasını
öngörüyor.
Paket 'Mali Destek' ve
'Ticaret Kolaylığı' başlıklı iki bölümden
oluşuyor. Mali Destek bölümünde öncelik ekonomik gelişmeye yönelik
projelere veriliyor.
AB, ticaret
kolaylıkları çerçevesinde ise, KKTC mallarının AB
pazarlarına girmesi için gerekli olan menşe - i şahadetnamesinin
Kıbrıs Türk Ticaret Odası tarafından verilmesini
kararlaştırdı.
Kararı Rumlar
verecek
AB, KKTC
mallarının üzerine vurulacak damgada ne yazacağı,
malların hangi noktadan çıkacağı gibi konulardaki
kararı ise, AB - Kıbrıs Ortaklık Konseyi'ne bırakıyor.
Kararın, Kuzey'den yapılacak ihracatın geçerli olabilmesi için
'tanınan makamların yönetimindeki liman ve havaalanlarının
kullanılması' şartına bağlanması bekleniyor. Bu
ise, KKTC mallarının AB pazarına ancak Güney'den
girebileceği anlamına geliyor. Kuzey'den çıkan mallara KKTC
damgası vurulmayacağı da kesinleşti.
Siyasi sinyal
niteliği taşıyan paket, 'ambargo kalkıyor' yönündeki
beklentileri karşılamıyor.
MILLIYET 04/06/2003
Annan Planı'nın mimarı istifa etti
05/06/2003
RADIKAL
AA - LEFKOŞA - BM Genel Sekreteri
Kofi Annan'ın geçen yıl sonunda taraflara sunduğu
Kıbrıs çözüm planında payı olan Britanya'nın
Kıbrıs Özel Temsilcisi Lord David Hannay'in bu görevden alınma
isteği kabul edildi.
Lefkoşa'daki Britanya Yüksek Komiserliği'ne göre, Britanya
Dışişleri Bakanı Jack Straw, Başbakan Tony Blair'le
Hannay'in görevden ayrılma talebini kabul ettiklerini, yeni atama
yapılmayacağını söyledi. 'Hannay'in adanın 2004'te
AB'ye birleşik olarak girmesi için kendini adayarak çalıştığını'
söyleyen Straw, kararın, çözüm çabalarına verilen desteğin
zayıfladığı anlamına gelmediğini, ancak
Annan'ın 'taraflarda sorunun çözümü yönünde sağlam irade görmeden
yeni bir inisiyatif başlatmama' kararına
katıldıklarını kaydetti.
AB'nin KKTC paketinde soru işaretleri var
AB'nin KKTC'ye
yardım paketinden tatmin olmayan Ankara, KKTC belgelerine Rum onayı
istendiği endişesinde
05/06/2003
RADIKAL
HİLAL KÖYLÜ
ANKARA - Avrupa Komisyonu'nun KKTC'ye yönelik destek paketi, yardım
miktarının 12 milyon euro'yla sınırlı tutulması,
Türk kesiminin asıl ihraç malı olan tarım ürünlerinin
ihracatında sadece Rumlara yetki verilmesi ve KKTC Ticaret
Odası'nın ziraat dışı ürünler için taşıma
belgesini 'uygun otorite' önünde vermesinden söz edilmesi, KKTC ve Türkiye'yi
memnun etmedi. Dışişleri, reddeden bir politika izlememe, buna
karşın paketteki eksiklikleri ortaya koyma politikası benimsedi.
Pakette en ciddi sorun olarak, 'uygun otorite' diye tanımlanan otoritenin
kim olduğu sorusu belirlendi. KKTC Ticaret Odası'nın sevk
irsaliyesi diye bilinen taşıma belgelerini düzenleme hakkı olsa
da, bunu 'uygun makam' önünde yapma zorunluluğuna dikkat çeken
Dışişleri, 'Uygun otorite Rum Yönetimi olursa ambargoyu
kalkmış saymayız. Konuyu bundan böyle bütün AB
toplantılarında tartışmaya açacağız" diyor.
Ayrıca Rum tarafının ambargoyu kaldırmasına yönelik
bir hükme yer verilmemesi olumsuz karşılandı. Adada, AB
normlarına uygun şekilde ticaretin serbestleşmesi için öncelikle
KKTC'ye yönelik ambargonun kaldırılmasını isteyen Dışişleri,
"Bunun için de siyasi açılım gerekiyor. Artık bu yönde
Yunanistan'dan adım bekliyoruz" görüşünde. Atina Rum
tarafında gümrük birliği kurallarını kuzeyi de içine alacak
şekilde işletmeye çalıştığı takdirde,
KKTC'nin buna uygun düzenlemelere gideceğine inanan Türkiye, adada AB' ye
uygun ticari koşulların yaratılabileceği görüşünü daha
önce AB'ye iletmişti. KKTC lideri Rauf Denktaş ise, Avrupa
Komisyonu'nun önceki gün açıkladığı paketi Türk
tarafını 'Rum şapkası altına sokmak eğiliminin
bir parçası' diye niteledi. Denktaş, "Netice, Rum
tarafının dediği gibi, bizi Rum hükümetinin kanalından,
imzasından, mühüründen, limanından geçiren bir yaklaşımsa
bu açılım değil, bu yardım değil" diye
konuştu.
KKTC Ticaret
Odası memnun
Diğer yandan KKTC Ticaret Odası paketi olumlu
karşıladı. Paketin, 'ticaretin önündeki engelleri kaldıran'
düzenlemeler içerdiğine inanan Oda Başkanı Ali Erel, limanlardan
çıkacak mallara AB tarafından belirlenecek ve Lefkoşa'da
konuşlandırılacak bir uzman heyetin mühür
basacağını söyleyerek, "Ticaret amaçlı verdiğimiz
sertifakaların kabulü söz konusu. İhracatta
yaşadığımız sorunlar aşılacak. Malların
serbest dolaşımı için açılım sağladık.
Artık, siyasi anlaşmazlıklar sonlansın" dedi. Gelgelelim
aralarında Denktaş muhaliflerinin de olduğu KKTC
basını, paketin ambargonun kaldırılmasından uzak
olduğunu ve beklentileri yanıtlamadığını
yazdı. Paket, 9 milyon euro'luk ekonomik destek ve sivil toplum
kuruluşlarına yapılacak 3 milyon euro'luk yardımı
içeriyor. 6 milyon euro'luk bölüm, Lefkoşa, Girne ve Mağusa gibi
kentlerin altyapısının iyileştirilmesine, 2 milyon euro'luk
bölüm küçük işletmelere, 1 milyon euro ise ekonomik fizibilite
çalışmalarına ayrılıyor.
DENKTAŞ: BÖYLE AÇILIM OLMAZ
Eroğlu ise paketi
yorumlarken, KKTCyi yok sayan, esas olarak Kıbrıs Cumhuriyetini
alıp Kıbrıs Türklerini Kıbrıs Cumhuriyeti
vatandaşları noktasına indiriyor dedi
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, Avrupa Birliği Komisyonunun KKTCye yönelik 12 milyon
euroluk yardım paketiyle ilgili açılım istediklerini ve
tutumlarının buna göre netleşeceğini belirterek, Bizi Rum şapkası
altına sokma eğilimindeyseler bu yardım değil,
açılım değil dedi.
Gazetecilerin
konuyla ilgili sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, AB paketinin açıklanmış şekline
halkın haklı bir reaksiyon gösterdiğini belirterek, özetle
şunları söyledi:
DENKTAŞ MEERLE GÖRÜŞTÜ
AB
Temsilcisi Meeri önceki gün çağırdık, uzun boylu bu belgeyi
görüştük. Sorular sorduk. Netice Rum tarafının dediği gibi
Rum hükümetinin kanalından, Rum hükümetinin imzasından, mühüründen,
limanından geçiren bir yaklaşım ise bu açılım, bu
yardım değil, Rum şapkasının altına sokma
eğiliminin devamıdır. Cevabı bekliyoruz. Eğer bu ise;
40 yıl evvel Ruma hükümet değilsiz dediğimiz için başlatılan
ambargoyu, 40 yıl sonra kabul etmiş olacağız, kabul
etmiş görüneceğiz. Cevap geldiğinde kati bir değerlendirme
yapacağız. Cevap geldiğinde biz de size kati görüşümüzü
söyleyeceğiz.
AB MÜFETTİŞLERİ GÖREV
YAPABİLİR
Bir
soru üzerine, AB Büyükelçisi ile görüşmelerinde bazı önerilerde
bulunduklarını da söyleyen Denktaş, Kendilerine her yolu
gösterdik. Belgeleri AB istiyor. AB kendi müfettişleriyle bunu
rahatlıkla yapabilir. Bizim limanlarımızda kendi
müfettişlerini bulundurabilir. O belgeleri orada kendisi verebilir. Ama
onlar Kıbrısla yaptığımız anlaşma
çerçevesinde bu eli uzatabiliyoruz diyorlar. O zaman uzatmıyorsun. Çünkü
uzattığın el Ledra Palacetan bu tarafa geçemiyor ifadelerini
kullandı.
EŞİT ŞARTLARDA HER
YERDE VARIZ
ONAY GEREKİR
Denktaş,
iki tarafın yargıçlarına staj verileceğine ilişkin
düzenlemeyi de, Eşit şartlarda yapılacak her işte biz
varız. Yeter ki bizim varolduğumuzu, devletimizin,
yargıtayın, savcılığın varolduğunu kabul
etsinler. Omiru gibi yargıçları çağırıyoruz ama sahte
devletin yargıçları olarak görüyoruz yaklaşımıyla
yapılacak davetlere herhalde ben değil, daveti alanlar hayır
diyecek. Eşit şartlarda başımız dik her yerde
varız sözleriyle yorumladı.
Paketin harekete geçirilmesi için KKTCden
onay mı bekleniyor sorusuna da Denktaş, Kapıları açmazsam
eşyanın geçmesi nasıl olacak
Tabi onay bekleniyor
karşılığını verdi.
VERHEUGEN PLANLA GELİYOR
Denktaş,
ABın Genişlemeden Sorumlu Komiseri Gunter Verheugenin haziran
ayı ortalarında başlayacak Ada ziyaretini de yorumladı.
Verheugenin
Annan planı masadadır yaklaşımıyla geleceğini
belirterek, önündeki masada duran Kuran-ı Kerimi gösteren Denktaş,
Bizim masada gördüğünüz gibi Kuran-ı Kerim var, belgeler var ama Annan planı yok dedi.
BAKANLAR KURULU
Toplantıda,
AB Komisyonunun önceki gün açıklanan Kıbrıslı Türklere
yönelik yardım paketini de değerlendiren Bakanlar Kurulu, belgenin,
söylenen amaca hizmet etmediğini, KKTC ekonomisini ileri götürme ve
kalkınmasına katkı yapma söyleminin gerçek
olmadığını belirtti. Kurul, KKTC makamlarının
dışlandığını ve kaale
alınmadığını kaydetti.
KKTC
ekonomisi önündeki en büyük engelin Rum tarafının dürtüleriyle
dünyanın ve özellikle ABnin uyguladığı ambargolar
olduğunu dile getiren Miroğlu, dün açıklanan belgede
ambargoların kalkmadığının görüldüğünü kaydetti.
Miroğlu, Biz ABden maddi destek talep etmiyoruz, biz dünyadan ve ABden
insanlık dışı ambargoların kalkmasını talep
ettik ve etmekteyiz dedi.
AB
belgesinin KKTC tarafını tatmin etmeyen bir anlam
taşıdığını dile getiren Miroğlu, yine de
konuyla ilgili değerlendirmeleri sürdüreceklerini kaydetti.
Miroğlu,
belgede iyileştirme için girişim olacak mı yönündeki bir soru
üzerine ise, AB Komisyonunun açıklamasının ortada
olduğunu, kendisinin iyileştirme umudu ifadesini
kullanamayacağını söyleyerek, KKTCnin, Kıbrıs Türk
halkının istediğinin açık olduğunu, istenenin
ambargoların kalkması olduğunu vurguladı.
EROĞLU
Başbakan
Eroğlu, AB Komisyonunun kararlarının ilk bakışta, Rum
Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulosun dediği gibi Güneyin
önerilerine paralel, KKTCyi yok sayan, esas olarak Kıbrıs
Cumhuriyetini alıp Kıbrıs Türklerini Kıbrıs
Cumhuriyeti vatandaşları noktasına indiren bir
davranış gibi göründüğünü söyledi.
ABnin
yardım paketiyle ilgili esas değerlendirmenin Bakanlar Kurulu
toplantısında gerçekleştirileceğini belirten Eroğlu,
değerlendirmenin Dışişleri ve Savunma
Bakanlığının getireceği yazılı metin
üzerinden yapılacağını kaydetti.
HALKIN SESI 05/06/2003
'Masada Kuran-ı Kerim var, Annan Planı yok'
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş,
Avrupa Birliği Komisyonu'nun Kıbrıslı Türklere yönelik
açıkladığı ekonomik paketin olduğu haliyle kabul
edilemeyeceğini belirterek, paketin, Kıbrıs Türklerini "Rum
şapkası altına sokma eğiliminin bir devamı
olduğunu" söyledi. Denktaş, "Netice, Rum
tarafının dediği gibi, bizi Rum hükümetinin kanalından, Rum
hükümetinin imzasından, mühründen, limanından geçiren bir
yaklaşımsa bu açılım değil, bu yardım
değil" dedi. Bir soru üzerine, AB yetkilisinden en kısa sürede
yanıt istediklerini ifade eden Denktaş, "Bugünlerde (AB'nin
Genişlemeden Sorumlu Üyesi Gunter) Verheugen de geliyor. O da 'Annan
Planı masadadır' diyerek geliyor, öyle anlaşılıyor.
Bizim masada, gördüğünüz gibi Kuran - ı Kerim var, bazı belgeler
var ama Annan Planı yok burda" diye konuştu.
MILLIYET 05/06/2003
AVRUPA
BİRLİĞİNİN KUZEY KIBRISIN KALKINMASI AMACIYLA
HAZIRLADIĞI PAKETİN TAM
METNİ
Avrupa Topluluğu Komisyonundan Konseye ve Avrupa Parlamentosuna, ekonomik
ve sosyal komiteye ve bölgeler komitesine mesaj
Kıbrısın kuzey kısmında ekonomik kalkınma
sağlamanın ve Birliğe yakınlaştırmanın
yolları
0 Giriş
Avrupa Konseyi (Brüksel sonuçları 21 Mart 2003) Birleşmiş
Milletler Genel Sekreterinin Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm
bulma çabalarının Haguede 10/11 Mart 2003te
başarısızlığa uğramasından büyük üzüntü
duymuştur. Konsey, Genel Sekreterin iyi niyet misyonunun ve onun
önerileri çerçevesinde de müzakerelerin devamını güçlü bir
şekilde desteklemiştir.
Komisyon bu sürece olan tam desteğini sürekli olarak dile getirmiş ve
Avrupa Birliğinin ABnin üzerine kurulmuş olduğu presinsiplere
uygun bir çözüme yardımcı olmak için istekliliğini defalarca
belirtmiştir.
Genel Sekreterin Kıbrıstaki iyi niyet misyonu üzerindeki raporu 1
Nisan 2003te BM Güvenlik Konseyine sunulmuştur1
BM Güvenlik Konseyinin 1475 nolu kararı 14 Nisan 2003te oybirliği
ile alınmıştır. Güvenlik Konseyi raporu memnuniyetle
karşılar ve Genel Sekreterin dikkatli bir şekilde
dengelediği 26 Şubat 2003 tarihli planının ileriki
görüşmeler için eşsiz bir taban oluşturmasına tam
desteğini belirtir. Son olarak Genel Sekreterden iyi niyet sunmaya devam
etmesini ister.
Annan Planı masada durmaya devam etmektedir. Birleşmiş Milletler
Genel Sekreteri başarılı bir sonuç için gerekli olan siyasi
iradenin bulunduğunu gösteren sağlam bir neden olmadan yeni bir
adım atmayı önermeyeceğini duyurmuştu.
Bu çerçevede Komisyon ileriki herhangi bir çabayı desteklemeye
hazırdır. BM planı çerçevesinde kapsamlı bir çözüm için
güçlü desteğini defalarca belirtmiştir. Olası bir çözüm
sonrasında 2004-2006 dönemi içerisinde Kıbrısın kuzey
kısmına 206 Milyon Euroluk ek bir yardım öngörülmektedir.
23 Nisan 2003te BM ara bölgesine geçişler üzerindeki engeller
azaltılmıştır. Bu günden itibaren etkileyici sayıda
geçiş yaşanmıştır.
Kopenhag sonuçlarında diğerlerine ek olarak bir çözüm olmama
durumunda Konsey Komisyonu, Kıbrıs Hükümeti ile birlikte
çalışarak Kıbrısın kuzey kısmında ekonomik
kalkınma sağlanması ve Birliğe
yaklaştırılması konusunda yöntemler düşünmeye davet
eder maddesi yer almaktaydı.
Bu mesaj bu daveti yerine getirir ve aşağıdaki konularda
önlemler önerir;
§ maddi yardım
-ekonomik kalkınma, ve
-Kıbrısın kuzey kısmını ABye
yakınlaştırmak için önlemler
§ ticaretin teşviki.
Öngörülen yardım 2003 yılında verilmeye başlanacak.
AB bu paket aracılığı ile Kıbrıs Türk toplumuna
güçlü bir siyasi destek işareti veriyor.
1. Maddi Yardım
Bugüne kadar Kıbrısın kuzey kısmına AB yardımı
iki-taraflı Maddi- Protokoller (1978 1999 ) altında finanse edilen
iki toplumlu projeler çerçevesinde ve aşağıda belirtilen
Kıbrıs ve Malta için katılım öncesi düzenlemeler
altında yapılmıştır. Aşağıdaki
alanlardaki projeler finanse edilmiştir:
- Lefkoşa surlarının rehabilitasyonu çalışmaları
(Lefkoşa Master Planı 2. Maddi Protokol ve 2000den itibaren tüm
katılım öncesi programlarında yer almıştır,
Lefkoşanın temizliği ise 1., 2., ve 3. Maddi Protokollerde yer
almıştır),
- her iki toplumdan sendikaları bir araya getiren faaliyetler (2001
katılım-öncesi projesi),
- KOBİlere Ticaret odaları aracılığı ile
işletme desteği (2002 ve 2003 katılım-öncesi projeleri),
- sivil toplum programı.
Kıbrısın kuzey kısmına yardım sağlamak
amacı ile Birleşmiş Milletlerle yakın işbirliğine
girilmiştir. Yardım BM ve AT arasındaki 1999 anlaşması
çerçevesinde yürütülmektedir2. Birleşmiş Milletler Kalkınma
Programı (UNDP) bu projeleri Gelecek için Ortaklık
başlığı altında başarılı bir
şekilde yürütmüştür.
6.2. Ekonomik Kalkınma
Komisyon, 2003 için ek yardımı aşağıdakileri
desteklemek için kullanmayı planlamaktadır:
- kuzey kısmındaki büyük şehirlerin atık suyu, içme suyu,
kanalizasyon, veya arıtma konularındaki altyapı projeleri. Bu
projeler Lefkoşa Master Planı çerçevesinde edinilen tecrübe üzerine
kurulacaktır.
- KOBİlerin desteklenmesi için büyük projeler,
- siyasi bir çözüm sonrası AB yapısal politikalarına
katılım için hazırlık programları da içinde olmak
üzere Kıbrısın kuzey kısmının ABye entegrasyon
için hazırlanması amacı ile uygunluk çalışmaları
Bu inisiyatiflerin maliyeti yaklaşık olarak 9 Milyon Eurodur.
6.3. Kıbrısın kuzey kısmını ABye
yakınlaştırma
AB defalarca birleşik bir Kıbrısın Birliğe
katılımını tercih ettiğini belirtmiştir. 1
Mayıs 2004 öncesi yeni bir olasılık vardır.
Dolayısıyla, Kıbrıs Türk toplumu ABye
katılımının sonuçları ve özellikle de Müktesebat
konusunda bilgilendirilmelidir.
Aşağıdaki faaliyetler Komisyon tarafından önceki
yıllarda başarıyla düzenlenmiştir:
- adanın kuzey kısmında Müktesebat konusunda seminerler,
- hukuk uzmanlarının eğitimi,
- Ticaret Odaları ile görüşmeler,
- Kıbrıs Geneli Sendika Forumu ile toplantılar,
- Kıbrıs Avrupa Enstitüsü aracılığı ile AB
hakkında bilgi,
- Müktesebatın Türkçeye çevrilmesi,
Komisyon bu bilgilendirme faaliyetlerini 2003te de devam ettirmeyi ve önemli
ölçüde artırmayı planlamaktadır. Bu faaliyetler arasında:
- Komisyondan uzmanlar tarafından adada Müktesebat konusunda bilgilendirme
seminerleri,
- belirli grupların Komisyon tarafından organize edilmiş ve AB
konusunda bilgi verme amaçlı AB kurumlarını ziyaretleri,
- Kıbrıslı yetkililerle işbirliği içerisinde
Kıbrıslı Türklerin Topluluk programlarına
katılabilmelerinin teşvik edilmesi için yollar bulma,
- koşullar içerisinde Üye Devletlerle işbirliği,
- Sivil Toplum ve toplumsal ortaklıklara destek,
- Müktesebatın Türkçeye çevrilmesine devam edilmesi.
Bu inisiyatiflerin maaliyeti yaklaşık olarak 3 Milyon Eurodur.
6.4. Finansman
Harcamanın yasal düzenlemesi halen var olan katılım-öncesi
Kıbrıs ve Malta için 31 Aralık 2003e kadar geçerli yasa
olacaktır. (Konsey Yasası (AT) No 555/2000)
2004 öncesi kapsamlı bir çözüm bulunamaması durumunda Komisyon
ileride özel ve hedefli hareketlerin olmasını garanti edecektir.
2004te yardımın sürmesini destekleyici bir yasal temelin
oluşturulması için uygun bir öneri ileriki bir tarihte
sunulacaktır.
Proje önerilerini gösteren bir liste Ek 2de sunulmaktadır.
2. Ticaretin Teşviki
Avrupa Adalet Divanının 1994teki kararı sonrasında KKTC
yetkilileri tarafından verilen hareket sertifikaları
Kıbrıs ve AT arasındaki Birlik Anlaşması altında
kabul edilmemektedir3 Adanın defakto bölünmüşlüğü böylece
adanın kuzey kısmında üretilen veya bulunan ürünlerin Birlik
Anlaşması altındaki öncelikli gümrük muamelesinden yararlanmasını
önlemiştir.
Kıbrısın ABye katılımı öncesinde ve
Kıbrıs sorununa bir çözümü beklerken Kıbrısın kuzey
kısmında üretilen veya bulunan ürünlerin Birlik
Anlaşmasına uygun olarak Birliğe4 ihracatı
aşağıdaki şekilde yapılabilir Kıbrıs Türk
Ticaret Odasına Kıbrısın kuzey kısmında
üretilen veya bulunan ürünleri Birlik Anlaşmasının 8.
Maddesine5 uygun olarak hareket sertifikası verebilme yetkisi verilebilir.
Kıbrıs Türk Ticaret Odası bu sertifikaları vermeyi
ihracatcı adayının Odanın isteği üerine tüm gerekli
destekleyici bilgiyi sunmayı ve hesapları üzerinde herhangi bir
kontrolün yapılmasını ve ürünlerin üretimi aşamasında
ilgili yetkililerin gözetiminde denetim yapılmasını kabul etmesi
koşulu ile kabul edecektir.
Yukarıda belirtilenler sadece hareket sertifikası gerektiren ürünler
için geçerlidir. Diğer ürünler, örneğin tarım ürünleri, söz
konusu olduğunda ek sertifikalar (ör. phytosanitary) Topluluk
yasalarına uygun olarak ilgili yetkililer tarafından verilecektir.
Bitki Sağlığı-Zararlı Organizmalar üzerindeki AB
yasalarına uyma konusuna özellikle dikkat edilmesi gerekmektedir. Bu
konudaki temel direktif6, temel ihracat ürünleri olan narenciye ürünlerinin ve
patateslerin7 başlangıç noktalarının ve/veya üretim
noktasında igili zararlı organizmaların
olmadığının resmi beyanlarla bildirilmesini
gerektirmektedir.
Yukarıda belirtilen prosedürün düzenlenmesi amacı ile
AT-Kıbrıs Birlik Konseyi orijine eden ürünlerin tanımı ve
yönetiminde işbirliği metodlarını ieren Protokole ek olarak
bir karar alacaktır. Konsey ayrıca adanın kuzeyinde üretilen
veya burada bulunan ürünlerin AB pazarına öncelikli ulaşım
hakkından yararlanmak için olası başka koşulları da
belirleyecektir.
Kıbrısın ABye katılımı sonrasındaki
prosedür konusunda Katılım Anlaşmasının
Kıbrıs ile ilgili Protokolünün Madde 2 Paragraf 1 (AB Hukuğunun
etkin olduğu şartların tanımı) altında herhangi
bir düzenleme ileriki bir tarihte sunulacaktır.
EK 1
MADDİ BEYAN
6. BÜTÇE BAŞLIĞI: B7-041 Kıbrısa katılım
öncesi yardım
7. BAŞLIK: Komisyondan Konseye Kıbrısın kuzey
kısmının ekonomik kalkınması ve Birliğe
yakınlaştırılması üzerine mesaj
8. HUKUKSAL TEMEL: Konsey Yasaları N° 555/2000 13 Mart 2000
4. AMAÇLAR:
Temel amaç Aralık 2002deki Kopenhag Avrupa konseyinde almış
olduğu bir çözüm olmama durumunda Konsey Komisyonu, Kıbrıs
Hükümeti ile birlikte çalışarak Kıbrısın kuzey
kısmında ekonomik kalkınma sağlanması ve Birliğe
yaklaştırılması konusunda yöntemler düşünmeye davet
eder (Başkanlık sonuçları Paragraf 12) kararını
takiben Birlikten Kıbrıs Türk toplumuna güçlü bir siyasi destek
mesajı vermektir.
Komisyon Kıbrısın kuzey kısmına bir iyi niyet paketi
ile aşağıdaki alanlarda destek olmayı önermektedir:
§ maddi yardım
-ekonomik kalkınma, ve
-Kıbrısın kuzey kısmını ABye
yakınlaştırmak için önlemler
§ ticaretin teşviki.
· Bu mesajın spesifik amacı ise bu paketin sunulmasıdır.
MADDİ SONUÇLAR Bütçe yılı:2003
5.0 HARCAMA (Milyon Euro)
6. AT BÜTÇESİNDEN MASRAF
6.0 proje mevcut bütçenin ilgili kismindaki ödeneklerle finanse edilebilirmi?
Hayır
6.1. Proje mevcut bütçenin kısımları arasında düzenleme
yapılarak finanse edilebilir mi? Evet
6.2. Ek bir bütçe gerekli olacaak mi? Hayır
6.3. Gelecek bütçelerde ödenek ayrılması gerekecek mi? Hayır
GÖZLEMLER: 2003deki maddi yardım bütçede kısımlar arası
düzenleme ile kredileri kısım B0-40 ta yedek olarak girilmiş
Bütçe bölümü B7-660 kaynağı kullanılarak yapılacak.
EK 2
Kıbrısın kuzey kısmında 2003 yılı maddi
zarfında kullanılmak üzere düşünülen önlemler listesi
(Mayıs 2003)
1- Büyük şehirlerin altyapı projeleri (6 Milyon )
Kısa bir özet:kuzey kısmındaki büyük şehirlerin
altyapılarının geliştirilmesi, ve tarihsel
mirasının korunması, BM tarafından yönetilen Lefkoşa
Master Planı çerçevesinde edinilen tecrübe üzerine kurulacaktır.
Amaçlar: büyük şehirlerde altyapının geliştirilmesine
yardımcı olmak, mimari ve kültürel miraslarının
korunması, yerli inşaat şirketlerine ihale vererek yerel
ekonominin canlandırılması, ABnin görünülürlüğünün
artırılması ve dolayısıyla positif imajının
yayılmasının sağlanması, ve söz konusu bölgelerde
yaşayanların yaşama mekanlarının
güzelleştirilmesi.
Mağusa veya Girne gibi şehirler için de atık yönetimi, içme suyu
sistemleri yönetimi, veya rehabilitasyon çalışmlarını
içeren benzer faaliyet planları AB tarafından finanse edilen yapısal
kalkınma planlarının parçası olabilir.
2- KOBİlere işletme desteği (2 Milyon )
Kısa bir özet: Büyük plan ve teknik yardım.
Bu daha once katılım-öncesi kaynaklarla finanse edilen 2 iki-toplumlu
projenin devamı niteliğindedir.
Amaç Kıbrısın kuzey kısmındaki KOBİlerin
belirli servisler sunularak güçlendirilmesidir. (eğitim,
danışmanlık, küçük yardımlar).
Bu genel olarak işletme kalkınması ve müktesebat
konularındadır.
3- Uygunluk çalışmaları (1 Milyon )
Kısa bir özet: Adanın kuzey kısmının ekonomik
kalkınmasının sağlanması için birkaç tane uygunluk
çalışmasının bir an once yapılması gerekmektedir.
Bunlar bağımsız bir uzman tarafından 2002
yılında yapılmış olan ve kuzeydeki destek bekleyen
konuları belirleyen ilk çalışmanın devamı
niteliğinde olacaktır. (KIBRIS İÇİN UZLAŞTIRMA
PROGRAMI VE KIBRISIN KUZEY KISMININ KATILIMA HAZIRLANMASI ÇALIŞMASI),
Bunlar siyasi soruna çözüm halinde ve kuzeyin entegrasyonu konusunda acil
desteğe ihtiyaç olduğunda gerekli olacaklar.
4- Sivil Topluma destek (1.5 Milyon )
Kısa bir özet: Büyük plan .
Bu proje halen var olan ve bir sivil toplum örgütü tarafından yönetilen ve
iki toplum arasındaki bağları güçlendirmeyi amaçlayan projenin
devamı niteliğindedir.
Sivil toplumun, STÖlerine ve kuzeydeki diğer aktörlere sosyal
bağları güçlendirici ve Avrupa ailesine entegrasyonu sağlayan
küçük ölçekli projeler sunma imkanı verilerek desteklenmesi.
5- Sendikalara destek (0.5 Milyon )
Kısa bir özet: Büyük plan .
Var olan 2 iki toplumlu projenin geliştirilmesi.
Sendikaların Kıbrıs Geneli Sendika Forumu
aracılığı ile güçlendirilmesi.
Eğitim faaliyetleri, eğitim ziyaretleri, ortak faaliyetlerin
düzenlenmesine destek.
6- Müktesebat üzerinde seminerler (1 Milyon )
Kısa bir özet: Kıbrısın kuzey kısmı için
özelleştirilmiş bir iletişim planı çerçevesinde.
Katılım öncesi Kıbrısa yardım çerçevesinde
Kıbrısın iki toplumunu da içeren iletişim stratejisine
bağle olarak.
AT uzmanları, ve üniversite hocalarının katılımı
ile kıbrıs Türk ekonomik ve sivil toplum aktörlerine Müktesebatı
öğreten seminerler. Müktesebatın Türkçeye çevrilmesi
Uzman enstitülerin kullanılması.
Toplam: 12 Milyon
Cumhurbaşkanı
Denktaş dünkü İşte Denktaşın
başardıkları! manşetimize kızdı, Ruma
kulluk-kölelik ettiğimizi öne sürdü
DENKTAŞ KIZDI
Cumhurbaşkanı Denktaş dünkü İşte
Denktaşın başardıkları! manşetimize
kızdı, Ruma kulluk-kölelik ettiğimizi öne sürdü, bizle
kalmadı Türkiye basınını da yardımcılıkla
suçladı, eski söylemlerini devam ettirdi, heyetleri kabul etti ve
halkın %90ının müzakere edilmesini istediği Annan Planına
saldırarak kamufleli şekerli paket! benzetmesi yaptı
Cumhurbaşkanı Denktaş YeniDÜZENin dünkü manşetine
kızarak yine konuştu: Başardığımızı
Rum bile anlamaktadır. Ama bizimkiler Ruma kulluk-kölelik etmek için
herşeyi yapmaktadırlar Bir kabulü sırasında
Cumhurbaşkanı Denktaş yine basına saldırdı ve
yeni birşey söylemeyerek 1963-74 arasını anlattı,
Rumların Türk mallarını istimlak ettiğini, tapuları
üzerlerine geçirdiğini söyledi ve bizim Rumlardan
alacağımız 100 milyar dolar değil, 100 milyarlar
olduğu şeklinde konuştu
YeniDÜZENin dünkü manşeti İşte Denktaşın
Başardığı! Talep edilen tazminat: 100 milyar $ olunca
Cumhurbaşkanı Denktaş dünkü kabulleri sırasında yine
köpürdü! AB Komisyonunun Kıbrısla ilgili 2002 düzenli raporunda,
Türkiyeye karşı yapılan başvuruların
sayısının 2 bin 600e, istenen tazminatın ise 100 milyar
dolara ulaştığı görülüyor haberi Denktaşı
kızdırdı ve yine sağa sola saldırdı. Denktaş
başkalarının hep yanlış kendinin hep doğru olduğunu
savundu
Cumhurbaşkanı Denktaş, başka bir kabulü sırasında
Annan Planında Kıbrıs Türklerine kamufleli ve şekerli bir
pakete sarmak suretiyle azınlık hakları önerildiğini
belirterek, Egemenliğinizi tanıyamayız, devleti asla
tanımayız diyen Amerika, İngiltere ve diğerleri Annan Planı
ile sanki bu haklar veriliyormuş gibi hava yaratarak
halkımızı da ikiye böldüler. Anavatanda da bazı basın
mensupları ve köşe yazarlarının Kıbrıs AB
yolunda Türkiyenin önünde engeldir havasını işlemeleri de
bunlara yardımcı oldu, bizi sıkıştırmaya
çalıştılar dedi
YENI DUZEN 06/06/2003
AB paketi Ankarada hayal
kırıklığı yarattı
Gül, AB`nin KKTC`ye yönelik
açıkladığı ekonomik paketi değerlendiren Gül, Avrupa
Birliği`nin Kıbrıs`la ilgili tam paket henüz
açıklanmış değil diye konuştu
Gül,
AB`nin KKTC`ye yönelik açıkladığı ekonomik paketi
değerlendiren Gül, Avrupa Birliği`nin Kıbrıs`la ilgili tam
paket henüz açıklanmış değil diye konuştu
Serter,
paketin Kıbrıs sorununda gerçekten bir açılım olduğunu
ancak bu açılımın Türkler lehine değil Rumlar lehine
olduğunu belirtti
AB
Komisyonunun, yardım paketinde dolaşım belgeleri konusunda
sadece Ticaret Odasının yetkili kılınmasına Sanayi
Odasından tepki geldi
Türkiye Başbakanı Abdullah Gül Avrupa
Birliği Komisyonunun KKTC için hazırladığı paketi tam
olarak açıklamadığını kaydetti.
Gül, AB`nin KKTC`ye yönelik
açıkladığı ekonomik pakette Türkiye`nin beklentilerinin
karşılanıp karşılanmadığına
ilişkin bir soru üzerine, Avrupa Birliği`nin Kıbrıs`la
ilgili tam paket henüz açıklanmış değil diye konuştu.
AB Komisyonunun KKTCye yönelik
açıkladığı ekonomik paket, Ankarada hayal
kırıklığı yarattı.
Edinilen bilgiye göre, komisyonun, KKTCye mali
yardım ve ticaret kolaylığı getirmesini öngören paketi,
Türk tarafının başlattığı açılımlar
sonrasında beklenen havayı yansıtmıyor.
Paketin ticaret bölümünde yer alan, KKTCdeki Ticaret
Odasının, Türk kesiminde üretilen zirai olmayan mallar için
dolaşım belgesi verirken, uygun yetkililerin her türlü denetimi
yapabileceği ifadesi, Ankarada soru işaretleri yarattı.
Kaynaklar, Ankaranın uygun yetkililerin BM ya da
AB olmasından yana olduklarını belirtirken, paketin
reddedilemeyeceğini, önümüzdeki dönemde konuya ilişkin
görüşmelerin süreceğini kaydettiler.
SERTER:
EŞİTLİK VE ADALET İLKELERİNİ ÇİĞNEYEN
BİR YAKLAŞIM
Cumhuriyet Meclisi Başkanı Vehbi Zeki Serter,
Kıbrıs sorununun kökeninde Rum hegemonyasının
dayatılmak istenmesinin bulunduğunu ve AB paketinin de açıklanan
şekliyle bu hegemonyaya yardımcı olmakta olduğunu belirtti.
Vehbi Zeki Serter yaptığı yazılı
açıklamada Avrupa Birliği Komisyonunun KKTC için
hazırladığı önlemler paketini değerlendirdi.
Serter, Bu paketin hazırlanmasına Rum tarafının
katkı koyduğu ve tamamen Rum görüş ve tavsiyeleri çerçevesinde
hareket edildiği de zaten Rum kaynaklarınca
açıklanmıştır. Rum patenti taşıyan bir paketin Türklerin
hayırına olamayacağı kesindir dedi.
Vehbi
Zeki Serter, başta KKTC devleti olmak üzere bütün Türk demokratik
kurumlarını yok sayan bir zihniyetle hazırlanan paketin,
Kıbrıs Türk halkını gayrımeşru Rum devletine bir
azınlık olarak yamama düşüncesini bir kez daha somutlaştırdığını
vurguladı.
SANAYİ ODASINDAN KINAMA
Avrupa
Birliği Komisyonunun, 12 milyon Euroluk mali yardımı da
öngören KKTCye yönelik yardım paketinde dolaşım belgeleri
konusunda sadece Ticaret Odasının yetkili kılınmasına
Sanayi Odasından tepki geldi.
Sanayi
Odası Başkanı Salih Tunar yazılı
açıklamasında, AB dahil dünyanın her yerine ihraç edilen
tarım ürünleri dışındaki ürünlerin menşesinin Sanayi
Odası tarafından verildiğini belirtti. Bu durumun AB yetkilileri
tarafından bilinmesine ve Sanayi
Odasının Uluslararası Ticaret Odası ile Beynelminel
Ticaret Odasına üye olduğunu kanıtlayan belgeler iletilmesine
rağmen dışlandıklarını kaydeden Tunar, yanlı
davrandığı gerekçesiyle Avrupa Birliği Genişlemeden
Sorumlu Komiseri Günter Verheugeni
kınadı.
ÖZÇINAR VE ZAFERDEN 3
BELEDİYEYE AB YARDIMI KARARINA TEPKİ
Güzelyurt
Belediye Başkanı Mahmut Özçınar ve Lefke Belediye
Başkanı Mehmet Zafer, Avrupa Birliği Komisyonunun Lefkoşa,
Gazimağusa ve Girne belediyelerine ekonomik yardım kararına
tepki gösterdi.
Konuyla
ilgili düşüncelerini, Avrupa Komisyonu Başkanı Romano
Prodi,
komisyonun genişlemeden sorumlu üyesi Gunter Verhaugen ve Avrupa
Birliği Komisyonu Kıbrıs Delegasyonu Başkanı
Büyükelçi Adrian Van Der Meere birer mektup aracılığıyla
ileten Özçınar ve Zafer, yardımın dağıtım
şeklinin, Amsterdam anlaşmasında öngörülen Avrupa
Birliğindeki halkların dayanışması, ekonomik ve sosyal gelişiminin
yapılandırılması ilkesine
aykırı olduğunu vurguladı.
Özçınar
ve Zafer, Avrupa Birliğinin Lefkoşa, Gazimağusa ve Girne
belediyelerine finansal yardım yapacağı yönündeki haberlerin
kendilerini ciddi şekilde rahatsız ettiğini, bu durumun, yerel
yönetimlerin fırsat eşitliğini,
ekonomik ve sosyal dengelerini
bozacağını kaydettiler.
Lefkenin tek sorununun,
bölgede atıl duran ve büyük bir çevre kirliliğine yol açan bakır
madeni olmadığı, aynı zamanda en büyük işsizlik
oranına da sahip belediye konumunda bulunduğuna dikkat çekilen
açıklamada, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin en zengin
tarımsal arazi ve içme suyu kaynaklarına sahip olan Güzelyurt
bölgesinin de işsizlik sorunuyla karşı karşıya
bulunduğuna işaret edildi.
HALKIN SESI 06/06/2003
TÜRKİYE İÇİN KIBRIS SORUNU YİNE ÖNŞART
Ankaraya adadaki askerlerini çekmesi
çağrısında bulunulup, Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesinin Kıbrıslı Rum Loizidu ile ilgili
aldığı karara Türkiyenin uyması isteniyor
Türkiyenin
reformları sürdürmesi halinde 2004 yılında ABye tam üyelik
müzakerelerine başlayabileceği mesajı veriliyor.
Raporda, Kıbrısta çözüm Türkiyenin AB
perspektifinin ilerlemesi için vazgeçilmez koşuldur ifadesine yer veriliyor
216 lehte, 75 aleyhte ve 38 çekimser oyla kabul edilen
rapora, Türk hükümetinin reformlara kararlılıkla devam etmesi halinde
Türkiyenin 2004 yılının Aralık ayında üyelik
müzakerelerine başlayabileceği ifadesi son anda eklendi. Türkiyede
ordunun devlet ve toplum üzerinde önemli bir konuma sahip olduğu
görüşünün savunulduğu raporda, ordunun bu konumunun Türkiyede
demokratik ve çoğulcu bir sistemin gelişmesine engel
oluşturduğu öne sürülüyor.
Hıristiyan Demokrat parlamenter Arie Oostlander
tarafından hazırlanan raporda, AB uyum yasaları ve
demokratikleşme reformları memnuniyetle karşılanmakla
birlikte, bu reformların birçoğunun pratikte uygulanamıyor
olmasına işaret ediliyor. Pratikte uygulama olmadıkça da
Kopenhag siyasi kriterlerinin yerine getirilmiş
sayılamayacağı görüşü belirtiliyor.
Hıristiyan Demokrat parlamenterin raporunda,
Türkiyenin Müslüman nüfusunun AB tam üyeliğine bir engel
oluşturmadığının da altı çiziliyor.
ORDU-SİYASET İLİŞKİSİ ÖN
PLANDA
Avrupa Parlamentosu, diğer aday ülkeler için
olduğu gibi her yıl Türkiye için de bu tür raporlar
hazırlıyor. Yalnız bu yılki raporda ordu, siyaset
ilişkileri ve din özgürlüğü konularının ön plana
çıkmış olması dikkat çekiyor. Türkiyede ordunun devlet ve
toplum üzerinde önemli bir konuma sahip olduğu görüşünün
savunulduğu raporda, ordunun bu konumunun Türkiyenin demokratik ve
çoğulcu sistemi geliştirmesine engel oluşturduğu öne
sürülüyor.
MGK UZUN DÖNEMDE KALDIRILMALI
Raporda, devlet sistemindeki reform sürecinde Milli
Güvenlik Kurulunun (MGK) uzun dönemde kaldırılmasının
gerekebileceği, Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) ile Radyo ve Televizyon
Üst Kurulu (RTÜK) gibi kurumların
bağımsızlığı için, Türk Silahlı Kuvvetleri
(TSK) temsilcilerinin bu kurumlarda yer almaması gerektiği
görüşü savunuldu.
ASIL SORUN DEVLET YAPILANMASI
Avrupa Parlamentosunun kabul ettiği raporda, AB
yolunda asıl sorunun Türkiyedeki devlet yapılanması ve yönetimi
olduğu belirtiliyor. Türkiyedeki ulus devlet ve laik devlet
konseptlerinin, dışlama üzerine değil, hoşgörü kültürü
üzerine kurulması isteniyor.
YENİ ANAYASA ÇAĞRISI
Dinsel örgütler ise konusunda ise Türkiyenin
kendisini, üyesi olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin
tanımlarına uyarlaması talep ediliyor. Raporda ayrıca
Türkiyeye Avrupa standartlarında yeni bir anayasa hazırlaması
çağrısı da yapılıyor.
KIBRISTA
ÇÖZÜM AB İÇİN KOŞUL
Raporda, Kıbrıs konusunda sorumlu olarak Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti ve Ankara gösteriliyor. Kıbrısta çözüm Türkiyenin AB
perspektifinin ilerlemesi için vazgeçilmez koşuldur ifadesine yer
veriliyor ve Ankaraya adadaki askerlerini çekmesi çağrısında
bulunuluyor.
HALKIN SESI 06/06/2003
GÜVENLİK KONSEYİNDEN
ANNAN PLANINA DESTEK
GÖRÜŞ AYRILIĞI YOK: Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, Kıbrıs'taki BM Barış Gücü'nün görev süresinin 15 Aralık 2003 tarihine kadar uzatılmasını öngören raporunda ortaya koyduğu görüşlere, Güvenlik Konseyi üyelerinin sıcak baktığı ve konsey üyeleri arasında bu konuda herhangi bir görüş ayrılığı bulunmadığı bildirildi.
OYLAMA ÇARŞAMBA GÜNÜ: Konsey Başkanı Sergey Lavrov, toplantıdan sonra AA muhabirinin sorusu üzerine, 'Genel Sekreter Annan'ın değerlendirmelerini desteklediklerini, adada bulunan BM Barış Gücü UNFICYP'in görev süresinin uzatılmasıyla ilgili tasarısının zamanında oylanacağını' belirtti. Diplomatik kaynaklar, tasarının hazırlanmakta olduğunu ve oylamanın 11 Haziran Çarşamba günü yapılmasının beklendiğini söylediler.
KIBRIS 07/06/2003
Lord
Hannay:
Denktaş
geçmişte yaşıyor
İngiltere'nin eski Kıbrıs Özel Temsilcisi Lord David Hannay, BBC
Radyosu'nun Yunanca Yayın Bölümüne verdiği demeçte, AB'nin Kıbrıs'ın
kuzey kesimine ekonomik yardımlarını ret etmenin ardında
mantıki hiçbir neden bulunmadığını söyledi.
Lord David Hannay, Rauf Denktaş'ın AB'nin girişimine
karşı bir tavır almasını yorumlarken, 'maalesef
Sayın Denktaş geçmişte yaşıyor. Onun tarih saati
günümüzden çok önce durmuş. Bugün, Avrupa Birliği'nin kuzey
Kıbrıs'ın AB'ne daha fazla yaklaşmasına katkıda
bulunma çabalarına karşı herhangi bir mantıki argüman
bulunduğunu sanmıyorum. Bunda yanlış olan ne?' dedi.
Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne yakınlaşmaya
çalıştığını ifade eden Lord Hannay, 'Kuzey
Kıbrıs Avrupa Birliği'ne yaklaşmak istemeyen tek Avrupa
toprağı olmak mı istiyor ve niçin?' sorusunu sordu.
Kıbrıs'taki son gelişmelere de değinen Lord Hannay,
İngiliz hükümetinin BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın
Kıbrıs'ta çözümü hedefleyen müzakerelerin Annan Planı temelinde
yeniden başlayabilmesi için tarafların siyasi iradelerini
göstermeleri gerektiği yolundaki görüşlerini
paylaştığını belirtti.
Lord Hannay İngiltere'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi görevinden
istifasına ilişkin bir soruyu yanıtlarken, müzakerelerin geçen
Mart ayında kesilmesinden sonra bu görevinde yapacak bir şey
olmadığını hissetmesi üzerine bu görevi bırakmaya
karar verdiğini söyledi.
YENIDUZEN 07/06/2003
Cumhurbaşkanı
dün yaptığı açıklama ile seçimlerden korktuğunu
açıkça belli etti...
Denktaş
seçimlerden korkuyor!
Cumhurbaşkanı Denktaş
dün tarihi açıklamalarda bulundu; seçimlerden korktuğunu açıkça
belli etti...
Denktaş hemen hemen her konuda özellikle CTPyi hedef alarak konuştu,
konuştu, konuştu...
Devleti yok edecek insanlara oy verilemez diyen Denktaş Devletin
varlığını inkar eden insanlar devlete sahip çıkma
hakkına sahip değiller diyerek adeta seçim sürecine müdahale etti.
Annan Planı doğrultusunda bir anlaşma imzalaması için
muazzam bir baskı ile üzerlerine gelen, Annan Planı egemenliği
de veriyor, garanti de kalıyor, eşitliğe
saygılıdır diyerek, halkı kandırarak,
toplantılar yapan bir grup bulunduğunu ve bunların
Kıbrısın geleceğine talip olduklarını
açıkça söylediklerini belirten Cumhurbaşkanı Denktaş , bu
gurubun halktan oy istemesinin yanlış olduğunu ve halkın bu
yanlışa oy vermeyeceğini düşündüğünü söyledi.
Ankara Barosu tarafından Doğu Akdeniz Üniversitesinde düzenlenen
panelin açılış konuşmasını yapan
Cumhurbaşkanı Denktaş, seçimlerde idarelerin
değişebileceğini, ancak yönetimin devleti yok edecek insanlara
verilemeyeceğini de söyledi.
Konuşmasında çoğunluğu hukuk öğrencisi gençlere de
seslenen Cumhurbaşkanı Denktaş, Haklı davanızı
savunurken uzlaşmazlıkla, bilgisizlikle, aymazlıkla
suçlanacaksınız. Üzerinize gelecekler, yalnız kalmanız,
sinmeniz, ürkmeniz için uğraşacaklar. Etrafınızdakileri de
yanlarına çekecek metodlar çok. İnanıyorsanız tüm bunlara
direnirsiniz diye konuştu.
Uzun bir mücadele sonunda Türkiye ile birlikte kurulan KKTCyi müdafaa etmenin
namus borcu olduğunu da söyleyen Denktaş, konuşmasını
şu ifadelerle tamamladı:
İdareyi beğenmiyorsan değiştirirsin. Seçimler var. Ama
idareyi devleti yok edecek insanlara veremezsin. O zaman başka şeyler
olur. Devletin varlığını inkar eden insanlar devlete sahip
çıkma hakkına sahip değiller. Atatürk Türkiye Cumhuriyetini
gençlere emanet etti, biz de gençlere ve halka güveniyoruz. KKTC
korunacaktır...
Doğu Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Turgut
Turhan da konuşmasında, 1960 Kıbrıs Cumhuriyetinin
temelini oluşturan Zürih ve Londra anlaşmalarının
Kıbrıs konusuyla ilgili irdelemelerde odak noktası olduğunu
belirtti.
Uzlaşmazlıklara doğru açılımlar getirilmesi için bu
anlaşmaların iyi irdelenmesi gereğini vurgulayan Prof. Turhan,
dünya ülkelerinin Adaya ilgisinin stratejik önemden kaynaklandığını
da vurguladı.
DENKTAŞA GÖRE HALKTAN OY İSTEMEK YANLIŞ
Annan Planı doğrultusunda bir anlaşma imzalaması için
muazzam bir baskı ile üzerlerine gelen, Annan Planı egemenliği
de veriyor, garanti de kalıyor, eşitliğe
saygılıdır diyerek, halkı kandırarak,
toplantılar yapan bir grup bulunduğunu ve bunların
Kıbrısın geleceğine talip olduklarını
açıkça söylediklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Denktaş,
Kıbrıs Türkü büyük bir çoğunlukla bunlara gereken cevabı
yaptığı mitinglerle verdi dedi.
Denktaş, devlete sahip çıkma, Türkiye ile birlikte siyaset gütme,
garantiye dokundurmama, iki kesimliliği hayatları gibi koruma gibi
ilkeleri savunmamaları halinde, bu gurubun halktan oy istemesinin
yanlış olduğunu ve halkın bu yanlışa oy
vermeyeceğini düşündüğünü söyledi.
Cumhurbaşkanı denktaş, halkın devletin ortadan
kaldırılmasına boyun eğmeyeceğini
düşündüğünü de kaydetti.
AB PAKETİNİ KABUL ETMİYORMUŞ...
ABın Kıbrıslı Türklere yönelik olarak
açıkladığı önlemler paketi ve paranın verilme
amacının sorulması üzerine de Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş, Paranın verildiği zamana ve şekle
bakınız. Kime verildiğine de bakınız..Kuzu
sarması gibi bugüne kadar iç içe oldukları ve aleyhimize yürüttükleri
ne varsa onlara veriyorlar..dedi.
KKTCde 20den fazla belediye bulunduğunu, diğer belediyeler biz de
varız diye bağırırken, 3 belediyeye para verilmesinin
hiçbir kılıfa sığdırılamayacağını
belirten Denktaş, eski eserlerin bahane edilmeye çalışıldığını
ancak eski eserin heryerde bulunduğunu buna en güzel örneğin de Lefke
olduğunu söyledi.
Büyük bir ayıp
yaptılar diyen Rauf Denktaş, AB temsilcisinin paketin ya olduğu
gibi kabul edileceğini yada reddedileceğini ifade ettiğini
kaydederek, Paketi olduğu şekliyle eğer değiştirmezlerse
kabul edemiyoruz dedi.
Denktaş, Buna rağmen parayı paketin içinden çıkarıp
dostlarına verirlerse, o zaman hangi maksatla verdikleri daha da
açıklanmış olacak şeklinde konuştu.
AMERİKAN VE İNGİLİZ BÜYÜKELÇİSİ
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş başka bir soru üzerine, uzun
zamandır Amerikan ve İngiliz Büyükelçileriyle temasları
olmadığını ve kendisini yemeğe davet ettiklerini
belirterek, Bir dargınlık küslük içindeydiler galiba. Onu
yumuşatmak için olacak Amerikan sefiri de İngiliz sefiri de beni ayrı
ayrı yemeğe davet ettiler.. dedi.
Paket ve pakete niçin razı olmadıklarını kendisine
anlattıklarını kaydeden Denktaş, Bu bizi Ruma teslim
ediyor. Rumu meşru hükümet olarak kabul etmemizi sağlayan bir
pakettir. Eğer biz böyle bir şeyi 1963de 1964de kabul etmiş
olsaydık ambargo altında yaşamazdık. Azınlık
olarak dayanabildiğimiz kadar dayanırdık. Dolayısıyla
bunun kabul edilmez tarafı var..şeklinde konuştu.
Amerikanın siyasetinin değişmediğini de ifade eden
Denktaş, bu siyasetin Annan Planını desteklemek olduğunu,
burada yolların ayrılmakta olduğunu söyledi.
MASADAN KAÇMAMA TAKTİĞİ
Türkiye hükümetinin politikası konusundaki bir başka soruya
karşılık da Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Bugüne
kadar aynı strateji devam ediyor. Değişen bir şey yok.
Milli davanın milli ilkeleri TBMM tarafından MGK tarafından
birçok kez tayin edildi. Bunun dışına çıkma yoktur dedi.
Aman görüşme masasından kaçmayalım taktiğinin Türk
tarafının aleyhine işlediğine
inandığını da söyleyen Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş, dünyanın meşru Kıbrıs olarak gördüğü ve
kabul ettiği Rum idaresinin dünyaya meşru Kıbrıs Hükümeti
azınlıkla konuşuyor. Merak etmeyin imajını
verdiğini, bu nedenle dünyanın Türk tarafının ne
istediğini anlayamadığını vurguladı.
Azınlığa verilen bu kadar hak varken
azınlığın niye kabul etemdiğinin
anlaşılamadığını ifade eden Denktaş
şöyle devam etti:
Biz azınlık değiliz, biz kurucu ortağız..Bu
ortaklığı Rum Cumhuriyetine dönüştürmek için savaş
açılmıştır ve biz buna boyun eğmedik diye hikayemizi
söylüyoruz ama masa başında oturmamız Bunlar nasıl olsa
anlaşacaklar, KKTCyi tanımak ona statü vermek gerekmez
noktasında diğer ülkeleri durdurdu. Hatta dost ülkeleri bile.
Dolayısıyla bir noktada masaya oturabilmek için şartları
açıkça ortaya koymanın, ve bu şartlar kabul edilmedikçe masaya
oturmamanın da bir görüşme takdiği olduğunu kabul etmemiz
lazım..
TAKVİMLE SINIRLANMA
Kıbrıs Türkünün bugün daha olumlu bir duruma geldiğini ancak
kendini takvimlerle, tarihlerle kısıtlaması halinde
yanlış yapılmış olacağını vurgulayan
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Aman Kıbrısı
alıyorlar diye bizi Mayıs 2004 takvimine
sıkıştırarak bir netice beklenmesi yanlış olur.
Bizim takvimimiz Türkiyenin ABa alınma kararının
çıktığı takvime kadar uzamalıdır dedi.
Bunun nededini, Kıbrıs Türkünün Türkiyesiz bir ABa
alınmasının mümkün olmadığı şeklinde
açıklayan Denktaş, Aksi takdirde Türkiyenin 1960
Anlaşmalarında elde ettiği en önemli hakkı, Türk-Yunan
dengesini korumak, Yunanistana Kıbrıs üzerinde daha fazla hak tanımamak
kendi imzamızla ortadan kaldırmış ve Rumların bu
hakkı yok etmek için başlattıkları 40 yıllık
mücadelede kendilerine yardımcı olmuş oluruz. Bunu yapacak da
içimizde bir insan yoktur diye düşünüyorum şeklinde konuştu.
YENIDUZEN 07/06/2003
CTPDEN TARİHİ FEDAKARLIK
İş ve güçbirliği için partinin tüzüğü ve amblemi
değiştirilecek... Talat: Bizim dışımızdakilerle
de iş ve güçbirliği için gerekli tüm çabayı ve özveriyi
göstereceğiz... İş ve güçbirliğinin yolu düz mantıkla bir
hülle partisi altında güya birleşir gibi yaparak örgütlerimizin
gücünü dağıtmaktan geçmemektedir... Seçimlerde Çözüm ve AB isteyenler
çoğunluğu sağlayacak...
Partimiz tek başına hükümet kurma gücüne ulaşsa da ortak
hükümet arayışına öncelik verecektir... Seçim sonrasında
ortaya çıkacak, Barış, Çözüm ve AB yanlısı meclis
çoğunluğu ile bu hedefe uygun görüşmeci heyeti ve prosedürü
belirlenecek, Cumhurbaşkanının Anayasal görevleri çerçevesinde
faaliyet göstermesi sağlanacaktır...
Yeni DÜZEN- (Haber Merkezi)
CTP, Aralık ayında yapılacak milletvekilliği seçimleriyle
ilgili kararını verdi. Seçime, herhangi bir hülle partisiyle
değil, CTP-Çözüm ve AB İçin Birlik ittifakıyla girilmesini
kararlaştıran CTP, parti çatısı dışında,
barış, çözüm ve AB yönünde aktif olarak mücadele eden sivil toplum
örgütlerindeki kadrolara ve aydın kişilere seçim listelerini açacak,
iş ve güç birliği için partinin tüzüğünü ve amblemini
değiştirecek.
CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, CTP çatısı altında
oluşturulacak güç birliği yanında, kendileri
dışında barış, çözüm ve AB ortak hedefiyle seçime
katılacak diğer siyasi partilerle de ilkeli, düzeyli, iş ve güç
birliği için gerekli her türlü çabayı ve özveriyi göstereceklerini
belirtti. Talat, Aralık seçimlerinde çözüm ve AB isteyenlerin mecliste
kesinlikle çoğunluğu sağlayacaklarına
inandığını söyledi.
DİLERLERSE BAĞIMSIZ STATÜDE
Güç birliğinin, ilkesel, ortak hedefler ile program ve söylem birliği
çerçevesinde gerçekleşmesi gerektiğine inandıklarını
söyleyen Talat, bu çerçevede CTP olarak, seçime sadece kendi programları
ve kadrolarıyla katılmaktan kaçınma kararı
aldıklarını kaydetti.
Talat, CTPnin örgütlü gücünü, siyasal deneyimlere dayalı birikimini ve
tüm olanaklarını, kendileriyle birlikte siyasal mücadeleye
katılma arzu ve kararlılığını gösterecek tüm
sivil toplum örgütleriyle ilerici kesimler ve aydınlara açarak,
onların bilgi, deneyim, birikim ve mücadele güçlerini kendileriyle
birleştirmek üzere bir güç birliğine gitmeye karar verdiklerini
belirtti.
Sivil toplum örgütleri ve diğer güçlerle görüşeceklerini ve ona göre
adım atacaklarını anlatan Talat, aday olmak isteyenlere CTP
listelerinin dilerlerse bağımsız statüde olmak kaydıyla
da açılacağını ifade etti.
BİRKLİKTE HÜKÜMET
Talat, kendileri dışında barış, çözüm ve AB ortak
hedefiyle seçime katılacak diğer siyasi partilerle seçim öncesi ve
sonrasını da kapsayacak şekilde protokoller yapmayı da
öngördüklerini bildirerek, seçimlerde halkın 'CTP-Çözüm ve AB İçin
Birlik' ittifakına tek başına hükümet kurmak için gerekli
çoğunluğu verse dahi, hedef birliği olan tüm güçlerle birlikte
hükümet kurmaya öncelik verme kararlı1ığında
olduklarını da açıkladı.
SORULARA YANITLAR
CTP Genel Başkanı Talat, bugünkü basın toplantısında
soruları da yanıtladı. Talat, bir soruyu yanıtlarken,
partiden ve parti dışından belirlenecek milletvekili aday
sayılarının yapılacak istişarelerle
netleşeceğini, gelişecek şartlara göre CTP Parti
Meclisinin gerekli kararları alacağını söyledi.
Başka bir soruya karşılık diğer sol partilere
çağrı yapmayı etik olarak uygun bulmadıklarını,
çünkü kimseyi üstün veya küçük görmediklerini, kapılarının
herkese açık olduğunu kaydeden Talat, kendilerinin
pozisyonlarını ortaya koyduklarını, hülle parti
dışında iş ve güç birliğine hazır
olduklarını ifade etti.
CTPyle seçime girecek ittifakın isminin görüşmelerle
belirleneceğini dile getiren Talat, vardıkları
kararlarının örgütlerle temaslarının ardından
alındığını belirtti.
Talat, CTPnin seçime tek başına girmeyeceğini, solda birlik
ifadesinin de yanlış olduğunu, çözüm için meydanları
dolduran 10 binlerce insanın solda birleşmesinin zaten beklenmemesi
gerektiğini söyledi. TC kökenlilere adaylık teklifiniz olacak
mı sorusu üzerine ise Talat, bu yönde tabii ki tekliflerde bulunacaklarını,
ancak henüz isim bulunmadığını belirtti.
Talat, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşla ilgili bir soruya
karşılık ise, artık Denktaşın
sıkıntılarıyla uğraşacak zamanlarının
bulunmadığını ifade etti. (HAK/can)
CTPnin seçime yönelik kararı, Genel Başkan Talat tarafından dün
düzenlenen basın toplantısında açıklandı. Parti
merkezinde saat 11.00de yer alan ve parti yetkililerinin de hazır
bulunduğu basın toplantısında, CTPnin seçime yönelik proje
ve hedefleri halka duyuruldu. Talatın basın
toplantısının tam metni ise şöyle:
İşte tam metin
Cumhurbaşkanı Denktaş ile UBP-DP Hükümetinin sorumsuz, bencil,
yanlış ve çağdışı ideolojilerine dayalı
politikalarını inatla sürdürmeleri sonucunda Kıbrıs Türkünü
büyük bir bozguna ve batağa sürüklemekte olduklarını artık
sadece görmeye değil, yaşamaya da başlamış
bulunmaktayız. Kıbrıs Türk halkı, Kıbrıs
sorununda ve ekonomide bu anlayışın yarattığı
büyük yıkımlardan sonra yeni tehditlerle de yüz yüze gelmektedir.
Buna karşılık barış, çözüm ve AB için, birçok sivil
toplum örgütü ve ilerici siyasal örgütün öncülüğünde büyük bir halk
iradesi ortaya çıkmıştır. Bu halk iradesi ülkemizde ve tüm
dünyada saygı duyulan ve dikkate alınan bir inisiyatif
oluşturmuştur.
Kıbrıs Türk halkının barış, çözüm ve AB iradesini
inisiyatife dönüştüren örgütlerin bunu yapılacak seçimlerle Meclise
de yansıtma görevi vardır. Bu amaçla birlikte hareket etme ve iş
ve güç birliği yapma ödevi ile karşı karşıyayız.
Bunun yolu da düz mantıkla ve bir hülle partisi altında güya birleşir
gibi yaparak örgütlerimizin gücünü dağıtmaktan geçmemektedir. Mevcut
partileri birbirlerine yapıştırarak, karar organları ve
örgüt mekanizması çalışan bir yapı
kurulamayacağını yaşadığımız birkaç
yıllık pratik içerisinde ve geçmişte de 1990 genel seçimlerinde,
çok çarpıcı bir şekilde, gördük.
Ancak tüm bunlar, barış, çözüm ve AB ortak hedefini benimseyen
partilerin Mecliste ezici çoğunluğu sağlayacak bir
başarıya ulaşmalarını zayıflatacak şekilde
bir zıtlaşmayı da gerektirmemektedir. Partilerin kendi organ ve
örgütlerini ortak hedef doğrultusunda hareketlendirerek, küçük hesaplarla
birbirleriyle uğraşmayacakları bir süreç sonunda,
barış, çözüm ve AB hedeflerini ön planda tutan
halkımızın Mecliste hak ettiği ezici çoğunluğu
kazanmasını sağlayacağı açıktır.
Genelde iyi niyetli ve samimi olan güç birliği özlemlerini doğru
formüle ederek, halkımızın iradesini en güçlü şekilde
Meclise yansıtma görevi hepimizindir ve herkesin üzerine düşeni en
iyi şekilde yapacağına inanıyoruz. Bu güç birliğinin,
ilkesel, ortak hedefler ile program ve söylem birliği çerçevesinde gerçekleşmesi
gerektiğine inanıyoruz ve bu yönde her türlü katkıyı
koymaya hazırız.
Cumhuriyetçi Türk Partisi, içinde bulunduğumuz sürece büyük önem vererek
çalışmakta ve halkımızın hak ettiği
başarı için kadrolarını ve örgütünü bu kritik göreve
hazırlamaktadır. Sivil toplum örgütleri ile bu örgütlerde her
şeyini ortaya koyarak mücadeleye katılanlara çabalarını
siyasi platforma taşıyabilmeleri için bu döneme özgü bir gereklilik
olarak, siyasi bağlayıcılığı olmayan olanaklar
sağlamanın açılımlarını getirme çabası
içerisindeyiz.
CTP olarak bu çerçevede, barış ve çözümü hedefleyen tüm toplumsal
güçlerin işbirliği ve güç birliği içinde hareket etmesini
savunurken ve tam da bundan dolayı bu seçimlere sadece kendi
programımız ve kadrolarımız ile katılmaktan
kaçınma kararı almış bulunmaktayız. Partimizin örgütlü
gücünü, siyasal deneyimlere dayalı birikimini ve tüm
olanaklarını, bizimle birlikte siyasal mücadeleye katılma arzu
ve kararlılığını gösterecek tüm sivil toplum örgütleri
ile ilerici kesimler ve aydınlara açarak, onların bilgi, deneyim,
birikim ve mücadele güçlerini bizimkilerle birleştirmek üzere bir güç
birliğine gitmeye karar vermiş bulunmaktayız.
Bu güç birliği modelini CTP önce kendi tabanında
tartışmış ve tüm kitlesi ile bunu
paylaşmıştır. Yüzlerce parti üyesinin
katıldığı kitle toplantılarında bu konular
görüşülerek kararlaştırılmış ve sivil toplum
örgütleri ile de bu güç birliği projemizi görüşerek onlara
açıklamış bulunmaktayız.
Bu basın toplantısını da, 2003 sonu seçimleri için CTPnin
öngördüğü projeyi halkımızla paylaşmak için düzenliyoruz.
CTP bu dönemin özelliğinin ve öneminin bir gereği olarak, CTP- ÇÖZÜM
VE AB İÇİN BİRLİK yaklaşımıyla ve parti
ambleminin de bunu sembolize edecek bir tasarımıyla bu seçime girme
kararı almış bulunmaktadır. Seçim listemizi
oluşturacak kadrolarla birlikte isim ve amblemimiz de güç birliği
projemiz çerçevesinde şekillenecektir.
Parti Tüzüğümüzde de buna yönelik gerekli düzenlemeler önümüzdeki günlerde
gerçekleştirilecektir. Tüzükte yapılacak değişiklikle,
kontenjan adaylığı sayı ve sıra tespitini Parti
Meclisimizin inisiyatifine veriyoruz. Bu şekilde, parti çatımız
dışında barış, çözüm ve AB yönünde aktif olarak
mücadele eden sivil toplum örgütlerindeki kadrolara ve aydın
kişilikleri ile bu mücadelede aktif rol alanlara, dilerlerse
bağımsız statüde olmak kaydıyla da partimizin seçim
listelerini açmış olacağız.
Parti çatımız altında oluşturacağımız bu güç
birliği yanında, bizim dışımızda barış,
çözüm ve AB ortak hedefi ile seçime katılacak diğer siyasal
partilerle de ilkeli, düzeyli ve kapsam ve şeklini
karşılıklı görüşerek belirleyeceğimiz tüm
konularda iş ve güç birliği için gerekli her türlü çabayı ve
özveriyi de göstereceğiz. Bunun için seçim öncesi ve sonrasını
da kapsayacak şekilde protokoller yapmayı da öngörüyoruz.
Bu seçimlerde halkımız CTP-Çözüm ve AB İçin Birlik
ittifakına tek başına hükümet kurmak için gerekli
çoğunluğu verse dahi, hedef birliği olan tüm güçlerle birlikte
hükümet kurmaya öncelik verme kararlılığındayız.
Seçim sonrası ortaya çıkacak çoğunluğun desteğinde,
Annan Planı zemininde görüşmeleri başlatmak ve sonuca
ulaşmak için gerekli önlemler alınacak ve 1 Mayıs 2004ten önce,
Kıbrıs Türk halkının çıkarlarını en üst
düzeyde sağlama bağlayacak bir çözüme ulaşılabilmesi için
gereken tüm çabalar ortaya konacaktır.
Gerek siyasi düzeyde, gerekse teknik ve bürokratik düzeylerde, özellikle çözüm
ve ABye girişin gerektirdiği iyi yetişmiş kadrolara bu
dönem büyük bir gereksinim vardır. Bunların belirlenip
hazırlanması ise en acil görevimizdir. Unutulmamalıdır ki
Aralıkta oluşacak Meclis ve Hükümet, Kıbrıs sorununu
çözmek yanında Kıbrıs Türkünü ABye de
taşıyacaktır. Cumhuriyetçi Türk Partisinin, önümüzdeki döneme
yönelik ana hedefleri ve çalışma programıyla ilgili olarak,
kısa bir süre içerisinde organlarında son şeklini vereceği
hususları da açıklamak istiyoruz:
Hedeflerimiz:
1. Kıbrıs sorununa, Annan Planı zemininde ve Annan
Planı'nda da öngörüldüğü çerçevede, siyasi eşitlik temelinde ve
Türkiye'nin garantörlüğünde bir siyasi çözümü sağlamak.
2. Kıbrıs Türk Kurucu Devleti statüsü ile Birleşik
Kıbrıs Cumhuriyeti çatısı altında ABye girmek ve buna
yönelik olarak, Kopenhag ve Maastricht kriterlerinin öngördüğü siyasi,
demokratik, ekonomik ve mali yapılanmayı sağlamak.
3. Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumlar arasında
karşılıklı saygı ve anlayış zeminindeki
toplumlararası ilişkilerin sağlayacağı
çağdaş ortamda barışı kurmak, korumak, yaşatmak
ve geliştirmek.
4. Türkiye ile düzeyli ve karşılıklı yarar ve saygıya
dayalı ilişki yapısını kurmak ve
Kıbrıslı Türklerin Türkiye ile uyumlu
çıkarlarının ön planda olacağı bir politikanın
oluşmasını sağlamak.
5. Ulaşılacak çözümün demokratik bir referandumla halk
tarafından onayının ve kurulacak yeni ortaklık devleti ile
kurucu devlete dönüşecek mevcut devletin organlarının
oluşmasına yönelik seçimlerin demokratik bir ortam içerisinde
yapılmasını sağlamak.
6. Kıbrıs Türk halkının ekonomide acil gereksinimi ve
arzusu olan ve Maastricht Kriterlerine uyumun da ilk adımı olarak
ekonomik, mali ve parasal istikrarı sağlayacak düzenlemeleri ve
değişiklikleri hayata geçirmek.
Çalışma Programımız:
1. Bugünkü siyasi yapılanma toplumsal iradeyi temsil gücünü
yitirmiştir. Toplumsal iradeyi yansıtacak bir siyasal yeniden
yapılanmanın Kuzey Kıbrısta egemen olmasına yönelik
demokratik mücadeleyi en üst düzeye çıkararak mümkün olan en kısa
sürede erken seçime gidilmesi sağlanacaktır. Bu seçimde, CTP'nin
örgütlü gücünün, deneyiminin, disiplininin ve tüm olanaklarının en
etkin biçimde ortaya konması esas alınacaktır.
2. Yapılacak seçimde, barış, çözüm ve AB için büyük katkıda
bulunan kişi ve sivil toplum örgütlerinin siyasi platformda da
katkılarını sürdürmelerine fırsat vermeye yönelik olarak
aday listelerinde bu kişilere, istemeleri halinde bağımsız
adaylar olarak da ifade edilebilecekleri şekilde, geniş oranda yer
verilecektir. Bu çerçevede seçimlere CTP-ÇÖZÜM VE AB İÇİN
BİRLİK oluşumu ve parti ambleminin bu ittifakı temsil
edecek tasarımıyla girilecektir. Bu yaklaşım demokratik ve
katılımcı şekillenmelere açıktır.
3. Barış, çözüm ve AB yönünde bizimle ortak hedeflerle seçime
katılacak siyasi partilerle ilkeli, düzeyli ve kapsam ve şeklini
karşılıklı görüşerek birlikte belirleyeceğimiz
tüm konularda iş ve güç birliği yapılacaktır. Hedef
birliğimiz olan siyasi partilerle seçim süresince polemik ve
yıpratıcı rekabete rağbet edilmeyecek; barış,
çözüm ve AB karşıtı siyasi partilere karşı ise güçlü
bir siyasal mücadele verilecektir.
4. Seçim sonrasında, barış, çözüm ve AB için olumlu tavır
almış ve Mecliste temsil yetkisi kazanan siyasi partilerle, asgari
müştereklerimizi oluşturan hedef ve politikalar çerçevesinde ortak
bir hükümet kurulacaktır. Partimiz tek başına hükümet kurma
gücüne ulaşsa da bu ortak hükümet arayışına öncelik
verilecektir.
5. Seçim sonrasında ortaya çıkacak, barış, çözüm ve AB
yanlısı meclis çoğunluğu ile bu hedefe uygun görüşmeci
heyeti ve prosedürü belirlenecek, Cumhurbaşkanının Anayasal
görevleri çerçevesinde faaliyet göstermesi sağlanacaktır.
6. Annan Planı zemininde yapılacak müzakerelerle, Kıbrıs
Türk halkının hak ve çıkarlarını koruyan,
Kıbrıstaki iki toplum açısından dengeli,
çalışabilir ve yaşayabilir bir anlaşmanın
imzalanması gözetilecektir.
7. Çözümle birlikte ve çözümün öngöreceği Kıbrıstaki yeni ortak
devlet yapılanmasının ve ABye girişin gerektireceği
referandum ve ortaklık devleti ile kurucu devlet organlarının ve
Kıbrıslı Türklerin Avrupa Parlamentosundaki temsilcilerinin
seçimleri, zamanında ve demokratik bir ortam içerisinde
gerçekleştirilecektir.
8. Oluşan yeni Meclisin AB uyum yasaları ile ilgili hızlı bir
çalışma temposuna girmesi esas olacak ve çözümle birlikte kurucu
devlet konumuna gelecek olan bugünkü devlet yapılanmamızın
Kopenhag ve Maastricht kriterlerine uyumuna yönelik bir yeniden yapılanma
için gerekli tüm unsurların hayata geçirilmesi yönünde gerekli icraatlar
gerçekleştirilecektir.
9. Yanlış siyasi, ekonomik ve sosyal politikaların verdiği
zararların süratle giderilerek, Kıbrıslı Türklerin
demokratik, ekonomik ve sosyal kalkınmasının önünü açacak
programların uygulanması için Türkiye, AB ve uluslararası
kuruluşlar ve ülkelerle işbirliği ve yardım sağlamaya
yönelik girişimler, çözüm çabalarıyla birlikte yürütülecektir.
İktidar yetkisinin kullanılacağı ilk icraat, ekonomik, mali
ve parasal istikrarı sağlayacak düzenlemeleri ve
değişiklikleri yapmak ve AB ile uyum
çalışmalarını başlatmak olacaktır.
10. Şovenizmin ve fanatizmin her iki topluma verdiği zararlardan ders
alınarak bunları tarihe gömecek değişiklikleri her iki
tarafta da hayata geçirmekte ciddi çaba ortaya koymaya, her zaman ve her
şart altında devam edilecektir.
Sorulara yanıtlar
CTP Genel Başkanı Talat, dünkü basın toplantısında
soruları da yanıtladı. Talat, bir soruyu yanıtlarken,
partiden ve parti dışından belirlenecek milletvekili aday
sayılarının yapılacak istişarelerle
netleşeceğini, gelişecek şartlara göre CTP Parti
Meclisinin gerekli kararları alacağını söyledi.
Başka bir soruya karşılık diğer sol partilere
çağrı yapmayı etik olarak uygun bulmadıklarını,
çünkü kimseyi üstün veya küçük görmediklerini, kapılarının
herkese açık olduğunu kaydeden Talat, kendilerinin
pozisyonlarını ortaya koyduklarını, hülle parti
dışında iş ve güç birliğine hazır
olduklarını ifade etti.
CTPyle seçime girecek ittifakın isminin görüşmelerle
belirleneceğini dile getiren Talat, vardıkları
kararlarının örgütlerle temaslarının ardından
alındığını belirtti.
Talat, CTPnin seçime tek başına girmeyeceğini, solda birlik
ifadesinin de yanlış olduğunu, çözüm için meydanları
dolduran 10 binlerce insanın solda birleşmesinin zaten beklenmemesi
gerektiğini söyledi.
TC kökenlilere adaylık teklifiniz olacak mı sorusu üzerine ise
Talat, bu yönde tabii ki tekliflerde bulunacaklarını, ancak henüz
isim bulunmadığını belirtti. Talat, Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaşın dünkü açıklamalarıyla ilgili bir soruya
karşılık ise, artık Denktaşın
sıkıntılarıyla uğraşacak zamanlarının
bulunmadığını ifade etti.
YENIDUZEN 07/06/2003
MASADAN KAÇMAMA TAKTİĞİ ALEYHİMİZEYDİ
|
Mayıs 2004 takvimine
sıkıştırılmamız yanlış olur..Bizim
takvimimiz Türkiyenin ABye alınma kararının
çıktığı takvime uzamalı.. Kıbrıslı
Türklerin alacağı Rumların 2-3 misli. Artık
müdaafada kalmanın
dışına çıkıp, Kıbrıslı Türklerin
hakları mahkemelerde aranacak.. Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş, Aman görüşme masasından kaçmayalım
taktiğinin Türk tarafının aleyhine işlediğine
inandığını belirterek, bunun meşru Kıbrıs
hükümeti olarak görülen Rum idaresinin dünyaya meşru Kıbrıs
Hükümeti azınlıkla konuşuyor. Merak etmeyin imajını
vermesine, bu nedenle dünyanın Türk tarafının ne
istediğini anlamamasına neden olduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanı
Denktaş, Bir noktada masaya oturabilmek için şartları
açıkça ortaya koymanın, ve bu şartlar kabul edilmedikçe masaya
oturmamanın da bir görüşme takdiği olduğunu kabul etmemiz
lazım.. dedi. Kıbrıs Türkünün Aman
Kıbrısı alıyorlar diye kendini Mayıs 2004
takvimine sıkıştırarak bir netice beklemesinin
yanlış olacağını da kaydeden Denktaş, Bizim
takvimimiz Türkiyenin ABa alınma kararının çıktığı
takvime kadar uzamalıdır şeklinde konuştu. AB
PAKETİ İLE GELECEK PARA VE
YAPILAN AYIP ABın Kıbrıslı
Türklere yönelik olarak açıkladığı önlemler paketi ve
paranın verilme amacının sorulması üzerine de
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Paranın verildiği
zamana ve şekle bakınız. Kime verildiğine de
bakınız..Kuzu sarması gibi bugüne kadar iç içe oldukları
ve aleyhimize yürüttükleri ne varsa onlara veriyorlar..dedi. KKTCde 20den fazla belediye
bulunduğunu, diğer belediyeler biz de varız diye
bağırırken, 3 belediyeye para verilmesinin hiçbir
kılıfa sığdırılamayacağını
belirten Denktaş, eski eserlerin bahane edilmeye
çalışıldığını ancak eski eserin heryerde
bulunduğunu buna en güzel örneğin de Lefke olduğunu söyledi. Büyük bir ayıp yaptılar
diyen Rauf Denktaş, AB temsilcisinin paketin ya olduğu gibi kabul
edileceğini yada reddedileceğini ifade ettiğini kaydederek,
Paketi olduğu şekliyle eğer değiştirmezlerse kabul
edemiyoruz dedi. DİRİ
DURMA Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş, Rumların meşru hükümet biziz demeleri
karşısında diri durmalıyız şeklindeki sözleri
ile ne demek istediğinin ve diri duracak olanın Türkiye mi
Kıbrıs Türkü mü? olduğunun sorulması üzerine,
Kıbrıs Türklerini kastediyorum dedi. Denktaş, Madam Fogg evresi
yaşandığını ve Foggun e-maillerinin herkes
tarafından okunduğunu, TCde ve KKTCde elde ettiği köşe
yazarları bulunduğunu ifade etti ASKERİ
ÇEKMEK Denktaş başka bir soru
üzerine, Kıbrısta hukukun da fiili durumun da Türk tarafından
yana olduğunu, Türkiyenin Kıbrısta asker bulundurması
fiili durumunun yasal olduğunu, 1960 Anlaşmalarına göre geçerli
olduğunu söyledi. ABın son raporunda
Türkiyeden askerini çekmesinin istendiğini hatırlatan
Denktaş, Avrupanın bunu söylemeye hakkı
olmadığını, Türkiyenin askerini Kıbrıstan
çekmesi halinde katliamlar yaşanacağının görülen
birşey olduğunu kaydetti. AMERİKANIN
ETKİSİ Madam Foggun yanı sıra
Amerikanın de Türk tarafında etkili olduğunu belirten Rauf
Denktaş şöyle konuştu: Geçenlerde biri bu konuda beyanat
yaptı. Diyor ki; Bizi 40 kişi kadar aldılar eğittiler
400 kişi olduk daha sonra 4 bin kişi olduk. Nereye eğittiler?
Barışa. Nasıl barışa Annan Planının
barışına. Türkiyenin Kıbrıs Türkleri ile
çizdiği yol değil Amerikanın, İngilizin De Sotonun
bilmem kimin çizdiği yoldaki barışa. Bu eğitmenler ne
aldı 2 bin dolar herbiri aldı. Ama kaç yıldır. Sen verdin
mi bunun vergisini vermedin. Soran var mı? Soran yok bunun da suçu bizde.. KAPILARIN
AÇILMASI Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş başka bir soru üzerine kapıların
açılmasının olumsuz yönlerinin halkın Rum pasaportu almak
için çıkış yapması olduğunu söyledi. Rum tarafının bunu
propaganda ile büyüttüğünü vurgulayan Rauf Denktaş, Rumun 20 bin
Kıbrıslı Türkün pasaport aldığını
söyediğini ancak sonra kendilerinin de bu yalanın yutulmayacağını
kabul ederek birkeç gün sonra resmi açıklama ile pasaport
müracaatlarının sayısını 1600 kişi olarak
açıkladığını anlattı. Kapıların
açılmasının en iyi yönünün de Kıbrıslı
Türklerin güneye gittiklerinde orada bıraktıkları evlerin
köylerde yerle bir edildiğini gördüklerini vurgulayan Denktaş,
Benim babamın köyü dahil. Tek bir ev tek bir oda kalmış
değil dedi. Diğerlerinin de büyük bir Türk emlakının mecburi
istimlak adı altında para vermeden istimlak edildiğini
gördüğünü belirten Denktaş, varolan iyi evlerde oturan
Rumların ise Türklerin geri dönmesinden endişelendiğini
kaydetti. MAHKEMELERE
BAŞVURU Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş KKTCdeki mahkemelere başvuru konusundaki bir soru üzerine
de, bu konunun Brüksel'e İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde
bürokratlar tarafından irdelenmekte olduğunu vurguladı. KKTCnin yasasının
hazır olduğunu ve meclisten geçeceğini kaydeden Denktaş,
bunun getireceği avantajın, Rumları şimdiye kadar hiçbir
şekilde mahkemeye vermeyen Kıbrıslı Türklere Rum mahkemelerine
müracaat ederek haklarını aramaları kapısını
açması olacağını belirtti. Denktaş şöyle devam etti: Bizim Rumlardan 1963den bugüne,
103 köyün imhası, 40 yıldır insanların köylerine
gidememesi, köylerdeki toprak ve üründen Rumların zenginleşmesi,
Türk memurların yıllarca paralarının, emeklilik ve sosyal
haklarının verilmemesi, yıkılan evlerin ve istimlak
edilen malın karşılığı şeklinde
alacaklarımız var. Bunların hepsini bir yere koyduğunuzda
Rumun bizden alacağını 2-3 misli geçer..Şimdi Türkiye
aleyhine açılmış olan ve açılacak olan davaları
dengelemenin yolu, bizim halkımızın da önce Rum mahkemesinden
daha sonra İnsan Hakları mahkemesinde araması yönünde
adımlar. Yani müdafaada kalmanın dışına
çıkıp karşılıklı girişimlerle
haklarımızın aranması yoluna gideceğiz. Bunun
hazırlığında olunduğunu da ifade eden Denktaş,
gidip evlerini gören insanların fotoğraflarıyla bilgileriyle
geldiklerini, bunların gazetelerde de yayınlanmakta ve dosyalanmakta olduğunu kaydetti. Bu konuda büyük bir mücadele
başlayacaktır diyen Denktaş, davaların tek tek veya
toplu açılabileceğini bunları avukatların
kararlaştıracağını söyledi. Denktaş, tazminat yolunun
açılması gerektiğini de belirtti. |
|
|
HALKIN SESI 07/06/2003
|
Denktaş: Devleti yıkmak için para
alıyorlar |
|
|
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ülkede, devleti yıkmak için göz göre göre yabancılardan para alanlar olduğunu söyleyerek, ''Devlete karşı her çeşit suç işlenmekte, fakat yasal boşluk nedeniyle birşey yapılamamaktadır'' dedi. Türk
Ajansı-Kıbrıs'a (TAK) açıklama yapan
Cumhurbaşkanı Denktaş, ''Devlete inanmayan insanların
hükümetten maaş alabildiklerini'' ifade ederek, şöyle
kaydetti: ''Dünyanın hiçbir
yerinde devleti yıkmak, demokrasiyi yok etmek, insanları birbirine
düşürmek için bu kadar hürriyet, bu kadar demokrasi yoktur. Bu konularda
gereken tedbirler alınmalıdır. Hükümet,devleti yıkmak,
bizi Rum'a yamamak için uğraşan sendikaların tahsildarı
olmaktan vazgeçmelidir.'' Denktaş,
Kıbrıs Rum kesiminde eşya çaldığı gerekçesiyle
bir Türk kadının iki ay hapse mahkum edilmesiyle ilgili olarak da
şunları söyledi: ''Güney'e geçen herkes
Güney'in yasalarına uymak zorundadır. Güney'de suç işlerse,
Güney'deki polis ve mahkemeler gereğini yapar vekimse buna
karışamaz. Aynı şey Kuzey'e geçen herkes için de
geçerlidir. Kuzey'de devletin yasaları geçerlidir. Bizce yapılacak
birşey yoktur.'' Henüz böyle bir yasa
geçmediğini, ancak bu yöndeki baskılar ve tehditlerin
arttığını kaydeden Denktaş, şöyle kaydetti:
''AB ülkeleri görsün.
Devletlerini korumak için gerekeni, iyi veya yanlış,
yapıyorlar. Bizde, göz göre göre yabancılardan devletimizi
yıkmak için para alanlar var. Devlete karşı her çeşit suç
işlenmekte fakat yasal boşluk nedeniyle birşey yapılamamaktadır.
Dünyanın hiçbir yerinde devleti yıkmak, demokrasiyi yok etmek,
insanları birbirine düşürmek için bu kadar hürriyet bu kadar
demokrasi yoktur. Bu konularda gereken tedbirler alınmalıdır.
Devlete inanmayan insanlar hükümetten maaş alabilmektedir.
İstediğimiz, bu konularda AB ülkelerindeki kadar yasal tedbirler
alınmasıdır. Hükümet, devleti yıkmak, bizi Rum'a yamamak
için uğraşan sendikaların tahsildarı olmaktan
vazgeçmelidir. Meclis yaz tatiline girmeden gündemde bekleyen yasaları
geçirmelidir diye düşünüyorum. Yaz tatili mümkün olduğu kadar
kısaltılmalıdır'' ''KKTC
vatandaşlarının (Kıbrıs) pasaportu almış
olsalar da, vergi vermedikleri, askerliğini yapmadıkları ve
yapmayacakları bir kuruluştan dilenci gibi para istemesi ve bunu
hak iddia edecek kadar ileri gitmesinin utanılacak birşey
olduğunu'' ifade eden Denktaş, ''Bunu hak olarak görmek isteyen ve
halkımızı bu yönde teşvik eden birkaç yazar Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni tanımayan, bu devleti Rum'a
beş paraya satmak için yıllarca uğraşanlardır.
Halkı bu nedenle yanıltıp yanlış yollara teşvik
ediyorlar'' dedi. Bu konuyu bunca
yıldır halletmeyenin Rum tarafı olduğunu ve
insanlarını ''hepiniz geri gideceksiniz'' diye yıllarca
kandırdığını kaydeden Denktaş, şöyle devam
etti: ''Şimdi Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne gelen ve gerçekleri gören Rumların
çoğu, aldatıldıkları için kızıyorlar. Meseleyi
dava yolu ile halledeceklerse, benzeri davaları 1963'lere giderek bizim
insanımız daaçacaktır. O zaman herşey dengelenir.
Kıbrıs'ta başlattıkları terör eylemleri, top yekün
katliamlar, 103 köyün imhası, gaspedilen Türk hakları hesaba
dökülecek olursa, alacaklı biz çıkarız. Herkes
hesabını ona göre yapsın.'' |
|
HURRIYET 07/06/2003
|
Denktaş: 1600 kişi Rum pasaportu aldı |
|
|
Oya ARMUTÇU/MAGOSA KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Türk ve Rum tarafları arasında geçişlerin serbest bırakılmasından sonra geçen 1 aylık sürede, iddia edildiği gibi 20 bin kişi değil, sadece 1600 KKTC vatandaşının Rum pasaportu aldığını açıkladı. Denktaş,
kapıların açılmasından sonra Türkler güney tarafına
gittiler. Evlerinin-köylerinin yerinde tek bir taş bile
kalmadığını gördüler dedi. Denktaş, Türklerin
bugüne kadar Güneyde kalan malları için hiç dava
açmadıklarını, Rum mahkemelerine dava açılması için
çalışma başlatıldığını
vurguladı. |
|
HURRIYET 07/06/2003
Kıbrıs
Türkleri AB'li oluyor. Biz ne olacağız?
Kıbrıs'ta çok
ilginç gelişmeler yaşanıyor.
Türk tarafı, Kopenhag
(Aralık 2002) doruğunda kaçırdığı bir
fırsatı bu defa arka kapıdan girerek yakalamaya
çalışıyor.
Kapıların
açılması, Rum pasaportu almanın serbest
bırakılması, Türkiye'nin kendi kapılarını da
Kıbrıs Cumhuriyetine açması vs...vs...
Ardı ardına
tabular yıkılıyor.
Önümüzdeki aylarda daha da
yeni adımlar atılacak. AB'den olumlu sinyaller
alındığı taktirde bu adımlar daha da
derinleştirilecek.
Doğrusunu söylemek
gerekirse, bu adımların Kıbrıs sorununu nereye
götüreceğini ben göremiyorum. Neden bugüne kadar beklenildiğini de
anlayamıyorum.
Ancak ne olursa olsun,
doğru işler yapılıyor. Nereye
varacağımızı ise ilerde görürüz.
Beni asıl
düşündüren nokta, İlter Türkmen'in dikkatimizi çektiği
başka bir olasılık.
Pasaport ve Güneyde
çalışma serbestisinden söz etmek istiyorum.
Biliyorsunuz, kısa
bir süre öncesine kadar, Rum bölgesinde çalışmak, hele hele Rum
pasaportu almak "vatana ihanet" ile eşdeğerdeydi. Çok iyi
hatırlıyorum, Denktaş, Rum pasaportu alanların
cezalandırılması için hükümet kararı
çıkarttırdı. Pasaportlarını geri verenleri
alkışlarla karşıladı. Güney'de çalışmak da
kötü görünürdü.
Şimdi, bunların
hepsi değişti.
Nedeni belli değil,
ancak zarar yok.
Artık herşey
mübah.
İşte bu durum
çok kimseyi düşündürüyor. Zira çözüm olmasa dahi bu durumun sürekli
olmasını KKTC'nin işine geldiğini söyleyenlerin
sayıları giderek artıyor.
BİZİM
HALİMİZ NE OLACAK?
"Bu durum " ne
demek?
"Bu durum, çözüm
bulunmasa dahi, Kıbrıs'lı Türklerin istedikleri gibi Güneye
gidip gelebilmeleri, orada iş bulup çalışabilmeleri, pasaport
alıp AB vatandaşı statüsüne kavuşmaları, yani Avrupa
Birliği'nin tüm nimetlerinden yararlanabilmeleri demektir."
Peki biz ne
olacağız?
Yani, Kıbrıs
vatandaşlığına geçmiş olan Türkiyeli Türk ve 70 milyon
Türkiye'de yaşayan Türkler ne yapacaklar?
Çözüm
bulunamadığı sürece, eski Türkiyeli yeni
Kıbrıs'lı Türkler ve bizler seyirci kalacağız.
Kimse işin bu
yanını düşünmüyor.
Belki düşünüyor da,
açık vermek istemiyor.
Oysa ben bir yanıt
istiyorum.
Benim
çocuklarımın ve torunlarımın geleceği,
Kıbrıs'ın stratejik konusundan daha mı az değerde?
Kıbrıs
uğruna, genç kuşakların önünü kapatmaya ne hakkımız
var?
Bunlar gibi binlerce
yanıtsız soru var.
Bütün bu soruların da
çok kısa bir sürede yanıt bulmaları gerekiyor.
2004 Nisan sonuna kadar
çözüm bulundu, bulundu. Bulunamazsa, Rumların tam üyelikleri
başlayacak ve artık çaba harcamaları için de hiç neden
kalmayacak.
Türk tarafı, bundan
sonra AB ile karşı karşıya kalacak. Rumlar kendilerini tam
güvenceye alacaklar.
Bu arada olanlar, 70
milyon Türkiyeli Türk'e onbinlerce Türkiye'den gelme KKTC
vatandaşlarına olacak.
Faturayı yine biz
ödeyeceğiz.
*
* * * *
MEHMET
ALI BIRAND MILLIYET 07/06/2003
12 PROJEYE 6 MILYON EURO
EUROLAR EKİMDE GELİYOR: Lefkoşa, Gazimağusa ve Girne Belediyeleri'ne verilecek 6 milyon Euroluk AB kaynağın, Ekim 2003'te serbest bırakılması bekleniyor
LEFKOŞA BELEDİYESİ: Lefkoşa Belediye Başkanı Kutlay Erk, 'AB fonları ile kedi gözü Mercedes almak mümkün değil' diyerek, bu yardımla, başkentin en acil ihtiyaçları olan kanalizasyon, su şebekesinin yenilenmesi, yağmur suyu drenaj sistemi, asfalt-kaldırım ve tarihi-kültürel eserlerin restorasyonu projelerini hayata geçireceklerini söyledi
GAZİMAĞUSA BELEDİYESİ: Gazimağusa Belediye Başkanı Oktay Kayalp, kent için hayati önem arz eden konuların başında gelen içme suyuna ilişkin projelerinin desteklenmesi halinde sadece Gazimağusa'nın değil, aynı zamanda Lefkoşa'nın da su sorununun hafifletilmesine, hatta çözüme ulaştırılmasında rolünün büyük olacağını belirtti. Çöp ayrıştırma tesisi de önemli bir başka proje
GİRNE BELEDİYESİ: 'Girne halkı çağdaş bir kentte, çağdaş insanlar olarak yaşamaya layıktır' diyen Girne Belediye Başkanı Sümer Aygın, bu amaca ulaşmak için yapılacaklardan rahatsızlık duyanlar olsa bile hedeflerinden şaşmayacaklarını ifade etti. Aygın, AB'den alınacak yardımı, kentin kanalizasyon ve arıtma sistemi, içme suyu ve Ziya Rızkı Caddesi'nin çağdaşlatırılması projelerinde kullanacaklarını anlattı
KIBRIS 08/06/2003
Rum basını:
AB yeni paket hazırlıyor...
Kıbrıslı
Türklere yönelik açıkladığı ekonomik paketin KKTC'de tepki
görmesi üzerine Avrupa Birliği'nin (AB), yeni paket
hazırlığı içinde olduğu öne sürüldü.
Rum Politis gazetesi,
"Avrupa Birliği yetkilileri, yeni paketlerden de söz ediyorlar. AB
neyi gizliyor?" başlıklı manşet haberinde,
Birliğin Kıbrıs konusunda özlü bir şekilde devreye girmek
amacıyla yeni paketler üzerinde çalışmaya hazır
olduğunu yazdı. Maraş konusunun perde gerisinde bulunduğu
ve yakın bir gelecekte Maraş'la ilgili somut bir öneri
yapılmasının olası olduğu belirtilen haberde, AB'nin
Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günter Verheugen'in 17 Haziran'da
Kıbrıs'a yapacağı ziyaretin, bu çalışmalarda
belirleyici rol oynayacağı kaydedildi.
"AB, siyasi oyun
oynamaya kararlı. Yeni paketler ufukta" ifadesi kullanılan
haberde, Brüksel'de "güvenilir bir kaynağın" şu
sözleri aktarıldı:
"Kopenhag AB
doruğu, AB Komisyonu'ndan Kıbrıslı Türklerin AB'ye daha çok
yakınlaşması yöntemlerini incelemesini istedi. Hedef,
Kıbrıslı Türklerin Kıbrıslı Rumlara değil,
AB'ye daha yakın olmasıdır."
MILLIYET 08/06/2003
ABD ÇÖZÜM İÇİN DEVREDE
'AB'YE BİRLEŞİK BİR KIBRIS GİRMELİ'... Roma, Atina, Lefkoşa ve Ankara'yı ziyaret edecek olan Weston, gezisinin ilk durağı Brüksel'de Avrupa Birliği (AB) yetkilileriyle görüştükten sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, Kıbrıs Türk tarafına, Annan Planı'nı yeniden değerlendirmesi çağrısında bulundu. Weston, Kıbrıs Türk tarafının barış planını kabul ederek ikiye bölünmüş adanın gelecek yıl AB'ye birleşik olarak girmesini sağlamasını istedi
'TÜRKİYE, NÜFUZUNU KULLANMALI'... Kıbrıslı Türkler ve Rumlar arasındaki güvensizliğin üstesinden gelmek için hâlâ uygun bir ortam bulunduğunu, anlaşma şansının devam ettiğini söyleyen Weston, Kıbrıs sorununun çözümü için tek yolun Türkiye'nin Kıbrıs Türk tarafı üzerindeki nüfuzunu kullanması ve AB yolunda atacağı adımlar olduğunu vurguladı
'SERBEST GEÇİŞLER, UZLAŞMANIN YERİNİ TUTAMAZ'... Weston, Kıbrıs Türk tarafının nisan ayında sınırlar arasındaki seyahat kısıtlamalarını gevşetmesini memnunlukla karşıladığını, ancak bu tip hareketlerin uzlaşmanın yerini tutamayacağını ve uzlaşma ihtiyacını azaltamayacağını ifade etti
ANNAN, ÇÖZÜM ARAYIŞLARINI İLERİYE GÖTÜRMEK İSTİYOR'... Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, New York'ta BM Genel Sekreteri Annan'la bir araya geldi. Yakovu, görüşmeden sonra Rum ve Yunanlı gazetecilere yaptığı açıklamada, 'Genel sekreterin, Kıbrıs'ta duraklama dönemine giren çözüm arayışlarını ileri götürmek istediğini ve bu konuda Kıbrıs Türk tarafından daha fazla çaba harcamasını beklediğini' söyledi.
KIBRIS 11/06/03
TÜRKLERE,
DAVA İÇİN KOLAYLIKLAR
Yabancıların parasıyla çıkan gazeteler olduğunu iddia eden Denktaş, Rumla kaynaşıp buharlaşma oyunu oynamak isteyenlere gereken cevap verilecek dedi
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıslı Türklerin Rum kesimindeki mülkleriyle ilgili tazminat davası açabilmeleri için bir avukatlık bürosu açacaklarını bildirdi.
Denktaş,
Rum Kesimindeki mallarını takip etmek ve tazminat almak isteyen
Kıbrıslı Türklere kolaylık için kurulacak olan
avukatlık bürosu sayesinde, herkesin cebinden para vermeden konuyu takip
ederek, tazminat talep edebileceğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı
Denktaş, Mustafa Koca başkanlığındaki Anadolu
Aslanları İşadamları Derneği heyetini kabulünde
yaptığı konuşmada, Rum kesimindeki Türk
mallarının talan edildiğini, bu malların mecburi istimlak
yapılarak Rum tapularına geçirildiğini ve Türklere geri dönecek
yer bırakılmadığını söyledi.
SORUNU
YARATAN TÜRK TARAFI DEĞİL
Denktaş,
BM Genel Sekreteri Kofi Annanın sunduğu planı da bir kez daha
eleştirdi. Annan planında toplumsal değil bireysel eşitlik
olduğunu söyleyen Denktaş, Annan planının, Kıbrıs
Türkleri için çok önemli olan Garanti Anlaşmasını da kısa
sürede etkisiz hale getirdiğini belirtti. Denktaş, 1960
anlaşmasına göre, Türkiyenin üye olmadığı Avrupa
Birliğine Kıbrısın üye olamayacağının
altını çizdi. Kıbrıs sorununu Türkiyenin değil,
Rum-Yunan ikilisinin yarattığını ifade eden Denktaş,
Rumlara, Meseleyi hallet de alalım demeleri gerektiğini söyledi.
RUMLAR
MUHALEFET KAZANSIN İSTİYOR
Kıbrıs
Rum tarafının KKTCde Aralık ayında yapılacak
seçimlere endekslendiğine işaret eden Denktaş, Rumların
seçimleri muhalefetin kazanacağını umduğunu söyledi.
Denktaş, halkın sağduyusuna güvendiğini de belirtti ve Halk doğru kararı seçim geldiğinde verecektir ve devlete sahip çıkan, egemenliğe sahip çıkan, Türk garantisinin önemini bilen, Türkiyesiz ABye girmenin bizim için harabiyet olacağını anlamış olan büyük bir çoğunluk vardır. Onların oylarıyla inşallah beklenen netice alınacaktır dedi.
Türkiye
ile Kıbrıs Türkünü ayırmak için büyük operasyon
yapıldığını belirten Denktaş,
Yabancıların parasıyla çıkan gazeteler vardır,
satın alınmış kalemler vardır dedi. Denktaş,
Rumla kaynaşıp buharlaşma oyunu oynamak isteyenlere gereken
cevabın verileceğini vurguladı.
HALKIN SESI 11/06/03
Weston, KKTCden Annan planını yeniden
değerlendirmesini istedi
ABD
Dışişleri Bakanlığının Kıbrıs
özel temsilcisi Thomas Weston, BM Genel Sekreteri Kofi Annanın
Kıbrıs barış planına olumlu yanıt vermeyen
KKTCye planı yeniden değerlendirmesi çağrısında
bulundu.
Roma,
Atina, Lefkoşa ve Ankarayı ziyaret edecek olan Weston, gezisinin ilk
durağı Brükselde AB yetkilileriyle görüştükten sonra
gazetecilere yaptığı açıklamada, KKTCden barış
planını kabul ederek, ikiye bölünmüş adanın gelecek
yıl ABye birleşik olarak girmesini sağlamasını
istedi.
Weston,
Kıbrısta uzlaşma için çok çalışmak ve ABD, AB ve
diğer ülkelerle temasların sürmesi gerektiğini belirterek,
Kıbrıslı Türkler ve Rumlar arasındaki güvensizliğin
üstesinden gelmek için hala uygun bir ortam bulunduğunu, anlaşma
şansının devam ettiğini ve bunun için çok
çalışmak gerektiğini düşündüğünü ifade etti.
Kıbrısla
ilgili olarak Roma, Atina, Ankara ve Adada görüşmeler yapacak olan
Weston, Kıbrıs sorununun çözümü için tek yolun Türkiyenin KKTC
üzerindeki nüfuzunu kullanması ve AB yolunda atacağı
adımlar olduğunu kaydetti.
Weston,
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Dentaşın uzlaşma yolunda en
büyük engel olup olmadığı sorusuna ise
Kıbrısın tarihinde uzlaşmanın önünde çok sayıda
engel olduğunu söyledi.
Weston,
KKTCnin nisan ayında sınırlar arasındaki seyahat
kısıtlamalarını gevşetmesiniyse memnunlukla
karşıladığını, ancak bu tip hareketlerin
uzlaşmanın yerini tutamayacağını ve uzlaşma
ihtiyacını azaltamayacağını ifade etti.
HALKIN SESI 11/06/03
Erdoğan-Eroğlu ile görüştü
Türkiye
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakan Derviş
Eroğlu görüşmesinde, Kıbrıs sorununun içinde bulunduğu
aşamanın değerlendirildiği ve bu çerçevede KKTC`nin son
dönemde aldığı inisiyatifler ve açılımlar üzerinde
durulduğu bildirildi.
Görüşmede,
Türkiye`nin Kıbrıs Türk halkına her alanda desteğini
sürdürmeye devam edeceği vurgulanmış, bu dönemde Kıbrıs
konusunda milli birlik ve beraberliğin korunmasının öneminin
altı çizilmiştir.'
HALKIN SESI 11/06/03
TÜRKİYENİN
HEDEFİ
KIBRISTA
ÇÖZÜM
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan: Kıbrısta
olumlu yaklaşım çözüme yönelik olarak devam edecek. Annan
planını yok farzetmek istikametinde değiliz. Her iki taraf,
Türkiye ve Yunanistan tarafından desteklenmeli. Bu istikamette de bu
barış sürecini kalıcı, adil bir şekilde yakalamak
arzusundayız.
TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrısta 23
Nisandan itibaren her iki taraf arasında geçişin
sağlandığını, 40 yıldan sonra Türkiyenin
Kıbrıs Rumlarına kapılarını
açtığını belirterek, Bu olumlu yaklaşım, bundan
sonra da devam edecektir çözüme dönük olarak dedi.
Türkiye Başbakanı Erdoğan ve Lüksemburg Başbakanı Jean
Claude Juncker, görüşmelerin ardından ortak basın
toplantısı düzenlediler.
İkili ve heyetler arası görüşmelerde, Türkiye-AB, NATO, Irak ve
Ortadoğu barış süreci gibi dünyanın sıcak gündemini
oluşturan konularda son derece verimli bir görüş
alışverişinde bulunduklarını anlatan Erdoğan,
Lüksemburgun, ABnin kurucu üyelerinden ve en müreffeh ülkelerinden biri
olduğunu, finans sektöründe de lider durumda bulunduğunu kaydetti.
Başbakan Erdoğan, bir gazetecinin AB Komisyonunun
Kıbrısla ilgili hazırladığı paketi
anımsatması üzerine, şöyle konuştu:
Bu açıklanan rapor, gerek Kuzey Kıbrısın gerekse Türkiyenin
bu süreçteki olumlu yaklaşımlarını pek
yansıtmıyor. Ancak, nihai şeklini almamış olan ortada
bir paket var. Bu süreci olumlu gayretlerle sürdürme niyetindeyiz,
amacımız bu. Annan planını yok farzetmek istikametinde
değiliz. Her iki taraf, Türkiye ve Yunanistan tarafından
desteklenmeli. Bu istikamette de bu barış sürecini kalıcı,
adil bir şekilde yakalamak arzusundayız.
JUNCKER: KIBRISTA ÇÖZÜM YÖNÜNDE KARARLILIK İLGİLİ TARAFLARCA
GÖSTERİLMELİ
Lüksemburg
Başbakanı Jean-Claude Juncker, Türkiyenin AB kriterlerini yerine
getirme konusunda yakın zamandaki performansının göz
kamaştırıcı olduğunu söyledi.
Görüşmede ikili sorunlar ve Kıbrıs da dahil olmak üzere
gündemdeki tüm uluslararası konuları ele aldıklarını
belirten Juncker, tüm sorunlar üzerinde ortak görüşlere sahip
olduklarını kaydetti.
Lüksemburg Başbakanı, Kıbrıs ile ilgili bir soru üzerine,
iki dünya dininin birarada yaşayabileceğini Avrupaya duyurmak
istediklerini, Kıbrıs konusunda da aynı kanıtı ortaya
koymayı umduklarını kaydetti. Tüm koşullar yerine
geldiği takdirde Türkiyenin ABye üye olmasını arzu ettiklerini
ifade eden Juncker, Kıbrıs sorununun da bir an önce çözümlenmesi
gerektiğini belirtti.
BM Genel Sekreteri Kofi Annanın sunduğu planın çözüme yönelik
verimli bir zemin oluşturacağına
inandığını kaydeden Juncker, Erdoğanın çözüm
konusunda gösterdiği kararlılıktan memnuniyet duyduğunu,
aynı kararlılığın tüm ilgili taraflarca da gösterilmesi
gerektiğini söyledi.
YENIDUZEN 11/06/03
Denktaş:
Konuşmaya devam
edeceğim!
Muhalefetin her gün kendisini suçlamaya devam edeceğini kaydeden
Denktaş , kendisinin de konuşmaya devam edeceğini çünkü
devletin bu insanların gittiği yolda devam etmesi halinde tehlikeye
gireceğini, devlet ortadan kalktığı takdirde de
Kıbrıs Türkünün azınlık olacağını ve Kıbrıs
Türkü'ün sonunun geleceğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs Türkünün Ruma
yamalanarak iş yapmadığını, Rumun kanalıyla para
almayacağını, istenmesi halinde direk Kıbrıs Türküyle
temas edilmesinin yolunun çok olduğunu ve edilebileceğini açıkladı.
Cumhurbaşkanı Denktaş, dün sabah Kıbrıs Türk
Belediyeler Birliğini kabul etti.
Belediyeler Birliği Başkanı ve Beyarmudu Belediye
Başkanı Hüseyin Beyar kabulde yaptığı konuşmada,
ABnin Kıbrıs Türklerine yönelik ekonomik yardım paketinin
resmen açıklandığını ifade ederek, bu pakette,
Kıbrıs Rum Yönetiminin, Kıbrıs Türklerine yönelik
açıkladığı paketten farklı hiçbir şey
bulunmadığını gördüklerini kaydetti.
Beyar, cumhurbaşkanının konuyla ilgili sorusu üzerine CTPli 5
belediyenin birlikten ayrıldığını ancak
cumhurbaşkanının onayını bekleyen yeni yasaya göre
onların da birliğe yeniden üye olacaklarını kaydetti.
Cumhurbaşkanı ise, tek birlik altında olmanın bir kimsenin
kendi görüşünü savunmayacağı anlamına gelmediğini,
herkesin kendi görüşünü savunabileceğini ve oylama yaparak
çoğunluğa göre karar alınabileceğini ifade etti.
Yine CTPli Belediyelere saldırdı
Denktaş, kabulde yaptığı konuşmada, söylenen
görüşlerin tümüne katıldığını kaydederek, bunun
kabul edilir bir durum olmadığını, devletine
saygısı olan her kuruluşun ABnin bu tür bir
yaklaşımını ne olursa olsun kabul etmeyeceğini
reddedeceğini söyledi.
Denktaş, ABnin bugüne kadar aynı kısımları parasal
açıdan destekleyerek halkın iradesiyle hükümet edenleri ortadan
kaldırmak için veya bypass yaparak kendi istediği neticeyi almak için
elinden geleni yaptığını kaydetti.
Cumhurbaşkanı, Bu son hamlenin de aynı doğrultuda
olduğunu, Kıbrıs Türklerine açılım
olmadığını, doğrudan doğruya Kıbrıs
Türklerine yönelik, Ne derseniz deyiniz, ne yaparsanız yapınız,
Kıbrıs meşru hükümetinin şemsiyesi altına gireceksiniz
oraya yamalanacaksınız görüşünü sürdürdüklerinin göstergesi
olduğunu ifade etti.
Bunun karşısında Kıbrıs Türkünün daha da birlik
olması gerektiğini vurgulayan Denktaş, devleti savunan, sahip
çıkan, devlet için anavatanıyla tam bir gönül işbirliği
yapabilen insanların bir araya gelmesi gerektiğini ifade etti.
Denktaş: Buna fırsat vermeyeceğiz
Denktaş şöyle dedi:
Ben halkın seçtiği devletin cumhurbaşkanıyım, esas
yeminim devleti korumaktır. Son günlerde uzun süre bekledikten sonra,
söyleyebilecekleri her şeyi söylediler
Halkı yanıltmak için ne
gerekirse yaptılar, özel medya kurumlarını üzerimize
saldırtarak devletin varlığını halk indinde küçümsemek
için ellerinden geleni yaptılar. Artık öyle bir duruma geldik ki
halka doğruları söylemek mecburiyeti hasıl oldu. Bunu
söylüyorum; devleti yok farz ederek herhangi bir anlaşmayı yapmak
isteyenler karşısında devletine sahip çıkan halkın
temsilcisi olarak biz bunu kabul edemeyiz buna fırsat vermeyeceğiz
diyoruz. Cevap; Diktatörlük, Cevap; kendini ne zannediyor
Bu tür
saldırılar beni etkilemez çünkü söylediklerimin arkasında bugün
sizin de teyit ettiği büyük bir halk kitlesinin varolduğunu bilerek
konuşuyorum. Onların düşüncelerini
yansıttığıma inanırım ve sadece Annan
Planı, AB diyerek halkı kandıran takım benim bu
söylediklerime karşı gelmektedir. Bundan da bellidir ki halkın
düşüncelerini yansıtmaktayım.
Ve yine o eski masal....
Düşüncelerini
yineleyen Denktaş, Devletimize sahip çıkacağız,
egemenliğimize sahip çıkacağız, anavatanımıza
sahip çıkacağız diyerek, bunlara sahip
çıkılmadığı sürece Kıbrıs Türkünün sonunun
azınlık, yamalanma ve yok olmak olduğunu ifade etti.
Devletini kuran bir halkın devleti yokmuş gibi kendisinden imza
bekleyenlere imza veremeyeceğini belirten Denktaş, şunları
kaydetti:
Bizden beklenen bu. Devletimiz sanki yokmuş gibi, bir anayasa
altında Rum çoğunluğuna verilen hakların gölgesinde bize de
güya hak verilmiş, ama henüz bunların AB normları
karşısında ne olacağı belli değil; bir.
İkincisi içimize altmış- yetmiş seksen bin insan yerleştirilmiş,
en verimli topraklar Ruma iade edilmiş, bizim
bıraktığımız bağlar bahçeler kaale
alınmamış, böyle bir durum karşısındayız ve
Türkiyenin garantörlüğü de etkisiz hale getirilmiş
En büyük gaf en
büyük suç Türkiyenin 1960 anlaşmalarında kayda geçirdiği,
Türk-Yunan dengesini sağlayan, garantörlüğünün esas temelini
teşkil eden bir kurala rağmen, sanki bu yokmuş gibi imza
atacağız ve Türkiyesiz ABye gireceğiz
Yani Türkiyenin bu
hakkını tanımayan, ayaklar altına alıp çiğneyen
ve ABye Yunanistan ve İngiltere vasıtasıyla çiğneten
Rumun yaptığını biz yasalaştıracağız.
Türkiyenin Kıbrıs üzerinde hiçbir hakkı kalmaz artık
biter.
Bu insanlara acaba Türkiye ben bu hakkımdan vazgeçtim siz ABye bensiz
girebilirsiniz demiş mi, böyle bir beyanatı var mı, yok ben
görmedim. Tam aksine Türkiye konuyla ilgili her karar
çıktığında rezervini koyuyor, kabul etmem diyor, bensiz
Kıbrısı ABye alamazsınız diyor. Alacağız
diyorlar
Bensiz yarısını almış olacaksın, ben
girmeden olmaz diyor.
Türkiyenin Kıbrıs Türküne Engel oluyorsunuz çekilin
demediğini kaydeden Denktaş, halkın
kandırıldığını, Biz Türkiye ile el altından
konuşuyoruz, Türkiye Denktaşın yolunda değil denildiğini
ancak Türkiye Başbakanının da KKTCyi, ziyaret ettiğini ve
giderken açıklamasını yaptığını, Devlet
esası üzerinde anlaşma bizim kırmızı çizgimizdir
diyerek gittiğini belirtti.
Konuşmaya devam edeceğim!...
Bu kesimin, her gün
kendisini suçlamaya devam edeceğini kaydeden Denktaş, kendisinin de
konuşmaya devam edeceğini çünkü devletin bu insanların
gittiği yolda devam etmesi halinde tehlikeye gireceğini, devlet
ortadan kalktığı takdirde de Kıbrıs Türkünün
azınlık olacağını ve Kıbrıs Türkü'ün
sonunun geleceğini belirtti.
Lord David Hannayin giderayak kendisini suçladığını kaydeden
Denktaş şunları söyledi:
Efendim Lord Hannay böyle dedi, Weston şöyle dedi, De Soto bunu dedi,
bütün dünya şunu söyledi diyecekler çünkü Kıbrıs meselesini
Kıbrıs Türklerinin çıkarı doğrultusunda halletmek için
uğraşmadı bu insanlar, ABDnin çıkarı, İngilterenin
çıkarı, AB çıkarı doğrultusunda ve Türkiyenin
haklarını kaale almaksızın gittiler, biz Türkiyenin
hakları kaale alınmaksızın yapılacak her işlemin
karşısındayız. Karşısında
olmadığımız boyun eğdiğimiz sürece sonumuz
gelmiş demektir. Yaklaşımınıza teşekkür ediyorum,
AB yetkililerine şikayetinizi işittirdiniz, işittirmeye devam
ediniz.
Diğer belediyelere de ihtiyaçlarının sorulması
gerektiğini ifade eden Denktaş, birlik üyelerine teşekkür etti.
Bu arada Beyar, ABnin Kıbrıs Delegasyonu Başkanı Adrian
Van Der Meer ile görüşeceklerini söylemesi üzerine Denktaş,
şöyle dedi:Ona söyleyeceğiniz yegane şey, direk bize
yardım edecekseniz buyurun edin ama biz Rumun rızasıyla, Rumun
vizesiyle yardım kabul etmeyiz. Ticaret Odasına dolaşım
belgelerini verme hakkını tanıdılar. Ticaret
Odasının da Sanayi Odasının da bu hakları zaten var.
Hayır, Rumun vereceği yetki üzerine o mührü vuracakmış. O
zaman sen Ticaret Odasının varolan hakkını gasbediyorsun.
Rum hükümeti olarak buna da el atıyorsun. Ticaret Odası bunu kabul
eder mi etmez mi bilmem, etmemesi lazım. AB, bizimle görüşmeden gözü
kapalı kendi adamları addettikleri insanlarla iş yürütemez bu
memlekette bunu anlasınlar. Biz Ruma yamalanarak iş yapmayız,
Rumun kanalıyla para almayız, direk bizimle temas edeceklerse
yolları çoktur ve ederler.
YENIDUZEN 11/06/03
|
Denktaş:De Soto Kıbrıs'ı anlayamaz |
|
|
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ''Kıbrıs'ta iki devletli çözüm hiçbir zaman gerçekleşmeyecek'' diyen İngiltere'nin eski Kıbrıs Özel Temsilcisi Lord David Hannay'a sert tepki göstererek, ''Sen kimsin ya. Bizi tanısa da, tanımasa da bu devlet vardır'' dedi. Cumhurbaşkanı
Denktaş, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Gökşin
başkanlığındaki Ankara Ticaret Odası (ATO) heyetini
kabulü sırasında, Hannay'ın sözlerini
değerlendirdi. ''Hannay'ın 6
yıllık görevi süresince Kıbrıs konusunu Rum
gözlüğüyle gördüğünü'' ifade eden Denktaş, ''Hiçbir zaman
'Ayrı devleti tanımayız' diye burnunu havaya dikmiş
müstemleke valisi gibi bir konuma girerek, söylediklerimizi anlamak istememiştir.
Şimdi görevden ayrıldı, bugün bakıyorum basına,
'İki devletlilik asla' (diyor). Sen kimsin ya. Devletini kurmuş
olan bir halka 'Devletini tanımam, tanımıyorum' demek
haksızlığın daniskasıdır. Büyük bir
ayıptır, tanımayanlar için'' diye konuştu. Devletini kuran
insanların, tanınmayı hak olarak sonuna kadar müdafaa
edeceğini ve er geç, sabırlı ve kararlı olursa
tanınacağını belirten Denktaş, ''Zaten bizi
tanımadıkları ve Rumu tanıdıkları içindir ki,
anlaşma olmadı'' dedi. Cumhurbaşkanı
Denktaş, ''Lord Hannay'in 'Devleti tanımayız ve
tanımayacağız' demesinin cevabı, 'Bu devlet var'dır.
Tanısan da vardır, tanımasan da vardır ve var
olacaktır. Tanınmadığı sürece de, sizin
istediğiniz şekilde Kıbrıs Türkleri azınlık
olarak Ruma yamalanmayacatır'' diye konuştu. Devlete ve egemenliğe
sahip çıkalmazsa, 700 bin Rumun içinde darmadağın
edileceklerini ve işin biteceğini söyleyen Denktaş, bugüne
kadar devlete sahip çıkarak geldiklerini, bundan sonra daha iyi günlere
gitmek için, devlete sahip çıkarak pazarlık yapacaklarını
vurguladı. De Soto'nun, ''Hannay ve
(eski Rum Başsavcısı Alekos) Markides
iletezgahladığı planı reddettiği için kendisini
suçladığını'' ifade eden Denktaş, ''O planı biz
kabul etmiş olsaydık, şimdi bu tarafa geçen Rumlar ellerinde
tapularıyla, 60-70 bin kişiyi sokağa atmak için harekete
geçmiş olacaklardı. De Soto, Kıbrıs meselesini ne
anladı, ne de anlayacak kabiliyettedir. Söyledikleri beni ilgilendirmez.
Ruma, yine Rumun duymak istediğini söylemiştir'' dedi. Kıbrıs'ta sadece
Rum değil Türk de yaşadığını belirten
Denktaş, DeSoto'nun bunları kaale almadığını ve
Türkleri azınlık olarak gördüğünü, plan ile de Türklere ''çok
büyük iyilik yaptığı'' iddiasında olduğunu kaydetti.
Planın çok yanlış olduğunu, tarihin göstereceğini
vurgulayan Denktaş, uluslararası hukukçuların, Annan
planının Kıbrıs Türkleri için yok olma planı
olduğunu tespit ettiğini söyledi. ''Gözümüzü açalım ve
kendi kendimizi kandırmayalım'' diyen Denktaş, ''De Soto'yu
dinleyeceğimize, Annan planını bir daha okuyalım ve iyi
değerlendirelim'' ifadesini kullandı. Denktaş,
Rumların, devlete sahip çıkma ve devleti koruma
kararlılığını görmesiyle eşit şartlarda
anlaşma imkanının doğabileceğini belirterek,
''Rumlar bizi o kadar sağlam görmüşlerdir ki, Rum
yatırımcılar bizim insanlarımızı deniyorlar,
'Ortaklık kurar mısınız bizimle' diye. Onun için Türk
yatırımcılar biraz acele etsinler'' diye konuştu. ATO Yönetim Kurulu
Başkan Vekili Ali Gökşin de, KKTC'de Eylül ayı
başlarında bir fuar açmayı planladıklarını, bu
konuda temas yapmak için geldiklerini söyledi. Gökşin, Ankara Ticaret
Odası olarak Cumhurbaşkanı Denktaş'ın arkasında
olduklarını kaydetti. |
|
HURRIYET 11/06/2003
TUSİADDAN UYARI
ANNAN PLANI ZEMİNİNDE ÇÖZÜM... Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan, Türkiye'nin AB'ye üye olması ve Kıbrıs'ta bir an önce Annan Planı zemininde çözüme ulaşılması gerektiğini vurguladı
AÇILIMLAR PLANIN YERİNİ TUTMAZ... Tuncay Özilhan, yılın ilk TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) toplantısında yaptığı konuşmada, Türk tarafının son dönemlerdeki Kıbrıs açılımlarının ABD'de son derece olumlu bir hava estirdiğini ifade ederek, 'ancak bu açılımların çözümün yerini tutmadığının da altı çizilmektedir' dedi
MAYIS 2004'E ÇÖZÜLMELİ... ABD'nin Kıbrıs sorununa nasıl baktığı yönündeki izlenimlerini açıklayan Özilhan, 'Annan Planı'nın Türk tarafı lehine getirdiği kısıtlamaların Avrupa Birliği tarafından kabul edildiğine dikkat çekilerek, Mayıs 2004'e kadar çözüm bulunamazsa, Güney Kıbrıs'ın AB üyeliği ile bu imtiyazların da sağlanamaz hale geleceği uyarısında bulunulmaktadır' diye konuştu
KIBRIS 12/06/03
DE SOTO,
RUMLAR,IN DİLİNDEN KONUŞUYOR
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annanın sunduğu
planı kabul etselerdi, şimdi Kuzeye gelen Rumların ellerindeki
tapularıyla 60-70 bin kişiyi sokağa atmak için harekete
geçmiş olacağını söyledi.
Denktaş,
BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Sotonun
Kıbrıs meselesini anlamadığını ve anlayacak
kabiliyette olmadığını, o yüzden De Sotonun söylediklerinin
kendisini ilgilendirmediğini, Rumların duymak istediği gibi
konuştuğunu kaydetti.
Cumhurbaşkanı
Denktaş, dünkü kabullerinde yapyığı açıklamalarda BM
Genel Sekreteri Kofi Annanın ABDde bulunan Rum Yönetimi
Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovuyla görüşmesinde
Kıbrıstaki çözümsüzlükten KKTC Cumhurbaşkanını ve
Türkiyeyi sorumlu tuttuğunu söylemesini değerlendirdi.
Cumhurbaşkanı
Denktaş, Annan yeni bir şey söylemedi, De Soto da yeni bir şey
söylemiş değil diyerek, Lord Hannay ve Markidesle tezgahladıkları
planı reddettikleri için böyle konuştuklarını ifade etti.
ALTIMIZDA DEVLET YOKSA
ANLAŞMANIN HİÇBİR KIYMETİ YOK
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, Kıbrısta bulunacak bir çözümde devletin
varlığının önemini vurguladı.
Denktaş,
bir gazetecinin sorusu üzerine, Rum kesiminde yayımlanan Politis
gazetesinin sonuçlarını yayımladığı ankette
Federe devlette yaşar mısınız? sorusuna
Kıbrıslı Rumların yüzde 83ünün, Kıbrıslı
Türklerin ise yüzde 63ünün hayır
karşılığını vermesini ve Lord David Hannayın
tek devlet açıklaması karşısında bu sonucun
çıkmasını yorumladı.
Denktaş,
Bence bizdeki sayıyı az tutmuşlardır, herhalde yüzde 83
biz, yüzde 62 onlar da olabilir ama o kadarı da doğrudur ve
gerçektir: Halkımız devletine sahip çıkma
kararlılığındadır dedi.
CUMHURBAŞKANI DENKTAŞ,
HANNAYI YANITLADI
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, İngilterenin eski Kıbrıs Özel Temsilcisi
Lord David Hannayın Kıbrısta iki devletli bir çözümün
olamayacağı açıklamasına sert tepki gösterdi.
Hannayın
müstemleke valisi gibi davrandığını söyleyen
Denktaş, Hannaya sen tanısan da tanımasan da devlet
vardır ve var olacaktır. Kıbrıs Türkleri Ruma
azınlık olarak yamalanmayacaktır dedi.
Denktaş,
Sen kimsin ya? Devletini kurmuş olan bir halka devletini
tanımıyorum demek haksızlığın
daniskasıdır, büyük bir ayıptır, tanımayanlar için.
Devletini kuran bir halk, devletinin tanınmaması için sebep yoksa
ortada, -ki yoktur bu konuda- tanınmayı hak olarak sonuna kadar bir
hak olarak talep edecektir ve er geç sabırlı olursa, kararlı
olursa tanınacaktır. Zaten bizi tanımadıkları ve Rumu
tanıdıkları içindir ki anlaşma olmadı. dedi.
EĞER 20 YIL ÖNCE YAPSAYDIK
Biz
eğer 20 yıl önce bu işbirliğini yapsaydık,
müşterek ortaklıklar kursaydık, Rum, Kuzeye
baktığında yerleşmiş, bacaları tüten
ortaklıklarla büyük ekonomik bir faaliyet olan bir halk görseydi o zaman
bizi herhalde eşit karşıtı olarak kabul ederdi diyen
Cumhurbaşkanı Denktaş, Rum Yönetiminin Kıbrıslılı
Türkleri, ambargolar nedeniyle ve Türkiyenin ortaklıklar kurmamış
olması nedeniyle ekonomik açıdan dize gelmiş, bunalım
içinde, hiçbir şeyi olmayan, gecekondularda yaşayan bir halk olarak
takdim ettiğini anlattı.
Denktaş,
bu manzarayı yansıtan içten de taraftarlar bulduklarını
belirterek, görüşmelerden bu yüzden sonuç
alınamadığını ifade etti.
Cumhurbaşkanı
Denktaş, kapılar açılınca Kuzeye gelen Rumların diri
bir halk bulduğunu, gecekondularda değil, Rumların
bıraktığından çok daha mamur bir ülke yaratmış,
devletine sahip bir halk gördüğünü ifade ederek, gelip giden
Rumların akıllılarının şimdi anlıyoruz
niçin Denktaş azınlık hakkını ve Annan raporunu kabul
etmedi, çünkü her şeyiniz var dediğini belirtti.
PLAN REFERANDUMA GİTSEYDİ
SONUÇ HAYIR OLACAKTI
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, herkesin Laheyden dolayı üzgün olduğunu
belirttiğini ancak kimsenin ortada tamamlanmış ve referanduma
sunulacak bir plan olmadığını anlamaya
çalışmadığını belirterek, plan referanduma
gitseydi de Kıbrıs Türkünün plana hayır demiş
olacağını söyledi.
İki
tarafın da planda değişiklikler istediğini ayrıca
planda 6 bin sayfalık eksik bulunduğunu kaydeden Denktaş,
referanduma götürme görevinin hükümette olduğunu, ancak plandan tatmin
olunmadığını ve referanduma götürülecek bir durum
olmadığını kaydetti.
Hükümetin
planı kabul etmeye hazır olmadığını ifade eden
Denktaş, hükümeti atlayarak planı referanduma götürmediği için
kendisinin suçlandığını kaydetti.
Rumların
meşru olmayan Kıbrıs adı altında ABye doğru
gittiklerini ifade eden Denktaş, Türk tarafı evet, Rumlar ise
hayır deseydi ne olacaktı diye sorarak, böyle bir durumda
Rumların AB üyeliği sürecinin devam edeceğini çünkü AB
yetkililerinin Rumlara Anlaşsanız da anlaşmasanız da
üyeliğiniz tamam dediklerini kaydetti.
Planın
reddedilmesinin nedeni ben olduğum iddialarını kabul etmiyorum
diyen Denktaş, Papadopulosun görüşmeler sırasında plana
bakmak için 2 ay süre ve referandumdan hayır çıkması durumunda
Türkiyeden kabulü mümkün olmayan şartlar, garantiler istediğini
söyledi.
HALKIN SESI 12/06/03
|
Denktaş: Bizi bölmek için herşeyi
yapıyorlar |
|
|
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ''yabancıların toplumu içten bölmek için ellerinden geleni yaptığını ve bu amaçla muazzam para döktüğünü'' söyledi. ''Göktürkler'' adlı
oyunlarını sahnelemek üzere KKTC'ye gelen Kazakistan'daki Ahmet
Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi öğrencileri,
Denktaş'ı ziyaret etti. Denktaş, heyeti
kabulünde yaptığı konuşmada, Türk ulusunun hiçbir zaman
dıştan saldırıyla
yıkılmadığını, içten kendi kendini
yıktığını anlatarak, bunu bilenlerin daima Türkleri
parçalamak için içten taraftar bulup, besleyip, yetiştirdiğini ve
içten vurduğunu söyledi. ''Yabancıların
halkı içten bölmek için ellerinden geleni yaptığını,
muazzam da para döktüğünü, büyük propaganda yaptıklarını
vebuna Türkiye'den bazı yazarların da
katıldığını'' kaydeden Denktaş, şöyle
konuştu: ''İngiltere'den,
Amerika'dan insanlar bunu yürütüyorlar. Devleti koruyan, 'devlet esası
üzerinden barış isterim' diyenleri uzlaşmazlıkla
suçlayıp ortadan kaldırmak için büyük bir hareket var. Ama
Kıbrıs Türkü sağduyusu, mayası sağlam,
Anavatanı'na bağlı, Türklüğüyle övünen bir toplumdur ve
dolayısıyla istedikleri yere varamayacaklardır.'' Budak, 1500 yıl önce
meydana gelen olayların günümüze de ciddi yansımaları
bulunduğunu belirterek, bugün benzer olayların hem Türkiye'de hem
de KKTC'de yaşandığını söyledi. Budak, ''Bu
akşam bu eseri izlerken herkesin Kıbrıs'ta olanları çok
daha iyi takdir edeceği inancındayım'' dedi. Heyet ayrıca,
Cumhuriyet Meclis Başkanı Vehbi Zeki Serter ile KKTCMilli
Eğitim ve Kültür Bakanı İlkay Kamil'i de ziyaret etti. Oyun bu
akşam, Yakın Doğu Üniversitesi Atatürk Kültür ve Kongre
Merkezi'nde Cumhurbaşkanı Denktaş'ın himayesinde
sahnelenecek. |
|
HURRIYET 12/06/03
KKTC portakalına
AB damgası
UTKU ÇAKIRÖZER Ankara
Türkiye,
Yunanistan'ın ev sahipliğinde Selanik'te yapılacak Avrupa
Birliği (AB) toplantısı öncesinde KKTC ürünlerinin Avrupa'ya
girişine yönelik bir jest bekliyor. Üst düzey bir hükümet yetkilisi,
"AB, Türk tarafının ticaret yapabilmesi için Türk tarafına
büro açacak" açıklamasını yaptı.
Yakında
açıklanması beklenen bu büro aracılığıyla Türk
tarafında üretilen narenciye ve patates gibi tarım ürünlerinin
sağlık belgesi olan PHYHTOSANITARY, Rum bakanlıkları
tarafından değil, AB tarafından ya da onun belirleyeceği
bir Avrupa enstitüsü tarafından verilecek.
MILLIYET 12/06/03
Kıbrıs'ta barış gücüne devam
13/06/2003
RADIKAL
AA - NEW YORK - BM Güvenlik Konseyi,
Kıbrıs'ta bulunan BM Barış Gücü'nün (UNFICYP) süresini 15
Aralık 2003'e dek uzatan karar tasarını oybirliğiyle kabul
etti. Kararda, Türk tarafının UNFICYP'nin hareket serbestisini
kısıtlayan 30 Haziran 2000 tarihli kararla ilgili bazı kolaylaştırıcı
önlemler almasını not ettiği, ama geri kalan
kısıtlamaların kaldırılmasını beklediği
ifade edildi. Ayrıca Türk ordusunun Akyar bölgesine yerleşmesinin
'ihlal' olduğu kaydedildi. Kararla görevli polis sayısı 34
kişi artırıldı. Polisler, KKTC'nin serbest geçiş
kararıyla artan trafiği kontrol edecek.
Denktaş: Yabancılar bizi bölmeye
çalışıyor
Cumhurbaşkanı
Denktaş, yabancıların toplumu içten bölmek için ellerinden
geleni yaptığını ve bu amaçla muzzam para döktüğünü
söyledi
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş,
yabancıların toplumu içten bölmek için ellerinden geleni
yaptığını ve bu amaçla muzzam para döktüğünü söyledi.
Denktaş,
İngiltereden, Amerikadan insanlar bunu yürütüyorlar. Devleti koruyan,
devlet esası üzerinden barış isterim diyenleri
uzlaşmazlıkla suçlayıp ortadan kaldırmak için büyük bir
hareket var. Ama Kıbrıs Türkü sağduyusu, mayası sağlam,
Anavatanına bağlı, Türklüğüyle övünen bir toplumdur ve
dolayısıyla istedikleri yere varamayacaklardır dedi.
Göktürkler
adlı oyunlarını sahnelemek üzere KKTCye gelen Kazakistandaki
Ahmet Yesevi Uluslararası Türk Kazak Üniversitesi öğrencileri, Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, Meclis Başkanı Vehbi Zeki Serter ve Milli
Eğitim ve Kültür Bakanı İlkay Kamili ziyaret etti.
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, saat 12.00de konuk heyeti kabulünde yaptığı
konuşmada, Türk ulusunun hiçbir zaman dıştan
saldırıyla yıkılmadığını, içten kendi
kendini yıktığını belirterek, bunu bilenlerin daima
Türkleri parçalamak için içten taraftar bulup besleyip yetiştirdiğini
ve içten vurduğunu söyledi.
Denktaş,
Osmanlının başına çok kez gelen bu olayların
Türkiyenin başına da geldiğini ve gelmeye devam ettiğini
kaydederek, şöyle konuştu:
Tarihi
bilerek ve devlet yaratmış insanların devleti korumak için her
şeyi feda edecek bir ruh haleti içinde yetişmesi gerekir. Her
devletin içinde sıkıntılar olur. Bu sıkıntılar
devlete sırt çevirmek için bir neden olamaz. Bunları halletmek için
elbirliği, gönülbirliğiyle hareket gerekir.
Cumhurbaşkanı
Denktaş, Kıbrıslı Türklerin 1963-74 arasında hiçbir
topluluğun dayanamayacağı sıkıntılara göğüs
gerdiğine işaret ederek, adanın yüzde 33ünden yüzde 3üne
hapsedilen halk arasında yollardan alınıp kaybedilenler
olduğunu ve hala kemiklerinin verilmediğini anlattı.
Denktaş,
Halk bunlara direndi ve en sonunda garantör Anavatan Türkiyenin gelip bizi
kurtamasıyla kendi devletini kurdu, devletsiz bırakılmıştı
çünkü dedi.
YABANCILAR BÖLMEK İÇİN
ELLERİNDEN GELENİ YAPIYOR
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, yabancıların halkı içten bölmek için
ellerinden geleni yaptığını, muazzam da para
döktüğünü, büyük propaganda yaptıklarını ve buna
Türkiyeden de katılan yazarlar olduğunu kaydederek,
konuşmasını şöyle sürdürdü:
İngiltereden,
Amerikadan insanlar bunu yürütüyorlar. Devleti koruyan, devlet esası
üzerinden barış isterim diyenleri uzlaşmazlıkla
suçlayıp ortadan kaldırmak için büyük bir hareket var. Ama
Kıbrıs Türkü sağduyusu, mayası sağlam,
Anavatanına bağlı, Türklüğüyle övünen bir toplumdur ve
dolayısıyla istedikleri yere varamayacaklardır.
KAMİL: TARİHİ
BİLMEYEN ACI YAŞAR
Milli
Eğitim ve Kültür Bakanı İlkay Kamil, ibret verici,
değişik bir oyun izleyecek olmaktan mutluluk duyduğunu
belirterek, tarihi iyi bilmek gerektiğini, tarihini bilmeyenlerin
acılar yaşadığını söyledi.
Türkiyenin
çok güçlü bir devlet olarak bütün Türk devletlerinin Anavatanı olarak
durduğunu kaydeden Kamil, geçmişteki hataların telafi
edileceğine inandığını belirtti.
Kamil,
Kıbrıs Türk halkının da geçmişte çok acılar
yaşadığını ama artık ayrı bayrağı
ve devleti altında yaşamını sürdürdüğünü ifade ederek,
bir gün Türk dünyasının birlik ve beraberlik içinde
sorunlarını çözeceğine ve buna sanatın öncülük
edeceğine olan inancını dile getirdi.
SERTER: KÖPRÜLERİ
GÜÇLENDİRİR
Meclis
Başkanı Vehbi Zeki Serter, kültürel hareketlerin KKTC ve Türkiye
arasındaki köprüleri daha da güçlendireceğini belirterek, tarihi bir
konusu olan oyunun ilginç ve güzel olduğuna inandığını
söyledi.
Serter,
Ahmet Yesevi Derneği yetkililerine, oyunun KKTCde sahnelenmesine öncülük
ettikleri için teşekkür etti ve heyeti görmekten duyduğu memnuniyeti
ifade etti.
BUDAK: OYUNUN KONUSU BUGÜN DE
YAŞANIYOR
Heyet
başkanı Feyzullah Budak, ziyaretlerde yaptığı
konuşmalarda, Azerbaycanlı şair ve yazar Bahtiyar Vahapzadenin
yazdığı, Kazakistan Devlet Sanatçısı ve Ahmet Yesevi
Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Rayımbek
Türkistaninin yönettiği Göktürkler, ikinci adıyla Özümüzü Kesen
Kılıç oyunu hakkında bilgiler verdi.
Budak,
bin 500 yıl önce yaşayan olayların günümüze de ciddi
yansımaları bulunduğunu belirterek, bugün benzer olayların
hem Türkiyede hem KKTCde yaşandığını söyledi.
Oyuncuların
ikisi hariç tümünün Kazakistanlı öğrenciler olduğunu kaydeden
Feyzullah Budak, oyunun konusu bugün de yaşandığı için 2
yıl önce Türkçeye çevirttiklerini, 15 yerde turneye
çıktıklarını, bugünün Kıbrıs için unutulmaz bir
gün olacağını ama insanların çoğunun oyun
sahnelendikten sonra haberdar olduğunu ifade etti.
Budak,
dış güçlerin ülkeler üzerindeki oyunları ve ülke içinden
yandaşlar bulma çabalarının bin 500 yıl önce de
yaşandığını kaydederek, Bu kılıç kesiyor ve
özümüzü kesiyor. Çünkü Çinin tesiriyle Göktürk hanlığı içinde
yönetimi ele geçirme kavgasında zayıf olanlar kendi
liyakatlarıyla bunu elde edemeyip Çinin desteğiyle yönetimi
alınca onların boyunduruğu altında kalınca gerçeklerin
görüyor ve yeniden Çine başkaldırıyor diye konuştu.
Feyzullah
Budak, Bu akşam bu eseri izlerken herkesin Kıbrısta
olanları çok daha iyi takdir edeceği inancındayım dedi.
HALKIN
SESI 13/06/03
Rumaa ABDden Annan planı desteği
Rum
Dışişleri bakanı Yakovu: Kıbrıs`ta BM
planının yeniden masaya getirilmesi konusunda, ABDden destek
aldık
ABD`yi ziyaret etmekte olan Kıbrıs Rum
yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, Kıbrıs
sorununun çözümü için BM planının yeniden masaya getirilmesi
konusunda ABD Başkanı George Bush yönetiminden destek
aldığını söyledi.
Washington`da Başkan Yardımcısı
Dick Cheney, Dışişleri Bakanı Colin Powell ve Ulusal Güvenlik
Danışmanı Condoleezze Rice ile görüşen Yakovu, gazetecilere
açıklamasında ``Hükümetimizin, BM Genel ekreteri Kofi Annan`ın
hazırladığı plan konusunda çeşitli çekinceleri var.
Buna rağmen yine de bu temelde görüşmelere dönülmesini arzu ediyoruz.
ABD yönetiminden de bu konuya ilgi göstermesini istedim. Aldığım
yanıtlardan da tatmin oldum`` dedi.
Yakovu, Kıbrıs konusunda Türk tarafı
adına kararları ağırlıklı olarak Türkiye`nin
verdiğini ileri sürerek, bu konuda Ankara`ya baskı
yapılması gerektiğini söyledi.
Yorgo Yakovu, Powell`ın kendisine ``BM planı
meselesini yakınlarda Annan ile görüşeceğini ifade
ettiğini`` belirtti.
Annan planı, taraflar arasında üzerinde
görüş birliği sağlanamaması nedeniyle geçtiğimiz
aylarda rafa kaldırılmıştı. Annan, daha sonra
görüşmelerin başarıya ulaşamamasından
ağırlıklı olarak KKTC
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş`ı
sorumlu tutmuştu.
Yakovu, Washington ziyaretinde ABD yönetimi, Kongre ve
Amerikan medyası nezdinde Kıbrıs Rum yönetimi adına lobi
faaliyetinde bulunuyor.
WESTON
ATİNA`DA
ABD Dışişleri
Bakanlığı`nın özel Kıbrıs Koordinatörü Thomas
Weston, ``Lahey`deki hayal kırıklığına rağmen
Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı çözüm bulma çabalarının
sürdüğünü`` söyledi.
Weston, Yunanistan Dışişleri
Bakanı Yorgo Papandreu ile yaptığı, ABD`nin Atina
Büyükelçisi Thomas Miller`in de bir bölümüne katıldığı
görüşmeden sonra gazetecilere açıklama yaptı.
ABD`nin BM`nin Kıbrıs raporunu
desteklediğini söyleyen Weston, AB`nin KKTC`ye yönelik önlemlerini de
olumlu olarak niteledi.
Bu önlemlerin uygulanması ümidini dile getiren
Weston, gazetecilerin KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş`ın bu
önlemler paketini reddetmesi olasılığına ilişkin
sorularını ise ``Sayın Denktaş bu
konuda kesin bir ifade kullanmadı. Bu önlemlerin
bazılarının uygulanması için Kıbrıslı
Türklerin işbirliği gerekiyor, bazıları için ise gerekli
değil`` diyerek yanıtladı.
Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo
Papandreu ise ``Kıbrıs konusunun kapanmadığını,
aksine Rum kesiminin AB üyeliği ile yeni bir çözüm dinamiğinin
doğduğunu`` söyledi.
HALKIN
SESI 13/06/03
Weston
Yarın Kıbrısta
ABDnin Kıbrıs Özel Temsilcisi Thomas Weston, iki
tarafla temaslarda bulunmak amacıyla yarın Kıbrısa
gelecek.
ABDnin Güney Kıbrıs Büyükelçiliğinin Kuzeydeki ofisinden
verilen bilgiye göre Weston hafta sonunu boş geçirecek ve temaslarına
16 Haziran Pazartesi günü başlayacak.
Weston pazartesi saat 09.00da Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş
tarafından kabul edilecek. Özel temsilci 10.15ten itibaren siyasi parti
temsilcileriyle görüşecek. Sendikalarla da görüşmesi beklenen Weston
aynı gün saat 17.00de siyasi temsilcilerle bir toplantı yapacak.
Weston, salı günü Güney Kıbrısta temaslarda bulunacak ve
09.00da Rum Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas, 10.15te EDİ
Başkanı Yorgo Vasiliuyla ve 18.00de Rum Dışişleri
Bakanı Yorgo Yakovuyla görüşecek. Weston, çarşamba sabahı
09.00da adadan ayrılacak.
YENIDUZEN 13/06/03
Yakovu
Annanla
görüştü
Annanla görüştü
New Yorkta bulunan Kıbrıs Rum Yönetimi Dışişleri
Bakanı Yorgo Yakovu, BM Genel Sekreteri Kofi Annanla kısa bir
görüşme yaptı.
Yakovu görüşmeden sonra Rum ve Yunanlı gazetecilere
yaptığı açıklamada, Genel sekreterin, Kıbrısta
duraklama dönemine giren çözüm arayışlarını ileri götürmek
istediğini ve bu konuda Kıbrıs Türk tarafından daha fazla
çaba harcamasını beklediğini söyledi.
Kendisinin görüşmeden memnun ayrıldığını ifade
eden Yakovu, Annan planının Kıbrısta çözüm
açısından temel oluşturduğunu ve kendilerince
desteklendiğini sözlerine ekledi.
Yakovu, Annandan önce BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto ile
de bir araya geldi. Yakovu-Annan görüşmesine, De Sotonun yanı
sıra, genel sekreterin siyasi işler yardımcısı Kieran
Prendergast da katıldı.
Yakovu, New Yorktan sonra temaslarda bulunmak üzere Washingtona gidecek.
SİMİTİS WASHİNGTONA GİDİYOR
Öte yandan diplomatik kaynaklar, Yunanistan Başbakanı Kostas
Simitisin bu ayın sonuna doğru Washingtonu ziyaret edeceğini
belirttiler.
Ziyaret tarihinin henüz kesinleşmediğini kaydeden diplomatlar,
ziyaretin muhtemelen 24 Haziranda yapılacağını ve
Simitisin Washington temaslarından sonra New Yorka geçerek BM Genel
Sekreteri Annan ile görüşmesinin beklendiğini söylediler.
YENIDUZEN 13/06/03
Denktaştan
Hannaya:
Sen kimsin ya?
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, İngilterenin eski
Kıbrıs Özel Temsilcisi Lord David Hannayın Kıbrısta
iki devletli bir çözümün olamayacağı açıklamasına sert
tepki gösterdi. İşte Denktaşın ilginç sözleri: Sen kimsin
ya? Devletini kurmuş olan bir halka devletini tanımıyorum demek
haksızlığın daniskasıdır, büyük bir
ayıptır, tanımayanlar için. Devletini kuran bir halk, devletinin
tanınmaması için sebep yoksa ortada, -ki yoktur bu konuda-
tanınmayı hak olarak sonuna kadar bir hak olarak talep edecektir ve
er geç sabırlı olursa, kararlı olursa tanınacaktır.
Zaten bizi tanımadıkları ve Rumu tanıdıkları
içindir ki anlaşma olmadı.
Hannayın müstemleke valisi gibi davrandığını
söyleyen Denktaş, Hannaya sen tanısan da tanımasan da devlet
vardır ve var olacaktır. Kıbrıs Türkleri Ruma
azınlık olarak yamalanmayacaktır dedi.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Ankara Ticaret Odası heyetiyle
görüşmesi sırasında İngilterenin eski Kıbrıs
Özel Temsilcisi Lord David Hannayın açıklamalarına tepki
gösterdi.
Müstemleke valisi gibi
Hannayın Kıbrıs meselesini hep Rum gözüyle gördüğünü ve
hiçbir zaman ayrı devleti tanımayız diye burnunu havaya
diktiğini, müstemleke valisi gibi bir konuma girerek kendisinin
söylediklerini anlamak istemediğini belirten Cumhurbaşkanı
Denktaş, şimdi görevden ayrılan Hannayın Kıbrısta
iki devletlilik asla diye demeç vermesine şu ifadelerle sert tepki
gösterdi:
Sen kimsin ya?
Sen kimsin ya? Devletini kurmuş olan bir halka devletini
tanımıyorum demek haksızlığın
daniskasıdır, büyük bir ayıptır, tanımayanlar için.
Devletini kuran bir halk, devletinin tanınmaması için sebep yoksa
ortada, -ki yoktur bu konuda- tanınmayı hak olarak sonuna kadar bir
hak olarak talep edecektir ve er geç sabırlı olursa, kararlı
olursa tanınacaktır. Zaten bizi tanımadıkları ve Rumu
tanıdıkları içindir ki anlaşma olmadı.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Güvenlik Konseyinin
zamanında yanlışlıkla değil, bilerek,
Kıbrısı Yunanistana vermek için bir karar
aldığını ifade etti.
Denktaş, Lord Hannayın devleti tanımayız ve
tanımayacağız demesinin cevabı bu devlet vardır,
tanısan da vardır, tanımasan da vardır ve var
olacaktır, tanınmadığı sürece de sizin
istediğiniz şekilde Kıbrıs Türkleri azınlık
olarak Ruma yamalanmayacak cevabını vermek lazım kendilerine
İşte vermiş de oldum dedi.
Denktaştan De Sotoya da kabiliyetsizlik suçlaması!
Denktaş, BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De
Sotonun Kıbrıs meselesini anlamadığını ve
anlayacak kabiliyette olmadığını, o yüzden De Sotonun
söylediklerinin kendisini ilgilendirmediğini, Rumların duymak
istediği gibi konuştuğunu kaydetti.
Cumhurbaşkanı Denktaş, Ankara Ticaret Odası heyetiyle
görüşmesi sırasında, bir gazetecinin sorusu üzerine BM Genel
Sekreteri Kofi Annanın ABDde bulunan Rum Yönetimi
Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovuyla görüşmesinde
Kıbrıstaki çözümsüzlükten KKTC Cumhurbaşkanını ve
Türkiyeyi sorumlu tuttuğunu söylemesini değerlendirdi.
Denktaş, açıklamalarında Annanın Kıbrıs Özel
Temsilcisi Alvaro De Sotoya sert eleştiriler yaptı.
Cumhurbaşkanı Denktaş, Annan yeni bir şey söylemedi, De
Soto da yeni bir şey söylemiş değil diyerek, Lord Hannay ve
Markidesle tezgahladıkları planı reddettikleri için böyle
konuştuklarını ifade etti.
Ne anladı ne anlayacak kabiliyette
Denktaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:
Eğer o planı kabul etseydik, şimdiye bu tarafa geçen Rumlar
ellerinde tapularıyla 60-70 bin kişiyi sokağa atmak için
harekete geçmiş olacaklardı.
De Soto Kıbrıs meselesini ne anladı, ne de anlayacak
kabiliyettedir, onun için söyleyecekleri beni ilgilendirmez. Ruma yine Rumun
duymak istediklerini söylemiştir.
Bu memlekette sadece Rum yaşamıyor, Türkler de vardır. O,
bunları kaale almadığı ve bizi bir azınlık olarak
gördüğü için çok büyük bir iyilik yaptığı
iddiasındadır bize bu planla... Tarih de gösterecektir ki bu çok
yanlıştır. Şimdiden İngiliz, Alman, Fransız,
İtalyan hatta Arap ülkelerinden uluslararası hukukçular bu Annan
Planı denilen planın Kıbrıs Türkleri için mahviyet
planı olduğunu tespit etmişlerdir ve bu konularda yazılar
yazmaktadırlar. Onun için gözümüzü açalım, kendi kendimizi
kandırmayalım, De Sotoyu dinleyeceğimize Annan
Planını bir daha okuyalım ve iyi değerlendirelim.
YENIDUZEN 13/06/03
Weston,Kıbrıs
Türk Tarafının
Annan
Planını yeniden değerlendirmesini istedi
ABD Dışişleri Bakanlığının Kıbrıs
özel temsilcisi Thomas Weston, BM Genel Sekreteri Kofi Annanın
Kıbrıs barış planına olumlu yanıt vermeyen
Kıbrıs Türk Tarafına planı yeniden değerlendirmesi
çağrısında bulundu.
Roma, Atina, Lefkoşa ve Ankarayı ziyaret edecek olan Weston,
gezisinin ilk durağı Brükselde AB yetkilileriyle görüştükten
sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, Kıbrıs
Türk Tarafından barış planını kabul ederek, ikiye bölünmüş
adanın gelecek yıl ABye birleşik olarak girmesini
sağlamasını istedi.
Weston, Kıbrısta uzlaşma için çok çalışmak ve ABD, AB
ve diğer ülkelerle temasların sürmesi gerektiğini belirterek,
Kıbrıslı Türkler ve Rumlar arasındaki güvensizliğin
üstesinden gelmek için hala uygun bir ortam bulunduğunu, anlaşma
şansının devam ettiğini ve bunun için çok
çalışmak gerektiğini düşündüğünü ifade etti.
Kıbrısla ilgili olarak Roma, Atina, Ankara ve Adada görüşmeler
yapacak olan Weston, Kıbrıs sorununun çözümü için tek yolun
Türkiyenin Kuzey Kıbrıs üzerindeki nüfuzunu kullanması ve AB
yolunda atacağı adımlar olduğunu kaydetti.
Weston, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın uzlaşma
yolunda en büyük engel olup olmadığı sorusuna ise
Kıbrısın tarihinde uzlaşmanın önünde çok sayıda
engel olduğunu söyledi.
Weston, Kuzey Kıbrısın nisan ayında sınırlar
arasındaki seyahat kısıtlamalarını
gevşetmesiniyse memnunlukla karşıladığını,
ancak bu tip hareketlerin uzlaşmanın yerini
tutamayacağını ve uzlaşma ihtiyacını
azaltamayacağını ifade etti.
YENIDUZEN 13/06/03
Hannay:
Kıbrısta
iki devletli çözüm hiçbir zaman gerçekleşmeyecek
İngilterenin eski
Kıbrıs Özel Temsilcisi Lord David Hannay, Kıbrısta iki
devlet ilkesine dayalı bir çözümün ne geçmişte, ne şimdi, ne de
gelecekte mümkün olmadığını iddia ederek, Adanın
siyasi liderlerinin çözümün avantajlarını kavrayarak bir an önce
görüşme masasına dönmelerini umut ettiğini söyledi.
Rum haber ajansına demeç veren Hannay, Kıbrıs sorunuyla ilgili
tarafların, müzakere masasına oturmaya hazır oldukları
yolunda genel açıklamalarda bulunmalarının, BM Genel Sekreteri
Kofi Annanı yeniden barış çabalarına başlamasına
ikna etmek için yeterli olmadığını kaydetti.
Kıbrısta kapsamlı bir çözüme ulaşılmasını
öngören son girişimin (KKTC Cumhurbaşkanı Rauf) Denktaş
tarafından başarısızlığa
uğratıldığını ileri süren Hannay, Sayın
Denktaş, Kıbrısta iki ev ve bu iki ev arasında kendisinin
kontrol edebileceği dar bir koridor istiyor dedi.
Avrupa Birliğinin Kıbrıslı Türkler için
açıkladığı ekonomik destek paketine de değinen Hannay,
bunun memnuniyet verici bir ilk adım olduğunu, ancak Kuzey
Kıbrısın tanınması veya tanınmaması
oyununun yeniden sahneye konmaması gerektiğini kaydetti.
Müzakereler için yeterli süre bulunup bulunmadığı yolunda bir
soruya karşılık Hannay, Zaman var, ama bu sonsuza dek devam
edecek bir süre değildir ifadesini kullandı.
Özel temsilci görevine atandığında, çözüme ulaşmak için
tarafların azim ve kararlılıkla hareket etmesinin zorunlu
olduğu yönünde verdiği demecinin anımsatılması
üzerine de Hannay, görüştüğü ve temas ettiği kişilerden
çoğunun çözüme ulaşılmasını samimiyetle arzu
ettiklerini ve çözümsüzlüğün dezavantajlarının bilinci içinde
olduklarını söyledi.
Hannay, şu iddialarda bulundu:
Son tahlilde, sonuca gidilmesini Sayın Denktaşın tutumunun
engellediği yönünde BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından ifade
edilen görüşe katılıyorum. 1996 yılında belirtmiş
olduğum bir kıyaslamayı tekrar kullanmak istiyorum. Denktaş
sonuna dek, Kıbrıslı Rumlarla aynı evde yaşamak
istemediğini, ikinci bir ev istediğini ve bu iki ev arasında
kendisinin kontrol edebileceği bir koridor isteyip durdu.
Türkiyenin ABye üyelik sürecine de değinen Lord Hannay, Türkiyenin
Kopenhag kriterlerine uyum sağlayarak, 2005 yılında üyelik
müzakerelerine başlayabileceği umudunu ifade etti.
YENIDUZEN 13/06/03
Tahsin
Ertuğruloğlu mühim konuştu:
Annan
Planı anlaşmanın önünü tıkıyor
|
Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin
Ertuğruloğlu Annan Planının yeniden
değerlendirilecek bir yönü bulunmadığına işaret
ederek hiçbir geçerliliği kalmayan bu planda ısrar etmenin
Kıbrısta anlaşmanın önünü tıkamaktan başka
birşey olmadığını söyledi. |
|
|
YENIDUZEN 13/06/03
Bölgedeki
Sınır Kapıların da açılması için
Güzelyurt
eylemde
Güzelyurt-Lefke Bölgesi
Sivil Toplum Örgütleri, bölgedeki sınır kapılarının
açılmasını sağlamak amacıyla bir dizi eylem organize
etti. İlk eylem bugün saat 17.30da Güzelyurt Otobüs terminalinde gerçekleşiyor.
Eylemle ilgili olarak dün yapılan açıklamada, Bölgemizin, 29
yıldır hep ikinci plana itildiğini ve ihmal edildiğini,
göçlerin ve iflasların bölgeyi tehdit etmeye devam ettiğini belirttik
ve Yetkililerden, Güzelyurt ve Lefke Bölgesi Sınır Kapılarının
açılması konusundaki kararı bir an önce almalarını
bekledik. Olmadı. Yetkililer yine umursuz, yine suskun. Biz de
taleplerimizde kararlıyız. Bostancı, Lefke Aplıç ve
Yeşilırmak Sınır kapılarının
açılması için bir dizi eylem kararı aldık dendi.
Güzelyurt-Lefke Bölgesi Sivil Toplum Örgütleri, bölgedeki sınır
kapılarının açılmasını sağlamak
amacıyla bir dizi eylem organize etti. İlk eylem bugün saat 17.30da
Güzelyurt Otobüs terminalinde gerçekleşiyor.
Sivil Toplum Örgütlerinin eylemlerle ilgili olarak dün yaptıkları
KAPILARIN AÇILMASI İÇİN EYLEMLERE BAŞLIYORUZ
başlıklı açıklama aynen şöyle:
Güzelyurt ve Lefke Bölgesinde örgütlü bulunan Sivil Toplum Örgütleri ; bugüne
kadar yapılan uygulamalarda olduğu gibi Güzelyurt ve Lefke bölgesi
halkı yine düşünülmemiş, yine mağdur
bırakılmıştır dedik. Bu mağduriyetin giderilmesi
için Bostancı, Lefke (Aplıç) ve Yeşilırmak Sınır
Kapılarının derhal açılması ve bu hareketlilikten
bölge Esnafı'nın da yararlanmasına olanak sağlanması
gerektiğini vurguladık.
Bölgemizdeki Sınır Kapılarının açılması ile
çoğunlukla Limasol ve Baf bölgelerinden göçmen olarak gelen bölge
halkımızın, yerleşim yerlerini ziyarete gidişlerinde
hem zaman açısından, hem de masraf açısından olumlu
katkı sağlayacak, büyük rahatlama getireceğini belirttik.
Bölgemizin 29 yıldır hep ikinci plana itilen ve ihmal
edildiğini, göçler ve iflaslar bölgeyi tehdit etmeye devam ettiğini
ve Yetkililerden, Güzelyurt ve Lefke Bölgesi Sınır
Kapılarının açılması konusundaki kararı bir an
önce almalarını bekledik. Olmadı. Yetkililer yine umursuz, yine
suskun. Biz de taleplerimizde kararlıyız. Bostancı, Lefke
Aplıç ve Yeşilırmak Sınır kapılarının
açılması için bir dizi eylem kararı aldık İlk
eylemimiz 12 Haziran Perşembe günü (bugün) saat 17.30da Güzelyurt Otobüs
Terminali önünde başlayıp Bostancı sınır
kapısında son bulacak olan eylemi gerçekleştireceğiz.
İkinci eylemimiz, 19 Haziran Perşembe günü Lefkede, üçüncü eylemimiz
de 26 Haziran Perşembe günü Yeşilırmakta
gerçekleştirilecektir.
Güzelyurt-Lefke Bölgesi Sınır Kapılarının
Açılması için
HAYDİ BARIŞ KONVOYUNA
· Yıllarca birilerinin bizi Hatırlamasını beklerken
unutulduğumuzu gördük.
· Güzelyurt Lefke Bölgesi halkı ÖKSÜZ EVLAT !...
· Ne Anası var ne Babası, ne arayanı var ne soranı...
· Bölge Esnafı, Zanaatkarı, Üreticisi, İşçisi,
İşsizi, Genci, İhtiyarı sıkıntılı, hem
de çok sıkıntılı.
· Patlamaya hazır bomba gibi!...
· GÜZELYURT LEFKE BÖLGESİ ARKA SOKAK...
· GÜZELYURT LEFKE BÖLGESİ ÇIKMAZ SOKAK...
· Bölgemizi çıkmaz sokak olarak bırakanlarla hesaplaşma
zamanı gelmiştir.
· Artık AÇILSIN KAPILAR Kurtulalım bu çıkmaz sokaktan.
· AÇILSIN GÜZELYURT, AÇILSIN LEFKE, AÇILSIN YEŞİLIRMAK, AÇILSIN
KIBRIS AÇILSIN KAPILAR.
Yarın Olmaz, Bir Eksik de olmaz, Hep beraber, HEMEN ŞİMDİ
HAYDİ BARIŞ YOLCULARI
12 Haziran Perşembe günü, Saat 17.30da
Güzelyurt TERMİNALİ Önünde Başlayacak
BARIŞ KONVOYUNA Araçlarımızla Katılalım.
Birler Onlar Yüzler değil, HEPİMİZ.
İş Bırakarak, Kepenkleri Kapatarak,
Kararlılığımızı gösterelim.
Açılsın Güzelyurt, Açılsın Lefke, Açılsın Yeşilırmak.
GÜZELYURT- LEFKE BÖLGESİ SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ
YENIDUZEN 13/06/03
KIBRIS SORUNU MAYIS 2004TEN ÖNCE ÇÖZÜLMELİ
TÜRKİYE'NİN AB YOLUNDA KIBRIS'IN ÖNEMİ: Kretschmer, Kıbrıs sorununun, üyelik yolunda Türkiye için temel bir siyasal koşul olmadığını, ancak siyasal yapı içinde büyük bir rol oynadığını bildirerek, '2004 yılı sonuna kadar, mayıs ayından önce bu konu mutlaka bir çözüm yoluna kavuşturulmalıdır' dedi
KOŞULLAR DEĞİŞTİ: 'Sınırların kaldırılmış olması adada yeni bir dinamik yarattı. Koşullar geçmişe göre aynı değildir. Kıbrıs'ta artık üç ay önceki koşullara dönmek mümkün değildir. Altı ay sonra ne olacağını kimse bilemez. Kişisel olarak bu sorunun 2004 yılı sonunda engel olarak karşımıza çıkacağını düşünmüyorum. Türkiye olsun, AB olsun, Kıbrıs'ın AB'de olmasından yararlanabilir'
KIBRIS 15/06/2003
TÜRKİYENİN
AB SURECİ İÇİN KIBRIS ÇÖZÜLMELİ
Yorgo Yakovu ayrıca,
adadaki Türk askerinin çekilmesinin zamanının geldiğini iddia
ederek, BM destekli müzakereler sırasındaki temel
anlaşmazlık noktalarından birinin, bulundurulacak asker
sayısında olduğunu söyledi
Kıbrıs
Rum yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, Avrupa
Birliği üyeliğinde önşart olmamasına karşın,
Kıbrıs sorunu çözülmeden Türkiyenin AB sürecinin
sonuçlandırılamayacağını ileri sürdü
Washingtonda
ABD yönetimi yetkilileriyle görüşmelerde bulunan Yakovu, Türkiyenin, bir
başka AB üyesi ülkeyi (Kıbrıs Rum kesimini) tanımadan ve bu
üye ülkenin topraklarını işgal etmeyi sürdürürken, ABye kabul
edilemeyeceğini iddia etti
Yakovu,
Pratikte, Kıbrıs problemi çözülmeden Türkiyenin AB üyeliği
ilerleyemez dedi. ABDde bulunan Yorgo Yakovu, Kıbrıs sorununa, BM
Genel Sekreteri Kofi Annan planına dayalı çözüm
anlayışı için ABDden destek aldı.
TÜRK ASKERİ
ÇEKİLMELİ
Yorgo
Yakovu ayrıca, adadaki Türk askerinin çekilmesinin zamanının
geldiğini iddia ederek, BM destekli müzakereler sırasındaki
temel anlaşmazlık noktalarından birinin, bulundurulacak asker
sayısında olduğunu söyledi. Yakovu, Yunanistanın,
adanın her bir tarafında, 1500er asker önerdiğini, Türkiyenin
ise 15 bin asker istediğini öne sürdü.
Kıbrıslı
Türklerin, adanın diğer tarafına entegre edileceği günü
sabırsızlıkla beklediklerini iddia eden Yakovu,
sınırdaki insani hareket özgürlüğünün, iki toplumun birarada
yaşayabileceğine yönelik güçlü bir kanıt olduğunu savundu.
HALKIN SESI 15/06/03
Annan
Planı masadadır diyen ABD Dışişleri
Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston:
Türk
tarafı tavır değiştirmeli
Atinadaki
temaslarını tamamladıktan sonra dün Kıbrısa gelen
Thomas Weston, Larnaka Havaalanında yaptığı
açıklamada, Kıbrıs sorununa çözümün Mayıs 2004den önce
bulunması yönünde çaba harcadıklarını belirtti.
Weston, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs sorununa ilişkin raporu
ışığında BM Güvenlik Konseyi tarafından oy
birliğiyle alınan ve BM barış sürecinin yeniden
başlatılabilmesi için taraflardan siyasi irade ile hareket etmelerini
isteyen karar yönünde zaman kaybedilmeden harekete geçilmesi gerektiği
görüşünü ifade etti.
Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri
Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Büyükelçi Thomas
Weston adadaki temaslarına 16 Haziran Pazartesi günü başlayacak.
Thomas Weston, ABD'nin Kıbrıs konusunda yoğun bir görüşme
süreci başlatmış olduğunu, bu süreç çerçevesinde
Kıbrıs'tan sonra Ankara'yı ziyaret ederek Türk hükümet
yetkilileriyle temaslarda bulunacağını da açıkladı.
Dün Kıbrısa gelen Thomas Weston, Larnaka Havaalanında
yaptığı açıklamada, Kıbrıs sorununa çözümün
Mayıs 2004den önce bulunması yönünde çaba
harcadıklarını belirtti.
Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri
Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Büyükelçi Thomas
Weston, ülkesinin Kıbrıs sorununun çözümünü amaçlayan
görüşmeleri yeniden başlatmak için çaba
harcadığını söyledi. Weston, bu çerçevede temaslarda
bulunmak üzere dün Kıbrısa geldi.
Rum radyosunun haberine göre Atinadaki temaslarının ardından
saat 14.00de Adaya gelen Thomas Weston, Larnaka Havaalanında
yaptığı açıklamada, Kıbrıs sorununa çözümün
Mayıs 2004den önce bulunması yönünde çaba
harcadıklarını belirtti. Çözüm için herhangi bir plan
getirmediğini bildiren Thomas Weston, Annan Planının masada
bulunduğunu söyledi. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi
Başkanı Tasos Papadopulosun planı çözüm için temel olarak kabul
ettiği ancak Cumhurbaşkanı Denktaşın kabul
etmediği görüşünü belirten Thomas Weston, Türk tarafının
tavır değiştirmesi yönünde gayret göstereceklerini kaydetti.
Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri
Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Büyükelçi Thomas
Weston adadaki temaslarına 16 Haziran Pazartesi günü başlayacak.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Westonu Pazartesi günü saat
09.00da kabul ederek, görüşecek.
Bu arada, Rum Temsilciler Meclisi Başkanı Dimitris Hristofyas,
Amerikan yönetiminin çözüm çabalarını ilerletmeye
çalıştığını, Westonun Kıbrısa bu
amaçla geldiğini söyledi.
Dimitris Hristofyas, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi
Annandan gelecek bir çağrıya Rum tarafının olumlu
karşılık vereceğini de bildirdi.
WESTON: ADİL VE KALICI BİR ÇÖZÜM ÇABALARI SÜRÜYOR
ABD Dışişleri Bakanlığının Kıbrıs
Özel Koordinatörü Thomas Weston, Laheydeki hayal
kırıklığına rağmen Kıbrıs sorununa adil
ve kalıcı çözüm bulma çabalarının sürdüğünü söyledi.
Weston, önceki gün Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo
Papandreu ile yaptığı, ABDnin Atina Büyükelçisi Thomas
Millerin de bir bölümüne katıldığı görüşmeden sonra
gazetecilere açıklama yaptı.
ABDnin BMnin Kıbrıs raporunu desteklediğini söyleyen Weston,
ABnin KKTCye yönelik önlemlerini de olumlu olarak niteledi.
Bu önlemlerin uygulanması ümidini dile getiren Weston, gazetecilerin KKTC
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın bu önlemler paketini
reddetmesi olasılığına ilişkin sorularını
ise Sayın Denktaş bu konuda kesin bir ifade kullanmadı. Bu
önlemlerin bazılarının uygulanması için
Kıbrıslı Türklerin işbirliği gerekiyor,
bazıları için ise gerekli değil diyerek yanıtladı.
Weston, Atina ile Washington un Kıbrısta çözüm için
atılması gereken adımlara ilişkin görüşlerinin
birbirlerine çok yakın olduklarını da kaydetti.
ANNAN PLANI ÖLÜ
DEĞİL
Bu arada, Weston, Atinada yayımlanan Ta Nea gazetesine verdiği
demeçte, Annan planında Kıbrıstaki son gelişmelerin
ışığında değişiklikler yapılması
gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:
Serbest dolaşım kesinlikle durumun değişmesine yol
açmıştır. Adanın her iki tarafından binlerce insan
biraraya gelebiliyorsa o zaman Kıbrıslı Rumlar ile Türklerin
birlikte yaşayıp yaşamayacakları sorusu geri planda
kalıyor. Bu insanların birarada yaşayabilecekleri
açıktır. Dolayısıyla Annan planında öngörülen uzun
süreli geçici dönemlere ilişkin maddeler tekrar ele alınmalı ve
yapılacak görüşmeler çerçevesinde değişmelidir.
Kıbrıs sorununun, Rum kesiminin AB üyesi olacağı Mayıs
2004den önce çözümlenebilmesi için müzakerelerin derhal başlaması
gerektiğini de belirten Weston, gazetenin Denktaşın Annan
planını ölü kabul ettiğini vurgulayan açıklamalarına
ilişkin sorusunu da, İzninizle bu görüşe kendisinin dışında
hiç kimsenin katılmadığını söylemek istiyorum. Ne ABD
ne de Kıbrıslı Türklerin büyük bölümü bu görüşü kabul
ediyor yanıtını verdi.
PAPANDREUNUN AÇIKLAMASI
Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu ise
Kıbrıs konusunun kapanmadığını, aksine Rum
kesiminin AB üyeliği ile yeni bir çözüm dinamiğinin
doğduğunu söyledi.
Weston ile görüşmelerinde Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin
çabaları ve önümüzdeki dönemde atılacak adımları ele
aldıklarını kaydeden Papandreu, ABDnin sorunun çözülmesi
gereğine ilgisini yoğunlaştırdığını
vurguladı.
YENIDUZEN 15/06/03
ABD
Kıbrısta
Annan Planına dayalı çözüm istiyor
ABD
Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher,
ABDnin, Kıbrıs sorununa BM Genel Sekreteri Kofi Annan planı
temelinde çözüm bulunması için görüşmelerin yeniden
başlatılmasını amaçladığını bildirdi.
Boucher, düzenlediği basın toplantısında, Kıbrıs
Rum kesimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovunun, ABD
Dışişleri Bakanı Colin Powell ile yaptığı
görüşmede, Kıbrısta müzakerelerin durumunun
tartışıldığını söyledi.
Richard Boucher, Powell, Yakovu ile görüşmesinde, ABDnin
amacının, BM Genel Sekreteri Kofi Annan planı temelinde, BM
destekli müzakerelerin yeniden başlatılması olduğunu
açıkça ifade etti. Powell, bu görüşü daha önce de dile
getirmişti dedi.
YENIDUZEN 15/06/03
Kıbrıs
Rum Dışişleri Bakanı Yakovu:
Kıbrısta
BM Planı konusunda, Bush yönetiminden destek aldık
ABD`yi ziyaret etmekte
olan Kıbrıs Rum yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo
Yakovu, Kıbrıs sorununun çözümü için BM planının yeniden
masaya getirilmesi konusunda ABD Başkanı George Bush yönetiminden
destek aldığını söyledi.
Washington`da Başkan Yardımcısı Dick Cheney,
Dışişleri Bakanı Colin Powell ve Ulusal Güvenlik
Danışmanı Condoleezze Rice ile görüşen Yakovu, gazetecilere
açıklamasında ``Hükümetimizin, BM Genel Sekreteri Kofi Annan`ın
hazırladığı plan konusunda çeşitli çekinceleri var.
Buna rağmen yine de bu temelde görüşmelere dönülmesini arzu ediyoruz.
ABD yönetiminden de bu konuya ilgi göstermesini istedim. Aldığım
yanıtlardan da tatmin oldum`` dedi.
Yakovu, Kıbrıs konusunda Türk tarafı adına kararları
ağırlıklı olarak Türkiye`nin verdiğini ileri sürerek,
bu konuda Ankara`ya baskı yapılması gerektiğini söyledi.
Yorgo Yakovu, Powell`ın kendisine ``BM planı meselesini
yakınlarda Annan ile görüşeceğini ifade ettiğini``
belirtti.
Annan planı, taraflar arasında üzerinde görüş birliği
sağlanamaması nedeniyle geçtiğimiz aylarda rafa
kaldırılmıştı. Annan, daha sonra görüşmelerin
başarıya ulaşamamasından ağırlıklı
olarak KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş`ı sorumlu
tutmuştu.
Yakovu, Washington ziyaretinde ABD yönetimi, Kongre ve Amerikan medyası
nezdinde Kıbrıs Rum yönetimi adına lobi faaliyetinde bulunuyor.
YENIDUZEN 15/06/03
Rum Bakan'dan AB
tehdidi
Avrupa Birliği'ne
2004 Mayıs'ında girecek olan Rum Kesimi'nin Dışişleri
Bakanı Yorgo Yakovu, Kıbrıs sorunu çözülmeden Türkiye'nin AB'ye
kabul edilmeyeceğini söyledi
Kıbrıs
Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, Avrupa
Birliği (AB) üyeliğinde ön şart olmamasına
karşın, Kıbrıs sorunu çözülmeden Türkiye'nin AB sürecinin
sonuçlandırılamayacağını ileri sürdü.
Washington'da Amerikan
yönetimi yetkilileriyle görüşmelerde bulunan Yakovu, Kıbrıs
sorununa, BM Genel Sekreteri Kofi Annan Planı'na dayalı çözüm
anlayışı için ABD'den destek alırken, düşünce
kuruluşları Stratejik ve Uluslararası Etütler Merkezi (CSIS) ile
Batılı Politika Merkezi'nin (WPC) ortaklaşa düzenlediği
konferansta konuştu. Kıbrıs Rum Kesimi'nin, Mayıs 2004'ten
itibaren resmen AB üyesi olacağını söyleyen Yakovu, Türkiye'nin,
bir başka AB üyesi ülkeyi (Kıbrıs Rum Kesimi) tanımadan ve
bu üye ülkenin topraklarını "işgali sürdürürken" AB'ye
kabul edilemeyeceğini iddia etti. Yakovu, "Pratikte, Kıbrıs
problemi çözülmeden Türkiye'nin AB üyeliği ilerleyemez" dedi.
Rum Kesimi'nin, Türkiye'yi
AB'de görmek istediğini ve bunu kendi çıkarları için
istediklerini belirten Yakovu, "Mesela Türkiye, Kıbrıs (Rum
Kesimi) bayraklı gemilerin limanlarına uğramasına izin
vermiyor. Böyle bir şey, Ankara'nın AB yükümlülüklerinin ihlali
anlamına gelir. Ayrıca Türkiye, bizimle de gümrük birliği
anlaşması imzalamak zorunda olacak" diye konuştu.
Üyelik yolu Ada'dan
geçer
Yorgo Yakovu,
Kıbrıs sorununun çözümünün, AB içinde bir iyi niyet havası
oluşturacağını ve Türkiye'nin AB üyeliğini
kolaylaştıracağını da söyledi.
Yorgo Yakovu, Ada'daki
Türk askerinin çekilmesinin zamanının geldiğini iddia ederek, BM
destekli müzakereler sırasındaki temel anlaşmazlık
noktalarından birinin, bulundurulacak asker sayısında
olduğunu söyledi. Yakovu, Yunanistan'ın, Ada'nın her bir
tarafında, 1500'er asker önerdiğini, Türkiye'nin ise, 15 bin asker
istediğini öne sürdü.
MILLIYET 15/06/03