Tenet'e Rum özgürlük ödülü

04/06/2003 RADIKAL

AA - LEFKOŞA - CIA'nın Yunan asıllı başkanı George Tenet, Amerikan Pan-Kıbrıs Cemiyeti'nin 12. Özgürlük Ödülü'ne layık görüldü. Ödül töreni 7 Haziran'da Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu'nun da katılımıyla New York'ta gerçekleşecek. Ödül kapsamında 'Kıbrıs İçin Adalet Uluslararası Koordinasyon Komitesi' (PSEKA) adlı bir konferans düzenlenecek. PSEKA ve Pan-Kıbrıs Cemiyeti Başkanı Philip Christopher, "Toplantının ardından, EBD hükümetinden, Türkiye'yi Kıbrıs sorununu çözmesinin kendi çıkarına olacağına dair ikna etmesini isteyeceğiz" dedi.

TSK, Bakü’den KKTC desteği istedi

 

Jandarma Genel Komutanı Org. Şener Eruygur, KKTC’nin, uluslararası arenada tanınması için, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’den destek istedi.

 

Bakü
NTV

 

 

 

4 Haziran 2003— Azerbaycan Dahili Birlikler Komutanlığı’nın davetlisi olarak Bakü’de bulunan Jandarma Genel Komutanı Org. Eruygur, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ile biraraya geldi.

 

 

 

Org. Eruygur, Kıbrıs konusunda Türkiye’ye, Kofi Annan planının kabul ettirilmesi için yoğun girişimlerde bulunulduğunu hatırlattı ve Türkiye olarak Rauf Denktaş’ın inisiyatifi ile başlatılan çalışmalara destek verilmesine çalıştıklarını söyledi.
       Eruygur,KKTC’nin tanınması aşamasına gelindiğini belirterek, bu açıdan dost ve kardeş Azerbaycan’ın desteğine ihtiyaç duyulduğunu kaydetti. Aliyev ise görüşmenin basına açık bölümünde konuyla ilgili hiçbir açıklama yapmadı. Org. Eruygur ile Aliyev terörle mücadele alanında işbirliği imkanlarını ele aldı.
       

 

AB’DEN AÇILIM

12 MİLYON EUROLUK MALİ YARDIM... AB Komisyonu'nun KKTC için yardım paketinin içeriği belli oldu. Buna göre AB Komisyonu, KKTC'ye 12 milyon euro tutarında mali yardım yapma kararı aldı. AB Konseyi ve Avrupa Parlamentosu'na sunulan yardım paketi, 'Mali yardım' ve 'Ticaret kolaylığı' başlıklarıyla iki bölümden oluşuyor

9 MİLYON ALTYAPIYA, 3 MİLYON SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNE... Yardımın 9 milyon euroluk bölümü KKTC'nin altyapı çalışmaları için kullanılacak, 3 milyon euroluk bölümü ise, KKTC'nin Kıbrıs Rum kesimi ve AB ile yakınlaşmasını sağlayacak sivil toplum örgütlerine verilecek

ZİRAİ ÜRÜNLER RUM KESİMİ ÜZERİNDEN... KKTC'nin ihracatının yüzde 70'ini oluşturan zirai ürünlerin ihracında böylelikle bütün yetki, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne bırakılıyor. Pakette ayrıca, malların sağlık belgelerinin Rum Ziraat Bakanlığı'ndan alınması şartı getiriliyor

KIBRIS 04/06/2003

Avrupa Birliği Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günter Verheugen:

“Annan Planı masada ve çözüm için yegane temel”

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günter Verheugen, Annan Planı’nın müzakere masasında bulunduğunu ve planın Kıbrıs sorununun çözümü için yegane temel olduğunu bir kez daha vurguladı.

AB Komisyonu tarafından hazırlanan ve dün akşam son şekli verilen Kıbrıslı Türklere yönelik ekonomik önlemler paketinin, Kuzey Kıbrıs’ın ekonomik kalkınmasına katkı yapacağına inandıklarını da ifade eden Verheugen, “Zaten Kopenhag Konseyi’nin sonuçları da bunu öngörüyordu” dedi.

Verheugen, “Annan Planı, müzakere masasında bulunuyor. Kıbrıs sorununun çözümü için bu planı yegane temel ve ileriye gitmek için tek gerçekçi yöntem olarak görüyoruz” diye konuştu.

AB Komisyonu’nun, barışçıl süreçte BM’ye her zaman tam destek verdiğini belirten Verheugen, “Destek amacıyla komisyon, pratikte örneğin bütünlüklü çözüm çerçevesinde ‘Uluslararası BağışYapacak Ülkeler Konferansı’nı organize etme isteğini ortaya koydu” dedi.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın, Kıbrıs’taki iyi niyet misyonuyla ilgili raporunda, barışçıl sürece yeniden dönülmesi için koşullarını net şekilde ortaya koyduğunu kaydeden Verheugen, “Yani tüm taraflardan net taahhüt olmadan yeniden girişimde bulunmayacak. Referandum yapılması için belirlenmiş bir tarih de olmalıdır. Bu yaklaşıma tamamen katılıyorum” şeklinde konuştu.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günter Verheugen, Annan Planı’nın müzakere masasında bulunduğunu ve planın Kıbrıs sorununun çözümü için yegane temel olduğunu iddia etti.
AB Komisyonu tarafından hazırlanan ve bu akşam son şekli verilecek olan Kıbrıslı Türklere yönelik ekonomik önlemler paketinin, Kuzey Kıbrıs’ın ekonomik kalkınmasına katkı yapacağına inandıklarını da ifade eden Verheugen, “Zaten Kopenhag Konseyi’nin sonuçları da bunu öngörüyordu” dedi.
Verheugen, Güney Kıbrıs’ta yayınlanan Fileleftheros gazetesiyle söyleşi yaptı:
Günter Verheugen, Avrupa Birliği’nin, Birleşmiş Milletler çözüm çabalarındaki rolünün ne olacağına ve hangi pratik yöntemlerle bu rolü ortaya koymayı hedeflediğine ilişkin soruyu yanıtlarken, “Annan Planı, müzakere masasında bulunuyor. Kıbrıs sorununun çözümü için bu planı yegane temel ve ileriye gitmek için tek gerçekçi yöntem olarak görüyoruz” dedi.
AB Komisyonu’nun, barışçıl süreçte BM’ye her zaman tam destek verdiğini belirten Verheugen, “Destek amacıyla komisyon, pratikte örneğin bütünlüklü çözüm çerçevesinde ‘Uluslararası BağışYapacak Ülkeler Konferansı’nı organize etme isteğini ortaya koydu” diye konuştu.

Referandum için belirlenmiş bir tar,ihte olmalı
Bir başka soruya karşılık, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın, Kıbrıs’taki iyi niyet misyonuyla ilgili raporunda, barışçıl sürece yeniden dönülmesi için koşullarını net şekilde ortaya koyduğunu kaydeden Verheugen, “Yani tüm taraflardan net taahhüt olmadan yeniden girişimde bulunmayacak. Referandum yapılması için belirlenmiş bir tarih de olmalıdır. Bu yaklaşıma tamamen katılıyorum” şeklinde konuştu.
AB yetkilisi Verheugen, “Her iki taraftan açıklanan önlemlerle AB Komisyonu’nun açıklayacağı önlemlerin, Kıbrıs sorununun çözümünü teşkil etmesi mümkün mü” şeklindeki soru üzerine de, serbest geçişlerin ve bunun ardından gelen diğer gelişmelerin Kıbrıs sorununun bütünlüklü çözüm ihtiyacının yerini alamayacağını yineledi.

Önlemler paketi
Günter Verheugen, “Kıbrıslı Türklerin takviyesi için bugün önlemler paketi açıklanacak. Liderlikleri bunu daha görmeden reddetti. Tutumunu değiştirmesine ne gerek var” şeklindeki soruya karşılık, önlemler paketinin dün akşam yapılacak toplantıda AB Komisyonu tarafından benimsenmesi halinde, pakete tepkinin ne olacağının görüleceğini belirtti. Verheugen, “Paketin adanın kuzey kısmının ekonomik kalkınmasına katkı yapacağına inanıyoruz. Zaten Kopenhag Konseyi’nin sonuçları da bunu öngörüyordu” dedi.
Verheugen, “Bu önlemlerin orta halli Kıbrıslı Türklerin yaşam standardını nasıl iyileştirmesini bekliyorsunuz” sorusu üzerine de, öngörülen ekonomik yardımlarla ve ticaretle ilgili önlemlerle adanın kuzey kısmının ekonomik kalkınmasının ileriye götürülmesinin, kuzeyde ekonomik durumu iyileştireceğini ve dolayısıyla birçok Kıbrıslı Türkün de günlük yaşamının iyileştirilmiş olacağını ileri sürdü.

YENIDUZEN 04/06/2003

AVRUPA BİZİMLE DALGA GEÇİYOR

Paketin içeriği, KKTC ekonomik düzeyini Güney’in seviyesine yaklaştıracak bir yapıdan çok, üç belediyenin altyapı sorunlarını çözmekten ileri gitmeyecek bir anlayışta hazırlandı

 

Paketin açıklanmasından sonra konuşan Verheugen, “Birleşmiş bir Kıbrıs'ın 1 Mayıs 2004'de Avrupa Birliği'ne katılması için bir fırsat penceresi var” dedi

 

Hrisostomidis, Türk Ticaret Odası’na menşe belgesi çıkarma yetkisinin kabul edileceğini belirterek, ancak bu ürünlerin güneydeki yasal limanlarından ihraç edileceğini kaydetti

 

Papadopulos, ''AB Komisyonu'nun Kıbrıslı Türklere yönelik hazırladığı paketin özünde, Rum yönetiminin Kıbrıslı Türklere yönelik hazırladığı paket olduğunu'' söyledi

 

AB Komisyonu'nun KKTC için yardım paketinin içeriği belli oldu. Buna göre, AB Komisyonu KKTC'ye 12 milyon Euro tutarında mali yardım yapma kararı aldı. 9 milyon Euro'luk bölümü KKTC'nin altyapı çalışmaları için kullanılacak. 3 milyon Euroluk bölümü ise, KKTC'nin Kıbrıs Rum Kesimi ve AB ile yakınlaşmasını sağlayacak sivil toplum örgütlerine verilecek.

 

AB Konseyi ve Avrupa Parlamentosu’na sunulan yardım paketi, ‘mali yardım’ ve ‘ticaret kolaylığı’ başlıklarıyla iki bölümden oluşuyor. Mali yardım çerçevesinde KKTC’ye 9 milyon Euro verilmesi öngörülüyor. Ticaret kolaylığı bölümünde ise, KKTC Ticaret Odası, Türk kesiminde üretilen zirai olmayan mallar için dolaşım belgesi vermekle yetkilendiriliyor. KKTC’nin asıl ihraç ürünü olan tarım ürünlerinin ihracatında ise yetki, Rum Kesimi Tarım Bakanlığı’na veriliyor.

 

AB Komisyonu’nun yardım paketinin mali yardım bölümünde, KKTC’nin ekonomik gelişmesi için yapılacak yardımlar ile AB ve Rum kesimiyle yakınlaşmaya yönelik öneriler yer alıyor. KKTC’ye mali yardım çerçevesinde, Lefkoşa, Mağusa ve Girne’nin içme suyu ile arıtma sistemi gibi altyapı onarımlarına 9 milyon euro verilmesi öngörülüyor.

AB’YLE YAKINLAŞMAYA 3 MİLYON EURO


AB’ye yakınlaşmayla ilgili bölümde, “Kıbrıs Türk toplumunun AB’ye katılımdan doğacak yararlar konusunda bilgilendirilmesi” öngörülüyor. Bu bölümde, Kıbrıs’ta iki toplumdan yargıçlara ortak staj verilmesi, ticaret odalarının karşılıklı toplantı yapmaları, AB müktesebatının Türkçe’ye çevrilmesi, sivil toplum örgütlerine destek verilmesi ve üniversitelerde konferanslar düzenlenmesi gibi öneriler yer alıyor. AB Komisyonu, bu program için 3 milyon Euro tutarında bir bütçe ayırmayı öngörüyor.


TARIM ÜRÜNLERİNDE YETKİ RUM TARAFINDA


Paketin en önemli bölümünü, “ticaret kolaylığı” başlığıyla hazırlanan bölüm oluşturuyor. Bu bölüm, bir anlamda uzun süredir KKTC’ye uygulanan ambargonun aralanması anlamına geliyor. KKTC’deki Ticaret Odası, Türk kesiminde üretilen zirai olmayan mallar için dolaşım belgesi vermekle yetkilendiriliyor. Ancak Ticaret Odası bu belgeyi verirken, yetkililerin her türlü denetimi yapabilecekleri vurgulanıyor.

 

Avrupa Birliği ihracatta hangi limalranı kullanılacağı ve menşei şahadetnamesi (dolaşım belgesi) gibi ambargonun temelini oluşturan asıl konularda sadece Kıbrıs Rum Kesimi'nin taraf olarak katıldığı AB-Kıbrıs ortaklık Konseyi'ne yetki veriyor. Ancak yardım paketinde Kıbrıs Rum Kesimi yerine ‘uygun yetkililer’ tabiri kullanılıyor.


KKTC'nin asıl ihraç malı olan ve 1974'ten bu yana devam eden ambargonun asıl unsuru olan zirai mallarda böylelikle herhangi bir yetkisi bulunmuyor. KKTC'nin ihracının yüzde 70'ini oluşturan zirai ürünlerin ihracında böylelikle bütün yetki, Kıbrıs Rum Kesimi'ne bırakılıyor. Ayrıca malların sağlık belgelerinin Kıbrıs Rum Kesim ziraat bakanlığından şartı getiriliyor.

 

Avrupa Birliği Komisyonu tarafından daha önce basına sızan ve KKTC tarafından kabul edilmeyeceği açıklanan metnin tamamının dün resmi belge olarak açıklanması AB’nin Türk tarafı ile alay ettiği şeklinde yorumlandı.

 

Serbest geçişlerin başlamasından sonra bile bir Türk malının güneye geçmesine müsade etmeyen Rum yönetiminin mevcut anlayışıyla işlerlik kazanmayacak bu belgenin uygulamasının üç belediyenin alt yapı sorunlarının bir bölümünü çözmesinden öteye gidemeyeceği şeklinde değerlendiriliyor.


VERHEUGEN

 

AB Konseyi'nin Kopenhag zirvesinde aldığı karar uyarınca ve AB Komisyonu'nun AB'nin genişlemesinden sorumlu komiseri Günter Verheugen'in girişimiyle hazırlanan paket, 'Kıbrıs'ın kuzey kesimi' ile AB arasında ticaretin geliştirilmesi amacıyla Kıbrıslı Türklere 12 milyon Euro tutarında yardım öngörüyor.


Günter Verheugen, AB Komisyonu'nun yardım paketini açıklamasından sonra şöyle konuştu:
'Birleşmiş bir Kıbrıs'ın 1 Mayıs 2004'de Avrupa Birliği'ne katılması için bir fırsat penceresi var. Komisyon, halen müzakere masasında bulunan BM planı zemininde kapsamlı bir çözüme yönelik çabaları desteklemeye hazırdır. Bu arada, AB Konseyi'nin istemi doğrultusunda Kıbrıs'ın Kuzey kesimindeki insanlara yardım için elimizden geleni yapmalıyız.  

 

HRİSOSTOMİDİS

 

Kıbrıs Rum Kesimi Hükümet Sözcüsü Kipros Hrisostomidis Avrupa Birliği'nin Kıbrıslı Türklerin ekonomik kalkınması için açıkladığı ekonomik destek paketinin, özellikle AB fonlarının dağıtımının, Kıbrıs Rum kesimi ile AB arasında üzerinde anlaşmaya varılan özel düzenlemeler çerçevesinde uygulanacağını açıkladı.


Hrisostomidis, Kıbrıslı Türklerin ürünleri için Kıbrıs Türk Ticaret Odasına menşe belgesi çıkarma yetkisi verdiğini ve bu belgelerin kabul edileceğini belirterek, ancak bu ürünlerin Kıbrıs Rum kesiminin limanlarından ihraç edileceğini söyledi.


Özel düzenlemelerin Kıbrıs Rum kesimi ile AB arasında yer alan istişarelerde kararlaştırıldığını kaydeden Sözcü Hrisostomidis, ticaret ve mal dolaşımının Kıbrıs-AB Ortaklık Konseyi'nde ele alınacak bir konu olduğunu bildirdi.


PAPADOPULOS: AB PAKETİNİ BİZ HAZIRLADIK

 

Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, ''Avrupa Birliği Komisyonu'nun Kıbrıslı Türklere yönelik hazırladığı ve dün resmen açıklanan paketin özünde, Rum yönetiminin Kıbrıslı Türklere yönelik hazırladığı paket olduğunu'' söyledi.

 

Rum gazetelerinde yer alan haberlere göre, Papadopulos, Rum Ulusal Konseyi'nin dün akşam yapılan toplantısının ardından konuyla ilgili görüşlerinin sorulması üzerine, şöyle konuştu:

 

''AB'nin önlemleri, Kıbrıs'ın (işgal) altındaki bölgesiyle ilgili önlemleri açıklamak amacıyla bugün AB Uzmanlar Komitesi'ne sunulacak. Bu önlemler aslında (Kıbrıs Cumhuriyeti)’nin önlemleridir ve ticaretle ilgilidir. Bu konuda birçok istişare yapıldı ve Kıbrıs'tan bir heyet iki kez Brüksel'e gitti.''

 

BELEDİYELER BiRLİĞİ AB KOMISYONU’NU KINADI

 

Kıbrıs Türk Belediyeler Birliği, AB Komisyonu’nun Kuzey Kıbrıs’a vermeyi kararlaştırdığı 12 milyon Euro’luk yardımın 6 milyon Euro’sunu aynı partiye mensup üç belediyeye ayırarak diğer belediyeleri göz ardı etmesinin eşitlik ve adalet ilkeleriyle bağdaşmadığını belirtti ve AB Komisyonu’nu kınadı.

 

Belediyeler Birliği Genel Yönetim Kurulu, konuyla ilgili olarak bugün yaptığı yazılı açıklamada, KKTC’de yerel yönetimlerin temsiliyetinin sadece üç belediyeye ait olmadığını, halkın oyuyla seçilmiş, halkına hizmet üretme mücadelesi veren daha 25 belediye bulunduğunu ifade etti.

 

Belediyeler Birliği Genel Yönetim Kurulu şunları kaydetti:

“Kıbrıs’ta gerçekleri göz ardı ederek, dini, dili, ırkı ayrı olan iki halkın bir arada yaşamasını dayatmaya çalışan AB’nin, Kıbrıs Türk halkını kendi içinde bölmeyi amaçlayan bu davranışının altında yatan gerçeği bilmemek veya anlamamak olası değildir.

 

Yerel Yönetimlerin tümünü çatısı altında barındıran Kıbrıs Türk Belediyeler Birliği’ni yok sayan bu zihniyetin halkımız tarafından da gerekli tepkiyi göreceği ve yargılanacağı bilinmelidir.

 

Hiçbir haklı gerekçeye dayandırılmayan, sadece belediyeleri bir birine düşürmeyi ve yaklaşan genel seçimleri parasal güçle etkilemeyi amaçlayan bu tek yanlı ve kabul edilmez kararı, Kıbrıs Türk Belediyeler Birliği olarak şiddetle kınar, bu kararın yeniden gözden geçirilmesini talep ederiz.”

HALKIN SESI 04/06/2003

 

KKTC'ye ambargo prangası gevşedi

 

AB Komisyonu'nun onayladığı paketle KKTC'ye 12 milyon euro yardım yapılacak ve burada üretilen mallar Avrupa pazarına girebilecek


     
GÜVEN ÖZALP Strasbourg

     Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, dün Strasbourg'da gerçekleştirdiği toplantıda KKTC'ye yönelik olarak hazırlanan ekonomik içerikli pakete resmi onayını verdi. Milliyet'in 27 Mayıs tarihinde yayımladığı ve KKTC mallarının AB pazarına girmesine olanak sağlayan paket, 12 milyon euro tutarında bir de yardım yapılmasını öngörüyor.
     Paket 'Mali Destek' ve 'Ticaret Kolaylığı' başlıklı iki bölümden oluşuyor. Mali Destek bölümünde öncelik ekonomik gelişmeye yönelik projelere veriliyor.
     AB, ticaret kolaylıkları çerçevesinde ise, KKTC mallarının AB pazarlarına girmesi için gerekli olan menşe - i şahadetnamesinin Kıbrıs Türk Ticaret Odası tarafından verilmesini kararlaştırdı.
     
     Kararı Rumlar verecek
     AB, KKTC mallarının üzerine vurulacak damgada ne yazacağı, malların hangi noktadan çıkacağı gibi konulardaki kararı ise, AB - Kıbrıs Ortaklık Konseyi'ne bırakıyor. Kararın, Kuzey'den yapılacak ihracatın geçerli olabilmesi için 'tanınan makamların yönetimindeki liman ve havaalanlarının kullanılması' şartına bağlanması bekleniyor. Bu ise, KKTC mallarının AB pazarına ancak Güney'den girebileceği anlamına geliyor. Kuzey'den çıkan mallara KKTC damgası vurulmayacağı da kesinleşti.
     Siyasi sinyal niteliği taşıyan paket, 'ambargo kalkıyor' yönündeki beklentileri karşılamıyor.
MILLIYET 04/06/2003

 

Annan Planı'nın mimarı istifa etti

05/06/2003 RADIKAL

AA - LEFKOŞA - BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın geçen yıl sonunda taraflara sunduğu Kıbrıs çözüm planında payı olan Britanya'nın Kıbrıs Özel Temsilcisi Lord David Hannay'in bu görevden alınma isteği kabul edildi.
Lefkoşa'daki Britanya Yüksek Komiserliği'ne göre, Britanya Dışişleri Bakanı Jack Straw, Başbakan Tony Blair'le Hannay'in görevden ayrılma talebini kabul ettiklerini, yeni atama yapılmayacağını söyledi. 'Hannay'in adanın 2004'te AB'ye birleşik olarak girmesi için kendini adayarak çalıştığını' söyleyen Straw, kararın, çözüm çabalarına verilen desteğin zayıfladığı anlamına gelmediğini, ancak Annan'ın 'taraflarda sorunun çözümü yönünde sağlam irade görmeden yeni bir inisiyatif başlatmama' kararına katıldıklarını kaydetti.

AB'nin KKTC paketinde soru işaretleri var

AB'nin KKTC'ye yardım paketinden tatmin olmayan Ankara, KKTC belgelerine Rum onayı istendiği endişesinde

05/06/2003 RADIKAL

HİLAL KÖYLÜ
ANKARA - Avrupa Komisyonu'nun KKTC'ye yönelik destek paketi, yardım miktarının 12 milyon euro'yla sınırlı tutulması, Türk kesiminin asıl ihraç malı olan tarım ürünlerinin ihracatında sadece Rumlara yetki verilmesi ve KKTC Ticaret Odası'nın ziraat dışı ürünler için taşıma belgesini 'uygun otorite' önünde vermesinden söz edilmesi, KKTC ve Türkiye'yi memnun etmedi. Dışişleri, reddeden bir politika izlememe, buna karşın paketteki eksiklikleri ortaya koyma politikası benimsedi. Pakette en ciddi sorun olarak, 'uygun otorite' diye tanımlanan otoritenin kim olduğu sorusu belirlendi. KKTC Ticaret Odası'nın sevk irsaliyesi diye bilinen taşıma belgelerini düzenleme hakkı olsa da, bunu 'uygun makam' önünde yapma zorunluluğuna dikkat çeken Dışişleri, 'Uygun otorite Rum Yönetimi olursa ambargoyu kalkmış saymayız. Konuyu bundan böyle bütün AB toplantılarında tartışmaya açacağız" diyor.
Ayrıca Rum tarafının ambargoyu kaldırmasına yönelik bir hükme yer verilmemesi olumsuz karşılandı. Adada, AB normlarına uygun şekilde ticaretin serbestleşmesi için öncelikle KKTC'ye yönelik ambargonun kaldırılmasını isteyen Dışişleri, "Bunun için de siyasi açılım gerekiyor. Artık bu yönde Yunanistan'dan adım bekliyoruz" görüşünde. Atina Rum tarafında gümrük birliği kurallarını kuzeyi de içine alacak şekilde işletmeye çalıştığı takdirde, KKTC'nin buna uygun düzenlemelere gideceğine inanan Türkiye, adada AB' ye uygun ticari koşulların yaratılabileceği görüşünü daha önce AB'ye iletmişti. KKTC lideri Rauf Denktaş ise, Avrupa Komisyonu'nun önceki gün açıkladığı paketi Türk tarafını 'Rum şapkası altına sokmak eğiliminin bir parçası' diye niteledi. Denktaş, "Netice, Rum tarafının dediği gibi, bizi Rum hükümetinin kanalından, imzasından, mühüründen, limanından geçiren bir yaklaşımsa bu açılım değil, bu yardım değil" diye konuştu.

KKTC Ticaret Odası memnun
Diğer yandan KKTC Ticaret Odası paketi olumlu karşıladı. Paketin, 'ticaretin önündeki engelleri kaldıran' düzenlemeler içerdiğine inanan Oda Başkanı Ali Erel, limanlardan çıkacak mallara AB tarafından belirlenecek ve Lefkoşa'da konuşlandırılacak bir uzman heyetin mühür basacağını söyleyerek, "Ticaret amaçlı verdiğimiz sertifakaların kabulü söz konusu. İhracatta yaşadığımız sorunlar aşılacak. Malların serbest dolaşımı için açılım sağladık. Artık, siyasi anlaşmazlıklar sonlansın" dedi. Gelgelelim aralarında Denktaş muhaliflerinin de olduğu KKTC basını, paketin ambargonun kaldırılmasından uzak olduğunu ve beklentileri yanıtlamadığını yazdı. Paket, 9 milyon euro'luk ekonomik destek ve sivil toplum kuruluşlarına yapılacak 3 milyon euro'luk yardımı içeriyor. 6 milyon euro'luk bölüm, Lefkoşa, Girne ve Mağusa gibi kentlerin altyapısının iyileştirilmesine, 2 milyon euro'luk bölüm küçük işletmelere, 1 milyon euro ise ekonomik fizibilite çalışmalarına ayrılıyor.

DENKTAŞ: BÖYLE AÇILIM OLMAZ
Eroğlu ise paketi yorumlarken, “KKTC’yi yok sayan, esas olarak ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ni alıp Kıbrıs Türklerini ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ vatandaşları noktasına indiriyor” dedi

 

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Avrupa Birliği Komisyonu’nun KKTC’ye yönelik 12 milyon euroluk yardım paketiyle ilgili açılım istediklerini ve tutumlarının buna göre netleşeceğini belirterek, “Bizi Rum şapkası altına sokma eğilimindeyseler bu yardım değil, açılım değil” dedi.

 

Gazetecilerin konuyla ilgili sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, AB paketinin açıklanmış şekline halkın haklı bir reaksiyon gösterdiğini belirterek, özetle şunları söyledi:

 

DENKTAŞ MEER’LE GÖRÜŞTÜ

 

“AB Temsilcisi Meer’i önceki gün çağırdık, uzun boylu bu belgeyi görüştük. Sorular sorduk. Netice Rum tarafının dediği gibi Rum hükümetinin kanalından, Rum hükümetinin imzasından, mühüründen, limanından geçiren bir yaklaşım ise bu açılım, bu yardım değil, Rum şapkasının altına sokma eğiliminin devamıdır. Cevabı bekliyoruz. Eğer bu ise; 40 yıl evvel Rum’a ‘hükümet değilsiz’ dediğimiz için başlatılan ambargoyu, 40 yıl sonra kabul etmiş olacağız, kabul etmiş görüneceğiz. Cevap geldiğinde kati bir değerlendirme yapacağız. Cevap geldiğinde biz de size kati görüşümüzü söyleyeceğiz.”

 

AB MÜFETTİŞLERİ GÖREV YAPABİLİR

 

Bir soru üzerine, AB Büyükelçisi ile görüşmelerinde bazı önerilerde bulunduklarını da söyleyen Denktaş, “Kendilerine her yolu gösterdik. Belgeleri AB istiyor. AB kendi müfettişleriyle bunu rahatlıkla yapabilir. Bizim limanlarımızda kendi müfettişlerini bulundurabilir. O belgeleri orada kendisi verebilir. Ama onlar ‘Kıbrıs’la yaptığımız anlaşma çerçevesinde bu eli uzatabiliyoruz’ diyorlar. O zaman uzatmıyorsun. Çünkü uzattığın el Ledra Palace’tan bu tarafa geçemiyor” ifadelerini kullandı.

 

EŞİT ŞARTLARDA HER YERDE VARIZ…ONAY GEREKİR

 

Denktaş, iki tarafın yargıçlarına staj verileceğine ilişkin düzenlemeyi de, “Eşit şartlarda yapılacak her işte biz varız. Yeter ki bizim varolduğumuzu, devletimizin, yargıtayın, savcılığın varolduğunu kabul etsinler. Omiru gibi ‘yargıçları çağırıyoruz ama sahte devletin yargıçları olarak görüyoruz’ yaklaşımıyla yapılacak davetlere herhalde ben değil, daveti alanlar hayır diyecek. Eşit şartlarda başımız dik her yerde varız” sözleriyle yorumladı.

 

 “Paketin harekete geçirilmesi için KKTC’den onay mı bekleniyor” sorusuna da Denktaş, “Kapıları açmazsam eşyanın geçmesi nasıl olacak…Tabi onay bekleniyor” karşılığını verdi.

 

VERHEUGEN PLAN’LA GELİYOR

 

Denktaş, AB’ın Genişlemeden Sorumlu Komiseri Gunter Verheugen’in haziran ayı ortalarında başlayacak Ada ziyaretini de yorumladı.

 

Verheugen’in “Annan planı masadadır” yaklaşımıyla geleceğini belirterek, önündeki masada duran Kuran-ı Kerim’i gösteren Denktaş, “Bizim masada gördüğünüz gibi Kuran-ı Kerim var, belgeler var  ama Annan planı yok” dedi.

 

BAKANLAR KURULU

 

Toplantıda, AB Komisyonu’nun önceki gün açıklanan Kıbrıslı Türklere yönelik yardım paketini de değerlendiren Bakanlar Kurulu, belgenin, söylenen amaca hizmet etmediğini, “KKTC ekonomisini ileri götürme ve kalkınmasına katkı yapma” söyleminin gerçek olmadığını belirtti. Kurul, KKTC makamlarının dışlandığını ve kaale alınmadığını kaydetti.

 

KKTC ekonomisi önündeki en büyük engelin Rum tarafının dürtüleriyle dünyanın ve özellikle AB’nin uyguladığı ambargolar olduğunu dile getiren Miroğlu, dün açıklanan belgede ambargoların kalkmadığının görüldüğünü kaydetti. Miroğlu, “Biz AB’den maddi destek talep etmiyoruz, biz dünyadan ve AB’den insanlık dışı ambargoların kalkmasını talep ettik ve etmekteyiz” dedi.

 

AB belgesinin KKTC tarafını tatmin etmeyen bir anlam taşıdığını dile getiren Miroğlu, yine de konuyla ilgili değerlendirmeleri sürdüreceklerini kaydetti.

 

Miroğlu, “belgede iyileştirme için girişim olacak mı” yönündeki bir soru üzerine ise, AB Komisyonu’nun açıklamasının ortada olduğunu, kendisinin iyileştirme umudu ifadesini kullanamayacağını söyleyerek, KKTC’nin, Kıbrıs Türk halkının istediğinin açık olduğunu, istenenin ambargoların kalkması olduğunu vurguladı.

 

EROĞLU

 

Başbakan Eroğlu, AB Komisyonu’nun kararlarının ilk bakışta, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’un dediği gibi Güney’in önerilerine paralel, KKTC’yi yok sayan, esas olarak “Kıbrıs Cumhuriyeti”ni alıp Kıbrıs Türklerini “Kıbrıs Cumhuriyeti” vatandaşları noktasına indiren bir davranış gibi göründüğünü söyledi.

 

AB’nin yardım paketiyle ilgili esas değerlendirmenin Bakanlar Kurulu toplantısında gerçekleştirileceğini belirten Eroğlu, değerlendirmenin Dışişleri ve Savunma Bakanlığı’nın getireceği yazılı metin üzerinden yapılacağını kaydetti.

HALKIN SESI 05/06/2003

 

'Masada Kuran-ı Kerim var, Annan Planı yok'

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Avrupa Birliği Komisyonu'nun Kıbrıslı Türklere yönelik açıkladığı ekonomik paketin olduğu haliyle kabul edilemeyeceğini belirterek, paketin, Kıbrıs Türklerini "Rum şapkası altına sokma eğiliminin bir devamı olduğunu" söyledi. Denktaş, "Netice, Rum tarafının dediği gibi, bizi Rum hükümetinin kanalından, Rum hükümetinin imzasından, mühründen, limanından geçiren bir yaklaşımsa bu açılım değil, bu yardım değil" dedi. Bir soru üzerine, AB yetkilisinden en kısa sürede yanıt istediklerini ifade eden Denktaş, "Bugünlerde (AB'nin Genişlemeden Sorumlu Üyesi Gunter) Verheugen de geliyor. O da 'Annan Planı masadadır' diyerek geliyor, öyle anlaşılıyor. Bizim masada, gördüğünüz gibi Kuran - ı Kerim var, bazı belgeler var ama Annan Planı yok burda" diye konuştu.
MILLIYET 05/06/2003

 

AVRUPA BİRLİĞİ’NİN KUZEY KIBRIS’IN KALKINMASI AMACIYLA

HAZIRLADIĞI PAKETİN TAM METNİ

Avrupa Topluluğu Komisyonu’ndan Konseye ve Avrupa Parlamentosuna, ekonomik ve sosyal komiteye ve bölgeler komitesine mesaj

Kıbrıs’ın kuzey kısmında ekonomik kalkınma sağlamanın ve Birliğe yakınlaştırmanın yolları
0 Giriş
Avrupa Konseyi (Brüksel sonuçları 21 Mart 2003) Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulma çabalarının Hague’de 10/11 Mart 2003’te başarısızlığa uğramasından büyük üzüntü duymuştur. Konsey, Genel Sekreter’in iyi niyet misyonunun ve onun önerileri çerçevesinde de müzakerelerin devamını güçlü bir şekilde desteklemiştir.
Komisyon bu sürece olan tam desteğini sürekli olarak dile getirmiş ve Avrupa Birliği’nin AB’nin üzerine kurulmuş olduğu presinsiplere uygun bir çözüme yardımcı olmak için istekliliğini defalarca belirtmiştir.
Genel Sekreter’in Kıbrıs’taki iyi niyet misyonu üzerindeki raporu 1 Nisan 2003’te BM Güvenlik Konseyi’ne sunulmuştur1
BM Güvenlik Konseyi’nin 1475 nolu kararı 14 Nisan 2003’te oybirliği ile alınmıştır. Güvenlik Konseyi raporu memnuniyetle karşılar ve “Genel Sekreter’in dikkatli bir şekilde dengelediği 26 Şubat 2003 tarihli planının ileriki görüşmeler için eşsiz bir taban oluşturmasına tam desteğini belirtir.” Son olarak Genel Sekreter’den iyi niyet sunmaya devam etmesini ister.
Annan Planı masada durmaya devam etmektedir. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri başarılı bir sonuç için gerekli olan siyasi iradenin bulunduğunu gösteren sağlam bir neden olmadan yeni bir adım atmayı önermeyeceğini duyurmuştu.
Bu çerçevede Komisyon ileriki herhangi bir çabayı desteklemeye hazırdır. BM planı çerçevesinde kapsamlı bir çözüm için güçlü desteğini defalarca belirtmiştir. Olası bir çözüm sonrasında 2004-2006 dönemi içerisinde Kıbrıs’ın kuzey kısmına 206 Milyon Euroluk ek bir yardım öngörülmektedir.
23 Nisan 2003’te BM ara bölgesine geçişler üzerindeki engeller azaltılmıştır. Bu günden itibaren etkileyici sayıda geçiş yaşanmıştır.
Kopenhag sonuçlarında diğerlerine ek olarak “bir çözüm olmama durumunda Konsey Komisyonu, Kıbrıs Hükümeti ile birlikte çalışarak Kıbrıs’ın kuzey kısmında ekonomik kalkınma sağlanması ve Birliğe yaklaştırılması konusunda yöntemler düşünmeye davet eder” maddesi yer almaktaydı.
Bu mesaj bu daveti yerine getirir ve aşağıdaki konularda önlemler önerir;
§ maddi yardım
-ekonomik kalkınma, ve
-Kıbrıs’ın kuzey kısmını AB’ye yakınlaştırmak için önlemler
§ ticaretin teşviki.
Öngörülen yardım 2003 yılında verilmeye başlanacak.
AB bu paket aracılığı ile Kıbrıs Türk toplumuna güçlü bir siyasi destek işareti veriyor.

1. Maddi Yardım
Bugüne kadar Kıbrıs’ın kuzey kısmına AB yardımı iki-taraflı Maddi- Protokoller (1978 – 1999 ) altında finanse edilen iki toplumlu projeler çerçevesinde ve aşağıda belirtilen Kıbrıs ve Malta için katılım öncesi düzenlemeler altında yapılmıştır. Aşağıdaki alanlardaki projeler finanse edilmiştir:
- Lefkoşa surlarının rehabilitasyonu çalışmaları (Lefkoşa Master Planı 2. Maddi Protokol ve 2000’den itibaren tüm katılım öncesi programlarında yer almıştır, Lefkoşa’nın temizliği ise 1., 2., ve 3. Maddi Protokollerde yer almıştır),
- her iki toplumdan sendikaları bir araya getiren faaliyetler (2001 katılım-öncesi projesi),
- KOBİ’lere Ticaret odaları aracılığı ile işletme desteği (2002 ve 2003 katılım-öncesi projeleri),
- sivil toplum programı.

Kıbrıs’ın kuzey kısmına yardım sağlamak amacı ile Birleşmiş Milletlerle yakın işbirliğine girilmiştir. Yardım BM ve AT arasındaki 1999 anlaşması çerçevesinde yürütülmektedir2. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) bu projeleri “Gelecek için Ortaklık” başlığı altında başarılı bir şekilde yürütmüştür.

6.2. Ekonomik Kalkınma
Komisyon, 2003 için ek yardımı aşağıdakileri desteklemek için kullanmayı planlamaktadır:
- kuzey kısmındaki büyük şehirlerin atık suyu, içme suyu, kanalizasyon, veya arıtma konularındaki altyapı projeleri. Bu projeler Lefkoşa Master Planı çerçevesinde edinilen tecrübe üzerine kurulacaktır.
- KOBİ’lerin desteklenmesi için büyük projeler,
- siyasi bir çözüm sonrası AB yapısal politikalarına katılım için hazırlık programları da içinde olmak üzere Kıbrıs’ın kuzey kısmının AB’ye entegrasyon için hazırlanması amacı ile uygunluk çalışmaları
Bu inisiyatiflerin maliyeti yaklaşık olarak 9 Milyon Euro’dur.
6.3. Kıbrıs’ın kuzey kısmını AB’ye yakınlaştırma
AB defalarca birleşik bir Kıbrıs’ın Birliğe katılımını tercih ettiğini belirtmiştir. 1 Mayıs 2004 öncesi yeni bir olasılık vardır.
Dolayısıyla, Kıbrıs Türk toplumu AB’ye katılımının sonuçları ve özellikle de Müktesebat konusunda bilgilendirilmelidir.
Aşağıdaki faaliyetler Komisyon tarafından önceki yıllarda başarıyla düzenlenmiştir:
- adanın kuzey kısmında Müktesebat konusunda seminerler,
- hukuk uzmanlarının eğitimi,
- Ticaret Odaları ile görüşmeler,

- Kıbrıs Geneli Sendika Forum’u ile toplantılar,
- Kıbrıs Avrupa Enstitüsü aracılığı ile AB hakkında bilgi,
- Müktesebat’ın Türkçe’ye çevrilmesi,
Komisyon bu bilgilendirme faaliyetlerini 2003’te de devam ettirmeyi ve önemli ölçüde artırmayı planlamaktadır. Bu faaliyetler arasında:
- Komisyondan uzmanlar tarafından adada Müktesebat konusunda bilgilendirme seminerleri,
- belirli grupların Komisyon tarafından organize edilmiş ve AB konusunda bilgi verme amaçlı AB kurumlarını ziyaretleri,
- Kıbrıslı yetkililerle işbirliği içerisinde Kıbrıslı Türklerin Topluluk programlarına katılabilmelerinin teşvik edilmesi için yollar bulma,
- koşullar içerisinde Üye Devletlerle işbirliği,
- Sivil Toplum ve toplumsal ortaklıklara destek,
- Müktesebat’ın Türkçe’ye çevrilmesine devam edilmesi.
Bu inisiyatiflerin maaliyeti yaklaşık olarak 3 Milyon Euro’dur.
6.4. Finansman
Harcamanın yasal düzenlemesi halen var olan katılım-öncesi Kıbrıs ve Malta için 31 Aralık 2003’e kadar geçerli yasa olacaktır. (Konsey Yasası (AT) No 555/2000)
2004 öncesi kapsamlı bir çözüm bulunamaması durumunda Komisyon ileride özel ve hedefli hareketlerin olmasını garanti edecektir. 2004’te yardımın sürmesini destekleyici bir yasal temelin oluşturulması için uygun bir öneri ileriki bir tarihte sunulacaktır.
Proje önerilerini gösteren bir liste Ek 2’de sunulmaktadır.
2. Ticaretin Teşviki
Avrupa Adalet Divanının 1994’teki kararı sonrasında “KKTC yetkilileri” tarafından verilen hareket sertifikaları Kıbrıs ve AT arasındaki Birlik Anlaşması altında kabul edilmemektedir3 Adanın defakto bölünmüşlüğü böylece adanın kuzey kısmında üretilen veya bulunan ürünlerin Birlik Anlaşması altındaki öncelikli gümrük muamelesinden yararlanmasını önlemiştir.
Kıbrıs’ın AB’ye katılımı öncesinde ve Kıbrıs sorununa bir çözümü beklerken Kıbrıs’ın kuzey kısmında üretilen veya bulunan ürünlerin Birlik Anlaşması’na uygun olarak Birliğe4 ihracatı aşağıdaki şekilde yapılabilir Kıbrıs Türk Ticaret Odası’na Kıbrıs’ın kuzey kısmında üretilen veya bulunan ürünleri Birlik Anlaşması’nın 8. Maddesine5 uygun olarak hareket sertifikası verebilme yetkisi verilebilir.
Kıbrıs Türk Ticaret Odası bu sertifikaları vermeyi ihracatcı adayının Odanın isteği üerine tüm gerekli destekleyici bilgiyi sunmayı ve hesapları üzerinde herhangi bir kontrolün yapılmasını ve ürünlerin üretimi aşamasında ilgili yetkililerin gözetiminde denetim yapılmasını kabul etmesi koşulu ile kabul edecektir.
Yukarıda belirtilenler sadece hareket sertifikası gerektiren ürünler için geçerlidir. Diğer ürünler, örneğin tarım ürünleri, söz konusu olduğunda ek sertifikalar (ör. phytosanitary) Topluluk yasalarına uygun olarak ilgili yetkililer tarafından verilecektir. Bitki Sağlığı-Zararlı Organizmalar üzerindeki AB yasalarına uyma konusuna özellikle dikkat edilmesi gerekmektedir. Bu konudaki temel direktif6, temel ihracat ürünleri olan narenciye ürünlerinin ve patateslerin7 başlangıç noktalarının ve/veya üretim noktasında igili zararlı organizmaların olmadığının resmi beyanlarla bildirilmesini gerektirmektedir.
Yukarıda belirtilen prosedürün düzenlenmesi amacı ile AT-Kıbrıs Birlik Konseyi ‘orijine eden ürünler’in tanımı ve yönetiminde işbirliği metodlarını ieren Protokole ek olarak bir karar alacaktır. Konsey ayrıca adanın kuzeyinde üretilen veya burada bulunan ürünlerin AB pazarına öncelikli ulaşım hakkından yararlanmak için olası başka koşulları da belirleyecektir.

Kıbrıs’ın AB’ye katılımı sonrasındaki prosedür konusunda Katılım Anlaşmasının Kıbrıs ile ilgili Protokolünün Madde 2 Paragraf 1 (AB Hukuğunun etkin olduğu şartların tanımı) altında herhangi bir düzenleme ileriki bir tarihte sunulacaktır.


EK 1

MADDİ BEYAN

6. BÜTÇE BAŞLIĞI: B7-041 – Kıbrıs’a katılım öncesi yardım
7. BAŞLIK: Komisyondan Konseye Kıbrıs’ın kuzey kısmının ekonomik kalkınması ve Birliğe yakınlaştırılması üzerine mesaj
8. HUKUKSAL TEMEL: Konsey Yasaları N° 555/2000 13 Mart 2000
4. AMAÇLAR:
Temel amaç Aralık 2002deki Kopenhag Avrupa konseyinde almış olduğu “bir çözüm olmama durumunda Konsey Komisyonu, Kıbrıs Hükümeti ile birlikte çalışarak Kıbrıs’ın kuzey kısmında ekonomik kalkınma sağlanması ve Birliğe yaklaştırılması konusunda yöntemler düşünmeye davet eder” (Başkanlık sonuçları Paragraf 12) kararını takiben Birlikten Kıbrıs Türk toplumuna güçlü bir siyasi destek mesajı vermektir.
Komisyon Kıbrıs’ın kuzey kısmına bir iyi niyet paketi ile aşağıdaki alanlarda destek olmayı önermektedir:
§ maddi yardım
-ekonomik kalkınma, ve
-Kıbrıs’ın kuzey kısmını AB’ye yakınlaştırmak için önlemler
§ ticaretin teşviki.
· Bu mesajın spesifik amacı ise bu paketin sunulmasıdır.

MADDİ SONUÇLAR Bütçe yılı:2003
5.0 HARCAMA (Milyon Euro)
6. AT BÜTÇESİNDEN MASRAF
6.0 proje mevcut bütçenin ilgili kismindaki ödeneklerle finanse edilebilirmi? Hayır
6.1. Proje mevcut bütçenin kısımları arasında düzenleme yapılarak finanse edilebilir mi? Evet
6.2. Ek bir bütçe gerekli olacaak mi? Hayır
6.3. Gelecek bütçelerde ödenek ayrılması gerekecek mi? Hayır
GÖZLEMLER: 2003’deki maddi yardım bütçede kısımlar arası düzenleme ile kredileri kısım B0-40 ta yedek olarak girilmiş Bütçe bölümü B7-660 kaynağı kullanılarak yapılacak.

 


EK 2


Kıbrıs’ın kuzey kısmında 2003 yılı maddi zarfında kullanılmak üzere düşünülen önlemler listesi (Mayıs 2003)

1- Büyük şehirlerin altyapı projeleri (6 Milyon €)
Kısa bir özet:kuzey kısmındaki büyük şehirlerin altyapılarının geliştirilmesi, ve tarihsel mirasının korunması, BM tarafından yönetilen Lefkoşa Master Planı çerçevesinde edinilen tecrübe üzerine kurulacaktır.
Amaçlar: büyük şehirlerde altyapının geliştirilmesine yardımcı olmak, mimari ve kültürel miraslarının korunması, yerli inşaat şirketlerine ihale vererek yerel ekonominin canlandırılması, AB’nin görünülürlüğünün artırılması ve dolayısıyla positif imajının yayılmasının sağlanması, ve söz konusu bölgelerde yaşayanların yaşama mekanlarının güzelleştirilmesi.
Mağusa veya Girne gibi şehirler için de atık yönetimi, içme suyu sistemleri yönetimi, veya rehabilitasyon çalışmlarını içeren benzer faaliyet planları AB tarafından finanse edilen yapısal kalkınma planlarının parçası olabilir.

2- KOBİ’lere işletme desteği (2 Milyon €)
Kısa bir özet: Büyük plan ve teknik yardım.
Bu daha once katılım-öncesi kaynaklarla finanse edilen 2 iki-toplumlu projenin devamı niteliğindedir.
Amaç Kıbrıs’ın kuzey kısmındaki KOBİ’lerin belirli servisler sunularak güçlendirilmesidir. (eğitim, danışmanlık, küçük yardımlar).
Bu genel olarak işletme kalkınması ve müktesebat konularındadır.

3- Uygunluk çalışmaları (1 Milyon €)
Kısa bir özet: Adanın kuzey kısmının ekonomik kalkınmasının sağlanması için birkaç tane uygunluk çalışmasının bir an once yapılması gerekmektedir.

Bunlar bağımsız bir uzman tarafından 2002 yılında yapılmış olan ve kuzeydeki destek bekleyen konuları belirleyen ilk çalışmanın devamı niteliğinde olacaktır. (KIBRIS İÇİN UZLAŞTIRMA PROGRAMI VE KIBRISIN KUZEY KISMININ KATILIMA HAZIRLANMASI ÇALIŞMASI),
Bunlar siyasi soruna çözüm halinde ve kuzeyin entegrasyonu konusunda acil desteğe ihtiyaç olduğunda gerekli olacaklar.

4- Sivil Topluma destek (1.5 Milyon €)
Kısa bir özet: Büyük plan .
Bu proje halen var olan ve bir sivil toplum örgütü tarafından yönetilen ve iki toplum arasındaki bağları güçlendirmeyi amaçlayan projenin devamı niteliğindedir.
Sivil toplumun, STÖlerine ve kuzeydeki diğer aktörlere sosyal bağları güçlendirici ve ‘Avrupa ailesine’ entegrasyonu sağlayan küçük ölçekli projeler sunma imkanı verilerek desteklenmesi.

5- Sendikalara destek (0.5 Milyon €)
Kısa bir özet: Büyük plan .
Var olan 2 iki toplumlu projenin geliştirilmesi.
Sendikaların Kıbrıs Geneli Sendika Forum’u aracılığı ile güçlendirilmesi.
Eğitim faaliyetleri, eğitim ziyaretleri, ortak faaliyetlerin düzenlenmesine destek.

6- Müktesebat üzerinde seminerler (1 Milyon €)
Kısa bir özet: Kıbrıs’ın kuzey kısmı için özelleştirilmiş bir iletişim planı çerçevesinde.
Katılım öncesi Kıbrıs’a yardım çerçevesinde Kıbrıs’ın iki toplumunu da içeren ‘iletişim stratejisi’ne bağle olarak.
AT uzmanları, ve üniversite hocalarının katılımı ile kıbrıs Türk ekonomik ve sivil toplum aktörlerine Müktesebatı öğreten seminerler. Müktesebatın Türkçeye çevrilmesi
Uzman enstitülerin kullanılması.

Toplam: 12 Milyon €

 

Cumhurbaşkanı Denktaş dünkü “İşte Denktaş’ın başardıkları!” manşetimize kızdı, “Rum’a kulluk-kölelik ettiğimizi” öne sürdü

DENKTAŞ KIZDI

Cumhurbaşkanı Denktaş dünkü “İşte Denktaş’ın başardıkları!” manşetimize kızdı, “Rum’a kulluk-kölelik ettiğimizi” öne sürdü, bizle kalmadı Türkiye basınını da “yardımcılıkla” suçladı, eski söylemlerini devam ettirdi, heyetleri kabul etti ve halkın %90’ının müzakere edilmesini istediği Annan Planı’na saldırarak “kamufleli şekerli paket”! benzetmesi yaptı

Cumhurbaşkanı Denktaş YeniDÜZEN’in dünkü manşetine kızarak yine konuştu: “Başardığımızı Rum bile anlamaktadır. Ama bizimkiler Rum’a kulluk-kölelik etmek için herşeyi yapmaktadırlar” Bir kabulü sırasında Cumhurbaşkanı Denktaş yine basına saldırdı ve yeni birşey söylemeyerek 1963-74 arasını anlattı, Rumların Türk mallarını istimlak ettiğini, tapuları üzerlerine geçirdiğini söyledi ve “bizim Rumlardan alacağımız 100 milyar dolar değil, 100 milyarlar olduğu” şeklinde konuştu

YeniDÜZEN’in dünkü manşeti “İşte Denktaş’ın Başardığı! Talep edilen tazminat: 100 milyar $” olunca Cumhurbaşkanı Denktaş dünkü kabulleri sırasında yine köpürdü! “AB Komisyonu’nun Kıbrısla ilgili 2002 düzenli raporunda, Türkiye’ye karşı yapılan başvuruların sayısının 2 bin 600’e, istenen tazminatın ise 100 milyar dolara ulaştığı görülüyor” haberi Denktaş’ı kızdırdı ve yine sağa sola saldırdı. Denktaş “başkalarının hep yanlış kendinin hep doğru olduğunu” savundu

Cumhurbaşkanı Denktaş, başka bir kabulü sırasında Annan Planı’nda Kıbrıs Türklerine kamufleli ve şekerli bir pakete sarmak suretiyle azınlık hakları önerildiğini belirterek, “ ‘Egemenliğinizi tanıyamayız, devleti asla tanımayız’ diyen Amerika, İngiltere ve diğerleri Annan Planı ile sanki bu haklar veriliyormuş gibi hava yaratarak halkımızı da ikiye böldüler. Anavatanda da bazı basın mensupları ve köşe yazarlarının ‘Kıbrıs AB yolunda Türkiye’nin önünde engeldir’ havasını işlemeleri de bunlara yardımcı oldu, bizi sıkıştırmaya çalıştılar” dedi

YENI DUZEN 06/06/2003

AB paketi Ankara’da ‘hayal kırıklığı’ yarattı

Gül, AB`nin KKTC`ye yönelik açıkladığı ekonomik paketi değerlendiren Gül, “Avrupa Birliği`nin Kıbrıs`la ilgili tam paket henüz açıklanmış değil” diye konuştu

 

Gül, AB`nin KKTC`ye yönelik açıkladığı ekonomik paketi değerlendiren Gül, “Avrupa Birliği`nin Kıbrıs`la ilgili tam paket henüz açıklanmış değil” diye konuştu

 

Serter, paketin Kıbrıs sorununda gerçekten bir açılım olduğunu ancak bu açılımın Türkler lehine değil Rumlar lehine olduğunu belirtti

 

AB Komisyonu’nun, yardım paketinde dolaşım belgeleri konusunda sadece Ticaret Odası’nın yetkili kılınmasına Sanayi Odası’ndan tepki geldi

 

Türkiye Başbakanı Abdullah Gül Avrupa Birliği Komisyonu’nun KKTC için hazırladığı paketi tam olarak açıklamadığını kaydetti.

 

Gül, AB`nin KKTC`ye yönelik açıkladığı ekonomik pakette Türkiye`nin beklentilerinin karşılanıp karşılanmadığına ilişkin bir soru üzerine, “Avrupa Birliği`nin Kıbrıs`la ilgili tam paket henüz açıklanmış değil” diye konuştu.

 

AB Komisyonu’nun KKTC’ye yönelik açıkladığı ekonomik paket, Ankara’da ‘hayal kırıklığı’ yarattı.

 

Edinilen bilgiye göre, komisyonun, KKTC’ye ‘mali yardım’ ve ‘ticaret kolaylığı’ getirmesini öngören paketi, Türk tarafının başlattığı açılımlar sonrasında beklenen havayı yansıtmıyor.

 

Paketin ticaret bölümünde yer alan, “KKTC’deki Ticaret Odası’nın, Türk kesiminde üretilen zirai olmayan mallar için dolaşım belgesi verirken, ‘uygun yetkililerin’ her türlü denetimi yapabileceği” ifadesi, Ankara’da soru işaretleri yarattı.

 

Kaynaklar, Ankara’nın “uygun yetkililer”in BM ya da AB olmasından yana olduklarını belirtirken, paketin reddedilemeyeceğini, önümüzdeki dönemde konuya ilişkin görüşmelerin süreceğini kaydettiler.

 

SERTER: EŞİTLİK VE ADALET İLKELERİNİ ÇİĞNEYEN BİR YAKLAŞIM

 

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Vehbi Zeki Serter, Kıbrıs sorununun kökeninde Rum hegemonyasının dayatılmak istenmesinin bulunduğunu ve AB paketinin de açıklanan şekliyle bu hegemonyaya yardımcı olmakta olduğunu belirtti.

 

Vehbi Zeki Serter yaptığı yazılı açıklamada Avrupa Birliği Komisyonu’nun KKTC için hazırladığı önlemler paketini  değerlendirdi.

 

Serter, “Bu paketin hazırlanmasına Rum tarafının katkı koyduğu ve tamamen Rum görüş ve tavsiyeleri çerçevesinde hareket edildiği de zaten Rum kaynaklarınca açıklanmıştır. Rum patenti taşıyan bir paketin Türklerin hayırına olamayacağı kesindir” dedi.

 

Vehbi Zeki Serter, başta KKTC devleti olmak üzere bütün Türk demokratik kurumlarını yok sayan bir zihniyetle hazırlanan paketin, Kıbrıs Türk halkını gayrımeşru Rum devletine bir azınlık olarak yamama düşüncesini bir kez daha somutlaştırdığını vurguladı.

 

SANAYİ ODASI’NDAN KINAMA

 

Avrupa Birliği Komisyonu’nun, 12 milyon Euro’luk mali yardımı da öngören KKTC’ye yönelik yardım paketinde dolaşım belgeleri konusunda sadece Ticaret Odası’nın yetkili kılınmasına Sanayi Odası’ndan tepki geldi.

 

Sanayi Odası Başkanı Salih Tunar yazılı açıklamasında, AB dahil dünyanın her yerine ihraç edilen tarım ürünleri dışındaki ürünlerin menşesinin Sanayi Odası tarafından verildiğini belirtti. Bu durumun AB yetkilileri tarafından bilinmesine  ve Sanayi Odası’nın Uluslararası Ticaret Odası ile Beynelminel Ticaret Odası’na üye olduğunu kanıtlayan belgeler iletilmesine rağmen dışlandıklarını kaydeden Tunar, yanlı davrandığı gerekçesiyle Avrupa Birliği Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günter Verheugen’i  kınadı.

 

ÖZÇINAR VE ZAFER’DEN 3 BELEDİYEYE AB YARDIMI KARARINA TEPKİ

 

Güzelyurt Belediye Başkanı Mahmut Özçınar ve Lefke Belediye Başkanı Mehmet Zafer, Avrupa Birliği Komisyonu’nun Lefkoşa, Gazimağusa ve Girne belediyelerine ekonomik yardım kararına tepki gösterdi.

 

Konuyla ilgili düşüncelerini, Avrupa Komisyonu Başkanı Romano

Prodi, komisyonun genişlemeden sorumlu üyesi Gunter Verhaugen ve “Avrupa Birliği Komisyonu Kıbrıs Delegasyonu” Başkanı Büyükelçi Adrian Van Der Meer’e birer mektup aracılığıyla ileten Özçınar ve Zafer, yardımın dağıtım şeklinin, Amsterdam anlaşmasında öngörülen Avrupa Birliği’ndeki halkların dayanışması,  ekonomik ve sosyal gelişiminin yapılandırılması ilkesine  aykırı olduğunu vurguladı.

 

Özçınar ve Zafer, Avrupa Birliği’nin Lefkoşa, Gazimağusa ve Girne belediyelerine finansal yardım yapacağı yönündeki haberlerin kendilerini ciddi şekilde rahatsız ettiğini, bu durumun, yerel yönetimlerin fırsat eşitliğini,  ekonomik ve sosyal  dengelerini bozacağını kaydettiler.

 

Lefke’nin tek sorununun, bölgede atıl duran ve büyük bir çevre kirliliğine yol açan bakır madeni olmadığı, aynı zamanda en büyük işsizlik oranına da sahip belediye konumunda bulunduğuna dikkat çekilen açıklamada, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin en zengin tarımsal arazi ve içme suyu kaynaklarına sahip olan Güzelyurt bölgesinin de işsizlik sorunuyla karşı karşıya bulunduğuna işaret edildi.

HALKIN SESI 06/06/2003

TÜRKİYE İÇİN KIBRIS SORUNU YİNE ÖNŞART

Ankara’ya adadaki askerlerini çekmesi çağrısında bulunulup, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Kıbrıslı Rum Loizidu ile ilgili aldığı karara Türkiye’nin uyması isteniyor

 

Türkiye’nin reformları sürdürmesi halinde 2004 yılında AB’ye tam üyelik müzakerelerine başlayabileceği mesajı veriliyor.

 

Raporda, “Kıbrıs’ta çözüm Türkiye’nin AB perspektifinin ilerlemesi için vazgeçilmez koşuldur” ifadesine yer veriliyor

 

216 lehte, 75 aleyhte ve 38 çekimser oyla kabul edilen rapora, Türk hükümetinin reformlara kararlılıkla devam etmesi halinde Türkiye’nin 2004 yılının Aralık ayında üyelik müzakerelerine başlayabileceği ifadesi son anda eklendi. Türkiye’de ordunun devlet ve toplum üzerinde önemli bir konuma sahip olduğu görüşünün savunulduğu raporda, ordunun bu konumunun Türkiye’de demokratik ve çoğulcu bir sistemin gelişmesine engel oluşturduğu öne sürülüyor.

 

Hıristiyan Demokrat parlamenter Arie Oostlander tarafından hazırlanan raporda, AB uyum yasaları ve demokratikleşme reformları memnuniyetle karşılanmakla birlikte, bu reformların birçoğunun pratikte uygulanamıyor olmasına işaret ediliyor. Pratikte uygulama olmadıkça da Kopenhag siyasi kriterlerinin yerine getirilmiş sayılamayacağı görüşü belirtiliyor.


Hıristiyan Demokrat parlamenterin raporunda, Türkiye’nin Müslüman nüfusunun AB tam üyeliğine bir engel oluşturmadığının da altı çiziliyor.


ORDU-SİYASET İLİŞKİSİ ÖN PLANDA


Avrupa Parlamentosu, diğer aday ülkeler için olduğu gibi her yıl Türkiye için de bu tür raporlar hazırlıyor. Yalnız bu yılki raporda ordu, siyaset ilişkileri ve din özgürlüğü konularının ön plana çıkmış olması dikkat çekiyor. Türkiye’de ordunun devlet ve toplum üzerinde önemli bir konuma sahip olduğu görüşünün savunulduğu raporda, ordunun bu konumunun Türkiye’nin demokratik ve çoğulcu sistemi geliştirmesine engel oluşturduğu öne sürülüyor.


‘MGK UZUN DÖNEMDE KALDIRILMALI’


Raporda, devlet sistemindeki reform sürecinde Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK) uzun dönemde kaldırılmasının gerekebileceği, Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) ile Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) gibi kurumların bağımsızlığı için, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) temsilcilerinin bu kurumlarda yer almaması gerektiği görüşü savunuldu.


‘ASIL SORUN DEVLET YAPILANMASI’


Avrupa Parlamentosu’nun kabul ettiği raporda, AB yolunda asıl sorunun Türkiye’deki devlet yapılanması ve yönetimi olduğu belirtiliyor. Türkiye’deki ulus devlet ve laik devlet konseptlerinin, dışlama üzerine değil, hoşgörü kültürü üzerine kurulması isteniyor.


YENİ ANAYASA ÇAĞRISI


Dinsel örgütler ise konusunda ise Türkiye’nin kendisini, üyesi olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin tanımlarına uyarlaması talep ediliyor. Raporda ayrıca Türkiye’ye Avrupa standartlarında yeni bir anayasa hazırlaması çağrısı da yapılıyor.


 ‘KIBRIS’TA ÇÖZÜM AB İÇİN KOŞUL’


Raporda, Kıbrıs konusunda sorumlu olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Ankara gösteriliyor. “Kıbrıs’ta çözüm Türkiye’nin AB perspektifinin ilerlemesi için vazgeçilmez koşuldur” ifadesine yer veriliyor ve Ankara’ya adadaki askerlerini çekmesi çağrısında bulunuluyor.

HALKIN SESI 06/06/2003

 

GÜVENLİK KONSEYİNDEN ANNAN PLANINA DESTEK

GÖRÜŞ AYRILIĞI YOK: Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, Kıbrıs'taki BM Barış Gücü'nün görev süresinin 15 Aralık 2003 tarihine kadar uzatılmasını öngören raporunda ortaya koyduğu görüşlere, Güvenlik Konseyi üyelerinin sıcak baktığı ve konsey üyeleri arasında bu konuda herhangi bir görüş ayrılığı bulunmadığı bildirildi.

OYLAMA ÇARŞAMBA GÜNÜ: Konsey Başkanı Sergey Lavrov, toplantıdan sonra AA muhabirinin sorusu üzerine, 'Genel Sekreter Annan'ın değerlendirmelerini desteklediklerini, adada bulunan BM Barış Gücü UNFICYP'in görev süresinin uzatılmasıyla ilgili tasarısının zamanında oylanacağını' belirtti. Diplomatik kaynaklar, tasarının hazırlanmakta olduğunu ve oylamanın 11 Haziran Çarşamba günü yapılmasının beklendiğini söylediler.

KIBRIS 07/06/2003

Lord Hannay:

Denktaş geçmişte yaşıyor

İngiltere'nin eski Kıbrıs Özel Temsilcisi Lord David Hannay, BBC Radyosu'nun Yunanca Yayın Bölümüne verdiği demeçte, AB'nin Kıbrıs'ın kuzey kesimine ekonomik yardımlarını ret etmenin ardında mantıki hiçbir neden bulunmadığını söyledi.
Lord David Hannay, Rauf Denktaş'ın AB'nin girişimine karşı bir tavır almasını yorumlarken, 'maalesef Sayın Denktaş geçmişte yaşıyor. Onun tarih saati günümüzden çok önce durmuş. Bugün, Avrupa Birliği'nin kuzey Kıbrıs'ın AB'ne daha fazla yaklaşmasına katkıda bulunma çabalarına karşı herhangi bir mantıki argüman bulunduğunu sanmıyorum. Bunda yanlış olan ne?' dedi.
Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne yakınlaşmaya çalıştığını ifade eden Lord Hannay, 'Kuzey Kıbrıs Avrupa Birliği'ne yaklaşmak istemeyen tek Avrupa toprağı olmak mı istiyor ve niçin?' sorusunu sordu.
Kıbrıs'taki son gelişmelere de değinen Lord Hannay, İngiliz hükümetinin BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs'ta çözümü hedefleyen müzakerelerin Annan Planı temelinde yeniden başlayabilmesi için tarafların siyasi iradelerini göstermeleri gerektiği yolundaki görüşlerini paylaştığını belirtti.
Lord Hannay İngiltere'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi görevinden istifasına ilişkin bir soruyu yanıtlarken, müzakerelerin geçen Mart ayında kesilmesinden sonra bu görevinde yapacak bir şey olmadığını hissetmesi üzerine bu görevi bırakmaya karar verdiğini söyledi.

YENIDUZEN 07/06/2003

Cumhurbaşkanı dün yaptığı açıklama ile seçimlerden korktuğunu açıkça belli etti...

Denktaş seçimlerden korkuyor!

Cumhurbaşkanı Denktaş dün tarihi açıklamalarda bulundu; seçimlerden korktuğunu açıkça belli etti...
Denktaş hemen hemen her konuda özellikle CTP’yi hedef alarak konuştu, konuştu, konuştu...
“Devleti yok edecek insanlara oy verilemez” diyen Denktaş “Devletin varlığını inkar eden insanlar devlete sahip çıkma hakkına sahip değiller” diyerek adeta seçim sürecine müdahale etti.
Annan Planı doğrultusunda bir anlaşma imzalaması için muazzam bir baskı ile üzerlerine gelen, “Annan Planı egemenliği de veriyor, garanti de kalıyor, eşitliğe saygılıdır” diyerek, halkı kandırarak, toplantılar yapan bir grup bulunduğunu ve bunların Kıbrıs’ın geleceğine talip olduklarını açıkça söylediklerini belirten Cumhurbaşkanı Denktaş , “bu gurubun” halktan oy istemesinin yanlış olduğunu ve halkın bu yanlışa oy vermeyeceğini düşündüğünü söyledi.
Ankara Barosu tarafından Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde düzenlenen panelin açılış konuşmasını yapan Cumhurbaşkanı Denktaş, seçimlerde idarelerin değişebileceğini, ancak yönetimin “devleti yok edecek insanlara verilemeyeceğini” de söyledi.
Konuşmasında çoğunluğu hukuk öğrencisi gençlere de seslenen Cumhurbaşkanı Denktaş, “Haklı davanızı savunurken uzlaşmazlıkla, bilgisizlikle, aymazlıkla suçlanacaksınız. Üzerinize gelecekler, yalnız kalmanız, sinmeniz, ürkmeniz için uğraşacaklar. Etrafınızdakileri de yanlarına çekecek metodlar çok. İnanıyorsanız tüm bunlara direnirsiniz” diye konuştu.
Uzun bir mücadele sonunda Türkiye ile birlikte kurulan KKTC’yi müdafaa etmenin namus borcu olduğunu da söyleyen Denktaş, konuşmasını şu ifadelerle tamamladı:
“İdareyi beğenmiyorsan değiştirirsin. Seçimler var. Ama idareyi devleti yok edecek insanlara veremezsin. O zaman başka şeyler olur. Devletin varlığını inkar eden insanlar devlete sahip çıkma hakkına sahip değiller. Atatürk Türkiye Cumhuriyeti’ni gençlere emanet etti, biz de gençlere ve halka güveniyoruz. KKTC korunacaktır...”
Doğu Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Turgut Turhan da konuşmasında, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin temelini oluşturan Zürih ve Londra anlaşmalarının Kıbrıs konusuyla ilgili irdelemelerde odak noktası olduğunu belirtti.
Uzlaşmazlıklara doğru açılımlar getirilmesi için bu anlaşmaların iyi irdelenmesi gereğini vurgulayan Prof. Turhan, dünya ülkelerinin Ada’ya ilgisinin stratejik önemden kaynaklandığını da vurguladı.

DENKTAŞ’A GÖRE HALKTAN OY İSTEMEK YANLIŞ

Annan Planı doğrultusunda bir anlaşma imzalaması için muazzam bir baskı ile üzerlerine gelen, “Annan Planı egemenliği de veriyor, garanti de kalıyor, eşitliğe saygılıdır” diyerek, halkı kandırarak, toplantılar yapan bir grup bulunduğunu ve bunların Kıbrıs’ın geleceğine talip olduklarını açıkça söylediklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Denktaş, “Kıbrıs Türkü büyük bir çoğunlukla bunlara gereken cevabı yaptığı mitinglerle verdi” dedi.
Denktaş, devlete sahip çıkma, Türkiye ile birlikte siyaset gütme, garantiye dokundurmama, iki kesimliliği hayatları gibi koruma gibi ilkeleri savunmamaları halinde, bu gurubun halktan oy istemesinin yanlış olduğunu ve halkın bu yanlışa oy vermeyeceğini düşündüğünü söyledi.
Cumhurbaşkanı denktaş, halkın devletin ortadan kaldırılmasına boyun eğmeyeceğini düşündüğünü de kaydetti.

AB PAKETİNİ KABUL ETMİYORMUŞ...
AB’ın Kıbrıslı Türklere yönelik olarak açıkladığı önlemler paketi ve paranın verilme amacının sorulması üzerine de Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, “Paranın verildiği zamana ve şekle bakınız. Kime verildiğine de bakınız..Kuzu sarması gibi bugüne kadar iç içe oldukları ve aleyhimize yürüttükleri ne varsa onlara veriyorlar..”dedi.
KKTC’de 20’den fazla belediye bulunduğunu, diğer belediyeler “biz de varız” diye bağırırken, 3 belediyeye para verilmesinin hiçbir kılıfa sığdırılamayacağını belirten Denktaş, eski eserlerin bahane edilmeye çalışıldığını ancak eski eserin heryerde bulunduğunu buna en güzel örneğin de Lefke olduğunu söyledi.

“Büyük bir ayıp yaptılar” diyen Rauf Denktaş, AB temsilcisinin paketin ya olduğu gibi kabul edileceğini yada reddedileceğini ifade ettiğini kaydederek, “Paketi olduğu şekliyle eğer değiştirmezlerse kabul edemiyoruz” dedi.
Denktaş, “Buna rağmen parayı paketin içinden çıkarıp dostlarına verirlerse, o zaman hangi maksatla verdikleri daha da açıklanmış olacak” şeklinde konuştu.

“AMERİKAN VE İNGİLİZ BÜYÜKELÇİSİ”

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş başka bir soru üzerine, uzun zamandır Amerikan ve İngiliz Büyükelçileriyle temasları olmadığını ve kendisini yemeğe davet ettiklerini belirterek, “Bir dargınlık küslük içindeydiler galiba. Onu yumuşatmak için olacak Amerikan sefiri de İngiliz sefiri de beni ayrı ayrı yemeğe davet ettiler..” dedi.
Paket ve pakete niçin razı olmadıklarını kendisine anlattıklarını kaydeden Denktaş, “Bu bizi Ruma teslim ediyor. Rumu meşru hükümet olarak kabul etmemizi sağlayan bir pakettir. Eğer biz böyle bir şeyi 1963’de 1964’de kabul etmiş olsaydık ambargo altında yaşamazdık. Azınlık olarak dayanabildiğimiz kadar dayanırdık. Dolayısıyla bunun kabul edilmez tarafı var..”şeklinde konuştu.
Amerikanın siyasetinin değişmediğini de ifade eden Denktaş, bu siyasetin Annan Planı’nı desteklemek olduğunu, burada yolların ayrılmakta olduğunu söyledi.

MASADAN KAÇMAMA TAKTİĞİ

Türkiye hükümetinin politikası konusundaki bir başka soruya karşılık da Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, “Bugüne kadar aynı strateji devam ediyor. Değişen bir şey yok. Milli davanın milli ilkeleri TBMM tarafından MGK tarafından birçok kez tayin edildi. Bunun dışına çıkma yoktur” dedi.
“Aman görüşme masasından kaçmayalım” taktiğinin Türk tarafının aleyhine işlediğine inandığını da söyleyen Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, dünyanın meşru Kıbrıs olarak gördüğü ve kabul ettiği Rum idaresinin dünyaya “meşru Kıbrıs Hükümeti azınlıkla konuşuyor. Merak etmeyin “ imajını verdiğini, bu nedenle dünyanın Türk tarafının ne istediğini anlayamadığını vurguladı.
“Azınlığa verilen bu kadar hak varken azınlığın niye kabul etemdiğinin” anlaşılamadığını ifade eden Denktaş şöyle devam etti:
“Biz azınlık değiliz, biz kurucu ortağız..Bu ortaklığı Rum Cumhuriyeti’ne dönüştürmek için savaş açılmıştır ve biz buna boyun eğmedik’ diye hikayemizi söylüyoruz ama masa başında oturmamız ‘Bunlar nasıl olsa anlaşacaklar, KKTC’yi tanımak ona statü vermek gerekmez’ noktasında diğer ülkeleri durdurdu. Hatta dost ülkeleri bile. Dolayısıyla bir noktada masaya oturabilmek için şartları açıkça ortaya koymanın, ve bu şartlar kabul edilmedikçe masaya oturmamanın da bir görüşme takdiği olduğunu kabul etmemiz lazım.. “

“TAKVİMLE SINIRLANMA”

Kıbrıs Türkü’nün bugün daha olumlu bir duruma geldiğini ancak kendini takvimlerle, tarihlerle kısıtlaması halinde yanlış yapılmış olacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, “Aman Kıbrıs’ı alıyorlar diye bizi Mayıs 2004 takvimine sıkıştırarak bir netice beklenmesi yanlış olur. Bizim takvimimiz Türkiye’nin AB’a alınma kararının çıktığı takvime kadar uzamalıdır” dedi.
Bunun nededini, Kıbrıs Türkü’nün Türkiyesiz bir AB’a alınmasının mümkün olmadığı şeklinde açıklayan Denktaş, “Aksi takdirde Türkiye’nin 1960 Anlaşmalarında elde ettiği en önemli hakkı, Türk-Yunan dengesini korumak, Yunanistana Kıbrıs üzerinde daha fazla hak tanımamak’ kendi imzamızla ortadan kaldırmış ve Rumların bu hakkı yok etmek için başlattıkları 40 yıllık mücadelede kendilerine yardımcı olmuş oluruz. Bunu yapacak da içimizde bir insan yoktur diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.

YENIDUZEN 07/06/2003

Genel Seçimler için dün start veren CTP, kararını da açıkladı: Seçimler için iş ve güçbirliği yapılacak, ancak “Hülle partisi” şeklinde değil... “CTP-Çözüm ve AB İçin Birlik” ittifakı olarak...

CTP’DEN TARİHİ FEDAKARLIK

İş ve güçbirliği için partinin tüzüğü ve amblemi değiştirilecek... Talat: “Bizim dışımızdakilerle de iş ve güçbirliği için gerekli tüm çabayı ve özveriyi göstereceğiz... İş ve güçbirliğinin yolu düz mantıkla bir hülle partisi altında güya birleşir gibi yaparak örgütlerimizin gücünü dağıtmaktan geçmemektedir... Seçimlerde Çözüm ve AB isteyenler çoğunluğu sağlayacak...”

“Partimiz tek başına hükümet kurma gücüne ulaşsa da ortak hükümet arayışına öncelik verecektir... Seçim sonrasında ortaya çıkacak, Barış, Çözüm ve AB yanlısı meclis çoğunluğu ile bu hedefe uygun görüşmeci heyeti ve prosedürü belirlenecek, Cumhurbaşkanının Anayasal görevleri çerçevesinde faaliyet göstermesi sağlanacaktır...”

Yeni DÜZEN- (Haber Merkezi)
CTP, Aralık ayında yapılacak milletvekilliği seçimleriyle ilgili kararını verdi. Seçime, herhangi bir hülle partisiyle değil, “CTP-Çözüm ve AB İçin Birlik” ittifakıyla girilmesini kararlaştıran CTP, parti çatısı dışında, barış, çözüm ve AB yönünde aktif olarak mücadele eden sivil toplum örgütlerindeki kadrolara ve aydın kişilere seçim listelerini açacak, iş ve güç birliği için partinin tüzüğünü ve amblemini değiştirecek.
CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, CTP çatısı altında oluşturulacak güç birliği yanında, kendileri dışında barış, çözüm ve AB ortak hedefiyle seçime katılacak diğer siyasi partilerle de ilkeli, düzeyli, iş ve güç birliği için gerekli her türlü çabayı ve özveriyi göstereceklerini belirtti. Talat, Aralık seçimlerinde çözüm ve AB isteyenlerin mecliste kesinlikle çoğunluğu sağlayacaklarına inandığını söyledi.

“DİLERLERSE BAĞIMSIZ STATÜDE”

Güç birliğinin, ilkesel, ortak hedefler ile program ve söylem birliği çerçevesinde gerçekleşmesi gerektiğine inandıklarını söyleyen Talat, bu çerçevede CTP olarak, seçime sadece kendi programları ve kadrolarıyla katılmaktan kaçınma kararı aldıklarını kaydetti.

Talat, CTP’nin örgütlü gücünü, siyasal deneyimlere dayalı birikimini ve tüm olanaklarını, kendileriyle birlikte siyasal mücadeleye katılma arzu ve kararlılığını gösterecek tüm sivil toplum örgütleriyle ilerici kesimler ve aydınlara açarak, onların bilgi, deneyim, birikim ve mücadele güçlerini kendileriyle birleştirmek üzere bir güç birliğine gitmeye karar verdiklerini belirtti.
Sivil toplum örgütleri ve diğer güçlerle görüşeceklerini ve ona göre adım atacaklarını anlatan Talat, aday olmak isteyenlere CTP listelerinin dilerlerse “bağımsız” statüde olmak kaydıyla da açılacağını ifade etti.

“BİRKLİKTE HÜKÜMET”

Talat, kendileri dışında barış, çözüm ve AB ortak hedefiyle seçime katılacak diğer siyasi partilerle seçim öncesi ve sonrasını da kapsayacak şekilde protokoller yapmayı da öngördüklerini bildirerek, seçimlerde halkın 'CTP-Çözüm ve AB İçin Birlik' ittifakına tek başına hükümet kurmak için gerekli çoğunluğu verse dahi, hedef birliği olan tüm güçlerle birlikte hükümet kurmaya öncelik verme kararlı1ığında olduklarını da açıkladı.

SORULARA YANITLAR
CTP Genel Başkanı Talat, bugünkü basın toplantısında soruları da yanıtladı. Talat, bir soruyu yanıtlarken, partiden ve parti dışından belirlenecek milletvekili aday sayılarının yapılacak istişarelerle netleşeceğini, gelişecek şartlara göre CTP Parti Meclisi’nin gerekli kararları alacağını söyledi.
Başka bir soruya karşılık diğer sol partilere çağrı yapmayı etik olarak uygun bulmadıklarını, çünkü kimseyi üstün veya küçük görmediklerini, kapılarının herkese açık olduğunu kaydeden Talat, kendilerinin pozisyonlarını ortaya koyduklarını, hülle parti dışında iş ve güç birliğine hazır olduklarını ifade etti.
CTP’yle seçime girecek ittifakın isminin görüşmelerle belirleneceğini dile getiren Talat, vardıkları kararlarının örgütlerle temaslarının ardından alındığını belirtti.
Talat, CTP’nin seçime tek başına girmeyeceğini, solda birlik ifadesinin de yanlış olduğunu, çözüm için meydanları dolduran 10 binlerce insanın solda birleşmesinin zaten beklenmemesi gerektiğini söyledi. “TC kökenlilere adaylık teklifiniz olacak mı sorusu üzerine ise Talat, bu yönde tabii ki tekliflerde bulunacaklarını, ancak henüz isim bulunmadığını belirtti.
Talat, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’la ilgili bir soruya karşılık ise, artık Denktaş’ın sıkıntılarıyla uğraşacak zamanlarının bulunmadığını ifade etti. (HAK/can)
CTP’nin seçime yönelik kararı, Genel Başkan Talat tarafından dün düzenlenen basın toplantısında açıklandı. Parti merkezinde saat 11.00’de yer alan ve parti yetkililerinin de hazır bulunduğu basın toplantısında, CTP’nin seçime yönelik proje ve hedefleri halka duyuruldu. Talat’ın basın toplantısının tam metni ise şöyle:

İşte tam metin
“Cumhurbaşkanı Denktaş ile UBP-DP Hükümetinin sorumsuz, bencil, yanlış ve çağdışı ideolojilerine dayalı politikalarını inatla sürdürmeleri sonucunda Kıbrıs Türkünü büyük bir bozguna ve batağa sürüklemekte olduklarını artık sadece görmeye değil, yaşamaya da başlamış bulunmaktayız. Kıbrıs Türk halkı, Kıbrıs sorununda ve ekonomide bu anlayışın yarattığı büyük yıkımlardan sonra yeni tehditlerle de yüz yüze gelmektedir.
Buna karşılık barış, çözüm ve AB için, birçok sivil toplum örgütü ve ilerici siyasal örgütün öncülüğünde büyük bir halk iradesi ortaya çıkmıştır. Bu halk iradesi ülkemizde ve tüm dünyada saygı duyulan ve dikkate alınan bir inisiyatif oluşturmuştur.
Kıbrıs Türk halkının barış, çözüm ve AB iradesini inisiyatife dönüştüren örgütlerin bunu yapılacak seçimlerle Meclise de yansıtma görevi vardır. Bu amaçla birlikte hareket etme ve iş ve güç birliği yapma ödevi ile karşı karşıyayız. Bunun yolu da düz mantıkla ve bir hülle partisi altında güya birleşir gibi yaparak örgütlerimizin gücünü dağıtmaktan geçmemektedir. Mevcut partileri birbirlerine yapıştırarak, karar organları ve örgüt mekanizması çalışan bir yapı kurulamayacağını yaşadığımız birkaç yıllık pratik içerisinde ve geçmişte de 1990 genel seçimlerinde, çok çarpıcı bir şekilde, gördük.
Ancak tüm bunlar, barış, çözüm ve AB ortak hedefini benimseyen partilerin Mecliste ezici çoğunluğu sağlayacak bir başarıya ulaşmalarını zayıflatacak şekilde bir zıtlaşmayı da gerektirmemektedir. Partilerin kendi organ ve örgütlerini ortak hedef doğrultusunda hareketlendirerek, küçük hesaplarla birbirleriyle uğraşmayacakları bir süreç sonunda, barış, çözüm ve AB hedeflerini ön planda tutan halkımızın Mecliste hak ettiği ezici çoğunluğu kazanmasını sağlayacağı açıktır.
Genelde iyi niyetli ve samimi olan güç birliği özlemlerini doğru formüle ederek, halkımızın iradesini en güçlü şekilde Meclise yansıtma görevi hepimizindir ve herkesin üzerine düşeni en iyi şekilde yapacağına inanıyoruz. Bu güç birliğinin, ilkesel, ortak hedefler ile program ve söylem birliği çerçevesinde gerçekleşmesi gerektiğine inanıyoruz ve bu yönde her türlü katkıyı koymaya hazırız.
Cumhuriyetçi Türk Partisi, içinde bulunduğumuz sürece büyük önem vererek çalışmakta ve halkımızın hak ettiği başarı için kadrolarını ve örgütünü bu kritik göreve hazırlamaktadır. Sivil toplum örgütleri ile bu örgütlerde her şeyini ortaya koyarak mücadeleye katılanlara çabalarını siyasi platforma taşıyabilmeleri için bu döneme özgü bir gereklilik olarak, siyasi bağlayıcılığı olmayan olanaklar sağlamanın açılımlarını getirme çabası içerisindeyiz.
CTP olarak bu çerçevede, barış ve çözümü hedefleyen tüm toplumsal güçlerin işbirliği ve güç birliği içinde hareket etmesini savunurken ve tam da bundan dolayı bu seçimlere sadece kendi programımız ve kadrolarımız ile katılmaktan kaçınma kararı almış bulunmaktayız. Partimizin örgütlü gücünü, siyasal deneyimlere dayalı birikimini ve tüm olanaklarını, bizimle birlikte siyasal mücadeleye katılma arzu ve kararlılığını gösterecek tüm sivil toplum örgütleri ile ilerici kesimler ve aydınlara açarak, onların bilgi, deneyim, birikim ve mücadele güçlerini bizimkilerle birleştirmek üzere bir güç birliğine gitmeye karar vermiş bulunmaktayız.
Bu güç birliği modelini CTP önce kendi tabanında tartışmış ve tüm kitlesi ile bunu paylaşmıştır. Yüzlerce parti üyesinin katıldığı kitle toplantılarında bu konular görüşülerek kararlaştırılmış ve sivil toplum örgütleri ile de bu güç birliği projemizi görüşerek onlara açıklamış bulunmaktayız.
Bu basın toplantısını da, 2003 sonu seçimleri için CTP’nin öngördüğü projeyi halkımızla paylaşmak için düzenliyoruz. CTP bu dönemin özelliğinin ve öneminin bir gereği olarak, CTP- ÇÖZÜM VE AB İÇİN BİRLİK yaklaşımıyla ve parti ambleminin de bunu sembolize edecek bir tasarımıyla bu seçime girme kararı almış bulunmaktadır. Seçim listemizi oluşturacak kadrolarla birlikte isim ve amblemimiz de güç birliği projemiz çerçevesinde şekillenecektir.
Parti Tüzüğümüzde de buna yönelik gerekli düzenlemeler önümüzdeki günlerde gerçekleştirilecektir. Tüzükte yapılacak değişiklikle, kontenjan adaylığı sayı ve sıra tespitini Parti Meclisimizin inisiyatifine veriyoruz. Bu şekilde, parti çatımız dışında barış, çözüm ve AB yönünde aktif olarak mücadele eden sivil toplum örgütlerindeki kadrolara ve aydın kişilikleri ile bu mücadelede aktif rol alanlara, dilerlerse “bağımsız” statüde olmak kaydıyla da partimizin seçim listelerini açmış olacağız.
Parti çatımız altında oluşturacağımız bu güç birliği yanında, bizim dışımızda barış, çözüm ve AB ortak hedefi ile seçime katılacak diğer siyasal partilerle de ilkeli, düzeyli ve kapsam ve şeklini karşılıklı görüşerek belirleyeceğimiz tüm konularda iş ve güç birliği için gerekli her türlü çabayı ve özveriyi de göstereceğiz. Bunun için seçim öncesi ve sonrasını da kapsayacak şekilde protokoller yapmayı da öngörüyoruz.
Bu seçimlerde halkımız “CTP-Çözüm ve AB İçin Birlik” ittifakına tek başına hükümet kurmak için gerekli çoğunluğu verse dahi, hedef birliği olan tüm güçlerle birlikte hükümet kurmaya öncelik verme kararlılığındayız.
Seçim sonrası ortaya çıkacak çoğunluğun desteğinde, Annan Planı zemininde görüşmeleri başlatmak ve sonuca ulaşmak için gerekli önlemler alınacak ve 1 Mayıs 2004’ten önce, Kıbrıs Türk halkının çıkarlarını en üst düzeyde sağlama bağlayacak bir çözüme ulaşılabilmesi için gereken tüm çabalar ortaya konacaktır.
Gerek siyasi düzeyde, gerekse teknik ve bürokratik düzeylerde, özellikle çözüm ve AB’ye girişin gerektirdiği iyi yetişmiş kadrolara bu dönem büyük bir gereksinim vardır. Bunların belirlenip hazırlanması ise en acil görevimizdir. Unutulmamalıdır ki Aralık’ta oluşacak Meclis ve Hükümet, Kıbrıs sorununu çözmek yanında Kıbrıs Türkünü AB’ye de taşıyacaktır. Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin, önümüzdeki döneme yönelik ana hedefleri ve çalışma programıyla ilgili olarak, kısa bir süre içerisinde organlarında son şeklini vereceği hususları da açıklamak istiyoruz:
Hedeflerimiz:
1. Kıbrıs sorununa, Annan Planı zemininde ve Annan Planı'nda da öngörüldüğü çerçevede, siyasi eşitlik temelinde ve Türkiye'nin garantörlüğünde bir siyasi çözümü sağlamak.
2. Kıbrıs Türk Kurucu Devleti statüsü ile Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti çatısı altında AB’ye girmek ve buna yönelik olarak, Kopenhag ve Maastricht kriterlerinin öngördüğü siyasi, demokratik, ekonomik ve mali yapılanmayı sağlamak.
3. Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumlar arasında karşılıklı saygı ve anlayış zeminindeki toplumlararası ilişkilerin sağlayacağı çağdaş ortamda barışı kurmak, korumak, yaşatmak ve geliştirmek.
4. Türkiye ile düzeyli ve karşılıklı yarar ve saygıya dayalı ilişki yapısını kurmak ve Kıbrıslı Türklerin Türkiye ile uyumlu çıkarlarının ön planda olacağı bir politikanın oluşmasını sağlamak.
5. Ulaşılacak çözümün demokratik bir referandumla halk tarafından onayının ve kurulacak yeni ortaklık devleti ile kurucu devlete dönüşecek mevcut devletin organlarının oluşmasına yönelik seçimlerin demokratik bir ortam içerisinde yapılmasını sağlamak.
6. Kıbrıs Türk halkının ekonomide acil gereksinimi ve arzusu olan ve Maastricht Kriterlerine uyumun da ilk adımı olarak ekonomik, mali ve parasal istikrarı sağlayacak düzenlemeleri ve değişiklikleri hayata geçirmek.
Çalışma Programımız:
1. Bugünkü siyasi yapılanma toplumsal iradeyi temsil gücünü yitirmiştir. Toplumsal iradeyi yansıtacak bir siyasal yeniden yapılanmanın Kuzey Kıbrıs’ta egemen olmasına yönelik demokratik mücadeleyi en üst düzeye çıkararak mümkün olan en kısa sürede erken seçime gidilmesi sağlanacaktır. Bu seçimde, CTP'nin örgütlü gücünün, deneyiminin, disiplininin ve tüm olanaklarının en etkin biçimde ortaya konması esas alınacaktır.
2. Yapılacak seçimde, barış, çözüm ve AB için büyük katkıda bulunan kişi ve sivil toplum örgütlerinin siyasi platformda da katkılarını sürdürmelerine fırsat vermeye yönelik olarak aday listelerinde bu kişilere, istemeleri halinde bağımsız adaylar olarak da ifade edilebilecekleri şekilde, geniş oranda yer verilecektir. Bu çerçevede seçimlere CTP-ÇÖZÜM VE AB İÇİN BİRLİK oluşumu ve parti ambleminin bu ittifakı temsil edecek tasarımıyla girilecektir. Bu yaklaşım demokratik ve katılımcı şekillenmelere açıktır.
3. Barış, çözüm ve AB yönünde bizimle ortak hedeflerle seçime katılacak siyasi partilerle ilkeli, düzeyli ve kapsam ve şeklini karşılıklı görüşerek birlikte belirleyeceğimiz tüm konularda iş ve güç birliği yapılacaktır. Hedef birliğimiz olan siyasi partilerle seçim süresince polemik ve yıpratıcı rekabete rağbet edilmeyecek; barış, çözüm ve AB karşıtı siyasi partilere karşı ise güçlü bir siyasal mücadele verilecektir.
4. Seçim sonrasında, barış, çözüm ve AB için olumlu tavır almış ve Meclis’te temsil yetkisi kazanan siyasi partilerle, asgari müştereklerimizi oluşturan hedef ve politikalar çerçevesinde ortak bir hükümet kurulacaktır. Partimiz tek başına hükümet kurma gücüne ulaşsa da bu ortak hükümet arayışına öncelik verilecektir.
5. Seçim sonrasında ortaya çıkacak, barış, çözüm ve AB yanlısı meclis çoğunluğu ile bu hedefe uygun görüşmeci heyeti ve prosedürü belirlenecek, Cumhurbaşkanının Anayasal görevleri çerçevesinde faaliyet göstermesi sağlanacaktır.
6. Annan Planı zemininde yapılacak müzakerelerle, Kıbrıs Türk halkının hak ve çıkarlarını koruyan, Kıbrıs’taki iki toplum açısından dengeli, çalışabilir ve yaşayabilir bir anlaşmanın imzalanması gözetilecektir.
7. Çözümle birlikte ve çözümün öngöreceği Kıbrıs’taki yeni ortak devlet yapılanmasının ve AB’ye girişin gerektireceği referandum ve ortaklık devleti ile kurucu devlet organlarının ve Kıbrıslı Türklerin Avrupa Parlamentosu’ndaki temsilcilerinin seçimleri, zamanında ve demokratik bir ortam içerisinde gerçekleştirilecektir.
8. Oluşan yeni Meclisin AB uyum yasaları ile ilgili hızlı bir çalışma temposuna girmesi esas olacak ve çözümle birlikte kurucu devlet konumuna gelecek olan bugünkü devlet yapılanmamızın Kopenhag ve Maastricht kriterlerine uyumuna yönelik bir yeniden yapılanma için gerekli tüm unsurların hayata geçirilmesi yönünde gerekli icraatlar gerçekleştirilecektir.
9. Yanlış siyasi, ekonomik ve sosyal politikaların verdiği zararların süratle giderilerek, Kıbrıslı Türklerin demokratik, ekonomik ve sosyal kalkınmasının önünü açacak programların uygulanması için Türkiye, AB ve uluslararası kuruluşlar ve ülkelerle işbirliği ve yardım sağlamaya yönelik girişimler, çözüm çabalarıyla birlikte yürütülecektir. İktidar yetkisinin kullanılacağı ilk icraat, ekonomik, mali ve parasal istikrarı sağlayacak düzenlemeleri ve değişiklikleri yapmak ve AB ile uyum çalışmalarını başlatmak olacaktır.
10. Şovenizmin ve fanatizmin her iki topluma verdiği zararlardan ders alınarak bunları tarihe gömecek değişiklikleri her iki tarafta da hayata geçirmekte ciddi çaba ortaya koymaya, her zaman ve her şart altında devam edilecektir.”
Sorulara yanıtlar
CTP Genel Başkanı Talat, dünkü basın toplantısında soruları da yanıtladı. Talat, bir soruyu yanıtlarken, partiden ve parti dışından belirlenecek milletvekili aday sayılarının yapılacak istişarelerle netleşeceğini, gelişecek şartlara göre CTP Parti Meclisi’nin gerekli kararları alacağını söyledi.
Başka bir soruya karşılık diğer sol partilere çağrı yapmayı etik olarak uygun bulmadıklarını, çünkü kimseyi üstün veya küçük görmediklerini, kapılarının herkese açık olduğunu kaydeden Talat, kendilerinin pozisyonlarını ortaya koyduklarını, hülle parti dışında iş ve güç birliğine hazır olduklarını ifade etti.
CTP’yle seçime girecek ittifakın isminin görüşmelerle belirleneceğini dile getiren Talat, vardıkları kararlarının örgütlerle temaslarının ardından alındığını belirtti.
Talat, CTP’nin seçime tek başına girmeyeceğini, solda birlik ifadesinin de yanlış olduğunu, çözüm için meydanları dolduran 10 binlerce insanın solda birleşmesinin zaten beklenmemesi gerektiğini söyledi.
“TC kökenlilere adaylık teklifiniz olacak mı sorusu üzerine ise Talat, bu yönde tabii ki tekliflerde bulunacaklarını, ancak henüz isim bulunmadığını belirtti. Talat, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın dünkü açıklamalarıyla ilgili bir soruya karşılık ise, artık Denktaş’ın sıkıntılarıyla uğraşacak zamanlarının bulunmadığını ifade etti.

YENIDUZEN 07/06/2003

MASADAN KAÇMAMA TAKTİĞİ ALEYHİMİZEYDİ

“Mayıs  2004 takvimine sıkıştırılmamız yanlış olur..Bizim takvimimiz Türkiye’nin AB’ye alınma kararının çıktığı takvime uzamalı..”

 

“Kıbrıslı Türklerin alacağı Rumların 2-3 misli. Artık müdaafada  kalmanın dışına çıkıp, Kıbrıslı Türkler’in hakları mahkemelerde aranacak..”

 

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, “Aman görüşme masasından kaçmayalım” taktiğinin Türk tarafının aleyhine işlediğine inandığını belirterek, bunun meşru “Kıbrıs hükümeti” olarak görülen Rum idaresinin dünyaya “meşru Kıbrıs Hükümeti azınlıkla konuşuyor. Merak etmeyin” imajını vermesine, bu nedenle dünyanın Türk tarafının ne istediğini anlamamasına neden olduğunu ifade etti.

 

Cumhurbaşkanı Denktaş, “Bir noktada masaya oturabilmek için şartları açıkça ortaya koymanın, ve bu şartlar kabul edilmedikçe masaya oturmamanın da bir görüşme takdiği olduğunu kabul etmemiz lazım.. “ dedi.

 

Kıbrıs Türkü’nün “Aman Kıbrıs’ı alıyorlar” diye kendini Mayıs 2004 takvimine sıkıştırarak bir netice beklemesinin yanlış olacağını da kaydeden Denktaş, “Bizim takvimimiz Türkiye’nin AB’a alınma kararının çıktığı takvime kadar uzamalıdır” şeklinde konuştu.

 

AB PAKETİ İLE GELECEK  PARA VE YAPILAN AYIP

 

AB’ın Kıbrıslı Türklere yönelik olarak açıkladığı önlemler paketi ve paranın verilme amacının sorulması üzerine de Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, “Paranın verildiği zamana ve şekle bakınız. Kime verildiğine de bakınız..Kuzu sarması gibi bugüne kadar iç içe oldukları ve aleyhimize yürüttükleri ne varsa onlara veriyorlar..”dedi.

 

KKTC’de 20’den fazla belediye bulunduğunu, diğer belediyeler “biz de varız” diye bağırırken, 3 belediyeye para verilmesinin hiçbir kılıfa sığdırılamayacağını belirten Denktaş, eski eserlerin bahane edilmeye çalışıldığını ancak eski eserin heryerde bulunduğunu buna en güzel örneğin de Lefke olduğunu söyledi.

 

“Büyük bir ayıp yaptılar” diyen Rauf Denktaş, AB temsilcisinin paketin ya olduğu gibi kabul edileceğini yada reddedileceğini ifade ettiğini kaydederek, “Paketi olduğu şekliyle eğer değiştirmezlerse kabul edemiyoruz” dedi.

 

DİRİ DURMA

 

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rumlar’ın “meşru hükümet biziz” demeleri karşısında “diri durmalıyız” şeklindeki sözleri ile ne demek istediğinin ve diri duracak olanın Türkiye mi Kıbrıs Türkü mü? olduğunun sorulması üzerine, “Kıbrıs Türklerini kastediyorum” dedi.

 

Denktaş, Madam Fogg  evresi yaşandığını ve Fogg’un e-maillerinin herkes tarafından okunduğunu, TC’de ve KKTC’de elde ettiği köşe yazarları bulunduğunu ifade etti

 

ASKERİ ÇEKMEK

 

Denktaş başka bir soru üzerine, Kıbrıs’ta hukukun da fiili durumun da Türk tarafından yana olduğunu, Türkiye’nin Kıbrıs’ta asker bulundurması fiili durumunun yasal olduğunu, 1960 Anlaşmalarına göre geçerli olduğunu söyledi.

AB’ın son raporunda Türkiye’den askerini çekmesinin istendiğini hatırlatan Denktaş, Avrupa’nın bunu söylemeye hakkı olmadığını, Türkiye’nin askerini Kıbrıs’tan çekmesi halinde katliamlar yaşanacağının görülen birşey olduğunu kaydetti.

 

AMERİKA’NIN ETKİSİ

 

Madam Fogg’un yanı sıra Amerika’nın de Türk tarafında etkili olduğunu belirten Rauf Denktaş şöyle konuştu:

“Geçenlerde biri bu konuda beyanat yaptı. Diyor ki; ‘Bizi 40 kişi kadar aldılar eğittiler 400 kişi olduk daha sonra 4 bin kişi olduk’. Nereye eğittiler? ‘Barışa’. Nasıl barışa Annan Planı’nın barışına. Türkiye’nin Kıbrıs Türkleri ile çizdiği yol değil Amerika’nın, İngiliz’in De Soto’nun bilmem kimin çizdiği yoldaki barışa. Bu eğitmenler ne aldı 2 bin dolar herbiri aldı. Ama kaç yıldır. Sen verdin mi bunun vergisini vermedin. Soran var mı? Soran  yok bunun da suçu bizde..”

 

KAPILARIN AÇILMASI

 

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş başka bir soru üzerine kapıların açılmasının olumsuz yönlerinin halkın Rum pasaportu almak için çıkış yapması olduğunu söyledi.

 

Rum tarafının bunu propaganda ile büyüttüğünü vurgulayan Rauf Denktaş, Rumun 20 bin Kıbrıslı Türk’ün pasaport aldığını söyediğini ancak sonra kendilerinin de bu yalanın yutulmayacağını kabul ederek birkeç gün sonra resmi açıklama ile pasaport müracaatlarının sayısını 1600 kişi olarak açıkladığını anlattı.

 

Kapıların açılmasının en iyi yönünün de Kıbrıslı Türkler’in güneye gittiklerinde orada bıraktıkları evlerin köylerde yerle bir edildiğini gördüklerini vurgulayan Denktaş, “Benim babamın köyü dahil. Tek bir ev tek bir oda kalmış değil “ dedi.

 

Diğerlerinin de  büyük bir Türk emlakının mecburi istimlak adı altında para vermeden istimlak edildiğini gördüğünü belirten Denktaş, varolan iyi evlerde oturan Rumlar’ın ise Türklerin geri dönmesinden endişelendiğini kaydetti.

 

MAHKEMELERE BAŞVURU

 

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş KKTC’deki mahkemelere başvuru konusundaki bir soru üzerine de, bu konunun Brüksel'’e İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde bürokratlar tarafından irdelenmekte olduğunu vurguladı.

 

KKTC’nin yasasının hazır olduğunu ve meclisten geçeceğini kaydeden Denktaş, bunun getireceği avantajın, Rumları şimdiye kadar hiçbir şekilde mahkemeye vermeyen Kıbrıslı Türklere Rum mahkemelerine müracaat ederek haklarını aramaları kapısını açması olacağını belirtti.

 

Denktaş şöyle devam etti:

 

“Bizim Rumlardan 1963’den bugüne, 103 köyün imhası, 40 yıldır insanların köylerine gidememesi, köylerdeki toprak ve üründen Rumların zenginleşmesi, Türk memurların yıllarca paralarının, emeklilik ve sosyal haklarının verilmemesi, yıkılan evlerin ve istimlak edilen malın karşılığı şeklinde alacaklarımız var. Bunların hepsini bir yere koyduğunuzda Rumun bizden alacağını 2-3 misli geçer..Şimdi Türkiye aleyhine açılmış olan ve açılacak olan davaları dengelemenin yolu, bizim halkımızın da önce Rum mahkemesinden daha sonra İnsan Hakları mahkemesinde araması yönünde adımlar. Yani müdafaada kalmanın dışına çıkıp karşılıklı girişimlerle haklarımızın aranması yoluna gideceğiz.”

 

Bunun hazırlığında olunduğunu da ifade eden Denktaş, gidip evlerini gören insanların fotoğraflarıyla bilgileriyle geldiklerini, bunların gazetelerde de yayınlanmakta  ve dosyalanmakta olduğunu kaydetti.

 

“Bu konuda büyük bir mücadele başlayacaktır” diyen Denktaş, davaların tek tek veya toplu açılabileceğini bunları avukatların kararlaştıracağını söyledi.

 

Denktaş, tazminat yolunun açılması gerektiğini de belirtti.

  

HALKIN SESI 07/06/2003

Denktaş: Devleti yıkmak için para alıyorlar

 

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ülkede, devleti yıkmak için göz göre göre yabancılardan para alanlar olduğunu söyleyerek, ''Devlete karşı her çeşit suç işlenmekte, fakat yasal boşluk nedeniyle birşey yapılamamaktadır'' dedi.

Türk Ajansı-Kıbrıs'a (TAK) açıklama yapan Cumhurbaşkanı Denktaş, ''Devlete inanmayan insanların hükümetten maaş alabildiklerini'' ifade ederek, şöyle kaydetti: 

''Dünyanın hiçbir yerinde devleti yıkmak, demokrasiyi yok etmek, insanları birbirine düşürmek için bu kadar hürriyet, bu kadar demokrasi yoktur. Bu konularda gereken tedbirler alınmalıdır. Hükümet,devleti yıkmak, bizi Rum'a yamamak için uğraşan sendikaların tahsildarı olmaktan vazgeçmelidir.'' 

 Denktaş, Kıbrıs Rum kesiminde eşya çaldığı gerekçesiyle bir Türk kadının iki ay hapse mahkum edilmesiyle ilgili olarak da şunları söyledi: 

''Güney'e geçen herkes Güney'in yasalarına uymak zorundadır. Güney'de suç işlerse, Güney'deki polis ve mahkemeler gereğini yapar vekimse buna karışamaz. Aynı şey Kuzey'e geçen herkes için de geçerlidir. Kuzey'de devletin yasaları geçerlidir. Bizce yapılacak birşey yoktur.'' 
    
OTELLERDE KONAKLAYACAK RUMLAR
    
Rum yönetiminin, KKTC'deki otellerde konaklayacak Rumlar için iki yıl hapis cezası verilmesi konusundaki yasal hazırlıklarıyla ilgili bir soruya Denktaş, ''Güney'de böyle bir insanlık dışı yasayı meclisleri geçirirse, yapılacak iş, bundan etkilenen bir Rum'un konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) götürmesidir'' yanıtını verdi. 

Henüz böyle bir yasa geçmediğini, ancak bu yöndeki baskılar ve tehditlerin arttığını kaydeden Denktaş, şöyle kaydetti: 

''AB ülkeleri görsün. Devletlerini korumak için gerekeni, iyi veya yanlış, yapıyorlar. Bizde, göz göre göre yabancılardan devletimizi yıkmak için para alanlar var. Devlete karşı her çeşit suç işlenmekte fakat yasal boşluk nedeniyle birşey yapılamamaktadır. Dünyanın hiçbir yerinde devleti yıkmak, demokrasiyi yok etmek, insanları birbirine düşürmek için bu kadar hürriyet bu kadar demokrasi yoktur. Bu konularda gereken tedbirler alınmalıdır. Devlete inanmayan insanlar hükümetten maaş alabilmektedir. İstediğimiz, bu konularda AB ülkelerindeki kadar yasal tedbirler alınmasıdır. Hükümet, devleti yıkmak, bizi Rum'a yamamak için uğraşan sendikaların tahsildarı olmaktan vazgeçmelidir. Meclis yaz tatiline girmeden gündemde bekleyen yasaları geçirmelidir diye düşünüyorum. Yaz tatili mümkün olduğu kadar kısaltılmalıdır'' 
    
ÇOCUK YARDIMI TALEBİ
    
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs Rum yönetiminden ''çocuk yardımı'' talebi konusundaki bir soruya karşılık, böyle bir talepte bulunmasına şaştığını belirtti. 

''KKTC vatandaşlarının (Kıbrıs) pasaportu almış olsalar da, vergi vermedikleri, askerliğini yapmadıkları ve yapmayacakları bir kuruluştan dilenci gibi para istemesi ve bunu hak iddia edecek kadar ileri gitmesinin utanılacak birşey olduğunu'' ifade eden Denktaş, ''Bunu hak olarak görmek isteyen ve halkımızı bu yönde teşvik eden birkaç yazar Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni tanımayan, bu devleti Rum'a beş paraya satmak için yıllarca uğraşanlardır. Halkı bu nedenle yanıltıp yanlış yollara teşvik ediyorlar'' dedi. 
    
''ALACAKLI BİZ ÇIKARIZ''
    
Rum yönetiminin, mal-mülk konusunda Rumları AİHM'de Türkiye aleyhine dava açmaya teşvik etmesinin yanlış bir davranış olduğunu belirten Cumhurbaşkanı RDenktaş, yüzde 80-90 oranındaki Rum'un konunun takas ve tazminatlarla halledilmesini istediğini söyledi. 

Bu konuyu bunca yıldır halletmeyenin Rum tarafı olduğunu ve insanlarını ''hepiniz geri gideceksiniz'' diye yıllarca kandırdığını kaydeden Denktaş, şöyle devam etti: 

''Şimdi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne gelen ve gerçekleri gören Rumların çoğu, aldatıldıkları için kızıyorlar. Meseleyi dava yolu ile halledeceklerse, benzeri davaları 1963'lere giderek bizim insanımız daaçacaktır. O zaman herşey dengelenir. Kıbrıs'ta başlattıkları terör eylemleri, top yekün katliamlar, 103 köyün imhası, gaspedilen Türk hakları hesaba dökülecek olursa, alacaklı biz çıkarız. Herkes hesabını ona göre yapsın.''

 

HURRIYET 07/06/2003

Denktaş: 1600 kişi Rum pasaportu aldı

 

Oya ARMUTÇU/MAGOSA

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Türk ve Rum tarafları arasında geçişlerin serbest bırakılmasından sonra geçen 1 aylık sürede, iddia edildiği gibi 20 bin kişi değil, sadece 1600 KKTC vatandaşının Rum pasaportu aldığını açıkladı.

Denktaş, ‘‘kapıların açılmasından sonra Türkler güney tarafına gittiler. Evlerinin-köylerinin yerinde tek bir taş bile kalmadığını gördüler’’ dedi. Denktaş, Türklerin bugüne kadar Güneyde kalan malları için hiç dava açmadıklarını, Rum mahkemelerine dava açılması için çalışma başlatıldığını vurguladı.

AP'YE TEPKİ

Denktaş, Avrupa Parlamentosu'nun (AP) önceki gün açıkladığı Türkiye raporunda yer alan, Türk askerinin Kıbrıs'tan çekilmesi talebine sert tepki gösterdi. Denktaş, ‘‘Türk askeri Kıbrıs'tan çekilirse kanlı kavga başlar, katliam olur’’ dedi.  

HURRIYET 07/06/2003

Kıbrıs Türkleri AB'li oluyor. Biz ne olacağız?


     Kıbrıs'ta çok ilginç gelişmeler yaşanıyor.
     Türk tarafı, Kopenhag (Aralık 2002) doruğunda kaçırdığı bir fırsatı bu defa arka kapıdan girerek yakalamaya çalışıyor.
     Kapıların açılması, Rum pasaportu almanın serbest bırakılması, Türkiye'nin kendi kapılarını da Kıbrıs Cumhuriyetine açması vs...vs...
     Ardı ardına tabular yıkılıyor.
     Önümüzdeki aylarda daha da yeni adımlar atılacak. AB'den olumlu sinyaller alındığı taktirde bu adımlar daha da derinleştirilecek.
     Doğrusunu söylemek gerekirse, bu adımların Kıbrıs sorununu nereye götüreceğini ben göremiyorum. Neden bugüne kadar beklenildiğini de anlayamıyorum.
     Ancak ne olursa olsun, doğru işler yapılıyor. Nereye varacağımızı ise ilerde görürüz.
     Beni asıl düşündüren nokta, İlter Türkmen'in dikkatimizi çektiği başka bir olasılık.
     Pasaport ve Güneyde çalışma serbestisinden söz etmek istiyorum.
     Biliyorsunuz, kısa bir süre öncesine kadar, Rum bölgesinde çalışmak, hele hele Rum pasaportu almak "vatana ihanet" ile eşdeğerdeydi. Çok iyi hatırlıyorum, Denktaş, Rum pasaportu alanların cezalandırılması için hükümet kararı çıkarttırdı. Pasaportlarını geri verenleri alkışlarla karşıladı. Güney'de çalışmak da kötü görünürdü.
     Şimdi, bunların hepsi değişti.
     Nedeni belli değil, ancak zarar yok.
     Artık herşey mübah.
     İşte bu durum çok kimseyi düşündürüyor. Zira çözüm olmasa dahi bu durumun sürekli olmasını KKTC'nin işine geldiğini söyleyenlerin sayıları giderek artıyor.
     
     BİZİM HALİMİZ NE OLACAK?
     "Bu durum " ne demek?
     "Bu durum, çözüm bulunmasa dahi, Kıbrıs'lı Türklerin istedikleri gibi Güneye gidip gelebilmeleri, orada iş bulup çalışabilmeleri, pasaport alıp AB vatandaşı statüsüne kavuşmaları, yani Avrupa Birliği'nin tüm nimetlerinden yararlanabilmeleri demektir."
     Peki biz ne olacağız?
     Yani, Kıbrıs vatandaşlığına geçmiş olan Türkiyeli Türk ve 70 milyon Türkiye'de yaşayan Türkler ne yapacaklar?
     Çözüm bulunamadığı sürece, eski Türkiyeli yeni Kıbrıs'lı Türkler ve bizler seyirci kalacağız.
     Kimse işin bu yanını düşünmüyor.
     Belki düşünüyor da, açık vermek istemiyor.
     Oysa ben bir yanıt istiyorum.
     Benim çocuklarımın ve torunlarımın geleceği, Kıbrıs'ın stratejik konusundan daha mı az değerde?
     Kıbrıs uğruna, genç kuşakların önünü kapatmaya ne hakkımız var?
     Bunlar gibi binlerce yanıtsız soru var.
     Bütün bu soruların da çok kısa bir sürede yanıt bulmaları gerekiyor.
     2004 Nisan sonuna kadar çözüm bulundu, bulundu. Bulunamazsa, Rumların tam üyelikleri başlayacak ve artık çaba harcamaları için de hiç neden kalmayacak.
     Türk tarafı, bundan sonra AB ile karşı karşıya kalacak. Rumlar kendilerini tam güvenceye alacaklar.
     Bu arada olanlar, 70 milyon Türkiyeli Türk'e onbinlerce Türkiye'den gelme KKTC vatandaşlarına olacak.
     Faturayı yine biz ödeyeceğiz.
     

* * * * *

MEHMET ALI BIRAND – MILLIYET 07/06/2003

12 PROJEYE 6 MILYON EURO

EUROLAR EKİMDE GELİYOR: Lefkoşa, Gazimağusa ve Girne Belediyeleri'ne verilecek 6 milyon Euroluk AB kaynağın, Ekim 2003'te serbest bırakılması bekleniyor

LEFKOŞA BELEDİYESİ: Lefkoşa Belediye Başkanı Kutlay Erk, 'AB fonları ile kedi gözü Mercedes almak mümkün değil' diyerek, bu yardımla, başkentin en acil ihtiyaçları olan kanalizasyon, su şebekesinin yenilenmesi, yağmur suyu drenaj sistemi, asfalt-kaldırım ve tarihi-kültürel eserlerin restorasyonu projelerini hayata geçireceklerini söyledi

GAZİMAĞUSA BELEDİYESİ: Gazimağusa Belediye Başkanı Oktay Kayalp, kent için hayati önem arz eden konuların başında gelen içme suyuna ilişkin projelerinin desteklenmesi halinde sadece Gazimağusa'nın değil, aynı zamanda Lefkoşa'nın da su sorununun hafifletilmesine, hatta çözüme ulaştırılmasında rolünün büyük olacağını belirtti. Çöp ayrıştırma tesisi de önemli bir başka proje

GİRNE BELEDİYESİ: 'Girne halkı çağdaş bir kentte, çağdaş insanlar olarak yaşamaya layıktır' diyen Girne Belediye Başkanı Sümer Aygın, bu amaca ulaşmak için yapılacaklardan rahatsızlık duyanlar olsa bile hedeflerinden şaşmayacaklarını ifade etti. Aygın, AB'den alınacak yardımı, kentin kanalizasyon ve arıtma sistemi, içme suyu ve Ziya Rızkı Caddesi'nin çağdaşlatırılması projelerinde kullanacaklarını anlattı

KIBRIS 08/06/2003

Rum basını: AB yeni paket hazırlıyor...


     Kıbrıslı Türklere yönelik açıkladığı ekonomik paketin KKTC'de tepki görmesi üzerine Avrupa Birliği'nin (AB), yeni paket hazırlığı içinde olduğu öne sürüldü.
     Rum Politis gazetesi, "Avrupa Birliği yetkilileri, yeni paketlerden de söz ediyorlar. AB neyi gizliyor?" başlıklı manşet haberinde, Birliğin Kıbrıs konusunda özlü bir şekilde devreye girmek amacıyla yeni paketler üzerinde çalışmaya hazır olduğunu yazdı. Maraş konusunun perde gerisinde bulunduğu ve yakın bir gelecekte Maraş'la ilgili somut bir öneri yapılmasının olası olduğu belirtilen haberde, AB'nin Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günter Verheugen'in 17 Haziran'da Kıbrıs'a yapacağı ziyaretin, bu çalışmalarda belirleyici rol oynayacağı kaydedildi.
     "AB, siyasi oyun oynamaya kararlı. Yeni paketler ufukta" ifadesi kullanılan haberde, Brüksel'de "güvenilir bir kaynağın" şu sözleri aktarıldı:
     "Kopenhag AB doruğu, AB Komisyonu'ndan Kıbrıslı Türklerin AB'ye daha çok yakınlaşması yöntemlerini incelemesini istedi. Hedef, Kıbrıslı Türklerin Kıbrıslı Rumlara değil, AB'ye daha yakın olmasıdır."
MILLIYET 08/06/2003

ABD ÇÖZÜM İÇİN DEVREDE

'AB'YE BİRLEŞİK BİR KIBRIS GİRMELİ'... Roma, Atina, Lefkoşa ve Ankara'yı ziyaret edecek olan Weston, gezisinin ilk durağı Brüksel'de Avrupa Birliği (AB) yetkilileriyle görüştükten sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, Kıbrıs Türk tarafına, Annan Planı'nı yeniden değerlendirmesi çağrısında bulundu. Weston, Kıbrıs Türk tarafının barış planını kabul ederek ikiye bölünmüş adanın gelecek yıl AB'ye birleşik olarak girmesini sağlamasını istedi

'TÜRKİYE, NÜFUZUNU KULLANMALI'... Kıbrıslı Türkler ve Rumlar arasındaki güvensizliğin üstesinden gelmek için hâlâ uygun bir ortam bulunduğunu, anlaşma şansının devam ettiğini söyleyen Weston, Kıbrıs sorununun çözümü için tek yolun Türkiye'nin Kıbrıs Türk tarafı üzerindeki nüfuzunu kullanması ve AB yolunda atacağı adımlar olduğunu vurguladı

'SERBEST GEÇİŞLER, UZLAŞMANIN YERİNİ TUTAMAZ'... Weston, Kıbrıs Türk tarafının nisan ayında sınırlar arasındaki seyahat kısıtlamalarını gevşetmesini memnunlukla karşıladığını, ancak bu tip hareketlerin uzlaşmanın yerini tutamayacağını ve uzlaşma ihtiyacını azaltamayacağını ifade etti

ANNAN, ÇÖZÜM ARAYIŞLARINI İLERİYE GÖTÜRMEK İSTİYOR'... Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, New York'ta BM Genel Sekreteri Annan'la bir araya geldi. Yakovu, görüşmeden sonra Rum ve Yunanlı gazetecilere yaptığı açıklamada, 'Genel sekreterin, Kıbrıs'ta duraklama dönemine giren çözüm arayışlarını ileri götürmek istediğini ve bu konuda Kıbrıs Türk tarafından daha fazla çaba harcamasını beklediğini' söyledi.

KIBRIS 11/06/03

TÜRKLERE, DAVA İÇİN KOLAYLIKLAR

Yabancıların parasıyla çıkan gazeteler olduğunu iddia eden Denktaş, “Rumla kaynaşıp buharlaşma oyunu oynamak isteyenlere gereken cevap verilecek” dedi

 

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıslı Türklerin Rum kesimindeki mülkleriyle ilgili tazminat davası açabilmeleri için bir avukatlık bürosu açacaklarını bildirdi.

 

Denktaş, Rum Kesimi’ndeki mallarını takip etmek ve tazminat almak isteyen Kıbrıslı Türklere kolaylık için kurulacak olan avukatlık bürosu sayesinde, herkesin cebinden para vermeden konuyu takip ederek, tazminat talep edebileceğini kaydetti.

 

Cumhurbaşkanı Denktaş, Mustafa Koca başkanlığındaki Anadolu Aslanları İşadamları Derneği heyetini kabulünde yaptığı konuşmada, Rum kesimindeki Türk mallarının talan edildiğini, bu malların mecburi istimlak yapılarak Rum tapularına geçirildiğini ve Türklere geri dönecek yer bırakılmadığını söyledi.


‘SORUNU YARATAN TÜRK TARAFI DEĞİL’


Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın sunduğu planı da bir kez daha eleştirdi. Annan planında toplumsal değil bireysel eşitlik olduğunu söyleyen Denktaş, Annan planının, Kıbrıs Türkleri için çok önemli olan Garanti Anlaşması’nı da kısa sürede etkisiz hale getirdiğini belirtti. Denktaş, 1960 anlaşmasına göre, Türkiye’nin üye olmadığı Avrupa Birliği’ne Kıbrıs’ın üye olamayacağının altını çizdi. Kıbrıs sorununu Türkiye’nin değil, Rum-Yunan ikilisinin yarattığını ifade eden Denktaş, Rumlara, ‘Meseleyi hallet de alalım’ demeleri gerektiğini söyledi.

 

‘RUMLAR MUHALEFET KAZANSIN İSTİYOR’


Kıbrıs Rum tarafının KKTC’de Aralık ayında yapılacak seçimlere endekslendiğine işaret eden Denktaş, Rumların ‘seçimleri muhalefetin kazanacağını’ umduğunu söyledi.

 

Denktaş, halkın sağduyusuna güvendiğini de belirtti ve “Halk doğru kararı seçim geldiğinde verecektir ve devlete sahip çıkan, egemenliğe sahip çıkan, Türk garantisinin önemini bilen, Türkiye’siz AB’ye girmenin bizim için harabiyet olacağını anlamış olan büyük bir çoğunluk vardır. Onların oylarıyla inşallah beklenen netice alınacaktır” dedi.

 

Türkiye ile Kıbrıs Türkünü ayırmak için “büyük operasyon’ yapıldığını belirten Denktaş, “Yabancıların parasıyla çıkan gazeteler vardır, satın alınmış kalemler vardır” dedi. Denktaş, “Rumla kaynaşıp buharlaşma oyunu oynamak isteyenlere gereken cevabın verileceğini” vurguladı.

HALKIN SESI 11/06/03

Weston, KKTC’den Annan planını yeniden değerlendirmesini istedi

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Kıbrıs özel temsilcisi Thomas Weston, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs barış planına olumlu yanıt vermeyen KKTC’ye “planı yeniden değerlendirmesi” çağrısında bulundu.

 

Roma, Atina, Lefkoşa ve Ankara’yı ziyaret edecek olan Weston, gezisinin ilk durağı Brüksel’de AB yetkilileriyle görüştükten sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, KKTC’den barış planını kabul ederek, ikiye bölünmüş adanın gelecek yıl AB’ye birleşik olarak girmesini sağlamasını istedi.

 

Weston, Kıbrıs’ta uzlaşma için çok çalışmak ve ABD, AB ve diğer ülkelerle temasların sürmesi gerektiğini belirterek, Kıbrıslı Türkler ve Rumlar arasındaki güvensizliğin üstesinden gelmek için hala uygun bir ortam bulunduğunu, anlaşma şansının devam ettiğini ve bunun için çok çalışmak gerektiğini düşündüğünü ifade etti.

 

Kıbrıs’la ilgili olarak Roma, Atina, Ankara ve Ada’da görüşmeler yapacak olan Weston, Kıbrıs sorununun çözümü için tek yolun Türkiye’nin KKTC üzerindeki nüfuzunu kullanması ve AB yolunda atacağı adımlar olduğunu kaydetti.

 

Weston, “KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Dentaş’ın uzlaşma yolunda en büyük engel olup olmadığı” sorusuna ise “Kıbrıs’ın tarihinde uzlaşmanın önünde çok sayıda engel olduğunu” söyledi.

 

Weston, KKTC’nin nisan ayında sınırlar arasındaki seyahat kısıtlamalarını gevşetmesiniyse memnunlukla karşıladığını, ancak bu tip hareketlerin uzlaşmanın yerini tutamayacağını ve uzlaşma ihtiyacını azaltamayacağını ifade etti.

HALKIN SESI 11/06/03

Erdoğan-Eroğlu ile görüştü

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakan Derviş Eroğlu görüşmesinde, Kıbrıs sorununun içinde bulunduğu aşamanın değerlendirildiği ve bu çerçevede KKTC`nin son dönemde aldığı inisiyatifler ve açılımlar üzerinde durulduğu bildirildi.

 

Görüşmede, Türkiye`nin Kıbrıs Türk halkına her alanda desteğini sürdürmeye devam edeceği vurgulanmış, bu dönemde Kıbrıs konusunda milli birlik ve beraberliğin korunmasının öneminin altı çizilmiştir.'

HALKIN SESI 11/06/03

TÜRKİYE’NİN HEDEFİ

KIBRIS’TA ÇÖZÜM

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan: “Kıbrıs’ta olumlu yaklaşım çözüme yönelik olarak devam edecek. Annan planını yok farzetmek istikametinde değiliz. Her iki taraf, Türkiye ve Yunanistan tarafından desteklenmeli. Bu istikamette de bu barış sürecini kalıcı, adil bir şekilde yakalamak arzusundayız.”

TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs’ta 23 Nisan’dan itibaren her iki taraf arasında geçişin sağlandığını, 40 yıldan sonra Türkiye’nin Kıbrıs Rumları’na kapılarını açtığını belirterek, “Bu olumlu yaklaşım, bundan sonra da devam edecektir çözüme dönük olarak” dedi.
Türkiye Başbakanı Erdoğan ve Lüksemburg Başbakanı Jean Claude Juncker, görüşmelerin ardından ortak basın toplantısı düzenlediler.
İkili ve heyetler arası görüşmelerde, Türkiye-AB, NATO, Irak ve Ortadoğu barış süreci gibi dünyanın sıcak gündemini oluşturan konularda son derece verimli bir görüş alışverişinde bulunduklarını anlatan Erdoğan, Lüksemburg’un, AB’nin kurucu üyelerinden ve en müreffeh ülkelerinden biri olduğunu, finans sektöründe de lider durumda bulunduğunu kaydetti.
Başbakan Erdoğan, bir gazetecinin AB Komisyonu’nun Kıbrıs’la ilgili hazırladığı paketi anımsatması üzerine, şöyle konuştu:
“Bu açıklanan rapor, gerek Kuzey Kıbrıs’ın gerekse Türkiye’nin bu süreçteki olumlu yaklaşımlarını pek yansıtmıyor. Ancak, nihai şeklini almamış olan ortada bir paket var. Bu süreci olumlu gayretlerle sürdürme niyetindeyiz, amacımız bu. Annan planını yok farzetmek istikametinde değiliz. Her iki taraf, Türkiye ve Yunanistan tarafından desteklenmeli. Bu istikamette de bu barış sürecini kalıcı, adil bir şekilde yakalamak arzusundayız.”

JUNCKER: “KIBRISTA ÇÖZÜM YÖNÜNDE KARARLILIK İLGİLİ TARAFLARCA GÖSTERİLMELİ”

Lüksemburg Başbakanı Jean-Claude Juncker, Türkiye’nin AB kriterlerini yerine getirme konusunda yakın zamandaki performansının “göz kamaştırıcı” olduğunu söyledi.
Görüşmede ikili sorunlar ve Kıbrıs da dahil olmak üzere gündemdeki tüm uluslararası konuları ele aldıklarını belirten Juncker, tüm sorunlar üzerinde ortak görüşlere sahip olduklarını kaydetti.
Lüksemburg Başbakanı, Kıbrıs ile ilgili bir soru üzerine, “iki dünya dininin birarada yaşayabileceğini Avrupa’ya duyurmak istediklerini, Kıbrıs konusunda da aynı kanıtı ortaya koymayı umduklarını” kaydetti. Tüm koşullar yerine geldiği takdirde Türkiye’nin AB’ye üye olmasını arzu ettiklerini ifade eden Juncker, Kıbrıs sorununun da bir an önce çözümlenmesi gerektiğini belirtti.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın sunduğu planın çözüme yönelik “verimli bir zemin” oluşturacağına inandığını kaydeden Juncker, Erdoğan’ın çözüm konusunda gösterdiği kararlılıktan memnuniyet duyduğunu, aynı kararlılığın tüm ilgili taraflarca da gösterilmesi gerektiğini söyledi.

YENIDUZEN 11/06/03

Denktaş:

“Konuşmaya devam edeceğim!”

Muhalefetin her gün kendisini suçlamaya devam edeceğini kaydeden Denktaş , kendisinin de konuşmaya devam edeceğini çünkü “devletin bu insanların gittiği yolda” devam etmesi halinde tehlikeye gireceğini, devlet ortadan kalktığı takdirde de Kıbrıs Türkü’nün azınlık olacağını ve Kıbrıs Türkü'’ün sonunun geleceğini belirtti.
“Cumhurbaşkanı” Rauf Denktaş, Kıbrıs Türkü’nün Rum’a yamalanarak iş yapmadığını, Rum’un kanalıyla para almayacağını, istenmesi halinde direk Kıbrıs Türküyle temas edilmesinin yolunun çok olduğunu ve edilebileceğini açıkladı.
Cumhurbaşkanı Denktaş, dün sabah Kıbrıs Türk Belediyeler Birliği’ni kabul etti.
Belediyeler Birliği Başkanı ve Beyarmudu Belediye Başkanı Hüseyin Beyar kabulde yaptığı konuşmada, AB’nin Kıbrıs Türklerine yönelik ekonomik yardım paketinin resmen açıklandığını ifade ederek, bu pakette, Kıbrıs Rum Yönetimi’nin, Kıbrıs Türklerine yönelik açıkladığı paketten farklı hiçbir şey bulunmadığını gördüklerini kaydetti.
Beyar, cumhurbaşkanının konuyla ilgili sorusu üzerine CTP’li 5 belediyenin birlikten ayrıldığını ancak cumhurbaşkanının onayını bekleyen yeni yasaya göre onların da birliğe yeniden üye olacaklarını kaydetti.
Cumhurbaşkanı ise, tek birlik altında olmanın bir kimsenin kendi görüşünü savunmayacağı anlamına gelmediğini, herkesin kendi görüşünü savunabileceğini ve oylama yaparak çoğunluğa göre karar alınabileceğini ifade etti.

Yine CTP’li Belediyelere saldırdı

Denktaş, kabulde yaptığı konuşmada, söylenen görüşlerin tümüne katıldığını kaydederek, bunun kabul edilir bir durum olmadığını, devletine saygısı olan her kuruluşun AB’nin bu tür bir yaklaşımını ne olursa olsun kabul etmeyeceğini reddedeceğini söyledi.
Denktaş, AB’nin bugüne kadar aynı “kısımları” parasal açıdan destekleyerek halkın iradesiyle hükümet edenleri ortadan kaldırmak için veya bypass yaparak kendi istediği neticeyi almak için elinden geleni yaptığını kaydetti.
Cumhurbaşkanı, Bu son hamlenin de aynı doğrultuda olduğunu, Kıbrıs Türklerine açılım olmadığını, doğrudan doğruya Kıbrıs Türklerine yönelik, “Ne derseniz deyiniz, ne yaparsanız yapınız, Kıbrıs meşru hükümetinin şemsiyesi altına gireceksiniz oraya yamalanacaksınız” görüşünü sürdürdüklerinin göstergesi olduğunu ifade etti.
Bunun karşısında Kıbrıs Türkü’nün daha da birlik olması gerektiğini vurgulayan Denktaş, devleti savunan, sahip çıkan, devlet için anavatanıyla tam bir gönül işbirliği yapabilen insanların bir araya gelmesi gerektiğini ifade etti.

Denktaş: “Buna fırsat vermeyeceğiz”

Denktaş şöyle dedi:
“Ben halkın seçtiği devletin cumhurbaşkanıyım, esas yeminim devleti korumaktır. Son günlerde uzun süre bekledikten sonra, söyleyebilecekleri her şeyi söylediler… Halkı yanıltmak için ne gerekirse yaptılar, özel medya kurumlarını üzerimize saldırtarak devletin varlığını halk indinde küçümsemek için ellerinden geleni yaptılar. Artık öyle bir duruma geldik ki halka doğruları söylemek mecburiyeti hasıl oldu. Bunu söylüyorum; devleti yok farz ederek herhangi bir anlaşmayı yapmak isteyenler karşısında devletine sahip çıkan halkın temsilcisi olarak biz bunu kabul edemeyiz buna fırsat vermeyeceğiz diyoruz. Cevap; ‘Diktatörlük’, Cevap; ‘kendini ne zannediyor’… Bu tür saldırılar beni etkilemez çünkü söylediklerimin arkasında bugün sizin de teyit ettiği büyük bir halk kitlesinin varolduğunu bilerek konuşuyorum. Onların düşüncelerini yansıttığıma inanırım ve sadece ‘Annan Planı, AB’ diyerek halkı kandıran takım benim bu söylediklerime karşı gelmektedir. Bundan da bellidir ki halkın düşüncelerini yansıtmaktayım.”

Ve yine o eski masal....

Düşüncelerini yineleyen Denktaş, “Devletimize sahip çıkacağız, egemenliğimize sahip çıkacağız, anavatanımıza sahip çıkacağız” diyerek, bunlara sahip çıkılmadığı sürece Kıbrıs Türkü’nün sonunun azınlık, yamalanma ve yok olmak olduğunu ifade etti.
Devletini kuran bir halkın devleti yokmuş gibi kendisinden imza bekleyenlere imza veremeyeceğini belirten Denktaş, şunları kaydetti:
“Bizden beklenen bu. Devletimiz sanki yokmuş gibi, bir anayasa altında Rum çoğunluğuna verilen hakların gölgesinde bize de güya hak verilmiş, ama henüz bunların AB normları karşısında ne olacağı belli değil; bir. İkincisi içimize altmış- yetmiş – seksen bin insan yerleştirilmiş, en verimli topraklar Rum’a iade edilmiş, bizim bıraktığımız bağlar bahçeler kaale alınmamış, böyle bir durum karşısındayız ve Türkiye’nin garantörlüğü de etkisiz hale getirilmiş… En büyük gaf en büyük suç Türkiye’nin 1960 anlaşmalarında kayda geçirdiği, Türk-Yunan dengesini sağlayan, garantörlüğünün esas temelini teşkil eden bir kurala rağmen, sanki bu yokmuş gibi imza atacağız ve Türkiyesiz AB’ye gireceğiz… Yani Türkiye’nin bu hakkını tanımayan, ayaklar altına alıp çiğneyen ve AB’ye Yunanistan ve İngiltere vasıtasıyla çiğneten Rum’un yaptığını biz yasalaştıracağız. Türkiye’nin Kıbrıs üzerinde hiçbir hakkı kalmaz artık biter.
Bu insanlara acaba Türkiye ‘ben bu hakkımdan vazgeçtim siz AB’ye bensiz girebilirsiniz’ demiş mi, böyle bir beyanatı var mı, yok ben görmedim. Tam aksine Türkiye konuyla ilgili her karar çıktığında rezervini koyuyor, kabul etmem diyor, bensiz Kıbrıs’ı AB’ye alamazsınız diyor. ‘Alacağız’ diyorlar… ‘Bensiz yarısını almış olacaksın, ben girmeden olmaz’ diyor.”
Türkiye’nin Kıbrıs Türkü’ne “Engel oluyorsunuz çekilin” demediğini kaydeden Denktaş, halkın kandırıldığını, “Biz Türkiye ile el altından konuşuyoruz, Türkiye Denktaş’ın yolunda değil” denildiğini ancak Türkiye Başbakanı’nın da KKTC’yi, ziyaret ettiğini ve giderken açıklamasını yaptığını, “Devlet esası üzerinde anlaşma bizim kırmızı çizgimizdir” diyerek gittiğini belirtti.

“Konuşmaya devam edeceğim!...”

Bu kesimin, her gün kendisini suçlamaya devam edeceğini kaydeden Denktaş, kendisinin de konuşmaya devam edeceğini çünkü devletin bu insanların gittiği yolda devam etmesi halinde tehlikeye gireceğini, devlet ortadan kalktığı takdirde de Kıbrıs Türkü’nün azınlık olacağını ve Kıbrıs Türkü'’ün sonunun geleceğini belirtti.
Lord David Hannay’in giderayak kendisini suçladığını kaydeden Denktaş şunları söyledi:
“Efendim Lord Hannay böyle dedi, Weston şöyle dedi, De Soto bunu dedi, bütün dünya şunu söyledi diyecekler çünkü Kıbrıs meselesini Kıbrıs Türklerinin çıkarı doğrultusunda halletmek için uğraşmadı bu insanlar, ABD’nin çıkarı, İngiltere’nin çıkarı, AB çıkarı doğrultusunda ve Türkiye’nin haklarını kaale almaksızın gittiler, biz Türkiye’nin hakları kaale alınmaksızın yapılacak her işlemin karşısındayız. Karşısında olmadığımız boyun eğdiğimiz sürece sonumuz gelmiş demektir. Yaklaşımınıza teşekkür ediyorum, AB yetkililerine şikayetinizi işittirdiniz, işittirmeye devam ediniz.”
Diğer belediyelere de ihtiyaçlarının sorulması gerektiğini ifade eden Denktaş, birlik üyelerine teşekkür etti.
Bu arada Beyar, AB’nin Kıbrıs Delegasyonu Başkanı Adrian Van Der Meer ile görüşeceklerini söylemesi üzerine Denktaş, şöyle dedi:“Ona söyleyeceğiniz yegane şey, ‘direk bize yardım edecekseniz buyurun edin ama biz Rum’un rızasıyla, Rum’un vizesiyle yardım kabul etmeyiz. Ticaret Odası’na dolaşım belgelerini verme hakkını tanıdılar. Ticaret Odası’nın da Sanayi Odası’nın da bu hakları zaten var. Hayır, Rum’un vereceği yetki üzerine o mührü vuracakmış. O zaman sen Ticaret Odası’nın varolan hakkını gasbediyorsun. Rum hükümeti olarak buna da el atıyorsun. Ticaret Odası bunu kabul eder mi etmez mi bilmem, etmemesi lazım. AB, bizimle görüşmeden gözü kapalı kendi adamları addettikleri insanlarla iş yürütemez bu memlekette bunu anlasınlar. Biz Rum’a yamalanarak iş yapmayız, Rum’un kanalıyla para almayız, direk bizimle temas edeceklerse yolları çoktur ve ederler.”

YENIDUZEN 11/06/03

Denktaş:De Soto Kıbrıs'ı anlayamaz

 

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ''Kıbrıs'ta iki devletli çözüm hiçbir zaman gerçekleşmeyecek'' diyen İngiltere'nin eski Kıbrıs Özel Temsilcisi Lord David Hannay'a sert tepki göstererek, ''Sen kimsin ya. Bizi tanısa da, tanımasa da bu devlet vardır'' dedi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Gökşin başkanlığındaki Ankara Ticaret Odası (ATO) heyetini kabulü sırasında, Hannay'ın sözlerini değerlendirdi. 

''Hannay'ın 6 yıllık görevi süresince Kıbrıs konusunu Rum gözlüğüyle gördüğünü'' ifade eden Denktaş, ''Hiçbir zaman 'Ayrı devleti tanımayız' diye burnunu havaya dikmiş müstemleke valisi gibi bir konuma girerek, söylediklerimizi anlamak istememiştir. Şimdi görevden ayrıldı, bugün bakıyorum basına, 'İki devletlilik asla' (diyor). Sen kimsin ya. Devletini kurmuş olan bir halka 'Devletini tanımam, tanımıyorum' demek haksızlığın daniskasıdır. Büyük bir ayıptır, tanımayanlar için'' diye konuştu. 

Devletini kuran insanların, tanınmayı hak olarak sonuna kadar müdafaa edeceğini ve er geç, sabırlı ve kararlı olursa tanınacağını belirten Denktaş, ''Zaten bizi tanımadıkları ve Rumu tanıdıkları içindir ki, anlaşma olmadı'' dedi. 

Cumhurbaşkanı Denktaş, ''Lord Hannay'in 'Devleti tanımayız ve tanımayacağız' demesinin cevabı, 'Bu devlet var'dır. Tanısan da vardır, tanımasan da vardır ve var olacaktır. Tanınmadığı sürece de, sizin istediğiniz şekilde Kıbrıs Türkleri azınlık olarak Ruma yamalanmayacatır'' diye konuştu. 

Devlete ve egemenliğe sahip çıkalmazsa, 700 bin Rumun içinde darmadağın edileceklerini ve işin biteceğini söyleyen Denktaş, bugüne kadar devlete sahip çıkarak geldiklerini, bundan sonra daha iyi günlere gitmek için, devlete sahip çıkarak pazarlık yapacaklarını vurguladı. 
    
DE SOTO'YA ELEŞTİRİ
    
Cumhurbaşkanı Denktaş, Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu'nun ABD temaslarına ilişkin bir soru üzerine, BM Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto'yu eleştirerek, ''De Soto'nun Kıbrıs konusunu anlayacak kabiliyette olmadığını'' söyledi. 

De Soto'nun, ''Hannay ve (eski Rum Başsavcısı Alekos) Markides iletezgahladığı planı reddettiği için kendisini suçladığını'' ifade eden Denktaş, ''O planı biz kabul etmiş olsaydık, şimdi bu tarafa geçen Rumlar ellerinde tapularıyla, 60-70 bin kişiyi sokağa atmak için harekete geçmiş olacaklardı. De Soto, Kıbrıs meselesini ne anladı, ne de anlayacak kabiliyettedir. Söyledikleri beni ilgilendirmez. Ruma, yine Rumun duymak istediğini söylemiştir'' dedi. 

Kıbrıs'ta sadece Rum değil Türk de yaşadığını belirten Denktaş, DeSoto'nun bunları kaale almadığını ve Türkleri azınlık olarak gördüğünü, plan ile de Türklere ''çok büyük iyilik yaptığı'' iddiasında olduğunu kaydetti. Planın çok yanlış olduğunu, tarihin göstereceğini vurgulayan Denktaş, uluslararası hukukçuların, Annan planının Kıbrıs Türkleri için yok olma planı olduğunu tespit ettiğini söyledi. 

''Gözümüzü açalım ve kendi kendimizi kandırmayalım'' diyen Denktaş, ''De Soto'yu dinleyeceğimize, Annan planını bir daha okuyalım ve iyi değerlendirelim'' ifadesini kullandı. 
Kıbrıs Türk halkının devletine sahip çıkma kararlılığında olduğunuifade eden Denktaş, ''Başbakan (Recep Tayyip) Erdoğan'ın da söylediği gibi, iki devlet esası üzerinden anlaşmaya, ortaklığa varız'' dedi. 

Denktaş, Rumların, devlete sahip çıkma ve devleti koruma kararlılığını görmesiyle eşit şartlarda anlaşma imkanının doğabileceğini belirterek, ''Rumlar bizi o kadar sağlam görmüşlerdir ki, Rum yatırımcılar bizim insanlarımızı deniyorlar, 'Ortaklık kurar mısınız bizimle' diye. Onun için Türk yatırımcılar biraz acele etsinler'' diye konuştu. 

ATO Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Gökşin de, KKTC'de Eylül ayı başlarında bir fuar açmayı planladıklarını, bu konuda temas yapmak için geldiklerini söyledi. Gökşin, Ankara Ticaret Odası olarak Cumhurbaşkanı Denktaş'ın arkasında olduklarını kaydetti. 

HURRIYET 11/06/2003

TUSİAD’DAN UYARI

ANNAN PLANI ZEMİNİNDE ÇÖZÜM... Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan, Türkiye'nin AB'ye üye olması ve Kıbrıs'ta bir an önce Annan Planı zemininde çözüme ulaşılması gerektiğini vurguladı

AÇILIMLAR PLANIN YERİNİ TUTMAZ... Tuncay Özilhan, yılın ilk TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) toplantısında yaptığı konuşmada, Türk tarafının son dönemlerdeki Kıbrıs açılımlarının ABD'de son derece olumlu bir hava estirdiğini ifade ederek, 'ancak bu açılımların çözümün yerini tutmadığının da altı çizilmektedir' dedi

MAYIS 2004'E ÇÖZÜLMELİ... ABD'nin Kıbrıs sorununa nasıl baktığı yönündeki izlenimlerini açıklayan Özilhan, 'Annan Planı'nın Türk tarafı lehine getirdiği kısıtlamaların Avrupa Birliği tarafından kabul edildiğine dikkat çekilerek, Mayıs 2004'e kadar çözüm bulunamazsa, Güney Kıbrıs'ın AB üyeliği ile bu imtiyazların da sağlanamaz hale geleceği uyarısında bulunulmaktadır' diye konuştu

KIBRIS 12/06/03

DE SOTO, RUMLAR,IN DİLİNDEN KONUŞUYOR

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın sunduğu planı kabul etselerdi, şimdi Kuzey’e gelen Rumların ellerindeki tapularıyla 60-70 bin kişiyi sokağa atmak için harekete geçmiş olacağını söyledi.

 

Denktaş, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto’nun Kıbrıs meselesini anlamadığını ve anlayacak kabiliyette olmadığını, o yüzden De Soto’nun söylediklerinin kendisini ilgilendirmediğini, Rumların duymak istediği gibi konuştuğunu kaydetti.

 

Cumhurbaşkanı Denktaş, dünkü kabullerinde yapyığı açıklamalarda BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın ABD’de bulunan Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu’yla görüşmesinde Kıbrıs’taki çözümsüzlükten KKTC Cumhurbaşkanı’nı ve Türkiye’yi sorumlu tuttuğunu söylemesini değerlendirdi.

 

Cumhurbaşkanı Denktaş, “Annan yeni bir şey söylemedi, De Soto da yeni bir şey söylemiş değil” diyerek, Lord Hannay ve Markides’le tezgahladıkları planı reddettikleri için böyle konuştuklarını ifade etti.

 

“ALTIMIZDA DEVLET YOKSA ANLAŞMANIN HİÇBİR KIYMETİ YOK”

 

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs’ta bulunacak bir çözümde devletin varlığının önemini vurguladı.

 

Denktaş, bir gazetecinin sorusu üzerine, Rum kesiminde yayımlanan Politis gazetesinin sonuçlarını yayımladığı ankette “Federe devlette yaşar mısınız?” sorusuna Kıbrıslı Rumların yüzde 83’ünün, Kıbrıslı Türklerin ise yüzde 63’ünün “hayır” karşılığını vermesini ve Lord David Hannay’ın “tek devlet” açıklaması karşısında bu sonucun çıkmasını yorumladı.

 

Denktaş, “Bence bizdeki sayıyı az tutmuşlardır, herhalde yüzde 83 biz, yüzde 62 onlar da olabilir ama o kadarı da doğrudur ve gerçektir: Halkımız devletine sahip çıkma kararlılığındadır” dedi.

 

CUMHURBAŞKANI DENKTAŞ, HANNAY’I YANITLADI

 

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, İngiltere’nin eski Kıbrıs Özel Temsilcisi Lord David Hannay’ın Kıbrıs’ta iki devletli bir çözümün olamayacağı açıklamasına sert tepki gösterdi.

 

Hannay’ın “müstemleke valisi gibi davrandığını” söyleyen Denktaş, Hannay’a “sen tanısan da tanımasan da devlet vardır ve var olacaktır. Kıbrıs Türkleri Rum’a azınlık olarak yamalanmayacaktır” dedi.

 

Denktaş, “Sen kimsin ya? Devletini kurmuş olan bir halka devletini tanımıyorum demek haksızlığın daniskasıdır, büyük bir ayıptır, tanımayanlar için. Devletini kuran bir halk, devletinin tanınmaması için sebep yoksa ortada, -ki yoktur bu konuda- tanınmayı hak olarak sonuna kadar bir hak olarak talep edecektir ve er geç sabırlı olursa, kararlı olursa tanınacaktır. Zaten bizi tanımadıkları ve Rum’u tanıdıkları içindir ki anlaşma olmadı.” dedi.

 

“EĞER 20 YIL ÖNCE YAPSAYDIK”

 

“Biz eğer 20 yıl önce bu işbirliğini yapsaydık, müşterek ortaklıklar kursaydık, Rum, Kuzey’e baktığında yerleşmiş, bacaları tüten ortaklıklarla büyük ekonomik bir faaliyet olan bir halk görseydi o zaman bizi herhalde eşit karşıtı olarak kabul ederdi” diyen Cumhurbaşkanı Denktaş, Rum Yönetimi’nin Kıbrıslılı Türkleri, ambargolar nedeniyle ve Türkiye’nin ortaklıklar kurmamış olması nedeniyle ekonomik açıdan dize gelmiş, bunalım içinde, hiçbir şeyi olmayan, gecekondularda yaşayan bir halk olarak takdim ettiğini anlattı.

 

Denktaş, bu manzarayı yansıtan içten de taraftarlar bulduklarını belirterek, görüşmelerden bu yüzden sonuç alınamadığını ifade etti.

 

Cumhurbaşkanı Denktaş, kapılar açılınca Kuzey’e gelen Rumların diri bir halk bulduğunu, gecekondularda değil, Rumların bıraktığından çok daha mamur bir ülke yaratmış, devletine sahip bir halk gördüğünü ifade ederek, “gelip giden Rumların akıllılarının” “şimdi anlıyoruz niçin Denktaş azınlık hakkını ve Annan raporunu kabul etmedi, çünkü her şeyiniz var” dediğini belirtti.

 

“PLAN REFERANDUMA GİTSEYDİ SONUÇ ‘HAYIR’ OLACAKTI”

 

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, herkesin Lahey’den dolayı üzgün olduğunu belirttiğini ancak kimsenin ortada tamamlanmış ve referanduma sunulacak bir plan olmadığını anlamaya çalışmadığını belirterek, plan referanduma gitseydi de Kıbrıs Türkü’nün plana hayır demiş olacağını söyledi.

 

İki tarafın da planda değişiklikler istediğini ayrıca planda 6 bin sayfalık eksik bulunduğunu kaydeden Denktaş, referanduma götürme görevinin hükümette olduğunu, ancak plandan tatmin olunmadığını ve referanduma götürülecek bir durum olmadığını kaydetti.

 

Hükümetin planı kabul etmeye hazır olmadığını ifade eden Denktaş, hükümeti atlayarak planı referanduma götürmediği için kendisinin suçlandığını kaydetti.

 

Rumların meşru olmayan “Kıbrıs” adı altında AB’ye doğru gittiklerini ifade eden Denktaş, “Türk tarafı evet, Rumlar ise hayır deseydi ne olacaktı” diye sorarak, böyle bir durumda Rumların AB üyeliği sürecinin devam edeceğini çünkü AB yetkililerinin Rumlara “Anlaşsanız da anlaşmasanız da üyeliğiniz tamam” dediklerini kaydetti.

 

“Planın reddedilmesinin nedeni ben olduğum iddialarını kabul etmiyorum” diyen Denktaş, Papadopulos’un görüşmeler sırasında plana bakmak için 2 ay süre ve referandumdan hayır çıkması durumunda Türkiye’den kabulü mümkün olmayan şartlar, garantiler istediğini söyledi.

HALKIN SESI 12/06/03

Denktaş: Bizi bölmek için herşeyi yapıyorlar

 

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ''yabancıların toplumu içten bölmek için ellerinden geleni yaptığını ve bu amaçla muazzam para döktüğünü'' söyledi.

''Göktürkler'' adlı oyunlarını sahnelemek üzere KKTC'ye gelen Kazakistan'daki Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi öğrencileri, Denktaş'ı ziyaret etti. 

Denktaş, heyeti kabulünde yaptığı konuşmada, Türk ulusunun hiçbir zaman dıştan saldırıyla yıkılmadığını, içten kendi kendini yıktığını anlatarak, bunu bilenlerin daima Türkleri parçalamak için içten taraftar bulup, besleyip, yetiştirdiğini ve içten vurduğunu söyledi. 

''Yabancıların halkı içten bölmek için ellerinden geleni yaptığını, muazzam da para döktüğünü, büyük propaganda yaptıklarını vebuna Türkiye'den bazı yazarların da katıldığını'' kaydeden Denktaş, şöyle konuştu: 

''İngiltere'den, Amerika'dan insanlar bunu yürütüyorlar. Devleti koruyan, 'devlet esası üzerinden barış isterim' diyenleri uzlaşmazlıkla suçlayıp ortadan kaldırmak için büyük bir hareket var. Ama Kıbrıs Türkü sağduyusu, mayası sağlam, Anavatanı'na bağlı, Türklüğüyle övünen bir toplumdur ve dolayısıyla istedikleri yere varamayacaklardır.'' 
    
'OYUNUN KONUSU BUGÜN DE YAŞANIYOR'
    
Heyet başkanı Feyzullah Budak ise Azeri şair ve yazar Bahtiyar Vahapzade'nin yazdığı, Kazakistan Devlet Sanatçısı ve Ahmet Yesevi Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Raimbek Türkistani'nin yönettiği ''Göktürkler''  diğer adıyla ''Özümüzü Kesen Kılıç'' adlı iki perdelik tiyatro oyunu hakkında bilgi verdi. 

Budak, 1500 yıl önce meydana gelen olayların günümüze de ciddi yansımaları bulunduğunu belirterek, bugün benzer olayların hem Türkiye'de hem de KKTC'de yaşandığını söyledi. Budak, ''Bu akşam bu eseri izlerken herkesin Kıbrıs'ta olanları çok daha iyi takdir edeceği inancındayım'' dedi. 

Heyet ayrıca, Cumhuriyet Meclis Başkanı Vehbi Zeki Serter ile KKTCMilli Eğitim ve Kültür Bakanı İlkay Kamil'i de ziyaret etti. Oyun bu akşam, Yakın Doğu Üniversitesi Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi'nde Cumhurbaşkanı Denktaş'ın himayesinde sahnelenecek. 

 

HURRIYET 12/06/03

KKTC portakalına AB damgası


     
UTKU ÇAKIRÖZER Ankara

     Türkiye, Yunanistan'ın ev sahipliğinde Selanik'te yapılacak Avrupa Birliği (AB) toplantısı öncesinde KKTC ürünlerinin Avrupa'ya girişine yönelik bir jest bekliyor. Üst düzey bir hükümet yetkilisi, "AB, Türk tarafının ticaret yapabilmesi için Türk tarafına büro açacak" açıklamasını yaptı.
     Yakında açıklanması beklenen bu büro aracılığıyla Türk tarafında üretilen narenciye ve patates gibi tarım ürünlerinin sağlık belgesi olan PHYHTOSANITARY, Rum bakanlıkları tarafından değil, AB tarafından ya da onun belirleyeceği bir Avrupa enstitüsü tarafından verilecek.
 MILLIYET 12/06/03

Kıbrıs'ta barış gücüne devam

13/06/2003 RADIKAL

AA - NEW YORK - BM Güvenlik Konseyi, Kıbrıs'ta bulunan BM Barış Gücü'nün (UNFICYP) süresini 15 Aralık 2003'e dek uzatan karar tasarını oybirliğiyle kabul etti. Kararda, Türk tarafının UNFICYP'nin hareket serbestisini kısıtlayan 30 Haziran 2000 tarihli kararla ilgili bazı kolaylaştırıcı önlemler almasını not ettiği, ama geri kalan kısıtlamaların kaldırılmasını beklediği ifade edildi. Ayrıca Türk ordusunun Akyar bölgesine yerleşmesinin 'ihlal' olduğu kaydedildi. Kararla görevli polis sayısı 34 kişi artırıldı. Polisler, KKTC'nin serbest geçiş kararıyla artan trafiği kontrol edecek.

Denktaş: Yabancılar bizi bölmeye çalışıyor

Cumhurbaşkanı Denktaş, yabancıların toplumu içten bölmek için ellerinden geleni yaptığını ve bu amaçla muzzam para döktüğünü söyledi

 

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, yabancıların toplumu içten bölmek için ellerinden geleni yaptığını ve bu amaçla muzzam para döktüğünü söyledi.

 

Denktaş, “İngiltere’den, Amerika’dan insanlar bunu yürütüyorlar. Devleti koruyan, ‘devlet esası üzerinden barış isterim’ diyenleri uzlaşmazlıkla suçlayıp ortadan kaldırmak için büyük bir hareket var. Ama Kıbrıs Türkü sağduyusu, mayası sağlam, Anavatanı’na bağlı, Türklüğüyle övünen bir toplumdur ve dolayısıyla istedikleri yere varamayacaklardır” dedi.

 

“Göktürkler” adlı oyunlarını sahnelemek üzere KKTC’ye gelen Kazakistan’daki Ahmet Yesevi Uluslararası Türk Kazak Üniversitesi öğrencileri, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Meclis Başkanı Vehbi Zeki Serter ve Milli Eğitim ve Kültür Bakanı İlkay Kamil’i ziyaret etti.

 

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, saat 12.00’de konuk heyeti kabulünde yaptığı konuşmada, Türk ulusunun hiçbir zaman dıştan saldırıyla yıkılmadığını, içten kendi kendini yıktığını belirterek, bunu bilenlerin daima Türkleri parçalamak için içten taraftar bulup besleyip yetiştirdiğini ve içten vurduğunu söyledi.

 

Denktaş, Osmanlı’nın başına çok kez gelen bu olayların Türkiye’nin başına da geldiğini ve gelmeye devam ettiğini kaydederek, şöyle konuştu:

 

“Tarihi bilerek ve devlet yaratmış insanların devleti korumak için her şeyi feda edecek bir ruh haleti içinde yetişmesi gerekir. Her devletin içinde sıkıntılar olur. Bu sıkıntılar devlete sırt çevirmek için bir neden olamaz. Bunları halletmek için elbirliği, gönülbirliğiyle hareket gerekir.”

 

Cumhurbaşkanı Denktaş, Kıbrıslı Türklerin 1963-74 arasında hiçbir topluluğun dayanamayacağı sıkıntılara göğüs gerdiğine işaret ederek, adanın yüzde 33’ünden yüzde 3’üne hapsedilen halk arasında yollardan alınıp kaybedilenler olduğunu ve hala kemiklerinin verilmediğini anlattı.

 

Denktaş, “Halk bunlara direndi ve en sonunda garantör Anavatan Türkiye’nin gelip bizi kurtamasıyla kendi devletini kurdu, devletsiz bırakılmıştı çünkü” dedi.

 

“YABANCILAR BÖLMEK İÇİN ELLERİNDEN GELENİ YAPIYOR”

 

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, yabancıların halkı içten bölmek için ellerinden geleni yaptığını, muazzam da para döktüğünü, büyük propaganda yaptıklarını ve buna Türkiye’den de katılan yazarlar olduğunu kaydederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

 

“İngiltere’den, Amerika’dan insanlar bunu yürütüyorlar. Devleti koruyan, ‘devlet esası üzerinden barış isterim’ diyenleri uzlaşmazlıkla suçlayıp ortadan kaldırmak için büyük bir hareket var. Ama Kıbrıs Türkü sağduyusu, mayası sağlam, Anavatanı’na bağlı, Türklüğüyle övünen bir toplumdur ve dolayısıyla istedikleri yere varamayacaklardır.”

 

KAMİL: TARİHİ BİLMEYEN ACI YAŞAR

 

Milli Eğitim ve Kültür Bakanı İlkay Kamil, ibret verici, değişik bir oyun izleyecek olmaktan mutluluk duyduğunu belirterek, tarihi iyi bilmek gerektiğini, tarihini bilmeyenlerin acılar yaşadığını söyledi.

 

Türkiye’nin çok güçlü bir devlet olarak bütün Türk devletlerinin Anavatanı olarak durduğunu kaydeden Kamil, geçmişteki hataların telafi edileceğine inandığını belirtti.

 

Kamil, Kıbrıs Türk halkının da geçmişte çok acılar yaşadığını ama artık ayrı bayrağı ve devleti altında yaşamını sürdürdüğünü ifade ederek, bir gün Türk dünyasının birlik ve beraberlik içinde sorunlarını çözeceğine ve buna sanatın öncülük edeceğine olan inancını dile getirdi.

 

SERTER: KÖPRÜLERİ GÜÇLENDİRİR

 

Meclis Başkanı Vehbi Zeki Serter, kültürel hareketlerin KKTC ve Türkiye arasındaki köprüleri daha da güçlendireceğini belirterek, tarihi bir konusu olan oyunun ilginç ve güzel olduğuna inandığını söyledi.

Serter, Ahmet Yesevi Derneği yetkililerine, oyunun KKTC’de sahnelenmesine öncülük ettikleri için teşekkür etti ve heyeti görmekten duyduğu memnuniyeti ifade etti.

 

BUDAK: OYUNUN KONUSU BUGÜN DE YAŞANIYOR

 

Heyet başkanı Feyzullah Budak, ziyaretlerde yaptığı konuşmalarda, Azerbaycanlı şair ve yazar Bahtiyar Vahapzade’nin yazdığı, Kazakistan Devlet Sanatçısı ve Ahmet Yesevi Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Rayımbek Türkistani’nin yönettiği “Göktürkler,” ikinci adıyla “Özümüzü Kesen Kılıç” oyunu hakkında bilgiler verdi.

 

Budak, bin 500 yıl önce yaşayan olayların günümüze de ciddi yansımaları bulunduğunu belirterek, bugün benzer olayların hem Türkiye’de hem KKTC’de yaşandığını söyledi.

 

Oyuncuların ikisi hariç tümünün Kazakistanlı öğrenciler olduğunu kaydeden Feyzullah Budak, oyunun konusu bugün de yaşandığı için 2 yıl önce Türkçe’ye çevirttiklerini, 15 yerde turneye çıktıklarını, bugünün Kıbrıs için unutulmaz bir gün olacağını ama insanların çoğunun oyun sahnelendikten sonra haberdar olduğunu ifade etti.

 

Budak, dış güçlerin ülkeler üzerindeki oyunları ve ülke içinden yandaşlar bulma çabalarının bin 500 yıl önce de yaşandığını kaydederek, “Bu kılıç kesiyor ve özümüzü kesiyor. Çünkü Çin’in tesiriyle Göktürk hanlığı içinde yönetimi ele geçirme kavgasında zayıf olanlar kendi liyakatlarıyla bunu elde edemeyip Çin’in desteğiyle yönetimi alınca onların boyunduruğu altında kalınca gerçeklerin görüyor ve yeniden Çin’e başkaldırıyor” diye konuştu.

 

Feyzullah Budak, “Bu akşam bu eseri izlerken herkesin Kıbrıs’ta olanları çok daha iyi takdir edeceği inancındayım” dedi.

HALKIN SESI 13/06/03

Ruma’a ABD’den Annan planı desteği

Rum Dışişleri bakanı Yakovu: Kıbrıs`ta BM planının yeniden masaya getirilmesi konusunda, ABD’den destek aldık

   

ABD`yi ziyaret etmekte olan Kıbrıs Rum yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, Kıbrıs sorununun çözümü için BM planının yeniden masaya getirilmesi konusunda ABD Başkanı George Bush yönetiminden destek aldığını söyledi.

 

Washington`da Başkan Yardımcısı Dick Cheney, Dışişleri Bakanı Colin Powell ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Condoleezze Rice ile görüşen Yakovu, gazetecilere açıklamasında ``Hükümetimizin, BM Genel ekreteri Kofi Annan`ın hazırladığı plan konusunda çeşitli çekinceleri var. Buna rağmen yine de bu temelde görüşmelere dönülmesini arzu ediyoruz. ABD yönetiminden de bu konuya ilgi göstermesini istedim. Aldığım yanıtlardan da tatmin oldum`` dedi.

 

Yakovu, Kıbrıs konusunda Türk tarafı adına kararları ağırlıklı olarak Türkiye`nin verdiğini ileri sürerek, bu konuda Ankara`ya baskı yapılması gerektiğini söyledi.

 

Yorgo Yakovu, Powell`ın kendisine ``BM planı meselesini yakınlarda Annan ile görüşeceğini ifade ettiğini`` belirtti.

 

Annan planı, taraflar arasında üzerinde görüş birliği sağlanamaması nedeniyle geçtiğimiz aylarda rafa kaldırılmıştı. Annan, daha sonra görüşmelerin başarıya ulaşamamasından ağırlıklı olarak KKTC

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş`ı sorumlu tutmuştu.

 

Yakovu, Washington ziyaretinde ABD yönetimi, Kongre ve Amerikan medyası nezdinde Kıbrıs Rum yönetimi adına lobi faaliyetinde bulunuyor.

 

WESTON ATİNA`DA

 

ABD Dışişleri Bakanlığı`nın özel Kıbrıs Koordinatörü Thomas Weston, ``Lahey`deki hayal kırıklığına rağmen Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı çözüm bulma çabalarının sürdüğünü`` söyledi.

 

Weston, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu ile yaptığı, ABD`nin Atina Büyükelçisi Thomas Miller`in de bir bölümüne katıldığı görüşmeden sonra gazetecilere açıklama yaptı.

 

ABD`nin BM`nin Kıbrıs raporunu desteklediğini söyleyen Weston, AB`nin KKTC`ye yönelik önlemlerini de olumlu olarak niteledi.

 

Bu önlemlerin uygulanması ümidini dile getiren Weston, gazetecilerin KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş`ın bu önlemler paketini reddetmesi olasılığına ilişkin sorularını ise ``Sayın Denktaş bu

konuda kesin bir ifade kullanmadı. Bu önlemlerin bazılarının uygulanması için Kıbrıslı Türklerin işbirliği gerekiyor, bazıları için ise gerekli değil`` diyerek yanıtladı.

 

Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu ise ``Kıbrıs konusunun kapanmadığını, aksine Rum kesiminin AB üyeliği ile yeni bir çözüm dinamiğinin doğduğunu`` söyledi.

HALKIN SESI 13/06/03

Weston

Yarın Kıbrıs’ta

ABD’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Thomas Weston, iki tarafla temaslarda bulunmak amacıyla yarın Kıbrıs’a gelecek.
ABD’nin Güney Kıbrıs Büyükelçiliği’nin Kuzey’deki ofisinden verilen bilgiye göre Weston hafta sonunu boş geçirecek ve temaslarına 16 Haziran Pazartesi günü başlayacak.
Weston pazartesi saat 09.00’da Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından kabul edilecek. Özel temsilci 10.15’ten itibaren siyasi parti temsilcileriyle görüşecek. Sendikalarla da görüşmesi beklenen Weston aynı gün saat 17.00’de siyasi temsilcilerle bir toplantı yapacak.
Weston, salı günü Güney Kıbrıs’ta temaslarda bulunacak ve 09.00’da Rum Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas, 10.15’te EDİ Başkanı Yorgo Vasiliu’yla ve 18.00’de Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu’yla görüşecek. Weston, çarşamba sabahı 09.00’da adadan ayrılacak.

YENIDUZEN 13/06/03

Yakovu

Annan’la görüştü

Annan’la görüştü

New York’ta bulunan Kıbrıs Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’la kısa bir görüşme yaptı.
Yakovu görüşmeden sonra Rum ve Yunanlı gazetecilere yaptığı açıklamada, “Genel sekreterin, Kıbrıs’ta duraklama dönemine giren çözüm arayışlarını ileri götürmek istediğini ve bu konuda Kıbrıs Türk tarafından daha fazla çaba harcamasını beklediğini” söyledi.
“Kendisinin görüşmeden memnun ayrıldığını” ifade eden Yakovu, “Annan planının Kıbrıs’ta çözüm açısından temel oluşturduğunu ve kendilerince desteklendiğini” sözlerine ekledi.
Yakovu, Annan’dan önce BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto ile de bir araya geldi. Yakovu-Annan görüşmesine, De Soto’nun yanı sıra, genel sekreterin siyasi işler yardımcısı Kieran Prendergast da katıldı.
Yakovu, New York’tan sonra temaslarda bulunmak üzere Washington’a gidecek.

SİMİTİS WASHİNGTON’A GİDİYOR

Öte yandan diplomatik kaynaklar, Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis’in bu ayın sonuna doğru Washington’u ziyaret edeceğini belirttiler.
Ziyaret tarihinin henüz kesinleşmediğini kaydeden diplomatlar, ziyaretin muhtemelen 24 Haziran’da yapılacağını ve Simitis’in Washington temaslarından sonra New York’a geçerek BM Genel Sekreteri Annan ile görüşmesinin beklendiğini söylediler.

YENIDUZEN 13/06/03

Denktaş’tan Hannay’a:

“Sen kimsin ya?”

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, İngiltere’nin eski Kıbrıs Özel Temsilcisi Lord David Hannay’ın Kıbrıs’ta iki devletli bir çözümün olamayacağı açıklamasına sert tepki gösterdi. İşte Denktaş’ın ilginç sözleri: “Sen kimsin ya? Devletini kurmuş olan bir halka devletini tanımıyorum demek haksızlığın daniskasıdır, büyük bir ayıptır, tanımayanlar için. Devletini kuran bir halk, devletinin tanınmaması için sebep yoksa ortada, -ki yoktur bu konuda- tanınmayı hak olarak sonuna kadar bir hak olarak talep edecektir ve er geç sabırlı olursa, kararlı olursa tanınacaktır. Zaten bizi tanımadıkları ve Rum’u tanıdıkları içindir ki anlaşma olmadı.”
Hannay’ın “müstemleke valisi gibi davrandığını” söyleyen Denktaş, Hannay’a “sen tanısan da tanımasan da devlet vardır ve var olacaktır. Kıbrıs Türkleri Rum’a azınlık olarak yamalanmayacaktır” dedi.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Ankara Ticaret Odası heyetiyle görüşmesi sırasında İngiltere’nin eski Kıbrıs Özel Temsilcisi Lord David Hannay’ın açıklamalarına tepki gösterdi.

“Müstemleke valisi gibi”
“Hannay’ın Kıbrıs meselesini hep Rum gözüyle gördüğünü ve hiçbir zaman ayrı devleti tanımayız diye burnunu havaya diktiğini, müstemleke valisi gibi bir konuma girerek kendisinin söylediklerini anlamak istemediğini” belirten Cumhurbaşkanı Denktaş, şimdi görevden ayrılan Hannay’ın “Kıbrıs’ta iki devletlilik asla” diye demeç vermesine şu ifadelerle sert tepki gösterdi:

“Sen kimsin ya?”
“Sen kimsin ya? Devletini kurmuş olan bir halka devletini tanımıyorum demek haksızlığın daniskasıdır, büyük bir ayıptır, tanımayanlar için. Devletini kuran bir halk, devletinin tanınmaması için sebep yoksa ortada, -ki yoktur bu konuda- tanınmayı hak olarak sonuna kadar bir hak olarak talep edecektir ve er geç sabırlı olursa, kararlı olursa tanınacaktır. Zaten bizi tanımadıkları ve Rum’u tanıdıkları içindir ki anlaşma olmadı.”
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Güvenlik Konseyi’nin zamanında yanlışlıkla değil, bilerek, Kıbrıs’ı Yunanistan’a vermek için bir karar aldığını ifade etti.
Denktaş, “Lord Hannay’ın devleti tanımayız ve tanımayacağız demesinin cevabı ‘bu devlet vardır, tanısan da vardır, tanımasan da vardır ve var olacaktır, tanınmadığı sürece de sizin istediğiniz şekilde Kıbrıs Türkleri azınlık olarak Rum’a yamalanmayacak cevabını vermek lazım kendilerine… İşte vermiş de oldum” dedi.

Denktaş’tan De Soto’ya da “kabiliyetsizlik” suçlaması!
Denktaş, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto’nun Kıbrıs meselesini anlamadığını ve anlayacak kabiliyette olmadığını, o yüzden De Soto’nun söylediklerinin kendisini ilgilendirmediğini, Rumların duymak istediği gibi konuştuğunu kaydetti.
Cumhurbaşkanı Denktaş, Ankara Ticaret Odası heyetiyle görüşmesi sırasında, bir gazetecinin sorusu üzerine BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın ABD’de bulunan Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu’yla görüşmesinde Kıbrıs’taki çözümsüzlükten KKTC Cumhurbaşkanı’nı ve Türkiye’yi sorumlu tuttuğunu söylemesini değerlendirdi.
Denktaş, açıklamalarında Annan’ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto’ya sert eleştiriler yaptı.
Cumhurbaşkanı Denktaş, “Annan yeni bir şey söylemedi, De Soto da yeni bir şey söylemiş değil” diyerek, Lord Hannay ve Markides’le tezgahladıkları planı reddettikleri için böyle konuştuklarını ifade etti.

“Ne anladı ne anlayacak kabiliyette”
Denktaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Eğer o planı kabul etseydik, şimdiye bu tarafa geçen Rumlar ellerinde tapularıyla 60-70 bin kişiyi sokağa atmak için harekete geçmiş olacaklardı.
De Soto Kıbrıs meselesini ne anladı, ne de anlayacak kabiliyettedir, onun için söyleyecekleri beni ilgilendirmez. Rum’a yine Rum’un duymak istediklerini söylemiştir.
Bu memlekette sadece Rum yaşamıyor, Türkler de vardır. O, bunları kaale almadığı ve bizi bir azınlık olarak gördüğü için çok büyük bir iyilik yaptığı iddiasındadır bize bu planla... Tarih de gösterecektir ki bu çok yanlıştır. Şimdiden İngiliz, Alman, Fransız, İtalyan hatta Arap ülkelerinden uluslararası hukukçular bu ‘Annan Planı’ denilen planın Kıbrıs Türkleri için mahviyet planı olduğunu tespit etmişlerdir ve bu konularda yazılar yazmaktadırlar. Onun için gözümüzü açalım, kendi kendimizi kandırmayalım, De Soto’yu dinleyeceğimize Annan Planı’nı bir daha okuyalım ve iyi değerlendirelim.”

YENIDUZEN 13/06/03

Weston,Kıbrıs Türk Tarafı’nın

Annan Planı’nı yeniden değerlendirmesini istedi

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Kıbrıs özel temsilcisi Thomas Weston, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs barış planına olumlu yanıt vermeyen Kıbrıs Türk Tarafı’na “planı yeniden değerlendirmesi” çağrısında bulundu.
Roma, Atina, Lefkoşa ve Ankara’yı ziyaret edecek olan Weston, gezisinin ilk durağı Brüksel’de AB yetkilileriyle görüştükten sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, Kıbrıs Türk Tarafı’ndan barış planını kabul ederek, ikiye bölünmüş adanın gelecek yıl AB’ye birleşik olarak girmesini sağlamasını istedi.
Weston, Kıbrıs’ta uzlaşma için çok çalışmak ve ABD, AB ve diğer ülkelerle temasların sürmesi gerektiğini belirterek, Kıbrıslı Türkler ve Rumlar arasındaki güvensizliğin üstesinden gelmek için hala uygun bir ortam bulunduğunu, anlaşma şansının devam ettiğini ve bunun için çok çalışmak gerektiğini düşündüğünü ifade etti.
Kıbrıs’la ilgili olarak Roma, Atina, Ankara ve Ada’da görüşmeler yapacak olan Weston, Kıbrıs sorununun çözümü için tek yolun Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs üzerindeki nüfuzunu kullanması ve AB yolunda atacağı adımlar olduğunu kaydetti.
Weston, “KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın uzlaşma yolunda en büyük engel olup olmadığı” sorusuna ise “Kıbrıs’ın tarihinde uzlaşmanın önünde çok sayıda engel olduğunu” söyledi.
Weston, Kuzey Kıbrıs’ın nisan ayında sınırlar arasındaki seyahat kısıtlamalarını gevşetmesiniyse memnunlukla karşıladığını, ancak bu tip hareketlerin uzlaşmanın yerini tutamayacağını ve uzlaşma ihtiyacını azaltamayacağını ifade etti.

YENIDUZEN 13/06/03

Hannay:

“Kıbrıs’ta iki devletli çözüm hiçbir zaman gerçekleşmeyecek”

İngiltere’nin eski Kıbrıs Özel Temsilcisi Lord David Hannay, “Kıbrıs’ta iki devlet ilkesine dayalı bir çözümün ne geçmişte, ne şimdi, ne de gelecekte mümkün olmadığını” iddia ederek, “Adanın siyasi liderlerinin çözümün avantajlarını kavrayarak bir an önce görüşme masasına dönmelerini umut ettiğini” söyledi.
Rum haber ajansına demeç veren Hannay, Kıbrıs sorunuyla ilgili tarafların, müzakere masasına oturmaya hazır oldukları yolunda genel açıklamalarda bulunmalarının, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ı yeniden barış çabalarına başlamasına ikna etmek için yeterli olmadığını kaydetti.
“Kıbrıs’ta kapsamlı bir çözüme ulaşılmasını öngören son girişimin (KKTC Cumhurbaşkanı Rauf) Denktaş tarafından başarısızlığa uğratıldığını” ileri süren Hannay, “Sayın Denktaş, Kıbrıs’ta iki ev ve bu iki ev arasında kendisinin kontrol edebileceği dar bir koridor istiyor” dedi.
Avrupa Birliği’nin Kıbrıslı Türkler için açıkladığı ekonomik destek paketine de değinen Hannay, bunun memnuniyet verici bir ilk adım olduğunu, “ancak Kuzey Kıbrıs’ın tanınması veya tanınmaması oyununun yeniden sahneye konmaması gerektiğini” kaydetti.
Müzakereler için yeterli süre bulunup bulunmadığı yolunda bir soruya karşılık Hannay, “Zaman var, ama bu sonsuza dek devam edecek bir süre değildir” ifadesini kullandı.
“Özel temsilci görevine atandığında, çözüme ulaşmak için tarafların azim ve kararlılıkla hareket etmesinin zorunlu olduğu” yönünde verdiği demecinin anımsatılması üzerine de Hannay, görüştüğü ve temas ettiği kişilerden çoğunun çözüme ulaşılmasını samimiyetle arzu ettiklerini ve çözümsüzlüğün dezavantajlarının bilinci içinde olduklarını söyledi.
Hannay, şu iddialarda bulundu:
“Son tahlilde, sonuca gidilmesini Sayın Denktaş’ın tutumunun engellediği yönünde BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından ifade edilen görüşe katılıyorum. 1996 yılında belirtmiş olduğum bir kıyaslamayı tekrar kullanmak istiyorum. Denktaş sonuna dek, Kıbrıslı Rumlarla aynı evde yaşamak istemediğini, ikinci bir ev istediğini ve bu iki ev arasında kendisinin kontrol edebileceği bir koridor isteyip durdu.”
Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecine de değinen Lord Hannay, Türkiye’nin Kopenhag kriterlerine uyum sağlayarak, 2005 yılında üyelik müzakerelerine başlayabileceği umudunu ifade etti.

YENIDUZEN 13/06/03

Tahsin Ertuğruloğlu mühim konuştu:

“Annan Planı anlaşmanın önünü tıkıyor”

Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu Annan Planı’nın yeniden değerlendirilecek bir yönü bulunmadığına işaret ederek hiçbir geçerliliği kalmayan bu planda ısrar etmenin Kıbrıs’ta anlaşmanın önünü tıkamaktan başka birşey olmadığını söyledi.
Ertuğruloğlu, TAK muhabirinin, İngiltere’nin Eski Kıbrıs Özel Temsilcisi Lord D. Hannay’in “Kıbrıs’ta iki devletli çözüm gerçekleştirilemeyecek” yönündeki açıklaması ile ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Temsilcisi Thomas Weston’un, Kıbrıs Türk tarafını Annan Planı’nı yeniden değerlendirmeye çağıran açıklamasına ilişkin sorusunu yanıtladı.
Ertuğruloğlu, her ikisinin de yaklaşımlarının, Kıbrıs’ta iki devlet arasında bir anlaşmayı engelleyici mahiyette olduğuna dikkat çekti.

HANNAY’İN SÖZLERİNİN ANLAMI..

Hannay’in sözlerini değerlendiren Tahsin Ertuğruloğlu, İngiliz diplomatın, Türk karşıtlığı yönündeki tavırlarını sürdürmekta olduğunu ifade ederek kendisini Kıbrıs Türk halkının geleceğini karartma, yok etme yaklaşımlarından uzaklaşmaya çağırdı.
Ertuğruloğlu şunları kaydetti:
“Görevde bulunduğu süre zarfında sergilediği Türk karşıtlığı ve dostane olmayan itici tavırlarıyla bilinen Lord Hannay, görevden ayrılmış olmasına rağmen üstüne vazife imiş gibi hala daha aynı Türk karşıtlığını ve düşmanca tavırlarını sergilemeye devam etmektedir. Rum-Yunan iş çevreleri ile olan bağlantılarının ve kişisel çıkarlarının, bu rolünü geçmişte olduğu gibi bugün de sürdürmesinde önemli etken olduğuna inanmaktayım. Temennim Lord Hannay ve benzerlerinin kendi işlerine bakmaları ve Kıbrıs Türk halkının geleceğini karartma, yok etme yaklaşımlarından uzaklaşmalarıdır. Bu çerçevede sürdüreceği emeklilik hayatında kendisine başarılar dilerim. ‘Kıbrıs’ta iki devletli çözüm hiçbir zaman gerçekleşemeyecek’ beyanı ‘Kıbrıs’ta hiçbir zaman iki devlet arasında bir anlaşma sağlanamayacak’anlamındadır. Ancak Lord Hannay’in bunu söylemeye çalıştığını sanmıyorum. Ama bu sözlerin anlamı tektir, başka anlamı yoktur. Devletimizden vazgeçemeyeceğimize göre, adada iki komşu devlet olarak belki iyi komşuluk ilişkilerini başarır ve geleceği bunun üzerine inşa ederiz. Aksi takdirde, herkes kendi yoluna gider. “

“ANNAN PLANININ GEÇERLİLİĞİ KALMADI”

Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Temsilcisi Thomas Weston’un “Kıbrıs Türk tarafı Annan Planı’nı yeniden değerlendirsin” şeklindeki sözlerini de eleştirerek Kıbrıs’ta anlaşmanın Annan Planı’yla değil, adanın gerçekleri dikkate alınarak mümkün olabileceğini vurguladı.
Ertuğruloğlu şöyle konuştu:
“Sayın Weston’a gelince, şunu iyice anlamalıdır ki, Annan Planı diye bilinen hiçbir geçerliliği kalmayan planda ısrar etmek, Kıbrıs’ta anlaşmanın önünü tıkamaktan başka birşey değildir. Sayın Weston’un yaklaşımları da Lord Hannay’inki gibi Kıbrıs’ta iki devlet arasında bir anlaşmayı engelleyici mahiyettedir. Annan Planı’nın yeniden değerlendirilecek bir yönü yoktur. Oturtulduğu esaslar değişmediği, yani Annan Planı olmaktan çıkarılmadığı sürece, adada iki halk ve devlet arasında bir anlaşma sağlanmasını kolaylaştırıcı değil, engelleyici bir özelliği vardır. Tekrar edeyim, devletimizden, egemenliğimizden, eşitliğimizden ve Anavatanımızdan vazgeçmeyeceğiz. Kıbrıs’ta eğer iki devlet arasında olumlu gelişmeler isteniyorsa ve bir anlaşmanın önü açılmak arzulanıyorsa, bu Annan Planı gibi tuzaklarla değil, adanın gerçekleri dikkate alınarak mümkün olabilir. Bunu zorlamaya devam edeceğiz.”

 

YENIDUZEN 13/06/03

Bölgedeki Sınır Kapıların da açılması için

Güzelyurt eylemde

Güzelyurt-Lefke Bölgesi Sivil Toplum Örgütleri, bölgedeki sınır kapılarının açılmasını sağlamak amacıyla bir dizi eylem organize etti. İlk eylem bugün saat 17.30’da Güzelyurt Otobüs terminalinde gerçekleşiyor.

Eylemle ilgili olarak dün yapılan açıklamada, “Bölgemizin, 29 yıldır hep ikinci plana itildiğini ve ihmal edildiğini, göçlerin ve iflasların bölgeyi tehdit etmeye devam ettiğini belirttik ve Yetkililerden, Güzelyurt ve Lefke Bölgesi Sınır Kapıları’nın açılması konusundaki kararı bir an önce almalarını bekledik. Olmadı. Yetkililer yine umursuz, yine suskun. Biz de taleplerimizde kararlıyız. Bostancı, Lefke Aplıç ve Yeşilırmak Sınır kapılarının açılması için bir dizi eylem kararı aldık” dendi.

Güzelyurt-Lefke Bölgesi Sivil Toplum Örgütleri, bölgedeki sınır kapılarının açılmasını sağlamak amacıyla bir dizi eylem organize etti. İlk eylem bugün saat 17.30’da Güzelyurt Otobüs terminalinde gerçekleşiyor.
Sivil Toplum Örgütlerinin eylemlerle ilgili olarak dün yaptıkları KAPILARIN AÇILMASI İÇİN EYLEMLERE BAŞLIYORUZ başlıklı açıklama aynen şöyle:
“Güzelyurt ve Lefke Bölgesinde örgütlü bulunan Sivil Toplum Örgütleri ; bugüne kadar yapılan uygulamalarda olduğu gibi Güzelyurt ve Lefke bölgesi halkı yine düşünülmemiş, yine mağdur bırakılmıştır dedik. Bu mağduriyetin giderilmesi için Bostancı, Lefke (Aplıç) ve Yeşilırmak Sınır Kapıları’nın derhal açılması ve bu hareketlilikten bölge Esnafı'nın da yararlanmasına olanak sağlanması gerektiğini vurguladık.
Bölgemizdeki Sınır Kapılarının açılması ile çoğunlukla Limasol ve Baf bölgelerinden göçmen olarak gelen bölge halkımızın, yerleşim yerlerini ziyarete gidişlerinde hem zaman açısından, hem de masraf açısından olumlu katkı sağlayacak, büyük rahatlama getireceğini belirttik.
Bölgemizin 29 yıldır hep ikinci plana itilen ve ihmal edildiğini, göçler ve iflaslar bölgeyi tehdit etmeye devam ettiğini ve Yetkililerden, Güzelyurt ve Lefke Bölgesi Sınır Kapıları’nın açılması konusundaki kararı bir an önce almalarını bekledik. Olmadı. Yetkililer yine umursuz, yine suskun. Biz de taleplerimizde kararlıyız. Bostancı, Lefke Aplıç ve Yeşilırmak Sınır kapılarının açılması için bir dizi eylem kararı aldık İlk eylemimiz 12 Haziran Perşembe günü (bugün) saat 17.30’da Güzelyurt Otobüs Terminali önünde başlayıp Bostancı sınır kapısında son bulacak olan eylemi gerçekleştireceğiz.
İkinci eylemimiz, 19 Haziran Perşembe günü Lefke’de, üçüncü eylemimiz de 26 Haziran Perşembe günü Yeşilırmak’ta gerçekleştirilecektir.
Güzelyurt-Lefke Bölgesi Sınır Kapılarının Açılması için

HAYDİ BARIŞ KONVOYUNA

· Yıllarca birilerinin bizi Hatırlamasını beklerken unutulduğumuzu gördük.
· Güzelyurt – Lefke Bölgesi halkı ÖKSÜZ EVLAT !...
· Ne Anası var ne Babası, ne arayanı var ne soranı...
· Bölge Esnafı, Zanaatkarı, Üreticisi, İşçisi, İşsizi, Genci, İhtiyarı sıkıntılı, hem de çok sıkıntılı.
· Patlamaya hazır bomba gibi!...
· GÜZELYURT – LEFKE BÖLGESİ ARKA SOKAK...
· GÜZELYURT – LEFKE BÖLGESİ ÇIKMAZ SOKAK...
· Bölgemizi çıkmaz sokak olarak bırakanlarla hesaplaşma zamanı gelmiştir.

· Artık AÇILSIN KAPILAR Kurtulalım bu çıkmaz sokaktan.
· AÇILSIN GÜZELYURT, AÇILSIN LEFKE, AÇILSIN YEŞİLIRMAK, AÇILSIN KIBRIS AÇILSIN KAPILAR.
Yarın Olmaz, Bir Eksik de olmaz, Hep beraber, HEMEN ŞİMDİ
HAYDİ BARIŞ YOLCULARI
12 Haziran Perşembe günü, Saat 17.30’da
Güzelyurt TERMİNALİ Önünde Başlayacak
BARIŞ KONVOYUNA Araçlarımızla Katılalım.
Birler Onlar Yüzler değil, HEPİMİZ.
İş Bırakarak, Kepenkleri Kapatarak, Kararlılığımızı gösterelim.
Açılsın Güzelyurt, Açılsın Lefke, Açılsın Yeşilırmak.
GÜZELYURT- LEFKE BÖLGESİ SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ”

YENIDUZEN 13/06/03

KIBRIS SORUNU MAYIS 2004’TEN ÖNCE ÇÖZÜLMELİ

TÜRKİYE'NİN AB YOLUNDA KIBRIS'IN ÖNEMİ: Kretschmer, Kıbrıs sorununun, üyelik yolunda Türkiye için temel bir siyasal koşul olmadığını, ancak siyasal yapı içinde büyük bir rol oynadığını bildirerek, '2004 yılı sonuna kadar, mayıs ayından önce bu konu mutlaka bir çözüm yoluna kavuşturulmalıdır' dedi

KOŞULLAR DEĞİŞTİ: 'Sınırların kaldırılmış olması adada yeni bir dinamik yarattı. Koşullar geçmişe göre aynı değildir. Kıbrıs'ta artık üç ay önceki koşullara dönmek mümkün değildir. Altı ay sonra ne olacağını kimse bilemez. Kişisel olarak bu sorunun 2004 yılı sonunda engel olarak karşımıza çıkacağını düşünmüyorum. Türkiye olsun, AB olsun, Kıbrıs'ın AB'de olmasından yararlanabilir'

KIBRIS 15/06/2003

TÜRKİYE’NİN AB SURECİ İÇİN KIBRIS ÇÖZÜLMELİ

Yorgo Yakovu ayrıca, adadaki Türk askerinin çekilmesinin zamanının geldiğini iddia ederek, BM destekli müzakereler sırasındaki temel anlaşmazlık noktalarından birinin, bulundurulacak asker sayısında olduğunu söyledi

 

Kıbrıs Rum yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, Avrupa Birliği üyeliğinde önşart olmamasına karşın, Kıbrıs sorunu çözülmeden Türkiye’nin AB sürecinin sonuçlandırılamayacağını ileri sürdü

 

Washington’da ABD yönetimi yetkilileriyle görüşmelerde bulunan Yakovu, Türkiye’nin, bir başka AB üyesi ülkeyi (Kıbrıs Rum kesimini) tanımadan ve bu üye ülkenin topraklarını “işgal etmeyi sürdürürken”, AB’ye kabul edilemeyeceğini iddia etti

 

Yakovu, “Pratikte, Kıbrıs problemi çözülmeden Türkiye’nin AB üyeliği ilerleyemez” dedi. ABD’de bulunan Yorgo Yakovu, Kıbrıs sorununa, BM Genel Sekreteri Kofi Annan planına dayalı çözüm anlayışı için ABD’den destek aldı.


‘TÜRK ASKERİ ÇEKİLMELİ’


Yorgo Yakovu ayrıca, adadaki Türk askerinin çekilmesinin zamanının geldiğini iddia ederek, BM destekli müzakereler sırasındaki temel anlaşmazlık noktalarından birinin, bulundurulacak asker sayısında olduğunu söyledi. Yakovu, Yunanistan’ın, adanın her bir tarafında, 1500’er asker önerdiğini, Türkiye’nin ise 15 bin asker istediğini öne sürdü.


Kıbrıslı Türklerin, adanın diğer tarafına entegre edileceği günü sabırsızlıkla beklediklerini iddia eden Yakovu, sınırdaki insani hareket özgürlüğünün, iki toplumun birarada yaşayabileceğine yönelik güçlü bir kanıt olduğunu savundu.

HALKIN SESI 15/06/03

“Annan Planı masadadır” diyen ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston:

Türk tarafı tavır değiştirmeli

Atina’daki temaslarını tamamladıktan sonra dün Kıbrıs’a gelen Thomas Weston, Larnaka Havaalanı’nda yaptığı açıklamada, Kıbrıs sorununa çözümün Mayıs 2004’den önce bulunması yönünde çaba harcadıklarını belirtti.

Weston, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs sorununa ilişkin raporu ışığında BM Güvenlik Konseyi tarafından oy birliğiyle alınan ve BM barış sürecinin yeniden başlatılabilmesi için taraflardan siyasi irade ile hareket etmelerini isteyen karar yönünde zaman kaybedilmeden harekete geçilmesi gerektiği görüşünü ifade etti.

Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Büyükelçi Thomas Weston adadaki temaslarına 16 Haziran Pazartesi günü başlayacak.

Thomas Weston, ABD'nin Kıbrıs konusunda yoğun bir görüşme süreci başlatmış olduğunu, bu süreç çerçevesinde Kıbrıs'tan sonra Ankara'yı ziyaret ederek Türk hükümet yetkilileriyle temaslarda bulunacağını da açıkladı.

Dün Kıbrıs’a gelen Thomas Weston, Larnaka Havaalanı’nda yaptığı açıklamada, Kıbrıs sorununa çözümün Mayıs 2004’den önce bulunması yönünde çaba harcadıklarını belirtti.

Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Büyükelçi Thomas Weston, ülkesinin Kıbrıs sorununun çözümünü amaçlayan görüşmeleri yeniden başlatmak için çaba harcadığını söyledi. Weston, bu çerçevede temaslarda bulunmak üzere dün Kıbrıs’a geldi.
Rum radyosunun haberine göre Atina’daki temaslarının ardından saat 14.00’de Adaya gelen Thomas Weston, Larnaka Havaalanı’nda yaptığı açıklamada, Kıbrıs sorununa çözümün Mayıs 2004’den önce bulunması yönünde çaba harcadıklarını belirtti. Çözüm için herhangi bir plan getirmediğini bildiren Thomas Weston, Annan Planı’nın masada bulunduğunu söyledi. “Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’un planı çözüm için temel olarak kabul ettiği ancak Cumhurbaşkanı Denktaş’ın kabul etmediği” görüşünü belirten Thomas Weston, Türk tarafının tavır değiştirmesi yönünde gayret göstereceklerini kaydetti.
Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Büyükelçi Thomas Weston adadaki temaslarına 16 Haziran Pazartesi günü başlayacak.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Weston’u Pazartesi günü saat 09.00’da kabul ederek, görüşecek.
Bu arada, Rum Temsilciler Meclisi Başkanı Dimitris Hristofyas, Amerikan yönetiminin çözüm çabalarını ilerletmeye çalıştığını, Weston’un Kıbrıs’a bu amaçla geldiğini söyledi.
Dimitris Hristofyas, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’dan gelecek bir çağrıya Rum tarafının olumlu karşılık vereceğini de bildirdi.

WESTON: “ADİL VE KALICI BİR ÇÖZÜM ÇABALARI SÜRÜYOR”
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston, “Lahey’deki hayal kırıklığına rağmen Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı çözüm bulma çabalarının sürdüğünü” söyledi.
Weston, önceki gün Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu ile yaptığı, ABD’nin Atina Büyükelçisi Thomas Miller’in de bir bölümüne katıldığı görüşmeden sonra gazetecilere açıklama yaptı.
ABD’nin BM’nin Kıbrıs raporunu desteklediğini söyleyen Weston, AB’nin KKTC’ye yönelik önlemlerini de olumlu olarak niteledi.
Bu önlemlerin uygulanması ümidini dile getiren Weston, gazetecilerin KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın bu önlemler paketini reddetmesi olasılığına ilişkin sorularını ise “Sayın Denktaş bu konuda kesin bir ifade kullanmadı. Bu önlemlerin bazılarının uygulanması için Kıbrıslı Türklerin işbirliği gerekiyor, bazıları için ise gerekli değil” diyerek yanıtladı.
Weston, Atina ile Washington’ un Kıbrıs’ta çözüm için atılması gereken adımlara ilişkin görüşlerinin birbirlerine çok yakın olduklarını da kaydetti.

ANNAN PLANI “ÖLܔ DEĞİL
Bu arada, Weston, Atina’da yayımlanan Ta Nea gazetesine verdiği demeçte, Annan planında Kıbrıs’taki son gelişmelerin ışığında değişiklikler yapılması gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:
“Serbest dolaşım kesinlikle durumun değişmesine yol açmıştır. Adanın her iki tarafından binlerce insan biraraya gelebiliyorsa o zaman Kıbrıslı Rumlar ile Türklerin birlikte yaşayıp yaşamayacakları sorusu geri planda kalıyor. Bu insanların birarada yaşayabilecekleri açıktır. Dolayısıyla Annan planında öngörülen uzun süreli geçici dönemlere ilişkin maddeler tekrar ele alınmalı ve yapılacak görüşmeler çerçevesinde değişmelidir.”
Kıbrıs sorununun, Rum kesiminin AB üyesi olacağı Mayıs 2004’den önce çözümlenebilmesi için müzakerelerin derhal başlaması gerektiğini de belirten Weston, gazetenin Denktaş’ın Annan planını “ölü” kabul ettiğini vurgulayan açıklamalarına ilişkin sorusunu da, “İzninizle bu görüşe kendisinin dışında hiç kimsenin katılmadığını söylemek istiyorum. Ne ABD ne de Kıbrıslı Türklerin büyük bölümü bu görüşü kabul ediyor” yanıtını verdi.

PAPANDREU’NUN AÇIKLAMASI
Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu ise “Kıbrıs konusunun kapanmadığını, aksine Rum kesiminin AB üyeliği ile yeni bir çözüm dinamiğinin doğduğunu” söyledi.
Weston ile görüşmelerinde Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin çabaları ve önümüzdeki dönemde atılacak adımları ele aldıklarını kaydeden Papandreu, ABD’nin sorunun çözülmesi gereğine ilgisini yoğunlaştırdığını vurguladı.

YENIDUZEN 15/06/03

ABD

Kıbrıs’ta Annan Planı’na dayalı çözüm istiyor

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher, ABD’nin, Kıbrıs sorununa BM Genel Sekreteri “Kofi Annan planı temelinde” çözüm bulunması için görüşmelerin yeniden başlatılmasını amaçladığını bildirdi.
Boucher, düzenlediği basın toplantısında, Kıbrıs Rum kesimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu’nun, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ile yaptığı görüşmede, Kıbrıs’ta müzakerelerin durumunun tartışıldığını söyledi.
Richard Boucher, “Powell, Yakovu ile görüşmesinde, ABD’nin amacının, BM Genel Sekreteri Kofi Annan planı temelinde, BM destekli müzakerelerin yeniden başlatılması olduğunu açıkça ifade etti. Powell, bu görüşü daha önce de dile getirmişti” dedi.

YENIDUZEN 15/06/03

Kıbrıs Rum Dışişleri Bakanı Yakovu:

“Kıbrıs’ta BM Planı konusunda, Bush yönetiminden destek aldık”

ABD`yi ziyaret etmekte olan Kıbrıs Rum yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, Kıbrıs sorununun çözümü için BM planının yeniden masaya getirilmesi konusunda ABD Başkanı George Bush yönetiminden destek aldığını söyledi.
Washington`da Başkan Yardımcısı Dick Cheney, Dışişleri Bakanı Colin Powell ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Condoleezze Rice ile görüşen Yakovu, gazetecilere açıklamasında ``Hükümetimizin, BM Genel Sekreteri Kofi Annan`ın hazırladığı plan konusunda çeşitli çekinceleri var. Buna rağmen yine de bu temelde görüşmelere dönülmesini arzu ediyoruz. ABD yönetiminden de bu konuya ilgi göstermesini istedim. Aldığım yanıtlardan da tatmin oldum`` dedi.
Yakovu, Kıbrıs konusunda Türk tarafı adına kararları ağırlıklı olarak Türkiye`nin verdiğini ileri sürerek, bu konuda Ankara`ya baskı yapılması gerektiğini söyledi.
Yorgo Yakovu, Powell`ın kendisine ``BM planı meselesini yakınlarda Annan ile görüşeceğini ifade ettiğini`` belirtti.
Annan planı, taraflar arasında üzerinde görüş birliği sağlanamaması nedeniyle geçtiğimiz aylarda rafa kaldırılmıştı. Annan, daha sonra görüşmelerin başarıya ulaşamamasından ağırlıklı olarak KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş`ı sorumlu tutmuştu.
Yakovu, Washington ziyaretinde ABD yönetimi, Kongre ve Amerikan medyası nezdinde Kıbrıs Rum yönetimi adına lobi faaliyetinde bulunuyor.

YENIDUZEN 15/06/03

Rum Bakan'dan AB tehdidi

 

Avrupa Birliği'ne 2004 Mayıs'ında girecek olan Rum Kesimi'nin Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, Kıbrıs sorunu çözülmeden Türkiye'nin AB'ye kabul edilmeyeceğini söyledi

Kıbrıs Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, Avrupa Birliği (AB) üyeliğinde ön şart olmamasına karşın, Kıbrıs sorunu çözülmeden Türkiye'nin AB sürecinin sonuçlandırılamayacağını ileri sürdü.
     Washington'da Amerikan yönetimi yetkilileriyle görüşmelerde bulunan Yakovu, Kıbrıs sorununa, BM Genel Sekreteri Kofi Annan Planı'na dayalı çözüm anlayışı için ABD'den destek alırken, düşünce kuruluşları Stratejik ve Uluslararası Etütler Merkezi (CSIS) ile Batılı Politika Merkezi'nin (WPC) ortaklaşa düzenlediği konferansta konuştu. Kıbrıs Rum Kesimi'nin, Mayıs 2004'ten itibaren resmen AB üyesi olacağını söyleyen Yakovu, Türkiye'nin, bir başka AB üyesi ülkeyi (Kıbrıs Rum Kesimi) tanımadan ve bu üye ülkenin topraklarını "işgali sürdürürken" AB'ye kabul edilemeyeceğini iddia etti. Yakovu, "Pratikte, Kıbrıs problemi çözülmeden Türkiye'nin AB üyeliği ilerleyemez" dedi.
     Rum Kesimi'nin, Türkiye'yi AB'de görmek istediğini ve bunu kendi çıkarları için istediklerini belirten Yakovu, "Mesela Türkiye, Kıbrıs (Rum Kesimi) bayraklı gemilerin limanlarına uğramasına izin vermiyor. Böyle bir şey, Ankara'nın AB yükümlülüklerinin ihlali anlamına gelir. Ayrıca Türkiye, bizimle de gümrük birliği anlaşması imzalamak zorunda olacak" diye konuştu.
     
     Üyelik yolu Ada'dan geçer
     Yorgo Yakovu, Kıbrıs sorununun çözümünün, AB içinde bir iyi niyet havası oluşturacağını ve Türkiye'nin AB üyeliğini kolaylaştıracağını da söyledi.
     Yorgo Yakovu, Ada'daki Türk askerinin çekilmesinin zamanının geldiğini iddia ederek, BM destekli müzakereler sırasındaki temel anlaşmazlık noktalarından birinin, bulundurulacak asker sayısında olduğunu söyledi. Yakovu, Yunanistan'ın, Ada'nın her bir tarafında, 1500'er asker önerdiğini, Türkiye'nin ise, 15 bin asker istediğini öne sürdü.
     
MILLIYET 15/06/03