Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergün Olgun, KIBRIS'a yaptığı açıklamada, Türk tarafının, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a 3 Aralık'ta yanıtını vereceğini söyledi
Yanıtımız salıya

KIBRIS'A ÖZEL DEMEÇ: Ankara'da bulunan Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergün Olgun, dün KIBRIS'a verdiği özel demeçte, Türk tarafının Annan planına yanıtını 3 Aralık Salı günü yazılı olarak bildireceğini kaydetti

ARAZİ ÇİZGİSİ: Türk tarafının itiraz noktaları, egemenlik, mal mülk edinimi, Türkiye'nin garantörlük hakları ve toprak konularında yoğunlaşıyor. Bir üst düzey TC Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, toprak konusunda "orandan" daha çok "arazi çizgisinin" önemli olduğunu,a işaret ederek, "Güzelyurt'la, susuz bir ova arasında fark var" dedi

RUM YANIT VERMEDİ: Rum tarafı dün Annan'a yanıt vermedi. Rum tarafının yanıtının önümüzdeki hafta içerisinde vermesi bekleniyor. Rum Hükümet Sözcüsü Mihalis Papapetru, planın, Ulusal Konsey'de görüşülmesine yarın devam edileceğini, yanıtın toplantıdan sonra verileceğini bildirdi

ANKARA'DA YOĞUN DİPLOMASİ: Türk tarafı, Kıbrıs planına itiraz noktalarını içerecek yanıt üzerindeki çalışmasını sürdürüyor. Ardı ardına önemli konuklar ağırlamaya hazırlanan Ankara, bir yandan Kopenhag'da net bir tarih almak için uğraşırken, diğer yandan da Kıbrıs için yoğun mesai yapıyor

Kıbrıs sorunuyla ilgili Ankara'da temaslarda bulunan Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergün Olgun, Türk tarafının Annan planına yanıtını 3 Aralık Salı günü yazılı olarak bildireceğini kaydetti.

Dün KIBRIS'a özel bir demeç veren Ergün Olgun, Annan planına verilecek yanıt üzerindeki çalışmaların sürdüğünü ve yanıtın salı günü verileceğini söyledi.

Türk tarafı, Kıbrıs planına itiraz noktalarını içerecek yanıt üzerindeki çalışmasını sürdürüyor. Ardı ardına önemli konuklar ağırlamaya hazırlanan Ankara, bir yandan Kopenhag'da net bir tarih almak için uğraşırken, diğer yandan da Kıbrıs için yoğun mesai yapıyor.

Kıbrıs Rum yönetimi de Kofi Annan'a çözüm planıyla ilgili olarak yanıtını dün vermedi.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, 11 Kasım'da sunduğu çözüm planıyla ilgili olarak, taraflara hafta başında ikinci bir mektup göndererek, planda itirazları olduğu noktaları belirleyip, en geç 30 Kasım 2002 tarihine kadar kendisine yazılı olarak iletmelerini istemişti.

Rum Ulusal Konseyi perşembe günü yaptığı toplantıda, mektuba yanıtın dün verilmemesini kararlaştırdı. Rum tarafının yanıtının önümüzdeki hafta içinde verilmesi bekleniyor.

Rum Yönetimi Sözcüsü Mihalis Papapetru, Annan planın Ulusal Konsey'de görüşülmesine yarın devam edileceğini belirterek, Klerides'in yazılı yanıtının Ulusal Konsey toplantısından sonra verileceğini söyledi.

Papapetru, "Annan planının Kopenhag zirvesinden önce veya sonra, 'al veya bırak' şeklinde masaya getirilmesinin söz konusu olmadığını" ifade etti. Planın müzakere konusu olduğunu ve BM'nin bunu amaçladığını belirten Papapetru, "Rum tarafının diyalogdan kaçmayacağını ve yarın bile diyaloga hazır olduğunu" kaydetti.

Papapetru, "Türk tarafı içtenlikle görüşmelere gelirse Rum tarafının Annan planını müzakere etmeye hazır olduğunu" savundu.

Çalışmanın 3'te 1'i tamamlandı

Kopenhag Zirvesi'ne sayılı günlerin kaldığı bir dönemde, gelecek hafta ardı ardına önemli konukları ağırlayacak olan Ankara'da, AB ile ilişkiler ve Kıbrıs'a dair yoğun mesai yapılıyor.

TC Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Dairesi yetkilileri, KKTC Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergün Olgun ve KKTC'nin Ankara Büyükelçisi Ahmet Zeki Bulunç, Türk tarafının BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs planına ilişkin itiraz noktalarını belirlemek için dün yeniden bir araya geldi.

Anadolu Ajansı'nın haberine göre, Olgun'un New York'tan giderek katıldığı çalışmalar en az gelecek hafta başına kadar sürecek. Diplomatik kaynaklar, planın detaylı şekilde gözden geçirildiği çalışmanın henüz 3'te 1'inin tamamlandığına dikkat çekerek, en erken, yarından önce BM Genel Sekreterliği'ne bir yanıt gönderilmesinin mümkün olmadığını kaydettiler.

Söz konusu çalışmanın Annan'a iletilmeden önce son kez halen New York'ta bulunan KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın onayına sunulması bekleniyor.

Türk tarafının itiraz noktaları, egemenlik, mal mülk edinimi, Türkiye'nin garantör hakları ve toprak konularında yoğunlaşıyor. Üst düzey bir Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, toprak konusunda "orandan" daha çok "arazi çizgisinin" önemli olduğuna işaret ederek, "Güzelyurt'la, susuz bir ova arasında fark var" diye konuştu.

Yoğun diplomasi trafiği

Bu arada, Ankara gelecek hafta içinde ardı ardına önemli konuklara ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.

AB Dönem Başkanı Danimarka'nın Dışişleri Bakanı Per Stig Möller'in, yarın gideceği Ankara'da, Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış'la yapacağı görüşmenin yanı sıra, Başbakan Abdullah Gül tarafından kabul edilmesi, AK Parti Genel Başkanı Tayyip Erdoğan ve CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'la da bir araya gelmesi öngörülüyor.

Kopenhag zirvesinden net bir takvim alma umudunu yitirmeyen Ankara'nın, bu talebini Möller'e bir kez daha iletmesi bekleniyor. Üst düzey bir Dışişleri yetkilisi, "tarih için tarih" formülünün Türkiye için "hiçbir şey" anlamına geleceğini vurgularken, koşullu tarih verilmesinin de çifte standart olacağını söyledi.

Möller'in ziyaretinin hemen ardından da İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw ile ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Marc Grossman ve Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz'den oluşan ABD heyeti Salı günü Ankara'da temaslarda bulunacak.

Uluslararası terörizme karşı yürütülen mücadelenin ve bu çerçevede Irak'a karşı oluşturulmaya çalışılan ittifakın en önemli iki üyesi İngiltere ve ABD'nin üst düzey yetkililerinin görüşmelerinin gündeminde Irak, Türkiye-AB ilişkileri ve Kıbrıs bulunuyor. Straw'un geçen hafta Ankara'da bulunan Kıbrıs Özel Temsilcisi David Hannay'i de beraberinde getirmeyi planladığı öğrenilirken, Grossman'ın da Kopenhag zirvesinden Türkiye'yi tatmin edici bir sonuç çıkması için sarf edilen gayretlere Amerikan katkısı getirmesi bekleniyor.

Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu'nun bu konukların ardından çarşamba günü yapacağı Ankara ziyaretinde de, Kıbrıs ve Türkiye-AB ilişkilerinin ele alınması, Papandreu'nun Atina'dan Ankara'ya verilen AB desteğini yinelemesi bekleniyor.

KIBRIS 01/12/2002

Kıbrıs Türk Ticaret Odası, Cumhurbaşkanı Denktaş’a gönderdiği yazıda planı müzakereye açık buldu
KTTO, Cumhurbaşkanı’na önerilerini sundu

KTTO: BM Genel Sekreteri Sayın Kofi Annan’ın sunduğu belge ülkemizde yaygın bir şekilde tartışılmaktadır. Yaptığımız değerlendirmeler sonucunda, bahse konu belgenin mutlaka müzakere edilmesi gerektiği sonucuna varmış bulunmaktayız

Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Ali Erel imzası ile Cumhurbaşkanı Rauf R. Denktaş’a gönderilen yazıda belgenin ülkede yaygın bir şekilde tartışıldığı, odanın da belgeyi etraflıca inceleyerek müzakere edilebileceği

kararına vardıklarını belirtti.

KTTO, Genç İşadamları Derneği ile yaptığı müşterek çalışmada, madde madde planda düzeltilmesi gereken yerleri saptadı.

Ticaret Odası Başkanı Ali Erel imzası ile hazırlanan rapor Cumhurbaşkanı Rauf R. Denktaş’a iletildi.

Erel, Cumhurbaşkanı’na gönderdiği yazılı metinde şu görüşlere yer verdi:

“Sağlığınıza süratle kavuşmakta olduğunuz haberlerini basından büyük

bir memnuniyetle takip ediyoruz.

Bir kez daha size geçmiş olsun dileklerimizi iletmek isterim.

Bildiğiniz gibi BM Genel Sekreteri Sayın Kofi Annan’ın sunduğu belge

ülkemizde yaygın bir şekilde tartışılmaktadır. Diğer birçok sivil toplum örgütü gibi Odamız da bu belgeyi dikkatli şekilde incelemiştir.

Yaptığımız değerlendirmeler sonucunda, bahse konu belgenin mutlaka müzakere edilmesi gerektiği sonucuna varmış bulunmaktayız. 12 Aralık tarihinde gerçekleşecek AB Kopenhag Zirvesi bizim için ve Türkiye için çok önemlidir. Müzakere etmemek, barışı basından kaybetmek demektir. Bu son fırsatın kaçırılmayacağını ümit etmek isteriz.

Sunulan belgede olumlu karşıladığımız ana noktaları yazılı ve sözlü

basında değişik zamanlarda kamuoyumuzla paylaşmaktayız. Bunların birçok kez dikkatinize geldiğine inanıyoruz. Bu belgeyi müzakere

etmeye hazır olduğunuzu, ancak çekincelerinizin bulunduğunu Sn. Kofi Annan’a bildirdiğinizi, BM Genel Sekreteri’nin de sizlerden bu sakıncaların ne olduğuna dair bir belgeyi kendisine 30 Kasım Cumartesi gününe kadar iletmenizi istediğini de yine basından öğrenmiş bulunuyoruz.

Bu çalışmanıza katkıda bulunmak amacıyla Odamız, KKTC İşadamları Derneği ve Kuzey Kıbrıs Genç İşadamları Derneği ile birlikte, Annan belgesinde Kıbrıs Türk halkının toplumsal varlığım ve ekonomik

değerlerini sıkıntıya sokan ve düzeltilmemesi halinde çözüm sonrası önemli sorunlar yaşanmasına neden olabilecek maddeler ve eksiklikler hakkında bir çalışma yapmıştır. Masada müzakere etmemiz gerektiğine inandığımız bu noktalar ekte bilginize sunulmaktadır.

Ümidimiz, hepimizin arzu ettiği adil ve kalıcı çözüme bu çekincelerin düzeltildiği bir anlaşma ile varmamızdır. Çalışmalarınızda başarılar dileğiyle...”

Planla ilgili endişeler

Genç İşadamları Derneği ile yaptıkları çalışmalar ışığında planda bazı değişiklikler yapılması gerektiğini saptadıklarını ifade eden KTTO bu konudaki görüşlerim de şöyle açıkladı:

“l l Kasım 2002 tarihinde taraflara sunulan Annan belgesinde, Kıbrıs Türk halkının toplumsal varlığım ve ekonomik değerlerini sıkıntıya sokan ve düzeltilmemesi halinde çözüm sonrası önemli sorunlar yaşanmasına

neden olabilecek maddeler ve eksiklikler hakkında, Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nın, İşadamları Derneği ve Genç işadamları Derneği ile birlikte yaptığı çalışma aşağıdadır.

Appendix: Ek, Annex: Lahika, Attachment: Cetvel, Article: Madde, Section/Part: Bölüm

•Planda belirlenen eksiklikler

1-

Mal-mülk komisyonu bankalarda, üzerinde işlem yapılması durdurulan ve borç karşılığı ipoteklere, ipotekli malların değeri kadar bankalara garanti vermeli.

Merkez Bankası başkanı rotasyona tabi olmalı.

Geri verilecek bölgede bulunan bir “doğal kaynak”a bağlı kuzeyde bir tesis varsa, bu doğal kaynağın kullanım hakkı devam etmeli.

Planda öngörülen vatandaşlık kuralları, referandumda oy verecek
kişiler için de geçerli olmalı.

Referandumda Rumlardan “ret” oyu çıkarsa Kıbrıs Türk devletinin uluslararası kimliğinin tanınması yönünde bir çözüm üretilmeli ve AB’ye girmeli.

Verilecek bölgelerden ayrılacak insanlarımızın, eski yerleşim birimlerine en yakın ve yeni inşa edilecek toplu yerleşim birimlerine birlik halinde yerleştirilmesi ve sadece maddi tazminat değil, insani değerlerinin

de dikkate alınması gerekmektedir.

Verilmesi muhtemel bölgelerde, şimdiden durağan hale gelen ekonomik durumun yansımalarım asgariye indirmek için acil tedbir alınmalı.

AB ile uyum çalışmalarına başlanmalı ve gerekli “Chapter”ler Kıbrıs Türk tarafı ile müzakere edilmeli.

Haritalarda yüzdelikleri X ve Y olarak belirtilen oranlar çerçevesinde eski sahiplerine iade edilecek malların hangileri olacağına Kıbrıs Türk Devleti ile birlikte karar verilmeli.

Kuzey’de ikamet etmesine izin verilecek Rumların oranının 20 sene sonra %20’ye ulaşması halinde oranın otomatik olarak 1/3 oranına çıkmasına imkan verilmemeli. O gün geldiğinde, yeni durum iki parça

devlet tarafından tekrar ele alınıp karar verilmeli.”

Lahika 7, Tüm tamir ve inşaatların durdurulması Bu madde kalkmalı.

Madde 5

Kuruluş anlaşması, madde 10 “where adequate livelihoods may be earned”,”yeterli geçim imkanı sağlayabilecek yer” ifadesi çok zayıf Bu ifadenin “iş güvencesinin sağlandığı yer” ifadesi ile değiştirilmesi.

Cetvel 2 bölüm E madde 17 “compensation fund” “tazminat fonu” mali kaynakları belirsiz Kaynak belli olmadan, bu kapsama giren konular yürürlüğe girmemeli.

Ek B, madde 7 İthalat ve dağıtım lisansları, acenteliklerle ilgili paragraf Gelecekte de parça devletlerde bulunan şirketlerin mevcut ve yani acentelik anlaşmalarını ayrı yapma hakkı engellenmemeli.

Anayasa, madde 44 Borçların yeni ortaklık devletine aktarılması Her parça devlet kendi eski borcunu ödemeli.

Kuruluş anlaşması madde 12 Bu anlaşma çerçevesinde belirtilmeyen durumlardan kaynaklanan tazminat talepleri (örneğin tahsis, mücahit puanı vs.) şahıs ile parça devlet arasında halledilmesi öngörülmekte Tasarrufunda bu puanlar karşılığı mal bulunduranlar veya bu malları satın alanlar, parça devletleri ile muhatap bırakılmamalıdır. Sorun, Mülk Komisyonu ve parça devlet arasında çözülmelidir.

Ek E, madde 1 & 2 Kıbrıs Türk parça devleti ekonomisini AB üyeliği sonrası, gerektiğinde korumak için bir yıl öngörülmekte Kişi ve sermayenin serbest dolaşımı süreleri, AB Komisyonu ile Kıbrıs Türk parça devleti arasında yapılacak pazarlıklar neticesinde belirlenmeli. Örneğin kişi başına milli gelir farkı %20’ye düşene kadar.

Lahika 7, Cetvel 1, Madde 1 (13), “Önemli Ölçüde İyileştirilen Mülk” kavramı, sadece 31 Aralık 2001 tarihine kadar izni alınan inşaatlar için geçerli Bu tanım anlaşmanın imzalandığı tarihe kadar yapılan inşaatlar için geçerli olmalı.

Lahika 7, madde 13 (1) Bu madde belirsiz Maddenin yazılımı yeniden düzenlenmeli.

Lahika E Kıbrıs Türk parça devleti AB’ye ortak devlet tarafından ayrı bir “bölge” (region) olarak bildirilmiyor. Bildirilmeli, bu konunun, ileride alınacak yardımlar açısından önemi vardır.

Lahika 2 Cetvel 3, madde 6 Nüfusla ilgili yüzdelik kısıtlamaları “toplam nüfus” temel alınarak hesaplanıyor Baz alınacak nüfus toplam Kıbrıs Türk Devleti vatandaşları olmalı

Kuruluş anlaşması, madde 5 (1b) Temsilciler Meclisi asgari Türk oyu gerekmeden basit çoğunlukla karar alabiliyor. Asgari Türk oyu gerekli olmalı, asgari oy belirlenmeli.

Lahika 7, bölüm 1, Dini amaçla kullanılan alanların iadesi Bu tanım sadece içinde fiilen ibadet yapılan binayı kapsayacak

KIBRIS 01/12/2002

28 yıl sonra Rum Kesimi'ne Türkiye'den direkt uçuş

Hüseyin ALKAN / LEFKOŞA

12 Aralık'tan önce Kıbrıs'ta çözüm için çaba harcayan ve bu amaçla Ankara-Atina-Lefkoşa üçgeninde mekik dokuyan, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto'ya özel uçak tahsis edildi.

Perulu diplomat, BM tarafından bir Danimarka şirketinden kiralanan 7 kişilik uçağıyla perşembe gecesi Ankara'dan direkt Güney Kıbrıs'a uçtu. De Soto böylece, 28 yıl sonra iki ülke arasında doğrudan seyahat eden ilk kişi oldu. Türkiye ile Güney Kıbrıs arasında diplomatik ilişki olmadığı için G.Kıbrıs'tan Türkiye'ye gitmek isteyenler önce Atina'ya uğramak zorunda kalıyor. Rumların tepkisinden çekinen diplomatlar, Türkiye'ye gitmek için Kuzey Kıbrıs'taki havaalanlarını kullanmıyor.

Kıbrıs'taki BM Barış Gücü Sözcüsü Brian Kelly
, Beechcraft King Air tipi özel uçak tahsisiyle Alvaro de Soto ve ekibinin zaman kaybetmeden tüm başkentler arasında dolaşabileceğini söyledi.

HURRIYET 01/12/2002

"Ver de kurtul"un neresi adil?..


Kıbrıs’ı verip kurtulacak mıyız, yoksa çözüme erişip barışı sağlayacak mıyız? Her kafadan bir ses çıkıyor, "bir malum takım" Avrupa’dan tarih alabilmek uğruna Kıbrıs’tan vazgeçmek havasında... Hele Kenan Evren’in "Biz zaten Kıbrıs’ta o kadar toprağı, ileride vermek için aldık!" dediği anda, bazılarının televizyonda pişmiş kelle misali nasıl sırıttıklarını gördüyseniz...
Acaba Sayın Evren de, o sahneyi görmüş müdür?
***
BİLGİLERİNİZ, duygularınız ve mantığınız, bazı konularda sizi yargıya zorlamış olsa bile, yine danışmakta fayda vardır.
Kıbrıs konusunda da böyle
yaptık, emekli büyükelçi, şimdi CHP milletvekili Onur Öymen’e başvurduk.
Onur Öymen, rahmetli hocamız Münir Raşit Öymen’in oğlu ve de bizim bölgenin milletvekili, hem babasının hatırı, hem bizim oyumuzun hatırı var...
Sorduk...
"Birleşmiş Milletler’in bu
planını kim görüşmeli?"
"Bu planı müzakere edecek olan Sayın Denktaş’tır. Biz onun görüşlerini bir tarafa bırakırsak, KKTC liderlerini çözüm istememekle suçlarsak yanlış yapmış oluruz."
***
"PLANIN dikkat çeken noktaları nedir?"
"Plan, toplumların dokusunu
bozuyor, Rumları tekrar Türk kesiminin içine yerleştirmeyi öngörüyor, tıpkı 1974 öncesi gibi. O dönemin yol açtığı dramları hepimiz biliyoruz. İki toplum plandaki gibi iç içe yaşarsa, birkaç yıl sonra Kıbrıs Türk kesiminin üçte birinin Rumlardan oluşması söz konusudur. Yani Kuzey Kıbrıs Türk parlamentosunun üçte biri muhtemelen Rumlardan oluşacaktır, mütecanis, homojen yapı bozulacaktır."
***
"PLANIN öngördüğü, toprak önerisi nedir?"
"İki öneri yapılıyor, Denktaş’a deniliyor ki, ya Karpas Burnu’nu Rumlara
bırakacaksın, - bu Türkiye güvenliği açısından son derece önemlidir - eğer Karpas’ı bırakmazsan Magosa’nın, Güzelyurt’un en verimli, en sulak arazilerini bırakacaksın. Kıbrıs’ın su kaynaklarının en büyük bölümü Güzelyurt’tadır."
***
"TÜRKİYE’nin Avrupa Bir
liği’ne girmesiyle, Kıbrıs bağlantısı kurmak doğru mudur?
"AB’den bir üyelik takvimi almak uğruna, adadaki soydaşlarımızın sırtından, bu kadar önemli tavizleri vermememiz lazım, Kuzey Kıbrıs yönetimine baskı yapıyor izlenimini vermememiz lazım."
***
"KAMUO
YUNA, bu Kıbrıs işi de artık kabak tadı verdi, gibi bir bıkkınlık havası pompalanmak isteniyor..."
"Dış politikada yapılacak en büyük hatalardan biri yorgunluk, bıkkınlık emaresi göstermektir. Ulusal çıkarlarımızı sabırla koruyacağız."
***
"BU Kıbrıs bunalımı, çok uzun sürdü, dünyada bunun örneği yok, diyenler de var..."
"Bu da doğru değil, Türkiye ile Yunanistan arasındaki Ege anlaşmazlığı Kıbrıs sorunundan çok daha eski. Çin’le Tayvan arasındaki ihtilaf da öyle. Cebelitarık meselesinde, İngiltere ile İspa
nya arasındaki ihtilaf 300 yıldır sürüyor, ama kimse taviz verelim de kurtulalım, demiyor. Bütün dünya ülkeleri böyle yapıyor. Türkiye’nin tecrübesiz bir devlet gibi yorgunluk, bıkkınlık göstererek temel çıkarlarından fedakarlıkta bulunması son derece yanlış olur. Gelecek kuşaklara bunu anlatamayız."
***
TÜRKİYE’yi, yıllarca adı gibi "onurla" temsil etmiş, bir insanın görüşleri bu...
Evet, Kıbrıs’ta herkes çözüm istiyor, ama bu çözüm adil bir çözüm olmalı...
"Ver de kurtul"un neresinde adalet var, söyler mi
siniz?

HASAN PULUR – MILLIYET 01/12/2002