Klerides'ten itiraf: Annan planını biliyorduk
Eski Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Glafkos Klerides, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs'ta çözüm planı taraflara sunulmadan önce, planın neler içereceği konusunda bazı bilgilere sahip olduklarını, bunları önleyici nitelikte hareket ettiklerini itiraf etti. Klerides ayrıca Rum tarafının planı önceden bilmesine rağmen çözüme yanaşmadığını ve Rumların Annan planı politikasının açık olmadığını söyledi.
Klerides, Rum kesimsinde yayımlanan Fileleftheros gazetesine verdiği demeçte, ''Geçmişte, Annan Planı'nın neler içereceği konusunda bazı bilgilere sahiptik ve önleyici mahiyette hareket ettik. 'Eğer şu veya bu konuyu içerirse biz onu reddedeceğiz' dedik'' ifadesini kullandı.
Ortaya koydukları bütün konular üzerinde olmazsa bile, planda bazı değişiklikler yapıldığını ifade eden Klerides, değişiklik yapılamayan maddelerin ise iki taraf arasındaki dengeyi bozan maddeler olduğunu söyledi.
Klerides, Kıbrıs sorunuyla ilgili geçmişteki görüşme sürecinde, 4 İslam ülkesinin ''Kıbrıs sorununun 6 ay içinde çözümlenmemesi durumunda KKTC'yi tanıma yoluna gidecekleri'' yönünde uyarıda bulunduğunu da açıklayarak, gerek kendilerinin, gerek BM Genel Sekreteri'nin ''görüşmelerin devam ettiğini'' gerekçe göstererek tanıma niyetlerin
e engel olduklarını bildirdi.Klerides, KKTC'de muhalefetin kazanması ve Rumların görüşmelere içtenlikle yanaşmaması durumunda, Rum tarafının da Türk tarafı gibi uzlaşmazlıkla suçlanabileceğini, bunun dikkat edilmesi gereken bir tehlike olduğunu kaydetti.
Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos'u, ne konuşup, ne konuşmayacağı konusunda uyaran ve Papadopulos'un, ''Annan Planı'nın kabulü, 'istila ve işgalin' sonuçlarını kabul etmektir'' gibi sözler söylememesi gerektiğini kaydeden Klerides, ''Buna inansan bile söylememelisin. Söylediğim şudur: Türkler bizden bir adım önde olmamalı ve girişim onların eline geçmemelidir'' dedi.
Klerides, ''Böyle bir tehlike görüyor musunuz?'' sorusuna şu karşılığı verdi:
''Eğer Kıbrıs Türk muhalefeti kazanırsa, böyle bir tehlike görüyorum. Eğer kazanmazsa endişe edecek nedenimiz yoktur. Çünkü görüşmeler yapılsa da çözüm olmayacak. Nedeni ise görüşlerimizin Denktaş'ın görüşleriyle taban tabana zıt olmasıdır ve doğrudur.''
'ANNAN PLANI İLE İLGİLİ POLİTİKAMIZ AÇIK DEĞİL'
Muhalefetin seçimleri kazanması durumuna hazırlıklı olmaları için çok şey yapılabileceğini, girişim hareketlerinin Türk tarafına geçmesine fırsat verilmemesi gerektiğinade eden Klerides, ''Muhalefetin kazanması durumunda zorluklarımız olacağı sonucunu mu çıkarmalıyız. Bu izlediğimiz politikanın sonucu mu. Veya şu veya bu şekilde bu zorlukları karşılayabilecek miyiz?'' şeklindeki bir soru üzerine de şunları söyledi:
'Annan Planı ile ilgili politikamızın ne olacağı konusunda henüz zihnimizde açıklık bulunmuyor. Ne istiyoruz? İstediğimizin, çözümün yaşayabilir olması olduğu havası yaratmak için ne yapıyoruz. 'Çözüm yaşayabilir değildir' diyoruz. Yaşayabilir olması için neyi tadil etmek istiyoruz. 'Bu yaşayabilir değildir ve yaşayabilir duruma getirilmelidir' derken, bunun nasıl yapılacağını da söylemek gerekir.'
'ÇÖZÜME YAKLAŞMADIK'
Başkanlığı döneminde herhangi bir zamanda çözüme yaklaşılıp yaklaşılmadığı sorusuna karşılık Klerides, şöyle konuştu:
''Görüşüme göre, bir çözüme yaklaşmadık; çünkü Denktaş hiçbir konuda tutumunu değiştirmedi. Bir çözüme yakın bulunmak için bir tarafın da diğer tarafın da kımıldaması gerekir. Denktaş, görüşmeler süresince Kıbrıs sorununun temel safhaları konusunda aynı görüşte kaldı. Kımıldamadı.
Bazı örnekler vereyim: Temel konulardan biri olan toprak konusunun görüşülmesini, önce egemenliğin tanınmasını istediği için kabul etmedi. Diğer bütün konularda anlaşmamızı ve daha sonra toprak konusunu tartışmamızı istiyordu. Güvenlik konusu safhasını Yunanistan'la görüşmek istemiyordu. Bu konuyu görüşmek için bir Yunan heyeti Ankara'ya gitti, ancak Türkler bunu görüşmeye hazır olmadıklarını söylediler. İki temel konudan birinde Denktaş ve birindeTürkiye yüzünden müzakere yapılmadı ve bir yere ulaşılamadı.
Mülkiyet konusunda istimlak ve değiş tokuş üzerinde durdu. Serbest dolaşım konusunda da kimin girip kimin çıktığı konusunda denetim olmasını istiyor. Dolayısıyla Denktaş'ın değişmez tutumlarında herhangi bir kımıldama olmamasından dolayı çözüm için hiçbir olasılık doğmadı.''
Klerides, Annan Planı'nın tadiliyle ilgili bir soruya karşılık ise''Göçmenlerin dönmesi için 10 yıllık bir zaman sınırlaması getirilmesi mantık dışıdır. Bu tadil edilmelidir. Başka bir büyük konu, kalabilecek göçmenlerin sayısıdır. Bu müzakere edilmelidir'' dedi.
HURRIYET 18/09/2003
Ero
ğlu: Rumlar'in ideali Megali İdea'yı gerçekleştirmekKKTC Başbakanı Derviş Eroğlu, ''Rumların tüm arzusunun Kıbrıs'tan Türklüğü silip, Megali İdea'yı gerçekleştirmek, Avrupa Birliği'nin (AB) amacının ise Akdeniz'e inip Ortadoğu ve Kafkasları kontrolü altına almak olduğunu'' söyledi.
Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Eroğlu, partisinin köy ziyaretleri çerçevesinde Vadili'de düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, ''Ulusal Birlik Partisi'nin ulusal davanın önündeki engelleri aşmak için yabancı ülkelerde hazırlanan Kıbrıs'a yönelik çözüm paketlerine 'Evet' diyenlerle mücadele ettiğini'' belirtti. Eroğlu, ''dünyadaki tüm ülkelerin kendi menfaatine göre hareket ettiğini, burada ise bazı partilerin kendi devletini pazarlık konusu yaptığını'' kaydetti.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından sunulan Kıbrıs'ta çözüm planıyla ilgili olarak, ''Annan belgesinin 55 bin insanı göç etmek durumunda bırakacağını, 'Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası'nda Kıbrıs Türküne anayasal haklar verp azınlık durumuna düşüreceğini
'' anlatan Eroğlu, ''Belge içimize Rumları sokarak bizi devlet olmaktan çıkarıyor, Türkiye'nin anlaşmalardan doğan garantilerini ortadan kaldırıyor'' dedi.Dünyanın her ülkesinde olduğu gibi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde de bazı sorunlar olduğunu ifade eden Eroğlu, sorun vardiye kimsenin devletinden vazgeçmemesi gerektiğini vurguladı.
''Ulusal Birlik Partisi olarak Kıbrıs Türkünün özgürlüğünü ve bağımsızlığını elinden alıp devletin çatısını yıkan bir belgeye imza koyarak Avrupa Birliği'ne girmeye karşı olduklarını'' belirten Eroğlu,Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti devleti gerçeğinden hareket edilerek yapılacak kalıcı bir anlaşmadan sonra Avrupa Birliği'ne girmekten yanaolduklarını söyledi.
HURRIYET 18/09/2003
AB'den KKTC kredisine onay
Avrupa Birliği, KKTC'ye yönelik 12 milyon euro tutarındaki tartışmalara yol açan ekonomik yardım paketini onayladı.
Avrupa Birliği, KKTC'ye yönelik 12 milyon euro tutarındaki ekonomik yardım paketini onayladı. KKTC ve Türkiye'de tartışmalara yol açan paketin önemli bir bölümünün, Lefkoşa dahil olmak üzere büyük kentlerin alt yapı çalışmalarında kullanacağı belirtiliyor.
Brüksel'den yayın yapan AB Haber sitesine göre, 3 Haziran'da AB Komisyonu Genişlemeden sorumlu Üyesi Günter Verheugen tarafından açıklanan pakette öngörülen ekonomik yardımın önemli bir bölümü Lefkoşa, Magosa ve Girne'deki alt yapı çalışmalarında kullanılacak.
Haberde yardım paketinin sivil toplum örgütlerinin gelişmesi, AB ve AB Müktesebatının Kıbrıslı Türkler'e tanıtılması, sağlık ve sosyal alanlarda AB normlarına uyulmasına yönelik alt yapı çalışmaları için de kaynak sağlayacağı kaydedildi.
HURRIYET 18/09/2003
Rum komşuya aşure dağıtır gibi...
Hani Rumlar AB'li olmuştu!
KKTC'de iş bulamayan ve Rum tarafına geçen Türklerin sigortasız çalıştırıldıkları ortaya çıktı
YORGO KIRBAKİ
Kıbrıs eşeği
Yorgo Kırbaki
28/09/2003 RADIKAL
Öykümüz 1950'li yılların ikinci yarısında Kıbrıs'ta geçiyor. 1953'te kurulan EOKA, tüfeklerinin namlularını daha Türklere karşı yönlendirmemişti. Makarios ve Grivas'ın farklı hedeflerle de olsa Yunanistan'la 'enosis' emelleri için zaman elverişli değildi ve daha İngiliz sömürcülüğüne karşı mücadele veriliyordu.
Adını yanlış yazıyor olabilirim, İng
İstanbul'da Yunan tiyatrosu
Glafkos Klerides itiraflarda bulundu
Eski Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Klerides, BM Genel Sekreteri Kofi Annanın Kıbrısta çözüm planı taraflara sunulmadan önce, planın neler içereceği konusunda bazı bilgilere sahip olduklarını, bunları önleyici nitelikte hareket ettiklerini itiraf etti.
| 28 Eylül 2003 Klerides, Rum kesiminde yayımlanan Fileleftheros gazetesine verdiği demeçte, Geçmişte, Annan Planının neler içereceği konusunda bazı bilgilere sahiptik ve önleyici mahiyette hareket ettik. Eğer şu veya bu konuyu içerirse biz onu reddedeceğiz dedik ifadesini kullandı. |
Ortaya koydukları bütün konular üzerinde olmazsa bile, planda bazı değişiklikler yapıldığını ifade eden Klerides, değişiklik yapılamayan maddelerin ise iki taraf arasındaki dengeyi bozan maddeler olduğunu söyledi. Klerides, Kıbrıs sorunuyla ilgili geçmişteki görüşme sürecinde, 4 İslam ülkesinin Kıbrıs sorununun 6 ay içinde çözümlenmemesi durumunda KKTCyi tanım
a yoluna gidecekleri yönünde uyarıda bulunduğunu da açıklayarak, gerek kendilerinin, gerek BM Genel Sekreterinin görüşmelerin devam ettiğini gerekçe göstererek tanıma niyetlerine engel olduklarını bildirdi.NTV 28/09/2003
Klerides'ten itiraf: Annan Planı'nın içeriğini önceden biliyorduk
Eski Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Glafkos Klerides, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs'ta çözüm planı taraflara sunulmadan önce, planın neler içereceği konusunda bazı bilgilere sahip olduklarını, bunları önleyici nitelikte hareket ettiklerini itiraf etti. Klerides, Rum kesimsinde yayımlanan Fileleft
heros gazetesine verdiği demeçte, ''Geçmişte, Annan Planı'nın neler içereceği konusunda bazı bilgilere sahiptik ve önleyici mahiyette hareket ettik. 'Eğer şu veya bu konuyu içerirse biz onu reddedeceğiz' dedik'' ifadesini kullandı.Ortaya koydukları bütün konular üzerinde olmazsa bile, planda bazı değişiklikler yapıldığını ifade eden Klerides, değişiklik yapılamayan maddelerin ise iki taraf arasındaki dengeyi bozan maddeler olduğunu söyledi.
Klerides, Kıbrıs sorunuyla ilgili geçmişteki görüşme sürecinde, 4 İslam ülkesinin ''Kıbrıs sorununun 6 ay içinde çözümlenmemesi durumunda KKTC'yi tanıma yoluna gidecekleri'' yönünde uyarıda bulunduğunu da açıklayarak, gerek kendilerinin, gerek BM Genel Sekreteri'nin ''görüşmelerin devam ettiğini'' gerekçe göstererek ta
nıma niyetlerine engel olduklarını bildirdi.ZAMAN 28/09/2003
Kıbrıslı türklerin de ABnin
Yunanistan Dışişleri Bakanı Papandreu: Türkiye ile yakınlaşma umut vericirıslı türklerin de ABnin getireceği güvenlik ve refahtan yararlanacağını umuyoruz
Kıb
Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu, Kıbrısta, Türk ve Rumları, barış içinde birlikte yaşayabilecekleri bir ortak birliktelik inşa etme niyetinde gördüklerini söyledi.
Yunan Dışişleri Bakanı, Nisanda Yeşil Hattın açılmasının ardından binlerce kişinin birbirleriyle buluştuğunu ve ortak bir gelecek paylaşabileceklerini gösterdiklerini kaydederek, ancak böylesine girişimlerin Adanın asıl siyasi sorununa çözüm oluşturmadığını savundu.
Papandreu, ülkesinin Güvenlik Konseyi ve AB kararlarıyla örtüşen BM Genel Sekreterinin uzlaşma bulunması çabalarına destek verdiğini belirtirken, tüm Kıbrıslıların tek bir vatandaşlık altında federal bir devlet içinde, yabancı askeri güçler olmadan, uyum
ve güvenlik içinde yaşayabilecekleri ümidini taşımaya devam edeceklerini söyledi.1 Mayısta Rum tarafının ABye tam üye olacağını kaydeden Papandreu, Kıbrıs Türklerinin de ABnin getireceği güvenlik ve refah ortamından yararlanacağını umduklarını söyled
i ve "Bu mümkün" dedi.TÜRKİYE
Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu, ülkesi ile Türkiye arasında son dönemde meydana gelen yakınlaşmanın istikrar ve demokrasi adına umut verici olduğunu bildirdi.
BMnin 58. Genel Kurul toplantısında konuşan Papandreu, ülkesi ve Türkiye arasında 40 yılı aşkın gerginlik ve kuşku ortamının yaşandığını, 2 kez savaşa girmeye ramak kaldığını anlatarak, Bugün Türkiye ve Yunanistan turizmden tarıma, eğitimden güvenliğe 14 anlaşmayı onaylamış durumdalar diye konuştu.
"10 adet karşılıklı güven anlaşması imzaladık ve aramızdaki en önemli görüş ayrılıklarının bazılarını gidermek için işbirliği ve çözüm çabalarını sürdürüyoruz diyen Papandreu, dün de Başbakan Abdullah Gülle kara mayınlarının yasaklanmasını öngören Ottawa Anlaşmasının onaylanmış halini sunduklarını belirtti.
AB: ÇOK YANLILIĞIN MODELİ
Bugün ABnin çok yanlılığın modeli olduğunu ifade eden Papandreu, AB düşüncesinin Balkanlarda birlik oluşturduğunu, Türk-Yunan ilişkilerine ümit verdiğini ve Kıbrısta Türk ve Rumlar için ortak vizyon yarattığını ifade etti.
BMDE REFORM
Papandreu, BMnin Irak konusunda kaybettiği itibarı yapılacak reformlarla yeniden yakalayabileceğini belirterek, BMnin güvenlik, barış ve refahın korunmasından bir merkez olabileceğini söyledi.
Iraka barışı ancak birlikte çalışarak getirebiliriz diyen Papandreu, 2005e kadar İsrail ve bağımsız Filistin Devletini yan yana görmeyi arzuladıklarını ifade etti.
OLİMPİYATLAR
Papandreu, 2004 Olimpiyatlarına ev sahipliği yapacak olmaları sebebiyle, Genel Kurula Spor ve Olimpik İdealle Daha İyi ve Barış Dolu Dünya adlı bir karar tasarısı sunduklarını belirterek, İstenirse savaşlara ara verilebileceği kavramını güçlendirmek istedik dedi. Papandreu, bu karar tasarısıyla 1993den beri yapıla
geldiği üzere Olimpiyatlar boyunca BM üyesi ülkelere ateşkes çağrısı yapılacağını belirtti.YENIDUZEN 28/09/2003
Kıbrıs seçimden sonra
Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile görüştü
TC Dışişleri Bakanı Gül: Aralık seçimlerinden sonra Kıbrısta ivme bekliyoruz dedi
Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile 20 dakika süren bir görüşme yaptı.
Görüşmede, Bakan Gül ile Annan, Irak ve Kıbrıs konularını ele aldılar.
Kıbrısta kalıcı bir çözüme ulaşılmasını Türkiyenin her zaman arzuladığını vurgulayan Abdullah Gül görüşmede, KKTCde Aralık ayında yapılacak olan seçimlerden sonra müzakere sürecinin bir ivme kazanmasının beklenebileceğini ifade etti.
Gül, "Sorunun çözümlenebilmesi için iki tarafın da gayret göstermesi gerektiğini sözlerine ekledi.
TC Dışişleri Bakanı Gül, BM Genel kurulunda yaptığı konuşmada ise, Türkiye Kıbrısta kalıcı bir çözümü samimi olarak arzulamaktadır dedi
Gül, Türkiye Kıbrısta yeni bir ortaklık çerçevesinde kalıcı bir siyasi çözüme ulaşılmasını samimi olarak arzulamaktadır. Bu konu 1963ten beri bizimledir. Adadaki gerçekleri saptırma girişimlerinin köklü bir çözüme ulaşılmasına yardımcı olmayacağı kanısındayız. Bu alanda Genel Sekreter
in iyi niyet misyonunu desteklemeye devam edeceğiz. Kıbrısta kurulacak yeni ortaklık Türk ve Rumların eşit bazda sağlayacakları uzlaşıya dayanmalıdır. Bulunacak çözüm iki-bölgeliliği muhafaza etmeli ve Kıbrıs Türk halkının güvenliğini teminat altına almalıdır şeklinde konuştuTC Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, BM Genel Kurulundaki konuşmasında, Türkiyenin Kıbrısta kalıcı bir çözümü samimi olarak arzuladığını vurgulayarak, bu bağlamda kuzey Kıbrısa uygulanan ambargonun kaldırılmasını istedi.
Bakan Gül, İsraile, Arafatı sürgüne gönderme kararını yeniden gözden geçirme, Filistinlilere ise terörist saldırıları önleme çağrısında bulundu.
Terörizm insanlığa karşı bir suçtur. Bu suçu yeryüzünden, hem de en kısa zamanda kaldırmak bizim görevimizdir diyen bakan Gül şunları söyledi:
Dünyamızın bugün karşı karşıya bulunduğu problemler BMnin ne kadar merkezi bir rol oynadığını gözler önüne sermektedir. Dünyanın, temsil kabiliyeti daha yüksek ve etkili bir BMye ihtiyacı vardır. Türkiye BM ile birlikte yaptığı çalışmalar sonucu bölgesel işbirliği, barışı koruma ve anlaşmazlıkların önlenmesi alanlarında geniş tecrübe sahibi olmuştur.
Ayrıca, ikili sorunlarımızı çözme konusunda güçlü bir iradeye sahibiz. Bugün, geçmişte sorun yaşadığımız pek çok komşumuzla çok iyi ilişkiler içerisinde bulunuyoruz. Ayrıca Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkaslardaki sorunların çözümü için çaba harcamaktayız.
Hükümetimizin ülke içinde gerçekleştirdiği reformlar, demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğünün sağlanması, sivil toplum, iyi yönetim ve kadın-erkek eşitliği yolundaki çabalarımızın bir göstergesidir. Dünya ile entegrasyonunun, geleneksel değerlerimiz modernlikle biraraya getirilmeden mümkün olmadığının bilincindeyiz.
GÜVENLİK KONSEYİ ADAYLIĞI
Konuşmasında Türkiyenin Güvenlik Konseyi adaylığını da ilan eden Abdullah Gül, Elde ettiğimiz tecrübe ve uluslararası toplumla olan zengin ilişkilerimiz nedeniyle Türkiye 2009-2010 dönemi için Güvenlik Konseyi üyeliğine aday olmuştur dedi.
Bakan Gül, şöyle devam etti:
Ortadoğudaki durumun daha bir süre uluslararası gelişmeler açısından hayati önemini korumaya devam edeceği kanısındayız. Ayrıca Ortadoğunun ebedi çatışmaya ve acı çekmeye mahkum olduğuna inanmıyoruz. İnancımız Ortadoğunun güvenlik, işbirliği ve refah bölgesi haline dönü
ştürülebileceği merkezindedir.Bu yıl meydana gelen olaylar Irakı yeni bir dönemin eşiğine getirmiştir. Hepimiz Irak halkına, birleşik, hür, demokratik ve müreffeh bir gelecek kurması için yardımcı olmalıyız. Bu açıdan Güvenlik Konseyinin istikrar ve yeniden yapılanmayı öngören bir metin üzerinde anlaşması büyük önem taşımaktadır.
Irakın Türkiyenin komşusu olduğuna ve bu ülkenin geleceği ile bölgedeki istikrarın birbiriyle yakından bağlantısı bulunduğuna dikkat çeken Bakan Gül, konuşmasını şöyle sürdürd
ü:Ortadoğuda terör ve şiddet sarmalının barış çabalarını rehin aldığına tanık olmaktayız. Filistinlilerle İsrail arasındaki iletişim kanallarının yeniden tesis edilmesini, en acil iş olarak görüyoruz. Filistinlilerin seçtikleri başkanlarının sürgüne gönderilmesinin olumlu hiçbir amaca hizmet etmeyeceği görüşündeyiz ve İsrail Hükümetine bu husustaki tutumunu gözden geçirmesi için çağrıda bulunuyoruz. Aynı zamanda Filistinlilerin de terörist saldırıları önlemek için gayret sarf etmelerini talep ediyoruz.
Türkiye iki tarafla da yakın ilişki içindedir. Bu nedenle, alternatifi olmayan yol haritasının uygulanmasına katkıda bulunmaya hazır olduğumuzu açıklıyoruz.Dünyamızın, kitle imha silahlarının yayılmasına değil tasfiyesine ihtiyacı vardır. Bu nedenle dünya uluslarını KİSnın yayılmasını önleme sözleşmelerine katılmaya çağırıyoruz.
KIBRIS VE YUNANİSTANLA İLİŞKİLER
Konuşmasında Yunanistanla ilişkilere de yer veren bakan Gül şunları söyledi:
Yunanistanla ilişkilerimizi yapıcı diyalog çerçevesinde iyileştirme kararlılığındayız. Gelişmeler bizi memnun etmektedir. Devam eden diyalog ve oluşan karşılıklı güven atmosferinin gerek Türkiye gerekse Yunanistanın çıkarlarına hizmet edeceği görüşündeyiz.
Türkiye Kıbrısta yeni bir ortaklık çerçevesinde kalıcı bir siyasi çözüme ulaşılmasını samimi olarak arzulamaktadır. Bu konu 1963ten beri bizimledir. Adadaki gerçekleri saptırma girişimlerinin köklü bir çözüme ulaşılmasına yardımcı olmayacağı kanısındayız. Bu alanda Genel Sekreterin iyi niyet misyonunu destekleme
ye devam edeceğiz. Kıbrısta kurulacak yeni ortaklık Türk ve Rumların eşit bazda sağlayacakları uzlaşıya dayanmalıdır. Bulunacak çözüm iki-bölgeliliği muhafaza etmeli ve Kıbrıs Türk halkının güvenliğini teminat altına almalıdır.Kıbrısta esasa yönelik müzakereler için gerekli temelin oluşturulmasını da isteyen Gül, Cumhurbaşkanı Denktaşın, taraflar arasındaki güvensizliği ortadan kaldırmayı hedefleyen son önerileriyle doğan fırsatın kullanılmasında yarar vardır. Kıbrıs Rum tarafı, ABye tek yanlı katı
lma avantajından yararlanmak yerine, iyi niyetle hareket etmeli ve müzakere sürecine katkıda bulunmalıdır. Bu bağlamda, Kuzey Kıbrısa konan tüm ambargolar kaldırılmalıdır dedi.Ermenistanın, Yukarı Karabağ ile ilgili BM kararlarına uymasını da talep eden bakan Gül, Bu sorunun çözülmesinin, Türk-Ermeni ilişkilerinin düzelmesine ve bölgesel işbirliğine de katkı sağlayacağını kaydetti.
Türkiyenin Afganistanın onarılmasına yaptığı katkıları da dile getiren Bakanı Gül, Türkiyenin kendi bölgesi ve bölge dışında barış, güvenlik ve istikrara katkıda bulunmaya kararlı olduğunun altını çizdi.
YENIDUZEN 28/09/2003
''Cinayet gününde Çatlı KKTCde yoktu''!
Polisten Kutlu Adalı cinayetine ilişkin açıklama
Polis genel Müdürlüğü gazeteci Kutlu Adalının öldürüldüğü 6 Temmuz 1996 tarihinde Abdullah Çatlı veya takma olarak kullandığı Mehmet Özbay adında birinin KKTCde bulunmadığını açıkladı.
Polis Genel Müdürlüğünden yapılan basın açıklamasında, Türkiyede yayınlanan 24-30 Eylül 2003 haftalık Aktüel dergisinde Kıbrısta Susurluk başlığı ile verilen haberde Cinayet Günü Çatlı Kıbrıstaydı iddialarının yer aldığı ve Kutlu Adalıyı öldürenin Abdullah Çatlı olduğunun vurgulandığına dikkat çekilerek, şöyle denildi:
Bu hususta hazırlanan dosyada yapılan incelemede, Kutlu Adalının öldürüldüğü 6 Temmuz 1996 tarihinde Abdullah Çatlı veya takma olarak kullandığı iddia edilen Mehmet Özbay adında birinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde bulunmadığı tespit edilmiştir.
Muhaceret kaynaklarından yapılan incelemede ise, Abdullah Çatlının KKTCye 11 Temmuz 1997 tarihinde giriş, 13 Temmuz 1997 tarihinde çıkış yaptığı, Mehmet Özbay isimli şahsın, 26 Nisan 1996 tarihinde giriş, 1 Mayıs 1996 tarihinde çıkış yaptığı; Yavuz Alat isimli şahsın, 21 Ekim 1997 tarihinde giriş-28 Ekim 1
997 tarihinde çıkış yaptığı tespit edilmiştir.Adı geçen kişilerin cinayet döneminde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine giriş çıkışlarının görülmemekte olduğu kamuoyunun bilgisine saygıyla sunulur.
YENIDUZEN 28/09/2003
Seçimlere gözlemci gelirse KKTC tanınır mı?
Rum gazeteleri Aralık seçimlerinde gözlemci geleceğini yazdı. ALİTHİA, Gözlemiler, Kesin Olarak Geliyor başlıklı haberinde şunları yazdı.
Amerikalıların, Kıbrıs Türk muhalefetini fiili olarak destekleme yönündeki kararlılığı Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulosun, ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Marka Grosmann ile dün yaptığı görüşmede en açık bir şekilde ortaya kondu.
Grosmann, Papadopulosa, Lefkoşa kabul eder ve etmez, yabancı gözlemcilerin 14 Aralık seçimleri için işgal bölgelerine gideceğini kesin bir şekilde anlattı.
Elde edilen bilgilere göre ABD Dışişleri Bakanlığı, Kıbrısın işgal altındaki bölgesine gözlemci göndermeleri için uzmanlık alanları seçim konularında olan hükümet dışı örgütlere yanaşmış bulunuyor. Carter Vakfı bu gibi kuruluşl
ardan biridir.Aynı doğrultudaki bilgilere göre Gorsmann, bu görüşme sırasında Papadopulosa, Denktaşın uzaklaştırılması yönündeki ABD kararlılığının sözde kalmayacağını ve başlangıç olarak gözlemci gönderilmesiyle, Kıbrıs Türk muhalefetini desteklemek için elden gelen herşeyi yapacaklarını söyledi.
Papadopulos ise görüşme sonrası verdiği demeçte gözlemci gönderilmemesi yolunda harcadığı çabaların başarısız olduğunu dolaylı olarak itiraf etti, iki tarafın farklı görüşleri olduğunu anlattı şunları ekledi:
"Gözlemcilerin yararlılığı, seçim listelerinde sömürgecilerin yazılı olup olmadıkları ve ne kadarının yazılı olduğunu denetleme yetkileri var mı noktasındadır? Bu konudaki görüşümüzü izah ettim. Sürtüşme değil farklı değerlendirmeler meselesidir.
SİMERİNİ gazetesine göre Papadopulos Grosmann ile görüşmesinde seçimlerin zaten şimdiden tahrip edildiğini bundan dolayı gözlemcilere gerek olmadığı şeklindeki Rum görüşünü iletti.
Papadopulos, gözlemcilerin varlığının, KKTC Cumhurbaşkanına bölücü politikasını ileri götürme gerekçesi vereceğini söyledi.
Öte yandan Rum Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas SİGMA TVye konu hakkında konuşurken Türkiye arzu etmesi durumunda gözlemci gönderebilirdi dedi.
NEO Başkanı Nikos Kutsu da mevcut olmayan bir rejime gözlemci gönderilmesi kabul edilirse o zaman Güvenlik Konseyinin 550 sayılı kararının yıpranacağını iddia etti.
YENIDUZEN 28/09/2003
Çözüm için Denktaşı teşvik ediyoruz
Müzakere masasına dönmesi için Denktaşa baskı yapmadıklarını kaydeden Gül, Biz adada barışçıl bir çözüme ulaşılması için kendilerini teşvik ediyoruz dedi.
BM genel kurul toplantıları münasebetiyle New Yorkta bulunan Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ile bir araya geldi.
Yaklaşık bir saat süren görüşmede, iki bakanın genel kurul çalışmaları ve ikili temasları konusunda birbirlerini bilgilendirdikleri belirtildi.
Toplantıdan sonra gazetecilere açıklama yapan Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu Ortak bir mücadelenin ortak savunucuları olarak bir araya geldik. Kıbrıs konusunun içinde bulunduğu süreci enine boyuna değerlendirdik. Her yönüyle mutabakat içersinde olduğumuzu saptadık. İzlenecek politikamız bellidir. Bu yeniden teyit edildi dedi. Ertuğruloğlu, Kıbrıs Rum yönetimi Lideri Tasos Pap
adopulosun BM kürsüsünden yaptığı konuşmayla ilgili olarak da şöyle konuştu:Azılı bir EOKAcının BMde kürsüye çıkarak sarf ettiği sözler, ne tür bir diplomasi ayıbıyla karşı karşıya olduğumuzu gözler önüne seriyor. Azılı bir EOKAcı ve Türk düşmanı olan bu şahıs, uluslararası toplumun Rum tarafına yıllardır tanıdığı yasadışı statü nedeniyle BM Genel Kurulunda kürsüye çıkarak hukuktan ve adaletten söz edebiliyor.
Dışişleri Bakanı, Papadopulosun düzenlediği basın toplantısında Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş hakkında söylediği sözlerle ilgili bir soruya karşılık da Bu sözlerin ayıbı Papadopulosa aittir cevabını verdi. Ertuğruloğlu, Papadopulosun kim olduğunu bütün dünya biliyor. Kara para aklama operasyonlarının sahibi bir kişi. Azılı bir Türk düşmanı.
Eli kanlı bir EOKAcıdır şeklinde konuştu.Annan planında temelden değişiklik yapılması gerektiği görüşünü tekrarlayan Ertuğruloğlu, Planın üzerine oturtulduğu temellerin aynı kalması halinde yapılabilecek bir şey yoktur dedi.
DIŞİŞLERİ BAKANI ERTUĞRULOĞLUNDAN WESTONA ELEŞTİRİ
Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Westonın, tarafsızlığını yitirdiğini ve ne ölçüde ABDnin Kıbrıs politikasını temsil ettiğinden emin olmadığını söyledi
.Ertuğruloğlu, ABDdeki temasları sırasında görüşmeye gerek görmediği Westona eleştiri yöneltti.
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powellın, New Yorkta Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile görüşmesine Westonın da katıldığının hatırlatılması üzerine Ertuğruloğlu, Weston görevine devam ediyor. Görüşmeye katılması olağan karşılığını verdi.
Güney Kıbrısın ABye katılım anlaşmasını imzalamasından sonra Annan planından bahsetmenin cehalet ve art niyeti gösterdiğini söyleyen Ertuğruloğlu, Avrupanın bu hareketiyle, Annan planını sıfırladığını kaydetti.
ABnin KKTC için bıraktığı seçeneğin, Doğu Almanyanın, Almanyaya bağlı olarak varlığını sürdürmesi ve Türkiyesiz ABye girerek Kıbrıs Türklüğünün sonunun başlangıcını hazırlaması veya bunu yapmaması olduğunu belirten Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk halkının tercihi açıktır. Aralık seçimiyle dünyaya bu bir kez daha kanıtlanacaktır dedi.
PLANA ANNAN ADI VERİLMESİ TALİHSİZLİK
KKTCnin, BM Genel Sekreteri Annana büyük saygı duyduğunu ve onun tarafsızlığına inandığını belirten Ertuğruloğlu, Bu belgeye Annan adının verilmesi talihsizlik. Annanın, planın içeriğiyle ilgili rolü olduğunu sanmıyoruz. Planın sahipleri malum. Aralarında David Hannayın da olduğu bir ekip var. Bu yaklaşımla uzlaşı olmaz diye konuşt
u.Kıbrıs gazetesinin sahibi, işadamı Asil Nadirin de Annan planını desteklediğinin hatırlatılması üzerine Ertuğruloğlu, Nadirin bu planı destekleme nedenini ancak kendisinin açıklayabileceğini söyledi.
GÜL, PAPANDREU İLE GÖRÜŞTÜ
Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Kıbrıs konusundaki Annan planının, iki tarafı da tatmin edecek şekilde değiştirilmesi gerektiğini söyledi.
Abdullah Gül, dün New Yorkta Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu ile bir araya geldi. Bir saat süren görüşmeden sonra iki bakan gazetecilere açıklamalarda bulundular ve soruları yanıtladılar.
Dışişleri Bakanı Gül, Müzakere masasına dönmesi için Denktaşa baskı yapıyor musunuz sorusuna, Bu konudaki karar sayın Denktaşa aittir. Biz adada barışçıl bir çözüme ulaşılması için kendilerini teşvik ediyoruz. Sanıyorum KKTC seçimlerinden sonra müzakereler yeniden başlayabilir karşılığını verdi.
Gül, Annan planını müzakerelere temel olarak kabul ediyor musunuz sorusunu yanıtlarken de planın her 2 tarafı tatmin etmesi gerektiğini, bu nedenle de üzerinde değişiklik yapılması gerekebileceğini kaydetti. Abdullah Gül, Biz tarafları tatmin edecek bir çözümden yanayız. Çözüm tarafları tatmin etmezse kalıcı olmaz dedi.
MAYINLAR TEMİZLENİYOR
Baş başa ve heyetle
r halinde yaptıkları görüşmelerden sonra Türk ve Yunan dışişleri bakanları, kara mayınlarının üretim, taşınma ve kullanımını yasaklayan uluslararası sözleşmenin onay belgelerini, Ottawa sözleşmesine ev sahipliği yapan Kanada Dışişleri Bakanı William Grahama birlikte teslim ettiler. Bunun için BM binasında bir tören düzenlendi.HALKIN SESI 28/09/2003
COZUM ISTIYORUZ
HER ZAMAN ÇÖZÜMÜ ARZULUYORUZ:
BM Genel Sekreteri Annan ile yaklaşık 20 dakika görüşen Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Kıbrıs sorununu gündeme getirdi. Gül, Kıbrısta kalıcı bir çözüme ulaşılmasını Türkiyenin her zaman arzuladığını vurguladıMÜZEKERELER SEÇİMDEN SONRA:
Abdullah Gül, KKTCde aralık ayında yapılacak olan seçimlerden sonra müzakere sürecinin bir ivme kazanmasının beklenebileceğini ifade ederek, Kıbrısta sorunun çözümlenebilmesi için iki tarafın da gayret göstermesi gerektiğini kaydettiANNANI DESTEKLEMEYE DEVAM EDECEĞİZ:
Gül: Kıbrıs konusu 1963ten beri bizimledir. Adadaki gerçekleri saptırma girişimlerinin köklü bir çözüme ulaşılmasına yardımcı olmayacağı kanısındayız. Bu alanda Genel Sekreter Annanın iyi niyet misyonunu desteklemeye devam edeceğizEŞİT ORTAKLIK:
Kıbrısta kurulacak yeni ortaklık Türk ve Rumların eşit bazda sağlayacakları uzlaşıya dayanmalıdır. Bulunacak çözüm iki-bölgeliliği muhafaza etmeli ve Kıbrıs Türk halkının güvenliğini teminat altına almalıdırTEMEL OLUŞTURULMALI:'
Kıbrıs'ta esasa yönelik müzakereler için gerekli temelin oluşturulmasını istiyoruz. Taraflar arasındaki güvensizliği ortadan kaldırmayı hedefleyen son Türk önerileriyle doğan fırsatın kullanılmasında yarar vardır. Kıbrıs Rum tarafı, AB'ye tek yanlı katılma avantajından yararlanmak yerine, iyi niyetle hareket etmeli ve müzakere sürecine katkıda bulunmalıdır. Bu bağlamda, Kuzey Kıbrıs'a konan tüm ambargolar kaldırılmalıdır'KIBRIS 28/09/2003
Klerides'ten geciken itiraf
Kıbrıs Rum Yönetimi eski lideri Glafkos Klerides, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs'ta çözüm planı taraflara sunulmadan önce, planın neler içereceği konusunda bazı bilgilere sahip olduklarını, bunları önleyici nitelikte hareket ettiklerini açıkladı.
Klerides, Rum kesiminde yayımlanan Fileleftheros gazetesine verdiği demeçte, Geçmişte, Annan Planı'nın neler içereceği konusunda bazı bilgilere sahiptik ve önleyici mahiyette hareket ettik. Eğer şu veya bu konuyu içerirse biz onu reddedeceğiz' dedik ifadesini kullandı. Ortaya koydukları bütün konular üzerinde olmasa bile, planda bazı değişiklikler yapıldığını ifade eden Klerides, değişiklik yapılamayan maddelerin
ise iki taraf arasındaki dengeyi bozan maddeler olduğunu söyledi. Klerides, Kıbrıs sorunuyla ilgili geçmiş görüşmelerde, 4 İslam ülkesinin Kıbrıs sorununun 6 ay içinde çözümlenmemesi durumunda KKTC'yi tanıma yoluna gidecekleri yönünde uyarıda bulunduğunu da açıklayarak, gerek kendilerinin, gerek BM Genel Sekreterinin görüşmelerin devam ettiğini gerekçe göstererek tanıma niyetlerine engel olduklarını bildirdi.HURRIYET 29/09/2003
Klerides uyardı: Uzlaşmaz taraf olmayalım
Eski Rum lideri Klerides,
KKTC'de muhaliflerin seçimi kazanması ihtimaline karşı politika belirlenmesi çağrısı yaptı29/09/2003 RADIKAL
AA
- LEFKOŞA - Eski Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Glafkos Klerides, KKTC'de aralıktaki seçimi çözüm ve AB üyeliği yanlısı muhalefetin kazanması halinde Rum tarafının uzlaşmaz konuma düşebileceği uyarısı yaparak BM planı'na dair politikanın netleştirilmesi gerektiğini söyledi.'İslam ülkeleri KKTC'yi tanıyacaktı'
| Edelman: Denktaş bloke etmesin | ||
|
ABDnin Ankara Büyükelçisi Eric Edelman, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşı eleştirerek, Kıbrıstaki ilerlemeyi bloke etmemeli diye konuştu. |
||
|
Ankara NTV |
||
|
29 Eylül 2003 Eric Edelman, PKK/KADEKle mücadelede ülkesinin Türkiyenin en güçlü partneri olmaya devam edeceğini söyledi. |
Altıncı Uluslararası Savunma Sanayi Havacılık ve Denizcilik Fuarı İDEF 2003 çerçevesinde düzenlenen sempozyumuna katılan ABDnin Ankara Büyükelçisi Eric Edelman, Kıbrıs sorunu konusunda, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşa sert bir mesaj gönderdi. Edelman, Denktaş ilerlemeyi bloke etmemeli diye konuştu. Büyükelçi, Kıbrıs için zamanın daraldığı uyarısında da bulundu.
TÜRKİYE, ABDNİN GÜÇLÜ PARTNERİ
Genişlemeden önce Kıbrısı çözün
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Brükselde, Avrupa Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu üyesi Günter Verheugenla bir araya geldi
29 Eylül 2003NTV-
Günter Verheugen görüşmeden sonra yapılan ortak açıklamada, Türkiyenin genişleme süreci açılmadan önce Kıbrıs sorununun çözülmesi gerektiğini söyledi. Verheugen, Yargıtayın DEHAP kararıyla ilgili olarak da, Umarız Türkiyedeki siyasi istikrarı bozmaz yorumunu yaptı. Gül ise, kararın seçim sonuçlarını değiştirmeyeceğini, seçim olsa da kendilerini etkilemeyeceğini söyledi.Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve ABnin Genişlemeden Sorumlu üyesi Günter Verheugen Brükselde bir araya geldi. Gül ve Verheugen görüşmeden sonra ortak bir basın toplantısı düzenlediler. Görüşmede Hükümetin gerekleştirdiği uyum yasalarının ve 5 Kasımda açıklanacak ilerleme raporunun yanısıra Kıbrıs konusu da görüşüldü.
Günter Verheugen, Önümüzde Kıbrıs için Annan planına bağ
Klerides: 4 İslam ülkesinin KKTCyi tanımasına engel olduk
Kıbrıs Rum Yönetimi eski lideri Glafkos Klerides, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annanın Kıbrısta çözüm planı taraflara sunulmadan önce, planın neler içereceği konusunda bazı bilgilere sahip olduklarını itiraf etti. Klerides, 4 İslam ülkesinin Kıbrıs sorununun 6 ay içinde çözümlenmemesi durumunda KKTCyi tanıma yoluna gidecek
leri uyarısı yaptıklarını açıkladı. Rum lider, kendilerinin ve BM Genel Sekreterinin görüşmelerin devam ettiğini gerekçe göstererek bu ülkelerin Kuzey Kıbrısı tanımalarına engel olduğunu bildirdi.Rum Kesiminde yayımlanan Fileleftheros gazetesine demeç veren Klerides, Annan Planının neler içereceği konusunda bazı bilgilere sahiptik ve önleyici mahiyette hareket ettik. Eğer şu veya bu konuyu içerirse biz onu reddedeceğiz. dedik. ifadesini kullandı. Glafkos Klerides, Kuzey Kıbrısta 14 Aralıktaki s
eçimler için dönüm noktası olabilir yorumunu yaptı.Rum Yönetimi eski lideri Klerides, KKTCde muhalefetin kazanması ve Rumların görüşmelere içtenlikle yanaşmaması durumunda, Rum tarafının da Türk tarafı gibi uzlaşmazlıkla suçlanabileceğini, bunun dikkat edilmesi gereken bir tehlike olduğunu öne sürdü.
Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulosu, ne konuşup, ne konuşmayacağı konusunda uyaran ve Papadopulosun, Annan Planının kabulü, istila ve işgalin sonuçlarını kabul etmektir. gibi sözler söylememesi gerektiğini kaydeden Klerides, Buna inansan bile söylememelisin. Söylediğim şudur: Türkler bizden bir adım önde olmamalı ve girişim onların eline geçmemelidir. dedi.
Muhalefetin seçimleri kazanması durumuna hazırlıklı olmaları için çok şey yapılabileceğini, girişim hareketlerinin Türk tarafına geçmesine fırsat verilmemesi gerektiğini ifade eden eski Rum lideri Glakos Klerides, Annan Planı ile ilgili politikamızın ne olacağı konusunda henüz zihnimizde açıklık bulunmuyor. şeklinde konuştu. Lefkoşa, aa
ZAMAN 29/09/2003
Klerides'ten itiraflar
Muhalefet kazanırsa işimiz çok zor
Kleridesten çarpıcı açıklama:
"Aralık ayının Kıbrıs konusunda bir dönüm noktası olup olmadığı" yolundaki bir soruyu yanıtlayan Rum Yönetimi eski Başkanı Glafkos Kleridis, kuzeyde muhalefetin seçimleri kazanması durumunda dönüm noktası olabileceğini söyledi. Klerides, muhalefetin kazanması durumunda ve Rumların görüşmelere içtenlikle yanaşmaması durumunda Rum tarafının da Türk tarafı gibi uzlaşmazlıkla suçlanabileceğini, bunun dikkat edilmesi gereken bir t
ehlike olduğunu söyledi."Eğer Kıbrıs Türk muhalefeti kazanırsa tehlike görüyorum. Eğer kazanmazsa endişe edecek nedenimiz yoktur. Çünkü görüşmeler yapılsa da çözüm olmayacak. (2. sayfada)
Güney Kıbrısın en yükek tirajlı gazetesi FİLELEFTHEROS, Rum Yönetimi eski Başkanı Glafkos Kleridesle Kıbrıs konusunda yaptığı bir söyleşiyi yayınladı.
Aralık ayının Kıbrıs konusunda bir dönüm noktası olup olmadığı yolundaki bir soruyu yanıtlayan Klerides, kuzeyde muhalefetin seçimleri kazanması durumunda dönüm noktası olabileceğini söyledi. Klerides, muhalefetin kazanması durumunda ve Rumların görüşmelere içtenlikle yanaşmaması durumunda Rum tarafının da Türk tarafı gibi uzlaşmazlıkla suçlanabileceğini, bunun dikkat edilmesi gereken bir tehlike olduğunu söyledi. Papa
dopulosun konuşmalarına dikkat etmesi, Annan planının kabulü, istila ve işgalin sonuçlarını kabul etmektir gibi sözler söylememesi gerektiğini, bunların derhal BM Genel Sekreteri ve bütün ülkelere, buradaki temsilcileri aracılığıyla iletildiğini söyleyen Klerides şöyle devam etti:Buna inansan bile söylememelisin. Söylediğim şudur, Türkler bizden bir adım önde olmamalı ve ve girişim onların eline geçmemelidir.
Klerides, böyle bir tehlike görüyor musunuz sorusuna şu cevabı verdi:
Eğer Kıbrıs Türk muhalefeti kazanırsa böyle bir tehlike görüyorum. Eğer kazanmazsa endişe edecek nedenimiz yoktur. Çünkü görüşmeler yapılsa da çözüm olmayacak. Nedeni ise görüşlerimizin Denktaşın görüşleriyle taban tabana zıt olmasıdır ve doğrudur.
Muhalefetin kuzeydeki seçimleri kazanması durumunda, hazırlıklı olmaları için çok şey yapılabileceğini anlatan Klerides, çok şey yapılabileceğini ve girişim hareketlerinin Türk tarafına geçmesine fırsat verilmemesi gerektiğini söyledi.
Klerides, Muhalefetin kazanması durumunda zorluklarımız olacağı sonucunu mu çıkarmalıyız? Bu izlediğimiz politikanın sonucu mu? Veya şu veya bu şekilde bu zorlukları karşılayabilecek miyiz? şeklindeki soruyu şöyle yanıtladı:
Annan planıyla ilgili politikamızın ne olacağı konusunda henüz zihnimizde açıklık bulunmuyor. Ne istiyoruz? İstediğimizin, çözümün yaşayabilir olması olduğu havası yaratmak için ne yapıyoruz. Çözüm yaşayabilir değildir diyoruz. Yaşayabilir olması için neyi tadil etmek istiyoruz. Bu yaşayabilir değildir ve yaşayabilir duruma getirilmelidir derken, bunun nasıl yapılacağını da söylemek gerekir.
Başkanlığı döneminde herhangi bir zamanda çözüme yaklaşılıp yaklaşılmadığı sorusunu yanıtlayan Klerides, şöyle konuştu:
Görüşüme göre bir çözüme yaklaşmadık çünkü Denktaş hiçbir konuda tutumunu değiştirmedi. Bir çözüme yakın bulunmak için bir tarafın da diğer tarafın da kımıldaması gerekir. Denktaş görüşmeler süresince Kıbrıs sorununun temel safhaları konusunda aynı görüşte kaldı. Kımıldamadı. Bazı örnekler vereyim. Temel konulardan biri olan toprak konusunun görüşülmesini, önce egemenliğin tanınmasını istediği için kabul etmedi. Diğer bütün konularda anlaşmamızı ve daha sonra toprak konusunu tartışmamızı istiyordu. Güvenlik konusu safhasını Yunanistanla görüşmek istemiyordu. Bu konuyu görüşmek için bir Yunan heyeti Ankaraya gitti, ancak Türkler bunu görüşmeye hazır olmadıklarını söylediler. İki temel konudan birinde Denktaş ve birinde Türkiye yüzünden müzakere yapılmadı ve bir yere ulaşılamadı. Mülkiyet konusunda istimlak ve değiş tokuş üzerinde durdu. Serbest dolaşım konusunda da kimin girip kimin çıktığı konusunda denetim olmasını istiyor. Dolayısıyla Denktaşın değişmez tutumlarından herhangi bir kımıldama olmamasından dolayı çözüm için hiçbir olasılık doğmadı.
Geçmişte bazı İslam ülkelerinin KKTCyi tanıma niyeti belirttikleri ancak gerek kendilerinin gerek BM Genel Sekreterinin görüşmelerin devam ettiği gerekçesini öne sürerek buna engel olduklarını anlatan Klerides, 4 İslam ülkesinin, Kıbrıs sorununun 6 ay içinde çözümlenmemesi durumunda KKTCyi tanıma yoluna gidecekleri uyarısında bulunduklarını anlattı.
Annan Planında değişiklik talep edilmesini destekleyip desteklemediği yolundaki bir soruyu yanıtlayan Klerides, şöyle konuştu:
Geçmişte, Annan planının neler içereceği konusunda bazı bilgilere sahiptik ve önleyici mahiyette hareket ettik. Eğer şu veya bu konuyu içerirse biz onu reddedeceğiz dedik. Ortaya koyduğumuz bütün konular üzerinde olmasa bile bazı değişiklikler yapıldı. Yapılamayanlar iki taraf arasındaki dengeyi bozan maddelerdir. Göçmenlerin dönmesi için 10 yıllık bir zaman sınırlaması getirilmesi mantık dışıdır. Bu tadil edilmelidir. Başka bir büyük konu, kalabilecek sömürgecilerin sayısıdır. Bu müzakere edilmelidir.
YENIDUZEN 29/09/2003
Amerika ve BM kararlı: ''Kıbrısta çözüm''
Annanın Mesajı Çok Net -Kıbrıs Konusundaki Görüşmeler Sadece Denktaş Uzaklaştırılırsa... Kofi Annan Mesai Arkadaşlarıyla Görüşmelerinde R. Denktaşa Karşı Olan Güçlerin Zaferine Dua Ediyor.
Aralık ayına kadarki dönem Kıbrıs sorununun çözümü için ölü bir dönem olarak addediliyor. Yine de Thomas Weston, 2004 yılı başlarında görüşmeler için zemin hazırlığında bulunmak maksadıyla seyahatler gerçekleştirecek. Washington, BM, hatta Erdoğan hükümeti (Abdullah Güle yakın çevrelere göre) D
enktaşın uzaklaştırılmasını destekliyor ve muhalefetin zaferine yatırım yapıyorAmerika Birleşik Devletleri ve Birleşmiş Millletlerin aralık ayı sonrasında Kıbrıs sorununun çözümü için ciddi hareket beklediği bildirildi.
Güney Kıbrısta yayımlanan Fileleftheros gazetesi BM Genel Sekreteri Kofi Annanın Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos ve Türkiye ve Yunanistan dışişleri bakanlarıyla görüşmesine yer verdi.
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powellin 1 Mayıs 2004e kadar Kıbrıs sorununa bir çözüm istediğini belirten gazete BM Genel Sekreteri Kofi Annanın ise Papadopulos ve Yorgo Papandreu ile Abdullah Gülle görüşmesinden sonra Annan planında değişiklik yapılması önerileri üzerinde görüş belirtmekten kaçındığını kaydetti.
Gazeteye göre diğer taraftan Amerikalılar, Rum Yönetimi Başkanı Papadopulosun tepkisine rağmen KKTCye gözlemci (seçimler için) gönderilmesi konusunda ısrar ediyor ve hükümet dışı (sivil toplum) örgütleriyle işbirliğinde bulunmaya hazırlanıyor. Amaçları seçimlerde müdahalelerden mümkün ol
duğu oranda kaçınılması için Denktaş yönetimine baskı yapılmasıdır.Gazete haberinin devamında şunları da yazdı:
Aralık ayına kadarki dönem Kıbrıs sorununun çözümü için ölü bir dönem olarak addediliyor. Yine de Thomas Weston, 2004 yılı başlarında görüşmeler için zemin hazırlığında bulunmak maksadıyla seyahatler gerçekleştirecek. Washington, BM, hatta Erdoğan hükümeti (Abdullah Güle yakın çevrelere göre) Denktaşın uzaklaştırılmasını destekliyor ve muhalefetin zaferine yatırım yapıyorlar.
Diplomatik çevreler büyük pazarlık için belirleyici tarihin 1 Mayıs değil Aralık 2004 olduğunu düşünüyor.
Yukarıdaki bilgi ve haberler, 58. BM Genel Kurul toplantısı çerçevesinde New Yorkta yapılan görüşmelerin sonuçlarından çıkıyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Koordinatörü Thomas Westonun New Yorktan ayrılmadan önce üçüncü kez Cumhurbaşkanı Papadopulosla görüşmek istemesi, çok yoğun temaslar yapılmakta olduğuna bir örnektir.
Kofi Annan Kıbrıs konusunda beklemede bulunuyor ve uygun koşullar oluştuğunda yeniden konuya dönmeye hazırdır. Bu tespit cuma günü geç saatlerde kendisiyle görüşen Yunan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreuya aittir. Papandreu, görüşme çok faydalı geçti ve Kıbrıs konusundaki gelişmeleri değerlendirme fırsatı bulduk diye konuştu.
Papandreu görüşmenin Kıbrıs Türkleri ile Kıbrıs Rumları arasındaki yeni ruh ve AB üyeliği çerçevesinde gerçekleştirildiğini, çözüm ve birleşik bir Kıbrıs talep eden Kıbrıs Türk güçlerini ise yakından izlediklerini de belirtti.
Papandreu Genel Sekreterin de dediği üzere siyasi irade ortaya konduğunda uluslararası toplum ve BMden muhtemel girişimleri değerlendirme fırsatı bulduk. Genel Sekreter iyi niyet misyonunu sunmaya mutlaka hazırdır diye de konuştu.
Papandreu bir soruyu yanıtlarken Kıbrıs Rum tarafının Annan planında önerdiği değişikliklerin tartışılmadığını da söyledi.
Öte yandan POLİTİS Kofi Annan Kıbrıs Konusunda Tutumunu Netleştirdi -Denktaşı Tanımıyoruz Sadece Denktaş Uzaklaştırılırsa Görüşmeler Başlar ABD Mayıs 2004 Öncesinde Çözüm İstiyor -Herkes Kuzeydeki Seçimleri Bekliyor başlığıyla manşetten verdiği haberinde şunları yazdı:
Kofi Annan, Kıbrıs konusunda tekrar Denktaşın oyununu oynamayı inatla reddediyor. New Yorktan elde ettiğimiz çok güvenilir haberlerimize göre BM Genel Sekreteri Kofi Annan, sadece Denktaşın aralıkta seçimleri kaybetmesi durumunda görüşmelerin başlamasına davet yapmaya hazırdır.
Amerikalıların analizi de aynı yönde hareket ediyor ve Denktaşın uzaklaştırılmasından sonra Kıbrıs sorununun Mayıs 2004e kadar çözümlenmesini bekliyorlar."
Gazete iç sayfasında daha geniş şekilde yer verdiği haberine şu başlık ve spotları kullandı:
Annanın Mesajı Çok Net -Kıbrıs Konusundaki Görüşmeler Sadece Denktaş Uzaklaştırılırsa... Kofi Annan Mesai Arkadaşlarıyla Görüşmelerinde R. Denktaşa Karşı Olan Güçlerin Zaferine Dua Ediyor.
/ / /
Rum basınında Kıbrıslı Türklerle ilgili haberler
HARAVGİ, Güney Kıbrıstaki suç unsurlarının 100 KL karşılığında KKTCden tabanca temin ettiklerini iddia etti.
Gazeteye göre Rum polisi, çok kolay bir şeki
lde Güney Kıbrısa geçen bu silahlar hakkında Rum polisi kaygılarını gizlemiyor.Dün ise arabasıyla Ay Napa bölgesine giden bir Kıbrıslı Türk bir dükkandan çeşitli eşyalar çaldı ve hemen akabinde polisler tarafından yakalandı.
HARAVGİ başka bir haberinde Akaça kökenli 180 dolayında Kıbrıslı Türkün cuma akşamı bu köyde düzenlenen halk örgütlerinin yıllık geleneksel balosuna katıldığını yazdı.
Gazeteye göre baloda bir konuşma yapan AKEL Genel Sekreteri Dimitris Hristofyas, Akaçalı Kıbrıslı Türklerin davet veya prosedürlere gereksinim olmadan köylerine rahatça gidebilmeleri için Kıbrıs sorununa yakın bir zamanda çözüm bulunmasını temenni etti.
MAHİ ise onlarca Kıbrıslı Türkün her gün Lefkoşa Rum Hastanesi acil servisine başvurup tedavi gördüğünü, KKTC hastanesi ambulanslarıyla götürülenlerin bunlara dahil olduğunu, en büyük sıkıntının lisan olduğunu yazdı.
Gazete başka bir haberinde İbrahim Sıdkı Mustafa (55) isimli bir Kıbrıslı Türkün Oroklini köyünde bir inşaatta çalışırken iki metre yükseklikten düşüp ağır şekilde yaralandığını ve Larnaka Rum Hastanesinde tedavi altına alındığını yazdı.
SİMERİNİ ise Kıbrıslı Türk uyuşturucu babalarının Rum tarafı için baş ağrısı olduğunu yazdı.
Gazeteye göre Rum Narkotik Şubesi Müdür Yardımcısı Haritos Yangu, dolaşımdaki sınırlamaların kısmen kaldırıldığı günden beri tespit edilen Kıbrıslı Türkler tarafından Güney Kıbrısa uyuşturucu madde götürülmesi olayının 6 olduğunu belirtti. Yangu, bir çok Kıbrıslı Rumun, uyuşturucu temin etmek için KKTCye geçtiğini ve KKTCde uyuşturucu tacirleriyle anlaşma yaptıklarını, Rum polisinin barikatlard
aki denetim yanında bilgi toplamaya da önem verdiğini anlattı.HARAVGİ Ekonomi Eki ise Güney Kıbrısta çalışan Kıbrıslı Türklerin eşit muamele görmesi yolunun hala daha uzun olduğunun belirtildiğini yazdı.
Gazeteye göre PEO Genel Sekreter Yardımcısı Sotiris Fellas son zamanlarda 600 dolayında Kıbrıslı Türkün haklarının savunulması çabası içinde sendikaya üye kaydedildiğini bildirdi.
HARAVGİ başka bir haberinde, dün Lefkoşanın Rum kesiminde Filistin ve Irak halkına dayanışma belirtilmesi için yapılan ve olaysız geçen gösteriye Kıbrıslı Türklerin de katıldığını kaydetti.
YENIDUZEN 29/09/2003
Peristeronada Türk ve Rum politikacılar Kıbrıs sorununu tar
BDH (Barış ve Demokrasi Hareketi) Dış İlişkiler Sorumlusu Özker Özgür, Aralık ayındaki seçimlerin yalnız Kıbrısın değil, Türkiyenin de geleceği ile doğrudan ilgili olduğunu söyledi.
Gelinen aşamada 14 Aralıkta kuzeyde gerçekleşecek seçimlerin sonuçları Türkiyedeki statükocuları gerileterek Kıbrısta çözümün önünü, Türkiyenin de AB yolunu açabilir mi? sorusuna yanıt aradığımızı belirten Özgür şöyle konuştu:
Bu mümkündür. Mümkün olduğu için Türkiyedeki statükoyu koruma çabası içinde olanların Aralık 2003 seçimlerimizi etkileme çalışmaları şimdiden başlamıştır.
Güney Kıbrısta Peristerona köyünde konuşan Özgür, sorunun yalnızca Kıbrıstaki statükoyu değiştirmekten ibaret olmadığını söyledi. Türkiyedeki statükonun Kıbrıstaki statükoyu, Kıbrıstaki statüko da Türkiyedekini etkilemekte olduğunu belirten Özgür, Bu nedenle sorunun çözümü zorlaşmaktadır ş
eklinde konuştu.Gelinen aşamada Kıbrıs sorunun hakça bir çözüme ulaşması Türkiyedeki statükonun değişmesine de yol açacağını belirten özgür Yani demokratikleşme sürecinin hızlanarak Türkiyenin Avrupa Birliği yolunun açılmasına neden olacaktır dedi.
Aslen Peristerona köyünden olan şair Neşe Yaşının kendi şiirlerinden örnekler de sunduğu gecede, köy muhtarı Neşe Yaşına dedesinin evinden alınarak yıllarca saklanan bir seramik su kabı hediye edildi.
YENIDUZEN 29/09/2003
Klerides: Planı değiştirmiştik
Klerides Geçmişte, Annan planının neler içereceği konusunda bazı bilgilere sahiptik ve önleyici mahiyette hareket ettik
Rum Yönetiminin eski Başkanı Glafkos Klerides, Kıbrıs konusu, Annan planı ve görüşme süreciyle ilgili önemli açıklamalar yaptı.
Geçmişt
e, Annan planının neler içereceği konusunda bazı bilgilere sahiptik ve önleyici mahiyette hareket ettik. Eğer şu veya bu konuyu içerirse biz onu reddedeceğiz dedik açıklamasında bulunan Klerides, ortaya koydukları bütün konular üzerinde olmasa bile, planda bazı değişiklikler yapıldığını, değişiklik yapılamayan maddelerin ise iki taraf arasındaki dengeyi bozan maddeler olduğunu söyledi.Klerides, Kıbrıs sorunuyla ilgili geçmişteki görüşme sürecinde, 4 İslam ülkesinin Kıbrıs sorununun 6 ay içinde çözümlenmemesi durumunda KKTCyi tanıma yoluna gidecekleri yönünde uyarıda bulunduğunu belirterek, gerek kendilerinin gerek BM Genel Sekreterinin görüşmelerin devam ettiğini gerekçe gösterip tanıma niyetlerine engel olduklarını bildirdi.
Glafkos Klerides, söz konusu açıklamaları, FİLELEFTHEROS gazetesine yaptı.
Gazete muhabiriyle söyleşi yapan Rum Yönetimi eski Başkanı Glafkos Klerides, Aralık ayının Kıbrıs konusunda bir dönüm noktası olup olmadığı yolundaki bir soruyu yanıtlarken, seçimi KKTCdeki muhalefetin kazanması durumunda Aralık ayının dönüm noktası olabileceğini söyledi.
Klerides, KKTCde muhalefetin kazanması ve Rumların görüşmelere içtenlikle yanaşmaması durumunda, Rum tarafının da Türk tarafı gibi uzlaşmazlıkla suçlanabileceğini, bunun dikkat edilmesi gereken bir tehlike olduğunu kaydetti.
MUHALEFET KAZANIRSA TEHLİKE GÖRÜYORUM--
Papadopulosun konuşmalarına dikkat etmesi, Annan planının kabulü, istila ve işgalin sonuçlarını kabul etmektir gibi sözler söylememesi gerektiğini, bunların derhal BM Genel Sekreteri ve bütün ülkelere, buradaki temsilcileri aracılığıyla iletildiğini söyleyen Klerides, böyle bir tehlike görüyor musunuz sorusuna şu cevabı verdi:
Eğer Kıbrıs Türk muhalefeti kazanırsa böyle bir tehlike görüyorum. Eğer kazanmazsa endişe edecek nedenimiz yoktur. Çünkü görüşmeler yapılsa da çözüm olmayacak. Nedeni ise görüşlerimizin Denktaşın görüşleriyle taban tabana zıt olmasıdır ve doğrudur.
Muhalefetin seçimleri kazanması durumuna hazırlıklı olmaları için çok şey yapılabileceğini, girişim hareketlerinin Türk tarafına geçmesine fırsat verilmemesi gerektiğini dile getiren Klerides, muhalefetin kazanması durumunda zorluklarımız olacağı sonucunu mu çıkarmalıyız? Bu izlediğimiz politikanın sonucu mu? Veya şu veya bu şekilde bu zorlukları karşılayabilecek miyiz? şeklindeki soruyu şöyle yanıtladı:
Annan planıyla ilgili politikamızın ne olacağı konusunda henüz zihnimizde açıklık bulunmuyor. Ne istiyoruz? İstediğimizin, çözümün yaşayabilir olması olduğu havası yaratmak için ne yapıyoruz. Çözüm yaşayabilir değildir diyoruz. Yaşayabilir olması için neyi tadil etmek istiyoruz. Bu yaşayabilir değildir ve yaşayabilir duruma getirilmelidir derken, bunun nasıl yapılacağını da söylemek gerekir.
ÇÖZÜME YAKLAŞMADIK ÇÜNKÜ DENKTAŞ KIMILDAMADI--
Başkanlığı döneminde herhangi bir zamanda çözüme yaklaşılıp yaklaşılmadığı sorusunu yanıtlayan Klerides, şöyle konuştu:
Görüşüme göre bir çözüme yaklaşmadık; çünkü Denktaş hiçbir konuda tutumunu değiştirmedi. Bir çözüme yakın bulunmak için bir tarafın da diğer tarafın da kımıldaması gerekir. Denktaş görüşmeler süresince Kıbrıs sorununun temel safhaları konusunda aynı görüşte kaldı. Kımıldamadı.
Bazı örnekler vereyim. Temel konulardan biri olan toprak konusunun görüşülmesini, önce egemenliğin tanınmasını istediği için kabul etmedi. Diğer bütün konularda anlaşmamızı ve daha sonra toprak konusunu tartışmamızı istiyordu. Güvenlik konusu safhasını Yunanistanla görüşmek istemiyordu. Bu konuyu görüşmek için bir Yunan heyeti Ankaraya gitti, ancak Türkler bunu görüşmeye hazır olmadıklarını söylediler. İki temel konudan birinde Denktaş ve birinde Türkiye yüzünden müzakere yapılmadı ve bir yere ulaşılamadı.
Mülkiyet konusunda istimlak ve değiş tokuş üzerinde durdu. Serbest dolaşım konusunda da kimin girip kimin çıktığı konusunda denetim olmasını istiyor. Dolayısıyla Denktaşın değişmez tutumlarında herhangi bir kımıldama olmamasından dolayı çözüm için hiçbir olasılık doğmadı.
Klerides, Annan planının tadiliyle ilgili bir soruya karşılık ise, göçmenlerin dönmesi için 10 yıllık bir zaman sınırlaması getirilmesi mantık dışıdır. Bu tadil edilmelidir. Başka bir büyük konu, kalabilecek sömürgecilerin sayısıdır. Bu müzakere edilmelidir dedi.
HALKIN SESI 29/09/2003
SECIMDE IKTIDARDA DERSINI VERIN
ODA YÖNETİMİ, SERT KARAR
LAR ALDI: Ekonomik yıkımın en çok etkilediği kesimin başında gelen, KKTC'nin en büyük kitle örgütü arasında yer alan Esnaf ve Zanaatkar Odası, mevcut iktidar döneminde ülke ekonomisinin alt üst olduğuna dikkat çekti. Oda, 14 Aralık 2004 seçimlerinde, seçmene çağrı yaparak 'Seçimde iktidara dersini verin' mesajını gönderdiSANDIĞA GİDERKEN YAŞADIKLARINIZI UNUTMAYIN:
Oda Sözcüsü Hürrem Tulga: 'Seçimlerde mevcut hükümete ders verme yanında, adanın ve insanımızın geleceği de belirlenecek. Ülkede şimdiye kadar yaşanan ve yaşanmakta olan çarpıklıkları unutmayalım. Beş yıldır yaşanan anomalileri dikkate alarak sandığa gitmeliyiz'İKTİDARLAR STATÜKOYU BESLEDİ:
Esnaf ve Zanaatkarlar Odası: 'Sorunların yaşanmasında statüko ve Kıbrıs sorunu ne kadar etkense, bir o kadar da iktidarın pay sahibi olduğunu belirtmek zorundayız. İktidarlar, statükoyu (gör beni göreyim seni sistemi) beslerken, büyütürken, kendileri de statükodan beslendiler'KARNE ZAYIF:
Esnaf ve Zanaatkarlar Odası'na göre hükümetin yarattığı yıkım tablosu: 'Yatırımlar durdu, sigortalar çöktü, bankalar batırıldı, hacizler başını alıp gitti. 1.5 yılda rakamlar 17 bine ulaştı, bileşik faizle kredi maliyeti yüzde 200 - 300 oldu, üretim geriledikçe geriledi, ödediğimiz astronomik vergiler maaş ödemelerine dahi yetmez oldu, işsizlik dev boyutlara ulaştı, işçilerin, ustaların güneye çalışmak için göçü devam ederken bunlara işletme sahipleri katıldı, yerel gelirler azaldı, bütçe açıkları büyüdü...'KIBRIS 29/09/2003
Denktaş: Annan planında tuzaklar var
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs Planı'nda kendilerine karşı büyük tuzaklar olduğunu belirterek, ''Bunları bulduğumuz için bizi uzlaşmaz görüyorlar'' dedi.
Ankara'dan İstanbul'a gelen Denktaş, Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi'nde askeri törenle karşılandı. Cumhurbaşkanı Denktaş, daha sonra gazetecilere, Kıbrıs Rum yönetimi lideri Papadopulos'un, ''ABD'li yetkililer ile BM Genel Sekreteri Annan'ın Denktaş'ın uzaklaştırılmasını istedikleri izlenimi verdikleri'' yönündeki açıklamalarını değerlendirdi.
''Duaları, temennileri budur. Beni engel görüyorlar'' diyen Denktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Ben nereye engelim, Kıbrıs'ta Rum hakimiyetinin Türk halkına empoze edilmesine engelim. Türkiye'nin 1960'da elde etmiş olduğu hakların ortadan kaldırılmasına ve Türkiye'nin Kıbrıs'la ilgisinin koparılmasına engelim. Halkımın kurucu, ortak statüsünden azınlık statüsüne indirilmesine engelim. İki kesimlilik anlaşmasının, içimize 80 bin Rum koyarak bozulmasına engelim. Halkımın yarısından fazlasınınyeniden göçmen olmasına ve Kıbrıs'ın Avrupa Birliği (AB) yoluyla dolaylı Enosis'e ulaşmasına engelim. Çünkü Annan Planı, bütün bunların yapılabilmesini mümkün kılmaktadır.''
MUHALEFETİ ELEŞTİRDİ
Denktaş, Annan'ın Kıbrıs Planı'nın ''çok incelikli düşüncelerle hazırlanmış bir plan olduğunu'' vurgulayarak, şunları kaydetti:
''İçinde bize karşı büyük tuzaklar vardır. Bunları bulduğumuz için bizi uzlaşmaz görüyorlar. Papadopulos, Annan Planı'nın büyük ölçüde kendi lehlerine tadil edilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Demek ki, hazır bir plan yok. Biz bunun tamamen felsefesinin değişmesini istiyoruz. Felsefesi Kıbrıs'ı bir Rum adası olarak görmekte, Kıbrıs Türkleri'nin korunabilmesi için haklar vermektedir ki, bizce bunlar yeterli değildir. Tabiatıyla bizim ortadan kalkmamızı hepsi dua etmekte, beklemektedir.
İçimize de buna uygun bir muhalefeti, buna uygun bir şekle sokmuşlardır. Maddi ve manevi yardımları, müdahaleleriyle Rum tarafı, 'doğal müttefikimizdir Türk muhalifleri' demektedir. Doğal müttefik haline geldikten sonra siz artık durumu anlayın. Onun için kendi açılarından doğruyu söylemişlerdir.''
'GÖREVİM DEVLETİ KORUMAKTIR'
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, halkın seçtiği kişi olduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle tamamladı:
''Görevim, Meclis'te yaptığım yemin gereğince devleti korumaktır. Devletin korunabilmesi için Türkiye'ye verilmiş olan hakların baki kalması, bunların sulandırılmaması gerekmektedir.
Ümit ederim ki, seçimlerden sonra Türk halkı, iradesini devletinden yana, Türkiye'nin haklarının, etkin garantörlüğünün devamından yana gösterecektir. Rumlar'a 'meşru hükümetsin' diyenler, Annan Planı'nı hazırlayanlar bir kez daha düşünecekler. Türkler'e yapmış oldukları haksızlığı görecekler ve bu haksızlığı ortadan kaldırmak için 2 devlet arasında ortaklık kurulmasına yardımcı olacaklar.''
HURRIYET 30/09/2003
| Verheugen: Annan planı hala masada | ||
|
AB Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu üyesi Günter Verheugen, Türkiye-AB ilişkilerinin umut verici bir noktada olduğunu söyledi ve hükümetin siyasi reformlar konusundaki çabasını övdü. |
||
|
Güldener Sonumut/Brüksel |
|
30 Eylül 2003 NTV Brüksel muhabiri Güldener Sonumutun sorularını yanıtlayan Verheugen Kıbrıs konusunda is,e Annan planının müzakerlerele temel teşkil etmesi gerektiğini söyledi. |
Güldener Sonumut: Sayın Verheugen, ilk olarak, bugün itibarı ile Türkiye-AB ilişkilerinin vardığı noktayı kısaca değerlendirir misiniz?
Verheugen: Çok umut verici bir aşamadayız. Stratejilerimiz başarılı bir şekilde işlemekte. Geçen yıl Kopenhagda güncellenen strateji ile, modern Türkiye, kuruluşundan bu yana en önemli, en ileri siyasi reform sürecini uygulamaya koydu. Şunu itiraf etmeliyim, mevcut hükümetin bu sürece bu denli bağlı olduğunu görmek bizi hayli etkiledi. Türkiye bizim için artık istikrarlı ve öngörülebilir bir ortak. Çünkü mevcut hükümet, siyasi reformları, sadece üyelik müzakerelerine başlamak için bir yerine getirilmesi gereken bir zorunluluk olarak değil, bunun ötesinde, kendisi için koyduğu bir amaç olarak görüyor.
Yani bu hükümetle önceki hükümetler arasında böyle bir fark mı görüyorsunuz?
Önceki koalisyon hükümetinin bazı ortakları, siyasi reformları kabul etmediler, bu süreci de gönülsüz desteklediler. Gerçi onlar için de AB yapılarıyla bütünleşmek önemliydi, ama reform fikrinden hiç hoşlanmadılar. Tabii koalisyonun bazı ortaklarından söz ediyorum, hepsinden değil.
DEHAPla ilgili son karara ne diyorsunuz?
Bakan Gül, açıkça ifade etti; Bu siyasi istikrarı bozmayacak bir karar dedi. Ben, Mecliste çoğunluğa sahip olan bu hükümetin siyasi ve ekonomik reformları sürdüreceğine inanıyorum.
5 Kasımda yayımlanacak İlerleme Raporunda Türkiyeye nasıl bir mesaj verecek Avrupa Birliği?
Bunu söylemek için çok erken. Daha raporun taslağını bile görmedik, ama tahminim, raporda, reform sürecine ilişkin pozitif değerlendirmeler yer alacağı ve hükümetin çabalarına, kaydedilen gelişmeye vurgu yapılacağı yönünde. Tabii ki, eksikler ve zaaflar da bildirilecek. Türk yetkililer, reformları uygulamada zorluklarla karşılaştıklarını söylemiş ve bu yönde daha fazla çaba harcayacaklarını zaten söylemişlerdi.
Son sorum Kıbrısla ilgili. Annan Planı sizce hala geçerli mi ve 14 Aralık seçimlerinden önce müzakereler yeniden başlayabilir mi?
Annan planı hala masada ve bizce bu plan, müzakerelere temel teşkil etmeli. Müzakereler her an yeniden başlayabilir. Türk tarafının yıl sonunda önce masaya dönmesini beklemek pek gerçekçi görünmeyebilir. Ama bence hala fırsat var ve bu fırsat, Kıbrısın 2004 Mayıs ayında ABye birleşik bir ada olarak katılması için kesinlikle değerlendirilmelidir.
Denktaş: Amerika'nın iç işlerimize bu denli karışmasını kabul edemeyiz
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs Türklerinin, ABD'den kendilerini kurtarması konusunda yardım istemediklerini belirterek, ''Şimdi onun bize ver de kurtul demeye hakkı yok'' dedi.
ABD'nin, Annan planının kendi çıkarlarına uygun olduğunu daha önce açıkladığını ifade eden Denktaş, ''Biz, Amerikan çıkarlarına zarar vermek istemeyiz ama çıkarlarımız uyuşmuyor'' de
di.Türkiye'nin garantisini ortadan kaldıran bir planı kabul etmelerinin mümkün olamayacağını kaydeden Denktaş, şunları söyledi:
''Biz Amerikalılardan bunca yıldır destek bekledik, ama Yunan lobisini memnun etmek için, Miloseviç'in yaptıklarını bize yapan Makaryos'u meşru hükümet olarak tanımayı tercih ettiler. Biz Amerikadan gel bizi kurtar diye yardım beklemedik. Şimdi onun bize ver de kurtul deme hakkı yoktur. Çünkü söyledikleri ver ve kurtuldur.''
Kıbrıslı Rumların, Kıbrıs makamını 40 yıldır terör zoruyla işgal ettiğini kaydeden Denktaş, ABD'nin bunun bilinci içinde olduğunu ve gerçeği görmeye başlaması gerektiğini söyledi. Denktaş, ''Amerikanın iç işlerimize bu denli karışmasını kabul edemeyiz. Bize yardımcı olacaklarsa taraf tutmasınlar'' diye konu
ştu.ZAMAN 30/09/2003
SKANDAL!
Kutlu Adalı cinayetine ilişkin polis açıklaması, yeni soru işaretlerini gündeme getiriyor...
Polis Genel Müdürlüğü açıklamasına göre göre gazeteci Kutlu Adalı cinayetinde adı sıkça geçen ülkücü mafya lideri Abdullah Çatlı öldükten sonra da Kuzey Kıbrısa giriş-çıkış yapmış! 3 Kasım 1996da ünlü Susurluk kazasında ölen Çatlı, KKTC Polis Genel Müdürlüğünün resmi açıklamasına göre 11 Temmuz 1997de KKTCye giriş, 13 Temmuz 1997de de çıkış yapmış!
3 Kasım 1996da Susurluk kazasında ölen Abdullah Çatlı, 1997de kuzey Kıbrısa giriş çıkış yapamayacağına göre, ya kazada ölmemiş ya da Abdullah Çatlının kimliğiyle adaya giriş çıkış yapan başkaları bulunuyor!...
Türkiyede yayımlanan haftalık haber dergisi AKTÜELin 24-30 Eylül 2003 tarihli sayısında Kıbrıstaki susurluk başlığıyla ve Ferruh Yazıcı imzasıyla yayımlanan geniş röportajın YENİDÜZEN gazetesinde iktibas edilmesi üzerine Polis Genel Müdürlüğünün 27 Eylül 2003 tarihinde TAK Ajansı aracılığıyla Kıbrıs Türk medyasına ya
ptığı açıklama, yeni soru işaretlerini de gündeme getirdi. AKTÜEL dergisinin Cinayet günü Abdullah Çatlı Kıbrıstaydı sözlerini yalanlayan polis, YENİDÜZEN gazetesi yazarlarından gazeteci Kutlu Adalının 6 Temmuz 1996da evinin önünde faili belli bir cinayetle öldürülmesinde adı sıkça geçen ülkücü mafya lideri Abdullah Çatlının öldükten sonra da kuzey Kıbrısa giriş-çıkış yaptığını beyan ediyor. 3 Kasım 1996da ünlü Susurluk kazasında ölen Çatlı, KKTC polis kayıtlarına göre, öldükten sonra da 11 Temmuz 1997de KKTCye giriş, 13 Temmuz 1997de de KKTCden çıkış yapmış!3 Kasım 1996da Susurluk kazasında ölen Abdullah Çatlı, 1997de kuzey Kıbrısa giriş-çıkış yapamayacağına göre, ya kazada ölmemiş ya da Abdullah Çatlının kimliğiyle adaya başkaları giriş çıkış yapmış...
POLİS AÇIKLAMASI NE DİYORDU
Polis Genel Müdürlüğünün 27 Eylül 2003 tarihinde TAK Ajansı aracılığıyla yaptığı ve Kıbrıs Türk basınında 28 Eylül 2003 günü yayımlanan açıklamasında şöyle deniliyordu:
Polis Genel Müdürlüğü gazeteci Kutlu Adalının öldürüldüğü 6 Temmuz 1996 tarihinde Abdullah Çatlı veya takma olarak kullandığı Mehmet Özbay adında birinin KKTCde bulunmadığını açıkladı.
Polis Genel Müdürlüğünden yapılan basın açıklamasında, Türkiyede yayınlanan 24-30 Eylül 2003 haftalık Aktüel dergisinde Kıbrısta Susurluk başlığı ile verilen haberde Cinayet Günü Çatlı Kıbrıstaydı iddialarının yer aldığı ve Kutlu Adalıyı öldürenin Abdullah Çatlı olduğunun vurgulandığına dikkat çekilerek, şöyle denildi:
Bu hususta hazırlanan dosyada yapılan incelemede, Kutlu Adalının öldürüldüğü 6 Temmuz 1996 tarihinde Abdullah Çatlı veya takma olarak kullandığı iddia edilen Mehmet Özbay adında birinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde bulunmadığı tespit edilmiştir.
Muhaceret kaynaklarından yapılan incelemede ise, Abdullah Çatlının KKTCye 11 Temmuz 1997 tarihinde giriş, 13 Temmuz 1997 tarihinde çıkış yaptığı, Mehmet Özbay isimli şahsın, 26 Nisan 1996 tarihinde giriş, 1 Mayıs 1996 tarihinde çıkış yaptığı; Yavuz Alat isimli şahsın, 21 Ekim 1997 tar
ihinde giriş-28 Ekim 1997 tarihinde çıkış yaptığı tespit edilmiştir.Adı geçen kişilerin cinayet döneminde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine giriş çıkışlarının görülmemekte olduğu kamuoyunun bilgisine saygıyla sunulur.
GONCA USLA TATİLİ KAYITLARA DAHİL EDİLMEDİ
Polisin açıklamasında, Abdullah Çatlının sevgilisi Gonca Usla, Kutlu Adalı cinayeti işlendiği sırada Kıbrısta tatilde olduğu belirtilmemiş. Gladionun Türk Tetikçisi: REİS başlıklı ÖTEKİ YAYINEVİ tarafından yayımlanan Ekim 1997de basılmış Soner Yalçın ve Doğan Yurdakulun kitabında ise bu konuda şöyle deniliyor:
...Mağusa yolu üzerindeki 1520 yıllık St. Barnabas Kilisesi 14 Mart 1996 gecesi kimliği bilinmeyen bir grup tarafından soyuldu. Soyguna katılanların KKTCnin istihbarat örgütü Sivil Savunma Teşkilatından olduğu söyleniyordu. Kıbrısın MİTi ile Abdullah Çatlının yakın ilişkisi olduğu da iddia ediliyordu. Bu olayı araştıran Kıbrısın Uğur Mumcusu lakaplı gazeteci Kutlu Adalı 6 Temmuz 1996 akşamı Lefkoşada evinin kapısının önünde
vurularak öldürüldü. Cinayeti, TİT (Türk İntikam Tugayı) üstlendi ve cinayet Faili meçhul olarak kaldı. Ama Adalıyı vuran kurşunların Uzi marka bir silahtan çıktığı kesinleşti. Kıbrıs polisinin kayıtlarına göre Abdullah Çatlı ailesiyle yaptığı tatilden iki ay sonra yavru vatana bu kez de Gonca Us ile gelmişti. 5 Temmuz tarihinde giriş yapan Çatlı sekiz gün kaldıktan sonra Kıbrıstan ayrılmıştı. Kutlu Adalının öldürüldüğü tarihte Kıbrısta bulunan Abdullah çatlının cinayetle bir ilgisi var mıydı? Hiçbir delil yoktu..."AKTÜELE HERHANGİ BİR AÇIKLAMA GÖNDERİLMEDİ!
Öte yandan ne Polis Genel Müdürlüğü, ne de AKTÜEL dergisindeki yazıda adı geçen emekli polis Altay Sayılın AKTÜEL dergisine herhangi bir açıklama göndermediği öğrenildi. Yazıyı iktibas eden YENİDÜZEN ve AFRİKAya açıklama göndererek yasal yollara başvuracağını bildiren Sayılın aynı açıklamayı esas yazının kaynağı olan AKTÜELe göndermediği öğrenildi.
YENIDUZEN 30/09/2003
Gizli pazarlıklar yapılıyor!
Kapalı kapılar ardında
FİLELEFTHEROS Türkiye Kendine Göre Değişiklik Talep Etti Ankara ABDyi Yardıma Çağırdı Ancak Şimdi Karşılık Bulmadığı Görülüyor Amerikalılar Askersizleştirmeden De Söz Ediyor başlığıyla manşetten verdiği haberinde, Ankaranın son zamanlarda, Kıbrıs konusunda görüşmeler yapıldığını da Annan planında yapılması muhtemel değişiklikler için ABDden yardım talebinde bulunduğunu iddia etti, şunları yazdı:
Amerikalı yetkililer Brükselde son ABD-AB görüşmelerinde Avrupalı muadillerini bilgilendirirken Türk hükümetiyle yapılan son görüşmelere de değindi ve Türk yetkililerin, Kıbrıs sorununa ilişkin bir dizi temel konuda Ankaranın hassasiyetlerinin dikkate alınmasını talep ettiklerini söylediler.
Türk tarafının Amerikalılara bahsettiği konulara değinilmiyor. Bunlar ise dolaylı ancak net şekilde ABD-AB troikası arasında yapılan görüşmelerden anlaşılıyor. Amerikalıların Brüksel toplantısında Kıbrıs Türk tarafının diyalog masasına dönmesi ve Ankaranın da 1 Mayıs 2004ten önce bir çözüm bulunması için çözüm çabalarına daha fazla dahil olması gerektiğini Türk yetkililere vurguladığı söyleniyor.
Amerikalıların Avrupalıları bilgilendirmesine göre Türklerin güvenlik konusunda belirttiği endişelere rağmen ABD, Kıbrısın sonuçta askerden arındırılabileceğini savundu.
Amerikalılara göre, Türk yetkililerle görüşmelerinde sözde dikenli konular da gündeme geldi.
Somut olarak yeniden yerleşme ve konunun ekonomik boyutu (tazminat, konut inşası, konutların tamiratı) konusunda ABDnin uluslararası bağış kuruluşları tarafından katkı olacağı yönünde Türkleri rahatlattığı söyleniyor. Amerikalılar, toprak ayarlaması çerçevesinde yer değiştireceklerin sayısının Türklerce yüksek gösterildiği değerlendirmesinde de bulundular.
YENIDUZEN 30/09/2003
Edelman: ''Denktaş bloke etmesin''
ABDnin Ankara Büyükelçisi Eric Edelman, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşı eleştirerek, Kıbrıstaki ilerlemeyi bloke etmemeli diye konuştu
Altıncı Uluslararası Savunma Sanayi Havacılık ve Denizcilik Fuarı İDEF 2003 çerçevesinde düzenlenen sempozyumuna katılan ABDnin Ankara Büyükelçisi Eric Edelman, Kıbrıs sorunu konusunda, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşa sert bir mesaj gönderdi. Edelman, Denktaş ilerlemeyi bloke etmemeli diye konuştu. Büyükelçi, Kıbrıs için zamanın daraldığı uyarısında da bulundu.
TÜRKİYE, ABDNİN GÜÇLÜ PARTNERİ
Eric Edelman, PKK/KADEKle mücadelede ülkesinin Türkiyenin en güçlü partneri olmaya devam edeceğini söyledi. K. Irakın, PKK/KADEKten temizlenmesi konusunda, ülkesiyle Türkiyenin aynı doğrultuda olduklarını vurgulayan Edelman, kimsenin bundan şühe duymaması gerektiğini kaydetti. Büyükelçi, ABDnin Irakın, toprak bütünlüğünün korunmasında kararlı olduğunu da belirtti.
Büyükelçi Edelman, ABDnin Ermenistanla komşularının ilişkilerinin gelişmesi için çalışmaya devam edeceğini ifade etti. Edelman, bu ç
YENIDUZEN 30/09/2003
''CTP-BİRLEŞİK GÜÇLER'' DEKLARASYONU
YENİ BİR KIBRIS İÇİN
Kıbrıs Türk toplumunun ezici bir çoğunlukla karar verdiği şekilde, Avrupa Birliği mensubu yeni bir Kıbrıs kurmak için birleşiyoruz. Halkın referandum hakkını gasp ederek, yeni bir Kıbrısa giden yolu tıkayan statükocuları, Aralık 2003 seçimlerinde demokratik yöntemlerle siyasetten sileceğiz.
Bu tarihi görevi, gerçek halk iradesini KKTC Meclisine yansıtarak, CTP-Birleşik Güçlerin tek başına ezici bir çoğunluk elde etmesini sağlayarak başaracağız.Statükonun bitişi ile, kendi saltanat dönemlerinin sona ereceğini anlayan ve bundan korkan statükocuların (Denktaş ve UBP-DP yönetiminin), çözümsüzlüğü sürdürmek yönünde göstermekte oldukları nafile çabaları boşa çıkararak; halkımızın Avrupa Birliğindeki eşit ortaklığını, hatta toplumsal varlığını tehlikeye atmalarına izin vermeyeceğiz. Bir avuç statükocu dışında ayrımsız tüm KKTC yurttaşları, daha önce hangi partiye oy vermiş olursa olsun CTP-Birleşik Güçlerin kendi öz insanıdır. Toplumumuzu dünya toplumları dışına, yalnızlığa, ekonomik sefalete ve dolayısı ile yoksulluk ve yok oluşa sürükleyen ve bu rotalarında ısrar eden statükocuları tam bir hezimete uğratmak için, ayni hedefi gözeten herkesle el ele ve omuz omuza, aşağıdaki şu ana amaçları gerçekleştireceğiz:
1- Kıbrıs Türk Kurucu Devletinin, Kıbrıs Rum Kurucu Devleti ile eşit statü ve yetkide olacağı bir ortaklık devletine dayanan Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti çatısı altında Avrupalı olacağız.
2- Halkımızın kendini özgürce ifade edeceği ve ekonomik refahı paylaşacağı Birleşik Kıbrıs Cumhuriyetinde güvenlik gereksinimlerimize önem verecek ve Türkiyenin garantörlüğünün devamını sağlayacağız.
3- Mayıs 2004e dek yukarıdaki ilkelerle bir çözüme ulaşarak, Kıbrıs Türk tarafının da Avrupa Birliğine eşitlik ve ortaklık zemininde katılımını sağlayacağız.
Amaçlarımızı gerçekleştirmek için CTP-Birleşik Güçler olarak izleyeceğimiz yöntem ve uygulayacağımız program ise şöyledir:
1- Kıbrıs sorununun Annan Planı zemininde müzakere edilerek çözümünü ve Kıbrıs Türk Toplumunun Avrupa Birliğine hazırlanmasını esas alan bir hükümet kuracağız.
2- BM gözetimindeki görüşmelere hemen başlayacak siyasi iradeye ve donanıma sahip yeni bir görüşme heyeti belirleyeceğiz. Görüşme sürecini, Meclis ve sivil toplum örgütleri aracılığıyla halkı bilgilendirerek yürüteceğiz.
3- Yeni bir Kıbrısın kurulmasında ve Avrupaya üyelik sürecinde Türkiye ile istişare halinde ve birlikte Kıbrıslı Türklerin hak ve çıkarlarını savunulurken, Türkiyenin uluslararası antlaşmalardan doğan hak ve çıkarları da gözetilecektir.
4- BM ile ABnin yanısıra, Annan Planına dayalı bir çözümün tarafları olan Türkiye, Yunanistan ve İngiltere arasında karşılıklı yarara dayalı olarak gelişecek ilişkiler kurulması için diplomatik girişimler yapacağız. Kıbrıs sorununun çözümlenme ve ABye giriş sürecinde Türkiye Cumhuriyetinin de Avrupa Birliği yolunda ilerlemesine katkıda bulunmakta olduğumuzun bilincindeyiz.
5- Birleşik Kıbrıs Cumhuriyetinin diğer tarafı olan Kıbrıs Rum Toplumuyla, onların siyasal oluşumları ve diğer toplumsal, ekonomik, kültürel kurumlarıyla, her iki toplumun eşitliği temelinde, çözüme yardımcı olacak ve barışı kökleştirecek bir işbirliği ortamı geliştireceğiz.
6- Toplumumuzun siyasal ve ekonomik yapısını Kopenhagen ve Maastricht kriterlerine uyarlamaya ve AB ile tam uyumu sağlamaya dönük bir program uygulayacağız. CTP-Birleşik Güçlerin şimdiden çalışmaya başlayan Yeni bir Kıbrıs için Kurucu Komitelerini toplumun değişik kesimlerine açacağız.
7- Avrupalı değer ve ilkeleri gözeten bir Hükümet Programı uygulayacağız. Hukukun üstünlüğüne dayalı, hesap verilebilen, şeffaf ve demokratik bir ortamı teşvik ederken, kamu kaynaklarının partizanca savurganlığını engelleyeceğiz. Kaynakları, ekonomik gelişme, kobilerin desteklenmesi, sağlık, eğitim, çalışma yaşamı, sosyal güvenlik ve çevreye dönük yatırımlar için kullanacağız. Avrupa Birliğinin serbest rekabete dayalı piyasa ekonomisi temelindeki ekonomik ilişkilerinin bilincinde olarak, toplum ekonomisinin hem dış rekabete kabiliyetli ve açık olması, hem de iç dinamiklere dayandırılması ve ekonomik üretkenlik ile verimliliğin artırılması için gereken yapılırken, ayni zamanda Avrupa Sosyal Sözleşmesini de imzalayarak çalışma dünyasında sosyal adalete dönük bir refahı sağlayacağız. Avrupalı bir yaklaşımla, devleti, yapısındaki hantallıktan ve aşırı merkeziyetçilikten kurtaracak ve teknik devlet özelliğinde yapılandırarak Yerel Yönetimlerin etkinliğini artıracağız.
8- CTP-Birleşik Güçlerin öncelikli icraatlarından biri de, Annan Planı zemininde ulaşılacak çözümde, özellikle nüfus, vatandaşlık ve mal-mülk konularında tüm KKTC yurttaşlarının sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik haklarını korumak olacaktır. Ayrıca uygulamalarda, özellikle yer değiştirme zorunda kalacak insanlarımızın mağdur olmayacağı düzenlemelere, Uluslararası Hukuk ilkeleri bağlamında Kıbrıslı Türklerin mülkiyet rejiminin güvence altına alınmasına özen gösterilecek ve yurttaşların herhangi bir mağduriyete düşmemeleri için gerekli önlemler alınacaktır.
Yukarıdaki amaçlarla, CTP- Birleşik Güçleri oluşturan Cumhuriyetçi Türk Partisi ile sendikalar, birlikler, odalar, dernekler ve diğer sivil toplum örgütleri; ayrıca bağımsız aydınlar ve toplumun öncü siyasi temsilcileri olarak hiçbir kişisel ya da zümresel çıkar gözetmeden biraraya geldik. Parti çıkarlarına, siyasi çekişmelere kapılmaksızın, bu kritik dönemde, ayrımsız tüm KKTC yurttaşlarının gönül rahatlığıyla oy verebileceği bir birliktelik oluşturduk. Sağ-sol cepheleşmeye değil, tüm toplumla birleşmeye yönelen CTP-Birleşik Güçler, halkımızı Avrupa Birliğine taşıyabilecek yegane güçtür.
CTP- Birleşik Güçler, halkımızı iktidar yapmak ve yeni bir Kıbrıs kurmak için seçim sürecinde oluşturacağı birlik ve bütünlüğü seçim sonrasında da yürütecektir. Seçimlerle ortaya çıkacak Meclis Gurupumuz, parti ve grup kararları doğrultusunda tam bir dayanışma ve disiplin içerisinde hareket ederek çözümü ve Avrupalı yeni Kıbrısın kuruluşunu gerçekleştirmek için üzerine düşen her görevi yerine getirecektir.
CTP - Birleşik Güçler
Yeni bir Kıbrıs projesi
Siyasi, Ekonomik ve Toplumsal Yeniden Yapılanma
ve Avrupa Birliğine uyum
Çözüm ve Avrupa Birliği hedefimiz doğrultusunda halkın vereceği icra görevi ile hayata geçireceğimiz siyasi, ekonomik ve toplumsal yeniden yapılanma ve Avrupa Birliği muktesebatına uyum perspektifi içerisinde gerekli hazırlık ve adımları bilimsel bir sistematikle ortaya koymak üzere bir çalışma programlanmıştır.
Bu amaçla bir Genel Koordinasyon Kurulu oluşturulmuştur. Genel Koordinasyon Kurulunda değerlendirilip sonuçlandırılmak üzere de Avrupa Birliği muktesebatındaki dağılımı da dikkate alarak Komisyonlar oluşturulmuş ve çalışmalar başlatılmıştır.
Genel Koordinasyon Kurulu, belirlediği kapsam ve sistematik çerçevesinde başlattığı çalışmaları, komisyonlarda hazırlanacak uzman raporları ile nihai komisyon raporlarını da değerlendirerek sonuçlandıracaktır.
Her komisyonda görev alan uzmanlar, konuyla ilgili kendi raporlarını sunma yanında, komisyona sunulan tüm raporların tartışılarak müşterek bir komisyon raporunun hazırlanmasına katkıda bulunacaklardır. Komisyonlar, bir koordinatör ve bir raportörü kendi arasında seçerek çalışmalarını başlatmıştır.
CTP - Birleşik Güçler, Yeni Bir Kıbrıs için Siyasi, Ekonomik ve Toplumsal Yeniden Yapılanma ve Avrupa Birliğine Uyum Projesi, Genel Koordinasyon Kurulu ve toplam 17 komisyondan oluşmaktadır. Bu komisyonlarda toplam 152 uzman ve akademisyen görev yapmaktadır.
KOMİSYONLAR
Genel Koordinasyon Kurulu
1- Tarım, Hayvancılık ve Balıkçılık Komisyonu
2- Ekonomi ve Maliye Komisyonu
3- Eğitim Komisyonu
4- Kültür Komisyonu
5- Çalışma Yaşamı Komisyonu
6- Bayındırlık ve Ulaşım Komisyonu
7- Enerji Komisyonu
8- Çevre Komisyonu
9- Sağlık Komisyonu
10- İletişim Komisyonu
11- Hukuk Komisyonu
12- Dış İlişkiler ve Güvenlik Komisyonu
13- Turizm Komisyonu
14- Gençlik ve Spor Komisyonu
15- Tüketici Hakları Komisyonu
16- Kamu Yönetimi Komisyonu
17- Yerel Yönetimler Komisyonu
YENIDUZEN 30/09/2003
Genişlemeden önce Kıbrısı çözün
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Brükselde, Avrupa Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu üyesi Günter Verheugenla bir araya geldi
Günter Verheugen görüşmeden sonra yapılan ortak açıklamada, Türkiyenin genişleme süreci açılmadan önce Kıbrıs sorununun çözülmesi gerektiğini söyledi. Verheugen, Yargıtayın DEHAP kararıyla ilgili olarak da, Umarız Türkiyedeki siyasi istikrarı bozmaz yorumunu yaptı. Gül ise, kararın seçim sonuçlarını deği
ştirmeyeceğini, seçim olsa da kendilerini etkilemeyeceğini söyledi.Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve ABnin Genişlemeden Sorumlu üyesi Günter Verheugen Brükselde bir araya geldi. Gül ve Verheugen görüşmeden sonra ortak bir basın toplantısı düzenlediler. Görüşmede Hükümetin gerekleştirdiği uyum yasalarının ve 5 Kasımda açıklanacak ilerleme raporunun yanısıra Kıbrıs konusu da görüşüldü.
Günter Verheugen, Önümüzde Kıbrıs için Annan planına bağlı olarak bir çözüm fırsatı vardedi. Kıbrıs sorununa genişlem
Yunanistan Dışişleri Bakanı George Papandreu AB Komiseri Günter Verheugen ile görüştü.ABHaberin aldığı bilgiye göre toplantının ana gündemini Kıbrıs ile Türkiye-AB ilişkileri oluşturdu.
Papandreunun toplantıda , Kıbrıs Rum kesiminin AB üyeliği süreci ile Türkiye-KKTC Gümrük Birliği çerçeve antlaşması, KKTCde aralık ayında yapılacak seçimleri gündeme getirdiği ayrıca AB Komisyonunun üzerinde çalıştığı Türkiye raporu ile
HALKIN SESI 30/09/2003
Kıbrıs sorununu halletmeyen Rumlardır
İngilizlerin, Rumların öncüsü olduğunu ifade eden Denktaş, bütün Kıbrısı ABye götürmeyi hedefleyenlerin amaçlarının Türk askerinin tümünün adadan çıkması olduğunu söyledi
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrısın, uluslararası antlaşmalara göre, Türkiyenin üye olmadığı bir kuruluşa giremeyeceğini söyledi.
Kars Belediye Başkanı Naif Alibeyoğlunu makamında ziyaret eden Cumhurbaşkanı Denktaş, burada yaptığı açıklamada, Kıbrısın tarihi gelişimi hakkında bilgi vererek, 1960 yılında imzalanan antlaşmayı anımsattı.
Kıbrısın, Türkiyenin üye olmadığı bir kuruluşa giremeyeceğini ifade eden Denktaş, Uluslararası antlaşmalar buna amildir. Ama İngilizler, ne der: (1960 antlaşmasında üsler bana bırakılmıştır...) Üsleri korumak İngiltere, Yunanistan ve Türkiyenin görevleri arasındadır. Kurulan ortaklığı korumak da aynı garantörlerin yetkisi altındır. Ama İngiliz, (Ben bu antlaşmayı sizin okuduğunuz gibi okumuyorum) diyor. Türkiyenin haklarına gelince antlaşmayı okumaz diye konuştu.
İNGİLİZLER RUMLARIN ÖNCÜSÜDÜR
İngilizlerin, Rumların öncüsü olduğunu ifade eden Denktaş, bütün Kıbrısı ABye götürmeyi hedefleyenlerin amaçlarının Türk askerinin tümünün adadan çıkması olduğunu söyledi.
Ortaya çıkacak bu durumda, adadaki üslerden İngiliz ve ABDlilerin istifade edeceklerini anlatan Denktaş, şöyle devam etti:
"AB de bundan istifade edecek. ABnin katılımıyla, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesiminin de asker vereceği bir teşkilat haline getirilecek olan Kıbrısta, (Türk askerinin işi ne?, Türkiyenin hakkı ne?) diyecekler. Bunu oraya götürüyorlar. Bunu kimsenin gördüğü yok.
"HALLETMEYEN RUM TARAFIDIR"
Rum tarafının, kendilerini, bütün Kıbrısın meşru hükümetiymiş gibi gördüklerini dile getiren Denktaş, Bir an önce halledin diyorlar. Halletmeyen taraf biz değiliz. Halletmeyen taraf, (bütün Kıbrısın meşru hükümetiyim) diyen Rum tarafıdır. Onlar niçin direniyorlar? İngiliz, ABD ve diğer ülkeler kendilerine (sen bütün Kıbrısın meşru hükümetisin) demişler. Şimdi bunu cebine atmış. Adam çıkarıp bize bir şey verir mi? Ama biz diyoruz ki, senin kadar biz de devletiz, senin kadar biz d
e hükümetiz. Eğer sözleşmek istiyorsan, bu gerçekleri kabul et...ANNAN PLANI İNTİHARDIR
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annanın Kıbrıs Planıyla ilgili olarak, Bir İngiliz hukukçunun da söylediği gibi Türkler tarafından kabul edildiği taktirde bir intihar meselesidir... Hakikaten bir intihar olur bizim için. Onun için direnmek, diretmek lazım. Pazarlığı sürdürmek lazım dedi.
Denktaş, Rum kesimi eski lideri Kleridesin, 4 Müslüman devlet KKTCyi tanıyacaktı, biz baskı yaptık ve önledik sözlerinin hatırlatılması üzerine, şunları söyledi:
Her İslam ülkesindeki toplantıya geliyorlar, muazzam kulis yapıyorlar. İslam ülkeleriyle büyük iş ilişkileri kurmuşlar bu maksatla ve engellemeye çalışıyorlar. Dostluk değil tabii bu. Bizim Türk-Müslüman halk olarak İslam Konferansında yerimizi almamız bir haktır. Bu hakkı önlemek suretiyle dostluk değil, düşmanlık gösteriyorlar, buna devam ediyorlar.
Denktaş, Kleridesin, Annan planı hazırlanırken, bunun neler içereceği konusunda bilgilere sahip olduk, bizimle görüştüler ve aleyhimize olan kısımları önleyici tedbirler alma fırsatını bulduk şeklindeki beyanını da hatırlatarak, şöyle konuştu:
Bu bizim eskiden beri söylediğimizdir. De Soto, Rumların Başsavcısı Markidisle tam bir işbirliği içerisinde hareket etmiştir. Ben Kleridesle bu planın felsefesi, vizyonu üzerinde konuşmak istediğimde, tabiatıyla bunu konuşsak ve haklı, adaletli bir netice çıksa biz kazanacağız. Klerides buna karşı çıkar çıkmaz De Soto da karşı çıktı. Dolayısıyla bütün
dünyayla savaştık. Annan Planı bir İngiliz hukukçunun da söylediği gibi Türkler tarafından kabul edildiği taktirde bir intihar meselesidir. Ne gibi intihar... Egemenliğimiz, devletimiz ortadan gider, eşitliğimiz zaten çok yarım yamalak bir şeydir. Türkiyenin Kıbrıs üzerindeki hakları giderHALKIN SESI 30/09/2003
Rumlar, Türkiye'yi veto edebilir
AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günter Verheugen, Türkiye'nin AB'ye tam üyelik müzakerelerine ilişkin karar alınması beklenilen Aralık 2004 zirvesinde Rum yönetiminin veto hakkına sahip olacağını hatırlatarak, Rum tarafının bu gücünü uygulamaya geçirmesinin mümkün olduğunu söyledi.
CNN-Türk'teki Manşet programına konuk olan Verheugen, Ada'daki ikitarafa BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın planı üzerinden müzakerelere yeniden başlanması çağrısında bulundu. Verheugen, Rum kesiminin AB'ye katılım tarihi olan Mayıs 2004'ten önce soruna bir çözüm bulunamaması durumunda, ek bazı sorunların ortaya çıkacağını belirtti. Verheugen, Rum tarafının 2004 yılının Aralık ayında veto gücüne sahip olup olmayacağının sorulması üzerine de, şöyle konuştu:
Evet, tam olarak böyle. Elbette kullanabilirler, sadece teorik açıdan değil bunu uygulamaya da geçirebilirler. 1 Mayıs 2004'ten sonra Kıbrıs tam üye olacak ve diğer üye
Verheugen: Ankara Kıbrıs'ta işgalci olacak
AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Verheugen, Türkiye'ye müzakere tarihi verilmesini Kıbrıs'ta çözüme bağladı
ANKARA Milliyet 02/10/2003
AB yolu size açık
İlerleme Raporu'nda şu belirtilecek: Türkiye AB'nin bir üyesi olabilir, şayet siyasi kriterleri yerine getirirse. Ve Türkiye buna yaklaşıyor
02/10/2003 RADIKAL
Avrupa Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen dün 'Manşet' programında Mehmet Ali Birand'ın sorularını yanıtladı. Söy
leşinin geniş özetini sunuyoruz.AB Kıbrıs sorununun çözümünü istiyor
Kıbrıs Rum Kesimi lideri Tassos Papadopulos, Kıbrıs'ın ABye katılımıyla adanın siyasi sorunu, AB perspektifi, ve umudu olarak ,yaşayabilir ve işlevsel bir çözümü AB'nin arzusu, isteği ve amacı olarak gündeme getirdiğini açıkladı.
Papadopulos, Kıbrıs Rum tarafının, iki kez gözden geçirilen BM barış planını, Kıbrıs sorununu çözme müzakerelerinde zemin olarak kabul ettiğini kesin bir biçimde ortaya koydu. Rum lider :" Ne planın içeriğini , felsefesini ve parametrelerini değiştirmeyi, ne de planın Kıbrıslı hemşerilerimize sağladığı hakları ve ayrıcalıkları ellerinden almayı amaçlıyoruz" dedi.
Papadopulos Kıbrıs'ın AB'ye katılımı konusunda "Kıbrıs sorununu AB perspektifine ve umuduna dönüştürdü " diyen Papadopulos , "
YENIDUZEN 02/10/2003
''Kıbrıs için görüşmeleri başlattık''
CTP Birleşik Güçler Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, dünya liderlerinden İngiltere Başbakanı Tony Blair ile Kıbrısı konuştu. Talat vurguladı:
· CTP Birleşik Güçler Genel Başkanı Talat, Kıbrısın garantörlerinden İngilterenin lideri Tony Blair ile yaptığı görüşmede, Kıbrıslı Türklerin eşit ortak olarak Avrupa Birliğinde yerini alması için İngiltereden daha aktif rol almasını
istedi.· Kıbrıslı Türklerin haklarını korumak için görüşmelere başladık diyen Talat, Kıbrıs sorununun çözüm sürecinde bir tek yurttaşımızın mağdur olmaması için dünya liderleriyle görüşeceklerini ve Kıbrıs Türkünü aydınlık yarınlara taşıyacaklarını söyl
edi· Talat ayrıca İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, Avupa Bakanı Dennis Mc. Shane ve Savunma Bakanı Jeff Hoon ile de görüştü.
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Birleşik Güçler Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıslı Türklerin haklarını korumak için görüşmelere başladıklarını söyledi. Talat, uluslarası bir resepsiyona katılmak için bulunduğu İngilterede dün dünya liderlerinden, İngiltere Başbakanı Tony Blair ile görüştü.
Talat, Kıbrısın garantörlerinden İngilterenin lideri Tony Blair ile yaptığı görüşmede, Kıbrıslı Türklerin eşit ortak olarak Avrupa Birliğinde yerini alması için İngiltereden daha aktif rol almasını istedi.
Kıbrıs sorununun çözüm sürecinde bir tek yurttaşımızın mağdur olmaması için dünya liderleriyle görüşeceklerini ve Kıbrıs Türkünü aydınlık yarınlara taşıyacaklarını belirten Talat, Kıbrıs Türkünün siyasi eşitliğinden, Türkiyenin garantörlüğünden taviz vermeyeceğimizi ve Mayıs 2004te Kıbrıs Rum kesiminin Avrupa Birliğine tüm Kıbrıs adına girişinin mümkün olmadığını söyledi
k. Kıbrıslı Türklerin eşit ortak olarak Avrupa Birliği içerisindeki onurlu yerini alması konusundaki kararlılığını da bir kez daha vurgulama fırsatı bulduk diye konuştu.Talat ayrıca İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, Avupa Bakanı Dennis Mc. Shane ve Savunma Bakanı Jeff Hoon ile de görüştü.
Resepsiyona da katıldı İngiliz İşçi Partisi tarafından Londranın 160 km. güneyindeki sahil kasabası Bournemouthda düzenlenen Yıllık Parti Konferansına davet edilen CTP-Birleşik Güçler Genel Başkanı Talat, Uluslararası Davetliler Resepsiyonunda İngiliz İşçi Partisi ve hükümet yetkilileri ile de çeşitli görüşmeler yaptı. Konferansa davetli diğer ülkelerin parti temsilcileri ile de görüş alışverişinde bulunan Talata CTP Londra Dayanışma Derneği Başkanı İlker Kılıç
eşlik etti. İşçi Partisinin yıllıkkonferanslarına ilk kez Kıbrıs Türk toplumundan bir lider davet edilirken, Talat ziyaretin çok verimli geçtiğini söyledi.
Klerides ve Denktaş biliyordu
Konferans sırasında İngiliz basınının Kıbrıs sorununa yönelik sorularını da yanıtlayan Talat, Kıbrıs Türk halkının kararını verdiğini, çözüm ve Avrupa Birliği karşıtlarına gerekli dersi vereğinden şüphesi olmadığını anlattı.Annan Planına ilişkin sorular üzerine de Talat, Annan planı samimiyetle müzakere edilmemiştir. Bizler, Türkiye ile de istişare halinde planı müzakere edeceğiz ve Kıbrıs Türk halkının hakları korunacak şekilde sonuçlandıracağız, ardından da halkın onayına sunacağız. Son söz halkımızındır diye konuştu.
Kleridesin son günlerde Planı daha önceden biliyorduk yönündeki açıklamalarının hatırlatılması üzerine de Talat şöyle konuştu:
Bu yeni bir bilgi değil. Planı hem Klerides hem de Denktaş önceden biliyordu. Biz, daha plan çıkmadan önce BM Genel Sekreterinin Özel Danışmanı Alvaro De Soto tarafından Türk ve Rum tarafına sunulan non paper denilen belge olmayan belgeleri bizzat Denktaştan alıp okuma fırsatı bulmuştuk. Dolaylı görüşmeler sürecinde anayasal, güvenlik, toprak
sınır düzenlemeleri ile ilgili öneriler iki tarafa da sunulmuştu. Hatta tarafların sadece kendilerini temsil ettikleri bir diğerini temsil etmediklerini söyleyen Kofi Annana Klerides çok öfkelenmiş ve iki-üç gün görüşmelere katılmayı reddetmişti. Bununla da kalınmadı... Eylül 2000de BM Genel Sekreteri düşüncelerini sözlü olarak ort
aya koydu. Annan Planının temelini Denktaş da Klerides de biliyordu... Yıllarca sürdürülen görüşmelerin bir toplamıydı zaten. Keşke samimiyetle görüşselerdi.YENIDUZEN 02/10/2003
İslamiyetten Ruma destek
İKÖ bakanlar toplantısına sunulan Kıbrıs raporunda Kıbrıs hükümeti olarak Rum yönetiminin tanındığı belirtiliyor ve Kıbrıslı Rumların tutumlarına destek verildi
BM Genel Kurulu'na paralel olarak New York'ta düzenlenen İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) bakanlar toplantısına sunulan Kıbrıs raporu skandala s
ebep oldu.İKÖ'nün Genel Sekreteri Tunuslu Abdelouahed Belkeziz tarafından kaleme alınan raporda, ''Kıbrıs hükümeti olarak Kıbrıs Rum yönetiminin tanındığı'' belirtiliyor ve Kıbrıslı Rumların uzlaşmaz tutumlarına destek veriliyor.
Raporda, Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un seçimi kazanması da ''zafer'' olarak nitelendiriliyor.
ERTUĞRULOĞLUNDAN TEPKİ
Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) Genel Sekreteri Dr. Abdelouahed Belkezizin örgütün Dışişleri Bakanları Yıllık Koordinasyon Toplantısı için hazırlamış olduğu, ancak yaptığı konuşmada dile getirdiği görüşlerle çelişen Rum yanlısı raporuna tepki gösterdi.
Bakan Ertuğruloğlu, Belkezize tepkisini, New Yorkta gerçekleştirilen İKÖ Dışişleri Bakanları Yıllık Koordinasyon Toplantısında yaptığı konuşmada ortaya koydu. Bakan, raporu talihsiz ve yanlış yönlendirici bir rapor olarak tanımladı.
Ertuğruloğlu, söz konusu toplantı için hazırladığı konuşma metnini, Belkezizin Rum-Yunan propagandasının desteklendiği raporunu gördükten sonra, imtina ederek, Belkezizin raporuna tepki koyan bir konuşma yaptı.
Belkezizin raporunun sadece Rum propagandasını ebedileştirme amacını güttüğünü ve daha önceki İKÖ kararlarına ters düştüğünü vurgulayan Ertuğruloğlu, bu yüzden raporun üzücü olduğunu ve kabul edilemeyeceğini belirterek, toplantıdan geri çekilmesini talep etti.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimini Kıbrıs Hükümeti olarak tanınmaya devam edilmesinin, Rum uzlaşmazlığını teşvik edeceğini de belirten Bakan Ertuğruloğlu, Rum tarafının bu uzlaşmazlığının önünün alınabilmesi için İKÖye üye ülkelerin Kuzey Kıbrısa uygulanan anlamsız ambargoların kaldırılmasında ve Kıbrıstaki gerçeklere dayalı yeni bir anlaşma ortamı yaratılmasında her türlü yardımı yapmasını Kuzey Kıbrıs
Türk Cumhuriyeti olarak beklediklerini söyledi.Ertuğruloğlu, İKÖnün uluslararası toplumu yanıltmakta olan Kıbrıs hakkındaki hayali fikirleri gömebilecek ve gerçekleri su üzerine çıkarabilecek konumda olduğuna da işaret etti.
Konuşmasında, Kıbrıslı Türklerin İKÖ gözlemcisi olarak dünya ülkeleri arasındaki haklı yerini alabilmesi için eşit statüsü ve devletinin uluslararası açıdan tanınması konusunda İslam ülkelerinin daha etkin ve aktif destekte bulunmalarını talep etti.
Bakan Ertuğruloğlu konuşmasının sonunda, doğru sıfat ve isimle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak İKÖ gözlemci statüsünden tam üyeliğe terfi edilmesi yönündeki taleplerini yineledi.
Bu arada, İKÖ Genel Sekreteri Belkezizin Kıbrıs raporuna karşın TC-KKTC girişimleri ve sergilenen tutum sayesinde söz konusu raporun değil, gerçekleri yansıtan sonuç bildirgesinin oybirliğiyle kabul edildiği bildirildi. Bu konudaki açıklama, KKTCnin New York Temsilcisi Reşat Çağlar tarafından yapıldı.
Temsilci Çağlar, İKÖ Genel Sekreterinin de kendi konuşmasında, raporuyla çelişen ve daha gerçekçi ifadelere yer vermiş olmasının dikkat çekici olduğunu bildirdi.
İKÖ'DEN KIBRIS TÜRK HALKINA DESTEK
Öte yandan, İKÖ bakanlar toplantısı sonunda yayınlanan bildiride, ''İKÖ, Müslüman Kıbrıs Türk halkının haklı davasını destekler'' görüşüne yer verildi.
''BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, taraflar arasında eşitliği öngören, müzakere yoluyla çözüm çabalarının takdirle karşılandığını'' vurgulayan İKÖ bakanları, ''Kıbrıs Türk tarafının, adada olumlu bir hava yaratan önlemlerini memnunlukla karşıladığını ve bu konuda Genel Sekreter Annan ile görüş birliği içinde olduklarını'' kaydettiler.
HALKIN SESI 02/10/2003
TALAT: KIBRIS ICIN GORUSMELER BASLATTIK
CTP- Birleşik Güçler Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, dünya liderleriyle görüşmeler başlattı. Talat, ilk olarak İngiltere Başbakanı Tony Blair ile bir araya gelerek Kıbrıs'ı konuştu
İNGİLTERE AKTİF ROL ÜSTLENMELİ
_ CTP- Birleşik Güçler Genel Başkanı Talat, Kıbrıs'ın garantörlerinden İngiltere'nin lideri Tony Blair ile yaptığı görüşmede, 'Kıbrıslı Türklerin eşit ortak olarak Avrupa Birliği'nde yerini alması için İngiltere'den daha aktif rol almasını' istedi. Talat, ayrıca İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, Avrupa Bakanı Dennis Mc. Shane ve Savunma Bakanı Jeff Hoon ile de görüştüAYDINLIK YARINLARA ULAŞMAK İÇİN
_ 'Kıbrıslı Türklerin haklarını korumak için görüşmelere başladık' diyen Talat, Kıbrıs sorununun çözüm sürecinde bir tek yurttaşımızın mağdur olmaması için dünya liderleriyle görüşeceklerini ve Kıbrıs Türkü'nü aydınlık yarınlara taşıyacaklarını söylediEŞİT OLARAK AB'YE
_ Talat: Kıbrıs Türkü'nün siyasi eşitliğinden, Türkiye'nin garantörlüğünden taviz vermeyeceğimizi ve Mayıs 2004'te Kıbrıs Rum kesiminin Avrupa Birliği'ne tüm Kıbrıs adına girişinin mümkün olmadığını söyledik. Kıbrıslı Türklerin eşit ortak olarak Avrupa Birliği içerisindeki onurlu yerini alması konusundaki kararlılığını da bir kez daha vurgulama fırsatı buldukKIBRIS 02/10/2003
Seçim takvimi açıklandı
YSKnın açıkladığı seçim takvimi şöyle:
15 Ekim: Seçimin başlangıç tarihi
15 Ekim: Siyasal partilerce sandık seçmen listeleri için yapılacak talebin son günü
4 Kasım: Siyasal partilerce adayların saptanmasının son günü
7 Kasım: Adaylık için başvurma günü
8 Kasım: Adayların Yüksek Seçim Kurulu tarafından geçici ilanı
8 Kasım: İlçe seçim kurullarının kendi ilçelerinde çıkacak adayları geçici olarak ilanı. (İSK kapısına asmak suretiyle)
9 Kasım: Sandık seçmen lisetlerinin askıya alınmasının en son günü (Sandık seçmen listeleri askıya alınıdğı günden itibaren 7 gün askıda kalır)
16 Kasım: Adayların kesinleşmesi
17 Kasım: Kesinleşen adayların YSK tarafından ilanı
17 Kasım: İlçe seçim kurullarının kendi ilçelerinde kesinleşen adayları ilanı
17 Kasım: Duvar ilanları için ilçe seçim kurullarında ad çekme
17 Kasım: Oy pusulalarının tanzimi için adaylar arasında yapılacak adçekmenin YSK tarafından duyurulması
18 Kasım: Seçim propagandasının başlangıç günü
18 Kasım: Siyasal partilerin BRTde propaganda yapmak için YSKya dilekçe vermelerinin son günü
19 Kasım: Oy pusulalarının tanzimi için YSKda adçekme
19 Kasım: YSK tarafından BRT konuşmaları için yayın zaman ve sıra saptanması
19 Kasım: BRT konuşmaları için adçekme
24 Kasım: Sandık seçmen listelerinin tamamlanmasının son günü (Düzeltmeler olmuşsa, bu husus siyasal partilere bildirilir)
29 Kasım: Seçimlerle ilgili kamuoyu yoklama ve araştırmalarının yayımlanmasının son günü
4 Aralık: YSK tarafından seçim eşyalarının ilçe seçim kurullarına gönderilme işlemlerinin son günü
11 Aralık: Seçmen kartlarının dağıtılmasının son g
ünü13 Aralık: Seçim propagandasının son günü
14 Aralık: Oy verme günü
5 ilçeden toplam 50 milletvekilinin seçileceği 14 Aralık seçimleri için ilçelere göre milletvekili sayıları dün açıklanmıştı. Buna göre Lefkoşadan 16, Gazimağusa 13dan, Girneden 9, Güzelyurttan 7 ve İskeleden de 5 milletvekili seçilecek.
YENIDUZEN 02/10/2003
KKTC muhalifi dünyaya açılıyor
03/10/2003 RADIKAL
RADİKAL
- LONDRA/LEFKOŞA - Kıbrıs Rus Yönetimi'nin 1 Mayıs 2004'te resmen AB üyesi olması sürecinde geri sayım başlarken, adada çözüm açısından kilit önem taşıyan KKTC genel seçimine umutla bakan muhalefet, uluslararası toplumla kaynaşma çabasında.'Liderlerle görüşeceğiz'
Kıbrısta adım sırası Avrupada
Türkiye Başbakanı Erdoğan, Kıbrısta Türkiye ve Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın atması gereken adımları attığını kaydetti
Türkiye Başbakanı Recep Tayip Erdoğan, Kıbrıs sorunun en kısa sürede iki tarafı da memnun edecek şekilde çözümlenmesini istediklerini söyledi.
Çek Cumhuriyeti Başbakanı Vladimir Spidla, Türkiyenin ABye girişini desteklediklerini belirterek, Kıbrıs sorununun iki tarafı da memnun edecek şekilde çözülmesinden yana olduklarını söyledi.
Spidla, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı ortak basın açıklamasında, ziyaretinin, İki ülke arasında siyasi bir sorun olmadığı ve ilişkilerin iyi gittiğinin bir kanıtı olduğunu ifade etti.
Spidla, AB Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugenin Kıbrıs sorununun çözülmemesi durumunda Türk tarafının işgalcı olacağı açıklamasıyla ilgili soru üzerine, Çek Cumhuriyetinin Annanın önerilerine saygı duyduğunu ve sorunun bu çerçevede çözümünden yana olduklarını belirterek, Kıbrıs sorununun en kısa sürede, iki tarafı da memnun edecek şekilde çözümünü istiyoruz dedi.
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs konusunda Türkiye ve KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın atması gereken adımları attığını, Avrupanın bu konuda olumlu adım atmasını ve çifte standart uygulamamasını beklediklerini söyledi.
TBMMnin yeni yasama yılı kokteylinde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğanşöyle konuştu:
Avrupalı dostlarımızın bu konuda olumlu adım atmasını ve çifte standart uygulamamasını istiyoruz. İki ayrı kesimin varlığını kabul ediyorsak, Kıbrıs ABye alınacaksa; görünen gerçek şu ki, Güney Kıbrıs alınacaktır. Bu Kopenhag siyasi kriterlerine uymaz. Aşılmak istenen husus, eğer alma eğilimini gerçekleştiririlerse ki, öyle görünüyor, bunlar Kıbrısı değil, Güney Kıbrısı almış olacaklar. Biz de diyoruz ki, KKTC dostluksa dostluğunu ortaya koydu, kapılarını a
çtı, kapalı bölgeyi açtı. Türkiye garantör ülke olarak kapılarını 40 yıl sonra Kıbrıslı Rumlara açtı. Yunanistan olumlu gelişmelere rağmen KKTC yurttaşlarına kapılarını açmıyor. Güney Kıbrıslıların Kuzeyden aldığı peynir ve zeytinine el konuluyorsa, Kuzeyde bir otelde kalanlara 1 yıldan 2 yıla kadar mahkumiyet talebinde bulunuluyorsa bu anlayışın, zihniyetin ne noktalarda olduğunu gösteriyor. Biz barış istiyoruz. Sayın Denktaş elinden gelen çabayı gösteriyor. Annan Planı çerçeve olabilir, bu plan çerçevesinde artı ve eksiler gözden geçirilerek çalışma yapılabilir. Ama bu çalışma yapılırken (hep bana, hep bana) yok. İşin orta yolu bulunmalıdır.HALKIN SESI 03/10/2003
BARIKATA GUMRUK GELIYOR
Hükümetin Kıbrıslı Türklere bir süreden beri Güney Kıbrıs'tan yaptıkları alışverişlerde çıkardığı zorluklara yenileri ekleniyor. Vatandaşlar, yakın bir gelecekte güneyden aldıkları malları KKTC'ye geçirirken barikatlarda yüzde 30 gümrük ödeyecek
50 EUROLUK UYGULAMA KALDIRILIYOR: Kuzey ile Güney Kıbrıs arasındaki serbest ticaretin önündeki engellerin kaldırılmasına çalışılacağı yerde, zorluk üstüne zorluk çıkarılıyor. Hükümete yakın kaynaklara göre, Kıbrıslı Türklerin güneyden 50 euroya kadar alışveriş yapma uygulaması ortadan kaldırılıyor, bunun yerine yüzde 30 gümrük geliyor
UYGULAMA YAKINDA: Maliye Bakanlığı, Rum malından yüzde 30 gümrük alınmasını öngören önergesini önceki gün toplanan Bakanlar Kurulu'na sundu. Hükümet ortaklarının konuyu
değerlendirmeye başladığı ve önümüzdeki Bakanlar Kurulu toplantısında karar verebileceği bildiriliyor. Bakanlar Kurulu'nun böyle bir karar alması halinde, vatandaşlar, güneyden aldıkları mallar için yüzde 30 gümrük ödeyecek
BAYRAM DOĞRULADI: Maliye Bakanı Mehmet Bayram, mevcut uygulamada yaşanan sıkıntıların giderilmesi için güneyden alınabilecek mallarla ilgili bir düzenleme çalışması yaptıklarını söyledi. Kişilerin yanlarında getirebilecekleri mallarla ilgili bir liste çıkarılacağını da ifade eden Bayram, ticaret kapsamına girebilecek ürünlerle ilgili de gümrük çalışması yapıldığını doğruladı ancak oran vermedi (Dilek ÇETEREİSİ)
KIBRIS 03/10/2003
Türkiye Başbakanı Erdoğan, Annan Planı'nın çerçeve olabileceğini söyledi :Kıbrıs sorununun en kısa sürede çözülmesini istiyoruz| Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Annan Planı'nın çerçeve olabileceğini belirterek, 'Kıbrıs sorununun en kısa sürede iki tarafı da memnun edecek şekilde çözülmesini istiyoruz' dedi.Ankara'da Çek Cumhuriyeti Başbakanı Vladimir Spidla ile görüşmesinden sonra yaptığı ortak basın açıklamasında, düzenlenen 'Türkiye'nin AB'ye girişini desteklediklerini' belirterek, Kıbrıs sorununun iki tarafı da memnun edecek şekilde çözülmesinden yana olduklarını söyledi. |
KIBRIS 03/10/2003
''Veto ederim, olmazsa giderim!''
Denktaş:...Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş 14 Aralık seçimlerini muhalefetin kazanması halinde yeni kurulacak hükümetin Kıbrıs politikalarını 'veto' hakkını kullanarak veto edeceğini, fakat bu da işe yaramazsa "hoşçakalın" diyerek görevden ayrılacağını söyledi.
Denktaş dün yaptığı açıklamada şöyle dedi:
"Muhalefetin oluştur
acağı hükümetin uygulayacağı Kıbrıs politikasının ne olacağınıbekleyip göreceğim. Bu politikayla görüş birliği içinde olmazsam Cumhurbaşkanı olarak vetomu kullanacağım ve halka zarar vermelerini önlemeye çalışacağım. Fakat bu da işe yaramazsa benim görevim 'hoşçakalın' diyerek, bu işten ayrılmak ve sorumluluğu onlara bırakmak olacaktır.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş 14 Aralık seçimlerini muhalefetin kazanması halinde yeni kurulacak hükümetin Kıbrıs politikalarını veto hakkını kullanarak veto edeceğini, fakat bu da işe yaramazsa hoşçakalın diyerek görevden ayrılacağını söyledi.
Denktaş dün yaptığı açıklamada şöyle dedi:
Muhalefetin oluşturacağı hükümetin uygulayacağı Kıbrıs politikasının ne olacağını bekleyip göreceğim. Bu politikayla görüş birliği içinde olmazsam Cumhurbaşkanı olarak vetomu kullanacağım ve halka zarar vermelerini önlemeye çalışacağım. Fakat bu da işe yaramazsa benim görevim hoşçakalın diyerek, bu işten ayrılmak ve sorumluluğu onlara bırakmak olacaktır. Ancak, seçimi kazanma şansları hi
ç yok, çünkü halk gerçekleri görmeye başladı.Muhalefet seçimleri kazanamayacaktır
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş 14 Aralıkta yapılacak olan genel seçimlere değinirken ,
%30 oranında oyu bulunduğunu söylediği muhalefetin seçimlere Avrupa Birliğinin büyük maddi desteğiyle hazırlandığı görüşünü dile getirerek, Muhalefet partileri, bu büyük para desteğine karşın Aralıkta yapılacak seçimleri kazanamayacaklardır dedi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, dün Almanyadan bir grup gazeteciyi kabul ederek, Kıbrıs konusunda
mülakat verdi. Denktaş, kendisini büyük bir ilgiyle izleyen ve geniş şekilde not alan 13 Alman gazeteciye Kıbrıs konusuna ilişkin önemli açıklamalarda bulunurken, gazetecilerin sorularını da yanıtladı.
Yine AByi suçladı!
Avrupa Birliğinin ve ABDnin kendi çıkarları için Rumla işbirliği içerisinde KKTCdeki Annan Planı yanlısı muhalefeti açıkça desteklediklerini de söyleyen Denktaş, Rum tarafının tüm hedefinin, sözde Kıbrıs Cumhuriyeti ünvanını Avrupa Birliği üyeliğiyle perçinlemek istediğini belirtt
i.Cumhurbaşkanı, Kıbrıstaki demokratik kuruluşlardan biri olarak biz diyoruz ki Avrupa Birliğinin uluslararası anlaşmaları değiştirme hakkı yoktur. Avrupa Birliğinin, Kıbrıs Rum kuruluşuna bütün Kıbrısı temsil ettiğini söyleme hakkı da yoktur. Hele hele bize AB üyeliği konusunda görüşümüzü sormadan, rızamızı almadan Rum tarafını bütün Kıbrıs adına üyeliğe kabul ederek, Rum tarafının bize silahla yapamadığını yapmasına olanak sağlama hakkı hiç yoktur şeklinde konuştu.
Mitingleri karşılaştırdı
Bir soruya karşılık KKTCde Annan Planı yanlısı muhalefetin düzenlediği ve 25 bin kişinin katıldığı mitinge karşılık 70 bin kişinin katıldığı ve devlete sahip çıkıldığının gösterildiği miting yapıldığını ifade eden Denktaş, Ancak, 25 bin kişilik miting ABın desteğiyle tüm dünyaya duyurulurken, devletine sahip çıkan sessiz çoğunluğun yaptığı 70 bin kişilik miting dünyaya duyurulamadı, bu konudaki haber adeta öldürüldü dedi.
Seçimleri muhalefet kazanırsa ne yapacaksınız?
Cumhurbaşkanı Denktaş, Seçimleri muhalefet kazanacak olur ve ABa üyeliğe onay verecek olursa bunu kabul edecek misiniz? şeklindeki soru üzerine, muhalefetin seçimleri kazanmasını olası görmediğini yineleyerek, ancak muhalefetin kazanması halinde kendisinin Kıbrıs Türk Halkının adada azınlık yapılmasına müsade etmeyeceğini, yeni oluşacak hükümetin Kıbrıs politikası ile görüş birliği içinde olmaması halinde veto hakkını kullanacağını ifade etti. Denktaş, şöyle dedi:
Muhalefetin oluşturacağı hükümetin uygulayacağı Kıbrıs politikasının ne olacağını bekleyip göreceğim. Bu politikayla görüş birliği içinde olmazsam Cumhurbaşkanı olarak vetomu kullanacağım ve halka zarar vermelerini önlemeye çalışacağım. Fakat bu da işe yaramazsa benim görevim hoşçakalın diyerek, bu işten ayrılmak ve sorumluluğu onlara bırakmak olacaktır. Ancak, seçimi kazanma şansları hiç yok, çünkü halk gerçekleri görmeye başladı.
YENIDUZEN 03/10/2003
Biz barış ve çözüm istiyoruz
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan Annan Planının çerçeve olabileceğini belirterek Biz barış istiyoruz dedi. Erdoğan, Kıbrıs sorunun un en kısa sürede iki tarafı da memnun edecek şekilde çözümlenmesini de istediklerini kaydetti.
Erdoğan TBMMnin yeni yasama yılı kokteylinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Erdoğan, Kıbrıs konusunda bazı gelişmelerin hatırlatılması üzerine de Türkiye ve KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın atması gereken adımları attığını kaydederek, şöyle konuştu:
Avrupalı dostlarımızın bu konuda olumlu adım atmasını ve çifte standart uygulamamasını istiyoruz. İki ayrı kesimin varlığını kabul ediyorsak, Kıbrıs ABye alınacaksa; görünen gerçek şu ki, Güney Kıbrıs alınacaktır. Bu Kopenhag siyasi kriterlerine uymaz. Aşılmak istenen husus, eğer alma eğilimini gerçekleştiririlerse ki, öyle görünüyor, bunlar Kıbrısı değil, Gü
ney Kıbrısı almış olacaklar. Biz de diyoruz ki, KKTC dostluksa dostluğunu ortaya koydu, kapılarını açtı, kapalı bölgeyi açtı. Türkiye garantör ülke olarak kapılarını 40 yıl sonra Kıbrıslı Rumlara açtı. Yunanistan olumlu gelişmelere rağmen KKTC yurttaşlarına kapılarını açmıyor. Güney Kıbrıslıların Kuzeyden aldığı peynir ve zeytinine el konuluyorsa, Kuzeyde bir otelde kalanlara 1 yıldan 2 yıla kadar mahkumiyet talebinde bulunuluyorsa bu anlayışın, zihniyetin ne noktalarda olduğunu gösteriyor. Biz barış istiyoruz. Sayın Denktaş elinden gelen çabayı gösteriyor. Annan Planı çerçeve olabilir, bu plan çerçevesinde artı ve eksiler gözden geçirilerek çalışma yapılabilir. Ama bu çalışma yapılırken (hep bana, hep bana) yok. İşin orta yolu bulunmalıdır."Çözüm istiyoruz"
Türkiye Başbakanı Recep Tayip Erdoğan, Kıbrıs sorunun un en kısa sürede iki tarafı da memnun edecek şekilde çözümlenmesini istediklerini söyledi.
Çek Cumhuriyeti Başbakanı Vladimir Spidla, Türkiyenin ABye girişini desteklediklerini belirterek, Kıbrıs sorununun iki tarafı da memnun edecek şekilde çözülmesinden yana olduklarını söyledi.
Spidla, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı ortak basın açıklamasında, ziyaretinin, iki ülke arasında siyasi bir sorun olmadığı ve ilişkilerin iyi gittiğinin bir kanıtı olduğunu ifade etti.
Çek Cumhuriyeti, Türkiyenin AB sürecini desteklemektedir diyen konuk Başbakan, bu zor süreçte kendi deneyimlerini Türk tarafına aktarmaktan memnuniyet duyacaklarını belirtti.
Spidla, AB Komisyonunun genişlemeden soru
mlu üyesi Günter Verheugenin Kıbrıs sorununun çözülmemesi durumunda Türk tarafının işgalcı olacağı açıklamasıyla ilgili soru üzerine, Çek Cumhuriyetinin Annanın önerilerine saygı duyduğunu ve sorunun bu çerçevede çözümünden yana olduklarını belirterek, Kıbrıs sorununun en kısa sürede, iki tarafı da memnun edecek şekilde çözümünü istiyoruz dedi.YENIDUZEN 03/10/2003
Blair-Talat görüşmesinin perde gerisini arkadaşımız Serhat İncirli Londradan yazdı
İngiliz, Talatı davet edip etmemeyi önce Türkiye
CTP lideri Mehmet Ali Talatın Londradaki İngiliz İşçi Partisi resepsiyonuna Türkiyenin onayıyla ve Kıbrıslı Türklerin temsilcisi olarak çağrıldığı öğrenildi.
Resepsiyonda Talatı arayıp bulan Türkiye Büyükelçisi, Talatın yanına yaklaşıp Merhaba, sayın Talat buralardaymış, gördünüz mü? diye sordu. Talat da kendisine Benim deyince yanından hiç ayrılmadı...
Denktaş dün verdiği bir demeçte İngiltereye sitem etti... Şimdiye kadar kendisini resmi ünvanı ile kabul etmeyen İngiliz Başbakanının muhalefet liderini kabul ettiğini belirten Denktaş Kıbrıs Türk halkı bunun ne anlama geldiğini anlamayacak kadar saf değil dedi...
Ergün Olgunu Ombudsmanlık görevi için öneren Denktaş, Özel Kalem Müdürünü de Londraya gönderince pılıyı pırtıyı topluyor yorumlarına yol açtı...
Denktaş Muhalefet kazanmaz" diyor...
Ama kazanırsa veto edecek
Seçimleri muhalefetin kazanması durumunda, Kıbrıs politikasında hükümetle uyum olmaması halinde Denktaş veto hakkını kullanacağını söyl
edi.Sezerden sonra Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yalmandan da Denktaşa destek...
Yalman: Denktaşın her zaman yanındayız
Denktaşın seçim öncesi yalnız bırakılması sözkonusu mu? sorusuna Orgeneral Yalman Biz her zaman yanındayız Devlet olarak hep yanında olmuşuzdur. Hep de yanında olmaya devam edeceğiz diye karşılık verdi.
Bir destek de Erdoğandan...
Denktaş atması gereken adımları attı
Erdoğan: Sayın Denktaş elinden gelen çabayı gösteriyor. Annan planı çerçeve olabilir, bu plan çerçevesinde artı ve eksiler gözden geçirilerek çalışma yapılabilir. Ama bu çalışma yapılırken hep bana bana yok...
AFRIKA 03/10/2003
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, aralık seçimlerini muhalefetin kazanması halinde veto hakkını kullanabileceğini açıklarken, New York'tan dün Adaya dönen KKTC Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, bazı Müslüman ülkelerin KKTCyi tanımaya hazırlandığını duyurdu. İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) de Kıbrıs'ta Türk tezlerine açık deste
k verdi.BM Genel Kurulu'na paralel olarak New York'ta düzenlenen İKÖ toplantılarına da katılan Ertuğruloğlu, söz konusu İslam ülkelerinin ismini, Rum tarafının baskı yapacağı endişesiyle açıklamak istemedi. Bakan Ertuğruloğlu, Bu olay ciddi bir şekilde gündemdedir. Bunu bildikleri içindir ki Rum tarafı, İslam Konferansı Örgütüne büyük önem atfetmekte ve çok korktukları kararı gerçekleştirmemek için ellerinden geleni yapmaktadırlar. dedi.
İKÖ bakanlar toplantısının sonuç bildirisinde ise Kıbrıs konusunda Türk tezlerine destek verilerek, KKTCnin son dönemde aldığı tedbirlerin olumlu bulunduğu belirtildi. Toplantıda önceki gün sunulan taslağa Türk tarafının tepki göstermesi üzerine toplantı sonunda yayımlanan bildiride, Türk tezlerini destekleyen ifadeler
e yer verildi. Dışişleri Bakanı Gül, Türkiye ve KKTCnin tezlerinin kararda yer aldığını belirterek, sonuç bildirgesinde Kıbrıs Türk halkına desteğin açıkça ifade edildiğini belirtmişti.Denktaş: Muhalefet kazanırsa veto ederim
Cumhurbaşkanı Denktaş da aralık seçimini muhalefetin kazanması halinde, halkın zararına olan gidişatı durdurmak için veto hakkını kullanacağını, bunda başarılı olamaması halinde ise çekilip halkla birlikte mücadeleye devam edeceğini açıkladı. Ancak seçimi muhalefetin kazanamayacağını ve merak edilecek bir durum olmadığını savunan Denktaş, Cumhuriyetçi Türk Partisi lideri Mehmet Ali Talatın İngiltere Başbakanı Tony Blair ile görüşmesini ise çok tuhaf diye niteledi. New York, Lefkoşa, aa, Cihan
ZAMAN 04/10/2003
|
Denktaş: Seçimi v eto edebilirim |
KKTC genel seçimlerindeki şeffaflık kaygısına Denktaş'ın 'Muhalefet kazanırsa veto ederim' tehdidi eklendi
04/10/2003 RADIKAL
AA
- LEFKOŞA - Kıbrıs sorunun çözümünde kilit önem taşıyan 14 Aralık'taki KKTC genel seçiminin şeffaf geçmeyeceği yolundaki endişelere, KKTC CumhurbaşkanıÇözümsüzlüğün FATURASI
Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğü, Kıbrıs Türk halkını dünyadan uzaklaştırmaya devam ediyor. Önceki gün Lüksemburgta Avrupa Toplumlar Mahkemesi (EDK) tarafından alınan karar tarım ürünlerimizin Türkiye üzerinde ihraç kapısını da kapattı.
Avrupa Toplumlar Mahkemesi (EDK), Türkiye'nin verdiği menşe belgesiyle KKTC'den Avrupa ülkelerine narenciye ve patates ihracatın
a son verdi.Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğü ve 'tanınmamışlık' nedeniyle Avrupa'ya tarım ürünleri ihracatını kolaylaştırma çabasıyla kullandığımız pencere, bir kez daha yüzümüze kapandı.
Dünyadan giderek uzaklaşan ve yalnızlaşan KKTC, Avrupa Toplumlar Mahk
emesi'nden bir darbe daha yedi.Karar, Kuzey Kıbrıs ürünleri için Türkiye'nin düzenlediği belgelerle Avrupa'ya ihracatın kabul edilip edilmediği konusunda Lordlar Kamarası Mahkemesi'nin sorusuna yanıt olarak verildi.
"KKTC"nin çıkardığı belgelerin kabul edilmediği yönünde 1994'te çıkan ilk karardan sonra Türkiye, aracı rolü üstlenmişti. Bu usule bir "Kıbrıs" (Rum) şirketi S.P Anastasiu Ltd karşı çıktı ve patates ve narenciye ithalatıyla ilgili olarak İngiltere Tarım ve Balıkçılık Bakanlığı'na başvurdu.
Önceki gün, AB'ın en yüksek yargı organı olan EDK'nin verdiği kararla şirketin görüşü benimsendi. Tüm belgelerin, ürünün üretildiği ülke tarafından, yani "Kıbrıs Cumhuriyeti" tarafından çıkarılması görüşü de ortaya kondu.
"İhracatlar Sadece Kıbrıs Cumhuriyeti Aracılığıyla Yapılacaktır" yönündeki karar, Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğü nedeniyle, uluslararası hukuğun dışında bir yaşam süren Kıbrıs Türk insanını bir kez daha zora sokarken ve yalnızlığa iterken, Türkiye'yi de güç durumda bıraktı.
YENIDUZEN 04/10/2003
Annan Planı iyi bir zemin!
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell Annan Planın9ın Kıbrıs müzakereleri için iyi bir zemin olduğunu
söyledi.Powell Sıfır noktasına geri dönmeyelim ve planı yeniden yazmaya çalışmayalım diyerek barış müzakerelerinin yeniden başlaması gerektiğini belirtti.
FİLELEFTHEROS ABD Dışişleri Bakanı Colin Powellin Kıbrıs sorununda taraf olanlara gönderdiği net mesajda 1 Mayıs 2004 öncesi Kıbrıs sorununa Annan Planı zemininde bir anlaşma sağlanması için ileri gitmeleri gerektiğini duyurduğunu yazdı.
Gazeteye göre, MEGA TVnin Washington muhabirinin sorularını yanıtlayan Powell, Bu tarihten sonra durumlar daha zor olacak dedi ve tarafların arzuladıkları herhangi bir değişikliği müzakere masasına koymaları gerektiğini anlattı.
Yeniden yazmaya çalışmayın
Konuyu Türkiye ve Yunanistan dışişleri bakanlarıyla görüştüğünü belirten Powell, şöyle devam etti:
"
Onlara BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından sunulan planın müzakereler için iyi bir zemin olduğunu söyledim. Umarım taraflar bu planı, bu ışıkta görmeyi sürdürecekler. Eğer taraflardan birinin planda değiştirmek istediği şeyler varsa bunu da, planın uygulanması için iki taraf arasındaki görüşmelerin bir parçası yapalım. Sıfır noktasına geri dönmeyelim ve planı yeniden yazmaya çalışmayalımABD Dışişleri Bakanı bunun yanında iki bakandan, prosedürü ayakta tutmak, barış sürecini ileri götürmek ve bunu mümkün olduğu oranda süratli bir şekilde yapmaları için tarafları cesaretlendirmelerini istediğini belirtti ve Eğer bu yapılmazsa, 2004 ortasında bazı faaliyetler AB içinde gerçekleşeceği için, bunun devamında durumlar zorlaşacak dedi.
"Powell dinamik olarak devreye girdi"
ALİTHİA haberi Colin Powellin Kıbrıs Konusunda Dinamik Bir Şekilde Devreye Girişi; Planın Hayata Geçirilmesi İçin Değişiklikler Yalnız Müzakereler İçinde başlığıyla verdi şunları yazdı:
ABD, Dışişleri Bakanı Powell ile bir kez daha Kıbrıs konusunda devreye girerek, Kıbrıs hükümetinin Annan Planı konusunda düzeltmelerle ilgili çabalarının yolunu kesiyor. Powellin bu açıklaması buna paralel olarak Cumhurbaşkanı Papadopulosun Kıbrıs Rum tarafının görüşleri konusunda uluslar arası bir anlayış mevcuttur; buna sadece Kıbrıstaki bir kesim kuşkuyla bakıyor şeklindeki ısrarlı demecine net bir cevap vermiş oluy
or.Powell dünkü demeciyle, değişikliklerin, planın hayata geçirilmesi sırasında iki taraf arasındaki müzakerelerin bir bölümü olduğuna açıklık getirdi. Buna paralel olarak iki tarafın plana, ABDnin baktığı gibi bakmaları gereğine işaret etti.
Gazeteye g
öre Powell bu demecinde 14 Aralık seçimleri için Kuzey Kıbrısa gelecek gözlemciler konusuna da değindi.Powell, konuyu son zamanlarda görüştüğü Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile ele aldığını hatırlattı ve Gülden, Kuzey Kıbrısta yapılacak seçimlerde gözlemciler konusuna engel konmamasını istediğini anlattı.
Gazeteye göre Powell, ayrıca Gülden, seçim günü seçim merkezleri dışına silahlı askerler yerleştirilmemesini istedi.
YENIDUZEN 04/10/2003
Müzakereye hazırız
Güney Kıbrıs Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas önceki gün Rum Meclisinde yaptığı konuşmada Kıbrıs sorununa bir çözüm bulunması için görüşmelere hazır olduklarını söyledi.
HARAVGİ, Rum Meclis Başkanı Dimitris Hristofyasın önceki gün Rum Meclisinde yaptığı konuşmada Rum tarafının AB üyeliği öncesi Kıbrıs sorununa bir çözüm bulunması için görüşmelere hazır olduğunu söylediğini yazdı.
Kıbrıs Cumhuriyetinin kuruluşu ve tarihçesine değinen Hristofyas bağımsızlığın, Rum halkının verdiği sömürge karşıtı mücadelenin hedefi olmadığını ancak uzlaşmayla sonucun bağımsızlıkla noktalandığını anlattı.
Zürih ve Londra Anlaşmalarının içerdiği olumsuz koşul ve taahhütlerin sonucu olarak bu uzlaşmanın acı olduğunu, herkesin bağımsız Kıbrıs devletinin olanak ve prespektiflerine inanmış olması durumunda Kıbrıs halkının bunca acıları yaşamamış olmuş olacağını anlattı. Kıbrıs sorununa bulunacak çözüm çerçevesini, BM kararları doruk anlaşmaları uluslar arası hukuk kuralları ve AB müktesebatı olarak sıralayan Hristofyas 1 Mayıs 2004 öncesi çözüm bulunması he
defiyle Annan Planını müzakereye hazır olduklarını iddia etti.YENIDUZEN 04/10/2003
Çözüm için masaya oturacağız
CTP Birleşik Güçler Genel Başkanı Talat:
·
Talat, Londra Radyosunda Kıbrıs sorununundaki son gelişmeler hakkındaki düşüncelerini açıkladı ve Oxford Üniversitesi - St Antonys Collegee bağlı Avrupa Araştırmaları Merkezi, Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Programı çerçevesinde düzenlenen iki günlük atölye çalışmasına katılmak üzere Oxforda geçti· "Seçimlerden sonra kurulacak hükümetin en temel görevi Kıbrıslı Türklerin zarar görmeyecekleri, mağdur olmayacakları bir çözüm için masaya oturmak olacaktır. Gerek anayasal, gerek toprak, gerekse de güvenlikle ilgili olarak sağlama basan bir anlaşmaya varmanın yolu budur
· "Annan Planı aynen imzalansın diye değil, müzakere edilsin diye sunulmuştu. Genel Sekreter hiçbir zaman aynen imzalayın demedi. Hatta en son aşamada imzadan önce referanduma sunulmasını istedi
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Birleşik Güçler Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Annan Planının aynen imzalansın diye değil müzakere için masaya konduğunu anımsatarak, Seçimlerden sonra kurulacak hükümetin en temel görevi Kıbrıslı Türklerin zarar görmeyecekleri, mağdur olmayacakları bir çözüm için masaya oturmak olacaktır. Gerek anayasal, gerek toprak, gerekse de güvenlikle ilgili olarak sağlama basan bir anlaşmaya varmanın yolu budur dedi.
İngiliz İşçi Partisinin davetlisi olarak Londrada bulunan CTP - Birleşik Güçler Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Londra Türk Radyosunda Nazif Akpınarın sunduğu Kıbrıs Masası programına canlı yayın konuğu olarak katıldı.
Talat daha sonra, Oxford Üniversitesi - St Antonys Collegee bağlı Avrupa Araştırmaları Merkezi, Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Programı çerçevesinde düzenlenen iki günlük atölye çalışmasına katılmak üzere Oxforda geçti. Atölye çalışmasının konusu: Hala masada mı? Annan Planı ve Kıbrısta yakınlaşma
Söz konusu uluslararası etkinliğe Kıbrıs, Türkiye, İngiltere, Avrupa Komisyonu ve Birleşmiş Milletlerden uzman akademisyenler, politikacılar ve sivil toplum mensupları katılacak.
Londradaki Kıbrıslı Türklere seslendi
Talat, Londra Radyosunda Kıbrıs sorununundaki son gelişmeler hakkındaki düşüncelerini açıkladı.
İki saati aşkın bir süre devam eden programda yazılı ve canlı telefon bağlantıları ile gelen soruları da yanıtlayan Talat özetle şunları anlattı:
Kıbrıs Türkünü aydınlık yarınlara taşımak için dünya liderleri ile görüşmelere başladık. İngiliz İşçi Partisinin yıllık konferansına ve uluslararası davetliler resepsiyonuna CTP Genel Başkanı olarak ilk kez davet edilmem Sosyalist Enternasyonale yaptığımız başvuruyu ilerletme bakımından da önemli bir adım olmuştur. İşçi Partisi ve hükümet yetkilileri ile yaptığımız görüşmeler de Kıbrısta çözüme ve Av
rupa perspektifimize ivme katacak nitelikteydi. Çözüm kapıda, Avrupa kapıda, demiştik. O günlerde yerel şartlardaydık. Şimdi gerçekten artık Avrupanın eşiğindeyiz.Kıbrıs sorunu tarihinin en kritik aşamasına ulaşmış bulunmaktadır. Bu sorun artık çözümlenmek zorundadır. Bugünkü statüko sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır. Ancak Kıbrıs Türk halkını temsil ettiği ve onlar adına konuştuğu varsayılan gerek Cumhurbaşkanı, gerekse hükümet artık halkı temsil yeteneğini tamamen yitirmişlerdir. Önümüzdeki Aralık seçi
mlerinde statükonun temsilcileri ağır bir yenilgiye uğrayacaklar ve Kıbrıs Türk halkı açısından uygun politik zemine ulaşılmış olacaktır. Türkiye ile istişare sonucu görüşme masasına yeniden dönecek ve Mayıs 2004ten önce çözümü gerçekleştirmek için üzerimize düşeni yapacağız. Bu arada AB ile müzakerelere de başlayarak Kıbrıs Türk toplumunun uyumunu da başaracağız.Kıbrısta yapılan büyük eylemlerin kökeni 2000 yılında Kıbrıs Türküne dayatılan paketlerin reddine ve bankaları batıran hükümetin vurdumduymazlığına kadar uzanır. Anımsayacaksınız, siz Londralıların da büyük parasal kayıplarına yol açan beceriksiz hükümet Türkiye hükümetinin dayattığı paketleri dahi kendi paketi gibi yansıtmaya çalışıyordu. Anti-demokratik baskılar vardı. Dünyanın da büyük ilgisi
ni çeken Meclis baskını o günlerde yaşanmıştı. Cumhurbaşkanı Denktaşın da katıldığı casusluk komplosu o günlerin olayları arasındaydı. İşte çözüme yönelik büyük hareketlenmenin başlangıcı bu olaylardı. Biz CTP olarak tüm bu mücadele sürecinde halkımızla, sizinle beraberdik. Bugün de beraberiz ve Kıbrıs sorununu çözerek halkımızı huzura kavuşturma görevi de bize düşmüştür. CTP-Birleşik Güçler olarak göreve hazırız.Annan Planı aynen imzalansın diye değil, müzakere edilsin diye sunulmuştu. Genel Sekreter hiçbir zaman aynen imzalayın demedi. Hatta en son aşamada imzadan önce referanduma sunulmasını istedi. Annan Planının temelleri her iki tarafça da biliniyordu. 1999 yılı sonunda başlayan dolaylı görüşmeler sürecinde De Soto tarafından taraflara sunulan belg
e olmayan belgelerde bu unsurlar yer alıyordu. O yüzden Annan Planı Rumlar tarafından bilinirken Türkler bundan habersizdi demek tamamen gerçek dışıdır.Seçimlerden sonra kurulacak hükümetin en temel görevi Kıbrıslı Türklerin zarar görmeyecekleri, mağdur olmayacakları bir çözüm için masaya oturmak olacaktır. Gerek anayasal, gerek toprak, gerekse de güvenlikle ilgili olarak sağlama basan bir anlaşmaya varmanın yolu budur. Türkiyenin AB süreci de Kıbrıs sorununun çözümünü zorunlu kılıyor. Bu nedenle de Kıbrıs sorunu süremez. Uluslararası koşullar da çözümü gerektiriyor. Buna tek engel, bizim sultanların saltanatı. Bu saltanatı da 14 Aralıkta halk yıkıyor.
YENIDUZEN 04/10/2003
Muhalefete ağır suçlama!
Denktaştan
AB İÇİN ACELESİ YOKMUŞ...
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs Türkünün Avrupa Birliği için acelesi olmadığını ve Türkiye üye olmadan AB üyeliğinin Türkiyeyi inkar anlamına geldiğini söyledi.MUHALEFETE HAKARET ETTİ... AB 3 tane adam buldu, besledi, doyurdu ve bunlar halkın önüne düştü. Gelin kurtuluşu Türkiyeden kopup ABa girerek bulacağız diyerek Avrupa Birliğine giriş Türkiyeyi inkardır, Türkiyenin haklarını ortadan kaldırmaktır. Zaten burada öyle sendika ağaları var ki Türkiyeye ne paranı, en askerini demiştir Ama Türkiyenin de parasını, her şeyini alıp nemalanmaktan da utanmıyorlar
HALKLA BİRLİKTE MÜCADELE EDECEKMİŞ... Halkın zararına olacak bir gidişat varsa onu durdurmak için benim elimde anayasal ne yetki varsa onu kullanırım. Etkisiz olmuştur, halkı harap etmeye devam ediyorlar, o zaman çekilirim, halkın içine girerim ve mücadeleye halkla birlikte devam ederim
TALATIN AVRUPA TURUNA ÇOK KIZDI...
Denktaş, Talatın dünya liderlerinden İngiltere Başbakanı ile görüşmesine kızdı, ayak üstü görüşmeyle olmaz dedi ancak 40 yıldır oturarak Kıbrıs sorununu nasıl çözümsüz bıraktığını anlatmadı.Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş dün bir kabülü sırasında gazetecilerin muhalefetin seçimi kazanacağı yönündeki sorusuna karşılık muhalefete hakarete varan ağır suçlamalar yaptı. Denktaş Talat,Akıncı ve Erel için AB 3 tane adam buldu, besledi, doyurdu ve bunlar halkın önüne düştü. Gelin kurtuluşu Türkiyeden kopup ABa girerek bulacağız diyerek Avrupa Birliğine giriş Türkiyeyi inkardır, Türkiyenin haklarını ortadan kaldırmaktır. Zat
en burada öyle sendika ağaları var ki Türkiyeye ne paranı, en askerini demiştir Ama Türkiyenin de parasını, her şeyini alıp nemalanmaktan da utanmıyorlar gibi ifadeler kullandı.Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs Türkünün Avrupa Birliği için acelesi olmadığını ve Türkiye üye olmadan AB üyeliğinin Türkiyeyi inkar anlamına geldiğini söyledi.
Yabancı çevrelerle işbirliği halinde seçimlere hazırlananların bu süreç sonunda büyük şok yaşayacaklarını ve eski pabuç gibi kullanılıp atılacaklarını kaydeden Denktaş, muhalefetin seçimleri kazanması halinde anayasal yetkilerini kullanacağını da tekrarladı.
Denktaş, seçimler için sandığa gidin ve mühür kırmayın önerisinde de bulundu.
Muhalefete "babalikkocu"
Çiftçiler Birliği Yönetim Kurulundan bir heyet, dün Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşı ziyaret ederek çiftçi ve köylünün desteğini belirtti.
Heyet adına konuşan Yönetim Kurulu üyesi Turgut Ceyda, muhalefetin Annan planına dört elle sarılarak devleti ortadan kaldırmaya çalıştığını savunarak, bu kesimi satılık, babalikkocu gibi ifadelerle eleştirdi.
Statükodan yakınanlara, Neden bu devletin maaşını alıyorlar, neden bu devletin verdiği evlerde oturuyorlar sözleriyle eleştirilerde bulunan Ceyda, bu kesimi ellerindeki malları açık artırmayla satıp parasını Rumlara vermeye çağırdı. Ceyda, CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı ile ÇABP Başkanı Ali Erelin bu konuda öncülük yapması gerektiğini de ileri sürdü.
"AB için acelemiz yok"
Avrupa Birliğinin uluslararası anlaşmaları çiğneyerek Rumları tüm Kıbrısı temsilen üyeliğe kabul ettiğini ve Kıbrıs Türk halkını kaale almadığını tekrarlayan Denktaş, Rumun müracaatında bizim imzamız var mı! Türkiyenin haklarına saygılı oldu mu! Muhalefet bunu görmüyor mu..! Yapamazsınız diyece
kleri yerde geliyoruz, gelmem diyenleri dinlemeyin, halkı biz temsil ediyoruz diyorlar ve dünyayı kandırıyorlar.. ifadelerini kullandı.AB standardında maaştan söz edenleri de, okul bitirmiş, diploma almış bu insanların hiç aklı yok mu sözleriyle eleştiren Denktaş, AB, üyelerinin maaşlarını vermiyor ki... Bu maaşları yine senin bütçen verecek. Bütçeni dengeleyebilmek için de memurlarının yarısını dışlayacaksın, sosyal yardımların çoğu ortadan kalkacak. Bunları bilmezler mi, bir daha okusunlar diye
konuştu.Muhalefete hakarete varan suçlamalar...
Kıbrıs Türkünün devletiyle ayakta durduğunu yineleyen Denktaş, muhalefete sert eleştiriler yaparken, özetle şu ifadeleri kullandı:
Hiç acelemiz yok. Avrupa Birliğinin acelesi var. Çünkü yanlış yola çıktı. Hukukun üstünlüğünü, uluslararası anlaşmaları çiğnedi. Bütün Kıbrısı alamadığını ve alamayacağını anladı. Bu kanunsuzluktan çıkmak için Türklerin imzasını ister. 3 tane adam buldu, besledi, doyurdu ve bunlar halkın önüne düştü. Gelin kurtuluşu Türkiy
eden kopup ABa girerek bulacağız diyerek Avrupa Birliğine giriş Türkiyeyi inkardır, Türkiyenin haklarını ortadan kaldırmaktır. Zaten burada öyle sendika ağaları var ki Türkiyeye ne paranı, en askerini demiştir Ama Türkiyenin de parasını, her şeyini alıp nemalanmaktan da utanmıyorlar. En büyük şoku yiyecek olanlar bunların başında olanlar, diğer taraftan başı çeken insanlar olacak. Bir insana başka bir milletten biri senin davana yardımcı olacağım derse, onu sonuna kadar kullanır. İşi bitince de eski pabuç gibi atarlar Göreceksiniz "Muhalefet kazanırsa yetkileri kullanırım
Bir soru üzerine, seçimlerde muhalefetin kazanması halinde veto hakkını kullanacağına ilişkin ifadelerine açıklık getiren Cumhurbaşkanı Denktaş, özetle şunları söyledi:
Halkın zararına olacak bir gidişat varsa onu durdurmak için benim elimde anayasal ne yetki varsa onu kullanırım. Etkisiz olmuştur, halkı harap etmeye devam ediyorlar, o zaman çekilirim, halkın içine girerim ve mücadeleye halkla birlikte devam ederim. Ama
bunu ısrarla karşı taraf kazanırsa ne yaparsın sorusu karşısında söylüyorum. Karşı taraf kazanacak değildir, ama ya kazanırsa denince, cevabım budur. Boyun eğip teslim mi olacağız .Seçimlerde halkın iradesini ortaya koyacağını ve barışın o zaman geleceğini söyleyen Denktaş, `Devlet diyenler kazandığı takdirde artık bu dünya dinlemek zorunda olacak ve önümüze getireceği planları ona göre getirecek. Veya Rumlarla yaptığı gibi bizimle de planlar yapmak zorunda olacak diye ekledi.
Blair-Talat görüşm
esine çok kızdıDenktaş, Talatın dünya liderlerinden İngiltere Başbakanı ile görüşmesine kızdı, ayak üstü görüşmeyle olmaz dedi ancak 40 yıldır oturarak Kıbrıs sorununu nasıl çözümsüz bıraktığını anlatmadı.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Talatın İngiltere Başbakanı Tony Blairle görüşmesiyle ilgili olarak, Çok tuhaf yorumunu yaptı.
Cumhurbaşkanı Denktaş, Çiftçiler Birliğini kabulünde konuyla ilgili bir soruya karşılık, Çok tuhaf. Talatın böyle bir yere davet edilmesi, biz muhalefetinizle beraberiz mesajını vermek için yapıldı diye konuştu.
CTP Genel Başkanı Talatın Blairle görüşmesinin Kıbrıs görüşmeleri başladı şeklinde yansıtıldığına dikkat çekerken de Denktaş, 5-10 dakika ayak üstü merhabalaşıp da Kıbrıs meselesini dış dünyayla görüşmeye başladık diye palavra sıkmayı ben ilk defa görüyorum. Okuyunca utandım. Görüşmeleri başlatmak bu ise vay halimize, yazıklar olsun ifadelerini kullandı.
YENIDUZEN 04/10/2003
Türkiyeye tarih için Kıbrıs şartı yo
ldaPowell: Kıbrısta 2004 ortasına kadar ilerleme ve başarı sağlayamazsak, 2004 ortasından sonra daha da zor olacak
Türkiyenin Avrupa Birliğinden müzakere tarihi alıp alamayacağında belirleyici bir tarih olarak görülen 12-13 aralık'ta Brüksel'de yapılacak AB liderler zirvesinden, Kıbrısın müzakere tarihi için Türkiyenin önüne şart olarak konulması gündeme geldi.
Abhaber internet sitesi, Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, ile Brükselde, Avrupa Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu üyesi Günter Verheugenin yaptığı görüşmenin perde arkasıyla ilgili ayrıntıları açıkladı.
Brüksel'deki Gül ile Verheugen arasında yapılan toplantının ana gündemini Kıbrıs oluşturdu. AB üyesi ülkelerin Kıbrıs konusunda duydukları kaygıları Gül'e ileten Günter Verheugen , Tü
Aralarında Skandinav ülkelerinin de bulunduğu Yunanistan'ın başını çektiği bir dizi AB üyesi ülke, 12-13 aralık'ta Brüksel'de yapılacak AB liderler zirvesi sonuç bildirgesinde ''Kıbrıs'ta bir anlaşmaya yönelik herhangi bir adım atılmadığı takdirde Türkiye'ye AB üyelik müzakereleri için gün verilmesinin zorlaşacağı'' şeklinde bir paragraf eklenmesi yönün
de görüş birliğine varmaya çalışıyor.Açıklama yapan AB bürokratları,''Kıbrıs sorunu kim ne derse desin artık AB konusu oldu. Kıbrıs'ın 1 Mayıs 2004'de üyeliği sonrası, adada bir çözüm olmaması durumunda Ankara-Brüksel ilişkilerini sil baştan tanımlamak gerekecek açıklamasında bulundular.'' Dediler.
ALMANYANIN ANKARA BÜYÜKELÇİSİ BORN: KIBRISI UNUTMAYIN
Almanyanın Ankara Büyükelçisi Wolf-Ruthart Born, Türkiyenin Avrupa Birliği yolunda yaptığı reformların önemli olduğunu ancak Kıbrısın unutulmaması gerektiğini söyledi.
Born, Ankara Büyükelçiliği Konutunda gazetecilerle dün akşam yaptığı görüşmede, Türkiye ile Almanya arasındaki ilişkilerin olumlu yönde ilerlediğini belirtirken, Türkiyenin AB sürecinde Kopenhag kriterlerini karşılamaya yönelik önemli mesafe kaydettiğini belirtti.
ABD DIŞİŞLERİ BAKANI POWELL
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, BM Genel Sekreteri Kofi Annanın Kıbrıs plânının, üzerinde çalışılabilecek iyi bir temel olduğunu belirterek, Umarım taraflar bu plânı, bu ışıkta görmeyi sürdürecekler. Eğer taraflardan birinin plânda değiştirmek istediği şeyler varsa bunu da, plânın uygulanması için iki taraf arasındaki görüşmelerin bir parçası yapalım. Sıfır noktasına geri dönmeyelim ve plânı yeniden yazmaya çalışmayalım dedi.
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, bir gazetecinin, Kıbrıs konusundaki sorusu üzerine, New Yorktaki BM zirvesi sırasında Türk ve Yunan dışişleri bakanları ile bu konuyu ayrı ayrı ele aldıklarını kaydetti.
ABD Dışişleri Bakanı, Kıbrısta her iki tarafı da uzlaşma sürecini ilerletmek için ellerinden geleni yapmaya ve bunu mümkün olduğu kadar çabuk gerçekleştirmeye çağırıyorum. Çünkü 2004 ortasında Avrupa Birliğinde belli eylemler ortaya çıkacak. O zamana kadar ilerleme ve başarı sağlayamazsak, 2004 ortasından sonra daha d
a zor olacak diye konuştu.HALKIN SESI 04/10/2003