Simitis dörtlü zirve istemedi
Türkiye Başbakanı Erdoğanın, Yunanistan Başbakanı Simitise önerdiği 4lü zirve Simitis tarafından reddedildi
KKTC seçimleri yaklaşırken Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan, Simitise dörtlü bir zirve önerdiğini, ve önerinin Yunanistan Başbakanı tarafından reddedildiğini açıkladı. Hürriyet gazetesinin haberine göre; Tacikistan gezisinin sonunda gazetecilerle sohbet toplantısı yapan Erdoğan, Kıbrıs Rum kesiminin Mayıs 2004'te AB'ye girişinden önce çözümün sağlanması için acele e
tmeye gerek olmadığını söyledi.Erdoğan, Tam tersinden yaklaşalım. Bu dünyanın sonu mu? diye konuştu. Geziye başlarken Annan planını sürekli reddetmek çözüm değildir diyen Erdoğan, bu sözlerini biraz daha açarak, planın görüşmelere zemin olabileceğini vurguladı:
Planın bütününü reddetmek başka şey, tümünü reddetmek başka. Şimdi biz diyoruz ki bunun artıları var, eksileri var. Ama bunun tümünü reddetmek, bir defa haklı olduğunuz bir davada da sizi haksız duruma düşürebilir. Eee nasıl çözeceğiz bu
KIBRISTA ÇÖZÜM VE RUM KESİMİNİN AB ÜYELİĞİ
NTVnin haberinde ise Başbakan, Annan planını müzakere edilebilir bulduklarını söyledi.
Erdoğan Ancak Annan planını görüşmek Kıbrısı vermektir dediğiniz zaman, uluslararası planda haksız duruma düşersiniz. Rum kesiminin AB üyeliği dünyanın sonu değil. Ancak Kıbrısta yaşayan iki halk, kendi içinde sor
NETİCE ALINAMAZ
Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis'e Kıbrıs sorununun çözümü için dörtlü zirve önerdiğini açıkladı. Erdoğan, 9 Nisan'da Belgrad'da, 16 Ekim'de de Brüksel'de buluştuğu Simitis ile görüşmesinde yaptığı sürpriz öneriyi şöyle dile getirdi:
Hatta Belgrad'da Sayın Simitis'e dedim, Bu işi, Güney Kıbrıs, Kuzey Kıbrıs, siz ve biz, dörtlü oturalım konuşalım' Faka
YAKIŞ: KIBRIS'TA ÇÖZÜMÜ ÖN PLANA ALAN BİR TUTUM İÇİNDE OLACAĞIZ
Eski Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış, ''Kıbrıs konusunda çözümü ön plana alan, çözümsüzlüğe son veren bir tutum içinde olacaklarını'' söyledi.
Yakış, yaptığı açıklamada, hükümetin Kıbrıs'ta çözümden yana olduğunu, bu doğrultudaki tutumunun devam edeceğini söyledi.
Hükümetin Kıbrıs'taki seçimlerde tarafsızlığını koruyacağını ifade eden Yakış, ''Oradaki seçimin en adil ve demokratik koşullarda cereyan etmesi için çaba sarf ediyoruz. Sonucunu da aynı saygı ile karşılamamız lazım'' dedi.
HALKIN SESI 27/10/2003
Akıncı: Doğru konuşmalıyız
POLİTİSe, göre Akıncı Mayorka adasında ABın düzenlediği Akdenizin Geleceği konulu toplantıda KKTCdeki vatandaşlıklar konusunda söylediklerinin Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğanın hoşuna gitmediğini söyledi.
Akıncı, Elbette, söylediklerim Erdoğanın hoşuna gitmedi ancak bundan böyle doğru bir şekilde konuşmalıyız. Ne istediğine karar vermesi için gerçek durumu toplumun önüne koymalıyız dedi.
Akıncı devamla Erdoğanın sözlerinde gerçekleri kabul etmeme isteğinin fark edilmekte olduğunu iddia etti ve Her ne kadar da doğrudan sorumlu olmasa bile Kıbrısta neler olup bittiğini biliyor ve eğer yeni Türkiye hükümeti ülkeyi çağdaşlaştırmayı istiyorsa, gerçek bir şekilde ülkeyi yönetmelidir.
Mustafa Akıncı başka bir soruyu yanıtlarken Erdoğan hükümetinin 2004 yılı Mayıs öncesi çözüm için baskı yapacağı konusunda fazla iyimser olmadığını da söyledi şunları ekledi:
Eğer seçimleri kazanırsak Erdoğanın ve Papadopulosun gerçek politikası ortaya çıkacak. Denktaşın uzlaşmazlığı ikisine de çıkış yolu veriyor. Eğer Denktaş düşerse her iki tarafın gerçek niyetlerini göreceğiz.
HALKIN SESI 27/10/2003
|
Denktaş: Seçimler bizim milli meselemizdir |
|
|
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, 14 Aralık'ta yapılacak genel seçimlerin milli bir mesele olduğunu söyledi. Doğu Akdeniz Üniversitesi'nde (DAÜ) okuyan ''Vatan Grubu'' adındaki, bir grup öğrenciyi kabul eden Denktaş, yol ayrımında olduklarını ve birilerinin, Kıbrıs Türklerini gittiği milli yoldan başka yola davet ettiğini ifade ederek, genel seçimlerin, ''Ahmet, Mehmet efendinin hangi makama seçileceği meselesinin ötesinde milli b ir mesele olduğunu'' kaydetti.Denktaş , şunları söyledi: ''Gelecek seçimler, artık Ahmet, Mehmet efendinin şu veya bu makama seçilmesi, meclise girmesi, bakan veya başbakan olması meselesinin ötesinde bir milli meseledir. Yani Annan planı ve Avrupa Birliği (AB) yoluyla, Kıbrıs'ı, devleti, egemenliği, hürriyeti, Türkiye'nin Kıbrıs üzerindeki haklarını, garantörlüğünü ortadan kaldıracak mıyız, yoksa bunları koruyarak eşit şartlarda uzlaşma istiyoruz diye yolumuza devam edecek miyiz...'' Üniversiteli gen çlere, Kıbrıs sorununda yaşanan süreçle ilgili detaylı bilgi veren Denktaş, Kıbrıs konusunu görüşmeye başladıklarındaAB'nin gündemde olmadığını belirterek, içte dengeyi yıkan Rumların, dıştaki dengeyi, yani Türkiye'nin garantörlük haklarını ve Kıbrıs üzerindeki Türk-Yunan dengesini bozmak için yasadışı olarak AB'ye müracaat ettiğini anlattı.'MEGA PLAN' Batı'nın Kıbrıs'ı Ruma ve Yunanistan'a vermede kararlı olduğunu ifade eden Denktaş, ''Ondan sonra kendi çıkarları için kullanacak. Kendi çıkarları için kullanabilmesi için de Türkiye'nin buradan elini ayağını, hele hele askeri elini ayağını çektirecek. Mega planları bu''diye konuştu. Annan planına bakarak AB takvimine sıkıştırılmak istendiklerine dikkat çeken Denktaş, AB'nin hedef olarak ortaya koyulduğunu, ancak öncelikli hedefin uzlaşma olduğunu vurguladı. Denktaş, ''AB takvimine bizi sokmak istemeleri baskının daniskasıdır'' dedi. Devleti kurduktan sonra, ''devleti yıkacağız, devleti ortadan kaldıracağız'' demenin büyük cesaret istediğini kaydeden Denktaş, şöyle devam etti: ''Devlet, bir çocuğun doğuşu gibidir. Kan ile doğar, çığlıklarla doğar, acılarla doğar ve yaşatılır. Bir çocuğu öldürmek, onu ortadan kaldırmak nasıl en büyük cinayettir; doğmuş, varolmuş, 20 yaşına gelmiş bir devleti, 'ceberut devlet, ben bunu ortadan kaldıracağım, hedefim budur' diye beyanda bulunmak, 'ben bir cinayet işleyeceğim' demek kadar açık bir itiraftır. Bunu yapmasınlar. Devlet mukaddestir. Devletin doğuşu, kanla canla olmuştur. Türkiye'nin garantörlüğü bizim için bahtiyarlıktır. Bu bahtiyarlığın sulandırılmaması gereklidir.''Cumhurbaşkanı Denktaş, Amerikalılarla İngilizlerin KKTC seçimlerine müdahalede bulunduğunu ve bunun büyük ayıp olduğunu da belirtti. Seçimlerin şeffaf olmasının herkes için en iyisi olacağını ifade eden Denktaş, seçime kadar çok tahrik olacağı uyarısında bulunarak, özellikle geçlerden tahriklere kapılmamalarını ve soğukkanlı olmalarını istedi. DAÜ'lü öğrenciler ise Denktaş'a desteklerini ifade ederek, KKTC'ye, Türkiye'ye ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ne bağlılıklarını dile getirdiler. HURRIYET 28/10/2003 |
|
Kıbrıs gençliği hoşgörü için örgütlenecek
28/10/2003 RADIKAL
ANKA
RA- ANKARA - Kıbrıs'ta 30 yıldır dikenli tellerin ayırdığı iki toplum birbirlerini anlamak için çabalarına hız veriyor. Kıbrıslı Türk ve Rum gençleri, Yeniden Yakınlaşma İçin Gençlik Örgütü'nü kurdu. İki toplumdan 18-35 yaşları arasındaki gençlerin oluşturacağı örgüt, 'İletişim Becerileri Atölye' çalışması ile de ilk faaliyetine imza atıyor.
AVRUPA BIRLIGINDEN KIBRIS UYARISI
AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Verheugen: 'Türkiye, Kıbrıs sorunuyla ilgili çabalarını hızlandırmalı' dedi ve Türkiye'yi uyardı.AB Komisyonu'nun genişlemesinden sorumlu üyesi Günter Verheugen, Türk hükümetinden Kıbrıs sorunuyla ilgili çabalarını hızlandırmasını isteyerek, Türkiye'nin Kıbrıs sorununun çözümü karşılığında AB'ye tam üyelik müzakerelerine başlama koşulunu getirmemesi dileğinde bulundu
Kıbrıs sorunu büyüdüğü sürece Avrupa kamuoyunun Türkiye ile müzakerelere başlanmasını kabul edemeyeceğini söyleyen Verheugen, 'Adadaki durum, özellikle Türk askerlerinin mevcudiyeti böyle kaldığı sürece, bu durumu göz ardı etmek zor olacak' diye konuştu
AB Komisyonu'nun genişlemesinden sorumlu üyesi Günter Verheugen, Türk hükümetinden Kıbrıs sorunuyla ilgili çabalarını hızlandırmasını isteyerek, Türkiye'nin Kıbrıs sorununun çözümü karşılığında AB'ye tam üyelik müzakerelerine başlama koşulunu getirmemesi dileğinde bulundu.
KIBRIS 28/10/2003
Annan planı artık anlaşılır bir dilde
Annan planı hakkında tarafsız ve kapsamlı bilgi hizmeti sunmak amaçıyla bir grub Türk ve grup Rum tarafından geliştirilen Cyprus Decides projesi Ledra Palaceta tanıtıldı.
İbrahim DALOĞLU
Değişik siyasi görüşlere sahip bir grup Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslu Rum tarafından geliştirilen Cyprus Decides isimli Annan planı hakkında tarafsız ve kapsamlı bilgi hizmeti projesi dün Ledra Palace Hotelde yapılan basın toplantısı ile Kıbrıs Türk ve Rum basınına tanıtıldı.
Mete Hatay, Ayal Gürel, Yiouli Taki ve Alexis Alexioudan oluşan ekip tarafından yürütülen Cyprus Decides projesinin amacının Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm öneren Annan planının ortaya koyduğu konuları anlamakta ve planı uygulanabilir bir çözüm temeli olarak kabul veya red etmenin sonuçlarını düşünmekte vatandaşlara yardımcı olm
ak olduğu kaydetildi. Bu projenin sunduğu hizmetle hemfikir olmayı sağlamaya değil, bilinçli bir anlayış geliştirmeye katkıda bulunmaya çalışmak olduğunu belirten PRİO ekibi, yaptıkları bu çalışmanın planın içeriğinin kabul edilmesi ya da reddedilmesi yönünde etki yapmayı değil, planın temel hükümlerinin objektif, doğru ve kolay anlaşılan özetlerini sağlamak ve bu yolla bilgiye dayalı tartışmayı teşvik etmeyi amaçladıklarını belirttiler. Cyprus Decides projesinin grub ve bireylere planın değindiği konuları tartışmakta yardımcı olurken üç ana yöntemi kullandığını, bunların sık güncellenen bir internet sitesi, anlaşılması kolay kitapcık ve broşür hazırlayıp dağıtmak ve bireylerin önerilen çözüm ve bunun sonuçları üzerinde açıkça tartışma fırsatını bulabilecekleri halka açık toplantıların yürütülmesine yardımcı olmak olduğu belirtildi.Bu projenin Uluslararası Barış araştırmaları Enstitüsü, Oslo (PRİO) Kıbrıs Bürosu tarafından kordine edilen tarafsız bir bilgi ve iletişimde yardımcı olma hizmeti olduğu kaydeti
ldi.Projenin Birleşik Devletler Kalkındırma Bürosu ve Birleşmiş Milletler Proje Hizmetleri Dairesi vasıtası ile Birleşmiş Milletler Kalkındırma Programı tarafından finanse edilen İki Toplumlu Kalkındırma Programından alınan bağışla gerçekleştirildiği ifa
d edildi.Grub adına konuşan Mete Hatay ilk aşamada Kıbrıs için Annan Planı: Vatandaş El Kitabının 10 bin adet Türkçe ve 10 adet Rumca olarak basılacağını, ancak şu anda sadece bin adetinin hazır olduğunu söyledi.
Mete Hatay, bu kitabın önümüzdeki günlerde gerek medya gerekse diğer iletişim araçları ile her iki toplum bireylerine dağıtılmaya çalışılacağını ifade etti.
HALKIN SESI 28/10/2003
Verheugende Türk askeri rahatsızlığı
AB Komisyonunun Genişlemesinden Sorumlu Üyesi Verheugen: Türkiye hakkında gelecek yıl nasıl bir tavsiye kararı alacağımız henüz belli değil.
AB Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, Türkiye hakkında nasıl bir tavsiye kararı alacaklarının henüz belli olmadığını söyledi.
Verheugen, Frankfurter Allgemeine
gazetesine yaptığı açıklamada, Türkiye hakkında gelecek yıl nasıl bir tavsiye kararı alacağımız henüz belli değil. Ancak şartsız bir Evet ya da Hayır şeklinde karar almayacağız. Türkiyedeki politik duruma göre farklı bir tavsiye kararı da alabiliriz" dedi.Türkiyede karışık bir görüntünün olduğunu savunan Verheugen, başarılı siyasi reformlara karşılık, hala insan hakları ihlalleri olduğunu ve din özgürlüğünün kısıtlandığını, Türkiyedeki demokrasi anlayışının da, ordunun gücünden dolayı ABnin demokrasi anlayışına uygun olmadığını öne sürdü.
Gerektiği takdirde komisyonun rahatsız edici tavsiye kararı almakta çekinmeyeceğini ifade eden Verheugen, demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti konularında Kopenhag kriterlerinden taviz verilemeyeceğini ka
ydetti.Recep Tayyip Erdoğan hükümetinin reform yolundaki çabalarını, ayrıca reformları sadece AB üyeliği için yapmamasını takdirle karşıladığını ifade eden Verheugen, buna rağmen bundan sonraki İlerleme Raporunda bazı eksikliklere değinileceğini, özellikle Türkiyedeki işkence iddialarının büyük engel teşkil ettiğini belirtti.
Verheugen, Türk hükümetinden Kıbrıs sorunuyla ilgili çabalarını hızlandırmasını isteyerek, Türkiyenin Kıbrıs sorununun çözümü karşılığında ABye tam üyelik müzakerelerine başlama koşulunu getirmemesi dileğinde bulundu.
Kıbrıs sorunu büyüdüğü sürece Avrupa kamuoyunun Türkiye ile müzakerelere başlanmasını kabul edemeyeceğini söyleyen Verheugen, Adadaki durum, özellikle Türk askerlerinin mevcudiyeti böyle kaldığı sürece, bu durumu gözardı etmek zor olacak diye konuştu.
Türkiyenin üyeliğine ilişkin takvimin belirsizliğine rağmen, 2013 yılına kadar hazırlanacak AB finansman planlamasında, Türkiyenin AB üyeliğine hazırlığı için daha fazla paranın hazır tutulması gerektiğini ifade eden Verheugen, Türkiyenin, ABye üye olacak diğer Doğu Avrupa ülkeleri gibi serbest piyasa ekonomisine geçmeyeceği için, yapılacak yardımın da beklenenden daha az olabileceğini söyledi.
Verheugen, Türkiyenin AB üyeliğine karşı çıkanları da anladığını ifade etti ve Türkiyenin AB üyeliğine karşı çıkmak yasak değil. Ancak Türkiyedeki reform sürecini tehlikeye atmamak için bu tartışmalar da dengede tutulmalı. Türkiyenin AB üyeliğine karşı çıkanlar, bu ülkenin Avrupaya nasıl daha iyi bir şekilde yakınl
aştırılabileceği konusunda inandırıcı alternatif fikirler ortaya koymalı dedi.AB ülkelerinin hükümet ve devlet başkanlarının Türkiyeye AB üyeliği perspektifi sunduklarını hatırlatan Verheugen, Komisyon da bu çizgide hareket edecektir. Lüksemburgda 1997 yılında yapılan zirvede, Türkiyenin ayrımcılık olarak gördüğü her şeyin krize yol açtığını gördük şeklinde konuştu.
HALKIN SESI 28/10/2003
Kıbrıs'ı kaybetmemize tam 6 ay kaldı...
Türkiye'nin bilmesi gereken bir büyük tehlikeden söz etmek istiyorum.
Bu gerçeği resmi yetkililer de biliyor, ancak sizlere söylemiyorlar.'Kıbrıs'ta kendinizi köşeye sıkıştırmayın'
29/10/2003 RADIKAL
RADİKAL
- İSTANBUL - Britanya'nın Kıbrıs özel temsilcisi David Hannay, Türkiye'nin Kıbrıs sorununu çözmediği sürece AB karşısında çok zor durumda kalacağı uyarısında bulundu. CNN Türk'te Mehmed Ali Birand'ın sorularını yanıtlayan Hannay, Kıbrıs'ta Rumların resmen AB üyesi olacağı 1 Mayıs 2004'e kadar çözüm bulunamazsa, Türkiye'nin AB ile tüm müzakerelerde Kıbrıs'la karşı karşıya kalacağını ve sürekli Rumların vetolarına takılacağını söyledi. Çözümün asıl Türk tarafı için gerekli olduğunu vurgulayan Britanyalı temsilci, "Çözümü geciktirmek son derece riskli bir politikadır, sürekli AB'nin Kıbrıs baskısı altında kalacaksınız" dedi.·
Bugüne kadar müzakerelerde iki şey yanlış gitti. Türk lider Rauf Denktaş'ın bir çözüm istememesiydi. Kendi çözümünü istiyordu ki ne yazık ki müzakere edilebilir bir çözüm değildi. Dolayısıyla aslında iyi niyetle müzakere etmedi. Türk hükümetini kesinlikle eleştirmiyorum. Çok kısa sürede çok fazla şey yapmaları istendi.'Çok geç değil'
·
1 Mayıs 2004'ün son tarih olduğunu düşünmüyorum. Ancak Kıbrıslı Türkler ve Türkiye öyle bir müzakere dönemine girer ki çok daha zayıf olurlar. Bu tarih Türklerin ve Rumların eşit roller üstleneceği bir birleşmiş Kıbrıs'ın AB'ye üye olması için son fırsat. Dolayısıyla çok geç değil.'Rumlar avantajlı çıkar'
·
Çözüm olursa AB Kıbrıslı Türk bir dışişleri bakanıyla belki masada oturup karar alacak. Türkiye'nin AB'ye giriş konusunda da söz sahibi olacak. Bu avantaj değilse nedir bilemiyorum. Aksi halde sadece Rum hükümeti masada olacak. Rumlar büyük taktik avantaja sahip olacaklar.·
Bence Türkiye müzakerelere 2004'ten sonra girerse ki bu bir risk. Diyelim ki Kıbrıs çözüme ulaştırılamadı. O zaman Türkiye boynuna bir zincir halkası takmış olacak. Çünkü müzakerelerde Kıbrıs'taki çözüm gündeme gelecek ve Türkiye'nin katılım şartları müzakereleri zorlaşacak.·
AB'ye tam üyeliğiniz, Kıbrıs'ta çözüm gerçekleşmedikçe tamamlanamaz. Kendinizi neden köşeye sıkıştırıyorsunuz, anlayamıyorum. En akılcı yaklaşım Kıbrıs'ta 1 Mayıs'a kadar çözüm bulmak ve AB ile rahat rahat müzakere etmektir.·
Türkiye'nin AB'ye katılımı zaman alacak. Türkiye büyük bir ülke, çıkarların gözetilmesini çok zorlayacak, hassas biçimde ele alınacak konular var. Bence AB Türkiye'yi kabul etmeli. Şartlar yerine getirildiğinde Türkiye'ye kapılar açılmalı. Bu kendi görüşüm ama kendinizi de kandırmayın bu kolay olmayacak.İktidarın sesi ve Kıbrıs
Gündüz Aktan
29/10/2003 RADIKAL
Kıbrıs ve Türk-Yunan ilişkileri konusunda bir toplantıya katılmak üzere geçen hafta Atina'ya gittim. Bazı izlenimlerimi aktarmak istiyorum.
1988 sonunda başlayan Atina'daki görevim 1991'in ortasında bitti. Baba Papandreu'unun geçirdiği hastalıklar dolayısıyla bir yılda üç genel seçim yapılmış; büyük umutlar bağlanan Davos süreci akim kalmış; azınlık üzerindeki baskılar 29 Ocak 1990'da sopalı saldırılara dönüşmüş; ben ayrılmad
Kıbrıs'ta, ya Annan ya hiç...
Dünkü yazımda kamuoyunu son derece önemli bir konuda uyarmış ve 1 Mayıs 2004 gününe kadar bir çözüm bulunamadığı veya ciddi bir müzakere sürecine girilmediği taktirde, Kıbrıs'ı kaybedeceğimizi ve AB ile ilişkilerimizi koparma noktasına kadar getireceğimizi anlatmıştım.
Bir Allahın kulu
İzcan: Taraflar yapıcı olmalı
BDH Koordinatörü İzzet İzcan, Güney Kıbrısta katıldığı bir televizyon programında, Her iki taraf da yapıcı olmalı, mümkün olmayan taleplerle ortaya çıkıp, çözüm sürecini tıkamaktan kaçınmalıdır dedi
Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) Koordinatörü İzzet İzcan, Mayıs 2004'ten önce bir çözüme ulaşılıp, birleşik bir Kıbrıs'ın Avrupa Birliği üyeliğini mümkün kılmak için her iki tarafın da dikkatli olması gerektiğini ifade ederek, "14 Aralık'tan sonra başlaması kaçınılmaz olan yeni süreçte, her iki taraf da yapıcı olmalı, mümkün olmayan taleplerle ortaya çıkıp, çözüm sürecini tıkamaktan kaçınmalıdır" dedi.
Güney Kıbrıs'ta yayın yapan RIK1 Televizyonu'ndaki bir haber programına katılan BDH Koordinatörü İzzet İzcan, Kıbrıs Türkü'nün sesini, Kıbrıslı Rumlar'a aktardı.
Önümüzdeki günlerde Türkçe altyazılı olarak tekrar yayınlanması beklenen programa, İzzet İzcan'ın yanısıra Kıbrıs Rum Yönetimi eski Dışişleri Bakanı Dr. Katsulidis ve Avrupa Birliği Büyükelçisi Van Der Mir de katıldı.
Programda Kıbrıs sorununun geldiği nokta ve Avrupa Birliği yolunda Kuzey ve Güney Kıbrıs'ta yaşanan gelişmeler ele alındı.
BDH Koordinatörü İzzet İzcan programda yaptığı konuşmada öncelikle Kıbrıs'ın bölünmesine yolaçan olayları hatırlatarak, konuyu tartışırken bu noktadan hareket edilmesi gerektiğini vurguladı.
İzcan, 1960 yılında Kıbrıs'a tanınan sınırlı bağımsızlığa ne Kıbrıslırumlar'ın ne de Kıbrıslıtürkler'in sahip çıkmadığını, Enosis ve Taksim ülküleri peşinde koşarak Kıbrıs adasının istikrarsızlaştırıldığını, iki toplumun bu yüzden büyük acılar çektiğini dile getirerek, en büyük kaybı, küçük ve ekonomik yönden zayıf olan Kıbrıs Türk halkının yaşadığını ifade etti.
"KIBRIS TÜRKÜ VE BDH, STATÜKOYLA MÜCADELE EDİYOR"
İzzet İzcan, Avrupa Birliği genişleme sürecinin Kıbrıs için bulunmaz bir fırsat olduğunu belirterek, "AB, Kıbrıs'ı bir bütün olarak almak istiyor, bizler Kıbrıs'ta mayıs 2004 tarihinden önce çözüme ulaşabilme becerisini gösterebilmeliyiz" dedi.
İzcan konuşmasında önümüzdeki genel seçimlerin önemine de dikkat çekerek, Barış ve Demokrasi Hareketi'nin 14 Aralık seçimlerinden başarı ile çıkmasının ardından görüşmelerin başlamasının kaçınılmaz olduğunu vurguladı.
BDH'nın, Kıbrıs Türk halkının haklarını sonuna kadar korumaya kararlı olduğunu kaydeden İzcan, "Denktaş ve statükoculardan farkımız, onlar Kıbrıs'ta bir çözüme karşı oldukları gibi, Avrupa Birliği üyeliğine de karşıdırlar. Türkiye'deki çözüm karşıtı güçlerle el ele vermiş, Kıbrıs sorununu kullanarak, hem Kıbrıslıtürkler'in hem de Türkiye halkının barış, demokrasi ve çağdaşlaşma projesi olan AB üyeliğini engellemeye çalışıyorlar" dedi.
"TALEPLER MAKUL OLMALI"
İzcan, Kıbrıs Türk halkının çözüm yönündeki kararlılığını meydanları doldurarak ortaya koyduğuna dikkat çekerek, Kıbrıs Rum tarafını mümkün olmayan talepler ortaya koyarak çözüm sürecini engellememesi konusunda uyardı.
Kıbrıs'ta bulunacak çözümün ne bir tarafın zaferi ne de diğer tarafın mağlubiyeti şeklinde algılanmaması gerektiğini hatırlatan İzcan, herkesin karlı çıkacağı bir çözüme yönelmenin, Kıbrıs adasında yıllardır acı çeken insanlarımıza karşı yapılacak en büyük hizmet olacağını söyledi.
"Kıbrıslı Rumlar, AB'ye üye olmanın rahatlığı içinde Annan Planı'nın Kıbrıs Türkleri'ne sağladığı güvenceleri yadsımaya kalkarsa, statükocuların oyununa gelmiş olur ve Kıbrıs'ın yeniden bütünleşme olanağı tamamen ortadan kalkar" diyen İzcan, Kıbrıslırumlar'ın 1963-1974 dönemini çok iyi anımsamasını ve yapılan hataların tekrarlanmamasına özen göstermesini istedi.
İzcan, Kıbrıs Rum tarafının, Kıbrıslıtürkler'e dönük politikalarında Avrupa Birliği'nin ilke ve normlarına bağlı kalarak, ayrımcı davranmaması gerektiğini belirterek, zamanın daralmış olmasına rağmen henüz geç olmadığını, çözüm yanlısı güçlerin birbirine yardımcı olarak Kıbrıs'ta çözümü sağlayabileceklerini sözlerine ekledi.
HALKIN SESI 30/10/2003
Talat: Seçimlerde oluşacak tabloyla Türkiyenin yolu açılacak
'Seçimden sonraki koşulların sorunu çözeceğine ve Türkiye'nin önünü açacağına inanıyorum
CTP- Birleşik Güçler Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, ''14 Aralık'taki seçimlerden sonra ortaya çıkacak koşulların Kıbrıs sorununu çözeceğine ve Türkiye'nin önünü açacağına inandığını'' söyledi.
Talat, Arı Grubu'nun İstanbul Ayazağa Ticaret Merkezi'ndeki Konferans Salonu'nda düzenlenen toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin geleceği açısından Kıbrıs sorununun büyük önem taşıdığını belirtti.
Kıbrıs sorununun, Türkiye'nin önünde büyük bir engel olarak durmasının sadece AB süreciyle ilgili olmadığını ifade eden Talat, ''Türkiye bölgede lider olmak istiyorsa, uluslararası hukukla uyum sağlamak
zorundadır'' diye konuştu.
AAnın haberine göre Talat, 1999 Helsinki Zirvesi ile Türkiye'nin AB'ye aday ülke olarak kabul edildiğini hatırlatarak, Türkiye'nin adaylığı sürecinde Kıbrıs sorununun etkileri bulunduğunu kaydetti.
AB'nin, Avrupa'da savaşların ortadan kalkması düşüncesiyle kurulduğunu vurgulayan Talat, savaş potansiyeli olan herhangi bir sorunun AB'ye taşınamayacağını ifade etti.
Bu nedenle Türkiye'nin adaylığı için Kıbrıs sorununun çözülmesinin şart olduğunu savunan Talat, Helsinki Zirvesi kararı uyarınca aday ülkelerin kendi aralarındaki sınır sorunlarını çözmelerinin zorunlu
olduğuna işaret etti.
Türkiye'nin AB'ye adaylık sürecinin Kıbrıs sorununa bağlandığını öne süren Talat, ''14 Aralık'taki seçimlerden sonra ortaya çıkacak koşulların Kıbrıs sorununu çözeceğine ve Türkiye'nin önünü açacağına inanıyorum'' dedi.
''Kıbrıs'ta statükoyu yaşatmak isteyenlerin Türkiye'de AB'ye girmek istemeyenlerle kutsal ittifak gerçekleştirdiğini'' iddia eden Talat, ''bu ittifakın Türkiye'yi AB ile Kıbrıs'ta çatıştırmak istediğini'' savundu.
Kıbrıs Türk halkının tarihinde ilk kez kendi iradesiyle vereceği kararın sadece kendi geleceğini değil Türkiye'nin de geleceğini etkileyeceği görüşünü belirten Talat, bu nedenle halkın büyük heyecanla 14 Aralık'ta gerçekleşecek seçimleri beklediğini söyledi.
Bu heyecanı en çok gençlerin taşıdığını anlatan Talat, KKTC gençlerinin büyük bir kimlik sorunu yaşadıklarını ve geleceklerini aradıklarını kaydetti
HALKIN SESI 30/10/2003
Denktaş: Görüşmelerin başlaması iç
in seçimleri bekliyoruzCumhurbaşkanı Rauf Denktaş, görüşmelerin başlaması konusunda herkesin ve kendilerinin de aralık seçimlerini beklediğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, Reuters ajansına verdiği demeçte, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Tassos Papadopoulos ile müzakere masasına geri dönüp dönmeyeceği yönündeki soruya, ''Herkes seçimleri bekliyor. Biz de öyle. Seçimler, 'Kıbrıslılar BM planını kabul ediyor, Denktaş tek engel' diyerek dünyayı aldatan muhalefetin doğru ya da yanlış olup olmadığını ortaya çıkaracak'' dedi.
Papadopoulos'un BM planı altında görüşmelere başlama çağrılarını ''taktik açıklamalar'' olarak değerlendiren Denktaş, ''Rumların bir anlaşmaya veya BM planını tartışmaya ihtiyacı yok çünkü AB tarafından garanti altına alındılar'' diye
konuştu.AB ve uluslararası arabulucuların, görüşmeye yeniden başlamaları konusunda iki tarafa baskı yapmalarının olumsuz tepkiye neden olabileceğini vurgulayan Denktaş, ''İki tarafın görüşleri birbirinden
çok ayrıyken, başkalarını mutlu etmek ve başkalarının çıkarlarına hizmet etmek için taraflara geçici bir anlaşmayı imzalatmaya çalışmak sadece felaketle sonuçlanır'' dedi.
HALKIN SESI 30/10/2003
Türkiyenin tavrı AByi memnun etti
Başbakan Tayyip Erdoğan, Avrupa Komisyonu raporunda yer alan uygulamada eksikler var uyarısını sudan bahaneler olarak değerlendirdi. Dışişleri Bakanı Gül ise rapor için Beklediğimiz gibi objektif yorumunu yaptı.
Erdoğan, şu ana kadar uyumla ilgili gerekli adımların atıldığını söyledi. Uygulamanın sadece 2004 Aralıkına kadar yapılacak işler anlamına gelmediğini söyleyen Erdoğan, müzekere sürecinde de bu çalışmaların devam edeceğini belirtti.
2004 Aralık ayında müzakere tarihinin alınması ve süreç içinde uygulamaların tamamlanmasıyla Türkiyeye üyelik verileceğini belirten Erdoğan Tamamlanmazsa üyelik vermeyeceklerdir dedi.
Erdoğan, uygulamalarla ilgili eleştirileri de sudan bahaneler olarak nitelendirdi.
Dışişleri Bakanı Gül ise rapor için Beklediğimiz gibi objektif yorumunu yaptı. Raporun uygulama alanındaki eksikliklere dikkat çektiğini belirten Gül, Biz de zaten bunu söylüyoruz. Uygulama alanında yapmamız gerekenler var diyoruz. Bunları gidermek için zaten reform izleme grubu kurduk. Bu grup düzenli olarak toplanıyor dedi.
ANNAN PLANI İZLENMELİ
Avrupa Komisyonu, Türk hükümetinin, Kıbrıs sorununun çözümü için, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annanın barış planını esas alarak müzakerelerin yeniden başlamasını desteklediğini, bunun da memnuniyet verici olduğunu vurguluyor.
AB KOMİSYONU: TÜRKİYE, KKTC İLE ANLAŞMAYI ONAYLAMAYACAK
AB Komisyonunun İlerleme Raporunda, Türkiyenin KKTC ile imzaladığı Gümrük Birliği çerçeve anlaşmasını onaylamayacağıkaydedildi. Raporda 8 Ağustosta imzalanan anlaşma özetle şöyle eleştirildi:
Uluslararası hukuk çerçevesinde hiçbir geçerliliği olmayan böyle bir anlaşma, Türkiyenin AB ile gümrük birliği yükümlülüklerini ihlal anlamı gelebilir. Türk hükümeti anlaşma sonrasında, bunun onaylanmayacağına ve uygulamaya geçirilmeyeceğine işaret etmiştir.
AB Komisyonu, daha önce Selanik Zirvesinde yapılan çağrıyı yineleyerek, özellikle Türk tarafından Annan planı temelinde görüşmelerin yeniden başlatılmasını istedi.
HALKIN SESI 31/102003
TCnin Annan Planını desteklemesi olumlu
Avrupa Birliği Komisyonu, 5 Kasımda yayınlayacağı Türkiyeyle ilgili 2003 yılı ilerleme raporu ile Türk hükümetinin Annan Planını destekleyici yöndeki tavrını takdirle karşılandığını açıklayacak
Avrupa Komisyonu raporda, Türk hükümetinin, Kıbrıs sorununun çözümü için, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annanın barış planını esas alarak müzakerelerin yeniden başlamasını desteklediğini, bunun da memnuniyet verici olduğunu vurguluyor.
İlerleme raporunda, TBMMde kabul edilen uyum paketlerinin gözden geçirilmiş ulusal program ile katılım ortaklığı belgesinde yer alan önceliklerin büyük bir kısmını kapsadığı belirtiliyor. Avrupa Komisyonu, Türk hükümetinin, Kıbrıs sorununun çözümü için, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annanın barış planını esas alarak müzakerelerin yeniden başlamasını desteklediğini, bunun da memnuniyet verici olduğunu vurguluyor.
133 sayfadan oluşan ilerleme raporunda eleştiriler de bulunuyor. Avrupa Komisyonu, reform pa
ketlerinin kabul edilmesine rağmen uyum yasalarının ve ilgili yönetmeliklerin henüz yayınlanmadığını, bu yüzden de yasaların henüz uygulanmadığını belirtiyor.Savunma harcamaları şeffaf değil
İşkenceyle mücadelede gelişme yok
Avrupa Parlamentosu Başkanı Pat Cox gaztecilerin Kıbrıs ile ilgili sorularına şu yanıtları verdi:
Avrupa Parlamentosu, 1 Mayıs 2004ün, sadece Kıbrıs Cumhuriyetinin Avrupa Birliğine katıldığı tarih olarak değil, adadaki iki toplumun iradesi doğrultusunda ve Annan Planı temelinde kendi içinde uzlaşmış bir Kıbrısın birliğe katıldığı gün olarak görmek istiyoruz, bu konuda hala umutluyuz. Bu hem Kıbrıs için, hem Adadaki iki toplum için, hem de bölge
için, aynı zamanda Türkiye ve Avrupa Birliği için de en iyisi. Avrupa Birliğinin Türkiyeye karşı tutumu bir paket aslında ve şüphem yok ki, 2004te meseleleri yeniden değerlendirirken içinde bulunacağımız durum, yıllardır çözümsüz duran Kıbrıs sorununun anlaşmayla çözülmesi halinde bundan çok olumlu etkilenecektir.Yeniduzen 31/10/2003
Loizidu çıkmazı!
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde Kıbrıslı Rum kadın Titina Loizidunun Türkiye aleyhine açtığı dava ile ilgili siy
asi kriz giderek büyüyor.Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Titina Loizidu davasında verdiği kararı Türkiyenin yerine getirmesi prosedürüne uzlaşı çözümü isteyen Avrupa Konseyi ülkelerinin sayısının artmakta olduğu bildirildi.
Daimi Temsilciler Komitesinin önceki günkü toplantısı yeni bir çıkmazla bitti ve bu nedenle 2 haftalık yeni bir ertelemeye karar verildi. Siyasi gözlemciler 2 haftalık erteleme kararını Avrupa İnsan Hakları Mehkemisinin Loizidu konusunda büyük bir çıkmaza girdiği yönünde yorumlar yaparak açıkladı.
Güney Kıbrısta yayınlanan Fileleftheros, Avrupa Konseyi - Titina Oyunu Büyüyor - Dışişleri Bakanlarını Atlatmak İçin Türkiyeye İki Haftalık Yeni Erteleme başlığıyla verdiği haberinde, Daimi Temsilciler Komitesinin dünkü toplantısının yeni bir çıkmazla bittiğini ve bu nedenle 2 haftalık yeni bir ertelemeye karar verildiğini yazdı.
Gazete, Türkiyenin Loizidu davasındaki ilk hedefini hali hazırda başardığını ve önceki gün yeni bir erteleme daha elde ettiğini, böylece, Avrupa Komisyonunun ilerleme raporunun yayınlanmasından birkaç gün önce hakkında bir kınama kararı çıkmasını atlattığını yazdı. Önceki gün yeniden toplanan Daimi Temsilciler Konseyinin bir uzlaşmaya varamadığını bu yüzden de iki haftalık erteleme kararı aldığını belirten gazete şöyle devam etti:
Bir hükümet kaynağının Fileleftherosa söylediğine göre bu iki haftalık erteleme süresi içinde (AB dönem başkanı) İtalyanın Ankara nezdinde yeni girişimlerde bulunacağı varsayılıyor. Hakim olan hava, Ankaranın mahkeme kararına uymamakta ısrar etmesi durumunda hakkında bir kınama kararı çıkması olasılığının uzaklaştığını gösteriyor. Çünkü gittikçe daha fazla ülke, bu konunun bir uzlaşıyla halledilmesi çabalarına dahil oluyor. Ancak Kıbrıs tarafı, AİHM kararlarının olduğu
gibi uygulanmasında ısrar ediyor.İyi bilgili kaynakların söylediğine göre, bugüne kadar olduğu gibi bir değil iki hafta erteleme kararı verilmesindeki esas neden, dışişleri bakanlarının önümüzdeki çarşamba ve perşembe günleri Strazburgta olacakları ve bunlardan hiçbirinin bu toplantıyı Titina Loizidu davası tekeline sokmayı istememesidir. Bir hükümet kaynağı Fileleftherosa; Bu konu Bakanlar Komitesine gitmiş olsaydı herşeyin havaya uçması muhtemeldi dedi.
Edinilen bilgilere göre önceki günkü prosedür sırasında başta İtalya, İngiltere ve Hollanda olmak üzere çeşitli ülkeler, bu konuyu kapatması için Türkiyeye birşey vermeye çalıştı. Tartışmalar, AİHM kararının ikinci ayağı yani Loizidunun barışçıl şeklde mülküne ulaşma hakkı ve Ankaranın kararı uygulamasının 2005 yılı sonuna havale edilmesi üzerinde yoğunlaşmış görünüyor. Ankaranın, bazı Avrupa Birliği ülkelerinin desteğini de alarak, ısrar etmesindeki nedenlerden biri; ABla arasındaki ilişkilerdeki gelişmeler ve üyelik müzakerelerinin başlama tarihinin belirlenmesi talebidir."
Papadopulos AİHM kararlarının tam uygulanması talebinde ısrar edecek
Gazete, Rum lider Tasos Papadopulosun bu gelişmeleri yorumlarken, Avrupa Konseyinde yalnız İtalya, İngiltere ve Hollandadan değil, başka ülkelerden de, bu konunun halledilmesi gerektiğine ilişkin görüşler olduğunu söylediğini yazdı.
Habere göre Papadopulos, ana ihtilaf konusunun, AİHMde davaları kazanılan mülklere geri dönülmesi hakkının uygulanmasının 2005e kadar ertelenmesine ilişkin Türk talebi olduğunu söyledi. Bu şekilde davranan ülkeler nezdinde girişimde bulunulup bulunulmadığına ilişkin bir soru üzerine ise Tasos Papdopulos, Bu, girişimler konusu değildir. Biz çabalarımızı, gürültülü şekilde ilan ederek değil, mahkeme kararlarının uygulanması gerektiği talebiyle aylardır sürdürüyoruz.
Politis haberi, Titina Davasında İki Haftalık Yeni Bir Erteleme İtalyanların Alayı Loizidu Davasındaki Retçi Tavrının Komisyon Raporunda Kaydedilmemesi için İtalyanların ve Hollandalıların Türkiyeye Uzatma Hediyesi başlığıyla yayımladı.
Gazete, Rum lider Papadopulosun şu sözlerine de yer verdi:
Türkiye, Titina Loizidu konusunun emsal teşkil etmediğinin, geriye kalan bütün benzer konuların Denktaşın mahkemelerine havale edilmesi ve geri dönüş hakkının 2005e kadar ertelenmesi gerektiğinin söylenmesini istiyor.
Alithia haberi, Titina Loizidu Davası: Türkiye Önemli Erteleme Sağladı başlığıyla verirken, diğer gazeteler şu başlıkları kullandı:
Mahi: Tasos, AİHM Kararlarının Tam Olarak Uygulanması Talebimizde Israr Edeceğimizi Tekrarladı Titina Davasında Yeni Erteleme İtalya ve İngiltere Türkiyenin İleri Götürdüğü Tutumu Uygun Görüyor
Haravgi: T. Loizidu Davasında Yeni Erteleme T. Papadopulos: Kıbrıs Cumhuriyeti AİHM Kararlarının Tam Uygulanması Talebinde Israr Edecek...
Yeniduzen 31/10/2003