KAPILARDA İŞKENCE ALIŞ VERİŞTE VURGUN

VURGUNCULAR İŞ BAŞINDA: Kuzeye ve güneye geçişlerin serbest bırakılmasıyla sınır kapılarında görülen izdiham artarak sürerken hem kuzeyde, hem güneyde alışverişlerde fahiş fiyatlar uygulandığı yönünde şikayetler alınıyor...Kuzeye geçen Rumlar, bazı Kıbrıslı Türk taksicilerin ve restoran işletmecilerinin fahiş fiyat uyguladıklarından şikayet ederken, Rum basını da güneye geçen Kıbrıslı Türklerin fiyatları bilmemesinin bazı taksiciler ve satıcılar tarafından istismar edildiğine dikkat çekiyor

30 MİLYONLUK YEMEĞE 130 MİLYONLUK HESAP: Çok sayıda KKTC vatandaşı KIBRIS'ı arayarak, kuzeye geçen Rumlardan alışverişlerinde yüksek miktarda para talep edildiğini belirterek, yetkilileri bu konuda önlem almaya çağırmamızı istedi. Gazetemize yapılan ihbarlar arasında, bir restoranda 30 milyon liralık yemek için 130 milyonluk hesap geldiği iddiası da yer aldı. İhbarda bulunan vatandaş, talep edilen parayı ister istemez ödeyen Rum konuklarımızın bu durum karşısında hayretlerini gizleyemediğini belirtti.

KIBRIS 26/04/2003

AKIN AKIN GELİYORLAR

KKTC’li yetkililer, talebi karşılamak için teknik donanımı artırmaya yönelik çalışmalarını sürdürürken, bugün de İkibuçuk Mil Sınır Kapısı’nın açılacağı bildirildi

 

‘Her an kapanabilir’ kaygısıyla kapılara yığılan Türkler ve Rumlara çağrıda bulunan Serdar Denktaş, “Bu geçici bir karar değil; kapılar kapanmayacak” dedi

 

Kıbrıslı Rumların KKTC’ye akın etmesini ‘çok olumlu’ olarak değerlendiren Cumhurbaşkanı Denktaş, Rum yönetimine seslenerek ‘İşgal nerede kaldı’ diye sordu

 

Denktaş, Annan planı savunucularına da çağrıda bulunarak, “Kendi siyasi amaçlarınız uğruna TC kökenli KKTC vatandaşlarını kullanma oyunundan vazgeçin. Bu ayıptır” dedi

 

Kuzey ile Güney Kıbrıs arasında günübirlik serbest bırakılan geçişler 3’üncü gününe girerken, özellikle Rumlar’ın artan talebi nedeniyle izdiham her geçen saat daha da artıyor. KKTC, talebi karşılamak için teknik donanımı artırmaya yönelik çalışmaları sürdürürken, İkibuçukmil Sınır Kapısı’nın da bugün açılacağı bildirildi.

 

Serbest geçişlerin üçüncü gününde 9048 kişi yararlandı. Dün Beyarmudu’ndan 3821 Rum ile 201 Türk geçiş yaparken, Ledra Palaca’den ise 4212 Rum, 2571 sebest geçişten yararlandı. Dünkü geçişler sırasında ise 1015 Kıbrıs Rum plakalı araç da KKTC’ye geçti.

 ‘Kapılar her an kapanabilir’ kaygısıyla kapılara yığılan Türkler ve Rumlar her açıdan büyük bir kaosa neden olurken, Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, “Bu geçici bir karar değil, kapılar kapanmayacak” diye teminat vererek halkı panik olmamaya çağırdı.

 

8-10 SAAT KUYRUK ÇİLESİ

 

Bakanlar Kurulu’nun ani kararıyla çarşamba günü iki tarafa da açılan barikatlardaki yoğunluk gün geçtikçe azalmak yerine artırıyor. Beklenin aksine Türkler’den fazla Rumlar barikatlara yığılırken, Beyarmudu ve Ledra Place’ta büyük bir izdiham yaşanıyor. 8-10 saat kuyruklarda bekleyerek evlerini, köylerini görmeye giden, eski komşularını ve dini yerleri ziyaret eden Rumlar, geçişlerde yaşanan tüm sorunlara rağmen mutlu bir şekilde dönüyorlar.

 

KKTC, yoğun talebi karşılamak için girişlerde görev yapan bilgisayar ve görevli sayısını sürekli takviye ediyor. İlgili bakanlıklarla belediyenin işbirliğiyle sorunlar adım adım çözümlenmeye çalışılırken, İkibuçuk Mil Sınır Kapısı’nın da yarın açılmasıyla biraz rahatlama olması bekleniyor.

 

LEFKOŞA’DA YAŞAM DEĞİŞTİ..BELEDİYE YOĞUN

 

Bu arada sınırlara yakın bölgelerle Lefkoşa’nın iki tarafında da emsali görülmemiş bir yoğunluk yaşanıyor. Lefkoşa’nın kuzeyi yanında güneyinde de trafik karmaşası yaşanırken, park yerleri talebe yanıt vermez oldu.

 

KKTC polisi, Ledra Palace yakınlarındaki yolları trafiğe kapatarak önlem almaya çalışırken, belediye de gerek bölgenin, gerek ara bölgenin düzenini sağlamak için tüm gücünü seferber etti.

 

Ara bölgede geçiş için saatlerce bekleyen Türk ve Rumlar’ın doğal ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için portatif tuvalet ve su bidonları yerleştiren belediye, 2 günde ara bölgenin tüm temizliğini yaparak çöp bidonları da yerleştirdi.

 

DENKTAŞ VE ALBAYRAK LEDRA PALACE’TA

 

Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ile İçişleri, Köyişleri ve İskan Bakanı Mehmet Albayrak dün gün boyu Ledra Palace’ta işlemleri yakından izlediler.

 

Ledra Palace’ta inceleme yaparken soruları yanıtlayan Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, “İnanılmaz bir talep var. Görevlilerin ve bilgisayarların sayısını dünden bugüne iki kat artırmamıza rağmen talebi karşılamak mümkün olmuyor. Yarına (bugün) 3-4 ek bilgisayar daha konacak. Elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz” dedi.

 

Denktaş, özellikle Türkler’in araçlarıyla geçişlerine olanak sağlanması ve TC kökenli vatandaşlara uygulanan ayrımların kaldırılması yönündeki taleplerine olumlu yanıt istediklerini kaydetti.

 

İÇİŞLERİ BROŞÜR HAZIRLADI

 

Gün boyu Ledra Palace’ta inceleme yapan İçişleri, Köyişleri ve İskan Bakanı Mehmet Albayrak yaptığı açıklamada, izdihama çare bulmak için yeni önlemler üzerinde çalıştıklarını söyledi ancak ayrıntı vermedi.

Albayrak, Kuzey’e geçen Rumlar’a yardımcı olmak amacıyla acil servisler, telefon numaraları gibi  temel bilgiler içeren bir broşür hazırladıklarını, İngilizce ve Türkçe olmak üzere iki dilde hazırlanan broşürün ybugünden itibaren giriş kapılarında dağıtılabileceğini de bildirdi.

 

BELEDİYE ARA BÖLGEDE ÇALIŞTI

 

Lefkoşa Türk Belediyesi’nin Ledra Palace bölgesindeki çalışmaları da artarak devam ediyor. Belediyenin çalışmaları çerçevesinde, çevre düzenlemesi yapılması ve alternatif yol veya park yeri yaratılması amacıyla yıllardır bölgenin simgelerinden olan dikenli tellerin bir bölümü kaldırıldı.

 

Bölgeye oturma bankları, su depoları yerleştiren Lefkoşa Türk Belediyesi, özellikle surların altındaki otları temizleyip ağaçları budamaya başladı. Işıklandırma için sokak lambalarını artıran belediye, sınır kapısında tuvalet olanağı da yarattı.

 

ARABAYLA GEÇİŞE ÇARŞAMBA GÜNÜ İZİN VERİLECEK

Kıbrıs Rum yönetiminin, Çarşamba günü başlayan serbest geçiş çerçevesinde Rum tarafına geçen Kıbrıslı Türklerin araçlarıyla geçmesine haftaya çarşabma günü izin vereceği bildirildi.

Rum radyosunun haberine göre, Rum yönetimi Ulaştırma ve Bayındırlık Bakanı Kiryakos Kazamias, Kıbrıslı

Türklerin Rum tarafına araçları ile geçişleri için çalışmalar yapıldığını bildirdi.

Rum yönetimi sözcüsü Kipros Hrisostomidis de, 'tüm 'Kıbrıs vatandaşlarının', tüm 'Kıbrıs' toprağında özgürce dolaşmalarını kolaylaştırmak amacıyla BM Barış Gücü'nden iki geçit daha açmasını istediklerini' belirtti.

HALKIN SESİ 26.04.2003

 

Kıbrıs’ta serbest geçişe yoğun ilgi

 

Kıbrıs’ta iki taraf arasındaki geçişlerin serbest bırakılmasının dördüncü gününde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne geçmek isteyen Rumların yoğun ilgisi sürüyor.

26 Nisan— NTV- Sınırda dün yaşanan izdihamın ardından, bugün de binlerce Rum Türk tarafına geçebilmek için sıraya girdi. Geçişleri hızlandırmak amacıyla, Lefkoşa’daki Ledra Palas ve Pile sınır kapısına ek olarak, Magosa yakınlarındaki 2,5 Mil sınır kapısı da geçişlere açıldı.

Altyapı eksikliği nedeniyle 3 gün gecikmeli olarak açılan 2,5 Mil Kara Giriş Kapısı’na da diğer kapılarda olduğu gibi Rumlar büyük ilgi gösteriyor.
       Ortodoks Rumların dini günü nedeniyle, yarın çok daha fazla kişinin Türk tarafına geçmesi bekleniyor. Binlerce Rum’un, Ortodoksların en kutsal mekanlarından biri olan Karpaz’daki ‘Apostolos Andreas’ manastırına geçmek için, aileleri ve araçlarıyla Türk tarafına geçmek isteyeceği tahmin ediliyor.


       Türk tarafından Rum kesimine geçişler de sorunsuz sürüyor. Hafta sonu tatili olması nedeniyle Kıbrıslı Türklerin geçişinde artış gözleniyor. Rum yönetimi, Kıbrıslı Türklerin araçla geçişlerine henüz izin vermiyor.
       Öte yandan Rum radyosu, Rum yönetiminin Çarşamba günü, KKTC ile Rum kesimi arasında doğrudan telefon bağlantısının yapılacağı bir sistemi devreye koyacağını duyurdu.
       
EROĞLU SINIR KAPISINDA İNCELEMELERDE BULUNDU
       KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu, bugün geçişlere açılan 2,5 Mil Kara Giriş Kapısı’nda incelemelerde bulundu. Akyar Polis Karakolu’nda Türkiye kökenli KKTC vatandaşlarının geçişlerle ilgili sorularıyla karşılaşan Eroğlu, “Türkiye doğumlu vatandaşlara Rum tarafına geçiş izni verilmemesinin Rum yönetiminin kendi kararı olduğunu” belirterek, “Bize göre geçmeleri lazım” dedi.
       
‘RUMLAR AYIRIM YAPIYOR’
       Rum yönetiminin bu konuda Perşembe günü bir toplantı yapacağını bildiren Eroğlu, “Türkiye kökenli KKTC vatandaşlarına da geçiş izni verilmesi kararının alınmasını umduğunu, bu konuda BM’de de girişimlerde bulunulduğunu” kaydetti.
       KKTC kapılarında Yunanistan kökenli Rum vatandaşlarına da geçiş imkanı tanındığının altını çizen Derviş Eroğlu, Rumların politika yaparak ayırım uyguladığını, tüm KKTC vatandaşlarının geçişine imkan sağlanması gerektiğini ifade etti. Eroğlu, “Ayırım yapmaları Rumların kendi ayıbıdır” diye konuştu.
       Geçişleri daha da kolaylaştırmak için online sistemine geçileceğini söyleyen Eroğlu, yeni kabinlerin devreye konulacağını, Ledra Palas’taki memur sayısının da artırıldığını kaydetti.

 

 

 

KKTC’ye Rum akını

Paskalya tatilinden yararlanan on bini aşkın Rum, KKTC sınırından geçmek için saatlerce sıra bekledi.

26 Nisan—NTV-  KKTC ile Kıbrıs Rum Kesimi arasında geçişlerin serbest bırakılmasının ardından, Türk tarafına geçmek isteyen Rumların sayısı her geçen gün artıyor. KKTC’ye geçmek isteyen Rumlar, dün de sınır kapılarında izdiham yarattı. NTV’ye açıklama yapan KKTC Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, Rumların geçiş talebine yanıt vermekte zorlandıklarını söyledi.

KKTC ile Rum kesimi arasında başlayan serbest geçişler, karşılıklı devam ediyor. Lefkoşa’da havanın kötü olmasına rağmen, Paskalya tatiline giren Rumlar dün sabah saatlerinden itibaren KKTC sınır kapılarında izdiham yarattı. Saat 09.00’da başlayan geçişlerde Ledra Palas Sınır Kapısı’nda büyük yığılma oldu. Rumların araçlarla geçmek istemeleri de yığılmayı artırdı. Bunun üzerine Ledra Palas kapısından araçla geçişler durduruldu.
       
KİLOMETRELERCE KUYRUK
       KKTC’ye geçmek isteyen Rumların oluşturduğu uzun kuyruk, Lefkoşa’nın Rum kesiminden başlıyor ve KKTC sınır kapısına kadar uzanıyor. KKTC’ye geçiş için bekleyen Rumların oluşturduğu kuyruğun 5 kilometreyi bulduğu belirtiliyor.
       
SERDAR DENKTAŞ: BU KADAR İLGİ BEKLEMİYORDUK
       NTV Lefkoşa muhabiri Selim Sayarı’nın sorularını yanıtlayan KKTC Başbakan Yardımcısı ve Turizmden Sorumlu Devlet Bakanı Serdar Denktaş, Rumların bu kadar yoğun ilgi göstermesini beklemediklerini söyledi. Denktaş, önlem olarak barikatlardaki memur sayısını artırdıklarını ve Ledra Palas kapısından sadece yaya geçişe izin verdiklerini belirtti.
       
İZDİHAM GERGİNLİK YARATTI
       Beklenmeyen izdiham nedeniyle kayıt işlemleri yetersiz kaldı, sırada bekleyen Rumlarla zaman gerilim yaşanıyor. Birleşmiş Milletler görevlileri bir sorun yaşanmaması için ara bölgede önlemler aldı. Bu arada Rum yetkileri, sınırlarda uzun kuyruk oluşmasının, Türk tarafının uyguladığı işlemlerden kaynakladığını iddia ederek, Türk tarafını suçluyor.
       
RUMLARIN ALIŞVERİŞİ PİYASAYI CANLANDIRDI
       Öte yandan Rumların KKTC’ye yoğun geçişleri çarşıya da hareketlilik kazandırdı. KKTC’deki ürünleri ucuz bulan Rumlar, genelde konfeksiyon ürünleri, sigara, içki, elektronik eşya ve balık satın aldıkları belirtiliyor. Araçlarıyla giriş yapan bazı Rumların, KKTC’de benzinin Rum kesimine göre ucuz olması nedeniyle araçlarının depolarını doldurduğu gözleniyor. Rum yetkilileri ise KKTC’ye geçen Rumların alışveriş yapmasını önlemek amacıyla, “yasalarda bu kişilere 2 yıl hapis öngörüldüğünü” hatırlatıyor.
       
ATİNA SERBEST GEÇİŞTEN MEMNUN
       Kıbrıs’taki son gelişmeleri Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis ile görüşen Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu, KKTC ile Kıbrıs Rum Kesimi arasında geçişlerin serbest bırakılması kararından duydukları memnuniyeti “Bayram günü yaşanıyor” diyerek dile getirdi. Papandreu, bu gelişmelere Kıbrıs Rum Kesimi’nin Avrupa Birliği üyeliğinin de büyük katkısı olduğunu söyledi. Papandreu “Kıbrıs vatandaşları adadaki duvarın yıkılmasını istiyor. Kıbrıs’ta artık yeni bir dinamizm var” dedi.
       
RUM KESİMİ’NE GEÇEN TÜRKLERDE AZALMA
       Lefkoşa Türk Belediyesi ekipleri de, bölgede park sorununu çözmek için, ara bölgedeki yeşil alanı temizliyor. Rumların yoğun şekilde KKTC’ye geçmelerine rağmen, Rum kesimine geçen Türklerin sayısında azalma olduğu gözleniyor.
       
TÜRKLER ARABAYLA GEÇİŞ YAPABİLECEK
       Öte yandan Kıbrıs Rum yönetiminin, Ada’da 3 gün önce başlayan serbest geçiş çerçevesinde Rum tarafına geçen Kıbrıslı Türklerin araçlarıyla geçmesine önümüzdeki hafta izin vereceği bildirildi.
       Rum radyosunun haberine göre, Rum yönetimi Ulaştırma ve Bayındırlık Bakanı Kiryakos Kazamias, Kıbrıslı Türklerin Rum tarafına araçları ile geçişleri için çalışmalar yapıldığını bildirdi. Kazamias, “Önümüzdeki hafta içinde kolaylığın sağlanacağını” açıklayarak, gelişmelere tepkisiz kalmadıklarını kaydetti.
       Rum yönetimi sözcüsü Kipros Hrisostomidis de, “Tüm ‘Kıbrıs vatandaşlarının’, tüm ‘Kıbrıs’ toprağında özgürce dolaşmalarını kolaylaştırmak amacıyla BM Barış Gücü’nden iki geçit daha açmasını istediklerini” belirtti. Hrisostomidis, Lefkoşa’da “yayaların geçişini kolaylaştırmak amacıyla Lokmacılar Barikatı’nda, otomobillerin geçişini kolaylaştırmak amacıyla da Aydemet’te geçit açılmasını önerdiklerini” söyledi.

 

KKTC'yi Rumlar istila etti

Hüseyin ALKAN

Kıbrıs'ta serbest geçişlerin üçüncü gününde KKTC, Rum istilasına uğradı. Lefkoşa'daki Ledra Palas ve Pile'deki Beyarmudu sınır kapılarından dün Kuzey Kıbrıs'a yaklaşık 15 bin Rum geçti. Rumların paskalya tatili dolayısıyla barikatlara akın etmesi nedeniyle büyük izdiham yaşandı. Bazı Rumlar KKTC'ye geçebilmek için 15 saat bekledi. KKTC'den güneye geçen Türklerin sayısı ise 1500'de kaldı.

Ada'da serbest geçişlerin üçüncü gününde, gece saat 02.00'den itibaren sınıra gelen Rumlar, binlerce araçlık konvoylar oluşturdu. Lefkoşa'daki araç kuyruğu bir ara 5 kilometreye ulaştı. Beyarmudu kapısında ise 3 bin aracın olduğu gözlendi.

İzdiham, ara bölgenin denetiminden sorumlu olan Barış Gücü askerlerine de zor anlar yaşattı. Barış Gücü askerleri yağmur altında bekleyen kalabalığı zaptetmekte zorlandı. BM askerleri, Rumları tutmak için ara bölgeyi zaman zaman kapattı. Kapıların açılmasıyla Yeşil Hat, ana baba gününe döndü.

EOKA YAZISINA BOYA

Türk yetkililerin geçişleri kolaylaştırmak için azami çaba sarfetmesine karşın Rumlar, izdihamdan KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı sorumlu tuttu. Araç kuyruğundaki Rumlar, ‘‘Denktaş geçişleri bilinçli olarak yavaşlatıyor. Bizimle dalga geçiyor, duygularımızla oynuyor’’ dediler.

Bu arada Rum Yönetimi, güneye geçen Türklerin sempatisini kazanmak için yeni önlemler almaya başladı. Ledra Palas'taki Rum barikatında, üzerinde ‘‘EOKA’’ ve ‘‘Enosis’’ yazan duvarlar boyandı. Türkler için Larnaka, Limasol ve Baf'a ücretsiz otobüs seferleri kondu. Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos, Rum kimliği ve pasaportu almak isteyen Türkler için Türkçe broşür basılmasını istedi.

OTOMOBİLLERE İZİN

Rum yönetiminin ayrıca önümüzdeki perşembe gününden itibaren Kıbrıslı Türklerin otomobilleriyle güneye geçmelerine izin vereceği belirtildi. Rum Yönetimi, ehliyet ve ruhsatlarını yasadışı saydığı için Türklerin sadece yaya olarak güneye geçmesine imkan tanıyordu. Cumhurbaşkanı Denktaş, önceki gün bu konuda Rum Yönetimi'ni uyarmış, bu sorunun çözülememesi halinde Türk tarafının da araçla girişi yasaklayabileceğini açıklamıştı. Rumların dönüşte yanlarında bol bol sigara götürdükleri gözleniyor. KKTC'de 2 milyon 200 bin liraya satılan    bir paket yabancı                 sigara Güney’de yaklaşık 7 milyon TL.

HÜRRİYET 26.04.2003

KKTC'ye akın sürüyor

KKTC'nin serbest geçiş kararıyla Türk ve Rumlar sınır kapılarına akıyor. Paskalya tatili nedeniyle dün 20 bin Rum sınıra yığıldı. BM'den geçişler için yardım istendi

26/04/2003 RADİKAL

YORGO KIRBAKİ
ATİNA - KKTC yönetiminin adada iki kesim arasındaki geçişleri 29 yıl sonra serbest bırakmasını izleyen akın sürerken, Paskalya tatili özellikle Rumların kuzeye geçmek için sınırlarda yığılması sonucunu doğurdu.
Yeşil Hat'ta dün yaklaşık 20 bin Rum KKTC'ye geçmek için uzun kuyruklar oluşturdu. Rum Kesimi'nde otomobilini alan soluğu Yeşil Hat'ta alırken, büyük izdiham yaşanan Beyarmudu ve Ledra Palas kapılarında saatlerce bekleyen Rumların, bir an önce KKTC'ye geçebilmek için kendi aralarında kavga ettiği dahi gözlendi. Geçişlerin düzenlenmesi için adadaki BM Barış Gücü devreye girdi.

Saatlerce bekliyorlar
Rumların otomobilleri, Lefkoşa'nın Rum Kesimi'nin yarısını kaplayan bir kuyruk oluştururken, yüzlerce Rum sıra tutmak için gece otomobillerinde sabahladı. KKTC'ye girebilmek için 15 saat bekleyen oldu. KKTC makamları geçişi kolaylaştırmak için Ledra Palas kapısında bilgisayarlı sisteme geçerken, pazar günkü Paskalya Yortusu sebebiyle KKTC'ye geçecek Rum sayısının rekor düzeye ulaşması bekleniyor. Rum Kesimi'ne geçen Kıbrıslı Türklerin sayısı dün akşama dek 2 binin üstüne çıkarken, KKTC'ye geçen Rumların sayısı 5 bini buldu. Rum radyosu, 10 bin Rum'un Beyarmudu sınır kapısında beklediğini, Beyarmudu-Pile yolunun trafiğe kapandığını duyurdu. Rumlar özellikle Karpaz'daki Ortodoks manastırını ziyarete gidiyor.
KKTC'nin bu kararıyla uluslararası planda 'propaganda savaşı'nı kaybeden Rum Yönetimi ise, Rumların KKTC'ye geçişini engelleme çabasında. Rum lider Tasos Papadopulos, tüm dünyanın Denktaş'ın inisiyatifinden duyduğu memnuniyeti açıklaması karşısında, mayıs başında ilan edeceği Kıbrıslı Türklere yönelik 'teşvik edici' önlemler paketini, salı veya en geç çarşamba günü açıklamayı kararlaştırdı.

Rumlar duvar yazısı siliyor
Rum Yönetimi, hem güneye gelen Türklere hoş görünmek hem de dünya medyası dikkatini Kıbrıs'a yoğunlaştırdığı için Lefkoşa'da yıllardır duran Türkiye aleyhtarı ve Kıbrıs'ı Yunan gösteren 'enosis' yanlısı duvar yazılarının silinmesi talimatı verdi.
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Paskalya tatili sonrası Rum Yönetimi'nden Kıbrıslı Türklerin otomobille geçişine izin verilmesini isteyeceklerini açıklarken, Rum Ulaştırma Bakanı Kazamias, gelecek hafta bu konuda kolaylaştırıcı düzenlemeler yapılacağını açıkladı. Rum Yönetimi dün ayrıca BM aracılığıyla KKTC'den geçişlerin kolaylaştırılması için iki yeni geçiş noktası daha açılmasını istedi.
Serbest geçişler KKTC'de ekonomiyi canlandırırken, Rum Yönetimi KKTC'deki ucuzluğun ekonomisine darbe vurması olasılığından endişeli. KKTC'ye giden Rumların, kasalar dolusu içki, yabancı sigara, elektronik eşya, konfeksiyon ürünleri, kilolarca ekmek kadayıfı ve balıkla geri dönmesi üzerine, Rum Yönetimi gümrüksüz mal bulundurmanın iki yıla kadar hapis cezası öngördüğünü, gümrüksüz mallara el konulacağını hatırlattı.
KKTC'deki barlarda çalışan Rus ve Ukraynalı kadınlar geçiş serbestisinden özellikle memnun görünüyor. Rumlar, KKTC'de benzin fiyatının daha ucuz olmasından da istifade etti.

Atina memnun görünüyor
Yunan yönetimi de adadaki gelişmelerden memnun. Yunan Dışişleri Bakanı Yorgos Papandreu "Kıbrıs halkı adadaki duvarın yıkılmasını istiyor. Yeni bir dinamizm oluştu" dedi.
Türk Dışişleri Bakanlığı ise ABD ve AB üyesi ülkelerin büyükelçilik temsilcilerine Kıbrıs konulu bir brifing verdi. Kıbrıs Dairesi Genel Müdürü Büyükelçi Ertuğrul Apakan'ın verdiği brifingde, Denktaş'ın Rum yönetimine yaptığı bir ayağı geçiş serbestisi olan altı maddelik 'güven artırıcı önlemler' paketi hakkında bilgi verildi.

Avrupa Konseyi: Tarihi bir adım

26/04/2003 RADİKAL

AA - STRASBOURG - Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Walter Schwimmer, Kıbrıs'ta serbest geçişleri 'tarihi bir adım' diye niteledi. Schwimmer, 1 Ocak 20003'te adayı ziyaretinde KKTC lideri Rauf Denktaş'a, Yeşil Hat'ı açmasını önerdiğini söylerken, "Kıbrıs'ın eski bir dostu olarak, Yeşil Hat'ın açılması benim için duygusal bir durum" dedi. "Bu kararın çözüm için geri dönülmez bir ivme yaratacağına inanıyorum" ifadelerini kullanan Schwimmer, Avrupa Konseyi'nin Rum ve Türk liderleri Strasbourg'a davet etmeyi değerlendirdiğini belirtti. Genel sekreter, AB'nin adadaki yumuşama ortamına desteğinin önemini de vurguladı.

Kıbrıs'ta bitmeyen tango

AB, Kıbrıs yüzünden kaygılı. Ancak Avrupa başkentlerinde bu krizden Türkiye'nin daha çok zarar göreceği vurgulanıyor. Ankara Kıbrıs için yeni bir strateji ve söylem geliştirmeli

26/04/2003 RADİKAL

Dr. BAHADIR KALEAĞASI
Brüksel'de, Avrupa Birlği (AB) Komisyonu üyeleri, Avrupa parlamenterleri, diplomatlar ve özel sektör temsilcilerinin katıldığı bir gayriresmi toplantıda geçen bir diyalog:
- Sayın büyükelçi, sizin ülkenizle aynı boydaki Yunanistan'ın AB içindeki kurumsal gücünü bir anda ikiye katlamasına ne diyorsunuz?
- Neyi kastediyorsunuz?
- Kıbrıs'ın üyeliği ile AB içindeki mevcut 9 küsur milyon Yunanlı'ya, 600 bin kadar daha eklenecek. Fakat buna mukabil iki Yunan devleti, Bakanlar Konseyi'nde iki Yunan veto hakkı, Komisyon'da iki Yunanlı üye ...
- Evet, aslında bu durum can sıkıcı. Hele Yunanistan'ın geçmişte bu veto hakkını nasıl gerginlik yaratıcı bir şekilde kullandığı hatırlanırsa...
- Sonuçta, Avrupa Birliği'nin Kıbrıs'ta yürüttüğü politika başarısız.
- Fakat bu durumda Türkiye'nin de payı var. Eğer Annan Planı'nı kabul etmiş olsaydınız, büyük olasılıkla Rum tarafı reddedecek ve bugün Kıbrıs'ın üyeliği fiilen askıya alınmış olacaktı. Kabul etmesi durumunda ise, Türk tarafı da AB'ye girmiş olacak ve Yunanlıları dengeleyecekti. Zaten, bu vesileyle Kıbrıs artık çok farklı bir devlet haline gelmiş ve Türk-Yunan çatışmaları geride kalmış olacaktı. Fakat bu yıl içinde çözüm için hâlâ iyimseriz.
- Evet daha umut var. KKTC lideri Denktaş'ın iki taraf arasında kişilerin geçişini serbestleştirmesi, Brüksel'de çok olumlu etki yarattı. Fakat, Simitis'in 'enosis'ten bahsetmesi talihsizlik.
- Nasıl böyle bir hata yapar? Bu iş Şaron-Arafat kısırdöngüsüne benzemez umarım. Tabii 'enosis' Yunanca'da birleşme anlamında ve gerçekten de Kıbrıs Avrupa ile birleşti. AB tek pazarının ve kurumlarının bir parçası olmayı garantiledi. Yakında euro'ya da geçecek. Sorun bu birleşmenin Yunanistan lehine bir dengesizlik yaratacak olmasında. Bunu da tersi-
ne çevirebilecek olan, Türk tarafının olası bir çözüm atağı. Biz Annan Planı'nın masada kalması ve Rumların bundan kaçmalarını önlemek için çaba göstereceğiz.
- Umarım bunu yaparken, Türkiye'nin AB üyeliği sürecinin sorgusuzca ilerlemesinin belirleyici bir etken olduğunu bu sefer daha iyi dikkate alırsınız.

Türkiye stratejik düşünmeli
Kıbrıs konusunda Avrupa Birliği'ne gerçekten bir kaygı sisi hâkim. Tabii bir noktadan sonra, özellikle Almanya ve Fransa gibi ülkelerin siyasi önceliklerinde geri planda kalan bir dosya bu. Fakat, sonuçta AB'yi hiç istemediği bir şekilde Türkiye ile krizli ilişkilere götürebilecek bir dosya olması, önemli bir sorun olarak görülüyor. Avrupa başkentlerindeki analizlerde, bu yönde bir krizden Türkiye'nin siyasi ve ekonomik açılardan daha fazla zararla çıkacak olması da vurgulanıyor.
Bu aşamada, Türk dış politikasının yaşadığı '21. yüzyıl gerçeklerine uyum' sorunu da belirginleşmekte. Kıbrıs sorununda Türkiye'nin başından beri dayandığı bir yasal çerçeve ve kaçınılmaz siyasi zorunluluklar var. Bunlar sonucunda Türkiye'nin Kofi Annan tarafından hazırlanan plana itirazları haklı olabilir.

Güçlü demokrasi ve ekonomi
Fakat, her ülke gibi Türkiye de sorunlarını ulusal çıkarlarının bütününü gözeterek değerlendirmek zorunda. Temel stratejik çerçeve, güçlü bir demokrasi ve tutarlı bir ekonomik kalkınma modeline dayanmalı. AB ile ilişkiler, Kıbrıs ve Irak gibi kritik alanlarda, bu noktadan hareketle siyaset belirlemek ülkenin çıkarları ile daha uyumlu sonuçlar doğurur. Ayrıca, insan hakları sorunları olan, halkına çağdaş eğitim ve sağlık koşulları sağlayamayan ve yolsuzlukları önleyemeyen ülkeler, ister istemez uluslararası davalarında zafiyet içinde kalıyorlar.
Kıbrıs sorununu bu bütünün bir parçası olarak değerlendirmek zorundayız. Aksi takdirde, uluslarara-sı zeminden yoksun politikalarla, yalnızca Kıbrıs'ta kaybetmiyor, genel ulusal çıkarlarımız siyasi ve ekonomik açılardan önemli yaralar alıyor. Bu tabii ki bir 'Ver kurtul' anlayışına dönüşmemeli. Doğal olarak, bir siyasi uzlaşma ile sonuçlanacak müzakerelerde her iki taraf için de tercih edilmeyen unsurlar olacaktır. Sonuçta, Türkiye için hiçbir anlaşma kolay değil.

Ankara hataları kavrayamadı
Bunda belki de yıllardır yürütülmüş Kıbrıs politikamızın hataları ve zamanın nasıl aleyhimize işlediğini kavrayamamış olmamızın rolü var. Kıbrıs kadar tarihte hiçbir zaman ulusal kimlik ve devlet yapısı sahibi olmamış, iki ayrı ülkeye aidiyet duygusu ile bağlı iki farklı etnik grubun olduğu bir kara parçasında, 1960 yılında başlayan yapay bir bağımsız devlet kurma denemesi başarısız. Belki 1974 sonrasında taksim istemenin ortamı oluşabilirdi. Bugün ise artık çok geç. Geldiğimiz noktada artık ileriye bakmalı ve çözümü genel bir stratejik çerçeveye yerleştirmeliyiz. Bunu yaparken, 'Hayır, ama' üslubunu, 'Evet, ama' olarak değiştirmenin zamanı da çoktan geldi geçti.
Önümüzdeki zaman kısa. Bu dönemde Türkiye'nin başarması gereken önemli bir hamle var: AB'nin karşısına eksiksiz bir 'Kopenhag Siyasi Kıstasları'na uyum' tablosunun vereceği güç ile çıkmak. Yasaları ve uygulamasıyla demokratik saygınlık sahibi bir ülke olmak. Bunlar yerine getirilirsi, Kıbrıs'ta pazarlık için dengeler bizim için daha olumlu olacaktır.

Göç sorunu aşılmalı
Türk tarafını en çok rahatsız eden sorunlardan biri için de bastırmak gerekiyor bu dönemde. Kuzey'e Rumların, kısıtlı miktarda da olsa geri dönüşünün şimdilik askıya alınmasını talep etmek için geçerli nedenler var. Güneyde bir sığın-macı sorunu yokken, maddi bir gereksinim söz konusu değilken, daha temkinli bir çözüm sürecini savunmak olası.
Diğer taraftan, bu sorunun başka bir boyutunu da görmeliyiz. Rumlara göre Annan Planı ile Kuzey koruma altına alınırken, Güney olağan bir AB toprağı haline getirilerek tüm AB vatandaşlarının yerleşimine açılıyor. Böylece, örneğin birer Alman, Fransız veya Hollanda vatandaşı olarak yüz binlerce Türk fiilen Kıbrıs vatandaşı da oluyor. İstediği gibi Güney Kıbrıs'a gelir, iş kurar, bakkal açar, kebap salonu işletir, Almanya'dan aldığı emeklilik veya işsizlik parası ile daha ucuz ve köklerine yakın bir ortamda geçinir, ve hatta belediye başkanı seçilebilirler. Bunun önünde hiçbir yasal engel kalmıyor. Tek sorun, bölünmüş bir Kıbrıs durumunda, AB vatandaşı Türklerin Güney Kıbrıs'a yerleşmekten ürkecek olmasıdır.
Dünya değişiyor ve Avrupa Birliği gelişiyor. Kıbrıs'ın her iki kesiminin ortak çıkarı, siyasi huzur içinde bir ekonomik istikrar ve turizm merkezi olmak. Etnik çatışmaların nüksetmesi Kıbrıs'ın refahının sonu olur. Başarılı bir çözüme kavuşmuş Kıbrıs ise, AB içinde Türkiye için bir siyasi müttefik, ekonomik açıdan ise doğal bir etki alanı konumuna gelebilir. Türkiye'nin AB'ye üyeliği için Kıbrıs şantajına gereksinimi yok, yakışık almaz ve zaten sonuçsuz kalır. Kıbrıs Türkiye için bir kendine güvensizlik aynası olmamalı.

Kendimizi anlatabilmek
Bunun anlamı, daha yapıcı ve çözümcü politikalar. Hem de daha atılgan ve temel sorunlara odaklanmış bir müzakere kurgusu. Ada içi göç, Papadopulos'un EOKA ve Yugoslav karaparası lekeli geçmişi, Batı Trakya Türkleri sorununun Kıbrıs'a izdüşümleri ve Türkiye'nin AB üyeliği sürecinin geri dönülmez kılınması gibi endişe kaynaklarımızı daha usta bir iletişimle uluslararası kamuoyuna aktarmaktan çekinmemeli. Fakat, ne olursa olsun, önümüzdeki aylarda zaman bu sefer aleyhimize akıp gitmemeli. Türkiye'nin genel ulusal çıkarları daha fazla yıpranmamalı.
Bir başka üst düzey katılımlı gayriresmi Brüksel toplantısında, konuşmacı Kemal Derviş, Kıbrıs konusundaki çıkış yollarını Avrupalıların en iyi anlayacağı dilde anlatırken, özellikle vurguluyor:
"Artık, çağdaş milliyetçilik veya yurtseverlik halkların mutluluğunu esas almak zorunda. Siyasi ve ekonomik istikrar gerekli dolayısıyla. Bunun bir boyutu da her ülkenin komşularıyla iyi ilişkilere ve işbirliğine gereksinimi olması. Bu Türkiye için ne kadar geçerliyse, Yunanistan ve Kıbrıs için de en az o kadar geçerli."
Dr. Bahadır Kaleağası: TÜSİAD Avrupa Birliği Temsilcisi/Brüksel

YAĞMUR BİLE DURDURAMADI

Rum radyosu, Rum yönetiminin Çarşamba günü, KKTC ile Rum kesimi arasında doğrudan telefon bağlantısının yapılacağı bir sistemi devreye koyacağını duyurdu

 

CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, KKTC ile Güney Kıbrıs arasındaki geçişlerde yaşanan sorunlar konusunda dün Rum İçişleri Bakanı Andreas Hristu ve Ulaştırma Bakanı Gigis Gazamias’la görüştü

 

Ledra Palace sınır kapısında dün de erken saatlerden itibaren büyük yoğunluk yaşandı. KKTC’den hafta sonu tatili nedeniyle Rum kesimine gitmek isteyenler uzun kuyruklar oluştururken, arabalarıyla geçme imkanı olan Rumlar da aynı şekilde saatlerce beklemeyi göze alarak 29 yıl aradan sonra Kuzey’e geliyor.

 

Öğle saatlerinde başlayan yoğun sağanak yağmurun ziyaretçileri de olumsuz etkilediği gözlendi.

 

RUMCA-İNGİLİZCE BROŞÜR

 

Rum ziyaretçiler için Enformasyon Dairesi’nce Rumca ve İngilizce hazırlanan broşür de bugünden itibaren sınır kapılarında dağıtılmaya başlandı. “Güney Kıbrıs’tan günübirlik ziyaretçiler için yararlı ve önemli bilgiler” başlıklı broşürde, özellikle trafikte uyulacak kurallara yer verildi.

 

Bakanlar Kurulu’nun geçişlerle ilgili kararı ve kurallar anlatılan broşürde, polis, hastane ve itfaiye gibi acil telefon numaraları da bulunuyor.

 

Erk, bu yolun, diplomatlar, elçiler, hastalar tarafından da kullanılabileceğini belirtti.

 

Bakanlar Kurulu’nun 21 Nisan’da aldığı ve 23 Nisan’da uygulamaya giren kararıyla, Ledra Palace, Beyarmudu ve 2.5 Mil sınır kapılarından karşılıklı geçişler sağlanıyor.

 

KKTC’YE GEÇEN RUMLAR, GÜNEY’E GEÇEN TÜRLERİN İKİ MİSLİ

 

KKTC Bakanlar Kurulu’nun belli kurallarla geçişleri serbest bırakmasının 4. gününde dün, Güney Kıbrıs’tan KKTC’ye 11 bin 649 Rum geçti. KKTC’den Güney Kıbrıs’a ise 5 bin 269 Türk gitti. Güney’e geçen Türklerin iki mislinden fazla  Rum KKTC’ye geldi. Güney’den KKTC’ye toplam 2 bin 156 araç giriş yaptı.

 Polis Basın Subayı Niyazi Demirel’in verdiği bilgiye göre, Ledra Palace’tan KKTC’ye 4 bin 446 Rum gelirken, 4439 Türk de Güney’e geçti. Beyarmudu’ndan 4 bin 297 Rum geldi, 540 Türk gitti. İkibuçuk Mil kapısından ise 2 bin 906 Rum geldi, 290 Türk gitti. Rumlar Ledra Palace’tan 210, Beyarmudu’ndan bin 130 ve İkibuçuk Mil’den de 816 araçla giriş yaptı.

 

EROĞLU İNCELEMELERDE BULUNDU

 

Başbakan Deviş Eroğlu, dün 2,5 Mil Kara Giriş Kapısı’na gelerek incelemelerde bulundu. Akyar Polis Karakolu’nda TC kökenli vatandaşların geçişlerle ilgili sorularıyla karşılaşan Başbakan Eroğlu,  TC doğumlu vatandaşlara Rum tarafına geçiş izni verilmemesinin Rum hükümetinin kendi kararı olduğunu belirterek, “Bize göre geçmeleri lazım” dedi.

 

Rum hükümetinin bu konuda perşembe günü bir toplantı yapacağını hatırlatan Başbakan Eroğlu, TC kökenli KKTC vatandaşlarına da geçiş izni verilmesi kararının alınmasını umduğunu, bu konuda BM’ye de girişimlerde bulunulduğunu ifade etti.

 

KKTC kapılarında Yunanistan kökenli Rum vatandaşlarına da geçiş imkanı tanındığının altını çizen Başbakan Derviş Eroğlu, Rumların politika yaparak ayırım uyguladığını, tüm KKTC vatandaşlarının  geçişine imkan sağlanması gerektiğini ifade etti. Başbakan Eroğlu, “Ayırım yapmaları Rumların kendi ayıbıdır” şeklinde konuştu.

 

TALAT RUM İÇİŞLERİ VE ULAŞTIRMA BAKANLARIYLA GÖRÜŞTÜ

 

CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, KKTC ile Güney Kıbrıs arasındaki geçişlerde yaşanan sorunlar konusunda dün Rum İçişleri Bakanı Andreas Hristu ve Ulaştırma Bakanı Gigis Gazamias’la görüştü.

 

CTP Basın Bürosu’ndan yapılan açıklamaya göre Talat ilk olarak Rum İçişleri Bakanı Hristu ile görüştü. Limasol’da yapılan görüşmeye CTP Örgüt Sekreteri Eşref Vaiz de katıldı. Talat bugün ayrıca telefonla Ulaştırma Bakanı Gazamias ile de görüştü.Talat, Hristu ile görüşmesinde özellikle Türklerin de araçlarıyla Güney’e geçişi ve TC kökenli KKTC vatandaşlarının yaşadığı sorunların aşılması üzerinde durdu.

 

ALBAYRAK: “SADECE APOSTOLOS ANDREAS’TA AYİN İZNİ VERİLDİ”

İçişleri Köyişleri ve İskan Bakanı Mehmet Albayrak, KKTC’ye geçen Rumların sadece Apostolos Andreas’ta ayin yapabileceğine dikkat çekerek bunun dışında ayin izni verilmediğini vurguladı.

Albayrak, KKTC’ye geçen Rumların Paşaköy ve bazı köylerde ayin yapma hazırlığı yaptığı duyumları aldıklarını belirterek bunun yapılmaması uyarısında bulundu, olumlu havanın bozulmamasını  istedi.

 

İçişleri Bakanı Mehmet Albayrak şöyle dedi:

“Bazı duyumlar alıyoruz ki Güney’den gelen misafirlerimiz bazı köylerde, örneğin Paşaköy ve bazı köylerde, kiliselerde mumlar yapıp ayin yapmaya hazırlanıyorlarmış. Biz sadece Apostolos Andreas’ta ayin yapılmasına izin verdik. Başka bir yerde böyle bir izinleri yoktur. Bu güzellikleri, taşkınlıklara neden olup şu andaki huzurlu ortamı bozmamak için buna uymaları gerekmektedir. Aspostolos Andreas dışında şimdilik başka bir yerde ayin için izin verilmedi. Kaldı ki, bizim bu sabahtan itibaren, Güney’den gelen insanlara acil ihtiyaçları için bilgilendirme ve kurallara uymaları icin verdiğimiz broşürde, onlara yardımcı olmak için bu durum açık açık belirtilmistir.”

HALKIN SESI 27/04/2003

 

Şimdi Kıbrıs'ta olmak vardı

Erdal Güven

27/04/2003 RADIKAL

Yanlış zamanda gitmişim Kuzey Kıbrıs'a...16 Nisan'da oradaydım. Yani Papadopulos'un Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olarak Atina'da AB'yle katılım anlaşmasını imzaladığı gün. Hiç tadı yoktu Kuzey Kıbrıs'ın... Dışlanmışlık, hayal kırıklığı, yılgınlık, çaresizlik, içten içe bir öfke.. umudun ancak kırıntıları vardı.
Bir de şimdi bakıyorum. 'Hava' nasıl da değişiverdi 'duvar'ın delinmesiyle. Keyfi yerine geldi Kıbrıslı Türklerin.
Söylenecek çok şey var ancak ben bugün sözü Kıbrıslı bir gazeteci dostuma, 16 Nisan'da 'umutsuzca' muhabbet ettiğimiz ama geçenlerde telefonda bana, 'Şimdi Kıbrıs'ta olman lazımdı' diyen Cenk Mutluyakalı'ya bırakacağım. Her şeyi gayet güzel söylemiş Cenk Yeni Düzen gazetesindeki dünkü köşesinde. Yazının başlığı 'Eğer...'
"Eğer Kıbrıslı Türkler meydanlara toplanarak yüreklerini ortaya koymasaydı...
Eğer bir değil, iki değil, üç değil her seferinde 50 binleri aşıp genci, yaşlısı, çocuğu, Kıbrıs'ta doğanı, Anadolu'dan geleni, siyasi yelpazenin her köşesinden yurtseveri 'barış' çığlığına katılmasaydı...
Eğer sivil toplum örgütleri yek vücut olmasaydı...
Eğer barış güçleri bu kadar cesur davranmasaydı...
Eğer, medya ve özverili insanları gece ile gündüzü ayırmadan, korkmadan 'barış kavgası'na böylesine girmeseydi...
Eğer, Kıbrıslı Türklerin gerçek temsilcisi siyasi parti başkanları, milletvekilleri Avrupa, Türkiye ve Güney Kıbrıs arasında mekik dokumasaydı...
Eğer barış ateşleri yanmasaydı...
Eğer Annan kendi ismini taşıyan 'planı' yaratmasaydı...
Eğer Türkiye halkı Ecevit'leri, Yılmaz'ları, Bahçe'lileri, Şükrü Sina'ları siyasetin çöplüğüne göndermeseydi...
Eğer 'Mevsimi Geldi Artık'lar (Kuzey Kıbrıs'ta çözüm yanlılarının adeta marşı haline gelen şarkı - e.g.) bestelenmese, Nâzım'ın şiirleri okunmasa, 'Çav Bella'lar söylenmese, 'İki Toplumlu Koro'lar kurulmasaydı...
Eğer bu yurda kan vermiş, can vermiş, şehit vermiş, göç etmiş, göz yaşı dökmüş insanlar yine sussa, yine sinse, yine 'Beni sokmayan yılan bin yaşasın' deseydi...
Kusura bakmayın sayın Serdar Denktaş...
Siz de sayın Derviş Eroğlu!..
Baba Denktaş, komutan, büyükelçi ve ötekiler...
Kusura bakmayın ama...
Bu sınırlar 'asla ve kata' açılmazdı...
Bu sınırları 'halk' açtı...
Barışa susayan... İnsanca yaşama susayan halk açtı...
Yalnızlıktan ve sadece 'kendi çıkarlarını' gözeten yöneticilerinden usanan halk...
Uluslararası hukukun dışında, 'besleme' bir yaşama layık görülen halk...
Bir 'yönetim anlayışı'nın çöküşüdür bu...
Statükonun ilk ve en önemli çatlağıdır...
Ve 'Rumları içimize almayız', 'Bir tek Rum istemeyiz' diyenlerin 'samimiyetten uzak' Kıbrıs Türk halkına kaybettirdiği plandır, devlettir, eşitliktir...
İlk adım, ilk somut kazanımdır bu!..
Eğer 'devamı' gelmezse anlamı yoktur.
Eğer devamı gelmezse görünen odur ki, yaptıkları yanlışı '30 yıl sonra' fark edenler, yani dünyanın gerçeklerini ve 'doğru'yu 30 yılda yakalayabilenler, ancak bir 30 yıl sonra 'Şu Annan Planı'na bir bakalım' diyebilecekler...
Bir 'ayıp' ortadan kalktı...
Daha ortadan kalkacak çok 'ayıp' var...
Yoksa 'Güney'i gezdim, geldim'den öteye geçmeyecek bu işin sonu!..
Anlayacağınız, daha bir moralle şimdi, Kıbrıs'a 'barış' gelene kadar...
Kavgaya devam..."
Ekleyecek pek bir şeyim yok.

En hüzünlü ziyaret

Yeşil Hat'ın açılmasını izleyen dört günde öte yakaya geçen Kıbrıslı sayısı 40 bini aştı. KKTC izdihamı önlemeye yönelik hazırlıklar içinde

27/04/2003 RADIKAL

YORGO KIRBAKİ
LEFKOŞA - KKTC yönetiminin Yeşil Hat'tan geçişleri serbest bırakması sonrası, Kıbrıslıların diğer kesime akını sınır kapılarında izdiham yarattı. Resmi rakamlara göre dört gün içinde diğer kesime geçen Türklerin ve Rumların sayısı 40 bini geçti. Ledra Palace ve Beyarmudu kapılarında yaşanan izdiham yüzünden KKTC hükümeti, geçiş serbestisi kararının geçici bir karar olmadığını açıkladı.
KKTC Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Serdar Denktaş, "Bu geçici bir karar değil, kapılar açık kalacak" diyerek halkı panik yapmamaya çağırdı. Denktaş, İkibuçuk-mil kapısının bugün açılacağını, geçiş noktalarına bilgisayar ekleneceğini söyledi.
Cuma günü KKTC'ye geçen 8 bin 500 Rum'dan bazısının öngörülen saatlerde geri dönmediği, hatta bazılarının KKTC'de gecelediği belirlendi.
KKTC makamlarının saat başına 50 milyon lira para cezası keseceği bu Rumlar, geri döndüklerinde Rum makamlarına da para cezası ödeyecek.
KKTC yönetimi, saat 09.00'da başlayan geçişleri daha erkene almayı planlıyor ve Rumların bir gece konaklayabilmesi için de çalışmalar yapıyor. Paskalya Yortusu'nu köylerinde kutlamak için kuzeye geçen Rumların sayısının bugün artması bekleniyor.
Rum Yönetimi ise salı veya çarşamba günü açıklanacak Kıbrıslı Türklere yönelik 'teşvik' tedbirleri çerçevesinde, iki kesim arasında telefon hattı açmayı tasarlıyor. Rum Yönetimi, aileleri Türkiye'den göç etmiş olan Kıbrıs doğumlu KKTC vatandaşlarının güneye geçişi için de çalışmalar yapıyor.
ABD adadaki gelişmelerden memnun. Dışişleri Bakanı Colin Powell, geçiş serbestisinin adanın birleşmesine yönelik diplomatik sürece işlerlik kazandırabileceğini söyledi.

Doğan ULUÇ
Kıbrıs adasından Manhattan adasına

Bazı kesimler ‘‘Güvenlik Konseyi topu Avrupa Birliği'ne attı’’ şeklinde değerlendirme yapıyor. Türk tarafında ise, bu sorunun BM çerçevesinde yeniden müzakere edileceğine hálá inananlar var. Oysa Kıbrıs diye bir sorun yok artık.

BM'nin 40 yıldır resmi üye olarak tanıdığı Rum devletinin Avrupa Birliği'ne kabulü ile Kıbrıs sorunu Türkiye ve KKTC dışındakiler için sorun olma özelliğini kaybetti. Kıbrıs Rum Cumhuriyeti bundan böyle tescillenmiş, konumu perçinleşmiş bir Avrupa ülkesi. Rumların, esneklikten uzak, değişen koşullara karşı taktik üretmekten yoksun Türk politikasına karşı zafer kazandıkları da ortada.

Kıbrıs Rum yönetimi bundan böyle ortak kurucu niteliğinde yeni bir devleti tartışmak için müzakere masasına oturmaz. ‘‘Fırsat penceresi geçen Mart'ta Lahey'de kapandı’’ diyen BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafların çözüm istedikleri yönünde siyasi iradeye sahip olduklarını kanıtlayacak somut delil gördüğü takdirde planının hálá müzakereye açık olduğunu ekliyor. Oysa Rumların yeni müzakere sürecinden kazanacakları bir şey yok. Üstelik Annan planının çözüme temel olmasını da istemediler. Konfederasyon bir yana, Kıbrıs Türkleriyle federasyona dahi burun kıvırsalar şaşmamak lazım.

New York'ta bir kaç yıl önce Glafkos Klerides özel görüşmemizde sorularımızla sıkıştırdığımızda ‘‘Kıbrıs küçük bir ada. Federasyonu kaldırmaz. Türkler azınlık. Kıbrıs'ta ancak üniter, tek devlet olur’’ dedi. Klerides'in selefleri Kipriyanu ve Vasiliu'nun da bize söylediklerini tekrarlıyordu. Rum liderlerinin gönlünde yatan formül ‘Kıbrıs Helen Devleti’ idi. BM'ye ters düşen bu niyetlerini yıllarca ustalıkla saklamayı başardılar.

Ankara, Kuzey Kıbrıs ekonomisine hatırı sayılır yatırım yüklemesiyle halkın refahını süratle kalkındıracak, güneye özlemi silecek bir politika uygulayıp KKTC'yi ‘vitrin’ yapabildiği takdirde Türklüğü içten çökertecek güneye göçün bir ölçüde durmasını sağlayabilir. Ekonomik darboğaza rağmen Türkiye yavru vatanda 200 bin ırkdaşının Rum hegemonyasına girmesini önleyecek güç ve imkana sahip.
 * * * * * * * * * * *
 HURRIYET 27.04.2003

Hadi ULUENGİN
Kıbrıs ve kendine güven

O, karşı tarafa geçmek için neredeyse terlikler sabahlıklarla sokaklara dökülen insanların kırılgan bir başlangıcı heba etmemek için gösterdikleri dikkat fark ediliyor.

Kıbrıslı bir arkadaşım, ‘‘Rumlar, anılarının peşindeler. Bizimkiler de güneyde neler olup bittiğini merak ediyorlar’’ diyor.

Bir Rum, adanın kuzeyini kanlar içinde gösteren bir tişört giymiş, ‘‘arada kaynadı’’ diyor arkadaşım. Hava pozitif. İnsanlar bu fırsattan ‘‘iyilikler’’ yaratılabileceğini seziyorlar.

Rumların ilk işi baba ocağının kapısını çalmak.

‘‘Lütfen içeri buyurun, yemek yiyelim.’’

‘‘Rahatsız etmeyelim. Bir dahaki sefere mutlaka.’’

Genelde böyle uzayıp gidiyormuş konuşmalar.

Türklerin güneydeki evleri genelde boş ve metruk olduğu için böyle insani yakınlaşmalar daha az, ama sokaklarda ilginç karşılaşmalar yaşanıyormuş.

Arada terslikler yok mu? Var. Olacak da. Ama Cumhurbaşkanı Denktaş'ın danışmanı Ergün Olgun, ‘‘İyi bir başlangıcı devam ettirmek bundan sonra iki tarafın liderliğine kalmış’’ diyor.

Liderlik. İnsanları birbirine yakınlaştıran bu sürecin, her iki tarafın içine sinecek bir anlaşma ile kalıcı hale gelebilmesi için liderliğin gayreti şart.

* i* *

BU gayretler başladı bile. Ada'daki güçlü barış isteği, ister istemez yönetimlere de yansıyor.

Rumların, sınırdaki bazı binaların üzerine yazdıkları sloganların silinmesi, Türklerin araçlarıyla güneye inmelerine izi verilmesi olumlu gelişmeler.

Kuzeyde, Başbakan Eroğlu'nun önceki akşam yaptığı konuşmada, restoranlarda ve taksilerde Rumlardan yüksek ücret almaya kalkan açıkgözleri uyarması Ada'da başlayan ilişkilerin devamı konusundaki kararlılığı gösteriyor.

Denktaş'ı ve ‘‘çözümsüzlük çözümdür’’ diyen Eroğlu'nu zaman zaman eleştirdim. Ama son açılımlarını yürekten destekliyorum. Bu süreci zenginleştirecek, Türklerle Rumlar arasında gerçek bir güven ortamı yaratacak adımların atılmasında Denktaş ve Eroğlu'nun liderliği çok önemli.

Tabii, kendisine siyasi olarak Mehmet Ali Talat'ın liderliğindeki Cumhuriyetçi Türk Partisi ile Derviş Eroğlu'nun Ulusal Birlik Partisi arasında bir üçüncü yol arayan Demokrat Parti Lideri Serdar Denktaş'ın, Kıbrıslı Türk ve Rumların yakınlaşmaları için gösterdiği çabayı göz ardı etmemek gerekiyor. Hatta, sınırın açılacağını ilk duyuran da Serdar Denktaş olmuştu.

* * *

KIBRIS'ta ilk heyecan geçince ne olacak? Geri dönüş olabilir mi? Artık zor. İlk kalabalıkların nedeni güneydeki Paskalya tatili idi. Yarından itibaren herkes işine gücüne dönecek. Ama her iki taraftan da turizmcilerin, karşılıklı turların düzenlenmesi için harekete geçtikleri haberini aldım. Türkler ve Rumların, birbirleri içi öncelikli ekonomi bölgesi haline gelmelerini artık kim engelleyebilir ki?

Pardon, şöyle demeliyim, ‘‘kimse engellememeli’’ aksine bu süreci teşvik etmeli.

Bunun için siyasi anlaşmanın şart olduğunda ısrar etmeyeceğim, çünkü zaten hayatın gerçekleri bu sonuca götürecek herkesi.

Kıbrıs'ta, sorunun psikolojik boyutunun aşılması bizim için de önemli. Orada barış ortamı sağlamlaştıkça biz de kendimizi sembollerin, takıntıların boyunduruğundan kurtaracak, Kıbrıs'ı ‘‘stratejik önemi’’ gerekçesi ile değil, Türklerin ve Rumların barış içinde yaşadığı güzel bir ada olduğu için seveceğiz.

Rumların ve Türklerin bugün yaptığı gibi, biz de orada geçmişimizden izler arayacağız. Tabii ararken aynı taşların altında, aynı geçmişin peşindeki Yunanlılarla karşılaşacağız.

Kıbrıs'ta Denktaş'ın, hangi gerekçe ile olursa olsun, başlattığı bu açılım, her iki tarafın liderliğinin göstereceği gayretle çok kısa bir zamanda Türkiye ve Yunanistan'ı da peşinden sürükleyecek tarihi bir güven ortamının yaratılmasına yardımcı olacak.

HURRIYET 27.04.2003

RUMLARA KONAKLAMA HAKKI

OTELLERDE KALMAK KOŞULUYLA... Bakanlar Kurulu, Kuzey'e geçen Kıbrıslı Rumlara KKTC'deki otellerde turistik konaklama hakkı verdi. Dünden itibaren uygulamaya konulan bu karar çerçevesinde, Rumlar konakladıktan sonra, Güney'e dönüşte sınır kapılarına, otelde konakladıklarına dair makbuz veya belgeyi ibraz edecek

KERMİYA İLE BOSTANCI KAPILARI AÇILACAK... Kuzey ile Güney Kıbrıs arasındaki geçişlerin rahatlatılması, izdihamın önlenmesi amacıyla üç kapıya ek olarak Kermiya sınır kapısının da önümüzdeki günlerde açılmasına, Bostancı'dan geçiş olanağı sağlanması için de gerekli çalışmanın başlatılmasına karar verildi

PARA CEZASI YERİNE, 'BİR DAHA GEÇEMEME' CEZASI... Süreyi ihlal edenler için daha önce açıklanan 50 milyonluk gecikme cezası 'yasada yeri olmadığı' gerekçesiyle uygulanmayacak. Süreyi ihlal edenlere para cezası uygulanmayacak ama belirli sürelerle 'sınırlardan geçmeme' gibi müeyyideler uygulanacak. Bu süreler önümüzdeki günlerde açıklanacak

KIBRIS 30/04/2003

RUMLARIN TÜRKLERE YÖNELİK ÖNLEMLERİ

Kıbrıs Rum yönetimi Dışişleri Baknalığı’nın hazırladığı ve dün Ulusal Konsey’de tartışılan ‘Türklere Yönelik Nihai Önlemler’ tasarısı Rum hükümetinin Kıbrıs Türklerine yönelik politikası başlığını oluşturuyor. Pakette daha önce basına sızan ayrıntılardan farkı maddeler bulunmaktadır. Pakette yer alan bazı maddeler ise son gelişmelerle değerini yitirmiştir. Rum hükümetinin Türklere yönelik yeni temel politikası şu şekildedir:

 

Kıbrıs Türk Konuları Bürosu oluşturulması; Bu büro organik olarak Kıbrıs Rum yönetimine bağlı olacak. Büro, kurulacak olan ‘Kıbrıs Türk Konuları Komiseri Kurumu’ tarafından etkin şekilde denetlenecek ve başlangıçta, bu büro Dışişleri Bakanlığı eski binasında konuşlandırılacak.

 

Kıbrıs’ta ve dış ülkelerde aydınlatma büroları; Kıbrıs’ta 6 ilçede, merkezler kurulacak ve her büronun başına Türkçeyi iyi bilen bir bürokrat görevlendirilecek. Bu merkezler, ilk durak büroları (One stop offices) olarak çalışacak ve Kıbrıs Türkleri’ne her türlü bilgi sağlanacak.

 

İnsancıl ve diğer konularda karma temas komitesi kurulması; Bu komitede bir Kıbrıslı Rum ve bir Kıbrıslı Türk temsilci bulunacak, bunlar ise iki toplum liderleri tarafından belirlenecekler. Komitede bir de Barış Gücü temsilcisi bulunacak. Komitenin hedefi, özellikle insancıl konuların çözümlenmesi ile kişiler ve gruplar arasında temas ve iletişimi de kolaylaştırmaktır.

 

Kıbrıslı Türklerin istihdamı; Kıbrıs Türkleri, halen ilçe çalışma dairelerinde geçerli yöntemle Güney Kıbrıs’ta çalışma olanakları hakkında aydınlatılacaklar. Bu amaçla, iş sahalarının tanıtımında medya ve internet kullanılacak.

 

KKTC’de eğitim; Rum yönetimi, eğitimleri sonucu kazandıkları özlü deneyim temelinde Kıbrıslı Türklerin çalıştırılabilmesi için gerekli düzenlemeler yapacak. Bugüne kadar KKTC’deki yüksekokul ve üniversitelerin diplomaları tanınmıyordu.

 

Kıbrıslı Türklerin eğitim ve mesleki açıdan hazırlanmaları; Kıbrıslı Türklerin araştırma ve Avrupa Birliği programlarına katılmaları için pratik düzenlemeler yapılacak. Kıbrıs’ta yüksek eğitim kuruluşlarında burslar verilecek. Ticaret Bakanlığı tarafından finanse edilen yüksek teknoloji ile ilgili alanlarda, Kıbrıslı Türklere katılım hakkı tanınacak.

 

Kıbrıs içerisinde ve Avrupa Birliği’nde ürün dolaşımı; Kıbrıs Rum kesimine gidecek kişiler berabelerinde kendi tüketimleri için yiyecek ve içki taşıyabilecek. Toplam 30 Kıbrıs Lirası değerinde her türlü eşya getirebilecekler. İzinle daha büyük değerde eşya da götürülebilecek. Özel izinle doğada yetişen ürünler (balık, av ürünü...) sınırlı sayıda ve ticari amaçlı olarak da götürülebilecek. Gerekli belgeler temin edildiği zaman Kıbrıslı Türklerin ürünlerinin Avrupa Birliği ülkelerine ihracatına izin verilecek. Hazırlanan öneriler şunları öngörüyor: “Bu belgelerin hazırlanması için Rum yönetimi, yabancı şirket veya AB Komisyonu temsilcilerine (İngiltere makamlarına da verilebileceğine dair not düşülmüştür) belgeler üzerinde gerekli denetimlerin yapılması görevi verilerek, bu şekilde Rum yönetimine gerekli belgeleri çıkarma olanağı sağlanacak. Kıbrıs Türk Ticaret Odası gibi KKTC’deki kurumlara da benzer yetkiler verilebilecek. Ancak, KKTC yönetimi adına faaliyet göstermeyecekler”

 

Kişilerin dolaşımı; Son gelişmelerle bu tedbirler büyük ölçüde geçerliliğini yitirdi.

 

KKTC ve Türkiye ile telekominikasyon; BM aracılığıyla mevcut iletişim sisteminin geliştirilmesi incelenecek. Bu arada, KKTC ve Türkiye ile sabit telefon iletişimin otomatikleşmesi için Rum Telekominikasyon Dairesi’ne de izin verilecek. Cep telefonlarıyle ilgili Turkcell ve Telsim firmalarıyla roming anlaşması imzalaması için Rum Telekominikasyon Dairesi’ne izin verilmesi öngörülüyor. KKTC’nin, Türkiye’nin bir uzantısı olarak görülmemesi için kapsama KKTC dahil edilmeyecek.

 

Kültürel, bilimsel, sanatsal, sportif ve diğer etkinliklere katılım

 

Kıbrıs Türk kayıpları ve ölüleri (1963-67-74) yakınları için önlemler; Verilecek ödenekler dışında, Rum bölgelerinde gömülü bulunanlar için kimlik tesbiti amacıyla kazılar yapılacak. Bu çerçevede Rum yönetimi gen bankası kurulması için çaba gösterecek

 

Kıbrıs Rum Yönetimi seçimlerine Kıbrıs Türklerinin katılımı; Mevzuattaki ilgili değişiklikle Rum bölgelerinde yaşayan Kıbrıslı Türkler, birleşik bir seçim listesi temelinde milletvekili ve başkanlık seçimleri için seçme ve seçilme hakkına sahip olacaklar. Avrupa Parlementosu seçimlerine de KKTC’de ikamet eder olsalar bile ‘Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı’ olmaları halinde Kıbrıs Türklerine olanak sağlanacak. Kıbrıs Türk partilerinin bu sürece katılmaları ayrıca Kıbrıs Rum ve Türk partileri arasındaki işbirliği cesaretlendirilecek.

 

Türkçe ve Rumca öğrenimi; Rum ortaeğitim okullarına Türkçe dersi seçmeli ders olarak konulacak. İlgilenen Kıbrıslı Türklere, Rumca’nın bedava olarak öğretilmesi için düzenlemeler yapılacak.

 

Kıbrıslı Türklerin uluslararası spor kuruluşlarına Kıbrıs milli takımı üyeleri olarak katılabilecekler

 

Tıbbi tedavi: Kıbrıslı Türk ve Rum doktorlar arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi için teşvikler uygulanacak. Rum bölgelerine giden Kıbrıslı Türk hastaların, hastalıklarının teşhis veya tedavilerinde daha iyi hizmet verilmesi için ek önlemler alınacak.

 

Rum radyo-televizyonunun Türkçe yayınlarının iyileştirilmesi; Kıbrıs’ta ve uluslararası alanda Kıbrıs Türk toplumunun, Kıbrıs halkının bir parçası olarak tanıtılması için önlemler alınacak.

 

Ara bölgenin mayınlardan arındırılması

 

Yerel yönetimler düzeyinde işbirliği; Bu işbirliği ilk etapta Lefkoşa ve Gazimağusa belediyeleri için olacak.

HALKIN SESİ 30.04.2003

 

Papadopulos Denktaş’ın görüşme talebini reddetti

Yeşilırmak’taki BM Barış Gücü kontrol noktasına yürüyen bin kadar Rum, bölgede de bir Kuzey’e geçiş kapısı açılmasını talep etti

 

Rum sözcü Hrisostomides, Kuzey’e geçmek isteyen Rumları tahrik ediyor: Sömürgecilerin yaşadığı gettoları da ziyaret edin

 

 

Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın görüşme çağrısını sözcüsü Kipros Hrisostomidis aracılığıyla reddetti.

 

Hrisostomidis dünkü bir açıklamasında, güven yaratıcı önlemleri Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’la BM olmadan yüz yüze görüşmek isteyen Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın önerisini reddetti ve Denktaş’ın amacının “BM’yi bir kenara itmek” olduğunu iddia etti.

 

PAPADOPULOS-SİMİTİS GÖRÜŞTÜ

 

Haberi veren Rum radyosu bu arada Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’un dün Yunanistan Başbakanı Kostas  Simitis’le yaptığı telefon görüşmesinde Rum Yönetimi’nin bungün açıklayacağı “Kıbrıslı Türklerin desteklenmesine yönelik önlemler pkaeti” hakkında bilgi verdiğini bildirdi.

 

Radyoya göre görüşmeyi teyit eden Yunan Hükümet Sözcüsü Hristos Protopapas, iki liderin son gelişmeleri ele aldıklarını ve Kıbrıs sorununa BM çerçevesinde çözüm arayışı çabalarının sürdürülmesi gerektiği konusunda görüş birliğine vardıklarını söyledi.

 

Protopapas, Papadopulos ve Simitis’in “Kıbrıs’ta hakim olan kardeşlik havasını selamladıklarını ve bunun Kıbrıs halkının geçmişi aşma arzusunu ortaya koyduğunu” belirtti.

 

HRİSOSTOMİDİS TAHRİK EDİYOR

 

Öte yandan Rum Sözcüsü Kipros Hrisostomidis Rumların kitlesel olarak KKTC’ye gitmelerini “doğal” ve “dönüş arzularını dile getirme” diye niteledi. Hrisostomidis, KKTC’yi ziyaret eden Rumları, “Kıbrıs’ın demografik yapısının zorla değiştirilmesini yerinde görmek amacıyle sömürgecilerin yaşamakta oldukları gettoları da ziyaret etmeye” çağırdı.

 

Son gelişmelerin “Kıbrıs halkının bir olduğunu” kanıtladığını iddia eden Hrisostomidis, birlikte  yaşama ve var olmanın mümkün olmadığı iddiasının yıkılmakta olduğunu söyledi. Hem Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş hem de Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş’ın politikalarını eleştiren Hrisostomidis, geçişlerde pasaport ibraz etmenin tanınma oluşturmayıp “yasa dışı bir faaliyet” olduğunu ileri sürdü.

HALKIN SESİ 30.04.2003

 

Denktaş: Yeni açılımlar yapabiliriz

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, anlaşma olması halinde dahi Türkiye olmadan Kıbrıs’ın AB üyesi olamayacağını söyledi

 

Serdar Denktaş: Münferit kötü olayı alıp ‘uygulama kötüye gidiyor’ diye duyurmak kimseye fayda sağlamaz

 

Geçişlerin dostluğu sağlayarak kalıcı çözüm getirilebileceğini savunan Arınç, “Umut ediyorum Kıbrıs sorununun çözümü Dayton planı kadar karmaşık olmaz” dedi

   

Bakanlar Kurulu’nun 23 Nisan 2003’de aldığı karar uyarınca adanın Kuzey’inde yaşayan Türklerin Güney’e, Güney’de yaşayan Rumların da Kuzey’e Ledra Palaca, 2.5 Mil ve Beyarmudu Sınır Kapıları’ndan geçebilmelerine olanak sağlanmıştı. Adada yaşayan her iki toplum halkını da mutlu eden bu uygulama bir haftadan bu yana devam ediyor.

 

Sınırlardan geçiş dün de yoğun şekilde devam etti. Saat 22.00 itibarıyla 2 bin 895 Türk Güney’e geçiş yaparken, 26 bin 379 Rum da Kuzey’e geçti. Güney’den 4 bin 770 araç Kuzey’e giriş yaptı.

 

2 bin 895 Türk’ün; 2 bin 384’ü Ledra Palace’tan, 266’sı Beyarmudu’ndan, 245’i de 2.5 Mil Sınır Kapısı’ndan geçiş yapartı. 26 bin 379 Rum’un Kuzey’e geçtiği günde ise bu sayının 8 bin 741’i Ledra Palace’dan, 10 bin 266’sı Beyarmudu’ndan ve 7 bin 372’si de 2.5 Mil Sınır Kapısı’ndan geçiş yaptı.

 

Konuyla ilgili TBMM Başkanı Bülent Arınç, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Deniz Baykal, ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş açıklamalarda bulundu.

 

Sınırları açarak açılım yaptıklarını, daha yeni açılımlar  yapabileceklerini belirten Denktaş,  “Umarız zemin oluşur ve netice uzlaşma olur” diye konuştu.

 

Türk Öğretmenler Grubu’nu kabulünde Kıbrıs sorununa ilişkin görüşlerini de açıklayan Cumhurbaşkanı Denktaş, Annan planını neden imzalamadığını örnekleriyle anlattı ve referanduma karşı çıkma nedenlerini tekrarladı.

 

Geçişlerin serbest bırakılmasıyla ilgili görüşlerini açıklarken Denktaş, özetle şunları söyledi:

“Açılım yaptık. Biz hareket serbestisini her zaman savunduk. Yeni açılımlar da yapabiliriz. Çünkü kendimize güveniyoruz ve amaç zemini düzeltmektir.  Umut ederiz netice uzlaşma olur.”

 

Rumların Paskalya tatillerinin de etkisiyle yaşanan büyük  izdihamın yavaş yavaş azalacağına da dikkat çeken Denktaş, “Balayı geçecek, izdiham azalacak ve normal gidiş-geliş başlayacak” dedi.

 

Yeni kapıların açılmasının ilgili makamların gerekli değerlendirmelerinin ardından mümkün olabileceğini söyleyen Denktaş, ancak tüm kapıları açarak ülkenin “delik-deşik” edilemeyeceğini kaydetti.

 

ANLAŞMA OLSA DA AB OLMAZ

 

Cumhurbaşkanı Denktaş, Rum Yönetimi’nin tüm Kıbrıs adına tek başına Avrupa Birliği üyeliğine kabul edilmesiyle ilgili olarak da şu ifadeleri kullandı:

 

“Kıbrıs birleşik olduğunda dahi AB’a giremez. Türkiye’nin olmadığı yere Kıbrıs gidemez. Rumlar bunu dolaylı enosis için yaptı.  Biz buna imza veremezdik ve vermedik. Öyle olunca da uzlaşmaz olduk.”

 

SERDAR DENKTAŞ: ÇÖZÜMÜ GETİRECEK TEK UYGULAMA SERBESTGEÇİŞLERDİR

 

Turizmden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, Kıbrıs'ta çözümü getirecek tek uygulamanın serbest geçişler olduğunu söyledi.

 

Serdar Denktaş, geçtiğimiz 5 gün içerisinde Güney’de Türk vatandaşlara karşı bir tane saldırı olduğunu söyleyerek, “Ayni olaylar bizde de olacaktır. Herkesin birbirini

kucaklamasını beklememiz mümkün değil. Geçmişte birbirine silah çekmiş iki halk var, şehit aileleri, yaralılar, kayıp aileleri var. Münferit bir tane kötü olayı alıp, 'aman bu uygulama kötüye gidiyor' diye kamuoyuna duyurmak hiçkimseye fayda sağlamaz” dedi. 

 

ARINÇ: GEÇİŞLER DOSTLUĞU SAĞLAYARAK KALICI ÇÖZÜMÜ GETİRECEK

 

TBMM Başkanı Bülent Arınç, KKTC Bakanlar Kurulu`nun sınır kapısını açmasıyla başlayan karşılıklı geçişlerin Türk ve Rum halklarının dostluğunu sağlayarak kalıcı bir çözüm getirebileceğini söyledi.

 

Arınç, “Bildiğiniz gibi Kıbrıs`ta Güney`den Kuzey`e, Kuzey`den Güney`e geçişlere izin verildi. Rum Yönetimi`nin aklına hiç gelmeyecek bir şey olmuş ve Rum tarafından daha çok Türk tarafına geçiş meydana gelmiştir. Bu ziyaretler halklar arasında karşılıklı dostluğa yol açtığı zaman daha sonra kalıcı bir planla Kıbrıs`ta çözüm ortaya çıkacaktır. Bu çözüm konusunda Türk Hükümeti aktif politika izlemektedir. Sanıyorum 10 gün içerisinde Başbakan Tayyip Erdoğan KKTC`ye gidecektir.

 

Arınç, “Erdoğan ve Denktaş`ın farklı söylemleri var. Üslupları farklı olabilir, ancak amaçları aynıdır: Kalıcı bir barış...” dedi.

 

BAYKAL: KIBRIS`TAKİ GEÇİŞLER SEVİNDİRİCİ, GÜZEL BİR GELİŞME

 

Türkiye'de anamuhalefetteki CHP'nin Genel Başkanı Deniz Baykal, KKTC ile Güney Kıbrıs arasındaki karşılıklı geçişleri 'sevindirici, güzel bir gelişme' olarak nitelendirerek, 'KKTC`nin işgal altına ezik bir toplum olmadığı ve KKTC`de yaşayan insanların ayrı, cazip bir kimliğinin olduğu ortaya çıktı' dedi.

 

Baykal, partisinin TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada Kıbrıs`taki gelişmelere de değindi.

 

Baykal, KKTC hükümetinin Güney`den Kuzey`e Kuzey`den Güney`e geçişe izin yönünde aldığı tek taraflı kararın Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından da anlayışla karşılandığını anımsattı. 

 

Onbinlerce insanın bu karar çerçevesinde adada karşılıklı ziyaretlerde bulunduğunu belirten Baykal, 'KKTC`nin işgal altına ezik bir toplum olmadığı ve KKTC`de yaşayan

insanların ayrı, cazip bir kimliğinin olduğu ortaya çıktı' dedi.

HALKIN SESİ 30.04.2003

 

'Bu Rumların hiç işi gücü yok mu?'

 

Dün öğle saatlerine kadar 10 binden fazla Rum, Türk tarafına geçti. Rumlar yine uzun süre kuyrukta bekledi.

YORGO KIRBAKİ

     Binlerce Kıbrıslı Rum, Paskalya tatilinin sona ermesine rağmen dün de KKTC'ye akın etti. Öğle saatlerine kadar 10 binden fazla Rum, KKTC'ye, 2 bin Türk de Rum Kesimi'ne geçti. Rum makamları, giriş çıkışların açıldığı 23 Nisan Çarşamba gününden 28 Nisan Pazartesi akşamına kadar 30 bini Türk, 80 bini Rum toplam 110 bin kişinin karşılıklı giriş yaptığını açıkladı. Kıbrıs'taki bu inanılmaz geçiş trafiğini karşısında hayrete düşen yabancı gazeteciler de, "Özellikle Rumları anlamak güç. Bu insanların işi gücü yok mu? Çalışmıyorlar mı?" diye sordu.
     KKTC'nin giriş çıkışları açtıktan sonra şimdi de otellerde kalmaları şartıyla Rumlara konaklama izni vermesi ve iki geçiş kapısı açma kararı da Rumları sevindirdi. Buna karşın, KKTC'deki sigorta şirketlerinin, Rum plakalı otomobiller için kaza sigortası belgesini 6.5 eurodan (4 Rum lirası) 13 euroya çıkarmaları kararı, Rum Kesimi'nde tepki yarattı.
     
     HALK BİRLEŞTİ BİLE...
     Bu arada KKTC ve Rum kesiminde 29 yıl sonra inanılmaz insanlık gösterileri yaşanıyor. Girne'de dükkân sahibi bir Kıbrıslı Türk, dükkânının asıl sahibinin bir Rum olduğunu ve dükkânının anahtarını teslim etmeye hazır olduğunu söyledi. 1974'ten önce karma köy olan Mesarya Ovası'ndaki Gaziköy'de de Türkler Rumlarla 29 yıl sonra buluşup köy meydanında birlikte eğlendi. 1000 kadar Rum, 200 araçlık bir konvoyla dün sınırdaki BM Barış Gücü kontrol noktasına yürüyerek, Yeşilırmak bölgesinden de KKTC'ye geçiş yapabilmek için kapı açılmasını istedi. Rumlar, taleplerini bir mektupla BM Barış Gücü yetkililerine iletti. Dün saat 19.00 itibariyle üç sınır kapısından KKTC'ye 22 bin 572 Rum 3 bin 872 araçla giriş yaparken, 2 bin 240 Türk de Rum Kesimi'ne geçti.
MİLLİYET  30.04.2003

 

Rumlara üç gün konaklama izni


     KKTC ile Rum kesimi arasındaki geçişleri tek yanlı serbest bırakan KKTC Bakanlar Kurulu, dün de Rumların otellerde üç gün konaklamasına izin verdi. Karar uyarınca, Rumlar haftanın herhangi bir gününde, rezervasyon yaptırmak ve Rum tarafına dönüşlerinde, otellerde kaldıklarını gösteren belgeleri ilgili görevlilere göstermek şartıyla, KKTC'de 72 saat konaklayabilecek.
     Başbakan Derviş Eroğlu başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu toplantısının ardından yapılan açıklamada, sınır kapılarındaki yığılmaların önlenmesi için de Lefkoşa'da Kermiya ve Güzelyurt'taki Bostancı sınır kapılarının açılmasına karar verildiği belirtildi. Kermiya kapısının açılmasıyla Ledra Palas sadece yayaların geçişine tahsis edilecek.

MİLLİYET 30.04.2003

 

'Tasos, borcunu öde!'

 

Eski dostu Papadopulos'un 1974'te kazandığı tazminata el koyduğunu anlatan Kıbrıs Türkü Mehmet Boşnak, "Ortalık karıştı. 'Bekle' dedi, aramadı" diye konuştu

YORGO KIRBAKİ

     Maraş bölgesinin Paşaköy sakinlerinden 77 yaşındaki Mehmet Boşnak, 1973 yılında açılan ve 1974 yılında sonuçlanan bir davada, kendisine ait 500 Kıbrıs Rum Lirası (yaklaşık 1 milyar 230 milyon TL) tazminata, Kıbrıs Rum Kesimi lideri Tasos Papadopulos'un el koyduğunu ve Papadopulos'un bu parayı bugüne kadar kendisine göndermediğini söyledi. Telefonla görüştüğü-müz Boşnak, Papado-pulos'u çocuklu-ğundan beri tandığını belirterek, "Annesi bir zamanlar adı Assia olan Paşaköylü idi. Tasos, çocukken annesi ile birlikte köye gelirdi. Çok yaramaz bir çocuktu" dedi.
     
     'BİZİM KÖYLÜ DERDİ'
     Yıllarca Magosa Limanı'nda çalışan Mehmet Boşnak, yükleme işindeymiş. Şirkette 60 Rum, 42 Türk çalışıyorlarmış. Şirketin hukuk danışmanı da bugünün Kıbrıs Rum Kesimi lideri Papadopulos... Kulaklarının ağır işitmesinden başka bir sorunu bulunmayan ve gayet iyi Rumca konuşan Boşnak, Papadopulos ile ilişkisini şöyle anlattı: "Bana horiane, yani bizim köylü derdi. Şirkete her gelişinde sohbet ederdik. 1973 yılında İsveç bandıralı bir geminin yükleme işlemlerini yaparken, hangarda içi kâğıt büyük bir kolinin altında kaldım. Hastaneye götürdüler. Bir süre tedavi gördüm. O zaman Papadopulos, geminin bağlı olduğu şirkete dava açacağını ve tazminat isteyeceğini söyledi."
     
     'İÇİ RAHATSA BAŞKA...'
     Papadopulos'un açtığı davanın bir yıl sonra tamamlandığını anlatan Boşnak, şöyle devam etti: "Şirketler arasında anlaşma sağlandı. Papadopulos bir gün bana 'Horiane, sana 500 Kıbrıs lirası tazminat çıkardım' dedi. Sonra Kıbrıs'ta olaylar oldu. Parayı aldığını öğrendim. Ona mektup yazdım, paramı istedim. Cevabında, 'Horiane, şimdi para verme zamanı değil' deyip beklemememi söyledi. Hâlâ bekliyorum... Gönlü rahatsa göndermesin..."
MİLLİYET 30.04.2003

 

Kıbrıs baharı...


     KIBRIS'tan son günlerde TV ekranlarına yansıyan görüntüler, 3 yıl önce Türk - Yunan ilişkilerinde yaşanan "bahar havası"nı anımsatıyor.
     Gerçekten bu, adadaki Türk ve Rum halklarına - ve de liderlerine - "ne iyi oldu da yıllardan beri bir duvar gibi dikilen Yeşil Hat açıldı" dedirten, tarihi bir gelişme...
     İlk kez Kıbrıs'la ilgili bir karar, "herkesi" birden memnun ediyor: Türk'ü de, Rum'u da; Ankara'yı da, Atina'yı da; BM'yi de, ABD'yi de, AB'yi de... Her eğilimdeki politikacıları da, toplumun her kesimindeki insanları da... "Karşı taraf"a hangi nedenle olursa olsun geçenleri de, onlar sayesinde para kazanan esnafı da...
     Yıllardan beri diplomatların yapamadığını şimdi halk başarıyor. "Halk diplomasisi" üstün geliyor...
     ***
     BU gidiş - gelişler çok şey kanıtladı: Türk kesiminde insanların sefil olmadıklarını, Rumlara karşı düşmanlık beslemediklerini... Aynı şekilde, Rumların da Türkleri katletmek niyetinde olmadıklarını, vaktiyle Kuzey'den göç edenlerin iyi bir yaşam sürdüklerini ve ille de eski yerlerine dönmeyi düşünmediklerini...
     Kuşkusuz bu aşamada olayı "siyasileştirmeye" kalkışmak ve "işte iki devletin varlığı böylece tescil ediliyor" gibi sonuçlar çıkarmak doğru değil. Gene şimdiki "bahar havası"nın hemen yeni bir müzakere sürecine ve çözüme yol açacağını beklemek de yersiz.
     Yeşil Hattı açma kararında önemli rol oynayan DP lideri Serdar Denktaş dün bize çok doğru bir şey söyledi: "Daha bahar yeni geldi. Fazla zorlamaya gitmemek, aşırı beklentilere kapılmamak lazım. Baharda zamansız soyunursanız, grip de olabilirsiniz!.."
     

Yeni umut...

     IRAK krizinin "bir şekilde" hallinden sonra, şimdi sıra Ortadoğu'nun "müzmin" Filistin meselesini çözmeye geliyor mu?
     Bunu söylemek için daha erken ama, bazı umut verici işaretler gelmeye başladı.
     Bunların başında, yeni bir Filistin hükümetinin kurulması geliyor. Dün Ramallah'ta, başbakanlık görevine getirilen Abu Mazen (veya gerçek adı ile Mahmut Abbas), Yasama Konseyi'ne yeni hükümetini ve de siyasi programını sundu.
     Abbas'ın bu hükümeti kurması hiç de kolay olmadı. 68 yaşındaki yeni başbakan, başta Yaser Arafat ile ihtilafa düştü. "Tek adam" statüsünü kaybetmek istemeyen Arafat, Abu Mazen'in tayinlerine ve görüşlerine karşı çıktı. Araya Mısır ve diğer birkaç ülkenin araya girmesi sonucunda Arafat, Mahmut Abbas'ı yeni lider olarak kabullendi, dünkü toplantıda da yeni hükümeti desteklediğini açıkladı...
     ***
     FİLİSTİN'deki bu gelişme, sıradan bir iktidar değişikliği değil. Bu, yeni bir dönemin başlangıcı. Arafat'ın artık resmen yetkilerini kaybettiği ve yeni bir kadronun dizginleri ele aldığı bir dönem...
     Bunun Filistin ve Arap - İsrail anlaşmazlığının çözümüne etkisi olur mu? ABD - AB - Rusya - BM "dörtlüsü"nün şimdi devreye girip hazır olan "yol harita"sını devreye sokması ve böylece "barış sürecini" yeniden başlatması söz konusu.
     Abu Mazen'in dünkü sözleri, bu yolun açılabileceği umudunu veriyor.
     MİLLİYET 30.04.2003 SAMİ KOHEN
     

Hani Kıbrıs boşalıyordu!


     HANİ ne oldu?
     Hani Kuzey Kıbrıs Denktaş'ın mapushanesiydi, kimse dışarı adım atamıyordu, yoksulluk, perişanlık, zulüm, zavallı Kıbrıslı Türkler eziliyordu. Oysa burunlarının dibinde Rum kesiminde cennet vardı, hayat vardı, yaşam vardı, zenginlik vardı, para vardı, pul vardı, oraya geçenler, Rumlarla birlikte Avrupalı olanlar mutlu olacaklardı...
     Lakin "Rauf'un sopası"ndan herkes korkuyordu, ilk fırsatta, fırsatını bulan kaçıp gidecekti.
     * * *
     ÖYLE mi, buyurun, Denktaş kapıyı açtı, gidiş geliş serbest, dedi.
     Ne oldu?
     Hayır "işbirlikçiler"in dediği olmadı, tahminleri tutmadı, Kuzey Kıbrıs boşalmadı.
     Üstelik, güneyden gelen Rumların yarısı kadar insan kuzeyden aşağıya geçti, akşama da döndü.
     * * *
     DEMEK bu Kıbrıslı Türkler mazoşist!
     Kendilerine yapılan eziyetten hoşlanıyorlar!
     Öyle olmasa niye oturuyorlar?
     Vatan sevgisi mi, toprağa bağlılık mı, tarihi unutmamak mı?
     Hayır, bunların hiçbirini "işbirlikçi"ye anlatamazsınız, onun kavram belleğinde böyle şeyler yoktur, o bu kavramların hepsini "para" parantezine almıştır.
     * * *
     BİR televizyon programını hatırlıyoruz, adam Annan planını kabul ettirmeye çalışıyor, tepki gelince, yüzünde "Bunlar böyle aptal!" ifadesi, ellerini açıp karşısındakileri küçümsüyordu:
     "Zengin olacaklar, haberleri yok!"
     Hiç haberleri olmaz mı, çok iyi biliyorlar da, dedik ya bunlar mazoşist, kendi kendilerine eza, cefa, eziyet, işkence edilmesinden hazzediyorlar, öyle olmazsa "Rauf'un mapushanesi"nde hiç kalırlar mı?!!!
     Tutturmuşlar, evimiz, barkımız, toprağımız, memleketimiz, diye!
     * * *
     BU geçiş, bir şeyi ortaya koydu...
     Türklerle Rumlar, iki komşu devletin sınırları içinde, ayrı ayrı dostça yaşayabilirler, birbirlerini ziyaret edip, hatta acı anılarını bile tazeleyebilirler, birbirlerinin acılarına saygı gösterebilirler. Güneyden gelip, yerleştiği evin, Rum sahibinin fotoğrafını, hala saklayan bir Türk ailesi bunun çarpıcı örneği...
     Lakin, siz binlerce Rumu, kuzeyden geçirin, yerleştirin, eski acıları, eski yaraları kaşıyın, bakalım, bir arada yaşamak mümkün olur mu?
     * * *
     DENKTAŞ bir vurdu ki pir vurdu...
     Hele işbirlikçilere...
     Denktaş, onları çok eskiden, gençlik yıllarından beri tanır, anılarında onlardan birini anlatır.
     Baflı doktor İhsan Ali'yi...
     Lefkoşalı olan Denktaş, Baf'a her gelişinde baba dostu Dr. İhsan Ali'yi ziyaret eder, doktor, milliyetçi duyguları ve güzel konuşması ile genç Denktaş'ı çok etkiler.
     Ama sonra...
     Denktaş anılarında şöyle der:
     "Dr. İhsan Ali'nin, gün gele TMT'ye, kurtuluş mücadelemize ters düşerek Makarisos'un ödenekli Türk danışmanı olabileceğini kim düşünebilirdi?"(x)
     Hayat bu, belli olmuyor ki!
     * * *
     KİM derdi ki 1968'in solcu devrimcileri, bugün liberal maske takıp, işgalci Amerikan emperyalizminin destekçileri olacaklar.
     Oluyor!
     ——————
     (x) Karkot Deresi / Kıbrıslı Yayınları
      HASAN PULUR MİLLİYET 30.04.2003

 

Rum Kesimi’nden çok yönlü açılım

Rum Ulusal Konseyi, Rum Yönetimi’nin Kıbrıslı Türklere yönelik hazırladığı açılım paketini açıkladı.

 

Lefkoşa
NTV-MSNBC VE AJANSLAR

 

 

 

 

30 Nisan—NTV-  Kıbrıs Rum Yönetimi Sözcüsü Hrisostomidis, açılım paketini Rumca, Türkçe ve İngilizce olarak açıkladı. Pakette, Kıbrıslı Türklere Güney Kıbrıs’ta iş olanağı sağlanması, KKTC üniversitelerinin diplomalarının tanınması, KKTC ürünlerinin ihracına imkan verilmesi, Güney’de yaşayan Türklerin Rum seçimlerinde oy kullanabilmesi ve azınlık statüsünde milletvekili adayı olabilmesi gibi maddeler var.

Rum Kesimi’nin açıkladığı paketteki maddeler arasında, yasal düzenleme gerektirmeyenlerin önümüzdeki Cuma günü yürürlüğe gireceği belirtiliyor.
       Kıbrıs Rum Yönetimi Sözcüsü Hrisostomidis, ayrıca, Kıbrıslı Türklerin araçlarla Rum Kesimi’ne geçişine izin verileceğini de söyledi.
       18 başlık altında toplanan pakette yeralan önlemler şunlar:
*Kıbrıslı Türklere mesleki eğitim verilecek, AB programlarına katılmaları sağlanacak,
*Kıbrıslı Türklere güneyde iş olanağı sağlanacak.
*Kıbrıs Türk üniversitelerinden mezun olanların diplomaları geçerli sayılacak,
*Kıbrıs Türk ürünlerinin güneye ve Avrupa Birliği ülkelerine ihracına olanak tanınacak,
*Kıbrıslı Türklere ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ vatandaşı olmak şartıyla, Avrupa Parlamentosu seçimlerine katılma hakkı tanınacak,
*KKTC vatandaşlarının araçlarıyla Rum tarafına geçişi, Türk tarafının ürünlerinin Ada’da serbest dolaşımı sağlanacak,
*Türk sporcular Rum takımlarında uluslararsı karşılaşmalara katılabilecek. Türkler Rum federasyonlarının çatısı altında uluslararası spor kuruluşlarına üye olabilecek.
*KKTC ve Türkiye ile sabit telefon iletişimin otomatikleşmesi ve cep telefonlarıyla ilgili olarak Türk GSM firmalarıyla roaming anlaşması imzalanacak,
*“Kıbrıslı Türk İşleri” adı altında bir büro kurulacak. Ayrıca Güney Kıbrıs’taki 6 ilçede Türkleri aydınlatma ofisleri oluşturulacak,
*Türklerin Rumca öğrenebilmesi için ücretsiz kurslar düzenlenecek. Rum ortaöğretim okullarına Türkçe dersi seçmeli ders olarak konulacak.
*Kıbrıslı Türkler Rum sağlık servislerinden yararlanabilecek.
*Ara bölge mayınlardan temizlenecek,
*Belediyeler arasında işbirliği sağlanacak.
*Rum radyo ve televizyonunda Türkçe yayın süreleri artırılacak.


KKTC’den Rumlara konaklama izni

Geçtiğimiz hafta, geçişleri serbest bırakan KKTC Bakanlar Kurulu, Rumların Türk tarafında 3 gün konaklamasına izin verilmesini kararlaştırdı.

 

Lefkoşa
NTV

 

 

 

 

29 Nisan—  Serbest geçişlerle ilgili atılacak yeni adımları görüşmek için toplanan KKTC Bakanlar Kurulu, Rumların Türk tarafında konaklamasına da olanak tanıdı. Buna göre, KKTC’deki otellerde rezervasyon yaptırmak kaydıyla, Rumlar 3 gün boyunca Türk tarafında kalabilecek.

 

KKTC Bakanlar Kurulu, buna ek olarak, geçişleri kolaylaştırmak amacıyla 2 sınır kapısı daha açmayı kararlaştırdı. Önümüzdeki günlerde, Lefkoşa’nın Kermiya bölgesi ve batıdaki Bostancı köyünden 2 kapı daha açılacak.
       Bu arada 3 sınır kapısından karşılıklı geçişler de sürüyor. Rumların Paskalya tatilinin sona ermesinin ardından, sınır kapılarındaki yoğunluğun önceki günlere göre azaldığı belirtiliyor. Dün 30 bin Rum KKTC’ye geçmişti.
       
‘RUMLAR SINIRDA EYLEM YAPTI’
       Öte yandan Rum radyosunun haberine göre, 1000 kadar Rum, 200 araçlık bir konvoyla bölgedeki BM Barış Gücü kontrol noktasına yürüyerek, Yeşilırmak bölgesinden KKTC’ye geçiş yapabilmek için kapı açılmasını istedi. Rumlar, taleplerini dile getiren bir mektubu BM Barış Gücü yetkililerine verdi. Eylem sırasında BM Barış Gücü görevlileri ile Rumlar arasında arbede yaşandığı belirtildi.
       Rum Yönetimi Adalet ve Kamu Düzeni Bakanı Doros Theodoru, BM Barış Gücü’nün (UNFICYP) serbest geçişlerdeki tutumunu eleştirerek, BM Barış Gücü’nün görevinin KKTC makamlarının işlevini kabul etmek değil, seyahat özgürlüğünü kolaylaştırmak olduğunu söyledi.
       Rum Ulusal Konseyi, bugün öğleden sonra toplanarak Kıbrıslı Türklere yönelik paketi ele alacak

Ah bir de çözüm olsaydı!


Paskalya tatili bitmesine rağmen akını sürdüren Rumlar, kuzeyin ekonomisini canlandırdı. Gözler Rum hükümetinin teşvik kararlarında. KKTC, AİHM'ye, 'Rumların tazminat taleplerini karşılarız' mesajı yolladı
Tek kaynak Türkiye
KKTC'nin iki kesim arasındaki geçişleri serbest bırakmasının ilk haftasında Kıbrıs'taki coşku artarak sürdüğü gibi, kuzeye ciddi bir nakit girişi de sağlandı. Rum ziyaretçiler pazartesi akşamına dek 4.2 trilyon lira (2.5 milyon dolar) döviz bıraktı. Türkiye, ekonomik ambargo uygulanan KKTC'ye 2003 bütçesinden 520 trilyon lira ayırdı.
Güneyden teşvikler
Paskalya tatili bitmesine rağmen dün 10 bin Rum KKTC'ye geçti. Kuzeye geçenler dün 80 bini, güneye geçenlerse 30 bini buldu. KKTC'nin dün misafirlere üç gece konaklama hakkı tanıması sevinci artırdı. Rum Ulusal Konseyi'nin bugün açıklaması beklenen tedbirlerle birlikte kuzeyin ekonomisinin iyice canlanacağı tahmin ediliyor.
Son açılım: Yargı
KKTC ve Türkiye, Maraş'ın verilmesi ve serbest geçişten sonra, Kıbrıs sorununun çözümü için yeni bir açılım getirme çabasında: Türk tarafı, Kıbrıslı Rumların tazminat taleplerine yanıt vermek istiyor. KKTC ve Türk heyetlerinin görüştüğü Avrupa Konseyi ve AİHM temsilcileri, girişime sıcak. KKTC hükümeti yasa üzerinde çalışıyor.

RADİKAL 30.04.2003

'Torunlarımız barışı yaşasın'

EOKA'cılara karşı 11 yıl savaşan Arif Şenbaş ve Hüseyin Kafsali, şimdi köylerinde eski Rum komşularını ve onların çocuklarını, torunlarını ağırlıyor

30/04/2003 RADİKAL

TİMUR SOYKAN
GİRNE - Köylerde hayat, şehirler kadar unutkan değil. Kıbrıs'ın köylerinde de öyle. Sınırların açılmasının ardından, Kıbrıs'ın iki yakasında kentlerde hareketlilik var. Ama 'öteki tarafa' atılan adımlarla başlayan duygular, daha çok köylere akıyor. Anılar güzellikleriyle, acılarıyla hâlâ taptaze.
Mesela Ozanköy'de (Gazafana) onlarca yıl sonra gelen evlerine gelen Rumları, onların çocuklarını torunlarını karşılayan, gelenlerle Rumca sohbet eden iki yaşlı adam, 1974 öncesinde mücahitti. 1963 ile 1974 yılları arasında tam 11 yıl silah tutan elleri, şimdi köye gelen Rumlarla tokalaşıyor.
Ama 11 yıl boyunca köylerinden uzakta yaşadıkları günlerden bahsetmiyorlar.
Çünkü artık çocukları, torunları için savaş değil, barış istiyorlar.

Kiliseye bahar geldi
Girne'deki Ozanköy, yeşilin onlarca tonunun, portakalın turuncusu, limonun sarısı ve dar sokaklarda sıralanmış sevimli evlerin beyazıyla kaynaştığı bir köy. Kuş seslerinin eksik olmadığı köyde artık Rum çocuklarının cıvıl cıvıl koşuşturmaları da var. Ve Rumca kahkahalar yükseliyor sohbetlerden.

Aynı 40 yıl öncesi gibi...
30 yıldır kapalı olan kilise artık açık. Hatta sıraları, Hz. İsa'nın resmi ve kilisenin yıllardır kapağı açılmamış kitapları dışarıda, bahar havasına kavuştu. Çünkü sınır kapılarının açılmasının ardından kilisenin restorasyonuna karar verildi ve bu yapılıyor.
Köyün eski Rum sakinleri, bahçede güneşe selam veren İsa tasvirini öptükten
sonra eski evlerinin yolunu tutuyor. Ama ondan önce kilisenin yanındaki köyün eski Rum, şimdi Türk kahvehanesindekilerin çay içme teklifine karşılık vermek gerek...
Çaylar yudumlanırken sohbetler başlıyor. Türkler gidip de gelmeyenlerin hallerini hatırlarını soruyor, Rumlar gelip de göremediklerinin... Yaşlılar aradan geçen uzun yılların içinde unuttukları Rumca kelimeleri, kendilerini zorlayarak da olsa hatırlıyor.
Rumlarla onların dilinde sohbet edebilenlerden ikisi mücahit: Arif Şenbaş ve Hüseyin Kafsali. 75 yaşındaki iki adam, kilisenin yanındaki kahvehanede,
yıllar önceki komşularını, onların hiç görmedikleri torunlarını tatlı bir heyecanla konuk ediyor.
Önceki günkü konukları Demirci İlgilandi'nin kızı Despo Alexandrou'ydu. Despo'ya babasını sordular, ama 10 yıl önce öldüğünü öğrendiler.
Şenbaş, Despo'ya eskiden tarlasını sürdüğü sabanları hep babasına yaptırdığını anlattı, "İyi adamdı rahmetli" dedi. Köyünden 32 yaşındayken ayrılan, bugün 62 yaşındaki Despo, demircinin torunlarıyla tanıştırdı onları.
Despo, köye başka kimlerin geldiğini sordu. Birkaç gün önce bakkal Sağır Savi'nin kızları gelmişti. Savi de sınırların açıldığını göremeden ölenlerden. 'Köyün zengini Savi'nin kızlarıyla da babasını anmışlardı uzun
uzun. Hüseyin Kafsali ile Bakkal Savi'nin portakal bahçeleri yan yanaymış. Nasıl yardımlaştıklarını anlatırken kızların gözlerinden yaşlar boşalmış. Hepsini hediyelerle uğurlamışlar.
Kasap Cibri'nin torunları, dedelerine çok benziyormuş. Fırıncı Lodari'nin, köye bisikletle gelen uzun saçlı torunu da babası gibi müzisyen olmuş. Şenbaş, Lodari'nin torununa, "Benim düğünümde deden şarkıları çalmış, söylemişti" diye takılıyor.

Kötü anılar hatırlanmıyor
Ama geçmiş, yaşlı adamların anlattıklarıyla bitmiyor. Çok kötü günler de var. Gizli bir anlaşma imzalamışlar gibi, savaş günlerini hatırlamayan gençlere sadece 1963 öncesindeki güzel günlerini anlatıyorlar.
Oysa 1963'te bir yaz günü, sevimli köyün içinden silah sesleri yükseliyordu. EOKA'cıların çoğunluğunu oluşturduğu silahlı guruplar Türklerin evlerini kuşatmıştı. Türkler av tüfekleriyle karşılık veriyordu. Çatışma beş gün sürdü. Saldırganların içinde az sayıda da olsa, eski komşular da vardı.
Rumlar sürekli teslim olmaları çağrısı yapıyordu. Türkler, uykusuz, yemeksiz geçen günlerin ardından bir gece, köylerinden kaçtı. Köydeki 650 Kıbrıslı Türk kafileler halinde Türklerin çoğunlukta olduğu tarafa yürüdü. 750 Rum artık köyde yalnızdı.
Artık köyün erkekleri mücahitti. Lefkoşa yakınlarındaki Boğaz ilçesinde yıllarca çadırlarda, kümes kadar evlerde kaldılar. Köylerinden uzakta, yoksulluk içinde yaşadılar. Şenbaş ve Kafsali, 11 yıl boyunca çeşitli mevzilerde savaştı. Onlarca arkadaşları, yanı başlarında son nefeslerini verdi. Türkiye'nin 1974'deki harekâtından sonra köylerine şarkılar söyleyerek döndüler. Bir zamanlar Türk'süz kalan köy artık Rum'suzdu. Artık her zaman köyde iki renkten biri eksik kalacaktı.

'Ne hissettiklerini anlıyoruz'
Mücahitlerin yüreklerinden savaşın acısı hiçbir zaman silinmeyecek. Arif Şenbaş, "Nasıl anlatayım, ben savaşı buraya gelenlere. Ben savaşta çürüdüm.
Çocuklarım, torunlarım barışı yaşasın istiyorum. Barış için de kötü olanları unutmak gerekiyor. Hem biz de köyümüzden uzak kaldık. Onların neler hissettiğini biliyoruz" diyor.
Kafsali, hâlâ biraz kızgın, "Ne güzel bir arada yaşıyorduk. Niye saldırdılar ki bize?" diyor, "Ama yine bir aradayız."


 

Oya ile Despo buluştu
Despo Alexandrou, kahvede eski mücahit Arif Erbaş'la 'eski günleri' konuştu. Eski evinde, artık yaşlı bir kadın, tek başına kalıyordu. Bu yüzden evi biraz bakımsız kalmış, açıkçası buna üzülmüş. Ama çocukluk arkadaşı Oya'yı gördü, kahvelerini yudumlarken yıllar öncesini konuştular. Oya, "Yine geleceğim" diyen Despo'yu ekşimik, meyve ve çiçeklerle uğurladı.

Rumlar teşvik paketini açıkladı

30/04/2003 RADİKAL

Kıbrıs Rum Yönetimi, KKTC'nin Yeşil Hat'tan geçişleri serbest bırakmasıyla gölgede kalan, geçen aralıktan beri açıklayacağını söylediği Kıbrıslı Türklere yönelik teşvik önlemleri paketini nihayet açıkladı. Rum Kesimi'nin AB üyeliğiyle elde edeceği çeşitli haklardan Kıbrıslı Türklerin de faydalanmasına ilişkin bazı önlemler içeren pakette, KKTC hükümetinden de Kıbrıs
sorununun siyasi boyutuyla ilgili bir dizi talepte bulunuluyor.
Rum Ulusal Konseyi'nin dün akşam başlayıp, bugün akşam saatlerinde sona eren toplantısı sonrası Türkçe, Rumca ve İngilizce yayınlanan 'teşvik paketi' Rum Kesimi'nin üç dilde yayımladığı ilk belge oldu. Pakette, Kıbrıslı Türklere yönelik 'teşvik' önlemlerinin yanı sıra, Kıbrıs sorununun siyasi boyutuyla ilgili bir dizi talep gündeme getirildi. Bu çerçevede Maraş'ın Rumlara iadesi, Rumların Dipkarpaz'a yerleşmelerine izin verilmesi, 1974'te kayıplara karıştıkları iddia edilen Rumların akıbetine ilişkin dosyaların açılması ve adanın silahsızlandırılması istendi. Rum Yönetimi, KKTC'den bu taleplere cevap bekliyor. Kıbrıslı Türklere yönelik teşvik önlemleri ise şöyle sıralandı:
* Yeşil Hat'tın Rum tarafındaki mayınlar temizlenecek.
* Mevzuattaki ilgili değişiklikle Rum bölgelerinde yaşayan Kıbrıslı Türkler, birleşik bir seçim listesi temelinde milletvkili ve başkanlık seçimleri için seçme ve seçilme hakkına sahip olacak.
* Kıbrıslı Türkler 'Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı' olmaları şartıyla Avrupa Parlamentosu seçimlerinde seçme ve seçilme hakkına sahip olacaklar. Kıbrıs Türk partilerinin bu sürece katılmaları, ayrıca Kıbrıs Rum ve Türk partileri arasındaki işbirliği teşvik edilecek.
* Kıbrıslı Türklerin AB'nin çeşitli programlarına katılımı sağlanacak.
* Yüksek eğitim kurumlarında Kıbrıslı Türklere burslar verilecek.
* Ticaret Bakanlığı'nın finanse ettiği yüksek teknoloji alanlarında Kıbrıslı Türklere katılım hakkı tanınacak.
* KKTC damgası olmadan, Kıbrıslı Türklerin ürettikleri mallar satılabilecek ve Kıbrıs Cumhuriyeti damgası ile AB ülkelerine ihraç edilebilecek.
* KKTC ve Türkiye ile cep telefonu bağlantısı sağlanması için Turkcell ve Telsim firmalarıyla anlaşma imzalanacak.
* Rum Kesimi'nde ve çeşitli yabancı ülkelerde Kıbrıslı Türkler için bilgilendirme ofisleri açılacak.
* Rum ortaokullarında Türkçe seçmeli ders olarak okutulacak.
* Kıbrıslı Türklere istedikleri durumda bedava Rumca kursları açılacak.
* Kıbrıslı Türkler uluslararası spor kuruluşlarına 'Kıbrıs milli takımı' üyesi olarak katılabilecek.
* Kıbrıslı Türklere Rum Kesimi'nde sağlık hizmetleri sunulacak. Türk ve Rum doktorlar arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi için teşvikler uygulanacak. Rum bölgelerine giden Kıbrıslı Türk hastaların, hastalıklarının teşhis veya tedavilerinde daha iyi hizmet verilmesi için ek önlemler alınacak.
* Rum Kesimi'ne geçecek olan Kıbrıslı Türkler beraberlerinde kendi tüketimleri için yiyecek ve içki taşıyabilecek. Toplam 30 Kıbrıs Lirası (90 milyon TL) değerinde her türlü eşyayı getirebilecekler. İzinle daha büyük değerde eşya da götürülebilecek.
* Kıbrıslı Türkler güneyde daha kolay iş bulabilecek. İstihdam amacıyla, güneyde çalışan yabancıların yerine Kıbrıslı Türkler tercih edilecek.

Kıbrıs'ta Yeşil Hat bereketi

Paskalya tatili bitse de Rumların KKTC'ye akını durmuyor. Rumlar bir haftada KKTC'ye 2.5 milyon dolar nakit para bıraktı. KKTC'nin üç günlük konaklama izni vermesinin daha da büyük canlanma yaratması bekleniyor

30/04/2003 RADİKAL

YORGO KIRBAKİ
LEFKOŞA - KKTC'nin Rum Kesimi'yle geçişleri serbest bırakması sonrası Rumların kuzeye akını Paskalya tatilinin bitmesine rağmen sürerken, geçişler KKTC'nin uluslararası ambargo nedeniyle yaşadığı ekonomik sıkıntılara deva oldu.
KKTC ve Rum Kesimi'ne göre, geçişin serbest bırakıldığı 23 Nisan'dan pazartesi akşamına dek kuzeye geçen Rumların sayısı 80 bini, güneye geçen Türklerin sayısı 30 bini bulurken, Rumlar KKTC ekonomisine pazartesi akşamına dek 2.5 milyon dolar (4.2 trilyon TL) girdi sağladı. Türkiye'nin 2003 bütçesinde Kıbrıs'a ayrılan ekonomik yardımsa 530 trilyon liradan (332 milyon dolar), ayda yaklaşık 44 trilyon liraya (28 milyon dolar)denk geliyor. KKTC'nin dün Rumlara üç gece konaklama izni tanıması ve Rum hükümetinin bugün Türklere yönelik açıklayacağı teşvik paketinin de canlılık yaratması bekleniyor.

Kapılara dayandılar
Paskalya tatili bitse de dün 19.00'a kadar 20 binden fazla Rum KKTC'ye, 2 bin Türk de Rum Kesimi'ne geçiş yaptı. Hatta yaklaşık 1000 Rum dün Yeşilırmak bölgesinde de geçiş noktası açılması için bir gösteri düzenledi.
Rumların akınına şaşan gazeteciler "Bu insanlar çalışmıyorlar mı?" diye soruyor.
Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Ali Erel'e göre, Rumların bu akını, KKTC ekonomisine yaklaşık 2.5 milyon dolarlık nakit girdisi sağladı. Rumlar, KKTC'de Rum tarafına göre daha ucuz olan mallara rağbet edip, lokantalara
gidip, casino'ları ziyaret etti. Durumdan en memnun olan kesim seyahat acenteleri. Kıbrıslı Türkler için turlar düzenleyen Polatkan Turizm, şimdi KKTC'ye geçen Rumlar için tur hazırlığında.
Rumların KKTC'de araçlarına günlük sigorta yaptırma zorunluluğu da gelir kapısı oldu. Çarşambadan pazartesi akşamına dek Rum Kesimi'nden 11 bin 774 araç, 6.5 euro (yaklaşık 12 milyon TL) ödeyip kuzeye geçti. Ama KKTC'nin sigorta bedelini 13 euro'ya (yaklaşık 25 milyon TL) çıkarması tepki yarattı. Rumlar, bazı taksi ve lokantaların fahiş fiyat uygulamasından şikâyetçi. Lefkoşa Belediyesi bunu önlemek için lokantalara fiyat listesi ve mönü asma zorunluluğu getirdi, işportacılara karşı harekete geçti.
KKTC hükümetinin kuzeydeki otellerde kalması şartıyla Rumlara konaklama izni vermesi ve Lefkoşa'da Kermiya ve Güzelyurt'ta Bostancı kapılarını açması kararının da ekonomiye olumlu yansıması bekleniyor. Rumlar, rezervasyon yaptırmak ve dönüşte otellerde kaldıklarını gösteren belgeleri ibraz etmek şartıyla KKTC'de 72 saat konaklayabilecek. Erel'e göre üç gün sınırlaması kaldırılırsa gelir seviyesinin güneyinkine yaklaşması çok muhtemel. KKTC Ekonomi Bakanı Salih Coşar ise ticaretin resmen serbestleştirilmesi çalışması için Rum tarafına ekip gönderildiğini söyledi.

Teşvik paketi geliyor
Rum Milli Konseyi'nin bugün açıklayacağı teşvik tedbirlerinin de KKTC ekonomisini canlandıracağına kesin gözüyle bakılıyor. Rum kaynaklara göre tedbirler, Kıbrıslı Türklerin güneyde çalışmasına izin verilmesi, Rum makamlarından alınan ihracat izniyle KKTC mallarının güneyde pazarlanabilmesi ve Türklere sağlık hizmeti sunulmasını kapsıyor. Ayrıca Türk GSM firmalarıyla anlaşma yapılıp, iki kesim arasında cep telefonu ile iletişim olanağı sağlanması tasarlanıyor.
Yunan Başbakanı Kostas Simitis, Rum lider Tasos Papadopulos'la telefon görüşmesi yaptı. Yunan hükümet sözcüsü Hristos Protopapas iki liderin Kıbrıs'taki kardeşlik havasından memnuniyetlerini dile getirdiklerini kaydetti. Görüşmede Papadopulos'un 26 Mayıs'ta Atina'yı ziyareti de kararlaştırıldı.

Denktaş'a ret
Papadopulos, KKTC lideri Rauf Denktaş'ın, serbest geçişlerle ilgili sorunların çözümü için görüşme çağrısını ise reddetti. Rum hükümet sözcüsü Kipros Hrisostomidis, öneriyi 'BM'yi kenara itmek' diye niteledi. Hrisostomidis, KKTC'nin geçiş jestinden gafil avlandıkları iddialarını kabul etmese de, "Bu olayın bu denli büyük boyutlara varması beklenmiyordu"
dedi. Rum Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu ise Londra' daki Yunan radyosu LGR'ye "Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Kuzey Kıbrıs'a gittiğinde Denktaş'ın
kulağını çekti" iddiasında bulundu.

KKTC'den yeni açılım

Türkiye ve KKTC, Rumların mal- mülk davalarına yanıt vermek için kurul oluşturuyor. AİHM'ye yapılan başvuruya sıcak bir yanıt alındı

30/04/2003 RADİKAL

DENİZ ZEYREK
ANKARA - KKTC ile Türkiye, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda etkili adımlar
atıyor. Adada serbest dolaşım ortamı yaratan Türk tarafı şimdi de yasa çıkararak Rumların tazminat taleplerine yanıt vermek istiyor. Türk tarafı, Rumlarının AİHM'ye yaptığı başvuruların sayısının 2 bin 600'ü bulması üzerine harekete geçti. Çünkü Türkiye'nin yaklaşık 1 milyon dolar tazminata
çarptırıldığı Louizudu davası emsal teşkil ediyordu ve diğer davaların da sonucunun tanınması sorun yaratacaktı. Dışişleri Bakanlığı uzun çalışmalar sonunda AİHM kararlarını taradı ve Türk tarafının lehine kullanılabilecek içtihatları tespit etti. İki önemli AİHM kararı şöyle:

·  AİHM İtalya hükümetine, iç hukuk içinde bu başvuruları kısa sürede çözmesi halinde başvuruları bekletebileceğini iletti. Aynı şey Rumları için geçerli olabilir.

·  İkinci karar ise Rum Kesimi'nin Türkiye aleyhine açtığı 4. devlet davasının kararıydı. AİHM bu kararda Türkiye aleyhine görüşlere yer verse de KKTC'nin yargı kararları etkin hukuk yolu görülüyordu. Bu, AİHM'nin, KKTC'nin hukuki varlığını tanıdığı anlamına geliyordu:

AİHM'yle temas
Bu tespitlerin ardından Türkiye ve KKTC'den bir heyet geçen hafta Strasbourg'a gidip AİHM ve Avrupa Konseyi yetkilileriyle görüştü. Heyette KKTC Başsavcısı Akın Sait ile Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın danışmanı Naim Necatigil de yer aldı. AİHM'ye şu teklif iletildi:
"KKTC, yasayla Rumların mülkiyet sorunlarını değerlendirip karar bağlayacak bir kurul oluşturmak suretiyle iç hukuk yolu açsın. AİHM'ye başvuruda bulunan Rumlar, KKTC'deki bu kurula yönlendirilsin."
Türk heyeti, sayıları 2 bin 600'ü bulan Rumların başvurularının AİHM'de görüşülmeden önce İtalya kararındaki gibi KKTC iç hukukuna yönlendirilmesi istedi. Karşı tarafın 'KKTC'yi tanıma'ya ilişkin kaygıları ise yine AİHM'nin Rum Kesimi'nin 4. devlet davasında aldığı kararla giderildi. Çünkü AİHM kararında KKTC yargısı 'etkin hukuk yolu' olarak tanımlanıyor.
AİHM ve Konsey'in konuya sıcak bakması üzerine KKTC kurulun yasal dayanağını hazırlamak için kolları sıvadı. Yasayla kurulacak olan kurul bağımsız olacak. Kişisel başvurular kabul edilecek. KKTC hükümeti kararları uygulamak zorunda kalacak. Kararlar hem KKTC yargısı hem de AİHM denetimine açık olacak.

Rumlar'dan Türkler'e 'AB paketi'

 

Kıbrıs Rum Kesimi, Kıbrıslı Türklere yönelik hazırladığı 'önlemler' paketini açıkladı.

Pakete göre, Kıbrıslı Türklerin Rum tarafına araçlarla geçişlerine 10 Mayıs'tan itibaren izin veriliyor. 2 Mayıs'tan sonra da Rum tarafı ile Türk tarafı arasında doğrudan telefon hattı devreye sokulacak. Paket KKTC'yi devre dışı bırakmayı amaçlıyor.

Rum yönetimi sözcüsü Kipros Hrisostomidis tarafından basına açıklanan ''önlemler''in, KKTC'nin tanınması anlamına gelmediği belirtildi. 

''Önlemler'' çerçevesinde KKTC'deki üniversitelerin diplomaları belirli koşullarda tanınarak, bu üniversitelerden mezun olan Kıbrıslı Türk gençlerine iş imkanı sağlanacak. 

KKTC'de üretilen yerel ürünlerin ada genelinde dolaşımına izin verilecek ve bu ürünlerin dış dünyaya ihracatı Rum makamları aracılığıyla mümkün olacak. 

Kıbrıslı Türklere ''Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı'' olmaları koşuluyla Avrupa Parlamentosu seçimlerine katılma hakkı da tanınacak. 

KKTC MAKAMLARI DEVRE DIŞI BIRAKILIYOR 

Kıbrıs Rum yönetiminin, Kıbrıslı Türkleri sözde desteklemek amacıyla hazırladığı ''önlemler'' paketi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti makamlarını devre dışı bırakmayı amaçlıyor. 

Rum yönetimi sözcüsü Kipros Hrisostomidis tarafından açıklanan paket 19 maddeden oluşuyor. Paketin ana başlıkları şöyle: 

''Mal dolaşımı. Kişilerin ve arabaların dolaşımı. İstihdam. Mütaehhitlik ve taşeronluk. Kıbrıslı Türklerin mesleki eğitimi. Türk bölgesinde eğitim. Kıbrıslı Türklerin uluslararası spor etkinliklerinekatılımı. Kıbrıslı Türklerin yurtdışındaki etkinliklere katılımı. Kayıplar-yaşamını yitiren siviller. İnsani konularda ortak komite. Belgeler (Kıbrıslı Türklere pasaport, doğum belgesi, kimlik belgesi verilmesi). Tedavi. Kültür mirası, Rum radyo televizyonunu (RİK) Türkçe bölümünün güçlendirilmesi. Ara bölgenin mayınlardan temizlenmesi. Yerel yönetimler düzeyinde işbirliği. Türk tarafı ve Türkiye ile telefon bağlantısı. Kıbrıslı Türklerin seçim hakkının korunması. Kıbrıs Türk işleri dairesi kurulması.'' 

Rum basınında günler öncesinden yazılmaya başlayan ''önlemler'', fazla bir değişiklik olmadan Rum Bakanlar kurulu tarafından kabul edildi. 

Rum sözcü Hrisostomidis, ''önlemlerin'', ''insan haklarına ve Avrupa Birliği mevzuatın uygun bir şekilde hazırlandığını'' savunarak,''işgal bölgesi'' olarak nitelediği KKTC'de yaşayan ''Kıbrıs cumhuriyeti vatandaşlarını desteklemeyi amaçladıklarını'' söyledi. 

Hrisostomidis, ''önlemleri'' tek yanlı olarak uygulamaya koyacaklarını belirterek, bunun KKTC'nin tanınması anlamına gelmediğini kaydetti. 

ÖNLEMLERİN DETAYI RUM BASININA ÖNCEDEN YANSIDI

Kıbrıs Rum yönetimi tarafından hazırlanan ve Bakanlar Kurulu toplantısından sonra açıklanan Kıbrıslı Türklere yönelik "önlemler paketi", Rum basınında yayımlandı. Paket, Kıbrıslı Türklere, Avrupa Parlamentosu seçimlerine katılma hakkı verilmesinden, Türk ürünlerinin serbest dolaşımına kadar bir dizi yeni uygulama getiriyor.

Rum Ulusal Konseyi'nin dün akşam yaptığı toplantıda da değerlendirilen paket, 18 başlık altında toplanıyor. KKTC vatandaşlarının araçlarıyla Rum tarafına geçişi, Türk tarafının ürünlerinin Ada'da serbet dolaşımı ve Rum kesimi ile Türkiye arasında doğrudan telefon bağlantısı kurulması, açıklanacak ''önlemler'' arasında bulunuyor.

Sadece danışma ve tavsiye görevi olan Rum Ulusal Konseyi, dün akşam yaptığı toplantıda aldığı kararları Bakanlar Kurulu'na iletti. Bu sabah 09:00-14:00 saatleri arasında toplanan ve paketi karara bağlayan Bakanlar Kurulu'nun resmi açıklamayı 17:00'de yapması bekleniyor. Kurul açıklamasında bir ilke daha imza atarak Rumca, Türkçe ve İngilizce olarak kararlarını üç dilde yayınlayacak.

Rum Ulusal Konseyi'nin dün akşam yaptığı toplantıda da değerlendirilen paket, 18 başlık altında toplanıyor.

KKTC vatandaşlarının araçlarıyla Rum tarafına geçişi, Türk tarafının ürünlerinin Ada'da serbet dolaşımı ve Rum kesimi ile Türkiye arasında doğrudan telefon bağlantısı kurulması, açıklanacak ''önlemler'' arasında bulunuyor.

Basına sızan paketin öngördüğü yeni düzenlemeler şöyle sıralanıyor:

Kıbrıs Türk Konuları Bürosu oluşturulması: Bu büro organik olarak Kıbrıs Rum yönetimine bağlı olacak. Büro, kurulacak olan ‘Kıbrıs Türk Konuları Komiseri Kurumu’ tarafından etkin şekilde denetlenecek ve başlangıçta, bu büro Dışişleri Bakanlığı eski binasında konuşlandırılacak.

Kıbrıs’ta ve dış ülkelerde aydınlatma büroları kurulması: Kıbrıs’ta 6 ilçede, merkezler kurulacak ve her büronun başına Türkçeyi iyi bilen bir bürokrat görevlendirilecek. Bu merkezler, ilk durak büroları olarak çalışacak ve Kıbrıs Türkleri’ne her türlü bilgi sağlayacak

İnsancıl ve diğer konularda karma temas komitesi kurulması: Bu komitede bir Kıbrıslı Rum ve bir Kıbrıslı Türk temsilci bulunacak. Bu temsilciler iki toplumun liderleri tarafından belirlenecek. Komitede bir de Barış Gücü temsilcisi bulunacak. Komitenin hedefi, özellikle insancıl konuların çözümlenmesi ile kişiler ve gruplar arasında temas ve iletişimi de kolaylaştırmak olacak. 

Kıbrıslı Türklerin istihdamı: Kıbrıs Türkleri, Güney Kıbrıs’ta çalışma olanakları hakkında aydınlatılacak. Bu amaçla, iş sahalarının tanıtımında medya ve internet kullanılacak

KKTC’de eğitim: Rum yönetimi, eğitimleri sonucu kazandıkları deneyim temelinde Kıbrıslı Türklerin çalıştırılabilmesi için gerekli düzenlemeler yapacak. Bugüne kadar KKTC’deki yüksekokul ve üniversitelerin diplomaları tanınmıyordu.

Kıbrıslı Türklerin eğitim ve mesleki açıdan hazırlanmaları: Kıbrıslı Türklerin araştırma ve Avrupa Birliği programlarına katılmaları için pratik düzenlemeler yapılacak. Kıbrıs’ta yüksek eğitim kuruluşlarında burslar verilecek. Ticaret Bakanlığı tarafından finanse edilen yüksek teknoloji ile ilgili alanlarda, Kıbrıslı Türklere katılım hakkı tanınacak.

 Kıbrıs içinde ve Avrupa Birliği’nde ürün dolaşımı: Kıbrıs Rum kesimine gidecek kişiler berabelerinde kendi tüketimleri için yiyecek ve içki taşıyabilecek. Toplam 30 Kıbrıs Lirası değerinde her türlü eşya getirebilecekler. İzinle daha büyük değerde eşya da götürülebilecek. Özel izinle doğada yetişen ürünler (balık, av ürünü...) sınırlı sayıda ve ticari amaçlı olarak da götürülebilecek. Gerekli belgeler temin edildiği zaman Kıbrıslı Türklerin ürünlerinin Avrupa Birliği ülkelerine ihracatına izin verilecek. Hazırlanan öneriler şunları öngörüyor: “Bu belgelerin hazırlanması için Rum yönetimi, yabancı şirket veya AB Komisyonu temsilcilerine belgeler üzerinde gerekli denetimlerin yapılması görevi verilerek, bu şekilde Rum yönetimine gerekli belgeleri çıkarma olanağı sağlanacak. Kıbrıs Türk Ticaret Odası gibi KKTC’deki kurumlara da benzer yetkiler verilebilecek. Ancak bu kurumlar KKTC yönetimi adına faaliyet göstermeyecekler.”

Kişilerin dolaşımı: Son gelişmelerle bu tedbirler büyük ölçüde geçerliliğini yitirdi.

KKTC ve Türkiye ile telekomünikasyon: BM aracılığıyla mevcut iletişim sisteminin geliştirilmesi incelenecek. Bu arada, KKTC ve Türkiye ile sabit telefon iletişimin otomatikleşmesi için Rum Telekomünikasyon Dairesi’ne de izin verilecek. Cep telefonlarıyle ilgili Turkcell ve Telsim firmalarıyla roming anlaşması imzalaması için Rum Telekomünikasyon Dairesi’ne izin verilmesi öngörülüyor.

SANAT, SPOR...

Kıbrıs Türk kayıpları ve ölüleri (1963-67-74) yakınları için önlemler: Verilecek ödenekler dışında, Rum bölgelerinde gömülü bulunanlar için kimlik tesbiti amacıyla kazılar yapılacak. Bu çerçevede Rum yönetimi gen bankası kurulması için çaba gösterecek

Kıbrıs Rum Yönetimi seçimlerine Kıbrıs Türklerinin katılımı: Mevzuattaki ilgili değişiklikle Rum bölgelerinde yaşayan Kıbrıslı Türkler, birleşik bir seçim listesi temelinde milletvekili ve başkanlık seçimleri için seçme ve seçilme hakkına sahip olacaklar. Avrupa Parlementosu seçimlerine de KKTC’de ikamet eder olsalar bile ‘Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı’ olmaları halinde Kıbrıs Türklerine olanak sağlanacak. Kıbrıs Türk partilerinin bu sürece katılmaları ayrıca Kıbrıs Rum ve Türk partileri arasındaki işbirliği cesaretlendirilecek.

Türkçe ve Rumca öğrenimi: Rum ortaeğitim okullarına Türkçe dersi seçmeli ders olarak konulacak. İlgilenen Kıbrıslı Türklere, Rumca’nın bedava olarak öğretilmesi için düzenlemeler yapılacak

Spor: Kıbrıslı Türkler, uluslararası spor karşılaşmalarına Kıbrıs milli takımı üyeleri olarak katılabilecekler.

Tıbbi tedavi: Kıbrıslı Türk ve Rum doktorlar arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi için teşvikler uygulanacak. Rum bölgelerine giden Kıbrıslı Türk hastaların, hastalıklarının teşhis veya tedavilerinde daha iyi hizmet verilmesi için ek önlemler alınacak.

Rum radyo-televizyonunun Türkçe yayınlarının iyileştirilmesi: Kıbrıs’ta ve uluslararası alanda Kıbrıs Türk toplumunun, Kıbrıs halkının bir parçası olarak tanıtılması için önlemler alınacak.

Yerel yönetimler düzeyinde işbirliği: Bu işbirliği ilk etapta Lefkoşa ve Gazimağusa belediyeleri için olacak.

HÜRRİYET 30.04.2003

Rumlar Maraş'ı ve Karpaz'a yerleşim hakkı istiyor

 

Kıbrıs Rum Ulusal Konseyi, KKTC'den Maraş'ın Rum tarafına iade edilmesini istedi. Rum radyosunun haberine göre, Ulusal Konsey'de dün akşam alınan kararlar, Rum yönetimi sözcüsü Kipros Hrisostomidis tarafından açıklandı.

Rum Ulusal Konseyi, Kıbrıs Türk tarafına, ''Maraş'ın iade edilmesi, 3. Viyana Anlaşması'nı uygulamaya koyması ve kayıpların akıbetini belirlemek amacıyla işbirliği yapması'' çağrısı yaptı. 3. Viyana Anlaşması, Karpaz'a 20 bin kadar Rum yerleştirilmesini öngörüyor. 

Rum yönetimi sözcüsü Hrisostomidis, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf  Denktaş'ın, BM sürecini bir kenara iterek, KKTC'nin tanınmasını amaçladığını savundu. 

Hrisostomidis, karşılıklı geçişlerin, ''iki toplum arasındaki dostane duyguların birleşik bir yurtta bir arada yaşama ve işbirliği yapma isteğini yansıttığı'' iddiasında bulundu. 

Bu arada, Rum yönetiminin Kıbrıslı Türklere yönelik hazırladığı ''önlemler paketi'' Rum bakanlar kurulu tarafından onaylandı. Paketin ayrıntılarının basına açıklanması bekleniyor. 

''Önlemlerin'' Cuma günü uygulamaya gireceği, yasal düzenleme gerektiren ''önlemlerin'' ise daha sonra yürürlüğe gireceği açıklandı.

HÜRRİYET 30.04.2003

Papandreu: Gelişmeler AB üyeliğinin sonucu

 

Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu, Kıbrıs'ta, KKTC Bakanlar Kurulu kararıyla başlatılan karşılıklı serbest geçişlerin "Kıbrıs'ın (Rum kesimi) AB üyeliğinin sonucunda gerçekleştiğini" öne sürdü.

Papandreu, Türkiye'nin Atina Büyükelçisi Yiğit Alpogan ile görüşmesinin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, ''Kıbrıs'ta duygulandırıcı ve tarihi anlar yaşanıyor'' dedi. 

Kıbrıs'ta, uzun yıllardan sonra yaşanan gelişmelerin Rum kesimininAB üyeliğine kabul edilmesinden kaynaklandığını savunan Papandreu, ''Avrupa'nın, Berlin'deki gibi duvarlara ve bölünmelere tahammül etmediğini'' söyledi. 

Papandreu, ''Yunanistan'ın birlikte yaşama konusundaki güçlü mesajı, Kıbrıslı Türkler tarafından olumlu karşılanmıştır. Kıbrıs'ta Türklerle Rumların birlikte yaşama olanakları vardır. Efsaneler yıkılıyor, çok sayıda kişi insanca seyahat ederek, birlikte yaşıyor. Diğer yandan, Kıbrıs sorununun Annan planı temelinde çözümü asıl hedefolmaya devam ediyor'' dedi. 

Papandreu, Kıbrıs'taki gelişmeler çerçevesinde bir ''iyi niyet göstergesi'' olarak KKTC'nin resmen tanınıp tanınmayacağına ilişkin bir soru üzerine, böyle bir olasılığın bulunmadığını ve bu konuda ne BM, ne de AB'nin tavrının değişmeyeceğini kaydetti. 

Büyükelçi Alpogan da açıklamasında, Kıbrıs'ta başlatılan karşılıklı serbest geçişlerin Türkiye tarafından ''memnuniyet verici olumlu bir gelişme'' olarak değerlendirildiğini belirtti. 

Her iki taraftan da çok sayıda geçiş gerçekleştirildiğine dikkati çeken Alpogan, bunun çözüm yolunda bir adım olduğunu ve serbest geçişlerin sürdürüleceğini kaydetti. 

Alpogan, Papandreu ile olan görüşmesinde, 2 Mayıs tarihinde Meis adasında gerçekleştirilecek AB Dışişleri bakanları toplantısı ve Türkiye ile Yunanistan arasında sürdürülen araştırmacı temaslarla ilgili konuların ele alındığını belirtti.

 

HÜRRİYET 30.04.2003

Baykal, Kıbrıs'ta 'tek devlet' istedi

 

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''Kıbrıs'ta tek devlet, işleyebilir devlet, toprak esnekliği ve anlaşma istiyoruz'' dedi

Baykal, İzmir'de Ege Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Topluluğu tarafından düzenlenen II. Uluslararası İlişkiler Öğrenci Kongresi'nde ''21. Yüzyılda Dış Politika, Bölgeler ve Güvenlik'' konulu dersi verdi.
   
Baykal, Kıbrıs'ta iki toplum olduğunu, bu iki toplumun birlikte bir Kıbrıs ortaya koymaları gerektiğini ve tek bir devlet halinde örgütlenmelerini kabul ettiklerini söyledi. Baykal, şöyle konuştu:
   
''Kıbrıs'ı parçalamak, bölmek istemiyoruz. Kıbrıs ile ilgili ikinci bir gündem maddemiz yok kafamızın arkasında. Kıbrıslılar Kıbrıs'ta barış içinde yaşasınlar, tek bir devlet kursunlar, tek bir bayrakları olsun. Kurdukları devlet işleyebilir bir devlet olsun.

Bunun bize bir sorumluluk yüklediğini bilerek konuşuyorum. Kıbrıs'ta işleyebilir bir tek devlet kurmak demek, Kıbrıs'taki azınlığı oluşturan Türkler'in Kıbrıs devletinin işlemesini engelleyici bir konumda olmamasını kabul etmek demektir. Evet, bunu kabul ediyoruz. Kıbrıs'ta barışa ulaşmak için bizim belli bir toprak esnekliği göstermemiz gerekiyorsa, nüfusa göre bugün kontrol ettiğimiz toprak daha genişse, biraz daha indirilmesi ihtiyacı varsa, o konuda esneklik göstermeyi de kabul ediyoruz.''
   
"ANNAN PLANI ANLAŞMA SAĞLAMAYA YETMEDİ"

Baykal, ''Tek devlet, işleyebilir devlet, toprak esnekliği ve anlaşma istiyoruz'' sözleriyle devam ettiği konuşmasını, şöyle sürdürdü:
   
''Ama bu parametrelerden şu ana kadar bir anlaşma çıkmadı. Annan Planı bu anlaşmayı sağlamaya yetmedi. Niçin yetmedi, çünkü Annan Planı'nın çıkış noktası bu barış anlaşmasının çıkış noktasından farklı oldu.

Kıbrıs'ta iki toplum ve iki coğrafya var. Şimdi bir barış anlaşması aranıyorsa, bu barış anlaşması bu durumdan yola çıkmalıdır. Bu durumu temel almalıdır. Annan Planı bunu temel alan değil, değiştirmeyi amaçlayan, bunu hazmetmeyen, kabul etmeyen, içine sindirmeyen, bozmak isteyen bir anlayışla yola çıktığı için Türkler'i tatmin etmesi mümkün olmadı.''
    
ADA'DAKİ KARŞILIKLI GEÇİŞLER
    
Kıbrıs'ta geçişlerin serbest bırakılmasının memnuniyet verici olduğunu kaydeden Baykal, Kıbrıs konusunun masa başında değil, hayatın akışı içinde çözülmeye başladığını, bunun da memnuniyet verici olduğunu söyledi. 
   
Baykal, ''Geçişler KKTC'nin ayrı bir toplum ve ayrı bir kimliği olduğu gerçeğini ortaya koydu. Güney'den gelip Kuzey'e girmek isteyenler pasaportlarını Kuzey Kıbrıs otoritelerinin önüne koydu. Bir ülke vatandaşının pasaportunu, bir başkasının önüne koyması ve onun izniyle adım atmayı kabul etmesi, onun uluslararası kimliğinin kabul etmek demektir'' diye konuştu.
        
''AB İÇİN TEMEL BİR SINAV NOKTASI''
     
Türkiye'nin AB'ye katılım sürecine de değinen CHP Genel Başkanı, Türkiye'nin gelecek dönemde AB içinde yer alacağını umut ettiğini belirtti. Dünyanın ve Avrupa'nın bu konuda artık oyalama, engelleme şansını iyice kaybettiğini dile getiren Baykal, ''Türkiye bu konuda her türlü haklı talebi karşılama noktasına gelmiştir. Önümüzde atmamız gereken yeni adımlar var. Onları da atacağız. O konuda hiçbir tereddüt yok. Parlamento bu konuda hızlı bir çalışmayı önümüzdeki dönemde yapacaktır'' dedi.
   
"VERHEUGEN'İN SÖZLERİ ÖNEMLİ"

Avrupa'nın, Türkiye'nin AB içinde yer alma hakkını reddetme olanağının artık kalmadığını bildiren Baykal, şunları söyledi:
   
''Bu AB için çok temel bir sınav noktası haline dönüşmektedir. Son zamanlarda ilgi çekici gelişmeler ortaya çıkıyor. AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Gunther Verheugen (2005 yılında Türkiye ile müzakereler başlayabilir) dedi. Bunun ifade edilmesi önemlidir. Türkiye'nin üyelik müzakerelerine başlaması konusunda AB Komisyonu'nun zihnini çalıştırmaya başladığının öngörüsünü ortaya koymaktadır.''

 

HÜRRİYET 30.04.2003

Rumlar Attila ile pokerde restleşecek

Hüseyin ALKAN / LEFKOŞA

Kuzey Kıbrıs Bakanlar Kurulu, Rumlara bir jest daha yaptı ve Güney'den gelenlere haftada üç gece KKTC'de konaklama izni verdi.

Kuzey Kıbrıs Bakanlar Kurulu, Rumlara bir jest daha yaptı ve Güney'den gelenlere haftada üç gece KKTC'de konaklama izni verdi. Uygulamayla geçişlerin KKTC ekonomisine katkısı daha da artacak. Rumlar, şimdiye kadar ‘‘işgalci’’ ya da ‘‘Attila’’ dedikleri Türklerle otellerin kumarhanesinde restleşecekler.

Bakanlar Kurulu'nun kararına göre Rumlar, bir hafta içinde KKTC'de 72 saat geçirebilecek. Rumlar bu haklarını isterlerse haftanın üç değişik gününde de kullanabilecek. Rumlardan dönüşlerinde otelde kaldıklarına dair belge istenecek.

10 bin yatak kapasitesi olan Kuzey Kıbrıs'ta otellerin yıllık ortalama doluluk oranı yüzde 30-40'da kalıyor. Yaz aylarında bu oran yüzde 60'a çıkabiliyor. Rumlara otel vizesi, kumar sektörüne de canlılık getirecek. Rumlar, poker masasında şimdiye kadar 'işgalci' ya da 'Attila' dedikleri Türklerle 'restleşecek'.

Kumarhaneler, Rumca broşür dağıtıyor, özel kampanyalar düzenliyor. Kumarhaneler, Türklerden birey olarak dört, devlet olarak da 12 kat zengin olan ve oyun masasında Kıbrıs Lirası saçan Rum misafirlerinin gönüllerini hoş tutmak için şimdiye kadar tabu sayılan Rumca müzikler çalıyor.

Rumlar Girne Limanı'nda balık restoranlarında para saçıyor. Restoranların fiyatları şişirdiği yolundaki şikayetler üzerine limandaki üç ünlü restorana kapatma uyarısı yapıldı. Bazı lokantaların kişi başına 30 milyon lira yerine Rumlardan 100-250 milyon TL aldıkları öğrenildi. Restoranların hemen hemen hepsi mönülerine ekmek kadayıfı ekledi. Lokanta sahipleri, ziyaretçileri çekebilmek için kapılarına Rumca tarife astılar.

RUMLARA PREZERVATİF ZORUNLULUĞU

Rumların geçişlerinden fuhuş sektörü de payını alıyor. Kuzey Kıbrıs'ta eski Doğu Bloku ülkelerinden gelen hayat kadınlarının çalıştığı 50'ye yakın pub ve gece kulübü bulunuyor. Taksiler, Rumların muzır taleplerini karşılamak için gece kulüpleriyle sınır kapıları arasında mekik dokuyor. Güney’de AIDS vakalarının fazla olması nedeniyle gece kulüpleri Rum müşterilerine prezarvatif konusunda taviz vermiyor.

Öte yandan Paskalya tatilinin devam etmesi nedeniyle sınırlarda dün de izdiham yaşandı. Ledra Palas, Beyarmudu ve 2.5 Mil sınır kapılarında 20 kilometreye varan araç kuyrukları oluştu. Önceki gün 30 bine yakın Rum kuzeye geçmişti. Dün bu sayı 40 bine dayandı. KKTC Bakanlar Kurulu, Rumların geçişlerini rahatlatmak için dün iki sınır kapısının daha açılmasına kararlaştırdı. Buna göre, Lefkoşa yakınlarındaki Kermiya kapısı birkaç gün içinde devreye sokulacak. Karar uyarınca Güzelyurt yakınlarındaki Bostancı kapısı da önümüzdeki günlerde hizmet vermeye başlayacak. 

HÜRRİYET 30.04.2003

10 MAYIS’TAN İTİBAREN GÜNEYE ARAÇLARLA GEÇİŞ SERBEST

GEREKLİ DÜZENLEMELER YAPILIYOR'... Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Kıbrıslı Türklere yönelik 'İyileştirici Önlemler Paketi'ni dün açıkladı. Rum Yönetimi Sözcüsü Kipros Hrisostomidis konuyla ilgili olarak dün saat 17.30'da Rum Başkanlık Sarayı'nda düzenlediği basın toplantısında, Kıbrıslı Türklerin 10 Mayıs'tan itibaren kendi araçlarıyla Güney Kıbrıs'a geçmeye başlayabileceklerini bildirdi. 'İyileştirici Önlemler Paketi'nde, Kuzey'den gelecek araçların, 'Hükümetin kontrolü altında bulunan bölgelerde yasal biçimde trafiğe çıkması için gerekli düzenlemelerin yapılacağı' belirtildi.

PAKETTE NELER VAR... Rum Yönetimi Kıbrıslı Türklere yönelik önlemlerini, 'Mal Dolaşımı; Kişilerin ve Arabaların Dolaşımı; İstihdam; Müteahhitlik ve Taşeronluk; Kıbrıslı Türklerin Meslek Eğitimi; İşgal Bölgesinde Eğitim; Kıbrıslı Türklerin Uluslararası Spor Etkinliklerine Katılımı; Kıbrıslı Türklerin Yurt Dışındaki Etkinliklere Katılımı; Kayıplar-Yaşamını Yitiren Siviller; İnsani Konularda Ortak Komite; Belgeler; Tedavi; Kültür Mirası; RIK'ın Türkçe Bölümünün Güçlendirilmesi; Ara Bölgenin Mayınlardan Temizlenmesi; Yerel Yönetimler Düzeyinde İşbirliği; İşgal Bölgesi ve Türkiye ile Telefon Bağlantısı; Kıbrıslı Türklerin Seçim Hakkının Korunması; Kıbrıs Türk İşleri Dairesi' başlıkları altında topladı.

KIBRIS 01.05.2003

RUMLAR BİZİMLE ALAY MI EDİYOR ?

Rum yönetimi sözcüsü Kipros Hrisostomidis, Ulusal Konsey kararlarını açıklarken, kayıpların akıbetini belirlemek amacıyla işbirliği yapılması çağrısında bulundu

 

Kıbrıslı Türkler, 10 Mayıs’tan itibaren kendi araçlarıyla Güney Kıbrıs’a geçmeye başlayacaklar. 2 Mayıs’ta da KKTC’yle, Güney arasında telefon hattı hayata geçirilecek

 

HALKIN SESİ’nin dün yayınladığı, Kıbrıs Rum yönetiminin Kıbrıslı Türklere yönelik olarak uygulayacağı iyleştirici önlemler paketi dün aynen açıklandı

 

HALKIN SESİ’nin dün yayınladığı, Kıbrıs Rum yönetiminin Kıbrıslı Türklere yönelik olarak uygulayacağı iyleştirici önlemler paketi dün açıklandı.

 

Rum Yönetimi Hükümet Sözcüsü Kipros Hrisostomidis konuyla ilgili olarak dün saat 17.30’da Rum Başkanlık Sarayı’nda düzenlediği basın toplantısında, Kıbrıslı Türklerin 10 Mayıs’tan itibaren kendi araçlarıyla Güney Kıbrıs’a geçmeye başlayabilecklerini bildirdi.

 

Hrisostomidis, Kıbrıslı Türklere uygulanacak prosedürün KKTC’nin Kıbrıslı Rumlara uyguladığı prosedüre eş tutulması çerçevesinde KKTC’den Güney’e araçla geçişlerle ilgili soruyu yanıtlarken yaptığı açıklamada, araçlarla Güney’e geçilmesi konusunda gerekli yasal değişikliğin yapılması için zamana ihtiyaç bulunduğundan dolayı, Kıbrıslı Türklerin bu hafta içinde araçlarla geçişlerinin imkan dahilinde olmayacağını belirtti. Hrisostomidis, “Yapılacak yasal düzenleme sonrasında 10 Mayıs’tan itibaren Kıbrıslı Türkler kendi araçlarıyla geçebileceklerdir” dedi.

 

MARAŞ’IN İADESİNİ İSTİYORLAR

 

Rum Ulusal Konseyi, KKTC’den Maraş’ın Rum tarafına iade edilmesini istedi.

 

Rum radyosunun haberine göre, Ulusal Konsey’de dün akşam alınan kararlar, Rum yönetimi sözcüsü Kipros Hrisostomidis tarafından açıklandı.

 

Rum Ulusal Konseyi, Kıbrıs Türk tarafına, “Maraş’ın iade edilmesi, 3. Viyana Anlaşması’nı uygulamaya koyması ve kayıpların akıbetini belirlemek amacıyla işbirliği yapması” çağrısı yaptı. 3.  Viyana Anlaşması, Karpaz’a 20 bin kadar Rum

yerleştirilmesini öngörüyor.

 

Rum Yönetimi Sözcüsü Hrisostomidis, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın, BM sürecini bir kenara iterek, KKTC’nin tanınmasını amaçladığını savundu.

 

Hrisostomidis, karşılıklı geçişlerin, “iki toplum arasındaki dostane duyguların birleşik bir yurtta bir arada yaşama ve işbirliği yapma isteğini yansıttığı” iddiasında bulundu.

 

Hrisostomidis, alınan önlemler arasında iki taraf arasında telefon iletişiminin de bulunduğunu belirterek, 䄚 Mayıs tarihinden itibaren KKTC’yle Güney Kıbrıs arasında telefon hattının hayata geçirileceğini” belirtti.

HALKIN SESİ 01.05.2003

Kapıyı KKTC olarak açtığımızı anlamadılar

 

KKTC Cumhurbaşkanı, son gelişmelerin kendisine yapılan suçlamaların ne kadar haksız olduğunu gösterdiğini söyledi

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto'nun, "Denktaş'ın kapıları nasıl açtığını anlayamadım" sözlerine tepki göstererek, "De Soto'nun anlayamadığı en önemli husus, biz kapıları Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak açtık" dedi. Denktaş, De Soto'nun söz konusu açıklamasının, Lahey'de anlaşma sağlanamaması nedeniyle suçlanmasının ne kadar haksız olduğunu gösterdiğini söyledi. İki devlet ortaklığı esasında hareket serbestisini daima kabul ettiklerine dikkat çeken Denktaş, kavganın ve tehlikenin yerleşim ve toprak edinme konusunda çıkacağı üzerinde durduklarını anımsattı.
     KKTC'ye geçen Rumların, KKTC yasalarına ve polisine tabi olduğunu belirten Denktaş, "Kapıları barış için, zemini dengelemek için açtık ve dıştan birileri karışıp Rumları şımartıp teşvik etmezse halkların bu kaynaşması ile bu zemin hazırlanabilir. Bu da zaman isteyebilir" dedi. Denktaş, Sakarya'da yaptığı açıklamada da, Kıbrıs'ta barış için kendi planlarını uygulamaya koyduklarını belirterek, "Eğer tek devlet kuramazsak, iki dost ülke olarak yaşayabiliriz" diye konuştu.
     Kıbrıs meselesine dışarıdan müdahale olmaması halinde koşulların daha yumuşak duruma geleceğini kaydeden Denktaş, "Kuzeyde de, güneye denk idare vardır. Her şeyini güneyde bırakanlar, tekrar göçmen olmak istemiyor. Eğer tek devlet kuramazsak, iki dost ülke olarak yaşayabiliriz" diye konuştu. Denktaş, göçmenlerin mal ve yerleşiminin belirlenmesi konusunda ise şunları söyledi:
     "Mallar, global takas yoluyla yerine ulaştırılır. Göçmenlerin mal ve yerleşiminin bir kota çerçevesinde gerçekleşebileceğini söyledik. De Soto'nun ortaya koyduğu haritada, 60 - 70 bin Rum kuzeye yerleşecek. Bu kargaşa oluşturur."
MİLLİYET 01.05.2003

Yeşil Hat zamanı da bölmüş

Bir ada, iki dünya... Kıbrıs'ın Rum kesimine geçen Türkler şaşkın. 29 yıl önce bomboş bıraktıkları yerlerde şimdi fabrikalar, gökdelenler yükseliyor. Limasol'da art arda modern oteller inşa edilmiş. Türk kesimindeki oteller ise 1974 yılından kalma...

01/05/2003 RADİKAL

TİMUR SOYKAN
LEFKOŞA - Ortasından ikiye bölünmüş talihsiz kentin, iki tarafında büyük farklar var. Lefkoşa'nın Türk tarafındaki en yüksek binasından görünen Rum kesimi manzarası, farklılığı bütün çıplaklığıyla göz önüne seriyor.
Lefkoşa'nın Rum tarafında çok sayıda kule vinç ve inşası süren yüksek binalar görünüyor. Kıbrıslı Türkler, adanın ikiye bölünmesinin ardından ilk kez Lefkoşa'nın Rum kesimine geçtiklerinde zamanın iki bölge için ne kadar farklı aktığını gözlemliyor.
Türk kesiminin 1974'ten bugüne kadar çok az bir gelişme gösterdiğini söyleyen Kıbrıs Türkleri, 29 yıl öncesini hatırladıkları Rum kesimindeki boş arazilerde modern mimarinin örnekleri olan iş merkezleri ve otellerle karşılaşıyor. Lefkoşa'nın merkezi semtlerinde gezerken inşaatları devam eden onlarca yüksek bina, gelişimin bütün hızıyla sürdüğünün açık göstergesi.
Oldukça düzenli bir şekilde gelişmiş kentteki yollar da genişletilmiş. Paskalya'nın da etkisiyle çok sayıdaki kafeterya tıklım tıklım dolu, masaları dışarıya taşmış. Ayrıca modern alışveriş merkezleri de dikkat çekiyor.

Yollar cip dolu
Güney kesiminde caddeleri dolduran lüks otomobiller ve cipler, gelir düzeyinin yüksekliğini ortaya koyuyor. Çok sayıda genç son model sürat motosikletleriyle kalabalık gruplar halinde geziyor. 2000 yılının verilerine göre kişi başına milli gelir Kuzey Kıbrıs'ta 4 bin 978 dolarken Güney Kıbrıs'ta 13 bin 406 dolar.
Lefkoşa'dan çıkıp eskiden yaşadıkları diğer kentlere giden Kıbrıslı Türkler Güney Kıbrıs'taki iş olanaklarının çokluğunu gözlemleyebiliyor. Lefkoşa ile Limasol arasında, ayrıca Limasol kent merkezinde çok sayıda çimento, kiremit, bira ve meşrubat gibi alanlarda faaliyet gösteren fabrikalar bulunuyor. Fabrikaların çoğunu, 29 yıl önce bölgeden ayrılanlar hatırlamıyor.
Kuzey Kıbrıs kesiminde ise neredeyse hiç fabrika yok. 1974 öncesinde son derece faal olan Haspolat Sanayi Sitesi'nde bugün birkaç işyeri çalışıyor. Güney Kıbrıs'ta sabit sermaye yatırımları 2000 yılında 1 milyon 682 bin dolarken yıllardır ambargo altında olan Kuzey Kıbrıs'ta sabit sermaye yatırımları 164 bin dolar.
Adanın büyük gelir kaynağı olan turizm alanında da iki taraf arasında büyük fark var. Güney'in turizm merkezlerinden Limasol'a gidenler, büyük oteller, deniz doldurularak yapılan parklar ve yollarla karşılaştıklarında çok şaşırdı. Oysa Lefkoşa'nın Türk tarafındaki otellerin hemen hemen tamamı, 1974 yılından kalma ve yetersiz. Güney tarafına 2000 yılında gelen turist sayısı 2 milyon 604 binken otel yatak sayısı 102 bin 451. Kuzey Kıbrıs'a gelen turist sayısı ise 433 bin, otel yatak sayısı ise 10 bin 500.
Ayrıca dalgalanan AB bayrakları da Kıbrıslı Türklerin, 'Eller Ay'a biz yaya' yorumlarına neden oluyor...

Rum akını var, dükkânlar kapalı

01/05/2003 RADİKAL

Kuzey Kıbrıslılar, Güney Kıbrıs'ın gelişmişliğine karşın ambargo altındaki ülkelerinin yerinde saydığını, yıllardır bir gelişimin olmadığını söylüyor.
Ancak sınır kapılarının açılmasından sonra hareketlilik hepsi için umut verici. Rum akınından sonra en büyük hareketliliği yaşayan kent ise Girne.
Girne sahilinde bulunan lokantaların hepsi Rum müşterilerle dolu, trafik sorunu nedeniyle kentin dışından itibaren
uzun araç kuyrukları oluşuyor. Lefkoşa'da da Girne kadar olmasa da önemli bir hareketlilik var.
Türk kesiminde dillere destan 'Akdeniz ağırkanlılığı'nın, Rumların akınına karşın sürmesi ise dikkat çekici. Dükkânların büyük çoğunluğu saat 10.00'da açılıyor, 17.00'de kapanıyor. Rum kesiminden gelenlerin sokakları doldurduğu hafta sonunda bile çoğu işyeri, hafta sonu kapalı olma geleneğini sürdürüyor.
Örneğin fotoğraf stüdyoları, talebe karşın cumartesi öğleden sonra ve pazar günü kapalıydı.

Taksiler de çalışmıyor
Bir esnaf, saat 10.00 ile 18.00 arasında çalıştığını ve çok yorulduğunu söyleyerek yarın dükkânını açmayıp dinleneceğini anlatıyordu. Lefkoşa'nın büyük marketleri de saat 18.00'de kepenk indiriyor ve pazar günleri kapalı. Girne'deki dolmuşlar talebe rağmen, saat 18.00'den sonra Lefkoşa'ya sefer yapmıyor.
Bazı taksi şoförleri, yüzlerce milyon lira kazanacak olmalarına karşın yorulduklarını söyleyip müşteriyi geri çevirebiliyor.
Güney kesimi ile karşılaştırıldığında ekonomik durumunun kötü olması ile yakınan 'Yavru Vatan'ın, Türkiye'nin pek çok bölgesinden kat kat daha iyi durumda olduğu da gözlemleniyor. Sokaklarda lüks otomobil sayısının çokluğu dikkat çekiyor.
İnsanların büyük çoğunluğu ev sahibi. Öğrencilere kiraya verilen evler önemli bir gelir kaynağı. Üstelik Londra'da yaşayan çocukların gönderdiği yardımlar pek çok kişi için geçim kaynağı. Ayrıca Türkiye bütçesinden ayrılan 520 trilyon lirayı da unutmamak gerekiyor. Taksici Ayhan Serhatlı, Avrupa Birliği'ne girmenin gereksiz olduğunu, çünkü Türkiye'nin AB'den daha fazla para gönderdiğini ifade ediyor. Ancak çoğunluk AB'yi ve sınırların kalkmasını istiyor.

Powell: Ada'yı izliyoruz

01/05/2003 RADIKAL

RADİKAL - ATİNA - ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, Yunan To Vima gazetesine demecinde, "Kıbrıs'ta geçişlerin açılmasından memnun oldum. Çok ilginç bir gelişme. İnsanların birbirlerine yakınlaşacağı önümüzdeki dönemin nasıl gelişeceğini ilgiyle bekliyoruz. İnsanların birbirine daha yakın gelmesi, Kıbrıs'ta çözüm için belki siyasi liderlere baskı aracı olabilir" dedi. Powell, Türkiye'nin AB perspektifini "Türkiye AB kriterlerini yerine getirmek için ne yapması gerektiğini biliyor. Türkiye Avrupa'ya ait. Türkiye'siz AB eksik kalır" diye değerlendirdi.

Bu da Rum paketi

 

KKTC Lideri Rauf Denktaş'ın, sınırı açarak başlattığı atağa Rum kesimi de Kıbrıslı Türklere yönelik bir paketle karşılık verdi.

Kıbrıs Rum yönetiminin Kıbrıslı Türklere yönelik önlemler paketi 18 başlık altında toplanıyor. İşte önlemler:

KKTC'de ikamet eden Türkler, ‘‘Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı’’ olmaları halinde Avrupa Parlamentosu seçimlerine katılabilecek.

KKTC vatandaşları 10 Mayıs’tan itibaren araçlarıyla Rum tarafına geçebilecek.

Türk tarafının ürünlerinin Ada'da serbest dolaşımına izin verilecek.

Rum kesiminde ve dış ülkelerde Kıbrıs Türklerini bilgilendirme büroları açılacak. Türkler, iş imkanları konusunda aydınlatılacak.

Eğitimleri sonucu kazandıkları özlü deneyim temelinde Kıbrıslı Türklerin çalıştırılabilmesi için gerekli düzenlemeler yapılacak.

Türklerin araştırma ve AB programlarına katılmaları sağlanacak.

Rum kesimine gidecek kişiler toplam 30 Kıbrıs Lirası (yaklaşık 90 milyon TL) değerinde her türlü eşya getirebilecekler.

Rum tarafı ile Türkiye arasında telefon haberleşmesi 2 Mayıs’ta başlayacak. Cep telefonlarıyla ilgili olarak Turkcell ve Telsim firmalarıyla roaming anlaşması imzalaması için Rum Telekomünikasyon Dairesi'ne izin verilecek.KKTC'nin, Türkiye'nin bir uzantısı olarak görülmemesi için kapsama KKTC dahil edilmeyecek.

Rum ortaöğretim okullarına Türkçe dersi seçmeli ders olarak konulacak. İlgilenen Kıbrıslı Türklere, Rumca'nın bedava öğretilmesi için düzenleme yapılacak.

Kıbrıslı Türkler uluslararası spor kuruluşlarına ‘‘Kıbrıs milli takımı’’ üyeleri olarak katılabilecek.

Türk ve Rum doktorlar arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi için teşvikler uygulanacak.  

HÜRRİYET 01.05.2003

Girne'de mahşeri kalabalık

Girne, Girne oldu olalı böylesine bir mahşeri kalabalık görmedi. Sınırların açılmasıyla Kıbrıslı Rumların en çok ziyaret ettiği yerleşim birimi olan Girne'de dün de adım atacak yer yoktu. 1 Mayıs İşçi ve Bahar Bayramı tatilinden yararlanarak dün Girne'ye akın eden Kıbrıslı Rumlar, dükkanları, restoranları doldurdu, 30 yıl göremedikleri turistik kentin özlemini giderdi.

KIBRIS 02/05/2003

KAPILARDAKİ ARTIK SON BULSUN

Ledra Palace sınır kapısında görüştüğümüz Kıbrıslı Rumlar, saatlerce beklemek zorunda kalmaktan şikayetçi olarak, yetkililere seslendiler

 

Rumlar, işkence boyutuna varan geçiş sıkıntısının aşılması için tüm kapıların açılması gerektiğini belirttiler

 

Kapılardaki sorunların 10 gündür hala çözülmemesi, acizliğin göstergesi olarak değerlendirilirken; oluşan tablo, KKTC için yanlış bir intiba uyandırmaktadır

 

İbrahim DALOĞLU-Aytuğ TÜRKKAN

Bakanlar Kurulu’nun almış olduğu karar uyarınca bugün serbest geçişlerin onuncu gününe girilmesine rağmen sorunlar hâla çözülmedi. Sınır kapılarında yaşanan aksaklıklar geçiş kararına sevinen her iki toplumun sevincini kursaklarında bırakacak duruma geldi.

 

Özellikle bazı restorantçı ve taksicilerin uyguladığı fahiş fiyatların önüne geçilememesi İçiişleri Bakanlığı’na yönelik tepkileri de yoğunlaştırdı.

 

Taksimetresi olmayan taksilere binen Rumların tarife ücretleri konusunda da geçişler sırasında bilgilendirilmemelerinden rahatsız olan halkımız bu düzen bozukluğunun açılmasını bekliyorlar.

Yaşanan aksaklıklar, gerek Rumları, gerekse Türkleri saatlerce sınır kaplarında beklemek zorunda bırakıyor.

 

Yaya olarak KKTC’ye geçmek isteyen Rumlar 4-5 saati varan bir zaman güneşin içinde tellerler ayrılan bölmeler içinde sıcak altında işlemlerinin yapılmasını beklemek zorunda kalıyorlar.

 

Özellikle arabalarıyla geçiş hakkına sahip olan Rumlar, 8-9 saat beklemek zorunda kalıyorlar. Konuyla ilgili Ledra Palace Sınır Kapısı’nda görüştüğümüz Kıbrıslı Rumlar, saatlerce beklemek zorunda kaldıklarını ve bunun gereksiz olduğuna dikkat çektiler. Rumlar,işkence boyutuna varan geçiş sıkıntısının aşılması için tüm kapıların açılması gerektiğini belirttiler. Her iki toplumun da birbirleriyle yaşayabileceklerini kaydeden Kıbrıslı Rumlar, bunda hiç bir tehlike bulunmadığını söylediler.

 

Geçişlerde yaşadıkları sıkıntıları aktaran Kıbrıslı Türkler ise alınan kararın çok ani olduğundan ve hiç bir alt yapı çalışması yapılmadığı için geçişlerde zorluklar

yaşandığına dikkat çektiler. Kıbrıslı Türkler de yeni sınır kapılarının açılması ve mevcut kapılara da ek personel konulmasıyla bu sorunun aşılabileceğini belirttiler.

 

ESNAF LOKMACI’DA ISRARLI

 

Ledra Palace’tan geçişlerin rahatlatılması için araçlı geçişler için Kermiya kapısıyla ilgili çalışmalar sürerken Lefkoşa esnafı Lokmacı kapısının açılmasında ısrarcı.

 

Kapıların açılmasıyla işlerinde canlanma olan esnaf Ledra Palace’deki geçişlerde yaşanan sıkıntıların da hafifletilmesi için Lokmacı kapısının açılmasının gerekli olduğunu vurguladılar.

 

Başkent esnafı, Kermiya kapısının açılmasıyla araçlarıyla geçiş yapacak rumların Lefkoşa’ya girmeden diğer kentlere gitmelerinin kendilerini olumsuz etkileyeceğinin hükümet tarafından algılanarak Lokmacı kapısının açılmasını istediler.

 

Geçiş yapan Türk ve Rumlar 10 gündür çözülmeyen sıkıntılarını şöyle aktardılar:

 

Stavros GEORGİU

Yaklaşık 4 saatten bu yana beklemekteyim. Güney barikatını aştıktan sonra geçişin kolaylaşacağını sanıyordum ama bir saatten bu yana Kuzey barikatına ulaşabilmek için bekliyorum. Bu beklemelerin bir an önce bitmesi gerekir. Bunun için de tüm sınır kapılarının açılması gerektiğini düşünüyorum. Bence iki toplum bir arada yaşayabilir. Birlikte yaşamamızda hiç bir tehlike yoktur.

 

Nikos ANDREA

8 saatten bu yana bekliyorum. Bu durumdan oldukça rahatsızım. Fakat, biz kendi isteğimizle Kuzey’e geçiyoruz. Kimse bize bu konuda baskı yapmıyor. Bu sıkışıklığın önlenebilmesi için tüm sınır kapılarının açılması gerekir. Biz, birlikte yaşayabileceğimize inanıyoruz. Eğer kapılar açılırsa geçişlerde de saatlerce beklemek zorunda kalmayacağız.

 

Andurullas GEORGİVU

Kuzey’e gidebilmek için 9 saattir bekliyorum. Bu kadar saat bekleyeceğimiz yerde gezebilsek ne güzel olurdu. Bu şekilde beklemek insana bıkkınlık veriyor. Bence bu sıkışıklığın önlenebilmesi için en iyi çözüm iki halkın birarada yaşamasıdır. Böylelikle sınır kapılarına da hiç gerek kalmayacaktır.

 

Ali FAHRİOĞLU

Kapıların açılması ani bir kararla gerçekleşti. Bu nedenle hiç bir hazırlık yapılmadı, alt yapı eksikliği bulunuyor. Kuyruklarda bekleyen yaşlılar ve çocuklar baygınlık geçiriyorlar. Bir yerde esir kampındaki insanlar gibi geçişler oluyor. Bence  kapılar çoğaltılmalıdır. Bunun dışında kapılardaki personel sayıları arttırılırsa sıkışıklığın giderilebilmesi için önemli bir adım atılmış olur.

 

Emre AKAGÜN

Saatlerdir bekliyoruz. Hem Türk, hem de Rum tarafı bu kararda hazırlıksız yakalandı. Bu nedenle de geçişlerde büyük zorluklar yaşanıyor. Sınır kapılarındaki görevliler arttırılırsa iyi olacaktır. Özellikle, İngilizce bilen personele ihtiyaç olduğu görülüyor. Yeni kapılar açıldığı taktirde ve alt yapı sorunları düzeltilirse bu sıkışıklık ve bekleme sorunu ortadan kalkar.

HALKIN SESİ 02.05.2003

 

Denktaş: Rum önlemlerini dikkatle incelemek gerekir

Kıbrıs Rum Ulusal Konseyi’nin önceki gün açıkladığı ‘Kıbrıslı Türklere yönelik iyiniyet tedbirlerine’ siyasi partiler temkinli yaklaşıyor

 

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rum kesiminin son açılımlarını adaya döndükten sonra değerlendireceğini belirterek, “Rumların açılımlarını özellikle siyasi açıdan dikkatli incelemek lazım” dedi.

 

Ege Üniversitesi’nde düzenlenen bir konferansa katılmak üzere İzmir’e gelen Cumhurbaşkanı Denktaş, Adnan Menderes Havalimanı’nda gazetecilerin sorularını yanıtladı.

 

Gazetecilerin Kıbrıs Rum kesimi tarafından açıklanan paketle ilgili sorularını yanıtlayan Denktaş, şöyle konuştu:

 “Dün açıklanan paketin içeriğini tam olarak bilmiyorum. Adaya döndüğümde daha detaylı inceleme olanağı bulacağım. Bizim sınır kapılarını açmamız, Rumların açılım paketi ile ilgili midir, içeriğini bilmiyorum. Siyasi olarak nasıl değerlendirileceğine bakacağız. Rum tarafının iki paketi var. Anlaşılan birinci paketi derhal dünyaya duyurmuşlardır. Bizim açılımımızı gölgelemek için yapılmıştır. Önemli olan, siyasi yönden, hangi yönden açılım yapılıyor. Azınlık Türk haklarına açılım yapıyor. KKTC varlığını reddediyor. Tam metnini teferruatlı görmemiz lazım”

 

“DE SOTO HİÇBİR ŞEY ANLAMAMIŞ”

 

KKTC’nin adadaki sınır kapılarını açmasıyla çok sayıda Rum’un, Türk kesimine geçtiğini hatırlatan Denktaş, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vardır. Kapıları Rumlara açtık. Bu varlığımızın, kendimize güvenin bir neticesidir. Bu, bir adım oldu. Bunların değerlendirmesini Kıbrıs yapmaktadır” şeklinde konuştu.

 

Denktaş bir gazetecinin, “Sınır kapılarının geç açıldığı yönünde kendisine yönelik

eleştiriler bulunduğunu” hatırlatması üzerine, şunları söyledi:

 

“Görüşmeler devam ederken bunları yapamazdık. 1961’den beri görüşmeler devam ediyor. Bunu görüşmeler devam ederken yapsaydık (Görüşmeleri darbelemek için yaptık) diye düşünülecekti. BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, bizim sınırlarımızı açmamızı hayretle karşıladı. Demek Kıbrıs meselesinde hiçbir şey anlamamış. Ama Rumlar gelir, Türk tarafındaki bir evi alır bu ev benimdir derse, o zaman kavganın büyüğü çıkar. O zaman 1974 öncesine döneriz.”

 

Denktaş, bir başka gazetecinin Rum kesimi liderinin sözcüsü vasıtasıyla konuştuğunu hatırlatması üzerine de, “Ses telleri hastadır. Ciddi bir durumu söz konusudur. Sözcüsü ile seslenmek doğaldır. Biz kendimiz konuyu konuşalım diyoruz. Konuşuyoruz” cevabını verdi.

 

RUM TEDBİRLERİNE PARTİLERDEN TEMKİNLİ YAKLAŞIM

 

Kıbrıs Rum Ulusal Konseyi’nin önceki gün açıkladığı ‘Kıbrıslı Türklere yönelik iyiniyet tedbirlerine’ siyasi partiler temkinli yaklaşıyor.

 

Gündemin ilk sırasına oturan 18 maddelik tedbirler paketine ilişkin dün sabah Lefkoşa Haber Ajansı’na açıklama yapan iktidardaki Ulusal Birlik Partisi Genel Sekreteri  Süha Türköz, açıklanan önerileri gülünç bulduklarını belirtti.

 

KKTC hükümeti olarak gösterdikleri iyi niyetli ve samimi yaklaşımlara karşı beklenenin bu olmadığını söyleyen Türköz, “ Tedbir olarak açıklananlar Kıbrıs Türkünü aşağılayıcı niteliktedir” şeklinde konuştu.

 

Muhalefet kanadından, Toplumcu Kurtuluş Partisi Genel Başkanı Hüseyin Angolemli, yapılan açılımların Annan planı temelinde olması gerektiğini ilk bakışta bazı maddelerini olumlu bulduklarını, tümünü henüz inceleme fırsatı bulmadıklarını söyledi. Angolemli, tedbirleri detaylı olarak inceledikten sonra kamuoyuna görüşlerini açıklayacaklarını ancak yine de parti olarak Kıbrıs’ta kalıcı yaşayabilir bir çözüme adımı kolaylaştıracak her tedbiri desteklemeyi sürdüreceklerini kaydetti.

 

Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, ilk bakışta önerileri incelemeye değer bulduklarını ancak beklentilerini tam olarak karşılamadığını söyledi. “ Biz Kıbrıslı Türkler olarak Kıbrıs’ta eşit ortaklık haklarımızı tescil edecek, bizi dünyaya entegre edecek yaklaşımlar bekliyoruz. Bu bağlamda iki toplumu yakınlaştırmayı hedefleyen her türlü öneriyi değerlendirmeye hazırız” şeklinde sözlerini tamamladı.

HALKIN SESİ 02.05.2003

Kapılar açıldı ama Denktaş’tan aynı teraneler!

Rumların paketini “inceleyeceğiz” dedi, De Soto’ya kızdı

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rum kesiminin son açılımlarını adaya döndükten sonra değerlendireceğini belirterek, “Rumların açılımlarını özellikle siyasi açıdan dikkatli incelemek lazım” dedi.
Ege Üniversitesi’nde düzenlenen bir konferansa katılmak üzere İzmir’e giden Cumhurbaşkanı Denktaş, Adnan Menderes Havalimanı’nda gazetecilerin sorularını yanıtladı.
İzmir’e kavuşmanın sevincini Bingöl’den gelen deprem haberinin gölgelediğini belirten Denktaş, depremde hayatını kaybedenlere başsağlığı diledi. Denktaş, “Bu milli bir acıdır. KKTC’de yardım kampanyası başlatılacaktır. Acınız acımız, sevinciniz sevincimiz, gururunuz gururumuzdur” dedi.
Gazetecilerin Kıbrıs Rum kesimi tarafından önceki gün açıklanan paketle ilgili sorularını yanıtlayan Denktaş, şöyle konuştu:
“Dün açıklanan paketin içeriğini tam olarak bilmiyorum. Adaya döndüğümde daha detaylı inceleme olanağı bulacağım. Bizim sınır kapılarını açmamız, Rumların açılım paketi ile ilgili midir, içeriğini bilmiyorum. Siyasi olarak nasıl değerlendirileceğine bakacağız. Rum tarafının iki paketi var. Anlaşılan birinci paketi derhal dünyaya duyurmuşlardır. Bizim açılımımızı gölgelemek için yapılmıştır. Önemli olan, siyasi yönden, hangi yönden açılım yapılıyor. Azınlık Türk haklarına açılım yapıyor. KKTC varlığını reddediyor. Tam metnini teferruatlı görmemiz lazım”

”De Soto hiçbir şey anlamamış”
KKTC’nin adadaki sınır kapılarını açmasıyla çok sayıda Rum’un, Türk kesimine geçtiğini hatırlatan Denktaş, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vardır. Kapıları Rumlara açtık. Bu varlığımızın, kendimize güvenin bir neticesidir. Bu, bir adım oldu. Bunların değerlendirmesini Kıbrıs yapmaktadır” şeklinde konuştu.
Denktaş bir gazetecinin, “Sınır kapılarının geç açıldığı yönünde kendisine yönelik eleştiriler bulunduğunu” hatırlatması üzerine, şunları söyledi:
“Görüşmeler devam ederken bunları yapamazdık. 1961’den beri görüşmeler devam ediyor. Bunu görüşmeler devam ederken yapsaydık (Görüşmeleri darbelemek için yaptık) diye düşünülecekti. BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, bizim sınırlarımızı açmamızı hayretle karşıladı. Demek Kıbrıs meselesinde hiçbir şey anlamamış. Ama Rumlar gelir, Türk tarafındaki bir evi alır bu ev benimdir derse, o zaman kavganın büyüğü çıkar. O zaman 1974 öncesine döneriz.”
Denktaş, bir başka gazetecinin Rum kesimi liderinin sözcüsü vasıtasıyla konuştuğunu hatırlatması üzerine de, “Ses telleri hastadır. Ciddi bir durumu söz konusudur. Sözcüsü ile seslenmek doğaldır. Biz kendimiz konuyu konuşalım diyoruz. Konuşuyoruz” cevabını verdi.

YENİDÜZEN 02.05.2003

Papadopulos’a

Göre “geceleme” kararı “tahrik”

HARAVGİ ve diğer gazeteler, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’un dün verdiği demeçte, hükümetin Kuzey’e geçen Rumlar’ın 3 geceliğine otellerimizde kalabileceğiyle ilgili kararını yorumlayarak bunun “tahrik” oluşturduğunu iddia ettiğini yazdılar.
HARAVGİ’ye göre Papadopulos “Kıbrıs Türk Lideri Denktaş’ın Kıbrıs Rumları’nın işgal bölgelerinde 3 gece kalabileceği kararı, serbest dolaşımın bir açılımı olmadığı gibi tam aksine bunun bir sınırlandırılmasını teşkil eder, çünkü Kıbrıslı Rumlar’ın oteller dışında başka yerde kalamayacakları ve önceden rezervasyon yapmaları şartını getiriyor” diye konuştu.
Papadopulos “Denktaş’ın bu hareketi Kıbrıs halkına karşı bir tahriktir. Çünkü otellerin çoğu Kıbrıs Rumları’na aittir ve özünde kendi evlerine giderek sahte devlete ekonomik destek verecekler” iddiasında bulundu.
Papadopulos “Bizler serbest dolaşım hakkının güvence altına alınmasına sadık olduğumuzdan, herhangi bir sınırlama koymamız söz konusu değil. Ancak bunun doğru bir hareket olmadığı ve ona göre davranması her vatandaşın kendi anlayış ve kritiğine kalmış bir şeydir” diye konuştu.
“Hükümetin bu konuda Kıbrıs Rumları’na mesaji nedir?” sorusuna Papadopulos “Pasaportlar konusunda olduğu gibi bu konuda da hükümetin tutumu nettir” dedi “Özgür bir toplumuz, hükümet yönlendirmede bulunabilir, görüş belirtebilir. Ancak karar vatandaşlara aittir” diye de ekledi.
SİMERİNİ’ye göre, Rum Adalet ve Kamu Düzeni Bakanı Doros Thedoru da Rumlar’a Kuzey’deki otellerde konaklamamaları çağrısı yaptı.
SİMERİNİ haberi “Gecelemelerden Kaçınılsın. Theodoru; ‘Hükümetten Özel Uyarıya Gerek Yok’” başlığıyla yansıttı. Gazeteye göre Ledra Palace barikatına giderek geçişleri yerinde izleyen Theodoru, KKTC’nin Rumlar’ın üç gece otellerde kalmasına izin vermesini yorumlarken, “Kıbrıs Rumlar’ı işgal altındaki otellerde kalmaktan kaçınmaları gerektiğini anlıyorlar. Bu safhada hem güvenlik hem başka nedenlerle bunu yapmamalıdırlar. Birileri otellerde kalacaksa da bu hükümeti bağlamaz” diye konuştu.
ALİTHİA’ya göre Rum Otelciler Birliği (PASİKSE) de bir açıklama yaparak Rumlar’ın KKTC’deki otellerde gecelemelerni “anlamsız” bulduğunu bildirdi.

YENİDÜZEN 02.05.2003

 

Türklerle Rumlar OMUZ OMUZA

 

Lefkoşa Özgürlük Meydanı'ndaki 1 Mayıs gösterisine Rum ve Türk sendikacılar birlikte katıldı. Mitingde "Bu memleket bizim" sloganı atıldı

YORGO KIRBAKİ

     Kıbrıs'ta 1958'den bu yana ilk kez dün Rum ve Türk sendikacılar 1 Mayıs'ı birlikte kutladı. Ancak, PKK yandaşlarının Abdullah Öcalan posterleri ve PKK bayrakları taşıyarak slogan atmaları, gösteriye gölge düşürdü.
     Lefkoşa'da Rum Kesimi'ndeki Elefterias (Özgürlük) Meydanı'ndaki 1 Mayıs gösterisine, KKTC'den bazı sendika ile parlamentoda temsil edilmeyen Birleşik Kıbrıs Partisi'nin (BKP) üyeleri katıldı. Rum konuşmacıların tümü KKTC'yi tanımayacaklarını belirterek, Türk askerlerinin Kıbrıs'tan çekilmesini istedi. Gösteride mikrofonlardan Türkçe ve Rumca "Bu memleket bizim" sloganı atıldı. 1 Mayıs gösterisinde Rum Kesimi'nde yaşayan PKK yandaşlarının yer alması ve slogan atmaları dikkat çekti.
MİLLİYET 02.05.2003 

 

  * * * * * *

KIBRIS'TA PANDORA KUTUSU AÇILDI...

     Sizleri bilemem, ancak ben hayretler içindeyim.
     Kıbrıs'taki gelişmeler öylesine başdöndürücü bir şekil aldı ki, kendi kendime "nereye gidiyoruz?" demeye başladım.
     Hemen söyleyeyim, bu gidişi ben büyük bir keyifle izliyorum. "Ey dostlar bugüne kadar nerelerdeydiniz? Neden bu kadar beklediniz?" demekten kendimi alamıyorum.
     İlk büyük adımı Türk tarafı attı.
     Rauf Denktaş, eski katı tutumunu nasıl bıraktı da, böylesine önemli bir adım atabildi hala anlayabilmiş değilim. Hatta hala konuşmalarında öylesine sert ki, duvarı yıkan Denktaş ile bu konuşmaları yapan Denktaş'ın aynı kişiler olup olmadığından dahi kuşku duyuyorum.(!)
     Ne olursa, kim olursa olsun önemli değil. Yapılanlar son derece doğru.
     Şimdi de Rumlar hareketlendiler.
     Haberleşmedeki kısıtlamalar kaldırılacak.
     Bunun ne kadar önemli olduğunu, ancak Kıbrıs'ın Türk ve Rum bölgelerine gidip gelenler anlar. 100 metre mesafedeki iki insan (Biri Rum, diğeri Türk bölgesindeyseler) birbirleriyle telefonla görüşemezlerdi. Rum bölgesi bütün dünya ile konuşabilir, herkes arayabilir, ancak ne Türkiye ne de KKTC'den aranabilirdi. Bu çağdışı yaklaşım artık bitiyor.
     Türk mallarına uygulanan ticari ambargonun bir bölümü de kaldırılıyor. Türk ürünleri içerde serbestçe dolaşabilecek. Ancak KKTC'ye yönelik dış ambargo hala yürürlükte. Yakında bu da kalkacak, daha doğrusu kaldırılmak zorunda kalınacak.
     
     TARAFLAR NE YAPMAK İSTİYORLAR?
     Gelişmeleri üç şekilde yorumlayabilirsiniz:
     
     1. KÖTÜMSER
     Özellikle Rumların son kararlarını "ard düşünceli, göz boyamaya yönelik ve KKTC'yi yutmak için hazırlanmış, sinsice uygulamaya koyulmuş bir plan" olarak niteleyebilirsiniz.
     KKTC'de ve Güney'deki bazı çevreler, karşılıklı atılan adımlara abartılı bir kuşkuyla bakabilirler. Bu yaklaşımların büyük bir tuzak teşkil ettiğini ve direnilmesi gerektiğini söyleyebilirler.
     
     2. İYİMSER:
     Artık bıkkınlık veren, politik hesapları bir yana bırakırsanız, hem Türk hem de Rumların belki de ilk defa bir çözüme yaklaştıklarını söyleyebilirsiniz. Bunun nasıl bir çözüm olabileceği henüz bilinmiyor. Ancak havada genel bir iyimserlik var. Hiç değilse, atılan bu adımlardan geri dönülemeyeceğine inanabilirsiniz.
     
     3. BIKKIN-ÇEKİMSER:
     Birde, Kıbrıs'ın her şeyinden bıkmış olanlar var. Çözüm olmuş veya olmamış umursamayanlar... Yavru vatan edebiyatına inanmayanlar veya "Bunlar birbirlerini yemekten kurtulamazlar. Hiçbirine inanmamak gerekir" diyenler...
     Ben iyimserler arasındayım.
     Pandora kutusu açıldı. İçinden çıkan cinleri artık bir daha içeri sokmak imkansız.
     
     YILANLAR DA ORTAYA ÇIKIYOR
     Şu ana kadar gelinilen noktada sadece bazı saptamalarda bulunabiliriz.
     Örneğin, Kıbrıs'lı Türklerle Rumlar bir araya getirildikleri taktirde soykırım yaşanabileceği ileri sürülüyordu.
     Bunun doğru olmadığı anlaşıldı.
     Örneğin, taraflar "egemenlik" haklarının erozyona uğrayıp uğramadığı konusunda eskisi kadar titiz davranmıyorlar.
     Örneğin, KKTC, Türk toplumunun patlama noktasına geldiğini dolayısıyla duvarı yıkarak patlamayı engellemeyi tercih ettiği, Rumların da KKTC'ye "egemenlik verilmemeli" bağımlılığından kurtulmaya başladığı söylenebilir.
     Özetle, olumlu bir yöne doğru gidiliyor...
     
      * * *

MİLLİYET 02.05.2003  MEHMET ALI BIRAND

AB’den K.Kıbrıs’a yardım paketi

 

AB Komisyonu, Kıbrıs’taki olumlu gelişmeleri de göz önünde bulundurarak, Kuzey Kıbrıs’a yönelik bir yardım paketi hazırlamakta olduğunu duyurdu.

 

Brüksel
AA

 

 

2 Mayıs— NTV-AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen’in sözcüsü Jean Christophe Filori, Kıbrıs’ta tarafların ekonomik uyumunu ve yakınlaşmasını sağlamak amacıyla, Kuzey Kıbrıs’a yönelik bir yardım paketi hazırladıklarını açıkladı.

Filori, AB Konseyi’nin Kopenhag zirvesinde Komisyon’a verdiği talimat doğrultusunda hazırlanan pakette, Kuzey Kıbrıs’a 15 milyon euroluk mali yardım öngördüklerini ayrıca Kuzey Kıbrıs’tan kaynaklanan ticari hareketi canlandıracak bazı önlemleri gündeme getireceklerini söyledi. Christophe Filori sözkonusu paketin Mayıs ayı sonunda, muhtemelen 21 Mayıs’ta açıklanacağını duyurdu.
       
‘AMAÇ EKONOMİK YAKINLAŞMA’
       Verheugen’in sözcüsü Jean Christophe Filori, Ada’nın iki tarafındaki geçişlerin serbest bırakılmasını değerlendirdi. Filori, “Prensip olarak, iki toplumu yakınlaştırmayı öngören tüm kararları destekliyoruz” dedi. Filori, AB Komisyonu’nun hazırladığı yardım paketinin, Ada’da ekonomik uyum ve yakınlaşma sağlamayı hedeflediğinin de altını çizdi.

 

AB de teşvik hazırlığında

02/05/2003 RADIKAL

DHA - LONDRA - Kıbrıs'taki gelişmelerden memnun olan AB, yeni süreci teşvik hazırlığında. Avrupa Komisyonu' nun genişlemeden sorumlu temsilcisi Günther Verheugen, BBC'ye demecinde, AB'nin KKTC'de faaliyetlerini artırmak üzere bir teşvik paketi hazırlandığını söyledi.
Rum Kesimi'nin Türklerin Avrupa Parlamentosu seçiminde oy kullanmasına izin veren teşvik paketini hatırlatan Verheugen, sadece AB Bakanlar Konseyi'nin bir kararıyla Türkleri de AB üyeliğinden yararlandıracak önlemler alınabileceğini söyledi. Türkiye'den de yapıcı adımlar beklediklerini kaydeden Verheugen, "KKTC'de sürpriz bir kararla açtığı sınırların bir daha kapanması mümkün değil. Toplumlar arasında aidiyet duygusunun çok güçlü olduğunu görmekten memnunum. Tek devlet altında yaşamak ve AB üyeliğini istiyorlar. Kıbrıs'ın üyeliğinden önce hâlâ sorunu çözme fırsatı var" dedi.
Türkiye'nin AB yolunda şiddetli kararlılığını sürdürmesi ve siyasi kriterlerin yerine getirilmesi halinde 2005 başında üyelik müzakerelerinin başlayacağını da belirten Verheugen, AKP'nin meclise sunduğu reform programının çok etkileyici olduğunu söyledi.

Papandreu: KKTC'nin tanınması anlamına gelmez

 

Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu, ''Kıbrıs'ta duvarın yıkıldığını, ancak bunun KKTC'nin de tanındığı anlamına gelmediğini'' söyledi.

Papandreu, AB dışişleri bakanları toplantısı için gittiği Rodos adasında yaptığı açıklamada, Kıbrıs'ta son günlerde yaşanan gelişmelerle, Rumların Kıbrıslı Türklerle birlikte yaşayamayacaklarınadair söylentilerin çürütüldüğünü savundu. 

Yorgo Papandreu, ''Kıbrıs'ta duvarın yıkılmasıyla yeni bir dinamik oluşmaktadır. Ancak, bu Kıbrıs Türk hükümetinin de, tanınması anlamına gelmez. Kıbrıs'ta çözüm için uluslararası toplumun işaret ettiği yönde ilerlemeliyiz'' diye konuştu.

 

HÜRRİYET 02.05.2003

 

Girne'ye gitmiyorum

Hüseyin ALKAN / LEFKOŞA

Türk askerinin Girne'deki evine dönmesine izin vermediği gerekçesiyle Türkiye'yi yaklaşık 500 bin dolar para cezasına mahkum ettiren Kıbrıslı Rum Titina Loizidu kararlı: ‘Kapılar temelli açılmadan, dönüş hakkımız için uzlaşmaya varılmadan Girne’ye gitmem. Çünkü benim evime gidip kullanma hakkım henüz tesis edilmedi.'

Türkiye'yi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) mahkum ettirmek için tam 9 yıl hukuk mücadelesi veren Rum vatandaşı Titina Loizidu Türk basınında ilk kez Hürriyet'e konuştu. Kazandığı davayla 160 bine yakın Rum göçmene emsal oluşturacak Loizidu, 23 Nisan'da kapılar açılmasına rağmen evine temelli dönme hakkı verilmeden Girne'ye gitmeyeceğini söyledi. Turizmle uğraşan 53 yaşındaki Titina Loizidu, Girne fotoğraflarıyla dolu olan Lefkoşa'daki evinde Hürriyet'in sorularını yanıtladı. Loizidu'nun sorularımıza yanıtları şöyle:

Türk ordusu evime gitmemi engelledi. Ben de bunun üzerine 1989'da AİHM'ye başvurdum. Bu dava, Kıbrıs'ta Türk ya da Rum insan haklarının yeniden tesis edilmesini isteyen herkes için bir emsal oluşturuyor. Davada iki unsur vardı. Birincisi evimi bu kadar yıl kullanamamaktan doğan kayıplarımdı. Türkiye bunu ödemeye mahkum edildi. Türkiye ayrıca evimi kullanmama izin vermediği için de cezaya çarptırıldı.

AB ÜYELİĞİ TEHLİKEYE GİRER

Türkiye AB Konseyi üyesi. Karara uymayan herhangi bir ülke mahkemeye saygısızlık etmiş olur. Türkiye de insan hakları mahkemesi kararlarına saygı göstermeyen ülke durumuna düşer. Türkiye AB üyesi olmak istiyor. Üyeliğini gerçekleştirmek istiyorsa insan haklarına saygı göstermeli. Aksi takdirde üyeliğini tehlikeye atar.

İNTİKAM DEĞİLDİ

1975'te kurulan 'Kadınlar Eve Yürüyor' hareketinin üyesiyim. 1989'da evimize gitme arzumuzu ortaya koyan bir eylem yaptık. Bizi Türk askeri sınırda tutukladı. 10 saat sonra BM'ye teslim edilik. AİHM'ye 1989'da başvurdum. Ama inanın bunu intikam için yapmadım. Başvuruyu tamamen insani gerekçelerle yaptım. Benim için sınır yok. Evime gitmek istiyordum. Bunu engellediler. Ben de çocukluğumun geçtiği, kendimle özdeşleştirdiğim Girne'ye dönmek için yasal haklarımı kullandım.

GEÇİŞLER İYİ BAŞLANGIÇ

Şu anda insanların sınırın iki yakasına gidip gelmeleri harika birşey. Gidip doğdukları, büyüdükleri evlerini görüyorlar. Bununla birlikte ben Girne'ye gitmek için zamanın uygun olduğunu düşünmüyorum. Çünkü benim evime gidip kullanma hakkım henüz tesis edilmedi. Eve dönme hakkımızın geri verileceği bir uzlaşmadan sonra gideceğim. Şimdi Türkler ve Rumlar birbirleriyle temas ediyor. Geçmişte yaşadığımız dramatik deneyimleri akılda tutarak bireyler bireylerle, aileler ailelerle ilişkiye giriyor. Bu çözüm için iyi bir adım. Kıbrıslı Türkler ve Rumlar bir arada yaşayabilir.

NEFRET ETMİYORUM

Türkiye'den nefret etmiyorum. Bunu başka bir ülke yapsaydı da İnsan Hakları Mahkemesi'ne giderdim. Türkiye'nin düşmanı değilim. Ben sadece yaşamak zorunda kaldığım gerçeklerden nefret ediyorum.

Tazminatı bekliyor

{ Başvuruyu 1989'da yaptım. Başvuru İnsan Hakları Komisyonu'na gönderildi. 1993'te mahkemenin önüne geldi. 1998'de tazminat davası sonuçlandı. Türkiye yaklaşık 300 bin Kıbrıs Lirası (Yaklaşık 900 milyar TL) cezaya çarptırıldı. Karara uymadığı için o tarihten beri faizi de işliyor. Ankara mahkeme masraflarını da ödeyecek. Toplam ne kadar para alacağımı henüz hesaplamadım. Parayı aldığım zaman ne yapacağıma da karar vermedim.

Türk ve Rum tüm Kıbrıslıların mülklerine dönme hakları vardır. Toplam tazminatların ne kadar tutacağını bilemiyorum. Şu anda Kıbrıs'tan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde Türkiye aleyhine açılmış 270 bin dava var. Ama basit hesap bana verilen 300 bin Kıbrıs Lirası'nı göçmen sayısıyla yani iki yüz bin kişiyle çarpmak gerekiyor

HÜRRİYET 02.05.2003

Onuncu günde de kuyruk yok olmadı

 

KKTC ile Rum kesimi arasındaki serbest geçişler 10. gününde sürüyor. Paskalya tatillerinin bitmesine rağmen, KKTC'ye yoğun geçişlerini sürdüren Rumlar, özellikle araçlarıyla sınır kapılarında uzun kuyruklar oluşturdu.

KKTC Bakanlar Kurulu'nun, 3 günlük konaklamaya olanak vermesiyle KKTC'deki turistik tesislere de büyük ilgi gösteren Rumların, hafta sonu için özellikle Girne ve Mağusa'da kumarhaneleri bulunan büyük otellerde rezervasyon yaptırdığı öğrenildi. 

Bu arada KKTC Bakanlar Kurulu'nun 3 sınır kapısına ek olarak Lefkoşa'da Kermiya sınır kapısının da açılmasına ilişkin geçen Salı günü aldığı karar uyarınca, Kermiya bölgesindeki yoğun çalışmalar sürüyor. 

Bu sabah bölgeyi ziyaret ederek çalışmaları yerinde inceleyen ve yetkililerden bilgi alan İçişleri, Köyişleri ve İskan Bakanı Mehmet Albayrak, çalışmaların yoğun şekilde sürdüğünü belirtti ve araçlı geçişlerde büyük kolaylık sağlayacak olan Kermiya sınır kapısının Pazartesi günü açılacağını bildirdi. 

Kermiya sınır kapsının açılmasıyla Ledra Palace sınır kapısı, araçtrafiğine kapatılarak sadece yayaların geçişine hizmet verecek. KKTC'ye dün saat 24.00 itibarıyla 27 bin 46 Rum ve 5 bin 400 araç KKTC'ye giriş yaparken, 8 bin 680 Türk de Rum tarafına geçti. 

Bu arada Ledra Palace sınır kapısının Türk ve Rum taraflarında büyük bir yoğunluk gözleniyor. Taksiciler, kiralık araba servisleri, dövizciler, otel pazarlayanlar trafik kaosuna neden oluyor. 

Öte yandan Kıbrıs Türk Göçmenler Derneği Başkanı Doç. Dr. Nuri Çevikel,  Ledra Palace bölgesindeki Dış Basın Birliği binasında düzenlediği basın toplantısında, ''Türkiye Cumhuriyeti kökenli KKTC vatandaşlarının, KKTC hükümeti ve Kıbrıs Rum yönetiminin geçişlerle ilgili olarak aldıkları karar ve uygulamalardan dışlandığını'' belirtti. 

''Türkiye Cumhuriyeti kökenli KKTC vatandaşları, en temel insan haklarından göz göre göre mahrum bırakılmakta, adeta yok sayılmaktadırlar. Esas konu budur. Yoksa sorun, sadece güneye geçip geçmeme konusu değildir'' diyen Çevikel, Rum tarafının bu vatandaşlarakarşı ırkçı ve gayri insani tutumunu kınadıklarını kaydetti 

 HÜRRİYET 02.05.2003

Kıbrıs'ta atak üstüne atak

Rum Yönetimi, BM Genel Sekreteri'ne 'Yeni girişim başlat' çağrısına hazırlanıyor. Türkiye ise Rumların açtığı davaları KKTC yargısına yönlendirmek için Avrupa Konseyi'ni markaja aldı

02/05/2003 RADIKAL

LEFKOŞA/ANKARA - Kıbrıs'ta KKTC'nin başlattığı serbest geçişler ve Rum Yönetimi'nin Türklere yönelik 'teşvik tedbirleri'nin yarattığı yakınlaşma ortamı siyasi çözüm için henüz umut vermezken, taraflar karşılıklı atağa kalkıyor. KKTC'nin serbest geçişlerle tanınma durumunun ortaya çıkması ve BM himayesinden uzak bir arayıştan rahatsız olan Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos AB'ye katılım anlaşmasının ardından benimsediği oyalama taktiğinden vazgeçiyor. Papadopulos'un BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a bir mektup göndererek çözüm çabalarını yeniden başlatmasını isteyeceği belirtiliyor. Papadopulos, son olarak Rumların KKTC'ye girişte, Türklerin de çıkışında pasaport gösterme zorunluluğunu protesto ederken, "İşgal rejimi bu yolla bölünmüşlüğü teyit edeceğini umuyorsa aldanıyor" dedi. Papadopulos, Maraş'ı BM'nin temsil etmesi, Türk askerinin Kıbrıs'tan ayrılması ve KKTC'deki Rum-Hıristiyan eserlerinin korumaya alınmasını istedi.
Rum Yönetimi'nin teşvik paketinde Türklerin KKTC damgası taşımaması kaydıyla mallarını satabilmesi, ortaokullarda Türkçenin seçmeli dil olması, Türklerin 'Kıbrıs vatandaşı' olması kaydıyla Avrupa Parlamentosu seçimime katılması gibi unsurlar var.

Denktaş: Gölgelemek istiyorlar
KKTC lideri Rauf Denktaş paketi henüz incelemediğini söylerken, "Bizim açılımımızı gölgelemek için yapılmıştır. Dikkatle incelemek lazım" dedi. Türk tarafının yeni atağıysa KKTC'de yasayla özel bir kurul oluşturup Rumların Kuzey'de kalan mülkiyetlerin bedelini ödemek. Türkiye, bu konuda Avrupa Konseyi ülkelerini yakın markaja alırken, ilgili ülkelerin büyükelçileri dün Dışişleri'ne çağrılarak girişim anlatıldı. Hedef 45 ülkeden 30'unun oyunu toplayıp Avrupa Konseyi Delegeler Konseyi'nden gerekli kararı çıkarmak. Ankara tepkilerin olumlu olması nedeniyle umutlandı. Konsey, KKTC'nin iç hukuk yolu oluşturması ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ndeki (AİHM) başvuruların buraya sevkini kabul
ederse, AİHM'de Rum Titina Louizudou'nun Türkiye'den alması kararlaştırılan
850 bin dolarlık tazminat 'emsal kabul edilmemek kaydıyla' ödenecek.
(Radikal, dha)