KAPILARDA İŞKENCE ALIŞ VERİŞTE VURGUN
VURGUNCULAR İŞ BAŞINDA: Kuzeye ve güneye geçişlerin serbest bırakılmasıyla sınır kapılarında görülen izdiham artarak sürerken hem kuzeyde, hem güneyde alışverişlerde fahiş fiyatlar uygulandığı yönünde şikayetler alınıyor...Kuzeye geçen Rumlar, bazı Kıbrıslı Türk taksicilerin ve restoran işletmecilerinin fahiş fiyat uyguladıklarından şikayet ederken, Rum basını da güneye geçen Kıbrıslı Türklerin fiyatları bilmemesinin bazı taksiciler ve satıcılar tarafından istismar edildiğine dikkat çekiyor
30 MİLYONLUK YEMEĞE 130 MİLYONLUK HESAP: Çok sayıda KKTC vatandaşı KIBRIS'ı arayarak, kuzeye geçen Rumlardan alışverişlerinde yüksek miktarda para talep edildiğini belirterek, yetkilileri bu konuda önlem almaya çağırmamızı istedi. Gazetemize yapılan ihbarlar arasında, bir restoranda 30 milyon liralık yemek için 130 milyonluk hesap geldiği iddiası da yer aldı. İhbarda bulunan vatandaş, talep edilen parayı ister istemez ödeyen Rum konuklarımızın bu durum karşısında hayretlerini gizleyemediğini belirtti.
KIBRIS 26/04/2003
AKIN AKIN GELİYORLAR
KKTCli yetkililer, talebi
karşılamak için teknik donanımı artırmaya yönelik
çalışmalarını sürdürürken, bugün de İkibuçuk Mil
Sınır Kapısının açılacağı bildirildi
Her an kapanabilir
kaygısıyla kapılara yığılan Türkler ve Rumlara
çağrıda bulunan Serdar Denktaş, Bu geçici bir karar değil;
kapılar kapanmayacak dedi
Kıbrıslı
Rumların KKTCye akın etmesini çok olumlu olarak değerlendiren
Cumhurbaşkanı Denktaş, Rum yönetimine seslenerek
İşgal nerede kaldı diye sordu
Denktaş, Annan
planı savunucularına da çağrıda bulunarak, Kendi siyasi
amaçlarınız uğruna TC kökenli KKTC vatandaşlarını
kullanma oyunundan vazgeçin. Bu ayıptır dedi
Kuzey
ile Güney Kıbrıs arasında günübirlik serbest bırakılan
geçişler 3üncü gününe girerken, özellikle Rumların artan talebi
nedeniyle izdiham her geçen saat daha da artıyor. KKTC, talebi
karşılamak için teknik donanımı artırmaya yönelik
çalışmaları sürdürürken, İkibuçukmil Sınır
Kapısının da bugün açılacağı bildirildi.
Serbest
geçişlerin üçüncü gününde 9048 kişi yararlandı. Dün
Beyarmudundan 3821 Rum ile 201 Türk geçiş yaparken, Ledra Palacaden ise
4212 Rum, 2571 sebest geçişten yararlandı. Dünkü geçişler
sırasında ise 1015 Kıbrıs Rum plakalı araç da KKTCye
geçti.
Kapılar
her an kapanabilir kaygısıyla kapılara yığılan
Türkler ve Rumlar her açıdan büyük bir kaosa neden olurken, Devlet
Bakanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, Bu
geçici bir karar değil, kapılar kapanmayacak diye teminat vererek
halkı panik olmamaya çağırdı.
8-10 SAAT KUYRUK ÇİLESİ
Bakanlar
Kurulunun ani kararıyla çarşamba günü iki tarafa da açılan
barikatlardaki yoğunluk gün geçtikçe azalmak yerine artırıyor.
Beklenin aksine Türklerden fazla Rumlar barikatlara
yığılırken, Beyarmudu ve Ledra Placeta büyük bir izdiham
yaşanıyor. 8-10 saat kuyruklarda bekleyerek evlerini, köylerini
görmeye giden, eski komşularını ve dini yerleri ziyaret eden
Rumlar, geçişlerde yaşanan tüm sorunlara rağmen mutlu bir
şekilde dönüyorlar.
KKTC,
yoğun talebi karşılamak için girişlerde görev yapan
bilgisayar ve görevli sayısını sürekli takviye ediyor.
İlgili bakanlıklarla belediyenin işbirliğiyle sorunlar
adım adım çözümlenmeye çalışılırken,
İkibuçuk Mil Sınır Kapısının da yarın
açılmasıyla biraz rahatlama olması bekleniyor.
Bu
arada sınırlara yakın bölgelerle Lefkoşanın iki
tarafında da emsali görülmemiş bir yoğunluk yaşanıyor.
Lefkoşanın kuzeyi yanında güneyinde de trafik
karmaşası yaşanırken, park yerleri talebe yanıt vermez
oldu.
KKTC
polisi, Ledra Palace yakınlarındaki yolları trafiğe
kapatarak önlem almaya çalışırken, belediye de gerek bölgenin,
gerek ara bölgenin düzenini sağlamak için tüm gücünü seferber etti.
Ara
bölgede geçiş için saatlerce bekleyen Türk ve Rumların doğal
ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için portatif tuvalet ve
su bidonları yerleştiren belediye, 2 günde ara bölgenin tüm
temizliğini yaparak çöp bidonları da yerleştirdi.
DENKTAŞ VE ALBAYRAK LEDRA
PALACETA
Devlet
Bakanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ile
İçişleri, Köyişleri ve İskan Bakanı Mehmet Albayrak
dün gün boyu Ledra Palaceta işlemleri yakından izlediler.
Ledra
Palaceta inceleme yaparken soruları yanıtlayan Devlet Bakanı
Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, İnanılmaz
bir talep var. Görevlilerin ve bilgisayarların sayısını
dünden bugüne iki kat artırmamıza rağmen talebi
karşılamak mümkün olmuyor. Yarına (bugün) 3-4 ek bilgisayar daha
konacak. Elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz dedi.
Denktaş,
özellikle Türklerin araçlarıyla geçişlerine olanak
sağlanması ve TC kökenli vatandaşlara uygulanan
ayrımların kaldırılması yönündeki taleplerine olumlu
yanıt istediklerini kaydetti.
İÇİŞLERİ
BROŞÜR HAZIRLADI
Gün
boyu Ledra Palaceta inceleme yapan İçişleri, Köyişleri ve
İskan Bakanı Mehmet Albayrak yaptığı açıklamada,
izdihama çare bulmak için yeni önlemler üzerinde
çalıştıklarını söyledi ancak ayrıntı
vermedi.
Albayrak,
Kuzeye geçen Rumlara yardımcı olmak amacıyla acil servisler,
telefon numaraları gibi temel
bilgiler içeren bir broşür hazırladıklarını,
İngilizce ve Türkçe olmak üzere iki dilde hazırlanan broşürün
ybugünden itibaren giriş kapılarında
dağıtılabileceğini de bildirdi.
BELEDİYE ARA BÖLGEDE
ÇALIŞTI
Lefkoşa
Türk Belediyesinin Ledra Palace bölgesindeki çalışmaları da
artarak devam ediyor. Belediyenin çalışmaları çerçevesinde,
çevre düzenlemesi yapılması ve alternatif yol veya park yeri
yaratılması amacıyla yıllardır bölgenin simgelerinden
olan dikenli tellerin bir bölümü kaldırıldı.
Bölgeye
oturma bankları, su depoları yerleştiren Lefkoşa Türk
Belediyesi, özellikle surların altındaki otları temizleyip
ağaçları budamaya başladı. Işıklandırma için
sokak lambalarını artıran belediye, sınır
kapısında tuvalet olanağı da yarattı.
ARABAYLA
GEÇİŞE ÇARŞAMBA GÜNÜ İZİN VERİLECEK
Kıbrıs Rum yönetiminin,
Çarşamba günü başlayan serbest geçiş çerçevesinde Rum
tarafına geçen Kıbrıslı Türklerin araçlarıyla
geçmesine haftaya çarşabma günü izin vereceği bildirildi.
Rum radyosunun haberine
göre, Rum yönetimi Ulaştırma ve Bayındırlık
Bakanı Kiryakos Kazamias, Kıbrıslı
Türklerin Rum
tarafına araçları ile geçişleri için çalışmalar
yapıldığını bildirdi.
Rum yönetimi sözcüsü
Kipros Hrisostomidis de, 'tüm 'Kıbrıs
vatandaşlarının', tüm 'Kıbrıs' toprağında
özgürce dolaşmalarını kolaylaştırmak amacıyla BM
Barış Gücü'nden iki geçit daha açmasını istediklerini'
belirtti.
HALKIN SESİ 26.04.2003
|
Kıbrısta
serbest geçişe yoğun ilgi |
|
|
|
Kıbrısta
iki taraf arasındaki geçişlerin serbest
bırakılmasının dördüncü gününde, Kuzey Kıbrıs
Türk Cumhuriyetine geçmek isteyen Rumların yoğun ilgisi sürüyor. |
26 Nisan NTV- Sınırda dün yaşanan
izdihamın ardından, bugün de binlerce Rum Türk tarafına
geçebilmek için sıraya girdi. Geçişleri hızlandırmak
amacıyla, Lefkoşadaki Ledra Palas ve Pile sınır
kapısına ek olarak, Magosa yakınlarındaki 2,5 Mil
sınır kapısı da geçişlere açıldı.
Altyapı eksikliği nedeniyle 3 gün gecikmeli olarak
açılan 2,5 Mil Kara Giriş Kapısına da diğer
kapılarda olduğu gibi Rumlar büyük ilgi gösteriyor.
Ortodoks Rumların dini günü nedeniyle,
yarın çok daha fazla kişinin Türk tarafına geçmesi bekleniyor.
Binlerce Rumun, Ortodoksların en kutsal mekanlarından biri olan
Karpazdaki Apostolos Andreas manastırına geçmek için, aileleri ve
araçlarıyla Türk tarafına geçmek isteyeceği tahmin ediliyor.
|
|
|
|
|
|
KKTCye Rum akını
Paskalya tatilinden yararlanan on bini
aşkın Rum, KKTC sınırından geçmek için saatlerce
sıra bekledi.
26 NisanNTV- KKTC ile Kıbrıs Rum Kesimi arasında
geçişlerin serbest bırakılmasının ardından, Türk
tarafına geçmek isteyen Rumların sayısı her geçen gün
artıyor. KKTCye geçmek isteyen Rumlar, dün de sınır
kapılarında izdiham yarattı. NTVye açıklama yapan KKTC
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar
Denktaş, Rumların geçiş talebine yanıt vermekte
zorlandıklarını söyledi.
KKTC ile Rum kesimi arasında başlayan serbest
geçişler, karşılıklı devam ediyor. Lefkoşada
havanın kötü olmasına rağmen, Paskalya tatiline giren Rumlar dün
sabah saatlerinden itibaren KKTC sınır kapılarında izdiham
yarattı. Saat 09.00da başlayan geçişlerde Ledra Palas
Sınır Kapısında büyük yığılma oldu.
Rumların araçlarla geçmek istemeleri de yığılmayı
artırdı. Bunun üzerine Ledra Palas kapısından araçla
geçişler durduruldu.
KİLOMETRELERCE KUYRUK
KKTCye geçmek isteyen Rumların
oluşturduğu uzun kuyruk, Lefkoşanın Rum kesiminden
başlıyor ve KKTC sınır kapısına kadar
uzanıyor. KKTCye geçiş için bekleyen Rumların
oluşturduğu kuyruğun 5 kilometreyi bulduğu belirtiliyor.
SERDAR DENKTAŞ: BU KADAR İLGİ BEKLEMİYORDUK
NTV Lefkoşa muhabiri Selim Sayarının
sorularını yanıtlayan KKTC Başbakan
Yardımcısı ve Turizmden Sorumlu Devlet Bakanı Serdar
Denktaş, Rumların bu kadar yoğun ilgi göstermesini beklemediklerini
söyledi. Denktaş, önlem olarak barikatlardaki memur
sayısını artırdıklarını ve Ledra Palas
kapısından sadece yaya geçişe izin verdiklerini belirtti.
İZDİHAM GERGİNLİK YARATTI
Beklenmeyen izdiham nedeniyle kayıt
işlemleri yetersiz kaldı, sırada bekleyen Rumlarla zaman gerilim
yaşanıyor. Birleşmiş Milletler görevlileri bir sorun
yaşanmaması için ara bölgede önlemler aldı. Bu arada Rum
yetkileri, sınırlarda uzun kuyruk oluşmasının, Türk
tarafının uyguladığı işlemlerden
kaynakladığını iddia ederek, Türk tarafını
suçluyor.
RUMLARIN ALIŞVERİŞİ PİYASAYI CANLANDIRDI
Öte yandan Rumların KKTCye yoğun
geçişleri çarşıya da hareketlilik kazandırdı.
KKTCdeki ürünleri ucuz bulan Rumlar, genelde konfeksiyon ürünleri, sigara,
içki, elektronik eşya ve balık satın aldıkları
belirtiliyor. Araçlarıyla giriş yapan bazı Rumların,
KKTCde benzinin Rum kesimine göre ucuz olması nedeniyle
araçlarının depolarını doldurduğu gözleniyor. Rum
yetkilileri ise KKTCye geçen Rumların alışveriş
yapmasını önlemek amacıyla, yasalarda bu kişilere 2
yıl hapis öngörüldüğünü hatırlatıyor.
ATİNA SERBEST GEÇİŞTEN MEMNUN
Kıbrıstaki son gelişmeleri
Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis ile görüşen Yunanistan
Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu, KKTC ile Kıbrıs
Rum Kesimi arasında geçişlerin serbest bırakılması
kararından duydukları memnuniyeti Bayram günü yaşanıyor
diyerek dile getirdi. Papandreu, bu gelişmelere Kıbrıs Rum
Kesiminin Avrupa Birliği üyeliğinin de büyük katkısı
olduğunu söyledi. Papandreu Kıbrıs vatandaşları
adadaki duvarın yıkılmasını istiyor.
Kıbrısta artık yeni bir dinamizm var dedi.
RUM KESİMİNE GEÇEN TÜRKLERDE AZALMA
Lefkoşa Türk Belediyesi ekipleri de, bölgede
park sorununu çözmek için, ara bölgedeki yeşil alanı temizliyor.
Rumların yoğun şekilde KKTCye geçmelerine rağmen, Rum
kesimine geçen Türklerin sayısında azalma olduğu gözleniyor.
TÜRKLER ARABAYLA GEÇİŞ YAPABİLECEK
Öte yandan Kıbrıs Rum yönetiminin, Adada
3 gün önce başlayan serbest geçiş çerçevesinde Rum tarafına
geçen Kıbrıslı Türklerin araçlarıyla geçmesine önümüzdeki
hafta izin vereceği bildirildi.
Rum radyosunun haberine göre, Rum yönetimi
Ulaştırma ve Bayındırlık Bakanı Kiryakos
Kazamias, Kıbrıslı Türklerin Rum tarafına araçları ile
geçişleri için çalışmalar yapıldığını
bildirdi. Kazamias, Önümüzdeki hafta içinde kolaylığın
sağlanacağını açıklayarak, gelişmelere tepkisiz
kalmadıklarını kaydetti.
Rum yönetimi sözcüsü Kipros Hrisostomidis de, Tüm
Kıbrıs vatandaşlarının, tüm Kıbrıs
toprağında özgürce dolaşmalarını
kolaylaştırmak amacıyla BM Barış Gücünden iki geçit
daha açmasını istediklerini belirtti. Hrisostomidis, Lefkoşada
yayaların geçişini kolaylaştırmak amacıyla
Lokmacılar Barikatında, otomobillerin geçişini kolaylaştırmak
amacıyla da Aydemette geçit açılmasını önerdiklerini
söyledi.
KKTC'yi
Rumlar istila etti
Hüseyin ALKAN
Kıbrıs'ta serbest geçişlerin üçüncü gününde KKTC, Rum istilasına uğradı. Lefkoşa'daki Ledra Palas ve Pile'deki Beyarmudu sınır kapılarından dün Kuzey Kıbrıs'a yaklaşık 15 bin Rum geçti. Rumların paskalya tatili dolayısıyla barikatlara akın etmesi nedeniyle büyük izdiham yaşandı. Bazı Rumlar KKTC'ye geçebilmek için 15 saat bekledi. KKTC'den güneye geçen Türklerin sayısı ise 1500'de kaldı.
Ada'da
serbest geçişlerin üçüncü gününde, gece saat 02.00'den itibaren
sınıra gelen Rumlar, binlerce araçlık konvoylar oluşturdu.
Lefkoşa'daki araç kuyruğu bir ara 5 kilometreye ulaştı.
Beyarmudu kapısında ise 3 bin aracın olduğu gözlendi.
İzdiham,
ara bölgenin denetiminden sorumlu olan Barış Gücü askerlerine de zor
anlar yaşattı. Barış Gücü askerleri yağmur
altında bekleyen kalabalığı zaptetmekte zorlandı. BM
askerleri, Rumları tutmak için ara bölgeyi zaman zaman kapattı.
Kapıların açılmasıyla Yeşil Hat, ana baba gününe
döndü.
EOKA YAZISINA BOYA
Türk
yetkililerin geçişleri kolaylaştırmak için azami çaba
sarfetmesine karşın Rumlar, izdihamdan KKTC Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş'ı sorumlu tuttu. Araç kuyruğundaki Rumlar,
Denktaş geçişleri bilinçli olarak yavaşlatıyor. Bizimle
dalga geçiyor, duygularımızla oynuyor dediler.
Bu
arada Rum Yönetimi, güneye geçen Türklerin sempatisini kazanmak için yeni
önlemler almaya başladı. Ledra Palas'taki Rum barikatında,
üzerinde EOKA ve Enosis yazan duvarlar boyandı. Türkler için
Larnaka, Limasol ve Baf'a ücretsiz otobüs seferleri kondu. Rum Yönetimi Lideri
Tasos Papadopulos, Rum kimliği ve pasaportu almak isteyen Türkler için
Türkçe broşür basılmasını istedi.
OTOMOBİLLERE İZİN
Rum yönetiminin ayrıca önümüzdeki perşembe gününden itibaren Kıbrıslı Türklerin otomobilleriyle güneye geçmelerine izin vereceği belirtildi. Rum Yönetimi, ehliyet ve ruhsatlarını yasadışı saydığı için Türklerin sadece yaya olarak güneye geçmesine imkan tanıyordu. Cumhurbaşkanı Denktaş, önceki gün bu konuda Rum Yönetimi'ni uyarmış, bu sorunun çözülememesi halinde Türk tarafının da araçla girişi yasaklayabileceğini açıklamıştı. Rumların dönüşte yanlarında bol bol sigara götürdükleri gözleniyor. KKTC'de 2 milyon 200 bin liraya satılan bir paket yabancı sigara Güneyde yaklaşık 7 milyon TL.
HÜRRİYET 26.04.2003
KKTC'ye
akın sürüyor
KKTC'nin
serbest geçiş kararıyla Türk ve Rumlar sınır
kapılarına akıyor. Paskalya tatili nedeniyle dün 20 bin Rum
sınıra yığıldı. BM'den geçişler için
yardım istendi
26/04/2003
RADİKAL
YORGO
KIRBAKİ
ATİNA - KKTC yönetiminin adada iki kesim arasındaki geçişleri 29
yıl sonra serbest bırakmasını izleyen akın sürerken,
Paskalya tatili özellikle Rumların kuzeye geçmek için sınırlarda
yığılması sonucunu doğurdu.
Yeşil Hat'ta dün yaklaşık 20 bin Rum KKTC'ye geçmek için uzun
kuyruklar oluşturdu. Rum Kesimi'nde otomobilini alan soluğu
Yeşil Hat'ta alırken, büyük izdiham yaşanan Beyarmudu ve Ledra
Palas kapılarında saatlerce bekleyen Rumların, bir an önce KKTC'ye
geçebilmek için kendi aralarında kavga ettiği dahi gözlendi.
Geçişlerin düzenlenmesi için adadaki BM Barış Gücü devreye
girdi.
Saatlerce
bekliyorlar
Rumların otomobilleri, Lefkoşa'nın Rum Kesimi'nin
yarısını kaplayan bir kuyruk oluştururken, yüzlerce Rum
sıra tutmak için gece otomobillerinde sabahladı. KKTC'ye girebilmek
için 15 saat bekleyen oldu. KKTC makamları geçişi
kolaylaştırmak için Ledra Palas kapısında bilgisayarlı
sisteme geçerken, pazar günkü Paskalya Yortusu sebebiyle KKTC'ye geçecek Rum sayısının
rekor düzeye ulaşması bekleniyor. Rum Kesimi'ne geçen
Kıbrıslı Türklerin sayısı dün akşama dek 2 binin
üstüne çıkarken, KKTC'ye geçen Rumların sayısı 5 bini
buldu. Rum radyosu, 10 bin Rum'un Beyarmudu sınır kapısında
beklediğini, Beyarmudu-Pile yolunun trafiğe
kapandığını duyurdu. Rumlar özellikle Karpaz'daki Ortodoks
manastırını ziyarete gidiyor.
KKTC'nin bu kararıyla uluslararası planda 'propaganda
savaşı'nı kaybeden Rum Yönetimi ise, Rumların KKTC'ye
geçişini engelleme çabasında. Rum lider Tasos Papadopulos, tüm
dünyanın Denktaş'ın inisiyatifinden duyduğu memnuniyeti
açıklaması karşısında, mayıs başında
ilan edeceği Kıbrıslı Türklere yönelik 'teşvik edici'
önlemler paketini, salı veya en geç çarşamba günü
açıklamayı kararlaştırdı.
Rumlar
duvar yazısı siliyor
Rum Yönetimi, hem güneye gelen Türklere hoş görünmek hem de dünya
medyası dikkatini Kıbrıs'a
yoğunlaştırdığı için Lefkoşa'da
yıllardır duran Türkiye aleyhtarı ve Kıbrıs'ı
Yunan gösteren 'enosis' yanlısı duvar yazılarının
silinmesi talimatı verdi.
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Paskalya tatili sonrası
Rum Yönetimi'nden Kıbrıslı Türklerin otomobille geçişine
izin verilmesini isteyeceklerini açıklarken, Rum Ulaştırma
Bakanı Kazamias, gelecek hafta bu konuda
kolaylaştırıcı düzenlemeler yapılacağını
açıkladı. Rum Yönetimi dün ayrıca BM
aracılığıyla KKTC'den geçişlerin
kolaylaştırılması için iki yeni geçiş noktası
daha açılmasını istedi.
Serbest geçişler KKTC'de ekonomiyi canlandırırken, Rum Yönetimi
KKTC'deki ucuzluğun ekonomisine darbe vurması
olasılığından endişeli. KKTC'ye giden Rumların,
kasalar dolusu içki, yabancı sigara, elektronik eşya, konfeksiyon
ürünleri, kilolarca ekmek kadayıfı ve balıkla geri dönmesi
üzerine, Rum Yönetimi gümrüksüz mal bulundurmanın iki yıla kadar
hapis cezası öngördüğünü, gümrüksüz mallara el
konulacağını hatırlattı.
KKTC'deki barlarda çalışan Rus ve Ukraynalı kadınlar
geçiş serbestisinden özellikle memnun görünüyor. Rumlar, KKTC'de benzin
fiyatının daha ucuz olmasından da istifade etti.
Atina
memnun görünüyor
Yunan yönetimi de adadaki gelişmelerden memnun. Yunan
Dışişleri Bakanı Yorgos Papandreu "Kıbrıs
halkı adadaki duvarın yıkılmasını istiyor. Yeni
bir dinamizm oluştu" dedi.
Türk Dışişleri Bakanlığı ise ABD ve AB üyesi
ülkelerin büyükelçilik temsilcilerine Kıbrıs konulu bir brifing
verdi. Kıbrıs Dairesi Genel Müdürü Büyükelçi Ertuğrul
Apakan'ın verdiği brifingde, Denktaş'ın Rum yönetimine
yaptığı bir ayağı geçiş serbestisi olan altı
maddelik 'güven artırıcı önlemler' paketi hakkında bilgi
verildi.
Avrupa Konseyi: Tarihi bir adım
26/04/2003
RADİKAL
AA - STRASBOURG - Avrupa
Konseyi Genel Sekreteri Walter Schwimmer, Kıbrıs'ta serbest
geçişleri 'tarihi bir adım' diye niteledi. Schwimmer, 1 Ocak 20003'te
adayı ziyaretinde KKTC lideri Rauf Denktaş'a, Yeşil Hat'ı açmasını
önerdiğini söylerken, "Kıbrıs'ın eski bir dostu
olarak, Yeşil Hat'ın açılması benim için duygusal bir
durum" dedi. "Bu kararın çözüm için geri dönülmez bir ivme
yaratacağına inanıyorum" ifadelerini kullanan Schwimmer,
Avrupa Konseyi'nin Rum ve Türk liderleri Strasbourg'a davet etmeyi
değerlendirdiğini belirtti. Genel sekreter, AB'nin adadaki
yumuşama ortamına desteğinin önemini de vurguladı.
Kıbrıs'ta
bitmeyen tango
AB,
Kıbrıs yüzünden kaygılı. Ancak Avrupa başkentlerinde
bu krizden Türkiye'nin daha çok zarar göreceği vurgulanıyor. Ankara
Kıbrıs için yeni bir strateji ve söylem geliştirmeli
26/04/2003
RADİKAL
Dr. BAHADIR KALEAĞASI
Brüksel'de, Avrupa Birlği (AB) Komisyonu üyeleri, Avrupa parlamenterleri,
diplomatlar ve özel sektör temsilcilerinin katıldığı bir
gayriresmi toplantıda geçen bir diyalog:
- Sayın büyükelçi, sizin ülkenizle aynı boydaki Yunanistan'ın AB
içindeki kurumsal gücünü bir anda ikiye katlamasına ne diyorsunuz?
- Neyi kastediyorsunuz?
- Kıbrıs'ın üyeliği ile AB içindeki mevcut 9 küsur milyon
Yunanlı'ya, 600 bin kadar daha eklenecek. Fakat buna mukabil iki Yunan
devleti, Bakanlar Konseyi'nde iki Yunan veto hakkı, Komisyon'da iki
Yunanlı üye ...
- Evet, aslında bu durum can sıkıcı. Hele Yunanistan'ın
geçmişte bu veto hakkını nasıl gerginlik yaratıcı
bir şekilde kullandığı hatırlanırsa...
- Sonuçta, Avrupa Birliği'nin Kıbrıs'ta yürüttüğü politika
başarısız.
- Fakat bu durumda Türkiye'nin de payı var. Eğer Annan
Planı'nı kabul etmiş olsaydınız, büyük
olasılıkla Rum tarafı reddedecek ve bugün
Kıbrıs'ın üyeliği fiilen askıya alınmış
olacaktı. Kabul etmesi durumunda ise, Türk tarafı da AB'ye
girmiş olacak ve Yunanlıları dengeleyecekti. Zaten, bu vesileyle
Kıbrıs artık çok farklı bir devlet haline gelmiş ve
Türk-Yunan çatışmaları geride kalmış olacaktı.
Fakat bu yıl içinde çözüm için hâlâ iyimseriz.
- Evet daha umut var. KKTC lideri Denktaş'ın iki taraf arasında
kişilerin geçişini serbestleştirmesi, Brüksel'de çok olumlu etki
yarattı. Fakat, Simitis'in 'enosis'ten bahsetmesi talihsizlik.
- Nasıl böyle bir hata yapar? Bu iş Şaron-Arafat
kısırdöngüsüne benzemez umarım. Tabii 'enosis' Yunanca'da
birleşme anlamında ve gerçekten de Kıbrıs Avrupa ile
birleşti. AB tek pazarının ve kurumlarının bir parçası
olmayı garantiledi. Yakında euro'ya da geçecek. Sorun bu
birleşmenin Yunanistan lehine bir dengesizlik yaratacak olmasında.
Bunu da tersi-
ne çevirebilecek olan, Türk tarafının olası bir çözüm
atağı. Biz Annan Planı'nın masada kalması ve
Rumların bundan kaçmalarını önlemek için çaba göstereceğiz.
- Umarım bunu yaparken, Türkiye'nin AB üyeliği sürecinin sorgusuzca
ilerlemesinin belirleyici bir etken olduğunu bu sefer daha iyi dikkate
alırsınız.
Türkiye
stratejik düşünmeli
Kıbrıs konusunda Avrupa Birliği'ne gerçekten bir kaygı sisi
hâkim. Tabii bir noktadan sonra, özellikle Almanya ve Fransa gibi ülkelerin
siyasi önceliklerinde geri planda kalan bir dosya bu. Fakat, sonuçta AB'yi hiç
istemediği bir şekilde Türkiye ile krizli ilişkilere
götürebilecek bir dosya olması, önemli bir sorun olarak görülüyor. Avrupa
başkentlerindeki analizlerde, bu yönde bir krizden Türkiye'nin siyasi ve
ekonomik açılardan daha fazla zararla çıkacak olması da
vurgulanıyor.
Bu aşamada, Türk dış politikasının
yaşadığı '21. yüzyıl gerçeklerine uyum' sorunu da
belirginleşmekte. Kıbrıs sorununda Türkiye'nin
başından beri dayandığı bir yasal çerçeve ve
kaçınılmaz siyasi zorunluluklar var. Bunlar sonucunda Türkiye'nin
Kofi Annan tarafından hazırlanan plana itirazları haklı
olabilir.
Güçlü
demokrasi ve ekonomi
Fakat, her ülke gibi Türkiye de sorunlarını ulusal
çıkarlarının bütününü gözeterek değerlendirmek zorunda.
Temel stratejik çerçeve, güçlü bir demokrasi ve tutarlı bir ekonomik
kalkınma modeline dayanmalı. AB ile ilişkiler, Kıbrıs
ve Irak gibi kritik alanlarda, bu noktadan hareketle siyaset belirlemek ülkenin
çıkarları ile daha uyumlu sonuçlar doğurur. Ayrıca, insan
hakları sorunları olan, halkına çağdaş eğitim ve
sağlık koşulları sağlayamayan ve yolsuzlukları
önleyemeyen ülkeler, ister istemez uluslararası davalarında zafiyet
içinde kalıyorlar.
Kıbrıs sorununu bu bütünün bir parçası olarak
değerlendirmek zorundayız. Aksi takdirde, uluslarara-sı zeminden
yoksun politikalarla, yalnızca Kıbrıs'ta kaybetmiyor, genel
ulusal çıkarlarımız siyasi ve ekonomik açılardan önemli
yaralar alıyor. Bu tabii ki bir 'Ver kurtul' anlayışına
dönüşmemeli. Doğal olarak, bir siyasi uzlaşma ile sonuçlanacak
müzakerelerde her iki taraf için de tercih edilmeyen unsurlar olacaktır.
Sonuçta, Türkiye için hiçbir anlaşma kolay değil.
Ankara
hataları kavrayamadı
Bunda belki de yıllardır yürütülmüş Kıbrıs
politikamızın hataları ve zamanın nasıl aleyhimize
işlediğini kavrayamamış olmamızın rolü var.
Kıbrıs kadar tarihte hiçbir zaman ulusal kimlik ve devlet yapısı
sahibi olmamış, iki ayrı ülkeye aidiyet duygusu ile
bağlı iki farklı etnik grubun olduğu bir kara
parçasında, 1960 yılında başlayan yapay bir
bağımsız devlet kurma denemesi başarısız. Belki
1974 sonrasında taksim istemenin ortamı oluşabilirdi. Bugün ise
artık çok geç. Geldiğimiz noktada artık ileriye bakmalı ve
çözümü genel bir stratejik çerçeveye yerleştirmeliyiz. Bunu yaparken,
'Hayır, ama' üslubunu, 'Evet, ama' olarak değiştirmenin
zamanı da çoktan geldi geçti.
Önümüzdeki zaman kısa. Bu dönemde Türkiye'nin başarması gereken
önemli bir hamle var: AB'nin karşısına eksiksiz bir 'Kopenhag
Siyasi Kıstasları'na uyum' tablosunun vereceği güç ile
çıkmak. Yasaları ve uygulamasıyla demokratik saygınlık
sahibi bir ülke olmak. Bunlar yerine getirilirsi, Kıbrıs'ta
pazarlık için dengeler bizim için daha olumlu olacaktır.
Göç sorunu
aşılmalı
Türk tarafını en çok rahatsız eden sorunlardan biri için de
bastırmak gerekiyor bu dönemde. Kuzey'e Rumların,
kısıtlı miktarda da olsa geri dönüşünün şimdilik
askıya alınmasını talep etmek için geçerli nedenler var.
Güneyde bir sığın-macı sorunu yokken, maddi bir gereksinim
söz konusu değilken, daha temkinli bir çözüm sürecini savunmak olası.
Diğer taraftan, bu sorunun başka bir boyutunu da görmeliyiz. Rumlara
göre Annan Planı ile Kuzey koruma altına alınırken, Güney
olağan bir AB toprağı haline getirilerek tüm AB
vatandaşlarının yerleşimine açılıyor. Böylece,
örneğin birer Alman, Fransız veya Hollanda vatandaşı olarak
yüz binlerce Türk fiilen Kıbrıs vatandaşı da oluyor.
İstediği gibi Güney Kıbrıs'a gelir, iş kurar, bakkal
açar, kebap salonu işletir, Almanya'dan aldığı emeklilik
veya işsizlik parası ile daha ucuz ve köklerine yakın bir
ortamda geçinir, ve hatta belediye başkanı seçilebilirler. Bunun
önünde hiçbir yasal engel kalmıyor. Tek sorun, bölünmüş bir
Kıbrıs durumunda, AB vatandaşı Türklerin Güney
Kıbrıs'a yerleşmekten ürkecek olmasıdır.
Dünya değişiyor ve Avrupa Birliği gelişiyor.
Kıbrıs'ın her iki kesiminin ortak çıkarı, siyasi huzur
içinde bir ekonomik istikrar ve turizm merkezi olmak. Etnik
çatışmaların nüksetmesi Kıbrıs'ın
refahının sonu olur. Başarılı bir çözüme
kavuşmuş Kıbrıs ise, AB içinde Türkiye için bir siyasi
müttefik, ekonomik açıdan ise doğal bir etki alanı konumuna
gelebilir. Türkiye'nin AB'ye üyeliği için Kıbrıs
şantajına gereksinimi yok, yakışık almaz ve zaten
sonuçsuz kalır. Kıbrıs Türkiye için bir kendine güvensizlik
aynası olmamalı.
Kendimizi
anlatabilmek
Bunun anlamı, daha yapıcı ve çözümcü politikalar. Hem de daha
atılgan ve temel sorunlara odaklanmış bir müzakere kurgusu. Ada
içi göç, Papadopulos'un EOKA ve Yugoslav karaparası lekeli geçmişi,
Batı Trakya Türkleri sorununun Kıbrıs'a izdüşümleri ve
Türkiye'nin AB üyeliği sürecinin geri dönülmez kılınması
gibi endişe kaynaklarımızı daha usta bir iletişimle
uluslararası kamuoyuna aktarmaktan çekinmemeli. Fakat, ne olursa olsun,
önümüzdeki aylarda zaman bu sefer aleyhimize akıp gitmemeli. Türkiye'nin
genel ulusal çıkarları daha fazla yıpranmamalı.
Bir başka üst düzey katılımlı gayriresmi Brüksel
toplantısında, konuşmacı Kemal Derviş,
Kıbrıs konusundaki çıkış yollarını
Avrupalıların en iyi anlayacağı dilde anlatırken,
özellikle vurguluyor:
"Artık, çağdaş milliyetçilik veya yurtseverlik
halkların mutluluğunu esas almak zorunda. Siyasi ve ekonomik istikrar
gerekli dolayısıyla. Bunun bir boyutu da her ülkenin
komşularıyla iyi ilişkilere ve işbirliğine gereksinimi
olması. Bu Türkiye için ne kadar geçerliyse, Yunanistan ve
Kıbrıs için de en az o kadar geçerli."
Dr. Bahadır Kaleağası: TÜSİAD Avrupa Birliği Temsilcisi/Brüksel
YAĞMUR BİLE DURDURAMADI
Rum radyosu, Rum
yönetiminin Çarşamba günü, KKTC ile Rum kesimi arasında doğrudan
telefon bağlantısının yapılacağı bir sistemi
devreye koyacağını duyurdu
CTP Genel Başkanı
Mehmet Ali Talat, KKTC ile Güney Kıbrıs arasındaki
geçişlerde yaşanan sorunlar konusunda dün Rum İçişleri
Bakanı Andreas Hristu ve Ulaştırma Bakanı Gigis Gazamiasla
görüştü
Ledra
Palace sınır kapısında dün de erken saatlerden itibaren
büyük yoğunluk yaşandı. KKTCden hafta sonu tatili nedeniyle Rum
kesimine gitmek isteyenler uzun kuyruklar oluştururken, arabalarıyla
geçme imkanı olan Rumlar da aynı şekilde saatlerce beklemeyi
göze alarak 29 yıl aradan sonra Kuzeye geliyor.
Öğle
saatlerinde başlayan yoğun sağanak yağmurun ziyaretçileri
de olumsuz etkilediği gözlendi.
RUMCA-İNGİLİZCE
BROŞÜR
Rum
ziyaretçiler için Enformasyon Dairesince Rumca ve İngilizce
hazırlanan broşür de bugünden itibaren sınır
kapılarında dağıtılmaya başlandı. Güney
Kıbrıstan günübirlik ziyaretçiler için yararlı ve önemli
bilgiler başlıklı broşürde, özellikle trafikte uyulacak
kurallara yer verildi.
Bakanlar
Kurulunun geçişlerle ilgili kararı ve kurallar anlatılan
broşürde, polis, hastane ve itfaiye gibi acil telefon numaraları da
bulunuyor.
Erk,
bu yolun, diplomatlar, elçiler, hastalar tarafından da
kullanılabileceğini belirtti.
Bakanlar
Kurulunun 21 Nisanda aldığı ve 23 Nisanda uygulamaya giren
kararıyla, Ledra Palace, Beyarmudu ve 2.5 Mil sınır
kapılarından karşılıklı geçişler
sağlanıyor.
KKTCYE GEÇEN RUMLAR, GÜNEYE GEÇEN
TÜRLERİN İKİ MİSLİ
KKTC
Bakanlar Kurulunun belli kurallarla geçişleri serbest
bırakmasının 4. gününde dün, Güney Kıbrıstan KKTCye
11 bin 649 Rum geçti. KKTCden Güney Kıbrısa ise 5 bin 269 Türk
gitti. Güneye geçen Türklerin iki mislinden fazla Rum KKTCye geldi. Güneyden KKTCye toplam 2 bin 156 araç
giriş yaptı.
Polis Basın Subayı Niyazi
Demirelin verdiği bilgiye göre, Ledra Palacetan KKTCye 4 bin 446 Rum
gelirken, 4439 Türk de Güneye geçti. Beyarmudundan 4 bin 297 Rum geldi, 540
Türk gitti. İkibuçuk Mil kapısından ise 2 bin 906 Rum geldi, 290
Türk gitti. Rumlar Ledra Palacetan 210, Beyarmudundan bin 130 ve
İkibuçuk Milden de 816 araçla giriş yaptı.
EROĞLU İNCELEMELERDE
BULUNDU
Başbakan
Deviş Eroğlu, dün 2,5 Mil Kara Giriş Kapısına gelerek
incelemelerde bulundu. Akyar Polis Karakolunda TC kökenli
vatandaşların geçişlerle ilgili sorularıyla
karşılaşan Başbakan Eroğlu, TC doğumlu vatandaşlara Rum tarafına geçiş
izni verilmemesinin Rum hükümetinin kendi kararı olduğunu belirterek,
Bize göre geçmeleri lazım dedi.
Rum
hükümetinin bu konuda perşembe günü bir toplantı
yapacağını hatırlatan Başbakan Eroğlu, TC kökenli
KKTC vatandaşlarına da geçiş izni verilmesi kararının
alınmasını umduğunu, bu konuda BMye de girişimlerde
bulunulduğunu ifade etti.
KKTC
kapılarında Yunanistan kökenli Rum vatandaşlarına da
geçiş imkanı tanındığının altını
çizen Başbakan Derviş Eroğlu, Rumların politika yaparak
ayırım uyguladığını, tüm KKTC
vatandaşlarının
geçişine imkan sağlanması gerektiğini ifade etti.
Başbakan Eroğlu, Ayırım yapmaları Rumların kendi
ayıbıdır şeklinde konuştu.
TALAT RUM
İÇİŞLERİ VE ULAŞTIRMA BAKANLARIYLA GÖRÜŞTÜ
CTP
Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, KKTC ile Güney Kıbrıs
arasındaki geçişlerde yaşanan sorunlar konusunda dün Rum
İçişleri Bakanı Andreas Hristu ve Ulaştırma
Bakanı Gigis Gazamiasla görüştü.
CTP
Basın Bürosundan yapılan açıklamaya göre Talat ilk olarak Rum
İçişleri Bakanı Hristu ile görüştü. Limasolda yapılan
görüşmeye CTP Örgüt Sekreteri Eşref Vaiz de katıldı. Talat
bugün ayrıca telefonla Ulaştırma Bakanı Gazamias ile de
görüştü.Talat, Hristu ile görüşmesinde özellikle Türklerin de
araçlarıyla Güneye geçişi ve TC kökenli KKTC vatandaşlarının
yaşadığı sorunların aşılması üzerinde
durdu.
ALBAYRAK: SADECE APOSTOLOS
ANDREASTA AYİN İZNİ VERİLDİ
İçişleri
Köyişleri ve İskan Bakanı Mehmet Albayrak, KKTCye geçen
Rumların sadece Apostolos Andreasta ayin yapabileceğine dikkat
çekerek bunun dışında ayin izni verilmediğini
vurguladı.
Albayrak,
KKTCye geçen Rumların Paşaköy ve bazı köylerde ayin yapma
hazırlığı yaptığı duyumları
aldıklarını belirterek bunun yapılmaması
uyarısında bulundu, olumlu havanın bozulmamasını istedi.
İçişleri
Bakanı Mehmet Albayrak şöyle dedi:
Bazı
duyumlar alıyoruz ki Güneyden gelen misafirlerimiz bazı köylerde,
örneğin Paşaköy ve bazı köylerde, kiliselerde mumlar yapıp
ayin yapmaya hazırlanıyorlarmış. Biz sadece Apostolos
Andreasta ayin yapılmasına izin verdik. Başka bir yerde böyle
bir izinleri yoktur. Bu güzellikleri, taşkınlıklara neden olup
şu andaki huzurlu ortamı bozmamak için buna uymaları
gerekmektedir. Aspostolos Andreas dışında şimdilik
başka bir yerde ayin için izin verilmedi. Kaldı ki, bizim bu sabahtan
itibaren, Güneyden gelen insanlara acil ihtiyaçları için bilgilendirme ve
kurallara uymaları icin verdiğimiz broşürde, onlara
yardımcı olmak için bu durum açık açık belirtilmistir.
HALKIN SESI 27/04/2003
Şimdi Kıbrıs'ta olmak vardı
27/04/2003
RADIKAL
Yanlış
zamanda gitmişim Kuzey Kıbrıs'a...16 Nisan'da oradaydım.
Yani Papadopulos'un Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olarak
Atina'da AB'yle katılım anlaşmasını
imzaladığı gün. Hiç tadı yoktu Kuzey
Kıbrıs'ın... Dışlanmışlık, hayal
kırıklığı, yılgınlık, çaresizlik, içten
içe bir öfke.. umudun ancak kırıntıları vardı.
Bir de şimdi bakıyorum. 'Hava' nasıl da değişiverdi
'duvar'ın delinmesiyle. Keyfi yerine geldi Kıbrıslı
Türklerin.
Söylenecek çok şey var ancak ben bugün sözü Kıbrıslı bir
gazeteci dostuma, 16 Nisan'da 'umutsuzca' muhabbet ettiğimiz ama
geçenlerde telefonda bana, 'Şimdi Kıbrıs'ta olman
lazımdı' diyen Cenk Mutluyakalı'ya bırakacağım.
Her şeyi gayet güzel söylemiş Cenk Yeni Düzen gazetesindeki dünkü
köşesinde. Yazının başlığı 'Eğer...'
"Eğer Kıbrıslı Türkler meydanlara toplanarak
yüreklerini ortaya koymasaydı...
Eğer bir değil, iki değil, üç değil her seferinde 50
binleri aşıp genci, yaşlısı, çocuğu,
Kıbrıs'ta doğanı, Anadolu'dan geleni, siyasi yelpazenin her
köşesinden yurtseveri 'barış' çığlığına
katılmasaydı...
Eğer sivil toplum örgütleri yek vücut olmasaydı...
Eğer barış güçleri bu kadar cesur davranmasaydı...
Eğer, medya ve özverili insanları gece ile gündüzü ayırmadan,
korkmadan 'barış kavgası'na böylesine girmeseydi...
Eğer, Kıbrıslı Türklerin gerçek temsilcisi siyasi parti
başkanları, milletvekilleri Avrupa, Türkiye ve Güney Kıbrıs
arasında mekik dokumasaydı...
Eğer barış ateşleri yanmasaydı...
Eğer Annan kendi ismini taşıyan 'planı'
yaratmasaydı...
Eğer Türkiye halkı Ecevit'leri, Yılmaz'ları, Bahçe'lileri,
Şükrü Sina'ları siyasetin çöplüğüne göndermeseydi...
Eğer 'Mevsimi Geldi Artık'lar (Kuzey Kıbrıs'ta çözüm
yanlılarının adeta marşı haline gelen şarkı
- e.g.) bestelenmese, Nâzım'ın şiirleri okunmasa, 'Çav Bella'lar
söylenmese, 'İki Toplumlu Koro'lar kurulmasaydı...
Eğer bu yurda kan vermiş, can vermiş, şehit vermiş,
göç etmiş, göz yaşı dökmüş insanlar yine sussa, yine sinse,
yine 'Beni sokmayan yılan bin yaşasın' deseydi...
Kusura bakmayın sayın Serdar Denktaş...
Siz de sayın Derviş Eroğlu!..
Baba Denktaş, komutan, büyükelçi ve ötekiler...
Kusura bakmayın ama...
Bu sınırlar 'asla ve kata' açılmazdı...
Bu sınırları 'halk' açtı...
Barışa susayan... İnsanca yaşama susayan halk açtı...
Yalnızlıktan ve sadece 'kendi çıkarlarını' gözeten
yöneticilerinden usanan halk...
Uluslararası hukukun dışında, 'besleme' bir yaşama
layık görülen halk...
Bir 'yönetim anlayışı'nın çöküşüdür bu...
Statükonun ilk ve en önemli çatlağıdır...
Ve 'Rumları içimize almayız', 'Bir tek Rum istemeyiz' diyenlerin
'samimiyetten uzak' Kıbrıs Türk halkına kaybettirdiği
plandır, devlettir, eşitliktir...
İlk adım, ilk somut kazanımdır bu!..
Eğer 'devamı' gelmezse anlamı yoktur.
Eğer devamı gelmezse görünen odur ki, yaptıkları
yanlışı '30 yıl sonra' fark edenler, yani dünyanın
gerçeklerini ve 'doğru'yu 30 yılda yakalayabilenler, ancak bir 30
yıl sonra 'Şu Annan Planı'na bir bakalım' diyebilecekler...
Bir 'ayıp' ortadan kalktı...
Daha ortadan kalkacak çok 'ayıp' var...
Yoksa 'Güney'i gezdim, geldim'den öteye geçmeyecek bu işin sonu!..
Anlayacağınız, daha bir moralle şimdi, Kıbrıs'a
'barış' gelene kadar...
Kavgaya devam..."
Ekleyecek pek bir şeyim yok.
En
hüzünlü ziyaret
Yeşil
Hat'ın açılmasını izleyen dört günde öte yakaya geçen
Kıbrıslı sayısı 40 bini aştı. KKTC
izdihamı önlemeye yönelik hazırlıklar içinde
27/04/2003
RADIKAL
YORGO
KIRBAKİ
LEFKOŞA - KKTC yönetiminin Yeşil Hat'tan geçişleri serbest
bırakması sonrası, Kıbrıslıların diğer
kesime akını sınır kapılarında izdiham
yarattı. Resmi rakamlara göre dört gün içinde diğer kesime geçen
Türklerin ve Rumların sayısı 40 bini geçti. Ledra Palace ve
Beyarmudu kapılarında yaşanan izdiham yüzünden KKTC hükümeti,
geçiş serbestisi kararının geçici bir karar
olmadığını açıkladı.
KKTC Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Serdar
Denktaş, "Bu geçici bir karar değil, kapılar açık
kalacak" diyerek halkı panik yapmamaya çağırdı.
Denktaş, İkibuçuk-mil kapısının bugün açılacağını,
geçiş noktalarına bilgisayar ekleneceğini söyledi.
Cuma günü KKTC'ye geçen 8 bin 500 Rum'dan bazısının öngörülen
saatlerde geri dönmediği, hatta bazılarının KKTC'de
gecelediği belirlendi.
KKTC makamlarının saat başına 50 milyon lira para
cezası keseceği bu Rumlar, geri döndüklerinde Rum makamlarına da
para cezası ödeyecek.
KKTC yönetimi, saat 09.00'da başlayan geçişleri daha erkene
almayı planlıyor ve Rumların bir gece konaklayabilmesi için de
çalışmalar yapıyor. Paskalya Yortusu'nu köylerinde kutlamak için
kuzeye geçen Rumların sayısının bugün artması
bekleniyor.
Rum Yönetimi ise salı veya çarşamba günü açıklanacak
Kıbrıslı Türklere yönelik 'teşvik' tedbirleri çerçevesinde,
iki kesim arasında telefon hattı açmayı tasarlıyor. Rum
Yönetimi, aileleri Türkiye'den göç etmiş olan Kıbrıs
doğumlu KKTC vatandaşlarının güneye geçişi için de
çalışmalar yapıyor.
ABD adadaki gelişmelerden memnun. Dışişleri Bakanı
Colin Powell, geçiş serbestisinin adanın birleşmesine yönelik
diplomatik sürece işlerlik kazandırabileceğini söyledi.
Doğan ULUÇ
Kıbrıs adasından Manhattan adasına
Bazı kesimler Güvenlik Konseyi topu Avrupa Birliği'ne attı şeklinde değerlendirme yapıyor. Türk tarafında ise, bu sorunun BM çerçevesinde yeniden müzakere edileceğine hálá inananlar var. Oysa Kıbrıs diye bir sorun yok artık.
BM'nin
40 yıldır resmi üye olarak tanıdığı Rum devletinin
Avrupa Birliği'ne kabulü ile Kıbrıs sorunu Türkiye ve KKTC
dışındakiler için sorun olma özelliğini kaybetti.
Kıbrıs Rum Cumhuriyeti bundan böyle tescillenmiş, konumu
perçinleşmiş bir Avrupa ülkesi. Rumların, esneklikten uzak,
değişen koşullara karşı taktik üretmekten yoksun Türk
politikasına karşı zafer kazandıkları da ortada.
Kıbrıs Rum yönetimi bundan böyle ortak kurucu niteliğinde yeni
bir devleti tartışmak için müzakere masasına oturmaz.
Fırsat penceresi geçen Mart'ta Lahey'de kapandı diyen BM Genel
Sekreteri Kofi Annan tarafların çözüm istedikleri yönünde siyasi iradeye
sahip olduklarını kanıtlayacak somut delil gördüğü takdirde
planının hálá müzakereye açık olduğunu ekliyor. Oysa
Rumların yeni müzakere sürecinden kazanacakları bir şey yok.
Üstelik Annan planının çözüme temel olmasını da
istemediler. Konfederasyon bir yana, Kıbrıs Türkleriyle federasyona
dahi burun kıvırsalar şaşmamak lazım.
New York'ta bir kaç yıl önce Glafkos Klerides özel görüşmemizde
sorularımızla
sıkıştırdığımızda Kıbrıs
küçük bir ada. Federasyonu kaldırmaz. Türkler azınlık.
Kıbrıs'ta ancak üniter, tek devlet olur dedi. Klerides'in selefleri
Kipriyanu ve Vasiliu'nun da bize söylediklerini tekrarlıyordu. Rum
liderlerinin gönlünde yatan formül Kıbrıs Helen Devleti idi. BM'ye
ters düşen bu niyetlerini yıllarca ustalıkla saklamayı
başardılar.
Ankara, Kuzey Kıbrıs ekonomisine hatırı sayılır
yatırım yüklemesiyle halkın refahını süratle
kalkındıracak, güneye özlemi silecek bir politika uygulayıp
KKTC'yi vitrin yapabildiği takdirde Türklüğü içten çökertecek
güneye göçün bir ölçüde durmasını sağlayabilir. Ekonomik
darboğaza rağmen Türkiye yavru vatanda 200 bin
ırkdaşının Rum hegemonyasına girmesini önleyecek güç
ve imkana sahip.
* * * * * * * * * * *
HURRIYET
27.04.2003
Hadi ULUENGİN
Kıbrıs ve kendine güven
|
O, karşı tarafa geçmek için neredeyse terlikler sabahlıklarla sokaklara dökülen insanların kırılgan bir başlangıcı heba etmemek için gösterdikleri dikkat fark ediliyor. Kıbrıslı
bir arkadaşım, Rumlar, anılarının
peşindeler. Bizimkiler de güneyde neler olup bittiğini merak
ediyorlar diyor. |
HURRIYET 27.04.2003
RUMLARA KONAKLAMA HAKKI
OTELLERDE KALMAK KOŞULUYLA... Bakanlar Kurulu, Kuzey'e geçen Kıbrıslı Rumlara KKTC'deki otellerde turistik konaklama hakkı verdi. Dünden itibaren uygulamaya konulan bu karar çerçevesinde, Rumlar konakladıktan sonra, Güney'e dönüşte sınır kapılarına, otelde konakladıklarına dair makbuz veya belgeyi ibraz edecek
KERMİYA İLE BOSTANCI KAPILARI AÇILACAK... Kuzey ile Güney Kıbrıs arasındaki geçişlerin rahatlatılması, izdihamın önlenmesi amacıyla üç kapıya ek olarak Kermiya sınır kapısının da önümüzdeki günlerde açılmasına, Bostancı'dan geçiş olanağı sağlanması için de gerekli çalışmanın başlatılmasına karar verildi
PARA CEZASI YERİNE, 'BİR DAHA GEÇEMEME' CEZASI... Süreyi ihlal edenler için daha önce açıklanan 50 milyonluk gecikme cezası 'yasada yeri olmadığı' gerekçesiyle uygulanmayacak. Süreyi ihlal edenlere para cezası uygulanmayacak ama belirli sürelerle 'sınırlardan geçmeme' gibi müeyyideler uygulanacak. Bu süreler önümüzdeki günlerde açıklanacak
KIBRIS 30/04/2003
RUMLARIN TÜRKLERE YÖNELİK ÖNLEMLERİ
Kıbrıs Rum yönetimi Dışişleri
Baknalığının hazırladığı ve dün Ulusal
Konseyde tartışılan Türklere Yönelik Nihai Önlemler
tasarısı Rum hükümetinin Kıbrıs Türklerine yönelik
politikası başlığını oluşturuyor. Pakette
daha önce basına sızan ayrıntılardan farkı maddeler
bulunmaktadır. Pakette yer alan bazı maddeler ise son
gelişmelerle değerini yitirmiştir. Rum hükümetinin Türklere
yönelik yeni temel politikası şu şekildedir:
Kıbrıs Türk Konuları Bürosu
oluşturulması; Bu büro organik olarak
Kıbrıs Rum yönetimine bağlı olacak. Büro, kurulacak olan
Kıbrıs Türk Konuları Komiseri Kurumu tarafından etkin
şekilde denetlenecek ve başlangıçta, bu büro
Dışişleri Bakanlığı eski binasında
konuşlandırılacak.
Kıbrısta ve dış ülkelerde
aydınlatma büroları; Kıbrısta 6 ilçede,
merkezler kurulacak ve her büronun başına Türkçeyi iyi bilen bir
bürokrat görevlendirilecek. Bu merkezler, ilk durak büroları (One stop
offices) olarak çalışacak ve Kıbrıs Türklerine her türlü
bilgi sağlanacak.
İnsancıl ve diğer konularda karma temas
komitesi kurulması; Bu komitede bir
Kıbrıslı Rum ve bir Kıbrıslı Türk temsilci
bulunacak, bunlar ise iki toplum liderleri tarafından belirlenecekler.
Komitede bir de Barış Gücü temsilcisi bulunacak. Komitenin hedefi,
özellikle insancıl konuların çözümlenmesi ile kişiler ve gruplar
arasında temas ve iletişimi de kolaylaştırmaktır.
Kıbrıslı Türklerin istihdamı; Kıbrıs
Türkleri, halen ilçe çalışma dairelerinde geçerli yöntemle Güney
Kıbrısta çalışma olanakları hakkında
aydınlatılacaklar. Bu amaçla, iş sahalarının
tanıtımında medya ve internet kullanılacak.
KKTCde eğitim; Rum yönetimi,
eğitimleri sonucu kazandıkları özlü deneyim temelinde
Kıbrıslı Türklerin çalıştırılabilmesi için
gerekli düzenlemeler yapacak. Bugüne kadar KKTCdeki yüksekokul ve
üniversitelerin diplomaları tanınmıyordu.
Kıbrıslı Türklerin eğitim ve mesleki
açıdan hazırlanmaları; Kıbrıslı Türklerin
araştırma ve Avrupa Birliği programlarına
katılmaları için pratik düzenlemeler yapılacak.
Kıbrısta yüksek eğitim kuruluşlarında burslar
verilecek. Ticaret Bakanlığı tarafından finanse edilen
yüksek teknoloji ile ilgili alanlarda, Kıbrıslı Türklere katılım
hakkı tanınacak.
Kıbrıs içerisinde ve Avrupa Birliğinde
ürün dolaşımı; Kıbrıs Rum kesimine gidecek
kişiler berabelerinde kendi tüketimleri için yiyecek ve içki
taşıyabilecek. Toplam 30 Kıbrıs Lirası değerinde
her türlü eşya getirebilecekler. İzinle daha büyük değerde
eşya da götürülebilecek. Özel izinle doğada yetişen ürünler
(balık, av ürünü...) sınırlı sayıda ve ticari
amaçlı olarak da götürülebilecek. Gerekli belgeler temin edildiği
zaman Kıbrıslı Türklerin ürünlerinin Avrupa Birliği
ülkelerine ihracatına izin verilecek. Hazırlanan öneriler
şunları öngörüyor: Bu belgelerin hazırlanması için Rum
yönetimi, yabancı şirket veya AB Komisyonu temsilcilerine
(İngiltere makamlarına da verilebileceğine dair not
düşülmüştür) belgeler üzerinde gerekli denetimlerin
yapılması görevi verilerek, bu şekilde Rum yönetimine gerekli
belgeleri çıkarma olanağı sağlanacak. Kıbrıs Türk
Ticaret Odası gibi KKTCdeki kurumlara da benzer yetkiler verilebilecek.
Ancak, KKTC yönetimi adına faaliyet göstermeyecekler
Kişilerin dolaşımı; Son
gelişmelerle bu tedbirler büyük ölçüde geçerliliğini yitirdi.
KKTC ve Türkiye ile telekominikasyon; BM
aracılığıyla mevcut iletişim sisteminin
geliştirilmesi incelenecek. Bu arada, KKTC ve Türkiye ile sabit telefon
iletişimin otomatikleşmesi için Rum Telekominikasyon Dairesine de
izin verilecek. Cep telefonlarıyle ilgili Turkcell ve Telsim
firmalarıyla roming anlaşması imzalaması için Rum
Telekominikasyon Dairesine izin verilmesi öngörülüyor. KKTCnin, Türkiyenin
bir uzantısı olarak görülmemesi için kapsama KKTC dahil edilmeyecek.
Kültürel, bilimsel, sanatsal, sportif ve diğer
etkinliklere katılım
Kıbrıs Türk kayıpları ve ölüleri
(1963-67-74) yakınları için önlemler; Verilecek
ödenekler dışında, Rum bölgelerinde gömülü bulunanlar için
kimlik tesbiti amacıyla kazılar yapılacak. Bu çerçevede Rum
yönetimi gen bankası kurulması için çaba gösterecek
Kıbrıs Rum Yönetimi seçimlerine
Kıbrıs Türklerinin katılımı; Mevzuattaki
ilgili değişiklikle Rum bölgelerinde yaşayan
Kıbrıslı Türkler, birleşik bir seçim listesi temelinde
milletvekili ve başkanlık seçimleri için seçme ve seçilme
hakkına sahip olacaklar. Avrupa Parlementosu seçimlerine de KKTCde ikamet
eder olsalar bile Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı
olmaları halinde Kıbrıs Türklerine olanak sağlanacak.
Kıbrıs Türk partilerinin bu sürece katılmaları ayrıca
Kıbrıs Rum ve Türk partileri arasındaki işbirliği
cesaretlendirilecek.
Türkçe ve Rumca öğrenimi; Rum
ortaeğitim okullarına Türkçe dersi seçmeli ders olarak konulacak.
İlgilenen Kıbrıslı Türklere, Rumcanın bedava olarak
öğretilmesi için düzenlemeler yapılacak.
Kıbrıslı Türklerin uluslararası spor
kuruluşlarına Kıbrıs milli takımı üyeleri olarak
katılabilecekler
Tıbbi tedavi:
Kıbrıslı Türk ve Rum doktorlar arasındaki ilişkilerin
geliştirilmesi için teşvikler uygulanacak. Rum bölgelerine giden
Kıbrıslı Türk hastaların, hastalıklarının
teşhis veya tedavilerinde daha iyi hizmet verilmesi için ek önlemler
alınacak.
Rum radyo-televizyonunun Türkçe
yayınlarının iyileştirilmesi;
Kıbrısta ve uluslararası alanda Kıbrıs Türk
toplumunun, Kıbrıs halkının bir parçası olarak
tanıtılması için önlemler alınacak.
Ara bölgenin mayınlardan arındırılması
Yerel
yönetimler düzeyinde işbirliği; Bu işbirliği ilk etapta Lefkoşa ve
Gazimağusa belediyeleri için olacak.
HALKIN SESİ
30.04.2003
Papadopulos Denktaşın görüşme talebini
reddetti
Yeşilırmaktaki
BM Barış Gücü kontrol noktasına yürüyen bin kadar Rum, bölgede
de bir Kuzeye geçiş kapısı açılmasını talep etti
Rum
sözcü Hrisostomides, Kuzeye geçmek isteyen Rumları tahrik ediyor:
Sömürgecilerin yaşadığı gettoları da ziyaret edin
Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos,
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın görüşme
çağrısını sözcüsü Kipros Hrisostomidis
aracılığıyla reddetti.
Hrisostomidis dünkü bir açıklamasında, güven
yaratıcı önlemleri Rum Yönetimi Başkanı Tasos
Papadopulosla BM olmadan yüz yüze görüşmek isteyen
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın önerisini reddetti ve
Denktaşın amacının BMyi bir kenara itmek olduğunu
iddia etti.
PAPADOPULOS-SİMİTİS
GÖRÜŞTÜ
Haberi veren Rum radyosu bu arada Rum Yönetimi
Başkanı Tasos Papadopulosun dün Yunanistan Başbakanı
Kostas Simitisle
yaptığı telefon görüşmesinde Rum Yönetiminin bungün
açıklayacağı Kıbrıslı Türklerin desteklenmesine
yönelik önlemler pkaeti hakkında bilgi verdiğini bildirdi.
Radyoya göre görüşmeyi teyit eden Yunan Hükümet
Sözcüsü Hristos Protopapas, iki liderin son gelişmeleri ele
aldıklarını ve Kıbrıs sorununa BM çerçevesinde çözüm
arayışı çabalarının sürdürülmesi gerektiği
konusunda görüş birliğine vardıklarını söyledi.
Protopapas, Papadopulos ve Simitisin
Kıbrısta hakim olan kardeşlik havasını
selamladıklarını ve bunun Kıbrıs halkının
geçmişi aşma arzusunu ortaya koyduğunu belirtti.
HRİSOSTOMİDİS
TAHRİK EDİYOR
Öte yandan Rum Sözcüsü Kipros Hrisostomidis Rumların
kitlesel olarak KKTCye gitmelerini doğal ve dönüş arzularını
dile getirme diye niteledi. Hrisostomidis, KKTCyi ziyaret eden Rumları,
Kıbrısın demografik yapısının zorla
değiştirilmesini yerinde görmek amacıyle sömürgecilerin
yaşamakta oldukları gettoları da ziyaret etmeye
çağırdı.
Son gelişmelerin Kıbrıs
halkının bir olduğunu kanıtladığını
iddia eden Hrisostomidis, birlikte
yaşama ve var olmanın mümkün olmadığı
iddiasının yıkılmakta olduğunu söyledi. Hem
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş hem de Devlet Bakanı
Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaşın politikalarını
eleştiren Hrisostomidis, geçişlerde pasaport ibraz etmenin
tanınma oluşturmayıp yasa dışı bir faaliyet
olduğunu ileri sürdü.
HALKIN SESİ
30.04.2003
Denktaş: Yeni açılımlar yapabiliriz
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, anlaşma olması halinde dahi Türkiye olmadan
Kıbrısın AB üyesi olamayacağını söyledi
Serdar
Denktaş: Münferit kötü olayı alıp uygulama kötüye gidiyor diye
duyurmak kimseye fayda sağlamaz
Geçişlerin
dostluğu sağlayarak kalıcı çözüm getirilebileceğini
savunan Arınç, Umut ediyorum Kıbrıs sorununun çözümü Dayton
planı kadar karmaşık olmaz dedi
Bakanlar Kurulunun 23 Nisan 2003de aldığı
karar uyarınca adanın Kuzeyinde yaşayan Türklerin Güneye,
Güneyde yaşayan Rumların da Kuzeye Ledra Palaca, 2.5 Mil ve
Beyarmudu Sınır Kapılarından geçebilmelerine olanak
sağlanmıştı. Adada yaşayan her iki toplum halkını da mutlu
eden bu uygulama bir haftadan bu yana devam ediyor.
Sınırlardan
geçiş dün de yoğun şekilde devam etti. Saat 22.00
itibarıyla 2 bin 895 Türk Güneye geçiş yaparken, 26 bin 379 Rum da
Kuzeye geçti. Güneyden 4 bin 770 araç Kuzeye giriş yaptı.
2
bin 895 Türkün; 2 bin 384ü Ledra Palacetan, 266sı Beyarmudundan,
245i de 2.5 Mil Sınır Kapısından geçiş yapartı.
26 bin 379 Rumun Kuzeye geçtiği günde ise bu sayının 8 bin
741i Ledra Palacedan, 10 bin 266sı Beyarmudundan ve 7 bin 372si de
2.5 Mil Sınır Kapısından geçiş yaptı.
Konuyla
ilgili TBMM Başkanı Bülent Arınç, Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş, Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Deniz Baykal,
ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş
açıklamalarda bulundu.
Sınırları
açarak açılım yaptıklarını, daha yeni açılımlar yapabileceklerini belirten
Denktaş, Umarız zemin
oluşur ve netice uzlaşma olur diye konuştu.
Türk
Öğretmenler Grubunu kabulünde Kıbrıs sorununa ilişkin
görüşlerini de açıklayan Cumhurbaşkanı Denktaş, Annan
planını neden imzalamadığını örnekleriyle
anlattı ve referanduma karşı çıkma nedenlerini
tekrarladı.
Geçişlerin
serbest bırakılmasıyla ilgili görüşlerini açıklarken
Denktaş, özetle şunları söyledi:
Açılım
yaptık. Biz hareket serbestisini her zaman savunduk. Yeni
açılımlar da yapabiliriz. Çünkü kendimize güveniyoruz ve amaç zemini
düzeltmektir. Umut ederiz netice
uzlaşma olur.
Rumların
Paskalya tatillerinin de etkisiyle yaşanan büyük izdihamın yavaş yavaş azalacağına da
dikkat çeken Denktaş, Balayı geçecek, izdiham azalacak ve normal gidiş-geliş
başlayacak dedi.
Yeni
kapıların açılmasının ilgili makamların gerekli
değerlendirmelerinin ardından mümkün olabileceğini söyleyen
Denktaş, ancak tüm kapıları açarak ülkenin delik-deşik
edilemeyeceğini kaydetti.
ANLAŞMA OLSA DA AB OLMAZ
Cumhurbaşkanı
Denktaş, Rum Yönetiminin tüm Kıbrıs adına tek
başına Avrupa Birliği üyeliğine kabul edilmesiyle ilgili
olarak da şu ifadeleri kullandı:
Kıbrıs
birleşik olduğunda dahi ABa giremez. Türkiyenin
olmadığı yere Kıbrıs gidemez. Rumlar bunu dolaylı
enosis için yaptı. Biz buna imza
veremezdik ve vermedik. Öyle olunca da uzlaşmaz olduk.
SERDAR DENKTAŞ: ÇÖZÜMÜ
GETİRECEK TEK UYGULAMA SERBESTGEÇİŞLERDİR
Turizmden
Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar
Denktaş, Kıbrıs'ta çözümü getirecek tek uygulamanın serbest
geçişler olduğunu söyledi.
Serdar
Denktaş, geçtiğimiz 5 gün içerisinde Güneyde Türk vatandaşlara
karşı bir tane saldırı olduğunu söyleyerek, Ayni
olaylar bizde de olacaktır. Herkesin birbirini
kucaklamasını
beklememiz mümkün değil. Geçmişte birbirine silah çekmiş iki
halk var, şehit aileleri, yaralılar, kayıp aileleri var.
Münferit bir tane kötü olayı alıp, 'aman bu uygulama kötüye gidiyor'
diye kamuoyuna duyurmak hiçkimseye fayda sağlamaz dedi.
ARINÇ: GEÇİŞLER DOSTLUĞU
SAĞLAYARAK KALICI ÇÖZÜMÜ GETİRECEK
TBMM
Başkanı Bülent Arınç, KKTC Bakanlar Kurulu`nun sınır
kapısını açmasıyla başlayan
karşılıklı geçişlerin Türk ve Rum
halklarının dostluğunu sağlayarak kalıcı bir
çözüm getirebileceğini söyledi.
Arınç,
Bildiğiniz gibi Kıbrıs`ta Güney`den Kuzey`e, Kuzey`den Güney`e
geçişlere izin verildi. Rum Yönetimi`nin aklına hiç gelmeyecek bir
şey olmuş ve Rum tarafından daha çok Türk tarafına
geçiş meydana gelmiştir. Bu ziyaretler halklar arasında
karşılıklı dostluğa yol açtığı zaman
daha sonra kalıcı bir planla Kıbrıs`ta çözüm ortaya
çıkacaktır. Bu çözüm konusunda Türk Hükümeti aktif politika
izlemektedir. Sanıyorum 10 gün içerisinde Başbakan Tayyip
Erdoğan KKTC`ye gidecektir.
Arınç,
Erdoğan ve Denktaş`ın farklı söylemleri var.
Üslupları farklı olabilir, ancak amaçları aynıdır:
Kalıcı bir barış... dedi.
BAYKAL: KIBRIS`TAKİ
GEÇİŞLER SEVİNDİRİCİ, GÜZEL BİR
GELİŞME
Türkiye'de
anamuhalefetteki CHP'nin Genel Başkanı Deniz Baykal, KKTC ile Güney
Kıbrıs arasındaki karşılıklı geçişleri
'sevindirici, güzel bir gelişme' olarak nitelendirerek, 'KKTC`nin
işgal altına ezik bir toplum olmadığı ve KKTC`de
yaşayan insanların ayrı, cazip bir kimliğinin olduğu
ortaya çıktı' dedi.
Baykal,
partisinin TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada
Kıbrıs`taki gelişmelere de değindi.
Baykal,
KKTC hükümetinin Güney`den Kuzey`e Kuzey`den Güney`e geçişe izin yönünde
aldığı tek taraflı kararın Güney Kıbrıs Rum
Yönetimi tarafından da anlayışla
karşılandığını anımsattı.
Onbinlerce
insanın bu karar çerçevesinde adada karşılıklı
ziyaretlerde bulunduğunu belirten Baykal, 'KKTC`nin işgal altına
ezik bir toplum olmadığı ve KKTC`de yaşayan
insanların
ayrı, cazip bir kimliğinin olduğu ortaya çıktı' dedi.
HALKIN SESİ
30.04.2003
'Bu Rumların hiç
işi gücü yok mu?'
Dün öğle
saatlerine kadar 10 binden fazla Rum, Türk tarafına geçti. Rumlar yine
uzun süre kuyrukta bekledi.
YORGO KIRBAKİ
Binlerce
Kıbrıslı Rum, Paskalya tatilinin sona ermesine rağmen dün
de KKTC'ye akın etti. Öğle saatlerine kadar 10 binden fazla Rum,
KKTC'ye, 2 bin Türk de Rum Kesimi'ne geçti. Rum makamları, giriş
çıkışların açıldığı 23 Nisan
Çarşamba gününden 28 Nisan Pazartesi akşamına kadar 30 bini
Türk, 80 bini Rum toplam 110 bin kişinin karşılıklı
giriş yaptığını açıkladı. Kıbrıs'taki
bu inanılmaz geçiş trafiğini karşısında hayrete
düşen yabancı gazeteciler de, "Özellikle Rumları anlamak
güç. Bu insanların işi gücü yok mu? Çalışmıyorlar
mı?" diye sordu.
KKTC'nin giriş
çıkışları açtıktan sonra şimdi de otellerde
kalmaları şartıyla Rumlara konaklama izni vermesi ve iki
geçiş kapısı açma kararı da Rumları sevindirdi. Buna
karşın, KKTC'deki sigorta şirketlerinin, Rum plakalı
otomobiller için kaza sigortası belgesini 6.5 eurodan (4 Rum lirası)
13 euroya çıkarmaları kararı, Rum Kesimi'nde tepki yarattı.
HALK
BİRLEŞTİ BİLE...
Bu arada KKTC ve Rum
kesiminde 29 yıl sonra inanılmaz insanlık gösterileri
yaşanıyor. Girne'de dükkân sahibi bir Kıbrıslı Türk,
dükkânının asıl sahibinin bir Rum olduğunu ve
dükkânının anahtarını teslim etmeye hazır
olduğunu söyledi. 1974'ten önce karma köy olan Mesarya Ovası'ndaki
Gaziköy'de de Türkler Rumlarla 29 yıl sonra buluşup köy
meydanında birlikte eğlendi. 1000 kadar Rum, 200 araçlık bir konvoyla
dün sınırdaki BM Barış Gücü kontrol noktasına
yürüyerek, Yeşilırmak bölgesinden de KKTC'ye geçiş yapabilmek
için kapı açılmasını istedi. Rumlar, taleplerini bir
mektupla BM Barış Gücü yetkililerine iletti. Dün saat 19.00
itibariyle üç sınır kapısından KKTC'ye 22 bin 572 Rum 3 bin
872 araçla giriş yaparken, 2 bin 240 Türk de Rum Kesimi'ne geçti.
MİLLİYET 30.04.2003
Rumlara üç gün
konaklama izni
KKTC ile Rum kesimi
arasındaki geçişleri tek yanlı serbest bırakan KKTC
Bakanlar Kurulu, dün de Rumların otellerde üç gün konaklamasına izin
verdi. Karar uyarınca, Rumlar haftanın herhangi bir gününde,
rezervasyon yaptırmak ve Rum tarafına dönüşlerinde, otellerde
kaldıklarını gösteren belgeleri ilgili görevlilere göstermek
şartıyla, KKTC'de 72 saat konaklayabilecek.
Başbakan Derviş
Eroğlu başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu
toplantısının ardından yapılan açıklamada,
sınır kapılarındaki yığılmaların
önlenmesi için de Lefkoşa'da Kermiya ve Güzelyurt'taki Bostancı
sınır kapılarının açılmasına karar
verildiği belirtildi. Kermiya kapısının açılmasıyla
Ledra Palas sadece yayaların geçişine tahsis edilecek.
MİLLİYET 30.04.2003
'Tasos, borcunu öde!'
Eski dostu
Papadopulos'un 1974'te kazandığı tazminata el koyduğunu
anlatan Kıbrıs Türkü Mehmet Boşnak, "Ortalık
karıştı. 'Bekle' dedi, aramadı" diye konuştu
YORGO KIRBAKİ
Maraş bölgesinin
Paşaköy sakinlerinden 77 yaşındaki Mehmet Boşnak, 1973
yılında açılan ve 1974 yılında sonuçlanan bir davada,
kendisine ait 500 Kıbrıs Rum Lirası (yaklaşık 1 milyar
230 milyon TL) tazminata, Kıbrıs Rum Kesimi lideri Tasos
Papadopulos'un el koyduğunu ve Papadopulos'un bu parayı bugüne kadar
kendisine göndermediğini söyledi. Telefonla görüştüğü-müz
Boşnak, Papado-pulos'u çocuklu-ğundan beri
tandığını belirterek, "Annesi bir zamanlar adı
Assia olan Paşaköylü idi. Tasos, çocukken annesi ile birlikte köye
gelirdi. Çok yaramaz bir çocuktu" dedi.
'BİZİM KÖYLÜ
DERDİ'
Yıllarca Magosa
Limanı'nda çalışan Mehmet Boşnak, yükleme
işindeymiş. Şirkette 60 Rum, 42 Türk
çalışıyorlarmış. Şirketin hukuk
danışmanı da bugünün Kıbrıs Rum Kesimi lideri
Papadopulos... Kulaklarının ağır işitmesinden
başka bir sorunu bulunmayan ve gayet iyi Rumca konuşan Boşnak,
Papadopulos ile ilişkisini şöyle anlattı: "Bana horiane,
yani bizim köylü derdi. Şirkete her gelişinde sohbet ederdik. 1973
yılında İsveç bandıralı bir geminin yükleme
işlemlerini yaparken, hangarda içi kâğıt büyük bir kolinin
altında kaldım. Hastaneye götürdüler. Bir süre tedavi gördüm. O zaman
Papadopulos, geminin bağlı olduğu şirkete dava
açacağını ve tazminat isteyeceğini söyledi."
'İÇİ RAHATSA
BAŞKA...'
Papadopulos'un
açtığı davanın bir yıl sonra
tamamlandığını anlatan Boşnak, şöyle devam etti:
"Şirketler arasında anlaşma sağlandı. Papadopulos
bir gün bana 'Horiane, sana 500 Kıbrıs lirası tazminat çıkardım'
dedi. Sonra Kıbrıs'ta olaylar oldu. Parayı
aldığını öğrendim. Ona mektup yazdım, paramı
istedim. Cevabında, 'Horiane, şimdi para verme zamanı
değil' deyip beklemememi söyledi. Hâlâ bekliyorum... Gönlü rahatsa
göndermesin..."
MİLLİYET 30.04.2003
Kıbrıs
baharı...
KIBRIS'tan son günlerde TV
ekranlarına yansıyan görüntüler, 3 yıl önce Türk - Yunan
ilişkilerinde yaşanan "bahar havası"nı
anımsatıyor.
Gerçekten bu, adadaki Türk
ve Rum halklarına - ve de liderlerine - "ne iyi oldu da
yıllardan beri bir duvar gibi dikilen Yeşil Hat
açıldı" dedirten, tarihi bir gelişme...
İlk kez
Kıbrıs'la ilgili bir karar, "herkesi" birden memnun ediyor:
Türk'ü de, Rum'u da; Ankara'yı da, Atina'yı da; BM'yi de, ABD'yi de,
AB'yi de... Her eğilimdeki politikacıları da, toplumun her
kesimindeki insanları da... "Karşı taraf"a hangi
nedenle olursa olsun geçenleri de, onlar sayesinde para kazanan esnafı
da...
Yıllardan beri
diplomatların yapamadığını şimdi halk
başarıyor. "Halk diplomasisi" üstün geliyor...
***
BU gidiş -
gelişler çok şey kanıtladı: Türk kesiminde insanların
sefil olmadıklarını, Rumlara karşı düşmanlık
beslemediklerini... Aynı şekilde, Rumların da Türkleri katletmek
niyetinde olmadıklarını, vaktiyle Kuzey'den göç edenlerin iyi
bir yaşam sürdüklerini ve ille de eski yerlerine dönmeyi
düşünmediklerini...
Kuşkusuz bu
aşamada olayı "siyasileştirmeye" kalkışmak
ve "işte iki devletin varlığı böylece tescil
ediliyor" gibi sonuçlar çıkarmak doğru değil. Gene
şimdiki "bahar havası"nın hemen yeni bir müzakere
sürecine ve çözüme yol açacağını beklemek de yersiz.
Yeşil Hattı açma
kararında önemli rol oynayan DP lideri Serdar Denktaş dün bize çok
doğru bir şey söyledi: "Daha bahar yeni geldi. Fazla zorlamaya
gitmemek, aşırı beklentilere kapılmamak lazım. Baharda
zamansız soyunursanız, grip de olabilirsiniz!.."
Yeni umut...
IRAK krizinin
"bir şekilde" hallinden sonra, şimdi sıra
Ortadoğu'nun "müzmin" Filistin meselesini çözmeye geliyor mu?
Bunu söylemek için daha
erken ama, bazı umut verici işaretler gelmeye başladı.
Bunların
başında, yeni bir Filistin hükümetinin kurulması geliyor. Dün
Ramallah'ta, başbakanlık görevine getirilen Abu Mazen (veya gerçek
adı ile Mahmut Abbas), Yasama Konseyi'ne yeni hükümetini ve de siyasi programını
sundu.
Abbas'ın bu hükümeti
kurması hiç de kolay olmadı. 68 yaşındaki yeni
başbakan, başta Yaser Arafat ile ihtilafa düştü. "Tek
adam" statüsünü kaybetmek istemeyen Arafat, Abu Mazen'in tayinlerine ve
görüşlerine karşı çıktı. Araya Mısır ve diğer
birkaç ülkenin araya girmesi sonucunda Arafat, Mahmut Abbas'ı yeni lider
olarak kabullendi, dünkü toplantıda da yeni hükümeti desteklediğini
açıkladı...
***
FİLİSTİN'deki
bu gelişme, sıradan bir iktidar değişikliği
değil. Bu, yeni bir dönemin başlangıcı. Arafat'ın
artık resmen yetkilerini kaybettiği ve yeni bir kadronun dizginleri
ele aldığı bir dönem...
Bunun Filistin ve Arap -
İsrail anlaşmazlığının çözümüne etkisi olur mu?
ABD - AB - Rusya - BM "dörtlüsü"nün şimdi devreye girip
hazır olan "yol harita"sını devreye sokması ve
böylece "barış sürecini" yeniden başlatması söz
konusu.
Abu Mazen'in dünkü
sözleri, bu yolun açılabileceği umudunu veriyor.
MİLLİYET
30.04.2003 SAMİ KOHEN
Hani Kıbrıs
boşalıyordu!
HANİ ne oldu?
Hani Kuzey
Kıbrıs Denktaş'ın mapushanesiydi, kimse
dışarı adım atamıyordu, yoksulluk,
perişanlık, zulüm, zavallı Kıbrıslı Türkler
eziliyordu. Oysa burunlarının dibinde Rum kesiminde cennet
vardı, hayat vardı, yaşam vardı, zenginlik vardı, para
vardı, pul vardı, oraya geçenler, Rumlarla birlikte Avrupalı
olanlar mutlu olacaklardı...
Lakin "Rauf'un
sopası"ndan herkes korkuyordu, ilk fırsatta,
fırsatını bulan kaçıp gidecekti.
* * *
ÖYLE mi, buyurun,
Denktaş kapıyı açtı, gidiş geliş serbest, dedi.
Ne oldu?
Hayır
"işbirlikçiler"in dediği olmadı, tahminleri
tutmadı, Kuzey Kıbrıs boşalmadı.
Üstelik, güneyden gelen
Rumların yarısı kadar insan kuzeyden aşağıya
geçti, akşama da döndü.
* * *
DEMEK bu
Kıbrıslı Türkler mazoşist!
Kendilerine yapılan
eziyetten hoşlanıyorlar!
Öyle olmasa niye
oturuyorlar?
Vatan sevgisi mi,
toprağa bağlılık mı, tarihi unutmamak mı?
Hayır, bunların
hiçbirini "işbirlikçi"ye anlatamazsınız, onun kavram
belleğinde böyle şeyler yoktur, o bu kavramların hepsini
"para" parantezine almıştır.
* * *
BİR televizyon
programını hatırlıyoruz, adam Annan planını kabul
ettirmeye çalışıyor, tepki gelince, yüzünde "Bunlar böyle
aptal!" ifadesi, ellerini açıp karşısındakileri
küçümsüyordu:
"Zengin olacaklar,
haberleri yok!"
Hiç haberleri olmaz
mı, çok iyi biliyorlar da, dedik ya bunlar mazoşist, kendi
kendilerine eza, cefa, eziyet, işkence edilmesinden hazzediyorlar, öyle
olmazsa "Rauf'un mapushanesi"nde hiç kalırlar mı?!!!
Tutturmuşlar, evimiz,
barkımız, toprağımız, memleketimiz, diye!
* * *
BU geçiş, bir
şeyi ortaya koydu...
Türklerle Rumlar, iki
komşu devletin sınırları içinde, ayrı ayrı dostça
yaşayabilirler, birbirlerini ziyaret edip, hatta acı
anılarını bile tazeleyebilirler, birbirlerinin
acılarına saygı gösterebilirler. Güneyden gelip,
yerleştiği evin, Rum sahibinin fotoğrafını, hala
saklayan bir Türk ailesi bunun çarpıcı örneği...
Lakin, siz binlerce Rumu,
kuzeyden geçirin, yerleştirin, eski acıları, eski yaraları
kaşıyın, bakalım, bir arada yaşamak mümkün olur mu?
* * *
DENKTAŞ bir vurdu ki
pir vurdu...
Hele
işbirlikçilere...
Denktaş, onları
çok eskiden, gençlik yıllarından beri tanır,
anılarında onlardan birini anlatır.
Baflı doktor
İhsan Ali'yi...
Lefkoşalı olan
Denktaş, Baf'a her gelişinde baba dostu Dr. İhsan Ali'yi ziyaret
eder, doktor, milliyetçi duyguları ve güzel konuşması ile genç
Denktaş'ı çok etkiler.
Ama sonra...
Denktaş
anılarında şöyle der:
"Dr. İhsan
Ali'nin, gün gele TMT'ye, kurtuluş mücadelemize ters düşerek
Makarisos'un ödenekli Türk danışmanı olabileceğini kim
düşünebilirdi?"(x)
Hayat bu, belli olmuyor
ki!
* * *
KİM derdi ki 1968'in
solcu devrimcileri, bugün liberal maske takıp, işgalci Amerikan
emperyalizminin destekçileri olacaklar.
Oluyor!
(x) Karkot Deresi /
Kıbrıslı Yayınları
HASAN PULUR
MİLLİYET 30.04.2003
|
|
|
|
30 NisanNTV- Kıbrıs
Rum Yönetimi Sözcüsü Hrisostomidis, açılım paketini Rumca, Türkçe
ve İngilizce olarak açıkladı. Pakette, Kıbrıslı
Türklere Güney Kıbrısta iş olanağı
sağlanması, KKTC üniversitelerinin diplomalarının
tanınması, KKTC ürünlerinin ihracına imkan verilmesi, Güneyde
yaşayan Türklerin Rum seçimlerinde oy kullanabilmesi ve azınlık
statüsünde milletvekili adayı olabilmesi gibi maddeler var. |
Rum Kesiminin
açıkladığı paketteki maddeler arasında, yasal
düzenleme gerektirmeyenlerin önümüzdeki Cuma günü yürürlüğe gireceği
belirtiliyor.
Kıbrıs Rum Yönetimi Sözcüsü Hrisostomidis,
ayrıca, Kıbrıslı Türklerin araçlarla Rum Kesimine
geçişine izin verileceğini de söyledi.
18 başlık altında toplanan pakette
yeralan önlemler şunlar:
Kıbrıslı
Türklere mesleki eğitim verilecek, AB programlarına katılmaları
sağlanacak,
Kıbrıslı
Türklere güneyde iş olanağı sağlanacak.
Kıbrıs
Türk üniversitelerinden mezun olanların diplomaları geçerli
sayılacak,
Kıbrıs
Türk ürünlerinin güneye ve Avrupa Birliği ülkelerine ihracına olanak
tanınacak,
Kıbrıslı
Türklere Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı olmak
şartıyla, Avrupa Parlamentosu seçimlerine katılma hakkı
tanınacak,
KKTC
vatandaşlarının araçlarıyla Rum tarafına geçişi,
Türk tarafının ürünlerinin Adada serbest dolaşımı
sağlanacak,
Türk
sporcular Rum takımlarında uluslararsı
karşılaşmalara katılabilecek. Türkler Rum
federasyonlarının çatısı altında uluslararası
spor kuruluşlarına üye olabilecek.
KKTC
ve Türkiye ile sabit telefon iletişimin otomatikleşmesi ve cep
telefonlarıyla ilgili olarak Türk GSM firmalarıyla roaming
anlaşması imzalanacak,
Kıbrıslı
Türk İşleri adı altında bir büro kurulacak. Ayrıca
Güney Kıbrıstaki 6 ilçede Türkleri aydınlatma ofisleri
oluşturulacak,
Türklerin
Rumca öğrenebilmesi için ücretsiz kurslar düzenlenecek. Rum
ortaöğretim okullarına Türkçe dersi seçmeli ders olarak konulacak.
Kıbrıslı
Türkler Rum sağlık servislerinden yararlanabilecek.
Ara
bölge mayınlardan temizlenecek,
Belediyeler
arasında işbirliği sağlanacak.
Rum
radyo ve televizyonunda Türkçe yayın süreleri artırılacak.
|
|
|
|
29 Nisan Serbest
geçişlerle ilgili atılacak yeni adımları görüşmek
için toplanan KKTC Bakanlar Kurulu, Rumların Türk tarafında
konaklamasına da olanak tanıdı. Buna göre, KKTCdeki otellerde
rezervasyon yaptırmak kaydıyla, Rumlar 3 gün boyunca Türk
tarafında kalabilecek. |
|
KKTC Bakanlar Kurulu, buna ek olarak, geçişleri
kolaylaştırmak amacıyla 2 sınır kapısı daha
açmayı kararlaştırdı. Önümüzdeki günlerde,
Lefkoşanın Kermiya bölgesi ve batıdaki Bostancı köyünden 2
kapı daha açılacak.
Bu arada 3 sınır kapısından
karşılıklı geçişler de sürüyor. Rumların Paskalya
tatilinin sona ermesinin ardından, sınır kapılarındaki
yoğunluğun önceki günlere göre azaldığı belirtiliyor.
Dün 30 bin Rum KKTCye geçmişti.
RUMLAR SINIRDA EYLEM YAPTI
Öte yandan Rum radyosunun haberine göre, 1000 kadar
Rum, 200 araçlık bir konvoyla bölgedeki BM Barış Gücü kontrol
noktasına yürüyerek, Yeşilırmak bölgesinden KKTCye geçiş
yapabilmek için kapı açılmasını istedi. Rumlar, taleplerini
dile getiren bir mektubu BM Barış Gücü yetkililerine verdi. Eylem
sırasında BM Barış Gücü görevlileri ile Rumlar
arasında arbede yaşandığı belirtildi.
Rum Yönetimi Adalet ve Kamu Düzeni Bakanı Doros
Theodoru, BM Barış Gücünün (UNFICYP) serbest geçişlerdeki
tutumunu eleştirerek, BM Barış Gücünün görevinin KKTC
makamlarının işlevini kabul etmek değil, seyahat
özgürlüğünü kolaylaştırmak olduğunu söyledi.
Rum Ulusal Konseyi, bugün öğleden sonra toplanarak
Kıbrıslı Türklere yönelik paketi ele alacak
Ah bir de çözüm
olsaydı!
Paskalya tatili bitmesine rağmen akını sürdüren Rumlar,
kuzeyin ekonomisini canlandırdı. Gözler Rum hükümetinin teşvik
kararlarında. KKTC, AİHM'ye, 'Rumların tazminat taleplerini karşılarız'
mesajı yolladı
Tek kaynak Türkiye
KKTC'nin iki kesim arasındaki geçişleri serbest
bırakmasının ilk haftasında Kıbrıs'taki
coşku artarak sürdüğü gibi, kuzeye ciddi bir nakit girişi de
sağlandı. Rum ziyaretçiler pazartesi akşamına dek 4.2
trilyon lira (2.5 milyon dolar) döviz bıraktı. Türkiye, ekonomik
ambargo uygulanan KKTC'ye 2003 bütçesinden 520 trilyon lira ayırdı.
Güneyden teşvikler
Paskalya tatili bitmesine rağmen dün 10 bin Rum KKTC'ye geçti. Kuzeye
geçenler dün 80 bini, güneye geçenlerse 30 bini buldu. KKTC'nin dün misafirlere
üç gece konaklama hakkı tanıması sevinci artırdı. Rum
Ulusal Konseyi'nin bugün açıklaması beklenen tedbirlerle birlikte
kuzeyin ekonomisinin iyice canlanacağı tahmin ediliyor.
Son açılım: Yargı
KKTC ve Türkiye, Maraş'ın verilmesi ve serbest geçişten sonra,
Kıbrıs sorununun çözümü için yeni bir açılım getirme
çabasında: Türk tarafı, Kıbrıslı Rumların
tazminat taleplerine yanıt vermek istiyor. KKTC ve Türk heyetlerinin
görüştüğü Avrupa Konseyi ve AİHM temsilcileri, girişime
sıcak. KKTC hükümeti yasa üzerinde çalışıyor.
RADİKAL
30.04.2003
'Torunlarımız
barışı yaşasın'
EOKA'cılara
karşı 11 yıl savaşan Arif Şenbaş ve Hüseyin
Kafsali, şimdi köylerinde eski Rum komşularını ve
onların çocuklarını, torunlarını
ağırlıyor
30/04/2003
RADİKAL
TİMUR
SOYKAN
GİRNE - Köylerde hayat, şehirler kadar unutkan değil.
Kıbrıs'ın köylerinde de öyle. Sınırların
açılmasının ardından, Kıbrıs'ın iki
yakasında kentlerde hareketlilik var. Ama 'öteki tarafa' atılan
adımlarla başlayan duygular, daha çok köylere akıyor.
Anılar güzellikleriyle, acılarıyla hâlâ taptaze.
Mesela Ozanköy'de (Gazafana) onlarca yıl sonra gelen evlerine gelen
Rumları, onların çocuklarını torunlarını
karşılayan, gelenlerle Rumca sohbet eden iki yaşlı adam,
1974 öncesinde mücahitti. 1963 ile 1974 yılları arasında tam 11
yıl silah tutan elleri, şimdi köye gelen Rumlarla
tokalaşıyor.
Ama 11 yıl boyunca köylerinden uzakta yaşadıkları günlerden
bahsetmiyorlar.
Çünkü artık çocukları, torunları için savaş değil,
barış istiyorlar.
Kiliseye
bahar geldi
Girne'deki Ozanköy, yeşilin onlarca tonunun, portakalın turuncusu,
limonun sarısı ve dar sokaklarda sıralanmış sevimli
evlerin beyazıyla kaynaştığı bir köy. Kuş
seslerinin eksik olmadığı köyde artık Rum
çocuklarının cıvıl cıvıl koşuşturmaları
da var. Ve Rumca kahkahalar yükseliyor sohbetlerden.
Aynı
40 yıl öncesi gibi...
30 yıldır kapalı olan kilise artık açık. Hatta
sıraları, Hz. İsa'nın resmi ve kilisenin
yıllardır kapağı açılmamış kitapları
dışarıda, bahar havasına kavuştu. Çünkü
sınır kapılarının açılmasının
ardından kilisenin restorasyonuna karar verildi ve bu yapılıyor.
Köyün eski Rum sakinleri, bahçede güneşe selam veren İsa tasvirini
öptükten
sonra eski evlerinin yolunu tutuyor. Ama ondan önce kilisenin yanındaki
köyün eski Rum, şimdi Türk kahvehanesindekilerin çay içme teklifine
karşılık vermek gerek...
Çaylar yudumlanırken sohbetler başlıyor. Türkler gidip de
gelmeyenlerin hallerini hatırlarını soruyor, Rumlar gelip de
göremediklerinin... Yaşlılar aradan geçen uzun yılların
içinde unuttukları Rumca kelimeleri, kendilerini zorlayarak da olsa
hatırlıyor.
Rumlarla onların dilinde sohbet edebilenlerden ikisi mücahit: Arif
Şenbaş ve Hüseyin Kafsali. 75 yaşındaki iki adam, kilisenin
yanındaki kahvehanede,
yıllar önceki komşularını, onların hiç görmedikleri
torunlarını tatlı bir heyecanla konuk ediyor.
Önceki günkü konukları Demirci İlgilandi'nin kızı Despo
Alexandrou'ydu. Despo'ya babasını sordular, ama 10 yıl önce
öldüğünü öğrendiler.
Şenbaş, Despo'ya eskiden tarlasını sürdüğü
sabanları hep babasına yaptırdığını
anlattı, "İyi adamdı rahmetli" dedi. Köyünden 32
yaşındayken ayrılan, bugün 62 yaşındaki Despo,
demircinin torunlarıyla tanıştırdı onları.
Despo, köye başka kimlerin geldiğini sordu. Birkaç gün önce bakkal
Sağır Savi'nin kızları gelmişti. Savi de
sınırların açıldığını göremeden
ölenlerden. 'Köyün zengini Savi'nin kızlarıyla da babasını
anmışlardı uzun
uzun. Hüseyin Kafsali ile Bakkal Savi'nin portakal bahçeleri yan
yanaymış. Nasıl yardımlaştıklarını
anlatırken kızların gözlerinden yaşlar
boşalmış. Hepsini hediyelerle uğurlamışlar.
Kasap Cibri'nin torunları, dedelerine çok benziyormuş.
Fırıncı Lodari'nin, köye bisikletle gelen uzun saçlı torunu
da babası gibi müzisyen olmuş. Şenbaş, Lodari'nin torununa,
"Benim düğünümde deden şarkıları çalmış,
söylemişti" diye takılıyor.
Kötü
anılar hatırlanmıyor
Ama geçmiş, yaşlı adamların anlattıklarıyla
bitmiyor. Çok kötü günler de var. Gizli bir anlaşma imzalamışlar
gibi, savaş günlerini hatırlamayan gençlere sadece 1963 öncesindeki
güzel günlerini anlatıyorlar.
Oysa 1963'te bir yaz günü, sevimli köyün içinden silah sesleri yükseliyordu.
EOKA'cıların çoğunluğunu oluşturduğu silahlı
guruplar Türklerin evlerini kuşatmıştı. Türkler av
tüfekleriyle karşılık veriyordu. Çatışma beş gün
sürdü. Saldırganların içinde az sayıda da olsa, eski
komşular da vardı.
Rumlar sürekli teslim olmaları çağrısı yapıyordu.
Türkler, uykusuz, yemeksiz geçen günlerin ardından bir gece, köylerinden
kaçtı. Köydeki 650 Kıbrıslı Türk kafileler halinde Türklerin
çoğunlukta olduğu tarafa yürüdü. 750 Rum artık köyde
yalnızdı.
Artık köyün erkekleri mücahitti. Lefkoşa yakınlarındaki
Boğaz ilçesinde yıllarca çadırlarda, kümes kadar evlerde
kaldılar. Köylerinden uzakta, yoksulluk içinde yaşadılar.
Şenbaş ve Kafsali, 11 yıl boyunca çeşitli mevzilerde
savaştı. Onlarca arkadaşları, yanı
başlarında son nefeslerini verdi. Türkiye'nin 1974'deki
harekâtından sonra köylerine şarkılar söyleyerek döndüler. Bir
zamanlar Türk'süz kalan köy artık Rum'suzdu. Artık her zaman köyde
iki renkten biri eksik kalacaktı.
'Ne
hissettiklerini anlıyoruz'
Mücahitlerin yüreklerinden savaşın acısı hiçbir zaman
silinmeyecek. Arif Şenbaş, "Nasıl anlatayım, ben
savaşı buraya gelenlere. Ben savaşta çürüdüm.
Çocuklarım, torunlarım barışı yaşasın istiyorum.
Barış için de kötü olanları unutmak gerekiyor. Hem biz de
köyümüzden uzak kaldık. Onların neler hissettiğini
biliyoruz" diyor.
Kafsali, hâlâ biraz kızgın, "Ne güzel bir arada
yaşıyorduk. Niye saldırdılar ki bize?" diyor,
"Ama yine bir aradayız."
Oya ile
Despo buluştu
Despo Alexandrou, kahvede eski mücahit Arif Erbaş'la 'eski günleri'
konuştu. Eski evinde, artık yaşlı bir kadın, tek
başına kalıyordu. Bu yüzden evi biraz bakımsız
kalmış, açıkçası buna üzülmüş. Ama çocukluk
arkadaşı Oya'yı gördü, kahvelerini yudumlarken yıllar
öncesini konuştular. Oya, "Yine geleceğim" diyen Despo'yu
ekşimik, meyve ve çiçeklerle uğurladı.
Rumlar teşvik paketini açıkladı
30/04/2003
RADİKAL
Kıbrıs
Rum Yönetimi, KKTC'nin Yeşil Hat'tan geçişleri serbest bırakmasıyla
gölgede kalan, geçen aralıktan beri açıklayacağını
söylediği Kıbrıslı Türklere yönelik teşvik önlemleri
paketini nihayet açıkladı. Rum Kesimi'nin AB üyeliğiyle elde
edeceği çeşitli haklardan Kıbrıslı Türklerin de
faydalanmasına ilişkin bazı önlemler içeren pakette, KKTC
hükümetinden de Kıbrıs
sorununun siyasi boyutuyla ilgili bir dizi talepte bulunuluyor.
Rum Ulusal Konseyi'nin dün akşam başlayıp, bugün akşam
saatlerinde sona eren toplantısı sonrası Türkçe, Rumca ve
İngilizce yayınlanan 'teşvik paketi' Rum Kesimi'nin üç dilde
yayımladığı ilk belge oldu. Pakette,
Kıbrıslı Türklere yönelik 'teşvik' önlemlerinin yanı
sıra, Kıbrıs sorununun siyasi boyutuyla ilgili bir dizi talep
gündeme getirildi. Bu çerçevede Maraş'ın Rumlara iadesi,
Rumların Dipkarpaz'a yerleşmelerine izin verilmesi, 1974'te
kayıplara karıştıkları iddia edilen Rumların
akıbetine ilişkin dosyaların açılması ve adanın
silahsızlandırılması istendi. Rum Yönetimi, KKTC'den bu
taleplere cevap bekliyor. Kıbrıslı Türklere yönelik teşvik
önlemleri ise şöyle sıralandı:
* Yeşil Hat'tın Rum tarafındaki mayınlar temizlenecek.
* Mevzuattaki ilgili değişiklikle Rum bölgelerinde yaşayan
Kıbrıslı Türkler, birleşik bir seçim listesi temelinde
milletvkili ve başkanlık seçimleri için seçme ve seçilme hakkına
sahip olacak.
* Kıbrıslı Türkler 'Kıbrıs Cumhuriyeti
vatandaşı' olmaları şartıyla Avrupa Parlamentosu
seçimlerinde seçme ve seçilme hakkına sahip olacaklar. Kıbrıs
Türk partilerinin bu sürece katılmaları, ayrıca Kıbrıs
Rum ve Türk partileri arasındaki işbirliği teşvik edilecek.
* Kıbrıslı Türklerin AB'nin çeşitli programlarına
katılımı sağlanacak.
* Yüksek eğitim kurumlarında Kıbrıslı Türklere burslar
verilecek.
* Ticaret Bakanlığı'nın finanse ettiği yüksek
teknoloji alanlarında Kıbrıslı Türklere katılım
hakkı tanınacak.
* KKTC damgası olmadan, Kıbrıslı Türklerin ürettikleri
mallar satılabilecek ve Kıbrıs Cumhuriyeti damgası ile AB
ülkelerine ihraç edilebilecek.
* KKTC ve Türkiye ile cep telefonu bağlantısı
sağlanması için Turkcell ve Telsim firmalarıyla anlaşma
imzalanacak.
* Rum Kesimi'nde ve çeşitli yabancı ülkelerde Kıbrıslı
Türkler için bilgilendirme ofisleri açılacak.
* Rum ortaokullarında Türkçe seçmeli ders olarak okutulacak.
* Kıbrıslı Türklere istedikleri durumda bedava Rumca
kursları açılacak.
* Kıbrıslı Türkler uluslararası spor
kuruluşlarına 'Kıbrıs milli takımı' üyesi olarak
katılabilecek.
* Kıbrıslı Türklere Rum Kesimi'nde sağlık hizmetleri
sunulacak. Türk ve Rum doktorlar arasındaki ilişkilerin
geliştirilmesi için teşvikler uygulanacak. Rum bölgelerine giden
Kıbrıslı Türk hastaların, hastalıklarının
teşhis veya tedavilerinde daha iyi hizmet verilmesi için ek önlemler
alınacak.
* Rum Kesimi'ne geçecek olan Kıbrıslı Türkler beraberlerinde
kendi tüketimleri için yiyecek ve içki taşıyabilecek. Toplam 30
Kıbrıs Lirası (90 milyon TL) değerinde her türlü
eşyayı getirebilecekler. İzinle daha büyük değerde
eşya da götürülebilecek.
* Kıbrıslı Türkler güneyde daha kolay iş bulabilecek.
İstihdam amacıyla, güneyde çalışan yabancıların
yerine Kıbrıslı Türkler tercih edilecek.
Kıbrıs'ta Yeşil Hat
bereketi
Paskalya
tatili bitse de Rumların KKTC'ye akını durmuyor. Rumlar bir
haftada KKTC'ye 2.5 milyon dolar nakit para bıraktı. KKTC'nin üç
günlük konaklama izni vermesinin daha da büyük canlanma yaratması
bekleniyor
30/04/2003
RADİKAL
YORGO
KIRBAKİ
LEFKOŞA - KKTC'nin Rum Kesimi'yle geçişleri serbest
bırakması sonrası Rumların kuzeye akını Paskalya
tatilinin bitmesine rağmen sürerken, geçişler KKTC'nin
uluslararası ambargo nedeniyle yaşadığı ekonomik
sıkıntılara deva oldu.
KKTC ve Rum Kesimi'ne göre, geçişin serbest
bırakıldığı 23 Nisan'dan pazartesi akşamına
dek kuzeye geçen Rumların sayısı 80 bini, güneye geçen Türklerin
sayısı 30 bini bulurken, Rumlar KKTC ekonomisine pazartesi
akşamına dek 2.5 milyon dolar (4.2 trilyon TL) girdi
sağladı. Türkiye'nin 2003 bütçesinde Kıbrıs'a ayrılan
ekonomik yardımsa 530 trilyon liradan (332 milyon dolar), ayda
yaklaşık 44 trilyon liraya (28 milyon dolar)denk geliyor. KKTC'nin
dün Rumlara üç gece konaklama izni tanıması ve Rum hükümetinin bugün
Türklere yönelik açıklayacağı teşvik paketinin de
canlılık yaratması bekleniyor.
Kapılara
dayandılar
Paskalya tatili bitse de dün 19.00'a kadar 20 binden fazla Rum KKTC'ye, 2 bin
Türk de Rum Kesimi'ne geçiş yaptı. Hatta yaklaşık 1000 Rum
dün Yeşilırmak bölgesinde de geçiş noktası
açılması için bir gösteri düzenledi.
Rumların akınına şaşan gazeteciler "Bu insanlar
çalışmıyorlar mı?" diye soruyor.
Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Ali Erel'e göre,
Rumların bu akını, KKTC ekonomisine yaklaşık 2.5
milyon dolarlık nakit girdisi sağladı. Rumlar, KKTC'de Rum
tarafına göre daha ucuz olan mallara rağbet edip, lokantalara
gidip, casino'ları ziyaret etti. Durumdan en memnun olan kesim seyahat
acenteleri. Kıbrıslı Türkler için turlar düzenleyen Polatkan
Turizm, şimdi KKTC'ye geçen Rumlar için tur
hazırlığında.
Rumların KKTC'de araçlarına günlük sigorta yaptırma
zorunluluğu da gelir kapısı oldu. Çarşambadan pazartesi
akşamına dek Rum Kesimi'nden 11 bin 774 araç, 6.5 euro
(yaklaşık 12 milyon TL) ödeyip kuzeye geçti. Ama KKTC'nin sigorta
bedelini 13 euro'ya (yaklaşık 25 milyon TL) çıkarması tepki
yarattı. Rumlar, bazı taksi ve lokantaların fahiş fiyat
uygulamasından şikâyetçi. Lefkoşa Belediyesi bunu önlemek için
lokantalara fiyat listesi ve mönü asma zorunluluğu getirdi,
işportacılara karşı harekete geçti.
KKTC hükümetinin kuzeydeki otellerde kalması şartıyla Rumlara
konaklama izni vermesi ve Lefkoşa'da Kermiya ve Güzelyurt'ta Bostancı
kapılarını açması kararının da ekonomiye olumlu
yansıması bekleniyor. Rumlar, rezervasyon yaptırmak ve
dönüşte otellerde kaldıklarını gösteren belgeleri ibraz
etmek şartıyla KKTC'de 72 saat konaklayabilecek. Erel'e göre üç gün
sınırlaması kaldırılırsa gelir seviyesinin
güneyinkine yaklaşması çok muhtemel. KKTC Ekonomi Bakanı Salih
Coşar ise ticaretin resmen serbestleştirilmesi
çalışması için Rum tarafına ekip gönderildiğini
söyledi.
Teşvik
paketi geliyor
Rum Milli Konseyi'nin bugün açıklayacağı teşvik
tedbirlerinin de KKTC ekonomisini canlandıracağına kesin gözüyle
bakılıyor. Rum kaynaklara göre tedbirler, Kıbrıslı
Türklerin güneyde çalışmasına izin verilmesi, Rum
makamlarından alınan ihracat izniyle KKTC mallarının
güneyde pazarlanabilmesi ve Türklere sağlık hizmeti
sunulmasını kapsıyor. Ayrıca Türk GSM firmalarıyla
anlaşma yapılıp, iki kesim arasında cep telefonu ile
iletişim olanağı sağlanması tasarlanıyor.
Yunan Başbakanı Kostas Simitis, Rum lider Tasos Papadopulos'la
telefon görüşmesi yaptı. Yunan hükümet sözcüsü Hristos Protopapas iki
liderin Kıbrıs'taki kardeşlik havasından memnuniyetlerini
dile getirdiklerini kaydetti. Görüşmede Papadopulos'un 26 Mayıs'ta
Atina'yı ziyareti de kararlaştırıldı.
Denktaş'a
ret
Papadopulos, KKTC lideri Rauf Denktaş'ın, serbest geçişlerle
ilgili sorunların çözümü için görüşme çağrısını
ise reddetti. Rum hükümet sözcüsü Kipros Hrisostomidis, öneriyi 'BM'yi kenara
itmek' diye niteledi. Hrisostomidis, KKTC'nin geçiş jestinden gafil
avlandıkları iddialarını kabul etmese de, "Bu
olayın bu denli büyük boyutlara varması beklenmiyordu"
dedi. Rum Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu ise Londra' daki
Yunan radyosu LGR'ye "Dışişleri Bakanı Abdullah Gül,
Kuzey Kıbrıs'a gittiğinde Denktaş'ın
kulağını çekti" iddiasında bulundu.
KKTC'den yeni açılım
Türkiye
ve KKTC, Rumların mal- mülk davalarına yanıt vermek için kurul
oluşturuyor. AİHM'ye yapılan başvuruya sıcak bir
yanıt alındı
30/04/2003
RADİKAL
DENİZ
ZEYREK
ANKARA - KKTC ile Türkiye, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda etkili
adımlar
atıyor. Adada serbest dolaşım ortamı yaratan Türk tarafı
şimdi de yasa çıkararak Rumların tazminat taleplerine yanıt
vermek istiyor. Türk tarafı, Rumlarının AİHM'ye
yaptığı başvuruların sayısının 2 bin
600'ü bulması üzerine harekete geçti. Çünkü Türkiye'nin yaklaşık
1 milyon dolar tazminata
çarptırıldığı Louizudu davası emsal teşkil
ediyordu ve diğer davaların da sonucunun tanınması sorun
yaratacaktı. Dışişleri Bakanlığı uzun
çalışmalar sonunda AİHM kararlarını taradı ve
Türk tarafının lehine kullanılabilecek içtihatları tespit
etti. İki önemli AİHM kararı şöyle:
· AİHM İtalya hükümetine, iç hukuk
içinde bu başvuruları kısa sürede çözmesi halinde
başvuruları bekletebileceğini iletti. Aynı şey
Rumları için geçerli olabilir.
· İkinci karar ise Rum Kesimi'nin Türkiye
aleyhine açtığı 4. devlet davasının kararıydı.
AİHM bu kararda Türkiye aleyhine görüşlere yer verse de KKTC'nin
yargı kararları etkin hukuk yolu görülüyordu. Bu, AİHM'nin,
KKTC'nin hukuki varlığını tanıdığı
anlamına geliyordu:
AİHM'yle
temas
Bu tespitlerin ardından Türkiye ve KKTC'den bir heyet geçen hafta
Strasbourg'a gidip AİHM ve Avrupa Konseyi yetkilileriyle görüştü.
Heyette KKTC Başsavcısı Akın Sait ile
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın danışmanı Naim
Necatigil de yer aldı. AİHM'ye şu teklif iletildi:
"KKTC, yasayla Rumların mülkiyet sorunlarını
değerlendirip karar bağlayacak bir kurul oluşturmak suretiyle iç
hukuk yolu açsın. AİHM'ye başvuruda bulunan Rumlar, KKTC'deki bu
kurula yönlendirilsin."
Türk heyeti, sayıları 2 bin 600'ü bulan Rumların
başvurularının AİHM'de görüşülmeden önce İtalya
kararındaki gibi KKTC iç hukukuna yönlendirilmesi istedi. Karşı
tarafın 'KKTC'yi tanıma'ya ilişkin kaygıları ise yine
AİHM'nin Rum Kesimi'nin 4. devlet davasında aldığı
kararla giderildi. Çünkü AİHM kararında KKTC yargısı 'etkin
hukuk yolu' olarak tanımlanıyor.
AİHM ve Konsey'in konuya sıcak bakması üzerine KKTC kurulun
yasal dayanağını hazırlamak için kolları
sıvadı. Yasayla kurulacak olan kurul bağımsız olacak.
Kişisel başvurular kabul edilecek. KKTC hükümeti kararları
uygulamak zorunda kalacak. Kararlar hem KKTC yargısı hem de AİHM
denetimine açık olacak.
|
Rumlar'dan Türkler'e 'AB paketi' |
|
|
Kıbrıs Rum Kesimi, Kıbrıslı Türklere yönelik hazırladığı 'önlemler' paketini açıkladı. Pakete
göre, Kıbrıslı Türklerin Rum tarafına araçlarla
geçişlerine 10 Mayıs'tan itibaren izin veriliyor. 2 Mayıs'tan
sonra da Rum tarafı ile Türk tarafı arasında doğrudan
telefon hattı devreye sokulacak. Paket KKTC'yi devre dışı
bırakmayı amaçlıyor. ''Önlemler''
çerçevesinde KKTC'deki üniversitelerin diplomaları belirli
koşullarda tanınarak, bu üniversitelerden mezun olan
Kıbrıslı Türk gençlerine iş imkanı
sağlanacak. KKTC'de
üretilen yerel ürünlerin ada genelinde dolaşımına izin
verilecek ve bu ürünlerin dış dünyaya ihracatı Rum
makamları aracılığıyla mümkün olacak. Kıbrıslı
Türklere ''Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı'' olmaları
koşuluyla Avrupa Parlamentosu seçimlerine katılma hakkı da
tanınacak. KKTC
MAKAMLARI DEVRE DIŞI BIRAKILIYOR Kıbrıs
Rum yönetiminin, Kıbrıslı Türkleri sözde desteklemek
amacıyla hazırladığı ''önlemler'' paketi, Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti makamlarını devre
dışı bırakmayı amaçlıyor. Rum
yönetimi sözcüsü Kipros Hrisostomidis tarafından açıklanan paket 19
maddeden oluşuyor. Paketin ana başlıkları
şöyle: ''Mal
dolaşımı. Kişilerin ve arabaların
dolaşımı. İstihdam. Mütaehhitlik ve taşeronluk.
Kıbrıslı Türklerin mesleki eğitimi. Türk bölgesinde
eğitim. Kıbrıslı Türklerin uluslararası spor
etkinliklerinekatılımı. Kıbrıslı Türklerin
yurtdışındaki etkinliklere katılımı.
Kayıplar-yaşamını yitiren siviller. İnsani konularda
ortak komite. Belgeler (Kıbrıslı Türklere pasaport, doğum
belgesi, kimlik belgesi verilmesi). Tedavi. Kültür mirası, Rum radyo
televizyonunu (RİK) Türkçe bölümünün güçlendirilmesi. Ara bölgenin
mayınlardan temizlenmesi. Yerel yönetimler düzeyinde
işbirliği. Türk tarafı ve Türkiye ile telefon
bağlantısı. Kıbrıslı Türklerin seçim
hakkının korunması. Kıbrıs Türk işleri dairesi
kurulması.'' Rum
basınında günler öncesinden yazılmaya başlayan
''önlemler'', fazla bir değişiklik olmadan Rum Bakanlar kurulu
tarafından kabul edildi. Rum sözcü
Hrisostomidis, ''önlemlerin'', ''insan haklarına ve Avrupa Birliği
mevzuatın uygun bir şekilde
hazırlandığını'' savunarak,''işgal bölgesi''
olarak nitelediği KKTC'de yaşayan ''Kıbrıs cumhuriyeti
vatandaşlarını desteklemeyi amaçladıklarını''
söyledi. Hrisostomidis,
''önlemleri'' tek yanlı olarak uygulamaya koyacaklarını
belirterek, bunun KKTC'nin tanınması anlamına gelmediğini
kaydetti. |
|
Kıbrıs Türk Konuları Bürosu
oluşturulması: Bu büro organik olarak Kıbrıs
Rum yönetimine bağlı olacak. Büro, kurulacak olan Kıbrıs
Türk Konuları Komiseri Kurumu tarafından etkin şekilde
denetlenecek ve başlangıçta, bu büro Dışişleri
Bakanlığı eski binasında konuşlandırılacak.
Kıbrısta ve dış ülkelerde aydınlatma
büroları kurulması: Kıbrısta 6 ilçede, merkezler
kurulacak ve her büronun başına Türkçeyi iyi bilen bir bürokrat
görevlendirilecek. Bu merkezler, ilk durak büroları olarak
çalışacak ve Kıbrıs Türklerine her türlü bilgi
sağlayacak
İnsancıl ve diğer konularda karma temas komitesi
kurulması: Bu komitede bir Kıbrıslı Rum ve
bir Kıbrıslı Türk temsilci bulunacak. Bu temsilciler iki
toplumun liderleri tarafından belirlenecek. Komitede bir de
Barış Gücü temsilcisi bulunacak. Komitenin hedefi, özellikle
insancıl konuların çözümlenmesi ile kişiler ve gruplar
arasında temas ve iletişimi de kolaylaştırmak olacak.
Kıbrıslı Türklerin istihdamı:
Kıbrıs Türkleri, Güney Kıbrısta çalışma
olanakları hakkında aydınlatılacak. Bu amaçla, iş
sahalarının tanıtımında medya ve internet
kullanılacak
KKTCde eğitim: Rum yönetimi,
eğitimleri sonucu kazandıkları deneyim temelinde
Kıbrıslı Türklerin çalıştırılabilmesi için
gerekli düzenlemeler yapacak. Bugüne kadar KKTCdeki yüksekokul ve
üniversitelerin diplomaları tanınmıyordu.
Kıbrıslı Türklerin eğitim ve mesleki
açıdan hazırlanmaları:
Kıbrıslı Türklerin araştırma ve Avrupa Birliği
programlarına katılmaları için pratik düzenlemeler
yapılacak. Kıbrısta yüksek eğitim kuruluşlarında
burslar verilecek. Ticaret Bakanlığı tarafından finanse
edilen yüksek teknoloji ile ilgili alanlarda, Kıbrıslı Türklere
katılım hakkı tanınacak.
Kıbrıs
içinde ve Avrupa Birliğinde ürün dolaşımı:
Kıbrıs Rum kesimine gidecek kişiler berabelerinde kendi
tüketimleri için yiyecek ve içki taşıyabilecek. Toplam 30
Kıbrıs Lirası değerinde her türlü eşya
getirebilecekler. İzinle daha büyük değerde eşya da
götürülebilecek. Özel izinle doğada yetişen ürünler (balık, av
ürünü...) sınırlı sayıda ve ticari amaçlı olarak da
götürülebilecek. Gerekli belgeler temin edildiği zaman Kıbrıslı
Türklerin ürünlerinin Avrupa Birliği ülkelerine ihracatına izin
verilecek. Hazırlanan öneriler şunları öngörüyor: Bu belgelerin
hazırlanması için Rum yönetimi, yabancı şirket veya AB
Komisyonu temsilcilerine belgeler üzerinde gerekli denetimlerin
yapılması görevi verilerek, bu şekilde Rum yönetimine gerekli
belgeleri çıkarma olanağı sağlanacak. Kıbrıs Türk
Ticaret Odası gibi KKTCdeki kurumlara da benzer yetkiler verilebilecek.
Ancak bu kurumlar KKTC yönetimi adına faaliyet göstermeyecekler.
Kişilerin dolaşımı: Son
gelişmelerle bu tedbirler büyük ölçüde geçerliliğini yitirdi.
KKTC ve Türkiye ile telekomünikasyon: BM
aracılığıyla mevcut iletişim sisteminin
geliştirilmesi incelenecek. Bu arada, KKTC ve Türkiye ile sabit telefon
iletişimin otomatikleşmesi için Rum Telekomünikasyon Dairesine de
izin verilecek. Cep telefonlarıyle ilgili Turkcell ve Telsim
firmalarıyla roming anlaşması imzalaması için Rum
Telekomünikasyon Dairesine izin verilmesi öngörülüyor.
SANAT, SPOR...
Kıbrıs Türk kayıpları ve ölüleri (1963-67-74)
yakınları için önlemler: Verilecek ödenekler
dışında, Rum bölgelerinde gömülü bulunanlar için kimlik tesbiti
amacıyla kazılar yapılacak. Bu çerçevede Rum yönetimi gen
bankası kurulması için çaba gösterecek
Kıbrıs Rum Yönetimi seçimlerine Kıbrıs
Türklerinin katılımı: Mevzuattaki ilgili
değişiklikle Rum bölgelerinde yaşayan Kıbrıslı
Türkler, birleşik bir seçim listesi temelinde milletvekili ve
başkanlık seçimleri için seçme ve seçilme hakkına sahip
olacaklar. Avrupa Parlementosu seçimlerine de KKTCde ikamet eder olsalar bile
Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı olmaları halinde
Kıbrıs Türklerine olanak sağlanacak. Kıbrıs Türk
partilerinin bu sürece katılmaları ayrıca Kıbrıs Rum
ve Türk partileri arasındaki işbirliği cesaretlendirilecek.
Türkçe ve Rumca öğrenimi: Rum ortaeğitim
okullarına Türkçe dersi seçmeli ders olarak konulacak. İlgilenen
Kıbrıslı Türklere, Rumcanın bedava olarak öğretilmesi
için düzenlemeler yapılacak
Spor: Kıbrıslı Türkler,
uluslararası spor karşılaşmalarına Kıbrıs
milli takımı üyeleri olarak katılabilecekler.
Tıbbi tedavi:
Kıbrıslı Türk ve Rum doktorlar arasındaki ilişkilerin
geliştirilmesi için teşvikler uygulanacak. Rum bölgelerine giden
Kıbrıslı Türk hastaların, hastalıklarının
teşhis veya tedavilerinde daha iyi hizmet verilmesi için ek önlemler
alınacak.
Rum radyo-televizyonunun Türkçe yayınlarının
iyileştirilmesi: Kıbrısta ve uluslararası
alanda Kıbrıs Türk toplumunun, Kıbrıs halkının
bir parçası olarak tanıtılması için önlemler alınacak.
Yerel yönetimler düzeyinde işbirliği: Bu
işbirliği ilk etapta Lefkoşa ve Gazimağusa belediyeleri
için olacak.
HÜRRİYET
30.04.2003
|
Rumlar Maraş'ı ve Karpaz'a yerleşim
hakkı istiyor |
|
|
Kıbrıs Rum Ulusal Konseyi, KKTC'den Maraş'ın Rum tarafına iade edilmesini istedi. Rum radyosunun haberine göre, Ulusal Konsey'de dün akşam alınan kararlar, Rum yönetimi sözcüsü Kipros Hrisostomidis tarafından açıklandı. Rum
Ulusal Konseyi, Kıbrıs Türk tarafına, ''Maraş'ın
iade edilmesi, 3. Viyana Anlaşması'nı uygulamaya koyması
ve kayıpların akıbetini belirlemek amacıyla
işbirliği yapması'' çağrısı yaptı. 3.
Viyana Anlaşması, Karpaz'a 20 bin kadar Rum yerleştirilmesini
öngörüyor. Rum
yönetimi sözcüsü Hrisostomidis, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş'ın, BM sürecini bir kenara iterek, KKTC'nin
tanınmasını amaçladığını savundu. Hrisostomidis,
karşılıklı geçişlerin, ''iki toplum arasındaki
dostane duyguların birleşik bir yurtta bir arada yaşama ve
işbirliği yapma isteğini yansıttığı''
iddiasında bulundu. Bu
arada, Rum yönetiminin Kıbrıslı Türklere yönelik
hazırladığı ''önlemler paketi'' Rum bakanlar kurulu
tarafından onaylandı. Paketin ayrıntılarının
basına açıklanması bekleniyor. ''Önlemlerin'' Cuma günü uygulamaya gireceği, yasal düzenleme gerektiren ''önlemlerin'' ise daha sonra yürürlüğe gireceği açıklandı. |
|
HÜRRİYET
30.04.2003
|
Papandreu: Gelişmeler AB üyeliğinin sonucu |
|
|
Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu, Kıbrıs'ta, KKTC Bakanlar Kurulu kararıyla başlatılan karşılıklı serbest geçişlerin "Kıbrıs'ın (Rum kesimi) AB üyeliğinin sonucunda gerçekleştiğini" öne sürdü. Papandreu,
Türkiye'nin Atina Büyükelçisi Yiğit Alpogan ile görüşmesinin
ardından gazetecilere yaptığı açıklamada,
''Kıbrıs'ta duygulandırıcı ve tarihi anlar
yaşanıyor'' dedi. Kıbrıs'ta,
uzun yıllardan sonra yaşanan gelişmelerin Rum kesimininAB
üyeliğine kabul edilmesinden kaynaklandığını savunan
Papandreu, ''Avrupa'nın, Berlin'deki gibi duvarlara ve bölünmelere
tahammül etmediğini'' söyledi. Papandreu,
''Yunanistan'ın birlikte yaşama konusundaki güçlü mesajı,
Kıbrıslı Türkler tarafından olumlu
karşılanmıştır. Kıbrıs'ta Türklerle
Rumların birlikte yaşama olanakları vardır. Efsaneler
yıkılıyor, çok sayıda kişi insanca seyahat ederek,
birlikte yaşıyor. Diğer yandan, Kıbrıs sorununun
Annan planı temelinde çözümü asıl hedefolmaya devam ediyor''
dedi. Papandreu,
Kıbrıs'taki gelişmeler çerçevesinde bir ''iyi niyet
göstergesi'' olarak KKTC'nin resmen tanınıp
tanınmayacağına ilişkin bir soru üzerine, böyle bir
olasılığın bulunmadığını ve bu konuda
ne BM, ne de AB'nin tavrının değişmeyeceğini
kaydetti. Büyükelçi
Alpogan da açıklamasında, Kıbrıs'ta başlatılan
karşılıklı serbest geçişlerin Türkiye
tarafından ''memnuniyet verici olumlu bir gelişme'' olarak
değerlendirildiğini belirtti. Her
iki taraftan da çok sayıda geçiş gerçekleştirildiğine
dikkati çeken Alpogan, bunun çözüm yolunda bir adım olduğunu ve
serbest geçişlerin sürdürüleceğini kaydetti. Alpogan,
Papandreu ile olan görüşmesinde, 2 Mayıs tarihinde Meis
adasında gerçekleştirilecek AB Dışişleri
bakanları toplantısı ve Türkiye ile Yunanistan arasında
sürdürülen araştırmacı temaslarla ilgili konuların ele
alındığını belirtti.
|
|
HÜRRİYET
30.04.2003
|
Baykal, Kıbrıs'ta 'tek devlet' istedi |
|
|
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''Kıbrıs'ta tek devlet, işleyebilir devlet, toprak esnekliği ve anlaşma istiyoruz'' dedi Baykal,
İzmir'de Ege Üniversitesi Uluslararası İlişkiler
Topluluğu tarafından düzenlenen II. Uluslararası
İlişkiler Öğrenci Kongresi'nde ''21. Yüzyılda
Dış Politika, Bölgeler ve Güvenlik'' konulu dersi verdi. Bunun
bize bir sorumluluk yüklediğini bilerek konuşuyorum.
Kıbrıs'ta işleyebilir bir tek devlet kurmak demek,
Kıbrıs'taki azınlığı oluşturan Türkler'in
Kıbrıs devletinin işlemesini engelleyici bir konumda
olmamasını kabul etmek demektir. Evet, bunu kabul ediyoruz.
Kıbrıs'ta barışa ulaşmak için bizim belli bir toprak
esnekliği göstermemiz gerekiyorsa, nüfusa göre bugün kontrol
ettiğimiz toprak daha genişse, biraz daha indirilmesi ihtiyacı
varsa, o konuda esneklik göstermeyi de kabul ediyoruz.'' Baykal,
''Tek devlet, işleyebilir devlet, toprak esnekliği ve anlaşma
istiyoruz'' sözleriyle devam ettiği konuşmasını,
şöyle sürdürdü: Kıbrıs'ta
iki toplum ve iki coğrafya var. Şimdi bir barış
anlaşması aranıyorsa, bu barış anlaşması
bu durumdan yola çıkmalıdır. Bu durumu temel
almalıdır. Annan Planı bunu temel alan değil,
değiştirmeyi amaçlayan, bunu hazmetmeyen, kabul etmeyen, içine
sindirmeyen, bozmak isteyen bir anlayışla yola
çıktığı için Türkler'i tatmin etmesi mümkün
olmadı.'' Avrupa'nın,
Türkiye'nin AB içinde yer alma hakkını reddetme
olanağının artık kalmadığını bildiren
Baykal, şunları söyledi:
|
|
HÜRRİYET
30.04.2003
Rumlar
Attila ile pokerde restleşecek
Hüseyin ALKAN / LEFKOŞA
Kuzey Kıbrıs Bakanlar Kurulu, Rumlara bir jest daha yaptı ve Güney'den gelenlere haftada üç gece KKTC'de konaklama izni verdi.
Kuzey
Kıbrıs Bakanlar Kurulu, Rumlara bir jest daha yaptı ve Güney'den
gelenlere haftada üç gece KKTC'de konaklama izni verdi. Uygulamayla
geçişlerin KKTC ekonomisine katkısı daha da artacak. Rumlar,
şimdiye kadar işgalci ya da Attila dedikleri Türklerle
otellerin kumarhanesinde restleşecekler.
Bakanlar Kurulu'nun kararına göre Rumlar, bir hafta içinde KKTC'de 72 saat
geçirebilecek. Rumlar bu haklarını isterlerse haftanın üç
değişik gününde de kullanabilecek. Rumlardan dönüşlerinde otelde
kaldıklarına dair belge istenecek.
10 bin yatak kapasitesi olan Kuzey Kıbrıs'ta otellerin
yıllık ortalama doluluk oranı yüzde 30-40'da kalıyor. Yaz
aylarında bu oran yüzde 60'a çıkabiliyor. Rumlara otel vizesi, kumar
sektörüne de canlılık getirecek. Rumlar, poker masasında
şimdiye kadar 'işgalci' ya da 'Attila' dedikleri Türklerle
'restleşecek'.
Kumarhaneler, Rumca broşür dağıtıyor, özel kampanyalar
düzenliyor. Kumarhaneler, Türklerden birey olarak dört, devlet olarak da 12 kat
zengin olan ve oyun masasında Kıbrıs Lirası saçan Rum
misafirlerinin gönüllerini hoş tutmak için şimdiye kadar tabu
sayılan Rumca müzikler çalıyor.
Rumlar Girne Limanı'nda balık restoranlarında para saçıyor.
Restoranların fiyatları şişirdiği yolundaki
şikayetler üzerine limandaki üç ünlü restorana kapatma uyarısı
yapıldı. Bazı lokantaların kişi başına 30
milyon lira yerine Rumlardan 100-250 milyon TL aldıkları
öğrenildi. Restoranların hemen hemen hepsi mönülerine ekmek kadayıfı
ekledi. Lokanta sahipleri, ziyaretçileri çekebilmek için kapılarına
Rumca tarife astılar.
RUMLARA PREZERVATİF ZORUNLULUĞU
Rumların geçişlerinden fuhuş sektörü de payını
alıyor. Kuzey Kıbrıs'ta eski Doğu Bloku ülkelerinden gelen
hayat kadınlarının çalıştığı 50'ye
yakın pub ve gece kulübü bulunuyor. Taksiler, Rumların muzır
taleplerini karşılamak için gece kulüpleriyle sınır
kapıları arasında mekik dokuyor. Güneyde AIDS
vakalarının fazla olması nedeniyle gece kulüpleri Rum
müşterilerine prezarvatif konusunda taviz vermiyor.
Öte yandan Paskalya tatilinin devam etmesi nedeniyle sınırlarda dün
de izdiham yaşandı. Ledra Palas, Beyarmudu ve 2.5 Mil sınır
kapılarında 20 kilometreye varan araç kuyrukları oluştu.
Önceki gün 30 bine yakın Rum kuzeye geçmişti. Dün bu sayı 40
bine dayandı. KKTC Bakanlar Kurulu, Rumların geçişlerini
rahatlatmak için dün iki sınır kapısının daha
açılmasına kararlaştırdı. Buna göre, Lefkoşa
yakınlarındaki Kermiya kapısı birkaç gün içinde devreye
sokulacak. Karar uyarınca Güzelyurt yakınlarındaki Bostancı
kapısı da önümüzdeki günlerde hizmet vermeye başlayacak.
HÜRRİYET
30.04.2003
10 MAYISTAN İTİBAREN GÜNEYE ARAÇLARLA GEÇİŞ SERBEST
GEREKLİ DÜZENLEMELER YAPILIYOR'... Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Kıbrıslı Türklere yönelik 'İyileştirici Önlemler Paketi'ni dün açıkladı. Rum Yönetimi Sözcüsü Kipros Hrisostomidis konuyla ilgili olarak dün saat 17.30'da Rum Başkanlık Sarayı'nda düzenlediği basın toplantısında, Kıbrıslı Türklerin 10 Mayıs'tan itibaren kendi araçlarıyla Güney Kıbrıs'a geçmeye başlayabileceklerini bildirdi. 'İyileştirici Önlemler Paketi'nde, Kuzey'den gelecek araçların, 'Hükümetin kontrolü altında bulunan bölgelerde yasal biçimde trafiğe çıkması için gerekli düzenlemelerin yapılacağı' belirtildi.
PAKETTE NELER VAR... Rum Yönetimi Kıbrıslı Türklere yönelik önlemlerini, 'Mal Dolaşımı; Kişilerin ve Arabaların Dolaşımı; İstihdam; Müteahhitlik ve Taşeronluk; Kıbrıslı Türklerin Meslek Eğitimi; İşgal Bölgesinde Eğitim; Kıbrıslı Türklerin Uluslararası Spor Etkinliklerine Katılımı; Kıbrıslı Türklerin Yurt Dışındaki Etkinliklere Katılımı; Kayıplar-Yaşamını Yitiren Siviller; İnsani Konularda Ortak Komite; Belgeler; Tedavi; Kültür Mirası; RIK'ın Türkçe Bölümünün Güçlendirilmesi; Ara Bölgenin Mayınlardan Temizlenmesi; Yerel Yönetimler Düzeyinde İşbirliği; İşgal Bölgesi ve Türkiye ile Telefon Bağlantısı; Kıbrıslı Türklerin Seçim Hakkının Korunması; Kıbrıs Türk İşleri Dairesi' başlıkları altında topladı.
KIBRIS 01.05.2003
RUMLAR BİZİMLE ALAY MI EDİYOR ?
Rum yönetimi sözcüsü Kipros
Hrisostomidis, Ulusal Konsey kararlarını açıklarken,
kayıpların akıbetini belirlemek amacıyla
işbirliği yapılması çağrısında bulundu
Kıbrıslı
Türkler, 10 Mayıstan itibaren kendi araçlarıyla Güney
Kıbrısa geçmeye başlayacaklar. 2 Mayısta da KKTCyle,
Güney arasında telefon hattı hayata geçirilecek
HALKIN SESİnin dün
yayınladığı, Kıbrıs Rum yönetiminin
Kıbrıslı Türklere yönelik olarak uygulayacağı
iyleştirici önlemler paketi dün aynen açıklandı
HALKIN
SESİnin dün yayınladığı, Kıbrıs Rum
yönetiminin Kıbrıslı Türklere yönelik olarak
uygulayacağı iyleştirici önlemler paketi dün açıklandı.
Rum
Yönetimi Hükümet Sözcüsü Kipros Hrisostomidis konuyla ilgili olarak dün saat
17.30da Rum Başkanlık Sarayında düzenlediği basın
toplantısında, Kıbrıslı Türklerin 10 Mayıstan
itibaren kendi araçlarıyla Güney Kıbrısa geçmeye
başlayabilecklerini bildirdi.
Hrisostomidis,
Kıbrıslı Türklere uygulanacak prosedürün KKTCnin
Kıbrıslı Rumlara uyguladığı prosedüre eş
tutulması çerçevesinde KKTCden Güneye araçla geçişlerle ilgili
soruyu yanıtlarken yaptığı açıklamada, araçlarla
Güneye geçilmesi konusunda gerekli yasal değişikliğin
yapılması için zamana ihtiyaç bulunduğundan dolayı,
Kıbrıslı Türklerin bu hafta içinde araçlarla geçişlerinin
imkan dahilinde olmayacağını belirtti. Hrisostomidis,
Yapılacak yasal düzenleme sonrasında 10 Mayıstan itibaren
Kıbrıslı Türkler kendi araçlarıyla geçebileceklerdir dedi.
MARAŞIN İADESİNİ
İSTİYORLAR
Rum
Ulusal Konseyi, KKTCden Maraşın Rum tarafına iade edilmesini
istedi.
Rum
radyosunun haberine göre, Ulusal Konseyde dün akşam alınan kararlar,
Rum yönetimi sözcüsü Kipros Hrisostomidis tarafından açıklandı.
Rum
Ulusal Konseyi, Kıbrıs Türk tarafına, Maraşın iade
edilmesi, 3. Viyana Anlaşmasını uygulamaya koyması ve
kayıpların akıbetini belirlemek amacıyla
işbirliği yapması çağrısı yaptı. 3. Viyana Anlaşması, Karpaza 20 bin
kadar Rum
yerleştirilmesini
öngörüyor.
Rum
Yönetimi Sözcüsü Hrisostomidis, Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaşın, BM sürecini bir kenara iterek, KKTCnin
tanınmasını amaçladığını savundu.
Hrisostomidis,
karşılıklı geçişlerin, iki toplum arasındaki
dostane duyguların birleşik bir yurtta bir arada yaşama ve
işbirliği yapma isteğini yansıttığı
iddiasında bulundu.
Hrisostomidis,
alınan önlemler arasında iki taraf arasında telefon
iletişiminin de bulunduğunu belirterek, 䄚 Mayıs
tarihinden itibaren KKTCyle Güney Kıbrıs arasında telefon
hattının hayata geçirileceğini belirtti.
HALKIN SESİ 01.05.2003
Kapıyı KKTC
olarak açtığımızı anlamadılar
KKTC
Cumhurbaşkanı, son gelişmelerin kendisine yapılan
suçlamaların ne kadar haksız olduğunu gösterdiğini söyledi
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri
Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto'nun, "Denktaş'ın
kapıları nasıl açtığını
anlayamadım" sözlerine tepki göstererek, "De Soto'nun
anlayamadığı en önemli husus, biz kapıları Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak açtık" dedi. Denktaş,
De Soto'nun söz konusu açıklamasının, Lahey'de anlaşma
sağlanamaması nedeniyle suçlanmasının ne kadar haksız
olduğunu gösterdiğini söyledi. İki devlet
ortaklığı esasında hareket serbestisini daima kabul
ettiklerine dikkat çeken Denktaş, kavganın ve tehlikenin
yerleşim ve toprak edinme konusunda çıkacağı üzerinde
durduklarını anımsattı.
KKTC'ye geçen
Rumların, KKTC yasalarına ve polisine tabi olduğunu belirten
Denktaş, "Kapıları barış için, zemini dengelemek
için açtık ve dıştan birileri karışıp
Rumları şımartıp teşvik etmezse halkların bu
kaynaşması ile bu zemin hazırlanabilir. Bu da zaman
isteyebilir" dedi. Denktaş, Sakarya'da yaptığı
açıklamada da, Kıbrıs'ta barış için kendi
planlarını uygulamaya koyduklarını belirterek,
"Eğer tek devlet kuramazsak, iki dost ülke olarak
yaşayabiliriz" diye konuştu.
Kıbrıs
meselesine dışarıdan müdahale olmaması halinde
koşulların daha yumuşak duruma geleceğini kaydeden
Denktaş, "Kuzeyde de, güneye denk idare vardır. Her şeyini
güneyde bırakanlar, tekrar göçmen olmak istemiyor. Eğer tek devlet
kuramazsak, iki dost ülke olarak yaşayabiliriz" diye konuştu.
Denktaş, göçmenlerin mal ve yerleşiminin belirlenmesi konusunda ise
şunları söyledi:
"Mallar, global takas
yoluyla yerine ulaştırılır. Göçmenlerin mal ve
yerleşiminin bir kota çerçevesinde gerçekleşebileceğini
söyledik. De Soto'nun ortaya koyduğu haritada, 60 - 70 bin Rum kuzeye
yerleşecek. Bu kargaşa oluşturur."
MİLLİYET 01.05.2003
Yeşil Hat zamanı da bölmüş
Bir
ada, iki dünya... Kıbrıs'ın Rum kesimine geçen Türkler
şaşkın. 29 yıl önce bomboş bıraktıkları
yerlerde şimdi fabrikalar, gökdelenler yükseliyor. Limasol'da art arda
modern oteller inşa edilmiş. Türk kesimindeki oteller ise 1974
yılından kalma...
01/05/2003
RADİKAL
TİMUR
SOYKAN
LEFKOŞA - Ortasından ikiye bölünmüş talihsiz kentin, iki
tarafında büyük farklar var. Lefkoşa'nın Türk tarafındaki
en yüksek binasından görünen Rum kesimi manzarası,
farklılığı bütün çıplaklığıyla göz
önüne seriyor.
Lefkoşa'nın Rum tarafında çok sayıda kule vinç ve
inşası süren yüksek binalar görünüyor. Kıbrıslı
Türkler, adanın ikiye bölünmesinin ardından ilk kez
Lefkoşa'nın Rum kesimine geçtiklerinde zamanın iki bölge için ne
kadar farklı aktığını gözlemliyor.
Türk kesiminin 1974'ten bugüne kadar çok az bir gelişme gösterdiğini
söyleyen Kıbrıs Türkleri, 29 yıl öncesini
hatırladıkları Rum kesimindeki boş arazilerde modern
mimarinin örnekleri olan iş merkezleri ve otellerle
karşılaşıyor. Lefkoşa'nın merkezi semtlerinde
gezerken inşaatları devam eden onlarca yüksek bina, gelişimin
bütün hızıyla sürdüğünün açık göstergesi.
Oldukça düzenli bir şekilde gelişmiş kentteki yollar da
genişletilmiş. Paskalya'nın da etkisiyle çok sayıdaki
kafeterya tıklım tıklım dolu, masaları dışarıya
taşmış. Ayrıca modern alışveriş merkezleri
de dikkat çekiyor.
Yollar cip
dolu
Güney kesiminde caddeleri dolduran lüks otomobiller ve cipler, gelir düzeyinin
yüksekliğini ortaya koyuyor. Çok sayıda genç son model sürat
motosikletleriyle kalabalık gruplar halinde geziyor. 2000
yılının verilerine göre kişi başına milli gelir
Kuzey Kıbrıs'ta 4 bin 978 dolarken Güney Kıbrıs'ta 13 bin
406 dolar.
Lefkoşa'dan çıkıp eskiden yaşadıkları diğer
kentlere giden Kıbrıslı Türkler Güney Kıbrıs'taki
iş olanaklarının çokluğunu gözlemleyebiliyor. Lefkoşa
ile Limasol arasında, ayrıca Limasol kent merkezinde çok sayıda
çimento, kiremit, bira ve meşrubat gibi alanlarda faaliyet gösteren
fabrikalar bulunuyor. Fabrikaların çoğunu, 29 yıl önce bölgeden
ayrılanlar hatırlamıyor.
Kuzey Kıbrıs kesiminde ise neredeyse hiç fabrika yok. 1974 öncesinde
son derece faal olan Haspolat Sanayi Sitesi'nde bugün birkaç işyeri
çalışıyor. Güney Kıbrıs'ta sabit sermaye
yatırımları 2000 yılında 1 milyon 682 bin dolarken
yıllardır ambargo altında olan Kuzey Kıbrıs'ta sabit
sermaye yatırımları 164 bin dolar.
Adanın büyük gelir kaynağı olan turizm alanında da iki
taraf arasında büyük fark var. Güney'in turizm merkezlerinden Limasol'a
gidenler, büyük oteller, deniz doldurularak yapılan parklar ve yollarla
karşılaştıklarında çok şaşırdı.
Oysa Lefkoşa'nın Türk tarafındaki otellerin hemen hemen
tamamı, 1974 yılından kalma ve yetersiz. Güney tarafına
2000 yılında gelen turist sayısı 2 milyon 604 binken otel
yatak sayısı 102 bin 451. Kuzey Kıbrıs'a gelen turist
sayısı ise 433 bin, otel yatak sayısı ise 10 bin 500.
Ayrıca dalgalanan AB bayrakları da Kıbrıslı Türklerin,
'Eller Ay'a biz yaya' yorumlarına neden oluyor...
Rum
akını var, dükkânlar kapalı
01/05/2003
RADİKAL
Kuzey
Kıbrıslılar, Güney Kıbrıs'ın
gelişmişliğine karşın ambargo altındaki
ülkelerinin yerinde saydığını, yıllardır bir
gelişimin olmadığını söylüyor.
Ancak sınır kapılarının açılmasından sonra
hareketlilik hepsi için umut verici. Rum akınından sonra en büyük
hareketliliği yaşayan kent ise Girne.
Girne sahilinde bulunan lokantaların hepsi Rum müşterilerle dolu,
trafik sorunu nedeniyle kentin dışından itibaren
uzun araç kuyrukları oluşuyor. Lefkoşa'da da Girne kadar olmasa
da önemli bir hareketlilik var.
Türk kesiminde dillere destan 'Akdeniz
ağırkanlılığı'nın, Rumların
akınına karşın sürmesi ise dikkat çekici. Dükkânların
büyük çoğunluğu saat 10.00'da açılıyor, 17.00'de
kapanıyor. Rum kesiminden gelenlerin sokakları doldurduğu hafta
sonunda bile çoğu işyeri, hafta sonu kapalı olma geleneğini
sürdürüyor.
Örneğin fotoğraf stüdyoları, talebe karşın cumartesi
öğleden sonra ve pazar günü kapalıydı.
Taksiler de
çalışmıyor
Bir esnaf, saat 10.00 ile 18.00 arasında
çalıştığını ve çok yorulduğunu söyleyerek
yarın dükkânını açmayıp dinleneceğini
anlatıyordu. Lefkoşa'nın büyük marketleri de saat 18.00'de
kepenk indiriyor ve pazar günleri kapalı. Girne'deki dolmuşlar talebe
rağmen, saat 18.00'den sonra Lefkoşa'ya sefer yapmıyor.
Bazı taksi şoförleri, yüzlerce milyon lira kazanacak olmalarına
karşın yorulduklarını söyleyip müşteriyi geri
çevirebiliyor.
Güney kesimi ile karşılaştırıldığında
ekonomik durumunun kötü olması ile yakınan 'Yavru Vatan'ın,
Türkiye'nin pek çok bölgesinden kat kat daha iyi durumda olduğu da
gözlemleniyor. Sokaklarda lüks otomobil sayısının çokluğu
dikkat çekiyor.
İnsanların büyük çoğunluğu ev sahibi. Öğrencilere
kiraya verilen evler önemli bir gelir kaynağı. Üstelik Londra'da
yaşayan çocukların gönderdiği yardımlar pek çok kişi
için geçim kaynağı. Ayrıca Türkiye bütçesinden ayrılan 520
trilyon lirayı da unutmamak gerekiyor. Taksici Ayhan Serhatlı, Avrupa
Birliği'ne girmenin gereksiz olduğunu, çünkü Türkiye'nin AB'den daha
fazla para gönderdiğini ifade ediyor. Ancak çoğunluk AB'yi ve sınırların
kalkmasını istiyor.
Powell: Ada'yı izliyoruz
01/05/2003
RADIKAL
RADİKAL - ATİNA - ABD
Dışişleri Bakanı Colin Powell, Yunan To Vima gazetesine
demecinde, "Kıbrıs'ta geçişlerin açılmasından
memnun oldum. Çok ilginç bir gelişme. İnsanların birbirlerine
yakınlaşacağı önümüzdeki dönemin nasıl
gelişeceğini ilgiyle bekliyoruz. İnsanların birbirine daha
yakın gelmesi, Kıbrıs'ta çözüm için belki siyasi liderlere
baskı aracı olabilir" dedi. Powell, Türkiye'nin AB perspektifini
"Türkiye AB kriterlerini yerine getirmek için ne yapması
gerektiğini biliyor. Türkiye Avrupa'ya ait. Türkiye'siz AB eksik
kalır" diye değerlendirdi.
|
Bu da Rum paketi |
|
|
KKTC Lideri Rauf Denktaş'ın, sınırı açarak başlattığı atağa Rum kesimi de Kıbrıslı Türklere yönelik bir paketle karşılık verdi. Kıbrıs
Rum yönetiminin Kıbrıslı Türklere yönelik önlemler paketi 18
başlık altında toplanıyor. İşte önlemler: |
|
HÜRRİYET
01.05.2003
Girne'de mahşeri kalabalık
Girne, Girne
oldu olalı böylesine bir mahşeri kalabalık görmedi.
Sınırların açılmasıyla Kıbrıslı Rumların
en çok ziyaret ettiği yerleşim birimi olan Girne'de dün de adım
atacak yer yoktu. 1 Mayıs İşçi ve Bahar Bayramı tatilinden
yararlanarak dün Girne'ye akın eden Kıbrıslı Rumlar,
dükkanları, restoranları doldurdu, 30 yıl göremedikleri turistik
kentin özlemini giderdi.
KIBRIS
02/05/2003
KAPILARDAKİ ARTIK SON BULSUN
Ledra
Palace sınır kapısında görüştüğümüz
Kıbrıslı Rumlar, saatlerce beklemek zorunda kalmaktan
şikayetçi olarak, yetkililere seslendiler
Rumlar,
işkence boyutuna varan geçiş sıkıntısının
aşılması için tüm kapıların açılması
gerektiğini belirttiler
Kapılardaki
sorunların 10 gündür hala çözülmemesi, acizliğin göstergesi olarak
değerlendirilirken; oluşan tablo, KKTC için yanlış bir
intiba uyandırmaktadır
İbrahim DALOĞLU-Aytuğ TÜRKKAN
Bakanlar
Kurulunun almış olduğu karar uyarınca bugün serbest
geçişlerin onuncu gününe girilmesine rağmen sorunlar hâla çözülmedi.
Sınır kapılarında yaşanan aksaklıklar geçiş
kararına sevinen her iki toplumun sevincini kursaklarında
bırakacak duruma geldi.
Özellikle
bazı restorantçı ve taksicilerin uyguladığı fahiş
fiyatların önüne geçilememesi İçiişleri
Bakanlığına yönelik tepkileri de
yoğunlaştırdı.
Taksimetresi
olmayan taksilere binen Rumların tarife ücretleri konusunda da
geçişler sırasında bilgilendirilmemelerinden rahatsız olan
halkımız bu düzen bozukluğunun açılmasını
bekliyorlar.
Yaşanan
aksaklıklar, gerek Rumları, gerekse Türkleri saatlerce
sınır kaplarında beklemek zorunda bırakıyor.
Yaya
olarak KKTCye geçmek isteyen Rumlar 4-5 saati varan bir zaman güneşin
içinde tellerler ayrılan bölmeler içinde sıcak altında
işlemlerinin yapılmasını beklemek zorunda kalıyorlar.
Özellikle
arabalarıyla geçiş hakkına sahip olan Rumlar, 8-9 saat beklemek
zorunda kalıyorlar. Konuyla ilgili Ledra Palace Sınır
Kapısında görüştüğümüz Kıbrıslı Rumlar,
saatlerce beklemek zorunda kaldıklarını ve bunun gereksiz
olduğuna dikkat çektiler. Rumlar,işkence boyutuna varan geçiş
sıkıntısının aşılması için tüm
kapıların açılması gerektiğini belirttiler. Her iki
toplumun da birbirleriyle yaşayabileceklerini kaydeden
Kıbrıslı Rumlar, bunda hiç bir tehlike
bulunmadığını söylediler.
Geçişlerde
yaşadıkları sıkıntıları aktaran
Kıbrıslı Türkler ise alınan kararın çok ani
olduğundan ve hiç bir alt yapı çalışması
yapılmadığı için geçişlerde zorluklar
yaşandığına
dikkat çektiler. Kıbrıslı Türkler de yeni sınır
kapılarının açılması ve mevcut kapılara da ek
personel konulmasıyla bu sorunun aşılabileceğini belirttiler.
ESNAF LOKMACIDA ISRARLI
Ledra
Palacetan geçişlerin rahatlatılması için araçlı
geçişler için Kermiya kapısıyla ilgili çalışmalar
sürerken Lefkoşa esnafı Lokmacı kapısının
açılmasında ısrarcı.
Kapıların
açılmasıyla işlerinde canlanma olan esnaf Ledra Palacedeki
geçişlerde yaşanan sıkıntıların da hafifletilmesi
için Lokmacı kapısının açılmasının gerekli
olduğunu vurguladılar.
Başkent
esnafı, Kermiya kapısının açılmasıyla
araçlarıyla geçiş yapacak rumların Lefkoşaya girmeden
diğer kentlere gitmelerinin kendilerini olumsuz etkileyeceğinin
hükümet tarafından algılanarak Lokmacı kapısının
açılmasını istediler.
Geçiş
yapan Türk ve Rumlar 10 gündür çözülmeyen
sıkıntılarını şöyle aktardılar:
Stavros GEORGİU
Yaklaşık
4 saatten bu yana beklemekteyim. Güney barikatını aştıktan
sonra geçişin kolaylaşacağını sanıyordum ama bir
saatten bu yana Kuzey barikatına ulaşabilmek için bekliyorum. Bu
beklemelerin bir an önce bitmesi gerekir. Bunun için de tüm sınır
kapılarının açılması gerektiğini
düşünüyorum. Bence iki toplum bir arada yaşayabilir. Birlikte
yaşamamızda hiç bir tehlike yoktur.
Nikos ANDREA
8
saatten bu yana bekliyorum. Bu durumdan oldukça rahatsızım. Fakat,
biz kendi isteğimizle Kuzeye geçiyoruz. Kimse bize bu konuda baskı
yapmıyor. Bu sıkışıklığın önlenebilmesi
için tüm sınır kapılarının açılması gerekir.
Biz, birlikte yaşayabileceğimize inanıyoruz. Eğer
kapılar açılırsa geçişlerde de saatlerce beklemek zorunda
kalmayacağız.
Andurullas GEORGİVU
Kuzeye
gidebilmek için 9 saattir bekliyorum. Bu kadar saat bekleyeceğimiz yerde
gezebilsek ne güzel olurdu. Bu şekilde beklemek insana
bıkkınlık veriyor. Bence bu
sıkışıklığın önlenebilmesi için en iyi çözüm
iki halkın birarada yaşamasıdır. Böylelikle sınır
kapılarına da hiç gerek kalmayacaktır.
Ali FAHRİOĞLU
Kapıların
açılması ani bir kararla gerçekleşti. Bu nedenle hiç bir hazırlık
yapılmadı, alt yapı eksikliği bulunuyor. Kuyruklarda
bekleyen yaşlılar ve çocuklar baygınlık geçiriyorlar. Bir
yerde esir kampındaki insanlar gibi geçişler oluyor. Bence kapılar
çoğaltılmalıdır. Bunun dışında
kapılardaki personel sayıları arttırılırsa
sıkışıklığın giderilebilmesi için önemli bir
adım atılmış olur.
Emre AKAGÜN
Saatlerdir bekliyoruz. Hem Türk, hem de Rum tarafı bu kararda hazırlıksız yakalandı. Bu nedenle de geçişlerde büyük zorluklar yaşanıyor. Sınır kapılarındaki görevliler arttırılırsa iyi olacaktır. Özellikle, İngilizce bilen personele ihtiyaç olduğu görülüyor. Yeni kapılar açıldığı taktirde ve alt yapı sorunları düzeltilirse bu sıkışıklık ve bekleme sorunu ortadan kalkar.
HALKIN SESİ 02.05.2003
Denktaş: Rum önlemlerini dikkatle incelemek gerekir
Kıbrıs
Rum Ulusal Konseyinin önceki gün açıkladığı
Kıbrıslı Türklere yönelik iyiniyet tedbirlerine siyasi
partiler temkinli yaklaşıyor
Cumhurbaşkanı
Rauf Denktaş, Rum kesiminin son açılımlarını adaya
döndükten sonra değerlendireceğini belirterek, Rumların
açılımlarını özellikle siyasi açıdan dikkatli
incelemek lazım dedi.
Ege
Üniversitesinde düzenlenen bir konferansa katılmak üzere İzmire
gelen Cumhurbaşkanı Denktaş, Adnan Menderes Havalimanında
gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Gazetecilerin
Kıbrıs Rum kesimi tarafından açıklanan paketle ilgili
sorularını yanıtlayan Denktaş, şöyle konuştu:
Dün açıklanan paketin içeriğini
tam olarak bilmiyorum. Adaya döndüğümde daha detaylı inceleme
olanağı bulacağım. Bizim sınır
kapılarını açmamız, Rumların açılım paketi
ile ilgili midir, içeriğini bilmiyorum. Siyasi olarak nasıl
değerlendirileceğine bakacağız. Rum tarafının iki
paketi var. Anlaşılan birinci paketi derhal dünyaya
duyurmuşlardır. Bizim açılımımızı gölgelemek
için yapılmıştır. Önemli olan, siyasi yönden, hangi yönden
açılım yapılıyor. Azınlık Türk haklarına
açılım yapıyor. KKTC varlığını reddediyor.
Tam metnini teferruatlı görmemiz lazım
DE SOTO HİÇBİR ŞEY
ANLAMAMIŞ
KKTCnin
adadaki sınır kapılarını açmasıyla çok
sayıda Rumun, Türk kesimine geçtiğini hatırlatan Denktaş,
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vardır. Kapıları
Rumlara açtık. Bu varlığımızın, kendimize güvenin
bir neticesidir. Bu, bir adım oldu. Bunların değerlendirmesini
Kıbrıs yapmaktadır şeklinde konuştu.
Denktaş
bir gazetecinin, Sınır kapılarının geç
açıldığı yönünde kendisine yönelik
eleştiriler
bulunduğunu hatırlatması üzerine, şunları söyledi:
Görüşmeler
devam ederken bunları yapamazdık. 1961den beri görüşmeler devam
ediyor. Bunu görüşmeler devam ederken yapsaydık (Görüşmeleri
darbelemek için yaptık) diye düşünülecekti. BM Genel Sekreterinin Kıbrıs
Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, bizim sınırlarımızı
açmamızı hayretle karşıladı. Demek Kıbrıs
meselesinde hiçbir şey anlamamış. Ama Rumlar gelir, Türk
tarafındaki bir evi alır bu ev benimdir derse, o zaman kavganın
büyüğü çıkar. O zaman 1974 öncesine döneriz.
Denktaş,
bir başka gazetecinin Rum kesimi liderinin sözcüsü vasıtasıyla
konuştuğunu hatırlatması üzerine de, Ses telleri
hastadır. Ciddi bir durumu söz konusudur. Sözcüsü ile seslenmek
doğaldır. Biz kendimiz konuyu konuşalım diyoruz.
Konuşuyoruz cevabını verdi.
RUM
TEDBİRLERİNE PARTİLERDEN TEMKİNLİ YAKLAŞIM
Kıbrıs Rum Ulusal Konseyinin önceki gün
açıkladığı Kıbrıslı Türklere yönelik
iyiniyet tedbirlerine siyasi partiler temkinli yaklaşıyor.
Gündemin ilk sırasına oturan 18 maddelik tedbirler
paketine ilişkin dün sabah Lefkoşa Haber Ajansına açıklama
yapan iktidardaki Ulusal Birlik Partisi Genel Sekreteri Süha Türköz, açıklanan önerileri gülünç
bulduklarını belirtti.
KKTC hükümeti olarak gösterdikleri iyi niyetli ve samimi
yaklaşımlara karşı beklenenin bu
olmadığını söyleyen Türköz, Tedbir olarak
açıklananlar Kıbrıs Türkünü aşağılayıcı
niteliktedir şeklinde konuştu.
Muhalefet kanadından, Toplumcu Kurtuluş Partisi
Genel Başkanı Hüseyin Angolemli, yapılan
açılımların Annan planı temelinde olması
gerektiğini ilk bakışta bazı maddelerini olumlu
bulduklarını, tümünü henüz inceleme fırsatı
bulmadıklarını söyledi. Angolemli, tedbirleri detaylı
olarak inceledikten sonra kamuoyuna görüşlerini
açıklayacaklarını ancak yine de parti olarak Kıbrısta
kalıcı yaşayabilir bir çözüme adımı
kolaylaştıracak her tedbiri desteklemeyi sürdüreceklerini kaydetti.
Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Mehmet
Ali Talat, ilk bakışta önerileri incelemeye değer
bulduklarını ancak beklentilerini tam olarak
karşılamadığını söyledi. Biz
Kıbrıslı Türkler olarak Kıbrısta eşit
ortaklık haklarımızı tescil edecek, bizi dünyaya entegre
edecek yaklaşımlar bekliyoruz. Bu bağlamda iki toplumu
yakınlaştırmayı hedefleyen her türlü öneriyi
değerlendirmeye hazırız şeklinde sözlerini tamamladı.
HALKIN SESİ 02.05.2003
Kapılar
açıldı ama Denktaştan aynı teraneler!
Rumların
paketini inceleyeceğiz dedi, De Sotoya kızdı
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rum kesiminin son
açılımlarını adaya döndükten sonra
değerlendireceğini belirterek, Rumların
açılımlarını özellikle siyasi açıdan dikkatli
incelemek lazım dedi.
Ege Üniversitesinde düzenlenen bir konferansa katılmak üzere İzmire
giden Cumhurbaşkanı Denktaş, Adnan Menderes Havalimanında
gazetecilerin sorularını yanıtladı.
İzmire kavuşmanın sevincini Bingölden gelen deprem haberinin
gölgelediğini belirten Denktaş, depremde hayatını
kaybedenlere başsağlığı diledi. Denktaş, Bu
milli bir acıdır. KKTCde yardım kampanyası
başlatılacaktır. Acınız acımız, sevinciniz
sevincimiz, gururunuz gururumuzdur dedi.
Gazetecilerin Kıbrıs Rum kesimi tarafından önceki gün
açıklanan paketle ilgili sorularını yanıtlayan
Denktaş, şöyle konuştu:
Dün açıklanan paketin içeriğini tam olarak bilmiyorum. Adaya
döndüğümde daha detaylı inceleme olanağı
bulacağım. Bizim sınır kapılarını
açmamız, Rumların açılım paketi ile ilgili midir,
içeriğini bilmiyorum. Siyasi olarak nasıl
değerlendirileceğine bakacağız. Rum tarafının iki
paketi var. Anlaşılan birinci paketi derhal dünyaya
duyurmuşlardır. Bizim açılımımızı gölgelemek
için yapılmıştır. Önemli olan, siyasi yönden, hangi yönden
açılım yapılıyor. Azınlık Türk haklarına
açılım yapıyor. KKTC varlığını reddediyor.
Tam metnini teferruatlı görmemiz lazım
De Soto hiçbir şey anlamamış
KKTCnin adadaki sınır kapılarını açmasıyla çok
sayıda Rumun, Türk kesimine geçtiğini hatırlatan Denktaş,
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vardır. Kapıları
Rumlara açtık. Bu varlığımızın, kendimize güvenin
bir neticesidir. Bu, bir adım oldu. Bunların değerlendirmesini
Kıbrıs yapmaktadır şeklinde konuştu.
Denktaş bir gazetecinin, Sınır kapılarının geç
açıldığı yönünde kendisine yönelik eleştiriler
bulunduğunu hatırlatması üzerine, şunları söyledi:
Görüşmeler devam ederken bunları yapamazdık. 1961den beri
görüşmeler devam ediyor. Bunu görüşmeler devam ederken yapsaydık
(Görüşmeleri darbelemek için yaptık) diye düşünülecekti. BM
Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, bizim
sınırlarımızı açmamızı hayretle
karşıladı. Demek Kıbrıs meselesinde hiçbir şey
anlamamış. Ama Rumlar gelir, Türk tarafındaki bir evi alır
bu ev benimdir derse, o zaman kavganın büyüğü çıkar. O zaman
1974 öncesine döneriz.
Denktaş, bir başka gazetecinin Rum kesimi liderinin sözcüsü
vasıtasıyla konuştuğunu hatırlatması üzerine de,
Ses telleri hastadır. Ciddi bir durumu söz konusudur. Sözcüsü ile
seslenmek doğaldır. Biz kendimiz konuyu konuşalım diyoruz.
Konuşuyoruz cevabını verdi.
YENİDÜZEN
02.05.2003
Göre geceleme kararı tahrik
HARAVGİ ve diğer gazeteler, Rum Yönetimi Başkanı Tasos
Papadopulosun dün verdiği demeçte, hükümetin Kuzeye geçen Rumların
3 geceliğine otellerimizde kalabileceğiyle ilgili kararını
yorumlayarak bunun tahrik oluşturduğunu iddia ettiğini
yazdılar.
HARAVGİye göre Papadopulos Kıbrıs Türk Lideri
Denktaşın Kıbrıs Rumlarının işgal
bölgelerinde 3 gece kalabileceği kararı, serbest
dolaşımın bir açılımı olmadığı
gibi tam aksine bunun bir sınırlandırılmasını
teşkil eder, çünkü Kıbrıslı Rumların oteller
dışında başka yerde kalamayacakları ve önceden
rezervasyon yapmaları şartını getiriyor diye konuştu.
Papadopulos Denktaşın bu hareketi Kıbrıs halkına
karşı bir tahriktir. Çünkü otellerin çoğu Kıbrıs
Rumlarına aittir ve özünde kendi evlerine giderek sahte devlete ekonomik
destek verecekler iddiasında bulundu.
Papadopulos Bizler serbest dolaşım hakkının güvence
altına alınmasına sadık olduğumuzdan, herhangi bir
sınırlama koymamız söz konusu değil. Ancak bunun doğru
bir hareket olmadığı ve ona göre davranması her
vatandaşın kendi anlayış ve kritiğine kalmış
bir şeydir diye konuştu.
Hükümetin bu konuda Kıbrıs Rumlarına mesaji nedir? sorusuna
Papadopulos Pasaportlar konusunda olduğu gibi bu konuda da hükümetin
tutumu nettir dedi Özgür bir toplumuz, hükümet yönlendirmede bulunabilir,
görüş belirtebilir. Ancak karar vatandaşlara aittir diye de ekledi.
SİMERİNİye göre, Rum Adalet ve Kamu Düzeni Bakanı Doros
Thedoru da Rumlara Kuzeydeki otellerde konaklamamaları
çağrısı yaptı.
SİMERİNİ haberi Gecelemelerden Kaçınılsın.
Theodoru; Hükümetten Özel Uyarıya Gerek Yok
başlığıyla yansıttı. Gazeteye göre Ledra Palace
barikatına giderek geçişleri yerinde izleyen Theodoru, KKTCnin
Rumların üç gece otellerde kalmasına izin vermesini yorumlarken,
Kıbrıs Rumları işgal altındaki otellerde kalmaktan
kaçınmaları gerektiğini anlıyorlar. Bu safhada hem güvenlik
hem başka nedenlerle bunu yapmamalıdırlar. Birileri otellerde
kalacaksa da bu hükümeti bağlamaz diye konuştu.
ALİTHİAya göre Rum Otelciler Birliği (PASİKSE) de bir
açıklama yaparak Rumların KKTCdeki otellerde gecelemelerni
anlamsız bulduğunu bildirdi.
YENİDÜZEN 02.05.2003
Türklerle Rumlar OMUZ
OMUZA
Lefkoşa Özgürlük
Meydanı'ndaki 1 Mayıs gösterisine Rum ve Türk sendikacılar
birlikte katıldı. Mitingde "Bu memleket bizim" sloganı
atıldı
YORGO KIRBAKİ
Kıbrıs'ta
1958'den bu yana ilk kez dün Rum ve Türk sendikacılar 1 Mayıs'ı
birlikte kutladı. Ancak, PKK yandaşlarının Abdullah Öcalan
posterleri ve PKK bayrakları taşıyarak slogan atmaları,
gösteriye gölge düşürdü.
Lefkoşa'da Rum
Kesimi'ndeki Elefterias (Özgürlük) Meydanı'ndaki 1 Mayıs gösterisine,
KKTC'den bazı sendika ile parlamentoda temsil edilmeyen Birleşik
Kıbrıs Partisi'nin (BKP) üyeleri katıldı. Rum
konuşmacıların tümü KKTC'yi tanımayacaklarını
belirterek, Türk askerlerinin Kıbrıs'tan çekilmesini istedi.
Gösteride mikrofonlardan Türkçe ve Rumca "Bu memleket bizim"
sloganı atıldı. 1 Mayıs gösterisinde Rum Kesimi'nde
yaşayan PKK yandaşlarının yer alması ve slogan
atmaları dikkat çekti.
MİLLİYET 02.05.2003
*
* * * * *
KIBRIS'TA PANDORA
KUTUSU AÇILDI...
Sizleri bilemem,
ancak ben hayretler içindeyim.
Kıbrıs'taki
gelişmeler öylesine başdöndürücü bir şekil aldı ki, kendi
kendime "nereye gidiyoruz?" demeye başladım.
Hemen söyleyeyim, bu
gidişi ben büyük bir keyifle izliyorum. "Ey dostlar bugüne kadar
nerelerdeydiniz? Neden bu kadar beklediniz?" demekten kendimi
alamıyorum.
İlk büyük
adımı Türk tarafı attı.
Rauf Denktaş, eski
katı tutumunu nasıl bıraktı da, böylesine önemli bir
adım atabildi hala anlayabilmiş değilim. Hatta hala
konuşmalarında öylesine sert ki, duvarı yıkan Denktaş
ile bu konuşmaları yapan Denktaş'ın aynı kişiler
olup olmadığından dahi kuşku duyuyorum.(!)
Ne olursa, kim olursa olsun
önemli değil. Yapılanlar son derece doğru.
Şimdi de Rumlar
hareketlendiler.
Haberleşmedeki
kısıtlamalar kaldırılacak.
Bunun ne kadar önemli
olduğunu, ancak Kıbrıs'ın Türk ve Rum bölgelerine gidip
gelenler anlar. 100 metre mesafedeki iki insan (Biri Rum, diğeri Türk
bölgesindeyseler) birbirleriyle telefonla görüşemezlerdi. Rum bölgesi
bütün dünya ile konuşabilir, herkes arayabilir, ancak ne Türkiye ne de
KKTC'den aranabilirdi. Bu çağdışı yaklaşım
artık bitiyor.
Türk mallarına uygulanan
ticari ambargonun bir bölümü de kaldırılıyor. Türk ürünleri
içerde serbestçe dolaşabilecek. Ancak KKTC'ye yönelik dış
ambargo hala yürürlükte. Yakında bu da kalkacak, daha doğrusu
kaldırılmak zorunda kalınacak.
TARAFLAR NE YAPMAK
İSTİYORLAR?
Gelişmeleri üç
şekilde yorumlayabilirsiniz:
1. KÖTÜMSER
Özellikle Rumların
son kararlarını "ard düşünceli, göz boyamaya yönelik ve
KKTC'yi yutmak için hazırlanmış, sinsice uygulamaya
koyulmuş bir plan" olarak niteleyebilirsiniz.
KKTC'de ve Güney'deki
bazı çevreler, karşılıklı atılan adımlara
abartılı bir kuşkuyla bakabilirler. Bu
yaklaşımların büyük bir tuzak teşkil ettiğini ve
direnilmesi gerektiğini söyleyebilirler.
2. İYİMSER:
Artık
bıkkınlık veren, politik hesapları bir yana
bırakırsanız, hem Türk hem de Rumların belki de ilk defa
bir çözüme yaklaştıklarını söyleyebilirsiniz. Bunun
nasıl bir çözüm olabileceği henüz bilinmiyor. Ancak havada genel bir
iyimserlik var. Hiç değilse, atılan bu adımlardan geri dönülemeyeceğine
inanabilirsiniz.
3. BIKKIN-ÇEKİMSER:
Birde,
Kıbrıs'ın her şeyinden bıkmış olanlar var.
Çözüm olmuş veya olmamış umursamayanlar... Yavru vatan
edebiyatına inanmayanlar veya "Bunlar birbirlerini yemekten
kurtulamazlar. Hiçbirine inanmamak gerekir" diyenler...
Ben iyimserler
arasındayım.
Pandora kutusu
açıldı. İçinden çıkan cinleri artık bir daha içeri
sokmak imkansız.
YILANLAR DA ORTAYA
ÇIKIYOR
Şu ana kadar
gelinilen noktada sadece bazı saptamalarda bulunabiliriz.
Örneğin,
Kıbrıs'lı Türklerle Rumlar bir araya getirildikleri taktirde
soykırım yaşanabileceği ileri sürülüyordu.
Bunun doğru
olmadığı anlaşıldı.
Örneğin, taraflar
"egemenlik" haklarının erozyona uğrayıp
uğramadığı konusunda eskisi kadar titiz
davranmıyorlar.
Örneğin, KKTC, Türk
toplumunun patlama noktasına geldiğini dolayısıyla
duvarı yıkarak patlamayı engellemeyi tercih ettiği,
Rumların da KKTC'ye "egemenlik verilmemeli"
bağımlılığından kurtulmaya
başladığı söylenebilir.
Özetle, olumlu bir yöne
doğru gidiliyor...
* * *
MİLLİYET 02.05.2003
MEHMET ALI BIRAND
|
ABden
K.Kıbrısa yardım paketi |
|
|
|
AB
Komisyonu, Kıbrıstaki olumlu gelişmeleri de göz önünde
bulundurarak, Kuzey Kıbrısa yönelik bir yardım paketi
hazırlamakta olduğunu duyurdu. |
|
|
|
Brüksel |
|
|
|
2 Mayıs
NTV-AB Komisyonunun
genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugenin sözcüsü Jean Christophe
Filori, Kıbrısta tarafların ekonomik uyumunu ve
yakınlaşmasını sağlamak amacıyla, Kuzey
Kıbrısa yönelik bir yardım paketi
hazırladıklarını açıkladı. |
Filori, AB Konseyinin Kopenhag zirvesinde
Komisyona verdiği talimat doğrultusunda hazırlanan pakette,
Kuzey Kıbrısa 15 milyon euroluk mali yardım öngördüklerini
ayrıca Kuzey Kıbrıstan kaynaklanan ticari hareketi canlandıracak
bazı önlemleri gündeme getireceklerini söyledi. Christophe Filori
sözkonusu paketin Mayıs ayı sonunda, muhtemelen 21 Mayısta
açıklanacağını duyurdu.
AMAÇ EKONOMİK YAKINLAŞMA
Verheugenin sözcüsü Jean Christophe Filori,
Adanın iki tarafındaki geçişlerin serbest
bırakılmasını değerlendirdi. Filori, Prensip olarak,
iki toplumu yakınlaştırmayı öngören tüm kararları
destekliyoruz dedi. Filori, AB Komisyonunun hazırladığı
yardım paketinin, Adada ekonomik uyum ve yakınlaşma
sağlamayı hedeflediğinin de altını çizdi.
AB de teşvik hazırlığında
02/05/2003
RADIKAL
DHA - LONDRA -
Kıbrıs'taki gelişmelerden memnun olan AB, yeni süreci
teşvik hazırlığında. Avrupa Komisyonu' nun
genişlemeden sorumlu temsilcisi Günther Verheugen, BBC'ye demecinde,
AB'nin KKTC'de faaliyetlerini artırmak üzere bir teşvik paketi
hazırlandığını söyledi.
Rum Kesimi'nin Türklerin Avrupa Parlamentosu seçiminde oy kullanmasına
izin veren teşvik paketini hatırlatan Verheugen, sadece AB Bakanlar
Konseyi'nin bir kararıyla Türkleri de AB üyeliğinden
yararlandıracak önlemler alınabileceğini söyledi. Türkiye'den de
yapıcı adımlar beklediklerini kaydeden Verheugen, "KKTC'de
sürpriz bir kararla açtığı sınırların bir daha
kapanması mümkün değil. Toplumlar arasında aidiyet duygusunun
çok güçlü olduğunu görmekten memnunum. Tek devlet altında
yaşamak ve AB üyeliğini istiyorlar. Kıbrıs'ın
üyeliğinden önce hâlâ sorunu çözme fırsatı var" dedi.
Türkiye'nin AB yolunda şiddetli kararlılığını
sürdürmesi ve siyasi kriterlerin yerine getirilmesi halinde 2005
başında üyelik müzakerelerinin başlayacağını da
belirten Verheugen, AKP'nin meclise sunduğu reform programının
çok etkileyici olduğunu söyledi.
|
Papandreu: KKTC'nin tanınması anlamına
gelmez |
|
|
Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu, ''Kıbrıs'ta duvarın yıkıldığını, ancak bunun KKTC'nin de tanındığı anlamına gelmediğini'' söyledi. Papandreu,
AB dışişleri bakanları toplantısı için
gittiği Rodos adasında yaptığı açıklamada,
Kıbrıs'ta son günlerde yaşanan gelişmelerle,
Rumların Kıbrıslı Türklerle birlikte
yaşayamayacaklarınadair söylentilerin çürütüldüğünü
savundu. Yorgo
Papandreu, ''Kıbrıs'ta duvarın yıkılmasıyla
yeni bir dinamik oluşmaktadır. Ancak, bu Kıbrıs Türk
hükümetinin de, tanınması anlamına gelmez. Kıbrıs'ta
çözüm için uluslararası toplumun işaret ettiği yönde
ilerlemeliyiz'' diye konuştu.
|
|
HÜRRİYET 02.05.2003
Girne'ye gitmiyorum
Hüseyin ALKAN / LEFKOŞA
Türk askerinin Girne'deki evine dönmesine izin vermediği gerekçesiyle Türkiye'yi yaklaşık 500 bin dolar para cezasına mahkum ettiren Kıbrıslı Rum Titina Loizidu kararlı: Kapılar temelli açılmadan, dönüş hakkımız için uzlaşmaya varılmadan Girneye gitmem. Çünkü benim evime gidip kullanma hakkım henüz tesis edilmedi.'
Türkiye'yi
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) mahkum ettirmek için
tam 9 yıl hukuk mücadelesi veren Rum vatandaşı Titina Loizidu
Türk basınında ilk kez Hürriyet'e konuştu.
Kazandığı davayla 160 bine yakın Rum göçmene emsal
oluşturacak Loizidu, 23 Nisan'da kapılar açılmasına
rağmen evine temelli dönme hakkı verilmeden Girne'ye
gitmeyeceğini söyledi. Turizmle uğraşan 53 yaşındaki
Titina Loizidu, Girne fotoğraflarıyla dolu olan Lefkoşa'daki
evinde Hürriyet'in sorularını yanıtladı. Loizidu'nun
sorularımıza yanıtları şöyle:
Türk ordusu evime gitmemi engelledi. Ben de bunun üzerine 1989'da AİHM'ye
başvurdum. Bu dava, Kıbrıs'ta Türk ya da Rum insan
haklarının yeniden tesis edilmesini isteyen herkes için bir emsal
oluşturuyor. Davada iki unsur vardı. Birincisi evimi bu kadar
yıl kullanamamaktan doğan kayıplarımdı. Türkiye bunu
ödemeye mahkum edildi. Türkiye ayrıca evimi kullanmama izin vermediği
için de cezaya çarptırıldı.
AB ÜYELİĞİ TEHLİKEYE GİRER
Türkiye AB Konseyi üyesi. Karara uymayan herhangi bir ülke mahkemeye
saygısızlık etmiş olur. Türkiye de insan hakları
mahkemesi kararlarına saygı göstermeyen ülke durumuna düşer.
Türkiye AB üyesi olmak istiyor. Üyeliğini gerçekleştirmek istiyorsa
insan haklarına saygı göstermeli. Aksi takdirde üyeliğini
tehlikeye atar.
İNTİKAM DEĞİLDİ
1975'te kurulan 'Kadınlar Eve Yürüyor' hareketinin üyesiyim. 1989'da
evimize gitme arzumuzu ortaya koyan bir eylem yaptık. Bizi Türk askeri
sınırda tutukladı. 10 saat sonra BM'ye teslim edilik.
AİHM'ye 1989'da başvurdum. Ama inanın bunu intikam için
yapmadım. Başvuruyu tamamen insani gerekçelerle yaptım. Benim
için sınır yok. Evime gitmek istiyordum. Bunu engellediler. Ben de
çocukluğumun geçtiği, kendimle özdeşleştirdiğim
Girne'ye dönmek için yasal haklarımı kullandım.
GEÇİŞLER İYİ BAŞLANGIÇ
Şu anda insanların sınırın iki yakasına gidip
gelmeleri harika birşey. Gidip doğdukları, büyüdükleri evlerini
görüyorlar. Bununla birlikte ben Girne'ye gitmek için zamanın uygun
olduğunu düşünmüyorum. Çünkü benim evime gidip kullanma hakkım
henüz tesis edilmedi. Eve dönme hakkımızın geri verileceği
bir uzlaşmadan sonra gideceğim. Şimdi Türkler ve Rumlar
birbirleriyle temas ediyor. Geçmişte yaşadığımız
dramatik deneyimleri akılda tutarak bireyler bireylerle, aileler ailelerle
ilişkiye giriyor. Bu çözüm için iyi bir adım. Kıbrıslı
Türkler ve Rumlar bir arada yaşayabilir.
NEFRET ETMİYORUM
Türkiye'den nefret etmiyorum. Bunu başka bir ülke yapsaydı da
İnsan Hakları Mahkemesi'ne giderdim. Türkiye'nin düşmanı
değilim. Ben sadece yaşamak zorunda kaldığım
gerçeklerden nefret ediyorum.
Tazminatı bekliyor
{ Başvuruyu 1989'da yaptım. Başvuru İnsan Hakları
Komisyonu'na gönderildi. 1993'te mahkemenin önüne geldi. 1998'de tazminat
davası sonuçlandı. Türkiye yaklaşık 300 bin
Kıbrıs Lirası (Yaklaşık 900 milyar TL) cezaya
çarptırıldı. Karara uymadığı için o tarihten beri
faizi de işliyor. Ankara mahkeme masraflarını da ödeyecek.
Toplam ne kadar para alacağımı henüz hesaplamadım.
Parayı aldığım zaman ne yapacağıma da karar
vermedim.
Türk ve Rum tüm Kıbrıslıların mülklerine dönme hakları
vardır. Toplam tazminatların ne kadar tutacağını
bilemiyorum. Şu anda Kıbrıs'tan Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi'nde Türkiye aleyhine açılmış 270 bin dava var. Ama
basit hesap bana verilen 300 bin Kıbrıs Lirası'nı göçmen
sayısıyla yani iki yüz bin kişiyle çarpmak gerekiyor
HÜRRİYET 02.05.2003
|
Onuncu günde de kuyruk yok olmadı |
|
|
KKTC ile Rum kesimi arasındaki serbest geçişler 10. gününde sürüyor. Paskalya tatillerinin bitmesine rağmen, KKTC'ye yoğun geçişlerini sürdüren Rumlar, özellikle araçlarıyla sınır kapılarında uzun kuyruklar oluşturdu. KKTC
Bakanlar Kurulu'nun, 3 günlük konaklamaya olanak vermesiyle KKTC'deki
turistik tesislere de büyük ilgi gösteren Rumların, hafta sonu için
özellikle Girne ve Mağusa'da kumarhaneleri bulunan büyük otellerde
rezervasyon yaptırdığı öğrenildi. Bu
arada KKTC Bakanlar Kurulu'nun 3 sınır kapısına ek olarak
Lefkoşa'da Kermiya sınır kapısının da
açılmasına ilişkin geçen Salı günü aldığı
karar uyarınca, Kermiya bölgesindeki yoğun çalışmalar
sürüyor. Bu
sabah bölgeyi ziyaret ederek çalışmaları yerinde inceleyen ve
yetkililerden bilgi alan İçişleri, Köyişleri ve İskan
Bakanı Mehmet Albayrak, çalışmaların yoğun
şekilde sürdüğünü belirtti ve araçlı geçişlerde büyük
kolaylık sağlayacak olan Kermiya sınır
kapısının Pazartesi günü açılacağını
bildirdi. Kermiya
sınır kapsının açılmasıyla Ledra Palace
sınır kapısı, araçtrafiğine kapatılarak sadece
yayaların geçişine hizmet verecek. KKTC'ye dün saat 24.00
itibarıyla 27 bin 46 Rum ve 5 bin 400 araç KKTC'ye giriş yaparken,
8 bin 680 Türk de Rum tarafına geçti. Bu
arada Ledra Palace sınır kapısının Türk ve Rum
taraflarında büyük bir yoğunluk gözleniyor. Taksiciler,
kiralık araba servisleri, dövizciler, otel pazarlayanlar trafik kaosuna
neden oluyor. Öte
yandan Kıbrıs Türk Göçmenler Derneği Başkanı Doç. Dr.
Nuri Çevikel, Ledra Palace bölgesindeki Dış Basın
Birliği binasında düzenlediği basın
toplantısında, ''Türkiye Cumhuriyeti kökenli KKTC
vatandaşlarının, KKTC hükümeti ve Kıbrıs Rum
yönetiminin geçişlerle ilgili olarak aldıkları karar ve
uygulamalardan dışlandığını'' belirtti. ''Türkiye
Cumhuriyeti kökenli KKTC vatandaşları, en temel insan
haklarından göz göre göre mahrum bırakılmakta, adeta yok
sayılmaktadırlar. Esas konu budur. Yoksa sorun, sadece güneye geçip
geçmeme konusu değildir'' diyen Çevikel, Rum tarafının bu
vatandaşlarakarşı ırkçı ve gayri insani tutumunu
kınadıklarını kaydetti HÜRRİYET 02.05.2003 |
|
Kıbrıs'ta atak üstüne atak
Rum
Yönetimi, BM Genel Sekreteri'ne 'Yeni girişim başlat'
çağrısına hazırlanıyor. Türkiye ise Rumların
açtığı davaları KKTC yargısına yönlendirmek için
Avrupa Konseyi'ni markaja aldı
02/05/2003
RADIKAL
LEFKOŞA/ANKARA
- Kıbrıs'ta KKTC'nin başlattığı serbest
geçişler ve Rum Yönetimi'nin Türklere yönelik 'teşvik tedbirleri'nin
yarattığı yakınlaşma ortamı siyasi çözüm için
henüz umut vermezken, taraflar karşılıklı atağa
kalkıyor. KKTC'nin serbest geçişlerle tanınma durumunun ortaya
çıkması ve BM himayesinden uzak bir arayıştan rahatsız
olan Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos AB'ye katılım
anlaşmasının ardından benimsediği oyalama
taktiğinden vazgeçiyor. Papadopulos'un BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a bir
mektup göndererek çözüm çabalarını yeniden
başlatmasını isteyeceği belirtiliyor. Papadopulos, son
olarak Rumların KKTC'ye girişte, Türklerin de
çıkışında pasaport gösterme zorunluluğunu protesto
ederken, "İşgal rejimi bu yolla bölünmüşlüğü teyit
edeceğini umuyorsa aldanıyor" dedi. Papadopulos,
Maraş'ı BM'nin temsil etmesi, Türk askerinin Kıbrıs'tan ayrılması
ve KKTC'deki Rum-Hıristiyan eserlerinin korumaya alınmasını
istedi.
Rum Yönetimi'nin teşvik paketinde Türklerin KKTC damgası
taşımaması kaydıyla mallarını satabilmesi,
ortaokullarda Türkçenin seçmeli dil olması, Türklerin 'Kıbrıs
vatandaşı' olması kaydıyla Avrupa Parlamentosu seçimime
katılması gibi unsurlar var.
Denktaş:
Gölgelemek istiyorlar
KKTC lideri Rauf Denktaş paketi henüz incelemediğini söylerken,
"Bizim açılımımızı gölgelemek için
yapılmıştır. Dikkatle incelemek lazım" dedi. Türk
tarafının yeni atağıysa KKTC'de yasayla özel bir kurul
oluşturup Rumların Kuzey'de kalan mülkiyetlerin bedelini ödemek.
Türkiye, bu konuda Avrupa Konseyi ülkelerini yakın markaja alırken,
ilgili ülkelerin büyükelçileri dün Dışişleri'ne
çağrılarak girişim anlatıldı. Hedef 45 ülkeden 30'unun
oyunu toplayıp Avrupa Konseyi Delegeler Konseyi'nden gerekli kararı
çıkarmak. Ankara tepkilerin olumlu olması nedeniyle umutlandı.
Konsey, KKTC'nin iç hukuk yolu oluşturması ve Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi'ndeki (AİHM) başvuruların buraya sevkini
kabul
ederse, AİHM'de Rum Titina Louizudou'nun Türkiye'den alması
kararlaştırılan
850 bin dolarlık tazminat 'emsal kabul edilmemek kaydıyla' ödenecek.
(Radikal, dha)