'Ankara Planı yok, Annan Planı var'
Talat, Ankara'nın sunmaya hazırlandığı plana sınır çizdi: Türkiye, Türkiye'yi ilgilendiren kısımlarla ilgili çalışma yapsın
SEFA KARAHASAN Lefkoşa
Gül: Kıbrıs'ta milletvekili transferi olmamalı
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki genel seçimler sonunda parlamentoda yaşanan kilitlenmeyi aşmak için siyasi partileri milletvekili transferine yönelmemeleri konusunda uyardı.
Japonya'ya yaptığı bir haftalık resmi ziyareti tamamlayan Gül, saat 21.00'de İstanbul'a geldi. Yurda dönüşünde uçakta Anadolu Ajansı'nın sorularını yanıtlayan Gül, hükümeti kurabilmek için KKTC'deki siyasi partilerin milletvekili transferine kesinlikle başvurmaması gerektiğini söyledi.
Gül, ''Yapılmaması, başvurulmaması gereken tek şey budur. Bu tehlikeli bir iştir. Bunlar Türkiye siyasetinde vaktiyle yapılmıştır ve Türkiye siyasetini kirlettiği gibi ülkeye de maliyeti çok olmuştur.Böyle bir yola başvurmak çok riskli bir iştir. Bunun önünü muhakkak kapatmamız gerekir'' dedi.
Seçimlerden yeni çıkıldığını, seçmenin tercihini ortaya koyarak milletvekillerini seçtiğini kaydeden Gül, ''Medeni insanlar olarak ülkesinin, halkının çıkarı için biraraya gelmek, oturup kendi halkının önünü açmak, kendi halkının hak ve hukukunu korumak için beraber çalışmanın yollarını bulmak gerekir'' diye konuştu.
EN UYGUN SEÇENEK TÜM PARTİLERİN KURACAĞI KOALİSYON
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Kıbrıs'ta seçimlerin ardından hükümetin kurulmasının çok fazla geciktirilmemesi gerektiğini, yeni milletvekillerinin yeminlerini etmelerinin ardından hükümet kurma çalışmalarının başlayacağını söyledi.
Gül, ''En uygun olan şey hiç şüphesiz ki, en geniş ta
banlı, böyle bir dönemeçte herkesin, tüm partilerin biraraya gelerek kuracağı bir hükümettir. Hepsi biraraya gelerek kuramıyorlarsa ondan sonra en geniştabanlı olana ulaşmak ve onu mümkün kılmak için uğraşmak gerekir'' dedi.KKTC'de yeni hükümetin ne kadar sürede kurulabileceğine ilişkin soruya Abdullah Gül, ''Bu işler için makul bir süre vardır. Tabii bunlar aylarca olmaz. Ama birkaç hafta içinde de bu işlerin neticelenmesi lazım'' diye cevap verdi.
Gül, konuyu sadece KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş değil, UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ve adadaki diğer siyasi liderlerle de müzakere edeceklerini kaydetti.
Seçimlerin üzerinden bir hafta geçtiğini belirten Gül, ''Herkesin sakin bir şekilde düşünme imkanı oldu. Eminim ki halkın verdiği bu karar en iyi şekilde analiz edilmiştir. Biz de bu bir haftalık süre içinde çalıştık. Tüm bu çalışmalar toparlanacak ve buna göre hareket edilecek'' dedi.
KRİTİK DÖNEMDEN GEÇİYORUZ
''Hepimiz kritik bir dönemeçte olduğumuzun farkına varmamız lazım.Hem Türkiye hem Kıbrıs. Türkiye'de bütün kurumlar, iktidar, muhalefet.Kıbrıs meselesini bu saatten sonra hamasetle, sorumsuzca kesinlikle götürmemek lazım'' diyen Gül, ''Çünkü bunun maliyeti hem Türkiye'ye hem de KKTC'ye büyük olur'' dedi.
Hem Türkiye'de iktidar ve muhalefetin hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde tüm siyasi partiler ve tüm kurumların çok ciddi bir sorumluluk duygusu içinde hareket etmesi gerektiğini belirten Gül, ''En optimum faydayı sağlayacak şekilde bir yol bulmamız gerekir. Farklı hareket etmenin maliyetini ilerde ödeyebiliriz'' diye konuştu.
HURRIYET 21/12/2003
Geçen hafta bugün Kuzey Kıbrıs'ta
Erdal Güven21/12/2003 RADIKAL
Hâlâ anlaşılamadı 14 Aralık günü Kuzey Kıbrıs'ta ne olduğu. Ne sayısal olarak ne siyasi olarak.
Sayısaldan siyasala gidelim.
Her ne kadar, milletvekillerini belirlemek amacıyla yapıldıysa da cumhurbaşkanından sokaktaki adama kadar herkesin kabul ettiği üzere 14 Aralık seçimleri çoktan bir referanduma
KKTC Kıbrıs'ta mı?
Yorgo Kırbaki
21/12/2003 RADIKAL
"Ben olsam çok önceden muhalefet partilerinin liderleriyle temas yollarını arardım. Bir aracı koyar ve mesela Mehmet Ali Talat'la bir şekilde görüşmeye çalışırdım. Niyetlerini, samimiyet derecesini öğrenirdim. Şimdi artık çok geç."
Bu sözler, Kıbrıs Rum Kesimi'nin giderek 'bir bileni' haline gelen eski
lider Glafkos Klerides'e ait.
Bugünlerde Rum tarafında KKTC seçimleri sonrasında ilgi enflasyonu yaşanıy
Düello!
Erdoğan: Bugüne kadar Annan Planı'nı tamamen reddeden bir düşünceyi savunmadık. Annan Planı'nın 'tartışılır, müzakere edilebilir' olduğunu ve 'bu konuda da taraflar Annan Planı'nı müzakere etmek üzere bir araya gelmelidir' dedik
Denktaş: Kıbrıs meselesi gerçekler üzerine halledilir sözünü gönülden kabul ediyoruz. Ama bunu yapmadan Annan Planını görüşmeye başlamak demek, Kıbrıs meselesini Rumların öngördüğü felsefe çerçevesinde halletmek ve zaman içinde Kıbrısı kaybetmek anlamına gelir. Ben bunu yapamam
Erdoğan: Annan Planında tuzak var ifadesini ben uygun bulmuyorum, doğru da bulmam. Siyasette, siyasetin dili çok önem taşır. Türkiye, BM'nin bir üyesidir. Bir defa biz genel sekreterliğin misyonunu iyi niyetle karşılıyoruz ve iyi niyetli olduğunu düşünüyoruz
Denktaş: Cu
mhurbaşkanı olarak ben görüşmeci tayin hakkına sahibim. Türk hükümetinin beğeneceği bir görüşmeciyi bana söylesinler tayin edeyim. Bakalım bizi nereye kadar götürecek.TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan neler dedi?
** Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın üslubu ve danışmanlarından rahatsızım. Denktaş'ın etrafındaki danışmanları değiştirmesi tavsiyesinde bulunuyorum. Etrafında ağırlıklı olarak Türk danışmanları bulunuyor. Yıllardır aynı danışman ekibiyle bugünlere gelindi. Bunlar farklı bakış getirmez"
** "Annan Planı ile ilgili düşüncem başından beri belli. Bugüne kadar Annan Planı'nı tamamen reddeden bir düşünceyi savunmadık. Annan Planı'nın 'tartışılır, müzakere edilebilir' olduğunu ve 'bu konuda da taraflar Annan Planı'nı müzakere etmek üzere bir araya gelmelidir' dedik. Bugün de aynı şeyi söyledik.
** Kıbrıslı Türklere göre olumlu olan Güney Kıbrıslı Rumlara göre olumsuz olabilir, tam aksi de olabilir. 'Bunları müzakere etmek, tartışmak suretiyle burada mutabık kalınan maddeler ve mutabık kalınmayan nelerse bunlar üzerinde gerekli müzakereler yapıldıktan sonra bir karara varılıp adım atılmalıdır' diye düşünüyorum. Ben bunu Sayın Denktaş'a da söyledim. Başbakana hatta Serdar Denktaş'a da söyledim. Tabii seçim propagandaları döneminde dinlediklerimiz tam tersi istikametindeydi."
** Seçim çalışmalarında gördüğümüz hava, adeta bu planın sanki bir referandumu havasında veya ona dönüktü. Oraya sokulması bana göre kampanyayı zayıf düşürmüştür. Çünkü Kuzey Kıbrıs'taki kesim bu kadar dar bir çerçeve içine sokulmamalıdır. Çok daha farklı, çok daha ağırlıklı olmalıydı. Çünkü Kıbrıs'ın öncelikli meselelerini hedef alan bir seçim orada olmalıydı.
** Annan Planı üzerinde de eleştiriler ve olumlu bakışlar ortaya konmalıydı. Ama 'külliyen bu Kuzey Kıbrıs'a yaramaz' demek bana göre yanlıştır. 'Külliyen bunu kabul ediyorum' demek de bana göre yanlıştır. Bunun her ikisini diyen var mıydı? Her ikisini de diyen oldu. Kuzey Kıbrıslı şu anda gayet güzel bir tercih yaptı, 'ne o, ne o' dedi. Şimdi burada kafa kafaya vereceksiniz bu
işi çözeceksiniz. Bu işin içinden çıkacaksınız."** KKTC olayına dört başlık altında bakıyoruz. Seçimin olduğu 14 Aralık'a kadar olan dönem, bu tarihten sonraki hükümet kurma süreci, 1 Mayıs'a kadar ki süreç ve 1 Mayıs'tan sonraki dönem.
** "Japonların bir atasözü var; 'Kapıyı açık bırakın ki bir gün o kapıdan içeri girebilesiniz' veyahut da 'düşmanım dahi olsa ipi hiçbir zaman koparmam, gevşek tutarım ki o bağ kopmamış olsun bir gün bize lazım olur'. Aynı ülkenin insanları olarak bağları koparacak durum
a gelmemek lazım. Eninde sonunda orada Sayın Eroğlu'nun da Denktaş'ın da Talat'ın da Akıncı'nın da niyeti Kıbrıs içindir.** "Annan Planı, şöyle bakıldığında, aslında optimum bir denge getirmiyor. O dengeyi bir defa bulmamız lazım. Daha önce Annan ile yaptığımız görüşmelerde, 'egemenlik konusunda da mutabıkız' dediler. Kıbrıs'a gidildikten sonra yapılan açıklamalarda olay tam tersi çıktı. Daha sonra bu farklı şekilde açıklandı, 'tercüme hatası' dendi. Şimdi burada en ideal olanı ne? Burada bu işin net olar
ak mülkiyetin ayrılması konusudur, yani oradan gelip de yine Kuzey Kıbrıs'a yerleşip, veya Kuzey Kıbrıs'takilerin Güney Kıbrıs'a yerleşip, ne olursa olsun şu veya bu şekilde yeniden bazı şeyleri depreştirebilir.** Kıbrıs'ta 60 günlük hükümet kurma sürecinin sonuna yaklaşıldığında çözüme doğru da gidilebilir. Ankara gerekli yardımları yapacaktır. Gerektiğinde çözüm yollarını Ankara bulacaktır.
** "Son sözü Türkiye söyleyecek, derseniz. O zaman seçimi niye yaptık"
** Annan Planında tuzak var ifadesi
** 1 Mayıs'ta yeni bir tarih doğabilir ama arzu edilir ki 1 Mayıs'a kadar bu iş çözümlense, bitse çok önemli bir sorun Türkiye'nin de önünden kalkacak, AB'nin de önünden kalkacak"
** BM Genel Sekreteri Annan'ın ortaya koyduğu plana Türkiye Cumhuriyeti olarak iyi niyetle yaklaşıyoruz. Müzakere edilmesi gerektiğini sürekli dile getirdik. Plan üzerinde KKTC'de iki farklı görüş yer alıyor. Görüşmeliyiz. Netice alma şansı çıkarsa, KKTC kaçan değil uzlaşma
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş neler dedi?
** Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğanın KKTCde görüşmeciyi ve uzmanları değiştirmek niyetinde olduğunu anladım
** Cumhurbaşkanı olarak ben görüşmeci tayin hakkına sahibim. Türk hükümetinin beğeneceği bir görüşmeciyi bana söylesinler tayin edeyim. Bakalım bizi nereye kadar
götürecek."** Dolaylı görüşmelerle Rumlarla neyi görüşeceğimiz anlaşılsın diyorum. Rum hala bizi azınlık, Türkiyeyi işgalci, kendisini Kıbrısın meşru hükümeti addettiği ve Annan Planının felsefesi de bu olduğu sürece bizi nereye götürecekler
** Kıbrıs meselesi gerçekler üzerine halledilir sözünü gönülden kabul ediyoruz. Ama bunu yapmadan Annan Planını görüşmeye başlamak demek, Kıbrıs meselesini Rumların öngördüğü felsefe çerçevesinde halletmek ve zaman içinde Kıbrısı kaybetmek anlamına gelir. Be
n bunu yapamam** Biz Annan Planına kötü niyetle yaklaşmadık. Değerlendirmemizde samimiyiz ve Annan Planının görüşme yoluyla istediğimiz şekle dönüştürülebileceğine inanmıyoruz. Sayın Başbakanın uzmanları ve Dışişleri Bakanıyla temas edeceğiz. Ya biz onları ikna edeceğiz, ya onlar bizi ikna edecek. Bizi kurtarabilecek şekilde tadil edilebileceğine inanmıyoruz diyorum, çünkü (planın) felsefesi yanlıştır.
** Sayın Başbakanın görüşmeciyi ve uzmanları değiştirmek niyetinde olduğunu anlıyorum. Biz burada bu konuyu kendi aramızda görüşmekteyiz. Cumhurbaşkanı olarak ben görüşmeci tayin etmek hakkına sahibim. Bu hep böyle gelmiştir. Türk hükümetinin beğeneceği bir görüşmeciyi bana söylesinler tayin edeyim. Bakalım bizi nereye kadar götürecek.
** Annan Planına dolaylı görüşmeler yoluyla yerleştirebilirlerse o zaman görüşmecinin kim olacağı hiç önemli değildir. Sağlam bir zemine oturmuş oluruz. Ama bunu yapmadan Annan Planını görüşmeye başlamak demek, Kıbrıs meselesini Rumların öngördüğü felsefe çerçevesinde ha
lletmek ve zaman içinde Kıbrısı kaybetmek anlamına gelir. Ben bunu yapamam.** Dolaylı görüşmelerle Rumlarla neyi görüşeceğimiz anlaşılsın diyorum. Rum hala bizi azınlık, Türkiyeyi işgalci, kendisini Kıbrısın meşru hükümeti olarak addettiği ve Annan Planının felsefesi de bu olduğu sürece bizi nereye götürecekler? Bunlar üzerinde konuşmak, görüşmek lazım.
YENIDUZEN 20/12/2003
Erdoğana muhalefet tepkisi!..
CHP Grup Başkan vekili Haluk Koç, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşa danışmanlarını değiştirmesini öneren TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğana, Önce kendi mutfağına dönüp bakması gerekir karşılığını verdi. Koç, danışmanlarının Erdoğanı Çelişkili bir siyaset denizi içine attığını savundu.
CHP Grup Başkan vekili Koç, Parlamentoda düzenlediği basın toplantısında Erdoğanın, Annan Planı külliyen Kuzey Kıbrısa yaramaz demek bana göre yanlıştır. Külliyen bunu kabul ediyorum, demek de bana göre yanlıştır şeklindeki sözleriyle ilgili olarak, Kasım 2002den itibaren ortaya çıkan tablo Sayın Başbakanın b
u konuda kafasının külliyen karışık olduğu noktasındadır dedi.Erdoğanın Brüksel-Belçika modeli ile başlayıp Kıbrıs Rum Yönetimi eski Lideri Glafkos Kleridese destek veren açıklamalar yaptığını, KKTCnin kuruluş yıldönümünde ulusal boyutta bir politika dile getirdiğini kaydeden Koç, Bu zigzagların, masa başında taviz verilebileceği görüntüsünü ortaya koyduğunu kaydetti. Koç, Karşılarında külliyen karışık bir Türkiye bulduklarında, muhataplarımızın taleplerini dile getirme cesaretleri artmaktadır d
iye konuştu.YENIDUZEN 20/12/2003
Danışmanlar kim, kaç adet?
Cumhurbaşkanı Denktaşın danışmanlarının sayısını tam olarak bilen yok!.. Anayasadan müziğe, tarihten basına çok sayıda danışmanın görev yaptığı Sarayda dün Danışmanlar Değişmeli açıklaması gü
ndemden düşmediCumhurbaşkanlığındaki yorumlar: Erdoğan aslında Cumhurbaşkanı Denktaşın danışmanlarından çok kendi bildiği yolda gittiğini anlamıştır. Bu nedenle, kızım sana söylerim gelinim sen anla misali, göndermelerini danışmanlar üzerinden yapmıştı
r."TC Başbakanının "Denktaş'ın etrafında ağırlıklı olarak Türk danışmanları bulunuyor sözleri ile Mümtaz Soysalı işaret ettiği de belirtiliyor. Mümtaz Soysal ise dün Türkiyeden yaptığı açıklamada, Üzerine alınmadığını ve gönüllü danışmanlığını sürdüreceğini söyledi.
İŞTE DANIŞMANLAR... Mümtaz Soysal (Anayasa Danışmanı), Hilmi Özen (Sanat Danışmanı), Yılmaz Taner (Müzik Danışmanı), Rüya Taner (Müzik Danışmanı), Ahmet Gazioğlu (Araştırmacı Danışman), Ahmet Teralı, Ahmet Okan (Basın Danışmanı), Rüstem Tatar (Kayıplar Komitesi Danışmanı), Hakkı Müftüzade (Siyasi İşler Danışmanı), Erol Fehim (Bilgisayar Danışmanı), Aydın Akkurt (Araştırma Danışmanı), Sabahhattin İsmail (Belge Danışmanı), Taner Etkin (Fahri Danışman)
YeniDÜZEN (Haber Merkezi)
Denktaş'ın etrafındaki danışmanları değiştirmesini tavsiye ederim. Denktaş'ın etrafında ağırlıklı olarak Türk danışmanları bulunuyor. Yıllardır aynı danışman ekibiyle bugünlere gelindi. Bunlar farklı bakış getirmez"
Bu sözler, TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafın
dan, Özbekistanda dile getirildi.Cumhurbaşkanı Denktaş hemen Erdoğanı yanıtladı:
Şimdiye kadar ben danışmanımdan şikayetçi olmadım. Errdoğanın, bu gibi konuları aramızda konuşacağımıza basın yoluyla açıklamasını yadırgadım
Denktaş, bu sözlerin aslında kızım sana söylerim, gelinim sen anla anlamını taşıdığını da iyi biliyordu. Danışmanlar diyerek, aslında Cumhurbaşkanı Denktaşa gönderme yapıldığı konuşulurken, bunu kavrayan Cumhurbaşkanı Denktaş sözlerini şöyle sürdürdü:
Türk hükümetinin beğeneceği bir görüşmeciyi bana söylesinler tayin edeyim. Bakalım bizi nereye kadar götürecek
Kıbrısta dün gündemi TC Başbakanı Erdoğanın açıklamaları oluşturdu. Cumhurbaşkanlığı Sarayında da gündem farklı değildi.
Cumhurbaşkanlığında yapılan yorumlarda, Erdoğan aslında Cumhurbaşkanı Denktaşın danışmanlarından çok kendi bildiği yolda gittiğini anlamıştır. Bu nedenle, kızım sana söylerim gelinim sen anla misali, göndermelerini danışmanlar üzerinden yapmıştır şeklinde konuşmalar dikkat çekti.
TC Başbakanının "Denktaş'ın etrafında ağırlıklı olarak Türk danışmanları bulunuyor sözleri ile Mümtaz Soysalı işaret ettiği de belirtiliyor. Türk danışmanlar ifadesi ile Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı anlatılmaya çalışıldığı söylense de, kimi danışmanlar da öfkel
iydi: Biz Rum vatandaşı mıyız?Mümtaz Soysal ise dün Türkiyeden yaptığı açıklamada, Üzerine alınmadığını ve gönüllü danışmanlığını sürdüreceğini söyledi.
Alınmadım
Başbakan Erdoğanın sözlerini NTVye değerlendiren Denktaşın danışmanlarından Mümtaz Soysal, Başbakanın sözlerini üzerine alınmadığını belirtti. Soysal, Başbakan, herhalde başka danışmanları kastetmiştir. Karar Denktaşındır. Fakat ben gönüllü olarak yaptığım danışmanlığımın sona ermesi için bir sebep görmüyorum dedi.
Peki, danışmanlar kimler?
Cumhurbaşkanı Denktaşın danışmanlarının sayısını tam olarak bilen yok!.. Anayasadan müziğe, tarihten basına çok sayıda danışmanın görev yaptığı Sarayda bizim belirlediğimiz Danışmanlar Listesi şöyle:
Mümtaz Soysal (Anayasa Danışmanı), Hilmi Özen (Sanat Danışmanı), Yılmaz Taner (Müzik Danışmanı), Rüya Taner (Müzik Danışmanı), Ahmet Gazioğlu (Araştırmacı Danışman), Ahmet Teralı, Ahmet Okan (Basın Danışmanı), Rüstem Tatar (Kayıplar Komitesi Danışmanı), Hakkı Müftüzade (Siyasi İşler Danışmanı), E
rol Fehim (Bilgisayar Danışmanı), Aydın Akkurt (Araştırma Danışmanı), Sabahhattin İsmail (Belge Danışmanı), Taner Etkin (Fahri Danışman)Ve Protokol Listesindeki danışmanlar:
Siyasi İşler Özel Danışmanı Necati Münir Ertekün
Eğitim ve Kültür İşleri Özel Danışmanı Hüsnü Feridun
Ekonomik İşler Koordinatöri Özel Danışmanı Ahmet Aker
Halkla İlişkiler ve Sanat Danışmanı Hilmi Özen
Sanat Danışmanı Yılmaz Taner
Sanat Danışmanı Rüya Taner
Siyasi Araştırma ve Tanıtma Özel Danışmanı Ahmet C. Gazioğlu
Yerel İlişkiler ve Halkla İlişkiler Özel Danışmanı Hasan H. Kırgın
Araştırmacı Yazar Özel Danışman Ahmet Okan
Tasarım ve Programlama Özel Uzman Danışmanı Erol A. Fehim
Eğitim, Kültür ve Spor Danışmanı Ahmet Teralı
Siyasi İşler Özel Danışmanı Taner Etkin
(Ne danışmanı olduğu belirtilmedi) Ertan Ersan
Çevre Danışmanı (isim yok)
Araştırmacı Yazar Aydın Akkurt
Bu nasıl gönüllü danışmanlık!
Cumhurbaşkanı Denktaşın danışmanı Mümtaz Soysalın Girne Dome Otelde konakladığı ve tüm harcamalarının Cumhurbaşkanlığı Sarayı tarafından karşılandığı öne sürüldü.
Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğanın Denktaşa yönelik olarak; Danışmanlarını gözden geçirsin açıklamasından sonra Mümtaz Soysal da bir açıklama yapmış ve Ben bu görevi gönüllü olarak yapıyorum demişti.
Gazetemize ulaşan bil
gilerde Soysalın Kıbrısta kaldığı günlerde tüm harcamalarının Saray tarafından karşılandığı öne sürülüyor. Burada kaldığı günlerde Dome Otelde konaklayan Soysalın geceliği 120-150 milyon TL arası olan otel parasının Cumhurbaşkanlığı Sarayı tarafından karşılandığı söyleniyor. Telefon ücretleri, yemek paraları, uçak biletleri ve en ufak harcamalar dahi Saray tarafından karşılandığı iddia edilen Soysalın nasıl bir gönüllü danışmanlık yaptığı merak ediliyor.Erdoğanın açıklamasından sonra Cumhurbaşkanı Denktaş; ben danışmanlarımdan memnunum açıklamasını yaparken Soysal da; ben üzerime alınmıyorum, zaten gönüllü olarak bu işi yapıyorum açıklamasında bulunmuştu.
YENIDUZEN 20/12/2003
Erdoğan: Annan planı ile görüşmeler başlamalı
"BİZİM İSTEDİĞİMİZ DE BU": Başbakan Erdoğan, Özbekistan Cumhurbaşkanı Kerimov'un onuruna verdiği akşam yemeğinin ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Ön plana çıkan konu yine Kıbrıs oldu. Erdoğan'a, BM Güvenlik Konseyi'nin "Annan planı temelinde görüşme
lerin başlaması" çağrısı hatırlatıldı. "Doğrusu bizim istediğimiz de bu" diyen Erdoğan, Annan planı temelinde görüşmelerin sürmesi gerektiğini belirttiÖNCE SEZER, SONRA DENKTAŞ: Kıbrıs konusunda Dışişleri Bakanlığı'nda çalışmaların yapıldığını hatırlatan Erdoğan, önümüzdeki hafta önce Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile ondan sonra da KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'la değerlendirmeler yapılacağını belirtti. Başbakan Erdoğan, Cumhurbaşkanı Denktaş ile basın aracılığıyla polemiğe girmek istemediğini de kay
detti"TÜRKİYE'NİN AB ÜYELİĞİNİ İSTEMİYORLAR": TC Başbakan Vekili Mehmet Ali Şahin de KKTC'de çözüm ve AB üyeliğine direnen çevrelere çok net mesajlar gönderdi. Şahin, Türkiye'nin AB üyesi olmasını istemeyenlerin Kıbrıs'ta etkin pozisyonda olmasının doğru olmadığını söyledi
"ARİF OLAN ANLAR": "KKTC'yi yönetenler, Türkiye'nin bu hedefini zorlaştırıcı değil, kolaylaştırıcı olmalı" diyen Şahin, bu sözlerle kimi kastettiğinin sorulması üzerine "Arif olan anlar" demekle yetindi. Mehmet Ali Şahin, "Türkiye'nin AB hedefi açıktır. Son AB zirvesinde, Kıbrıs sorununun çözümünün tam ilgisi olmasa da üyeliği kolaylaştıracağı belirtildi" diye konuştu
"ZAMANIMIZ ÇOK AZ": TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Mehmet Dülger, Kıbrıs konusunun hassasiyetine dikkat çekti ve zamanın kalmadığını vurguladı. Dülger, şöyle dedi: "Çok dikkat etmemiz lazım. Zamanımız çok az, bir yere varmamız lazım. Varacağımız yer hem Kıbrıs hem Türkiye için iyi olacaktır. Yoksa anlaşmazlık çok kolay, masayı devirir çıkarsınız, marifet o değil oturmak anl
aşmak; anlaşmak da o kadar zor değil"Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Özbekistan temaslarına Kıbrıs sorunu damgasını vurdu. "Denktaş, danışmanlarını gözden geçirsin" sözleriyle gündeme bomba gibi düşen Recep Tayyip Erdoğan, bu kez de görüşmelerin Annan planı temelinde sürdürülmesi gerektiğini söyledi.
Erdoğan'a, BM Güvenlik Konseyi'nin "Annan planı temelinde görüşmelerin başlaması" çağrısının hatırlatılması üzerine "Doğrusu bizim istediğimiz de bu" dedi ve Annan planı temelinde görüşmelerin sürmesi gerektiğini belirtti.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yanı sıra dün Başbakan Vekili Mehmet Ali Şahin ile TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Mehmet Dülger'in de önemli açıklamaları vardı.
KKTC'de çözüm ve AB üyeliğine direnen çevrelere çok net mesajlar gönderen Şahin, Türkiye'nin AB üyesi olmasını istemeyenlerin Kıbrıs'ta etkin pozisyonda olmasının doğru olmadığını bildirdi.
"KKTC'yi yönetenler, Türkiye'nin bu hedefini zorlaştırıcı değil, kolaylaştırıcı olmalı" diyen Şahin, bu sözlerle kimi kastettiğinin sorulması üzerine "Arif olan anlar" demekle yetindi.
TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Mehmet Dülger de Kıbrıs konusunun hassasiyetine dikkat çekti ve zamanın kalmadığını vurguladı.
Dülger, şöyle dedi: "Çok dikkat etmemiz lazım. Zamanımız çok az, bir yere varmamız lazım. Varacağımız yer hem Kıbrıs hem Türkiye için iyi olacaktır. Yoksa anlaşmazlık çok kolay, masayı devirir çıkarsınız, marifet o değil oturmak anlaşmak; anlaşmak da o kadar zor değil".
KKTC'de 14 Aralık seçimlerinden sonra Türkiye hükümetinin Cumhurbaşkanı Denktaş ve Kıbrıs sorunuyla ilgili çıkışları dikkat çekiyor.
Başbakan Erdoğan, birkaç gün önce Cumhurbaşkanı Denktaş'ın üslubu ve danışmanlarından duyduğu rahatsızlığı dile getirirken, Denktaş'ın danışmanlarını gözden geçirmesini istemişti.
Erdoğan ayrıca, "Annan planında tuzak var" ifadesini de doğru bulmadığını belirterek, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın misyonunu iyi niyetle karşıladıklarını belirtmişti.
Ancak Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Başbakan Erdoğan'a anında tepki göstererek "Türk hükümeti, beğeneceği görüşmeciyi söylesin, tayin edeyim" demiş ve "intihar" diye nitelediği Annan planını kötülemeyi sürdürmüştü.
Bu karşılıklı göndermeler, Erdoğan-Denktaş gerginliğini ortaya koyarken, Kıbrıs konusunda iki ülke arasındaki görüş ayrılığını yeniden su yüzüne çıkardı.
Erdoğan Özbekistan'da, aklı Kıbrıs'ta
Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan'ın Özbekistan temaslarında Kıbrıs sorunu ön plana çıktı.
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Başbakan, Kıbrıs'taki gelişmeler ile ilgili Türkiye'ye dönünce önce Cumhurbaşkanı Sezer, sonra da KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş ile görüşeceğini belirtti.
Erdoğan, Özbekistan Cumhurbaşkanı Kerimov'un onuruna verdiği akşam yemeğinin ardından gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Ön plana çıkan konu yine Kıbrıs oldu.
Erdoğan'a, BM Güvenlik Konseyi'nin "Annan planı temelinde görüşmelerin başlaması" çağrısı hatırlatıldı.
"Doğrusu bizim istediğimiz de bu" diyen Erdoğan, Annan planı temelinde görüşmelerin sürmesi gerektiğini belirtti.
"Denktaş danışmanlarını gözden geçirmeli" açıklamalarına KKTC Cumhurbaşkanının sitemi de Başbakan'a soruldu.
Denktaş ile basın aracılığıyla polemiğe girmek istemediği mesajını veren Erdoğan, "Bu konuları dönünce kendisiyle görüşeceğim" dedi.
Kıbrıs konusunda Dışişleri Bakanlığı'nda çalışmaların yapıldığını hatırlatan Erdoğan, önümüzdeki hafta önce Cumhurbaşkanı Sezer ile ondan sonra da KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş ile değerlendirmeler yapılacağını bildirdi.
Şahin: Türkiye'nin AB hedefi açıktır
Türkiye Başbakan Vekili Yardımcısı Mehmet Ali Şahin de, Türkiye'nin AB üyesi olmasını istemeyenlerin Kıbrıs'ta etkin pozisyonda olmasının doğru olmadığını söyledi.
Gazetecilerin bununla kimi kastettiğini sormaları üzerine de Şahin "Arif olan anlar" yanıtını verdi.
Bakan Şahin, İstanbul Olimpiyat Evi'nde düzenlenen basın toplantısı öncesinde Kıbrıs ile ilgili soruları yanıtladı.
Mehmet Ali Şahin, Türkiye'nin hedefinin Avrupa Birliği (AB) üyeliği olduğunu vurgulayarak, "Türkiye'nin bu hedefine karşı olan kişilerin KKTC'de etkin görevlerde olmaları doğru değil" dedi.
Şa
hin, yaşanan danışman krizi ile ilgili bir soru üzerine "Türkiye'nin AB hedefi açıktır. Son AB zirvesinde, Kıbrıs sorununun çözümünün, tam ilgisi olmasa da, üyeliği kolaylaştıracağı belirtildi" dedi ve şunları kaydetti:"Burada sonuç önemlidir. 'Bir araya gelip konuşuruz' dediler. AB tarafından bize 'Kıbrıs sorununun kesin olarak Türkiye'nin AB'ye girişiyle ilgisi olmadığı' belirtiliyor. Ancak 'sorunun çözümünün Türkiye'nin üyeliğini kolaylaştıracağı' şeklinde yorum var. KKTC'li yetkililer de Türkiye'nin bu hedefini zorlaştırıcı değil, kolaylaştırıcı tavır içinde olmalılar. Türkiye'nin AB hedefine karşı olan kişilerin KKTC'de etkin görevlerde olmaları doğru değil."
"KKTC'yi yönetenler Türkiye'nin bu hedefini zorlaştırıcı değil, kolaylaştırıcı olmalı" diyen Şahin Türkiye'nin AB üyesi olmasını istemeyenlerin Kıbrıs'ta etkin konumda olmalarının doğru olmadığını savundu. Gazetecilerin bununla kimi kastettiğini sormaları üzerine de Şahin "Arif olan anlar" yanıtını verdi.
Dülger: Bir yere varmamız lazım
TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Mehmet Dülger, Kıbrıs'ta çok nazik bir durumun söz konusu olduğunu belirterek, "Dengeyi yeniden bulmak için ne söylenmesi lazım geliyorsa çok dikkatle söylemek lazım" dedi.
Dülger, Dışişleri Komisyonu'nun bazı üyeleriyle birlikte 17-19 Aralık 2003 tarihlerinde Bulgaristan'a yaptıkları resmi geziyle ilgili değerlendirmelerini anlattı.
Bulgaristan'da kendilerine çok itibarlı bir protokol uygulandığını, devletin ve parlamentonun bütün üst düzey yöneticileriyle Hak ve Özgürlükler Hareketi'nin yetkilileriyle görüştüklerini anlatan Dülger, Bulgaristan'la ekonomik ve siyasi ilişkilerin gelişmekte olmasından duyduğu memnuniyeti ifade etti.
Dülger, Bulgaristan'da 2 bin Türk girişimcinin bulunduğunu, büyük bir ekonomik güç olan bu girişimcilerin önündeki engellerin kaldırılmasının takipçisi olacaklarını bildirirken, geziye katılan komisyon üyeleri de Bulgaristan'ın demokratikleşme yönünde attığı adımlara dikkati çektiler.
Basın toplantısında gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Dülger, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığı açıklamalar ve KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın buna karşı beyanlarını nasıl
değerlendirdiğine ilişkin bir soruyu şöyle yanıtladı:
"Bunu bana Kıbrıs seçimlerini takip etmek üzere giden komisyonun başında bulunmam hasebiyle soruyorsunuz sanıyorum. Gittiğimiz zaman son denece gergin bir durum vardı, fakat seçim
neticeyi bitirmiştir. Halk sözünü söyledikten sonra söyleyecek hiçbir şey yoktur.
Bence çok nazik bir durum söz konusu. Oralarda dengeyi yeniden bulmak için ne söylenmesi lazım geliyorsa çok dikkatle söylemek lazım, bazı konular henüz daha tam gelişmeden henüz bir çözüm şekli
bulmadan... Henüz çok taze anlaşmazlıklar çünkü. Kıbrıs'taki seçim Annan Planı taraftarlığı ve aleyhtarlığı teması üzerine kondu, fakat bir müddet sonra anlaşıldı ki, ne Annan taraftarları Kıbrıs'ı teslim etmek istiyorlar ne Annan aleyhtarları Kıbrıs'ı bir kavanoza koyup her taraftan tecrit etmek istiyorlar. Bir
orta yola doğru geldi... Halk da bu orta yolu söyledi. Ben buradaki işleri siyah ile beyaz arasında griyi ararken grinin biraz beyazı fazla, biraz siyahı fazla gibi, terazi ibresinin gidip gelmesi gibi
düşünüyorum; denge noktasını bulacaklardır."
Anlaşmak zor değil
Dülger, "Siz de Denktaş'ın danışmanlarını değiştirmesi gerektiğini düşünüyor musunuz?" sorusunu da şöyle yanıtladı:
"Şu anda benim bu konuda şahsi bir düşünce belirtmem gereksiz olur. Böyle bir konunun daha kapalı bir şekilde söylenmesi gerektiğine inanıyorum, çünkü çok nazik bir konu; bir de Kıbrıs politikasının
bugün vardığı konu danışmanların mahsuru değil etkisi olmakla birlikte... Bizden evvelki hükümetlerin de aldığı tavırlar var, başarılı taraflar, başarısız taraflar var, başarıyı da başarısızlığı da biz gölgemiz gibi götürüyoruz. Çok dikkat etmemiz lazım. Zamanımız çok az, bir yere varmamız lazım. Varacağımız yer hem Kıbrıs hem Türkiye için iyi olacaktır. Yoksa anlaşmazlık çok kolay, masayı devirir çıkarsınız, marifet o değil oturmak anlaşmak; anlaşmak da o kadar zor değil."
Dülger, varılacak bir mutabakatta tarafların fikrinin tamamı değil bir kısmının olacağına işaret ederek "belki memnun olmayacağımız, ancak sayesinde yaşayacağımız bir mutabakatı arıyoruz, herkes beraber arıyor" dedi.
"Başbakan'ın üslubunu nasıl buluyorsunuz?" sorusuna ise Dülger, "Ona bir şey söyleyemem, çünkü o Özbekistan'daydı biz de Bulgaristan'daydık" diye karşılık verdi.
KIBRIS 21/12/2003
Weston: Annan Planı tek gerçekçi alternatif
BİR BÜTÜN OLARAK": "Annan Planı 1 Mayıs 2004'den önce çözüm için tek gerçekçi alternatif. Eğer bu tarihten önce bir bütün olarak AB'ye girmek isteniyorsa, Annan Planı üzerinde durulmalı. Tabii ki görüşmeler, müzakereler devam eder, taraflar itirazlarını dile getirir ve ardından referanduma gidilir"
"ANNAN PLANIYLA BAŞLANMALI": Weston, sorunun çözümü için hangi adımların atılması gerektiği yönündeki bir soruya, "Annan Planı'yla başlanmalı, her şeyden önce... İki tarafın da bu konuda problemleri var ve bu çok doğal. Sorunun çözümü, müzakerelere başlamak ve gerekli uzlaşma ortamını sağlamaya çalışmak. Sonunda temel soru
nların Kıbrıs halkına sorulduğundan emin olunmalı" dediABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston, Annan Planı'nın, Kıbrıs sorununun 1 Mayıs 2004'den önce çözümü çerçevesinde tek gerçekçi alternatif olduğunu savunarak, çözüm için yeterli zaman olduğunu söyledi.
Weston, SKY TÜRK Televizyonu'na yaptığı açıklamada, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Annan planının, Kıbrıs sorununun çözümü için gerçekçi tek plan olduğunu düşündüğünü belirten Weston, "Annan planı 1 Mayıs 2004'den önce çözüm için tek gerçekçi alternatif. Eğer bu tarihten önce bir bütün olarak AB'ye girmek isteniyorsa, Annan Planı üzerinde durulmalı. Tabii ki görüşmeler, müzakereler devam eder, taraflar itirazlarını dile getirir ve ardından referand
uma gidilir" diye konuştu.ABD'nin Annan Planı çerçevesinde müzakerelerin başlatılması yönündeki görüşünü tekrarlayan Weston, adadaki tarafların çözüme katkıda bulunmalarının önemine değindi.
Weston, bölge turunun ardından edindiği izlenimler çerçevesinde, "Annan Planı referans alınarak Mayıs 2004'den önce çözüme ulaşılmasının mümkün olduğunu" ifade ederek, bunun için yeterli
zamanın bulunduğunu söyledi.
"Bölge turumu, önümüzdeki dönemde KKTC'de ne olacağına dair kafa karışıklığıyla tamamlıyorum" sözlerinin hatırlatılması üzerine Weston, "KKTC'de seçim sonrasındaki durumu kastetmiştim. Kimse
seçimin eşit sandalye dağılımıyla sonuçlanmasını beklemiyordu. Şu anda çok ortada kalmış bir durum var. Eğer hükümet kurulmazsa yeni seçimlere gidilecek, karışıklıktan kastım buydu" diye konuştu.
Weston, sorunun çözümü için hangi adımların atılması gerektiği yönündeki bir soru üzerine, "Annan planıyla başlanmalı, her şeyden önce... İki tarafın da bu konuda problemleri var ve bu çok doğal.
Sorunun çözümü, müzakerelere başlamak ve gerekli uzlaşma ortamını sağlamaya çalışmak. Sonunda temel sorunların Kıbrıs halkına sorulduğundan emin olunmalı" dedi.
Dışişleri Bakanlığı'ndaki temaslarının verimli geçtiğini söyleyen Weston, Türkiye ile ABD'nin Kıbrıs sorununun bir an önce çözümlenmesi gerektiği ve bunun yöntemleri konusunda benzer görüşleri olduğunu kaydetti.
Weston, KKTC'de hükümetin kurulmasının ardından Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın müzakereci olarak devam edip etmemesine ilişkin bir soru üzerine, bunun Türk tarafının vermesi gereken bir karar olduğunu vurguladı.
KIBRIS 21/12/2003
Kıbrıslı Türklerin AB seçimlerine katılımı ele alındı
Fileleftheros ve diğer gazeteler, önceki gün Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos'un başkanlığında, Rum İçişleri Bakanı, Rum Başsavcı, parti liderleri ve temsilcilerinin katıldığı bir toplantının gerçekleştirildiğini ve bu toplantıda Kıbrıslı Türklerin AB Parlamentosu milletvekilliği seçimlerine katılımı konusunun ele alındığını yazdı.
Gazeteler, toplantıda konunun derinlemesine incelenmesine rağmen herhangi bir karar alınmadığı ve kararın Rum Meclisi İçişleri ve AB Konuları komitelerine geri gönderildiğini kaydetti.
Haberde, Rum İçişleri Bakanlığı'nın, ortak seçim listesinin nüfus kayıtlarına göre düzenlenmesini ve seçmen niteliklerine sahip olan Kıbrıslı Rum ve Türklerin, seçimler yapıldığı sırada "Kıbrıs'ta" bulunmaları önkoşuluyla "Kıbrıs" kimlik kartı ya da pasaportu ile oy kullanmalarını önerdiği, ancak bu öneriyle Güney Kıbrıs'ta ikamet etmeyen "100 bin Rum ve 75 bin Türkün" de s
eçmen olma hakkı kazanacağı belirtilirken, bunu karşıt bir öneride ise seçim listesinin Kıbrıslı Rumlar için daimi olurken Kıbrıslı Türklerin buna kayıt olmaya çağırılmasının öngörüldüğü belirtildi.Gazete haberinde, toplantıda bütün siyasi güçlerin seçim merkezleri, karma oy ve Güney Kıbrıs'ta altı ay ikamet etme konularında kendi tezlerine bağlı kaldıklarının gözlemlendiğini Rum başsavcının ise partiler tarafından tartışılan konuların birçoğunun eşitlik ilkesinin ihlalini içerdiği şeklinde hukuki görüş b
elirttiğini yazdı.KIBRIS 21/12/2003
Weston Rumlara "haksızlık etmiş" !
Alithia, Rum Sözcü Kipros Hrisostomidis'in, "uluslararası unsurun, Kıbrıs sorununda süregelen çıkmazın sorumluluğunu her iki tarafa da yüklemeye başladığını nihayet kabullenerek, ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston'un, Rum tarafının müzakerelerin yeniden başlaması arzusuna hiç değinmeden, bütün tarafları aynı kefeye koymasını haksızlık olarak nitelediğini" bildirdi.
Gazetenin, "Şimdi Denktaş'la Bir Tutulmamızdan Şikayet Ediyoruz" başlıklı haberine göre, Rum tarafının Annan'ın ortaya koyduğu şartlardan birini (referandum tarihinin belirlenmesi), Cumhurbaşkanı Denktaş'ın ise üçünü değiştirmek istiyor görünmesi nedeniyle, Weston tarafından yapılan haksızlığı neyi
n oluşturduğu şeklindeki soru üzerine Rum Sözcü; "Bu bile bizim daha iyi taraf olduğumuzu gösterir ve Weston'un bunu teyit etmesi gerekirdi" dedi.Gazeteye göre Hrisostomidis, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papdopulos'un BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a yazdığı mektubu gönderdiğini, mektupta, müzakerelerin yeniden başlaması için Genel Sekreter'in Kıbrıs sorununa yeniden müdahil olmasının istendiğini söyledi ancak gazetecilerin ısrarına rağmen, mektubun içeriğine ilişkin ayrıntı vermekten kaçındı.
Tarafların Annan Planı'nı belirlenmiş tarihte referanduma götürmelerini istediği zamandan şimdiye kadar Genel Sekreter'in tutumunda bir değişiklik olup olmadığı sorusuna muhatap olan Kipros
Hrisostomidis, Annan'ın bu konudaki tavrını değiştirip değiştirmediğini bilmediğini ancak değiştirmemiş göründüğünü söyledi.
Fileleftheros, Rum Yönetimi'nin, Annan Planı'nın ayrı ayrı referanduma sunulması konusunda peşinen tarih belirlenmemesi gerektiği, şu anda çözümün içeriğinin veya nihai çözüm planının net olmadığı, bu nedenle de halka gidilmesine haklı bir gerekçe bulunmadığı görüşünde olduğu bildirildi.
Gazete, "Referandumların Belirlenmesiyle Havucu Atın Önüne Koyuyorlar" başlıklı haberinde, Rum Yönetimi Sözcüsü Kipros Hrisostomidis'in dünkü açıklamasında, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'un BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a yazdığı mektubun içeriğini açıklamaktan kaçınmış olmasına rağmen söz konusu mektupta referandumlar konusunun gündeme getirildiğinin açık olduğunu yazdı.
Gazete, Papadopulos'un Annan'a mektubunun ana ekseninin, Rum tarafının; 1 Mayıs 2004'ten önce çözüm bulunabilmesi için BM Genel Sekreteri'ni, Annan planı temelinde Kıbrıs sorunundaki inisiyatife yeniden müdahil olması çağrısı olduğunu yazdı.
Gazeteye göre Kipros Hrisostomidis, referandumlara değinirken şunları söyledi: "Ancak, söylemem gerekir ki, şu anda referandum için halkın önüne konulabilecek şekilde çözümün içeriğinin veya nihai çözüm planının var olmaması ışığı altında, referandum tarihinin belirlenmesi talebi şu anda gerçekleştirilemez bir şarttır. Bu, havucu atın önüne koyan bir şarttır ve referandum tarihinin belirlenmesinden önce nasıl ilerleyeceğimizi görmemiz gerektiği bekleniyor" dedi.
Gazete, Rum Yönetimi'nin, Sözcü Hrisostomidis'in ağzıyla, ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston'un iki taraf arasında eşit mesafe politikası izlemesinden duyduğu rahatsızlığı ortaya koyduğunu yazdı ve Rum Sözcü'nün şunları söylediğini kaydetti:
"Nispeten haksız görünen şey, bizim tarafın, müzakerelerin hemen başlamasına yönelik arzusuna işaret edilmeksizin bütün tarafların aynı kefeye konulmasıdır. Uluslararası baskılar tamamen, süregelen yasadışı işgali ve bugüne kadar uzlaşmaz tavır sergilemesinden dolayı, haksız olan tarafa yöneltilmelidir."
Mahi de haberi "Kıbrıs'taki Bütün Tarafları Aynı Kefeye Koyuyor - Thomas Weston Bize Haksızlık Ediyor" başlığıyla verdi.
Politis ise haberini, "Müzakerelere Evet, Referanduma Hayır" ve Haravgi "Başkan Papadopulos Kofi Annan'a Müzakereler İçin Hazır Olduğunu İletti" başlığıyla yansıttı.
KIBRIS 21/12/2003
Denktaş, Annan Planı'nı kabul edecek
"TÜRKİYE'NİN İRADESİ VAR": Bölge turuna çıkan Thomas Weston, Ankara durağında Kıbrıs sorununa çözüm bulunmasına yönelik, KKTC'de hükümet kurulmasının ardından yoğun bir müzakere sürecinin başlatılması gerektiğini belirtti. Görüşmelerde Ankara da Weston'a, Türkiye'nin Kıbrıs sorununun çözümünü istediğini ve bu yönde iradesi bulunduğu mesajını verdi
Anadolu Ajansı'nın (AA) haberine göre, "KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın eninde sonunda Annan Planı'nı referans olarak kabul edeceği" yönünde görüşler var.
ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston, Dışişleri Bakanlığı'ndaki görüşmelerinde Ankara'ya gitmeden önce Atina ve Lefkoşa'da yaptığı temaslara ilişkin bilgi verdi.
Weston, Kıbrıs sorununa çözüm bulunmasına yönelik, KKTC'de hükümet kurulmasının ardından yoğun bir müzakere sürecinin başlatılması gerektiğini belirtti.
Kıbrıs sorununun 1 Mayıs 2004'e kadar çözümünün kritik önemine işaret eden Weston, bu konuda ABD'nin yardımcı olma isteği ve iradesi bulunduğunu bir kez daha teyit etti.
Weston, çıktığı bölge turu çerçevesinde Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi'nde yaptığı görüşmelerde de sorunun bir an önce çözülmesinin istendiği yönünde izlenim edindiğini aktardı.
Ankara temaslarında Weston'un, BM Genel Sekreteri'nin, "Tüm tarafların yakın gelecekte Kıbrıs'ın 1 Mayıs 2004 tarihinde AB'ye birleşik olarak girmesine imkan verecek taahhütlerde bulunacaklarını
umuyorum" açıklaması çerçevesinde görüş bildirdiği öğrenildi.
Özel Koordinatör Weston, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin Annan planı referans alınarak Ankara'da yürütülen hazırlıklara ilişkin bilgi edinmek isterken, bu bilgilerin kendisine hazırlıklar tamamlandıktan sonra verilebileceği iletildi.
Diplomatik kaynaklar, ABD'nin öncelikle KKTC'deki hükümet kurma sürecinin tamamlanması gerektiğinin bilincinde olduğunu ve hükümet kurulduktan sonra yoğun bir müzakere sürecinin başlamasını istediklerini kaydettiler.
Görüşmelerde Ankara da Weston'a, Türkiye'nin Kıbrıs sorununun çözümünü istediğini ve bu yönde iradesi bulunduğu mesajını verdi.
Bu arada, Ankara'da, "KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın da eninde sonunda Annan planını referans olarak kabul edeceği yönünde görüşler bulunduğu" belirtildi.
Ankara memnun değil
AA'nın haberinde, "Ankara'nın BM Güvenlik Konseyi Başkanlığı'nca, KKTC seçim sonuçlarına yönelik yapılan açıklamadan memnun olmadığı ve bu memnuniyetsizliği Weston'a ilettiği" belirtildi.
Metni "gereksiz ve sürece yardımcı olmayan bir açıklama" olarak değerlendiren diplomatik kaynaklar, yazım tarzından BMGK ile BMGK Başkanlığı arasında metne ilişkin tam bir mutabakat olmadığının anlaşıldığını vurguladılar. Kaynaklar, metnin "zayıf olduğunu ve dikkatsiz yazıldığını" ifade ettiler.
Açıklamada, KKTC'de yapılan seçimlerin, Kıbrıs Türk halkının önemli bir kısmının 2004 Mayıs ayında adanın AB'ye birleşik olarak girmesinden yana olduğunu ortaya koyduğu savunulurken, müzakerelere yeniden başlanması çağrısında bulundu.
Dönem Başkanı Bulgar Stefan Tafrov tarafından okunan başkanlık açıklamasında "Kıbrıslı Türkler'in çoğunluğu, Kıbrıs sorununun çözümlenmesini ve AB'ye katılınmasını arzuladıklarını ifade
etmişlerdir" denildi.
KIBRIS 21/12/2003
TC Cumhurbaşkanlığı'ndaki Kıbrıs zirvesi
Fileleftheros, Türk tarafının Kıbrıs sorununda bundan sonra uygulayacağı taktiğin belirlenmesi amacıyla önümüzdeki günlerde çeşitli yetki merkezlerinin, Türkiye Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer başkanlığında toplanacağı yolundaki haberi, "Ankara'da Cumhurbaşkanı Sezer Başkanlığında Kıbrıs Sorunu Zirvesi - Egemenliğe El Atı
yorlar" başlığıyla manşetten okurlarına yansıttı.Başbakan Erdoğan, Genel Kurmay Başkanı Özkök ve Dışişleri Bakanı Gül'ün katılacağı toplantıda Türk Dışişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan Kıbrıs çözüm planının masaya yatırılacağını da okurlarına bildiren gazete, iyi bilgili kaynaklarına dayanarak, Annan planıyla pek çok benzerliği bulunan bu planın temel ekseninin egemenlik olduğunu kaydetti.
Gazete, bir diplomatik değerlendirmeye göre Türklerin, referandumlar aracılığıyla ayrı varlığın tanınmasını sağlamaya çalıştıklarını yazdı.
Fileleftheros, Kıbrıs Türk basınına dayanarak, son günlerde TC Başbakanı ile KKTC Cumhurbaşkanı arasında çıkan danışman anlaşmazlığını ise, "Erdoğan Denktaş'ın Müzakerecilik Ehliyetinden ve Danışman Seçiminden Şüphe Duyuyor - İşgal Lideri, Başka Birini Göstersinler de Bizi Nasıl Yönlendireceğini Görelim Diyor" başlığıyla verdi.
Alithia manşetten, "Denktaş-Erdoğan Kafa Kafaya Çarpışması - Erdoğan Kıbrıslı Türk Lideri Üslubunu ve Danışmanlarını Değiştirip Müzakere Etmeye Çağırıyor" başlığıyla yansıttı
.KIBRIS 21/12/2003
Annan'dan "kayıplar" konulu mektup
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın birkaç gün önce Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'a Otonom Kayıplar Komitesi'nin araştırma prosedürünün yeniden başlaması ve Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile zamanın Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides arasında yapılan 31 Temmuz 1997 tarihli anlaşmanın uygulanmasına yönelik bazı önerilerde bulunduğu bir mektup gönderdiği bildirildi.
Haravgi ve diğer gazeteler, Rum Yönetimi Sözcüsü Kipros Hrisostomidis'in önceki günkü açıklamasında Genel Sekreter'in, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a da benzer bir mektup gönderdiğini ve Papadopulos'un Kofi Annan'ın mektubuna olumlu yanıt verdiğini açıkladığını yazdı.
Habere göre Rum Sözcü, Papadopulos'un, Rum "Kayıp Yakınları Komitesi"yle görüşmesi sırasında bu konuyu gündeme getirip komite yetkilileriyle ele aldığını ve birkaç gün önce Annan'a gönderdiği mektupta, Annan'ın "kayıplar" konulu mektubunda sunduğu önerileri kabul ettiğini belirterek, Denktaş'ın da aynı yanı
tı vermesi ümidini dile getirdiğini açıkladı.Genel Sekreter'in Papadopulos'a gönderdiği mektupta Otonom Kayıplar Komitesi'nin yaşatılmasını mı önerdiğinin sorulması üzerine Hrisostomidis, Annan'ın, Otonom Kayıplar Komitesi'nin kayıp akıbetlerini belirleme prosedürünü yeniden başlatmasını önerdiğini belirtti. Hrisostomidis, Otonom Komite'nin 3 üyesinden birinin eksik olduğunun hatırlatılması ve Annan'ın bu boş yerin doldurulmasına yönelik belirli bir isim önerip önermediği sorusuna ise olumsuz yanıt verdi.
Politis de haberi "Genel Sekreter'den Başkan'a ve Denktaş'a Mektuplar - Annan'dan Kayıplar Konusunda Davet - Görüşmelerin Başlamasını Öneriyor ve Durumların İlerlemesi Halinde Otonom Komite'nin Üçüncü Üyesini Atama Niyetini Beyan Ediyor" başlığıyla verdi.
Gazete, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Cumhurbaşkanı Denktaş'a ve Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos'a birer mektup göndererek, iki tarafın görüşmesi ve geriye kalan kayıp dosyalarının incelenmesi yöntemi üzerinde anlaşması durumunda Otonom Kayıplar Komitesi'nin üçüncü üyesini atama niyetinde olduğunu bildirdiğini yazdı.
Türk tarafının "kayıplar" konusunda "retçi olduğunu" iddia eden Politis, bu nedenle Rum tarafının, bu konuda olumlu gelişmeler olacağı konusunda temkinli olduğunu ve Cumhurbaşkanı Denktaş'ın bu konuda, uzun zaman alacak bir mektup teatisine girebileceği değerlendirmesine sahip olduğunu savundu.
Gazete, Rum "Kayıp Yakınları Komitesi"nin de hemen hemen aynı ruh hali içinde olduğunu, Komite Başkanı Nikos Theodosiu'nun Politis'e yaptığı açıklamada, "Genel Sekreter'in inisiyatifiyle kayıplar konusunun yeniden perde önüne gelmesi bizi memnun ediyor. Bu sefer diğer tarafın, konunun çözümü yönünde iyi niyetle masaya gelmesini umuyoruz" dediğini kaydetti
KIBRIS 21/12/2003
Hristofyas: Aralık 2004 Türkler için dönüm noktası
Fileleftheros ve diğer gazeteler, Rum Meclis Başkanı Dimitris Hirstofyas'ın "BM Genel Sekreteri Kofi Anan'ın görüşmelerin yeniden başlaması için koymuş olduğu şartlarda kararlı olduğu ve Annan'ın iyi niyet misyonunu yenilemesi için Kıbrıslı Türk ve Türk taraflarından aldığı mesajların ne kadar cesaretlendirici olduğu konusunda kuşku duyduğunu" söylediğini yazdı.
Habere göre Hristofyas, ABD'nin Kıbrıs sorunundaki süreci canlı tutmayı istediğinin açık olduğunu belirterek, "Bana görünen şudur ki; bütün çabalara rağmen, en azından Kıbrıs Türk tarafının çıkmazdan kurtulmaya yöneleceği hususunda hiçbir gerçek kanıtı (Weston) beraberinde götürmüyor.
Kötü haber veren olmak istemem ancak sanıyorum ki Türkiye'nin öze yönelik hareketler yerine izlenim bırakacak hareketlere yöneleceğine dair mesajlar nettir" dedi.
Türkiye'nin Kıbrıs Konusunda tutum değiştirerek çıkmazdan kurtulmak yerine halkla ilişkilere ağırlık vereceğini sandığını belirten Hristofyas, "Görünen odur ki belki de onlar için ilk dönüm noktası Aralık 2004 tarihidir" dedi.
KIBRIS 21/12/2003
Çözümsüzlük durumunda AB'nin yetkisi Yeşilhat'ta bitecek
AB dönem başkanlığını 1 Ocak 2004'ten itibaren üstlenecek olan İrlanda'nın Güney Kıbrıs'taki Büyükelçisi John Swift, Kıbrıs sorununun 1 Mayıs 2004'ten önce çözümlenmemesinin, Türkiye ve Kıbrıslı Türkler için olduğu kadar Rumlar için de büyük sorunlar yaratacağı, AB'ın sınırlarının Yeşilhat'ta biteceği uyarısında bulundu.
Politis ve diğer gazetelerin haberine göre Swift, ülkesinin dönem başkanlığını üstlenecek olması nedeniyle Rum Haber Ajansı'na (KİPE) yaptığı açıklamada, Dublin'in (İrlanda) 1 Mayıs'tan önce çözüm bulunabilmesi için her çabanın üstlenilmesine; adadaki iki tarafın da gerçek niyetlerini saklamadıkları ve yalnızca müzakere masa
sına oturmaya değil anlaşmaya da kararlı oldukları konusunda BM Genel Sekreteri'ni ikna etmeleri gerektiğine inandığını açıkladı.Swift, Türkiye'nin AB tarafından önüne konulan kriterleri yerine getireceği kesin olduğuna göre, AB'ın Türkiye'yle üyelik müzakerelerinin başlama tarihini belirlemesi gerektiğini de söyledi.
Cyprus Mail, Swift'in KİPE'ye açıklamasını, "Avrupa Yeşilhat'ta Durur... İrlandalı Diplomat Üyeliğin Tehlikelerini Vurguluyor" başlığıyla manşetten verdi.
Haravgi, Kuzey Kıbrıs'taki milletvekilliği genel seçimlerinde ortaya çıkan meclis aritmetiğinin, zaman sınırı olan bir prosedürün başlamasına yardımcı olmadığını, ancak bölünmüş bir Kıbrıs'ın AB'a girmesi olasılığının bölünmüşlüğü güçlendireceğini söyleyen John Swift'in, böyle bir şeyin d
e sözde "Kıbrıs hükümetinin" çıkarına olmayacağı uyarısında bulunduğunu yazdı. Gazete Swift'in KİPE'ye söylediklerini şöyle aktardı:"John Swift, AB'ın Türkiye'yle üyelik müzakerelerinin başlama tarihinin belirlenmesi gerektiğini çünkü Ankara'nın, AB tarafından önüne konulan kriterleri yerine getireceğinin kesin olduğunu söyledi. Sahte meclisteki sandalye dağılımının zaman sınırı olan bir prosedürün başlamasına yardımcı olmadığını ancak bölünmüş bir Kıbrıs'ın üye olması ihtimalinin her halükarda adanın böl
ünmüşlüğünü güçlendireceği, böyle bir şeyin de Kıbrıs hükümetinin çıkarına olamayacağı görüşünü ortaya koydu.BM'nin, Kıbrıs sorunundaki ana sorumlu örgüt, iki tarafı müzakere masasına çağırıp çağırmama kararını verecek olanın da BM Genel Sekreteri olmaya devam ettiğini kaydeden Swift, iki tarafın Kofi Annan'ı gerçek niyetlerini saklamadıkları ve yalnız müzakere masasına dönmekte değil anlaşmakta da kararlı oldukları konusunda ikna etmeleri gerektiğini söyledi.
İrlanda dönem başkanlığının Türkiye'nin AB adaylığına nasıl baktığı yolundaki soru üzerine John Swift, Türkiye'de de, mayıs ayına kadar Kıbrıs sorununda yapılacak bir hareketin faydasından şüphe duyulan ve ilk önce AB'ın aralık ayında Ankara'ya, üyelik müzakerelerinin başlama tarihi verip vermeyeceği
ni kararlaştırmasına yönelik siyasi bir tartışma bulunduğunu söyledi. Swift şöyle devam etti:'Mayıs ve Aralık 2004 arasındaki dönemde Türkiye ve AB için gerçek bir sorun, doldurulması gereken bir boşluk yaratılıyor. Ankara'da, Türkiye'nin AB'a karşı nasıl bir strateji uygulaması gerektiği konusunda büyük bir siyasi tartışma yaşanıyor ve bu bir süre devam edebilir. Türkiye'de, bu ülkenin ana çıkarı olan AB'la müzakere tarihinin belirlenmesi aralık ayında olacağına göre, Türkiye'nin Kıbrıs sorununun çözümü k
onusunda neden Mayıs ayına kadar sıkı çalışması gerektiğini sorgulayan güçler var.Dublin, Kıbrıs sorununa 1 Mayıs 2004'ten önce çözüm bulunması için her çabanın üstlenilmesi gerektiğine inanıyor çünkü bu tarihten sonra gerek Türkiye, gerek Kıbrıslı Türkler gerek Kıbrıs hükümeti için sorunlar azalmak yerine çoğalacak. 1 Mayıs'tan önce çözüm ister bulunsun ister bulunmasın, Avrupalı liderlerin ve Avrupa kurumlarının, Türkiye'nin önüne konulan çeşitli kriterleri (Kopenhag kriterleri ve ekonomik kriterler) ye
rine getirmesi durumunda AB'ın aralık ayında varacağı sonucun olumlu olacağı mesajını Türkiye'ye daha şimdiden vermelerinin çok önemli olduğuna inanıyoruz. Kıbrıs sorununun çözümü, diğer ikisi gibi (Kopenhag kriterleri ve ekonomik kriterler) bir kriter değildir.'Ancak John Swift, AB'ın, çözüm olmaması halinde,Türkiye'nin üyelik sürecinde daha fazla siyasi sorun olacağı şeklindeki uyarısına işaret etti ve İrlanda Başbakanı'nın Türk muadiliyle yaptığı görüşmelerde çeşitli defalar, Türkiye'nin sorunlarının çözülmesi veya çözüm yoluna girmesi durumunda AB'ın, üyelik müzakerelerinin başlama tarihi konusunda aralık ayında alacağı kararın olumlu olacağı şeklindeki kişisel değerlendirmesini dile getirdiğini söyledi.
Swift, Başkan Tasos Papdopulos'un, kriterleri yer
ine getirmesi halinde Türkiye'nin üyelik müzakerelerinin başlamasını veto etmeyeceği şeklindeki tutumunu selamladı, 'Başkanın değerlendirmesini paylaşıyor ve bu tür yorumları cesaretlendiriyoruz. Siyasi şartlarda, kriterlerin yerine getirilmesi ve yanıtın hayır olması mümkün değildir' dedi.Kıbrıs'ın, çözüm olmadan AB'a girmesi halinde Türkiye'nin, Kıbrıslı Türklerin ve cumhurbaşkanının hangi somut sorunlarla karşılaşacakları sorusu üzerine John Swift, Türkiye ve Kıbrıslı Türkler için meydana gelecek sorunların net olduğunu söyledi ve şöyle devam etti:
'Kıbrıs'ın bir bölümü AB'a girer ve diğer bölümü girmezse, Yeşilhat AB'ın bölgedeki yetkilerinin de fakto (fiili) sınırı haline gelecek. Kesin bir hukuk görüşünü benimsersek bu, Avrupa'daki, bir üye ülkeyi istila eden ve zorla tutan Türkiye ile üyelik müzakerelerinin başlayamayacağını savunan güçleri cesaretlendirecek. Bu kullanılması olası bir argümandır.'
Swift, çözüm olmadan AB'a üye olunması durumunda Başkan Papadopulos'un karşılaşabileceği sorunları anlatırken ise 'AB normlarının kuzey kesimde uygulanmasının ertelenmesi suretiyle Kıbrıs hukuki ve anayasal açıdan bütün olarak AB'a girecek ancak adadaki bölücü hat, AB'ın toprağı ve AB'ın olmayan toprak arasında de fakto bölücü hat haline gelecek. Bu, her h
alükarda Kıbrıs'ın bölünmüşlüğünü güçlendirir, kuzey ve güney arasında çok daha kalıcı bir bölünmüşlük olarak görülebilecek önemli bir nitelik kazandırır ki bu Kıbrıs hükümetinin çıkarına olamaz.'1 Mayıs tarihinden sonra çözüm için Başkan Papadopulos'a daha çok baskı uygulanmasını mümkün görüp görmediği sorulan Swift, 'Başkanlığımız herhangi birine baskı uygulamayı alışkanlık haline getirmemiştir. Çözüm bulunmasını arzu ediyoruz ve çözümü, taraflar anlaşarak bulmalıdır. 1 Mayıs herkes için çok önemlidir...
'Türk ve Rum, Kıbrıslıların önemli bölümünün birleşik bir Kıbrıs'ın üyeliğine yönelik iradesine işaret eden John Swift, adanın bölünmesinin bir dereceye kadar düşmanca eylemleri durdurduğu argümanının çok ikna edici olmadığını söyledi. Bu noktada, serbest dolaşımdaki kısıtlamanın kısmen kaldırıldığına değindi ve 'bu gelişmenin en önemli unsuru, olay çıkmamış olmasıdır' dedi.
John Swift, sözde 'milletvekilliği seçimlerinin' sonucunu yorumlamaya davet edildiğinde, çözümü ve üyeliği savunan güçlerin küçük bir farkla dahi olsa kazandığını söyledi. Swift, sandalyelerin 25-25 paylaşılmasının, zaman sınırı olan bir prosedürün başlamasına yardımcı olmadığını, müzakerelerin BM Genel Sekreteri'nin himayesinde olmaya devam ettiğini söyledi ve 'bu bağlamda, BM Genel Se
kreteri'nin elindeyiz. Müzakere daveti yapmadan önce tarafların çözüme doğru süratle hareket etmeye iyi niyetleri olup olmadığına o karar verecek. Genel Sekreter'in rolünün çok önemli olduğunu düşünüyoruz ve bütün tarafları, Kofi Annan'ın kriterlerini yerine getirmeye çalışmaya çağırıyoruz' dedi.Başkan Papadopulos'un müzakere masasına geri dönmeye hazır olduğunu defalarca dile getirdiği ve Rauf Denktaş'ın zaman zaman müzakerelere atıfta bulunduğu gözleminin hatırlatılması üzerine İrlandalı diplomat, 'Mesele, iki tarafın da gerçek niyetlerini gizlemedikleri ve anlaşmaya varmak için müzakere etmeye kararlı oldukları konusunda Genel Sekreter'i ikna etmeleridir. Genel Sekreter ancak, iki tarafın anlaşmaya varması konusunda ortak isteğin varolduğuna ikna olması
durumunda Kıbrıs sorununa yeniden müdahil olacak."KIBRIS 21/12/2003
| Hükümet, Annan Planında ısrarlı | ||
|
Ankara, Denktaşın çıkışlarına rağmen Annan Planını müzakereden başka bir alternatif bulunmadığı görüşünü koruyor. |
||
|
Ankara |
|
22 Aralık 2003 Diplomatik kaynaklar, Denktaşın eninde sonunda Annan Planını müzakere zemini olarak kabul edeceğini belirtiyorlar. |
Bu görüşün ortaya konulması, Ankaranın ileride Denktaş üzerindeki baskısını artıracağı şeklinde yorumlanıyor. Net
tablonun ortaya çıkması için Çankaya Köşkünde yapılması planlanan Kıbrıs Zirvesinin beklenmesi gerektiğine de işaret ediliyor.
Denktaş: "Annan Planı görüşmeye açık bir plan değildir"
Denktaş: Annan Planının görüşülecek yanı yoktur
KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, Annan Planı'nı ahlaksızca bir teklif olarak niteledi ve görüşülecek bir yanı olmadığını söyledi.
ANNAN PLANINI MÜZAKERE ŞANSINIZ YOKTUR
KKTC Cumhurbaşkanı basın mensuplarıyla yaptığı görüşmede Annan Planınına yüklendi ve uygulanabilir olmadığının altını çizdi. Denktaş Plana dai
r şöyle konuştu:"Bakın bu planın içindeki hileyi gösteriyim. Annan Planını müzakere etme şansımız yoktur. Felsefesine dokunamazsınız, çercevenin dışına çıkamazsınız. Rumlar da tartışmak istiyor. Ama durumdan memnun. Çünkü nasıl olsa AB'ye üye olacaklar. Genel Sekreter diyor ki anlaşamadığınız noktaları ben doldururum, plandaki boş sayfaları ben doldururum. Sonra referanduma sunarız diyor. Amaç referanduma sunmaktır. Amaç Türkiye'nin garantörlüğünü sulandırmak istiyor."
"RUMLAR HAYIR DERSE DE AB ÜYESİ"
Denktaş, Annan Planı çercevesinde Rumların kayrıldığını vurguladı ve şöyle dedi: "Rumların uluslararası yasalara ters düşen Türkiyenin haklarını ortadan kaldırmak istiyen bir yasayı kabul ettirmek için referanduma gidilsin isteniyor. Peki şunu soruyorum: Rum hayır derse ne olacak? Bizi niye zorluyorsunuz. Yasadışı bir olayı yasallaştırmak için. Peki biz hayır dersek ne olacak: O zaman diyorlarki 'hayır diyemezsiniz'.Hem siz hem Türkiye zararlı çıkacak. Bu plan dikte ettiriliş tarzı ile düpedüz bir baskıdır. Zorlamadır. Ahlaksızca zorlamadır. Rum tarafına KKTC Türklerinin egemeni değilsiniz demek gerekmektedir. Türklerle benzeri bir ortaklık yapmasanız tabiyatıyla Rumlar oynadıkları oyunlara devam edeceklerdir."
SEÇİM SONUÇLARI HÜKÜMETE TEPKİ
KKTC Cumhurbaşkanı batının tavrını da eleştirerek: "İngiliz - ABD ve BM yetkililerinin seçim sonrası beyanatlarına bakıyoruz; Efendim halk seçim sonrasında kararını vermiştir havası var. Bunun aynı zamanda referandum havasına sokulduğu gibi bir hava yaratıldığını unutuyorlar. Halka soruyolar biz referandum değil partimize tepkiden ötürü byle oy kullandık diyorlar. AB için özel parti kurulmuştur. O parti de yüzde 1 veya 2 gibi oy almıştır. İşte KKTC Türk'ünün koşulsuz AB'ye destek oranı budur."
Halkın referanduma gitmesi durumunda hayır çıkarsa ne olacak. Halk zaten plana evet demeyecek. Seçim sonuçları hükümete tepkidir. İç meseledir bunu AB'ye evet gibi görmek istiyorlar ama halkın yüzde 51'i hayır demiştir.
ADADA TÜRK KALSIN İSTEMİYORLAR
Planın kabulu durumunda adada Türk kalmayacağını ifade ederek "Miçotakis'in dediği gibi 10 yıl içinde adada tek Türk kalmayacak. 21 Aralıkları yeniden yaşayacak değiliz. 21 Aralık 1963'ten bugüne kadar neler çektiğimizi biliyoruz. Seçimlere bakarak Anadolu halkı bize gücenmesin. Bu seçimler bir iç hesaplaşmadır." dedi
BEN AB'YE KARŞIYIM DEMEDİM
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, hiçbir zaman Avrupa Birliği'ne (AB) karşı olmadıklarını belirterek, AB'ye değil AB'nin yaptığı haksızlıklar karşısında direndiklerini söyledi.
Denktaş, hiçbir zaman AB
'ye karşı olduğunu söylemediğini ifade ederek, ''Rumların AB'ye müracaatı siyasi bir müracaattır, kanunsuz bir müracaattır, Kıbrıs üzerinden Türkiye'nin haklarını kaldırıp bizi çıplak bırakmak için yapılan bir müracaattır, bir hiledir, AB buna düşmemelidir, bu oyuna gelmemelidir dedim, bunu söylüyoruz. Türkiye'nin AB'ye girmesine karşıymışız, ne haddimize düşmüş, niye?'' diye konuştu.Denktaş, Kıbrıs konusunu Türkiye'nin önüne engel olarak koymanın, kabul edilemez bir haksızlık olduğunu, Türkiye'nin Kıbrıs'ta Enosisi ve soykırımı önlediğini anlatarak, Kıbrıs konusunun, sorunu yaratan Rumların önüne engel olarak konması gerektiğini vurguladı. Kıbrıs'ın dolaylı olarak Yunanistan'a verilmesi oyununun oynandığını ve Annan planının da bunun aracı olduğunu dile
getiren Denktaş, ''AB'ye karşı bizim bir şeyimiz yok ama AB'den gelen sesler, bize yapılan haksızca taarruzlar, seçimlere bu kadar karışma, tabiatıyla AB'ye olan güvenimizi sarsmıştır ve sarsmaya devam etmektedir. Bunu da AB'nin kendisi halletmek mecburiyetindedir'' dedi.ANNAN PLANINI GÖRÜŞMEK KABUL ETMEK DEMEKTİR
Denktaş Annan Planını müzakere etmek için masaya oturmanın aslında dolaylı olarak kabul etmek manasına geldiğini belirterek: "Annan Planı görüşmeye açık plan değildir. Bu planı görüşmek için masaya oturmak demek bu planı kabul etmek, referanduma götürmek ve bu plana evet demektir. Bu planın çercevesi konuşulabilir. Ancak çerceveside yoktur. İki eşit halk arasında görüşülecektir. Bizim eşit muameleye tutulmamız lazım. Ambargoların kalkması için AB
'nin Rumlara baskı yapması lazım ki güvenimiz geri gelsin. Referanduma gidersek bu halk Annan planının ne olduğunu anlamıştır. Referandumun ne olduğu ortaya çıkar. Genel Sekreterin iyi niyet görevi yararlıdır ama onun mandası değişmelidir kendisine verilen yektki iki cemaat arasındaki sornunu giderilmelidir. Ancak bu yanlıştır. Bu sadece iyiniyetli bir davranıştır ama suçlu tarafı korumuştur.Anlaştığınız belgeyi referanduma götüreceksiniz derlerse oturur düşünürüz. Yok tartışmayacaksanız bu olmaz. Böyle şeyl olmaz. Dünya'da hiçbir halka yapılmış muamele değildir." dedi.HURRIYET 22/12/2003
Kaçlı olursa olsun
Mensur Akgün
KKTC seçimleri sonrasında çıkan tablo arabulucuların bile aklını karıştırdı. Ortada kesin bir iktidar bloğu yok. UBP-DP parlamentoda 25 milletvekili ile temsil edilirken, CTP- BDH da aynı sayıya sahip. Önceden verilmiş sözler, yapılmış vaatler dikkate alındığında Mehmet Ali Talatın kilit parti haline gelen Serdar Denktaşın DPsi ile ittifaka girmemesi gerekiyor.
Ama daha seçim akşamı hem Serdar Denktaş, hem de Mehmet Ali Talat esneklik göstermeye başladı, her türlü işbirliğine açık oldukları mesajını verdi. Hala daha da vermeye devam ediyor. Dahası DP bazı çekincelerle Annan Planını kabul etmeye yatkın. Yani aralarında temel konularda b
ir çatışma olma olasılığı düşük.Serdar Denktaş da zaten oldum olası Mehmet Ali Talata kişilik olarak çok yakın. Denktaş, Eroğlu ile olan zoraki birlikteliğinin sonlanmasına herhalde pek üzülmez. Mustafa Akıncının ne düşündüğünün ise Meclisin yeni yapılanması açısından bakıldığında çok da önemi yok.
Görünürdeki tek sorun Talatın seçim taahhüdü olarak ortaya koyduğu Cumhurbaşkanı Denktaşın müzakerecilikten alınacağına ilişkin sözleri. Talatın bu konuda da geri adım atması gerekiyor. Oğlu Denktaşın baba Denktaşın konumunun zayıflatıldığı bir koalisyon içinde yer almasını beklemek gerçekçi olmaz.
Zaten Talatın da böyle bir şey yapmaya niyeti hiç olmadı. Niyeti olsaydı CTP planı doğru dürüst analiz edecek bir ekip kurar, Ankara ile işbirliğine giderdi. Denktaşın müzakerecilikten alınması fikri sadece 10 Mart sonrasında ortaya çıkan infialden siyasi olarak yararlanma mantığına dayanıyordu.
Önce Denktaş, sonra da Gül tarafından ortaya atılan milli mutabakat hükümeti projesinin pek şansı yok. Evet, böylesi bir hükümetin kurulması müzakere sürecinde Türk tarafının elini son derece rahatlatır. Muhataplar karşılarında yekpare bir blok görür.
Ancak bu kadar kısa bir süre içinde, bu kadar keskin bir dönüşü Eroğlu bile yapamaz. Üç gün öncesine kadar Annan Planının ölüm fermanı olduğunu söyleyen UBPyi seçmeni hiç affetmez. Üstelik affetse dahi yapılan demokrasi ile bağdaşmaz. Ayrıca UBP ile diğer partiler planın revizyonu ve adı konusunda da anlaşamaz.
Aslında KKTCde hükümet nasıl kurulursa kurulsun anahtar Ankarada. Seçimler sadece 1 Mayıs 2004 öncesinde çözüm öngören hükümeti rahatlattı. Çözüm yanlısı iradeyi temsil eden yeni KKTC meclisi ve hükümeti Ankaradaki direnişin kırılmasına, pazarlık süreci sonunda uzlaşmaya varılabilmesine yardımcı olacağa benzer.
Ancak görünen o ki herkes gibi Ankaranın da kafası karışık ya da her kafadan ayrı ses çıkıyor. Bir yanda uzlaşma çağrısı lafları dolaşırken, diğer yanda Ankara planından söz ediliyor.
Eğer Annan Planının yerine yeni bir plan olarak Ankara planı hedefliyorsa, daha doğrusu Türk tarafının yıllardır kabul ettiremediği taleplerini yeniden gündeme getiriyorsa, seçimlerin hiçbir anlamı kalmaz. Yakalanan ivme de, Türkiyenin AB üyeliği de heba olup gider...
HURRIYET 22/12/2003
Bazı gazetecilere Rum malı verildi
Denktaş'ın yakını Türkiye'den bazı gazeteci, politikacı, diplomat ve profesörlere de, sırf yönetimi tutuyor diye Rum evlerinin verildiğini duyduk KKTC, Rum gayrimenkulü üzerine kuruldu. Türkiye, Loizidu'yla KKTC devletinin olmadığını kabul etti. Ruma malı
nı iade edince KKTC kalmıyor ki. Üsküdar kaymakamı başbakana uymak zorunda değil mi? Bağımsızlık ilan edebilir mi? İlçenin polisi, askeri var mı? KKTC de Üsküdar ilçesi gibidir.22/12/2003 RADIKAL
NEŞE DÜZELNEDEN? Metin Münir
Kıbrıs seçimleriniherkes başka türlü yorumluyor.Siz, bu seçimleri nasıl yorumluyorsunuz?
Her şeyden önce, adadaki siyasi taban değişti. Türklerin Rumlarla beraber yaşayabileceğini iddia edenler, oyların çoğunluğunu kazandı. Kıbrıs sorununa çözüm isteyen muhalefet ilk kez sağcı partileri eledi. Solcu Cumhuriyetçi Türk Partisi 'CTP' oyunu üç misli artırırken, sağcı Ulusal Birlik Partisi 'UBP' yüzde 20'den fazla oy kaybetti. Halbuki Kıbrıslı Türkler hep Türkiye'den en fazla parayı getirebilecek olan sağcı partilere ve Denktaş'a oy veriyordu. Artık Türkiye'den gelen para ikinci plana düştü.
Birinci plana ne çıktı?
Kıbrıslıların, geleceklerini Avrupa Birliği'nde arama eğilimi birinci plana çıktı. Artık insanların bir kısmı hayatını AB'ye bağlamak istiyor. Kıbrıs'ın, Türkiye'siz ve sağ koalisyonsuz yaşayabileceğini düşünüyor. Halbuki eskiden beğense de beğenmese de, ne mal olduğunu bilse de, Türkiye'den kolay para getirdiği ve Ankara ile ilişkileri iyi götürdüğü için, insanlar oylarını sağ partilere veriyordu. Çünkü diğer partilerin Türkiye ile ilişkileri bozacağını, paranın gelmeyeceğini ve adada sorun çıkacağını biliyorlardı. Ama artık Türkiye'den gelen para eskisi kadar güçlü bir unsur olmaktan çıktı.
Kıbrıs'taki seçimlerin en ilgi çekici yanlarından biri Güzelyurt oldu. Güzelyurt, Annan Planı'na göre Rumlara verilecek. Ama burada Annan Planı'nı destekleyen partilere daha çok oy çıktı. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?
Bu ilginç sonuç sadece Güzelyurt'ta alınmadı. Muhalefetin en çok oy aldığı bölgeler hudutta Rumlara geçecek olan bölgeler oldu. Sebebi de şu. Mesela Güzelyurt bölgesine yerleştirilenler, daha önce adanın güneyinde hayatını üzümcülükten kazanan insanlardı. Bunları aldılar, narenciye bölgesine verdiler. Rumlara eskiden büyük para kazandıran narenciye, Türklerin elinde kuruyan bahçelere ve sefalete dönüştü. Çünkü narenciye ihracatı için organize edilen şirket alaturka iş yapıp, herkesin parasını cebe attı ve battı. Bahçeler kurudu. Kontrolsüz su kullanımından ötürü toprak da tuzlandı. Bu insanlar, 'Al bu toprağı, beni başka bir yere koy. Bu toprak bir gün Rum'da, bir gün Türk'te kalıyor. Belirsizlik artık bitsin. Ne olacaksa olsun' diyorlar. Zaten Loizidu kararı da bu yerlerin kendisine ait olmadığını gösterdi. Çünkü Türkiye KKTC'nin verdiği tapuların geçersiz olduğunu kabul etti. Çözüm olmazsa Rumlar zaten mallarını geri
alacaklar. Elinde Rum malı olan herkes şimdi adada diken üstünde oturuyor.
Seçim sonuçları, Denktaş'ın politik geleceğini nasıl etkileyecek?
Denktaş, Kıbrıs'ta bugüne kadar meclisten ve hükümetten aldığı tam desteği kaybetti. Denktaş artık sokağa çıktığında biliyor ki, yolda gördüğü iki adamdan biri kendisini ve temsil ettiği politikaları istemiyor. Ama Denktaş sadece Kıbrıs'taki gücünü yitirmedi., Türk hükümeti nezdindeki gücünü de kaybetti. Denktaş'ın son zamanlarda hırçınlaşmasının sebebi de zaten hem Kıbrıs'taki meclisin, hem de Türkiye'deki sivil hükümetin desteğini kaybetmiş olmasıdır. Denktaş eskiden, Türkiye'deki sivil hükümet, ordu, Kıbrıs'taki hükümet ve meclisin tam desteğine sahipti. Bugün ise Türkiye'de muhalefet partisi CHP ve ordu nezdinde destek arıyor. Bir de Anadolu'daki şehirleri dolaşarak milliyetçi halktan destek bulmaya çalışıyor.
Denktaş, Kıbrıs'ta bulamadığı desteği Türkiye'de buluyor mu?
Buluyor. Denktaş Kıbrıs'ta bir üniversitede veya başka bir yerde toplumun önünde yıllardır konuşma yapmadı. Yapamaz. Hem kimse çağırmaz onu, hem de giderse bilir ki yuhalanacak. Ama Türkiye'de büyük saygıyla karşılanıyor, konuşmalar yapıyor. Ayrıca Türkiye, İngiltere, Fransa ya da ABD gibi tek bir iktidarın bulunduğu bir ülke değil ki. Türkiye'de iki tane iktidar var. Biri sivil, diğeri askeri iktidar. Bu ikili iktidar yapısı açıkça ortada. Bugüne kadar Kıbrıs'la ilgili işler, sivil ve askeri iktidar arasında bir konsensüsle yürüdü.
Bu konsensüs hâlâ sürüyor mu?
Hayır. Şimdi bu konsensüs bozuldu. Eskiden, 'Ankara'daki hükümet, asker, Denktaş ve Kıbrıs'taki hükümet' dörtlüsü, Kıbrıs konusunda yüzde 100
uyum içindeydi. Bu uyum parçalandı. Kıbrıs'taki oyun, denklem değişti. Şimdi bu yeni oyuna uygun yeni bir denge arayışı var. Şu anda Denktaş desteğini sadece ordudan ve CHP'den alıyor. CHP tamamen emrinde. Yeni şartlarda, ordu Denktaş'ı desteklemeye devam edecek mi? Temel soru bu.
Adaya dönersek... Seçimlerden önce Kıbrıs'la ilgili pek dile getirilmeyen hayati bir nokta gündeme geldi. Bazı Kıbrıslı Türklerin el koyduğu Rum malları meselesi. Kıbrıs'ta Rum evlerinin tapusuna sahip ne kadar insan var?
Kıbrıslı Türklerin minimum üçte birine Rum malı verildi. Büyük bir rakam bu. On binlerce tapudan bahsediyoruz. Bunların içinde kümes gibi bir Rum evini alan da var, on binlerce dönüm toprak alan da var.
Kıbrıs Rum kesimi, kendi bölgesinde kalan Türk evlerinin tapularını bir vakıfta toplamış. Bu evleri Rumlara kiralamış ama tapusunu vermemiş. Türk tarafı ise Rum mallarının tapularını Türkler dağıtmış. Neden bu iki uygulama bu kadar farklı?
Ada ikiye bölündükten sonra kuzeyde Türklere Rum mallarını kullanma hakkı verildi. Güneyde aynı şey yapıldı. Hatta Türk tarafında bu hakka başlangıçta 'tasarruf belgesi' deniyordu. Bana bir ev ve tarla veriliyor, ben bunu kendi malım gibi kullanıyorum ve çocuklarıma kullanma hakkını miras olarak bırakıyorum. Bu, bir mülkiyet hakkı değildi. Ama bizimkiler 1985'te siyasi nedenlerle bu hakkı tapu haline getirip, Türklere Rum mallarını dağıtmaya başladılar. Siyasiler hem bu toprakların tapularını kendi ceplerine atmak istedi, hem de tapu karşılığı oy satın aldı.
Kim bu siyasiler?
Denktaş ve UBP... Rumlar adanın üçte birini kaybetmelerine ve büyük bir göçmen nüfusa sahip olmalarına rağmen, uluslararası hukuk içinde kalmayı becerdi ama biz beceremedik.
Eğer çözüm olursa, yani Annan Planı kabul edilirse, Türklerin el koyduğu Rum malları ne olacak?
Bu konu çok karmaşık. Rum malı tekrar Rum malı olmaya başlayacak ama Rumların hepsi gelip kendi malında oturmayacak. Çünkü Annan Planı toprak meselesini global bir biçimde çözmeyi amaçlıyor.
Seçimlerde, Rum mallarının tapularını almış olanlar nasıl oy kullandı sizce?
Bence bunların büyük çoğunluğu statükodan yana oy kullandı. Ama bazıları da kullanmadı. Çünkü güneyden kuzeye göç edip de Rum malı alanların, bugün bazıları hayatından memnun değil. Çünkü adamın güneyde çok para getiren bir bağı vardı. Onun yerine çok az para getiren ya da hiç getirmeyen bir portakal bahçesi aldı. Güzelyurttakiler bu kategoriye giriyor işte. Ama bir başka grup var ki, kuzeyde çok iyi mallar ve hayat edindi. Mal dağıtımı adil olmadı ki. Rum malları partizanca dağıtıldı. Torpilli olanlar daha iyi mallar aldı. Yeni kurulan düzende güçlü olanlar en iyi malları kendilerine aldı ve yandaşlarına verdi. Bu, Kıbrıs sorunun çözümünü zorlaştırıyor. Aradan 35 sene geçti, bu mal mülk meselesi bir yara gibi hâlâ kanıyor. 'Bunun güneyde bir çöpü yoktu' diye bazılarının geçmişleri anlatılıyor.
Kıbrıs'ın başbakanı olan Derviş Eroğlu bile bir Rum evinde oturuyor. KKTC'nin yöneticileri arasında Rum mallarına el koymuş kaç kişi var?
KKTC'nin yönetici kadroları içinde yer alanlar Rum mallarından bol bol almışlardır.
Rauf Denktaş'ın ya da yakınlarının sahip olduğu, tapusunu üstüne geçirdiği Rum malı var mı?
Rauf Denktaş'ın yazlık evi bir Rum malı. Dünürünün binlerce dönüm arazisi olduğu söyleniyor. Kendisi de bunu yalanlamadı.
Türkiye'deki siyasetçiler ve kamuoyunda tanınmış kişiler arasında Kıbrıs'ta Rum malına sahip olan var mı?
Olduğu söyleniyor ama ben isim vermek istemiyorum. Çünkü gazeteci olarak gidip araştırmadım. Ama birtakım isimleri her zaman duyuyoruz.
Kıbrıs sorununda adları geçen insanlar mı bunlar?
Evet. Kıbrıs'taki hükümetin, Türkiye'de kendine yakın olan, sevdiği insanlara, Rum malı ve Rum evi verdiğini biliyoruz.
Denktaş'ın ya da hükümetin Türkiye'deki bazı insanlara Rum malı verdiğini mi söylüyorsunuz?
Evet. Hatta yakını olan bazı gazetecilere, politikacılara, diplomatlara ve profesörlere bile Rum malı verildiğini duyduk. Rum malının yönetim taraftarı olan Türk tabiyetindeki kişilere böyle ulufe, hediye gibi dağıtılması çok çirkin. Çünkü hak sahibi değiller. Sadece benim tarafımı tutuyor, benim lehime yazıyor, bana danışmandır, bilmem nedir diye kalkıp hak sahibi olmayan bir kişiye Rum toprağı vermek eski çağlardaki bir uygulamadır. Paşaya toprak, mülk vermek gibi bir şeydir. Kıbrıs'ta bunu yaptılar.
KKTC'nin kendi sınırları içinde kalan Rum mallarına el koyması uluslararası hukuka uygun mu?
Hem malları dağıtması, hem de Türkiye'den göçmenleri adaya yerleştirmesi uluslararası hukuka uymuyor.
Loizidu isimli bir Rum hanım, KKTC'nin topraklarında kalan
evine el konulması üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde açtığı davayı kazandı. Türkiye bu hanıma 1.1 milyon euro ödedi. Sırada buna benzer binlerce dava var. Loizidu davası, Türkiye'nin diğer davaları da kaybedeceğini gösteriyor. Toplam ne kadar para ödemek zorunda kalacağız bütün o davaları kaybedersek?
Euro olarak yüz milyarları bulur bu. Böyle bir çözüm olamaz. Bu parayı ödemeyi düşünemeyiz biz. Loizidu davasının şudur: Türkiye, mahkemeye verildiğinde, 'Muhatabınız ben değilim.
Orada KKTC diye bir devlet var. Muhatabınız KKTC' dedi. Onlar da 'Hayır. Orada senin egemenliğinin devamı var. Mahkemeler ve polis senin adına faaliyet gösteriyor' dediler. Bu argüman üzerine kurulan davayı sonunda Loizidu kazandı ve Türkiye tazminatı ödedi. Böylece Türkiye adadaki Rumları zorla mallarından ettiğini, mallarına geri dönmelerini önlediğini, KKTC'nin verdiği tapuların geçersiz olduğunu, dağıtılan malların Rumlara ait olduğunu uluslararası mahkeme önünde kabul etti. KKTC ise Rumlardan alınan gayrimenkul üzerine kurulan bir devlettir. Türkiye Loizudi kararıyla, KKTC diye bir devletin olmadığını kabul etti. Mahkeme Türkiye'ye, 'Malları sahiplerine iade et' diyor. Ama ettiğin zaman KKTC diye bir şey kalmıyor ki...
Annan Planı kabul edilirse, KKTC'deki evleri için dava açan Rumların ve o evlerin durumu ne olacak?
O zaman mülkiyet konusu Annan Planı çerçevesinde ilk ve son defa ele alınıp bitecek. Davalar da düşecek.
KKTC yöneticilerinin bu tapuları dağıtırken bir dah asla çözüm olmayacağını düşündükleri anlaşılıyor. Bunu bu kadar kesin düşünmelerinin nedeni ne?
Sorunun tam üstüne bastınız. Demirel ve Ecevit'in 30 yıldır tezleri 'Kıbrıs sorunu çözülmüştür' oldu.
Ama Rumlar, AB'ye giden yolun hukuk yolu olduğunu biliyordu.
Mayısta Kıbrıs Rum Kesimi, Kıbrıs'ın tek temsilcisi olarak Avrupa Birliği'ne katılacak? Ondan sonra ne olacak peki?
Mayısı geçirsek bile, eğer Türkiye Kıbrıs'ı çözmekte kararlı olduğunu ve makul öneriler getirdiğini dünyaya gösterirse, Rumlar AB'ye girsin, girmesin, güneye baskı yapıp onlara bu
işi çözdürecekler. Çünkü AB başına bela almak istemiyor. Ayrıca AB bir barış projesidir. Kurulma nedeni, 'Hepimiz bir evde oturalım ve o evde kavga çıkmasın' düşüncesidir. AB, Kıbrıs gibi bir kavgayı başından atmak için ne mümkünse yapacak. Mayıstan sonra da yapacak. Ayrıca Kıbrıs sorunu çözülmedikçe, Türkiye, AB'yle üyelik müzakeresine başlayamayacak. Kıbrıs sorunun çözümü yüzde 100 Türkiye'ye bağlı. Türkiye ne isterse o olur. Üsküdar ilçesinin kaymakamı başbakan ne derse yapmak zorunda mıdır değil midir? Üsküdar ilçesinin kaymakamı bağımsızlık ilan edebilir mi? Edemez. Üsküdar ilçesinin askeri var mı? Yok. Polisi var mı? Yok. Hiçbir şeydir o. KKTC de Üsküdar ilçesi gibidir.
Kıbrıs, Avrupa'dan çıkmayı ya da milyonlarca hatta milyarlarca dolar tazminat ödemeyi göze almamızı gerektirecek kadar hayati bir önem taşıyor mu gerçekten Türkiye için?
Hayır taşımıyor.
Türkiyenin kendi stratejik çıkarları için Kıbrısı bırakmayacağını söylemesi Kıbrıslı Türkleri nasıl etkiliyor?
Kıbrıslı Türklerin, çözüme gitmeyen bir politikayı suskunlukla karşılayacağını sanmıyorum. Denktaş, Annan Planı'nı müzakere etmeyeceğim derse, meydanlarda çok insan toplanır.
Şu anda çözümdem yana olanlarla çözüme karşı olanlar aynı sayıda milletvekiline sahip. Bu da yeni bir politik karmaşa yaratıyor. Bu karmaşa nasıl çözülecek?
Bütün olay Türkiye'de düğümleniyor. Ankara, askeri ve sivil hükümetle ortak bir plan üzerinde anlaşırsa ve bu plan dünyanın makul diyeceği bir plan olursa Kıbrıslı Türkler imza saatinde hizaya girer. Zaten UBP de 'Biz Türkiye'ye karşı gelmeyiz' diyor. AKP hükümeti Kıbrıs sorunun çözümü konusunda, Denktaş'tan önce, Türkiye'de askeri ikna etmek zorunda.
Ben Kıbrıs Rumu olsaydım (2)
Gündüz Aktan
22/12/2003 RADIKAL
Geçen yazıda, Annan Planı'nda önerilen devlet yapısının İsviçre modelinden esinlendiğini; 1960 anlaşmalarıyla kurulan ve De Cuellar belgeleri ile Butros Gali 'Fikirler Dizisi'nde de öngörülen, başkanlık sisteminden farklı olduğunu; Türkleri çoğunluğu oluşturan Rumlara karşı koruyamayacağını anlatmıştım. Bu yazıda toprak, mülkiyet ve göçmenler konularına değineceğim.
'Fikirler Dizisi' müzakerelerinde Türk tarafına adanın yüzde 29'unun biraz üstünde bir toprağın bırakılması öngörülüyordu. Annan Planı çe
Eroğlu ve Talattan ılımlı açıklamalar
Sadece Kıbrısın değil dünyanın dört gözle beklediği 14 Aralık seçimlerinin sonuçlarının ardından meclisin milletvekili sayısı bakımından kilit hale gelmesinin ardından beş gün geçti. Meclise girmeyi başaran dört parti liderleri VE Cumhurbaşkani Denktaş aralarında görüşmelere devam ediyorlar. Fakat h
enüz yeni bir hükümetin kurulması konusunda bir anlaşmaya varılmış değil.İşte bu çerçevede seçimlerden birinci parti konumunda çıkan ve hümümeti kurmayı talep eden CTP-Birleşik Güçlerin Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, hükümet kurma arayışları çerçevesind
e UBP, DP ve MBPyi ziyaret etti.DP Başkanı Denktaş, meclis dışında kalan ÇABP, MAP ve KAP başkanlarını ziyaret ederek fikir alış verişinde bulundu.
Talat-Eroğlu görüşmesinde iki liderin de her türlü hükümet formülüne açık oldukları mesajı çıkarken, Serdar Denktaş öncelikli tercihlerinin meclisteki 4 partinin katılımıyla geniş tabanlı hükümet olduğunu söyledi. Bu formülün uygulanamaması halinde CTP-BG ile UBP arasında koalisyon kurulabileceğini belirten Denktaş, CTP-BDH-DP formülünün ise son tercihleri o
lduğunu kaydetti.Hasipoğlu ise, tüm partilerin birlik ve beraberlik halinde hareket etmesi ve mutlaka erken zamanda hükümet oluşturularak müzakerelerin başlatılması gerektiğini dile getirdi.
Talat, Ankaranın çözüm yönünde plan hazırlamasıyla ilgili olarak Ankarayla gayrı resmi temas halinde olduklarını, söz konusu planın mutfağında KKTC hükümetinin de olması gerektiğini Ankaraya ilettiklerini belirterek, Ankaranın yaklaşımının olumlu olduğunu, burada hükümet oluşmadan herhangi bir paketin açıklanmayacağını sandığını kaydetti.
TALAT: GÖRÜŞMECİ EKİBİ TÜMDEN DEĞİŞMELİ
Türkiye Başbakanı Erdoğanın Denktaşın danışmanlarını değiştirmesi gerektiği yönündeki açıklamasını yorumlarken ise Talat, görüşmecinin yalnız danışmanlarının değil, görüşmeci ekibinin tümden değişmesi gerektiğini söyledi. Talat, partisinin görüşmelerin hükümet tarafından yürütülmesi görüşünde olduğunu da vurguladı.
Görüşmecilik konusunu yorumlayan Eroğlu ise, görüşmecilik konusunun tartışılmasının zamansız olduğunu söyledi. Eroğlu, henüz hükümet kurulmadığını göre yeniden kaos yaratacak tartışma ortamı yaratmanın yanlış olacağını belirtti.
TALAT YENİ ERKEN SEÇİMİ TOPLUM KALDIRMAZ
Görüşme öncesinde basına konuşan Talat, Türkiye Başbakanı ve Dışişleri Bakanının çözümün gerekli olduğunu söylediklerini anımsatarak, hükümet kurma talebinde olan kendilerinin de 1 Mayısa kadar sorunun çözülmesi, en azından Türk tarafından kaynaklanan bir nedenle çözümsüz kalmamasını amaçladıklarını söyledi. Talat, görüşme sürecinin derhal başlatılmasını hedefle
yen bir hükümet oluşumundan yana olduklarını vurguladı.Mehmet Ali Talat, masada Annan Planının bulunduğunu, bu plan zemininde müzakere sürecinin başlatılması gerektiğini ifade ederek, bu çerçevede hükümet için partilerle görüşmeler yaptıklarını kaydetti.
Oluşan meclisten bir hükümet çıkarma durumunda olduklarını, yeni bir erken seçimi toplumun kaldıramayacağını belirten Talat, erken seçimi tamamen ihtimal dışı tutmadığını, ancak 1 Mayıs için zamanın kaybedileceğini dile getirdi.
HİÇBİRŞEY İHTİMAL DIŞI DEĞİL
Talat, Eroğluyla görüşmelerinin ardından ise, görüşmede hükümet oluşumuyla ilgili olarak hiçbir olasılığı dışlamadıklarını belirttiklerini açıkladı.
UBPyle hükümet kurma konusunda anlaşabilecek misiniz? sorusuna karşılık, hiçbirşey ihtimal dışı değildir yanıtını veren Mehmet Ali Talat, Eroğlunun da çözümün gerekli olduğunu, Annan Planının masada olduğunu kabul ettiğini savundu ve partilerle diyaloğun henüz başında olduklarını, daha konuların tartışılacağını ifade etti. Talat, hükümeti kurabilec
eklerine inandıklarını, fakat formülünün nasıl olacağının belli olmadığını söyledi.Talat başka bir soru üzerine, erken seçim halinde partisinin daha da güçleneceğini, kaçınılmaz hale gelinirse erken seçimden kaçmayacaklarını ifade ederek, ancak şimdi zamanın kaybedilmemesi gerektiğini kaydetti.
EROĞLU HÜKÜMETİN ÇIKACAĞINA İNANIYORUZ
Eroğlu, parlamentodan hükümetin çıkacağına ve icraatın başlayacağına inandıklarını dile getirdi.
UBPnin geçmişte olduğu gibi şimdi de ülkenin hükümetsiz kalmaması için üzerlerine düşen görevleri yetkili organların kararları doğrultusunda yapacaklarını belirten Eroğlu, partisinin yaşayabilir bir anlaşmadan yana, anlaşmanın ardından da ABye girilmesi kararlığında olduğunu kaydetti. Eroğlu, ancak Talatın seçimler geçmesine rağ
men UBPnin AByi istemediği yönünde yorumlar yaptığını ifade etti.ANNAN PLANI GERİ ÇEKİLMİŞ DEĞİL
Derviş Eroğlu, Sayın Talat, Annan Planına sıcak baktığınızdan bahsetti. Ne diyeceksiniz? sorusuna karşılık, Annan Planının geri çekilmiş bir plan olmadığını, kendilerini içeriğinin ilgilendirdiğini kaydetti ve Annan Planında bizim kabul edemeyeceğimiz maddeler olduğu gibi, tahmin ederim onların da kabul etmek istemediği maddeler var dedi.
Eroğlu, yaşayabilir anlaşmadan yana olduklarını, bunun için de görüşmeleri başlatmak gerektiğini söyledi.
Yaşayabilir anlaşma derken neyi kasteddiğinin sorulması üzerine Eroğlu, Erdoğanın söylediği gibi Kıbrısta iki devlet ve iki halkın bulunduğunu anımsattı ve bu gerçekler ışığında ortaya çıkacak sonucun yaşayabilir olacağını kaydetti. Ortaya koyduğu formülü Rumların kabul edip etmeyeceğinin sorulmasına karşılık da Eroğlu, kendilerini karşı tarafın kabulünün değil, halkın kabulünün bağladığını söyledi.
Eroğlu, başka bir soru üzerine 4 partili koalisyonun da, başka formüllerin de mümkün olduğunu kaydetti.
TALAT, SERDAR DENKTAŞ GÖRÜŞMESİ
KKTCde pazar günü yapılan seçimlerde 7 milletvekiliyle kilit parti konumuna gelen Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş, yeni hükümet oluşumuyla ilgili öncelikli tercihlerinin meclisteki 4 partinin katılımıyla geniş tabanlı hükümet olduğunu söyledi.
Bu formülün uygulanamaması halinde iki büyük parti konumundaki CTP-BG ile UBP arasında koalisyon kurulabileceğini belirten Denktaş, CTP-BDH-DP formülünün ise son tercihleri olduğunu kaydetti.
Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ise, mayıs ayına kadar çözüm vizyonuyla her tür oluşuma açık olduklarını tekrarladı.
Denktaş, içinde bulunulan sürecin koalisyon pazarlıklarının yapılacağı bir süreç değil, Kıbrıs Türkünün haklarını koruyacak bir çözüm için uğraş verilecek farklı bir dönem olduğunu söyleyen Denktaş, bu süreçte halkın geniş kesimlerinin temsil edileceği bir hükümet modelinin daha yararlı olacağını kaydetti.
DP ziyaretinde konuşan Talat
, CTP için yeni kurulacak hükümetin ilkelerinin esas olduğunu söyleyerek, Bizim hedefimiz Rum tarafını ABde tek başına bırakmamaktır. Annan planı zemininde görüşmeler yoluyla Mayıs 2004e kadar Kıbrıs sorununu çözecek, bize düşen yanıyla çözümü sağlayabilecek bir hükümet formülü. Bizim kararımız budur dedi.Bu çerçevede Mecliste 4 veya 3 partinin yer alacağı geniş tabanlı bir hükümet modeline kapalı olmadıklarını, bu yöndeki önerileri değerlendirmeye hazır olduklarını söyleyen Talat, Sayın Denktaşın ortaya koyduğu formüller olmayacak formüller değil. Bu temaslarımızı sürdüreceğiz. İlkelerimiz çerçevesinde hareket edip edemeyeceğimizi göreceğiz ve sonuca varacağız. Başka çaremiz yok, mutlaka bir çare bulacağız dedi.
Ancak çözüm hedefi olmadan ve kısa sürede bozulacak böyle bir hükümetin yararı olmayacağını da tekrarlayan Talat, bir soruya karşılık, UBP ile görüşmemizde fazla derinlemesine gitmedik. Özellikle geniş tabanlı hükümetin nasıl oluşabileceği konusunda egzersiz yaptık. Bizim çözüm vizyonumuzu
ortaya koyduk. Sayın Eroğlu da çözüm isteklerini vurguladı ifadelerini kullandı.TALAT-HASİPOĞLU GÖRÜŞMESİ
Talat, seçime katılan ve tecrübeli bir politikacı olan Milliyetçi Barış Partisi Eş Başkanı Ertuğrul Hasipoğlunun görüşlerini de almak istediklerini
ifade etti.CTPyi kutlayıp başarılar dileyerek konuşmasına başlayan Hasipoğlu ise, müzakerelerden kaçmanın doğru olmadığını, ancak Kıbrıs Türkünün varlığı, geleceği ve güvenliğinden taviz verilmemesi gerektiğini söyledi.
Kıbrısta iki tarafın da birbirlerinin varlığını kabul etmesinin şart olduğunu kaydeden Hasipoğlu, iki tarafın varlığının karşılıklı olarak kabul edilmemesiyle atılacak adımların tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini, kabulü halinde de sorunun çözülebileceğini dile getirdi.
Hasipoğlu, tüm partilerin birlik ve beraberlik halinde hareket etmesi ve mutlaka erken zamanda hükümet oluşturularak müzakerelerin başlatılması gerektiğini dile getirdi.
Hasipoğlu ise, kendisinin ortaya iki seçenek koyduğunu, birincisinin Annan Planı çerçevesinde pratik çözüm, ikincisinin ise karşı tarafın elinden silahı almak için olduğunu söyledi.
EROĞLU-SERDAR DENKTAŞ GÖRÜŞMESİ
UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu ile DP Genel Başkanı Serdar Denktaş dün biraraya geldiler. İki partinin işbirliğine devam kararına ilişkin olarak Eroğlu, Koalisyon ortağımız DPyle aynı görüş içindeyiz. Ortaklık anlayışımız sürüyor derken, Denktaş ise, Gönlümüzde yatan, UBPyle birlikte bir hükümet kurmaktır. Ama sayı yetmiyor. Dörtlü bir uzlaşma hükümeti oluşumuna daha sıcak bakıyoruz ifa
delerine yer verdi.Serdar Denktaşın açıklamasının ardından söz alan Eroğlu da, DP ile hükümet ortağı olduklarını anımsatarak, Bundan sonra da aynı anlayış içerinde birbirimize destek olarak, oluşacak hükümet modellerinde yer almayı düşünüyoruz. dedi.
EROĞLU: HÜKÜMETİ KURMAYA TALİBİZ
UBP olarak hükümeti kurmaya talip olduklarını açıklayan Eroğlu, Bugün ortağımızla görüştükten sonra hükümet kurma görevine UBPnin de talip olduğunu büyük bir rahatlıkla söyleyebilirim diye konuştu.
KIBRIS KONUSU
Eroğlu konuşmasında, Kıbrıs konusuna da değinerek, Kıbrısta yaşayabilir bir anlaşma istediklerini ve hükümet kurulduktan sonra yapılacak görüşmeler sonrasında olumlu bir sonuçla Kıbrısta yaşayabilir bir anlaşmanın ardından Avrupa Birliğine üyeliği destekledikl
erini söyledi. Eroğlu, bu olgunun hem UBP hem de DPnin gündeminde bulunduğunun altını çizerek, bazı çevrelerin, her iki partiyi de bundan farklı düşünce içerisindeymiş gibi göstermeye çalışmalarını eleştirdi.DP KAP VE ÇABPYİ ZİYARET ETTİ
Baraj altında kalan Çözüm ve AB Partisi ile Kıbrıs Adalet Partisini ziyaret eden Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş, hükümet modeline ilişkin görüşlerini tekrarladı ve seçimlerin ardından siyasi partiler arasında diyalogun yeniden başlatılmasının önemini vurgu
ladı.ÇABP Başkanı Ali Erel, Seçim sonunda ortaya çıkan tablo kilitlenme gibi. Ancak görev bu durumu aşmak. Hedef çözüme endeksli vizyon, Annan planı temelinde müzakere ve referandum olduktan sonra herhangi bir model mümkün. Beklentimiz bu vizyon çerçevesinde uzlaşmaya varılmasıdır dedi.
KAP Başkanı Oğuz Kalelioğlu da, seçim sonunda ortaya çıkan hassas dengeye dikkat çekti. Muhalefetin tepki oylarıyla oy oranını artırdığını ve yüzde 30lardan yüzde 50lere çıktığını söyleyen Kalelioğlu, hassas denge nedeniyle ufukta erken seçim ihtimali olduğunu kaydetti.
SERDAR DENKTAŞ: CUMHURBAŞKANIN GÖRÜŞMECİLİĞİ TARTIŞILMAZ
Milliyetçi Adalet Partisi (MAP)ı ziyaretinde bir açıklama yapan Serdar Denktaş, Cumhurbaşkanın görüşmeciliğinin tartışılmaz olduğu kararını halkın seçimlerde verdiğini ifade etti.
Denktaş, Kıbrısta görüşmeciyi değiştirecek bir iradenin ortaya çıkmadığını Türkiye yetkililerinin de anlaması gerektiğinin vurgulayarak, Görüşmeci Cumhurbaşkanı Denktaş, kendi danışmanlarından memnun mudur değil midir; değişmek ister mi, devam etmek ister mi, bu kendi bileceği iştir ve hükümet kurma çalışmalarının konusu hiç olamaz diye konuştu.
MAP Genel Başkanı Ali Rıza Görün de partisinin bu görüşe katıldığını bildirdi
HALKIN SESI 22/12/2003
Hedef, 28 Martta referandum
Güneyde yayımlanan yüksek tirajlı gazetelerden POLİTİS, yeni tur müzakerelerin
yakında ilan edileceğini yazdı. Politis'in manşeti: Lahey Tipi' Sahne .
Ocak ve Şubatta Özlü Müzakereler. Hedef, 28 Mart'ta Referandumların Yapılması. Federal Seçimler En G
eç 25 Nisan'da...SİMERİNİye göre ise Erdoğan Dayton Tipi önerdi... 1-Kıbrıs sorununun çözümü hedefiyle Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıslı Türkler ve Rumların temsilcilerinin katılacağı bir dörtlü konferans çağrılması, 2-Bu prosedürün Dayton modeline dayandırılması ve müdahil tarafların, sorunun halledilmesine kadar müzakere masasından kalkmamaları, 3- BM'nin, İngiltere'nin ve ABD'nin prosedür dışında tutulması.
Annan özellikle, 1 Mayıs 2004ten önce bir takım hareketlilikler olması gerektiğine inanıyor. Yeter ki taraflardan, peşinen (prosedür veya kendisinin?) mahkûm edilmeyeceği yolunda bazı taahhütler verilsin
Güneyde yayımlanan yüksek tirajlı gazetelerden POLİTİS, yeni tur müzakerelerin yakında ilan edileceğini söyledi. Politisin manşeti: Lahey Tipi Sahne Ocak ve Şubatta Özlü Müzakereler Hedef, 28 Martta Referandumların Yapılması Federal Seçimler En Geç 25 Nisanda
Amerikalıların, Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlaması için BM tarafından ortaya konulan ön şartların yeniden düzenlenmesi ve bu konuda dogmatik yaklaşımlar ve tanrı buyruğu olmaması gerektiğine inandıkları bildirildi
FİLELEFTHEROS ABD Annan Şartlarına El Veriyor Kuzey Bölgelerinde Yeni Seçim Olasılığı Herkesi Korkutuyor Weston Referanduma İşaret Ediyor başlığıyla yayımladığı haberinde, Amerikalıların, Annanın ortaya koyduğu şartlara değişmez ayet gözüyle bakılmaması gerektiği mantıklarının, müzakerelere oturmaya hazır olduğunu ve devamında BM Genel Sekreterinin davetine olumlu yanıt vereceğini açıklayabilecek olan Türk tar
afının işini kolaylaştırdığını yazdı.Gazete, Lahey başarısızlığının yaşandığı geçen Mart ayından beri, ortaya koyduğu şartlarında ısrarcı olan BM Genel Sekreteri Kofi Annanın, Kıbrıs sorununa bir şans daha verme olasılığını reddetmiyor göründüğünü yazdı,
şöyle devam etti:Annan özellikle, 1 Mayıs 2004ten önce bir takım hareketlilikler olması gerektiğine inanıyor. Yeter ki taraflardan, peşinen (prosedür veya kendisinin?) mahkûm edilmeyeceği yolunda bazı taahhütler verilsin. Geçtiğimiz günlerde Güvenlik Konseyinde yaşanan perde gerisinden ortaya çıktığı üzere Amerikalılar, müzakerelerin Ocak ayında yeniden başlaması çabalarının güçlendirilmesinde ısrarlıdırlar. Ancak geçen Pazar günü yapılan seçimlerden çıkan sonuç nedeniyle Kuzey bölgelerinde meydana gel
en durum, yeni seçimlere gidilmesi olasılığından korkan arabulucuların başını ağrıtıyor. Böyle bir şey sahneyi ve planlarını tamamen alt üst edecek.Bu arada, Türk Dışişleri Bakanıyla temaslarda bulunmak üzere cuma gününden beri Ankarada bulunan ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston, bir hareket çerçevesi ortaya koydu. Weston; ABDnin, müzakerelerin en kısa zamanda yeniden başlaması gerektiği şeklindeki arzusunun sürdüğünü belirterek, tarafların, itirazlarını ortaya koyabilecekl
erine ve referanduma gidebileceklerine işaret etti. Weston, bütün bu adımların her şeyden önce Annan planıyla başlaması gerektiğini söyledi, ancak her iki tarafın da bu konuda sorunları olmasını doğal diye niteledi.Geçen pazar günü yapılan seçimlerden sonra, Kuzey bölgelerinde oluşan durumu da yorumlayan Weston, seçimlerin sandalyelerin eşit paylaşımı sonucunu gündeme getireceğini kimsenin beklemediğini, sahte hükümetin kurulamaması durumunda yeni seçimler yapılması gerekeceğini anlattı.
28 Martta referandum, 25 Nisanda seçimler
POLİTİS, Yeni Tur Müzakereler Yakında İlan Ediliyor Lahey Tipi Sahne Ocak ve Şubatta Özlü Müzakereler Hedef, 28 Martta Referandumların Yapılması Federal Seçimler En Geç 25 Nisanda başlığıyla manşetten verdiği haberinde, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulosun BM Genel Sekreterini, Annan planı temelindeki inisiyatifini yeniden üstlenmeye çağırdığını, ancak müzakerelerin sonucunun ne olacağından bağımsız olarak referanduma gitmeyi peşinen kabul etmeye niyetli olmadığı
nı yazdı.Gazete, beklenmekte olan Kıbrıs müzakerelerinin hazırlık aşamasına tamamen dahil olan bir diplomatik kaynağın, Genel Sekreterin Laheyde şekillenen sahneye dayanan bu şartının, yeni boğucu şartlar içinde ciddi bir engele neden olabileceğini, Rum tarafının korunmak zorunda olduğunu söylediğini yazdı.
Gazeteye göre 1 Mayıstan önce çözüm talep edilmesi durumunda, Lahey öncesi döneme benzerliğini koruyan yeni boğucu takvim şunları içeriyor: 1-Ocak ve Şubat aylarında, en kötü ihtimalle iki hafta kadar mart ayına sarkacak özlü müzakereler; 2-Mart ayı başlarından itibaren, 28 Mart Pazar günü yapılacak referandumlar için kampanya başlaması; 3-Geçici organların belirlenmesi amacıyla en geç 25 Nisanda! federasyon seçimleri...
POLİTİS başka bir haberinde, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulosun, Türklerin sorumluluğun paylaşılması oyununu oynamalarına izin vermemek ve Türkiye konusunda (Kıbrıs meselesinde bumerang haline gelmemesi için) ABta oluşan ortamı doğru hesaplama konusunda pek çok nedeni bulu
nduğunu savundu.Avrupalı kaynakların, Avrupa Anayasası konusunda hükümetler arası toplantıda yaşanan başarısızlıktan sonra Türkiyeyle ilgili olasılığın azaldığını, ancak bunun önümüzdeki aralık ayında Türkiyeyle çatışma arzu edecekleri anlamına gelmediğini söylediklerini yazan gazete, zaman geçtikçe ve hükümetler arası konferansın çıkmazda olmaya devam ettiği sürece bu kompozisyonun, Kıbrıs sorunu için patlayıcı bir harman yarattığını belirtti.
POLİTİS, edinilen bilgilerin ise İrlanda dönem başkanlığının son hükümetler arası toplantıda ortaya çıkan delikleri kapatmasının kolay olmayacağı ve bunun, Avrupa seçimlerinden sonra Hollanda dönem başkanlığına kalacağı yolunda olduğunu, bu tür kritik denge şartları altında ve Avrupalıların Türkiyeye verecek şe
kerleme aradıkları anda Kıbrıs sorununun önemsiz bir konu olarak çirkin şekilde sahne alabileceğini yazdı.Simeriniye göre Erdoğan
Dayton tipi öneriyor!
Güneyde yayımlanan SİMERİNİ gazetesi, TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğanın Yunanistana, Kıbrıs sorununun çözümü için Dayton tipi bir prosedür önerdiğini Yunan Dışişleri Bakanlığının 3 Aralık 2003 tarihli gizli belgesine dayanarak bildirdi.
Gazete, Erdoğan: Dayton... Sonuna Kadar Kıbrıs Sorununa İlişkin Tezler İçeren Gizli Belgeyi Açıklıyoruz başlıklı haberinde söz konusu belgede yer alanlarla ilgili şunları yazdı:
Bu belgede Türk Başbakanı ile Yunanistan Maliye Bakanı Nikos Hristodulakisin Ankarada gerçekleşen konuşması kaydediliyor. Erdoğan şunları öneriyor:
1-Kıbrıs sorununun çözümü hedefiyle Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıslı Türkler ve Rumların temsilcilerinin katılacağı bir dörtlü konferans çağrılması,
2-Bu prosedürün Dayton modeline dayandırılması ve müdahil tarafların, sorunun halledilmesine kadar müzakere masasından kalkmamaları,
3- BMnin, İngilterenin ve ABDnin prosedür dışında tutulması
Başbakan Kostas Simitisin daha önce ve Maliye Bakanı Hristodulakisin Erdoğanla görüşmesi sırasında buna verdikleri yanıt olumsuzdu. Özellikle Yunan Maliye Bakanı Türk muhatabına, Annan planını kastederek çözüme taşıyacak araç bulunduğunu söyledi.
Elen diplomasisi, Türk Başbakanının Kıbrıs sorununa ilişkin söylediklerini yersiz ve çoğu zaman çelişkili buluyor.
Yunan Dışişleri Bakanlığına göre bu açıklamaların niteliği, Erdoğanın Kıbrıs sorunuyla detaylı şekilde ilgilenmemesi ve bunun ağırlığının Dışişleri Bakanı Abdullah Gülün omuzlarına kalmış olmasından dolayıdır. Bunun ötesinde Erdoğan, önceki gün yaptığı açıklamada, ülkesinin, sahte devletin tanınmasını başarmak hedefiyle Annan planını müzakere edeceği olasılığını açık bıraktı.
Elbette ki, aralarında Denktaşla anlaşmazlığının da bulunduğu her şey, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer başkanlığında önümüzdeki günlerde gerçekleştirilecek olan toplantıda görüşülecek.
YENIDUZEN 22/12/2003
TİTİNA LOİZİDU gündemden düşmüyor!
FİLELEFTHEROSun POLİTİKİ eki, Rum Yönetiminin Avrupa Konseyi Daimi Temsilcisi Nikos Emiliunun Titina Loizidu davası konusunda bu gazeteye açıklamalarına yer verdi.
Gazeteye göre tüm perde gerisi olayları ve üçüncü ülkelerin metotlamalarını ve müzakere baskılarını yaşayan Emiliu şu görüşleri savundu:
Avrupa Konseyinin çalışma kurallarının öngördüğü şekilde mülkiyet konusu önümüzdeki aylarda ele alınacak. Loizidu konusu Kıbrıs sorununu da etkiliyor. Tabii 1996daki mahkeme kararları -ki bu kararlar 4. hükümet başvurusunda da teyit edildi- Kıbrıs sorununun mülkiyet konusunu da hükme bağlamalıdır. Bu karar son zamanlarda Dimalis ve Mihailidi ve Timviu konularında da teyit edildi. Dolayısıyla mülkiyetle ilgili büyük konunun nasıl
göğüsleneceği Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde bellidir. Ne var ki Ankara ve Denktaşın görüşleri ise bu görüşten çok uzaktır.Emiliu, Loizidu konusunda hiçbir Türk hedefinin başarılmadığını da iddia etti.
Bu arada HARAVGİ Titina Loiziduyla yapılan bir söyleşiye yer verdi. Loizidu, Kıbrıs Türk yönetimi altındaki bir Girnede yaşayabileceğini söyledi.
Loizidu, Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk ilişkileri üzerine yatırım yapmak isterim. Kıbrısı yeniden imar edebileceğimize inanıyorum. Yaraların sarılması, birlikte yaşam ve birleşme yönünde katkının olmasını istiyorum şeklinde de konuştu.
Loizidu, Girnedeki evinin 180 yıldan beri ayakta durduğunu ve AİHMin tüm kararları yerine getirildikten sonra evine döneceğini de belirtti.
YENIDUZEN 22/12/2003
Erdoğandan geri adım yok!
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile ne zaman görüşeceği konusunun TC Dışişleri Bakanlığında ele alınacağını bildirdi.
A.Anın haberine göre TC Başbakanı Erdoğan, bu açıklamayı Özbekistan dönüşünde Esenboğa Havalimanı'nda yaptı.
Başbakan Erdoğan, bir gazetecinin, ''Denktaş ile görüşeceğinizi açıkladınız. Bu görüşmenizde Denktaş'a danışmanlarını değiştirme ve ılımlı politika izlemesi konusunda talebeniz olacak mı?'' sorusuna,
''Özbekistan'ı konuşuyoruz, oradan gerekli mesajları verdim. Görüşmeleri yaptıktan sonra da yine sizlere gerekli mesajları veririm'' yanıtını verdi.
Erdoğan, ''Ben sizlerden şimdi Özbekistan ile ilgili sorularınız varsa bu soruları sormanızı istiyorum. Bunları ben de cevaplarsam vatandaşımız, milletimiz şu anda ne oldu ne bitti bunu bekliyorlar.
Bunlara şöyle bir cevap vermiş oluruz. Gündem farklı yere kaymasın. Yıldızların kaydığı gibi'' dedi.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile ne zaman görüşeceğinin sorulması üzerine ise Erdoğan, ''Az önce cevabını verdim. Şu anda Dışişlerimizle bu konularla ilgili görüşmelerimizi yapalım. Ondan sonra sizleri haberdar ederiz'' diye konuştu.
YENIDUZEN 22/12/2003
Dayton benzeri çözüm önerisi
BOSNA'DA BAŞARILI OLMUŞTU... Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Yunanistan'a, Kıbrıs sorununun çözümü için, Bosna'da barışı sağlayan Dayton Anlaşması benzeri bir prosedür önerdiği iddia edildi
GİZLİ BELGE... Güney Kıbrıs'ta yayımlanan Simerini gazetesi, "Yunanistan Dışişleri Bakanlığı'nın 3 Aralık 2003 tarihli gizli belgesi"ne dayanarak verdiği haberde, Başbakan Erdoğan'ın Kıbrıs sorununun çözülmesine ilişkin tezlerini, Yunanistan Maliye Bakanı Nikos Hristodulakis aracılığıyla ilettiğini savundu
l ÖNERİ, ÜÇ MADDEDEN OLUŞUYOR... Başbakan Erdoğan'ın önerisinin üç maddeden oluştuğu bildirildi. Erdoğan öneride, Kıbrıs sorununun çözümü hedefiyle Türkiye ve Yunanistan ile Kıbrıslı Türkler ve Rumların temsilcilerinin katılacağı dörtlü bir konferansın toplanmasını, bu prosedürün Dayton modeline dayandırılmasını ve
müdahil tarafların sorun halledilinceye kadar müzakere masasından kalkmamalarını istedil BM, İNGİLTERE VE ABD DEVRE DIŞI KALSIN... Başbakan Erdoğan'ın, BM, İngiltere ve ABD'nin bu prosedürün dışında tutulmasını da önerdiği ve Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis ve Maliye Bakanı Hristodulakis'in bu öneriye olumsuz yanıt verdiği iddia edildi
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Yunanistan'a, Kıbrıs sorununun çözümü için, Bosna'da barışı sağlayan Dayton Anlaşması benzeri bir prosedür önerdiği iddia edild
i.Güney Kıbrıs'ta yayımlanan Simerini gazetesi, "Yunanistan Dışişleri Bakanlığı'nın 3 Aralık 2003 tarihli gizli belgesi"ne dayanarak verdiği haberde, Başbakan Erdoğan'ın Kıbrıs sorununun çözülmesine ilişkin tezlerini, Yunanistan Maliye Bakanı Nikos Hristodulakis aracılığıyla ilettiğini savundu.
Simerini gazetesine göre, Başbakan Erdoğan, üç maddeden oluşan önerisinde, Kıbrıs sorununun çözümü hedefiyle Türkiye ve Yunanistan ile Kıbrıslı Türkler ve Rumların temsilcilerinin katılacağı dörtlü bir konferansın toplanmasını, bu prosedürün Dayton modeline dayandırılmasını ve müdahil tarafların sorun halledilinceye kadar müzakere masasından kalkmamalarını istedi.
Habere göre, Başbakan Erdoğan, BM, İngiltere ve ABD'nin bu prosedürün dışında tutulmasını da öneriyor.
Gazete, Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis ve Maliye Bakanı Hristodulakis'in bu öneriye olumsuz yanıt verdiğini yazdı. Gazete, "Elen diplomasisi, Türk başbakanının Kıbrıs sorununa ilişkin söylediklerini yersiz ve çoğu zaman çelişkili buluyor" yorumunu yaptı.
Gazetenin yazdıkları
Simerini, "Erdoğan: Dayton... Sonuna Kadar -Kıbrıs Sorununa İlişkin Tezler İçeren Gizli Belgeyi Açıklıyoruz" başlıklı haberinde söz konusu belgede yer alanlarla ilgili şunları yazdı:
"Bu belgede Türk başbakanı ile Yunanistan Maliye Bakanı Nikos Hristodulakis'in Ankara'da gerçekleşen konuşması kaydediliyor. Erdoğan şunları öneriyor:
1-Kıbrıs sorununun çözümü hedefiyle Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıslı Türkler ve Rumların temsilcilerinin katılacağı bir dörtlü konferans çağrılması,
2-Bu prosedürün Dayton modeline dayandırılması ve müdahil tarafların, sorunun halledilmesine kadar müzakere masasından kalkmamaları,
3- BM'nin, İngiltere'nin ve ABD'nin prosedür dışında tutulması
Başbakan Kostas Simitis'in daha önce ve Maliye Bakanı Hristodulakis'in Erdoğan'la görüşmesi sırasında buna verdikleri yanıt olumsuzdu. Özellikle Yunan maliye bakanı Türk muhatabına, Annan Planı'nı kastederek çözüme taşıyacak araç bulunduğunu söyledi.
Elen diplomasisi, Türk başbakanının Kıbrıs sorununa ilişkin söylediklerini yersiz ve çoğu zaman çelişkili buluyor.
Yunan Dışişleri Bakanlığı'na göre bu açıklamaların niteliği, Erdoğan'ın Kıbrıs sorunuyla detaylı şekilde ilgilenmemesi ve bunun ağırlığının Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün omuzlarına kalmış olmasından dolayıdır. Bunun ötesinde Erdoğan, önceki gün yaptığı açıklamada, ülkesinin, sahte devletin tanınmasını başarmak hedefiyle Annan Planı'nı müzakere edeceği olasılığını açık bıraktı.
Elbette ki, aralarında Denktaş'la anlaşmazlığının da bulunduğu her şey, cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer başkanlığında önümüzdeki günlerde gerçekleştirilecek olan toplantıda görüşülecek."
Amerikalı diplomat Richard Holbrooke'un mimarı olduğu Bosna barış anlaşması, 1996 yılında ABD'nin Dayton kentinde sağlanmıştı.
Rum basınına göre, Türkiye taktik değiştiriyor
Rum basını, Türkiye'nin Kıbrıs sorunundaki taktiğinde; gerek KKTC'nin ve Kıbrıs'ta iki devlet olduğunun tanınmasına, gerek Avrupa isteklerine hizmet edecek şekilde değişikliğe yöneldiği yorumunda bulundu.
Haravgi gazetesi "Ankara Taktik Değiştiriyor - İletişim Karakterli Hareketler Metotluyor ve Büyük Pazarlıkları 2004 Sonuna İtiyor - İki Devlet Hedefine Hizmet Edecek Özlü Değişiklikler Talep Ederek Annan Planı'nı Müzakereye Yöneliyor" başlığıyla manşetten verdiği haberinde, Ankara'da, Türkiye'nin yukarıda kaydedilen hedefleri çerçevesinde, Kıbrıs sorunu ve Türkiye'nin bundan böyle KKTC'yle işbirliği içinde takınacağı tavra ilişkin çalışmaların gelişme halinde bulunduğunu yazdı.
Gazete, edindiği bilgilere dayanarak, Türk hükümeti saflarında zemin kazanmakta olan görüşün, Kıbrıs sorunundaki Türk planlarının bir yana itilmesi ve temel tezlerinin zaruri değişiklikler olarak, müzakerelere zemin kabul edilebilecek olan Annan Planı'na konulmasının daha iyi olacağı şeklinde olduğunu yazdı.
Gazeteye göre TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın son açıklamaları diplomatik çevreler tarafından; "Türk tarafının taktiğinde, özde Ankara politikasında değişiklik olmadan, daha çok iletişim karakteri taşıyacak ve muhtemelen, güven yaratıcı önlemler düzeyinde bir takım başka açıklamaların eşlik edeceği bir değişikliğin ilk sinyalleri" olarak yorumlandı. Gazete "bu yaklaşımla, 1 Mayıs 2004 öncesinde çözümü gündeme getirmeyecek Kıbrıs müzakerelerin yeniden başlayacağı ve Ankara'nın, Kıbrıs sorununa çözüm
ile 2004 yılı sonundaki Avrupa isteklerini bir birinden ayırmak suretiyle 'oyun' yapacak durumda olacağı değerlendirmesinde bulunulduğunu" yazdı ve şöyle devam etti:"Bu yaklaşım Amerika'nın da anlayışı çerçevesindedir. Çünkü ABD yetkilileri, başka planlar sunulmasını kesin dille reddederek Ankara'dan, Annan Planı'na dair görüş, tutum ve öneriler istemişti. Ankara'nın ve sahte devletin izleyeceği taktiğin önümüzdeki hafta gerçekleşecek bir dizi toplantıyla büyük ölçüde netleşmesi bekleniyor. Ancak kısmi değ
işikliklerden ve sözlü zıtlaşmalardan bağımsız olarak bütün göstergeler Türkiye'nin, ana hedefi, yani sahte devletin, Kıbrıs'ta iki devlet varlığının ve gevşek konfederasyonun tanınması hedefi üzerinde ısrar ettiğini belgeliyor.Şu anda Kıbrıs sorunu, daha çok iç politikayla alakalı olarak Türkiye'yi de bölüyor. Çünkü muhalif partiler, derin devlet ve istila başbakanı Bülent Ecevit Denktaş'a tam destek beyan ediyor ve başbakan Erdoğan'ın demeç ve yaklaşımlarını eleştiriyor. Kıbrıs sorunundaki taktik ve poli
tika, işgal bölgelerindeki sahte hükümetin kurulması -ki halen bütün senaryolar açıktır- çalışmalarıyla da tamamen bağlantılıdır."KIBRIS 22/12/2003
ABD:Annan şartlarına değişmez ayet gözüyle bakılmasın
Amerikalıların, Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlaması için BM tarafından ortaya konulan ön şartların yeniden düzenlenmesi ve bu konuda dogmatik yaklaşımlar ve tanrı buyruğu olmaması gerektiğine inandıkları bildirildi.
Fileleftheros gazetesi, "ABD Annan Şartlarına El Veriyor -İşgal Bölgelerinde Yeni 'Seçim' Olasılığı Herkesi Korkutuyor -Weston Referanduma İşaret Ediyor" başlığıyla yayımladığı haberinde, Amerikalıların, Annan'ın ortaya koyduğu şartlara değişmez ayet gözüyle bakılmaması gerektiği mantıklarının, müzakerelere oturmaya hazır olduğunu ve devamı
nda BM genel sekreterinin davetine olumlu yanıt vereceğini açıklayabilecek olan Türk tarafının işini kolaylaştırdığını yazdı.Gazete, Lahey başarısızlığının yaşandığı geçen mart ayından beri, ortaya koyduğu şartlarında ısrarcı olan BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, Kıbrıs sorununa bir şans daha verme olasılığını reddetmiyor göründüğünü yazdı, şöyle devam etti:
"Annan özellikle, 1 Mayıs 2004'ten önce bir takım hareketlilikler olması gerektiğine inanıyor. Yeter ki taraflardan, peşinen (prosedür veya kendisinin?) mahkûm edilmeyeceği yolunda bazı taahhütler verilsin. Geçtiğimiz günlerde Güvenlik Konseyi'nde yaşanan perde gerisinden ortaya çıktığı üzere Amerikalılar, müzakerelerin ocak ayında yeniden başlaması çabalarının güçlendirilmesinde ısrarlıdırlar. Ancak g
eçen pazar günü yapılan seçimlerden çıkan sonuç nedeniyle işgal bölgelerinde meydana gelen durum, yeni 'seçimlere' gidilmesi olasılığından korkan arabulucuların başını ağrıtıyor. Böyle bir şey sahneyi ve planlarını tamamen alt üst edecek.Bu arada, Türk dışişleri bakanıyla temaslarda bulunmak üzere cuma gününden beri Ankara'da bulunan ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston, bir hareket çerçevesi ortaya koydu. Weston; ABD'nin, müzakerelerin en kısa zamanda yeniden başlaması gerektiği
şeklindeki arzusunun sürdüğünü belirterek, tarafların, itirazlarını ortaya koyabileceklerine ve referanduma gidebileceklerine işaret etti. Weston, bütün bu adımların her şeyden önce Annan Planı'yla başlaması gerektiğini söyledi, ancak her iki tarafın da bu konuda sorunları olmasını 'doğal' diye niteledi.Geçen pazar günü yapılan seçimlerden sonra, işgal bölgelerinde oluşan durumu da yorumlayan Weston, seçimlerin sandalyelerin eşit paylaşımı sonucunu gündeme getireceğini kimsenin beklemediğini, sahte hükümetin kurulamaması durumunda yeni seçimler yapılması gerekeceğini anlattı."
Politis gazetesi, "Yeni Tur Müzakereler Yakında İlan Ediliyor -'Lahey Tipi' Sahne -Ocak ve Şubatta Özlü Müzakereler -Hedef, 28 Mart'ta Referandumların Yapılması -Federal Seçimler En Geç 25 Nisan'da" başlığıyla manşetten verdiği haberinde, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'un BM genel sekreterini, Annan Planı temelindeki inisiyatifini yeniden üstlenmeye çağırdığını, ancak müzakerelerin sonucunun ne olacağından bağımsız olarak refer
anduma gitmeyi peşinen kabul etmeye niyetli olmadığını yazdı.Gazete, beklenmekte olan Kıbrıs müzakerelerinin hazırlık aşamasına tamamen dahil olan bir diplomatik kaynağın, Genel sekreterin Lahey'de şekillenen sahneye dayanan bu şartının, yeni boğucu şartlar içinde ciddi bir engele neden olabileceğini, Rum tarafının korunmak zorunda olduğunu söylediğini yazdı.
Gazeteye göre 1 Mayıs'tan önce çözüm talep edilmesi durumunda, Lahey öncesi döneme benzerliğini koruyan yeni boğucu takvim şunları içeriyor: 1-Ocak ve şubat aylarında, en kötü ihtimalle iki hafta kadar mart ayına sarkacak özlü müzakereler; 2-Mart ayı başlarından itibaren, 28 Mart Pazar günü yapılacak referandumlar için kampanya başlaması; 3-Geçici organların belirlenmesi amacıyla en geç 25 Nisan'da f
ederasyon seçimleri..."Politis gazetesinin başka bir haberinde, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'un, "Türklerin sorumluluğun paylaşılması oyununu oynamalarına izin vermemek ve Türkiye konusunda (Kıbrıs meselesinde bumerang haline gelmemesi için) AB'de oluşan ortamı doğru hesaplama konusunda pek çok nedeni bulunduğunu" savundu.
Avrupalı kaynakların, Avrupa Anayasası konusunda hükümetler arası toplantıda yaşanan başarısızlıktan sonra Türkiye'yle ilgili olasılığın azaldığını, ancak bunun önümüzdeki aralık ayında Türkiye'yle çatışma arzu edecekleri anlamına gelmediğini söylediklerini yazan gazete, zaman geçtikçe ve hükümetler arası konferansın çıkmazda olmaya devam ettiği sürece bu kompozisyonun, Kıbrıs sorunu için patlayıcı bir harman yarattığını belirtt
i.Politis gazetesi, edinilen bilgilerin ise İrlanda dönem başkanlığının son hükümetler arası toplantıda ortaya çıkan delikleri kapatmasının kolay olmayacağı ve bunun, Avrupa seçimlerinden sonra Hollanda dönem başkanlığına kalacağı yolunda olduğunu, "bu tür kritik denge şartları altında ve Avrupalıların Türkiye'ye verecek şekerleme aradıkları anda Kıbrıs sorununun önemsiz bir konu olarak çirkin şekilde sahne alabileceğini" yazdı.
Haravgi gazesi haberi "Thomas Weston: Annan Planı Gerçekçi Öneridir -Amerikalı Yetkili Denktaş'ın Müzakerecilik Görevinde Kalıp Kalmayacağının Türk Tarafını İlgilendirdiğini Söylüyor" başlığıyla, Alithia gazetesi ise "Weston Ankara'ya: Planları Değiştirin -Annan Planı Kıbrıs Sorunu İçin Tek Gerçekçi Öneridir" başlığıyla manşetten y
ansıttı.KIBRIS 22/12/2003
Hedef "barış hükümeti"
BARIŞA KATKI SAĞLAYACAK HÜKÜMET... CTP-BG'nin seçim kampanyasına katkı koyanlara verdiği kokteylde konuşan CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, partisinin seçimden birinci parti olarak çıktığına işaret ederek, "hükümeti kurmaya talibiz" dedi. Talat, 1 Mayıs 2004'e kadar, Annan Planı temelinde barışın sağlanmasına katkı koyacak bir "Barış Hükümeti" kurmayı hedeflediklerini vurguladı
TEMEL, HEDEF ÇÖZÜM... Talat: Kıbrıs Türk halkı iradesini çözüm ve AB yönünde ortaya koymuştur. Bu bağlamda çözüme ulaşabilmek için Annan Planı zemininde görüşmelere derhal başlanması ve Mayıs 2004'e kadar bir çözüme ulaşılması temel hedefi ile hareket edecek bir hükümet oluşturmak boynumuzun borcudur"
ART NİYETLİ GİRİŞİMLERE GEÇİT YOK... Hükümet senaryoları ile ilgili ortaya atılan gelişigüzel iddialara da cevap veren Talat, "Takvimi belli, ulaşılacak hedefi belli bir süreç bizi beklemektedir. Göz boyama amacıyla değil, doğrudan sonuca ulaşma hedefiyle hareket edecek hükümetimi
z herhangi bir şekilde art niyetli ve çözüme geciktirme amaçlı manipülasyonlara geçit vermeyecektir" dediYENİ KIBRIS'A ULAŞMAK İÇİN... "Kıbrıs Türk halkının hasret kaldığı dünyayla bütünleşme süreci, bizden kaynaklanmayan nedenlerle çözüme ulaşamasa bile, ilerleme kaydedecek ve Kıbrıs Türkü, izolasyondan kurtulma yolunda ilerleyecektir. Bu da Rum tarafını baskı altına alıp, çözüm konusunda istekliliğini artırma anlamında uluslararası ilgiyi artıracaktır. Sonuç, çözüm ve sadece Rumların değil, Kıbrıslı Türk
lerin de AB üyesi olacağı yeni Kıbrıs'a ulaşmaktır"Cumhuriyetçi Türk Partisi ve Birleşik Güçler (CTP-BG) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, hükümeti kurmaya talip olduklarını ve 1 Mayıs 2004'e kadar, Annan Planı temelinde barışın sağlanmasına katkı koyacak bir "Barış Hükümeti" kurmayı hedeflediklerini söyledi.
Çözümü geciktirecek art niyetli girişimlere geçit vermeyeceklerini belirten Talat, "göz boyama hükümeti değil, doğrudan çözüm hükümeti" ısrarında olduklarını belirtti.
Halkın çözüm yönünde irade ortaya koyduğunu söyleyen Talat, Annan Planı temelinde görüşmelere derhal başlanması ve 1 Mayıs 2004'e kadar çözüme ulaşılması hedefini başaracak bir hükümet kurulmasının "CTP- Birleşik Güçler'in boynunun borcu" olduğunu vurguladı.
14 Aralık genel seçimlerinden birinci parti olarak çıkan CTP-BG, önceki akşam verdiği kokteyl ile seçim kampanyasında emeği geçenlere teşekkür etti.
Lefkoşa Fuar Gazinosu Düğün Salonu'nda yoğun bir katılımla gerçekleşen kokteylde konuşan CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, partisinin seçimden birinci parti olarak çıktığını, hükümeti kurmaya talip olduklarını ve 1 Mayıs 2004'e kadar Annan Planı temelinde bir barışın sağlanmasına katkı koyacak bir "Barış Hükümeti" kurmayı hedeflediklerini belirtti.
Seçimlerin, sanıldığı gibi medya aracılığı ile kazanılmadığına işaret eden Talat, "Partimiz CTP-BG, belki de medyada bazı partilere göre daha az yer almıştır. Buna rağmen partimiz seçimi, gençlerimiz, kadınlarımız, ev ev gezip bildiri dağıtan, inatla pankart açıp, bayrak sallayan sizler say
esinde kazandı" şeklinde konuştu.Talat, başarının elde edilmesinde katkısı olanlara teşekkür etti. Hükümet senaryoları ile ilgili ortaya atılan gelişigüzel iddialara da cevap veren Talat, "çözüm hedefinde olmayan bir hükümet" içerisinde olmayacaklarını belirterek, izlenecek takvimin belli olduğunu, vatandaşın da bu yönde oy verdiğini söyledi.
Talat şöyle devam etti:
"Kıbrıs Türk halkı iradesini çözüm ve AB yönünde ortaya koymuştur. Bu bağlamda çözüme ulaşabilmek için Annan Planı zemininde görüşmelere derhal başlanması, ve Mayıs 2004'e kadar bir çözüme ulaşılması temel hedefi ile hareket edecek bir hükümet oluşturmak boynumuzun borcudur.
Bu amaçla Türkiye'nin AB sürecini de göz önüne alarak uyumu ve işbirliğini sağlamak başarı şansımızı büyük ölçüde artıracaktır.
Bizden kaynaklanmayan nedenlerle çözüm sürecinde bir aksama oluşursa bunu dengelemek ve olası zararları göğüslemek Kıbrıslı Türklerden çok çözümü engelleyenlere ait olacaktır. Böylece Kıbrıs Türk halkının hasret kaldığı dünyayla bütünleşme süreci bizden kaynaklanmayan nedenlerle çözüme ulaşamasak bile, ilerleme kaydedecek ve Kıbrıs Türkü izolasyondan kurtulma yolunda ilerleyecektir.
Bu da Rum tarafını baskı altına alıp, çözüm konusunda istekliliğini artırma anlamında uluslararası ilgiyi artıracaktır. Sonuç, çözüm ve sadece Rumların değil, Kıbrıslı Türklerin de AB üyesi olacağı yeni Kıbrıs'a ulaşmaktır.
Takvimi belli, ulaşılacak hedefi belli bir süreç bizi beklemektedir. Göz boyama amacıyla değil, doğrudan sonuca ulaşma hedefiyle hareket edecek hükümetimiz herhangi bir şekilde art niyetli ve çözüme geciktirme amaçlı manüpülasyonlara geçit vermeyecektir.
Derya: Birlikte başardık
Kokteyle ev sahipliği yapan CTP-BG Lefkoşa İlçe Başkanı Ahmet Derya ise yaptığı konuşmada, hiç tanımadığı gençler ve kadınların kendisine gelerek görev talep ettiklerini ve üstlendikleri görevleri başarı ile yerine getirdiklerini vurguladı.
Derya şöyle konuştu: "Birlikte başardık... Sabahları birlikte pankart açtık, öğlenleri iş yerlerinde, devlet dairelerinde, akşamları köy kahvehanelerinde halkımızla birlikte olduk. Bazen CTP-BG milletvekili adaylarına fazla yüklendiğimizi de düşündüm. Özellikle gençliğe, kadınlarımıza, genç kızlarımıza, ak saçlılarımıza ve saçsızlarımıza; bildiri dağıtan, pankart tutan ve bayrak sallayanla
ra teşekkür ederim..."Derya, ülkemize barışı getirene kadar mücadelenin devam edeceğini de vurguladı.
Kokteylde, CTP-BG Lefkoşa milletvekili adayları da çağrılarak tümüne birer hatıra armağanı verilerek teşekkür edildi.
KIBRIS 22/12/2003
| Ankara planda değişiklik istiyor |
|
Türkiye, bir yandan Annan Planına yönelik değişiklik önerilerini somutlaştırırken, diğer yandan da müzakere sürecine yönelik hazırlıklar üzerinde çalışıyor. |
|
Ankara NTV-MSNBC |
23 Aralık 2003
Türkiye, Kıbrıs görüşmelerini Annan planı zemininde yürütmek kararında. Ancak planda yeni revizyonlar öngörülüyor. Başlıca müzakere konuları; Türkiyenin garantörlüğü, göçmen geçişlerine sınırlama, iki bölgeliliği güçlendirmesi.Ankara, Kıbrıs pazarlığında öncelikle Türk ve Rum tarafının görüşme sürecinin nasıl işleyeceğinin belirlenmesini istiyor.
Edinilen bilgilere göre, Türk tarafı ilk aşamada kabul edilen unsurların taraflarca parafe edilmesini, ardından da müzakere edilecek çekinceli unsurların bir liste halinde saptanmasını istiyor.
Ankara, görüşmeler için BM Genel Sekreteri Annan Başkanlığında bir müzakere takvimi oluşturulmasını da öngörüyor. Müzakerelerin hedefi ise 1 Mayıs tarihine kadar en azından çözüm içi
Türkiyenin garantörlüğü korunuyor
Türkiyenin Londra ve Zürih anlaşmalarından kaynaklanan garantörlük konumu korunuyor
Göçmenlerin geçişleri sınırlanıyor
Einilen bilgilere göre, Ankaranın önerileri üzerinde önümüzdeki günlerde yapılacak zirvelerde tam bir mutabakata varılırsa BM Genel Sekreterine Ocak ayı ortasında müzakere çağrısı yapılacak.| Denktaş mücadeleye Ankaradan başladı |
|
Bunca yıllık siyasi tecrübesine rağmen Denktaş son dönemde Ankarayı doğru okuyamıyor. Ankaranın Annan Planını çoktan müzakere zemini olarak kabul ettiğini, Louzidu Davasında verilen büyük taviz bile Denktaşa anlatmaya yetmedi. |
|
Ankara NTV-MSNBC |
23 Aralık 2003
Denktaş Ankaradaki siyasi dengelere güveniyor, Cumhurbaşkanı ve askerlerin Hükümet üzerinde baskı yapacağını düşünüyor. Hükümet ise Annan Planı bazlı yeni planı, devlet politikası haline getirmeye çalışıyor.Denktaşla Ankara Hük
ümeti arasında öteden beri süregelen görüş farklılığı, Kıbrıs seçimleri öncesinde sümenaltı edilmişti. AKP Hükümetinin Kıbrıstaki muhalefet hareketinin gözükaralığından ürkerek iktidara verdiği destek, sanki bu görüş ayrılıkları giderilmiş izlenimi doğurmuştu.Ümit SEZGİN / NTV - CNBC-e Ankara Haber Müdürü
| Denktaş: Cuma günü karar vereceğim |
|
KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, hükümet kurma görevini kime vereceğine, Cuma günkü yemin töreninden sonra karar vereceğini söyledi. |
|
Lefkoşa |
23 Aralık 2003
Değişik sesler çıksa da Ankara ile aynı yoldayız diyen Denktaş, milletvekili transferi yapılmaması uyarısında da bulunduKKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, seçimde barajı aşan dört partinin liderleriyle yaptığı ikinci tur görüşmelerin ardından, hükümet kurma çalışmalarına dair bilgi verdi. Cuma günkü yemin töreninden sonra liderlerle kısa bir görüşme daha yapacağını kaydeden Denktaş, Cumartesi ya da Pazartesi günü hükümeti kurma görevini vereceğini belirtti.
Partilerin esneklik gösterme
Eroğlu: Karşılıklı tavizler verilebilir
Hükümet kurma çalışmalarının sürdüğü KKTCde ikinci tur görüşmeler sürüyor. CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talatın ardından Cumhurbaşkanı Denktaşla görüşen UBP lideri Derviş Eroğlu, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
23 Aralık 2003
Eroğlu, müzakerelere karşı olmadıklarını belirterek, Hükümet kurulduktan sonra karşılıklı tavizler verilebilir dediGörüşmede her türlü detayı değerlendirdeklerini belirten Eroğlu, Denktaşın Cuma günü yapılacak Meclis toplantısının ardından insiyatifini kullanacağını söyle
di.Tal
attan transfere açık kapı14 Aralıktaki seçimlerin ardından hükümet kurma çalışmalarının sürdüğü KKTCde, ikinci tur görüşmeler Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talatın biraraya gelmesiyle başladı.
Lefkoşa23 Aralık 2003
Kıbrısta hükümeti kurma görevi bekleyen CTP lideri Talat, gazetecilerin milletvekili transferi konusundaki sorularına, UBP ve DPde 1 Mayısa kadar çözümden yana milletvekilleri var. Denktaşın Türkiyeyle çelişen tavrı bu milletvekillerini etkileyebilir" diye cevap verdi.Denktaşın geniş tabanlı ulusal bir hükümet kurulması arzusunda olduğunu yinelediğini belirten Talat, Görevin bize verilmesini bir kez daha talep ettik. Ancak formulasyon net olarak ortaya çıkmış değil dedi. Talat, görevin kendisine verilmesi durumunda, 3-4 gün içinde hükümeti kuracağını belirtti.
Denktaş yanlış yapıyor
Denktaş: Çekilirim
Erdoğan'la püf noktası...
Kafalar nasıl karışmaz?
BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan ile KKTC Başkanı Rauf Denktaş arasında son günlerde medya yolu ile kızışan söz düellosu, iki liderin Kıbrıs meselesinin çözümü üzerinde çok ciddi görüş ayrılığı içinde olduğunu ortaya koyuyor.
İki "lider" diyoruz. Ankara ile Lefkoşa veya Türkiye ile KKTC demememizin nedeni, her iki yönden şimdilik tek bir sesin gelmemesidir.
Lefkoşa
SAMI KOHEN MILLIYET 23/12/2003
Akıncı veya Serdar görüşmeci olabilirler
MEHMET ALI BIRAND MILLIYET 23/12/2003
Eroğlu: Annan Planını tartışabiliriz
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, hükümet kurma çabaları kapsamında ikinci tur görüşmelere başladı. CTP lideri Talat, Annan Planı temelinde her türlü formüle açık olduklarını söylerken, UBP lideri Eroğlu da Annan Planı'nı müzekere edebileceklerini açıkladı. Denktaş ise dün Annan Planı'nın 'kabul edilemez, ahlaksız bir teklif' olduğunu söylemişti.
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, hükümet oluşumuna yönelik siyasi parti liderleriyle yaptığı görüşmeler çerçevesinde Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı ve Başbakan Derviş Eroğlu'nu kabul etti. Görüşme sonrasında açıklama yapan Eroğlu Annan Planı'nı görüşebileceklerini açıkladı.
Eroğlu şunları söyledi:
Annan Planı masada olan tek plan. Bunu konuşmak lazım. Bu konuda çok çekincelerimiz var. Plan masada ancak kabul edeceğiz diye bir şey yok. Yarın CTP'yi ziyaret edeceğiz. Bu konuyu da detaylı konuşacağız. Ancak müzakerelerin başlayabilmesi için her iki taraftan da sinyal beklenmektedir. Genel Sekreter'in "tarafların anlaşamadığı durumda boş kalan yerleri ben dolduracağım" demesi doğru değil, bu anlayış bana göre dayatma olur diye konuştu.
TALAT: HÜKÜMETİ KURMA GÖREVİ BİZE VERİLMELİ
KKTC'de Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, hükümeti kurma olasılığı en yüksek partinin CTP olduğunu belirterek, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın hükümet kurma görevini kendisine vermesi gerektiğini söyledi.
Talat, Cumhurbaşkanı Denktaş ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, ''hükümeti kurma kapasitesi en yüksek parti olarak, görevin kendilerine verilmesi gerektiği'' yönündeki taleplerini Cumhurbaşkanı'na yeniden ilettiklerini kaydetti. Annan planı temelinde müzakerelere oturarak, 1 Mayıs 2004'e kadar Kıbrıs sorununa çözüm bulunması ve Güney Kıbrıs'la Avrupa Birliği'ne girilmesi hedefiyle hükümet kurmak istediklerini yineleyen Talat, bu hedefe uygun her türlü hükümet olasılığını değerlendirdiklerini ifade etti.
'HEDEF GÖRÜŞMELERE BAŞLAMAK'
1 Mayıs 2004'e kadar Annan planı temelinde bir çözüm bulunmaması halinde, o tarihten sonra Kıbrıs Türklerinin haklarını savunmanın dahazor olacağı görüşünü savunan Talat, 1 Mayıs'ın Türkiye açısından da önemli bir tarih olduğunu, Kıbrıs sorununa çözüm bulunmasının Türkiye'nin AB sürecini kolaylaştıracağını söyledi.
Bu görüşlerini Cumhurbaşkanı Denktaş'a aktardıklarını ifade eden Talat, ''Hükümeti kurma görevi bizimdir. Hükümeti kurma ihtimali en yüksek parti biziz. En azından denenmeli'' diye konuştu.
'NET BİR FORMÜL YOK'
Talat, 'nasıl bir hükümet modeli düşündüğüne' ilişkin soruya karşılık, 'CTP ile hükümet kurmayacağız' diyen UBP'nin görüşlerinde değişiklik olduğunu belirterek, ortada net bir hükümet formülü olmadığını, formülün ortaya çıkması için, partilerin Annan planı temelinde çözüm vizyonunda anlaşması gerektiğini kaydetti. Talat, Annan planının 'tek yol' olduğunu, b
aşka çözüm planı olmadığını dile getirdi. 'UBP'nin ille de hükümetteyer almasının gerekmediğini' ifade eden Talat, mecliste diğer alternatifler olduğunu belirtti.Talat, bir soru üzerine, Türkiye'den görüşme talebinde bulunduğunu, bu talebinin değerlendirildiğini, yanıt gelince görüşme için Ankara'ya gideceğini bildirdi. Cumhurbaşkanı Denktaş'ın, 'Annan planı referanduma sunulsa yüzde 70 'hayır' oyu alır' sözlerinin anımsatılması üzerine Talat, Cumhurbaşkanı'nın nasıl bir hesap yaptığını anlamadığını belir
terek, Annan planını destekleyen partilerin seçimde yüzde 50'den fazla oy aldığını kaydetti.Talat, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcı Abdullah Gül'ün, ''siyasi partilerin milletvekili transferi yapmamaları gerektiği'' yönündeki açıklamasının anımsatılması üzerine de Gül'ün bu açıklamayı durup dururken yapmadığını, gazetecilerin soruları üzerine yaptığını düşündüğünü belirtti. Talat, milletvekili transferine sıcak bakmadıklarını, ancak Ankara ile Cumhurbaşkanı Denktaş arasında görüş ayrılıklarının artma
sı halinde, UBP ve Demokrat Parti'de çözüm isteyen milletvekillerinin partilerinden ayrılabileceğini öne sürdü.Görüşmecilikte ısrarlı olduklarını yineleyen Talat, görüşmeciliğin anayasal bir konu olduğunu, anayasal olarak tüm yetkilerin hükümette olduğunu, görüşmeleri hükümetin yürütmesi gerektiğini, Cumhurbaşkanı'nın da gözlemci olabileceğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Denktaş'ın, ''geniş tabanlı hükümet kurulmasının yararlı olacağı'' yönündeki göerini yinelediğini kaydeden Talat, görevin CTP dışında bir partiye verilmesi halinde hükümetin kurulamayacağını savundu.
SERDAR DENKTAŞ: 4 PARTİLİ HÜMÜKETE ONAY VERECEĞİZ
DP lideri Serdar Denktaş, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada UBP-DP koalisyonuna destek vereceklerini Başbakanlığın UBP lideri Eroğlu'na verilmesi halinde koşulsuz destek vereceklerini ancak CTP lideri Talat'a verilmesi durumunda ise muhalefette kalacaklarını söyledi.
ARALIK MAYIS SÜRECİNİN BERHAVA EDİLMESİNE KARŞIYIZ
Serdar Denktaş şöyle devam etti: Dör
t partininde bulunacağı bir ulaşma hükümeti kurulması halinde buna onay vereceğimizi söyledik. Bu başaralamadığı taktirde UBP - DP geniştabanlı bir hükümete yayılması gerektiğini yineledik. bunun dışında dış Politika çercevesinde gelişti. Bizim durumumuz ortadadır. Geniş tabanlı yanlısıyız. Açıkcası Sayın Eroğlu'nun başkanlığında UBP -DP koalisyonuna destek verilecektir. Talat'ın başkanlığında muhalefet olarak görev yapacağız. Talat görevimizi tarafları uzlaştırmak olarak algıladık. Aralık - Mayıs sürecinin berhava edilmesine izin vermeyeceğiz. Eroğlu'na koşulsuz destek veriyoruz. DP'nin ismi sürekli kullanılıyor. Geniş tabanlı hükümet UDP-DP hükümeti yanlısıyız.DENKTAŞ: ÇATLAKLIK YOK
Denktaş ayrıca :"Talat böylesi bir çekişmenin varlığını ortaya koyuyor. Çatlaklık var değildir. İki taraf bir araya geldiklerinde aynı noktaya geldiklerinde görecektir. Talat çatlaklık olduğunu görüyorsa hayal görüyor. Kendisi CTP ve Birleşik güclere baksın. Orada teslimiyetçi olmayan milletvekilleri var." diye konuştu.
HURRIYET 23/12/2003
Demirel: Ankara ile Lefkoşa arasında çatlak var
Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Kıbrıs'ta bugüne kadar çözüm bulunmayışının nedeninin Türkiye
olmadığını söyledi. Demirel, çözüm konusunda, Ankara ile Lefkoşa arasında bir çatlak gördüğünü belirtti.Demirel, ''Türkiye'nin milli menfaatlerini korumayan çözüm yaşamaz veya Türkiye ile Yunanistan'ı karşı karşıya bırakır'' dedi.
Balıkesir Sanayi Odası'nın (BSO) başarılı üyelerini ödüllendirmek için düzenlediği törene katılmak üzere kente gelen Demirel, Vali Atıl Üzelgün'ü makamında ziyaret etti.
Demirel, gazetecilerin Kıbrıs sorunun çözümüne ilişkin görüşünü sormaları üzerine, Kıbrıs'ın milli bir mesele olduğunu, ancak bugünün meselesi olmadığını vurgulayarak, Türkiye'nin milli menfaatlerini koruyacak bir çözümün bulunması gerektiğini bildirdi.
"NEDENİ TÜRKİYE DEĞİL"
''Kıbrıs'ta bugüne kadar çözüm bulunmayışının nedeni Türkiye değildir'' diyen Demirel, şöyle konuştu:
''Helenizm, yani Yunan yayılmacılığı ve Helenlerin bütün Akdeniz'deki adalara sahip çıkması gibi bir sorunla karşı karşıya olmuşuzdur. Umuyorum ki bütün bu karşılıklı tartışmalardan sonra Türkiye'nin milli menfaatlerini koruyacak bir çözüm bulunacaktır. Türkiye'nin milli menfaatlerini korumayan çözüm, yaşamaz veya Türkiye
ile Yunanistan'ı karşı karşıya bırakır. Çok dikkat etmek lazımdır. Türkiye'nin yönetiminde bulunanlar buna gayet tabii ki önem vereceklerdir.''Bir gazetecinin, ''Ankara ile Lefkoşa arasında bir çatlak görüyor musunuz'' şeklindeki sorusuna Demirel, ''Görüyorum'' karşılığını verdi.
''KÜRT DEVLETİ OLMAYACAKTIR''
Demirel, ''Kuzey Irak'ta Kürt devleti kurulmasına nasıl bakıyorsunuz'' şeklindeki bir soruya da ''Öyle bir şey olmayacaktır'' yanıtını verdi.
Demirel, kapatılan Refah Partisi'nin genel başkanı Necmettin Erbakan hakkında, ''Kayıp trilyon'' davasıyla ilgili olarak gıyabi tutuklama kararı çıkarılmasının hatırlatılması üzerine de şunları söyledi:
ERBAKAN
''Erbakan kaçmıyor ki. Erbakan'ı bulmak gayet kolay. Hergün televizyonlarda görülüyor. Erbakan, uzunca süre Türk siyasetinde etkisi olan bir zattır. Benim okul arkadaşımdır. Beraber hükümet kurduğumuz yıllar olmuştur. Tabii mahkemenin kararına bir diyeceğimiz yoktur.
Yalnız, o yaşta bir insanın hapse götürülmesi kimsenin içine sinmez. Hangi sebeple olursa olsun, Türk halkının da içine sinmez. Yani, bir tarafta yargı kararlarının icra edilmesi gerçeği var. Diğer tarafta da bu kararların icra ettiğinizde kamuoyunun içine sinmemesi gibi bir durumla karşı karşıyayız. Umarım çözüm bulunur.''
HURRIYET 23/12/2003
Büyükelçiler Kıbrıs için toplanıyor
KEMAL YURTERİ /CNN TÜRK
Türkiye, Kıbrıs sorununu değerlendirmek üzere bazı Avrupa Birliği üyesi ülkelerdeki büyükelçilerinin yanı sıra Washington ve Lefkoşa Büyükelçileri'ni Ankara'ya çağırdı.
Yarın başlayacak değerlendirme toplantılarının iki gün sürmesi planlanıyor. Türkiye, kıbrıs sorununa çözüm arayışlarını sürdürüyor. Dışişleri Bakanlığı, adada yapılan seçimlerin ardından bir süredir üzerinde çalıştığı plana son noktayı koymaya çalışıyor.
Sorunun çözümü konusunda net bir değerlendirme yapmak üzere, Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya, İrlanda, Hollanda, Washington, Lefkoşa büyükelçileri ile Türkiye'nin birleşmiş milletler daimi temsilcisi Ankara'ya çağrıldı.
Toplantının gündemini, Avrupa Birliği üyesi ülkelerin Kıbrıs sorununa bakışı, sorunun çözümü konusunda atılması gereken adımlar ve Türkiye'nin üyelik çalışmaları oluşturuyor. 24 Aralık'ta başlayacak değerlendirme toplantıları 25 Aralık'ta sona erecek.
HURRIYET 23/12/2003
Son milli sır
Ertuğrul Özkök
HEPİMİZİN
bildiği, hepimizin zaman zaman konuştuğu ama resmi olarak hiç bir zaman telaffuz edilmeyen bir milli sırrımız var.Gelin artık bu sırrı aleni hale getirelim.
Adını koyalım ve üzerinde çok ciddi biçimde düşünelim.
Hepimiz biliyoruz ki, ülkemizde birtakım çevreler şu hesabı yapıyor:
Gelecek yıl sonunda Avrupa Birliği bize tarih vermezse bu defter bir daha açılmamak üzere kapanır. O zaman içeride birbirimizle baş başa kalırız. İnsan hakları vs. gibi konular rafa kaldırılır ve nihai bir hesaplaşma odur.
Evet, istenildiği kadar inkár edilsin, resmi ağızlar istenildiği kadar kilitlensin, hepimiz şunu çok iyi biliyoruz:
Bugün Türkiye'de bazı çevreler, hesaplarını 2004 sonrasında böyle bir hesaplaşma üzerine yapmaktadır.
SESSİZ ÇIĞLIK GİBİ
Şu Avrupa defteri bir kapansın, biz size gösteririz sloganı, sessiz bir çığlık gibi kulaklarımızı tırmalar hale geldi.
Adı konmayan, telaffuz edilmeyen bu stratejinin savaş alanı da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'dir.
Ve bu strateji etrafında dünyanın en tuhaf ittifakı kurulmuş durumdadır.
Bu ittifak bugünlerde KKTC'de çözümü
HURRIYET 23/12/2003
K
açlı olursa olsunMensur Akgün
KKTC seçimleri sonrasında çıkan tablo arabulucuların bile aklını karıştırdı. Ortada kesin bir iktidar bloğu yok. UBP-DP parlamentoda 25 milletvekili ile temsil edilirken, CTP- BDH da aynı sayıya sahip. Önceden verilmiş sözler, yapılmış vaatler dikkate alındığında Mehmet Ali Talatın kilit parti haline gelen Serdar Denktaşın DPsi ile ittifaka girmemesi gerekiyor.
Ama daha seçim akşamı hem Serdar Denktaş, hem de Mehmet Ali Talat esneklik göstermeye başladı, her türlü işbirliğine açık oldukları mesajını verdi. Hala daha da vermeye devam ediyor. Dahası DP bazı çekincelerle Annan Planını kabul etmeye yatkın. Yani aralarında temel konularda bir çatışma olma olasılığı düşük.
Serdar Denktaş da zaten oldum olası Mehmet Ali Talata kişilik olarak çok yakın. Denktaş, Eroğlu ile olan zoraki birlikteliğinin sonlanmasına herhalde pek üzülmez. Mustafa Akıncının ne düşündüğünün ise Meclisin yeni yapılanması açısından bakıldığında çok da önemi yok.
Görünürdeki tek sorun Talatın seçim taahhüdü olarak ortaya koyduğu Cumhurbaşkanı Denktaşın müzakerecilikten alınacağına ilişkin sözleri. Talatın bu konuda da geri adım atması gerekiyor. Oğlu Denktaşın baba Denktaşın konumunun zayıflatıldığı bir koalisyon içinde yer almasını beklemek gerçek
çi olmaz.Zaten Talatın da böyle bir şey yapmaya niyeti hiç olmadı. Niyeti olsaydı CTP planı doğru dürüst analiz edecek bir ekip kurar, Ankara ile işbirliğine giderdi. Denktaşın müzakerecilikten alınması fikri sadece 10 Mart sonrasında ortaya çıkan infialden siyasi olarak yararlanma mantığına dayanıyordu.
Önce Denktaş, sonra da Gül tarafından ortaya atılan milli mutabakat hükümeti projesinin pek şansı yok. Evet, böylesi bir hükümetin kurulması müzakere sürecinde Türk tarafının elini son derece rahatlatır. Muhataplar karşılarında yekpare bir blok görür.
Ancak bu kadar kısa bir süre içinde, bu kadar keskin bir dönüşü Eroğlu bile yapamaz. Üç gün öncesine kadar Annan Planının ölüm fermanı olduğunu söyleyen UBPyi seçmeni hiç affetmez. Üstelik affetse dahi yapılan demokrasi ile bağdaşmaz. Ayrıca UBP ile diğer partiler planın revizyonu ve adı konusunda da anlaşamaz.
Aslında KKTCde hükümet nasıl kurulursa kurulsun anahtar Ankarada. Seçimler sadece 1 Mayıs 2004 öncesinde çözüm öngören hükümeti rahatlattı. Çözüm yanlısı iradeyi temsil eden yeni KKTC meclisi ve hükümeti Ankaradaki direnişin kırılmasına, pazarlık süreci sonunda uzlaşmaya varılabilmesine yardımcı olacağa benzer.
Ancak görünen o ki herkes gibi Ankaranın da kafası karışık ya da her kafadan ayrı ses çıkıyor. Bir yanda uzlaşma çağrısı lafları dolaşırken, diğer yanda Ankara planından söz ediliyor.
Eğer Annan Planının yerine yeni bir plan olarak Ankara planı hedefliyorsa, daha doğrusu Türk tarafının yıllardır kabul ettiremediği taleplerini yeniden gündeme getiriyorsa, seçimlerin hiçbir anlamı kalmaz. Yakalanan ivme de, Türkiyenin AB üyeliği de heba olup gider...
HURRIYET 23/12/2003
'Annan Planı ahlaksız baskı'
KKTC lideri, Erdoğan'ın 'Kıbrıs müzakereleri Annan Planı'nın temelinde yürümeli' sözlerine, 'Bu planın müzakere edecek yanı yok' yanıtını verdi
23/12/2003 RADIKAL
AA
- LEFKOŞA - KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, "Kıbrıs'ta müzakerelerin Annan Planı temelinde yürütülmesi gerekir" diyen Başbakan Tayyip Erdoğan'a karşı tavrını sertleştiriyor. Erdoğan, Özbekistan ziyaretinde verdiği mesajın ardından bu hafta Denktaş'la görüşmeye hazırlanırken, KKTC liderinden sert bir çıkış geldi. Denktaş, "Annan Planı'nın müzakere edilecek yanı yoktur" dedi.'Halkın dediği önemsiz'
'Ahlaksız baskı'
'Görüşme takvimi yok'
Kıbrıs ve Avrasya
M.Ali Kışlalı
23/12/2003 RADIKAL
Genç meslektaşlarım 1963- 1974 yılları Kıbrısı'nda yaşananları hatırlamazlar. 1963'te Makarios yönetimindeki Kıbrıs Rumları o zaman mevcut statüyü bozup Türklere karşı saldırıya geçmişlerdi.
1974'e kadar iki defa; 1964 ve 1967'de Rum tutumu adeta bir soykırım havasına girince, bunu durdurmak için, Türkiye iki defa hava kuvvetlerini kullandı ve adaya çıkma hazırlığı yaptı. Ama ikisinde de ABD önledi.
Türkiye'yi tehdit eden Johnson mektubu d
Ben Kıbrıs Rumu olsaydım (3)
Gündüz Aktan
23/12/2003 RADIKAL
Annan Planı çerçevesinde bir çözümle birlikte 'egemen eşitlik' ve 'eşit statü' ilkelerini bertaraf eden ve Türkleri siyaseten bölen bir devlet yapısına kavuşan; Türklere fiilen adanın yüzde 24'ünün altında bir toprak bırakan; tüm göçmenleri alacakları topraklara ve Türk bölgesine yerleştiren; böylece iki bölgeliliği de bozan; kaybettikleri özel mülklerin tazminat ve takasla tasfiye edilmeyen bölümünü geriye alan Rumlar, garanti açısından da amaçlarına ulaşıyorlar.
Denktaş: Plan görüşülemez
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, temel felsefesi değişmeden Annan Planının müzakere edilemeyeceğini belirterek, planla ilgili görüşlerini Türkiyeye ilettiğini söyledi. Umarız kaale alınır diyen Denktaş, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile önümüzdeki haftalarda birara
ya gelebileceklerini kaydetti.Denktaş, planla ilgili referandum baskısının Rum Yönetiminin tek yanlı AB müracaatını meşrulaştırmaya yönelik olduğunu da söyledi ve Rum halkının planla ilgili tutumunun AB sürecinde herhangi bir değişikliğe yol açmayacağını belirterek, Türk tarafına bu yönde baskı yapılmasını ahlaksızca baskı olarak niteledi.
PLANDAKİ HİLE...MÜZAKERE ŞANSI YOK
Fırsat bulmuşken bir kez daha Annan planının içindeki hileyi göstereyim diyerek planı müzakere şansları olmadığını söyleyen Denkta
ş, bunun nedenlerini şöyle özetledi:Çünkü çerçevenin dışına çıkamazsınız, felsefesine dokunamazsınız denmektedir. Rum da felesefesini beğeniyor ve felsefesine dokunmadan bazı tadilatlar isterim diyor. İstediği tadilat bizim kabul edemeyeceğimiz tadilatlardır. Bizim aleyhimize olan ne varsa onların genişlemesini istiyorlar. Genel Sekreter de tadilat konusunda anlaşamazsanız ihtilaf konularını ben ele alır, istediğim şekilde doldururum diyor....
MÜZAKERE DEĞİL REFERANDUM DAVETİ
Kendilerine yapılan davetin müzakere için değil referandum için olduğunu söyleyen Denktaş, Bu planı referandema sunmak demek, haritasını kabul etmek, bu kadar göçe boyun eğmek, iki kesimliliğin sulandırılmasını, bu kadar Rumun içimize gelip yerleşmesini, Türkiyenin garantis
inin sulandırılmasını ve Türkiye ABa girdiğinde bunların da adadan çıkmasını kabul etmek demektir ifadelerini kullandı.Referanduma yönelik Türk tarafına baskı yapıldığını, buna karşın Rumlar üzerinde herhangi bir baskı olmadığını kaydeden Denktaş, şunları söyledi:
Rum hayır derse ne olacak...Hayır dese de Kıbrıs ABa girmiş olacak. Ama biz hayır diyemeyiz, bu duurmda hem biz hem Türkiye bundan zararlı çıkar. Yani bizim evet dememiz Rumların ABa yapmış oldukları yasa dışı bir müracaatı yasallaştırmak için isteniyor. Bize muhtaçtırlar. Bu yasa dışı müracaatı bizim yasallaştırmamız için referandumdan evet istiyorlar. Oynanan oyun budur. Bu düpedüz ahlaksızca baskıdır. Bu baskıya Kıbrıs Türkü boyun eğmek niyetinde değil...
FELFEFESİ DEĞİŞECEKSE MÜZAKERE O
LURCumhurbaşkanı Denktaş, felsefesi ve çerçevesi dahil herşeyin müzakereye açık olması durumunda müzakereye evet der misiniz sorusuna da, Size gel de müzakere et, bu kadar günde muhakkak referanduma götür tehdidi olmadan anlaştığınız belgeyi referanduma götüreceksiniz derlerse, insan oturur müzakere eder tabi...Ama fesefe, çerçeve değişmeyecek ve kesinlikle referanduma gidilecekse buna hayır karşılığını verdi.
ABA KARŞI DEĞİLİM...
Bir soruya karşılık, Avrupa Birliğine karşı olmadığını da söyleyen Denktaş, Rumların ABa müracaatı siyasi ve kanunsuzdur. Kıbrıs üzerinden Türkiyenin haklarını kaldırıp bizi çıplak bırakmak için yapılmış bir müracattır. Bir hiledir. AB bu oyuna gelmemelidir dedi.
Türkiyenin AB üyeliğine karşı olduğuna ilişkin söylemlerin anımsatılması üzerine ise, Niye, ne haddimize diyen Denktaş, Türkiyenin yolunu kestiğimizi, Rumun yasadışı müracaatını kabul edenler ve Türk medyası söylüyor. Kıbrısı Türkiyenin önüne engel koymak büyük haksızlıktır diye konuştu.
DÖRTLÜ ZİRVE...MANDA DEĞİŞMELİ
Cumhurbaşkanı Denktaş, bir soruya karşılık, Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıstaki liderler arasında dörtlü zirveyi alternatif yöntem olarak düşünmediklerini de söyledi ve şunları kaydetti:
Genel Sekreterin iyiniyet görevi faydalıdır ama Genel Sekreterin mandası değişmelidir. Çünkü kendine verilen yetki, mevcut Kıbrıs Cumhuriyeti içinde iki cemaatın kavgasını halletmektir ki bu yetki yanlış bir yetkidir. Çünkü Kıbrıs Cumhuriyeti dedikleri 1960 cumhuriyeti 1963den itibaren ortadan kalkmıştır. Hala o yanlış yetki belgesiyle Genel Sekreterden daha olumlu bir netice almasını beklemek hayaldir. Mandasına rağmen Genel Sekreterin yapmaya çalıştığını da iyiniyetle yapılmış bir çaba olarak değerlendiriyoruz ama yanlış manda nedeniyle istemleri
ni yapamadı, suçlu tarafı korumuştur, suçsuz tarafı da mahkum etmektedir....ABI AÇIKÇA SAVUNANLAR YÜZDE 1-2 OY ALDI
Seçimlerin ardından özellikle yabancı ülke temşilcilerin halk AB yolunda kararını verdi şeklinde yorumlar yapmalarını da eleştiren Denktaş, Seçimlerin referandum değil genel seçim olduğunu tekrarladı.
Denktaş, Halk bugün bu oyların tepki oyları olduğunu, referandum olarak düşünmediğini söylüyor. Seçimler eğer referandum ise, yüzde 51 hayırdır-ki tepki oylarıyla yüzde 70lere çıkar- ya da doğruda seçim sonucu olarak kabul edecekler. İkisini karmakarış edip Annan planını kabul edenler diye bir netice çıkarılamaz. Referanduma gidersek yüzde 70in üzerinde hayır çıkar dedi.
HALKIN SESI 23/12/2003
Hükümet, Annan plânında ısrarlı
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Kıbrıs'ta uzlaşının başta Rum tarafı olmak üzere tarafların karşılıklı taviz vermesi ile sağlanabileceğini bildirerek, ''Çözümün Türk tarafının tek taraflı teslimiyeti ile sağlanmasını bekleyenler vahim bir ya
nılgı içindedirler'' dedi.Gül, TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen bakanlığının 2004 yılı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, Kıbrıs konusundaki gelişmeleri değerlendirirken, bu konuda bu yıl önemli adımlar atıldığını ifade etti.
Bugün karşı karşıya olunan noktanın çok ciddi olduğunu belirten Gül, şunları söyledi:
''Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı bir çözüm bulunması Türkiye'nin ve KKTC'nin ortak arzusu ve hedefidir. Türkiye olarak biz 1 Mayıs 2004'e kadar böyle bir çözüm bulunmasına yardımcı olmak için gerekli siyasi iradeye sahibiz. BM Genel Sekreteri'nin iyiniyet misyonuna olan desteğimizi de sürdürmekteyiz. Ancak başta Kıbrıs Rum tarafı olmak üzere uzlaşının ancak bütün tarafların karşılıklı taviz vermesi ile sağlanabileceğini anlaması gerekmektedir.''
"HAMASET VE PROPAGANDA...''
Kıbrıs Türk halkının her zamankinden daha soğukkanlı ve akılcı, ortak bir tutum izlemesi gerektiğini kaydeden Gül, ''Bu dönemde hamaset ve propaganda bir tarafa bırakılmalıdır. Bu uzun vadede hepimize pahalıya mal olabilir'' dedi. Gül, adil ve kalıcı çözüm için belirlenen parametreler çerçevesinde çağdaş diplomasinin tüm yöntem ve olanakları kullanılarak, herkesçe kabul edilebilir bir çözüm için samimi gayret göstermek gerektiğini ifade etti.
AK Parti Düzce Milletvekili Yaşar Yakış ise yaptığı konuşmada, KKTC'de ''Geniş tabanlı ve güçlü'' bir hükümet kurulmasına yardımcı olunması gerektiğini bildirdi.
Yakış, 2004 yılının Türkiye için çok önemli olacağını belirterek, ''Uzun vadeyi ipotek altına alabilecek gelişmelerin ortaya çıkacağı bir yıl olacaktır'' diye konuştu.
| Hükümet, Annan plânında ısrarlı |
|
Ankara, Denktaşın çıkışlarına rağmen Annan Planını müzakereden başka bir alternatif bulunmadığı görüşünü koruyor |
NTVnin haberine göre, diplomatik kaynaklar, Denktaşın eninde sonunda Annan Planını müzakere zemini olarak kabul edeceğini belirtiyorlar. Bu görüşün ortaya konulması, Ankaranın ileride Denktaş üzerindeki baskısını artıracağı şeklinde yorumlanıyor. Net tablonun ortaya çıkması için Çankaya Köşkünde yapılması pla
nlanan Kıbrıs Zirvesinin beklenmesi gerektiğine de işaret ediliyor.BATU: ABD VE ABNİN KKTC SEÇİMLERİNE FÜTURSUZCA MÜDAHALE ETMESİ SKANDALDIR
Türkiyede ana muhalefette bulunan CHPnin Hatay Milletvekili İnal Batu, ABD ve ABnin KKTC seçimlerine fütursuzca müdahale ettiğini belirterek, bunun bir skandal olduğunu söyledi.
A.Anın haberine göre, TBMM Genel Kurulunda Dışişleri Bakanlığı bütçesi üzerinde görüşlerini açıklayan Batu, konuşmasında Kıbrıs sorununa yer verdi.
Batu, Annan Planının hazırlama aşamasında Kıbrıs Rum Kesimi ile müzakere edildiğinin ve onların istemi doğrultusunda değiştirildiğinin ortaya çıktığını ancak Hükümetin bu duruma tepki gösterdiğini söyledi.
ÇİÇEK: BEKLENTİMİZ HÜKÜMETİN KURULMASI
Hükümet Sözcüsü ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek, 14 Aralık'ta KKTC'de, demokratik ve başarılı bir seçim yapıldığını, neticeden bu anlamda memnun olduklarını ifade etti. KKTC'nin demokratik anlamda kurumsallaşmış bir yapıya kavuştuğunu belirten Çiçek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bu seçimler herkesin gözü önünde cereyan etmiştir. Şimdi hükümet olarak biçim beklentimiz bir an evvel orada bir hükümetin kurulması ve hemen çalışmalarına derhal bu anlamda başlamasıdır. Çünkü önümüzde bazı süreçler, sıkıntılar, zorluklar, engeller var. Bunların elbirliğiyle aşılabilmesi için zamanın çok iyi kullanılması gerekmektedir. Bu konuyla ilgili bir değerlendirme yaptık. Dışişleri Bakanlığımız kapsamlı bir çalışma yapıyor. Bu çalışma muhtemelen bu hafta bitmiş olursa o da Bakanlar Kurulu'na gelmiş olacak. O çerçevede bir değerlendirme yapacağız.
HALKIN SESI 23/12/2003
Talat: Top Ankarada
Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, genel seçimlerde halkın çözüm yönünde irade ortaya koyduğunu belirtti ve Cumhurbaşkanı Denktaşın bunu gözardı etmesi halinde başka demokratik yöntemler kullanacaklarını söyledi.
TAK muhabirinin sorularını yanıtlayan Talat, yeni hükümet oluşumuna ilişkin henüz ellerinde somut bir formül olmadığını da belirtti ve Cumhurbaşkanı Denktaşla bugün yapacakları görüşmede görevlendirme beklemediğini kaydetti.
Çözüm vizyonuyla CTP-BDH-DP formülü olabilir diyen Talat, UBP ile koalisyonu ise dışlamamasına karşın zayıf ihtimal olarak niteledi.
Talat, Top Ankarada diye konuştu.
DENKTAŞ LİDERLERLE İKİNCİ TUR GÖRÜŞMELERİ B
UGÜN YAPACAKSeçimlerin ardından oluşan ilginç tabloyu aşarak koalisyon hükümeti kurmaya yönelik çalışmalar devam ederken, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş siyasi liderlerle ikinci tur görüşmelerini bugün yapacak.
Seçimlerin hemen ardından parti liderlerini çarşamba günü ayrı ayrı kabul eden Cumhurbaşkanı Denktaş, bugün de saat 09.30dan itibaren liderlerle ikinci tur görüşmesini yapacak. İlk görüşmesini CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talatla yapacak olan Denktaş, birer saat arayla sırasıyla UBP Genel Başkanı Der
viş Eroğlu, Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş, Barış ve Demokrasi Hareketi Başkanı Mustafa Akıncı ile görüşecek.UBP, 14 Aralık genel seçimlerinden sonra başlayan hükümet kurma çalışmaları çerçevesinde, BDHyı ziyaret etti.
UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu görüşmeden sonra yaptığı açıklamada, seçimlerin bittiğine, meydanlarda söylenenlerin meydanlarda kaldığına işaret ederek, artık uzlaşma arayışı içine girme zamanı olduğunu söyledi.
Eroğlu, UBPnin her zaman uzlaşmadan yana, uzlaşmayla Kıbrısta kalıcı bir anlaşmaya varılmasının mümkün olduğu düşüncesi içinde olduğuna işaret ederek, Türkiye ile işbirliği içerisinden olacak bir mutabakat hükümeti veya geniş tabanlı bir hükümet kurmaya talip olduklarını, BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncıya aktardıklarını belirtti
Her partinin kendisine ait görüşleri olduğuna dikkat çeken Eroğlu, bu görüşler doğrultusunda hareket ederken asgari müştereklerde buluşulup buluşulamayacağının arayışı içinde olduklarını söyledi. Eroğlu, BDH Genel Başkanı Mustafa Akıcı ile geçmişte de bir ortaklıkları olduğunu anlatarak, o ortaklıkta iki partinin birbirlerine destek olarak iki buçuk yıl kadar müşterek hükümet ettiklerini anımsattı.
Başbakan Derviş Eroğlu, UBPnin Kıbrısta -kendilerinin olmazsa olmazları dikkate alınarak- mutlaka bir anlaşmanın gerçekleşmesi ve bu gerçekleştikten sonra ABye girilmesi yönünde kararlılığı olduğunu söyledi.
Eroğlu, önümüzdeki günlerde hükümetin kuruluşu ve hükümet kuruluşunu müteakip, başlaması muhtemel görüşmelere de destek vereceklerini ifade ederek, Kıbrıs Türk halkının kazanımlarını göz ardı etmeden varılacak bir anlaşmaya da destek olacağız. Böyle bir anlaşmanın da arayışı içinde olacağız dedi.
AKINCI
BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı, BDHnın bütün seçim kampanyası boyuncu 14 Aralıkın bir de 15 Aralıkı olduğu bilinci içerisinde hareket ettiğini, seçimlerde sonucu ne olursa olsun bu ülkenin insanları olarak herkesin birbirlerinin yüzüne bakacağının, ellerini sıkacağının bilinci içinde olduklarını söyledi.
Akıncı, BDHnın meydanlarda ne söylüyorsa, o söylenenlerin ardında durmaya devam ettiğini belirtti. Akıncı, BDHnın meydanlarda Kıbrısta çözüm; Mayıs hedefi; Annan Planı temelinde bir çözüm; birleşik bir Kıbrısın AB üyeliği ve Aralık 2004te Türkiyenin bir tarih alması
nın son derece önemli olduğunu söylediğini hatırlatarak, tüm bunların önemini koruduğunu söyledi.Hep altını çizerek vurguladık. Tüm tarafların kazançlı çıkabileceği bir formül üretmektir asıl olan. Hedef üzüm yemek, bağcıyı dövmek değil diyen konuşan Mustafa Akıncı 1 Mayıs 2004 tarihinin çözümsüz geçirilmesi halinde, kısa vadede Kıbrıs Türklerinin bundan ciddi kayba uğrayacağını; kısa bir dönem sonra Türkiyenin ciddi bir kayba uğrayacağını; Aralık 2004de beklediği tarihi alamayacağını; ancak uzun vade
de Kıbrıs Rumlarının da bundan kaybedeceğini vurguladı.Annan Planının zemin olarak kabul edilmesi gereği üzerinde duran Akıncı, ortada başka bir plan, başka bir mucize yaratacak bir durum olmadığını kaydetti.
BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı, bunun teslim olacağız, her şeyimizi feda edeceğiz anlamına gelmediğini ifade ederek, Otururuz, tartışırız. Bunu tarafların karşılıklı kabul edebileceği bir noktaya getiririz. Bunun yanında da Türkiye Kopenhag kriterlerini yaşama geçirir ve Aralık 2004 geldiği zama
n da Türkiye de o beklediği tarihi alır. Dolayısıyla da tüm tarafların kazançlı çıkabileceği bir formül bulunabilir dedi.HALKIN SESI 23/12/2003
Annan Planının görüşülecek yanı yoktur
** Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, temel felsefesi değişmeden Annan Planının müzakere edilemeyeceğini belirterek, planla ilgili görüşlerini Türkiyeye ilettiğini söyledi. Umarız kaale alınır diyen Denktaş, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile önümüzdeki haftalarda bir araya gelebileceklerini kaydetti
Cumhurbaşkanı Denktaş, Annan Planı'nı ahlaksızca bir teklif olarak niteledi ve görüşülecek bir yanı olmadığını söyledi.
Cumhurbaşkanı basın mensuplarıyla yaptığı görüşmede Annan Planınına yüklendi ve uygulanabilir olmadığının altını çizdi. Denktaş Plana dair şöyle konuştu:
"Bakın bu planın içindeki hileyi gösteriyim. Annan Planını müzakere etme şansımız yoktur. Felsefesine dokunamazsınız, çercevenin dışına çıkamazsınız. Rumlar da tartışmak istiyor. Ama durumdan memnun. Çünkü nasıl olsa AB'ye üye olacaklar. Genel Sekreter di
"RUMLAR HAYIR DERSE DE AB ÜYESİ"
Denktaş, Annan Planı çercevesinde Rumların kayrıldığını vurguladı ve şöyle dedi: "Rumların uluslararası yasalara ters düşen Türkiyenin haklarını ortadan kaldırmak istiyen bir yasayı kabul ettirmek için referanduma gidilsin isteniyor. Peki şunu soruyorum: Rum hayır derse ne ol
acak? Bizi niye zorluyorsunuz. Yasadışı bir olayı yasallaştırmak için. Peki biz hayır dersek ne olacak: O zaman diyorlarki 'hayır diyemezsiniz'.Hem siz hem Türkiye zararlı çıkacak. Bu plan dikte ettiriliş tarzı ile düpedüz bir baskıdır. Zorlamadır. Ahlaksızca zorlamadır. Rum tarafına KKTC Türklerinin egemeni değilsiniz demek gerekmektedir. Türklerle benzeri bir ortaklık yapmasanız tabiyatıyla Rumlar oynadıkları oyunlara devam edeceklerdir."SEÇİM SONUÇLARI HÜKÜMETE TEPKİ
KKTC Cumhurbaşkanı batının tavrını da eleştirerek: "İngiliz - ABD ve BM yetkililerinin seçim sonrası beyanatlarına bakıyoruz; Efendim halk seçim sonrasında kararını vermiştir havası var. Bunun aynı zamanda referandum havasına sokulduğu gibi bir hava yaratıldığını unutuyorlar. Halka soruyolar
biz referandum değil partimize tepkiden ötürü böyle oy kullandık diyorlar. AB için özel parti kurulmuştur. O parti de yüzde 1 veya 2 gibi oy almıştır. İşte KKTC Türk'ünün koşulsuz AB'ye destek oranı budur. Halkın referanduma gitmesi durumunda hayır çıkarsa ne olacak. Halk zaten plana evet demeyecek. Seçim sonuçları hükümete tepkidir. İç meseledir bunu AB'ye evet gibi görmek istiyorlar ama halkın yüzde 51'i hayır demiştir.ADADA TÜRK KALSIN İSTEMİYORLAR
Planın kabulu durumunda adada Türk kalmayacağını ifade ederek "Miçotakis'in dediği gibi 10 yıl içinde adada tek Türk kalmayacak. 21 Aralıkları yeniden yaşayacak değiliz. 21 Aralık 1963'ten bugüne kadar neler çektiğimizi biliyoruz. Seçimlere bakarak Anadolu halkı bizegücenmesin. Bu seçimler bir iç hesaplaşmadı
r." dediBEN AB'YE KARŞIYIM DEMEDİM
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, hiçbir zaman Avrupa Birliği'ne (AB) karşı olmadıklarını belirterek, AB'ye değil AB'nin yaptığı haksızlıklar karşısında direndiklerini söyledi.
Denktaş, hiçbir zaman AB'ye karşı olduğunu söylemediğini ifade ederek, ''Rumların AB'ye müracaatı siyasi bir müracaattır, kanunsuz bir müracaattır, Kıbrıs üzerinden Türkiye'nin haklarını kaldırıp bizi çıplak bırakmak için yapılan bir müracaattır, bir hiledir, AB buna düşmemelidir, bu oyuna gelmemelidir dedim, bunu söylüyoruz. Türkiye'nin AB'ye girmesine karşıymışız, ne haddimize düşmüş, niye?'' diye konuştu.
Denktaş, Kıbrıs konusunu Türkiye'nin önüne engel olarak koymanın, kabul edilemez bir haksızlık olduğunu, Türkiye'nin Kıbrıs'ta Enosisi ve soykırımı önlediğini anlatarak, Kıbrıs konusunun, sorunu yaratan Rumların önüne engel olarak konması gerektiğini vurguladı. Kıbrıs'ın dolaylı olarak Yunanistan'a verilmesi oyununun oynandığını ve Annan planının da bunun aracı olduğunu dile getiren Denktaş, ''AB'ye karşı bizim bir şeyimiz yok ama AB'den gelen sesler, bize yapılan haksızca taarruzlar, seçimlere bu kadar karışma, tabiatıyla AB'ye olan güvenimizi sarsmıştır ve sarsmaya devam etmektedir. Bunu da AB'nin kendisi halletmek mecburiyetindedir'' dedi.
ANNAN PLANINI GÖRÜŞMEK KABUL ETMEK DEMEKTİR
Denktaş Annan Planını müzakere etmek için masaya oturmanın aslında dolaylı olarak kabul etmek manasına geldiğini belirterek: "Annan Planı görüşmeye açık plan değildir. Bu planı görüşmek için masaya oturmak demek bu planı kabul etmek, referanduma götürmek ve bu plana evet demektir. Bu planın çercevesi konuşulabilir. Ancak çercevesi de yoktur. İki eşit halk arasında görüşülecektir. Bizim eşit muameleye tutulmamız lazım. Ambargoların kalkması için AB'nin Rumlara baskı yapması lazım ki güvenimiz geri gelsin. Referanduma gidersek bu halk Annan planının ne olduğunu anlamıştır. Referandumun ne olduğu ortaya çıkar. Genel Sekreterin iyi niyet görevi yararlıdır ama onun mandası değişmelidir kendisine verilen yektki iki cemaat arasındaki sornunu giderilmelidir. Ancak bu yanlıştır. Bu sadece iyiniyetli bir davranıştır ama suçlu tarafı korumuştur.Anlaştığınız belgeyi referanduma götüreceksiniz derlerse oturur düşünürüz. Yok tartışmayacaksanız bu olmaz. Böyle şeyl olmaz. Dünya'da hiçbir halka yapılmış muamele değildir." dedi.
YENIDUZEN 23/12/2003
Talat: UBPyle koalisyon uzak olasılık
Kuzey ve Güney Kıbrıstaki bazı siyasi partilerin başkan ve yetkilileri, Slovak Büyükelçiliği tarafından rutin olarak gerçekleştirilen toplantılar çerçevesinde dün BM Barış Gücü kontrolündeki Ledra Palace Otelde biraraya geldi.
Ev sahipliğini Rum siyasi partilerinden ADİKin üstlendiği toplantıya, Kuzeyden CTP-BG Genel Başkan Mehmet Ali Talat ve Asım Akansoy, Demokrat Parti yetkilileri Atay Ahmet Raşid ile Ata Atun, BDHden Genel Başkan Mustafa Akıncı ile Özker Özgür, ÇABPden Genel Başkan Ali Erel ve Mustafa Damdelen, YBHdan da Alpay Durduran ile Rasıh Keskiner katılırken; Güney Kıbrıstan DİSİ Genel Başkanı Nikos Anastasiades ile Kety Klerides,
DİKOdan Nikos Kleanthus ve Rogiros Kirris, AKELden Dimitris Hristofyas ile Eleni Mavru, Kıbrıs Yeşiller Partisinden Kiriyakos Tsimillis ve Yannos Yannu, Avrupa Demokratik Reformlar Partisinden Antonis Pasharides ile Markos Taşist, Sosyal Demokratlar Hareketi EDEKten Genel BaşkanYannakis Omiru ve Marios Karaksias, Birleşik Demokratlardan Genel Başkan Yorgo Vasiliu ile Andreas Ladas, ADİKten Dinos Mihailides ile Edvin İosifides hazır bulundu.Bu arada, toplantı öncesinde konuşma yapan Slovak Büyükelçisi Jan Varso, Çözüm ve Avrupa Birliği Partisi Ali Erel ile Başkan Yardımcısı Mustafa Damdelenin toplantıya ilk kez katıldığına işaret ederek, Erel ile Damdeleni de aralarında görmekten duyduğu mutluluğu dile getirdi.
Güney Kıbrısın Slovak Büyükelçisi Jan Varso toplantıdan sonra yaptığı açıklamada, bundan sonraki toplantının 28 Ocak Çarşamba günü yapılacağını ve saat 10:00da başlayacağını açıkladı.
Katılımcıların Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili fikir alış verişinde bulunduklarını kaydeden Slovak Büyükelçisi, bu bağlamda 1 Mayısa kadar olan sürecin, Avrupa Birliğine birleşik bir Kıbrısın katılması açısından önemli olduğunun toplantıda katılımcılar tarafından vurgulandığını söyledi.
Hristofyas: Ortak hedef müzakerelere başlamak
Toplantı devam ederken, dışarıya çıkarak basına açıklamalarda bulunan AKEL Genel Sekreteri ve Rum Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas, toplantının çok sıcak bir atmosfer içerisinde devam ettiğini ve tüm katılımcıların hedefinin, 1 Mayıstan önce Kıbrıs konusunda bir anlaşmaya var
mak amacıyla müzakerelere bir an önce başlamak olduğu görüşünü dile getirdi.Talat: Çoğunluk çözümden yana
Ara bölgedeki Ledra Palace Otelde gerçekleşen ve yaklaşık iki saat süren toplantı sonrasında Türk ve Rum gazetecilere ortak bir açıklama yapan CTP Birleşik Güçler Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıslı Türklerin çoğunluğunun çözümden yana olduğunu söyledi. Talat, Annan Planının müzakere edilerek, bu temelde varılacak bir anlaşma sonrasında Avrupa Birliğine birleşik Kıbrıs olarak girmekten yana o
lduklarını belirtti.Seçimlerde varılan çıkmazın nasıl çözüleceği sorusuna, hükümeti büyük olasılıkla CTPnin kuracağını söyleyen Talat, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın görevi kendisine vereceğini tahmin ettiğini belirtti.
UBPyle koalisyon uzak olasılık
UBP Genel Başkanı ve Başbakan Derviş Eroğlu ile bir koalisyon kurma olasılığının ne olduğuna ilişkin soruya karşılık Talat, bunun çok uzak bir olasılık olduğunu, Eroğlunun çözümsüzlük çözümdür mentalitesiyle kendisini çözümden soyutladığını söyledi.
Aynı açıklamaların DP Genel Başkanı ve Turizmden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş için de geçerli olduğunu söyleyen Talat, ancak Serdar Denktaşın her zaman için Annan Planının müzakere edilmesine olumlu baktığını ifade etti. .
Türkiyenin Annan Planı karşıtı olmadığını da vurgulayan Talat, Ankaranın birçok kez, planın görüşülebileceğini ve üzerinde değişiklik yapılabileceğini belirttiğini ifade etti.
Türkiyenin yaptığı çalışmaların tamamen yeni bir plan üzerinde olmadığını ifade eden Talat, Türkiyenin Annan Planına dayalı öneriler hazırladığını belirtti..
Talat, görüş ayrılığı yaratan diğer bir noktanın ise, görüşmecilik yetkisiyle ilgili olduğunu ifade etti.
Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, seçimlerde halkın çözüm yönünde irade ortaya koyduğunu ve yeni hükümetin de ancak bu vizyonla kurulabileceğini belirterek, Annan planına karşı çıkmayan DPnin de yer alacağı 3lü koalisyon olabilir. UBP ile de bu vizyonla bir koalisyonu dışlamıyoruz ama bu ihtimal zayıf dedi.
Çözüm vizyonuyla hükümet oluşumu için Türkiyenin net tavrının önemli olduğunu belirterek Top Ankarada ifadesini kullanan Talat, Olmayacaksa biz oynamak istemiyoruz. Biz Don Kişotluk yapamayız. Eğer Türkiye çözüm konusunda kararlı değilse, bir hükümet kurup Denktaşla oynayamayız veya Denktaşın bizimle oynamasına izin veremeyiz. Eğer olmazsa başka demokratik yöntemler deneyeceğiz diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Denktaşın Türkiye ile çatışmasının daha da büyüyeceği şeklinde görüş belirten Talat, Denktaşın galip çıkma ihtimali yoktur. Umarım ki Kıbrıs Türk halkı herhangi bir zarar görmeden bu çatışmanın sonu gelir diye konuştu.
Muhtemel formül BDH ve DP ile
Milletvekili genel seçimlerinden 19 milletvekili ile birinci parti olarak çıkan ve hükümeti kurmaya talip olan Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Cumhurbaşkanı Denktaşın liderlerle yarın yapacağı ikinci tur görüşme öncesinde TAK muhabirinin sorularını yanıtladı.
Cumhurbaşkanı Denktaşla yarın yapacakları görüşmede resmi görevlendirme beklemediklerini, görevlendirmenin ancak meclis oluşumundan sonra yapılabileceğini söyleyen Talat, yarınki görüşmede hükümeti kurma görevine talip olduklarını yineleyeceklerini kaydetti.
Cumhurbaşkanına yarın nasıl bir formül götüreceksiniz sorusuna Talat, Yarın formül götürmeyeceğiz. Ama bizim için esas olan kurulacak yeni hükümetin mutlaka Annan planı zemininde görüşmeler yapıp bunu sonuca götürmesidir. Bunun için en muhtemel formül CTP-BDH ve bu ilkelere uygun politikayı benimserse DP karşılığını verdi.
Bu formülün hayata geçebilmesi için DPden bir işaret almadıklarını, görevlendirme yapılmadan da bir işaret almayı beklemediklerini söyleyen Talat, böyle bir formülün sağlam bir protokol ile hayata geçebileceğini kaydetti.
CTP Genel Başkanı Talat, DP ile koalisyonu Cumhurbaşkanı Denktaşla koalisyon olarak niteleyen görüşlerle ilgili olarak da, Öyle gibi görünüyor ve bu nedenle zor gibi görünüyor. Yürümesi çok zor. O nedenle peşinen anlaşarak hükümete girmek gerekir. Görüşmeci konusu da bu protokolde bağlanacak. Kağıt üzerinde DP ile anlaşacağız ama bu cumhurbaşkanının onayına gidince nasıl davranacağını bilemiyorum dedi.
UBP ile mümkün görünmüyor, ama dışlamıyoruz
CTP Genel Başkanı Talat, UBP ile CTPnin birlikte yer alacakları 2li veya 4lü bir hükümet modeli konusunda ise özetle şunları söyledi:
Seçim kampanyası boyunca ve ondan önce söyledikleriyle olaya bakacak olursak, UBP ve CTPnin birlikte hükümette bulunması mümkün görünmüyor. Ancak çözüm perspektifiyle samimi ve ciddi olarak, takvime bağlı olarak bir hükümetin kimle kurulacağına ben değil ilgili partiler karar verecek. CTP için önemli olan hükümetin kimlerden oluşacağı değil, programıdır. O yüzden herhangi bir koalisyonu dışlamam mümkün değil ama ih
timal çok zayıf. DP ile bile zayıf ama zorlayacağız...Eroğlu kuramaz...
Tıkanma olması halinde erken seçim dahil başka demokratik yöntemler olduğunu söyleyen Talat, hükümeti kurma görevinin UBP Genel Başkanı Derviş Eroğluna verilmesine ise kesinlikle karşı çıkacaklarını kaydetti.
Talat, Eroğlunun hükümet kurma şansı yok. Sayın cumhurbaşkanı öyle birşey yaparsa ayıp eder ve büyük tepki gösteririz. Onun hükümet kurma şansı hiç yok, bizim var. Çünkü DP Annan planını görüşeceğiz diyor. Dolayısıyla güçl
ü ihtimal olmasa da ihtimal var. Üstelik biz birinci partiyiz diye konuştu.Talat, 4lü hükümet formülünü de geçici bir hükümet olarak dışlamadıklarını söyledi ve Denktaşın uzlaşmazlığını kıracak bir yöntem yaratırsa zayıf bir ihtimal olmasına karşın onu da değerlendirebiliriz dedi.
Transfer girişimi yok
Transfer konusundaki soruları da yanıtlayan Talat, CTPnin böyle bir girişimi kesinlikle yoktur, bize verilen böyle bir intiba da yoktur dedi.
Ancak süreç sonunda Meclis aritmetiğinin değişebileceğini söyleyen Talat, şu ifadeleri kullandı:
Sonuçta bu kavga bu meclis yapısını değiştirecek. Türkiye ile pençe penç kavga edeceksiniz, kendi halkınızı hiç düşünmeyeceksiniz. Bu kavganın sonunda UBP ve DP sağlam kalamaz, darmadağın olur. UBP ve DP içinde ülkesini, halkını, Türkiyeyi seven kaç tane milletvekili var. UBP ve DP bu kavga devam ederse çatlayacak. Denktaş-Türkiye kavgası devam edecek ve bu iki parti sağlam kalacak; imkan ve ihtimal yok. Çünkü yurtsever, halkını seven, Türkiyeyi seven milletveki
lleri ne kadar dayanabilecek böyle bir tutuma bilemiyorum..."Cumhurbaşkanı Denktaşın Annan planının müzakere edilemeyeceğine ilişkin son açıklamalarının, çözüm vizyonuyla yeni hükümet oluşumunu daha da zora soktuğunu da söyleyen Talat, İlk yaptığı açıklamalarda halkın çoğunluğunun çözüm istediğini kendisi ifade etmişti. Ancak bir bakıyoruz benden sonrası tufan mantığıyla yine eski pozisyonuna geri döndü diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Denktaşın Türkiye ile kavgaya girdiğini, bunun da kendinden başka kimseyi düşünmediğinin göstergesi olduğu görüşünü kaydeden Talat, Buna karşı nasıl bir hükümet formülü yaratabileceğimizi doğrusu ben de kararlaştırabilmiş değilim dedi.
Cumhurbaşkanı Denktaşın, Türkiye Bakanlar Kurulunun hükümet politikasını belirlemek amacıyla bugün yapacağı toplantıyla aynı saatlerde bu açıklamayı yapmasının dikkat çekici olduğunu söyleyen Talat, Ne Türkiyenin, ne Kıbrıs Türkünün çıkarlarını düşünmediği için olası çözüm yanlısı bir politikanın
belirlenmesinin önüne geçmek için önleyici atak olarak bu açıklamayı yaptı. Benzeri bir atağı Lahey zirvesinden hemen sonra da başlatmış ve Annan Planını şeytanlaştırmıştı ifadelerini kullandı.
Son günlerde peş peşe gelen açıklamaların Türkiye hükümeti ile Cumhurbaşkanı Denktaş arasındaki çatışmayı açık bir şekilde ortaya koyduğunu söyleyen Talat, şunları kaydetti:
Türkiye hem ABD, hem ABa Türkiyenin AB perspektifi için seçimlerden hemen sonra görüşmelerin başlayacağı sözü verdi. Bunu da açıkladılar. Görüşmelerin başlayabilmesi için de ortada tek bir plan var, o da Annan planıdır. Bu planın görüşülebilmesi için de Genel Sekreter, anlaşmaya varma hedefiyle çalışacaklarını yeterli şekilde ifade etmelerini ve görüşmelerin sonucunu referanduma koymayı taahhüt etmelerini, bunun için de anavatanların destek olacaklarını ifade etmelerini şart koşmuştur. Bu koşullar yerine gelmeden ben görüşmek istiyorum demekle görüşmeler başlayamayacak.
Türkiyenin son günlerde verdiği taahhütler doğrultusunda politika belirlemeye çalıştığını ve Cumhurbaşkanı Denktaşın bundan rahatsız olduğunu savunan Talat, özetle şöyle devam etti:
Ortada kesin bir ters düşme var. Denktaşın politikası ile Türkiyenin AB üyeliğinde ilerlemesi sözkonusu değil. Kendi halkı tarafından desteklenmeyen, halkının çoğunluğu tarafından mahkum edilen bir cumhurbaşkanının bu türden hareketler içerisine girmesi ne yasaldır, ne meşrudur. Ve bu çatışma büyüyecek. Denktaşla Türkiye arasında ve halkla Denktaş arasındaki çatışma büyüyecek, Denktaş politikaları mahkum olacak. Denktaşın galip çıkma ihtimali yoktur. Umarım ki Kıbrıs Türk halkı herhangi bir zarar görmeden bu çatışmanın sonu gelir. Çünkü Mayıs 2004 erişilmesi gereken gerçek bir tarihtir ve bu tarihin ertelenmesi sözkonusu değil. Böylesi bir çatışmayla bu tarihin kaçırılması hem Kıbrıs Türkü, hem Türkiye için telafisi mümkün olmayan kayıplara yol açar.
Türkiye hükümet yetkililerinin son yaptıkları açıklamaların bazı çevreler tarafından KKTCye müdahale olarak nitelendiğinin anımsatılması üzerine de Talat, Bugüne kadar Türkiyenin karışmacılığında alışılmış üslubun dışına çıkıldı. Bugüne kadar hep UBP ve Denktaş lehine karışılırdı. İlk kez bunun dışına çıkıldı. Denktaşın lehine olmayan açıklamalar yapıldı ifadelerini kullandı.
Ancak seçim döneminde aynı çevrelerin UBP lehine müdahaleler yaptığını da kaydeden Talat, Son günlerde yapılan açıklamalar herhangi bir taraf lehine veya herhangi bir tarafı destekleyici açıklamalar değil. Türkiyenin çıkarlarını ifade eden açıklamalardır. Bu bakımdan bu tür açıklamaları herhangi bir devletin yapması doğaldır dedi.
Görüşmecilikte ısrar
Görüşmecilik konusundaki tutumlarında ısrarlı olduklarını da söyleyen Talat, Benim iddiam görüşmeci ben olacağım, hükümet olacak dedi.
Birlikte yürütülemez mi sorusuna, Herhalde hükümet ortağımız sadece bizim yürütmemizi kabul etmeyecek ama ben Denktaş Beyin görüşme yapabileceğine ve çözüme ulaşabileceğine inanmıyorum karşılığını veren Talat, Rum tarafı sizin görüşmeci olmanızı kabul ederek mi sorusuna karşılık da, Halk burada bir seçim yaptı ve kararını verdi. Rum tarafı tabii kabul edecek. Biz halkın iradesinin temsilcisiyiz diye konuştu.
Top Ankarada...Don Kişot değiliz
Türkiye ile gayrı resmi temaslarda bulunduklarını, ancak talep etmelerine karşın henüz resmi bir temas yapamadıklarını da söyleyen CTP Genel Başkanı Talat, Türkiye belki Denktaşın şerrinden çekinerek hükümet kurmadan resmi temas yapmaktan çekiniyor dedi.
Türkiye Dışişleri Bakanının Japonya dönüşü görüşebileceklerini bildirdiğini, ancak henüz resmi bir davet gelmediğini söyleyen Talat, özetle şunları söyledi:
Dünyaya meydan okurken şimdi Türkiyeye ve kendi halkına da meydan okuyan Denktaşla bu görüşme sürecini götürmemiz mümkün değildir. Bu nedenle Türkiyenin somut tavrını bekliyoruz. Türkiyenin bu konudaki tavrı açık ve net olmalı ki bu tıkanıklık içinde ne yapacağımıza karar verelim. Top Ankarada...
Kıbrıs Türkünün seçimlerde çözümden yana tavır koyduğunu, kimsenin bu süreci geri çeviremeyeceğini söyleyen Talat, Bu olmayacaksa biz oynamak istemiyoruz. Biz Don Kişotluk yapamayız. Eğer Türkiye çözüm konusunda kararlı değilse bir hükümet kurup Denktaşla oynayamayız veya Denktaşın bizimle oynamasına izin veremeyiz. Eğer olmazsa başka demokratik yöntemler deneyeceğiz ifadelerini kullandı.
Başka yöntemlere açıklık getirilmesi istenen Talat, Bir sürü yöntem var, tartışmadığımız için söyleyemem dedi. Talat, erken seçim, cumhurbaşkanlığı seçiminin erkene alınması, bütün dünyanın yeniden dikkatini çekecek hareketler dahil birçok yöntem bulunabileceğini de ekledi.
Akıncı: 1 Mayısa kadar süre önemli
BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı da toplantıdan sonra basına yaptığı açıklamada, 1 Mayıs 2004e kadar olan sürenin, ABye birleşik bir Kıbrısın katılımı açısından önemli olduğunu ifade ederek, Tüm tarafların kazançlı çıkabileceği bir yol hala daha mevcuttur. Bunu yitirmemek durumundayız dedi.
Akıncı, Annan Planı temelinde hem Türk hem de Rum tarafının kazançlı çıkacağı bir anlaşmayla Mayısa kadar Kıbrıs sorununun çözüme kavuşturulabileceğini kaydetti. Bu sonuca varılması halinde zamanı geldiğinde, Aralık 2004te Türkiyenin de üyelik müzakerelerine başlama tarihi alabileceğinin belirten Akıncı, Ben, bunun her iki taraf için de kazançlı bir durum olduğuna inanıyorum. 1 Mayısa kadar bir çözüme varılamazsa, bu, kısa dönemde hem Kıbrıs Türk tarafı için, hem de üyelik müzakerelerine başlama tarihi alamayacağı için Türkiye açısından bir kayıp olacaktır. Böylelikle sadece Rum tarafı ABye üye olabilecektir diye konuştu.
1 Mayısa kadar bir çözüme varılmamasının uzun dönemde Kıbrıs Rum tarafı için de bir kayıp olacağını vurgulayan Akıncı, çözümsüz bir Kıbrısın ABye girmesinin uzun vadede Rumların zararına olacağını ifade etti ve bu nedenle tüm siyasi partilerin bu kayıpların farkına varıp 1 Mayısa kadar çözüm yolu bulması gerektiğini söyledi.
Partisinin 1 Mayısa kadar çözüm bulunması yönünde çalışmalar yürüteceğini de belirten Akıncı, bunun tarihi bir görev olduğunu kaydetti. Akıncı, Kıbrıs Türklerini Aralık 2004e kadar rehin tutacak veya pazarlık konusu yapacak bir oyunun parçası olmak istemiyoruz şeklinde konuştu.
Kıbrıs Türk halkının Ankaradan açık ve net bir mesaj beklediğini de söyleyen Mustafa Akıncı, Kıbrıs sorununu Annan Planı zemininde çözmek durumunda olduklarından dolayı Tasos Papadopulos hükümetinden de ciddi katkılar beklediklerini belirtti.
Kıbrıs Rum tarafının nasıl olsa biz ABye girdik rahatlığına girmemeleri gerektiğine de değinen Akıncı, bu noktada AB, Türkiyeye Aralık 2004 tarihi geldiğinde beklediği müzakere tarihini alabileceği mesajı verirse, bunun Kıbrıs sorununun çözümüne katkı sağlayacağını ifade etti.
Erel: Seçim sonuçlarını değerlendirdik
ÇABP Genel Başkanı Ali Erel de yaptığı değerlendirmede, toplantıda Kıbrıs sorununun hangi aşamada bulunduğunu ve KKTCdeki seçim sonuçlarını değerlendirdiklerini belirterek, ortak noktanın 1 Mayıs 2004e kadar çözüm bulunması yönünde çaba harcanması olduğunu kaydetti.
Erel, toplantıya katılan DP temsilcilerinin de 1 Mayıs 2004 öncesinde bir çözüme ulaşılması yönünde tavır sergilemesinin önemine de işaret etti.
Ali Erel, müzakerelere başlamak için Türk tarafınca Kofi Annana yapılacak olan çağrı içerisinde müzakerelere başlama ve bitiş tarihi ile planın referandum tarihinin belirtilmesi gerektiğini söyleyerek, böyle bir çağrının, kurulması muhtemel hükümet tarafından yapılmasının ne kadar kolay olacağının bilinmediğine işaret etti
Erel, Türkiyenin bu süreçte ABden bir sinyal beklediğini de gündeme getirdiklerini açıkladı.
Raşid: Seçim sonuçları irdelendi
Toplantıya DPyi temsilen katılan Atay Ahmet Raşid de yaptığı açıklamada, toplantıda esas olarak KKTCdeki seçimlerin sonuçlarının irdelendiğini açıkladı.
Raşid, Kıbrıs Türk tarafının verdiği mesajın, geçmişten ders alarak ileriye dönük bir çözüm beklentisi olduğuna işaret etti ve Bazılarına göre tıkanma gibi görülen bu durum, Kıbrıs Türk siyasi partileri için bu krizi olumlu bir sonuca dönüştürme yolunda önemli bir test olacaktır dedi.
DPnin düşüncesinin, seçimlerden önde çıkan iki parti olan CTP ve UBPnin geniş tabanlı bir platform oluşturması olduğunu dile getiren Raşid, DPnin bu doğrultuda kendisine düşen her katkıyı yapmaya hazır olduğunu kaydetti.
Mayıs 2004e kadar çözüme ulaşılması için görüşmelere devam edilmesini istediklerini de belirten Raşid, Kıbrıs Türk halkının beklentileri doğrultusunda sağlam temellere dayalı bir anlaşma ile Kıbrıs Türk halkını ABye taşımak için ellerinden gelen katkıyı sağlayacaklarını bildirdi.
YENIDUZEN 23/12/2003
Hedef, 28 Martta referandum
Güneyde yayımlanan yüksek tirajlı gazetelerden POLİTİS, yeni
tur müzakerelerinyakında ilan edileceğini yazdı. Politis'in manşeti: Lahey Tipi' Sahne .
Ocak ve Şubatta Özlü Müzakereler. Hedef, 28 Mart'ta Referandumların Yapılması. Federal Seçimler En Geç 25 Nisan'da...
SİMERİNİye göre ise Erdoğan Dayton Tipi önerdi... 1-Kıbrıs sorununun çözümü hedefiyle Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıslı Türkler ve Rumların temsilcilerinin katılacağı bir dörtlü konferans çağrılması, 2-Bu prosedürün Dayton modeline dayandırılması ve müdahil tarafların, sorunun halledilmesine kadar m
üzakere masasından kalkmamaları, 3- BM'nin, İngiltere'nin ve ABD'nin prosedür dışında tutulması.Annan özellikle, 1 Mayıs 2004ten önce bir takım hareketlilikler olması gerektiğine inanıyor. Yeter ki taraflardan, peşinen (prosedür veya kendisinin?) mahkûm edilmeyeceği yolunda bazı taahhütler verilsin
Güneyde yayımlanan yüksek tirajlı gazetelerden POLİTİS, yeni tur müzakerelerin yakında ilan edileceğini söyledi. Politisin manşeti: Lahey Tipi Sahne Ocak ve Şubatta Özlü Müzakereler Hedef, 28 Martta Referandumların Yapılması Federal Seçimler En Geç 25 Nisanda
Amerikalıların, Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlaması için BM tarafından ortaya konulan ön şartların yeniden düzenlenmesi ve bu konuda dogmatik yaklaşımlar ve tanrı buyruğu olmaması gerektiğine inandıkları bildirildi
FİLELEFTHEROS ABD Annan Şartlarına El Veriyor Kuzey Bölgelerinde Yeni Seçim Olasılığı Herkesi Korkutuyor Weston Referanduma İşaret Ediyor başlığıyla yayımladığı haberinde, Amerikalıların, Annanın ortaya koyduğu şartlara değişmez ayet gözüyle bakılmaması gerektiği mantıklarının, müzakerelere oturmaya hazır olduğunu ve devamında BM Genel Sekreterinin davetine olumlu yanıt vereceğini açıklayabilecek olan Türk tarafının işini kolaylaştırdığını yazdı.
Gazete, Lahey başarısızlığının yaşandığı geçen Mart ayından beri, ortaya koyduğu şartlarında ısrarcı olan BM Genel Sekreteri Kofi Annanın, Kıbrıs sorununa bir şans daha verme olasılığını reddetmiyor göründüğünü yazdı, şöyle devam etti:
Annan özellikle, 1 Mayıs 2004ten önce bir takım hareketlilikler olması gerektiğine inanıyor. Yeter ki taraflardan, peşinen (prosedür veya kendisinin?) mahkûm edilmeyeceği yolunda bazı taahhütler verilsin. Geçtiğimiz günlerde Güvenlik Konseyinde yaşanan perde gerisinden ortaya çıktığı üzere Amerika
lılar, müzakerelerin Ocak ayında yeniden başlaması çabalarının güçlendirilmesinde ısrarlıdırlar. Ancak geçen Pazar günü yapılan seçimlerden çıkan sonuç nedeniyle Kuzey bölgelerinde meydana gelen durum, yeni seçimlere gidilmesi olasılığından korkan arabulucuların başını ağrıtıyor. Böyle bir şey sahneyi ve planlarını tamamen alt üst edecek.Bu arada, Türk Dışişleri Bakanıyla temaslarda bulunmak üzere cuma gününden beri Ankarada bulunan ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston, bir hareket çerçevesi ortaya koydu. Weston; ABDnin, müzakerelerin en kısa zamanda yeniden başlaması gerektiği şeklindeki arzusunun sürdüğünü belirterek, tarafların, itirazlarını ortaya koyabileceklerine ve referanduma gidebileceklerine işaret etti. Weston, bütü
n bu adımların her şeyden önce Annan planıyla başlaması gerektiğini söyledi, ancak her iki tarafın da bu konuda sorunları olmasını doğal diye niteledi.Geçen pazar günü yapılan seçimlerden sonra, Kuzey bölgelerinde oluşan durumu da yorumlayan Weston, seçimlerin sandalyelerin eşit paylaşımı sonucunu gündeme getireceğini kimsenin beklemediğini, sahte hükümetin kurulamaması durumunda yeni seçimler yapılması gerekeceğini anlattı.
28 Martta referandum, 25 Nisanda seçimler
POLİTİS, Yeni Tur Müzakereler Yakında İlan Ediliyor Lahey Tipi Sahne Ocak ve Şubatta Özlü Müzakereler Hedef, 28 Martta Referandumların Yapılması Federal Seçimler En Geç 25 Nisanda başlığıyla manşetten verdiği haberinde, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulosun BM Genel Sekreteri
ni, Annan planı temelindeki inisiyatifini yeniden üstlenmeye çağırdığını, ancak müzakerelerin sonucunun ne olacağından bağımsız olarak referanduma gitmeyi peşinen kabul etmeye niyetli olmadığını yazdı.Gazete, beklenmekte olan Kıbrıs müzakerelerinin hazırlık aşamasına tamamen dahil olan bir diplomatik kaynağın, Genel Sekreterin Laheyde şekillenen sahneye dayanan bu şartının, yeni boğucu şartlar içinde ciddi bir engele neden olabileceğini, Rum tarafının korunmak zorunda olduğunu söylediğini yazdı.
Gazeteye göre 1 Mayıstan önce çözüm talep edilmesi durumunda, Lahey öncesi döneme benzerliğini koruyan yeni boğucu takvim şunları içeriyor: 1-Ocak ve Şubat aylarında, en kötü ihtimalle iki hafta kadar mart ayına sarkacak özlü müzakereler; 2-Mart ayı başlarından itibaren, 28 Mart Pazar günü yapılacak referandumlar için kampanya başlaması; 3-Geçici organların belirlenmesi amacıyla en geç 25 Nisanda! federasyon seçimleri...
POLİTİS başka bir haberinde, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulosun, Türklerin sorumluluğun paylaşılması oyununu oynamalarına izin vermemek ve Türkiye konusunda (Kıbrıs meselesinde bumerang haline gelmemesi için) ABta oluşan ortamı doğru hesaplama konusunda pek çok nedeni bulunduğunu savundu.
Avrupalı kaynakların, Avrupa Anayasası konusunda hükümetler arası toplantıda yaşanan başarısızlıktan sonra Türkiyeyle ilgili olasılığın azaldığını, ancak bunun önümüzdeki aralık ayında Türkiyeyle çatışma arzu edecekleri anlamına gelmediğini söylediklerini yazan gazete, zaman geçtikçe ve hükümetler arası konferansın çıkmazda olmaya devam ettiği sürece bu kompozisyonun, Kıbrıs sorunu için patlayıcı bir harman yarattığını belirtti.
POLİTİS, edinilen bilgilerin ise İrlanda dönem başkanlığının son hükümetler arası toplantıda ortaya çıkan delikleri kapatmasının kolay olmayacağı ve bunun, Avrupa seçimlerinden sonra Hollanda dönem başkanlığına kalacağı yolunda olduğunu, bu tür kritik denge şartları altında ve Avrupalıların Türkiyeye verecek şekerleme aradıkları anda Kıbrıs sorununun önemsiz bir konu olarak çirkin şekilde sahne alabileceğini yazdı.
Simeriniye göre Erdoğan
Dayton tipi öneriyor!
Güneyde yayımlanan SİMERİNİ gazetesi, TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğanın Yunanistana, Kıbrıs sorununun çözümü için Dayton tipi bir prosedür önerdiğini Yunan Dışişleri Bakanlığının 3 Aralık 2003 tarihli gizli belgesine dayanarak bildirdi.
Gazete, Erdoğan: Dayton... Sonuna Kadar Kıbrıs Sorununa İlişkin Tezler İçeren Gizli Belgeyi Açıklıyoruz başlıklı haberinde söz konusu belgede yer alanlarla ilgili şunları yazdı:
Bu belgede Türk Başbakanı ile Yunanistan Maliye Bakanı Nikos Hristodulakisin Ankarada gerçekleşen konuşması kaydediliyor. Erdoğan şunları öneriyor:
1-Kıbrıs sorununun çözümü hedefiyle Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıslı Türkler ve Rumların temsilcilerinin katılacağı bir dörtlü konferans çağrılması,
2-Bu prosedürün Dayton modeline dayandırılması ve müdahil tarafların, sorunun halledilmesine kadar müzakere masasından kalkmamaları,
3- BMnin, İngilterenin ve ABDnin prosedür dışında tutulması
Başbakan K
ostas Simitisin daha önce ve Maliye Bakanı Hristodulakisin Erdoğanla görüşmesi sırasında buna verdikleri yanıt olumsuzdu. Özellikle Yunan Maliye Bakanı Türk muhatabına, Annan planını kastederek çözüme taşıyacak araç bulunduğunu söyledi.Elen diplomasisi, Türk Başbakanının Kıbrıs sorununa ilişkin söylediklerini yersiz ve çoğu zaman çelişkili buluyor.
Yunan Dışişleri Bakanlığına göre bu açıklamaların niteliği, Erdoğanın Kıbrıs sorunuyla detaylı şekilde ilgilenmemesi ve bunun ağırlığının Dışişleri Bakanı Abdullah Gülün omuzlarına kalmış olmasından dolayıdır. Bunun ötesinde Erdoğan, önceki gün yaptığı açıklamada, ülkesinin, sahte devletin tanınmasını başarmak hedefiyle Annan planını müzakere edeceği olasılığını açık bıraktı.
Elbette ki, aralarında Denktaşla anlaşmazlığının da bulunduğu her şey, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer başkanlığında önümüzdeki günlerde gerçekleştirilecek olan toplantıda görüşülecek.
YENIDUZEN 23/12/2003
Denktaş'tan Ankara'ya rest
Türkiye Başbakanı Erdoğan'ın, Annan Planı'nın müzakere edilmesi yönünde ortaya koyduğu, iradeye rağmen,
Cumhurbaşkanı Denktaş "görüşülecek yanı yok" diye diretmeye devam ediyorRETÇİ TUTUMUNU SÜRDÜRÜYOR... Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Ankara'nın çözüm ve Annan Planı'nın müzakere edilmesi yönünde ortaya koyduğu iradeye rağmen retçi tutumunu sürdürmeye devam ediyor. Recep Tayyip Erdoğan'ın "müzakere" ısrarına karşılık, Denktaş, "Bu planın görüşülecek yanı yok" diyerek Ankara hükümeti ile farklı yolda olduklarını gösterdi
DENKTAŞ: PLANIN GÖRÜŞÜLECEK YANI
YOK... "Annan Planı görüşmeye açık bir plan değil. Görüşülecek bir yanı yoktur. Annan Planı'nı görüşmek için masaya oturmak demek, bu planı bütün çirkinlikleri, yanlışlarıyla, haksızlıklarıyla referanduma sunmak demektir. Hayır deseniz de kıymeti yok, bildiklerini yapacaklar. Evet derseniz de yasadışı bir muameleyi yasallaştırmış olacaksınız. Böyle bir oyuna gelmemiz mümkün değil"PLANA EVET DEMEK, TÜRKİYE'NİN ADADAN ÇIKMASI DEMEKTİR... "Bu planı referanduma sunmak demek, haritasını kabul etmek, bu kadar göçe boyun eğmek, iki kesimliliğin sulandırılmasını, bu kadar Rum'un içimize gelip yerleşmesini, Türkiye'nin garantisinin sulandırılmasını ve Türkiye AB'ye girdiğinde bunların da adadan çıkmasını kabul etmek demektir"
"BİZE MUHTAÇTIRLAR"... "Bizim evet dememiz Rumların AB'ye yapmış oldukları yasadışı bir müracaatı yasallaştırmak için isteniyor. Bize muhtaçtırlar. Bu yasadışı müracaatı bizim yasallaştırmamız için referandumdan evet istiyorlar. Oynanan oyun budur. Bu düpedüz ahlaksızca baskıdır. Bu baskıya Kıb
rıs Türkü boyun eğmek niyetinde değil..."AB'YE YÜZDE 2 OY... "Seçimler eğer referandum ise, yüzde 51 hayırdır- ki tepki oylarıyla yüzde 70'lere çıkar- ya da doğrudan seçim sonucu olarak kabul edecekler. Referanduma gidersek yüzde 70'in üzerinde hayır çıkar. AB için özel AB parasıyla kurulan parti yüzde 1-2 oy aldı. İşte Kıbrıs Türkü'nün koşulsuz AB'ye, koşulsuz Rum'la birleşmeye verdiği oy bu kadar"
Türkiye hükümetinin Annan Planı'nı müzakere zemini olarak kabul edilmesi yönünde ortaya koyduğu iradeye rağmen, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş olumsuz tavrını sürdürmeye devam ediyor. Aylardır aynı tutumunu sürdüren Cumhurbaşkanı Denktaş, dün de basın aracılığı ile planı görüşmeyeceğinin altını çizdi.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, temel felsefesi değişmeden Annan Planı'nın müzakere edilemeyeceğini belirterek, planla ilgili görüşlerini Türkiye'ye ilettiğini söyledi.
Türkiye hükümetinin "görüşme" iradesini de göz önünde bulunduran cumhurbaşkanı, "Umarız kaale alınır" dedi. Denktaş, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile önümüzdeki haftalarda bir araya gelebileceklerini kaydetti. Denktaş, planla ilgili referandum baskısının Rum Yönetimi'nin tek yanlı AB müracaatını meşrulaştırmaya yönelik olduğunu da söyledi ve Rum halkının planla ilgili tutumunun AB sürecinde herhang
i bir değişikliğe yol açmayacağını belirterek, Türk tarafına bu yönde baskı yapılmasını "ahlaksızca baskı" olarak niteledi.Planda müzakere şansı yok
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Vehbi Zeki Serter'i kabulünde Annan Planı ile ilgili yeni açıklamalarda bulundu ve gazetecilerin sorularını yanıtladı. Denktaş'ın birçok TV kanalından canlı olarak yayınlanan açıklamasını bir basın ordusu izledi.
"Fırsat bulmuşken bir kez daha Annan Planı'nın içindeki hileyi göstereyim" diyerek planı müzakere şansları olmadığını söyleyen Denktaş, bunun nedenlerini şöyle özetledi:
"Çünkü 'çerçevenin dışına çıkamazsınız, felsefesine dokunamazsınız' denmektedir. Rum da felsefesini beğeniyor ve felsefesine dokunmadan 'bazı tadilatlar isterim' diyor. İstediği tadilat bizim kabul edemeyeceğimiz tadilatlardır. Bizim aleyhimize olan ne varsa onların genişlemesini istiyorlar. Genel sekreter de 'tadilat konusunda anlaşamazsanız ihtilaf konularını ben ele alır, istediğim şekilde doldururum' diyor...."
Türkiye otur derse...
Denktaş, "Türkiye Annan Planı temelinde görüşmelere devam yönünde karar alırsa masaya oturacak mısınız" sorusuna da, "Annan Planı görüşmeye açık bir plan değil. Görüşülecek bir yanı yoktur. Annan Planı'nı görüşmek için masaya oturmak demek, bu planı bütün çirkinlikleri, yanlışlarıyla, haksızlıklarıyla referanduma sunmak demektir. Hayır deseniz de kıymeti yok, bildiklerini yapacaklar. Evet derseniz de yasadışı bir muameleyi yasallaştırmış olacaksınız. Böyle bir oyuna gelmemiz mümkün değil" karşılığını v
erdi.Müzakere değil referandum daveti
Kendilerine yapılan davetin müzakere için değil referandum için olduğunu söyleyen Denktaş, "Bu planı referanduma sunmak demek, haritasını kabul etmek, bu kadar göçe boyun eğmek, iki kesimliliğin sulandırılmasını, bu kadar Rum'un içimize gelip yerleşmesini, Türkiye'nin garantisinin sulandırılmasını ve Türkiye AB'ye girdiğinde bunların da adadan çıkmasını kabul etmek demektir" ifadelerini kullandı.
Rum hayır dese de...
Referanduma yönelik Türk tarafına baskı yapıldığını, buna karşın Rumlar üzerinde herhangi bir baskı olmadığını kaydeden Denktaş, şunları söyledi:
"Rum hayır derse ne olacak... Hayır dese de Kıbrıs AB'ye girmiş olacak. Ama biz hayır diyemeyiz, bu durumda hem biz hem Türkiye bundan zararlı çıkar. Yani bizim evet dememiz Rumların AB'ye yapmış oldukları yasadışı bir müracaatı yasallaştırmak için isteniyor. Bize muhtaçtırlar. Bu yasadışı müracaatı bizim yasallaştırmamız için referandumdan evet istiyorlar. Oynanan oyun budur. Bu düpedüz ahlaksızca baskıdır. Bu ba
skıya Kıbrıs Türkü boyun eğmek niyetinde değil..."Kıbrıs'ta uzlaşma önündeki en büyük engelin Rum tarafının tek yanlı AB üyeliği olduğunu tekrarlayan ve bu durumun Rumların uzlaşmaya yanaşmamasına neden olduğunu tekrarlayan Denktaş, "Barış ve uzlaşma denge
li muameleyle mümkündür" dedi.Felsefesi değişecekse müzakere olur
Cumhurbaşkanı Denktaş, "felsefesi ve çerçevesi dahil her şeyin müzakereye açık olması durumunda müzakereye evet der misiniz" sorusuna da, "Size 'gel de müzakere et, bu kadar günde muhakkak referanduma götür tehdidi olmadan 'anlaştığınız belgeyi referanduma götüreceksiniz' derlerse, insan oturur müzakere eder tabi...Ama felsefe, çerçeve değişmeyecek ve kesinlikle referanduma gidilecekse buna hayır" karşılığını verdi.
Denktaş, "Annan Planı'nı hazırlayanlar, önce felsefesinin de konuşulabileceğini, çerçevesinin olmadığını, her şeyin görüşülebileceğini ve iki eşit halk arasında görüşüleceğini söylemelidirler" diye ekledi.
AB'ye karşı değilim...
Bir soruya karşılık, Avrupa Birliği'ne karşı olmadığını da söyleyen Denktaş, "Rumların AB'ye müracaatı siyasi ve kanunsuzdur. Kıbrıs üzerinden Türkiye'nin haklarını kaldırıp bizi çıplak bırakmak için yapılmış bir müracaattır. Bir hiledir. AB bu oyuna gelmemelidir" dedi.
Kıbrıs'ta yaptığı haksız uygulamaların ve seçimlere müdahalesinin AB'ye güvenlerini sarstığını da söyleyen Denktaş, "Kıbrıs'taki iki halktan birini diğerinin efendisi yapamaz, iki demokrasiden birine göz kapayamaz, iki devletten birini görmezlikten gelemezler" diye konuştu.
Ne haddimize ve niye...
Türkiye'nin AB üyeliğine karşı olduğuna ilişkin söylemlerin anımsatılması üzerine ise, "Niye, ne haddimize" diyen Denktaş, "Türkiye'nin yolunu kestiğimizi, Rum'un yasadışı müracaatını kabul edenler ve Türk medyası söylüyor. Kıbrıs'ı Türkiye'nin önüne engel koymak büyük haksızlıktır" diye konuştu.
Türkiye, ümit ederiz kaale alır
Baskılara karşı halkı sürekli uyardıklarını, Türkiye'deki yetkililere de yazılı ve sözlü olarak düşüncelerini ilettiklerini söyleyen Denktaş, "Ümit ederiz ki kaale alınır" ifadesini kullandı.
Türkiye Başbakanı Erdoğan'la görüşmeleri konusunda belirlenmiş bir tarih olmadığını, bir iki hafta içinde toplantı yapılabileceğini söyleyen Denktaş, "planla ilgili çekincelerde mutabakat var mı" sorusuna, "Yakında oturup onlar görüşecek, ondan sonra bizimle görüşecekler ve o zaman anlayacağız" karşılığını verdi.
Dörtlü zirve... Manda değişmeli
Cumhurbaşkanı Denktaş, bir soruya karşılık, Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs'taki liderler arasında dörtlü zirveyi alternatif yöntem olarak düşünmediklerini de söyledi ve şunları kaydetti:
"Genel sekreterin iyi niyet görevi faydalıdır ama genel sekreterin mandası değişmelidir. Çünkü kendine verilen yetki, mevcut Kıbrıs Cumhuriyeti içinde iki cemaatın kavgasını halletmektir ki bu yetki yanlış bir yetkidir. Çünkü Kıbrıs Cumhuriyeti dedikleri 1960 Cumhuriyeti 1963'ten itibaren ortadan kalkmıştır. Hâlâ o yanlış yetki belgesiyle genel sekreterden daha olumlu bir netice almasını beklemek hayaldir. Mandasına rağmen genel sekreterin yapmaya çalıştığını da iyi
niyetle yapılmış bir çaba olarak değerlendiriyoruz ama yanlış manda nedeniyle istemlerini yapamadı, suçlu tarafı korumuştur, suçsuz tarafı da mahkum etmektedir..."AB'yi açıkça savunanlar yüzde 1-2 oy aldı
Seçimlerin ardından özellikle yabancı ülke temsilcilerin "Halk, AB yolunda kararını verdi" şeklinde yorumlar yapmalarını da eleştiren Denktaş, "Seçimlerin referandum değil genel seçim olduğunu" tekrarladı.
Denktaş, "Halk bugün bu oyların tepki oyları olduğunu, referandum olarak düşünmediğini söylüyor. Seçimler eğer referandum ise, yüzde 51 hayırdır -ki tepki oylarıyla yüzde 70'lere çıkar- ya da doğrudan seçim sonucu olarak kabul edecekler. İkisini karmakarışık edip Annan Planı'nı kabul edenler diye bir netice çıkarılamaz. Referanduma gidersek yüzde 70'in
üzerinde hayır çıkar" dedi. Denktaş, "AB için özel AB parasıyla kurulan parti yüzde 1-2 oy aldı. İşte Kıbrıs Türkü'nün koşulsuz AB'ye, koşulsuz Rum'la birleşmeye verdiği oy bu kadar" diyerek, isim vermeden Çözüm ve AB Partisi (ÇABP)'ne de atıfta bulundu.Denktaş, seçimlerin iç hesaplaşma olduğunu belirterek, "Seçim sonuçlarına bakarak Anadolu halkı bize gücenmesin" ifadesini de kullandı.
Seçimler eğer referandum ise, yüzde 51 hayırdır-ki tepki oylarıyla yüzde 70'lere çıkar- ya da doğruda seçim sonucu olarak kabul edecekler. İkisini karma karış edip Annan Planı'nı kabul edenler diye bir netice çıkarılamaz. Referanduma gidersek yüzde 70'in üzerinde hayır çıkar" dedi. Denktaş, "AB için özel AB parasıyla kurulan parti yüzde 1-2 oy aldı. İşte Kıbrıs Türkü'nün koşulsuz AB'ye, koşulsuz Rum'la birleşmeye verdiği oy bu kadar"
KIBRIS 23/12/2003
Koalisyon modeli tartışılıyor
CTP- Birleşik Güçler ve BDH, "çözüm ve AB hedefinde bir hükümet" modelini tartışırken, UBP ve DP'de farklı hükümet modelleri gündeme geliyor
Siyasi partiler yeni hükümet modeline endekslendi. Kulislerde birden çok hükümet modeli konuşuluyor. UBP kendisinin de içinde olacağı bir koalisyonda ısrarcı. CTP-Birleşik Güçler ve Barış ve Demokrasi Hareketi, "1 Mayıs 2004'e kadar çözüm ve AB için hükümet" görüşünde. Demokrat Parti'nin önceliği ise dörtlü koalisyon
Hüseyin EKMEKÇİ
14 Aralık genel seçimlerinin ardından herkes yeni hükümetin nasıl şekilleneceğini merakla bekliyor. Siyasi kulislerde birden çok hükümet modeli konuşulurken, siyasi partilerin tavırları da yavaş yavaş şekillenmeye başladı.
Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler, Genel Başkan Mehmet Ali Talat başbakanlığında, 1 Mayıs 2004'e kadar çözümü hedefleyen bir hükümet kurulmasında ısrarlı. "Nasıl olursa olsun bir hükümet" modelini tartışmayan CTP- Birleşik Güçler bunun yerine "yeniden meydanlara dönmeyi" de olasılıklar arasında tutuyor.
Barış ve Demokrasi Hareketi'nin tavrı da benzer yönde. İmzalanan ortak protokole sadık olduklarını ifade eden BDH yetkilileri, çözüm ve barış yönünde kurulacak bir hükümette görev almaya hazır, aksi ise tartışma konusu dahi yapılmıyor.
Ulusal Birlik Partisi ise yeni koalisyonda bulunmakta kararlı. Halkın geniş tabanlı bir hükümet istediğini savunan UBP'de CTP- Birleşik Güçler- UBP ve DP üçlü koalisyonu tartışılıyor.
Demokrat Parti ise üç ihtimalli bir formül geliştirdi. Dört partinin koalisyonda yer almasını isteyen DP yönetimi, bunun gerçekleşmemesi halinde ise CTP-Birleşik Güçler- UBP hükümetine sıcak bakıyor.
Genel sekreterler, süreci değerlendirdi
Çözüm ve AB'yi ruhen dahi hedeflemeyecek bir hükümet modeli içerisinde yer almalarının mümkün olmayacağını ifade eden CTP-Birleşik Güçler Genel Sekreteri Ferdi S. Soyer, "Mayıs 2004 sürecini bize kaybettirmek isteyen bütün gelişmelere karşı bizim hareket noktamız vardır. Bu hareket noktası da açıktır. Halkın gönlü ve meydanlar. Elden gelen bütün demokratik çabayı göstereceğiz" dedi. Soyer, çözümü ve AB'yi hedefleyen, Rum tarafının tüm Kıbrıs adına AB'ye girmesini engelleyecek bir sürecin yaşanması gerektiğini belirtti.
Hükümetin bir önce kurulması ve anlaşma sürecinin başlamasından yana olduklarını belirten UBP Genel Sekreteri Süha Türköz, "Yeterli zaman mevcut. Bu dönem içinde ortaya uzlaşacağımız bir belge çıkar mı çıkmaz mı bilemem ama biz bu kararlılığı göstereceğiz" dedi. Türköz UBP'nin de içinde olacağı bir koalisyon kurulmasını istediklerini belirtti.
BDH Koordinatörü İzzet İzcan, Annan Planı temelinde görüşmelerin başlamasına ve referandum tarihinin de saptanmasına uygun bir hükümet modeli içerisinde yer alabileceklerini belirterek, "Cumhurbaşkanı Denktaş'ın görüşmecilik tekelinin de ortadan kalkması lazım. Ancak böyle bir sonuca ulaşabiliriz. Barış hedefi olmayan, imkansızı talep eden bir hükümet içerisinde BDH olmayacaktır. Sırf hükümet kurmak için bir
hükümet içinde mümkün değil biz olmayacağız" dedi.Demokrat Parti Genel Sekreteri Kemal Havalı, iyi niyetle müzakere masasına oturmak gerektiğini belirterek, olası bir çözümsüzlük halinde dahi suçlanan tarafın Türk tarafı olmaması gerektiğinin altını çizdi. Bu nedenle süratle hükümetin kurulması gerekliliğinin altını çizen Havalı, dört partili koalisyon ya da CTP-UBP hükümeti önerdi. Havalı, iki alternatifin gerçekleşmemesi halinde de üçlü ya da ikili koalisyona da hazır olduklarını belirtti.
Soyer: Temel hedef, çözüm ve AB
Tüm toplumun en büyük beklentisinin Mayıs 2004'e çözüme ve AB'ye ulaşacak bir hükümetin kurulması noktasında olduğunu belirten Soyer, "Kurulacak hükümetin barış, çözüm ve AB hedefinin olması gerekir" dedi.
Kurulacak hükümetin ana hedefinin "içten ve samimi bir şekilde çözüm ve AB" olması gerektiğini ifade eden Soyer, "Hükümetin şeklinden ziyade hedefi ve ilkeleri söz konusudur. Bu ilkeler de öyle sureten ele alınacak ilkeler değildir" diye konuştu.
Soyer şöyle devam etti:
"Görüşmeci, gö
rüşmeci heyeti, ağırlığı ve çözüm- AB noktasındaki pozisyonu, Annan Planı'nın özlü bir şekilde ele alınıp tartışılması ve bu yapıda hangi noktaların ileri götürülmesi gerektiğini öngören bir model...Bu modele bağlı olarak içte yıllar boyu süren haksızlıklara, adaletsizliklere karşı da toplumun ihtiyaç duyduğu demokratik düzeni getirecek bir dinamizm. Kurulacak olan hükümetin ruhunda bu olmalıdır. Bu ruh çerçevesinde ağırlığımızı sürdürüyoruz. Burada tartışmasız bir şekilde gündeme gelmesi gereken Sayın Ta
lat'ın başbakanlığında bir hükümettir."Süha Türköz: Koalisyonda UBP de yer almalı
Ulusal Birlik Partisi Genel Sekreteri Süha Türköz, kurulacak bir koalisyonda UBP'nin de yer alması yönünde karar aldıklarını belirterek, ülkenin süratle kaos ortamından çıkması gerektiğini belirtti.
UBP'nin mutlaka hükümette yer alması gerektiği görüşünün parti içerisinde kabul gördüğünü anlatan Türköz, bu çerçevede temaslarını sürdürdüklerini belirtti. Halkın 14 Aralık seçimlerinde verdiği mesajın doğru değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Türköz, "Bizim çözemediğimiz ve halk iradesine başvurduğumuz bu halkımız, 'Kararımı verdim, bu doğrultuda hareket edin' demiştir. Tek başımıza hükümet kurma durumumuz yok. Ama UBP hükümette yer alma kararlılığında" diye konuştu.
Seçimlerden sonra parlamentoda temsil edilen parti merkezlerini ziyaret ederek yetkilileriyle görüştüklerini belirtti. UBP'nin ikinci büyük parti olması nedeniyle, "hükümet kurma" ziyaretleri yaptıklarını ifade eden Türköz, "Umarım sonuçta olumlu bir neticeye varmış oluruz" dedi.
Cumhurbaşkanı'nın hükümeti kurma görevini UBP'ye vermesini istediklerini anlatan Türköz, "Yıllardan bu yana süren bir sorumluluğumuz söz konusu. Bu göreve talibiz. Seçim sonuçlarını istediğimiz şekilde yorumlama lüksümüz yoktur. Doğru yorum yapmamız gerek. Bu güne kadar her konuda beraber hareket etmeye alışmış Kıbrıs Türk halkı, bundan sonraki dönemde de aynı birlikteliği sürdüreceği mesajını verdi" ifadesini kullandı.
Türköz şöyle devam etti:
"Seçim sonuçlarının verdiği mesaj var. Kıbrıs'ta bir anlaşma yapılması ve AB'ye giriş mesajı vermiştir. Buna karşın, kazanılan haklardan vazgeçmeyeceğini ve geçmişte yaşadığı olumsuzlukları yaşamak istemediğini ortaya koymuştur.
Biz UBP olarak tüm bu düşünceleri kapsamlı bir şekilde değerlendiriyoruz. Siyasal partilerle görüşüyoruz. Bize göre büyük bir sorumluluk ve anlayış gerektiren bir dönemdeyiz. Geçmişte olduğu gibi, aynı şekilde bu sorumluluk anlayışımızı ve kararlılığımızı en azından bir hükümet kurulması konusundaki isteğimizi açık bir
şekilde ortaya koymaya devam edeceğiz. Yeni yılda halkımıza vereceğimiz en güzel müjde, anlayışlarına cevap verecek geniş tabanlı bir hükümet kurmaktır."İzcan: Çözüm için hükümet
Hükümet kurma çalışmaları hakkında gelinen aşamayı değerlendiren BDH Koordinatörü İzzet İzcan, Ankara'nın tavrının önemli olduğunu söyledi.
BDH'nın hükümetin içinde olabilmesi için bir takım değerlendirmeleri bulunduğunu ifade eden İzcan şöyle devam etti:
"Örneğin BDH'nın içinde olacağı bir hükümetin Annan Planı temelinde çözümü benimsemesi, Kıbrıs Türkü'nün referandum hakkının tarihi ile kamuoyuna duyurulması lazım, Türkiye'nin hazırladığı palanın BDH tarafından görülmesi ve Erdoğan -Gül ile görüşmemiz gereklidir.
Yani, mayıs ayı hedefleniyor mu, hedeflenmiyor mu? Ciddi bir takvim ortaya çıktı mı? Bizim bu güne kadar halka verdiğimiz taahhütleri yerine getirmemize olanak veriyor mu? Bütün bu verilerin ortaya çıkması lazım. Yoksa, UBP halen kampanya zamanındaki yerinde duruyorsa, yani Annan Planı temelindeki çözümün meclis üzerinde
dalgalanan Yunan bayrağına eş olacağını düşünüyorsa, Kıbrıs Türkü halen daha kavanozdaysa ve çözüm mezbaha ise bizim onlarla ortak bir hükümette bulunmamız söz konusu olamaz.Üç siyasi parti protokol imzalamıştır ve bu protokole bağlıyız. Bu protokole uygun hareket etmek isteriz. Seçim sonuçları bazı maddelerin hayata geçmesini engelledi. Yeni süreçte yeni verilerin net olarak ortaya çıkması lazım. Hedef birliğinin olup olmadığı henüz belli değil. Bu aşamada UBP'nin de içinde olacağı geniş tabanlı bir hükü
metten bahsetmek mümkün değildir. Yetkili kurullarımız ortak veriler ortaya çıktığı zaman bir değerlendirme yapacak. Biz aldığımız oyların bilincindeyiz. Eğer üzerimize düşecek sorumluluk varsa da bu taşın altına elimizi koymaya hazırız. Yeter ki doğru bir hedefe yönelelim.Kemal Havalı: Geniş tabanlı koalisyon...
Demokrat Parti Genel Sekreteri Kemal Havalı, koalisyon hükümetinde yer almazdan önce dörtlü bir koalisyon ya da CTP-Birleşik Güçler-UBP koalisyonuna sıcak baktıklarını belirtti.
İki alternatif modelin tüm uğraşlara rağmen kabul görmediği bir noktaya ulaşıldığı anda, üçlü ya da hükümet modellerinin DP içerisinde değerlendirileceğini söyleyen Havalı, "Önceliğimiz yeni kaosun yaratılmayacağı ilk iki alternatiftir" dedi.
1 Mayıs 2004 tarihinin önemini iyi bildiklerini belirten Kemal Havalı konuyla ilgili şunları söyledi:
"DP, Mayıs 2004'te komşumuz Rum devleti ile birlikte çözüme ve AB'ye ulaşmayı doğru bir hedef olarak görmektedir. Dolayısı ile bir an önce görüşmelerin başlaması, itirazların ortaya konması ve uzlaşılması halinde Mayıs 2004'te müştereken AB hedefini masada göstermeliyiz.
Görüşmeler tıkansa dahi çözümü reddeden taraf Kıbrıs Türk tarafı olmamalıdır. Biz iyi niyetimizle masada olursak ve çözüm için çaba harcarsak, dünya nezdinde suç bizde değil güneyde olur..."
KIBRIS 23/12/2003
Türkiye Bakanlar Kurulu, Kıbrıs'ı da görüştü: Hükümet bir an
ZAMAN İYİ KULLANILMALI... Kıbrıs konusunu da gündemine alan Türkiye Bakanlar Kurulu, KKTC'de bir an evvel bir hükümetin kurulması ve sürecin en iyi şekilde değerlendirilmesi beklentisinde olduğunu açıkladı. Açıklamada; "Önümüzde bazı süreçler, sıkıntılar, zorluklar, engeller var. Bunların el birliğiyle aşılabilmesi için zamanın çok iyi kullanılması gerekmektedir" denildi
Türkiye Bakanlar Kurulu, KKTC'de bir an evvel bir hükümetin kurulması ve sürecin en iyi şekilde değerlendirilmesi beklentisinde olduğunu açıkladı. Bakanlar Kurulu, dünkü toplantısında Kıbrıs konusunu da görüştü.
Toplantıdan sonra Kurul Sözcüsü, Adalet Bakanı Cemil Çiçek tarafından yapılan açıklamada, 14 Aralık'ta KKTC'de, demokratik ve başarılı bir seçim yapıldığı, neticeden bu anlamda memnun olunduğu ifade edildi.
Cemil Çiçek, KKTC'nin demokratik anlamda kurumsallaşmış bir yapıya kavuştuğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu seçimler herkesin gözü önünde cereyan etmiştir. Şimdi hükümet olarak biçim beklentimiz bir an evvel orada bir hükümetin kurulması ve hemen çalışmalarına derhal bu anlamda başlamasıdır. Çünkü önümüzde bazı süreçler, sıkıntılar, zorluklar, engeller var. Bunların elbirliğiyle aşılabilmesi için zamanın çok iyi kullanılması gerekmektedir. Bu konuyla ilgili bir değerlendirme yaptık. Dışişleri Bakanlığımız kapsamlı bir çalışma yapıyor. Bu çalışma muhtemelen bu hafta bitmiş olursa o da Bakanlar Kurulu'na gelmiş olacak. O çerçevede bir değerlendirme yapacağız.
Bizim beklentimiz Türk hükümeti olarak KKTC'de bir an evvel bir hükümetin kurulması ve önümüzdeki sürecin en iyi şekilde değerlendirilmesidir."
"KKTC'de hükümet nasıl kurulacaksa kendileri karar verirler"
Türkiye Hükümet Sözcüsü ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Bakanlar Kurulu Toplantısı'nın gündemine ilişkin yaptığı açıklamaların ardından, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Çiçek, Kıbrıs'taki gelişmelerin sadece adadaki soydaşları değil, Türkiye'yi de yakından ilgilendirdiğini söyledi.
Türkiye'nin beklentisinin bir an evvel KKTC'de bir hükümetin kurulması olduğunu kaydeden Çiçek, "Nasıl kurulacaksa kendileri karar verirler. Bizim, bu noktada tavsiyelerimiz, temennilerimiz olabilir ama bu kararı verecek olan kendileridir" dedi.
Cemil Çiçek, KKTC'de hükümet kurma çalışmalarında bir sıkıntı olması halinde Ankara'nın bir telkinde bulunup bulunmayacağı ve KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Annan Planı'na ilişkin bugünkü açıklamalarının sorulması üzerine, şöyle konuştu:
"Biz, (KKTC'de nasıl bir hükümet kurulursa, iyi olur) bunu konuşmadık. Şüphesiz, ona, şu an seçilmiş olan KKTC parlamentosu karar verecektir. Bizim, beklentimiz bir an evvel hükümetin kurulmasıdır. Nasıl kurulacaksa kendileri karar verirler. Bizim, bu noktada tavsiyelerimiz, temennilerimiz olabilir ama bu kararı verecek olan kendileridir. Kıbrıs'taki gelişmeler yalnız oradaki soydaşlarımızı ilgilendirmiyor, Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor. Önümüzde de özellikle 1 Mayıs 2004 tarihi açısından sıkışık bir süre var. Bu sürenin iyi kullanılması gerekmektedir. Bu sürenin en iyi şekilde, nasıl kullanılacağıyla ilgili olarak, oturup çok etraflı bir çalışmayı yapmamız gerekiyor. Neyi, ne zaman, nasıl müzakere edeceğiz, birlikte neler yapılabilir? Bunlar önümüzdeki günler içerisinde ortaya çıkacak hususlardır. Biz Kıbrıs'taki gelişmeleri yakından takip ediyoruz."
KIBRIS 23/12/2003
Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül:Mayıs 2004'e kadar Kıb
HAMASET VE PROPAGANDA BİTMELİ... Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Türkiye'nin, Kıbrıs'ta 1 Mayıs 2004'e kadar adil ve kalıcı bir çözüm bulunmasına yardımcı olmak için gerekli siyasi iradeye sahip olduğunu vurguladı. Gül, "Bu dönemde hamaset ve propaganda bir tarafa bırakılmalıdır. Bu uzun vadede hepimize pahalıya mal ol
abilir" dediTürkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Türkiye'nin Kıbrıs'ta 1 Mayıs 2004'e kadar adil ve kalıcı bir çözüm bulunmasına yardımcı olmak için gerekli siyasi iradeye sahip olduğunu vurguladı.
Kıbrıs Türk halkının her zamankinden daha soğukkanlı ve akılcı bir tutum izlemesi gerektiğini kaydeden Gül, "Bu dönemde hamaset ve propaganda bir tarafa bırakılmalıdır. Bu uzun vadede hepimize pahalıya mal olabilir" dedi.
Abdullah Gül, TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen bakanlığının 2004 yılı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, Kıbrıs konusundaki gelişmeleri değerlendirirken, bu konuda bu yıl önemli adımlar atıldığını ifade etti.
Bugün karşı karşıya olunan noktanın çok ciddi olduğunu belirten Gül, şunları söyledi:
"Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı bir çözüm bulunması Türkiye'nin ve KKTC'nin ortak arzusu ve hedefidir. Türkiye olarak biz 1 Mayıs 2004'e kadar böyle bir çözüm bulunmasına yardımcı olmak için gerekli siyasi iradeye sahibiz. BM genel sekreterinin iyi niyet misyonuna olan desteğimiz
i de sürdürmekteyiz. Ancak başta Kıbrıs Rum tarafı olmak üzere uzlaşının ancak bütün tarafların karşılıklı taviz vermesi ile sağlanabileceğini anlaması gerekmektedir. Çözümün, Türk tarafının tek taraflı teslimiyeti ile sağlanmasını bekleyenler vahim bir yanılgı içindedirler. Çözüme katkıda bulunmak isteyen üçüncü tarafları da bu gerçekten hareket etmeleri konusunda uyarmaktayız. Bugüne kadar olduğu gibi tek taraf üzerinde yapılan baskıların olumlu sonuç vermeyeceği iyice anlaşılmalıdır. Türkiye, Kıbrıs Türk halkının haklarını korumayı taahhüt etmiştir. Bu taahhüdün sadece hukuki ve siyasi değil, aynı zamanda manevi ve ahlaki değeri de bulunmaktadır."Kıbrıs Türk halkının her zamankinden daha soğukkanlı ve akılcı, ortak bir tutum izlemesi gerektiğini kaydeden Gül, "Bu dönemde hamaset ve propaganda bir tarafa bırakılmalıdır. Bu uzun vadede
hepimize pahalıya mal olabilir" dedi.
Gül, adil ve kalıcı çözüm için belirlenen parametreler çerçevesinde çağdaş diplomasinin tüm yöntem ve olanakları kullanılarak, herkesçe kabul edilebilir bir çözüm için samimi gayret göstermek gerektiğini ifade etti. Diplomasi tarihinde büyük ihtilafların cesaret ve yaratıcılık sayesinde barış ve işbirliğine dönüştüğünün örneklerinin çok olduğuna işaret eden Gül, "Bunun için sadece Türk t
arafı değil, Rum tarafının da uzlaşıcı tavırlar göstermesi gerekmektedir. Ümit ediyorum önümüzdeki dönemde bunlar gerçekleşir" diye konuştu.Bakan Gül, AB ile yarım asırlık ilişkinin sonuna gelindiğini, en kritik döneme girildiğini belirtti. Türkiye ile ilişkilerin vakit geçirilmeden başlanması kararı alınmasının Kopenhag siyasi kriterlerinin aday ülkelerde geçerli olması anlamına geldiğine dikkati çeken Gül, bütün toplumun buna konsantre olduğunu söyledi. "Türk halkı da hakkettiği" için AB kriterlerini yak
alamak amacıyla yoğun bir çalışma yürütüldüğünü ifade eden Gül, bunların olumlu sonuçlarının alınmaya başlandığını kaydetti.Gül, 2004 yılı sonlarında müzakerelere başlanacağını umduğunu bildirdi.
Irak'ta dengeli politika
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Gül, Irak konusundaki görüşlerini açıklarken de Türkiye'nin bu dönemde dengeli bir politika güttüğünü ifade etti. Yürütülen diplomasi sonunda ABD, AB, İslam Dünyası ve Ortadoğu kulvarındaki dış politika önceliklerini optimum bir noktada buluşturmayı başardıklarını kaydeden Gül, uluslararası kamuoyunun ciddi biçimde parçalandığı Irak konusunda Türkiye'nin bütün taraflarla ilişkileri sürdüren yegane ülke olduğuna işaret etti.
"Önemli sorunların buluştuğu bir yıl"
Abdullah Gül, 2003'ün dış politika açısından önemli sorunlarla karşı karşıya kalınan bir yıl olduğunu kaydederek, "Göreve gelir gelmez masamızın üstünde önemli sorunlar bulduk. Önemli bütün sorunlar
buluşmuş gibi oldu" dedi. Gül, Irak, Kıbrıs, AB ve uluslararası terörizmin dış politikayı olduğu gibi iç politikayı da yakından ilgilendirdiğini ve gündeme oturduğunu ifade etti. Bu konuların hepsini şeffaf ve demokratik bir yaklaşım içinde ele aldıklarını kaydeden Gül, bu dönemde TBMM'nin de çok etkin kılındığını bildirdi.
Türkiye'nin "Doğuda batılı, batıda doğulu gibi görünme açmazından" kurtulması gerektiğini belirten Gül, bunun için bulundukları yere uygun mesajlar verdiklerini söyledi. Gül, bu dönemde Türkiye'nin dışarıda büyük itibar kazandığını ifade etti.
Gül, Türkiye'nin dış politika gündemi ve sorumluluk alanı açısından herhangi bir devlet olmadığını, tarihi sorumlulukları, stratejik konumu ile bütüncül bir dış politika izlemesini gerektiğini kaydetti. Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinin sağlıklı bir düzeye geldiğini bildiren Gül, ekonomik,
askeri, siyasi ilişkilerin karşılıklı saygı çerçevesinde geliştiğini anlattı. Bakan Gül, İslam Konferansı Örgütü'ne üye ülkelerle, BM ile ilişkilerin iyi bir durumda olduğunu da bildirdi.Türkiye'nin tarihinde görülmemiş bir biçimde dış temaslar gerçekleştirdiğini kaydeden Gül, ikili ilişkiler çerçevesinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 12 ülkeyi, kendisinin de 13 ülkeyi ziyaret
ettiğini ifade etti. Gül, Türkiye'ye de 14 başbakan, 25 dışişleri bakanı ve 9 cumhurbaşkanının geldiğini söyledi.
"Güvenli bölge..."
Dışişleri Bakanı Gül, dünyanın birçok ülkesinde 11 Eylül'ün bahane edilerek özgürlükler kısıtlanırken, Türkiye'nin tam tersine özgürlükleri genişlettiğini anlattı. Komşu ülkelerle "Sıfır problemli bir dönem" hedefi çerçevesinde ilişkilerin geliştirildiğini bildiren Gül, "Türkiye, bölgeyi güvenli bir bölge yapma yolunda önemli adımlar atmıştır. (Çevremiz düşmanlarla çevrili) varsayımına dayalı çatışma psikolojisinden çıkmak zorundayız. Büyük ülke iddiası ancak böyle bir özgüvenle gerçekleştirilebilir
" diye konuştu.Halklarla ilişkiler düzeyinde de olumlu gelişmeler kaydedildiğini belirten Gül, yapılan anketlerde Türkiye'nin AB'ye üyeliği konusundaki olumlu yanıtların yüzde 10'lardan yüzde 40'lara çıktığını söyledi.
Gül, aynı sempatinin İslam ülkelerinde de görüldüğünü ifade etti.
KIBRIS 23/12/2003
Denktaş: Hükümet için gayret gösterin
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, CTP lideri Talat ile UBP lideri Eroğlunun görüşmesinin ardından erken seçim tartışmalarının ağırlık kazanması üzerine yazılı bir açıklama yaparak hükümetin oluşturulması yönünde gayret gösterilmesini istedi.
Lefkoşa| 24 Aralık 2003 KKTC Cumhurbaşkanı açıklamasında, Talatın kendisiyle ilgili sözlerine de yanıt verdi ve tüm partilere eşit mesafede olduğunu söyledi. |
KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş yazılı açıklamada, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talatın, bugün, Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı ve Başbakan Derviş Eroğlu ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada kendisini de hedef aldığını ifade ederek, Açıklamalar sırasında beni hedef alan sözleri kendisinin hala daha seçim atmosferinden çıkmadığını göstermektedir dedi.

Talatın kendisini, Ulusal Birlik Partisi ve Demokrat Partiye birlikte hareket etmeleri yönünde telkinde bulunmakla itham ettiğini kaydeden Denktaş, tüm partilere eşit mesafede olduğunu söyledi. Denktaş, Siyasi partiler diledikleri gibi ittifak yapabilir, seçimlerde halkın verdiği mesaj doğrultusunda ülkeyi hükümetsiz bırakmama yönünde girişimde bulunabilirler diye konuştu.
KKTC Cumhurbaşkanı, Partilere düşen önemli görev ve sorumluluk, bir an önce seçim atmosferinden kendilerini kurtararak, daha gerçekçi yaklaşımlar sergilemek suretiyle halkımızın verdiği mesaj doğrultusunda süratle bir hükümet oluşturma yönünde gayret sarf etmeleridir. Bu aşamada hükümet kurma çalışmaları içinde kimse beni taraf yapmaya çalışmasın ifadelerini kullandı.
| Talat-Eroğlu görüşmesi sonuçsuz | ||
|
Hükümet kurma çalışmaları çerçevesinde Cumhuriyetçi Türk Partisi lideri Mehmet Ali Talatla Ulusal Birlik Partisi lideri Derviş Eroğlu ikinci kez bir araya geldiler. |
||
|
NTV-MSNBC |
|
24 Aralık 2003 UBP Genel Merkezinde gerçekleşen görüşmeden de bir sonuç çıkmadı. Talatın da görüşleri var, UBP olarak bizim de görüşlerimiz var diyen Eroğlu, Bu görüşler uzlaşma noktasında değil diye konuştu. CTP lideri Talat da, hükümetin kurulması yönündeki çalışmalar sonuç vermediği takdirde zaman kaybedilmeden hemen seçime gidilmesi gerektiğini vurguladı. |

Denktaş'a niye mi inanmıyorum?
Yakın siyasal tarihimizin altüst oluş yıllarıydı 1970'ler. Şiddet ve terörün acımasız sarmalında sürükleniyorduk.
Siyaset acizdi.
Çaresizdi.
Sağla sol uzlaşamıyor, çözüm üretemiyordu. Türkiye göstere göstere 12 Eylül askeri yönetimine doğru yol alırken, AP ve CHP liderleri Demirel'le Ecevit'e bazen çağrılar yapılırdı:
Büyük koalisyon kurun!
Çözüm bu olabilirdi.
Ama Demirel ve Ecevit koalis
Rum malının üzerine kim oturmuş?
HAYIR, bu, "söylenmişse söylenmiş, yazılmışsa yazılmış, okunmuşsa okunmuş, duyulmuşsa duyulmuş!" diye geçiştirilecek; "Boş ver gitsin!" denilip kulakaltı yapılacak bir laf değildir.
Gazeteci Metin Münir, Neşe Düzel'le yaptığı söyleşide, Denktaş'ın, ya da hükümetlerinin, kendilerine yakın olan gazetecilere Rum malı verdiklerini "duyduğunu" söylüyor, kim oldukları sorulunca da "Ben isim vermek istemiyorum, çünkü g
Denktaş'tan 'Hükümeti kurun' uyarısı
Hükümet kurma konusunda anlaşamayarak, erken s
eçimi gündeme getiren KKTC'de parti liderlerine Cumhurbaşkanı Denktaş'tan tepki geldi. Denktaş, partilerin seçim atmosferinden çıkarak, hükümeti kurmaları gerektiğini söyledi.Cumhurbaşkanı Denktaş, yaptığı yazılı açıklamada, hükümet kurma çalışmaları içerisinde kimsenin kendisini taraf yapmaya çalışmamasını isteyerek, şunları kaydetti:
''Seçim sonrasında ortaya çıkan tablo, siyasi partilerin esneklik göstererek uzlaşmalarını ve halkımızın hassasiyet gösterdiği konuları da dikkate alarak, Türkiye ile işbirliği içinde hızlı bir şekilde Kıbrıs konusunda çözüm arayışları içerisine de girebilecek bir hükümet modeli ortaya çıkarmalarını öngörmektedir.
Cumhurbaşkanı olarak ben, bu çerçevede siyasi partilerin bir arayagelerek geniş tabanlı bir hükümet modeli oluşturmaları yönünde kendilerine telkinde bulundum. Halkımızın da, benim de beklentim uzlaşmaları ve ülkeyi hükümetsiz bırakmamaları.''
Talat'ın kendisini, ''Ulusal Birlik Partisi ve Demokrat Parti'ye birlikte hareket etmeleri yönünde telkinde bulunmakla itham ettiğini''kaydeden Denktaş, şöyle devam etti:
''Seçimler geride kalmıştır. Siyasi partiler diledikleri gibi ittifak yapabilir, seçimlerde halkın verdiği mesaj doğrultusunda ülkeyi hükümetsiz bırakmama yönünde girişimde bulunabilirler.
Ben cumhurbaşkanı olarak, sadece yeni bir hükümet kurulması konusunda taraflara gerekmesi halinde yardımcı olurum ve halkımızın verdiği mesaj doğrultusunda görüştüğüm tüm partilere söylediğim ve halka da deklare ettiğim gibi esnek olmaları ve uzlaşmaları tavsiyesinde bulunurum. Konuya bakışım ve yaklaşımım böyle olmuştur veolmaya devam edecektir.''
Gelinen önemli aşamada, tüm partilere
eşit mesafede olduğunu vurgulayan Denktaş, ''Partilere düşen önemli görev ve sorumluluk, bir an önce seçim atmosferinden kendilerini kurtararak, daha gerçekçi yaklaşımlar sergilemek suretiyle halkımızın verdiği mesaj doğrultusunda süratle bir hükümet oluşturma yönünde gayret sarf etmeleridir. Bu aşamada hükümet kurma çalışmaları içinde kimse beni taraf yapmaya çalışmasın'' ifadesini kullandı.HURRIYET 24/12/2003
Papadopulos: Neyi oylayacağımızı bilmeden referandum olmaz
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, Annan planında ''neyi oylayacaklarını bilmeden referanduma gitmeyeceklerini'' söyledi.
Rum basınına göre Papadopulos, Noel nedeniyle Yeşilhat'taki Rum Milli Muhafız Ordusu mevzilerini ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a gönderdiği mektuba hala yanıt almadığını belirtti ve Annan'ın yanıtını ''doğru olduğuna inandığı zaman'' göndereceğini kaydetti.
Papadopulos, gazetecilerin soruları üzerine, ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston ile yaptığı görüşmede, Genel Sekreter'in iki şartına ilişkin Rum tutumunu ortaya koyduğunu anlattı. Papadopulos, ''Haklıyız ve argümanlarımız dayanaklıdır. Weston'un Annan'a bu argümanları iletip iletmeyeceğini bilmiyorum'' dedi.
Rum lider, başka bir soruyu yan
ıtlarken, ''neyi oylayacaklarını bilmeden referanduma gitmelerinin mümkün olmadığını'' söyledi.Bir soruya karşılık, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Annan'ın kayıplar konusundaki mektubuna yanıt verip vermediğini bilmediğini ifade eden Papadopulos, ''BM Genel Sekreteri'nin her ikimize de gönderdiği mektubuna biz olumlu yanıt verdik, ancak Denktaş'tan hiçbiryanıt gelmedi'' dedi. Papadopulos, KKTC'deki hükümet kurma çalışmaları hakkında ise bir bilgisinin olmadığının belirtti.
HURRIYET 24/12/2003
KKTC'de milletvekilleri Cuma günü and içecek
KKTC'de 14 Aralık'ta yapılan seçimi kazanarak Cumhuriyet Meclisi'ne girmeye hak kazanan milletvekilleri 26 Aralık Cuma günü yemin edecek.
KKTC Anayasası uyarınca, seçim sonuçlarının Resmi Gazete'de yayımlanmasından sonraki 10. güne denk gelen 26 Aralık Cuma günü saat 10:00'da kendiliğinden toplanacak Cumhuriyet Meclisi'ne, ''en yaşlı üye'' sıfatıyla Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı ve Başbakan Derviş Eroğlu başkanlık edecek.
'En genç iki milletvekili' sıfatıyla UBP İskele Milletvekilleri Kemal Yılmaz ile Hüseyin Avkıran Alanlı da katip olarak görev yapacak.
MİLLETVEKİLLİĞİ ANDI
Cumhuriyet Meclisi'nin 50 üyesi şu andı içecek:
''Devletin varlığını ve bağımsızlığını, yurdun ve halkın bölünmez bütünlüğünü, halkın kayıtsız şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ve Atatürk ilkelerine bağlı kalacağıma; halkımın refah ve mutluluğu için çalışacağıma; her yurttaşın insan haklarından ve temel hak ve özgürlüklerden
yararlanması ülküsünden ve anayasaya bağlılıktan ayrılmayacağıma; namusum ve şerefim üzerine and içerim.''Meclis İçtüzüğü uyarınca önce Meclis Geçici Başkanı başkanlık kürsüsünden, sonra Geçici Katipler, ardından da seçim bölgeleri ve alfabetik sıraya gö
re milletvekilleri ant içecek. Geçici Başkan ant içerken milletvekilleri ayakta dinleyecek.Başkanlık Divanı seçimlerinin 26 Aralık'tan itibaren 10 gün içindetamamlanması gerekiyor. Meclis Başkanı ve Başkan Yardımcısı seçimleri gizli oyla yapılacak ve ilk dört oylamada üye tam sayısının salt çoğunluğu (26 oy) aranacak. Dördüncü oylamada da salt çoğunluk sağlanamaması halinde bu oylamada en çok oyu alan iki aday için oylamayapılacak ve en fazla oyu alan aday seçilmiş olacak.
Anayasa'nın 83. maddesi, Başkanlık Divanı'nın meclisteki gruplarınsayılarıyla orantılı oluşturulmasını öngörüyor.
HURRIYET 24/12/2003
Yine anlaşamadılar
KKTC'de en çok oyu alan iki parti lideri CTP Genel Merkezinde biraraya geldi. UBP lideri Eroğlu'nun ziyaretinde taraflar hükümet kurma konusunda yine anlaşamadı. Liderler ilk kez 'erken seçim'i telaffuz etti. CTP Lideri Talat zamanın daraldığına işaret etti ve Denktaş'ı herkesi oyalamak ile suçladı.
EROĞLU: TALATLA UZLAŞMIŞ DEĞİLİZ
UBP lideri Eroğlu görüşme sonrasında yaptığı açıklamada, hükümeti kurmaya talip olduklarını belirttiklerini söyleyerek şöyle devam etti: Yanlız şu anda henüz hükümeti kurma noktasında olmadığımız görülüyor. Cuma günü KKTC Cumhurbaşkanının bir milletvekilini görevlendirdikten sonra netleşecektir. Talat'ı
n ve bizim görüşlerimiz bir uzlaşma noktasında değildir. Kendisi ortak koalisyon formulüne sıcak bakmıyor. Sayın Talatla koalisyon için bir alternatiftir ancak zayıftır. Bugünkü görüşmede biz parti olarak düşüncelerimizi ortaya koyduk. Seçimlerin yeniden gündeme gelmesini görüştük. Zaten Anayasa 60 gün hükümet kurulmazsa erken seçimi öngörüyor. Biz UBP olarak erken seçime hazırız. Biz bu çabalar sonucunda bir hükümet kuramazsak seçime gireceğiz. Dolayısıyla KKTC hükümeti olarak işbirliği içerisinde olduğumuzu beirtmek isterim. Serdar Denktaş ile biraraya geliyoruz erken seçim alternatifini değerlendiriyoruz. Alternatif çıkmazsa erken seçim gündeme kaçınılmaz olarak gelecektir. dedi.ANNAN PLANINI OLDUĞU GİBİ KABUL ETMEDİK
Eroğlu ayrıca: Annan belgesi masadadır. Ancak görüşmek demek biz içeriğini olduğu gibi kabul ettik demek değildir. Bizim bu belgede kabul edemeyeceğimiz içerikte olan şartlar var. Toprak, egemenlik Türkiyenin garantörlüğü... gibi biz bu belgenin 18 kasım 2002de yapmış olduğumuz açıklam
ada sulandırılmış ifadeler bulundurmasını vurguladık. Biz bu belgenin her zaman görüşülmesini savunduk. Ancak zorla bu görüşmeleri benimsettirmeye çalışmak iyi niyetli bir tutum değildir. Karşı tarafında istekli olması lazım. Görüşmeler olmazsa karşı tarafın niyetini bilmek lazım. Ancak onlar görüşmeye yanaşan taraf olmadılar. KKTC'nin ve Türkiye'nin izlediği iki devlet gerçeği vardır. Bu gerçekliğin yadsınmadan altının çizilmesi gerekli. Dedi.EROĞLU: TÜRKİYEDEN ÇAĞRI ALMADIK
Eroğlu Ankarada hazırlandığı söylenen plan ile ilgili olarak: Türkiye'den bir çağrı almış değiliz. Sadece gazetede çıkan haberlerden değil Türkiye'den gelen haberlerle yola çıkmak mümkün olacak. Bize onun sonucunda bir yorum yapmak düşer.
ERKEN SEÇİM BİR TERCİH
Eroğlu hükümet kurma çalışmalarıyla ilgili olarak: Hükümet için prosodür vardır. Bir milletvekiline veya parti genel başkanına hükümeti kurma görevi verilir. Ancak bazı partiler hükümeti kurma iddiasını ortaya koymuştur. Bunlar denenmeden erken seçime gitmek doğru olmaz.
Biz şu an mecliste olan partilerle görüştük. dedi.TALAT: ERKEN SEÇİME DE VARIZ AMA ZAMAN KAYBEDİLMESİN
CTP lideri Talat, UBP lideri Eroğlu ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada: UBP partisinin yaptığımız ziyarete iadeyi ziyareti ve yeni bir adımı gerçekleştirmiş olduk. Elbette seçim sonucu bize bunları hızla değerlendirmemiz gerekliliğini ortaya koydu.
Talat şöyle konuştu: Mayıs 2004 tarihine doğru zaman hızla akıyor. Bu zamanı KKTC halkının önünü acacak şekilde değerlendirmemiz lazım. Eroğlu ile görüşme yaptık. Bizim talebimiz açıktır. Ne için görüşme yaptık? Amacımız ne? UBP ile Annan Planı için her zaman uygulanamaz olduğunu söyledi. Ancak dün hepimiz gördü UBP liderinin Eroğlu, Annan Planı masadadır dedi.
SADECE KAĞIT ÜZERİNDE OLANLARI UYGUL
AMAK YETMEZTalat ayrıca: Annan planı neler içeriyor. Önceden bir referandum tarihini yerine getirecek diyor. Ancak bunu yerine getirebilecekmiyiz. Hükümet öyle olmalı ki yazılanları ve ötesini uygulayabilmeli. Sadece kağıt üzerine yazılanları uygulayanlarla yetmez. Hükümeti kurma görevini istiyorlar. Anacak seçimlerden en yüksek oyu alarak ortaya çıkan parti biziz. CTP kendisine UBP - DP birleşsin öyle karşımıza çıksın. O zaman olur. Dolayısıyla biz birinci partiyiz. Görev bize verilmelidir verildiktern
sonra biz bu hükümeti kurabilme kapasitisindeyiz. Biz görevi aldıktan sonra biz dün ne söylesek uygulayacağız. Ancak biz dün biz ak dediğimize bugün kara diyemeyiz. Eğer bu gerçekleşmesse ne olur. Pilav'dan dönenin kaşığı kırılsın. Biz erken seçimede varız. Biz 2004 Mayısından önce çözüm bulunmalı bunlar KKTC halkının zamanını yiyenler sokaklara çıkamaz. dediDENKTAŞIN OYUNU
En kısa zamanda erken seçime gidelim. Beklemyelim. Nisan ortasına kadar. Mayıs 2004'ten sonra bir modele gitmeyelim. Bu bizim modelimiz bunu heba etmeyelim. Bunlar halk içine çıkamayacaklar gerek Denktaş gerek kimse. Bunu açık ve net söylüyorum. Belki Sayın Denktaş'ın telkinleriyle bu noktaya gelmiştir. Denktaş'ın oyunudur. Belki bu Denktaş'ın Türkiye'ye de bir oyunudur.
DENKTAŞI İSTEMİYORUZ
CTP Lideri Talat bir basın mensubunun Ankara ile arada bir sorun olduğunu düşünüyor musunuz? Ve dün yaptığınız açıklamalardan UBPde çatlaklar olabilir mi veya transferler gündeme gelebilir mi diye düşünebilirmiyiz yolundaki sorusunu şöyle cevapladı:
Ben bir çatlakla hükümet kurulmasını kastetmedim. Türkiye'nin tutumu nettir. Ankara'da bir plan hazırlandığı söylenmektedir. Annan planı ile ilgili olarak. Söylenmektedir diyorum ancak mutfağında KKTC insanlarıda bulunmalı diye düşünüyorum. Bu çalışmaların sonucu da bunları etkileyecektir. Hükümet görevi şu an birisine verilmiş değil. UBPye siz sayın Denktaş'a karşı aday olmuş birisiniz. Sayın Denktaş artık görüşmeci olmasın. Bakın bizde Denktaş'ın gitmesini istiyoruz diyoruz. İnancım o ki Denktaş
Ankarayı da oyalamaktadır.ANKARA PLANININ MUTFAĞINDA OLMAMIZ LAZIM
Ankarada hazırlanmakta olan plan ile ilgili olarak fikri sorulan Talat: Plan hakkında henüz bir davet almadık, üstelik böyle bir davetin olması gerektiğini de söyledik. Benim tahminim bizim de görüşümüzün alınması yönünde. Türkiye'nin böyle çalışma yapmasını yadırgamıyorum geç bile kalınmıştır. Ancak Denktaş'ın uzlaşmazlığı Ankara'yı da engelledi. Benim tercihim bu mutfakta Kıbrıslıların yer alması gerekliliğidir. Bizim de şimdiden bul
unmamızın yararı olduğuna inanıyorum. O başka çercevede zamanını da düşünülmüştü. diye görüş belirtti.ERKEN SEÇİM Mİ? PİLAVDAN DÖNENİN KAŞIĞI KIRILSIN
CTP Liderinin erken seçime de varım ifadesini kullanması nedeniyle bu konudaki görüşleride soruldu. Talat: Yasal prosedürleri beklerseniz 60 gün beklemiş olursunuz. Yazık değil mi? Bu kadar zaman kaybetmeyelim diyorum. Hazır bayraklar kapının arkasındayken ütülenip tekrar çıkarılabilir. Zaman oyalamak isteyenler var. Kıbrıs Türk'ünün zamanını çalıp oyala
(Hürriyetim) HURRIYET 24/12/2003
Gül: KKTC'de erken seçim düşünülmemeli
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, KKTC'de erken seçim düşünülmemesi gerektiğini belirterek, bir an önce geniş tabanlı bir hükümet kuralmasını istediklerini söyledi.
Gül, Dışişleri Bakanlığı'ndan ayırılışı sırasında yaptığı açıklamada, Türkiye ile Yunanisan arasında mevcut sorunların çözülmesi için görüşmelerin sürdüğünü bildirdi.
Gül, şu anda Türkiye ve Yunanistan aras
ında gerçekleştirilen görüşmeler hakkında bir açıklama yapacak durumda olmadıklarını kaydetti.Bakan Gül, Kıbrıs'ta çözüm için hazırlanan Annan Planı konusunda da çılaşmaların sürdüğünü bildirdi. Bu konuda kendi içlerinde, sonra da KKTC'li yetkililerle ortak bir kanaata varacaklarını bildirdi.
Annan Planı'nın hala masada olup olmadığına ilişkin bir soruyu da yanıtlayan Gül, planın referans olarak alınabileceğini belirterek, önemli olanın planın kabul edilebilecek bir duruma getirilmesi olduğunu kaydetti.
Gül, 1 Mayıs 2004 tarihinden önce Kıbrıs soruna çözüm gayreti içinde olacaklarının ifade etti.
"HAMASETTEN VE SLOGANLARDAN UZAK DURULMALI"
KKTC'den Türkiye'ye yakında ziyaretler olup olmayacağının sorulması üzerine Gül, ilk olarak KKTC'den Türkiye'ye ziyaretler olacağını, böyle bir ziyaretin gelecek hafta içinde yapılabileceğini ifade ederken, bu konuda henüz kesin bir şey olmadığını söyledi.
Gül, yakın bir zamanda Kıbrıs'a gidip gitmeyeceğinin sorulması üzerine de ''Tahmin ediyorum, herhalde önce onlar buraya gelir'' yanıtını verdi.
Siyasi parti liderlerini henüz davet etmediklerini, ancak görüşeceklerini söyleyen Gül, bu davetin KKTC hükümetinin kurulmasından sonra mı olacağının sorulması üzerine, ''Ümit ederiz ki hükümet kurulur bu süre içinde. Tahmin e
Gül, "Şu anda hepimizin sloganlardan, hamasetten uzak ve soğukkanlılıkla analizler yapıp doğru yolu bulmamız gerekir. Kıbrıs davası milli bir dava. Hepimizin davasıdır" dedi.
"KKTC'DE ERKEN SEÇİM DÜŞÜNÜLMEMELİ"
Bakan Gül, KKTC'de CTP lideri Derviş Eroğlu ile CTP lideri Mehmet Ali Talat'ın bugün yaptıkları görüşmeden sonra erken seçimi teleffuz ettiklerini hatırlatan bir gazeteciinin sorusu üzerine, erken seçim düşünülmemesi gerektiğini belirterek, bir an önce geniş tabanlı bir hükümet kuralmasını istediklerini vurguladı.
"HÜKÜMET KURULMASINI TEŞVİK EDİYORUZ"
Erken seçimi düşenmemeleri ve bir hükümet kurmaları yönünde KKTC'deki siyasileri Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve kendisinin teşvik ettiğini bildiren Bakan Gül, gelecek hafta içinde KKTC'de yeni bir hükümet görmek istediklerini dile getirdi.
Gül, geniş tabanlı bir koalisyonu gerçekçi bulup bulmadığının sorulması üzerine, şunları kaydetti:
"BAŞKA TOPLUMUN İNSANLARI DEĞİLLER Kİ"
''Gerçekçi buluyorum tabii ki. Neticede oturacak uzlaşacaklar. Uzlaşamayan, konuşamayan aynı vatanın sahipleri, insanlarını mutlu etmek için uğraşan aynı amaca sahip insanlar, neticede muhakkak ki biraraya gelip uzlaşacaklardır. Bunlar başka toplumun insanları değil ki.''
Bakan Abdullah Gül, Çankaya Köşkü'nde yapılacak Kıbrıs zirvesi hakkındaki bir soru üzerine, bunun zamanını Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in belirleyebileceğini söyledi.
"CHP, BİLE BİLE BANA ÇAMUR ATMAYA DEVAM ETMEKTEDİR"
HURRIYET 24/12/2003
Transfer tartışması
Ömer BİLGE/LEFKOŞA
KKTC'de hükümet kurma çalışmalarının ikinci turu da neticesiz kalırken milletvekili transferi tartışması başladı.
CTP lideri Talat: Sağ partilerde bizimle aynı görüşte insanlar olacağına inanıyorum.
DP lideri Denktaş: Kendi partisine baksın, esas bize yakın olanlar CTP içinde.
KKTC'de dün hükümet kurma çalışmalarının ikinci turu yapılırken, ortalık milletvekili transferi tartışmalarıyla çalkalanıyor. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün transfer yapmayın uyarısının ardından seçimlerden eşit milletvekili çıkartan sağ ve sol blok arasında tansiyon yükseldi. CTP lideri Mehmet Ali Talat'ın, 'Sağ partiler arasında bizimle aynı görüşte insanlar olacağına inanıyorum' sözlerine DP lideri Serdar Denktaş, 'Kendi partisine baksın, esas bize yakın olanlar CTP içinde' karşılığını verdi
Kıbrıs görüşmelerini Annan Planı zemininde yürütmek isteyen Ankara, plana yönelik değişiklik önerilerini somutlaştırdı. KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın da itirazları gözönünde bulundurularak hazırlanan yeni plan, öncelikle iki bölgelilik kavramının güçlendirilmesini öngörüyor. Plan ayrıca,
iki taraf arasındaki göçün sınırlandırılması ve bir taraftan diğer tarafa göçenlerin sayısının, diğer tarafın yüzde 15'ini aşmamasını öngörüyor.DENKTAŞ: REST ÇEKMİYORUM
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ise, son günlerde AKP hükümeti ile diyaloğunun Denktaş rest çekti şeklinde anlaşılmaması gerektiğini belirterek, Rest çekmiyorum sadece Annan Planı ile ilgili görüşlerimi belirtiyorum dedi. Denktaş, Ankara'da hükümet ile yüz yüze görüşmeler yapmayı da beklediğini kaydederek, Ankara ile aynı noktadayız
diye konuştu.HURRIYET 24/12/2003
Denktaş'ın resti
Hadi Uluengin
MALUM, Denktaş Ankara'daki sivil hükümete bir defa daha rest çekti.
Pazartesi sabahı, içeriğini göz göre göre tahrif ettiği Annan Planını resmen reddederek bunun asla müzakere zemini olamayacağını buyurdu.
Hemen parantez açayım ve ilk satırda
HURRIYET 24/12/2003
Denktaş planı
Cüneyt Ülsever
HEP söyleniyordu. Annan Planı dışında bir de Denktaş Planı var ve 14 Aralık seçimleri sonrası açıklanacak. Nihayet plan çıktı ortaya.
Denktaş Planı'nın mantığı şöyle çalışıyor:
1) KKTC, statükonun son kalesi olarak; gerektiğinde her türlü aklın, izanın, hukukun dışına çıkılarak savunulmak zorundadır.
2) Rauf Denktaş, Türkiye'deki statükonun yetiştirdiği en nadide eserlerden olarak her şeyini borçlu olduğu statükoyu korumak uğruna gücünün son damlasına dek çözümsüzlük çözümdür ilkesini savunmak zorundadır.
3) 14 Aralık seçimlerinden çıkan netice, statükonun meclis içinde korunmasını hemen hemen imkánsız kılmıştır.
UBP+DP artık kendi aralarında hükümet kuramıyor.
Kaldı ki, seçimlerden CTP birinci parti çıktığına göre, hükümeti Mehmet Ali Talat'ın kurması, daha doğrusu görevin önce ona verilmesi eşyanın tabiatına uygun.
* * *
Bu mantığa göre Denktaş Planı diyor ki:
Hükümet anayasanın tanıdığı 2 aylık sürede kurulmamalıdır.
İki aylık eşik, hükümet kurulamadan atlatılırsa, Cumhurbaşkanı sıfatı ile Rauf Denktaş seçimleri yenileyebilir.
İki aylık süre; takvimleri 15 Şubat 2004'e taşır, 45 gün de yenilenecek seçimler için ek süre olarak ayrılırsa seçim tarihi 1 Nisan'a sarkar.
1 Nisan'a varıldığında zaten Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Rum Kesimi olarak AB'ye gireceği 1 Mayıs 2004'e ulaşılmış olur, Annan Planı çöpe atılır, Kıbrıs çözümsüz kalır, Türkiye AB'ye veda eder.
Rauf Denktaş görevini tamamlar, statüko Türkiye'yi içine kapama hedefine ulaşır, sıra AKP'nin üç parçaya bölünerek düşürülmesine gelir.
Ocak 2005'te milli hükümet hayata geçirilir.
* * *
Hükümet kurdurmama programı nasıl uygulanacak?
a) Dikkatler hükümetin kuruluşu dışında başka konulara çekilecek: Örneğin: Müzakerecinin statüsü ve kimliği.
b) Hükümetin kuruluşu ile ilgili olarak imkánsız formüller ortaya atılacak.
* * *
a) Rauf Denktaş'ın müzakereci sıfatı eski hükümetin istifası ile düştüğü ve anayasa gereği yeni müzakereci(ler)in yeni hükümet tarafından atanacağı açık olmasına rağmen Rauf Denktaş müzakereci kim olcak? sorusunu öne çekiyor, bu konu çerçevesinde ateşli polemikler yaratıyor ve hem AKP hükümetinin, hem de kamunun dikkatlerini esas soru olan hükümet nasıl kurulacak? sorusunun dışına taşıyor.
b) Çözümsüzlükten yana olan Derviş Eroğlu (UBP) ve Serdar Denktaş (DP) bir yandan yeni hükümetin kurulmasını istermiş gibi yaparken, diğer yandan milli hükümet (CTP+UBP+BDH+DP), diğer yandan CTP+UBP koalisyonları önerileri ile olmazı isteyerek çözümden yana olan Mehmet Ali Talat (CTP) ve Mustafa Akıncı'yı (BDH) köşeye sıkıştırmaya çalışıyorlar.
Çözümsüzlük çözümdür şiarının son formülü KKTC'de hükümetin kurulmasına 2 ay engel olmaktır.
Bakalım TC Hükümeti bu oyunu yutacak mı?
HURRIYET 24/12/2003
Trajik bir kahraman
İsmet Berkan24/12/2003 RADIKAL
Rauf Denktaş, Kıbrıs davasının sembol ismi. 40'lı yılların sonlarından beri bu davanın içinde... Defalarca ölümle burun buruna geldi, yeraltına indi, yer üstünde uluslararası konferanslarda Kıbrıs Türkünü temsil etti. 40 yıldır Kıbrıs Türk toplumunun lideri...
Bugün aynı Denktaş, kendi vatanında, kendisi gibi doğma büyüme Kıbrıslı olanlar arasında desteğini büyük ölçüde kaybetmiş durumda. Kendi ülkesinde, 'toplum liderliği' vasfı büyük ölçüde tartışılıyor artık Denktaş'ın.
O da bu tar
Baykal: Ankara fikir oluşturmalı
Murat YetkinCHP lideri, Annan Planı'nın bir dayatma olmadığının açıklığa kavuşmasını ist
iyor24/12/2003 RADIKAL
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Kıbrıs'taki kilitlenme konusunda
"Çözümsüzlükten çözüm çıkabilir" diyor.
CHP lideri Deniz Baykal ise çözümün aslında çok zor olmadığı, ancak önce bazı konulara açıklık getirilmesi gerektiğini düşünüyor. Baykal'ın açıklık getirilmesini istediği konuların başında, Annan Planı'nın ne kadar müzakere edilebilir olduğu geliyor.
Baykal şunları söylüyor: "herkes Annan Planı üzerinde müzakere edilsin mi, edilmesin mi diye tartışıyor. Oysa müzakere talep ede
Lefkoşa'nın gözü Ankara'da
Eroğlu: Plan masada
Eroğlu artık Denktaş'la zıt görüşte: Biz yok desek de Annan Planı masadadır
24/12/2003 RADIKAL
AA
- LEFKOŞA - KKTC'de 14 Aralık genel seçimi sonrası hükümet kurulması için ikinci tur görüşmelere dün başlandı. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, meclise girebilen dört partiden ilkin birinci çıkan Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) lideri Mehmet Ali Talat'ı ağırlarken, ardından görüştüğü Ulusal Birlik Partisi (UBP) lideri ve Başbakan Derviş Eroğlu geçmiştekinden farklı konuştu. Seçim kampanyası boyunca Annan Planı'nı topyekûn reddederek Kıbrıslı Türklerin yıkımı anlamına geldiğini savunan Eroğlu, bu kez "Biz 'yoktur' desek de Annan Planı masadadır. Masada her konuyu görüşmek lazım" ifadelerini kullandı.Talat: UBP fikir değiştirdi
Hükümet hafta sonuna
Yanlışlar serisi
Türkiye'nin tüm yardım ve kredilerine rağmen KKTC ekonomisi 30 yıldır bir türlü ıslah edilemiyor. Bugün gelinen noktada, dış kaynaklı etkenler kadar uygulanan ekonomi politikalarının da payı var
24/12/2003 RADIKAL
Prof. Dr.Canan BALKIR
BAŞLARKEN
Adada 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti uluslararası anlaşmalar gereği Kıbrıs Türk ve Rum toplumlarının ortak bir devletiydi. Rum tarafının 1963'te adadaki Türk-Rum dengesini değiştirmeye yönelik 13 maddelik anayasa değişikliğiyle başlayan olaylar zinciri Kıbrıs Türklerinin
can ve mal güvenliğinin ortadan kalkmasına varınca, Türkiye'nin adada barışı ve düzeni yeniden tesis etmek üzere 1974 yılında gerçekleştirdiği barış harekâtından bugüne 30 yıla yakın bir süre geçti. Adanın toplam alanının yüzde 36'sını oluşturan kuzey kısmında 1976'da Kıbrıs Türk Federe Devleti; 1983 yılında ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kuruldu. KKTC'nin kurulmasıyla Kıbrıs Türkü için sorunlar bitmedi, bu sefer de devlet olarak tanınmamanın getirdiği politik ve ekonomik sorunlarla uğraşmak zorunda kalındı. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ise uluslararası
arenada tanınmanın getirdiği avantaj ve önemli miktardaki dış yardımların da etkisiyle bugün kişi başına 15 bin 10 euro satın alma gücü ile AB-15 ülkelerinin bazılarından bile daha fazla refaha sahip. KKTC için bu rakam 4 bin 400 euro.
Peki bu noktaya nasıl gelindi?
Hep söylenir: 1974'ten sonra ekonomik olarak Kıbrıs'ın güneyi alıp başını yürürken, kuzeyi yerinde saydı, hatta geriledi. Şu an Rumlar işleyen bir ekonomiye ve birçok AB ülkesini bile geride bırakan bir gelir düzeyine sahipken Türkler tıkanmış bir ekonomi içinde ve Rumlarınkinin üçte birine denk gelen bir gelirle yaşamak durumunda. Peki bu noktaya nasıl gelindi? KKTC ekonomisi neden iflah olmuyor? Çıkış yolu var mı? Bu yazı dizisinde, Prof. Dr. Canan Balkır'ın kaleminden söz konusu sorulara yanıt aranıyor. İktisatçı Balkır son iki yılını Kıbrıs'ta öğretim üyeliği yaparak geçirdi. Balkır'ın 'Annan Planı'nın Ekonomik Boyutu' adlı çalışması da TOBB tarafından yayımlandı.
'Yavruvatan'dan bu kadar

Türkiye'nin dışında tanınmamış olması KKTC'ye yabancı yatırımların gelmesini de engelledi. Tanınmamışlığın neden olduğu ek yatırım riskleri, gelen yatırımcıların da yüksek riske paralel yüksek kâr marjlarıyla hareket etmesine yol açtı. Bu da üretimin uluslararası pazarlarda rekabet gücünü düşürdü. Politik ve ekonomik güvencenin olmaması yurtdışına kısa vadeli sermaye çıkışına da neden oluyor.
Bu noktaya kadar saydığımız sorunlar tanınmamışlığın neden olduğu dışsal etkenlere

Dışsal etkenlerin yanı sıra uygulanan ekonomi politikasından kaynaklanan önemli sorunlar da var. Bu sorunlar ekonominin bir an önce yeniden yapılandırılması gereğine işaret ediyor.
KKTC kuruluşundan itibaren Türkiye ile yoğun ekonomik ilişki içinde oldu. Yurtiçi gelirleri bütçe harcamalarını karşılamada yetersiz kalan KKTC'ye mali destek Türkiye'den sağlanıyor. Türkiye'den transferlerin büyük kısmı maaş ödemelerini ve bütçe açıklarını karşılamada kullanılıyor.
Türkiye'nin yardımları toplam dış yar
Ekonomik yapı bağımlı ve kırılgan
Paralar yurtdışına
Ne sanayi verimli ne de tarım
Ben Kıbrıs Rumu olsaydım (4)
Gündüz Aktan
24/12/2003 RADIKAL
Geçen yazılarda Annan Planı'nın Rumlar lehine olduğunu anlattım. Sorunu bu plana göre çözüp Türkiye'nin üye olmadığı AB'ye üye olan bir Kıbrıs'ta, çözüm anlaşmalarının uygulanması sürecinde yalnız kalacak Kıbrıs Türklerinin haklarını koruma şansı yok gibi. Annan Planı'nın çözümden sonra müzakere edilmesini öngördüğü birçok anlaşma, yasa ve yönetmeliği de Türkiye'nin desteği olmadan mü
zakere etmek zorundalar. Çözüm anlaşmalarındaki Türkler lehine özel hükümlerin AB müktesebatı çerçevesinde eritilmesi de mümkün. Rum/Yunan tarafı bu yola gideceğini açıkça söylüyor. Bunun sonucunda kuzeye yerleşecek 40 bin Rum, Türk bölgesinden seçimlere katılma hakkı kazanabilecek, ikamet ve mülk edinme önündeki kısıtlamaları da kaldırabilecek. Böylece iki kesimlilik ve iki toplumluluk sona erecek. Garanti sistemiyse bunu önleyemeyecek.Eroğlu: Annan planı masada
14 Aralık seçimlerinde sağ ve sol cephenin 25er milletvekili çıkarmasıyla hükümet formülü konusunda yaşanan sıkıntıyı aşmaya yönelik görüşmelerinin ikinci turunu yapan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın UBP Genel Başkanı ve Başbakan Derviş Eroğluyla da görüştü.
55 dakika süren görüşmenin ardından UBP Genel Başkanı ve Başbakan Derviş Eroğlu, Annan Planının masada olduğunu ve görüşmeler başlarsa bu planın da görüşülebileceğini söyledi.
Eroğlu, kendileri masada yok deseler de Annan Planının masada olduğunu belirterek, planın görüşülmesinin tüm maddeleriyle kabul edilecek manası çıkarılmaması gerektiğini, Kıbrıs Tük halkının menfaatine aykırı maddeler bulunduğunu kaydetti.
Meclis aritmetiğini dikkate alarak bir uzlaşı hükümeti kurulup kurulamayacağı arayışı içinde olduklarını açıklayan Derviş Eroğlu, Uzlaşı hükümetlerinde taraflar elbette bir noktada, asgari müştereklerde buluşabilmek için kendi düşüncelerinde karşılıklı olarak bazı tavizler verebilir. Mühim olan yaşayabilir, uzlaşıyla kurulacak bir hükümet. Kıbrıs Türk halkının menfaatlerini ve Türkiyenin anlaşmalardan doğan hakkını gözardı etmeyecek bir hükümet için gayretlerimize devam
edeceğiz dedi.Eroğlu, cuma günü Cumhuriyet Meclisinde milletvekillerinin yemin etmesinden sonra Cumhurbaşkanının tavrını belirleyeceğini ve meclisten bir kişiye hükümeti kurma görevi vereceğini hatırlattı.
Eroğlu, bir soru üzerine hükümeti kurma görevine talep olduklarını kamuoyunun bilgisine getirdiklerini, Cumhurbaşkanının da bunu bildiğini kaydetti.
FARK GÖRÜŞMELERLE AŞILACAK
Annan Planı konusunda UBPnin görüşleriyle soldaki iki parti arasındaki ciddi görüş ayrılıklarının nasıl aşılacağını soran bir gazeteciyi yanıtlayan Eroğlu, şöyle konuştu:
Bunlar görüşmelerle aşılacak. Çünkü neticede Annan belgesi içinde UBPnin mahsurlu gördüğü hususlar vardır. Bunu çeşitli vesilelerle aktardık. Müzakerelerle bunlar düzeltilebilir mi, düzeltilemez mi? Neticede karşı tarafın da kendine has olmazsa olmazları vardır. Bunlar ancak müzakere masasında değerlendirilebilecek ve sonuçları alınabilecek konulardır. Mühim olan müzakerelerdir. Biz görüşmelerin karşısında olmadığımızı zaten söylüyoruz ve her zaman söylediğimiz gibi bugüne kadar yapılan bütün görüşmeler de UBP hükümetleri döneminde olmuştur. Dolayısıyla görüşmelerin karşısında değiliz ama bu belgenin olduğu gibi kabulü, Kıbrıs Türk halkının menfaatine değildir. Biz dünün hükümeti olarak kendi halkımızın ve
Anavatan Türkiyenin menfaatlerini önplanda tuttuk, bu geçekler ışığında hareket ettik.BİZ YOKTUR DESEK DE MASADA
Derviş Eroğlu, Bu sözlerinizden Annan Planını görüşmelere temel olarak alabileceğiniz anlamı çıkarabilir miyiz? diye soran gazeteciye şu karşılığı verdi:
Sayın Genel Sekreter Annan Planının masada olduğunu söylemiştir. Yani şu anda masada Annan Planı vardır. Biz yoktur desek de masada olduğu bir gerçek. Görüşmeler başlarsa elbette Annan Planı da görüşülecektir. Ama Annan Planı görüşülecek demekten, tüm maddeleriyle kabul edilecek manası çıkarılmaması lazımdır çünkü genelinde Kıbrıs Türk halkının ve KKTCnin menfaatine olmayan maddeler bulunmaktadır. Bunları da görüşme masasında değerlendireceğiz. Hatta kurulacak hükümet de bunları belki
de kuruluş aşamasında oturup değerlendirmesi ve ona göre hareket tarzı izlemesi gerekecektir.MASADA HER KONUYU GÖRÜŞMEK LAZIM
Derviş Eroğlu, Annan Planı masada, görüşmeler başlarsa görüşülebilir dediniz. Mevcut şekliyle Genel Sekreterın çizdiği çerçeve içinde mi demek istiyorsunuz yoksa başka bir mesaj mı var? sorusuna karşılık, Masada her konuyu görüşmek lazım. Biz sadece o çerçeve değil, elbette KKTC halkı menfaatine olan konuları da masaya taşımak ve tartıştırmak gerektiğini düşünüyoruz dedi.
Eroğlu, Annan Planının masadan kalkmadığına ve Genel Sekreterin de Annan Planına bağlı müzakerelerin başlayabilmesi için her iki taraftan Annan belgesinin kabul edilebilir ve kamuoyunun referandumuna sunulabilir diye bir mesaj beklediğine göre, kurulacak hükümetin bunları enine boyuna tartışması gerektiğini söyledi.
"UBPDE ÇATLAK YOK"
UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talatın Türkiye-Denktaş arasındaki ilişkiler böyle devam ederse UBPde çatlaklar kaçınılmaz olur demesini yorumlamasını isteyen gazeteciyi yanıtlarken, UBPde herhangi bir çatlaklık yoktur, milletvekilleri arasında bir başka partiye göz kırpan yoktur, olması da düşünülemez zaten dedi.
Bir soru üzerine Talatın hükümeti 3-5 gün içinde kurabileceklerini söylerken kendisinin görüşmelerle olabilir demesini değerlendiren Eroğlu, şu anda mecliste 25-25lik tablo ortaya çıktığını, güvenoylaması gerektiğini, anayasadaki amir hükümde 26yı bul düşür anlayışı değil, 26yı bul hükümeti kur anlayışı olduğunu beli
rtti.HALKIN SESI 24/12/2003
Akıncı: Kilit Ankarada
Milletvekilliği genel seçimlerinde 6 milletvekili çıkararak koalisyon oluşumlarında kilit pozisyonunda bulunan Barış ve Demokrasi Hareketi Genel Başkanı Mustafa Akıncı, Model değil amaç önemli, amaç net olmadan hiçbir hükümet sağlıklı kurulamaz diyerek ancak çözüm vizyonu olan bir hükümette yer alabileceklerini söyledi. Bu konuda Türkiyenin tavrının netleşmesi gerektiğini söyleyen Talat, Kilit Ankara. Türkiyenin tavrı Cumhurbaşkanı Denktaşı, UBPyi
, DPyi etkiler. Bu nedenle Türkiyenin çözüm kararlılığını görmemizde büyük yarar var ifadesini kullandı.En güçlü formül olarak telaffuz edilen CTP-BDH-DP koalisyonuyla ilgili olarak, DP ile koalisyon Cumhurbaşkanı Denktaşla koalisyon demek. Bunun için de Cumhurbaşkanının değişmesi veya çekilmesi gerekir diyen Akıncı, UBP ve DP ile birlikte bir koalisyonun ise mümkün olmadığını açıkladı.
MODEL DEĞİL AMAÇ ÖNEMLİ
TAK muhabirinin sorularını yanıtlayan BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs Türk halkı çözüm ve AB istiyor. Sandıklardan çıkan irade de bu yönde. Bu net ve kesin. Çözüm de ancak Annan planı zemininde olabilir ve mayıs gibi yakın bir hedef var. Önemli olan bu. Yani hükümet modeli değil, amaç önemli dedi.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın Annan planıyla ilgili görüşlerini sürdürdüğünü, Türkiyenin ise Mayıs 2004e kadar çözüm isteğine ilişkin tavrını netleştirmediğini ifade eden Akıncı, özetle şunları kaydetti:
Türkiyenin tutumuna ilişkin ayrıntıları bilmek durumundayız. Annan planı dışında uluslararası alanda destek bulmayacak öneriler söz konusu olursa bunun hiçbir yere hizmet etmeyeceği ortada. Bu nedenle Türk hükümetinin mayıs ayına kadar çözüm iradesi olup olmadığını görmek istiyoruz, Ankaranın tavrı önemli. Çünkü BM Genel Sekreterinin gö
rüşmelerin yeniden başlaması için tavrı gayet net ve açık.Sadece Kıbrıstaki taraflardan değil, anavatanlardan da net tavır istiyor. Bu noktada Türkiyenin tavrı net değil. Cumhurbaşkanı Denktaş, Sayın Eroğlu ve Sayın Serdar Denktaşın da bunu kabul ettiklerini görmedim. Umarım tutumları değişir...
Kıbrıs Türkünü rehin tutma siyasetine alet olmayacaklarını da ifade eden Akıncı, Kıbrıs sorununun çözümünün Türkiyenin AB üyeliğine endekslenerek ertelenmesinin veya anlaşmanın imzalanarak uygulamanın ertelenmesine ilişkin yaklaşımlara karşı çıktı.
CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talatın, partisini ziyaretinde birlikte hareket etme istemini dile getirdiğini söyleyen Akıncı, Biz de çözüm perspektifi konusunda netlik varsa bu tarihsel görevden uzak kalamayacağımızı ifade ettik dedi.
Akıncı, özetle şunları söyledi:
CTP ile sayımız yetse sorun yok, ama bu iki partiye eklenecek partinin de aynı çözüm vizyonunu paylaşması gerekecek. CTP-BDH-DP demek, Cumhurbaşkanı Denktaşla koalisyon demektir. DPyi Cumhurbaşkanı Denktaştan soyutlayamam. DPnin kendine özgü farklı siyasal kimliği olsa değerlendirebiliriz. Ama DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, çözüm ve AB yönünde kimlik sergilemedi. Bu durumda CTP-BDH-Cumhurbaşkanı Denktaş koalisyonu olacak. Bu olabilir mi..! B
unun olması için ya Cumhurbaşkanı Denktaş kendini yenileyecek, ya da CTP ve BDH kendini eskiye döndürecek. İkisi de mümkün değil...UBP VE DP İLE MÜMKÜN DEĞİL
BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı, başka bir soruya karşılık, UBP ve DP ile birlikte bir koalisyona gitmelerinin ise mümkün olmadığını söyledi.
Hiçbir parti hiçbir formülü dışlamıyor ama biz UBP-DP-BDH formülünü kesin dışlıyoruz. Böyle bir koalisyon kesinlikle mümkün değil. Statükocu partilerin birlikte yer alacakları hükümetle çözüm perspektifi olmaz diyen Akıncı, UBP Genel Başkanı Başbakan Derviş Eroğlunun Annan planı masada şeklinde bugün yaptığı açıklamaları inandırıcı bulmadığını da söyledi.
UBP GÖRÜŞME OLSUN AMA ANLAŞMA OLMASIN YAKLAŞIMINDA
Akıncı, Sayın Eroğlu Annan planı masada dedi ama görüşme zemini olarak kabul etmiyor. Görüşme zemini olarak kabul ettiğini söylemedi. Üslup değişikliği yaptı ama seçim sürecinde planda beğendiği hiçbir şey olmadığını söyledi. Görüşmelere hiçbir zaman karşı çıkmadı ama görüşme olsun da anlaşma olmasın
yaklaşımında... diye konuştu.AZINLIK HÜKÜMETİ VE TRANSFERLER
Azınlık hükümeti konusunun partiler arası temaslarda hiç konuşulmadığını da söyleyen ve Zorunlu olursa kısa vadeli çıkış olabilir diyen Akıncı, Sorunlarımız hükümet modelleri değil. Azınlık hükümeti, milli hükümet, 3lü hükümet... Amaçlar netleşmeden hiçbir hükümet sağlıklı olmayacak görüşünü tekrarladı.
Akıncı, milletvekili transferiyle ilgili görüşünü ise sorular üzerine, Fikirsel ayrılıklara dayanmayan, bireysel çıkarlara dayalı parti değişiklikleri her zaman rahatsızlık yarattı. Sağlıklı bir durum değil şeklinde açıkladı.
HALKIN SESI 24/12/2003
Bizden başkası hükümet kuramaz
Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşla bugün yaptığı görüşmede
hükümeti kurma talebini yineledi ve "Görevin kesin olarak bize verilmesi gerekir" dedi.Yeni hükümetin ancak çözüm vizyonuyla kurulabileceğini belirten, ancak hükümet formülüne ilişkin net bilgi vermeyen Talat, Cumhurbaşkanı Denktaşın geniş tabanlı hükümet önerisinde bulunduğunu bildirdi.
Talat, hükümet oluşumunun ardından görüşmecilik görevini hükümetin sürdürmesi konusundaki görüşünü de tekrarladı.
Seçimlerin ardından oluşan ilginç Meclis aritmetiği çerçevesinde yeni hükümeti kurma çalışmaları sürüyor. Partiler arası resmi ve gayri resmi yoğun temaslar devam ederken, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş dün liderlerle ikinci tur görüşme yaptı.
BİZDEN BAŞKA İHTİMAL YOK
Genel Sekreter Ferdi Sabit Soyer ve Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Uzunun da katıldığı yaklaşık 45 dakikalık görüşmenin ardından basının karşısına çıkan CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, görüşmede hükümeti kurma görevine talip olduklarını Cumhurbaşkanı Denktaşa tekrarladıklarını söyledi.
Talat, "Hükümeti kurma ihtimali en yüksek parti olarak görevin bize verilmesini tekrar talep ettik. Demokratik teamüller gereği bu böyle. Bunun öncelikle denenmesi gerekir. Hükümeti kurabileceğimize inanıyoruz. Bizden başka kurma ihtimali olan yok. Kimse 26yı bulamaz, halbuki biz bulabiliriz, üstelik birinci partiyiz de. Sayın Cumhurbaşkanı herhalde değerlendirmesini yapacak dedi.
BÜTÜN OLASILIKLAR VAR...İÇERİKTE ANLAŞMAMIZ LAZIM
CTP Genel Başkanı Talat, nasıl bir hükümet modeli düşünüyorsunuz şeklindeki sorulara karşılık da, UBP bizimle hükümet kurmayacağını açıklamıştı, sonra o politikasını değiştirdi. Demek ki bütün olasılıklar var diyerek net bir formül dile getirmedi.
Partilerle resmi ve gayri resmi temaslarının devam ettiğini, UBP ile yarın görüşeceklerini söyleyen Talat, Net formülasyon ortaya çıkmış değil. Formülasyonun netleşmesi için içerikte anlaşmamız lazım dedi.
UBP İLE OLUR MU?
UBP ile nasıl bir orta yol bulabilirsiniz sorusuna ise Talat, Bu işin orta yolu yok, çünkü Annan planından başka plan yok karşılığını verdi.
UBP ile uzlaşma olm
aması halinde birçok alternatif olduğunu söyleyen ve UBPnin ille de hükümette yer alması gerekir diye bir kural yok ifadesini kullanan Talat, geri kalan çoğunlukla hükümet kurulabileceğini ve hiçbir formülün dışlanamayacağını kaydetti.Cumhurbaşkanının görevlendirmeyi yapmasının hemen ardından kısa sürede hükümeti kurabileceğine inandığını söyleyen Talat, Cuımhurbaşkanı Denktaşın yeni hükümet oluşumuyla ilgili önerisinin sorulması üzerine de Geniş tabanlı hükümet olursa iyi olur görüşünü tekrarladı
dedi.TRANSFER OLUR MU...
CTP Genel Başkanı Talat, milletvekili transferiyle ilgili sorulara karşılık da, Milletvekili transferini istemek, arzulamak sözkonusu değil. Ama UBP ve DPye çözüm isteyerek oy veren insanlar olduğu gibi, bu iki partiden çözüm isteyen milletvekilleri de var. Cumhurbaşkanı Denktaş ile Türkiye arasındaki çelişkiler devam eettiği sürece bu iki partide çatlama kaçınılmazdır. Çözüm isteyen milletvekilleri bu konuda tavır takınabilirler şeklindeki görüşünü tekrarladı.
ANNAN PLANI TEMELİNDE VE ÇÖZÜM VİZYONUYLA
Yeni hükümetin ancak Annan planı temelinde görüşmelerin başlaması ve Mayıs 2004e kadar çözüm vizyonuyla kurulabileceğini söyleyen Talat, bu sürecin gerek Kıbrıs Türkleri, gerekse Türkiyenin AB süreci bakımından büyük önem taşıdığını anlattı. BM Genel Sekreterinin anavatanların desteği ve çözüme kesin kararlılık ortaya konması, buna ek olarak referandumun kabul edilmesi şartıyla görüşmelerin başlayabileceğine ilişkin talebini anımsatan Talat, Bütün bunları sağlayacak bir hüküme
t kurmak zorundayız dedi.GÖRÜŞMECİLİK YENİ HÜKÜMETLE
Bir soruya karşılık, Türkiye hükümetinden görüşme talebinde bulunduklarını ve Ankaradaki değerlendirmelerin ardından bu ziyaretin gerçekleşebileceğini söyleyen Talat, görüşmecilik görevini yeni hükümetin yürütmesi konusundaki tutumunda ısrarlı olduğunu da kaydetti.
CTP Genel Başkanı Talat, Anayasal olarak bütün yetkiler hükümetindir. Görüşmeleri hükümet yürütmek durumundadır. Cumhurbaşkanı gözlemci olabilir, anayasal görevi odur. Anayasa uyarınca attığı adımlardan, attığı imzalardan ve yaptığı icraatlardan sorumlu değil ama hükümet sorumludur. Bu işleri mantıken ve anayasal olarak hükümetin yürütmesi gerekir. Ama bu hükümet oluşumu sırasında saptanacak ve herhalde uyum sağlayacağımız bir model bulacağı
z diye konuştu.HALKIN SESI 24/12/2003
Hükümet çıkmazı
Cumhurbaşkanı Denktaş, hükümeti kurma çalışmaları çerçevesinde siyasi parti liderleriyle ikinci kez görüştü
ESNEK DAVRANILMALI... Cumhurbaşkanı Denktaş, siyasi partilerin esnek davranması halinde hükümet kurma konusunda ortak bir yol bulabileceklerine inandığını söyledi ve "Biraz esneklik gösterirlerse mümkün olabilir. Çünkü her tarafın istediği uzlaşmadır ve AB'nin yollarını açmaktır" dedi
TALAT: ÇATLAMALAR KAÇINILMAZ... CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, "Milletvekili transferini istemek, arzulamak söz konusu değil. Ama UBP ve DP'de çözüm isteyen milletvekilleri var. Cumhurbaşkanı Denktaş ile Türkiye arasındaki çelişkiler devam ettiği sürece bu iki partide çatlama kaçınılmazdır. Çözüm isteyen mi
lletvekilleri bu konuda tavır takınabilirler" dediEROĞLU: ANNAN PLANI MASADA... UBP Genel Başkanı ve Başbakan Derviş Eroğlu, Annan Planı'nın masada olduğunu ve görüşmeler başladığı takdirde bu planın görüşülebileceğini, ancak planın görüşülmesinin tüm maddeleriyle kabul edilecek manası çıkarılmaması gerektiğini, Kıbrıs Türk halkının menfaatine aykırı maddeler bulunduğunu belirtti
SERDAR DENKTAŞ: UBP-CTP-BG HÜKÜMETİNDEN YANAYIZ... Demokrat Parti Genel Başkanı Turizmden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, Derviş Eroğlu başkanlığında kurulacak Ulusal Birlik Partisi-Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik Güçler koalisyon hükümetinden yana olduklarını söyledi
AKINCI: CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ YAPILMALI... BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı, ülkede bir erken seçim yapılacaksa bunun cumhurbaşkanlığı seçimi olması gerektiğini söyledi ve hükümetin kurulması konusunun henüz netlik kazanmadığını belirtti
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, hükümet kurma çalışmaları çerçevesinde dün siyasi parti liderleriyle ikinci tur görüşmelerini yaptı.
Parti liderleriyle ilk görüşmesini geçtiğimiz çarşamba günü yapan Denktaş, liderlerle ikinci tur görüşmesine dün saat 09.30'da Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler Genel Başkanı Mehmet Ali Talat'ı kabul ederek başladı.
Görüşmeye, Talat'la birlikte CTP-BG Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer ve Merkez Yönetim Kurulu üyesi Ahmet Uzun da katıldı.
Görüşmenin başında herhangi bir açıklama yapılmadı, basının görüntü almasına da izin verilmedi.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, CTP-BG Genel Başkanı Talat'ın ardından bir saat arayla ve sırasıyla Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı Derviş Eroğlu, Demokrat Parti Genel Başkanı Serdar Denktaş, Barış ve Demokrasi Hareketi Başkanı Mustafa Akıncı ile görüştü.
Talat: Çözüm vizyonuyla hükümeti kısa sürede kurabiliriz
CTP-Birleşik Güçler Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, yaklaşık 45 dakika süren görüşmenin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, görüşmede hükümeti kurma görevine talip olduklarını Cumhurbaşkanı Dnktaş'a yinelediklerini söyledi.
Yeni hükümetin ancak çözüm vizyonuyla kurulabileceğini belirten, ancak hükümet formülüne ilişkin net bilgi vermeyen Talat, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın "geniş tabanlı hükümet" önerisinde bulunduğunu bildirdi.
Talat, hükümet oluşumunun ardından görüşmecilik görevini hükümetin sürdürmesi konusundaki görüşünü de tekrarladı.
Talat, "Hükümeti kurma ihtimali en yüksek parti olarak görevin bize verilmesini tekrar talep ettik. Demokratik teamüller gereği bu böyle. Bunun öncelikle denenmesi gerekir. Hükümeti kurabileceğimize inanıyoruz. Bizden başka kurma ihtimali olan yok. Kimse 26'yı bulamaz, halbuki biz bulabiliriz, üstelik birinci partiyiz de. Sayın cumhurbaşkanı herhalde değerlendirmesini yapacak" dedi.
"İçerikte anlaşmamız lazım"
CTP-BG Genel Başkanı Talat, "nasıl bir hükümet modeli düşünüyorsunuz" şeklindeki sorulara karşılık da, "UBP bizimle hükümet kurmayacağını açıklamıştı, sonra o politikasını değiştirdi. Demek ki bütün olasılıklar var" diyerek net bir formül dile getirmedi.
Partilerle resmi ve gayri resmi temaslarının devam ettiğini, UBP ile bugün görüşeceklerini söyleyen Talat, "Net formülasyon ortaya çıkmış değil. Formülasyonun netleşmesi için içerikte anlaşmamız lazım" dedi.
UBP ile olur mu?
"UBP ile nasıl bir orta yol bulabilirsiniz" sorusuna ise Talat, "Bu işin orta yolu yok, çünkü Annan Planından başka plan yok" karşılığını verdi.
UBP ile uzlaşma olmaması halinde birçok alternatif olduğunu söyleyen ve "UBP'nin ille de hükümette yer alması gerekir diye bir kural yok" ifadesini kullanan Talat, geri kalan çoğunlukla hükümet kurulabileceğini ve hiçbir formülün dışlanamayacağını kaydetti.
Denktaş, geniş tabanlı hükümet istedi
Cumhurbaşkanının görevlendirmeyi yapmasının hemen ardından kısa sürede hükümeti kurabileceğine inandığını söyleyen Talat, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın yeni hükümet oluşumuyla ilgili önerisinin sorulması üzerine de "Geniş tabanlı hükümet olursa iyi olur görüşünü tekrarladı" dedi.
Transfer olur mu?
CTP-BG Genel Başkanı Talat, milletvekili transferiyle ilgili sorulara karşılık da, "Milletvekili transferini istemek, arzulamak söz konusu değil. Ama UBP ve DP'ye çözüm isteyerek oy veren insanlar olduğu gibi, bu iki partiden çözüm isteyen milletvekilleri de var. Cumhurbaşkanı Denktaş ile Türkiye arasındaki çelişkiler devam ettiği sürece bu iki partide çatla
ma kaçınılmazdır. Çözüm isteyen milletvekilleri bu konuda tavır takınabilirler" şeklindeki görüşünü tekrarladı.Annan Planı temelinde ve çözüm vizyonuyla...
Yeni hükümetin ancak Annan Planı temelinde görüşmelerin başlaması ve Mayıs 2004'e kadar çözüm vizyonuyla kurulabileceğini söyleyen Talat, bu sürecin gerek Kıbrıs Türkleri, gerekse Türkiye'nin AB süreci bakımından büyük önem taşıdığını anlattı. BM genel sekreterinin "anavatanların desteği ve çözüme kesin kararlılık ortaya konması, buna ek olarak referand
umun kabul edilmesi" şartıyla görüşmelerin başlayabileceğine ilişkin talebini anımsatan Talat, "Bütün bunları sağlayacak bir hükümet kurmak zorundayız" dedi.Halkın seçimlerde çözüm yönünde irade ortaya koyduğunu, Türkiye'nin de çözüm isteğini dile getirdiğini söyleyen Talat, Annan Planı temelinde çözüm sloganıyla seçime katılan 3 partinin oyların yüzde 50'sinden fazlasını aldığını, buna ek olarak UBP ve DP'ye oy veren birçok insanın da çözüm istediğini anlattı.
Görüşmecilik yeni hükümetle
Bir soruya karşılık, Türkiye hükümetinden görüşme talebinde bulunduklarını ve Ankara'daki değerlendirmelerin ardından bu ziyaretin gerçekleşebileceğini söyleyen Talat, görüşmecilik görevini yeni hükümetin yürütmesi konusundaki tutumunda ısrarlı olduğunu da kaydetti.
CTP-BG Genel Başkanı Talat, "Anayasal olarak bütün yetkiler hükümetindir. Görüşmeleri hükümet yürütmek durumundadır. Cumhurbaşkanı gözlemci olabilir, anayasal görevi odur. Anayasa uyarınca attığı adımlardan, attığı imzalardan ve yaptığı icraatlardan sorumlu değil ama hükümet sorumludur. Bu işleri mantıken ve anayasal olarak hükümetin yürütmesi gerekir. Ama bu hükümet oluşumu sırasında saptanacak ve herhalde uyum sağlayacağımız bir model bulacağız" diye konuştu.
Talat, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın bir önceki buluşmalarında bu yönde hukuki görüş alacağına ilişkin açıklamaların anımsatılması üzerine de, "Herhalde hukuki mütalaa benim söylediğim yöndedir ki, sayın cumhurbaşkanı bahsetmedi ve ben de sormadım" ifadesini kullandı.
Eroğlu: "Annan Planı masada"
UBP Genel Başka
nı ve Başbakan Derviş Eroğlu, Annan Planı'nın masada olduğunu ve görüşmeler başladığı takdirde bu planın da görüşülebileceğini söyledi.Eroğlu, kendileri masada yok deseler de Annan Planı'nın masada olduğunu belirterek, planın görüşülmesinin tüm maddeleriyle kabul edilecek manası çıkarılmaması gerektiğini, Kıbrıs Türk halkının menfaatine aykırı maddeler bulunduğunu kaydetti.
Meclis aritmetiğini dikkate alarak bir uzlaşı hükümeti kurulup kurulamayacağı arayışı içinde olduklarını açıklayan Derviş Eroğlu, "Uzlaşı hükümetlerinde taraflar elbette bir noktada, asgari müştereklerde buluşabilmek için kendi düşüncelerinde karşılıklı olarak bazı tavizler verebilir. Mühim olan yaşayabilir, uzlaşıyla kurulacak bir hükümet. Kıbrıs Türk halkının menfaatlerini ve Türkiye'
nin anlaşmalardan doğan hakkını göz ardı etmeyecek bir hükümet için gayretlerimize devam edeceğiz" dedi.UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, cumhurbaşkanıyla görüşmesinde UBP'nin görüş ve düşüncelerini, hükümet kurma yönündeki tavırlarını anlatma fırsatı bulduklarını, bir saate yakın görüşmede her türlü konuyu detaylı şekilde değerlendirdiklerini kaydetti. Türkiye'yle işbirliği içinde, kalıcı bir çözüm arayışı içinde olacak bir hükümet kurma düşüncesinde olduklarını cumhurbaşkanına da aktardıklarını bildiren D
erviş Eroğlu, cuma günü Cumhuriyet Meclisi'nde milletvekillerinin yemin etmesinden sonra cumhurbaşkanının tavrını belirleyeceğini ve meclisten bir kişiye hükümeti kurma görevi vereceğini hatırlattı.Cumhurbaşkanının bu görevi kime vereceğini bilemediklerini, kendi inisiyatifinde bir konu olduğunu ifade eden Eroğlu, "Biz UBP olarak çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. Bugün yeni seçilen arkadaşlarımızla bir değerlendirme daha yapacağız. Cumadan sonra tekrar cumhurbaşkanıyla görüşme fırsatını arayacağız" dedi.
Eroğlu, bir soru üzerine hükümeti kurma görevine talep olduklarını dün kamuoyunun bilgisine getirdiklerini, cumhurbaşkanının da bunu bildiğini kaydetti.
"Fark görüşmelerle aşılacak"
Annan Planı konusunda UBP'nin görüşleriyle soldaki iki parti arasındaki ciddi görüş ayrılıklarının nasıl aşılacağını soran bir gazeteciyi yanıtlayan Eroğlu, şöyle konuştu:
"Bunlar görüşmelerle aşılacak. Çünkü neticede Annan belgesi içinde UBP'nin mahsurlu gördüğü hususlar vardır. Bunu çeşitli vesilelerle aktardık. Müzakerelerle bunlar düzeltilebilir mi, düzeltilemez mi? Neticede karşı tarafın da kendine has olmazsa olmazları vardır. Bunlar ancak müzakere masasında değerlendirilebilecek ve sonuçları alınabilecek konulardır. Mühim olan müzakerelerdir. Biz görüşmelerin karşısında olmadığımızı zaten söylüyoruz ve her zaman söylediğimiz gibi bugüne kadar yapılan bütün görüşmeler de UBP hükümetleri döneminde olmuştur. Dolayısıyla görüşmelerin karşısında değiliz ama bu belgenin olduğu gibi kabulü, Kıbrıs Türk halkının menfaatine değildir. Biz dünün hükümeti olarak kendi halkımızın ve anavatan Türkiye'nin menfaatlerini ön planda tuttuk, bu geçekler ışığında hareket ettik.
"Uzlaşı hükümeti tavizlerle kurulur"
Şimdi yeni bir seçim olmuştur, sonuçları da ortadadır. Bu yeni dönemde -meclis aritmetiği de ortada- bir uzlaşı hükümeti kurulabilir mi, kurulamaz mı onun arayışı içindeyiz. Uzlaşı hükümetlerinde taraflar elbette bir noktada, asgari müştereklerde buluşabilmek için kendi düşüncelerinde karşılıklı olarak bazı tavizler verebilir. Mühim olan yaşayabilir, uzlaşıyla kurulacak bir hükümet. Ama Kıbrıs Türk halkının menfaatlerini ve Türkiye'nin anlaşmalardan doğan hakkını göz ardı etmeyecek bir hükümet için gayretlerimize devam edeceğiz."
"Biz yoktur desek de masada..."
Derviş Eroğlu, "Bu sözlerinizden Annan Planı'nı görüşmelere temel olarak alabileceğiniz anlamı çıkarabilir miyiz?" diye soran gazeteciye şu karşılığı verdi:
"Sayın genel sekreter Annan Planı'nın masada olduğunu söylemiştir. Yani şu anda masada Annan Planı vardır. Biz yoktur desek de masada olduğu bir gerçek. Görüşmeler başlarsa elbette Annan Planı da görüşülecektir. Ama Annan Planı görüşülecek demekten, tüm maddeleriyle kabul edilecek manası çıkarılmaması lazımdır çünkü genelinde Kıbrıs Türk halkının ve KKTC'nin menfaatine olmayan
maddeler bulunmaktadır. Bunları da görüşme masasında değerlendireceğiz. Hatta kurulacak hükümet de bunları belki de kuruluş aşamasında oturup değerlendirmesi ve ona göre hareket tarzı izlemesi gerekecektir.""Masada her konuyu görüşmek lazım"
Derviş Eroğlu, "Annan Planı masada, görüşmeler başlarsa görüşülebilir dediniz. Mevcut şekliyle genel sekreterin çizdiği çerçeve içinde mi demek istiyorsunuz yoksa başka bir mesaj mı var?" sorusuna karşılık, "Masada her konuyu görüşmek lazım. Biz sadece o çerçeve değil,
elbette KKTC halkı menfaatine olan konuları da masaya taşımak ve tartıştırmak gerektiğini düşünüyoruz" dedi.Eroğlu, Annan Planı'nın masadan kalkmadığına ve genel sekreterin de Annan Planı'na bağlı müzakerelerin başlayabilmesi için her iki taraftan "Annan belgesinin kabul edilebilir ve kamuoyunun referandumuna sunulabilir" diye bir mesaj beklediğine göre, kurulacak hükümetin bunları enine boyuna tartışması gerektiğini söyledi.
"Anlaşılamayan konuları genel sekreterin doldurması dayatma olur"
Annan Planı'na göre tarafların anlaşamayacağı konulardaki maddelerin genel sekreter tarafından doldurulacak olmasını nasıl karşıladığı sorulan UBP Genel Başkanı Eroğlu, şu açıklamayı yaptı:
"Bence o sakıncalıdır. Neticede taraflar müzakere edecekse, anlaşılmayan maddeleri genel sekreterin inisiyatifine bırakmak ne derece doğru? Bence doğru değil. Mademki müzakere yapılıyor, tarafların asgari müştereklerde buluşması beklenmesi gerekir. Yani oturun üç beş gün görüşün anlaşmadığınız maddeleri de ben halledeceğim şeklindeki
bir anlayış da bana göre bir dayatma olur ki görüşmelerde bunun olmaması lazım. İki tarafın inisiyatifiyle ortaya çıkacak son şeklin kamuoyunun bilgisine getirilmesi gerekir diye düşünüyorum.""UBP'de çatlak yok"
UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat'ın "Türkiye-Denktaş arasındaki ilişkiler böyle devam ederse UBP'de çatlaklar kaçınılmaz olur" demesini yorumlamasını isteyen gazeteciyi yanıtlarken, "UBP'de herhangi bir çatlaklık yoktur, milletvekilleri arasında bir başka part
iye göz kırpan yoktur, olması da düşünülemez zaten" dedi.Bir soru üzerine Talat'ın hükümeti 3-5 gün içinde kurabileceklerini söylerken kendisinin 'görüşmelerle olabilir' demesini değerlendiren Eroğlu, şu anda mecliste 25-25'lik tablo ortaya çıktığını, güven oylaması gerektiğini, anayasadaki amir hükümde "26'yı bul düşür anlayışı değil, 26'yı bul hükümeti kur anlayışı" olduğunu belirtti.
Meclisteki çoğunluğu sağlayamayan bir partinin güvenoyu almasının mümkün olmadığını belirten Eroğlu, Talat'ın bunu niçin söylediğini bilemediğini ama bugün saat 10.00'da CTP-BG'yi ziyaret edeceklerini hatırlattı.
Serdar Denktaş, UBP-CTP-BG hükümetinden yanayız
Demokrat Parti Genel Başkanı Turizmden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, Derviş Eroğlu başkanlığında kurulacak Ulusal Birlik Partisi-Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik Güçler koalisyon hükümetinden yana olduklarını söyledi.
Serdar Denktaş, böyle bir hükümetin UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu başkanlığında değil de, CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat başkanlığında kurulması halinde, buna dıştan destek vermeyeceklerini ve ana muhalefet rolü oynayacaklarını açıkladı. Denktaş, "UBP-CTP-BG koalisyonu eğer Sayın Eroğlu'nun başkanlığında kurulabilecekse, buna dıştan koşulsuz destek veririz. Eğer
Sayın Talat başkanlığında kuruluyorsa muhalefet olarak görevimizi yapacağız" dedi.CTP-BG-DP-BDH üçlü koalisyon olasılığının ise partilerinin gündeminde şu an için bulunmadığının altını çizen Denktaş, "Şu anda böyle bir alternatifin açık olduğunu dahi söylemiyorum ve o kapıyı şimdilik kapalı tutuyorum... Ümit ederim Sayın Talat da bu formülü şimdilik aklından çıkarır ve UBP-CTP-BG kurulabilir mi onun üzerinde çalışır" dedi.
DP Genel Başkanı Denktaş, CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat'ın, "Denktaş-Türkiye kavgası sürerse UBP ve DP'nin çatlayacağı" şeklindeki açıklamasına da tepki koyarak, böyle bir olasılığın söz konusu olmadığını söyledi. Serdar Denktaş, "UBP adına konuşamam ama, DP milletvekilleri içerisinde bir çatlaklık bekliyorsa Sayın Talat'ın hayal
gücü çok yüksek" dedi.Serdar Denktaş, "partisinin CTP-BG, UBP, DP ve BDH'nin yer alacağı genel uzlaşma hükümetine sıcak baktığını, ancak bunun başarılamaması halinde UBP ile CTP-BG'nin birlikte kuracağı geniş tabanlı koalisyonun hayata geçirilmesinden yana olduklarını" söyledi. Serdar Denktaş, "Böyle geniş tabanlı bir UBP-DP koalisyonun, halkın genel düşüncesini ortak bir noktada buluşturacak bir hükümet formülünün birincil olarak denenmesi gerekir" diye konuştu. Denktaş, şöyle devam etti:
"Halkımızın, iki büyük partiyi (UBP ile CTP-BG) bu anlamda sorumlu kıldığını düşünmekteyiz. Eğer hükümeti kurmayı başarabilirlerse bunu tercih ediyoruz.
Çok açıkçası UBP-CTP-BG koalisyonu eğer Sayın Eroğlu'nun başkanlığında kurulabilecekse, buna dıştan koşulsuz destek verme konumumuzu cumhurbaşkanı ile yaptığımız görüşmede ortaya koyduk. Eğer Sayın Talat başkanlığında kuruluyorsa muhalefet olarak görevimizi yapacağız. İkisinin arasındaki fark; Eroğlu başkanlığındaki bir hükümete bu anlamda koşulsuz destek vereceğimizdir,
tercih ettiğimizdir. Ancak Sayın Talat başkanlığındaki bir hükümet formülü de bizim için UBP ile olduğu takdirde geçerlidir. Böyle bir hükümetin kurulması doğrudur düşüncesindeyiz. Görevimizi biz, tarafları uzlaştırma görevi olarak algıladık ve o niyetle hareket etmekteyiz.Aralık-mayıs sürecini berhava edecek pozisyonda olmayız
Ülkenin bu süreçte hükümetsiz kalması ve aralık-mayıs sürecinin bir yerde berhava edilmesine neden olacak formüllere hiçbir şekilde onay vermeyeceğiz, buna sıcak bakmayacağız. Bu sürecin doğru kullanılmasını sağlamaya çalışacağız. Bunu da açıkça belirttik. Duruşumuz bu..."
Talat'a bu konuda çağrı yapan Serdar Denktaş, "Öncelikli olarak bu ülkede denenmesi gereken geniş tabanlı hükümet, UBP-CTP-BG hükümetidir. Bunun üzerinde konsantre olsunlar, bunu başarmaya çalışsınlar" dedi.
DP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Denktaş, partisinin üzerinde durduğu hükümet formülleri hakkında Cumhurbaşkanı Denktaş'ın ne düşündüğünün sorulması üzerine, "Onu, sayın cumhurbaşkanına soracaksınız. Ben, sayın cumhurbaşkanı adına cevap veremem" dedi.
Talat'a eleştiri
Denktaş, CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat'ın, "Denktaş-Türkiye kavgası sürerse UBP ve DP'nin çatlayacağı" yönündeki açıklamasına da tepki koyarak, böyle bir olasılığın söz konusu olmadığını söyledi ve bu konuda şöyle konuştu:
"UBP adına konuşamam ama, Sayın Talat, DP milletvekilleri içerisinde bir çatlaklık olmasını bekliyorsa hayal gücü çok yüksek. DP milletvekilleri, elbette parti kararına uyacak disiplini olan milletvekilleridir. Talat, Birleşik Güçler'e dönsün de bir baksın. Birleşik Güçler içinde teslimiyeti kabul etmeyen kişilerin olduğunu biz de biliyoruz Onun için işi lütfen bu noktaya getirmesin. Biz uzlaşma için uğraşan bir partiyiz. Böylesi ithamlarla bizim milletvekillerimizi
zan altında bırakacak söylemlerden hemen vazgeçsin ve bir kere daha bunu söylemesin, çünkü DP içinde böyle bir şey olacak değil.""Dış politika ve plan"
Cumhurbaşkanı Denktaş'la hükümet kurma çalışmalarının yanı sıra, "dış politika ve planla ilgili süreci" de ele aldıklarını söyleyen Serdar Denktaş, ancak bu konuda ayrıntı vermek istemedi.
Akıncı: Erken seçim yapılacaksa bu,
cumhurbaşkanlığı seçimi olmalı
Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) Genel Başkanı Mustafa Akıncı, ülkede bir erken seçim yapılacaksa bunun cumhurbaşkanlığı seçimi olması gerektiğini söyledi.
Akıncı, hükümetin kurulması konusunun henüz netlik kazanmadığını belirterek, kendi konumlarının aynı olduğunu, hükümet modelinin ne olacağı konusundan önce kurulacak hükümetin Kıbrıs konusunda ne yapacağının önem taşıdığını kaydetti.
Türkiye'deki gelişmelerin de çok önemli olduğunu belirten Akıncı, orada bazı hazırlıkların sürdüğünü ancak bunların ne olduğunu bilmediklerini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Denktaş'ın Annan Planı'nın ölmüş ve gömülmüş olduğunu söylediğini ancak Türkiye'nin bu konuda cumhurbaşkanının tersini söylediğini kaydeden Akıncı, erken seçim yapılacaksa bu seçimin cumhurbaşkanlığı seçimi olması gerektiğini, bunu Denktaş'a da söylediğini, süratle bir seçime gitmenin çok yararlı olacağını ifa
de etti.Böyle bir durumda Avrupa ve barışı isteyenlerin kendi adaylarını çıkaracağını, halkın Denktaş'ın ardından giderek cumhurbaşkanının seçimi yeniden kazanması durumunda bunun Annan Planı'nın ölümü anlamına geleceğini belirten Akıncı, veya halkın Avrupa ile barışı seçerek diğer adayı destekleyeceğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı istifa ettikten 45 gün sonra seçim yapılabileceğini, hatta meclisin seçimi daha da erkene alabileceğini belirten Akıncı, bunun hiç değerlendirilmemiş bir alternatif olduğunu ve değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Akıncı, Başbakan Eroğlu'nun Annan Planı ile ilgili son açıklamaları konusundaki bir soru üzerine, "seçim kampanyası sırasında bunu teslimiyet ve ölüm belgesi olarak değerlendiren ve planın kabulü halinde meclisin üstüne Yunan bayrağı çekileceğini belirten Eroğlu'nun şimdi tersi açıklamalar yaparak çelişkiye düştüğü" görüşünü öne sürdü. Akıncı, "Dünden bugüne ne değişti? Bu tür açıklamalar güven vermiyor" dedi. Akıncı, Rum basın mensuplarının sorularını da İngilizce olarak
yanıtladı.Akıncı, Serdar Denktaş'ın açıklamalarıyla ilgili soruya karşılık, "Ortak bir amaç için koalisyon kurarsınız. Ortak amaç yoksa ne için koalisyon kurulsun" dedi.
Akıncı, diğer bir soru üzerine ise, Ankara'ya davet edilirse gideceğini kaydederek, bir çözüm için Türkiye'nin yardımına ihtiyaç bulunduğunu, ortada çok kısıtlı bir sürenin olduğunu, iki ülke hükümetleri arasındaki işbirliğinin büyük önem taşıdığını belirtti.
Cumhurbaşkanı Denktaş: Esnek davranırlarsa bir yol bulunabilir
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, siyasi partilerin esnek davranması halinde hükümet kurma konusunda ortak bir yol bulabileceklerine inandığını söyledi.
Denktaş, parti liderleriyle ikinci turu yaptıklarını, liderlere yine geniş tabanlı bir hükümet kurulması telkininde bulunduğunu, mümkünse dört partinin de katılımıyla kurulacak bir hükümetin içinde bulunulan bu kritik ve nazik durumda halk için en iyisi olacağını kaydetti.
Cumhurbaşkanı, liderlerin kendi aralarındaki temaslarını sürdüreceklerini, esas konunun Kıbrıs meselesinde ortak bir görüşe vararak hükümet kurmak istemeleri olduğunu kaydetti.
Denktaş şöyle konuştu:
"Haklıdırlar. Bu da zannedersem biraz esneklik gösterirlerse mümkün olabilir. Çünkü her tarafın istediği uzlaşmadır ve AB'nin yollarını açmaktır. Taraflar arasındaki fark, bunu yaparken Türkiye'nin 1960 anlaşmalarıyla elde ettiği hakları ortadan kaldırmamaktır. Rumların AB'ye müracaat nedenleri bunu ortadan kaldırmak içindir. Siyasi bir nedendir. Dolayısıyla esnek davranırlarsa bir yol bulabileceklerine inanıyorum
. Cuma günü yemin vardır. Yeminden sonra ertesi gün veya pazartesi görevi herhalde birilerine vermem gerekecektir. Yeminden sonra da kendileriyle kısa bir görüşme yapacağım ve kararı vermiş olacağım.Benim Annan Planı hakkında söylediklerimi 'Türkiye'ye rest çekti' diye yorumlayan basın vardır. Maksatlı bir şekilde bunu söylüyorlar. Benim görevim Annan Planı'nı nasıl değerlendirdiğimi devamlı surette gündemde tutmaktır. Bu 'Denktaş'a baskı yap ve meseleyi derhal hallet' baskısı altında olabilecek makamlara
bir nevi neler konusunda pazarlık yapılabileceğini, hangi pazarlığın yapılmasını istediğimizi göstermeye çalışıyoruz. Annan Planı'nın, anlaşsak da anlaşmasak da, Rumlarla mutabık kalsak da kalmasak da, halkın referandumuna sunulması dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş bir olaydır. Bunlar üzerinde durulması gerekir. Yani ön pazarlık lazımdır. Bu ön pazarlığı ümit ediyoruz Türkiye BM makamlarıyla ve diğer dostlarıyla yapmaktadır. Bunların bilinmesinde yarar olduğu için bunları gündemde tutmaya çalışıyoruz."Denktaş, bir soru üzerine, Türkiye'de Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Kıbrıs konusunda bir zirve toplayacağını ve bunu bugünlerde kendi aralarında yapacaklarını bildiklerini, herhalde bundan sonra kendileriyle de temas edileceğini söyledi.
Serdar Denktaş'
ın, kendisinin Türkiye ile aynı noktada olduğunu ve bir araya gelseler bunun görüleceği yönündeki açıklamasının hatırlatılması üzerine Denktaş, kendisinin de aynı görüşte olduğunu hatta bir araya gelmeden de değişik sesler çıksa dahi Türkiye ile aynı noktada bulunduklarını kaydetti.Denktaş, Akıncı'nın erken cumhurbaşkanlığı seçimi konusundaki açıklaması üzerine ise şunları kaydetti:
"Bana da söyledi bunu. Şaka ettiğini zannetmiyorum. 'Eğer Annan Planı hakkındaki görüşün buysa o zaman halkın önüne çık. Cumhurbaşkanlığı seçimlerini yapalım, halk sana oy verirse o zaman Annan Planı ortadan kalkar, halk da başına geleni çeker' dedi şakamsı... Ben de dedim ki; 'Yani şimdi sizin dediğiniz olursa çekeceği gibi...' Böylelikle şakayı karşılıklı dengeledik. Ben hala
inanıyorum ki partiler esneklik gösterirlerse bir milli veyahut dörtlü hükümet kurabilirler. Bu olmazsa iki büyük parti dıştan da destek alarak bir uyum hükümeti kurarlarsa çok iyi olur. Rahatlıkla ve halkın gösterdiği yoldan çıkmış oluruz. Ondan sonra gerisi hükümetin ve bizim Türkiye ile yapacağımız temaslarla çizeceğimiz bir yol tayin etmeye kalır."Denktaş, bir soru üzerine Ankara'ya davet edildiği zaman gideceğini söyledi.
Cumhurbaşkanı başka bir soruya karşılık, görüşmeden yana oldukları için bunca zaman müzakerelerde dirsek çürüttüklerini ve müzakerelere oturmadan önce ön müzakereler yapılması gereği üzerinde durduğunu belirterek, çünkü müzakerelerin tıkandığı noktanın bilindiğini, bunları açmak için insanların masaya oturup yine tıkanıklığa gitmeyec
eğini, bu tıkanık noktaları ön görüşmelerle, dolaylı görüşmelerle açmak için, tarafları bir noktaya getirmek için bu usulün kullanıldığını, bunun yapılması istediklerini ifade etti.Denktaş, kaç zamandır bunu yapmak istediklerini ama uzun zamandır üzerlerine gelindiğini, ille planın referanduma sunulmasının istenildiğini ancak dünyada böyle usul bulunmadığını kaydetti.
Cumhurbaşkanı müzakerelerden kaçanın kendileri olmadığını, müzakerelere ihtiyacı olmayan tarafın Rumlar olduğunu çünkü kendilerine "meşru hükümetsiniz" denildiğini ve bir de AB üyesi yapıldıklarını söyledi.
Yabancıların bunu anlamaya ve kendilerini takdir etmeye başladığını söyleyen Denktaş, "Ama inşallah çok geç kalmadı" dedi.
Denktaş, "Sizce milletvekili transferi olabilir mi" şeklindeki bir
soru üzerine, ahlaka uymayan bir olay olduğunu ve bir nevi satın alınma meydana geldiğini, şimdiye kadar birkaç kez olduğunu ancak herkesin satılan ve alınan milletvekillerinden soğuduğunu, bunlara bir kez daha yüz vermediğini kaydetti.Cumhurbaşkanı, anayasal ve yasal bir engel bulunmadığını ancak bunu tasvip etmediğini vurguladı.
Denktaş, bunun demokrasiye de yakışmayacağını kaydetti.
KIBRIS 24/12/2003
Ankara Planı belli oluyor
REVİZE EDİLMİŞ ANNAN PLANI'NA EVET... Kıbrıs'taki görüşmeleri Annan Planı zemininde yürütme kararlılığında olan Türkiye, planda yeni revizyonlar istiyor. Türkiye, bir yandan Annan Planı'na yönelik değişiklik önerilerini somutlaştırırken, diğer yandan da müzakere sürecine yönelik hazırlıklar üzerinde çalışıyor. Başlıca müzakere k
onuları; "Türkiye'nin garantörlüğü", "göçmen geçişlerine sınırlama" ve "iki bölgeliliğin güçlendirilmesi" olarak belirlendiÇEKİNCELİ UNSURLAR LİSTE EDİLECEK... Ankara, Kıbrıs pazarlığında öncelikle Türk ve Rum tarafının görüşme sürecinin nasıl işleyeceğinin belirlenmesini istiyor. Edinilen bilgilere göre, Türk tarafı ilk aşamada kabul edilen unsurların taraflarca parafe edilmesini, ardından da müzakere edilecek çekinceli unsurların bir liste halinde saptanmasını istiyor. Ankara, görüşmeler için Kofi Annan
başkanlığında bir müzakere takvimi oluşturulmasını da öngörüyor. Müzakerelerin hedefi ise 1 Mayıs tarihine kadar en azından çözüm için bir çerçeve anlaşmaya ulaşılması olacakTürkiye, bir yandan Annan Planı'na yönelik değişiklik önerilerini somutlaştırırken, diğer yandan da müzakere sürecine yönelik hazırlıklar üzerinde çalışıyor.
NTV muhabiri Muart Akgün'ün haberine göre, Türkiye, Kıbrıs görüşmelerini Annan Planı zemininde yürütmek kararlılığında, ancak, planda yeni revizyonlar öngörülüyor. Başlıca müzakere konuları; "Türkiye'nin garantörlüğü", "göçmen geçişlerine sınırlama" ve "iki bölgeliliği güçlendirmesi" olarak belirlendi.
Ankara, Kıbrıs pazarlığında öncelikle Türk ve Rum tarafının görüşme sürecinin nasıl işleyeceğinin belirlenmesini istiyor.
Edinilen bilgilere göre, Türk tarafı ilk aşamada kabul edilen unsurların taraflarca parafe edilmesini, ardından da müzakere edilecek çekinceli unsurların bir liste halinde saptanmasını istiyor.
Ankara, görüşmeler için BM Genel Sekreteri Annan Başkanlığı'nda bir müzakere takvimi oluşturulmasını da öngörüyor. Müzakerelerin hedefi ise 1 Mayıs tarihine kadar en azından çözüm için bir çerçeve anlaşmaya ulaşılması olacak.
Ankara'nın plana olan itirazları
Denktaş'ın itirazları da göz önünde bulundurularak Annan Planı temelinde oluşturulan Ankara planı esas itibarıyla şu unsurları içeriyor:
- Türkiye'nin garantörlüğü korunuyor...
- Türkiye'nin Londra ve Zürih anlaşmalarından kaynaklanan garantörlük konumu korunuyor...
- Göçmenlerin geçişleri sınırlanıyor...
Göçe sınırlama
Türkiye, iki taraf arasındaki karşılıklı göçün mutlaka sınırlandırılmasını istiyor. Değişiklik önerisinde, ilk aşamada bir taraftan diğer tarafa geçişte, göçenlerin sayısının, diğer tarafın nüfusunun yüzde 15'ni aşmaması öngörülüyor.
İki bölgelilik kavramı güçlendirilmeli
Türk tarafı, iki bölgelilik kavramının güçlendirilmesini de istiyor. Bu amacın gerçekleşmesi için göçmen konusundaki görüşlerin hayata geçmesi de büyük önem taşıyor.
"Annan Planı'ndaki sınırlar revize edilmeli"
Türk tarafı, Annan Planı'ndaki sınırın da revize edilmesini istiyor. Edinilen bilgilere göre, söz konusu planda sınır bölgesinde bir Türk köyünden diğerine geçiş için zaman zaman Rum topraklarından geçilmesi gerektiğine dikkat çekilerek, "daha düz" bir sınır öngörülüyor.
Türk tarafı, sınır oluşturulurken doğal kaynakların paylaşımında adilane davranılmasını, haksız rekabete yol açılmamasını istiyor.
Ümit Sezgin yazdı: Denktaş'ın mücadelesi
Edinilen bilgilere göre, Ankara'nın önerileri üzerinde önümüzdeki günlerde yapılacak zirvelerde tam bir mutabakata varılırsa BM genel sekreterine ocak ayı ortasında müzakere çağrısı yapılacak.
NTV'ye bilgi veren kaynaklar Annan'a çağrı yapılabilmesi için KKTC'de hükümet kurulmasının şart olduğuna da dikkat çekiyorlar.
KIBRIS 24/12/2003
Türkiye'nin
9'uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'den iddia:Türkiye Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Ankara ile Lefkoşa arasında çatlak olduğunu söyledi. Kıbrıs'ta bugüne kadar çözüm bulunmayışının nedeninin Türkiye olmadığını belirten Demirel, "Türkiye'nin milli menfaatlerini korumayan çözüm yaşamaz veya Türkiye ile Yunanistan'ı karşı karşıya bırakır" dedi.
Demirel, gazetecilerin Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin görüşünü sormaları üzerine, Kıbrıs'ın milli bir mesele olduğunu, ancak bugünün meselesi olmadığını vurgulayarak, Türkiye'nin milli menfaatlerini koruyacak bir çözümün bulunması gerektiğini bildirdi.
"Kıbrıs'ta bugüne kadar çözüm bulunmayışının nedeni Türkiye değildir" diyen Demirel, şöyle konuştu:
"Helenizm, yani Yunan yayılmacılığı ve Helenlerin bütün Akdeniz'deki adalara sahip çıkması gibi bir sorunla karşı karşıya olmuşuzdur. Umuyorum ki bütün bu karşılıklı tartışmalardan sonra Türkiye'nin milli menfaatlerini koruyacak bir çözüm bulunacaktır. Türkiye'nin milli menfaatlerini korumayan çözüm, yaş
amaz veya Türkiye ile Yunanistan'ı karşı karşıya bırakır. Çok dikkat etmek lazımdır. Türkiye'nin yönetiminde bulunanlar buna gayet tabii ki önem vereceklerdir."Demirel, Kıbrıs'ın, Avrupa ve ABD'nin meselesi olmadığına dikkati çekerek, Kıbrıs'ın Kıbrıs'ta yaşayan insanların, Türkiye'nin ve Yunanistan'ın meselesi olduğunu dile getirdi.
Bir gazetecinin, "Ankara ile Lefkoşa arasında bir çatlak görüyor musunuz" şeklindeki sorusuna Demirel, "Görüyorum" karşılığını verdi.
"Kürt devleti olmayacaktır"
Demirel, "Kuzey Irak'ta Kürt devleti kurulmasına nasıl bakıyorsunuz" şeklindeki bir soruya da "Öyle bir şey olmayacaktır" yanıtını verdi.
Demirel, kapatılan Refah Partisi'nin genel başkanı Necmettin Erbakan hakkında, "Kayıp trilyon" davasıyla ilgili olarak gıyabi tutuklama kararı çıkarılmasının hatırlatılması üzerine de şunları söyledi:
"Erbakan kaçmıyor ki. Erbakan'ı bulmak gayet kolay. Her gün televizyonlarda görülüyor. Erbakan, uzunca süre Türk siyasetinde etkisi olan bir zattır. Benim okul arkadaşımdır. Beraber hükümet kurduğumuz yıllar olmuştur. Tabii mahkemenin kararına bir diyeceğimiz yoktur. Yalnız, o yaşta bir insanın hapse götürülmesi kimsenin içine sinmez. Hangi sebeple olursa olsun, Türk halkının da içine sinmez.
Yani, bir tarafta yargı kararlarının icra edilmesi gerçeği var. Diğer tarafta da bu kararların icra ettiğinizde kamuoyunun içine sinmemesi gibi bir durumla karşı karşıyayız. Umarım çözüm bulunur."
KIBRIS 24/12/2003
Denktaş: Transfer duyumu aldık
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, yarınki yemin töreninin ardından bazı milletvekillerinin partilerinden istifa edecekleri yönünde duyumlar aldıklarını söyledi. Lefkoşa
25 Aralık 2003
Denktaş, İstifa edecek bazı milletvekilleri önce bağımsız kalacaklar, sonra da parayı en fazla veren partiye geçecekler şeklinde duyumlar aldık, inşallah doğru değildir dedi.Cumhurbaşkanı Denktaş, bu aşamada saf değiştirecek milletvekillerinin halkın yüzüne bakamayacağını savundu.
ERKEN SEÇİM ZAMAN KAYBI
Erken seçimin zaman kaybı olduğunu, Türkiyenin de kendisinin de bundan yana olmadığını kaydeden Denktaş, halkın sandıkta uzlaşma mesajı verdiğini hatırlattı. Hükümet kurmak konusunda görüşmelerin sürdüğünü hatırlatan Denktaş, hükümet kurmayla ilgili görevlendirmenin yarın yapılabileceği gibi, önümüzdeki haftaya
| Annan planı ne referanduma ne imzaya hazır |
|
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, Annan planında birçok konunun netleşmediğini belirterek, planın imzaya da referanduma da hazır olmadığını söyledi. |
|
Lefkoş aAA |
25 Aralık 2003
Papadopulos, Annan planında netleştirilmesi gereken konuların başında Türk askerinin Adadan çekilmesi ve güvenlik sorununun geldiğini belirtti.Kıbrıs Rum yönetimi lideri Papadopulos, Haravgi gazetesine verdiği özel demeçte, Diğer boşluklarının da ötesinde, güvenlik ve Türk askerinin çekilmesi konusunu netleştirmediği için Annan planı ne imzalanmak ne de referanduma sunulmak için hazır dedi.
Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlaması için BM Genel Sekreteri Kofi Annana gönderdiği
Talat ve Eroğlu arasındaki ikinci görüşmeden de hükümet umudu çıkmayınca, iki lider de "Erken seçime hazırız" dedi
SEFA KARAHASAN Lefkoşa
Abdullah Gül: Erken seçim istemiyoruz
ANKARA Milliyet
MILLIYET 25/12/2003
KKTC'de hükümet
SON MİLLİ SIR...
Hürriyet Gazetesi Genel Yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök'ün Salı günkü yazısını gördünüz mü? Özkök son derece önemli bir tespit yapıyor ve önümüzdeki dönemlerde nelerle karşı karşıya kalabileceğimizi, özetle şöyle yansıtıyordu:
"...Ülkemizde birtakım çevreler şu hesabı yapıyor: Gelecek yıl sonunda Avrupa Birliği bize tarih vermezse, bu defter bir daha açılmamak üzere kapanır. O zaman içer
MEHMET ALI BIRAND 25/12/2003
Denktaş'tan
transfer uyarısıKKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, "Bazı milletvekilleri fazla para veren tarafa geçecekmiş" diye duyumlar alındığını söyledi.
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, temelde devlet varsa, kolaylıkla geniş tabanlı hükümet kurulabileceğini vurguladı. Milletvekili transferi konusundaki tartışmalara da değinen Denktaş, ''Bazı milletvekilleri fazla para veren tarafa geçecekmiş'' diye duyumlar alındığını ifade ederek, milletvekillerini uyardı ve ''Böyle yapanlar halkın gözünde değerini kaybeder, halkın yüz
üne bakamaz'' dedi.Denktaş, Türkiye'de Kıbrıs konusunda toplantılar yapıldığını belirterek, toplantının sonuçlarının değerlendirileceğini kaydetti.
Denktaş, meclisin yemin etmesinin ardından, siyasi parti liderlerinin kendi aralarındaki temaslarını tamamlamasından sonra görevlendirme yapacağını sö
yledi."YENİ SEÇİME GİTMEK AKIL HARCI DEĞİL"
Denktaş, hükümet arayışında olan siyasi partilerin, geniş tabanlı bir hükümet formülünde anlaşmalarından yana olduğunu ifade ederek, ''Yeni seçime gitmek akıl harcı değil'' dedi.
Denktaş, bir heyeti kabulü sırasında yaptığı açıklamada, seçimde hükümete tepki olarak muhalefete oy verenlerin pişmanlık duymaya başladığını ifade ederek, Türkiye ile birlikte geniş tabanlı bir hükümet istediklerini kaydetti.
Seçim atmosferinden bir an önce çıkılması gerektiğini ifade eden Denktaş, ''Yeni seçime gitmek akıl harcı değildir. Seçim, halk arasında oldukça gerginlik yaratır. Devlet işleri yavaşlar, inşallah gerekli olmaz'' dedi. Devleti ortadan kaldırmak için yıllardır çeşitliformüller sunulduğunu anlatan Denktaş, ''Ben b
askı altındayım diye üzülmeyin. Baskı altında olan halktır'' ifadesini kullandı.HURRIYET 25/12/2003
KKTC'de erken seçime doğru
KKTC'de Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı ve Başbakan Derviş Eroğlu ile Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat'ın dün yaptığı görüşmeden, ağırlıklı olarak erken seçim formülü çıktı.
Hükümet kurulamazsa erken seçimin kaçınılmaz olduğunu dile getiren liderler, partilerinin erken seçime hazır olduğunu belirtti. UBP Genel Başkanı Eroğlu erken seçim için tarih vermezken, CTP Genel Başkanı Talat, erken seçimin ocak ayı ortalarında yapılması gerektiğini söyledi.
UBP ile CTP'nin farklı görüşleri arasında uzlaşıya varılamadığını ifade eden Eroğlu, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın, herhangi birine hükümeti ku
HURRIYET 25/12/2003
Eroğlu: Hükümet kurulmazsa erken seçim kaçınılmaz
KKTC'deki Ulusal Birlik Partisi (UBP)Genel Başkanı ve Başbakan Derviş Eroğlu, hükümet kurulma çalışmalarından sonuç alınamazsa, erken seçimin kaçınılmaz olduğunu söyledi.
Eroğlu, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın da bir bölümüne başkanlık ettiği Bakanlar Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamada, yılın son toplantısını yaptıklarını ve mevcut önergeleri ele aldıklarını belirtti.
Başbakan Eroğlu, bu arada, Bakanlar Kurulu Genel Sekreteri Caner Sarphan'ın ani ölümü nedeniyle üzüntülü olduklarını kaydetti.
Hükümet kurma arayışında olduklarını ifade ederek, hükümet kurulamazsa, erken seçim takviminin işlemeye başlayacağını dile getiren Eroğlu, meclisin yarınki yemin töreninin ardından, Cumhubaşkanı Denktaş'ın bir görevlendirme yapacağını belirtti.
Ankara'da Kıbrıs konusunda çalışmalar yapıldığını anlatan Eroğlu, ''Onların sonuçlarını henüz biz
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün, ''erken seçimin düşünülmemesi, geniş tabanlı bir hükümetin kurulmasının tercihleri olduğunu'' söylediğinin anımsatılmsı üzerine Eroğlu, ''Bizler de Kıbrıs'ta bir hükümet arayışı içerisindeyiz. Ama bu hükümet kurulamazsa alternatiflerden bir tanesi
de erken seçimdir. Seçime başvurma mecburiyetinde kalırsak elbette erken seçimden kaçınılmaz'' diye konuştu.Derviş Eroğlu, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat'ın, ''Erken seçim olursa normal prosüdürü beklemeyelim, süreyi kısaltalım. Ocak ortasında seçim olsun'' sözlerine katılıp katılmadığının sorulması üzerine, şunları söyledi:
''O, onun görüşü. Demek istiyor ki; sadece hükümeti kurma çalışmasını başlatmak üzere kendilerine bu görev verilsin, hükümeti kuramazsa erken seçime derhal gidilsin. Halbuki anayasaya diğer parti temsilcilerine de hükümeti kurma çalışmaları için görev verilmesini emrediyor. Dolayısıyla, o konu, o noktaya gelirsek değerlendirilecektir.''
''Erken seçime kesin gözüyle bakılabilinir mi?'' sorusuna karşılıkEroğlu, hükümet kurma konusunda bir görevlendirmenin yapılmadığını ve şimdiye kadar partiler arasında yapılan temasların ön temas niteliğinde olduğunu belirterek, hükümeti kurma görevi bir kişiye verildikten sonra daha detaylı görüşme gerektiğini ve bir mu
tabakata varılıp varılamayacağının ortaya çıkacağını söyledi.Bu arada, bu sabah ölen Bakanlar Kurulu Genel Sekreteri Caner Sarphan için Başbakanlık önünde cenaze töreni düzenlendi.
HURRIYET 25/12/2003
Ufukta erken seçim mi var
14 Aralık Pazar günü yapılan milletvekilliği seçiminin ardından geçen onuncu günde de hükümet arayışları devam ediyor. Seçimde çıkardıkları milletvekili sayısıyla ilk iki sırayı paylaşan CTP-BG ve UBPnin görüşmesinden iki partinin katılımıyla bir hükümet kurulabileceğine yönelik
bir uzlaşmanın sinyalleri çıkmadı ve erken seçim daha çok telaffuz edildi.UBP Genel Başkanı ve Başbakan Derviş Eroğlu, bu sabah CTP-BG Genel Merkezini ziyaret ederek Genel Başkan Mehmet Ali Talat ve öteki yetkililerle görüştü. Eroğluna Genel Sekreter Süha Türköz ile Milletvekili, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Salih Miroğlu eşlik etti. İki lider, CTP binasının zemin katında basına el sıkışarak poz verdikten sonra üst katta Talatın makam odasında görüşmeye geçti.
UZLAŞI HÜKÜMETİ GAYRETİNDEYİZ ANCAK
UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, CTP-BG Genel Merkezindeki görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, ülkede hükümet kurma arayışlarına işaret ederek, UBPnin uzlaşı hükümeti kurma konusunda üzerine düşen görevleri yerine getirme gayretinde olduğunu söyledi. Hükümeti kurmaya talip olduklarını yineleyen Eroğlu, CTP-BG Genel Başkanı Talatla bir araya geldiklerini, ancak henüz şu anda iki partinin de hükümet kurma noktasında olmadığının görüldüğünü belirtti.
Cumhurbaşkanının milletvekillerinin yarınki yemininden sonra görevlendirme yapmasının ardından hükümet kurma çalışmalarının başlayacağını kaydeden Eroğlu, iki partinin görüşlerinin henüz uzlaşma noktasında olduğunu söyleyemeyeceğini açıkladı. Önümüzdeki günlerde yeniden bir araya gelme yönünde mutabakatları olduğunu ifade eden Eroğlu, bir soru üzerine Talatın UBP-CTP formülüne pek sıcak baktığını söyleyemeyeceğini kaydederek, görev verildikten sonra tarafların görüşmesinin süreceğini belirtti.
ERKEN SEÇİME HAZIRIZ
Eroğlu, 60 gün içinde hükümet kurulamazsa anayasa gereği erken seçime gidileceğine işaret ederek, şöyle dedi:
UBP olarak biz erken seçime hazır vaziyetteyiz. Ama şu anda hükümeti kurma çalışmaları devam edecek, bu çabalar sonucu kurulamazsa erken seçimden başka alternatif kalmayacak demektir. Bizim bu konuda çalışmalarımız var. Bugün Ankarada da bazı çalışmaların yapıldığını biliyoruz. Dolayısıyla KKTC hükümeti olarak, şu anda hükümetteki iki ortağın, UBP ve DPnin ortaklığının devam ettiğini, hükümet kurma konusunda da işbirliği içinde olduğumuzu Sayın Serdar Denktaşın ağzından da işitmiştiniz. Evet, biz Sayın Serdar Denktaşla bir araya geliyoruz, görüşüyoruz ve birlikte hareket etme kararlılığımızı da devam ettiriyoruz. Onun için önümüzdeki günlerde ortaya çıkacak alternatiflerden birini de değerlendirirken bu alternatiflerden birinin de erken seçim olduğunu bugünkü ortağımızla değerlendirmiş bulunuyoruz.
Bu erken seçim ülkeye ne getirir, ne götürür tartışması yapılabilir, ama eğer hükümet kurulamayacaksa tek çıkış yolunun da erken seçim olduğunu herkes kabul etmek durumundadır.
TAVIR DEĞİŞİKLİĞİ YOK
UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, Annan Planının masada olduğu ve görüşülebileceği yönündeki açıklamalarının gazetelerde eleştirildiğini hatırlatan bir gazetecinin Seçimlerden sonraki bu tavır değişikliğinizin nedenini öğrenebilir miyiz? sorusuna karşılık, tavır değişiklikleri olmadığını, UBPnin her türlü konuyu görüşmeye açık olduğunu her zaman söylediğini kaydetti.
BM Genel Sekreteri Kofi Annanın belgesini masadan çekmediğine göre belgenin masada olduğunu ifade eden Eroğlu, görüşmenin Annan belgesinin içeriğini olduğu gibi kabul edecekleri anlamına gelmediğini, partisinin ilk günden itibaren Annan Planındaki harita, egemenlik, iki halklılık, iki bölgelilik ve Türkiyenin garantisi gibi konulardaki düzenlemeleri kabul edemeyeceklerini söylediğini anlattı.
1 MAYIS DÜNYANIN SONU DEĞİL
Eroğlu, 1 Mayısın önlerinde bir tarih olarak durduğunu ama dünyanın da sonu olmadığını, bu tarihe kadar bir barışa varılmasının sadece kendilerine bağlı olmadığını, karşı tarafın aynı anlayış ve arzu içinde olması gerektiğini kaydederek, "Bugün için karşı taraftan iyi sinyaller alındığı söylenemez. Bu ancak müzakereler başlarsa görüşme masasında herhalde gerçekleşebilir veya anlaşılabilir. O bakımdan müzakereden kaçan taraf değil, ama önümüze konan her belgeyi kabul etme mecburiyetinde olmayan taraf olduğumuzu açık ve net şekilde ortaya koyduk diye konuştu.
ANKARAYA DAVET HENÜZ YOK
Derviş Eroğlu, Ankarada hazırlanan plan konusundaki düşüncesini ve Ankaraya davet alıp almadığını soran gazeteciyi yanıtlarken, Şu anda Türkiyeden herhangi bir çağrı almış değiliz. Sadece gazetelerde çıkan haberlerle değil resmi olarak Türkiyeden çalışmalarla ilgili hususlar bize geldikten sonra yorum yapmak mümkündür karşılığını verdi. Bugünlerde Çankayada yapılacak zirvede de Dışişleri Bakanlığının çalışmalarının değerlendirileceğini belirten Eroğlu, bunun sonucunda gelecek bilgilerle yorum yapabileceğini söyledi.
HALKIN SESI 25/12/2003
Çözüm için al-ver kaçınılmazdır
BDHdan yapılan açıklamaya göre İzcan, cumhurbaşkanının sandıktan çıkan sonuca saygı göstererek çözüme dönük oluşumların önünü açması gerektiğini kaydetti.
İzcan, Çözüm için al-ver kaçınılmazdır, önemli olan ise al-verin karşılıklı olmasıdır. Biz toprak tavizi vereceğiz, karşılığında da Kıbrısın eşit ortağı olarak Avrupa Birliği üyesi olacağız ifadelerini kullandı.
İzcan, Kıbrıs Türkünün, Annan Planı temelinde bir çözümle azınlık olmayacağını, 1974 öncesine kesinlikle dönmeyeceğini ve kendi polisini, içişlerini, ekonomisini yöneten bugünkünden çok daha egemen bir devlete kavuşacağını söyledi.
İzcan, Annan Planını Papadopulos yönetiminin de olduğu gibi kabul etmediğini belirterek, BM Genel Sekreterinin Temel parametreleri kabul edip görüşün, gerekli düzenlemeler müzakerelerle yapılabilir dediğine dikkat çekti.
İzcan, çözüm, barış, demokrasi ve AB üyeliği yönündeki oluşumlar dışında herhangi bir hükümette yer almayacaklarını da kaydetti.
Kıbrıs Türkü ile Türkiyenin geleceğinin Avrupa Birliğinde ve çözümde olduğunu kaydeden İzzet İzcan, Mayıs ayına kadar çözüme ulaşılması için ilgili tüm kesimlerin çaba harcaması gerektiğini belirtt
HALKIN SESI 25/12/2003
Annan planı referans alınabilir
Gül, KKTCde mevcut şartlarda en geniş tabanlı koalisyon hükümeti kurulması için tarafları teşvik ettiklerini ve şu anda erken bir seçimin düşünülmemesi gerektiğini söyledi
Bu konuyla ilgili de henüz bir şey söyleme durumunda değilim. Biz şu anda çalışmalarımızı henüz bitirmiş değiliz. Daha sonra kendi içimizde bir mutabakata varacağız. Daha sonra siyasi partiler, sayın Cumhurbaşkanı, bir ortak kanaate varıp 1 Mayıstan önce Kıbrısta çözüm için en samimi gayretleri sarf edeceğiz.
Kıbrıs davasının milli bir dava olduğunu belirten Gül, bu nedenle herkesin hamasetten, sloganlardan uzak, soğukkanlı ve kararlı bir şekilde ciddi analizler yapması gerektiğini ve bunun dışında karışıklıklara, gerginliklere, lüzumsuz karşılıklı söylemlere gerek olmadığını ifade etti.
Annan planının referans alınabilir olduğunu belirten Dışişleri Bakanı Gül, önemli olanın kabul edilebilir duruma gelmesi olduğunu kaydetti.
TÜRK-YUNAN GÖRÜŞMELERİ
TC Dışişleri Bakanı Gül açıklamasında, Türkiye ile Yunanistan arasında Ege sorunlarının ele alındığı istikşafi görüşmelere de değinerek, bu hususta şu anda açıklanacak konu bulunmadığını söyledi.
Gül, Türkiye ile Yunanistan arasındaki istikşafi görüşmelerde ilerleme sağlandığına yönelik haberlerin hatırlatılması üzerine, bu görüşmelerin kapalı yapıldığına işaret ederek, Herhangi bir taahhüde girilmeden iyi niyetli olarak çözüme yönelik yapılan görüşmeler bunlar diye konuştu.
KIBRIS KONUSUNDAKİ ÇALIŞMAYI PAZARTESİ GÜNÜNE KADAR BAKANLAR KURULUNA YETİŞTİRMEYİ UMUYORUZ
Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül,
Kıbrıs konusunda yapılan çalışmayı bitirmeye çalıştıklarını, bunu Pazartesi gününe kadar Bakanlar Kuruluna yetiştirmeyi umduklarını belirtti.
A.Anın haberine göre Gül, bu açıklamayı bugün gazetecilerin sorularını yanıtlarken yaptı.
KKTCDE ŞU ANDA ERKEN SEÇİM DÜŞÜNÜLMEMELİ
Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, KKTCde mevcut şartlarda en geniş tabanlı koalisyon hükümeti kurulması için tarafları teşvik ettiklerini ve şu anda erken bir seçimin düşünülmemesi gerektiğini söyledi.
TC Dışişleri Bakanlığından ayrılışı sırasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Gül, KKTCde şu anda erken seçimin düşünülmemesi gerektiğini, yapılması gereken şeyin mevcut partilerin mümkün olan en geniş taban içerisinde bir koalisyon hükümeti kurmaları olduğunu ve
bunu teşvik ettiklerini belirttti.Gül, geniş tabanlı bir koalisyonu gerçekçi bulup bulmadığının sorulması üzerine, şunları kaydetti:
Gerçekçi buluyorum tabii ki. Neticede oturacak uzlaşacaklar. Uzlaşamayan, konuşamayan aynı vatanın sahipleri, insanlarını mutlu etmek için uğraşan aynı amaca sahip insanlar, neticede muhakkak ki biraraya gelip uzlaşacaklardır. Bunlar başka toplumun insanları değil ki.
Gül, yakın bir zamanda Kıbrısa gidip gitmeyeceğinin sorulması üzerine de Tahmin ediyorum herhalde önce onlar buraya gelir yanıtını verdi.
Siyasi parti liderlerini henüz davet etmediklerini, ancak görüşeceklerini söyleyen Gül, bu davetin KKTC hükümetinin kurulmasından sonra mı olacağının sorulması üzerine, Ümit ederiz ki hükümet kurulur bu süre içinde. Tahm
in ediyorum önümüzdeki hafta olabilir ama şu anda kesin bir şey söylemiyorum dedi.2004DE İZLENECEK AB VE KIBRIS POLİTİKALARI MASAYA YATIRILACAK
Türkiyenin AB üyesi ülkeler ve diğer ilgili merkezlerdeki büyükelçilerinin katılımıyla TC Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gülün başkanlığında bugün yapılacak değerlendirme toplantısında, 2004 yılında Kıbrıs ve AB konularında izlenecek politikalar masaya yatırılacak.
AB ile ilişkiler ve Kıbrıs konuları açısından kritik bir yıl olarak değerlendirilen 2004ün başlamasına az bir süre kala, AB ülkeleri ile ABD, KKTC ve BM nezdindeki büyükelçiler bugün bir araya gelerek, bu kritik yılı değerlendirecek.
Aralık 2004te yapılacak AB zirvesinde Türkiye için mümkün olan en erken tarihte müzakerelere başlanması kararının alınmasını hedefleyen Dışişleri Bakanlığı, bu nedenle gelişmeler ışığında düzenlediği büyükelçiler toplantısını bu kez AB ve Kıbrıs için yapacak.
2 gün sürecek toplantılara, TC Dışişleri Bakanı Abdullah Gülün başkanlık etmesi bekleniyor. Büyükelçilerin, TC Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından da kabul edilmesi öngörülüyor.
HALKIN SESI 25/12/2003
UBP-CTP arasında uzlaşma yok!
TALAT: ERKEN SEÇİM, AMA DERHAL...
Hedefimiz açıktır, nettir. Bu hedefi 1 Mayısa kadar çözüm olarak koyduk. Eğer bu gerçekleşmeyecekse, ne olur diye soracaksanız; pilavdan dönenin kaşığı kırılsın... Biz bir erken seçime de varız. Erken seçim ama derhal olmalı Mayıs 2004e kadarki zamanı Kıbrıs Türk halkına kaybettirmek kimsenin hakkı değildir. Mayıs 2004e kadar zamanı kaybettirip, Kıbrıs Türk halkını azınlık statüsüne düşürenler, bu sokaklarda yürüyemezler 1 Mayıstan sonra...
EROĞLU: ERKEN SEÇİME HAZIRIZ...
UBP olarak biz erken seçime hazır vaziyetteyiz. Ama şu anda hükümeti kurma çalışmaları devam edecek, bu çabalar sonucu kurulamazsa erken seçimden başka alternatif kalmayacak demektir. Bizim bu konuda çalışmalarımız var. Bugün Ankarada da bazı çalışmaların yapıldığını biliyoruz
14 Aralık Pazar günü yapılan milletvekilliği seçiminin ardından geçen onuncu günde de hükümet arayışları devam ediyor. Seçimde çıkardıkları milletvekili sayısıyla ilk iki sırayı paylaşan CTP-BG ve UBPnin görüşmesinden iki partinin katılımıyla bir hükümet kurulabileceğine yönelik bir uzlaşmanın sinyalleri çıkmadı ve erken seçim daha çok telaffuz edildi.
UBP Genel Başkanı ve Başbakan Derviş Eroğlu, dün sabah CTP-BG Genel Merkezini ziyaret ederek Genel Başkan Mehmet Ali Talat ve öteki yetkililerle görüştü. Eroğluna Genel Sekreter Süha Türköz ile Milletvekili, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Salih Miroğlu eşlik etti. İki lider, CTP binasının zemin katında basına el sıkışarak poz verdikten sonra üst katta Talatın makam odasında görüşmeye geçti.
55 dakika süren görüşmenin ardından önce UBP Genel Başkanı ve Başbakan Derviş Eroğlu, ardından da CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat basına açıklama yaptı ve soruları yanıtladı. Kuzey Kıbrıs ve Türkiye basınının büyük ilgi gösterdiği görüşmenin ardından yapılan açıklamalar bazı televizyon ve radyo kanallarından canlı yayımlandı.
Talat: Eroğlu 25 milletvekilini temsil eder gibi geldi
14 Aralık seçimlerinden 19 milletvekiliyle birinci parti çıkan CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, mayıs ayına kadar Kıbrısta çözümü sağlamak amacıyla bir hükümette yer alabileceklerini yineleyerek, hükümet programına yazılacak her şeyin hayata geçmesinde ısrarlı olduklarını vurguladı.
UBP Genel Başkanı Eroğlunun görüşmeye 25 milletvekilini temsil eder gibi geldiğini, DP UBPye katılmış gibi tutum sergilediğini ifade eden Talat, Birleşsinler öyle gelsinler. Birleşmeden, bize birleşir gibi yapmaları mümkün değil. DP açıkça UBPye katılsın, -ayıp değildir- ve karşımıza 25 olarak çıksın dedi. Talat, Mayıs 2004e kadar zaman kaybettirip Kıbrıs Türk halkını azınlık statüsüne düşürenlerin sokaklarada yürüyemeyeceğini, insan içine çıkamayacağını söyledi.
Talat, hükümet kurulamaması halinde erken seçime hazır olduklarını belirterek, bayrakların kapının arkasında olduğunu, ama zaman kaybının önlenmesi için 2 aylık yasal prosedür beklenmeden ocak ayı ortalarında erken seçime gidilmesi gerektiğini ifade etti. Talat, olası bir erken seçimde halkın tavrını daha açık ortaya koyacağından emin olduğunu kaydetti.
CTP-BG Genel Başkanı Talat, Annan Planı konusunda Ankarada yapılan çalışmaların mutfağında Kıbrıslı Türklerin de yer alması gerektiğini belirtti.
Mehmet Ali Talat, UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlunun partisini ziyaretinde 55 dakika süren görüşmelerinin ardından Eroğlunu uğurladıktan sonra basına açıklama yaptı ve soruları yanıtladı.
Zaman hızla akıyor
UBPnin iade-i ziyaretiyle, hükümet kurma çalışmalarındaki yeni bir adımı attıklarını belirten Talat, seçim sonucunun, durumu ciddi değerlendirip, büyük hızla akan zamanı lehte kullanma zorunluluğunu ortaya çıkardığına işaret etti. Zaman hızla akıyor, Mayıs 2004 için geriye sayım sürüyor. Bu gerçek, doğru; Kıbrıs Türkü için hayati derecede önemli tarih yaklaşıyor diyen Talat, sürecin, çözüm ve Kıbrıslı Türklerin çıkarlarını koruyacak, Türkiyenin AB sürecinin önünü açacak şekilde çok iyi değerlendirilmesinin önemini vurguladı.
Talat, UBPyle görüşmelerinde olası hükümet oluşumları üzerinde durdukların belirterek, kendilerinin ne için, ne amaçla bir hükümet üzerinde durduğunu, UBPnin seçim kampanyası boyunca Annan Planı Kıbrıslı Türkleri adadan çıkarma planıdır, imha planıdır, görüşülemez, felakettir sloganlarıyla hareket ettiğini, ancak bunun dünkü açıklamalarla Annan belgesi masadadır, görüşülmelidir şekline dönüştüğüne işaret etti.
İyi gelişme
UBPnin, Annan Planının masada olduğunu şimdi görmeye başladığını bunun iyi bir gelişme olduğunu söyleyen Mehmet Ali Talat, şöyle konuştu:
Ama bu yetmiyor. Annan Planı bütünlüklü bir anlaşma öngörüyor ve bunun görüşmelere zemin kabul edilerek görüşülmesi ve bir çözüme ulaşılması gerekiyor. BM Genel Sekreteri gayet açık olarak ortaya koydu ve dedi ki; Anavatanların da desteğiyle taraflar görüşmeye ve görüşmeleri sonuçlandırmaya hazır olduklarını ifade edecekler, vurgulayacaklar ve önceden bir referandum tarihi belirlemek de dahil olmak üzere yükümlülük altına girecekler, o zaman ben yardıma hazırım dedi.
Bunu yerine getiecek miyiz? Biz böyle bir hükümet istiyoruz. Bu hükümet öyle bir hükümet olmalı ki sadece kağıt üzerine yazılanlarla da yetinmemeli. Yani geçmişte başımıza geldi, Sayın Serdar Denktaş ifade etmişti: CTP çok istedi (hükümet programına) yazık ama napalım uygulamadık dedi. Böyle bir hükümette CTPnin mümkün değil yeri olamaz. CTP, doğrudan doğruya bilfiil yazılanları uygulayacak bir hükümet modeli istemektedir. Yani sadece kağıt üzerine yazılanlarla yetinecek bir hükümet, CTP açısından kabul edilemez.
"Belki DP, UBPye intikal eder"
CTP Genel Başkanı Talat, partisinin hükümeti kurmaya en yakın aday, en büyük ve hükümeti kurma kapasitesi olan tek parti olduğunu belirterek, UBP Genel Başkanı Eroğlunun, DPnin kendisine açık çek verdiğini, açıkça destek olduğunu söyleyerek Biz aslında 25iz dediğini açıkladı. Talat, şöyle devam etti:
"Belki DP, UBPye intikal eder, onu bilmiyorum. Ama benim beklentim bunun gerçekleşmesidir. Birleşsinler öyle gelsinler. Birleşmeden, bize birleşir gibi yapmaları mümkün değil. DP açıkça UBPye katılsın, -ayıp değildir- ve karşımıza 25 olarak çıksın. O zaman en büyük parti UBP olur. Belki böyle bir çalışma içindedirler; çünkü dün Sayın Serdar Denktaşın açıklaması da bunu içeriyordu. Ama bunun fiilen gerçekleşmesi gerekiyor. Bunu sadece ifade etmekle yetinmeleri doğru değil.
Talat, görevin kendilerine verilmesi taleplerini tekrarlayarak, görevi aldıktan sonra yapacakları temaslarla hükümeti kurabileceklerine inandığını söyledi.
Talat, politikanın dün dündür, bugün bugündür anlayışından uzak olması gerektiğini kaydetti.
"Erken seçim, ama derhal"
CTPnin söylediklerinin değişmesi için koşulların değişmesi gerektiğini ifade eden Talat, açıklamasını şöyle sürdürdü:
Elbette ki her siyasi parti şartlara uyum göstermek zorundadır ama dün kara dediğine bugün ak diyecek bir politikanın sahibi olamayız. Hedefimiz açıktır, nettir. Bu hedefi 1 Mayısa kadar çözüm olarak koyduk. Eğer bu gerçekleşmeyecekse, ne olur diye soracaksanız; pilavdan dönenin kaşığı kırılsın... Biz bir erken seçime de varız. Erken seçim ama derhal olmalı Mayıs 2004e kadarki zamanı Kıbrıs Türk halkına kaybettirmek kimsenin hakkı değildir. Mayıs 2004e
kadar zamanı kaybettirip, Kıbrıs Türk halkını azınlık statüsüne düşürenler, bu sokaklarda yürüyemezler 1 Mayıstan sonra... Biz onların içinde olmayacağız. Biz alnımız açık, ne pahasına olursa olsun, yıllardır bu topraklarda tutunma mücadelesi veren halkımızla beraber olacağız."Yolda yürüyemeyecekler"
Mayıs 2004e kadar Kıbrıs Türk halkının zamanını yiyenler, tüketenler sonuçta insan içine çıkamayacaklar, yolda yürüyemeyecekler, biz onlardan olmayacağız. Bu konuda hakikaten bir tıkanıklık ortaya çıkmışsa, eğer DP UBPye intikal ederek bir blok oluşturacaksa, buyursun oluştursun, ortaya çıksın ve en kısa zamanda ocak ortasında derhal erken seçime gidelim. Beklemeyelim nisan ortalarına kadar normal prosedürler devam etsin ve zaman tüketilmiş olsun
Kıbrıs T
ürkünün modeli "CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, sokaklarda yürüyemezler söyleminden halkın büyük tepki göstereceği yorumu mu çıktığını ve nasıl bir tepki olacağını soran gazeteciye, Elbette karşılığını verirken; Gürcistan modeli mi diye soran gazeteciye de, Hemen bir modele gitmeyin, bu bizim modelimiz, bu Kıbrıs Türkünün modeli. Kıbrıs Türkü 1963 değil, ondan çok önceden beri bu topraklarda varoluş mücadelesi veriyor. Bu varoluş mücadelesini bozuk para zannedenler ve bunu, çözümü mayısa kada
r sürüncemede bırakarak harcayacağını zannedenler, gerek Sayın Denktaş, gerek başkaları, halk içine çıkamayacaklar 1 Mayıstan sonra.. Herhangi bir model kastetmiyorum. Çünkü onlar bu halk tarafından kendilerine bu kötülüğü yapan kişiler olarak algılanacaklar; gayet açık ve net söylüyorum diye yanıtladı.Talat, belki cumhurbaşkanının telkinleriyle UBPnin ve DPnin bu noktaya geldiğini, UBPnin 25 milletvekilini temsil eder gibi kendileriyle konuşmaya kalkıştığını belirterek, bunun Denktaşın yeni bir oyunu olduğunu, Türkiyeye karşı da bir oyun olduğunu ama sonuçta Kıbrıs Türk halkının bundan zarar göreceğini, bedelinin de siyasi olarak halka ödeneceğini ifade etti.
Hala hükümeti kurabileceğiniz ümidini taşıyorsunuz. Bu nasıl olacak? UBP ya da DPdeki bir çatlakla mı olacak sorusuna karşılık Talat, dünkü açıklamasında UBP ve DPde bir çatlakla hükümet kurulmasından bahsetmediğini, başka bir olguyu anlatırken ona değindiğini belirterek, Türkiyenin bu konudaki tutum ve kararlılığının son derece önemli ol
duğuna işaret etti.Talat, Ankarada Annan Planına değişiklikler öngörüldüğünün söylendiğini, bu hazırlıkların mutfağında en fazla Kıbrıs Türklerinin bulunma hakkı olduğunu söyledi.
Talat, bu çalışmaların sonucunun da hükümet arayışlarını etkileyeceğini belirterek, Hükümet kurma görevi bize verilirse hem UBPyle hem de DPyle bu konuları gayet açık ve net görüşeceğiz. Şu anda görev birine verilmiş değil. Verilmediği için de ayrıntıya giremiyoruz. Nasıl bir hükümet, nasıl bir program, nasıl bir hedef ve n
asıl bir oluşum? Sadece program yetmez, bunu gerçekleştirecek bir model de şarttır dedi.UBP yetkilileriyle görüşmelerinde görüşmecilik konusunun nasıl olmasını istediklerini anlattıklarını kaydeden Talat, iki partinin ortaklık kurması halinde Denktaşın artık görüşmeci olmamasını, iki partinin yetkililerinin görüşmeci olmasını önerdiklerini bildirdi. Bunların somut konuşulabilmesi için demokratik teamüller gereği görevin kendilerine verilmesi gerektiğini ifade eden Talat, bir başka soruyu yanıtlarken, Ank
arada hazırlanan planın basına yansıyan kısmının doğruluğundan emin olmadığını kaydetti.Mutfakta Kıbrıslı Türkler de yer almalı
Mehmet Ali Talat, planın hazırlanış safhasında Kıbrıs Türkünün olması gerektiğini yineleyerek, henüz Ankaraya bir davet almadıklarını açıkladı. Böyle bir davetin olması gerektiğini ve beklediklerini belirten Talat, planın son halini almadan önce kendileriyle de görüşüleceğinden kuşku duymadığını söyledi.
Ankaradaki çalışmaların Cumhurbaşkanı ve UBPnin tutumları yüzünden geç bile kaldığını kaydeden Talat, Geç bile kalınmıştır, yapılmalıdır, doğrudur ama mutfakta Kıbrıslı Türklerin de yer almasının büyük yararı vardır diye konuştu.
Talat, ocak ortalarında erken seçimin nasıl olabileceği konusundaki soruyu yanıtlarken, Yasal prosedürleri beklerseniz 60 gün içinde hükümet kurulamazsa tekrar seçim yapılır. 2 aylık zamanı harcamaya günah değil mi? Kampanya da soğumadan, zaten bayraklar dürüldü kapıların arkasındadır, hemen ütülenir bu akşam, yarından itibaren kampanya yeniden ba
şlar ifadelerini kullandı.Seçim tekrarlanırsa nasıl bir sonuç beklediklerini soran gazeteciye de Talat, şu yanıtı verdi:
Sanıyorum ki halkımız bugünkü takdirini bu kez daha güçlü şekilde ortaya koyup, statükonun bütün kalıntılarıyla ortadan kalkması yönünde tavır koyacaktır. Benim beklentim değil, emin olduğum şey budur. Çünkü Kıbrıs Türk Halkı kendi iradesiyle dalga geçildiğini görmektedir. CTP-BGyi birinci parti yaptı. Başbakanlık Eroğluna verilirse her hükümeti desteklerim diyebiliyor bir parti ba
şkanı, halkla alay edercesine, dalga geçercesine... Halkımız bunları görmekte ve takdir etmektedir. Dolayısıyla UBP ve DP çok büyük zarar görür, onun için zaten buna gelmiyorlar, onun için bir de zamanı tüketerek Kıbrıs Türk halkına yapabilecekleri son kötülükleri de yapmanın hazırlığı içindedirler.Eroğlu: Uzlaşı hükümeti gayretindeyiz
UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, CTP-BG Genel Merkezindeki görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, ülkede hükümet kurma arayışlarına işaret ederek, UBPnin uzlaşı hükümeti kurma konusunda üzerine düşen görevleri yerine getirme gayretinde olduğunu söyledi. Hükümeti kurmaya talip olduklarını yineleyen Eroğlu, bugün CTP-BG Genel Başkanı Talatla bir araya geldiklerini, ancak henüz şu anda iki partinin de hükümet kurma nokt
asında olmadığının görüldüğünü belirtti.Cumhurbaşkanının milletvekillerinin cuma günkü yemininden sonra görevlendirme yapmasının ardından hükümet kurma çalışmalarının başlayacağını kaydeden Eroğlu, iki partinin görüşlerinin henüz uzlaşma noktasında olduğunu söyleyemeyeceğini açıkladı. Önümüzdeki günlerde yeniden bir araya gelme yönünde mutabakatları olduğunu ifade eden Eroğlu, bir soru üzerine Talatın UBP-CTP formülüne pek sıcak baktığını söyleyemeyeceğini kaydederek, görev verildikten sonra tarafların g
örüşmesinin süreceğini belirtti.Erken seçime hazırız
Eroğlu, 60 gün içinde hükümet kurulamazsa anayasa gereği erken seçime gidileceğine işaret ederek, şöyle dedi:
UBP olarak biz erken seçime hazır vaziyetteyiz. Ama şu anda hükümeti kurma çalışmaları devam edecek, bu çabalar sonucu kurulamazsa erken seçimden başka alternatif kalmayacak demektir. Bizim bu konuda çalışmalarımız var. Bugün Ankarada da bazı çalışmaların yapıldığını biliyoruz. Dolayısıyla KKTC hükümeti olarak, şu anda hükümetteki iki ortağın
, UBP ve DPnin ortaklığının devam ettiğini, hükümet kurma konusunda da işbirliği içinde olduğumuzu Sayın Serdar Denktaşın ağzından dün işitmiştiniz. Evet biz Sayın Serdar Denktaşla bir araya geliyoruz, görüşüyoruz ve birlikte hareket etme kararlılığımızı da devam ettiriyoruz. Onun için önümüzdeki günlerde ortaya çıkacak alternatiflerden birini de değerlendirirken bu alternatiflerden birinin de erken seçim olduğunu bugünkü ortağımızla değerlendirmiş bulunuyoruz.Bu erken seçim ülkeye ne getirir, ne götürür tartışması yapılabilir, ama eğer hükümet kurulamayacaksa tek çıkış yolunun da erken seçim olduğunu herkes kabul etmek durumundadır.
UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, Annan Planının masada olduğu ve görüşülebileceği yönündeki dünkü açıklamalarının bugünkü gazetelerde eleştirildiğini hatırlatan bir gazetecinin Seçimlerden sonraki bu tavır değişikliğinizin nedenini öğrenebilir miyiz? sorusuna karşılık, tavır değişiklikleri olmadığını, UBPnin her türlü konuyu görüşmeye açık olduğunu her zaman söylediğini kaydetti.
BM Genel Sekreteri Kofi Annanın belgesini masadan çekmediğine göre belgenin masada olduğunu ifade eden Eroğlu, görüşmenin Annan belgesinin içeriğini olduğu gibi kabul edecekleri anlamına gelmediğini, partisinin ilk günden itibaren Annan Planındaki harita, egemenlik, iki halklılık, iki bölgelilik ve Türkiyenin garantisi gibi konulardaki düzenlemeleri kabul edemeyeceklerini söylediğini anlattı.
Derviş Eroğlu, bir belgenin masaya konurken kabul edin veya reddedin denmesiyle müzakere edin denmesinin farklı olduğuna işaret ederek, müzakere edilerek belgenin iyileştirilme yollarının aranacağını, bu olmazsa kabul edilemeyeceğini kaydetti.
1 Mayıs dünyanın sonu değilmiş
Eroğlu, 1 Mayısın önlerinde bir tarih olarak durduğunu ama dünyanın da sonu olmadığını, bu tarihe kadar bir barışa varılmasının sadece kendilerine bağlı olmadığını, karşı tarafın aynı anlayış ve arzu içinde olması gerektiğini kaydederek, "Bugün için karşı taraftan iyi sinyaller alındığı söylenemez. Bu ancak müzakereler başlarsa gö
rüşme masasında herhalde gerçekleşebilir veya anlaşılabilir. O bakımdan müzakereden kaçan taraf değil, ama önümüze konan her belgeyi kabul etme mecburiyetinde olmayan taraf olduğumuzu açık ve net şekilde ortaya koyduk diye konuştu.Kıbrıs Türk halkının kazanılmış haklarının korunması, Türkiyenin izlediği politika gereği iki devlet ve halk gerçeği göz ardı edilmeden müzakerelerin sürdürülmesi ve bir anlaşmaya varılması konusunu her zaman ifade ettiklerini kaydeden Eroğlu, Gerçekleri ters yüz ederek bir ye
re varmak mümkün değil. Bu gerçekler ışığında yapılacak müzakerelerle ancak bir sonuç, yaşayabilir, Kıbrıs Türk halkını mağdur etmeyecek bir anlaşmaya varılabilir diye düşünüyoruz dedi."Ankaraya davet henüz yok"
Derviş Eroğlu, Ankarada hazırlanan plan konusundaki düşüncesini ve Ankaraya davet alıp almadığını soran gazeteciyi yanıtlarken, Şu anda Türkiyeden herhangi bir çağrı almış değiliz. Sadece gazetelerde çıkan haberlerle değil resmi olarak Türkiyeden çalışmalarla ilgili hususlar bize geldikten s
onra yorum yapmak mümkündür karşılığını verdi. Bugünlerde Çankayada yapılacak zirvede de Dışişleri Bakanlığının çalışmalarının değerlendirileceğini belirten Eroğlu, bunun sonucunda gelecek bilgilerle yorum yapabileceğini söyledi.Erken seçim için illa ki 60 günün geçirilmesi mi gerektiğini soran gazeteciye Eroğlu, Bir prosedür vardır, mecliste şu anda dört parti var, bir parti başkanı veya milletvekiline hükümeti kurma görevi verilir, 15 gün içinde kuramazsa ikinci partiye verilir, üçüncü, dördüncü, eğer hükümet kurulmazsa Cumhurbaşkanı erken seçim kararı alabilir şeklinde anayasamızın amir hükmü vardır. Dolayısıyla şu anda tarih vermek mümkün değil, çünkü bazı partiler hükümet kurabilecekleri iddiasını ortaya koymuştur. Bu denenmeden filan tarihte seçime gidiyoruz demek herhalde yanlış olur karşılığını verdi.
Derviş Eroğlu, bir başka soru üzerine de kendisinin veya Mehmet Ali Talatın başbakan olmayacağı bir CTP-UBP hükümet formülünün görüşülmediğini, tartışılmadığını bildirdi
YENIDUZEN 25/12/2003
Erd
oğan Kıbrıs inzivasındaDört günlük programını boşaltıp Kıbrıs çalışmaları için inzivaya çekilen Erdoğan, Denktaş'la yüz yüze görüşeceğini belirtti. Dışişleri'nin Kıbrıs planı, Çankaya'daki zirvede son halini alacak
ERGUN AKSOY, FATMA SİBEL YÜKSEK (Ankara
)TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan Annan Planı temelinde Mayıs 2004'e dek çözüm için masaya oturulması konusunda anlaşmazlık içinde olduğu KKTC lideri Rauf Denktaş'la görüşmesi öncesi inzivaya çekildi. Erdoğan, dört günlük programını boşaltarak, Kıbrıs ve bütçe konuları üzerinde çalışmaya başladı. Erdoğan'a, Kıbrıs konusunda Dışişleri, bütçe konuşması için de ekonomi ve maliye bürokratları eşlik edecek. Çalışmanın Dışişleri'nin açıklayacağı Kıbrıs planı öncesine denk gelmesi dikkat çekerken, Erdoğan'ın Ba
kanlar Kurulu'nda Denkaş'la yüzyüze görüşeceğini söylediği öğrenildi.Zirve tarihi belirsiz
Başbakan Erdoğan, gündemdeki öncelikli konular üzerindeki çalışmalarını öğleye kadar Keçiören'deki evinde, öğleden sonra Başbakanlık Konutu'nda yürütüyor. Denktaş'ın Annan Planı'nın müzakere edilemeyeceği ve Türk tarafına 'ahlaksız' baskı yapıldığını açıklamasıyla alevlenen tartışmalar, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in başkanlık edeceği Kıbrıs zirvesinde değerlendirilecek. Erdoğan'ın hazırlıklarının bir bölümü d
e, Ankara'nın resmi Kıbrıs yaklaşımını ortaya çıkaracak zirveye yönelik. Tarihi henüz belirlenmeyen zirvenin, Türkiye'nin AB ülkelerindeki büyükelçileri ile Kıbrıs'la ilgili büyükelçilerin Ankara'da yapacağı toplantılardan sonra gerçekleşmesi bekleniyor. Dışişleri'nin Kıbrıs planı da zirvenin ardından son şeklini alacak.Başbakan'ın, önceki günkü BakanlarKurulutoplantısında, Denktaş'la ilişkilerini gündeme getirerek, "Ben Özbekistan'da danışmanlarını değiştirmesini söyledim, kendisi de karşılık verdi. Bu konuları Denktaş'la yüz yüze görüşeceğiz" dediği öğrenildi.
Erdoğan'ın üzerinde çalıştığı konulardan biri de, Kuzey Irak'taki Kürtlerin Geçici Hükümet Konseyi'ne yaptığı 'Irak federasyonu
içinde Kerkük'ü de kapsayan bir Kürt federasyonu başvurusu.'
BM'ye Kıbrıs tepkisi
Bu arada Dışişleri Bakanlığı, BM Güvenlik Konseyi Dönem Başkanı Bulgar Stefan Tafrov'un KKTC seçimleriyle ilgili 'yanlı ve yanlış' beyanda bulunarak, soruna çözüm bulma çabalarına zarar verdiğini kaydetti. Bakanlığın açıklamasında, seçimlerin özgür ve şeffaf bir ortamda geçtiği belirtilerek, "İki tarafın eşitliği prensibini göz ardı eden bu beyan, Kıbrıs Rum tarafını kollamaya çalışan yersiz bir müdahale niteliği taşımaktadır" denildi. Tafrof, 18 Aralık'taki açıklamasında, KKTC halkının birleşik bir Kıbrıs ideali ile AB'ye girmek istediğini öne sürmüştü.
YENIDUZEN 25/12/2003
UBP-CTP-BG anlaşamadı
14 Aralık milletvekilliği seçimlerinin ardından hükümet kurma çalışmalarının onuncu gününde CTP-BG ile UBP, dün sabah ikinci kez bir araya geldi
EROĞLU: "SERDAR DENKTAŞ'LA İŞBİRLİĞİMİZİ SÜRDÜRÜYORUZ..." UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, CTP-BG ile UBP'nin hükümet kurma noktasında olmadığını, UBP ve DP'nin ortaklığı ve birlikte hareket etme kararlılığının devam ettiğini belirtti. "1 Mayıs dünyanın sonu değil" diyen Eroğlu, 60 günlük süre içerisinde hükümetin kurulamaması halinde erken seçimden söz etti
TALAT: "PİLAVDAN DÖNENİN KAŞIĞI KIRILSIN..." Eroğlu'nun görüşmeye "25 milletvekilini temsil eder gibi" geldiğini, DP'nin, UBP'ye katılmış gibi tutum sergilediğini ifade eden Talat, "Birleşsinler öyle gelsinler, karşımıza 25 olarak çıksın" dedi. Talat, "Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın... Biz bir erken seçime de varız. Erken seçim ama derhal olmalı..." dedi
KKTC'de 14 Aralık'ta yapılan seçimlerde çözüm güçleri ile statüko yanlılarının 25'er milletvekili çıkarmasıyla yaşanan kilitlenmenin aşılması yönünde yapılan çalışmalardan sonuç alınamıyor.
Seçimlerin ardından hükümet kurma çalışmaları dün onuncu gününü tamamladı ancak ortaya olası bir koalisyon formülü çıkmadı.
Özellikle Kıbrıs sorunu ve Avrupa Birliği (AB) konularında taban tabana zıt görüşler taşıyan Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)- Birleşik Güçler (BG) ile Ulusal Birlik Partisi (UBP) yetkilileri dün ikinci kez bir araya gelerek olası hükümet arayışlarını sürdürdü.
Fakat bu toplantıda hükümeti kurmakla ilgili uzlaşma sinyalleri yerine iki parti arasındaki farklılıklar belirgin bir şekilde su yüzüne çıktı. Zaten kamuoyunda da özellikle çözüm yanlıları, olası bir CTP-BG-UBP koalisyonuna şiddetle karşı çıkıyor.
Seçimlerde CTP-BG 19, UBP ise 18 milletvekili çıkarmıştı.
Dün yapılan görüşme sonrası iki siyasi partinin liderleri, CTP-BG ve UBP arasındaki görüş farklılıklarının devam ettiğini ve ortak bir hükümet kurabilme noktasında olmadıklarını ifade etti.
Liderler, hükümet kurma çalışmalarının sonuç vermemesi durumunda erken seçime gidilmesini gerektiğini söyledi.
UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, hükümeti kurmaya talip olduklarını yinelerken, bu konuda DP ile işbirliği içinde olduklarını söyledi. Eroğlu, hükümeti kurma çalışmaları sonuç vermezse erken seçimden başka alternatif kalmayacağını bildirdi. Eroğlu, CTP-BG ile hükümet konusunu görüşürken DP'yle işbirliğinden söz etmesi dikkat çekti.
CTP-BG Başkanı Mehmet Ali Talat da, partisinin hükümeti kurmaya en yakın, en büyük parti olduğunu vurgulayarak, Eroğlu'na eleştiriler yağdırdı.
Talat, Eroğlu'nun görüşmeye "25 milletvekilini temsil eder" gibi geldiğine, DP'nin UBP'ye katılmış gibi bir tutum sergilediğine dikkat çekerek, "Birleşsinler öyle gelsinler. Birleşmeden, bize birleşir gibi yapmaları mümkün değil. DP açıkça UBP'ye katılsın, ayıp değildir, karşımıza 25 olarak çıksın" dedi.
Mehmet Ali Talat, hükümetin kurulamaması halinde 60 günlük süre beklenmeden ocak ayı ortalarında erken seçime gidilmesinin de altını çizdi.
Ne dediler?
UBP Genel Başkanı ve Başbakan Derviş Eroğlu, dün sabah, CTP-BG Genel Merkezi'ni ziyaret ederek Genel Başkan Mehmet Ali Talat ve öteki yetkililerle görüştü. Eroğlu'na genel sekreter Süha Türköz ile milletvekili, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Salih Miroğlu eşlik etti.
CTP-BG binasının zemin katında basına el sıkışarak poz verdikten sonra üst katta Talat'ın makam odasında görüşmeye geçen iki siyasi parti lideri, 55 dakika süren görüşmenin ardından basına ayrı ayrı açıklama yaptı ve soruları yanıtladı.
UBP Genel Başkanı ve Başbakan Derviş Eroğlu ve CTP-BG Genel Başkan Mehmet Ali Talat, basına yaptıkları açıklamalarında birbirlerine yanıt verircesine tavır sergilediler.
İlk açıklamayı yapan Eroğlu, hükümeti kurmaya talip olduklarını yineleyerek, şu anda iki partinin de hükümet kurma noktasında olmadığını söyledi.
Eroğlu, hükümeti kurma çalışmalarının devam edeceğini, bu çabaların sonuç vermemesi durumunda, erken seçimden başka alternatif kalmayacağını belirtti.
Hükümetteki iki ortağın, UBP ve DP'nin ortaklığının devam ettiğini, hükümet kurma konusunda da işbirliği içinde olduklarını ifade eden Eroğlu, Serdar Denktaş'la bir araya gelerek görüştüklerini ve birlikte hareket etme kararlılıklarının da devam ettiğini söyledi.
Eroğlu'nu uğurladıktan sonra basına açıklama yapan Mehmet Ali Talat, partisinin hükümeti kurmaya en yakın aday, en büyük ve hükümet kurma kapasitesi olan tek parti olduğunu yineledi.
UBP Genel Başkanı Eroğlu'nun görüşmeye "25 milletvekilini temsil eder gibi" geldiğini, DP'nin, UBP'ye katılmış gibi tutum sergilediğini ifade eden Talat, "Birleşsinler öyle gelsinler. Birleşmeden, bize birleşir gibi yapmaları mümkün değil. DP açıkça UBP'ye katılsın, -ayıp değildir- ve karşımıza 25 olarak çıksın" dedi.
Talat, cumhurbaşkanının telkinleriyle UBP'nin ve DP'nin bu noktaya geldiğini, "UBP'nin 25 milletvekilini temsil eder gibi kendileriyle konuşmaya kalkıştığını" belirterek, bunun Denktaş'ın yeni bir oyunu olduğunu, Türkiye'ye karşı da bir oyun olduğunu ama sonuçta Kıbrıs Türk halkı
nın bundan zarar göreceğini, bedelinin de siyasi olarak halka ödettirileceğini ifade etti.UBP'nin seçim kampanyası boyunca "Annan Planı görüşülemez, felakettir" sloganlarıyla hareket ettiğini ancak bunun önceki günkü açıklamalarla "Annan belgesi masadadır, görüşülmelidir" şekline dönüştüğüne işaret eden Talat, UBP'nin, Annan Planı'nın masada olduğunu şimdi görmeye başladığını "bunun iyi bir gelişme olduğunu, ancak bunun yeterli olmadığını" söyledi.
Hükümet kurulamaması halinde erken seçime hazır olduklarını belirten Talat, zaman kaybının önlenmesi için 2 aylık yasal prosedür beklenmeden ocak ayı ortalarında erken seçime gidilmesi gerektiğini ifade etti.
Eroğlu: İki parti de hükümet kurma noktasında değil
UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, CTP-BG Genel Merkezi'ndeki görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, ülkede hükümet kurma arayışlarına işaret ederek, UBP'nin uzlaşı hükümeti kurma konusunda üzerine düşen görevleri yerine getirme gayretinde olduğunu söyledi. Hükümeti kurmaya talip olduklarını yineleyen Eroğlu,
CTP-BG Genel Başkanı Talat'la bir araya geldiklerini, ancak henüz şu anda iki partinin de hükümet kurma noktasında olmadığının görüldüğünü belirtti.Cumhurbaşkanının milletvekillerinin cuma günkü yemininden sonra görevlendirme yapmasının ardından hükümet kurma çalışmalarının başlayacağını kaydeden Eroğlu, iki partinin görüşlerinin henüz uzlaşma noktasında olduğunu söyleyemeyeceğini açıkladı. Önümüzdeki günlerde yeniden bir araya gelme yönünde mutabakatları olduğunu ifade eden Eroğlu, bir soru üzerine Talat
'ın UBP-CTP-BG formülüne pek sıcak baktığını söyleyemeyeceğini kaydederek, görev verildikten sonra tarafların görüşmesinin süreceğini belirtti."Erken seçime hazırız"
Eroğlu, 60 gün içinde hükümet kurulamazsa anayasa gereği erken seçime gidileceğine işaret
ederek, şöyle dedi:"UBP olarak biz erken seçime hazır vaziyetteyiz. Ama şu anda hükümeti kurma çalışmaları devam edecek, bu çabalar sonucu kurulamazsa erken seçimden başka alternatif kalmayacak demektir. Bizim bu konuda çalışmalarımız var. Bugün Ankara'da da bazı çalışmaların yapıldığını biliyoruz. Dolayısıyla KKTC hükümeti olarak, şu anda hükümetteki iki ortağın, UBP ve DP'nin ortaklığının devam ettiğini, hükümet kurma konusunda da işbirliği içinde olduğumuzu Sayın Serdar Denktaş'ın ağzından dün işitmişt
iniz. Evet biz Sayın Serdar Denktaş'la bir araya geliyoruz, görüşüyoruz ve birlikte hareket etme kararlılığımızı da devam ettiriyoruz. Onun için önümüzdeki günlerde ortaya çıkacak alternatiflerden birini de değerlendirirken bu alternatiflerden birinin de erken seçim olduğunu bugünkü ortağımızla değerlendirmiş bulunuyoruz.Bu erken seçim ülkeye ne getirir, ne götürür tartışması yapılabilir, ama eğer hükümet kurulamayacaksa tek çıkış yolunun da erken seçim olduğunu herkes kabul etmek durumundadır."
"Tavır değişikliği yok"
UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, "Annan Planı'nın masada olduğu ve görüşülebileceği" yönündeki önceki günkü açıklamalarının dünkü gazetelerde eleştirildiğini hatırlatan bir gazetecinin "Seçimlerden sonraki bu tavır değişikliğinizin nedenini öğrenebilir miyiz?" sorusuna karşılık, tavır değişiklikleri olmadığını, UBP'nin her türlü konuyu görüşmeye açık olduğunu her zaman söylediğini kaydetti.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın belgesini masadan çekmediğine göre belgenin masada olduğunu ifade eden Eroğlu, görüşmenin Annan belgesinin içeriğini olduğu gibi kabul edecekleri anlamına gelmediğini, partisinin ilk günden itibaren Annan Planı'ndaki harita, egemenlik, iki halklılık, iki bölgelilik ve Türkiye'nin garantisi gibi konulardaki düzenlemeleri kabul
edemeyeceklerini söylediğini anlattı.Derviş Eroğlu, bir belgenin masaya konurken "kabul edin veya reddedin" denmesiyle "müzakere edin" denmesinin farklı olduğuna işaret ederek, müzakere edilerek belgenin iyileştirilme yollarının aranacağını, bu olmazsa kabul edilemeyeceğini kaydetti.
"1 Mayıs dünyanın sonu değil"
Eroğlu, 1 Mayıs'ın önlerinde bir tarih olarak durduğunu ama dünyanın da sonu olmadığını, bu tarihe kadar bir barışa varılmasının sadece kendilerine bağlı olmadığını, karşı tarafın aynı anlayış ve arzu içinde olması gerektiğini kaydederek, "Bugün için karşı taraftan iyi sinyaller alındığı söylenemez. Bu ancak müzakereler başlarsa görüşme masasında herhalde gerçekleşebilir veya anlaşılabilir. O bakımdan müzakereden kaçan taraf değil, ama önümüze kon
an her belgeyi kabul etme mecburiyetinde olmayan taraf olduğumuzu açık ve net şekilde ortaya koyduk" diye konuştu.Kıbrıs Türk halkının kazanılmış haklarının korunması, Türkiye'nin izlediği politika gereği iki devlet ve halk gerçeği göz ardı edilmeden müzakerelerin sürdürülmesi ve bir anlaşmaya varılması konusunu her zaman ifade ettiklerini kaydeden Eroğlu, "Gerçekleri ters yüz ederek bir yere varmak mümkün değil. Bu gerçekler ışığında yapılacak müzakerelerle ancak bir sonuç yaşayabilir, Kıbrıs Türk halkını
mağdur etmeyecek bir anlaşmaya varılabilir diye düşünüyoruz" dedi.Ankara'ya davet henüz yok
Derviş Eroğlu, Ankara'da hazırlanan plan konusundaki düşüncesini ve Ankara'ya davet alıp almadığını soran gazeteciyi yanıtlarken, "Şu anda Türkiye'den herhangi bir çağrı almış değiliz. Sadece gazetelerde çıkan haberlerle değil resmi olarak Türkiye'den çalışmalarla ilgili hususlar bize geldikten sonra yorum yapmak mümkündür" karşılığını verdi. Bugünlerde Çankaya'da yapılacak zirvede de Dışişleri Bakanlığı'nın çalış
malarının değerlendirileceğini belirten Eroğlu, bunun sonucunda gelecek bilgilerle yorum yapabileceğini söyledi.Erken seçim için illa ki 60 günün geçirilmesi mi gerektiğini soran gazeteciye Eroğlu, "Bir prosedür vardır, mecliste şu anda dört parti var, bir parti başkanı veya milletvekiline hükümeti kurma görevi verilir, 15 gün içinde kuramazsa ikinci partiye verilir, üçüncü, dördüncü, eğer hükümet kurulmazsa cumhurbaşkanı erken seçim kararı alabilir şeklinde anayasamızın amir hükmü vardır. Dolayısıyla şu a
nda tarih vermek mümkün değil, çünkü bazı partiler hükümet kurabilecekleri iddiasını ortaya koymuştur. Bu denenmeden 'filan tarihte seçime gidiyoruz' demek herhalde yanlış olur" karşılığını verdi.Derviş Eroğlu, bir başka soru üzerine de kendisinin veya Mehmet Ali Talat'ın başbakan olmayacağı bir CTP-BG-UBP hükümet formülünün görüşülmediğini, tartışılmadığını bildirdi.
Talat: Mayısa kadar çözüm amaçlı
bir hükümette yer alabiliriz
14 Aralık seçimlerinden 19 milletvekiliyle birinci parti çıkan CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, mayıs ayına kadar Kıbrıs'ta çözümü sağlamak amacıyla bir hükümette yer alabileceklerini yineleyerek, hükümet programına yazılacak her şeyin hayata geçmesinde ısrarlı olduklarını vurguladı.
UBP Genel Başkanı Eroğlu'nun görüşmeye "25 milletvekilini temsil eder gibi" geldiğini, DP'nin UBP'ye katılmış gibi tutum sergilediğini ifade eden Talat, "Birleşsinler öyle gelsinler. Birleşmeden, bize birleşir gibi yapmaları mümkün değil. DP açıkça UBP'ye katılsın, -ayıp değildir- ve karşımıza 25
olarak çıksın" dedi. Talat, "Mayıs 2004'e kadar zaman kaybettirip Kıbrıs Türk halkını azınlık statüsüne düşürenlerin sokaklarda yürüyemeyeceğini, insan içine çıkamayacağını" söyledi.Talat, hükümetin kurulamaması halinde erken seçime hazır olduklarını belirterek, "bayrakların kapının arkasında olduğunu", ama zaman kaybının önlenmesi için 2 aylık yasal prosedür beklenmeden ocak ayı ortalarında erken seçime gidilmesi gerektiğini ifade etti. Talat, olası bir erken seçimde halkın tavrını daha açık ortaya koyacağından emin olduğunu kaydetti.
CTP-BG Genel Başkanı Talat, Annan Planı konusunda Ankara'da yapılan çalışmaların mutfağında Kıbrıslı Türklerin de yer alması gerektiğini belirtti.
"Zaman hızla akıyor"
UBP'nin iade-i ziyaretiyle, hükümet kurma çalışmalarındaki yeni bir adımı attıklarını belirten Talat, seçim sonucunun, durumu ciddi değerlendirip, büyük hızla akan zamanı lehte kullanma zorunluluğunu ortaya çıkardığına işaret etti. "Zaman hızla akıyor, Mayıs 2004 için geriye sayım sürüyor. Bu gerçek, doğru; Kıb
rıs Türkü için hayati derecede önemli tarih yaklaşıyor" diyen Talat, sürecin, çözüm ve Kıbrıslı Türklerin çıkarlarını koruyacak, Türkiye'nin AB sürecinin önünü açacak şekilde çok iyi değerlendirilmesinin önemini vurguladı.Talat, UBP'yle görüşmelerinde olas
ı hükümet oluşumları üzerinde durdukların belirterek, kendilerinin "ne için, ne amaçla bir hükümet" üzerinde durduğunu, UBP'nin seçim kampanyası boyunca "Annan Planı Kıbrıslı Türkleri adadan çıkarma planıdır, imha planıdır, görüşülemez, felakettir" sloganlarıyla hareket ettiğini, ancak bunun önceki günkü açıklamalarla "Annan belgesi masadadır, görüşülmelidir" şekline dönüştüğüne işaret etti."İyi gelişme"
UBP'nin, Annan Planı'nın masada olduğunu şimdi görmeye başladığını "bunun iyi bir gelişme olduğunu" söy
leyen Mehmet Ali Talat, şöyle konuştu:"Ama bu yetmiyor. Annan Planı bütünlüklü bir anlaşma öngörüyor ve bunun görüşmelere zemin kabul edilerek görüşülmesi ve bir çözüme ulaşılması gerekiyor. BM genel sekreteri gayet açık olarak ortaya koydu ve dedi ki; 'Anavatanların da desteğiyle taraflar görüşmeye ve görüşmeleri sonuçlandırmaya hazır olduklarını ifade edecekler, vurgulayacaklar ve önceden bir referandum tarihi belirlemek de dahil olmak üzere yükümlülük altına girecekler, o zaman ben yardıma hazırım' ded
i.Bunu yerine getirecek miyiz? Biz böyle bir hükümet istiyoruz. Bu hükümet öyle bir hükümet olmalı ki sadece kağıt üzerine yazılanlarla da yetinmemeli. Yani geçmişte başımıza geldi, Sayın Serdar Denktaş ifade etmişti: 'CTP-BG çok istedi (hükümet programına) yazık ama n'apalım uygulamadık' dedi. Böyle bir hükümette CTP-BG'nin mümkün değil yeri olamaz. CTP-BG, doğrudan doğruya bilfiil yazılanları uygulayacak bir hükümet modeli istemektedir. Yani sadece kağıt üzerine yazılanlarla yetinecek bir hükümet, CTP-B
G açısından kabul edilemez.""Belki DP, UBP'ye intikal eder"
CTP-BG Genel Başkanı Talat, partisinin hükümeti kurmaya en yakın aday, en büyük ve hükümeti kurma kapasitesi olan tek parti olduğunu belirterek, UBP Genel Başkanı Eroğlu'nun, DP'nin kendisine açık çek verdiğini, açıkça destek olduğunu söyleyerek "Biz aslında 25'iz" dediğini açıkladı. Talat, şöyle devam etti:
"Belki DP, UBP'ye intikal eder, onu bilmiyorum. Ama benim beklentim bunun gerçekleşmesidir. Birleşsinler öyle gelsinler. Birleşmeden, bize bir
leşir gibi yapmaları mümkün değil. DP açıkça UBP'ye katılsın, -ayıp değildir- ve karşımıza 25 olarak çıksın. O zaman en büyük parti UBP olur. Belki böyle bir çalışma içindedirler; çünkü dün (önceki gün) Sayın Serdar Denktaş'ın açıklaması da bunu içeriyordu. Ama bunun fiilen gerçekleşmesi gerekiyor. Bunu sadece ifade etmekle yetinmeleri doğru değil."Talat, görevin kendilerine verilmesi taleplerini tekrarlayarak, görevi aldıktan sonra yapacakları temaslarla hükümeti kurabileceklerine inandığını söyledi.
Talat, politikanın "dün dündür, bugün bugündür" anlayışından uzak olması gerektiğini kaydetti.
"Erken seçim, ama derhal"
CTP-BG'nin söylediklerinin değişmesi için koşulların değişmesi gerektiğini ifade eden Talat, açıklamasını şöyle sürdürdü:
"Elbette ki her siyasi parti şartlara uyum göstermek zorundadır ama dün kara dediğine bugün ak diyecek bir politikanın sahibi olamayız. Hedefimiz açıktır, nettir. Bu hedefi 1 Mayıs'a kadar çözüm olarak koyduk. 'Eğer bu gerçekleşmeyecekse, ne olur' diye soracaksanız; pilavdan dönenin kaşığı kırılsın... Biz bir erken seçime de varız. Erken seçim ama derhal olmalı... Mayıs 2004'e kadar ki zamanı Kıbrıs Türk halkına kaybettirmek kimsenin hakkı değildir. Mayıs 2004'e kadar zamanı kaybettirip, Kıbrıs Türk halkını azınlık statüsüne düşürenler, bu sokaklarda yürüyemezler 1 Mayıs'tan sonra... Biz onların içinde olmayacağız. Biz alnımız açık, ne pahasına olursa olsun, yıllardır bu topraklarda tutunma mücadelesi veren halkımızla beraber olacağız.
"Yolda yürüyemeyecekler"
Mayıs 2004'e kadar Kıbrıs Türk halkının zamanını yiyenler, tüketenler sonuçta insan içine çıkamayacaklar, yolda yürüyemeyecekler, biz onlardan olmayacağız. Bu konuda hakikaten bir tıkanıklık ortaya çıkmışsa, eğer DP UBP'ye intikal ederek bir blok oluşturacaksa, buyur
sun oluştursun, ortaya çıksın ve en kısa zamanda ocak ortasında derhal erken seçime gidelim. Beklemeyelim nisan ortalarına kadar normal prosedürler devam etsin ve zaman tüketilmiş olsun... ""Kıbrıs Türkü'nün modeli... "
CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, "sokaklarda yürüyemezler" söyleminden halkın büyük tepki göstereceği yorumu mu çıktığını ve nasıl bir tepki olacağını soran gazeteciye, "Elbette" karşılığını verirken; "Gürcistan modeli mi" diye soran gazeteciye de, "Hemen bir modele gitmeyin, bu bizim
modelimiz, bu Kıbrıs Türkü'nün modeli. Kıbrıs Türkü 1963 değil, ondan çok önceden beri bu topraklarda varoluş mücadelesi veriyor. Bu varoluş mücadelesini bozuk para zannedenler ve bunu, çözümü mayısa kadar sürüncemede bırakarak harcayacağını zannedenler, gerek Sayın Denktaş, gerek başkaları, halk içine çıkamayacaklar 1 Mayıs'tan sonra. Herhangi bir model kastetmiyorum. Çünkü onlar bu halk tarafından kendilerine bu kötülüğü yapan kişiler olarak algılanacaklar; gayet açık ve net söylüyorum" diye yanıtladı.Talat, belki cumhurbaşkanının telkinleriyle UBP'nin ve DP'nin bu noktaya geldiğini, "UBP'nin 25 milletvekilini temsil eder gibi kendileriyle konuşmaya kalkıştığını" belirterek, bunun Denktaş'ın yeni bir oyunu olduğunu, Türkiye'ye karşı da bir oyun olduğunu ama sonuçta Kıbrıs Türk halkının bundan zarar göreceğini, bedelinin de siyasi olarak halka ödeneceğini ifade etti.
"Hala hükümeti kurabileceğiniz ümidini taşıyorsunuz. Bu nasıl olacak? UBP ya da DP'deki bir çatlakla mı olacak" sorusuna karşılık Talat, önceki günkü açıklamasında UBP ve DP'de bir çatlakla hükümet kurulmasından bahsetmediğini, başka bir olguyu anlatırken ona değindiğini belirterek, Türkiye'nin bu konudaki tutum ve kararlılığının son derece önemli olduğuna işaret etti.
Talat, Ankara'da Annan Planı'na değişiklikler öngörüldüğünün söylendiğini, bu hazırlıkların mutfağında en fazla Kıbrıs Türklerinin bulunma hakkı olduğunu söyledi.
Talat, bu çalışmaların sonucunun da hükümet arayışlarını etkileyeceğini belirterek, "Hükümet kurma görevi bize verilirse hem UBP'yle hem de DP'yle bu konuları gayet açık ve net görüşeceğiz. Şu anda görev birine verilmiş değil. Verilmediği için de ayrıntıya giremiyoruz. Nasıl bir hükümet, nasıl bir program, nasıl bir hedef ve nasıl bir oluşum? Sadece program yetmez, bunu gerçekleştirecek bir model de şarttır" dedi.
UBP yetkilileriyle görüşmelerinde görüşmecilik konusunun nasıl olmasını istediklerini anlattıklarını kaydeden Talat, iki partinin ortaklık kurması halinde Denktaş'ın artık görüşmeci olmamasını, iki partinin yetkililerinin görüşmeci olmasını önerdiklerini bildirdi. Bunların somut konuşulabilmesi için demokratik teamüller gereği görevin kendilerine verilmesi gerektiğini ifade eden Talat, bir başka soruyu yanıtlarken, Ankara'da hazırlanan planın basına yansıyan kısmının doğruluğundan emin olmadığını kaydetti.
"Mutfakta Kıbrıslı Türkler de yer almalı"
Mehmet Ali Talat, planın hazırlanış safhasında Kıbrıs Türkünün olması gerektiğini yineleyerek, henüz Ankara'ya bir davet almadıklarını açıkladı. Böyle bir davetin olması gerektiğini ve beklediklerini belirten Talat, planın son halini almadan önce kendileriyle de görüşüleceğinden kuşku duymadığını söyledi.
Ankara'daki çalışmaların Cumhurbaşkanı ve UBP'nin tutumları yüzünden geç bile kaldığını kaydeden Talat, "Geç bile kalınmıştır, yapılmalıdır, doğrudur ama mutfakta Kıbrıslı Türklerin de yer almasının büyük yararı vardır" diye konuştu.
"Bayraklar kapının arkasında"
Talat, ocak ortalarında erken seçimin nasıl olabileceği konusundaki soruyu yanıtlarken, "Yasal prosedürleri beklerseniz 60 gün içinde hükümet kurulamazsa tekrar seçim yapılır. 2 aylık zamanı harcamaya günah değil mi? Kampanya da soğumadan, zaten bayraklar dürüldü kapıların arkasındadır, hemen ütülenir bu akşam, yarından itibaren kampanya yeniden başlar" ifadelerini kullandı.
Seçim tekrarlanırsa nasıl bir sonuç beklediklerini soran gazeteciye de Talat, şu yanıtı verdi:
"Sanıyorum ki halkımız bugünkü takdirini bu kez daha güçlü şekilde ortaya koyup, statükonun bütün kalıntılarıyla ortadan kalkması yönünde tavır koyacaktır. Benim beklentim değil, emin olduğum şey budur. Çünkü Kıbrıs Türk Halkı kendi iradesiyle dalga geçildiğini görmektedir. CTP-BG'yi birinci parti yaptı. 'Başbakanlık Eroğlu'na verilirse her hükümeti desteklerim' diyebiliyor bir parti başkanı, halkla alay edercesine, dalga geçercesine... Halkımız bunları görmekte ve takdir etmektedir. Dolayısıyla UBP ve DP çok büyük zarar görür, onun için zaten buna gelmiyorlar, onun için bir de zamanı tüketerek Kıbrıs Türk halkına yapabilecekleri son kötülükleri de yapmanın hazırlığı içindedirler."
KIBRIS 25/12/2003
Türkiye, Annan Planı'nda ısrarlı
Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Annan Planı'nın masada olduğunu ve görüşmelerin bu plan zemininde yürütülmesinde kararlı olduklarını yineledi
PL
ANA EVET AMA DÜZELTİLMELİ... Türkiye hükümeti, Kıbrıs görüşmelerinin Annan Planı zemininde yürütülmesinde ısrarlı olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Annan Planı'nın masada olduğunu belirten Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, "Annan Planı, referans alınabilirdir. Önemli olanın kabul edilebilir duruma gelmesidir" dediMAYISA KADAR SAMİMİ GAYRETİMİZ SÜRECEK... Abdullah Gül: Annan Planı'yla ilgili çalışmalarımız henüz bitmiş değil. Daha sonra kendi içimizde bir mutabakata varacağız ve sonrasında siyasi partiler, sayın cumhurbaşkanı, bir ortak kanaate varıp 1 Mayıs'tan önce Kıbrıs'ta çözüm için en samimi gayretleri sarf edeceğiz. Kıbrıs konusunda yapılan çalışmayı pazartesi gününe kadar Bakanlar Kurulu'na yetiştirmeyi umuyoruz
KKTC'DE PARTİLER UZLAŞACAKTIR... "KKTC'de mevcut şartlarda en geniş tabanlı koalisyon hükümeti kurulması için tarafları teşvik ediyoruz. Şu anda erken bir seçimin düşünülmemesi gerekir. Yapılması gereken şey, mevcut partilerin mümkün olan en geniş taban içerisinde bir koalisyon hükümet
i kurmalarıdır. Geniş tabanlı bir koalisyonu gerçekçi buluyorum. Neticede oturacak uzlaşacaklar. Uzlaşamayan, konuşamayan aynı vatanın sahipleri, insanlarını mutlu etmek için uğraşan aynı amaca sahip insanlar, neticede muhakkak ki bir araya gelip uzlaşacaklardır. Bunlar başka toplumun insanları değil ki"KKTC'DE GERGİNLİĞE GEREK YOK... "Kıbrıs davası, milli bir davadır. Bu nedenle, herkesin hamasetten, sloganlardan uzak, soğukkanlı ve kararlı bir şekilde ciddi analizler yapması gerekir. Bunun dışında karışıklıklara, gerginliklere, lüzumsuz karşılıklı söylemlere gerek yoktur"
ÖNCE KKTC'DEN ANKARA'YA ZİYARET... Gül, yakın bir zamanda Kıbrıs'a gidip gitmeyeceği yönündeki soruya; "Tahmin ediyorum herhalde önce onlar buraya gelir" yanıtını verdi. Siyasi parti liderlerini henüz davet etmediklerini, ancak görüşeceklerini söyleyen Gül, bu davetin KKTC hükümetinin kurulmasından sonra mı olacağının sorulması üzerine, "Ümit ederiz ki hükümet kurulur bu süre içinde. Tahmin ediyorum önümüzdeki hafta olabilir ama şu anda
kesin bir şey söylemiyorum" dediTürkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Annan Planı'nın masada olduğunu ve görüşmelerin bu plan zemininde yürütülmesinde kararlı olduklarını yineledi.
Annan Planı'nın "referans alınabilir" olduğunu belirten Abdullah Gül, "önemli olanın kabul edilebilir duruma gelmesi olduğunu" kaydetti.
Türkiye'nin Annan Planı'yla ilgili çalışmalarını henüz bitirmediğini ve daha sonra kendi içlerinde bir mutabakata varacaklarını belirten Abdullah Gül, "Daha sonra siyasi partiler, sayın cumhurbaşkanı, bir ortak kanaate varıp 1 Mayıs'tan önce Kıbrıs'ta çözüm için en samimi gayretleri sarf edeceğiz" dedi.
Gül, KKTC'de mevcut şartlarda en geniş tabanlı koalisyon hükümeti kurulması için tarafları teşvik ettiklerini ve şu anda erken bir seçimin düşünülmemesi gerektiğini söyledi.
Dışişleri Bakanlığı'ndan ayrılışı sırasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Gül, KKTC'de şu anda erken seçimin düşünülmemesi gerektiğini, yapılması gereken şeyin mevcut partilerin mümkün olan en geniş taban içerisinde bir koalisyon hükümeti kurmaları olduğunu ve bunu teşvik ettiklerini belirtti.
Gül, geniş tabanlı bir koalisyonu gerçekçi bulup bulmadığının sorulması üzerine, şunları kaydetti:
"Gerçekçi buluyorum tabii ki. Neticede oturacak uzlaşaca
klar. Uzlaşamayan, konuşamayan aynı vatanın sahipleri, insanlarını mutlu etmek için uğraşan aynı amaca sahip insanlar, neticede muhakkak ki bir araya gelip uzlaşacaklardır. Bunlar başka toplumun insanları değilki."
Gül, yakın bir zamanda Kıbrıs'a gidip gitmeyeceğinin sorulması üzerine de "Tahmin ediyorum herhalde önce onlar buraya gelir" yanıtını verdi.
Siyasi parti liderlerini henüz davet etmediklerini, ancak görüşeceklerini söyleyen Gül, bu davetin KKTC hükümetinin kurulmasından sonra mı olacağının sorulması üzerine, "Ümit ederiz ki hükümet kurulur bu süre içinde. Tahmin ediyorum önümüzdeki hafta olabilir ama şu anda kesin bir şey söylemiyorum" dedi.
Abdullah Gül, Türkiye'nin Annan Planı'yla ilgili çalışmaları hakkında bir soru üzerine ise şunları söyl
edi:"Bu konuyla ilgili de henüz bir şey söyleme durumunda değilim. Biz şu anda çalışmalarımızı henüz bitirmiş değiliz. Daha sonra kendi içimizde bir mutabakata varacağız. Daha sonra siyasi partiler, sayın cumhurbaşkanı, bir ortak kanaate varıp 1 Mayıs'tan önce Kıbrıs'ta çözüm için en samimi gayretleri sarf edeceğiz."
Kıbrıs davasının milli bir dava olduğunu belirten Gül, bu nedenle "herkesin hamasetten, sloganlardan uzak, soğukkanlı ve kararlı bir şekilde ciddi analizler yapması gerektiğini ve bunun dışında karışıklıklara, gerginliklere, lüzumsuz karşılıklı söylemlere gerek olmadığını" ifade etti.
Annan Planı'nın "referans alınabilir" olduğunu belirten Dışişleri Bakanı Gül, "önemli olanın kabul edilebilir duruma gelmesi olduğunu" kaydetti.
Gül, başka bir
soru üzerine, Kıbrıs konusunda yapılan çalışmayı bitirmeye çalıştıklarını, bunu pazartesi gününe kadar Bakanlar Kurulu'na yetiştirmeyi umduklarını belirtti.KIBRIS 25/12/2003
Rum Yönetimi lideri Papadopulos:Neyi oylayacağımızı bilmeden
ANNAN'DAN YANIT GELMEDİ... Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos, Annan Planı'nda "neyi oylayacaklarını bilmeden referanduma gitmeyeceklerini" söyledi. Papadopulos, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a gönderdiği mektuba hâlâ yanıt almadığını, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın da Annan'ın kayıplar konusundaki mektubuna yanıt verip vermediğini bilmediğini ifade etti
Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos, Annan Planı'nda "neyi oylayacaklarını bilmeden referanduma gitmeyeceklerini" söyledi.
Rum basınına göre Papadopulos, Noel nedeniyle Yeşil Hat'taki Rum Milli Muhafız Ordusu mevzilerini ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a gönderdiği mektuba hala yanıt almadığını, Annan'ın yanıtını "doğru olduğuna inandığı zaman" göndereceğini söyledi.
Papadopulos, gazetecilerin soruları üzerine, ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston ile yaptığı görüşmede, genel sekreterin iki şartına ilişkin Rum tutumunu ortaya koyduğunu anlattı. Papadopulos, "Haklıyız ve argümanlarımız dayanaklıdır. Weston'un Annan'a bu argümanları iletip iletmeyeceğini bilmiyorum" dedi.
Rum lider, başka bir soruyu yanıtlarken, "neyi oylayacaklarını bilmeden referanduma gitmelerinin mümkün olmadığını" söyledi.
Bir soruya karşılık, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Annan'ın kayıplar konusundaki mektubuna yanıt verip vermediğini bilmediğini ifade eden Papadopulos, "BM genel sekreterinin her ikimize de gönderdiği mektubuna biz olumlu yanıt verdik, ancak Denktaş'tan hiçbir yanıt gelmedi" dedi.
Papadopulos, KKTC'deki hükümet kurma çalışmaları hakkında ise bir bilgisinin olmadığının belirtti.
Papadopulos, Klosson'la görüştü
Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos, dün ABD'nin Güney Kıbrıs Büyükelçisi Klosson'la görüştü.
Haberi veren Rum radyosu, Papadopulos-Klosson görüşmesinde bugü
n Ankara'da Kıbrıs konusunda yapılacak toplantının ele alındığını belirtti. Radyoya göre Klosson, Papadopulos'a Ankara'daki toplantının içeriğinin belirsiz olduğunu söyledi.Görüşme sonrasında bir açıklama yapan Papadopulos, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tarafının müzakerelerin Annan Planı zemininde yeniden başlaması gerektiğini anlaması gerektiği görüşünü dile getirdi.
Klosson ise, Papadopulos'a ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston'un KKTC ve Ankara temasları hakkında bilgi verdi.
Rum radyosuna göre Klosson, Türkiye Başbakanı Recep Tayip Erdoğan'ın 28 Ocak'ta Washington'a yapacağı ziyaretin Kıbrıs sorunuyla ilgili olmadığı yönünde Papadopulos'a bilgi de verdi.
KIBRIS 25/12/2003
Erdoğan: Kıbrıs'ta seçimler çözüm için yol gösteric
i olduSEÇİM SONUCUNA GÖRE POLİTİKA İZLENMELİ... Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, KKTC'deki seçimlerin çözüm için yol gösterici olduğunu ve seçimler sonucunda ortaya çıkan iradeyi hesaba katmadan bir politika izlemenin imkanının kalmadığını vurguladı. Erdoğan, Kıbrıs'ta çözümden yana olduklarını ve bu yolda samimi çaba sarf ettiklerini söyledi
YANLIŞ YAPAN ALTINDA KALIR... Erdoğan: Kıbrıs'ı kimse siyaset meselesi, hamaset konusu yapamaz. Her kim bu yanlışı yaparsa altında kalır ve tarihe karşı mahcup olur. Biz Kıbrıs meselesinin samimiyetle çözümünden yana olduk. Bir yıllık hükümetliğimiz sürecinde en çok ifade ettiğimiz kavram çözüm olmuştur. Çözüme katkı verecek tüm taraflar Kıbrıs hassasiyetimizi doğru yorumlamak zorundadır
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, KKTC'deki seçimlerin çözüm için yol gösterici olduğunu ve seçimler sonucunda ortaya çıkan iradeyi hesaba katmadan bir politika izlemenin imkanının kalmadığını vurguladı.
Erdoğan, Kıbrıs'ta çözümden yana olduklarını ve bu yolda samimi çaba sarf ettiklerini söyledi.
Recep Tayyip Erdoğan, AB'ye tam üyeliğin stratejik hedef olduğunu, ancak Aralık 2004'ün dünyanın sonu olmadığını da ifade etti.
Türkiye Başbakanı Erdoğan, TBMM'deki bütçe görüşmeleri sırasında Kıbrıs, Avrupa Birliği ile ilişkiler ve diğer dış konulara da değindi.
AK Parti iktidarı olarak bir yandan AB hedefine koşarken, diğer yandan da Irak ve Kıbrıs gibi bölgesel meseleleri aşabilmek için yoğun çaba harcadıklarını ifade eden Erdoğan, tüm dünyanın Türkiye'nin bu çabalarını takdirle karşıladığını belirtti. Yanı başında yaşanan krizinin büyüklüğü dikkate alınırsa Türkiye'nin dış politika konusunda tarihi bir başarı gösterdiğinin ortaya çıkacağını kaydeden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Devlet ve toplum olarak üzerinde mutabakata vardığımız AB hedefine yönelik olarak iş başına gelir gelmez yoğun bir gayretin içine girdik. Kararlı bir diplomasi faaliyetinin yanında iç hukukumuzun AB normlarına uyumunu sağlayacak adımları muhalefetin de takdirle andığımız katkısıyla hızla aldık. Bu katkılarından dolayı muhalefet partisi ve milletvekillerine bir kez daha teşekkür ediyorum."
AB hedefine yönelik adımların heba olmayacağını samimiyetle ümit ettiğini ifade eden Erdoğan, "Bu konuda Avrupalı dostlarımızdan da aynı samimiyeti bekliyoruz. Türkiye'yi içine almaktan tereddüt eden bir AB kendi zemini, kendi ilkelerini inkar etmiş olur. AB siyasi ve stratejik bir misyona sahip olmak istiyorsa Türkiye'den vazgeçemez, vazgeçmemelidir" dedi.
AB'ye tam üyeliğin Türkiye'nin stratejik hedefi olduğunu anımsatan Erdoğan, Aralık 2004'ün dünyanın sonu olmadığını da ifade etti.
Başbakan Erdoğan, çoğu zaman iç politik kaygılarla kendisi politika üretemeyenlerin milli meseleler üzerinden seçmene selam politikaları yürütüldüğünü belirtirken, şimdi de böyle olayların zaman zaman yaşandığını söyledi.
Kıbrıs meselesinin milli bir mesele olduğunu kaydeden Tayyip Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kıbrıs'ı kimse siyaset meselesi, hamaset konusu yapamaz. Her kim bu yanlışı yaparsa altında kalır ve tarihe karşı mahcup olur. Biz Kıbrıs meselesinin samimiyetle çözümünden yana olduk. Bizim iktidarımız bir yıllık hükümettir. Bu sürede en çok ifade ettiğimiz kavram çözüm olmuştur. Çözüme katkı verecek tüm taraflar Kıbrıs hassasiyetimizi doğru yorumlamak zorundadır.
Seçimlerde ortaya çıkan irade
KKTC seçimleri de çözüm yolunda yol gösterici olmuştur. Dünyada birçok devletin seçimleri kimseyi ilgilendirmezken KKTC'deki seçimlerle bu devleti tanımayan herkes ilgilenme ihtiyacı duymuştur. Ne garip değil mi? Şimdi önümüzde kritik bir müzakere süreci vardır. Bu sürecin uzlaşı temelinde değerlendirilmesi gerekir. Tek taraflı iyi niyet, tek taraflı özveri beklenirse çözümden uzaklaşırsınız. Adil ve kalıcı bir çözüm için Türkiye Cumhuriyeti ile KKTC ortak bir irade beyan etmiştir. Sadece irade beyan etmekle kalmamış, gerekli siyasi iradeyi de ortaya koymuştur.
BM genel sekreterinin iyi niyetli tutumuna desteğimizi sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. Çözüme katkıda bulunmak isteyen taraflar Kıbrıs'ın gerçeklerini hesaba katacaklar. Uzlaşı isteyen herkes bu sürecin iki tarafın rızası ile sonuçlanmasına katkı sağlayacaklardır."
Kıbrıs'ta seçimler sonucunda ortaya çıkan iradeyi hesaba katmadan bir politika izlemenin imkanının artık kalmadığını kaydeden Erdoğan, "Hükümeti oluşturma sürecinin bir an evvel tamamlanmasını ve Kıbrıs Türklerinin temel haklarını ve kazanımlarını koruyacak müzakerenin başlamasını bekliyoruz" dedi.
KIBRIS 25/12/2003
Emekli Büyükelçi İlter Türkmen: "Kıbrıs sorunu çözümlenmezse
Emekli büyükelçi ve eski dışişleri bakanı İlter Türkmen, "AB üyeliği konusunda Kıbrıs sorununu çözmeden ya da Türk tarafının sorumlu olmadığını anlatmadan müzakere tarihi alamayız" dedi.
Emekli büyükelçi ve eski dışişleri bakanı İlter Türkmen, "AB üyeliği konusunda Kıbrıs sorununu çözmeden ya da Türk tarafının sorumlu olmadığını anlatmadan müzakere tarihi alamayız" dedi.
Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (ANSİAD) toplantısına katılan Türkmen, "Seçimden Sonra Kıbrıs'ın Değerlendirilmesi" konusunda görüşlerini açıkladı.
Türkiye'nin dış politikası konusunda 2004 yılının çok önemli olduğunu vurgulayan Türkmen, Irak, Ortadoğu, Kafkasya ve Ermenistan sorunları ile Türkiye-ABD ilişkileri konusunda kısa bir değerlendirme yaptı.
Türkiye'nin AB ile müzakerelere başlaması için Kıbrıs sorununu çözmesi gerektiğini anlatan Türkmen, AB'nin son raporunda çözümsüzlüğün Türk tarafından kaynaklandığı görüşünün olduğunu kaydetti.
Türkmen, şöyle devam etti:
"Artık, Kıbrıs'ta imaj değiştirmek gerekiyor. Denktaş ise imajı değiştirmemek için çalışıyor. Annan Planı'nı müzakere etmek gerekir. Bu plan yepyeni bir devlet kuruyor. 6 bin kanun oluşturuluyor. Bu 6 bin kanun üzerinde mutabakata varmak lazım. 1 Mayıs 2004'e kadar çözüm olsun. Çünkü sonrası zor. Bu tarihten sonra Rum kesimi bütün birimleriyle AB'de yerini ala
cak. Bu 'Ver-Kurtul' meselesi değil. Türkiye, AB'ye üye olmasa bile ortaklık anlaşması devam edecek. Annan Planı'na çeşitli bakış açıları var. Buna makul açıdan bakmalıyız. Annan Planı, Türkiye ile AB ilişkilerinde de bir bağ kuruyor. AB ile müzakere tarihini almak yüzde 90 bizim elimizdedir. Kıbrıs sorununu çözmeden ya da çözümsüzlükte Türk tarafının sorumlu olmadığını anlatmadan müzakere tarihi alamayız."Türkiye'nin Ortadoğu politikasının çok parlak olmadığını sandığını belirten ve örnekler veren Türkmen 2004 yılı sonunun Türkiye için çok önemli olduğunu vurguladı. İlter Türkmen, AB'ye girebilmek için müzakerelerin çok başarılı geçmesi gerektiğini, çünkü Türkiye'nin üyeliğini 27 ülkenin parlamentosunun onaylayacağını belirtti.
Türkmen, "Bu kolay değil ama imkansız da değil. Müzakere tarihini elde edelim. TBMM çok iyi çalıştı. Yasaların uygulanmasında bazı sıkıntılar var. Türkiye'de yargı ve bürokrasi sorunu var. CHP ile AK Parti arasında dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda bir anlaşmazlık var. Artık
kaza çıkmaması lazım" dedi.KIBRIS 25/12/2003
Sabancı: Kıbrıs sorunu, 2004 yılında muhakkak çözülmeli
Sakıp Sabancı: Kıbrıs durdukça, Avrupa Birliği'nin yolu açılmaz... Bunun anlamı fukaralığa devamdırSabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sakıp Sabancı, 2004 yılında muhakkak Kıbrıs sorununun çözülmesi gerektiğini söyledi.
AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Sabancı, hükümetin performansının iyi olmaması halinde söylenen işlerin hiçbirinin başarılamayacağını belirterek, şöyle dedi:
"Bu hızla 2004'e girmeliyiz. 2004'e girdiğimiz zaman da söylediğimiz meselelerin daha da iyileştirilmesi için koşacağız ama bir şey unutmayacağız; Kıbrıs... Kıbrıs orada durdukça, yıllar böyle eski kafaya göre devam ettikçe, Avrupa Birliği'nin yolu açılmaz. Bunun anlamı fuka
ralığa devam... Elin oğlu milli gelirleri tırmandıracak, bizimki olduğu yerde duracak. Bu milletin hakkı yenir. Her şey önemlidir. Her işte çok çalışacağız. Fakat bütün ilgililere diyorum ki, 2004 yılında muhakkak Kıbrıs sorununun çözümü olması gerekir. Türkiye'nin menfaatlerini elbette unutmayacağız."Sakıp Sabancı, 2004 yılının Türk insanına mutluluk getirmesini dileyerek, "Daha zengin, daha mutlu, daha iyi koşullarda yaşayan Türkler görmek istiyorum. Bunun yolu açıktır, bellidir" dedi.
KIBRIS 25/12/2003
| Denktaş Ankarayı bekliyor | ||
|
KKTCde 14 Aralıkta yapılan seçimleri kazanan 50 milletvekilinin bugün yemin ederek göreve başlamalarının ardından, hükümeti kurma görevinin de Pazartesi günü verilmesi bekleniyor. |
||
|
Lefkoşa |
|
26 Aralık 2003 UBP Genel Başkanı ve Başbakan Derviş Eroğlu, Cumhurbaşkanı Denktaşın, Türkiyedeki gelişmeler nedeniyle görevlendirme için Pazartesi gününe kadar beklenmeyi önerdiğini, bunun kendisi ve CTP Genel Başkanı Talat tarafından da uygun bulunduğunu açıkladı. |
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, yemin töreni için geldiği mecliste, CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ve Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı ve Başbakan Derviş Eroğlu ile yaklaşık 20 dakika görüşmüş ve bu görüşmeye, Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) Başkanı Mustafa Akıncı da kısa bir süre katılmıştı.
TÜRKİYEYİ BEKLİYOR
UBP Genel Başkanı ve Başbakan Derviş Eroğlu, Cumhurbaşkanı Denktaşın görüşmede, Ankarada yeni bir stratejiyle ilgili çalışmalar sürüyor. Bu toplantıların sonucu Pazartesi ortaya çıkabilir. Türkiyenin Kıbrıs politikasında değişiklik olup olmadığını gördükten sonra hükümeti kurma görevini vermeyi düşünüyorum dediğini belirterek, Biz ve Sayın Talat bunun uygun olacağını söyledik ifadesini kullandı.
| Kıbrıs ABye mazeret olmamalı | ||
|
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Türkiyenin Avrupa Birliğine tam üyelik süreci ve Kıbrıs konularında ilgili başkentlerdeki Türk büyükelçileriyle bir toplantı yaptı. |
||
|
Ankara |
|
26 Aralık 2003 Toplantıda Kıbrıs sorununun çözüm yoluna girmesi için Türkiyenin çaba göstermesi kararı alındı. Toplantıda Kıbrısın mazeret olarak karşımıza çıkartılmasına fırsat vermeyelimgörüşü ifade edildi. |
Türkiyenin AB ülkeleri, ABD ve KKTCdeki büyükelçileriyle BM nezdindeki daimi temsilcisi, danışmalar için çağırıldıkları Ankarada dün önce kendi aralarında bir toplantı yapmış ardından Cumhurbaşkanı Sezer tarafından kabul edilmişlerdi.
Bugünkü toplantıda, 2004 yılının kritik önem taşıdığı konusunda görüş birliğine varıldı. Haziran 2004e kadar Türkiyenin siyasi kriterleri karşılaması gerektiğinin altı çizildi. Öncelik verilmesi gereken konular asker-sivil ilişkisi, yargının bağımsızlığı, Güneydoğud
Papadopulos: Annan Planı'nı imzalamam
YORGO KIRBAKİ Atina
MILLIYET 26/12/2003
Serdar Denktaş'ın önerisi
Birleşme olmaz
DP lideri Serdar Denktaş, partisinin UBP ile birleşmesine dönük öneri ve tartışmalarla ilgili sorumuzu ise şöyle yanıtladı:
"Bu kesinlikle söz konusu değildir. Sayın Talat böyle bir yorum getirdi ama bizim böyle bir düşüncemiz yok. Hükümet kurulması için önerilerimizi ortaya koyuyoruz ve yapıcı bir tutum izliyoruz. Kaldı ki biz hükü
Madde madde görüşme
Serdar Denktaş'ın Annan planının görüşülmesiyle ilgili değerlendirmesi ise şöyle: "Annan planının madde madde görüşülmesi kabul edilirse buna varız. Ama çerçevesi üzerinden görüşülmesi halinde, o zaman felsefesi, çerçevesi kabul edilmiş olur ki madde madde görüşülemez. Bu fark önemlidir. Sayın Cumhurbaşkanı (Rauf Denktaş) planın felsefesi sakat derken haklıdır. Geneli üzerinde egemenlik var mı, yok mu diye tar
tışmak yerine madde madde ele alınıp görüşülmesi daha somut ve faydalı olur."ÖNÜMÜZDEKİ 12 AYIN ÇİZELGESİ...
Önümüzdeki dönem, Türkiye'nin randevuları sadece Avrupa Birliği ve Kıbrıs konularıyla dolu geçecek. Meraklılarına bir liste hazırladım:
28 OCAK : Tayyip Erdoğan, Başkan Bush ile Beyaz Saray'da görüşecek
KONU : Irak-Kıbrıs ve AB
1 ŞUBAT : (Tahminen) Kıbrıs'ta görüşmelerin başlaması
KONU : Uluslararası kamuoyunun ikna edilip edilemeyeceği anlaşılacak
04 MART : Yunanistan'da genel seçimler
KONU : Simitis'in kaybedip, kazanması Kıbrıs ve Ege
Denktaş: Görevlendirme en erken pazartesi
KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, hükümeti kurma görevini, Pazartesi'nden önce vermesinin mümkün görünmediğini bildirdi. Meclisteki yemin töreninden önce parti liderleriyle 20 dakika kadar görüştüğünü ifade eden Denktaş, "Temaslar devam ediyor. Bugün ayrı bir görüşme olmayacak. Hazır olduklarında bana gelecekler" dedi.
KKTC'de 14 Aralık'ta yapılan genel seçimlerde seçilen Cumhuriyet Meclisi'nin 50 yeni üyesi, düzenlenen törenle yemin etti. ''En yaşlı üye'' sıfatıyla Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı ve Başbakan Derviş Eroğlu'nun başkanlığında yapılan ilk toplantıya, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Yüksek Mahkeme Başkanı Taner Erginel ve Başsavcı Akın Sait de katıldı.
Cumhurbaşkanı Denktaş, gazetecilerin sorusu üzerine, hükümeti kurma görevini, Pazartesi'nden önce vermesinin mümkün görünmediğini bildirdi.
Meclisteki yemin töreninden önce parti liderleriyle 20 dakika kadar görüştüğünü ifade eden Denktaş, ''Temaslar devam ediyor. Bugün ayrı bir görüşme olmayacak. Hazır olduklarında bana gelecekler'' dedi.
''50 tane gayet güçlü insanının devletin bağımsızlığını koruyacağına dair yemin ettiğini'' kaydeden Denktaş, ''İnşallah devletimiz ilelebet yaşayacaktır ve barışın temelini teşkil edecektir.Onun için de uğraşılacaktır'' diye konuştu.
Meclis'te katiplik görevini, ''en genç iki milletvekili'' sıfatıyla UBP İskele milletvekilleri Kemal Yılmaz ve Hüseyin Avkıran Alanlı yaptı.
İlk yemini ''geçici başkan'' sıfatıyla Derviş Eroğlu yaptı, Eroğlu yemin ederken, üyeler ayakta dinledi. Geçici katiplerin yemininden sonra, ilçelere ve alfabetik sıraya göre milletvekilleri ant içti.
Meclis ''geçici başkanı'', Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) Lefkoşa milletvekili İzzet İzcan, Demokrat Parti (DP) Girne milletvekili Ünal Üstel ve Ulusal Birlik Partisi (UBP) Gazimağusa milletvekili Turgay Avcı'ya yemini tekrarlattı.
MİLLETVEKİLLİĞİ ANDI
Cumhuriyet Meclisi'nin 50 üyesi şu şekilde yemin etti:
''Devletin varlığını ve bağımsızlığını, yurdun ve halkın bölünmez bütünlüğünü, halkın kayıtsız şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ve Atatürk ilkelerine bağlı kalacağıma; halkımın refah ve mutluluğu için çalışacağıma; her yurttaşın insan haklarından ve
temel hak ve özgürlüklerden yararlanması ülküsünden ve anayasaya bağlılıktan ayrılmayacağıma; namusum ve şerefim üzerine ant içerim.''HURRIYET 26/12/2003
Denktaş: Ağzına sağlık Baykal
Ömer BİLGE / LEFKOŞA
KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, Annan Planı müzakere edilebilir diyen CHP Lideri Baykal ile aynı görüşleri savunduklarını, kendisinin de Planı görüşmem demediğini belirtti.
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, CHP lideri Deniz Baykal ile aynı görüşleri savunduğunu belirterek, Kendisiyle telefonda görüştüm. Çok güzel bir açıklama yaptıklarını söyledim. Aynı fikirleri savunduğumuz ve bunu dile getirdiği için teşekkür ettim' dedi. Denktaş, Sayın Baykal da bana tam desteklerini bildirerek temas içinde olacaklarını söyledi diye konuştu.
Denktaş planı g
HURRIYET 26/12/2003
Annan Planı imza için hazır değil
Rum Lideri Papadopulos, Türk askerinin Ada'dan gidişi konusunda netlik
taşımadığı gerekçesiyle Annan Planı'nın imzaya ve referanduma hazır olmadığını söyledi.ABD ve Avrupa Birliği Annan Planı'nı kabul etmesi için KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş üzerinde yoğun baskı uygularken, Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos, Annan planında birçok konunun netleşmediğini belirterek, planın imzaya ve referanduma hazır olmadığını söyledi. Papadopulos, Haravgi gazetesine verdiği özel demeçte Halk referanduma katılmaya çağrıldığında ortaya atılacak ilk soru güvenlik ve Türk askerinin gi
tmesi konusunda ne olacağıdır. Halkın bu sorusuna cevap veremem. Annan planı ne imzalamaya ne de referanduma sunulmaya hazır derken bunu kastediyorum dedi.HURRIYET 26/12/2003
KKTC'de konut sağlanan gazeteciye inceleme
Basın Konseyi, ''Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) bazı gazetecilere konut sağlandığı'' iddialarını incelemeye aldı.
Konsey'den yapılan yazılı açıklamada, Basın Konseyi'nin, gazeteci Metin Münir'in ortaya attığı iddialar üzerine Basın Meslek İlkeleri çerçevesinde inceleme başlattığı belirtilerek, şöyle denildi:
''Metin Münir, 22 Aralık 2003 tarihli Radikal Gazetesi'nde, Neşe Düzel'le yaptığı söy
HURRIYET 26/12/2003
Eroğlu: Talat hükümetini kabul etmeyiz
26/12/2003 RADIKAL
KKTC'deki Ulusal Birlik Partisi'nin (UBP) Genel Başkanı ve Başbakan Derviş Eroğlu, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat başkanlığında kurulacak bir hükümette yer almalarının söz konusu olmadığını açıklayarak, "Ya bizim başkanlığımızda kurulacak hükümette yer alırız ya da muhalefette kalırız" dedi.
Eroğlu, Türk Ajansı-Kıbrıs'a (TAK) yaptığı açık
Denktaş'ın görüşmeciliği
Erdal Güven26/12/2003 RADIKAL
Denktaş'ın görüşmeciliği yine tartışma konusu. Denktaş'la olur mu, olmaz mı sorusu yeniden gündemde.
Bundan sonrası bilinmez ama tam da bulunduğumuz noktada Annan'ın, Denktaş'ın son üç yıllık dönemde sergilediği görüşmeciliği çarpıcı örneklerle anlattığı 1 Nisan 2003 tarihli raporunu anımsamakta yarar var. İşte bazı alıntılar:
'12 Temmuz 2000'de özel danışmanım (De
'Referanduma hemen sunmam'
26/12/2003 RADIKAL
YORGO KIRBAKİ
ATİNA - Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos, Annan Planı'nı şimdiki haliyle referanduma ve imzaya götüremeyeceğini söyledi. Rum Haravgi gazetesine konuşan Papadopulos, "Annan Planı'nda ne güvenlik ne de Türk askerlerinin adadan çekilmesi konuları sarih. Ayrıca önemli boşlukları da var. Bu nedenle imzalanmaya ve referanduma götürülmeye hazır değildir" dedi.
Ankara'nın Kıbrıs planının yeni olmayacağı ve Annan P
Elçilerle AB ve Kıbrıs zirvesi
26/12/2003 RADIKAL
HİLAL KÖYLÜ
Tüm yollar AB'ye
Gözler Ankarada
Denktaş: Görevi vermeden önce tıkanıklığın giderilip giderilmediğini göreceğiz Türkiyenin tavrını bekleyeceğiz
Ulusal Birlik Partisi (UBP)-Demokrat Parti (DP) koalisyon hükümeti, yılın son toplantısını Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın da katılımıyla yaptı.
Saat 09.30da başlayan toplantıda 40 dakika kalan Cumhurbaşkanı Denktaş, bakanlara veda için geldiğini belirterek, geniş tabanlı bir hükümet kurulabilmesi için gereken esnekliğin gösterilmesi isteğini de tekrarladığını açıkladı.
Cumhurbaşkanı Denktaş, hükümeti kurma görevi vermeden önce tıkanıklığın giderilip giderilmeyeceğini göreceğini, Türkiyenin tavrının da beklendiğini söyledi.
Denktaş, Hükümetin kurulması için Türkiyeye gitmenin gereği yok ama hükümet kurulmadı diye Türkiyeyle istişareden vazgeçilmez, gidilir. Onun için Türkiyeden gelecek haberleri bekleyeceğiz dedi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, toplantıdan çıkarken gazetecilere yaptığı açıklamada, üzüntülü bir günde Bakanlar Kuruluna geldiğine işaret ederek, ani bir krizle hayatını kaybeden Bakanlar Kurlu Genel Sekreteri Caner Sarphanı rahmetle andı, yakınlarına sabır diledi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, yılın son toplantısı olduğu için toplantıya katıldığını kaydederek, şöyle konuştu:
Bazıları seçimi kazanamadığı için büsbütün ayrılacak. Arkadaşlara veda için geldim. Bir yılın çalışmaları esnasında karşılaştıkları zorlukları ve devlete yaptıkları hizmetleri kısaca gözden geçirdik. Kendilerine teşekkür ettim, gelecek dönemde başarılı olmalarını diledim ve bir kez daha daima söylediğim gibi geniş tabanlı bir oluşuma gidilmesi için gereken esnekliği göstermelerini tekrar rica ettim. Maksat bugün yeni yıla girerken Bakanlar Kuruluna veda etmek için geldim. Ama acı bir günde geldik.
TÜRKİYEDEN GELECEK HAVAYI BEKLEYECEĞİZ
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, hükümeti kurma konusunda yapacağı görevlendirmeyle ilgili soruyu yanıtlarken, önce hükümet kurulup kurulamayacağını, tıkanıklığın giderilip giderilemeyeceğini göreceğini, tabiatıyla herkesin Türkiyeden ne hava geleceğini de beklediğini, bugün burada da aynı durumla karşılaştığını açıkladı.
Denktaş, Türkiye ne diyor? Ne yapacak? Onu herkes bekliyo
r diye konuştu. Bir başka soru üzerine kendisine henüz Türkiyeden bilgi gelmediğini ifade eden Cumhurbaşkanı Denktaş, Herhalde bugün yarın onu da öğrenmiş olacağız dedi.EROĞLU: DURUM DEĞERLENDİRMESİ, GEÇMİŞTEN GELEN ÖNERGELER
Başbakan Derviş Eroğlu da toplantıdan sonra yaptığı açıklamada, Bakanlar Kurulunun 2003ün son toplantısını yaptığını belirerek, kurul üyeleriyle durum değerlendirmesi yaptıklarını, geçmişten kalan mevcut önergeleri görüşüp onayladıklarını açıkladı.
Bakanlar Kurulu Genel Sekreteri Caner Sarphanın zamansız ölümünden dolayı buruk bir toplantı yaptıklarını belirten Eroğlu, bakanların bir kısmının seçime girmemesi, bir kısmının da seçimi kazanmaması nedeniyle bugün için bir veda toplantısı da olduğunu anlattı.
Başbakan Eroğlu, Ama neticede ülkedeyiz, KKTCdeyiz, yine arkadaşlarla işbirliği içinde olacağız. İnsan hayatı, partilerin hayatı devam ediyor. Seçimler de demokrasinin gereği olarak yapılıyor. Bir de hükümet kurma arayışı vardır. Kurulur mu kurulmaz mı onun çalışmaları devam edecek. Kurulursa, kurulan hükümet görevi devralıp devam edecek, kurulamazsa erken seçim takvimi başlayacak dedi.
KURULAMAZSA ALTERNATİF ERKEN SEÇİM
Derviş Eroğlu, bir gazetecinin sorusu üzerine, Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gülün erken seçimin düşünülmemesini ve geniş tabanlı mutabakat hükümeti kurulması tercih ettiklerini söylemesini değerlendirirken şöyle konuştu:
Bizler de Kıbrısta bir hükümet arayışı içindeyiz ama bu hükümet kurulamazsa alternatiflerden biri de erken seçimdir. Seçime başvurma mecburiyetinde kalırsak elbette erken seçimden kaçınılamaz.
Eroğlu, CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talatın erken seçim için normal prosedürü beklemeden süreyi kısaltma teklifiyle ilgili görüşünü soran gazeteciyi yanıtlarken de O onun görüşü. Demek istiyor ki sadece hükümeti kurma çalışmasını başlatmak üzere kendilerine görev verilsin, hükümeti kurmazsa erken seçime gidilsin. Halbuki anayasa, diğer parti temsilcilerine de hükümeti kurma görevi verilmesini emrediyor. Dolayısıyla o konu herhalde o noktaya gelirsek değerlendirilecektir diye konuştu.
GÖREV VERİLİNCE DETAYLI GÖRÜŞÜLECEK
Hükümet kurma arayışları çerçevesinde siyasi partilerin temaslarından bugüne dek bir sonuç alınamadığını hatırlatan bir gazetecinin Erken seçime kesin gözüyle bakılabilir mi? şeklindeki sorusuna da Eroğlu, Henüz herhangi bir arkadaş Cumhurbaşkanımız tarafından görevlendirilmemiştir. Bu temasların daha ziyade ön temaslar şeklinde değerlendirilmesi gerekir. Hükümeti kurma görevi bir arkadaşımıza verildikten sonra o zaman herhalde daha detaylı görüşmek, konuşmak ve mutabakata varılabilir mi, varılamaz mı, bunların arayışı içine girmek gerekecek karşılığını verdi.
HALKIN SESI 26/12/2003
Serdar Denktaş: Tıkaç olmayacağız
Serdar Denktaş: UBPye desteğimiz yanlış anlaşıldı Bi
rleşme diye birşey yokAkıncı: Hükümeti kurma görevinin birinci partiye verilmesi konusunda 3 parti mutabık
Hükümet arayışları çerçevesinde dün Demokrat Parti (DP) ile Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) yetkilileri bir araya geldi. BDH Genel Merkezinde gerçekleşen görüşmeye DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, Kudret Akay ve Engin Arıyla birlikte katılırken, BDH kanadından da genel başkan Mustafa Akıncı ile Özker Özgür hazır bulundu.
Parti başkanları, bir saat süren görüşme sonrası basına açıklamalarda bulund
u.Serdar Denktaş, seçim sonuçlarının DPye hem anahtar hem de tıkaç görevi verdiğini belirterek, Tıkaç görevi yapmayacağız derken, Mustafa Akıncı, hükümeti kurma görevinin birinci partiye verilmesi konusunda 3 partinin mutabık kaldığını, UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlunun hükümet kurma talebini daha fazla ileri götürmemesi gerektiğini söyledi.
SERDAR DENKTAŞ
DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, seçim sonuçlarıyla ilgili hayırlı olsun demek üzere gerçekleştirdiklerini belirttiği ziyarette içinde bulunulan süreci de değerlendirdiklerini ve son derece yapıcı, saygıya dayalı bir görüşme olduğunu kaydetti.
Hükümet kurma yaklaşımlarının gelecek hafta içerisinde daha bir hareketleneceğini söyleyen Denktaş, DP olarak hükümet kurma görevinin öncelikle seçimden birinci parti konumunda çıkan CTPye verilmesi gerektiği kanaatinde olduklarını; dört partili bir koalisyon hükümetine çok sıcak baktıklarını; başarılamaması halinde ise oluşması gerekli hükümetin, geniş tabanlı olması açısından CTP-UBP hükümeti olması
gerektiğini kaydetti.DP İLE UBP BİRLEŞECEK DİYE BİRŞEY YOK
UBPye desteklerinin yanlış anlaşıldığını da belirten Denktaş, DPyle UBP birleşecek diye bir şey olmadığını vurguladı. Serdar şunları kaydetti:
UBP böyle bir hükümeti kurma görevi alması halinde UBPye, bizim hassasiyetlerimizi de koruyacağına inandığımız için koşulsuz Eroğlu başkanlığında kurulacak bir UBP-CTP hükümetine destek vereceğimizi söylemiştik, dışarıda kalsak da. Bu konudaki yaklaşımımız devam ediyor. Bu öyle bir algılandı ki son
iki günden beridir DP ile UBP birleşiyor mu? diye sorular gelmektedir. Böyle bir şey yok. DP kendi tabanı, kendi güçlü yapısıyla bir parti olarak devam edecektir.Serdar Denktaş, 3lü bir koalisyona taraf olup olmadığı yönündeki bir soruya karşılık, bu konudaki görüşünü gerek CTP-BG lideri Mehmet Ali Talata, gerek Akıncıya bildirdiğini ve daha fazla yorumunu yapmak istemediğini belirtirken, bugün için denenmesi gereken iki öncelikli seçenek bulunduğunu; bunların mutlaka görüşülmesi ve sonuna kadar zor
lanması gerektiğini söyledi. Şu anda o kapı kapalıdır bizim için diyen Denktaş, erken seçim mi daha açık bir kapı sizin için şeklindeki soru üzerine ise, erken seçimin de şu an için gündemde olmadığını, ancak gündeme getirilmek isteyenler olması ve başka hiçbir seçenek kalmaması halinde o seçeneğin de hayata geçebileceğini kaydetti. Denktaş, bunun en büyük olasılık gibi görünmesine rağmen şu an için seçenekleri arasında olmadığını da ekledi.PARTİDEN İSTİFA SİYASİ HATA..
Yemin törenin ardından DPden bir milletvekilinin istifa ederek bağımsız olacağı konusundaki iddiaları da bir başka soru üzerine yanıtlayan Serdar Denktaş, bu konularda epeyi spekülasyonlar bulunduğunu belirtti ve Tekrar tekrar ve altını çizerek söyleyeyim, böyle bir beklenti içeri
sinde değiliz ve böyle bir şey olmayacağını da kesin olarak ortaya koyuyoruz. Böylesi bir önemli dönemde herhangi bir partiden herhangi bir milletvekilinin böyle bir harekete kalkışması her şeyden önce büyük bir siyasi hatadır. O nedenle hiçbir partiden böyle bir hareket gerçekleşeceğine inanmıyorum.AKINCI: GÖREV BİRİNCİ PARTİYE VERİLMELİ
BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı ise, modelden çok hedefle ilgili olduklarını; hedefin de mayısa kadar Annan Planı zemininde bir çözüm ve birleşik bir Kıbrısın ABye girmesinin temini olduğunu yineleyerek böylelikle Türkiyenin de 2004 Aralık ayında beklediği tarihi almasının sağlanacağı ve tüm tarafların kazançlı çıkacağı bir yolun izlenebileceğini kaydetti.
Modelle ilgili tartışmaya girmeyeceğini belirterek kendisine o konuda soru sorulmasını istemeyen Akıncı, hedefle ilgili olarak Türkiyenin bu konudaki net tavrının da anlaşılmasını arzu ettiğini belirterek, önümüzdeki hafta daha net bir resim görünebileceği ve seçeneklerin de daha belirgin hale gelebileceği düşünces
ini dile getirdi.Akıncı, hükümeti kurma görevinin birinci gelen partiye verilmesi konusunda 3 partinin mutabık olduğunun anlaşılmakta olduğunu belirterek şöyle dedi: Dolayısıyla Sayın Eroğlunun da herhalde bu talebini daha fazla ileri götürmemesi gerekecek. Yani işte benim 25im var onun için bu görevi ben almalıyım yaklaşımından da vazgeçecek, Sayın Serdar Denktaşın bir kere daha yaptığı bu açıklamadan sonra.
HALKIN SESI 26/12/2003
Parayı veren vekili alır
Daha önce satılık gazeteciler olduğu yönünde duyumlar alan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, bu kez de satılık milletvekilleri olduğunu işitti!.. Cumhurbaşkanı Denktaşa göre kimi milletvekilleri, kim fazla para verirse o partiye geçmeye hazırlanıyor...
İstifa edecek bazı milletvekilleri önce bağımsız kalacaklar, sonra da parayı en fazla veren partiye geçecekler şeklinde duyumlar aldık, inşallah doğru değildir
Denktaşın Tüm partilere eşit mesafedeyim sözü de 24 saat geçerli oldu. Denktaş, bir heyeti kabulü sırasında dün yaptığı açıklamada, s
eçimde hükümete tepki olarak muhalefete oyverenlerin pişmanlık duymaya başladığını iddia etti...
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş dün yine tarihi açıklamalar yaptı. Denktaş seçimlerde milletvekilliğini kazanan bazı kişilerin mensubu oldukları partiden ayrılarak, başka partilere gideceği konusunda bazı duyumlar aldığını söyleyerek, İstifa edecek bazı milletvekilleri önce bağımsız kalacaklar, sonra da parayı en fazla veren partiye geçecekler şeklinde duyumlar aldık, inşallah doğru değildir.Bu safhada saf değiş
tirmek halkın beklediği ve istediği bir şey değildir ve saf değiştirenler de halkın indinde puan kaybeder ve bir daha da yüzüne bakamaz. Hele hele kendini seçmiş olanların yüzüne bakamaz diye konuştu.Cumhurbaşkanı, hükümeti kurma görevini hangi gün vereceğine ilişkin olarak da siyasi partiler arasında bu konudaki temasların devam ettiğine dikkati çekerek, Aldığım hava bu olmuştur. Dolayısıyla onlar bana, temaslar artık sona ermiştir. Biz hazırız. Yahut falan hazırdır diye ne gün gelirlerse o gün ben de
kararımı vereceğim dedi.Denktaş, Hükümetin kurulması için Türkiyeye gitmenin gereği yok ama hükümet kurulmadı diye Türkiyeyle istişareden vazgeçilmez, gidilir. Onun için Türkiyeden gelecek haberleri bekleyeceğiz dedi.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, hükümeti kurma konusunda yapacağı görevlendirmeyle ilgili soruyu yanıtlarken, önce hükümet kurulup kurulamayacağını, tıkanıklığın giderilip giderilemeyeceğini göreceğini, tabiatıyla herkesin Türkiyeden ne hava geleceğini de beklediğini, bugün burada da aynı
durumla karşılaştığını açıkladı.Denktaş, Türkiye ne diyor? Ne yapacak? Onu herkes bekliyor diye konuştu. Bir başka soru üzerine kendisine henüz Türkiyeden bilgi gelmediğini ifade eden Cumhurbaşkanı Denktaş, Herhalde bugün yarın onu da öğrenmiş olacağı
z" dedi.Türkiye yetkilileri biz gitmeden onlar gelsin diyor. Hükümet kurulmadan önce Ankara ziyareti söz konusu mu? diye soran gazeteciyi yanıtlayan Cumhurbaşkanı Denktaş, Türkiyeye hükümet kurulmadan önce de gidilir, kurulduktan sonra da gidilir, Türkiyeye daima gidilir. Türkiye bizim Anavatanımız karşılığını verdi.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Yani hükümetin kurulması için diye sorusunu yineleyen gazeteciyi Hayır hükümetin kurulması için Türkiyeye gitmenin gereği yok ama hükümet kurulmadı diye Türkiyeyle istişareden vazgeçilmez, gidilir. Onun için Türkiyeden gelecek haberleri bekleyeceğiz diyerek yanıtladı.
Geniş tabanlı hükümet ısrarı
Denktaş, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde geniş tabanlı bir hükümet kurulması gerektiğini, Anavatan Türkiyenin de kendisinin de dileğinin bu olduğunu söyledi.
Seçimler arkada kalmıştır, şimdi hükümet kurma safhasındayız diyen Cumhurbaşkanı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkının verdiği mücadele sonrasında kurduğu devletinin varlığının devamının önemli olduğunu vurgulayarak, hükümeti kuracak olan siyasi partilerin bu konuda mutabık kalmalarının gerekliliğine dikkati çekti.
Denktaş, Taraflardan biri Canım devlet önemli değil, egemenlik önemli değil. Bakalım biz ne çıkarırsak kardır diyerek konuya yaklaşırsa ve diğeri de Hayır, devletimizin varolması şartıyla ben varım derse o zaman işimiz zor şeklinde konuştu. Denktaş, bu konuda şunları söyledi:
Bu kadar yıl devletimizi, bayrağımızı altımızdan almamaları için mücadele verdik. Ancak şimdi yine bizden istenen, devletten vazgeçmemizdir. Seçimler bunun cevabını verdi. Halk uzlaşma istiyor, ama kazanımlarımızı, yani devletimizi koruyarak diyor. Verilen mesaj bu kadar basittir. Onun için seçilmiş olan partiler, bu mesajı iyi hazmetsinler, seçim atmosferini
arkada bıraksınlar, bundan sonra halka nasıl hizmet edeceğiz ve Rumlara külahı nasıl kaptırmayacağız konusunda birleşsinler, güzel bir yola girsinler. Bizim temennimiz budur.Erken seçim akıl harcı değildir
Erken seçime gitmenin akıl işi olmadığını iddia eden Cumhurbaşkanı Denktaş, Yeni bir seçime gitmek akıl harcı değildir. İnşallah bu düğümü çözerler ve yeni seçime gitmek gereği kalmaz dedi. Denktaş, şunları söyledi:
Yeni bir seçim, hem halk arasında gerginlik yaratır hem de normal devlet idaresini aksatır, durdurur, herkes seçime dönük yaşam sürdürmeye başlar. Tekrar bunu yaşamak akıl harcı değildir. İnşallah bu gerekli olmaz...
YENIDUZEN 26/12/2003
Mecliste ilk buluşma!..
14 Aralıkta yapılan milletvekilliği genel seçimini kazanarak Cumhuriyet
Meclisine girmeye hak kazanan 50 milletvekili bugün ant içerek resmen göreve başlayacak.Anayasa uyarınca seçim sonuçlarının Resmi Gazetede yayımlanmasından sonraki 10uncu güne denk gelen yarın saat 10:00da kendiliğinden toplanacak olan Cumhuriyet Meclisine en yaşlı üye sıfatıyla UBP Genel Başkanı Başbakan Derviş Eroğlu başkanlık edecek.
En genç iki milletvekili sıfatıyla UBP İskele Milletvekili Kemal Yılmaz ile yine UBP İskele Milletvekili Hüseyin Avkıran Alanlı da katip olarak görev yapacaklar.
14 Aralık Pazar günü yapılan milletvekilliği genel seçiminde yarışan 7 siyasi partiden 4ü mecliste temsiliyet hakkı elde etti. Mecliste CTP-BGnin 19, UBPnin 18, DPnin 7 ve BDHnın da 6 sandalyesi oldu. 50 milletvekili 5 yıl süreyle göreve yapmak üzere
seçildi.Cumhuriyet Meclisindeki ant içme töreninin ardından Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın hükümeti kurma görevini mecliste temsil edilen partilerden birinin başkanına veya bir milletvekiline vermesi gerekiyor
.YENIDUZEN 26/12/2003
''Plan bu haliyle imzalanabilir''
8 Ocak28 Şubat 2003 tarihleri arasında, Annan Planının müzakerelerine KKTC adına görüşmelere katılan Prof. Ergeç, ZAMAN gazetesinde konuştu:
Annan Planının müzakere edilip edilemeyeceği yönünde AnkaraLefkoşa hattında yoğun bir mesaj trafiği
yaşanırken Prof. Dr. Ergeç, Zaman'a planla ilgili önemli açıklamalar yaptıPlan bu haliyle imzalanabilir. Ama bazı konuların netleştirilmesinde fayda var. Hükümetin Annan Planını temel kabul edip, müzakere niyetinde olması bu yüzden çok önemli. Mesela, anlaşmanın imzalanmasından sonraki ilk 6 yıl göç yok
8 Ocak28 Şubat 2003 tarihleri arasında, Annan Planının müzakerelerine Kuzey Kıbrıs heyeti adına katılan Ord. Profesör Ruşen Ergeç, çözüm paketinin uzlaşılamaz olduğu görüşüne katılmıyor. Zamana konuşan Ergeç, 3 kez değiştirilen pla-nın Türk tarafı lehine tavizler içerdiğini söyledi.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annanın hazırladığı Kıbrıs planı, müzakere masası dışındaki güncelliğini koruyor. Görüşmelerde yer alan Ord. Prof. Dr. Ruşen Ergeç, Annan Planının ideal olmasa da en elverişli çözümü sunduğunu söyledi. Ergeç, Kuzey Kıbrıs yönetiminin ortaya koyduğu tezlerin aksine Annan Planının Türk tarafının lehine tavizler içerdiğini belirterek, Uygun bir görüşme zemini oluşturan plan abar
tıldığı kadar kötü değil. dedi. Brükseldeki ULB Üniversitesinde anayasa hukuku profesörü olan Ergeç, 8 Ocak28 Şubat 2003 tarihleri arasında planı müzakere eden komitelerde bulunmuştu.Annan Planının müzakere edilip edilemeyeceği yönünde AnkaraLefkoşa hattında yoğun bir mesaj trafiği yaşanırken Prof. Dr. Ergeç, Zaman'a planla ilgili önemli açıklamalar yaptı. Konuya ilişkin pek çok kişinin görüş beyan ederek halkın kafasını karıştırdığına işaret eden Ergeç, meseleye vakıf biri olarak plan için, Kesinl
ikle müzakere edilebilecek bir belge." nitelendirmesinde bulundu.İskambil şatosu çökebilir
Hükümetin Annan Planını esas kabul ederek yeni teklifler getirmesini de, Olumlu bir adım. diye yorumlayan Ergeç, teklif paketini, karşılıklı uzlaşmalarla ortaya çıkan iskambil şatosuna benzetiyor. Planın 3 defa görüşülerek Türk tarafı lehine değiştirildiğine işaret eden Ergeç, Ancak tavizin bir sınırı var. Plan çok hassas dengeler ortaya çıkardı. Kartın birini çekerseniz iskambil şatosu çökebilir. dedi.
Avrupa Birliğinin kelime oyunlarını bir tarafa bırakıp Kıbrısı bir şart olarak Türkiyenin önüne getirdiğini belirten Ergeç, sorunun çözülmemesi durumunda Brükselin Ankara ile müzakerelere başlamayacağını söyledi. Bir an önce Annan Planı çerçevesinde görüşmelere başlanılmasını tavsiye eden Ergeç, Türkiye, Kıbrıs sorununu ABden müzakere tarihi almak için değil, çözmek zorunda olduğu için çözmeli. şeklinde konuştu.
Ergeç, planın Türk tarafı tarafından kabul, Rumlar tarafından reddedilmesinin KKTCnin tanınmasına yol açacağına inanıyor. Ord. Prof. Dr. Ruşen Ergeç, Annan Planı hakkında en çok tartışılan konularla ilgili görüşlerini açıkladı:
Nüfus
Anlaşmanın imzalanmasından sonra ilk 6 yıl Güneyden kimse Kuzeye gelemeyecek. 6 yıl sonra başlayacak göç, toplam Türk nüfusunun yüzde 7sini geçemeyecek. Bu rakam 7. senede yüzde 10; 11 ve 15 yıllar arasında da yüzde 14e kadar çıkabilecek. Ancak 15. yılın sonunda yüzde 21i geçemeyecek. Eğer 15 yıl sonra hakikaten sorunlar devam ederse, o zaman zaten mesele bite
r. Ama 15 yıl içinde iki toplumun birbirine daha da yakınlaşacağını düşünmek ve 15 yıl içinde Türkiyenin AB sürecinin nereye varacağını da hesaplamak lazım. Ayrıca, AB bu planı desteklemekle 4 temel prensibinden biri olan serbest dolaşımdan da taviz veriyor.Siyasi yapı
Federal ve mahalli olmak üzere iki seviyeden oluşuyor. Federal seviyede Senatoda 24er Türk ve Rum var. Federal seviyedeki Temsilciler Meclisi ise nüfus oranına göre şekillenecek. Kuzeyin de Güneyin de kendi anayasası ve kendi meclisi olacak. Türk tarafında yüzde 21e kadar ulaşabilecek olan Rum nüfus Türk parça devleti seçimlerinde bir etki oluşturabilir; ancak federal seçimlerde sadece Rum tarafındaki partilere oy verebilirler. Dolayısıyla federal seviyede Türk tarafını etkileme güçleri yok. Bu mesele revize edilen Annan Planında düzeltildi. Bizim için en tehlikeli kısım buydu. Eski şekliyle ben de planın imzalanmasına karşıydım. Ama düzeltildi. Bütün kanunları hem Meclisin hem de Senatonun onaylaması gerekiyor. Plan, Türklere bütün Kıbrıs nüfusunun yüzde 20sini oluşturmasına rağmen veto hakkı veriyor. Ayrıca polis, istihbarat, vatandaşlık, ikamet, oy gibi bütün önemli kanunlarda her iki parça devlet meclisinin onayları gerekiyor.
Yeni devlet
Belgede birçok yerde Annan Planı ile yeni bir devletin kurulduğu, new state of affairs ifadesi ile vurgulanıyor. Planı iyi okursanız aslında dolaylı olarak KKTCyi de tanıyor. Plan hem KKTCnin hem de Rumlar tarafından temsil edilen ve dünyada tanınan Kıbrıs devletinin sonunu getiriyor ve Bi
rleşik Kıbrıs Cumhuriyeti adında yeni bayrağı olan yeni bir devlet ihdas ediyor. Bu yeni devletin Türkiyenin müstakbel AB üyeliğini veto edemeyeceği kayda geçiriliyor.Mülk
Plan mümkün olduğu kadar tazminat formülünü teşvik ediyor. 2 Türk, 2 Rum ve 3 de yabancı olmak üzere 7 kişiden oluşacak bir Mülk Kurulunu öngörüyor ve mülkiyetle ilgili başvuruların buraya yapılmasını zorunlu kılıyor. Rumların Kuzeyde kalmış mallarını uzun süreli kiraya vermeleri için teşvikler var. Sonuçta Rumların hepsi gelip mülk
lerine sahip çıkmak isterlerse Türk devletinin topraklarının yüzde 21ini aşmama sınırı var. Rum nüfusu, Türk kesiminde yüzde 21i geçtiği an göç durdurulur.Vatandaşlık
Planda 2 vatandaşlık var. Federal ve parça devlet seviyesinde. 1963 yılında vatandaş olanlar ve çocukları yeni cumhuriyetin vatandaşı olarak kalacaklar. Bunun haricinde Plan Rumların büyük itirazına rağmen 45 bin kişiye kadar sonradan adaya yerleşenlere de vatandaşlık verecek. Rumlar, Türkiyeden gelenlerin hepsinin dönmelerini istiyordu,
Annan yarısının kalmasını karşı tarafa kabul ettirdi. Rumların tezi uluslararası hukuk açısından hepsinin dönmesi gerektiği ve uluslararası hukukta da önemli dayanakları var.Asker
Her iki taraf da adadaki asker sayısını 6 binle sınırlandıracak. Bu askerler garnizondan çıkarken izin alacak. Bu sınırlama Rum tarafı için de geçerli olacak. Ada silahsızlandırılacak. Türkiye AB üyesi olduğunda bütün askerler adadan çekilecek. Yani Türkiye ABye üye olmadıkça 6 bin Türk askeri adada kalacak. Planda Türkiyeni
n garantörlük haklarını koruyan yeteri kadar atıf var.Egemenlik
Tam egemenlik meselesi dünyada tartışmalı. Kıbrısta tam egemen kalayım demek evleneyim; ama bekar kalayım, evlenelim ama ayrı evlerde oturalım, birbirimizin evine gidip gelmeyelim demek g
ibi bir şey.Ord. Prof. Dr. Ruşen Ergeç, Kıbrısta gelinen son durum ve muhtemel kritik gelişmelerle ilgili sorularımıza şu cevapları verdi:
Türk tarafı imzalar, Rumlar imzalamazsa ne olur?
Rumlar tamamen suçlu duruma düşerler. BM ve AB Ankaraya baskı yapamaz. Ankara, dünya kamuoyuna dönüp, Ben elimden geleni yaptım; ama Rumlar kabul etmiyor. Artık KKTCyi tanıyın der. Eminim o zaman KKTCyi tanıyan ülkeler olacaktır. Bu durumda AB iki bağımsız Kıbrıs devletini üye yapmaya doğru gidebilir.
Plan bu haliyle imzalanır mı?
İmzalanabilir. Ama bazı konuların netleştirilmesinde fayda var. Hükümetin Annan Planını temel kabul edip, müzakere niyetinde olması bu yüzden çok önemli. Mesela, anlaşmanın imzalanmasından sonraki ilk 6 yıl göç yok. 15 yıl sonra da Kuzeydeki Rum oranı yüzde 21e kadar çıkabilecek. Ancak bu yüzde 21 hangi nüfusa göre tespit edilecek? O yüzden plana anlaşmanın yürürlüğe girdiği günkü nüfus esas alınır gibi bir netlik kazandırılabilir. Aksi takdirde Rumlar nüfusu şişirebilirler.
Göç sınırlandırılabilir mi?
İlk Annan Planında Kuzeye gelecek nüfus yüzde 35ti. Sonra bu rakam yüzde 21e kadar çekildi. Bu teklif edilebilir; ancak kendi içinde rizikolar içeriyor. O zaman da Rumlar başka taleplerle gelirler. Zaten Kleridese göç sınırlansın teklifi götürüldüğünde O zaman siz de biraz daha toprak verin dedi.
Rumlar çözümden sonra mülkiyet, serbest dolaşım gibi konuları AB Adalet Divanı ile AİHMye götürüp, imtiyazlar elde edebilirler mi?
Müzakerelerde bu konuya özellikle dikkat çektim. Burada iki meseleye dikkat çekmek lazım. Birincisi, Lüksemburgdaki AB Adalet Divanı... AB Adalet Divanı, anayasa seviyesinde bir anlaşmaya itiraz edemez. Annan Planı kabul edildiği takdirde temel anlaşma seviyesine ulaşır ve AB Adalet Divanında dava açılamaz. İkincisi ise AİHM. Burada Rum vatandaşları serbest dolaşım ve mülk konusunda dava açabilirler. Mülk konusunda bir şey çıkaramazlar; ama serbest dolaşım konusunda AB mevzuatında AB vatandaşı istediği yerde ikamet eder ilkesi var. Buradan dava açabilirler. Ancak bu durumda da Türk tarafı kamu düzenini korumak amacıyla serbest dolaşıma kısıtlamalar getirdik şeklinde bir savunma yapabilir ve sanıyorum bu savunma da kabul görür.
Eşzamanlı çözüm mümkün mü?
Ben konfederasyon planları hazırlarken bu teklifi gündeme getirdik. Yani Türk tarafına müzakere tarihi verilsin ve mesele çözülsün. Annana da bu söylendi. Annan bunu planına koymadı. Bu teklif yapılabilir; ama ABnin kabul etmesi zor görünüyor.
Kuzeye göç eden Rumların oy hakkı sınırlanabilir mi?
Bu zaten yapıldı. Federal seçimlerde Kuzeydeki Rumlar sadece Güneydeki partilere oy verebilecekler. Bunun ötesinde bir sınırlama girişimi AİHMden döner.
YENIDUZEN 26/12/2003
''Görev CTPye verilmeli''
DP genel Sekreteri Havalı:
"Görev CTPye verilmeli"
Demokrat Parti Genel Sekreteri Kemal Havalı, seçimlerden birinci parti olarak çıkması nedeniyle hükümeti kurma görevinin CTP-Birleşik Güçlere verilmesi gerektiğini söyledi.
Havalı, bu açıklamayı dün akşam Kıbrıs FMde katıldığı Aysu Basrinin programında yaptı.
DP-BDH heyetlerinin görüşmesi sürerken radyo programına katılarak soruları yanıtlayan Kemal Havalı, Cumhurbaşkanı Denktaş hükümeti kurma görevini öncelikle CTPye vermelidir. Eğer CTP hükümeti kuramazsa ve görevi Eroğlu alır, o zaman Eroğlunun başkanlığında bir UBP-CTP hükümetine destek veririz. Hiç kimse kimseye koşulsuz destek vermez. UBPye bazı koşullarımızı protekolde yer vereceğine inandığımız için böyle bir destek veriyoruz şeklinde konuştu.
YENIDUZEN 26/12/2003
Vekiller bugün yemin ediyor
GÖREVE BAŞLIYORLAR... 14 Aralık'ta yapılan genel seçimi kazanarak Cumhuriyet Meclisi'ne girmeye hak kazanan 50 milletvekili bugün ant içerek resmen göreve başlıyor
EROĞLU, BAŞKANLIK EDECEK... Anayasa uyarınca seçim sonuçlarının Resmi Gazete'de yayımlanmasından sonraki 10'uncu güne denk gelen bugün saat 10.00'da kendiliğinden toplanacak Cumhuriyet Meclisi'ne "en yaşlı üye" sıfatıyla UBP Genel Başkanı Başbakan Derviş Eroğlu başkanlık edecek
14 Aralık'ta yapılan genel seçimi kazanarak Cumhuriyet Meclisi'ne girmeye hak kazanan 50 milletvekili bugün ant içerek resmen göreve başlıyor.
Anayasa uyarınca seçim sonuçlarının Resmi Gazete'de yayımlanmasından sonraki 10'uncu güne denk gelen bugün saat 10:00'da kendiliğinden toplanacak Cumhuriyet Meclisi'ne "en yaşlı üye" sıfatıyla UBP Genel Başkanı Başbakan Derviş Eroğlu başkanlık edecek.
"En genç iki milletvekili" sıfatıyla UBP İskele Milletvekili Kemal Yılmaz ile yine UBP İskele Milletvekili Hüseyin Avkıran Alanlı da katip olarak görev yapacak.
Genel seçimde yarışan 7 siyasi partiden 4'ü mecliste temsiliyet hakkı elde etti. Mecliste CTP-BG'nin 19, UBP'nin 18, DP'nin 7 ve BDH'nın da 6 sandalyesi oldu. 50 milletvekili 5 yıl süreyle göreve yapmak üzere seçildi.
Cumhuriyet Meclisi'ndeki ant içme töreninin ardından Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın hükümeti kurma görevini mecliste temsil edilen partilerden birinin başkanına veya bir milletvekiline vermesi gerekiyor.
Milletvekilliği andı
Cumhuriyet Meclisi'nin 50 üyesi şu şekilde ant içecekler:
"Devletin varlığını ve bağımsızlığını, yurdun ve halkın bölünmez bütünlüğünü, halkın kayıtsız şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ve Atatürk ilkelerine bağlı kalacağıma; halkımın refah ve mutluluğu için çalışacağıma; he
r yurttaşın insan haklarından ve temel hak ve özgürlüklerden yararlanması ülküsünden ve anayasaya bağlılıktan ayrılmayacağıma; namusum ve şerefim üzerine ant içerim."Meclis İçtüzüğü uyarınca önce meclis geçici başkanı başkanlık kürsüsünden, sonra geçici katipler, ardından da seçim bölgeleri ve alfabetik sıraya göre milletvekilleri ant içecekler. Geçici başkan ant içerken milletvekilleri ayakta dinleyecek.
Başkanlık divanı seçimleri
Anayasa uyarınca 5'inci Dönem 1'inci Yasama Yılı'nın ilk toplantısında, meclis bakanı, meclis başkan yardımcısı ve "yeterli sayıda" katip ve idare amirinden oluşan ve 3 yıl görev yapacak olan Başkanlık Divanı seçimlerine de geçilecek. Başkanlık Divanı seçimlerinin 26 Aralık'tan itibaren 10 gün içinde tamamlanması gerekiyor. Mecl
is başkanı ve başkan yardımcısı seçimleri gizli oyla yapılacak ve ilk dört oylamada üye tam sayısının salt çoğunluğu (26 oy) aranacak. Dördüncü oylamada da salt çoğunluk sağlanamaması halinde bu oylamada en çok oyu alan iki aday için oylama yapılacak ve en fazla oyu alan aday seçilmiş olacak.Anayasanın 83'üncü maddesi Başkanlık Divanı'nın meclisteki grupların sayılarıyla orantılı olarak oluşturulmasını öngörüyor.
Cumhuriyet Meclisi Başkanlığı tarafından yapılan çağrıda, halk ve eski parlamenterler, ant içme töreninin yapılacağı 5'inci Dönem 1'inci Yasama Yılı'nın ilk toplantısını izlemeye davet edildi.
KIBRIS 26/12/2003
DP: Görev Talat'a verilmeli
DP Genel Başkanı Serdar Denktaş ve parti genel sekreteri Kemal Havalı'dan, hükümet kurma görevinin CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat'a verilmesi gerektiği yönünde mesajlar geldi
UBP'YE DESTEĞİMİZ YANLIŞ ANLAŞILDI"... DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, parti olarak hükümet kurma görevinin öncelikle seçimden birinci parti konumunda çıkan CTP'ye verilmesi kanaatinde olduklarını söyledi. Serdar Denktaş, UBP'ye desteklerinin yanlış anlaşıldığına işaret ederek, "DP'yle UBP birleşecek" diye bir şey olmadığını vurguladı
"CTP-BG'DE POLİTİKAYI İYİ BİLEN İNSANLAR VAR"... DP Genel Sekreteri Kemal Havalı da, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın hükümeti kurma görevinin öncelikle CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat'a verilmesi gerektiğini söyledi. CTP-BG'nin, 14 Aralık seçimlerinde en fazla milletvekili çıkartan parti olduğunu vurgulayan Havalı, bu partide görev yapan kişilerin
politikayı iyi bilen insanlar olduğuna işaret etti"ÖNCE TALAT, OLMAZSA EROĞLU"... Kemal Havalı, Talat'ın hükümeti kurma yönünde bir adım atmaması halinde bu görevin, UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu'na verilmesi gerektiğini belirtti. Havalı, "DP olarak, Eroğlu'nun önceki çalışmalarını takip etmiştik ve UBP'nin kuracağı bir hükümete destek vereceğimizi beyan etmiştik. Ancak, hiçbir şahıs, hiçbir örgüt, hiçbir siyasal parti, hatta insanın anne ve babası dahi koşulsuz olarak birini desteklemeye devam edemez" d
edi"UBP, TALEBİNİ DAHA FAZLA İLERİ GÖTÜRMEMELİ"... DP yetkilileriyle dün bir araya gelen BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı da, hükümeti kurma görevinin birinci partiye verilmesi konusunda üç partinin mutabık kaldığını, UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu'nun hükümet kurma talebini daha fazla ileri götürmemesi gerektiğini söyledi
Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Serdar Denktaş, parti olarak hükümet kurma görevinin öncelikle seçimden birinci parti konumunda çıkan CTP'ye verilmesi kanaatinde olduklarını söyledi. Serdar Denktaş, Ulusal Birlik Partisi'ne (UBP) desteklerinin yanlış anlaşıldığına işaret ederek, "DP'yle UBP birleşecek" diye bir şey olmadığını vurguladı.
DP Genel Sekreteri Kemal Havalı da, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın hükümeti kurma görevinin öncelikle CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat'a verilmesi gerektiğini söyledi.
KIBRIS FM'de dün yayınlanan "Günün getirdikleri" programında Aysu Basri Aker'in konuğu olan Kemal Havalı, CTP-BG'nin, 14 Aralık seçimlerinde en fazla milletvekili çıkartan parti olduğunu vurguladı.
CTP-BG'in çok köklü bir parti olduğunu söyleyen Havalı, CTP-BG partisinde görev yapan kişilerin politikayı iyi bilen insanlar olduğunu ve 14 Aralık'ta sandıktan çıkan tablonun ülkedeki görüşmeci tartışmasını ortadan kaldırdığını belirtti.
Kemal Havalı, Talat'ın hükümeti kurma yönünde bir adım atmaması halinde bu görevin, Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Derviş Eroğlu'na verilmesi gerektiğini belirtti.
Havalı, "DP olarak, Eroğlu'nun önceki çalışmalarını takip etmiştik ve UBP'nin kuracağı bir hükümete destek vereceğimizi beyan etmiştik. Ancak, hiçbir şahıs, hiçbir örgüt, hiçbir siyasal parti hatta insanın anne ve babası dahi koşulsuz olarak birini desteklemeye devam edemez" dedi.
Havalı şunları söyledi:
"Koşulsuzdan murat edilen, UBP'nin,
bazı endişelerimizi giderici önlemleri hükümet protokolünün içerisine koyabileceğine inanıyoruz. Bu nedenle DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, UBP'ye destek vereceğiz anlamında açıklama yapmıştır. Yoksa hiçbir kişi, hiçbir örgüt, özel veya tüzel kurum, kuruluş koşulsuz olarak hiçbir şeyi desteklemez. Kendine ve düşüncelerine uygun tavır içerisinde olduğu sürece destekler.İnanıyoruz ki, bugüne kadar cumhurbaşkanının görüşmeciliğinin dışında bir görüşmeciliği en azından UBP'nin düşünmediğini biliyoruz. UBP ile bizim siyasi anlamda bir güç birliğinde olduğumuz anlamında değil ama bugüne kadar yapılan uygulamalarda, parlamento içerisinde dile getirdikleri söylemlerde görüşmeci olarak cumhurbaşkanının devam etmesi gerektiğini söylüyorlardı. Eğer bugün, bundan va
zgeçerlerse bilemem.Talat, ise iktidara gelirse ve cumhurbaşkanını görüşmecilikten alacağız diye yola çıktı. Derviş Eroğlu'nun başkanlığında kurulacak bir hükümette sanıyoruz ki protokolde böyle bir madde yer almaz diye düşünüyoruz. Bunun yanında Türkiye ile olan ilişkilerde de inanıyorum ki Eroğlu, bugüne kadar devam eden ilişkilerin bundan sonra da devam etmesi yönünde protokole belli maddeleri koyacaktır diye düşünüyoruz. Yoksa ana hatları ile siyasi açıdan UBP ile bir bütünselliğimiz söz konusu değildi
r.Açık ve net söylüyorum, DP olarak görüşümüzün Cumhurbaşkanı Denktaş'ın hükümeti kurma görevini öncelikle CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat'a verilmesi gerektiği inancındayız. Parti meclisi ile yaptığımız değerlendirmede de aynı görüş ortaya çıkmaktadır. Doğru tavır, görevin Talat'a verilmesidir."
DP-BDH yetkilileri bir araya geldi
Hükümet arayışları çerçevesinde dün Demokrat Parti (DP) ile Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) yetkilileri bir araya geldi.
BDH Genel Merkezi'nde gerçekleşen görüşmeye DP Ge
nel Başkanı Serdar Denktaş, Kudret Akay ve Engin Arı'yla birlikte katılırken, BDH kanadından da genel başkan Mustafa Akıncı ile Özker Özgür hazır bulundu.Parti başkanları, bir saat süren görüşme sonrası basına açıklamalarda bulundu.
Serdar Denktaş, seçi
m sonuçlarının DP'ye hem "anahtar" hem de "tıkaç" görevi verdiğini belirterek, "Tıkaç görevi" yapmayacağız derken, Mustafa Akıncı, hükümeti kurma görevinin birinci partiye verilmesi konusunda 3 partinin mutabık kaldığını, UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu'nun hükümet kurma talebini daha fazla ileri götürmemesi gerektiğini söyledi.Serdar Denktaş: Hükümeti kurma
görevi öncelikle CTP-BG'ye verilmeli
DP Genel Başkanı Serdar Denktaş, seçim sonuçlarıyla ilgili "hayırlı olsun" demek üzere gerçekleştirdiklerini belirttiği ziyarette içinde bulunulan süreci de değerlendirdiklerini ve son derece yapıcı, saygıya dayalı bir görüşme olduğunu kaydetti.
Hükümet kurma yaklaşımlarının gelecek hafta içerisinde daha bir hareketleneceğini söyleyen Denktaş, DP olarak hükümet kurma görevinin öncelikle seçimden birinci parti konumunda çıkan CTP'ye verilmesi gerektiği kanaatinde olduklarını; dört partili bir koalisyon hükümetine çok sıcak baktıklarını; başarılamaması halinde ise oluşması gerekli hükümetin, geniş tabanlı olması açısından CTP-UBP hükümeti olması gerektiğini kaydetti.
"DP ile UBP birleşecek diye bir şey yok"
UBP'ye desteklerinin yanlış anlaşıldığını da belirten Denktaş, "DP'yle UBP birleşecek" diye bir şey olmadığını vurguladı. Serdar şunları kaydetti:
"UBP böyle bir hükümeti kurma görevi alması halinde UBP'ye, bizim hassasiyetlerimizi de koruyacağına inandığımız için koşulsuz Eroğlu başkanlığında kurulacak bir UBP-CTP hükümetine destek vereceğimizi söylemiştik, dışarıda kalsak da. Bu konudaki yaklaşımımız devam ediyor. Bu öyle bir algılandı ki son iki günden beridir 'DP ile UBP birleşiyor mu?' diye sorular gelmektedir. Böyle bir şey yok. DP kendi tabanı, kendi güçlü yapısıyla bir parti olarak devam edecektir."
"Tıkaç olmayacağız"
Serdar Denktaş, içinde bulunulan bu sür
ecin partisel, kişisel kısır çekişmelerin gündeme getirileceği bir dönem olmadığını; bu anlamda böyle bir desteği ortaya koyduklarını ifade ederek "Böyle bir koalisyonu cesaretlendirmek için her halükarda DP olarak biz aralık-mayıs sürecini berhava edici herhangi bir yaklaşıma onay vermeyeceğimizi tekrarlıyorum. Mutlaka bu süreç değerlendirilmelidir. Sonucun nereye varacağını da tabi ki koşul olarak ortaya koymamız gerekir. Ama seçimlerden anahtar yapısında çıktık. İlk gün de söyledim: Hem anahtar hem tıkaç konumundayız. Tıkaç görevi yapmayacağımızı; böyle bir yaklaşımımız olmayacağını tekrar etmek istiyorum" şeklinde konuştu.Serdar Denktaş, 3'lü bir koalisyona taraf olup olmadığı yönündeki bir soruya karşılık, bu konudaki görüşünü gerek CTP-BG lideri Mehmet Ali Talat'a, gerek Akıncı'ya bildirdiğini ve daha fazla yorumunu yapmak istemediğini belirtirken, bugün için denenmesi gereken iki öncelikli seçenek bulunduğunu; bunların mutlaka görüşülmesi ve sonuna kadar zorlanması gerektiğini söyledi. "Şu anda o kapı kapalıdır bizim için" diyen Denktaş, "erken seçim mi daha açık bir kapı sizin için" şeklindeki soru üzerine ise, erken seçimin de şu an için gündemde olmadığını, ancak gündeme getirilmek isteyenler olması ve başka hiçbir seçenek kalmaması halinde o seçen
eğin de hayata geçebileceğini kaydetti. Denktaş, bunun en büyük olasılık gibi görünmesine rağmen şu an için seçenekleri arasında olmadığını da ekledi."Partiden istifa siyasi hata..."
"Yemin törenin ardından DP'den bir milletvekilinin istifa ederek bağımsız olacağı" konusundaki iddiaları da bir başka soru üzerine yanıtlayan Serdar Denktaş, bu konularda epeyi spekülasyonlar bulunduğunu belirtti ve "Tekrar tekrar ve altını çizerek söyleyeyim, böyle bir beklenti içerisinde değiliz ve böyle bir şey olmayacağını da kesin olarak ortaya koyuyoruz. Böylesi bir önemli dönemde herhangi bir partiden herhangi bir milletvekilinin böyle bir harekete kalkışması her şeyden önce büyük bir siyasi hatadır. O nedenle hiçbir partiden böyle bir hareket gerçekleşeceğine inanmıyor
um."Akıncı: "Görev birinci partiye verilmeli"
BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı ise, modelden çok hedefle ilgili olduklarını; hedefin de mayısa kadar Annan Planı zemininde bir çözüm ve birleşik bir Kıbrıs'ın AB'ye girmesinin temini olduğunu yineleyerek böylelikle Türkiye'nin de 2004 Aralık ayında beklediği tarihi almasının sağlanacağı ve tüm tarafların kazançlı çıkacağı bir yolun izlenebileceğini kaydetti.
Modelle ilgili tartışmaya girmeyeceğini belirterek kendisine o konuda soru sorulmasını istemeyen Akıncı, hedefle ilgili olarak Türkiye'nin bu konudaki net tavrının da anlaşılmasını arzu ettiğini belirterek, önümüzdeki hafta daha net bir resim görünebileceği ve seçeneklerin de daha belirgin hale gelebileceği düşüncesini dile getirdi.
Akıncı, hükümeti kurma görevinin birinci gelen partiye verilmesi konusunda 3 partinin mutabık olduğunun anlaşılmakta olduğunu belirterek şöyle dedi: "Dolayısıyla Sayın Eroğlu'nun da herhalde bu talebini daha fazla ileri götürmemesi gerekecek. Yani 'işte benim 25'im var onun iç
in bu görevi ben almalıyım' yaklaşımından da vazgeçecek, Sayın Serdar Denktaş'ın bir kere daha yaptığı bu açıklamadan sonra."Akıncı bir soru üzerine, hedefe hizmet edecek herhangi bir modelin kendileri açısından tarihi bir ödev olduğunu belirterek bunun dışında kalmayacaklarını yineledi.
KIBRIS 26/12/2003
Baykal: Denktaş'ın tutumu doğru değil
BAYKAL DA DENKTAŞ'LA YOLUNU AYIRDI: Türkiye'de Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Deniz Baykal, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'la yolunu ayırdı. CHP lideri, bugüne kadar aynı tezleri savunduğu Denktaş'ın Annan Planı konusundaki tutumunu onaylamadığını söyledi
ANNAN PLANI MÜZAKERE EDİLEBİLİR... Hürriyet Gazetesi'nin haberine göre Baykal, önceki gün toplanan CHP Merkez Yönetim Kurulu'nda, "Annan Planı müzakere edilebilir" dedi. Böylece Baykal, Denktaş'ı onaylamadığını ifade ederken, AKP hükümetinin planın müzakere edilebilir olduğu yönündeki görüşüne de destek verdi
DAYATMA KABUL EDİLEMEZ... Annan Planı konusundaki katı tutumunu değiştiren ancak temkinli davranan Baykal, "Müzakere denilerek Annan Planı'nın dayatılması kabul edilemez. Özellikle sınır ve Rumların Türk tarafına göç etmesi konularında çok ciddi müzakere yapılmalı" diye konuştu
Türkiye'de Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Deniz Baykal, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'la yolunu ayırdı.
CHP lideri, bugüne kadar aynı tezleri savunduğu Denktaş'ın Annan Planı konusundaki tutumunu onaylamadığını söyledi.
Hürriyet Gazetesi'nin haberine göre Baykal, önceki gün toplanan CHP Merkez Yönetim Kurulu'nda, "Annan Planı müzakere edilebilir" dedi.
Böylece Baykal, Denktaş'ı onaylamadığını ifade ederken, AKP hükümetinin planın müzakere edilebilir olduğu yönündeki görüşüne de destek verdi.
Baykal, "Ancak müzakere denilerek planın dayatılması kabul edilemez. Özellikle sınır ve Rumların Türk tarafına göç etmesi konularında çok ciddi müzakere yapılmalı" diye konuştu.
Erdoğan ile Baykal arasında dokunulmazlık tartışması
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın dokunulmazlıkların kaldırılması ile ilgili yaklaşımını inandırıcı bulmadığını belirterek, "Dokunulmazlıkları kaldırmak istiyorlarsa 3 değil 176 üye verelim" dedi.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın dokunulmazlıkların kaldırılması ile ilgili yaklaşımını inandırıcı bulmadığını belirterek, "Dokunulmazlıkları kaldırmak istiyorlarsa 3 değil 176 üye verelim" dedi.
TBMM Uyum Komisyonu'nu dokunulmazlık konusunu görüşmek üzere toplamak için CHP'den 3 üye istediklerini açıklayan Başbakan Erdoğan'a CHP lideri Baykal'ın cevabı gecikmedi. Baykal, Türkiye Ziraat Odaları Birliği'nin 40. yıl kutlamalarından ayrılışı sırasında basın mensuplarının Erdoğan'ın açıklamalarını hatırlatması üzerine, bu açıklamaların hiçbir inandırıcı tarafı olmadığını söyledi. CHP'li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasını ve hakkında dosya bulunan milletvekillerinin yargıya gönderilmesini isteyen Baykal, "Bizi yargıya gönderemiyorlar çünkü kendileri yargıya gitmek istemiyorlar" diye konuştu. Anayasadan dokunulmazlık maddesini kaldırmak istediklerinde AK Parti'nin buna da izin vermediğini belirten Baykal, AK Parti iktidarını "Bin dereden su getiriyorlar. Bunların hiçbir inandırıcı tarafı yoktur" sözleriyle eleştirdi.
Baykal şunları söyledi:
"Onlar istiyorlar ki dokunulmazlığı bırak, başka maddeleri konuşalım. Onun için anayasayı değiştirmek üzere bir komisyon kuralım, orada çalışalım. Dokunulmazlığı kaldırmak istiyorlarsa 3 değil 176 üye hazırdır. Hemen 176 üye ile işbirliğine hazırız. Ama bunu istemiyorlar. Bu, ipe un serme yaklaşımıdır."
KIBRIS 26/12/2003
Yer değiştirecek Kıbrıslı Türkler için 2 milyar 55 milyon dolar
Akademisyenler tarafından hazırlanan, "Annan Planı Temelinde Çözümün Kıbrıs Türklerine Maliyeti" konulu proje, CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat'a sunuldu...
Anıl IŞ
IKAnnan Planı'nın ekonomik boyutunu ele alıp inceleyen ve planın imzalanması halinde Kıbrıslı Türklere maliyetinin ne olacağını öngören "Annan Planı Temelinde Çözümün Kıbrıs Türklerine Maliyeti" konulu proje, dün sabah, Cumhuriyetçi Türk Partisi-Birleşik Güçler (TP-BG)Genel Başkanı Mehmet Ali Talat'a sunuldu.
"Annan Planı Temelinde Çözümün Kıbrıs Türklerine Maliyeti" konulu proje, Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) Turizm ve Otelcilik Yüksek Okulu Müdürü Prof. Dr. Tahir Çelik, DAÜ Çevre İşleri ve İnşaat Mühendisliği Müdürü Ramadan Görgü, Tarım Yüksek Mühendisi Ahmet Fikretler ve YDÜ Eğitim Görevlisi Yrd. Doç Mehmet Garip tarafından hazırlandı.
YDÜ Turizm ve Otelcilik Yüksek Okulu Müdürü Prof. Dr. Tahir Çerlik, projede, planın imzalanmasının Kıbrıslı Türkler açısından mali portresinin çıkarılmasının hedef alındığını belirtti. Çelik, planda öngörüldüğü gibi yer düzenlemelerinin yapılmasıyla yer değiştirecek olan 68 bin 164 kişinin rehabilitasyon edilmesi için toplam 2 milyar 55 milyon dolar civarında bir maliye
tin söz konusu olacağını belirtti.CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, bu çalışmanın gerçekten ciddi bir şekilde ve büyük emek sarf edilerek yapıldığını ifade ederek, böyle çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu ve daha fazla akademisyenin böyle çalışmalar yapmasını ümit ettiklerini söyledi.
Talat, TC Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün, "mevcut partilerin mümkün olan en geniş taban içerisinde bir koalisyon hükümeti kurmaları" yönündeki açıklamasıyla ilgili bir soruya yanıtında, geniş tabanlı bir hükümeti dışlamadıklarını söyledi.
Türkiye hükümetinin, geniş tabanlı bir hükümet kurulması istencinin doğal olduğunu ifade eden Mehmet Ali Talat, bir görüşme sürecine, bir barış sürecine girileceğini ve herkesin barışa katkı yapmasının istenmesinin doğal olduğunu ancak, elde edilecek "en geniş tabanın, Kıbrıs'ın gerçeklerini belirleyeceğini" söyledi.
Dört partinin bir araya gelerek, bir hükümet kurma durumunda olup olmadığını şu an itibarıyla bilemediğini ifade eden Talat, cumhurbaşkanının kendi partisine görev vermesi halinde görüşmelere başlayacaklarını ve böyle bir ihtimalin olup olmadığını göreceklerini ifade etti.
Talat, geniş tabanlı olan, ancak çözüm vizyonu olmayan bir hükümetin, hiç bir işe yaramayacağını da kaydetti.
Çelik: Tamamen verilere
dayanan, objektif bir çalışma
Projeyi CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat'a sunmadan önce kısa bir konuşma yapan Prof. Dr. Tahir Çelik, Annan Planı yayımlandığından itibaren çok değişik yorumlar yapıldığını, planın ya hep iyi tarafının, ya da hep kötü tarafının tartışıldığını belirtti.
Bir akademisyen olarak, Annan Planı'nın bazı eksiklikleri olduğunu ifade eden Çelik, planın ekonomik boyutunun yeterince açık olmadığını belirterek, bu hususunun proje kapsamında incelendiğini kaydetti.
Tahir, projede planının imzalanmasının, Kıbrıslı Türkler açısından mali portresinin ne olacağı sorusunun temel alınarak ele alındığını; projenin tamamlanmasında, Mehmet Ali Talat'ın motivasyon ve desteğinin bulunduğunu söyledi.
Çelik, proje çerçevesinde, anlaşmanın imzalanması halinde sınır düzenlemelerinin nasıl yapılacağı, Karpaz'daki ya da 65 yaş üzeri Kıbrıslı Rumların, Kıbrıs Türk topraklarına gelmeleri halinde kaç Kıbrıslı Türk'ün yerinden edileceği, nasıl bir yerleşme düzeni olacağı, meslek gruplarının ne olacağı, yol, su, elektrik gibi altyapı çalışmalarında nelerin yapılması gerekeceği gibi, tüm bu konularda araştırma yapıldığını ifade etti.
Karpaz köylerindekilerin yer değiştirmesi ve kuzeye gelmeleri neticesinde toplam 68 bin 164 kişinin yer değiştireceğini ve bu kişilerin rehabilitasyonu için toplam 2 milyar 55 milyon dolar civarında bir maliyetinin söz konusu olduğunu belirtti.
Yapılan hesaplamaların, KKTC'de geçerli olan fiyatların ikiyle çarpılmasıyla elde edildiğini belirten Çelik, AB'ye girilmesiyle fiyatların ve işçiliğin artabileceği göz önüne alındığını da kaydetti. Çelik, bu çalışmanın tamamen verilere dayandığını ve rakamların objektif olduğunu belirtti.
1996 KKTC nüfus sayımlarının esas alındığını ve ülkedeki nüfus artışlarının ortalama alınarak, bugüne uyarlandığını belirten Çelik, bu çerçevede yer değiştirecek olan nüfus sayısı bulunduğunu söyledi.
Talat: Herkes böyle çalışmalar yapmalı
Tahir Çelik, Ramadan Görgü, Ahmet Fikretler ve Mehmet Garip'e çalışmalarından dolayı teşekkür eden CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, bu çalışmanın gerçekten ciddi bir şekilde ve büyük emek sarf edilerek yapıldığını ifade etti.
Bu çalışmanın çeşitli safhalarında bilgisi olduğunu ifade eden Talat, bu tür çalışmalara oldukça ihtiyaç duyulduğunu ve bundan dolayı da bu tür çalışmalara karşı ilgisinin ve heyecanının da arttığını söyledi.
Bir yandan Annan Planı'nın şeytanlaştırılırken, diğer yandan da bu planın görüşülebilir bir plan olduğunu savunanların, bu planın eksikliklerini tartışma fırsatı bulamadığını ifade eden Talat, planı, Kıbrıs Türk halkı açısından en az zararla, daha doğrusu en fazla karla tamamlanabilmesi için değerlendirme yapma fırsatı bulamadıklarını söyledi.
Plan hakkında doğru bilgiler içermeyen kitaplar yazıldığını ve planın, abartılarla korkunçlaştırılan bir plan haline getirildiğini ifade eden Talat, bu çalışmalar içinde bilimsel ve tarafsız çalışmaların çok az olduğunu kaydetti.
Ekonomi ve finans konularında uzman olan bir yabancı, bir de Kıbrıslı Türk ile görüşmelerde bulunduğunu söyleyen Talat, bu uzmanların, Annan Planı'nın vergi konusunda öngördükleri hakkında bir çalışma yapma düşüncesi içinde olduklarını söylediklerini ifade etti. Talat, bu uzmanların, yönetimde bulunanların Annan Planı'nı görüşmemelerinden acı acı yakındıklarını da ifade etti.
"Görüşmeler, sağırlar diyarı haline getirildi"
Annan Planı'nın görüşülmeye başlanmasından önce Güney Kıbrıs'ta bilinen bir akademisyenin kendisine, görüşme ekiplerinde hukukçu, siyasetçinin bulunduğunu, ama ekonomist bulunmadığını söylediğini ifade eden Talat, "Hem Klerides, hem de Denktaş'ın yanında ekonomist yok. Gerçekten görüşmeleri adeta bir sağırlar diyarı haline getiren ekipler, sonuçta ekonomistlere de başvurarak gerçek durumu yerli yerine oturtma yaklaşımı içinde olmadılar. Örneğin siz
in gibi, yer değiştirecek olan insanların rehabilitasyon konularını değerlendirmediler. Hiç bir mali portre ellerinde olmadan adeta sağırlar diyarı oyunu yürüttüler" diye konuştu.Tahir Çelik tarafından kendisine sunulan çalışmanın güncel veriler içerdiğini ve bunun son derece önemli olduğunu ifade eden Talat, bu çalışmadan yararlanacaklarını belirtti. Hükümetin kısa sürede kurulmasını ümit ettiklerini belirten Talat, ileride bu çalışmaları birlikte yürütmeyi istediklerini de kaydetti.
Mayıs 2004'ün kaçırılmaması gereken bir tarih olduğunu yineleyen Talat, bu tarihin gerçek bir tarih olduğunu, bu tarihe giderken Kıbrıs Türk halkı olarak birlikte hareket etmek zorunda bulunduklarını belirterek, "Eteğinde taşı olan, beyninde fikri olan herkesten yararlanmak z
orundayız" dedi."DAÜ, dezenformasyon aracı olarak kullanıldı"
Doğu Akdeniz Üniversitesi'nin (DAÜ) iktidar çevreleri ve Denktaş tarafından dezenformasyon aracı olarak kullanıldığını ifade eden Talat, DAÜ'de bu tür çalışmalar yapılmasına izin verilmediğini
söyledi.Bir çok öğretim elemanını ve diplomatı getirip, Annan Planı'nı şeytanlaştırma projesinde yer alan yönetimin, DAÜ yönetimiyle işbirliği içinde olduğunu kaydeden Talat, DAÜ'nün gerçek işlevi olan bu tür çalışmaları yapamadığını ve sonuç olarak da çok değerli bir hazinenin böyle bir çalışmadan uzak kaldığını söyledi. Talat, DAÜ'nün, manipülasyon yapılması, sadece yalan bilgilerin toplumda yayılması için ve akademik fonksiyonlarla hiç bir şekilde bağdaşmayan amaçlarla kullanıldığını, bunun son derece
üzücü olduğunu kaydetti.DAÜ yönetiminin, özerkliğinin, hatta bağımsızlığının ne kadar önemli olduğunun yaşanan bu son süreçle bir kez daha ortaya çıktığına işaret eden Mehmet Ali Talat, "Bir yandan malum devlet medyası, diğer yandan da tarafsız olması gereken üniversite, uydurma bir takım şekillere büründürülerek halka takdim edildi. Ama arada böyle parlayan ışıklar ve akademik çalışmalar bizim için umut vericidir. Demek ki bu kurumlarımızı hala kaybetmedik. Siyasi iktidarların katkısı, teşviki ve tahrik
iyle, yöneticiler her ne kadar buna yol açtılarsa, kurumlar halen yerindedir. Onların da bu süreçte gerçek akademik işlevlerine dönüşlerini yaratmak ve yaşatmak zorundayız.""Geniş tabanlı bir hükümet olmalı ama..."
Talat, TC Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ün, "mevcut partilerin mümkün olan en geniş taban içerisinde bir koalisyon hükümeti kurmaları" yönündeki açıklamasıyla ilgili bir soruya yanıtında, "geniş tabanlı bir hükümeti dışlamadıklarını" söyledi.
"Geniş tabandan ne kastedildiği, ne anlaşıldığı önemlidir" diyen Mehmet Ali Talat, kendisinin ilk etapta, Türkiye hükümetinin tüm partilerin katılacağı bir koalisyonu tercih ettiğini anladığını ve bunun da çok doğal bir istek olduğunu ifade ederek şöyle devam etti:
"Kıbrıs'ın gerçekle
ri engeniş tabanı belirleyecek"
"Bir görüşme sürecine, bir barış sürecine girilecek ve herkesin barışa katkı yapmasının istenmesi doğaldır. Ancak, elde edilecek en geniş taban buranın gerçekleri ile belirlenir. Yani Kıbrıs'ın gerçekleri en geniş tabanı nasıl belirleyecektir, bunu hep beraber göreceğiz. Dört partinin bir araya gelerek, bir hükümet kurma durumunda olup olmadığını şu an bilemiyorum. Sayın Cumhurbaşkanı görevi yarın (bugün) bize verirse bu görüşmeleri başlatacağız tabii ki ve göreceğiz bunun
imkanı olup olmadığını. Çünkü takdir edersiniz ki, dün planı 'ölümdür', 'felakettir', 'görüşülemez', 'Kıbrıs Türk halkının yok oluşudur', 'Türkiye'nin adadan çıkarılışıdır' diye niteleyen UBP'nin birden bire politika değiştirerek, 'Annan planı da görüşülebilir' demeye başlaması bir ilerlemedir, ama mesele Annan Planı'nın da görüşülebileceği değildir. Mesele Annan Planı zemininde görüşmelerin başlamasıdır. 'Annan planı da' dediğinizde sanki başka bir sürü plan var da Annan Planı'nı da görüşeceksiniz. Bu gerçekçi bir yaklaşım değildir.""Çözüm vizyonu olmayan bir
hükümet hiç bir işe yaramaz"
Doğru olanın Mayıs 2004 çözüm hedefinde Kofi Annan'ın çağrısına uygun olarak Annan Planı zemininde görüşmelerin başlaması olduğunu ifade eden Talat, "Bu vizyonla olaya yaklaşacak bir hükümeti kurmak zorundayız" dedi.
"Geniş tabandan öte, en temel şey, hedefi bu olan hükümettir. Eğer geniş tabanlı olur ve çözüm vizyonu olmazsa bir hükümet hiçbir işe yaramaz. Çok dar olması da, dar bir tabana hitap etmesi de, doğaldır ki, çözüm sürecinde mümkün olan sorunları beraberinde getirebilir. Geniş tabanı yakalamak doğru bir yaklaşımdır. Sayın Gül'ün söyledikleri normaldir, doğaldır. Bu konuda elimizden geleni yapmaktayız. Umarım ki başarırız."
KIBRIS 26/12/2003
AB de Kıbrıs sorunun
da inisiyatif üstleniyorAvrupa Birliği'nin (AB), Kıbrıs sorununda 1 Mayıs 2004'ten önce bir anlaşmaya varılması hedefinin ileri götürülmesini amaçlayan inisiyatifler üstlenmekte olduğu bildirildi.
Avrupa Komisyonu Başkanı Romano Prodi ile genişlemeden sorumlu komiser Günter Verheugen'in 15-16 Ocak'ta Ankara'ya yapacakları ziyaretin ana gündem konusunu Kıbrıs sorununun oluşturacağı kaydedildi.
Rum Filelftheros gazetesi, "Prodi ve Verheugen Türkiye'ye, Javier Solana'ya Özel Rol Veriliyor - Çözümde AB'ye Baş
rol-Ankara'da Kararlara İlişkin Yoğun Kulisler" başlığıyla manşete taşıdığı haberinde, Prodi ile Verheugen'in Ankara ziyaretinin programlanmış olmasına rağmen Brüksel'in Türk siyasi liderliğine, Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecini etkileyecek bir konu olan Kıbrıs sorununun birinci sırada olacağını ilettiğini yazdı.Gazete, Brüksel'in ayrıca, Kıbrıs sorununda ve özellikle müzakerelerin Annan Planı temelinde yeniden başlaması konusunda Ankara'nın harekete geçtiğini duymak istediğini de Türk siyasi liderliğine ilettiğini kaydetti.
Gazeteye göre diplomatik kaynaklar Fileleftheros'a; AB'nin Ortak Dış Siyaset ve Savunma Politikası Yüksek Komiseri Javier Solana'nın kısa süre önce New York'ta gerçekleştirdiği temaslarının, Solana'nın Kıbrıs sorununda ve Türk-AB ilişkilerinde oynayacağı özel bir rolün kendisine verilmesini teşkil ettiğini söyledi. Aynı kaynaklar, Avrupa Komisyonu'nun bu hareketliliğinin, AB'nin Kıbrıs sorununa müdahil olmasına ilişkin Selanik Zirvesi kararlarından kaynaklandığını hatırlattı.
Fileleftheros, aynı zamanda Türkiye'de, Türk dışişleri bakanlığı tarafından hazırlanan çözüm planının netleştirilmesi ve izlenecek olan taktiğin şekillendirilmesine yönelik kulislerin ileri aşamada bulunduğunu, dün ve bugün Ankara'da, AB'ye üye ülkelerdeki Türk büyükelçilerin katılımıyla Kıbrıs sorunu ve sorunun AB tarafından göğüslenmesi konularının ele alındığı toplantılar gerçekleştirilmekte olduğunu okurlarına iletti.
Gazeteye göre bu arada Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos dün ABD'nin Güney Kıbrıs'taki Büyükelçisi Michael Klosson'la görüştü. Papadopulos görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston'un, Türk hükümetinin üst düzey yetkililerinin bugün gerçekleştirecekleri toplantının içeriğinin ve toplantıya Ankara kurulu düzeninden kimlerin katılacağının açıklığa kavuşturulmamış olduğunu ilettiğini söyledi.
Politis, "Tasos: 'Durumlar Belirsiz'" başlıklı haberinde, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos'un Türkiye'yi, Kıbrıslı Türkleri Annan Planı temelinde müzakere masasına oturmaya yöneltmek amacıyla Kıbrıs sorunundaki tutumunu belirlemeye çağırdığını bildirdi.
Gazete, gazetecilerin sorularına muhatap olan Papadopulos'un, ABD'nin Güney Kıbrıs'taki büyükelçisi Michael Klosson'la görüşerek Klosson'dan, ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston'un Ankara temasları hakkında bilgi aldığını söylediğini yazdı.
Gazeteye göre gelişmelerden ve özellikle, Annan Planı'na ilişkin Türk çalışmalarının ele alınacağı Ankara toplantısından kaygı duyup duymadığı sorulan Papadopulos şunları söyledi:
"Bizi neden kaygılandırsın ki... Her şeyden önce, politika belirlenip belirlenmeyeceğini bilmiyorum. Bugün Birleşik Devletler büyükelçisiyle görüştüm ve bana Thomas Weston'un Türkiye temaslarına ilişkin bilgi verdi. Durumlar halen belirsizdir. Ne toplantıya katılacak olanlar biliniyor ne de toplantının konusu. Biz, Türkiye'nin Kıbrıs sorunundaki tavrını belirlemesini istiyoruz ve bu belirlemenin Denktaş'ı veya görüşmeci olacak her kimse, Annan Planı temelinde müzakere etmek için müzakere masasına geri döndürmesini umuyoruz."
Gazete, TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 28 Ocak'taki ABD ziyareti öncesinde Türkiye'nin Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlamasını kabul etmesi olasılığıyla ilgili olarak ise Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos'un, (Klosson'a) bu soruyu da sorduğunu ve Erdoğan'ın ziyaretinin Kıbrıs sorunuyla hiçbir alakası olmadığını söylediğini yazdı.
Politis, "Klosson Politis'e: Diyaloğun Ön Şartları Nettir" başlıklı haberinde ise, Amerikalıların, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlaması için ortaya koyduğu ve tarafların Annan Planı'nı ayrı ayrı referanduma sunmalarının da dahil olduğu ön şartlarının açık ve tartışılmaz olduğunu söyleyerek, bütün istikametlere net mesajlar verdiklerini yazdı.
Gazete, Politis'in, ABD'nin Güney Kıbrıs'taki Büyükelçisi Michael Klosson'un, Annan'ın geçen nisan ayında sunduğu ve oybirliğiyle benimsenen BM Güvenlik Konseyi'ne yönelik raporuna ilişkin sorusunu yanıtlarken, ABD Dışişileri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Weston'un kısa süre önce adaya gerçekleştirdiği ziyareti sırasında yaptığı ve Annan'ın ortaya koyduğu ön şartların masada bulunduğu ve açık olduğu şeklindeki açıklamasına atıfta bulunduğunu yazdı
KIBRIS 26/12/2003
Cumhurbaşkanı Denktaş: Türkiye de biz de geniş tabanlı bir . . .
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde geniş tabanlı bir hükümet kurulması gerektiğini, Anavatan Türkiye'nin de kendisinin de dileğinin bu olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı, ancak geniş tabanlı bir hükümetin kurulabilmesi için de, seçimi kazanmış olan partilerin Kıbrıs konusunda ne yapacakları hususunda bazı müştereklerde buluşmaları gerektiğini belirtti. Bu müştereklerden en önemlisini, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devleti'nin var
lığının devamı" şeklinde açıklayan Denktaş, "Bu müştereklerin temelinde devletimizin varlığı, devletimizin var olacağı varsa kolaylıkla geniş tabanlı bir hükümet kurulabilir" diye konuştu.Cumhurbaşkanı, hükümeti kurma görevini hangi gün vereceğine ilişkin olarak da siyasi partiler arasında bu konudaki temasların devam ettiğine dikkati çekerek, "Aldığım hava bu olmuştur. Dolayısıyla onlar bana, 'temaslar artık sona ermiştir. Biz hazırız. Yahut falan hazırdır' diye ne gün gelirlerse o gün ben de kararımı ver
eceğim" dedi.Cumhurbaşkanı Denktaş, dün Bekir Volkan başkanlığındaki KKTC'yi Tanıtma ve Yaşatma Derneği Yönetim Kurulu üyelerini kabulü sırasında, 14 Aralık'ta yapılan milletvekilliği genel seçimleri sonrasında ortaya çıkan neticeye ve devam eden hükümet çalışmalarına değindi.
"Seçimler arkada kalmıştır, şimdi hükümet kurma safhasındayız" diyen cumhurbaşkanı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkının verdiği mücadele sonrasında kurduğu devletinin varlığının devamının önemli olduğunu vurgulayarak, hükümeti kuracak olan siyasi partilerin bu konuda mutabık kalmalarının gerekliliğine dikkati çekti.
Denktaş, "Taraflardan biri 'Canım devlet önemli değil, egemenlik önemli değil. Bakalım biz ne çıkarırsak kârdır' diyerek konuya yaklaşırsa ve diğeri de 'Hayır, devletimizin varolması şartıyla ben varım' derse o zaman işimiz zor" şeklinde konuştu. Denktaş, bu konuda şunları söyledi:
"Bu kadar yıl devletimizi, bayrağımızı altımızdan almamaları için mücadele verdik. Ancak şimdi yine bizden istenen, devletten vazgeçmemizdir. Seçimler bunun cevabını verdi. Halk uzlaşma istiyor, 'ama kazanımlarımızı, yani devletimizi koruyarak' diyor. Verilen mesaj bu kadar basittir. Onun için seçilmiş olan partiler, bu mesajı iyi hazmetsinler, seçim atmosferini arkada bıraksınlar, bundan son
ra halka nasıl hizmet edeceğiz ve Rumlara külahı nasıl kaptırmayacağız konusunda birleşsinler, güzel bir yola girsinler. Bizim temennimiz budur."Erken seçime gitmenin akıl işi olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Denktaş, "Yeni bir seçime gitmek akıl harcı değildir. İnşallah bu düğümü çözerler ve yeni seçime gitmek gereği kalmaz" dedi. Denktaş, şunları söyledi:
"Yeni bir seçim, hem halk arasında gerginlik yaratır hem de normal devlet idaresini aksatır, durdurur, herkes seçime dönük yaşam sürdürmeye başlar. Tekrar bunu yaşamak akıl harcı değildir. İnşallah bu gerekli olmaz..."
Cumhurbaşkanı, seçimlerde milletvekilliğini kazanan bazı kişilerin mensubu oldukları partiden ayrılarak, başka partilere gideceği konusunda bazı haberler bulunduğuna da işaret ederek, bunların doğru olmadığını ümit ettiğini kaydetti. Denktaş, "Bu safhada saf değiştirmek halkın beklediği ve istediği bir şey değildir ve saf değiştirenler de halkın indinde puan kaybeder ve bir daha da yüzüne bakamaz. Hele hele kendini seçmiş olanların yüz
üne bakamaz" diye konuştu.Cumhurbaşkanı Denktaş, "Eğer erken seçim kaçınılmaz olursa, şu andaki tablonun değişeceğini düşünüyor musunuz?" şeklindeki soruya karşılık, erken seçimin büyük bir sıkıntı ve zaman kaybı olacağını düşündüğünü kaydederek, "Seçim ge
reksizdir bu safhada" dedi. Denktaş, şöyle devam etti:"Halkın mesajı gayet temizdir. 'Uzlaşma istiyoruz, ama devletimizden ve Türkiye'nin garantörlüğünden vazgeçmeksizin.'
Tabii 'uzlaşma istiyoruz' demekle bu iş bitmez. Rum tarafının da uzlaşma istemesi lazımdır. Bizim şikayetimiz, dünyanın Rumlara yapmış olduğu muamele, onlara vermiş olduğu statü nedeniyle Rumların uzlaşmaya ihtiyacı kalmadığıdır. Uzlaşsa da uzlaşmasa da 'ben artık aldım başımı gidiyorum' diyecek duruma getirilmiştir. Bizim görevimiz, u
zlaşma teşebbüslerine devam ederken, devletten vazgeçmeyeceğimizi bütün dünyaya oybirliğiyle, elbirliğiyle duyurmaktır. Çünkü Rumları destekleyenler öyle zannediyorlar ki Kıbrıs Türkleri için egemenlik önemli değildir, devletin varlığı önemli değildir, dolayısıyla gözümüz kapalı gideceğiz istedikleri yola. Bunun yanlış olduğunu gösterdi seçimler. Bunun yanlış olduğunu göstermeye devam etmemiz lazım."Türkiye'de Kıbrıs konusunda toplantılar yapılmakta olduğunun anımsatılarak, bunları nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine cumhurbaşkanı, bu toplantılar sonrasında ortaya çıkacak neticeye göre Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde de gerekenin yapılacağını bildirdi.
Denktaş, "Hükümeti kurma görevini ne gün vereceğiniz kesinleşti mi?" şeklindeki soruya karşılık da, siyasi partiler arasında hükümet kurmaya ilişkin temasların devam ettiğine dikkati çekerek, "Aldığım hava bu olmuştur. Dolayısıyla onlar bana, 'temaslar artık sona ermiştir. Biz hazırız. Yahut falan hazırdır' diye ne gün gelirlerse, o gün ben de kararımı vereceğim" dedi.
Cumhuriyet Meclisi'nde milletvekilliği yemin töreninin yarın gerçekleşeceğine işaret ederek, bu nedenle görevlendirmeyi en erken yarın yapabileceğini belirten cumhurbaşkanı, "Bu yarın olabilir, cumartesi, pazar, pazartesi, hafta içi ne zaman hazırsalar. Yeni hükümet oluşuncaya kadar şimdiki hükümet de devam edecektir, biliyorsunuz" şeklinde konuştu.
KIBRIS 26/12/2003
AB için Kıbrıs şart
AB başkentlerindeki büyükelçilerimiz: Kıbrıs'ta çözüm Türkiye'ye müzakere tarihi verilmesinde belirley
ici olurUtku Çakırözer
MILLIYET 27/12/2003
Yeni vekiller yemin etti
Denktaş bizi oyalama
Ömer BİLGE / LEFKOŞA
KKTC'de Meclis'in yemin töreni ile göreve başlamasının ardından dikkatler Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın hükümet kurma görevini kime ve ne zaman vereceği konusuna odaklandı.
KKTC'de yeni meclis, dün yemin ederek göreve başlarken, Cumhurbaşkanı Denktaş hükümeti kurma görevini hala vermedi.
Denktaş: Hükümet formülü getirene yetki veririm
Talat: Görevlendirme yap ki formül oluşturalım
Seçimlerden birinci parti çıkan CTP'nin lideri Mehmet Ali Talat, Cumhurbaşkanı'nın oyalama taktiği güttüğünü belirterek, 'Denktaş, koalisyon formülünü oluşturun gelin diyor ama görevlendirme yapmaz ise, nasıl hükümet kurma görüşmesi yapacağız ki' dedi.
Meclis'in dünkü açılışına katılan ve parti liderleriyle görüşen Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, hükümet kurma görevini başka bir güne bıraktı. Rauf Denktaş, 'Liderler temaslara devam ediyorlar, çalışıyorlar. Duruma göre yine görüşeceğiz. Hazır olduklarında bana gelecekler. Pazartesinden önce bir görevlendirme yapacağımı sanmıyorum' dedi.
KURAMAZSAM HEMEN GÖREVİ İADE EDERİM
50 sandalyeli Cumhuriyet Meclisi'nde 19 milletvekili ile birinci parti konumundaki Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin lideri Mehmet Ali Talat ise, vakit kaybedildiğini ve Cumhurbaşkanı'nın hemen hükümeti kurma görevini kendisine vermesi gerektiğini söyledi.
Talat, Cumhurbaşkanı'nın, Hükümeti kurabilecek formülü hazırladım diyen lidere hükümet kurma görevi vereceğini ilan ettiğine dikkat çekerek, 'Hükümet kurma yetkisini bize vermez ise, nasıl bir formül oluşturma görüşmeleri yapabiliriz ki. Hemen görevi bize versin ki, hükümeti kurma çalışmalarına başlayalım. Denktaş böyle davranmaya devam ederse, Mayıs'a kadar hükümet kuramayız' diye konuştu.
CTP lideri, görevi alması halinde derhal hükümet kurma çalışmalarına başlayacağını ve kuramayacağını anladığı anda 15 günlük süreyi sonuna kadar kullanmadan hemen görevi iade edeceğini de sözlerine ekledi. Bu arada, KKTC Cumhuriyet Meclisi'ndeki yemin etme törenini Rum medyası da yakından takip etti. Ancak Rum gazeteleri, Noel tatili nedeniyle yayınlanmıyor.
HURRIYET 27/12/2003
Kıbrıs haftaya kaldı
Murat YetkinÇankaya'da yapılacak Kıbrıs zirvesine Dektaş da katılacak
27/12/2003 RADIKAL
Türkiye'nin Avrupa başkentleri, ABD ve BM'deki büyükelçileriyle Ankara'da iki gündür yapılan durum değerlendirmesi ardından bazı saptamalar yapmak mümkün.
Saptamalara geçmeden önce, büyükelçilerin Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Uğur Ziyal ile birlikte Cumhurbaşkanı Sezer, Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Gül'e verdikleri bazı bilgileri aktarmakta yarar var.
Ö
Hükümet zirveyi bekliyor
Denktaş görevi pazartesi verecek
27/12/2003 RADIKAL
AA
- LEFKOŞA - KKTC'de yeni meclisin 50 üyesi dün bir törenle yemin ederken, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş hükümeti kurma görevini vermeyi pazartesiye bıraktı. Tören sonrası seçimden birinci çıkan Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) ve ikinci konumdaki Ulusal Birlik Partisi (UBP) liderleri Mehmet Ali Talat ve Derviş Eroğlu'yla görüşen Denktaş, hükümeti kurma görevini pazartesiden önce vermesinin mümkün olmadığını söyledi. Denktaş, "Siyasi parti liderlerinin temasları sürüyor. Hazır olduklarında bana gelecekler" dedi.Eroğlu: CTP'yle hükümet kurmayız
'Çözüm kartı' açılıyor
Türkiye'nin AB ülkelerindeki elçileriyle 2004 stratejisi belirlendi: Kıbrıs'ta çözüm, AB için vize. Haziran 2004'e dek siyasi kriterler tamamlanacak
27/12/2003 RADIKAL
HİLA
L KÖYLÜAnnan Planı temel
Türkiyeden çözüm için çaba
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Artık maraton bitti. Son yüz metredeyiz, depara kalkmalıyız dedi
Erdoğan, Türkiye'nin AB üyesi 15 ülke ile ABD ve KKTC'de görev yapan büyükelçilerini kabul etti.
Toplantıda, AB sürecinde kritik öneme sahip 2004 yılı içinde, Türkiye'nin tam üyelik müzakerelerine başlanması yönünde tarih alma hedefine ilişkin neler yapılması gerektiği değerlendirildi.
Erdoğan, bu 1 yıllık sürenin kısa ancak önemli olduğuna işaret ederek, büyükelçilere, "Artık maraton bitti, son 100 metredeyiz. Bundan sonra maraton koşucusu gibi değil, 100 metre koşucusu gibi koşmalıyız, depara kalkmalıyız" mesajını iletti.
AB sürecinde yapılan reformların uygulanması konusunda elden gelenin yapılacağını, eksikliklerin hızla tamamlanacağını ifade eden Erdoğan, Türkiye'nin AB sürecinde attığı ve atacağı adımların büyükelçilerin görev yaptıkları ülkelerde tanıtılması ve kamuoyunun bilgilendirilmesinin önemine işaret etti.
Erdoğan, bu çerçevede, büyükelçilerin görev yaptıkları ülkelerin hükümetleri, sivil toplum kuruluşları ve kamuoyuyla sıkı diyalog içinde bulunması gerektiğini belirtti.
Bu arada, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin olarak Ankara'nın yürüttüğü hazırlıklara ilişkin Dışişleri Bakanlığı bürokratları tarafından Başbakan Erdoğan'a 30 Aralık'ta bir brifing verileceği öğrenildi.
HALKIN SESI 27/12/2003
Sınıfta kaldılar
KIBRIS Medya Grubu Yönetim Kurulu Başkanı, işadamı Asil Nadir, ülkeyi yönetenlerin sınıfta kaldığını söyledi. Asil Nadir, dün Lefkoşa'daki KIBRIS tesislerinde düzenlenen yeni yıl kokteylinde yaptığı konuşmada, medya grubu çalışanlarının azmi ve gayretlerini hayranlıkla izlediğini belirterek, "Ülkeyi yönetenlere karşı gösterdiğiniz mücadele takdire değer" dedi.
Asil Nadir, Kıbrıslı Türklerin, KKTC'yi vatan edinmiş herkesin güneşi gördüğünü ve o güneşe varacağından emin olduğunu belirtti, ancak bu güneşin bir partilerin ambleminde kullandığı güneş olmadığını söyledi.
KIBRIS Medya Grubu çalışanları, yeni yıl kokteyli dolayısıyla dün bir araya geldi. Lefkoşa'daki me
dya grubu tesislerinde gerçekleşen kokteyl, oldukça samimi bir atmosferde geçti.Kokteyle katılan KIBRIS Medya Grubu Yönetim Kurulu Başkanı, işadamı Asil Nadir, yine önemli açıklamalarda bulundu ve ülkeyi yönetenlere eleştiriler yöneltti.
Asil Nadir, kokteylde şöyle konuştu:
"Siz KIBRIS Medya çalışanları, Kıbrıs Türkü için bu kadar hayati ve ehemmiyeti olan bir dönemde, ülkeyi yönetenlere karşı gösterdiğiniz mücadele, verdiğiniz gayret, gösterdiğiniz incelik, takdire değerdir. Bu mücadele sizleri daha da
yüceltmiştir.Biliyorum 'müdahalelerden' bahsederken muayyen dostlarımız rahatsız oluyor ama seçim dönemindeki mücadele sırasında kabul edilmez müdahaleleri, bu müdahalelerin ne olduğunu Kıbrıs Türkü çok iyi biliyor.
Kıbrıslı Türkler ile burada doğan veya 'ben Kıbrıs Türküyüm' diye buralara yerleşen kardeşlerimiz, kaynaşmış, birlik ve beraberlik içerisindedir. Bu, uzun yıllar içerisinde kazanılmıştır.
Ülkedeki birlik ve beraberliğimizi bozmaya teşebbüs eden muayyen mercilere fırsat vermeyin. Çünkü onlar maalesef, onlardan beklediğimiz olgunluğu, ileri görüşlülüğü sergileyemedi.
Kısaca söylemek gerekirse 'sınıfta kaldılar'... Biz, o birlik beraberliği sağlamak için gereken her türlü hassasiyeti, sevecenliği, kucaklamayı yapmaya devam edeceğiz. Çünkü Kuzey Kıbrıs'ın ihtiyacı olduğu konum budur.
Siz çalışanlarımız, şimdi sizleri uzun uzun şımartabilirim, çünkü hepinize inanılmaz bir hayranlığım var. Bu kadar saçma bir ortamda, bu kadar beceri... Bunu sizler sergilediniz... Ama buna iki kademeli bir olay gibi bakın. Karşınızda Kıbrıs Türkü'nü sizler kadar, Kıbrıs Türk halkı kadar düşünmeyenlerin sadece kalıntıları var.
Şimdi aynı azim, aynı kararlılık ve aynı sevecenlikle bu kalıntıları temizlemek için halkla beraber, üstünüze düşen her şeyi yapmaktan sakınmayın, hep söylerim, kimseden korkunuz olmasın.
Kendi vicdanınızı, ideallerinizi, ailenizi, çocuklarınızı düşünün ve bu ideale, çözüme, inanılmaz bir gayretle devam edin. Ben bunu başaracağınızdan eminim...
Daha önce müdahalelerden bahsetmiştim, bir daha t
ekrarlamama gerek yok, merak etmeyin... Eminim benim kadar, Kıbrıslı Türkler kadar, 'burayı vatan edinmiş herkese bahsediyorum; hepimiz güneşe varacağız. Bir partilerin ambleminde kullandığı güneşten bahsetmiyorum, hakiki güneşten bahsediyorum, güneşi hepimiz görüyoruz ve o güneşe varacağız.Ailenize, çocuklarınıza ve sizlere sevgi ve saygılarımı sunarım. Hepinizi gözlerinizden öperim."
KIBRIS 27/12/2003
AKPM, Türkiye'den memnun
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) tarafından hazırlanan bir raporda, Kıbrıs sorunun çözümü konusunda Türkiye'deki hükümetin "açık görüşlü ve pragmatik" olmasından memnuniyet duyulduğu ifade ediliyor.
AKPM Siyasi İşler Komitesi üyesi Macar parlamenter Matyas Eörsi tarafından hazırlanan ve Ocak ayı sonunda yapılacak genel kurul toplantılarında oylanacak raporda, Kıbrıs Rum yönetiminden, AB üyesi olduktan sonra Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkmaması isteniyor.
Diplomatik kaynaklar tarafından "dengeli" olarak değerlendirilen rapor ve buna bağlı tavsiye niteliğindeki karar tasarında, Kıbrıs'ta zaman kaybedilmeden BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın sunduğu plan temelinde görüşmelerin başlaması çağrısında bulunuluyor.
İki toplumun liderlerinden güven artırıcı önlemleri geliştirmeleri istenen tasarıda, liderlere, bu yönde olumlu adımlar atmaları çağrısı yapılıyor.
Rumlara uyarılar
Raporda, Kıbrıslı Rum yöneticilere yönelik uyarılarda, "Kıbrıs'ta hakim konumda ve Kıbrıslı Türkler için tehdit oluşturdukları yolunda algılanabilecek açıklama ve davranışlardan kaçınmaları" isteniyor.
Kıbrıs Rum yönetiminden, KKTC'nin diğer ülkelerle ticari ilişkilerine kolaylık göstermesi istenirken, "iki toplum arasındaki temaslar konusunda ortaya çıkan sorunların aşılmasında da Rum yönetiminin ortadaki zorlukları çözmesi gerektiği" vurgulanıyor.
Raporun KKTC'ye yönelik tavsiye kısmında ise zaman kaybedilmeden Annan Planı temelinde görüşme masasına dönülmesi isteniyor ve güvensizlik ortamının aşılması için geçmişteki korkuların yeniden gündeme getirilmekten kaçınılması çağrısında bulunuluyor.
KKTC'nin AB'ye karşı daha olumlu bir yaklaşım göstermesi istenirken, KKTC yönetiminin medyanın ifade özgürlüğünü güvence altına alması gerektiği görüşü savunuluyor.
AKPM, Türkiye'den de görüşmelerin başlaması için ağırlığını koymasını isterken, Ankara'nın Rum kesimi ile ilişkilerini geliştirmesi gerektiğini savunuyor.
Yunanistan'dan da görüşmelerin tekrar başlamasına katkıda bulunmasını isteyen AKPM, Atina'dan Rum yönetimini Annan Planı çerçevesindeki çözüm için cesaretlendirmesini istiyor.
AKPM, AB'nin Türkiye'ye tam üyelik müzakerelerinin başlaması konusunda açık bir mesaj vererek, Kıbrıs sorununun çözümü için Ankara'yı cesaretlendirmesi gerektiğini savunuyor.
Rapor ve tavsiye karar tasarısında, AB'den, KKTC'deki mal ve ürünlerin AB pazarlarına girişi önündeki engellerin azaltılması da isteniyor.
KIBRIS 27/12/2003
Türkiye Çevre ve Orman Bakanı Pepe: "Denktaş'a endeksli poli ..
Türkiye Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, "Kıbrıs'ta 30 yıldır devam eden çözümsüzlük, karşılıklı çıkarlar iyi ele alınıp çözülmesi gerekir" dedi.
Pepe, Kocaeli Sanayici ve İşadamları Derneği'nin (KOSİAD) "Kocaeli'nin Temel Sorunları" konulu toplantısında yaptığı konuşmada, Kıbrıs konusuna da değinerek, şöyle dedi:
"Kıbrıs'ta 30 yıldır devam eden çözümsüzlük, karşılıklı çıkarlar iyi ele alınıp çözülmesi gerekir. Çözümsüzlük politikasıyla nereye kadar varacaksınız. Kıbrıs'ta, Denktaş'a endeksli politikanın duvara toslayacağını görmüyor musunuz?"
KIBRIS 27/12/2003
Ticaret Odası'ndan Erdoğan'a 40 bin adet "çözüm ve AB üyeliği
Kıbrıs'ta Çözüm ve Avrupa Birliği üyeliği yolunda büyük bir misyon üstlenen Kıbrıs Türk Ticaret Odası, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'a iletilmek üzere 40 bin adet "çözüm ve AB üyeliği" dileğini içeren kart bastı.
Ön yüzünde çözüm ve AB üyeliği amacıyla İnönü Meydanı'nda çeşitli tarihlerde düzenlenen mitingleri görüntüleyen karma resim, arka yüzünde, "Dileğim, Kıbrıs'ta çözüm ve AB üyeliğinin Mayıs 2004'e kadar gerçekleşmesi ve Türkiye'nin AB sürecinin önünün açılmasıdır. Yeni yılınız kutlu olsun" mesajını içeren ka
rtlar, gazeteler vasıtası ile 28 Aralık Pazar günü halkın imzasına açılıyor."Çözüm ve AB üyeliği dileği" kartları imzalandıktan sonra topluca Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a iletilecek.
Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Ali Erel, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'a iletilecek "çözüm ve AB üyeliği" kartlarıyla ilgili olarak verdiği demeçte şunları söyledi:
"Meydanları dolduran halkımız, 1 Mayıs 2004'ten önce Kıbrıs'ta çözüm ve AB üyeliği yanında Türkiye'nin de AB yolunda önünü açacaktır. Bu düşünce 14 Aralık'ta yapılan seçim sonuçlarına da kısmen yansıyabilmiştir. Kıbrıs Türk Ticaret Odası olarak amacımız, çözüm ve AB üyeliği konusunda halkın düşüncelerine tercüman olmaktır.
Türkiye'de çağdaş kesim de Kıbrıs'ta çözüm ve AB üyeliğini desteklemekte ve bu yolda adımlar atmaktadır. Başbakan Sayın Tayyip Erdoğan'a gönderilecek her kartın, bu adımların daha da sıklaşmasına ve çabuklaşmasına neden olacağına inanmaktayız. Bu nedenle 'Kıbrıs'ta çözüm ve AB üyeliğinin Mayıs 2004'e kadar gerçekleşmesi ve Türkiye'n
in AB sürecinin önünün açılması' dileğiyle düzenlediğimiz Yeni yıl kartlarını halkımızın imzasına açmış bulunuyoruz.Kartlara atılacak her imza, Kıbrıs'ta çözüm ve AB üyeliği konusunda Türkiye'yi daha da cesaretlendirmiş olacaktır. 'çözüm ve AB üyeliği' ile ilgili kartlarımız gazeteler vasıtasıyla 28 Aralık Pazar günü imzalamaları için halkımıza dağıtılıyor.
Kartlar, odamız yanında, sivil toplum örgütleri, kurum ve kuruluşlar vasıtasıyla da saygıdeğer halkımıza iletilecektir. Değerli halkımızdan isteğimiz, imzaladıkları kartları en kısa sürede odamıza iletmeleridir.
'Çözüm ve AB üyeliği dileği' kartları ayrıca Lefkoşa oda yönetim kurulu ve meclis üyelerimizden Sayın Mustafa Damdelen 2272050; Ali Erdal Osmanlar 2256555; Şua Saraçoğlu 2253442; Ünsal Özbilenler 2234212; Hasip Erel 2235950; Cahit Kaya 2283119; İsmail Sayı 2274343, Mağusa Oda Başkan yardımcısı Hasan İnce 3663520 Yönetim Kurulu üyesi Gökhan Noyan 3651580; Girne Oda Başkan yardımcısı Salih Coşar 0542 8539833; Yönetim Kurulu üyesi Kamil Çağra 8151
066 ve Güzelyurt'tan Hasan Başoğlu 7146257'den arayıp, imzalı kartları onlara teslim edebilirler."Oda Başkanı Ali Erel, Ticaret Odası'nda toplanacak imzalı kartların, bir heyetle birlikte Ankara'ya götürülüp topluca Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a takdim edileceğini söyledi.
KIBRIS 27/12/2003