Özkök: Kıbrıs'ta beş itirazımız var
Özkök, Yunan basınına ilk demecinde, TSK'nın reformları desteklediğini, AB üyeliği halinde Atina'yla sorunların bir haftada çözüleceğini söyledi
19/10/2003 RADIKAL
RADİKAL
- ATİNA - Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, yabancı basına ilk demecini Yunan Elefterotipia gazetesine verdi. Özkök"ün Elefterotipia'nın dış haberler editörü Mihalis Moronis'le mulakatı Kıbrıs Rum gazetesi Politis'te de yayımlandı. Yunan gazetesinin manşetten 'Tüm sorunları bir haftada çözeriz, eğer...' başlığıyla verdiği demeçte, Özkök ABD'nin Irak'taki asıl hedefi hakkında tereddütleri bulunduğunu dile getirirken, Türkiye-Yunanistan-Kıbrıs-AB dörtgenini şöyle değerlendirdi:İyi niyet atışması
AKP Kıbrıs'ı çözmeye mahkûm
Murat YetkinTürkiye, Kıbrıs sorunun
u çözemezse AB ve iç politikada rüzgârlar tersine eser19/10/2003 RADIKAL
Kıbrıs konusunda aynı gün gelen iki açıklama, Ankara'nın bir süredir arkasına saklandığı 'Daha aralık seçimlerine çok var' söyleminin ne kadar boş olduğunu ortaya çıkardı.
Türk kamuoyu önce Başbakan Tayyip Erdoğan'ın 17 Ekim'de İspanya'nın Majorca Adası'nda yapılan FORMANTOR toplantılarındaki sözlerini duydu:
"Kıbrıs'ta çözümden yanayız, Annan Planı'nda karşı çıktığımız yerler var ama reddetmiyoruz. Aralık seçimlerinde yönetim pro
İç politikada Kıbrıs fırsatçıları
İŞBAŞINA GELECEK YÖNETİM ÖNCÜ OLMALI: Başbakan Erdoğan: Aralık seçimlerinden sonra daha farklı bir bakış gelebilir. Hangi yönetim gelecek, bunu bilemem. Böyle bir derdim ve teşebbüsüm yok. İstediğimiz demokratik bir seçimle işbaşına gelecek yönetimin, KKTC halkı için adımlar atılmasında öncü olmasıdır.ANNAN PLANINI TÜMDEN REDDETMİYORUZ: Başbakan Erdoğan, Annan Planı'nı tümden reddetmediklerini bir kez daha yineleyerek, 'Biz her zaman çözümden,
karşılıklı masaya oturmaktan yanayız. Annan Planı'nı da ben şahsen kökünden reddetmiyorum' dediKIBRIS 19/10/2003
Türkiye'de iktidarı tek başında elinde bulunduran AK Parti'nin Genel Başkan Yardımcısı Halil Ürün'den, Kıbrıs konusunda önemli açıklama: Çözüm statükoyla olmazİŞBAŞINA GELECEK YÖNETİM ÖNCÜ OLMALI: Başbakan Erdoğan: Aralık seçimlerinden sonra daha farklı bir bakış gelebilir. Hangi yönetim gelecek, bunu bilemem. Böyle bir derdim ve teşebbüsüm yok. İstediğimiz demokratik bir seçimle işbaşına gelecek yönetimin, KKTC halkı için adımlar atılmasında öncü olmasıdır.ANNAN PLANINI TÜMDEN RED
DETMİYORUZ: Başbakan Erdoğan, Annan Planı'nı tümden reddetmediklerini bir kez daha yineleyerek, 'Biz her zaman çözümden, karşılıklı masaya oturmaktan yanayız. Annan Planı'nı da ben şahsen kökünden reddetmiyorum' dediKIBRIS 19/10/2003
BDH Genel Başkanı Akıncı, İspanya'daki konferansta Türkiye Başbakanı Erdoğan'a açık çağrı yaptı: 'İrademize müdahaleyi durdurunuz.!'Akıncı: Sayın Başbakan, burada uluslararası toplum önünde vatandaşlıkları ve irademize müdahaleyi durdurmanız çağrısında bulunuyorum. Aksi takdirde tehdit altında olan sadece Kıbrıslı Türklerin geleceği olmayacaktır. Türkiye'nin AB'deki geleceği de tehdit altındadır.Akıncı'yı yanıtlayan Erdoğan 'Oraya vatandaş göndermiyoruz. Bu iddia doğru değil ve iddiayı çirkin buluyorum' dedi. Erdoğan, ayrıca 'Annan Planı bütünüyle değerlendirilmelidir. Reddetmek yanlıştır. Taraflar olumlu yaklaşım
göstermelidir' şeklinde konuştu. BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı, İspanya Dışişleri Bakanı Ana Palacio ile görüştü. Akıncı, cuma akşamı da İspanya Başbakanı J. M. Aznar'ın verdiği yemeğe katıldı.İspanya'nın Mayorka adasında 'Akdeniz'de Bölünmeler ve Diyalogla Çözüm Yolları' konulu konferansa katılan BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı, İspanya Dışişleri Bakanı Ana Palacio ile görüştü. Akıncı, cuma akşamı da İspanya Başbakanı J. M. Aznar'ın verdiği yemeğe katıldı.KIBRIS 19/10/2003
Seçimlerle yeni profil oluş
acakErdoğan, Kıbrıs konusunda garantör ülke Türkiyenin çözümsüzlükten değil, çözümden yana olduğunu, çözüm siyaseti izleneceğini ifade etti
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs konusunda çözüm siyaseti izleyeceklerini söyledi.
AB zirvesi ve Hükümetlerarası Konferans çerçevesinde Brükselde bulunan Erdoğan, düzenlediği basın toplantısında, AB Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Günther Verheugen ile yaptığı ikili görüşme hakkında bilgi verdi. Başbakan Erdoğan, Türkiyede yapılan reformların AB kanadında takdirle karşılandığını, reformların pratik uygulaması üzerinde durulduğunu ve 2004 yılında uygulama alanında daha somut adımlar atılacağını bildirdi.
Kıbrıs konusunda garantör ülke Türkiyenin çözümsüzlükten değil, çözümden yana olduğunu, çözüm siyaseti izleneceğini ifade eden Erdoğan, çözüm arayışlarında başarıya ulaşılması olasılığının yüzde yüz olarak gösterilmesinin yanlış olacağını belirtti.
Erdoğan, Kıbrısta çözümün tek taraftan gelemeyeceğini vurgulayarak, KKTCde seçimlerden sonra iyi bir değerlendirme yapılması gerekeceğini belirtti ve Kıbrıs yeni yönetim profiliyle farklılık kazanabilir dedi.
KKTCde, 2 Nisandan bu yana atılan olumlu adımlara dikkati çeken Erdoğan, Annan planının tartışılması, masaya oturulması gerektiğini, başka türlü çözüme ulaşılayamacağını söyledi ve Siyaset çözümsüzlüğe çözüm kavuşturma sanatıdır diye konuştu.
Kopenhag siyasi kriterlerinde Kıbrıs konusunun yer almadığını, Kıbrısta fiili bir durumun söz konusu olduğunu belirten Erdoğan, çözümsüzlük halinde Kıbrıs Rum yönetiminin ABye alınmasının sıkıntılı bir durum yaratacağını da sözlerine ekledi.
Başbakan Erdoğan, Irak konusunda da, TBMMnin karar aldığını ve hükümete yetki verildiğini, Genelkurmay Başkanlığı ile Dışişleri Bakanlığının irtibat halinde çalışmalarını sürdürdüğünü, ABD ile temaslarının devam ettiğini belirterek, Türkiye olarak hazır durumdayız dedi. Erdoğan, karşılıklı mütabakat sağlanması halinde Irak halkının sıkıntılarını gidermek için istikrar gücüne destek verileceğini belirtti.
Recep Tayyip Erdoğan, gazetecilerin bir sorusuna da, Dini özgürlükler konusunda rahat bir iktidarız. Diğer dinlerden insanlar, inançlarını Türkiyede özgürce yaşabileceklerdir yanıtını verdi.
Erdoğan, AB Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Günther Verheugen ile yaptığı görüşme sırasında bir soru üzerine, Türkiyenin garantör ülke olarak Kıbrısta çözümsüzlük üretmek değil, sorunu çözmek arzusunda olduğunu, Annan planının doğruları ve yanlışlarıyla karşılıklı görüşmek suretiyle müzakere edilebili
r olduğunu söyledi.EREL: ERDOĞANIN AÇIKLAMALARI ÇÖZÜM İSTEYENLERİ SEVİNDİRDİ
Çözüm ve Avrupa Birliği Partisi (ÇABP) Genel Başkanı Ali Erel, Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğanın Kıbrıs konusundaki son açıklamalarının çözüm isteyenleri sevindirdiğini, çözüm istemeyenleri üzdüğünü belirtti.
ÇABP Basın Bürosundan yapılan açıklamaya göre Erel, AB zirvesi ve hükümetlerarası konferans için Brükselde bulunan Erdoğanın açıklamasını değerlendirdi.
Erel, Türkiyenin Annan Planını reddetmediğini söyleyen Erdoğanın Kıbrıs sorununu çözerek 21. yüzyılın en büyük projesi olan ABye üyelik projesini gerçekleştirme kararlılığını gösterdiğini ifade etti.
HALKIN SESI 19/10/2003
Yeni yönetimle farklı profil
"Kıbrıs yeni yönetim profiliyle farklılık kazanabilir"
Brüksel - TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs konusunda "çözüm siyaseti" izleyeceklerini söyledi. AB zirvesi ve Hükümetlerarası Konferans çerçevesinde Brüksel'de bulunan Erdoğan, düzenlediği basın toplantısında, AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günther Verheugen ile yaptığı ikili görüşme hakkında bilgi verdi. Başbakan Erdoğan, Türkiye'de yapılan reformların AB kanadında takdirle karşılandığını, reformların pratik uygulaması üzerinde durulduğunu ve 2004 yılında uygulama alanında daha somut adımlar atılacağını bildirdi. Kıbrıs konusunda garantör ülke Türkiye'nin çözümsüzlükten değil, çözümden yana olduğunu, "çözüm siyaseti" izleneceğini ifade eden Erdoğan, çözüm arayışlarında başarıya ulaşılması olasılığının yüzde 100 olarak gösterilmesinin yanlış olacağını belirtti. Erdoğan, Kıbrıs'ta çözümün tek taraftan gelemeyeceğini vurgulayarak, KKTC'de seçimlerden sonra iyi bir değerlendirme yapılması gerekeceğini söyledi ve "Kıbrıs yeni yönetim profiliyle farklılık kazanabilir" dedi.
KKTC'de, 2 Nisan'dan bu yana atılan olumlu adımlara dikkati çeken Erdoğan, Annan planının tartışılması, masaya oturulması gerektiğini, başka türlü çözüme laşılayamacağını söyledi ve "Siyaset, çözümsüzlüğe çözüm kavuşturma sanatıdır" diye konuştu.
Erdoğan, çözümsüzlük halinde Kıbrıs Rum yönetiminin AB'ye alınmasının sıkıntılı bir durum yaratacağını da sözlerine ekledi.
Başbakan Erdoğan, Irak konusunda da, Genelkurmay Başkanlığı ile Dışişleri Bakanlığı'nın irtibat halinde çalışmalarını sürdürdüğünü, ABD ile temaslarının devam ettiğini belirterek, "Türkiye olarak hazır durumdayız" dedi
YENIDUZEN 19/10/2003
Denktaş seçim yasaklarını takmıyor!
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş seçim yasaklarını dikkate almıyor. Devletin başı devletin yasalarını çiğniyor. Annan Planı konusunda adeta Türkiye Başbakanı Erdoğana meydan okuyor
Seçim yasaklarına rağmen Cumhurbaşkanı Denktaş seçim sürecine müdahale etmeye devam ediyor. Her gittiği etkinlikte seçim politikası yapan Denktaş seçim yasaklarını dahi dikkate almıyor.
Dün düzenlenen Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde 2003 Sonbahar Celbi Birinci Dönem Erleri olarak silah altına alınan acemi erler töreninde de seçim konuşmaları yapan Denktaş Bazı kesimlerin ABye girersek askerlik kalkacak dediğini söyleyerek ABye Türkiye ile birlikte görelim, devlet ve egemenlik esasında anlaşma olsun o zaman görevler azalır, o zaman başka bir şekil alırız ama o güne kadar askerlik mukaddestir. Asker olmasanız dahi kalk borusu çaldığında yine hudutlara koşacaksınız. Burada size barışı korumak görevi verilmiştir. Barışı korursanız devleti korursunuz, devleti korursanız barışı korumuş olursunuz dedi.
Denktaş, Bu devleti Anavatan Türkiye tanımıştır. Bu bizim için sadece bir şeref değil, aynı zamanda vatanı, devleti korumak ve bunu ortadan kaldıracak planlara önem vermemek, bunları bir tarafa itmek Anavatana olan borcumuzdur da. Çünkü bu devlet sadece kendini koryacak bir devlet değil, aynı zamanda Anavatanın güvenliği için de gerekli olan bir egemen devlettir. Devleti müdafaa ve korumak milli görevimizdir dedi.
Kıbrıs Türkünün devletinden vazgeçtiği an azınlık durumuna düşeceğini, kağıt üzerinde verilen haklar ne olursa olsun bir gün alınabileceğini vurgulayan Denktaş, Kağıt üzerinde verilmiş haklarla Türkiyenin henüz üye olmadığı bir ABye sürüklendiğimiz takdirde AB normları, yasaları ve Avrupa mahkemelerinin kararları süze kağıt züerinde verilen hakları sıfırla çarpabilir diye konuştu.
Erdoğanın sözlerini kendine göre anlıyor
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğanın da sıklıkla tekrarladığı gibi Kıbrısta yapılacak bir anlaşmanın gerçeklere dayanması gerektiğinin altını çizen Denktaş, devlet, iki halk, iki demokrasinin varlığı ve Türkiyenin etkin ve fiili garantisinin devam edeceği esaslar üzerinde bir anlaşmaya varılabileceğini söyledi. Denktaş, Bun
lar, bizim için vazgeçilmez ilkelerdir" dedi.Rum lideri Papadopulosun Denktaşın sarıldığı ilkeler üzerine bir anlaşma olmaz,dolayısıyla Denktaşla anlaşma olmaz, Denktaş ortadan Kalksın sözlerini hatırlatan Cumhurbaşkanı, Biliyorum ki sizlerde aynı ilkeleri korumak için yeminli Denktaşlarsınız. Biliyorum ki halkımızın büyük çoğunluğu devletim demektedir, Türkiyenin etkin ve fiili garantisi demektedir diye konuştu.
Annan Planının neyi amaçladığını Rum ve Yunan liderlerinin görüşleriyle ortaya koyan Cumhurbaşkanı Denktaş, Rum tarafının Eski Cumhurbaşkanı Vasiliunun Annan Planı bize istediğimiz herşeyi vermiştir sözlerine atıfta bulunarak, Rumların istediği herşey verilmişse bize ne kalmıştır. Bize ne egemenlik kalmıştır, ne devlet, ne eşitlik ne
de bu topraklar kalmıştır dedi.Yunanistan Başbakanı Kostas Simitisin Kıbrısın AB üyeliği helenizm için yeni bir sayfa açılması anlamına geliyor sözlerine de değinen Denktaş, Bizi Türkiyesiz ABye taşımak için kurulan tezgahın adı Annan Planıdır Bunu destekleyenlere soruyorum. Acaba AB helenizm için yeni bir sayfa açılması anlamına gelirken, KKTCyi tanımış olan Türk Ulusu ve Kıbrıstaki Türkler için yeni bir sayfa açılması mıdır yoksa hak ve hürriyet sayfasının ebediyen kapanması mıdır ? Kıbrısın ye
ni bir Girit olması için yeni bir sayfa açılıyor Rum ve Yunanlılar için. Bizim için sayfalar kapanıyor; şehitlerimizin kemiklerini sızlatacak sayafalar. Dedi.Umarsın ya, çok umarsın avucunu yala
Simitisin Kıbrıs şimdi AB içinde bizimle beraber. Bunun bugün ve geleceğe önemli etkileri olacak sözlerine işaret eden Denktaş, Yunanistanın bu sözleri söyleyememesi için 1960 antlaşmalarının yapıldığını, Türkiye de ABye girdikten sonra Türkiye ve Yunanistanın Kıbrıs bizimle beraber diyebileceğini kaydet
ti. Denktaş, Rumun AB üyeliğinin dolaylı Enosisi tam Enosise çevirmek için olduğunu belirtti ve Annan Planının da buna zemin hazırladığını vurguladı.Yunanistan ana muhalefet partisi genel başkanı Karamanlisin Kıbrısın AB üyeliği Kıbrıs ve helenizm tarihinde büyük önem taşıyan bir gelişmedir sözlerine işaret eden Bunların bizi götürmek istediği yer mezbahadır. Haklarımızın, hürriyetimizin, devletimizin mezbahasıdır dedi.
Karamanlisin Umarın Annan Planı temelinde sorun çözülür sözlerine karşılık olarak Denktaş, Umarsın ya, çok umarsın avucunu yala dedi
Karamanlisin Annan planı temelinde bir çözümle son utanç duvarı da yıkılsın sözlerine sert eleştiriler getiren Denktaş, bu duvarın , toplu mezarlara dur diyen bir duvar olduğunu belirterek, duvarın gerçek barışın sağlanmasıyla ortadan kalkacağını, gerçek barışın ise Türk tarafının devletinin, egemenliğinin, eşitliğinin tanınması ve Türkiyenin garantörlüğünün devam etmesiyle mümkün olabileceğinin altını çizdi.
YENIDUZEN 19/10/2003
Türkiye tarih
için Kıbrısı pazarlık yapmasınPolitis, ABın Genişlemeden Sorumlu Komiseri Gunter Verheugenin, ABtan müzakere tarihi almak için Kıbrıs konusunu pazarlık yapmaması için Türkiyeye açık mesaj gönderdiğini yazdı.
Habere göre, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulosla 3 saat süren akşam yemeğinin ardından gazeteye açıklama yapan Verheugen, Güney Kıbrısın geniş Avrupa politikası içerisinde oynadığı role de değindi. Kısa bir süre önce TC Dışişleri Bakanı Abdullah Gülle görüşmesinin ardından yaptığı açı
klamaları yineleyen Verheugen, Kıbrıs konusunda pazarlık yapılamayacağını, Ankaranın birçok sorunu bulunduğunu ve Kıbrıs sorununa çözüm bulunmasının daha iyi olacağını, 1 Mayıstan sonra çözüm bulunmasının çok zor olacağını belirtti.Verheugen, Kuzey Kıbrısta yapılacak seçimlerden önce Ankaradan Kıbrıs sorununun çözüm çabalarıyla ilgili çok şey beklemenin mümkün olmadığını söyledi.
Yemekte, Güney Kıbrısın Akdeniz bölgesindeki rolüne değinildiğini de belirten Verheugen, Güney Kıbrısın ABa, Güney ve Doğu Akdenizdeki komşu ülkelerle ilişkilerini geliştirilmesinde katkı sağlayacağını ifade etti. Verheugen bir örnek vererek, Suriye veya Lübnana gideceği zaman Güney Kıbrısın tecrübelerinden yararlanmak için bunu önce Güney Kıbrısla görüşeceğini belirtt
iYENIDUZEN 19/10/2003
Vatandaşlıklar konusunda Akıncıdan Erdoğana çağrı, Erdoğandan Akıncıya hakaret
!..Mayorkadaki uluslararası konferansta TC Başbakanı Erdoğana İrademize müdahaleyi durdurunuz çağrısı yapan Mustafa Akıncıya Erdoğan hem hakaret etti, hem de uluslararası topluluğun önünde yalan söyledi.
Akıncıdan Erdoğana çağrı: Sayın Başbakan, burada uluslararası toplum önünde vatandaşlıkları ve irademize müdahaleyi durdurmanız çağrısında bulunuyorum. Aksi takdirde tehdit altında olan sadece Kıbrıslıtürklerin geleceği olmayacaktır. Türkiyenin ABdaki geleceği de tehdit altındadır...
Erdoğandan Akıncıya hakaret: Oraya vatandaş göndermiyoruz. Bu iddia doğru değil ve iddiayı çirkin buluyorum...
Akıncı, Akdenizde Bölünmeler ve Diyalogla Çözüm Yolları konulu konferansta Erdoğanın Kıbrıstan hiç söz etmemesine de tepki gösterdi. Erdoğanın konuşmasından sonra söz alan Akıncı Bir Kıbrıslı Türk olarak bu konferansta ana gündem Akdeniz sorunları iken,
Kıbrıstan hiç söz edilmemesini onaylamam mümkün değildir dedi...AFRIKA 19/10/2003
Kıbrıs'ın çözümünde AB farkı
Gündüz Aktan
20/10/2003 RADIKAL
Deniyor ki "Kıbrıs sorununun çözümü, bize giriş müzakereleri için tarih verilmesini kolaylaştırarak AB üyeliği yolunda ilerlememizi sağlayacak. AB'ye giremezsek bile Kıbrıs'ta çözüme ulaşılması zaten gerekli.
Bu nedenle bize giriş müzakereleri için takvim verilmese
dahi Annan Planı çerçevesinde çözüm için çalışmalıyız. Kaldı ki Kıbrıs Türkleri de öyle istiy
|
Rum komutan: Hedefimiz Girne Kalesine bayrak dikmek Rum Milli Muhafız Ordusu (RMMO) Komutanı Korgeneral Atanasios Nikolodimos, orduyu ve siyasi liderliği kastederek, Herkes tarafından yürütülen mücadelenin amacı Girne Kalesine bayrak dikmek. dedi. Mahi gazetesinin haberine göre, Nikolodimos, yeni komandolara yeşil berel eri dağıtılırken yaptığı konuşmada, Herkes tarafından yürütülen mücadelenin Girne Kalesine bayrak dikmek. olduğunu, askeri ve siyasi liderliğin amacının bu olduğunu söyledi. Gazeteye konuşan Rum aileler ise Nikolodimosun sözlerine tepki göstererek, Herkes Türklere taviz verilerek bir çözümden bahsederken, hatta Milli Muhafız Ordusunun lağvedileceğinden söz ederken, Milli Muhafız Ordusu Komutanı çocuklarımızla nasıl bu şekilde alay edebilir. görüşünü dile getirdi. RMMOnun birkaç yıl önce yaptığı Nikiforos tatbikatı sırasında ise telsizden askerlere talimat veren bir Rum komutan, Tankların paletlerini Girne sahilinde ıslatacağını, Girne Kalesine Yunan bayrağı dikeceğini ve Türk kanı içeceğini söylemişti. Lefkoşa, aa |
ZAMAN 20/10/2003
BM bürokrat ve yetkilileri, Annan Planı'nı yeniden mercek altına aldı, tarafların eksik gördüğü noktalar not ediliyor. ABD ise çözüm için ekonomik araştırma yaptırıyor: BM ve ABD'den çözüm girişimleri| ANNAN PLANI İNCELENİYOR_ BM ile ABD, Kıbrısta çözüme katkı yapmak amacıyla girişimlerini hızlandırdı. BM bürokratları ve yetkilileri, KKTCdeki seçimlerden sonra görüşmelerin yeniden başlayabileceğini dikkate alarak, Annan Planını yeniden mercek altına aldı, gözlem yapılıyor ve tarafların eksik gördüğü noktalar not ediliyor.ÇÖZÜM İÇİN EKONOMİK ARAŞTIRMA_ ABD Dışişleri Bakanlığı, KKTC'deki seçimlerden sonra Kıbrıs konusunda muhtemel gelişmeler ışığında, Annan Planı temelinde bir çözümün ekonomik yönlerinin araştırılmasını uzmanlara havale edecek. Konunun, ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Koordinatörü Thomas Weston'un Perşembe günü bölgeye yapacağı ziyarette ele alınması bekleniyor |
KIBRIS 20/10/2003
Erelden Papadopulosa açık mektup
Erel mektubunda, Annanın taraflara sunduğu çözüm planında açıkca belirtilen ana kriterleri Papadopulosun kabul edip etmediğini, Kıbrıslı Türklerin bilmek istediğini vurguladı
Çözüm ve AB Partisi Başkanı Ali Erel, dün Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulosa açık çağrı yaptı.
Erel, bir süre önce Papadopulosun Kıbrıs Türk muhalefetinin Kıbrıs sorununa bulunacak bir çözümden neler beklediğini duymak istediğini hatırlatarak, ÇABPnin politikasını açık mektup şeklinde ortaya koydu.
Erel mektubunda Annanın taraflara sunduğu çözüm planında açıkca belirtilen ana kriterleri Papadopulosun kabul edip etmediğini, Kıbrıslı Türklerin bilmek istediğinin altını çizdi.
Ali Erelin Papadopulosa yaptığı açık çağrının özet metni aşağıdadır:
Sayın Papadopulos, Kıbrısın, Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların ortak vatanı olduğunu ve 1960 yılında kurulan Cumhuriyetin ortak oluşturucuları olduklarını, Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların kendilerine özgü kimliklerinin ve bütünlüklerinin olduğunu ve aralarında bir çoğunluk ve azınlık ilişkisi değil siyasi eşitliğe dayalı bir ilişki olduğunu, ortaklığımızı bu zeminde yenilemeye karar vererek ve bu yeni iki bölgeli ortaklığın birleşik ve bağımsız bir Kıbrısta dostluk, barış, güvenlik ve refahı güvence altına alacak ortak bir gelecek konusunda kararlılık göstereceğinizi, Doğu Akdenizde barışçıl bir ortamda Yunanistan ve Türkiye ile özel dostluk bağlarını devam ettirmeye ve Yunanistan ve Türkiye arasındaki dengeye saygı göstermeye kararlı olduğunuzu, ABye katılmayı arzuladığınızı ve Türkiyenin de katılacağı güne ümitle baktığınızı, Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türklerin, asli oluşturucu yetkilerini kullanarak özgür, demokratik ve ayrı ayrı ifade edilen ortak iradeleri ile Kuruluş Anlaşmasını imzalamalarını kabul edeceğinizi, oluşturucu devletlerin eşit statüde olacaklarını, federal hükümetin ve oluşturucu devletlerin yasaları arasında herhangi bir hiyerarşinin olmayacağını, özel düzenlemelerle, toprak ayarlamalarına maruz kalacak bölgelerde halen ikamet edenlerin hakları ve çıkarlarınının korunacağını ve bu kişilerin yeniden yerleştirilmeleri için geçimlerini de sağlayabilecekleri koşulların bulunduğu uygun yerlerde yeterli alternatif barınak sağlanacağını, anlaşmanın yürürlüğe girmesinden önce gerçekleşen olaylar neticesinde mallarının tasarrufunu kaybeden mal sahiplerinin talepleri, kapsamlı bir biçimde, uluslararası hukuka uygun olarak ve mallarının tasarrufunu kaybeden mal sahipleri ile şimdiki kullanıcıların kişisel haklarına ve iki bölgelilik ilkesine saygı gösterilerek çözümleneceğini, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyetinin, tek uluslararası tüzel kişiliğe ve federal hükümete sahip bağımsız ve egemen bir devlet olacağını ve Kıbrıs Rum Devleti ve Kıbrıs Türk Devleti olarak iki oluşturucu devletten oluşacağını, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası uyarınca hukukun üstünlüğü, demokrasi, temsili cumhuriyet hükümeti, Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliği, iki bölgelilik ve oluşturucu devletlerin eşit statüsü temel ilkeleri çerçevesinde yapılandırılacağını, oluşturucu devletlerin eşit statüye sahip oldukları, her oluşturucu devletin, kendi sınırları içerisinde yetkisini icra edeceğini, oluşturucu devletlerin kimliği, toprak bütünlüğü, güvenliği ve anayasal düzeninin herkes tarafından korunup ve saygı gösterilir olacağını, oluşturucu devletlerin, hukukun üstünlüğü, demokrasi ve temsili cumhuriyet hükümeti temel ilkeleri uyarınca kendilerini kendi Anayasaları altında özgürce düzenleyeceğini,
oluşturucu devletlerin, kendi milli marş ve bayraklarına sahip olacağını,
Birleşik Kıbrıs Cumhuriyetinin resmi dillerinin Türkçe ve Rumca olacağını,
Kıbrısın, Yunanistan ve Türkiye ile olan özel dostluk bağlarını sürdüreceği, Garanti Antlaşması ve İttifak Antlaşması ve Kuruluş Anlaşması ile oluşturulan dengeye saygılı olunacağı, Kıbrıs'ın Avrupa Birliği üyeliği sürecindeki politikasının şekillendirilmesine, Kıbrıs Rum Devleti ve Kıbrıs Türk Devleti hükümetlerinin de katılacağını, Avrupa Birliğinin, Kıbrıs Türk yasalarını Avrupa Birliği müktesebatı ile uyumlu hale getirmeye yardımcı olacağını ve Kıbrıs Türk Devletindeki yönetim kapasitesini artırabilmek ve Kıbrıs içindeki ekonomik eşitsizliği daraltmak üzere mali yardım dahil, özel önlemler benimseneceğini,
Kıbrısın Avrupa Birliğine katılımıyla ilgili koşullara ilişkin Antlaşmanın Kuruluş Anlaşmasının uygulanmasını engellemeyeceğini, ve bu anlaşmanın şartlarını, Avrupa Birliğinin üzerinde kurulmuş olduğu ilkelere uygun olarak hazmedeceğini, Kıbrıslı Rumlar ile Kıbrıslı Türklerin siyasal eşitliğinin, iki oluşturucu devletin eşit statülerinin, ve Kuruluş Anlaşması ile yaratılan durumun tek taraflı olarak değiştirilmesinin yasaklanacağını, Kıbrıstaki Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar arasındaki dengenin Kıbrısın iki bölgeli karakterini, ve oluşturucu devletlerin kimliklerini koruma ihtiyacının kabul edildiğini, Avrupa Birliğine katılımın hem Kıbrıslı Rumların hem de Kıbrıslı Türklerin yararına olacağını ve iki taraf arasındaki ekonomik dengesizlikleri giderecek gelişmeye yol açacağının kabul edildiğini, Kıbrıslı Rumlarla Kıbrıslı Türklerin, Yunanistan ve Türkiye ile olan özel ilişkilerinin hesaba katılacağını, Bir AB üyesi olarak Kıbrısın ABile Türkiye arasındaki Gümrük Birliği Anlaşmalarını uygulayacağının bilincinde olunduğunu, AB, Kıbrısı, Yunan ve Türk vatandaşlarının ülkeye giriş ve ikamet haklarıyla ilgili olarak, AB üyesi diğer ülkelerde Türk vatandaşlarına uygulanan giriş ve ikamet düzenlemelerini etkilememek koşuluyla, Yunan ve Türk vatandaşlarına ülkeye giriş ve ikamet konularında eşit davranılacağını, Kıbrısın Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikasına katılımı, Kuruluş Anlaşması hükümlerine, Garanti ve İttifak Antlaşması hükümlerine ve ek protokollere tam saygı göstereceğini ve hiçbir şekilde bu hükümleri zayıflatmayacağını, Yukarıdaki ana çarçeveyi kabul edip etmediğinizi beyan etmenizi sizden duymak isteriz.
Saygılarımızla,
Ali Erel
Genel Başkan.
HALKIN SESI 20/10/2003
Rum komutan hayal görüyor
Denktaştan Girneye ba
yrak dikmekten söz eden RMMO komutanına tepki: Bu sözleri Rumlara fırsat verenlerin yarattığı bir sonuçturCumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Girneye bayrak dikmekten söz eden RMMO Komutanına tepki göstererek, Bu sözler Rumlara bu kadar fırsat verenlerin yarattığı bir sonuçtur ve meseleyi barış yoluna değil başka yollara götürmektedir dedi.
Denktaş, Harp Akdemileri Komutanlığında Kıbrıstaki son durumla ilgili konferans vermek üzere dün akşam İstanbula gitti.
Cumhurbaşkanı, Geçitkalede yaptığı açıklamada, en son haberin RMMO Komutanının beyanatı olduğunu kaydederek, bu doğruysa halkın gözünün bir kez daha açılacağını umduğunu söyledi. Denktaş şöyle dedi:
Girne Kalesine bayraklarını dikinceye kadar mücadelelelerini sürdüreceklerini söylüyorlar. Herhalde sayın komutan zihnen hasta değildir. Bir komutan olarak söylediklerini ciddiye almaya mecburuz. Zaten Annan Planına da baktığınızda kapıyı kendilerine o yönde açan bir plandır. Meşru Kıbrıs hükümeti varmış gibi davranıyorlar ve o esas üzerine meseleyi ha
lletmeye çalışıyorlar.Kıbrıs meselesinin hallinin gayet kolay olduğunu ifade ederek, Eğer bugüne kadar neden halledilmediğini anlarsak ve anlarlarsa dedi.
Denktaş şöyle devam etti:
Şimdi sanki bir halk bir demokrasi varmış gibi davranmak suretiyle meseleyi yıllarca yozlaştırdılar, devletsiz olan bir halkın hakkı olan devletini kurmasını da yadırgadılar benimsemediler. Dolayısıyla sanki bir devlet, bir halk bir demokrasi varmış gibi meseleyi halletmeye çalışıyorlar. Bundan da tabiatıyla Kıbrıs ortaklık cumhuriyetini yıkmış olan Kıbrıs Rum tarafı alabildiğine yararlanmaktadır. Bu sözler Rumlara bu kadar fırsat verenlerin yarattığı bir sonuçtur ve meseleyi barış yoluna değil başka yollara götürmektedir.
Onun için bizim hala ümidimiz var. Rumlara hak etmedikleri hükümet ünvanını bahşetmiş olanların son anda olsun özellikle Kıbrıs Türkleri seçimlerde kati iradelerini gösterdikten sonra Rumlara, Kıbrısta bir halk yoktur iki halk vardır, bir demokrasi yoktur iki demokrasi vardır, bir devlet yoktur iki devlet vardır, şimdi birleşme isterseniz geliniz bu gerçekler üzerinde size yardımcı olalım diyecekleri ümidini hala yaşatmaktayım. Çünkü hakikaten Kıbrısta barış istiyorlarsa gerçekleri söylemeleri gerekir. Hem de Yunanistana Kıbrıs üzerinde senin ne kadar hakkın varsa Türkiyenin de vardır, sen ABye girmek suretiyle Kıbrıs üzerinde uluslararası anlaşmalarla Türkiye ve Yunanistana verilmiş hakların üzerinde hak talep edemezsin ve etmemelisin derler diye düşünüyorum. Çünkü başka türlü Kıbrısı uzlaşmaya götüremezler."
Dolayısıyla konferansının bu tema üzerinde olacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Denktaş, Ümit ederim ki faydalı olacaktır dedi
HALKIN SESI 20/10/2003
Azınlık olmak istemiyoruz
BDH Başkanı Mustafa Akıncı, İspanyadaki Konferansta vurguladı:
İspanyanın Mayorka adasında devam eden Akdenizde Bölünmeler ve Diyalogla Çözüm Yolları konferansında konuşan BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı Üniter bir Rum devletinde azınlık olarak yaşamak istemiyoruz. dedi.
İspanyanın Mayorka adasında devam eden Akdenizde Bölünmeler ve Diyalogla Çözüm Yolları konferansı dün (cumartesi) yapılan Akdenizde sosyal-kültürel farklılıkların aşılması konulu oturumla sona erdi.
Oturumda söz alan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Hükümet Sözcüsü Kipros Hrisostomidesin Kıbrısta ya
şananlardan sadece Türkiyeyi sorumlu tuttu.Bunun üzerine söz alan BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı, madalyonun iki yüzünü görmek ve göstermek gerektiğini işaret ederek, şunları söyledi:
Barış içinde yaşayabilmek için karşılıklı anlayışa ihtiyacımız vardır. Dün (cuma) Türkiye Başbakanı Sayın Erdoğan, burada sözünü ettiğim bazı gerçeklerden dolayı pek mutlu olmadı. Umarım sizin de tavrınız aynı olmaz. Yanlışları tek taraf işlemedi. Bugün Kıbrısta Türk askeri varsa, 20 Temmuzda ansızın gelmediler. 15 Tem
muzda Yunan Cuntasının darbesini de görmemiz ve bu gerçeği de göstermemiz gerekir. Kıbrısta empati kavramını geliştirmek durumundayız. Ben kendimi, sizin yerinize koyarak 1974te çok acılar çektiğinizi anlayabiliyorum. Siz de 1960lı yıllarda Kıbrıslı Türklerin acı çektiklerini anlamalısınız. Biz Kıbrıslı Türkler olarak Türkiyenin bizi yönetmesini istemiyoruz. Dün, Türkiye Başbakanına da söylediğim gibi nüfus yapımızın Türkiye tarafından değiştirilmesini de istemiyoruz. Ama aynı şekilde Rumlar tarafından da yönetilmek istemiyoruz. Üniter bir Rum devletinde azınlık olarak yaşamak istemiyoruz. Biz Annan Planının öngördüğü gibi siyasal eşitler olarak yaşamak istiyoruz. Akıncının konuşması üzerine yeniden söz alan Kipros Hrisostomides, her iki anavatanın da hatalı davrandığını, ancak Yunanistanın bundan ders alarak kendini yenilediğini, Türkiyenin henüz bunu yapmadığını belirtti. Kıbrısta bir çözümde iki federe devletin siyasi eşitliğini benimsediklerini de sözlerine ekledi.
BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncının pazartesi akşamı adaya dönmesi bekleniyor
YENIDUZEN 20/10/2003
Kesinlikle birinci partiyiz, hatta tek başına iktidar
CTP-Birleşik Güçler Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, partisinin seçimlerden birinci parti olarak çıkacağını, hatta tek başına iktidar olabileceğini söyledi
** Benim kişisel tahminim, CTPden sonra ikinci sırada UBP veya BDH olur. ÇABP olabilir mi? Çok yeni olduğu için olmayabilir gibi geliyor bana. UBP veya BDH hangisi ikinci olursa diğeri üçüncü ve dördüncü olarak da ÇABP gelir. DPyi ben çok aşağılarda görüyorum. Baraj sorunu bile olduğu inancındayım
** Demokrat Partinin baraj sorunu yaşaması UBPye yarar. Bunun da olmasını hiç istemem. Ama öyle görünüyor ki, Sayın Eroğlu partisini Denktaşın arkasına taktı gidiyor. Oğlundan daha Denktaşçı olduğunu zaten ilan etti. UBPyi aslında son yılların UBPsi olmaktan çıkarıp, Denktaşın destekçisi ve Denktaşın güdümünde bir parti haline getirdi. Kendi bileceği iş. Denktaşın güdülemesiyle nereye gideceğini herkes biliyor zaten
** "UBP Denktaşın partisi haline geldi, bunu Eroğlu sağladı. Böylece Serdar beyin pabucu dama atıldı. Ama Serdar Bey hala çırpınıyor. Bence durumu çok kötü. Sayın Cumhurbaşkanı Denktaş, Sayın Serdar Denktaşa yine acımasız bir oyun oynadı. Öyle görünüyor. Daha güçlü olduğunu düşlündüğü UBPden yana ağırlık koydu. Serdar Denktaşı ve DPyi, kendi yarattığı partiyi, bir anlamda dışladı, bir kenara itti. Bu da Denktaşın kadirbilirliğinin ölçüsü olmalı
** "CTPnin büyüyen gücüyle birlikte de bu sürecin en büyük partisi, onu bir kenara bırakın iktidarı tek başına elde edebilecek bir oluşumu elde etme kavgası hedefini önümüze koyuyoruz. Ama bu diğer kardeş partilerle ilişkilerimizin bozulacağı anlamına gelmez, aksine mecliste tek başımıza çoğunluğunu sağlasak bile işbirliğimizin devam edeceğini zaten deklare etmiş bulunuyoruz
** Yıllar önce bu topraklara gelmiş, bu toprağa alın terini akıtmış, kendisini Kıbrıslı Türk olarak kabul eden ve geleceğini bu topraklarda gören Türkiye kökenli yurttaşlar da dahil olmak üzere hedef kitlemiz böylesine geniştir. Zaten listelerimiz de bunu gösteriyor. İşadamından, sendikacıya ve Türkiye kökenli yurttaşlara kadar bütün toplum kesimlerini bu çerçevede kucaklıyoruz
** İşbirliği yapacağız da her partinin kendi kampanyası var. Yani kampanyaları birleştireceğiz, birlikte seçim kampanyası yapacağız demedik. Tabii ki sonuçta her partinin diğeriyle bir de rekabeti var. Dolayısıyla işbirliği gerektiren alanlarda işbirliği yapacağız ama örneğin köy gezilerimizi, eylemlerimizi, açık hava toplantılarımızı birlikte yapmamız söz konusu değil. Düşünülen birlikte hareket bu değil
** Türkiye ile uygar ilişkiyi biz kurabiliriz. Evet efendim, başüstüne efendim değil, ama bir uygar ilişki. Çünkü burada Kıbrıs Türk halkının da geleceği önemlidir, Türkiyenin de geleceği önemlidir. Bu uygar ilişkiyi kuracağız ve gidip biz görüşmeye hazırız diyeceğiz
CTP-Birleşik Güçler Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, partisinin seçimlerden birinci parti olarak çıkacağını, hatta tek başına iktidar olabileceğini söyleyerek, Benim kişisel tahminim, CTPden sonra ikinci sırada UBP vey BDH olur. ÇABP olabilir mi? Çok yeni olduğu için olmayabilir gibi geliyor bana. UBP veya BDH hangisi ikinci olursa diğeri üçüncü sırada olur ve dördüncü olarak da ÇABP gelir. DPyi ben çok aşağılarda görüyorum. Baraj sorunu bile olduğu inancındayım diye konuştu.
DPnin durumunun kendisini mutlu etmediğini de kaydeden Talat, şunları söyledi:
Demokrat Partinin baraj sorunu yaşaması UBPye yarar. Bunun da olmasını hiç istemem. Ama öyle görünüyor ki, Sayın Eroğlu partisini Denktaşın arkasına taktı gidiyor. Oğlundan daha Denktaşçı olduğunu zaten ilan etti. UBPyi aslında son yılların UBPsi olmaktan çıkarıp, Denktaşın destekçisi ve Denktaşın güdümünde bir parti haline getirdi. Kendi bileceği iş. Denktaşın güdülemesiyle nereye gideceğini herkes biliyor zaten. Dolayısıyla UBP Denktaşın partisi haline geldi, bunu Eroğlu sağladı. Böylece Serdar beyin pabucu dama atıldı. Ama Serdar Bey hala çırpınıyor. Bence durumu çok kötü. Sayın Cumhurbaşkanı Denktaş, Sayın Serdar Denktaşa yine acımasız bir oyun oynadı. Öyle görünüyor. Daha güçlü olduğunu düşündüğü UBPden yana ağırlık koydu. Serdar Denktaşı ve DPyi, kendi yarattığı partiyi, bir anlamda dışladı, bir kenara itti. Bu da Denktaşın kadirbilirliğinin ölçüsü olmalı, öyle algılanmalı.
Şu andaki iktidar partilerinin Aralık seçimlerini kazanmasının mümkün olmadığını savunan Talat, Kıbrıs Türk halkı uyanmıştır, adeta bendini aşmıştır. Bir çığ gibi büyüyen bir hareket içindedir. Statüko zaten ayakta duramayacak şekilde yıkılmıştır. Bu statükonun kalıntılarını temizleyip, yepyeni bir Kıbrıs yaratıp, yeni Kıbrısı Avrupaya taşımayı başaracak bir noktaya gelmiştir. O yüzden böyle bir ihtimali ben kesinlikle görmüyorum ve gündemimde de böyle bir ihtimal yoktur. Olamıyacaktır çünkü. Dediğim gibi yeni bir Kıbrısın Avrupa üyeliği tek alternatif gibi görünmektedir. Önümüzdeki günlerde de bunu yaşayacağız diye konuştu.
CTP- Birleşik güçlerin hedef kitlesini Yıllar önce bu topraklara gelmiş, bu toprağa alın terini akıtmış, kendisini Kıbrıslı Türk olarak kabul eden ve geleceğini bu topraklarda gören Türkiye kökenli yurttaşlar da dahil olmak üzere hedef kitlemiz böylesine geniştir kelimeleriyle açıklayan Talat, listelerinin bütün toplum kesimlerini kucakladığını vurguladı.
Talat, CTPnin büyüyen gücüyle birlikte de bu sürecin en büyük partisi ve hatta iktidarı tek başına elde edebilecek bir oluşum hedeflediklerini söyledi.
Talat, mecliste tek başlarına çoğunluğu sağlasalar bile kardeş partilerle işbirliğine devam edeceklerini de yineledi.
BDH ve ÇABP ile imzaladıkları protokole işaret eden ve her partinin kendi seçim kampanyası olduğunun altını çizen Talat, Kampanyaları birleştireceğiz, birlikte seçim kampanyası yapacağız demedik dedi.
Talat, İşbirliği gerektiren alanlarda işbirliği yapacağız ama örneğin köy gezilerimizi, eylemlerimizi, açık hava toplantılarımızı birlikte yapmamız söz konusu değil. Düşünülen birlikte hareket bu değil. Hatta onlar bile, yani bunu savunanlar bile en son bir büyük mitingi birlikte mi organize etsek gibi şeyler söylerdiler, ki bunu düşünebiliriz. Ama yani birlikte olmak, sürekli birlikte bu kampanyayı yürütmek gibi bir eğilim içinde değiliz. Çünkü partimizi muhafaza ediyoruz ve tek başına iktidar hedefi de koyuyoruz diye konuştu.
Talat, söz konusu protokolün esas amacının, birbirlerine saldırmamak, eleştirmemek veya adaplı eleştirmek, seçim sonrası işbirliği yapacaklarını, statükocu partilerle işbirliği yapmayacaklarını duyurmak olduğunu açıkladı.
Partisinin propaganda bütçesinin henüz tam olarak belli olmadığını söyleyen Talat, bu rakamın 200 milyar TL civarında olacağını ifade etti.
Neden ayrılık oldu?
Soru: Çözüm ve AB sürecinde, mitinglerde birkaç parti, ortak vizyon, bu memleket bizim platformu hep bir arada hareket etti. Ancak seçim arifesinde bölünme veya ayrı ayrı ayrı seçime girme kararı alındı. Öncelikle bu ayrılıktan bahseder misiniz? Neden omuz omuza devam edilemedi?
Talat: Buna bölünme demek yanlıştır. Çünkü mücadele zaten ayrı örgütlerin bir araya gelmesi şeklinde devam ediyordu. Seçimlere birlikte girilebilir mi sorusu vardı. Biz açık ve net olarak, iki nedenle bunun çok tehlikeli ve sonuç itibarıyla başarıya ulaşmamızı engelleyici bir yaklaşım olacağını ortaya koyduk. Birinci neden, tamamen insanlara seçenek yaratmakla ilgiliydi. Yani yurttaşlara kendi düşüncesine daha yakın, uygun seçenekler yaratma bakımından tek listenin çok ciddi sakıncası vardı. Değşik dünya görüşlerine, değişik dünya görüşlerine sahip insanları bir liste altında topladığınızda bir kısım insanın, bir kısım insan için itici bir görünüm ortaya çıkabilirdi. Bundan dolayı prensip olarak böyle birşeyin yanlış olacağını ortaya koyduk ve CTP olarak buna ilk günden karşı çıktık. Bunu aman görüşüyoruz da tam anlaşıyorduk da, falan mızıkçılık yaptı da filan diye sorumluluğu birilerinin üstüne atarak, tatsızlık yapmak istemedik. Bu işin birinci yanıydı.
İkinci yanı, örgütsel yanıydı. Örgütü sağlam, birarada tutmak, yıllar içinde uyum içinde çalışma alışkanlığı elde etmiş örgüt bireylerini, başka örgütlerle içiçe getirmek suretiyle çok başlılık yaratmanın ve böylece örgütlü mücadeleyi sulandırmanın yanlış olacağını düşündük. Bundan dolayı herkes örgütüne sahip çıkmalı, bu örgüt zemininde bir çalışmalı yürütmeli düşüncesinde hareket etti, bu yüzden de CTPyi genişleterek ama CTP çatısı altında CTP-Birleşik Güçleri oluşturup, ittifakı bir anlamda, CTP bünyesinde kurup bu CTP örgütü ile bu mücadeleyi yürütmeyi daha doğru bulduk. Diğer partilerin de kendi çerçevelerinde bunu yürütmeleri durumunda yararlı olacağını düşündük. Bir tek istisna oldu burada, Ticaret Odası ekibi diye bilinen işadamları ekibinin CTP-Birleşik Güçleri içinde yer almasının daha doğru olacağını düşündük, bunu sağlamak için çalıştık, başaramadık. Nedenlerini tartışmaya gerek yok, dolayısıyla üçüncü alternatif olarak da Çözüm ve AB Partisi kuruldu. Sonuçta her biri birer alternatif olarak çözüm isteyen insanımızın önüne çıkabilecek noktaya geldi.
Burada CTP, bizim partimiz olduğu için büyük önem veriyoruz ve elbette CTPnin büyüyen gücüyle birlikte de bu sürecin en büyük partisi, onu bir kenara bırakın iktidarı tek başına elde edebilecek bir oluşumu elde etme kavgası hedefini önümüze koyuyoruz. Ama bu diğer kardeş partilerle ilişkilerimizin bozulacağı anlamına gelmez, aksine mecliste tek başımıza çoğunluğunu sağlasak bile işbirliğimizin devam edeceğini zaten deklare etmiş bulunuyoruz.
Soru: CTP-Birleşik Güçlerin hedef kitlesi nedir?
Talat: Hedef kitlemiz tüm Kıbrıs Türk toplumudur. Yıllar önce bu topraklara gelmiş, bu toprağa alın terini akıtmış, kendisini Kıbrıslı Türk olarak kabul eden ve geleceğini bu topraklarda gören Türkiye kökenli yurttaşlar da dahil olmak üzere hedef kitlemiz böylesine geniştir. Zaten listelerimiz de bunu gösteriyo
r. İşadamından, sendikacıya ve Türkiye kökenli yurttaşlara kadar bütün toplum kesimlerini bu çerçevede kucaklıyoruz.Soru: BDH ve ÇABP ile bir protokol imzaladınız. Biz bu röportaj serisine Sayın Erel ile başladık ve daha sonra da Sayın Akıncı ile görüştük. İkisinin de CTPye sitemi vardı, Protokolü imzaladık ama kağıt üzerinde kaldı, Sayın Talat bizimle görünmek bile istemiyor. Biz bunu hissediyoruz. Umarız yanlış hissediyoruz diye biraz sizden şikayeti vardı. CTPnin diğer çözüm ve AB isteyen partiler
e karşı böyle bir tutumu var mıdır?Talat: Öyle birşey olsaydı, zaten protokol imzalama zorunluluğumuz da yoktu. Hatta onu bir tarafa bırakın, tek başına iktidarı elde edecek kadar bir güç kazansak bile bizim bu partilerle işbirliği yapacağımız sözünü vermemizin de bir anlamı yoktu. Dolayısıyla böyle bir yaklaşımımız yoktur.
İşbirliği birlikte kampanya yürütmek değildir
Yalnız şu vardır, işbirliği yapacağız da her partinin kendi kampanyası var. Yani bu kampanyaları birleştireceğiz, birlikte seçim kampanyası yapacağız demedik. Tabii ki sonuçta her partinin diğeriyle bir de rekabeti var. Dolayısıyla işbirliği gerektiren alanlarda işbirliği yapacağız ama örneğin köy gezilerimizi, eylemlerimizi, açık hava toplantılarımızı birlikte yapmamız söz konusu değil.
Düşünülen birlikte hareket bu değil. Hatta onlar bile, yani bunu savunanlar bile en son bir büyük mitingi birlikte mi organize etsek gibi şeyler söylerdiler, ki bunu düşünebiliriz. Ama yani birlikte olmak, sürekli birlikte bu kampanyayı yürütmek gibi bir eğilim içinde değiliz. Çünkü partimizi muhafaza ediyoruz ve tek başına iktidar hedefi de koyuyoruz.Bu protokolün esas amacı, birbirimize saldırmamak, birbirimizi eleştirmemek veya eleştirisek adaplı eleştirmek, seçim sonrası işbirliği yapacağımızı duyurmak, statükocu partilerle işbirliği yapmayacağımızı duyurmak ve mümkün olan alanlarda, örneğin birlikte sandık gözlemcilerimizi belki birlikte eğitmek, bazı bölgelerde yeterli elemanımız yoksa biribirimize takviye ederek bunu yapmak. Sandık görevlilerini
eğitmek esasında şarttır. Biz bunun hazırlıklarını da başlatıyoruz, bunu birlikte yapabiliriz. Bu çok önemlidir, bir sandıkta itirazda bulunmazsanız, sonradan o sandıkta birşey olduğunu söyleyerek itiraz etmeniz mümkün değildir. Dolayısıyla bütün bunlara eğiteceğimiz insanlarımızı ve itiraz edilebilecek herhangi birşey varsa, bunun önceden edilmesini sağlayacağız. Geçerli, geçersiz oy, doğru, yanlış davranış, bütün bunları birlikte insanlarımıza aktaracağız. Ayrıca sandık seçmen listelerindeki hataların, yanlışlıkların ve bilinçli uyduruklukların ortaya çıkması için bir alan çalışması yapacağız. Bütün bunlar için birbirimizin gücünü birleştirmek gerekiyor. Bunlar daha ziyade bu alanlarda olmalıdır. Köy gezisini birlikte yapamayız, mümkün değildir. Yani başka bir kitlem, ekibim, örgütüm var, onların başka örgütü var. Dolayısıyla bunu yapmak mümkün değil, yapılabilecek şeyler var ki, bu yapılabilecek şeyleri yapacağız.Beraber görünmemek, böyle birşey söz konusu değil. Bir tek defa üçlü olarak bir programa davet edildik ve ben katılamadım. Onun nedeni aslında gayet açıktı, tabii ben nedenini anlatmadım. Çok acil ve önemli bir toplantı vardı. Programcıya önceden katılamayacağımı ilettim. Bir tek o program oldu. En başlangıçta da birlikte çıkabildik, uluslararası
toplantılar olur veya Ali Erel ile birlikte Oxforddaydık. Şimdi Akıncı İspanyadadır, yalnızdır, belki Ali Bey de vardır bilemiyorum. Ama sonuç olarak böyle bir kaçınma söz konusu değil, olmaz öyle birşey.Soru: Her zaman konuşulan birşey vardı, Annan Planı görüşülür ve bir değişiklik yapılamazsa ne olur?. Eğer seçimi kazanırsanız ve Annan Planını üzerinde müzakere eder ve hiçbir değişiklik yapamazsanız planı imzalar mısınız?
Talat: Planı imzalama diye birşey yok zaten, bitti artık, o eskidendi.
Soru: Bu plan zemininde bir anlaşma söz konusu.
Talat: Anlaşma doğru da imzalamazsınız. Sadece halk oyuna sunarsınız.
Soru: Halk oyuna sunmak için birinci imza var önce.
Talat: Yani halk oyuna sunacağız imzası. Zaten şunu söyleyeyim, bu görüşmelerin başlayabilmesi için Kofi Annanın tarafların, Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum taraflarının, Türkiye ve Yunanistanla birlikte, anavatanlarıyla birlikte çözüm için görüşmelere başlama istekliliği ortaya koymaları ve önceden bir de referandum tarihi belirleyerek bunu yapmala
rı koşulu var. Dolayısıyla yapılacak olan şudur, kimse softa şaşırtması yapmasın. Gayet açıktır aslında. Bizim yapacağımız şudur, hükümeti kurduk, en kısa sürede Türkiye ile istişare etmemiz gerekiyor. Niye? Çünkü Kofi Annan Türkiyenin desteğini istiyor, aksi halde gelmem diyor. Türkiyenin desteğini almak için Türkiye ile istişare edeceğiz, Türkiye ile anlaşacağız, politikaları belirleyeceğiz, hangi noktaya kadar Türkiye evet diyebilir, hangi noktaya kadar biz evet diyebiliriz."Türkiye ile uygar ilişki kurabiliriz
Türkiye ile uygar ilişkiyi biz kurabiliriz. Evet efendim, başüstüne efendim değil, ama bir uygar ilişki. Çünkü burada Kıbrıs Türk halkının da geleceği önemlidir, Türkiyenin de geleceği önemlidir. Bu uygar ilişkiyi kuracağız ve gidip biz görüşmeye hazırız diyeceğiz. Görüşmeler başlıyacak, görüşmeler başladıktan sonra değişebilecek, değşitirebilinecek birçok şey olduğuna ben inanıyorum. Bunlar belki öze yönelik değil. Zaten öze yönelik çok fazla değişikliğe de gerek yoktur. Buradaki
en ciddi sorun yer değiştirecek insanımızın çekeceği sıkıntı ve bir de mal,mülk düzenlemeleriyle ilgili sıkıntıdır. Anayasal konularda, devletin yapısı konularında vs, bazı düzenlenmesi gereken şeyler var ama çok büyük ve köklü şeyler değil. Dolayısıyla bütün bunları düşündüğümüzde Annan Planını olduğu gibi imzalar mısınız? sorusu abesle iştigaldir. Annan Planı görüşülecek, Türkiye de onaylarsa halk oyuna sunulacak ve sonuçta bu anlaşma halk evet derse imzalancak. O bakımdan imzalar mısınız? gibi şeyler boş. Tamamen softa şaşırtması.Yüksek Seçim Kurulu çok büyük bir hata yaptı
Soru: Vatandaşlıklar ve istihdamlar son zamanlarda gündemde. Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Taner Erginel seçmen sayısının 140 bin olduğunu açıkladı. Bu son açıklanan rakamı son seçimlerdeki seçmen sayısı ile kıyasladığınız zaman bu aradaki fark önümüzdeki seçimlere şaibe düşürür mü?
Talat: Aslında şunu ortaya koymak lazım. Yüksek Seçim Kurulu bence çok büyük bir hata yaptı. 137 bin 500 diye seçmen sayısı açıkladı. Sonra da aynı dönem için 140 bin 800 diye açıkladı. Yani yanlış yaptı, hata yaptı. Hatasını da söylemedi. Gazeteciler de neden diye sormadı. Sorulmayınca da tabii bir müpenlik. Ben tahmini hava durumu yapmak istemiyorum.
Tahmini hava durumunda bulunursam aynen Yüksek Seçim Kurulunun yaptığını yapmış olurum ve yanlış yapmış olurum. Henüz inceleme fırsatı bulmadık. İnceleniyor. Yeni eklenenleri aldık ve inceliyoruz. Bunları yerli yerine ulaştırmaya çalışıyoruz. 18 yaşını doldurarak seçmen olanların sayısı 4 bin 67, yeni kayıt 2 bin kusur. Elimizdeki veriler sadece bunlar. Biz bunları aldık, ilçelerimize dağıttık. İncelemelerini istiyoruz. Tabii sandık seçmen listeleri de bu şekilde incelenecek. Ancak o taktirde ben birşey söyleyebilirim.
Sahtecilik varsa, cezasını 14 Aralıktan sonra düşüneceğiz
Soru: Gazetelerde seçim yasakları başlamasına rağmen hala daha vatandaşlıkların verilmeye devam edildiğine dair haberler de var.
Talat: Bu sahteciliğe girer. Geri tarihli vatandaşlık veriyorlarsa sahtekarlık yapıyorlar demektir. Onun cezası neyse onu 14 Aralıktan sonra düşüneceğiz. Ama ben buna pek ihtimal vermiyorum, çünkü orada çalışan memurlar böyle bir sahteciliğe imza atmazlar. Bu işi de tamamen daire müdürünün veya müsteşarının yapması mümkün değildir. Yani ben buna ihtimal vermiyorum. Belki geleceğe yönelik olarak bazı işlemleri yapıyorlardır, onu bilemiyorum. Ama yapma ihtimalleri yok mu? Var. Bu rakam yüksek gelmedi mi? Bana çok yüksek geldi. Hem 4000 yüksek geldi, benim beklediğim 3000 civarında olabilmesiydi, nasıl 1000 fazla oldu, bilemiyorum. Yeni kayıt 2300, bunları çok büyük bir çoğunluğu yeni vatandaş demektir. Bunun içinde yanlışlıkla geçen seçimlerde olmayan veya gerçekten eski bir vatandaş olup, İngilterede Avustralyada yaşayan ve şimdi kesin dönüş yapan ve kaydedilenler de vardır. Bunların sayısı azdır, esas çoğunluk vatandaşlıklarla ilgili elde edilendir ki 2300 de çok yüksektir. İlk bakışta bu artışın yüksek olduğu görülüyor. Normal olmadığı görülüyor. Ama derinlemesine inceleme ve açıklamayı daha sonra yapmayı tercih ediyorum. Aksi halde Yüksek Seçim Kurulu gibi ben de yanılgıya düşerim ve inandırıcılığım da sarsılır. Onun için şu an için bunu konuşmayı doğru bulmuyorum.
Soru: Partinizin propaganda bütçesi nedir?
Talat: Henüz tam olarak belli değildir. Ancak 200 milyar civarında olduğunu söyleyebilirim.
İkinci UBP veya BDH
Soru: Hep tek başına iktidar olmaktan bahsediyorsunuz. Peki seçim sonuçları ile ilgili bir tahmin yapar mısınız, CTPden sonra diğer partiler nasıl sıralanacak?
Talat: Benim kişisel tahminim,
CTPden sonra ikinci sırada UBP vey BDH olur. ÇABP olabilir mi? Çok yeni olduğu için olmayabilir gibi geliyor bana. UBP veya BDH hangisi ikinci olursa diğeri üçüncü ve dördüncü olarak da ÇABP gelir. DPyi ben çok aşağılarda görüyorum. Baraj sorunu bile olduğu inancındayım. Görüntü öyle. Bundan mutlu muyum derseniz pek mutlu değilim. Çünkü demokrat partinin baraj sorunu yaşaması UBPye yarar. Bunun da olmasını hiç istemem.UBP Denktaşın partisi oldu
Ama öyle görünüyor ki, Sayın Eroğlu partisini Denktaşın arkasına taktı gidiyor. Oğlundan daha Denktaşçı olduğunu zaten ilan etti. UBPyi aslında son yılların UBPsi olmaktan çıkarıp, Denktaşın destekçisi ve Denktaşın güdümünde bir parti haline getirdi. Kendi bileceği iş. Denktaşın güdülemesiyle nereye gid
eceğini herkes biliyor zaten. Dolayısıyla UBP Denktaşın partisi haline geldi, bunu Eroğlu sağladı. Böylece Serdar beyin pabucu dama atıldı. Ama Serdar Bey hala çırpınıyor. Bence durumu çok kötü.Sayın Cumhurbaşkanı Denktaş, Sayın Serdar Denktaşa yine acımasız bir oyun oynadı. Öyle görünüyor. Daha güçlü olduğunu düşlündüğü UBPden yana ağırlık koydu. Serdar Denktaşı ve DPyi, kendi yarattığı partiyi, bir anlamda dışladı, bir kenara itti. Bu da Denktaşın kadirbilirliğinin ölçüsü olmalı, öyle algılanmalı.
Soru: Şu an iktidarda olan partilerden biri veya ikisi birlikte seçimi kazanırsa, o zaman ne olur?
Talat: Herhalde kötü şeyler olur. En başta Türkiyenin önü kapanır. Kıbrıs Türkü zaten ıslandığı yağmurdan korkmuyor ama 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti yurttaşları ve onun soyundan gelenler Avrupalı bireyler olarak Avrupaya dağılır, Türkiyeden gelenler sömürgeci muamelesi görür. Türkiye AB sürecinde ilerledikçe Kıbrıstaki varlığına son verir, çekilir gider. En iyimser tahminle Kıbrıs 1960a döner. O yüzden çok ö
nemli bir seçim yaşıyoruz ve Kıbrıs Türk halkının böyle bir gelişmeye izin vermeyeceğine inanıyorum.Ama böyle bir gelişme olması mümkün değildir. Kıbrıs Türk halkı uyanmıştır, adeta bendini aşmıştır. Bir çığ gibi büyüyen bir hareket içindedir. Statüko zaten ayakta duramayacak şekilde yıkılmıştır. Bu statükonun kalıntılarını temizleyip, yepyeni bir Kıbrıs yaratıp, yeni Kıbrısı Avrupaya taşımayı başaracak bir noktaya gelmiştir. O yüzden böyle bir ihtimali ben kesinlikle görmüyorum ve gündemimde de böyle bir ihtimal yoktur. Olamıyacaktır çünkü. Dediğim gibi yeni bir Kıbrısın Avrupa üyeliği tek alternatif gibi görünmektedir. Önümüzdeki günlerde de bunu yaşayacağız.
YENIDUZEN 20/10/2003
Erdoğan: Denktaş Annan planını ciddiye almalı
Başbakan Recep Tayyip Erd
oğan, Kıbrıs sorununun çözümü için hazırlanan Annan planını sürekli reddetmenin olamayacağını belirterek, Sayın Denktaş Annan planını ciddiye almalıdır dedi.Resmi bir ziyaret için Kırgızistan'a giden Başbakan Erdoğan, uçakta gazetecilerle çeşitli konularda sohbet etti ve soruları yanıtladı.
Kıbrıs sorununa değinen Başbakan Erdoğan, 40 yıldır çözülememeş bir sorunu 11 aylık AKP iktidarının çözmesinin beklenemeyeceğini ifade etti.
Başbakan Erdoğan, "Sürekli Annan planını reddetmekle olmaz. Sayın Denktaş Annan planını ciddiye almalıdır. Türkiye garantör devlet olarak Kıbrıs'ta yapması gerekenleri yapacaktır" ifadesini kullandı.
HURRIYET 21/10/2003
Loizidu toplantısı yarın yapılacak
Avrupa Konseyi'nin büyükelçiler seviyesinde toplanan delegeler komitesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Kıbrıslı Rum kadın Titiana Loizidu konusunda Türkiye aleyhine verdiği tazminat kararını görüşmek üzere yarın toplanacak.
Delegeler komitesinde, 8 Ekim'de yapılan ilk toplantıda sonuç eldeedilememişti. Taraflar arasında uzlaşma ortamı olmaması üzerine, 15 Ekim'de yapılması planlanan toplantı ikinci kez ertelenmişti.
Türkiye, Temmuz ayında yapılan toplantıda, AİHM'nin Loizidu ile ilgili kararının gereğini, Ekim ayında yapılacak ilk delegeler komitesi toplantısına kadar yerine getireceğini açıklamıştı.
Delegeler komitesinin 8 Ekim günü yaptığı toplantıda, AİHM'nin kararı gereği, faizleri de içinde olmak üzere Loizidu'ya yaklaşık 900 bin dolar tazminat ödemeye hazır olduğunu belirten Türkiye, bununla birlikte bu davanın diğer Rumların Türkiye aleyhine yaptığı başvurulariçin emsal teşkil etmemesini istemişti.
Türkiye, bu konudaki tek taraflı yayımlayacağı bildiriye, delegeler komitesi toplantısından çıkacak karar metninde ısrarla atıfta bulunulması talebinde bulunmuştu.
Avrupa Konseyi'nde başta Yunan ve Rum heyetleri olmak üzere AB ülkelerinin de bu konudaki itirazları sonucu bu ilk toplantıda sonuç elde edilememişti.
Türkiye, delegeler komitesi toplantısı sonunda yayımlanacak kararla birlikte, kendi çekincelerini ortaya koyan bir bildiri yayımlamak istiyor.
Bu bildiride, davanın Rumların daha sonraki başvurularına örnek teşkil etmemesini bir kez daha dile getirmek isteyen Türkiye, KKTC Cumhuriyet Meclisi'nin, Rumların adanın kuzeyinde kalan mal ve mülkleri için KKTC'deki mahkemelere başvurmalarına olanak sağlayan yasayı kabul ettiğine dikkat çekerek, Rum başvurularının artık AİHM'dekabul edilmemesini isteyecek.
Türkiye, bu bildiride ayrıca, tazminatı ödeme niyetinin, Rum kesimini tanıdığı anlamına gelmediğini vurgulay
acak.Avrupa Konseyi'nin karar organı bakanlar komitesi, son beş yıl içinde Türkiye'nin AİHM kararını yerine getirmesini talep eden üç kararı kabul etmişti.
Türkiye'nin AİHM'nin Loizidu kararı gereği tazminat ödemeyi reddetmesi, Ankara ile Strasbourg arasında uzun zamandır diplomatik sorun yaratıyordu.
HURRIYET 21/10/2003
ABD'de KKTC'de şüpheli seçmen endişesi
ABD Dışişleri Bakanlığı'nın, KKTC'de Aralık ayında yapılacak seçimde kullanılacak milletvekili seçmen listelerinde düzensizlik olduğu yolundaki haberlerden endişe duyduğu bildirildi
.ABD Dışişleri Bakanlığı sözcülerinden Adam Ereli, düzenlediği basın toplantısında, KKTC'de milletvekili seçmen listelerinde sorun yaşandığına ilişkin haberlerle ilgili bir soru üzerine, ''KKTC'de, seçmen yeterliliği şüpheli kişilerin listelere dahil edilmesi gibi, basında seçmen listelerinde yaşanan bazı muhtemel düzensizliklere ilişkin haberler yer alıyor. Bunlar bizi endişelendiriyor'' dedi.
Ereli, KKTC seçimlerinin, Kıbrıs sorununa çözüm bulunmasını kolaylaştıra
HURRIYET 21/10/2003
ABD Kıbrıs'ı sıkı takipte
Ankara'yı ziyaret eden ABD'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Weston, Kıbrıs'ta 14 Aralık seçiminin adil ve şeffaf olması uyarısı yaptı. Weston, 'Seçim sonrası Annan Planı'na yoğunlaşın' dedi
21/10/2003 RADIKAL
RADİ
KAL - ANKARA - Rum Yönetimi'nin tek başına AB üyesi olacağı 1 Mayıs 2004 öncesi Kıbrıs'ta çözüm için kilit önem taşıyan 15 Aralık'taki KKTC genel seçimi için geri sayımın başlamasıyla ABD-Kıbrıs-Yunanistan üçgeninde trafik hızlandı. ABD' nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Thomas Weston, adaya yapacağı ziyaret öncesi uğradığı Ankara'da, adadaki seçimlerin demokratik ve şeffaf bir ortamda yapılması gerektiğini belirtirken, bu konuda Türkiye'den çabalarını yoğunlaştırmasını istedi.'Rahatsızız'
Talat: Erdoğan ile çatışma yanlıştır
Talat, Erdoğan ile çatışmanın doğru bir yaklaşım olmadığını savunarak Türk hükümetinin tutumu cesaret vericidir dedi
CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Türkiye hükümetinin Kıbrıs sorunun çözümü konusundaki tutumunun cesaret verici olduğunu, bu tutumu memnunlukla karşılamak yanında bunun sürmesi için uygun ve cesaretlendirici politikalar izlenmesi gerektiğini belirtti. Talat, bu bağlamda Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile çatışmanın doğru bir yaklaşım olmadığını söyledi.
Güney Kıbrıstaki Sırbistan Karadağ Büyükelçisi S
vetislav Basara CTPyi ziyaret ederek, Genel Başkan Mehmet Ali Talatla görüştü.Basara, kabulde yaptığı konuşmada Kuzey Kıbrısta Aralık seçimlerinin yaklaştığını ifade ederek, seçimlerin sadece adada değil tüm dünyada dikkat çektiğini, Çünkü bu seçim sonuçlarına göre ya adada kalıcı ve her iki taraf için de tatmin edici bir çözüme ulaşılacağını veya statükonun devam edeceğini savundu.
Basara, Talatın görüşleri hakkında bilgi edinmek istediğini sözlerine ekledi.
Talat ise, hayati bir dönemde bulunulduğunu, seçimlerin sadece Kıbrıslı Türklerin kaderini belirlemeyeceğini, Türkiyenin de kaderini belirleyeceğini ve ABnin genişlemesini de güvenceye alacağını ifade etti. Talat, Kıbrıs sorununu çözmeden Kıbrısı bölünmüş haliyle ABye kabul etmenin güvenli bir toplulukta güvensiz bir ortam yaratacağını söyledi.
ERDOĞANIN AÇIKLAMALARI
Talat, İspanyada, geçtiğimiz günlerde, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı arasında geçtiği bildirilen diyalogla ilgili bir soru üzerine, hükümetin vatandaşlıklar konusunda büyük bir suç işlemekte olduğunu, YSKnın seçmen duyurusunun da bunu açığa çıkardığını iddia ettikten sonra özetle şunları söyledi:
Bu tartışma hangi çerçevede İspanyada olmuştur. Ne ölçüde Sn. Erdoğan, Sn. Akıncı tarafından suçlanmıştır bilmiyorum.. Ancak benim açımdan, özellikle Türkiye Başbakanının son zamanlarda Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili söyledikleri son derece önemlidir. Kıbrıs sorunun çözümünün bir zorunluluk olduğunu, Türkiyenin AB süreci için kaçınıl
maz olduğunu ve Annanın Planının reddedilmediğini, bu planın görüşülmesi gerektiğini ifade eden yaklaşımları bizler açısından umut verici yaklaşımlardır. O yüzden Türkiye hükümetinin Kıbrıs sorunun çözümü konusundaki tutumunu memnunlukla karşılamak yanında, bu tutumun sürmesi için uygun ve cesaretlendirici politikalar izlememiz gerekmektedir. Sn. Erdoğan ile çatışmak doğru bir yaklaşım değildir bu bağlamda. Ama hangi çerçevede gelişti abartı var mı yok mu bilmiyorum.. Ama Türkiye Hükümetinin tutumu cesaret vericidir. Çatışmanın doğru bir yaklaşım olduğuna inanmıyorum.HALKIN SESI 21/10/2003
Papadopulos: Görüşmelere hazırız
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, Kıbrıs sorunun çözümlenmesi için BM görüşmelerine yeniden katılmaya hazır olduklarını
söyledi.Papadopulos, Reuters'e verdiği demeçte, Rum tarafının yalnızca, bir anlaşmanın daha iyi işlemesi ve uygulanabilir olması için bazı noktaların açıklığa kavuşturulmasını istediğini söyledi.
''Birçok çalışma yaptık ve BM Genel Sekreteri bizi çağırdığı her an görüşmeye hazırız'' diyen Papadopulos, ''Türk hükümet yetkililerinin, bir çözüm gereksinimine sahte bir bağlılık içinde gibi göründüklerini ve KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın düşüncelerini paylaştıklarını'' öne sürdü.
Papadopulos, bu yıl atılım ihtimalinin zayıf olduğunu ileri sürdü.
Türkiye, Kıbrıslı Türklerin bir çözüm bulma isteklerini seçim sonuçlarından anlayıncaya kadar herhangi bir değişiklik olacağına gerçekten inanmadığını belirten Papadopulos, ''Bazı bilgilerin, kayıtlı Kıbrıslı Türk seçmen sayısında bir yıl içinde yüzde 4 oranında artış olduğunu göstermesine'' dikkat çekti.
Papadopulos, ''Türkiye, AB'den tarih almak için Kıbrıs kartını oynayabileceğini düşünüyorsa bunun yanlış bir taktik olduğunu ve AB içinde çalışmayacağını düşün
üyorum'' dedi.Papadopulos, ''Türkiye'nin Kıbrıs konusunda çok az şey sunduğunu'' öne sürdü.
Tartışmanın çekirdek noktasını oluşturan Kıbrıs'da iki ayrı devleti tanıma konusunda, Türk liderlerinin Denktaş'tan farklı düşünmediğini ileri süren Papadopulos, ''Çözüm istediklerini söyleyebilirler ve şu andaki durum bir çözüm değil. Konuşma biçimleri farklı olabilir, ancak açıklamaların çoğu, hiçbir şey ifade etmeyen basit laflar'' dedi.
HALKIN SESI 21/10/2003
Denktaş-Erdoğan çatışması!..
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğanın Kıbrısta çözüm siyasetinde ısrarlı oldukları yönündeki açıklamaları ve Annan Planının görüşülmesi gerektiğini yönünde arka arkaya verdiği demeçler sonrasında Türkiyeye giden Cumhurbaşkanı Denktaş, yeni bir
çatışmanın adımlarını attı.
Cumhurbaşkanı Denktaş, adada halkı ile başlattığı çatışmayı Türkiyeye taşıyarak, bu kez Anadoluda Erdoğan hükümeti aleyhinde kamuoyu yaratmak için kolları sıvadı.
TC Başbakanının Aralık seçimlerini işaret ederek Kıbrısın yeni yönetim profili ile farklılık kazanabileceği yönündeki açıklaması Denktaş açısından bardağı taşıran damla oldu ve Harp Akademileri Komutanlığı'nda konferans vermek üzere Türkiyeye gitti.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkökün de izlediği konferansta planın kabul edilmesi için baskı yapanlar olduğunu söyleyen Denktaş, Türkiye Hükümetinin çözüm politikası ile kendisinin çözümsüzlük politikası arasındaki çatışmayı bir kez daha su yüzüne çıkardı.
Erdoğan: Annan Planını reddetmiyoruz
Türkiye Başbakanı Erdoğan ise önceki gün İspanyada yaptığı konuşmada Annan Planının halen masada olduğunu ve Kıbrıs sorununun çözümü için bu planı görüşmeye hazır olduklarını bildirmişti...
Erdoğan geçtiğimiz haftalatda yine Annan Planı hakkında açıklama yaparken şu cümleleri kullanmıştı: Annan Planını reddimiz söz konusu olmadı. Sayın Denktaşın düşünceleri olabilir. Garantör ülke Türkiye olarak Annan Planını tartışılabilir buluyoruz.Müzakere edilebilir ve adımlar atılabilir.
Yine geçtiğimiz haftalarda Annan planına işaret eden TC Başbakanı Erdoğan Annan Planı bir çerçeve olarak kabul edilebilir. Biz Annan Planını tamamen reddetmedik. Olumlu yanları var, ve bunları kabul ederiz, olumsuz yanları üzerinde de tarışırız.Türkiye garantör olarak kendi ilgi alanı neyse bu
doğrultuda devam ederTürkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz hafta Avrupa Birliğinin merkezi konumundaki Brükselde yaptığı temaslarda Kıbrıs konusunda çözüm siyaseti izleyeceklerini söylemişti.Erdoğan Kuzey Kıbrısta Aralık ayında yapılacak seçimlere de değindiği açıklamalarında Kıbrıs yeni yönetim profiliyle farklılık kazanabilir diye konuşmuştu. Tüm bu açıklamalar Annan Planının en büyük düşmanı Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşı harekete geçirdi. Denktaş Erdoğanın çözüm ve Annan Planı yö
nündeki olmumlu açıklamalarına Türkiye Harp Akademileri Komutanlığı'nda verdiği konferansla yanıtladı. Denktaş Türkiye askeri yetkililerinin arasında Erdoğana adeta diş gösterdi. İşte Denktaşın Erdoğanı hedef alan açıklamaları:Denktaş: Annan Planı Kıbrıs ve Türkleri yok edecek
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan Planı'nın Kıbrıs Türklerini yok edecek, Türkiye'yi Kıbrıs'tan koparacak mahiyette olduğunu belirterek, ''Annan Planı'nın her yönünü,her şeyini yeniden görüşmek gerektiği savunulmalı ve iki halkın iki demokrasinin, iki devletin varlığı esas alınarak konuya eğilinmesinde kararlılıkla ısrar edilmelidir'' dedi.
Denktaş, Türkiye Harp Akademileri Komutanlığı'nda verdiği konferansta, Annan Planı ile bu plana Güney Kıbrıs ile Yunanistan'ın bakışını değerl
endirdi.''Plan Türk tarafının istediklerini veriyor mu?'' diye bakıldığında cevabın olumsuz olduğunu vurgulayan Denktaş, ''Plan Kıbrıs Türklerini yok edecek, Türkiye'yi Kıbrıs'tan koparacak mahiyettedir'' dedi.
Denktaş, planın kabul edilmesi için baskı yapanların Kıbrıs'ta tek halk gördüğünü, Rumlarla birlikte iki halkın varlığını inkar ettiğini ve 1960 anlaşmaları ile altı çizilmiş olan iki ayrı demokrasinin iki ayrı millete dayandığının göz ardı edildiğini söyledi.
Rum karaklarını okuyor
Kimsenin Yunanistan ve AB'ye uyarıda bulunmadığına da işaret eden Denktaş, şöyle dedi:
''Bu nedenle ben sizleri uyarmak için Rum Ulusal Konseyi'nin kararlarını okumak istiyorum. Buna göre çözümün mutlaka içermesi gereken hususlar şunlar: Tek egemenlik, tek devlet, tüm göçmenlerin mallarına geri dönmesi, tüm Türk askerlerinin ve yerleşiklerinin geri gönderilmesi, Türkiye'nin garantörlüğünün kaldırılması...''
Denktaş, bütün bunlara rağmen Annan Planı çerçevesinde görüşmelere devam edilebileceğinin söylendiğini dile getirerek, şunları kaydetti:
''Görüşmeler yeniden başlayacaksa, Türkiye'nin izahına çalıştığım görüşleri ve değerlendirmeyi Annan Planı'nı savunmakta olanlar nezdinde ele alarak, bu şartlar altında Kıbrıs'taki haklarından vazgeçme niyetinde olmadığını, 1989 Rum Ulusal Konseyi kararının resmen gündemden kaldırılması gerektiğini, şimdiye kadar uzlaşmayı engelleyen başta gelen faktörün bu karardan kaynaklandığını ve Annan Planı'nın ancak bu çerçeve ve felsefesi de değiştirilerek görüşme şartlarının kısıtlanmaması kaydıyla, her yönünü ve her şeyini yeniden görüşmek gerektiği savunulmalı ve iki halkın, iki demokrasinin, iki devletin varlığı esas alınarak konuya eğilinmesinde kararlılıkla ısrar edilmelidir.''
AB ülkeleri de kandırıldı
Denktaş, bu konuda AB'nin de yanl
ış adım attığının bilincinde olduğunu belirterek, ''AB ülkeleri kandırılmışlardır ancak geri dönemiyorlar'' dedi.Cumhurbaşkanı Denktaş, ''Bizi Rumların siyasi maksatlarla yaptıkları ve hakları olmayan yasadışı müracaatları sonucu oluşturdukları takvimin içine sıkıştırmak için başlattıkları kabul edilemez baskı ve seçimlerimizde akıl almaz gözle görülür maddi ve manevi müdahale bu nedenledir. Türkiye'nin AB üyeliğinde Kıbrıs'ın engel olduğu saptırması da bu nedenlere dayanmaktadır'' dedi.
Bu yasadışı gelişmeyi ancak kendi imzalarıyla yasallaştırabileceklerinin farkında olduklarını ifade eden Denktaş, şöyle devam etti:
''Çare, kararlılığımızı sürdürmektedir. 'Kıbrıs meselesi Türkiye'nin önünde gerçekten bir engel midir?' sorusunun cevabı kuşkusuz engel olmadığıdır. Kıbrıs meselesini başlatan ve devam ettiren taraf Rum-Yunan tarafıdır. Rumların önüne engel olarak konulmayan bu mesele, Türkiye'yi AB'ye almak istemeyenler tarafından maksatlı olarak Türkiye'nin önüne konulmaktadır. Türkiye bu konuda
teslim olsa, aynı taraflar başka engeller bulabileceklerdir. Dolayısıyla 1960 anlaşmaları ile perçinleşen fiili garantörlük hak ve yetkisinden Türkiye'nin vazgeçmesi pahasına elde edilebilecek tek şey, Türkiye'nin 10-15 yıl sonra AB'ye girme ihtimalidir.''
Türk halkına çağrı yaptı
Rauf Denktaş, Yunanistan'ın Kıbrıs'ı AB yolu ile Yunan bayrağına monte edemeyeceğini, Türk halkının uluslararası şantaja ve baskıya boyun eğerek egemenliğinden, devletinden, Türkiye'nin etkin ve fiili garantisinden vazgeçmeyeceğini herkesin kabul etmesi gerektiğini söyledi.
Denktaş, Avrupa'daki hudutların karşılıklı egemenliklerin tanınması suretiyle kalktığını, Kıbrıs'taki hududun da kalıcı, iki halka ve devlete bağlı bir anlaşma yapıldığı gün kalkacağını sözlerine ekledi.
Denktaş'a konuşmasının ardından Harp Akademileri Komutanı Orgeneral Faruk Cömert tarafından plaket verildi.
Denktaş kürsüden indikten sonra da önünde oturan emekli komutanlara, ''Sizi üzdüğüm için özür dilerim'' dedi. Konferansı Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök de izledi.
YENIDUZEN 21/10/2003
''Annan Planı konuşulabilir''
TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Mehmet Dülger:
Türkiye Hükümetinden Annan Planı hakkında olumlu açıklamalar gelmeye devam ediyor.
TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Mehmet Dülger dün gazetecilere yaptığı açıklamada, iki bölgeli ve Türk varlığının güvenliğinin garantiye alınması halinde Annan Planının konuşulabileceğini söyledi.
Türkiye Cumhuriyetinin 80. yıldönümü nedeniyle Türkiyeye davet edilen yabancı gazeteciler, TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Mehmet Dülgeri ziyaret etti.
Basına kapalı gerçekleşen görüşmede gazeteciler, Dülgere, Türkiyenin Iraka ne zaman asker göndereceği, Türkiye-AB ilişkileri ile Kıbrısta nasıl bir çözüme gidileceğini sordu.
Politika bir çareye varma sanatıdır
Kıbrıs konusuna optimist bakmamak için hiçbir neden olmadığını anlatan Dülger, iki bölgeli ve Türk varlığının güvenliğinin garantiye alınması halinde Annan Planının konuşulabileceğini söyledi.
ABye girme konusunda Kıbrısın olmazsa olmaz şart olarak öne sürülemeyeceğine işaret eden Dülger, bunun AB açısından da çifte standart olacağını belirtti. Dülger, Türkiyeye arkanda bölünmüş bir Kıbrıs bırakma derken aynı şeyin karşı tarafa söylenmediğini ifade ederek, bu yaklaşımı çifte standart olarak değe
rlendirdiklerini vurguladı.Dülger, KKTCdeki seçimler için Türkiyenin ne düşündüğünü soran gazeteciye, Ayrı bir devletin seçimlerine karışmadığımız gibi KKTCdeki seçimlere de karışmıyoruz. KKTCnin iradesinin tartışmasız olarak tezahürü bizim için önemlidir. Bu irade ne yönde tezahür ederse etsin, politika mutlaka bir çareye varma sanatıdır dedi.
AB üyeliğinin Hükümetin önceliklerinin başında geldiğini kaydeden Dülger, AB hedefine ulaşmak için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Uyum paketleriyle Kopenhag kriterleri çerçevesinde eksikleri tamamladık diye konuştu.
Dülgeri ziyaretinden önce TBMMyi gezen heyette, aralarında Rusya, Yunanistan, Kuzey Kıbrıs, Belçika, İsviçre, Avusturya, Almanya
, Japonya, İtalya ve Bulgaristandan 14 gazeteci yer alıyor.YENIDUZEN 21/10/2003
Kıbrıs turlarını sürdürüyor
ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston, TC Dışişleri Bakanığında temaslarda bulundu. Weston temaslarına Atina ve Kıbrıs ile devam edecek...
ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston, TC Dışişleri Bakanığında temaslarda bulundu.
Weston, Dışişleri Bakanlığında, Müsteşar Uğur Ziyal ve Kıbrıs Dairesi Genel Müdürü Ertuğrul Apakan ile biraraya geldi.
Görüşmenin ardından yaptığı kısa açıklamada Weston, Kıbrıs konusunu ele aldıkları görüşmenin çok açık ve dostça bir ortamda geçtiğini belirtti. Weston, Ankaradaki temaslarının ardından Atina ve Kıbrısa da gideceğini bildirdi.
Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Weston, sorunu çözmeye daha çok KKTCdeki seçimlerden sonra odaklanılması gerektiğini aktardı. Westonın görüşmede, BM Genel Sekreteri Kofi Annanın Kıbrıs planının ABD için hala referans olma özelliğini koruduğunu ve Türk tarafının da plana katkı yapması gerektiğini belirttiği öğrenildi.
Türk yetkililer: KKTC tanınacak kaygıları yersiz
Türk tarafı da görüşmede, Rum tarafının KKTCdeki seçimlere ilişkin itirazlarını hatırlatarak, Türkiye ve KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş seçimlere müdahale ediyor gibi bir intiba yaratılmasından duyulan rahatsızlığı iletti. Türk yetkililer ayrıca, uluslararası gözlemcilerin davet edilmesinin iyi niyetin bir göstergesi olduğunu söyleyerek, Rum tarafının taşıdığı KKTC tanınacak kaygısının yersiz olduğunu Westona aktardı.
Görüşmenin bir bölümüne ABDnin Ankara Büyüke
lçisi Eric Edelman da katıldı.YENIDUZEN 21/10/2003
Denktaş: Weston ölçüyü iyice kaçırdı
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston ile görüşmeyeceğini belirterek, 'Aynı şeyleri söyleyip aynı şeyleri dinlemekte bir yarar yoktur. Zaten SayınWeston ölçüyü iyice kaçırmış, bizi hedef olarak halkımıza göstermektedir' dedi.
Denktaş, Zonguldak Karaelmas Üniversitesi'nde konferans vermek ve doktora unvanı almak üzere Ankara'ya hareketinden önce Geçitkale Havaalanı'nda yaptığı açıklamada, ziyaretin Anadolu'nun Kıbrıs'a ilgisini ve heyacanını gösterdiğini ifade ederek, ziyaretlerden güç alarak döndüğünü kaydetti.
Denktaş, bu akşam adaya gelmesi beklenen Weston'un kendisiyle görüşme talebinde bulunup bulunmadığının sorulması üzerine, Weston'un görüşme talebinde bulunduğunu ve kendisine adada olmayacağının duyurulduğunu bidirdi.
''Aynı şeyleri söyleyip aynı şeyleri dinlemekte bir yarar yoktur''diyen Denktaş, şöyle konuştu:
''Zaten Sayın Weston ölçüyü iyice kaçırmış, bizi hedef olarak halkımıza göstermektedir. Engelleyen bizmişiz diye. Halbuki Kıbrıs meselesinin hallini engelleyen 1989'da Rum Ulusal Konseyi'nin almış olduğu karardır. O kararı herkes bir kez daha okusun, Sayın Weston'a da okutsun. Ve 'Rum siyasi l
iderliği bu karara bağlı iken siz bir uzlaşmayı nasıl bekliyorsunuz?' diye sorsun. İkinci soru; Sayın WestonKıbrıs'ta bir halk mı görüyor, iki halk mı görüyor, bir devlet mi görüyor, iki devlet mi görüyor, bir demokrasi mi görüyor, iki demokrasi mi görüyor? Evvela bunu anlayalım.''Weston'un, ''tek devlet, tek halk, tek demokrasi'' gördüğünü belirten Denktaş, ''Kıbrıs'te her şeyi tek görenlerin, Kıbrıs meselesinin hallini engellediğini'' söyledi. Denktaş, ''40 yıldır bu mesele halledilmemişse Amerika'nın, İngiltere'nin ve diğerlerinin, elikanlı Makarios'u, Kıbrıs'ın Miloşeviçini meşru Kıbrıs hükümeti olarak kabul etmelerindendir'' dedi.
Haklarını koruduklarını ve korumaya devam edeceklerini, bu hakların, hürriyet, egemenlik, eşitlik ve devlet olduğunun altını çizen Denktaş, ''Bunları korumak bizim için görevdir. Bunları halkımız koruyor, benimsemiştir, Allah razı olsun. Aynı zamanda Anavatan'ın da Başbakanı (Recep Tayyip Erdoğan), 'Kıbrıs meselesi gerçekler üzerine halledilebilir' diyor. Bu gerçekleri de; '
iki halk var, iki demokrasi var ve Türkiye'nin etkin ve fiili garantisi gereklidir' diye sıralıyor'' dedi.Denktaş, bir soru üzerine, Thomas Weston ile Müsteşarı Ergun Olgun'un görüşeceğini belirterek, ''Dolayısıyla Başkanlığın görüşünü kendisine, yeniden Sayın Olgun duyurmuş olacaktır'' dedi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, Ankara'dan karayoluyla Zonguldak'a geçecek ve temaslarını tamamlamasının ardından yarın KKTC'ye dönecek.
HURRIYET 22/10/2003
Loizdiu haftaya kaldı
Avrupa Konseyi'nin büyükelçiler seviyesinde toplanan Delegeler Komitesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Kıbrıslı Rum kadın Titiana Loizidu konusunda Türkiye aleyhine verdiği tazminat kararını gelecek hafta ele alacak.
Konuyu ele almak üzere bugün yeniden toplanan Komite, taraflar arasında uzlaşma olmadığı gerekçesiyle, konunun gelecek haftaki oturumda ele alınmasını kararlaştırdı.
Delegeler Komitesi'nin 8 Ekim'de yapılan ilk toplantısında sonuç elde edilememişti. Taraflar arasında uzlaşma ortamı olmaması üzerine, 15 Ekim'de yapılması planlanan toplantı ikinci kez ertelenmişti.
Türkiye, Temmuz ayında yapılan toplantıda, AİHM'nin Loizidu ile ilgili kararının gereğini, Ekim ayında yapılacak ilk Delegeler Komitesi toplantısına kadar yerine getireceğini açıklamıştı.
Delegeler Komitesi'nin 8 Ekim günü yaptığı toplantıda, AİHM'nin kararı gereği, faizleri de içinde olmak üzere Loizidu'ya yaklaşık 900 bin dolar tazminat ödemeye hazır olduğunu belirten Türkiye, bununla birlikte bu davanın diğer Rumların Türkiye aleyhine yaptığı başvurulariçin emsal teşkil etmemesini istemişti.
Türkiye, bu konudaki tek taraflı yayımlayacağı bildiriye, DelegelerKomitesi toplantısından çıkacak karar metninde ısrarla atıfta bulunulması talebini dile getirmişti.
Avrupa Konseyi'nde başta Yunan ve Rum heyetleri olmak ü
zere AB ülkelerinin de bu konudaki itirazları sonucu bu ilk toplantıda sonuç elde edilememişti.Türkiye, Delegeler Komitesi toplantısı sonunda yayımlanacak kararla birlikte, kendi çekincelerini ortaya koyan bir bildiri yayımlamak istiyor.
Bu bildiride, davanın Rumların daha sonraki başvurularına örnek teşkil etmemesini bir kez daha dile getirmek isteyen Türkiye, KKTC Cumhuriyet Meclisi'nin, Rumların adanın kuzeyinde kalan mal ve mülkleri için KKTC'deki mahkemelere başvurmalarına olanak sağlayan yasayı kabul ettiğine dikkat çekerek, Rum başvurularının artık AİHM'de kabul edilmemesini isteyecek.
Türkiye, bu bildiride ayrıca, tazminatı ödeme niyetinin, Rum kesimini tanıdığı anlamına gelmediğini vurgulayacak.
Avrupa Konseyi'nin karar organı bakanlar komitesi, son beş yıl içinde Türkiye'nin AİHM kararını yerine getirmesini talep eden üç kararı kabul etmişti.
Türkiye'nin AİHM'nin Loizidu kararı gereği tazminat ödemeyi reddetmesi, Ankara ile Strasbourg arasında uzun zamandır diplomatik sorun yaratıyordu.
HURRIYET 22/10/2003
Kıbrıs: 'Statüko'nun son kalesi!
Türkiye ve KKTC
FIKRET BILA MILLIYET 22/10/2003
Derin devlette görüşler farklı
**************************
Denktaş, AB'ye karşı kendini siper ediyor
AB'ye karşı Kıbrıs'ın ne büyük bir engel olduğunu en iyi bilen kişi Rauf Denktaş'tır. Kıbrıs'ta çözümü engellerse, Türkiye'nin AB dosyasının kapanacağını böylece Kıbrıs konusundaki baskıların da azalacağını hesaplıyor. Bu sayede KKTC'sindeki mutlu hayatını sürdüreceğine inanıyor. Bundan dolayı da kahramanca savaşıyor. Kendini siper ediyor. Seçiml
eri kendinden yana partilerin kazanması için herşeyi yapıyor. Elindeki son kozları oynuyor.MEHMET ALI BIRAND 22/10/2003
ABD'nin KKTC endişes
iABD Dışişleri Bakanlığı, KKTC seçimleriyle ilgili iddialardan endişeli. Dışişleri Sözcüsü: 'Seçimler adil ve özgür olmalı'
ABD Dışişleri Bakanlığı, KKTC'de aralıkta yapılacak seçimde kullanılacak milletvekili seçmen listelerinde düzensizlik olduğu yolundaki haberlerden "endişe duyduğunu" açıkladı,. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Adam Ereli, "Seçmen yeterliliği şüpheli kişilerin listelere dahil edilmesi gibi, basında seçmen listelerinde yaşanan bazı muhtemel düzensizliklere ilişkin haberler yer alıyor. Bunlar bizi endişelendiriyor" dedi. Ereli, KKTC seçimlerinin Kıbrıs sorununa çözüm bulunmasını kolaylaştıracağını umduklarını belirterek şunları söyledi: "Seçimleri, KKTC halkının, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın önerdiği çözüm ve AB'ye üyelik konularında görüşlerini açıklayabilmesi için çok önemli bir fırsat olarak görüyoruz,. Seçimler Annan planına yönelik referandum olacaktır. Seçimlerin tamamen adil ve özgür, Kıbrıs Türk halkının, kendi toplumlarının müzakerecisini seçme arzusunu yansıtmasını umuyoruz."
ABD'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Thomas Weston da seçimlerde Kıbrıs Türk halkının siyasi iradesinin ortaya konulması için Avrupalı objektif gözlemciler bulunmasının önemli olduğunu belirterek "Anlaşma sağlandığı takdirde, müzakerelerde Annan Planı'nda her türlü değişiklik yapılabilir, Mayıs'a kadar sorun çözüme kavuşturulabilir" dedi.
ABD'ye gözlemci izni
KKTC Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ise, ABD'nin KKTC'deki seçimlere müdahalesini durdurmasını istedi. "Türkiye'nin hiçbir müdahalesi yoktur" diyen Denktaş, ABD'lilerin seçimlere gözlemci gönderebileceklerini belirtti. Denktaş, Annan Planı'nın var olduğu şekliyle müzakere edilmesinin mümkün olmadığını da söyledi.
MILLIYET 22/10/2003
Denktaş Washington'a öfkeli
22/10/2003 RADIKAL
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, adaya gelecek olan ABD Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston'la görüşmeme kararı aldı. Denktaş, "Aynı şeyleri söyleyip aynı şeyleri
dinlemekte bir yarar yoktur. Zaten Sayın Weston ölçüyü iyice kaçırmış, bizi
hedef olarak halkımıza göstermek
Weston: Hükümet çözüme gitmenin yolunun Annan Planı'ndan geçtiğine inanıyor
22/10/2003 RADIKAL
ABD'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Thomas Weston, "Annan Planı'nın her yeri değiştirilebilir" diyor. Devam ediyor: "İki tarafın anlaşmasına bağlı olarak her yeri değiştirilebilir. Gerçi iki tarafın görüş ayrılıklarının keskinliği buna ne kadar izin verir bilmiyorum ama, bu mümkün. Yeter ki görüşmeler başlasın."
Ankara'da hükümet yetkilileriy
Kıbrıs kavgası kızıştı
Rauf Denktaş: Ankara desteğini net olarak göstermeli.Tayyip Erdoğan: Bu işi 40 yıldır çözemeyenler 11 aylık hükümetten çözüm beklememeli
22/10/2003 RADIKAL
ANKARA/BİŞKEK - Kıbrıs sorununun Rum Yönetimi'nin tek başına AB üyesi olacağı 1 Mayıs 2004 öncesi çözümünde kilit önem taşıyan KKTC genel seçimi için geri sayım başlarken, Ankara-Lefkoşa hattında sular ısınıyor. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, 14 Aralık seçimi sonrası adanın kuzeyinde yeni bir yönetim olursa Kıbrıs konusunun farklılık kazanabileceğini söyleyerek, çözüm ve AB yanlısı muhalefete 'göz kırpması' KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'la yeni polemik başlattı.
Denktaş önceki akşam Harp Akademileri Komutanlığı'nda verdiği konferansta,
"Ankara'nın desteğini daha net göstermesi gerekiyor" ifadelerini kullandı. Bu sözlere Erdoğan'dan yanıt gelme
'Yapılması gerekenleri yaptık'
ANNAN PLANINI CIDDIYA AL!!
Erdoğan'dan Denktaş'a mesaj:
DENKTAŞ'A SERT MESAJ:Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Annan Planı konusunda Cumhurbaşkanı Denktaş ile farklı görüşte olduğunu bir kez daha vurguladı. Sürekli olarak Annan Planı'nı reddetmenin doğru bir tavır olmadığını kaydeden Erdoğan, 'Cumhurbaşkanı Denktaş, Annan Planı'nı ciddiye almalıdır' dediGEREKEN YERLER KARARLILIĞIMIZI BİLİYOR
:Erdoğan: Türkiye, garantör devlet olarak Kıbrıs'ta yapması gerekenleri yapacak. Kıbrıs sorununda çözümden yanayız ve Annan Planı'nı sürekli reddetmek çözüm değildir. Kıbrıs sorununu çözme konusunda ne derece kararlı bir tutum içinde olduğumuzu, bütün AB ve Kıbrıs ile ilgili ülkeler çok iyi biliyor. Ve bizden bu konuda gerekli her türlü cevabı alıyorlar40 YILDIR ÇÖZEMEDİLER:
'Kıbrıs sorununu 40 yıldır çözememiş olanlar var. 11 aylık hükümetten 'bu işi çözsünler' gibi bir şeyin içine girerlerse, bu pek insaflı yaklaşım olmaz. Bu hükümet, şu anda garantör bir ülke olarak yapması gerekeni yapacaktır. Kuzey Kıbrıs yönetimi de üzerine düşeni yapacaktır'YAPILMASI GEREKENİ YAPIYORUZ:
Cumhurbaşkanı Denktaş'ın, 'Ankara'nın desteğini daha net göstermesi gerekiyor' şeklindeki açıklamasının anımsatılması üzerine Erdoğan, bu konuda Türkiye olarak gelmiş geçmiş yönetimlerden farklı olarak yapılması gereken her şeyi yaptıklarını söyledi. Erdoğan, Kıbrıs konusunda en ideal olanı bugüne kadar yaptıklarını ve gerçekleştirdiklerini bildirdiKIBRIS 22/10/2003
İngiltere'nin Avrupa Bakanı Denis MacShane, parlamentoda bir soruya verdiği yazılı yanıtta, Kıbrıs'la ilgili yoğun temaslarda bulunduklarını belirtti: İngiltere, Annan Planı temelinde çözüm için çalışıyor| İngiltere'nin Avrupa Bakanı Denis MacShane, İngiltere Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin Annan Planı temelinde Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulunması için Türk, Yunan, Kıbrıs ve ABD hükümetleriyle temaslar yaptıklarını belirtti.İngiltere'nin Avrupa Bakanı Denis MacShane, İngiltere Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin Annan Planı temelinde Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulunması için Türk, Yunan, Kıbrıs ve ABD hükümetleriyle temaslar yaptıklarını belirtti.Bakan MacSahne, milletvekili Angus Robertson tarafından parlamentoda Dışişleri Bakanı Jack Straw ve bakanlık yetkililerine yöneltilen sorulara yazılı yanıt verdi.MacShane, adadaki gelişmelerin, Avrupa Komisyonu ve AB ortaklarıyla aylık Güney Doğu Avrupa Çalışma Grubu toplantılarında konuşulduğunu aktardı. (Emine DAVUT YİTMEN -LONDRA) |
KIBRIS 22/10/2003
14 Aralık'ta yapılacak parlamento seçimine büyük ilgi gösteren ABD yönetimi, Cumhurbaşkanı Denktaş'a karşı tutumunu sertleştiriyor: ABD: Kıbrıs'ta seçimler, çözüm ve AB için referandum niteliği taşıyor| Amerika Birleşik Devletleri (ABD), ülkemizde 14 Aralık'ta yapılacak parlamento seçiminin, Kıbrıs'ta çözüm ve Kıbrıslı Türklerin Avrupa Birliği (AB) üyeliği konularında referandum niteliği taşıyacağını belirtti.'Seçim sonuçları Kıbrıs Türk tarafının görüşmecisinin belirlenmesine yansımalı' diyen ABD Dışişleri Bakanlığı sözcülerinden Adam Ereli, seçmen listelerinde yolsuzluk haberlerinden de kaygı duyduklarını söyledi. KKTC'de 14 Aralık'ta yapılacak parlamento seçimine büyük ilgi gösteren ABD yönetimi, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a karşı tutumunu da sertleştiriyor.ABD Dışişleri Bakanlığı sözcülerinden Adam Ereli'nin son Kıbrıs açıklaması, içinde bir defa bile Denktaş sözü geçmemesine karşın, Denktaş'ı hedef alıyordu |
KIBRIS 22/10/2003
Plan mevcut haliyle müzakere edilemez
Serdar Denktaş, ABDnin KKTCdeki seçimlere sürdürdüğü müdahaleyi durdurması gerektiğini ifade et
tiDP Genel Başkanı Turizmden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, ABDnin KKTCdeki seçimlere sürdürdüğü müdahaleyi durdurması gerektiğini belirtti.
Serdar Denktaş, yaptığı yazılı açıklamada, ABDnin KKTCdeki seçimlere sürdürdüğü müdahaleyi durdurması gerektiğine işaret ederek şunları söyledi:
Bu dış müdahaleleri örtbas edebilmek için maalesef Türkiye müdahale ediyor diye sürekli propaganda yapılıyor. Türkiye buradaki seçimlerin adil, şeffaf ve demokratik bir ortamda gerçekleşmesi için uğraş vermektedir. Bunun dışında da hiçbir müdahalesi yoktur.
Amerikan yetkililerinin seçimlere gözlemci gönderme istemesi konusuna da değinen Denktaş, Söyledikleri gibi eğer gözlemci göndermek istiyorlarsa buyursunlar, hiçbir çekincemiz ve sakı
nca yoktur" dedi.ABD yetkililerinin seçim listelerinden ötürü endişe duydukları yönündeki açıklamalara da değinen Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, son 6 ayda onaylanan vatandaşlık sayısının 2 bin 500, fiilen uygulamaya geçenlerin sayısının ise bin civarında olduğunu belirtti.
Serdar Denktaş, Annan Planının görüşülüp görüşülmemesi noktasında olmadıklarını da kaydederek, Herhangi bir çözümün 3 ana noktayı içermesini istiyoruz. Biri Kıbrıs Türk halkının egemenliği, ikincisi iki kesimlilik, üçüncüsü de Türkiyenin etkin ve fiili garantisinin devamıdır dedi.
Annan Planının varolduğu şekliyle müzakere edilmesinin mümkün olmadığını, BM Genel Sekreteri Kofi Annanın planla ilgili koyduğu kısıtlamaları kaldırması halinde planın müzakere edilebileceğini ifade eden Serdar Denktaş, planın adının değil içeriğinin önemli olduğunu söyledi.
HALKIN SESI 22/10/2003
Baykal: Annan planı Türkiye için tuzak
Kıbrısta barış şu anda var olan fiili durumun üzerine inşa edilsin..
Türkiyedeki ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı Deniz Baykal, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından ortaya konulan Kıbrıs Planını Türkiye için bir tuzak olarak niteledi.
Deniz Baykal, Yunanistan eski başbakanlarından Konstantin Mitsodakisin Annan Planını değerlendirirken 10 yıl sonra Kıbrıs Rum adası olur dediğine dikkati çekti ve Ben de aynı görüşteyim diye konuştu.
Deniz Baykal bir soru üzerine Kıbrıs konusundaki gelişmelere değindi ve Cumhuriyet Halk Partisi olarak Annan Planına itirazları bulunduğunu anımsatarak, Kıbrısta barış istiyoruz ama biz diyoruz ki barış şu anda var olan fiili durumun üzerine inşa edilsin. Bugünkü durumu değiştirmeyi, bozmayı, çarpıtmayı amaçlayan modeller ortaya atılmasın dedi.
Kıbrısta var olan durumu anlatırken iki bölgeliliğe, iki halklılığa işaret eden Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı sözlerini şöyle sürdürdü:
Kuzeyde ve Güneyde kalan mallar konusu tazminatlarla halledilebilir. Bu ayrı bir iş. Ama Annan Planı 60 bin Rumun Kuzey Kıbrısa yerleşmesini öngörüyor. Yani Kuzeydeki toplum homojen bir toplum olmaktan çıkacak ve Türk-Yunan toplumu haline dönüşecek. Güneyde ise Rumlar homojen olarak yaşamaya devam edecek. Bunun üzerine bir siyasi yapılanma tasavvur ediliyor. Oysa böylesi bir durumda siyasi eşitlik Kuzeyde Rum olacağı için göstermelik olur.
Deniz Baykal, Yunanistan eski başbakanlarından Konstantin Mitsodakisin Annan Planını değerlendirirken 10 yıl sonra Kıbrıs Rum adası olur dediğine dikkat çekti ve Ben de aynı görüşteyim. Konuştuğum yabancı uzmanlardan, elçilerden hiç birisi bana hayır bu doğru değil diyemedi diye konuştu.
Herkesin Türkiyeye Kıbrısı çözerek Avrupa Birliğine yönelmesini söylediğine de işaret eden Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Baykal, Helsinki kriterleri arasında Kıbrısın olmadığını, Türkiyeye karşı bir havuç-sopa politikası uygulanmasını asla kabullenemeyeceklerini söyledi.
Baykal, birinci Annan Planından sonra yapılan tüm değişikliklerin aslında birer makyaj olduğunu da vurguladı ve Özde bir değişiklik yok. Annan Planı Türkiye için bir tuzak dedi.
Rum Yönetimi eski Başkanı Glafkos Kleridesin planı hazırlanmadan gördüklerini ve Rum tarafı lehine değiştirdiklerini söylediğini anımsatan Baykal, bu nedenle planı Annan-Klerides planı olarak nitelediğini belirtti.
HALKIN SESI 22/10/2003
Barışçıl yollarla çözüm arıyoruz
Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül Atinayı ziyaret etti...
Türkiye Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Kıbrısta adil ve kalıcı bir çözümün Doğu Akdenizde yeni bir süreci başlatacağını söyledi.
TC Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül Atinada yaptığı açıklamada , her iki ülkede arzu ve istek olduktan sonra ilişkilerde yapılamayacak hiçbir şey olmadığını söyledi.
Gül, Atinada, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu ile düzenlediği basın toplantısında, Egenin her iki yakasındaki ülkeler şunun bilinci içindedir ki, barışçıl yollarla sorunlarını çözeceklerdir. Arzu ve istek olduktan sonra yapılamayacak hiçbir şey yoktur dedi.
Her iki ülkenin de kararlılığının açık ve ortada olduğunu belirten Gül, halkların, Egenin barış denizi haline getirilmesi, karşılıklı ilişkilerin geliştirmesi ve iki ülke insanlarına menfaatler getirmek yönündeki arzularının hükümetleri de cesaretlendirdiğini ifade etti.
Gül, 2000den bu yana iki ülke ilişkilerinde epey mesafe alındığını, temasların arttığını belirterek, bunları aynı şekilde sürdürmeye davam edeceklerini söyledi. Gül, Yunanistandaki temaslarında bu ilişkilerin bir değerlendirmesini yapacaklarını kaydetti.
İki ülke arasında kısa sürede 20ye yakın anlaşma imzalandığını ve büyük çoğunluğunun da şu anda uygulandığına dikkati çeken Gül, iki ülke arasında ekonomi ve turizm alanında da büyük atılımlar yapıldığını kaydetti.
Papandreu: "Yeni bir sayfa açtık
Papandreu da yaptığı açıklamada, Türkiye ile Yunanistan arasında yeni bir sayfa açtıklarını belirterek, bu ziyaretin Gülün Dışişleri Bakanı olarak ilk resmi ziyareti olduğuna işaret etti.
İki ülke arasında son yıllarda artan temasların, kararlılık politikalarının bir sonucu olduğunu belirten Papandreu, iki ülkenin son 40 yıla göre çok büyük adımlar attığını kaydetti.
Papandreu, Adım adım aramızdaki güveni artırdık ve birçok anlaşma imzaladık. İki ülke halklarının karşılıklı barış ve refah içinde yaşamalarının temellerini atmak zorundayız. İkili ilişkilerimiz, adım adım bazı sorunları aşmayı ve iki ülke arasında daha büyük sorunlar olmasını engellemeyi sağlıyor diye konuştu.
Papandreu, bugün Gül ile yapacakları görüşmelerde Kıbrıs sorunu, Türkiyenin AB üyelik süreci ve Türk-Yunan ilişkileri konularını ele alma fırsatı bulacaklarını kaydetti.
Papandreu, ikili ve bölgesel işbirliği ile Irak sorununu da konuşacaklarını belirterek, 2004 Atina Olimpiyatları öncesinde yapılabilecek işbirliğini de değerlendireceklerini kaydetti.
Gül: Kıbrısta bir çözüm yeni bir süreç başlatacak
Türkiye Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Kıbrısta adil ve kalıcı bir çözümün Doğu Akdenizde yeni bir süreci başlatacağını söyledi.
Gülün Atinada yayımlanan To Vima gazetesinde Türkiye ile Yunanistan neler başardı? başlıklı yazısında, Kıbrıs konusuna da değinerek, Kıbrıs konusunda her iki tarafın da kabul edeceği adil ve kalıcı bir çözümün, doğu Akdeniz bölgesindeki işbirliğini yeni bir sürece sokabileceğini belirterek, Böylece Yunanistan, Türkiye ve Kıbrıs bütünleşmiş bir Avrupa içinde işbirliği havzası oluşturacaktır. Böyle bir işbirliği Avrupada istikrar yaratacak ve Doğu Akdenizde güvenlik ve refahın temelleri atacaktır dedi.
Gül, yazısında Türkiyenin, Yunanistanla ikili ilişkilerin yeni bir döneme girmesi için gerekli siyasi iradeye sahip olduğunu bildirdi.
Gül, dün başlayan Atina ziyaretinin, iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesinde yeni bir adım oluşturduğunu belirtti.
YENIDUZEN 22/10/2003
Sert tartışma!
Erdoğan ile Denktaş arasında
Cuhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki Annan planı tartışması devam ediyor. Gün geçtikçe gerginleşen açıklamalar dün de sürdü TC Başbaka Erdoğan Kıbrıs sorununun çözümü için hazırlanan Annan planını sürekli reddetmenin olamayacağını belirterek, Sayın Denktaş Annan planını ciddiye almalıdır diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ise dün , Geçitkale Havaalanında yaptığı açıklamada, Açıkçası Annan Planında dolaylı Enosis anlamına gelmektedir diyerk Erdoğana cevap verdi.
Erdoğan: Denktaş Annan planını ciddiye almalı
TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs sorununun çözümü için hazırlanan Annan planını sürekli reddetmenin olamayacağını belirterek, Sayın Denktaş Annan planını ciddiye almalıdır dedi.
Resmi bir ziyaret için Kırgızistan'a giden Başbakan Erdoğan, uçakta gazetecilerle çeşitli konularda sohbet etti ve soruları yanıtladı.
Kıbrıs sorununa değinen Başbakan Erdoğan, 40 yıldır çözülememiş bir sorunu 11 aylık AKP iktidarının çözmesinin beklenemeyeceğini ifade etti.
Başbakan Erdoğan, "Sürekli Annan planını reddetmekle olmaz. Sayın Denktaş Annan planını ciddiye almalıdır. Türkiye garantör devlet olarak Kıbrıs'ta yapması gerekenleri yapacaktır" ifadesini kullandı.
Öte yandan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş Harp Akdemileri Komutanlığının davetlisi olarak gittiği İstanbulda verdiği konferansın ardından önceki akşam saat 11.00de Kuzey Kıbrısa döndü.
Denktaş: Annan Planında dolaylı Enosis anlamı
na gelir"Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Geçitkale Havaalanında yaptığı açıklamada, Harp Akademilerinde Anan Planı Rum ve Yunan İkilisi Açısından Ne Anlama Gelmektedir konulu bir konferans verdiğini söyledi.
Açıkçası Annan Planında dolaylı Enosis anlamına gelmektedir. Türk halkının adadan tamamen sökülmesi yeniden ekilememesi, ekildiği takdirde yeniden kök salamaması anlamına gelmektedir. Türkiyenin Kıbrıstan elini ayağını çekmesi anlamına gelmektedir. Bir müşterek Anayasa altında Rum hegomanyasına b
oyun eğmemiz anlamına gelmektedir diyen Cumhurbaşkanı Denktaş konferansında bunları izah ettiğini ve büyük bir dikkatle dinlendiğini vurguladı.Genç subayların büyük bir heyecanla Kıbrıs meselesine eğildiklerini, Akademide Kıbrıs meselesini enine boyuna tartışmakta olduklarını gördüğüne de işaret eden Denktaş, Hakikaten görmüş olduğum hava çok canlı, çok ilgili bir havaydı. Çok memnun olarak adaya dönüyorum dedi.
Türkiye Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkökle yarım saat kadar başbaşa görüşme imkanı bulduğunu, bunun yanında emekli genel kurmay başkanları ve Kıbrısta görev yapmış komutanların da orada bulunduğuna işaret eden Denktaş, hepsinden Kıbrısa selamlar getirdiğini belirtti.
Kıbrısta görev yapmış konutanların endişesi bulunmadığını hepsinin de Biz Kıbrıs Türklerini biliyoruz onlar yanlış yapmaz dediklerine dikkati çeken Denktaş kendisinin de, yanlış yapmayacaklarına dair onlara söz verdiğini vurguladı.
YENIDUZEN 22/10/2003
Denktaş: "Weston ölçüyü iyice kaçırdı"
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston ile görüşmeyeceğini belirterek, ''Aynı şeyleri söyleyip aynı şeyleri dinlemekte bir yarar yoktur. Zaten Sayın Weston ölçüyü iyice kaçırmış, bizi hedef olarak halkımıza göstermektedir'' d
edi.Denktaş, Zonguldak Karaelmas Üniversitesi'nde konferans vermek ve doktora unvanı almak üzere Ankara'ya hareketinden önce Geçitkale Havaalanı'nda yaptığı açıklamada, ziyaretin Anadolu'nun Kıbrıs'a ilgisini ve heyacanını gösterdiğini ifade ederek, ziyaretlerden güç alarak döndüğünü kaydetti.
Denktaş, bu akşam adaya gelmesi beklenen Weston'un kendisiyle görüşme talebinde bulunup bulunmadığının sorulması üzerine, Weston'un görüşme talebinde bulunduğunu ve kendisine adada olmayacağının duyurulduğunu bidird
i.''Aynı şeyleri söyleyip aynı şeyleri dinlemekte bir yarar yoktur'' diyen Denktaş, şöyle konuştu:
''Zaten Sayın Weston ölçüyü iyice kaçırmış, bizi hedef olarak halkımıza göstermektedir. Engelleyen bizmişiz diye. Halbuki Kıbrıs meselesinin hallini engelleyen 1989'da Rum Ulusal Konseyi'nin almış olduğu karardır. O kararı herkes bir kez daha okusun, Sayın Weston'a da okutsun. Ve 'Rum siyasi liderliği bu karara bağlı iken siz bir uzlaşmayı nasıl bekliyorsunuz?' diye sorsun. İkinci soru; Sayın Weston Kıbrıs
'ta bir halk mı görüyor, iki halk mı görüyor, bir devlet mi görüyor, iki devlet mi görüyor, bir demokrasi mi görüyor, iki demokrasi mi görüyor? Evvela bunu anlayalım.''13:30
Milliyet satış görüşmesi iddiasını yalanladı
Milliyet Gazetecilik A.Ş., şirket hi
sselerinin el değiştirmesi hakkında görüşmeler yapıldığına ilişkin haberlerin gerçeği yansıtmadığını bildirdi.ZAMAN 22/10/2003
|
ABD: KKTC seçimi referandum gibi
ABD Dışişleri Bakanlığının, KKTCde 14 Aralıkta yapılacak seçimde kullanılacak milletvekili seçmen listelerinde düzensizlik olduğu yolundaki haberlerden endişe duyduğu bildirildi. Seçimlerin, Annan Planına yönelik bir referandum olacağını savunan Dışişleri sözcülerinden Adam Ereli, Seçimlerin tamamen özgür ve adil olmasını, Kıbrıs Türk halkının, kendi toplumlarının müzakerecisini seçme arzusunu yansıtmasını umuyoruz. dedi. Seçimlerin Kıbrıs sorununa çözüm bulunmasını kolaylaştıracağını umduklarını belirten Ereli, seçimleri, KKTC halkının, Annan Planı ve ABye üyelik konularında gör üşlerini açıklayabilmesi açısından çok önemli fırsat olarak değerlendirdi.Ankarada temaslarda bulunan ABDnin Kıbrıs Temsilcisi Thomas Westona ise Çözüm bulunmazsa, ABD ve Türkiyenin Doğu Akdeniz çıkarları zedelenebilir. mesajı verildi. Weston ise "serbest ve adil seçim" için gözlemci istediklerini belirtti. Washington, Ankara; aa, Zaman |
|
22.10.2003 |
Rum itirafı: Kara para aklama cenneti olduk
AB üyeliğine Mayıs 2004te resmen kabul edilecek Kıbrıs Rum Kesiminde uyuşturucu, kumar ve diğer yasadışı işlerin ekonomide meydana getirdiği para kaybının ve kara para miktarının 500 milyon Kıbrıs Lirası (KL) (yaklaşık 1 milyar dolar) olduğu belirtildi. Politis gazetesinin haberine göre, söz konusu rakam, komünist parti AKELin Ekonomik Araştır
malar Bürosunun yaptığı bir çalışmada ortaya çıktı.Araştırma sonuçlarına göre, kaçak ekonominin yüzde 50sini uyuşturucu, fuhuş, kumar, sigara kaçakçılığı ve yasadışı dersaneler oluşturuyor. Araştırmada kaçak ekonomi, Gayri resmi ekonomi (138,4 milyon KL), Kayıt dışı ekonomi (126 milyon KL) ve Yasadışı ekonomi (221,6 milyon KL) ana başlıkları altında toplandı. Yasadışı ekonomi olarak adlandırılan grupta 136 milyon KL ile uyuşturucu ticareti başı çekerken, daha sonraki sıraları 40 milyon KL ile fuhu
ş, 20 milyon KL ile yasadışı dersaneler, 18 milyon KL ile kumar ve 9,2 milyon KL ile sigara kaçakçılığı aldı. Lefkoşa, aaZAMAN 22/10/2003
Denktaş: Weston ölçüyü kaçırdı
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Westonı Ankara temaslarında yaptığı değerlendirmeler nedeniyle eleştirdi.22 Ekim 2003 NTV-
Denktaş, Sayın Weston ölçüyü iyice kaçırmış, bizi hedef olarak halkımıza göstermektedir dedi.ABDnin Kıbrıs Özel Temsilcisi Thomas Westonun Ankara temasları sırasında, KKTCde yapılacak seçimin Kıbrıs Türk halkının siyasi isteklerini ortaya koyması açısından çok önemli olduğu ve seçimlerde baskı yapılmasından endişe ettiği açıklamaları KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın eleştirilerine hedef oldu.

| Weston: Seçimler Kıbrısın geleceğini belirleyecek | ||
|
ABDnin Kıbrıs Özel Temsilcisi Thomas Weston, KKTCde yapılacak seçimin Kıbrıs Türk halkının siyasi isteklerini ortaya koyması açısından çok önemli olduğunu söyledi. |
||
|
Ankara |
|
21 Ekim 2003 NTV- Weston, Karşılıklı anlaşma sağlandığı takdirde, müzakerelerde Annan Planında her türlü değişiklik yapılabilir dedi |
ABDnin Kıbrıs Özel Temsilcisi Thomas Weston, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde (KKTC), Aralık ayında yapılacak seçimlerin, Kıbrıs Türklerinin gelecekleriyle ilgili iradelerini göstermeleri için bir fırsat olacağını söyledi.
NTV Ankara Temsilcisi Murat Akgünün sorularını yanıtlayan Weston, seçimlerin ardından, Annan Planı temelinde müzakere masasına dönülmesinin daha kolay olabileceğini belirterek şöyle konuştu:
Birçok Kıbrıslı Türk siyasi lider, Avrupa Birliğine girişe, Annan Planı temelinde müzakerelere ve referanduma verdikleri güçlü desteği ifade ettiler. Ortaya konulan bu görüş, şimdiye kadar, çok sayıda Kıbrıs Türkü tarafında
KKTC seçimini gözlemciler izlemeli
Denktaş: ABD gölge düşürüyor
MILLIYET 23/10/2003
Rumlar, KKTC'den geçen yabancıları tutukluyor
Rumlar, KKTC'den kendi taraflarına geçen İranlı 2 öğrenci ile Pakistanlı bir çift ve çocuklarını tutukladı. Gazimağusa'daki Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) öğrencisi 17 ve 18yaşlarındaki İranlılar, günübirlik gezi için Rum tarafına geçmek üzereLedra Palace Rum barikatına gidince, tutuklandı.
Kıbrıs'taki BM Barış Gücü (UNFICYP) yetkililerinin telkinleri doğrultusunda, Rum polisinden, Güney Kıbrıs'a geçme prosedürünün ne olduğuna ilişkin bilgi almak isteyen öğrencilerin sorgusuz sualsiz tutuklandıkları belirtildi.
Rum kesiminde yayımlanan Cyprus Mail gazetesi, geçen Cuma günü Rum polisi tarafından gözaltına alınan İranlıların tutuklanarak 27 Ekim Pazartesi gününe kadar cezaevinde tutulmalarına karar verildiğini duyurdu.
KKTC'den giden İranlı gençlerin, ara bölgedeki BM yetkililerinden bir günlük gezi için güneye geçmek amacıyla izin istediklerini belirten gazete, BM'nin de onlara, izlemeleri gereken yolla ilgili bilgi edinmek üzere Rum polisine başvurmalarını tavsiye ettiğini yazdı. Gazete, İranlı gençlerin, kontrol noktasına geldikleri anda, ülkeye ''yasadışı'' bir limandan girdikleri iddiasıyla hemen tutuklandığını kaydetti.
Eski Rum Adalet ve Kamu Düzeni Bakanı Alekos Şiambos, Cyprus Mail gazetesine verdiği demeçte, iki İranlı öğrencinin ülkeye ''yasadışı'' bir limandan giriş yaptıklarını iddia ederek, polisin onları tutuklamaktan başka çaresi olmadığını ileri sürdü. Şiambos, ''Yasalar gayet net, ülkeye 'yasadışı' yollardan giriş yaptılar ve üstelik burada 'yasadışı' bir üniversitede de eğitim görüyorlar'' diye konuştu.
PAKİSTANLI AİLE DE TUTUKLANDI
Yine Ledra Palace Rum polis barikatına geçen Pazar günü giderek Güney'de gezmek istediğini söyleyen Pakistanlı bir çift ve ikiçocuğu da tutuklanarak hapse atıldı.
Pasaportlarında 10 Kasım 2000'de hava yoluyla KKTC'ye giriş mührü bulunan Pakistanlılar, geceyi tutuklu olarak geçirdi ve ertesi gün mahkemeye çıkarıldı. Üç yıldır KKTC'de çalışan Pakistanlı çift, ülkeye''yasadışı limandan giriş yapmak'' ile suçlandı.
Pakistanlıları yargılayan Tefkros İkonomu isimli kıdemli Rum yargıç, bu çiftin üç yıldan beri KKTC'de ikamet edip çalıştığını ve iki küçük çocuklarının kendileriyle birlikte olmasını dikkate aldığını belirtti. Rum yargıç, ''(Kıbrıs)ın bütünlüğünün güvence altına alınması yasası sert bir şekilde uygulanıyor'' dedi. Pakistanlıların, şahsi kefalet imzalandıktan sonra KKTC'ye dönmelerine izin verildi.
Bilindiği üzere Rum polisi şimdiye kadar pasaportunda KKTC'ye giriş mührü bulunan kişilere giriş izni vermeyip KKTC'ye geri gönderiyordu. Bu uygulama, Rum yönetiminin bu konuda taktik değişikliğine gittiğini gösteriyor. HURRIYET 23/10/2003
Denktaş'ın beklenen atağı
İsmet Berkan23/10/2003 RADIKAL
Kıbrıs'tan sıkıldığınızı biliyorum ama ne yapalım, Mayıs 2004'e kadar idare edeceksiniz; ondan sonra Kıbrıs yazmak pek de anlamlı olmayacak nasıl olsa...
Biliyorsunuz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş
bir süreden beri Annan Planı'nın artık masada olmadığını söylüyor ve Güney Kıbrıs'la herhangi bir görüş
Simitis: Son anı beklemeyelim
Yunan Başbakanı, Gül'e Kıbrıs ve Ege sorunlarının çözümünü AB takviminin son tarihine bırakmayın' dedi
23/10/2003 RADIKAL
YORGO KIRBAKİ
'İt dalaşına karşı anlaşma'
1.5 AYDA 574 VATANDAS
74'TEN GÜNÜMÜZE 54 BİN VATANDAŞ:
Hükümetin seçime çeyrek kala başlattığı vatandaşlık furyasıyla ilgili tartışmalar hararetli bir şekilde sürerken, İçişleri, Köyişleri ve İskan Bakanı Mehmet Albayrak, ilk kez KIBRIS'a konuştu. Yurttaşlık konusunda suskunluğunu bozan bakana göre, 1974'ten günümüze kadar 53 bin 904 kişi vatandaş yapıldı14 GÜNDE 295 YURTTAŞ:
Albayrak'a göre, seçim yasaklarına kadar vatandaşlık işlemleri sürdü. Eylül-14 Ekim 2003 tarihleri arasındaki son 1.5 ayda toplam 574 kişi vatandaş yapıldı. Bunların 231'ini, Bakanlar Kurulu tarafından yurttaş yapılanlar oluşturuyor. Sadece Ekim ayında ise 295 kişiye vatandaşlık verildi. Bunların 132'si, Bakanlar Kurulu kararıyla vatandaş oldu. Bu durumda 'çiçeği burnunda' 295 yeni vatandaşın da sandık seçmen listelerine müracaat etmesi halinde oy kullanma hakları bulunuyorBAKANLAR KURULU 40 BİN YURTTAŞ YAPTI:
1974-1993 dönemini kapsayan son 20 yılda 36 bin 611 kişinin vatandaş yapıldığını ifade eden Albayrak, bu yurttaşlıkların tümünün de Bakanlar Kurulu kararıyla gerçekleştirildiğini söyledi. Albayrak, 1994'ten 14 Ekim 2003'e kadar olan dönemde de 3 bin 675'i Bakanlar Kurulu kararıyla olmak üzere toplam 17 bin 293 kişinin yurttaş yapıldığını kaydetti. Bu durumda son 29 yıl 9 ay 14 günde yurttaş olan 53 bin 904 kişiden 40 bin 286'sını Bakanlar Kurulu vatandaş yaptı. Sonuçta vatandaşlıkların yüzde 75'inin Bakanlar Kurulu kararıyla yapıldığı anlaşılıyor2003'ÜN VATANDAŞLARI
: Bakan Albayrak'a göre, Ocak'tan 14 Ekim 2003'e kadar geçen 9 ay 14 günlük sürede toplam bin 904 kişi vatandaş oldu. Bunların 603'ü Bakanlar Kurulu (B.K) kararıyla vatandaşlığa geçirildi. İşte ay ay vatandaşlıklar: 'Ocak: 155 (45 B.K), şubat: 117 (34 B.K), mart: 173 (59 B.K), nisan: 134 (41 B.K), mayıs: 152 (39 B.K), haziran: 186 (56 B.K), temmuz: 216 (54 B.K), ağustos: 157 (44 B.K), eylül: 319 (99 B.K), 14 Ekim: 295 (132 B.K)' (Dilek ÇETEREİSİ)KIBRIS 23/10/2003
Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, uzun süredir devam eden Kıbrıs sorununun artık çözülmesi gerektiğini, sorunun sonsuza kadar öylece kalamayacağını vurguladı: Gül: Çözüm şartKIBRIS SONSUZA KADAR ÇÖZÜMSÜZ KALAMAZ... Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Kıbrıs sorununun sonsuza kadar çözülmeden kalamayacağını vurgulayarak, Kıbrıs'ta gerçeklerin göz önüne alınmaması durumunda, kalıcı çözüme ulaşılamayacağını söyledi. ANNAN PLANI REFERANS... Gül: Kıbrıs sorunu uzun zamandır mevcudiyetini koruyan bir sorundur. Bu sorunu artık çözmemi
z gerek. Çözümün, iki tarafı da tatmin etmesi gerekir. Annan Planı, bu çerçevede referans noktası olarak alınabilir ama üzerinde bazı değişiklikler yapılması şarttır. Hem AB hem de Kıbrıs konusunda çözüm istiyoruzKIBRIS 23/10/2003
Avrupa Konseyi Delegeler Komitesi Loizidu kararını gelecek hafta ele alacak| Avrupa Konseyi'nin büyükelçiler seviyesinde toplanan Delegeler Komitesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Kıbrıslı Rum kadın Titiana Loizidu konusunda Türkiye aleyhine verdiği tazminat kararını gelecek hafta ele alacak.Konuyu ele almak üzere dün yeniden toplanan Komite, taraflar arasında uzlaşma olmadığı gerekçesiyle, konunun gelecek haftaki oturumda ele alınmasını kararlaştırdı. Delegeler Komitesi'nin 8 Ekim'de yapılan ilk toplantısında sonuç elde edilememişti. Taraflar arasında uzlaşma ortamı olmaması üzerine, 15 Ekim'de yapılması planlanan toplantı ikinci kez ertelenmişti. |
KIBRIS 23/10/2003
Cumhurbaşkanı Denktaş, Kıbrıs'a gelen Amerikalı koordinatör Weston'la neden görüşmeyeceğini açıkladı: Weston, ölçüyü kaçırdı| Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston'un talebine rağmen görüşmeyeceğini açıkladı ve 'Aynı şeyleri söyleyip aynı şeyleri dinlemekte yarar yok. Zaten Sayın Weston iyice ölçüyü kaçırdı' dedi.Denktaş, dün akşam Ada'ya gelen Weston'un Müsteşarı Ergün Olgun'la görüşeceğini de bildirdi.Zonguldak ziyareti için Ada'dan ayrılmadan önce Geçitkale Havaalanı'nda Weston'un randevu talebinde bulunup bulunmadığına ilişkin soruları yanıtlayan Cumhurbaşkanı Denktaş, 'Görüşme talebinde bulundu, burada olmayacağımı duyurdum. Aynı şeyleri söyleyip aynı şeyleri dinlemekte yarar yok. Zaten Sayın Weston iyice ölçüyü kaçırdı. Engelleyen biziz diye bizi halkımıza hedef olarak göstermektedir' ifadelerini kullandı |
KIBRIS 23/10/2003
Denktaş, Weston ile görüşmeyecek
Weston ile kendisi yerine müsteşarı Olgunun görüşeceğini kaydeden Denktaş, Aynı şeyleri söyleyip aynı şeyleri dinlemekte yarar yok ölçüyü kaçırdı dedi
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Westonun talebine rağmen görüşmeyeceğini açıkladı ve Aynı şeyleri söyleyip aynı şeyleri dinlemekte yarar yok. Zaten Sayın Weston iyice ölçüyü kaçırdı dedi.
Zonguldak ziyareti için Adadan ayrılmadan önce Geçitkale Havaalanında Westonun randevu talebinde bulunup bulunmadığına ilişkin soruları yanıtlayan Cumhurbaşkanı Denktaş, Görüşme talebinde bulundu, burada olmayacağımı duyurdum. Aynı şeyleri söyleyip aynı şeyleri dinlemekte yarar yok. Zaten Sayın Weston iyice ölçüyü kaçırdı. Engelleyen biziz diye bizi halkımıza hedef olarak göstermektedir ifadelerini kullandı.
Çözümün önündeki engelin Türk tarafı değil, 1989da Rum Ulusal Konseyinin aldığı karar olduğunu yineleyen Cumhurbaşkanı Denktaş, O kararı herkes bir kez daha okusun ve Sayın Westona da okutsun. Ve Rum siyasi liderliği bu karara bağlıyken siz bir uzlaşmayı nasıl bekliyorsunuz diye sorsun dedi.
ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Temsilcisi Westonun Kıbrısta bir halk mı, iki halk mı; bir devlet mi iki devlet mi gördüğünü açıklığa kavuşturması gerektiğini de söyleyen Denktaş, Hep tek devlet, tek halk, tek demokrasi görerek Kıbrıs meselesinin hallini en
gelleyen kendileridir. Bizim kendilerinden 40 yıl alacağımız var. 40 yıldır bu mesele halledilmemişse Amerikanın, İngilterenin ve diğerlerinin eli kanlı Makariosu meşru Kıbrıs hükümeti olarak kabul etmelerindendir diye konuştu.Kıbrıs Türk halkının egemenlik, eşitlik, hürriyet, devlet temeline dayanan haklarını korumanın görev olduğunu tekrarlayan Cumhrubaşkanı Denktaş, Türkiye Başbakanının Kıbrıs meselesinin gerçekler üzreinde halledilebileceğini vurguladığını kaydetti. Denktaş, Türkiye ile yapılan an
laşmaların ve TBMMnin aldığı kararların da bu gerçekleri teyit ettiğini ekledi.WESTON VE OLGUN GÖRÜŞMESİ YARIN
Cumhurbaşkanı Denktaş, başka bir soru üzerine de, Başkanlığın görüşünü Sayın Westona Ergün Olgun duyuracak dedi.
ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Temsilcisi Westonun Cumhurbaşkanlığı Müsteşaru Ergün Olgun ile yarın öğle yemeğinde biraraya geleceği öğrenildi.
ABD DIŞİŞLERİ
ABD Dışişleri Bakanlığı sözcülerinden Adam Ereli, Kuzey Kıbrısta Aralık ayında yapılacak milletvekili seçimlerinin sonucunu önceden tahmin etmeye çalışmadıklarını söyledi.
ABD Dışişleri Bakanlığında basın toplantısı düzenleyen Ereli, bir soru üzerine, Kuzey Kıbrıs seçimlerini önceden yargılamayalım ve sonucunu tahmin etmeye çalışmayalım. Biz bunu yapıyoruz dedi.
Ereli, şu sırada bölgeyi ziyaret eden ABD Dışişleri Bakanlığının Kıbrıs Özel Koordinatörü Tom Westonın da, KKTC seçimlerinin sonucunu tahmin etmeye çalıştığını belirterek, Weston, seçimlerin tam demokratik olması umudunu ifade etti diye konuştu.
Adam Ereli, "Weston, pek çok Kıbrıslı Türk siyasi lider arasında, (BM Genel Sekreteri Kofi) Annan planına dayalı müzakerelerin bir an önce sonuçlandırılması ve birleşik Kıbrısın 1 Mayıs 2004te Avrupa Birliğine girebilmesi için zamanında referandum yapılabilmesine yönelik açık destek olduğunu not etti ifadelerini kullandı.
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ile Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu arasında Atinadaki görüşmelere ilişkin yorumu sorulan Ereli, bu konuda bir değerlendirmesi olmadığını bildirdi.
Ereli, Yunanlı gazetecilerin, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powellın, daha önceden Atinayı ziyaret etmesinin hem Atina hem de Washington tarafından onaylanmış olmasına rağmen neden gerçekleşmediğini sorması üzerine, her iki taraftan, böyle bir ziyaretin gerçekleşeceğine dair bir onay yoktu yanıtını verdi. Powell, ABD Başkanı George W. Bushun Güneydoğu Asya ziyaretlerine eşlik ediyor.
HALKIN SESI 23/10/2003
Denktaş: ABD Kıbrıs'ı Yunan adası yapmak istiyor
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rum idaresini ''meşru Kıbrıs hükümeti'' olarak tanıyan ABD'nin, Kıbrıs'ı bir Yunan adası yapma yönünde ısrarlı olduğunun görüldüğünü söyledi.
ABD'nin ne yapmak itediğini açıkca söylemesi gerektiğini ifade eden Denktaş, ''Biz kendilerinden; büyük bir devlet, lider bir devlet,hak istiyoruz, adalet ilkelerine riayet istiyoruz, taraf tutmamalarını istiyoruz, ağırlıklarını ortaya çekmelerini, Rum'dan yana koymamalarını istiyoruz'' dedi.
Soruları yanıtlayan Denktaş, KKTC'de temaslarda bulunan ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston'a mesajını Müsteşarı Ergun Olgun'un ileteceğini belirterek, şunları söyledi:
'Mesajımız gayet basittir. 40 yıldır yasal şekilde meşru Kıbrıs hükümeti olmayan bir Rum idaresini, meşru Kıbrıs hükümeti olarak besleyenler Kıbrıs meselesinin hallini engellemişlerdir, önlemişlerdir. Bir meselenin halli için taraflara eşit muamele lazım. Hele hele 1960 anlaşmasında iki eşit tarafın oluşturduğu bir ortaklık cumhuriyeti bahis konusudur. Bunu yıkan, toplu mezarlara
bizi gömerek Kıbrıs'a sahip çıkmak isteyen tarafı bütün Kıbrıs'ın meşru hükümeti olarak tanımak en büyük haksızlık, en büyük hataydı.''''Bu haksızlık ve hata üzerine, bu kanunsuzluk üzerine 40 yıldır bizi monte etmeye çalışıyorlar. Kıbrıs meselesi yabancıların montajı ile halledilecek bir mesele değildir'' diyen Denktaş, Kıbrıs sorunununçözümünün, iki eşit tarafın gerçeklerini dikkate alarak sorunu çözme yoluna girilmesi ve buna ihtiyaç duyulmasıyla olacağını vurguladı.
'ABD NE YAPMAK İSTİYOR AÇIKCA SÖYLESİN'
Rum tarafına meşru Kıbrıs hükümeti muamelesi yapıldıktan sonra, 20yıl devletsiz bırakılan Kıbrıs Türklerinin kendi devletini kurduğunu ve 'sizin devletiniz yasadışıdır' denildiğini, bunun hangi yasaya dayanarak söylendiğinin bilinmemediğini ifade de
''Dolayısıyla burada, Rum idaresini başlangıçtan meşru Kıbrıs hükümeti olarak tanımayı hedef edinmiş, siyaset bilmiş olan ABD'nin Kıbrıs'ı bir Yunan adası yapmak yönünde ısrarlı olduğu görülmektedir ve bizi buna mecbur edecek baskılar yapmaktadır. Biz buna karşı tepki gösteriyoruz. 'Bunu yapamazsın' diyoruz. Yasal duruma lütfen bakınız diyoruz. Gerçeklere bakınız diyoruz. Gerçeklere bakınız dediğimizde 'geçmişte yaşamayınız' diyorlar. Yasal duruma bakınız dediğimizde, 'Kıbrıs m
eselesi hukuki mesele değildir' diyor Sayın Weston. Geçmiş dikkate alınmayacaksa, hukuk dikkate alınmayacaksa ve taraflardan birini hukuk dışı bütün Kıbrıs'ın meşru hükümeti addetmek yalanı karşında ne yapmak istiyorlar? Kendileri artık bunu açıkca söylemelidirler. Biz kendilerinden; büyük bir devlet, lider bir devlet, hak istiyoruz, adalet ilkelerine riayet istiyoruz, taraf tutmamalarını istiyoruz, ağırlıklarını ortaya çekmelerini, Rum'dan yana koymamalarını istiyoruz.''Cumhurbaşkanı Denktaş, ABD'nin Güney Kıbrıs Büyükelçisi Michael Klosson'un, Annan planıyla ilgili olarak KKTC'nin değişik yerlerinde yaptığı toplantıların hatırlatılması üzerine, bunun, ABD'nin siyasetinin bir gereği olduğunu, bir büyükelçinin merkezden talimat almadan bu faaliyetleri yapm
ayacağını kaydetti.Bu talimatın yanlış ve haksızlık olduğunun altını çizen Denktaş, ''Bu talimat Kıbrıs'ta insan haklarını yıllarca ayaklar altında çiğnemiş olan, toplu mezarlardan sorumlu Rum tarafına ABD gibi büyük bir devletin ağırlığını koyması anlamına gelmektedir. Haksızlığa devamedileceğini göstermektedir. Kıbrıs Türkleri haksızlık karşısında yıllarca direnmiş bir halktır. Hala direnişini sürdürmek zorunda bırakılıyor'' dedi.
HURRIYET 24/10/2003
AB'nin bölgesel politikasından sorumlu komiseri Michel Barnier, Kıbrıs'ın bir bütün olarak AB'ye girmesinin adaya refah, zenginlik ve istikrar getireceğini vurguladı: Kıbrıs'ın geleceği AB'dedirAvrupa Birliği'nin (AB) bölgesel politikasından sorumlu komiseri Michel Barnier, Kıbrıs'ın geleceğinin AB içinde olduğunu, adaya refah, zenginlik ve istikrar getirmek amacıyla birlikte çalışacaklarını vurguladı. KIBRIS'a açıklamada bulunan Michel Barnier, Kıbrıs'ın çok yakın bir gelecekte Avrupa Birliği'ne üye olacağına işaret ederek, birliğe tüm Kıbrıs'ın gireceği umudunu yineledi.Barnier, Kıbrıs'taki Türklere mesajında, AB'nin politikasının öncelikli o
larak dayanışmayı hedef aldığını, bu dayanışmanın adanın sadece bir tarafı için değil, adanın tümü için söz konusu olduğunu vurguladı. AB'nin Kıbrıs'taki insanların refah düzeylerinin daha iyi olabilmesi için çok fazla miktarda yardım yaptığına işaret eden Barnier, dün Güney Lefkoşa'da açılışını yaptığı Ömerye Camii'nin restore edilmesinin bunun çok güzel bir örneği olduğunu ifade etti(Anıl IŞIK )KIBRIS 24/10/2003
Weston, bugün KKTCde temaslarda bulunacak
ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston, Ankara ve Atinadaki temaslarını tamamlayarak, Kıbrısa geldi.
Dün Güney Kıbrısta temaslarda bulunan Weston bugün KKTCye geçerek temaslarda bulunacak.
bu sabahın erken saatlerinde Kıbrısa geldi.
Temaslarına Güney Kıbrısta dün Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulosla kahvaltılı görüşmede biraraya gelerek başlayan Weston, bu görüşmenin ardından Rum Temsilciler Meclisi Başkanı Dimitris Hristofyas ve Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu ile de biraraya geldi.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetindeki temaslarına bu sabah başlayacak olan ABDli diplomat Weston, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşı temsilen Müsteşarı Ergün Olgun ile biraraya gelecek, siyasi parti başkan ve yetkilileriyle görüşmelerde bulunacak.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, yaptığı açıklamada, Westonun talebine rağmen görüşmeyeceğini belirterek, Aynı şeyleri söyleyip, aynı şeyleri dinlemekte yarar yok. Zaten Sayın Weston iyice ölçüyü kaçırdı demişti.
Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergün Olgun ile bugün saat 13.00de öğle yemeğinde biraraya gelecek olan Weston, öte yandan siyasi parti başkan veya yetkilileriyle ABD Büyükelçiliğinin KKTC binasında görüşecek. Olgun-Weston görüşmesi, adı açıklanmayan bir lokantada gerçekleşecek ve basına kapalı olacak.
Siyasi parti başkan veya temsilcileriyle yapac
ağı görüşmelere saat 09.00da UBP yetkilileriyle görüşerek başlayacak olan Weston, saat 10.00da CTP, 11.00de BDH, 12.00de ÇABP ve 15.30da da DP yetkilileriyle görüşecek.BASIN TOPLANTISI ÖĞLEDEN SONRA
Temaslarının sonunda öğleden sonra saat 17.00de ara bölgedeki Fulbright binasında bir basın toplantısı düzenleyecek olan Weston, yarın sabahın erken saatlerinde Kıbrıstan ayrılarak, Washingtona dönecek.
ABD Büyükelçiliği yetkililerinin verdiği bilgiye göre, basın toplantısına katılacak medya mensuplarının en geç saat 16.45de Fulbright binasında hazır olmaları gerekiyor.
WESTON; PAPADOPULOS, HRİSTOFYAS VE YAKOVUYLA GÖRÜŞTÜ
Rum radyosunun haberine göre Weston, Güney Kıbrısta yaptığı görüşmelere ilişkin hiçbir açıklama yapmadı.
Papadopulosla gerçekleş
tirdiği görüşme sonrasında gazetecilere, görüşmenin çok iyi geçtiğini söylemekle yetinen ABDli diplomat Weston, ısrarlı sorular üzerine, herhangi bir açıklama yapmayacağını, yarın düzenleyeceği basın toplantısında temaslarını değerlendireceğini kaydetti.Westonla görüşmesinden sonra gazetecilere açıklama yapan Yakovu, ABDnin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde 14 Aralıkta yapılacak olan milletvekilliği genel seçimlerine şu ana kadar hiçbir gözlemci göndermediği izlenimini edindiğini söyledi.
HALKIN SESI 24/10/03
Sultanlık yok halkla kucaklaşmak var
Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik Güçler Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, yeni Kıbrısta sultanlık değil halkla kucaklaşmanın ön planda olacağını söyledi. Talat, bizi seven sevmeyen herkesle kucaklaşma
var.Bu topraklarda yaşamakta kararlı olan herkes, kim isterse olsun, bize oy vermese de biz tümünü kucaklayacağız çünkü Avrupa Birliğine birlikte gireceğiz, yeni Kıbrısı birlikte kuracağız şeklinde konuştu.
CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs sorununun çözümü ve insanımızı Avrupalı değerlere taşıyan hiçbir siyasi partiyle uğraşmalarının da söz konusu olmadığını vurgulayarak, dost partilerle imzaladıkları protokole de en temel unsur olarak saldırmazlığı koyduklarını anımsattı.
Talat, "Bizim kavgamız statükoyladır. Sağ-sol cepheleşmeden yana değiliz. Hedefimiz tek başımıza iktidar olmaktır ama dostlarımızla işbirliğini sürdüreceğiz. Yeni Kıbrısı kurmak kolay değildir, bunun için işbirliğimiz devam edecektir şeklinde düşüncelerini açıkladı.
Talat bu açıklamaları katıldığı bir radyo programında yaptı.
Bu dönemde Erdoğanla çatışmak doğru değildir sözlerine de açıklık getiren Talat, bu sözlerle herhangi birisini eleştirmek niyetinde olmadığını ifade etti. Talat, 3 partinin ortak eylem yapabilmesi için önce saldırmazlığın gerçekleştirilmesi gerektiğine de dikkat çekti.
Kendilerinin statükocu partilerle seçimler sonrası koalisyon kuracağını düşünenleri de eleştiren Talat, bu düşüncenin mantıksız olduğunu anlattı. Talat, Gayet açık ve nettir, biz statükoyu değiştireceğiz, yıkacağız, ortadan kaldıracağız. Statükoyu yıkarken statükocu partilerle hükümet kurulmaz dedi.
SUÇ İŞLEYENLER CEZASINI ÇEKECEK
Talat, yasaları çiğneyen kimse bunun cezasını mutlaka çekecektir dedi. Türkiye doğumlu insanları Baf doğumlu olarak gösterip kimlik kartı verildiğine işaret eden Talat, bu suç değil midir, sahte evrak düzenlemek değil midir? diye sordu. Talat bu gibi olayların sorumlularının cezalandırılması için ellerinden geleni yapacaklarını vurguladı. Hük
ümetin resmi gazeteleri eski tarihlerle yayımlayarak vatandaşların görüş belirtme hakkını gasp ettiğini de belirten Talat bunların hesabı sorulacak dedi.HALKIN SESI 24/10/03
Kıbrısta Rumların da hareketlenmesi gerekiyor
Abdullah Gül, KKTCde 14 Aralıkta yapılacak seçimlere değinirken de, KKTCdeki seçimler adil biçimde yapılacaktır dedi
Türkiye Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Türkiye ile Yunanistan arasındaki sorunların çözülmesi için Türkiyenin AB üyesi olmasının şart olmadığını söyledi.
Kıbrısta, sorunun çözümü yönünde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti açılımlar yaparken, aynı olumlu tavrın Rum tarafından gelmediğine işaret eden Gül, Rum tarafının da hareketlenmesi gerektiğini bildirdi.
Abdullah Gül, KKTCde 14 Aralıkta yapılacak seçimlere değinirken de, KKTCdeki seçimler adil biçimde yapılacaktır dedi.
A.Anın haberine göre, Yunan devlet televizyonu NETte banttan yayınlanan Haberlerin Ardından adlı haber programa konuk olan Gül, Kıbrıs ve Türk-Yunan ilişkileri konularına değindi.
Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu ile aralarında güven ilişkisi bulunduğunu vurgulayan Gül, iki ülke arasındaki ilişkilerin daha da geliştirilmesi için yoğun biçimde çaba harcadıklarını belirtti.
Bu aşamada samimiyetle çalışıldığını, ancak taraflar karar alana kadar kamuoyuna açıklama yapılmayacağını söyleyen Gül, Şu an herhangi bir açıklama için doğru zaman değil. İlerleme hızlı değil ama kaydediliyor. Bir uzlaşmaya varacağımızdan ve iki tarafı da tatmin edecek çözümler bulacağımı
zdan eminim. Başka seçenek yok dedi.Programın sunucusu Pavlos Cimasın Türk-Yunan sorunlarının Türkiye ABye üye olana kadar askıda kalacağı yolunda bir kanı olduğuna ilişkin sorusunu da yanıtlayan Gül, bu biçimde düşünmenin bu alandaki çabalara yardımcı olmadığının altını çizdi.
Bu arada KKTCde 14 Aralıkta yapılacak seçimlerden sonra tarafların çözüme odaklanmaları için yeterli zamanları bulunduğunu kaydeden Gül, bunun seçimlere kadar beklenmesi gerektiği anlamına gelmediğini de vurguladı.
KKTCnin 25 yıl aradan sonra kapılarını açtığını ve hiçbir olay çıkmadan binlerce kişinin karşılıklı geçişinin sağlandığını belirten Gül, Bu özlü bir güven arttırıcı önlemdir. Kalıcı bir çözüm arayışında gerçekleri göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Bunu yaptığımız takdirde bir daha sorunlarla karşılaşmayız diye konuştu.
Kıbrıs Rum Kesiminin ABye üye olacağı Mayıs 2004 tarihinin çok önemli olduğunu da kaydeden Gül, bu tarihten önce çözüme ulaşılacağını umduğunu, ancak bunun gerçekleşebilmesi için Rum tarafının da hareketlenmesi gerektiğini söyledi.
Gül, Rum tarafının da birşeyler yapması gerekiyor. ABye dahil oldukları için rahatlamayı düşünmemeleri ve yaklaşma girişimlerinde bulunmaları lazım. Bu çerçevede Türk tarafının da bir şeyler yapması halinde uzlaşma sağlanacaktır dedi.
SEÇİMLER ADİL OLACAK
Sunucunun, aralarında ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Westonun da bulunduğu bir çok kişinin KKTCde yapılacak seçimlerin adil bir olmayacağı kuşkusunu dile getirdiğine ilişkin sorusuna Gül, Türkiyenin seçimlere karışmasının söz konusu olmadığı, ancak KKTCde şeffaf bir demokratik yapı olduğu ve bu çerçevede seçimlerin adil bir biçimde yapılacağı yanıtını verdi.
Cimasın sorusu üzerine, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkökün Atinada yayımlanan Elefterotipiya gazetesine verdiği demeçte, Türk askerinin Kıbrısta kalması yönünde tercih belirtmesi konusuna değinen Gül, şunları söyledi:
Kıbrıs Türkiyenin çok yakınında bulunuyor. Bu konuyu konuştuğumuz zaman haritaya da bakmak gerek. Bu çerçevede teknisyenlerin endişe etmeleri doğaldır. Kuşkusuz bu ortada düşmanca hisler bulunduğu anlamına gelmez.
Öte yandan Türkiye ile Yunanistanın pek çok ortak noktası olan komşu ülkeler olduğunu kaydeden Gül, iki ülkenin işbirliğine yönelmesi gerektiğini ve bunun için ortada pek çok olanak bulunduğundan emin olduğunu vurguladı.
PAPANDREU: KIBRISTA HEDEF MÜZAKERELERE BAŞLAMAK
Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu, KKTCdeki seçimlere ilişkin tahminde bulunmayacağını belirterek, Bu seçimler uluslararası toplum tarafından tanınmıyor, ancak Türkiye ve Kıbrıslı Türkler için önem taşıyor dedi.
A.Anın haberine göre NATO Genel Sekreteri George Robertson, Atinada Yunanistan Dışişleri Bakanı Papandreu ile ikili bir görüşme yaptı.
Papandreu, görüşme
den sonra gazetecilerin soruları üzerine, Robertsondan önce biraraya geldiği ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston ile yaptığı görüşmeye değindi.Kıbrısta hedefin taraflar arasında BM çerçevesinde ve Annan planı temelinde müzakerelere başlanması olduğunu söyleyen Papandreu, KKTCdeki seçimlere ilişkin tahminde bulunmayacağını belirterek, Bu seçimler uluslararası toplum tarafından tanınmıyor, ancak Türkiye ve Kıbrıslı Türkler için önem taşıyor dedi.
HALKIN SESI 24/10/03
Kuzey
Kıbrıstaki seçimler adil biçimde yapılacakTürkiye Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Türkiye ile Yunanistan arasındaki sorunların çözülmesi için Türkiyenin AB üyesi olmasının şart olmadığını söyledi.
Kıbrısta, sorunun çözümü yönünde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti açılımlar yaparken, aynı olumlu tavrın Rum tarafından gelmediğine işaret eden Gül, Rum tarafının da hareketlenmesi gerektiğini bildirdi.
Abdullah Gül, KKTCde 14 Aralıkta yapılacak seçimlere değinirken de, KKTCdeki seçimler adil biçimde yapılacaktır dedi.
Yunan devlet televizyonu NETte banttan yayınlanan Haberlerin Ardından adlı haber programa konuk olan Gül, Kıbrıs ve Türk-Yunan ilişkileri konularına değindi.
Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu ile aralarında güven ilişkisi bulunduğunu vurgulayan Gül, iki ülke arasındaki ilişkilerin daha da geliştirilmesi için yoğun biçimde çaba harcadıklarını belirtti.
Bu aşamada samimiyetle çalışıldığını, ancak taraflar karar alana kadar kamuoyuna açıklama yapılmayacağını söyleyen Gül, Şu an herhangi bir açıklama için doğru zaman değil. İlerleme hızlı değil ama kaydediliyor. Bir uzlaşmaya varacağımızdan ve iki tarafı da tatmin edecek çözümler bulacağımızdan eminim. Başka seçenek yok dedi.
Programın sunucusu Pavlos Cimasın Türk-Yunan sorunlarının Türkiye ABye üye olana kadar askıda kalacağı yolunda bir kanı olduğuna ilişkin sorusunu da yanıtlayan Gül, bu biçimde düşünmenin bu alandaki çabalara yardımcı olmadığının altını çizdi.
Gül, Sorunlarımızı çözmek için yoğun biçimde çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Kuşkusuz aynı çatı altında olduğumuz zaman aramızdaki atmosfer de değişik olacaktır. Ancak üyelik, sorunlarınn çözülmesi için şart değil. Böyle görmüyoruz. Yoğun bir biçimde çalışarak, ilerleme kaydedeceğiz. Bir an önce her
şeyi tamamlamak daha iyi olacaktır. Ancak gerçekten aynı çatı altında olduğumuz zaman herşey farklı olacaktır diye konuştu.Cimasın Egedeki ihlal iddialarıyla ilgili sorusuna da Gül, ortada art niyetli bir yaklaşım bulunmadığı yanıtını verdi.
Gül, "Bu konuda her iki taraf da kendi tezlerini savunuyor. Bunun için oturup konuşma kararı aldık. Askerlerin de katıldığı komite toplantılarıyla konuyu ele alıyoruz. Bu bir ilerlemedir ve sorunları çözeceğiz dedi.
"Seçimlerden sonra çözüm için zaman var"
Bu arada KKTCde 14 Aralıkta yapılacak seçimlerden sonra tarafların çözüme odaklanmaları için yeterli zamanları bulunduğunu kaydeden Gül, bunun seçimlere kadar beklenmesi gerektiği anlamına gelmediğini de vurguladı.
KKTCnin 25 yıl aradan sonra kapılarını açtığını ve hiçbir olay çıkmadan binlerce kişinin karşılıklı geçişinin sağlandığını belirten Gül, Bu özlü bir güven arttırıcı önlemdir. Kalıcı bir çözüm arayışında gerçekleri göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Bunu yaptığımız takdirde bir daha sorunlarla karşılaşmayız diye konuştu.
Kıbrıs Rum Kesiminin ABye üye olacağı Mayıs 2004 tarihinin çok önemli olduğunu da kaydeden Gül, bu tarihten önce çözüme ulaşılacağını umduğunu, ancak bunun gerçekleşebilmesi için Rum tarafının da hareketlenmesi gerektiğini söyledi.
Gül, Rum tarafının da birşeyler yapması gerekiyor. ABye dahil oldukları için rahatlamayı düşünmemeleri ve yaklaşma girişimlerinde bulunmaları lazım. Bu çerçevede Türk tarafının da bir şeyler yapması halinde uzlaşma sağlanacaktır dedi.
"Seçimler adil olacak"
Sunucunun, aralarında ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Westonun da bulunduğu bir çok kişinin KKTCde yapılacak seçimlerin adil bir olmayacağı kuşkusunu dile getirdiğine ilişkin sorusuna Gül, Türkiyenin seçimlere karışmasının söz konusu olmadığı, ancak KKTCde şeffaf bir demokratik yapı olduğu ve bu çerçevede seçimlerin adil bir biçimde yapılacağı yanıtını verdi.
Cimasın sorusu üzerine, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkökün Atinada yayımlanan Elefterotipiya gazetesine verdiği demeçte, Türk askerinin Kıbrısta kalması yönünde tercih belirtmesi konusuna değinen Gül, şunları söyledi:
Kıbrıs Türkiyenin çok yakınında bulunuyor. Bu konuyu konuştuğumuz zaman haritaya da bakmak gerek. Bu çerçevede teknisyenlerin endişe etmeleri doğaldır. Kuşkusuz bu ortada düşmanca hisler bulunduğu anlamına gelmez.
Öte yandan Türkiye ile Yunanistanın pek çok ortak noktası olan komşu ülkeler olduğunu kaydeden Gül, iki ülkenin işbirliğine yönelmesi gerektiğini ve bunun için ortada pek çok olanak bulunduğundan emin olduğunu vurguladı.
YENIDUZEN 24/10/2003
Giderayak Kapışma
Seçim öncesinde gerçekleştirilen istihdam çalışmalarını seçim yatırımı olarak değerlendiren Serdar Denktaş, Bütün bu istihdam çalışmaları seçim öncesinde yapılan birer oy yatırımıdır.
Serdar Dentkaş:
İstihdamlar seçim yatırımı
Seçim öncesinde gerçekleştirilen istihdam çalışmalarını seçim yatırımı olarak değerlendiren Serdar Denktaş, Bütün bu istihdam çalışmaları seçim öncesinde yapılan birer oy yatırımıdır. Devletteki yanlış yapılanma KKTCdeki özel sektörün önünü kapatan en büyük etken oldu. Biz, iktidarımız zamanındaki yaptığımız hatalarımızı gördük, kendimizi eleştirerek bu çarpık yapılanmadan kurtulmak istiyoruz. dedi.
Devletin işleyişindeki bozuk sistemi, hal
kın da kabullendiğini söyleyen Denktaş, Devletin halk açısından en güvenilir ekmek kapısı olarak görüldüğünü, bu yaklaşımla da KKTCde özel sektörün çok büyük zararlar yaşadığına dikkat çekti. BRTde yaşanan istihdama yönelik gelişmeleri de değerlendiren Serdar Denktaş, KKTCde yaşanan seçimlerde, 1976dan beri her seçim sürecinde kişisel menfaatlerin yaşandığı seçimler haline geldiğini belirtti. BRTnin daha önce yaptığı çalışmalarla, özel televizyonlarının destekçisi olduğunun altını çizen Denktaş, Bugün BRTnin bu yapısı bozuldu. Çok seslilik yerini tek sesliliğe bıraktı. Devlet Televizyonu olarak tabii ki en büyük görev devleti korumak olmalıdır. Fakat bu çalışmalarda aşırıya kaçılmamalı. 1976yılından itibaren yaşanan bu süreçte siyasetçi mi hatalı, yoksa halk mı demenin bir anlamı yok. Bu yumurta-tavuk ilişkisi gibidir. Seçim zamanında geçici menfaatler elde edebilmek için iki tarafta da bu hatalar yaşanmıştır. Ortağımızın yapmış olduğu istihdamlar nedeniyle tabanımızdan bize de istihdam yapmamıza yönelik müthiş bir baskı geldi ve biz de bir an için istihdam yapmaya karar verdik. Bu alanda yetkili olan Sayın Başbakan ve Maliye Bakanıyla görüşerek gerekli yetkileri aldık. Fakat arkadaşlarımız bu yapılan çalışmaların yanlış olduğunu söyleyerek Yanlışa yanlışla karşılık vermeyelim. Çarpık yapıda bir şeyleri değiştirmek istiyorsak, önümüzdeki süreçte köklü bir değişiklik yapmak istiyorsak farklı davranmaya mecburuz. Alacağımız bütün baskılara rağmen istihdamın şimdi olmamasını sağlayalım. Seçim sonrasında yeni hükümetinde oluşmasıyla birlikte nerelerde istihdama gerek varsa iş tanımlarını yapalım ve gereken istihdamı o zaman yapalım düşünce yapısı içersine girdik diye konuştu.Ülkemizde krizin 1998 yılından beri varolduğunu belirten serdar Denktaş, Bugün 2003 senesi sonundayız. Neden o zamanlar istihdam yapılmadı. Sayın Başbakan krizi bahane ederek bu istihdamı yaptı ama bunlar mantıklı açıklamalar değil. 31 Aralık tarihinde bu işe alınan kimselerin işlerine son verilince bu insanlar kime küsecekler? Bu
rada hatalı olan devletin sistemidir. Bu sorunu çözerken özel sektörü de düşünmek zorundasınız diye ifade etti.
Özel sektöre göndereceğiz.
Yapacakları çalışmalarla özel sektörü de canlandırmayı amaçladıklarını söyleyen Serdar Denktaş, Bu konu hakkında çalışmalarımız devam ediyor. Yapacağımız yeni bir çalışmayla bu insanları özel sektöre yönlendirmeye çalışacağız. Devlet olarak gerekli iş tanımlarını yaparak, özel sektöre ihtiyaç duyulan alanlarda, devletteki fazla istihdamda yer alan işçilerden gönder
eceğiz. Bu insanlar özel sektörde çalışmalarına rağmen onların bir senelik maaş ödemelerini de biz yapacağız diye konuştu.Şov yapmak istesek hükümeti bozardık
Demokrat Parti Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, seçim öncesinde Demokrat Partinin şov yapmak istemediği için hükümeti bozmadığını, fakat 15 Aralık sabahında, KKTCnin yeni Başbakanı olarak göreve başlamaya hazır olduğunu açıkladı.
Demokrat Parti ve Ulusal Birlik Partisinin hiçbir şekilde baraj sıkıntısı yaşamayacağını kaydeden Denktaş, seçim sonrasında devlette işleyen sisteme yönelik ciddi bir revizyona gideceklerine dikkati çekti.
Serdar Denktaş, Annan Planının müzakere edilebilir hale getirilebileceğine yönelik çok büyük bir inancının olduğunu söyledi ve Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, Dışişleri Bakanı ve Genel Kurmay Başkanının yaptıkları açıklamanın ülkemizde farklı siyasi partiler tarafından taraflı olarak çarpıtıldığının altını çizdi.
Eroğlu:
DP ile istihdam için anlaşmıştık
UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu, kimsenin ekmek parasıyla oynama düşüncesinde olmadıklarını söyleyerek, istihdam edilenlerin 31 Aralıkta durdurulamayacaklarını vurguladı.
Hükümetin istihdam yapma kararını UBP kanadının uyguladığını, DP kanadının ise bu kararı uygulamaktan son anda vazgeçtiğini anlatan Eroğlu, müşterek alınmış bir kararı, vatandaşlarda menfi tesir yaratacak bir şekilde yok saymak bence yanlıştır. Çalışma hayatına başlayan arkadaşlar çalışmalarını devam ettireceklerdir dedi.
Başbakan Derviş Eroğlu, Bakanlar Kurulu toplantısı öncesinde bir gazetecinin Turizmden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaşın dün akşam bir tv programında 31 Aralıkta geçicilerin durdurulacağını söylediğini hatırlatması üzerine yaptığı açıklamada, durdurulmayacaklarını kendisi de bil
ir şeklinde konuştu.Hükümetin koalisyon hükümeti olduğuna, istihdam kararının birlikte alındığına işaret eden Eroğlu, Onlara da bakanlıklarında olan kadroların yetkisini verdik. Ama onlar son anda -belki kendi aralarında anlaşamadılar bilemiyorum- kullan
maktan vazgeçtiler" dedi.Başbakan Eroğlu, 5 yıldır sadece eğitim ve sağlıkta istihdam yaptıklarını, diğer alanlarda pek istihdam yapamadıklarını kaydederek, krizlere karşı aldıkları tedbirlerle imkan doğduğunu, bu nedenle hükümetin istihdam kararı aldığını ifade etti.
Kimsenin yüreğine korku salmasınlar diye konuşan Eroğlu, yıllarca iş için bekleyenlere bir fırsat çıktığını, bu fırsatın hükümet tarafından verildiğini söyledi ve dolayısıyla güle güle, sağlıkla çalışsınlar, hiçbir endişeye de kapılmasınl
YENIDUZEN 24/10/2003