Rumları çıldırtan Rum
KKTC'de kalan mallarının tazmini için Denktaş'a mektup yazan Rum hakkında, Rum Yönetimi yasal süreç başlattı
YORGO KIRBAKİ Atina
KKTC'nin Güzelyurt bölgesinde kalan malları için KKTC'nin oluşturduğu Tazmin Komisyonu'na başvuran Hıristakis Polikarpos adlı Rum, Rum Yönetimi'ni çıldırttı. Rum Yönetimi tarafından hükümet yetkilerini oldubitti yaparak kullanmakla suçlanan Polikarpos hakkında Kıbrıs Rum Savcılığı dava açılabilmesi için yasal süreç başlattı. İnceleme sonunda gerek görülür
se Polikarpos aleyhine dava açılacak.
Kiliselerde yapılan ayinlerde dahi tazminat için KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a mektup yazan Polikarpos, "vatan haini" suçlamasıyla lanetlendi.
Polikarpos'un KKTC Tazmin Komisyonu'na başvurusunda 16 Rum'un daha imzası bulunuyor. Ancak bunlardan beşi, yönetim, siyasi partiler, basın, sivil toplum örgütleri ve kiliseden gelen yoğun baskılar üzerine imzalarını geri çekti. Bu Rumlar, ortak bir açıklama yaparak Polikarpos'un oyununa geldiklerini, tazminat dilekçesini Denktaş'a değil de BM'ye gönderileceğini zannederek imzaladıklarını ileri sürdüler.
Kuzeye geçenlere ne demeli?
Polikarpos ise, KKTC'den tazminat talebinde ısrarlı. "Güzelyurt'ta ailemin bana bıraktığı araziler benimdir. En iyi fiyatı kim verirse ona satarım" diyen Polikarpos, tazminat talebini önce Rum lideri Tasos Papadopulos'a yaptığını ancak cevap alamayınca Denktaş'a başvurduğunu belirtti. Polikarpos, "Bana tazminat ödenmesi konusunu Denktaş ile görüşmek istedim. Denktaş'ı tanıyacağım diye Kıbrıs'ta büyük gürültü koparıldı. Kuzeye giden yüz binlerce Rum dolaylı da olsa Denktaş'ı tanımıyor mu?" diye konuştu.
MILLIYET 17/03/2003
Halkın geleceği devletine sahip çıkmaktır
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrısta iki devletli çözümün esas olduğunu ve seçimlerde devleti savunanların galip çıkacağına inandığını belirterek, Asker seçimlere, iç politikaya karışmaz ama biliyorum ki bu memleketi Kıbrıs Türkü satacak mı satmayacak mı diye endişeleri var. Ben satmayacak diyorum, bu güveni veriyorum ifadelerini kul
landı.
Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığına atanan Korgeneral Işık Koşaner dün sabah KKTCye geldi. Yarın düzenlenecek törenle görevi Korgeneral Ahmet Öztekerden devralacak olan Koşaner, KKTCye varışının hemen ardından Cumhurbaşkanı Denktaş tarafın
dan kabul edildi.
Korgeneral Koşaner, bu sabah 09.00da, Kıbrıs Türk Halkının Özgürlük Mücadelesi Lideri Dr. Fazıl Küçükün Anıttepedeki kabrini ziyaret edecek.
Kabulde, KTBK Komutanı Koregeneral Ahmet Özteker, 39uncu Tümen Komutanlığına atanan Tümgeneral Yalçın Pehlivanoğlu ile 14. Zırhlı Tugay Komutanı Kurmay Albay Yaşar Bal da hazır bulundu.
"KOLORDU BÜYÜK DESTEK OLDU"
Kabulde konuşan Cumhurbaşkanı Denktaş, Genel Kurmay daima Kıbrısa en seçkin komutanlarını göndermektedir diyerek memnuniyetini belirtti ve KKTCde askerin her konuda büyük yardımları bulunduğunu söyledi.
Kolordunun KKTCdeki varlığının ekonomiye de büyük katkı olduğunu söyleyen Denktaş, görevi devretmeye hazırlanan Korgeneral Öztekere hitaben şunları söyledi:
"Burda çok zor günler yaşadınız ama o zor günleri bizim rahat atlatmamız için bize büyük destek oldunuz. Gösterdiğiniz anlayış, destek ve soğukkanlılığa müteşekkirim. Sizden önceki kolordu komutanı üzülerek ayrılmıştı. Halkın içerisinde meydana gelen hudutsuz hürriyet düşüncesi içinde ne söylediğini farkında olmayan insanlar büyük çalkantılar yaratmışlardı. Bu çalkantıların sükünetle oturmasına yardımcı oldunuz.
ABYE GİRİNCE MEMURLAR ÖDENEMEYECEK
Barış Harekatına teğmen olarak katılan Korgeneral Koşanere de Denktaş, Kurtardığınız vatanın elimizden alınması, ortadan kaldırılması planlanıyor diyerek, Annan planıyla ilgili görüşlerini aktardı.
Amerika, İngiltere, BM Genel Sekreterliği ile ABnin Annan planını kabul ettirmek için seferber olduğunu belirten Denktaş, Halkımızın çıkarı ve geleceği devletine ve tapusuna sahip çıkmaktır dedi.
ABye girişin ekonomik sorunları da beraberinde getireceğini ve Türkiyenin verdiği yardımın kesilmesiyle memurların yarısının görevden alınmasının, şehit ve sosyal yardım maaşı gibi ödeneklerin kesilmesinin kaçınılmaz olacağını söyleyen Denktaş, Büyük bir çöküntüye gideceğimizin kimse farkında değil ve halkı kandırmak için büyük gayret gösterilmektedir diye konuştu.
İÇİMİZDEN TAVLADILAR
AMA MAYA SAĞLAM, SEÇİMDE
KKTCdeki bazı insanların para alarak Avrupa Birliği propagandası yaptığı görüşünü de tekrarlayan Cumhurbaşkanı Denktaş, İçimizden tavladıkları bazı liderlerin peşinde bilmeden koşan halkımız ABı kurtuluş zannediyor. Bunu yapanlar, kendileri ve aileleri çeşitli uydurma örgütler kurarak ABdan büyük para almış insanlardırlar ifadesini kullandı.
Bu açıklamalarının bazı çevrelerde öfkeyle karşılandığını ancak devleti korumanın ve halkı uyarmanın görevi olduğunu söyleyen Denktaş, Halkın mayasının sağlam olduğunu ve seçimlerde devletim, Türkiye diyenlerin galip çıkacağına inandığını kaydetti.
ASKER DE ENDİŞELİ
Denktaş komutanlara hitaben, Asker seçimlere, iç politikaya karışmaz ama biliyorum ki siz de gelişmeleri büyük bir endişeyle izliyorsunuz. Bu memleketi Kıbrıs Türkü satacak mı, satamayacak mı
Ben size satmayacak diyorum
Bu güveni vereyim ki siz de rahat edin
ZİYARETÇİLER BAHANE
Konuşmasının sonunda, Hep ziyaretçileri bahane ederek halka mesaj veriyorum. Bütün bu söylediklerimi sizlerin de bildiğini biliyorum diyen Denktaş, Kıbrısta iki devletli, egemenlik ve eşitlik temelinde çözüm istemlerini de dile getirdi.
Korgeneral Koşaner ise kabulde herhangi bir açıklama yapmadı.
Korgeneral Koşaner, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Vehbi Zeki Serter ve Başbakan Derviş Eroğlunu da ziyaret etti.
TÜMGENERAL SARSILMAZ AYRILIYOR
Bu arada, 39. Tümen Komutanlığı görevini bugün saat 18.30da yapılacak törende Tümgeneral Yalçın Pehlivanoğluna devredecek olan Tümgeneral Cahit Sarsılmaz, bu sabah saat 09.30da adadan ayrılıyor.
HALKIN SESI 17/08/2003
Yenidüzenin KADEM e Yaptırdığı Anket Sonucu
Halk "Çözüm ve AB" dedi!
YeniDÜZEN gazetesi ile Kıbrıs Toplumsal Araştırmalar Eğitim ve Danışmanlık Merkezi (KADEM) işbirliği sonucu yapılan ankette, halkın yüzde 60ı aşkın bir oranda Çözüm ve Avrupa Birliğini destekleyen partilere yöneldiği ortaya çıktı.
Ulusal Birlik Partisi yıllar sonra ilk kez birinci parti konumunu kaybederken, Toplum Bilimci Araştırmacı Muharrem Faiz yönetimindeki KADEMin anketinde, Mehmet Ali Talat liderliğindeki CTP ve Birleşik Güçler birinci parti konumuna geldi.
Anket, aralık seçimlerinde Meclisteki çoğunluğun Annan Planı temelinde çözümü ve Avrupa Birliğini destekleyen partilerden oluşacağını gösterdi.
Anket nasıl yapıldı?
Araştırma kantitatif yöntemlerden yüz yüze anket tekniği ile gerçekleştirilmiştir. Hazırlanan soru formu, eğitilmiş anketörler tarafından görüşülen kişilere uygulanmıştır. Görüşmeler sonucunda elde edilen bilgilerin, belirlenen kurallar çerçevesinde mi alındığı kontrolörler tarafından yerinde kontrol edilmiştir. Kontrol sonrasında döküm ve kodlama işlemleri tamamlanmış ve bilgiler bilgisayar ortamına aktarılmıştır. Bilgisayar yardımı ile elde edilen veriler; yaş, cinsiyet, uğraş alanı, anne-baba doğum yeri, eğitim düzeyi, bölge ve ilçe gibi değişkenlere göre detaylandırılmıştır. Araştırmanın hedef kitlesi olarak 18 yaş ve üzeri KKTC de jure nüfusu alınmıştır. Araştırmanın örneklemini ise, bu hedef kitleyi temsil etmek üzere belirlenmiş 791 kişilik bir grup oluşturmuştur. Araştırmanın saha
kısmı 28 Haziran 18 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir.
Seçimlere bakış
Araştırma sonuçları seçmenleri yaklaşık üçte ikisinin Aralık ayında yapılacak seçimlerin hayati önemde olduğuna inandığını gösteriyor. Bu seçimlerin önemi olmadığını ya da hiçbir önemi olmadığını söyleyenlerin toplam oranı ise %9... Bu düşünceye paralel olarak %71lik bir kesim Aralık seçimleri sonucunda ülkenin politik yaşamında değişiklik olacağına inanıyor. Seçimlerin ülkenin politik yaşamında değişiklik getirmeyeceğine inananların oranı ise %23
Seçimlerin ülkenin yaşamında değişiklik sağlayacağına inananların oranı CTP içinde çözüm ve AB yanlısı güçlere (%86) ve Ticaret Odası önderliğinde bir oluşuma (%76) oy vereceğini söyleyenler arasında artış gösterirken; UBP (%47) ve DPyi (%53) tercih edenler arasında düşüş göstermektedir.Yaş ilerledikçe seçimlerin politik yaşamı değiştiremeyeceğine inananların oranı da artış göstermektedir.
Seçimlerin ülkenin yaşamında değişiklik getireceğiine inananların oranı eğitim düzeyi ile paralel biçiminde artış göstermektedir. Okur-yazar olanlar arasında %44 olan bu oran ilkokul mezunlarında %60a, ortaokul mezunlarında %71e, lise mezunlarında %72ye ve üniversite mezunları arasında %77ye çıkmaktadır.
Seçime nasıl girilsin?
Aralık ayında yapılacak seçimlere yönelik olarak çeşitli partiler ve örgütlerin yeni oluşumlara yönelik çabaları içinde en çok benimsenen CTP içinde çözüm ve AB yanlışı bağımsız güçlerin buraya gelmesi (%43). Akıncı başkanlığında TKP odaklı sol bir ittifakın oluşturulması %29 oranında olumlu bulunurken, %35 oranında olumsuz bulunmaktadır. Sağda milliyetçi bir cephe oluışturulması ve Ticaret Odası önderliğinde liberal bir oluşum da %24lük bir olumlu bulunma oranına sahip olmuştur.
Kime oy verirsiniz?
Sözü edilen oluşumların bazılarının gerçekleşmesi durumunda seçmenlerin
%27.9u CTP içinde çözüm ve AB yanlışı güçlere, %15.2si Akıncı Başkanlığındaki
TKP odaklı sol ittifaka %14u Ulusal Birlik Partisine, %6.8i Demokrat Partiye
ve %6.7si Ticaret Odası önderliğinde liberal bir oluşuma oy vereceğini
söylemektedir. %28.4lik bir kesim ise bu konuda ya fikrini belirtmemiş ya da henüz
karar vermediğini söylemiş, ya da anketi yanıtlamamıştır.
Oluşum ya da partilerin tercihinde seçmenin eğitim düzeyinin etkili bir faktör
olduğu belirlenmiştir. İlkokul mezunlarında %10 olan CTP içinde çözüm ve AB
yanlısı güçlerin oy oranı, eğitim düzeyi ile birlikte artış göstermekte ve lise ya da
üniversite mezunlarında %30 ve üzeri bir orana ulaşmaktadır. Benzer bir durum
daha küçük oy farkları ile Akıncı Başkanlığındaki oluşum için de geçerlidir. UBP ve
DPnin oy oranları ise eğitim düzeyi ile ters orantılı bir ilişkiye sahiptir. Seçmenin
eğitim düzeyi düştükçe bu iki partinin oy oranında artış gözlenmektedir.
Kararsızlar dağıtıldığı zaman
Seçim sonuçlarında % 28. 4 bir kararsız kesim vardır. Peki, bu kararsız kesimin eğilimleri nelerdir. Kararsızların profilini, anketteki bir diğer soruya verdikleri yanıttan çıkarmak mümkündür.
Kararsız seçmenin % 17si seçimlerde milliyetçi sağ cepheyi, % 11i ise sol cepheyi desteklediklerini ifade etmiştir.
Ağırlıklı olarak eğitim düzeyi düşüktür. 1998 seçimlerinde daha yüksek oranda UBP ve DPye oy verdikleri görülen kararsız seçmenler, çözüm ve AB mitinglerine de çok fazla rağbet göstermeştir.
Tüm bu faktörler dikkate alınarak, kararsız seçmenlerin bilimsel yöntemlerle dağılımı yapıldığında CTP-Birleşik Güçler yine birinci parti konumunu koruyor. (%32.9) Ulusal Birlik Partisi % 23.8le ikinci parti durumuna gelirken; Akıncı liderliğindeki sol ittifak (BDH) % 19.2lik bir orana ulaşıyor. Demokrat Partinin oy oranı % 15.2 ve Ticaret Odası önderliğindeki sağ ittifakın oy oranı ise % 8.9a ulaşıyor.
/ / / /
!!!Tablolar !!! yazıların arasına dağıtılacak ve tablo üstündeki bilgiler de dişi bir zemine girecek !!!!!!!
Aralık ayında yapılacak seçimlere yönelik olarak çeşitli partiler ve örgütler yeni oluşumlar sağlamaya çalışıyorlar. Aşağıda bunlardan bazıları sıralanmıştır. Siz bunların her birine olumlu mu yoksa olumsuz mu baktığınızı söyleyiniz.
Olumlubuluyorum Olumsuz buluyorum Ne olumlu ne de olumsuz buluyorum Fikir/cevap yok
CTP içinde çözüm ve AB yanlısı bağımsız güçlerin biraraya gelmesi 43.2 25.4 25.4 2.7
Akinci baskanliginda TKP odakli sol bir ittifak oluşturulması 29.3 35.1 31.1 4.4
Sağda milliyetci bir cephe oluşturulması 22.8 40.7 32.9 3.7
Ticaret Odası önderliğinde liberal bir oluşum 23.9 30.8 38.8 6.4
** Anket yapıldığında BDH ilan edilmemiş, CTP-Birleşik Güçler Kurultayı yapılmamıştı
/ / /
Aralık ayında yapılacak seçimler sonucunda ülkenin politik yaşamında
bir değişiklik bekliyormusunuz?
Genel %
Evet, ülkenin politik yaşamında değişiklik olacağını düşünüyorum 71.3
Hayır, ülkenin politik yaşamında değişiklik olacağını düşünmüyorum 22.9
Fikir/cevap yok 5.8
Toplam 100.0
/ / /
Aralık ayında yapılacak seçimler sonucunda ülkenin politik yaşamında
bir değişiklik bekliyor musunuz?
Yaş 18-24 25-34 35-44 45-54 55+ Genel
Evet, ülkenin politik yaşamında değişiklik olacağını düşünüyorum 74.6% 76.6% 65.4% 74.4% 59.6% 71.3%
Hayır, ülkenin politik yaşamında değişiklik olacağını düşünmüyorum 22.3% 19.3% 25.1% 20.2% 31.5% 22.9%
Fikir/cevap yok 3.0% 4.1% 9.5% 5.4% 9.0% 5.8%
Toplam 100.0% 100.0% 100.0% 100.0% 100.0% 100.0%
/ / /
Sözü edilen oluşumların bazılarının gerçekleşmesi durumunda hangi oluşuma ya da partiye oy verirdiniz?
%
CTP içinde çözüm ve AB yanlısı güçlere 27.9
Akinci baskanliginda TKP odakli sol bir ittifaka 15.2
UBP 14.9
DP 6.8
Ticaret Odası önderliğinde liberal bir oluşuma 6.7
Fikir/cevap yok 28.4
Toplam 100.0
/ / /
Sözü edilen oluşumların bazılarının gerçekleşmesi durumunda hangi oluşuma ya da partiye oy verirdiniz? (Kararsızlar dağıtıldığı zaman)
%
CTP içinde çözüm ve AB yanlısı güçlere 32.9
UBP 23.8
Akıncı baskanlıgında TKP odaklı sol bir ittifaka 19.2
DP 15.2
Ticaret Odası önderliğinde liberal bir oluşuma 8.9
Toplam 100.0
/ / /
Sözü edilen oluşumların bazılarının gerçekleşmesi durumunda hangi
oluşuma ya da partiye oy verirdiniz?
Anne-baba doğum yeri Anne-baba Kıbrıs doğumlu Anne-baba Türkiye doğumlu Ebeveynlerden biri kıbrıs diğeri Türkiye doğumlu Genel
CTP içinde çözüm ve AB yanlısı güçlere 30.6% 17.3% 22.2% 27.9%
Akinci baskanliginda TKP odakli sol bir ittifaka 17.4% 3.6% 22.2% 15.2%
UBP 13.4% 20.1% 22.2% 14.9%
DP 5.6% 13.7% - 6.8%
Ticaret Odası önderliğinde liberal bir oluşuma 6.6% 7.9% 3.7% 6.7%
Fikir/cevap yok 26.4% 37.4% 29.6% 28.4%
Toplam 100.0% 100.0% 100.0% 100.0%
YENIDUZEN 17/08/2003
Temel ve Kilit Konularda
"KKTCnin
mal-mülk çalışmaları sürüyor
(TAK):--Kıbrıs sorununun en temel ve kilit konularından biri olan mülkiyet konusuna çözüm hedefiyle KKTCnin başlattığı çalışmalar sürüyor. KKTC sınırları içerisinde kalan Rum malları, Güney Kıbrıstaki Türk malları ve Vakıflara ait taşınmazlar olmak üzere üç ayrı koldan sürdürülen çalışmalar farklı birimlerin bünyesinde devam ediyor.
KKTC sınırları içindeki Rum mallarına tazminat veya takasla çözüm bulmak hedefiyle ilgili yasa altında oluşturulan komisyon fiilen çalışmaya başlarken, bundan ayrı olarak sadece Güney Kıbrıstaki Türk mallarıyla ilgili çalışma yapacak büronun kurulması için de yasa çalışmaları sürüyor. Başsavcılık bünyesinde faaliyet gösterecek bu büronun gelecek haftadan itibaren başvuru kabul etmesi hedefleniyor. Komisyon ve büro birbirinden farklı statü ve görevle, ancak aynı binada, Borsa binasında faaliyet gösterecek.
Bunlara ek olarak Vakıflar İdaresi de, gerek Güney Kıbrısta kalan tapulu malları, gerek kapalı Maraş bölgesindeki mülkiyet haklarıyla ilgili ayrı bir çalışma sürdürüyor.
Çoğunlukla Güney Kıbrısta hukuki süreç gerektirecek mülkiyet konularıyla ilgili bu çalışmaları Güney Kıbrısta da kayıtlı Türk avukatlar Zeki Bayram, Ergin Ulunay ve Gürsel Kadri takip edecek.
Taşınmaz malların tazmini komisyonu
Mülkiyetle ilgili süreçte en önemli basamağı oluşturan ve KKTC sınırları içerisindeki Rum mallarının mülkiyet sorununa tazminat veya takasla çözüm bulmayı hedefleyen Taşınmaz Malların Tazmini Komisyonu, çalışmalarına fiilen başladı.
Türk mallarıyla ilgili büro...
Komisyon ile birlikte Borsa binasında, ancak Başsavcılıka bağlı olarak faaliyet gösterecek Güneydeki Türk mallarıyla ilgili büro ise henüz yasal hazırlık aşamasında.
TAK muhabirinin sorularını yanıtlayan Başsavcı Akın Sait, büronun kurulmasıyla ilgili yasa tasarısı üzerindeki çalışmalarının devam ettiğini, tasarının gelecek hafta hükümete sunulabileceğini söyledi.
Vakıflar da faaliyette
Öte yandan Vakıflar İdaresi de, gerek Güney Kıbrısta kalan malları, gerek kapalı Maraş bölgesindeki mülkiyet haklarıyla ilgili başlattığı hukuki süreci sürdürüyor.
İlk adım olarak Larnakadaki Bekirpaşa Suyu için Rum Yönetiminden 173 milyon dolar tazminat talep eden Vakıflar İdaresi, Maraşla ilgili yeni girişimlere de hazırlanıyor.
YENIDUZEN 17/08/2003
Rum tarafından müzakere konusunda karışık
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nden (GKRY), KKTC ile müzakere sürecinin yeniden başlamasına yönelik çelişkili açıklamalar geliyor.
Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu'nun açıklamalarına yer veren Alithia gazetesi, Yakovu'nun KKTC'de Aralık ayında yapılacak seçimlerden önce, müzakerelerin başlaması yönünde inisiyatif almaya niyetli görünmediğini yazdı.
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Annan planına yönelik eleştirilerini hatırlatan Yakovu, seçimlerden önce bir girişimde bulunmaya niyetli olmadığı gibi, seçimlerin sonucunda Denktaş'ın görevinde kalması durumunda da ''müzakerelerin yapılması için bir neden olmadığını'' belirtti.
Rum Yönetimi sözcüsü Kipros Hrisostomidis ise müzakerelerin başlamasına yönelik farklı açıklamalar yapıyor.
Hrisostomidis, Atina'da yayınlanan Apoyevmatini gazetesine verdiğidemeçte, Rum tarafının Kıbrıs sorununun özü ve Annan planı zemininde müzakereye hazır olduğunu belirtti.
Hrisostomidis, demecinde GKRY'nin ''Kıbrıs sorununun özü ve Annan planı zemininde herhangi bir zamanda ve koşulsuz olarak müzakereye hazır olduğunu'' kaydetti
HURRIYET 19/08/2003
Washington, Kıbrısta yeni görüşmeleri ekimde başlatacak
|
Annan Planının hayata geçirilmemesi ve BM Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Sotonun görevinden ayrılmasının ardından, Kıbrıs konusunda daha aktif bir politika izlemesi beklenen ABD, ekim ayında tarafları yeni bir müzakere için bir araya getirmeyi planlıyor.
Rum Kesiminde yayınlanan Alithia gazetesi, ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Westonun, eylül ayında KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos ile New Yorkta bir araya geleceğini, burada yapılacak çalışmalar sonucunda eki m ayında tarafları tekrar müzakere için masa etrafında toplamayı planladığını yazdı.
Fileleftheros gazetesi de ABD Dışişleri Bakanı Colin Powellın Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovuya bir mektup yazarak, Washingtonın Kıbrıs konusuna çözüm bulma yönündeki çabalarına devam edeceğini belirttiğini duyurdu. Mektubunda ABDnin BMnin çabalarını desteklediğini ifade eden Powell, ülkesinin, çözüm bulunabilmesi amacıyla tarafları gerekli esneklik ve iradeyi göstermeye çağırmayı sürdüreceğini kaydetti. Öt e yandan, Türkiyenin Kıbrısın kuzeyine nüfus taşıyarak Kıbrıs Türk toplumunun özgür iradesinin yansımasını engellediği iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvuran KKTC Yurtsever Birlik Hareketi (YBH) mahkemeden aralık ayında yapılacak seçimler öncesi karar bekliyor. YBH Dış İlişkiler Sekreteri Alpay Durduran, kabul edilen başvurunun, AİHMde kısa zamanda sonuçlanmasını beklediklerini söyledi.
YBHnin diğer yetkileriyle birlikte düzenlediği basın toplantısında konuşan Durduran, adadaki nüfus yapısı nedeniyle aralık ayında yapılacak seçimlerin etkili olmayacağını belirterek, seçimlerden önce Kıbrıs konusunda çözüm bulunması için çaba gösterilmesi gerektiğini kaydetti. Durduran, nüfus yapısının Kıbrıs Türklerinin siyasi iradelerinin orta ya çıkmasını engellediğini öne sürdü ve başvurularının AİHMde kısa sürede sonuçlandırılmasını umduklarını kaydetti. Bu arada, Cumhurbaşkanı Denktaş, CTP lideri Mehmet Ali Talatın basında yer alan Denktaş halka savaş açtı şeklindeki ifadelerini eleştirerek, Talatın halk adına değil; ancak partisi adına konuşabileceğini söyledi. Dış Haberler Servisi |
ZAMAN 19/08/2003
Durduran: Seçim olmuş olmamış farketmez
YBH Dışilişkiler Sekreteri Alpay Durduran, Mevcut düzenin devam etmesi ve çözüm olmaması halinde nüfus yapısından dolayı seçim olmuş olmamış bir şey fark etmeyeceğini söyledi.
Seçimden önce çözümün mümkün olduğunu savunan Durduran, çözüm için platform çerçevesinde hareket eden ve şu anda iki cepheye bölünenleri tekrar birlikte mücadeleye çağırdı ve
Derhal harekete geçilmeli" dedi.
Partisinin diğer yetkilileriyle bugün bir basın toplantısı düzenleyen YBH Dışilişkiler Sekreteri Durduran, Türkiyenin Kıbrısın kuzeyine nüfus taşıyarak Kıbrıs Türk toplumunun özgür iradesinin yansımasını engellediği iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yaptıkları başvuru hakkında ayrıntılı bilgi verdi.
YBH Genel Merkezinde saat 10.00da yer alan ve hem başvuru hem de başvurunun kabul edildiğine ilişkin belgelerin dağıtıldığı basın toplantısında konuşan Durduran, AİHMin başvurularını en erken zamanda değerlendireceğine inandıklarını belirtti ve kısa sürede netice alınmasını beklediklerini kaydetti.
TC HÜKÜMETİ ÇÖZÜM İÇİN SAMİMİ OLMALI
Basın toplantısında geçtiğimiz aylarda çözüm ve AB üyeliği için platform çerçevesinde hareket eden ve şu anda ayrı ayrı hareket etmeye başlayan parti ve örgütlere eleştiriler de yönelten YBH Dışilişkiler Sekreteri Durduran, koktuk kavgasından vazgeçilmesini ve birlikte mücadele edilmesini istedi.
Alpay Durduran, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin çözüm için samimi olması ve samimi davranması gerektiğini de dile getirdi.
BAŞVURUNUN AMACI
Basına dağıtılan belgelere göre YBHnin AİHMe başvurusunun amacı şöyle:
AİHM, TCye, Kuzey Kıbrısta özgür bir sayım yapılmasını kabul ettirmeli ve sadece Kıbrıslıların oy kullanacağı seçimlerin yapılması için tedbirler alınmalı; Kıbrıs Cumhuriyetinin yeniden birleşmesine dek vatandaşlık işlemleri tamamen durdurulmalı; AİHM, Türkiyeye, vatandaşlarını Kıbrıs vatandaşlığı alma konusunda teşvik etmeyi
durdurmasını ve onların hukuki olarak Kıbrıs vatandaşı olamayacakları gerçeğini onlardan saklamaması gerektiğini söylemeli; Türkiye, Cenevre Konvansiyonlarına, özellikle de bu konvansiyonların sivil nüfusun korunmasıyla ilgili yükümlülüklerine uymasının gerektiği bildirilmeli.
HALKIN SESI 19/08/2003
Talat: Denktaş siyasi suçlamalar yapıyor
Talat yaptığı yazılı açıklamada, Denktaşın bu törenlerde gerçek dışı siyasi suçlamalarda bulunduğunu ve seçimlere yönelik konuşmalar yaptığını savundu.
Denktaş, resm
en devletin tüm imkanlarını ve manevi tüm değerleri de kullanarak halka savaş açmıştır. Tüm manevi, toplumsal ve ulusal değerleri istismar ederek şehitlerin mezarları ve anıları önünde Eroğlu ve Serdar Denktaş için oy talep edecek denli kendini her şeyin sahibi zannetmektedir iddiasında bulunan Talat, halkın artık kararını verdiğini söyledi. Denktaşın, bu davranışlarıyla karar vermekte kısmen de olsa çekincesi olan insanların kararsızlıktan çıkmasına yardımcı olduğunu da belirten Talat özetle şu görüşleri ortaya koydu:
Çünkü insanlarımız, bu toplumun her bireyinin, her görüşten insanının katıldığı mücadeleyle ilgili törenlerin, anma toplantılarının siyasi istismar aracı yapılmasından ve bu törenlerin Denktaş tarafından yağmacı ve devleti batıran gerici takımına oy dilenme arenasına dönüştürülmesinden bıkmıştır. Halkımız Denktaşın kendisinin ve takımının sultanlığının devamı için çözümsüzlüğü sürdürmeye çalıştığını net olarak görmektedir. Bunun için artık tüm değerler adına bu zihniyetin değişmesi gerek
tiğine ilişkin kararı kesinleşmiştir.
HALKIN SESI 19/08/2003
DENKTAŞTAN TALATA
.
Halkı Talat değil ben temsil ederim
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, halka savaş açtı suçlaması nedeniyle Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Mehmet Ali Talatı eleştirdi ve Kendini artık halk olarak görmeye başladıysa megalomaninin zirvesine ulaşmış oluyor. Kendine gelsin. Halk adına değil partisi adına konuşsun görüşünü savundu.
Cumhurbaşkanı Denktaş, SAMTAY Vakfı yöneticilerini kabulünde, CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talatın dünkü gazetelerde yer alan açıklamasını da yanıtladı.
CTP Genel Başkanı Talatın Denktaş halka savaş açtı ifadesini acaip olarak niteleyen Cumhurbaşkanı Denktaş, şunları söyledi:
Kendine gelsin. Bir partinin lideridir, o partiyi temsil eder, halkı temsil eder durumu yok. Halk adına değil, partisi adına konuşsun. Halkı temsil ederim diyecek birisi varsa o da halkın tümüyle seçtiği cumhurbaşkanıdır ve halkın çoğunluğunu temsil edenlerdir.
Denktaş, özetle şunları söyledi:
Cumhurbaşkanı Denktaş, Avrupa Birliğine girmekle Kıbrıs Türküne cenneti vaad ediyorlar ama Avrupa Birliğinin ne olduğunu bile bilmiyorlar ifadelerini de kullandı.
YENIDUZEN 19/08/2003
Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı (CTP) Mehmet Ali Talat:
Yeni bir Kıbrısı birlikte kuracağız
Siyasi istikrarsızlık gerek yatırımları gerekse büyümeyi engelledi. Kıbrıs sorununun çözümü ve Avrupa Birliği süreci, Kıbrıs Türkünün refahını artıracaktır. Biz, çağdaş dünya ile bütünleşen AB normlarına sahip devlet anlayışı ile sorumluluk üstlenen bir mekanizma kuracağız
Geçmişte, Demokrat Parti ve Ulusal Birlik Partisine oy verenlerin, şimdi bu partilerden hiçbir beklentilerinin kalmadığını belirten Talat, Halk artık çözüme, barışa ve Avrupa Birliğine inanmıştır. Eskiyi kafasından silip atmış, gözlerini ve yüreğini yeni bir Kıbrısa çevirmiştir dedi.
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, kamuoyu yoklamalarının halkın eğilimlerinin göstergesi olduğunu belirterek, Yeni bir Kıbrısı halkımızla birlikte kuracağız. Kıbrıs Türkü bunu istiyor dedi. Talat, Halk kararını vermiştir, yüzde 60-70 oranında Çözüm ve Avrupa Birliği güçlerine oy verecektir şeklinde konuştu.
Geçmişte, Demokrat Parti ve Ulusal Birlik Partisine oy verenlerin, şimdi bu partilerden hiçbir beklentilerinin kalmadığını belirten Talat, Halk artık çözüme, barışa ve Avrupa Birliğine inanmıştır. Eskiyi kafasından silip atmış, gözlerini ve yüreğini yeni bir Kıbrısa çevirmiştir. Çözüm ve AB yanlısı her bireyden yardım istiyoruz. Halkın bu kararlığına sahip çıkmak gerekiyor. Halkımız, çözümsüzlük acısı çekiyor, anketlerde görülmüştür ki sağ eğilimli insanlar kararsızdır. İnsanlarımız UBP ve DPden kaçıyor diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Denktaşın dünya kamuoyu önünde Kıbrıs Türk halkını küçük düşürücü açıklamalarına da değinen CTP Genel Başkanı Talat, Şehitlerin manevi huzurunda seçim propagandası yapması, bütün kabullerinde muhalefete saldırması panik içerisinde olduğunun en açık göstergesidir. Denktaşın bu tavrı, Kıbrıs Türk halkını dünya kamuoyu önünde küçük düşürmektedir şeklinde konuştu. Talat, sol görünümlü ve aynı merkezden yönetilen saldırıların da parti içinde ikilik yaratmak ve geleneksel tabanı kışkırtmak amacını taşıdığını belirtti.
Talat, bu açıklamalarını SİM FMde katıldığı Radyo Gazetesi programında yaptı.
Kıbrıs Türkünün AB çıkarları Türkiyenin AB çıkarları ile örtüşüyor
Kıbrıs Türkünün Avrupa Birliği ve global çıkarlarının Türkiyenin AB hedefleri ve global çıkarları ile büyük bir uyumluluk gösterdiğini söyleyen Talat, Çözüm ve AB yanlısı bir iktidar olması gerektiği açıktır, Türkiyenin hedefleri ile örtüşen bir politikaya sahibiz. Bu seçimlerde sol-sağ yok, çözüm ile çözümsüzlük arasında bir seçim var. Türkiye Hükümeti Kıbrıs sorununun çözümü gerektiğini kavramıştır dedi.
Türkiyenin AB politikası ve çıkarlarının CTPnin AB politikaları ile ciddi bir uyumu ortaya çıkardığını söyleyen Talat, Bunu CTP yaratmadı, bunu koşullar yarattı. Kıbrısın AB süreci ve 2004de ABye resmen katılması ile Türkiyenin ABden müzakere tarihi istemesi, bizi doğal akışı içerisinde Türkiyenin çıkarları ile uyumlu hale getirdi şeklinde konuştu.
Türkiye kökenli yurttaşlara yönelik politikalarında değişiklik olmadığını ifade eden Talat, İnsanlar kendilerini ne hissediyorsa odur. Bizim karşı olduğumuz, yasadışı göç ve kaçak işçi sorunudur. Kaçak işçilerinin ilk hedefi yine TC kökenli insanların işleridir. Tarımsal işgücü olarak getirilen bu insanlar en ağır işlerde çalıştırılıyor, yine kaçak işçiler geldiğinde bu insanların yerlerini alıyorlar. Biz ve sendikaların görevi kaçak işçiliği ortadan kaldırıp yasal işçiliği toplum yaşamında egemen kılmaktır diye düşüncelerini ifade etti.
CTPnin politikaları hiç bir zaman Türkiye kökenli vatandaşları kullanıp bir kenara atmak olmamıştır diyen Talat, bunun insanlık dışı olduğunu vurguladı.
Annan Planının uygulanması halinde TC kökenli vatandaşların eşit Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşları olacağını vurgulayan Talat, Bizim bu insanlarla aramızda problem olması söz konusu olamaz dedi.
Mandıra muamelesi yapan bizzat Denktaşın kendisidir
Kuzey Kıbrısı kapalı alan haline getiren, buradan çıkamazsın, buraya gidemezsin zihniyetini yaratanın bizzat Cumhurbaşkanı Denktaş olduğunu söyleyen Talat, şehitleri anma gününde politika yapmanın akıl dışı bir davranış olduğunu da yineledi.
Kıbrıs sorununun çözümü ile birlikte ekonominin canlanacağını söyleyen Talat, Asil Nadir zamanında başlayan yatırımlar ile yurtdışından dönen birçok insanımız oldu. Ancak siyasi istikrarsızlık gerek yatırımları gerekse büyümeyi engelledi. Kıbrıs sorununun çözümü ve Avrupa Birliği süreci, Kıbrıs Türkünün refahını artıracaktır. Biz, çağdaş dünya ile bütünleşen AB normlarına sahip devlet anlayışı ile sorumluluk üstlenen bir mekanizma kuracağız şeklinde konuştu.
YENIDUZEN 19/08/2003
Rumlar, müzakereleri Denktaşa endeksledi
Amerikanın Kıbrıstaki görüşme sürecini ekim ayında yeniden başlatacağına ilişkin haberlere karşın Kıbrıs Rum Yönetiminin, KKTCde aralık ayında yapılacak seçimlerden önce, müzakerelerin başlaması yönünde inisiyatif almaya niyetli görünmediği bildirildi.
Alithia gazetesine açıklama yapan Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın Annan Planına yönelik eleştirilerini hatırlatarak, seçimlerden önce bir girişimde bulunmaya niyetli olmadığı gibi, seçimlerin sonucunda Denktaşın görevinde kalması durumunda da müzakerelerin yapılması için bir neden olmadığını belirtti.
Rum Yönetimi sözcüsü Kipros Hrisostomidis ise müzakerelerin başlamasına yönelik farklı açıklamalar yapıyor. Hrisostomidis, Atinada yayınlanan Apoyevmatini gazetesine verdiği demeçte, Rum tarafının Kıbrıs sorununun özü ve Annan Planı zemininde müzakereye hazır olduğunu belirtti.
Bu arada, Cumhurbaşkanı Denktaş, aralık ayında yapılacak seçimlerin, devleti savunanlar ile Avrupa Birliğini savunanlar arasında geçeceğini belirtti. Kıbrısın, Türkiye üye olmadığı sürece ABye girmemesi gerektiğini de ifade eden Denktaş, Türkiyeyi askıya alarak, bizi de ABye sokarak canımıza okuyamazlar. Bu bizim yasal hakkımız. Kıbrıs Cumhuriyetinin doğuşunda bize verilen bir haktır. dedi. Dış Haberler Servisi
ZAMAN 20/08/2003
Denktaş: Seçim çetin geçecek
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, aralık ayında yapılacak milletvekilliği seçimlerinin KKTCyi savunanlar ile Avrupa Birliğini savunanlar arasında geçeceğini belirterek, Bu seçim başka seçim, çok çetin geçecek. Herkes bu seçimi bekliyor. Devletim diyenlerle bu seçimi geçelim, o zaman baskılar diğer tara
fa yönelecek" dedi.
Ulusal Halk Hareketinden kalabalık bir heyeti kabulünde ayrıntılı açıklamalarda bulunan Denktaş, isim vermeden UBP ile DP arasında seçim ittifakına ilişkin görüşlerini de açıkladı ve Dağınıklığı beğenmeyiz ama kimseyi de birleş diye zorlamak yetki ve hakkımız yok. Çünkü herkesin tabanından çeşitli sesler gelir. Ama birleşme ve uzlaşı yönünde davranmaları kendilerine kazandırır ifadelerini kullandı.
UHHDAN KALABALIK HEYET
Genel Koordinatör Taner Etkin başkanlığında tüm bölge temsilcilerinden oluşan Ulusal Halk Hareketinden yaklaşık 30 kişilik heyet, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından kabul edildi. Heyeti dava için her şeyini ortaya koyan insanlar sözleriyle karşılayan Denktaş, aranızda gençlerin olmaması eksiklik, gençleri de
görmek isterim" diye de ekledi.
DEVLET YOKSA AZINLIĞIZ--
Devletimiz yoksa, egemenliğimiz yoksa azınlığız. Devletimizi ve egemenliğimizi karşı taraf kabul etmiyor, karşı tarafı meşru hükümet olarak kabul eden ülkeler bizi tanımıyor diyen Denktaş, egemenlik ve devlet üzerine bina edilecek, Türkiyenin garantörlüğünü öngören bir ortaklığa razı olduklarını anlattı.
Denktaş, Kıbrıs meselesi ancak iki halk, iki demokrasi, iki devlet ve Türkiyenin etkin garantörlüğünün devamıyla halledilir dedi.
Annan planının oyun olduğunu ve bu planın kabulü halinde Rum çoğunluğun tahakkümü altına girileceğini tekrarlayan Cumhurbaşkanı Denktaş, AB konusunda ise özetle şunları kaydetti:
AB ÜYELİĞİ İÇİN TÜRKİYE TATMİN EDİLMELİ--
Biz girmeden Kıbrıs ABa girmez, Rum girer. Kıbrıs, Türkiye AB üyesi olmadan ABa giremez.. Bizim girmemiz için de Türkiyenin tatmin edilmesi lazım. Türkiyeyi askıya alarak, bizi de ABa sokarak canımıza okuyamazlar. Bu bizim yasal hakkımız. Kıbrıs Cumhuriyetinin doğuşunda bize verilen bir haktır.
Enosisi yasaklayan o anlaşmalar, dolaylı enosisi de yasaklamıştı ve bu yaptıkları dolaylı enosistir. Bunu başardıkları takdirde Türkiyenin artık Kıbrıs üzerinde hak iddia etmesi söz konusu olamaz. Yunanistana bağlı bir hale getirecekler. Yunanistana değil, AB içindeki 23 ülkeye bağlıymışız. O 23 ülke içinde Yunanistan var ya, o kafi... Çünkü bütün ilişkilerini Yunanistanla işbirliği halinde yürütecekler.
Denktaş, Avrupa Birliğinin, Rumların müracaatını kabul ederek büyük hata yaptığının bilincinde olduğunu ve Kıbrıs konusunda hukukun üstünlüğünün çiğnendiğini de vurguladı.
MR. NO DİYORLAR
HALKIN EVET DEDİĞİNE EVET DERİM
Kıbrıs Türkünün haklarını savunduğu için dünya tarafından nişan tahtası haline getirildiğini söyleyen Denktaş, Bana Mr. No demişler, ne isterlerse desinler...Ben halkımın evet dediğine evet diyen insanım. Halkım için hayır demek gerekirse hayır derim diye konuştu. Denktaş.
Barış Harekatının ardından 1975te yapılan nüfus mübadelesi anlaşmasında, 1977 ve 79 doruk anlaşmalarında kendi imzası bulunduğunu, 1984-85 önerilerini de kendisinin kabul ettiğini söyledi.
SEÇİMLER ÇETİN OLACAK
Cumhurbaşkanı Denktaş, aralık ayında yapılacak milletvekilliği seçimlerinin diğer seçimlerden farklı olarak devleti savunanlar ile savunmayanlar arasında geçeceğini de belirtti ve şu ifadeleri kullandı:
Bu seçimler çetin olacak, bu seçimler devletim diyenlerle, devleti bir yana bırakın ABım diyenler, Türkiyem diyenler ile bırak canım onu bir tarafa AB bizi garanti eder diyenler arasında olacak. Bu felaket yoluna gitmemek gerekir.
İçimizde bana, falan partiye kızgınlar olabilir. Benim şu işim vardı da yapmadı diye küskünler olabilir. Bunları seçim konusuyla birleştirmemek lazım. Bu seçim başka seçim. Seçimden sonra kozlar paylaşılır. Önce devletim, Türkiyem, bayrağım diyenler ile bu seçimi geçelim ve göreceksiniz ki halkın çoğunluğunu temsil ettiğimi görünce o zaman baskılar diğer tarafa geçecek. Çünkü şimdi herkes seçimi bekliyor, seçimde AB diyenler kazanacakmış, Kıbrıs me
selesi halledilecekmiş diye
KAMUOYU YOKLAMASI SAHTE, ACEMİCE--
Denktaş, seçim sonuçları ve geçtiğimiz günlerde yayımlanan anketlerle ilgili yorumlarda da bulundu.
Seçim sonuçlarını yorumlarken, vaziyeti gayet iyi görüyorum ifadesini kullanan Denktaş, sahte kamuoyu yoklamalarının bunun göstergesi olduğunu kaydetti. Kamuoyu yoklamalarının bilimini yapan insanların yayımlanan anketleri acemice diye niteleyerek kahkahalarla güldüklerini söyledi.
GÜCÜNÜZÜ BİLİN
UHHya "gücünüzü bilin, ben biliyorum ve bu yolu rahatlıkla yürüyeceğimize inanıyorum diye hitap eden Cumhurbaşkanı Denktaş, Devletim, garantör Türkiyem, Avrupa Birliğine Türkiye ile birlikte gireriz diyenlerin tarafında durmaya devam edeceğiz. Benim görevim zaten devleti korumaktır ve devleti koruyanlarla kucak kucağayım. Devlete karşı olanlara da vazgeçin, yanlış yoldasınız diye çağrıda bulunuyorum dedi.
AYNI TAKIM YATIRIMLARI DA ENGELLİYOR--
Ülkedeki işsizliğin ancak yatırımlarla giderilebileceğini, ancak yatırımların engellendiğini de söyleyen Denktaş, şöyle konuştu:
Yatırımcı geliyor Karpaza dünyanın yatırımını yapacak, mahkemeye veriyorlar. Aynı takım bunlar. Hani ya memleketin refahını isterdin..! İstemiyorlar çünkü
Niçin yapıyorlar, devamlı surette Ruma muhtaç olalım diye
Denktaş, 1980li yıllarda dönemin Türkiye Başbakanı Turgut Özalın KKTCye yönelik önerilerinin de aynı takımın ülkeyi Hong-Kong kerhanesi yapacaksınız saldırıları nedeniyle uygulanamadığını ekledi.
UHH PARTİLER ÜSTÜ AMA DAVADA TARAF--
Kabulde konuşan U
HH Genel Koordinatörü Taner Etkin ise, partiler üstü bir sivil toplum örgütü olarak çalıştıklarını, ancak ulusal davada taraf olduklarını söyledi. KKTCnin varlığına dayalı ve halkın egemenliğinden taviz verilmemesine yönelik temel mücadeleyi sürdürmede kararlı olduklarını söyleyen Etkin, Cumhurbaşkanı Denktaşa Bundan sonra da aynı yolu birlikte yürüyeceğiz dedi.
HALKIN SESI 20/08/2003
Cumhurbaşkanı Denktaşa göre
AB felaket
HERKES ABYE, O.... Kıbrıs Türk halkı ve Türkiye hedefini Avrupa Birliği olarak açıkladı. İnsanımız, Avrupa Birliğini bir çağdaşlık, bir barış, bir medeniyet projesi olarak görüyor. Türkiye hükümeti En önemli hedefimiz ABdir diyor. Ancak, Kıbrıs Türk halkını ben temsil ederim, Türkiyenin çıkarlarını ben bilirim diyen ve UBP ile DPnin de sözcülüğünü üstlenen R.R Denktaş, Avrupa Birliğini felaket olarak görüyor
; Aralık ayındaki seçimlerin Avrupa Birliği isteyenlerle istemeyenler arasında geçeceğini belirtiyor
AB FELAKET...Bu seçimler çetin olacak, bu seçimler devletim diyenlerle, devleti bir yana bırakın ABım diyenler, Türkiyem diyenler ile bırak canım onu bir tarafa AB bizi garanti eder diyenler arasında olacak. Bu felaket yoluna gitmemek gerekir.
BANA KIZGINSAN BOŞVER... İçimizde bana, falan partiye kızgınlar olabilir. Benim şu işim vardı da yapmadı diye küskünler olabilir. Bunları seçim konusuyla birleştirmemek lazım. Bu seçim başka seçim
TÜRKİYEM, BAYRAĞIM...Seçimden sonra kozlar paylaşılır. Önce devletim, Türkiyem, bayrağım diyenler ile bu seçimi geçelim ve göreceksiniz ki halkın çoğunluğunu temsil ettiğimi görünce o zaman baskılar diğer tarafa geçecek. Çünkü şimdi herkes seçimi bekliyor, seçimde AB diyenler kazanacakmış, Kıbrıs meselesi halledilecekmiş diye
HAYIR,HAYIR,HAYIR...Hayır dedim ve ne derlerse desinler hayır demeye devam edeceğim, çünkü halk hayır diyor. Halk Türkiyeden bizi ayırma, garanti anlaşması devam etsin, devletimiz devam etsin diyor
Parlamentom, Türk parlamentosu, Türk hükümetleri bunu söylüyor. Bu birlikte yürüdüğümüz bir yoldur.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, aralık ayında yapılacak milletvekilliği seçimlerinin KKTCyi savunanlar ile Avrupa Birliğini savunanlar arasında geçeceğini belirterek, Bu seçim başka seçim, çok çetin geçecek. Herkes bu seçimi bekliyor. Devletim diyenlerle bu seçimi geçelim, o zaman baskılar diğer tarafa yönelecek dedi.
Kendi danışmanlarından oluşan Ulusal Halk Hareketinden kalabalık bir heyeti kabulünde ayrıntılı açıklamalarda bulunan Denktaş, isim vermeden UBP ile DP arasında seçim ittifakına ilişkin görüşlerini de açıkladı ve Dağınıklığı beğenmeyiz ama kimseyi de birleş diye zorlamak yetki ve hakkımız yok. Çünkü herkesin tabanından çeşitli sesler gelir. Ama birleşme ve uzlaşı yönünde davranmaları kendilerine kazandırır ifadelerini kullandı.
Devlet yoksa azınlığız
Devletimiz yoksa, egemenliğimiz yoksa azınlığız. Devletimizi ve egemenliğimizi karşı taraf kabul etmiyor, karşı tarafı meşru hükümet olarak kabul eden ülkeler bizi tanımıyor diyen Denktaş, egemenlik ve devlet üzerine bina edilecek, Türkiyenin garantörlüğünü öngören bir ortaklığa razı olduklarını anlattı.
Denktaş, Kıbrıs meselesi ancak iki halk, iki demokrasi, iki devlet ve Türkiyenin etkin garantörlüğünün devamıyla halledilir dedi.
Annan planının oyun olduğunu ve bu planın kabulü halinde Rum çoğunluğun tahakkümü altına girileceğini tekrarlayan Cumhurbaşkanı Denktaş, AB konusunda ise özetle şunları kaydetti:
AB Üyeliği için türkiye tatmin edilmeli
Biz girmeden Kıbrıs ABa girmez, Rum girer. Kıbrıs, Türkiye AB üyesi olmadan ABa giremez.. Bizim girmemiz için de Türkiyenin tatmin edilmesi lazım. Türkiyeyi askıya alarak, bizi de ABa sokarak canımıza okuyamazlar. Bu bizim yasal hakkımız. Kıbrıs Cumhuriyetinin doğuşunda bize verilen bir haktır. Enosisi yasaklayan o anlaşmalar, dolaylı enosisi de yasaklamıştı ve bu yaptıkları dolaylı enosistir. Bunu başardıkları takdirde Türkiyenin artık Kıbrıs üzerinde hak iddia etmesi söz konusu olamaz. Yunanistana bağlı bir hale getirecekler. Yunanistana değil, AB içindeki 23 ülkeye bağlıymışız. O 23 ülke içinde Yunanistan var ya, o kafi... Çünkü bütün ilişkilerini Yunanistanla işbirliği halinde yürütecekler.
Denktaş, Avrupa Birliğinin, Rumların müracaatını kabul ederek büyük hata yaptığının bilincinde olduğunu ve Kıbrıs konusunda hukukun üstünlüğünün çiğnendiğini de vurguladı.
"Mr. NO diyorlar
Halkın evet dediğine evet derim
Kıbrıs Türkünün haklarını savunduğu için dünya tarafından nişan tahtası haline getirildiğini söyleyen Denktaş, Bana Mr. No demişler, ne isterlerse desinler...Ben halkımın evet dediğine evet diyen insanım. Halkım için hayır demek gerekirse hayır derim diye konuştu.
1974 Harekatının ardından 1975te yapılan nüfus mübadelesi anlaşmasında, 1977 ve 79 doruk anlaşmalarında kendi imzası bulunduğunu, 1984-85 önerilerini de kendisinin kabul ettiğini söyleyen Denktaş, özetle şunları söyledi:
Ben ne zaman hayır dedim
Egemenliğimizi kabul etmeyen, Türkiyenin garantörlüğünü sulandıran anlaşma önüme geldiğinde hayır dedim ve ne derlerse desinler hayır demeye devam edeceğim, çünkü halk hayır diyor. Halk Türkiyeden bizi ayırma, garanti anlaşması devam etsin, devletimiz devam etsin diyor
Parlamentom, Türk parlamentosu, Türk hükümetleri bunu söylüyor. Bu birlikte yürüdüğümüz bir yoldur.
"Seçimler çetin olacak"
Cumhurbaşkanı Denktaş, aralık ayında yapılacak milletvekilliği seçimlerinin diğer seçimlerden faklı olarak devleti savunanlar ile savunmayanlar arasında geçeceğini de belirtti ve şu ifadeleri kullandı:
Bu seçimler çetin olacak, bu seçimler devletim diyenlerle, devleti bir yana bırakın ABım diyenler, Türkiyem diyenler ile bırak canım onu bir tarafa AB bizi garanti eder diyenler arasında olacak. Bu felaket yoluna gitmemek gerekir.
İçimizde bana, falan partiye kızgınlar olabilir. Benim şu işim vardı da yapmadı diye küskünler olabilir. Bunları seçim konusuyla birleştirmemek lazım. Bu seçim başka seçim. Seçimden sonra kozlar paylaşılır. Önce devletim, Türkiyem, bayrağım diyenler ile bu seçimi geçelim ve göreceksiniz ki halkın çoğunluğunu temsil ettiğimi görünce o zaman baskılar diğer tarafa geçecek. Çünkü şimdi herkes seçimi bekliyor, seçimde AB diyenler kazanacakmış, Kıbrıs meselesi halledilecekmiş diye
Kamuoyu yoklaması sahte, acemice
Denktaş, seçim sonuçları ve geçtiğimiz günlerde yayımlanan anketlerle ilgili yorumlarda da bulundu.
Seçim sonuçlarını yorumlarken, vaziyeti gayet iyi görüyorum ifadesini kullanan Denktaş, sahte kamuoyu yoklamalarının bunun göstergesi olduğunu kaydetti. Kamuoyu yoklamalarının bilimini yapan insanların yayımlanan anketleri acemice diye niteleyerek "kahkahalarla güldüklerini söyleyen Denktaş, şöyle devam etti:
Bu anketlerden belli ki hakikaten zor durumdadırlar ve boylarının ölçüsünü alacaklar. Kendi aralarında konuşuyorlar. Bir büyük miting daha yapalım diyorlar, liderleri deli olmayın geçen defakinin yarısını da toplayamayız diyor
Yüzde 30u nasıl geçeceğiz, geçemeyiz, birleşelim diyorlar, birleşirsek daha da azalırız, çünkü ona o vermez, buna da bu vermez diyorlar
Kendi içlerinde bunları konuşuyorlar, dünyaya da biz halkı, çoğunluğu temsil ediyoruz diye palavra sıkıyorlar
"Gücünüzü bilin"
UHHya gücünüzü bilin, ben biliyorum ve bu yolu rahatlıkla yürüyeceğimize inanıyorum diye hitap eden Cumhurbaşkanı Denktaş, Devletim, garantör Türkiyem, Avrupa Birliğine Türkiye ile birlikte gireriz diyenlerin tarafında durmaya devam edeceğiz. Benim görevim zaten devleti korumaktır ve devleti koruyanlarla kucak kucağayım. Devlete karşı olanlara da vazgeçin, yanlış yoldasınız diye çağrıda bulunuyorum dedi.
Birleşme kazandırır
Denktaş, bir heyet üyesinin seçimlere yönelik mesaj istemesi üzerine de, Devletimi koruyacağım diyen partilerle işbirliği yapın ve o partiler de birbirlerini harap etmesinler. Biz dağınıklığı beğenmeyiz ama kimseyi de birleş diye zorlamaya yetki ve hakkımız yok. Çünkü herkesin tabanından çeşitli sesler gelir. Ama birleşme ve uzlaşı yönünde davranmaları kendilerine kazandırır ifadelerini kullandı.
Aynı takım yatırımları da engelliyor
Ülkedeki işsizliğin ancak yatırımlarla giderilebileceğini, ancak yatırımların engellendiğini de söyleyen Denktaş, şöyle konuştu:
Yatırımcı geliyor Karpaza dünyanın yatırımını yapacak, mahkemeye veriyorlar. Aynı takım bunlar. Hani ya memleketin refahını isterdin..! İstemiyorlar çünkü
Niçin yapıyorlar, devamlı surette Ruma muhtaç olalım diye
Denktaş, 1980li yıllarda dönemin Türkiye Başbakanı Turgut Özalın KKTCye yönelik önerilerinin de aynı takımın ülkeyi Hong-Kong kerhanesi yapacaksınız saldırıları nedeniyle uygulanamadığını ekledi.
Denktaş: Hangi görüşmeler başlayacak
Önce masa
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrısla ilgili müzakerelerin başlaması için önce ilkelerin belirlenmesi gerektiğini söyledi ve Görüşmelerden önce masa dışında pazarlığı yapmamız lazım dedi.
Cumhurbaşkanı Denktaş dün bir kabulünde, Kıbrısla ilgili müzakerelerin eylül ayında yeniden başlaması yönünde girişimler yapıldığına ilişkin haberlerin anımsatılarak görüşünün sorulması üzerine şunları söyledi:
Mesele görüşmeler eylülde mi başlayacak, ekimde mi başlayacak meselesi değil, hangi görüşmeler başlayacak
Kıbrıs meselesini halletmek için evvela masa dışında pazarlığını yapmamız lazım. Hangi ilkeleri konuşacağız... Rum bizim eşit egemenliğimizi kabul ediyor mu, etmiyorsa konuşmanın manası yok. Devletimizin devam edeceğini kabul ediyor mu, etmiyorsa konuşmanın manası yok. Avrupa Birliğine Kıbrıs olarak 1960 anlaşmaları çerçevesinde giremeyeceklerini kabul ediyorlar mı, kendileri girecekse bile bizim girmeyeceğimizi biliyorlar mı, Türkiye girmeden adım atmayacağımızı anlıyorlar mı
Kıbrıs konusunda kararlılıkla sonuca ulaşılabileceğini vurgulayan Denktaş, Netice barıştır, dengeli barıştır. Bunun da formülü iki halk, iki demokrasi, iki devlet, Türkiyenin etkin ve fiili garantisidir dedi.
YENIDUZEN 20/08/2003
RUM
Çözümsüzlükten memnun!
Güney Kıbrıs yönetimi, Rauf Denktaşın çözümsüzlüğü çözüm kabul eden anlayışından memnun!... Rum Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu dünkü açıklamasında, Rum tarafının Kıbrıs sorununda inisiyatif almaya hiç niyeti olmadığını ve mevcut statükodan mutlululuk duyduklarını ortaya koydu.
Alithia gazetesinde İnsiyatif Konusunda Tek Kelime Dahi Etmedi Dışişleri Bakanı, Denktaş Kaldığı Sürece Müzakerelerin Yeniden Başlamasını Faydasız Görüyor başlığıyla yayımladığı haberde, Yorgos Yakovunun, Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlamasını Kuzey Kıbrıstaki seçimlerin sonrasına havale ettiğini ve bu sözlerinden, Rum tarafının Kıbrıs sorununda inisiyatif almaya hiç niyeti olmadığının anlaşıldığına işaret ederek, şunları yazdı:
Dışişleri bakanının dün söylediklerine göre hükümet;
1- Kıbrıs Türk tarafında dizginleri Rauf Denktaş tuttuğu sürece -Denktaşın Annan planının öldüğünü söylediği son açıklaması da gözönüne alındığında- Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlaması yönünde hiçbir değişiklik görülmüyor;
2- Seçimler sonrasında Kıbrıs sorununda işgal bölgelerinde olacak hareketler bekleniyor. Seçimlerden muhalefet güçlerinin galip çıkacağı bir olgudur. Bu değerlendirme yapılırken, Kıbrıs sorunuyla meşgul olan uluslararası çevrelerin analizlerine atıfta bulunuluyor;
3- Başkan Papadopulosun New Yorkta BM Genel Sekreteri Kofi Annanla görüşmesinden sonra Kıbrıs sorununda prosedürün yeniden başlayacağı öngörülmüyor ve Genel Sekreterin de bu olasılığı görüşmek üzere Rauf Denktaşı davet etme niyeti bulunmuyor.
Dışişleri Bakanı Yakovunun söylediklerine göre, bu değerlendirmelerin ötesinde hükümette müzakerelerin Kuzeydeki seçimlerden önce de başlamasını sağlamak için durumu zorlama konusunda hiçbir niyet bulunmuyor. Yakovunun söylediklerinden şunlar ortaya çıkıyor:
1- Rum tarafının müzakere masasına oturmaya hazır olduğu şeklindeki bilinen beyanından başka hiçbir şey yoktur;
2- Dışişleri Bakanı MEGA TVye yaptığı açıklamada, Denktaş kazanırsa müzakerelerin yapılması için bir neden olmayacak dedi,
3- Seçimleri Annan Planı temelinde bir anlaşmadan yana tavır koyan muhalefetin kazanması durumunda hükümetin ne yapmak niyetinde olduğu hiçbir şekilde belirtilmiyor,
4- Yakovu, sıcak bir aralık ayı yaşanacağını ve bu dönemde ilgili bütün tarafların tutum belirleyeceklerini söyledi. Ancak Rum tarafının ne yapacağı konusunda hiçbirşey söylemedi;
5- Ocak-Mart 2004 döneminde Kıbrıs sorununda büyük bir hareketlilik öngörülüyor. Ancak aynı zamanda Lahey tipi baskıcı durumlar olacağı düşünülmüyor. Yakovuya göre böyle birşey olmayacak. Çünkü AB tarafından, Kıbrısın 1 Mayıs 2004te tam üyeliğini engelleyebilecek nitelikte, ufukta hiç birşey yok;
6- Çabaların bitiş tarihi olarak 31 Marta işaret ediliyor. Ancak Rum tarafının ne hedeflediği ve o zamana kadar Annan planının referanduma götürülmesinin gerekip gerekmediği konusunda hiçbir işaret verilmiyor;
7- 1 Mayıs 2004e kadar çözüm bulunmazsa, hükümet Kıbrıs sorununun çözüm çabalarını sürdürmeye hazır olduğunu yineleyecek. Ancak bunun başarılmasına yönelik bir takvim ortaya koymuyor.
Dışişleri bakanının dünkü açıklamasındaki dikkate değer nokta, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powella cevabi mektup konusunda açıklama yapmayı reddetmesidir. Basına dün yansıdığı kadarıyla Powellin mektubunda, Amerikan inisiyatifinin idame ettirilmesi niyetinden öte, ABDnin her iki taraftan da ne beklediğine dair net imalar var. Amerikan Dışişleri Bakanı, ülkesinin çözüme varılabilmesi için ilgili tarafları gerekli elastikiyeti ve iradeyi göstermeye çağırmayı sürdüreceğini söylüyor.
Yakovu, Powellla gerek Washingtonda yaptığı görüşme sırasında ve gerek görüşmeden sonra aldığı mesajların, ABDnin İngiltere ve BMyle birlikte görüşmelerin sonbaharda yeniden başlaması için bastırmaya niyetli olduğu şeklinde olduğunu söylemekle yetindi.
POLİTİS de, İnsiyatif Sandıktan Çıkacak Müzakereler Konusundaki Çabalar Seçimlerden Sonra başlıklı haberinde, Kıbrıs sorununda yeni inisiyatifin Kuzeydeki seçim sandıklarından çıkacağını veya çıkmayacağını savundu.
POLİTİS, Rum Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovunun dünkü açıklamasında Herkes, Kıbrıs Türk seçimlerinden sonraki dönemi bekliyor dediğini ve özetle şunları kaydettiğini yazdı:
Bütün ülkelerin diplomatik temsilcileri, Denktaşı destekleyen partilerin kaybedeceğine ve Kıbrıs sorununda Kıbrıslı Türklerin görüşmecisi Rauf Denktaş olduğu sürece durumun zor olduğuna inanıyor. Biraz zaman geçmesiyle ve Denktaşın, Annan planının ölü ve gömülmüş olduğunu söylemeye devam ediyor olmasından dolayı, seçimlerin yapılması ile Kıbrıs Türk toplumunda durumun netleşmesinden önce, müzakerelerin hiçbirşeye hizmet etmeyeceği görünüyor. Denktaş 2005e kadar başkanlıkta kalsa da, önemli olan görüşmecinin değişip değişmeyeceğidir.
FİLELEFTHEROS da, Rum Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovunun açıklamalarını, 2004ün ilk Üç Ayında Devreye Girişler Yoğunlaşacak... Yeni İnisiyatifler Ortaya Koymak İçin Denktaşın Seçimlerde Mağlup Olmasını Bekliyorlar başlıklarıyla verdi.
YENIDUZEN 20/08/2003
CTPnin dağıttığı bildiride yeni güçlerin iktidara gelmek üzere olduğu
Statüko son günlerini yaşıyor
Sabahın erken saatlerinden itibaren tüm büyük yerleşim merkezlerinde dağıtılan bildiride, Statükocuların, gömüldükleri mezardan çıkıp, CTP-Birleşik Güçler önderliğinde çözüm ve ABye yürüyen halkı durdurmaları ihtimali kalmadı dendi
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP), CTP-Birleşik Güçler adına dün sabah ada çapında 15 bine yakın bildiri dağıttı. Bildiride, Kuzey Kıbrısta statükonun son günlerini yaşadığı iddia edildi.
Sabahın erken saatlerinden itibaren tüm büyük yerleşim merkezlerindeki kentlere giriş kavşaklarında Eski statüko bitti, yeni bir Kıbrıs başlıyor başlığı ile dağıtılan bildiride, Statükocuların, gömüldükleri mezardan çıkıp, CTP-Birleşik Güçler önderliğinde çözüm ve ABye yürüyen halkı durdurmaları ihtimali kalmadı dendi.
Annan Planını reddetmeyi pek büyük milliyetçilik sayan Denktaş ile UBP-DP Hükümetin, bu topraklardaki varlığını, özgürlük ve eşitlik içinde ABye taşımak isteyen halkımızı daha fazla oyalaması mümkün değildir denen bildiride, Hükümetin işsizliğe çare diye ürettiği politikalarla gençliğe Kıbrıs kökenliler Güney Kıbrısa gidip çalışsın, ekmek parasını Rumlardan kazansın dediklerine dikkat çekildi.
Annan Planını reddeden statükocuların sınır kapılarını açma zorunda kaldıklarına, dünyayı kandırmaya çalışırken kendi toplumlarını bile güldüren çelişkili karar ve uygulamalarla daha da yanlızlaşdıklarına dikkat çekilen bildiride; yeni bir Kıbrıs özlemi ile sokaklara dökülen onbinleri, Kıbrıs Cumhuriyeti almalarına razı olarak bir süre de böyle uyutup, kendilerine duyulan büyük öfkeyi yatıştıracaklarını umanların, sonunda dönüp, adeta intikam alırcasına insanımızı cezalandrımaya kalktıkları belirtildi.
İnsanımız, bir an önce, biz Avrupa Birliğine taşıyabilecek bir çözüm istiyor. Bunun için de, işi çoktan bitmiş statükocuların yerini, yeni siyasi güçlerin almasını bekliyor denilen bildiride, Statükocuların işi bitti. Şimdi, çözüm ve AB için yeni güçler iktidara geliyor. Sağ-sol cepheleşme değil, tüm toplumla birleşme diyerek, KKTC yurttaşları, hep birlikte yeni bir Kıbrıs kuruyor iddiasının yer aldığı bildiriyi yayınlayan CTP-Birleşik Güçler, çözümle birlikte Mayıs 2004de biz de ABye dahil olmak, Avrupanın ekonomik ve demokratik bütünleşmesinde, diğer Avrupalı halkların eşiti olarak yer almak istediklerini vurguladılar.
CTP tarafından dün gerçekleştirilen etkinliğin, önümüzdeki günlerde artarak devam edeceği belirtildi.
YENIDUZEN 20/08/2003
Rumlar perma için Kuzey'de
21/08/2003 RADIKAL
AA
- LEFKOŞA - Kıbrıs'ta karşılıklı geçişlerin serbest bırakılmasıyla KKTC'ye giden Rum kadınlar, en sık kuaföre gitmeyi tercih ediyor. Rum kesiminde yayımlanan Mahi gazetesinin haberine göre, Rum kadınlar, 'saç boyama ve perma' işlemlerinin Güney'de Kuzey'dekine oranla dört kat daha pahalı olması yüzünden günübirlik ziyaretleri sırasında kuaförleri dolduruyor. Rumlar, KKTC'ye ziyaretlerinde özellikle kendi topraklarına oranla düşük fiyatlı olan hizmetlere yönelirken, Türkler, Güney'i ziyaretlerinde daha çok KKTC'de bulunmayan ürünleri almayı tercih ediyor.
Çözümsüzlük Kıbrıs Türküne zararlı
Adadaki görev süresini ay sonu tamamlayacak olan Mısır Büyükelçisi Omar Metwally, Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Mehmet Ali Talata veda ziyaretinde bulundu
Talat, Mısır Büyükelçisine bundan sonraki iş yaşamında mutlululuk ve başarı dileklerini iletirken Metwally de burada bulunduğu sürede iyi ilişkiler kurduğunu ifade ettiği Talata veda etmek üzere ziyaretine geldiğini kaydetti.
Kabulde konuşan Talat, adadaki çözümsüzlüğün Kıbrıs Türk halkına zarar vermekte olduğunu belirterek, halkın haklarını koruma ve Kıbrıs soruna çözüm bulunması yönündeki mücadelesini sürdürmekte olduğunu söyledi. Çözümün Annan Planı temelinde bulunabileceğini ve bu sayede Kıbrıs Türkünün dünyayla bütünleşerek daha iyi ekonomik ve sosyal şartalara kavuşacağını savunan Talat, BM Genel Sekreteri Kofi Annanın açıklamalarına atıfta bulunarak Annan Planının halen masada olduğu
söyledi ve tercihin Annan Planı veya başka plan arasından değil, plan ile çözümsüzlük arasından yapılabileceği görüşünü ortaya koydu.
Talat, kimseyi suçlamak istemediğini de belirttiği ziyarette, Sadece çözümsüzlüğün Kıbrıs Türküne zarar vermekte olduğunu vurgulamak istiyorum şeklinde konuştu ve Rumların tüm Kıbrıs adına hareket etmesini de eleştirdi.
HALKIN SESI 21/08/2003
Weston Eylülde devrede
ALİTHİA Westonun Kişisel İnisiyatifleri Eylül Ayında New Yorkta Denktaş ve Papadopulosla Görüşmeyi Planlıyor başlığıyla yansıttığı haberinde, Washington kaynaklı bilgilere atıfta bulunarak, Westonun bu hedefine ulaşabilmek için, Rum lider Tasos Papadopulosun BM Genel Kurulunda konuşma yapmak üzere New Yorka gidecek olmasından ve Cumhurbaşkanı Rau
f Denktaşın ABD ziyaretinden faydalanmayı planladığını yazdı.
Gazete yine aynı bilgilere dayanarak, Westonun, bazı kişisel inisiyatifler üstlenmek suretiyle, müzakerelerin eylül ayında başlaması hedefini sürdürdüğünü ve iki tarafın liderini eylül sonlarında New Yorka toplamaya çalıştığını belirtti,
Gazeteye göre aralık ayında KKTCde yapılacak seçimlerden dolayı Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın taktik değiştirmesini uman Westonun bu çabaları BM tarafından da desteklenir görünüyor. BMnin, bu çabaların sonucunu görmeyi beklediği kaydediliyor.
FİLELEFTHEROS, BM Genel Sekreteri Kofi Annanın yakın mesai arkadaşlarına, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşı görüşmek üzere New Yorka davet etmek niyetinde olmadığını, ancak görüşmeyi Denktaşın talep etmesi durumunda bunu ayarlayacağını söylediği iddiasında bulundu.
Gazete Kofi Annan: Yalnızca, Benden Talep Etmesi Halinde Denktaşı Göreceğim -İşgal Liderinin Tavrından Rahatsız başlığıyla yayımladığı haberinde, edindiği bilgilere dayanarak, Annanın, Cumhurbaşkanı Denktaşın Laheydeki tutumundan ve Lahey sonrasında Annan Planıyla ilgili açıklamalarından (planın ölü olduğunu söylemesinden) rahatsız olduğunun aşikar olduğunu yazdı.
Annanın, yakın mesai arkadaşlarına; Görüşmeyi kendisi (Denktaş) talep etmeli ve klişeleşmiş söylemlerinden farklı bir şey söylemeye hazır olmalıdır dediğinin göründüğünü belirten FİLELEFTHEROS, Cumhurbaşkanı Denktaşın tıbbi kontroller için ekim ayında New Yorka gitmek niyetinde olduğu ve bu vesileyle, bazı görüşmeler de programladığı yolun
da bilgiler bulunduğunu kaydetti. Gazete, Rum lider Tasos Papadopulosun BM Genel Kurulunda konuşma yapmak üzere eylül ayının son 10 gününde New Yorka gideceğini de hatırlattı ve Annanın Papadopulosla görüşeceğinin kesin olduğunu yazdı.
Gazeteye göre BM Genel Kurul toplantısı çerçevesinde, başta Amerikalılar olmak üzere, arabulucularla temaslarda bulunulması bekleniyor. ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Westonun eylül ayı boyunca BMde olacağı ve Papadopulosun, TC Dışişleri Bakanı Abdullah Gülün ve Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreunun BM Genel Kurulu için New Yorkta bulunacak olmalarını değerlendireceği belirtiliyor.
İngilterenin Kıbrıs Özel Temsilcisi Lord David Hannayin istifa etmesinden ve BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Danışmanı Alvaro De Sotonun görev yerinin Sahra olarak değiştirilmesinden sonra Kıbrıs sorununda geriye kalan tek arabulucunun ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston olduğuna işaret eden FİLELEFTHEROS, bu aşamada Amerikalıların diplomatik ve siyasi olmak üzere iki düzeyde çalıştıklarını yazdı.
Gazeteye göre Amerikalılar diplomatik düzeyde, ABDnin Ankara, Atina ve Güney Kıbrıstaki büyükelçileriyle sürekli temas halinde bulunan Koordinatör Thomas Weston faaliyet gösteriyor. Siyasi düzeyde ise, gereken noktalarda müdahalelerde bulunan ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell çalışıyor.
HALKIN SESI 21/08/2003
Yeni Şafak yazarı Mustafa Karaalioğlunun değerlendirmesi
Statüko zorda
!
Eylül ayıyla birlikte Avrupa Birliği süreci hızlanacak ve buna bağlı olarak da Kıbrıs sorunu bıraktığımız yerden aynı hacimle masanın üzerine çıkacak. Biz istesek de istemesek de AB-ABD ekseninde ada'nın makus talihi bir kez daha pazarlık konusu olacak. AB için zaten, Kıbrıs demek Türkiye'nin üyelik sürecinin ayrılmaz parçası demektir
Denktaş ve Ankara'daki bazı dostları plan öldü deseler de, Rum Kesimi pusuya yatıp planın ortadan kalkması için duaya devam etse de, çözüm için yollar hâlâ BM seçeneğine çıkıyor. Sonuçta ortada, üzerinde tartışılmayı bekleyen bir plan bulunuyor ve bu da çözüm yolunu kısaltıyor. Bu yolu kısaltacak olan bir başka faktör de KKTC'de Aralık ayında yapılacak genel seçimlerdir. Görünen o ki, Kıbrıs'ta yıl sonunda çok büyük ihtimalle hükümet değişecek ve yeni bir siyasi tablo oluşacaktır.
Ada'nın kuzeyinde daha şimdiden seçim heyecanı hissedilmeye başlıyor ve yıllardır olup bitenlerden çok farklı siyasi görüntüler ortaya çıkıyor. Öncelikle, iktidardaki partiler; Başbakan Derviş Eroğlu'nun UBP'si ile Serdar Denktaş'ın DP'sinin eski güçlerini koruyamayacakları anlaşılıyor. Esen rüzgarlardan anlaşılan; KKTC'de siyasi tablo; 'çözüm ve Avrupa Birliği' eksenindeki siyasi partilere bir seçim başarısı vaat ediyor. Bu nabzı iyi tutan ve çözüm mitingleriyle KKTC'de değişimi temsil eden Mehmet Ali Talat'ın CTP'si diğerlerinin önüne geçiyor.
Şimdilerde gündemi sadece Irak meselesi işgal ediyor ama çok yakında dış politika yine dört koldan hareketlenmeye başlayacak. Kaçınılmaz gündem maddeleri birbiri ardına avdet edecek. Türkiye için herhangi bir konunun bir diğerinden daha az önemli olmadığı da konuların birinden bağımsız sayılamayacağı da görülecek. Mesela, Eylül ayıyla birlikte Avrupa Birliği süreci hızlanacak ve buna bağlı olarak da Kıbrıs sorunu bıraktığımız yerden aynı hacimle masanın üzerine çıkacak. Biz istesek de istemesek de AB-ABD ekseninde Ada'nın makus talihi bir kez daha pazarlık konusu olacak. AB için zaten, Kıbrıs demek Türkiye'nin üyelik sürecinin ayrılmaz parçası demektir. Ada'nın istikbaline dair bir konsept üretilmeden atılacak bütün adımlar, efektif değere ulaşamayacaktır.
Sadece AB değil, ABD'nin de eli Kıbrıs'ta
Washington'dan gelen haberler, Amerikan yönetiminin Eylül ve Ekim aylarında bir dizi diplomatik adım atacağı ve Denktaş ile Papadopulos'u bir araya getireceğinin işaretini veriyor. Bunlar, görünürde sıradan adımlar olarak da değerlendirilebilir ama iki girişimin bir ortak noktası bulunuyor. O da hem AB'nin hem de ABD'nin Kıbrıs'ta çözüm için hala Annan Planı'nı referans olarak kabul etmeleridir. Denktaş ve Ankara'daki bazı dostları 'plan öldü' deseler de, Rum Kesimi pusuya yatıp planın ortadan kalkması için duaya devam etse de, çözüm için yollar hâlâ BM seçeneğine çıkıyor. Sonuçta ortada, üzerinde tartışılmayı bekleyen bir plan bulunuyor ve bu da çözüm yolunu kısaltıyor.
Bu yolu kısaltacak olan bir başka faktör de KKTC'de Aralık ayında yapılacak genel seçimlerdir. Görünen o ki, Kıbrıs'ta yıl sonunda çok büyük ihtimalle hükümet değişecek ve yeni bir siyasi tablo oluşacaktır.
Ada'nın kuzeyinde daha şimdiden seçim heyecanı hissedilmeye başlıyor ve yıllardır olup bitenlerden çok farklı siyasi görüntüler ortaya çıkıyor. Öncelikle, iktidardaki partiler; Başbakan Derviş Eroğlu'nun UBP'si ile Serdar Denktaş'ın DP'sinin eski güçlerini koruyamayacakları anlaşılıyor.
Esen rüzgarlardan anlaşılan; KKTC'de siyasi tablo; 'çözüm ve Avrupa Birliği' eksenindeki siyasi partilere bir seçim başarısı vaat ediyor. Bu nabzı iyi tutan ve çözüm mitingleriyle KKTC'de değişimi temsil eden Mehmet Ali Talat'ın CTP'si diğerlerinin önüne geçiyor. Ankara tarafından pek beğenilmeyen ama son dönemdeki siyasi çizgisi Türkiye'nin AB hedefi ve Kıbrıs'ta çözüm fikriyle büyük ölçüde örtüşen Talat, önemli bir fedakarlık da yaparak partisinin listelerini Kıbrıs'ta çözüm ve AB üyeliği isteyen sivil toplum örgütleriyle, sivil toplum liderlerine açtı. Geçtiğimiz ay oluşturulan ve kamuoyuna duyurulan 'CTP ve Birleşik Güçler' konsepti bugün Kıbrıs'ta en büyük siyasi güç haline geldi. Talat, Rumlar'dan büyük tepki alan 'Türkiye'siz çözüm mümkün değildir' fikrini öne çıkarıyor ve Ada'ya Türkiye'den götürülen veya yıllar içinde siyasi sebeplerle KKTC'ye taşınan bütün Türkiyeli göçmenlerin hakkının korunması için BM şemsiyesine kadar varan geniş bir uluslararası hukuk yelpazesi öneriyor. Bu fikri değişim nedeniyle, şimdiye kadar statükoya paralel bir politika izleyen Göçmenler Derneği ile KKTC'de saygın bir isim olarak bilinen dernek başkanı Doç. Dr. Nuri Çevikel ve arkadaşları da CTP'nin güçbirliği çağrısına katılıyor. Tabi, Çevikel'in bu tutumu, Denktaş başta olmak üzere bütün statüko güçlerini hem rahatsız hem de tedirgin ediyor. Düşünüp nerede hata yaptıklarını aramak yerine, siyasi baskı yolunu seçiyorlar.
Son anketlere göre bugün itibariyle, seçime ilişkin tablo şöyle görünüyor. Mehmet Ali Talat'ın lideri olduğu CTP-Birleşik Güçler yüzde 27, Mustafa Akıncı liderliğindeki sol ittifak BDH yüzde 15.2, Derviş Eroğlu liderliğindeki UBP yüzde 14 ve kararsızlar yüzde 28.4 ile diğerleri
. Kararsızlar dağıtıldığında CTP'nin oy oranı yüzde 33'e ulaşıyor. Sağdaki en büyük parti UBP ise yüzde 23.6, BDH yüzde 19.2, DP yüzde 15.2 ve Ticaret Odası'nın kurması muhtemel merkez sağ parti de yüzde yüzde 8.9'a ulaşıyor.
Sonuç ne olursa olsun, KKTC'de sandıktan çözüm ve AB seçeneğinin çıkacağı açıkça görülüyor. Statüko sadece Türkiye'de değil Ada'da da çatırdıyor. Ankara'ya da bu yeni duruma uyum sağlamak ve en önemlisi de 'tarafsız kalmak' düşüyor.
YENIDUZEN 21/08/2003
Askerde siyasete son
Aranızda Türk olmayan var mı?
Dikmen Lojistik Destekte dün seferberlik eğitimi için toplanan yurttaşlarımıza bir Albayın yönelttiği soru:
Aranızda Türk olmayan var mı?
YeniDÜZENdeki Seferberlikte siyasi propaganda başlıklı yayının ve Güvenlik Kuvvetleri Komutanının açıklamasının ardından, Asker siyasetten elini çekecek zannetmiştik!.. Bu kez devreye bir albay çıktı!..
20-21-22 Ağustos tarihli, Dikmendeki seferberlik eğitimine katılan yurttaşlar biri anlatıyor: Komutan, önce YeniDÜZENde çıkan haberi örnek gösterdi
ve bizi uyardı: Askerde konuşulan askerde kalır. Bizim elimiz kolumuz uzundur, burada
konuşulanları kimse, gidip sağda solda anlatmasın... Daha sonra içimizde
hainler olduğunu söyledi ve bize sordu: Aranızda Türk olmayan var mı?
Yine Dikmende, dünkü seferberliğe katılan bir diğer yurttaşın söyledikleri:
Albay, Avrupa Birliğini kötülerken, Güneye giderek çalışan yurttaşlarımıza da verip veriştirdi. Kuzeyde çalışmayanlar Ruma ve İngilize çalışmayı yeğliyorlar dedi. Sonra Güvenlik Kuvvetleri Komutanımız yarın (bugün) size gelip konuşacak. Tüm söyledikleri burada aramızda kalacak şeklinde uyardı. ABnin aramıza hainler soktuğunu söyledi.
Bir diğer seferi yurttaş YeniDÜZENe anlattı: Albayın sözleri herkesi huzursuz
etti. Özellikle aranızda Türk olmayan var mı? sorusu herkesin canını sıktı. Bir de isim vermeden, muhalefet partileri ve Avrupa Birliğine yönelik eleştiriler. Üstelik Bunlar dışarıda duyulmayacak türünden tehditler. Güya muhalefet, Güneyde yaşasın Yunanistan diye pankartlar açmış.
YENIDUZEN 21/08/2003
KKTC'de Çözüm ve AB Partisi kuruldu
KKTC'de siyasi hayata yeni bir parti katıldı. "Çözüm ve AB Partisi", Ticaret Odası Başkanı Ali Erel'in başkanlığında dün resmen kuruldu. Erel ve partinin ileri gelenleri, partinin tescil işlemlerini yaptırmalarının ardından Saray Oteli'nde düzenledikleri basın toplantısında, partinin temel amacını, "Kıbrıs'ta çözümü sağlayıp Avrupa Birliği (AB) üyeliğini 1 Mayıs 2004 tarihinden itibaren gerçekleştirmek" sözleriyle özetledi. Erel, parti başkanlığı yanında Ticaret Odası'ndaki görevini de sürdüreceğini açıkladı.
MILLIYET 22/08/2003
Kuzey Kıbrısta Çözüm ve AB Partisi kuruldu
KKTCde aralık ayında yapılacak seçimler öncesi, muhalifet cephesine ait Çözüm ve AB Partisi dün Ticaret Odası Başkanı Ali Erelin başkanlığında kuruldu.
Saray Otelinde düzenledikleri basın toplantısında, partinin kuruluş amaçları hakkında bilgi veren Erel ve partinin ileri gelenleri, temel amaçlarının, Kıbrısta çözümü sağlayıp, Avrupa Birliği üyeliğini 1 Mayıs 2004 tarihinden itibaren gerçekleştirmek olduğunu belirtti. Annan Planı'nın görüşüldüğü dönemde referandum hakkının, parlamentoda bulunan plan karşıtı partiler tarafından halkın elinden alındığını ifade eden Erel, meclis aritmetiğinin değişmesi gerektiğin
i belirtti. Erel, sadece kendi partileri için değil, cephe olarak tanımladığı CTPBirleşik Güçler, Barış ve Demokrasi Hareketi ile Çözüm ve AB Partisi için oy isteyeceklerini kaydetti. Yeni partinin kurucular kurulunun çoğunluğu Ticaret Odası üyelerinden oluşuyor.
Öte yandan, Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos, 1 Mayıs 2004e kadar izleyecekleri dış politikanın detaylarını görüşmek üzere eylül ayında Atinaya gidecek. ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Westonun eylül ayında AnkaraAtina ve adaya bir dizi ziyaret yaparak yeni bir inisiyatif başlatma hazırlığı içinde olduğunu ifade eden Politis gazetesi, görüşmelerde ele alınacak iki temel konunun, Westonun çabaları karşısında takınılacak tutumun belirlenmesiyle KKTCnin Tazmin Komis
yonunu kurarak başlattığı girişimin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine nasıl yansıyacağı konuları olduğunu kaydetti. Lefkoşa, Cihan, aa
ZAMAN 22/08/2003
Çözüm ve AB Partisi kuruldu
YENİ BİR PARTİ... Ali Erel ve arkadaşlarının oluşturduğu 'Çözüm ve AB Partisi'nin kuruluşu, dün resmen açıklandı. Ali Erel'in başkanlık ettiği Çözüm ve AB Partisi'nin 2'si yedek, 15 kurucu üyesi bulunuyor
POLİTİKACI DEĞİLİZ... Kıbrıs sorununun çözümü ve Avrupa Birliği üyeliği amacını taşıdıklarını belirten yeni partinin kurucu üyeleri, 'Bizler politikacı değiliz, politikayı ekmek kapısı olarak görmüyoruz' dedi
ÇÖZÜM VE AB... Aralık seçimlerinde kimin ne kadar oy alacağı, ya da hangi partinin kaç milletvekili çıkaracağının kendilerini ilgilendirmediğini kaydeden Çözüm ve AB Partisi Başkanı Ali Erel, amaçlarının çözüm ve AB olacağını, bu amacı taşıyan diğer partilerle birlikte hareket edeceklerini açıkladı
Ali Erel ve arkadaşlarının oluşturduğu Çözüm ve AB Partisi dün resmen kuruldu. Çözüm ve AB Partisi'nin kuruluşunu tescil ettirmek için sabah saat 10.30'da İçişleri, Köyişleri ve İskan Bakanlığı'na giden kurucu üyeler, bakanlık müsteşarı Mustafa Kemal Kiracıoğlu'na, partinin kuruluş bildirgesi, program ve tüzüğünü sundu.
KIBRIS 22/08/2003
Denktaş: ABye devlet olarak gireriz
Denktaş: ABa Türkiye ile birlikte ve devletimizle gireceğiz
Aksi halde Anavatana ihanet olur
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs Türk halkının Avrupa Birliğine ancak devletiyle ve Türkiyeyle birlikte girebileceğini belirterek, aksi durumun anavatana ihanet olacağını söyledi.
Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoyu kabulünde Avrupa Birliğine yönelik yeni açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Denktaş, `Kıbrısı aldık, siz de gelin diyorlar. Ne olarak geleceğiz, bizi ne olarak davet ediyorlar
Türk halkı olarak mı? Hayır, Türk toplumu olarak
Çünkü Kıbrıs halkı bir ve biz de bu halkın içinde yüzde 20 bir cemaat imişiz
Olur mu böyle şey
ABa devletler girer diye konuştu.
Kıbrısın AB üyeliğinin Adada Türk-Yunan dengesini bozacağını ve Türkiyenin Ada üzerindeki haklarının ortadan kalkacağını da tekrarlayan Denktaş, şunları söyledi:
Bu anavatana ihanettir. Yani ABa gireceksek Türkiyeyle birlikte ve devletimizle gireceğiz. Bunun olması için sabredeceğiz, dayanacağız. Rumlar Anavatanın bu hakkını çiğneyerek ABa gitmiştir, Yunanistan bu kalleşliği yapmıştır ve şimdi bizden bu kanunsuzluğu meşru hale getirmek için imza istiyorlar. Bu anavatana ihanet olur.
ABdan para alan kuruluşların halkı yanıltmaya devam ettiğini de yineleyen Denktaş, halka güvenlerinden dolayı endişe içinde olmadıkları kaydetti.
Denktaş, her fırsatta aynı şeyleri söylemesinin nedenlerini açıklarken de, Vaktim yok, gece gündüz halka konuşmaya fırsatım yok. Bu görüşmeler fırsat oluyor, halkla temas imkanı veriyor dedi.
HALKIN SESI 22/08/2003
Papadopulos, Atina'ya gidecek
Papadopulos, 16 Eylül'de Atina'ya giderek Yunanistan Başbakanı Simitis ile Kıbrıs konusundaki son gelişmeleri ve 1 Mayıs 2004'e kadar izlenecek politikaları değerlendirecek
Güney Kıbrıs Rum yönetimi (GKRY) lideri Tasos Papadopulos, GKRY'nin 1 Mayıs 2004'e kadar izleyeceği dış politikanın detaylarını görüşmek üzere Eylül ayında Atina'ya gidecek.
Politis gazetesinin haberine göre Papadopulos, 16 Eylül'de Atina'da olacak ve Yunanistan Başbakanı Kostas
Simitis ile Kıbrıs konusundaki son gelişmelerle 1 Mayıs 2004'e kadar izlenecek politikaları değerlendirecek.
ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston'un Eylül ayında Ankara-Atina ve adaya bir dizi ziyaret yaparak yeni bir inisiyatif başlatma hazırlığı içinde olduğunu ifade eden gazete, görüşmelerde ele alınacak iki temel konunun, Weston'un çabaları karşısında takınılacak tutumun belirlenmesiyle KKTC'nin Tazmin Komisyonu'nu kurarak başlattığı girişimin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne nasıl yansıyacağı konuları olduğunu kaydetti.
HALKIN SESI 22/08/2003
"Çözüm ve AB" partisi kuruldu, Ali Erel vurguladı:
"Enteresan bir partiyiz
"
Erel, politikacı olmadıklarını, politikayı kendilerine kariyer ve ekmek kapısı yapmak istemediklerini ifade ederek, Sadece çözümü ve AByi gerçekleştirmek için buradayız. Dolayısıyla biz kendimiz için değil, cephe için; yani CTP-Birleşik Güçler, Barış ve Demokrasi Hareketi ve Çözüm ve AB Partisi için oy isteyeceğiz. Kimin diğerinden ne kadar fazla veya az aldığı bizi enterese etmiyor diye konuştu.
Herkesin kendini daha rahat hissederek mühür vuracağı bi
r adres oluşturma hedefiyle parti kurduklarını belirten Erel, UBP ve DPden kopmuş henüz yolunu CTP-Birleşik Güçler veya BDH yönünde çizememiş, orada zorlanmakta olan çok geniş bir kesimin olduğunu biliyoruz. Bu kesime biz ne sağcı, ne solcu tanımlaması yapmak istemiyoruz dedi
Toplumun birlik ve beraberliğinin yüzde 80lerle oluştuğunu kaydeden Erel, Son bir yıllık mücadelede Kıbrıslı Türkler değişmiş, hedefe kilitlenmiştir. Aralarındaki farklı görüşleri ideolojik farklılıkları, hayata bakış açılarını bir kenara bırakıp ortak noktada buluşmuşturlar. O da kısa sürede çözüm ve AB üyeliğidir. İkisini birbirinden ayırmamız mümkün değil diye konuştu
Erel, Seçimden sonra görüşmecinin değişeceğini söylediniz ama cumhurbaşkanı aynı kalacak diyen Kıbrıslı Rum gazeteciyi yanıtlarken, Cumhurbaşkanı aynı olacak ama görüşmeci olmayacak.. Sarayında torunlarıyla yaşayacak ama Kıbrıs sorunu konusunda bir şey yapmayacak. Denktaşın konumunu parlamento belirleyecek dedi.
Kıbrıs Türk siyasi yaşamına dün sabah katılan Çözüm ve AB Partisinin Genel Başkanı Ali Erel, enteresan bir parti olacaklarını belirterek, siyasi parti olmamaları halinde sürece müdahale edemedikleri için parti kurma yoluna gittiklerini açıkladı.
Erel, politikacı olmadıklarını, politikayı kendilerine kariyer ve ekmek kapısı yapmak istemediklerini ifade ederek, Sadece çözümü ve AByi gerçekleştirmek için buradayız. Dolayısıyla biz kendimiz için değil, cephe için; yani CTP-Birleşik Güçler, Barış ve Demokrasi Hareketi ve Çözüm ve AB Partisi için oy isteyeceğiz. Kimin diğerinden ne kadar fazla veya az aldığı bizi enterese etmiyor diye konuştu.
Herkesin kendini daha rahat hissederek mühür vuracağı bir adres oluşturma hedefiyle parti kurduklarını belirten Erel, UBP ve DPden kopup henüz yolunu çizemeyenler bulunduğunu ve bu kesimin Çözüm ve AB partisine geleceğini söyledi.
Erel, Çözüm ve AB Partisinin başkanlığı yanında Ticaret Odasındaki başkanlık görevini de sürdüreceğini açıkladı.
Ali Erel ve Çözüm ve AB Partisinin diğer kurucuları, İçişleri ve Köyişleri Bakanlığına başvurularının ardından Saray Otelde basın toplantısı düzenleyerek, parti programlarını ve kuruluş deklarasyonlarını açıkladılar; gazetecilerin sorularını yanıtladılar. Basın toplantısını, aralarında Güney Kıbrıstan gelen gazetecilerin ve Türkiye medyasının KKTC temsilcilerinin de bulunduğu kalabalık bir basın ordusu izledi.
Yeni Parti, ABnin bayrağını simgeleyen koyu mavi zemin üzerinde 12 yıldız ve ortada Çözüm ve AB Partisi yazan amblemi kullanıyor. Parti kurucularından birçoğu iş adamı, birkaçı da öğretim üyesi.
Erel: Kıbrıs türkü bir yılda çok değişti
Ali Erel, basın toplantısında yaptığı konuşmaya, bu noktaya nasıl geldiklerini özetleyerek başladı ve Kıbrıslı Türklerin son bir yılda herkesi mutlu eden çok ciddi değişimler yaşadığını; herkesin bir odak noktasında buluştuğunu söyledi.
Toplumun birlik ve beraberliğinin yüzde 80lerle oluştuğunu kaydeden Erel, Son bir yıllık mücadelede Kıbrıslı Türkler değişmiş, hedefe kilitlenmiştir. Aralarındaki farklı görüşleri ideolojik farklılıkları, hayata bakış açılarını bir kenara bırakıp ortak noktada buluşmuşturlar. O da kısa sürede çözüm ve AB üyeliğidir. İkisini birbirinden ayırmamız mümkün değil diye konuştu.
Erel, Annan Planının ortaya çıkmasıyla başlayan sürecin sonunda 80 binlere varan mitingler yapıldığını ve bu kalabalığın meclisten referandum hakkını talep etmesinin kilometre taşı olduğunu, ancak bu hakkı iktidarın çoğunluğu oluşturduğu meclis aritmetiğinin vermediğini anlattı.
Kıbrıslı Türklerin o gün kararını verdiğini kaydeden Ali Erel, aralık seçimlerinde geçmişten çok farklı bir süreç yaşanacağına inandığını, parlamento seçiminden öte bir referandum olacağını ifade etti.
Aritmetik değişecek, çözüm gelecek
Bize verilmeyen hakkımızı talep ediyoruz diyen Erel, parlamento aritmetiğini değiştirerek hemen sonrasında Annan Planı temelinde çözüm ve 1 Mayısta da yeni Kıbrıs ortaklık devletinin AB üyeliğinin gerçekleşeceğini söyledi. Ali Erel, bunun toplumun tüm katmanlarının önünü açacağını belirterek, Türkiye kökenli Kıbrıslı Türklerin geleceği açısından da çok ciddi bir adım olacağını, onların pozisyonunun şu anda belirsizliğinin sürdüğünü, Annan Planıyla bunun da sağlanacağını ve Türkiyenin AB üyeliği sürecinin önünün açılacağını anlattı.
Erel, Bu seçimler bizim boyutumuzun çok üzerinde bir savaş, bir uğraş gerektirecek. Çünkü bu seçimler sadece Kıbrıslı Türkleri ilgilendirmiyor. Türkiyenin AB üyeliğinin önünü tıkamak isteyenleri de ve bu yolda ilerlemek isteyenleri de çok yakından ilgilendiriyor. Dolayısıyla o dinamikler de burada bizim seçimlerimiz öncesinde yaşanacaktır dedi.
Enteresan bir parti olacağız
Çözüm ve AB Partisi Başkanı Erel, konuşmasını şöyle sürdürdü:
Kıbrıslı Türkler kararını verdi. Yeter ki sandığa giderken barış, çözüm ve AB üyeliği talep eden taraflar kendi aralarında herhangi bir sürtüşmeye, yarışmaya girmesinler. Böyle bir yarış bizim açımızdan hiçbir zaman olmayacak. Biz enteresan bir siyasi parti olacağız. Siyasi parti olmamamız halinde bu sürece müdahale edemediğimiz için buradayız. Politikacılar değiliz. Politikayı kendimize kariyer yapmak istemiyoruz. Ekmek kapısı olarak görmüyoruz. Sadece çözümü ve AByi gerçekleştirmek için buradayız.
Dolayısıyla biz kendimiz için değil, cephe için; yani şu anda isimlerini sayabildiğim CTP-Birleşik Güçler, Barış ve Demokrasi Hareketi ve Çözüm ve AB Partisi için, tümü için, cephe için oy isteyeceğiz. Kimin diğerinden ne kadar fazla veya az oy aldığı bizi enterese etmiyor. O konuyla ilgilenmiyoruz. Kimin ne kadar milletvekili çıkaracağı da ilgi alanımız dışındadır. Ama bizim beklentimiz yüzde 70lerin üzerinde bir çoğunlukla aritmetiğin çözüm ve AB yanında oluşmasıdır. Ondan sonra, hemen ardından gelecek seçimlerle herkes kendi ideolojik farklılıklarını ortaya koyarak kendine politika yapmak isteyenlerin devam edeceği bir yarış yaşanacaktır ama yaşayacağımız yarış atmosferi farklı olacaktır.
Ali Erel, yasal olarak 15 kurucu gerektiğini, Çözüm ve AB Partisinin ise 17 kurucudan oluştuğunu belirterek kurucular listesini açıkladı. Erel, konuşmasını Rum gazeteciler için İngilizce olarak da özetledi.
Talat ve Akıncı ile görüştük
Çözüm ve AB Partisi Genel Başkanı Ali Erel, basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtlarken, seçmenlerin yüzde 75inin Kıbrısta çözüm ve AByi savunan partilere oy vermesini beklediklerini, partileri adına oy hesabı yapmadıklarını söyledi.
Eğer seçimlerde bu başarıyı sağlarsanız, partinizin geleceği ne olacak? sorusuna, Parti kesinlikle devam edecek yanıtı veren Erel, üç veya iki partinin koalisyona gidebileceğini belirtti.
Erel, sürekli çözüm ve AB telaffuz ettikleri halde çözüm olmadan AB üyeliği veya AB üyeliği olmadan çözüm gündeme gelirse neyi tercih edeceklerini soran bir gazeteciye Bizim tercihimiz hem çözüm hem AB. Onun için çalışmaya devam edeceğiz. Birbirinden bağımsız olamaz, yaşayamaz da. Kıbrısta çözüme AB kriterlerini hesaba katmadan ulaşmak mümkün değildir. Bana göre diğeri de mümkün değil yanıtını vererek, bireysel çıkarların toplumsal çıkarların önüne geçmesine müsaade edilmemesi gerektiğini de kaydetti.
Ali Erel, CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ve BHD Başkanı Mustafa Akıncı ile yüzlerce kez görüştüklerini belirterek, en iyi formülasyonun bu olduğu konusunda uzlaşıldığını, toplumun bir liste mi iki liste mi sürecini tartışıp kapattığını, Talatın seçimden sonra koalisyona sıcak baktığını söylediğini, ayrıca hem Talatın hem Akıncının DP ile koalisyona gitmeyeceklerini deklare ettiklerini ifade etti.
Ticaret Odasından istifa yok
Ali Erel, Kıbrıs Türk Ticaret Odasındaki başkanlık görevinden istifa etmesinin söz konusu olup olmadığı yönündeki soruya karşılık özetle şöyle konuştu:
Hayır. Çok enteresan bir durumdan geçiyoruz. Yasal olarak sivil toplum örgütleri ve odalarla siyasetin birbiriyle ters düşmesi gerekmez. Yasal bir sıkıntımız yok.
Ali Erel, seçimler ve sonrasıyla ilgili söylediklerinin Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulosa mesaj olup olmadığını soran Rum gazeteciye özetle Aslında Sayın Papadopulos pozisyonunu çok açık belirledi. Laheyde çözüme hazır olduğunu söyledi. Fakat ne yazık ki Sayın Denktaş çözümsüzlüğü önerince Papadopulos ve diğer başkanlar daha iyi pozisyona geldiler. Şimdi seçimlerden sonra görüşmeci değişecek. Çözüm arayacağız. Sayın Papadopulosun açıklamalarını izliyorum. Bazen baskı altında değişik hareketlere girdiği de oluyor. Göreceğiz karşılığını verdi.
Erel, Seçimden sonra görüşmecinin değişeceğini söylediniz ama cumhurbaşkanı aynı kalacak diyen Kıbrıslı Rum gazeteciyi yanıtlarken, Cumhurbaşkanı aynı olacak ama görüşmeci olmayacak.. Sarayında torunlarıyla yaşayacak ama Kıbrıs sorunu konusunda bir şey yapmayacak. Denktaşın konumunu parlamento belirleyecek dedi.
Hedef taban
Erel, Üç parti için de oy isteyeceğiz dediniz. Her parti meydanlara toplanan 80 binleri paylaşmak için strateji belirledi. Sizin hedef tabanınız nedir? Yoksa üç parti de ne bulursa alsın mı diyorsunuz sorusuna şu karşılığı verdi:
Herkes ne bulursa alsın anlamında değil. Bizim tespit ettiğimiz bir taban da yoktur. Bizim tespitimiz çözüm ve AB isteyen herkesin gönül rahatlığıyla oyunu, mührünü vurabileceği bir adresinin, alternatifinin, seçiminin olabilmesidir. Kıbrıs Türk toplumunda şu anda sağ ve sol veya şu veya bu ideolojik temelde ayrım olduğuna ve halkın buna göre yönleneceğine inanmıyorum. Hem bizim, hem iki parti hakkında geçmiş birikimleri var. Biz politikacı değiliz ama kendini daha rahat hissederek mühür vuracağı bir adresin oluşması mutlaka gerekliydi. UBP ve DPden kopmuş henüz yolunu CTP-Birleşik Güçler veya BDH yönünde çizememiş, orada zorlanmakta olan çok geniş bir kesimin olduğunu biliyoruz. Bu kesime biz ne sağcı, ne solcu tanımlaması yapmak istemiyoruz.
İşte Kuruluş Deklerasyonu
Çözüm ve AB Partisi, 1 Mayıs 2004 öncesinde Annan Planı temelinde bir çözümü ve oluşacak yeni Kıbrıs Ortaklık Devletinin Avrupa Birliği üyeliğinin gerçekleşmesini savunur.
Geçtiğimiz bir yıl içinde, halkımız çözüm ve AB hedefine ulaşmak için dünya tarihine altın harflerle yazılacak bir mücadele sergilemiştir. Serbest iradeli sivil toplum örgütleri, ortak vizyon etrafında kenetlenmiştir. Bu mücadeleye katkı koyan tüm halkımızı ve siyasi partilerimizi saygı ve sevgi ile kucaklıyoruz.
Annan Planı temelinde bir anlaşmanın yapılması ve referanduma sunulması için onbinlerce kişi meclis önünde, yağmur altında saatlerce beklemiştir. Meclisteki iktidar partileri millevekilleri ne yazık ki halkımızın kendi kaderini tayin hakkını, yani referandum hakkını bize vermemiştir. DP-UBP hükümetinin bu tavrı bardağı taşıran son damla olmuştur. Halkımızın iktidar partilerine duyduğu geri kalan güven kırıntıları da o gün tükenmiştir. Halk kararını vermiştir. Halkımız, çözüm ve Avrupa Birliği hedefine inananların çoğunlukta olacağı bir Parlamento oluşturmakta kararlıdır. Mitinglerimizin neticesini Parlamentoya taşıma zamanı gelmiştir. Çözüm ve AB Partisi, çözüm cephesindeki diğer partilerin yanında, halkımıza yeni bir seçenek sunmak amacı ile oluşturulmuştur. Çözüm ve AB isteyen her bireyin kendi oyunun da temsil edildiğini bilmesi önemlidir.
Annan Planı temelinde çözüm
Partimiz, Kıbrıs sorununun Annan Planı temelinde, 1 Mayıs 2004 e kadar çözümlenmesini hedeflemektedir ve bu hedefi sonuna kadar zorlayacaktır. Annan Planı, Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumların bireysel temelde tüm beklenti ve arzularını yerine getirmeyebilir. Ancak, her iki toplumun beklenti ve ihtiyaçlarını çok dengeli bir şekilde karşılamayı amaçlayan bir uzlaşı belgesidir. Annan Planı, 91 sivil toplum örgütünün hazırladığı Ortak Vizyon belgesinin temel ilkeleri üzerine inşa edilmiştir. Kıbrıs Türk halkı ve sivil toplum örgütlerinin Annan Planına süratle sahip çıkmasının nedeni, planın temel ilkelerini bizzat kendilerinin oluşturmuş olmasıdır.
Annan Planı siyasi eşitliğimizi sağlamaktadır. Annan Planı, Türkiyenin etkin garantörlüğünüdevam ettirmektedir. Garantörlük sulandırılmamakta, tam tersine Kurucu Kıbrıs Türk Devletini de dahil edecek şekilde kapsamı genişletilmektedir.
Annan Planı, Kurucu Kıbrıs Türk Devletinin uluslararası hukukun parçası olmasını sağlayacaktır. Ortaklık Devletindeki tüm organlarında siyasal eşitliğimizi sağlayacaktır.
Annan Planı, toprak sorununun uluslararası hukuka uygun çözümünü getirecektir.. Uluslararası tanınmamışlığın yarattığı ambargoların tümü, ancak o zaman ortadan kalkacaktır.
Sonuçta, Annan Planı temelinde çözüm, Kıbrıslı Türklerin kaçırmaması gereken bir fırsattır.
Avrupa Birliği üyeliği siyasi ve ekonomik yaşam kalitemizi yükseltecektir.
Hedefimiz, seçimler sonrasında Kıbrıs sorununu çözmek ve 1 Mayıs 2004 te AB üyeliğini gerçekleştirmektir.
Avrupa Birliği üyeliği, ekonomimizin süratle iyiye gitmesini sağlayacaktır. Avrupa Birliği, ekonomisi iyi olmayan ülkeleri ve bölgeleri kalkındırmakta uzmandır ve kendisini bu konuda isbatlamıştır. AB fonları ekonomimizin iyileşmesine katkı koyacaktır.
AB üyesi olmak, yasalarımızın AB yasaları ile uyumlaşmasını getirecektir. AB yasalarına uyum, demokrasi ve insan haklarına saygı, hukukun üstünlüğü, şeffaflık, hesap verilebilirlik gibi temel ilkelerin toplum içinde çağdaş bir şekilde uygulanmasını sağlayacaktır. Bu ilkelerin uygulanması, ülkedeki yatırım ikliminin oluşmasını sağlayacak barışın da katkısı ile iç ve dış yatırımlarda patlama gerçekleşecektir.
Yasama, yürütme ve yargı birbirinden bağımsız olarak çalışacak ve güçler ayırımı ve birbirinden bağımsız çalışması, toplumdaki yanlış uygulamaların önüne geçecek altyapıyı oluşturacaktır. Devlet dairelerinde terfiler politik kayırmacılıklara göre değil, bilgi ve beceriye göre gerçekleşecektir.
Köylülerimiz ve çiftçilerimiz, Ortak Tarım Politikası çerçevesinde AB katkılarından faydalanacaktır. AB bütçesinin yarıdan fazlası üye devletlerin çiftçilerini desteklemeye harcanmaktadır.
Kuzey Kıbrısta, çalışanlarımızın aldığı ücretlerle kaliteli yaşam sürdürmeleri mümkün değildir. Her gün küçülmekte olan pastayı paylaşmak değil, AB üyesi bir Kıbrısta ekonomik pastayı büyütmek ve adaletli gelir dağılımını sağlamak, temel hedeflerimizden olacaktır.
İşbirliği
1 Mayıs 2004 öncesi çözüm ve ABye inanan siyasi partiler, seçim öncesi işbirliği yapmalı ve seçim sonrası da koalisyonu hedeflemelidir.
Çözüm ve AB partisi kurucuları olarak gerek bireysel düzeyde gerekse bağlı bulunduğumuz sivil toplum örgütleri düzeyinde, çözümden yana tüm güçlerin tek şemsiye altında seçimlere katılması için ciddi bir gayret ortaya koyduk. Seçimlere tek liste halinde katılmak, gerek sivil toplum örgütlerinde gerekse halkımızın geniş bir kesiminde önemli bir talepti. Çeşitli nedenlerle bu gerçekleşmedi. Gelinen aşamada, siyasi partilerimizin bu konudaki kararlarına saygı duymak durumundayız. Seçimlere kadar olan süreçte, çözüm ve AB yanlısı siyasal güçlerin birbirlerini yıpratıcı eylem ve söylemlerden uzak duracaklarına inancımız tamdır. Birlikte yol yürüdüğümüz ve birlikte Annan Planı temelinde çözümü ve yeni kurulacak Kıbrısın AB üyeliğini savunan diğer siyasi partilerimizle işbirliği bizim için daima esas olacaktır. Seçimlerden sonra üçlü bir koalisyon oluşturulacağı ve görüşmeci heyetin değiştirilerek, 1 Mayıs 2004 e kadar Annan Planı temelinde bir çözüme ve AB üyeliğine ulaşılması için gayret gösterileceği, üç parti arasında imzalanacak bir protokolle deklare edilmelidir. ÇABP, kuruluşunun hemen sonrasında böyle bir protokolün imzalanması için girişimde bulunacaktır.
TC kökenli yurttaşlar
Türkiye kökenli Kıbrıslı Türklerin de geleceği Annan Planı temelinde çözümden yanadır.
Türkiye kökenli Kıbrıslı Türklerden 45,000 kişi Annan Planı temelinde yeni Kıbrıs Ortaklık Devletinin vatandaşları olacaktır. Ayrıca, Kurucu Kıbrıs Türk Devleti nufusunun 10%u kadar kişiye serbest kalma izni verilecektir. Yıllardır oy deposu olarak kullanılan Türkiye kökenli Kıbrıslı Türkler, artık bu bozuk yapının ve çözümsüzlüğün en fazla kendilerini etkilediğini görmektedir. Özellikle 23 Nisan sonrasında Kıbrıs kökenlilerle aralarında bireysel haklar konusunda belirgin farklılıkların ortaya çıkması, Türkiye kökenli Kıbrıslı Türklerin de çözüm ve AB mücadelesine katılmalarını sağlamıştır. Çözüm ve AB Partisi olarak, uzun yıllardır Kıbrısa yerleşmiş, burda çalışmış, aile kurmuş çocuklar yetiştirmiş bu vatandaşlarımızın ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmelerini doğru bulmuyoruz. Ancak, siyasi dürtülerle Kıbrıstaki nüfus yapısını bozmak üzere atılacak her türlü adıma karşı olduğumuzu da vurgulamakta yarar görüyoruz. Sahte ikamet adresleri ve bir günde verilen vatandaşlıklar kabul edilemez..
Türkiyenin önünü açmak
Partimiz, Kıbrıs sorununun çözümünün, Türkiyenin AB üyeliğinin önünü açacağına inanmaktadır.
Kıbrısta Annan Planı temelinde bir çözüm, Türkiyenin Avrupa Birliği ile giriş görüşmelerine başlamasının önündeki en önemli engellerden birinin ortadan kalkmasını sağlıyacaktır. Kıbrıslı Türkler, Kıbrısta çözümü gerçekleştirerek Türkiyenin çağdaşlaşma projesi olan AB üyeliği sürecine olumlu katkı koyma görevini yerine getirecektir. Bu amaçla, Türkiyede, gerek siyasilerle, gerekse sivil toplum örgütü temsilcileri ile sıkı bir işbirliği gerçekleştirilecektir. Gerek Türkiyede ve gerekse Kıbrısta çözüm ve AB üyeliğini isteyenlerle Türkiyenin AB üyeliğini isteyenler çoğunluktadır. Demokrasi gereği çoğunluğun isteği olan gerçekleşmelidir.
Aralık seçimlerini kazanıp gençlerimiz için aydınlık bir gelecek kuracağız.
Aralık seçimlerinde çözüm ve AB yanlıları başarılı olmak mecburiyetindedir. Kıbrıslı Türklerin, çözüm olmaması halinde yeni bir göç dalgası yaşamaya tahammülü yoktur. Toplumsal varlığımız büyük tehdit altındadır. Büyük zorluklarla yetiştirdiğimiz gençlerimizin göç etmelerini istemiyoruz. Çözümün gerçekleşmesi ve AB üyeliğinin gerçekleşmesi tüm sorunlarımızın süratle çözümünü sağlayacaktır.
İşte Kurucular
1- Ali Erel / Elektrik Mühendisi, AB Uzmanı
2- Mustafa Damdelen / Ekonomist, AB Uzmanı, İşadamı 3- Asım Dedezade / Tüccar
4- Salih Çeliker / İşadamı
5- Hasip Erel / İşadamı
6- İsmail Sayı / Mimar, İşadamı
7- Ali Erdal Osmanlar / Elektronik Mühendisi, İşadamı
8- Cahit Kaya / İnşaat Mühendisi, Müteahhit
9- Mehmet Derviş Sever Musannıf / Kimyager, sanayici
10- Halil Berkut / Ekonomist, İşadamı
11- Alpay Ertaç / Öğretmen
12- Çetin Şadi / İşadamı
13- İlksoy Aslım / Uluslararası İlişkiler, Öğretim Görevlisi.
14- Turhan Beydağlı / Otel işletmecisi
15- Ünsal Özbilenler / Marketing, İşadamı
16- Doç.Dr.Çetin Mazharoğlu / Uçak Mühendisi, Öğretim üyesi. 17- Mehmet Sükan / İşletmeci.
YENIDUZEN 22/08/2003
Kıbrıs Rum basını...
Yeni çaba 2004ün ilk üç ayında
Güney Kıbrısta yayımlanan HARAVGİ gazetesi, ABDnin ve AB içindeki pek çoklarının, ABa birleşik bir Kıbrısın girmesini kesin olarak tercih ettiklerini ve bu nedenle, Kıbrıs müzakerelerinin 2004 başlarında yeniden başlaması prosedürlerini yoluna koymakta olduklarını bildirdi.
Haberi, Kıbrıs Sorununun Çözümüne Yönelik Yeni Çaba Ocak-Mart Döneminde başlığıyla manşetten veren gazete, Kıbrıs sorununun 1 Mayıs 2004ten önce çözülmesi önşartlarının yaratılması konusunda çaba harcamakta olan diplomatik çevrelerin, 2004ün hem ABa üyelik hem de Kıbrıs sorununun çözüm çabaları açısından Kıbrısın yılı olacağını söylediklerini yazdı.
Gazete, müzakerelerin sonbaharda başlamasına yönelik önceki düşüncelerin, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşın diplomatik çevrelere artık açık açık hayır demesi nedeniyle kösteklendiğini savundu ve şunları yazdı:
Uluslararsı camia, aralıktaki sahte seçimleri, Denktaşa muhalif güçlerin güçlenmesi olanağı olarak görüyor. Ayrıca, Denktaşın, Kıbrıs Türk toplumu görüşmeciliği konumunda değişiklik olacağını ümit ediyor. Girişim zordur. İşgal bölgelerindeki savaşın çetin geçmesi bekleniyor. Ocak-Mart dönemi kritik dönem olarak görülüyor. Çünkü ABa birleşik bir Kıbrısın girmesinin mümkün olabilmesi için, çözümün onaylanmasına yönelik referandum yapılması ve buna zaman olabilmesi için de anlaşmanın mart sonuna kadar başarılması gerekiyor.
Aynı diplomatik çevreler; ABa üyeliği nedeniyle Kıbrıs Cumhuriyetinin Türkiyenin Avrupa perspektifinde rolü olacağına, dolayısıyla Türkiyenin artık zor durumda olduğuna ve zamanla oynayamayacağına işaret ediyorlar. Bu çevreler, Türkiyenin, dünün politikalarıyla çözemeyeceği bir dizi sorunu toplamaya başladılar. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Rum başvuruları hakkındaki kararları ve Türkiyenin ABla yapmak istediği ikili anlaşmalar ile karşı karşıya bulunduğu sorunların da ötesinde, Helsinki zirvesi kararına göre Aralık 2004e kadar halledilmemesi durumunda Lahey Adalet Divanına havale edilecek olan Ege meselesi de olduğuna işaret ediyorlar.
Amerikan unsuru, Kıbrıs sorununun çözümüne ve buna paralel olarak Türkiyenin ABa yaklaşması ve üyeliği prosedürünün hızlandırılmasına yardımcı olmaya ağırlığını verecek görünüyor. Senato Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Richard Lungkarın Türk Dışişleri Bakanı Abdullah Gülle Ankarada yaptığı görüşmenin ardından ABDnin Kıbrıs sorununa mümkün olan en kısa sürede çözüm bulunmasına katkı sağlayacağı yönündeki açıklaması, tamamen bu çerçeve içindedir."
YENIDUZEN 22/08/2003
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat
"Tek seçenek çözüm"
Denktaşın şehitleri anma törenlerinde siyaset yaparak UBP ve DPye oy dilendiğini belirten Talat, Bu ülke için Denktaşçılar, UBP ve DPliler değil herkes mücadele etti. Bugün etrafta kahramanlık taslayan birçokları yatak altlarındayken bu vatan evlatları cephedeydi. Şehitlerimiz kendi çocukları daha güzel günler yaşasın diye canlarını verdiler. Denktaşın şehitleri anma törenlerinde siyaset yapması, UBP ile DPye oy dilenmesi utanç verici, çirkin bir davranıştır
dedi.
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs sorununun çözümünün uluslararası ilişkiler ve Türkiyenin Avrupa Birliği (AB) süreci nedeniyle zorunlu hale geldiğini söyledi.
Kuzey Kıbrısta çözüm koşullarını yeniden yaratmak ve BM Genel Sekreteri Kofi Annanı adaya çağırarak müzakerleri başlatmak için siyasi yapının değişmesi gerektiğini belirten Talat, Seçim Annan Planı ya da çözümsüzlük arasında olacaktır. Seçim, sultanlık ya da Avrupa Birliği arasında olacaktır. Seçim, bugünkü sürdürülemez yapı ya da yeni bir Kıbrıs için olacaktır dedi.
Talat, çözümsüzlük halinde 1960 yılı koşullarına dönme ile karşı karşıya kalabileceklerini vurguladı. CTP Genel Başkanı Talat, 1960 yılından günümüze Rumlar yeni düzenlemeler yaptı ve dünya da bunları yasal gördü, bu değişiklikler 1960 yılı koşullarına dönerken önümüze çıkabilir. Mayıs 2004e kadar Kıbrıs sorununu çözebilirsek bu engelleri bertaraf edebiliriz şeklinde konuştu.
1974ten sonra Kuzey Kıbrısa yerleşen ve bu toprakları vatan kabul eden Türkiye kökenli yurttaşların 1960 yılı koşullarında yerinin olmadığı uyarısını yapan Talat, 1960ta Kıbrıs Türklerinin ayrı devleti, ayrı toprağı, ayrı anayasası yoktu. Annan planına göre ise Rum kurucu devleti ile eşittir, merkezi yönetimde Kıbrıslı Türklerin katılımı olmadan hiçbir karar çıkamaz, ayrı bir anayasamız ve egemenlikte eşitliğimiz vardır dedi.
Güvenlik konularına da değinen Talat, Annan Planına göre hem Kıbrısın hem de Kıbrıs Türk kurucu devletinin güvenliği ve toprak bütünlüğünün garanti kapsamında bulunacağını, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından onaylanmış Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum kurucu devletlerinin de siyasal açıdan eşit olacağını belirtti.
Masada Denktaş ile Kleridesin anlaştığı tek konunun Güvenlik Kuvvetleri (GKK) ile Rum Milli Muhafız Ordusunun dağıtılması olduğunu belirten Talat, kurulacak yani devletin Türkiyenin ABye girişini desteklemekle yükümlü olduğunu, bunun da kuruluş antlaşmasında yazdığını söyledi.
Kıbrıs sorunu çözülmezse koşullar daha da kötüleşecek
Mayıs 2004e kadar Kıbrıs sorununun çözülmemesi durumunda 1960 yılı koşullarına dönüşün Kıbrıs Türkünün çıkarlarına uygun olmadığını belirten Talat, Türkiyenin AB ilerleme raporunun olumlu çıkması ve müzakerelere başlaması için Kıbrıs sorununun çözülmüş olması şarttır. Mayıs 2004e kadar çözemezsek bizi daha kötü koşullar altında bir çözüm şekli bekleyebilir dedi.
Denktaş sadece kendi saltanatını korumayı düşünür
Denktaşın seçimlerin devleti isteyenler ile devleti istemeyenler arasında geçeceği söylemlerinin kendi saltanatını korumaktan başka bir amaç taşımadığını belirten Talat, seçimlerin çözüm isteyenler ile 1960 yılı, hatta 1963-1974 şartlarını geri getirmeye çalışanlar arasında bir seçim olacağını, işsizliğin ortadan kalkması, gençlerin işsiz kalmaması için Kıbrıs sorununun çözülmesinin şart olduğunu söyledi.
Talat, Denktaş, devlete sahip çıkalım derken aslında aman saltanatımı koruyun diyor. Kapıları açarken ne vaatte bulundu? Arzusu nüfusun yarısı geçimini Rum tarafından sağlasın yarısı da aç kalsındı. Onun tek gayreti saltanatını korumaktır dedi. ABde ne Denktaş ne de UBPnin saltanatının devam edemeyeceğini, ABde yurttaş hakları ve demokrasinin korunduğunu belirten Talat, Denktaşın böyle bir düzen istemediğinden kendi saltanatını kamufle ederek korumaya çalıştığını vurguladı.
İşsizliğin tek çözümü yatırımdır
Haspolat köyü gezisinde ekonomik sorunlara da değinen CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, ekonomistlerin yaptığı hesaplamalara göre, Kıbrıs sorununun çözülmesi ile birlikte 3-5 sene içinde Kıbrıs Türk toplumunun Rum toplumunun refah düzeyinin yüzde 85ni yakalayacağını belirtti. Talat, Ambargoların olduğu koşullarda ekonomi ilerleyemez. Çözüm ihtimali arttıkça Türkiyeli işadamları gelebilir, Kıbrısın ABye girme ihtimali üzerine Türk yatırımcılar önceden ABye girmek için yatırımlara başlayabilir. Çözümün gerçekleşmesinden sonra ise hayal edemeyeceğimiz oranda yatırımlar olacaktır şeklinde konuştu.
Şehitliklerde siyaset yapılmaz
Denktaşın şehitleri anma törenlerinde siyaset yaparak UBP ve DPye oy dilendiğini belirten Talat, Bu ülke için Denktaşçılar, UBP ve DPliler değil herkes mücadele etti. Bugün etrafta kahramanlık taslayan birçokları yatak altlarındayken bu vatan evlatları cephedeydi. Şehitlerimiz kendi çocukları daha güzel günler yaşasın diye canlarını verdiler. Denktaşın şehitleri anma törenlerinde siyaset yapması, UBP ile DPye oy dilenmesi utanç verici, çirkin bir davranıştır dedi.
CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Cumhurbaşkanı Denktaş ve UBP Genel Başkanı Eroğlunun kendisine ve partisine yönelik iddialarına yanıt vermeyi düşünmediğini de belirterek, Çok daha önemli işlerimiz vardır. Tüm enerjimizi halkımızla birlikte yeni bir Kıbrısın yaratılması sürecine vermek zorundayız diye sözlerini tamamladı.
YENIDUZEN 22/08/2003
Çözüm ve AB hedefi için...
Sermaye sahaya indi
Çözüm ve AB Partisi Başkanı Ali Erel seçimi muhalefetin kazanacağını söyledi ve şöyle konuştu: Cumhurbaşkanı aynı olacak, ama görüşmeci olmayacak. Sarayında torunlarıyla yaşayacak, ama Kıbrıs sorunu konusunda bir şey yapmayacak.
Denktaşın konumunu parlamento belirleyecek...
Ali Erel, yeni bir parti kurmaları konusunda Akıncı ve Talat ile yüzlerce kez görüştükten sonra uzlaştıklarını açıkladı.
Erel ayrıca hem Talatın, hem Akıncının s
eçimden sonra DP ile koalisyona gitmeyeceklerini deklare ettiklerini söyledi...
Ali Erel: Herkesin kendini daha rahat hissederek mühür vuracağı bir adres oluşmalıydı... DP ve UBPden kopan ve yolunu çizemeyenler var...
"Biz enteresan siyasi bir parti olacağız. Politikacı değiliz. Politikayı kendimize kariyer yapmak istemiyoruz. Biz sadece çözümü ve AByi gerçekleştirmek için buradayız. CTP-Birleşik Güçler, Barış ve Demokrasi Hareketi ve Çözüm ve AB Partisi için, tümü için, cephe için oy isteyeceğiz.
"Kimin diğerinden ne kadar fazla veya az oy aldığı bizi enterese etmiyor. O konuyla ilgilenmiyoruz. Kimin ne kadar milletvekili çıkaracağı da ilgi alanımız dışındadır. Ama bizim beklentimiz yüzde yetmişlerin üzerinde bir çoğunlukla aritmetiğin çözüm ve AB yanında oluşmasıdır.
Çözüm ve AB Partisi yayınladığı kuruluş deklerasyonunda, mevcut üç partiyi, seçimlerden sonra üçlü bir koalisyon oluşturulacağı ve görüşmeci heyetin değiştirileceği konusunda bir protokol imzalamaya çağırdı.
AFRIKA 22/08/2003
KKTC'ye gidince...
23/08/2003 RADIKAL
AA
- LEFKOŞA - Rumların 1974 müdahalesi sonrası kuzeyde bıraktıkları malları için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) Türkiye aleyhine yaptıkları başvuruları önlemek amacıyla KKTC'de kurulan Tazmin Komisyonu'na başvuran Rum'un başı dertte. Güneyde adeta 'vatan haini' ilan edilen Hristakis Polikarpu, can güvenliği tehdit altında olduğu için kızının evinde dört kişilik polis ekibinin korumasında yaşamaya başladı. Polikarpu'nun adresini tüm ayrıntılarıyla yayımlayan Kipros Simera gazetesine göre, Kıbrıslı Rum, malını satmayı KKTC lideri Rauf Denktaş'la görüşmek için önceki gün kuzeye geçmeye çalıştı, ancak bu çabası son anda önlendi. Gazete, Polikarpu'nun bu geçişin hayatına mal olabileceğini iddia etti.
'Rumları çıldırta
n Rum' polisten koruma istedi
KKTC'nin Güzelyurt bölgesinde kalan malları için KKTC'nin oluşturduğu Tazmin Komisyonu'na başvurusu nedeniyle Rum kesiminde birçok kişi tarafından "hain" ilan edilen Hıristakis Polikarpos, can güvenliğinin tehdit altında olduğu gerekçesiyle Rum polisine başvurup koruma istedi.
Kipros Simera gazetesine göre, "vatanını arkadan hançerleyen, tahrikçi" Polikarpos, kızının evinde ve dört polisin gözetiminde yaşıyor. Polikarpos'un adresini tüm ayrıntılarıyla yayımlayan gazeteye göre
Polikarpos, KKTC'deki malını satma konusunda KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'la görüşmeyi planlıyordu, ancak kilise, siyasiler ve medyanın tepkisi karşısında bu görüşmeden caymak zorunda kaldı. Gazete, Polikarpos'un önceki gün KKTC'ye geçme çabasının önlendiğini, bu geçişin hayatına bile mal olabileceğini iddia etti. Habere göre Polikarpos, Rum polisine başvurarak, hayatına yönelik tehditlerden dolayı koruma istedi.
MILLIYET 23/08/2003
YÜZLER GÜLÜYOR
GÜÇLER BİRLEŞECEK:
Aralık seçimlerinde kendilerine çözüm ve AB'yi hedef seçen Çözüm ve AB Partisi (ÇABP), Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) ve Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) yetkilileri, dün yaptıkları açıklamalarda, Kıbrıs Türk halkının yüreğine su serpecek mesajlar verdi. Üç partinin yetkilileri, çözüm ve AB yolunda iş, güç ve eylem birliği için çaba sarf edeceklerini söyledi
ORTAK PROTOKOL GÜNDEMDE:
Çözüm ve AB Partisi (ÇABP) Genel Başkanı Ali Erel, seçimler öncesinde, seçimler sırasında ve sonrasında her üç partinin iş, güç ve eylem birliğini görüştüğünü ifade ederek, 'Bu yönde çabalarımızı birleştireceğiz... Aynı hedefe doğru yürüme kararlılığındayız... Bu yönde bir protokol hazırlanması da gündemdedir...' dedi. Erel, UBP ve DP'yi ziyaret etmeyeceklerini, işbirliği yapmayacaklarını da söyledi
İŞBİRLİĞİ KOLA
Y: CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, ÇABP kurucularını iyi tanıdıklarını, işbirliğine gitmelerinin de herhalde kolay olacağını kaydetti. 'Bu statüko artık hemen hemen yok, halk beyninden sildi. Artık hiçbir güç bunları geri getiremez' diyen Talat, bundan sonra ne yapılacağının önemli olduğunu belirtti. Talat, 'Birlikte hareket etmek zorundayız. Bunun dışında hareket içine girersek, halkımıza büyük haksızlık etmiş oluruz' şeklinde konuştu
AYNI HEDEFE YÜRÜYECEĞİZ:
BDH Başkanı Mustafa Akıncı, üç ayrı kolda buluşabilenlerle aynı hedefe doğru yürüme kararlılığında olduklarını ifade etti. Akıncı, 'Biz 'statükocularla asla' diyoruz. Seçim sonrasında UBP ve DP ile bir koalisyon mümkün değildir. Biz gemileri yakarak yola çıktık. Geriye dönüş yok. Statüko limanına geriye dönüş asla mümkün değil' dedi
KIBRIS 23/08/2003
Vatanım diyen herkes mücadele etti
CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrısa vatanım diyen herkesin daha mutlu, onurlu ve yaşanacak bir yurt yaratmak için mücadele ettiğini söyledi.
Talat, Şehit
liklerde siyaset yapacak kadar kendilerini kaybedenler, unutmasınlar ki; insanımız ne UBP ne DP ne de Denktaş için savaşmış, ne de onlar için şehit olmuştur dedi.
Halkın işsizlik ve haciz batağına sürüklendiği ve seçimden seçime hatırlandığı görüşünü savunan Talat, son günlerde seçim amaçlı istihdamlar olduğunu öne sürdü. Talat şöyle dedi:
Halkımıza verdikleri değeri Annan Planının referanduma sunulma sürecinde göstererek Meclisten kaçanlar, şimdi yalanlara sarılarak sürekli devlete sahip çıkmaktan söz etmektedirler. Sahip çıktıkları devlet ortadadır.
Avrupa Birliğini felaket göstermeye çalışarak, insanımızı korkutma uğraşı verenler; bu yöntemlerle halkımıza çektirdikleri acıyı unutturduklarını sanacak kadar basit hesaplar içerisindedirler.
Gençlerimizi göçe, işsizliğe, Güney Kıbrısta çok zor şartlarda çalışmaya mahkum etmek; altına imza atacağımız bir pasaport yerine insanlarımızı şafakla birlikte kuyruklara göndermek; yıllardır sahip çıkamadıkları Kıbrıs Türk Hava Yolları ile turizmcileri isyan noktasına getirmek; kapılarına kilit vurulan onlarca işyerini görmezden gelerek günü birlik ve geçici tedbirlerle ekonominin kurtuluşundan söz etmek, insanların birikimlerinin buharlaşmasına seyirci kalmak, binlerce bankazede yaratmak ve çözümsüzlüğü çözüm yapma mantığına dört elle sarılmak asla devlete sahip çıkmak olamaz. Bunu yapanlar yurt sevgisinden değil ancak kendilerini ve kendi çıkarlarını sevmekten söz edebilirler.
Talat, seçime yönelik girişimlere halkın karnının tok olduğunu, halkın yeni bir Kıbrısın heyecanıyla yaşadığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşı hiçbir zaman tarafsız olmamakla suçlayan Talat, Artık saltanat değil barış zamanıdır. Bu mücadele çözümle, barışla, Avrupa Birliği ile taçlanacaktır dedi.
HALKIN SESI 23/08/2003