Rumları çıldırtan Rum

KKTC'de kalan mallarının tazmini için Denktaş'a mektup yazan Rum hakkında, Rum Yönetimi yasal süreç başlattı


YORGO KIRBAKİ Atina

KKTC'nin Güzelyurt bölgesinde kalan malları için KKTC'nin oluşturduğu Tazmin Komisyonu'na başvuran Hıristakis Polikarpos adlı Rum, Rum Yönetimi'ni çıldırttı. Rum Yönetimi tarafından hükümet yetkilerini oldubitti yaparak kullanmakla suçlanan Polikarpos hakkında Kıbrıs Rum Savcılığı dava açılabilmesi için yasal süreç başlattı. İnceleme sonunda gerek görülürse Polikarpos aleyhine dava açılacak.
Kiliselerde yapılan ayinlerde dahi tazminat için KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'a mektup yazan Polikarpos, "vatan haini" suçlamasıyla lanetlendi.
Polikarpos'un KKTC Tazmin Komisyonu'na başvurusunda 16 Rum'un daha im
zası bulunuyor. Ancak bunlardan beşi, yönetim, siyasi partiler, basın, sivil toplum örgütleri ve kiliseden gelen yoğun baskılar üzerine imzalarını geri çekti. Bu Rumlar, ortak bir açıklama yaparak Polikarpos'un oyununa geldiklerini, tazminat dilekçesini Denktaş'a değil de BM'ye gönderileceğini zannederek imzaladıklarını ileri sürdüler.

Kuzeye geçenlere ne demeli?
Polikarpos ise, KKTC'den tazminat talebinde ısrarlı. "Güzelyurt'ta ailemin bana bıraktığı araziler benimdir. En iyi fiyatı kim verirse ona satarım" diyen Polikarpos, tazminat talebini önce Rum lideri Tasos Papadopulos'a yaptığını ancak cevap alamayınca Denktaş'a başvurduğunu belirtti. Polikarpos, "Bana tazminat ödenmesi konusunu Denktaş ile görüşmek istedim. Denktaş'ı tanıyacağım diye Kıbrıs'ta bü
yük gürültü koparıldı. Kuzeye giden yüz binlerce Rum dolaylı da olsa Denktaş'ı tanımıyor mu?" diye konuştu.
MILLIYET 17/03/2003

Halkın geleceği devletine sahip çıkmaktır

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs’ta iki devletli çözümün esas olduğunu ve seçimlerde devleti savunanların galip çıkacağına inandığını belirterek, “Asker seçimlere, iç politikaya karışmaz ama biliyorum ki bu memleketi ‘Kıbrıs Türkü satacak mı satmayacak mı’ diye endişeleri var. Ben satmayacak diyorum, bu güveni veriyorum” ifadelerini kullandı.

Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı’na atanan Korgeneral Işık Koşaner dün sabah KKTC’ye geldi. Yarın düzenlenecek törenle görevi Korgeneral Ahmet Özteker’den devralacak olan Koşaner, KKTC’ye varışının hemen ardından Cumhurbaşkanı Denktaş tarafından kabul edildi.

Korgeneral Koşaner, bu sabah 09.00’da, Kıbrıs Türk Halkının Özgürlük Mücadelesi Lideri Dr. Fazıl Küçük’ün Anıttepe’deki kabrini ziyaret edecek.

Kabulde, KTBK Komutanı Koregeneral Ahmet Özteker, 39’uncu Tümen Komutanlığı’na atanan Tümgeneral Yalçın Pehlivanoğlu ile 14. Zırhlı Tugay Komutanı Kurmay Albay Yaşar Bal da hazır bulundu.

"KOLORDU BÜYÜK DESTEK OLDU"

Kabulde konuşan Cumhurbaşkanı Denktaş, “Genel Kurmay daima Kıbrıs’a en seçkin komutanlarını göndermektedir” diyerek memnuniyetini belirtti ve KKTC’de askerin her konuda büyük yardımları bulunduğunu söyledi.

Kolordu’nun KKTC’deki varlığının ekonomiye de büyük katkı olduğunu söyleyen Denktaş, görevi devretmeye hazırlanan Korgeneral Özteker’e hitaben şunları söyledi:

"Burda çok zor günler yaşadınız ama o zor günleri bizim rahat atlatmamız için bize büyük destek oldunuz. Gösterdiğiniz anlayış, destek ve soğukkanlılığa müteşekkirim. Sizden önceki kolordu komutanı üzülerek ayrılmıştı. Halkın içerisinde meydana gelen hudutsuz hürriyet düşüncesi içinde ne söylediğini farkında olmayan insanlar büyük çalkantılar yaratmışlardı. Bu çalkantıların sükünetle oturmasına yardımcı oldunuz.”

“AB’YE GİRİNCE MEMURLAR ÖDENEMEYECEK”

Barış Harekatı’na teğmen olarak katılan Korgeneral Koşaner’e de Denktaş, “Kurtardığınız vatanın elimizden alınması, ortadan kaldırılması planlanıyor” diyerek, Annan planıyla ilgili görüşlerini aktardı.

Amerika, İngiltere, BM Genel Sekreterliği ile AB’nin Annan planını kabul ettirmek için seferber olduğunu belirten Denktaş, “Halkımızın çıkarı ve geleceği devletine ve tapusuna sahip çıkmaktır” dedi.

AB’ye girişin ekonomik sorunları da beraberinde getireceğini ve Türkiye’nin verdiği yardımın kesilmesiyle memurların yarısının görevden alınmasının, şehit ve sosyal yardım maaşı gibi ödeneklerin kesilmesinin kaçınılmaz olacağını söyleyen Denktaş, “Büyük bir çöküntüye gideceğimizin kimse farkında değil ve halkı kandırmak için büyük gayret gösterilmektedir” diye konuştu.

“İÇİMİZDEN TAVLADILAR…AMA MAYA SAĞLAM, SEÇİMDE…”

KKTC’deki bazı insanların “para alarak Avrupa Birliği propagandası yaptığı” görüşünü de tekrarlayan Cumhurbaşkanı Denktaş, “İçimizden tavladıkları bazı liderlerin peşinde bilmeden koşan halkımız AB’ı kurtuluş zannediyor. Bunu yapanlar, kendileri ve aileleri çeşitli uydurma örgütler kurarak AB’dan büyük para almış insanlardırlar” ifadesini kullandı.

Bu açıklamalarının bazı çevrelerde öfkeyle karşılandığını ancak “devleti korumanın ve halkı uyarmanın” görevi olduğunu söyleyen Denktaş, “Halkın mayasının sağlam” olduğunu ve seçimlerde “devletim, Türkiye” diyenlerin galip çıkacağına inandığını kaydetti.

“ASKER DE ENDİŞELİ…”

Denktaş komutanlara hitaben, “Asker seçimlere, iç politikaya karışmaz ama biliyorum ki siz de gelişmeleri büyük bir endişeyle izliyorsunuz. Bu memleketi Kıbrıs Türkü satacak mı, satamayacak mı… Ben size ‘satmayacak’ diyorum… Bu güveni vereyim ki siz de rahat edin…”

ZİYARETÇİLER BAHANE…

Konuşmasının sonunda, “Hep ziyaretçileri bahane ederek halka mesaj veriyorum. Bütün bu söylediklerimi sizlerin de bildiğini biliyorum” diyen Denktaş, Kıbrıs’ta iki devletli, egemenlik ve eşitlik temelinde çözüm istemlerini de dile getirdi.

Korgeneral Koşaner ise kabulde herhangi bir açıklama yapmadı.

Korgeneral Koşaner, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Vehbi Zeki Serter ve Başbakan Derviş Eroğlu’nu da ziyaret etti.

TÜMGENERAL SARSILMAZ AYRILIYOR

Bu arada, 39. Tümen Komutanlığı görevini bugün saat 18.30’da yapılacak törende Tümgeneral Yalçın Pehlivanoğlu’na devredecek olan Tümgeneral Cahit Sarsılmaz, bu sabah saat 09.30’da adadan ayrılıyor.

HALKIN SESI 17/08/2003

Yenidüzenin KADEM e Yaptırdığı Anket Sonucu

Halk "Çözüm ve AB" dedi!

Yeni
DÜZEN gazetesi ile Kıbrıs Toplumsal Araştırmalar Eğitim ve Danışmanlık Merkezi (KADEM) işbirliği sonucu yapılan ankette, halkın yüzde 60’ı aşkın bir oranda “Çözüm ve Avrupa Birliği”ni destekleyen partilere yöneldiği ortaya çıktı.
Ulusal Birlik Partisi yıl
lar sonra ilk kez “birinci parti” konumunu kaybederken, Toplum Bilimci – Araştırmacı Muharrem Faiz yönetimindeki KADEM’in anketinde, Mehmet Ali Talat liderliğindeki CTP ve Birleşik Güçler “birinci parti” konumuna geldi.
Anket, aralık seçimlerinde Meclis’te
ki çoğunluğun Annan Planı temelinde çözümü ve Avrupa Birliği’ni destekleyen partilerden oluşacağını gösterdi.

Anket nasıl yapıldı?

Araştırma kantitatif yöntemlerden yüz yüze anket tekniği ile gerçekleştirilmiştir. Hazırlanan soru formu, eğitilmiş anketör
ler tarafından görüşülen kişilere uygulanmıştır. Görüşmeler sonucunda elde edilen bilgilerin, belirlenen kurallar çerçevesinde mi alındığı kontrolörler tarafından yerinde kontrol edilmiştir. Kontrol sonrasında döküm ve kodlama işlemleri tamamlanmış ve bilgiler bilgisayar ortamına aktarılmıştır. Bilgisayar yardımı ile elde edilen veriler; yaş, cinsiyet, uğraş alanı, anne-baba doğum yeri, eğitim düzeyi, bölge ve ilçe gibi değişkenlere göre detaylandırılmıştır. Araştırmanın hedef kitlesi olarak 18 yaş ve üzeri KKTC de jure nüfusu alınmıştır. Araştırmanın örneklemini ise, bu hedef kitleyi temsil etmek üzere belirlenmiş 791 kişilik bir grup oluşturmuştur. Araştırmanın saha
kısmı 28 Haziran – 18 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir.

Seçimlere bakış

Ar
aştırma sonuçları seçmenleri yaklaşık üçte ikisinin Aralık ayında yapılacak seçimlerin hayati önemde olduğuna inandığını gösteriyor. Bu seçimlerin ‘önemi olmadığını’ ya da ‘hiçbir önemi olmadığını’ söyleyenlerin toplam oranı ise %9... Bu düşünceye paralel olarak %71’lik bir kesim Aralık seçimleri sonucunda ülkenin politik yaşamında değişiklik olacağına inanıyor. Seçimlerin ülkenin politik yaşamında değişiklik getirmeyeceğine inananların oranı ise %23
Seçimlerin ülkenin yaşamında değişiklik sağlayacağına ina
nanların oranı CTP içinde çözüm ve AB yanlısı güçlere (%86) ve Ticaret Odası önderliğinde bir oluşuma (%76) oy vereceğini söyleyenler arasında artış gösterirken; UBP (%47) ve DP’yi (%53) tercih edenler arasında düşüş göstermektedir.Yaş ilerledikçe seçimlerin politik yaşamı değiştiremeyeceğine inananların oranı da artış göstermektedir.
Seçimlerin ülkenin yaşamında değişiklik getireceğiine inananların oranı eğitim düzeyi ile paralel biçiminde artış göstermektedir. Okur-yazar olanlar arasında %44 olan bu oran
ilkokul mezunlarında %60’a, ortaokul mezunlarında %71’e, lise mezunlarında %72’ye ve üniversite mezunları arasında %77’ye çıkmaktadır.

Seçime nasıl girilsin?

Aralık ayında yapılacak seçimlere yönelik olarak çeşitli partiler ve örgütlerin yeni oluşumlara
yönelik çabaları içinde en çok benimsenen CTP içinde çözüm ve AB yanlışı bağımsız güçlerin buraya gelmesi (%43). Akıncı başkanlığında TKP odaklı sol bir ittifakın oluşturulması %29 oranında olumlu bulunurken, %35 oranında olumsuz bulunmaktadır. Sağda milliyetçi bir cephe oluışturulması ve Ticaret Odası önderliğinde liberal bir oluşum da %24’lük bir olumlu bulunma oranına sahip olmuştur.

Kime oy verirsiniz?

Sözü edilen oluşumların bazılarının gerçekleşmesi durumunda seçmenlerin
%27.9’u CTP içinde çözüm v
e AB yanlışı güçlere, %15.2’si Akıncı Başkanlığındaki
TKP odaklı sol ittifaka %14’u Ulusal Birlik Partisi’ne, %6.8’i Demokrat Parti’ye
ve %6.7’si Ticaret Odası önderliğinde liberal bir oluşuma oy vereceğini
söylemektedir. %28.4’lik bir kesim ise bu konu
da ya fikrini belirtmemiş ya da henüz
karar vermediğini söylemiş, ya da anketi yanıtlamamıştır.
Oluşum ya da partilerin tercihinde seçmenin eğitim düzeyinin etkili bir faktör
olduğu belirlenmiştir. İlkokul mezunlarında %10 olan CTP içinde çözüm ve AB
yan
lısı güçlerin oy oranı, eğitim düzeyi ile birlikte artış göstermekte ve lise ya da
üniversite mezunlarında %30 ve üzeri bir orana ulaşmaktadır. Benzer bir durum
daha küçük oy farkları ile Akıncı Başkanlığındaki oluşum için de geçerlidir. UBP ve
DP’nin o
y oranları ise eğitim düzeyi ile ters orantılı bir ilişkiye sahiptir. Seçmenin
eğitim düzeyi düştükçe bu iki partinin oy oranında artış gözlenmektedir.

Kararsızlar dağıtıldığı zaman

Seçim sonuçlarında % 28. 4 bir kararsız kesim vardır. Peki, bu kararsız
kesimin eğilimleri nelerdir. Kararsızların profilini, anketteki bir diğer soruya verdikleri yanıttan çıkarmak mümkündür.
Kararsız seçmenin % 17’si seçimlerde “milliyetçi – sağ cepheyi”, % 11’i ise “sol cepheyi” desteklediklerini ifade etmiştir.
Ağırlıklı
olarak eğitim düzeyi düşüktür. 1998 seçimlerinde daha yüksek oranda UBP ve DP’ye oy verdikleri görülen kararsız seçmenler, “çözüm ve AB mitinglerine de çok fazla rağbet göstermeştir.
Tüm bu faktörler dikkate alınarak, kararsız seçmenlerin bilimsel yönteml
erle dağılımı yapıldığında CTP-Birleşik Güçler yine birinci parti konumunu koruyor. (%32.9) Ulusal Birlik Partisi % 23.8’le ikinci parti durumuna gelirken; Akıncı liderliğindeki sol ittifak (BDH) % 19.2’lik bir orana ulaşıyor. Demokrat Parti’nin oy oranı % 15.2 ve Ticaret Odası önderliğindeki sağ ittifakın oy oranı ise % 8.9’a ulaşıyor.



/ / / /

!!!Tablolar !!! yazıların arasına dağıtılacak ve tablo üstündeki bilgiler de dişi bir zemine girecek !!!!!!!
Aralık ayında yapılacak seçimlere yönelik olarak çeş
itli partiler ve örgütler yeni oluşumlar sağlamaya çalışıyorlar. Aşağıda bunlardan bazıları sıralanmıştır. Siz bunların her birine olumlu mu yoksa olumsuz mu baktığınızı söyleyiniz.


Olumlubuluyorum Olumsuz buluyorum Ne olumlu ne de olumsuz buluyorum Fiki
r/cevap yok
CTP içinde çözüm ve AB yanlısı bağımsız güçlerin biraraya gelmesi 43.2 25.4 25.4 2.7
Akinci baskanliginda TKP odakli sol bir ittifak oluşturulması 29.3 35.1 31.1 4.4
Sağda milliyetci bir cephe oluşturulması 22.8 40.7 32.9 3.7
Ticaret Odası önde
rliğinde liberal bir oluşum 23.9 30.8 38.8 6.4
** Anket yapıldığında BDH ilan edilmemiş, CTP-Birleşik Güçler Kurultayı yapılmamıştı

/ / /

Aralık ayında yapılacak seçimler sonucunda ülkenin politik yaşamında
bir değişiklik bekliyormusunuz?


Genel %
Eve
t, ülkenin politik yaşamında değişiklik olacağını düşünüyorum 71.3
Hayır, ülkenin politik yaşamında değişiklik olacağını düşünmüyorum 22.9
Fikir/cevap yok 5.8
Toplam 100.0


/ / /

Aralık ayında yapılacak seçimler sonucunda ülkenin politik yaşamında
bir d
eğişiklik bekliyor musunuz?




Yaş 18-24 25-34 35-44 45-54 55+ Genel
Evet, ülkenin politik yaşamında değişiklik olacağını düşünüyorum 74.6% 76.6% 65.4% 74.4% 59.6% 71.3%
Hayır, ülkenin politik yaşamında değişiklik olacağını düşünmüyorum 22.3% 19.3% 25.1%
20.2% 31.5% 22.9%
Fikir/cevap yok 3.0% 4.1% 9.5% 5.4% 9.0% 5.8%
Toplam 100.0% 100.0% 100.0% 100.0% 100.0% 100.0%


/ / /

Sözü edilen oluşumların bazılarının gerçekleşmesi durumunda hangi oluşuma ya da partiye oy verirdiniz?

%
CTP içinde çözüm ve AB yanlısı güçlere 27.9
Akinci baskanliginda TKP odakli sol bir ittifaka 15.2
UBP 14.9
DP 6.8
Ticaret Odası önderliğinde liberal bir oluşuma 6.7
Fikir/cevap yok 28.4
Toplam 100.0

/ / /

Sözü edilen oluşumların bazılarının gerçekleşmesi durumunda hangi oluşuma ya
da partiye oy verirdiniz? (Kararsızlar dağıtıldığı zaman)

%
CTP içinde çözüm ve AB yanlısı güçlere 32.9
UBP 23.8
Akıncı baskanlıgında TKP odaklı sol bir ittifaka 19.2
DP 15.2
Ticaret Odası önderliğinde liberal bir oluşuma 8.9
Toplam 100.0

/ / /

Sözü ed
ilen oluşumların bazılarının gerçekleşmesi durumunda hangi
oluşuma ya da partiye oy verirdiniz?



Anne-baba doğum yeri Anne-baba Kıbrıs doğumlu Anne-baba Türkiye doğumlu Ebeveynlerden biri kıbrıs diğeri Türkiye doğumlu Genel
CTP içinde çözüm ve AB yanlısı güçlere 30.6% 17.3% 22.2% 27.9%
Akinci baskanliginda TKP odakli sol bir ittifaka 17.4% 3.6% 22.2% 15.2%
UBP 13.4% 20.1% 22.2% 14.9%
DP 5.6% 13.7% - 6.8%
Ticaret Odası önderliğinde liberal bir oluşuma 6.6% 7.9% 3.7% 6.7%
Fikir/cevap yok 26.4% 37.4% 29.6%
28.4%
Toplam 100.0% 100.0% 100.0% 100.0%
YENIDUZEN 17/08/2003

Temel ve Kilit Konularda

"KKTC’nin mal-mülk çalışmaları” sürüyor

(TAK):--Kıbrıs sorununun en temel ve kilit konularından biri olan mülkiyet konusuna çözüm hedefiyle “KKTC’nin başlattığı çalışmalar” sürüyor. “KKTC sınırları” içerisinde kalan Rum malları, Güney Kıbrıs’taki Türk malları ve Vakıflar’a ait taşınmazlar olmak üzere üç ayrı koldan sürdürülen çalışmalar farklı birimlerin bünyesinde devam ediyor.
“KKTC sınırları” içindeki Rum mallarına tazminat veya takasla çözüm bulmak hedefiyle ilgili yasa altında oluşturulan komisyon fiilen çalışmaya başlarken, bundan ayrı olarak sadece Güney Kıbrıs’taki Türk mallarıyla ilgili çalışma yapacak büronun kurulması için de yasa çalışmaları sürüyor. Başsavcılık bünyesinde faaliyet gösterecek bu büronun gelecek haftadan itibaren başvuru kabul etmesi he
defleniyor. Komisyon ve büro birbirinden farklı statü ve görevle, ancak aynı binada, Borsa binasında faaliyet gösterecek.
Bunlara ek olarak Vakıflar İdaresi de, gerek Güney Kıbrıs’ta kalan tapulu malları, gerek kapalı Maraş bölgesindeki mülkiyet haklarıyla
ilgili ayrı bir çalışma sürdürüyor.
Çoğunlukla Güney Kıbrıs’ta hukuki süreç gerektirecek mülkiyet konularıyla ilgili bu çalışmaları Güney Kıbrıs’ta da kayıtlı Türk avukatlar Zeki Bayram, Ergin Ulunay ve Gürsel Kadri takip edecek.

Taşınmaz malların tazmi
ni komisyonu

Mülkiyetle ilgili süreçte en önemli basamağı oluşturan ve “KKTC sınırları” içerisindeki Rum mallarının mülkiyet sorununa tazminat veya takasla çözüm bulmayı hedefleyen Taşınmaz Malların Tazmini Komisyonu, çalışmalarına fiilen başladı.

Türk m
allarıyla ilgili büro...

Komisyon ile birlikte Borsa binasında, ancak Başsavcılık’a bağlı olarak faaliyet gösterecek Güney’deki Türk mallarıyla ilgili büro ise henüz yasal hazırlık aşamasında.
TAK muhabirinin sorularını yanıtlayan Başsavcı Akın Sait, bü
ronun kurulmasıyla ilgili yasa tasarısı üzerindeki çalışmalarının devam ettiğini, tasarının gelecek hafta hükümete sunulabileceğini söyledi.

Vakıflar da faaliyette

Öte yandan Vakıflar İdaresi de, gerek Güney Kıbrıs’ta kalan malları, gerek kapalı Maraş bö
lgesindeki mülkiyet haklarıyla ilgili başlattığı hukuki süreci sürdürüyor.
İlk adım olarak Larnaka’daki Bekirpaşa Suyu için Rum Yönetimi’nden 173 milyon dolar tazminat talep eden Vakıflar İdaresi, Maraş’la ilgili yeni girişimlere de hazırlanıyor.
YENIDUZE
N 17/08/2003

Rum tarafından müzakere konusunda karışık

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nden (GKRY), KKTC ile müzakere sürecinin yeniden başlamasına yönelik çelişkili açıklamalar geliyor.

Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu'nun açıklamalarına yer veren Alithia gazetesi, Yakovu'nun KKTC'de Aralık ayında yapılacak seçimlerden önce, müzakerelerin başlaması yönünde inisiyatif almaya niyetli görünmediğini yazdı.

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Annan planına yönelik eleştirilerini hatırlatan Yakovu, seçimlerden önce bir girişimde bulunmaya niyetli olmadığı gibi, seçimlerin sonucunda Denktaş'ın görevinde kalması durumunda da ''müzakerelerin yapılması için bir neden olmadığını'' belirtti.

Rum Yönetimi sözcüsü Kipros Hrisostomidis ise müzakerelerin başlamasına yönelik farklı açıklamalar yapıyor.

Hrisostomidis, Atina'da yayınlanan Apoyevmatini gazetesine verdiğidemeçte, Rum tarafının Kıbrıs sorununun özü ve Annan planı zemininde müzakereye hazır olduğunu belirtti.

Hrisostomidis, demecinde GKRY'nin ''Kıbrıs sorununun özü ve Annan planı zemininde herhangi bir zamanda ve koşulsuz olarak müzakereye hazır olduğunu'' kaydetti

HURRIYET 19/08/2003

Washington, Kıbrıs’ta yeni görüşmeleri ekimde başlatacak’

Annan Planı’nın hayata geçirilmemesi ve BM Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto’nun görevinden ayrılmasının ardından, Kıbrıs konusunda daha aktif bir politika izlemesi beklenen ABD, ekim ayında tarafları yeni bir müzakere için bir araya getirmeyi planlıyor.

Rum Kesimi’nde yayınlanan Alithia gazetesi, ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston’un, eylül ayında KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos ile New York’ta bir araya geleceğini, burada yapılacak çalışmalar sonucunda ekim ayında tarafları tekrar müzakere için masa etrafında toplamayı planladığını yazdı.

Fileleftheros gazetesi de ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell’ın Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu’ya bir mektup yazarak, Washington’ın Kıbrıs konusuna çözüm bulma yönündeki çabalarına devam edeceğini belirttiğini duyurdu. Mektubunda ABD’nin BM’nin çabalarını desteklediğini ifade eden Powell, ülkesinin, çözüm bulunabilmesi amacıyla tarafları gerekli esneklik ve iradeyi göstermeye çağırmayı sürdüreceğini kaydetti. Öte yandan, “Türkiye’nin Kıbrıs’ın kuzeyine nüfus taşıyarak Kıbrıs Türk toplumunun özgür iradesinin yansımasını engellediği” iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvuran KKTC Yurtsever Birlik Hareketi (YBH) mahkemeden aralık ayında yapılacak seçimler öncesi karar bekliyor. YBH Dış İlişkiler Sekreteri Alpay Durduran, kabul edilen başvurunun, AİHM’de kısa zamanda sonuçlanmasını beklediklerini söyledi.

YBH’nin diğer yetkileriyle birlikte düzenlediği basın toplantısında konuşan Durduran, adadaki nüfus yapısı nedeniyle aralık ayında yapılacak seçimlerin ‘etkili olmayacağını’ belirterek, seçimlerden önce Kıbrıs konusunda çözüm bulunması için çaba gösterilmesi gerektiğini kaydetti. Durduran, nüfus yapısının Kıbrıs Türklerinin siyasi iradelerinin ortaya çıkmasını engellediğini öne sürdü ve başvurularının AİHM’de kısa sürede sonuçlandırılmasını umduklarını kaydetti. Bu arada, Cumhurbaşkanı Denktaş, CTP lideri Mehmet Ali Talat’ın basında yer alan ‘Denktaş halka savaş açtı’ şeklindeki ifadelerini eleştirerek, Talat’ın halk adına değil; ancak partisi adına konuşabileceğini söyledi. Dış Haberler Servisi

ZAMAN 19/08/2003

Durduran: Seçim olmuş olmamış farketmez

YBH Dışilişkiler Sekreteri Alpay Durduran, ‘Mevcut düzenin devam etmesi ve çözüm olmaması halinde nüfus yapısından dolayı seçim olmuş olmamış bir şey fark etmeyeceğini’ söyledi.

Seçimden önce çözümün mümkün olduğunu savunan Durduran, çözüm için platform çerçevesinde hareket eden ve şu anda iki cepheye bölünenleri tekrar birlikte mücadeleye çağırdı ve “Derhal harekete geçilmeli" dedi.

Partisinin diğer yetkilileriyle bugün bir basın toplantısı düzenleyen YBH Dışilişkiler Sekreteri Durduran, “Türkiye’nin Kıbrıs’ın kuzeyine nüfus taşıyarak Kıbrıs Türk toplumunun özgür iradesinin yansımasını engellediği” iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptıkları başvuru hakkında ayrıntılı bilgi verdi.

YBH Genel Merkezi’nde saat 10.00’da yer alan ve hem başvuru hem de başvurunun kabul edildiğine ilişkin belgelerin dağıtıldığı basın toplantısında konuşan Durduran, AİHM’in başvurularını en erken zamanda değerlendireceğine inandıklarını belirtti ve kısa sürede netice alınmasını beklediklerini kaydetti.

“TC HÜKÜMETİ ÇÖZÜM İÇİN SAMİMİ OLMALI”

Basın toplantısında geçtiğimiz aylarda çözüm ve AB üyeliği için platform çerçevesinde hareket eden ve şu anda ayrı ayrı hareket etmeye başlayan parti ve örgütlere eleştiriler de yönelten YBH Dışilişkiler Sekreteri Durduran, koktuk kavgasından vazgeçilmesini ve birlikte mücadele edilmesini istedi.

Alpay Durduran, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin çözüm için samimi olması ve samimi davranması gerektiğini de dile getirdi.

BAŞVURUNUN AMACI

Basına dağıtılan belgelere göre YBH’nin AİHM’e başvurusunun amacı şöyle:

“AİHM, TC’ye, Kuzey Kıbrıs’ta özgür bir sayım yapılmasını kabul ettirmeli ve sadece Kıbrıslıların oy kullanacağı seçimlerin yapılması için tedbirler alınmalı; Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yeniden birleşmesine dek vatandaşlık işlemleri tamamen durdurulmalı; AİHM, Türkiye’ye, vatandaşlarını Kıbrıs vatandaşlığı alma konusunda teşvik etmeyi durdurmasını ve onların hukuki olarak Kıbrıs vatandaşı olamayacakları gerçeğini onlardan saklamaması gerektiğini söylemeli; Türkiye, Cenevre Konvansiyonlarına, özellikle de bu konvansiyonların sivil nüfusun korunmasıyla ilgili yükümlülüklerine uymasının gerektiği bildirilmeli.”

HALKIN SESI 19/08/2003

Talat: Denktaş siyasi suçlamalar yapıyor

Talat yaptığı yazılı açıklamada, Denktaş’ın bu törenlerde gerçek dışı siyasi suçlamalarda bulunduğunu ve seçimlere yönelik konuşmalar yaptığını savundu.

“Denktaş, resmen devletin tüm imkanlarını ve manevi tüm değerleri de kullanarak halka savaş açmıştır. Tüm manevi, toplumsal ve ulusal değerleri istismar ederek şehitlerin mezarları ve anıları önünde Eroğlu ve Serdar Denktaş için oy talep edecek denli kendini her şeyin sahibi zannetmektedir” iddiasında bulunan Talat, halkın artık kararını verdiğini söyledi. Denktaş’ın, bu davranışlarıyla karar vermekte kısmen de olsa çekincesi olan insanların kararsızlıktan çıkmasına yardımcı olduğunu da belirten Talat özetle şu görüşleri ortaya koydu:

“Çünkü insanlarımız, bu toplumun her bireyinin, her görüşten insanının katıldığı mücadeleyle ilgili törenlerin, anma toplantılarının siyasi istismar aracı yapılmasından ve bu törenlerin Denktaş tarafından yağmacı ve devleti batıran ‘gerici takımına’ oy dilenme arenasına dönüştürülmesinden bıkmıştır. Halkımız Denktaş’ın kendisinin ve takımının sultanlığının devamı için çözümsüzlüğü sürdürmeye çalıştığını net olarak görmektedir. Bunun için artık tüm değerler adına bu zihniyetin değişmesi gerektiğine ilişkin kararı kesinleşmiştir.”

HALKIN SESI 19/08/2003

DENKTAŞ’TAN TALAT’A….

“Halkı Talat değil ben temsil ederim”

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, “halka savaş açtı” suçlaması nedeniyle Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Mehmet Ali Talat’ı eleştirdi ve “Kendini artık halk olarak görmeye başladıysa megalomaninin zirvesine ulaşmış oluyor. Kendine gelsin. Halk adına değil partisi adına konuşsun” görüşünü savundu.
Cumhurbaşkanı Denktaş, SAMTAY Vakfı yöneticilerini kabulünde, CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat’ın dünkü gazetelerde yer alan açıklamasını da yanıtladı.
CTP Genel Başkanı Talat’ın “De
nktaş halka savaş açtı” ifadesini “acaip” olarak niteleyen Cumhurbaşkanı Denktaş, şunları söyledi:
“Kendine gelsin. Bir partinin lideridir, o partiyi temsil eder, halkı temsil eder durumu yok. Halk adına değil, partisi adına konuşsun. Halkı temsil ederim d
iyecek birisi varsa o da halkın tümüyle seçtiği cumhurbaşkanıdır ve halkın çoğunluğunu temsil edenlerdir.”
Denktaş, özetle şunları söyledi:
Cumhurbaşkanı Denktaş, “Avrupa Birliği’ne girmekle Kıbrıs Türkü’ne cenneti vaad ediyorlar ama Avrupa Birliği’nin ne
olduğunu bile bilmiyorlar” ifadelerini de kullandı.

YENIDUZEN 19/08/2003

Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı (CTP) Mehmet Ali Talat:

“Yeni bir Kıbrıs’ı birlikte kuracağız”

“Siyasi istikrarsızlık gerek yatırımları gerekse büyümeyi engelledi. Kıbrıs sorununun çözümü ve Avrupa Birliği süreci, Kıbrıs Türkünün refahını artıracaktır. Biz, çağdaş dünya ile bütünleşen AB normlarına sahip devlet anlayışı ile sorumluluk üstlenen bir mekanizma kuracağız”

Geçmişte, Demokrat Parti ve Ulusal Birlik Partisi’ne oy verenlerin, şimdi bu partilerden hiçbir beklentilerinin kalmadığını belirten Talat, “Halk artık çözüme, barışa ve Avrupa Birliği’ne inanmıştır. Eskiyi kafasından silip atmış, gözlerini ve yüreğini yeni bir Kıbrıs’a çevirmiştir” dedi.


Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, kamuoyu yoklamalarının halkın eğilimlerinin gösterges
i olduğunu belirterek, “Yeni bir Kıbrıs’ı halkımızla birlikte kuracağız. Kıbrıs Türkü bunu istiyor” dedi. Talat, “Halk kararını vermiştir, yüzde 60-70 oranında Çözüm ve Avrupa Birliği güçlerine oy verecektir” şeklinde konuştu.
Geçmişte, Demokrat Parti ve U
lusal Birlik Partisi’ne oy verenlerin, şimdi bu partilerden hiçbir beklentilerinin kalmadığını belirten Talat, “Halk artık çözüme, barışa ve Avrupa Birliği’ne inanmıştır. Eskiyi kafasından silip atmış, gözlerini ve yüreğini yeni bir Kıbrıs’a çevirmiştir. Çözüm ve AB yanlısı her bireyden yardım istiyoruz. Halkın bu kararlığına sahip çıkmak gerekiyor. Halkımız, çözümsüzlük acısı çekiyor, anketlerde görülmüştür ki sağ eğilimli insanlar kararsızdır. İnsanlarımız UBP ve DP’den kaçıyor” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Denktaş’ın dünya kamuoyu önünde Kıbrıs Türk halkını küçük düşürücü açıklamalarına da değinen CTP Genel Başkanı Talat, “Şehitlerin manevi huzurunda seçim propagandası yapması, bütün kabullerinde muhalefete saldırması panik içerisinde olduğunun en açık gös
tergesidir. Denktaş’ın bu tavrı, Kıbrıs Türk halkını dünya kamuoyu önünde küçük düşürmektedir” şeklinde konuştu. Talat, sol görünümlü ve aynı merkezden yönetilen saldırıların da parti içinde ikilik yaratmak ve geleneksel tabanı kışkırtmak amacını taşıdığını belirtti.
Talat, bu açıklamalarını SİM FM’de katıldığı “Radyo Gazetesi” programında yaptı.

“Kıbrıs Türkünün AB çıkarları Türkiye’nin AB çıkarları ile örtüşüyor”
Kıbrıs Türkünün Avrupa Birliği ve global çıkarlarının Türkiye’nin AB hedefleri ve global çıkarları ile büyük bir uyumluluk gösterdiğini söyleyen Talat, “Çözüm ve AB yanlısı bir iktidar olması gerektiği açıktır, Türkiye’nin hedefleri ile örtüşen bir politikaya sahibiz. Bu seçimlerde sol-sağ yok, çözüm ile çözümsüzlük arasında bir seçim var. Türki
ye Hükümeti Kıbrıs sorununun çözümü gerektiğini kavramıştır” dedi.
Türkiye’nin AB politikası ve çıkarlarının CTP’nin AB politikaları ile ciddi bir uyumu ortaya çıkardığını söyleyen Talat, “Bunu CTP yaratmadı, bunu koşullar yarattı. Kıbrıs’ın AB süreci ve 2
004’de AB’ye resmen katılması ile Türkiye’nin AB’den müzakere tarihi istemesi, bizi doğal akışı içerisinde Türkiye’nin çıkarları ile uyumlu hale getirdi” şeklinde konuştu.
Türkiye kökenli yurttaşlara yönelik politikalarında değişiklik olmadığını ifade ede
n Talat, “İnsanlar kendilerini ne hissediyorsa odur. Bizim karşı olduğumuz, yasadışı göç ve kaçak işçi sorunudur. Kaçak işçilerinin ilk hedefi yine TC kökenli insanların işleridir. Tarımsal işgücü olarak getirilen bu insanlar en ağır işlerde çalıştırılıyor, yine kaçak işçiler geldiğinde bu insanların yerlerini alıyorlar. Biz ve sendikaların görevi kaçak işçiliği ortadan kaldırıp yasal işçiliği toplum yaşamında egemen kılmaktır” diye düşüncelerini ifade etti.
“CTP’nin politikaları hiç bir zaman Türkiye köken
li vatandaşları kullanıp bir kenara atmak olmamıştır” diyen Talat, bunun “insanlık dışı” olduğunu vurguladı.
Annan Planı’nın uygulanması halinde TC kökenli vatandaşların eşit “Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti” vatandaşları olacağını vurgulayan Talat, “Bizim bu
insanlarla aramızda problem olması söz konusu olamaz” dedi.

“Mandıra muamelesi yapan bizzat Denktaş’ın kendisidir”
Kuzey Kıbrıs’ı kapalı alan haline getiren, “buradan çıkamazsın, buraya gidemezsin” zihniyetini yaratanın bizzat Cumhurbaşkanı Denktaş olduğunu söyleyen Talat, şehitleri anma gününde politika yapmanın akıl dışı bir davranış olduğunu da yineledi.
Kıbrıs sorununun çözümü ile birlikte ekonominin canlanacağını söyleyen Talat, “Asil Nadir zamanında başlayan yatırımlar ile yurtdışından dönen birçok
insanımız oldu. Ancak siyasi istikrarsızlık gerek yatırımları gerekse büyümeyi engelledi. Kıbrıs sorununun çözümü ve Avrupa Birliği süreci, Kıbrıs Türkünün refahını artıracaktır. Biz, çağdaş dünya ile bütünleşen AB normlarına sahip devlet anlayışı ile sorumluluk üstlenen bir mekanizma kuracağız” şeklinde konuştu.

YENIDUZEN 19/08/2003

Rumlar, müzakereleri Denktaş’a endeksledi

Amerika’nın Kıbrıs’taki görüşme sürecini ekim ayında yeniden başlatacağına ilişkin haberlere karşın Kıbrıs Rum Yönetimi’nin, KKTC’de aralık ayında yapılacak seçimlerden önce, müzakerelerin başlaması yönünde inisiyatif almaya niyetli görünmediği bildirildi.

Alithia gazetesine açıklama yapan Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın Annan Planı’na yönelik eleştirilerini hatırlatarak, seçimlerden önce bir girişimde bulunmaya niyetli olmadığı gibi, seçimlerin sonucunda Denktaş’ın görevinde kalması durumunda da ‘müzakerelerin yapılması için bir neden olmadığını’ belirtti.

Rum Yönetimi sözcüsü Kipros Hrisostomidis ise müzakerelerin başlamasına yönelik farklı açıklamalar yapıyor. Hrisostomidis, Atina’da yayınlanan Apoyevmatini gazetesine verdiği demeçte, Rum tarafının Kıbrıs sorununun özü ve Annan Planı zemininde müzakereye hazır olduğunu belirtti.

Bu arada, Cumhurbaşkanı Denktaş, aralık ayında yapılacak seçimlerin, devleti savunanlar ile Avrupa Birliği’ni savunanlar arasında geçeceğini belirtti. Kıbrıs’ın, Türkiye üye olmadığı sürece AB’ye girmemesi gerektiğini de ifade eden Denktaş, “Türkiye’yi askıya alarak, bizi de AB’ye sokarak canımıza okuyamazlar. Bu bizim yasal hakkımız. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin doğuşunda bize verilen bir haktır.” dedi. Dış Haberler Servisi

ZAMAN 20/08/2003

Denktaş: Seçim çetin geçecek

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, aralık ayında yapılacak milletvekilliği seçimlerinin KKTC’yi savunanlar ile Avrupa Birliği’ni savunanlar arasında geçeceğini belirterek, “Bu seçim başka seçim, çok çetin geçecek. Herkes bu seçimi bekliyor. ‘Devletim’ diyenlerle bu seçimi geçelim, o zaman baskılar diğer tarafa yönelecek" dedi.

Ulusal Halk Hareketi’nden kalabalık bir heyeti kabulünde ayrıntılı açıklamalarda bulunan Denktaş, isim vermeden UBP ile DP arasında seçim ittifakına ilişkin görüşlerini de açıkladı ve “Dağınıklığı beğenmeyiz ama kimseyi de ‘birleş’ diye zorlamak yetki ve hakkımız yok. Çünkü herkesin tabanından çeşitli sesler gelir. Ama birleşme ve uzlaşı yönünde davranmaları kendilerine kazandırır” ifadelerini kullandı.

UHH’DAN KALABALIK HEYET

Genel Koordinatör Taner Etkin başkanlığında tüm bölge temsilcilerinden oluşan Ulusal Halk Hareketi’nden yaklaşık 30 kişilik heyet, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından kabul edildi. Heyeti “dava için her şeyini ortaya koyan insanlar” sözleriyle karşılayan Denktaş, “aranızda gençlerin olmaması eksiklik, gençleri de görmek isterim" diye de ekledi.

DEVLET YOKSA AZINLIĞIZ--

“Devletimiz yoksa, egemenliğimiz yoksa azınlığız. Devletimizi ve egemenliğimizi karşı taraf kabul etmiyor, karşı tarafı ‘meşru hükümet’ olarak kabul eden ülkeler bizi tanımıyor” diyen Denktaş, egemenlik ve devlet üzerine bina edilecek, Türkiye’nin garantörlüğünü öngören bir ortaklığa razı olduklarını anlattı.

Denktaş, “Kıbrıs meselesi ancak iki halk, iki demokrasi, iki devlet ve Türkiye’nin etkin garantörlüğünün devamıyla halledilir” dedi.

Annan planının oyun olduğunu ve bu planın kabulü halinde Rum çoğunluğun tahakkümü altına girileceğini tekrarlayan Cumhurbaşkanı Denktaş, AB konusunda ise özetle şunları kaydetti:

AB ÜYELİĞİ İÇİN TÜRKİYE TATMİN EDİLMELİ--

“Biz girmeden Kıbrıs AB’a girmez, Rum girer. Kıbrıs, Türkiye AB üyesi olmadan AB’a giremez.. Bizim girmemiz için de Türkiye’nin tatmin edilmesi lazım. Türkiye’yi askıya alarak, bizi de AB’a sokarak canımıza okuyamazlar. Bu bizim yasal hakkımız. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin doğuşunda bize verilen bir haktır. Enosisi yasaklayan o anlaşmalar, dolaylı enosisi de yasaklamıştı ve bu yaptıkları dolaylı enosistir. Bunu başardıkları takdirde Türkiye’nin artık Kıbrıs üzerinde hak iddia etmesi söz konusu olamaz. Yunanistan’a bağlı bir hale getirecekler. ‘Yunanistan’a değil, AB içindeki 23 ülkeye bağlıymışız’. O 23 ülke içinde Yunanistan var ya, o kafi... Çünkü bütün ilişkilerini Yunanistan’la işbirliği halinde yürütecekler.”

Denktaş, Avrupa Birliği’nin, Rumların müracaatını kabul ederek büyük hata yaptığının bilincinde olduğunu ve Kıbrıs konusunda hukukun üstünlüğünün çiğnendiğini de vurguladı.

‘MR. NO’ DİYORLAR…HALKIN ‘EVET’ DEDİĞİNE EVET DERİM

Kıbrıs Türkü’nün haklarını savunduğu için dünya tarafından “nişan tahtası haline getirildiğini” söyleyen Denktaş, “Bana ‘Mr. No’ demişler, ne isterlerse desinler...Ben halkımın ‘evet’ dediğine ‘evet’ diyen insanım. Halkım için hayır demek gerekirse ‘hayır’ derim” diye konuştu. Denktaş.

Barış Harekatı’nın ardından 1975’te yapılan nüfus mübadelesi anlaşmasında, 1977 ve 79 doruk anlaşmalarında kendi imzası bulunduğunu, 1984-85 önerilerini de kendisinin kabul ettiğini söyledi.

SEÇİMLER ÇETİN OLACAK

Cumhurbaşkanı Denktaş, aralık ayında yapılacak milletvekilliği seçimlerinin diğer seçimlerden farklı olarak devleti savunanlar ile savunmayanlar arasında geçeceğini de belirtti ve şu ifadeleri kullandı:

“Bu seçimler çetin olacak, bu seçimler ‘devletim’ diyenlerle, ‘devleti bir yana bırakın AB’ım’ diyenler, ‘Türkiye’m’ diyenler ile ‘bırak canım onu bir tarafa AB bizi garanti eder’ diyenler arasında olacak. Bu felaket yoluna gitmemek gerekir.

İçimizde bana, falan partiye kızgınlar olabilir. ‘Benim şu işim vardı da yapmadı’ diye küskünler olabilir. Bunları seçim konusuyla birleştirmemek lazım. Bu seçim başka seçim. Seçimden sonra kozlar paylaşılır. Önce ‘devletim’, ‘Türkiye’m’, ‘bayrağım’ diyenler ile bu seçimi geçelim ve göreceksiniz ki halkın çoğunluğunu temsil ettiğimi görünce o zaman baskılar diğer tarafa geçecek. Çünkü şimdi herkes seçimi bekliyor, seçimde AB diyenler kazanacakmış, Kıbrıs meselesi halledilecekmiş diye…”

KAMUOYU YOKLAMASI SAHTE, ACEMİCE--

Denktaş, seçim sonuçları ve geçtiğimiz günlerde yayımlanan anketlerle ilgili yorumlarda da bulundu.

Seçim sonuçlarını yorumlarken, “vaziyeti gayet iyi görüyorum” ifadesini kullanan Denktaş, “sahte kamuoyu yoklamalarının” bunun göstergesi olduğunu kaydetti. “Kamuoyu yoklamalarının bilimini yapan insanların” yayımlanan anketleri “acemice” diye niteleyerek “kahkahalarla güldüklerini” söyledi.

GÜCÜNÜZÜ BİLİN

UHH’ya "gücünüzü bilin, ben biliyorum ve bu yolu rahatlıkla yürüyeceğimize inanıyorum” diye hitap eden Cumhurbaşkanı Denktaş, “’Devletim, garantör Türkiye’m, Avrupa Birliği’ne Türkiye ile birlikte gireriz’ diyenlerin tarafında durmaya devam edeceğiz. Benim görevim zaten devleti korumaktır ve devleti koruyanlarla kucak kucağayım. Devlete karşı olanlara da ‘vazgeçin, yanlış yoldasınız’ diye çağrıda bulunuyorum” dedi.

AYNI TAKIM YATIRIMLARI DA ENGELLİYOR--

Ülkedeki işsizliğin ancak yatırımlarla giderilebileceğini, ancak yatırımların engellendiğini de söyleyen Denktaş, şöyle konuştu:

“Yatırımcı geliyor Karpaz’a dünyanın yatırımını yapacak, mahkemeye veriyorlar. Aynı takım bunlar. Hani ya memleketin refahını isterdin..! İstemiyorlar çünkü… Niçin yapıyorlar, devamlı surette Rum’a muhtaç olalım diye…”

Denktaş, 1980’li yıllarda dönemin Türkiye Başbakanı Turgut Özal’ın KKTC’ye yönelik önerilerinin de “aynı takım”ın “ülkeyi Hong-Kong kerhanesi yapacaksınız” saldırıları nedeniyle uygulanamadığını ekledi.

UHH PARTİLER ÜSTÜ AMA DAVADA TARAF--

Kabulde konuşan UHH Genel Koordinatörü Taner Etkin ise, partiler üstü bir sivil toplum örgütü olarak çalıştıklarını, ancak ulusal davada taraf olduklarını söyledi. KKTC’nin varlığına dayalı ve halkın egemenliğinden taviz verilmemesine yönelik temel mücadeleyi sürdürmede kararlı olduklarını söyleyen Etkin, Cumhurbaşkanı Denktaş’a “Bundan sonra da aynı yolu birlikte yürüyeceğiz” dedi.

HALKIN SESI 20/08/2003

Cumhurbaşkanı Denktaş’a göre

‘AB felaket’

HERKES AB’YE, O.... Kıbrıs Türk halkı ve Türkiye hedefini “Avrupa Birliği” olarak açıkladı. İnsanımız, ‘Avrupa Birliği’ni bir çağdaşlık, bir barış, bir medeniyet projesi olarak görüyor. Türkiye hükümeti “En önemli hedefimiz AB’dir” diyor. Ancak, “Kıbrıs Türk halkını ben temsil ederim”, “Türkiye’nin çıkarlarını ben bilirim” diyen ve UBP ile DP’nin de sözcülüğünü üstlenen R.R Denktaş, Avrupa Birliği’ni “felaket” olarak görüyor; Aralık ayındaki seçimlerin “Avrupa Birliği isteyenlerle istemeyenler arasında” geçeceğini belirtiyor

AB FELAKET...“Bu seçimler çetin olacak, bu seçimler ‘devletim’ diyenlerle, ‘devleti bir yana bırakın AB’ım’ diyenler, ‘Türkiye’m’ diyenler ile ‘bırak ca
nım onu bir tarafa AB bizi garanti eder’ diyenler arasında olacak. Bu felaket yoluna gitmemek gerekir.”

BANA KIZGINSAN BOŞVER... “İçimizde bana, falan partiye kızgınlar olabilir. ‘Benim şu işim vardı da yapmadı’ diye küskünler olabilir. Bunları seçim konu
suyla birleştirmemek lazım. Bu seçim başka seçim”

TÜRKİYEM, BAYRAĞIM...“Seçimden sonra kozlar paylaşılır. Önce ‘devletim’, ‘Türkiye’m’, ‘bayrağım’ diyenler ile bu seçimi geçelim ve göreceksiniz ki halkın çoğunluğunu temsil ettiğimi görünce o zaman baskıl
ar diğer tarafa geçecek. Çünkü şimdi herkes seçimi bekliyor, seçimde AB diyenler kazanacakmış, Kıbrıs meselesi halledilecekmiş diye…”

HAYIR,HAYIR,HAYIR...“‘Hayır’ dedim ve ne derlerse desinler ‘hayır’ demeye devam edeceğim, çünkü halk ‘hayır’ diyor. Halk
‘Türkiye’den bizi ayırma, garanti anlaşması devam etsin, devletimiz devam etsin’ diyor… Parlamentom, Türk parlamentosu, Türk hükümetleri bunu söylüyor. Bu birlikte yürüdüğümüz bir yoldur.”

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, aralık ayında yapılacak milletvekilliği seçimlerinin KKTC’yi savunanlar ile Avrupa Birliği’ni savunanlar arasında geçeceğini belirterek, “Bu seçim başka seçim, çok çetin geçecek. Herkes bu seçimi bekliyor. ‘Devletim’ diyenlerle bu seçimi geçelim, o zaman baskılar diğer tarafa yönelecek” dedi.

Kendi danışmanlarından oluşan Ulusal Halk Hareketi’nden kalabalık bir heyeti kabulünde ayrıntılı açıklamalarda bulunan Denktaş, isim vermeden UBP ile DP arasında seçim ittifakına ilişkin görüşlerini de açıkladı ve “Dağınıklığı beğenmeyiz ama kimseyi de ‘birleş’ diye zorlamak yetki ve hakkımız yok. Çünkü herkesin tabanından çeşitli sesler gelir. Ama birleşme ve uzlaşı yönünde davranmaları kendilerine kazandırır” ifadelerini kullandı.

“Devlet yoksa azınlığız”

“Devletimiz yoksa, egemenliğimiz yoksa azınlığız. Devletimizi ve egemenliğimizi karşı taraf kabul etmiyor, karşı tarafı ‘meşru hükümet’ olarak kabul eden ülkeler bizi tanımıyor” diyen Denktaş, egemenlik ve devlet üzerine bina edilecek, Türkiye’nin garantörlüğünü öngören bir ortaklığa razı olduklarını
anlattı.
Denktaş, “Kıbrıs meselesi ancak iki halk, iki demokrasi, iki devlet ve Türkiye’nin etkin garantörlüğünün devamıyla halledilir” dedi.
Annan planının oyun olduğunu ve bu planın kabulü halinde Rum çoğunluğun tahakkümü altına girileceğini tekrarlayan
Cumhurbaşkanı Denktaş, AB konusunda ise özetle şunları kaydetti:

“AB Üyeliği için türkiye tatmin edilmeli”

“Biz girmeden Kıbrıs AB’a girmez, Rum girer. Kıbrıs, Türkiye AB üyesi olmadan AB’a giremez.. Bizim girmemiz için de Türkiye’nin tatmin edilmesi lazım. Türkiye’yi askıya alarak, bizi de AB’a sokarak canımıza okuyamazlar. Bu bizim yasal hakkımız. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin doğuşunda bize verilen bir haktır. Enosisi yasaklayan o anlaşmalar, dolaylı enosisi de yasaklamıştı ve bu yaptıkları dolaylı enosistir
. Bunu başardıkları takdirde Türkiye’nin artık Kıbrıs üzerinde hak iddia etmesi söz konusu olamaz. Yunanistan’a bağlı bir hale getirecekler. ‘Yunanistan’a değil, AB içindeki 23 ülkeye bağlıymışız’. O 23 ülke içinde Yunanistan var ya, o kafi... Çünkü bütün ilişkilerini Yunanistan’la işbirliği halinde yürütecekler.”
Denktaş, Avrupa Birliği’nin, Rumların müracaatını kabul ederek büyük hata yaptığının bilincinde olduğunu ve Kıbrıs konusunda hukukun üstünlüğünün çiğnendiğini de vurguladı.

"‘Mr. NO’ diyorlar…Halkın ‘evet’ dediğine evet derim”

Kıbrıs Türkü’nün haklarını savunduğu için dünya tarafından “nişan tahtası haline getirildiğini” söyleyen Denktaş, “Bana ‘Mr. No’ demişler, ne isterlerse desinler...Ben halkımın ‘evet’ dediğine ‘evet’ diyen insanım. Halkım için hayır demek gerekirse ‘hayır’ derim” diye konuştu.
1974 Harekatı’nın ardından 1975’te yapılan nüfus mübadelesi anlaşmasında, 1977 ve 79 doruk anlaşmalarında kendi imzası bulunduğunu, 1984-85 önerilerini de kendisinin kabul ettiğini söyleyen Denktaş, ö
zetle şunları söyledi:
“Ben ne zaman ‘hayır’ dedim… Egemenliğimizi kabul etmeyen, Türkiye’nin garantörlüğünü sulandıran anlaşma önüme geldiğinde ‘hayır’ dedim ve ne derlerse desinler ‘hayır’ demeye devam edeceğim, çünkü halk ‘hayır’ diyor. Halk ‘Türkiye’de
n bizi ayırma, garanti anlaşması devam etsin, devletimiz devam etsin’ diyor… Parlamentom, Türk parlamentosu, Türk hükümetleri bunu söylüyor. Bu birlikte yürüdüğümüz bir yoldur.”

"Seçimler çetin olacak"

Cumhurbaşkanı Denktaş, aralık ayında yapılacak milletvekilliği seçimlerinin diğer seçimlerden faklı olarak devleti savunanlar ile savunmayanlar arasında geçeceğini de belirtti ve şu ifadeleri kullandı:
“Bu seçimler çetin olacak, bu seçimler ‘devletim’ diyenlerle, ‘devleti bir yana bırakın AB’ım’ diyenler,
‘Türkiye’m’ diyenler ile ‘bırak canım onu bir tarafa AB bizi garanti eder’ diyenler arasında olacak. Bu felaket yoluna gitmemek gerekir.
İçimizde bana, falan partiye kızgınlar olabilir. ‘Benim şu işim vardı da yapmadı’ diye küskünler olabilir. Bunları se
çim konusuyla birleştirmemek lazım. Bu seçim başka seçim. Seçimden sonra kozlar paylaşılır. Önce ‘devletim’, ‘Türkiye’m’, ‘bayrağım’ diyenler ile bu seçimi geçelim ve göreceksiniz ki halkın çoğunluğunu temsil ettiğimi görünce o zaman baskılar diğer tarafa geçecek. Çünkü şimdi herkes seçimi bekliyor, seçimde AB diyenler kazanacakmış, Kıbrıs meselesi halledilecekmiş diye…”

“Kamuoyu yoklaması sahte, acemice”

Denktaş, seçim sonuçları ve geçtiğimiz günlerde yayımlanan anketlerle ilgili yorumlarda da bulundu.
Seçim sonuçlarını yorumlarken, “vaziyeti gayet iyi görüyorum” ifadesini kullanan Denktaş, “sahte kamuoyu yoklamalarının” bunun göstergesi olduğunu kaydetti. “Kamuoyu yoklamalarının bilimini yapan insanların” yayımlanan anketleri “acemice” diye niteleyerek
"kahkahalarla güldüklerini” söyleyen Denktaş, şöyle devam etti:
“Bu anketlerden belli ki hakikaten zor durumdadırlar ve boylarının ölçüsünü alacaklar. Kendi aralarında konuşuyorlar. ‘Bir büyük miting daha yapalım’ diyorlar, liderleri ‘deli olmayın geçen de
fakinin yarısını da toplayamayız’ diyor… ‘Yüzde 30’u nasıl geçeceğiz, geçemeyiz, birleşelim’ diyorlar, ‘birleşirsek daha da azalırız, çünkü ona o vermez, buna da bu vermez’ diyorlar…Kendi içlerinde bunları konuşuyorlar, dünyaya da ‘biz halkı, çoğunluğu temsil ediyoruz’ diye palavra sıkıyorlar…”

"Gücünüzü bilin"

UHH’ya “gücünüzü bilin, ben biliyorum ve bu yolu rahatlıkla yürüyeceğimize inanıyorum” diye hitap eden Cumhurbaşkanı Denktaş, “’Devletim, garantör Türkiye’m, Avrupa Birliği’ne Türkiye ile birlikte gireriz’ diyenlerin tarafında durmaya devam edeceğiz. Benim görevim zaten devleti korumaktır ve devleti koruyanlarla kucak kucağayım. Devlete karşı olanlara da ‘vazgeçin, yanlış yoldasınız’ diye çağrıda bulunuyorum” dedi.

“Birleşme kazandırır”


Denktaş,
bir heyet üyesinin seçimlere yönelik mesaj istemesi üzerine de, “Devletimi koruyacağım diyen partilerle işbirliği yapın ve o partiler de birbirlerini harap etmesinler. Biz dağınıklığı beğenmeyiz ama kimseyi de ‘birleş’ diye zorlamaya yetki ve hakkımız yok. Çünkü herkesin tabanından çeşitli sesler gelir. Ama birleşme ve uzlaşı yönünde davranmaları kendilerine kazandırır” ifadelerini kullandı.

“Aynı takım yatırımları da engelliyor”

Ülkedeki işsizliğin ancak yatırımlarla giderilebileceğini, ancak yatırımların engellendiğini de söyleyen Denktaş, şöyle konuştu:
“Yatırımcı geliyor Karpaz’a dünyanın yatırımını yapacak, mahkemeye veriyorlar. Aynı takım bunlar. Hani ya memleketin refahını isterdin..! İstemiyorlar çünkü… Niçin yapıyorlar, devamlı surette Rum’a mu
htaç olalım diye…”
Denktaş, 1980’li yıllarda dönemin Türkiye Başbakanı Turgut Özal’ın KKTC’ye yönelik önerilerinin de “aynı takım”ın “ülkeyi Hong-Kong kerhanesi yapacaksınız” saldırıları nedeniyle uygulanamadığını ekledi.

Denktaş: “Hangi görüşmeler başlayacak…Önce masa

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs’la ilgili müzakerelerin başlaması için önce ilkelerin belirlenmesi gerektiğini söyledi ve “Görüşmelerden önce masa dışında pazarlığı yapmamız lazım” dedi.
Cumhurbaşkanı Denktaş dün bir kabulünde, Kıbrıs’la ilgili müzakerelerin eylül ayında yeniden başlaması yönünde girişimler yapıldığına ilişkin haberlerin anımsatılarak görüşünün sorulması üzerine şunları söyledi:
“Mesele görüşmeler eylülde mi başlayacak, ekimde mi başlayacak meselesi değil, hangi görüşmele
r başlayacak… Kıbrıs meselesini halletmek için evvela masa dışında pazarlığını yapmamız lazım. Hangi ilkeleri konuşacağız... Rum bizim eşit egemenliğimizi kabul ediyor mu, etmiyorsa konuşmanın manası yok. Devletimizin devam edeceğini kabul ediyor mu, etmiyorsa konuşmanın manası yok. Avrupa Birliği’ne Kıbrıs olarak 1960 anlaşmaları çerçevesinde giremeyeceklerini kabul ediyorlar mı, kendileri girecekse bile bizim girmeyeceğimizi biliyorlar mı, Türkiye girmeden adım atmayacağımızı anlıyorlar mı…”
Kıbrıs konus
unda kararlılıkla sonuca ulaşılabileceğini vurgulayan Denktaş, “Netice barıştır, dengeli barıştır. Bunun da formülü iki halk, iki demokrasi, iki devlet, Türkiye’nin etkin ve fiili garantisidir” dedi.

YENIDUZEN 20/08/2003

RUM

Çözümsüzlükten’ memnun!

Güney Kıbrıs yönetimi, Rauf Denktaş’ın “çözümsüzlüğü çözüm” kabul eden anlayışından memnun!... Rum Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu dünkü açıklamasında, Rum tarafının Kıbrıs sorununda inisiyatif almaya hiç niyeti olmadığını ve mevcut ‘statüko’dan mutlululuk duyduklarını ortaya koydu.
Alithia gazetesinde “İnsiyatif Konusunda Tek Kelime Dahi Etmedi – Dışişleri Bakanı, Denktaş Kaldığı Sürece Müzakerelerin Yeniden Başlamasını Faydasız Görüyor” başlığıyla yayımladığı haberde, Yorgos Yakovu’nun, Kıbrıs müzakerelerinin
yeniden başlamasını Kuzey Kıbrıs’taki seçimlerin sonrasına havale ettiğini ve bu sözlerinden, Rum tarafının Kıbrıs sorununda inisiyatif almaya hiç niyeti olmadığının anlaşıldığına işaret ederek, şunları yazdı:
“Dışişleri bakanının dün söylediklerine göre h
ükümet;
1- Kıbrıs Türk tarafında dizginleri Rauf Denktaş tuttuğu sürece -Denktaş’ın Annan planının öldüğünü söylediği son açıklaması da gözönüne alındığında- Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlaması yönünde hiçbir değişiklik görülmüyor;
2- Seçimler sonrası
nda Kıbrıs sorununda ‘işgal’ bölgelerinde olacak hareketler bekleniyor. Seçimlerden muhalefet güçlerinin galip çıkacağı bir olgudur. Bu değerlendirme yapılırken, Kıbrıs sorunuyla meşgul olan uluslararası çevrelerin analizlerine atıfta bulunuluyor;
3- Başka
n Papadopulos’un New York’ta BM Genel Sekreteri Kofi Annan’la görüşmesinden sonra Kıbrıs sorununda prosedürün yeniden başlayacağı öngörülmüyor ve Genel Sekreter’in de bu olasılığı görüşmek üzere Rauf Denktaş’ı davet etme niyeti bulunmuyor.
Dışişleri Bakanı
Yakovu’nun söylediklerine göre, bu değerlendirmelerin ötesinde hükümette müzakerelerin Kuzey’deki seçimlerden önce de başlamasını sağlamak için durumu zorlama konusunda hiçbir niyet bulunmuyor. Yakovu’nun söylediklerinden şunlar ortaya çıkıyor:
1- Rum tar
afının müzakere masasına oturmaya hazır olduğu şeklindeki bilinen beyanından başka hiçbir şey yoktur;
2- Dışişleri Bakanı MEGA TV’ye yaptığı açıklamada, ‘Denktaş kazanırsa müzakerelerin yapılması için bir neden olmayacak’ dedi,
3- Seçimleri Annan Planı tem
elinde bir anlaşmadan yana tavır koyan muhalefetin kazanması durumunda hükümetin ne yapmak niyetinde olduğu hiçbir şekilde belirtilmiyor,
4- Yakovu, sıcak bir aralık ayı yaşanacağını ve bu dönemde ilgili bütün tarafların tutum belirleyeceklerini söyledi. A
ncak Rum tarafının ne yapacağı konusunda hiçbirşey söylemedi;
5- Ocak-Mart 2004 döneminde Kıbrıs sorununda büyük bir hareketlilik öngörülüyor. Ancak aynı zamanda Lahey tipi baskıcı durumlar olacağı düşünülmüyor. Yakovu’ya göre böyle birşey olmayacak. Çünkü
AB tarafından, Kıbrıs’ın 1 Mayıs 2004’te tam üyeliğini engelleyebilecek nitelikte, ufukta hiç birşey yok;
6- Çabaların bitiş tarihi olarak 31 Mart’a işaret ediliyor. Ancak Rum tarafının ne hedeflediği ve o zamana kadar Annan planının referanduma götürülme
sinin gerekip gerekmediği konusunda hiçbir işaret verilmiyor;
7- 1 Mayıs 2004’e kadar çözüm bulunmazsa, hükümet Kıbrıs sorununun çözüm çabalarını sürdürmeye hazır olduğunu yineleyecek. Ancak bunun başarılmasına yönelik bir takvim ortaya koymuyor.
Dışişler
i bakanının dünkü açıklamasındaki dikkate değer nokta, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell’a cevabi mektup konusunda açıklama yapmayı reddetmesidir. Basına dün yansıdığı kadarıyla Powell’in mektubunda, Amerikan inisiyatifinin idame ettirilmesi niyetinden öte, ABD’nin her iki taraftan da ne beklediğine dair net imalar var. Amerikan Dışişleri Bakanı, ülkesinin çözüme varılabilmesi için ilgili tarafları gerekli elastikiyeti ve iradeyi göstermeye çağırmayı sürdüreceğini söylüyor.
Yakovu, Powell’la gerek Washingto
n’da yaptığı görüşme sırasında ve gerek görüşmeden sonra aldığı mesajların, ABD’nin İngiltere ve BM’yle birlikte görüşmelerin sonbaharda yeniden başlaması için bastırmaya niyetli olduğu şeklinde olduğunu söylemekle yetindi.”
POLİTİS de, “İnsiyatif Sandıkta
n Çıkacak – Müzakereler Konusundaki Çabalar Seçimlerden Sonra” başlıklı haberinde, Kıbrıs sorununda yeni inisiyatifin Kuzey’deki seçim sandıklarından çıkacağını veya çıkmayacağını savundu.
POLİTİS, Rum Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu’nun dünkü açıklamasında
“Herkes, Kıbrıs Türk seçimlerinden sonraki dönemi bekliyor” dediğini ve özetle şunları kaydettiğini yazdı:
“Bütün ülkelerin diplomatik temsilcileri, Denktaş’ı destekleyen partilerin kaybedeceğine ve Kıbrıs sorununda Kıbrıslı Türklerin görüşmecisi Rauf Den
ktaş olduğu sürece durumun zor olduğuna inanıyor. Biraz zaman geçmesiyle ve Denktaş’ın, Annan planının ölü ve gömülmüş olduğunu söylemeye devam ediyor olmasından dolayı, seçimlerin yapılması ile Kıbrıs Türk toplumunda durumun netleşmesinden önce, müzakerelerin hiçbirşeye hizmet etmeyeceği görünüyor. Denktaş 2005’e kadar başkanlıkta kalsa da, önemli olan görüşmecinin değişip değişmeyeceğidir.”
FİLELEFTHEROS da, Rum Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu’nun açıklamalarını, “2004’ün ilk Üç Ayında Devreye Girişler Yoğ
unlaşacak... Yeni İnisiyatifler Ortaya Koymak İçin Denktaş’ın Seçimlerde Mağlup Olmasını Bekliyorlar” başlıklarıyla verdi.

YENIDUZEN 20/08/2003

CTP’nin dağıttığı bildiride yeni güçlerin iktidara gelmek üzere olduğu

“Statüko son günlerini yaşıyor”

Sabahın erken saatlerinden itibaren tüm büyük yerleşim merkezlerinde dağıtılan bildiride, “Statükocuların, gömüldükleri mezardan çıkıp, CTP-Birleşik Güçler önderliğinde çözüm ve AB’ye yürüyen halkı durdurmaları ihtimali kalmadı” dendi

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP), CTP-Birleşik Güçler adına dün sabah ada çapında 15 bine yakın bildiri dağıttı. Bildiride,
Kuzey Kıbrıs’ta statükonun son günlerini yaşadığı iddia edildi.
Sabahın erken saatlerinden itibaren tüm büyük yerleşim merkezlerindeki kentlere giriş kavşaklarında “Eski statüko bitti, yeni bir Kıbrıs başlıyor” başlığı ile dağıtılan bildiride, “Statükocul
arın, gömüldükleri mezardan çıkıp, CTP-Birleşik Güçler önderliğinde çözüm ve AB’ye yürüyen halkı durdurmaları ihtimali kalmadı” dendi.
“Annan Planı’nı reddetmeyi pek büyük milliyetçilik sayan Denktaş ile UBP-DP Hükümetin, bu topraklardaki varlığını, özgürl
ük ve eşitlik içinde AB’ye taşımak isteyen halkımızı daha fazla oyalaması mümkün değildir” denen bildiride, Hükümetin işsizliğe çare diye ürettiği politikalarla gençliğe “Kıbrıs kökenliler Güney Kıbrıs’a gidip çalışsın, ekmek parasını Rumlardan kazansın” dediklerine dikkat çekildi.
Annan Planı’nı reddeden statükocuların sınır kapılarını açma zorunda kaldıklarına, dünyayı kandırmaya çalışırken kendi toplumlarını bile güldüren çelişkili karar ve uygulamalarla daha da yanlızlaşdıklarına dikkat çekilen bildirid
e; yeni bir Kıbrıs özlemi ile sokaklara dökülen onbinleri, Kıbrıs Cumhuriyeti almalarına razı olarak bir süre de böyle uyutup, kendilerine duyulan büyük öfkeyi yatıştıracaklarını umanların, sonunda dönüp, adeta intikam alırcasına insanımızı cezalandrımaya kalktıkları belirtildi.
“İnsanımız, bir an önce, biz Avrupa Birliği’ne taşıyabilecek bir çözüm istiyor. Bunun için de, işi çoktan bitmiş statükocuların yerini, yeni siyasi güçlerin almasını bekliyor” denilen bildiride, Statükocuların işi bitti. Şimdi, çözü
m ve AB için yeni güçler iktidara geliyor. Sağ-sol cepheleşme değil, tüm toplumla birleşme diyerek, KKTC yurttaşları, hep birlikte yeni bir Kıbrıs kuruyor” iddiasının yer aldığı bildiriyi yayınlayan CTP-Birleşik Güçler, çözümle birlikte Mayıs 2004’de biz de AB’ye dahil olmak, Avrupa’nın ekonomik ve demokratik bütünleşmesinde, diğer Avrupalı halkların eşiti olarak yer almak istediklerini vurguladılar.
CTP tarafından dün gerçekleştirilen etkinliğin, önümüzdeki günlerde artarak devam edeceği belirtildi.

YENIDUZEN 20/08/2003

Rumlar perma için Kuzey'de

21/08/2003 RADIKAL

AA - LEFKOŞA - Kıbrıs'ta karşılıklı geçişlerin serbest bırakılmasıyla KKTC'ye giden Rum kadınlar, en sık kuaföre gitmeyi tercih ediyor. Rum kesiminde yayımlanan Mahi gazetesinin haberine göre, Rum kadınlar, 'saç boyama ve perma' işlemlerinin Güney'de Kuzey'dekine oranla dört kat daha pahalı olması yüzünden günübirlik ziyaretleri sırasında kuaförleri dolduruyor. Rumlar, KKTC'ye ziyaretlerinde özellikle kendi topraklarına oranla düşük fiyatlı olan hizmetlere yönelirken, Türkler, Güney'i ziyaretlerinde daha çok KKTC'de bulunmayan ürünleri almayı tercih ediyor.

Çözümsüzlük Kıbrıs Türkü’ne zararlı

Adadaki görev süresini ay sonu tamamlayacak olan Mısır Büyükelçisi Omar Metwally, Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Mehmet Ali Talat’a veda ziyaretinde bulundu

Talat, Mısır Büyükelçisi’ne bundan sonraki iş yaşamında mutlululuk ve başarı dileklerini iletirken Metwally de burada bulunduğu sürede iyi ilişkiler kurduğunu ifade ettiği Talat’a veda etmek üzere ziyaretine geldiğini kaydetti.

Kabulde konuşan Talat, adadaki çözümsüzlüğün Kıbrıs Türk halkına zarar vermekte olduğunu belirterek, halkın haklarını koruma ve Kıbrıs soruna çözüm bulunması yönündeki mücadelesini sürdürmekte olduğunu söyledi. Çözümün Annan Planı temelinde bulunabileceğini ve bu sayede Kıbrıs Türkü’nün dünyayla bütünleşerek daha iyi ekonomik ve sosyal şartalara kavuşacağını savunan Talat, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın açıklamalarına atıfta bulunarak Annan Planı’nın halen masada olduğu söyledi ve tercihin “Annan Planı veya başka plan arasından değil, plan ile çözümsüzlük arasından” yapılabileceği görüşünü ortaya koydu.

Talat, kimseyi suçlamak istemediğini de belirttiği ziyarette, “Sadece çözümsüzlüğün Kıbrıs Türkü’ne zarar vermekte olduğunu vurgulamak istiyorum” şeklinde konuştu ve Rumların tüm Kıbrıs adına hareket etmesini de eleştirdi.

HALKIN SESI 21/08/2003

Weston Eylül’de devrede

ALİTHİA “Weston’un Kişisel İnisiyatifleri –Eylül Ayında New York’ta Denktaş ve Papadopulos’la Görüşmeyi Planlıyor” başlığıyla yansıttığı haberinde, Washington kaynaklı bilgilere atıfta bulunarak, Weston’un bu hedefine ulaşabilmek için, Rum lider Tasos Papadopulos’un BM Genel Kurulu’nda konuşma yapmak üzere New York’a gidecek olmasından ve Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın ABD ziyaretinden faydalanmayı planladığını yazdı.

Gazete yine aynı bilgilere dayanarak, Weston’un, bazı kişisel inisiyatifler üstlenmek suretiyle, müzakerelerin eylül ayında başlaması hedefini sürdürdüğünü ve iki tarafın liderini eylül sonlarında New York’a toplamaya çalıştığını belirtti,

Gazeteye göre aralık ayında KKTC’de yapılacak seçimlerden dolayı Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın taktik değiştirmesini uman Weston’un bu çabaları BM tarafından da desteklenir görünüyor. BM’nin, bu çabaların sonucunu görmeyi beklediği kaydediliyor.

FİLELEFTHEROS, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın yakın mesai arkadaşlarına, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı görüşmek üzere New York’a davet etmek niyetinde olmadığını, ancak görüşmeyi Denktaş’ın talep etmesi durumunda bunu ayarlayacağını söylediği iddiasında bulundu.

Gazete “Kofi Annan: Yalnızca, Benden Talep Etmesi Halinde Denktaş’ı Göreceğim -İşgal Liderinin Tavrından Rahatsız” başlığıyla yayımladığı haberinde, edindiği bilgilere dayanarak, Annan’ın, Cumhurbaşkanı Denktaş’ın Lahey’deki tutumundan ve Lahey sonrasında Annan Planı’yla ilgili açıklamalarından (planın ölü olduğunu söylemesinden) rahatsız olduğunun aşikar olduğunu yazdı.

Annan’ın, yakın mesai arkadaşlarına; “Görüşmeyi kendisi (Denktaş) talep etmeli ve klişeleşmiş söylemlerinden farklı bir şey söylemeye hazır olmalıdır” dediğinin göründüğünü belirten FİLELEFTHEROS, Cumhurbaşkanı Denktaş’ın tıbbi kontroller için ekim ayında New York’a gitmek niyetinde olduğu ve bu vesileyle, bazı görüşmeler de programladığı yolunda bilgiler bulunduğunu kaydetti. Gazete, Rum lider Tasos Papadopulos’un BM Genel Kurulu’nda konuşma yapmak üzere eylül ayının son 10 gününde New York’a gideceğini de hatırlattı ve Annan’ın Papadopulos’la görüşeceğinin kesin olduğunu yazdı.

Gazeteye göre BM Genel Kurul toplantısı çerçevesinde, başta Amerikalılar olmak üzere, arabulucularla temaslarda bulunulması bekleniyor. ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston’un eylül ayı boyunca BM’de olacağı ve Papadopulos’un, TC Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün ve Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu’nun BM Genel Kurulu için New York’ta bulunacak olmalarını değerlendireceği belirtiliyor.

İngiltere’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Lord David Hannay’in istifa etmesinden ve BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alvaro De Soto’nun görev yerinin Sahra olarak değiştirilmesinden sonra Kıbrıs sorununda geriye kalan tek arabulucunun ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston olduğuna işaret eden FİLELEFTHEROS, bu aşamada Amerikalıların diplomatik ve siyasi olmak üzere iki düzeyde çalıştıklarını yazdı.

Gazeteye göre Amerikalılar diplomatik düzeyde, ABD’nin Ankara, Atina ve Güney Kıbrıs’taki büyükelçileriyle sürekli temas halinde bulunan Koordinatör Thomas Weston faaliyet gösteriyor. Siyasi düzeyde ise, gereken noktalarda müdahalelerde bulunan ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell çalışıyor.

HALKIN SESI 21/08/2003

Yeni Şafak yazarı Mustafa Karaalioğlu’nun değerlendirmesi

Statüko zorda!

“Eylül ayıyla birlikte Avrupa Birliği süreci hızlanacak ve buna bağlı olarak da Kıbrıs sorunu bıraktığımız yerden aynı hacimle masanın üzerine çıkacak. Biz istesek de istemesek de AB-ABD ekseninde ada'nın makus talihi bir kez daha pazarlık konusu olacak. AB için zaten, Kıbrıs demek Türkiye'nin üyelik sürecinin ayrılmaz parçası demektir”

“Denktaş ve Ankara'daki bazı dostları ‘plan öldü’ deseler de,
Rum Kesimi pusuya yatıp planın ortadan kalkması için duaya devam etse de, çözüm için yollar hâlâ BM seçeneğine çıkıyor. Sonuçta ortada, üzerinde tartışılmayı bekleyen bir plan bulunuyor ve bu da çözüm yolunu kısaltıyor. Bu yolu kısaltacak olan bir başka faktör de KKTC'de Aralık ayında yapılacak genel seçimlerdir. Görünen o ki, Kıbrıs'ta yıl sonunda çok büyük ihtimalle hükümet değişecek ve yeni bir siyasi tablo oluşacaktır.“

“Ada'nın kuzeyinde daha şimdiden seçim heyecanı hissedilmeye başlıyor ve yıllardır
olup bitenlerden çok farklı siyasi görüntüler ortaya çıkıyor. Öncelikle, iktidardaki partiler; Başbakan Derviş Eroğlu'nun UBP'si ile Serdar Denktaş'ın DP'sinin eski güçlerini koruyamayacakları anlaşılıyor. Esen rüzgarlardan anlaşılan; KKTC'de siyasi tablo; 'çözüm ve Avrupa Birliği' eksenindeki siyasi partilere bir seçim başarısı vaat ediyor. Bu nabzı iyi tutan ve çözüm mitingleriyle KKTC'de değişimi temsil eden Mehmet Ali Talat'ın CTP'si diğerlerinin önüne geçiyor.“

Şimdilerde gündemi sadece Irak meselesi
işgal ediyor ama çok yakında dış politika yine dört koldan hareketlenmeye başlayacak. Kaçınılmaz gündem maddeleri birbiri ardına avdet edecek. Türkiye için herhangi bir konunun bir diğerinden daha az önemli olmadığı da konuların birinden bağımsız sayılamayacağı da görülecek. Mesela, Eylül ayıyla birlikte Avrupa Birliği süreci hızlanacak ve buna bağlı olarak da Kıbrıs sorunu bıraktığımız yerden aynı hacimle masanın üzerine çıkacak. Biz istesek de istemesek de AB-ABD ekseninde Ada'nın makus talihi bir kez daha pazarlık konusu olacak. AB için zaten, Kıbrıs demek Türkiye'nin üyelik sürecinin ayrılmaz parçası demektir. Ada'nın istikbaline dair bir konsept üretilmeden atılacak bütün adımlar, efektif değere ulaşamayacaktır.
Sadece AB değil, ABD'nin de eli Kıbrıs'
ta… Washington'dan gelen haberler, Amerikan yönetiminin Eylül ve Ekim aylarında bir dizi diplomatik adım atacağı ve Denktaş ile Papadopulos'u bir araya getireceğinin işaretini veriyor. Bunlar, görünürde sıradan adımlar olarak da değerlendirilebilir ama iki girişimin bir ortak noktası bulunuyor. O da hem AB'nin hem de ABD'nin Kıbrıs'ta çözüm için hala Annan Planı'nı referans olarak kabul etmeleridir. Denktaş ve Ankara'daki bazı dostları 'plan öldü' deseler de, Rum Kesimi pusuya yatıp planın ortadan kalkması için duaya devam etse de, çözüm için yollar hâlâ BM seçeneğine çıkıyor. Sonuçta ortada, üzerinde tartışılmayı bekleyen bir plan bulunuyor ve bu da çözüm yolunu kısaltıyor.
Bu yolu kısaltacak olan bir başka faktör de KKTC'de Aralık ayında yapılacak genel s
eçimlerdir. Görünen o ki, Kıbrıs'ta yıl sonunda çok büyük ihtimalle hükümet değişecek ve yeni bir siyasi tablo oluşacaktır.
Ada'nın kuzeyinde daha şimdiden seçim heyecanı hissedilmeye başlıyor ve yıllardır olup bitenlerden çok farklı siyasi görüntüler ort
aya çıkıyor. Öncelikle, iktidardaki partiler; Başbakan Derviş Eroğlu'nun UBP'si ile Serdar Denktaş'ın DP'sinin eski güçlerini koruyamayacakları anlaşılıyor.
Esen rüzgarlardan anlaşılan; KKTC'de siyasi tablo; 'çözüm ve Avrupa Birliği' eksenindeki siyasi pa
rtilere bir seçim başarısı vaat ediyor. Bu nabzı iyi tutan ve çözüm mitingleriyle KKTC'de değişimi temsil eden Mehmet Ali Talat'ın CTP'si diğerlerinin önüne geçiyor. Ankara tarafından pek beğenilmeyen ama son dönemdeki siyasi çizgisi Türkiye'nin AB hedefi ve Kıbrıs'ta çözüm fikriyle büyük ölçüde örtüşen Talat, önemli bir fedakarlık da yaparak partisinin listelerini Kıbrıs'ta çözüm ve AB üyeliği isteyen sivil toplum örgütleriyle, sivil toplum liderlerine açtı. Geçtiğimiz ay oluşturulan ve kamuoyuna duyurulan 'CTP ve Birleşik Güçler' konsepti bugün Kıbrıs'ta en büyük siyasi güç haline geldi. Talat, Rumlar'dan büyük tepki alan 'Türkiye'siz çözüm mümkün değildir' fikrini öne çıkarıyor ve Ada'ya Türkiye'den götürülen veya yıllar içinde siyasi sebeplerle KKTC'ye taşınan bütün Türkiyeli göçmenlerin hakkının korunması için BM şemsiyesine kadar varan geniş bir uluslararası hukuk yelpazesi öneriyor. Bu fikri değişim nedeniyle, şimdiye kadar statükoya paralel bir politika izleyen Göçmenler Derneği ile KKTC'de saygın bir isim olarak bilinen dernek başkanı Doç. Dr. Nuri Çevikel ve arkadaşları da CTP'nin güçbirliği çağrısına katılıyor. Tabi, Çevikel'in bu tutumu, Denktaş başta olmak üzere bütün statüko güçlerini hem rahatsız hem de tedirgin ediyor. Düşünüp nerede hata yaptıklarını aramak yerine, siyasi baskı yolunu seçiyorlar.
Son anketlere göre bugün itibariyle, seçime ilişkin tablo şöyle görünüyor. Mehmet Ali Talat'ın lideri olduğu CTP-Birleşik Güçler yüzde 27, Mustafa Akıncı liderliğindeki sol ittifak BDH yüzde 15.2, Der
viş Eroğlu liderliğindeki UBP yüzde 14 ve kararsızlar yüzde 28.4 ile diğerleri…. Kararsızlar dağıtıldığında CTP'nin oy oranı yüzde 33'e ulaşıyor. Sağdaki en büyük parti UBP ise yüzde 23.6, BDH yüzde 19.2, DP yüzde 15.2 ve Ticaret Odası'nın kurması muhtemel merkez sağ parti de yüzde yüzde 8.9'a ulaşıyor.
Sonuç ne olursa olsun, KKTC'de sandıktan çözüm ve AB seçeneğinin çıkacağı açıkça görülüyor. Statüko sadece Türkiye'de değil Ada'da da çatırdıyor. Ankara'ya da bu yeni duruma uyum sağlamak ve en önemlisi de
'tarafsız kalmak' düşüyor.
YENIDUZEN 21/08/2003

Askerde siyasete son

‘Aranızda Türk olmayan var mı?’

Dikmen Lojistik Destek’te dün seferberlik eğitimi için toplanan yurttaşlarımıza bir Albay’ın yönelttiği soru:

‘Aranızda Türk olmayan var mı?’

YeniDÜZEN’deki “Seferberlikte siyasi propaganda” başlıklı yayının ve Güvenlik Kuvvetleri Komutanı’nın açıklamasının ardından, “Asker siyasetten elini çekecek” zannetmiştik!.. Bu kez devreye bir albay çıktı!..

20-21-22 Ağustos tarihli, Dikmen’deki seferberlik eğitimine katılan yurttaşlar biri anlatıyor: “ Komutan, önce YeniDÜZEN’de çıkan haberi örnek gösterdi
ve bizi uyardı: ‘Askerde konuşulan askerde kalır. Bizim elimiz kolumuz uzundur, burada
konuşulanları kimse, gidip sağda solda anlatmasın...’ Daha sonra içimizde
‘hainler’ olduğunu söyledi ve bize sordu: ‘Aranızda Türk olmayan var mı?’ ”
Yine Dikmen’de,
dünkü seferberliğe katılan bir diğer yurttaşın söyledikleri:
“Albay, Avrupa Birliği’ni kötülerken, Güney’e giderek çalışan yurttaşlarımıza da verip veriştirdi. ‘Kuzey’de çalışmayanlar Rum’a ve İngiliz’e çalışmayı yeğliyorlar’ dedi. Sonra ‘Güvenlik Kuvvetle
ri Komutanımız yarın (bugün) size gelip konuşacak. Tüm söyledikleri burada aramızda kalacak’ şeklinde uyardı. AB’nin aramıza hainler soktuğunu söyledi.”
Bir diğer ‘seferi’ yurttaş YeniDÜZEN’e anlattı: “Albay’ın sözleri herkesi huzursuz
etti. Özellikle ‘ara
nızda Türk olmayan var mı?’ sorusu herkesin canını sıktı. Bir de isim vermeden, muhalefet partileri ve Avrupa Birliği’ne yönelik eleştiriler. Üstelik ‘Bunlar dışarıda duyulmayacak’ türünden tehditler. Güya muhalefet, Güney’de ‘yaşasın Yunanistan’ diye pankartlar açmış.”
YENIDUZEN 21/08/2003

KKTC'de Çözüm ve AB Partisi kuruldu
KKTC'de siyasi hayata yeni bir parti katıldı. "Çözüm ve AB Partisi", Ticaret Odası Başkanı Ali Erel'in başkanlığında dün resmen kuruldu. Erel ve partinin ileri gelenleri, partinin tescil işlemlerini yaptırmalarının ardından Saray Oteli'nde düzenledikleri basın toplantısında, partinin temel amacını, "Kıbrıs'ta çözümü sağlayıp Avrupa Birliği (AB) üyeliğini 1 Mayıs 2004 tarihinden itibaren gerçekleştirmek" sözleriyle özetledi. Erel, parti başkanlığı yanında Ticaret Odası'ndaki görevini de sürdüreceğini açıkladı.
MILLIYET 22/08/2003

Kuzey Kıbrıs’ta ‘Çözüm ve AB Partisi’ kuruldu

KKTC’de aralık ayında yapılacak seçimler öncesi, muhalifet cephesine ait ‘Çözüm ve AB Partisi’ dün Ticaret Odası Başkanı Ali Erel’in başkanlığında kuruldu.

Saray Oteli’nde düzenledikleri basın toplantısında, partinin kuruluş amaçları hakkında bilgi veren Erel ve partinin ileri gelenleri, temel amaçlarının, Kıbrıs’ta çözümü sağlayıp, Avrupa Birliği üyeliğini 1 Mayıs 2004 tarihinden itibaren gerçekleştirmek olduğunu belirtti. Annan Planı'nın görüşüldüğü dönemde referandum hakkının, parlamentoda bulunan plan karşıtı partiler tarafından halkın elinden alındığını ifade eden Erel, meclis aritmetiğinin değişmesi gerektiğini belirtti. Erel, sadece kendi partileri için değil, cephe olarak tanımladığı CTP–Birleşik Güçler, Barış ve Demokrasi Hareketi ile Çözüm ve AB Partisi için oy isteyeceklerini kaydetti. Yeni partinin kurucular kurulunun çoğunluğu Ticaret Odası üyelerinden oluşuyor.

Öte yandan, Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos, 1 Mayıs 2004’e kadar izleyecekleri dış politikanın detaylarını görüşmek üzere eylül ayında Atina’ya gidecek. ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston’un eylül ayında Ankara–Atina ve adaya bir dizi ziyaret yaparak yeni bir inisiyatif başlatma hazırlığı içinde olduğunu ifade eden Politis gazetesi, görüşmelerde ele alınacak iki temel konunun, Weston’un çabaları karşısında takınılacak tutumun belirlenmesiyle KKTC’nin Tazmin Komisyonu’nu kurarak başlattığı girişimin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne nasıl yansıyacağı konuları olduğunu kaydetti. Lefkoşa, Cihan, aa

ZAMAN 22/08/2003

Çözüm ve AB Partisi kuruldu

Ali Erel ve arkadaşlarının oluşturduğu Çözüm ve AB Partisi dün resmen kuruldu. Çözüm ve AB Partisi'nin kuruluşunu tescil ettirmek için sabah saat 10.30'da İçişleri, Köyişleri ve İskan Bakanlığı'na giden kurucu üyeler, bakanlık müsteşarı Mustafa Kemal Kiracıoğlu'na, partinin kuruluş bildirgesi, program ve tüzüğünü sundu.

KIBRIS 22/08/2003

Denktaş: AB’ye devlet olarak gireriz

Denktaş: AB’a Türkiye ile birlikte ve devletimizle gireceğiz…Aksi halde Anavatan’a ihanet olur

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs Türk halkının Avrupa Birliği’ne ancak devletiyle ve Türkiye’yle birlikte girebileceğini belirterek, aksi durumun “anavatana ihanet” olacağını söyledi.

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy’u kabulünde Avrupa Birliği’ne yönelik yeni açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Denktaş, “`Kıbrıs’ı aldık, siz de gelin’ diyorlar. Ne olarak geleceğiz, bizi ne olarak davet ediyorlar… Türk halkı olarak mı? Hayır, ‘Türk toplumu’ olarak… Çünkü ‘Kıbrıs halkı bir ve biz de bu halkın içinde yüzde 20 bir cemaat’ imişiz… Olur mu böyle şey… AB’a devletler girer” diye konuştu.

Kıbrıs’ın AB üyeliğinin Ada’da Türk-Yunan dengesini bozacağını ve Türkiye’nin Ada üzerindeki haklarının ortadan kalkacağını da tekrarlayan Denktaş, şunları söyledi:

“Bu anavatana ihanettir. Yani AB’a gireceksek Türkiye’yle birlikte ve devletimizle gireceğiz. Bunun olması için sabredeceğiz, dayanacağız. Rumlar Anavatan’ın bu hakkını çiğneyerek AB’a gitmiştir, Yunanistan bu kalleşliği yapmıştır ve şimdi bizden bu kanunsuzluğu meşru hale getirmek için imza istiyorlar. Bu anavatana ihanet olur.”

“AB’dan para alan kuruluşların” halkı yanıltmaya devam ettiğini de yineleyen Denktaş, halka güvenlerinden dolayı endişe içinde olmadıkları kaydetti.

Denktaş, “her fırsatta aynı şeyleri söylemesinin” nedenlerini açıklarken de, “Vaktim yok, gece gündüz halka konuşmaya fırsatım yok. Bu görüşmeler fırsat oluyor, halkla temas imkanı veriyor” dedi.

HALKIN SESI 22/08/2003

Papadopulos, Atina'ya gidecek

Papadopulos, 16 Eylül'de Atina'ya giderek Yunanistan Başbakanı Simitis ile Kıbrıs konusundaki son gelişmeleri ve 1 Mayıs 2004'e kadar izlenecek politikaları değerlendirecek

Güney Kıbrıs Rum yönetimi (GKRY) lideri Tasos Papadopulos, GKRY'nin 1 Mayıs 2004'e kadar izleyeceği dış politikanın detaylarını görüşmek üzere Eylül ayında Atina'ya gidecek.
Politis gazetesinin haberine göre Papadopulos, 16 Eylül'de Atina'da olacak ve Yunanistan Başbakanı Kostas
Simitis ile Kıbrıs konusundaki son gelişmelerle 1 Mayıs 2004'e kadar izlenecek politikaları değerlendirecek.
ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston'un Eylül ayında Ankara-Atina ve adaya bir dizi ziyaret yaparak yeni bir inisiyatif
başlatma hazırlığı içinde olduğunu ifade eden gazete, görüşmelerde ele alınacak iki temel konunun, Weston'un çabaları karşısında takınılacak tutumun belirlenmesiyle KKTC'nin Tazmin Komisyonu'nu kurarak başlattığı girişimin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne nasıl yansıyacağı konuları olduğunu kaydetti.

HALKIN SESI 22/08/2003

"Çözüm ve AB" partisi kuruldu, Ali Erel vurguladı:

"Enteresan bir partiyiz"

Erel, politikacı olmadıklarını, politikayı kendilerine kariyer ve ekmek kapısı yapmak istemediklerini ifade ederek, “Sadece çözümü ve AB’yi gerçekleştirmek için buradayız. Dolayısıyla biz kendimiz için değil, cephe için; yani CTP-Birleşik Güçler, Barış ve Demokrasi Hareketi ve Çözüm ve AB Partisi için oy isteyeceğiz. Kimin diğerinden ne kadar fazla veya az aldığı bizi enterese etmiyor” diye konuştu.

Herkesin kendini daha rahat hissederek mühür vuracağı bi
r adres oluşturma hedefiyle parti kurduklarını belirten Erel, “UBP ve DP’den kopmuş henüz yolunu CTP-Birleşik Güçler veya BDH yönünde çizememiş, orada zorlanmakta olan çok geniş bir kesimin olduğunu biliyoruz. Bu kesime biz ne sağcı, ne solcu tanımlaması yapmak istemiyoruz” dedi

Toplumun birlik ve beraberliğinin yüzde 80’lerle oluştuğunu kaydeden Erel, “Son bir yıllık mücadelede Kıbrıslı Türkler değişmiş, hedefe kilitlenmiştir. Aralarındaki farklı görüşleri ideolojik farklılıkları, hayata bakış açılarını b
ir kenara bırakıp ortak noktada buluşmuşturlar. O da kısa sürede çözüm ve AB üyeliğidir. İkisini birbirinden ayırmamız mümkün değil” diye konuştu

Erel, “Seçimden sonra görüşmecinin değişeceğini söylediniz ama cumhurbaşkanı aynı kalacak” diyen Kıbrıslı Rum
gazeteciyi yanıtlarken, “Cumhurbaşkanı aynı olacak ama görüşmeci olmayacak.. Sarayında torunlarıyla yaşayacak ama Kıbrıs sorunu konusunda bir şey yapmayacak. Denktaş’ın konumunu parlamento belirleyecek” dedi.

Kıbrıs Türk siyasi yaşamına dün sabah katılan
Çözüm ve AB Partisi’nin Genel Başkanı Ali Erel, enteresan bir parti olacaklarını belirterek, siyasi parti olmamaları halinde sürece müdahale edemedikleri için parti kurma yoluna gittiklerini açıkladı.
Erel, politikacı olmadıklarını, politikayı kendilerine
kariyer ve ekmek kapısı yapmak istemediklerini ifade ederek, “Sadece çözümü ve AB’yi gerçekleştirmek için buradayız. Dolayısıyla biz kendimiz için değil, cephe için; yani CTP-Birleşik Güçler, Barış ve Demokrasi Hareketi ve Çözüm ve AB Partisi için oy isteyeceğiz. Kimin diğerinden ne kadar fazla veya az aldığı bizi enterese etmiyor” diye konuştu.
Herkesin kendini daha rahat hissederek mühür vuracağı bir adres oluşturma hedefiyle parti kurduklarını belirten Erel, UBP ve DP’den kopup henüz yolunu çizemeyenler
bulunduğunu ve bu kesimin “Çözüm ve AB” partisine geleceğini söyledi.
Erel, Çözüm ve AB Partisi’nin başkanlığı yanında Ticaret Odası’ndaki başkanlık görevini de sürdüreceğini açıkladı.
Ali Erel ve Çözüm ve AB Partisi’nin diğer kurucuları, İçişleri ve Kö
yişleri Bakanlığı’na başvurularının ardından Saray Otel’de basın toplantısı düzenleyerek, parti programlarını ve kuruluş deklarasyonlarını açıkladılar; gazetecilerin sorularını yanıtladılar. Basın toplantısını, aralarında Güney Kıbrıs’tan gelen gazetecilerin ve Türkiye medyasının KKTC temsilcilerinin de bulunduğu kalabalık bir basın ordusu izledi.
Yeni Parti, AB’nin bayrağını simgeleyen koyu mavi zemin üzerinde 12 yıldız ve ortada “Çözüm ve AB Partisi” yazan amblemi kullanıyor. Parti kurucularından birçoğu
iş adamı, birkaçı da öğretim üyesi.

Erel: “Kıbrıs türkü bir yılda çok değişti”
Ali Erel, basın toplantısında yaptığı konuşmaya, bu noktaya nasıl geldiklerini özetleyerek başladı ve Kıbrıslı Türklerin son bir yılda herkesi mutlu eden çok ciddi değişimler yaşadığını; herkesin bir odak noktasında buluştuğunu söyledi.
Toplumun birlik ve beraberliğinin yüzde 80’lerle oluştuğunu kaydeden Erel, “Son bir yıllık mücadelede Kıbrıslı Türkler değişmiş, hedefe kilitlenmiştir. Aralarındaki farklı görüşleri ideolojik fa
rklılıkları, hayata bakış açılarını bir kenara bırakıp ortak noktada buluşmuşturlar. O da kısa sürede çözüm ve AB üyeliğidir. İkisini birbirinden ayırmamız mümkün değil” diye konuştu.
Erel, Annan Planı’nın ortaya çıkmasıyla başlayan sürecin sonunda 80 binl
ere varan mitingler yapıldığını ve bu kalabalığın meclisten referandum hakkını talep etmesinin kilometre taşı olduğunu, ancak bu hakkı iktidarın çoğunluğu oluşturduğu meclis aritmetiğinin vermediğini anlattı.
Kıbrıslı Türklerin o gün kararını verdiğini kay
deden Ali Erel, aralık seçimlerinde geçmişten çok farklı bir süreç yaşanacağına inandığını, parlamento seçiminden öte bir referandum olacağını ifade etti.

“Aritmetik değişecek, çözüm gelecek”
“Bize verilmeyen hakkımızı talep ediyoruz” diyen Erel, parlamento aritmetiğini değiştirerek hemen sonrasında Annan Planı temelinde çözüm ve 1 Mayıs’ta da yeni Kıbrıs ortaklık devletinin AB üyeliğinin gerçekleşeceğini söyledi. Ali Erel, bunun toplumun tüm katmanlarının önünü açacağını belirterek, Türkiye kökenli Kıbrı
slı Türklerin geleceği açısından da çok ciddi bir adım olacağını, onların pozisyonunun şu anda belirsizliğinin sürdüğünü, Annan Planı’yla bunun da sağlanacağını ve Türkiye’nin AB üyeliği sürecinin önünün açılacağını anlattı.
Erel, “Bu seçimler bizim boyutu
muzun çok üzerinde bir savaş, bir uğraş gerektirecek. Çünkü bu seçimler sadece Kıbrıslı Türkleri ilgilendirmiyor. Türkiye’nin AB üyeliğinin önünü tıkamak isteyenleri de ve bu yolda ilerlemek isteyenleri de çok yakından ilgilendiriyor. Dolayısıyla o dinamikler de burada bizim seçimlerimiz öncesinde yaşanacaktır” dedi.

“Enteresan bir parti olacağız”
Çözüm ve AB Partisi Başkanı Erel, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Kıbrıslı Türkler kararını verdi. Yeter ki sandığa giderken barış, çözüm ve AB üyeliği talep eden taraflar kendi aralarında herhangi bir sürtüşmeye, yarışmaya girmesinler. Böyle bir yarış bizim açımızdan hiçbir zaman olmayacak. Biz enteresan bir siyasi parti olacağız. Siyasi parti olmamamız halinde bu sürece müdahale edemediğimiz için buradayız. Politi
kacılar değiliz. Politikayı kendimize kariyer yapmak istemiyoruz. Ekmek kapısı olarak görmüyoruz. Sadece çözümü ve AB’yi gerçekleştirmek için buradayız.
Dolayısıyla biz kendimiz için değil, cephe için; yani şu anda isimlerini sayabildiğim CTP-Birleşik Güç
ler, Barış ve Demokrasi Hareketi ve Çözüm ve AB Partisi için, tümü için, cephe için oy isteyeceğiz. Kimin diğerinden ne kadar fazla veya az oy aldığı bizi enterese etmiyor. O konuyla ilgilenmiyoruz. Kimin ne kadar milletvekili çıkaracağı da ilgi alanımız dışındadır. Ama bizim beklentimiz yüzde 70’lerin üzerinde bir çoğunlukla aritmetiğin çözüm ve AB yanında oluşmasıdır. Ondan sonra, hemen ardından gelecek seçimlerle herkes kendi ideolojik farklılıklarını ortaya koyarak kendine politika yapmak isteyenlerin devam edeceği bir yarış yaşanacaktır ama yaşayacağımız yarış atmosferi farklı olacaktır.”
Ali Erel, yasal olarak 15 kurucu gerektiğini, Çözüm ve AB Partisi’nin ise 17 kurucudan oluştuğunu belirterek kurucular listesini açıkladı. Erel, konuşmasını Rum gazete
ciler için İngilizce olarak da özetledi.

“Talat ve Akıncı ile görüştük”
Çözüm ve AB Partisi Genel Başkanı Ali Erel, basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtlarken, seçmenlerin yüzde 75’inin Kıbrıs’ta çözüm ve AB’yi savunan partilere oy vermesini beklediklerini, partileri adına oy hesabı yapmadıklarını söyledi.
“Eğer seçimlerde bu başarıyı sağlarsanız, partinizin geleceği ne olacak?” sorusuna, “Parti kesinlikle devam edecek” yanıtı veren Erel, üç veya iki partinin koalisyona gidebileceğini belir
tti.
Erel, sürekli çözüm ve AB telaffuz ettikleri halde çözüm olmadan AB üyeliği veya AB üyeliği olmadan çözüm gündeme gelirse neyi tercih edeceklerini soran bir gazeteciye “Bizim tercihimiz hem çözüm hem AB. Onun için çalışmaya devam edeceğiz. Birbirinden
bağımsız olamaz, yaşayamaz da. Kıbrıs’ta çözüme AB kriterlerini hesaba katmadan ulaşmak mümkün değildir. Bana göre diğeri de mümkün değil” yanıtını vererek, bireysel çıkarların toplumsal çıkarların önüne geçmesine müsaade edilmemesi gerektiğini de kaydetti.
Ali Erel, CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ve BHD Başkanı Mustafa Akıncı ile yüzlerce kez görüştüklerini belirterek, en iyi formülasyonun bu olduğu konusunda uzlaşıldığını, toplumun ‘bir liste mi iki liste mi’ sürecini tartışıp kapattığını, Talat’ın s
eçimden sonra koalisyona sıcak baktığını söylediğini, ayrıca hem Talat’ın hem Akıncı’nın DP ile koalisyona gitmeyeceklerini deklare ettiklerini ifade etti.

“Ticaret Odası’ndan istifa yok”
Ali Erel, Kıbrıs Türk Ticaret Odası’ndaki başkanlık görevinden istifa etmesinin söz konusu olup olmadığı yönündeki soruya karşılık özetle şöyle konuştu:
“Hayır. Çok enteresan bir durumdan geçiyoruz. Yasal olarak sivil toplum örgütleri ve odalarla siyasetin birbiriyle ters düşmesi gerekmez. Yasal bir sıkıntımız yok.”
Ali Erel, seçimler ve sonrasıyla ilgili söylediklerinin Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’a mesaj olup olmadığını soran Rum gazeteciye özetle “Aslında Sayın Papadopulos pozisyonunu çok açık belirledi. Lahey’de çözüme hazır olduğunu söyledi. Fakat ne yazık
ki Sayın Denktaş çözümsüzlüğü önerince Papadopulos ve diğer başkanlar daha iyi pozisyona geldiler. Şimdi seçimlerden sonra görüşmeci değişecek. Çözüm arayacağız. Sayın Papadopulos’un açıklamalarını izliyorum. Bazen baskı altında değişik hareketlere girdiği de oluyor. Göreceğiz” karşılığını verdi.
Erel, “Seçimden sonra görüşmecinin değişeceğini söylediniz ama cumhurbaşkanı aynı kalacak” diyen Kıbrıslı Rum gazeteciyi yanıtlarken, “Cumhurbaşkanı aynı olacak ama görüşmeci olmayacak.. Sarayında torunlarıyla yaş
ayacak ama Kıbrıs sorunu konusunda bir şey yapmayacak. Denktaş’ın konumunu parlamento belirleyecek” dedi.

Hedef taban
Erel, “Üç parti için de oy isteyeceğiz dediniz. Her parti meydanlara toplanan 80 binleri paylaşmak için strateji belirledi. Sizin hedef tabanınız nedir? Yoksa üç parti de ne bulursa alsın mı diyorsunuz” sorusuna şu karşılığı verdi:
“Herkes ne bulursa alsın anlamında değil. Bizim tespit ettiğimiz bir taban da yoktur. Bizim tespitimiz çözüm ve AB isteyen herkesin gönül rahatlığıyla oyunu, müh
rünü vurabileceği bir adresinin, alternatifinin, seçiminin olabilmesidir. Kıbrıs Türk toplumunda şu anda sağ ve sol veya şu veya bu ideolojik temelde ayrım olduğuna ve halkın buna göre yönleneceğine inanmıyorum. Hem bizim, hem iki parti hakkında geçmiş birikimleri var. Biz politikacı değiliz ama kendini daha rahat hissederek mühür vuracağı bir adresin oluşması mutlaka gerekliydi. UBP ve DP’den kopmuş henüz yolunu CTP-Birleşik Güçler veya BDH yönünde çizememiş, orada zorlanmakta olan çok geniş bir kesimin olduğunu biliyoruz. Bu kesime biz ne sağcı, ne solcu tanımlaması yapmak istemiyoruz.”

İşte Kuruluş Deklerasyonu


Çözüm ve AB Partisi, 1 Mayıs 2004 öncesinde Annan Planı temelinde bir çözümü ve oluşacak yeni Kıbrıs
Ortaklık Devleti’nin Avrupa Birliği üyeliğinin gerçekleşmesini savunur.
Geçtiğimiz bir yıl içinde, halkımız çözüm ve AB hedefine ulaşmak için dünya tarihine altın harflerle yazılacak bir mücadele sergilemiştir. Serbest iradeli sivil toplum örgütleri, ortak vizyon etrafında kenetlenmiştir. Bu mücad
eleye katkı koyan tüm halkımızı ve siyasi partilerimizi saygı ve sevgi ile kucaklıyoruz.
Annan Planı temelinde bir anlaşmanın yapılması ve referanduma sunulması için onbinlerce kişi meclis önünde, yağmur altında saatlerce beklemiştir. Meclis’teki iktidar
partileri millevekilleri ne yazık ki halkımızın kendi kaderini tayin hakkını, yani referandum hakkını bize vermemiştir. DP-UBP hükümetinin bu tavrı bardağı taşıran son damla olmuştur. Halkımızın iktidar partilerine duyduğu geri kalan güven kırıntıları da o gün tükenmiştir. Halk kararını vermiştir. Halkımız, çözüm ve Avrupa Birliği hedefine inananların çoğunlukta olacağı bir Parlamento oluşturmakta kararlıdır. Mitinglerimizin neticesini Parlamento’ya taşıma zamanı gelmiştir. Çözüm ve AB Partisi, çözüm cephesindeki diğer partilerin yanında, halkımıza yeni bir seçenek sunmak amacı ile oluşturulmuştur. Çözüm ve AB isteyen her bireyin kendi oyunun da temsil edildiğini bilmesi önemlidir.

Annan Planı temelinde çözüm
Partimiz, Kıbrıs sorununun Annan Planı temelinde, 1 Mayıs 2004 e kadar çözümlenmesini hedeflemektedir ve bu hedefi sonuna kadar zorlayacaktır. Annan Planı, Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumların bireysel temelde tüm beklenti ve arzularını yerine getirmeyebilir. Ancak, her iki toplumun beklenti ve ihtiyaç
larını çok dengeli bir şekilde karşılamayı amaçlayan bir uzlaşı belgesidir. Annan Planı, 91 sivil toplum örgütünün hazırladığı “Ortak Vizyon” belgesinin temel ilkeleri üzerine inşa edilmiştir. Kıbrıs Türk halkı ve sivil toplum örgütlerinin Annan Planı’na süratle sahip çıkmasının nedeni, planın temel ilkelerini bizzat kendilerinin oluşturmuş olmasıdır.
Annan Planı siyasi eşitliğimizi sağlamaktadır. Annan Planı, Türkiye’nin etkin garantörlüğünüdevam ettirmektedir. Garantörlük “sulandırılmamakta”, tam tersine
Kurucu Kıbrıs Türk Devleti’ni de dahil edecek şekilde kapsamı genişletilmektedir.
Annan Planı, Kurucu Kıbrıs Türk Devleti’nin uluslararası hukukun parçası olmasını sağlayacaktır. Ortaklık Devleti’ndeki tüm organlarında siyasal eşitliğimizi sağlayacaktır.

Annan Planı, toprak sorununun uluslararası hukuka uygun çözümünü getirecektir.. Uluslararası tanınmamışlığın yarattığı ambargoların tümü, ancak o zaman ortadan kalkacaktır.
Sonuçta, Annan Planı temelinde çözüm, Kıbrıslı Türkler’in kaçırmaması gereken bir
fırsattır.
Avrupa Birliği üyeliği siyasi ve ekonomik yaşam kalitemizi yükseltecektir.
Hedefimiz, seçimler sonrasında Kıbrıs sorununu çözmek ve 1 Mayıs 2004 te AB üyeliğini gerçekleştirmektir.
Avrupa Birliği üyeliği, ekonomimizin süratle iyiye gitmesini sağ
layacaktır. Avrupa Birliği, ekonomisi iyi olmayan ülkeleri ve bölgeleri kalkındırmakta uzmandır ve kendisini bu konuda isbatlamıştır. AB fonları ekonomimizin iyileşmesine katkı koyacaktır.
AB üyesi olmak, yasalarımızın AB yasaları ile uyumlaşmasını getirec
ektir. AB yasalarına uyum, demokrasi ve insan haklarına saygı, hukukun üstünlüğü, şeffaflık, hesap verilebilirlik gibi temel ilkelerin toplum içinde çağdaş bir şekilde uygulanmasını sağlayacaktır. Bu ilkelerin uygulanması, ülkedeki yatırım ikliminin oluşmasını sağlayacak barışın da katkısı ile iç ve dış yatırımlarda patlama gerçekleşecektir.
Yasama, yürütme ve yargı birbirinden bağımsız olarak çalışacak ve güçler ayırımı ve birbirinden bağımsız çalışması, toplumdaki yanlış uygulamaların önüne geçecek altyapıyı oluşturacaktır. Devlet dairelerinde terfiler politik kayırmacılıklara göre değil, bilgi ve beceriye göre gerçekleşecektir.
Köylülerimiz ve çiftçilerimiz, Ortak Tarım Politikası çerçevesinde AB katkılarından faydalanacaktır. AB bütçesinin yarıdan fazla
sı üye devletlerin çiftçilerini desteklemeye harcanmaktadır.
Kuzey Kıbrıs’ta, çalışanlarımızın aldığı ücretlerle kaliteli yaşam sürdürmeleri mümkün değildir. Her gün küçülmekte olan pastayı paylaşmak değil, AB üyesi bir Kıbrıs’ta ekonomik pastayı büyütmek
ve adaletli gelir dağılımını sağlamak, temel hedeflerimizden olacaktır.

İşbirliği
1 Mayıs 2004 öncesi çözüm ve AB’ye inanan siyasi partiler, seçim öncesi işbirliği yapmalı ve seçim sonrası da koalisyonu hedeflemelidir.
Çözüm ve AB partisi kurucuları olarak gerek bireysel düzeyde gerekse bağlı bulunduğumuz sivil toplum örgütleri düzeyinde, çözümden yana tüm güçlerin tek şemsiye altında seçimlere katılması için ciddi bir gayret ortaya koyduk. Seçimlere tek liste halinde katılmak, gerek sivil toplum örgütler
inde gerekse halkımızın geniş bir kesiminde önemli bir talepti. Çeşitli nedenlerle bu gerçekleşmedi. Gelinen aşamada, siyasi partilerimizin bu konudaki kararlarına saygı duymak durumundayız. Seçimlere kadar olan süreçte, çözüm ve AB yanlısı siyasal güçlerin birbirlerini yıpratıcı eylem ve söylemlerden uzak duracaklarına inancımız tamdır. Birlikte yol yürüdüğümüz ve birlikte Annan Planı temelinde çözümü ve yeni kurulacak Kıbrıs’ın AB üyeliğini savunan diğer siyasi partilerimizle işbirliği bizim için daima esas olacaktır. Seçimlerden sonra üçlü bir koalisyon oluşturulacağı ve görüşmeci heyetin değiştirilerek, 1 Mayıs 2004 e kadar Annan Planı temelinde bir çözüme ve AB üyeliğine ulaşılması için gayret gösterileceği, üç parti arasında imzalanacak bir protokolle deklare edilmelidir. ÇABP, kuruluşunun hemen sonrasında böyle bir protokolün imzalanması için girişimde bulunacaktır.

TC kökenli yurttaşlar
Türkiye kökenli Kıbrıslı Türklerin de geleceği Annan Planı temelinde çözümden yanadır.
Türkiye kökenli Kıbrıslı Türkler’den 45,000 kişi Annan Planı temelinde yeni Kıbrıs Ortaklık Devleti’nin vatandaşları olacaktır. Ayrıca, Kurucu Kıbrıs Türk Devleti nufusunun 10%’u kadar kişiye serbest kalma izni verilecektir. Yıllardır oy deposu olarak kullanılan Türkiye kökenli Kıbrı
slı Türkler, artık bu bozuk yapının ve çözümsüzlüğün en fazla kendilerini etkilediğini görmektedir. Özellikle 23 Nisan sonrasında Kıbrıs kökenlilerle aralarında bireysel haklar konusunda belirgin farklılıkların ortaya çıkması, Türkiye kökenli Kıbrıslı Türklerin de çözüm ve AB mücadelesine katılmalarını sağlamıştır. Çözüm ve AB Partisi olarak, uzun yıllardır Kıbrıs’a yerleşmiş, burda çalışmış, aile kurmuş çocuklar yetiştirmiş bu vatandaşlarımızın ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmelerini doğru bulmuyoruz. Ancak, siyasi dürtülerle Kıbrıs’taki nüfus yapısını bozmak üzere atılacak her türlü adıma karşı olduğumuzu da vurgulamakta yarar görüyoruz. Sahte ikamet adresleri ve bir günde verilen vatandaşlıklar kabul edilemez..

Türkiye’nin önünü açmak
Partimiz, Kıbrıs sorununun çözümünün, Türkiye’nin AB üyeliğinin önünü açacağına inanmaktadır.
Kıbrıs’ta Annan Planı temelinde bir çözüm, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile giriş görüşmelerine başlamasının önündeki en önemli engellerden birinin ortadan kalkmasını sağlıyacaktı
r. Kıbrıslı Türkler, Kıbrıs’ta çözümü gerçekleştirerek Türkiye’nin çağdaşlaşma projesi olan AB üyeliği sürecine olumlu katkı koyma görevini yerine getirecektir. Bu amaçla, Türkiye’de, gerek siyasilerle, gerekse sivil toplum örgütü temsilcileri ile sıkı bir işbirliği gerçekleştirilecektir. Gerek Türkiye’de ve gerekse Kıbrıs’ta çözüm ve AB üyeliğini isteyenlerle Türkiye’nin AB üyeliğini isteyenler çoğunluktadır. Demokrasi gereği çoğunluğun isteği olan gerçekleşmelidir.
Aralık seçimlerini kazanıp gençlerimiz i
çin aydınlık bir gelecek kuracağız.
Aralık seçimlerinde çözüm ve AB yanlıları başarılı olmak mecburiyetindedir. Kıbrıslı Türklerin, çözüm olmaması halinde yeni bir göç dalgası yaşamaya tahammülü
yoktur. Toplumsal varlığımız büyük tehdit altındadır. Büyük zorluklarla yetiştirdiğimiz gençlerimizin göç etmelerini istemiyoruz. Çözümün gerçekleşmesi ve AB üyeliğinin gerçekleşmesi tüm sorunlarımızın süratle çözümünü sağlayacaktır.


İşte Kurucular

1- Ali Erel / Elektrik Mühendisi, AB Uzmanı
2- Mustafa Damdelen / Ekonomist, AB Uzmanı, İşadamı 3- Asım Dedezade / Tüccar
4- Salih Çeliker / İşadamı
5- Hasip Erel / İşadamı
6- İsmail Sayı / Mimar, İşadamı
7- Ali Erdal Osmanlar / Elektronik Mühendisi, İşadamı
8- Cahit Kaya / İnşaat Mühendisi, Müteahhit
9- Mehmet Derviş
Sever Musannıf / Kimyager, sanayici
10- Halil Berkut / Ekonomist, İşadamı
11- Alpay Ertaç / Öğretmen
12- Çetin Şadi / İşadamı
13- İlksoy Aslım / Uluslararası İlişkiler, Öğretim Görevlisi.
14- Turhan Beydağlı / Otel işletmecisi
15- Ünsal Özbilenler / Mark
eting, İşadamı
16- Doç.Dr.Çetin Mazharoğlu / Uçak Mühendisi, Öğretim üyesi. 17- Mehmet Sükan / İşletmeci.

YENIDUZEN 22/08/2003

Kıbrıs Rum basını...

“Yeni çaba 2004’ün ilk üç ayında”

Güney Kıbrıs’ta yayımlanan HARAVGİ gazetesi, ABD’nin ve AB içindeki pek çoklarının, AB’a birleşik bir Kıbrıs’ın girmesini kesin olarak tercih ettiklerini ve bu nedenle, Kıbrıs müzakerelerinin 2004 başlarında yeniden başlaması prosedürlerini yoluna koymakta olduklarını bildirdi.
Haberi, “Kıbrıs Sorununun Çözümüne Yönelik Yeni Çaba Ocak-Mart Döneminde” başlığıyla manşetten veren gazete, “Kıbrıs sorununun 1 Mayıs 2004’te
n önce çözülmesi önşartlarının yaratılması konusunda çaba harcamakta olan diplomatik çevrelerin, 2004’ün hem AB’a üyelik hem de Kıbrıs sorununun çözüm çabaları açısından Kıbrıs’ın yılı olacağını söylediklerini” yazdı.
Gazete, müzakerelerin sonbaharda başla
masına yönelik önceki düşüncelerin, “Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın diplomatik çevrelere artık açık açık hayır demesi nedeniyle kösteklendiğini” savundu ve şunları yazdı:
“Uluslararsı camia, aralıktaki sahte seçimleri, Denktaş’a muhalif güçlerin güçlenmesi
olanağı olarak görüyor. Ayrıca, Denktaş’ın, Kıbrıs Türk toplumu görüşmeciliği konumunda değişiklik olacağını ümit ediyor. Girişim zordur. İşgal bölgelerindeki savaşın çetin geçmesi bekleniyor. Ocak-Mart dönemi kritik dönem olarak görülüyor. Çünkü AB’a birleşik bir Kıbrıs’ın girmesinin mümkün olabilmesi için, çözümün onaylanmasına yönelik referandum yapılması ve buna zaman olabilmesi için de anlaşmanın mart sonuna kadar başarılması gerekiyor.
Aynı diplomatik çevreler; AB’a üyeliği nedeniyle Kıbrıs Cumhuriye
ti’nin Türkiye’nin Avrupa perspektifinde rolü olacağına, dolayısıyla Türkiye’nin artık zor durumda olduğuna ve zamanla oynayamayacağına işaret ediyorlar. Bu çevreler, Türkiye’nin, dünün politikalarıyla çözemeyeceği bir dizi sorunu toplamaya başladılar. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Rum başvuruları hakkındaki kararları ve Türkiye’nin AB’la yapmak istediği ikili anlaşmalar ile karşı karşıya bulunduğu sorunların da ötesinde, Helsinki zirvesi kararına göre Aralık 2004’e kadar halledilmemesi durumunda Lahey Adalet Divanı’na havale edilecek olan Ege meselesi de olduğuna işaret ediyorlar.
Amerikan unsuru, Kıbrıs sorununun çözümüne ve buna paralel olarak Türkiye’nin AB’a yaklaşması ve üyeliği prosedürünün hızlandırılmasına yardımcı olmaya ağırlığını ver
ecek görünüyor. Senato Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Richard Lungkar’ın Türk Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’le Ankara’da yaptığı görüşmenin ardından ABD’nin Kıbrıs sorununa mümkün olan en kısa sürede çözüm bulunmasına katkı sağlayacağı yönündeki açıklaması, tamamen bu çerçeve içindedir."

YENIDUZEN 22/08/2003

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat

"Tek seçenek çözüm"

Denktaş’ın şehitleri anma törenlerinde siyaset yaparak UBP ve DP’ye oy dilendiğini belirten Talat, “Bu ülke için Denktaşçılar, UBP ve DP’liler değil herkes mücadele etti. Bugün etrafta kahramanlık taslayan birçokları yatak altlarındayken bu vatan evlatları cephedeydi. Şehitlerimiz kendi çocukları daha güzel günler yaşasın diye canlarını verdiler. Denktaş’ın şehitleri anma törenlerinde siyaset yapması, UBP ile DP’ye oy dilenmesi utanç verici, çirkin bir davranıştır” dedi.

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs sorununun çözümünün uluslararası ilişkiler ve Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) süreci nedeniyle zorunlu hale geldiğini söyledi.
Kuzey Kıbrıs’ta çözüm koşullarını yeniden yaratmak
ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ı adaya çağırarak müzakerleri başlatmak için siyasi yapının değişmesi gerektiğini belirten Talat, “Seçim Annan Planı ya da çözümsüzlük arasında olacaktır. Seçim, sultanlık ya da Avrupa Birliği arasında olacaktır. Seçim, bugünkü sürdürülemez yapı ya da yeni bir Kıbrıs için olacaktır” dedi.
Talat, çözümsüzlük halinde 1960 yılı koşullarına dönme ile karşı karşıya kalabileceklerini vurguladı. CTP Genel Başkanı Talat, “1960 yılından günümüze Rumlar yeni düzenlemeler yaptı ve dün
ya da bunları yasal gördü, bu değişiklikler 1960 yılı koşullarına dönerken önümüze çıkabilir. Mayıs 2004’e kadar Kıbrıs sorununu çözebilirsek bu engelleri bertaraf edebiliriz” şeklinde konuştu.
1974’ten sonra Kuzey Kıbrıs’a yerleşen ve bu toprakları vatan
kabul eden Türkiye kökenli yurttaşların 1960 yılı koşullarında yerinin olmadığı uyarısını yapan Talat, “1960’ta Kıbrıs Türklerinin ayrı devleti, ayrı toprağı, ayrı anayasası yoktu. Annan planına göre ise Rum kurucu devleti ile eşittir, merkezi yönetimde Kıbrıslı Türklerin katılımı olmadan hiçbir karar çıkamaz, ayrı bir anayasamız ve egemenlikte eşitliğimiz vardır” dedi.
Güvenlik konularına da değinen Talat, Annan Planı’na göre hem Kıbrıs’ın hem de Kıbrıs Türk kurucu devletinin güvenliği ve toprak bütünlüğün
ün garanti kapsamında bulunacağını, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından onaylanmış Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum kurucu devletlerinin de siyasal açıdan eşit olacağını belirtti.
Masada Denktaş ile Klerides’in anlaştığı tek konunun Güvenlik Kuvvetleri (GKK) ile Rum Milli Muhafız Ordusu’nun dağıtılması olduğunu belirten Talat, kurulacak yani devletin Türkiye’nin AB’ye girişini desteklemekle yükümlü olduğunu, bunun da kuruluş antlaşmasında yazdığını söyledi.

“Kıbrıs sorunu çözülmezse koşullar daha da kötüleşecek”


Mayıs 2004’e kadar Kıbrıs sorununun çözülmemesi durumunda 1960 yılı koşullarına dönüşün Kıbrıs Türkünün çıkarlarına uygun olmadığını belirten Talat, “Türkiye’nin AB ilerleme raporunun olumlu çıkması ve müzakerelere başlaması için Kıbrıs sorununun çözülmüş olması şarttır. Mayıs 2004’e kadar çözemezsek bizi daha kötü koşullar altında bir çözüm şekli bekleyebilir” dedi.

“Denktaş sadece kendi saltanatını korumayı düşünür”

Denktaş’ın seçimlerin devleti isteyenler ile devleti istemeyenler arasında geçeceği söylemlerinin kendi saltanatını korumaktan başka bir amaç taşımadığını belirten Talat, seçimlerin çözüm isteyenler ile 1960 yılı, hatta 1963-1974 şartlarını geri getirmeye çalışanlar arasında bir seçim olacağını, işsizliğin ortadan kalkması, gençlerin işsiz
kalmaması için Kıbrıs sorununun çözülmesinin şart olduğunu söyledi.
Talat, “Denktaş, devlete sahip çıkalım derken aslında aman saltanatımı koruyun diyor. Kapıları açarken ne vaatte bulundu? Arzusu nüfusun yarısı geçimini Rum tarafından sağlasın yarısı da
aç kalsındı. Onun tek gayreti saltanatını korumaktır” dedi. AB’de ne Denktaş ne de UBP’nin saltanatının devam edemeyeceğini, AB’de yurttaş hakları ve demokrasinin korunduğunu belirten Talat, Denktaş’ın böyle bir düzen istemediğinden kendi saltanatını kamufle ederek korumaya çalıştığını vurguladı.

“İşsizliğin tek çözümü yatırımdır”

Haspolat köyü gezisinde ekonomik sorunlara da değinen CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, ekonomistlerin yaptığı hesaplamalara göre, Kıbrıs sorununun çözülmesi ile birlikte 3-5 sene içinde Kıbrıs Türk toplumunun Rum toplumunun refah düzeyinin yüzde 85’ni yakalayacağını belirtti. Talat, “Ambargoların olduğu koşullarda ekonomi ilerleyemez. Çözüm ihtimali arttıkça Türkiyeli işadamları gelebilir, Kıbrıs’ın AB’ye girme ihtimali üzeri
ne Türk yatırımcılar önceden AB’ye girmek için yatırımlara başlayabilir. Çözümün gerçekleşmesinden sonra ise hayal edemeyeceğimiz oranda yatırımlar olacaktır” şeklinde konuştu.

“ Şehitliklerde siyaset yapılmaz”

Denktaş’ın şehitleri anma törenlerinde siyaset yaparak UBP ve DP’ye oy dilendiğini belirten Talat, “Bu ülke için Denktaşçılar, UBP ve DP’liler değil herkes mücadele etti. Bugün etrafta kahramanlık taslayan birçokları yatak altlarındayken bu vatan evlatları cephedeydi. Şehitlerimiz kendi çocukları
daha güzel günler yaşasın diye canlarını verdiler. Denktaş’ın şehitleri anma törenlerinde siyaset yapması, UBP ile DP’ye oy dilenmesi utanç verici, çirkin bir davranıştır” dedi.
CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Cumhurbaşkanı Denktaş ve UBP Genel Başkanı
Eroğlu’nun kendisine ve partisine yönelik iddialarına yanıt vermeyi düşünmediğini de belirterek, “Çok daha önemli işlerimiz vardır. Tüm enerjimizi halkımızla birlikte yeni bir Kıbrıs’ın yaratılması sürecine vermek zorundayız” diye sözlerini tamamladı.

YENIDUZEN 22/08/2003


Çözüm ve AB hedefi için...
Sermaye sahaya indi

Çözüm ve AB Partisi Başkanı Ali Erel seçimi muhalefetin kazanacağını söyledi ve şöyle konuştu: Cumhurbaşkanı aynı olacak, ama görüşmeci olmayacak. Sarayında torunlarıyla yaşayacak, ama Kıbrıs sorunu konusunda bir şey yapmayacak.

Denktaş’ın konumunu parlamento belirleyecek...

Ali Erel, yeni bir parti kurmaları konusunda Akıncı ve Talat ile “yüzlerce kez” görüştükten sonra uzlaştıklarını açıkladı.

Erel ayrıca hem Talat’ın, hem Akıncı’nın seçimden sonra DP ile koalisyona gitmeyeceklerini deklare ettiklerini söyledi...

Ali Erel: Herkesin kendini daha rahat hissederek mühür vuracağı bir adres oluşmalıydı... DP ve UBP’den kopan ve yolunu çizemeyenler var...

"Biz enteresan siyasi bir parti olacağız. Politikacı değiliz. Politikayı kendimize kariyer yapmak istemiyoruz. Biz sadece çözümü ve AB’yi gerçekleştirmek için buradayız. CTP-Birleşik Güçler, Barış ve Demokrasi Hareketi ve Çözüm ve AB Partisi için, tümü için, cephe için oy isteyeceğiz.”

"Kimin diğerinden ne kadar fazla veya az oy aldığı bizi enterese etmiyor. O konuyla ilgilenmiyoruz. Kimin ne kadar milletvekili çıkaracağı da ilgi alanımız dışındadır. Ama bizim beklentimiz yüzde yetmişlerin üzerinde bir çoğunlukla aritmetiğin çözüm ve AB yanında oluşmasıdır.”

Çözüm ve AB Partisi yayınladığı kuruluş deklerasyonunda, mevcut üç partiyi, seçimlerden sonra üçlü bir koalisyon oluşturulacağı ve görüşmeci heyetin değiştirileceği konusunda bir protokol imzalamaya çağırdı.

AFRIKA 22/08/2003

KKTC'ye gidince...

23/08/2003 RADIKAL

AA - LEFKOŞA - Rumların 1974 müdahalesi sonrası kuzeyde bıraktıkları malları için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) Türkiye aleyhine yaptıkları başvuruları önlemek amacıyla KKTC'de kurulan Tazmin Komisyonu'na başvuran Rum'un başı dertte. Güneyde adeta 'vatan haini' ilan edilen Hristakis Polikarpu, can güvenliği tehdit altında olduğu için kızının evinde dört kişilik polis ekibinin korumasında yaşamaya başladı. Polikarpu'nun adresini tüm ayrıntılarıyla yayımlayan Kipros Simera gazetesine göre, Kıbrıslı Rum, malını satmayı KKTC lideri Rauf Denktaş'la görüşmek için önceki gün kuzeye geçmeye çalıştı, ancak bu çabası son anda önlendi. Gazete, Polikarpu'nun bu geçişin hayatına mal olabileceğini iddia etti.

'Rumları çıldırtan Rum' polisten koruma istedi

KKTC'nin Güzelyurt bölgesinde kalan malları için KKTC'nin oluşturduğu Tazmin Komisyonu'na başvurusu nedeniyle Rum kesiminde birçok kişi tarafından "hain" ilan edilen Hıristakis Polikarpos, can güvenliğinin tehdit altında olduğu gerekçesiyle Rum polisine başvurup koruma istedi.
Kipros Simera gazetesine göre, "vatanını arkadan hançerleyen, tahrikçi" Polikarpos, kızının evinde ve dört polisin gözetiminde yaşıyor. Polikarpos'un adresini tüm ayrıntılarıyla yayımlayan gazeteye göre
Polikarpos, KKTC'deki malını satma konusunda KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'la görüşmeyi planlıyordu, ancak kilise, siyasiler ve medyanın tepkisi karşısında bu görüşmeden caymak zorunda kaldı. Gazete, Polikarpos'un önceki gün KKTC'ye geçme çabasının önlendiğini, bu geçişin hayatına bile mal olabileceğini iddia etti. Habere göre Polikarpos, Rum polisine başvurarak, hayatına yönelik tehditlerden dolayı koruma istedi.
MILLIYET 23/08/2003

YÜZLER GÜLÜYOR

GÜÇLER BİRLEŞECEK: Aralık seçimlerinde kendilerine çözüm ve AB'yi hedef seçen Çözüm ve AB Partisi (ÇABP), Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) ve Barış ve Demokrasi Hareketi (BDH) yetkilileri, dün yaptıkları açıklamalarda, Kıbrıs Türk halkının yüreğine su serpecek mesajlar verdi. Üç partinin yetkilileri, çözüm ve AB yolunda iş, güç ve eylem birliği için çaba sarf edeceklerini söyledi

ORTAK PROTOKOL GÜNDEMDE: Çözüm ve AB Partisi (ÇABP) Genel Başkanı Ali Erel, seçimler öncesinde, seçimler sırasında ve sonrasında her üç partinin iş, güç ve eylem birliğini görüştüğünü ifade ederek, 'Bu yönde çabalarımızı birleştireceğiz... Aynı hedefe doğru yürüme kararlılığındayız... Bu yönde bir protokol hazırlanması da gündemdedir...' dedi. Erel, UBP ve DP'yi ziyaret etmeyeceklerini, işbirliği yapmayacaklarını da söyledi

İŞBİRLİĞİ KOLAY: CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, ÇABP kurucularını iyi tanıdıklarını, işbirliğine gitmelerinin de herhalde kolay olacağını kaydetti. 'Bu statüko artık hemen hemen yok, halk beyninden sildi. Artık hiçbir güç bunları geri getiremez' diyen Talat, bundan sonra ne yapılacağının önemli olduğunu belirtti. Talat, 'Birlikte hareket etmek zorundayız. Bunun dışında hareket içine girersek, halkımıza büyük haksızlık etmiş oluruz' şeklinde konuştu

AYNI HEDEFE YÜRÜYECEĞİZ: BDH Başkanı Mustafa Akıncı, üç ayrı kolda buluşabilenlerle aynı hedefe doğru yürüme kararlılığında olduklarını ifade etti. Akıncı, 'Biz 'statükocularla asla' diyoruz. Seçim sonrasında UBP ve DP ile bir koalisyon mümkün değildir. Biz gemileri yakarak yola çıktık. Geriye dönüş yok. Statüko limanına geriye dönüş asla mümkün değil' dedi

KIBRIS 23/08/2003

Vatanım’ diyen herkes mücadele etti

CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs’a vatanım diyen herkesin daha mutlu, onurlu ve yaşanacak bir yurt yaratmak için mücadele ettiğini söyledi.

Talat, “Şehitliklerde siyaset yapacak kadar kendilerini kaybedenler, unutmasınlar ki; insanımız ne UBP ne DP ne de Denktaş için savaşmış, ne de onlar için şehit olmuştur” dedi.

“Halkın işsizlik ve haciz batağına sürüklendiği ve seçimden seçime hatırlandığı” görüşünü savunan Talat, son günlerde seçim amaçlı istihdamlar olduğunu öne sürdü. Talat şöyle dedi:

“Halkımıza verdikleri değeri Annan Planı’nın referanduma sunulma sürecinde göstererek Meclis’ten kaçanlar, şimdi yalanlara sarılarak sürekli devlete sahip çıkmaktan söz etmektedirler. Sahip çıktıkları devlet ortadadır.

Avrupa Birliği’ni “felaket” göstermeye çalışarak, insanımızı korkutma uğraşı verenler; bu yöntemlerle halkımıza çektirdikleri acıyı unutturduklarını sanacak kadar basit hesaplar içerisindedirler.

Gençlerimizi göçe, işsizliğe, Güney Kıbrıs’ta çok zor şartlarda çalışmaya mahkum etmek; altına imza atacağımız bir pasaport yerine insanlarımızı şafakla birlikte kuyruklara göndermek; yıllardır sahip çıkamadıkları Kıbrıs Türk Hava Yolları ile turizmcileri isyan noktasına getirmek; kapılarına kilit vurulan onlarca işyerini görmezden gelerek günü birlik ve geçici tedbirlerle ekonominin kurtuluşundan söz etmek, insanların birikimlerinin buharlaşmasına seyirci kalmak, binlerce bankazede yaratmak ve ‘çözümsüzlüğü çözüm’ yapma mantığına dört elle sarılmak asla devlete sahip çıkmak olamaz. Bunu yapanlar yurt sevgisinden değil ancak kendilerini ve kendi çıkarlarını sevmekten söz edebilirler.”

Talat, seçime yönelik girişimlere halkın karnının tok olduğunu, halkın yeni bir Kıbrıs’ın heyecanıyla yaşadığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı hiçbir zaman tarafsız olmamakla suçlayan Talat, “Artık saltanat değil barış zamanıdır. Bu mücadele çözümle, barışla, Avrupa Birliği ile taçlanacaktır” dedi.

HALKIN SESI 23/08/2003