WESTON VE VERGEUGEN’DEN KIBRIS MESAİİSİ

YOĞUN PROGRAM... ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Büyükelçi Thomas Weston, cuma günü geldiği Kıbrıs'ta temaslarına bugün başlıyor. Weston, bu sabah saat 09.00'da Cumhurbaşkanı Denktaş tarafından kabul edilecek. Weston, siyasi parti, sendika ve diğer sivil toplum örgütü temsilcileriyle de bir araya gelecek

VERHAUGEN TEMASLARINA YARIN BAŞLAYACAK... AB'nin Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günter Verheugen, bugün Kıbrıs'a geliyor. Verheugen, temaslarına yarın başlayacak. Rum yetkililerle yoğun bir programı olan Verheugen, Kıbrıslı Türk ve Rum işveren ve sendikacıların yer aldığı yuvarlak masa toplantısına da katılacak

KIBRIS 16/06/03

Weston

Temaslarına bugün başlıyor

Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Büyükelçi Thomas Weston, cuma günü geldiği Kıbrıs’ta temaslarına bugün başlıyor.
Weston, bugün sabah 09.00’da Kıbrıslı Türk görüşmeci Rauf Denktaş tarafından kabul edilecek. Weston, siyasi parti, sendika ve diğer sivil toplum örgütü temsilcileriyle de bir araya gelecek.
Salı günü de Rum yetkililerle temaslarda bulunacak
olan Weston, çarşamba sabahı adadan ayrılacak.
Kıbrıs’a gelişinde “ülkesinin Kıbrıs sorununun çözümünü amaçlayan görüşmeleri yeniden başlatmak için çaba harcadığını” söyleyen Weston, bu çerçevede temaslar yapacak.
Thomas Weston, Kıbrıs’tan önce Atina’daydı
.

YENIDUZEN 16/06/2003

 

Verheugen

Bugün geliyor

Avrupa Birliği’nin (AB) Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günter Verheugen, bugün Kıbrıs’a geliyor.Verheugen, temaslarına salı günü başlayacak.

Avrupa Birliği’nin (AB) Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günter Verheugen, bugün Kıbrıs’a geliyor.Verheugen, temaslarına salı günü başlayacak.
Rum basınında yer alan ha
berlere göre salı sabahı 08.30’da Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos, 10.00’da Rum Yönetimi Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas 11.00’de de Rum AB Müzakere Heyeti Başkanı Takis Hacidimitriu’yla görüşecek Verheugen, saat 12.00’de iş yemeğinde siyasi parti başkanları, Meclis AB Konuları Komitesi üyeleri ve Avrupa Parlamentosu’nda gözlemci olan Rum üyelerle bir araya gelecek.
Verheugen, salı günü saat 15.00’te Rum Yönetimi eski Başkanı Glafkos Klerides’le görüşecek; 15.30’da ise Kıbrıslı Türk ve Rum temsil
cilerin yuvarlak masa toplantısına katılacak. Bu toplantıda iki taraftan, işveren ve sendikal nitelikli sivil toplum örgütlerinin temsilcileri hazır bulunacak.
Saat 16.45’te Lefkoşa Rum Belediye Başkanı Mihalakis Zambelas eşliğinde BM ve AB tarafından fin
anse edilen Ömerge Camii’ndeki restorasyon çalışmalarını yerinde izleyecek olan Günter Verheugen, saat 18.00’de Rum Sanayi ve Ticaret Odası KEVE’nin Hilton Park Otel’de düzenlediği ve Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türklerin bulunacağı etkinlikte konuşacak.
Ver
heugen, saat 20.00’de ise Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu’yla görüşecek. Yakovu 21.15’de Verheugen’in onuruna yemek verecek.

Çarşamba kuzeyde
Verheugen, 18 Haziran Çarşamba günü 08.00’den 14.20’ye kadar Kuzey Kıbrıs’ta bulunacak; 14.45’te Larnaka Havaalanı’nda basın toplantısı düzenleyecek ve ardından 15.30’da adadan ayrılacak.
Öte yandan Rum basınında dün yer alan haberlere göre, Kıbrıs Türklerine yönelik AB paketinin kabulü ve ileriye götürülmesi çabaları çerçevesinde, Rum Yönetimi-AB Komisyon heyetle
ri arasında Brüksel’de gerçekleştirilen temaslarda özellikle teknokratlar düzeyinde yeni anlaşmalar sağlandı
Fileleftheros gazetesi, yine de askıda olan bir çok husus bulunduğunu ve Genişlemeden Sorumlu AB Komiseri Günter Verheugen’in yarın başlayacak ziya
reti sırasında bunların ele alınmasının beklendiğini, verilen açıklayıcı bilgilere göre ise, çözümün siyasi düzeyde değil teknokratlar düzeyinde çözümleneceğini savundu.
Gazeteye göre müzakerelerde iki heyetin önüne, seyahat belgesi, tarım ürünleri dolaşımı ve sağlık belgesi, ayrıca iki toplumun yararına olacak projelerin finansmanı ve Kıbrıslı Türklerin AB programlarına katılmasıyla ilgili “kritik” konular kondu.
Rum heyeti başkanı, Papadopulos’un diplomatik daire şefi, Büyükelçi Tasos Conis yaptığı açıkla
mada, AB önlemlerinin, her iki tarafın yetkili teknokratlarının katılımıyla, pratik uygulaması safhasına gelindiğini, diğer görüşmenin haziran sonunda Lefkoşa’da yapılmasının kararlaştırıldığını söyledi.
Gazete “Brüksel’deki kaynaklara dayanarak, önlemleri
n uygulanmasının sonbahara kadar devam edebilecek bir süreç olduğunu, çünkü her öneri hayata geçirilmeden önce tartışılıp anlaşmaya varılması gereken bir çok prosedürel yönü ve başka konular bulunduğunu” da belirtti.
Mahi gazetesi de haberi “Kıbrıs Türkler
i İçin Önlemler Paketi Hazır” başlığıyla yansıttı, paketin uygulanmasıyla ilgili somut konularda anlaşma sağlandığını yazdı.

YENIDUZEN 16/06/2003

Fileleftheros gazetesine göre

Annan ‘çağrı’ya hazırlanıyor

Güney Kıbrıs’ın en yüksek tirajlı gazetesi FİLELEFTHEROS, “Annan Tasos-Denktaş’a Çağrı Yapacak – New York’ta Görüşme Düşüncesi – ABD; Lefkoşa’dan hareket Talep Ediyor –Türk Tutumunda Değişiklik İçin Yöntem Arıyorlar” başlığıyla manşetten verdiği haberinde, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş ile Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’u eylülde New York’a çağırmaya meyilli olduğunu yazdı, şunları savundu:
“İyi haber alan kaynaklara göre BM örgütü yetkilileri bunun üzerinde çalışma yapıyor ve bu yönde hareket etmek için yöntem arayışı içerisindedir. Bu ihtimal Amerikalılarla da tartışıldı ve Weston’un, demeçlerinde, Kıbrıs konu
sunda başrol oynayan bir çok kişinin eylülde New York’ta BM Genel Kurulu’nda bir araya gelmesinin değerlendirilmesini ima etmesi tesadüfi olarak görülmemelidir.
BM Genel Sekreteri ise böyle bir görüşmenin, tarafların görüşlerinin tekrarlanmasına değil süre
cin devamı için imkan yaratılmasına yönelik olması gerektiği görüşündedir. Sonbaharda işgal bölgelerinde seçim propaganda dönemi geçirileceği için arabulucular bunun değerlendirilmesi gerektiği görüşündedirler. Çünkü Denktaş’ın daha dikkatli hareket edeceği ve daha esnek olacağı değerlendirmesi içerisindedirler.
İyi haber alan kaynaklara göre Amerikalılar, Denktaş ve Ankara’ya yönelik çabalarında, kendilerine kolaylık sağlayacak ne gibi tek yanlı hareketlerde bulunabilecekleri konusunda Rum tarafına yönelik
sondajlarda bulunuyorlar. Aynı kaynaklara göre Amerikalılar konuştuğu kişilerden yanıt beklemeden bu görüşlerini şu anda belirtmiş bulunuyorlar. Amerikalıların bu fikir tepkileri ölçmek için yaptığı da görülüyor. Thomas Weston yarın işgalci lider Denktaş’la görüşecek. Kıbrıs Türk parti başkanlarıyla da görüşmeler planlandı.
Washington, Türk tarafının (Ankara ve işgal bölgeleri) mevcut safhada tutumunu değiştirmesinin beklenmediği ve Thomas Weston’un ziyaretinin büyük zorluklarla karşılaşacağı değerlendirme
si içerisindedir.
İyi haber alan kaynakların gazeteye bildirdiğine göre Weston’un bu hafta içinde Ankara’da ve Türk Dışişleri Müsteşarı Uğur Ziyal’ın Washington’daki temasları daha güvenilir sonuçlar çıkmasına yardımcı olacak.”

“ABD ve BM Yöntem Arıyor”

Bu arada MAHİ, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs sorununu çözmek için yöntem arayışı içerisinde olduğunu, bunun ise ABD yetkilileriyle temaslarını tamamladıktan sonra Washington’da bir basın toplantısı düzenleyen Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu’nun ifşa ettiğini yazdı.
Gazete haberi “ABD ve BM Kıbrıs Sorununu Çözmek İçin Yöntem Arıyor” başlığıyla yansıttı.
POLİTİS ise, bir analiz yazısında Amerikalıların KKTC’deki seçimlere büyük önem verdiğini belirtti, şu görü
şleri aktardı:
“Amerikan diplomatik çevreleri aralıkta işgal bölgelerinde yapılacak seçimlere büyük önem veriyor. Nedeni sadece ‘daha uzlaşıcı’ güçlerin kazanma ihtimali değil, bu konjönktürün en iyi şekilde değerlendirilmesidir de. Bu çevreler Sonbaharda
görüşmelerin başlamasının ‘muhalefetin’ güçlenmesi koşullarını yaratacağı, diğer yandan da seçimler nedeniyle aşırı uzlaşmaz tutum sergilemek istemeyeceği cihetle Denktaş’ı köşeye sıkıştıracağı görüşündedirler.
Denktaş’ın kendisinin, görüşmelerle ilgili bi
r daveti reddetmeyeceği, ancak olayların bir çözüme gitmemesi ve bu kez sorumluluğu da üstlenmeden, yeniden zamanı törpülemeye çalışacağı değerlendirilmektedir. Tüm senaryolar şu anda işlemden geçmektedir ve Thomas Weston’un ziyareti, Amerika’nın bundan sonraki adımlarını şekillendirecek tüm bilgileri ihtiva edecektir.”
HARAVGİ ise, “Engel Türk Uzlaşmazlığı” başlıklı haberinde, Annan Planı temelinde görüşmelerin başlatılması çabalarının, gerçekler temelinde bir çözümde ısrar eden “Türk uzlaşmazlığı duvarına
" çarptığını iddia etti.
Gazete, ABD’nin görüşmelerin başlatılması koşullarını yaratmak için Ankara ve Denktaş’ın “uzlaşmaz” tutumunu yatıştırmaya çalıştığını, Weston’un Yunanistan-Kıbrıs-Türkiye üçgenine ziyaretinin ilk niyet anlama çabasını teşkil ettiği
ni, ABD’nin ise daha sonra Ankara siyasi ve askeri liderlikle ilişkilerini değerlendirmesinin beklendiğini de yazdı.
SİMERİNİ ise, Kıbrıs’ta görüşmelerin başlatılması için ABD’nin Türkiye’yle diyalog kurmaya çalıştığını ve ABD’nin bundan sonraki adımının b
u olacağını savundu.

YENIDUZEN 16/06/2003

Papadopulos:

"Marta kadar çözüm"

Güney Kıbrıs’ta yayımlanan SİMERİNİ gazetesi , Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’un ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Koordinatörü Thomas Weston’la görüşmesinde, “görüşmeler ve çözümün en geç mart sonunda tamamlanması gerektiği görüşünü net bir şekilde ortaya koyduğunu” yazdı.
Gazete güvenilir bilgilerine dayanarak şunları da savundu:
“Cumhurbaşkanı Papadopulos yukarıdaki görüşü netleştirdi. Çünkü hükümet yeni bir Kopenhag istemiyor. Papadopulos’un ABD yetkilisine söylediğine göre mevcut çözüm çabası, nisan ve mayıs değil m
artta, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin resmi AB üyeliğinden önce son bulmalıdır.
Weston, Cumhurbaşkanı’nın görüşüne olumsuz yaklaşmadı. Edinilen bilgilere göre Amerikalı diplomatı endişelendiren Denktaş ve Ankara’nın uzlaşmaz tavırlarıdır. Türkiye’yle ilgili olarak
gerek kendisi gerek ülkesinin değerlendirmesi ‘çok dillilik’ olması yönündedir. Ordunun siyasi tabloyu denetlediğiyle ilgili Lefkoşa’nın değerlendirmesine ise katılıyorlar.
Amerikalılar, görüşmelerin süratle başlaması için Kıbrıs konusunda Ankara’yla diya
log başlatmaya niyetlidirler. Weston şu anda Cumhurbaşkanı Papadopulos’tan, Kıbrıs Rum tarafının Annan planı temelinde görüşmelere başlamada hazır olduğu mesajını aldı. Çözüm çabalarında ilk önemli istasyon eylül olarak görülüyor. Bu dönemdeki BM Genel Kurul toplantısında Amerikalılar buzu kırmaya çalışacaklar. Böyle bir şeyin koşulu ise, şu anda mümkün görünmeyen Türk uzlaşmazlığının değiştirilmesidir.
Rauf Denktaş dünkü demecinde Kıbrıs sorununu tek başına değil her zaman Ankara’nın oluruyla götürdüğünü s
öyledi. Aynı anda ise Türk Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Kıbrıs sorununun çözümünün ülkesi tarafından bulunmayacağını savundu. Erdoğan ‘Kıbrıs sorunu adadaki iki halkın anlaşmasıyla ve gerçekler temelinde, yani eşit devlet temelinde çözümlenecek’ diye konuştu."

YENIDUZEN 16/06/2003

KIBRIS’TA YOĞUN HAFTAYA GİRDİK

Avrupa Birliği’nin (AB) Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günter Verheugen, bugün Kıbrıs’a geliyor.Verheugen, temaslarına yarın başlayacak.

Yarın sabah 08.30’da Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos, 10.00’da Rum Yönetimi Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas 11.00’de de Rum AB Müzakere Heyeti Başkanı Takis Hacidimitriu’yla görüşecek Verheugen, saat 12.00’de iş yemeğinde siyasi parti başkanları, Meclis AB Konuları Komitesi üyeleri ve Avrupa Parlamentosu’nda gözlemci olan Rum üyelerle bir araya gelecek.

Verheugen, yarın saat 15.00’te Rum Yönetimi eski Başkanı Glafkos Klerides’le görüşecek; 15.30’da ise Kıbrıslı Türk ve Rum temsilcilerin yuvarlak masa toplantısına katılacak. Bu toplantıda iki taraftan, işveren ve sendikal nitelikli sivil toplum örgütlerinin temsilcileri hazır bulunacak.

Saat 16.45’te Lefkoşa Rum Belediye Başkanı Mihalakis Zambelas eşliğinde BM ve AB tarafından finanse edilen Ömerge Camii’ndeki restorasyon çalışmalarını yerinde izleyecek olan Günter Verheugen, saat 18.00’de Rum Sanayi ve Ticaret Odası KEVE’nin Hilton Park Otel’de düzenlediği ve Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türklerin bulunacağı etkinlikte konuşacak.

Verheugen, saat 20.00’de ise Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu’yla görüşecek. Yakovu 21.15’de Verheugen’in onuruna yemek verecek.

ÇARŞAMBA GÜNÜ KKTC’DE

Verheugen, 18 Haziran Çarşamba günü 08.00’den 14.20’ye kadar KKTC’de bulunacak; 14.45’te Larnaka Havaalanı’nda basın toplantısı düzenleyecek ve ardından 15.30’da adadan ayrılacak.

Öte yandan Rum basınında yer alan haberlere göre, Kıbrıs Türklerine yönelik AB paketinin kabulü ve ileriye götürülmesi çabaları çerçevesinde, Rum Yönetimi-AB Komisyon heyetleri arasında Brüksel’de gerçekleştirilen temaslarda özellikle teknokratlar düzeyinde yeni anlaşmalar sağlandı

Fileleftheros gazetesi, yine de askıda olan bir çok husus bulunduğunu ve Genişlemeden Sorumlu AB Komiseri Günter Verheugen’in yarın başlayacak ziyareti sırasında bunların ele alınmasının beklendiğini, verilen açıklayıcı bilgilere göre ise, çözümün siyasi düzeyde değil teknokratlar düzeyinde çözümleneceğini savundu.

Gazeteye göre müzakerelerde iki heyetin önüne, seyahat belgesi, tarım ürünleri dolaşımı ve sağlık belgesi, ayrıca iki toplumun yararına olacak projelerin finansmanı ve Kıbrıslı Türklerin AB programlarına katılmasıyla ilgili “kritik” konular kondu.

Rum heyeti başkanı, Papadopulos’un diplomatik daire şefi, Büyükelçi Tasos Conis yaptığı açıklamada, AB önlemlerinin, her iki tarafın yetkili teknokratlarının katılımıyla, pratik uygulaması safhasına gelindiğini, diğer görüşmenin haziran sonunda Lefkoşa’da yapılmasının kararlaştırıldığını söyledi.

Gazete “Brüksel’deki kaynaklara dayanarak, önlemlerin uygulanmasının sonbahara kadar devam edebilecek bir süreç olduğunu, çünkü her öneri hayata geçirilmeden önce tartışılıp anlaşmaya varılması gereken bir çok prosedürel yönü ve başka konular bulunduğunu” da belirtti.

Mahi gazetesi de haberi “Kıbrıs Türkleri İçin Önlemler Paketi Hazır” başlığıyla yansıttı, paketin uygulanmasıyla ilgili somut konularda anlaşma sağlandığını yazdı.

WESTON TEMASLARINA BAŞLIYOR

Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Büyükelçi Thomas Weston, cuma günü geldiği Kıbrıs’ta temaslarına bugün başlıyor.

Weston, bu sabah 09.00’da Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından kabul edilecek. Weston, siyasi parti, sendika ve diğer sivil toplum örgütü temsilcileriyle de bir araya gelecek.

Yarın da Rum yetkililerle temaslarda bulunacak olan Weston, çarşamba sabahı adadan ayrılacak.

Kıbrıs’a gelişinde “ülkesinin Kıbrıs sorununun çözümünü amaçlayan görüşmeleri yeniden başlatmak için çaba harcadığını” söyleyen Weston, bu çerçevede temaslar yapacak.

Thomas Weston, Kıbrıs’tan önce Atina’daydı.

ANNAN İKİ LİDERE ÇAĞRI YAPMAYI DÜŞÜNÜYOR

Fileleftheros, "Annan Tasos-Denktaş’a Çağrı Yapacak – New York’ta Görüşme Düşüncesi – ABD; Lefkoşa’dan hareket Talep Ediyor –Türk Tutumunda Değişiklik İçin Yöntem Arıyorlar” başlığıyla manşetten verdiği haberinde, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş ile Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’u eylülde New York’a çağırmaya meyilli olduğunu yazdı, şunları savundu:

“İyi haber alan kaynaklara göre BM örgütü yetkilileri bunun üzerinde çalışma yapıyor ve bu yönde hareket etmek için yöntem arayışı içerisindedir. Bu ihtimal Amerikalılarla da tartışıldı ve Weston’un, demeçlerinde, Kıbrıs konusunda başrol oynayan bir çok kişinin eylülde New York’ta BM Genel Kurulu’nda bir araya gelmesinin değerlendirilmesini ima etmesi tesadüfi olarak görülmemelidir.

BM Genel Sekreteri ise böyle bir görüşmenin, tarafların görüşlerinin tekrarlanmasına değil sürecin devamı için imkan yaratılmasına yönelik olması gerektiği görüşündedir. Sonbaharda işgal bölgelerinde seçim propaganda dönemi geçirileceği için arabulucular bunun değerlendirilmesi gerektiği görüşündedirler. Çünkü Denktaş’ın daha dikkatli hareket edeceği ve daha esnek olacağı değerlendirmesi içerisindedirler.

İyi haber alan kaynaklara göre Amerikalılar, Denktaş ve Ankara’ya yönelik çabalarında, kendilerine kolaylık sağlayacak ne gibi tek yanlı hareketlerde bulunabilecekleri konusunda Rum tarafına yönelik sondajlarda bulunuyorlar. Aynı kaynaklara göre Amerikalılar konuştuğu kişilerden yanıt beklemeden bu görüşlerini şu anda belirtmiş bulunuyorlar. Amerikalıların bu fikir tepkileri ölçmek için yaptığı da görülüyor. İyi haber alan kaynakların gazeteye bildirdiğine göre Weston’un bu hafta içinde Ankara’da ve Türk Dışişleri Müsteşarı Uğur Ziyal’ın Washington’daki temasları daha güvenilir sonuçlar çıkmasına yardımcı olacak.”

Bu arada MAHİ, ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs sorununu çözmek için yöntem arayışı içerisinde olduğunu, bunun ise ABD yetkilileriyle temaslarını tamamladıktan sonra Washington’da bir basın toplantısı düzenleyen Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu’nun ifşa ettiğini yazdı.

Politis ise, bir analiz yazısında Amerikalıların KKTC’deki seçimlere büyük önem verdiğini belirtti, şu görüşleri aktardı:

“Amerikan diplomatik çevreleri aralıkta işgal bölgelerinde yapılacak seçimlere büyük önem veriyor. Nedeni sadece ‘daha uzlaşıcı’ güçlerin kazanma ihtimali değil, bu konjönktürün en iyi şekilde değerlendirilmesidir de. Bu çevreler Sonbaharda görüşmelerin başlamasının ‘muhalefetin’ güçlenmesi koşullarını yaratacağı, diğer yandan da seçimler nedeniyle aşırı uzlaşmaz tutum sergilemek istemeyeceği cihetle Denktaş’ı köşeye sıkıştıracağı görüşündedirler.

Tüm senaryolar şu anda işlemden geçmektedir ve Thomas Weston’un ziyareti, Amerika’nın bundan sonraki adımlarını şekillendirecek tüm bilgileri ihtiva edecektir."

Haravgi ise, “Engel Türk Uzlaşmazlığı” başlıklı haberinde, Annan Planı temelinde görüşmelerin başlatılması çabalarının, gerçekler temelinde bir çözümde ısrar eden “Türk uzlaşmazlığı duvarına” çarptığını iddia etti.

Simerini ise, Kıbrıs’ta görüşmelerin başlatılması için ABD’nin Türkiye’yle diyalog kurmaya çalıştığını ve ABD’nin bundan sonraki adımının bu olacağını savundu.

HALKIN SESI 16/06/2003

Denktaş Weston'la görüşüyor

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, temaslarda bulunmak üzere Cuma günü adaya gelen ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston'u kabul etti.

Kabulde, basın mensuplarının sadece görüntü almalarına izin verildi. Weston, bugün KKTC'de yapacağı temaslar çerçevesinde siyasi parti,sendika ve sivil toplum kuruluşlarının yetkilileriyle de biraraya gelecek.

Bu görüşmeler, ABD Büyükelçiliği'nin KKTC'deki ofisinde, basına kapalı yapılacak.

HURRIYET 16/06/2003

Denktaş: Annan planı masada değil

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs'ta çözüm için sunduğu planın masasında olmadığını söyledi. Bu arada Weston, çıktığı bölge turu çerçevesinde, 18 Haziran Çarşamba günü Ankara'ya da gelecek.

Denktaş, Weston ile Lefkoşa'da yaptığı görüşmede herhangi bir çözüm planının gündeme gelmediğini de belirtti.

''Neredeyiz, nereye gidebiliriz diye bütün durumu incelediklerini'' ifade eden Denktaş, ''Nerede olduğumuzu herkes bilmektedir. Gidilecek yol, Avrupa Birliği, bizim için Türkiye'nin AB'ye girmesiyle mümkün olacak bir durumdur. Biz kendi imzamızla AB'nin yolunda gidemeyiz, kendi imzamızla Türkiye'nin en büyük hakkını ortadan kaldıramayız. O da Türk-Yunan dengesi demektir. Bu dengedir haklarımızı koruyan, bize güvenlik veren'' diye konuştu.

ABD BAŞKANI'NIN DEVREYE GİRMESİ

Fikir alışverişi yaptıklarını ve Weston'un herhangi bir öneri getirmediğini belirten Denktaş, Rum yönetimi Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu'nun Kıbrıs konusunda ''doğrudan ABD Başkanı'nın devreye gireceği'' yönündeki sözlerinin hatırlatılarak, görüşlerinin sorulması üzerine şunları söyledi:

''Benim temennim, ABD Başkanı'nın gerçekten Kıbrıs gerçeklerini tümüyle, teferruatıyla bilmesidir. O kadar meşgul ve önemli bir şahsın her şeyi bildiğine kani değilim. Kendisine verilen raporlara göre hareket eder. O raporlar da işte gelip gidenlerin verdiği raporlardır ki, onlar da ne kadar gerçekçidir kimse bilemez.''

Denktaş, Rum basınında, ''Eylül ayında görüşmelerin yeniden başlayabileceği'' yönünde haberler yer aldığının hatırlatılarak, görüşmede bu konunun gündeme gelip gelmediğinin sorulması üzerine, ''görüşmede böyle bir şeyin konuşulmadığını'' kaydetti.

Bir Rum kuruluşunun, Kıbrıs konusuna yaptığı katkılar nedeniyle Weston'
a ''onur ödülü'' verdiğinin hatırlatılması üzerine ise Denktaş, bu konuda yorum yapmasının gerekmediğini ifade etti ve ''Gruplar beni de onurlandırır, başka diplomatları da onurlandırır. O grupların düşüncesidir. Size bir 'onur' verileceğinde, 'reddettim' diyemeyeceğinize göre, benim söyleyecek bir şeyim yok'' dedi.

DENKTAŞ, VERHUEGEN İLE GÖRÜŞECEK

Denktaş, bir Rum gazetecinin, AB'nin Kıbrıslı Türklere yönelik paketiyle ilgili sorusu üzerine, ''Bu AB'nin değil sizin 'Rumların' paketinizdir'' diyerek, bunu Rum yetkililerin de birçok kez açıkladığına işaret etti.

AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen ile görüşeceğini belirten Denktaş, öncelikle KKTC ile Rum kesimi arasında serbest ticaretin sağlanması gerektiğini, Türk ürünlerinin ha
ngi limanlardan ihracatının yapılacağının daha sonra konuşulabileceğini kaydetti.

Thomas Weston ise ''iyi ve verimli bir görüşme yaptığını'' ifade ederek, gazetecilerin sorularını yanıtsız bıraktı.

WESTON UBP VE YAP İLE GÖRÜŞTÜ

Bu arada Weston, KKTC'deki temasları çerçevesinde Ulusal Birlik Partisi (UBP) ve Yenilikçi AtılımPartisi (YAP) yetkilileriyle görüştü.

ABD Büyükelçiliği'nin KKTC binasında yapılan görüşmeye UBP Genel Sekreteri Süha Türköz ile YAP Genel Başkanı Ertuğrul Hasipoğlu katıldı.

Türkö
z, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, Weston'un mevcut Annan planı çerçevesinde ısrarlı olduğu izlenimi edindiğini söyledi. Türköz, görüşmede, Türk tarafının beklentilerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini de dile getirdiklerini belirtti.

YAP Genel
Başkanı Hasipoğlu da, Kıbrıs'la ilgili çifte standartta herhangi bir değişiklik görmediğini belirterek, ''Öyle görünüyor ki bir arpa boyu ilerleme olmadı'' dedi.

WESTON ANKARA'YA GELECEK

Öte yandan ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston'un, çıktığı bölge turu çerçevesinde 18 Haziran Çarşamba günü Ankara'ya geleceği öğrenildi.

Dışişleri Bakanlığı yetkilileriyle biraraya gelecek olan Weston, Perşembe günü Ankara'dan ayrılacak.

HURRIYET 16/06/2003

Kıbrıs’ta yoğun diplomasi trafiği

Kıbrıs’ta diplomasi trafiği yeniden hız kazanıyor.

Lefkoşa
NTV-MSNBC VE AJANSLAR

16 Haziran 2003— KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston’la görüştü. Denktaş, görüşmeden sonra yaptığı açıklamada, “Annan planı bizim için masada değil” dedi ve Weston’un herhangi bir öneri getirmediğini söyledi. Kıbrıs, Weston’un ardından, AB’nin Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günter Verheugen’i ağırlayacak.

ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü ile görüşen KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, görüşmeden sonra yaptığı açıklamada, çözüme yönelik görüşmelerin yeniden başlaması konusunda da herhangi bir tarihin konuşulmadığını kaydetti. Denktaş, Weston ile 1.5 saat süren görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, görüşmede herhangi bir çözüm planının gündeme gelmediğini belirtti ve “Annan planı masamda değil” dedi.

‘KENDİ BAŞIMIZA AB’YE GİREMEYİZ’

“Neredeyiz, nereye gidebiliriz diye bütün durumu incelediklerini” ifade eden Denktaş, “Nerede o
lduğumuzu herkes bilmektedir. Gidilecek yol, Avrupa Birliği, bizim için Türkiye’nin AB’ye girmesiyle mümkün olacak bir durumdur. Biz kendi imzamızla AB’nin yolunda gidemeyiz, kendi imzamızla Türkiye’nin en büyük hakkını ortadan kaldıramayız. O da Türk-Yunan dengesi demektir. Bu dengedir haklarımızı koruyan, bize güvenlik veren” diye konuştu.
Denktaş, Rum basınında, ‘Eylül ayında görüşmelerin yeniden başlayabileceği’ yönünde haberler yer aldığının hatırlatılarak, görüşmede bu konunun gündeme gelip gelmediğ
inin sorulması üzerine, “görüşmede böyle bir şeyin konuşulmadığını” kaydetti.
Thomas Weston ise ‘iyi ve verimli bir görüşme yaptığını’ ifade ederek, gazetecilerin sorularını yanıtsız bıraktı.

WESTON ‘ANNAN PLANI MASADA’ DEMİŞTİ
Weston, Ada’ya gidişinde ya
ptığı açıklamada Kıbrıs sorununa çözümün Mayıs 2004’ten önce bulunması yönünde çaba harcadıklarını söylemişti. Weston, “Türk tarafının tavır değiştirmesi yönünde çaba göstereceklerini de” kaydetmişti. Çözüm için herhangi bir plan getirmediğini belirten Weston, “Annan planının masada olduğu” görüşünde.

VERHEUGEN DE ADA’YA GİDİYOR
Ada, Weston’ın yanısıra, AB’nin Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günter Verheugen’i de ağırlayacak. Yarın Rum Kesimi’nde temaslarda bulunacak olan Verheugen, Çarşamba günü de Cumhurbaşkanı Denktaş’la biraraya gelecek.

‘Türkiye Kıbrıs konusunda mağlubiyete sürükleniyor’

Yunanistan’ın Kıbrıs Rum Kesimi’ndeki Büyükelçisi Hristos Panagopulos, ‘Yunanistan’ın izlediği politika nedeniyle Kıbrıs sorununun Türkler için çok karmaşık bir hal aldığını’ savundu.

Lefkoşa
AA

16 Haziran 2003— Panagopulos, Rum kesiminde yayımlanan Mahi gazetesine verdiği demeçte, “Kıbrıs’ın artık bir yıldan az bir süre içinde Avrupa Birliği’ne üye olması perspektifinin çok daha resmileşmesiyle, olgular Türkiye’yi mağlubiyete sürüklüyor. Annan planı temelinde çözüme ilerlememizin tam zamanıdır” diye konuştu.

Yunanistan Büyükelçisi Hristos Panagapulos, “Yunan hükümetinin, Avrupalı ortaklarına, plandaki bazı belirsizliklerin ve kusurların, Kıbrıslı Rumların değil, ortak devletin lehine iyileştirilmesi gerektiğini söylediğini” iddia etti.
KKTC topraklarını ‘işgal bölgesi’ olarak niteleyen gazetenin, “İşgal bölgelerini’ ziyaret etmek isteyen Yunanlara ne tavsiye ediyorsunuz?” sorusu
nu yanıtlayan Panagapulos, Rum kesimindeki Yunanistan Büyükelçiliği’nin, Yunanlara, KKTC’yi ziyaret etmemeleri yönünde gayri resmi telkinde bulunduğunu açıkladı. Panagopulos, “Büyükelçilik, gayri resmi olarak Yunanlara, ‘işgal bölgelerini’ ziyaret etmemeleri tavsiyesinde bulunuyor. Tabii ki yasal olarak istedikleri şekilde hareket etmelerini yasaklayamazsınız. Onlara söylediklerimiz arasında; kaza gibi bir şey olması halinde Yunan hükümetinin hiçbir yardımda bulunamayacağı, çünkü uluslararası hukukun uygulanması açısından bir boşluğun söz konusu olduğu da yer alıyor” dedi.

Görüşmeler, en geç eylülde başlamalı

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston, Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik görüşmelerin en geç eylül ayına kadar başlaması gerektiğini söyledi.

KIBRIS 17/06/2003

DENKTAŞ: GÜMDEMDE GÖRÜŞME YOKTUR!

Weston, Denktaş ile yaptığı 1 saat 45 dakikalık süren buluşmadan çıkarken yaptığı açıklamada görüşmenin çok iyi ve canlı geçtiğini kaydetti

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan planında kendi istedikleri değişiklikler ve Rumların istedikleri değişiklikleri göz önünde bulundurulursa plana hayat vermenin imkansız olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston arasındaki görüşme sona erdi.

Türk ve Rum basın mensuplarının yoğun ilgi gösterdiği görüşmeden sonra Denktaş İngilizce soruları İngilizce, Türkçe soruları da Türkçe yanıtladı.

Weston ise programlanandan uzun süren yaklaşık 1 saat 45 dakikalık görüşmeden çıkarken yaptığı kısa açıklamada görüşmenin çok iyi ve canlı bir görüşme yaptıklarını kaydetti.

Weston’u kapıya kadar uğurlayan Cumhurbaşkanı Denktaş ise sorular üzerine yaptığı açıklamada, Eylül’de görüşmelere başlayıp başlamayacaklarına ilişkin bir soruya, “Eylül’e kadar uzun bir yol var… Göreceğiz” dedi.

Bu konunun gündeme gelmediğini ifade eden Cumhurbaşkanı, Annan planının canlandırılması ihtimali olup olmadığı ve bunun gündeme gelip gelmediği sorusu üzerine, masada kendisine bununla ilgili “evet” dedirtecek hiçbir şey bulunmadığını söyledi.

“Annan planı öldü mü” sorusu üzerine, planın masada olmadığını belirten Denktaş, bir planın masada olabilmesi için iki tarafın da onaylaması gerektiğini vurguladı. Denktaş, Rum tarafının ve kendilerinin planda istediği değişiklikleri göz önünde bulundurarak bu plana hayat vermenin imkansız olduğunu kaydetti.

Denktaş, gündemde görüşmelerle ilgili bir madde olmadığını belirterek, Rum gazetecilerden birinin, AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Gunter Verheugen’in Kıbrıs ziyareti ve ‘AB paketi’ ile ilgili bir sorusu üzerine, “Zannedersem liderleriniz bu konuyu açıklığa kavuşturdu… Bu paket AB’nin paketi değil, onların paketi” dedi.

Denktaş, Rum liderliğinin çeşitli defalar açıklama yaptığını ve bu konuda bir şey olacaksa kendisine “Kıbrıs hükümeti” diyen Rum hükümetinin yetki verdiği için olabileceğini belirttiğini söyledi.

Ticaretle ilgili bir soru üzerine ise Denktaş, toplumlararası ticareti gündeme getirdiklerini, ancak Rumlar’dan bir yanıt gelmediğini kaydederek, “şu limanı kullanacaksın veya bu limanı kullanacaksın” zorlaması gündeme gelmeden önce, bu konunun ele alınması gerektiğini belirtti.

Görüşmede, “neredeyiz, nereye gidebiliriz” konusunu değerlendirdiklerini ifade eden Denktaş, AB’nin Kıbrıs Türkü için, Türkiye’nin birliğe girmesiyle mümkün olabilecek bir olay olduğunu söyledi.

Denktaş, “Biz kendi imzamızla AB yolundan gidemeyiz… Kendi imzamızla Türkiye’nin en büyük hakkını ortadan kaldıramayız. Bu da Türk-Yunan dengesi demektir. Bizim haklarımızı koruyan bize güvenlik veren bu dengedir. Onun için Türkiye AB’ye girmeden bizim AB’ye iyi bakmamız mümkün değildir” dedi.

Rumların, ABD Başkanı’nın devreye girmesini istediğinin belirtilmesi üzerine Denktaş şöyle dedi:

“Benim bütün temennim ABD Başkanı’nın Kıbrıs gerçeklerini gerçekten tümüyle teferruatıyla bilmesidir. O kadar meşgul ve önemli bir şahsın her şeyi bildiğine kani değilim. Kendisine verilen raporlara göre hareket eder. O raporlar da gelip gidenlerin verdiği raporlardır ki, onlar da ne kadar gerçekçidir kimse bilemez.”

Denktaş, bir Rum gazetecinin, Amerikalıların kendisini eleştirdiğini söylemesi üzerine, “Ben halkımın çoğunluğu için onların desteğiyle hareket ederim ve birşey söylemeden önce Türkiye’nin de görüşlerini alırım. Bizi yok edilmekten kurtaran Türkiye’dir ve garantördür. Türkiye’yle, eskiden Klerides’in şimdi de Papadopulos’un yaptığı gibi danışmalarda bulunurum” dedi.

WESTON, UBP VE YAP YETKİLİLERİYLE GÖRÜŞTÜ

ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Koordinatörü Thomas Weston, Kıbrıs’taki temasları çerçevesinde bazı siyasi parti yetkilileriyle görüştü.

Weston, ABD Elçiliği’nin KKTC binasında saat 10.45’de başlayan görüşmeye UBP Genel Sekreteri Süha Türköz ile YAP Genel Başkanı Ertuğrul Hasipoğlu katıldı.

Süha Türköz görüşmeden çıkışta yaptığı açıklamada Weston’un mevcut Annan planı çerçevesinde ısrarlı olduğu izlenimi edindiğini söyledi. Plan hakkında daha önce dile getirdikleri görüşlerinde herhangi bir değişiklik olmadığına işaret eden Türköz, Kıbrıs’ta her konuda eşit, sadece dili ve dini farklı iki ayrı halk bulunduğu ve 2 ayrı demokratik düzen-devlet olduğu prensiplerine dayalı bir anlaşmanın kalıcı olabileceği gerçeğini vurguladığını belirtti.

YAP Genel Başkanı Ertuğrul Hasipoğlu da açıklamasında “Annan Planı değişebilir” yönünde demeç veren Weston’la gerçekleştirdiği görüşmede Kıbrıs’la ilgili çifte standartta herhangi bir değişiklik görmediğini söyledi. Hasipoğlu, “Öyle görünüyor ki bir arpa boyu ilerleme olmadı” dedi.

Weston’a Annan Planı ve referandum konusundaki görüşlerini yeniden aktarma fırsatı buluğunu vurgulayan Hasipoğlu, özellikle iki bölgelilik ve güvenlik konusundaki endişelerini bir kere daha dile getirdiğini söyledi. Hasipoğlu, mevcut haliyle planı kabul etmeyen Rumlar’ın herhangi bir değişiklik de istemediğini vurgulayarak arzulanan çözüme ulaşılması için müzakerenin şart olduğunu belirtti.

TALAT WESTON İLE BİRARAYA GELDİ

KKTC’deki temaslarını sürdüren ABD’nin Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston, ABD Büyükelçiliği’nin KKTC Ofisi’ndeki görüşmeleri çerçevesinde CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ile görüştü.

Talat, görüşmeden sonra yaptığı açıklamada, Kıbrıs sorunu çözümlenmediği sürece bu diplomatik girişimlerin devam edeceğini ifade ederek, “çözümsüzlüğün Kıbrıs Türk Halkı’nı sürüklediği felaketin boyutlarının her geçen gün büyüdüğünü” ifade etti.

Talat, bir çözümle Rumlarla eşit ortaklığı elde edecekken, bugün Rumların Türkler için layık gördüklerini kabul etmekle karşı karşıya kalındığını söyledi.

Varılan noktanın çözümden son derece uzak olduğunu belirten Talat, Weston’a görüşlerini tekrar aktardıklarını kaydederek, Türklere sunulacak ekonomik paketler ve küçük hediyeler şeklinde düzenlemeler değil, çözüm istediklerini, bunun için üzerlerine düşeni yapacaklarını, uluslararası toplumun da çözüm perspektifini canlı tutması gerektiğini anlattıklarını kaydetti.

WESTON SERDAR DENKTAŞ İLE YEMEKTE GÖRÜŞTÜ

ABD’nin Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston, KKTC’deki temasları çerçevesinde, DP Genel Başkanı Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ile öğle yemeğinde biraraya geldi.

WESTON ANKARA’YA GİDECEK

ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston’un, çıktığı bölge turu çerçevesinde 18 Haziran Çarşamba günü Ankara’ya gideceği öğrenildi.

Edinilen bilgiye göre Dışişleri Bakanlığı yetkilileriyle bir araya gelecek olan Weston, Perşembe günü Ankara’dan ayrılacak.

ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü, son olarak Kıbrıs’ta yaptığı açıklamada, ülkesinin Kıbrıs sorununun çözümünü amaçlayan görüşmeleri yeniden başlatmak için çaba harcadığını ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın sunduğu planın masada olduğunu söylemişti.

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ’NDEN WESTON’A MEKTUP

İnsan Hakları Derneği Başkanı Hasan Yılmaz Işık, ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Koordinatörü Thomas Weston’a mektup yollayarak Annan Planı’nın Kıbrıs Türkü’nün temel ihtiyaç ve endişelerini karşılamaktan uzak olduğunu belirtti. Işık ayrıca, planın adada yeni bir ortaklık oluşturacak 2 devletin eşitliğini ve egemenliğini dikkate almadığını kaydetti.

Sunulan çerçevenin Kıbrıs Türkü’nü 1974 öncesi koşullara dönmeye zorladığına işaret eden, Işık, “Bizler, insanları ev ve mallarını terk etmeye zorlayan plana kesinlikle karşıyız” dedi. Mektubunda “parça devlet” nitelemesinin kabul edilemez ve anlamsız olduğunu belirten Işık, sürdürülebilir ve anlamlı bir anlaşmanın iki oluşumcu devlet arasında gerçek bir ortaklığı gerektirdiğini kaydetti. Işık, “Adadaki iki toplum, geleceklerini şekillendirecek çok önemli bir dönemden geçiyor. Bu nedenle müzakerelerde bulunan taraflardan birine uygulanacak baskı, kapsamlı çözüm arayışlarını olumsuz etkileyecek" dedi.

EROĞLU

Başbakan Derviş Eroğlu, AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen ile ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston’un Kıbrıs’ı ziyaretlerine ilişkin, “Tabii ki gelsinler, gitsinler... Mühim olan uzlaşma yollarını ararken bitaraf olsunlar, çifte standart uygulamasınlar” dedi.

Eroğlu, “Verheugen ile Thomas Weston’un KKTC’yi ziyaretlerini nasıl değerlendirdiğinin” sorulması üzerine, şunları söyledi:

“Kıbrıs’ta her zaman bir hareketlilik olmuştur. Şimdi de AB’nin sıkıştırmaları oluyor. ABD’nin de görüşmelerin başlatılması yönünde istekleri ve baskıya varan gidiş gelişleri vardır. Tabii ki gelsinler, gitsinler... Mühim olan uzlaşma yollarını ararken bitaraf olsunlar, çifte standart uygulamasınlar."

Derviş Eroğlu, “Bu ziyaretler Annan Planı’nın yeniden gündeme getirilmesi amacıyla olabilir mi?” sorusuna da şu karşılığı verdi:

“Annan’ın bizzat kendisi, bu belgenin tekrar canlandırılabilmesi ve masada tarafların görüşebilmesi için, her iki taraftan da bazı taahhütler istemektedir. O taahhütleri her iki taraf da vermediğine göre, şu anda Annan belgesi konusunda görüşme başlayacak diye bir iddiada bulunmak mümkün değil. Ama önümüzdeki günlerde Verheugen’in, Weston’un geliş gidişinden sonra Türkiye’ye doğru bazı hareketlerin de olacağı zannediliyor. Ondan sonra bizim bir tavır ortaya koymamız gerekiyor. Onun çalışması içindeyiz.”

“Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, KKTC’nin İslam Konferansı Örgütü’ne dahil edilmesine ilişkin talebini nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusu üzerine de KKTC Başbakanı Eroğlu, “Gayet yerinde bir talep. Geçmişte de buna benzer isteklerde bulunmuştuk. Ama bizzat Malezya’da Sayın Başbakan Erdoğan’ın böyle bir istekte bulunması, zannederim gelecek açısından, bu haklı isteğimizin gerçekleşmesi açısından önemli” diye konuştu.

HALKIN SESI 17/06/2003

Verheugen: Denktaş AB fırsatını yakalamalı

ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Weston ve Avrupa Birliği Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, Ada’da temaslarda bulunuyor.

Lefkoşa
NTV-MSNBC VE AJANSLAR

17 Haziran 2003— Günter Verheugen, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos ve Rum Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas ile görüştü. Rum radyosunun haberine göre, Verheugen, görüşmelerinin ardından yaptığı açıklamada, Rum Kesimi’nin AB’ye üye olacağını, Ankara ve Denktaş’ın fırsatı yakalaması gerektiğini söyledi. Rum tarafından, görüşmelere başlamak isteği yönünde net mesajlar aldığını belirten Verheugen, ‘ancak bu konuda diğer tarafın tavrının da önemli olduğunu’ ifade etti.

Avrupa Birliği Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen’le görüşen Rum Yönetimi lideri Papadopulos da, Rum yönetiminin ‘Kıbrıslı Türklere mümkün olan her türlü yardımı yapmaya devam edeceğini’ belirterek, “Mayıs 2004’e kadar Kıbrıs sorununun çözümü için çaba harcayacağını” söyledi.

ÇÖZÜM OLMAZSA KIBRISLI TÜRKLER KURBAN OLACAK’
Günter Verheugen, dün akşam Larnaka Havaalanı’nda yaptığı açıklamada ise, Kıbrıs Rum kesiminin siyasi gelişmelere bakılmaksızın 1 Mayıs 2004’e Avrupa Birliği’ne tam üye olacağını belirterek, “Kıbrıs sorununa çözüm bulunmazsa, Kıbrıslı Türkler bunun kurbanı olacak” diyen Verheugen, AB’nin mali yardım paketinin Kıbrıs sorununun çözümlenmesinden sonra Kıbrıslı Türklerin AB’ye katılım için hazır
lanmaları yönünde güçlü bir avantaj oluşturduğunu söylemişti. Verheugen, yarın KKTC’ye geçerek Cumhurbaşkanı Denktaş’la biraraya gelecek.

WESTON DA RUM KESİMİ’NDE
Öte yandan, dün KKTC’de, Cumhurbaşkanı Denktaş ve siyasi parti temsilcileriyle görüşen Thomas Weston, bugün Rum liderlerle biraraya geliyor. ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston, Kıbrıs Rum Kesimi Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas ile görüştü. Rum radyosunun haberine göre, Weston, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada,
Hristofyas ile ortak görüşler ortaya koyduklarını belirterek, ülkesinin Kıbrıs sorununun çözümünü ve “Kıbrıs”ın AB üyeliğini desteklediğini söyledi.
Hristofyas ise “Rum tarafının görüşmelere başlamaya hazır olduğunu” ifade ederek, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş ile Ankara’daki bazı çevrelerin “uzlaşmaz tavır içinde olduğunu” iddia etti.

Rum Bakan şaşırdı: ''KKTC'de geceleyenler yalnızlığa itilmeli''


Kıbrıs Rum yönetimi adalet ve kamu düzeni bakanı Doros Theodoru, serbest geçişler çerçevesinde KKTC'ye geçen Rumların, KKTC'deki otellerde gecelemelerini sert şekilde eleştirerek, ''Bunların az sayıda kumarcı olduğunu'' öne sürdü.
Rum radyosunun haberine göre, KKTC'de geceleyen Rumların, ''ulusal davaya zarar verdiğini'' ileri süren Theodoru, ''Bunların ya
lnızlığa itilmesi gerektiğini'' söyledi.
Rum bakan ayrıca, Rum yönetiminin bu hafta içinde, Lefkoşa'da Ledra Palace sınır kapısından da araçlarla geçiş yapılmasını önereceğini açıkladı. ''Amacın, karşılıklı gidiş gelişleri kolaylaştırmak olduğunu'' ifade e
den Thedodoru, ''Bu önlemlerin sadece hafta sonunda geçerli olacağını'' belirtti.
Lefkoşa'da karşılıklı araçlı geçişler, Metehan Sınır Kapısı'ndan yapılıyor. Ledra Palace'da ise yayaların geçişine izin veriliyor Öte yandan, Fileleftheros gazetesi, 20 binde
n fazla Rum'un, 3 günlük Kataklismo (deniz panayırı) tatilinde KKTC'ye geçtiğini belirtti ve Rum İstihbarat Servisi'nin (KİP) değerlendirmesinin, Rumların KKTC'de gecelemelerinin, arttığı yönünde olduğunu yazdı.
Gazete, son 20 gündür Rumların KKTC'ye geliş
lerinde bir azalma olmasına rağmen, geçen hafta sonu ve dün geçişlerin aşırı artış gösterdiğini ve KKTC'nin turistik geçişleri serbest bıraktığı ilk günlerdeki gibi yoğun olduğuna dikkat çekti.
Gazete, geçen üç gün boyunca sınır kapılarında tutulan geçiş k
ayıtlarından, hafta sonu kaç Rum'un otellerde gecelediğine ilişkin kesin bilgiye ulaşılamadığını, ancak çok sayıda Rum'un, 3 günlük deniz panayırı dönemini KKTC otellerinde geçirdiğinin düşünüldüğünü belirtti.
Bu arada, Rum turizm acentelerinin Kıbrıs Türk
turizm acenteleriyle Türkiye'ye turlar düzenlenmesi konusunda anlaştıkları yönündeki haberler, Rum otelcieri öfkelendirdi.
Simerini gazetesinin haberine göre, iki Rum turizm acentesinin, Rum turistlerin Türkiye'ye taşınması amacıyla bazı Kıbrıslı Türk tur
izm acenteleri ile anlaşma yaptığı yönünde Rum basınında çıkan haberler, Rum tarafında tepki yarattı.
Rum Otelciler Birliği Genel Sekreteri Zaharias Yoannidis, bu durumdan derin kaygı duyduklerini belirterek, ''Konu çok ciddidir. Kıbrıs Türk ve Rum turizm
acenteleri arasında Rum turistlerin Türkiye'ye taşınması konusunda anlaşma varsa derhal önlem alınması gerekir. Bu konu şahısların milli duyarlılıklarına bırakılamaz'' dedi.
Rum ticaret, sanayi ve turizm bakanı Yorgos Lillikas ise Simerini'ne yaptığı açıkl
amada, Rum yönetiminin, Rumların Türkiye'ye gitmelerini yasaklayamayacağını, konuyu herkesin kendi vicdanına bıraktığını söyledi.
MILLIYET 17/06/2003

KKTC'ye dolaylı ihracat izni

Avrupa Birliği Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günter Verheugen Kıbrıs’ta yaptığı temasların ardından düzenlediği basın toplantısında, KKTC’li işadamlarının Rum Kesimi üzerinden ihracat yapabileceklerini söyledi. Verheugen, Kıbrıs Ticaret Odası'nın onayını alan ürünlerin Rum Kesimi'nin de onayıyla yurtdışına satılabileceğini belirtti.

Temaslarda bulunmak için Kıbrıs’ta olan Verheugen adadan ayrılmadan önce yaptığı basın toplantsında bir çok konuya değindi. Verheugen şöyle konuştu:

"İkinci olarak adadaki gözlemlerden bahsettik. Değerlendirme raporu yayınlayacağız. Uyulup uyulmadığını denetleyeceğiz. Ama burada tam bir siyasi birlik görüyoruz. Rapor tamamlandığında bunu göz önünde bulunduracağız. Kıbrısın tamamın AB üyesi olmasını istediğimizi söyledik ve bir teklif getirdik. Ada içerisindeki müzakerelerin çok önemli olduğunu
düşünüyoruz. Burada çok önemli bir toplantı yaptım. Kuzey’deki 5 parti lideri ile görüştüm. Onlarla bu durumu ele aldık. Rum yönetimi içinde bu konumun çözülmesi için önemli bir taahhüt var. Birleşik Kıbrıs’ın AB’ye girmesini istiyorlar. Sayın Denktaş ile önemli bir toplantı yaptım. Kendisi ile faydalı bir görüşme yaptık ancak Annan planının artık masada olmadığını söyledi. Katılım anlaşmasının önemsenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Biz AB olarak K.Kıbrıs’ın hayat standartlarını arttıracak paket getirmek istiyoruz, adadaki refahı artıracak paket istiyoruz. Biz de bu konudaki anlaşmazlıkların kaldırılmasını istiyoruz. Bu pakette bazı ekonomik yardımlar öngörülmektedir. K.Kıbrıs hükümeti bu duruma iyi bakmıyor ama bu yardımı biz yine de vereceğiz kullanıp kullanmamak onlara kalmıştır. Sorumluluklar adaki tarafların omuzlarındadır. Görüşmelerde ısrarcı olunması taraftarıyım.

Verheugen daha sonra basın mensuplarının sorularını yanıtladı:

Yardım paketinde yeni gelişmeler veya ekler var mı?

Biz bu paketi uygularken birçok konuda başta alt yapı olmak üzere uygulamaya çalıştık. Sabah, Gazi Magusa’ya ziyarette bulundum. Oradaki temasların ardından bu paketteki herşeyin yeterli olduğuna inanıyorum.

KKTC ihracata açılacak. KKTC, Ticaret Merkezi ihracat için KKTC Ticaret merkezinde onaylanacak sonra Güney’e gelecek ve ordan ihraç edilecek. Şuna inanıyorum ki mevcut Türk hükümeti siyasi adımlarını atıyor. Kıbrıs konusu önemli bir mesele ve buna çözüm bulmak çok çok zor. Ancak bulunması birçok sorunun çözümünü beraberinde getirecek.

Denktaş’ın görüşmelerde by-pass edilmesi gündeme geldi mi?

Hayır böyle br şey olmadı. Partilerle siyasi görüşmelerimizi ve görüşlerimizi değerlendirdik, ben onlara durumu açıkladım. Şunu gördüm, burada bazı teknik olduğu gibi pragmatik sorunlar da var. Adada bir sertlik havası hakim. Bölgede varolan çok fazla sorun olan durum saydılar. Muhalefet, Annan planını ve benim görüşümü destekliyor. Ama Denktaş’ın pozisyonunu dile getirmedik. Kendisi şu an sağlık açısından oldukça iyi. Sayın Denktaş da zaten bu konuyla alakalı olarak bilgi sahibi.

Durumla ilgili olarak iyimser misiniz? Ada birleşik bir Kıbrıs olabilir mi? Amaçlar için ne yapmalı?

Sorun güven sorunu değil antlaşma sorunu. Herkes biliyor ki AB üyesi böyle olmamalıdır. Eski aday ülkeler referandum yaptılar, Çek Cumhuriyeti, Polonya, Malta vs... Ben sanıyorum ki Güney Kıbrıs da referandum yapılacak ve bir katılım sürecine onay verecek. AB’de neler olduğunu zaten biliyorsunuz. Güney Kıbrıs zaten orada. Burada esas sorun adanın tek olarak mı yoksa bölünmüş olarak mı gireceği. Biz K.Türk toplumunun da katılmasını istilyoruz ve bu açıdan da bakmak istiyoruz.

Burada sahipsiz bir ülkeden bahsetmiyoruz, kesin kuralları olan kanunları olan bir ülkeden bahsediyoruz. Ancak şunu söylemek istiyorum G.Kıbrıs AB’ye katılacaktır.

HURRIYET 18/06/2003

Lord Hannay: Türkiye, Kıbrıs'ı çözümsüz bırakırsa hata eder

İngiltere'nin eski Kıbrıs Özel Temsilcisi Lord David Hannay, ''Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine hazır oluncaya kadar Kıbrıs sorununu çözümsüz bırakmasının büyük hata olacağını'' savundu.

İngiltere'nin eski Kıbrıs Özel Temsilcisi Lord David Hannay, Rum haber ajansına yaptığı açıklamada, ''Avrupa'nın, Türkiye'nin AB üyeliğine yardımcı olması açısından, Kıbrıs sorununda uzlaşmaya yanaşmaya hazır olmadığı'' görüşünü dile getirdi.

''Türkiye, Kıbrıs sorununu, kendisi AB üyeliğine hazır oluncaya kadar çözümsüz bırakması, büyük hata olur'' diyen Hannay, ''AB'ye girmek Türkiye için o kadar kolay değil. Çok zor ve acılı uzlaşılar olmalıdır. Türkiye'nin, Kıbrıs sorununun çözümünü de ek bir yük olarakyüklenmesi gerektiği fikri akıllıca değildir'' dedi.

Hannay, ''AB içinde birleşik bir Kıbrıs'ın, Türkiye'nin AB'deki eniyi avukatı olacağını, çünkü Kıbrıslı Türkler ve Rumlar tarafından yönetilen bir Kıbrıs'ın başka bir yaklaşımı olmasının söz konusu olmayacağını'' kaydetti.

AB'ye üyelik öncesinde Kıbrıs sorununun çözümü perspektifine ilişkin soru üzerine Hannay, ''Bu, şu anda tamamen imkansız değildir. Ancak bunun başarılabileceği konusunda çok da iyimser değilim'' dedi.

Hannay, ''görevinden istifa etmesinden sonra İngiltere'nin Kıbrıs sorununa olan ilgisi'' hakkındaki bir soruyu yanıtlarken, ''İngiltere'nin, adadaki bölünmüşlüğün devamından bir çıkarı olmadığını'' söyledi. Hannay, ''Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünün sonucu olarak, ayağında bir prangayla AB'ye girmeye çalışan bir Türkiye görmek de İngiltere'ye bir çıkar sağlamaz'' dedi.

Lord Hannay, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın planında temel değişiklik yapılmasına yönelik herhangi bir çabanın planı yıkıma götüreceğini'' belirtti.

KKTC ile Rum kesimi arasındaki serbest geçişleri desteklediğini belirten Hannay, bu uygulamanın, ''Annan planının hayata geçirilmesi halinde, Kıbrıslı Türk ve Rum kanlarının oluk oluk akacağı ve KıbrıslıTürklerin bir bölümünün yok olacağı söyleminin saçma olduğunu gösterdiğini'' söyledi.

HURRIYET 18/06/2003

TAKAS VE TAZMİNAT YASASI HAZIRLANDI

DENKTAŞ FORMÜLÜ NE?: Kıbrıs sorununun kilit noktalarından biri olan mal-mülk konusunda Cumhurbaşkanı Denktaş'ın ortaya attığı formülün hayata geçirilmesi için hazırlıklar hız kazandı. Kıbrıs'ta siyasi anlamda bir çözüm olmadan atılmaya çalışılan bu adımla, Rumların kuzeyde bıraktıkları mallar için 'takas' ve 'tazminatlar' gündeme getirilmeye çalışılıyor

KOMİSYON KURULUYOR: Meclis Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi'nde ivedilikle görüşülmesi kararlaştırılan Taşınmaz Malların Tazmini Yasa Tasarısı'na göre, Rumlar, 20 Temmuz 1974 öncesinde kuzeyde bıraktıkları taşınmaz mallar için oluşturulacak Taşınmaz Mal Saptama, Değerlendirme ve Tazmin Komisyonu'na başvuracak

TAZMİNATLAR, KKTC BÜTÇESİNDEN: Tasarı, komisyona başvuracak Rum'un, hak sahibi olduğunu kanıtlaması halinde, kendisine, taşınmaz malının 20 Temmuz 1974'teki rayiç bedeli ile kullanım kaybından doğan tazminatın toplamı kadar bir tazminat ödenmesini öngörüyor. Ancak ödenecek tazminatların kaynağı belirtilmiyor. Ödemelerin KKTC Bütçesi'nden karşılanacağı ifade ediliyor

TAZMİNAT ALAN MÜLKİYET HAKKINDAN VAZGEÇECEK: Toplam 20 maddeden oluşan tasarıya göre, tazminatını alan bir Rum, kuzeyde bıraktığı taşınmaz malları için mülkiyet hakkı iddiasından da vazgeçecek. Ayrıca bu kişilere, Türklerin güneyde bıraktıkları ve devlet lehine feragat ettikleri taşınmaz malları kabul etmeleri halinde tapu verilerek sorun takas yoluyla çözülecek

KIBRIS 18/06/2003

VERHEUGEN ZEHİR KUSTU

Papadopulos ile yaptığı görüşmeden sonra, “Kıbrıs’ın AB’a gireceğini, Kıbrıslı Türklerin de girebilmesi konusunda “topun Denktaş ve Ankara’da olduğunu” söyledi

Verheugen, Türk ve Rumların katıldığı bir toplantıda yaptığı konuşmada Kıbrıslı Türklerin aç olduğunu savunarak İşsiz gençlerin işçi arayan Rumların yanında çalışmasını uygun buldu

Papadopulos ile görüşen Verheugen “Kıbrıs’ın AB’a gireceğini, Kıbrıslı Türklerin de girebilmesi konusunda “topun Denktaş ve Ankara’da olduğunu” söyledi

AB’ın Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günter Verheugen dün Kıbrıslı Türk ve Rumların katıldığı bir etkinlikte yaptığı konuşmada, KKTC’de sefillik içinde çocukların açlık çektiğini ifade ederek KKTC’ye bakışını ortaya koydu.

Kıbrıs Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Vassillis G. Rolagis’in düzenlediği toplantıda konuşan Verheugen sarfettiği sözlerle Kıbrıslı Türkleri yine çileden çıkarttı.

Kıbrıslı Türk ve Rumlara bir arada seslenme imkanı bulmasından dolayı tarihi bir gün yaşadığını ifade eden Verheugen, “Barikatlar açıldı. Sizi temenni ederim ki açılan kapılar bir daha kapanmayacak” diyerek tüm kapıların açılması gerektiğini belirtti.

Kıbrıs’ın 1 Mayıs 2004 tarihinde Avrupa Birliği’ne birleşmiş olarak girmesi için görüşmelerin hemen başlaması gerektiğini vurgulayan Verheugen, “Mart ayındaki mağlubiyet şevkimizi kırmamalıdır. Bulunacak olan çözüm AB tarafından kabul edilecek kurala konulacaktır” dedi.

Avrupa Birliği Komisyonu’nun açıkladığı paketin KKTC’deki kuruluşlara yardım etmek amacıyla hazırlandığını kaydeden Verheugen, bunun nedeninin de iki tarafın yalnız ekonomik değil siyasi yönden de tarafları birbirine ve AB’ye yaklaştırmak olduğunu söyledi. Türkçe’nin AB resmi dili olması için bazı girişimlerin olduğundan bahseden Verheugen, antlaşma olmadığı taktirde Kuzey’den Güney’e malların nasıl geçeceği konusunu araştırmaları gerektiğini vurguladı. Verheugen,Ticaret Odası’nın dolaşım sertifikası vermeye yetkili olduğunu fakat, AB denetçilerinin de Kuzey’de denetim yapacağını kaydetti.

Toplantıya katılanlar arasında yer alan Ata Atun’un AB yardım paketinin niye üç belediye ve destek ile denetimin CTP’yi destekleyen kuruluşlara verdiği şeklindeki soruyu yanıtlayan Verheugen, “Bu pakette partizanca bir düşünce yoktur. AB Komisyonu yerel politikalara karışmaz. Bir filibite çalışması ve projeler bazında kaynağın kullanımına karar verildi” dedi.

“RUMLARIN AB ÜYELİĞİ GARANTİ”

Savaşlar neticesinde birbirine küs ve uzak duran iki toplumun barış yapmasının kolay olmadığının bilincinde olduğunu ifade eden Verheugen, 1 Mayıs’a kadar anlaşma olmamasına rağmen Güney Kıbrıs’ın tüm Kıbrıs adına AB üyesi olacağı garantisi verdi.

Türkiye’ye de mesaj gönderen Verheugen, “Türkiye, Kıbrıs sorununun halledilmesi için atacağı adımlar yalnız Kıbrıs Türklerine yardımcı olmayacak. Ayrıca, Türkiye’nin AB’ye girmesini kolaylaştıracak” şeklinde konuştu.

"KIBRISLI TÜRK ÇOCUKLAR AÇ"

Kendisine yöneltilen bir soruyu yanıtlayan Verheugen, “Kıbrıs’ın Kuzey’inde aç çocuklar varken, sefalet dizboyu iken, Rum tarafı işçi ararken, o tarafta işsiz ordusu olduğu görülmesine rağmen hala Türk liderliğinin bir antlaşma yapmak istememesinin sebeplerini anlayamadım” şekilde konuşarak Türk tarafı ile ilgili izlenimlerini ortaya koydu.

“İki taraf arasındaki ekonomik verilerin o kadar açık olmadığının barikatlar açıldıktan sonra gözlemlendi ve sizin fikrinize katılmadığımı belirtmek isterim” diye konuya açılım getirenYenilikçi Atılım Partisi Genel Başkanı Ertuğrul Hasipoğlu’nun oğlu Avukat Oğuz Hasipoğlu’nun “Eğer Annan planı veya başka bir planla Mayıs 2004’e kadar anlaşma imzalanmaz ve Rum tarafı tüm Kıbrıs adına AB’ye girerse KKTC’ye bakış açınız ne olacak?” şeklindeki sorusunu, “Biz Rum tarafını AB’ye alırız, Türk tarafı da şu anki statüsünü korur. Gelişmişlik bakımından ise Türk tarafında birkaç güzel evin olduğunu gözlemledim” diyerek alaycı bir şekilde cevapladı.

‘KKTC’ SÖZCÜĞÜNE TAHAAMMÜL YOK

Oğuz Hasipoğlu’nun Verheugen’e sorusunu yöneltirken kullandığı ‘KKTC’ sözcüğü toplantı sonrasında başına bela oldu.

Toplantı sonrasında otobüse binerken arabasıyla önünü kesen bir Rum, ‘KKTC’ sözcüğünü kullandığı için Hasipoğlu’na hesap sormaya kalktı. Oğuz Hasipoğlu ile bir Rum arasındaki diyaloğu aynen aktarıyoruz:

Rum: Toplantıda son soruyu soran sen miydin?

Oğuz Hasipoğlu: Evet bendim

Rum: Sen ne hakla KKTC ismini kullanırsın. KKTC’yi istiyorsan bu tarafa gelme, orda kal

Oğuz Hasipoğlu: Ben buraya davetli olarak KKTC Kimlik Kartı’nı taşıyarak geldim

Rum: O kelimeyi kullanma

Oğuz Hasipoğlu: Ben misafir olarak geldim

(Rum sözlü tahriğini el işaretleri kullanarak artırıyor)

Oğuz Hasipoğlu: Benim devletimin ismi budur. İstemiyorsan gelmem, sen de benim devletime gelme. Barış olmasını isteyen bir kişi olarak, senin bu tavrını gördükten sonra bir arada yaşama fikrimi tekrar sorgulayacağım

VERHAUGEN PAPADOPULOS İLE GÖRÜŞTÜ

Verheugen dün Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’la görüştü. Verheugen görüşmeden sonra yaptığı açıklamada, “Kıbrıs’ın” AB’a gireceğini, Kıbrıslı Türklerin de girebilmesi konusunda “topun Denktaş ve Ankara’da olduğunu” söyledi.

Rum lider Papadopulos’la görüşmesine de değinen AB Komiseri, Kıbrıs sorununda tam uzlaşı içinde olmalarından duyduğu memnuniyeti dile getirdi ve “Başkan Papadopulos, Kıbrıs sorununu çözüm arzusunu net bir şekilde teyit ve çözüm için Kofi Annan’ın planı temelinde görüşmeye hazır olduğunu beyan etti" dedi.

HALKIN SESI 18/06/2003

Denktaş, barış için islam ülkelerinden destek istedi

Pakistan ve Malezya başbakanlarının KKTC’ye verdiği desteği değerlendiren Denktaş, “Daima destek veriyorlar ama bir adım ileriye gitmek ihtiyacımız vardır” dedi

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, İslam ve Türk aleminden, Kıbrıs’ta barış için destek istedi. Denktaş, eşitliğin sadece kağıt üzerinde değil, gerçekte var olduğunu Rumlara göstermenin, iki egemen halk ve iki devlet arasında birleşmeyi, yeni bir ortaklık kurmayı kolaylaştıracak bir adım olacağını söyledi.

Denktaş, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İslam dünyasına KKTC’yle ilgili çağrıları konusundaki soruyu yanıtlarken, dünyanın Kıbrıs’taki gerçeklere iyi bakması halinde Kıbrıs’ta iki egemen devlet arasında eşit bir ortaklığın kurulmasına yardımcı olacaklarını söyledi.

Kıbrıs Rumlarının İslam Konferansı Örgütü’nü sürekli baskı altında tutmaya çalıştıklarını kaydeden Denktaş, “Bu örgüt toplandığında, ya kendileri kulislerde büyük faaliyet gösteriyorlar ya da aslında Hristiyan olan bazı ülkelerin delegelerini gönderiyorlar. Büyük bir çaba harcamaktadırlar. Dolayısıyla Sayın Erdoğan’ın bu çabalarını takdirle ve teşekkürle karşılıyorum” dedi.

Denktaş, “Pakistan ve Malezya başbakanlarının KKTC’ye verdiği desteği nasıl değerlendiriyorsunuz” sorusuna karşılık şöyle konuştu:

“BİR ADIM İLERİYE GİTME İHTİYACIMIZ VAR"

“Memnunuz, müteşekkiriz. Daima destek veriyorlar ama bir adım ileriye gitmek ihtiyacımız vardır. Eğer uzlaşmaya yardımcı olmak istiyorlarsa bize bu adımı attırmalıdırlar. Çünkü dünya ‘meşru tek hükümet vardır, o da Rum hükümetidir diğerini tanımıyoruz’ dediği sürece Rumlar büyük bir rahatlıkla 40 yıldır yapacaklarını yapacaklardır. Masada taktik icabı oturacaklar. Klerides ‘Bizim taktiğimiz Türk tarafını uzlaşmaz göstermektir. Bizi tanıyan bütün dünya karşısında bu da kolay bir iştir ve başarılı olmuştur. Biz bu taktiğe devam edeceğiz’ demiştir Glion’da… O taktiğe devam ediyorlar.

Onun için İslam aleminden ve Türk aleminden, Türkiye aleminden biz bu desteği istiyoruz. Barış için istiyoruz. Eşitliğin sadece kağıt üzerinde değil, gerçekte var olduğunu Rumlara göstermek suretiyle iki egemen halk ve iki devlet arasında birleşmeyi, yeni bir ortaklık kurmayı kolaylaştıracak bir adım olacaktır. Bunu İslam aleminden ve Türkiye aleminden bekliyoruz.”

"VERHEUGEN RUM TARAFI DESE PEK KAVGAM OLMAYACAK AMA.."

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs’ta temaslar yapan AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günter Verheugen’in Kıbrıs’ın AB üyeliği konusundaki açıklamalarıyla ilgili soruyu yanıtlarken, “ ‘Rum tarafı alınacak’ dese pek kavgam olmayacak ama ‘Kıbrıs alınacak’ diyor. Tabi Kıbrıs alınmayacak, Rum tarafı alınmış olacak” ifadelerini kullandı.

Denktaş, Kıbrıs’ın AB üyeliği için 1960 anlaşmalarında Türkiye’ye ve kendilerine verilen “Türkiye’siz bir yere Kıbrıs’ın giremeyceği” hakkı bulunduğunu kaydederek, Rum tarafını Kıbrıs adı altında üye almalarının büyük bir hata ve yanlış olduğunu söyledi.

Kıbrıs meselesinin halledilmemesinin sebeplerinden birinin de bu olduğuna işaret ederek, “Onun için biz kendi imzamızla 1960 anlaşmalarında Türkiye’ye verilen ve Türk-Yunan dengesini kuran böylelikle bizim haklarımızı geçerli kılan bir hakkı ortadan kaldırmayız, kaldırmak hakkımız ve yetkimiz yoktur. Halkımıza karşı borcumuz budur. Anavatan Türklerine karşı ve Türkiye’ye karşı görevimiz budur” dedi.

HALKIN SESI 18/06/2003

TC Dışişleri Bakanı Abdullah Gül

Referandumdan
‘Evet’ çıkacaktı

Kıbrıs sorununda maalesef fazla yol alamadık. Aslında KKTC'de referanduma
gidecektik. Sayın Denktaş, 'KKTC halkı Annan Planı'nı benimsemiyor' düşüncesindeydi. Biz de kendisine 'Referanduma gidin, halk reddederse zaten bu iş çözülür' mesajını verdik. Bize göre halk planı kabul edecekti. Denk
taş ise yüzde 70-80 hayır çıkar düşüncesindeydi. Referandumu kabul etti. Ama daha sonra endişelendi ve vazgeçti. O süreçte Sayın Denktaş'la çok duygusal konuşmalar oldu. Sayın Denktaş 'İyi o zaman bu planı kabul edelim, biz de anayurdumuza dönelim' gibi konuşmalar yaptı. 'Filistinliler'i görmüyor musunuz, toprakları için nasıl savaşıyorlar' dedi. Ben de kendisine 'Filistinli çocuklar, ellerindeki taşları İsrail tanklarına atıyor. Oysa KKTC'de gençler sizin evinizin önünde, sizin aleyhinize slogan atıyorlar' dedim.

YENIDUZEN 18/06/2003

Verheugen:

“Çözümsüzlüğün kurbanı Kıbrıslı Türkler olacak”

Kıbrıs’a önceki gece gelen Avrupa Birliği’nin (AB) Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günter Verheugen temaslarına dün başladı. Günter Verheugen, önceki akşam Larnaka Havaalanı’na varışta yaptığı kısa açıklamada “Kıbrıs sorununa çözüm bulunmazsa Kıbrıslı Türkler bunun kurbanı olacak. Çünkü Kıbrıs’ın AB üyeliğinden kaynaklanacak yararlardan faydalanmayacaklar” dedi.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos’la dün saat 08.30’da bir araya gelen Verheugen Güney Kıbrıs’ta dün temaslarını tamamlayıp , Kuzey Kıbrıs’a i
se bugün çeşitli temaslarda bulunacak.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’la bugün saat 08.30’da görüşecek olan Verheugen, Türk siyasi parti liderleriyle saat 12.30’da Boghjalian Restaurant’ta biraraya gelecek.
Verheugen, saat 14.20’de Lefkoşa Hilton Otel’de düze
nleyeceği basın toplantısının ardından adadan ayrılacak

Verheugen:“Kıbrıs AB’ye 1 Mayıs 2004’te tam üye olacak”

Günter Verheugen, öncesi akşam Larnaka Havaalanı’na varışta yaptığı kısa açıklamada “Kıbrıs”ın siyasi gelişmelere bakılmaksızın 1 Mayıs 2004’e AB’a tam üye olacağına işaret ederek Kıbrıs meselesinin çözümlenmesi ve birliğe birleşik bir Kıbrıs’ın katılması için bir fırsat penceresi bulunduğunu söyledi.
Rum basınında yer alan haberlere göre Verheugen ayrıca, “Kıbrıs sorununa çözüm bulunmazsa Kıbrıslı Türkler bunun kurbanı olacak. Çünkü Kıbrıs’ın AB üyeliğinden kaynaklanacak yararlardan faydalanmayacaklar” şeklindeki mesaj verdi.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın, AB paketini reddettiği yönündeki iddiaları yorumlamaktan kaçınan Verheugen, paketin Kıbrı
s sorununun çözümlenmesinden sonra Kıbrıslı Türkler’in AB’a katılım için hazırlanmaları yönünde güçlü bir avantaj oluşturduğunu savundu.

Güney’de temaslarda bulundu

Günter Verheugen, dün saat 10.00’da Rum Yönetimi Meclis Başkanı Dimitris Hristofyas 11.00’de de Rum AB Müzakere Heyeti Başkanı Takis Hacidimitriu’yla görüşecek.
Verheugen, saat 12.00’de iş yemeğinde siyasi parti başkanları, Meclis AB Konuları Komitesi üyeleri ve Avrupa Parlamentosu’nda gözlemci olan Rum üyelerle bir araya geldi. Verheugen, dü
n ayrıca saat 15.00’te Rum Yönetimi eski Başkanı Glafkos Klerides’le de görüştü.
Saat 16.45’te Lefkoşa Rum Belediye Başkanı Mihalakis Zambelas eşliğinde BM ve AB tarafından finanse edilen Ömerge Camii’ndeki restorasyon çalışmalarını yerinde izleyen Günter
Verheugen, saat 18.00’de Rum Sanayi ve Ticaret Odası KEVE’nin Hilton Park Otel’de düzenlediği ve Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türklerin bulunduğu etkinlikte konuştu.
Verheugen, saat 20.00’de ise Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu’yla görüştü. Yakovu 21.15’de Ve
rheugen’in onuruna yemek verdi..



"Güney bana teminat verdi"

AB Komisyonu'nun Birliğin genişlemesinden sorumlu Komiseri Günter Verheugen Güney Lefkoşa'da ikinci görüşmesini Güney Kıbrıs Temsilciler Meclisi Başkanı Dimitris Hristofyas ile yaptı.
Görüşmeden sonra basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Verheugen Kıbrıs sorununun çözüm çabalarında gevşek ve rahat davranmanın haklı gösterilemeyeceğini belirterek, Kıbrıs Rum tarafının müzakerelere Annan barış önerileri temelinde yeniden başlamaya hazır o
lduğu hususunda kendisine teminat verdiğini bildirdi.
AB Müktesebatı ile uyum sağlama çalışmalarında Güney Kıbrıs Temsilciler Meclisinin yoğun çalışmalarını taktirle karşıladığını ifade eden Verheugen, AB yasalarını benimseme sürecinin kolay olmadığını, b
ütün zorluklara ve tehditlere rağmen Güney Kıbrıs parlamentosunun bu zor görevi başardığını söyledi.
'Bundan üç-dört yıl önceki şartları dikkate alacak olursak Kıbrıs'ın AB'ne katılım süreci gerçek bir başarı hikayesidir,' diyen Günter Verheugen katılım s
ürecinin ciddi bir siyasi bunalım yaratmadan tamamlandığını ve tehditlerin gerçekleşmemesi bir yana, birlikte verilen uğraşlar sonucu adadaki durumun iyileşmekte olduğunu söyledi.
Dimitris Hristofyas da demecinde Kıbrıs'ın Avrupa Birliği'ne katılım süreci
nin başarıyla sonuçlanmasında önemli rol oynayan Günter Verheugen'e katkılarından dolayı Kıbrıs halkı adına teşekkür etti.

“Kıbrıs AB üyeliğine hazır”

Günter Verheugen “Kıbrıs Cumhuriyeti'nin” AB üyeliğine hazır olduğunu ve AB Müktesebatı'nın uygulamada plan dahilinde ilerlemekte olduğunu söyledi.
AB ile müzakereleri yürüten Güney Kıbrıs Heyeti Başkanı Takis Hacıdimitriu ile görüşmesinden sonra basın mensuplarına bir demeç veren Verheugen, AB kurallarının uygulanmasında bugüne dek gerçekleştirilen çalı
şmalardan çok etkilendiğini belirtti.
Verheugen, uyum sürecinde bazı gecikmelerin gözlemlendiğini, ancak kısa sürede uyum sağlama çalışmalarının hız kazanarak zamanında tamamlanacağından emin olduğunu söyledi.
Takis Hacıdimitriu da Kıbrıs'ın 1 Mayıs 2004
tarihinden çok önce AB üyeliğine hazır olacağını bildirdi.

Yuvarlak Masa Toplantısı

Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk işverenler ve sendikacılar dün öğleden sonra AB Komisyonu'nun Birliğin genişlemesinden sorumlu Komiseri Günter Verheugen ile bir yuvarlak masa toplantısı gerçekleştirerek Kıbrıs sorununa ilişkin çeşitli konuları tartıştılar.
Günter Verheugen, toplantıdan sonra verdiği demeçte Kıbrıs sorununun çözümlenmesini hedefleyen sürecin yeniden canlandırılmasının ve soruna 1 Mayıs 2004'ten çözüm bulun
masının zorunlu olduğunu belirterek, toplantıya katılan temsilcilerin siyasi sorunun çözümlenmesi ve Kıbrıs'ın AB'ne katılımının her iki tarafa da büyük yararlar sağlayacağı hususunda görüş birliği içinde olduklarını açıkladı.
Toplantının yalnız ilginç değil aynı zamanda çok önemli bir toplantı olduğunu ifade eden Verheugen, ilk kez iki topluma mensup işveren ve sendikal kuruluşların temsilcilerinin aynı çatı altında bir araya gelerek Kıbrıs'ın geleceğini tartıştıklarını söyledi.

YENIDUZEN 18/06/2003

Weston:

Çözüm Annan Planı temelinde olacak!

ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston, Kıbrıs'ta Mayıs 2004'ten önce bir çözümü desteklediklerini belirtti ve ''bu nedenle müzakerelere derhal başlanmasını istediklerini'' söyledi.
Weston, adadaki temaslarının ardından Lefkoşa'da ara bölgedeki Fulbright Binası'nda düzenlediği basın to
plantısında, Kıbrıs ziyaretinin, ABD'nin çözüm konusundaki kararlılığının bir göstergesi olduğunu belirtti. Ülkesinin, Güney Kıbrıs’ın AB üyeliğinin gerçekleşeceği Mayıs 2004'ten önce Kıbrıs'ta çözüm bulunmasını desteklediğini ifade eden Weston, Kıbrıs'taki temaslarında ''biraz ilerleme sağlandığını'' belirtti, ancak bu konuda ayrıntı vermedi. Weston, Rauf Denktaş'ın pozisyonunun ''daha katı'' olduğunu dile getirerek, ''Mayıs 2004'ten önce çözümü destekliyoruz. Bu nedenle müzakerelere derhal başlanmasını istiyoruz'' dedi. Öte yandan ''Eğer kabul edilebilir bir çözüm olacaksa bu Annan planı çerçevesinde olacaktır'' diyen Weston, Annan planı dışında gerçekçi bir zemin olmadığını vurguladı.

YENIDUZEN 18/06/2003

Mayıs 2004'ten önce Kıbrıs'ta çözüm şart

KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş'la görüşen AB Komiseri Verheugen, Kıbrıs meselesinin ertelenemeyeceğini belirterek, "Bunun pazarlığı olmaz" dedi


AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, 2004 Mayıs'ına kadar Türkiye - Avrupa Birliği ilişkilerinin netleşmesini beklemenin Kıbrıs sorunu açısından "çok tehlikeli" olacağını belirterek, "Bizim için de, Türkiye için de, çok büyük zorluklar var. Kıbrıs meselesini de bunun üzerine koyarsak, her şey daha da zorlaşır. Bunun için Kıbrıs sorununu Mayıs 2004'ten
önce çözmemiz gerekir. Bunun pazarlığı olamaz" dedi. Verheugen, çözüm için fırsat penceresinin hâlâ açık olduğunu, birleşik bir Kıbrıs'ı Avrupa Birliği'nde görmek istediklerini söyledi.
Önceki gün Kıbrıs Rum kesimindeki temaslarının ardından Türk tarafın
a geçen Günter Verheugen, dün KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'la görüştükten sonra KKTC Meclisi'ndeki iktidar ve muhalefet partilerinin liderleriyle bir araya geldi. Adadan ayrılmadan önce yaptığı basın toplantısında Verheugen, siyasi duruma bakılmaksızın "Kıbrıs'ın (Rum kesimi) Mayıs 2004'te AB'ye üye olacağını söyledi.
KKTC'deki beş siyasi partinin yetkilileriyle yapıcı bir görüşme yaptığını belirten Verheugen, muhalefet partilerinin, Annan planını ve kendisinin görüşlerini kararlı bir şekilde savunduğunu
, plan çerçevesinde görüşmelerin başlaması için ellerinden geleni yapacaklarını söylediklerini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Denktaş'ın ise Annan planının masada olmadığını söylediğini belirten Verheugen, KKTC'nin hayat standartlarının yükseltilmesine katkıda b
ulunacak bir paket hazırladıklarını ve bu paketin uygulanmasını istediklerini söyledi. AB Komisyonu üyesi, KKTC'deki siyasi parti yetkilileriyle görüşmesinde, "Denktaş'ın by - pass edilmesinin gündeme gelip gelmediği" yolundaki bir soru üzerine, "Sayın Denktaş'ın konumunu gündeme getirmedik" dedi.
Bu arada, İngiltere'nin eski Kıbrıs Özel Temsilcisi Lord David Hannay, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine hazır oluncaya kadar Kıbrıs sorununu çözümsüz bırakmasının büyük hata olacağını savundu.
MILLIYET 19/06/2
003

Gül, Weston ile Kıbrıs'ı görüştü

ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston, Ankara'daki temasları çerçevesinde Dışişleri Bakanlığı yetkilileriyle biraraya geldi ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül tarafından kabul edildi.

Dışişleri Bakanlığı'na sabah saatlerinde gelen Weston, ilk olarak Kıbrıs Dairesi Genel Müdürü Büyükelçi Ertuğrul Apakan ile görüştü. Weston, daha sonra Gül tarafından kabul edildi.

Weston, görüşmeden sonra yaptığı açıklamada, Bakanlık'taki temaslarının ''uzun, ay
rıntılı ve tatmin edici'' olduğunu, Kıbrıs konusunu tüm boyutlarıyla ele aldıklarını ve bu konuların arasında güven artırıcı önlemlerin de bulunduğunu söyledi.

Gül ile görüşmesini ''yapıcı'' olarak niteleyen Weston, Gül ile görüşlerinin büyük ölçüde örtü
ştüğünü ve işbirliği içinde birlikte çalışma konusunda görüş birliğine vardıklarını kaydetti.

Weston, ''Umarım bu ziyaret, yalnızca ABD'nin Kıbrıs konusunun çözümüne katkıda bulunma kararlılığını göstermekle kalmaz, stratejik ortağımız, dostumuz ve müktt
efikimiz olan Türkiye ile her alanda işbirliği içinde çalışma isteğimizin de bir göstergesi olur'' diye konuştu.

HURRIYET 19/06/2003

Denktaş çözüme set çekiyor

19/06/2003 RADIKAL

AA - LEFKOŞA - KKTC lideri Rauf Denktaş, AB ve ABD'nin BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın çözüm planı temelinde görüşmelere derhal başlanması çabalarına set çekiyor. Denktaş, önceki gün görüştüğü ABD'nin Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston ve Avrupa Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günther Verheugen'e ret yanıtı verdi. Denktaş, önceki akşam TV8'e demecinde, plan çerçevesinde bir anlaşmayı asla kabul etmeyeceğini belirtip, "Türkiye'nin Kıbrıs üzerindeki haklarını ortadan kaldıracak kalemimiz yoktur" dedi.

Denktaş'tan Bush'a: Adalet bekliyoruz
KKTC lideri, Weston'un bir an önce görüşmelere başlanması çağrısını
'baskıcı bir tavır' diye niteleyip, "Bu tavrı Amerikan çıkarlarını Kıbrıs Türklerinin ve Türkiye'nin çıkarlarından üstün tutmasının göstergesidir" diye konuştu. ABD Başkanı George W. Bush'a da seslenen Denktaş, "Biz
senden hak istiyoruz, adalet bekliyoruz, doğruluk bekliyoruz" ifadelerini kullandı.

Verheugen: Çözümsüzlük tehlikeli
Denktaş'la görüşmesi sonrası Rum Kesimi'nde basın toplantısı düzenleyen Verheugen ise uyarıcı mesajlar verdi. Rumların AB üyesi olacağı 2004 Mayıs'ına dek Türkiye ile AB'nin ilişkilerinin netleşmesini beklemenin çok tehlikeli olduğunu belirten Verheugen, "Bizim için de, Türkiye için de çok büyük zorluklar var. Kıbrıs sorununu da üzerine koyarsak her şey daha da zorlaşır. Bunun için Kıbrıs
sorununu Mayıs 2004'ten önce çözmemiz gerekir. Bunun pazarlığı olamaz" dedi.
AB'nin KKTC'ye yardım paketinin uygulanmasını da isteyen AB yetkilisi, Denktaş'ın "Kalkışanları cezalandırırız" dediği Türk ürünlerinin Rum Kesimi üzerinden ihracı konusunda Kıbrıs Türk Ticaret Odası'nı yetkilendireceklerini, bunun tek yolları olduğunu söyledi.

VERHEUGEN: KIBRIS’LI TÜRKLERİ İSTİYORUZ

'FIRSAT PENCERESİ HALEN AÇIK'... Avrupa Birliği (AB)'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günter Verheugen, 1 Mayıs 2004'ten önce bir çözüm olmasını istediklerini ve bunun mümkün olduğunu söyledi. Verheugen, yeniden değerlendirilebilecek fırsatlar için açık bir pencere bulunduğunu belirterek, 'Kıbrıslı Türkleri Avrupa Birliği'nde görmek istiyoruz' dedi

'BAŞKA SEÇENEK YOK'... BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın planı dışında bir seçenek bulunmadığını yineleyen AB yetkilisi, planın ileriki müzakereler için bir zemin oluşturduğunu ve bunun herkes tarafından kabul edilmesi gerektiğini söyledi. Annan Planı'nın, Kıbrıslı Türklere şu ana kadar yapılan en iyi öneri olduğunu yineleyen Verheugen, 'Bundan daha iyisi olmayacaktır' dedi

'KARAR DEĞİŞTİRİLEMEZ'... Birleşmiş bir Kıbrıs'ın AB'ye katlımını arzuladıklarını söyleyen Verheugen, 'Bunun siyasi olarak mümkün olması için istek olması lazımdır' dedi. Kıbrıs'ın AB'ye katılmasına karar verildiğini ve bunu değiştirmenin hiçbir yolu olmadığını söyleyen Verheugen, tek sorunun, birleşmiş bir Kıbrıs'ın ya da şu anki Kıbrıs'ın AB'ye katılması olduğunu söyledi

'KIBRIS, TÜRKİYE'NİN ÖNÜNDE ENGEL'... Türkiye'nin, Kıbrıs sorununun çözümlenmesinde yapıcı bir rol oynayacağı umudunu da dile getiren Verheugen, adadaki durumun değişmemesi halinde, bunun Türkiye'nin AB üyelik sürecinde bir engel teşkil edeceğini yineledi. Verheugen, 'Ve tabii ki bu, yapıcı bir geleceği desteklemeleri için temel teşkil ediyor. En azından öyle umuyorum' diye konuştu

KIBRIS 19/06/2003

Verheugen: Tercihimiz birleşik Kıbrıs’ın üyeliği

Verheugen, Kıbrıs’ın birleşik olarak AB’ye girip giremeyeceğini bilemeyeceğini, ancak ne olursa olsun “Kıbrıs’ın” üye olacağını söyleyebileceğini kaydetti

Avrupa Birliği’nin Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günter Verheugen, “Kıbrıs’ın” mutlaka AB’ye üye olacağını, ancak tercihlerinin Kıbrıs’ın birleşik bir ülke olarak AB’ye girmesi olduğunu vurguladı.

Adaya sorunu çözme beklentisiyle gelmediğini dolayısıyla hayal kırıklığına uğramadığını söyleyen Verheugen, Kıbrıs’ın birleşik olarak AB’ye girip giremeyeceğini bilemeyeceğini, ancak ne olursa olsun “Kıbrıs’ın” üye olacağını söyleyebileceğini kaydetti.

Verheugen, Kıbrıs sorunuyla ilgili vermek istediği mesajın, sorumluluğun şu anda adadaki toplumlara ait olduğu; AB’ye girmeye hazır oldukları ancak ileri adım atmaları gerektiği yönünde olduğunu belirterek “Sonuçta kendi ülkeleri” dedi.

Verheugen, dün saat 14.30’da Lefkoşa Hilton Otel’de düzenlediği basın toplantısının ardından adadan ayrıldı.

Sözlerine başlarken Kıbrıs’a üç konuyu tartışmak üzere geldiğini ifade eden Verheugen, bunları “giriş süreci”, “siyasi durum” ve “Komisyon’un iyi niyet paketi” olarak açıkladı ve temaslarının bunlar üzerinde yoğunlaştığını söyledi. Verheugen, müzakerelerin sonuçlanması ve anlaşmanın imzalanmasının kendiliğinden olacak bir şey olmadığını, bunun için çok çaba gerektiğini vurgulayarak “Kıbrıs’ın” AB’ye girişinin yasal ölçütlere bağlı olduğunu kaydetti ve Kıbrıslı (Rum) yetkililerle üyelik yönündeki ilerleme sürecini gözden geçirdiklerini anlattı. “Resim iyi görünüyor” diyen Verheugen, belli konularda acil girişim gerektiğini, bunların belirlendiğini ve üyelik sürecinde en son değerlendirmeden sonra her şeyin tamamlanmış olacağını söyledi.

“FIRSAT PENCERESİ AÇIK”

Siyasi duruma ilişkin olarak her iki toplumdan siyasi liderlerle görüştüğünü kaydeden Verheugen, son olarak KKTC’deki 5 siyasi parti lideriyle bir araya geldiğini anımsatarak, bunu “yapıcı ve ilginç bir toplantı” olarak değerlendirdi.

Verheugen sözde “Kıbrıs hükümetinde”, Annan Planı temelinde müzakerelerin yeniden başlaması ve bir sonuca ulaşılması yönünde net bir tavır bulunduğu; Kıbrıs Rum yönetiminin birleşik bir Kıbrıs’ın AB’ye üyeliğine sıcak baktığı izlenimini edindiğini ifade ederken kendilerinin de fırsat penceresinin halen açık olduğu ve iyi kullanılması gerektiği görüşünde olduklarını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’la dün sabah gerçekleştirdiği görüşmesini “canlı, açık ve yakın” kelimeleriyle ifade eden Verheugen, “Denktaş’ın, Annan planının masada olduğunu görmediğini” savundu.

Verheugen, gerekli olanın üyelik anlaşmasından sonra siyasi adımlar atmak ve güven artırıcı önlemler olduğu görüşünü belirterek, buna örnek olarak geçişlerde sağlanacak kolaylıklar ve iyi niyet paketlerini gösterdi.

KKTC’de üretilen malların AB’ye ihracatı konusunda, bulunacak çözümün yasal kısıtlamalar dahilinde bulunmasının zorunlu olduğunu ve olabilecek tek yolun bu konuda Ticaret Odası’nı yetkilendirmek olduğunu söyledi.

Gazimağusa Limanı’ndaki gümrük yetkilileriyle işbirliği yapma konusunda yetkileri bulunmadığını da ifade eden Verheugen, Denktaş’ın bu konuda itiraz ettiğini, ancak yapmak istemedikleri için değil yetkileri olmadığı için yapamayacaklarını söyledi ve bunu uygulamaya koyup olumlu sonuç alıp alamayacaklarına bakacaklarını kaydetti

HALKIN SESI 19/06/2003

Denktaş: Annan planı alternatifsiz değil

'Annan planı alternatifsiz değil… Hürriyetimizi ayaklar altına aldırmamaya devam edeceğiz. Annan planı çerçevesinde bir anlaşmayı asla kabul etmem'

Verheugen’in Cumhurbaşkanlığı’na girişinde Kıbrıs Türk Mücahitler Derneği (KTMD), çıkışında ise UHH, pankartlı eylem yaptı

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan planının alternatifsiz olduğu düşüncesine katılmadığını belirtti. Denktaş, “Biz hürriyetimizi ayaklar altına aldırmamaya devam edeceğiz” dedi.

Kendisinden, hukuken yapamayacağı, milli görüş açısından kabul edemeyeceği bir şeyi yapmasının istendiğini belirten Denktaş, Annan planı çerçevesinde bir anlaşmayı asla kabul etmeyeceğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan planının Türk çıkarlarına aykırı ve birçok eksiği olduğunu ABD Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston’a birçok kez anlatmasına rağmen baskıcı bir tavır sergilemesinin, Amerikan çıkarlarını Kıbrıs Türklerinin ve Türkiye’nin çıkarlarından üstün tuttuğunun bir göstergesi olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, gerçekleri her zaman müdafaa etmeye devam edeceğini belirterek, hürriyeti ayaklar altına aldırmamaya kararlı olduğunu vurguladı.

1960 anlaşmalarına göre Kıbrıs’ın Türkiye’siz Avrupa Birliği’ne giremeyeceğini belirten Denktaş, Rum ve Yunanlıların Türk-Yunan dengesini bozmak ve Kıbrıs’a sahip çıkmak için Avrupa Birliği’ne müracaat ettiklerini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş Türkiye’siz Avrupa Birliği’ne girmenin Kıbrıs Türklerinin Rumların kucağına atılması ve Türkiye’nin Kıbrıs üzerindeki jeopolitik haklarını Yunanlılara bağışlaması anlamına geleceğini ifade etti.

Denktaş, önceki gün Akis programı öncesinde BRT’ye yaptığı açıklamada, gelecekte yapılacak herhangi bir anlaşmada 1960 anlaşmalarının baz alınacağını kaydetti.

KKTC devletinin kapıları açtığını ve Kuzey’e geçen Rumların gerçekleri gördüklerini söyleyen Denktaş, Rumların özellikle tazminatlar konusunda bir uzlaşma sağlanmasını istediklerini kaydetti.

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George Bush’a seslenen Cumhurbaşkanı Denktaş, “Biz senden hak istiyoruz, adalet bekliyoruz, doğruluk bekliyoruz” dedi.

Egemen bir halk olarak ortaklığa hazır olduklarını kaydeden Denktaş, “Türkiye’nin Kıbrıs üzerindeki haklarını da Annan Planı çerçevesinde heba edecek kalemimiz yoktur, bunu bilmeleri lazım” dedi.

Cumhurbaşkanı Denktaş bir soru üzerine, kendisine yeni bir takvimden bahsedilmediğini de söyledi. Denktaş daha önce sorunun çözümü konusunda bazı tarihler ortaya atıldığını anımsatarak şöyle dedi:

“Hiçbir şey olmaz, Türkiye’siz Kıbrıs Türkü Avrupa Birliği’ne girmez, Türkiye ‘ben Kıbrıs’tan vazgeçtim istediğinizi yapın’ derse burada yine istediğini yapacak insanlar türeyebilir ama böyle bir şey söylememektedir. Türkiye canla başla hem kendi hakkı için hem Kıbrıs Türklerinin hakkı için uğraşmaktadır, bunu görüyoruz.”

Denktaş, Ankara’nın, Weston’la yaptığı görüşmeyle ilgili tüm notları aldığını, neler konuşulduğunu bilmekte olduklarını, kendilerinin de Ankara’nın siyasetini bildiklerini ifade etti.

Rumların, Kıbrıs Türklerinin sözde Kıbrıs Hükümeti’nin limanlarını kullanmasını istediklerini, ancak böyle bir durumun olmasının mümkün olamayacağını söyleyen Denktaş, Rum limanlarından ihracat yapılmasına asla izin verilmeyeceğini, bunu yamak isteyen bir ihracatcı olursa da yasaklama yoluna gideceklerini belirterek, bu gibi durumların yaşanmasının yavaş yavaş kapıların kapanması anlamına geleceğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, kapıları açmakla Kıbrıs’ta uzlaşmaya yardımcı bir hava yaratıldığını da vurgulayarak, AB’nin ağırlığını Rum tarafından yana koymakla uzlaşmayı engellediğini söyledi.

DENKTAŞ-VERHEUGEN İLE GÖRÜŞTÜ

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs’ta temaslarda bulunan AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günter Verheugen ile görüştü.

Yaklaşık bir saat süren görüşmeden sonra kapıya çıkan Denktaş ve Verheugen basın mensuplarının ısrarlı sorularını yanıtsız bıraktı. AB yetkilisini uğurlayan Cumhurbaşkanı Denktaş, açıklama yapmama kararı aldıklarını kaydetti.

Görüşmeye Türk ve Rum basın mensupları yoğun ilgi gösterdi.

PROTESTO

Bu arada, Verheugen’in Cumhurbaşkanlığı’na girişinde Kıbrıs Türk Mücahitler Derneği (KTMD), çıkışında ise UHH, pankartlı eylem yaptı. Pankartlarda; “Kalıcı onurlu bir barış istiyoruz”, “İç içe değil yan yana” gibi ifadeler yer aldı.

Öte yandan, KTMD yetkililerinden biri, AB yetkilisine görüşmeye girişinde bir yazı vererek, AB’yi tutumundan dolayı protesto ettiklerini söyledi. Verheugen, KTMD yetkilisini güleryüzle ve dikkatle dinledikten sonra protesto edecek birşey olmadığını ancak yazıyı okuyacağını ifade etti.

Yazıda Annan planının Rumların isteklerini tatmin etme doğrultusunda hazırlandığı kaydedilerek, Kıbrıs Türkü’nün Annan Planı’na “evet” deme ihtimalinin olmadığı, ancak Kıbrıs Türk’ünün yaptığı seçimlerde sürekli kaybeden çevreler tarafından AB yetkililerinin bunun tersine inandırıldığı savunuldu.

Yazıda, Kıbrıs sorunuyla ilgilenen güçlerin, “ABD ve AB tarafından finanse edilen ve yönlendirilen Kıbrıs Türk solunun siyasi tuzağına düştüğü” iddia edilerek, bu çevrenin sözkonusu güçlere gerçekleri değil duymak istediklerini anlattığı belirtildi.

Yazıda, bu aşamada bile KTMD gibi büyük sivil toplum örgütlerinin görüşlerini almak için geç kalınmadığı ifade edilerek, Kıbrıslı Türklerle temasları sırasında KTMD gözardı edildiği için Verheugen protesto edildi.

HALKIN SESI 19/06/2003

SABAH gazetesinin

Bombalı paket

Weston 'Görüşmeler en geç Eylül'de başlamalı' çağrısı yaptı. Denktaş istifini bozmadı 'Görüşmeler gündemimde yok!'. Verhaugen kimbilir kaçıncı kez '2004 Mayıs'ına kadar çözüm bulunamazsa, Kıbrıslı Türkler bunun kurbanı olacak. Çünkü Kıbrıs'ın AB üyeliğinden faydalanamayacaklar' diye uyardı. Denktaş omuz silkti 'AB bizim için Türkiye'nin de girmesiyle mümkün olabilecek bir durum. Biz kendi imzamızla AB'nin yolundan gidemeyiz.'

** AB Komisyonu'nun Ekim ayı başında açıklanacak 'İlerleme Raporu'nda Kıbrıs koşulu önceki raporlara göre daha üst sıralara taşınacak. Acaba o zamana kadar Denktaş engeli aşılabilir mi? KKTC'
de Aralık'ta seçim var. Yukarıda belirttik; seçimleri CTP liderliğindeki 'Çözüm ve AB' cephesi partileri, yani muhalefet kazanacak. CTP lideri Talat, iktidar olunca Denktaş'ı görüşmeci görevinden alacaklarını bildirdi. Denktaş da 'Onlara fırsat vermeden görüşmecilikten çekilirim' dedi. Madem Denktaş gidici, bunu biraz 'hızlandırmak' mümkün olabilir mi?


Hükümet yıl sonuna kadar Kopenhag kriterlerini yerine getirmek için paket üstüne paket hazırlıyor ama 'bombalı paket' olduğu yerde duruyor.
Kıbrıs'tan söz
ediyoruz. AB'nin tüm koşullarını yerine getirsek bile onu çözmedikçe tam üyeliği ancak rüyada göreceğimiz sorundan.
Geçen Mart'ta Denktaş'ın Annan Planı'nı imzalamayı reddetmesi ve ertesi ay Rum kesiminin 'Tüm Kıbrıs' adına ve 'Tüm Kıbrıslılar'ın temsilcis
i olarak AB'ye katılım anlaşmasını imzalamasıyla rafa kalkan çözüm arayışları yeniden canlandırılıyor.
Adaya hafta başında ABD'nin Kıbrıs Koordinatörü Weston gitti. Dün de AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Verheugen. İkisi aynı mesajı verdi 'Anna
n Planı masada duruyor.'
Her türlü barış girişimlerini torpillemeyi ve Kıbrıs Türkleri'ni dünyadan soyutlanmış bir yaşama mahkum etmeyi misyon edinen Denktaş da bir milim bile gerilemeye niyeti olmadığını tekrarladı 'Annan Planı masamda değil!'
Weston 'Gör
üşmeler en geç Eylül'de başlamalı' çağrısı yaptı. Denktaş istifini bozmadı 'Görüşmeler gündemimde yok!'
Verhaugen kimbilir kaçıncı kez '2004 Mayıs'ına kadar çözüm bulunamazsa, Kıbrıslı Türkler bunun kurbanı olacak. Çünkü Kıbrıs'ın AB üyeliğinden faydalanam
ayacaklar' diye uyardı. Denktaş omuz silkti 'AB bizim için Türkiye'nin de girmesiyle mümkün olabilecek bir durum. Biz kendi imzamızla AB'nin yolundan gidemeyiz.'

Türkiye şartı
Denktaş'ın 'Kıbrıs Türkleri'nin kaderini Türkiye'nin AB üyeliğine bağlaması' ne
anlama geliyor? Aralık'ta yapılacak seçimlerde iktidara gelmesine kesin gözüyle bakılan Cumhuriyetçi Türk Partisi lideri Mehmet Ali Talat bunun öyküsünü bakın nasıl anlatıyor
'Denktaş'ın bugünlerde en fazla 'Türkiye girmeden Kıbrıs AB'ye giremez' iddiası
dikkat çekiyor. Bu yaklaşımı 1990'ların başından beri zaman zaman tekrarladı. 2001 Aralık'ında Klerides'le biraraya geldi. O görüşme çıkışı 'Sorun çözülürse, Kıbrıs'ın AB üyeliğini destekleyeceğiz' dedi. Yani o güne kadar yürüttüğü politikayı değiştirdi. Ta ki Lahey'de görüşme süreci çökünceye kadar. Ondan sonra yine 'Türkiye girmeden Kıbrıs AB'ye giremez' demeye başladı. Oysa arada politika değişikliği var. O değişiklikle görüşmeler başladı.'
Başbakan Erdoğan 20-21 Haziran'daki AB'nin Selanik zirvesine 6'n
cı paketi Meclis'ten geçirmiş, 7'nci paketi de büyük ölçüde biçimlendirmiş olmanın rahatlığıyla gidecek. Alacağı cevap şimdiden belli 'Reform taahhütlerini yerine getirmenizden memnunuz, iyi yoldasınız. Ancak Kıbrıs sorununa BM çerçevesinde çözüm bulunması için daha yapıcı bir görev üstlenmelisiniz... ' (Selanik zirvesi sonrası yayınlanacak bildirinin Türkiye ve Kıbrıs paragrafları)
Daha da önemlisi AB Komisyonu'nun Ekim ayı başında açıklanacak 'İlerleme Raporu'nda Kıbrıs koşulu önceki raporlara göre daha ü
st sıralara taşınacak.
Acaba o zamana kadar Denktaş engeli aşılabilir mi?
KKTC'de Aralık'ta seçim var. Yukarıda belirttik; seçimleri CTP liderliğindeki 'Çözüm ve AB' cephesi partileri, yani muhalefet kazanacak. CTP lideri Talat, iktidar olunca Denktaş'ı gö
rüşmeci görevinden alacaklarını bildirdi. Denktaş da 'Onlara fırsat vermeden görüşmecilikten çekilirim' dedi.
Madem Denktaş gidici, bunu biraz 'hızlandırmak' mümkün olabilir mi? Örneğin seçimleri yaz sonuna veya güz başına almak gibi...
Böylece bombalı pak
et de kendiliğinden imha olur!
(Türkiye’deki SABAH gazetesinin BAŞYAZI’sından)
YENIDUZEN 19/06/2003

Gunther Verheugen Açık Konuştu

“İsteyen gelsin, projesini getirsin”

AB’nin Genişleme Komiseri’nden “AB yardımları karşıtı” lobiye yanıt:

“İsteyen gelsin, projesini getirsin”

Gunther Verheugen AB yardımları konusunda ortaya konulan bütün iddiaları çürüttü. Verheugen “Biz bu katkıları parti ya da siyasi görüş ayırımı yaparak vermiyoruz. Proje üreten bizimle temasa geçsin, görüşelim” şeklinde konuştu...

Avrupa Birliği’nin (AB) Genişlemeden Sorumlu Komisyon Üyesi Gunther Verheugen, Kıbrıslı Türklere 2003
yılı için verilecek yardımlar konusunda Kuzey Kıbrıs’ta bir kaşık suda fırtına koparmak isteyenlere yanıt verdi.
Lefkoşa’nın Güney kesiminde bulunan Hilton Otel’de önceki gün Rum Sanayi ve Ticaret Odası’nın düzenlediği konferans sırasında “İşverenler Send
ikası” adına söz alarak soru soran Armatör Ata Atun’u cevaplayan Verhaugen, “Biz projeye göre finansman sağlarız. İsteyen gelip bizimle görüşme yapabilir” dedi.
Ata Atun’un “Bu yardımlar neden aynı partiye mensup 3 belediye başkanına ve bazı sivil toplum ö
rgütlerine verildi? Bu bizi üzdü” şeklindeki sözleri üzerine Gunther Verheugen, “Neden üzülüyorsunuz? Biz bu kaynağı üç büyük kentinizde yaşayan insanlar için sağlıyoruz. Üzülmeniz değil, sevinmeniz gerekir” şeklinde konuştu. Sorudaki öngörülerin tümüyle “yanlış tahminler”den oluştuğunu vurgulayan Verhaugen, AB’nin kaynak sağlarken parti veya siyasi görüş ayırımı gözetmesinin söz konusu olamayacağını kaydetti.
Lefkoşa, Gazimağusa ve Girne Belediyeleri ile Ticaret Odası ve diğer bazı sivil toplum örgütlerini
n kendileriyle temas kurarak proje ürettiğini anlatan Avrupa Komisyonu Genişleme Komiseri Verhaugen, önümüzdeki yıl da benzeri katkıları sürdüreceklerini belirtti. Verhaugeni AB üyeliğinin gerçekleşmesi halinde Kıbrıslı Türklerin kullanabileceği çok sayıda kaynak bulunduğunu da vurguladı ve “Mayıs 2004’e kadar bir çözüm için hepiniz çaba sarfetmelisiniz” ifadelerini kullandı.
YENIDUZEN 19/06/2003

Verheugen kesin konuştu:

Verheugen basın toplantısı düzenledikten sonra adadan ayrıldı... Verheugen kesin konuştu:

Kıbrıs mutlaka AB’ye girecek; tercihimiz

Birleşik Kıbrıs!


Avrupa Birliği’nin Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günter Verheugen, “Kıbrıs’ın” mutlaka AB’ye üye olacağını, ancak tercihlerinin Kıbrıs’ın birleşik bir ülke olarak AB’ye girmesi olduğunu vurguladı.
Adaya sorunu çözme beklentisiyle gelmediğini dolayısıyla hayal kırıklığına uğramadığını söyl
eyen Verheugen, Kıbrıs’ın birleşik olarak AB’ye girip giremeyeceğini bilemeyeceğini, ancak ne olursa olsun “Kıbrıs’ın” üye olacağını söyleyebileceğini kaydetti.
Verheugen, Kıbrıs sorunuyla ilgili vermek istediği mesajın, sorumluluğun şu anda adadaki toplu
mlara ait olduğu; AB’ye girmeye hazır oldukları ancak ileri adım atmaları gerektiği yönünde olduğunu belirterek “Sonuçta kendi ülkeleri” dedi.
Verheugen, dün saat 14.30’da Lefkoşa Hilton Otel’de düzenlediği basın toplantısının ardından adadan ayrıldı.
Kıb
rıs’a önceki gece gelen ve önceki gün Güney Kıbrıs’ta dün de Kuzey’de temaslarda bulunan Verheugen, düzenlediği basın toplantısında geliş nedeni ve temaslarıyla ilgili bilgi verdi. Açıklamasının ardından basın toplantısına katılan Türk ve Rum gazetecilerin sorularını da yanıtladı.

“GELİŞ NEDENİM”

Sözlerine başlarken Kıbrıs’a üç konuyu tartışmak üzere geldiğini ifade eden Verheugen, bunları “giriş süreci”, “siyasi durum” ve “Komisyon’un iyi niyet paketi” olarak açıkladı ve temaslarının bunlar üzerinde yoğ
unlaştığını söyledi. Verheugen, müzakerelerin sonuçlanması ve anlaşmanın imzalanmasının kendiliğinden olacak bir şey olmadığını, bunun için çok çaba gerektiğini vurgulayarak “Kıbrıs’ın” AB’ye girişinin yasal ölçütlere bağlı olduğunu kaydetti ve Kıbrıslı (Rum) yetkililerle üyelik yönündeki ilerleme sürecini gözden geçirdiklerini anlattı. “Resim iyi görünüyor” diyen Verheugen, belli konularda acil girişim gerektiğini, bunların belirlendiğini ve üyelik sürecinde en son değerlendirmeden sonra her şeyin tamamlanmış olacağını söyledi.

“FIRSAT PENCERESİ AÇIK”

Siyasi duruma ilişkin olarak her iki toplumdan siyasi liderlerle görüştüğünü kaydeden Verheugen, son olarak Kuzey’deki 5 siyasi parti lideriyle bir araya geldiğini anımsatarak, bunu “yapıcı ve ilginç bir to
plantı” olarak değerlendirdi.
Verheugen “Kıbrıs hükümetinde”, Annan Planı temelinde müzakerelerin yeniden başlaması ve bir sonuca ulaşılması yönünde net bir tavır bulunduğu; Kıbrıs Rum yönetiminin birleşik bir Kıbrıs’ın AB’ye üyeliğine sıcak baktığı izleni
mini edindiğini ifade ederken kendilerinin de fırsat penceresinin halen açık olduğu ve iyi kullanılması gerektiği görüşünde olduklarını kaydetti.

“ANNAN PLANI MASADA AMA DENKTAŞ GÖRMÜYOR”

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’la dün sabah gerçekleştirdiği görüşmes
ini “canlı, açık ve yakın” kelimeleriyle ifade eden Verheugen, “Denktaş’ın, Annan Planı’nın masada olduğunu görmediğini” savundu.
Verheugen, gerekli olanın üyelik anlaşmasından sonra siyasi adımlar atmak ve güven artırıcı önlemler olduğu görüşünü belirtere
k, buna örnek olarak geçişlerde sağlanacak kolaylıklar ve iyi niyet paketlerini gösterdi.

“SONUÇTA KENDİ ÜLKELERİ”

Temaslarında AB Komisyonunun iyi niyet paketiyle ilgili bilgi verdiğini de kaydeden Verheugen, anlaşmaya katkı koymak amacıyla hazırladıkl
arı paketle Kıbrıslı Türklerin ekonomik açıdan yaşam standardını yükseltmeyi hedeflediklerini belirtti. Verheugen, AB’nin bu yaklaşımını “kapılarının Kıbrıs Türk toplumuna da açık olduğunun bir ifadesi” olarak değerlendirdi, ancak bunun adadaki sorunun çözümlenmesiyle mümkün olacağını vurguladı.
Adada karşılıklı ticaretin geliştirilmesi yönünde her iki tarafta da ilgi bulunduğunu gözlemlediğini belirten Verheugen, bunun bir ilk adım olmasını diledi.
Verheugen açıklamasını tamamlarken Kıbrıs sorunuyla ilgil
i vermek istediği son mesajın, “sorumluluğun şu anda adadaki toplumlara ait olduğu; AB’ye girmeye hazır oldukları, ancak ileri adım atmaları gerektiği” olduğunu söyledi, “Sonuçta kendi ülkeleri” diye ekledi.

BASININ SORULARINI YANITLADI

Verheugen, bir s
oru üzerine Kıbrıs Türk siyasi parti liderleriyle “seçim öncesi konular ve Denktaş’ın pozisyonunu” görüşmediklerini, onlara mevcut durumla ilgili bilgi verdiğini ve ağırlıklı olarak iletişim, trafik gibi teknik ve pratik konular üzerinde durduklarını bildirdi. Verheugen, muhalefet partilerin Annan Planı’nı desteklemekte olduğunu ve çözüme ulaşmak için süreci canlandırmak gerektiğine inandıklarını da ekledi.
AB’nin Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günter Verheugen, birleşik bir Kıbrıs’ın AB’ye üyeliği konusunda i
yimser olup olmadığı ve bunun için ne yapılabileceği yönündeki bir başka soruya karşılık, tercihlerinin Kıbrıs’ın birleşik bir ülke olarak AB’ye girmesi olduğunu vurguladı, ancak buraya sorunu çözme beklentisiyle gelmediğini, dolayısıyla hayal kırıklığına da uğramadığını söyledi. Verheugen, Kıbrıs’ın birleşik olarak AB’ye girip giremeyeceği yönündeki soruyu cevaplayamayacağını, ama ne olursa olsun “Kıbrıs’ın” üye olacağını kaydetti.

GAZİMAĞUSA’YA ÖZEL ZİYARET

Verheugen, AB Komisyonu’nun Kıbrıslı Türklere
yönelik iyi niyet paketiyle ilgili bir soruyu yanıtlarken, bu yöndeki önlemlerin altyapı, eğitim, enformasyon gibi alanlarda uygulamaya konulacağını anlatırken, bu sabah, projelerinin bir parçası olduğunu belirttiği Gazimağusa’ya özel bir ziyaret gerçekleştirdiğini ve incelemelerde bulunduğunu da söyledi.
KKTC’de üretilen malların AB’ye ihracatı konusunda, bulunacak çözümün yasal kısıtlamalar dahilinde bulunmasının zorunlu olduğunu ve olabilecek tek yolun bu konuda Ticaret Odası’nı yetkilendirmek olduğunu
söyledi. Gazimağusa Limanı’ndaki gümrük yetkilileriyle işbirliği yapma konusunda yetkileri bulunmadığını da ifade eden Verheugen, Denktaş’ın bu konuda itiraz ettiğini, ancak yapmak istemedikleri için değil yetkileri olmadığı için yapamayacaklarını söyledi ve bunu uygulamaya koyup olumlu sonuç alıp alamayacaklarına bakacaklarını kaydetti.
Verheugen, Türkiye-AB ilişkileriyle ilgili bir başka soruya karşılık ise, gerek Türkiye gerek AB açısından pek çok sorun ve zorluklar bulunduğunu ve Kıbrıs’ı bunların başına öncelikli sorun olarak almak durumunda çözümünün çok daha zorlaşacağını kaydetti.
YENIDUZEN 19/06/2003

Verheugen siyasi parti liderleriyle görüştü...

Verheugen siyasi parti liderleriyle öğle yemeğinde görüştü...
Talat: "Oturup bekleyemeyiz!"

AB Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günter Verheugen, Cumhuriyet Meclisi’nde temsil edilen siyasi p
arti temsilcileriyle öğle yemeğinde bir araya geldi.
Lefkoşa Boghjalian Restaurant’ta gerçekleşen yemeğe UBP Genel Başkanı Başbakan Derviş Eroğlu ve Başbakanlık Müsteşarı Hasan Güngör, DP Genel Başkanı Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş,
TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli ve Dışilişkiler Sorumlusu Güngör Günkan, CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ve YAP Genel Başkanı Ertuğrul Hasipoğlu ile Milletvekili Hasan Hasipoğlu katıldı.
Verheugen’e eşlik eden AB Komisyonu Kıbrıs Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Adriaan Van Der Meer yemeğe geçilmeden önce kısa bir sunuş konuşması yaptı. Meer konuşmasında yemek davetini kabul etmelerinden dolayı teşekkürü bir borç bildiği siyasi parti temsilcileriyle bir araya gelmenin programın önemli bir parçası olduğ
unu ifade etti.
Mecliste temsilcisi bulunan siyasi parti yetkilileriyle gerçekleşen iş yemeğinin belirlenmiş bir gündemi olmadığını kaydeden Meer, bildik konuların ele alınacağı yemekte Verheugen’in her türlü öneri, yorum ve görüşe açık olduğunu söyledi.
Yemeğin ardından Verheugen açıklama yapmadan toplantıdan ayrılırken; Verheugen’in ayrılmasından sonra UBP Genel Başkanı Başbakan Derviş Eroğlu, DP Genel Başkanı Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli, CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ve YAP Genel Başkanı Ertuğrul Hasipoğlu basına açıklamalarda bulundular.

Talat. “Çözümün gerçekleşmesi halinde tartışmalar anlamsız kalacak”

“Kıbrıs”ın AB’ye girdiğini, Kıbrıs sorununun artık Kıbrıslı Türklerin de AB’ye nası
l bağlanacağı konusuna dönüştüğünü söyleyen ve Verheugen’in konuşmalarının da bu yönde olduğunu ifade eden CTP Genel Başkanı Talat, Mayıs 2004’e kadar olan zamanı çok iyi kullanmak gerektiğini söyledi. Talat, topun Kıbrıs Türk halkında olduğunu, çözümün ve AB’nin istenmesi halinde, bundan sonra daha fazla geç kalmadan harekete geçilmesi gerektiğini dile getirdi.
Şu andaki en önemli konunun Gazimağusa Limanı’ndan tercihli ihracatın önünü açmak olduğunu, Rum tarafının etkisiyle AB’nin tercihli ihracatın önünü
açma konumunda olmadığını, bunun ısrarla vurgulanması gerektiğini ifade eden Talat, ancak çözümün gerçekleşmesi halinde tartışmaların anlamsız kalacağını söyledi.
Talat, AB’yle temaslarının süreceğini ve AB yetkilileriyle yapacağı temaslarda Kıbrıslı Türk
lerin AB’ye hazırlanması konusunu ön plana çıkaracağını kaydederek, “Çünkü Aralık ayında yapılacak seçimlerden sonra Kıbrıs Türkü’nün AB’ye hazırlanması bakımından kaynak önemlidir. Oturup bekleyemeyiz” dedi.



Eroğlu: “Verheugen sadece genişlemeyi düşünü
yor”

UBP Genel Başkanı Başbakan Eroğlu, yemeğin bir iş yemeği ve sohbet şeklinde gerçekleştiğini, karşılıklı olarak görüşlerin ortaya konulduğunu belirtti.
Verheugen’in sadece AB’nin genişlemesini düşünen ve Annan belgesi üzerinde durmak istemeyen bir yak
laşıma sahip olduğunu söyleyen Eroğlu, bundan dolayı AB’nin yardım paketi ve almayı düşündüğü tedbirlerle ilgili konuştuklarını kaydetti.

Serdar Denktaş: “Verheugen’in görüşleri AB ile ilgili”

Verheugen’in görüşlerinin çözümle değil AB üyeliğiyle ilgili
olduğunu dile getiren DP Genel Başkanı Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, onların bakış açısının “Kıbrıs’ın AB’ye girdiği” yönünde olduğunu, ancak çözüm konusunu eksik bıraktıklarını ifade etti.
Serdar Denktaş, Kıbrıs konusunun çözümüyle ilg
ili olarak “boşluklar doldurulabilirse, gerek bizim tarafımızdan, gerek BM tarafından, işler daha kolay olabilir” dedi.
AB’nin yardım paketiyle ilgili görüşlerini aktardıklarını, paketin eksikliklerini bildirdiklerini anlatan Serdar Denktaş, “Samimi oldukl
arını ve Kıbrıs Türk halkına da eşit yaklaşmak istediklerini göstermek durumundadırlar. Bu ana kadarki tavırları, ard niyet olmasa bile eşit ve samimi bir yaklaşım olarak görünmüyor. Bunu izah etmeye çalıştık” şeklinde konuştu.
Serdar Denktaş, neden bazı k
onulara karşı çıkıldığını, neden daha ileri adımları atmak konusunda tereddütler bulunduğunu hem BM’ye hem de AB’ye daha etkin bir şekilde anlatmak gerektiğini de kaydetti.

Angolemli: “AB’nin açılımları olumlu dedim”

TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli,
Verheugen’e, AB’nin açılımlarının olumlu olduğunu, ancak yardımların diğer belediyelere de yansıtılması, Gazimağusa Limanı’ndan AB’ye tercihli ihracat yapılabilmesi, Türkçe’nin AB tarafından resmi dil olarak kabul edilmesi, AB’nin Kıbrıs için ayırdığı sandalyelerden ikisinin boş bırakılması gerektiğini aktardıklarını anlattı.
Kıbrıs’ta serbest ticaretin başlaması için AB’den Rumlar nezdinde girişim yapmasını istediklerini, turistlerin de serbestçe dolaşabilmesi gerektiğini belirten Angolemli, Verheugen’in t
aleplerle ilgili notlarını aldığını, özellikle turistlerin serbest dolaşımının 1 Mayıs 2004’ten itibaren engellenemeyeceğini söylediğini ifade etti.
Verheugen’in konuşmasından “çözüm olmazsa Türkiye’nin AB yolunda yürümesinin imkansız olduğu” izlenimi edin
diklerini belirten Angolemli, 1 Mayıs 2004’e kadar mutlaka çözüme ulaşılması gerektiğini, bunun hem Kıbrıs Türklerinin hem de Türkiye’nin yararına olacağını yineledi.

Hasipoğlu: “İki halk yıllarca düşman olarak yaşadı”

YAP Genel Başkanı Ertuğrul Hasipoğl
u ise, Verheugen’in, Kıbrıs’a çözüm getirilmesinin BM’nin sorunu olduğunu, kendilerinin Kıbrıs’ı bir bütün olarak AB’ye almakla ilgili olduklarını ortaya koyduğunu anlattı.
Ancak Kıbrıs’ta gerçekler bulunduğunu, iki halkın yıllarca düşman olarak yaşadığını
, bunu Verheugen’e aktardığını dile getiren Hasipoğlu, önemli olanın, iç içe değil yan yana yaşamayı sağlamak olduğunu söyledi.
Burada bir kıvılcımın AB’yi de etkileyebileceğini ifade eden Hasipoğlu, Verheugen’in ve AB’nin soruna hep bireysel haklar olarak
baktığını kaydetti ve bunun Kıbrıs’taki gerçeklerin bugüne kadar iyi anlatılamadığını ortaya çıkardığını anlattı.
Hasipoğlu, gerçeklerin iyi anlatılması ve Annan planının müzakere edilip çarpıklıkların giderilmesi gerektiğini de dile getirdi.
YENIDUZEN 19/06/2003

ABD Kıbrıs Özel Temsilcisi ve Hannay

Thomas Weston dün sabah adadan ayrıldı

Weston: "Türk tarafının koyduğu engellere rağmen görüşmeler başlayabilir”

ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston, “Neden herkes sonbahara kadar beklesin; diyalog memnuniyetle karşılanır ve şu anda da başlayabilir” dedi.
Rum radyosunun haberine göre Thomas Weston, adadaki temaslarını tamamlayarak, Ankara’ya gitmek üzere dün sabah adadan ayrıldı. Weston, adadan ayrılışından önce Larnaka Havaalanı’nda yaptığı açıklamada, “Türkiye hükümetinin de Kıbrıs sorununa çözüm bulunması için müzakereleri
n yeniden başlaması konusunda sorumluluklarını üstlenmesi gerektiğinden” söz etti.
Ankara’nın, BM Güvenlik Konseyi’nin, Barış Gücü’nün görev süresinin uzatılmasına ilişkin son kararında yer alan taleplerine uyması gerektiği görüşünü ortaya koyan Weston, g
elişmelerin doğru yöne kanalize edilebilmesi için, Kıbrıs sorununa müdahil bütün tarafların BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin tutumuna olumlu yanıt vermeleri gerektiğini, bunun Türkiye için de geçerli olduğunu söyledi.
“Kıbrıs görüşm
eleri eylül ayında başlayabilir mi” şeklindeki soru üzerine Weston, “Neden herkes sonbahara kadar beklesin. Türk tarafının koyduğu engellere rağmen diyalog memnuniyetle karşılanır ve şu anda da başlayabilir” dedi.
Annan Planı’nın Kıbrıs sorununun çözümüne
yönelik gerçekçi tek çıkışı sunduğu görüşünü ortaya koyan Thomas Weston, ancak planda dramatik değişiklikler yapılamayacağına dikkat çekti.

İngiltere’nin eski Kıbrıs Özel Temsilcisi Hannay:
“Türkiye Kıbrıs sorununu çözümsüz bırakırsa hata yapar!”

İng
iltere`nin eski Kıbrıs Özel Temsilcisi Lord David Hannay, “Türkiye`nin Avrupa Birliği üyeliğine hazır oluncaya kadar Kıbrıs sorununu çözümsüz bırakmasının büyük hata olacağını” söyledi.
Hannay, Kıbrıs Rum haber ajansına yaptığı açıklamada, “Avrupa`nın, Tür
kiye`nin AB üyeliğine yardımcı olması açısından, Kıbrıs sorununda uzlaşmaya yanaşmaya hazır olmadığı” görüşünü dile getirdi.
“Türkiye, Kıbrıs sorununu, kendisi AB üyeliğine hazır oluncaya kadar çözümsüz bırakması, büyük hata olur” diyen Hannay, “AB`ye girm
ek Türkiye için o kadar kolay değil. Çok zor ve acılı uzlaşılar olmalıdır. Türkiye`nin, Kıbrıs sorununun çözümünü de ek bir yük olarak yüklenmesi gerektiği fikri akıllıca değildir” dedi.
Hannay, “AB içinde birleşik bir Kıbrıs`ın, Türkiye`nin AB`deki en iy
i avukatı olacağını, çünkü Kıbrıslı Türkler ve Rumlar tarafından yönetilen bir Kıbrıs`ın başka bir yaklaşımı olmasının söz konusu olmayacağını” kaydetti.
AB`ye üyelik öncesinde Kıbrıs sorununun çözümü perspektifine ilişkin soru üzerine Hannay, “Bu, şu and
a tamamen imkansız değildir. Ancak bunun başarılabileceği konusunda çok da iyimser değilim” dedi.
Hannay, “görevinden istifa etmesinden sonra İngiltere`nin Kıbrıs sorununa olan ilgisi” hakkındaki bir soruyu yanıtlarken, “İngiltere`nin, adadaki bölünmüşlüğ
ün devamından bir çıkarı olmadığını” söyledi. Hannay, “Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünün sonucu olarak, ayağında bir prangayla AB`ye girmeye çalışan bir Türkiye görmek de İngiltere`ye bir çıkar sağlamaz” dedi.
Lord Hannay, BM Genel Sekreteri Kofi Annan`ın
planında temel değişiklik yapılmasına yönelik herhangi bir çabanın planı yıkıma götüreceğini” belirtti.
Kuzey ile Rum kesimi arasındaki serbest geçişleri desteklediğini belirten Hannay, bu uygulamanın, “Annan planının hayata geçirilmesi halinde, Kıbrıslı T
ürk ve Rum kanlarının oluk oluk akacağı ve Kıbrıslı Türklerin bir bölümünün yok olacağı söyleminin saçma olduğunu gösterdiğini” söyledi.

Weston Ankara’da!

ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston, temaslarda bulunmak üzere Ankara`ya gitti.
Atina`da Yunan yetkililerle ardından da Kıbrıs`ta Kuzey ve Güney Kıbrıs Rum yönetimi yetkilileriyle temaslarda bulunan Weston, turunun son durağı olan Ankara`da temaslar yapacak.
Weston, bugün başlayacağı temasları çerçevesinde Dışişleri Bakanlığı`nda görüşmelerde bulunacak.
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül tarafından da kabul edilmesi beklenen Weston, 20 Haziran Cuma sabahı Türkiye`den ayrılacak.
YENIDUZEN 19/06/2003

Verheugen ile Denktaş

Gizli gizli konuştular!

Verheugen ile Denktaş dün Saray’da biraraya geldi... Denktaş da Verheugen de görüşmeden sonra açıklama yapmadı

Gizli gizli konuştular!

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş dün sabah AB Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günter Verheugen’le bir araya geldi.
Görüşmenin ardından basının yoğun ilgisine rağmen açıklama yapılmadı.
Cumhurbaşkanlığı’ndaki görüşme saat 08.30’da başladı. Görüşmede Cumhurbaşkanı Denktaş’a Müsteşarı Ergün Olgun ile Siyasi İşler Özel Danışmanı Hakkı Müftüzade eşlik etti.
Yaklaşık bir saat süren görüşmeden sonra kapıya çıkan Denktaş ve Verheugen basın mensuplarının ısrarlı sorularını yanıtsız bıraktı. AB ye
tkilisini uğurlayan Cumhurbaşkanı Denktaş, açıklama yapmama kararı aldıklarını kaydetti.
Görüşmeye Türk ve Rum basın mensupları yoğun ilgi gösterdi.
Bu arada Cumhurbaşkanlığı önünde toplanan Cumhurbaşkanı’nın danışmanlarının yönettiği bir örgüte mensup küç
ük bir grup, Verheugen’e protesto yazısı verdi. Verheugen, protesto edilecek bir şey olmadığı halde yazıyı okuyacağını söyledi.
Kıbrıs’a önceki gece gelen ve önceki gün Güney Kıbrıs’ta temaslarda bulunan Verheugen, dün de Kuzey’de temaslarda bulundu. Verh
eugen, dün saat 14.20’de Lefkoşa Hilton Otel’de düzenlediği basın toplantısının ardından adadan ayrıldı.

“Kıbrıs AB’ye hazır”

AB Komisyonu`nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, Kıbrıs Rum kesiminin AB üyeliğine hazır olduğunu ve AB Müktesebatı`nı uygulamada plan dahilinde ilerlediğini söyledi.
Kıbrıs (Rum) haber ajansına göre, Verheugen, önceki gece AB ile müzakereleri yürüten Rum yönetimi heyeti Başkanı Takis Hacıdimitriu ile görüşmesinden sonra yaptığı açıklamada, ``AB kurallarının uygulanma
sında bugüne dek yapılan çalışmalardan çok etkilendiğini`` belirtti.
Verheugen, “uyum sürecinde bazı gecikmelerin gözlendiğini, ancak uyum sağlama çalışmalarının kısa sürede hız kazanarak zamanında tamamlanacağından emin olduğunu” kaydetti.
Hacıdimitriu
da, Rum kesiminin 1 Mayıs 2004 tarihinden çok önce AB üyeliğine hazır olacağını belirtti.
YENIDUZEN 19/06/2003

FACE="Verdana" SIZE=5 COLOR="#008000">Cumhurbaşkanı Denktaş BRT’de katıldığı ‘Akis’ Programı’ndaki

“Hiçbir şey olmaz!”

Cumhurbaşkanı Denktaş BRT’de katıldığı ‘Akis’ Programı’ndaki bir soru üzerine, kendisine yeni bir takvimden bahsedilmediğini de söyledi. Denktaş daha önce sorunun çözümü konusunda bazı tarihler ortaya atıldığını anımsatarak ‘çözümsüz’ tavrını yine gösterdi:

“Hiçbir şey olmaz!”

Cumhurbaşkanı Denktaş BRT’de katıldığı ‘Akis’ Programı’ndaki bir soru üzerine, kendisine yeni bir takvimden bahsedilmediğini de söyledi. Denktaş daha önce sorunun çözümü konusunda bazı tarihler ortaya atıldığını anımsatarak çözümsüz tavrını yine gösterdi ve “hiçbir şey olmaz” diyerek çözüm konusunda niyeti olmadığını açıkça ortaya koydu.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan Planı’nın altern
atifsiz olduğu düşüncesine katılmadığını belirtti. Denktaş, “Biz hürriyetimizi ayaklar altına aldırmamaya devam edeceğiz” dedi.
Kendisinden, hukuken yapamayacağı, milli görüş açısından kabul edemeyeceği bir şeyi yapmasının istendiğini belirten Denktaş, An
nan Planı çerçevesinde bir anlaşmayı asla kabul etmeyeceğini ifade etti.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan Planı’nın Türk çıkarlarına aykırı ve birçok eksiği olduğunu ABD Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston’a birçok kez anlatmasına rağmen baskıcı bir ta
vır sergilemesinin, Amerikan çıkarlarını Kıbrıs Türklerinin ve Türkiye’nin çıkarlarından üstün tuttuğunun bir göstergesi olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, gerçekleri her zaman müdafaa etmeye devam edeceğini belirterek, hürriyeti ayaklar altına aldı
rmamaya kararlı olduğunu vurguladı.

“Türkiye’siz AB’ye girmeyiz”

1960 anlaşmalarına göre Kıbrıs’ın Türkiye’siz Avrupa Birliği’ne giremeyeceğini belirten Denktaş, Rum ve Yunanlıların Türk-Yunan dengesini bozmak ve Kıbrıs’a sahip çıkmak için Avrupa Birliği
’ne müracaat ettiklerini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş Türkiye’siz Avrupa Birliği’ne girmenin Kıbrıs Türklerinin Rumların kucağına atılması ve Türkiye’nin Kıbrıs üzerindeki jeopolitik haklarını Yunanlılara bağışlaması anlamına geleceğini ifade etti.

Denktaş, önceki gün Akis programı öncesinde BRT’ye yaptığı açıklamada, gelecekte yapılacak herhangi bir anlaşmada 1960 anlaşmalarının baz alınacağını kaydetti.
“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti” devletinin kapıları açtığını ve Kuzey’e geçen Rumların gerçekle
ri gördüklerini söyleyen Denktaş, Rumların özellikle tazminatlar konusunda bir uzlaşma sağlanmasını istediklerini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Denktaş, Rum halkının gerçekleri görmesine rağmen Amerika Birleşik Devletleri Kıbrıs Özel Koordinatörü Weston’un Kıbrı
s hükümetini bütün Kıbrıs için hala meşru hükümet olarak addetmesinin yanlış olduğunu söyledi. Denktaş, böyle bir durumda Amerikalılardan hak beklememek gerektiğini kaydetti.
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George Bush’a seslenen Cumhurbaşkanı Denktaş
, “Biz senden hak istiyoruz, adalet bekliyoruz, doğruluk bekliyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, haksızlığa karşı Kıbrıs Türk halkıyla birlikte direnmeye devam edeceğini belirterek, Kıbrıs Türk halkının asla Rumların azınlığı olmadığını, egemen bir halk o
lduğunu vurguladı.
Egemen bir halk olarak ortaklığa hazır olduklarını kaydeden Denktaş, “Türkiye’nin Kıbrıs üzerindeki haklarını da Annan Planı çerçevesinde heba edecek kalemimiz yoktur, bunu bilmeleri lazım” dedi.

“Hiçbir şey olmaz”

Cumhurbaşkanı Denkta
ş bir soru üzerine, kendisine yeni bir takvimden bahsedilmediğini de söyledi. Denktaş daha önce sorunun çözümü konusunda bazı tarihler ortaya atıldığını anımsatarak şöyle dedi:
“Hiçbir şey olmaz, Türkiye’siz Kıbrıs Türkü Avrupa Birliği’ne girmez, Türkiye ‘
ben Kıbrıs’tan vazgeçtim istediğinizi yapın’ derse burada yine istediğini yapacak insanlar türeyebilir ama böyle bir şey söylememektedir. Türkiye canla başla hem kendi hakkı için hem Kıbrıs Türklerinin hakkı için uğraşmaktadır, bunu görüyoruz.”
Cumhurbaşk
anı Denktaş, Ankara’nın, Weston’la yaptığı görüşmeyle ilgili tüm notları aldığını, neler konuşulduğunu bilmekte olduklarını, kendilerinin de Ankara’nın siyasetini bildiklerini ifade ederek, şunları kaydetti:
“Ankara barış istemektedir, biz de barış istemek
teyiz, uzlaşma istemekteyiz, ama boğazımızı sıkarak kendi yemedikleri şeyleri bize yedirerek değil; kendileri hak ve hürriyetlerinden feda ederek başkasıyla bir anlaşma yaparlar mı? Yapmazlar. Haklarını, hürriyetlerini, egemenliklerini korumak için neler yaptıklarını görüyoruz. Bizim aynı haklarımız yok mu, biz bunları savunuyoruz. Bütün dünyanın hak hürriyet demokrasi diye savunduğu ne varsa biz bunları savunuyoruz.”
Denktaş, Avrupa Birliği’nin genişlemeden sorumlu üyesi Günther Verheugen’le yapacağı görü
şmenin hatırlatılması üzerine, “Verheugen şimdiye kadar söylediklerini söyleyecektir. Açılım diye koydukları durum var. Bu açılımların Kıbrıs Rum Yönetimi’nin açılımı olduğunu zaten Rum liderliği açıkça söylemiştir” diye konuştu.
Rumların, Kıbrıs Türkleri
nin sözde Kıbrıs Hükümeti’nin limanlarını kullanmasını istediklerini, ancak böyle bir durumun olmasının mümkün olamayacağını söyleyen Denktaş, Rum limanlarından ihracat yapılmasına asla izin verilmeyeceğini, bunu yamak isteyen bir ihracatcı olursa da yasaklama yoluna gideceklerini belirterek, bu gibi durumların yaşanmasının yavaş yavaş kapıların kapanması anlamına geleceğini ifade etti.
Denktaş, “AB’nin Kıbrıs meselesinin çözümü için Kıbrıs’ın Yunanistan’a verilmesini ve Türkiye’ye Midilli adası ya da Karpa
z’da bir üs verilmesi düşüncesinde olduğunu” söyledi.
AB’nin Kıbrıs Türk halkını Rumlara denk olarak görmediğini ve Rum’un tahakkümü altına girmelerini istediklerini kaydeden Denktaş, “Bırakın bizi iyi komşu olalım, bırakın bizi birbirine güvenen ortaklar
olalım. Biz kapıları açtık, yavaş yavaş güven gelsin, insanlar birbirini tanısın” dedi.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, kapıları açmakla Kıbrıs’ta uzlaşmaya yardımcı bir hava yaratıldığını da vurgulayarak, AB’nin ağırlığını Rum tarafından yana koymakla uzlaşm
ayı engellediğini söyledi.
YENIDUZEN 19/06/2003

Referandum yapılsa Kıbrıslı 'AB' diyecek
KKTC'de temaslarda bulunan AB Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günter Verheugen, çarpıcı açıklamalarda bulundu.

5 parti lideriyle görüşen Verheugen, toplantıların yapıcı sonuçlandığını anlattı İzlenimlerim olumlu yönde. Yönetim Annan planını uygulamada kararlı. Birleşmiş bir Kıbrıs'ın AB'ye girmesini istiyorlar... KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'la görüşmesiyle ilgili "Annan planının masada olmadığını söyledi" diyen Verheugen, AB'nin KKTC'nin hayat standardını artırıcı bir paket sunmak istediğinin altını çizdi.

FIRSATLAR PENCERESİ AÇIK
Verheugen,"Denktaş by-pass edilecek mi?" sorusu üzerine "Görüşmelerimizde seçim öncesi durum hakkında konuştuk" dedi ve şunları söyledi (Adanın birleşmesi hakkındaki görüşleri) Sorun güven değil. Mutabakata varamama sorunu yaşanıyor. Bir AB üyesi böyle olmamalı. Kıbrıs'ta referandum yapılsa, olumlu sonuç (AB üyeliğinden yana) çıkacağına eminim. Sahipsiz bir ülkeden değil kesin kanunları olan bir ülkeden bahsediyoruz. Denktaş ile diyalog devam edecek. Ancak tarih belirlemedik...

Verheugen, gerekirse AB yardım paketini genişletebileceklerini belirtti. Türkiye-AB ilişkileri üzerine "Bu burada konuşulacak bir konu değil. 2004'te duruma bakılacak ve gerekirse müzakerelere başlanacak. Gördüğümüz kadarıyla Türkiye reform yapıyor, cesur adımlar atıyor. Kıbrıs sorunun çözümü için de fırsatlar penceresi hâlâ açık" dedi.

SABAH 19/06/2003

Türkiye Loizidou’ya tazminat ödüyor

Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde Ankara’yı ‘işgal gücü’ olarak suçlayıp dava kazanan Kıbrıslı Rum Titina Loizidou’ya 1 milyon dolar tazminat ödeyeceğini duyurdu.

Strasbourg
NTV-MSNBC

 

19 Haziran 2003— Türk hükümeti adına bugün Strasbourg’da yapılan açıklamada, AİHM tarafından 1998 yılında açıklanan Loizidou kararının yerine getirileceği bildirildi. Türkiye, siyasi nedenlerden ötürü 1998 yılından bu yana yerine getirmediği karar nedeniyle Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği’nden politik baskı görüyordu.

Ankara’nın AİHM’nin Lozidou kararını yerine getireceği, Strasbourg’da düzenlenen Avrupa Konseyi Daimi Delegeler Komitesi toplantısında Türkiye’nin Avrupa Konseyi daimi temsilcisi büyükelçi Numan Hazar tarafından Avrupa ülkelerine resmen bildiridi. Hazar, Türk hükümetinin Loizidou hakkında AİHM tarafından hükmedilen maddi tazminatı 8 Ekim 2003 tarihine kadar “koşulsuz” olarak ödeyeceğini duyurdu.
Türkiye’nin bu ‘beklenmedik’ önerisi, söz konusu kararı Ankara’ya
karşı politik baskı aracı olarak kullanmak isteyen Yunan ve Rum heyetlerini şok etti. Türk büyükelçinin kararına itiraz eden Yunan ve Rum heyetleri, Türkiye’ye ödeme için sadece “Temmuz ayına kadar” süre verilmesini istedi. Ancak bu önerileri Temmuz ayında AB dönem başkanlığını devralacak İtalya ve Ermenistan heyetleri dışında hiçbir ülkeden destek görmedi. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Walter Schwimmer, toplantıda yaptığı konuşmada, olumsuz tutumundan ötürü özellikle Yunan büyükelçiyi tersledi ve Ankara’nın çözüm arayışlarının takdirle karşılanmasını istedi.

GERİDE 3 BİN RUM DAHA VAR
Türkiye’nin bugün Strasbourg’da açıkladığı karar, AİHM’de bugüne kadar Türkiye’den davacı olan yaklaşık 3 bin Rum vatandaşının şikayetlerinin ne olacağı sorusunu da gündeme getirdi. Kulislerde Ankara ile Avrupa Konseyi arasında resmi olmayan bir anlaşmaya varıldığı ve AİHM’nin bundan böyle Rumların Loizidou kararı sonrasında Ankara’ya karşı yaptıkları şikayetleri KKTC’de kurulacak özel bir hukuk organına transfer edeceği söyl
eniyor. AİHM, Mayıs 2001’de Kıbrıs Rum Kesimi’nin Türkiye’ye karşı kazandığı devletlerarası davada, KKTC’nin hukuk organlarının adadaki Rumlar için de “iç hukuk yolu” olduğu hükmünde bulunmuştu. AİHM bu hükmü göz önünde bulundurduğu takdirde, Rumlar daha önce Ankara’ya yönettikleri şikayetleri bundan böyle KKTC’ye yönetecekler. Bu durum Rum Yönetimi ve Atina’yı öfkelendirse de, Avrupalı diplomatlar Strasbourg kulislerinde “3 bin davadan kurtulmanın başka çaresi yok” yorumunda bulunuyor.

AB İÇİN ÖNEMLİ KARA
R
Ankara’nın Strasbourg’da yaptığı açıklama, Kıbrıs sorunu için olduğu kadar, Türkiye’nin AB perspektifi açısından da büyük önem taşıyor. AİHM kararlarına uyum, Kopenhag siyasi kriterlerinin “olmazsa olmaz” koşulu olarak biliniyor. Türkiye, Loizidou kararını yerine getireceğini açıklayarak Kopenhag kriterlerini pratikte uygulamaya başladığını da göstermeye çalışıyor. Loizidou kararı, Avrupa Konseyi organlarının olduğu kadar, AB Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu’nun son 3 yıldır Türkiye hakkında hazırladıkla
rı raporlara da girmişti. Loizidou kararı yerine getirilmediği sürece Avrupa’nın da Türkiye’ye “Kopenhag kriterlerini yerine getiriyorsun” demesi mümkün değildi.

AİHM LOİZİDOU KARARI
AİHM, 1996 ve 1998 yıllarında Kıbrıslı Rum Titana Loizidou ‘nun Türkiye’ye karşı “Girne’deki 10 parsel arazisine el konulduğu” iddiasıyla açtığı mülkiyet davasında, davacıyı haklı bulmuş ve Türkiye’nin kendisine yaklaşık 700 bin dolar maddi tazminat ödemesinde karar kılmıştı. Ankara, “Loizidou davası” kararını politik nedenler
den ötürü bugüne kadar yerine getiremediği için, hükmedilen 700 bin dolarlık tazminat cezasına her yıl yüzde 8’lik gecikme faizi işletiliyordu. Bir diğer deyişle Ankara’nın Titina Loizidou’ya ödemesi gereken meblağ 1 milyon doları aşmış durumda.
Titina Loi
zidou gibi, 1974 sonrası adanın güneyine göçmüş binlerce Rum daha bugüne kadar Strasbourg’da Türkiye’den davacı olmuş durumda. Strasbourg’daki diplomatik kaynaklar, AİHM’de Rumlar tarafından Türkiye’ye karşı yapılan şikayet başvurusunun 2 bin 693 olduğunu bildiriyorlar.

AİHM KIBRIS DAVALARI DURDU
Öte yandan, AİHM’nin de Kıbrıslı Rumlar tarafından Türkiye’ye karşı açılan davaların kararlarının açıklanmasını yeni bir karara kadar askıya aldığı öğrenildi. Kararın, 1974 sonrası adanın kuzeyinden güneyine göç eden Rumların KKTC’den malk ve mülk talebinde bulunabilmeleri için kurulması planlanan özel hukuk mercii çalışmaları göz önünde bulundurularak alındığı söyleniyor.

TÜRKİYE LOİZİDU’YA TAZMİNAT ÖDÜYOR

KARAR, 1998 YILINDA ALINMIŞTI... Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi' nde açtığı davayı kazanan Kıbrıslı Rum Titina Loizidu'ya bir milyon dolar tazminat ödemeyi kabul etti. Loizidu'nun, Türkiye'yi 'işgal gücü' olarak suçlayıp açtığı davada, mahkeme tarafından hükmedilen söz konusu maddi tazminat 1998 yılından beri ödenmediği için bu meblağa her yıl yüzde 8'lik gecikme faizi işliyordu

ÖDEME KOŞULSUZ YAPILACAK... Ankara'nın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Loizidu davası kararını yerine getireceği, Strasbourg'da düzenlenen, Avrupa Konseyi Daimi Delegeler Komitesi toplantısında Türkiye'nin Avrupa Konseyi Daimi Temsilcisi Büyükelçi Numan Hazar tarafından Avrupa ülkelerine resmen bildirildi. Hazar, Türk hükümetinin Loizidu hakkında AİHM tarafından hükmedilen maddi tazminatı 8 Ekim 2003 tarihine kadar 'koşulsuz' olarak ödeyeceğini duyurdu.

KIBRIS 20/06/2003

TÜRKİYE LOİZİDOU’YA TAZMİNATINI ÖDÜYOR

Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde kendisine karşı dava açıp kazanmış Güney Kıbrıs vatandaşı Titina Loizidou’ya, mahkeme tarafından hükmedilen tazminatı ödeyeceğini duyurdu.

Böylece Türkiye ilk defa bir Rum vatandaşı tarafından kendisine karşı kazanılmış bir davada kararı uygulamış olacak.

Duyuru, dün Strasbourg’da Türkiye’nin Avrupa Konseyi’ndeki daimi temsilcisi Büyükelçi Numan Hazar tarafından yapıldı. Hazar, Loizidou’ya 8 Ekim tarihine kadar 700 bin dolar ve bu miktara 1998 yılından bu yana işleyen %8’lik faizi ödeyeceklerini bildirdi.

Titina Loizidou’ya 700 bin dolar tazminat ödenmesi kararı, 1998’de alınmış, ancak Türkiye, kararı uygulamamıştı.

GÖZLER, DİĞER DAVALARDA

Bu karar, Kıbrıs sorununun önemli bir boyutunu oluşturuyor. Türkiye’nin bu kararı almasıyla, 1974 olayları nedeniyle AİHM’e şikayet başvurusunda bulunmuş yaklaşık 3 bin Rum’un açtığı davada nasıl bir tutum sergileyeceği merak konusu oldu. 3 bin Rum’un tazminatının, 20 milyar doları bulabileceği belirtiliyor.
Strasbourg’daki diplomatik kaynaklar, KKTC’de Rumların başvuruda bulunabilmesi için kurulacak bir hukuk mercii sayesinde AİHM’nin Rumlar tarafından yapılmış başvuruları KKTC’ye yönlendire
ceğini söylüyorlar.

HALKIN SESI 20/06/2003

Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde Ankara’yı ‘işgal gücü’ olarak suçlayıp dava kazanan Kıbrıslı Rum Titina Loizidou’ya 1 milyon dolar tazminat ödeyeceğini duyurdu!!!

Tazminat ödeniyor!

UBP-DP Hükümeti, Cumhurbaşkanı Denktaş’ın talimatı ile Kıbrıslı Rumların “KKTC mahkemeleri”nde dava açmasına olanak sağlamak için yasa yapmaya hazırlanırken, Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde kendisine karşı dava açıp kazanmış Güney Kıbrıs vatandaşı Titina Loizidu'ya, mahkeme tarafından hükmedilen tazminatı ödeyeceğini duyurdu

Türkiye ilk defa bir Kıbrıslı
Rum vatandaşı tarafından kendisine karşı kazanılmış bir davada kararı uygulamış olacak. Titina Loizidu'ya 700 bin dolar tazminat ödenmesi kararı, 1998'de alınmış, ancak Türkiye, kararı uygulamamıştı

Titina Loizidu tazminatını alacak... Ancak, Kuzey Kıbrıs
’taki mal varlığının sahibi olmaya da devam edecek... UBP-DP hükümeti şimdi benzeri davaları açmak isteyenlere Kıbrıslı Rumlara, “Geliniz tazminatı Türkiye değil biz ödeyelim. Ama buradaki malınızı da bize veriniz, karşılığında Kıbrıslı Türklerin Güney’deki mallarını size verelim” diyor.

Bu dava Kıbrıs sorununun önemli bir boyutunu oluşturuyor. Türkiye'nin bu kararı almasıyla, 1974 olayları nedeniyle AİHM'e şikayet başvurusunda bulunmuş yaklaşık 3 bin Rum'un açtığı davada nasıl bir tutum sergileyeceği mer
ak konusu oldu. 3 bin Rum'un tazminatının, 20 milyar doları bulabileceği belirtiliyor

Tazminatın ödeneceği dün Strasbourg'da Türkiye'nin Avrupa Konseyi'ndeki daimi temsilcisi Büyükelçi Numan Hazar tarafından açıklandı. Hazar, Loizidu'ya 8 Ekim tarihine k
adar 700 bin dolar ve bu miktara 1998 yılından bu yana işleyen %8'lik faizi ödeyeceklerini bildirdi.

Türk hükümeti adına dün Strasbourg’da yapılan açıklamada, AİHM tarafından 1998 yılında açıklanan Loizidou kararının yerine getirileceği bildirildi. Türkiy
e, siyasi nedenlerden ötürü 1998 yılından bu yana yerine getirmediği karar nedeniyle Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği’nden politik baskı görüyordu

YeniDÜZEN (Haber Merkezi)-Ajanslar
Ankara’nın AİHM’nin Lozidou kararını yerine getireceği, Strasbourg’da düzenlenen Avrupa Konseyi Daimi Delegeler Komitesi toplantısında Türkiye’nin Avrupa Konseyi daimi temsilcisi büyükelçi Numan Hazar tarafından Avrupa ülkelerine resmen bildiridi. Hazar, Türk hükümetinin Loizidou hakkında AİHM tarafından hükmedilen maddi tazmin
atı 8 Ekim 2003 tarihine kadar “koşulsuz” olarak ödeyeceğini duyurdu.
Türkiye’nin bu ‘beklenmedik’ önerisi, söz konusu kararı Yunan ve Rum heyetlerini şok etti. Türk büyükelçinin kararına itiraz eden Yunan ve Rum heyetleri, Türkiye’ye ödeme için sadece “Te
mmuz ayına kadar” süre verilmesini istedi. Ancak bu önerileri Temmuz ayında AB dönem başkanlığını devralacak İtalya ve Ermenistan heyetleri dışında hiçbir ülkeden destek görmedi. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Walter Schwimmer, toplantıda yaptığı konuşmada, olumsuz tutumundan ötürü özellikle Yunan büyükelçiyi tersledi ve Ankara’nın çözüm arayışlarının takdirle karşılanmasını istedi.

GERİDE 3 BİN RUM DAHA VAR

Türkiye’nin dün Strasbourg’da açıkladığı karar, AİHM’de bugüne kadar Türkiye’den davacı olan yaklaşık 3 bin Rum vatandaşının şikayetlerinin ne olacağı sorusunu da gündeme getirdi. Kulislerde Ankara ile Avrupa Konseyi arasında resmi olmayan bir anlaşmaya varıldığı ve AİHM’nin bundan böyle Rumların Loizidou kararı sonrasında Ankara’ya karşı yaptıkları şi
kayetleri “KKTC’de” kurulacak özel bir hukuk organına transfer edeceği söyleniyor. AİHM, Mayıs 2001’de Kıbrıs Rum Kesimi’nin Türkiye’ye karşı kazandığı devletlerarası davada, “KKTC’nin hukuk organlarının” adadaki Rumlar için de “iç hukuk yolu” olduğu hükmünde bulunmuştu.

AB İÇİN ÖNEMLİ KARAR
Ankara’nın Strasbourg’da yaptığı açıklama, Kıbrıs sorunu için olduğu kadar, Türkiye’nin AB perspektifi açısından da büyük önem taşıyor. AİHM kararlarına uyum, Kopenhag siyasi kriterlerinin “olmazsa olmaz” koşulu olarak biliniyor. Türkiye, Loizidou kararını yerine getireceğini açıklayarak Kopenhag kriterlerini pratikte uygulamaya başladığını da göstermeye çalışıyor. Loizidou kararı, Avrupa Konseyi organlarının olduğu kadar, AB Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu’nun son 3
yıldır Türkiye hakkında hazırladıkları raporlara da girmişti. Loizidou kararı yerine getirilmediği sürece Avrupa’nın da Türkiye’ye “Kopenhag kriterlerini yerine getiriyorsun” demesi mümkün değildi.

AİHM LOİZİDOU KARARI

AİHM, 1996 ve 1998 yıllarında Kıbrıslı Rum Titana Loizidou ‘nun Türkiye’ye karşı “Girne’deki 10 parsel arazisine el konulduğu” iddiasıyla açtığı mülkiyet davasında, davacıyı haklı bulmuş ve Türkiye’nin kendisine yaklaşık 700 bin dolar maddi tazminat ödemesinde karar kılmıştı. Ankara, “Loizi
dou davası” kararını politik nedenlerden ötürü bugüne kadar yerine getiremediği için, hükmedilen 700 bin dolarlık tazminat cezasına her yıl yüzde 8’lik gecikme faizi işletiliyordu. Bir diğer deyişle Ankara’nın Titina Loizidou’ya ödemesi gereken meblağ 1 milyon doları aşmış durumda.
Titina Loizidou gibi, 1974 sonrası adanın güneyine göçmüş binlerce Rum daha bugüne kadar Strasbourg’da Türkiye’den davacı olmuş durumda. Strasbourg’daki diplomatik kaynaklar, AİHM’de Rumlar tarafından Türkiye’ye karşı yapılan şik
ayet başvurusunun 2 bin 693 olduğunu bildiriyorlar.

AİHM KIBRIS DAVALARI DURDU

Öte yandan, AİHM’nin de Kıbrıslı Rumlar tarafından Türkiye’ye karşı açılan davaların kararlarının açıklanmasını yeni bir karara kadar askıya aldığı öğrenildi. Kararın, 1974 sonrası adanın kuzeyinden güneyine göç eden Rumların “KKTC’den” malk ve mülk talebinde bulunabilmeleri için kurulması planlanan özel hukuk mercii çalışmaları göz önünde bulundurularak alındığı söyleniyor.

YENIDUZEN 20/06/2003

Baf’ta yapılan konferansta

Akıncı : “Bir taraf hep haklı diğeri de hep haksız değil !

Baf’ta Özgür Düşünce Derneği’nin dün akşam düzenlediği konferansa TKP Milletvekili Mustafa AKINCI ile AKEL Milletvekili Takis Hatzi Georgiou konuşmacı olarak katıldı. Kıbrıs sorununun çözümünde, sınırların açılmasından sonra iki toplumun ve bireylerin neler yapabileceği üzerinde durulan konferansta konuşan Akıncı, empati kavramı üzerinde durarak şöyle dedi :
“ Her iki toplumda da bugüne kadar verilen eğitim bir tarafın hep haklı, diğer tarafın ise hep haksız olduğu biçimindedir. Bir taraf diğerini hep öldürmüştür, yakıp yıkmıştır. Bir taraf hep
suçlu diğeri her zaman masumdur. Halbuki gerçek bu değildir. İki toplum değişik zamanlarda acılar çekmiştir. Kan ve göz yaşı her ikisi için de geçerlidir. Bir taraf hep haklı, diğer taraf hep haksız değildir. Kendisini, diğerinin yerine koyarak da olaylara bakabilme yeteneğini insanlarımıza kazandırmak zorundayız. Kıbrıslı Türk ve Rumların bu eğitime ihtiyaçları vardır.
Konuşmasında Annan Planı üzerinde de duran AKINCI : “ Şu anda Annan Planı’ndan daha iyi ve iki tarafın kabul edebileceği başka bir plân yok
. Olması da beklenmiyor. Kıbrıslı Türkler bu planı çok tartıştı. Günlerce gecelerce tartıştılar. Ayni şeyin Güney Kıbrıs’ta da olması ve bu plana Rum toplumunun da desteğinin sağlanması gerekir ” dedi.
Kapıların aralanması ile karşılıklı temasların artması
ndan duyduğu memnuniyeti belirten Akıncı, bunun devam ettirilmesinin yararlı olacağını söyledi. Daha sonra soruları da yanıtlayan TKP Milletvekili Mustafa Akıncı, “ Kıbrıs sorunu bir azınlık sorunudur.” diyen bir izleyiciye cevaben ; “ Kıbrıs’ta siyasal eşitlik içinde, ve ekonomik eşitlik içinde bir çözümden bahsediyoruz. Kıbrıs’ta çoğunluk-azınlık temelinde bir çözüm bulunamaz ” dedi.

YENIDUZEN 20/06/2003

Weston , Abdullah Gül ile görüştü....

Weston : “Görüşlerimiz örtüşüyor!”

ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston, Ankara`daki temasları çerçevesinde Dışişleri Bakanlığı yetkilileriyle biraraya geldi, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül tarafından kabul edildi.
Dışişleri Bakanlığı`na dün sabah saatlerinde gelen Weston, ilk olarak Kıbrıs Dairesi Genel Müdürü Büyükelçi Ertuğrul Apakan ile görüştü. Weston, daha so
nra Gül tarafından kabul edildi.
Weston, görüşmeden sonra yaptığı açıklamada, Bakanlık`taki temaslarının ``uzun, ayrıntılı ve tatmin edici`` olduğunu, Kıbrıs konusunu tüm boyutlarıyla ele aldıklarını ve bu konularn arasında güven artırıcı önlemlerin de bulunduğunu söyledi.
Gül ile görüşmesini ``yapıcı`` olarak niteleyen Weston, Gül ile görüşlerinin büyük ölçüde örtüştüğünü ve işbirliği içinde birlikte çalışma konusunda görüş birliğine vardıklarını kaydetti.
Weston, ``Umarım bu ziyaret, yalnızca ABD`nin Kıb
rıs konusunun çözümüne katkıda bulunma kararlılığını göstermekle kalmaz, stratejik ortağımız, dostumuz ve mükttefikimiz olan Türkiye ile her alanda işbirliği içinde çalışma isteğimizin de bir göstergesi olur`` diye konuştu.

YENIDUZEN 20/06/2003

Türkiye’den BM’nin Kıbrıs’taki

İyi niyet misyonuna destek!

AB’nin ulusal bir hedef olarak nitelendiği Ulusal programa göre Kıbrıs’ta BM’nin iyi niyet misyonu desteklenmeye devam edilecek

Ulusal program ekleriyle birlikte yaklaşık 900 sayfa. Program 87 yeni kanun çıkarılmasını öngörürken 382 yeni idari düzenlemenin de yapılmasını karara bağlıyor. Programda
MGK ile ilgili yapılacak düzenlemeye genel ifadelerle yer verilerek “MGK’nın danışma organı niteliği anayasa ve ilgili yasa değişiklikleriyle yeniden tanımlanmıştır. MGK genel sekreterliğinin ve MGK’nın işlevleri bu niteliklerle uyumlaştırılacaktır.” denildi.
Ulusal programda Kıbrıs giriş bölümünde yer alıyor. Buna göre; AB ile güçlendirilmiş siyasi diyaloğun bir parçası olarak Kıbrıs’taki gerçeklere, her iki tarafın egemenliğine dayanan BM Genel Sekreterinin iyi niyet misyonu desteklenmeye devam edilecek.
Ulusal programda Türkiye’nin Yunanistan’la olan ikili sorunların dialog yoluyla çözmeye yönelik çabalarını ve insiyatifini sürdüreceğine de vurgu yapılıyor.
Programın girişinde ise AB’nin Türkiye için bir toplumsal dönüşüm projesi olduğuna vurgu yapılıyo
r. Ve şu ifadeye yer veriliyor: “Hükümet AB ile ilgili yasal düzenlemeleri 1. yasama yılı içinde tamamlamaya kararlıdır. Yapılan tüm reformlarla eş zamanlı olarak bunların uygulamadaki etkisinin ilke olarak Haziran 2004’e kadar görüleceği konusunda hükümetin iradesi tamdır”.

YENIDUZEN 20/06/2003

1 Mayıs 2004’ten önce çözüm konusunda

HEMFİKİR!

Ticare
t Odası ve Verheugen, Güven artırıcı nitelikteki önlemlerin hayat bulması ve kuzey Kıbrıs ekonomisinin kalkınması için azami çalışmaların devam etmesi ancak sorunların köklü çözümünün Annan Planı temelinde kapsamlı bir antlaşmanın 1 Mayıs 2004’ten önce sağlanması ile gerçekleşeceği konusunda hemfikir oldu.
Ticaret Odası Başkanı Ali Erel ve Yönetim Kurulu üyesi Mustafa Damdelen, Avrupa Birliği’nin genişlemeden sorumlu Komiseri Gunther Verheugen’le 17 Haziran’da yapılan ve iki toplumdan işveren örgütleri ve
sendikaların katıldığı yuvarlak masa toplantısına katıldı.
Ayni gün, güney Kıbrıs’ta Hilton Park Hotelde, Verheugen’in konuşma yaptığı daha geniş katılımlı toplantıya birçok sivil toplum örgütü temsicisi yanında Kıbrıs Türk Ticaret Odası Yönetim Kurulu ve
Meclis üyeleri de katıldı.
Kıbrıs Rum Ticaret ve Sanayi Odası’nın düzenlediği ve geniş bir davetli kitlesinin hazır bulunduğu toplantı sonrasında, Avrupa Birliği’nin genişlemeden sorumlu Komiseri Verheugen ve Kıbrıs işlerinden sorumlu Leopold Maurer’le Oda
Başkanı Ali Erel ve Yönetim Kurulu üyesi Mustafa Damdelen özel bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda, AB Komisyonu’nun 3 Haziran 2003 tarihinde açıkladığı kuzey Kıbrıs ekonomisinin kalkındırılması ile ilgili önlemler paketi, kuzey ile güney Kıbrıs arasında ticaretin başlatılması, güneyden gelen turistlerin kuzeyde gecelemesinin sağlanması gibi konular ele alındı.
Söz konusu toplantıda aşağıdaki konular Verheugen’in dikkatine getirildi.

"Turistler kuzeyde geceleyebilmeli!"

Kıbrıslı bir Rum’un kuzey Kıbrıs’ta konaklayabildiğini ancak Avrupa Birliği üyesi diğer ülke vatandaşlarının güney Kıbrıs’tan kuzey Kıbrıs’a geçmesi halinde gecelemesine Kıbrıs rum makamlarının izin vermediği, böyle bir tavrın ciddi bir ayırımcılık olduğu ve AB yasalarına göre uygulan
masının mümkün olmadığı belirtildi. Verheugen, böyle bir ayırımcılığın Avrupa Birliği üye ülkeleri tarafından yapılmasının mümkün olmadığını ifade etti.

“Güney ve kuzey Kıbrıs arasında ticaret başlamalı”

“KKTC” yetkili makamlarına göre güney Kıbrıs ve kuzey Kıbrıs arasında ticaretin başlaması ile ilgili olarak Kuzey Kıbrıs’tan kaynaklanan herhangi bir engel kalmadığı, bu konuda Kıbrıslı Rum yetkililerin ticaretin önündeki mevcut engelleri kaldırmaları gerektiği belirtildi. Kamyon ve diğer ticari araçları
n güney’e geçmesine hala müsaade edilmediği bu ve benzeri engellerin süratle kaldırılması gerektiği ifade edildi.

“Araç sigortaları sorunu ve benzeri sorunlar devam ediyor”

Kuzey Kıbrıs’a gelen Kıbrıs Rum araçların yıllık sigorta yapabilme olanakları varken Kıbrıslı Türklere bu imkanın tanınmamasının yanlış olduğu gündeme getirildi ve Kıbrıs Rum Bakanlar Kurulu’nun, kimlik kartı çıkarırken gecikme zamlarının alınmaması yönünde kararı olmasına
rağmen 15 Kıbrıs liralık cezanın halen Kıbrıslı Türklerden ta
lep edilmekte olduğu, kimlik ve pasaport kuyruklarında Kıbrıslı Türkler uzun süreler bekletilirken Kıbrıslı Rumların daha kısa sürelerde hizmet aldıkları belirtilip eşit muamele için gerekli uyarıların yapılması istendi.

“Mağusa Limanı’ndan ihracat imkanı sağlanmalı”
AB Kopenhag zirve sonuçlarına göre Kıbrıs sorununun çözülmemesi halinde Kuzey Kıbrıs ekonomisinin kalkındırılması gerektiği ile ilgili bir görevin AB Komisyonu’na ve Rum yönetimine verildiği belirtilen toplantıda malların serbest dolaşım sertifikalarının Kıbrıs Türk Ticaret Odası tarafından verilmesi kararının olumlu ve yapıcı bir adım olarak algılandığını ancak kuzey Kıbrıs’tan yapılan ihracatların önündeki bir engel aşılırken Kıbrıs Rum tarafının ihraç limanları konusunda engel çıkarmakta ol
masının doğru bir yaklaşım olmadığı belirtildi.

“Tüm sorunlar 1 Mayıs 2004 e kadar Annan planı temelinde çözümlenecek”

Güven artırıcı nitelikteki önlemlerin hayat bulması ve kuzey Kıbrıs ekonomisinin kalkınması için azami çalışmaların devam etmesi ancak sorunların köklü çözümünün Annan Planı temelinde kapsamlı bir antlaşmanın 1 Mayıs 2004’ten önce sağlanması ile gerçekleşeceği konusunda hemfikir olunduğu da toplantıda ifade edildi.

YENIDUZEN 20/06/2003

Simitis:

“Türkiye komşularıyla olan sorunlarını çözmeli!”
Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis, AB liderlerini biraraya getirecek Selanik zirvesinin başlamasına kısa süre kala yaptığı açıklamada, Türkiye`nin AB`ye tam üyeliğinin kriterleri yerine getirmesi ve komşularıyla sorunlarını çözmesine bağlı olduğunu belirtti.
Zirve basın merkezindeki son hazırlıkları kontrol eden Simitis, gazetecilerin Kıb
rıs sorunu ve Türkiye`nin AB üyeliğine ilişkin sorularını yanıtladı.
Kıbrıs sorununun çözümü için BM Genel Sekreteri Kofi Annan`ın ortaya koyduğu planının geçerli olduğunu ifade eden Simitis, Türkiye`nin bu planı dikkate alması gerektiğini söyledi.
Simit
is, Türkiye`nin AB üyeliğini değerlendirirken de, diğer aday ülkelerin önüne koyulan kriterlerden farklı bir kriterin Türkiye için geçerli olmadığını bildirdi.
Simitis, ``Türkiye bu kriterleri yerine getirmeli ve komşularıyla olan sorunlarını çözmelidir``
diye konuştu.
AB liderleri, Selanik zirvesinin ilk oturumunda yasadışı göç konusunu ele alarak, AB sınırlarının nasıl korunabileceğine yönelik önlemler paketini tartıştılar.
Zirve çerçevesinde dün akşam yapılan ilk oturumda tartışmalar, yasadışı göçü önl
emeye yönelik ortak bir politikanın oluşturulması, bunun için ayrılacak bütçe ve 3. ülkelerle yapılacak işbirliği konuları üzerinde yoğunlaştı.
AB ülkelerinin, sınırlarını korumak için sadece 2004 ile 2006 yılları arasında 140 milyon Euro`ya ihtiyacı olduğ
u belirtiliyor. AB`nin son olarak bu ay başında Lüksemburg`da yaptığı toplantı, AB vatandaşı olmayan göçmenlerin statüsü konusunda bir anlaşmaya varılamadan dağılmıştı.
ABD Dışişleri Bakanlığı`nın yasadışı göçe ilişkin bu yıl yayınlanan raporunda, Yunanistan`a da Türkiye gibi bazı ülkelerle birlikte göçü önlemeye yönelik tedbirler almayan 3. kategoride yer verilmiş ve 3 ay içinde bu önlemleri almaması durumunda bazı yaptırımlar uygulanacağı belirtilmişti.

YENIDUZEN 20/06/2003

Ankara’dan Kıbrıs’ta sürpriz adım: Loizidou’ya ‘şartlı tazminat’ ödenecek

Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Rum vatandaşı Titina Loizidou’ya 500 bin dolar maddi tazminat ödenmesi yönündeki kararının gereğini yapacağını bildirdi. ZAMAN’a konuşan diplomatik kaynaklar ise bu ödemenin, ‘şartlı olarak’ gerçekleşeceğini kaydetti.

Türkiye’nin Avrupa Konseyi Daimi Temsilcisi Büyükelçi Numan Hazar, konseyin delegeler komitesi toplantısında yaptığı açıklamada, bu yöndeki gerekliliklerin ekim ayına kadar tamamlanacağını kaydetti. Türkiye’nin, Loizidou’ya ekim ayına kadar 500 bin dolar ve bu miktara 1998 yılından bu yana işletilen faizle birlikte toplam 900 bin dolara yakın tazminat ödemesi bekleniyor.

ZAMAN’ın sorularını cevaplandıran Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Walter Schwimmer ise dava konusunda herhangi bir gelişmenin olmadığını söyleyerek, davaya ilişkin kararların ekim ayında yapılacak olan Avrupa Konseyi’nin Daimi Temsilciler Komitesi’nde alınacağını söyledi. Dava hakkında konuşmak için henüz çok erken olduğunu belirten Schwimmer, çözüme ilişkin çalışmaların her iki tarafın da katılımıyla devam ettiğini söyledi. Schwimmer, konuyla ilgili bilgiyi kendisinin de Türk basınından öğrendiğini belirtti.

Türkiye’nin ‘üç şart’ manevrası

Haberin içeriğini yalanlamayan diplomatik kaynaklar; ancak olayın “davalarla ilgili genel bir paketin sadece bir parçası olduğunu” açıkladı. Buna göre Türkiye’nin Loizidou tazminatını ödemesi 3 şarta bağlanıyor: Bundan böyle Rumlar doğrudan AİHM’ye başvurmak yerine iç hukukun tamamlanması gereğince önce KKTC mahkemelerine başvuracak. Avrupa Konseyi ve AİHM, bu düzenlemeyi kabul ederek, kendisine gelecek benzer davalar için KKTC mahkemelerini adres gösterecek. Ayrıca tazminat, bir defaya mahsus olmak ve mahkemede bekleyen 3 bin civarındaki benzer davaya emsal teşkil etmemek üzere ödenecek. Türkiye’nin tüm bu şartların kabul edilmesi durumunda söz konusu davadan kaynaklanan tazminatı ödeyebileceği belirtiliyor.

Bu şartlar yerine getirilmeden Loizidou kararına uyulmasının “tam bir rezalet” olacağını söyleyen Türkiye’nin eski AİHM avukatlarından Prof. Aslan Gündüz, bu şartların yerine gelmesi durumunda meselenin “hazmedilebilir” hale geleceğini kaydetti. ZAMAN’ın sorularını cevaplayan Prof. Gündüz, aksi halde dava aleyhine bunca yıllık direnişin ve Türkiye’nin şimdiye kadar savunduğu tezlerin tamamen terk edilmiş olacağı uyarısında bulundu. Prof. Aslan Gündüz, Kıbrıslı Türklerin Rumlar aleyhine mülkiyet davalarında aynı oranda başarılı olamayacağını da kaydederek, Rum tarafının Türklerden kalan mallarla ilgili “daha iyi hukukî kılıflar” geliştirdiğini dile getirdi.

Zamanlama yanlış mı?

AİHM’de Türkiye aleyhine açılan davaları, hazırladığı bir kitapta inceleyen Ceza Hukukçusu Doç. Dr. Vahit Bıçak ise, Ankara’nın tazminatı ödeyeceğini duyurmasının Kıbrıs meselesinin çözümünü daha da zorlaştıracağını savundu. Doç. Dr. Bıçak’a göre bu tutum değişikliği, şimdiye kadar mülkiyet problemini siyasi çözümün bir parçası olarak halletmeye çalışan Türkiye’nin izlediği siyasete aykırı ve zamanlaması da yanlış bir adım...

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Walter Schwimmer’ın geçtiğimiz haftalarda Ankara’ya yaptığı ziyarette de ele alınan ‘yargı paketi’nde olumlu gelişmeler yaşandığı belirtilirken, ilk adım olarak KKTC hükümetinin Rumların Türk mahkemelerine dava açmasına imkân verecek yasal düzenlemeyi Meclis’e sunduğu biliniyor. KKTC yönetimi, son dönemde Kıbrıslı Türkleri de Rumlar gibi AİHM’ye Güney’de kalan malları için dava açmaya teşvik ediyor.

AİHM’ye yaptığı başvurusunda, Kıbrıs’ın kuzey kesimindeki topraklarının elinden alındığı ve evinde oturma hakkının engellendiğini ileri süren Loizidou’nun başvurusu üzerine mahkeme, ‘hak mahrumiyeti’ nedeniyle tazminat ödenmesini kararlaştırmıştı. Türkiye ise kendi toprakları dışındaki bir olayla ilgili olarak sorumluluk kabul edemeyeceğini bildirmişti.

ZAMAN 20/06/2003