Plan yetersiz, referandumun ucu açık

Çankaya Köşkü’nde yapılan Kıbrıs zirvesinde, BM Genel Sekreteri Annan’ın sunduğu 3’üncü Kıbrıs planının Türk tarafının beklentilerini karşılamadığı sonucuna varıldı.

6 Mart NTV— Zirve sonrası bir açıklama yapan Cumhurbaşkanı Sezer’in dış politika Danışmanı Tacan İldem, planın bu haliyle referanduma sunulup sunulmayacağına ise Ada’daki tarafların karar vereceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer başkanlığında Çankaya Köşkü’nde iki bölüm halinde yapılan zirveye Başbakan Abdullah Gül, Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök, Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış ve Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Uğur Ziyal katıldı. Zirvenin ikinci bölümüne ise KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile beraberindeki heyet de katıldı.
Zirve sonrası
açıklama Cumhurbaşkanı Sezer’in dış politika Danışmanı Tacan İldem’den geldi.
İldem, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın 3’üncü planının mevcut haliyle, Türk tarafının temel beklentilerini karşılamaktan uzak bulunduğunu söyledi.
“Kıbrıs’ta iki tarafın mutaba
katıyla çözüme ulaşılacaktır” diyen İldem, Kıbrıs Türk tarafının önerilerini Genel Sekreter’e ileteceğini bildirdi.

İldem Annan planının bu haliyle referanduma sunulup sunulmayacağına Ada’daki tarafların karar vereceğini vurguladı.
İldem açıklamasını şöyle tamamladı:
“Kıbrıs ulusal davamızda Türkiye, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’la yakın işbirliği içinde olmaya devam edecektir.”

WESTON ANKARA’YA GELDİ
Yoğun Kıbrıs gündemi Ankara’da görüşülürken Amerika’nın Kıbrıs Özel Temsilcisi Thomas Weston da bu sürece dahil oluyor. Ankara’ya gelişinde Esenboğa Havaalanı’nda bir açıklama yapan Weston, Birleşmiş Milletler’in çabalarına tam destek verdiklerini söyledi ve Kıbrıs halkının referandumla kendi geleceğini tayin edebileceğini vurguladı. Weston, yarın AKP Gen
el Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşecek.

Denktaş, TBMM’de konuştu

KKTC Cumhurbaşkanı, konuşmasında Annan Planı’nın olumsuzluklarını anlattı ve Köşk’deki zirvede alınan kararı açıkladı.

6 Mart NTV— Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde milletvekillerine hitap etti. Bütün milletvekilleri tarafından ayakta alkışlarla karşılanan Denktaş, “Lahey’e gideceğiz. Ankara’daki temaslar çerçevesinde güçlü olarak, iyi niyetli olarak gideceğiz” dedi

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı Genel Kurul’da milletvekilleri ayakta alkışlarla karşıladı.
KKTC Başbakanı Derviş Erdoğlu ile Rauf Denktaş’ın oğlu Serdar Denktaş da KKTC Cumhurbaşkanı’nın konuşmasını diplomasi locasından izledi. Başbakan Ab
dullah Gül, Denktaş’ı dinlemek üzere Genel Kurul’da hazır bulundu.
Denktaş, konuşmasında Annan Planı’nın olumsuzluklarını anlattı ve Köşk’deki zirvede alınan kararı açıkladı.
Denktaş plan konusunda referanduma gidilmesine karşı olduğu yönündeki görüşünü
de ortaya koydu ve “KKTC’nin elde ettiği hakları referandumla ortadan kaldırma hakkımız yoktur. Türkiye kararını verecek” diye konuştu. Denktaş, milletvekillerinden desteklerinin sürmesini istedi.
Denktaş’ın Genel Kurul’dan ayrılmasının ardından, AKP, CHP
ve DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar’ın katıldığı destek deklarasyonu yayınlandı.
10 maddeden oluşan deklarasyonda Kıbrıs davasında Türk milletinin birlik ve beraberlik içinde bulunduğu gerçeğinin tüm dünyaya ilan edildiği belirtildi ve Avrupa Birliği’ne gir
iş için Kıbrıs sorununun çözümünün şart olarak ortaya konmasının yanlışlığı vurgulandı.

Kıbrıs çözülmezse bizi AB’ye almazlar”

AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a Kıbrıs sorununun çözümü olmadan AB üyeliğinin çok zor gözüktüğünü söyledi. Denktaş ise tek başına karar veremeyeceğini bildirdi

6 Mart NTV — Çankaya Köşkü’ndeki Kıbrıs zirvesi için Türkiye’ye gelen KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan biraraya geldi. Erdoğan görüşmede, “Kıbrıs sorununun çözümü Türkiye’nin AB’ye girişi konusunda kesin garanti olmayacak ama çözülemezse bizi AB’ye almaları çok zor” dedi.

KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş ile AKP lideri Erdoğan, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın taraflara sunduğu 3. planı değerlendirdi. İlginç diyaloglara sahne olan görüşmede Tayyip Erdoğan, Denktaş’a “Adada çözümü biz önerdik. Ama formülünü söylemedik. Bir sorun olduğu kesin ve bu sorun çözülmeli. Belki Kıbrıs konusunun çözümü Türkiye’nin AB’ye girişi için kesin kriter olmayacak. Ama eğer çözülemezse bizi AB’ye almayacaklar” dedi.
Rauf Denktaş ise bu sözler üzerine Annan’ın getirdiği 3. planın kabul edilemez olduğunu belirterek, “Bu plan taraflara empoze ediliyor. Aslında Rumlar da bunu kabul etmiyor. Bütün bu
nlara rağmen iki toplumu biraraya getirmek kaos yaratacaktır” diye konuştu.
Görüşme sırasında Tayyip Erdoğan’ın Lahey’den çözümsüzlük çıkması durumunda sonuçlarına hem Kıbrıs’ın hem de Türkiye’nin katlanacağını hatırlatması üzerine Denktaş’ın, “Ben bu kon
uda tek başıma karar vermem. Türkiye de karar versin. Böyle önemli bir kararda Türkiye’nin de katkısı olmalı” dediği öğrenildi.


 

Zirve'den iki karar çıktı

Çankaya Köşkü'nde Kıbrıs konusunun masaya yatırıldığı zirve sona erdi. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer Başkanlığındaki zirve iki bölüm halinde yapılırken zirveden Annan planının yetersizliği ve referandum konusunun taraflara bırakıldığı vurgusu çıktı.

Çankaya Köşkü'nde Kıbrıs konusunun masaya yatırıldığı zirve sona erdi. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer başkanlığındaki zirve iki bölüm halinde yapıldı.
Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü ve Dışişleri Başdanışmanı Tacan İldem, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs planının, mevcut haliyle Türk tarafının temel kaygı ve beklentilerini karşılamaktan uz
ak olduğunu söyledi.

İldem, yaklaşık 4 saat süren Kıbrıs zirvesinin ardından yaptığı açıklamada, Kıbrıs konusunun önce Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Başbakan Abdullah Gül, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök ve Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış'ın katıldığı bir toplantıda değerlendirildiğini, ardından KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denkaş ve beraberindeki heyetle Kıbrıs sorununun içinde bulunduğu aşama ve görüşme sürecine ilişkin danışmalarda bulunulduğunu söyledi.

''KIBRIS TÜRK TARAFI DA DEĞİŞİKLİK ÖNERİLERİNİ GENEL SEKRETER'E İLETECEKTİR''

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın 26 Şubat günü adada taraflara ikinci kez gözden geçirilmiş çözüm planını sunduğunu hatırlatan İldem,plan üzerinde iki tarafın mutabakatının henüz sağlanmadığını ve metinde taraflarca tamamlanması gereken bölüm ve unsurlar bulunduğunu belirterek, şunları söyledi:

''BM Genel Sekreteri planda iki tarafça mutabık kalındığı takdirde 25 Mart tarihine kadar değişiklik yapılmasını kabul etmiştir. Annan planı, mevcut haliyle Türk tarafının teme
l kaygı ve beklentilerini karşılamaktan uzaktır. Kıbrıs'ta adil ve kalıcı bir barışa ancak iki tarafın mutabık kalacağı bir çözüm anlaşmasıyla ulaşılmasının mümkün olacağı açıktır. Kıbrıs Rum tarafının gözden geçirilmiş plana ilişkin değişiklik önerilerini Genel Sekreter'e sunduğu bilinmektedir. Kıbrıs Türk tarafı da değişiklik önerilerini Genel Sekreter'e iletecektir.''

REFERANDUM TARAFLARIN VERMESİ GEREKEN BİR KONUDUR

Söz konusu planın bu haliyle referanduma sunulup sunulmamasının, tarafların kendi demokratik ve anayasal yapıları içinde karar vermeleri gereken bir konu olduğunu ifade eden İldem, Türkiye'nin, herzaman KKTC'nin iradesine ve Kıbrıs Türk halkının güvenlik ve esenliğine gereken saygı ve özeni gösterdiğini kaydedettikten sonra şunları kaydett
i:

''Türkiye'nin uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan hak ve yükümlülükleri ışığında BM Genel Sekreteri'nin istediği biçimde bu konularda yükümlülük altına girmesi, doğal olarak Türkiye'nin anayasalkurallarına bağlı olacaktır.

Kıbrıs ulusal davamıza Türkiye, Sayın Denktaş ile yakın danışma ve işbirliği içinde bulunmaya devam edecektir. Türkiye, Sayın Denktaş'ın barış yönünde sürdürmekte olduğu yapıcı çabaları desteklemektedir.''

HURRIYET 06/03/2003

TBMM'den KKTC'ye destek deklarasyonu

TBMM Genel Kurulu, Kıbrıs sorununa ilişkin olarak KKTC'ye bir destek deklarasyonu yayınladı. Deklarasyonda, ''TBMM, Kıbrıs meselesine bulunacak çözümün, tarafların eşit statüsü ve eşitliğine dayanması gerektiği hususunu önemle vurgular'' denildi.

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın TBMM Genel Kurulu'na hitap etmesinin ardından, AK Parti Grup Başkanvekili Salih Kapusuz, CHP GrupBaşkanvekili Mustafa Özyürek ile DYP Genel Başkanı ve Elazığ Milletvekili Mehmet Ağar bir önerge vererek, Meclis'in KKTC'ye destek deklarasyonu yayınlanmasını önerdiler. TBMM'de temsil edilen üç partinin ortak önergesinin kabul edilmesinin ardından okunan destek deklarasyonu şöyle:

1- TBMM, 21 Ocak 1997 ve 15 Temmuz 1999 tarihlerinde aldığı kararlara atıfta bulunarak, bu milli davada TBMM ve Türk
Milleti'nin tam bir birlik ve beraberlik içinde bulunduğu gerçeği bütün dünyaya bir kez daha ilan eder.

2- Kıbrıs meselesine adil ve kalıcı bir çözüm bulunması için KKTC'nin sarfettiği çabaları içtenlikle destekler.

3- Kıbrıs meselesine bulunacak çözüm
ün, tarafların eşit statü ve eşitliğine dayanması gerektiği hususunu önemle vurgular.

4- Türkiye'nin 1960 anlaşmalarından kaynaklanan garantörlük haklarının sürdürülmesi gereğini belirtir.

5- Kıbrıs'ta Türkiye ile Yunanistan araa kurulmuş bulunan denge
nin zedelenmesinin hiçbir şekilde kabul edilmeyeceğini teyit eder.

6- Kıbrıs sorununun çözümünün Türkiye'nin AB üyeliği sürecinde birön şart gibi takdim edilmesine yönelik çabaları reddeder.

7- Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin Türkiye'den önce AB'ye üye y
apılması yolunda atılan adımların, uluslararası anlaşmaların açıkça ihlali olduğunu bir kere daha vurgular.

8- Kıbrıs Türk ve Rum halkının 28 yıldır huzur ve barış içinde yaşamasının en önemli amili olan iki kesimliliğin muhafaza edilmesine verdiği önemi
vurgular.

9- İki kesimliği zedeleyecek bütün öneri ve girişimlerin Kıbrıs'taki güvenlik ortamını olumsuz yönde etkileyerek, iki toplumu yeniden bir çatışma ortamına sürükleyeceğini hatırlatır ve buna hiçbirşekilde müsaade edilmemesi gerektiğini önemle b
elirtir.

10- Bu genel koşullara riayet edilmek kaydıyla, Kıbrıs'ta barışçı ve kalıcı bir çözüme ulaşılmasının Türkiye'ye, Kıbrıs Türk ve Rum halklarına ve bölge barışına hizmet edeceği yolundaki inancını ifadeeder. (aa)

HURRIYET 06/03/2003

Denktaş: Lahey'e güçlü ve iyi niyetle gideceğim

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Ankara'da yaptığı görüşmeler sonrasında La Haye'e ''güçlü ve iyi niyetle'' gideceğini söyledi.

Denktaş, TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, Annan Planı hakkında görüşlerini dile getirdi. Plan ile Rum tarafında, Rumlardan oluşan bir küçük devlet, kuzeyde ise adına ''kurucu devlet'' denilen ama devlet olmayan bir karma devletin öngörüldüğünü anlatan Denktaş, ''Bu dengesizliktir, haksızlıktır, huzurun kaynağı olan iki kesimliliği ortadan kaldırmaktır. Çok korkuyoruz, Rumları iyi bildiğimiz için... 1963 ve 1974 olaylarına gebe bir durum hasıl olmaktadır ve olacaktır'' dedi.

Plan uyarınca Rum kesiminin vereceği tapuların geçerli, KKTC'nin ise geçersiz kabul edileceğini, Rumlara kişisel
başvuruyla tapu haklarını alma yolunun açıldığını ifade eden Denktaş, Klerides'in seçim öncesinde planı savunan sözlerini yineledi. Planın Kıbrıs Rumlarına barış harekatında kaybettikleri toprakları geri vermekle kalmadığını, Rumlara kişisel tapu hakkı tanıyarak kendi içlerine yayılmasına da yol açtığını belirten Denktaş, ''Bu plan, Kıbrıs meselesini halletmiyor, meseleyi yeni maceralara sürükleyecek bir zemin hazırlıyor'' dedi.

BM Genel Sekreteri'nin ''plan hassas dengeler üzerine kurulmuştur, artık deği
ştiremezsiniz'' diyerek bir dayatma içine girdiğini savunan Denktaş, ''Planda bize 3 yargıç hakkı tanınıyor. Genel Sekreter (falan gün ve saate kadar isimlerini bana verin, aksi takdirde ben tayin ederim) diyerek dayatmaya gitmiştir. Bizim görüşümüz bu yaklaşım iyi niyet görevi ile bağdaşmıyor. Kıbrıs'ı yeniden Rum hegemonyası altına alarak zamanla kısıtlı haklarla zaman içinde bizi korumaya mahkum bir azınlık durumuna getireceğini görüyoruz'' görüşünü ifade etti.

"TÜRKİYE'NİN HAKLARI ORTADAN KALKACAK"


Denktaş, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin 1960'da kendi kendine kurulan kurulmadığını, 1960 uluslararası anlaşmalarının Türkiye'ye gayet somuthaklar tanıdığını kaydederek, şöyle konuştu:

''Şimdi bu haklar ortadan kaldırılmaktadır. Eğer biz bunu kabul edersek, bu ha
klar ortadan kalkacak. Bu nedenle bunu yapma hakkımız yoktur. 134 bin seçmenin yarısından fazla oyu ile Türkiye'nin güvenliği ve kendi güvenliğimiz açısından elde etmiş olduğu, uluslararası anlaşmalarla teyit edilen hakları referandum ile ortadan kaldırma hakkımız yoktur. Bu konuda Türkiye durumu değerlendirecek ve cevabını verecektir.''

''Hayır'' demek için La Haye'e gitmek istemediğini, ancak Genel Sekreter'in eli boş dönmemek için ''hayır diyecekseniz bile bunu gelinanlatın' dediğini aktaran Denktaş, b
u nedenle La Haye'e gideceğini söyledi. Denktaş, Türkiye'de yaptığı temaslar çerçevesinde La Haye'e güçlü ve iyi niyetle gideceğini belirtti.

''TÜRK HALKI İKİDE BİR GELİP BİZİ KURTARMAMALI''

Yarı tamamlanmamış plana evet denmesi halinde nasıl tamamlanacağı sorusunu Papadopulos'a soracağını ifade eden Denktaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir plan empoze edilmiş değildir. Belki Filistin'i örnek göstereceksiniz. Filistin ve İsrail anlaşma yaptıkları için Nobel Ödülü'nü de a
lmışlardır ama bu yapay anlaşma tutmamış, Filistin'de kan gövdeyi götürmektedir. Bizim korkumuz da budur. Türk halkı ikide bir gelip bizi kurtarmamalı, buna ihtiyaç olmamalı. Biz sağlam ve kabul edilebilir bir anlaşma istiyoruz. 1960 anlaşması gibi sadece kağıt üzerinde anlaşma istemiyoruz. Anlaşma, egemenliğe dayalı olmalı. Egemenliğimiz var mı yok mu tartışmak istemiyoruz. Çünkü egemenliğimizi Rum'dan kurtardık ve devletimizi kurduk. Türkiye Cumhuriyeti, bu Meclis bunu sağladı. Evlatlarınızı feda ederek bizi kurtardıktan sonra da meselenin her safhasında fedakarlık yaparak barışın temini için bize destek oldunuz.''

''KIBRIS'IN MİLOSEVİÇ'İ...'

''Eli kanlı Makarios, Kıbrıs'ın Miloseviç'i dediğimiz Makarios bizi toplu mezarlara gömerken, Güvenli Konseyi'nde kendisi meşru Kıbrıs Hükümeti olarak tanıdı'' diyen Denktaş, bununla uluslararası anlaşmanın yerle bir edildiğini belirtti.

Denktaş, Makarios'un ölmeden önce bir vasiyette bulunduğunu, ve''Ben yaptıklarımla Kıbrıs meselesini Enosis'e en yakın noktaya g
etirdim, bundan gerilemek yoktur'' dediğine dikkati çekerek, ''Ne kadar taviz verdiysek boşa gitti. Ondan sora gelenler aynı şeyi savundular. Geçen gün biraraya geldiğimiz Rum Komünist Partisi Lideri,(egemen ülke biziz, size anayasal haklar veriyoruz, daha ne istiyorsunuz?'' dediğini aktardı.

Kurulacak devletin fiziki sınırları olmayacağını, Rumların istediği gibi aralarına gireceğini anlatan Denktaş, ''Rum gelecek (evimden çık) diyecek. Türk çıkmayacak. İşte kavga... Rum liderleri açıkça bunu söylüyorlar
'' diye konuştu.

Denktaş, kendilerinin tehlike değil, gerçek barış ve iki egemen devlet arasında ortaklık kurulmasını istediklerini belirterek, konuşmasını, ''Bu konuda ilgi, söylemleriniz ve hararetli münakaşalarınız bize daima destektir. Unutulmadığımı
zı, kimsesiz olmadığımızı, 70 milyonluk yüce ulusun ayrılmaz parçası olduğumuzu görüyor ve gurur duyuyoruz. Desteğine muhtacız, devam edin'' diyerek tamamladı.

ARINÇ EŞLİK ETTİ

Denktaş, Genel Kurul'da milletvekillerinin ayakta alkışlarıyla karşılandı. TBMM Başkanı Bülent Arınç, Denktaş'a salona girişinde kürsüye kadar eşlik etti. Denktaş'ın konuşmasını, Başbakan Abdullah Gül ile CHP Lideri Deniz Baykal da dinledi. Arınç, AK Parti Grup Başkanvekili Salih Kapusuz'un yanına oturarak Denktaş'ın konuşmasını d
inledi.

Denktaş'dan önce Genel Kurul'a giren KKTC heyeti de milletvekilleri tarafından alkışlandı.

Denktaş, konuşmasının ardından TBMM Başkanı Bülent Arınç ve Başbakan Abdullah Gül ile birlikte Salon'dan ayrıldı. Arınç ve Gül, kuliste, AK Parti İstanbu
l Milletvekili Zeynep Karahan Uslu ile bir süre sohbet eden Denktaş'ı, arabasına kadar uğurladılar. (aa)

HURRIYET 06/03/2003

ABD Kıbrıs Koordinatörü Weston Ankara'da

ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston Ankara'ya geldi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston bir günlük ziyaret için geldiği Ankara'da AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanlığı yetkilileriyle görüşecek.

Weston, Kıbrıs'ta tarafların 10 Mart Pazartesi günü Lahey'de biraraya gelmelerinden önce, Ankara ile son gelişmeler hakkında görüş alışverişinde bulunacak

HURRIYET 06/03/2003

KKTC'de yarın 'Egemenlik ve varoluş mitingi' yapılacak

KKTC'de ''Ulusal Dayanışma Komitesi''tarafından düzenlenen ''Egemenlik ve Varoluş Mitingi'', yarın Lefkoşa'da yapılacak. Lefkoşa Atatürk Meydanı'nda yapılacak miting saat 11.00'de başlayacak. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş da Ankara'dan dönüşünden sonra mitinge katılarak, bir konuşma yapacak.

İktidar partilerinden Ulusal Birlik Partisi (UBP) miting organizasyonunda yer alırken, genel başkanlığını Serdar Denktaş'ın yaptığı Demokrat Parti'nin açıklamasında (DP) ise mitinglere karşı olunduğu belirtildi. Açıklamada, ''Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın da mitinge katılarak önemli açıklamalar yapacağı, bu nedenle parti üyelerinin Denktaş'a destek ve güvenlerini bir kez daha göstermesi ve dış dünyaya gerekli mesajı vermesi için mitinge katılması'' istendi.

Miting için yapılan çağrılarda, ''egemenliğe, onurlu ve kalıcı birbarışa evet diyenler, aralarına Rum istemeyenler ve tekrar göçmen olmak istemeyenler mitinge katılsın. Son noktayı sessiz çoğunluk koyacak'' ifadesi kullanıldı.

HURRIYET 06/03/2003

Kıbrıs'ta Rumlar ve Türkler'den ortak kan kampanyası

Lösemi hastalığına yakalanan ve yapılan tüm tedavilerden sonuç alınamayan 5 yaşındaki Kıbrıslı Türk Jale Sakaoğlu'na ilik nakli yapılması için, Lefkoşa'da ara bölgedeki Ledra Palace Otel'de kan taraması başlatıldı.

Kan taramasına Kıbrıslı Türklerin yanı sıra Rumlar da katılıyor. 18 ile 50 yaş arasındaki sağlıklı herkesin kan taramasına katılabileceği açıklandı.

Kemal Saraçoğlu Lösemili Çocuklar ve Kanserle Savaş Vakfı Başkanı Şua Saraçoğlu, yaptığı açıklamada, bu sabah başlatılan kan taramasına öğleden sonraya kadar KKTC ve Kıbrıs Rum Kesimi'nden 450 dolayında kişinin katıldığını açıkladı. Taramanın 5 günlük bir süre için başlatıldığını ifade eden Saraçoğlu, kampanyayı, Rum Kesimi'ndeki Karaiskakio Vakfı ile birlikte düzenlediklerini söyledi.

KKTC Save Sosyal Yardım Bakanlığı Müsteşarı Hasan Öztoprak ise Türk Ajansı-Kıbrıs'a (TAK) yaptığı açıklamada, ''Ne kadar katkı konursa çocuğumuzu o kadar yaşatma şansımız olur'' dedi. Jale Sakaoğlu'nun uzun süredir Sağlık Bakanlığı'nın sorumluluğunda tedavi gördüğünü ve tedavisinin halen İstanbul'da sürdürüldüğünü anlatan Öztoprak şöyle konuştu:

''Yapılan son tedavilerin sonuç vermemesi üzerine doktoru bir ay içerisinde ilik nakli gerektiğini söyledi. Bunun üzerine Türkiye'deki yetkililerle temaslar kurduk. Gerek Türkiye'deki, gerek dünyadaki bütün merkezlerin taranmasına rağmen Jale'ye uygun kan örneği bulunamadı. Bunun üzerine aile ve sivil toplum örgütleri bize gelerek Ledra Palace'ta Kıbrıslı Türk ve Rumların katılabileceği bir tarama yapılması önerisinde bulundular. Süratli olabilmesi için bu konuda Dışişleri Bakanlığı yetkilileriyle görüştük ve gerekli olan izinleri aldık. Güney Kıbrıs'ta da 2-3 çocuk için aynı şekilde kan örneği arandığını öğrendik. Sonuçta tamamen insani olan bu konudaki taramanınbugün başlamasına karar verdik.''

HURRIYET 06/03/2003

Denktaş, Lahey’e ‘hayır’ demeye gidiyor

Ankara’da Genelkurmay Başkanı Özkök’le görüşen Denktaş, AKP lideri Erdoğan’dan randevu istedi

BARKIN ŞIK, UTKU ÇAKIRÖZER Ankara

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, bugün Ankara’da yapılacak Kıbrıs zirvesi öncesinde BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a "hayır" demek için Lahey’e gideceğini açıkladı. Annan’ın 10 Mart’ta Lahey’e davet ettiği Denktaş, nihai kararını vermeden önce son değerlendirmeler için dün Ankara’ya geldi. İlk ziyaretini Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök’e yapan
Denktaş, burada moral buldu. Özkök, 8 Ocak’ta yaptığı "Türkiye’nin güvenliğini tehdit eden ve güvenlik ihtiyacını sağlamayan bir Kıbrıs çözümüyle ‘Türk’ün Anadolu’ya hapsedilme sürecinin’ tamamlanmış olacağı" görüşünün aynen geçerli olduğunu belirterek, Denktaş’a destek verdi.
İktidardaki AKP’nin lideriyle bir türlü yıldızı barışmayan Denktaş, dün sürpriz bir çıkış yaparak Erdoğan’dan randevu istedi. Annan Planı’na prensipte destek veren Erdoğan ise üç aydır kendisiyle görüşmeyen Denktaş’ın talebini hemen k
abul etmedi ve bugün için "olur" dedi.

Erdoğan’la buluşuyor
Randevu istediğini açıklayan Denktaş, "Kırgınlığımız yok, neden görüşmeyelim? Bugün (dün) programı müsait değilmiş, muhtemelen yarın (bugün) görüşeceğiz" diye konuştu.
Denktaş, Erdoğan’ın yanı sıra TBMM Başkanı Bülent Arınç ve Başbakan Abdullah Gül ile ikili görüşmeler yapacak; TBMM Genel Kurulu’na hitap edecek. Annan’ın yeni planı ve "30 Mart’ta referandum" önerisi de bugün yapılacak Köşk Zirvesi’nde masaya yatırılacak ve karar verilecek. Zirve ö
ncesinde dün planı topa tutan Denktaş, "hayır" demek için Lahey’e gideceğini açıkladı. Planın Türk tarafının bütün kazanımlarını sona erdirdiğini savunan Denktaş, "Üzerinde daha işlenmesi gereken bir planı, derhal referanduma gönderme sözü istiyorlar. Oldubittiyle karşı karşıyayız. Planı bu şekilde kabul edersek 100 bin Türk yerinden edilecek. Annan, bize ‘hayır diyecekseniz de gelin’ dedi. Kendisine bu hayırların nedenlerini anlatacağım" şeklinde konuştu.
Bu arada Denktaş’a destek açıklayan ATO Başkanı Sin
an Aygün, 125 bin üyeyle Kıbrıs’ta canlı kalkan olmaya hazır olduklarını söyledi.

3 garantöre davet
Sunduğu 3. planın Türk ve Rum liderlerince 10 Mart’a kadar kabul edilmesinde ısrar eden BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs’a ilişkin üç garantör devleti de devreye sokuyor. Türkiye, Yunanistan ve İngiltere başbakanlarına mektup gönderen Annan, üç ülke liderini, 10 Mart’ta KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopoulos’la buluşacağı Lahey görüşmesine davet etti.

KKTC’de askerlik kalkıyor

Diplomatik kaynaklar, Denktaş’ın Ankara’daki önceliğinin, çözümsüzlük durumunda KKTC’de sosyal barışı sağlayacak bir "ekonomik yardım paketine destek sağlamak" olduğunu belirttiler. Adadaki gençleri kazanmak için açıklanacak pakette şu önerilerin yer alması planlanıyor:
• Askerlik 2 yıldan bir aya indirilecek. Profesyonel askerlik uygulaması getirilecek.
• KKTC’nin tümü serbest bölge ilan edilecek.
• Esnafa kişi başına 10 milyar lirayı geçmemek üzere kredi sağlanacak.
• İş kurmak isteyene 10 milya
r liraya kadar faizsiz kredi verilecek.
• Türkiye’deki devlet memurluğu sınavına KKTC vatandaşlarının girmesi sağlanacak.
• Turizm alanına finans ve destek sağlanacak.
• Sporda ambargolar kaldırılacak. KKTC futbol kulüplerine yıllık asgari 500 milyar yardı
m yapılacak.
• Kıbrıslı Türkler ile Türkiyeli gençlerin evlendirilmesi teşvik edilecek.
MILLIYET 06/03/2003

12 Aralık yandı, 28 Şubat da yandı, bu gidişle 10 Mart da tehlikede!
Denktaş’ın Ankara’da ilk durağı Genelkurmay oldu

Önce general

Vizesi

Yanına Derviş Eroğlu’nu da alarak Ankara’ya giden Denktaş, bazı ABD’li yetkililerin de yaptığı gibi, ilk adres olarak Genelkurmay’ı seçti...

Denktaş dün Orgeneral Hilmi Özkök’ü Genelkurmay Karargahı’nda ziyaret ederek Kıbrıs’taki son durumu görüştü...

Hilmi Özkök, ziyaret sırasında yaptığı açıklamalarda Kıbrıs’a ilişkin herhangi bir şey söylemedi... Sadece tezkere ve Irak konusunda konuştu...

Denktaş bugün Tayyip Erdoğan’la görüşecek... Görüşme talebinin kendisinden geldiğini söyleyen Denktaş, dün Erdoğan müsait olmadığı için görüşemediklerini belirtti...
Bugün saat 18.00’de TBMM Başkanı Bülent Arınç’ı da ziyaret edecek olan Denktaş, 18.30’da da meclisteki milletvekillerine hitaben bir konuşma yapacak...

Güney Kıbrıs da referanduma kilitlendi

Rumların kararı da yarına kaldı

Birbirini sıkı bir markaja alan taraflar, referandumla ilgili kararlarını da aynı güne bıraktılar...

Denktaş’ın Ankara’ya gitmesinden sonra Papadopulos da Rum Ulusal Konseyi ile Atina’nın yolunu tuttu...

BM Genel Sekreteri Kofi Annan Lahey’de taraflara referandum taahhüdünü içeren iki sayfalık bir belge sunacak...

Görüşmeleri sürdürmek için ise taraflara 25 Mart’a kadar süre tanınacak...

De Soto’yla görüşmeleri sürdüren Tasos Papadopulos, planda değişiklikle ilgili taleplerini de bildirdi.

AFRIKA 06/03/2003

Referandum vazgeçilmez talebimiz’

Kıbrıs sorununa bu aşamada çözüm bulunması, hem Kıbrıslı Türkler hem de Türkiye halkı için hayati önem taşımaktadır. Kıbrıs sorununun Türkiye ile birlikte çözümleneceği gerçeğinden hareketle, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve Başbakanı’nın sorunun çözümüne katkıları bizim için çok önemlidir

Sayın Annan’nın sunduğu ve ikinci defa revize ettiği çözüm metninin bu aşamada Kıbrıslı Türkler’in onayına sunulması, biz Kıbrıs Türk Sivil Toplum Örgütle
ri’nin temsil ettiği Kıbrıs Türk halkının büyük bir çoğunluğunun vazgeçilmez talebidir.


Kıbrıs Türk Sivil Toplum Örgütleri Ortak Vizyon Eylem Komitesi ve Bu Mekleket Bizim Platformu, dün saat 10.00’da Cumhuriyet Meclisi önünde düzenledikleri Basın toplan
tısı ile Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer ve Başbakan Abdullah Gül’e referandum konusunda gönderdikleri mektubu açıkladılar.
Örgüt temsilcileri bu arada Başkent Lefkoşa’nın içinde araçlarla kornalarını çalarak barış turu attı.
rkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer ve Başbakan Abdullah Gül’e gönderilen mektuplar şöyle:
“Türkiye ve Kıbrıslı Türkler çok önemli bir süreçten geçmekteyiz. Muhtemel bir Irak savaşı Türkiye’yi çok ciddi boyutlarda meşgul etmektedir. Diğer taraftan, Kıbrıs sorununa çözüm bulma arayışında ulaşılan aşama ve 10 Mart tarihinde tarafların Lahey’de Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Kofi Annan ile yapacakları toplantı hayati önem taşımaktadır.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın K
ofi Annan son Kıbrıs ziyaretinde taraflara çözüm planının revize edilmiş son şeklini sunmuş ve planın 30 Mart 2003 tarihinde Kıbrıs’ta halkların ayrı ayrı onayına sunulmasını önermiştir. Sayın Genel Sekreter, önerisinin en geç 10 Mart 2003 tarihine kadar kabulünün veya reddinin Lahey’de kendisine bildirilmesini beklemektedir. Taraflardan birinin dahi 10 Mart tarihinde referandum önerisini red etmesi halinde yolun sonuna gelineceğini ve Birleşmiş Milletler’in artık Kıbrıs’ta barış sürecine katkı yapamayacağını ifade etmiştir..
Kıbrıs sorununa bu aşamada çözüm bulunması, hem Kıbrıslı Türkler hem de Türkiye halkı için hayati önem taşımaktadır. Kıbrıs sorununun Türkiye ile birlikte çözümleneceği gerçeğinden hareketle, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve Başbaka
nı’nın sorunun çözümüne katkıları bizim için çok önemlidir.
Kıbrıslı Türkler, çok uzun yıllardır devam eden sorunun çözümü ve Avrupa Birliği üyeliği hedefine ulaşmak için son üç ayda dört kez meydanlarda toplanmış ve her seferinde artan bir katılım ve kar
arlılıkla çözüm isteğini dünyaya duyurmuştur. Sayın Annan’nın sunduğu ve ikinci defa revize ettiği çözüm metninin bu aşamada Kıbrıslı Türkler’in onayına sunulması, biz Kıbrıs Türk Sivil Toplum Örgütleri’nin temsil ettiği Kıbrıs Türk halkının büyük bir çoğunluğunun vazgeçilmez talebidir.
10 Marttan önce KKTC Meclisi’nden referandum kararının çıkması ve Sayın Annan’a bildirilmesi için biz sivil toplum örgütleri olarak demokratik haklarımızı sonuna kadar kullanarak her türlü eylemi yapma kararlılığındayız. Bu
aşamada Kıbrıs Türk halkının, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nından, bizim en doğal demokratik hakkımız olan referandum konusunda görüşlerinin olumlu olduğunu duymaya ihtiyacımız vardır. Referandumdan yana olan tavrınızın, KKTC Meclisi’nden böyle bir kararın çıkmasında çok önemli etkisi de olacaktır.
10 Mart tarihinde Cumhurbaşkanı Sayın Rauf Denktaş’ın, Lahey’de Sayın Annan’a vereceği cevabın EVET olması için katkılarınızı beklediğimizi bilmenizi isteriz. Referandum öner
isine HAYIR cevabının verilmesi, Kıbrıs sorunun kaybedilmesine neden olacak, Kıbrıslı Türkler ve Türkiye çok yakın gelecekte daha büyük sorunlarla karşı karşıya kalacaktır.

GENC KIBRIS 06/03/2003

Papadopulos Lahey’e parti başkanları ile gidecek

Annan Pla
nı’nı ve Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’un referandum konusunda 10 Mart’ta Lahey’de BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a vereceği yanıtı görüşmek üzere dün sabah saat 09.00’da toplanan Rum Ulusal Konseyi, toplantısını saat 13.30 sıralarında tamamladı.
Toplantıya Rum Yönetimi Eski Başkanı Glafkos Klerides ile seçimde Papadopulos’un rakiplerinden biri olan Rum Başsavcı Alekos Markides de katıldı.
Rum radyosunun haberine göre, gündem konuları üzerinde geniş görüş alış-verişinde bulunulan toplantı, Papadop
ulos’un temaslarda bulunmak üzere dün akşam gittiği Atina’dan dönüşünün ardından Cuma sabahı yeniden toplanma kararıyla tamamlandı.
Konsey toplantısından sonra açıklama yapan Rum Yönetimi Sözcüsü Kipros Hrisostomides, konseyin karar için Cuma sabahı yenide
n toplanacağını ve konsey üyelerinin 10 Mart’taki Lahey görüşmesinde Rum Lider Tasos Papadopulos’a eşlik edeceğini açıkladı.
Rum radyosu, Ulusal Konsey toplantısının Rum lider Tasos Papadopulos’un, Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis’le bugün görüşmelerde
bulunmak üzere dün akşam Atina’ya gidişinin arifesinde yapıldığına dikkat çekti. Rum meclisinde temsil edilen bütün partilerden ikişer temsilcinin katıldığı Konsey toplantısına Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Yakovu, “EDİ Başkanvekili” sıfatıyla Rum Yönetimi Eski Sözcüsü Mihalis Papapetru, Rum Yönetimi Sözcüsü Kipros Hrisostomides, Rum Yönetimi Başkanlık Müsteşarı Hristodulos Başardis ve Rum Müzakere Grubu Üyesi Tumazos Çelebis de katıldı.

GENC KIBRIS 06/03/2003

“Kıbrıs’ta çözümsüzlük üzerine politika kurmak mümkün değil”

Eskişehir Ticaret Odası (ETO) Başkanı Ayhan Arslan, Kıbrıs`ta süren müzakerelerin başarıya ulaşmasının, iki toplumun siyasi ve ekonomik dengelerinin gözetilmesine bağlı olduğunu söyledi.
Arslan, düzenlediği basın toplantısında, Türkiye`nin üyelik için AB`den müzakere takvimi istemesinin ardından Kıbrıs meselesi ile ilgili yaşanan gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirterek, Kıbrıs Türklerinin haklarını savunmanın Türkiye Cumhuriyeti`nin milli davası olduğunu kaydetti.
Kıbrıs
sorununun, Kıbrıs Türklerinin yaşamlarını güvence altına almadan ``oldu bitti`` anlayışıyla karara bağlanmasına izin verilmemesi gerektiğini anlatan Arslan, şöyle konuştu:
``Ancak, Kıbrıs sorununu sürüncemede bırakıp çözümsüzlük üzerine politika kurmanın
mümkün olmadığı, son derece kritik bir dönemden geçtiğimiz de unutulmamalıdır. Teslimiyetçi olmayan müzakere sürecine bağlı olarak Kıbrıs sorununun çözülmesi, Türkiye`nin AB karşısındaki konumunu güçlendirecek, Yunanistan ile aramızda yıllardır süren bölgesel siyasi sorunların çözümü için de bir fırsat olacaktır.``
Arslan, sorunun çözümünden beklenen faydalarda, uzlaşmanın adil ve kalıcı olmasının hayati öneme sahip olduğunu belirterek, Annan planının uygulanabilirliğinin, Rum kesimi ile AB`ye girecek Kıbrıs Türklerinin, varlıklarını Türkiye`nin garantörlüğü olmadan nasıl sürdüreceklerinin tatmin edici yanıtına bağlı bulunduğunu ifade etti.
Üç defa değişen Annan planının, Kıbrıs Türklerinin geleceğine ilişkin kaygılara yanıt verecek düzenlemelerden uzak gö
ründüğünü belirten Arslan, şunları söyledi:
``Bu kaygılara geçerli ve somut cevap veremeyen bir uzlaşma, Kıbrıs`ta gerilimin artmasına ve Türkiye-AB yaklaşımına zarar verecek sonuçlar doğurabilir. Kıbrıs`ta süren müzakerelerin başarıya ulaşması, iki toplu
mun siyasi ve ekonomik dengelerinin gözetilmesine bağlıdır.``
Arslan, müzakere sürecinde, yıllardır insan haklarına aykırı olarak ambargo altında yaşayan Kıbrıs Türklerinin, ekonomik açıdan Güneyli Rumlardan geri kaldığının gözardı edilmemesi gerektiğini d
e sözlerine ekledi.

GENC KIBRIS 06/03/2003

'Kıbrıs Sorunu'nu çözmeye kararlıyız'

Ender Arat: ' Kıbrıs sorunu AKP'nin en fazla kararlı olduğu konudur. Bu sorunu çözmek zorundayız'

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Dış ilişkiler Danışmanı Büyükelçi Ender Arat, AKP'nin Kıbrıs sorununu çözmeye kararlı olduğunu söyledi.
ilker Kılıç, Hasan Başkal ve Barış Uzunahmet'ten oluşan Kıbrıs için Barış Platformu yetkileri ile geçtiğimiz Perşembe günü Ankara'da AKP Genel Merkezi'nd
e görüşen Ender Arat, Kıbrıs'ta çözümsüzlük çözümdür politikasının doğru olmadığını belirtti.
Arat, Rauf Denktaş'ın Kıbrıs sorunu için bu kadar fedakarlık yaptıktan sonra sonuca ulaşması için anlaşmayı imzalaması gerektiğini söyleyerek, her iki tarafın da
özveri ile sorunu çözmesinin en mantıklı yol olduğunu vurguladı.
Birleşmiş Milletler'in kararlı göründüğünü ifade eden Arat, ' Annan zaman ayırıp üç gün Kıbrıs'ta kalıyorsa, bu onun bu soruna önem verdiğini gösterir' dedi.
Kıbrıs sorununun çözülmemesi ve
Kıbrıslı Rumlar'ın tek başına AB'ye alınması durumunda hem Türkiye hem de Avrupa Birliği açısında sorunlar doğuracağını ifade eden Arat, Annan'ın taraflara sunduğu üçüncü planın Kıbrıslı Türkler lehine olumlu yanları olduğunu belirtti.
Sorunun çözümünden ü
mitli olduğunu söyleyen Arat, Türkiye'nin tutumunun 10 Mart'a kadar netleşeceğini ifade etti. AKP'deki herkesin Kıbrıs sorunu konusunda kararlı olduğunu vurgulayan Arat, ' AKP, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda, Irak konusundan bile daha kararlıdır ' dedi.
AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'nin sorun yaratan bir ülke olmak yerine sorun çözen bir ülke olmasını yönünde istenci olduğunu ifade eden Arat, ' bu nedenle bu hükümet sorunu çözmeye kararlıdır' dedi.
Denktaş'ın görüşme masasına gitmeden önce
sürekli olumsuz konuşmasını da eleştiren Arat, 'sorunu çözmek için masaya oturulmalı' dedi.
Papadopulos'un Güney'de Başkan seçilmesinin sorunun çözümünü güçlendirebileceğini söyleyen Arat, ' bu durumu yakından izlemeye aldık, yaklaşımlarını bekleyeceğiz' d
edi.
Arat, Annan'ın sunduğu üçündü planın bugüne kadar Kıbrıslı Türklere sunulan en iyi plan olduğunu ve bu şansın kaybedilmemesi gerektiğini ifade etti.

Kılıç: ' AKP'nin kararlılığını destekliyoruz'
Kıbrıs için Barış Platformu adına konuşan ilker Kılıç, AKP'nin Kıbrıs sorununda izlediği kararlı politikayı taktir ettiklerini belirtti. Kıbrıs Türk halkının büyük bir çoğunluğunun Annan Planı çerçevesinde sorunun çözülmesi istediğini bunu da yaptıkları mitinglerde gösterdiklerini söyleyen Kılıç ' Denktaş halkın sesine kulak vermelidir' dedi.
Annan Planı'nda Kıbrıslı Türklerin istediği ortak egemenlik, iki bölgelilik, Türkiye'nin garantisinin mevcut olduğunu belirten Kılıç, 30 Mart'ta referanduma gidilerek sorunun çözülmesinin hem Kıbrıslı Türklerin hem de Türk
iye'nin lehine olacağını ifade etti.

CHP ile görüşme
Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki (TBMM) tek muhalefet partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) Malatya Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu ile TBMM'de görüşen Kıbrıs için Barış Platformu yetkileri, CHP'den Kıbrıs sorununun çözümü konusunda hükümete yardımcı olmasını istedi.
Aslanoğlu ise bu yönde çabalarının süreceğini ve partisi ile Kıbrıs için Barış Platformu'nun ilişkilerinin geliştirilmesinden yana olduğunu ifade etti.

GENC KIBRIS 06/03/2003

AB karşıtları çıldırdı!

Lefkoşa’da Ulusal Birlik Partisi (UBP) tarafından düzenlenecek “Barışa Hayır” mitinginden dahi dışlanan “Ulusal Halk Hareketi” isimli örgüt üyesi 25-20 kişi dün Kıbrıs Türk Ticaret Odası’na (KTTO) ‘siyah çelenk’ bıraktı, Kıbrıs adasında barışa ve Kıbrıslı Türklerin de Avrupa Birliği içerisinde yer almasına karşı çıktıklarını bir kez daha duyurdu.
KTTO önüne gelen ve ellerinde TC-KKTC bayrakları taşıyan, UHH flamalı 25-30 kişi davul çalıp, Ticaret Odası Başkanı Ali Erel’i protes
to etti.
Odanın önünde bulunan paravanlara siyah naylondan oluşan bir çelenk bulunan eylemciler, polisin aldığı önlemler nedeniyle Ticaret Odası binasına giremedi.

GENC KIBRIS 06/03/2003

Denktaş ‘hızlı vatandaş’la görüştü!

Bakanlar Kurulu’nun "sahte bey
anı” ile 30 dakikada kimlik kartı alan ve kimlik kartında yer alan adreste ikamet etmediği YeniDÜZEN tarafından noter tasdiki ile saptanan Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün, dün Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile görüştü.
“KKTC Kimlik Kartı” ile uzakta
n gazel okuyan Aygün, “Biz 125 bin üyemiz ile Kıbrıs’ta canlı kalkan olmaya hazırız” sözlerini dün de tekrarladı. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, KKTC Ankara Büyükelçisi Ahmet Zeki Bulunç ile bazı bakanlar, “hızlı vatandaş”ın Ankara’da ayağına gitti, “Annan Planı”nın “tuzaklarını” konuştu. AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verhaugen’un, “Kıbrıs’ı çözemezseniz AB üyeliğini unutun” dediğini hatırlatan Aygün, “ben de diyorum ki biz sizi unuttuk. Siz de Kıbrıs’ı unutun, çekin o kirli ellerinizi üzerimizden. Kıbrıs üzerindeki emellerinizi unutun” dedi. Rauf Denktaş ise Kıbrıs’ta bir çözüm istediklerini, ancak bunun ne pahasına olursa olsun şeklinde bir çözüm olmadığını söyledi.

GENC KIBRIS 06/03/2003

Annan: ``Kıbrıs`ta kararı halklar versin``

``10 mart`ta liderlerden olumlu cevap bekliyorum``

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, ``Kıbrıs`ta nihai kararı halkların vermesini`` istedi ve ``10 Mart`ta Lahey`de buluşacağı liderlerden nihai cevap beklediğini`` açıkladı.
Annan, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Rum yönetiminin yeni lideri Tasos Papadopulos`u 10 Mart`ta Lahey`e davet etmiş bulunuyor.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs`la ilgili olarak Ankara, Atina ve Lefkoşa`da yaptığı temaslar konusunda bugün Güvenlik Ko
nseyi`ne bilgi verdi.
Toplantı sonrasında açıklamalarda bulunan Annan, ``Yeni Kıbrıs cumhuriyeti iki kurucu devletten oluşacak: Kıbrıs Rum ve Kıbrıs Türk devleti`` dedi.
``Türkiye ile Yunanistan`a da güvenlikle ilgili önerilerde bulunduklarını`` kaydeden
Annan şöyle konuştu:
``Bu, ada halkı açısından yegane bir fırsattır. Liderlerden 10 Mart`ta Lahey`e gelerek, temel anlaşmayı referanduma sunacaklarını konfirme etmelerini ve kararı halkların vermesine izin vermelerini istiyoruz. Umuyorum ki 10 Mart`ta li
derler Lahey`e hazırlıklı gelecekler ve bana nihai cevaplarını vereceklerdir.``

``Liderlerden evet cevabı bekliyoruz``
``Harcadığı çabalara Güvenlik Konseyi`nin büyük destek verdiğini`` kaydeden Annan, ``tarafların Lahey`e gelerek kendisine evet cevabı vermelerini beklediklerini`` vurguladı.
Genel Sekreter, liderlerin anavatanlarıyla temaslarını sürdürdüklerini ve bunun sonunda kendisine olumlu cevap vereceklerini umduğunu belirttikten sonra, ``Şayet cevap olumsuz olursa, o zaman hiç şüphe yok ki daha i
leri gidemeyiz. Bu durumda Kıbrıs, birleşik olarak 16 Nisan`da AB`ye katılamaz. Koymuş olduğumuz tarih suni değil, gerçektir`` diye konuştu.

İngiliz temsilciden açıklama
Bu arada Konseyde toplantı devam ederken gazetecilere açıklamada bulunan İngiltere`nin BM Temsilcisi Jeremy Greenstock, Genel Sekreter`in ``çok maharetli bir süreç yürüttüğünü`` ifade etti.
Greenstock, İngiltere`nin, 2 liderin 10 Mart`ta Lahey`de bir araya getirilmesine ve Annan önerilerini içeren nihai planın 31 Mart`ta adanın iki kesim
inde referanduma sunulması önerisine tam destek verdiğini açıkladı.
``Bu çok önemli konuda Kıbrıs halkı sözünü söylemelidir`` diyen Greenstock, ``Taraflardan biri referandum önerisini reddederse ne olur`` sorusuna, ``Bu çok önemli fırsat kaçırılmış olur.
Genel Sekreter, bunun tek bir fırsat olduğuna ve böyle bir fırsatın bir daha kolay kolay ortaya çıkmayacağına dikkat çekti`` karşılığını verdi.
GENC KIBRIS 06/03/2003

Askeri adım mitinge, marş marş!

Tüm subayların sivil kıyafetler içerisinde ve eşleri ile birlikte mitinge katılması emredildi
Bazı gazete ve radyo-televizyonlara, askeri subaylar tarafından çeşitli örgütler adına mitinge katılım ilanları verildi. İlan paraları ‘ordu’dan (!)
Daire müdürlerinden sonra şube amirleri de kamu çalışanlarının‘mitinge katılım konusunda önlem almaları’ için uyarıldı
Hem UBP hem de DP’de çok sayıda milletvekili mitinge katılmayacaklarını açıkladı. DP Parti Meclisi toplantısında Nurten Hüdaverdioğlu’nun “Asker ve elçilik mitinge katılımımızı istiyor” sözleri t
artışma yarattı
DP ‘mitingin’ organizasyonuna katılmayı reddetti, Serdar Denktaş’ın ısrarı ile “Denktaş’ı dinlemek için mitinge gidilsin” yönünde karar aldı

Lefkoşa’da yarın yapılacak miting nedeniyle hükümet birbirine girdi, asker organizasyonu üstlendi.

UHH’nın kötü imajı nedeniyle ilk başta mitingin organizasyonu Ulusal Birlik Partisi’ne verilirken, katılımın artması için ‘komutanlık’ bizzat devreye girdi. Sivil Savunma ve Sivil İşler teşkilatları ‘mitinge’ katılım için organize oldu.
Ulusal Birlik Par
tisi mitinge ‘açık’ destek verdi, ancak bazı UBP milletvekilleri bu mitinge katılmayacaklarını açıkladı.
Miting, UBP ile UHH’yı da karşı karşıya getirdi. UBP ‘UHH’nın organizasyona karışmasını” istemedi, UHH mitingden dışlandığı için kazan kaldırdı.
“Kalab
alık oldu” görünümü verilmesi için Sarayönü Meydanı’na alınan miting için tüm devlet olanakları seferber edildi.
Daire müdürlerinden sonra dün de şube amirleri uyarıldı. Daire müdürlerinden sonra şube amirleri de kamu çalışanlarının‘mitinge katılım konusun
da önlem almaları’ için uyarıldı. Köylerde ‘üniformalı’ subaylar mitinge katılım çağrısı yaptı.
Öte yandan dün ülkede ‘işçi’ sıkıntısı yaşandı. Neredeyse tüm ‘kaçak işçiler’ miting ilanlarının dağıtılması için ödenekli olarak kiralandı, yurt genelinde bild
iri dağıtıldı. Ayrıca tüm kamu çalışanlarına ‘mitinge katılım davetiyesi’ gönderildi.

‘AB pasaportu serbest’
Halkın öfkesinin dindirilmesi ve mitinge katılımın artırılması için Cumhurbaşkanı Denktaş önceki akşam Bayrak Televizyonu’nda düzenlenen bir programa katıldı. Denktaş, bir yandan “Halkın Avrupa Birliği pasaportu almasında bir sakınca yoktur, isteyen pasaport alabilir” diyerek, Kıbrıs Türk halkının öfkesini dindirmeye uğraştı. Öte yandan da miting meydanında halka hitap edeceğini söyleyerek mitinge o
lan ilgiyi artırma uğraşı verdi.
Bu arada mitingi bir ‘onur meselesi’ haline getiren askeri kanat da çizmeleri ile devreye girdi. Tüm subayların sivil kıyafetler içerisinde ve eşleri ile birlikte mitinge katılması emredildi. Bazı gazete ve radyo-televizyo
nlara, askeri subaylar tarafından çeşitli örgütler adına mitinge katılım ilanları verildi. İlan paraları ‘ordu’dan (!)...
DP Parti Meclisi toplantısında Nurten Hüdaverdioğlu’nun “Asker ve elçilik mitinge katılımımızı istiyor” sözleri tartışma yarattı.
DP ‘
mitingin’ organizasyonuna katılmayı reddetti, Serdar Denktaş’ın ısrarı ile ‘mitinge karşı çıktı’ ancak Cumhurbaşkanı Denktaş’a destek vererek, “Denktaş’ı dinlemek için mitinge gidilsin” yönünde karar aldı.

Çocuklara okul gezisi!

Okul müdürleri tarafından öğrencilere “okul gezisi” için izin formları dağıtıldı. Bazı müdürler mitingi ‘okul faaliyeti’ gibi göstererek, bu “gezi”ye katılmaları yönünde velilere doldurması için “izin formu” gönderdi. Bazı okullarda mitinge katılmayan çocukların disipline verilec
eği söylendi.

GENC KIBRIS 06/03/2003

Çankaya’da Kıbrıs zirvesi

Cumhurbaşkanı Denktaş’ı, “Başbakan Yardımcısı” karşıladı!

Zirvede, Ankara’nın Rauf Denktaş’a, “zemin varsa, uzlaşmacı olunmalı” mesajını vereceği kaydediliyor.

Çankaya Köşkü bugün Kıbrıs zirvesine ev sahipliği yapacak. Bugün Ankara’ya gelen KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, iki bölüm halinde yapılması planlanan zirvenin ikinci bölümüne katılacak.
Zirvede, Ankara’nın Rauf Denktaş’a, “zemin varsa, uzlaşmacı olunmalı” mesajını verec
eği kaydediliyor.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’ın 10 Mart’ta Lahey’e davet ettiği Rauf Denktaş, Kıbrıs konusunda değerlendirmelerde bulunmak üzere Ankara’ya gitti.
Denktaş ve beraberindeki heyeti, Esenboğa Havaalanı’nda, Devlet Bakanı v
e Başbakan Yardımcısı Ertuğrul Yalçınbayır karşıladı. Denktaş’a ziyaretinde, Cumhuriyet Meclisi Başkan Vekili Ünal Üstel, Başbakan Derviş Eroğlu, Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ve Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Hayati Güven de eşlik ediyor.

Kıbrıs zirvesi
Çankaya Köşkü’nde bugün yapılacak Kıbrıs zirvesi, iki bölüm halinde gerçekleşecek. İlk bölüme sadece Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Başbakan Abdullah Gül, Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök katılırken, zirvenin ikinci bölümü ise Denktaş ve Kuzey Kıbrıslı yetkililerin katılımıyla gerçekleştirilecek.

‘Uzlaşmacı olun’ mesajı
Diplomatik kaynaklar, Ankara’nın, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın bugüne kadar sergilediği tutumu özünde desteklediğini belirtiyorlar. Annan planındaki değişikliklerin bir bölümünün Türkiye’nin kaygılarını giderdiği de kaydediliyor. Zirvede, Türk tarafının Denktaş’a, “zemin varsa, uzlaşmacı olunmalı” mesajını vereceği de kaydediliyor.

Lahey’de temsilci sorunu
Bu arada, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın Lahey’e gitmesi durumunda, Türkiye’nin Lahey’de kimin tarafından temsil edileceği henüz belirlenmedi. Ancak, diplomatik kaynaklar, Türkiye’nin Lahey Büyükelçisi tarafından temsil edilmesinin güçlü bir ihtimal olduğunu belirtiyorlar. Ankara temaslarına bugün, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök ile görüşerek başlayacak Denktaş, bugün TBMM Başkanı Bülent Arınç ve Başbakan Abdullah Gül ile görüşecek. Denktaş ayrıca, TBMM Genel Kurulu’na hitap edece
k.


POLİTİKA KAZANI... SÖYLENTİLER... KULİS NOTLARI

- Cumhurbaşkanı Denktaş’ın “referandum” önerisi yapılması karşısında “istifa” kartını öne çıkaracağı kulislerde konuşuluyor.

- Denktaş’ın, Ankara’da kendisine yakın gazetecilere, “İmza yetkisini Meclis’e devrederek, gerekirse referandum için Plana Hayır kampanyası başlatırım” dediği konuşuluyor.

- UBP Genel Başkanı Eroğlu’nun ise KKTC’ye yapılacak yardımlardan AK Parti hükümetinin 50 trilyon kesintiye gitmesini Meclis’teki muhalefet partisi CHP ve mecl
is dışı partilere şikayet etmek ve baskı grubu oluşturmak için özel bazı toplantılar yapacağı öğrenildi

- AK Parti Hükümeti’nin “referandum”dan yana tavır aldığı ancak özellikle TC Cumhurbaşkanı Sezer’in Denktaş’tan yana ağırlık koyacağı da Ankara’da yoğu
n olarak konuşuluyor.

GENC KIBRIS 06/03/2003

Avrupa Birliği, Kıbrıs’a “maddi destek” için hazır

AB Komisyonu, Kıbrıs’ta çözüm sonrasında maddi kaynak sorununu çözmeye hazır olduğunu açıkladı.
Komisyon, taraflar arasında uzlaşma sağlandığı ve adadaki bölünmüşlük giderildiği takdirde, 21 Mart’ta bir ön konferans çerçevesinde, birleşmiş Kıbrıs’a maddi destek sağlayacak uluslararası bağışçıları bir araya getireceğini duyurdu.
Yazılı bir açıklama yapan komisyon, Kıbrıs’taki Türk ve Rum taraflara yeni bir çağ
rıda bulunarak, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın barış planı üzerinde referanduma gitmelerini istedi. AB Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, dün Londra’da katıldığı seminerde yaptığı konuşmada, Kıbrıs sorununun BM çerçevesinde çözümüne destek verdiklerini tekrarlamış, ancak çözüm olmasa bile Kıbrıs’ın 1 Mayıs 2004’te AB üyesi olacağı üzerinde durmuştu. Verheugen, özetle şöyle konuşmuştu:
“Bizim tercihimiz, sorunu çözülmüş bir Kıbrıs’ın AB’ye katılımıdır. BM Genel Sekreteri’nin öneris
i, kaçırılmaması gereken bir fırsattır. Taraflar, barış ve istikrar getirecek olan bu fırsatı kaçırmamalıdır. Türkiye de çözümsüzlük halinde, AB’ye katılım sürecinde karşılaşacağı sonuçlar konusunda uyarıldı. Türkiye’ye son ziyaretimde
açıkça belirttim. T
ürkiye’nin, 1 Mayıs 2004’ten itibaren, resmen tanımadığı bir devletin AB üyesi olması halinde, tam üyelik müzakerelerine başlaması zor olur.”
AB Komisyonu Sözcüsü Jean-Christophe Filori de bu sözleri değerlendirirken, 2004’te, Türkiye’nin resmen tanımadığı bir devletin AB üyesi olacağını, ortaya kabul edilemez ve sürrealist bir durum çıkacağını söylemişti.

GENC KIBRIS 06/03/2003

VARAN 3

13 çam ağacına karşı YILAN ADASI

Niçin "Bir karýþ toprak verilmez" ve barýþa niçin HAYIR?

Ýskan Bakanlýðý, Cumhurbaþkaný Denktaþ’ýn "Yýlan Adasý"ný güney’de býraktýðý çamlýk arazisine karþýlýk aldýðýný açýkladý. Denkaþ’ýn Baf’taki çamlýk arazinde kaç çam aðacý vardý?

Yýlan Adasý ne zaman askýya çýktý, Güney’de daha fazla mal býrakan bir baþka yurttaþýn da ‘Yýlan Adasý’ için baþvuru hakký oldu mu?

‘Yýlan Adasý’ için müracaat kabul edildi mi? Eðer edilmiþse kimler baþvurdu?

Gitti Baf’taki ‘çamlýk’ tarla... Geldi yerine ‘Yýlan Adasý’nda havuzlu villa!.. Üstelik Cumhurbaþkaný Denktaþ’ýn puaný bile arttý. Ve ‘çok az’ puaný olan Aydýn Denktaþ bu artan puanlardan yararlandý... Beylerbeyi’nde 72/3/2,72/3/1 ve 72/2 parsel numaralý arsalar Aydýn Denktaþ’a verildi. Hepsi bu deðil tabi!.. Eðer, Ýskan Bakanlýðý’ndaki "1 numaralý" dosya açýklanýrsa, bakalým nasýl bitecek "Bir karýþ toprak verilmez" filmi...

Ve 37.964 puana Bellapais’te villa!

Aydýn Denktaþ’ýn Güney’de býraktýðý mal varlýðýna 37.964 puan kesilmiþ. Ama Bellapais’te 747.675 bin
puanlýk arsa almýþ. Belki puan satýn almýþtýr... Belki Denktaþ Bey’in Bafta býraktýðý çamlýklarýna karþýlýk artan puanlarýný kullanmýþtýr. Ýyi de elinde hâlâ
milyon puan tutan ve hiçbir yer alamayanlar ne yapacak? Üstelik, hepsi bu kadar deðil...
YENIDUZEN 06/03/2003

Kıbrıs Çankaya'da masaya yatırılıyor!

Annan'ın planında KKTC ve Rum yönetimin hala değişiklikler istediğini vurgulayan Denktaş, "Değişiklik yapılmaz' diyorlar. Yani bir oldu bitti ile karşı karşıyayız" şeklinde konuştu

Denktaş, Genelkurmay Başkanı Özkök'ü ziyaretinde yaptığı açıklamada, "Bunlar doldurulmadan, bunların yerine istenilen yasalar, anayasalar konulmadan, plan tamamlanmış değildir" dedi

Önlerinde Annan'ın getirdiği planın bulunduğunu ifade eden Denktaş,

"İstediğimiz ne varsa, bazıları verilir görülüyor, başka yerlerde altı oyularak o da ortadan kaldırılıyor" değerlendirmesinde bulundu

Ankara`daki temasları çerçevesinde bugün saat 18.00`de TBMM Başkanı Arınç`ı ziyaret edecek olan Denktaş, 18.30`da TBMM Genel Kurulu`nda milletvekillerine hitap edecek

Çankaya Köşkü bugün ayırca Kıbrıs zirvesine ev sahipliği yapacak. Denktaş, iki bölüm halinde yapılması planlanan zirvenin ikinci bölümüne katılacak

HALKIN SESI 06/03/2003

Denktaş: Oldu bittiyle karşı karşıyayız

"Her iki taraf da hala planda değişiklik istiyor. Değişiklik yapılmaz` diyorlar. Yani bir oldu bitti ile karşı karşıyayız. Planın içerisinde henüz bir çok eksik sayfa vardır

``Biz eğer bunu referanduma gönderirsek, Türkiye`nin de haklarını içeren bu planı kendi halkımızın oyu ile mesela `evet` dendiği takdirde, ortadan kaldırmış oluruz``

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan`ın Kıbrıs planında KKTC ve Rum yönetimin hala değişiklikler istediğini belirterek, ``Değişiklik yapılmaz` diyorlar. Yani bir oldu bitti ile karşı karşıyayız`` dedi.
Denktaş, plan içinde bir çok
eksiklik bulunduğunu da ifade ederek, ``Bunlar doldurulmadan, bunların yerine istenilen yasalar, anayasalar konulmadan, plan tamamlanmış değildir ve bize verilen zaman içerisinde, 30 Mart`a kadar tamamlanması da mümkün değildir`` diye konuştu.
Denktaş, Or
general Özkök`ü Genelkurmay Başkanlığı Karargahı`nda ziyaret etti.
Denktaş`ın ziyaretinin kendilerini sevindirdiğini ifade eden Orgeneral Özkök, ``Biliyorsunuz son günlerde bütün ilgi Irak`ta toplandı. Halbuki Kıbrıs konusunda çok önemli gelişmeler yaşanma
ktadır. Bu gelişmeler gerek KKTC, gerek Türkiye Cumhuriyeti için hayati derecede önemlidir. Bu bakımdan Sayın Cumhurbaşkanımız`ın buraya gelişi çok zamanlı olmuştur`` dedi.
Kıbrıs`la ilgili görüşlerini 8 Ocak 2003 tarihindeki basın toplantısında dile getir
diğini anımsatan Orgeneral Özkök, ``Bu konuda konuşmak zat-ı devletleri önünde yakışık da almaz`` diye konuştu.
``Kıbrıs davası milli müşterek bir davadır`` diyen Denktaş, Türkiye`nin Yunanistan ile birlikte Rumlar`ın ``Enosis`` için başlattıkları davayı h
alletmek için elinden gelen herşeyi yıllar boyunca yaptığını ve en sonunda da evlatlarını feda ederek, barış harekatı ile barışı getirdiğini anlattı.
``İSTEDİKLERİMİZİN ALTI OYULUYOR``
Denktaş, şimdi önlerinde Kıbrıs konusunda BM Genel Sekreteri Kofi Annan`ın getirdiği planın bulunduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:
``Klerides`in halkına söylediği iki çift söz vardır. Klerides halkına demiştir ki, `Türk askerinin Ada`dan çıkmasını istemiyor muyduk?`, İşte bu plan bunu başarıyor. `Bütün göçmenlerimizin geri
evlerine gitme hakkını kazanmalarını istemiyor muyduk?` Bu plan bunu da başarıyor.
Bizim açımızdan bakıldığında bizim istediğimiz, olmazsa olmazlarımız, egemenlik hakkımız ortadan kaldırılıyor. Sanki Barış Harekatı`nda suç işlemiş gibi, Barış Harekatı`nda
elde edilen ne varsa ve Barış Harekatı`ndan sonra Rumlar ile yapılmış olan anlaşmalarla nelerin kalıcı olması gerekiyorsa, iki kesimlilik gibi, toprak konusunda hudut ayarlamasıyla meselenin kapanması gibi bütün bunlar da ortadan kaldırılıyor. İçimize 60-70 bin Rum girecek, toprakların en verimli kısımları Rumlara iade edilecek ve bütün stratejik noktalar da alınmak suretiyle imkansız bir harita ortaya çıkarılıyor. İstediğimiz ne varsa, bazıları verilir görülüyor, başka yerlerde altı oyularak o da ortadan kaldırılıyor.``
``30 MART`A KADAR TAMAMLANAMAZ``
KKTC`den ve Kıbrıs Rum kesiminden bu planı referanduma götürmelerinin istendiğini belirten Denktaş, şöyle devam etti:
``Her iki taraf da hala planda değişiklik istiyor. `Değişiklik yapılmaz` diyorlar. Yani bir oldu bitti ile karşı karşıyayız. Rötuş yapabilirsiniz, ama temel değişiklikler olamaz. Aynı zamanda planın içerisinde henüz bir çok eksik sayfa vardır. Bunlar doldurulmadan, bunların yerine istenilen yasalar, anayasalar konulmadan plan tamamlanmış deği
ldir ve bize verilen zaman içerisinde 30 Mart`a kadar tamamlanması da mümkün değildir.``
HALKIN SESI 06/03/2003

Hasipoğlu 'Milli Birlik Hükümeti' önerdi

"Annan planındaki tehlikeli unsurların plandan çıkması için partilerin işbirliği şart"

"Meclis'teki 3 YAP milletvekili referanduma onay verecek. Referanduma onay plani kabul etmek anlamına gelmez"

Cumhuriyet Meclisi'nde 3 milletvekiliyle temsil edilen Yenilikçi Atılım Partisi (YAP)'ın Genel Başkanı Ertuğrul Hasipoğlu, Annan planının referanduma sunulma
sına partisinin 3 milletvekilinin onay vereceğini, ancak bunun planın kabulü anlamına gelmediğini söyledi.
Planda Kıbrıs Türkü açısından tehlikeli unsurlar bulunduğunu belirterek, bunların partilerin işbirliğiyle giderilebileceğini belirten YAP Başkanı Has
ipoğlu, "Milli Birlik Hükümeti" önerdi.
Dün düzenlediği basın toplantısında, cuma günü Lefkoşa'da yapılacak "egemenlik ve varoluş" mitingine katılımda partilileri serbest bıraktıklarını bildiren Hasipoğlu, şehitliklere yapılan saldırıları da kınadı.
HALKIN İSYANI
Parti yetkilileriyle birlikte düzenlediği basın toplantısında, halkın geleceğini şekillendirecek bir süreçten geçildiğine dikkat çeken Hasipoğlu, bu süreçte başta meclis ve hükümet olmak üzere partilere, kurum ve kuruluşlar ile halka önemli görevler düştüğünü anlattı.
Hükümetin pasif hareketleri ve yanlış icraatları, Meclis'in de inisiyatif almaması nedeniyle halkın bölündüğünü ve sokaklara döküldüğünü belirten Hasipoğlu, mitingleri, sokaklardaki eylemleri "halkın isyanı" olarak nitelendirdi.
VEKALET HALKA İADE EDİLMELİ
Annan planının halkın onayına sunulması amacıyla 30 Mart'ta referandum yapılmasına onay verdiklerini yineleyerek, partisinin 3 milletvekilinin aynı tutumu sregileyeceğini bildiren Hasipoğlu, "Bizler halkın vekilleriyiz. Bu tarihi süreçte, karar aşamasında, bu kararı 'vekiller' yerine, halka 'vekaleti' iade etmek gereğine inanıyoruz. Onun için referanduma 'evet' diyoruz" ifadelerini kullandı.
Bu amaçla Meclis'e sundukları yasa önerisinin önceki gün Meclis'te oyçokluğuyla kabul edildiğin
i ve konunun özel komiteye havale edildiğini anımsatan Hasipoğlu, "Referandumdan çıkacak sonuca herkes saygı göstermelidir" dedi.
Hasipoğlu, referandumda, son seçimde oy kulanan KKTC vatandaşları ile bu seçimden sonra 18 yaşını doldurup seçmen niteliği kaz
ananların oy kullanmasının öngörüldüğünü de belirtti.
PLAN DEĞİŞMEZSE 'HAYIR' ÇIKAR
Referanduma onay vermenin Annan planını kabul anlamına gelmediğini de söyleyen YAP Başkanı Hasipoğlu, Rumlar'a Kuzey'e dönüş hakkı gibi tehlikeli unsurların değiştirilmesinin kaçınılmaz olduğunu kaydetti. Meclis'in ortak hareketinin planda değişiklik konusunda büyük katkı sağlayabileceğini vurgulayan Hasipoğlu, Meclis'teki partilerin dün bu amaçla yaptıkları toplantıyı olumlu bir gelişme olarak niteledi ve bu alandaki çalışm
aların sonuç vermesini diledi.
MİLLİ BİRLİK HÜKÜMETİ
Ülkedeki bölünmenin önlenmsi ve birlik beraberliğin sağlanması için "Milli Birlik Hükümeti" kurulmasını da öneren Hasipoğlu, anlaşma olsun veya olmasın ülkedeki siyasal yapının mutlaka değişmesi gerektiğini söyledi. Hasipoğlu, "Bu hükümet ve bu zihniyetle bu yolları katetmemiz mümkün değildir. Bu konuda halkın kararlılığını görmek bizlere umut ve güven vermektedir" dedi.
EGEMENLİK VE VAROLUŞ MİTİNGİ
YAP Başkanı Hasipoğlu, cuma günü yapılacak "Egemenlik ve Varoluş" mitingine katılım için partilileri serbest bıraktıklarını da açıkladı. "Daha önce yapılan mitingler nasıl demokratik bir hak ise, bu da bir haktır" diyen Hasipoğlu, "Katıldığımız mitinglerden kim siyasal rant elde etmeye kalkarsa, karşısında her
zaman YAP'ı bulacaktır" uyarısında da bulundu.

HALKIN SESI 06/06/2003

Annan, Gül'den Lahey' temsilci göndermesini istedi

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Başbakan Abdullah Gül`e bir mesaj yollayarak, 10 Mart`ta Lahey`de Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve GKRY lideri Tassos Papadopulos ile yapacağı görüşmede hazır bulunmak üzere bir temsilci yollamasını istedi.
Annan`ın Gül`e bu mesajı, Türkiye`nin Kıbrıs konusunda garantör ülke olması ve toplantının taşıdığı önem nedeniyle yolladığı bildirildi..

HALKIN SESI 06/03/2003

Kıbrıs referanduma kilitlendi
Top anavatanlarda…Papadopulos da Atina'ya gidiyor. Rum Ulusal Konseyi karar için Atina'yi bekliyor. Yarın karar günü

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Türkiye ve Yunanistan'ın ardından Kıbrıs'a yaptığı tarihi ziyaretle gündeme gelen ve çözüm planıyla ilgili tartışmaları ikinci plana düşüren 30 Mart referandumu, Türk tarafı yanında Rum Yönetimi'nin de gündemini kilitlemiş durumda.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın 10 Mart Lahey randevusuna olumlu yanıt veren taraflar, b
elki de adanın tarihini şekillendirecek bu randevuya giderken ne yanıt vereceklerini belirlemeye çalışıyorlar. Genel Sekreter'in, "planı imzalayın veya imzalamayın halkın onayına sunun" şeklindeki davetinin ne getirip ne götüreceğini belirlemeye çalışan taraflar, referanduma sunulacak çözüm planının kabul edilip edilmeyeceğini anavatanlarla birlikte karara bağlamaya çalışıyorlar.

HALKIN SESI 06/03/2003

Kıbrıs'ın karar günü

Türk tarafı, Annan'ın '10 Mart'ta Lahey'e gelip 30 Mart'ta referandum düzenleyin' restine yanıtını bugünkü zirvede belirliyor. Denktaş, Ankara'ya 'Referanduma hayır' görüşüyle geldi

06/03/2003 RADIKAL

DENİZ ZEYREK
ANKARA - Türkiye ve KKTC yönetimi, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs'ta çözüm için taraflara sunduğu planın 'referanduma götürülmesi'ne ilişkin son kararı bugün Çankaya Köşkü'ndeki zirvede ele alacak. KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, kararı 10 Mart'ta gideceği Lahey'de Annan'a iletecek. Denktaş, Çankaya Köşkü'nde öğleden sonra yapılacak zirveye
'referanduma hayır' görüş
ü ile geldi. Ankara'ya gelir gelmez Kıbrıs konusunda kendisine 'kayıtsız şartsız' destek veren Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'le görüşen KKTC lideri, AKP hükümeti ile Dışişleri'nin farklı görüşlerinin gündeme geleceği zirve için destek aradı.

İki aşamalı zirve
Çankaya Köşkü'ndeki zirve iki bölümden oluşacak. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in ev sahipliğindeki zirveye Başbakan Abdullah Gül, Genelkurmay Başkanı Özkök, Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış ile üst düzey yetkililer katılacak. Zirvenin ikinci bölümüne diğer KKTC yöneticileri de katılacak. Denktaş, KKTC Meclis Başkanı, Başbakan ve Dışişleri Bakanı
ile dün Ankara'ya çıkarma yaptı.

Zorlu geçecek
Zirvede iki ayrı görüşün karşı karşıya gelmesi bekleniyor. Dışişleri ve hükümet temsilcileri plandaki olumlu unsurları ve çözümsüzlük halinde ortaya çıkacak tehlikeleri gündeme getirecek. Gül' ün AKP lideri Tayyip Erdoğan'ın daha önceki açıklamalarının arkasında durması halinde Denktaş ile ciddi bir tartışma yaşanabileceği belirtiliyor. KKTC liderini
n Ankara'ya 'Planı da, referandumu da reddedelim' anlayışı ile geldiği, buna karşılık Dışişleri'nde 'çözüm olasılığının yabana atılmadığı, hükümetin de bazı tavizleri göze aldığına' işaret edildi. Özkök'ün de Denktaş'ı desteklemesi halinde yaşanması olası zorlu tartışmada Sezer'in tavrı belirleyici olacak.
Denktaş dün Ankara'ya gelir gelmez Özkök ve Annan Planı'na karşı çıkışıyla bilinen ATO yönetimi ile görüştü. Özkök, görüşme öncesinde 8 Ocak'taki görüşlerinin sürdüğünü anımsatarak, sözü 'Zat-ı devletler
i' diye hitap ettiği KKTC liderine bıraktı. Denktaş ise yaptığı uzun konuşmada Annan Planı'nın 'olumsuzluklarını' sıraladıktan sonra bu plana 'evet demeyeceğini' duyurduğunu anımsattı. Planda değişiklik istemelerine karşın "Hayır" yanıtını aldıklarını söyleyen Denktaş, "Yani bir oldu bitti ile karşı karşıyayız" dedi. KKTC lideri, plan içinde birçok eksik bulunduğunu savunarak, "Bunların yerine istenilen yasalar, anayasalar konulmadan, plan tamamlanmış değildir ve bize verilen sürede, 30 Mart'a kadar tamamlanması mümkün değildir" diye konuştu. "Bizim 'olmazsa olmazlarımız', 'egemenlik hakkımız' ortadan kaldırılıyor" iddiasında bulunan Denkta, Bütün stratejik noktaların Rum tarafına bırakıldığı bir harita ortaya çıkarıldığını savunan Denktaş, 'işlenmesi gereken bir planı, acele, derhal referanduma gönderme taahhüdü vermelerinin' istendiğini anlattı. KKTC lideri, Ankara'ya Türk hükümetiyle birlikte bir çıkış yolu aramak için geldiğini söyledi.

Annan: Kararı halklarınız versin

06/03/2003 RADIKAL

NEW YORK - Kıbrıslı Türk ve Rum liderleri referanduma dair kararlarını açıklamak için 10 Mart'ta Hollanda'nın Lahey kentine bekleyen BM Genel Sekreteri Kofi Annan, çözüm için son uyarılarını yapıyor. Annan önceki gece geçen hafta Ankara-Atina ve Kıbrıs hattında yürüttüğü temaslarına dair BM Güvenlik Konseyi'ni bilgilendirirken, liderlere de, 'Nihai kararı halklar versin. Bu fırsat kaçırılmasın' çağrısında bulundu.
"Bir dalga yakaladık ve eğer bu dalgayla ilerleyebilirsek başarılı olacağız. Dalganın geçip gitmesini izler
sek, aynı fırsatın karşımıza çıkacağından emin değilim" diyen Annan, 10 Mart'ta liderlerden nihai cevap beklediğini vurguladı. Annan, "Liderlerden anlaşmayı referanduma sunacaklarını onaylamaları ve kararı halkların vermesine izin vermelerini istiyoruz" ifadelerini kullandı. Annan, Başbakan Abdullah Gül'den de Lahey'e bir temsilci göndermesini istedi.

21 Mart'ta konferans
AB Komisyonu ise dün, uzlaşma olursa 21 Mart'ta, bir 'ön konferans'ta,
'birleşmiş Kıbrıs'a maddi katkı yapacak' uluslararası bağışçıları buluşturma niyetini açıkladı. Komisyon tarafları Lahey'de 'evet' demeye çağırdı.

Atina'da herkes suspus oldu

06/03/2003 RADIKAL

YORGO KIRBAKİ
ATİNA - Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos, 30 Mart'ta Kıbrıs'tda referandum yapılması için BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a vereceği 'evet' ya da 'hayır' cevabı için 10 Mart'ta Lahey'e gitmeden önce, bugün Atina'da Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis ile görüşecek.
Rum Milli Konseyi'ni dün toplantıya çağıran ve Annan'ın hem ültimatomunu, hem de çözüm
planındaki son değişiklikleri değerlendiren Papadopulos, konjonktür Lahey'de 'hayır' demesine uygun olmasa da, (çünkü 16 Nisan'da Kıbrıs'ın AB üyeliği anlaşması imzalanacak), izleyeceği taktiği ve cevabını gizli tutuyor. Rum liderin hedefi, dört gün sürecek Lahey görüşmelerinde son dakikaya dek sıkı pazarlık yapmak.
Papadopulos'un sıkı müzakere niyeti, geçen cuma Kıbrıs'ta Annan'a verdiği altı sayfalık mektuptan da anlaşılıyor. Yunan basınına göre, Rum lider mektubunda, Karpaz'ın Rumlara bırakılması, kurul
acak yeni devletin işlevsel olması, daha fazla Türk göçmenin Türkiye'ye dönmesini istedi.
Yunan hükümeti ise 'Rum Yönetimi karar verecek' diyerek, Annan ültimatomuna
olumlu ya da olumsuz herhangi bir tepki vermekten kaçınıyor. Yunan gazeteleri de, Atina
ve Rum Yönetimi'nin ne yapacağına değinmeksizin,
Denktaş ve Ankara'nın tavrı için tahminlerde bulunuyor.

 

Denktaş eli boş dönüyor!

Denktaş’ın Ankara’da sesi kısıldı... TBMM’de güçlükle, adeta ağlamaklı bir ifadeyle konuştu
Ankara’da “Annan’ın dediği” oldu, Çankaya Zirvesi’nden çıkan sonuç: “Referandum kararını adadaki taraflar versin.”
Denktaş’ın TBMM’deki konuşmasını kısa tutması ve Meclis’te Kıbrıs konusuyla ilgili özel görüşme yerine, diğer yasalar görüşülürken Denktaş’a söz verilmesi dikkat çekti

A
nkara’daki Kıbrıs zirvesinden “Referandum kararını adadaki taraflar versin” sonucu çıktı. Zirve sonrası bir açıklama yapan TC Cumhurbaşkanı Sezer’in dış politika Danışmanı Tacan İldem, planın bu haliyle referanduma sunulup sunulmayacağına Ada’daki tarafların karar vereceğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Başbakan Derviş Eroğlu ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, Ankara’dan eli boş dönüyor.
Cumhurbaşkanı Denktaş’ın Ankara’da sesi kısıldı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ‘ağlamaklı bir ses tonuyla’
konuştu. Denktaş’ın TBMM’deki konuşmasını kısa tutması ve Meclis’te Kıbrıs konusuyla ilgili özel görüşme yerine, diğer yasalar görüşülürken Denktaş’a söz verilmesi dikkat çekti.

Annan’ın dediği gibi
TC Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer başkanlığında Çankaya Köşkü’nde iki bölüm halinde yapılan zirveye Başbakan Abdullah Gül, Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök, Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış ve Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Uğur Ziyal katıldı. Zirvenin ikinci bölümüne ise KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile
beraberindeki heyet de katıldı.
Zirve sonrası açıklama Cumhurbaşkanı Sezer’in dış politika Danışmanı Tacan İldem’den geldi. İldem, BM Genel
Sekreteri Kofi Annan’ın 3’üncü planının mevcut haliyle, Türk tarafının temel beklentilerini karşılamaktan uzak bulunduğunu söyledi.
“Kıbrıs’ta iki tarafın mutabakatıyla çözüme ulaşılacaktır” diyen İldem, Kıbrıs Türk tarafının önerilerini Genel Sekreter’e ileteceğini bildirdi.
İldem Annan planının bu haliyle referanduma sunulup sunulmayacağına Ada’daki tarafların karar
vereceğini vurguladı.
İldem açıklamasını şöyle tamamladı:
“Kıbrıs ulusal davamızda Türkiye, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’la yakın işbirliği içinde olmaya devam edecektir.”

Weston Ankara’da
Yoğun Kıbrıs gündemi Ankara’da görüşülürken Amerika’nın Kıbrıs Özel Temsilcisi Thomas Weston da bu sürece dahil oluyor. Ankara’ya gelişinde Esenboğa Havaalanı’nda bir açıklama yapan Weston, Birleşmiş Milletler’in çabalarına tam destek verdiklerini söyledi ve Kıbrıs halkının referandumla kendi geleceğini tayin edebi
leceğini vurguladı. Weston, yarın AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşecek.
YENIDUZEN07/03/2003

“Kıbrıs çözülmezse bizi AB’ye almazlar”

Ünsal Ünlü

AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a Kıbrıs sorununun çözümü olmadan AB üyeliğinin çok zor gözüktüğünü söyledi. Denktaş ise tek başına karar veremeyeceğini bildirdi.
Çankaya Köşkü’ndeki Kıbrıs zirvesi için Türkiye’ye gelen KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan biraraya geldi
. Erdoğan görüşmede, “Kıbrıs sorununun çözümü Türkiye’nin AB’ye girişi konusunda kesin garanti olmayacak ama çözülemezse bizi AB’ye almaları çok zor” dedi.
KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş ile AKP lideri Erdoğan, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın taraflara sunduğu 3. planı değerlendirdi. İlginç diyaloglara sahne olan görüşmede Tayyip Erdoğan, Denktaş’a “Adada çözümü biz önerdik. Ama formülünü söylemedik. Bir sorun olduğu kesin ve bu sorun çözülmeli. Belki Kıbrıs konusunun çözümü Türkiye’nin AB’ye girişi için kesi
n kriter olmayacak. Ama eğer çözülemezse bizi AB’ye almayacaklar” dedi.
Rauf Denktaş ise bu sözler üzerine Annan’ın getirdiği 3. planın kabul edilemez olduğunu belirterek, “Bu plan taraflara empoze ediliyor. Aslında Rumlar da bunu kabul etmiyor. Bütün bun
lara rağmen iki toplumu biraraya getirmek kaos yaratacaktır” diye konuştu.
Görüşme sırasında Tayyip Erdoğan’ın Lahey’den çözümsüzlük çıkması durumunda sonuçlarına hem Kıbrıs’ın hem de Türkiye’nin katlanacağını hatırlatması üzerine Denktaş’ın, “Ben bu konu
da tek başıma karar vermem. Türkiye de karar versin. Böyle önemli bir kararda Türkiye’nin de katkısı olmalı” dediği öğrenildi.
Recep Tayyip Erdoğan, Rauf Denktaş ile aralarında görüş ayrılığı olup olmadığı sorusuna, “Her konuda görüşlerin örtüşmesinin hiç
bir zaman mümkün değil. Ama esas olan Kuzey Kıbrıs’ın mutluluğudur, huzur içinde yaşamasıdır. Bu konuda birlikte olmamız, aynı şeyi paylaşmamız yeterlidir” yanıtını verdi.
YENIDUZEN07/03/2003

 

VARAN 4

Niçin “Bir karış toprak verilmez” ve barışa niçin HAYIR?

Başbakan Derviş Eroğlu “mal meraklısı değiliz” dedi ama her tarafta malı çıktı

Kimi baş ‘bakan’, hep kapan!

Başbakan Eroğlu Ağustos 1998’te Kıbrıs gazetesine yaptığı açıklamada 1974 sonrası sadece Lefkoşa’da bir arsa aldığını açıklamış ve ne kendisinin ne de eşinin “mal meraklısı” olmadıklarını savunmuştu. Oysa Eroğlu ailesinin Meral (Münüse) Eroğlu üzerine kayıtlı 1993 yılı öncesinde 7 arsa, 1 ev, 1 tarımdışı arazisi olduğu ortaya çıktı.
**Arsalardan ikisi Lefkoşa’da Kıbrıs Türk Hava Yolları bina
sı yanında yer alırken, Mağusa’daki ev de şehit ailesi kontenjanından alınmış. “Şehit ebeveyninin mirasçısı” olarak ev alan Meral Eroğlu, buna da kanaat getirmemiş ve ev almayanlar için verilen puanlardan 500 bin de pun almış.
**Başbakan Eroğlu, Eğitim Bak
anı olduğu dönemlerde Kantara’da bulunan ve Bakanlığa ait evlerden birini de almak için 1.12.1996’da Saptama, Değerlendirme ve Tazmin Komsiyonu’na başvurur. Başvuru yaparken yanlış bilgi de veren Eroğlu, yasa gereği “tahsisinde, kirasında veya mülkiyetinde kendisinin, eşinin veya velayeti altındaki çocuklarının benzeri nitelikte taşınmaz malı bulunmadığını” beyan ederek imzalar.
**Eroğlu’nun Komisyonu yanlış bilgilendirdiği çünkü listede verdiğimiz malların 1993 yılı öncesi ailesinin üzerinde olduğu biliniy
ordu. Kantara’daki evi alması İskan Encümenliği tarafından engellenen Eroğlu, yasa dışı olarak Bakanlar Kurulu’ndan karar çıkararak evin kendi kullanımında kalmasını sağladı.
**Çatalköy’de alınan ve Münüse (Meral) Eroğlu üzerine olan 16 dönüm 2 evlek tarım
dışı arazinin de bölgenin kırmızı bölge (turistik bölge) ilan edilmesinden birkaç gün önce alındığı ve puanının düşük tutulduğu, hemen ardından da kırmızı çizgi çizildikten sonra değerinin oldukça arttığı da biliniyor.


Meral (Münüse) Eroğlu üzerine kayıtlı bazı mallar:


Yer Pafta/Harita Blok Parsel Cins Alan Puan
MAG 33.12.1.2-4.4.3 A 1013/3 AR 0-1-2000 353606
MAG 33.12.1.2-4.4.3 A 1013/4 AR 0-1-1920 377568
ÇAT 12.32.W1 93TD 16-2-0000 274822
LEF 21.38.W1 C 710/1 AR 0-1-0000 545616
LEF 21.38.W1 C 709 AR 0-1-2000 353606
MAG 33.12.5.1 A 922 AR 0-1-192 399570
MAG 33.12.5.1 A 923 EV 0-1-1648 1260758
MAG 33.3.51 C 1501 AR 0-3-100 304502
MAG 33.3.51 C 1502 AR 0-2-400 195624
Derviş Eroğlu’nun kirasında olan Kantara’daki villa da listeye eklenebilir. Ayrıca liste
deki olası eksiklikler için de özür dileriz.

YENIDUZEN07/03/2003

Kıbrıs’ta çözüme beş var

Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu, Kıbrıs’ta taraflar arasındaki anlaşmazlıklara rağmen çözüme “çok yaklaşıldığını” belirtti.

Papandreu, başbakanlık konutunda yapılan ve dış politikayla ilgili konuların ele alındığı toplantının ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu.
Kıbrıs konusuna değinen Papandreu, bugünkü ortamın Kıbrıs’ta çözüme varılması için “tarihi fırsat” oluşturduğunu belirtti. Papandre
u, “Bu konuda yıllardan beri ve özellikle son aylarda sürdürülen yoğun çabalar sonucunda artık çözüme beş kaldı. Ancak bu, her şey Kıbrıslı Rumları tatmin ediyor anlamına gelmiyor. Daha konuşulacak konular var” dedi.
Kıbrıslı görüşmeciler Rauf Denktaş ile
Tasos Papadopulos’un pazartesi günü BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ ile Hollanda-Lahey’de yapacakları görüşmede referandum kararı alıp almayacakları konusunun önem taşıdığını kaydeden Papandreu, “Kıbrıslı Rumlarla sıkı bir işbirliği içerisindeyiz ve çözüm konusunda ilerlemek için tarihi bir fırsat olduğunu görüyoruz. Bu konuda karşı tarafta da siyasi girişim bulunup bulunmadığını göreceğiz” diye konuştu.
Papandreu, Rauf Denktaş’ın açıklamalarıyla ilgili bir soruyu, “Şu anda önemli olan Denktaş’ın Annan pla
nını kabul edip etmediği değil, bu planı Kıbrıs Türk halkının onayına sunup sunmayacağıdır” diye yanıtladı.
YENIDUZEN07/03/2003

Referandum Komitesi bugün “Başkanlık Divanı”nda

Meclis’te Salı günü oluşturulması kararlaştırılan referandumla ilgili özel komite hakkındaki çalışmalar sürüyor.
Alınan karar uyarınca dün yeniden biraraya gelen meclisteki siyasi partilerin başkan ve temsilcileri, yasal ve hukuksal prosedürün yerine getirilmesi için, özel komitenin bugün Meclis Başkanlık Divanı’nda ele alınmasını
ve bu toplantıda komitede görev yapacak milletvekillerinin isimlerinin belirlenmesini kararlaştırdı.
Başkanlık Divanı’nın yarın saat 14.00’te yapacağı toplantısında, referandumla ilgili özel komitenin isimlerinin belirlenmesi ve ardından konunun saat 16.0
0’da başlayacak Meclis Genel Kurulu’na çıkarılması bekleniyor.
Partilerin özel komiteyle iligili görüş farklılıkları ise sürüyor. DP, TKP, CTP ve YAP referandum için özel komitenin çalışmasını isterken; UBP konunun Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi’nde ele alınmasını istiyor.
Konuyla ilgili olarak dün mecliste yapılan toplantıya TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli, YAP Genel Başkanı Ertuğrul Hasipoğlu, UBP Genel Sekreteri Süha Türköz, DP Genel Sekreteri Kemal Havalı ile CTP Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer ka
tıldı.
Meclis Başkanı Vekili İlker Nevzat başkanlığındaki toplantı, saat 14.00’te başladı ve yaklaşık bir saat sürdü. Toplantıya katılanlar, toplantının ardından basına ayrı ayrı açıklamalar yaptılar.
İLKER NEVZAT
Meclis Başkanı Vekili İlker Nevzat, toplantı sonrasındaki açıklamasında, dünkü toplantıdan bugün Başkanlık Divanı’nın toplanması kararının çıktığını söyledi.
Bugün (dün) gayri resmi toplantı yaparak bazı eksikliklerin tamamlanması yönünde çalışma gerçekleştirdiklerini dile getiren Nevzat, bir soru
üzerine, noksanlıkların komitenin oluşumuyla ilgili olduğunu belirtti.
Nevzat, kaybedilen birşey olmadığını, özel komitenin bugün (dün) değil yarın (bugün) toplanacağını ifade etti.
HÜSEYİN ANGOLEMLİ
TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli açıklamasında, bugün (dün) referandumla ilgili önerilerin görüşülmesinin kararlaştırıldığını, ancak bunun yapılamadığını söyleyerek, verimli çalışma yapılamamasının Başkanlık Divanı’nın toplantıya çağrılmasından kaynaklandığını kaydetti.
Bugün (dün) yapılması gereken işlerin
yarın (bugün) yapılabileceğini dile getiren Angolemli, olayın niyet meselesi olduğunu, ama UBP’nin olaya yakın göründüğünü söyleyemeyeceklerini belirtti. Angolemli, UBP’nin Ankara’dan yansıyacak havayı beklediğini savundu.
ERTUĞRUL HASİPOĞLU

Komitenin oluş
umuyla ilgili kararın Meclis Başkanlık Divanı’nda onaylanması gerektiğini belirten YAP Genel Başkanı Ertuğrul Hasipoğlu, kararın Başkanlık Divanı’nda yarın (bugün) onaylanacağını ve prosedürün başlamış olacağını söyledi.
“Yani referandum kararı alınıyor m
u” sorusu üzerine Hasipoğlu, “Zaten çoğunluk var. 4 parti buna onay verdi. Hatta biz söyledik; ‘UBP de bu yönde olumlu oy verecek imajını verdi’ dedik. O bakımdan ümit ederim oybirliğiyle çıkar. İnşallah öyle olur” şeklinde konuştu.
SÜHA TÜRKÖZ
UBP Genel Se
kreteri Süha Türköz, bugün (dün) özel komiteyle ilgili sorunların çözülmesine çalışıldığını söyledi.
UBP’nin, referandumla iligili olarak mecliste mevcut olan Hukuk ve Siyasi İşler Komitesi’yle, dayanağı olan bir karar çıkarılabileceğine inandığını, fakat
maalesef gündeme özel komitenin getirildiğini anlatan Süha Türköz, özel komiteyi istememelerinin ileride orataya çıkabilecek hukuk sorunlarından kaynaklandığını belirtti.
UBP’nin, süreç için engel olmadığını, aksine sağlıklı sonuç için gayret gösterdiğin
i vurgulayan Türköz, “Biz her zaman halkın iradesine saygı duyan bir tarafız, bundan sonra da ayni yaklaşım içerisinde olacağımızı ifade etmek istiyorum” şeklinde konuştu.
Türköz, “Arkadaşlarımız sabırsız davranıyor düşüncesindeyim. Daha zaman vardır. 30 M
art’a kadar süre vardır. Önemli olan bunu sağlıklı bir şekilde neticelendirmektir” dedi.
KEMAL HAVALI
DP Genel Sekreteri Kemal Havalı, oluşturulması kararlaştırılan özel komitenin yasal sürecinin tamamlanmadığının, teknik elemanlar tarafından bilgilerine getirildiğini, bugün (dün) yasal zemine oturtulması için görüş alışverişi yaptıklarını anlattı. Havalı, yarın (bugün) Başkanlık Divanı’nın toplanıp komitenin yasallaştırılmasının sağlanacağını kaydetti.
Kemal Havalı, bir soru üzerine, meclisten karar çıkmasının yarın olup olamayacağına dair birşey söyleyemeyeceğini, ancak meclisin mutlaka bir karar vereceğini kaydetti. Havalı, kendisinin, referandum için meclisin karar vermesinden ve bu kararın yarın verilmesinden yana olduğunu ifade etti.
FERDİ SABİT SOYER

C
TP Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer ise, özel komitenin oluşumuyla ilgili olarak hukuki eksiklikler olduğu yönünde itirazlar geldiğini, bugünkü (dünkü) toplantıda da meydana gelen sorunun nasıl aşılacağı yönünde genel bir kanaat oluştuğunu, UBP’nin farklı eğilimine rağmen komitenin referandumla ilgili tasarıları sonuçlandırmasının benimsendiğini anlattı.
Olayın usul meselesine takılması halinde, Denktaş’ın veto etme hakkı doğabileceğini belirten Soyer, şöyle dedi:
“Madem ki, aranıp aranıp da incirin çekir
deği bulundu. İncirin bu çekirdeğini de kaldırmamız gerekir. Çünkü biz, dilin altındaki baklayı görüyoruz. Dolayısıyla bu çekirdeği kaldırmak ve böylece bu referandum kararının muhtemel imzadan geri dönmesini engelleyecek yolları kapatmak için bu adımı atmamız gerekir. Bu adımı da atacağız.”
Soyer, mecliste bugün veya yarın referandumla ilgili ne karar alınırsa alınsın, egemenlikle ilgili olarak dünyadan bir siyasal duruş talep eden Kıbrıs Türk halkının pozisyonuna zarar vereceğini belirterek, çünkü kararın
mecliste değil Türkiye’de alınmış olacağını söyledi. Soyer, “bunun da Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın kaprisleriyle olduğunu, Denktaş’ın Türkiye’yi de zora soktuğunu” kaydetti.
YENIDUZEN07/03/2003

Papadopulos;

“Plan bu aşamada kabul edilemez”

Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos 3’üncü Annan planının pekçok boşlukları bulunduğunu, bu aşamada kabul edilemeyeceğini, daha çok zaman olsaydı daha dolu bir plan olacağını ve Rum halkının neye karar vermesinin istendiği konusunda daha çok emin olacağını söyledi.
MAHİ’nin haberine göre Papadopulos, Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis’le görüşmek üzere dün
akşam Atina’ya hareketinden önce yaptığı açıklamada Rum tarafının Lahey görüşmesiyle ilgili tavrını açıklamaya hazır olup olmadığı sorusu üzerine “Ulusal Konsey hangi tavrı takınacağımıza karar vermek için toplantılarını sürdürecek” dedi.
“Annan planında
pekçok boşluk vardır..” diyen Papadopulos “Bu aşamada kabul edilemez. Daha çok zaman olsaydı ve daha dolu bir metin olsaydı halkın neye karar vermeye çağrıldığı konusunda daha emin olurdum” şeklinde konuştu.
Tasos Papadopulos, BM Genel Sekreteri Kofi Annan
’ın Kıbrıs sorununun çözülmemesi durumunda AB’a üyeliğin tehlikeye gireceğinden söz ettiği görünen demecini yorumlamaya davet edildiğinde de Annan’ın Güney Kıbrıs’ın üyeliğiyle ilgili tehlikelerle ilgili korkulardan mı bahsettiği konusunda şüpheli olduğunu, Annan’ın karar yetkisine sahip olmadığını söyledi.
Papadopulos, “Bütün teyitlerin ve bütün sorumlu açıklamaların Kıbrıs’ın üyeliğinin Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili veya bağlı olmadığı şeklinde olduğuna” inanç belirtti.
YENIDUZEN07/03/2003

Klerides’in Lahey taktiği

Nihai karar o anda alınacak.

Türk ve Yunan tarafları saklambaç oynuyorlar. Bir yandan halkoylması için BM genel sekreterine verecekleri cevabın bilinmesini önlemeye çalışıyorlar öte yandan da vereceklerin cevabın içeriğinin genel sekreterin isteklerinin reddiymişçesine algılanmamasına gayret gösteriyorlar.
Türk ve Yunan tarafları
saklambaç oynuyorlar. Bir yandan halkoylması için Bm genel sekreterine verecekleri cevabın bilinmesini önlemeye çalışıyorlar öte yandan da vereceklerin cevabın içeriğinin genel sekreterin isteklerinin reddiymişçesine algılanmamasına gayret gösteriyorlar. Kıbrıs Yunan tarafının cevabın sızacağından korkan başkan Papadopulos Milli Güvenlik Konseyi’nin gelecek Cumartesi günü yapılacak toplnatısını en son aşama olarak belirledi, böylece vereceğimiz cevabın içeriği karşı taraftan mümkün olan en emniyetli şekilde korunacak. Nihai kararların Lahey’de alınması da büyük ihtimal. Zaten oyunun son hamlesi de orada oynanacak. MAHİS’e demeç veren bir grup Lahey’deki sahnenin Kopenhag’da yaşanan korkunç sahneden de kötü olacağını belirtti. Tasos Papadopulos ise taktik olarak G.Klerides’in Kopenhag konjonktürü ile biçimlenen, olumlu sonuçlar doğuran taktiğini kabul edecek. Aynı kaynaklar gazetemeze yaptıkları açıklamalarda Türk tarafının Lahey’de olumsuz tutum içinde olacağı haberini yaydığını ama Lahey’deki tutumlarının sert olmayacağını hatta cevaplarının diplomatik olacağını söyledi. Sonuç olarak: Kıbrıs Yunan tarafı alacağı kararı uygulamakla yükümlü, Kıbrıs Yunan tarafının AB’ye katılmasını onaylayacak Avrupa Birliği Konseyi’nin beklenilen kararı alarak katılım esnasında doğabilecek olumsuz sonuçların gelişmesini engelleyecek. Bununla beraber, başkan Papadopulos planın halkoylaması maddesini kabul etmeden önce, planı müzekere etmek için her alanda uğraş verecek ve buna paralel olarak Annan’dan planda noksan olarak gördüğü hususların (güvenlik, garanti vb.) değerlendirilmesini yapmasını isteyecek.

YENIDUZEN07/03/2003

‘Taşıma suyla değirmen döndürme” düzenini savunanlar, ‘taşıma insanla’ miting geleneğini de başlatmış oldu

Aferin miting yapıyorlar!

Türkiye’den “ithal mitingçi” taşıyan 2 yolcu feribotu dün Girne’ye geldi. Dikilitaş, havuz ve kaldırım düzenlemesi arasında 10 bin kişiyle dolacak küçük Sarayönü Meydanı için yine de panik yapan hükümet-asker-DAÜ yönetimi omuz omuza verdi

Organizatörlerin askerlere sivil görüntü vermek için bir özel şirketten 7.500 kot pantolon ve 7.500 kazak aldığı iddia edildi

Kıbrıslı Türk subaylara “ailenden 10 kişiyi mitinge getirmek zorundasıızn” şeklinde baskılar yapılması tepkilere neden oldu.

Devlet Daireleri ve okullarda da dün miting telaşı yaşandı. Toprak Ürünleri Kurumu’nda, mitinge katılanların tek tek kontrol edileceği sö
ylendi

Öğrencilerin “okul gezisi var” yalanı ile mitinge gitmeleri sağlanmaya çalışıldı. Mitinge gitmek istemeyen öğrencilere de “disiplin cezası verileceği” okul baskıları arasında yer alıyor. Polatpaşa Lisesi’nde öğrenciler müdür tarafından açıkça tehdi
t edildi

Sivil kıyafetler giyerek mitinge gidecek subayların tam anlamıyla bir sivil görüntü oluşturmasını sağlamak için yüksek rütbelerden 15 gün önce subaylara “Saçlarınızı ve sakallarınızı kesmeyin” emri de verildi

Mağusa’da 30 otobüs kiralandı, 20’s
i DAܒden kalkacak, 10’u da askeri birliklerden


Yeni DÜZEN (Haber Merkezi)

Ulusal Birlik Partisi (UBP) ile UHH’nın ortaklaşa düzenlediği bugünkü miting için ordu ve halkın karşı karşıya getirilmesi tepkilere ve endişelere neden oldu.
Sivil Savunma ve Sivil İşler teşkilatları ‘mitinge’ katılım için organize oldu.
“Kalabalık oldu” görünümü verilmesi için Sarayönü Meydanı’na alınan miting için tüm devlet olanakları seferber edildi. Dün gazatemizi telefon yağmuruna tutan vatandaşlar gün boyu yaşanan baskıları anlattı.
Devlet Daireleri ve okullarda dün miting telaşı yaşandı... Devlet Daireleri’de çözüm ve barış yönünde tavrını açıkça ortaya koyan memurlara ciddi baskılar yapıldı. Toprak Ürünleri Kurumu’nda, mitinge katılanların tek tek kontrol edileceği söylen
di. Öğrencilerin “okul gezisi var” yalanı ile mitinge gitmeleri sağlanmaya çalışıldı. Mitinge gitmek istemeyen öğrencilere de “disiplin cezası verileceği” okul baskıları arasında yer alıyor. Çocuklarının bir devlet mitingine gitmek istemediğini söylemek için dün onlarca veli gazetemizi aradı. Polatpaşa Lisesi’nde öğrenciler müdür tarafından açıkça tehdit edildi. Dün Devlet’in askerlere sivil görüntü vermek için bir özel şirketten 7500 kot pantolon ve 7500 kazak aldığı iddiaları gündemi meşgul etti... Kıbrıslı Türk Subaylara “ailenden 10 kişiyi mitinge getirmek zorundasın” şeklinde baskılar yapılması yanında kıyafet dağıtımının da gün boyunca sürdüğü bildirildi. Ailesinden 10 kişiyi miting alanına getirmeye zorlanan subayların komutanlar tarafınından miting sırasında denetleneceği de bildirildi.
Dün öyle saatlerinde Girne Turizm Limanı’na binlerce “Türkiye’den ithal mitingçi” taşıyan 2 yolcu feribotu geldiği iddia edildi.
Öte yandan Cypruvex Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Niyazi’nin narenciye bahçelerinde çalışa
n işçilerin mitinge gitmesi için baskı yaptığı da dünkü iddialar arasında yer alıyor.
Sivil kıyafetler giyerek mitinge gidecek subayların sivil görüntü oluşturmasını sağlamak için yüksek rütbelerden 15 gün önce subaylara “Saçlarınızı ve sakallarınızı kesme
yin” emri de verildi.
Mağusa’da 30 otobüs kiralandı, 20’si DAܒden kalkacak, 10’u da askeri birliklerden...

Denktaş 'Hayır' diyecek

Ankara'daki Kıbrıs trafiği yoğundu. BM Genel Sekreteri'ne 10 Mart'ta Lahey'de 'Hayır' deme niyetiyle Türkiye'ye gelen KKTC lideri, Köşk'teki zirvede istediğini aldı ve TBMM'de 'Bu planla çözüm olmaz' dedi

07/03/2003 RADIKAL

RADİKAL - ANKARA - Çankaya Köşkü'nde yapılan Kıbrıs zirvesinde KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın istediği karar çıktı ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın çözüm planının mevcut haliyle Türk tarafının kaygı ve beklentilerini karşılamadığı açıklandı. Zirve kararına göre, Denktaş, Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos ve Annan ile buluşmak için Lahey'e gidecek, ancak "Planı bu halde kabul edemeyiz" diyecek. Denktaş, Annan'ın 'planın reddi halinde 30 Mart'ta referanduma götürün' isteğine de "Buna 25 Mart'tan sonra karar verelim" yanıtını verecek.
Kıbrıs zirvesi dün iki aşamalı yapıldı. İlk aşamada Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer başkanlığında Başbakan Abdull
ah Gül, Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış ve Dışişleri Müsteşarı Uğur Ziyal yer aldı. İkinci aşamada ise Denktaş ile KKTC heyeti zirveye dahil oldu.
Zirve öncesi Sezer'in Dış Politika Danışmanı Tacan İldem, Dışişleri'nden bilgi
aldı. Zirvenin Denktaş'sız kısmında, Türkiye'nin plana dair tutumu ve geri çevrilmesi halinde yaşanacak gelişmeler değerlendirildi. Dışişleri'nin hazırladığı rapor, planın KKTC'de referanduma sunulması halinde kabul olasılığının çok yüksek olduğu yönündeydi. Ancak referanduma gidilmezse de Türk tarafının 'masadan kaçan taraf' olacağı vurgulandı. Referandum isteğinin ancak bazı olumsuzlukların giderilmesinin ardından kabulü gerektiği yer aldı.

Denktaş kararlı geldi
İkinci bölüme Denktaş'ın 'sorumluluğu paylaşma' arayışı damga vurdu. Ankara Denktaş'a planın reddi halindeki olumsuz gelişmeleri aktarırken, KKTC lideri, bu haliyle imza atmasının da, referandumun da imkânsız olduğunu savundu. Edinilen bilgiye göre zirve açıklamasına Denktaş'ın talebi doğrultusu
nda planın mevcut haliyle kabul edilmeyeceği görüşü konuldu. Alınan karara göre;
KKTC lideri, 9 Mart'ta Hollanda'nın Lahey kentine gidecek.
Türkiye'yi 5'li zirvede Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış ya da Müsteşar Uğur Ziyal temsil edecek.
Türk heyeti referan
dum isteğini ortaya koyacak, ancak kararın 25 Mart sonrası alınmasını isteyecek.
Yunanistan'la anlaşma olursa, TBMM'den planın garantörlük ve güvenlik kısımlarının kabul edildiğine dair karar çıkacak.
Dört saatlik zirve sonunda kararı İldem açıkladı. Ann
an planında iki tarafın da mutabık kalmadığını anımsatan İldem, 26 Şubat'ta ortaya konulan revize edilmiş planın Türk tarafının kaygı ve beklentilerini karşılamadığını vurguladı. Planın bu haliyle referanduma sunulup sunulmamasına tarafların demokratik ve anayasal yapılarında karar vereceğini belirten İldem, Türkiye'nin, KKTC'nin iradesi ve Kıbrıs Türk halkının güvenlik ve esenliğine saygı gösterdiğini vurguladı. İldem, Annan'ın 25 Mart'a dek değişiklik hakkı tanıdığını, Türk tarafının önerilerini yakında ileteceğini belirtti. Türkiye'nin
uluslararası anlaşmalar nedeniyle planda yükümlülük altına girmesi konusunun da anayasal kurallara göre alınacağını belirtti. Kıbrıs'ın ulusal dava olduğunun altını çizen İldem, Denktaş ile dayanışma ve işbirliğinin süreceğini vurguladı.

'Gideceğiz ama...'
Denktaş, zirve sonrası TBMM'de yaptığı konuşmada, planın Kıbrıs meselesini yeni maceralara sürükleyecek bir zemin hazırladığını öne sürdü. Annan'ı planda değişiklik isteklerine izin vermeyerek dayatma yapmakla suçlayan Denktaş, "Plan Kıbrıs'ı Rum hegemonyasına vermekte. Bu zamanla bizi azınlık konumuna düşüren bir plandır. Tadilatını istiyoruz" dedi. KKTC lideri, "Türkiye'nin uluslararası anlaşmalarla teyit edilmiş haklarını referandumla ortadan kaldırmaya hakkımız yoktu
r" ifadelerini kullandı. Lahey'e gideceklerini belirten Denktaş "Ancak Ankara'daki temaslarımız doğrultusunda, güçlü olarak, iyi niyet içinde gideceğiz. Ve değişiklik isteklerimizi ortaya koyacağız" dedi.


Yüz yüze restleştiler

Erdoğan'la Denktaş, ilk baş başa görüşmede atıştı. AKP lideri 'Plan reddedilirse Türkiye'nin AB üyeliği zorlaşır' deyince, KKTC liderinin yanıtı 'Türkiye karar versin. Benim verebileceğim bir karar değil' oldu

07/03/2003 RADIKAL

ERGUN AKSOY
ANKARA - Kıbrıs politikası nedeniyle birbirleriyle ters düşen AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan ile KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, dün Çankaya zirvesi öncesi buluşurken, BM çerçevesinde çözüm konusunda yine karşı karşıya geldi. Erdoğan, Denktaş'a 'Annan Planı'na 'hayır' denilmesi halinde Türkiye
'nin AB'ye girmesinin zor olacağını söyledi. "Bu plan kabul
edilemez" yanıtını veren KKTC lideri ise topu Ankara'ya atarak, "Türkiye çözüm konusunda bir karara varsın, ben tek başına bu karara varamam" ifadelerini kullandı.
Erdoğan görüşmede yanına Genel
Başkan Yardımcısı Şaban Dişli'yi getirirken, Denktaş'ın yanında, KKTC Meclis Başkanı Vehbi Zeki Serter, Başbakan Derviş Eroğlu, Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ve Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu hazır bulundu. Erdoğan'ın görüşmeye dış politika danışmanı büyükelçi Ender Arat'ı getirmemesi dikkat çekti. AKP lideri, Denktaş görüşmesi öncesinde ise Başbakan Abdullah Gül, Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış ve AKP Kurucular Kurulu üyesi ve Genel Başkan Danışmanı Cüneyd Zapsu'dan gelinen nokta konusunda brifing aldı.
Edinilen bilgiye göre 1 saat 15 dakika süren görüşmede, iki lider
arasındaki diyalog şöyle gelişti:
Erdoğan: Biz çözüm önerdik ama çözüm formülümüzü söylemedik. Biz adada bir sorun olduğunu düşünüyoruz. Bunun çözümlenmesi gerekir. Kıbrıs sorununda
çözüm AB'ye girmemize neden olmaz, ama çözümsüzlük AB'ye girişimize kesinlikle engel olur.
Denktaş:
Bu plan kabul edilemez, plan bize empoze edilmeye çalışılıyor. Rumlar da planı kabul etmiyor. Buna rağman dayatma ile bu plan kabul edilirse iki toplumun bir araya getirilmesinde kaos çıkar.
Erdoğan: Bugün (dün) Çankaya zirvesinden çözümsüzlük çıkarsa, sorumluluğuna hep birlikte katlanmak zorunda kalırız. Ama artık çözümse çözüm, çözümsüzlükse çözümsüzlük, bir karar verilmeli.
Denktaş: Biz adada iki ayrı devletin varlığının devamını istiyoruz. Her iki tarafa yönelik göç, sorunlar doğurur. Türk tarafına geçecek Rumlar, bizi rahatsız eder. Çözüme Türkiye karar versin, benim tek başıma vereceğim bir karar değil.

'Çözümden yanayız'
Erdoğan, görüşme sonrası gazetecilerin sorularını yanıtlarken, "Lahey'deki toplantının da, daha sonraki sürecin de KKTC'de yaşayanlar için hayırlı olmasını istiyoruz" dedi. AKP lideri, referandum konusunda görüşlerinin değişip değişmediği ve Denktaş'ın bu görüşü paylaşıp paylaşmadığına dair soruyu, "Zirveden alınacak karar, öyle zannediyorum ki sayın Denktaş'ın da hareketini belirleyecektir" yanıtını verdi. Çözümden yana olan her kararı destekleyeceklerini kaydeden Erdoğan, bu görüşü her platformda dile getirdiklerini anlattı. Çözü
m için sadece Türk tarafının özverisi ile çözüme ulaşılamayacağını vurgulayan Erdoğan, Rum tarafının da üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerektiğini söyledi. AKP lideri Denktaş ile görüş ayrılığı bulunup bulunmadığı sorusunu yanıtlarken de, "Her konuda motamot her şeyin örtüşmesi hiçbir zaman mümkün olmayabilir. Ama genelde, esasta Kuzey Kıbrıs'ın mutluluğudur, Kuzey Kıbrıs'ın huzur içinde yaşamasıdır. Bu konuda bir defa birlikte olmamız aynı şeyi paylaşmamız yeterlidir" dedi.

Rumlar kapalı oynuyor

Papadopulos dün Simitis'le görüşürken, Annan'a verilecek yanıtın rengi belli edilmedi. Simitis, 'Denktaş, Türkiye'nin AB yolunu torpilliyor' dedi

07/03/2003 RADIKAL

YORGO KIRBAKİ
ATİNA - Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos, pazartesi günü Lahey'de BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a Kıbrıs planını 30 Mart'ta referanduma sunmayı kabul edip etmediğine dair yanıtını vermeden önce dün geldiği Atina'da kartlarını kapalı tutmayı tercih etti. Yunan Başbakanı Kostas Simitis ile üç saat süreyle görüşen Papadopulos,
sadece "Yapıcı bir görüşmeydi. Teşekkür ederim" dedi. Simitis ise açıklamasında genel ifadeler kullanmaya özen gösterirken, KKTC lideri Rauf Denktaş'ı uzlaşmazlıkla ve çözüm yanlısı gösterileri görmezden gelmekle suçladı. Denktaş'ın bu tutumuyla Türkiye'nin AB üyeliği yolunu torpillediğini belirten Simitis, Ankara'nın AB'ye giden yolunun Kıbrıs'ta yeşil hattan geçtiğini bilmesi gerektiğini vurguladı. Yunan Başbakanı, BM'nin çözüm sürecindeki tarihlerin sorun yarattığını kabullense de, "Rum Yönetimi ve halkı kendi kaderi için kendi karar verecek" dedi. Simitis, Lahey'e Rum tarafının 'evet' veya 'hayır' yanıtının yanı sıra görüşmeler yapmak için gideceğini belirtti.
Yunan Başbakanı ayrıca, Annan Planı'ndaki güvenlik konularını görüşmek üzere Türk-Yunan heyeti
ninin ikinci kez buluşması çağrılarına Ankara'nın Irak krizini gerekçe göstererek, henüz olumlu yanıt vermediğini de söyledi.

Temsil Ankara'ya bağlı
Lahey'deki görüşmelerde Yunanistan'ı kimin temsil edeceği, Türkiye ile Birtanya'nın hangi düzeyde temsil edileceklerine bağlı olacak. Ancak, Dışişleri Bakanı Yorgos Papandreu 'Annan ile Kıbrıs ve Irak konularını görüşmek' gerekçesiyle pazartesi Lahey'de. Yunan dışişleri kaynakları Lahey görüşmelerinin bir günü aşmayacağı görüşünde. Ama, görüşmelerin
uzaması
ihtimali de bulunuyor. Atina'daki yabancı gözlemciler artık Annan Planı üzerinde müzakere yapma imkânının sadece iki tarafın da mutabık kalacağı konular için mevcut olabileceğini belirtiyor. Rum Yönetimi Lahey'deki cevabını sır tutuyor. Ancak, plan üzerinde bazı değişiklikleri şart koşarak 30 Mart'ta referandum için 'evet' demesi, bu tarihi görüşmelere birkaç gün kala, bir dizi gerekçe ortaya atıp 'hayır' demesinden daha ağırlıklı görünüyor.

Annan, Lahey için ne istiyor?

07/03/2003

RADİKAL - ANKARA - BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Ankara-Atina'yı kapsayan bölge turunun ardından 26 Şubat'ta Kıbrıs'a giderek, Türk ve Rum liderleri Rauf Denktaş ile Tasos Papadopulos'a sürpriz bir öneride bulunmuştu. İki lideri 10 Mart'ta Hollanda'nın Lahey kentine davet eden Annan, beraberlerinde iki yanıtla gelmelerini istedi. Bu yanıtların ilki, Denktaş ile Papadopulos'un masada son şekli duran Annan Planı'na yönelik olacak. Annan, planı bir daha değiştirmeyeceğini belirttiğinden, bu yanıt 'evet' ya da 'hayır' olacak. Annan'ın istediği ikinci yanıt da birinci yanıtın 'hayır' olması durumunu içeriyor. Annan, yanıtın hayır olması halinde taraflara, 'O halde halkınıza sorun' sorusunu yöneltecek ve ikiliden referanduma
'evet' ya da 'hayır' demelerini isteyecek.

5'li zirve yapılacak
BM Genel Sekreteri'nin çözüm planının kabul edilmesi halinde Türkiye'nin yanı sıra Yunanistan ve Britanya'nın da garantör ülkeler olarak imza atması gerekiyor. Bu nedenle Lahey'deki zirve beşli olacak. Türkiye'nin bu toplantıya bir büyükelçi düzeyinde katılması kabul edildi.

Washington yakın markajda

07/03/2003 RADIKAL

RADİKAL - ANKARA - Türkiye ve KKTC yönetimi BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs çözüm planına ilişkin karar almaya çalışırken, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston da dün Ankara'ya geldi. Weston, Esenboğa Havaalanı'nda ziyaretinin Lahey'de yapılacak olan zirveye hazırlık niteliği taşıdığını söyledi. BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs'ta çözüm çabalarını desteklediklerine dikkat çeken Weston, bu konuda temaslarına devam etmek için geldiğini vurguladı. Edinilen bilgiye göre, Irak konusunda Türkiye ile sıkı bir diyalog içinde olan ABD yönetimi, Kıbrıs konusunu kullanmak istiyor. Bush yönetimi, Kıbrıs konusunda Türkiye'yi ve Kıbrıs Türk tarafını yalnız bırakmadığı izlenimini vermek için bu adımı attı.

Kıbrıs birleşti!

Bir ay içinde ilik nakli gereken beş yaşındaki Jale için Kıbrıs'ta hem Türkler hem Rumlar kan örneği veriyor

07/03/2003 RADIKAL

LEFKOŞA - Kıbrıs'ın iki yakası, insanlık görevi için birleşti.
Beş yaşındaki lösemi hastası Jale Sakaoğlu'na ilik nakli yapılması için, ara bölgedeki Ledra Palace Otel'de kan taraması başlatıldı. Taramaya Kıbrıslı Türklerin yanı sıra Rumlar da katılıyor.
Kemal Saraçoğlu Lösemili Çocuklar ve Kanserle Savaş Vakfı Başka
nı Şua Saraçoğlu, dün sabah başlatılan kan taramasına yarım günde KKTC ve Kıbrıs Rum Kesimi'nden 450 kişinin katıldığını açıkladı. Taramanın beş gün süreceğini ifade eden Saraçoğlu, kampanyayı, Rum Kesimi'ndeki Karaiskakio Vakfı ile birlikte düzenlediklerini söyledi.
KKTC Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Müsteşarı Hasan Öztoprak ise Kıbrıslı Türk Jale Sakaoğlu'nun tedavisinin halen İstanbul'da sürdürüldüğünü belirten Öztoprak şöyle konuştu:
"Yapılan son tedavilerin sonuç vermemesi üzerine doktoru bir ay
içerisinde ilik nakli gerektiğini söyledi. Gerek Türkiye'deki, gerek dünyadaki bütün merkezlerin taranmasına rağmen Jale'ye uygun kan örneği bulunamadı. Bunun üzerine aile ve sivil toplum örgütleri Kıbrıslı Türk ve Rumların katılabileceği bir tarama önerdi. Dışişleri'nden izin aldık. Güney Kıbrıs'ta da iki-üç çocuk için aynı şekilde kan örneği arandığını öğrendik. Sonuçta tamamen insani olan bu konudaki taramayı başlattık."

Denktaş sırayı karıştırdı

Hakkı Devrim

07/03/2003 RADIKAL

* * * * * * * * *

Bir diğer yanlışın altını dün Yalçın Doğan çizdi.
Denktaş evveli gün önce Genelkurmay Başkanı'nı ziyaret etmişti. Yalçın Doğan soruyor: ĞDenktaş bir ülkenin Cumhurbaşkanı! Bir Cumhurbaşkanı önce ziyaret ettiği ülkenin Cumhurbaşkanı'yla görüşmez mi?ğ.
Kimseden gelmeyeceğini bildiği cevabı da kendisi veriyordu:
– Çünkü, Kıbrıs konusunda asker Denktaş'ın tezine yakın. Denktaş bu görüşmeden güç alarak, hükûmetle görüşmeyi daha sonraya bırakıyor (Hürriyet, 6 mart).
D
enktaş daha sonra da, Cumhurbaşkanı ve hükûmet mensuplarıyla buluşmadan önce, AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan'la görüştü.
Görgü, insanlararası ilişkilerin her kademesinde geçerlidir. Tıpkı, nesilden nesile süregiden bayrak yarışının, yere düşürülmemesi g
ereken simgesel Ğbatonğları gibi.
* * * * * * * * *

Karar vakti

Erdal Güven

07/03/2003 RADIKAL

Anlaşıldı. 12 Aralık 2002'de Kopenhag'da seyrettiğimiz filmi 10 Mart 2003'te Lahey'de yeniden seyredeceğiz. Bu kez Denktaş gidecek, Türk tarafı adına Annan'a 'Hayır' diyecek ve geri gelecek. Ya da sonuç itibarıyla
'Hayır' manasında yorumlanacak itirazlar yükseltecek. Çankaya'da dün yapılan zirveden çıkan ilk sonuç bu.
Anlaşıldı. Türk tarafı yine Rum tarafının ekmeğ
ine yağ sürecek. Klerides neyse ama Papadopulos'u sırf AB üyeliğinin yüzü suyu hürmetine katlandığı bu plana hayır demekten, böylelikle de 'menfi etken' haline gelmekten kurtaracak. Çankaya'da dün yapılan zirveden çıkan ikinci sonuç bu.
Anlaşıldı. Ankara'
da ibre hâlâ Denktaş'tan, Kıbrısçılardan yana. AKP hükümetinin seçim programına koyduğu, iktidara geldiğinden beri başbakanıyla, dışişleri bakanıyla, özellikle de parti lideriyle dilinden düşürmediği çözüm niyeti hâlâ bir çözüm iradesine evrilebilmiş değil. Çankaya'da dün yapılan zirveden çıkan üçüncü sonuç bu.
Anlaşıldı. Halkının beklentileri hâlâ Denktaş'ın umurunda değil. En son 70 bin kişilik gösteriyle ortaya konan çözüm isteğini görmezden gelmeyi sürdürebiliyor Denktaş. Ve Ankara'yı da ortak ediyor b
u tutumuna. Körü körüne. Yarından itibaren Kuzey Kıbrıs'ın yeniden sokaklara döküleceğinden hiç kuşkunuz olmasın. Çankaya'da dün yapılan zirveden çıkan dördüncü sonuç bu.
Ve nihayet, anlaşıldı. Denktaş Türkiye'yi peşine takmış götürüyor. Nereye mi? AB duv
arına toslamaya. Daha iki gün önce AB bilmem kaçıncı kez Verheugen'in ağzından uyardı, 'Kıbrıs sorunu çözülmedikçe Türkiye AB üyeliğini unutsun' diye. Ne gam. Çankaya'da dün yapılan zirveden çıkan beşinci sonuç da bu.
En ateşli taraftarları dahil hiç kims
e 'Annan Planı'nı dört dörtlük bulmuyor. Bu bir uzlaşı planı. Bölüm bölüm bakıldığında elbette her iki taraf için de dezavantajlı yanları var. Zaten öyle olmalı.
Yapılması gereken plana bir bütün olarak bakmak. Denktaş'ın, Ankara'nın yapmadığı, yapamadığı
bu. 'Taze' bir örnek vereyim: 'Annan Planı' üç Türk, üç Rum, üç de yabancı yargıçtan oluşacak bir Yüksek Mahkeme kurulmasını öngörüyor. Amaçlardan biri, kurucu devletlerin eşitliğini ve devletin işleyebilirliğini güvenceye almak. Bunlar Türk tarafının başından beri özellikle üstünde durduğu konulardı. Hal böyleyken, ben bu yazıyı yazdığım sırada Denktaş TBMM'de Annan'ın üç yargıcın en kısa sürede atanması yolundaki isteğinden şikâyet ediyordu.
Bilmem anlatabiliyor muyum? Eğer niyetiniz çözüm değilse, işi
yokuşa sürmek için gerekçe çok.
Bir nokta daha var. 'Annan Planı' ya da daha genel olarak Kıbrıs sorununun çözümü bağlamında Türk tarafının yanıt vermesi gereken soru şu: Tüm sakıncalarına karşın çözüme bir şans vermek mi, yoksa çözümsüzlüğü sürdürmek mi
Kıbrıslı Türklerin ve Türkiye'nin çıkarlarına daha iyi hizmet eder?
Bu köşede defalarca yazdığım için tekrar sıralamayacağım artıları eksileri. Çözümsüzlüğün Kıbrıs Türklerinin hayatını, Türkiye'nin de AB ufkunu karartacağını belirteyim yalnızca.
Kuzey Kıbrıs'ta görüşmeci başından beri toplumun gerisindeydi. Zaten Annan da bunu bildiği için referandum önerisini getirdi. Aslında 'Annan Planı'nın
mantığına ve takvimine göre önce liderler anlaşacak, sonra anlaşma halkoyuna sunulacaktı. Ancak gelinen noktada
halkın görüşünü sormak farz oldu. Çünkü artık görüşmeciyle toplum ters düşmüş durumda.
16 Nisan'da Kıbrıs ile AB arasında Katılım Anlaşması imzalanacak. O imza ya 2003 model 'Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti' adına atılacak ya da 1960 model Kıbrıs Cumhuriyeti
adına. Ya Kıbrıs Belçika-İsviçre modeline terfi edecek ya da Kuzey Kıbrıs'ın Doğu Almanyalaşma süreci başlayacak.

Irak ve Kıbrıs denklemleri

Murat Yetkin

Türkiye'yi Kıbrıs ve Irak denklemi dışına atma tehditleri gerçekçi değil

07/03/2003 RADIKAL

Ankara şu anda biri küresel, diğeri bölgesel düzeyde iki ağır sorunla uğraşıyor: Küresel olan Irak, bölgesel olan Kıbrıs.
Irak krizi de, Kıbrıs sorunu da Türkiye'nin geleceğinin şekillenmesi açısından kritik önemde. Her ikisi de Ankara'yı çözüm baskısı altına alan takvimlerle ilerliyor. Bugün Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Irak Silah Denetçileri'nin yeni raporunu görüşecek ve bir ihtimal, ABD,
İngiltere ve İspanya tarafından önerilecek Irak'a müdahale oylaması
nı yapacak. Kıbrıs üzerineyse, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın davetiyle 9-10 Mart'ta Lahey'de yapılacak beşli toplantı gündemde. Sonuç Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkilerini de ciddi olarak etkileyecek boyutta.
Türkiye'den her iki konuda da ciddi t
aleplerde bulunuluyor. Bunların yerine getirilmemesi durumunda da Türkiye'nin 'Denklemin dışında kalacağı', 'Sonra masada yer bulamayacağı' söyleniyor. Kıbrıs'taki tehdit, Kıbrıs'ta çözüm olmazsa Türkiye'nin AB üyeliğinin tehlikeye gireceğinden, Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti'ni resmen tanımadan üye adaylığının dahi tartışılır olmasına dek ileri götürülmüş durumda. Irak'ta ise tehdit iki yanlı. ABD, Irak harekâtında Türkiye kendisine aktif yardımda bulunmazsa, savaş sonrası Irak'ta söz hakkı olmadığından söz ediyor. AB içinde anti-Amerikan cephenin başını çeken Fransa-Almanya ekseni ise TBMM'nin ilk tezkereyi reddetmiş olmasının 'Onun Avrupalı karakterini gösterdiğini' vurgulayarak, ABD saflarında görülmesinin AB açısından bir başka kötü puan olacağını ima ediyor.
Bu tehditler acaba ne kadar gerçekçi?
Bu coğrafyada Türkiye'yi dışlayarak bulunan çözümlerin yaşayabilmesi, kalıcı olması şansı var mı?
Birlikte bakalım.

Önce Kıbrıs
Kıbrıs Rum Cumhurbaşkanlığı'nı 28 Şubat'ta Klerides'ten devralan Tasos Papadopulos, lafı uzatmadan konuşuyor: Türk tarafı Annan Planı'na ister 'evet', ister 'hayır' desin, Rum tarafı planı reddetse bile AB üyeliği önünde bir engel görünmüyor. Dolayısıyla Papadopulos üzerinde Atina tarafından kurulan baskı, gerçek olsa bile sonuç getirmeye
cek gibi görünüyor. Bu durumda Ankara'nın tavrını da dünkü zirvede gördük. Annan planına hayır denmesinin iki sonucu olabilir: Birincisi, beklendiği gibi Kıbrıs Rum Cumhuriyeti'nin AB üyesi olması. Bunu engellemenin zaten yolu yok. İkincisi de BM Genel Sekreteri'nin artık bu işten elini çekmesi.
Ortaya çıkan tablo ilk bakışta çözüm gibi görünüyor. Rum tarafı AB üyesi olur, Türkiye'nin AB üyeliği zorlaşır.
Kıbrıs'a huzur gelir mi? KKTC'ye gelmeyeceği aşikâr. Peki Güney Kıbrıs'ta huzur olur mu? Tartışılabil
ir. Çünkü böylesi bir gelişme nasıl AB'nin Türkiye'ye bakışını değiştirecekse, Türkiye'nin de hem AB'ye, hem de bölgesel güvenlik meselelerine bakışını değiştirebilir. Buna Ege, Doğu Akdeniz güvenliği dahil olur. Köşeye sıkıştırılmış, tepki göstermeye zorlanan bir Türkiye, Avrupa Güvenlik Savunma Politikasından, Yunanistan'la
işbirliğine dek olumlu ve yapıcı davranacaktır yargısından emin isek, böylesi bir Kıbrıs çözümünün gerçekten çözüm olduğundan da emin oluruz.

Ve Irak
Türkiye'nin bir Irak harekâtından bütünüyle dışlanması medyaya sızdırılan A planlarında, B planlarında ve belki sayısı artacak yeni planlarda da mümkün görünmüyor. Bu tehdidi fazla ciddiye alanlar, İncirlik Üssü'nün kullanımını göz ardı ediyor olsa gerek. Dün Savunma Bakanı Vecdi Gönül'
ün söylediği gibi, o da Meclis tezkeresine bağlı ve ABD planlarında yer alıyor.
Ama asıl konu bu değil.
Türkiye'nin ABD ile işbirliğini bütünüyle reddetmesi durumunu varsaysak bile Türkiye'nin bölge denkleminden tamamen dışlanması mümkün mü?
Belki 'Masa
ya oturtulmaması' girişimi olabilir ama, denklemin dışında tutulması mümkün değil.
İsmet Berkan'dan örnek ödünç alarak, 1919 Paris Konferansı'nda Türkiye'yi bölgede pasifize etmek nasıl mümkün olmadıysa, öyle mümkün değil.
Ankara açısından sorun denklemi
n dışında kalmak değil. Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ün de dediği gibi 'Kötü ve daha kötü arasında' tercihi en az zarar verecekten yana kullanmak.
Ancak tekrarlamak gerekir ki, bu belalı coğrafyada, Kıbrıs'ta da, Irak'ta da Türkiye'yi çözüm denkleminin
dışında tutmaya çalışmak gerçekçi değil.

Denktaş'tan gövde gösterisi

Lefkoşa'da 'Egemenlik ve Varoluş' adı altında onbinlerce kişinin katıldığı Denktaş'a destek mitingi düzenlendi.

Elerinde Türk ve KKTC bayrakları ile miting alanına gelenlerin taşıdıkları pankartlarda, egemenlikten taviz verilmeyeceği dile getirildi.

Taşınan pankart ve dövizlerin bazılarında şunlar yazıyor:

''Egemenliğimizi pazarlık konusu yapmıyoruz'', ''Toprak namustur verilmez'', Barışın temeli egemenliktir'', ''Güzelyurt'u vatan
bildik,vatan verilmez'', ''Egemenliğimizin ve barışın simgesi KKTC'', ''Kıbrıs'ı asla Girit yaptırmayacağız'', ''İçimize Rum istemiyoruz'', ''Bosna, Filistin, şimdi de Kıbrıs mı?'', ''Geçmişi unutanlar yeniden yaşarlar'', ''Bu devleti biz kurduk biz yaşatacağız'', ''Global mal mülk değişimi esastır.''

DENKTAŞ VE EROGLU DA BİRER KONUŞMA YAPTI

Ankara'dan dönen Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Başbakan Derviş Eroğlu da mitinge katılarak bir konuşma yaptı.

Mitingde, ''Denktaş nerede biz oradayız'', ''Egemenlik parayla satın alınmaz'', ''Şehitler ölmez vatan bölünmez'', ''Azınlık olmaz istemiyoruz'' sloganları atıldı.

Bu arada, ''Avrupa Birliği ve Çözüm'' miglerini yapan ''Ortak Vizyon'' ve ''Bu memleket bizim platformu'' adı altında toplanan bazı siyasi part
i ve sendikalar da, öğleden sonra Cumhuriyet Meclisi'nin Kıbrıs'ta referandum konusunu görüşeceği saatlerde greve gitti.

HURRIYET 07/03/2003

Denktaş-Erdoğan arasındaki buzlar eridi

KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, Erdoğan ile çok sıcak ve kardeşce görüştüğünü ve AKP liderinden tam destek aldığını söyledi.

Denktaş, çalışma ziyareti için geldiği Ankara'daki temaslarını tamamlamasının ardından Türkiye'den ayrıldı. Denktaş'ı Esenboğa havaalanından Başbakan Yardımcısı Ertuğrul Yalçınbayır uğurladı.

Cumhurbaşkanı Denktaş, havaalanında yaptığı açıklamada, Annan planının olduğu gibi kaldığı takdirde, kabul edilemez olduğunu bildirdi. Basında Lahey'e ''hayır'' demek için gittiği yönünde çıkan haberlerin hatırlatılması üzerine Denktaş, şunları söyledi:

''Zanneders
em yapılan açıklamaları incelemiş olsalardı (hayır) demek için gidiyor noktasında olmadığımızı, planın tadil edilmesi üzerinde durulduğunu, olduğu gibi kaldığı takdirde kabul edilemez olduğunu görebilirlerdi. Dolayısıyla (hayır) demeye gidiyor diye bir şey yok. Ama olduğu gibi kalırsa kabul edilemez olduğu doğru.''

Denktaş, ''Ziyaretim bir kez daha bize Kıbrıs davasının ne denli bir milli dava olduğunu ve Türk ulusunun bu davayı hassasiyetle izlediğini gösterdi'' diye konuştu.

Görüşmelerinin esas konusun
un Lahey toplantısı olduğuna işaret eden Denktaş, ''Annan planı tamam değildir, eksiklik ve aksaklıkları vardır. Bizi korktuğumuz bir gelecekten koruyabilecek ilkelerden yoksundur'' dedi.

Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a saygısı olduğunu, ancak p
lan onun adını taşısa da hazırlayanların Rum tarafının ağırlığı altında kaldığını söyledi. Denktaş, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Burada varılan mutabakat, gereken tadilatı yapmak için iyi niyetle çalışmamızı öngörmektedir. Bunu biz geçmişte denedik, başaramadık. Şimdi anavatanın da değerlendirmeye katılmasıyla ümit ederiz ki başarırız.''

10 Mart'ın son tarih olup olmadığının sorulması üzerine Denktaş, şunları kaydetti:

''Maalesef cevabım evet olsa da olmasa da, Rumların da cevabı evet olsa da olmasa da, R
um tarafını AB'ye Kıbrıs Cumhuriyeti adı altında almış bulunmaktadırlar. AB, gayri meşru bir Rum idaresini meşru Kıbrıshükümeti olarak karşısına alıp, uluslararası anlaşmalara ters düşen yasadışı müracaatını doğru dürüst bir müracaat olarak değerlendirerek,görüşmelerin çıkmaza girmesini sağlamıştır.

Biz uzlaşmayı reddeden, zorlaştıran taraf değiliz. Uzlaşı olmasın diye ısrarlı değiliz, varacağımız uzlaşmanın insanlık açısından kabul edilebilir, güvenlik açısından da kalıcı olmasını istiyoruz.''

ERDOGAN'LA GÖRÜŞMEM KARDEŞCE GEÇTİ

Denktaş, AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinin nasıl geçtiğinin ve aralarında bir gerginlik olup olmadığının sorulması üzerine de şu yanıtı verdi:

'Gayet olumlu, samimi bir toplantı yaptık. Görüşme kardeşçe geçti. Öpüşerek ayrılmış bulunuyoruz. Erdoğan Kıbrıs meselesinde titiz davranan bir kardeşimizdir. Dün bize gereken desteği vermiştir. Gazetelerin abartması olmasa ortada mesele yok aslında.''

''Ankara'dan her konuda mutabakata varmış bir şekilde ayrıldığınızı söyleyebilir misiniz'' sorusu üzerine de Denktaş, ''Büyük bir gururla ve sevinçle evet, söyleyebiliyorum'' dedi.

HURRIYET 07/03/2003

Erdoğan: Çözümsüzlük yolumuzu tıkıyor

AKP lideri, Kıbrıs’ın AB yolunda engel olduğunu vurguladı; Denktaş, ‘Dayatılırsa kaos çıkar’ dedi


Zirve öncesinde Denktaş’ı otelinde ziyaret eden AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, planı imzalamayacağını belirten KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a "Çözümsüzlük, AB yolumuzu tıkıyor" dedi.
Gergin geçen görüşme öncesinde Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış ve Müsteşar Uğur Ziyal’den dört saatlik Kıbrıs brifingi alan Erdoğan, içeriye elinde yazılı bir notla geldi. Edinilen bilgilere göre Denktaş-Erdoğan arasında şu diyalog yaşandı:
Erdoğan: Bizce adada sorun var. Bunun mutlaka çözülmesi l
azım. Çözülmesi belki tek başına Türkiye’nin AB’ye girmesini sağlamaz ama çözümsüzlük engel olur.
Denktaş: Bu planı kabul edemeyiz. Rumlar da etmiyor. Dayatılırsa kaos çıkar. İki ayrı devletin varlığı devam etmeli. Her iki tarafa yapılacak göç kötü sonuçl
ar doğurur. Bu, tek başıma alabileceğim bir karar değil. Son karar Türkiye’nindir.
Erdoğan, Denktaş ile tüm görüşlerinin örtüşmesinin mümkün olmayabileceğini belirterek, "Ancak asıl konu Kuzey Kıbrıs’ın mutluluğudur, huzur içinde yaşamasıdır. Bu konuda bir
defa birlikte olmamız aynı şeyi paylaşmamız yeterlidir" diye konuştu. Erdoğan’ın Denktaş’la aynı doğrultuda Rumları eleştirmesi de dikkat çekti.
MILLIYET 07/03/2003

Zirveden ‘Hayır’ çıktı

Cumhurbaşkanı Sezer’in başkanlığında Çankaya Köşkü’nde yapılan Kıbrıs zirvesinde 3. Annan Planı’nın, Türk tarafının temel kaygı ve beklentilerini karşılamadığı açıklandı

Türkiye ve KKTC, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs sorununun çözümü için önerdiği 3. planın da Türk tarafının temel kaygı ve beklentilerini karşılamadığını açıkladı. Çankaya Köşkü’ndeki Kıbrıs zirvesinde alınan karara göre KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, 10 Mart’ta Lahey’de bir araya geleceği Annan’a "evet" yanıtı vermek yerine planda 25 Mart’a kadar yeni değişiklik isteyecek. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer başkanlığında Çankaya Köşkü’nde yapılan iki aşamalı toplantıda Annan’ın son planına verilecek yanıt belirlendi. Sezer, Başbakan Abdullah Gül, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök ve Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış’ın yaptığı değerlendirmenin ardından Denktaş ve beraberindeki KKTC heyeti de toplantıya katıldı.

HEDEF: 25 MART’A UZATMAK
Dört saatlik toplantının sonucunu Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü ve Dışişleri Başdanışmanı Tacan İldem, "Annan’ın planı, mevcut haliyle Türk tarafının temel kaygı ve beklentilerini karşılamaktan uzaktır" diyerek açıkladı. Annan’ın tarafların mutabakat sağlaması durumunda 25 Mart’a dek değişiklik yapılmasını kabul ettiğini hatırlatan İldem, "Adil ve kalıcı bir barışa ancak iki tarafın mutabık kalacağı bir çözü
m anlaşmasıyla ulaşılması mümkündür. Kıbrıs Türk tarafı da Rum tarafı gibi değişiklik önerilerini Genel Sekreter’e iletecektir" dedi.

DENKTAŞ’A AÇIK ÇEK
Ankara, referanduma karşı çıkan Denktaş’a açık destek verdi. Buna göre Denktaş, Lahey’de referandum önerisine de hayır diyecek. Annan’ın, planın güvenlik ve adada asker indirimine ilişkin bölümlerinin Türkiye ve Yunanistan tarafından onaylanmasına ilişkin talebine ise Ankara, "Taraflar planda uzlaşırsa bu konuda yetki TBMM’nindir" yanıtını verecek. Bu ara
da BM Sözcüsü Fred Eckhard, Kıbrıs’la ilgili son plan üzerinde 25 Mart’a kadar değişiklik yapılabileceğini açıkladı.

Denktaş: Desteğinize muhtacız

Zirvede aldığı desteğin ardından TBMM’de konuşan Denktaş, "Unutulmadığımızı, kimsesiz olmadığımızı görüyor, hissediyor, gurur içinde direnişimizi sürdürüyoruz. Desteğinize muhtacız" dedi. Filistin ve İsrail liderlerinin yaptıkları barış için Nobel aldıklarını anımsatan Denktaş, "Yapay anlaşmaydı, tutmadı. Şimdi kan gövdeyi götürüyor. Bizim korkumuz budur" dedi.
TBMM de Denktaş’ın konuşmasının ardından KKTC’ye destek bildirisi yayımladı. Bildiride adada iki kesimliliği korumayan önerilerin kesinlikle desteklenmeyeceği vurgulandı.

Denktaş’ı rahatsız edenler
Denktaş, TBMM’de yaptığı konuşmada plana ilişkin rahatsızlıklarını şöyle sıraladı:
• 60 bin Rum’un Türk tarafına dönüşüne verilen izin
• Rumlara mülkiyet hakkı
• Garantörlük yetkilerindeki kısıtlamalar
Denktaş, DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar ile görüşmesinde de Erdoğan’ın danışmanı Cüneyd Zapsu’nun hiçbir soruml
uluğu olmamasına rağmen BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto’ya, Türkiye adına planın kabul edileceği taahhüdünde bulunduğunu ima etti.
MILLIYET 07/03/2003

KKTC’de ‘Egemenlik ve Varoluş’ mitingi

Ulusal Dayanışma Komitesi’nin Lefkoşa’da düzenlediği mitinge katılan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, halkın egemenliğinden ve bayrağından vazgeçmeyeceğini söyledi.

Lefkoşa
NTV-MSNBC VE AJANSLAR

7 Mart— KKTC’de düzenlenen ‘Egemenlik ve Varoluş’ mitingininde kalabalığa seslenen Denktaş, Ankara’dan destek aldığını iletti. KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, mitingde yaptığı konuşmada, Ankara’nın ‘Annan planı tamam değildir’ dediğini söyledi. Denktaş, gençlere seslenerek KKTC’nin egemenliğinden vazgeçmemelerini istedi.

KKTC Cumhurbaşkanı, mitinge katılanların “Denktaş nerede biz oradayız” sloganları karşısında gözyaşlarını tutamadı.
Lefkoşa Atatürk Meydanı’nda düzenlenen ‘Egemenlik ve Varoluş’ mitinginde taşınan pankart ve dövizlerde, “Egemenliğimizi pazarlık konusu yapmıyoruz”, “Toprak namustur verilmez”, Barışın temeli egemenliktir”, “Güzelyurt’u vatan bildik, vatan verilmez”, “Egemenliğimizin ve barışın simgesi K
KTC”, “Kıbrıs’ı asla Girit yaptırmayacağız”, “İçimize Rum istemiyoruz”, “Bosna, Filistin, şimdi de Kıbrıs mı?”, “Geçmişi unutanlar yeniden yaşarlar”, “Bu devleti biz kurduk biz yaşatacağız”, “Global mal mülk değişimi esastır.” gibi sloganlar dikkat çekti.

REFERENDUM İÇİN GREV
Bu arada, “Avrupa Birliği ve Çözüm” mitinglerini yapan “Ortak Vizyon” ve “Bu memleket bizim platformu” adı altında toplanan bazı siyasi parti ve sendikalar da, öğleden sonra Cumhuriyet Meclisi’nin Kıbrıs’ta referandum konusunu görüşeceği saatlerde greve gidecek. “Referandum için kararlılık eylemi” adı altında yapılacak eylemde, saat 14.00’ten itibaren işyerlerinde iş bırakma ve greve gidilecek. Eylemciler, daha sonra Meclis önüne yürüyecek.

Ulusal Birlik Partisi ve Demokrat Parti’de “Serdar Denktaş” grubu halktan kaçtı, Meclis’e girmedi, milletin ‘vekaletini’ reddetti, “Millet biziz” dedi, ödleklik yaptı!...

Ödlekler halktan kaçtı!..

Cumhurbaşkanı Denktaş, bu toplantıda liderlerden BM Genel Sekreteri Kofi Annan’la referandum gündemiyle pazartesi günü Lahey’de yapacağı görüşme öncesinde “elini müzakere masasında zayıflatacağı için” Cumhuriyet Meclisi’nin karar üretmemesini talep etti

Danışma Kurulu toplantısında Ulusal Birlik Partisi temsilcileri, referandumla ilgili özel komiteye temsilci vermeyi kabul etmedi ve böylece komitenin toplanarak çalışmasını reddetti

Vehbi Zeki Se
rter başkanlığında iki kez toplanmak için girişimde bulunan Meclis Genel Kurulu, Serter hariç UBP milletvekillerinden hiçbirinin, DP milletvekillerinin ise bir kısmının katılmaması nedeniyle nisap sağlayamadı. Meclis Genel Kurulu’nun nisap yetersizliği nedeniyle pazar gününe ertelenmesi üzerine, Meclis önünde saatlerce sloganlar atarak referandum kararı bekleyen vatandaşlar sert tepki gösterdi

Cumhuriyet Meclisi’nin “referandum” için yapması gereken toplantıyı Ulusal Birlik Partisi (UBP) ve Demokrat Parti’
de “Serdar Denktaş” grubu engelledi. Halkın kendi geleceğini belirleme hakkına saygı göstermeyenler Meclis’e girmedi.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın kendi adını taşıyan çözüm planının 30 Mart’ta referanduma sunulması talebi üzerine günlerden beri referan
duma kilitlenen adamız, dün yoğun bir trafik yaşadı.
Referandum trafiğinin ilk adımı Cumhurbaşkanlığı’nda yaşandı ve Denktaş Cumhuriyet Meclisi’nde temsil edilen parti liderlerini toplantıya çağırdı. Denktaş, bu toplantıda liderlerden BM Genel Sekreteri Ko
fi Annan’la referandum gündemiyle pazartesi günü Lahey’de yapacağı görüşme öncesinde “elini müzakere masasında zayıflatacağı için” Cumhuriyet Meclisi’nin karar üretmemesini talep etti.

Meclis’te gergin saatler
Bu toplantının ardından, daha önce başlatılan süreç çerçevesinde, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’na tavsiye niteliğinde karar üreten ve grupların temsilcilerinden oluşan Danışma Kurulu toplandı. Ancak Danışma Kurulu’nda herhangi bir karar üretilemezken, bunun ardından Meclis Genel Kurulu’nu toplama
girişimleri de özellikle UBP milletvekillerinin toplantıya katılmaması nedeniyle başarılı olamadı. Meclis, iki kez girişimde bulunulmasına karşın toplanamadı ve birleşim tüzük uyarınca pazar günü saat 16.00’ya ertelendi. Böylece Meclis, beklentilerin aksine bugün referandum konusunda bir adım atamadı.

Basın kapıda, halk sokakta
Cumhuriyet Meclisi Başkanı Vehbi Zeki Serter başkanlığında Meclis’te grubu bulunan UBP, DP, TKP ve CTP temsilcilerinin katılımıyla saat 16.00’da toplanan Danışma Kurulu, yaklaşık 1.5 saatlik bir toplantı yaptı. Toplantıya, Meclis Başkanlığı’nın çağrısıyla hukuki görüş vermek üzere Başsavcı Akın Sait de katıldı.
Bu arada basın, Meclis’ten dışarıya çıkarıldı. Basın Meclis kapısında yapılacak bir açıklamayı beklerken referandum talep e
den binlerce vatandaş da Meclis önünde sloganlarla eylem yaptı. Başkent Lefkoşa’yı kilitleyen bu süreç sonunda, basına toplantıyla ilgili resmi bir açıklama yapılmazken, toplantıya katılan CTP ve TKP milletvekilleri gazetecilerin sorularını yanıtladılar. UBP ve DP milletvekillerinden ise ısrarlı sorulara rağmen herhangi bir açıklama gelmedi.

Hedef Lahey sonrası
CTP ve TKP milletvekillerinin açıklamalarına göre, Danışma Kurulu toplantısında Ulusal Birlik Partisi temsilcileri, referandumla ilgili özel komiteye temsilci vermeyi kabul etmedi ve böylece komitenin toplanarak çalışmasını reddetti.
Danışma Kurulu toplantısında TKP’yi temsil eden milletvekillerinden Gülsen Bozkurt, UBP’nin komiteye üye vermek istemediğini, komitenin oluşumuna geçtiğimiz hafta onay v
eren Demokrat Parti'’in ise 'ayak sürüdüğünü”söyledi. Bozkurt şöyle konuştu:

Özel komite askıda
“Daha önce referandum gündemiyle özel bir komite kurulması için karar alınmıştı ve bugün bu komitenin oluşumu için toplandık. UBP temsilci vermeyeceğini açıkladı, DP birşey söylemedi. Dolayısıyla gelinen noktada komitenin kurulması için karar üretilemedi. Yani elle tutulur birşey üretilemedi.”
“Özel komitenin kurulması için Meclis kararı var, bu durumda Meclis kararı ne olacak” sorusuna, “Askıda duruyor” karşılığını veren Bozkurt, başka bir soru üzerine, toplantıya katılan Başsavcı Akın Sait’in komitenin kurulması yönünde görüş belirttiğini kaydetti.
UBP’nin Meclis kararıyla oluşturulması öngörülen komiteye yasal olmadığı gerekçesiyle karşı çıktığını belirten Boz
kurt, “Ancak temelde yatan irade, referandum konusunu daha fazla ileriye götürmemektir” dedi.
Bozkurt, bu koşullarda Meclis’in referandum konusunu görüşme ihtimalinin kalmadığını da ekledi.

Lahey sonrası referandum olacak mı
Toplantıda CTP’yi temsil eden Ferdi Sabit Soyer de, Danışma Kurulu toplantısında UBP’nin referandum gündemiyle özel bir komite oluşumuna karşı çıktığını söyledi.
UBP’nin, ancak Bakanlar Kurulu’nun yasal önerisiyle referandum konusunun yasal zemin kazanabileceği görüşünü belirttiğini sö
yleyen Soyer, “Bir kısım yasaların arkasına saklanarak Meclis iradesini ve halkın referandum iradesini engellemeye çalışıyorlar” dedi.
Özle komite kurulmasına onay veren DP’yi de “ayak oyunu” yapmakla suçlayan ve verdiği onayın arkasında durmadığını söyley
en Soyer, “Lahey öncesinde referandum kararı almak istemediklerini söylüyorlar ancak bu konudaki yaklaşımları samimi değil. Lahey sonrasında referandum konusunu gündeme getireceklerine inanmıyoruz. Cumhurbaşkanı Denktaş’ın parti başkanlarının Lahey’e gitmesine karşı çıkması da bu konuda önemli bir göstergedir” diye konuştu.

Genel kurul toplanamadı
Danışma Kurulu toplantısının ardından bu kez Meclis Genel Kurulu’nun toplanması için girişimler yapıldı. Vehbi Zeki Serter başkanlığında iki kez toplanmak için girişimde bulunan Meclis Genel Kurulu, Serter hariç UBP milletvekillerinden hiçbirinin, DP milletvekillerinin ise bir kısmının katılmaması nedeniyle nisap sağlayamadı.
Meclis Genel Kurulu’nun nisap yetersizliği nedeniyle pazar gününe ertelenmesi üzerine, M
eclis önünde saatlerce sloganlar atarak referandum kararı bekleyen vatandaşlar sert tepki gösterdi. Solaganlarla iktidar ortaklarını protesto eden eylemciler, muhalefet liderlerinin meydana çıkıp bilgi vermesinin ardından dağıldılar.

YENIDUZEN 08/03/2003

Genel Tarım Sigortası Fonu Müdürü’nden zorbalık

Devlet mitingi mi devletin ayıbı mı?

Müdür Pers
oneli dışarı attı

BM Annan Planı’na “Hayır” diyenler tarafından organize edilen ve dün sabah Atatürk Meydanı’nda gerçekleşen “Egemenlik ve Varoluş Mitingi”ne katılmayan çalışanlara zorbalık uygulandı.
Genel Tarım Sigortası Fonu çalışanlarından “Egemenlik ve Varoluş Mitingi”ne katılmak istemeyen çalışanlar, Genel Tarım Sigortası Fonu tarafından zorla kapı dışarı atılarak daire kilitlendi.
“Hepinizi dizimin üstünde istiyorum” dediği bildirilen Müdür’ün, zorla kapı dışarı ettiği çalışanlardan birinin ayağı b
urkuldu ve çalışan tedavi gördü.
Günlerini çalışma yerinin önünde oturarak geçiren çalışanlar, kendilerinin mitinge gidenlerin görüş ve düşüncelerine saygılı olduklarını, en azından aynı saygıyı Müdürlerinden de beklediklerini ancak bunu göremediklerini be
lirttiler.
YENIDUZEN 08/03/2003

Devlet mitingi mi devletin ayıbı mı?

Sarayönü’nde moda asker traşı!

Lefkoşa Sarayönü Meydanı’nda dün miting vardı... ‘Tarafsız’ bir kurum olması gereken ve adada “garantörlük anlaşması” çerçevesinde bulunan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin askerleri, bazı ‘sorumsuz’ komutanların emriyle, sırf mitingde ‘kalabalık’ yaratmak uğruna kullanıldı.
Dünyaya “Türk askeri barış ve Avrupa Birliği isteyen Kıbrıs Türk halkına karşı” mesajı verdirenler, bu tarihi utanca katlanırken, ‘sivil
kıyafetler’ içerisinde meydana taşınan askerler, sadece verilen emri yerine getirdi. Askeri otobüslerin ‘plakası değiştirilerek’ meydana insan taşıması ise dünün bir diğer ayıbıydı. Sarayönü’nde dün ‘asker traşı’ modası vardı... Cumhurbaşkanı Denktaş’la görüşmesinde Kıbrıs konusunda çok hassas davranan ve yanlış bir algılamaya neden olmamak için de yorum yapmamayı tercih eden Orgeneral Özkök’ün acaba bu üzücü gelişmelerden haberi var mıydı?

YENIDUZEN 08/03/2003

Devlet mitingi mi devletin ayıbı mı?
İdam sehpası kurdular!

Ticaret Odası Başkanı Ali Erel’i astılar. Hem de idam sehpası kurarak!.. Bu ‘idam sehpası’ önünde devletin Cumhurbaşkanı Denktaş geldi konuşma yaptı... Bu idam sehpası önünde geldi devletin Başbakanı Eroğlu konuşma yaptı... Hiç utanmadan, yüzleri hiç kızarmadan ‘iç barış’tan söz ettiler... Kıbrıs’ta adım adım gerginliği tırmandıranlar, sivil toplum örgütü temsilcilerini ‘hedef’ gösterenler, dün Sarayönü Meydanı’na kurdukları idam sehpası ile taşıdıkları zihniyeti bir kez daha gözler önüne serdiler... Bu zihniyeti herkes görsün... Bu zihniyet ne UBP ne DP tabanının ayıbı... Bu ayıp bu iki partinin başında olan ancak ne kendi tabanını ne de Kıbrıslı Türkleri artık temsil etmeyenlerin ayıbı... Bu hükümetin, bu Cumhurbaşkanı’nın ayıbı.... Kıbrıs Türk insanı için kurulan “idam sehbası”nın karşısında nutuk sallayan bir Denktaş, bir Eroğlu!.. Ne mutlu size...

YENIDUZEN 08/03/2003

Devlet mitingi mi devletin ayıbı mı?
Hukuk devleti miyiz, ‘guguk’ devleti mi?

Girne Kaymakamı emretti: “Herkes mitinge katılacak!” Hem de devletin resmi evrakı ile bunu yaptı, genelge yayımladı. Oysa, “barış ve Avrupa Birliği” mitinglerine katılan onbinlerce insan demokratik ve anayasal haklarını kullanarak ‘grev kararı’ almış, maaşlarından milyonlar kesilmesine de katlanmıştı. Oysa Kaymakam bey ve birçok daire müdürü dün çalışanların ‘mitinge’ katılmasını emretti, göz yumdu, zorladı!.. Hiç kimsenin maaşından bir tek kuruş kesinti yapılmadan... Anayasa’nın ‘eşitlik’ ilkesini uygulaması gerekenler bu ilkeyi kendi elleri ile çiğnerken, adeta ‘devlet grevi’ organize etti. Bakalım Hukuk Devleti’nde mi yaşıyoruz!.. Genelge ile miting emri verenlerden, ya da devlet dairesinin kapısına kilit vurarak çalışanlarını sokağa atanlardan hesap soracak olan var mı? Göreceğiz!.. İşte ‘Kıbrıs’ta çözümsüzlük sürsün’ diyenlerin ve “Annan Planı”nı beğenmeyenlerin gerçekliği bu!.. ‘Yasadışılığı’ yaşam kaynağı kabul edenler için ‘Annan Planı’ gerçekten de ‘tuzaklarla’ dolu!..

YENIDUZEN 08/03/2003

Devlet mitingi mi devletin ayıbı mı?
‘Kadınlar Günü’nün öncesi!..

Bugün ‘Kadınlar Günü’... Ve dün Sarayönü Meydanı’nda Anadolu kadını çoğunluktaydı... Anadolu’dan getirip Kıbrıs’a yerleştirdikleri insanlara ilkel bir yaşamı layık görenler de karşılarında... Nutuklar salladılar... Ama ne 30 sene elektrik götürmedikleri Karpaz’ı anlattılar, ne de bu insanları ‘işsizliğe ve parasızlığa’ terk ettikleri sistemi... Eğer Kıbrıs sorunu çözülürse Anadolu’dan gelerek Kıbrıs’a yerleşenlerin de Avrupa Birliği vatandaşı olacağını, ancak çözümsüzlükte yine ‘kimlik bunalımı’ bir yaşam süreceklerini itiraf etmeye utandılar. Yıkılmaya yüz tutmuş en eski evlerde barınan insanlara, yeni, çağdaş konutlardan söz etmek yerine, “sizi sokağa atacaklar” yalanlarını sıraladılar. Yıllarca sadece ‘oy potansiyeli’ olarak, sadece ‘kalabalık’ olarak gördükleri insanlara, “sizlere layık gördüğümüz yaşam koşulları için özür dileriz’ de diyemediler... Askerin dağıttı pirinçle, makarnayla, şekerle ‘muhtaç’ durumuna düşürdükleri insanları meydana taşıyanlar; arsalarından, adalarından, villalarından, ‘aç gözlü’ mercedeslerinden de söz etmedi dün... “Vatan-Millet-Bayrak” sözleri vardı sadece, “sistemin asalaklarının” dudaklarında...

YENIDUZEN 08/03/2003

UBP

Referanduma Lahey’den sonra bakacakmış!

UBP Parti Meclisi referandum konusunu La
hey’de yapılacak müzakerelerin sonuçlarına göre değerlendirme kararı aldı.
UBP Parti Meclisi oybirliğiyle aldığı kararla Annan Planı’nın bu haliyle kabul edilemeyeceğini de vurguladı.
UBP Parti Meclisi saat 16:00’da toplandı.
2.5 saat süren toplantısı s
onrasında bir açıklama yapan UBP Genel Başkanı ve Başbakan Derviş Eroğlu, “Parti Meclisimiz bugün yaptığı toplantıda, bir kez daha Annan Planı’nın bu haliyle kabul edilemeyeceğine karar vermiştir” dedi.
10 Mart’ta Lahey’de Annan Planı’nın kabul veya redded
ilmesinin istendiğine işaret eden Başbakan Eroğlu, “UBP Parti Meclisi, Lahey’de yapılacak müzakerelerin sonuçlarına göre, özellikle planda Kıbrıs Türk Halkı’nın istekleri doğrultusunda yapılacak iyileştirmeye yönelik değişikliklerin kabul görüp görmemesine göre referandum konusunu değerlendirecektir” dedi.
YENIDUZEN 08/03/2003

DE SOTO: 'Ya şimdi ya da hiçbir zaman'

BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alvaro de Soto, Kıbrıslı Türk ve Rumların BM`nin barış planını kabul etmekten ya da tek uzlaşma fırsatını kaçırmaktan başka seçenekleri bulunmadığını söyledi.
De Soto, Rum televizyonuna verdiği demeçte, 'Kıbrıslı liderlere sunulan planda büyük değişiklikler yapılması artık mümkün değil. Hem de artık zamanımız kalmadı, bu aşamada mükemmeliyet bizi hi
çbir yere götürmez' dedi.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan`ın liderlerden 'evet'ten başka cevap beklemediğini belirten de Soto, Annan'ın, Kıbrıslı liderler Rauf Denktaş ile Tassas Papadopulos`un adanın geleceği için halkların bu kadar önemli bir karar alması
nı engelleyeceğine inanmakta güçlük çektiğini söyledi.
De Soto, 'Denktaş ve Papadopulos bilmelidir ki seçim bu planla bir başka plan arasında değil, bu planla başka hiçbir plan arasındadır' dedi.
YENIDUZEN 08/03/2003

ERDOGAN: 'Kıbrıs’ta karşılıklı özveri olmadıkça çözüm zor'

AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Kuzey Kıbrıs, bizim için şüphesiz ki çok büyük anlam taşıyan bir yerdir. Burada karşılıklı özveri olmadıkça bu işin çözümü zordur. Çünkü, özveriyi sadece Türk tarafından beklemek doğru değildir' dedi.
TV-8`de yayınlanan 'Sağduyu' programına katılan Erdoğan, Kıbrıs konusuna da değindi.
Erdoğan, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş`ın temasları ve Kıbrıs sorununa ilişkin soru üzerine, 'Kuzey Kıbrıs, bizim için şüphesiz ki çok büyük anlam taşıyan bi
r yerdir. Burada karşılıklı özveri olmadıkça bu işin çözümü zordur. Çünkü, özveriyi sadece Türk tarafından beklemek doğru değildir' dedi. Erdoğan, şöyle devam etti:
'Örneğin, bazı konularda 3. Annan Planı`nın olumlu yanları olduğu gibi bazı konularda hala
ciddi olumsuzluklar olduğunu gördük. Sayın Annan geldiğinde plan yoktu elimizde, bize sadece bazı başlıkları söylemişti. Ama plan elimize geldiğinde gördüm ki bazı ciddi olumsuzlukları taşıyor.
Bu olumsuzluklar, üzerinde tartışılması ve giderilmesi gerek
en olumsuzluklardır. Eğer bunlar giderilmezse sıkıntı olur. Ama, giderilirse çözüme yönelik adımlar atılır. Gerek Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, gerek KKTC buna özveriyle yaklaştığı takdirde bu iş çözülür diyorum.'
YENIDUZEN 08/03/2003

SABAH gazetesinden Denktaş’a Saddam benzetmesi

"O kadar benzerlik var ki!"

Denktaş hayranları ve Kıbrıslı soydaşlarımız kusura bakmasınlar; KKTC Cumhurbaşkanı ile Irak lideri Saddam arasında o kadar benzerlik var ki...
Hayır, karakterlerini değil, izledikleri politikaları ve taktikleri kastediyoruz.
İkisi de şark kurnazı. İkisi de, 'Dereye kadar götürüp susuz göndermeyi'
marifet sanıyor.
Saddam papucun pahalı olduğunu görünce bir-iki füze imha ediyor ama ABD'nin savaş nedeni saydığı sorunun özünü değiştirmeye yanaşmıyor.
Denktaş sıkıştırılınca müzakere masasına oturur gibi yapıyor ama 30 yıldır aslanlar gibi savunduğu 'çöz
ümsüzlük' politikasından milim bile sapmıyor.
Bu 'Şanlı direniş'in gerekçelerini -araya şantaj, tehdit de katarak-bıkmadan usanmadan o kadar çok tekrarladı ki, artık ezberledik
'Annan Planı'nı kabul edemeyiz. 60-70 bin Rum'u aramıza sokmayı amaçlıyor. Kıbrıs Türkü'nün nüfusunun yarısını söküp atmak istiyorlar. Garantörlük sulandırılıyor. Barış Harekatı ile elde edilen ne varsa, bu planla ortadan kaldırılıyor. Rumlar evet de, hayır da deseler AB'ye girecekler. O halde bizim ne acelemiz var? Acele işe şeytan
karışır...'
Acaba Denktaş'ın Annan Planı'na karşı çıkmasının nedeni gerçekten bir bölüm toprağın geri verilecek ve Kuzey Kıbrıs'a Rumlar'ın dönecek olması mı?
Kıbrıs Türk basınında son günlerde yapılan yayınlara bakılırsa, hayır. Basına göre, Denktaş'ın asıl sıkıntısı plandaki mal-mülk konusu. Biraz açalım.
1974'teki Barış Harekatı'ndan sonra Kıbrıs'ın güneyinde Türkler'in, kuzeyinde de Rumlar'ın malları kaldı. Rum yönetimi Türk mallarının tapusunu korudu, sadece kiraya vermekle yetindi. Kira sözleşmesine,
'İleride sahibi gelirse mülkün boşaltılması' koşulunu da koydu. Buna karşılık KKTC yönetimi uluslararası hukuku bir yana bırakıp Rum mallarını Türkler'e dağıtırken tapu da verdi.
İşte sorun bu. Zira, barış anlaşması imzalanırsa, Rumlar'ın mallarını iade et
mek gerekecek. Zaten Denktaş da son günlerde yavaş yavaş baklayı ağzından çıkarmaya, 'Planda global mal-mülk değişimi yok. Rum tapusu tanınıyor, Türk tapusu tanınmıyor' demeye başladı.
Çünkü global takas olursa, kapitalist dünyada en hayati ilkelerin başın
da gelen mülkiyet hakkını delik-deşik eden tüm uygulamalara sünger çekilmiş olacak, Rumlar mallarını geri isteyemeyecek.

Vahim iddialar var
Bundan da en çok kim yararlanacak, biliyor musunuz? Yine Kıbrıs Türk basınının haberlerine göre Denktaş, eşi ve dünürü. Basında son günlerde belgelere dayalı olarak, Denktaş'ın Güney Kıbrıs'ın Baf bölgesinde kalan mallarına karşılık Girne'de, Yılan Adası diye bilinen bölgede 16.5 dönüm arazi üstünde kurulu yüzme havuzlu muhteşem bir Rum villası aldığı yazılıyor. Eşi Ay
dın Denktaş da yine Güney Kıbrıs'ta kalan mal varlığına karşılık bir Rum villasının sahibi oldu.
Denktaş'ın dünürü Salih Boyacı'ya gelince... Ona Güney'deki mallarına karşılık verilenin haddi hesabı yok. Sadece Güzelyurt'ta 1.500 parça arsa aldığı bu arazi
nin, bir bölümü Rumlar'a verilmesi öngörülen Güzelyurt'un yerine yeni bir Güzelyurt kurulacak kadar geniş olduğu anlatılıyor ve ekleniyor
'Denktaş işte bu mallar yüzünden 'Bir karış bile toprak verilemez' diyor. Çünkü anlaşmayı imzalarsa önce kendi villala
rı ile dünürünün arazileri gidecek!'

Kıbrıs Türkü'nün 30 yıllık liderinin bu durumlara düşmesi ne kadar acı...
(Türkiye’de yayımlanan SABAH gazetesinin BAŞYAZI’ndan alınmıştır)
YENIDUZEN 08/03/2003

DENKTAS Bugün Lahey’e gidecek

Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’la Kıbrıs konusunda 10 Mart Pazartesi günü yapılacak görüşmeye katılmak amacıyla Lahey’e gitmek üzere bugün saat 19.00’da adadan ayrılacak.
Rauf Denktaş’a Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergün
Olgun, KKTC Washington Temsilcisi Osman Ertuğ, Cumhurbaşkanlığı görevlilerinden Bilgin Öke eşlik edecek.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan Şubat ayı sonunda Lefkoşa’da KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’la yaptığı görüşme
de, Kıbrıs konusunda hazırladığı çözüm planının 30 Mart’ta referanduma sunulmasını önermişti. Taraflar Genel Sekreter’e planı referanduma sunup sunmama konusundaki yanıtlarını hemen vermemişler ve Genel Sekreter’in davetini kabul ederek, görüşlerini 10 Mart’ta açıklamak üzere Lahey’e gitmeyi kabul etmişlerdi

YENIDUZEN 08/03/2003

Denktaş çok keyifli

Ankara'dan aldığı destekten sonra adada lehine yapılan mitingde moral yükselten Denktaş, Lahey'e referandum için bir karar alınmadan gidecek

08/03/2003 RADIKAL

ANKARA/LEFKOŞA - BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın '10 Mart'ta anlaşın ya da referanduma gidin' restinin ardından Ankara'ya gelerek ortak tavır belirleyen KKTC lideri Rauf Denktaş, Çankaya zirvesi ve TBMM' den çıkan bildiriyle moral bularak adaya döndü. KKTC lideri adada 'Ulusal Dayanışma Komitesi'nin düzenlediği 'Egemenlik ve Varoluş' mitingi ile karşılanırken, iktidardaki Ulusal Birlik Partisi (UBP), 10 Mart öncesi meclisten referandum talebine dair karar çıkmasını engelliyor.
KKTC lideri, Ankara'dan a
yrılırken Çankaya zirvesinin sonucuna dair yapılan 'Denktaş hayır diyecek' yorumlarını yalanlayıp, "Annan Planı bu haliyle kabul edilemez" görüşünü tekrarladı. Temaslarının olumlu geçtiğini söyleyen Denktaş, AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan'la restleşme yaşadıkları haberlerini de yalanlayıp, "Görüşmemiz kardeşçe geçti. Öpüşerek ayrıldık" dedi.

'Habersiz pazarlık var'
Denktaş, Lefkoşa'da düzenlenen ve polisin verdiği bilgiye göre 30-40 bin, afp'ye göre 25 bin kişinin katıldığı mitingde, "Sizlere anavatandan kucak dolusu selam getirdim" sözleriyle başladığı konuşmasında, KKTC'nin yaşatılması için çalışacağını söyledi. Arkasından pazarlıklar yapıldığını savunan Denktaş şöyle dedi: "Acaba planın içinde Türk ordusunun adadan çıkmasını öngören maddeleri bunlar mı
koydu? Yazıklar olsun. 40 yıldır anavatanın garantisini içermeyen bir anlaşmaya anlaşma demeyiz diyoruz. Bu oyunlara gelmedik diye, halkımızı perişan edenler, bize sövenler ve halkı 'Türkiye bizimledir' diye kandıranlar, TBMM ve Çankaya'dan yükselen sesi duyduğunda yüzleri kızaracaktır."

Weston'a çattı
Denktaş, geçen hafta çözüm yanlılarının Lefkoşa'daki mitingini izleyen ABD'nin Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston'a da "Sayın Weston acaba nerededir bugün? Gelip bu kalabalığı niye görmüyor?" sözleriyle çattı.
KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu da mitingde, "Annan Planı bu meydanda ölmüştür. Referandum budur" diye konuştu.

Aga da katıldı
Mitinge katılan İskeçe Müftüsü Mehmet Emin Aga ise Yunanlıların, KKTC lideri Denktaş gibi kendisini de sevmediğini savundu. AB içinde yaşamalarına rağmen hiç yardım alamadıklarını söyleyen Aga, "Denktaş gittiğinde, onlar Yunanlılarla işbirliği yapacak. Allah şahidim olsun, evlatlarınızın hiçbir yeri, kıymeti kalmayacak. Yunanlılar ve Rumların kölesi olacaksınız veya bu cenn
et memleketi bırakmaya mecbur kalacaksınız" dedi. Denktaş, bu akşam Lahey'e gidecek. KKTC lideri Lahey öncesi meclisin referanduma dair karar almamasını isteyerek bunun müzakerelerde elini zayıflatacağını öne sürdü. KKTC'de iktidar partisi UBP, meclista karar
alınması için kurulması gereken komiteye üye vermezken, UBP'li vekiller katılmadığı için meclis genel kurulu toplanamadığından karar alınamıyor. Amacın Denktaş gidene dek karar alınmaması olduğu belirtiliyor.
(aa, Radikal)

'Bizi rahatsız eder'

Perihan Mağden

08/03/2003 RADIKAL

Çözümsüzlük Mabeyincisi Rauf Denktaş'ın dediği oldu. Helal olsun: Adamdaki inat, halkına rağmen, nerdeyse tüm Kıbrıslı Türklerin ÇÖZÜMDEN YANA olmasına rağmen, bu direngenlik, bu tıkama, tıkaçlık ısrarı -bravo, bravo yani.
İner inmez zaten Türkiye'ye; Genelkurmay'a koşması, ilk iş ilk iş, Genelkurmay Başkanı'nı ziyaret etmiş olması -Kanatlarının altındaki
rüzgârın nerden gelmekte olduğunu, esmekte olduğunu gösterir/gösterdi işte.
Tayyip Erdoğan bilmem tırnaklarını yemek gi
bi kötü bir huydan mustarip midir?
Öyle bir huyu var idiyse, Denktaş yüzünden tırnaksız kalırdı herhalde.
Bunca iradesiz olması AKP 'iktidarının', bunca iradesiz/iktidarsız konulması-
MGK'dan tezkereyle ilgili tısss çıkmamasının ardından, diyelim Özkök
Paşa'nın, aman aman aman tüm zihinlerde zihin açıcı etki yaratan, konuşması...
Alkışlar, alkışlar!..
Ve de tatlı bir serzeniş: Niçin geç kaldınız?
Yani Paşa Efendimiz değil tabii ki.
AKP'liler diyelim. Diyelim Abdullah Gül. Neden yani sizler de böylesi
ne veciz ve hatta ceviz şeklinde işi özetleyen, işin aslını Bülent Arınç'ın dahi şıp(ın) diye anlamasını sağlayan BİR (1) konuşma yapamadınız (ki)? Niye yani?
Bakın Paşa Efendimiz konuşunca tezkerenin gerekliliği olsun, her şey nasıl da kabak netliğinde çıkıverdi ortaya.
Neden peki siz başınızı öne eğdiniz?
Sonra MGK'nın sessizliğinin nedeni de tabii, bu kilit, pardon, zihin açıcı konuşmayla ortaya çıkıverdi.
Hükümeti baskı altında bırakırlarmışçasına bir izlenim yaratmak istememiş MGK.
Hakikaten Türki
ye'de MGK da hassasiyetiyle tanınır, bilinir.
Hiçbir hususta hiçbir icazet beklenmez MGK'dan. Ama işte şimdi bu akla karayı ayırt ettirici konuşmanın akabinde ki, bu tabii akıllara baskı/maskı gibi sinsi kavramlar getirmesin, bu yalnızca birtakım düşünme
engellilerin engellerini gidermeye yönelik pediatrik bir yaklaşım netice itibarıyla.
Anlatılınca mesela, Deniz Baykal da ne güzel anladı! Anlatmak lazım.
Sabırla. Özenle. İlmek. İlmek. Dokumak lazım bunu bu kafalara.
Şimdi diyelim Allah verme gösterme,
bir referanduma gidilse Annan Planı'na yüzde 90 EVET diyecek cahil Kıbrıslılara da birinin çıkıp anlatması lazım: "En kötü çözüm dahi, çözümsüzlükten iyidir" diye düşünen, "Bunca yıldır çözümsüzlük ürettik de, ne olduk? Dünyada bir tek bizi dstekleyen mi var?" diye direten Cahil Kıbrıs Türkleri'ne de birinin, bir (ya da birkaç) ders vermesi lazım.
Zira Denktaş Hoca'larının hiçbir dediğini duymuyor gibiler.
Adamcaaaz ne dese, ne etse eylese, onların iyiliği için hasta yataklarından fırlayıp dört de dönse,
fark etmiyor gibiler.
Nankör nankör nankör kediler!
"Kıbrıs sorununda çözüm AB'ye girmemize neden olmaz, ama çözümsüzlük AB'ye girişimize kesinlikle engel olur" demesi üstüne Erdoğan'ın; Denktaş'ın 'Top yuvarlak, dünya ateşten bir toptur. Fasulyeyi geced
en ısladım, bana müsaade' cevabına bakın:
"Çözüme Türkiye karar versin, benim tek başıma vereceğim bir karar değil."
Oysa tek başına, on yıllardır her nevi çözüm ihtimalinin dibine dinamit yerleştirebiliyor Rauf Denktaş mesela.
Ama işte o kadar tek başı
na da sayılmaz. Kanatlarının altındaki rüzgârlar güçlü rüzgârlar, en güçlü rüzgârlar.
Ama ben en çok: 'Türk tarafına geçecek Rumlar, bizi rahatsız eder' lafına bittim.
Hakikaten rahatsız ederler.
Uzo içip şarkı markı söylerler. Ekonomi canlanır. İşsizli
k azalır. Kişi başına milli gelir katlanır. Birleşmiş bir Kıbrıs diyelim, Avrupa'nın bir parçası olursa, Türkiye'den de ne biçim bir göç başlar oraya.
Ama bu sayın Denktaş'ı da, onun acayip Ünlü Dünür'ünü de rahatsız eder.
Onların hükümranlığı yıkılır bi
r kere.
Adada istedikleri gibi o arazi senin, bu tapu kaydı benim at koşturma ihtimalleri diyelim -cart diye sıfıra iner.
Bankacılık/mankacılık sonra.
Tüm 'Karapara Güzellikleri' sona erer, filan. Naçar Kıbrıs'tan kazandıklarının binde birini bile kazan
amaz hale gelirler maazallah.
Bütün bunlar feci ihtimaller tabii ki.
Bunca Güç'e Müptela Denktaş'ın sıfırlanması da, çok iç daraltıcı olur.
Çok. Çooook.
Onun için Rumlar da rahatsız ederler, çözüm planları da.
Çapanoğlu Bir ve İki'nin gayretleriyle, b
u plan da aynen derdest edilir.
E, gerisini Türkiye düşünsün.
Her şeyi de Denktaş'tan bekleyemeyiz, değil mi? O üstüne düşeni fazlasıyla yaptı zaten.

Kıbrıs'ta sondan bir önce

Gündüz Aktan

08/03/2003 RADIKAL

Diplomasi de moda gibi değişken olabiliyor. Son değişiklik sürekli takvim verip, 'son fırsat' diye baskı yapmak. Süre aşılınca da yeni bir takvim saptayıp baskıya bittiği yerden devam etmek şeklinde tecelli ediyor.
Kıbrıs sorununda son takvime göre, 10 Mart tarihinde Lahey'de yapılacak toplantıda,
iki toplum ve üç garantör ülke temsilcilerinin, Kuruluş Anlaşması ve ekleriyle birlikte AB üyeliğini 30 Mart günü Türk ve Rum kesimlerinde referanduma sunulmasını öngören iki sayfalık bir belgeyi imzalamaları gerekiyor.
Geçen pazartesi günü Sn. Denktaş'ı
n katılımıyla Çankaya'da yapılan zirve sonunda, bu konuda üç önemli unsur içeren bir bildiri yayımlandı. Bildiride, ilk olarak, Lahey'de imzalanacak belgede adadaki iki tarafın 25 Mart gününe kadar aralarında müzakerelere devam etmelerinin öngörüldüğü; Rum tarafının zaten bu bağlamda kendi talep listesini sunduğu belirtiliyor. Sn. Denktaş da Türk tarafının taleplerini sunacak.
İkinci nokta olarak, Annan paketinin referanduma konabilmesi için KKTC'deki anayasal düzenin gereklerinin yerine getirilmesi gereği
ne işaret ediliyor. Bunun ne olduğunu bilmememize rağmen, dünyadaki genel uygulamaların ışığında, herhalde parlamento tarafından kabul edilmeyen bir metnin referanduma sunulmasının mümkün olamayacağını söyleyebiliriz.
Üçüncü ve Türkiye'yi ilgilendiren nok
ta biraz daha karmaşık. Lahey'de Türkiye temsilcisi iki sayfalık metni imzalamakla Annan paketinin Türkiye bakımından yaratacağı hukuki sonuçları peşinen kabul etmiş olacak. Paket bir kere referanduma konunca geriye dönülemeyecek ve paketin herhangi bir yeri değiştirilemeyecek.
Anayasa'nın 90. maddesine göre, Meclis'in bir kanunla paketin içindeki anlaşmaları onaylaması gerekiyor. Annan paketi Kıbrıs'ta Londra ve Zürih anlaşmaları denen başta Garanti Antlaşması olmak üzere bir dizi anlaşmanın yerine geçece
k. Eski anlaşmalar hangi yöntemle kabul edildiyse aynı yöntemle değiştirilebiliyor.
Sorun, bu paketin adadaki referandumdan önce mi, sonra mı TBMM tarafından onaylanması gerektiği noktasında çıkıyor. Şekli bakımdan hükümet bir Bakanlar Kurulu kararnamesiy
le bir temsilcisine imza yetkisi verebilir. İmzadan sonra da paketi Meclis'e getirebilir. Bu durumda hükümet Annan paketiyle Türkiye'nin Kıbrıs'a ilişkin hak ve yükümlülüklerinde meydana gelen değişikliklerin kabulü sorumluluğunu tek başına üstlenmiş olur.
Türkiye, Lahey'de malum belgeyi imzaladıktan sonra, Sn. Denktaş'ın deyimiyle KKTC'deki 134 bin seçmenin yarısından bir fazlasının oyuyla Annan paketi referandumda kabul edildiğinde, Türkiye'nin 1960 paketiyle oluşan tüm hak ve yetkileri değişmiş, daha doğru bir ifadeyle ortadan kalkmış olacak.
Hükümet böylesine büyük tarihi bir sorumluluğu tek başına üstlenmek istemezse, zirve sonu bildirisinde ima yoluyla belirtildiği gibi, bu belge Türkiye tarafından imzalanmadan önce Annan paketindeki anlaşmaların TBM
M'ye sunulması ve bir yasayla onaylanması yoluna gitmek gerekiyor. O zaman da 10 Mart tarihine kadar bu süreci tamamlamaya imkân yok. Kaldı ki Sn. Denktaş da Annan paketini bu haliyle imzalamasının mümkün olmadığını bildiriyor.
Bu durumda, Lahey'de belgen
in imzalanmaması, 25 Mart'a hatta örneğin 10 Nisan'a kadar müzakerelerin devam etmesi, eğer mutabakat sağlanırsa, Kıbrıs'ın AB Giriş Anlaşması'nın imzalanacağı 16 Nisan'dan birkaç gün öncesinde referandumun yapılması ihtimali akla geliyor.
Bu, işin usule
ilişkin yönü. Annan paketinin bugünkü hali incelendiğinde, kabul edilecek gibi olmadığı görülüyor. Paketin ilk versiyonundan bu yana, Sn. Denktaş'ın taleplerinin çoğunun dikkate alınmadığı; bir yerde bir şeyler veriliyormuş gibi yapılırken, bir başka noktada kötüleşme olduğu görülüyor. Sonuçta, iki bölgeliliği büyük ölçüde tahrip edilmiş; Türkiye'nin AB dışında kalacağı varsayılan en az 10 küsur yıl içinde Rumlarla birlikte AB üyesi olacak Kıbrıs Türklerin siyasi varlıklarını kendi güçleriyle korumasına imkân bulunmayan bir durum ortaya çıkacak.
Kabul edilmesi zor olan da bu.

Denktaş: Lahey'de şartlarımızı ortaya koyacağız

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Lahey'e, Annan planında, "nelerin değişmediği takdirde kabul edemeyeceklerini söylemeye gittiğini" söyledi.

10 Mart'taki görüşmeler için Lahey'e gitmek üzere KKTC'den ayrılarak İstanbul'a hareket eden Denktaş, Geçitkale Havaalanı'nda yaptığı açıklamada, "Lahey'e, Annan planını görüşmek üzere gidiyorum. Görüşmek kelimesi daha geniştir. Daha ziyade, nelerin değişmediği takdirde kabul edemeyeceğimizi söylemeye gidiyoruz" dedi.

Planı inceledikçe göze batmayan yeni durumlar ortaya çıktığını, bunları Genel Sekreter Kofi Annan ile samimi bir şekilde ele alacaklarını belirten Denktaş, "Bu planın değişme ihtimali
var mı, yok mu. Rum tarafı değişme istemiş, bunlar nelerdir. Bunlar da ısrar edecek mi, yoksa taktik kullanarak bizim 'evet' dediğimize 'hayır', 'hayır' dediğimize 'evet' mi diyecek? Bunları hep göreceğiz. Bizim taktik kullanmaya ihtiyacımız yok. Daima gerçeği söyledik" diye konuştu.

Plan hakkındaki gerçekleri halka duyurduklarını ifade eden Denktaş, "Yarın, elimizden gelen her şeyi yaparak, Kıbrıs Türkleri'ne zarar vermeyecek bir duruma getirebilirsek, kabul edilebilecek bir duruma getirirsek, o zaman t
abii davranışımız başka olacaktır" dedi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, bir soru üzerine, Lahey'de BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile üçlü ve başbaşa görüşme yapacaklarını söyledi.
Denktaş'a, Lahey'de, Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Cumhurbaşka
nlığı Müsteşarı Ergün Olgun, KKTC Washington Temsilcisi Osman Ertuğ ve Cumhurbaşkanlığı görevlilerinden Bilgin Öke eşlik edecek. (aa)

HURRIYET 08/03/2003

Denktaş, ‘‘hayır’’ demeye gitmiyorum

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Lahey'deki Kıbrıs görüşmelerine Lefkoşa Atatürk Meydanı'nda düzenlenen ‘‘Egemenlik ve var oluş’’ mitingiyle uğurlandı.

Denktaş, ‘‘Sizden aldığımız güçle inşallah Kıbrıs'ta bir uzlaşma buluruz. Uzlaşma bulmak için Rum tarafının eski emellerinden vazgeçmiş olması lazım. Bugüne kadar vazgeçmediler, bunun için uzlaşma olmuyor. Ama bu kararlılığı, bu kuvveti, bu iradeyi gösteriniz ki, bu kaleyi yıkamayacaklarını, bu cumhuriyeti ortadan kaldıramayacaklarını anlasınlar. Bugün verdiğiniz mesaj budur.’’

PLANIN ADI SADECE ANNAN

Denktaş, dün Lefkoşa'ya gitmeden önce Ankara'da yaptığı açıklamada ise Annan planını hazırlayanların Rum tarafının ağırlığı altında kaldıklarını söyledi. Denktaş, Lahey'e ‘‘hayır’’ demek için gittiği yolundaki iddialara da yanıt verdi.

‘‘Zannedersem yapılan açıklamal
arı incelemiş olsalardı 'hayır' demek için gidiyor noktasında olmadığımızı, planın tadil edilmesi üzerinde durulduğunu, olduğu gibi kaldığı takdirde kabul edilemez olduğunu görebilirlerdi. Dolayısıyla 'hayır' demeye gidiyor diye bir şey yok. Ama olduğu gibi kalırsa kabul edilemez olduğu doğru.’’

KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu ise mitingde yaptığı konuşmada, ‘‘15-20 bin kişilik mitingleri dünyaya 80 bin kişi diye satanlar gelsinler bu meydanı görsünler. İşte halkın iradesi’’ dedi.

Türkiye ile birlikte Annan
belgesinin değiştirilmesini istediklerini ve planın bu haliyle kabul edilemeyeceğini söylediklerini dile getiren Eroğlu, halka ‘‘Siz ne diyorsunuz’’ diye sordu, halk da ‘‘Asla’’ karşılığını verdi. Eroğlu, ‘‘Öyleyse halkımız kararını vermiştir ve işte bugün bu meydanda referandum da bitmiştir’’ dedi.

HURRIYET 08/03/2003

Başbakanlık'taki toplantıda Lahey'e gidecek isimler belli oldu...


Başbakan Abdullah Gül başkanlığındaki ''Dış politika'' konulu toplantı sona erdi.
Başbakanlık Merkez Binası'nda saat 12.40'da başlayan toplantı, yaklaşık 5 saat sürdü.
Gül'ün başkanlık ettiği toplantıya AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Uğur Ziyal ve bazı bakanlık bürokratları katıldı.
Kıbrıs ile ilgili s
on gelişmelerin değerlendirildiği toplantıda, yarın Lahey'e gidecek Türk heyetinde yer alacak kişiler de belirlendi.
Heyette, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Uğur Ziyal, Türkiye adına ABD ile müzakereleri yürüten büyükelçi Deniz Bölükbaşı, Kıbrıs Dairesi Gen
el Müdürü Büyükelçi Ertuğrul Apakan ve Dışişleri Bakanlığı bürokratı Halit Çelik yer alacak.
AK Parti Genel Başkanı Erdoğan toplantının ardından bir süre Başbakan Gül ile başbaşa görüştükten sonra Başbakanlık'tan ayrıldı.
MILLIYET 08/03/2003

Kıbrıs’ta riskli dönem


ÇANKAYA toplantısında Annan planı diplomatik bir dille reddedildi, ama yine diplomatik bir tavırla "referanduma gidip gitmeme kararını KKTC Meclis’i versin" denildi.
Farklı görüşlerin savunulduğu toplantıda Başbakan Gül’ün sözleri:
- Annan planının önemli sakıncaları var ama reddetmek daha büyük sakıncalar doğurur. Referandum yolu açılmalı!
Bu sözleriyle Gül’ün hem AB sürecini hem KKTC toplumundaki iç bölünmeyi dikkate aldığı belli...
Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış ile Müsteşar Uğur Ziyal da bu gö
rüşte idi...
Ama Cumhurbaşkanı Sezer’in görüşünde nüanslar vardı.
Genelkurmay Başkanı Org. Özkök bütünüyle Cumhurbaşkanı Denktaş’ın görüşlerini destekledi.
Evet, konu ak - kara netliğinde değil, nüanslar önemli.
Toplantı sonunda, nüanslar olmakla birlikte
özetle, Annan planının reddi ve referandum konusunun KKTC’ye bırakılması yönünde karar çıktı.
***
BAŞBAKANLIKTAN bir kaynağın değerlendirmesi:
- Yeni Rum lideri Papadopulos da Annan planına karşı ama Denktaş gibi ret diye açıklama yapmıyor; uzlaşmazlığı Tü
rk tarafına yüklemek için...
Ankara’nın ve Denktaş’ın hesabı şu: 10 Mart Pazartesi günü Lahey’e gidildiğinde referandumdan vazgeçilip 25 Mart’a kadar müzakere zamanı alınırsa, yeni imkanlar elde ederiz!
Fakat böyle de olsa Rum kesiminin AB üyeliği garantid
ir!
KKTC Annan planını reddetse de kabul etse de Rumlar AB üyesi olacak.
Daha önemlisi:
- Öyle bir durumda Annan planı ile BM’nin Türklere sağladığı imkan ve garantiler de ortadan kalkacak, BM aradan çekilecek. Denktaş’ın ve Ankara’nın muhatabı artık AB ol
acak! Rumlar da AB üyesi!..
Ankara’da Dışişleri’nde ve hükümette kaygı yaratan asıl faktör budur!
Şimdi umudumuz, pazartesi günü Lahey’de Denktaş gibi Papadopulos’un da plana ve referanduma hayır demesi ve müzakerelerin sürmesidir!
Bu umutla, Türkiye ve De
nktaş bir risk almıştır: Bakalım Papadopulos ret mi diyecek, yoksa evet deyip bundan sonra karşımıza AB kimliği ile mi çıkacak?!
***
TEKNİK ayrıntılar elbette önemli... Annan planında Kıbrıs Türklerini ve Türkiye’yi rahatsız eden önemli unsurlar var. Denkt
aş bunlara "tuzak" diyor.
Ama Rumları, hele de Papadopulos’un temsil ettiği Rum milliyetçiliğini rahatsız eden önemli unsurlar da var.
Böyle konularda uzlaşma iki tarafın da fedakarlıklarıyla, karşılıklı tavizlerle gerçekleşir, tekil maddelerden sonra topl
am "kayıp - kazanç" dengesine bakılır.
Kıbrıs meselesine bakarken, sadece güvenlik ve strateji faktörleri değil, ada nüfusundaki eğilimlerle birlikte Türkiye’nin AB siyaseti gözden uzak tutulamaz.
Rum tarafı AB üyesi olur da Türkiye’nin üyeliği sürecinde y
eni sorunlar ortaya çıkarsa, Kıbrıs’taki Türk toplumu AB cazibesiyle önemli çapta fireler verebilir. Buna ilaveten, Türkiye de AB konusunda zorluklarla karşılaşabilir.
Nihai politika için "kayıp - kazanç" hesabı yaparken, Kıbrıs Türklerinin iradesini ve Tü
rkiye’nin "devlet siyaseti" olan AB faktörünü gözden kaçırmamak lazımdır.
MILLIYET 08/03/2003 TAHA AKYOL