ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Marc Grosmann:

"
12 aralık’a kadar çözüm”


ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Marc Grosmann: “Biz, ABD olarak, Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumların Kıbrıs konusunu çözmede, Kıbrıs konusu üzerinde ilerleme sağlamada önümüzdeki birkaç gün içerisinde büyük bir fırsatla karşı karşıya olduklarına inanıyoruz. Bu fırsat yakalanmaya değer”

“Biz, Kıbrıs’ın Avrupa Birliği’ne girişini baştan beri destekledik. BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs sorununa çözüm bulunması yönündeki çabalarının da
güçlü bir destekçisiyiz. Avrupa Birliği’nin de 1999’da Helsinki’de almış olduğu cesaret verici kararı, Türkiye’ye müzakere tarihi vererek, bir adım daha ileriye götüreceğine inanıyoruz”

** “İnsanlar bu işte başarılı olamayacağımızı söyleyip duruyorlar. B
en iyimser bir insanım. Eğer iyi niyet varsa 12 Aralık öncesinde birşeyleri yapabileceğiz. 12 Aralık sonrasını da birlikte göreceğiz, ama gelin hep birlikte varolan fırsatlar üzerinde odaklaşalım”


ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Marc Grosmann, 12 Aralık K
openhag Zirvesi’ne kadar Kıbrıs’ta taraflar arasında anlaşmaya varılması konusunda büyük fırsat bulunduğunu vurgulayarak “Bu fırsat yakalanmaya değer” dedi.
Grosmann, Kopenhag’da “Kıbrıs”ın Avrupa Birliği’nin bir parçası olacağına ve Türkiye’nin de müzaker
e tarihi alacağına inançlarının tam olduğunu da ifade etti.
Güney Kıbrıs’taki temaslarını tamamlayan Marc Grosmann, saat 10.45’de Kuzey’e geçerek, UBP, DP, TKP ve CTP başkan ve yetkilileriyle yarım saat süren bir görüşme yaptı.
ABD Büyükelçiliği’nin binası
nda gerçekleşen görüşmeye UBP’den Başbakan Derviş Eroğlu’nu temsilen milletvekilleri İlker Nevzat ile Savaş Atakan, DP’den Genel Başkan Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Salih Coşar’la Müsteşarı Ahmet Aker, TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli ve parti dış ilişkiler sorumlusu Güngör Günkan, CTP’den de Genel Başkan Mehmet Ali Talat ve MYK üyesi Ünal Fındık katıldı. Görüşmede Grosmann’a, ABD’nin Lefkoşa Büyükelçisi Michael Klosson ile Yardımcısı Ned Nolan eşlik etti.
ABD Dışişleri Bakan Y
ardımcısı Grosmann görüşme sonrasında yaptığı açıklamada, KKTC’de siyasi parti başkan ve yetkilileriyle yaptığı temasın oldukça yararlı olduğunu ifade etti. Toplantıda Kıbrıslı Türk siyasilerin görüşlerini dinlediğini ve siyasilerden BM Genel Sekreteri’nin çabalarına büyük ilgi olduğunu gördüğünü kaydetti. Grosmann, ABD olarak, BM Genel Sekreteri’nin çabalarında pozitif bir rol oynamakta olduklarını da belirtti.

“Kıbrıs üye olacak, Türkiye’ye tarih verilecek…”
“Biz, ABD olarak, Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı
Rumların Kıbrıs konusunu çözmede, Kıbrıs konusu üzerinde ilerleme sağlamada önümüzdeki birkaç gün içerisinde büyük bir fırsatla karşı karşıya olduklarına inanıyoruz. Bu fırsat yakalanmaya değer” diyen Grosmann, “varolan fırsatlar kombinasyonuyla Kopenhag’da Kıbrıs’ın Avrupa Birliği’nin bir parçası olacağına ve Türkiye’nin de müzakere tarihi alacağına inançlarının tam olduğunu” ifade etti.

“Fırsatlar üzerine odaklaşalım”
Grosmann, bir Rum gazetecinin “Kıbrıs konusundaki çabalar 12 Aralık’tan sonra da devam
edecek mi” şeklindeki sorusuna karşılık, “İnsanlar bu işte başarılı olamayacağımızı söyleyip duruyorlar. Ben iyimser bir insanım. Eğer iyi niyet varsa 12 Aralık öncesinde birşeyleri yapabileceğiz. 12 Aralık sonrasını da birlikte göreceğiz, ama gelin hep birlikte varolan fırsatlar üzerinde odaklaşalım” dedi.
Grosmann, ABD olarak 12 Aralık’ta Kıbrıs’ta bir çerçeve anlaşma bekleyip beklemediklerinin sorulması üzerine de, “Biz, Kıbrıs’ın Avrupa Birliği’ne girişini baştan beri destekledik. BM Genel Sekreteri’ni
n Kıbrıs sorununa çözüm bulunması yönündeki çabalarının da güçlü bir destekçisiyiz. Avrupa Birliği’nin de 1999’da Helsinki’de almış olduğu cesaret verici kararı, Türkiye’ye müzakere tarihi vererek, bir adım daha ileriye götüreceğine inanıyoruz. Kopenhag Zirvesi’nde bu sonuçlar alınırsa sanırım bu hem buradaki insanlar hem de bölge için oldukça yararlı ve pozitif bir gelişme olur” şeklinde konuştu.
“Türkiye’ye tarih verileceğini umuyoruz”
Grosmann, Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye şartlı tarih vermesi söylemler
inin hatırlatılması üzerine de, “Biz Avrupa Birliği’nin üyesi değiliz; ama biz, ABD olarak, Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye müzakere tarihi vereceğini ümit ediyoruz” diye konuştu.
Grosmann açıklamasının ardından, temaslarının bir sonraki durağı olan Atina’ya
gitmek üzere adadan ayrıldı.

YENIDUZEN 05/12/2002

ABD takipte!
DP Başkanı Coşar, Grosmann’ın 12 Aralık’tan önce bir çerçeve anlaşması imzalanması beklentisinde olduğuna inandığını ifade ederek, “12 Aralık öncesinde imzalanacak bir ilke anlaşmasının ardından Annan planının diğer bölümlerinin Nisan ayına kadar görüşülüp düzeltilebileceği” görüşünün bulunduğunu söyledi

CTP Başkanı Talat, ABD’nin ön anlaşmadan yana olduğunu, ancak ön anlaşmanın yetmeyeceğini, ön anlaşma tarafları bağlayacak şekilde olursa
ancak bir anlam ifade edeceğini söyledi. Talat, tarafların bağlanmaması halinde 12 Aralık’ın ardından Rum tarafının esnek olmayacağını vurguladı

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Marc Grosmann’la biraraya gelen Cumhuriyet Meclisi’nde grubu bulunan UBP, DP, T
KP ve CTP liderleri, ABD’nin Kıbrıs’la ilgili AB üyeliği kararının verileceği 12 Aralık tarihi öncesinde Kıbrıs sorununda anlaşmaya varılmasına çalıştığını söyledi.
Grosmann’la yaklaşık yarım saatlik bir görüşme yapan DP Genel Başkanı Salih Coşar, TKP Gene
l Başkanı Hüseyin Angolemli ve CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ile UBP Genel Sekreter Yardımcısı Savaş Atakan, görüşmenin ardından basına açıklama yaparak, görüşmede ortaya konulan konular ve kendi partilerinin görüşlerini ifade etti.

COŞAR: İLKE ANLA
ŞMASI
DP Genel Başkanı, Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Salih Coşar, yaptığı açıklamada, görüşmenin yararlı geçtiğini belirterek, görüşmede, ABD’nin Kıbrıs sorununun çözülmesi ve Türkiye’nin AB’den tarih alması yönünde Grosmann’ı an
gaje ettiği kanatine vardığını kaydetti.
Coşar, Grosmann’ın 12 Aralık’tan önce bir çerçeve anlaşması imzalanması beklentisinde olduğuna inandığını ifade ederek, “12 Aralık öncesinde imzalanacak bir ilke anlaşmasının ardından Annan planının diğer bölümlerin
in Nisan ayına kadar görüşülüp düzeltilebileceği” görüşünün bulunduğunu söyledi.
“Partilerin düşüncelerini aktardığı görüşmede edindiğim intiba, herkesin müzakerelerden yana olduğuna dairdir” diyen Salih Coşar, bir soru üzerine, ABD’nin, planın bir bütün o
larak edilmesi beklentisinde olmadığını, 12 Aralık öncesinde ilke anlaşması yapılması görüşünde olduğunu vurguladı.

TALAT: BEKLENEN OLUYOR
CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, “beklenen oluyor” diyerek, Kıbrıs konusuna ilginin en yüksek noktada olduğunu, s
üper güç ABD’nin de bölgedeki çıkarları ve müttefiklerinin ilişkileri bakımından en yoğun şekilde devrede bulunduğunu belirtti.
ABD’nin Kıbrıs ve Irak konusunun yanında en önemlisi AB’nin Türkiye’ye tarih vermesi konusunda çaba harcadığını kaydeden Talat,
Kıbrıs sorununda en önemli olgunun zaman olduğuna değindi ve 12 Aralık’a kadar anlaşmaya varmanın Kıbrıs Türkü’nün çıkarına olduğunu yineledi. Talat, zamanla ilgili şikayetlerin Rumlara ait olması gerektiğini dile getirdi.
12 Aralık’ta “Kıbrıs”ın AB’ye gir
eceğini, eğer çözümsüz girerse Rum tarafının Kıbrıs Türklerinin hayati isteklerine olumlu yanıt vermesini beklemenin hayalden ibaret olacağını, en azından temel anlaşma yapılıp sıkı sıkıya bağlı kalınacak bir takvimin kabulü halinde girilirse ise Kıbrıs Türk tarafı ile Türkiye’nin avantaj elde edeceğini anlatan Talat, şöyle devam etti:
“Bizim beklentimiz ikincisidir. 12 Aralık’a kadar çözümün bizim bakımımızdan zorunlu olduğunun farkına vararak hareket edip bu diplomatik taarruzu lehimize kullanmalıyız. Gro
smann’ın ortaya koyduğu çaba tamamen Türkiye’ye tarih almaya yöneliktir. Türkiye’nin bu desteğin zeminini oluşturacak ve bu desteği haklı kılacak Kıbrıs’la ilgili adımlar atması gerekmektedir. Sayın Denktaş’ın da buna uyması gerekmektedir. Çünkü kendisi de zaten sürekli olarak Türkiye’nin Kıbrıs’taki çıkarlarını, Türkiye’nin bölgedeki çıkarlarını, Türkiye’nin ihtiyaçlarını hep ön planda tutmuş bir lider olduğuna göre, Türkiye’nin Kıbrıs Türkleriyle de tamamen uyuşan bu acil ihtiyacına olumlu yanıt vermelidir. Geldiğimiz noktada Türkiye ile Kıbrıs Türklerinin çıkarları tam anlamıyla örtüşmektedir. Bundan sonuna kadar yararlanmalıyız.”
Talat, bir soru üzerine, ABD’nin ön anlaşmadan yana olduğunu, ancak ön anlaşmanın yetmeyeceğini, ön anlaşma tarafları bağlayac
ak şekilde olursa ancak bir anlam ifade edeceğini söyledi. Talat, tarafların bağlanmaması halinde 12 Aralık’ın ardından Rum tarafının esnek olmayacağını vurguladı.

ANGOLEMLİ: ABD BASKISI
TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli, ABD’nin Kıbrıs konusuna büyük ö
nem verdiğini ve anlaşma için 12 Aralık’ın son dakikasına kadar işin peşini bırakmayacağını söyledi.
Grosmann’ın 12 Aralık’a kadar bir imzayla karşı karşıya kalınacağına inandığını belirten Angolemli, Kıbrıs konusunun çözümü için Türkiye’ye AB tarafından t
arih verilmesi ve 12 Aralık’a kadar Kıbrıs konusunda bir anlaşma yapılması yönünde ABD’nin taraflara baskı yaptığını, AB’nin de işin peşini bırakmadığını kaydetti. Angolemli, “12 Aralık’a kadar herkesin umutlu olması gerekir ve biz de üzerimize düşeni yapmak durumundayız” dedi.
Yüz yüze görüşmeler sürmese de dolaylı görüşmelerin sürdüğünü söyleyen Angolemli, tarafların itirazlarını alacak olan Annan’ın tarafların önüne tekrar bir plan sunacağını, bu planın ilk iki sayfasının önemli olduğunu ve iki sayfanın
imzalanması için son ana kadar çabaların süreceğini dile getirdi.
Angolemli, “ABD’nin olaya önem verişini gördükten sonra, yurttaşlarımız ve hepimiz umudumuzu 12 Aralık’ın son dakikasına kadar canlı tutmalıyız ve bu yönde Kıbrıs Türkleri uğraş vermelidir”
diye konuştu.

ATAKAN: “TÜRKİYE’YE TARİH İÇİN”
UBP Genel Sekreter Yardımcısı Savaş Atakan ise, Grosmann’a UBP’nin Annan planı ve gelecekle ilgili görüşlerini aktardıklarını belirtti.
Atakan, Grosmann’ın da planın yanında özellikle Türkiye’nin AB’ye girişi
yle ilgili çaba içinde olduğunu söylediğini kaydetti. Atakan, ABD’nin, AB üyeliği konusunda Türkiye’ye tarih verilmesinden yana olduğunu dile getirdi.
Grosmann’a Annan planında müzakere edilmesi gereken noktalar olduğu, planın mevcut şekliyle imzalanması h
alinde Kıbrıs Türk halkının büyük bölümünün göç yollarına düşeceğini, egemenliğin tam anlamıyla olmadığını aktardıklarını ifade eden Atakan, ancak UBP’nin anlaşmadan ve anlaşma sonrasında AB üyeliğinden yana olduğunu, müzakerelerin sürmesi ve anlaşmaya varılmasını istediğini de ilettiklerini söyledi. Atakan, göç konusunda ilk etapta 45 bin, 20 yıl içerisinde de toplam 115 Kıbrıslı Türk’ün göçünün söz konusu olduğuna dikkat çektiklerini belirtti.
Savaş Atakan, 12 Aralık’tan önce anlaşmanın olması gerektiği g
örüşünde olan Grosmann’a, zamanın yeterli olmadığını, ancak çalşmalara devam edeceklerini söylediklerini de ifade etti.
YENIDUZEN 05/12/2002

Klerides’in yanıtı BM’de

Klerides, Rum tarafının, Annan planıyla ilgili görüşlerini, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi De Soto’ya sundu.

Rum tarafının görüşleri, Rum Ulusal Konseyi toplantılarında belirlendi. Mektupta, müzakerelerin 12 Aralık’a kadar sonuçlanmaması durumunda, Rum tarafının, bu tarihten sonra da müzakereleri sürdürme niyeti belirtiliyor
.
Rum tarafının, 12 ila 15 sayfa uzunluğunda olan Annan’a yanıt mektubunda; toprak, başkanlık konseyi, Annan belgesinde yer alan ‘yeni durum’ ifadesi ve egemenlik konularıyla ilgili endişelerinin yer aldığı öğrenildi.
Rum basını, Güney yönetiminin BM Kıb
rıs Planı ile ilgili itirazlarını ve taleplerini yansıttı.

Harita ön planda

Rum gazetelerin hemen hemen tümüne manşet olan iddialara göre itiraz noktalarından en önemlisi, haritayla ilgili düzenlemeler.
BM Genel Sekreteri tarafından planla birlikte sunu
lan 2 haritadan Karpaz’ın yer almadığı ve daha çok köyün Rum tarafına bırakılmasını öngören “A” haritasını benimseyen Rum Ulusal Konseyi, bu haritayı da yetersiz buldu.

‘AB’li referanduma itiraz
Rum Ulusal Konseyi’nin itirazları arasında yer alan diğer ö
nemli bir konu da, çözüm ve AB üyeliğiyle ilgili takvimin birlikte yürütülmesi. Anlaşmanın imzalanmasının ardından 30 Mart’ta yapılması öngörülen referandumda bu iki konunun birlikte onaya sunulmasına karşı çıkan Rum Yönetimi, eşbaşkanlığın 3 yıl yerine 1 yılla sınırlandırılmasını ve göçmenlerin parça devletlere dönüş süresinin kısaltılmasını da talep etti.

“Türkiyeli nüfus 35 binle sınırlansın”
Anlaşmadan sonra Kuzey’de kalacak Türkiyeli nüfusun, “Cumhurbaşkanı Denktaş’ın pasaport verilen kişi
sayısı olarak açıkladığı” 35 binle sınırlanmasını da isteyen Rum Yönetimi, Türk ve Yunan asker sayısının ise planda öngörüldüğü gibi azami 9 bin 999 değil, 2 bin olarak düzenlenmesini önerdi.
Yüksek Mahkeme’de görev yapacak 3 yabancı yargıcın AB tarafından atanması da Rum Yönetimi’nin talepleri arasında yer aldı.
Rum basınında yer alan haberlere göre, Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides, Rum tarafının talepleriyle birlikte BM Genel Sekreteri’ne bir de mektup gönderecek ve “üst hakem” rolü üstlenmek yerine, iyiniyet
misyonuyla müzakerelere yardımcı olmasını talep edecek.
Klerides mektubunda ayrıca, planda öngörülen takvimdeki sapmadan Türk tarafının sorumlu olduğunu da iddia ederek, 12 Aralık’tan sonra da müzakere olanağı verilmesini isteyecek.
Rum basınındaki iddial
ara göre, planda yer alan “egemence” deyimini tatminkar bulmayan bazı parti başkanları, “Kıbrıs Cumhuriyetinin” devam edip etmeyeceği konusunun da açık olmadığını vurguladılar.

YENIDUZEN 05/12/2002

Grossman: Kıbrıs'a çözüm, Türkiye'ye tarih

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Marc Grossman, 12 Aralık Kopenhag Zirvesi'ne kadar Kıbrıs'ta taraflar arasında anlaşmaya varılması konusunda büyük fırsat bulunduğunu vurgulayarak, "Bu fırsat yakalanmaya değer" dedi.

Grossman, Kopenhag'da "Kıbrıs"ın Avrupa Birliği'nin bir parçası olacağına ve Türkiye'nin de müzakere tarihi alacağına inançlarının tam olduğunu da ifade etti.

Güney Kıbrıs'taki temaslarını tamamlayan Marc Grossman, saat 10.45'te KKTC'ye geçerek, UBP, DP, TKP ve CTP başkan ve yetkilileriyle yarım saat süren bir görüşme yaptı.

ABD Büyükelçiliği'nin KKTC binasında gerçekleşen görüşmeye UBP'den Başbakan Derviş Eroğlu'nu temsilen milletvekilleri İlker Nevzat'la Savaş Atakan, DP'den Genel Başkan Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Salih Coşar'la Müsteşarı Ahmet Aker, TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli ve parti dış ilişkiler sorumlusu Güngör Gürkan, CTP'den de Genel Başkan Mehmet Ali Talat ve MYK üyesi Ünal Fındık katıldı.

Görüşmede Grossman'a, ABD'nin Lefkoşa Büyükelçisi Michael Klosson ile Yardımcısı Ned Nolan eşlik etti.

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Grossman görüşme sonrasında yaptığı açıklamada, KKTC'de siyasi parti başkan ve yetkilileriyle yaptığı temasın oldukça yararlı olduğunu ifade etti. Grossman toplantıda Kıbrıslı Türk siyasilerin görüşlerini dinlediğini ve siyasilerden BM genel sekreterinin çabalarına büyük ilgi olduğunu gördüğünü kaydetti.

Grossman, ABD olarak, BM genel sekreterinin çabalarında pozitif bir rol oynamakta olduklarını da belirtti.

"Kıbrıs üye olacak, Türkiye'ye tarih verilecek_"

"Biz, ABD olarak, Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumların Kıbrıs konusunu çözmede, Kıbrıs konusu üzerinde ilerleme sağlamada önümüzdeki birkaç gün içerisinde büyük bir fırsatla karşı karşıya olduklarına inanıyoruz. Bu fırsat yakalanmaya değer" diyen Grossman, "varolan fırsatlar kombinasyonuyla Kopenhag'da Kıbrıs'ın Avrupa Birliği'nin bir parçası olacağına ve Türkiye'nin de müzakere tarihi alacağına inançlarının tam olduğunu" ifade etti.

Sorular

Grossman, bir Rum gazetecinin "Kıbrıs konusundaki çabalar 12 Aralık'tan sonra da devam edecek mi" şeklindeki sorusuna karşılık, "İnsanlar bu işte başarılı olamayacağımızı söyleyip duruyorlar. Ben iyimser bir insanım. Eğer iyi niyet varsa 12 Aralık öncesinde bir şeyleri yapabileceğiz. 12 Aralık sonrasını da birlikte göreceğiz, ama gelin hep birlikte varolan fırsatlar üzerinde odaklaşalım" dedi.

Grossman, ABD olarak 12 Aralık'ta Kıbrıs'ta bir çerçeve anlaşma bekleyip beklemediklerinin sorulması üzerine de, "Biz, Kıbrıs'ın Avrupa Birliği'ne girişini baştan beri destekledik. BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs sorununa çözüm bulunması yönündeki çabalarının da güçlü bir destekçisiyiz. Avrupa Birliği'nin de 1999'da Helsinki'de almış olduğu cesaret verici kararı, Türkiye'ye müzakere tarihi vererek, bir adım daha ileriye götüreceğine inanıyoruz. Kopenhag Zirvesi'nde bu sonuçlar alınırsa sanırım bu hem buradaki insanlar hem de bölge için oldukça yararlı ve pozitif bir gelişme olur" şeklinde konuştu.

"Türkiye'ye tarih verileceğini umuyoruz"

Grossman, Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye şartlı tarih vermesi söylemlerinin hatırlatılması üzerine de, "Biz Avrupa Birliği'nin üyesi değiliz; ama biz, ABD olarak, Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye müzakere tarihi vereceğini ümit ediyoruz" diye konuştu.

Parti başkan ve yetkilileri görüşmeyi değerlendirdi

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Marc Grossman'la bir araya gelen Cumhuriyet Meclisi'nde grubu bulunan UBP, DP, TKP ve CTP liderleri, ABD'nin Kıbrıs'la ilgili AB üyeliği kararının verileceği 12 Aralık tarihi öncesinde Kıbrıs sorununda anlaşmaya varılmasına çalıştığını söyledi.

Grossman'la yaklaşık yarım saatlik bir görüşme yapan DP Genel Başkanı Salih Coşar, TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli ve CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ile UBP Genel Sekreter Yardımcısı Savaş Atakan, görüşmenin ardından basına açıklama yaparak, görüşmede ortaya konulan konular ve kendi partilerinin görüşlerini ifade etti.

Coşar: 12 Aralık'a kadar ilke anlaşması görüşündedirler

DP Genel Başkanı, Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Salih Coşar, yaptığı açıklamada, görüşmenin yararlı geçtiğini belirterek, görüşmede, ABD'nin Kıbrıs sorununun çözülmesi ve Türkiye'nin AB'den tarih alması yönünde Grossman'ı angaje ettiği kanaatine vardığını kaydetti.

Coşar, Grossman'ın 12 Aralık'tan önce bir çerçeve anlaşması imzalanması beklentisinde olduğuna inandığını ifade ederek, "12 Aralık öncesinde imzalanacak bir ilke anlaşmasının ardından Annan planının diğer bölümlerinin nisan ayına kadar görüşülüp düzeltilebileceği" görüşünün bulunduğunu söyledi.

"Partilerin düşüncelerini aktardığı görüşmede edindiğim intiba, herkesin müzakerelerden yana olduğuna dairdir" diyen Salih Coşar, bir soru üzerine, ABD'nin, planın bir bütün olarak edilmesi beklentisinde olmadığını, 12 Aralık öncesinde ilke anlaşması yapılması görüşünde olduğunu vurguladı.

Angolemli: ABD işin peşini bırakmayacak... Umutlu olunmalı

TKP Genel Başkanı Hüseyin Angolemli, ABD'nin Kıbrıs konusuna büyük önem verdiğini ve anlaşma için 12 Aralık'ın son dakikasına kadar işin peşini bırakmayacağını söyledi.

Grossman'ın 12 Aralık'a kadar bir imzayla karşı karşıya kalınacağına inandığını belirten Angolemli, Kıbrıs konusunun çözümü için Türkiye'ye AB tarafından tarih verilmesi ve 12 Aralık'a kadar Kıbrıs konusunda bir anlaşma yapılması yönünde ABD'nin taraflara baskı yaptığını, AB'nin de işin peşini bırakmadığını kaydetti. Angolemli, "12 Aralık'a kadar herkesin umutlu olması gerekir ve biz de üzerimize düşeni yapmak durumundayız" dedi.

Yüz yüze görüşmeler sürmese de dolaylı görüşmelerin sürdüğünü söyleyen Angolemli, tarafların itirazlarını alacak olan Annan'ın tarafların önüne tekrar bir plan sunacağını, bu planın ilk iki sayfasının önemli olduğunu ve iki sayfanın imzalanması için son ana kadar çabaların süreceğini dile getirdi.

Angolemli, "ABD'nin olaya önem verişini gördükten sonra, yurttaşlarımız ve hepimiz umudumuzu 12 Aralık'ın son dakikasına kadar canlı tutmalıyız ve bu yönde Kıbrıs Türkleri uğraş vermelidir" diye konuştu.

Talat: Ön anlaşma yetmez_ Tarafları bağlamalı

CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, "beklenen oluyor" diyerek, Kıbrıs konusuna ilginin en yüksek noktada olduğunu, süper güç ABD'nin de bölgedeki çıkarları ve müttefiklerinin ilişkileri bakımından en yoğun şekilde devrede bulunduğunu belirtti.

ABD'nin Kıbrıs ve Irak konusunun yanında en önemlisi AB'nin Türkiye'ye tarih vermesi konusunda çaba harcadığını kaydeden Talat, Kıbrıs sorununda en önemli olgunun zaman olduğuna değindi ve 12 Aralık'a kadar anlaşmaya varmanın Kıbrıs Türkü'nün çıkarına olduğunu yineledi. Talat, zamanla ilgili şikayetlerin Rumlara ait olması gerektiğini dile getirdi.

12 Aralık'ta "Kıbrıs"ın AB'ye gireceğini, eğer çözümsüz girerse Rum tarafının Kıbrıs Türklerinin hayati isteklerine olumlu yanıt vermesini beklemenin hayalden ibaret olacağını, en azından temel anlaşma yapılıp sıkı sıkıya bağlı kalınacak bir takvimin kabulü halinde girilirse ise Kıbrıs Türk tarafı ile Türkiye'nin avantaj elde edeceğini anlatan Talat, şöyle devam etti:

"Bizim beklentimiz ikincisidir. 12 Aralık'a kadar çözümün bizim bakımımızdan zorunlu olduğunun farkına vararak hareket edip bu diplomatik taarruzu lehimize kullanmalıyız. Grossman'ın ortaya koyduğu çaba tamamen Türkiye'ye tarih almaya yöneliktir. Türkiye'nin bu desteğin zeminini oluşturacak ve bu desteği haklı kılacak Kıbrıs'la ilgili adımlar atması gerekmektedir. Sayın Denktaş'ın da buna uyması gerekmektedir. Çünkü kendisi de zaten sürekli olarak Türkiye'nin Kıbrıs'taki çıkarlarını, Türkiye'nin bölgedeki çıkarlarını, Türkiye'nin ihtiyaçlarını hep ön planda tutmuş bir lider olduğuna göre, Türkiye'nin Kıbrıs Türkleriyle de tamamen uyuşan bu acil ihtiyacına olumlu yanıt vermelidir. Geldiğimiz noktada Türkiye ile Kıbrıs Türklerinin çıkarları tam anlamıyla örtüşmektedir. Bundan sonuna kadar yararlanmalıyız."

Talat, bir soru üzerine, ABD'nin ön anlaşmadan yana olduğunu, ancak ön anlaşmanın yetmeyeceğini, ön anlaşma tarafları bağlayacak şekilde olursa ancak bir anlam ifade edeceğini söyledi. Talat, tarafların bağlanmaması halinde 12 Aralık'ın ardından Rum tarafının esnek olmayacağını vurguladı.

Atakan: Zaman yeterli değil

UBP Genel Sekreter Yardımcısı Savaş Atakan ise, Grossman'a UBP'nin Annan planı ve gelecekle ilgili görüşlerini aktardıklarını belirtti.

Atakan, Grossman'ın da planın yanında özellikle Türkiye'nin AB'ye girişiyle ilgili çaba içinde olduğunu söylediğini kaydetti. Atakan, ABD'nin, AB üyeliği konusunda Türkiye'ye tarih verilmesinden yana olduğunu dile getirdi.

Grossman'a Annan planında müzakere edilmesi gereken noktalar olduğu, planın mevcut şekliyle imzalanması halinde Kıbrıs Türk halkının büyük bölümünün göç yollarına düşeceğini, egemenliğin tam anlamıyla olmadığını aktardıklarını ifade eden Atakan, ancak UBP'nin anlaşmadan ve anlaşma sonrasında AB üyeliğinden yana olduğunu, müzakerelerin sürmesi ve anlaşmaya varılmasını istediğini de ilettiklerini söyledi. Atakan, göç konusunda ilk etapta 45 bin, 20 yıl içerisinde de toplam 115 Kıbrıslı Türk'ün göçünün söz konusu olduğuna dikkat çektiklerini belirtti.

Savaş Atakan, 12 Aralık'tan önce anlaşmanın olması gerektiği görüşünde olan Grossman'a, zamanın yeterli olmadığını, ancak çalışmalara devam edeceklerini söylediklerini de ifade etti.

Grossman-Klerides görüşmesi

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Marc Grossman, siyasi parti liderleriyle görüşmesi öncesinde

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides ile bir araya geldi.

Grossman, Klerides'le görüşmesinden sonra yaptığı açıklamada, Kıbrıs sorunun çözümü için tarihi bir fırsat bulunduğunu belirterek, "Bu fırsatın kaçırılmaması gerekir" dedi.

Grossman, 12 Aralık Kopenhag Zirvesi'nden önce Kıbrıs'ta anlaşma olacağına inandıklarını söyleyerek, ABD olarak BM'nin Kıbrıs çözüm belgesini desteklediklerini belirtti.

Grossman, daha önce Ankara'da temaslarda bulunduğunu, Türk hükümetinin bu fırsatın kaçırılmaması yönünde istekli olduğunu gördüğünü ifade etti.

KIBRIS 05/12/2002

Verheugen: Kopenhag öncesi çözüm hâlâ mümkün

Ödül AŞIK- Brüksel

Avrupa Komisyonu'nun Genişlemesinden Sorumlu Üyesi Gunther Verheugen, 12 Aralık'ta yapılacak Kopenhag Zirvesi öncesinde hâlâ çözümün mümkün olduğunu söyleyerek, bunun iki tarafın siyasi iradesine ve iyi niyetine bağlı olduğunu belirtti.

Verheugen, Avrupa Parlamentosu'nun Brüksel'deki binasında bir grup Türk gazeteciye verdiği demeçte, Kopenhag Zirvesi'nde Kıbrıs'ın üyeliğiyle ilgili kesin kararın verileceğinin altını çizerek, "Kıbrıs'ı bir bütün olarak üyeliğe almayı tercih ediyoruz" dedi.

Verheugen şöyle konuştu:

"Çözümden önce Kıbrıs'ın AB üyeliğinin gerçekleşmesi durumunda, en çok kaybeden Kıbrıslı Türkler olacağı gibi, çözümden sonra AB üyeliğinin gerçekleşmesi durumunda da en çok kazanan Kıbrıslı Türkler olacaktır. Çözümden önce Kıbrıs'ın AB üyeliğinin gerçekleşmesi durumunda anlaşma şansının azalacağını düşünüyorum."

Verheugen, Kopenhag Zirvesi'nden Türkiye için nasıl bir sonuç çıkabilir?" yönündeki bir soru üzerine; "Bilmiyorum, bu soru bugün kimsenin cevaplayamayacağı bir sorudur. Bazı üye ülkeler tarih verilmesinden yana, bazıları ise tarih verilmesine karşı. Yani tahmin etmek mümkün değil" diye konuştu.

Gunther Verheugen Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın sağlık durumuyla ilgili olarak şöyle konuştu:

"Denktaş, BM genel sekreterine mektup gönderebilecek, radyo ve televizyonlara açıklama yapabilecek kadar iyi. Yani karar verebilecek durumdadır. Konu; Kopenhag Zirvesi öncesi anlaşmanın tümünü imzalamak değildir, prensipte anlaşmadır."

KIBRIS 05/12/2002

Rum tarafının itirazları belli oldu

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın 11 Kasım'da taraflara sunduğu Kıbrıs çözüm planında Türk tarafının kontrolündeki toprağın yüzde 28'lere indirilmesini ve böylece Türk kontrolündeki 60'a yakın köyün Rumlara bırakılmasıyla 45 bin civarında Kıbrıs Türkü'nün yer değiştirmesini öngören harita, Rum Yönetimi tarafından yetersiz bulundu.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a planla ilgili yanıtını hazırlayan Rum Yönetimi, Değirmenlik dahil yeni yerleşim yerleri verilmesini ve Mağusa ile Güzelyurt'tan denize açılacak şekilde haritanın yeniden düzenlenmesini talep ederken, asker sayısı, Türk tarafında kalacak Türkiyeli nüfus, göçmenlerin geri dönüşü ve eşbaşkanlıkla ilgili düzenlemelere de değişiklik talep etti.

Rum basınından derlenen bilgilere göre, Rum Ulusal Konseyi iki gün süren son derece tartışmalı toplantısında, BM Kıbrıs planı ile ilgili itirazlarını ve taleplerini belirledi.

Öte yandan, taraflar yanıtlarını bugün aynı anda BM Genel Sekreteri Annan'a sunacak

Toprağı az buldular

Rum gazetelerin hemen hemen tümüne manşet olan itiraz noktalarından en önemlisi, haritayla ilgili düzenlemeler.

BM genel sekreteri tarafından planla birlikte sunulan iki haritadan Karpaz'ın yer almadığı ve daha çok köyün Rum tarafına bırakılmasını öngören "A" haritasını benimseyen Rum Ulusal Konseyi, bu haritayı bile yetersiz buldu.

Bu haritanın aralarında Değirmenlik köyünün de bulunduğu yeni köyleri de kapsayacak şekilde genişletilmesini ve daha çok Rum'un bu topraklara yerleştirilmesini isteyen Rum Yönetimi, gerek Mağusa, gerekse Güzelyurt bölgesinden denize açılacak şekilde düzenleme yapılmasını da talep etti.

Çözüm ve AB üyeliğinin birlikte referandumuna da karşı çıktılar

Rum Ulusal Konseyi'nin itirazları arasında yer alan diğer önemli bir konu da, çözüm ve AB üyeliğiyle ilgili takvimin birlikte yürütülmesi. Anlaşmanın imzalanmasının ardından 30 Mart'ta yapılması öngörülen referandumda bu iki konunun birlikte onaya sunulmasına karşı çıkan Rum Yönetimi, eşbaşkanlığın 3 yıl yerine bir yılla sınırlandırılmasını ve göçmenlerin parça devletlere dönüş süresinin kısaltılmasını da talep etti.

Türkiyeli nüfus 35 binle sınırlansın

Anlaşmadan sonra Kuzey'de kalacak Türkiyeli nüfusun, "Cumhurbaşkanı Denktaş'ın pasaport verilen kişi sayısı olarak açıkladığı" 35 binle sınırlanmasını da isteyen Rum Yönetimi, Türk ve Yunan asker sayısının ise planda öngörüldüğü gibi azami 9 bin 999 değil, 2 bin olarak düzenlenmesini önerdi.

Yüksek Mahkeme'de görev yapacak 3 yabancı yargıcın AB tarafından atanması da Rum Yönetimi'nin talepleri arasında yer aldı.

Genel sekreter hakem değil

Rum basınında yer alan haberlere göre, Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides, Rum tarafının talepleriyle birlikte BM genel sekreterine bir de mektup gönderecek ve "üst hakem" rolü üstlenmek yerine, iyi niyet misyonuyla müzakerelere yardımcı olmasını talep edecek.

Klerides mektubunda ayrıca, planda öngörülen takvimdeki sapmadan Türk tarafının sorumlu olduğunu da iddia ederek, 12 Aralık'tan sonra da müzakere olanağı verilmesini isteyecek.

Bu arada, Rum Ulusal Konseyi'nde özellikle "egemenlik" ve "devletin devamlılığı" konularında sert tartışmaların yaşandığı da Rum basınına yansıdı.

Haberlere göre, planda yer alan "egemence" deyimini tatminkar bulmayan bazı parti başkanları, "Kıbrıs Cumhuriyetinin" devam edip etmeyeceği konusunun da açık olmadığını vurguladılar.

Soto, Klerides'in yanından eli boş döndü

Rum Yönetimi Başkanı Glaskos Klerides'le görüşen BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Danışmanı Alvaro de Soto, Rum Başkanlık Köşkü'nden eli boş ayrıldı. Soto, plan konusunda Rum tarafının genel sekretere yanıtını alamadı.

Önceki günkü Ulusal Konsey toplantısında, Rum ve Türk yanıtlarının aynı anda verilmesi gerektiği yönünde karar alındı. Bu nedenle, Rum tarafı hazır olan yanıtını De Soto'ya teslim etmekten kaçındı.

Rum radyosuna göre, iki tarafın da yanıtı bugün Kofi Annan'ın elinde olacak.

Habere göre, Cumhurbaşkanı Denktaş, Türk tarafının yanıtını, Klerides de Rum yanıtını teslim edecek.

De Soto Başkanlık Köşkü'nden ayrılırken verdiği demeçte, önümüzdeki adımların tarafların görüşlerinin ne kadar ayrıntılı olduğuna bağlı olacağını söyledi.

Rum tarafının yanıtını teşkil eden metin 15 sayfalıktır. Bu yanıtta Klerides, 12 Aralığa kadar çözüm olmaması durumunda müzakereleri Kopenhag Zirvesi'nden sonra da sürdürmeye hazır olduğunu bildiriyor.

Ertuğruloğlu: Plana yanıtlar aynı anda verilecek

Dışişleri ve Savunma Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Annan planına Türk tarafı ve Rumların aynı anda yanıt vereceğini kaydetti.

Ertuğruloğlu, AA'ya yaptığı açıklamada, "Rum tarafının pozisyonu, ilk önce bizim vermemiz, sonra kendilerinin vermesiydi. Biz bunu kabul etmediğimizi, yanıtların eş zamanlı verilmesini söyledik" dedi.

Rum radyosundan çelişkili haberler

Rum Radyosunun Rumca haberlerinde, tarafların cevaplarını dün saat 19.00'da aynı anda BM Genel Sekreteri Annan'a iletecekleri duyurulmuştu.

Radyonun Türkçe okunan öğle haberlerinde ise Klerides'in yanıtını verdiği şeklinde çelişkili bir haber yayımlanmıştı.

KIBRIS 05/12/2002

Kıbrıs’ta müzakereye devam kararı aldılar

Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış ve Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu, Kopenhag Zirvesi’ne kadar Kıbrıs konusunda çözüm bulunamaması durumunda görüşmelerin devam etmesi gerektiğini açıkladılar. Yunanistan’ın Türkiye’ye müzakere tarihi verilmesi konusunda desteğinin sürdüğünü açıklayan Papandreu, AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisine, "Kıbrıs’ta müspet ilerleme var" dediğini bildirdi.
Yunanistan Dışişleri Bakanı Papandreu, 50 gazeteci ile Ankara’ya çıkarma yaparak Başbakan Abdullah Gül, AKP l
ideri Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış ile görüştü. Papandreu’nun temaslarının ana gündemini Kıbrıs ve Kopenhag Zirvesi’nden çıkacak Türkiye kararı oluşturdu. AKP Genel Merkezi’nde Erdoğan ile bir saat görüşen Papandreu, "Erdoğan bana Kıbrıs konusunda olumlu adımlar olduğunu anlattı. Görüşmede Kıbrıs konusunda ivme aldık" dedi.
İkili görüşmenin ardından düzenlenen basın toplantısında ise, iki bakanın da Kıbrıs konusunda umutlu konuşmamaları ve çözüm bulunamaması durumunda "kapıların kapa
tılmamasını" vurgulamaları dikkat çekti.

MILLIYET 04/12/2002

Rumlardan BM'ye on beş sayfalık yanıt

Hüseyin ALKAN / LEFKOŞA

Kıbrıs Rum Yönetimi, çözüm planındaki değişiklik önerilerini Birleşmiş Milletler'e sundu. Rum Yönetimi Başkanı Glafkos Klerides tarafından BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs Özel Danışmanı Alvaro de Soto'ya sunulan 15 sayfalık yanıtta Rumların planda itiraz ettiği noktalar sıralanıyor.

Cevap metninde öncelikle 1963'ten beri Rumların tekelinde bulunan Kıbrıs Cumhuriyeti'nin devam edip etmediği soruluyor. Klerides'in cevabında ayrıca, Rum göçmenlerin geri dönüşü, mülkiyet hakları, 1974'ten sonra Türkiye'den Ada'ya gelip yerleşenlerin durumu, Türkiye'nin tek yanlı müdahale hakkı, askersizleştirme ve egemenliğin paylaşımı konusundaki Rum talepleri yer alıyor

HURRIYET 04/12/2002

Papandreu'yla Kıbrıs mesaisi

Papandreu, 'Kopenhag öncesi Kıbrıs anlaşması olmasa da süreç devam etmeli' derken, Yakış, Türkiye tarih alırsa çözüm kolaylaşır mesajı verdi

YORGO KIRBAKİ
ANKARA - Yunan Dışişleri Bakanı Yorgos Papandreu, AB'nin 12 Aralık'taki Kopenhag zirvesi öncesi, Kıbrıs çözüm planına dair nabız tutmak amacıyla Ankara'daydı. Başbakan Abdullah Gül, Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış, AKP lideri Tayyip Erdoğan ve CHP lideri Deniz Baykal ile görüşen Yunan bakan, 12 Aralık'a dek Kıbrıs'ta anlaşma imzalanamasa dahi sürecin canlı tutulmasını istedi. Ziyaret çerçevesinde Türkiye ile Yunanistan Kıbrıs konusunda BM'yi ve AB'yi ikna edebilecek hükümleri içeren bir çerçeve anlaşması üzerinde çalışma başlatma kararı aldı.

Çerçeve anlaşma hazırlığı
AKP hükümeti görüşmelerde 'Önceki hükümetin başlattığı yakınlaşma sürecini sürdüreceğiz' güvencesi verirken, Papandreu ile Yakış'ın başkanlık ettiği görüşmelerde Kıbrıs'ta taraflar arasında 12 Aralık öncesinde sorunun çözümüne ilişkin bir anlaşma sağlanamayacağı vurgulandı. Heyetler Türkiye ile Yunanistan arasında BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın güvenini kazanacak ve AB tarafından kabul edilebilecek hükümler içeren bir çerçeve anlaşmasını görüşme konusunda uzlaş
tı. Papandreu, temaslarına önceki gece ABD Dışişleri Müsteşarı Marc Grossman ve Britanya Dışişleri Bakanı Jack Straw'la telefonla görüşerek başladı. Yunan bakan, her iki görüşmede de "Türk hükümetinin Kıbrıs'ta da, Kopenhag Kriterleri konusunda da bu kadar cesur adımlar atmasını hayal bile etmezdim" diyerek, ilk kez bir Türk hükümetinin Kıbrıs'ta çözüm için baskı yaptığını anlattı. Grossman da, Straw da temaslarında olumlu izlenim aldıklarını iletti. Üç yetkili, Türkiye'ye Kopenhag'da tarih verilmesi konusunda mutabık kalırken, Yunan bakan Almanya ile Fransa'nın itirazlarını hatırlattı.

Gül'den şikâyet
Başbakan Abdullah Gül'ün ise Papandreu'ya Almanya ve Fransa'yı şikâyet ederek, "İki ülke liderlerine söyleyin, Türkiye'nin AB
üyeliğini engelleyecek küçük hesaplar peşinde koşmasın. Siz bile engellemediniz" dediği öğrenildi. Daha sonra Dışişleri Bakanlığı'nda gerçekleşen heyetler arası görüşmeleri izleyen basın toplantısında Papandreu ile Yakış, Türk-Yunan diyaloğunun sürdürülmesi kararlılığını vurguladı. Tü
rkiye'nin Kopenhag'dan önce Kıbrıs'ta çözüm istediğini söyleyen Yakış, aksi takdirde kapının kapanmaması gerektiğini belirtti. Yakış, "Siyasi çözüm olmadan Kıbrıs AB'ye girerse AB, birçok hastalığı barındıran bir çocuğu kucaklayacak" dedi. Kopenhag'a dek anlaşmanın imkânsız olmadığını vurgulayan Papandreu ise, "Çözüm olmazsa dünyanın sonu değil, çaba sürmeli" diye konuştu. Yunan bakan Helsinki kararlarına atıfla "Kıbrıs'ın tümünü AB üyeliğine istiyoruz. Kıbrıs tüm dünyaya bir model olmalı" ifadelerini kullandı. Bu arada Türk Silahlı Kuvvetleri'nin hazır olmadığı gerekçesiyle Kıbrıs planının güvenlik boyutu görüşülmedi.

RADIKAL 05/12/2002