Kıbrıs görüşmeleri Lahey’e taşınıyor

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos’un 10 Mart’ta Lahey’de bir araya gelme davetini kabul ettiğini bildirdi.

Lefkoşa
NTV-MSNBC VE AJANSLAR

 

28 Şubat— İki lider, Lahey’de, anlaşma imzalanmasa da Annan planının referanduma sunulması konusundaki kararlarını Genel Sekreter’e iletecek. KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş, Lahey’e gidecek olmasının, referandumu kabul edeceği anlamına gelmediğini söyledi. Halkın Annan planının detaylarını bilmediğini ve doğrudan referanduma gitmenin doğru olmayacağını da belirten Denktaş, Lahey’den önce Ankara’ya gideceğini açıkladı.

 

BM Genel Sekreteri Annan, Denktaş ve Papadopulos’la görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, liderlerden Lahey’e hazırlıklı gitmelerini istediğini söyledi. Annan, liderlerin Lahey’e gittiklerinde, 30 Mart’ta referandum yapıp yapmayacakları konusunda kesin karar vermiş olmaları gerektiğini belirtti

‘HALKIN OYLAMASI DOĞRU OLMAZ’
KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş ise, “Bir şekilde referanduma gidilmesini kabul ediyor musunuz” sorusuna karşılık, Lahey’e referanduma gidip gitmeyeceklerini söylemek için gideceklerini kaydetti. Denktaş, toplantıda BM Genel Sekreteri Annan’a “Hayır diyeceksek de Lahey’e gidelim mi?” diye sorduğunu, Annan’ın da ‘Gelin’ dediğini duyurdu. Lahey’de kesin kararlarını bildireceklerini söyleyen Denktaş, Annan’ın planında büyük boşluklar olduğunu, bu detaylı planı halkın doğrudan oylamasının doğru olmayacağını savundu.

DENKTAŞ LAHEY’DEN ÖNCE ANKARA’YA GELECEK
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ayrıca, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın daveti üzerine referandum konusunda karar vermek üzere 10 Mart’ta Lahey’e gitmeden önce Ankara’ya gideceğini açıkladı. Lahey’de gündemde sadece referandum konusunun olacağını ifade eden Denktaş, Lahey’de imzalamaları gereken belgenin altında Türkiye ve Yunanistan’ın da imzalarının olması gerektiğini kaydetti. Denktaş, Lahey’de referanduma yanıtların “hayır” olması halinde Genel S
ekreter’in iyi niyet görevinin devam edip etmeyeceğine Genel Sekreter’in karar vereceğini söyledi.

ANNAN REFERANDUM GARANTİSİ İSTEMİŞTİ
Kıbrıs’a giderek taraflara üçüncü çözüm planını sunan Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, Türk ve Rum liderlerle dün yaptığı görüşmede, tarafların, planı 30 Mart’ta referanduma götürmesini istemişti. Annan, liderlerin 10 Mart’ta, referandum yapılacağına ilişkin taahhüt imzalamalarını da talep etmişti. KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş ise, liderlerin onayı alınmadan
referanduma gidilmesinin Türk tarafını hedef alan bir yaklaşım olduğunu kaydetti.


BM'NİN ÇABALARI SONA ERER: Annan adadan ayrılırken taraflara açıkça mesaj verdi. Annen, 'Eğer bir taraf, 10 Mart'ta 'hayır' derse, yolun sonuna gelinmiş olduğu artık şüphe götürmeyecektir' dedi ve BM'nin Kıbrıs sorununun çözümü için gösterdiği tüm çabaların sona ereceğini söyledi. Annan, 'Kimsenin, Kıbrıs'ta varılacak anlaşmayı imzalamayı, 10 Mart tarihinin ötesine erteleme seçeneğinin olmadığı' uyarısında bulundu

Halk ‘referandum’ bekliyor

Mert ÖZDAĞ
Kıbrıs Türk Sivil Toplum Örgütleri Ortak Vizyon Eylem Komitesi ve Bu Memleket Bizim Platformu’nun dün Lefkoşa’da yaptığı eylem ve yürüyüşte Cumhuriyet Meclisi “30 Mart için Referandum kararı” vermesi yönünde uyarıldı ve görüşmeci Rauf Denktaş protesto edildi.
Saat 13:00’dan itibaren Kuğulu Park’a toplanan vatandaşlar hep bir ağızdan barış şarkıları söyledi, sloganlar attı... 15:00 sularında Meclis Başkanı ve Milletvekillerine Sivil Toplum Örgütleri tarafından verilecek olan mek
tubun KTAMS Başkanı Ali Seylani tarafından okunması ile kalabalık Meclise doğru harekete geçti. Cumhuriyet Meclisi’nin güney kapısı önünde dakikalarca sloganlar atan eylemciler Milletvekillerine referandum konusunda ciddi uyarılarda bulundu.Büyük tepki toplayan paketi nedeniyle Başbakan Eroğlu ve görüşmecilikteki tutumundan dolayı Cumhurbaşkanı Denktaş sert sloganlarla protesto edildi..
“Referandum hakkımız, söke söke alırız”, “Referandum için meclis göreve”, “Halka değil Denktaş’a barikat”, “Hacina Eroğlu
", “Eroğlu bizi evlendirsene”, “Şükrancılar barra, halk iktidara”, “Denktaş gidecek, sorunlar bitecek”, “Yağmur yağıyor, seller akıyor, Derviş bize kazık atıyor” şeklinde sloganlar atıldı. Meclis önündeki eylemden sonra Sivil Toplum Örgütlerini temsilen 6 kişi Meclis Başkanı Vehbi Zeki Serter’e mektubu sundu. Polisin Meclis çevresinde ve Kuğulu Park’ta geniş çapta güvenlik önlemleri aldığı görüldü.

Soyer: “Arı gibi, karınca gibi çalışmaya hazır olun”

Meclis protestosundan önce Kuğulu Park’ta bir konuşma yapan CTP Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer kendine has coşkulu üslubu ile halka şöyle seslendi:
“Şimdi beraber meclise yürüyeceğiz. Ama yürürken böyle alkışlar, cıbbanalar hepsi hep beraber olsun. Bu coşkunun devamını onlara verelim.Alkışlarınızla bu coş
kuyla görsünler. Bu referandum kararı bu Meclisten çıkacak.Hepsimiz arı gibi karınca gibi işlemeye hazır olmalıyız. Yarından itibaren herkes bulunduğu bölümde,işyerinde, Dairesinde, köyünde yaşı ne isterse olsun arı gibi, karınca gibi çalışmaya başlayacak. 30 Mart’ta sandıklardan ezici bir şekilde evet, evet evet çıksın diye...”
Kıbrıs Sorunu’nda gelinen son durum hakkında vatandaşların CTP Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer ile uzun uzun konuşması dün dikkatleri çeken başka bir ayrıntı idi. Kuğulu Park’tak
i eylem saat 17:00 sularında sona erdi.

İşte Sivil Toplum Örgütlerinin Milletvekillerine ve Meclis Başkanına verdiği mektup

Muhtıra’yı heyet adına Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası Başkanı Erdoğan Sorakın okudu, Kıbrıs Türk halkı adına muhtırayı Cumhuriyet Meclisi Başkanı Vehbi Zeki Serter’e veren Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Ali Erel, gerekenin yapılmasını istedi. Muhtıra bu arada milletvekillerine de dağıtıldı.
Görüşme sırasında bir konuşma yapan Meclis Başkanı Vehbi Zeki Serter, Parti Başkanlarını
n 3 Mart 2003 Pazartesi günü konu ile ilgili olarak toplanacağını söyledi.
27 Şubat 2003 Perşembe günü İnönü meydanına konan bombanın Meclis tarafından protesot edilmesi yönündeki istemi yanıtlayan Meclis Başkanı Serter, olayın kabul edilemez olduğunu söyl
edi.
Kıbrıs Türk halkının 30 Mart’ta referandum yapılmasını talep ettiği ve Cumhuriyet Meclisi Başkanı Vehbi Zeki Serter’e verilen ve dağıtımı milletvekillerine yapılan muhtıra şöyle:

“Kıbrıs Türk Halkı ÇÖZÜM ve AB Konusunda Kararını verdi:
27 Şubat 2003’
te İnönü Meydanı’nda toplanan 80 bini aşkın kişi her türlü engellemeye, baskıya, provakasyona karşın büyük bir coşkuyla toplanmış;
- Kıbrıs Türk Halkının iradesini kabul etmeyen ve buna saygı göstermeyen Sn. Denktaş’ın artık halkı temsil etmediğine,
- Anna
n Planı’nın revize edilmiş karşılıklı iki tarafın uzlaşarak yapabilecekleri düzenlemeleri de kapsayacak son şeklinin çözüm için yeterli zemin olduğuna onay vermiştir.
Kıbrıs Türk Halkı hükümet ve parlamento’dan:
- İmzalı veya imzasız Annan Planının son şek
linin 30 Mart 2003’te Referanduma sunulmasını,
- Hükümetin ve Parlemento’nun referandum için derhal kararını verip gerekli çalışmalara başlamasını,
- Yapılacak olan referandumun Annan planının öngördüğü şartlarda, günübirlik vatandaşlıklarla sulandırılmada
n ve uluslararası gözlemcilerin gözetiminde gerçekleşmesin sağlanmasını,.
- Ülkemizdeki en yüksek irade olan ve bütün seçilmişlerin amiri olan halk iradesinin en üst karar verici olduğunun bilinmesinden hareketle, Çözüm ve AB için kararı da halkın vermesin
in gerektiğinin tartışılmadan kabul edilmesini ve derhal referandum kararının alınmasını talep ediyor.
Kıbrıs Türk Halkı, halk iradesinin önünü tıkayan, bunu engellemeye çalışan, parlementoda buna karşı duran ve olumlu oy kullanmayan milletvekillerinin hal
k iradesi tarafından mahkum edilmesine karar vermiştir.
Halkımız, hangi partiden olursa olsun milletvekillerimizin halkımızın önünü açmak için referandum kararının alınmasına katkı koyacağına inanmak istemektedir. Kıbrıs Türk Halkı, imzalı veya imzasız 30
Mart referandumu engellenerek, Kıbrıs Türk Halkı’nın geleceği karartılmaya çalışılırsa, bunun sorumlusu olan hükümetin, Parlamento’nun referanduma katkı koymayan üyelerinin halkı temsil etmediğini vurgulayacak, olumlu oy kullanmayacak
üyelerini teşhir ede
cek ve kendi yoluna devam edecektir. Buna yönelik her türlü demokratik uygulamayı kararlılıkla gerçekleştirecek ve Kuzey Kıbrıs’ta yaşamı kilitleme de dahil neticeye ulaşıncaya kadar eylemlerine şiddetini artırarak devam edecektir.
Bütün bunların ışığında
parlamentodan referandum kararını hemen almasını şiddetle talep ediyoruz”
YENIDUZEN 01/03/2003

Lahey’e ve Referandum’a...

BM Genel Sekreteri Kofi Annan adadan ayrılışında, Kıbrıs Türk ve Rum liderlerin 10 Mart’ta Lahey’e gitme davetini kabul ettiğini söyledi. Annan dün liderlerle gerçekleştirdiği 1 saat 10 dakikalık görüşme sonrasında basına kısa bir açıklama yaptı.
Annan, önceki günkü görüşmede liderlerden Lahey’e 10 Mart’ta hazırlanmış bir şekilde gelerek olası bir kuruluş anlaşması için, 30 Mart’ta,
eşzamanlı ayrı ayrı referanduma gidileceği yönündeki taahhütü imzalayıp imzalamayacaklarını söylemelerini istediğini belirtti.
Annan liderlerden, ayrıca, Lahey’e tüm iç hazırlıklarını yaparak ve bu süreci tamamlayarak gelmelerini ve böylece 10 Mart’taki ta
vırlarının kesin olması talebinde bulundu.
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, kimsenin, Kıbrıs’ta varılacak anlaşmayı imzalamayı, 10 Mart tarihinin ötesine erteleme seçeneği bulunmadığını söyledi.
Annan, “Kimsenin öyle bir seçeneği yoktur. Onlara (liderlere)
çok açıkça ifade ettim. Eğer birleşik bir Kıbrıs, Avrupa Birliği’ne Giriş Anlaşması’nı 16 Nisan tarihinde imzalayarak birliğe girecekse, bu referandumu 30 Mart’ta yapmalıyız. Bu nedenle çok süratli çalışmalıyız. Bu sürecin çok uzun zamandır sürdüğünü biliyorum, ama şimdi gerçekten de yolun sonundayız” dedi.
BM Genel Sekreteri Annan, New York’a hareketinden önce bugün saat 15.35’de Larnaka Havaalanı VIP salonunda basın toplantısı düzenledi ve kendisine yöneltilen soruları yanıtladı.
Annan’la beraberindeki h
eyeti, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alvaro De Soto, Kıbrıs Özel Temsilci Yardımcısı Zbigniew Wlosowicz ve Kıbrıs’taki BM Barış Gücü (UNFICYP) Sözcüsü Brian Kelly uğurladı
Basın toplantısının başında, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’la Rum Yöneti
mi Başkanı Tasos Papadopulos’un, 10 Mart’ta Lahey’de kendisiyle biraraya gelmeyi kabul etmelerinden duyduğu mutluluğu dile getiren Annan, “İki liderden, Kıbrıs sorununda kapsamlı bir çözüm için kurucu anlaşmayı 30 Mart’ta eşzamanlı olarak ayrı ayrı referanduma sunacaklarına ilişkin bir taahütü imzalayıp imzalamayacaklarını bana bildirmeye hazırlıklı olarak Lahey’e gelmelerini istedim. İki liderden ayrıca 10 Mart’ta verecekleri yanıtın kesin olabilmesi için bütün gerekli iç danışmaları ve süreçleri tamamlayarak, Lahey’e gelmelerini de istedim” dedi.
Ankara-Atina-Lefkoşa üçgenini kapsayan ve 6 gün süren ziyaretine işaret ederek, bu ziyaretini oldukça tatmin edici bulduğunu kaydeden Annan, “Ziyaretimin sonunda, Kıbrıs konusuna ilgili bütün tarafların -Yunanist
an, Türkiye ve adadaki iki tarafın- 16 Nisan’da Avrupa Birliği’ne Giriş Anlaşması’nı imzalayacak birleşik bir Kıbrıs’ın anahtarının, 30 Mart’ta referanduma gidilmesi olduğunu anladıklarından emin oldum. (Ada’da) yeni bir durum yaratacak olan Kıbrıs sorununun çözümü, Kıbrıs’ın bütün halklarının olduğu kadar anavatanlarının, bölgenin ve bütün uluslararası topluluğun büyük çıkarına olacaktır” diye konuştu.

Kıbrıs’ın alınyazısıyla randevusu var

“Kaçırılmaması gereken eşsiz bir fırsat bulunduğunu” belirterek, “(Ada’ya) gelişimde de söylediğim gibi, Kıbrıs’ın alınyazısıyla randevusu var” diyen BM Genel Sekreteri Annan, kendi adını alan ve ikinci kez revize edilerek, adaya geldiği geçen çarşamba günü resmen taraflara sunulan çözüm planının, adil ve dengeli olduğu
nu söyledi ve sözlerini şöyle tamamladı:
“Tabii ki bu bir uzlaşmadır. Fakat bütün müzakere edilmiş anlaşmalar, uzlaşma gerektirir. Bütün ilgilileri, var olan bu temayülü, belki de bir kez daha değiştirlemeyecek şekilde ters dönmeden, yakalamaları için teş
vik ediyorum.
Bu güzel adadan ayrılırken, uzun süredir ümit edilen ve uzun süredir kaçınılan, reddedilen çözüme sahip olacağınıza dua ediyor ve bunu umuyorum.”
Annan, “Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın Lahey’e planı imzalamak için gitmeyeceğini söylediğini” s
avunarak bu konudaki yorumunu soran Rum gazeteciye, “liderlerle bu sabah yaptığı görüşmede ve bu görüşmenin ardından gazetecilere okuduğu yazılı açıklamasında da açıkça belirttiği gibi, iki liderden, bu çözüm planını referanduma sunacaklarını ve halkın karar vermesine müsade edeceklerini kendisine söylemeleri için Lahey’e gelmelerini istediğini” kaydederek, şöyle konuştu:
“Sanırım, halka bu fırsatın verilmesi önemlidir. Sayın Denktaş’tan, anlaşmayı imzalamasını istemedim. Ondan istediğim, buluştuğumuzda bu
konuyu 30 Mart’ta referanduma götüreceği yönünde bir taahhüttür.”


Eğer hayır denirse...(!)

BM Genel Sekreteri Annan, “Peki buna yanıt ‘hayır’ olursa” şeklindeki soruya karşılık da, şöyle dedi:
“Eğer taraflardan biri buna ‘hayır’ derse, işte o zaman yolun sonunda olduğumuzdan şüpheleri olmamalıdır. Bugüne kadar birçok çaba ortaya koyduk, ama bu fırsatın erken bir zamanda bir daha gelip gelmeyeceğinden emin değilim, tabii bir kez daha gelirse… Bu adayı yeniden birleştirerek, Avrupa Birliği’nin üyesi yapma
ve böylece Türk-Yunan ilişkilerini ve Türk-AB ilişkilerini de geliştirme fırsatımız vardır.”
Annan, taraflardan birinin anlaşmayı imzalamayı 10 Mart tarihinin ötesine ertelemek istemesi halinde ne olacağının sorulması üzerine de, “Kimsenin öyle bir seçeneği yoktur” dedi ve şöyle konuştu:
“Kimsenin öyle bir seçeneği yoktur. Onlara (liderlere) çok açıkça ifade ettim. Eğer birleşik bir Kıbrıs, Avrupa Birliği’ne Giriş Anlaşması’nı 16 Nisan tarihinde imzalayarak, birliğe girecekse, bu referandumu 30 Mart’ta yap
malıyız. Bu nedenle çok süratli çalışmalıyız. Bu sürecin çok uzun zamandır sürdüğünü biliyorum, ama şimdi gerçekten de yolun sonundayız ve sanırım fazla zamanımızın varolduğunu düşünmeme konusunda ve (Kıbrıs konusunda eskiden olduğu gibi) alışılagelmiş tarzda çalışmaya devam edilmesine zamanımız olmadığı konusunda dikkatli olmalıyız.”

Denktaş: “Zavallı halk!”

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, 10 Mart’ta Lahey’e gitmeden önce Türkiye’yle temas edip bir karara varmaları gerektiğini çünkü Lahey’de imzalanacak belgenin altında Türkiye ve Yunanistan’ın da imzası olacağını açıkladı ve “Ankara’ya gitmek için şimdi bir neden var, herhalde gideceğim” dedi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, BM Genel Sekreteri’nin dün tarafarı Lahey’e “evet deyip imza koymaya ve planı halka sunmaya
davet ettiğini, bugünkü müzakereden sonra evet veya hayır ve neden hayır demek üzere bir davet ortaya çıktığını” bildirdi ve Lahey’e gideceğini yineledi.
Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın ara bölgede iki kesiminin liderleriyle yaptığı görüşmenin ar
dından saat 11.35’te Cumhurbaşkanlığı’na döndü ve burada gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Cumhurbaşkanı Denktaş, Annan’ın “her iki taraf 10 Mart’ta, Kıbrıs’taki bütün konsultasyonlarını bitirdikten sonra ‘evet veya hayır’ cevabını vermek üzere Lahey’e g
ideceklerdir” diye açıklama yaptığına işaret ederek, dünkü açıklamasında “evet deyip imzalamak için” davet bulunduğunu söyledi.
Rum Yönetimi’nin yeni Başkanı Papadopulos’un toplantıya gelir gelmez, Rum Ulusal Konseyi’nin Lahey’e gitmesine karar verdiğini b
ildirdiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Denktaş, şöyle konuştu:
“Evet demeye mi gidiyorsun dediğimde, ‘hayır konsultasyonlara devam edeceğiz, henüz evet veya hayır diyeceğimi bilmiyorum dedi. Yani bizim durumumuzdasınız. ‘Bunu imzalamaya gidecek durumda değilsi
n, o halde niye gidiyorsunuz, davet imzalamak içindir’ dediğimde bir mükanaşa oldu. Ve Genel Sekreter’e sordum. ‘Evet demek için mi davet ediyorsun bizi yoksa Papadopulos hayır diyeceksem, nedenlerini anlatmaya da gideceğim’ diyor. Bunu da mı istiyorsun? Hayır diyeceksek nedenlerini anlatmak için gelmemizi mi istiyorsunuz? dedim. Münakaşa oldu ve nihayet Genel Sekreter ‘hayır veya evet, ne diyecekseniz, Lahey’e gelmenizi istiyorum. Onun üzerine tabiatıyla biz de razı olduk.”
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, tema
slarını tamamlayıp, meclise de gidip görüş aldıktan sonra Lahey’e kat’i kararlarını duyurmak için gideceklerini açıkladı.
Cumhurbaşkanı Denktaş, “Sayın Genel Sekreter referandum konusunda bir yanıt bekliyordu. Plan konusuna onay veya hayır Lahey’de verilme
yecek mi ” diyen bir gazeteciye şu karşılığı verdi:
“Onun referandum dediği, Lahey’e gidip referandumun yapılmasına onay verecektik. Plana yanıt, referanduma konulduğunda halk tarafından verilecektir. Çünkü ‘siz ve hükümetiniz ve meclisiniz hayır diyorsa d
ahi, halkınıza sormaz mısınız?’ dendiğinde, halkın temsilcileri var. Bu hükümettir, meclistir, cumhurbaşkanıdır, partilerdir. Bunların hayır diyecekleri karmaşık bir plana, içinde bir hayli boşluğu olan, bir hayli yasalara ve antlaşmalara temas eden, şu kadar sayfalık bir şeyi halkın bilmesi mümkün mü? Ve halka ‘planı kabul eder misiniz, etmez misiniz bütün içeriğiyle’ demek suretiyle bunu halkın önüne koymak doğru mu?
Halka yön gösterecek partiler var, temsilciler var, sivil toplum örgütleri var. Var oğlu
var. Ama iktidar var, parlamento var, parlamentoda çoğunluk var, halkın seçtiği cumhurbaşkanı var. Bütün bunların şu şu eksiklikleri var, şu tehlikeleri var, şu kadar insanımızın sökülmesi, şu kadar Rum’un içimize gelmesi demektir, bunları istiyor musunuz ey halkımız diyerek halka yön vermesi var.
Bunları hep bir tarafa iteceksiniz ve doğrudan halka sen bu planı bütün içeriğiyle kabul ediyor musun diye bir soru soracaksın ve zavallı halk buna evet veya hayır demekle karşı karşıya kalacak. Bu doğru, demokra
tik bir yaklaşım değil.
Bunları da tartıştık orada. Neticede dün bizi evet demeye, imza koyup halka sunmaya davet ediyorlardı, bugünkü müzakereden sonra evet veya hayır ve neden hayır demek üzere bir davet vardır. Bu davete tabiatıyla gideceğiz.”
Cumhurbaş
kanı Rauf Denktaş, bir gazetecinin “Referandum için önümüzde daha bir aylık süre var. Bu sürede bu kaygılarınızın giderilmesine yetmez mi?” sorusu üzerine Rum Yönetimi yeni Başkanı Papadopulos gibi kendisi de değişiklik istediğini söylediğinde Genel Sekreter’in “rötuş yapabilsiniz, çünkü nazik bir denge vardır bu dengeyi bozmayacaksınız” dediğini anlattı.
Rum kurucu devletinin hemen hemen yüzde 100 Rumlardan oluşurken, kendi devletlerinin Rum-Türk karma olacağını kaydeden Denktaş, “Yani bizim yarımız kadar
Rum da içimizde olacak. Nerede bunun dengesi?” diye sordu. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rumların göçmen dediği rehabilite edilmiş insanları eski yerlerine gelme hakkı alacağını ve rehabilite edilmiş Kıbrıslı Türkleri tekrar göçmen yapacağını ifade ederek, “Denge bu mu?” dedi.
“10 Mart’a kadar Papadopulos’la çalışacak mısınız?” sorusuna da Denktaş “Papadopulos tadilat isteyecekmiş. İsteyeceği tadilatı herhalde göreceğiz. Ya De Soto vasıtasıyla bileceğiz, veyahut bizi tekrar bir araya getireceksiniz dedim. O d
a o şekilde bağlandı” yanıtını verdi.
YENIDUZEN 01/03/2003

Papadopulos görevi Klerides’ten aldı

16 Şubat’ta yapılan Rum cumhurbaşkanlığı seçimini ilk turdan kazanan DİKO Başkanı Tasos Papadopulos, dün saat 16.00’da Rum Meclisi’nde düzenlenen törende yemin ederek Glafkos Klerides’ten görevi resmen devraldı.
Meclise, Rum Yönetimi Başkanlığı görevi sona eren Glafkos Klerides ile birlikte gelen Papadopulos, anayasaya bağlılık yemini etti ve yaptığı konuşmada, göreve seçilmesinde yardımcı olanlara teşekkür et
ti. Klerides’e de teşekkür eden Papadopulos, Kıbrıs için yeni fırsatlar olduğu kadar yeni tehlikeler de içeren bir döneme girildiğine işaret etti. Papadopulos, kararlılık ve vizyon gerektiğini söyledi.
Görevi devraldığı bu sırada ülkenin içinden geçmekte
olduğu kritik saatlerin bilincinde olduğunu söyleyen Papadopulos, sorumluluktan kaçmayacağını belirtti. “Ulusal sorunumuza, vatanımızın selameti, halkımızın varoluşu yolunda adil, çalışabilir ve yaşayabilir bir çözüm bulmak en büyük hedef ve hepimizin en büyük sorumluluğudur” diyen Papadopulos, bu amaç doğrultusunda her türlü görüş ayrılığının bir kenara bırakılması gerektiğini vurguladı. Bu vizyonu gerçeğe dönüştürmek amacıyla herkese birlik çağrısı yapan
Papadopulos, bu göreve gelmesinin Kıbrıs sorununda
ki önemli gelişmelere denk geldiğine işaret etti. Papadopulos, bu önemli gelişmeleri göğüslemeye hazır olduklarını kaydetti.
Kıbrıs sorununa süratli bir çözüm bulunmasına en çok kendilerinin ilgi gösterdiğini iddia eden Papadopulos, (kendi iddiasıyla) “sü
rekli bir istila ve işgalin kurbanı olduklarını” öne sürdü ve “ülkenin trajedisinin derhal sona ermesini istediklerini” söyledi. AB gidişatlarından övgüyle söz eden Papadopulos, 16 Nisan’dan sonra (AB’a üyelik anlaşması imzalanacak) da çözüm arayışlarına sırt çevirmeyeceklerini ifade etti. Papadopulos, Mayıs 2004’ten sonra (AB Parlamentosu seçimleri) da arayışları bugün görüşülmekte olan maddeler çerçevesinde sürdüreceklerini söyledi. Papadopulos, AB gidişatlarına yaptığı yardımdan dolayı Yunan hükümetine teşekkür etti ve hedeflerinin yeniden birleşmiş bir Kıbrıs’ın AB’a girmesi olduğunu anlattı.
Barış ve uzlaşma yolunda Kıbrıslı Türklerle birlikte yürümeye cesaretleri olduğunu belirten Papadopulos, AB vizyonunun herkesin ortak vizyonu olduğunu sözlerine ek
ledi.

YENIDUZEN 01/03/2003

Barışta bombalara yer yok

Talat: Halkın hizmetkarı olmaktan utanmayan Cumhuriyetçi Türk Partisi, Kıbrıs Türk halkının geleceğine ve canına göz koyanların peşini bırakmayacaktır. Gösterdiği duyarlılıktan dolayı polis teşkilatımıza teşekkür ederken; dün “kan gölünde boğulacaksınız” diyenlere sessiz kalan, bugünse halkın canına göz dikenleri büyük bir aymazlıkla izleyenleri kınarız.

“Kıbrıs Türk halkı kendisini aşağılayanlara kucak açanları ve hem geleceğine hem de canına göz ko
yanları artık tanımış, vicdanında reddetmiştir. “Annan Planı” ile birlikte Kıbrıs’a gelecek çözümde paramiliter örgütlere de bombalara da yer olmayacaktır.”

“Bu korkunç gelişmenin ilk sinyalleri, ne yazık ki Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın danışmanı tarafın
dan, bir süre önce Mağusa’da düzenlenen ‘Barışa Hayır’ mitinginde verilmişti. Denktaş’ın ruhani liderliğindeki bir örgütün düzenlediği gösteride bazı şahıslar, Kıbrıslı Türkleri ‘kan gölünde boğulacaklar’ sözleri ile tehdit etmişti.”

Cumhuriyetçi Türk Par
tisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, “Annan Planı” ile birlikte Kıbrıs’a gelecek çözümde paramiliter örgütlere de bombalara da yer olmayacağını söyledi.
Talat, İnönü Meydanı’na konan bombaların ilk sinyallerinin, Cumhurbaşkanı Denktaş’ın danışmanları
tarafından bir süre önce düzenlenen mitingde verildiğini söyledi. Bu mitingde halkı “Kan gölünde boğulacaklar” diye tehdit edenler olduğunu söyleyen Talat, “Toplumun her kesimine tehditler savuranların, dün İnönü Meydanı’na konan bombalardan tek kelime söz etmemesi de manidardır” dedi.
Talat, Cumhurbaşkanı Denktaş’la birlikte hükümeti ve Bayrak Radyo Televizyon Kurumu’nu da eleştirdi.
Talat’ın açıklaması şöyle:
Kıbrıs Türk halkının İnönü Meydanı’nda ortaya koyduğu kararlılıktan rahatsız olanlar bu kez bombaları ile sahneye çıktılar.
Bu korkunç gelişmenin ilk sinyalleri, ne yazık ki Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın danışmanı tarafından, bir süre önce Mağusa’da düzenlenen ‘Barışa Hayır’ mitinginde verilmişti. Cumhurbaşkanı Denktaş’ın danışmanlığını yapan ve aynı zamanda yine Denktaş’ın ruhani liderliğindeki bir örgütün düzenlediği gösteride bazı şahıslar, Kıbrıslı Türkleri “kan gölünde boğulacaklar” sözleri ile tehdit etmişti.
Halkına yapılan tüm bu tehditlere seyirci kalan Cumhurbaşkanı Denktaş, daha sonra kend
i danışmanlarının hazırladığı gazetede benzeri tehditlerin devamını da izlemekle yetinmiş, Kıbrıs Türk halkının barış ve Avrupa Birliği haykırışlarını baskı ve tehdit yoluyla çökertme uğraşı verenleri makamında kabul ederek, halkına ne kadar uzak olduğunu gözler önüne sermişti.
“Kan gölünde boğulacaklar” sözlerini alkışlarla karşılayan bu anlayış, onbinlerin buluştuğu meydana bombalar koyacak kadar gözleri dönenler karşısında da ne yazık ki sessizliğini korudu.
Kıbrıs Türk halkının ve Türkiye’nin geleceğini
öldürme sevdasında olanlar, dünyayla bütünleşmesini engellemeye çalışanlar, artık insanımızın bedenine ve canına da göz koyacak kadar iğrençleşmiştir.
‘Barış’ diye haykıran onbinlerin karşısına ‘terör’ alternatifini koyanların, ‘toplu katliam’a heveslenen
lerin bu topraklarda yeri yoktur.
Toplumun her kesimine tehditler savuranların, dün İnönü Meydanı’na konan bombalardan tek kelime söz etmemesi de manidardır.
Kıbrıs Türk halkı kendisini aşağılayanlara kucak açanları ve hem geleceğine hem de canına göz koya
nları artık tanımış, vicdanında reddetmiştir. “Annan Planı” ile birlikte Kıbrıs’a gelecek çözümde paramiliter örgütlere de bombalara da yer olmayacaktır.
Kıbrıs Türk halkına güvenmediğini artık çok açık bir dille ifade edenler, halkın kendi geleceğini beli
rleme hakkına saygı duymayanlar ve tutarsızlığı ana politikaları yapanlardan artık Kıbrıs Türkü gibi Türkiye de dünya da umudunu kesmiştir.
Her fırsatta ‘iç barış’tan söz eden Derviş Eroğlu başkanlığındaki hükümet de ne yazık ki onbinlerin buluştuğu meydan
a konan bombaların peşine düşmemiştir. Başbakanlık konutuna konan bombanın dahi esrarını çözemeyen Eroğlu’ndan daha fazlası da beklenemezdi.
İnönü Meydanı’na konan bombaları panik yaratmak ve mitinge katılımı engellemek için sabahın ilk saatlerinden itibar
en durmaksızın duyuran Bayrak Radyo Televizyonu ise onbinlerin buluştuğu mitinge ana haber bülteninde iki dakika zaman ayırarak bir kez daha halkına ihanet etmiştir.
Halkın hizmetkarı olmaktan utanmayan ve bundan kaçmayan Cumhuriyetçi Türk Partisi, Kıbrıs
Türk halkının geleceğine ve canına göz koyanların peşini bırakmayacaktır.
İnönü Meydanı’ndaki bombaların tespitinden sonra gösterdiği duyarlılıktan dolayı Kıbrıs Türk halkı adına Polis teşkilatımıza teşekkür ederken; dün “kan gölünde boğulacaksınız” diyenl
ere sessiz kalan, bugünse halkın canına göz dikenleri büyük bir aymazlıkla izleyenleri kınarız.
Kıbrıs Türk halkı hak ettiği güzel günlere barış ve Avrupa Birliği’yle ulaşacak, bu süreci engellemeye çalışanlar ise tarihin çöplüğündeki yerini alacaktır.
YENIDUZEN 01/03/2003

Referandum yasası hazırlanıyor

Mecliste grupları bulunan siyasi partiler Salı günü biraraya gelerek 10 Mart’a kadar olan süreyi değerlendirecekler ve referandum yasası hazırlanmasını görüşecekler.
Dün meclis genel kurulunda CTP Genel Sekreteri Ferdi Sabit Soyer’in yaptığı öneri ile Meclis Başkanı Vehbi Zeki Serter başkanlığında biraraya gelen siyasi parti grup başkan vekilleri BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın çağrısıyla Lahey’e gidecek olan Cumhurbaşkanı Denktaş ve Rum Yönetimi Başkanı
Papadopulos’un biraraya gelmelerinden önce 10 Mart’a kadar olan süreyi değerlendirecekler. Mecliste referandum yasası hazırlamak için çalışmalara başlanması istenecek olan toplantıda mecliste grubu bulunan siyasi parti başkan ve sekreterleri hazır bulunacak.
Bilindiği gibi BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın 10 Mart’ta Lahey’e davetini iki toplum lideri dün yapılan Annan’la ortak toplantıda kabul ettiler ve 30 Mart’ta referandum yapılması konusunda Annan’a “evet” veya “hayır” yanıtını verecekler.
YENIDUZEN 01/03/2003

DP ve UBP’de bekleyiş

Demoktrak Parti (DP) Genel Başkanı Serdar Denktaş dün referandumdan kaçmayacaklarını belirtirken Ulusal Birlik Partisi (UBP)’li milletvekilleri de ayrı ayrı referanduma olumlu baktıklarını kaydettiler. UBP ve DP’nin bugün yapmaları beklenen Parti meclisi toplantılarının ardından referandum konusunda açıklamalarda bulunması bekleniyor.
YENIDUZEN 01/03/2003

Weston: “Geçmişte gördüğüm gösterilerle kıyasladığımda beni en çok etkileyen gösteri bu”

Yaklaşık 1.5 saat süren görüşmeden sonra kısa bir açıklama yapan Weston, Denktaş’la çok iyi bir görüş alışverişinde bulunduklarını, Annan Planı’nı ve 10 Mart’taki Lahey davetini, referandum konusu ve gündemdeki diğer konuları çok sıcak bir atmosferde görüştüklerini ifade etti. Weston, "Arkadaşıma onu Lahey’de görmek istediğimi söyledim” dedi.
Weston,önceki günkü dev mitingi izlediğinin anımsatılması ve izlenimlerinin sorulması üzerine, hayatı boyunca birçok mitinge katıldığını ancak dünkü mitingde gözlemci olarak bulunduğunu söyledi.
We
ston, mitingte insanların Kıbrıs konusunun çözümü yönündeki istemlerini güçlü bir şekilde ifade ettiklerini gözlemlediğini ifade ederek, “Daha da ötesi Kıbrıslı Türkleri’nin AB’ye Rumlar’la aynı tarihte üyelik konusundaki dileklerini gördüm. Ancak geçmişte gördüğüm gösterilerle kıyasladığımda beni en çok etkileyen, gösterinin olağanüstü pozitif doğasıydı. Öfkenin çok az olduğu, daha çok ileriye bakan ve daha iyi bir geleceği arayan, barışçı ve demokratik bir istem bildirmeydi” dedi.
YENIDUZEN 01/03/2003

Annan'ın mayası tutuyor

Kıbrıs'ta önceki gün önerdiği yeni takvimle tarafları şaşırtan BM Genel Sekreteri Annan, dün iki liderden olumlu yanıt aldı. Denktaş ve Papadopulos, 10 Mart'ta Lahey'de buluşmaya razı oldu

01/03/2003 RADIKAL

YORGO KIRBAKİ
ATİNA - BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın 28 Şubat'a dek anlaşmaya yanaşmayan liderlere son ültimatomunda adaya gitmeden Ankara ve Atina'da yaptığı temaslarından olumlu sinyal almasının etkili olduğu belirtiliyor. Annan, iki liderin zaman kazanmaya çalışacağını idrak
ederek Kıbrıs'a gitti ve KKTC lideri Rauf Denktaş ile Yorgo Papadopulos'un önüne iki sayfalık 'Tahkimname' adlı ve kurucu anlaşmaya dahil edilen ültimatom şeklinde bir belge sundu.
Liderleri şaşırtan ültimatom Yunan basınına sızdı. Liderlerin imza atacağı
metnin yanında, referandumlarda halka sorulacak sorular ve garantör ülkelerin yükümlülükleri yer aldı. 'Tahkimname' adı verilen ancak, ültimatomdan farksız iki sayfalık belgenin girişindeki ifadeler şöyle:
"Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin demokra
tik işlemlerle seçilmiş liderleri olan bizler, BM Genel Sekreteri'nin himayesinde yapılan siyasi açıdan eşit ve her bir tarafın sadece kendini temsil ettiği müzakelerden sonra, 25 Mart 2003 tarihine kadar yapılması kararlaştırılacak değişiklikleri de dahil ederek (....) 2003 tarihli ekteki kurucu anlaşmayı 30 Mart 2003'te aynı gün ve ayrı ayrı olarak gerçekleştirilecek referandumlarla onaya sunmaya anlaşıyoruz" denildi.
Belgede, 30 Mart'taki referandumlarda halkılara sorulacak soru da şöyle formüle edildi:

"Kıbrıs'ın birleşik olarak AB' ye gireceği yeni bir durum yaratmak amacıyla geçerli olmak üzere, tüm ekleriyle birlikte kurucu anlaşmayı, Kıbrıs Rum/Kıbrıs Türk kurucu devletinin anayasanını ve diğer ilgili yasalarını onaylıyor musunuz?"

Garantörler unutulmadı
Belgede, garantör güçler Türkiye, Yunanistan ve Britanya'nın imzasını öngören bir bölüm de var. Bu bölümde, üç ülkenin kurucu anlaşmanın referandumlara sunulmasını onayladığı ve anlaşmanın referandumlarla onayından sonra, Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti için 'yeni durum ile ilgili anlaşmayı yeni Cumhuriyet ile birlikte imzalama yükümlülüğü altına girdikleri' belirtiliyor.


15 köy Rum tarafında
Son haritada, Günebakan, Pirhan, Dörtyol Rum tarafına bırakılan
büyük köyler. Bunun dışında Güzelyurt'tan Mağusa'ya kadar 12 irili ufaklı köy daha Rum tarafına veriliyor:
Korkuteli, Türkeli, Yılmazköy, Yeşilyurt, Gemikonağı, Yedi Dalga, Komboderesi, Yeşilırmak, Kurutepe, Süleymaniye, Yanni-Süleymaniye ve Erenköy'ün sahil şeridi.
Annan Planı'nda KKTC'nin kuze
ydoğusunda yer alan Karpaz Yarımadası'na özel statü tanınıyor. Buraya 20 bin Rum geri dönecek.

İki lider de hemfikir: Gitmek çözüm değil

Kıbrıslı liderler '10 Mart'a dek anlaşın, yoksa Lahey'e gelip 30 Mart'ta referandumlara dair karar bildirin' çağrısını kabul etti. Annan, 'Bu son fırsat' dedi. Lahey'e garantörler de davetli

01/03/2003 RADIKAL

LEFKOŞA/ATİNA - Kıbrıs'ta Türk ve Rum liderler, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın "10 Mart'a dek anlaşın, aksi halde 30 Mart'ta referanduma gidilmesine karar vermek için aynı tarihte Lahey'de olun" ültimatomuna olumlu yanıt verdi. Annan, dün adadan ayrılmadan önce, "Şimdi gerçekten yolun sonundayız" dedi. Lahey'deki zirveye garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve Britanya da davetli bulunuyor.

'Bu yolun sonu'
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Rum lider Tasos Papadopulos'u dün Lefkoşa'da ara bölgede buluşturan Annan, elde ettiği sonucu duyurdu. Annan, liderlerden 30 Mart'ta aynı anda referandum yapılması yönünde Lahey'de taahhüt imzalayıp imzalamama konusunda hazırlıklı olmalarını istediğini belirtti. Annan, "Bu sayede 10 Mart'ta onların yanıtları da belirleyici olacak" dedi. BM Genel Sekreteri, adayı terk etmeden önce de kaçırılmaması gereken eşsiz bir fırsat olduğunu belirterek, "Kimsenin, Kıbrıs'ta varılacak anlaşmayı imzalamayı, 10 Mart tarihinin ötesine erteleme seçeneği yoktur. Liderlere çok açıkça ifade ettim. Eğer birleşik bir Kıbrıs, AB'ye giriş anlaşmasını 16 Nisan'da imzalayarak birliğe girecekse referandumu 30 Mart'ta yapmalıyız. Bu sürecin çok uzun zamandır sürdüğünü biliyorum, ama şimdi gerçekten de yolun sonundayız" dedi. İki liderden halka fırsat vermelerini isteyen Annan, adadan, "Kıbrıs'ın alınyazısıyla randevusu var" sözleriyle ayrıldı.

'Yolun sonu değil'
Ancak Denktaş, "Lahey'e, referanduma gidi
p gitmeyeceğimizi söylemek için gidiyoruz. Bu, referandumu kabul ettiğimiz anlamına gelmiyor" dedi. Lahey'de imzalamaları gereken belgenin altında Türkiye ile Yunanistan'ın da imzası olması gerektiğini kaydeden KKTC lideri, Lahey'den önce Ankara'ya gideceğini belirtti ve yanıtın hükümet, meclis ve Türkiye'deki temasları sonrasında belirleneceğini belirtti. Denktaş, planın doğrudan referanduma sunulmak istenmesini eleştirdi. KKTC lideri, TV8'e demecinde
ise, "Kaç defa bu görüşmelerin sonu oldu ve yeni görü
şmeler yeni şartlarda yeniden başladı" sözleriyle Annan'ın isteği gerçekleşmezse 'yolun sonu' değil, sadece görüşmelerin sonu olacağını savundu. Denktaş, "Yanıt hayır olduktan sonra Lahey'e gitmenin bir anlamı yok" diye konuştu.

'Tartışma çıktı'
KKTC lideri, dün sabahki görüşmede Papadopulos'un, Rum Milli Konseyi'nin Lahey davetini kabul kararı aldığını ilettiğini, Rum lidere "İmzalamaya mı gideceksin" diye sorduğunu ve "Hayır, ama çalışmalar sürecek" yanıtı üzerine tartışma çıktığını da anlattı. Annan'ın tartışmayı "Evet mi, hayır mı? Lahey'e geliyor musunuz, gelmiyor musunuz?" sorusuyla kestiğini belirten Denktaş, bunun üzerine daveti kabul ettiklerini söyledi. Denktaş, iki tarafın da değişiklik isteklerine Annan'ın "Rötuş yapabilirsiniz. Çünkü nazik bir denge var, bu dengeyi bozmayacaksınız" yanıtını verdiğini aktardı. KKTC lideri, plandaki dengenin Rum tarafından yana olduğunu savundu.

'Hiçbir şey değil'
Denktaş, 10 Mart'a dek Papadopulos'la BM Genel Sekreteri'nin özel temsilcisi Alvaro de Soto aracılığıyla görüşebileceklerini söyledi. Dün Klerides'ten görevi devralan yeni Rum lideri Papadopulos da, 'Lahey'e gitmeyi kabul etmek, büyük evet için yarım adım mı?' sorusunu "Hayır. Hiçbir şey değildir" diye yanıtladı. Papadopulos, Annan'ın önerisini Rum Mil
li Konseyi'nde inceleyeceklerini ve kararlarını netleştirerek Lahey'e gideceğini belirtti.
(Radikal, aa)

10 Mart'ta anlaşın yoksa her şey biter

Hüseyin ALKAN / LEFKOŞA

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs'tan ayrılmadan önce tarafları Lahey'de imzaya zorlamak için "10 Mart'ta anlaşamazsanız çözüm çabaları sona erer" dedi.

BM Genel Sekreteri Annan Ada'dan ayrılmadan önce tarafları Lahey'de imzaya zorlamak için '10 Mart'ta anlaşamazsanız çözüm çabaları sona erer' dedi.

Birleşmiş Milletler'in Denktaş'ı devre dışı bırakmayı amaçlayan referandum önerisiyle AKP iktidarı Kıbrıs konusunda yeni bir sınavla karşı karşıya kaldı. Denktaş ve Rum Lider Papadopulos, çözüm planının doğrudan referanduma sunulması önerisine 10 Mart'ta gidecekleri Lahey'de karar verece
k. Mutabakat metnine iki liderin yanı sıra Kıbrıs'ın üç garantörü olan Türkiye, Yunanistan ve İngiltere'nin de imza koyması gerekiyor. Plana ve referanduma karşı çıkan Denktaş karar için Lahey'den önce Ankara'ya gidecek. Kararda büyük ölçüde Ankara'nın tavrı belirleyici olacak.

Genel Sekreter dün Denktaş ve Rumların yeni lideri Tasos Papadopulos'u Yeşil Hat'ta bir araya getirdi. Görüşmede iki lider de meclislerine danışacaklarını söyleyerek öneriye yanıt vermedi. Bunun üzerine Annan, liderlerden cevapları
nı 10 Mart'ta Lahey'de vermelerini istedi.

Annan Ada'dan ayrılmadan önce tarafları Lahey'de imzaya zorlamak için '10 Mart'ta taraflar anlaşamazsa çözüm çabaları sona erer. Yolun sonuna gelmiş oluruz' dedi.

İşte referandum sorusu


Yeni plana göre referandumda Kıbrıslı Türklere ve Rumlara su soru sorulacak:

'Planı, ekteki maddeleriyle birlikte Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum kurucu devletlerinin yasalarını ve uygulamalarını, yeni düzende Kıbrıs'ın AB'ye üyeliğini onaylıyor musunuz.'

Denktaş: Demokratik değil

Cumhurbaşkanı Denktaş, Lahey'e gitme kararlarının planı referanduma götürmeyi kabul ettikleri anlamına gelmediğini söyledi. Planı kendisini devre dışı bırakmayı amaçlayan bir 'oldu-bitti' olarak niteleyen Denktaş, 'Halkın temsilcilerini saf dışı bırakan bu öneri adil ve demokratik değil. Halk planı bilmiyor'dedi.

HURRIYET 01/03/2003

Denktaş: Referanduma evet-hayır aldatıcı

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, bir devletin ve bir hükümetin bir konuyu referanduma götürmeden önce hükümetin ve meclisin gerekli yasal hazırlıkları yapması gerektiğini belirterek, dünyanın hiçbir yerinde başkasının emriyle referanduma gidilmeyeceğini söyledi.

Denktaş, Mücahit Komutanlar Derneği yöneticilerini kabulü sırasında yaptığı açıklamada, ortada referanduma sunulacak, iki tarafça da üzerinde mutabakata varılmış bir plan olmadığının altını çizerek, Annan planının tamamlanmadığını, tamamlanması gereken çok boşsayfalar bulunduğunu, iki tarafın da planda değişiklik istediğini kaydetti.

''Bu halk neye evet, neye hayır diyecekt
ir'' ifadesini kullanarak,planı bilenin de, bilmeyenin de tartıştığını belirten Denktaş, planın olduğu gibi referanduma sunulması halinde, tüm Güzelyurt yöresinden Yeşilırmak'a kadarki kesimin Rumlara verilmesine, 50-60 bin Türkün yeniden göçmen olmasına, zaman içinde 80 bin Rumun içlerine gelmesine,bir o kadar da Türkün yerinden sökülmesine karar verileceğini söyledi.Denktaş, ''Buna bu halk 'evet' diyecek mi, demeyecek mi'' diye konuştu.

Planda Türk tarafının veto hakları ile Türkiye'nin etkin ve fiili g
arantisinin sulandırıldığını belirten Denktaş, limanların da merkezi hükümete ait olacağını kaydetti. Türkiye'nin AB'ye üyeliği ile Türk askerin adadan çıkacağını ifade eden Denktaş, plan konusunda devamlı olarak halka yanlış bilgi verildiğini ve bunu yapanların ''Karen Foog'un yolunda gidenler olduğunu'' söyledi.

Denktaş, yapılan gösterilerle Meclis'in etki altına alınmaya çalışıldığını, Meclis'tekilerin gösterilerin etkisi altında kalmaması gerektiğini, bunun bir vicdan ve edilen yemin meselesi olduğunu
vurguladı.

''ALDATICI SORU''

''Annan planına evet mi, hayır mı sorusunun çok aldatıcı ve yanlış olduğunu, hiçbir netice vermeyeceğini ve insanları kandıracağını'' söyleyen Denktaş, ''50 bin, 60 bin insanının göç etmesine razı mısın? Daha sonra 80 bin Rumun içine gelmesine razı mısın? Rum tapularının geçerli, senin tapularının geçersiz olmasına razı mısın? Bütün bunlar vardır bunun içerisinde'' diye konuştu. ''Sanki kendilerinmiş gibi Karpaz'ı bize bırakıyorlarmış'' diyen Denktaş, Karpaz'a Rum doldurular
ak başlarına bela yapılmak istendiğini söyledi.

Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un, ''Karpaz'ı almazsam anlaşma yapmam. Bütün göçmenler geri gitmezse anlaşma olmaz'' diye basbas bağırdığını ifade iden Denktaş, şöyle devam etti:

''Bırakın bakalım, bunları biraz daha temizleyelim. Bunları Genel Sekreter de biraz daha anlasın. Niçin birinci planı değiştirdi, ikinciyi getirdi? Niçin şimdi üçüncüyü getiriyor? Çünkü ısrarla bu da olmadı. Bu da olmalıdır diye uğraştık da onun için. Daha da uğraşacak vaktimiz yok mu? Niçin yok? 'Aman Avrupa Birliği'ne Rum gidiyor' diye.Bırak gitsin. Eğer Kıbrıs'ın hakikaten ikiye bölünmesini istiyorsa gidecek. O gittikten sonra senin AB kapıların kapanmaz ki. Yine sen Türkiye ile birlikte aynı yolda yürüyeceksin.'' Bilerek veya bilmeyerek Kıbrıs Türklerinin Kıbrıs'tan sökülmesine yönelik bir plan hazırlandığını ve buna Rumların da katkısı olduğunu ifade eden Denktaş, bunları BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a da ilettiğini kaydetti.

ANKARA ZİYARETİ


Bir soru üzerine, Ankara'ya
yapacağı ziyaretin bu hafta içinde olacağını, ancak gününün henüz netleşmediğini söyleyen Denktaş, Meclis'le de istişareler yapacağını belirtti.

Denktaş, Lefkoşa'da Perşembe günü yapılan miting alanında 2 bomba bulunduğuna işaret ederek, bunu kimsenin
tasvip etmediğini ve bu tür provokatörlükleri Kıbrıs Türkünün bünyesinin kabul etmeyeceğini vurguladı.

HURRIYET 01/03/2003

BM GENEL SEKRETERİ’Nİ BIKTIRDILAR

Annan: Lahey yolun sonu

Kıbrıs’ta havlu atma noktasına gelen Annan, Türk ve Rum liderlere, ‘10 Mart’ta Lahey’de referanduma evet demezseniz bu iş biter’ dedi... Denktaş ve Papadopulos, ‘Lahey’e evet, imzaya hayır’ dediler. Annan’ın Atina ve Ankara’dan referandum için olumlu sinyal aldığı iddia edildi

YORGO KIRBAKİ Atina

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, revize edilmiş çözüm planını referanduma götürüceklerine dair taahhüt vermelerini istediği Kıbrıslı Türk ve Rum liderlerin 10 Mart Lahey buluşmasında böyle bir taahhüde girmemeleri halinde üstlenmiş olduğu iyiniyet misyonunun sona ereceğini söyledi.
KK
TC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Kıbrıs Rum Yönetimi’nin yeni lideri Tasos Papadopulos’un 10 Mart’ta Hollanda’nın Lahey kentinde buluşmayı kabul etmeleri üzerine Annan, Lefkoşa’dan New York’a gitmek üzere uçağa binerken yaptığı açıklamada, "Eğer 10 Mart’ta taraflardan biri, planı 30 Mart’ta referanduma sunmak için taahhütte bulunmaya hayır derse, hiç şüphesiz bu yolun sonu olur" dedi ve BM’nin Kıbrıs sorununun çözümü için gösterdiği tüm çabaların sona ereceğini açıkça belirtti.

Davete evet, imzaya hayır

Annan dün sabah Lefkoşa’daki ara bölgede son kez bir araya geldiği KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Rum lider Tasos Papadopulos’un 10 Mart’ta Lahey’e gitmeyi kabul ettiğini açıkladı.
Lahey’deki tarihi zirveye Türkiye, Yunanistan ve İngiltere de katılac
ak.
Ancak dünkü görüşmede Lahey davetini kabul eden Denktaş ve Papadopulos, 30 Mart’ta referanduma gideceklerine dair taahhütte bulunmaktan kaçınacaklarını, yani taahhütnameye imza koymaya niyetli olmadıklarını belli edince, Annan hayal kırıklığına uğradı
. Buna karşın Annan’ın, hem Atina hem de Ankara’dan çözüm için olumlu sinyal aldığı ileri sürüldü.

Ön referandum konusu
Edinilen bilgilere göre, Denktaş, 10 Mart’tan önce KKTC’de ön referandum yapabileceği konusunu Annan’a açtı. BM Genel Sekreteri, "İçişlerinizde istediğinizi yapın, yeter ki 10 Mart’a kadar tamamlanmış olsun" cevabını verdi.
Papadopulos ise, görüşmeden sonra gazetecilerin, "Lahey’e gitmeyi kabul etmek, büyük evet için yarım adım mıdır?" sorusuna "Hayır. Hiçbir şey değildir" cevabını ver
di. Papadopulos, Annan’ın önerisini Rum Milli Konseyi’nde inceleyeceklerini ve ne istediklerine karar vererek Lahey’e gideceğini söyledi.

Rauf Denktaş: Önce Ankara, sonra Lahey

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın daveti üzerine referandum konusunda karar vermek üzere 10 Mart’ta Lahey’e gitmeden önce Ankara’ya gideceğini açıkladı.
Lahey’de imzalanacak belgenin altında Türkiye ve Yunanistan’ın da imzalarının olması gerektiğini vurgulayan Denktaş, "Dolayısıyla Türkiye ile tema
s edip ‘İmzalayacak mısınız, imzalamayacak mısınız bunu?’ diye kendi aramızda bir karara varmamız lazım" dedi.
Denktaş, planın doğrudan referanduma sunulmak istenmesini eleştirerek, halkın planı yeterince bilmediğini ve planda doldurulması gereken çok boş
sayfalar olduğunu söyledi.
Papadopulos’a "Lahey’e imzalamaya mı gideceksin?" diye sorduğunu ve Rum liderin, "Hayır, ama çalışmalar devam edecek" yanıtını verdiğini anlatan Denktaş, görüşmede tartışma çıktığını, Genel Sekreter’in, "Evet ya da hayır... Kar
arınızı bildirmek için Lahey’e geliyor musunuz, gelmiyor musunuz?" diye sorduğunu, bunun üzerine Lahey’e gitmeyi kabul ettiklerini söyledi.
MILLIYET 01/03/2003

Gösteriye ABD desteği

ATİNA Milliyet

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs’ta bulunduğu sırada, KKTC’de önceki gün yapılan gösteriye ABD damgasını vurdu.
Ada’da bulunan ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Temsilcisi Thomas Weston ile ABD’nin Kıbrıs Rum Kesimi’ndeki Büyükelçisi Michael Closon, Yeşil Hat’tan geçerek İnönü Meyda
nı’ndaki gösteriyi izledi.
ABD’li yetkililerin ilk kez böyle bir gösteriyi izlemeleri, Atina ve Rum Kesimi’nde, "Weston ile Closon, Denktaş aleyhindeki protesto mitingine katıldı" ve "KKTC’de ABD hiyamesinde gösteri" şeklinde değerlendirildi.
Bunun üzeri
ne, Rum Kesimi’ndeki ABD Büyükelçiliği’nden bir açıklama yapıldı. Açıklamada, iki ABD’li yetkilinin, "demokratik bir toplumda özgür insanların kendilerini ifade etme hakkı çerçevesinde düzenledikleri bir eylemi izledikleri" belirtildi

MILLIYET 01/03/2003

‘Kıbrıs halkı konuşsun’


UTKU ÇAKIRÖZER Ankara

BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın yeni Kıbrıs planını Ada’daki taraflara sunmasının ardından KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş üzerindeki "planı halka sor" baskıları da artmaya başladı. KKTC halkı Ada’da planın kabul edilmesi için gösteriler yaparken, İngiltere’nin Ankara Büyükelçisi Peter Westmacott da Milliyet’e yaptığı açıklamada, "Kıbrıs Türk halkının Annan Planı hakkındaki düşüncelerini kendilerinin açıklaması iyi bir fikir" diyerek referanduma gidilmesini istedi.
Taraflara sunulan 3. Annan Planı’nın Türk tarafına eşit haklar, güvenlik garantileri ve Rumlarla eşit AB üyeliği konusunda büyük fırsat tanıdığını vurgulayan Westmacott, "planın getireceği yeni düzen, dünya tarafından tanınmayan hatta illegal kabul
edilen geri kalmış bir varlık olarak yaşamına devam etme alternatifinden çok daha çekici" dedi. Denktaş’ın planla ilgili bir önreferandum yapacağı yönündeki haberleri çok olumlu bulduklarını kaydeden Westmacott, "Kıbrıslı Türklerin plan hakkında ne düşündüklerini kendilerinin söylemeleri iyi bir fikir" diye konuştu.
MILLIYET 01/03/2003

Annan ültimatomu Yunan basınında


ATİNA Milliyet

BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos’la Lefkoşa buluşmasında ortaya koyduğu ültimatom niteliğindeki belge, daha önceki plan ve belgelerde de yaşandığı gibi Yunan basınına sızdı.
"Tahkimname" adı verilen iki sayfalık belgenin girişinde "Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin, demokratik yollardan se
çilmiş liderleri olan bizler, BM Genel Sekreteri’nin himayesinde yapılan siyasi açıdan eşit ve tarafların sadece kendi kesimini temsil ettiği müzakelerden sonra, 25 Mart 2003 tarihine kadar, yapılması birlikte kararlaştırılacak değişiklikleri de dahil ederek, (....) 2003 tarihli ekteki kurucu anlaşmayı 30 Mart 2003’te aynı gün ve ayrı ayrı olarak gerçekleştirilecek referandumlarla onaya sunma konusunda anlaştık" denildi.
Belgede, 30 Mart’ta düzenlenmesi öngörülen referandumda halka "evet" ya da "hayır" şek
linde yanıtlaması için sorulacak soru metninde, garantör devletler Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin imzası için ayrılan bir bölüm de bulunuyor.
MILLIYET 01/03/2003

Üs arazisi Rumlara veriliyor


Revize edilmiş üçüncü Annan Planı’nda yer alan haritada Karpaz Türk Kesimi’ne bırakılırken, bunun karşılığında Güzelyurt’un neredeyse tamamı ve Mesarya Ovası’nın önemli bir bölümü Rumlara bırakılıyor. Rumlara bırakılan önemli bir toprak parçası da, İngilizlerin çözüm karşılığında vazgeçtikleri üs arazisinin yüzde 90’ı. İngilizler Agratur ve Dikelya üslerinin yüzde 45’ini Ada halkına bırakacaklarını açıklamışlardı. Ada toprağının yüzde 1.2’si kadar olan 115 km.lik bu araziden Türk Kesimi’ne düşen pay sadece yüzde 10 oldu.
MILLIYET 01/03/2003


Denktaş: Başkasının emriyle referandum olmaz

KKTC Cumhurbaşkanı, dünyanın hiçbir yerinde başkasının emriyle referanduma gidilmeyeceğini söyledi.

Lefkoşa
AA

1 Mart— Rauf Denktaş, yaptığı açıklamada, ortada referanduma sunulacak, iki tarafça da üzerinde mutabakata varılmış bir plan olmadığının altını çizerek, Annan planının tamamlanmadığını, tamamlanması gereken çok boş sayfalar bulunduğunu, iki tarafın da planda değişiklik istediğini kaydetti.

“Bu halk neye evet, neye hayır diyecektir?” ifadesini kullanarak, planı bilenin de, bilmeyenin de tartıştığını belirten Denktaş, planın olduğu gibi referanduma sunulması halinde, tüm Güzelyurt yöresinden Yeşilırmak’a kadarki kesimin Rumlara verilmesine, 50-60 bin Türkün yeniden göçmen olmasına, zaman içinde 80 bin Rumun içlerine gelmesine, bir o kadar da Türkün yerinden sökülmesine karar verileceğini söyledi.
Denktaş, “Buna bu halk ‘evet’ diyecek mi, demeyecek mi?” sorusunu yöneltti.

“TÜRKİYE’NİN GARANTÖRLÜĞÜ SULANDIRILIYOR”
Planda Türk tarafının veto hakları ile Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinin sulandırıldığını belirten Denktaş, limanların da merkezi hükümete ait olacağını hatırlattı.

” ‘PLANA EVET Mİ, HAYIR MI?’ SORUSU YANILTICI”
Rauf Denktaş ayrıca, “Annan planına evet mi, hayır mı?” sorusunun çok aldatıcı ve yanlış olduğunu, hiçbir netice vermeyeceğini ve insanları kandıracağını” söyledi.
KKTC Cumhurbaşkanı, “50 bin, 60 bin insanının göç etmesine razı mısın? Daha sonra 80 bin Rumun içine gelmesine razı mısın? Rum tapularının geçerli,
senin tapularının geçersiz olmasına razı mısın? Bütün bunlar vardır bunun içerisinde” diye konuştu.

ABD Kıbrıs’ta halkoylaması istiyor

ABD, BM’nin Kıbrıs planı için halkoylaması yapılmasının, “Kıbrıs halkının geleceğini belirlemede en demokratik ve yapıcı yol olduğunu” savundu.

Washington
NTV

1 Mart— Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher, yayımladığı açıklamada, “BM planını halkoyuna sunmak, Kıbrıs halkının geleceğini belirlemede en demokratik ve yapıcı yoldur. Kıbrıslıların, birlikte, Avrupa içindeki geleceklerine ‘evet’ deme şansıdır. Bu, bir daha gelmeyebilecek bir fırsattır” iddialarına yer verdi.

Boucher, Washington’ın, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs konusundaki çabalarını uzun zamandır desteklediğini belirterek, Lefkoşa’da önceki gün yapılan gösterilerin, Kıbrıs halkının pek çoğunun çözümü istediğini gösterdiğini savundu.

Annan planı felaketimiz olur!

Cumhurbaşkanı Denktaş Mücahit Komutanları ve Çiftçiler Birliği heyetleriyle görüştü

Annan Planı'nı "yarıbuçuk bir plan" olarak nitelendiren Cumhurbaşkanı Denktaş, planın içinde henüz doldurulmamış olan birçok boş sayfa bulunduğunu kaydetti

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın ikinci kez revize ederek, taraflara sunduğu BM belgesinin, 30 Mart tarihinde öngörülen referanduma sunulacak durumda olmadığını vurguladı.
Denktaş, "Bu belge, halka sunulacak bir durumda değildir, eksikleri var, aksaklıkları çok, aleyhimize olan kısımları bol bol… Bu, Kıbrıs Türkü'nün yerinden sök
ülmesi ve yeniden kök tutmamak üzere bir yerlere serpilmesi planıdır" dedi.
KKTC'de, "planı referanduma götürelim" diye karar çıkaranların, "halkın iradesine sunalım" diyenlerin, durup düşünmesi gerektiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Denktaş, "Halkın irades
ine sunulacak bu plana, önümüzde bu iradenin temsilcisi olan Hükümet'in oluru var mı? Yani Hükümet, baştaki sorumlu, 'bu plan, Kıbrıs Türkleri'nin lehinedir, Kıbrıs Türkleri'ne "evet" mi "hayır" mı diye sorulabilir ve "evet" demesi için de biz idare olarak uğraşacağız' diyor mu? Eğer Hükümet, bunu demiyorsa, Meclis'e referandum yasası göndermez, gönderemez" dedi.
Hiçbir hükümetin, halkın zararına olabileceğini düşündüğü bir belgeyi halkın refarandumuna sunmakla yükümlü olmadığını da vurgulayan Denktaş, "Yan
i 'ben sunayım da halk isterse "evet" desin. "Evet" derse biliyorum bu kadar göç olacak, bu kadar sökülüp ekileceğiz, bu kadar toprak gidecek, içimize bu kadar Rum gelecek, ama halk "evet" dediğine göre napalım biz kabul ettik. Neden? Gelecek seçimde kazanalım diye.' Böyle düşünen insanlar, sorumluluklarının idraki içerisinde değildirler" dedi.
Annan Planı'nı "yarıbuçuk bir plan" olarak nitelendiren Cumhurbaşkanı Denktaş, planın içinde henüz doldurulmamış olan birçok boş sayfa bulunduğunu kaydederek, şöyle
dedi:
"Bu planın içine girecek daha birçok yasa var, kurucu devlet dedikleri Kuzey ve Güney'deki devletlerin anayasaları var. Rum'un dış dünyayla yaptığı 1600 tane anlaşmanın gözden geçirilmesi var. Önümüzde tamam bir plan yok. Dolayısıyla 'acele 30 Mart'
ta muhakkak bu referanduma gider' diye uğraşanların, ya hesap bilmediği veya umurunda olmadığı anlaşılmaktadır."
" 'BU PLANIN DIŞINA ÇIKAMAZSINIZ' SÖZLERİNDEN VAZGEÇİLMESİ LAZIMDIR"--
Annan Planı'nda varolan eksikliklerle aksaklıkların giderilmesi için müzakerelerin uzun boylu devam etmesi ve "Bu planın dışına çıkamazsınız" sözlerinden vazgeçilmesi gerektiğine işaret eden Cumhurbaşkanı, "Çünkü bu plan, Kıbrıs Türkü'nü mahkum eden bir plandır" dedi.
50-60 bin Kıbrıs Türkü'nün yerinden sökülmesini ve Kıbrıs T
ürkü'nün içine 80 bin kadar Rum'un gelmesini öngören bu planı, BM Genel Sekreteri'nin derinliğine incelemediğinin altını çizen ve planı, Annan'nın yardımcılarının Rumlarla ve İngiltere'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Lord Hannay'le işbirliği içinde hazırladığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı, "Dolayısıyla 'planı referanduma götürelim' diye karar çıkaranlar, 'halkın iradesine sunalım' diyenler, durup şunu düşünmelidirler" dedi ve şöyle devam etti::
"HÜKÜMET'İN, BAŞTAKİ SORUMLUNUN BU PLANA OLURU VAR MI?"
"Halkın iradesine sunulacak bu plana, önümüzde bu iradenin temsilcisi olan Hükümet'in oluru var mı? Yani Hükümet, baştaki sorumlu, 'bu plan, Kıbrıs Türkleri'nin lehinedir, Kıbrıs Türkleri'ne "evet" mi "hayır" mı diye sorulabilir ve "evet" demesi için de biz idare ola
rak uğraşacağız' diyor mu?
Eğer Hükümet, bunu demiyorsa, Meclis'e referandum yasası göndermez, gönderemez. Hükümet'in sorumluluğudur çünkü başta… Hükümet, bu yarı buçuk, tamamlanmamış ve Türkler'in birçok hususta aleyhine olan planı, Meclis'e gönderirse, s
orumluluk o zaman hem Hükümet'indir hem Meclis'indir, Meclis'teki temsilcilerinizindir. Bu planı okumaları lazım evvela, okuduklarını ben sanmıyorum. Eğer okumuş olsalardı, 'Bu boş sayfalar nedir yahu? Biz, boş sayfaları nasıl referanduma göndeririz? Biz, bu boş sayfaların da dolmasını isteriz. Bunlar dolmadan, bunların ne olacağını bilmeden, bu Annan Planı'nı referanaduma gönderiyorum demek sorumsuzluktur, halka saygısızlıktır' derler ve böyle bir oylamadan vazgeçerler.
KABAKÇI
Kıbrıs Türk Çiftçiler Birliği Başkanı Ali Can Kabakçı da kabulde yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Denktaş'tan Kıbrıs Türk Halkı adına yürüttüğü davada rahat olmasını istedi.
Kıbrıs Türk köylüsünün ülke topraklarına sahip çıktığını ve çıkmaya da devam edeceğini belirten Kabakçı, "Çif
tçi ve köylü sizin yanınızdadır. Tuttuğunuz yolun doğru olduğuna inanmaktadır. Size desteğimiz tamdır" dedi.
KESKİN
Mücahit Komutanlar derneği Başkanı Hasan Keskin kabulde derneği adına Cumhurbaşkanı Denktaş'a destek belirtti.
Mücahit Komutanları Derneği'nin milli mücadelenin her evresinde bulunan kişilerden oluştuğunu ve farklı bir statüsü bulunduğunu vurgulayan Keskin, Kıbrıs Türkü üzerinde oynanmak istenen oyunları tasvip etmediklerini söyledi.
Irak, Filistin, Ermanistan gibi yerlerde çok büyük sorunlar
bulunurken BM genel Sekreteri'nin tüm zamanını Kıbrıs'a ayırmasına bir anlam veremediklerini kaydeden Hasan Keskin, Annan'ın adeta AB'ın paralı memuru gibi davrandığını söyledi.
Planın getirdiği sürecin toplumu ikiye böldüğünü ifade eden Keskin, savaşın h
er evresinde bulunmuş kişiler olarak barış ve huzuru herkesten çok istediklerini ancak geçmiş kötü günlere dönmek de istemediklerini vurguladı.

HALKIN SESI 02/03/2003

ABD`den referanduma destek!
Boucher, "BM planını referanduma sunmak, Kıbrıs halkının geleceğini belirlemede en demokratik ve yapıcı yoldur. Bu, bir daha gelmeyebilecek bir fırsattır"
ABD, BM`nin Kıbrıs planı için referandum yapılmasının, Kıbrıs halkının geleceğini belirlemede en demokratik ve yapıcı yol olduğunu belirterek, `bu fırsatın bir daha gelmeyebileceği`` görüşünü savundu.
ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher yayımladığı açıklamada, ``BM planını referanduma sunmak, Kıbrıs halkının geleceğini belirlemede en demokratik ve yapıcı yoldur. Kıbrıslıların birlikte, Avrupa içind
eki geleceklerine `evet` deme şansıdır. Bu, bir daha gelmeyebilecek bir fırsattır`` dedi.
Boucher, ABD`nin, BM Genel Sekreteri Kofi Annan`ın Kıbrıs konusundaki çabalarını uzun zamandır desteklediğini belirterek, Lefkoşa`da yapılan gösterilerin, Kıbrıs hal
kının pek çoğunun çözümü istediğini gösterdiğini ifade etti.
ABD`nin, BM Genel Sekreteri`nin tarafların 10 Mart`ta Lahey`de bir araya gelmesi davetini desteklediğini belirten Boucher, Annan`ın liderlerden, Lahey`deki toplantıya gelirken, BM planını 30 Mar
t`ta referanduma sunup sunmayacakları konusunda kesin bir cevap getirmelerini istediğini kaydetti.
Açıklamada, ``ABD, BM Genel Sekreteri`nin bu girişimini kuvvetle destekliyor ve BM`nin gözden geçirilmiş planının, Kıbrıs`ın bölünmesine karşı adil ve uygul
anabilir bir çözüm olduğuna inanıyor`` denildi.
Boucher, açıklamada, Annan`ın çabalarında başarıya ulaşması ve kapsamlı çözüm planının halka sunulmasının ``istisnai önem`` taşıdığını da vurguladı
.

HALKIN SESI 02/03/2003

S.Denktaş: "Referanduma Gitmenin de bir yolu var"
Demokrat Parti genel Başkanı, Turizm ve Çevre Bakanı Serdar Denktaş, Annan Planı konusunda son kararı halkın vereceğini ama referanduma gitmenin de bir yolu olduğunu söyledi.
Serdar Denktaş, "Şu anda önemli olan referanduma gitmek değil, planın referanduma sunulacak hale gelip gelmediğidir. Demokrat Parti olarak biz, şimde üçüncü planda yer alan olumsuzlukları saptıyoruz" dedi.
Serdar Denktaş, Kıbrıs konusundaki son gelişmelerle ilgili olarak BRTK muhabirinin sorularına karşılık, "plan konus
unda son kararı halkın vereceğini ama referanduma gitmenin de bir yolu olduğunu" söyledi.
"Demokrat Parti Parti meclisi'nin Ocak ayında planın referanduma sunulmasına onay vermeyi oybirliğiyle kararlaştırdığını anımsatan Serdar Denktaş, plan konusunda elbe
tte son kararı, eğrisine doğrusuna bakarak halk verecektir, ama referanduma gitmenin de bir yolu vardır. Bunlar da göz önünde bulundurulmalıdır" dedi.
Serdar Denktaş, parti olarak Üçüncü Annan Planındaki olumsuzlukları tespit etmekte olduklarını anlattı ve
"Önemli olan referandum değil, bu planın referanduma sunulmaya hazır olup olmadığıdır. Son gelişmeleri gerek partimizde gerek hükümette ele alacak, Cumhurbaşkanıyla değerlendireceğiz" diye konuştu.

HALKIN SESI 02/03/2003

Halkın büyük bir çoğunluğunun Barış ve Avrupa Birliği üyeliği talebini bir türlü içine sindiremeyen Cumhurbaşkanı Denktaş, dün en nihayet suçluyu da ilan etti:

ŞEYTAN

Denktaş şöyle konuştu: “Acele işe şeytan karışır. Şeytan bu işe çoktan karıştı, şimdi şeytanın ayağını kırmak lazımdır”

Cumhurbaşkanı Denktaş, halkın iradesine saygı duyacağına dün verdiği beyanatlarında da, hükümet de dahil, hem meclisi ve hem de halkı baskı altına almak için tehditlerine devam etti

Halkın büyük bir çoğunluğunun Barış ve Avrupa Birliği üyeliği talebini bir türlü içine sindiremeyen Cumhurbaşkanı Denktaş, dün de hem meclisi ve hem de halkı baskı altına
almak için tehditlerine devam etti. Denktaş, milletvekillerini kastederek şöyle dedi: “Yani ‘ben sunayım da halk isterse “evet” desin. “Evet” derse biliyorum bu kadar göç olacak, bu kadar sökülüp ekileceğiz, bu kadar toprak gidecek, içimize bu kadar Rum gelecek, ama halk “evet” dediğine göre napalım biz kabul ettik. Neden? Gelecek seçimde kazanalım diye.’ Böyle düşünen insanlar, sorumluluklarının idraki içerisinde değildirler” dedi
DENKTAŞ’TAN HÜKÜMETE: MECLİSE REFERANDUM YASASI GÖNDEREMEZ
“Halkın iradesine sunulacak bu plana, önümüzde bu iradenin temsilcisi olan Hükümet’in oluru var mı? Yani Hükümet, baştaki sorumlu, ‘bu plan, Kıbrıs Türkleri’nin lehinedir, Kıbrıs Türkleri’ne “evet” mi “hayır” mı diye sorulabilir ve “evet” demesi için de biz idare olarak uğraşacağız’ diyor mu?
Eğer Hükümet, bunu demiyorsa, Meclis’e referandum yasası göndermez, gönderemez. Hükümet’in sorumluluğudur çünkü başta…
DENKTAŞ’TAN MECLİSE: PLANI OKUMADILAR
Hükümet, bu yarı buçuk, tamamlanmamış ve Türkler’in birçok hususta aleyhine olan planı, Meclis’e gönderirse, sorumluluk o zaman hem Hükümet’indir hem Meclis’indir, Meclis’teki temsilcilerinizindir. Bu planı okumaları lazım evvela, okuduklarını ben sanmıyorum. Eğer okumuş olsalardı, ‘Bu boş sayfalar nedir yahu? Biz, boş sayfaları
nasıl referanduma göndeririz? Biz, bu boş sayfaların da dolmasını isteriz. Bunlar dolmadan, bunların ne olacağını bilmeden, bu Annan Planı’nı referanduma gönderiyorum demek sorumsuzluktur, halka saygısızlıktır’ derler ve böyle bir oylamadan vazgeçerler.
DENKTAŞ’TAN HALKA: “BAZILARI ÇOK FAZLA BAĞIRDI DİYE”
Halbuki herkes, gösteri yapıldı, bazıları çok fazla bağırdı diye etkilenmiş, ‘halkın iradesine gitmek kaçınılmaz’ yaklaşımı içerisinde referandum kararları almaya başlamışlar. Halkın iradesi tabiatıyla en önemlidir, ama halkın iradesini temsil eden Hükümet ve Meclis’in sorumluluğu vardır.
Referanduma ne sunulur? Referandumda basit bir soru sorulur. Mesela ‘Sigara yasağı olsun mu olmasın mı?’ Halk, bunun ne demek olduğunu bilir, ‘olsun’ der ‘olmasın’ der.
Halk bunu ne zaman okuyacak? Halk bunu ne zaman anlayacak? Yoksa kabul ettirmek için istediği şekilde tahrif edenlerin lafına bakarak mı karar verecek? Böyle şey olmaz…
DENKTAŞ SUÇLUYU BULDU: “ŞEYTAN BU İŞE ÇOKTAN KARIŞTI”
Dolayısıyla acele işe şeytan karışır. Şeytan bu işe çoktan karıştı, şimdi şeytanın ayağını kırmak lazımdır.
“HAFTAYA ANKARA’YA GİDECEĞİZ”
Burada biz istediğimiz değişiklikleri tespit edip, bunlar üzerinde ısrar etmemiz lazım. Devletimize, toprağımıza, Türkiyemize sahip çıktığımızı göstermemiz lazım ve biz önümüzdeki hafta Ankara’ya gidip bunları konuşacağız, Ankara’nın da görüşlerini, değerlendirmelerini alıp geleceğiz.”
YENIDUZEN 02/03/2003


ABD`den kıbrıs`ta referanduma destek

Dışişleri sözcüsü boucher: ``Bu fırsat bir daha gelmeyebilir``
``BM planını referanduma sunmak kıbrıs halkının geleceğini
belirlemede en demokratik ve yapıcı yol``

ABD, BM`nin Kıbrıs planı için referandum yapılmasının, Kıbrıs halkının geleceğini belirlemede en demokratik ve yapıcı yol olduğunu belirterek, “b
u fırsatın bir daha gelmeyebileceği`` görüşünü savundu.
ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Richard Boucher yayımladığı açıklamada, ``BM planını referanduma sunmak, Kıbrıs halkının geleceğini belirlemede en demokratik ve yapıcı yoldur. Kıbrıslıların birlikte,
Avrupa içindeki geleceklerine `evet` deme şansıdır. Bu, bir daha gelmeyebilecek bir fırsattır`` dedi.
Boucher, ABD`nin, BM Genel Sekreteri Kofi Annan`ın Kıbrıs konusundaki çabalarını uzun zamandır desteklediğini belirterek, Lefkoşa`da yapılan gösterileri
n, Kıbrıs halkının pek çoğunun çözümü istediğini gösterdiğini ifade etti.
ABD`nin, BM Genel Sekreteri`nin tarafların 10 Mart`ta Lahey`de bir araya gelmesi davetini desteklediğini belirten Boucher, Annan`ın liderlerden, Lahey`deki toplantıya gelirken, BM p
lanını 30 Mart`ta referanduma sunup sunmayacakları konusunda kesin bir cevap getirmelerini istediğini kaydetti.
Açıklamada, ``ABD, BM Genel Sekreteri`nin bu girişimini kuvvetle destekliyor ve BM`nin gözden geçirilmiş planının, Kıbrıs`ın bölünmesine karşı
adil ve uygulanabilir bir çözüm olduğuna inanıyor`` denildi.
Boucher, açıklamada, Annan`ın çabalarında başarıya ulaşması ve kapsamlı çözüm planının halka sunulmasının ``istisnai önem`` taşıdığını da vurguladı.
YENIDUZEN 02/03/2003

Papadopulos kabineyi kurdu

02/03/2003 RADIKAL

AFP - LEFKOŞA - Kıbrıs Rum Kesimi'nde 16 Şubat'taki başkanlık seçimini ilk turda kazanarak Glafkos Klerides'in 10 yıllık iktidarına son veren 'şahin' lider Tasos Papadopulos, önceki gün görevi resmen devralmasını takiben, dün kabinesini açıkladı. Sağlık Bakanlığı'nın bir kadına verildiği 11 üyeli kabinede, kilit önemdeki dışişleri bakanlığı daha önce de bu görevi yapmış
olan Yorgo Yakovu'ya verildi.
Kabineye Papadopulos'un liderliğindeki merkez sağ DİKO'dan çok, seçimde destek ver
en komünist AKEL ağırlığını koydu. AKEL' den dört (içişleri, ticaret, sağlık, iletişim), DİKO'dan üç (maliye, çalışma, eğitim) bakanın bulunduğu kabinede Sosyal Demokrat KİSOS savunma ve sağlık bakanlıklarını aldı. Yeşiller'in önerdiği bir bağımsız vekil de tarım bakanı oldu. Bağımsız vekillerden Yakovu da AKEL'in baskısıyla dışişleri bakanı oldu. Yakovu, daha önce Yorgo Vasilyu'nun 1988-93'teki başkanlığı sırasında bu görevdeydi. Rumların diplomaside güvendiği bir siyasi olan Yakovu, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda uzlaşmacı bir isim olarak biliniyor. BM'nin 30 Mart' ta referandum için bastırdığı dönemde Yakovu'yu zor bir görev bekliyor. Eski başkan Spiros Kipriyanu'nun oğlu, DİKO vekili Markos maliye bakanı oldu

Yorgo

Kıbrıs satrancı

Yorgo Kırbaki

02/03/2003 RADIKAL

Kıbrıs konusunda, bir son dakika mucizesi olmazsa çözümün muhtemelen başka
bahara kalacağını belirtmiştik. BM Genel Sekreteri Annan, Ankara ve Atina'nın ardından gittiği Kıbrıs'ta bu son dakika mucizesinin temelini attı.
"Rauf Denktaş ve Tasos Papadopulos ile bu iş olmaz" düşüncesiyle yola çıkan Annan, değil Kıbrıs, belki de tüm dünya tarihi için 'devrim' teşkil edebilecek formülüne muhtemele
n Ankara ve Atina'nın en azından karşı çıkmayacakları mesajını alarak gittiği adada, daha iyisinin bulunması zor olduğundan ve Kıbrıs Türkleri için AB treninin kaçmaması için çözüm planına olumlu bakan ben gibilere, yeni bir umut ışığı yaktı. Daha önemlisi de, BM'nin yıllardır hırpalanan prestijini bir denli olsun düzeltmeye çalıştı.
Annan, Denktaş ve Papadopulos'a "10 Mart'a kadar ne yapacaksanız yapın. Lahey'e gelin ve bu işe son noktayı halkların koyması için tarihi kararınızı verin" dedi.
İki lider de
, bu ültimatomu aldıkları görüşmeden hiç de memnun kalmadan ayrıldı. Ertesi gün ise çaresiz Lahey'e gitmeyi kabul ettiler. Kendilerinden başka ne beklenebilirdi ki, bu ilk 'evet'in hiçbir anlam taşımadığını açıkladılar.
Annan, garantör güçler Türkiye, Yun
anistan ve Britanya'yı da bir anlamda 'emniyet supabı' için Lahey'e çağırdı.
Rum Kesimi'nde ilk şaşkınlık geçtiğinde, Kıbrıs sorununu 16 ay içinde çözeceği vaadi ile seçimlere katılan Glafkos Klerides'i taviz vermekle suçlayıp yüzde 51.5 oranında oyla ikt
idara gelen Papadopulos'un yakın çevresinden "Tamam, öneri Denktaş'ı zor durumda bırakıyor ama Kıbrıs Cumhuriyeti'nin legal liderini de hiçe sayıyor" şikâyetleri duyuldu. Annan'ın, siyasi kariyerinde üzerinde 'made in BM' yazan her çözüm gayretine karşı çıkan ve en iyi çözümün 1974 öncesine dönüş olduğuna inanan Papadopulos'u da zor durumda bıraktığını söyleyemiyorlardı tabii. Bazı Rum ve Yunan gazeteleri ise Annan'ı 'şantajcı' diye tanımladı.
Görevini resmen daha dün üstlenen Papadopulos 'milli çıkarların
korunması
için sıkı müzekere' vaadiyle seçimleri kazandı. Şimdi seçmene ne diyecek? Lahey'e referanduma 'hayır' demek için gidecekse, Kıbrıs meselesinin kapanmasından yana görünen Başbakan Kostas Simitis'in gerçek anlamda desteğini nasıl alacak?
Ne Denk
taş, ne de Papadopulos Lahey zirvesinden önce BM Genel Sekreteri'ne verecekleri cevabın rengini belli edecek. Lahey'de ise ister 'evet' ister 'hayır' desinler, bunun nedenlerini Annan'a değil, asıl halklarına anlatmalıdırlar.
Bize göre, Lahey'de 'evet' çı
kmalı ve varılan noktadan sonra halklar kendi kaderlerini kendileri belirlemeli.
Bugün itibarıyla ve buralardan görüldüğü kadarıyla, santranç masasında
iki oyuncu hâlâ mat peşinde. Hakemler ise pat için her yolla başvuruyor.

Bir cumartesi sabahı
CD'de g
ümbür gümbür çalan eşsiz Emma Shapplin'in 'De l'abime au rivage'siyle yaz-kış ayrımı yapmaksızın illa da frappe diyerek, buzlu kahvesini yudumlayıp cumartesi sabahının keyfini çıkarmaya çalışan Türk medyasının Atina'daki bir muhabiri, Kıbrıs sorunu ve Yunanistan'ın AB dönem başkanlığı ile bağlantılı olarak Irak krizi yetmiyormuş gibi 17 Kasım'ın yarın başlayacak mahkemesini de düşününce dudak büker.
Pire'deki Koridalos cezaevinde, özel olarak hazırlanan salonda biri tutuksuz yargılanan 19 kişi, kurşun geç
irmez cam bölmenin içindeki sanık sandalyelerine yarın ilk kez oturacak.
Aralarında Türk, Amerikalı ve İngiliz diplomatların yanı sıra, Yunanlı sanayici, yayımcı ve politikacıyı öldüren, onca bombalı ve roketli saldırı düzenleyen, onca banka soygunu gerçe
kleştiren ve geçen yıl haziran sonunda tesadüf eseri çöketilmeye başlanan 17 Kasım'ın mahkemesinde, tam 80 avukat müvekillerini savunacak.
Yunan medyasının işi çok zor. Özellikle görsel ve işitsel medyanın. Birkaç ay sürmesi beklenen mahkemeyi TV ve radyo
lar naklen yayımlayabilecek mi, buna hâkimler karar verecek. Büyük bir olasıkla hâkimler, Yunanistan için bu yüzyılın davasının medya arenasına dönüşmesine izin vermeyecek. Salona cep telefonu da, küçük kayıt cihazı sokmak da yasak. Gazeteciler, sanıkların sadece sırtlarını görebilecekleri bölmede oturacak.
Mahkemenin kararına uymayacaklar için cezalar belli. Duruma göre para cezası, yayının durdurulması ve TV ya da radyonun yayın izninin iptal edilmesi.
TV yöneticileri, varoş sayılan Koridalos'da altı ay
lığına 40 bin euro'yu peşin ödeyerek mahkeme salonu yakınında daireler kiralayıp stüdyoya dönüştürdü.
Mahkeme salonunda ve çevresinde 200 polis gece gündüz nöbet tutacak. Sanıkların tümünün dosyası kabarık. Bir bölümü için müebbet, bir bölümü için ağır ha
pis cezası görünüyor.
Ancak, ilk kez 1975'te Marksist-Leninist bir ideolojiyle tetiğe basan, geçen yıllar içindeyse adeta mafyaya dönüşen 17 Kasım'ın gerçek boyutları muhtemelen ortaya çıkmayacak. Devlet veya derin devlet ile bağlantılar gibi onca iddia,
mahkemenin sonuçlanmasından sonra da muhtemelen iddia kalmaya devam edecek.
Türk medyasının Atina'daki bir muhabiri, iki Türk diplomatını öldüren, ikisini de yaralayan 17 Kasım için yazdıklarından ve biriktirdiği gazete kupürlerinden oluşan dosyasını çekm
eceden çıkarmak zorunda.
Ama daha önünde koskoca bir günü var. Hani bir piyano olsa ve onun tuşlarına dokunan sihirli parmaklar, Hacidakis'in 'Hartino to fegaraki'sini
(kâğıttan ay) çalsa, 'Senede bir gün'ü ya da 'Sen ağlama'yı çalsa diye düşünür.

Yakış: Kıbrıs politikası değişmedi

Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış, Kıbrıs konusunda ''politika değişikliği'' olarak tanımlanabilecek bir gelişmenin sözkonusu olmadığını ifade etti.

Yakış, CHP Konya Milletvekili Nezir Büyükcengiz'in soru önergesini yanıtlarken, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Yusuf Buluç'un ''Türkiye'nin Kıbrıs politikasında değişikliğe gidilebileceği'' açıklamalarına açıklık getirdi.

Yakış, Türkiye'nin Kıbrıs'ta her zaman adil ve kalıcıçözümden yana olduğunu kaydetti. Kıbrıs'ta mevcut barış ortamı
nın ve Türkiye'nin etkin ve fiili garantisinin sürmesini sağlayacak, Türk-Yunan dengesini koruyan, Ada'daki iki tarafın egemen eşitliğini kabul eden, uzlaşmaya dayalı yeni bir ortaklık oluşturulması hedefinde değişiklik olmadığını ifade eden Yakış, müzakere sürecinde yeni bir şans tanıyabilmek için KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile yakın istişare içerisinde görüşmelerin AB Kopenhag Zirvesi'nden sonra da devamına olanak sağlandığını hatırlattı.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Yusuf Buluç'un 8 Ocak 2003 tarih
inde düzenlediği basın toplantısında, Kıbrıs'ta izlenen tutum ve politikaların Denktaş ile istişare ve işbirliği içinde yürütüldüğünü ifade ettiğini belirten Yakış, ''Sözcü, müzakere sürecinin seyri içinde Annan Planı'nda yapılması gereken değişiklik taleplerimizin temel politikamız çerçevesinde Türk tarafınca gündeme getirildiğine, bunun her aktif müzakere sürecinde sözkonusu olabilecek ayarlamalar olduğuna işaret etmiştir'' dedi.

Yakış, bunun haricinde Kıbrıs konusunda ''politika değişikliği'' olarak ta
nımlanabilecek bir gelişmenin sözkonusu olmadığını belirterek, Türkiye'nin Kıbrıs'ta kalıcı bir çözüme ulaşılması amacıyla yürütülmekte olan müzakere sürecini ve Denktaş'ın çabalarını desteklediğini bildirdi. Yakış, bu hususun 15 Ocak 2003 tarihinde yapılan basın toplantısında bir kez daha teyit edildiğini kaydederek, ''Sözcümüzün açıklamaları, Kıbrıs müzakere sürecinde izlemekte olduğumuz tutumu yansıtan sarih bir tespittir'' dedi. (aa)

HURRIYET 02/03/2003

KKTC Meclisi'nden Denktaş’a referandum sürprizi

Hüseyin ALKAN / LEFKOŞA

KKTC'de Kıbrıs sorununda Denktaş ile aynı çizgiyi savunan koalisyon ortakları Ulusal Birlik Partisi ve Demokrat Parti, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, çözüm planının doğrudan halk oyuna sunulması önerisine destek verdi.

Koalisyon ortaklarının parti gruplarında aldığı bu sürpriz karar, referanduma karşı çıkan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı zor durumda bıraktı.

50 üyeli Cumhuriyet Meclisi'nde 23 sandalyesi bulunan Ulusal Birlik Partisi parlamentonun gündemine gelmesi halinde refer
andum önerisine olumlu yanıt vereceğini açıkladı. UBP Genel Sekreter Yardımcısı Hüseyin Özgürgün, 'Partimiz gücünü halktan alıyor. Halkın iradesine saygı göstereceğiz' dedi. Meclis'te 14 milletvekili bulunan, başkanlığını Denktaş'ın oğlu Serdar Denktaş'ın yaptığı koalisyonun küçük ortağı Demokrat Parti de 'Halk adına politika yapıyoruz. Halkın düşüncesini almak zorundayız' açıklamasını yaptı. Yenilikçi Atılım Partisi ile muhalefetteki Cumhuriyetçi Türk Partisi ve Toplumcu Kurtuluş Partisi de daha önce referandum önerisine evet diyeceklerini duyurmuşlardı. Böylece Meclis'te referanduma karşı çıkan hiçbir parti kalmadı. KKTC yasalarına göre, referanduma gidilmesi için Bakanlar Kurulu'nda oybirliğiyle karar alınması, daha sonra bu kararın Meclis'in onayına sunulması gerekiyor.

DENKTAŞ'TAN ÇAĞRI

Denktaş, BM planının referanduma sunulacak durumda olmadığını belirtti, hükümetin sorumlu davranarak konuyu Meclis'e götürmemesini istedi. Denktaş, 'Bu sigara yasası referandumu değil. Kaderimiz söz konusu. Milletvekilleri gelecek seçimleri kazanmak için sokaktaki gösterilerden etkilenmesin’' dedi.

HURRIYET 02/03/2003