Rumlar askeri tatbikatı iptal etti

Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, Rum Milli Muhafız Ordusu'nun (RMMO) yıllık planlı tatbikatı olan ve bu ay içinde icra edileceği duyurulan Nikiforos tatbikatının iptal edildiğini açıkladı.

Papadopulos, Türkiye ile Yunanistan'ın Doğu Akdeniz'de yapılacak tatbikatları iptal etmelerinin ardından, Rum yönetiminin de Nikiforos tatbikatını iptal kararı aldığını söyledi.

Papadopulus, Türkiye ve Yunanistan'ın tatbikatları iptal ettikleri konusunda ''resmen bilgilendirildiklerini'' kaydetti.

Rum basınında bir süre önce, ABD'nin, ''Kıbrıs'ta karşılıklı tatbikatların iptal edilmesi'' için Ankara ve Atina nezdinde girişimde bulunduğu yönünde haberler yer almıştı.

HURRIYET 10/10/03

'Vatandaşlık akını' KKTC'yi karıştırdı

Muhaceret Dairesi'ndeki izdiham sırasında Müdür Fahrioğlu kalp krizi geçirerek hastaneye kaldırıldı


SEFA KARAHASAN Lefkoşa 10/10/03

KKTC'de aralıkta yapılacak seçimler öncesi, aralarında vatandaşlık başvurusu yapma hakkı bile bulunmayan yüzlerce kişi KKTC Muhaceret Dairesi'ne akın etti.
"Hükümetin seçimi kazanmak amacıyla teşvik ettiği" iddiaları arasında yaşanan izdihamla başa çıkmakta zorlanan Muhaceret Dairesi Müdürü Metin Fahrioğlu kalp krizi geçirerek hastaneye kaldırıldı. Koroner yoğun bakım serv
isinde tedavi altına alınan Fahrioğlu'nun iki - üç gün kontrol altında tutulacağı açıklandı. Bu nedenle Muhaceret Dairesi'ndeki işlemlere de bir süre ara verildi.

SENDİKALARDAN TEPKİ
Öte yandan, vatandaşlık izdihamı nedeniyle mesaileri uzatmak zorunda kalan Muhaceret Dairesi çalışanları da isyan etme noktasına geldi. Binada iş yapamayacak durumda olduklarını anlatan personel, "Bir işlem için bir odadan diğer odaya yürüyemiyoruz" diye dert yandı.
Öte yandan vatandaşlık başvurularının yoğunlaşması üzerine Kı
brıs Türk Öğretmenler Sendikası, Kıbrıs Türk Ortaöğretim Sendikası, Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası, Kooperatif Sendikası, Belediye Emeklileri Sendikası ve Elektrik Sendikası çalışanları, Muhaceret Dairesi önüne gelerek durumu protesto etti. Sendikalar da bir günlük eylem kararı aldı.

Muhalefet: Dünyayı ayağa kaldıracağız

LEFKOŞA Milliyet 10/10/03

KKTC'deki aralık seçimleri öncesinde vatandaşlık başvurularının yoğunlaşması, muhalefet liderlerinin sert tepkisine neden oldu. Muhalefetin en güçlü partisi olan Cumhuriyetçi Türk Partisi'nin Genel Başkanı M. Ali Talat, "Konuyu Avrupa Konseyi'ne taşıyacaklarını ve dünyayı ayağa kaldıracaklarını" söyledi. Bu arada, Kıbrıs Rum yönetiminin eski lideri Glafkos Klerides, aralıkta KKTC'de yapılacak milletvekilliği seçimlerini muhalefetin kazanması durumunda, "oldu - bittilerle karşı karşıya kalınacağını, ancak senaryo gereği seçimleri muhalefetin kazanması gerektiğini" söyledi.

Büyük tepki

Anıl IŞIK-Pınar SELENGİN- Yeliz K. SARICA

Son günlerde ülkemizin en önemli gündem maddesi haline gelen 'vatandaşlık' konusunda çok ciddi gelişmeler oluyor... Haftalardır yoğun vatandaşlık başvuruları yüzünden tam bir rezalete sahne olan Muhaceret Dairesi'nde dün de üzücü olaylara yol açabilecek gergin anlar yaşandı.

KIBRIS 10/10/03

Planda eşitlik ve güvenlik korundu

ABD’nin Kıbrıs Türkü’nün egemenliğine bakış açısının ne olduğuna ilişkin soruya karşılık Klosson, adres olarak Annan plânını gösterdi

Amerika Birleşik Devletleri’nin Güney Kıbrıs Büyükelçisi Michael Klosson, BM Genel Sekteri Kofi Annan’ın adıyla anılan “kapsamlı çözüm plânı” konusunda “Kıbrıs Türk Halkı’nı bilgilendirme ” turlarını sürdürüyor.

Büyükelçi Klosson, önceki gün Gazimağusa bölgesini ziyaret ederek, Annan plânı konusunda Gazimağusa Hekim ve Dişhekimleri Dayanışma Derneği üyeleriyle bir sohbet toplântısı düzenledi.

Klosson, sohbet toplântısının, “basına açık olmasının kendisi açısından sorun teşkil etmeyeceğini ancak, konuşulacak konuların katılımcıları rahatsız edebileceğini” ileri sürerek, basın tarafından izlenmemesini istedi. Katılımcıların çoğunluğu ise, demokratik bir ülkede yaşadıklarını belirterek, sohbet toplântısının basın aracılığıyla kamuoyunun dikkatine getirilmesinin hiçbir sakıncası bulunmadığına işaret ettiler.

Toplantının basın tarafından izlenmesinde mutabık kalınmasının ardından söz alan ve Annan plânına ilişkin Amerikan görüşlerini dile getiren Büyükelçi Klossson, plânda iki kesimlilik, güvenlik ve eşitlik ilkelerinin korunduğunu ve “Annan Plânı temelinde varılacak bir anlaşmanın sonunda Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB’ye üye olacağını” söyledi.

“Kıbrıs’ta iki tarafın barışı yakalama konusunda oldukça önemli bir fırsat yakaladığını ve bu fırsatın ancak Annan Plânı temelinde bir çözümle hayata geçirilebileceğini” iddia eden Klosson, “Ancak anlaşma sağlanmazsa, 1 Mayıs 2004’ten sonra bu fırsatın garantisi yoktur" dedi.

KLOSSON’DAN, “AMBARGOLARA KARŞILIK ANNAN PLÂNI” PAZARLIĞI

Büyükelçi Klosson, Kıbrıs Türkü’ne uygulanan ticari ambargoların neden kaldırılmadığına ilişkin bir soruya karşılık, ambargoların ancak Annan Plânı’nın imzalanmasıyla ortadan kalkacağını belirterek, Kıbrıslı Türklere “Annan Plânı’nı kabul edin, ambargolar kalksın” mesajını verdi.

Klosson, “İki kesimlilik, eşitlik ve güvenlikten bahsediyorsunuz da, egemenliğimizi dile getirmiyorsunuz. Biz, KKTC Devleti’nin egemenliğinin de bir anlaşmada var olmasını istiyoruz. Bunlar Annan Plânı’nda yok. ABD’nin de Kıbrıs Türkü’nün egemenliği konusundaki politikası bu çerçevede mi” şeklindeki soruya karşılık, egemenliğe adres olarak Annan Plânı’nı gösterdi ve “Sorunuza yanıtım Annan Plânı’ndadır” dedi.

Ülkesinin Kıbrıs’ta iki taraf arasında yaşanan en büyük anlaşmazlık konusunun “egemenlik” konusu olduğunu kabul ettiğini ifade eden, ancak buna karşın Kıbrıs Türkü’nün egemenliğini tanıyacaklarına ilişkin herhangi bir görüş belirtmeyen Klosson, “Bu konu, tabii ki iki taraf arasındaki en büyük anlaşmazlıktır, Annan Plânı’nın yapmaya çalıştığı da bu anlaşmazlığı çözmektir”iddiasında bulundu.

“TURLARINIZ SEÇİMLERE MÜDAHALE DEĞİL Mİ?”

Klosson, KKTC’de 14 Aralık’ta yapılacak genel seçimlerin, Annan Plânı’nı savunanlar ve plâna bu haliyle karşı çıkanlar arasında geçeceğinin görüldüğüne işaret edilerek, plân konusunda Büyükelçi’nin KKTC’nin bir çok bölgesinde çeşitli meslek gruplarıyla gerçekleştirdiği toplântıların seçimlere müdahale olup olmadığına ve bunu Türkiye yapmış olsaydı ABD’nin nasıl bir tavır takınmış olacağına ilişkin soruya karşılık, bunun bir müdahale olmadığını iddia etti. Klosson, sohbet toplântılarını düzenlemekteki amaçlarının Annan plânı konusunda karşılıklı fikir alışverişinde bulunmak olduğunu ileri sürdü ve “Günün sonunda plânı imzalayıp imzalamamaya karar verecek olan sizlersiniz. Bu konuda ABD’nin herhangi bir dayatması olamaz” dedi.

Klosson, bir hekimin Annan Plânı Rumların mülkiyet hakkını korurken, neden Kıbrıs Türklerinin yaşam hakkını korumadığını, Kıbrıs Türk halkının yitirdiği yaşamların, baskı ve tehdit altında yaşadığı günlerin, uğradığı sosyal ve ekonomik zararların nasıl giderileceğini sorması üzerine tatminkar bir yanıt veremedi ve sadece “plânın Kıbrıs Türkleri’ne yarar sağlayacağını” söylemekle yetindi.

Klosson, “Seçimleri KKTC’nin devamını savunanlar kazanırsa, ABD’nin yaklaşımı ne olacak” şeklindeki soruya karşılık ise, müzakerelerin yine Annan Plânı temelinde yürütüleceğini, ancak buna adadaki iki tarafın da onay vermesi gerekeceğini belirtti. Michael Klosson, “Bu seçimi yapacak olan biz değiliz, iki taraftır. Eğer taraflar Annan Plânı temelinde müzakerelere başlanması konusunda anlaşamazsa o zaman görüşme olmayacak ve Mayıs 2004’e kadar da herhangi bir çözüm olamayacaktır” dedi.

“KKTC’Yİ BİR GÜNLÜĞÜNE DAHİ OLSA NEDEN TANIMADINIZ?”

“KKTC’nin bağımsızlık ve egemenliğinin ABD tarafından bir günlüğüne dahi neden tanınmadığının” sorularak, “Böyle olsaydı bu sorun çok daha kolay biçimde çözülürdü” denmesi üzerine ise Klosson, bu soru karşısında Annan Plânı temelinde çözümün en iyi alternatif olduğu yönündeki ABD görüşünü yineledi.

HALKIN SESI 10/10/03


Muhaceret Dairesi’nde KTAMS grevi

Vatandaşlık için bekleyenler ile grevciler ve destekçileri arasında zaman zaman gerginlik yaşandı

Talat: Kabul edilemez. Dünyaya duyuracağız Avrupa Konseyi’ne başvuracağız

Akıncı: TC hükümeti bu olay karşısında sessiz kalmaya devam edecekse suça iştirak ediyor demektir

KTAMS, vatandaşlık işlemlerinden dolayı günlerdir izdiham yaşanan Muhaceret Dairesi’nde greve gitti.

“Çalışanların maddi ve manevi baskı altında olduğu” gerekçesiyle alınan grev kararına uyan dairenin yurttaşlık bölümündeki 7 çalışanı, daire önüne çıkarken; greve çıkmayan diğer çalışanlar işlem yapmaya devam ediyor.

Grevdeki çalışanlara destek vermek için bazı siyasi partilerin liderleri ve temsilcileri ile sivil toplum örgütlerinin başkan ve yöneticileri Muhaceret Dairesi’nin önüne gelirken; polis de gerek bina dışında gerek bina içerisinde güvenlik önlemleri aldı.

Grevdeki çalışanlar ve onlara destek vermek için toplanan kalabalık ile vatandaşlık işlemleri için kuyrukta bekleyenler arasında zaman zaman gerginlik yaşanırken; KTAMS’ın grevine destek vermek için Lefkoşa Belediyesi’nde 2 saatlik grev uygulayan BES’in yetkilileri ile belediye çalışanlarının toplu olarak grev yerine gelişi sırasında gerginlik arttı.

Belediye çalışanları ile onları alkışlarla karşılayanlar, “Kıbrıs’ta barış engellenemez” ve “Birlik, mücadele, dayanışma” sloganları atarlerken; vatandaşlık için kuyrukta bekleyen kalabalıktaki bazı kişiler, onları yuhaladı.

KTAMS’ın uyarı grevi mesai bitimine kadar devam edecek.

Grev alanında, grevi gerçekleştiren KTAMS’ın Genel Başkanı Ali Seylani grevle ilgili açıklama yaparken; CTP-Birleşik Güçler Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ile BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı da greve destek belirten ve verilen vatandaşlıkları kınayan birer demeç verdiler.

SEYLANİ: GREV ÇALIŞANLARI YASADIŞILIĞA ALET ETMEMEK İÇİN

KTAMS Genel Başkanı Ali Seylani konuşmasında, Muhaceret Dairesi çalışanlarının günlerdir ağır, maddi ve manevi baskı altında olduğunu savunarak, grevin bunu önlemek ve çalışanları yasadışılığa alet etmemek için gerçekleştirildiğini belirtti.

Seylani, greve çıkıp kendilerine destek olan BES ve belediye çalışanları ile grev yerine gelip destek belirten siyasilere ve örgüt temsilcilerine teşekkür etti.

“İçişleri Bakanlığı Müsteşarının çalışanlara baskıda bulunduğunu’’ iddia eden Seylani, grev yasasına göre hükümetin suç işlemekte olduğunu öne sürdü.

TALAT: SUÇ CEZASIZ KALMAYACAK

CTP-Birleşik Güçler Genel Başkanı Talat verdiği demeçte, hükümetin, Kıbrıs Türkü’ne karşı suç işlediğini söyledi ve bunun cezasız kalmayacağını belirtti.

Talat, dünyanın hiçbir yerinde, doğal nüfus artışının üzerinde, muhaceret yoluyla, nüfus akışı yoluyla nüfus artışının görülmediğini dile getirerek, YSK’nın doğal nüfus artışından daha fazla kişinin yurttaşlık hakkı elde ettiğini duyurduğunu, hala daha hızla vatandaşlıklar verildiğini kaydetti ve “bu kabul edilemez” diye konuştu. Talat, olayları bütün dünyaya duyuracaklarını, Avrupa Konseyi’ne başvuracaklarını açıkladı.

AKINCI: GÖZLEMCİLER BİR AN ÖNCE GELMELİ

BDH Genel Başkanı Akıncı da, Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün “seçimlerin demokratik” olacağını söylediğini, BDH’nın da kendisine “Türkiye’nin burdaki yetkililerini de içeren müdahaleleri ve nüfus yapısına müdaheleleri” aktardığını anlatarak, “seçmen listelerinin şişirilmesini dünyaya anlatmak çok zor olacaktır dedik, bugün yaşanmakta olan olaylar, uyarılarımızda ne kadar haklı olduğumuzu kanıtlıyor” diye konuştu. Akıncı şöyle devam etti:

“Sayın Gül’e ve aslındaTC hükümetine çağrıda bulunmak istiyorum: bıraksınlar Kıbrıs Türkü özgür iradesini ortaya koysun. Mart’ta gasp edilen referandum hakkımız, bir kere daha gaspedilmesin. Bunu yapmaya, kimsenin hakkı ve yetkisi yoktur.”

Akıncı, Türkiye hükümetinin olay karşısında sesis kalmaya devam etmesi halinde, bunun “suça iştirak” anlamı taşıyacağını kaydetti.

Akıncı, uluslararası camiaya da seslenerek, Kıbrıs Türk halkının özgür iradesini ortaya koymak istediğini, ancak buna engel olunmaya çalışıldığını savunarak, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’un kuruntularına kulak asılmadan uluslararası gözlemcilerin KKTC’ye gelmesi gerektiğini söyledi.

KTÖS’TEN KTAMS’IN GREVİNE DESTEK…

Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) Genel Sekreteri Şener Elcil yazılı açıklamasında, Muhaceret Dairesi’ndeki grevin “yasadışı uygulamaları engellemek için başlatıldığı” görüşünü savundu ve KTAMS’ın yanında olduklarını söyledi.

Elcil, eylem dahil maddi-manevi her türlü desteği vereceklerini kaydetti.

TIP-İŞ: VATANDAŞLIK İŞLEMLERİ SAĞLIK HİZMETLERİNİ AKSATMASIN

Tıp-İş, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı’nı, “vatandaşlık işlemlerinin, doktorların hastalara vermekte olduğu hizmeti aksatmayacak şekilde yürütülmesi yönünde önlem almaya" davet etti.

Tıp-İş Başkanı Erol Şeherlioğlu, bugün Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Mustafa Arabacıoğlu’na yazı göndererek, doktorların asli görevlerinin hastalara verilen hizmeti kesintisiz sürdürmek olduğunu belirtti.

Şeherlioğlu yazısında, “hükümeti seçim arifesinde KKTC vatandaşlığı dağıtarak Kıbrıs Türk halkının iradesine müdahale etmekle” suçladı.

Şeherlioğlu, özellikle son bir ay içinde yoğunlaşan vatandaşlık işlemlerinin, sağlık çalışanlarını, polikliniklere başvuran hastalara hizmet veremeyecek noktaya getirdiğini belirtti.

HALKIN SESI 10/10/03

İşte eseriniz!..

KAYBEDİYORUZ’ PANİĞİ... Kuzey Kıbrıs’ta yasa dışı ve keyfi şekilde dağıtılan “vatandaşlıklar” konusu, seçim yasaklarının başlayacağı 15 Ekim’e kısa bir süre kala yurtta gerginlik yarattı. Denktaş-UBP-DP üçlüsünün “kaybediyoruz” paniği keyfiliği, hukuk dışılığı ve Kıbrıs Türkünün iradesine saygısızlığı had safhaya ulaştırdı.

İKİ FOTOĞRAF... Kuzey’de Türkiye’den gelen ‘kuyruklarda’ vatandaşlık almayı beklerken; Kıbrıslı Türklerin güney Lefkoşa’daki “kimlik” ve “pasaport” kuyrukları da uzamaya devam ediyor. “Statüko”nun aynası olan bu iki fotoğraf, “Kıbrıs gerçeği”ni de belgeliyor!..

TALAT: SUÇ İŞLİYORLAR... CTP-Birleşik Güçler Genel Başkanı Talat da Muhaceret Dairesi’ne giderek gelişmeleri yerinde izledi. Talat, burada basına yaptığı açıklamada, hükümetin, Kıbrıslı Türklere karşı suç işlediğini söyledi ve bunun cezasız kalmayacağını belirtti.

KABUL EDİLEMEZ!.. Talat, dünyanın hiçbir yerinde, doğal nüfus artışının üzerinde, muhaceret yoluyla, nüfus akışı yoluyla nüfus artışının görülmediğini dile getirerek, YSK’nın doğal nüfus artışından daha fazla kişinin yurttaşlık hakkı elde ettiğini duyurduğunu, hala hızla vatandaşlıklar verildiğini kaydetti ve “bu kabul edilemez” diye konuştu

HASTANEDE DE SIKINTI... Hastaneye giden direktifle, ‘vatandaşlık’ için başvuranların kan tahlillerinin geç saatlere kadar sürmesi emredildi. Uzmanların, “Kan tahlili sabah saatlerinde ve aç karnına yapılır” uyarılarına rağmen, “kan örnekleri alınsın” direktifi verildi. Dün akşam geç saatlere kadar hastanede ‘vatandaş adayları’ için işlem yapılırken, kimi anlarda acil vakalara dahi müdahale edilemedi.

BAKANIN İTİRAFI... Vatandaşlık işlemlerinden sorumlu olan İçişleri Bakanı Mehmet Albayrak’ın dün yaptığı açıklamalar da gündeme bomba gibi düştü. Albayrak, dün katıldığı bir radyo programında ‘son yapılan yurttaşlıklardan bilgim yok’ dedi.

YeniDÜZEN (Haber Merkezi)

Kuzey Kıbrıs’ta 14 Aralık’ta yer alacak seçimler öncesinde gerginlik tırmanıyor. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın “Muhalefet kazansa da veto ederim” sözlerinden sonra, Cumhurbaşkanı Denktaş’la birlikte Kıbrıs sorununun çözümüne ve Avrupa Birliği’ne karşı olarak bilinen Ulusal Birlik Partisi ve Demokrat Parti hükümeti de ‘seçime yönelik’ icraatları ile gerginliği tırmandırıyor.

Hukuk dışılığın, keyfiliğin, partizanlığın ve Kıbrıslı Türklere saygısızlığın had safhaya ulaştığı uygulamalar sonunda dün gözler yine “vatandaş kuyrukları”nda oldu.

Hükümetin, seçimlerde kendisine avantaj sağlaması için Türkiye’den gelen ve bir çoğu “vatandaşlık” şartlarına uymayan şahıslara “KKTC vatandaşlığı” dağıtması yaşadıkları “kaybetme telaşı”nın göstergesi olarak bir kez daha gündeme damgasını vurdu.

Kuzey’de Türkiye’den gelen ‘kuyruklarda’ vatandaşlık almayı beklerken; Kıbrıslı Türklerin güney Lefkoşa’daki “kimlik” ve “pasaport” kuyrukları da uzamaya devam ediyor. “Statüko”nun aynası olan bu iki fotoğraf, “Kıbrıs gerçeği”ni de belgeliyor!..

Grev!.. Ve hükümetin müdahalesi

Vatandaşlıkların dağıtıldığı Muhaceret Dairesi’nde dün ‘grev’ vardı. Ancak hükümet ‘greve’ da ‘yasa dışı’ olarak müdahale etti ve “vatandaşlık” işlemlerini sürdürdü. Muhaceret Dairesi Müdürü Metin Fahrioğlu, artan baskılar nedeniyle sağlık sorunları yaşayarak, Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’ne kaldırılırken, Başbakan’ın talimatı ile Muhaceret Dairesi’ne giden İçişleri Bakanlığı Müsteşarı işlemlerle bizzat ilgilendi, belgelerin altına imza attı.

Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS), vatandaşlık işlemlerinden dolayı günlerdir izdiham yaşanan Muhaceret Dairesi’nde dün greve gitti. Grev kararı “Çalışanların maddi ve manevi baskı altında olduğu” gerekçesiyle alındı. Ancak, hükümetin müdahalesi baskısı sonucu bir grup çalışan görevlerini sürdürmek zorunda kaldı.

Grevdeki çalışanlar ve onlara destek vermek için toplanan kalabalık ile vatandaşlık işlemleri için kuyrukta bekleyenler arasında zaman zaman gerginlik yaşanırken; KTAMS’ın grevine destek vermek için Lefkoşa Belediyesi’nde 2 saatlik grev uygulayan BES’in yetkilileri ile belediye çalışanlarının toplu olarak grev yerine gelişi sırasında gerginlik arttı.

Belediye çalışanları ile onları alkışlarla karşılayanlar, “Kıbrıs’ta barış engellenemez” ve “Birlik, mücadele, dayanışma” sloganları atarlarken; vatandaşlık için kuyrukta bekleyen kalabalıktaki bazı kişiler, onları yuhaladı.

Grev alanında, grevi gerçekleştiren KTAMS’ın Genel Başkanı Ali Seylani grevle ilgili açıklama yaparken; CTP-Birleşik Güçler Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ile BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı da greve destek belirten ve verilen vatandaşlıkları kınayan birer demeç verdi.

Seylani: ‘Çalışanları suça ortak etmemek için!”

KTAMS Genel Başkanı Ali Seylani konuşmasında, Muhaceret Dairesi çalışanlarının günlerdir ağır, maddi ve manevi baskı altında olduğunu vurguladı. Grevin bunu önlemek ve çalışanları yasadışılığa alet etmemek için gerçekleştirildiğini belirten Seylani, “İçişleri Bakanlığı Müsteşarı çalışanlara baskı yaptı. Grev yasasına göre hükümet suç işliyor” dedi.

Seylani, hukukun ve insan haklarına saygının hayata geçirlimesini istediklerini kaydetti.

Talat “Suç cezasız kalmayacak”

CTP-Birleşik Güçler Genel Başkanı Talat’ta Muhaceret Dairesi’ne giderek gelişmeleri yerinde izledi. Talat, burada basına yaptığı açıklamada, hükümetin, Kıbrıslı Türklere karşı suç işlediğini söyledi ve bunun cezasız kalmayacağını belirtti.

Talat, dünyanın hiçbir yerinde, doğal nüfus artışının üzerinde, muhaceret yoluyla, nüfus akışı yoluyla nüfus artışının görülmediğini dile getirerek, YSK’nın doğal nüfus artışından daha fazla kişinin yurttaşlık hakkı elde ettiğini duyurduğunu, hala hızla vatandaşlıklar verildiğini kaydetti ve “bu kabul edilemez” diye konuştu. Talat, olayları bütün dünyaya duyuracaklarını, Avrupa Konseyi’ne başvuracaklarını açıkladı.

Hükümetin, seçimi meşru olmaktan çıkartma eğiliminde olduğunu belirten Talat, meşruluk konusunda duyarlılıklarını sürdüreceklerini kaydetti.

BDH Genel Başkanı Akıncı da, Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün “seçimlerin demokratik” olacağını söylediğini, BDH’nın da kendisine “Türkiye’nin buradaki yetkililerini de içeren müdahaleleri ve nüfus yapısına müdaheleleri” aktardığını anlatarak, “seçmen listelerinin şişirilmesini dünyaya anlatmak çok zor olacaktır dedik, bugün yaşanmakta olan olaylar, uyarılarımızda ne kadar haklı olduğumuzu kanıtlıyor” diye konuştu.

Bakanın da haberi yok!

Vatandaşlık işlemlerinden sorumlu olan İçişleri Bakanı Mehmet Albayrak’ın dün yaptığı açıklamalar da gündeme bomba gibi düştü. Albayrak, dün katıldığı bir radyo programında ‘son yapılan yurttaşlıklardan bilgim yok’ dedi.

Sadece ‘üçüncü kuşak’ yurttaşlık dosyalarını Bakanlar Kurulu’na sunduğunu itiraf eden Albayrak, diğer vatandaşlıklarla ilgili bir bilgisi olmadığını anlatarak, vatandaşlıkların keyfi yapıldığını gözler önüne serdi.

KTÖS’ten destek!

Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası, Genel Sekreter Şener Elcil imzası ile yayımlanan açıklama ile ‘Muhaceret Dairesi’ndeki greve destek verdi. Sendika, ülkede yaşanan anti-demokratik gelişmeleri kınadı. Açıklama şöyle:

Ülkemizde yaşanan son gelişmeler Kıbrıs Türkü’nün yıllardır nasıl ve kimler tarafından yönetildiğini açıkca ortaya koymaktadır. “Kendi kendini yönetme hakkı” gasbedilmiş Kıbrıs Türkü’nün çözüm ve Avrupa Birliği istemlerini bastırmak için ülkemizde yoğun bir psikolojik savaş ve baskı yöntemleri uygulamaya konmuştur.

Devlete ait radyo televizyon kurumları ve askerin kontrolündeki radyolarla, ülkemizde devlet destekli gazetelerle medya kuruluşları bu saldırılarda araç olarak kullanılmaktadır. Halkımız topyekün bir psikolojik savaşla karşı karşıya bırakılarak, beyin yıkama faaliyetleri yoğun şekilde devam etmektedir.

Halkımızın çözüm ve Avrupa Birliği istemi konusundaki kararlılığı karşısında, Sn. Denktaş ve düzenden menfaat sağlayanların saltanatları sallanmaya başlamıştır.. Bu korku ve telaş ile ellerindeki her olanağı kullanmaya yönelmişlerdir. Aralık ayında yapılacak seçimlerde işi şansa bırakmamak için usülsüz istihdamlar dahil her yola başvurmaktadırlar. Özellikle son dönemde binlerce kişiyi KKTC vatandaşı yaparak saltanatlarını devam ettirmek istemektedirler. İnsanları oy avcılığı için bir araç olarak gören Sn. Denktaş UBP-DP zihniyetine karşı olduğumuzu bir kez daha yinelemek istiyoruz.

Ayrıca yasadışı uygulamaları engellemek için Muhaceret Dairesinde onurlu bir grev başlatan Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası’nın yanında olduğumuzu ve eylem dahil, maddi-manevi her türlü desteği vereceğimizi kamuoyuna duyururuz.

Erel: Üçbeş günlüğüne gelenlere yurttaşlık!

Çözüm ve AB Partisi de dün öğle saatlerinde Muhaceret Dairesi’ne giderek greve destek verdi. Çözüm ve AB Partisi, Ali Erel başkanlığında bir heyetle Muhaceret Dairesi’ni ziyaret etti ve grev kararı alan çalışanlara tam destek verdi.

Ali Erel “Üç beş gün gibi kısa sürelerle Kıbrıs’a gelen kişilere vatandaşlık veriliyor. Günlerdir Muhaceret Dairesinde uzun kuyruklar oluşuyor. Daire Müdürü kalp krizi geçirirken, çalışanlar da sinir krizi geçiriyorlar. Yıllardır Kıbrıs’ta yaşayan, buraya yatırım yapan ve Kıbrıs’ı vatan bilen Türkiye kökenli vatandaşlarımızın da iradesini sulandırmak istiyorlar, bunun için yöntemler arıyorlar.” şeklinde konuştu.

İktidar partilerinin halkından destek alarak seçimleri kazanma umudunu her geçen gün daha da fazla yitirdiği için yasal ve ahlaki olmayan yöntemlere tevessül ettiğini hatırlatan Ali Erel, tüm halkı bu konuda hassasiyet göstermeye çağırdı.

Senelerdir, Kıbrıs’a yerleşmiş, burada çalışmış, aile kurmuş vatandaşların bulunduğunu hatırlatan Erel, “Siyasi kaygılarla Kıbrıs’taki nüfus yapısını bozacak her türlü harekete karşıyız. Sahte ikamet adresleri ve bir günde verilen vatandaşlıklarla seçime gölge düşürmeye çalışanlara halk cevabını verecektir” dedi.

Hastane de bir rezalet!

Vatandaşlıklar konusunda Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’ndeki ‘rezalet’te dün gün boyunca sürdü.

Yurttaşlık işlemleri için kan testi ve benzeri kontroller yaptırmak isteyen şahıslar, hastane koridorlarında gün boyunca bitmek bilmedi.

Hastaneye giden direktifle, ‘vatandaşlık’ için başvuranların kan tahlillerinin geç saatlere kadar sürmesi emredildi. Uzmanların, “Kan tahlili sabah saatlerinde ve aç karnına yapılır” uyarılarına rağmen, “kan örnekleri alınsın” direktifi verildi.

Dün akşam geç saatlere kadar hastanede ‘vatandaş adayları’ için işlem yapılırken, kimi anlarda acil vakalara dahi müdahale edilemedi.

TIP-İŞ: Sağlık aksamasın

Tıp-İş, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı’nı, “vatandaşlık işlemlerinin, doktorların hastalara vermekte olduğu hizmeti aksatmayacak şekilde yürütülmesi yönünde önlem almaya” davet etti.

Tıp-İş Başkanı Erol Şeherlioğlu, dün Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı Mustafa Arabacıoğlu’na yazı göndererek, doktorların asli görevlerinin hastalara verilen hizmeti kesintisiz sürdürmek olduğunu belirtti.

Şeherlioğlu yazısında, “hükümeti seçim arifesinde KKTC vatandaşlığı dağıtarak Kıbrıs Türk halkının iradesine müdahale etmekle” suçladı.

Şeherlioğlu, özellikle son bir ay içinde yoğunlaşan vatandaşlık işlemlerinin, sağlık çalışanlarını, polikliniklere başvuran hastalara hizmet veremeyecek noktaya getirdiğini belirtti.

Tıp-İş’in, Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik olarak 3 yıldır devam eden mücadeleye destek verdiğini hatırlatan Şeherlioğlu, “Mensubu olduğunuz hükümet, halkımızın bu istek doğrulusunda iradesinin yaklaşan seçimlerde meclise yansımasını engellemek amacıyla her türlü antidemokratik ve hukuk dışı yönteme başvurmaktadır” dedi.

YENIDUZEN 10/10/03

Türkiye, Bayan Loizidu’ya 900 bin dolar tazminata razı!

Avrupa Konseyi’nin büyükelçiler seviyesinde toplanan delegeler komitesi toplantısında, AİHM’nin kararı gereği, faizleri de içinde olmak üzere Loizidu’ya yaklaşık 900 bin dolar tazminat ödemek için hazır olduğunu belirten Türkiye, bununla birlikte bu davanın diğer Rumların Türkiye aleyhine yaptığı başvurular için emsal teşkil etmemesini istedi

Avrupa Konseyi’nin büyükelçiler seviyesinde toplanan delegeler komitesi, dün yaptığı toplantıda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Kıbrıslı Rum kadın Titiana Loizidu hakkında Türkiye aleyhine verdiği tazminat kararını görüştü.

Toplantıda bir sonuca ulaşılamazken, konunun gelecek hafta yapılacak delegeler komitesinde bir kez daha ele alınmasına karar verildi.

Türkiye, Temmuz ayında yapılan toplantıda, AİHM’nin Loizidu ile ilgili kararının gereğini, Ekim ayında yapılacak ilk delegeler komitesi toplantısına kadar yerine getireceğini açıklamıştı.

Toplantıda, AİHM’nin kararı gereği, faizleri de içinde olmak üzere Loizidu’ya yaklaşık 900 bin dolar tazminat ödemek için hazır olduğunu belirten Türkiye, bununla birlikte bu davanın diğer Rumların Türkiye aleyhine yaptığı başvurular için emsal teşkil etmemesini istedi.

Türkiye, bu konudaki talebinin delegeler komitesi toplantısı sonunda yayımlanacak karar bildirisinde bir biçimde yer almasında ısrarcı oldu.

Avrupa Konseyi’nde başta Yunan ve Rum heyetleri olmak üzere AB ülkelerinin de bu konudaki itirazları sonucu dün yapılan toplantılarda bir sonuç elde edilemedi ve konunun gelecek hafta bir kez daha tartışılmasına karar verildi.

Türkiye’nin, delegeler komitesi toplantısı sonunda yayımlanacak kararla birlikte, kendi çekincelerini ortaya koyan bir bildiri yayımlaması bekleniyor.

YENIDUZEN 10/10/03

 

 

İki kuyruklu Kıbrıs

KKTC'de seçim yasakları başlamadan Türkiyelileri kitleler halinde vatandaş yapılırken, Kıbrıslı Türkler de 'Kıbrıs vatandaşlığı' için güneyde kuyrukta...

11/10/2003 (373 defa okundu)

CENK MUTLUYAKALI
LEFKOŞA - KKTC'de seçim yasaklarının başlayacağı 15 Ekim'e kısa bir süre kala Türkiye göçmenlerine keyfi şekilde dağıtılan vatandaşlıklar, hem şeffaflığa gölge düşürdü, hem de büyük gerilim yarattı. Bakanlar Kurulu kararıyla vatandaş olmalarına hükmedilenler Muhacerat Dairesi önünde uzun kuyruklar oluştururken, Kıbrıslı Tü
rklerin Rum Yönetimi'nden 'Kıbrıs Cumhuriyeti kimliği' ve 'pasaport' almak için girdikleri kuyrukların uzamaya devam etmesi de adadaki statükonun çarpıklığını bir kez daha ortaya serdi.

Müdür kalp krizi geçirdi
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın "Muhalefet kazanırsa veto ederim" tehdidinin ardından iktidardaki Ulusal Birlik Partisi (UBP)-Demokrat Parti (DP) koalisyonu, yasal prosedür yerine bakanlar kurulu kararına dayanarak vatandaşlık dağıtmaya başladı. Durum öyle raydan çıktı ki, Kıbrıs Türk Amme Memur
ları Sendikası (KTAMS), günlerdir yaşanan izdiham karşısında 'çalışanların maddi ve manevi baskı altında olduğunu' belirterek önceki gün bir günlük greve gitti. KTAMS'a başka sendikalar da destek verirken, Muhacerat Dairesi Müdürü Metin Fahrioğlu, artan baskılar nedeniyle kalp krizi geçirerek hastaneye kaldırıldı. Başbakan Derviş Eroğlu'nun talimatı ile Muhacerat Dairesi'ne giden İçişleri Bakanlığı Müsteşarı işlemlerle bizzat ilgilendi, belgeleri imzaladı. Grevdeki çalışanlar ve onlara destek verenlerle vatandaşlık işlemleri için kuyrukta bekleyenler arasında zaman zaman gerginlik yaşandı.

Hastanenin hali
KTAMS Genel Başkanı Ali Seylani, çalışanların ağır baskı altında olduğunu söylerken, "Grev çalışanları yasadışılığa alet etmemek için yapılıyor" dedi. Seylani, son üç haftada 2000'in üzerinde kişinin vatandaş yapıldığını belirtti. Vatandaşlık işlemlerinden sorumlu İçişleri Bakanı Mehmet Albayrak ise sadece 'üçüncü kuşak' dosyalarını Bakanlar Kurulu'na sunduğunu itiraf edip, "Son yapılan vatandaşlıklardan b
ilgim yok" diye konuştu.
Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi'ndeki 'rezalet' de sürüyor. Hastaneye giden direktifle, 'vatandaşlık' için başvuranların kan tahlillerinin geç saatlere kadar sürmesi emredildi. Uzmanların, 'kan tahlili sabahları aç karnına
yapılır' uyarıları dinlenmedi. 'Vatandaş adayları' için işlem yapılırken, acil vakalara dahi müdahale edilememesi üzerine Tıp-İş, Sağlık Bakanlığı'nı uyardı.
İktidara gelip çözüm ve AB üyeliği sürecini başlatma umudundaki muhalefet olup bitenlere tepkili
. Muhacerat Dairesi'ne gidip gelişmeleri izleyen Kıbrıs'ta çözüm ve AB üyeliği yanlısı Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP)-Birleşik Güçler'in lideri Mehmet Ali Talat, hükümetin, Kıbrıslı Türklere karşı suç işlediğini ve bunun cezasız kalmayacağını söyledi.

'Dünya duyacak'
Tepkisini "Dünyanın hiçbir yerinde, doğal nüfus artışının üzerinde, muhacerat yoluyla, nüfus akışı yoluyla nüfus artışı görülmemiştir" diyerek gösteren Talat, "Bu kabul edilemez. Olayları bütün dünyaya duyuracağız, Avrupa Konseyi'ne başvuracağız" ifadelerini kullandı. Barış ve Demokrasi Hareketi lideri Mustafa Akıncı da, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün 'seçimlerin demokratik' olacağı sözü verdiğini hatırlatıp, "Türk yetkilileri listelerin şişirilmesini dünyaya anlatmanın çok zor olacağını an
lattık. Yaşananlar uyarılarımızın haklılığını kanıtlıyor" dedi. Önceki gün Muhacerat Dairesi'ne giden Çözüm ve AB Partisi lideri Ali Erel de, "Üç-beş gün önce Kıbrıs'a gelenlere vatandaşlık veriliyor. Yıllardır Kıbrıs'ta yaşayan, yatırım yapan ve burayı vatan bilen Türkiye kökenli vatandaşlarımızın da iradesini sulandırmak istiyorlar" diye konuştu.

İsteyene 'internetten vatandaşlık'
KKTC'de çekirdek-nohut gibi dağıtılan vatandaşlıklar öylesine tepki uyandırdı ki sanal âlemde işin esprisi bile yapılmaya başlandı.
E-postalarla KKTC kimlik kartı örneği gönderenler 'hizmeti ayağa kadar getiriyor':
KKTC vatandaşı mı olmak istersiniz?
1 - Ad yerine adını yaz
2 - Soyadı yerine soyadını yaz
3 - Fotoğraf yerine fotoğrafını koy
4 - Yazıcıdan çıkar. Yazıcın yok
sa arkadaşınınkini kullan
Eh artık sen de vatandaşsın, oy bile kullanabilirsin, hadi hayırlısı.

Denktaş bunu hep yapıyor

Erdal Güven

12/10/2003 RADIKAL

Kuzey Kıbrıs'ta Ankara'nın müdahale etmediği tek bir milletvekili ya da başkanlık seçimi yapılmadı bugüne kadar. Dolayısıyla Kuzey Kıbrıs'ta yaşanan vatandaşlık furyasının yeni ya da şaşılacak bir yanı yok. Ancak olumlu nokta şu ki bugüne kadar bu tür oldubittiler Türkiye medyasında pek yer almazdı. Kuzey Kıbrıs'taki muhalefet ve sivil toplum avazı çıktığı kadar bağırsa da Türkiye medyası ya duymaz ya da umursamazdı. İki gündür bakıyorum da artık öyle değil.
Bu değişiklik Ankara'da meydana gelen bir başka değişikliğin uzantısı olabilir. 3 Kasım seçimlerine kad
ar Kıbrıs söz konusu olduğunda tek bir Ankara vardı. Asker-bürokrat-siyaset üçlüsü gözü kapalı Denktaş'ı desteklemek konusunda aynı çizgideydi. AKP'nin üçlünün siyasi ayağını ele geçirmesi ve Denktaş'a karşı eleştirel bir söylem tutturmasıyla bu çizgide bir çatlak meydana geldi (kırılma denemez çünkü söz konusu söylem bir türlü siyasi iradeye dönüşüp icraata yansımadı). Önümüzdeki seçimler bağlamında bu çatlak Gül tarafından ortaya kondu. Gül, önce Kuzey Kıbrıs'taki seçimlerin demokratik geçmesi gerektiğini söyledi; sonra da 'Anadolu'yu arkasına almaktan' dem vuran Denktaş'a 'Öncelikle kendi halkını arkasına almasını' tavsiye etti.
Bugüne kadar Türkiye'de hiçbir politikacının göze alamadığı çıkışlardı
bunlar. Türkiye medyasının nihayet gözünün açılmasında
bu çıkışların da payı olabilir.
Ancak Denktaş durmuyor. Geçenlerde seçim sonuçlarını veto etmek gibi akıl almaz bir tehdit savurdu (Hiç kuşkunuz olmasın yakında istifa kartını da oynayacaktır) Peki bu tehdit neye delalet ediyor?
Önce bazı hatırlatmalarda
bulunalım: İlk olarak şu ana kadar yapılan kamuoyu yoklamaları Denktaş'a yakın duran iktidar partilerinin seçimler sonucunda meclis çoğunluğunu kaybedeceğini gösteriyor. İkinci olarak, üç muhalefet partisi geçenlerde bir protokol imzalayıp mecliste çoğunluğu ele geçirmeleri durumunda Denktaş'ın müzakerecilik görevine son vereceklerini ve iktidar partileriyle koalisyon kurmayacaklarını bildirdi. Ve sonuncusu yukarıda da değindiğim gibi Denktaş ve destekçisi partiler bu kez Ankara'dan siyasi destek alamıyor.
Dolayısıyla Denktaş'ın tehdidi şunlara delalet ediyor:
1 - Muhalefetin seçimi kazanma ihtimalinin statükocu güçler tarafından da ciddiye alınmaya başladığına,
2 - Denktaş'ın bu ihtimali göz önünde bulundurup seçim sonrasında müzakerecilik koltuğunu kor
umak için muhalefete gözdağı verip kendisine manevra alanı yaratmaya çalıştığına,
3 - Seçimleri muhalefet partileri kazanırsa Kuzey Kıbrıs'ı siyasi bir kriz beklediğine,
4 - Statükocu güçlerin 'yanlış' tercih yapacak seçmenlere bu 'hata'larının bedelini
ödetmeye hazırlandığına.
Tabii ki Denktaş'ın gönlünde yatan seçimleri kendisine yakın iktidar partilerinin kazanması. Aslında bu seçimlerde halk vekil falan seçmeyecek. Bu seçimlerde oylanacak olan Annan Planı temelinde bir çözüm ve Kıbrıs'ın birleşmiş ol
arak AB'ye üyeliği. Bu yüzden Denktaş seçimleri kaybetmesinin, bugüne kadar yürüttüğü politikanın sandığa gömülmesi olacağını biliyor. Bu tüm dünyaya ve Ankara'daki hükümete 'Gördünüz mü halkım arkamda' diyebilmesi için iktidarın seçimleri kazanması lazım.
Zaten tam da bu yüzden AKP'nin son dönemde Kıbrıs politikasını adeta Kuzey Kıbrıs'taki seçim sonuçlarına endekslemiş görünmesi vahim sonuçlar doğurabilecek bir hata. Şunu demek istiyorum:
Diyelim ki 140 binden az insanın oy kullanacağı seçimleri binbir
müdahale ve ayak oyunlarıyla iktidar partileri kazandı. AKP ne yapacak? Denktaş'ın istediği gibi çözüm ve dolayısıyla AB defterini kapatacak mı? 70 milyonluk bir ülkenin kaderini üstelik de şaibeli bir seçim sorasında 70 bin insanın oyuna göre mi çizecek?
Yukarıda sıraladığım 2'nci şıkkın gerçekleşmesi de tehlikeli. Çünkü Denktaş'ın çıkaracağı bir siyasi kriz yeni hükümetin kurulmasını ve yeni görüşmeci atanmasını geciktirip çözüm için zaten son derece sınırlı sayılan sürenin (1 Mayıs 2004'e kadar) daha da azalmasına yol açabilir. Bu durumda kaybedenin kim olacağı nicedir belli: Kuzey Kıbrıs ve Türkiye.
Ancak Denktaş'ın 3'üncü şıkla oynadığı da anlaşılıyor. O zaman kendisi ve Türkiye'deki akıldaneleri önce şuna açıklık getirmeli: Bu hakkı nereden alıyorlar
? Denktaş'ın hiçbir şekilde böyle bir yasal yetkisi yok. Bugüne kadar sandıktan çoğunlukla Denktaş'a yakın partileri birinci çıkarınca baştacı edilen 'seçmen iradesi' şimdi muhalif partileri çıkarınca niye veto edilme tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor? 20 yıldır her defasında Denktaş'ı müzakereci seçen meclisin bu kez seçmeme olasılığı ortaya çıkınca niye tu kaka ediliyor?
Kuzey Kıbrıs'taki seçimleri kimin kazanacağında çok daha önemli bir nokta var: Seçimlerin özgür ve adil geçmesi. Statükocu güçler daha
şimdiden gölgelemiş ve kazansalar bile daha baştan kaybetmiş durumdalar seçimleri.
Denktaş ağlarını örüyor, dikkat...

Weston: Kıbrıs'ta muhalefet kazanır

 

ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston, KKTC'de 14 Aralık'ta yapılacak genel seçimi muhalefetin kazanacağına inandıklarını söyledi.

Weston, Rum kesiminde yayımlanan Politis gazetesine verdiği demeçte, KKTC seçimlerine değinerek, Amerikalıların, muhalefetin seçimleri kazanacağına inanmaya devam ettiğini belirtti ve ''bu iyimserliğin bağımsız kuruluşlarca yapılan kamuoyu araştırmalarına dayandığını'' savundu. 

Kıbrıs konusuna da değinen Weston, bu aşamada müzakere yapılmadığını, başka konuların ve safhaların ele alındığını, daha yapılacak çok iş bulunduğunu, (BM Genel Sekreteri Kofi) Annan planındadeğişiklik yapılıp yapılamayacağına bakmak gerektiğini kaydetti. 

Weston, ''şu anda Kıbrıs konusunda müzakereler yapılmamakla birlikte, BM Genel Sekreteri'nin, koşulların var olduğuna karar vermesi durumunda görüşmelerin başlayabilmesi için hazırlıklar yapıldığını'' anlattı. ABD'nin görüşmelerin yeniden başlamasından yana olduğunu dile getiren Weston, ''Annan planının Kıbrıs sorununa bir çözüm bulunması için mükemmel bir fırsat olduğunu'' öne sürdü. 

Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un Annan planında değiştirmek istediği noktaları bildiğini ifade eden Weston, Türk tarafının değişiklik önerip önermediğini, önermiş ise hangi noktalarındeğişmesini istediğini bilmediğini kaydetti. 

Gazete aynı haberinde, Türkiye'nin Irak'a asker göndermesi konusundaki pazarlıkta Kıbrıs meselesinin de ortaya konulduğu haberlerinin yalanlandığını yazdı. 

Gazeteye göre, üst düzeydeki diplomatik bir kaynak, Washington'un,Irak'a asker gönderilmesi karşılığında Türkiye'ye Kıbrıs konusunda destek vermeyi kabul ettiği haberlerini yalanladı. 

Öte yandan, Simerini gazetesi, Ekim ayının son haftasında adayı ziyaret etmeeklenen Thomas Weston'un Kıbrıs sorununun çözümü konusunda yeni bir girişim getirmeyeceğini yazdı. 

Gazeteye göre, Weston, Amerika'nın Sesi Radyosu'na verdiği demeçte, ABD ve kendisinin, Kıbrıs sorununa bulunacak çözümün Annan planından gelmesi gerektiği görüşünde olduklarını anlattı. Kıbrıs sorununun 1 Mayıs 2004'e kadar çözümlenmesi temennisinde bulunan Weston, o zamana kadar çözüm bulunmaması durumunda Kıbrıslı Türklerin karşılaşacağını iddia ettiği sorunları, ''Kıbrıslı Türkler AB üyeliğinden yararlanmayacak. İki taraf arasındaki kişi ve ürünlerin dolaşımında sorunlar yaşanacak'' diye sıraladı. 

Weston, aynı zamanda, Türkiye'nin siyasi zorluklarla karşı karşıya geleceğini ifade ederek, ''Türkiye'nin çelişkili bir durumda olacağını, çünkü bir yandan AB'ye girmek isterken diğer yandan AB üyesi bir ülkeyi yani 'Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanımamakta ısrar edeceğini'' söyledi. 

HURRIYET 12/10/03

Rauf Denktaş’tan ‘vatandaşlık’ eleştirisi: Muhalefete koz verildi

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, seçimler öncesi Türkiye’den adaya gidenlere vatandaşlık verilmesinin muhalefete ‘arayıp da bulamadığı’ bir koz verdiğini söyledi. Denktaş, Kuzey Kıbrıs’ta seçim yasağının başlamasına kısa bir süre kala Türkiyeli göçmenlere kitleler halinde vatandaşlık verilmesinin muhalefete koz vermesinden yakındı.

KKTC’de muhalefet kritik 14 Aralık genel seçimleri öncesinde iktidarı Türkiye’den oy taşımakla suçluyor. 14 Ekim’in seçmen olabilmek için son gün olarak açıklanmasının ardından vatandaşlık işlerine bakan Muhaceret Dairesi’nin önünde dün kuyruklar oluşmuştu.

Yasalara göre bir kişinin Kıbrıs vatandaşı olabilmesi için en az 5 yıl burada ikamet etmesi, çalışma izninin bulunması ya da Kıbrıslı bir Türk ile evlenmesi gerekiyor. Ancak hükümet Bakanlar Kurulu kararıyla vatandaşlık veriyor. Bunun için gerekli olan tek şart ise ‘KKTC’ye faydalı olmak’. Bu durumun yaklaşan seçimlerin şeffaflığına gölge düşürdüğü belirtiliyor.

Çeşitli etkinliklere katılmak üzere geldiği İstanbul’da gazetecilerin sorularını cevaplandıran Denktaş, “Yasal açıdan bu insanlar yıllardır hakları olan vatandaşlığı alamamış, bilmediğim nedenlerle yıllardır bekletilmiş kişilerdir. ‘Vatandaşın hakkı verilmelidir’ denildi ve bu hak veriliyor.” dedi. Konunun basında yer aldığı gibi yeni vatandaşlıklar verilmesi durumu olmadığını ifade eden Denktaş, o kişilerin yıllardır hakları olan vatandaşlığı alamamış kimseler olduğunu savundu. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, verilen vatandaşlık belgelerinin Kıbrıs Yüksek Seçim Kurulu tarafından hemen incelenerek yasallığının tescil edilmesi gerektiğini ifade etti. Böylelikle seçmen listesine girecek olanların meşru olduğunun şimdiden kanıtlanacağını belirten Denktaş, seçimleri kaybedeceğini öne sürdüğü muhalefetin, ‘seçimleri şüphe altında bırakma’ eylemine gereken yasal cevabın verileceğini kaydetti.

Öte yandan, Cumhuriyetçi Türk Partisi lideri Mehmet Ali Talat, ‘İktidar istediği kadar vatandaşlık ve iş dağıtsa da Kıbrıs Türk halkını durdurmanın artık mümkün olmadığını’ söyledi. Partisinin milletvekili adaylarını tanıtan Talat, KKTC’de ‘statükonun yıkıldığını’ kaydetti. Dış Haberler Servisi

ZAMAN 12/10/03

Rum Fileleftheros gazetesinin iddiası:Washinton, Erdoğan'ın KKTC'ye gelmesini engellemeye çalışıyor

Rum Fileleftheros gazetesi, Washington'un Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın KKTC'nin ilanı yıldönümünde KKTC'yi ziyaret etmesini engellemek için yoğun hareketlerde bulunduğunu iddia etti.Haberi, 'ABD: Türk Başbakanın İşgal Bölgelerini Ziyaret Etmemesi İçin Hareketler - Erdoğan'a Müdahale Ediyor - Varlığının Denktaş'ı Güçlendireceği Düşünülüyor' başlığıyla manşetten veren gazete, ABD'nin, Erdoğan'ın aralık ayındaki seçimlerden bir ay önce KKTC'de olmasının Cumhurbaşkanı Denktaş'ı güçlendireceğini ve muhalefeti darbeyeleyeceği görüşünde olduğunu yazdı ve şöyle devam etti:

Kibris 12/10/03

Vatandaşlık konusunda A.A'ya demeç veren Cumhurbaşkanı Denktaş ilginç açıklamalarda bulundu: Denktaş'tan, 'vatandaşlıklar' konusunda hükümete suçlama !!

MUHALEFETE KOZ:Denktaş: Vatandaşlık verilmesi konusunda yaşanan görüntü, yanlış tefsirlere açık ve muhalefete arayıp da bulamayacağı bir koz verdi. YSK, son vatandaşlık alanların listesini ilgili makamdan temin ederek, bunlara verilen vatandaşlığın yasal olup olmadığını şimdiden tetkik etmeli ve karara bağlamalıdırCumhurbaşkanı Rauf Denktaş, vatandaşlık verilmesi konusunda yaşanan görüntünün yanlış tefsirlere açık ve muhalefete arayıp da bulamayacağı bir koz verdiğini belirterek, 'Yüksek Seçim Kurulu, son vatandaşlık alanların listesini ilgili makamdan temin ederek, bunlara verilen vatandaşlığın yasal olup olmadığını şimdiden tetkik etmeli ve karara bağlamalıdır' dedi.

Kibris 12/10/03

İthal vatandaşlık

KKTC'de genel seçimler öncesi yüzlerce kişiye vatandaşlık verilmesi tartışma yarattı. Muhalifler, Denktaş ve hükümeti ağır bir dille suçladı Denktaşçı partilere oy vermeleri karşılığında Türkiye'den gelenlere nüfus kağıdı dağıtılıyor.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde 14 Aralık'ta yapılacak genel seçimler öncesi gerilim artıyor... Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği; Kıbrıs sorununun çözümü ve sorunun çözülmemesi halinde Türkiye'nin adada işgalci konumuna düşmesi açısından önem taşıyan genel seçim öncesi Türk tarafında "vatandaşlık ithali" iddiası tartışılmaya başladı. Muhaceret Dairesi önünde dün akşam saatlerine kadar devam eden kuyruklar nedeniyle muhalefet ile hükümet partileri arasında ağır suçlamalar yaşandı. Muhalefete göre, hükümet partilerinin kaybetmesi durumunda "başmüzakereci"likten alınacak olan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Türkiye'den gelenlere vatandaşlık hakkı çıkartıp seçimlerde hükümete oy vermelerini sağlayacak. Yani adadaki Denktaşçı seçmen sayısı artacak ve mevcut hükümet seçimi kazanacak.

Hükümet partileri (Ulusal Birlik Partisi ve Demokrat Parti) ise vatandaşlık ithali iddiasına "Vatandaşlık zaten onların hakkıydı" diyerek karşı çıkıyor. Ankara'nın temkinli bir biçimde takip ettiği sıcak gelişmel
er aslında 10 gün önce KKTC Yüksek Seçim Kurulu'nun yaptığı şu açıklama ile başladı 15 Ekim'de seçim yasağı başlayacak. Bu nedenle 14 Ekim, seçmen olabilmek için son gün. 14 Ekim sonrası vatandaşlık hakkı alanlar, genel seçimde oy kullanamayacak...

Bu açıklamanın ardından geçen Pazartesi'den itibaren Muhaceret Dairesi önünde kuyruklar oluşmaya başladı. Türkiye'den gelenlere bir gün gibi kısa sürede vatandaşlık verildi. Salı gününden itibaren muhalif gazeteler, gelişmeyi manşete taşıdı. Geçtiğimiz hafta mu
halif gazetelerin manşetlerine bir iddia daha yansıdı Vatandaşlık ithalinin ardında, hükümet ile iyi ilişkileri olan gazino mafyası ve müteahhitler var. Türkiyeliler, adaya işçi olarak getiriliyor. Bir müteahhit ihale aldığında, hükümetle ilişkilerini bozmamak için işçilere vatandaşlık veriliyor... Hükümet, bunu da hemen yalanladı.

Nüfus kağıtlarının çıkartıldığı Muhaceret Dairesi'nde de ilginç gelişmelerin yaşandığı belirtiliyor. İddiaya göre, daire başkanı Metin Fahrioğlu'na işlemlerin gerçekleşmesi için
gerekirse fazla mesai yapılması söylendi.

Aynı "özveri" bazı hastanelerden de istendi. Vatandaşlık işlemleri için gerekli olan sağlık raporuna kan tahlili sonuçları da ekleniyor. Bazı hastanelerden, fazla mesai yapıp bu aralar tahlil isteyen herkese yar
dımcı olunması istendi.

Olaya tepki gösteren KKTC sendikaları ise hastanelerde grev yapılması için ortak karar aldı. Pazartesi günü hastanelerde grev var. Böylelikle kan tahlili eksik olacağı için Pazartesi ve Salı günü vatandaşlık işlemleri yapılamayaca
k...

Seçim propagandası
KKTC Turizm Bakanı Denktaş'in muhalefete cevabı sert oldu Seçimi kazanamayacağını anlayınca propagandaya yöneldiler. Hükümet de zamanlama hatası yaptı

KKTC'de Muhaceret Dairesi önündeki uzun vatandaşlık kuyrukları sonrası hem ülke basınında çıkan haberler, hem de muhaliflerin bunun bir "seçim yatırımı" olduğu şeklindeki yorumları üzerine Serdar Denktaş'la görüştük. Dün öğle saatlerinde bir basın toplantısı da düzenleyen Serdar Denktaş'a telefonla ulaştık. KKTC Turizm Bakanı ve Demo
krat Parti Genel Başkanı olan oğul Denktaş, konuyla ilgili şu açıklamalarda bulundu

Bakanlar Kurulu'nun vatandaşlık vermek için yasal hakkı var. Polis soruşturması beklenen, vatandaş olabilmesi için gereken 5 yılı dolanlar vardı. Bunun sonucunda da vatand
aşlık verildi. 2 ya da 2 bin 500 kişi dolayında bir rakam bu. Muhalifler, seçimi (BM Genel Sekreteri Kofi) Annan'ın hazırladığı planı tartışarak kazanmayı planlıyordu. 2-3 haftadır bunun mümkün olamayacağını gördüler. Bunun üzerine iç politikayı gündeme getirerek seçim kazanmaya çalışıyorlar. Greve gitme kararı alan sendikaların başkanlarının hepsi CTP'den (Mehmet Ali Talat'ın lideri olduğu Cumhuriyetçi Türk Partisi) milletvekili adayı. Yani bu olayı seçim propogandası olarak kullanıyorlar. Tabii burada KKTC hükümetinin hatası olmadı değil. Hükümet, (vatandaşlık başvuruları için oluşan) birikimin hepsini aynı anda bırakmamalıydı...
Burcu YAKAR

YENIDUZEN 12/10/03

Dehşet!

Seçim yasaklarının 15 Ekim tarihinde başlayacak olması nedeniyle “kaybediyoruz” telaşına düşen Denktaş-UBP-DP üçlüsü, daha süratli yurttaş yapabilmek için “sağlık kontrolleri”ni de “es” geçmeye başladı.

** Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Hasan Öztoprak, yurttaşlık işlemleri ile ilgili olarak “çok zaman alıyor” gerekçesiyle vatandaş adaylarına “sifilis” testlerinin yapılmamasını istedi. Bu test, cinsel temasla bulaşan hastalıkları tespit ediyor.

 

** Kan testlerinin yapılması için Kan Bankası ve hastanelerin ilgili kurullarının hafta sonunda da mesai yapması istendi. Müsteşar’ın “sifilis testi yapmayın” sözlü talimatına ilgili amirler karşı çıktı, ‘yazılı talimat’ istedi. Hastane Laboratuarı ‘perişan’ halde!

 

Kıbrıs sorununun çözümüne ve Avrupa Birliği üyeliğine karşı çıkan Cumhurbaşkanı Denktaş ile Ulusal Birlik Partisi (UBP) ve Demokrat Parti (DP) Hükümeti, “koltuğu kurtarmak” uğuruna “toplum sağlığı”nı hiçe saymayı da göze aldı!..

Kıbrıslı Türklerin iradesine ve kimliğine açık bir saldırı olarak nitelendirilen ‘hukuk dışı’ yurttaşlıklar konusu, şimdi de ‘dehşet’ olarak nitelendirilecek bir “sağlık skandalı”na dönüşüyor.

Seçim yasaklarının 15 Ekim tarihinde başlayacak olması nedeniyle “kaybediyoruz” telaşına düşen Denktaş-UBP-DP üçlüsü, daha süratli yurttaş yapabilmek için “sağlık kontrolleri”ni de “es” geçmeye başladı

Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Hasan Öztoprak, yurttaşlık işlemleri ile ilgili olarak “çok zaman alıyor” gerekçesiyle “sifilis” testlerinin yapılmamasını istedi. Bu test, cinsel temasla bulaşan hastalıkları tespit ediyor.

Kan testlerinin yapılması için Kan Bankası ve hastanelerin ilgili kurullarının hafta sonunda da mesai yapması istendi. Müsteşar’ın “sifilis testi yapmayın” sözlü talimatına ilgili amirler karşı çıktı, ‘yazılı talimat’ istedi.

 

Sifilis nedir?

 

Sifilis, sosyal, ciddi ve potansiyel olarak hastayı güçsüz kılan cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. Hastalık etkeni T. Pallidum isimli bir mikroorganizmadır. Sifilis dünyanın her ülkesinde görülebilen, yaş ve cinsiyet farkı gözetmeyen bir hastalıktır. Bulaşma yolları cinsel temas, öpüşme ve gebeliğin 16-18. haftasından itibaren anneden bebeğe plasenta (Göbek bağı) ile geçiştir. Hastalık başlangıcından itibaren açık lezyonların (yaraların) bulunduğu devrede bulaşıcı olup tedaviye başlandıktan 24 saat sonra bulaşıcılık ortadan kalkmaktadır.

Belirtiler

Belirtiler 3 devrede gözlenir:
** Birinci devrede etkenin alındığı genital bölgede oluşan ağrısız, kırmızı renkli makül yada şankr diye adlandırılan hastalığa özgü bir lezyon (yara) görülür. Bu lezyonlar erkeklerde peniste kadınlarda ise vajinanın kalın ve ince dudaklarında izlenir. Bu lezyonlar dudakta, dil, diş eti, badecikler, göz kapakları, yüz, saclı deri, el parmakları ve anüste de (makat) görülür. Lezyondan bir hafta sonra bölgesel lenf bezleri şişer.
** İkinci devre lezyonun belirmesinden 3-4 hafta sonra başlar. Tüm gövdede öze
llikle avuç içi ve ayak tabanında, ağız ve boğazda bakır renginde, ağrısız kaşıntısız deri döküntüleri ile karakterize, belirtilerin en belirgin olduğu dönemdir
** Hastalığın başlamasından 3-4 yıl sonra üçüncü devre belirtileri ortaya çıkıp tekrarlarla de
van eder. Belirtiler tüm organlarda görülebildiği gibi tek bir organı da seçebilir. Bu dönemde lezyonlar, ağrısız asimetrik gruplar yapmaya ve şekiller çizmeye eğilimli ve daima skatris (iz) bırakan türdedir.
** Hasta her kim olursa olsun, kanında rutin s
ifiliz testleri yapılmalı, konjelital (anneden çocuğa geçen) sifiliz olasılığını önlemek için bütün gebe kadınlarda testler yapılmalıdır. Hastalığın tanısı ne kadar çabuk konursa tedavisi de o kadar çabuk ve kolay yapılır.

Korunma:
** Sifilisin bulaşması olası yerlerin ve kişilerin sürekli kontrolü yapılmalıdır. (Genelev)
** Sifilis cinsel temasla bulaşan bir hastalık olduğundan buna yönelik önlemler alınmalıdır.
** Yeni evlenecek çiftler sifiliz yönünden kontrol ve muayene edilmelidir.
** Hastalar izol
e edilmeli, hastalığı süresince cinsel temas engellenmelidir.
** Hastanın cinsel ilişkide bulunduğu kişiler tespit edilip tedavi altına alınmalıdır.
** Sağlık eğitimi ile vatandaşlar konu hakkında bilgilendirilmelidir.
** Kontrol için şüpheli olanlardan
kan alınmalıdır.

Tedavi :

Tedavide en etkili ilaç Penisilin olup, Penisiline allerjisi olan hastalarda Eritromisin ve Tetrasiklin kullanılır. Hastalar periyodik aralıklarla kan testleri yapılarak kontrol edilir.
Sifilisli hastanın bakım ve tedavisi uzun sürebilir. Hastaya bu konuda bilgi verilerek tedavi ve kontrollerini yaptırması öğütlenir. Kontrollerini yaptırmazsa hastalığın kronikleşerek (kalıcı hale gelerek) süreceği belirtilir. Hastanın kimse ile yakın temasta bulunmasını (öpüşme, cinsel temas) mü
saade edilmez. Ağzında yara olan hastaların çatal, kaşık ve bardağı ayrılır. Sifilis hastalığı olan kişiler hastalıkları geçinceye kadar evlenmemelidirler.

YENIDUZEN 12/10/03

Türkiye ve Yunanistan barışçı çözümden yana

Türkiye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Türkiye ve Yunanistan’ın aralarındaki sorunları barışçı yollarla çözmekte kararlı olduğunu söyledi.

Gül, Akdeniz Forumu (FOROMED) 10. Dışişleri Bakanları toplantısının sonunda gazetecilerin sorularını yanıtlarken, Kıbrıs konusuna da değindi.

Çözüm için tarafların uzlaşma tavrı içinde olması gerektiğini belirten Gül, sadece KKTC’nin değil, Rum tarafının da adım atması gerektiğini söyledi. Gül, sorunun çözümü için gerçekçi hareket edilmesinin önemine işaret etti.

Başka bir soruya karşılık, Türkiye ve Yunanistan’ın kendi problemlerini barışçı yollarla çözmeye niyetli olduğunu belirten Gül, iki ülke arasında Akdeniz’in güneydoğusunda bu yıl askeri tatbikatların yapılmaması kararının memnuniyet verici olduğunu söyledi.

Bakan Gül, Türkiye ile Yunanistan’ın, 2003 yılında askeri tatbikatları yapmama kararına ilişkin soru üzerine, iki ülkenin askeri yetkililerinin daha önce konuyu karşılıklı görüştüklerini ve kararın bunun üzerine alındığını belirtti. Gül, “Bu şunu gösteriyor ki, Ege’nin iki kıyısındaki iki ülke barışçı yollarla kendi problemlerini çözmeye niyetli” diye konuştu.

İki ülkenin birçok ortak yönünün bulunduğunu ifade eden Gül, “Aramızda tabii ki bazı sorunlar var, inkar edecek değiliz. Ama karşılıklı iyi niyet ve barışçı yollarla bu sorunları çözmek için gayret edeceğiz” dedi. Gül, tatbikatların yapılmaması yönünde alınan kararın “memnuniyet verici” olduğunu kaydetti.

Bir başka soru üzerine Gül, Türkiye’nin asker gönderme sürecine ilişkin Arap Birliği’ne bilgilendirme amaçla mektup yolladığını söyledi.

Gül, Türkiye ve İngiltere arasında oynanacak maça ilişkin bir soru üzerine, milli takımın durumunun bu dönemde çok iyi olduğunu hatırlatarak, “Yarınki maçta Türkiye’nin kazanmasını isterim” dedi.

YENIDUZEN 12/10/03

Kıbrıs sorunu çözülmeli!

VERHEUGEN UYARDI:

Güney’de yayınlanan Mahi ve diğer gazeteler, AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Gunter Verheugen’in, Türkiye’nin Kıbrıs sorununun çözümünden önce AB’ye üyelik tarihi alamayacağı şeklindeki açıklamalarına yer verdi.

Gunter Verheugen, Brüksel’de, üye olacak ülkelerdeki radyo-tv araçları konulu seminerde kendisine yöneltilen soruları yanıtladı.

Verheugen, Türkiye’nin “Kıbrıs” AB’ye üye olmadan önce Kıbrıs sorununu Annan planına dayanarak çözmesi gerektiğini, çünkü bu planın tam bir yönetim paylaşımı sunduğunu söyledi.

Verheugen ayrıca, Kıbrıs sorunu bir çözüme ulaşmasa bile “Kıbrıs”ın AB’ye üye olacağını da tekrarlayarak, 1 Mayıs 2004’e kadar çözüme ulaşılması için iyi olasılıklar bulunduğunu, fakat bunun KKTC’de Aralık ayında gerçekleştirilecek seçimlerin sonucuna bağlı olduğunu vurguladı.

Rum Hükümet Sözcüsü Kipros Hrisostomidis de siyaset yazarlarını bilgilendirme toplantısında, Verheugen’in sözkonusu açıklamalarına atıfta bulunarak, Verheugen’in, Haziran (?) 2004’e kadar Kıbrıs Sorunu’nun çözümsüz kalması halinde Türkiye’nin müzakere sürecinin başlamasının olumsuz etkileneceği şeklinde başka açıklamalarının da olduğunu söyledi.

YENIDUZEN 12/10/03

BDH vatandaşlıklara karşı dava açtı

Akıncı, vatandaşlıkların önüne set çekmek için dava açtıklarını vurgularken, Angolemli de ‘Vatandaşlık dağıtımıyla halk iradesi engellenmeye çalışılıyor’ dedi.

Barış ve Demokrasi Hareketi ile BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı, Yüksek Mahkeme’ye başvurarak, vatandaşlık verilmesinin durudurulmasını, yasadışı gördükleri yeni vatandaşların seçmen listesine alınmamasını ve seçmen listesine alınmışlarsa oy kullanmamalarını istedi.

BDH ile Akıncı, Yüksek Mahkeme’de açtıkları davayla ilgili dosyaları, dün saat 14.30’da Yüksek Mahkeme Mukayyitliği’ne teslim etti.

Başvuruyu yaptıktan sonra basına açıklama yapan BDH Genel Başkanı Mustafa Akıncı, 14 Aralık’ın Kıbrıs Türkü’nün kaderiyle ilgili bir tarih olduğunu, seçimlerin şeffaf, demokratik ve dürüst bir ortamda yapılması gerektiğini söyledi.

Akıncı, vatandaşlık verilmesinin önüne set çekmek için dava açtıklarını belirterek, davanın, Kıbrıs Türkü’nün geleceği için hayırlı olmasını diledi.

Seçime şimdiden şaibe düşmekte olduğunu, buna kimsenin hakkı olmadığını öne süren BDH Genel Başkanı Akıncı, gelecek kuşaklara hesap verebilir durumda olmak için ellerinden geleni yapacaklarını belirtti.

Akıncı, 30 yıldır bu topraklarda yaşayan, kendisini “Kıbrıslı” gören, vatanın bir parçası olduğuna inanan ve Annan planında hakları bulunan insanlarla, BDH’nın alıp veremediği olmadığını söyleyerek, bu insanların da iradesini çarpıtacak vatandaşlıkların kabul edilemeyeceğini kaydetti.

Türk hükümetinin ses vermesi gerektiği ifade eden Mustafa Akıncı, “sesiz kalmanın suça iştirak ve yapılanları onaylamak” anlamı taşıdığını savundu.

ANGOLEMLİ: VATANDAŞLIK DAĞITARAK, HALKIN REFERANDUM HAKKINI ENGELLEMEYE ÇALIŞIYORLAR

Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) Genel Başkanı Hüseyin Angolemli, “Son günlerde dağıtılan vatandaşlıklarla halkın iradesinin engellenmeye çalışıldığı” görüşünü savundu.

Angolemli, Güney Kıbrıs’taki Sırbistan-Karadağ Büyükelçisi Svetislav Basara ve 1. Katip Alexandar Jankovic’i kabulünde yaptığı konuşmada, 14 Aralık seçimlerini bir referandum olarak gördüklerini tekrarladı. Halkın meydanlarda çözüm ve AB yönünde politik tercihini ortaya koyduğunu, ancak hükümetin Annan Planı’nı referanduma götürmeyerek halkın iradesini engellediğini iddia eden Angolemli, “Muhaceret dairesinde vatandaşlık dağıtarak 14 Aralık’ta da aynı şeyi yapmaya çalışıyorlar” dedi.

Angolemli, Öğretmen Akademisi giriş sınavını kazanarak mülakata çağrılan 5 gencin hakkının gasp edildiğini de savundu ve bu gençlerin haklarını geri iade etmek için mücadele edeceklerini kaydetti.

Büyükelçi Basara da, 14 Aralık’ta KKTC’de yapılacak seçimleri tüm dünya gibi kendilerinin de merak ettiğini ifade ederek, KKTC’deki seçim hazırlıklarının hareketliliği arttırdığını gözlemlediklerini söyledi.

HALKIN SESI 12/10/2003

De Soto: Çözümden sonra asgari 45 bin Türkiyeli adada kalacak

BM Genel Sekreteri'nin eski Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto, çözümden sonra, Türkiye'den gelip KKTC'ye yerleşen en az 45 bin kişinin adada kalacağını söyledi.De Soto,'BM'nin Rumların tutumu konusunda yanıldığını' da belirterek, 'Görüşmeler sırasında, Kıbrıslı Rumların kuzeydeki mallarına dönmek istemediklerine inanma yoluna gittik' dedi. Güney Kıbrıs'ta yayınlanan Fileleftheros gazetesine göre, 3-4 Ekim 2003 tarihlerinde 'Saint Anthony College Oxford AB Araştırmalar Merkezi'nce düzenlenen 'Annan Planı ve Kıbrıs'ta Barışma' konulu seminerde konuşan De Soto, 'BM Rumların tutumu konusunda yanıldı' ifadesini kullandı.

KIBRIS 13/10/2003

İki gün önce 'Seçim öncesi bu kadar çok vatandaş yapılması doğru değil' diyen Serdar Denktaş, Türkiye'de farklı konuşarak Türkiye'den nüfus aktarımını yalanladı: Serdar Denktaş'tan çelişkili açıklamalar...

Turizmden de Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, vatandaşlık konusunda iki gün arayla farklı açıklamalar yaptı.Türkiye ziyareti öncesinde düzenlediği basın toplantısında 'Seçim öncesi bu kadar çok vatandaş yapılması doğru değil' diyen Serdar Denktaş, Türkiye'deki temasları sırasında ise Türkiye'den nüfus aktarımının yapıldığına yönelik haberleri yalanladı.Serdar Denktaş, 'Kıbrıs'ta muhalefet partilerinin vermek, göstermek istediği imaj şu: 'Denktaş ve Türkiye taraftarları seçimi kaybediyor' ' dedi

KIBRIS 13/10/2003

Seçim yasakları, 15 Ekim'de başlıyor: Kader gününe az kaldı

14 Aralık seçimlerinde Lefkoşa'dan 16, Gazimağusa'dan 13, Girne'den 9, Güzelyurt'tan 7 ve İskele'den de 5 milletvekili seçilecek.KKTC'de Kıbrıs Türk halkının kaderini çok yakından ilgilendiren 14 Aralık'ta yapılacak milletvekilliği seçimlerine ilişkin takvim, 15 Ekim Çarşamba günü işlemeye başlıyor.Buna göre, resmi seçim süreciyle birlikte seçim yasakları da 15 Ekim'de başlıyor. Aynı gün, siyasi partilerce sandık seçmen listeleri için yapılacak talebin de son günü. Adaylık başvuruları için 7 Kasım belirlenirken, adaylar 16 Kasım'da kesinleşecek. Seçim propagandası ise 18 Kasım'da başlayacak. Partiler, BRT'den yapacakları propaganda konuşmaları için 19 Kasım'da ad çekecek. 29 Kasım'dan sonra kamuoyu yoklamaları ve araştırmalarının sonuçları yayınlanamayacak

KIBRIS 13/10/2003

Erdoğan: Planı reddetmeyiz

Erdoğan, Annan planını reddetmenin sözkonusu olmayacağını söyleyerek, planın doğrularının ve yanlışlarının bulunduğunu fakat hayati konumlarda taviz verilemesinin mümkün olamayacağını vurguladı

Türkiye’de iktidarda bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 1. Kongresi dün yapıldı. Siirt Milletvekili Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, geçerli bin 358 oyun tamamını alarak yeniden genel başkan seçildi.

Kongrede konuşma yapan Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Başbakan Tayyip Erdoğan Kıbrıs Konusuna da değindi.

Erdoğan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hükümetinin geçişlerin serbest bırakılması yönünde aldığı kararın olumlu bir adım olduğunu ancak Rum tarafından bu olumlu adıma karşılık verilmediğini söyledi.

Tayyip Erdoğan, Kıbrıs Türk Halkının varoluşunu sürdürmesi bakımından hayati önemi olan hususlarda tavizkar olmadıklarını ve olamayacaklarını da bir kez daha vurguladı…

Kongre’ye katılan Başbakan Derviş Eroğlu da yaptığı konuşmada, Kıbrıs'ta Türklüğün sonunu getirecek zoraki empoze çözümlere değil, Türkiye ile birlikte ortaya konulan politikalar sonucu bulunabilecek kalıcı bir anlaşmaya varma gayreti içinde olduklarını belirtti.

CTP-Birleşik Güçler Genel Başkanı Mehmetali Talat, AK Parti Kongresi’nde Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasına atıfta bulunarak, “Gördüğümüz odur ki; Kıbrıs’ta olduğu gibi Türkiye’de de statükoya karşı bir duruş vardır. Kıbrıs sorununun çözümü de bunun bir unsuru olacaktır” dedi.

Konuşmasında Kıbrıs Konusuna da değinen Erdoğan, Kıbrıs’ta samimi bir çözüm arayışı sergilediklerini ancak Kıbrıs Konusundaki müzakere sürecinin kesintiye uğramaması için Kıbrıs Türk Halkının var oluşunu sürdürmesi bakımından hayati önemi olan hususlarda tavizkar olmadıklarını ve olamayacaklarını vurguladı…

Tayyip Erdoğan, KKTC’nin masaya oturduğu zaman birşeyler ortaya koyuyorsa Rum Yönetimi’nin de ayni şekilde karşılık vermesi gerektiğine dikkat çekerek, “hep tek taraflı, -siz verin- mantığıyla yaklaşıldığı zaman çözüm olmaz.. Masaya gelirken çözüm için gelmek gerekir” dedi.

Erdoğan, KKTC’nin aldığı kararla geçişlerin serbest bırakılması, Kapalı Maraş bölgesinin eski sakinlerinin iskanına açılması yönündeki öneri ve serbest ticaretin başlatılması gibi uygulamaların olumlu adımlar olduğunu ancak Rum Tarafından bu olumlu adımlara karşılık verilmediğini söyledi.

KKTC’nin attığı olumlu adımlar karşısında Rum Yönetimi’nin yaklaşımına değinen Erdoğan şunları kaydetti:

“Rum Yönetimi’nin, KKTC’nden alınan peynir ve zeytinlere varıncaya kadar el koyması, KKTC’deki otellerde 1 gece konaklayanlara Rum Meclisi’nde 1 yıldan 2 yıla kadar mahkumiyet talebiyle yargılanması istemi maalesef buradaki anlayışın ne olduğunu göstermektedir”

Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin 40 yıl aradan sonra Güney Kıbrıs Rum Yönetimi vatandaşlarına vizesiz giriş imkanı sağlandığını ancak Rum Yönetimi’nin bu adımı da karşılıksız bıraktığını söyledi.

Kıbrıs Konusunun iki toplumun ortak rızası ve iki toplumun ortak hukukunu koruyan bir yapı içerisinde çözülebileceğini kaydeden Erdoğan, “Burada Annan Planı reddetmek sözkonusu değildir.. Doğruları vardır, yanlışları vardır.. Bunlar müzakere edilmelidir ve bu müzakerelerde 1960 ve Londra ile Zürih Anlaşmaları da dikkate alınmalıdır” dedi.

Tayyip Erdoğan, Kıbrıs Konusundaki barışçı yaklaşım tarzının, ısrarın ve çabanın dinamik bir şekilde devam edeceğini de kaydetti.

EROĞLU’NUN KONUŞMASI

Kongreye katılan Başbakan Derviş Erdoğlu da bir konuşma yaparak, Kıbrıs'ta yıllarca mücadele ettiklerini ve bu mücadele sırasında Türkiye'nin kendilerine destek verdiğini söyledi.

Ortaya çıkan belgeler ve önerilerle KKTC’nin ortadan kaldırmak ve kendilerini Rumlara mahkum etmeye çalışanlar bulunduğunu kaydeden Eroğlu, Kıbrıs'ta iki devlet gerçeğinden hareket edilmediği sürece kalıcı bir anlaşmaya varmanın mümkün olmadığını kaydetti.

Başbakan Eroğlu, ''Bizler anlaşmadan yanayız. Kıbrıs'ta barış içinde yaşamak, karşı unsurlarla yan yana yaşamak arzusundayız'' dedi.

''Biz, Kıbrıs'ta 1571'de vurulan Türklük mührünün ortadan kaldırılmaması için yıllarca mücadele etmiş kardeşleriniziz'' diyen Eroğlu, ''Bugün Kıbrıs'ta Türklüğün sonunu getirecek zoraki empoze çözümlere değil, Türkiye ile birlikte ortaya koyduğumuz politikalar sonucu bulunabilecek kalıcı bir anlaşmaya varma gayreti içindeyiz. İnsan haklarından bahseden AB ülkelerinin KKTC'ye uygulanan insanlık dışı ambargoların bir gün kaldırılacağını, KKTC'de yaşayan insanların diğer dünya devletlerinde yaşayan insanlardan farklı olmadığını, Türklerin Kıbrıs'ta insanca yaşama hakkına sahip olduğunu bilmeleri gerekir. Bugünleri aratmayacak, yarınlarda halkımızı daha mutlu edecek anlaşmalar peşinde koşmaktayız.'' şeklinde konuştu.

TALAT’IN DEĞERLENDİRMESİ

CTP- Birleşik Güçler Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Ankara’da katıldığı “AK Parti 1. Olağan Kongresi”ni ve izlenimlerini değerlendirdi.

Talat, AK Parti Kongresi’nde Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasına atıfta bulunarak, “Gördüğümüz odur ki; Kıbrıs’ta olduğu gibi Türkiye’de de statükoya karşı bir duruş vardır. Kıbrıs sorununun çözümü de bunun bir unsuru olacaktır” dedi.

Kıbrıs’ta çözüme çok yakın olunduğunu kaydeden Talat, şu görüşleri belirtti:

“Kıbrıs’ta çözümsüzlüğü çözüm olarak görmeyen ve dış politikada statükonun dilini artık kullanmadığını açıklayan bir anlayış vardır. Annan Planı’nın çözüm zemini olduğu da defa defa vurgulanmıştır. Annan Planı, Kıbrıs’a alın terini akıtan, bu toprakları vatan olarak gören herkesin yüzünü güldürecek şekilde müzakere edilecektir. Umarız artık hiç kimse, Kıbrıs Türk halkının Türkiye sevgisini istismar ederek farklı mesajlar vermeye çalışmaz.”

Mehmet Ali Talat, “AK Parti Kongresi’nde Kıbrıs sorununa yönelik yapılan vurgunun, çözüme çok yakın olunduğu yönündeki inancını daha da güçlendirdiğini” söyledi.

Talat, “Kıbrıs sorununun Türkiye’nin Avrupa Birliği ilişkilerini engelleyici yönde istismarına müsaade edilmeyeceğini bir kez daha gözlemledik. Kimi çevrelerin, Kıbrıs’ı kullanarak Türkiye’nin Avrupa Birliği yürüyüşünü durdurmaya çalıştığı ortadadır. Kıbrıs’taki çözüm ve Avrupa Birliği karşıtları ile işbirliği yapan bu zihniyete artık yeni dünya düzeni içerisinde yer yoktur, yeni Kıbrıs’ta hiç yer olamayacaktır” dedi.

CTP-Birleşik Güçler Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, AK Parti Kongresi’nde Kıbrıs’a yönelik mesajın çok net olduğunu belirterek şunları kaydetti:

“Kıbrıs’ta çözümsüzlüğü çözüm olarak görmeyen ve dış politikada statükonun dilini artık kullanmadığını açıklayan bir anlayış vardır. Türkiye’deki tüm çevrelerin, medya olsun, siyasiler olsun, diplomatlar ya da görüştüğümüz sıradan insanlar olsun herkesin Kıbrıs sorununun çözümüne odaklandığını bir kez daha gözlemledik. Türkiye’nin Avrupa Birliği hedefi açısından da bu son derece önemlidir.”

HALKIN SESI 13/10/2003

Washington’a göre Kıbrıs’taki seçimi muhalefet kazanacak

ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston, KKTC’de 14 Aralık’ta yapılacak genel seçimi muhalefetin kazanacağına inandıklarını söyledi.

Weston, Rum kesiminde yayımlanan Politis gazetesine verdiği demeçte, KKTC seçimlerine değinerek, Amerikalıların, muhalefetin seçimleri kazanacağına inanmaya devam ettiğini belirtti ve ‘Bu iyimserliğin bağımsız kuruluşlarca yapılan kamuoyu araştırmalarına dayandığını’ savundu. Kıbrıs konusuna da değinen Weston, bu aşamada müzakere yapılmadığını, başka konuların ve safhaların ele alındığını, (BM Genel Sekreteri Kofi) Annan Planı’nda değişiklik yapılıp yapılamayacağına bakmak gerektiğini kaydetti.

Weston, ‘Şu anda Kıbrıs konusunda müzakereler yapılmamakla birlikte, Annan’ın, şartların var olduğuna karar vermesi durumunda görüşmelerin başlayabilmesi için hazırlıklar yapıldığını’ anlattı. Rum lider Tasos Papadopulos’un Annan Planı’nda değiştirmek istediği noktaları bildiğini ifade eden Weston, Türk tarafının değişiklik önerip önermediğini, önermiş ise hangi noktaların değişmesini istediğini bilmediğini kaydetti.

Bu arada BM Genel Sekreteri'nin eski Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, ‘BM'nin Rumların tutumu konusunda yanıldığını ’belirterek, “Görüşmeler sırasında, Kıbrıslı Rumların kuzeydeki mallarına dönmek istemediklerine inanma yoluna gittik.” dedi.

Rum kesiminde yayımlanan Fileleftheros gazetesine göre, 3-4 Ekim 2003 tarihlerinde ''Saint Anthony College Oxford AB Araştırmalar Merkezi''nce düzenlenen ''Annan Planı ve Kıbrıs'ta Barışma'' konulu seminerde konuşan De Soto, Türkiye'den gelip KKTC'ye yerleşenler konusuna da değinerek, çözüm sonrası adada kalacak olanların asgari sayısının 45 bin olduğunu söyledi.

Denktaş ve Klerides arasında bu konu görüşülürken, Klerides'in iki taraf arasında bir rakam üzerinde anlaşmaya varılması halinde bazı şartlarla bunu kabul edeceğini söylediğini belirten De Soto, adadan ayrılması gereken 60 bin kişiden söz etti, ancak bunların zorla geri gönderilemeyeceğini belirtti. Dış Haberler Servisi

ZAMAN 13/10/2003

EYLEM GUNU

DİRENİŞE ÇAĞRI: Bu Memleket Bizim Platformu'nda yer alan sendikalar, hükümetin yasa ve hukuk dışı tüm uygulamalarına karşı halka direniş çağrısı yaptı. Sendikalar, yaptıkları direniş çağrısında halka şöyle seslendi: 'Kıbrıs Türk insanının referandum hakkını gasp edenlerin şimdi de geleceğimize ipotek koymasına dur demek için, çocuklarımızın geleceği için, çalışanlar haydi greve... Gençler, yaşlılar, delikanlılar, analar, babalar, haydi meydana....'

İŞYERLERİNDE GREV, KUĞULU PARK'TA EYLEM: Sendikalar, hükümetin seçime çeyrek kala baş döndürücü bir hızla başlattığı istihdamları ve seçmen ithal ederek usulsüz şekilde vatandaşlık dağıtmasını protesto etmek amacıyla grev ve eylem kararı aldı. Bugün, Lefkoşa'daki kamu işyerlerinde sabahtan öğleye kadar grev yapılacak. Saat 11.00'de de Kuğulu Park'ta toplanılacak ve eylem düzenlenecek. Eylemciler, buradan mahkemeler binasına yürüyecek ve Yüksek Mahkeme Başkanı ve Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Taner Erginel'e vatandaşlıklarla ilgili bir mektup verecek

BU ZİHNİYETE DUR DEYİN: Kıbrıs Türk halkının referandum hakkını elinden alan zihniyetin şimdi de koltuğu koruma uğruna seçim rüşveti dağıtmasına dur demek için yola çıkan sendikalar, bugün düzenleyecekleri grev ve eylemle, statükonun bekçiliğini yapanları protesto edecek; seçim yasaklarından önceki son günde yeni vatandaşlıkların dağıtılmasını engellemeye çalışacak. Yeni vatandaşlık işlemlerinin kilit yerlerinden olan Lefkoşa Hastanesi ve Muhaceret Dairesi de grev yapılacak yerler arasında

VATANDAŞLIK FURYASI SÜRÜYOR: Partilerden, sendikalardan ve kamuoyundan yükselen tepkilere rağmen hükümetin şaibeli bir şekilde vatandaşlık dağıtması dün de sürdü. Sağlık raporlarını almak üzere Lefkoşa Hastanesi'ne hücum edenler arasında dün yine gergin anlar yaşandı; hastane personeli ile vatandaş adayları arasında tartışmanın büyümesi üzerine hastaneye polis çağrıldı. Muhaceret Dairesi'ndeki tablo da farklı değildi. Ana-baba gününe dönüşen Muhaceret Dairesi'nde yine izdiham yine itişip kakışmalar oldu. KIBRIS 14/10/03

Denktaş: Plan görüşülemez

Denktaş, ’AB Hürriyetttir’ diyenlere AB adalet dağıtıyorsa Rum’u niçin ‘meşru hükümet’ olarak tanıdığını, KKTC’yi niçin tanımadığını ve niye ambargoları kaldırmadığını sordu

Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçiliği’nin katkılarıyla Karpaz’daki en büyük okullardan biri olan Yenirenköy Lisesi tepeden tırnağa bakımı yapılarak yenilendi ve çağdaş bir görünüm kazandı.

Okulun yenilenmesi nedeniyle bugün Yenierenköy Lisesi’nde bir tören düzenlendi.

Törende bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan Planının görüşülmesinin mümkün olmadığını ifade etti.

Muhalefetin halkı “Türkiye Annan Planının görüşülmesini istiyor” diyerek yanılttığını söyleyen Cumhurbaşkanı Denktaş, “Türkiye ‘İki taraf da anlaşabilirse görüşür’ diyor. İki tarafın anlaşamadığı aşikardır. Çünkü bunun içinde bize verilenleri de almak istiyorlar. Biz ise bunların çok ötesinde devlet hakları istiyoruz” dedi.

Türkiye’nin Kıbrıs konusunda gerçeklerden hareketle bir anlaşmaya varılabileceğini ortaya koyduğunu kaydeden Denktaş, Türkiye’nin 1959-60 antlaşmalarında elde ettiği hakların korunmasını, adada iki halk, iki demokrasi, iki devlet ve Türkiye’nin fiili ve etkin garantisinin devamından yana olduğunu belirtti.

Devletin halka emanet olduğunu, “devleti yok etmek isteyenlerin kaynattığı kazanın 14 Aralık’ta taşıp döküleceğini” ifade eden Denktaş, “Zannetmesinler ki içinden kendileri çıkacaktır. Kıbrıs Türkü Anavatanına bağlı, milliyetperver, yolu açık insanlardan oluşuyor" dedi.

Muhalefetin davet ettiği yolun, Simitis’in, Papadopulos’un, Hristofyas’ın davet ettiği yol olduğunu yineleyen Denktaş, bu amaçla muhalefetten insanların satın alındığını ve halkı kandırmak için paralar harcandığını, uğraş verildiğini söyledi.

Denktaş, “Bizim yolumuzdan, devlet yolundan ayrılmayın, bayrakları toprağa düşürmeyin diyenlerin yolunda Anavatan var” dedi.

Sözde haklar veren Annan belgesinin bütün bunları götürdüğünü kaydeden Denktaş, “AB Hürriyetttir” diyenlere AB adalet dağıtıyorsa Rum’u niçin “meşru hükümet” olarak tanıdığını, KKTC’yi niçin tanımadığını ve niye ambargoları kaldırmadığını sordu.

Annan Planını köy köy gezerek satmaya çalışanların arasında “Türkiye ne paranı ne yüzünü isterim, Türkiye Kıbrıs’ta yasa dışıdır” diyen “sendika ağalarıyla” dolu olduğunu belirten Denktaş, öğretmenlerle tek tek konuştuklarında sendikaların kendilerini temsil etmediklerini söylediklerini, toplu olarak sorduğunda ise korktuklarını kaydetti. Denktaş, “Bunların, bıyığından, sakalından mı korkuyorsunuz, size hiçbir kötülük yapamayacaklarını bilin milli iradenizi ortaya koyun” dedi.

“Bu ağalar her gün ‘gelin greve’ diyerek okulları öğretmensiz bırakıyorlar” diyen Denktaş, bu kişilerin kendi renklerini göstermemek için bahaneler arayarak halkı kandırmak suretiyle hava yaratmaya çalıştıklarını aktardı. Denktaş, “Sizi temsil etmeyen sendika ağalarına boyun eğmeyin” dedi.

GÜVEN

Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Hayati Güven de konuşmasında kişisel olarak çok önem verdiği bu okulun yenilenmesiyle ilgili düzenlenen etkinlikte bulunmaktan mutluluk duyduğunu ifade etti.

Türkiye’nin KKTC’nin ekonomik hayatındaki tüm alanlara katkı sağlamakta olduğunu belirten Güven, bunlar içerisinde eğitime ayrı önem verdiklerini söyledi.

Başbakan Derviş Eroğlu da 677 öğrenci ve 65 öğretmenle eğitim veren lisenin KKTC’nin büyük liseleri arasında olduğunu belirtti. HALKIN SESI 14/10/2003

KKTC’de seçim öncesi genel grev

KKTC’de muhalif sendikalara bağlı çalışanlar, 14 Aralık seçimlerine yönelik yasadışı uygulamalar yaptığı gerekçesiyle hükümeti protesto için ülke genelinde grev başlattı.

NTV

15 Ekim 2003 — Lefkoşa’da yaklaşık 2 bin kişinin katıldığı mitingde, hükümetin devlet imkanlarını kullanarak seçime yönelik istihdam yarattığı ve Türkiye kökenlilere vatandaşlık vererek seçim yatırımı yaptığı iddia edildi.

KKTC’deki bazı işçi ve memur sendikaları hükümet uygulamalarını protesto için uyarı grevine gitti. Grevi nedeniyle, ülkedeki ilk ve orta dereceli okullarda ders yapılmadı, hastanelerde, belediyelerde ve devlet dairelerinde hayat durdu. Yarım günlük greve çıkan memur, işçi ve öğretmenler, başkent Lefkoşa’daki Kuğulu Park’ta toplandı. Mitingde konuşan sendika yöneticileri, koalisyonu oluşturan iktidar partilerinin 14 Aralık seçimlerinin sonucunu etkilemek için devlet imkanlarını seferber ettiğini savundu.
Hükümetin oy alabilmek için Türkiye kökenlilere vatandaşlık dağıtarak seçmen yarattığı, kamuda istihdam furyası başlattığı, usulsüz tayin ve terfilerle seçim yatırımı yaptığı iddia edildi
. Konuşmaların ardından yaklaşık 2 bin kişi, hükümet ve Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş aleyhine sloganlar atarak yüksek seçim kuruluna yürüdü.
Sendika yöneticileri Yüksek Seçim Kurulu başkanına, hükümetin son dönemde hızlandırdığı vatandaşlıklarla, seçime yöne
lik diğer uygulamalarını eleştiren bir muhtıra verdi. Muhtıra metninde, Denktaş’ın ve hükümetin halkı temsil etmediği savunuldu.
Ülke genelindeki uyarı grevinin, Lefkoşa’daki yürüyüşün ardından olaysız sona erdiği bildirildi.

Asıl vatandaş meydanlarda

15/10/2003 RADIKAL

CENK MUTLUYAKALI
LEFKOŞA - KKTC'de 14 Aralık seçimi öncesi hükümetin oy toplama kaygısıyla Türkiye göçmenlerine vatandaşlık dağıtılmasına duyulan öfke sokaklara taştı. 'Bu Memleket Bizim Platformu'ndaki sendikalar ile siyasi partiler, seçim yasaklarının başlamasına 24 saat kala dün üç saatlik greve gitti. Kamu çalışanları, öğretmenler ve belediye işçileri iş bırakırken, muhalefetteki Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP), Barış ve Demokrasi Hareketi ile Çözüm ve AB Partisi'nin de desteğiyle Lefk
oşa'da yapılan gösteri mitinge dönüştü.

YSK'ya muhtıra verildi
İktidarın büyük ortağı Ulusal Birlik Partisi'nin (UBP) merkezi önünde toplanan göstericiler, 'Denktaş İstifa', 'UBP istifa' sloganları attı. Eylemciler, mahkemeler binasına yürüyüp, yüksek mahkeme başkanı ve Yüksek Seçim Kurulu'na (YSK) vatandaşlıklarla ilgili muhtıra verdi. Muhtırada, 'Kıbrıs Türkünü temsil etmeyen Rauf Denktaş, UBP-DP hükümeti ve derin devlet güçlerinin saltanat uğruna ortaya koyduğu vatandaşlık dağıtma rezilliği açık bir ge
rçekliktir. Halkın siyasal iradesinin sandığa yansımasını önlemek için sürdürülen sistematik ve usülsüz bu uygulamalar konusunda sizi göreve davet ederiz' denildi.
CTP lideri Mehmet Ali Talat da, keyfi biçimde vatandaşlık dağıtılmasını
'suç' olarak nitel
edi. YSK'nın 30 Eylül itibarıyla seçmen sayısını 137 bin 500 olarak tahmin ettiğini, bu dönemde 1900 kişinin Bakanlar Kurulu kararıyla vatandaş olduğunu hatırlatan Talat, YSK'yı göreve çağırdı. Dün hükümet kanadı da sessizliğini bozdu. UBP Genel Sekreteri Süha Türköz, "Meşruluğu tartışılmaz ama kamu vicdanında rahatsızlık yaratıldı, artık vatandaşlık verilmemeli" açıklaması yaptı.

BUYUK PROTESTO

Bu Memleket Bizim Platformu'ndaki sendikalar, ülkedeki hukuk dışı uygulamaları protesto etmek amacıyla dün başkent Lefkoşa'da uyarı grevi ve eylem yaptı... Genç, yaşlı binlerce vatandaşın da katıldığı eylemde, halkın iradesinin sandığa yansımasını engelleyenler lanetlenerek, YSK göreve davet edildi...

HALK DA SENDİKACILARIN YANINDAYDI... Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası'nın vatandaşlık rezaletini protesto etmek amacıyla uyarı grevine gitmesinin ardından dün de Bu Memleket Bizim Platformu'ndaki sendikalar, başkent Lefkoşa'da iki saatlik uyarı grevi ve eylem yaptı... Vatandaşlık rezaleti yasadışı istihdamların, haksız terfi ve tayinlerle her türlü hukuk dışı uygulamaların protesto edildiği eyleme binlerce vatandaş da katılarak halkın iradesinin sandığa yansımasını engelleyenleri lanetledi ve Yüksek Seçim Kurulu'nu göreve davet etti

'EKMEĞİ SİLAH YAPAN ZİHNİYETİ LANETLİYORUZ'... Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Taner Erginel'e verilen mektubu okuyan Gümrük Çalışanları Sendikası (GÜÇ-SEN) Başkanı Mehmet Tosun, ülkedeki tüm partizanca uygulamaları şiddetle reddettiklerini ve 'insanları oy olarak gören, ekmeği silah yapan bu zihniyeti' lanetlediklerini belirterek, Kıbrıs Türkü'nün siyasal iradesinin seçim sandığına yansımasını engellemek için sürdürülen sistematik ve usulsüz uygulamalara son verilmesini istedi

KIBRIS 15/10/2003

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın ombudsmanlığa önerdiği müsteşarı Ergün Olgun'a meclisten onay çıkmadı: Denktaş'ın adayına hükümetten ret

Cumhuriyet Meclisi'nde dün yapılan iki oylamada da yeterli çoğunluk sağlanamadığı için ombudsman ataması yapılamadı. Oylama sırasında mecliste bir tek muhalefet milletvekilinin bulunduğu dikkate alınacak olursa, Ergün Olgun'a çıkan ret oylarının koalisyon ortakları UBP ve DP milletvekillerinden çıktığı anlaşılıyor.Cumhurbaşkanının adayına ilk turda 30 milletvekilinden 22'si olumlu oy verirken, 8'i ret oyu kullandı. Başbakan Derviş Eroğlu'nun da katıldığı ikinci tur oylamada ise ret oyları 10'a yükseldi. Oylama, kapalı oy yöntemiyle yapıldığı için ret oylarını hangi milletvekilinin kullandığı anlaşılamadı ancak mecliste Fatma Ekenoğlu'ndan (CTP) başka muhalefet milletvekili olmadığı için ret oyları koalisyon ortakları hanesine yazıldı

KIBRIS 15/10/2003

Seçim takvimi, bugün başlıyor

KKTC'de 14 Aralık'ta yapılacak milletvekilliği genel seçimlerinin takvimi bugün başlıyor.Seçimin başlangıç günü olan bugünden itibaren seçim yasakları da uygulanmaya başlıyor. Değiştirilmiş şekliyle 1976 seçim ve halk oylamasının 79. maddesi uyarınca seçimin başlangıç gününden veya seçim gününün Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihten başlayarak yeni Bakanlar Kurulu'nun göreve başlayacağı tarihe kadar seçim yasakları yürürlükte kalacak.Buna göre bugünden itibaren her ne ad adı altında olursa olsun atama ve her türlü terfi, barem ayarlaması ve nakil işlemleri, mal tahsisi yapılamayacak, 'T' izinleri, ateşli silah taşıma veya tasarruf izni verilemeyecek, yurttaşlığa kabul işlemleri durdurulacak, açılış ve temel atma törenleri düzenlenemeyecek

KIBRIS 15/10/2003

G.Kıbrıs’ta yeni bir aşırı sağcı grup

Güney Kıbrıs’ta yeni bir aşırı sağcı grubun ortaya çıktığı, grubun hedefleri arasında Türklerin de bulunduğu bildirildi.

Lefkoşa
AA

17 Ekim 2003 — Rum televizyonunun haberine göre, 75 kişiden oluşan ve kendilerini “Yeni Naziler” olarak nitelendiren faşist grup, “Türk kanı taşıyan herkese” saldırma yemini etti.

Haberine göre grup, ilk olarak futbol maçlarına giderek, tribünlerde olay çıkarmaya başladı. Grubun stadyumlarda çıkardıkları olaylarda, Hitler’e bağlılıklarını dile getirdiği belirtilen haberde, iskelet, kuru kafa ve Hitler’in resimleriyle dolaşan grup üyelerinin son oynanan Apollon-Apoel karşılaşmasında görüldüğü kaydedildi.
Rum televizyonu, görüntüleri, “ibret verici” olarak nitelerken, grup üyelerinin tut
umu poliste endişe yarattı. Grubun 2000 yılında 3 kişi ile kurulduğu, bugün üye sayısının 75 olduğu belirtilen haberde, “Türk kanı taşıyan herkese” tehditler savuran grup üyelerinin, Türkleri düşman olarak hedef aldıkları belirtildi


Erdoğan: Kıbrıs'ta çözüm siyaseti izleyeceğiz


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs konusunda ''çözüm siyaseti'' izleyeceklerini söyledi.
AB zirvesi ve Hükümetlerarası Konferans çerçevesinde Brüksel'de bulunan Erdoğan, düzenlediği basın toplantısında, AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günther Verheugen ile yaptığı ikili görüşme hakkında bilgi verdi. Başbakan Erdoğan, Türkiye'de yapılan reformların AB kanadında takdirle karşılandığını, reformların pratik uygulaması üzerinde durulduğunu ve 2004 yılında uygulama alanınd
a daha somut adımlar atılacağını bildirdi.
Kıbrıs konusunda garantör ülke Türkiye'nin çözümsüzlükten değil, çözümden yana olduğunu, ''çözüm siyaseti'' izleneceğini ifade eden Erdoğan, çözüm arayışlarında başarıya ulaşılması olasılığının yüzde yüz olarak gö
sterilmesinin yanlış olacağını belirtti.
Erdoğan, Kıbrıs'ta çözümün tek taraftan gelemeyeceğini vurgulayarak, KKTC'de seçimlerden sonra iyi bir değerlendirme yapılması gerekeceğini söyledi ve ''Kıbrıs yeni yönetim profiliyle farklılık kazanabilir'' dedi.
K
KTC'de, 2 Nisan'dan bu yana atılan olumlu adımlara dikkati çeken Erdoğan, Annan planının tartışılması, masaya oturulması gerektiğini, başka türlü çözüme ulaşılayamacağını söyledi ve ''Siyaset çözümsüzlüğe çözüm kavuşturma sanatıdır'' diye konuştu.
Kopenhag
siyasi kriterlerinde Kıbrıs konusunun yer almadığını, Kıbrıs'ta fiili bir durumun söz konusu olduğunu belirten Erdoğan, çözümsüzlük halinde Kıbrıs Rum yönetiminin AB'ye alınmasının sıkıntılı bir durum yaratacağını da sözlerine ekledi.
Başbakan Erdoğan, Ir
ak konusunda da, TBMM'nin karar aldığını ve hükümete yetki verildiğini, Genelkurmay Başkanlığı ile Dışişleri Bakanlığı'nın irtibat halinde çalışmalarını sürdürdüğünü, ABD ile temaslarının devam ettiğini belirterek, ''Türkiye olarak hazır durumdayız'' dedi.
Erdoğan, karşılıklı mütabakat sağlanması halinde Irak halkının sıkıntılarını gidermek için istikrar gücüne destek verileceğini belirtti.
Recep Tayyip Erdoğan, gazetecilerin bir sorusuna da, ''Dini özgürlükler konusunda rahat bir iktidarız. Diğer dinlerden
insanlar, inançlarını Türkiye'de özgürce yaşabileceklerdir'' yanıtını verdi.
Başbakan Erdoğan, bugün AB zirvesinin sonuçları hakkında bilgilendirileceği öğlen yemeğinden sonra İspanya'ya gitmek üzere Brüksel'den ayrılacak.

MILLIYET 17/10/2003

Erdoğan: Annan planı görüşülebilir

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs sorununun çözümü için hazırlanan Annan planının görüşülebileceğini söyledi

AB zirvesi ve Hükümetlerarası Konferans çerçevesinde Brüksel'de bulunan Başbakan Erdoğan, AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günther Verheugen ile görüştü.

Erdoğan, görüşme sonrası düzenlediği basın toplantısında, Verheugen ile Türkiye'nin Kopenhag kriterleri doğrultusunda çıkardığı uyum yasaları, bu yasaların uygulanması ve 2004 Aralık ayında AB'den müzakare tarihi alınması konularını ele aldıklarını bildirdi.

Verheugen'in 4 ayrı uyum pakatinini geçmesinden memnunluk duyduğunu aktaran Erdoğan, Kasım ayının ilk haftası çıkması beklenen AB İlerleme Raporu'nu da ele aldıklarını belirtti.

Erdoğan, çıkarılan uyum yasalarının 2004 yılında hayata geçireleceğini belirtti.

KIBRIS SORUNU

Erdoğan, Kıbrıs sorununa ilişkin bir soru üzerine, adil bir barış için çalıştıklarını, ama yüzde yüz barışı sağlama iddiasının yanlış olacağını söyledi.

Görevlerinin bu çözümsüzlüğü ortadan kaldırmak olduğunu belirten Erdoğan, "Çözüm tek taraflı olmaz, karşılıklı olur. Taraflarladan biri kendisini çözümsüzlüğe kilitlediyse, bu olmaz. Biz, KKTC'de Aralık ayında yapılacak seçimlerden sonra birşeyler bekliyoruz" dedi.

KKTC yönetiminin 23 Nisan'dan beri iki toplumun yaklaşması için attığı adımları sıralayan Erdoğan, buna Güney Kıbrıs tarafının olumlu yaklaşmadığını ifade etti.

Annan planında olumlu ve olumsuz yanlar olduğunu kaydeden Başbakan Erdoğan, "Oturup konuşmalayız. Masaya yaklaşmazsanız, çözüm olmaz. Çözümsüzlük de çözümdür. Ama siyaset, çözümsüzlüğü çözüme kavuşurturma sanatıdır" diye konuştu.

Erdoğan, birçoğunu yerine getirdikleri Kopenhag kriterlerinde, ayrıca Kıbrıs diye bir maddenin olmadığını vurguladı.

HURRIYET 17/10/2003

ERDOGAN-VERHEUGEN BASIN TOPLANTISI

ERDOĞAN-VERHEUGEN BASIN TOPLANTISI Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günther Verheugen, görüşmelerinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Erdoğan, Türkiye'de yapılan reformların iyi niyet, değişim ve AB'ye giriş iradesini ortaya koyduğunu, 2004 yılında uygulamananın daha net biçimde görüleceğini söyledi.

Bu reformların uygulanmasının öneminin bilincinde olunduğunu kaydeden Erdoğan, 2004 yılında uygulamanın daha net biçimde görüleceğini ifade etti.
Erdoğan, Türkiye'nin garantör ülke olarak Kıbrıs'ta çözümsüzlük üretmek değil, sorunu çözmek arzusunda olduğunu, Annan planının doğruları ve yanlışlarıyla karşılıklı görüşmek suretiyle müzakere edilebilir olduğunu söyledi.
Verheugen
ise Türkiye'deki reform çalışmalarını çok başarılı bulduklarını, şimdi bu reformaların uygulanmasının önemli olduğunu söyledi.
AB Komisyonu'nun Kasım başında açıklayacağı Türkiye ilerleme raporunun çok kapsamlı olacağını belirten Verheugen, 2004 raporund
a da Türkiye ile tam üyelik müzekerelerinin başlayıp başlamayacağı konusunda Komisyon görüşünün yansıtılacağını kaydetti.

HURRIYET 17/10/2003

Denktaş: Kağıt üstünde devlet istemiyoruz

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ''kağıt üzerinde bir anlaşma değil, sağlam, devlete ve egemenliğe dayalı bir anlaşma'' istediklerini söyledi.

Denktaş, KKTC Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı 2003 Sonbahar Celbi 1. Dönem erlerin Gülseren Kışlası'ndaki yemin töreninde yaptığı konuşmada, geçmişi unutmadıklarını, geçmişte toplu katliamları yapanların yeniden bunu yapabileklerini ifade ederek, ''Bu nedenle bu kez kağıt üzerinde bir anlaşma değil, sağlam, devlet esası üzerine, egemenlik üzerine bir anlaşma yapıyoruz'' dedi.

''Türkiye'nin ve Kıbrıs Türklerinin haklarını yok sayarak Kıbrıs Rumlarını Avrupa Birliği'ne (AB) almanın kimin haddine düştüğünü'' kaydeden Denktaş, şöyle konuştu:

''Biz, 'Bunu yapamazsınız' diyoruz. Türkiye 'Bu olamaz' diyor, herdefasında hakkını ortaya koyuyor, ama bizi elimizden ayağımızdan sürükleyerek AB'ye götürmeyi marifet bilenler vardır. Amerikası, İngilteresi altlarını nallamışlar peşimize düşmüşlerdir. Halkımızı kandırmak için kahvelere kadar inmişlerdir, paralar cepte, yalan da bol bol söylenmekte...''

Rum ve Yunan yetkililerin Annan planı ve Rum tarafının AB üyeliğiyle ilgili sözlerinden örnekler veren Denktaş, ''Bunların bizi götürmek istediği yerahadır. Haklarımızın, hürriyetimizin devletimizin mezbahasıdır. Bunları düşünmek mecburiyetindesiniz'' dedi.

'MEZBAHADAN KURTARMA SEÇİMİ'

Aralık ayında yapılacak seçimlerin ''Ahmet efendinin, Mehmet efendinin seçimi olmadığını, devleti mezbahadan kurtarma seçimi olduğunu'' kaydaden Denktaş, ''Devletimiz vardır. Bu devlet şerefle kurulmuştur, onur meselesidir, hayat ve hürriyet meselesidir. Bunu bilmeden
sandığa gidenler kendi kendilerini nereye attıklarını da bilmeyeceklerdir'' diye konuştu.

Yeşil Hat'ın, Yunan yetkililer tarafından ''utanç duvarı'' olarak nitelendirildiğine işaret eden Denktaş, ''Bu duvar, hürriyet duvarıdır. Bu duvar, toplu mezarları yapanlara 'Dur' diyen duvardır. Bu duvar Mehmetçiklerin ve kahraman Mücahitlerin can vererek oluşturduğu bir barış duvarıdır. Bu duvar meydana geleli memlekete barış gelmiştir'' ifadesini kullandı.

Cumhuraşkanı Denktaş, ''bu duvarın'' gerçek barış olduğunda ortadan kalkacağının altını çizerek, gerçek barışın ise devlet, egemenlik ve eşitliğin kabul edildiğinde, mal-mülk değişimi yapıldığında ve Türkiye'nin etkin ve fiili garantisinin devam ettiğinin kabul edildiğinde olacağını söyledi.

Yemin eden erlere de seslenerek, ''Bastığınız toprağın vatan olduğunu bilerek hareket edeceksiniz. Her karış toprağını gözünüz gibi gözetleyeceksiniz'' diyen Denktaş, gençlere, ''AB'ye girildiğinde askerlik kalkacak'' denildiğini işaret ederek, AB'ye Türkiye ile birlikte, devlet ve egemenlik esasında yapılacak bir anlaşmadan sonra girilmesi gerektiğini kaydetti.

HURRIYET 17/10/2003

Rum Kesimi'nde yeni Türk düşmanı örgüt

Güney Kıbrıs'ta yeni bir aşırı sağcı grubun ortaya çıktığı, grubun hedefleri arasında Türklerin de bulunduğu bildirildi. Rum televizyonunun haberine göre, 75 kişiden oluşan ve kendilerini''Yeni Naziler'' olarak nitelendiren faşist grup, ''Türk kanı taşıyan herkese'' saldırma yemini etti.

Haberine göre grup, ilk olarak futbol maçlarına giderek, tribünlerde olay çıkarmaya başladı. Grubun stadyumlarda çıkardıkları olaylarda, Hitler'e bağlılıklarını dile getirdiği belirtilen haberde, iskelet, kuru kafa ve Hitler'in resimleriyle dolaşan grup üyelerinin son oynanan ApollonApoel karşılaşmasında görüldüğü kaydedildi.

Rum televizyonu, görüntüleri, ''ibret verici'' olarak nitelerken, grup üyelerinin tutumu poliste endişe yarattı.

Grubun 2000 yılında 3 kişi ile kurulduğu, bugün üye sayısının 75 olduğu belirtilen haberde, ''Türk kanı taşıyan herkese'' tehditler savuran grup üyelerinin, Türkleri düşman olarak hedef aldıkları belirtildi.

HURRIYET 17/10/2003

AB: KKTC seçimlerine müdahale etmeyin

Ankara'daki AB Büyükelçileri, Türkiye'nin KKTC'de Aralık ayında yapılacak seçimlere müdahale edilmemesi yönünde mesaj verdiler.

Edinilen bilgiye göre, AB Büyükelçilerinin katılımıyla AB Dönem Başkanı İtalya'nın Büyükelçiliği'nde bir yemek verildi. Yemeğe, Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Mehmet Elkatmış da katılarak komisyon çalışmaları ve öncelliklerine ilişkin bilgi verdi.

"LEYLA ZANA SORUNUNA ÇÖZÜM BULUN"

AB Büyükelçileri ise, Elkatmış'a Ankara Cezaevinde bulunan kapatılan DEP eski milletvekili Leyla Zana'ya ilişkin birçok soru yöneltti. Büyükelçiler, "Zana sorununa mutlaka bir çözüm bulunmalı" mesajını verdi.

"DGM'LER KALKACAK"

Mehmet Elkatmış de, DGM'lerin kapatılmasının ve yerlerine yeni mahkemelerin oluşturulmasının öngörüldüğünü söyledi.

DGM'lerin kapatılmasının AKP'nin bir hedefi olduğunu, partinin programında bulunduğunu belirten Elkatmış, bu düzenlemenin yapılacağını ifade etti.

"KIBRIS SEÇİMLERİNE MÜDAHALE ETMEYİN"

Yemek sırasında ayrıca AB'nin büyük önem verdiği Kıbrıs sorunu da gündeme geldi.

AB büyükelçileri Elkatmış'a, AB hükümetlerinin Aralık ayında KKTC'de yapılacak seçimlere "müdahale" yapılmasından endişe duyduğu görüşünü ilettiler.

OMBUDSMAN GELİYOR

Öte yandan, Elkatmış, bir soruya karşılık ombudsman uygulamasına geçileceğini, bu konuda ileri bir aşamaya gelindiğini söyledi.

HURRIYET 17/10/2003

Simitis: Adım atın

AB zirvesine katılan Erdoğan, Simitis'le Kıbrıs'ı ele aldı. Papadopulos ise, 'Türkiye'nin AB üyeliğini veto etmeyeceğiz. Zaten veto edemeyiz' dedi

17/10/2003 RADIKAL

GÜVEN ÖZALP
BRÜKSEL - AB'nin Mayıs 2004'teki genişleme sürecinin zaruri hale getireceği yapısal reformların tartışıldığı hükümetlararası konferansın ikinci ayağı dün Brüksel'de yapıldı. AB üyesi 15 ülke ile Mayıs 2004'te üye olacak 10 ülke ve üyelik tarihi belli olmayan Romanya, Bulgaristan, Türkiye'nin liderlerini bir kez daha buluşturan konferansta, AB
anayasası ta
slağı üzerinde yine tam uzlaşılamadı. Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un "Türkiye'nin AB üyeliğini veto etmeyiz" mesajı ise dikkaki çekti.
Gözlemci statüsündeki Türkiye'yi zirvede temsil eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dönem Başkanı İtalya'nın B
aşbakanı Silvio Berlusconi ve Dışişleri Bakanı Franco Frattini tarafından karşılandı. Eşi Emine, devlet bakanları Ali Babacan ve Mehmet Aydın'la Brüksel'e giden Erdoğan, Berlusconi'yle yine sıcak bir görüşme yaparken, Britanya Başbakanı Tony Blair ve Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis'le de bir araya gelme fırsatı buldu.
Zirvede Mayıs 2004'te üye olacak Güney Kıbrıs'ı temsil eden Papadopulos ise "AB'ye üye olduktan sonra Türkiye'nin üyeliğini veto etmeyeceğiz, hatta bunu memnuniyetle karşılayacağız" dedi.
Papadopulos, zaten büyük ülkelerinin Rumların veto kullanmasına izin vermeyeceğini ima edip, "Veto kullanmak büyük ülkelerin işi. Konuyu zamanı geldiğinde değerlendireceğiz, ama mantığım bana veto kullanmanın pek de akıllıca bir adım olmayacağını söylüyor" diye konuştu.

Denktaş vurgusu
"Avrupa normlarına uyan ve Avrupa ülkesi gibi hareket eden Türkiye'nin üyeliği, zararımıza değil, yararımıza olur" vurgusu yapan Papadopulos, "Ancak Rauf Denktaş, lider kaldığı sürece adanın bütünleşmesi mümkün değil" çıkışında bulundu. Papadopulos, Avrupa Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen'le bir araya gelme fırsatı bulurken, görüşmenin en önemli gündem maddesini de Ankara'nın Kıbrıs'ın AB'ye katılacağı Mayıs 2004'e kadar Kıbrıs'ta çözüm için ikna ed
ilmesi oluşturdu. Brüksel, gelecek günlerde Kıbrıs'ta Annan Planı temelinde çözüm konusunda Ankara'ya uyguladığı baskıyı giderek arttırmayı planlıyor. Papadopulos, Annan Planı'nı görüşebilecekleri mesajını verirken, Erdoğan da "Annan planını hiçbir zaman tamamen reddetmedik. Eksileri ve artıları var. Bu konuyu müzakere edip sonuca ulaştırabiliriz" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan'ın ayaküstü görüştüğü Yunanlı meslektaşıyla ana gündem maddesi de Kıbrıs oldu. Simitis, Kıbrıs'ın gelecek hafta ABD Dışişleri Baka
nı Colin Powell'ın ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün Atina ziyaretleri sırasında gündeme geleceğini belirterek, Erdoğan'a "Artık bu konuda bir adım atın" uyarısı yaptı. Erdoğan, bugün aday ülkelerin liderlerini bilgilendirmek amacıyla düzenlenecek öğlen yemeğinin ardından İspanya'ya geçecek

Kıbrıs günahkârları

M.Ali Kışlalı

17/10/2003 RADIKAL

KKTC'de işleri nasıl bu noktaya getirdik?
150-200 bin nüfuslu bir bölgeyi neden Güney karşısında gerektiği gibi destekleyemedik?
1974 askeri müdahalesinden sonra, safha safha gelişen başarısızlıklarla bu noktaya, yani ekonomik yönden gelişmemiş, toplumsal yönden 'Karen Fogg çocukları' denilen grubun elinde oyuncak hale nasıl geldik?
Konuya yüzeysel yaklaşırsak 1990'ların başlarına kadar KKTC'nin, Güney'e göre ke
ndini ekonomik yönden ayakta tuttuğunu görüyoruz.
O dönemde KKTC, Türkiye'ye göre daha renkli ve ilginç. Bavul ticaretine dayalı bir ekonomi ve turizm dönemi var.
Dalgalanma Çiller'in başbakanlığı döneminde gerekli görülen 500 milyarlık tahsisatı vermeme
siyle başlıyor. ABD ile anlaşarak Kıbrıs sorununu çözümleyeceğini sanan bir politika uyguluyor.
Politikasının gerçekleşmeyeceğini görünce tahsisatı 1996'da verdiğinde iş işten geçmiş, 1990'ların başında başlayan açıklar büyümüş ve dengeler temelden değişm
iş oluyor.
1995'te Avrupa Birliği Adalet Divanı kararı KKTC kaynaklı narenciye, patates ve tekstile vergi koyuyor. Büyük yatırımlar yapmış Asil Nadir, haklı ya da haksız, iflas ettiriliyor.
Gerileme günümüze kadar sürüyor.
Aralık seçimlerinde KKTC'nin T
ürkiye karşıtı ve Rum yanlısı muhaliflerin eline geçeceği tahminleri yapılıyor.
Öncelikle KKTC'yi bu noktaya kimin getirdiğini saptamak gerek.
1963 Rum saldırısından sonra, komşu olarak bizimle Ankara'da 1. Basın Sitesi'nde uzun süre oturmuş olan Rauf De
nktaş'ın mücadelesini hep izlemiş ve sempati duymuşuzdur.
Ama şimdi KKTC'nin bulunduğu yerden dolayı sorumluluğunu sorgulamadan edemiyoruz.
Türkiye'den KKTC'ye başta güvenlik alanında olmak üzere, hemen her alanda büyük destek verildi. Ama bu orta büyükl
ükte bir kent sayılacak devleti Türkiye ile birlikte oradaki yöneticileri arzulandığı gibi ayakta tutamadılar.
Yapılan yardımların gerektiği gibi kullanılamadığı, Güney karşısında bir örnek bölge yaratılamadığı açık. Şimdi bunun acısı çekiliyor.
Bu durum
un günahkârları kimler?
Sadece verdiği maddi yardım desteğinin yerine gidip gitmediğini gerektiği gibi denetlemeyen Ankara'daki bunca hükümet mi?
Karen Fogg gibi bir bayan Avrupa Birliği görevlisinin göz göre göre uyguladığı psikolojik savaş planı karşısında gereken önlemleri alamayan ilgili Türk örgütleri mi?
Yoksa, siyasi mücadele alanında bir usta olduğunu kanıtlamış Denktaş mı?
Bu sorgulamayı KKTC'nin Rum ve AB oyunları ile tamamen elden çıkacağı kaygısı ile yapıyor değilim.
Türk toplumu için Kıbrı
s'ın ne denli önemli olduğunu biliyorum.
Adanın Türkiye için güvenlik bakımından ne anlam taşıdığının da bilincindeyim.
Bunları benim gibi, siyasiler de biliyor.
Onun için de, bütün olumsuz gelişmelere rağmen yetki sahibi kimse kendini AB istekleriyle b
irleşen 'verip kurtulalım'cı iç cepheye angaje edemiyor.
Güvenlikle ilgili en yetkili ağızlar KKTC'den asla vazgeçmenin söz konusu olamayacağını, her fırsatta ifade ediyorlar.
Ama bütün bunlar bir yana, koca Türk devletinin hangi sorumlularının bu 150-20
0 bin nüfuslu KKTC'yi nasıl olup da bu hale getirdiği sorusuna verilen yanıtlar inandırıcı olamıyor.
***
Denktaş'tan ABD elçisine ağır sözler

17/10/2003 RADIKAL

AA - LEFKOŞA - ABD, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı Kıbrıs'ta çözümsüzlüğün cisimleştiği şahsiyet olarak gördüğünü giderek daha fazla dillendirirken, Denktaş da Washington'ı yanıtsız bırakmıyor. Denktaş'ın son hedefi, KKTC'nin çeşitli bölgelerinde toplantılar düzenleyen BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın sunduğu çözüm planını anlatan ABD'nin Güney Kıbrıs Büyükelçisi Michael Klasson oldu. KKTC lideri, dün Bayrak Televizyonu'nda (BRT) siyasi partilerin gençlik kolları üyelerinin sorularını yanıtlarken, büyükelçi için, "Normal bir zamanda olsa bu büyükelçiyi 'istenmeyen adam' ilan edersin, elinden kurtulursun, ama normal bir zamanda değiliz" diye konuştu.
ABD Büyükelçisi'nin yaptıklarını 'çok ayıp' diye nitelendiren KKTC lideri, "Kendilerine sordum, 'Yanlış ata oynuyorsunuz, şimdi bu at kaybedince bu taraf kazanınca, irade ortaya çıkınca o zaman ne y
apacaksınız?' O zaman hâlâ, zorla yine bildiğinizi okuyacaksanız. O zaman demektir ki ne insafınız var, ne de adalet prensibi diye bir şeyiniz var" ifadelerini kullandı

Erdoğan: Kıbrıs konusunda çözüm siyaseti izleyeceğiz

Basbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs konusunda ''çözüm siyaseti'' izleyeceklerini söyledi.

Kıbrıs konusunda garantör ülke Türkiye'nin çözümsüzlükten değil, çözümden yana olduğunu, ''çözüm siyaseti'' izleneceğini ifade eden Erdoğan, çözüm arayışlarında başarıya ulaşılması olasılığının yüzde yüz olarak gösterilmesinin yanlış olacağını belirtti. Erdoğan, Kıbrıs'ta çözümün tek taraftan gelemeyeceğini vurgulayarak, KKTC'de seçimlerden sonra iyi bir değerlendirme yapılması gerekeceğini söyledi ve ''Kıbrıs yeni yönetim profiliyle farklılık kazanabilir'' dedi.

Kopenhag siyasi kriterlerinde Kıbrıs konusunun yer almadığını, Kıbrıs'ta fiili bir durumun söz konusu olduğunu belirten Erdoğan, çözümsüzlük halinde Kıbrıs Rum yönetiminin AB'ye alınmasının sıkıntılı bir durum yaratacağını da sözlerine ekledi. Recep Tayyip Erdoğan, gazetecilerin bir sorusuna da, ''Dini özgürlükler konusunda rahat bir iktidarız. Diğer dinlerden insanlar, inançlarını Türkiye'de özgürce yaşabileceklerdir'' yanıtını verdi.

ZAMAN 17/10/2003

Erdoğan: Annan planı tartışılabilir

rkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘Annan planını reddimiz söz konusu olmadı

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘Annan planını reddimiz söz konusu olmadı. Sayın Denktaş’ın düşünceleri olabilir. Garantör ülke Türkiye olarak Annan planını tartışılabilir buluyoruz. Artı yönleri, eksi yönleri var” diyerek, planın müzakere edilip adımlar atılabileceğini söyledi.

AB zirvesi ve Hükümetlerarası Konferans (HAK) çerçevesinde bulunduğu Brüksel’de düzenlediği basın toplantısında, Irak konusunda topun ABD’de olduğunu söyledi.

Erdoğan, Kıbrıs konusunda bir soru üzerine şunları söyledi:

“Annan planını reddimiz söz konusu olmadı. Sayın Denktaş’ın düşünceleri olabilir. Garantör ülke Türkiye olarak Annan planını tartışılabilir buluyoruz. Artı yönleri, eksi yönleri var. Müzakere edilebilir ve adımlar atılabilir diyoruz.

Bir gerçeğin altını da çizmek zorundayız. Nisan’dan bu yana Denktaş’ın da attığı olumlu adımlar var. Maraş bölgesinin Güney Kıbrıs’a açılması, sınır kapısının karşılıklı olarak açılması, Kuzey Kıbrıs’ta serbest ticaretin başlatılması, kapalı olan Lefkoşa havaalanının açılmasını önermesi...

Bütün bunlara karşı da Güney’in olumsuz yaklaşması var. Bunları bir bütün olarak ele almakta fayda var.”

HALKIN SESI 17/10/2003

Türkiye’nin AB üyeliğini veto etmeyeceğiz

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos, Avrupa Birliği’ne üye oldukları zaman, Türkiye’nin birliğe üyeliğini veto etmeyeceklerini açıkladı.

Reuters’in haberine göre Papadopulos, Avrupa Birliği Zirvesi için bulunduğu Brüksel’de düzenlediği basın toplantısında, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş başta olduğu sürece, adanın yeniden birleştirilmesi şansının olamayacağını ileri sürdü. Papadopulos, Cumhurbaşkanı Denktaş yönetimde olduğu müddetçe Annan Planı’nı uygulama olasılığı bulunmadığını da kaydetti.

AB’ye tam üye olduğu zaman Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin veto hakkı olmayacağını kaydeden Papadopulos, “Veto, büyüklerin işidir. Biz, zamanı geldiğinde konuyla (Türkiye’nin AB’ye üyeliğiyle) yüzleşeceğiz ve bunu içtenlikle karşılayacağız. Mantığım, zaten vetonun çok da akıllıca bir hareket olmayacağını söylüyor“ şeklinde konuştu.

Bir Avrupa ülkesi gibi davranan ve AB normlarına uyan Türkiye’nin Kıbrıs’a zarar değil, bilakis fayda sağlayacağına inandığını söyleyen Papadopulos, AB’nin sadece küçük ülkeler için değil, Avrupa’nın kendisi için de “olmazsa olmazları” olduğunu belirtti ve şöyle dedi:

“Egemenliğinizin bir kısmını, sizin adınıza kullanması için kolektif bir organa veriyorsunuz. Halkıma ‘en azından AB içinde söz söyleme hakkınız var’ diyebilmek istiyorum" dedi.

“Çözüm için zemin Annan planıdır”

Kıbrıslı Rum lider Tasos Papadopulos, AB’ye bölünmüş bir Kıbrıs’ın girmesinin, kurtulmak için büyük bedeller ödemelerini gerektirecek sorunlara neden olacağını, bu yüzden ana ilgi alanlarının Kıbrıs sorununun 1 Mayıs 2004’e kadar çözülmesi olduğunu açıkladı.

Haravgi’nin haberine göre Papadopulos, Lüksemburg ziyaretini tamamlamasının ardından Lüksemburg Başbakanı Ian Clot Junger’le düzenlediği ortak basın toplantısında, görüşmelerinin büyük bölümünü Kıbrıs sorununun oluşturduğunu belirterek, yukarıdaki açıklamayı yaptı.

Çözüm için süre yeterli

Rum lider, Kuzey Kıbrıs milletvekili seçimlerinden sonra geriye 6 aylık bir süre kaldığını belirterek, şunları söyledi:

“Evet, bu sürenin Kıbrıs sorununun çözülmesi için yeterli olduğuna inanıyorum. Halihazırda bir zemin vardır, bu zemin Annan planıdır, ancak planın çeşitli yönlerinin iyileştirilmesi gerekiyor. Sunduğumuz önerilerden hiçbiri planın parametreleri dışında değildir, planın felsefesini veya mantığını veya temel noktalarını hedef almıyor.”

“Lahey trajedisinin” tekrarlanmasını arzu etmediğini söyleyen Papadopulos, son dakika baskılarının sonuç vermeyeceği, “imzalayın yoksa ....” politikasının çağdaş dünyada işe yarayacak bir politika olmadığı görüşünü dile getirdi.

YENIDUZEN 17/10/2003

Anlayınız artık!

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’dan Denktaş’a tokat gibi açıklamalar:

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, “Annan planını reddimiz söz konusu olmadı. Sayın Denktaş’ın düşünceleri olabilir. Garantör ülke Türkiye olarak Annan planını tartışılabilir buluyoruz. Artı yönleri, eksi yönleri var” diyerek, planın müzakere edilip adımlar atılabileceğini söyledi.

AB zirvesi ve Hükümetlerarası Konferans (HAK) çerçevesinde bulunduğu Brüksel’de düzenlediği basın toplantısında Erdoğan, Kıbrıs konusunda bir soru üzerine şunları söyledi:

“Annan planını reddimiz söz konusu olmadı. Sayın Denktaş’ın düşünceleri olabilir. Garantör ülke Türkiye olarak Annan planını tartışılabilir buluyoruz. Artı yönleri, eksi yönleri var. Müzakere edilebilir ve adımlar atılabilir diyoruz.

Bir gerçeğin altını da çizmek zorundayız. Nisan’dan bu yana Denktaş’ın da attığı olumlu adımlar var. Maraş bölgesinin Güney Kıbrıs’a açılması, sınır kapısının karşılıklı olarak açılması, Kuzey Kıbrıs’ta serbest ticaretin başlatılması, kapalı olan Lefkoşa havaalanının açılmasını önermesi...

Bütün bunlara karşı da Güney’in olumsuz yaklaşması var. Bunları bir bütün olarak ele almakta fayda var.”

HAK çerçevesinde kurumsal konuları görüştüklerini, Avrupa Parlamentosu’nun gelecekteki mimarisi, AB Konseyi’nin ve Konsey Başkanı’nın rolleri, nitelikli oylama sistemi gibi bazı kurumsal konuları ele aldıklarını anlatan Erdoğan, “Türkiye olarak savunduğumuz görüşler, muhtemel uzlaşı noktalarına oldukça yakın. Birliğin daha etkin şekilde işlemesini sağlayacak kurumsal reformlara destek verdiğimizi ifade ettik. Bu yapılırken, görev ve sorumlulukların açıkça belirlenmesini, üye ülkeler arasında eşitlik ilkesinin de gözetilmesini istedik” dedi.

Zirvede, AB’nin özgürlük, güvenlik ve adalet alanlarının güçlendirilmesi ile AB ekonomisinin canlandırılması konularının ele alınacağını belirten Erdoğan, bu konularda alınacak kararlar ve görüşler hakkında, yarın çalışma yemeğinde bilgi edineceklerini ve Türkiye’nin görüşlerini dile getireceklerini söyledi.

Erdoğan, dün öğlen yemeğindeki çalışma toplantısında Irak ve Ortadoğu konularının ön plana çıktığını, BM Güvenlik Konseyi’nde Fransa, Almanya ve Rusya arasında uzlaşma belirmiş olmasının da gündeme geldiğini bildirdi.

Başbakan Erdoğan, AB Dönem Başkanı İtalya’nın Başbakanı Silvio Berlusconi, İngiltere Başbakanı Tony Blair, Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis, AB Komisyonu Başkanı Romano Prodi, AB Ortak Dış Politika ve Savunma Yüksek Temsilcisi Javier Solana ile görüşmelerde bulunduğunu da ifade etti.

IRAK KONUSU

Irak konusunda AB’nin yaklaşımının olumlu olduğunu, BM Güvenlik Konseyi’ndeki gelişmelerden sonra daha da olumlu olacağını sandığını söyleyen Erdoğan, şöyle konuştu:

“TBMM, hükümete yetki kararı aldıktan sonra Genelkurmay’ımıza bu konuda çalışmaları yürütme görevi verdik. Dışişleri ile irtibatlı olarak bu çalışma yürütülüyor. Şu anda, ABD ile yapılan görüşmelerde top kendilerinde. Bu konuda nasıl bir tavır takınacaklarını önümüzdeki günlerde göreceğiz. Irak konusunda görüşlerimizi baştan beri ifade ettik. BM Güvenlik Konseyi kararı olursa, bu şüphesiz ki bakışı rahatlatır. Hükümetimiz, Parlamentomuzdan izin aldı. Iraklıların huzur ve mutluluğu için ne yapabiliriz sorusunun cevabını bilelim, buna hazırlıklı olalım gayreti içerisindeyiz. Hazırlıklarımızı Genelkurmay vasıtasıyla yürütüyoruz.”

YENIDUZEN 17/10/2003

Erdoğan’dan Papadopulos’a, Papadopulos’tan Erdoğan’a mesaj…
Papadopulos, Kıbrıs’ın Türkiye’nin AB üyeliğini veto etmeyeceğini söyledi Veto etmeyiz

Papadopulos: Veto büyüklerin işidir. Biz zamanı geldiğinde Türkiye’nin AB üyeliğiyle yüzleşeceğiz ve bunu içtenlikle karşılayacağız. Mantığım zaten vetonun çok da akıllıca bir hareket olmayacağını söylüyor…

Papadopulos’un ilk bakışta “iyi niyetli” olarak görülen bu sözlerinin arkasında başka bir gerçek de kendini ele veriyor: Türkiye’yi 1 Mayıs 2004’e kadar çözüm hedefinden uzaklaştırmak ve Kıbrıs’ın
Türklerin katılımı olmadan AB’ye girmesini sağlamak…

Tayyip Erdoğan dün Brüksel’de yaptığı açıklamalarda bir kez daha “Annan planını müzakere edilebilir” bulduklarını açıkladı…

Erdoğan kendisine Denktaş’ın “Bu plan öldü” sözlerini hatırlatan gazetecilere de şöyle konuştu: Annan planını reddimiz söz konusu olmadı. Sayın Denktaş’ın düşünceleri olabilir. Garantör ülke Türkiye olarak Annan planını tartışılabilir buluyoruz…

İslamcı Başbakan Erdoğan’a Denktaş’tan da mesaj var...

Seçimden sonra din eğitimi

“Okullarda din eğitimi eksik, çocuklara dinin temeli öğretilmeli” diyen Denktaş “yanlışları düzeltme zamanı geldi, inşallah seçimlerden sonra buna da el atılacak” diye konuştu...

Sezer’de değişiklik yok

“Kıbrıs’ta iki ulus ve iki devlet var".

AFRIKA 17/10/2003