YIKIN ŞU DUVARI

LOKMACI AÇILSIN, ÇARŞI CANLANSIN: 1974 yılına kadar açık olan Lefkoşa'daki Lokmacı Barikatı'nın neden açılmadığı bilinmiyor. Lokmacı'nın yeniden açılması halinde can çekişen çarşı canlanacak, kan ağlayan esnafın yüzü gülecek, yok olma sürecini yaşayan surlariçi bölgesi yeniden yaşam bulacak

ESNAF SİFTAH YAPMADAN KEPENK KAPATIYOR: Arasta esnafı yılladır siftah yapmadan kepenk kapatıyor ancak bu halini yetkililere bir türlü duyuramıyor. Lokmacı Barikatı'nın açılması halinde, esnafın yüzü gülecek; kapılardaki izdiham ve keşmekeş de azalacak

MÜEZZİNOĞLU: LOKMACI'YI AÇIN: Tanju Müezzinoğlu başkanlığındaki Asmaaltı ve Arasta Esnafı Derneği yetkilileri, dün Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı ziyaret etti. Müezzinoğlu, bölgenin canlandırılması için Lokmacı Barikatı'nın da geçişlere açılması konusunda Cumhurbaşkanı Denktaş'tan yardım istedi

DENKTAŞ: İMKAN MESELESİ: Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Lokmacı Barikatı'nın yakında açılması konusunda bir şey söyleyemeyeceğini, konunun gündemde tutularak takip edilmesinin yararlı olacağını belirtti. Denktaş, 'Bugün olacak, yarın olacak diye söz veremem. İmkan meselesi' dedi

KIBRIS 04/05/2003

Ambargo kalkarsa barış kolaylaşır

AB dışişleri bakanlarının Rodos ve Meis'te yapılan toplantısına katılan Gül, hükümetin birinci öncelikli gündeminin AB olduğunu söyledi


UTKU ÇAKIRÖZER Kaş

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Türkiye'nin ve hükümetin birinci öncelikli gündeminin Avrupa Birliği (AB) olduğunu söyledi. KKTC'ye uygulanan ambargonun kaldırılmasını isteyen Gül, bunun karşılığında Türkiye'nin de Rum Yönetimi'ne karşı "tanıma"ya kadar varacak açılımlar gerçekleştireceği sinyalini verdi.
AB üyesi 25 ülke ve aday üç ülkenin Dışişleri bakanlarının Rodos ve Meis'te yapılan gayri resmi toplantısına katılan Gül, 27 bakan için Kaş'
ta bir resepsiyon verdi. Toplantılar için dün sabah Kaş'a gelen Gül ve eşi Hayrünnisa Gül, bakanlık tarafından Ertur Turizm'den kiralanan 26 metrelik yolcu teknesiyle 2 mil uzaklıktaki Meis Adası'na geçti. Teknede soruları yanıtlayan Gül, şunları söyledi:

2003 kritik yıl
• AB: Türkiye'nin ve hükümetin birinci öncelikli gündemi AB'dir. 2003 kritik yıl. TBMM tatile girmeden çıkarmamız gereken yasalar var. AB'nin dünya çapında stratejik rol alabilmesi için Türkiye gibi büyük bir ülkeyi içine almasının gerekliliğine onlar da, biz de inanıyoruz.
• KIBRIS: Kıbrıs'ta yaşananlar, kâğıt üzerinde yapılamayanların arazi üzerinde yapılmasıdır. Masada anlaşmaya varılamayınca toprak üzerinde eylemler fiili olarak yapılsın dendi. Her iki taraf bunu yapıyor. Birçok insan k
arşılıklı gidip geliyor, bunlar daha çok güven artıracak. Sonunda masaya oturulduğunda fazla bir şey kalmayacak.
• RUMLARA AÇILIM: Kuzey Kıbrıs'a yönelik ambargoların kalkması lazım. Artık dünyada ambargo söz konusu değil. En son Irak'a uygulandı ama dünya
ona bile dayanamadı. Savaşın başlamasının bir nedeni de dünyanın 'ambargo devam edemez' yönündeki görüşüydü. Ambargoyu da AB ve Birleşmiş Milletler gözden geçirmeli. Ambargo kalkınca güven çok daha artacak, barış kolaylaşacak. Türkiye'nin de Rum Kesimi'ne olan her türlü ambargoyu kaldırması gerekir. Bunların karşılıklı yapılması gerekir.
• RUM KESİMİ'NİN TANINMASI: Bu dediklerim tanıma anlamına geliyor. Tanıma kalıcı barışla gerçekleşecek. Ama ona ulaşmak için açılım olacak. Gemileri gelip gidecek, Türk sa
hillerinden faydalanacaklar. Nihai çözümü kolaylaştıracak adımlar atılacak.
MILLIYET 04/05/2003

Rumlar, yönetimi dinlemedi yatıya kaldı

Hüseyin ALKAN / LEFKOŞA

Kıbrıs Rum Yönetimi'nin ‘‘Kuzey'deki otellerde konaklamayın’’ uyarısına rağmen yüzlerce Rum, otellerde rezervasyon yaptırdı, haftasonunu KKTC'de geçiriyor.

Hükümetlerinin 23 Nisan'da serbest geçişlerin başlamasından önce 'İşgal polisine pasaport göstermeyin' çağrısına uymayan Kıbrıslı Rumlar, 'Kuzey'deki otellerde konaklamayın' uyarısına da kulak asmadı. Şimdiye kadar 130 bin Rum, KKTC polisine pasaport göstererek Kuzey'e geçerken, Türk kesimindeki otellerde de konaklamaya başladı. Üç gün içinde Girne ve Magosa'daki otellerde kalan Rumların sayısı 500'ü geçti. Bu sayının hafta sonunda üçe katlanması bekleniyor. Kuzey'de kalan Rumlar büyük otellerin kumarhanelerinde vakit geçiriyor, ancak konaklamak için daha çok şehir içlerindeki küçük otelleri tercih ediyor.

Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos KKTC Bakanlar Kurulu'nun Rumlara haftada üç gün ote
llerde konaklama izni verme kararını 'ağır bir tahrik' olarak nitelemiş ve 'Denktaş'ın bu adımı Rum halkına karşı bir hakarettir. Çünkü otellerin çoğu Kıbrıs Rumları'na aittir. Rumlar, kendilerine ait otellere para vererek sahte devletin ekonomisine katkıda bulunacaklar. Halkımıza, bunun doğru bir hareket olmadığını hatırlatıyorum' demişti.

HIRSIZLIK MALI

Rum Adalet ve Kamu Düzeni Bakanı Doros Thedoru da Rumlara benzer bir çağrı yapmış ve 'İşgal altındaki otellerde konaklamak çalıntı mal satın almakla eşdeğerdir' diye konuşmuştu. Bu arada, Magosa'ya bağlı Ötüken köyündeki bir kilisenin ambarından çan çalarken tutuklanan üç Rum, mahkemede kişi başı 300'er milyon lira kefaletle serbest bırakıldı. Rumlar ve Türkler'in karşılıklı geçişleri sırasında birkaç küçük kavga ve trafik kazası dışında şimdiye kadar ciddi bir olay yaşanmadı.

HURRIYET 04/05/2003

RUM YÖNETİMİ FENA BOZULDU

KİSOS Partisi Başkanı Yannakis Omiru dün konu ile ilgili düzenlediği basın toplantısında Kıbrıslı Rumların KKTC’deki otellerde gecelemelerini “yüzkarası” olarak niteledi

Rum Yönetimi, Kıbrıslı Türkler’in kendi arabalarıyla Güney Kıbrıs’ta seyahat etmelerine izin verilmesi için Rum Motorlu Araçlar Dairesi’nden seyrüsefer alınmasını isteyecek

Bakanlar Kurulu’nun KKTC ile Güney Kıbrıs arasında geçişlerin serbest kalması konusunda aldığı karardan sonra, 23 Nisan tarihinden beri Güney ile Kuzey Kıbrıs arasında başlayan serbest geçişler devam ediyor.

KKTC’ye dün saat 12.00’ye kadar 6512 Rum geçerken, Güneye geçen Türklerin sayısı 2527 oldu. Saat 12.00 itibarıyla KKTC'ye geçen Rum araç sayısı 1374.

Bu arada Bakanlar Kurulu kararına göre, KKTC’de geceleme yapmak isteyen Rumlar da hafta sonu tatillerini otellerde geçiriyorlar.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi özellikle KKTC’ye geçen Rumların geceleme yapmasından memnun görünmüyor ve gecelemelerini engellemek amacıyla yöntemler arıyor.

Rum yönetimi konaklamalar konusunda herhangibir müeyyide uygulayamama durumunda olmasından dolayı, bazı otellerin eski sahiplerini kullanmaya başladı ve bu kişilerin konaklayanlardan tazminat isteyebileceği görüşünü ortaya attı.

Rum basın haberlerine göre Rum Yönetimi Sözcüsü Hrisostomidis, KKTC’deki otellerde kalan Rumlardan eski sahiplerinin tazminat talebinde bulunmalarının ihtimal dışı olmadığını söyledi.

SİMERİNİ’ye göre, KİSOS Başkanı Yannakis Omiru dün düzenlediği basın toplantısında Kıbrıslı Rumların KKTC’deki otellerde gecelemelerini “yüzkarası” olarak niteledi.

POLİTİS Gazetesi ise Rum Yönetimini yaptıklarından dolayı eleştirerek “Saçmalık, Çelişkiler ve Sorumsuzluk, Bizzat İleri Götürdüklerini Eleştiriyorlar.. Hükümette Ne Yaptıklarını Biliyorlar mı?..” ifadesini kullandı.

Politis, ayrıca, Rum yönetiminin yaşadığı şaşkınlık ve keşmekeşi bertaraf etmek için gazeteye yüklendiğini ve KKTC’deki bazı tesislerin reklamları yayımladığı reklamlara karşı çıktığını kaydederek, “Hükümet yetkilileri, bu reklamlar konusuna karşı görüş belirterek hükümetin Kıbrıslı Türklerin desteklenmesine yönelik olarak açıklandığı politikayı özlü olarak ortadan kaldırmış oluyorlar.

Bu gerçekler karşısında Adalet ve Kamu Düzeni Bakanı’nın otellerde kalacak olanları hırsızlık malı kullanan kişiler olarak nitelendirmesi, öncelikle ve ilk başta devleti ve bu hükümet ile siyasi liderliğinin gerçekten ne istediğini anlamaya çalışan sıradan vatandaşı değil de yetkilileri ilgilendiriyor.” ifadesine yer verdi.

KKTC PLAKALI ARAÇLARA "ÖZEL SEYRÜSEFER"

Öte yandan Rum basın haberlerine göre Rum Yönetimi, Kıbrıslı Türkler’in kendi arabalarıyla Güney Kıbrıs’ta seyahat etmelerine izin verilmesi için Rum Motorlu Araçlar Dairesi’nden özel izin belgesi (seyrüsefer) alınmasını isteyecek.

Bunun için de Rum Meclisinden bir yasanın geçmesi gerektiği görüşünü belirten Rum gazeteleri, Rum Ulaştırma Bakanı Kikis Kazamias’ın açıklamasına dayanarak, sözkonusu yasa değişikliğinin Rum meclisi Ulaştırma Komitesi tarafından salı gününden itibaren incelenmeye başlanacağını ve 8 Mayıs’ta da onaylanmak üzere meclis genel kuruluna sunulacağını haber verdiler.

HALKIN SESI 04/05/2003

Denktaş: Annan Planı KKTC’yi yok edecekti

165 kişilik heyetle KKTC’yi ziyarete eden Türkiye Bilim Araştırma Vakfı Lefkoşa AKM’de “Kıbrıs’ta Gerçek Çözüm" konulu bir konferans düzenledi

Türkiye Bilim Araştırma Vakfı aralarında TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Burhan Kuzu, bazı AKP milletvekilleri, eski bakanlar, emekli generaller, üst düzey subayları ve akademisyenlerin de bulunduğu kalabalık bir heyetle Kıbrıs davasında Cumhurbaşkanı Denktaş ve Kıbrıs Türk Halkı’na destek vermek amacıyla dün sabah özel bir uçakla KKTC’ye geldi.

165 kişilik heyetle KKTC’yi ziyarete eden Türkiye Bilim Araştırma Vakfı öğleden sonra Lefkoşa AKM’de “Kıbrıs’ta Gerçek Çözüm” konulu bir konferans düzenledi. Konferansın ardından Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın onurlarına vereceği yemeğe katılacak olan heyet, Muratağa- Sandallar ve Atlılar şehitliklerini ziyaret ettikten sonra bu akşam saat 20.30’da KKTC’den ayrılacak.

Konferansa katılarak bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan planının içerdiği hükümlerle Kıbrıs Türk Halkı’nı yoketme planı olduğunu bir kez daha yineleyerek, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto’nun da yaptığı açıklamalarla Kıbrıs Türkü’nü anlamama kararlıığını sürdürdüğünü söyledi.

Kıbrıs Rum liderleiyle 1968 yılından bu yana uzlaşma arayışı içerisinde olduğunu kaydeden Denktaş Rum Yönetimi’nin tüm Kıbrıs’ın meşru hükümeti olmadığının kabul edilmesi durumunda çözümün çok yakın olduğunu kaydetti.

Konuşmasında Türkiye basınına Kıbrıs gerçeklerini yansıtmadıkları yönünde eleştirilerde bulunan Denktaş bazı Türk basının iddia ettiğinin aksine Kıbrıs konusunun Türkiye’nin AB üyeliğine engel değil, elinde tuttuğu önmli bir koz olduğunu dile getirdi.

Kıbrıs Rum tarafının 40 yıldır silahla elde edemediğini AB üyeliği yoluyla elde etmeye çalıştığının altını çizen Denktaş, Kıbrıs’ta Türkiye’nin tam garantisini içermeyen herhangi bir anlaşmanın Kıbrıs Türkü’nü yokedeceğini kaydetti.

Türkiye’de konferans vermesi için sık sık davet aldığını ve yetişebildiklerine gittiğini ifade eden Denktaş, Anadolu insanının Kıbrıs denilince Girit’in acısıyla ayağa kalktığını ve ‘şehitlerimizin kemiklerini sızlatmayın’ dediğini söyledi.

Kıbrıs konusunun çözümü konusunda bildiği yolda Kıbrıs Türk Halkı’nın büyük çoğunluğunun isteklerini ve Türkiye’nin aldığı kararları dikkate alarak yürüdüğünü aktaran Denktaş, “Bu yolda ne eğiliriz ne bükülürüz Anavatan bizimle oldukça” dedi.

Denktaş Kıbrıs Türkü’nün eşitliğinin ve egemenliğinin tanınmasının ardından Türkiye ile eş zamanlı ollarak AB’ye girildiği anda Kıbrıs konusunun çözümleneceğini ve AB çatısı altında birleşilebileceğini ifade etti.

GÜNER

Konferansın oturum başkanlığını yapan Agah Oktay Güner Cumhurbaşkanı Denktaş’ın Türk dünyasının medarı iftiharı ve tüm Türklerin gönlünün sultanı olduğunu ifade ederek , uyumsuz ve çözüm istememekle suçlanılan Denktaş’ın bu saldırılaa karşı granit kayası gibi direndiğini kaydetti.

YAVAŞ

Türkiye Bilim Araştırma Vakfı Başkanı Tarkan Yavaş da Cumhurbaşkanı Denktaş’ın ve Kıbrıs Türk Halkı’nın haklı davasına destek vermek amacıyla KKTC’ye ziyarette bulundukarını belirtti. Yavaş, “Denktaş’I bizden ayırmak isteyenler ve KKTC’yi Türk milletinden ayrı gibi göstermeye çalışanlar başarılı olamayacak” diyerek Türkiye ve Kıbrıslı Türkler arasındaki bağların koparılamayacağını kaydetti.

KUZU

TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Burhan Kuzu da Kıbrıs’ta çözüm ararken 1963 olayları, 1974 Barış Harekatı’nın nedenlerinin ve KKTC’nin kurulmasının iyi analiz edilmesi gerektiğini belirterek, Kıbrıs’ta gerçekleri bilmeden çözüm aramanın doğru olmadığını ifade etti.

Kıbrıs’a AB bağlamında yeni bir statü verilmeye çalışıldığına dikkat çeken Kuzu Türkiye’ye sorunlarını çöz diyen AB’nin bunu Yunanistan’a sormadan bünyesine dahil ettiği gibi şimdi de Kıbrıs’ın Rum kesimini tüm adanın hükümeti sıfatıyla almakla hatayı sürdürdüğünü söyledi.

ÇÖMEZ

Balıkesir Milletvekili Burhan Çömez de konuşmsında Türkiye Başbakanı ve Dışişleri Bakanı nezdinde tüm Türkiye’nin selamlarını iletti.

2 gün önce Musul Kerkük ve Bağdat’a gittiğini iafde eden Çömez buralardaki Türkmenlerin de Kıbrıs Türk Halkı’na selamlarını iletme fırsatı bulduğunu söyledi.

Çömez, Kıbrıs ve Kıbrıs Türklüğü’nün Türkiye ve Türklük dünyası için vazgeçilmez olduğunu vurguladı.

Çömez, Cumhurbaşkanı Denktaş ve Kıbrıs Türk Halkı’nn yürütütğü haklı davasında daima yanında olacaklarını belirterek KKTC ve Türkiye’nin elele daha iyiye ulaşacağına inanç belirtti.

HALKIN SESI 04/05/2003

Lokmacı Barikatı açılsın!

Arasta esnafı dün Cumhurbaşkanı Denktaş’ı ziyaret ederek bir an önce Lokmacı Barikatı’nın da geçişlere açılmasını istedi

Cumpurbaşkanı Denktaş da açılmasının iyi olacağını ama bunun bir imkan meselesi olduğunu ifade etti

Tanju Müezzinoğlu başkanlığındaki Asmaaltı ve Arasta Esnafı Derneği yetkilileri Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı ziyaret ederek Lefkoşa Surlariçi esnafının isteklerini ilettiler.

Tanju Müezzinoğlu ziyarette yaptığı konuşmada Lefkoşa Surlariçi’nini canlandırılması için Lokmacı Baikatı’nın da geçişlere açılması konusunda Cumhubaşkanı Denktaş’tan yardım istedi.

“KKTC-TC arasında mal ve hizmetlerin serbest dolaşmasını ve KKTC’nin serbest bölge yapılmasını arzulamaktayız” diyen Müezzinoğlu, Lefkoşa Polis Müdürlüğü’nün YDÜ Hukuk Fakültesi’ne devrinin hemen yapılması konusunda da Cumhubaşkanı Denktaş’tan yardım istedi.

Müezzinoğlu, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı Polis Genel Müdürlüğü işbirliğinde Lefkoşa Polis Binası’nın tüm projelerinin ihale aşamasına getirildiğini, TC Lefkoşa Büyükleçisi Hayati Güven’in de binanın restorasyonu için gerekli olan paranın hazır olduğunu kendilerine ifade ettiğini söyledi.

YDÜ Kurucu Rektörü Suat Günsel’in Anıtlar Yüksek Kurulu ile Eski Eserler ve Müzeler Dairesi nezaretinde binayı restore etmeye hazır olduğunu ifade ettiğini kaydeden Müezzinoğlu, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Necmettin Baykul’un da restorasyonun geciktirilmeden başlatılmasını arzu ettiğini söyledi.

Müezzinoğlu, Kıbrıs sorunun çözümü için Cumhrbaşkanı Denktaş’ın bugüne kadar verdiği büyük çabaya destek belirterek, devletin ve hükümetin serbest geçişlerle ilgili aldığı kararı destekledilerini ifade etti.

Müezzinoğlu, derneğin çalışmalarına destek veren Denktaş’a teşekür etti.

DENKTAŞ

Cumhurbaşkanı Denktaş da Asmaaltı ve Arasta Esnafı Derneği’ni kabulünde yaptığı konuşmada, derneğin çalışmalarını ve taleplerini başarıncaya kadar inat ve ısrarla sürdürmesinin kendisini sevindirdiğini belirterek , her Kıbrıs Türkü’nün yapması gerekenin bu olduğunu, ısrarla ve inatla devlete, cumhuriyte, bayrağa ve Anavatan’a sahip çıkılması gerektiğini ifade etti.

Denktaş, “ Bu devleti altımızdan almak isteyenle karşısında sizler gibi düşünüp inançlı bir şekilde durmak lazım. Çünkü bütün çaba devleti altımızdan almaktır. Biz de devleti koruyarak gerekli tüm kolaylıkları sizlere ve halkımıza yapmak niyetindeyiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Denktaş Lokmacı Barikatı’nın da geçişlere açılması konsunda da; yeni kapılar açmanın bir imkan meselesi olduğunu belirtti.

Yeni kapılar açılırken gerekli makamlarla görüş alışverişinde bulunarak durumun değerlendirilmesi ve teknik çalışmlar yapılması gerektiğini belirterek, “Çünkü her yerde gümrük açılacak, güvenlik tedbirleri alınacak bunun gibi şeyler olacak. Dolayısıyla bunlar ilgili makamlarla konuşulur, mümkün mü değilmi bakılır, görüşler alınarak yapılabilir Açılsın deyince açılacak diye bir durum yok” dedi.

Lokmacı Barikatı’nın açılması durumunda bunun iyi olacağı görüşüne katıldığını ifade eden Denktaş; Asmaaltı ve Arasta Esnafının bu yöndeki taleplerinin bilindiğini ve gündemde olduğunu kaydetti. Sözkonusu barikatın yakında açılması konusunda birşey söyleyemeyeceğini kaydeden Denktaş, konunun gündemde tutularak takip edilmesinin yararlı olacağını söyledi.

Lefkoşa Polis Müdürlüğü Binası’nın YDÜ Hukuk Fakültesi’ne dönüştürülmesi konusuna da değinen Denktaş, binanın restorasyonu için gerekli olan kaynağın hazır olduğunu ancak son anda Anıtlar Yüksek Kurulu ile Eski Eserler ve Müzeler Dairesi’nin engel koyduğunu belirterek restorasyonun Anıtlar Yüksek Kurulu ile Eski Eserler ve Müzeler Dairesi’nin kontrolünde yapılabileceğini, bu konunun takipçisi olacağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Denktaş KKTC ile TC arasında mal ve hizmetlerin serbest dolaşımı ile KKTC’nin serbest bölge yapılmasının gündemde olduğunu ifade ederek bu konudaki teknik çalışmaların sürdürüldüğünü söyledi.

HALKIN SESI 04/05/2003

BİR YASAK DAHA KALKTI

Lefkoşa Türk Belediyesi’nin 45’inci Kuruluş Yıldönümü Kutlama Etkinlikleri çerçevesinde İnönü Meydanı’nda gerçekleştirilen 2 toplumlu etkinliği yüzlerce Kıbrıslı Türk ve Rum birlikte izledi

Lefkoşa Türk Belediyesi’nin 45’inci Kuruluş Yıldönümü Kutlama Etkinlikleri çer
çevesinde dün akşam gerçekleşen etkinlikte “Kıbrıs’ta Barış İçin 2 Toplumlu Koro” ve “2 Toplumlu Folklor Ekibi” birlikte bir ilke daha imza attı. İnönü Meydanı’nda gerçekleşen, havanın sıcaklığı nedeniyle önceden belirtildiği gibi saat 18.00 yerine saat 19.00’da başlayan ve Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Mehmet Ali Talat’ın da eşi ile birlikte izlediği etkinlik, Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Kutlay Erk’in konuşması ile başladı.
7 yıl önce kurulan, Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumlar’dan oluşan “Kıbrıs’ta Barış İçin 2 Toplumlu Koro”nun ilk kez Kıbrıs’ın kuzeyinde konser verdiğine işaret eden Erk, “Kıbrıs Türk Halkının meydanları doldurması sonucu açılan kapılardan sonra gerçekleştirilen bu 2 toplumlu etkinlikle bir yasak daha böylece kalkmış oldu” ded
i. Yönetmenliğini Elena Melanidovu ve Caner Ilgar’ın birlikte yaptıkları “Kıbrıs’ta Barış İçin İki Toplumlu Koro”, Ledra Palas’daki iki toplumlu etkinlikler dışında, geçtiğimiz yıl İngiltere ve İstanbul’da verdiği konserler sonrasında geçtiğimiz hafta Lefkoşa’nın güneyinde, dün ise Lefkoşa’nın kuzeyinde konser verebilmenin mutluluğunu yaşadı. 2 toplumlu Folklor Ekibi de gösterileriyle büyük ilgi topladı. Türk ve Rum oyuncular hem birlikte oynadı, hem de ferdi becerileriyle adeta birbirleriyle yarıştı.

YENIDUZEN 03/05/2003

Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül:

Kıbrıs’ı halk çözüyor

Gül, ``kağıt üzerinde yapılamayanların arazi üzerinde yapıldığını`` belirterek, her iki tarafın da bunu gerçekleştirmeye çalıştığını ve karşılıklı gidiş gelişlerin güven artırdığını söyledi

Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, ``Sonunda masaya oturulduğunda yapacak fa
zla bir iş kalmayacak`` şeklinde konuştu


Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, AB`nin Türkiye`nin birinci önceliği olduğunu belirterek, gelecek hafta TBMM`de AB ile ilgili genel görüşme açacaklarını bildirdi.

KIBRIS ÇÖZÜLECEK
Kıbrıs Rum kesiminin Türklere yönelik ``öneriler paketi``ne ilişkin bir soru üzerine de Gül, ``kağıt üzerinde yapılamayanların arazi üzerinde yapıldığını`` belirterek, her iki tarafın da bunu gerçekleştirmeye çalıştığını ve karşılıklı gidiş gelişlerin güven artırdığını bildirdi.
``Sonunda masaya oturulduğunda yapacak fazla bir iş kalmayacak`` diye konuşan Gül, Rum kesiminin paketinde kabul edilecek ve edilmeyecek noktalar bulunduğunu ifade etti ve sözlerini şöyle sürdürdü:
``Ancak ambargo hemen kalkmalı, çünkü artık dünyada ambarg
o kabul edilir şey değil. AB`nin ve tüm dünyanın bu ambargo konusunu dikkatle gözden geçirmesi gerek. Elbette Türkiye`nin de Rum kesimine uyguladığı her türlü ambargoyu kaldırması gerekir. Bunlar karşılıklı atılması gereken adımlar.``
Türkiye`nin atacağı a
dımların içine Rum kesiminin tanınmasının girip girmediğinin sorulması üzerine Gül, ``Tanıma ancak kalıcı barış sağlandığında söz konusu olabilecek bir şey. Şimdi biz nihai çözümü kolaylaştıran konular üzerinde görüşüyoruz`` dedi.

GÜL-PAPANDREU ORTAK BASIN TOPLANTISI
AB ülkeleri dışişleri bakanlarını Kaş`ta ağırlayan Gül, Papandreu ile ortak basın toplantısı düzenledi.
AB`li bakanları Türkiye`de görmekten büyük memnuniyet duyduğunu kaydeden Gül, ``böyle fırsatların yeniden çıkması`` temennisinde bulundu. Papandreu`ya da teşekkür eden Gül, Kaş buluşması fikrinin Papandreu`dan geldiğini, kendisinin de buna sıcak baktığını bildirdi.
Gül, daha sonra Türkiye ile Yunanistan`ın anti personel kara mayınlarının önlenmesine ilişkin Ottawa Sözleşmesi hakkındaki ortak
bildirisini okudu.
Abdullah Gül ve Yorgo Papandreu, kara mayınlarının kullanımı ve üretimini yasaklayan ve imha edilmesini öngören Ottawa Sözleşmesi`ne ilişkin ortak hareket etme kararlarını açıkladılar.
İki ülke arasında varılan mutabakat çerçevesinde, s
öz konusu sözleşmeye ilişkin onay işlemlerini tamamlayan Türkiye ve Yunanistan, ilgili belgeleri BM Genel Sekreteri`ne eş zamanlı olarak tevdi edecekler.
Türkiye ve Yunanistan, 6 Nisan 2001`de yaptıkları ortak açıklamayla, iki ülkeyi bu sözleşmeye taraf ha
le getirecek işlemleri eş zamanlı olarak başlatma kararlarını duyurmuşlardı.
Abdullah Gül, Rum kesimi dışişleri bakanının Kaş`a gelmesinin Türkiye`nin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi`ni tanıdığı anlamına gelip gelmeyeceğini sorması üzerine, ilgili tüm kesimlerin
Ada`daki tarafları müzakerelere yeniden başlamaları yönünde teşvik ettiğini, bulunacak çözümün her iki taraf için de tatmin edici bir çözüm olması gerektiğini söyledi.
Gül, ``Türkiye`nin konumunun çok net olduğunu`` belirtti ve Ada`da kalıcı çözüm sağlanm
asının önemine dikkat çekti.

YUNANİSTAN DIŞİŞLERİ BAKANI PAPANDREU
Papandreu da, konuşmasına Bingöl depremi nedeniyle başsağlığı dileyerek başladı.
Kara mayınlarının yasaklanmasına ilişkin ortak çalışmayla, Türk-Yunan ilişkilerinin yeni bir döneme girdiğini ifade eden Papandreu, bu işbirliğinin iki ülke arasındaki dostluğun bir göstergesi olduğunu ifade etti. Papandreu, Türkiye ile Yunanistan arasındaki sınırların artık dostluğun pekiştirileceği sınırlar olacağını kaydetti.
Türkiye`nin Avrupa perspektifini
net gördüğünü ifade eden Papandreu, 2004`te Türkiye için olumlu bir karar alınması temennisinde bulundu.
Yorgo Papandreu, KKTC`ye uygulanan ambargonun kaldırılması için bir çalışmaları olup olmadığının sorulması üzerine de, Rum hükümeti adına konuşamayacağını, ancak Ada`daki iki taraf arasındaki gidiş gelişlerden memnun olduğunu ifade etti. İnsanların daha önce hiç görmedikleri evlerini görme fırsatı bulduğunu anımsatan Papandreu, bunun bağlı oldukları kültür ve dinler ne olursa olsun, halkların tek bir Av
rupa toplumu içinde yaşadıklarını gösterdiğini bildirdi.
Papandreu, Kıbrıs`ın yeniden birleşmesini sabırsızlıka beklediklerini de kaydederek, ``Türklerle Rumlar ve Türklerle Yunanlılar birlikte yaşayamaz efsanesinin kırılması gerektiğini`` belirtti.

YENIDUZEN 03/05/2003

KKTC plakalı araçlar

"Özel Seyrüsefer" ile Güneye geçecek

Rum basın haberlerine göre Rum Yönetimi, Kıbrıslı Türkler’in kendi arabalarıyla Güney Kıbrıs’ta seyahat etmelerine izin verilmesi için Rum Motorlu Araçlar Dairesi’nden özel izin belgesi (seyrüsefer) alınmasını isteyecek. Bunun için de Rum Meclisinden bir yasanın geçmesi gerek
tiği görüşünü belirten Rum gazeteleri, Rum Ulaştırma Bakanı Kikis Kazamias’ın açıklamasına dayanarak, sözkonusu yasa değişikliğinin Rum meclisi Ulaştırma Komitesi tarafından salı gününden itibaren incelenmeye başlanacağını ve 8 Mayıs’ta da onaylanmak üzere meclis genel kuruluna sunulacağını haber verdiler.

YENIDUZEN 03/05/2003

‘Serbest geçiş’ Rum Kesimi’ni karıştırdı

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Rum Kesimi arasında devam eden serbest geçişler, Rum siyasiler arasında tartışmaya yolaçtı.

NTV

3 Mayıs— KKTC’ye geçmek isteyen Rumlar, bugün de araçlarla uzun kuyruklar oluşturdu. Türk tarafında geceleme yapmak isteyen Rumlar da hafta sonu tatillerini otellerde geçiriyor.

Öte yandan, özellikle Rumların KKTC’de konaklamasından memnun görünmeyen Rum yönetimi gecelemeleri engellemeye çalışıyor.
Rum Yönetimi Sözcüsü Hrisostomidis, KKTC’de kalan Rumlardan, otellerin eski sahiplerinin tazminat talebinde bulunmalarının ihtimal dışı olmadığını iddia etti.
Rum yönetiminin
eski dışişleri bakanı Kasulides, Papadopulos yönetimini KKTC hükümetinin siyasi açılımı karşısında pasif kalmakla suçladı.
Rum yönetiminin eski lideri Glafkos Klerides de “Derhal harekete geçmesi konusunda Genel Sekreter’i ikna etmezsek, geçişler aleyhim
ize olacak” dedi.
Klerides, “Rauf Denktaş’ın, bu yaptığıyla inisiyatifi ele aldığı ve bunun, şimdi tam zamanıyken bizim de yapmamız gereken şey olduğu açıktır” ifadesini kullandı.

AB yolu Kaş'a çıktı
Türkiye ve Yunanistan, AB dışişleri bakanlarını ağırladı. Rum Bakan da Kaş'a gelen heyetteydi
Ortak ev sahibi
Avrupa Birliği'nin gayriresmi dışişleri bakanları toplantısına tarihte ilk defa adaylar da katıldı ve yine ilk kez AB üyesi olmayan bir ülke bu toplantıya ev sahipliği yaptı. Türk ve Yunan Dışişleri Bakanları Gül ile Papandreu, AB'deki çalışma arkadaşlarını dün Meis, Kaş ve Rodos'ta birlikte ağırladı.
Sevgi gösterileri
Gül ve eşi Hayrünisa hanım, Yunanistan'ın Meis Adası'nda yoğun sevgi gösterileriyle karşılandı. Kıbrıs Rum Kesimi'nden Yakovu'nun, AB üyesi 'Kıbrıs Cumhuriyeti'nin dışişleri bakanı sıfatıyla Kaş'a gelmesi ve Gül'le yaptıkları kısa sohbet, adada yeni bir sayfanın açılmakta olduğunu gösteriyordu.
21 bakan geldi
AB üyesi ve adayı 27 ülkenin dışişleri bakanları, Meis'te öğle yemeği yedi. Papandreu ile Gül, Alman ve Fransız bakanlarla oturdu. Hayrünisa Gül, Ada Papandreu ile aynı masadaydı. Kaş'a ise 21 bakan geldi.

RADIKAL 04/05/2003

Denktaş, Andropov'un yolunda

Denktaş, Andropov gibi kontrol edilemez bir krizi kontrol etmeye çalışıyor. Denktaş'ın son hamleleri, 16 Nisan öncesi gelseydi anlam taşıyabilirdi

04/05/2003 RADIKAL

ALEKSİS PAPAHELAS
Ankara, Kıbrıs konusunun gözleri önünde ve kendi istediği koşullarda çözümlenmediğini gördüğünden biraz şaşkına dönmüş gibi.
Rauf Denkaş, kontrol edilemeyen bir krizi kontrol etmeye çalıştığından, eski SSCB liderlerinden Yuri Andropov'u andırıyor.
Rauf Denktaş bu kaygı içinde kartlarını açtı ve "Maraş'ı alın, ekonomik ambargoyu kaldırın, öyle anlaşalım" dedi. Ne var ki bütün bunlar 16 Nisan ön
cesinde, yani Avrupalıların tüm dikkatlerini Kıbrıs'ta oynanan 'poker oyununa' çevirdikleri zaman bir anlam taşıyordu. 16 Nisan öncesinde Rauf Denktaş'ın bu girişimleri farklı sonuçlar verebilirdi.

Rumlar emin
Kıbrıs Rum Kesimi bugün artık kendisinden eskiye göre çok daha emin davranma gücüne sahip. Çünkü, ellerindeki kartların artık daha güçlü olduğunu biliyor. Rauf Denktaş, kamuoyunun ve Ankara'nın baskısını hissettiğinden manevra yapmaya yöneldi. Ancak, bu manevranın Kıbrıs konusunun pratik yoldan çözü
mlenmesine yol açacağını görüyor ve işte bu yüzden de Denktaş zor durumda. Kıbrıslı Türklerin güneye geçişleri artarsa, adadaki tablo da değişecektir. Kıbrıslı Türklerin bir bölümü Kıbrıs pasaportu alarak Londra'ya ya da başka Avrupa ülkesine çalışmaya gidecekler, bazıları da gündüzleri özgür Kıbrıs'ta çalışmaya ve akşamları evine dönmeye başlayacak. Böylece yavaş yavaş adada yeni koşullar, yeni gerçekler oluşacak.
Aslında, bu durum çeşitli tehlikeler de içermektedir. Yeşil Hat'ta Kıbrıslı Rum ve Türk işçi
ler arasında önceden planlanmış olası bir 'kavga' hayli ciddi sorunlara yol açabilir. Lefkoşa, Rauf Denktaş'ın hareketlerini cesurca karşılamalı ve güvenlik konularında çok dikkat etmelidir.

Türkiye'nin bir yılı var
Türkiye mevcut koşulları değiştirebilmek için önünde bir yıllık bir zamanın olduğunu biliyor. Türkiye'nin Londra ve Washington'daki müttefikleri, Rum Kesimi lideri Tasos Papadopulos aleyhinde kampanyalar başlatmaya hazırlanıyorlar. Amaçları da 'Böyle bir başkanla Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Avrupa
Birliği üyeliğini tekrar gözden geçirmeleri gerektiği' konusunda Avrupalıları ikna etmek. Ankara da uluslararası toplumu 'AB bünyesine bir diken aldı' iddiasına ikna etmeye çalışacaktır.
Ancak, büyük ihtimalle bu girişimler mevcut durumu etkilemeyecektir.
Çünkü bu aşamada Türkiye'nin Brüksel ve Washington'da pek de dostu yoktur.
Türk kamuoyunda, 'Batı'nın kurnaz Yunanlıyı tekrar şımarttığı' görüşünün hâkim hale geldiği göze çarpıyor. Bir Türk diplomat, Kıbrıs'ın Avrupa Birliği üyeliğini değelendirken, "On
lara küfür etmenize ve karşı çıkmanıza rağmen, sonunda gönüllerinizi yapmalarını nasıl başardığınızı anlayamıyorum" dedi.
Kıbrıs'ta cereyan eden olaylar, tarihin garip bir şekilde intikam aldığını
gösteriyor. Çünkü, 1974 yılında 'zafer' kazananlar, bu ba
şarının, Rauf Denktaş ise tarihin esiri olmuşlardır. Kıbrıs sorunu ise her geçen gün pratik bir şekilde imzasız ve nutuksuz çözümleniyor.
(To Vima gazetesi, diplomasi köşe yazarı, 30 Nisan 2003)

Yakınlaşmalar

Yorgo Kırbaki

04/05/2003 RADIKAL

Kıbrıs'ta yaşananları, hem şaşkınlık hem de biraz kaygıyla izlememek mümkün değil. 10 günde 200 bin kişi bir taraftan öteki tarafa geçti. Atina'dan gördüklerimiz, okuduklarımız ve duyduklarımız kadarıyla, Kıbrıs'taki yakınlaşma, dört yıl önce başlayan Türk-Yunan yakınlaşmasından hayli farklı.
Türk-Yunan yakınlaşması, iki ülke ilişkilerinin artık daha kötü duruma gelemeyeceğinden, dört yıl önce dışişleri bakanları Yorgos Papandreu ile İsmail Cem'in birkaç ay süren perde arkası çalışmaları ve mutabakatlarından sonra
başladı. Büyük bir felaket olmakla birlikte 1999'daki Marmara depremi bu mutabakatların uygulamaya geçirilmesi için fırsattı. Ankara ve Atina yakınlaşma politikalarını halklara anlatmaya çalıştı. Adım adım ilk anlaşmalar imzalandı. Herhangi bir anormal durum karşısında gerekli emniyet subapları oluşturuldu. Tarihin haklı-haksız önyargılarıyla yoğrulmuş halklar geçen dört yılda bir nebze yakınlaştı. Türk-Yunan yakınlaşması Atina ve Ankara'nın siyasi iradesi sonucu başlatıldı ve sürdürüldü.
Kıbrıs'ta durum
farklı. Kıbrıs'taki yakınlaşma için iki taraf yönetimlerinin gerekli siyasi iradeye sahip oldukları söylenemez. KKTC'nin giriş-çıkışları serbest bırakmasının, Rum tarafının da Kıbrıslı Türklere yönelik 'teşvik' önlemleri ilan etmesinin ardından yapılan açıklamalar, bırakın çözümü, yakınlaşma için bile gerekli siyasi irade eksikliğini
itiraf ediyor. Sanki, amansız bir taktik savaşı içindeki iki taraf, insanların bireysel özlemleri, meraklarını kullanıyor. Kıbrıs'ta pekâlâ insanların 30 yıl öncesine kadar bi
rlikte yaşadıkları, Kıbrıs halkı oldukları ve bu nedenle Türkler ve Yunanlılarla kıyaslanamayacakları söylenebilir. Bu noktadan yola çıkarsak, 10 gün içinde 200 bin kişinin 'öteki' tarafa geçmesine rağmen 'kardeşlik mesajlarının'
o kadar da fazla olmaması
dikkat çekmiyor mu? Birbirlerine sarılıp hasret gideren Ali ve Aleko'lar kaç kişi?
30 yıllık ayrılıkta her iki taraftaki propagandaların insanları doğal olarak etkilemiş ve bazı duyguları bastırmış olabileceğini düşünürsek, o zaman gerçek yakınlaşma için
beklemek gerekecek. İnsanlar, doğup büyüdükleri yerleri görüyor ve dönüyorlar. Bunlardan kaçı, yine ve yine karşı tarafa gidecek? Karşıdaki için 'bizim gibi' diyenlerin ve buna inananların ya da en azından karşıdakini tanıma eğilimi gösterenlerin sayısını merak ediyoruz. Geçişlerin yeni bir dinamizm yarattığı
elbette inkâr edilemez. Elbette Kıbrıs tarihinde yeni bir sayfa yazılıyor ve tüm bunların yaşanabileceğini iki hafta öncesine kadar kestirebilmek imkânsızdı. Ancak, siyasi sorununun çözümünü getirece
k adımlar atılmazsa -ki gerek geçişlerin serbest bırakılması, gerekse Kıbrıslı Türkler için önlemlerin çok da masum oldukları söylenemez- 200 değil 500 bine de çıksa, Kıbrıslı Türkler ve Rumlar karşı tarafa geçen 'turistten' öteye gitmeyecek.
Ayrıca herke
sin kafasındaki düşünceyi okumanın imkânsız olduğuna göre, bu gördüğümüz insan seli ister istemez bazı kaygıları beraberinde getiriyor. Aman dikkat.

Hoş bir seda
AB dışişleri bakanlarının gayriresmi toplantısı için gittiğimiz şövalyeler adası Rodos'ta, o dönemde ekonomisinin berbat olmasına ve siyasi açıdan da Albaylar Cuntası'nın izlerini tamamen silmemesine rağmen, Yunanistan'ın 1981'de Avrupa ailesine dahil edilmesinin önemli nedenlerinden bazılarını bizzat yerinde gördük. Toplantı resmen cuma günü öğl
e yemeğiyle başladı, ama 25 ülkenin dışişleri bakanlarının tümü nedense bir gün öncesinden geldiler Rodos'a. Bakanlar, limandan yedi km. mesafede İalisos kasabasında kaldı. Birbirinden pahalı otellerin yan yana dizildiği, yeşil ve mavinin iç içe olduğu İalisos'da. Toplantı arifesinde, düne saygıda kusur etmeyen surların içindeki dar sokaklarda dolaştılar, denizin bahşettiği nimetleri ve 'Roditiko' şarabını tattılar.
Limanda, önceki hafta ölen ünlü armatör Yiannis Laçis'in gemi büyüklüğünde dillere destan y
atı 'Aleksandros' bekliyordu kendilerini. Bakanlar, dün Rodos'tan Meis'e giderken, baba Bush'tan tutun da Prens Charles'e kadar pek çok şahsiyetleri misafir eden Aleksandros'da şöyle bir ikinci toplantı da yaptı.
Meis küçük ve şirin bir ada. Sakinleri 200
kişi bile değil. Meis'te dün ağırlanan bakan, delege ve gazeteci sayısı, ada nüfusunun birkaç katıydı.
Bembeyaz evler, mavi tahta masalar, hasır iskemleler.
O katı teknokrat yapılarıyla tanıdığımız Avrupalı bakanları, hiç öyle rahat görmemiştik. Yunanis
tan'ın dönem başkanlığından sonra da görebileceğimiz şüpheli. Yabancı delegeler arasında şaka yollu da olsa kuzey Yunanistan'da Halkidiki Yarımadası'nda haziranda yapılacak AB zirvesinin bir istisna oluşturması ve 10-15 gün sürmesi için formül arandığını söyleyenler vardı. Yunanistan 22 yıl içinde AB'den çok şey kazandı. Hemen her şey değişti bu ülkede. Ancak, AB de şikâyet etmesin. Rutin hayatında hoş bir seda buldu.

Azınlık değiliz estağfurullah

Murat Belge

04/05/2003 RADIKAL

Rauf Denktaş, Kıbrıs Türkleri hakkında ilginç sözler söylemiş. Bu sabahın (cumartesi) Milliyet'inde okuyorum: 'Biz azınlık değiliz' başlığı altında verilmiş bu sözler. Tam alıntı şöyle galiba: 'Biz ne azınlığız, ne Güney Kıbrıs vatandaşıyız. Biz KKTC halkıyız. Bunu kabul etsinler, mesele halledilir."
Denktaş, 'Türk' adıyla nitelenen cumhuriyetlerde işbaşında olan en eski, dolayısıyla en deneyimli siyaset adamı. Kim bilir, belki bu nedenle Türkiye'ye de yön veriyor. Onunla konuşmaya gidenler 'Size hayranız' diyorlar. Onun isteğiyle
Annan Planı'nı elimizin tersiyle itiyoruz. Onun isteğiyle, Avrupa Birliği yolunun üstüne KKTC engelini yatırıyoruz. Ama bu 'TC'ye KKTC öncülüğü' konusunu daha sonra, ayrı bir yazıda ele almak istiyorum. Biz şimdi Denktaş'ın şu son demecine gelelim.
Kıbrı
s, malum, Berlin Konferansı'ndan beri Osmanlı, dolayısıyla Türk egemenliğinde değil. Oradaki Türk nüfus o zamandan beri Türk egemenliğinde yaşamadı. Ama bir adada bulunan bu halk, 'azınlık' da değilmiş. 'Azınlık' kavramının bizim kültürde çok kötü çağrışımları olduğu anlaşılıyor.
Denktaş'ın bu sözleri herhalde yalnız benim değil, buralardaki konuları biraz bilen herkesin aklında Kürtlerle ilgili birtakım çağrışımlar uyandıracaktır. Doğu'da yaşayan Kürtler, 'Biz azınlık değiliz. Bulunduğumuz yerde çoğunluğu
z' derlerse, aynı çerçevede, bu önermelerden birinin doğru, birinin yanlış olduğunu söyleyebilir misiniz?
'KKTC' denilen birim, yaratılalı ancak 20 yıl geçmiş bir isim. Denktaş, 'Biz oranın halkıyız' diyorsa, Diyarbakır'da da birisi kalkıp, 'Biz GDTKC (ya
ni Güneydoğu Türkiye Kürt Cumhuriyeti) halkıyız' derse, söz konusu önermelerin birinin doğru, ötekinin yanlış olduğunu iddia etmek mümkün müdür?
'Dünyada konular ve sorunlar ne olursa olsun, Türkiye'nin ve Türklerin istediği çözüm neyse doğru olan odur ve
onun mutlaka uygulanması gerekir' diye bir yasa var mı? Bunu çıkarabilir misiniz? Çıkarmasına çıkarır ve Türkiye içinde geçerli de yaparsınız. Ne de olsa burası 20 yılı aşkın bir süredir 12 Eylül Anayasası ile yaşayan bir ülke. Ama bu 'ilke'nizi dünyaya kabul ettirmenizin bir yolu var mı?
Gelelim 'azınlık' kavramına. 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başı Osmanlı-Türk 'intelligentsia'sı, bu kavramın çevresinde çok kötü anlamlar taşıyan çağrışımlar oluşturdu. Bu emperyalizm çağının 'düvel-i muazzama' politikasının müdahaleleri altında, 'azınlık' hem bir 'hain' olarak görülen, dolayısıyla korkulan biriydi. Hem de gitgide nefret edilen, aşağılanan biri.
Ama bütün dünyada bu anlayışlar aşıldı. Bugün dünya 'azınlık' kelimesini işittiğinde kimsenin zihninde böyle ç
ağrışımlar uyanmıyor. Yalnız Türkiye'nin siyasi seçkinlerinde var bu, çünkü Türkiye'nin siyasi seçkinleri söz konusu dönemden bugüne dünyada oluşan siyasi kültürü özümlemiş değiller.
Onun için, örneğin, Kürtler hakkında 'gönül alıcı' bir söz söylemek iste
dikleri zaman, 'Kürtler azınlık değildir' derler. Bununla bir yandan Lozan'ın kendileri için avantajlı olduğuna inandıkları yanına dayanmak isterler; ama asıl muratları Kürtleri 'taltif' etmektir.
Ama bunu söylerken, sayısı çok azalmış da olsa, Lozan'ın d
a tanımış olduğu 'azınlıklar' bu ülkede yaşamaya devam ediyor. Böylece, 'Kürtler azınlık değildir, 'ikinci sınıf' değildir' diye konuşan 'siyaset adamı', ülkede yaşayan Ermenilere, Yahudilere vb. hangi gözle baktığını farkına varmadan itiraf ediyor.
Öte y
andan, kelimenin olumsuz çağrışımları herhalde bir biçimde öbür cenahta da geçerli olmalı ki, Kürtler de, kendilerine 'azınlık' denmesinden hoşnut olmuyorlar.
Neyse, bütün bunlar bir yana, Kıbrıs adasında, 'azınlık' olmayan bir 'KKTC halkı'nın yaşadığını
öğrenmiş bulunuyoruz. Hayran olduğumuz Denktaş'ın buradaki öncü rolü sayesinde bu bilgi bizim hayatımıza bakalım nasıl yansıyacak.

Kermiya Sınır Kapısı Pazartesi günü açılıyor’

KKTC ile Güney Kıbrıs arasındaki serbest geçişler bugün onuncu gününe girdi. KKTC Bakanlar Kurulu’nun 22 Nisan tarihinde aldığı kararla başlayan geçişlerdeki yoğunluk sürüyor.

KKTC ile Güney Kıbrıs arasındaki serbest geçişler bugün onuncu gününe girdi. KKTC Bakanlar Kurulu´nun 22 Nisan tarihinde aldığı kararla başlayan geçişlerdeki yoğunluk sürüyor.

Paskalya tatilleri bitmesine karşın bugün de Kuzey´e ilgilerini sürdüren Rumlar, özellikle araçlarıyla yine uzun kuyruklar oluşturdular.

Bakanlar Kurulu´nun 3 günlük konaklamaya olanak vermesiyle KKTC´deki turistik tesislere de büyük ilgi gösteren Rumlar, hafta sonu için özellikle Girne ve Mağusa´da özellikle kumarhaneleri bulunan büyük otellerde rezervasyon yaptırdı.

KERMİYA YOĞUN ŞEKİLDE GEÇİŞLERE HAZIRLANIYOR

KKTC Bakanlar Kurulu´nun 3 kapıya ek olarak Kermiya Sınır Kapısı´nın da açılmasına ilişkin geçen salı günü aldığı karar uyarınca, bu kapıdan geçişlere olanak sağlamak için başlatılan yoğun çalışmalar sürüyor.

İlgili devlet daireleri, Lefkoşa Belediyesi ile Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı´nın işbirliyle yolun düzenlenmesi, ışıklandırılması, temizlenerek gerekli alt yapının kurulması için devam eden çalışmalar daha da yoğunlaştırıldı. Kermiya Sınır Kapısı´nın düzenlenmesi için elektrik, su, telefon daireleri ve diğer birimlerle Lefkoşa Belediyesi bölgede ortak çalışma yapıyor.

Bu sabah bölgeyi ziyaret ederek çalışmaları yerinde inceleyen ve yetkililerden bilgi alan İçişleri, Köyişleri ve İskan Bakanı Dr. Mehmet Albayrak, TAK muhabirine yaptığı açıklamada, çalışmaların yoğun şekilde sürdüğünü belirtti ve araçlı geçişlerde büyük kolaylık sağlayacak olan Kermiya sınır kapısının Pazartesi günü açılacağını bildirdi.

Kermayi bölgesindeki çalışmalarla ilgili konuşurken, "Burada çok güzel gelişmeler yaşanıyor. Kermiya sınır kapısının pazartesi açılması için yoğun bir hazırlık var" diyen Albayrak, ilk hedeflerinin bu bölgenin geçişler için hafta sonuna kadar hazırlanması olduğunu, ancak geçişler için Kıbrıslı Türklerle Rumlara en iyi hizmeti vermeyi amaçladıklarından dolayı bölgeden geçişlerin pazartesi gününe kaldığını belirtti.

Bölgenin su alt yapısının, gerekli su teşkilatının kurularak, tamamlandığını, ara bölgedeki 200 metrelik yolun asfaltlanmasının bitirildiğini, yolun sol ve sağına gerekli elektrik direklerinin dikildiğini ve böylece gece seyahatleri için gerekli aydınlatmanın sağlandığını kaydeden Albayrak, bölgeye 8 bilgisayar kabininin yerleştirildiğini ve gerekli telefon bağlantısının da tamamlandığını bildirdi.

ÇİFT ŞERİT YOL

Biri geliş, biri gidiş olmak üzere çift şerit olarak açılacak yol, Türk tarafında devlet sosyal konutlarına, Rum tarafında ise at yarışlarının yapıldığı hipodrom bölgesine çıkacak.

Kermiya Sınır Kapısı´nın açılmasıyla, 10 günden beri trafik kaosuna ve Kuzey´e geçen

Rumların 12-15 saat araçlarıyla beklemelerine yol açan Ledra Palace Sınır Kapısı araç geçişine kapatılacak. Rum Yönetimi´nin 10 Mayıs´tan itibaren Türk tarafından araçlara da geçiş olanağı sağlamasıyla, iki taraf arasındaki araç trafiğinin önümüzdeki günlerde daha da yoğunlaşması bekleniyor.

KKTC Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, Kermiya Sınır Kapısı´nın açılmasıyla araçla

geçişler bu kapıdan yapılacak. Araçlı geçişler nedeniyle gerek ara bölgede, gerek barikatın iki tarafında büyük sorunlara neden olan Ledra Palace ise sadece yaya geçişi için kullanılacak.

LEDRA PALACE ´TAKİ YOĞUNLUK SÜRÜYOR

Yaklaşık 10 günden beridir tarihte görülmedik insan ve araç trafiğine şahitlik yapan Ledra Palace´ta bugün de manzara daha önceki günlerden pek farklı değil. 4 günlük Paskalya tatili ve 1 Mayıs İşçi ve Bahar Bayramı´nın ardından bugün iş günü olmasına karşın yine de yoğunluk sürüyor. Ledra Place´tan giriş yapmaya çalışan Rum araçları yakıcı sıcak altında Baf Kapısı´na kadar kilometrelerce kuyruk oluştururken,

yayalar da Baf Kapısı´ndan açılan yeni giriş kapısından Çetinkaya sahasından geçerek, KKTC´ye geliyorlar. Ancak Rum yayaların geçişinde daha önceki günlere göre azalma olduğu, buna karşılık Kıbrıslı Türkler´in geçişlerinde ise bir artış olduğu gözlemleniyor.

TAK muhabirinin polisten aldığı bilgiye göre, bu sabah saat 09.30 Ledra Palace Sınır Kapısı´ndan 538 Türk, 1161 Rum, 104 araç, Beyarmudu Sınır Kapısı´ndan 35 Türk, 950 Rum, 360 araç, İki Buçuk Mil Sınır Kapısı´ndan da 9 Türk, 956 Rum, 171 araç geçiş yaptı.

DÜNKÜ GEÇİŞLERİN BİLANÇOSU

Polis kayıtlarına göre, 1 Mayıs İşçi ve Bahar Bayramı nedeniyle resmi tatil olan dün bilanço, 10 günlük geçişlerdeki değerler arasında en yüksek değerlerden ikincisini oluşturdu. Saat 24.00 itibarıyla Ledra Palace sınır kapısından 7453 Türk, 11498 Rum, 898 araç, Beyarmudu sınır kapısından 859 Türk, 8981 Rum, 2501 araç ve İki Buçuk Mil sınır kapısından 368 Türk, 6567 Rum ile 2001 araç geçiş yaparken, toplam 8680 Kıbrıslı Türk Güney´e, 27046 Rum ve 5400 araç da KKTC´ye geçti.

TRAFİK KAOS BİTMEDİ

Bu arada, Ledra Palace barikatının Türk ve Rum taraflarında da büyük bir yoğunluk yaşanıyor. Taksiciler, kiralık araba servisleri, dövizciler, otelleri pazarlayanlar trafik kaosuna neden oluyor.

BUGÜN DAHA DA YOĞUN

Lefkoşa´da Ledra Palace, Gazimağusa´da İki Buçuk Mil ve Beyarmudu sınır kapılarından devam eden geçişlerin, hafta sonu olması dolayısıyla yarın daha da yoğunlaşması bekleniyor.

GÖÇMENLER DERNEĞİ BASIN TOPLANTISI DÜZENLEDİ

Bu arada Göçmenler Derneği Başkanı ve dernek Yönetim Kurulu Başkanı Doç Dr. Nuri Çevikel, bugün yönetim kurulu üyeleri ile birlikte Ledra Palace bölgesindeki Dış Basın Birliği binasında bir basın toplantısı düzenledi.

Çevikel basın toplantısında, TC kökenli KKTC vatandaşlarının KKTC Hükümeti ve Güney Kıbrıs Yönetimi´nin geçişlerle ilgili olarak aldıkları karar ve uygulamalardan dışlandıklarını belirtti.

"TC kökenli KKTC vatandaşları, en temel insan haklarından göz göre göre mahrum bırakılmakta, adeta yok sayılmaktadırlar. Esas konu budur. Yoksa sorun, sadece güneye geçip geçmeme konusu değildir" diyen Çevikel, Rum tarafının TC kökenli Kıbrıslı Türkler´e karşı ırkçı ve gayri insani tutumunu da kınadıklarını belirtti.

KKTC Bakanlar Kurulu´nun geçişlerle ilgili olarak 22 Nisan´da aldığı karara bütünüyle karşı olmadıklarını ifade eden Çevikel, "Ancak, hükümetin altyapısını hazırlamadan ve olası siyasi, ekonomik ve sosyal sıkıntılara karşı tedbirleri almadan kendi toplumunu ikiye bölecek şekilde ve alelacale böyle bir girişimde bulunmasını doğru bulmuyoruz. Bizi ikinci, hatta üçüncü sınıf vatandaş durumuna düşüren söz konusu uygulamayı mevcut haliyle reddediyor ve kınıyoruz" dedi. Çevikel, "hükümetin söz konusu uygulamada yer alan ve toplumsal bütünlüğü daha da vahim noktalara taşması muhtemel hususların giderilmesi için gerekli önlemleri almasını" da istedi.

Çevikel basın toplantısında, "KKTC Devlet ve hükümet yetkililerini, kalıcı bir çözüm için hangi platform gerekiyorsa o platformda Türkiye ile koordineli bir biçimde Rumlarla görüşme masasına oturmaya" davet etti.

Bu arada TC Hükümeti´ne de seslenen Çevikel, "Siz de, sizden öncekiler gibi, yapmayınız. Bize sahip çıkınız" dedi.

VATAN 04/05/2003

“Kıbrıs AB içinde birleşir...”

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ''Kıbrıs'ta gerçek çözümün şimdi bakıldığında görülebileceğini'' belirterek, ''Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kapılarını Rum tarafına açmıştır. Kontrollü buyursunlar gelsinler. Bu, barış olsa da böyle olacaktı'' dedi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, Bilim Araştrma Vakfı'nın Lefkoşa Atatürk Konferans Merkezi'nde düzenlediği ''Kıbrıs İçin Gerçek Çözüm Konferansı''nda yaptığı konuşmada, KKTC olarak Rum tarafı
na kapıları açtıklarını vurgulayarak, şunları söyledi:

''Diyoruz ki, Avrupa Birliği'ne girmeye de hazırız, ama Anavatan'ın haklarını çiğneyerek değil... Türkiye ile birlikte AB'ye gireriz. Siz de o zamana kadar bizi aday olarak görün, bizim ekonomimizi R
umların ekonomisine denkleştirmek için direkt yardım yapın. Müktesebatımızı birleştirmek için biz de çalışmalar başlatalım. Türkiye hazır olduğunda ve girdiğinde biz de gireriz. Böylelikle AB uluslararası anlaşmaları çiğnemek ayıbından kurtulmuş olur. Kıbrıs AB içinde birleşir. Ama bizim yapacağımız delegasyonlarla birleşir.'' ''Bugünkü durumda Kıbrıs sorununun Türkiye'nin önünde engel değil, en büyük pazarlık konusu olduğunu'' ifade eden Denktaş, ''Neden? Çünkü AB Kıbrıs'ın tümünü istiyor, 'jeopolitik açından bana lazımdır' diyor. Jeopolitik açıdan Türkiye'nin hakkı uluslararası anlaşmalarla tescil edilmiştir. Sen onu çiğneyerek kendi jeopolitik hakkını koruyamazsın. Türkiye'nin hakkını vermek mecburiyetindesin. Benim basından da istediğim bu. Bu hakkı savunun, bunları yazın, Türkiye'ye yardımcı olun'' dedi.

Hep birlikte ses verildiğinde, AB'nin ''bu haksızlığı niye yaptım'' diye bir kez daha düşüneceğini ifade eden Denktaş, ABD ve garantör İngiltere'nin Rumlara ''Sen hangi anayasal hakla hükümet olduğunu
iddia ediyorsun. Onların (Türklerin) hükümeti değilsin'' demesi halinde Kıbrıs'ta birkaç ay içinde uzlaşmaya varılabileceğini söyledi.

''HAREKET SERBESTİSİNİ HER ZAMAN İSTEDİK''
BM Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto'nun, ''Denktaş kapıları nasıl açtı, hayretler içinde kaldım'' dediğini anımsatan Denktaş, De Soto'nun bu sözleriyle Kıbrıs sorununu anlamak istemediğini bir kez daha teyit ettiğini kaydetti.

Müzakereler sürerken, her zaman hareket serbestisini savunduklarını dile getiren
Denktaş, kavganın mal mülk ve yerleşim konularında çıkacağı üzerinde ısrarla durduklarını, ellerinde olaylara karşışmış Rumların ''kara listesinin'' bulunduğunu, bunların geçişine izin verilmeyeceğini anlattıklarını kaydetti.

De Soto'nun, anlattıklarını
hiç anlamdığını ve içlerine 60-80 bin Rum yerleştirmek istediğini, bunun da bir o kadar Türkün yeniden göç etmesi demek olduğuna işaret eden Denktaş, Rumların göç sorununu halletmek için yeni göç sorununun çıkarılmak istendiğini, Annan planının ise Türkü tamamen ortadan kaldırma planı olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Denktaş, kasıtlı saldırılar karşısında, halkı için doğru olduğuna inandığı yolda yürüdüğünü ve yürümeye de devam edeceğini ifade ederek, bugüne kadar eğilmediklerini ve bükülmediklerini, arka
larında Anavatan olduğu sürece de eğilmeyeceklerini ve bükülmeyeceklerini vurguladı.

Rumların silah zoruyla ve amborgolarla yapamadığını AB yoluyla yapmaya çalıştığını kaydeden Denktaş, ''Bunun karşısında duvarlar gibi direnmek hepimizin görevidir. Biz b
unu yapıyoruz'' dedi.

Konferansa, KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Vehibi Zeki Serter, Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Hayati Güven, Batı Trakya seçilmiş Müftüsü Mehmet Emin Ağa, bazı milletvekilleri, eski bakanlar ve diğer davetliler katıldı.

Cumhurbaş
kanı Denktaş, konferans merkezine gelişinde, Türkiye'den getirilen mehter takımı tarafından karşılandı.
ARCA AJANS 04/05/2003

Rum Kesimi’nde konaklamayı engelleme çabası

KKTC Bakanlar Kurulu’nun KKTC’ye geçen Rumlara 3 gün konaklama izni vermesinin ardından Rumların otellerde konaklamaya başlamasına, Rum yönetiminin yanı sıra Rum kilisesi de karşı çıktı.

Lefkoşa
AA

4 Mayıs— Rum vatandaşlarının, Rum yetkililerin tüm telkinlerine rağmen pasaport göstererek, KKTC’ye geçmelerine ve buradaki otellerde konaklamalarına, Rum yetkililer ve kilise ateş püskürüyor. Gerek Rum liderliği ve kilisesi, gerek medya, engel olamadıkları bu durum yüzünden pasaport ibraz ederek geçiş yapan ve otellerde konaklayan Rumları hedef tahtası yaptılar. Rum otelciler de, otellerine ilginin azalmasından ve yabancı acentelerin turistleri KKTC’ye geçirmek istemesinden rahatsız. Geçişlerin başladığı 23 Nisan’dan buyana 250 bin civarında Rum KKTC’ye geçerken, 85 bin civarında Türk de Rum tarafına gitti.

Fileleftheros gazetesine göre, Baf Metropoliti Hrisostomos, Rum Kesimi vatandaşlarının eğlenmek için KKTC’ye geçmesini ‘akıl almaz bir davranış’ olarak nitelendirdi.

YABANCI ACENTELER DE KKTC’DE KONAKLAMA İSTİYOR

Bu arada, Simerini gazetesine göre, Limasol bölgesi Rum Otelciler Birliği, Rumların KKTC’de konaklamalarına sert tepki gösterdi. Bölge Komitesi Başkanı Iraklis Irakleus, “geçişlerin başlamasından sonra Paskalya dolayısıyla yaptıkları hazırlıkların boşa gittiğini” belirterek, “Rum otellerinde çok az rezervasyon yapıldığını, turist getiren yabancı acentelerin, turistlerin KKTC’de konaklayıp konaklayamayacağını sormaya başladıklarını, bunun sevindirici haber olmadığını” söyledi.

RUMLARIN TURİZM GELİRİNE ZARAR
Öte yandan, Demokratik Seferberlik Partisi (DİSİ) milletvekili Lefteris Hristoforu, düzenlediği basın toplantısında, Kıbrıslı Rumların KKTC’ye yönelik ‘ibadet nitelikli’ ziyaretlerinin, turistik ziyarete dönüşmesinin, KKTC’yi turistik bir yer olarak gösterdiğini, yabancı turistlerin, “Rumlar orada kaldığına göre biz neden kalmayalım” mesajını alacağını belirtti. Hristoforu, bunun Rum turizmi ve ekonomisine getireceği etkilerden öteye yasal ve siyasal düzeyde de etkileri olacağını kaydetti.

‘RUM YÖNETİMİ UYKUDA YAKALANDI’
DİSİ milletvekili Hristoforu, “son gelişmelerin Rum yönetimini uykuda yakaladığını ve Rum yönetiminin girişim yapma yeteneğini kaybettiğini, yarış bayrağını KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a teslim ettiğini” belirtti.

SİYASİLER KKTC’DE EĞLENCEYE ÖFKELİ
Demokratik Parti (DİKO) Başkan Yardımcısı Aristos Hrisostomu ise bazı Rumların KKTC’yi ziyaret etme yöntemlerini eleştirerek, bu kişilerin gazinolarda sabahladıklarını, balık yemeye gittiklerini böbürlenerek anlatmalarının bir “tahrik” olduğunu savundu. Sosyal Demokratlar Ha
reketi (KİSOS) Başkan Yardımcısı Sofoklis Sofokleus da, “geçişlerin serbest bırakılmasıyla iki toplumun bir arada yaşamayacağı duvarının yıkıldığını” ileri sürerek, KKTC makamlarının bir adım ileri giderek Rumların gecelemelerine izin vermesinin “Denktaş rejiminin yasallaşmasını hedeflediğini” iddia etti.


De Soto: Denktaş’a hayranım

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, KKTC ile Rum Kesimi arasında geçişin serbest bırakılmasını ‘sevinç ve coşkuyla izlediğini’ söyledi.

4 Mayıs— NTV-Rum Kesimi’nde yayımlanan Politis gazetesine demeç veren De Soto, KKTC Bakanlar Kurulu’nun kararıyla KKTC ile Güney Kıbrıs arasındaki geçişlerin serbest bırakıldığını öğrendiği zaman büyük bir şaşkınlık yaşadığını söyledi. BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi, Rauf Denktaş’ı ‘net inançları olan bir insan’ diyerek tanımladı ve KKTC liderine hayran olduğunu belirtti.

BM Genel Sekreteri Annan’ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto, “Cumhurbaşkanı Denktaş’ın hem Kıbrıs görüşmeleri sırasında, hem de kamuoyuna yönelik açıklamalarında, defalarca, Kıbrıslı Türkler ile Rumların bir arada yaşayamayacağını söylediğini” belirterek, “bu nedenle, KKTC Bakanlar Kurulu’nun kararıyla KKTC ile Güney Kıbrıs arasındaki turistik geçişlerin serbest bırakıldığını öğrendiği zaman büyük şaşkınlık yaşadığını” kaydetti.

‘DENKTAŞ’IN ÖNLEMLERİNİ TAKDİR ETTİM’
KKTC’nin, turistik geçişleri serbest bırakmasıyla, bir politika değişikliğine gittiğinden hiç kuşkusu olmadığını ifade eden De Soto, “Şimdi soru, bu değişikliğin doğru yönde mi olduğudur. Denktaş’ın bazı nedenlerle bana öfkeli olduğunu biliyorum, çünkü şaşkınlığımı dile getirdim. Elbette ki yalnız ben değil, herkes şaşırdı. Ancak benim şaşkınlığım memnuniyetimdendir. Denktaş’ı ve aldığı önlemleri takdir ettim” dedi.

‘DENKTAŞ TUTUMUNU DEĞİŞTİRMİYOR’
De Soto, Cumhurbaşkanı Denktaş’la ilgili görüşünün sorulması üzerine şunları söyledi: “Ona hayranım. Net inançları olan bir insan. Görüşlerinde istikrarlı ve tutumunu değiştirmiyor. Bir lider olduğuna tamamen inanıyorum. Sorun, müzakereler sırasında Kıbrıs Türk tarafını yönlendirdiği istikametin, gerçekçi bir çerçeve temelinde çözüme götürememesidir. Ancak ona büyük hayranlık duyuyorum.”

‘ANNAN PLANI KABUL EDİLMELİ’
De Soto, “KKTC ile Rum kesimi arasındaki seyahat kısıtlamalarının kısmen kaldırılmasının serbest dolaşıma yönelik atılmış olumlu mesaj olduğunu, ancak Kıbrıs sorununu çözmediği, bölünmüşlüğü ortadan kaldırmadığı, askersizleştirmeyi getirmediği ve malları iade etmediği” görüşünü savundu. Annan planının derhal kabul
edilmesi ve soruna daimi çözüm bulunması gerektiğini ifade eden De Soto, ilgili tarafların, görüşmeyi arzu etmeleri halinde kendilerini (BM Genel Sekreter Kofi Annan ve kendisi) nerede bulacaklarını bildiklerini söyledi. Alvaro De Soto, “Kıbrıs Türk diplomasisi isterse Genel Sekreter Annan’ın planı temelinde görüşme masasına gelirse ve Türkiye de buna destek verirse o zaman başarı için büyük olanaklarımız olur” dedi.

DENKTAŞ’DAN DARBE İDDİASI

ABD, İNGİLTERE VE AB'YE 'DARBE' SUÇLAMASI... Türkiye'de yayımlanan Cumhuriyet gazetesine göre Cumhurbaşkanı Denktaş, Başbakan Erdoğan'a yazdığı mektupta, 'Kıbrıs'ta kendi çıkarları için 'Kıbrıs Cumhuriyeti vardır ve Rumlar bu cumhuriyetin meşru hükümetidirler' siyasetini benimsemiş olan ABD, İngiltere AB, son bir yıl içinde paraları ve müdahaleleriyle içimizde darbe teşebbüsü denemeleri yaptıracak kadar ileri gitmişlerdir' iddiasında bulundu

'BU OYUNA MÜSAADE EDİLMEMELİ'... Denktaş, mektubunda Türkiye'nin Kıbrıs'ta milli çıkarları olduğuna göre aynı oyuna devam etmelerine müsaade edilmemesi gerektiğini belirterek, 'Bizim buradaki direnişimiz, Türkiye'nin Kıbrıs'ta çok önemli ve 1960 antlaşmaları ile tescil ettirdiği milli çıkarları vardır inancına dayanmıştır' dedi

'MASUM HALK KANDIRILMAKTADIR'... Cumhurbaşkanı Denktaş, mektubunda şu görüşlere de yer verdi: 'Yunanistan'ın Lefkoşa büyükelçisi, bu olayların baş güdücüsü olan CTP liderinin, 'seçimlerde kazanıp başbakan olma hevesine bağlayan' bir açıklama yapmıştır. Bütün yıkıcı gayretlerin altında bu gerçek yatmakta, masum halk kandırılmaktadır. Halkımızın bünyesi bu tür olaylara yeniden tahammül edemez. Önümüzdeki seçimleri de düşünerek gereken tedbirler, (ekonomik ve siyasi) şimdiden alınmazsa 40 yıllık direnişe ve barış harekatı ile yapılan harekata yazık olacaktır'

KIBRIS 06/05/2003

GÜNEYDE KİMLİK KARTI İZDİHAMI !…

Aytuğ TÜRKKAN

Bakanlar Kurulu’nun aldığı karar uyarınca sınır kapılarından Kuzey’de yaşayan Kıbrıslı Türklerin Güney’e, Güney’de yaşayan Kıbrıslı Rumların da Kuzey’e geçişleri 23 Nisan 2003 tarihi itibarıyla serbest bırakılmıştı.

Bu kararın ardından 29 yıllık bölünmüşlüğün acısını çıkarırcasına her iki halk da diğer bölgeye geçebilmek için sınır kapılarında izdihama yol açan kuyruklar oluşturmuşlar ve saatlerce beklemek durumunda kalmışlardı.

Son dönemlerde ise Güney’e geçişler gezmek için değil, daha çok kimlik ve pasaport alabilmek için yapılmaya başladı.

Yüzlerce Kıbrıslı Türk serbest geçişlerden yararlanarak Güney’e geçip, Kıbrıs Cumhuriyeti doğum belgesi, kimlik kartı ve pasaport alabilmek için izdiham yaratan kuyruklar oluşturuyor.

Avrupa Birliği’nin 16 Nisan 2003’te Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni tek başına Kıbrıs Cumhuriyeti adı altında bünyesine almasıyla birlikte, Kıbrıs’ta doğan yüzlerce Kıbrıslı Türk bireysel olarak elde ettikleri bu hakkı kullanmak adına kimlik ve pasaport alabilmek için izdihama yol açan kuyruklar oluşturuyorlar.

1 Mayıs 2004 tarihinde Kıbrıs Cumhuriyeti adı altında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Avrupa Birliği’ne tam anlamıyla katılmasıyla birlikte alınan bu pasaportlar resmen Avrupa Birliği pasaportu yerine geçeceğinden dolayı Kıbrıslı Türkler bir an önce bu kimlik ve pasaportlara sahip olmak istiyor. Alınacak olan pasaportlarla AB bünyesi içerisindeki ülkelerde seyehatte vizeye ihtiyaç duyulmayacak olmasından dolayı pasaportların tercih edildiği belirtiliyor.

İşlemlerini erken yapabilmek için bir çok Kıbrıslı Türk sabah saat 06.30’da sınır kapılarına giderek, bir an önce Güney’e geçip ilgili kurumlar önündeki kuyruğa takılmadan işlemlerini yapmaya çalışıyor.

Pasaport alabilmek için öncelikle kimlik kartına sahip olunması gerektiğinden dolayı, Rum İçişleri Bakanlığı’na bağlı Nüfus Dairesi önünde oluşan kalabalık izdiham yaratacak boyutta.

YASAL YOLLARLA ANCAK 3 AYDA KİMLİK VE PASAPORT ALINABİLİYOR!

Yüzlerce Kıbrıslı Türk’ün başvuruda bulunduğu kimlik kartına özellikle de 1974 sonrasında doğanların sahip olabilmesi için bir çok işlem yaptırması gerekiyor.

Öncelikle Rum Nüfus Dairesi’ne gidip, yemin belgesi alması gereken 1974 sonrası doğumlular, Rumca yazılı olan bu belgeyi doldurup, mahkemeye gitmesi gerekiyor. Burada doldurduğu belgelerin doğru olduğuna dair Kuran’a el basıp yemin edilmesiyle mahkemedeki işlem tamamlanıyor.

Daha sonra tekrar Nüfus Dairesi’nin yolu tutuluyor. Yemin belgesi verildikten sonra Rum Nüfus Dairesi 20 günün ardından doğum belgenizi alabileceğinizi söylüyor.

1974 SONRASI DOĞANLAR CEZALI ÖDEME YAPIYOR

1974 öncesinde doğanlar 0.50 Kıbrıs Lirası karşılığında doğum belgelerini alabiliyorken, 1974 sonrası doğanlar ise zamanında kayıt yaptırmadıkları gerekçesiyle 8 Kıbrıs Lirası karşılığında doğum belgelerini alabiliyorlar.

Doğum belgesi alındıktan sonra Nüfus Dairesi’ne bu kez kimlik kartı için başvurulması gerekiyor. Başvuru yapıldıktan ancak bir ay sonra kimlik kartı alınabiliyor.

Gerekli ücreti ödeyerek kimlik kartı sahibi olan bir Kıbrıslı Türk, pasaporta başvuru yapabiliyor. Yapılan başvurunun ardından yine 1 aylık bir süre geçtikten sonra pasaport alınabiliyor. Böylelikle yasal yollardan hiç bir kaydı bulunmayan bir Kıbrıslı Türk yaklaşık 3 aylık bir süreden sonra pasaport alabiliyor.

HALKI SESI 06/05/2003

Denktaş: ‘Tapum benimdir’ demesini biliniz

19 Mayıs Türk Maarif Koleji’nde gerçekleştirilen derslik açılışına katılan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, törende yaptığı konuşmada, öğrencilere kimseye karşı kin ve düşmanlık duymamaları öğüdü verdi

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs’ın Kuzeyi’ni görmek amacıyla KKTC’ye geçen Kıbrıslı Rumlara karşı eziklik duyulmamasını isteyerek, Rumlara “Bu benim evimdir. Tapum benimdir” denilmesi gerektiğini belirtti.

Girne’de dün 19 Mayıs Türk Maarif Koleji’nde gerçekleştirilen derslik açılışına katılan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, törende yaptığı konuşmada, öğrencilere kimseye karşı kin ve düşmanlık duymamaları öğüdü verdi. Denktaş öğrencilerden vatan, toprak, bayrak ve egemenliğe sahip çıkmalarını istedi.

19 Mayıs Türk Maarif Koleji’nde KTBK, GKK, Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ), Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ), Asbank ve Akfer Ltd’in katkılarıyla yapılan Multi- Medya, Fizik – Kimya, Felsefe – Coğrafya, İngilizce, Müzik, Sosyal Bilgiler ve Tarih dersliklerinin açılışı için tören düzenledi. Saat 16:00’da okul bahçesinde gerçekleştirilen törene Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, GKK Komutanı Tuğgeneral Necmettin Baykul, Milli Eğitim ve Kültür Bakanı İlkay Kamil, Sivil Savunma Teşkilat Başkanı Özhan Ayaş, Girne Polis Müdürü Pervin Gürler, 19 Mayıs TMK Müdürü Tezcan Lambasuyucu, Okul Aile Birliği Başkanı Mete Demirdeş, GAÜ Rektör Yardımcısı Dr. Ron French,YDÜ Bilgi İşlem Müdürü Osman Tekin, Asbank Girne Şube Müdürü Mustafa Özenen, Akfer Ltd. Yetkilisi Niyazi Güvenir, 19 Mayıs ve bölge okullarının öğretmen ve öğrencileri katıldı.

Düzenlenen törende, şehit öğretmenler için saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı eşliğinde bayraklar göndere çekildi ve okul korosu tarafından marşlar okundu.

DENKTAŞ

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, törende yaptığı konuşmada öğrencilerin dede, baba ve yakınlarınının Kıbrıs’ta verdikleri Varoluş Mücadelesi’yle övünç duymaları gerektiğinin altını çizerek, İngiliz Koloni İdaresi’nden cumhuriyet ve egemenliğe ulaşılıncaya dek kutsal bir mücadele verildiğini kaydetti.

Öğrencilere, “Bu mücadele için canlarını heba etmiş olan şehitlerimizi hiçbir zaman unutmayınız. Onların kemiklerini sızlatacak davranışlardan kaçınınız” diyen Cumhurbaşkanı Denktaş, öğrencilerin kimseye karşı kin ve düşmanlık taşımamalarını ancak vatan, toprak, bayrak, ve egemenliğe göz koyulabileceğinden hareketle, zihnen ve manen her zaman hazırlıklı olmalarını istedi.

HALKI SESI 06/05/2003

Kara liste hazırlanacak!

Cumhurbaşkanı Denktaş, Kıbrıs Türklerine karşı suç işleyen sakıncalı Rumların KKTC'ye geçişinin önlenmesi için “kara liste” hazırlanmasını istedi ve bu amaçla Polis Genel Müdürü Erdem Demirbağ ile dün bir görüşme yaptığını açıkladı.

Denktaş, “Polis, haber alıncaya kadar Rum kaçırıldı. Bir 'kara liste' hazırlansın ve bu gibiler bu listeye konulsun. Geçmiş dosyalardan da isimler belirlensin ve her polisin önünde bu 'kara liste' olsun ki bu gibi insanlar geçmesin. Kendilerine bir şey yapılabilir, ortalık yine karışır. Bunları önlememiz lazım. Eskiden de dolaşım özgürlüğünün olması için karşılıklı 'kara listeyi' verelim demiştik. Şimdi bunun zamanı geldi” dedi.

HALKI SESI 06/05/2003

Kıbrıs Rum yönetimi liderine göre KKTC Türkiye işgali altında


Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a bir mektup göndererek, ''Annan planı temelinde özlü müzakerelere hazır olduklarını'' bildirdi.
Rum basınına göre, Papadopulos, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilci Yardımcısı
Zbigniwe Wlosowicz ile görüştü.
Wlosowicz'e Rum yönetiminin Kıbrıs Türklerine yönelik aldığı ''önlemler''le ilgili bilgi veren Papadopulos, Wlosowicz'e, BM Genel Sekreteri Annan'a iletmesi için, ''Rum tarafının Annan planı temelinde özlü müzakerelere hazı
r olduğu'' yönünde Rum Ulusal Konseyi'nin son kararını içeren bir de mektup verdi.
Papadopulos ayrıca, KKTC hükümetinin aldığı karar uyarınca başlayan serbet geçişlerle ilgili rahatsızlığını da Wlosowicz'e aktardı.
Rumların KKTC'ye geçerken pasaport ibraz
etmesi konusunu da Wlosowicz'e şikayet eden Papadopulos, şu iddiada bulundu:
''Hükümetin geçişleri engellememesi, Türkiye'nin 'işgal' bölgelerinde boyunduruğu altındaki yönetimin bağımsız bir devlet varmış gibi davranmasına veya 'işgal' altındaki evlerini
görmeye giden insanlara küçük düşürücü davranışlarda bulunmasına göz yumduğu anlamı taşımıyor. (Kıbrıs) hükümetinin bu görüşünü BM Genel Sekreteri'ne iletiniz.'' Wlosowicz ise yaptığı açıklamada, BM Barış Gücü'nün Kıbrıslı Rum ve Türklerin karşılıklı geçişleri için her türlü çabayı sarfettiğini söyledi. Wlosowicz, ''Kıbrıs halkının geçişlerle ilgili heyecanı büyük. Bunlar cesaret verici şeylerdir'' dedi.
MILLIYET 06/05/2003

Erdoğan, Avrupa Günü'nde Kıbrıs'ta

Denktaş'ın "AB'yi Kıbrıs'ta darbe planlamakla suçladığı" mektubuna Erdoğan, 9 Mayıs'ta adaya giderek yanıt verecek

UTKU ÇAKIRÖZER Ankara

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın, "AB'yi Kıbrıs'ta darbe girişimlerini desteklemekle suçladığı" mektubuna, Avrupa Günü olan 9 Mayıs'ta adaya giderek yanıt verecek.
Denktaş'ın 14 Nisan'da yazdığı ve Erdoğan'ı ulusal davada görevini yapmaya çağıran sert mektubuna rağmen, hükümet farklı bir politika izledi. "Müzakereler yoluyla çözüm"de kararlı olan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, hükümeti
n, "Kıbrıs'ta iki tarafın açılımları yoluyla güven sağlandıktan sonra kalıcı barış için müzakerelerin yeniden başlaması" görüşünü dile getirdi.
Gül'ün 3 Mayıs'ta Meis'te yapılan AB toplantısına giderken, "Ambargolar karşılıklı kalkmalı. Biz de Güney Kıbrıs
Rum Kesimi gemilerinin limanlara girişine izin verebiliriz" yönündeki açıklamasını da, AB ve Yunanistan memnuniyetle karşıladı.
Denktaş'a muhalif CTP lideri Mehmet Ali Talat ise, AB'yi suçlayan Denktaş'a "paranoya" eleştirisi yöneltti.

Yeni adım hazırlığı
Erdoğan'ın da, bu gelişmelerin ardından şu açılımlardan birkaçını gündeme getirebileceği kaydedildi:
• KKTC'ye uygulanan ambargonun yumuşatılması karşılığı Türkiye, Güney Kıbrıs Rum bandıralı gemilerin Türk limanlarına yanaşmasına izin verebilir.
• Yasak
bölge Maraş, Türk idaresi altında Rumların kullanımına açılabilir.
• Serbest geçiş için Lefkoşa'da 5. kapı açılabilir. Genelkurmay'ın görüşüne göre karar verilecek.
• Türkiye'ye AB üyeliği yönünde somut yanıt verildiği sürece, adadaki TSK varlığı kademeli
olarak indirilebilir.

MILLIYET 06/05/2003

Denktaş, Rumlarla ilgili "kara liste" istedi


KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs Türklerine karşı suç işleyen sakıncalı Rumların KKTC'ye geçişinin önlenmesi için "kara liste" hazırlanmasını istedi ve bu amaçla Polis Genel Müdürü Erdem Demirbağ ile dün bir görüşme yaptığını açıkladı. Denktaş, Ulusal Kadın Hareketi'nden bir heyeti kabulünde yaptığı açıklamada, 1974'te 2 Türk'ün ölümünden sorumlu tutulan eski bir EOKA'cı Rum'un ziyaretiyle Akdeniz köyünde önceki gün yaşanan olaya değinerek, şöyle konuştu:
"Polis, haber alıncaya kadar Rum kaçırıldı. Bir 'kara liste' hazırlansın ve bu gibiler bu listeye konulsun. Geçmiş dosyalardan da isimler belirlensin ve her polisin önünde bu 'kara liste' olsun ki bu gibi insanl
ar geçmesin. Eskiden de dolaşım özgürlüğünün olması için karşılıklı 'kara listeyi' verelim demiştik. Şimdi bunun zamanı geldi." Ulusal Kadın Hareketi Başkanı Pervin Gürson da, "Rum katillerin" yer alacağı bir "kara liste" hazırlanmasını istedi

MILLIYET 06/05/2003

Eski EOKA'cı Rum'a eşinin hesabını sordu


KKTC Bakanlar Kurulu'nun aldığı karar uyarınca 23 Nisan'da başlayan KKTC ile Rum kesimi arasındaki karşılıklı serbest geçişler, zaman zaman gergin anların yaşanmasına neden oluyor. Bayrak Televizyonu'nun (BRT) haberine göre, 1974 öncesi, Akdeniz Köyü'nde Erdoğan Mustafa ve Fikret Kaloncu isimli Türklerin öldürülmesinden sorumlu tutulan eski bir EOKA'cı olan Andreas Konstantino adlı Rum'un bu köye gitmesi gergin anların yaşanmasına neden oldu.

'Sahile gömüldüler'
Beraberinde bir Türk'le Akdeniz Köyü kahvesinde oturan Andreas Konstantino'ya, Erdoğan Mustafa'nın eşi Simser, "öldürülen eşinin ve yakınının cesedini nereye gömdüğünü" sordu. Konstantino, köy dışına çıkarıldı ve köye polis çağrıldı. Köye gelen Rumlar tarafından tahrik edildiklerini belirten köylüler, köye gelen diğer Rumların, öldürülen iki Türk'ün cesedinin sahile gömüldüğünü söylediklerini belirterek, kazı yapmak için polisten izin istediler.
MILLIYET 06/05/2003

Papadopulos: Annan planını görüşmeye hazırız

Kıbrıs Rum yönetimi lideri Papadopulos, BM Genel Sekreteri Annan'a bir mektup göndererek, ''Annan planı temelinde özlü müzakerelere hazır olduklarını'' bildirdi.

Wlosowicz'e Rum yönetiminin Kıbrıs Türklerine yönelik aldığı ''önlemler''le ilgili bilgi veren Papadopulos, Wlosowicz'e, BM Genel Sekreteri Annan'a iletmesi için, ''Rum tarafının Annan planı temelindeözlü müzakerelere hazır olduğu'' yönünde Rum Ulusal Konseyi'nin son kararını içeren bir de mektup verdi.

Papadopulos ayrıca, KKTC hükümetinin aldığı karar uyarınca başlayan serbet geçişlerle ilgili rahatsızlığını da Wlosowicz'e aktardı.

Rumların KKTC'ye geçerken pasaport ibraz etmesi konusunu da Wlosowicz'e şikayet eden Papadopulos, şu iddiada bulundu:

''Hükümetin geçişleri engellememesi, Türkiye'nin 'işgal' bölgelerinde boyunduruğu altındaki yönetimin bağımsız bir devlet varmış gibi davranmasına veya 'işgal' altındaki evlerini görmeye gideninsanlara küçük düşürücü davranışlarda bulunmasına göz yumduğu anlamı taşımıyor. 'Kıbrıs' hükümetinin bu görüşünü BM Genel Sekreteri'ne iletiniz.''

Wlosowicz ise yaptığı açıklamada, BM Barış Gücü'nün Kıbrıslı Rum ve Türklerin karşılıklı geçişleri için her türlü çabayı sarfettiğini söyledi. Wlosowicz, ''Kıbrıs halkının geçişlerle ilgili heyecanı büyük. Bunlar cesaret verici şeylerdir'' dedi.

HURRIYET 06/05/2003

AB, KKTC'ye ambargoyu kaldırsın

Nur BATUR / RODOS

Geçen hafta sonu Yunanistan'ın Meis adasında AB dışişleri bakanlarıyla bir araya gelen Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Kıbrıs sorunundaki yeni açılımları Hürriyet'e değerlendirdi.

Bakan Gül, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın kapıları açma kararının ardından Kıbrıs'da büyük bir değişim başladığına işaret ederek, AB'yi ekonomik ambargoyu kaldırmaya çağırdı.

Gül, ‘‘Duvarlar çatladı mı?’’ sorumuzu şöyle yanıtladı:

‘‘Engeller kalkmış oldu. Herşey mecraına kaymaya başladı. Başta Denktaş olmak üzere KKTC büyük takdir topladı. Bundan sonra karşılıklı adımların atılması gerekiyor. Önce Kuzey Kıbrıs'a uygulanan ambargo kaldırılmalıdır. AB'nin ambargoyu
kaldırmasını bekliyoruz. Herkes artık hepimizin çıkarının beraberlikte olduğunu gördü. Ekonomik bağımlılıklar artacak. Karşılıklı güveni oluştucak. Kimse adım atmaktan korkmasın. Tabular böyle yıkılır. Sonuçta taraflar birbirine daha çok yaklaşır. Ama kalıcı çözüm tek taraflı atılan adımlarla olmaz. Biz KKTC'nin aldığı kararı destekliyoruz. Rum tarafı da olumlu adımlar atmalıdır.’’

PAPANDREU SAMİMİ

Gül, Yunan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu'yla birkaç kez görüştüklerini, Türk-Yunan ilişkilerinin iyileşmesi ve sorunların çözülmesi konusunda son derece samimi ve iyiniyetli bulduğunu da vurguladı.

HURRIYET 06/05/2003

"Türkiye AB'ye girmek için Kıbrıs'ı kullanıyor"

Kıbrıs Rum Kesimi lideri Tasos Papadopulos, ''Türkiye'nin AB'ye girmek için Kıbrıs meselesini kullandığını'' iddia etti. Papadopulos, İtalyan Corriere della Sera gazetesine verdiği demeçte, KKTC'nin adada serbest geçişleri başlatmasıyla ilgili olarak,''önemli olduğunu, ancak ne problemi çözdüğünü ne de anlamlı bir adım atıldığını'' öne sürdü.

Rum Kesimi lideri, ''Çoğu kişi Türkiye'nin öncelikli hedefinin AB'ye girmek olduğunu söylüyor. Kıbrıs probleminin çözümünü kolaylaştırmak için çaba gösteriyor. Ama herkes biliyor ki, Türkiye AB'ye 5, 7, 10 veya daha fazla süre sonra girebilir. Bundan dolayı inanıyorum ki, Türkler Kıbrıs sorununu kullanmak isteğindeler. Müzakere baskısı kartını kaybetmemek için çözümün yoğunluğunu azaltıyor'' dedi.

Papadopulos, Kıbrıs'ta yaşanan gelişmelerle ilgili olarak, ''Aralık ayından beri bazı tedbirler hazırlanmıştı ve Kopenhag zirvesine de sunuldu. Plan daha sonra geliştirildi. Gazeteler projeyi önceden yazmaya başlayınca Denktaş kartı önceden oynamaya karar verdi ve sınırı açtı. Bizim, halkın ve hiç kuşku yok Ankara'nın baskısı altında'' ifadesini kullandı.

Lahey'deki görüşmenin başarısızlıkla sonuçlanmasından sonra KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın kendisini bir kenara çekerek, ''Senin vebenim BM'ye ihtiyacımız yok, kendi başımıza her şeyi çözebiliriz. Siz,anlaşmalarla iki devlet olduğunu tanıyın, problem bitsin'' dediğini ifade eden Rum Kesimi lideri, ''Bunun anlamı ayrılmaktır, birleşmek değil. Biz bunu kabul edemeyiz. Tek bir halkız'' görüşünü savundu.

Papadopulos, gazete muhabirinin ''Sınırları KKTC lideri açtı'' sözü üzerine, ''Üç temel özgürlük var. Dolaşım, mülk edinme ve yerleşim. O sadece ilkini kabul etmeye itildi'' dedi.

HURRIYET 06/05/2003

Rum Yönetimi çaresiz kaldı

06/05/2003 RADIKAL

AA - LEFKOŞA - Rum Yönetimi, KKTC'nin serbest geçiş ve üç günlük konaklama izni karşısında vatandaşın vicdanlarına başvurmaktan başka bir şey yapamaz halde. Rum lideri Tasos Papadopulos "KKTC'ye gidip gitmemek, her Rum'un kendi vicdanına kalmış" derken, hükümet sözcüsü Kipros Hrisostomidis, eski sahiplerinin KKTC'deki otellerde kalan Rumlardan tazminat isteyebileceğini belirtti. Adalet ve Kamu Düzeni Bakanı Doros Theodoru ise otellerde kalanları 'çalıntı malı kabul eden kişiler' diye niteledi.
KKTC otellerinin ilanlarını yayımladığı için eleştirilen Politis gazetesi
ise 'Hükümet ne yaptığını biliyor mu?' başlıklı haberi
nde şu sorulara yanıt alana dek Türklerin ilanlarının yayımlanmayacağını duyurdu: "Yarın devletin teşvik paketi çerçevesinde alacağı ürünlerin ilanı için başvuranlara ne diyeceğiz? Pasaport ibraz etmek tehlikeliyse, neden barikatları kapatmıyor, sorumluluğu vatandaşa yüklüyorsunuz? Otelde kalan vatandaş, hırsızlığı kabul ediyorsa, yarın ürünleri alacak, sürücü ehliyetlerini tanıyacak devlet de hırsızlığı kabul etmiş olmuyor mu?"

Rum Kesimi Annan planını yeniden görüşmeye hazır

Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’a mektup göndererek, “Annan planı temelinde” yeniden görüşmelere başlamaya hazır olduğunu bildirdi.

Lefkoşa
NTV-MSNBC VE AJANSLAR

6 Mayıs— BM Genel Sekreteri Annan’ın ise yeniden görüşmeleri başlatmak için Türk ve Rum liderlerden planı referanduma götürme garantisi istediği, aksi halde yeni bir girişim başlatmayacağı kaydedildi.

 


Rum radyosunun haberine göre, Papadopulos, görüşmelere başlama talebini, Birleşmiş Milletler’in Kıbrıs Özel Temsilcisi De Soto’nun yardımcısı Zbigniwe Wlosowicz aracılığıyla Annan’a iletti.

Rum Yönetimi’nin görüşmelere başlama talebinde, KKTC’nin sınır geçişlerini serbest bırakmasının ardından yaşanan gelişmelerin etkili olduğu belirtiliyor.

PAPADOPULOS GEÇİŞLERDEN RAHATSIZ
Rum lider Papadopulos ayrıca, KKTC hükümetinin aldığı karar uyarınca başlayan serbest geçişlerle ilgili rahatsızlığını da Wlosowicz’e aktardı. Rumların KKTC’ye geçerken pasaport ibraz etmesi konusunu da Wlosowicz’e şikayet eden Papadopulos, “Hükümetin geçişleri engellememesi, Türkiye’nin ‘işgal’ bölgelerinde boyunduruğu altındaki yönetimin bağımsız bir devlet varmış gibi davranmasına veya ‘işgal’ altındaki evlerini görmeye giden insanlara küçük düşürücü davranışlarda bulunmasına göz yumduğu anlamı taşımıyor. Bu görüşümüzü BM Genel Sekreteri’ne iletiniz” dedi. Wlosowicz ise yaptığı açıklamada, BM Barış Gücü’nün Kıbrıslı Rum ve Türklerin karşılıklı geçişleri için her türlü çabayı sarfettiğini söyledi. Wlosowicz, “Kıbrıs halkının
geçişlerle ilgili heyecanı büyük. Bunlar cesaret verici şeylerdir” dedi.

RUM BASINI: ERDOĞAN AÇILIM BAŞLATACAK
Bu arada Rum basını, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Cuma günü KKTC’ye yapacağı ziyaret sırasında, Türk tarafının yeni açılımlar yapacağını kaydediyor. Rum basınına göre, bu açılımlar arasında, asker sayısının azaltılması ve Maraş bölgesinin Rum Kesimi’ne devredilmesi bulunuyor.

‘TÜRKİYE AB’YE GİRMEK İÇİN KIBRIS’I KULLANIYOR’
Öte yandan Kıbrıs Rum Kesimi lideri Tasos Papadopulos, İtalyan Corriere della Sera gazetesine verdiği demeçte, “Türkiye’nin AB’ye girmek için Kıbrıs meselesini kullandığını” iddia etti. Rum Kesimi lideri, “Çoğu kişi Türkiye’nin öncelikli hedefinin AB’ye girmek olduğunu söylüyor. Kıbrıs probleminin çözümünü kolaylaştırmak
için çaba gösteriyor. Ama herkes biliyor ki, Türkiye AB’ye 5, 7, 10 veya daha fazla süre sonra girebilir. Bundan dolayı inanıyorum ki, Türkler Kıbrıs sorununu kullanmak isteğindeler. Müzakere baskısı kartını kaybetmemek için çözümün yoğunluğunu azaltıyorlar” dedi. Papadopulos, Kıbrıs’ta yaşanan gelişmelerle ilgili olarak, “Aralık ayından beri bazı tedbirler hazırlanmıştı ve Kopenhag zirvesine de sunuldu. Plan daha sonra geliştirildi. Gazeteler projeyi önceden yazmaya başlayınca Denktaş kartı önceden oynamaya karar verdi ve sınırı açtı. Bizim, halkın ve hiç kuşku yok Ankara’nın baskısı altında” ifadesini kullandı.

‘DENKTAŞ BM’SİZ ÇÖZÜM ÖNERDİ’
Lahey’deki görüşmenin başarısızlıkla sonuçlanmasından sonra KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın kendisini bir kenara çekerek, “Senin ve benim BM’ye ihtiyacımız yok, kendi başımıza her şeyi çözebiliriz. Siz, anlaşmalarla iki devlet olduğunu tanıyın, problem bitsin” dediğini ifade eden Rum Kesimi lideri, “Bunun anlamı ayrılmaktır, birleşmek değil. Biz bunu kabul edemeyiz.
Tek bir halkız” görüşünü savundu. Papadopulos, gazete muhabirinin “Sınırları KKTC lideri açtı” sözü üzerine, “Üç temel özgürlük var. Dolaşım, mülk edinme ve yerleşim. O sadece ilkini kabul etmeye itildi” dedi.

Ankara, Papadopulos’un çağrısına temkinli


Rum Yönetimi lideri Papadopulos’un BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a yaptığı “görüşme sürecini tekrar başlatın” çağrısı Ankara’da temkinli karşılandı.

Rum Yönetimi Lideri Papadopulos’un Annan’a yaptığı “görüşmeler devam etsin” çağrısına ilişkin olarak, Dışişleri Bakanlığı’ndan henüz kapsamlı bir değerlendirme gelmedi.
Diplomatik kaynaklar, Ankara’nın genel tutumunun tarafların kabul edebileceği bir çözümü desteklemek yönünde olduğunu hatırlatıyor. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hüseyin Diriöz, Musul’da PKK-KAD
EK bürosu açıldığı yönündeki haberlerle ilgili olarak, “Böyle bir şeye ihtimal vermek istemiyoruz. Çünkü terörle mücadele konusunda ABD ile tam işbirliği mevcut” açıklamasında bulundu.

NTV 06/05/2003


Kıbrıs’ta açılım beklentisi

 

KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın KKTC ziyareti sırasında Kıbrıs politikasının birlikte gözden geçirileceğini söyledi.

 

Lefkoşa
NTV-MSNBC VE AJANSLAR

   

6 Mayıs— Erdoğan’ın gezisi hakkında bilgi veren Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ise ziyaretle birlikte Türk tarafınca atılacak adımların teşvik edici mahiyette olacağını söyledi.

 

Başbakan Eroğlu, gazetecilerin Başbakan Erdoğan’ın KKTC’ye yapacağı ziyaretle ilgili soruları yanıtladı. Derviş Eroğlu, “Kıbrıs politikamızı bir kere daha birlikte gözden geçireceğiz. Bizim bazı düşüncelerimiz vardı, onları birlikte değerlendireceğiz. Onların getirecekleri görüşler var, onları değerlendireceğiz ve yapılması gereken açıklamalar birlikte yapılacak” dedi.
Eroğlu, “Erdoğan’ın ziyareti
sırasında Maraş’ın ve Lefkoşa Havaalanı’nın açılmasına ilişkin bazı açılımların gündemde olup olmadığının” sorulması üzerine de, “Bazı açılımlar olabilir. Ama Maraş’ın verileceği spekülatif haber olarak çıkmaktadır. Şu anda öyle bir düşüncemiz yok” ifadesini kullandı.

GÜL: TEŞVİK EDİCİ MAHİYETTE
Dışişleri Bakanı Gül, Rum basınında yeralan iddiaların aksine Türkiye’nin Ada’daki asker sayısının azaltılması yönünde bir adım atmayacağını söyledi.
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Başbakan Erdoğan’ın KKTC’ye yapacağı ziyaretle ilgili tartışmalara açıklık getirdi. Gül, ziyaretle birlikte Türk tarafınca atılacak adımların teşvik edici mahiyette olacağını söyledi. Rum basının iddialarını da yalanlayan Gül, asker sayısının azaltılması gibi kararların açıklanacağı yön
ündeki iddiaların doğru olmadığını söyledi.
Asıl adım atması gereken tarafın Rum Kesimi olduğunu söyleyen Dışişleri Bakanı Gül, bunların en önemlisinin ekonomik ambargonun kaldırılması olacağını bildirdi.
Başbakan Erdoğan, Cuma günü sabah saatlerinde KKTC
’ye gidecek.

Rum yönetimi hava koridoru istedi

Kıbrıs Rum yönetimi, Türkiye’den, 1974 Barış Harekatı sonrasında kapatılan hava ulaşım koridorlarını yeniden açmasını istedi.

Lefkoşa
AA

6 Mayıs— Rum haber ajansına göre, Rum yönetimi Ulaştırma ve Bayındırlık Bakanı Kiriakos Kazamias, yaptığı açıklamada, “Türkiye’nin halen adada oluşan olumlu ortam çerçevesinde hava koridorlarını açarak, iyi niyet girişiminde bulunabileceğini” söyledi.

Rum bakan ayrıca, “Rum bandıralı gemilere uygulanan ambargoyu kaldırması için, Avrupa Birliği ulaştırma bakanlarından Ankara nezdinde girişimde bulunmalarını isteyeceğini” belirterek, bu yönde Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos’un kendisine yetki verdiğini açıkladı.
Türkiye ile Kıb
rıs Rum kesimi arasında doğrudan uçak seferleri bulunmuyor. Rum yönetimi, Türkiye’nin bu hava koridorunu açmasıyla Türkiye ile Rum kesimi arasında doğrudan uçak seferleri başlatmayı amaçlıyor.

RUM’DAN DİPLOMATİK ATAK

PAPADOPULOS'TAN ANNAN'A MEKTUP... Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'a mektup göndererek, 'Annan Planı temelinde' yeniden görüşmelere başlamaya hazır olduğunu bildirdi

WLOSOWİCZ ARACILIĞIYLA BİLDİRDİ... Rum radyosunun haberine göre, Papadopulos, görüşmelere başlama talebini, Birleşmiş Milletler'in Kıbrıs Özel Temsilcisi De Soto'nun yardımcısı Zbigniwe Wlosowicz aracılığıyla Annan'a iletti. Rum Yönetimi'nin görüşmelere başlama talebinde, KKTC'nin sınır geçişlerini serbest bırakmasının ardından yaşanan gelişmelerin etkili olduğu belirtiliyor

ANNAN, REFERANDUM GARANTİSİ İSTİYOR... BM Genel Sekreteri Annan'ın ise yeniden görüşmeleri başlatmak için Türk ve Rum liderlerden planı referanduma götürme garantisi istediği, aksi halde yeni bir girişim başlatmayacağı kaydedildi

ANKARA TEMKİNLİ... Rum Yönetimi Lideri Papadopulos'un BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a yaptığı 'görüşme sürecini tekrar başlatın' çağrısı Ankara'da temkinli karşılandı. Diplomatik kaynaklar, Ankara'nın genel tutumunun tarafların kabul edebileceği bir çözümü desteklemek yönünde olduğunu iddia ediyor

KIBRIS 07/05/2003

PAPADOPULOS’TAN YENİ BİR MANEVRA

Papadopulos ayrıca, KKTC hükümetinin aldığı karar uyarınca başlayan serbest geçişlerle ilgili rahatsızlığını da Wlosowicz’e aktardı. Rumların KKTC’ye geçerken pasaport ibraz etmesi konusunu da şikayet etti

Bu arada Rum Yönetimi KKTC’deki otellerde konaklayan Rumlar’ı “fişlemeye” başladı. Bir haftada sadece 300 Rum’un KKTC’deki turistik otellerde kalması Rum hükümetinde büyük rahatsızlık yarattı

Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’a mektup göndererek, “Annan planı temelinde” yeniden görüşmelere başlamaya hazır olduğunu bildirdi

BM Genel Sekreteri Annan’ın ise yeniden görüşmeleri başlatmak için Türk ve Rum liderlerden planı referanduma götürme garantisi istediği, aksi halde yeni bir girişim başlatmayacağı kaydedildi.

Rum radyosunun haberine göre, Papadopulos, görüşmelere başlama talebini, Birleşmiş Milletler’in Kıbrıs Özel Temsilcisi De Soto’nun yardımcısı Zbigniwe Wlosowicz aracılığıyla Annan’a iletti

Rum Yönetimi’nin görüşmelere başlama talebinde, KKTC’nin sınır geçişlerini serbest bırakmasının ardından yaşanan gelişmelerin etkili olduğu belirtiliyor.

PAPADOPULOS GEÇİŞLERDEN RAHATSIZ

Rum lider Papadopulos ayrıca, KKTC hükümetinin aldığı karar uyarınca başlayan serbest geçişlerle ilgili rahatsızlığını da Wlosowicz’e aktardı. Rumların KKTC’ye geçerken pasaport ibraz etmesi konusunu da Wlosowicz’e şikayet eden Papadopulos, “Hükümetin geçişleri engellememesi, Türkiye’nin ‘işgal’ bölgelerinde boyunduruğu altındaki yönetimin bağımsız bir devlet varmış gibi davranmasına veya ‘işgal’ altındaki evlerini görmeye giden insanlara küçük düşürücü davranışlarda bulunmasına göz yumduğu anlamı taşımıyor. Bu görüşümüzü BM Genel Sekreteri’ne iletiniz” dedi. Wlosowicz ise yaptığı açıklamada, BM Barış Gücü’nün Kıbrıslı Rum ve Türklerin karşılıklı geçişleri için her türlü çabayı sarfettiğini söyledi. Wlosowicz, “Kıbrıs halkının geçişlerle ilgili heyecanı büyük. Bunlar cesaret verici şeylerdir” dedi.

RUM BASINI: ERDOĞAN AÇILIM BAŞLATACAK

Bu arada Rum basını, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Cuma günü KKTC’ye yapacağı ziyaret sırasında, Türk tarafının yeni açılımlar yapacağını kaydediyor. Rum basınına göre, bu açılımlar arasında, asker sayısının azaltılması ve Maraş bölgesinin Rum Kesimi’ne devredilmesi bulunuyor.

‘TÜRKİYE AB’YE GİRMEK İÇİN KIBRIS’I KULLANIYOR’

Öte yandan Kıbrıs Rum Kesimi lideri Tasos Papadopulos, İtalyan Corriere della Sera gazetesine verdiği demeçte, “Türkiye’nin AB’ye girmek için Kıbrıs meselesini kullandığını” iddia etti. Rum Kesimi lideri, “Çoğu kişi Türkiye’nin öncelikli hedefinin AB’ye girmek olduğunu söylüyor. Kıbrıs probleminin çözümünü kolaylaştırmak için çaba gösteriyor. Ama herkes biliyor ki, Türkiye AB’ye 5, 7, 10 veya daha fazla süre sonra girebilir. Bundan dolayı inanıyorum ki, Türkler Kıbrıs sorununu kullanmak isteğindeler. Müzakere baskısı kartını kaybetmemek için çözümün yoğunluğunu azaltıyorlar” dedi.

Papadopulos, Kıbrıs’ta yaşanan gelişmelerle ilgili olarak, “Aralık ayından beri bazı tedbirler hazırlanmıştı ve Kopenhag zirvesine de sunuldu. Plan daha sonra geliştirildi. Gazeteler projeyi önceden yazmaya başlayınca Denktaş kartı önceden oynamaya karar verdi ve sınırı açtı. Bizim, halkın ve hiç kuşku yok Ankara’nın baskısı altında” ifadesini kullandı.

HALKIN SESI 07/05/2003

Erdoğan, Cuma günü geliyor

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, bir günlük resmi ziyaret amacıyla cuma günü KKTC’ye gelecek.

Sabah saatlerinde özel ATA uçağıyla gelecek olan Türkiye Başbakanı Recep Tayip Erdoğan, Dr. Fazıl Küçük ve Atatürk anıtlarına çelenk koyduktan sonra Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından kabul edilecek.

HALKIN SESI 07/05/2003

DUVARLAR YIKILIYOR

Asfalt dökülüyor, kontrol noktaları yapılıyor. Kermiya’nın Güney yanında da faaliyet var... Orada duvarlar yıkılıyor... Kıbrıs’ta barışa susyan halkın yıktırdığı duvarlarla
adım adım çözüme yürünüyor

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, TC Başbakanı’na gönderdiği mektupta, “Avrupa Birliği sizi
uyutacak” uyarısı yapmıştı. TC Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül dün açıkladı: “Avrupa ile bü
tünleşme Türkiye`nin en önemli
projesidir”... Ve Gül dün bir kez daha vurguladı, “Masa başında yapılamayan işler, sahada gerçekleşmiştir”

Kıbrıs (Rum) Ulaştırma Bakanı Kikis Kazamias, kendi arabalarıyla Güney Kıbrıs'a gitmek isteyen Kıbrıslı Türklere 10
Mayıs itibarıyla geçici
seyrüsefer onayı vereceklerini açıkladı.

Kermiya sınırının hafta sonuna açılması
hedefleniyor. Kermiya yolunun Kumsal ve Gönyeli
yoluna bağlantı yerlerine dönel kavşaklar
yapılması için son hazırlıklar yapılıyor.

Kuzey ve Güne
y Kıbrıs arasında 50 euroluk mal vergiden muaf... 50 Euro'ya kadar olan eşyaya muafiyet uygulanacak. Bu miktarın üzerindeki mallar vergilendirilecek.

Polis Genel Müdürlüğü, vatandaşlara çağrı yaparak, Kuzey'e geçen Rumlarla ilgili şikayetleri '155 Polis İ
mdat' hattına bildirmelerini istedi.
n Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı T. Papadopulos BM'ye geçişlerle ilgili 'sert bir nota' verdi, sigorta şirketlerinden ve trafik kazası yapan Rum gencinin tutuklanmasından şikayetçi oldu, geçişlerde
pasaport talep edilmesi
ni de kınadı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Koordinatörü Thomas Weston Kıbrıs’taki gelişmeleri yorumladı: 'Kıbrıs'ta nüfusun bir taraftan diğer tarafa geçişi, adanın bölünmüşlüğüne çözüm getirmez. Ne de karmakarış olan mal-mülk, güvenlik ve Kıbrıs Türkle
rinin AB üyelik koşullarına yanıt verir. Tüm bunlar bütünlüklü bir çözümle mümkündür.'

YENIDUZEN 07/05/2003
Weston:

“Geçişler Kıbrıs sorununu çözmez”
ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Büyükelçi Thomas Weston, Elen-Amerikan gazetesi “Greek News”e verdiği demeçte, Kıbrıs konusunda görüş belirtti ve karşılıklı geçişlerin Kıbrıs sorununu çözmeyeceğini vurguladı.
Kıbrıs’ın en yüksek tirajlı gazetesi Fileleftheros’un haberine göre Weston şunları söyledi:

ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Büyükelçi Thomas Weston dün gelişmeleri yorumladı: “Kıbrıs’ta nüfusun bir taraftan diğer
tarafa geçişi, adanın bölünmüşlüğüne çözüm getirmez. Ne de karmakarış olan mal-mülk, güvenlik ve Kıbrıs Türklerinin AB üyelik koşullarına adaptasyonuna yanıt verir. Bütün bunlar bütünlüklü bir çözümle mümkündür.”
Weston, “olayların Annan Planı’nı aştığı”
görüşünü de reddetti ve “Yanıtlanması gereken kilit konumunda çok soru var. Bunlar sadece kapsamlı bir çözümle mümkündür” diye konuştu.

YENIDUZEN 07/05/2003

Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu

12-14 Mayıs’ta adaya gelecek

Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu üyeleri, 12-14 Mayıs tarihlerinde adamızı ziyaret edecek. Cumhuriyet Meclisi’nde 29 Nisan’da alınan davet kararı , Resmi Gazete’de yayımlandı.

YENIDUZEN 07/05/2003

Livaneli: KKTC'de muhalefetin politikalarını destekliyorum

CHP İstanbul milletvekili, yazar ve besteci Zülfü Livaneli, KKTC'de muhalefetin uzlaşmaya daha fazla istekli olduğunu belirterek, 'muhalefetin politikalarını desteklediğini' söyledi.Livaneli, Türkiye açısından AB'ye giden yolun Yunanistan'dan geçtiğini kaydetti. Öte yandan, Zülfü Livaneli ile Yunan şarkıcı Maria Faranduri, Kıbrıs'ta konser verme kararı aldı. Livaneli, Alman Die Welt gazetesine yaptığı açıklamada, şöyle dedi:

KIBRIS 07/05/2003

Kıbrıslı gazeteciler Levent için yürüdü


DIŞ HABERLER SERVİSİ

KKTC yönetiminin geçişleri serbest bırakmasının ardından karşı tarafa geçmek isteyen Kıbrıslı Rum ve Türklerin uzun kuyruklar oluşturduğu Yeşil Hat, dün adadaki gazetecilerin protesto gösterilerine sahne oldu. Ledra Palas sınır kapısında toplanan Kıbrıslı Rum ve Türk gazeteciler, Denktaş karşıtı sert görüşleriyle tanınan Afrika gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Levent Şener'e seyahat yasağı getirilmesini kınadı. Onlarca Kıbrıslı gazeteciyi bir araya getiren gösteriler, Şener'in KKTC'li yetkililerin Rum kesimine geçişini engellediğini açıklamasının ardından düzenlendi. 2000'de Rum casusu olduğu gerekçesiyle seyahat belgelerine el konan Levent, hakkındaki davanın düşmesine rağmen kendisine geçiş izni verilmediğini ve yasağın dayanağı olmadığını savundu. Gösteriye mesaj gönderen Levent, "özgür ve birleşik bir Kıbrıs için" mücadele edeceğini söyledi.
MILLIYET 07/05/2003

Rumlar'dan KKTC'de yabancılara konaklama engeli

Rum vatandaşlarının, KKTC Bakanlar Kurulu'nun aldığı kararlar uyarınca KKTC'ye geçerek otellerde konaklamasından büyük rahatsızlık duyan ve bunu engellemeye çalışan Rum yönetimi ve Rum kuruluşları, şimdi de yabancı turistlerin KKTC'ye gitmesini engellemeye çalışıyor.

Rum turizm örgütü (KOT), Rum tarafına giden yabancı turistlerin KKTC'ye geçmemesi için uluslararası alanda seferberlik başlatıyor. KOT bu konuda, ''KKTC'ye geçecek turistlerin güvenliğini Rum yönetiminin sağlayamayacağını'' belirten bir broşür hazırlayarak, bunu, seyahat acentelerine, Rum yönetiminin dış temsilciliklerine ve yabancı tur operatörlerine dağıtacak.

Rum yönetimi ticaret, sanayi ve turizm başkanı Yorgos Lillikas, KKTC'ye turist olarak gelen Rumların KKTC'deki otellerde gecelemeleri sırasında kendilerini bazı tehlikelerin beklediğini öne sürdü.

Lillikas, ''Yabancı seyahat acentelerinin KKTC'ye geziler düzenleme arzusu içinde olduklarını, bu isteklerini ortaya koyarken de, Rum turistlerin hali hazırda bunu yaptıklarını belirttiklerini'' kaydetti.

Lillikas, bunun, yalnızca Rum ekonomisine değil Rum yönetiminin statüsüne de yıkıcı etkiler yapacağının kesin olduğu görüşünü ortaya koydu.

Yabancı seyahat organizatörlerinin, KKTC'yi de paket programlarınaeklemek arzusunda olduğunu belirten Lillikas, böyle bir şeyin uygulanması halinde, Rum yönetiminin, KKTC'yi programlarına dahil edecek yabancı organizatörlere buna karşı olduğunu ileteceğini söyledi. Lillikas, yabancı seyahat organizatörlerinin Rum yönetiminin kararına ve iradesine saygı göstermeleri dileğinde bulundu.

Rum yönetiminin, ilk andan beri Rumların KKTC'de gecelemelerine karşı olduğunu açıkladığını hatırlatan Rum bakan, Rumların KKTC'de konaklamalarını kabul edilemez olarak niteledi. Lillikas, Rum yönetiminin bunu engellemek veya sınırlandırmak için gerekli bütün önlemleri aldığını söyledi.

Lillikas, KOT'un bu konuda broşür hazırlayıp kampanya başlatacağını da belirterek, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un da, KKTC'de konaklamalara yönelik çok caydırıcı bir mesaj verdiğini sözlerine ekledi.

Lillikas, Kıbrıs Türk şirketleri ve işadamlarının Kıbrıs Rum kesiminde faaliyette bulunmaları konusuna da değinerek, Rum tarafında iş yapmak isteyen Kıbrıslı Türklerin ''KDV ödemeleri ve KDV kütüğüne kayıt yaptırmaları gerektiğini'' savundu.

'YABANCILAR KKTC'YE İLGİ GÖSTERİYOR'

Rum basınına göre, Rum meclisi ticaret komitesi dünkü birleşiminde bu konuyu ele aldı. Rum seyahat acenteleri birliği (ACTA) sekreteri Tasos Katsuridis, yabancı seyahat acentelerinin KKTC'ye ilgi gösterdiklerini açıkladı.

Katsuridis, ''Yabancı şirketlere, KKTC'yi ziyaret edecek turistlerin güvenliğinin Rum yönetimince sağlanamayacağı ve KKTC'ye yapılacak gezi programları konusunda Rum seyahat acentelerinin aracılığının gerektiği'' telkininde bulunduklarını söyledi. Kıbrıs Türk seyahat acentelerinin de konuya ilgi gösterdiklerini ifade eden Katsuridis, Kıbrıs Türk seyahat acentelerine, ''Kıbrıs sorununa çözüm bulunmadan, kendileriyle işbirliği yapılmasının söz konusu olamayacağının bildirildiğini'' kaydetti.

Rum otelciler birliği (PASİKSE) ve Rum turizm işletmecileri birliği de (STEK), Rumların KKTC'de konaklamasına karşı çıktı. Öte yandan Fileleftheros gazetesi, Rum istihbarat biriminin (KİP) KKTC'de konaklayan ve kumarhanelere giden Rumların listesini hazırladığını yazdı.

HURRIYET 07/05/2003

Rumlar çıkış arıyor

Papadopulos, BM Genel Sekreteri'nden planını yine masaya getirmesini istedi. Rum Yönetimi, Türkiye'ye hava koridorunu açması çağrısı yapıyor

07/05/2003 RADIKAL

AA - LEFKOŞA - KKTC'nin geçişleri serbest bırakmasının uluslararası toplumdan aldığı artı puanlar ve Rumlardan gördüğü büyük ilgi karşısında köşeye sıkışan Rum Yönetimi, çıkışı BM inisiyatifindeki görüşmeleri yeniden başlatmakta arıyor. BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs Temsilci Yardımcısı Zbigniwe Wlosowicz'le görüşen Rum lideri Tasos Papadopulos, Annan'a planı temelinde özlü müzakerelere hazır olduklarını iletti. Annan, kasımda sunduğu planını kabul ettirmek için martta Lahey'de KKTC lideri Rauf Denktaş ve Papadopulos'la düzenlediği görüşmenin çökmesi üzerine girişimini bitirmişti. Wlosowicz'e Rum Ulusal Konseyi'nin 'Annan Planı temelinde özlü müzakerelere hazır oldukları' kararını içeren mektubu veren Papadopulos, Rumların KKTC'ye geçerken pasaport ibraz etmesinden şikâyet etti. Rum lider, 'Türkiye'nin 'işgal' bölgelerinde boyunduruğu altındaki yönetimin bağımsız devlet varmış gibi davrandığı, 'işgal' altındaki evlerini görmeye gidenlere küçük düşürücü davranışlarda bulunulduğu'ndan söz etti. Ancak Wlosowicz, "Kıbrıs halkının geçişlerle ilgili heyecanı büyük. Bunlar cesaret verici şeylerdir" karşılığını verdi.

'Kıbrıs'ı kullanıyorlar'
Papadopulos, Corriere della Sera gazetesine demecinde ise serbest geçişler için "Önemli, ama ne sorunu çözüyor ne de anlamlı bir adım atılıyor" dedi. Kendilerinin Türkleri teşvik tedbirlerini açıklamasından önce Denktaş'ın kartını oynayıp sınırı açtığını söyleyen Rum lider, Türkiye'nin AB üyeliğiyle Kıbrıs'ta çözüm denklemini "Türkiye AB'ye 10 yıl veya daha sonra girebilir. Türkler Kıbrıs sorununu kullanmak istiyor. Müzakere baskısı kartını ka
ybetmemek için çözümün yoğunluğunu azaltıyor" diye yorumladı.
Rum Yönetimi, Kıbrıs'ta açılımlar yapacağını duyuran Türkiye'ye, 1974 sonrası kapatılan hava ulaşım koridorlarını yeniden açmasını, yani Türkiye ile Rum Yönetimi arasında doğrudan uçak seferler
i başlatılmasını isteyerek meydan okuyor. Türkiye'nin hava koridorlarını açarak iyi niyet girişiminde bulunabileceğini söyleyen Ulaştırma Bakanı Kiriakos Kazamias, ayrıca Rum bandıralı gemilere ambargonun kaldırılması için AB'den Ankara nezdinde girişim isteyeceğini belirtti.

Rum, Rum'a dava açacak
Bu arada KKTC'nin Rumlara üç gün konaklama izninin ardından etekleri tutuşan Rum Yönetimi, Türk tarafındaki otellerde konaklayan Rumların isimlerini saptayıp dava açma tehdidi savuruyor. Fileleftheros'un 'Geceleyen Fişlenecek' haberine göre, Rum Sözcü Kipros Hrisostomidis, KKTC'deki bazı otellerin eski sahibi olan Rumların, 'otellerinde izinsiz konaklandığı' gerekçesiyle dava açmalarını destekleyeceklerini açıkladı. Sözcü, 1974 öncesi Türklere ait olan otellerde
gecelemeye dava açılamayacağını kabul etti.

Açılımı teşvik ziyareti

Erdoğan'ın KKTC ziyaretinde BM planının yeniden masaya gelmesine yeşil ışık yakması bekleniyor. Gül, 'Ziyaret adada güveni artıracak' dedi

07/05/2003 RADIKAL

RADİKAL - ANKARA - Başbakan Tayyip Erdoğan, KKTC'nin geçişleri serbest bırakmasının ardından Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik açılımları teşvik için adaya gitmeye hazırlanırken, Türk tarafının Rum Yönetimi'nin 'Annan Planı yeniden masaya gelsin' önerisini kabul edeceği belirtiliyor.
Kıbrıs'taki gelişmeleri değerlendiren Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Erdoğan'ın cumaya denk gelen Avrupa Günü'nde Kıbrıs'ı ziyaret edecek olmasının, KKTC'nin attığı adımları teşvik amacını taşıdığını belirtti. Gül, Rum basınındaki 'Erdoğan ziyaretind
e adada bulunan Türk askerinin kademeli çekilmesine dair paket sunacak' iddiasını ise "Bunlar doğru değil" diye yalanladı. Türkiye'nin ilk evrede 'Rum gemilerine sahillerini açma' adımını atması bekleniyor. Erdoğan Annan Planı'na dönüş ve Rum gemilerine vize konusunda açıklama yapabilir.

'Karşı adımlar'
Dışişleri Bakanı, KKTC'nin geçişleri serbest bırakmasını, "Masa başında yapılamayan işler, sahada gerçekleşiyor" diye değerlendirerek "ABD, BM, AB ve herkes Denktaş'ın attığı bu adımı büyük bir takdirle karşılamıştır. Şimdi karşı adımlar beklemek herkesin hakkı. En önemlisi ekonomik ambargonun kaldırılması" dedi. Karşılıklı adımların güveni daha arttıracağını belirten Gül, "Erdoğan'ın KKTC'yi ziyareti güven artırıcı bir davranış olarak algılanacak" ifadeler
ini kullandı. Gül, Rum tarafının BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a mektup yollayıp planının masaya gelmesini istemesini "KKTC'nin attığı her adımı destekliyoruz. Ama kararı onlar vermekte" diye değerlendirdi.
Ankara, Rum tarafının adımını 'Türk tarafı redde
tti' propagandasıyla açılımları gölgelemek amacını taşıyan bir 'taktik' olarak görüyor. Bu nedenle Annan Planı'nın masaya gelmesini Türk tarafının kabul etmesi bekleniyor. Dışişleri ile Denizcilik Müsteşarlığı, sahilleri Rum gemilerine açmanın hukuki boyutunu araştırıyor. 'Başka bayraklarla zaten geliyorlar' diyen kaynaklar, bunun Rum Yönetimi'ni tanıma anlamına gelmediğini savundu.

Muhalife geçiş yasak

07/05/2003 RADIKAL

AFP - LEFKOŞA - KKTC lideri Rauf Denktaş'a yönelik sert eleştirileriyle tanınan 'Afrika' gazetesinin genel yayın yönetmeni Şener Levent'in serbest geçişlerden yararlanarak Rum Kesimi'ne gitmesi ve yurtdışına seyahatine yasak konuldu. Levent, geçen pazar Rum meslektaşlarıyla Yeşil Hat'ta buluşmak için Rum Kesimi'ne geçişinin engellendiğini söyledi. Levent, birkaç gün önce Rum kesimine dinlerarası hoşgörü ödülü almak için geçtiğini söylerken, olay dün sınırdaki Ledra Palas'ta onlarca Kıbrıslı Rum ve Türk gazeteci tarafından protesto edildi. Rum Gazeteciler Birliği, BM yetkililerine 'Ankara ve Denktaş rejiminin insalık dışı davranışını kınadıklarını' belirten bir bildiri sundu. Metinde KKTC'nin yasağı 'işgal bölgelerinde rehin ve tutsak almaya' benzetildi. Levent de gösteriye mesaj göndererek, 'özgür ve birleşik Kıbrıs için mücadeleyi sürdüreceğini' söyledi. 2000'de Rumlar adına casuslukla suçlanarak tutuklanan Levent'in seyahat belgelerine el konulmuştu. Hakkında kanıt bulunamayan Levent'e yönelik suçlamalar düşürülmüştü.

KKTC’ye turist akınını engelleme çabası

Rumlar yabancı turistlerin KKTC’de konaklamasını engellemeye çalışıyor.

Lefkoşa
AA

7 Mayıs— Rum vatandaşlarının, KKTC Bakanlar Kurulu’nun aldığı kararlar uyarınca KKTC’ye geçerek otellerde konaklamasından büyük rahatsızlık duyan ve bunu engellemeye çalışan Rum yönetimi ve Rum kuruluşları, şimdi de yabancı turistlerin KKTC’ye gitmesini engellemeye çalışıyor.

Rum turizm örgütü (KOT), Rum tarafına giden yabancı turistlerin KKTC’ye geçmemesi için uluslararası alanda seferberlik başlatıyor. KOT bu konuda, “KKTC’ye geçecek turistlerin güvenliğini Rum yönetiminin sağlayamayacağını” belirten bir broşür hazırlayarak, bunu, seyahat acentelerine, Rum yönetiminin dış temsilciliklerine ve yabancı tur operatörlerine dağıtacak.

‘RUM YÖNETİMİNİN STATÜSÜ ETKİLENİR’
Yabancı seyahat organizatörlerinin, KKTC’yi de paket programlarına eklemek arzusunda olduğunu belirten Rum yönetimi ticaret, sanayi ve turizm başkanı Yorgos Lillikas, bunun uygulanması halinde, Rum yönetiminin, KKTC’yi programlarına dahil edecek yabancı organizatörlere, turistlerin KKTC’ye geçmesine karşı olduğunu ileteceğini söyledi. Lillikas, bunun, yalnızca Rum ekonomisine değil Rum yönetiminin statüsüne de yıkıcı etkiler yapacağının kesin olduğu görüşünü ortaya koydu..
Öte yandan Fileleftheros gazetesi, Rum istihbarat biriminin (KİP) KKTC’de konaklayan ve kumarhanelere giden Rumların listesini hazırladığını yazdı
.

ANNAN PLANI’NDAN BAŞKA PLAN YOK

'ATILAN ADIMLAR ÇÖZÜM ANLAMINA GELMEZ' Kıbrıs'ta sınırların açılması ve diğer adımların, çözüme giden yolda olumlu bir atmosfer yarattığını belirten Lord David Hannmay, 'Ancak bu çözümün kendisi değildir. Tüm bunlardan çok fazla sonuçlar çıkarılmaması gerekir. Atılan adımlar, müzakere masasında tamamlanırsa ancak o zaman bunlar, çözüm için verilen sinyal anlamına gelebilir' dedi.

'ANNAN PLANI HER ŞEYİ KAPSIYOR' Annan planının, temel konuları oldukça iyi ele aldığına, planda mal, toprak, yönetim ve güvenlik konularından söz edildiğine işaret eden İngiliz diplomat, planın bunlara ek olarak, kuzey ve güneyde yapılacak olan referandumda kabulü halinde ortaya çıkacak olan yeni Kıbrıs'ın vizyonunun dahi ele alındığının görüldüğünü belirtti. Lord Hannay, 'Bu plan, kısacası her şeyi kapsıyor. Annan Planı yerine, başka bir planının önerilmesine gerek yok. Ortada başka bir plan yok.' dedi

'DENKTAŞ MÜZAKERE MASASINA GELMELİDİR'...İkinci kez revize edilmiş Annan Planı'nın halen masada olduğunu söyleyen Lord David Hannay şöyle konuştu: 'Benim gördüğüm kadarıyla, Türk ve Yunan hükümetleri ile Papadopulos'un hükümeti de aynı düşüncede. Şimdi dördüncü unsurun, bu dengeye katılıp katılmayacağını göreceğiz. Sayın Denktaş'ın kendi yarattığı baskılardan kaçabilmesi için yapması gereken tek şey, müzakere masasına gelmesi ve BM planı temelinde müzakere etmesidir' diye konuştu.

KIBRIS 08/05/2003

YABANCI TURİSTİ KORKUTUYORLAR

'KKTC'ye geçecek turistlerin güvenliğini Rum yönetiminin sağlayamayacağını' belirten bir broşür hazırlayarak bunu seyahat acentelerine, Rum yönetiminin dış temsilciliklerine ve yabancı tur operatörlerine dağıtacaklar

Rum yönetimi ticaret, sanayi ve turizm başkanı Yorgos Lillikas, KKTC'ye turist olarak gelen Rumların KKTC'deki otellerde gecelemeleri sırasında kendilerini bazı tehlikelerin beklediğini öne sürdü

Lillikas, 'Yabancı seyahat acentelerinin KKTC'ye geziler düzenleme arzusu içinde olduklarını, bu isteklerini ortaya koyarken de, Rum turistlerin hali hazırda bunu yaptıklarını belirttiklerini' kaydetti

Bu arada 23 Nisan’dan itibaren 14 günde KKTC’yi ziyaret eden Rumlar’ın sayısı 205 bin 757. Aynı sürede KKTC trafiğine giren Rum plakalı araç sayısı da 42 binden fazla oldu

Rum vatandaşlarının, KKTC Bakanlar Kurulu'nun aldığı kararlar uyarınca KKTC'ye geçerek otellerde konaklamasından büyük rahatsızlık duyan ve bunu engellemeye çalışan Rum yönetimi ve Rum kuruluşları, şimdi de yabancı turistlerin KKTC'ye gitmesini engellemeye çalışıyor.

Rum turizm örgütü (KOT), Rum tarafına giden yabancı turistlerin KKTC'ye geçmemesi için uluslararası alanda seferberlik başlatıyor. KOT bu konuda, 'KKTC'ye geçecek turistlerin güvenliğini Rum yönetiminin sağlayamayacağını' belirten bir broşür hazırlayarak, bunu, seyahat acentelerine, Rum yönetiminin dış temsilciliklerine ve yabancı tur operatörlerine dağıtacak.

Rum yönetimi ticaret, sanayi ve turizm başkanı Yorgos Lillikas, KKTC'ye turist olarak gelen Rumların KKTC'deki otellerde gecelemeleri sırasında kendilerini bazı tehlikelerin beklediğini öne sürdü.

Lillikas, 'Yabancı seyahat acentelerinin KKTC'ye geziler düzenleme arzusu içinde olduklarını, bu isteklerini ortaya koyarken de, Rum turistlerin hali hazırda bunu yaptıklarını belirttiklerini' kaydetti.

Rum basınına göre, Rum meclisi ticaret komitesi dünkü birleşiminde bu konuyu ele aldı. Rum seyahat acenteleri birliği (ACTA) sekreteri Tasos Katsuridis, yabancı seyahat acentelerinin KKTC'ye ilgi gösterdiklerini açıkladı.

HALKIN SESI 08/05/2003

Papadopulos: “Denktaş devletinin tanınmasını istiyor”

Cumhurbaşkanı Denktaş’ın hedefinin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslararası alanda tanınması olduğunu kaydeden Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos, bunun mümkün olmadığını iddia etti

(Selim Kumbaracı-TAK) - Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadoplus, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın cuma günü KKTC’ye yapacağı günübirlik resmi ziyaret sırasında bazı güven yaratcı önlemler açıklamasını, Kıbrıs konusunda yeni açılımlar yapmasını beklemediğini söyledi.

Papadopulos, “Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ziyareti sırasında kapalı Maraş’ın Rum tarafına verilmesini ve bir kısım Türk askerinin adadan çekilmesini içeren bazı açılımlarda bulunacağı” yönünde Rum basınında yer alan haberler ve iki taraf arasında başlayan geçişleri TAK muhabirine değerlendirdi.

Başbakan Erdoğan’ın, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı “Zora sokmak istemeyeceğinden dolayı kapalı Maraş’ın Rum tarafına verilmesini ve bir kısım Türk askerinin adadan çekilmesini öngören bir takım yeni öneriler açıklamasını beklemediğini” belirten Papadopulos, “Böyle bir açıklama benim için büyük sürpriz olur” dedi.

“Sayın Denktaş, devletinin tanınmasını istiyor. Bu imkansızdır” diyen Papadopulos, Kıbrıs sorununun, güven yaratıcı önlemlerin adım adım hayata geçirilerek, parça parça çözüme kavuşturulmasının makul bir yol olmadığı görüşünü ileri sürdü. Papadopulos, sorunun BM gözetiminde ve Annan Planı temelinde yapılacak müzakerelerle bütünsel anlayışla çözülmesi gerektiğini kaydetti.

“GEÇİŞLER OLUMLU VE ÖNEMLİ”

KKTC Bakanlar Kurulu’nun 21 Nisan tarihinde aldığı karar uyarınca Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’yle Güney Kıbrıs arasında 23 Nisanda hayata geçirilen serbest geçişleri “olumlu ve önemli bir gelişme” olarak tanımlayan Papadopulos, “ancak bunun ne problemi çözdüğünü ne de bununla anlamlı bir adım atıldığını” öne sürdü.

Papadopulos, Kıbrıs sorununun parça parça değil, bütünsel bir anlayış içerisinde ve BM gözetiminde yapılacak müzakerelerle çözülmesi gerektiğini görüşünü savundu.

Papadopulos, Kıbrıs sorununa kapsamlı çözüm bulunmasına yol açacak müzakerelerin Annan Planı temelinde olması gerektiğini belirterek, “Sayın Denktaş, başlayacak müzakereleri güven yaratıcı önlemlerin adım adım hayata geçirilmesi temeli üzerine kurmamalıdır. Çünkü bu bizi hiçbir yere götürmez” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Denktaş’ın hedefinin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslararası alanda tanınması olduğunu kaydeden ve bunun mümkün olmadığını iddia eden Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos, “Sayın Denktaş, Lahey’deki müzakerelerden sonra bana, ‘Biz Kıbrıs sorununu tek başımıza çözebiliriz. Siz, anlaşmalarla iki devlet olduğunu tanıyın, sorun bitsin’ dedi. Biz, bunu kabul edemeyiz. Bunun anlamı Kıbrıs’ın yeniden birleşmesi değil, ayrılıktır” dedi.

WESTON GELİYOR

Papadopulos bu arada, Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston’ın haziran ayı içerisinde Kıbrıs’a geleceğini de açıklayarak, Kıbrıs konusunun bu ziyaret sonrasında yeni bir ivme kazanacağı mesajını verdi.

HALKIN SESI 08/05/2003

ADA FARESİ

“Zayıflamayan” hostes gidecek

Kıbrıs Türk Hava Yolları’nda yeni gelen yönetimin de “eskiye” ait “skandallar” ortaya çıkarması çok zaman almadı!.. KTHY’nin “uçuş güvenliği”nin “Allahlık” olduğu haberleri çıkmıştı dün, basında... Yine dün, KTHY’nin yeni yönetimi “Bizim suçumuz değil, eski yönetimin suçu”
diye açıklama yaptı ve şu anda KTHY uçaklarının dünyanın en güvenli uçakları olduğunu vurguladı.
KTHY’den başka haberler de geliyor tabi... Örneğin yeni yönetimle sendika arasında ‘çatışma’ başlamış bile... KTHY yönetimi geçtiğimiz günlerde erkek çalışanla
rın bir bölümünü “Host” yapacağını açıklamış!. Yani erkek hostes!.. Hemen sendika devreye girmiş, bu karar şimdilik geri alınmış... Bu arada mevcut hostesleri çok ‘şişman’ bulan yeni yönetim “diet yapılması” şartı koymuş... “Zayıflamayan” hostes gidecek..

Tahsin Bey kimi bağlıyor?

Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş’a “Annan Planı”nı sordular, NTV’de... “Masanın üzerinde” olduğunu söyledi ve ‘referans’ kabul edilebileceğini belirtti. Daha sonra, Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun Annan Planı’nı “yerden yere” vuran açıklamaları hatırlatıldı. Serdar Denktaş, “Tahsin Bey kişisel görüşlerini yansıtmıştır, hükümeti bağlamaz” diye yanıtlamaz mı?
İyi de, bu Tahsin Ertuğruloğlu’nun sözleri kimi bağlıyor acaba?
Dışişleri Bakanı’nın sözleri nasıl olur da bağlam
az “hükümet”i!..
Yoksa “Fenerbahçe Kulübü”nü mü bağlıyor da, haberimiz yok mu?

Mete Tümerkan üzüldü

CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat önceki akşam Bayrak Televizyonu’nda konuktu. Üç de gazeteci vardı karşısında... Programda gazetecilerin soruları yeterli olmayacak diye düşünülmüş ki, bol bol da telefon bağlantısı alındı... Başbakan Derviş Eroğlu’nun konuk olduğu programlarda telefon bağlantısı almayan ve ‘telefonla katılımı’ sevmeyen BRT, nedense önceki akşam telefonlarını halka açtı, hem de sonuna kadar
... Gel gör ki, telefon edenlerin hepsi benzeri cümlelerle “gavur” diye Talat’a saldırdı, bir tek seveni çıkmadı CTP Başkanı’nın(!)... Bir izleyici terbiye sınırını iyice aşarak, “Kilisede vaftiz oldunuz mu?” şeklinde soru soracak kadar ‘organize’ olabildi!.. Bu gelişmeler karşısında bakalım “Yayın Yüksek Kurulu” ne yapacak?
Ama programın yapımcısı ve sunucu Mete Tümerkan dün açıklama yaptı. Tümerkan açıklamasında, radyo ve televizyon programlarına katılanlardan “saygı sınırları” içerisinde hareket etmeleri
ni istedi. “Toplumsal uzlaşı”ya olan ihtiyaçtan söz eden Tümerkan, programında Talat’a yöneltilen sözleri de “kişiye dönük, seviyesiz, yakışıksız ve saygısız” olarak niteledi.

Sivil Savunma’dan talimat, "Kimlik alan gidecek"

Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı sivil, astsubay, er, erbaş ve polislerin güneye geçişini yasakladı... Sivil Savunma ise çalışanlarına daha farklı bir “yasağı” biraz da “tehdit”le anımsattı. Sivil Savunma personelinin Güney’e geçmesi konusunda şimdilik bir yasak yok!.. Ancak personele
söylenen şu: “Kıbrıs cumhuriyeti kimliği ya da pasaportu alan olursa tespit edilecek ve anında işten çıkarılacak!..”
Merak edilen ise şu, tesbitin nasıl yapılacağı!

Ticaret Odası’nda tansiyon yükseliyor

Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nın genel kurulunda ‘geriye sayım’ başladı ve tansiyon yükseliyor... Bir yanda şimdi başkan Ali Erel öncülüğündeki “Annan Planı temelinde çözüm ve AB” grubu, öte yandan Mete Boyacı, Günay Çerkez ve Derviş Besimler’in başı çektiği “3 Barış” grubu... Son gelen haberler UBP Lefkoşa İ
lçe Başkanı Hasan Taçoy’un da Ali Erel’e karşı harekete geçtiği ve “3 Barış” grubunun genel kuruldan zaferle çıkmasını UBP adına bir “şeref” meselesine çevirdiği yönünde... Ali Erel, dün SİM FM’de katıldığı programda “rahat” olduğunu söyledi. Erel, “Seçimde siyasi partiler yarışmıyor. Bir cepheleşme olduğu ise doğru. Annan Planı temelinde barış ve Avrupa Birliği isteyenler ile ‘barış amma’ diyenler ve şimdiki sistem içerisinde de çözümün olabileceğini düşünenler yarışacak” dedi.
Cumartesi günü saat 14.00’te
genel kurul başlayacak... Aynı akşam sonuçların çıkması bekleniyor.

FARENİN MESAJI!

Tahsin Bey konuşuyor, hükümeti bağlamıyor. Derviş Bey konuşuyor, tutmuyor!. Serdar Bey konuşuyor, birileri “öne çıkmaya çalışıyorlar” diye kızıyor... Bunlar “hükümetçilik” de oynayamıyor...

YENIDUZEN 08/05/2003

Dersimiz yeniden
Annan Planı

Kıbrıslı Rum lider Tasos Papadopulos “Annan Planı” zemininde görüşmelerin yeniden başlaması için Birleşmiş Milletler’e mektup göndermeye hazırlanıyor. Türkiye, Annan Planı zemininde görüşmelerin yeniden başlaması fikrine sıcak bakıyor. Denktaş, görüşmeleri engellemek için Türkiye’yi etki altına almaya çalışıyor, ‘gerginlik’ politikası uyguluyor

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın adamıza yapacağı ziyaretin ardından
, masada duran “Annan Planı”nın yeniden gündeme gelmesi bekleniyor

Papadopulos önceki gün BM Temsilcisi Zbigniew Wlosowicz’le görüşmesinde müzakere masasına oturma hazırlılığını Annan’a iletti. Ancak, BM’nin koşulları Rum kesimini endişelendiriyor. Rum ba
sınına göre bu koşullar “Her iki tarafın kısa süreli görüşme ve belirlenecek tarihte ayrı referandumlar yapılması için taahhüt altına girmesini” içeriyor

Politis gazetesi, Güney Kıbrıs yönetiminin Kuzey’e yerleşecek Rumlar için sürenin azaltılmasını talep
edeceğini öne sürdü. Gazete, Rumlar’ın yerleşimiyle ilgili karşılıklı geçişlerle başlayan son gelişmeleri örnek göstererek, “Kıbrıslı Rumlarla Kıbrıslı Türkler Annan Planı’nda öngörülen sürelerden çok kısa sürede birlikte yaşayabileceğini gösterdi” yorumunu yaptı

Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis ve Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu, TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın adaya gelişine az bir sure kala Kıbrıs sorununun BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın planı temelinde çözülmesi gerektiği şeklindeki Atina’nın tutumunu yineledi. Simitis, “onbinlerce Kıbrıslı Türk ve Rum bölücü hattı geçerek, iki halkın birlikte yaşamasının kesinlikle mümkün olduğunu göstermiştir” dedi


Kıbrıs, barikatların kontrollü olarak açılması ile yaşanan ‘bahar havası’nın ardından yeni
den “Annan Planı”na kilitlenecek.
Güney Kıbrıs ve Yunanistan hükümeti tüm dikkatini yeniden “Annan Planı”nın görüşülmesine çevirdi. Atina ve Lefkoşa’da “alternatif senaryolar” hazırlanıyor.
Kıbrıslı Rum lider Tasos Papadopulos’un “Annan Planı’nı temel kabu
l ederek görüşmelere başlamaya hazırım” şeklindeki açıklamasından sonra Türkiye’nin tavrı henüz netleşmedi.
Erdoğan hükümeti “Annan Planı”nın görüşülmesine sıcak bakarken, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş görüşme sürecinin yeniden başlamasına takoz koymak için h
ükümetle birlikte “Türkiye’yi etki altına alma” çabalarını artırdı.
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın adamıza yapacağı ziyaretin ardından, masada duran “Annan Planı”nın yeniden gündeme gelmesi bekleniyor.
Güney Kıbrıs’ın en yüksek tiraj
lı gazetesi Fileleftheros’un haberine göre Rum Yönetimi’yle Yunan hükümetinin bundan sonra atılacak adımlar için faaliyet içinde bulunduğu açıklandı.
Haberde özetle şu görüşlere yer verildi:
“Atina ve Lefkoşa bundan sonraki adımlar için plan tatbikatı yapm
aktadırlar. Güvenilir bilgilerimize göre, Pazartesi günü Yunan Dışişleri Bakanlığı’nda maraton bir toplantı gerçekleştirildi. Bu toplantıya Dışişleri Papandreu’nun teknokratlar danışmanları ve diplomatlarının da katıldığı bu toplantıda, bu dönemde meydana gelecek muhtelif gelişmelerle ilgili alternatif senaryolar şekillendirildi. Toplantı sonuçları için rapor hazırlandı ve bu rapor önce Başbakan Kostas Simitis ve Dışişleri Yorgo Papandreu’ya gönderilecek, ardından da kesin kararlar alınması için Kıbrıs hükümetiyle tartışılacak. Üst düzeyde görüşmeler başlamadan önce Yunan hükümetinin bir görevlisinin Lefkoşa’ya gelmesi bekleniyor. Edinilen bilgilere göre toplantıda, yeni olgular doğrultusunda bazı değişikliklerle Annan Planı üzerinde müzakere çizgisi teyit edildi. Yunanlı diplomat ve uzmanlar yeni Türk manevraları konusundaki bilgileri değerlendirerek planlamalarını yaptılar. Aynı çalışmanın Lefkoşa’da da yapıldığı görülüyor. Her iki hükümet, Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulos 26 Mayıs’ta Atina’ya gitmeden çok önce taktik konuları belirlemiş olacaklar. Papadopulos’un Atina’ya gidişi ve Avrupa Konseyi Başbakanı ve Komisyon üyesi sıfatıyla Başbakan Simitis’le görüşmesi planlı bir ziyarettir.
Sözcü Kipros Hrisostomidis’in dün vurguladığı üzere, Lefkoşa Kıbrıs konusu
nda görüşmeler başlatılması çağrısıyla BM Genel Sekreteri’ne mektup göndermeyi düşünüyor.”

Annan’a iletildi
Papadopulos önceki gün BM Temsilcisi Zbigniew Wlosowicz’le görüşmesinde müzakere masasına oturma hazırlılığını Annan’a iletti. Ancak, BM’nin koşull
arı Rum kesimini endişelendiriyor. Rum basınına göre bu koşullar “Her iki tarafın kısa süreli görüşme ve belirlenecek tarihte ayrı referandumlar yapılması için taahhüt altına girmesini” içeriyor.
Öte yandna Sözcü Kipros Hrisostomidis yaptığı açıklamada, “Kıbrıs Rum Hükümeti’nin görüşü, müzakerelerin BM himayesinde Annan Planı temelinde derhal başlatılması ve soruna nihai bir çözüm bulunması yönündedir” dedi.
Sözcü ayrıca, “Kıbrıs Rum yönetimi Güven Yaratıcı Önlemleri değil Kıbrıs sorununun özü üzerinde derh
al müzakerelerin başlatılmasını istiyor” şeklinde konuştu.
Politis gazetesine göre ise Rum tarafı muhtemel görüşmelerde, yeni devlet kurulacağıyla ilgili Annan planının felsefesini değiştirmeyi hedefliyor. Gazetenin iddiası, Güney Kıbrıs yönetiminin Kuzey’
e yerleşecek Rumlar için sürenin azaltılmasını talep edeceği yönünde. Politis, Rumlar’ın yerleşimiyle ilgili karşılıklı geçişlerle başlayan son gelişmeleri örnek göstererek, Kıbrıslı Rumlarla Kıbrıslı Türklerin Annan Planı’nda öngörülen sürelerden çok kısa sürede birlikte yaşayabileceğini gösterdiğini de yazdı.
Gazeteye göre, Rum tarafı, bundan dolayı kısa süre görüşme ve referandum yapılmasına yönelik Genel Sekreter’in Kıbrıs sorununa yeniden dönmesi koşullarını beğenmiyor ve Kıbrıs sorununun özü üzerinde
görüşme yapılmasında ısrar ediyor.

Simitis-Papandreu Annan Planı’nda ısrarlı
Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis ve Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu’nun, TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın adaya gelişine az bir sure kala Kıbrıs sorununun BM Genel Sekre
teri Kofi Annan’ın planı temelinde çözülmesi gerektiği şeklindeki Atina’nın tutumunu yineledikleri bildirildi.
Rum basınına, “Simitis ve Papandreu Annan Planı Aracılığıyla Çözümde Israr Ediyor” başlığıyla yansıyan haberde, Simitis’in AB’a üye 25 ülkenin me
clis dışişleri komiteleri üyelerine hitap ederken “Kıbrıs”ın AB’a üyeliğinden mutluluk, siyasi sorununun çözümsüz kalmasından ise üzüntü belirttiğini yazdı, bu konuda Kıbrıslı Türkler’i uzlaşmazlık, Ankara’yı ise kararsızlık göstermekle suçladığını belirtti.
Gazeteye göre son günlerde adada meydana gelen gelişmelere de atıfta bulunan Simitis, “onbinlerce Kıbrıslı Türk’ün ve Rum’un bölücü hattı geçmesinin, iki halkın birlikte yaşamasının kesinlikle mümkün olduğunu gösterdiğini” ifade etti.
Yunanistan’ın, Kıb
rıs sorununun Annan Planı temelinde çözülmesi gerektiği tutumunda istikrarlı olduğunu da dile getiren Simitis, 1 Mayıs 2004’e kadar, sorunun çözülmesi için zaman bulunduğu görüşünü dile getirdi.
ALİTHİA, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Papandreu’nun da
daha sonra yaptığı açıklamada Simitis’le aynı ruh içerisinde, “Kıbrıs”ın AB’a üyeliğini “Avrupa başarısı” olarak nitelediğini, “Kıbrıs sorununun ise Kıbrıs’ta gelişen dinamiğe rağmen çözümsüz kaldığını” söylediğini yazdı.
Habere göre son gelişmelerin siyas
i çözüme ulaşıldığı anlamına gelmediğini söyleyen Papandreu, çözüm için siyasi irade gerektiğini, Annan planının, yaratılan yeni dinamik prizması altında görüşülmesi gerektiğini ösyledi.
Öte yandan HARAVGİ, Yunanistan’ın Yeni Demokrasi Partisi (ND) Başkanı
Kostas Karamanlis’in şimdi AB’ın BM kararları ve BM’nin katkıları çerçevesinde Kıbrıs sorunundaki hareketlerin inisiyatifini üstlenmesi gerektiğini söylediğini yazdı.
Gazeteye göre Avrupa Halk Partisi Parlamento Grubu’ndaki yeni üye ülke temsilcilerini ka
bulünde konuşan Karamanlis, son günlerde adada meydana gelmekte olan gelişmelere de değindi, “Serbest dolaşımda bazı sınırlamaları kaldırma hareketiyle Kıbrıs Türk liderliğinin Kıbrıslı Türkler’in arzularını ifade etmeyi başaramadığını, şu anda barış ve kardeşlik gibi Avrupa ideallerinin gücü altında kalarak, iki toplumu ayıran duvarı yumuşatmak zorunda kaldığını” iddia etti.
Karamanlis, “Kıbrıslı Türk dostlarımız 30 yıl, adanın kuzey kesiminde gerici bir rejimde yaşadılar ve genişlemeye giden Kıbrıs vagonu
nda yer almak istediklerini her şekilde gösterdiler” şeklinde görüşlerini ortaya koydu.

ANT 1’DEN TÜRKÇE KANAL

ALİTHİA, Güney Kıbrıs’ta yayımlanan “ANT-1” TV kanalının, “ANT1-Türk” isimli Türkçe kanalı açmak niyetinde olduğunu bildirdi.
Gazete, “ANT-1” kanalının, Annan planının masada olduğu geçen Kasım ayında, Türkçe kanal açmaya niyetinde olduğunu ve bu konuyla ilgili Rum Bakanlar Kurulu’na bilgi verdiğini, konunun meydana gelen yeni durumlar nedeniyle, tekrar gündeme geldiğini yazdı.
Gazete, yeniden ya
kınlaşma tedbirleri çerçevesinde, Rum Radyo Televizyon Yüksek Kurulu’nun yerel radyo kanalı “Potamya Radyo”nun Türkçe yayın yapmasına izin veridiğini, ayrıca Rum Bakanlar Kurulu’nun, RİK’in Türkçe programlarını geliştirmesi kararı aldığını yazdı.
YENIDUZEN 08/05/2003

TKP Genel Başkanı

“Yalana, yanlışa ve karalamaya dayalı ”

Angolemli, Denktaş’ın Erdoğan’a yolladığı öne sürülen
mektubu değerlendirdi:

“Yalana, yanlışa ve karalamaya dayalı ”

Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) Genel Başkanı Hüseyin Angolemli, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın TC Başbakanı Tayyip Erdoğan’a yolladığı öne sürülen mektubun “yalana, yanlışa ve karalamaya dayalı” olduğunu söyledi.
Angolemli, “Kıbrıs’ta kalıcı bir çözümden kaçmak, AB düşmanlığı yapmak, Aralık seçimleri için her zamanki taktiklerle Türkiye’den parasal menfaat talep etmek yerine, halkın talebi doğultusunda barışa kapı
açmak tek doğru ve akılcı tutum olacaktır” dedi.
Hüseyin Angolemli dün yayınladığı açıklamada Cumhurbaşkanı Denktaş’ın sözkonusu mektup haberlerini, “üzerinden makul süre geçmesine rağmen” tekzip etmemesinin mektubun sorumluluğunu kabul ettiği anlamına gel
diğini belirtti.
Angolemli, sözkonusu mektubun uydurma senaryolarla, komplolarla, yalan yanlış yorumlarla, tehditlerle ve hatta şantaja dayalı ifadelerle dolu olduğunu kaydetti.
Kıbrıslı ve Türkiyeli aydın ve yazarların satılık olduğu yönünde iddialar içer
en mektubun aynı zamanda provakasyon ve iç çatışma teşvikciliği de yaptığını savunan Angolemli, 14 Nisan’da yazılan mektubun Erdoğan’ın Kıbrıs’a geliş tarihine denk düşen günlerde basına sızdırılmış olmasınında bir art niyet göstergesi olduğunu vurguladı.
YENIDUZEN 08/05/2003

AB`nin genişlemeden sorumlu komisyon üyesi Günter Verheugen:

AB`nin genişlemeden sorumlu komisyon üyesi Günter Verheugen:

“AB`ye birleşmiş bir Kıbrıs`ın üye olmasını istiyoruz”

“Güney Kıbrıs'ın üyeliğini, her an tüm adanın üyeliği mümkün olabilecek şekilde organize ettik”

AB`nin genişlemeden sorumlu komisyon üyesi Günter Verheugen “BM`nin işbirliği ve Türkiye ile Yunanistan`ın desteğiyle, Kıbrıs`ın üyeliğinden önce adada çözüm bulunmasını ümit ediyorum” dedi.
Verheugen, İslamiyet`in, Avrupa`da kendine bir yer bulmak zorunda olmadığını, yüzyıllardan bu yana Avrupa`ya ait olduğ
unu söyledi.
Verheugen, Berlin`de düzenlenen ``AB Genişlemesinin Kültürel Boyutu`` konulu panelden sonra Türk gazetecilere yaptığı açıklamada, ``Bence Avrupa`daki tüm dinler eşit haklarla bir arada olmalı. İslamiyet de Avrupa tarihi, geleneği ve kültürüne
aittir`` dedi.
Türkiye`deki yeni hükümetin, ``ülkenin İslamlaştırılması gibi bir tehlike yaratıp yaratmadığı`` şeklindeki bir soruya karşılık da Verheugen, ``Hayır, kesinlikle... Benim edindiğim izlenim, yeni hükümetle güven temeline dayalı bir işbirliği
yapılabileceği yönünde. AK Parti hükümeti, modernleşme ve diğer bazı değerler üzerine kurulmuş bir hükümet`` diye konuştu.
Bu değerlerin doğal olarak İslamiyet`in hakim olduğu bir ülkenin değerleri olduğunu ifade eden Verheugen, ``Türkiye, Müslüman bir ü
lke. Ben böyle bir hükümetin dünyaya, Müslüman bir ülkenin, demokrasi ve hukuk devletine sahip olacağını gösterme çabasının desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum`` ifadesini kullandı.
KIBRIS’IN ÜYELİĞİ
Verheugen, Kıbrıs sorunuyla ilgili olarak da, ``Bu ön
emli konuda dikkatli davranmak gerekiyor. BM`nin işbirliği ve Türkiye ile Yunanistan`ın desteğiyle, Kıbrıs`ın üyeliğinden önce adada çözüm bulunmasını ümit ediyorum. BM Genel Sekreteri`nin barış planını hala geçerli kılması ve yeniden görüşmelere hazır olduğunu beyan etmesi beni sevindirdi`` dedi.
Müzakerelere yeniden ne zaman başlanacağı konusundaki kararın BM`ye bırakılması gerektiğini kaydeden Verheugen, ``Biz AB`ye birleşmiş bir Kıbrıs`ın üye olmasını istiyoruz. Bu 2004 yılının Mayıs ayında gerçekleşme
zse diğer bazı olanaklar var. Güney Kıbrıs`ın üyeliğini, her an tüm adanın üyeliği mümkün olabilecek şekilde organize ettik`` diye konuştu.
TÜRKİYE’NİN DURUMU
Türkiye`nin, AB üyeliğiyle ilgili olarak 2004 yılına kadar zamanı olduğuna işaret eden Verheugen
şunları söyledi:
``Sık sık ara bilanço çıkartılmasını da akıllıca bulmuyorum. Türkiye ile birlikte el ele verip siyasi reform girişiminde bulunulması, daha önce alınan kararların hayata geçirilmesi ve hedefine ulaşabilmesi için enerjik bir şekilde çalışm
alıyız. Türkiye`nin üyelik kriterlerini yerine getirmesi, hem kendi, hem de AB`nin çıkarları için önemli. Demokratikleşme yolunda atılan adımlar 80 yıllık Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir ilerleme...``
YENIDUZEN 08/05/2003

Kıbrıs'ta halk diplomasisi


Emekli Büyükelçi İlter Türkmen ve Zaman Gazetesi yazarı Etyen Mahçupyan'la birlikte pazar sabahı Samanyolu TV'de Hüseyin Gülerce'nin konuğuyduk. Konumuz Avrupa Birliği ve Kıbrıs'tı. Türkiye olarak yıllardır bir arpa boyu yol alamadığımız için ilgilenmeyi kendime yasakladığım 2 konu!
AKP'nin seçimleri kazanmasından bu yana AB ile ilişkilerimizi yakından izler oldum. Zira bana göre Türk tarafı ilk kez sahici bir çaba içinde. Kıbrıs'ı da AB bağlamında gözucuyla izlemeye başlamıştım zaten. Sınırların açılmasınd
an sonra gözucunu bırakıp, Kıbrıs'ın gözünün içine bakmaya başladım.
Bundan böyle de 2004 Mayıs'ına kadar gerek AB üyeliğimizle, gerekse Kıbrıs'la ilgili gelişmeleri yakından izlemek ve gerektiğinde sizlerle paylaşmak niyetindeyim. Zaten önümüzdeki şu 1 yı
lı iyi değerlendiremezsek, Kıbrıs için de, AB üyeliği için de geçmiş olsun...

Egemen siyasi üçgen
Arı Hareketi Genel Koordinatörü Kemal Köprülü'nün de Turkish Policy Quarterly'deki makalesinde belirttiği gibi Türkiye uzun zamandır en tepede birkaç kişinin gündem belirleyici ve karar verici olduğu bir siyasi üçgen tarafından yönetiliyor. Köprülü'ye göre "Medya ve iş dünyasının çıkarları da bu felsefeyle örtüştüğü için bu durumu değiştirmek yerine birlikte hareket ediyorlar."
Köprülü'nün çizdiği bu genel çe
rçeve, Türkiye'nin Kıbrıs politikası için de aynen geçerli. Türkiye'nin Kıbrıs politikası en az 50 yıldır Lefkoşa'da değil, Ankara'da oluşturuluyor, Lefkoşa'dan değil Ankara'dan yönetiliyor. Genelkurmayıyla, Çankaya'sıyla, TBMM'siyle, dışişleri bürokrasisiyle ve istihbaratıyla...

Kıbrıslı'nın söz hakkı
Evet düne kadar Türkiye'nin Kıbrıs politikasında stratejiyi hep Ankara belirledi, son sözü Ankara söyledi. Ama artık Kıbrıs halkı diye çok çarpıcı yeni bir faktör var. Dahası Ankara'da da 50 yıllık kemikleşmiş devlet politikasına itirazı olan bir hükümet var. Kimileri sınırları beklenmedik bir zamanda açtığı için Denktaş'ı kahraman ilan etti. Bana göreyse bir yandan KKTC halkının, diğer yandan da AKP hükümetinin çift yönlü baskısı arasında iyice sıkışan Denk
taş için, siyasette gelecek arayan oğlu Serdar Denktaş'ın ısrarlı telkinleri de eklenince fazla bir seçenek yoktu. Yalnız kabul edelim ki can havliyle bulunan çıkış yolu, Denktaş'ın kıvrak zekasına yakışır ölçüde parlaktı.

Gerçeklerle yüzleşme
3 yıl önce Türk - Yunan ilişkilerinde yaşanmaya başlanan bahar havasının bir benzeri şimdi Kıbrıs'ta 2 toplum arasında yaşanıyor. Berlin Duvarı'nın yıkılmasından bu yana Avrupa'da kalan bu son duvarın da ortadan kalkması, aslında 2 toplumu da hayal dünyasından çıkartıp gerçeklerle yüzleştirdi, propaganda ile gerçekler arasındaki çarpıcı farkı görme fırsatı yarattı.
Kuzey'e geçen Rumlar:
• Türk kesiminde insanların yoksul ve perişan olmadığını,
• Rumlara karşı düşmanlık beslemediğini,
• Vaktiyle Kuzey'e göç edenlerin
iyi bir hayat sürdürdüklerini ve ille de eski yerlerine geri dönüşü düşünmediklerini,
• Barbar Türkler yerine kendilerine evlerini açan sıcak bir komşu halkın varlığını,
• 30 yıl önce terkettikleri evlerine kavuşmak özlemiyle Kuzey'e gelen Rumlar, evlerini
görünce geriye dönüş hayallerinin gerçekle bağdaşmadığını gördüler.

Güney'e geçen Türkler:
• Rumların Türkleri katletmek niyetinde olmadıklarını,
• Aradan geçen 30 yılda refah düzeyi fevkalade yükselmiş olan Güney'de fiyatların el yakıcı olduğunu,
• Güne
y'de bıraktıkları evlerin boş olmadığını gördüler.
Sınırların açılması, 30 yıldır donuk olan Kıbrıs sorununa müthiş hareketlilik getirdi. Ada'da bir anda çarpıcı bir biçimde devreye giren insani boyut, 2 yönetimin de bundan sonraki kararlarında belirleyici
faktör olacaktır. Kim bilir belki de Kıbrıs'ta son sözü, son dönemde giderek güçlenen halk diplomasisi söyler.
MILLIYET 08/05/2003 – MERAL TAMER

Rum vakıfları Yunanistan'ın gündeminde

Yunanistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Panos Beglitis, 'Türkiye'deki Rum vakıflarının Atina'nın gündeminin başında bulunduğunu' söyledi.

Beglitis, yaptığı basın toplantısında, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu'nun, geçen hafta sonu Meis adasında yapılan AB toplantısından sonra Rodos'a dönüş yolunda yaptıkları görüşmeye değindi.

Gül-Papandreu görüşmesinde, Türk-Yunan ilişkilerinin tüm alanlardadaha da geliştirilmesi, Kıbrıs konusu ve Türkiye'deki Rum vakıflarınındurumunun gözden geçirildiğini söyleyen Beglitis, iki bakanın, özellikle Rum vakıfları konusunu geniş bir biçimde ele aldığını kaydetti.

Türkiye'nin Rum vakıfları konusundaki uygulamalarının ''tatmin edici olmadığını'' belirten Beglitis, milli ve dini azınlıklara ait vakıflar konusunda, ''AB müktesebatına uygun kurumsal çerçeve oluşturulması gerektiğini'' söyledi.

Atina'nın bu konuda Türkiye ve AB ile sürekli temas halinde olduğunu belirten Beglitis, 14 Nisan'da yayımlanan Katılım Ortaklığı Belgesi'nde de bu konuda düzenlemeler yapılması gereğinin vurgulandığını kaydetti.

KIBRIS

Bu arada Kıbrıs'ta KKTC Bakanlar Kurulu kararıyla başlatılan serbest geçişlere değinen Beglitis, ''bunun olumlu bir gelişme olduğunu, ancak siyasi sorunun çözüldüğü gibi bir yanılgı yaratmaması gerektiğini'' söyledi.

Her iki tarafın da serbest geçişlere gösterdiği yoğun ilginin KKTCCumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Kıbrıslı Türkler ve Rumların bir arada yaşayamayacağı yolundaki tezini çürüttüğünü savunan Beglitis, ''geçişlerle oluşan dinamiğin, siyasi sorunun, BM Genel Sekreteri KofiAnnan'ın sunduğu plan temelinde çözümü yönünde değerlendirilmesi gerektiğini'' kaydetti.

Beglitis, Annan planının, Rum kesiminin AB üyeliği ve yeni gelişmeler ışığında BM ve AB'nin işbirliğiyle tekrar ele alınması gerektiğini de vurguladı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yarın KKTC'ye yapacağı ziyarete de değinen Beglitis, ''Atina'nın Erdoğan'ın işgal altındaki topraklaraziyaretini ve gelişmeleri yakından izlediğini'' kaydetti.

HURRIYET 08/05/2003

Annan planı Rumları böldü

Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a, ''Annan planı temelinde özlü müzakerelere hazır olduğunu'' bildirirken, Papadopulos'un başkanı olduğu ve iktidar ortaklarından Demokratik Parti (DİKO), Annan planı temelinde görüşme yapılmasına karşı olduğunu açıkladı.

Rum basınına göre, DİKO Yürütme Bürosu, Kıbrıs sorunundaki son gelişmeleri ele aldığı bir toplantı yaptı. Toplantıda, Rum yönetimininve Rum Ulusal Konseyi'nin, ''Avrupa Birliği'ne giriş sözleşmesinin imzalanmasından sonra gelişen olguları temel alan stratejik planlama çerçevesindeki karar ve uygulamalarına'' destek verildi.

DİKO, Rum tarafında tartışma konusu olan, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, derhal Kıbrıs sorununa çözüm çabalarını sürdürmeye çağrılmasına karşı olduğunu açıkladı.

'RUM YÖNETİMİ ANNAN PLANI KONUSUNDA YALNIZ KALDI'

Öte yandan, Alithia gazetesi, Kıbrıs Rum yönetiminin, BM inisiyatifi ve Annan planı konusunda Atina ve dönem başkanlığını Yunanistan'ın yürüttüğü Avrupa Birliği (AB), BM ve ABD ile tamamen ayrı düştüğü
nü yazdı. Gazete, bu durumun Rum tarafını Kıbrıs sorununda yalnızlığa ve ''güven önlemlerini'' de bataklığa sürüklediğini kaydetti.

''Hükümet Annan planını terk etmeye yöneliyor. Bu, yetkililerin açıklamalarından ortaya çıkıyor'' ifadelerini kullanan gazete, Rum yönetiminin ve iktidar ortağı partilerin Annan planını terk etme eğiliminde oldukları yönündeki şüphelerin gün geçtikçe arttığını belirtti.

Haberde, ''Rum yönetiminin kendi iddialarını çürüterek görüş ayrılığına neden olduğu ve Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu'nun Rum tarafından inisiyatif istediği bir dönemde Annan planının değiştirilmeden ele alınması reddediliyor'' görüşlerine yer verilerek, Papadopulos yönetiminin, BM Genel Sekreteri'ni, Kıbrıs sorununa Güvenlik Konseyi kararı ve Annan planı çerçevesinde müdahil olmaya cesaretlendirmekten bilinçli olarak kaçtığı belirtildi.

Fileleftheros gazetesi ise ''Annan planı iktidar ve muhalefeti çatışmaya sürükledi'' başlıklı haberinde, Rum yönetiminin son günlerdeki gelişmelere ilişkin uygulamalarının, Annan planı temelinde görüşmelerin yeniden başlamasına yönelik inisiyatif üstlenilmesinde ısrar eden Rum muhalefeti ile iktidarı böldüğünü yazdı.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, yeni bir girişim başlatmak için, planının olduğu gibi kabul edilmesi ve referandumların tarihinin saptanması yönünde net mesajlar isterken, Rum yönetimi, Annan planındadeğişiklik yapmak için özlü müzakereler yapmak niyetinde olduğunu açıklamıştı.

HURRIYET 08/05/2003

Erdoğan KKTC muhalefetiyle görüşecek

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne (KKTC) yarın yapacağı 9 saatlik günübirlik ziyaret sırasında devlet ve hükümet yetkililerinin yanı sıra muhalefet partilerinin liderleriyle de ayrı ayrı görüşecek.

Başbakan olarak KKTC'yi ilk kez ziyaret edecek olan Erdoğan, beraberinde kalabalık bir heyetle yarın saat 11.00'de Ada'ya gelecek.

Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçiliği Basın Müşavirliği'nden verilen bilgiye göre, Başbakan Erdoğan, özel ATA uçağıyla KKTC'ye gelişinin hemen ardından Geçitkale Havaalanı'nda basına açıklama yapacak.

Erdoğan, Dr. Fazıl Fazıl Küçük'ün kabri ve Atatürk Anıtı'nı ziyaretinin ardından saat 12.45'te Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından kabul edilecek. Başbakan Derviş Eroğlu ile Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Sedar Denktaş'ın da katılacağı bu görüşme, öğle yemeğinde de devam edecek. Saat 14.15'te ise Cumhurbaşkanlığı'nda heyetler ararası görüşmeler başlayacak. Yaklaşık 1,5 saat sürmesi beklenen heyetler arası görüşmelerin ardından Başbakan Erdoğan burada basın toplantısı düzenleyecek.

MECLİS BAŞKANI SERTER TARAFINDAN KABUL EDİLECEK

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, saat 16.00'da da Cumhuriyet MeclisiBaşkanı Vehbi Zeki Serter tarafından kabul edilecek. Bu görüşmenin ardından Erdoğan, Cumhuriyet Meclisi'nde temsil edilen muhalefet partilerinin liderleriyle ayrı ayrı biraraya gelecek.

İlk olarak anamuhalefet Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) Genel Başkanı Hüseyin Angolemli'yi saat 16.30'da kabul edecek olan Erdoğan, 15 dakikalık sürelerle Cumhuriyeçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ve Yenilikçi Atılım Partisi (YAP) Başkanı Ertuğrul Hasipoğlu'nu kabul edecek.

GİRNE LİMANI'NDA İNCELEME

Başbakan Erdoğan, saat 17.30'da Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Ahmet Özteker ile yapacağı görüşmenin ardından Girne Limanı'nda incelemelerde bulunacak ve saat 19.45'te beraberindeki heyetle birlikte KKTC'den ayrılacak.

HURRIYET 08/05/2003

Gül: Ambargolar kaldırılmalı

İngiltere'de yayınlanan günlük siyaset ve ekonomi gazetesi Financial Times, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile yaptığı söyleşiye yer verdiği haberde, ''Gül, Kuzey Kıbrıs'a uygulanan tüm ambargoların kaldırılmasının tam zamanı olduğunda ısrarlı'' başlığını kullandı.

Leyla Boulton tarafından yapılan söyleşide, Gül'ün uluslararası topluma Kuzey Kıbrıs'a uygulanan ambargoların kaldırılması yolunda çağrıda bulunduğu kaydedilerek, ''AB ve diğerleri için ambargoları kaldırmanın tam zamanı'' şeklindeki sözleri aktarıldı.

Gül'ün böyle bir hareketin Kıbrıs'ın 2004 yılında Avrupa Birliği'ne pürüzsüz şekilde girmesine olanak sağlayacak doğru havayı yaratmak açısından önemli olduğunu söylediğini de belirten gazete, Dışişleri Bakanı'nın, ''Gelin böyle bir güvenli zemin yaratalım. Böylece görüşme masasında halledilecek çok fazla bir şey kalmayacaktır'' şeklindeki çağrısına da dikkati çekti.

Bu arada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da yarın Kuzey Kıbrıs'ıziyaret edeceğini hatırlatan gazete, bu gezi sırasında Erdoğan'ın bu konudaki görüşlerini de açıklamasının beklendiğini bildirdi.

Dışişleri Bakanı Gül'ün, geçen ay Kıbrıslı Türklerin, Kuzey ile Güney arasındaki hareket serbestisini kısıtlayan yasağı kaldırarak sonderece cesaret verici bir başlangıç yaptığına işaret ettiğini de belirten Financial Times, Gül'ün ''Bizim görüşmeler yoluyla kağıt üzerinde başaramadığımız, pratikte başarıldı'' dediğini kaydetti.

Kıbrıs Rum kesiminin de geçen hafta Türk mallarının ithalini serbest bırakarak bir anlamda ambargoları yumuşattığını hatırlatan gazete, 1983 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ilanından sonrakonulan ambargoların, uluslararası uçuşların yasağından spor karşılaşmalarına kadar geniş bir alanı kapsadığına işaret etti. Batılı diplomatların, Erdoğan'ın BM planı üzerinde görüşmelerin yeniden başlayacağını açıklamasının, Türkiye'nin çıkarına olduğunu savunduklarını da öne süren gazete, bu durumun Rum kesimi lideri Tasos Papadopulos'u da tavrını açıkça ortaya koymaya zorlayacağını savundu.

BAŞARISIZLIK İSTENMİYOR

Financial Times, Dışişleri Bakanı Gül'ün, Ankara'nın bu konuda bir acele içinde olmadığını, yeni bir başarısızlığın istenmediğini vurguladığını bildirdi. Gül'ün ''bu kez masada başarısız olunmamalı'' dediğini belirten gazete, ''Pek çok Türk ve yabancı yorumcu, çözümün Türkiye'nin kendi AB üyeliği için de büyük katkı sağlayacağına inanıyor'' diye yazdı.

Gül'ün, Türkiye'nin AB üyeliğine giden yolda diğer zorlukları aşabileceğinden daha emin olduğunu da belirten gazete, Bakan'ın 2004 yılı sonunda AB'nin yeni bir karar aşamasına geldiği noktada insan hakları reformlarının uygulanmaya başlanmış olacağına inandığını bildirdi.

Gazete, bu konudaki yasaların yapılmasının önemli olduğunu, ancak bu yasaların uygulanmasının daha büyük önem taşıdığını belirten Gül'ün, ''bu konuda bir sorun yaşandığını görürsek hemen müdahale ederiz'' dediğine işaret etti.

Gül'ün ABD ile hassas ilişkiler konusunda yapılan ve asker kabulüne olanak veren tezkerenin kabulünün sağlanamaması yolundaki eleştirileri de reddettiğini belirten gazete, Dışişleri Bakanı'nın Türkiye'nin ABD'ye hem savaştan önce, hem savaş sırasında değişik biçimlerde pek çok yardım ve destekte bulunduğuna işaret ettiğini kaydetti.

Bu desteğin içinde Kuzey Irak'a asker gönderilmemesi kararının bulunduğunu da belirten gazete, Gül'ün Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesinden sonra Irak'ta demokratik ve temsil esasına dayalı bir hükümetin kurulacağına dair inancını dile getirdiğini bildirdi

HURRIYET 08/05/2003

Erdoğan’dan KKTC’ye kritik ziyaret

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın KKTC’ye yarın yapacağı ziyaret sırasında çözüm sürecine yönelik yeni açılımlar gündeme getirmesi bekleniyor

Cansu Çamlıbel / Ankara
NTV-MSNBC

8 Mayıs— Erdoğan’ın, Ada’da, “görüşmeler hemen başlasın” mesajı verme ihtimalinin, Annan planı çerçevesinde tekrar masaya oturmak istemeyen Cumhurbaşkanı Denktaş ile yeni bir gerginliğe neden olabileceği konuşuluyor.

Ankara kulislerinde, Denktaş’ın “Aralık 2004’e kadar zaman var. Dolayısıyla Annan planı çerçevesinde görüşmelerin hemen başlamasına gerek yok” görüşünü içeren mektubuna rağmen Erdoğan’ın Ada’da “görüşmeler hemen başlamalı” mesajı vermesi ihtimalinin iki lider arasında yeni bir gerginliğe neden olabileceği belirtiliyor.
Ankara’nın Annan planı üzerinden görüşmeler için tekrar masaya oturulması konusunda ısrarcı olması halinde Denktaş’ın bunu geri çevirmeyebileceğini belirten KKTC Cumhur
başkanı’na yakın kaynaklar, “Süreç yeniden başlayabilir ancak Denktaş bugüne kadar görüşmelerde izlediği tutumdan farklı bir tavır ortaya koymayacaktır” hatırlatmasında bulunuyor.

"PAPADOPULOS’TAN MANEVRA"
Rum Yönetimi lideri Papadopulos’dan gelen “Erdoğan’dan Denktaş’ı zora sokacak açılımlar beklemiyorum” açıklaması KKTC yönetimi tarafından kuşku ile karşılandı. Papadopulos’un bu çıkışını Erdoğan’ı provoke etmeye yönelik bir manevra olarak yorumlayan KKTC yönetimine yakın kaynaklar, “Rumlar, Başbakan Erdoğan’ın Maraş’ın Rum tarafına verilmesi konusunda karar almasını sağlamaya çalışıyor” değerlendirmesini yapıyor.
Öte yandan, KKTC yönetiminin Erdoğan’dan önceliği ambargoların kalkması ve mal mübadelesi konularına vermesini istediği belirtiliyor.

ERDOĞAN’I
N KKTC PROGRAMI
Erdoğan, KKTC’ye yarın yapacağı 9 saatlik günübirlik ziyaret sırasında devlet ve hükümet yetkililerinin yanı sıra muhalefet partilerinin liderleriyle de ayrı ayrı görüşecek.
Başbakan olarak KKTC’yi ilk kez ziyaret edecek olan Erdoğan, beraberinde kalabalık bir heyetle yarın saat 11.00’de Ada’ya gelecek.
Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçiliği Basın Müşavirliği’nden verilen bilgiye göre, Başbakan Erdoğan, özel ATA uçağıyla KKTC’ye gelişinin hemen ardından Geçitkale Havaalanı’nda basına açıklama
yapacak.
Erdoğan, Dr. Fazıl Fazıl Küçük’ün kabri ve Atatürk Anıtı’nı ziyaretinin ardından saat 12.45’te Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından kabul edilecek. Başbakan Derviş Eroğlu ile Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Sedar Denktaş’ın da katılacağı bu gö
rüşme, öğle yemeğinde de devam edecek. Saat 14.15’te ise Cumhurbaşkanlığı’nda heyetler ararası görüşmeler başlayacak. Yaklaşık 1,5 saat sürmesi beklenen heyetler arası görüşmelerin ardından Başbakan Erdoğan burada basın toplantısı düzenleyecek.
Başbakan R
ecep Tayyip Erdoğan, saat 16.00’da da Cumhuriyet Meclisi Başkanı Vehbi Zeki Serter tarafından kabul edilecek. Bu görüşmenin ardından Erdoğan, Cumhuriyet Meclisi’nde temsil edilen muhalefet partilerinin liderleriyle ayrı ayrı biraraya gelecek.
İlk olarak a
namuhalefet Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) Genel Başkanı Hüseyin Angolemli’yi saat 16.30’da kabul edecek olan Erdoğan, 15 dakikalık sürelerle Cumhuriyeçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ve Yenilikçi Atılım Partisi (YAP) Başkanı Ertuğrul Hasipoğlu’nu kabul edecek.

GİRNE LİMANI’NDA İNCELEME
Başbakan Erdoğan, saat 17.30’da Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Ahmet Özteker ile yapacağı görüşmenin ardından Girne Limanı’nda incelemelerde bulunacak ve saat 19.45’te beraberindeki heyetle birlikte KKTC’den ayrılacak
.

TAM ZAMANI

Türkiye Başbakanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı Denktaş ile 2.5 saat görüşecek, muhalefet parti liderlerini ayrı ayrı kabul edecek ve son gelişmeleri değerlendirmek için bir basın toplantısı düzenleyecek

Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı Denktaş ile yapacağı görüşmeye Başbakan Derviş Eroğlu ile Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş da katılacak. Öğle yemeğinde de devam edecek olan görüşmeninardından Cumhurbaşkanlığı'nda heyetlerarası görüşmeler başlayacak

Rum yönetimine 'Ambargoları kaldırmanın zamanıdır' mesajı vermeye hazırlanan Türkiye Başbakanı Erdoğan, serbest geçişlerle birlikte oluşan olumlu havanın pekiştirilmesi için karşılıklı adımlar atılmasını isteyecek. Erdoğan'ın görüşmelerin yeniden başlatılması için tavsiyelerde bulunması bekleniyor

Türkiye Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Rum yönetimine çağrıda bulundu ve 'Ambargoları kaldırın' dedi. Başbakan Erdoğan'ın KKTC ziyareti öncesi Financial Times gazetesine konuşan Gül; 'Gelin böyle bir güvenli zemin yaratalım. Böylece görüşme masasında halledilecek çok fazla bir şey kalmayacaktır' dedi

KIBRIS 09/05/2003

Türkiye'de İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'ten çarpıcı iddia 'Rusya, BM'ye KKTC'nin tanınması için öneri veriyor'

Türkiye'de Milli İstihbarat Teşkilatı'yla ilişkileri açısından uzun süre kamuoyunda tartışmalara neden olan İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, şimdi de Kıbrıs konusunda yeni tartışmalara zemin olacak bir açıklamada bulundu. Doğu Perinçek, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında Rusya'nın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin bütün dünyada tanınması sürecini başlatmaya hazırlandığını öne sürdü

KIBRIS 09/05/2003

ERDOĞANDAN KRİTİK ZİYARET

KKTC’ye günübirlik bir ziyarette bulunacak olan Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Ada’da, “görüşmeler hemen başlasın” mesajı verme ihtimalinin, Annan planı çerçevesinde tekrar masaya oturmak istemeyen Cumhurbaşkanı Denktaş ile yeni bir gerginliğe neden olabileceği konuşuluyor.

NTV’nin haberine göre Ankara kulislerinde, Denktaş’ın “Aralık 2004’e kadar zaman var. Dolayısıyla Annan planı çerçevesinde görüşmelerin hemen başlamasına gerek yok” görüşünü içeren mektubuna rağmen Erdoğan’ın Ada’da “görüşmeler hemen başlamalı” mesajı vermesi ihtimalinin iki lider arasında yeni bir gerginliğe neden olabileceği belirtiliyor.

Ankara’nın Annan planı üzerinden görüşmeler için tekrar masaya oturulması konusunda ısrarcı olması halinde Denktaş’ın bunu geri çevirmeyebileceğini belirten KKTC Cumhurbaşkanı’na yakın kaynaklar, “Süreç yeniden başlayabilir ancak Denktaş bugüne kadar görüşmelerde izlediği tutumdan farklı bir tavır ortaya koymayacaktır” hatırlatmasında bulunuyor.

FINANCIAL TIMES

Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile yaptığı söyleşiyi yayınlayan Financial Times gazetesi Erdoğan’ın ziyaretini de değerlendirdi.

Bu arada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan`ın da bugün Kuzey Kıbrıs`ı ziyaret edeceğini hatırlatan gazete, bu gezi sırasında Erdoğan`ın bu konudaki görüşlerini de açıklamasının beklendiğini bildirdi.

ERDOĞAN’IN KKTC PROGRAMI

Erdoğan, KKTC’ye yapacağı 9 saatlik günübirlik ziyaret sırasında devlet ve hükümet yetkililerinin yanı sıra muhalefet partilerinin liderleriyle de ayrı ayrı görüşecek.

Başbakan olarak KKTC’yi ilk kez ziyaret edecek olan Erdoğan, beraberinde kalabalık bir heyetle bugün saat 11.00’de Ada’ya gelecek.

Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçiliği Basın Müşavirliği’nden verilen bilgiye göre, Başbakan Erdoğan, özel ATA uçağıyla KKTC’ye gelişinin hemen ardından Geçitkale Havaalanı’nda basına açıklama yapacak.

Erdoğan, Dr. Fazıl Fazıl Küçük’ün kabri ve Atatürk Anıtı’nı ziyaretinin ardından saat 12.45’te Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından kabul edilecek. Başbakan Derviş Eroğlu ile Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Sedar Denktaş’ın da katılacağı bu görüşme, öğle yemeğinde de devam edecek. Saat 14.15’te ise Cumhurbaşkanlığı’nda heyetler ararası görüşmeler başlayacak. Yaklaşık 1,5 saat sürmesi beklenen heyetler arası görüşmelerin ardından Başbakan Erdoğan burada basın toplantısı düzenleyecek.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, saat 16.00’da da Cumhuriyet Meclisi Başkanı Vehbi Zeki Serter tarafından kabul edilecek. Bu görüşmenin ardından Erdoğan, Cumhuriyet Meclisi’nde temsil edilen muhalefet partilerinin liderleriyle ayrı ayrı biraraya gelecek.

İlk olarak anamuhalefet Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP) Genel Başkanı Hüseyin Angolemli’yi saat 16.30’da kabul edecek olan Erdoğan, 15 dakikalık sürelerle Cumhuriyeçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ve Yenilikçi Atılım Partisi (YAP) Başkanı Ertuğrul Hasipoğlu’nu kabul edecek.

GİRNE LİMANI’NDA İNCELEME

Başbakan Erdoğan, saat 17.30’da Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Ahmet Özteker ile yapacağı görüşmenin ardından Girne Limanı’nda incelemelerde bulunacak ve saat 19.45’te beraberindeki heyetle birlikte KKTC’den ayrılacak.

DENKTAŞ: ERDOĞAN’IN AÇIKLAMALARIYLA GELECEĞİN İSTİKAMETİ TAYİN EDİLECEK

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan Planının başarısız olmasından sonra gelecekte yeniden başlayacak görüşmeler için zemin hazırlamak ve “mahvoldular, gittiler, işgal altındadırlar, gecekondularda yaşıyorlar” dedikleri Kıbrıs Türk halkının böyle olmadığını göstermek için kapıları açtıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın günübirlik KKTC ziyaretinde durum değerlendirmesi yapılacağını ve yapılacak açıklamayla geleceğin yönünün belirleneceğini bildirdi.

Denktaş, “Annan Planı lehinde propaganda yaparak halkı ikiye bölmeyi başaranlar arasında dış odakların paralı ajanları bulunduğu” iddiasını da yineledi.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yarınki KKTC ziyaretine de değinerek, “Ona da durumu anlatacağız, durumu görecek, herkesle temas edecek. Onunla da yapacağımız açıklama zannedersem geleceğin istikametini tayin etmiş olacak” dedi.

Denktaş, aldığı davetlerle Anadolu’yu gezdiğini, gençliğin ve halkın Kıbrıs denince heyecanını ve ilgisini görmekten mutluluk duyduğunu ve güç aldığını söyledi.

HALKIN SESI 09/05/2003

Serter: Rum liderliği yakınlaşmayı sabote etti

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Vehbi Zeki Serter, Rum liderliğinin halkına uyguladığı baskıcı politikanın etkisi ile sınırların açılmasıyla başlayan yakınlaşmanın sabote edildiğini belirtti.

“Böylece Kıbrıs’ta çözüm ve barış istemeyen tarafın Rum tarafı olduğu dünyanın gözleri önünde kanıtlandı” diyen Serter, “Rum-Yunan tarafı Kıbrıs’ta Türklere yaşam hakkı tanımak niyetinde değillerdir..Türk tarafı Rum tarafından barışçı mukabele görmemektedir” dedi.

Meclis Başkanı Vehbi Zeki Serter kabulde yaptığı konuşmada, KKTC’nin Türk ulusunun verdiği büyük mücadele sonunda misaki milli sınırları dışında kurulan ilk Türk devleti olduğuna dikkat çekti.

KKTC’yi yaşatma mücadelesinin büyük bölümünün diplomatik olduğunu hatırlatan Serter, genç diplomat adayları için Kıbrıs olayının yararlanılacak bir dersane olduğunu söyledi.

Rum tarafının amacının AB üyeliğini garantileyinceye kadar zaman kazanmak olduğunu ve buna araç olarak da masayı kullandığını kaydeden Serter, “Şimdi 2004 Mayısına kadar tekrar zamana ihtiyacı var ve yeni oyunlar içinde” dedi.

Rumların yeni Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulos’un Annan planı çerçevesinde yeni görüşmelere hazır olduğunu açıkladığını hatırlatan Serter, Annan planını ilk reddedenin ise yine Rumlar olduğunu vurguladı.

Serter, “Şimdi Papadopulos 2004 mayısına kadar reddeddikleri Annan Planı’nı yeni bir oyalama aracı olarak görmektedir. Papadopulos’un tavrı samimiyetten yoksun ve sinsi amaçlar taşıyan bir yaklaşımdır” dedi.

Vehbi Zeki Serter, Kıbrıs Türk tarafının hiçbir zaman görüşmelerden kaçmadığını ama yeniden görüşmelere oturacaksa, Rum samimiyetsizliği ve geçmiş dönemlerin deneyimlerinin göz önünde bulundurulacağını kaydetti.

Rum liderliğinin halkına baskıcı politika izlediğini kaydeden Serter, Rum halkı üzerinde bu politikanın etkili olduğunu ve yakınlaşmanın sabote edildiğini ifade etti.

“Böylece Kıbrıs’ta çözüm ve barış istemeyen tarafın Rum tarafı olduğu dünyanın gözleri önünde kanıtlandı” diyen Serter, “Rum-Yunan tarafı Kıbrıs’ta Türklere yaşam hakkı tanımak niyetinde değillerdir..Türk tarafı Rum tarafından barışçı mukabele görmemektedir..” dedi.

HALKIN SESI 09/05/2003

Gül: Ambargolar kaldırılmalı

Financial Times`a konuşan Abdullah Gül, “KKTC`ye uygulanan ambargolar kaldırılmalı” dedi

İngiltere`de yayınlanan günlük siyaset ve ekonomi gazetesi Financial Times, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile yaptığı söyleşiye yer verdiği haberde, “Gül, Kuzey Kıbrıs`a uygulanan tüm ambargoların kaldırılmasının tam zamanı olduğunda ısrarlı`` başlığını kullandı.

Leyla Boulton tarafından yapılan söyleşide, Gül`ün uluslararası topluma Kuzey Kıbrıs`a uygulanan ambargoların kaldırılması yolunda çağrıda bulunduğu kaydedilerek, “AB ve diğerleri için ambargoları kaldırmanın tam zamanı” şeklindeki sözleri aktarıldı.

Gül`ün böyle bir hareketin Kıbrıs`ın 2004 yılında Avrupa Birliği`ne pürüzsüz şekilde girmesine olanak sağlayacak doğru havayı yaratmak açısından önemli olduğunu söylediğini de belirten gazete, Dışişleri Bakanı`nın, “Gelin böyle bir güvenli zemin yaratalım. Böylece görüşme masasında halledilecek çok fazla bir şey kalmayacaktır” şeklindeki çağrısına da dikkati çekti.

Dışişleri Bakanı Gül`ün, geçen ay Kıbrıslı Türklerin, Kuzey ile Güney arasındaki hareket serbestisini kısıtlayan yasağı kaldırarak son derece cesaret verici bir başlangıç yaptığına işaret ettiğini de belirten Financial Times, Gül`ün “Bizim görüşmeler yoluyla kağıt üzerinde başaramadığımız, pratikte başarıldı” dediğini kaydetti.

Kıbrıs Rum kesiminin de geçen hafta Türk mallarının ithalini serbest bırakarak bir anlamda ambargoları yumuşattığını hatırlatan gazete, 1983 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti`nin ilanından sonra konulan ambargoların, uluslararası uçuşların yasağından spor karşılaşmalarına kadar geniş bir alanı kapsadığına işaret etti. Batılı diplomatların, Erdoğan`ın BM planı üzerinde görüşmelerin yeniden başlayacağını açıklamasının, Türkiye`nin çıkarına olduğunu savunduklarını da öne süren gazete, bu durumun Rum kesimi lideri Tasos Papadopulos`u da tavrını açıkça ortaya koymaya zorlayacağını savundu.

BAŞARISIZLIK İSTENMİYOR

Financial Times, Dışişleri Bakanı Gül`ün, Ankara`nın bu konuda bir acele içinde olmadığını, yeni bir başarısızlığın istenmediğini vurguladığını bildirdi. Gül`ün “bu kez masada başarısız olunmamalı” dediğini belirten gazete, “Pek çok Türk ve yabancı yorumcu, çözümün Türkiye`nin kendi AB üyeliği için de büyük katkı sağlayacağına inanıyor” diye yazdı.

Gül`ün, Türkiye`nin AB üyeliğine giden yolda diğer zorlukları aşabileceğinden daha emin olduğunu da belirten gazete, Bakan`ın 2004 yılı sonunda AB`nin yeni bir karar aşamasına geldiği noktada insan hakları reformlarının uygulanmaya başlanmış olacağına inandığını bildirdi.

HALKIN SESI 09/05/2003


Denktaş ve Eroğlu konuştukça konuşuyor....: “Ajanlar”... “Casuslar”... “Bölücüler” .... “Yıkıcılar”....

Amaç gerginlik!
Denktaş, halkı ikiye bölmeyi başardıklarını ifade ederek, “Bunların arasında açıkça söylemek lazımdır. Dış odakların paralı ajanları vardır, onlar da muazzam şekilde bütün güçleriyle uğraştılar” diye konuştu.

‘Anadolu’dan gelen vahşi insanlar oradadır, sakın gitmeyin, sizi keserler, biçerler’ propagandası yaptılar

Denktaş, “Annan Planı lehinde propaganda yaparak halkı ikiye bölmeyi
başaranlar arasında dış odakların paralı ajanları bulunduğu” iddiasını da yineledi.

Başbakan Eroğlu’da bugün varolan bazı sorunları istismar ederek, “KKTC Devleti’nin” çatısını yıkmaya, ortadan kaldırmaya ve Kıbrıs Türkünü başka çatıların altında yaşamaya
mahkum etmeye çalışanlar bulunduğunu söyledi.

Yeni DÜZEN (Haber Merkezi)
Cumhurbaşkanı Denktaş ve Başbakan Eroğlu dün çeşitli yerlerde yaptıkları açıklamalarla yine ‘ajanlardan’ yine ‘bölücülerden’ yine ‘yıkıcılardan’ söz ederek halk arasında gerginlik yaratma çabalarını sürdürdüler.
Sadece konuşarak halkı gergin tutmaya çalışan bu zihniyet dün doruğa ulaştı...Denktaş “Bunların arasında dış odaklı paralı ajanlar vardır” diye konuşurken Eroğlu da devleti yıkmaktan girdi, Kıbrıs Türkünü başka çatılara sokm
aktan çıktı...
İşte “Cumhurbaşkanı” ve “Başbakan’ın” ajanlığı, casusluğu, bölücülüğu ve yıkıcılığı konu alan dünkü açıklamaları....
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaşilk olarak dün , “KKTC’nin” Annan Planı’nı kabul etmemekle egemenliğine ve devletine sahip çıktığı
nı vurguladı.
Cumhurbaşkanı Denktaş, “Egemenliğimizi ve devletimizi kabul etsinler, Türk askerinin adada etkin ve fiili bir şekilde kalacağını, Türkiye’nin garantörlüğünün kalacağını kabul etsinler, içimize gelip 60-70-80 bin insanımızı evinden, yerinden
ederek yerleşme aklından vazgeçsinler, nüfus mübadelesi yaparak, iki kesimliliği onore etsinler, o zaman yine böyle misafir gibi, dost gibi, iyi komşu gibi yaşamaya devam ederiz, müşterek bir idare kurmak için de gerekeni yaparız” dedi.
“Şimdi yeni bir yol
dayız” diyen Cumhurbaşkanı, KKTC’nin vazgeçilmez ilkeleri kabul edildiği taktirde Kıbrıs’ta kalıcı bir anlaşmanın yapılmaması için bir neden bulunmadığını da vurguladı.
Cumhurbaşkanı ilk açıklamalarını Yedikonuk İlkokulu’na dikilen Atatürk büstünün açılışı
nda yaptı.


Devletin çatısını yıkmaya çalışanlar var

Başbakan Eroğlu’da yaptığı konuşmasında bugün varolan bazı sorunları istismar ederek, “KKTC Devleti’nin” çatısını yıkmaya, ortadan kaldırmaya ve Kıbrıs Türkünü başka çatıların altında yaşamaya mahkum etmeye çalışanlar bulunduğuna da işaret eden Başbakan Eroğlu, bu konuda dikkatli ve gelebilecek tehlikelere karşı hazırlıklı olmak gerektiğini belirterek, “KKTC halkını”, Atatürk İlkeleri’ne bağlı olmaya, birlik-beraberlik içerisinde hareket etmeye ve Anav
atan Türkiye’ye güvenmeye, işbirliği gönülbirliği içerisinde olmaya çağırdı.
Başbakan Eroğlu konuşmasını, “Birlik ve beraberlikle bugünlere geldik. Yarınları da birlik ve beraberlikle kurtaracağız. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkının, 1974 öncesi mücade
lesini birlik ve berberlikle, Anavatan’a olan güveniyle kazandığı bir gerçektir. Kıbrıs Türk Halkı, yarınlarını da yine Anavatan Türkiye’ye güvenerek, onu yanında ve içinde hissederek yüceltecektir” şeklinde tamamladı.

“Annan Planı Atatürk’e sunulsaydı...”


Törende son sözü alan Denktaş Törene katılanlara seslenerek, “Ben size soruyorum: İstiklal Mücadelesi’nden sonra Türk Halkı’na, Atatürk’e, Annan Planı’nı götürüp ‘Yunanlıları denize döktün, memleketini kurtardın ama biz büyük ülkeler sana bir plan getirdik. Türk cumhuriyeti varolmayacaktır, onun adına ‘kurucu devlet’ diyeceğiz, Yunanistan’a ‘kurucu devlet’ diyeceğiz, ama kurulacak devlet esasta Yunanistan’ın devleti gibi bir devlet olacak, ağırlık onlarda olacak, ‘eşitsiniz’ diyeceğiz ama eşit olmayacak
sınız’ deselerdi ne yapardı? Zannedersem İngiliz, Amerikan mandası isteyenlere söylediğini söylerdi: ‘Bağımsızlık, egemenlik, bir insanın kurtuluşudur, karakteridir.’ Eğer bunlar yoksa, o halk başkalarının emrinde, başkalarının kölesi, kulu veya azınlığıdır” diye konuştu.
Denktaş sözlerine şöyle devam etti:
“Annan Planı’nı ben kabul etmiş olsaydım, kapıları açtıktan sonra Kuzey’e gelen Rumlar, sizi sokağa atmak için geleceklerdi, şimdi ziyaret için geliyorlar. Annan Planı, kendilerine bu hakkı vermekteydi.
Türk askeri adadan çıkacak, bir süre kalacak olan 6 bin Türk askeri de zaman içinde tümüyle ayrılacak, bizi seven o Rumların idaresinde, onların himayesine sığınarak yaşamımızı sürdürecektik.”
“KKTC’nin” kendi inisiyatifiyle sınırları açması sonrasında Ru
m Yönetimi’yle bazı Rum sektörlerin büyük bir telaş içine girdiğine işaret eden Cumhurbaşkanı, şöyle konuştu:
“Kapıları açtık işte. Şimdi görüyorsunuz büyük bir telaş içindedirler. ‘Sakın otellere gitmeyin, otellere giden ahlaksızdır, otellere giden haind
ir.’ Başka bir Rum ‘vazgeçin bu saçmalıktan’ deme ihtiyacını duymuştur ama, çoğunluk bu alemde...
Bize gelenlere ‘sakın eğlence yerlerine gitmeyin, sakın restorantlarda para harcamayın, sakın ha..., sadece gidin, ileride muhakkak alacağınız - eğer Annan Pl
anı’nı kabul edersek alacakları- evlerinizi görünüz.’ Bunları söylemektedirler.”

“Olamaz bunlar, bunları kabul edemeyiz”

“KKTC’nin”, Annan Planı’nı kabul etmemekle egemenliğine ve devletine sahip çıktığının altını
çizen Cumhurbaşkanı, “Egemenliğimizi ve devletimizi kabul etsinler, Türk askerinin adada etkin ve fiili bir şekilde, Türkiye’nin garantörlüğünün kalacağını kabul etsinler, iki kesimliliği, içimize gelip 60-70-80 bin insanımızı evinden, yerinden ederek yerleşme aklından vazgeçsinler, iki kesiml
iliği onore etsinler ve nüfus mübadelesi yaparak kurulan bir iki kesimliliği onore etsinler, kabul etsinler, hazmetsinler o zaman yine böyle misafir gibi, dost gibi, iyi komşu gibi yaşamaya devam ederiz, müşterek bir idare kurmak için de gerekeni yaparız” diyerek, şöyle konuştu:
“Ama tüm bunları sen ortadan kaldır ve göz boyayarak halkımı kandır, Denktaş bu göz boyamalarına boyun eğmedi diye ‘Denktaş’tan kurtul, Annan Planı’nı kabul et’ diye propagandaya çık ve baskıya devam et. Olamaz bunlar, bunları kabu
l edemeyiz.
Biz kendi hükümetimiz kanalıyla Türk halkının esenliği için, Kıbrıs meselesinin halli için, Türkiye’yle tam bir işbirliği içerisinde gereken kararları alabildiğimizi gösterdik.
Rum tarafı da, kendi liderlerinin, yıllardır ‘Sakın o taraf gitmeyi
n, o tarafta hak yok, hukuk yok, o tarafta vahşi insanlar var, o tarafta istila var, Türk askerinin süngüleri var’ hikayeleri karşısında onlar da bu safsatadan artık bıkmış, usanmış, dinlememiş ve onbinlercesi kuzeye gelmiştir.”

Kapıları hükümetin cesareti açmış

“Biz kapıları niçin açtık? Hükümetimiz bu cesareti niçin gösterdi?” sorularını sorarak, bunun yanıtını, “Rumların kuzeyde tam teşekküllü bir devlet bulunduğu gerçeğini görerek, böylece iki taraf arasındaki barış zemininin dengelenmesini, düzeltilmesini sağlamak” şeklinde veren Cumhurbaşkanı, bu konuda şöyle konuştu:
“Biz kapıları niçin açtık? Hükümetimiz bu cesareti niçin gösterdi? Çünkü dedik ki ‘40 yıldır barış zeminini kimse hazırlamıyor. Zemin hazırlamadan bina inşa edilmez.’ Neydi o zemin? Eşi
tlikti, iki tarafın birbirini görmesi, özellikle Rumların Türk tarafını görerek, zannettikleri gibi batmış, bitmiş, dize gelmiş insanların memleketi olmadığını, müşterek ortaklık devletinden silah zoruyla attıkları, toplu mezarlara gömerek attıkları, ‘azınlıksınız, başka birşey değilsiniz diyerek, ‘Kıbrıs meşru hükümetiyiz’ dedikleri, bu insanların ayakta dimdik durduklarını, her yeri Rumların bıraktıklarından çok daha güzel bir duruma getirdiklerini, devletlerine, egemenliklerine sahip çıktıklarını görmelerini istedik ve bunu görerek, bundan sonra ‘Türk tarafında dize gelmiş ne dersek kabul edecek bir halk yoktur, bizimle eşit bizim kadar medeni, bizim kadar egemen, bizim kadar sağlam bir devlete sahip Kıbrıs Türkleri vardır’ diyerek, barış zemininin dengelenmesini, düzeltilmesini istedik.

“İmza atmayız”

Bunu Rum Yönetimi de gördü ve müthiş bir paniğe girdi. Çünkü onların siyaseti, ‘Kıbrıs meşru hükümeti’ adı altında Kıbrıs’ın tümünü almaktır, Kıbrıs Türkleri’ni süslü püslü azınlık olarak, göz boyayarak yamalamak ve Kıbrıs’a sahip çıkmaktır. Avrupa Birliği, onlar için silahla yapamadıklarını yapmayı sağlayacak, dolaylı Enosis’i sağlayacak bir yoldur. Biz bu yola, 1960 Anlaşmaları’nı çiğneyerek, Türkiye’nin Kıbrıs’taki temel haklarını ortadan kaldırarak, R
umların istediği şekilde imza atarak, gidemeyiz.

“Bu oyuna gelmeyeceğiz”

Rumlar, çıktıkları yolda yarı Kıbrıs’ı almakla yetinmişlerdir. Avrupa Birliği’nin sancısı da budur, Rumun sancısı da budur... Bu sancıları, ancak bizim de Rumlara katılıp Avrupa Birliği’ne girmemizle son bulacaktır. Bu nedenledir ki üstümüze üstümüze gelmekte ve bizi Türkiye henüz dışta iken Rumlarla birlikte Avrupa Birliği’ne sokmak için uğraş vermektedirler. Bu oyuna gelmeyeceğiz.
Kapılar açılmıştır. Kimse artık, Kıbrıs Türk Hüküm
etini ve İdaresini, ‘işgalciye hizmet ediyor, insanlara eziyet ediyor, şunu bırakmıyor’ diye suçlayamaz. Kapılar açılmıştır, isteyen buyursun, gezsin, eğlensin, dönsün evine gitsin. Ama kimse gelip ‘Bu ev benimdir hadi çık’ hakkına sahip değildir. Çünkü mal-mülk meselesi, hükümetler arasında halledilecek bir meseledir, topyekün halledilmesi gerekir. İnsanları, insanlarla çatıştırmanın anlamı yoktur, bu huzursuzluğu ve kavgaya götürür, neticede Kıbrıs’ın Rumlara verilmesini sağlayacak bir oyundur.”


“Dış odaklı paralı ajanlar var”

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan Planı’nın başarısız olmasından sonra gelecekte yeniden başlayacak görüşmeler için zemin hazırlamak ve “mahvoldular, gittiler, işgal altındadırlar, gecekondularda yaşıyorlar” dedikleri Kıbrıs Türk halkının böyle olmadığını göstermek için kapıları açtıklarını söyledi.
Kuzey’i ziyaret eden akıllı Rumların “Şimdi anladık, niye bizim tekliflerimizi kabul etmiyorsunuz.. Sizin de bizim gibi her şeyiniz var. Tam bir devlet olmuşsunuz’ dediğini kaydeden D
enktaş, Rumların “Türk tarafı çöktü çökecek, bekleyeyim, biraz daha uzatayım’ ümidinden sıyrılmasını ve Rumlar kadar devlet sahibi, medeni, vatanına ülkesine yapışmış, tapusu geçerli insanlar görüşmeye hazırdır’ mesajını almasını istedi.
Cumhurbaşkanı Rauf
Denktaş, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yarınki günübirlik Kıbrıs ziyaretinde durum değerlendirmesi yapılacağını ve yapılacak açıklamayla geleceğin yönünün belirleneceğini bildirdi.
Denktaş, “Annan Planı lehinde propaganda yaparak halkı ikiye b
ölmeyi başaranlar arasında dış odakların paralı ajanları bulunduğu” iddiasını da yineledi.
Cumhurbaşkanı Denktaş, dün öğleden sonra Sadettin Gören başkanlığındaki Lüleburgaz Ticaret Borsası’ndan 40 kişilik heyeti kabul etti.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, kapıların açılmasıyla evlerini yerlerini görmeye giden Kıbrıslı Türklerin birçok yerde tarla olmuş evlerle karşılaştığını kaydederek, artık geri gitme durumları olmadığını ifade etti.
Neden iki kesimlilik dediklerinin gerekçelerini anlatan Denktaş, iki toplum
arasında tehlike ve sürtüşme bulunduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanı Denktaş, Rum-Yunan ikilisinin siyasetinin değişmemesinden dolayı korktuklarını, AB’ye dolaylı enosis için başvurduklarını, bu oluyor diye sevindiklerini, Yunanistan Başbakanı da Kıbrıs’a gel
diğinde “Enosis’i başardık” diye ağzından kaçırdığını söyledi.

“Biz ne istiyoruz: Devletimiz egemenliğimiz....”

“Biz ne istiyoruz” diye soran Denktaş, bunun yanıtını da şu cümlelerle verdi:
“’Devletimiz, egemenliğimiz vardır, temel bu olmalıdır’ diyoruz. Ama onlar kaç yıldır kendi insanlarına ‘Türk tarafı işgal atlındadır, Türk tarafında fakirlik vardır, çökmüştür, dize gelmiştir, gecekondularda yaşarlar, mahvoldular, bittiler’ hikayesini söylediler. ‘Anadolu’dan gelen vahşi insanlar oradadır, sakın gitm
eyin, sizi keserler, biçerler’ propagandası yaptılar.
Annan Planı duvara çarpıp yere düşünce baktık ki yapılması gereken birşey var, o da, gelecek müzakereler başlayacak olursa ileride, zemini hazırlayalım. Zemin müsait değilse üzerine bina yapılamaz. 40
yıldır biz anlaşmaya varmadıysak, zemini düzeltmedikleri içindir. Taraflardan birini koydular tavana, meşru hükümet diye, bir tanesini de burada bıraktılar cemaatıdır diye.. Rum da bunun için yıkmıştı ortaklığı, aldı başını gitti 40 yıldır.
Rumlara bu ces
areti, bu statüyü verenler, bize de yardım etmek için etrafımızda dört döndü. Yardım ediyorlarmış güya. Ne yapıyorlar? Rum tarafının istediğini yapalım. Nedir Rum tarafının istediği: Türk askeri adadan çıksın. Annan raporu çıkarıyor hepsini de.. Başka neydi istedikleri? Bütün göçmenler geri dönme hakkını kazansın. Annan raporu uygulandığında hele hele Türkiye’siz AB’ye Rumaların peşinden girersek bu da oluyor.
Biz ne istiyoruz? İki kesimlilik istiyoruz olmuyor. İçimize 60-70-80 bin Rum girecek başlangıçta,
ondan sonra hepsi yerleşecek. Başka ne istiyoruz? Türkiye’nin garantisine dokunulmasın, etkin şekilde devam etsin. Olmuyor. O da gidiyor zaman içinde, etkinliğini yitiriyor. Nüfus mübadelesi yaptık, mal mülk mübadelesi de yapalım, tazminatlar verelim, kimse gelip ben evime oturacağım diyerek kavga çıkarmasın istiyoruz. Çünkü bizim gideceğimiz yer yok. Malımızı mülkümüzü Güney’de bıraktık, kuzeye geldik, kuzeyde Rumların bıraktıklarına yerleştik, bizimkileri onlar aldı, yaşıyorlar içinde veya yıktılar birçoğunu ama rehabilite oldular. İlle buraya gelecekler, çünkü bütün Kıbrıs’ı istiyorlar.”
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, mal mülk değişiminin, şahısları birbiriyle kavga ettirilmesiyle değil, global olmasını istediklerini ama bunun da yapılmadığını kaydederek, is
tediklerinin hiçbirinin olmadığını, Annan Planı’nda bazı çekici sözlere bakılarak halka “bu plan gayet iyidir, bundan iyisi olmaz” diye dellallık ve reklam yapıldığını söyledi.

“Halkı bölmeyi başardılar”

Denktaş, böylece halkı ikiye bölmeyi başardıklarını ifade ederek, “Bunların arasında açıkça söylemek lazımdır. Dış odakların paralı ajanları vardır, onlar da muazzam şekilde bütün güçleriyle uğraştılar” diye konuştu.
İngiltere, ABD, BM, AB ve Yunanistan’ın Annan Planı için “aman çok güzeldir, bu zavallı
aç Türkler derhal gelsin ki karınları doysun, çünkü bu mutluluk olacak kendileri için” dediğini belirten Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Türkiye’nin ise “bu tamam değildir, eksiği, aksağı var, bu olmaz, egemenlik olması, devletten devlete bir anlaşma olması lazım, garantörlük devam etmeli” diyerek kendi söylediklerini paylaştığını anlattı.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, vaatler ve parayla kandırılanların İngiltere, Yunanistan, ABD gibi düşündüğünü, ama halkın çoğunluğunun “devlet, garanti, iki kesimlilik, mal mülk
değişimi olmazsa olmaz” dediğini belirterek, Türkiye’nin de bunu desteklediğini kaydetti.
Denktaş, eski Rum liderinin halkına istediklerinin Annan Planı’yla gerçekleşeceğini söylediğini belirterek, Annan Planı kabul edilseydi Rum tapularının geçerli, KKTC
’nin tapularının geçersiz addedilmesiyle büyük bir karmaşa ve felakete çanak tutulmuş olacağını söyledi.

“Kapıları açtık, zemin hazırladık”

“Annan raporu Lahey’de duvara çarpıp yere düşünce Rum tarafının rahatına bakmaya başladığını” kaydeden Cumhurbaşkanı Denktaş, kapıları açma kararının nasıl alındığını şöyle anlattı:
“Biz de zemini hazırlayalım çünkü ileride gene gelecekler üzerimize, görüşmeye dedik. Zemini nasıl hazırlaycaktık? Rumların bu yalanlarını, ortadan kaldırmak lazımdı. ‘Mahvolduk gittik, i
şgal altındayız, gecekondularda yaşıyoruz, hiçbir şey yapmadık, bıraktıkları güzel yerleri harap ettik’ diye.. Kapıları açın dedik. Kapıları hükümetimizin kararıyla açtık. Geldiler. Yortularına rastgeldi 10 gün. 7-8 saat beklemek suretiyle usanmadılar, geldiler. Söyledikleri nedir? ‘Şimdi anladık, niye bizim tekliflerimizi kabul etmiyorsunuz.. Sizin de bizim gibi her şeyiniz var. Tam bir devlet olmuşsunuz.’ Akıllılar bunu söylüyor.
Diğerleri diyor ki, ‘beklediğimiz gibi değil, sizi çok iyi bulduk, gecekond
uda bulacağız derken, kumarhanelerinizle, otellerinizle, Las Vegas’ta bulduk kendimizi...’ Ucuzluğu gördüler.
Bizim diğer tarafa giden insanlarımız, Rum’un kendi köylerine, mallarına, mülklerine yaptıklarını gördüler ve pahalılığı gördüler. Şimdi Rum artı
k ‘Türk tarafı çöktü çökecek, bekleyeyim biraz daha uzatayım’ ümidinden sıyrılmalıdır. Akıllılar sıyrılacaktır. Bu olduğu taktirde işte zemin denkleşir. Çünkü ‘senin kadar bir devlet, medeni insanlar, vatanına, ülkesine yapışmış, tapusu geçerli insanlar seninle görüşmeye hazırdır’ mesajını aldılarsa ne ala, almadılarsa alacakları güne kadar uğraşmamız lazım.”

YENIDUZEN 09/05/2003

TC Başbakanlık Avrupa Birliği (AB) Genel Sekreteri Büyükelçi Murat Sungar:

Kıbrıs sorununun 2004`ten önce çözülmesi

Tarafların tümü için fayda getirecek!

Sungar, Kıbrıs sorununa ilişkin de, ``Kıbrıs sorununun, Rum kesiminin AB`ye tam üye olacağı 2004`ten önce çözülmesinin tarafların tümü için fayda getireceği açıktır`` diye konuştu.

TC Başbakanlık Avrupa Birliği (AB) Genel Sekreteri Büyükelçi Murat Sungar, Kıbrıs sorununun 2004`ten önce çözülmesinin tarafların tümü için
fayda getireceğinin açık olduğunu bildirdi.
Boğaziçi Üniversitesi`nde (B.Ü) düzenlenen ``B.Ü Avrupa Çalışmaları Yüksek Lisans Programı``nın tanıtım toplantısına katılan Sungar, burada yaptığı konuşmada, Türkiye-AB ilişkilerinde gelinen son durum ile gelec
ekten beklentileri anlattı.
Sungar, Kıbrıs sorununa ilişkin de, ``Kıbrıs sorununun, Rum kesiminin AB`ye tam üye olacağı 2004`ten önce çözülmesinin tarafların tümü için fayda getireceği açıktır`` diye konuştu.
Sungar, AB adaylığı sürecinde bugüne kadar yapı
lan yasal düzenlemelere değinerek, ``Bu iyileştirmelerin, reformların bir defaya mahsus değil, bir süreç olduğuna inanmaktayız. Bu süreç, hiçbir toplum mükemmel olmadığına güre, müzakereler başladıktan ve hatta üye olduktan sonra da devam edecektir`` dedi.
Türkiye`ye yönelik en çok eleştirinin insan hakları konusunda geldiğini kaydeden Sungar, bu konuda uygulanması gereken Kopenhag Kriterleri`nin Türkiye`de, ``AB`nin toplumlar üzerinde empoze ettiği birtakım değerler`` şeklinde algılandığını, ancak bunun yanlış olduğunu söyledi.

YENIDUZEN 09/05/2003

TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan adada 9 saat kalacak.

Saray’da 2.5 saat!..

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, adaya bugün yapacağı 9 saatlik ziyaret sırasında devlet ve hükümet yetkilileri yanında muhalefet liderleriyle de ayrı ayrı görüşecek.
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, kalabalık bir heyetle bugün saat 11.00’de KKTC’ye gelecek.
Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçiliği Basın Müşavirliği’nden alınan programa göre Erdoğan, özel ATA uçağıyla Ada’ya varışının hemen ardından Geçitkale Havaalanı’nda basına açıklama yapacak.
Erdoğan, Dr. Fazıl Küçük
’ün Kabri ile Atatürk Anıtı’nı ziyaretinin ardından saat 12.45’te Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından kabul edilecek. Başbakan Derviş Eroğlu ile Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Sedar Denktaş’ın da katılacağı bu görüşme, öğle yemeğinde de devam edecek. Saat 14.15’te ise Cumhurbaşkanlığı’nda heyetlerararası görüşmeler başlayacak. Yaklaşık 1.5 saat sürmesi beklenen heyetlerarası görüşmelerin ardından Erdoğan burada basın toplantısı düzenleyecek.

Muhalefet liderleriyle ayrı ayrı
Türkiye Başbakanı Recep T. Erdoğan, saat 16.00’da da Cumhuriyet Meclisi Başkanı Vehbi Zeki Serter tarafından kabul edilecek. Bu görüşmenin ardından Erdoğan Cumhuriyet Meclisi’nde muhalefet liderleriyle ayrı ayrı biraraya gelecek.
İlk olarak Toplumcu Kurtuluş Partisi Genel Başkanı H
üseyin Angolemli’yi saat 16.30’da kabul edecek olan Erdoğan, 15 dakikalık sürelerle CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ve Yenilikçi Atılım Partisi Başkanı Ertuğrul Hasipoğlu’nu kabul edecek.

Girne Limanı’nda inceleme
Erdoğan, saat 17.30’da Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Ahmet Özteker ile yapacağı görüşmenin ardından Girne Limanı’nda incelemelerde bulunacak ve saat 19.45’te de beraberindeki heyetle birlikte Ada’dan ayrılacak.

YENIDUZEN 09/05/2003

Türkiye basınına göre:

Kritik ziyaret

Türkiye basınına göre TC Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın bugün yapacağı ziyaret sırasında çözüm sürecine yönelik yeni açılımlar gündeme getirmesi bekleniyor.
NTV Ankara muhabiri Cansu Çamlıbel’in değerlendirmesine göre Erdoğan’ın, Ada’da, “görüşmeler hemen başlasın” mesajı verme ihtimalinin, Annan planı çerçevesinde tekrar masaya oturmak istemeyen Cumhurbaşkanı Denktaş
ile yeni bir gerginliğe neden olabileceği konuşuluyor.
Ankara kulislerinde, Denktaş’ın “Aralık 2004’e kadar zaman var. Dolayısıyla Annan planı çerçevesinde görüşmelerin hemen başlamasına gerek yok” görüşünü içeren mektubuna rağmen Erdoğan’ın Ada’da “görüşm
eler hemen başlamalı” mesajı vermesi ihtimalinin iki lider arasında yeni bir gerginliğe neden olabileceği belirtiliyor.
Ankara’nın Annan planı üzerinden görüşmeler için tekrar masaya oturulması konusunda ısrarcı olması halinde Denktaş’ın bunu geri çevirmey
ebileceğini belirten KKTC Cumhurbaşkanı’na yakın kaynaklar, “Süreç yeniden başlayabilir ancak Denktaş bugüne kadar görüşmelerde izlediği tutumdan farklı bir tavır ortaya koymayacaktır” hatırlatmasında bulunuyor.

"PAPADOPULOS’TAN MANEVRA"
Rum Yönetimi lide
ri Papadopulos’dan gelen “Erdoğan’dan Denktaş’ı zora sokacak açılımlar beklemiyorum” açıklaması KKTC yönetimi tarafından kuşku ile karşılandı. Papadopulos’un bu çıkışını Erdoğan’ı provoke etmeye yönelik bir manevra olarak yorumlayan KKTC yönetimine yakın kaynaklar, “Rumlar, Başbakan Erdoğan’ın Maraş’ın Rum tarafına verilmesi konusunda karar almasını sağlamaya çalışıyor” değerlendirmesini yapıyor.
Öte yandan, KKTC yönetiminin Erdoğan’dan önceliği ambargoların kalkması ve mal mübadelesi konularına vermesini
istediği belirtiliyor

YENIDUZEN 09/05/2003

Erdoğan 'herkesi' kucaklayacak

KKTC'de Denktaş'ın yanı sıra muhalefet liderleriyle de bir araya gelecek olan Başbakan, Türk Barış Kuvvetleri karargâhını da ziyaret edecek


ABDULLAH KARAKUŞ Ankara

Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan, daha önce sert tartışmalara girdiği KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın "Yunanistan Başbakanı Simitis'in Rum Kesimi'ne ziyaretini dengeleyin" çağrısı üzerine bugün KKTC'ye gidecek. Denktaş'ın yanı sıra muhalefet liderleriyle de bir araya gelecek olan Erdoğan, Rum tarafındaki "Erdoğan asker sayısını indirecek" beklentisini de adadaki Türk Barış Kuvvetleri karargâhını ziyaret ederek yalanlayacak. BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın hazırladığı barış planını en fazla öven isim olan Erdoğan'ın ziyaretine ilişkin önceki akşam gazetelere geçilen programda, tüm görüşmelerin Annan Planı karşıtlarıyla yapılacağının duyurulması dikkat çekti. Ancak son dakikada programı değiştiren Erdoğan ve danışmanları, Annan Planı'nın kabul edilmesinden yana politika izleyen CTP lideri Mehmet Ali Talat ve TKP lideri Hüseyin Angolemli'yi de 15'er dakika olmak üzere programa aldı. Talat ve Angolemli, kısa süre önce adaya AB Dönem Başkanı sıfatıyla gelen Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis ile görüşmüştü.
MILLIYET 09/05/200
3

Erdoğan: ABD'den bir talep yok


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin, Kıbrıs meselesinde gerçekler temelinde adil ve kalıcı bir çözüme ulaşılmasından yana olduğunu bildirdi. Erdoğan, Kuzey Irak'taki Türk askeri varlığının geri çekilmesi konusunda ABD'den talep olmadığını ifade etti.
Erdoğan, KKTC'ye hareketinden önce Esenboğa Havalimanı'nda düzenlediği basın toplantısında, başbakan yardımcısı, bakanlar ve milletvekillerinden oluşan bir heyetle KKTC'ye ilk resmi ziyaretini gerçekleştirdiğini söyle
di. Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Başbakan Dr. Derviş Eroğlu başta olmak üzere hükümet yetkilileri ile Cumhuriyet Meclisi Başkanı Dr. Vehbi Zeki Sertel ve siyasi parti başkanlarıyla temaslarda bulunacaklarını ifade etti.
Kıbrıs meselesinin krit
ik bir aşamadan geçtiğini bildiren Erdoğan, KKTC tarafının, atmış olduğu adımlarla adada yeni bir ortamın ve atmosferin oluşmasını sağladığını kaydetti. Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
''Biz bu gelişmeleri olumlu karşılıyoruz. İki taraf arasında güven ort
amının tesis edilmesi, önem arz etmektedir. Bu aynı zamanda gerçekler temelinde kapsamlı bir çözüme ulaşılmasına da zemin hazırlayacaktır. Buna da inanıyoruz. Kıbrıs sorununun bulunduğu aşamayı ve bu konuları, Sayın Denktaş ve KKTC hükümetiyle ele alıp değerlendireceğiz. Bu çerçevede, KKTC ekonomisinin karşılaştığı sorunları çözmenin yollarını da birlikte arayacağız.
Türkiye, Kıbrıs meselesinde gerçekler temelinde adil ve kalıcı bir çözüme ulaşılmasından yanadır. Bu yöndeki çabalarımızı da sürdürmek niyetin
deyiz. Bu anlayışla, BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonunu da destekliyoruz.

AVRUPA GÜNÜ'NÜN ÖNEMİ

Türkiye, uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan akdi yükümlülüklerinin ve Kıbrıs Türk halkına olan sorumluluğunun bir gereği olarak, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Kıbrıs Türkü'nün yanında yerini alacak ve desteğini de sürdürecektir.'' Gazetecilerinin sorularını da yanıtlayan Erdoğan, ''Bugün Avrupa Birliği günü. Bugünü seçmenizin özel bir anlamı var mı?'' sorusu üzerine, ''Bugünün Avrupa Birl
iği günü olmasının bizim için de önemi büyük. Zaten buna atfettiğimiz önem nedeniyle bugünü seçtik. Bu bizim AB'ye Türkiye'nin girişi noktasına, hususuna ne kadar önem verdiğimizin bir ifadesidir de. Kıbrıs'ın da özellikle KKTC'yle ilgili olarak bu konunun hassasiyeti sebebiyle bugünü seçtik'' diye konuştu.

UYDURMA HABERLER

Kuzey Irak'taki Türk askeri varlığının geri çekilmesi konusunda ABD'den talepler olduğu yönündeki iddiaların anımsatılması üzerine Erdoğan, ''Bu haberlerin hepsi uydurma haberler. Ne böyle talep var, ne böyle bir dedikodu var. Ben de dün basın mensubu arkadaşlardan duydum. Böyle bir şey söz konusu değildir'' dedi.
Bir gazetecinin, Kıbrıs'ta olumlu adımlar atılırken, olumsuz açıklamalar da olduğunu belirterek, Rum yönetimi lideri Tasos P
apadopulos'un, ''ziyareti yasadışı olarak'' değerlendirdiğini hatırlatması üzerine, Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
''Bunu burada değerlendirmem biraz gereksiz. Gerekli olan değerlendirmeleri Kıbrıs'ta yapmamız çok daha isabetli olacaktır. Onun için, bira
z daha sabırlı olun. Kıbrıs'taki açıklamalarımız, zannediyorum çok daha bu noktada önem taşımaktadır. Bütün düşüncelerimiz ve açıklamalarımız, Kıbrıs'ta yerli yerine oturacaktır diye düşünüyorum.''
MILLIYET 09/05/2003

Erdoğan: Kıbrıs'ta iki ayrı devlet vardır


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs'ta, her açıdan eşit, dini ve dili ayrı iki halk, iki ayrı demokratik düzen ve iki ayrı devlet olduğunu belirterek, ''Kıbrıs'ta çözüm çabaları da bu gerçeklere dayanmalıdır'' dedi.
Kıbrıs Türk halkından huzur ve güven içinde olmalarını isteyen Erdoğan, ''Türkiye devleti ve milletiyle sizlerin yanında olmaya devam edecektir. Bizim derdimiz, sizin derdinizdir. Sizin derdiniz, bizim derdimizdir'' diye konuştu.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ziyareti çerçevesind
e, Geçitkale Havaalanı'nda kendisini karşılayanlara hitap eden Başbakan Erdoğan, ''Değerli Kıbrıslı Türk kardeşlerim'' diye sözlerine başladı. Kıbrıs'ta bulunmaktan farklı ve anlamlı bir heyecan duyduğunu ifade eden Erdoğan, bu heyecanın duyduğu kıvancı da artırdığını kaydetti. Erdoğan, ''Siz kardeşlerimle birarada bulunmaktan büyük mutluluk duymaktayım. Sizleri sevgiyle kucaklarken, anavatan Türkiye'nin selamlarını da adeta bir elçi olarak sizlere ulaştırmayı görev telakki etmekteyim'' dedi.
Erdoğan, gelec
eğine sahip çıkabilecek güçte olan, inandığı dava uğruna birlikte harekete geçebilen milletlerin yaşam hakkı bulduğunu ve geleceklerine yön verdiklerini tarihin gösterdiğine işaret ederek, Kıbrıs Türkünün, adada Türklüğü yaşatma azmi, kendi benliğini koruma mücadelesinin çok eski yılları dayandığını anımsattı.
Kıbrıs Türk halkının 40 yıldır devam eden hak, hürriyet ve eşitlilik mücadelesinin emsali olmadığını ifade eden Başbakan Erdoğan, ''Kıbrıs Türkü, her türlü imkansızlığı aşarak haklarına ve özgürlüğüne
sahip çıkmasını bilmiştir, başarmıştır. Bu başarının mutlaka birçok sebebi vardır. Ancak, inanç, gönül birliği, milli dava etrafında kenetlenme, birlik ve beraberliğin muhafazası herhalde en önemli etkenler olmuştur'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, sözle
rini şöyle sürdürdü:
''Kıbrıs'ta, her açıdan eşit, dini ve dili ayrı iki halk, iki ayrı demokratik düzen ve iki ayrı devlet vardır. Kıbrıs'ta çözüm çabaları da bu gerçeklere dayanmalıdır. Kıbrıs'taki iki halk herşeyden önce adada yanyana, barış içinde yaşa
manın koşullarını meydana getirmelidir. Birlikte kuracakları yeni ortaklığı güven ortamı üzerine inşa etmenin yollarını aramalıdırlar.''

''KKTC'NİN DİRAYETLİ TUTUMUNU DESTEKLİYORUZ''

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın, Türk ve Rum halkları arasında güven ortamı yaratılması için yaptığı çağrıları ve attığı adımları memnuniyetle karşıladıklarını bildiren Erdoğan, özellikle son atılan olumlu adımın neler başardığının, yalnız Kıbrıs halkı değil, Türkiye ve tüm dünyanın övgüyle izlediğini belirtti. Erdoğan, ''Kıbrı
s Türklerini güvenli bir geleceğe kavuşturmak kadar, adada barış ve huzuru hakim kılmak yönünde, KKTC yönetiminin izlediği bu dirayetli tutumu destekliyoruz. KKTC'nin iktidarı ve muhalefetiyle oluşturduğu çoğulcu demokratik yapı ve tartışmayı, Kıbrıs Türk halkının en büyük zenginliği olarak görüyorum'' dedi.
KKTC Cumhurbaşkanı Dentaş, Başbakan Derviş Eroğlu ve hükümet yetkilileriyle bütün meseleleri etraflıca değerlendirme imkanı bulacaklarını anlatan Erdoğan, işbirliğini en ileri boyutlara götürmenin yolla
rını arayacaklarını, muhalefet partilerinin yetkilileriyle de görüş alışverişinde bulunacaklarını söyledi.

''AMBARGOLAR KALDIRILMALI''

Erdoğan, Türkiye'nin, adadaki gerçekler temelinde adil ve kalıcı bir çözüme ulaşılmasından yana olduğunu belirterek, bu yöndeki çabaların, KKTC yönetimiyle sürdürme niyetinde olduklarını ifade etti. Erdoğan, şöyle konuştu:
''KKTC Hükümeti'nin geçişlerin serbestleştirilmesi ve bunu tamamlayacağı yönde attığı adımların iki taraf arasındaki ilişkilerin normalleşmesine katkıda
bulunacağı gibi, adil ve kalıcı bir çözümü kolaylaştıracağına inanıyoruz. Kıbrıs Türk tarafının bu önerilerinin heba edilmesi ve bütün taraflarca dikkate değerlendirmesi gereken önemli bir fırsat olarak önümüzde durmaktadır. Burada bir gerçeği altını çizerek KKTC'den tüm dünyaya haykırıyorum. Bugün bizim için anlamlı bir gündür diye sözlerime başladım. Kıbrıs Türk halkının 40 yıldır maruz bırakıldığı insanlık dışı ambargoların artık kaldırılmasının zamanı gelmiştir, bunun altını çiziyorum. Bugün Kıbrıs'ta en acil mesele budur. Biz aslında tüm ambargolara karşıyız ve bunların kaldırılmasını istiyoruz. Türkiye olarak da buna hazırız. Kıbrıs Türk halkı yıllardır hak etmediği engellerle karşı karşıya bırakılmıştır.
Ancak tüm bu engellere karşın, KKTC'de gelinmi
ş olan nokta övgüye değerdir. Bu başarı sizlerin gayretleriyle elde edilmiştir.''

''SİZİ YALNIZ BIRAKMAYACAĞIZ''

Kıbrıs Türk halkının ekonomik gelişmeyi sağlayacak güç ve enerjiye sahip olduğuna inandığını ifade eden Erdoğan, ''Bu yolda sizi yalnız bırakmayacağız. Hükümetimiz siz kardeşlerimizin daha huzurlu ve daha müreffeh bir hayat sürmesini sağlamak için her türlü tedbir almaya kararlıdır'' dedi. Ekonominin sorunlarını çözmenin yollarını aradıklarını, ekonomik ve sosyal meseleleri duyarlılıkla ele ala
caklarını belirten Erdoğan, şöyle konuştu:
''Değerli kardeşlerim, huzur ve güven içinde olun. Türkiye devleti ve milletiyle sizlerin yanında olmaya devam edecektir. Ahdi ve tarihi sorumlulukları doğrultusunda Türkiye, hiçbir zaman sizlerden desteğini esirg
emeyecek. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Bizim derdimiz, sizin derdinizdir. Sizin derdiniz, bizim derdimizdir.
Asla ulusal beraberliğinize gölge düşürmeyin, beraberliğinize gölge düşürmeyin, birbirinizi sevin, dayanışma içinde olun. Sizleri birbirind
en ayırma suretiyle zayıf düşürmek olsa olsa Kuzey Kıbrıs üzerinde hesabı olanların işine yarar. İnanıyorum ki bu oyunu siz bozacaksınız. Öyleyse başımızı her zaman iki elimiz arasına alacağız ve Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan tüm vatandaşlarımızın özgürlükler, insan hakları, paylaşımcılığın egemen olduğu bir dünyada insanca yaşamanın gururunu paylaşma hususunda, inanıyorum ki birliğiniz, beraberliğiniz ve inancınız en büyük azminiz olacaktır. Aydınlık yarınların yakın olmasını diliyorum.''
MILLIYET 09/05/2003

KKTC'den yeni güven artırıcı kararlar

BM Barış Gücü'ne uygulanan tedbirler kaldırıldı, Rum öğrencilere burs yolu açıldı, GSM şirketlerinin Rum tarafı ile "roaming" anlaşması yapmasına izin verildi.

KKTC Bakanlar Kurulu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın KKTC'yi ziyareti öncesi Rumlar ile güven artırıcı bir dizi öneri açıkladı.

Kıbrıs'ta 23 Nisan'da KKTC ile Rum kesimi arasında serbest geçişleri başlatan KKTC Bakanlar Kurulu, BM Barış Gücü'ne Temmuz 2000'den beri uygulanan tedbirleri kaldırdı.

Rum öğrencilere KKTC'deki üniversitelerde burs verilecek. GSM şirketlerinin Rum tarafı ile ''rooming'' anlaşması yapmasına izin verilirken, telekomünikasyon konusunda işbirliği yolu da açıldı.

KKTC Bakanlar Kurulu'nun dün yaptığı toplantıda alınan kararlar, bugün açıklandı. Açıklamada, 5 maddelik kararların ilk maddesinde, BM Barış Gücü'nün (UNFICYP) KKTC'deki ulaşım düzenlemelerine Temuz 2000'den beri uygulanan tedbirlerin değiştirildiği belirtildi. Değişiklikle ilgili olarak, şu ifadelere yer verildi:

''Bu çerçevede, Güney Kıbrıs'tan KKTC'ye yönelik sınır geçişlerinegetirilen yeni düzenlemeye paralel olarak, BM Barış Gücü'nün de, KKTC'ye geçişlerine Ledra Palas Kapısı'nın yanı sıra Beyarmudu, Akyar (2.5 Mil) ve hizmete girdiğinde Metehan Sınır Kapılarını kullanmasını kararlaştırmıştır.''

GENÇ NÜFUSUN YAKINLAŞMASINI SAĞLAMAK

KKTC Bakanlar Kurulu, Ada'daki iki tarafın birbirlerini daha iyi tanımasına imkan vermek ve özellikle genç nüfusun yakınlaşmasını sağlamak amacıyla KKTC üniversitelerinin, gelecek akademik yıldan başlamak üzere, belirli sayıda Rum öğrenciye burs vermesini de kararlaştırdı.

Bursların hangi şartlarda verileceğinin daha sonra açıklanacağı belirtildi. KKTC ile Rum yönetimi telekomünikasyon idaresi arasında BM aracılığıyla varılabilecek bir genel mutabakat çerçevesinde KKTC'de hizmet veren GSM şirketlerinin Rum tarafı ile ''rooming'' anlaşması yapmaları hususunda cesaretlendirilmelerini öngören KKTC Bakanlar Kurulu kararında, ''KKTC ile Güney Kıbrıs Rum yönetimi telekomünikasyon şirketleri arasında bir mutabakata varıldığı takdirde, iki taraf arasında normal telekomünikasyon hatlarının da artırılması öngörülmektedir'' denildi.

Kararda, KKTC Dışişleri ve Savunma Bakanlığı'nın bu konuda BM Barış Gücü nezdinde girişimde bulunarak, KKTC Telekomünikasyon İdaresi'nin Rum tarafıyla görüşme talebini ileteceği kaydedildi.

KKTC'den Rum tarafına geçecek araçlar için öngörülen harçların kaldırıldığı bildirilen kararda, şöyle denildi:

''KKTC hükümeti ön müsaadeye bağlı olarak Rum tarafı ile yapılacak ticaretin normalleştirilmesi için gerekli kararı alma hazırlığı içinde olup bunların uygulanmasına ilişkin düzenlemeler bilahare açıklanacaktır.''

HURRIYET 09/05/2003

Erdoğan: Kıbrıs'ta tüm ambargolar kalksın

Başbakan Tayyip Erdoğan, KKTC'ye ilk resmi ziyaretini yapıyor. Kıbrıs'ta iki ayrı devlet bulunduğunu ifade eden Erdoğan, tüm ambargoların kalkması çağrısında bulundu.

Başbakan Erdoğan, beraberindeki heyet ile birlikte bir günlük ziyaret Lefkoşa'ya gitti. Erdoğan, Geçitkale Havaalanı'nda yaptığı konuşmada, Kıbrıslı Türklerin 40 yıldır hak ve hürriyet mücadelesi verdiğini anlattı.

Kıbrıs Türk halkının 40 yıldır devam eden hak, hürriyet ve eşitlilik mücadelesinin emsali olmadığını ifade eden Başbakan Erdoğan, ''Kıbrıs Türkü, her türlü imkansızlığı aşarak haklarına ve özgürlüğüne sahip çıkmasını bilmiştir, başarmıştır. Bu başarının mutlaka birçok sebebi vardır. Ancak, inanç, gönül birliği, milli dava etrafında kenetlenme, birlik ve beraberliğin muhafazası herhalde en önemli etkenler olmuştur'' diye konuştu.

"İKİ AYRI DEMOKRATİK DEVLET"

Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Kıbrıs'ta, her açıdan eşit, dini ve dili ayrı iki halk, iki ayrı demokratik düzen ve iki ayrı devlet vardır. Kıbrıs'ta çözüm çabaları da bu gerçeklere dayanmalıdır. Kıbrıs'taki iki halk herşeyden önce adada yanyana, barış içinde yaşamanın koşullarını meydana getirmelidir. Birlikte kuracakları yeni ortaklığı güven ortamı üzerineinşa etmenin yollarını aramalıdırlar.''

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın iki taraf arasında serbest geçişleri sağlamasının Kıbrıs'ta, Türkiye'de ve dünyada memnuniyetle karşılandığını ve övgü aldığını ifade etti.

"Kıbrıs Türklerini güvenli geleceğe kavuşturmak kadar, güvenliği sağlama konusunda KKTC'nin tutumunu destekliyoruz. KKTC'de demokratik tartışma en büyük zenginlik" diyen Erdoğan, Denktaş, hükümet ve muhalefet parti liderleri ile sorunları görüşeceklerini bildirdi.

Türk devleti ve milletinin Kıbrıs Türk halkının yanında olmaya devam edeceğini vurgulayan Başbakan Erdoğan, ''Türkiye'nin ahdi ve tarihi sorumlulukları doğrultusunda desteğini esirgemeyeceğini'' ifade etti.

KIBRIS'TA TÜM AMBARGOLARI KALDIRMA ÇAĞRISI

Ada'daki gerçekler temelinde adil ve kalıcı barıştan yana olduklarını vurgulayan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Burada bir gerçeği altını çizerek KKTC'den tüm dünyaya haykırıyorum. Bugün bizim için anlamlı bir gündür diye sözlerime başladım. Kıbrıs Türk halkının 40 yıldır maruz bırakıldığı insanlık dışı ambargoların artık kaldırılmasının zamanı gelmiştir, bunun altını çiziyorum. Bugün Kıbrıs'ta en acil mesele budur. Biz aslında tüm ambargolara karşıyız ve bunların kaldırılmasını istiyoruz. Türkiye olarak da buna hazırız. Kıbrıs Türk halkı yıllardır hak etmediği engellerle karşı karşıya bırakılmıştır. Ancak tüm bu engellere karşın, KKTC'de gelinmiş olan nokta övgüye değerdir. Bu başarı sizlerin gayretleriyle elde edilmiştir.''

''SİZİ YALNIZ BIRAKMAYACAĞIZ''

Kıbrıs Türk halkının ekonomik gelişmeyi sağlayacak güç ve enerjiyesahip olduğuna inandığını ifade eden Erdoğan, ''Bu yolda sizi yalnız bırakmayacağız. Hükümetimiz siz kardeşlerimizin daha huzurlu ve daha müreffeh bir hayat sürmesini sağlamak için her türlü tedbir almaya kararlıdır'' dedi.

BİRLİK ÇAĞRISI

Erdoğan, Kıbrıslı Türkleri birliğe çağırdı:

Asla ulusal beraberliğinize gölge düşürmeyin, beraberliğinize gölge düşürmeyin, birbirinizi sevin, dayanışma içinde olun. Sizleri birbirinden ayırma suretiyle zayıf düşürmek olsa olsa Kuzey Kıbrıs üzerinde hesabı olanların işine yarar. İnanıyorum ki bu oyunu siz bozacaksınız. Öyleyse başımızı her
zaman iki elimiz arasına alacağız ve Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan tüm vatandaşlarımızın özgürlükler, insan hakları, paylaşımcılığın egemen olduğu bir dünyada insanca yaşamanın gururunu paylaşma hususunda, inanıyorum ki birliğiniz, beraberliğiniz ve inancınız en büyük azminiz olacaktır. Aydınlık yarınların yakın olmasını diliyorum.''

ERDOĞAN'I, CUMHURBAŞKANLIĞI'NA GELİŞİNDE DENKTAŞ KARŞILADI

Erdoğan'ı, KKTC Cumhurbaşkanlığı'na gelişinde, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Başbakan Derviş Eroğlu ile bakanlar karşıladı. Denktaş ve Erdoğan, tokalaşarak basın mensuplarına poz verdiler.

Daha sonra, yemeğe geçen Denktaş ve Erdoğan, yemeğin ardından heyetler arası görüşmelere geçtiler.

"ADA'DA YENİ GÜVEN ORTAMI OLUŞTU"

Başbakan Erdoğan, KKTC'ye hareketinden önce de Esenboğa Havalimanı'nda açıklamalarda bulundu. Kıbrıs meselesinin kritik bir aşamadan geçtiğini bildiren Erdoğan, KKTC tarafının atmış olduğu adımlarla adada yeni bir ortamın ve atmosferin oluşmasını sağladığını kaydetti. Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''B
iz bu gelişmeleri olumlu karşılıyoruz. İki taraf arasında güven ortamının tesis edilmesi, önem arz etmektedir. Bu aynı zamanda gerçekler temelinde kapsamlı bir çözüme ulaşılmasına da zemin hazırlayacaktır. Buna da inanıyoruz. Kıbrıs sorununun bulunduğu aşamayı ve bu konuları, Sayın Denktaş ve KKTC hükümetiyle ele alıp değerlendireceğiz. Bu çerçevede, KKTC ekonomisinin karşılaştığı sorunları çözmenin yollarını da birlikte arayacağız.

Türkiye, Kıbrıs meselesinde gerçekler temelinde adil ve kalıcı bir çözüme
ulaşılmasından yanadır. Bu yöndeki çabalarımızı da sürdürmek niyetindeyiz. Bu anlayışla, BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonunuda destekliyoruz.

AVRUPA GÜNÜ'NÜN ÖNEMİ

Türkiye, uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan akdi yükümlülüklerinin ve Kıbrıs Türk halkına olan sorumluluğunun bir gereği olarak, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Kıbrıs Türkü'nün yanında yerini alacak ve desteğini de sürdürecektir.''

Gazetecilerinin sorularını da yanıtlayan Erdoğan, ''Bugün Avrupa Birliği günü. Bugünü seç
menizin özel bir anlamı var mı?'' sorusu üzerine, ''Bugünün Avrupa Birliği günü olmasının bizim için de önemi büyük. Zaten buna atfettiğimiz önem nedeniyle bugünü seçtik. Bu bizim AB'ye Türkiye'nin girişi noktasına, hususuna ne kadar önem verdiğimizin bir ifadesidir de. Kıbrıs'ın da özellikle KKTC'yle ilgili olarak bu konunun hassasiyeti sebebiyle bugünü seçtik'' diye konuştu.

UYDURMA HABERLER

Kuzey Irak'taki Türk askeri varlığının geri çekilmesi konusunda ABD'den talepler olduğu yönündeki iddiaların anımsatılması üzerine Erdoğan, ''Bu haberlerin hepsi uydurma haberler. Ne böyle talep var, ne böyle bir dedikodu var. Ben de dün basın mensubu arkadaşlardan duydum. Böyle bir şey söz konusu değildir'' dedi.

PAPADOPULOS'UN DEĞERLENDİRMESİ

Bir gazetecinin, Kıbrıs'ta olumlu adımlar atılırken, olumsuz açıklamalar da olduğunu belirterek, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un, ''ziyareti yasadışı olarak'' değerlendirdiğini hatırlatması üzerine, Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Bunu burada değerlendirmem bir
az gereksiz. Gerekli olan değerlendirmeleri Kıbrıs'ta yapmamız çok daha isabetli olacaktır. Onun için, biraz daha sabırlı olun. Kıbrıs'taki açıklamalarımız, zannediyorum çok daha bu noktada önem taşımaktadır. Bütün düşüncelerimiz ve açıklamalarımız, Kıbrıs'ta yerli yerine oturacaktır diye düşünüyorum.''

GÜL, BAŞBAKAN VEKİLİ

Başbakan Erdoğan ile birlikte Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, bazı milletvekilleri ve bürokratlar da KKTC'ye gittiler.

Erdoğan, temaslarının ardından akşam saatlerinde Türkiye'ye dönecek.

Başbakan Erdoğan'a Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül vekalet edecek.

HURRIYET 09/05/2003

Kuzey'e geçen Rumlara yakınlaş(ma) rehberi

Hüseyin ALKAN / LEFKOŞA

Kıbrıs'ta 23 Nisan'da başlayan karşılıklı geçişlerin Rum Yönetimi'nde yarattığı rahatsızlık büyüyor. Rum Yönetimi, vatandaşlarına açıkça 'İşgal bölgelerine' gitmeyin çağrısı yaparken, 'Typos' adlı bir Rum haber portalı, Kıbrıslı Rumlar için 'İşgal bölgeleri rehberi' hazırladı.

Rehberde, Rumlara 'Mümkünse gitmeyin' deniyor, gideceklere 'kendinizden geçmeyin' çağrısı yapılıyor. Rehberdeki bazı tavsiyeler şöyle:

El ayak öpmeyin

Duygusal ihtiyaçlarınız için oradaki ev ve mallarınızı görmek istemeniz anlaşılabilir bir durum. Ancak bunun bir el ve ayak öpme işlemi olduğunu aklınızdan çıkarmayın.

Türkiyelilere yaklaşmayın

Yerleşiklerle (Türkiye'den gelenler) alışveriş yapmamaya dikkat edin, taksilerine binmeyin, restoranlarında yemeyin, dükkanlarına uğramayın. Bu insanlar ülkemizde yabancıdırlar ve birgün gidecekler. Onları hemen tanırsınız. Ne İngilizce ne Rumca konuşurlar. Kıbrıslı Türkler onları istemiyorlar.

Pazarlık yapın

Kıbrıs Lirası kullanın. Para üstünü Türk Lirası olarak almayın. 1 Kıbrıs Lirası 3 milyon TL'dir. Döviz kurunu 2 milyon 500 binden hesaplayabilirler. Dikkatli olun. Sert pazarlıklar yapın. İstediğiniz fiyatı kabul edecek mutlaka birisini bulursunuz. Restoranda fiyatlı mönü isteyin.

Kumarhaneye gitmeyin

Sadece Girne'de 22 tane var. Bu durum Girne gibi küçük bir şehir için doğal bir şey değil. Kuzey Kıbrıs'ı kumar kulübüne çevirmişler. Kendimize gelmezsek bu yasa dışılığı onaylamış oluruz.

Korumanız yok

İşgal bölgelerinde sizi koruyacak hiç kimse bulunmamaktadır. Polisimizin ve hükümetimizin hiçbir yetkisi yoktur. Tutuklanıp mağdur olabilirsiniz. Yollarda birçok eski araba bulunmaktadır. Özellikle bu arabalara dikkat edin.

Benzinlerinin kalitesi kötüdür.

Türkler müslüman oldukları için domuz eti yemezler.

HURRIYET 09/05/2003

Erdoğan: Kıbrıs'ta çözüm iki devlet esasına dayanmalı

09/05/2003 RADIKAL

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs'ta iki ayrı devletin bulunduğunu belirterek, çözüm çabalarının bu gerçeklere dayanması gerektiğini söyledi.
Erdoğan, özel uçak 'ATA' ile saat 11.35'de günübirlik bir ziyaret için Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne geldi. Başbakan Erdoğan'ı Geçitkale Havaalanı'nda KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu ve bazı bakanlar karşıladı. Karşılamada, ellerinde pankartlar, Türkiye ve KKTC bayrakları olan vatandaşlar bulundu ve davul zurnalar çalındı. Vatandaşların yoğun sevgi gösterisinde bulunduğu, halkoyunları ekibinin gösteri sunduğu karşılamada, küçük bir kız çocuğu Erdoğan'a çiçek verdi. Erdoğan da kız çocuğunu yanaklarından öptü. Başbakan Erdoğan ile birlikte Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler de KKTC'ye geldi.
Erdoğan, Geçitkale Havaalanı'nda yaptığı konuşmada, Kıbrıs'ta, her açıdan eşit, dini ve dil
i ayrı iki halk, iki ayrı demokratik düzen ve iki ayrı devlet olduğunu belirterek, "Kıbrıs'ta çözüm çabaları da bu gerçeklere dayanmalıdır" dedi. Kıbrıs Türk halkının 40 yıldır devam eden hak, hürriyet ve eşitlilik mücadelesinin emsali olmadığını vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Kıbrıs Türkü, her türlü imkansızlığı aşarak haklarına ve özgürlüğüne sahip çıkmasını bilmiştir, başarmıştır. Bu başarının mutlaka birçok sebebi vardır. Ancak, inanç, gönül birliği, milli dava etrafında kenetlenme, birlik ve b
eraberliğin muhafazası herhalde en önemli etkenler olmuştur.
Kıbrıs'ta, her açıdan eşit, dini ve dili ayrı iki halk, iki ayrı demokratik düzen ve iki ayrı devlet vardır. Kıbrıs'ta çözüm çabaları da bu gerçeklere dayanmalıdır. Kıbrıs'taki iki halk herşeyde
n önce adada yan yana, barış içinde yaşamanın koşullarını meydana getirmelidir. Birlikte kuracakları yeni ortaklığı güven ortamı üzerine inşa etmenin yollarını aramalıdırlar."
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın, Türk ve Rum halkları arasında güven ortamı yaratılması için yaptığı çağrıları ve attığı adımları memnuniyetle karşıladıklarını bildiren Erdoğan, özellikle son atılan olumlu adımın neler başardığının, yalnız Kıbrıs halkı değil, Türkiye ve tüm dünyanın övgüyle izlediğini belirtti. Erdoğan, şunları söyledi
:
"Kıbrıs Türklerini güvenli bir geleceğe kavuşturmak kadar, adada barış ve huzuru hakim kılmak yönünde, KKTC yönetiminin izlediği bu dirayetli tutumu destekliyoruz. KKTC'nin iktidarı ve muhalefetiyle oluşturduğu çoğulcu demokratik yapı ve tartışmayı, Kıb
rıs Türk halkının en büyük zenginliği olarak görüyorum."
KKTC Cumhurbaşkanı Dentaş, Başbakan Derviş Eroğlu ve hükümet yetkilileriyle bütün meseleleri etraflıca değerlendirme imkanı bulacaklarını anlatan Erdoğan, işbirliğini en ileri boyutlara götürmenin y
ollarını arayacaklarını, muhalefet partilerinin yetkilileriyle de görüş alışverişinde bulunacaklarını söyledi.

'AMBARGOLAR KALDIRILMALI'

Erdoğan, Türkiye'nin, adadaki gerçekler temelinde adil ve kalıcı bir çözüme ulaşılmasından yana olduğunu belirterek
, bu yöndeki çabaların, KKTC yönetimiyle sürdürme niyetinde olduklarını ifade etti. Erdoğan, şöyle konuştu:
"KKTC Hükümeti'nin geçişlerin serbestleştirilmesi ve bunu tamamlayacağı yönde attığı adımların iki taraf arasındaki ilişkilerin normalleşmesine kat
kıda bulunacağı gibi, adil ve kalıcı bir çözümü kolaylaştıracağına inanıyoruz. Kıbrıs Türk tarafının bu önerilerinin heba edilmesi ve bütün taraflarca dikkate değerlendirmesi gereken önemli bir fırsat olarak önümüzde durmaktadır. Burada bir gerçeği altını çizerek KKTC'den tüm dünyaya haykırıyorum. Bugün bizim için anlamlı bir gündür diye sözlerime başladım. Kıbrıs Türk halkının 40 yıldır maruz bırakıldığı insanlık dışı ambargoların artık kaldırılmasının zamanı gelmiştir, bunun altını çiziyorum. Bugün Kıbrıs'ta en acil mesele budur. Biz aslında tüm ambargolara karşıyız ve bunların kaldırılmasını istiyoruz. Türkiye olarak da buna hazırız.
Kıbrıs Türk halkı yıllardır hak etmediği engellerle karşı karşıya bırakılmıştır. Ancak tüm bu engellere karşın, KKTC'de ge
linmiş olan nokta övgüye değerdir. Bu başarı sizlerin gayretleriyle elde edilmiştir."

'SİZİ YALNIZ BIRAKMAYACAĞIZ'

Kıbrıs Türk halkının ekonomik gelişmeyi sağlayacak güç ve enerjiye sahip olduğuna inandığını ifade eden Erdoğan, "Bu yolda sizi yalnız bı
rakmayacağız. Hükümetimiz siz kardeşlerimizin daha huzurlu ve daha müreffeh bir hayat sürmesini sağlamak için her türlü tedbir almaya kararlıdır" dedi. Ekonominin sorunlarını çözmenin yollarını aradıklarını, ekonomik ve sosyal meseleleri duyarlılıkla ele alacaklarını belirten Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:
"Değerli kardeşlerim, huzur ve güven içinde olun. Türkiye devleti ve milletiyle sizlerin yanında olmaya devam edecektir. Ahdi ve tarihi sorumlulukları doğrultusunda Türkiye, hiçbir zaman sizlerden d
esteğini esirgemeyecek. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Bizim derdimiz, sizin derdinizdir. Sizin derdiniz, bizim derdimizdir. Asla ulusal beraberliğinize gölge düşürmeyin, beraberliğinize gölge düşürmeyin, birbirinizi sevin, dayanışma içinde olun. Sizleri birbirinden ayırma suretiyle zayıf düşürmek olsa olsa Kuzey Kıbrıs üzerinde hesabı olanların işine yarar. İnanıyorum ki bu oyunu siz bozacaksınız. Öyleyse başımızı her zaman iki elimiz arasına alacağız ve Kuzey Kıbrıs'ta yaşayan tüm vatandaşlarımızın özgürlükler, insan hakları, paylaşımcılığın egemen olduğu bir dünyada insanca yaşamanın gururunu paylaşma hususunda, inanıyorum ki birliğiniz, beraberliğiniz ve inancınız en büyük azminiz olacaktır. Aydınlık yarınların yakın olmasını diliyorum."


Erdoğan Kıbrıs'ta

Başbakan sıfatıyla ilk kez bugün KKTC'ye gidecek Erdoğan'ın, Kıbrıs'ta BM gözetiminde müzakerelerin derhal başlaması çağrısı yapması bekleniyor

09/05/2003 RADIKAL

RADİKAL - ANKARA - KKTC'nin Yeşil Hat'ı geçişlere açması bir yandan çözüm umudunu pekiştirir, bir yandan bölünmüşlüğü koruyacağı kaygısı yaratırken, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye hükümetinin başkanı sıfatıyla KKTC'ye bugün ilk ziyaretini düzenliyor.
Başbakan Erdoğan, Kıbrıs'ta, Rum Kesimi'nin AB'ye üyelik anlaşmasını imzalama
sı, KKTC vatandaşlarına Türk pasaportu verilmesi kararı ve geçişlerin serbest bırakılmasının ardından yaşanan gelişmelerle ilgili görüş alışverişinde bulunacak. Erdoğan'ın BM gözetiminde müzakerelerin başlatılması çağrısında bulunması bekleniyor. Bunun Denktaş'la arasında yeni bir gerilime yol açması olası.
Erdoğan dokuz saatlik ziyareti sırasında KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Başbakan Derviş Eroğlu, Meclis Başkanı Vehbi Serter ve muhalefetteki Cumhuriyetçi Türk Partisi lideri Mehmet Ali Talat ve Toplum
sal Kurtuluş Partisi lideri Hüseyin Angolemli ile görüşecek. Kıbrıs'a Avrupa Birliği Günü'nde giden Erdoğan, böylece Kıbrıs meselesinin çözümünün Türkiye'nin AB üyeliğinin bir şartı olarak görülmesine karşı Ankara'nın tepkisini gösterecek, Erdoğan, ziyaretinde AB'nin 16 Mayıs'ta Kıbrıs Rum Kesimi ile üyelik anlaşması imzalayarak hata ettiğini, ancak bu hatanın düzeltilmesi için vakit olduğunu vurgulayacak.

İmaj tazeleme ziyareti
Türkiye'nin uluslararası kamuoyunda Kıbrıs sorununun çözümünde 'uzlaşmaz' bir tutum sergilediği yönündeki imajını tersine çevirmeyi amaçlayan Erdoğan'ın, KKTC liderine de bazı mesajları olması bekleniyor. Denktaş'a çözümden yana adımların Türkiye ve KKTC tarafından birlikte atılacağı güvencesi vermesi beklenen Erdoğan'ın ziyaret ka
psamında, KKTC' nin Yeşil Hat'ı açma kararına da dikkat çekerek, Rum Yönetimi'ne ve uluslararası çevrelere, "Biz farklı gruplarla bir arada yaşamaya alışkın bir toplumuz. Tecrit politikasını siz savunuyorsunuz" mesajı vermesi de bekleniyor.
Erdoğan bugün,
Denktaş'ın vereceği öğle yemeğinin ardından heyetlerarası görüşmelere geçilecek. Basın toplantısı da düzenleyecek olan Erdoğan, Meclis Başkanı Vehbi Serter ve Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Ahmet Özteker'le de görüşecek. Erdoğan Girne Limanı'nda incelemelerde bulunduktan sonra akşam saatlerinde Türkiye'ye dönecek.

Berlusconi geliyor
Öte yandan, İtalya Başbakanı Sergio Berlusconi, pazartesi günü Başbakan Erdoğan'ın daveti üzerine Türkiye'ye geliyor. Türkiye'de iki gün kalacak olan Berlusconi, Erdoğan ile çalışma yemeğinde bir araya gelecek. İtalya Başbakanı Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından da kabul edilecek. Başbakanlık Basın Merkezi'nden yapılan yazılı açıklamada, görüşmelerde başta ticari ve ekonomik konular olmak üzere Kıbrı
s, Türkiye-AB ilişkileri,
Irak ve Ortadoğu'nun da ele alınacağı belirtildi.
Erdoğan ile Berlusconi'nin Türk-İtalyan İş Konseyi'nin yemeğine katılmak için salı günü İstanbul'a geçmesi planlanıyor.

‘Kıbrıs Türk’üne ambargo kalkmalı’

Başbakan Erdoğan, KKTC’de yaptığı ilk açıklamada, Kıbrıs’ta iki ayrı devlet bulunduğunu belirterek, “Çözüm çabaları da bu gerçeklere dayanmalıdır” dedi. Erdoğan, KKTC’ye uygulanan ambargonun da kaldırılmasının zamanının geldiğini söyledi.

NTV-MSNBC

9 Mayıs— Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, KKTC’ye hareketinden önce Esenboğa Havalimanı’nda yaptığı açıklamada da Türkiye’nin bugüne kadar Kıbrıs Türk’ünün yanında olduğunu, bundan sonra da olacağını söyledi. Erdoğan “BM Genel Sekreteri’nin iyi niyet misyonunu destekliyoruz" dedi.

KKTC’de Geçitkale Havaalanı’nda bir konuşma yapan Başbakan Erdoğan, Kıbrıs’ta iki ayrı demokratik düzen ve iki ayrı devlet olduğunu belirterek, “Denktaş’ın güven ortamı için yaptığı çağrıları memnuniyetle karşılıyoruz. Özellikle son atılan olumlu adımların neler getirdiğini Türkiye ve tüm dünya övgüyle izlemektedir. Adada barış ve huzuru hakim kılmak yönünde KKTC’nin attığı adımları destekliyoruz.” dedi.
Erdoğan, Türkiye’nin adadaki gerçekler temelinde adil ve kalıcı çözümler istediğini belir
terek, “Kıbrıs Türk’üne uygulanan ambargonun kaldırılmasının artık zamanı gelmiştir. Kıbrıs’ta en acil mesele budur. Kıbrıs Türk halkı yıllardır haketmediği engellerle karşı karşıya bırakılmıştır.Türkiye sizi yalnız bırakmayacak” dedi.

ESENBOĞA’DAKİ KONUŞ
MA
Başbakan Erdoğan, KKTC’ye inmeden önce havalimanında yaptığı açıklamada, temasları sırasında KKTC ekonomisindeki sorunların çözüm yollarını birlikte arayacaklarına da işaret etti. Erdoğan “BM Genel Sekreteri’nin iyi niyet misyonunu destekliyoruz” dedi.
Başbakan Erdoğan, daha sonra gazetecilerin kendisine yönelttiği soruları yanıtladı. Bir gazetecinin, KKTC ziyareti için AB gününün özellikle mi seçildiği şeklindeki sorusuna Erdoğan, “Bugünün AB günü olmasının bizim için de önemi büyük. Zaten buna atfett
iğimiz önem nedeniyle bugünü seçtik” yanıtını verdi.

ULUSA SESLENECEK
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, KKTC gezisini tamamlamasının ardından bu akşam yurda dönecek ve ulusa seslenecek. Başbakan Erdoğan’ın “Ulusa Sesleniş”i saat 21.30’dan itibaren NTV’den yayınlanacak.

Erdoğan’ın ziyareti yasadışı’

Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos, Başbakan Erdoğan’ın Ada’ya ziyaretinin yasadışı olduğu savundu. NTV

9 Mayıs — Papadopulos, ayrıca görüşmelerin yeniden başlatılması amacıyla zamansız girişimlerde bulunulmasının, barış sürecini yeniden çıkmaza sokabileceğini söyledi.

Papadopulos, Birleşmiş Milletler planının, son gelişmelere ve Rum Kesimi’nin Avrupa Birliği ile imzaladığı katılım antlaşmasına uyarlanması için değişikliğe tabi tutulması gerektiğini belirtti.
Rum Kesimi lideri, kendisinin Annan planı zemininde müzakere masasına dönerek, barış görüşmelerine başlamaya hazır olduğunu da vurguladı. Rum Kızılhaç Cemiyeti’nin düzenlediği bir bağış kampanyası etkinliğinde konuşan Papadopulos, ‘Kıbrıslı Rumlar
ve Kıbrıslı Türkler birlikte yaşayamazlar’ felsefesinin artık çöktüğünü de savundu


KKTC’den yeni adımlar

KKTC Hükümet Sözcüsü Salih Miroğlu, Rum Kesimiyle ilişkilerin geliştirilmesine yönelik Türk tarafının atacağı yeni adımları açıkladı.

NTV

 

9 Mayıs— Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, KKTC’yi ziyaret ederken, KKTC Hükümet Sözcüsü Salih Miroğlu, Türk tarafının bundan sonra atacağı adımlarla ilgili bilgi verdi. Bu çerçevede alınan kararlar içerisinde, KKTC’nin Temmuz 2000’den beri BM görevlilerine uyguladığı kısıtlamaların kaldırılması da yer alıyor.

Salih Miroğlu, KKTC Hükümeti’nin, belli sayıda Rum öğrenciye Kuzey Kıbrıs’taki üniversitelerde burs sağlanmasının da planlandığını bildirdi.
Miroğlu ayrıca, Türk tarafında faaliyet gösteren GSM operatörlerinin Rum kesimiyle “roaming” anlaşması yapmasını özendirecek ticaretin serbestleşmesi için de adımlar atacaklarını söyledi.

KKTC’nin su sorunu masada

AKP Hükümeti, Kıbrıs’ın içme suyu sorununu çözmek amacıyla, Manavgat ve Anamur suyunun Ada’ya taşınması için ihale dosyası hazırladı. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Kıbrıs gezisinde, konunun masaya yatırılması bekleniyor.

Sezer Kılıç / Ankara
NTV-MSNBC

9 Mayıs— Kıbrıs’ın susuzluğunun giderilmesi için planlanan su taşıma projesi, Türk ve Rum Kesimi’nin başlattığı son uygulamalardan sonra yeniden ivme kazandı.

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Kıbrıs gezisine katılan Enerji Bakanı Hilmi Güler’in konuyla ilgili yapılan hazırlıkları KKTC yetkilileriyle görüşmesi bekleniyor. Öte yandan Rum Kesimi’nin de Türkiye’den gelecek içme suyuna talip olabileceği belirtiliyor.
Bu arada Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ihale dosyası hazırlıklarını son aşamaya getirdi. Buna göre, Manavgat ve Anamur suyunun bo
ru veya tankerlerle yap-işlet-devret modeli kullanılarak Kıbrıs’a taşınması sözkonusu olabilecek. Bir süre önce açıklama yapan Devlet Su İşleri Genel Müdürü Veysel Eroğlu, birkaç firmadan teklif geldiğini duyurmuş, deniz tankerleriyle Yunan adalarından Kıbrıs’a kadar suyun taşınmasının planlandığını söylemişti.

Erdoğan: İki devletli çözüm

Başbakan Erdoğan, KKTC’de yaptığı ilk açıklamada, Kıbrıs’ta iki ayrı devlet bulunduğunu belirterek, “Çözüm çabaları da bu gerçeklere dayanmalıdır” dedi. Erdoğan, KKTC’ye uygulanan ambargonun da kaldırılmasının zamanının geldiğini söyledi.

NTV-MSNBC

9 Mayıs— Avrupa Birliği’ne çağrıda bulunan Erdoğan, Birlik’in Kıbrıs’a gerçekçi bir bakış açısı geliştirmesi gerektiğini söyledi ve iki ayrı devletin varlığı üzerine Kıbrıs sorununa yapıcı katkı yapmasını istedi. Erdoğan, Kıbrıs’lı Türkler’e uygulanan ambargonun da kaldırılmasını istedi.

KKTC’ye resmi ziyaret gerçekleştiren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile biraraya geldi. Görüşme sonrası gazetecilere açıklamalarda bulunan Denktaş ve Erdoğan birlik mesajı verdi.
Başbakan Erdoğan, “2 Nisan’da kapalı olan Maraş bölgesiyle ilgili açıklamalar, sınırların açılmasıyla atılan adımlar başta Denktaş’ın olmak üzere KKTC Hükümeti’nin ciddi m
esajlarıdır” diye konuştu ve bu adımların Türkiye tarafından desteklendiğini söyledi.

AB’YE ÇAĞRI
AB’ye çağrıda da bulunan Başbakan Erdoğan, Birliğin Kıbrıs’taki gerçekleri dikkate alarak çözümler üretmesi gerektiğini söyledi. Erdoğan, AB’nin KKTC’nin varlığını gözeterek açılımlar yapmasını istedi.

AMBARGO KALKSIN
KKTC’ye uygulanan ambargo ve kısıtlamaların meşru temeli bulunmadını anlatan Başbakan, “Kıbrıs Türkü’ne uygulanan her ambarganun kaldırılmasından yanayız. Türkiye ve Yunanistan’ın bu yönde adımlar atması gerek. Başta BM ve AB olmak üzere uluslararası camiya bu sürece katılmaya davet ediyorum” dedi.

YUNANİSTAN’A ÇAĞRI
Erdoğan, Kıbrıs’ta Türkler’e ve Rumlar’a uygulanan her türlü ambargonun süratle kaldırılması için Yunanistan’ın da çağrıda bulundu.
Başbakan, Türkiye’nin ve Yunanistan’ın ambargoların kaldırılması konusunda üzerlerine düşeni yapması gerektiğini belirterek, “Biz Türkiye olarak buna hazırız. Yunanistan da bu desteği ve cesareti göstermeli” diye konuştu.
Erdoğan bir soru üzerine, amba
rgoların kaldırılması konusunda Yunanistan’ın Rum Kesimi’ne gerekli desteği vermesi durumunda, limanlar ile hava koridoru sorununun da kendiliğinden çözüleceğini söyledi.
Annan planının Ada’daki Türk ve Rum tarafının kabul etmesi durumunda görüşme zemini
olarak kullanılabileceğini bildirden Erdoğan Türkiye’nin BM’nin iyi niyet misyonunu desteklediğini de vurguladı.

DENKTAŞ: MUTABIKIZ
KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş da Türkiye ile her konuda mutabık kalmanın mutluluğu içinde olduklarını söyledi.
“Anavatan Kuzey Kıbrıs’ı her yönde desteklemiştir ve desteklemeye devam edecektir. Kıbrıs’ta uzlaşma olabilir. Eğer taraflar birbirlerinin haklarına saygılı olurlarsa, varlığını eşitliği kabul ederlerse. Uzlaşma zor değil, mümkündür” diye konuştu.

ULUSA SESLENECEK
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, KKTC gezisini tamamlamasının ardından bu akşam yurda dönecek ve ulusa seslenecek. Başbakan Erdoğan’ın “Ulusa Sesleniş”i saat 21.30’dan itibaren NTV’den yayınlanacak.

EMBARGOLAR KALDIRILMALI

EN ACİL MESELE BUDUR: Kalabalık bir heyette 9 saatlik bir ziyaret için KKTC'ye gelen TC Başbakanı Erdoğan, Geçitkale Havaalanı'nda yaptığı açıklamada, 'Bir gerçeğin altını çizerek KKTC'den tüm dünyaya haykırıyorum. Kıbrıs Türk halkının 40 yıldır maruz bırakıldığı insanlık dışı ambargoların kaldırılmasının artık zamanı gelmiştir. Kıbrıs'ta bugün en acil mesele budur. Türkiye olarak da buna hazırız' dediBU ADIMLAR HEBA EDİLMEMELİ: TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs'ta adil ve kalıcı bir çözümde ısrarlı olduklarını ifade ederek, geçişlerin serbest bırakılmasının adada normalleşmeye katkıda bulunacağı gibi adil ve kalıcı çözümü de kolaylaştıracağını söyledi. Erdoğan, 'KKTC'nin bu adımı heba edilmemeli' dedi

KIBRIS 10/05/2003

Bakanlar Kurulu, beş karar daha aldı

BARIŞ GÜCÜ TÜM KAPILARI KULLANACAK... Barış Gücü'nün Ledra Palace Sınır Kapısı'nın yanında diğer kapıları da kullanabilmesi sağlanacak RUM ÖĞRENCİLERE BURS... Önümüzdeki akademik yıldan itibaren KKTC üniversitelerinde eğitim görecek Rum öğrencilere burs verilecek GÜNEY KIBRIS İLE ROMİNG... KKTC'de hizmet veren GSM şirketleri, Rum tarafı ile 'roming' anlaşmaları yapmaları hususunda cesaretlendirilecek RUM TARAFI İLE TİCARET NORMALLEŞECEK... KKTC Hükümeti, ön müsaadeye bağlı olarak Rum tarafı ile yapılacak ticaretin normalleştirilmesi için gerekli kararları alacak ARABA HARCI KALDIRILDI... KKTC'nden Güney Kıbrıs'a geçecek araçlar için öngörülen harçlar kaldırıldı

KIBRIS 10/05/2003

Erdoğan: Kıbrıs konusunda şartlar neyi gerektiriyorsa anında değerlendireceğiz

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Kıbrıs konusunda mevcut çerçeve içerisinde olumlu adımlar atmaya devam edeceğiz. Bu Türkiye'nin kararlılığıdır. Gelişen şartlar neyi gerektiriyorsa, Türkiye bu şartları anında değerlendirip bu kararları vermeye muktedirdir' dedi.Erdoğan, KKTC'den dönüşünde Esenboğa Havalimanı'nda düzenlediği basın toplantısında 'KKTC'nin attığı olumlu adımlardan Türkiye'nin beklediği olumlu sonuçlar çıkmazsa, bundan sonra ne yapılacağına' ilişkin bir soru üzerine, 'Şu anda mevcut çerçeve içerisinde olumlu adımlarımızı atmaya devam edeceğiz.

KIBRIS 10/05/2003

Bugünün Avrupa Birliği günü olmasının bizim için önemi büyük.

Recep Tayyip Erdoğan
‘ANNAN’

Rauf Raif Denktaş
‘ANNAMAM’

'Bugünün Avrupa Birliği günü olmasının bizim için önemi büyük. Zaten buna atfettiğimiz önem nedeniyle bugünü seçtik. Bu bizim AB`ye Türkiye`nin girişi noktasına, hususuna ne kadar önem verdiğimizin bir ifadesidir de...”

'Kıbrıs’ta adadaki gerçekler ışığında adil ve kalıcı bir çözüm istiyoruz. Bu konuda ısrarlıyız, Bu yöndeki çabaları Kıbrıs Türk tarafı ile birlikte sürdürme niyetindeyiz'

“Biz Kıbrıs'ın her iki tarafına, Kıbrıs Türklerine ve Kıbrıs Rumlarına uygulanan her türlü ambargonun süratle kaldırılmasından yanayız.”

'Tarafların mutabık kalmaları halinde Annan planı müzakere edilebilir. BM’nin i
yi niyet misyonunu destekliyoruz"

YENIDUZEN 10/05/2003

Erdoğan:

“Annan Planı müzakere edilebilir!"

ANNAN PLANI... “Taraflar mutabık kaldıktan sonra Annan Planı’ndan istifade edebilirler. İstifade edilebilir, müzakere edilebilir”

BM GÜVENLİK KONSEYİ... “BM Güvenlik Konseyi’ni, iyiniyet misyonunu desteklemeye devam ediyoruz ve bunun başarıyla noktalanmasını istiyoruz.”

AB VE ÇÖZÜM... “AB’ye tam üyelik temel hedefimizdir. Türkiye ve Kıbrıs Türkleri Avrupa ideallerini ve değerlerini paylaşmaktadırlar. AB’nin de Kıbrıs’a dönük olarak artık gerçekçi bir bakış açısı ve perspektif geliştirmesinin sorunun
değil, çözümün parçası olması gerektiğini düşünüyoruz”

AMBARGOLAR...“Türkiye, Rum tarafına olan ambargoları kaldırmaya hazır. Ama tabii şartlarımız var, KKTC’ye uygulanan ambargolar kaldırılmalı”

ÇÖZÜM...“Bu konuda ısrarlıyız, Bu yöndeki çabaları Kıbrıs
Türk tarafı ile birlikte sürdürme niyetindeyiz”

Yeni DÜZEN (Haber Merkezi)
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, günübirlik temaslarda bulunmak üzere dün Kıbrıs’a geldi.
Türkiye Başbakanı Erdoğan Kuzey Kıbrıs’a gelişinin hemen ardından Geçitkale Havaalanı’nda bir basın toplantısı düzenledi..
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs’ta tarafların mutabık kalması halinde Annan Planı’ndan yararlanılabileceğini ve müzakere edilebileceğini vurguladı
Erdoğan, cumhurbaşkanlığında düzenlediği basın top
lantısında ise soruları yanıtlarken,
Annan Planı’yla ilgili soru üzerine, “Taraflar mutabık kaldıktan sonra Annan Planı’ndan istifade edebilirler. İstifade edilebilir, müzakere edilebilir” diye konuştu...
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Edoğan yaklaşık 9 s
aatllik resmi bir ziyaret için beraberindeki bir heyetle Türkiye Başbakanlığı’na ait “Ata”özel uçağıyla dün saat 11.35’te Kuzey Kıbrıs’a geldi.
Erdoğan’ı Geçitkale Havaalanı’nda Başbakan Derviş Eroğlu, Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Hayati Güven, Güvenlik
Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Necmettin Baykul, Turizm ve Çevredende Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, bakanlar, Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergün Olgun, milletvekilleri üst düzey bürokratlar ve kalabalık bir halk topluluğu karşıladı.
Erdoğan’ın heyetinde Türkiye Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, Enerji ve abii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, Çevre Bakanı Kürşat tüzmen ile bazı milletvekilleri ve üst düzey bürokratlar da bulunuyor.

Geçitkale’de basın toplantısı

Erdoğan, Geçitkale Havaalanı’nda yaptığı açıklamada, KKTC’yi yalnız bırakmayacaklarını ve Kıbrıs Türkleri’nin daha müreffeh bir hayat sürmeleri için her türlü tedbiri almaya kararlı olduklarını söyledi..
“Huzur ve güven içinde olunuz, Türkiye hiçbir zam
an desteğini sizden esirgemeyecektir” diyen Erdoğan, Kıbrıs Türkleri’nin asla ulusal birliğine gölge düşürmemesini ve birbirini sevmesini istedi. Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs Türkü’nün 40 yıldır maruz bırakıldığı insanlık dışı ambargoların kaldırılmasının zamanının geldiğini, en acil meselenin bu olduğunu belirterek, “Sizin derdiniz bizim derdimiz, bizim derdimiz sizin derdinizdir” dedi.
KKTC hükümetinin Kıbrıs konusunda izlediği “dirayetli tutumu” desteklediğini kaydeden Erdoğan, KKTC’nin
iktidarı ve muhalefetiyle oluşturduğu demokratik yapının Kıbrıs Türkü’nün en büyük zenginliği olduğunu söyledi.
Kıbrıs’ta adil ve kalıcı çözümde ısrarlı olduklarını kaydeden Erdoğan, geçişlerin serbest bırakılmasının adada normalleşmeye katkıda bulunacağı
gibi adil ve kalıcı çözümü de kolaylaştıracağını ifade etti. Erdoğan, “KKTC’nin bu adımı heba edilmemeli” dedi.
Erdoğan, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın güven ortamı yaratılması için attığı adımlardan duyduğu memnuniyeti de dile getirdi.

"Türkiye adil ve kalıcı bir çözümden yana”

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs’ta iki ayrı halk ve devlet bulunduğunu vurgulayarak, adadaki çözüm çabalarının da bu gerçeğe dayanması gerektiğini kaydetti.
Türkiye’nin adadaki gerçekler temelinde adil ve kalıcı bir çözümden yana olduğunu ifade eden Erdoğan, “Bu konuda ısrarlıyız, Bu yöndeki çabaları Kıbrıs Türk tarafı ile birlikte sürdürme niyetindeyiz” dedi.
Cumhurbaşkanı Denktaş’ın güven artırıcı çağrılarını ve bu yönde atılan adımları memnuniyetle karşıladıkla
rının altını çizen Erdoğan, Türk tarafının attığı adımların Türkiye ve dünyada övgüyle izlendiğini kaydetti.
Türk tarafının atmış olduğu adımların adadaki barış sürecine katkı koyacağını ifade eden Erdoğan adil ve kalıcı çözümü de kolaylaştıracağına inanç
belirtti.
“KKTC’ye” uygulanan ambargoların kaldırılması çağrısında bulunan Erdoğan, “Tüm ambargolara karşıyız, kaldırılmasını istiyoruz. Türkiye olarak da buna hazırız” dedi.
Tüm ambargolara rağmen KKTC’nin ulaştığı gelişmişlik düzeyinin övgüye değer olduğ
unu söyleyen Erdoğan, KKTC devlet ve hükümet yetkilileriyle yapacakları toplantılarda KKTC’nn daha müreffeh bir hale gelmesi için atılacak sosyal ve ekonomik adımları da görüşeceklerini belirtti. Erdoğan, “Hükümetimiz, sizin daha müreffeh bir hayat sürmeniz için her türlü kararı almada kararlıdır” dedi.

Dr. Küçük’ün huzurunda...

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Kuzey Kıbrıs’taki ilk ziyaretini Özgürlük Mücadelesi Lideri Dr. Fazıl Küçük’ün anıt mezarına yaptı.
Erdoğan ve beraberindeki heyet saat 12.30’da Anıttepe’ye gelerek merhum liderin mezarına çelenk koyarak saygı duruşununda bulundu ve Anıt Özel Defteri’ni imzaladı.
Recep Tayyip Erdoğan’a Başbakan Derviş Eroğlu, TC Lefkoşa Büyükelçisi Hayati Güven, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar De
nktaş ile Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Salih Miroğlu eşlik etti.

Atatürk anıtında...

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk Anıtı’na çelenk koyarak saygı duruşunda bulundu.
Günübirlik resmi ziyaret amacıyla öğle saatlerinde Kuzey Kıbrıs’a gelen Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, önce Dr. Fazıl Küçük’ün Anıttepe’deki kabrine, ardından da Atatürk Anıtı’na çelenk koyarak saygı duruşunda bulundu.
Başbakan Derviş Eroğlu ile birlikte Atatürk Anıtı’na gelişinde vatandaşlar tarafından alkışlarl
a karşılanan ve çevrede toplanan kalabalığı selamlayan Erdoğan, bazı vatandaşlarla kısa süreli sohbet de etti.


Cumhurbaşkanlığı’ndaki yemeğe muhalefet de katıldı...

Selimiye Camisindeki namazdan sonra cumhurbaşkanlığına gidildi. Programdaki aksamaya bağlı olarak toplantıdan önce yemeğe geçildi. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın Erdoğan onuruna verdiği yemeğe, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Vehbi Zeki Serter, Başbakan Derviş Eroğlu, Erdoğan’la birlikte gelen ve aralarında üç bakanın da bulunduğu konuklar, TC Lef
koşa Büyükelçisi Hayati Güven, Yüksek Mahkeme Başkanı Taner Erginel, Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, Bakanlar ve Başsavcı Akın Sait ile muhalefet liderleri TKP Genel Başkanı Hüseyin Amgolemli, CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ve YAP Genel Başkanı Ertuğrul Hasipoğlu katıldı.

Denktaş’ın açıklaması

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile dün yapılan görüşmelerde tüm konularda mutabakat sağlandığını açıkladı.
Annan Planı konusunda, “Henüz iki tarafın mutabık kaldığı bir durum yok” diyen Denktaş, Türkiye’nin Kıbrıs’tan asker çekmesi konusunda da, “Tehdit devam ediyor, müdafaa da devam ediyor” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı’nda yapılan he
yetlerarası görüşmelerin ardından ortak basın toplantısı düzenlendi.
Heyetlerarası toplantıda tarafların kapsamlı bir görüşme yaptığını ve her konuda mutabık kalmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirten Denktaş, “Anavatan Kıbrıs’ta barış olsun diye yıllardı
r elinden gelen her fedakarlığı yaptı ve yapmaya devam etmektedir. KKTC’yi ve KKTC halkını yıllardır her yönden destekledi ve desteklemeye devam edecek” dedi.
Kıbrıs sorununu her yönüyle irdelediklerini ve tarafların birbirlerinin haklarına saygılı olmaları, eşitlik ile egemenliği kabul etmeleri halinde uzlaşmanın mümkün olduğu noktasında mutabık kalındığını vurgulayan Denktaş, şunları söyledi:
“Sayın Başbakan’ın bu ziyareti bizi yüreklendirdi, sevindirdi. Halkımıza ümit verdi. Bu ümitlerin boşa gitmemesi i
çin Anavatan’la birlikte uzlaşma yollarını aramaya devam edeceğiz. Ümit ederiz ki karşı taraf da bunca yıldan sonra Kıbrıs Türk halkının varolduğunu, eşit egemenliğini kabul eder ve iki halkı birbirine düşürmesi muhtemel konularda, özellikle mal-mülk konusunda akıllıca, insaflı bir yaklaşımla siyasi açıdan halledilmesi için gereğini yapar. Mal-mülk sahipleri tazminatlarını alarak yerleşmiş olur ve bu sorun iki halk arasında kavga nedeni olmaktan çıkar.”

Denktaş’ın Annan Planı’na bakışı

Cumhurbaşkanı Denktaş, Türkiye Başbakanı Erdoğan’ın, “tarafların mutabık kalmaları halinde Annan planının müzakere edilebileceğine” ilişkin söylemiyle ilgili bir soru üzerine de, “Cevap gayet açık. Sayın Genel Sekreter’in söylediği de gayet açık. ‘İki taraf mutabık kaldığı t
akdirde’ demiştir. Henüz iki taraf mutabık kaldı diye bir durum yok” ifadelerini kullandı.
Karadağ modeliyle ilgili bir soruyu da yanıtlayan Denktaş, “Güzel bir model. O tarafta o model uygulanır, bu tarafta tam aksi yapılır. İki ayrı ölçek vardır demek ki
. Bunlar hep bizi düşündürmektedir. KKTC’nin suçu nedir... Meşru hükümet olmayan bir kuruluşu başımıza ‘meşru hükümet’ olarak dikme çabası 40 yıldır devam ediyor. Bunun bir sonuç vermediği görüldüğü halde ‘kimse hata nerdedir’ diye bakıp sormuyor” diye konuştu.

Asker çekilmesi

Cumhurbaşkanı Denktaş, Türkiye’nin Kıbrıs’tan asker çekebileceğine ilişkin iddialarla ilgili olarak da, “Ortaklık makamı 40 yıldan beri işgal edildi ve silahlanma devam ediyor, tehdit sürüyor. Tehdit devam ettiği için Türkiye garantörlük hakkını kullanarak geldi. Dolayısıyla tehdit devam ediyor, müdafaa da devam ediyor” dedi.
Cumhurbaşkanı Denktaş ile Türkiye Başbakanı Erdoğan başkanlığındaki heyetlerarası görüşmeler, yaklaşık 1.5 saat sürdü. Kabine üyelerinin ve muhalefet liderlerin
in de katılımıyla Cumhurbaşkanlığı’ndaki öğle yemeğinin ardından yapılan heyetlerarası görüşmelere, Başbakan Derviş Eroğlu, Devlet Bakanı Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş ve bazı bakanlar yanında Başsavcı Akın Sait de katıldı.
Basın toplantısının ardında
n Türkiye Başbakanı Erdoğan Ledra Palace Sınır Kapısı’nda incelemelerde bulundu.

Erdoğan: “AB üyeliği temel hedef”

Avrupa Günü’nde KKTC’yi ziyaretinin anlamına işaret eden Recep Tayyip Erdoğan, AB’ye tam üyeliğin temel hedefleri olduğunu AB’nin de Kıbrıs’a dönük olarak artık gerçekçi bir bakış açısı ve perspektif geliştirerek, sorun değil çözümün parçası olması, sürece yapıcı katkıda bulunması gerektiğini söyledi.
Erdoğan, KKTC’nin 2 Nisan’da açıkladığı önlemler paketinin ve 23 Nisan’da sınır kapılarını
karşılıklı geçişlere açmasının önemli bir adım ve çok çok önemli bir mesaj olduğunu vurgulayarak, bu adımlara destek verdiklerini bildirdi.
“Kıbrıs Türk halkı Türkiye’yi sürekli olarak yanında bulacaktır” diyen Erdoğan, KKTC ekonomisinin iyileştirilmesi y
önünde adımların süreceğini ifade etti.
Basın toplantısını, Kuzey Kıbrıs, Türkiye, Güney Kıbrıs ve bazı yabancı medya temsilcilerinden oluşan kalabalık bir gazeteci grubu izledi. Bazı televizyon kanalları da toplantıyı canlı yayımladı.
“KKTC” ve “TC” heye
tlerinin de hazır bulunduğu basın toplantısında Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’tan sonra konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs sorununun içinde bulunduğu aşamayı değerlendirdiklerini belirterek, Kıbrıs Türk tarafının attığı olumlu adımları desteklediklerini ve desteklemeye devam edeceklerini vurguladı.
Erdoğan, 2 Nisan’da kapalı Maraş’la ilgili açıklamalar, ardından 23 Nisan’da sınırların açılması adımlarının, sadece Kıbrıs sınırlarında değil, özgürlükler noktasında atılmış, başta Cumhurbaşkanı Denktaş
olmak üzere KKTC yönetiminin en önemli adımı ve çok çok ciddi bir mesaj olduğunu vurguladı.
KKTC hükümetinin açıkladığı yeni önlemlerin de adada iki taraf arasında oluşan olumlu atmosferi güçlendirecek nitelikte olduğunu belirten Erdoğan, Cumhurbaşkanı’nın
önerileriyle ortaya koyduğu yaklaşım ve atılan adımların, iki taraf arasında olumlu gelişmelere neden olması temennisiyle böyle bir bekleyiş içinde olduklarını söyledi.
Erdoğan, tarafların üzerine düşeni yerine getirmesi gerektiğini kaydederek, “Olumlu ya
klaşımlar her zaman tek taraftan beklenmez. Karşı taraf da buna yönelik olumlu adımını atmalıdır diye düşünüyorum. Türkiye ve KKTC adada her iki halkın yararına olacak alanlarda gerekli adımları atmaya devam edecektir” dedi.

“Ambargoları kaldırın”


Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Burada bir gerçeği ifade etmeden geçemeyeceğim. Bugün Kıbrıs Türk halkına uygulanan ambargo ve kısıtlamaların herhangi bir meşru temeli bulunmamaktadır. Biz Kıbrıs’ın her iki tarafına, Kıbrıs Türklerine ve Kıb
rıs Rumlarına uygulanan her türlü ambargonun süratle kaldırılmasından yanayız. Türkiye ve Yunanistan’ın da bu konuda üzerlerine düşen adımları atmasının gereğine inanıyoruz. Türkiye olarak biz buna hazırız. Yunanistan’ın da bu desteği ve cesareti vermesini de özellikle bekliyoruz.
Başta BM ve AB olmak üzere uluslararası camiayı bu sürece katkıda bulunmaya davet ediyorum. Buradan sesleniyorum: Gelin elbirliğiyle bu ambargoları kaldıralım, adil ve kalıcı bir çözüm yolunda adım atalım. Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’ı
bir barış ve huzur bölgesi haline getirelim. Türkiye ve KKTC adadaki gerçekler temelinde kapsamlı bir uzlaşı ve çözümden yanadır. Böyle bir çözümün arkasındadır.
Cumhurbaşkanı Sayın Denktaş, gerçekçi bir çözüme ulaşılmasından yana olduğunu her zaman açık
lamıştır. Biz de adada oluşan müspet ortamdan yararlanarak, iki liderin gerçekler temelinde kapsamlı bir çözümü görüşebileceklerine inanıyoruz. Ve bizler şahsen bu konuda görüşbirliği içindeyiz.
Aynı anlayışla BM Güvenlik Konseyi’ni, iyiniyet misyonunu de
steklemeye devam ediyoruz ve bunun başarıyla noktalanmasını istiyoruz.”

Ekonomi de ele alındı...

Türkiye Başbakanı Erdoğan, bugünkü görüşmelerimiz sırasında ekonomik konuları da ele aldıklarını bildirerek, KKTC’de üretime dayalı bir ekonomik büyümenin sağlanacağına inandığını söyledi.
KKTC hükümetiyle yapılan çalışmalar sonucunda, yatırımları teşvik edecek proje ve programları uygulamaya koyduklarını, özel sektörün katkısıyla somut ticari ve ekonomik projelerin gerçekleştirilmesini destekleyeceklerini,
önemli altyapı projelerine devam edeceklerini açıklayan Erdoğan, KKTC’nin sorunlarına duyarlı olduklarını vurguladı.
Erdoğan, “Kıbrıs Türk halkı Türkiye’yi sürekli olarak yanında bulacaktır” diye konuştu.

Erdoğan AB’ye dikkat çekti

Bugünün (dün) 9 Mayıs Avrupa Günü olduğuna işaret ederek, Kuzey Kıbrıs ziyaretinin anlamlı olduğunu belirten Erdoğan, “AB’ye tam üyeliğin temel hedefimizdir. Türkiye ve Kıbrıs Türkleri Avrupa ideallerini ve değerlerini paylaşmaktadırlar. AB’nin de Kıbrıs’a dönük olarak artık ge
rçekçi bir bakış açısı ve perspektif geliştirmesinin sorunun değil, çözümün parçası olması gerektiğini düşünüyoruz” dedi.
Recep Tayyip Erdoğan, AB’nin önümüzdeki dönemde, Kıbrıs’taki sürece yapıcı katkıda bulunmasını ve Türk tarafının Kıbrıs’ta oluşturulac
ak bir ortaklığın eşit kurucu tarafı olacağının gözönünde tutmasını özellikle istediğini kaydetti.
Başbakan Erdoğan, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile tüm Kıbrıs halkına Anavatan’dan sevgi ve selamlar getirerek selamladığını belirtti ve geleceğin barış ve aydınlık dolu olmasını diledi.

“Annan Planı müzakere edilebilir”

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs’ta tarafların mutabık kalması halinde Annan Planı’ndan yararlanılabileceğini ve müzakere edilebileceğini vurguladı
Erdoğan, cumhurbaşkanlığında Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Başbakan Derviş Eroğlu ile birlikte düzenlediği basın toplantısında soruları yanıtlarken, “KKTC’ye yasal bir ziyaret” gerçekleştirdiğini vurguladı.
Annan Planı’yla ilgili soru üzerine, “Taraflar mutabık kaldıktan sonra Annan
Planı’ndan istifade edebilirler. İstifade edilebilir, müzakere edilebilir” diyen Erdoğan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün Rum tarafının tanınması konusundaki sözlerinin yanlış aktarıldığını söyledi. Erdoğan, “Burada zannedersem yanlış bir iletişim söz konusu. Ekonomik ambargo kalkarsa Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tanınır diye içinde çelişkiler dolu bir tespit ki; Sayın Gül böyle bir ifadeyi kullanmamıştır, kullanmış olsa zaten benim de ondan haberim olur” dedi.
Erdoğan, Kıbrıs’taki asker sayısının azaltılma
sının görüşülüp görüşülmediğini soran bir gazeteciye, “Hayır; güvenlik sorunudur, şu anda gündemimizde böyle bir konu yok” karşılığını verdi.
Türkiye Başbakanı Erdoğan, Kıbrıs sorununu KKTC ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin çözümleyeceğini kaydetti. Erdoğan
, Rumların hava koridorunun açılması yönündeki taleplerinin anımsatılması üzerine de şöyle konuştu:
“Ambargoların kaldırılması halinde olumlu bakıyoruz. Ekonomik konuda her yönüyle biz KKTC yönetimine bu cesareti vermeye hazırız. Aynı şekilde yine ambargol
arın kalkması konusunda bu cesaretlendirmeyi, bu desteği Yunanistan’ın da Güney Kıbrıs’a vermesi halinde inanıyorum ki bunlar kalkacaktır. O zaman limanlar ve havaalanları sorunu da kendiliğinden kalkacak ve bunun gerisi ondan sonra gelecektir.”
Avrupa İns
an Hakları Mahkemesi’ndeki Rum başvuruları konusundaki soruya, “Böyle bir gündemimiz olmadı” karşılığını veren Erdoğan, Avrupa Günü’nde verdiği mesajların yerine ulaşıp ulaşmayacağına dair soruya da, “Bana düşen değerlendirmektir ve ben de zaten algılanacağı umuduyla bu mesajı verdim. Verdiğimiz her cümleyi bir yerlere ulaşsın diye veriyoruz, bu inançtayım, bu bilinçteyim” karşılığını verdi.

Erdoğan Ledra Palace’ta

Türkiye Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ledra Palas Sınır Kapısı’ndan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan’a çağrı yaparak, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne” uyguladıkları ambargoları kaldırmalarını istedi.
Erdoğan, Yunanistan’dan, Rum Yönetimi’ni bu konuda cesaretlendirmesini, teşvik etmesini istediklerini de kaydetti ve “Yunanistan’dan bu
desteği bekliyoruz” dedi.
“Büyük bir insanlık trajedisi” olarak nitelendirdiği ambargoların kaldırılması halinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin de Güney Kıbrıs’a uyguladığı tüm ambargoları kaldırmaya hazır olduğunu da vurgulayan Erdoğan, “Türkiye, Rum tarafına o
lan ambargoları kaldırmaya hazır. Ama tabii şartlarımız var, KKTC’ye uygulanan ambargolar kaldırılmalı” diye konuştu.
Türkiye Başbakanı Erdoğan, Kıbrıs’a gerçekleştirdiği bir günlük resmi ziyaretinde programı dışına çıkarak, Başbakan Derviş Eroğlu ile birl
ikte dün öğleden sonra saat 16.50’de Ledra Palas Sınır Kapısı’na giderek, incelemelerde bulundu
Türkiye Başbakanı Erdoğan’ın bölgeyi ziyareti yaklaşık 20 dakika sürdü.
Ziyarete Kıbrıs Türk, Rum ve Türkiye medyası büyük ilgi gösterdi. TC Başbakanı Erdoğan
’dan açıklama almak ve olayı görüntülemek isteyen basın mensupları adeta birbiriyle yarıştı, hatta itiş-kakış sırasında bir kaç basın mensubunun kaşı kameraların çarpması nedeniyle yarıldı.

Rumlarla sohbet...

Bölgedeki Kuzey vatandaşlarıyla sohbet eden ve kapıda görevli KKTC polis memurlarına “kolay gelsin” diyen Türkiye Başbakanı Erdoğan, araçlarıyla kuyrukta bekleyen Rumlarla da sohbet etti. Erdoğan Rumlarla sohbetinde, “Gelin hep birlikte bu adayı 21’inci asrın bu ilk çeyreğinde bir barış adası yapalı
m” dedi.
Erdoğan, aracıyla KKTC’ye geçmeyi bekleyen bir Rumun “Ben Mağusa’da doğdum. Kendi ülkeme gidebilmek için pasaport mu göstermem gerekiyor” şeklindeki sorusu üzerine, bunların aşılabileceğini kaydederek, şöyle konuştu:
“Bunlar çok basit prosedürlerd
ir. Bunları biz rahatlıkla aşabileceğimize inanıyoruz. Bu, çok basit bir beyaz kağıtla da aşılır, hatta pasaportla bile bu işlemler yürütülebilir. Yeter ki biz karşılıklı olarak bu tavrı koruyalım.”

Barış gücü askeri ile de sohbet etti...

Ledra Palas Sınır Kapısı’na Başbakan Derviş Eroğlu’nun makam arabasıyla gelen Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a, bölgeyi ziyaretinde heyeti de eşlik etti. Türkiye Başbakanı Erdoğan’la Başbakan Eroğlu ve beraberlerindeki heyet, Kuzey sınır kapısından ara bölgeye
doğru yürüyerek, Ledra Palas Oteli yakınlarında bulunan BM Barış Gücü askerleriyle sohbet ettiler. Erdoğan burada, barış gücü askerlerinden biriyle el şıkışarak, basına poz verdi.
Bölgeye gelişinde basının görüntü almasına ve kendisine sorular yöneltmesine
imkan veren Erdoğan, “Bu güzel adımların arkası gelecek mi” sorusuna “Onun için buradayız” şeklinde yanıt verdi.
“Kapalı Maraş bölgesiyle ilgili herhangi bir gelişme var mı” sorusu üzerine, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın bu konuda Rum tarafına yaptığı öne
rilere işaret eden Türkiye Başbakanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı Denktaş’ın 2 Nisan da yaptığı açıklamada, “Biz, ambargoların kaldırılması karşılığında kapalı Maraş bölgesini açmaya hazırız” dediğine dikkati çekti ve şöyle konuştu:
“Bunun karşılığında birşey ol
ması lazım değil mi? KKTC’ye uygulanan ambargoların kalkması lazım. Almadan vermek var mı? Almadan vermek sadece Allah’a mahsus. Bu özveriyi karşılıklı olarak göstermek lazım. Bu özveri karşılıklı olarak gösterildiği taktirde bu sıkıntılar aşılır.
İşte ba
kın burda sınır kalktı, değil mi? Ne oldu? Kuzeyden güneye, güneyden kuzeye gidip geliniyor. Bakın, barış böylece tesis oluyor mu? Güzel, güzel bir adım. Bunu eğer tabandan başlatırsanız, bu tavana doğru yükselir, bu defa yönetimlerdeki sorunlar da çözülür.
Ben, bu adımın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tarafından atılmış olmasını takdirle karşılıyorum. Biz, bu adımın arkasındayız ve ‘bunu farklı, barışçıl adımlar da takip etsin’ diyoruz. Bizim attığımız olumlu adımların Güney Kıbrıs Rum tarafından da atılması gereğine inanıyoruz. KKTC’nin attığı bu adım, bir barış adası olarak görmek istediğimiz Kıbrıs’ta çok, çok önemli bir adımdır. Şimdi Türkiye Cumhuriyeti olarak biz diyoruz ki ‘Gelin bir insanlık dramı olan, uygulanmakta olan bu ambargoları kaldıralım ve
Türkiye olarak biz bu konuda bütün ambargoları kaldırmaya hazırız, her türlü desteği ve cesareti vermeye hazırız. Aynı şeyi Yunanistan’dan da bekliyoruz. Yunanistan bu tür bir desteği Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne verecek olursa ben inanyorum ki bu ambargolar kalkar ve Kıbrıs bir barış adası haline döner. Böylece büyük ekonomik hareketlenmeler olduğu gibi biz limanlarımızı, havaalanlarımızı da açmak suretiyle insanların önündeki bu özgürlük yolunu da açmış oluruz.”
Erdoğan, bir gazetecinin, “Dile getirdiğini
z farklı adımlar ne olabilir” sorusu üzerine de bununla ambargoların kaldırılması gerektiğini anlatmak istediğini kaydetti.
Başbakan Erdoğan, Rum Yönetimi ve Yunanistan’a ambargolarla ilgili çağrısını yineleyerek, “Biz ilan ettik, bundan sonrası onlara ait
. Biz ilan ettik, biz hazırız, limanlara varıncaya kadar, havaalanlarına varıncaya kadar biz hazırız” dedi.
Erdoğan, bir gazetecinin “Rum Yönetimi’nin, KKTC’ye uygulanan ambargoların birden bire kalkmasının mümkün olmadığını, KKTC’ye yönelik ambargoları za
ten kendilerinin değil, Avrupa’nın uyguladığını” söylediğine işaret etmesi üzerine de, “Bu bir yerde oyun bozuyor. Bu ifadeler oyun bozduğu için tabii karşı tarafın buna bir olumlu tepki koyması lazım. Ben Türkiye’nin başbakanı olarak diyorum ki; ‘Biz bu ambargoları kaldırmaya hazırız. Yunanistan’ın da aynı şekilde bu ambargoları kaldırmaya hazır olması lazım. Biz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne her türlü desteği, cesareti vermeye hazırız. Aynı şeyi Yunanistan da verdiği taktirde bu ambargolar kalkar“ dedi.

“Türkiye’nin eş zamanlı AB’ye üyelik ısrarı yok”

Türkiye Başbakanı Erdoğan, Türkiye ile KKTC’nin Avrupa Birliği’ne eş zamanlı girişine ilişkin bir soruya karşılık da, “Böyle bir ısrarımız yok. Biz Avrupa Birliği’ne girme hassasiyetindeyiz” dedi.
Erdoğan, bir Rum gazetecinin, müzakerelerin yakında yeniden başlayıp başlamayacağını ve Cumhurbaşkanı Denktaş’ın müzakere masasına gelip gelmeyeceğini sorması üzerine de, “Taraflar mutabık kaldıktan sonra zaten Sayın Denktaş yapıcı tavır içerisindedir” dedi.

Başbakan Erdoğan, bir başka Rum gazetecinin “Kıbrıs’ta iki devlet konusunda kararlı mısınız yoksa tek bir devletle çözüm olabileceğine inanyor musunuz” şeklindeki sorusuna karşılık da, “Bu bizim kırmızı hattımız” diyerek, şöyle konuştu:
“Bu bizim kırmızı
hattımız. Bunu başından beri söylüyoruz. İşin başından beri Kıbrıs’ta iki ayrı devlet var, Kuzey Kıbrıs Türk Devleti ve Güney Kıbrıs Rum Devleti… Bunu bir defa birbirine karıştırmamak lazım.”

Erdoğan Meclis’te...

Kuzey Kıbrıs’a günübirlik ziyaret gerçekleştiren Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, dün saat 17.15’te Cumhuriyet Meclisi’ne gitti.
Beraberindeki heyetle Cumhuriyet Meclisi’ne giden Erdoğan, burada ilk olarak Meclis Başkanı Vehbi Zeki Serter ve Meclis Başkanı Yardımcısı Ünal Üstel’le birara
ya geldi.
Meclis Şeref Salonu’nda yer alan görüşme öncesinde ve sonrasında açıklama yapılmazken; salona görüntü almak için yalnız kameramanlar ve fotomuhabirleri alındı.
Türkiye Başbakanı Erdoğan ile beraberindeki heyet, Serter ve Üstel’in ardından TKP Gen
el Başkanı Hüseyin Angolemli ve parti yetkilileriyle görüştü.
Görüşme öncesinde yine açıklama yapılmayıp basına yalnız görüntü imkanı verilirken; görüşme sonrasında TKP Genel Başkanı Angolemli basına görüşme hakkında bilgi verdi.
Hüseyin Angolemli, yaptığı
açıklamada, TKP olarak Erdoğan’a, serbest geçişlerden duydukları memnuniyeti dile getirip çözümün yerine geçmeyen bu olayı yeni açılımlarla desteklemek gerektiğini söylediklerini belirtti.
(Lefkoşa) Uluslararası Havaalanı’nın açılması ve geçişlerin pasap
ortla değil kimlikle yapılabilmesi için çalışma yapılmasını, daha önce Güney’e geçenler için af çıkarılmasını istediklerini belirten Angolemli, parti olarak “Maraş kapalı bölgesinin iskana açılmasına destek olacaklarını” kaydetti.
Rum Yönetimi Başkanı Papa
dopulos’un görüşmelere hazır olduğunu açıkladığını anımsatan Angolemli, Türk tarafının da Annan planı temelinde görüşmelere hazır olduğunu açıklaması gerektiğini söyledi ve her geçen günün Türk tarafının zararına olduğunu kaydetti.
Angolemli, Erdoğan’ın d
a açılımlardan duyduğu memnuniyeti dile getirip açılımların karşılıklı olması gerektiğini söylediğini anlatarak, Erdoğan’ın “çözüm için çalışmaların sürdüğünü, çabaların daha da süratleneceğini ve çözüm için ellerinden geleni yapacaklarını” dile getirdiğini belirtti.

YENIDUZEN 10/05/2003

Erdoğan

Muhalefet ile görüştü

TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhuriyet Meclisi’nde temsil edilen muhalefet partileriyle temasları çerçevesinde, sırasıyla Toplumcu Kurtuluş Partisi (TKP), Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) ve Yenilikçi Atılım Partisi (YAP) yetkilileriyle biraraya geldi.
Partilerle görüşmesinin ardından basının sorularını yanıtlayan Erdoğan, bütün parti başkanlarının özellikle son gelişmelerle ilgili düşünce ve kanaatlerini aldıklarını, kendilerinin de düşüncelerini aktardıklarını ifade etti ve “Temennimiz odur ki, Kuzey Kıbrıs güzel gelişmelere ves
ile olsun” dedi.
Ara bölgedeki temaslarıyla ilgili “daha önceden mi planladığı yoksa burada kendiliğinden mi geliştiği” yönündeki soruya ise Erdoğan, “Zaten bu düşünce vardı bende. Sayın başbakana da söyledik. Herhangi bir sakıncası olmadığını da öğreninc
e oraya da gitmiş olduk” yanıtını verdi.
Partilerle Cumhuriyet Meclisi Şeref Salonu’nda görüşen Erdoğan, TKP’nin ardından CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat ve Genel Sekreter Ferdi Sabit Soyer’le biraraya geldi. Görüşmede Erdoğan’ın bereberindeki bürokrat
lar ve TC Lefkoşa Büyükelçisi Hayati Güven de hazır bulundu.

Talat: "Sürprizlerle yönetim olmaz"
CTP Genel Başkanı Talat görüşme sonrasında basına yaptığı değerlendirmesinde, Rum kesiminin AB’ye resmen gireceği tarih olan Mayıs 2004’e bir yıllık bir süre kaldığını anımsatarak Erdoğan ve heyetine, daralan bu sürenin çok iyi ve dikkatli kullanılması gerektiği yönündeki görüşlerini aktarma fırsatı bulduklarını söyledi.
Erdoğan’la birçok kez görüştükleri için kendi görüşlerini bildiğini ancak bu kez Rumlarla
ve yabancılarla yaptıkları temaslar ve sınırların açılmasıyla ortaya çıkan yeni gelişmelerde gözlemlediklerini; Mayıs 2004 sonrasında Kıbrıs Türk halkının karşılaşması muhtemel sorunlarını aktardıklarını kaydeden Talat, Türkiye’nin gerek kendi AB süreci, gerek Kıbrıs sorununun çözümüyle Kıbrıs’ın bir bütün olarak AB’a girebilmesi bakımından oynayabileceği ciddi rolün de altını çizdiklerini söyledi.
Talat, Türk tarafının şu anda yürüttüğü politikanın devamı halinde gerek Kıbrıs Türkü gerek Türkiye’nin çok
zor noktalara taşınacağını da vurguladıklarını ifade ettiği açıklamasında, Erdoğan’la şu konuda mutabık kaldıkları söyledi:
“Bu süreçte eğer bir politika yürütülecekse ve sonuçta bu politika, kendisi Kıbrıs’a geldiği sırada dile getirdiği birlik beraberlik
politikası olacaksa, bunun parametreleri var ve bu parametrelerin yerine gelmesi lazım. Yani sonuçta bir ülkenin sürprizlerle yönetilmesi değil, doğrudan doğruya kurallar ve düşüncelerle, toplumdaki siyasi parti ve güçlerin de görüşleri alınarak yönetilmelidir. Bu olursa birlik ve beraberlik sağlanabilir.”
Talat, bu konuda herkese düşen görevler bulunduğunu; Türkiye’ye de düşen görevler olduğunu belirterek, “bugünkü hükümet ve cumhurbaşkanının bu halkı temsil etmediği” görüşünü savundu.
Talat, bir soru üz
erine, Annan Planı konusunda ise, “Erdoğan’ın planın müzakere edilebileceği ancak tek alternatif olmadığı” yönündeki görüşünü yinelediğini, kendilerinin de bunun üzerine “elbette tek alternatif olmadığı ancak Kıbrıs Türkü açısından bugüne kadar hazırlanmış en iyi plan olduğu” şeklindeki düşüncelerini aktardıklarını kaydetti.

YENIDUZEN 10/05/2003

TÜSİAD:

Kıbrıs’ta referandum yapılsın!

Türkiye Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Tuncay Özilhan, Yunanistan ile görüşülerek Kıbrıs`ın her iki kesiminde de referandum yapılması konusunda görüş birliği sağlanması gerektiğini söyledi.
Özilhan, TÜSİAD`ın, AB`nin kuruluş günü olarak kabul edilen 9 Mayıs`ın, 'Gençlik ve Avrupa Günü' ismiyle kutlanması dolasıyla düzenlenen törende, Annan Planı`nın Kıbrıs sorununun çözümü için hareket edilebilecek bir zemin sunmaya devam ettiğini ifade etti. Ö
zilhan, 'Annan Planı bazı haklı kaygılara yola açsa da bir uzlaşma metnidir, tüm talepleri karşılayamaması doğaldır. Buna rağmen bu plan Türkiye`nin Kıbrıs ile ilgili tezlerine oldukça yakın ve olumlu cevaplar getirmektedir' diye konuştu.
Yunanistan ile gö
rüşülerek Kıbrıs`ın her iki kesiminde de referandum yapılması konusunda görüş birliği sağlanması, Atina ve Ankara`nın iki garantör ülkeyi ilgilendiren konularda hızla gerekli anlaşmaları yapması ve İngiltere ile de paralel temaslar yürütülmesi gerektiğini söyledi.
Tuncay Özilhan, şunları kaydetti:
'Yunanistan ile olan sınır ihtilaflarının 2004`e kadar giderilmesi gerekmektedir. Türkiye`nin yeni bir sorunla daha karşılaşmaması için Kıbrıs konusunda yapılan hata Türk-Yunan anlaşmazlıkları konusunda tekrarlanm
amalıdır. Bu sorunu çözmeye yönelik başlatılacak ikili temaslar 2004`teki zirveye bırakılıp yine son dakika pazarlığı havası yaratılmamalıdır.
Herşeyden önemlisi Türkiye, AB`nin baskısıyla adım atan görüntüsünden ve hep işleri son dakikaya bırakan tavrında
n bir an önce kurtulmalıdır. Hükümet, kapsamlı bir iletişim programını yürürlüğe
koyarak Türkiye`nin AB kamuoyunda, AB`nin de Türk kamuoyunda tanıtılması seferberliğini bir an önce başlatmalıdır.'

YENIDUZEN 10/05/2003

TÜSİAD'DAN AVRUPA YOL HARİTASI

“Kıbrıs’a Annan Planı temelinde çözüm”

Annan Planı'nın Kıbrıs sorununun çözümü için hareket edilebilecek bir zemin sunmaya devam ettiğini ifade eden Özilhan, ''Annan Planı bazı haklı kaygılara yola açsa da bir uzlaşma metnidir, tüm talepleri karşılayamaması doğaldır. Buna rağmen bu plan Türkiye'nin Kıbrıs ile ilgili tezlerine oldukça yakın ve olumlu ce
vaplar getirmektedir'' diye konuştu

'Yunanistan ile olan sınır ihtilaflarının 2004'e kadar giderilmesi gerekmektedir. Türkiye'nin yeni bir sorunla daha karşılaşmaması için Kıbrıs konusunda yapılan hata Türk-Yunan anlaşmazlıkları konusunda tekrarlanmamalıdır. Bu sorunu çözmeye yönelik başlatılacak ikili temaslar 2004'teki zirveye bırakılıp yine son dakika pazarlığı havası yaratılmamalıdır

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Tuncay Özilhan, Türkiye'nin ''AB'nin baskısıyla adım atan görü
ntüsünden ve işleri hep son dakikaya bırakan tavrından'' bir an önce kurtulması gerektiğini söyledi. Özilhan, TÜSİAD'ın, AB'nin kuruluş günü olarak kabul edilen 9 Mayıs'ın, ''Gençlik ve Avrupa Günü'' ismiyle kutlanması dolasıyla düzenlenen törende, AB'ye tam üyelik sürecinde, AB üyelik hedefinin artık bir toplumsal proje olarak toplumun farklı kesimlerince benimsendiğini ve özel sektörle sivil toplumun itici gücüyle şekilendiğinin ortada olduğunu kaydetti. Türkiye'de ilk kez, bir toplumsal projenin sırtını bu kadar geniş kapsamlı bir uzlaşmaya dayadığını ifade eden Özilhan, ''Türkiye'nin gelişme sürecinde özel sektörün ve sivil toplum kuruluşlarının kazandıkları rolün iyi tahlil edilmesi ve ülkenin değişim dinamiğini vargücüyle destekleyen bu kesimlerden yararlanma kanallarının azami ölçüde açık tutulması gerekmektedir'' dedi. Kopenhag sonrası tespit edilmesi gereken en önemli gerçeğin, AB'nin Türkiye'nin üyeliği sürecinden geriye dönüş bulunmadığını açıklaması olduğunu belirten Özilhan, şunları kaydetti: ''AB liderleri böylelikle bir yandan Türkiye'nin Avrupalılığını tartışanlara önemli bir mesaj verirken diğer yandan Kopenhag sonrasında üyelik sürecini bizzat Ankara'nın hızlandırabileceğini belirtmişlerdir. Kopenhag Zirvesi, üyelik müzakerelerinin açılması konusunun değerlendirileceği Aralık 2004'e kadar Türkiye'nin önüne iki yıllık bir süre koymuştur, zamanımız çok kısıtlıdır. Bu nedenle teknik ve ekonomik eksikliklerimizin giderilmesi yönünde çalışmalarımızı yoğunlaştırmamız gerekmektedir.'' Özilhan, Türkiye'nin AB'ye tam üyelik sürecini hızlandırmak için atması gereken adımları özetlerken de AB ile ilişkilerde öncelikle 2003 Yılı İlerleme Raporu'na odaklanılması ve Kopenhag kriterlerinden eksik kalanların tamamlanması gerektiğini söyledi. Tuncay Özilhan, ''İlerleme Raporu'nda olumlu görüş aldıktan sonra, taraflar kendi kamuoylarına Türkiye'nin AB üyeliğinin geri dönüşsüz, artık teknik yönü ön planda olan, bir daha sorgulanmayacak bir süreç olduğu mesajını vermelidir'' dedi.

“Annan Planı” zemin

Özilhan, 2004
Aralık'a kadar hem AB Konseyi ve AB Komisyonu, hem de AB Parlamentosu ile yapıcı bir diyaloga girilmesi gerektiğini kaydederek, şöyle dedi: ''AB'nin öncelikle bir ekonomik ve parasal birlik olduğunu unutmadan, Irak Savaşı sonrası sorunlu bir alana dönüşen güvenlik ve ortak dış politaka konularına çok fazla odaklanmadan, AB üyesi ülkelerle ikili ilişkilere azami önem vererek müzakerelerin açılması yönünde kararlı adımlar atılmalıdır.''
Annan Planı'nın Kıbrıs sorununun çözümü için hareket edilebilecek bir
zemin sunmaya devam ettiğini ifade eden Özilhan, ''Annan Planı bazı haklı kaygılara yola açsa da bir uzlaşma metnidir, tüm talepleri karşılayamaması doğaldır. Buna rağmen bu plan Türkiye'nin Kıbrıs ile ilgili tezlerine oldukça yakın ve olumlu cevaplar getirmektedir'' diye konuştu. Özilhan, Yunanistan ile görüşülerek Kıbrıs'ın her iki kesiminde de referandum yapılması konusunda görüş birliği sağlanması, Atina ve Ankara'nın iki garantör ülkeyi ilgilendiren konularda hızla gerekli anlaşmaları yapması ve İngiltere ile de paralel temaslar yürütülmesi gerektiğini söyledi. Tuncay Özilhan, şunları kaydetti: ''Yunanistan ile olan sınır ihtilaflarının 2004'e kadar giderilmesi gerekmektedir. Türkiye'nin yeni bir sorunla daha karşılaşmaması için Kıbrıs konusunda yapılan hata Türk-Yunan anlaşmazlıkları konusunda tekrarlanmamalıdır. Bu sorunu çözmeye yönelik başlatılacak ikili temaslar 2004'teki zirveye bırakılıp yine son dakika pazarlığı havası yaratılmamalıdır. Herşeyden önemlisi Türkiye, AB'nin baskısıyla adım atan görüntüsünden ve hep işleri son dakikaya bırakan tavrından bir an önce kurtulmalıdır. Hükümet, kapsamlı bir iletişim programını yürürlüğe koyarak Türkiye'nin AB kamuoyunda, AB'nin de Türk kamuoyunda tanıtılması seferberliğini bir an önce başlatmalıdır.''

YENIDUZEN 10/05/2003

Akılları başlarına 30 yıl sonra gelenlerden...

Yeni önlemler!

BM Barış Gücü'ne uygulanan tedbirler kaldırıldı, Kıbrıslı Rum öğrencilere burs yolu açıldı, GSM şirketlerinin Rum tarafı ile 'roaming' anlaşması yapmasına izin verildi. Kuzey’den Güney’e geçecek araçlar için öngörülen harçlar kaldırıldı.

KKTC Bakanlar Kurulu, Başbakan R
ecep Tayyip Erdoğan'ın adaya ziyareti öncesi Kıbrıslı Rumlar ile güven artırıcı bir dizi yeni öneri açıkladı.
Kıbrıs'ta 23 Nisan'da Kuzey ile Güney arasında serbest geçişlerin başlamasından sonra BM Barış Gücü'ne Temmuz 2000'den beri uygulanan tedbirler d
e kaldırdı.
Kıbrıslı Rum öğrencilere Kuzey'deki üniversitelerde burs verilecek. GSM şirketlerinin Rum tarafı ile ''rooming'' anlaşması yapmasına izin verilirken, telekomünikasyon konusunda işbirliği yolu da açıldı.
Bakanlar Kurulu dün aniden aldığı kararla
rı TC Başbakanı’nın adaya gelişine dakikalar kala açıkladı. Açıklamada, 5 maddelik kararların ilk maddesinde, BM Barış Gücü'nün (UNFICYP) Kuzey Kıbrıs’taki ulaşım düzenlemelerine Temuz 2000'den beri uygulanan tedbirlerin değiştirildiği belirtildi. Değişiklikle ilgili olarak, şu ifadelere yer verildi:
''Bu çerçevede, Güney Kıbrıs'tan Kuzey’e yönelik sınır geçişlerinegetirilen yeni düzenlemeye paralel olarak, BM Barış Gücü'nün de, Kuzey’e geçişlerine Ledra Palas Kapısı'nın yanı sıra Beyarmudu, Akyar (2.5 Mil
) ve hizmete girdiğinde (Kermiya) Metehan Sınır Kapılarını kullanmasını kararlaştırmıştır.''

Gençleri yakınlaştırma ve telefon!
Kıbrıslı Türklerin yıllardır yakınlaşmasını engelleyenler ve bu konuda olmadık ‘yasaklar’ koyanlar “Ada'daki iki tarafın birbirlerini daha iyi tanımasına imkan vermek ve özellikle genç nüfusun yakınlaşmasını sağlamak amacıyla” da kararlar aldı. KKTC üniversitelerinin, gelecek akademik yıldan başlamak üzere, belirli sayıda Kıbrıslı Rum öğrenciye burs vermesini kararlaştırdı.
Bur
sların hangi şartlarda verileceğinin daha sonra açıklanacağı belirtildi. Kuzey ile Güney telekomünikasyon idaresi arasında BM aracılığıyla varılabilecek bir genel mutabakat çerçevesinde yurdumuzda hizmet veren GSM şirketlerinin Güney ile ''rooming'' anlaşması yapmaları hususunda cesaretlendirilmelerini öngören kararda, 'Kuzey ile Güney Kıbrıs telekomünikasyon şirketleri arasında bir mutabakata varıldığı takdirde, iki taraf arasında normal telekomünikasyon hatlarının da artırılması öngörülmektedir'' denildi.
Kararda, KKTC Dışişleri ve Savunma Bakanlığı'nın bu konuda BM Barış Gücü nezdinde girişimde bulunarak, Telekomünikasyon İdaresi'nin Rum tarafıyla görüşme talebini ileteceği kaydedildi.
Kuzey’den Güney’e geçecek araçlar için öngörülen harçların kaldırıldığı bildirilen kararda, şöyle denildi:
''KKTC hükümeti ön müsaadeye bağlı olarak Rum tarafı ile yapılacak ticaretin normalleştirilmesi için gerekli kararı alma hazırlığı içinde olup bunların uygulanmasına ilişkin düzenlemeler bilahare açıklanacaktır.''

YENIDUZEN 10/05/2003

Amerika’dan

‘Serbest dolaşıma’ destek

Kıbrıslı Türkler ile Rumların birlikte yaşadıkları Pile köyünü ziyaret eden ABD'nin Kıbrıs Büyükelçisi Michael Klosson ziyaretinin ardından yaptığı açıklamada, serbest dolaşım kararının alınmasının ardından on binlerce Kıbrıslı Türk ve Rum'un karşılıklı yakın ilişki içerisine girdiklerini be
lirterek, halklar arasındaki bu yakınlaşmanın olumlu bir gelişme olduğunu söyledi.
Mevcut yakınlaşmanın Kıbrıs sorununun geldiği çıkmaza olumlu bir şekilde yansıyacağını belirten Klosson, Annan planı temelinde halklar arasındaki bu yakınlaşmanın çözüme ya
rdımcı unsurlar yarattığını belirtti.
Büyükelçi Klosson, Pile köyüne yaptığı ilk ziyaret sırasında köyün Kıbrıslı Rum Muhtarı Hristakis Antoniu ile Kıbrıslı Türk Muhtar Ahmet Sakallı ile görüşerek görüş alış verişinde bulundu.
ABD Büyükelçisi, 'Pile köyü
nde gözlemlediğim, iki toplumun da barış ve huzur içerisinde birlikte yaşayabilecekleri olgusu olmuştur. Bu Kıbrıs'ın diğer yarısına yönelik büyük bir örnektir,' dedi.

YENIDUZEN 10/05/2003

Erdoğan: ‘Ambargoyu karşılıklı kaldıralım..’

Başbakan olduktan sonra ilk kez KKTC’ye giden Başbakan, Denktaş’a destek verdi ve ekledi: Yunanistan’dan da cesur adımlar bekliyorum.

ABDULLAH KARAKUŞ Lefkoşa

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, KKTC lideri Rauf Denktaş’a Rumlarla yeniden masaya oturması telkininde bulunarak, "Güney Kıbrıs’ın lideri Tasos Papadapulos ile oturup sorunu kapsamlı bir şekilde çözüme kavuşturun" dedi.
KKTC’ye 9 saatlik ziyarette bulunan Erdoğan, geçen aylarda sert tartışmalara girdiği Denktaş, KKTC Başbakanı Derviş Eroğlu ve Başbakan Yardımcısı Serdar
Denktaş ile üç saat süren bir görüşme yaptı. KKTC’nin olumlu adımlarından memnun olduğunu belirten Erdoğan, bu girişimlerin artırılmasını istedi. Denktaş da ellerinden geleni yaptıklarını, Rumların da olumlu adımları atması gerektiğini söyledi.
Denktaş, P
apadopulos’la çözüm bulmalarını isteyen Erdoğan’a, "AB’ye giriş sürecimizde sürekli önümüze koyuyorlar" diye konuştu.
Erdoğan, görüşme sonunda, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın sorunun çözümü için önerdiği plan için "Taraflar mutabık kalırsa, Annan Planı’n
dan istifade edilebilir, müzakere edilebilir" şeklinde konuştu.

DENKTAŞ: MUTABIKIZ

Denktaş yaptığı açıklamada, Erdoğan ile her konuda mutabakata vardıklarını söyledi. Kıbrıs’ta uzlaşma olabileceğini belirten Denktaş, "Eğer taraflar birbirine saygılı olursa, uzlaşma zor değildir. Sayın Erdoğan’ın ziyareti bizi yüreklendirdi. Halkımıza ümit verdi. Biz uzlaşma yollarını aramaya devam edeceğiz" dedi.
Erdoğan Kıbrıs’ta yaptığı tüm açıklamalarda Türk ve Rum tarafının karşılıklı olarak ambargoları kaldırması çağrısında bulundu. Yunanistan’dan da "cesur adımlar beklediğini" vurgulayan Erdoğan, "Dünyaya haykırıyorum; Kıbrıs Türk halkının 40 yıldır maruz bırakıldığı insanlık dışı ambargonun artık kaldırılma zamanı gelmiştir. Türkiye ve Yunanistan’ın da bu konuda üzer
lerine düşen adımları atmasının gereğine inanıyoruz" dedi.

Eroğlu’yla cuma namazı kıldılar

• Erdoğan davul - zurna ve halk oyunları ekibi eşliğinde karşılandı.
• Karşılama öncesi "Siyasi çözüm adına teslimiyet yok", "Egemenlikten taviz verilmez" yazılı pankartlar asıldı.
• Erdoğan, Dr. Fazıl Küçük Anıtı’na çelenk koydu. Daha sonra KKTC Başbakanı Eroğlu ile beraber Selimiye Camii’nde cuma namazı kılan Erdoğan, alkışlar arasında camiden çıktı.
• Bir Rum vatandaşının, "Ben eskiden bu limanda çalışıyordum. Ye
niden bir arada yaşayabiliriz "demesi üzerine Erdoğan, "Biz zaten burayı barış adası yapmak istiyoruz" diye konuştu.
• Erdoğan, yanına kadar gelerek, "Ben sizi çok seviyorum" deyip ellerini üzerine sürmeye çalışan yaşlı bir kadına ise "Ben türbe değilim" d
iye çıkıştı.
MILLIYET 10/05/2003

Başbakan Erdoğan’ın KKTC’yi ziyareti yasadışı

Rum lider saçmaladı...


Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın KKTC’ye yaptığı ziyaretin "yasadışı" olduğunu iddia ederek, "Erdoğan, Kıbrıs konusundaki genel açıklamaları bir yana bırakarak, söylemlerini somut politika ve eyleme dönüştürmeli" dedi.
Rum haber ajansına göre, Papadopulos, Erdoğan’ın ziyaretiyle ilgili yaptığı açıklamada, şunları söyledi: "Eğer Türkiye Başbakanı Sayın Erdoğa
n gerçekten Kıbrıs’ta adil ve yaşayabilir bir çözümü ve BM Genel Sekreteri’nin iyi niyet hizmetlerini destekliyorsa, genel nitelikteki açıklamalarını somut bir politika ve eyleme dönüştürerek Sayın Denktaş’ı Annan Planı’nı müzakerelere zemin olarak kabul etmeye ve özlü müzakerelere dönmeye ikna etmelidir."

Welcome, how are you?

Kuzey ve Güney Kıbrıs arasında geçişlerin sağlandığı Ledra Palas sınır karakolunu ziyaret eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Rumlara İngilizce olarak "Hoş geldiniz, nasılsınız?" anlamına gelen "Welcome, how are you?" dedi. Bazı Rumlar ise Erdoğan’a "Buralarda en meşhur adamsınız" diye iltifat etti. Rum çocuklara iyi futbol oynayıp oynamadıklarını soran Erdoğan, olumlu yanıt aldı.

Rum öğrencilere burs

KKTC, Rum tarafına yönelik bir paket açıkladı. Pakette yer alan belli başlı maddeler şöyle:
• İki tarafın birbirini daha iyi tanıması için KKTC üniversitelerinden belirli sayıda Rum öğrenciye burs verilecek.
• KKTC araçları Rum tarafına giderken harç ödemeyecek. Türkiye dahil diğer yu
rtdışı çıkışlardaysa KKTC vatandaşları harç ödemeye devam edecek.
• BM Barış Gücü askerlerine uygulanan geçiş kısıtlamasının kaldırılmasıyla, 2000’den beri uygulanan ulaşım düzenlemelerinde değişikliğe gidilecek. Mevcut sınır kapılarından KKTC’ye geçilecek
.
• KKTC ve Güney Kıbrıs Rum Telekomünikasyon idareleri arasında, KKTC’de hizmet veren GSM şirketlerinin Rum tarafıyla roaming (serbest dolaşım) anlaşmaları yapmaları cesaretlendirilecek.
MILLIYET 10/05/2003

Siz kaldırın biz de kaldıralım

Hüseyin ALKAN, Turan YILMAZ / LEFKOŞA

Karşılıklı geçişlere izin veren KKTC, dün de Türk tarafındaki üniversiteleri tercih edecek Rum çocuklarına burs kararı aldı.

Başbakanlığından önce Kıbrıs konusundaki farklı yaklaşımları nedeniyle KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş ile ters düşen Tayyip Erdoğan dün Ada'ya yaptığı ziyarette Denktaş'a güçlü bir şekilde destek verdi. Erdoğan, Rumlardan ambargoları kaldırmalarını istedi.

Başbakan Tayyip Erdoğan, dün KKTC'de Rumlara, ‘‘Siz Türklere 40 yıldır uyguladığınız insanlık dışı ambargoyu
kaldırdığınız takdirde biz de size uygulanan ambargo ve yasakları kaldıracağız’’ çağrısında bulundu.

Erdoğan, Başbakan olarak ilk kez çıktığı günübirlik KKTC gezisinde, havaalanında Türkiye ve KKTC bayraklarıyla coşkulu bir şekilde karşılandı. Erdoğan,
Başbakanlığı öncesinde Kıbrıs konusunda farklı yaklaşım sergileyerek, zaman zaman basın aracılığıyla tartıştığı Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın tezlerine güçlü bir destek verdi. Erdoğan, ‘‘Kıbrıs'ta her açıdan eşit, dini ve dili ayrı iki halk, iki ayrı demokratik düzen ve iki ayrı devlet vardır. Cumhurbaşkanı Denktaş'ın Türk ve Rum halkları arasında güven ortamının yaratılması yolunda yaptığı çağrıları ve attığı adımları memnuniyetle karşılıyoruz. Tüm dünyaya

haykırıyorum. Kıbrıs Türk halkının 40 yıldır maruz bırakıldığı insanlık dışı ambargoların artık kaldırılmasının zamanı geldi. Bugün Kıbrıs'ta en acil mesele budur’’ dedi.

RUMLARA BURS

Öte yandan, KKTC Bakanlar Kurulu, dün iki halkın yakınlaşmasına yönelik bir dizi karar açıkladı. Buna göre, BM Barış gücü askerlerine getirilen kısıtlamalar kaldırıldı. Bunun dışında, Kuzey Kıbrıs'taki beş üniversitenin Rumlara burs vermesi, Kuzey Kıbrıs'ta faaliyet gösteren GSM şirketlerinin Rum tarafıyla roaming anlaşması yapmalarının teşvik edilmesi karara bağlandı. Ayrıca, bugünden itibaren Güney Kıbrıs'a araçlarıyla geçecek Kıbrıslı Türklerden harç alınmayacak.

Rumlarla sohbet

Erdoğan, Rumlara, ‘‘Bu dünya herkese yeter. Size de yeter, bize de yeter’’ diye seslendi ve KKTC'ye gelen Rumları Türkiye'ye de davet etti. Erdoğan, günübirlik KKTC gezisinin sonunda bar ve kafelerin bulunduğu Girne Limanı'nı gezdi. Burada yemek yiyip içki içen Türk ve Rumlarla sohbet eden Erdoğan, limanda karşılaştığı Rum Televizyonu Ant 1'in muhabiri Tasos Panikos'un elindeki Fenerbahçe formasını imzaladı. Erdoğan, bir Maraş dondurmacısının külaha koyduğu dondurmayla yaptığı gösterileri ilgiyle izledi. Sonunda dondurmayı alınca da, ‘‘Başka numaran yok muydu?’’ diye espiri yaptı. Oltu taşı ürünler satan bir işyeri sahibi Erdoğan'a tespih hediye etti.

HURRIYET 10/05/2003

Ankara-Kıbrıs denklemi

Murat Yetkin

Erdoğan'ın ziyareti, yeni bir Kıbrıs politikası arayışını gösteriyor

10/05/2003 RADIKAL

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın dün KKTC'ye yaptığı ziyaret ilk bakışta Ada'da siyasi çözüm adına somut bir sonuç getirmiş görünmüyor. Henüz 23 Nisan kararlarıyla Türk ve Rum toprakları arasında sağlanan geçirgenlik ve Türk ve Rum halkları arasında sağlanan yakınlaşma Ada'daki iki devleti imza aşamasına yaklaştıramadı.
Bunu söylemekle birlikte, 23 Nisan kararlarını da, Erdoğan'ın dün Ada'yı ziyaretini de önemsemek ve siyasi yumuşama adına kazanç saymak gerekiyor.
Çünkü bu adımlar 1974 sonrasında Ada etrafında, her iki taraftaki sertlik yanlılarınca yayılan efsanel
erin, korkuların asılsız olduğunu da gösterdi. Berlin Duvarı benzetmesi yıkıldı. Ankara Üniversitesi'nden Profesör Celal Göle'nin dediği gibi, "İki toplumun belki Annan Planı'nın öngördüğü gibi değil, ama yine de kendi topraklarında diğerleri ile barış içinde yaşayabilecekleri görüldü". Kıbrıs Türklerinin kapılar açılır açılmaz gruplar halinde Güney'e iltica edeceği, Kıbrıs Rumlarının Kuzey'e geçip büyük kışkırtmalara ve çatışmalara yol açacağı iddiaları boşa çıktı. Onun yerini sabah karşı tarafa geçip görmek istediğini gören, alışverişini yapan akşam geriye, evine dönen Adalıların gerçeği aldı.
Lefkoşa Çarşısı, Girne Limanı canlandı. Kuzey'deki deniz ve kumar turizminden yararlanmak isteyen Rumlar için 3 günlük otel izni işe yaradı. Bilkent Üniversitesi'nd
en profesör Hasan Ünal, Kuzey Kıbrıs'taki üretim düzeyinin Güney'den gelen ucuz ve kaliteli mal talebini karşılamakta yetersiz kalacağını saptayarak, Türk tüccarları KKTC'ye daha çok ihracata, KKTC'yi de yüksek gümrük fonlarını düşürmeye çağırdı.
KKTC hük
ümetinin dün Erdoğan Kıbrıs'a inmeden önce yaptığı toplantıda aldığı kararlar da yumuşama yönünde etkili olabilir. Telefon şebekelerinin birbiriyle bağlantısı, KKTC üniversitelerinin Rum gençlerine açılması gibi kararlar, Annan Planı türünden iddialı bir hedefin çökmesi ve Güney Kıbrıs'ın, bütün Ada'yı temsilen 16 Nisan 2003'te Avrupa Birliği'ne üye sayılması yanında gerçekten önemsiz görünüyor. Oysa halkın hayatında somut değişikliğe yol açan adımlar önemlidir. Onlara bir kez alıştıktan sonra, onlarsız yaşamak daha zor gelir.
Keza Erdoğan'ın dün KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile yaptığı ortak basın toplantısında "Ambargoyu kaldırırlarsa, hava ve deniz koridorlarını açabiliriz" taahhüdü de önemlidir. Bu ne Kıbrıs Türk tarafının haklı eşitlik talebini, ne
de AB'den ve ABD'den gelen ortak siyasi çözüm talebini
karşılar. Ama bir niyet gösterir. Bundan çok değil bir sene önce "AB Kıbrıs'ı alırsa, biz de alırız, bütünleşiriz" diyen bir Ankara yerine, bugün "Çözümsüzlük çözüm sayılmaz" sözünü bu tür jestlerle g
üçlendiren bir Ankara var. 16 Nisan öncesine dek "Bir daha Rum'la olmaz" diyen Denktaş'ın yerini bir hafta sonra Rumlara kapıları açan bir Denktaş aldı.
Denktaş'ın müsteşarı Ergün Olgun'un dün yayımlanan sözlerini yinelemek istiyorum: "Hedeflerimiz değişm
ese de stratejimiz iflas etti. Daha esnek politika izleyen, özellikle 1992 sonrası AB'yi bir politika unsuru haline getiren Güney Kıbrıs, bizim sabit hedeflerde, sabit politikada ısrarımız karşısında başarıya ulaştı. Bizim yeni bir oyun düzme zorunluluğumuz var."
Hem söylemden, hem uygulamadan 23 Nisan kararlarının şimdiye dek izlenen Ankara-Lefkoşa politikasının iflas ettiğinin itirafı olduğunu çıkarmak mümkün.
23 Nisan kararları da, Erdoğan'ın dünkü ziyareti de yeni bir Ankara-Lefkoşa ekseni arayışı, ye
ni bir Kıbrıs politikası arayışı olduğu umudunu doğuruyor.
Umalım bu gerçektir ve sonuç getirir.
Çünkü Ankara ve Lefkoşa'nın uzlaşmayı hedef alan bir anlayışla birbirine yakınlaşması, AB yükümlülükleri olan Atina ve Lefkoşa'yı da uzlaşmaya zorlayacaktır.

Geçen hafta Türk tarafını "Yasadışı devletlerine pasaport göstermemizi istiyorlar" diye şikâyet ettiği BM temsilcisinden, "Böyle şeyleri artık büyütmeyin" diye uyarı yiyen Kıbrıs Rum Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulos'un,
dün Erdoğan'ın ziyaretini 'Yasadışı' ilan ederken kimseyi inandıramayışı bunu gösteriyor.


Ele güne karşı el ele

Başbakan, Kıbrıs'ta 'Biz Denktaş'ın arkasındayız' diyerek buzları eritti ve AB'ye mesajlar yolladı

10/05/2003 RADIKAL

AA - ANKARA/LEFKOŞA - KKTC'nin Yeşil Hat'ta geçişleri serbest bırakmasının adada estirdiği olumlu hava yerini çözümün ertelendiği kaygılarına bırakırken, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başbakan sıfatıyla dün ilk kez KKTC'deydi. KKTC lideri Rauf Denktaş, Başbakan Derviş Eroğlu, Meclis Başkanı Vehbi Serter, muhalefetteki Cumhuriyetçi Türk Partisi lideri Mehmet Ali Talat ve Toplumsal Kurtuluş Partisi lideri Hüseyin Angolemli'yle
görüşen Erdoğan, KKTC'ye yönelik ambargonun son bulması için Yunanistan'ı harekete geçmeye çağırdı.
Erdoğan, Denktaş'la düzenlediği ortak
basın toplantısında Kıbrıs Türklerine ve Rumlarına uygulanan her türlü ambargonun süratle kaldırılmasından yana olduklarını belirterek, "Türkiye ve Yunanistan'ın da bu konuda üzerlerine düşenleri yapmasının gereğine inanıyoruz. Biz hazırız. Yunanistan'ın da bu desteği, cesareti vermesini bekliyoruz" dedi. Erdoğan, KKTC'ye yönelik ambargonun kalkması halinde Rum Yönetimi'nin hava koridoru ve limanlar konusundaki taleplerine olumlu baktıklarını söyledi.

AB'ye mesajlar
"Kıbrıs'ta, her açıdan eşit, dini ve dili ayrı iki halk, iki ayrı demokratik düzen ve iki ayrı devlet vardır. Kıbrıs'ta çözüm çabaları da bu gerçeklere dayanmalıdır" vurgusu yapan başbakan, AB'ye "Sorunun değil çözümün bir parçası olun" diye seslendi. AB'yi Kıbrıs'la ilgili olarak gerçekçi bir
perspektif geliştirmeye çağıran Erdoğan, "AB'nin Kıbrıs'taki sürece yapıcı katkıda bulunmasını ve Türk tarafının Kıbrıs'ta oluşturulacak
bir ortaklığın eşit kurucu tarafı olacağını göz önünde tutmasını özellikle istiyorum" dedi.
Erdoğan, BM gözetiminde m
üzakerelerin başlaması çağrısında bulunmaktan kaçındı. Başbakan, "BM'nin iyi niyet misyonunu destekliyoruz. Annan Planı'ndan istifade edilebilir" demekle yetindi. Görüşmeleri sonrası Ledra Palas sınır kapısında incelemelerde geçiş yapan Türkler ve Rumlarla sohbet eden Erdoğan bir Rum gazetecinin "Memleketime pasaportla mı gireceğim" sorusuna, "Onlar aşılabilir. Basit prosedürler" cevabı verdi. Erdoğan Rum lider Tasos Papadopulos'un ziyaretini 'yasadışı' olarak nitelemesine de "Ben yasal bir ziyaret yaptım" yanıtını verdi.

Atina: Tek devlet esas
Erdoğan'ın çağrısına ilk yanıtı veren Yunan Hükümet Sözcüsü Hristos Protopapas, "Kıbrıs'ta çözüm için tek devlet esastır ve uluslararası toplumun da yaklaşımı bu yöndedir. Tutumumuzdan vazgeçmemiz söz konusu değildir. Türkiye, AB perspektifinin Kıbrıs'tan geçtiğini anlamalıdır" dedi

Erdoğan: Kıbrıs’ta inisiyatif elimizde

Başbakan Tayyip Erdoğan, ‘Ulusa Sesleniş’ konuşmasında, Kıbrıs’ta bütün zorluklara rağmen inisiyatifi elinde tutan ve çözümü zorlayanın Türk tarafı olduğunu söyledi. NTV

9 Mayıs— Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ‘Ulusa Sesleniş’ konuşmasıyla gündemdeki gelişmeler hakkında bilgi verdi ve hükümetin icraatlarını anlattı. Kadrolaşma iddialarına da yanıt veren Erdoğan, “Yaptığımız atamalar önceki dört hükümetten az. Bunun neresi kadrolaşma diye konuştu. Başbakan, Türkiye’nin yıllarca kötü yönetildiğini söyledi.

Erdoğan yaklaşık yarım saat süren ulusa sesleniş konuşmasında, hükümetin Irak politikasıyla dünyanın Türkiye’yi bakışının değiştiğini belirtti.
“Türkiye, Avrupa Birliği’ne her zamankinden daha yakındır” görüşünü savunurken, Kıbrıs’ta da çözüm isteyen tarafın Türk tarafı olduğunun altını çizdi.
Erdoğan, kadrolaşma iddialarına yanıt verirken, “Yaptığımız atamalar önceki 4 hükümetten azdır. ” diye kon
uştu. Önceki hükümetlerin atamalarından örnekler de vererek, “55, 56 ve 57. hükümetler, toplam 1665 atama yapmış. Biz de 457 bürokrat ataması yaptık” dedi.

’TÜRKİYE GEMİSİ GELİN GİBİ SÜZÜLÜYOR’
Erdoğan, Türkiye’nin yıllarca kötü yönetildiğini belirterek, “Artık deniz bitmiş. Millet AKP’ye ‘al bu gemiyi yüzdür’ dedi. Bakın daha 6 ay bile dolmadı. Bunca spekülasyona rağmen, bunca estek kösteğe rağmen, çıkar çevrelerinin gizli ve açık bunca çelmelerine ve hatta savaşa rağmen Türkiye gemisi gelin gibi süzülme
ye başladı” diye konuştu.
Başbakan, Millet ile iktidar arasında güvenin oluştuğunu belirterek, bunun ‘vergi barışı’ kampanyasında ortaya çıktığını kaydetti.
Başbakan, orman vasfını kaybetmiş arazilerin satışı konusunda da, “Arazileri işgalcilere satıyoru
z. Biz bir karış orman arazisini satıyor değiliz” diye konuştu.

’ÜNİTER DEVLETE TERS DÜŞMEYİZ’
Erdoğan, kamu yönetimi reformu konusunda da, çalışmalar içinde üniter devlet anlayışına ters düşen bir öğenin yer almadığını savundu.
Başbakan, Bingöl’de 700 konutun temeli en geç 20 güne kadar atılacağını, ülke ekonomisini canlandıracak bir proje olarak acil konut ihtiyacı belirlenen 19 ilde de 25 bin konutun inşaatına yıl sonuna kadar başlanacağını açıkladı.

ERDOĞAN ‘İKİ DEVLET’ GERÇEĞİNİ VURGULADI

Sınırların açılmasıyla atılan adımların desteklediklerini vurgulayan Erdoğan, Türk askerinin adadan çekilmesi konusuna gündemlerinde bulunmadığını bildirdi

Denktaş, Erdoğan ile görüştükten sonra yaptığı açıklamada Türkiye ile her konuda mutabık kalmanın mutluluğu ve huzuru içinde olduklarını söyledi

“Kıbrıs Türk halkınin 40 yıldır maruz bırakıldığı insanlık dışı ambargoların kaldırılmasının artık zamanı gelmiştir”

“Cumhurbaşkanı Denktaş’ın güven artırıcı çağrılarını ve attığı adımları destekliyoruz bu adımları tüm dünya övgüyle izlemektedir"

“Huzur ve güven içinde olunuz. Türkiye devleti ve milletiyle sizlerin yanında olmaya devam edecektir”

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, “Kıbrıs’ta her açıdan eşit, dini ve dili ayrı iki ayrı halk, iki ayrı demokratik düzen ve iki ayrı devlet vardır” diyerek, Kıbrıs’ta çözüm çabalarının bu gerçeklere dayanması gerektiğini kaydetti.

Erdoğan, “Kıbrıs’taki iki halk herşeyden önce adada yanyana, barış içinde yaşamanın koşullarını meydana getirmelidir. Birlikte kuracakları yeni ortaklığı güven ortamı üzerine inşa etmenin yollarını aramalıdırlar” dedi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın Türk ve Rum halkları arasında güven ortamı yaratılması yönünde yaptığı çağrıları ve attığı adımları memnuniyetle karşıladıklarını ifade ederek, “Özellikle son dönemde atılan olumlu adımın neler getirdiğini, neleri başardığını sadece Kıbrıs Türk Halkı değil aynı zamanda Türkiye ve bana göre tüm dünya övgüyle izlemektedir” dedi.

Kıbrıs Türklerini güvenli bir geleceğe kavuşturmak yanında adada barış ve huzuru hakim kılmak yönünde KKTC yönetiminin izlediği dirayetli tutumu desteklediklerini söyleyen Erdoğan, KKTC’nin iktidarı ve muhalefetiyle oluşturduğu çoğulcu demokratik yapı ve demokratik tartışma ortamını Kıbrıs Türk halkının en büyük zenginliği olarak gördüğünü ifade etti.

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, başbakan olduktan sonraki KKTC’ye ilk ziyaretini bugün gerçekleştiriyor. Erdoğan, Kıbrıs konusunda gelinen aşamayı KKTC devlet ve hükümet yetkilileri ve siyasi partilerle değerlendirmek, ekonomik ve sosyal konularda görüş alışverişinde bulunmak üzere aralarında bazı bakanlar ve milletvekillerinin de bulunduğu bir heyetle 11.35’te KKTC’ye geldi.

Erdoğan, bir süre alandaki folklor ekibinin gösterisini de izledi ve ardından basın toplantısı düzenledi.

“KIBRIS TÜRK HALKININ 40 YILDIR SÜREN MÜCADELESİNİN EMSALİ YOK”

Başbakan Erdoğan konuşmasının başında KKTC’ye yapmış olduğu ziyarettten duyduğu mutluluğu dile getirerek, Türkiye’nin elçisi olarak Türk halkının selamlarını getirdiğini belirtti.

Kıbrıs Türkü’nün adada Türklüğü yaşatma azmi ve kendi benliğini koruma mücadelesinin çok eski yıllara dayandığını ifade eden Erdoğan, “Kıbrıs Türk halkının 40 yıldır devam eden hak, hürriyet ve eşitlik mücadelesinin gerçekten emsali yoktur. Kıbrıs Türkü her türlü imkansızlığı aşarak, haklarına ve özgürlüğüne sahip çıkmasını bilmiştir” diye konuştu.

“GEÇİŞLER ÇÖZÜMÜ KOLAYLAŞTIRACAK”

Konuşmasında KKTC hükümetinin geçişleri serbestleştirme ve bunu tamamlayıcı yönde attığı adımların iki taraf arasında ilişkilerin normalleşmesine katkıda bulunacağını belirten Erdoğan, “ Adil ve kalıcı bir çözümü de kolaylaştıracağına inanıyorum” dedi.

Erdoğan, Kıbrıs Türk tarafının attığı adımların ve önerilerin heba edilmemesi gerektiğini belirterek, “Bütün taraflarca dikkatle değerlendirilmesi gereken, gerekli, önemli bir fırsat olarak önümüzde durmaktadır” dedi.

SİZİ YALNIZ BIRAKMAYACAĞIZ

Bütün engellemelere rağmen Kıbrıs Türk Halkı’nın ulaştığı gelişmişlik seviyesinin övgüye değer olduğunun altını çizen Erdoğan,”Bu başarı sizlerin gayretleriyle elde edilmiştir. Kıbrıs Türk Halkı’nın ekonomik gelişme ve büyümeyi sağlayacak enerji ve güce sahip durumda olduğuna inanıyoruz. Bu yolda sizi yalnız bırakmayacağız” dedi.

Hükümetinin, Kıbrıs Türk halkının daha müreffeh bir hayat sürmesi için her türlü tedbiri almada kararlı olduğunu söyleyen Erdoğan, ekonominin mevcut sorunlarını aşmanın yollarını KKTC hükümetiyle birlikte aramakta olduklarını, eknomik ve sosyal meselelerin duyarlılıkla ele alınacağını ifade etti.

HUZUR VE GÜVEN İÇİNDE OLUN

Erdoğan, “Huzur ve güven içinde olun. Türkiye, devleti ve milletiyle sizlerin yanında olmaya devam edecektir. Ahdi ve tarihi sorumlukları doğrultusunda Türkiye hiçbir zaman desteğini esirgemeyecektir. Bizim derdimiz sizin derdiniz, sizin derdiniz bizim derdimizdir. Asla ulusal birliğinize ne olur gölge düşürmeyin, asla beraberliğinize gölge düşürmeyin, birbiriniz sevin, dayanışma içinde olun ve sizleri birbirinizden ayırmak suretiyle zayıf düşürmek olsa olsa KKTC üzerinde hesabı olanlara yarar. İnanıyorum ki bu oyunu siz bozacaksınız” dedi.

UYDURMA HABERLER

Kuzey Irak’taki Türk askeri varlığının geri çekilmesi konusunda ABD’den talepler olduğu yönündeki iddiaların anımsatılması üzerine Erdoğan, “Bu haberlerin hepsi uydurma haberler. Ne böyle talep var, ne böyle bir dedikodu var. Ben de basın mensubu arkadaşlardan duydum. Böyle bir şey söz konusu değildir” dedi.

HALKIN SESI 10/05/2003

KKTC’den yeni açılımlar

“Rum öğrencilere burs verilecek… Telefon iletişimi için girişim yapılacak… Güney’e geçecek araçlardan harç alınmayacak”

Bakanlar Kurulu, adadaki iki taraf arasında güveni artırmak için yeni açılımlar yaptı.

Kuzey ve Güney Kıbrıs arasında serbest geçişleri başlatarak önemli bir adım atan Bakanlar Kurulu, yeni açılımlar çerçevesinde de, Barış Gücü’nün Ledra Palace Sınır Kapısı’nın yanında diğer kapıları da kullanabilmesini, önümüzdeki akademik yıldan itibaren KKTC üniversitelerinin Rum öğrencilere burs vermesini, telefon iletişimi için girişim yapılmasını, ticaretin normalleştirilmesini ve Güney’e geçecek araçlardan harç alınmamasını kararlaştırdı.

Bakanlar Kurulu’nun dün yaptığı olağanüstü toplantıda alınan kararlar, Bakanlar Kurulu Sözcüsü, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Salih Miroğlu tarafından bugün açıklandı.

Miroğlu’nun açıklamasına göre, Bakanlar Kurulu’nun kararları şöyle:

“1. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti, Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki ulaşım düzenlemelerine Temmuz 2000’den beri uygulayageldiği tedbirleri değiştirme kararı almıştır.

Bu çerçevede, Güney Kıbrıs’tan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yönelik sınır geçişlerine getirilen yeni düzenlemeye paralel olarak Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne geçişlerinde Ledra Palas Kapısı’nın yanısıra, Beyarmudu, Akyar (2,5 mil) ve hizmete girdiğinde Metehan Sınır Kapılarını kullanmasını kararlaştırmıştır.

2. Ada’daki iki tarafının birbirlerini daha iyi tanımasına imkan vermek ve özellikle genç nüfusun yakınlaşmasını sağlamak amacıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Üniversitelerinin önümüzdeki Akademik Yıldan başlamak üzere, belirli sayıda Rum öğrenciye burs vermesi kararlaştırılmıştır. Bunların, hangi şartlarla verileceği ayrıca açıklanacaktır.

3. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Telekomünikasyon İdareleri arasında Birleşmiş Milletler aracılığı ile varılabilecek bir genel mutabakat çerçevesinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde hizmet veren CSM şirketlerinin Rum tarafı ile “roming” anlaşmaları yapmaları hususunda cesaretlendirilmeleri kararlaştırılmıştır.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Telekomünikasyon Şirketleri arasında bir mutabakata varıldığı takdirde, iki taraf arasında normal telekomünikasyon hatlarının da artırılması öngörülmektedir.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Dışişleri ve Savunma Bakanlığı bu konuda Birleşmiş Milletler Barış Gücü nezdinde girişimde bulunacak ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Telekomünikasyon İdaresi’nin Rum tarafı ile görüşme talebini iletecektir.

4. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti önmüsadeye bağlı olarak Rum tarafı ile yapılacak ticaretin normalleştirilmesi için gerekli kararları alma hazırlığı içinde olup bunların uygulanmasına ilişkin düzenlemeler bilahare açıklanacaktır.

5. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden Güney Kıbrıs’a geçecek araçlar için öngörülen harçlar kaldırılmıştır.”

HALKIN SESI 10/05/2003

ÇÖZÜM VE AB KAZANDI

ZEFER 'ÇÖZÜM VE AB GRUBU'NUN... Olaylı geçen 41'nci Ticaret Odası Genel Kurulu'nda zafer 'Çözüm ve AB Grubu'nun oldu. Tartışmaların yaşandığı genel kurulda, '3 Barış ve AB Grubu'nun salondan ayrılarak genel kuruldan çekilmesi nedeniyle, 'Çözüm ve AB Grubu' 50 kişilik oda meclisini kendi adaylarıyla oluşturdu. Ali Erel'in divana sunduğu Gazimağusa, Lefkoşa ve Girne bölgesi adaylarından oluşan 50 kişilik liste, başka aday olmaması üzerine oybirliğiyle kabul edildi

'3 BARIŞ VE AB GRUBU' SÜREKLİ İTİRAZ ETTİ... '3 Barış ve AB Grubu', divanın oluşumuna itiraz ederek, 'adaydan divan olamayacağını' savundu. Salonda bulunanların tümünün de üye olup olmadığını sorgulayan '3 Barış ve AB Grubu', herkesin salondan çıkarılarak, sadece üyelerin salona alınmasını ve divanın tekrardan oluşturulmasını istedi. Grup, bu talepleri kabul görmeyince divan başkan ve üyelerinin bulunduğu platforma çıkarak, genel kurulun yapılamayacağını iddia etti

POLİS MÜDAHALE ETTİ... Divan Başkanı Mustafa Damdelen, odanın yasasında 'adaydan divan olmaz' diye bir madde bulunmadığını belirtip, polisi göreve çağırarak, gruba müdahale etmesini istedi. Polis de müdahalesini yaparak, '3 Barış ve AB Grubu' üyelerinin platformdan aşağıya inmesini sağladı. Grup üyeleri, Erel'in konuşma yaptığı kürsüye de gelerek, kurulu engellemeye çalıştı. Erel sözlerini ancak polisin söz konusu gruba müdahalesiyle tamamlayabildi

EREL: ÇÖZÜM İÇİN FAZLA VAKTİMİZ YOK... Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Ali Erel: Kıbrıs Türkünün geleceğini, Annan Planı temelinde yapılacak bir anlaşmada ve ardından Avrupa Birliği'nde görüyoruz. Annan Planı temelinde bir çözüm için müzakereler yeniden başlamalı ve plan, referanduma götürülerek son kararı halk vermelidir. Bunun için fazla vaktimiz yoktur

KIBRIS 11/05/2003

Denktaş: “Uzlaşma kapılarını kapatıyorlar”

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, kendilerini “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin meşru hükümeti” ve KKTC’yi de “sahte devlet” gören Rumların aradan geçen onca yılı heba ederek, Kıbrıs Türkü’nün güvensizliğini artırdığını belirtti. Rauf Denktaş, “Bu akıldan vazgeçmedikleri sürece bizimle uzlaşma kapılarını kapatıyorlar”şeklinde konuştu.

Kıbrıs Türkü’nün hiçbir zaman devletinden, egemenliğinden, anavatanın garantisinden, iki kesimliliğin sulandırılmamasından, mal-mülk sorunun global bir şekilde halledilmesinden vazgeçmeyeceğini vurgulayan Denktaş, “Biz yeni bir ortaklığa, bu yeni ortaklığı iki tarafın vereceği yetkilerle donatılmış bir hale getirmeye hazırız. Başkalarının tepeden inme planlarıyla vakit geçirmeye hakkımız yoktur..” dedi.

Cumhurbaşkanı Denktaş bu sabah Lefke Belediye Başkanı’nı kabulü sırasında, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dün KKTC’ye gerçekleştirdiği resmi ziyaret için Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’un “ziyaret yasal değil, işgal altındaki bir bölgeye gidiyor” sözlerine yanıt verdi.

UZLAŞMA KAPILARI

“Bu akıldan vazgeçmedikleri sürece bizimle uzlaşma kapılarını kapatıyorlar” diyen Cumhurbaşkanı Denktaş, Rumların bu akılda devam etmeleri nedeniyle 40 yıldır Kıbrıs meselesinin halledilemediğini kaydetti.

Rumların “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin meşru hükümeti” olduklarını söylediklerine dikkat çeken Denktaş, bahsedilen Kıbrıs Cumhuriyeti’nin 1960 Anlaşmalarıyla kurulan cumhuriyet olmadığını söyledi.

“1963’Te Kıbrıs Cumhuriyeti’ni yıktılar. 1975’Te nüfus mübadelesiyle iki zeminli bir ortam oluşacağını kabul ettiler. 1979’da bunun anlaşması yapıldı” diyen Rauf Denktaş, bu anlaşmalara rağmen Rumların buna yanaşmadığını söyledi.

Rum liderleri Spiros Kiprianu, Yorgo Vasiliu ve Glafkos Klerides’le yıllar süren görüşmelere değinen Denktaş, 1960 anlaşmalarının varolduğunun söylendiğine, ancak 1960 anlaşmalarının varolması halinde Rumların AB’a müracaatlarının kabul edilmemesi gerektiğine işaret etti.

Rumlar’ın AB’a müracaatı, anlaşmalarla Kıbrıs Türkleri’ne verilen hakların yok edilmesi, silahla yapamadıklarını elde etmek için yaptıklarını belirten Denktaş, bunun arkasına saklanarak, Kuzey’i “sahte” görerek kendi kendilerini avuttuklarını, kendi halklarına da Kuzey’de “sahtekarların oluşturduğu, gecekondularda yaşayan zavallı insanlar bulunduğunu ve onlarla pazarlık edilemeyeceğini” söylediklerini kaydetti.

HEBA EDİLEN YILLAR

“Bunca yılı heba ettiler ve bizdeki güvensizliği artırdılar” diyen Denktaş, “Şimdi TC Başbakanı Erdoğan geldikten, Erdoğan ile Simitis arasındaki samimiyeti de gördükten sonra, gerçeği gören halklarına da sorarak ‘sahte bir devlete’ gelmediğini, yasadışı birşey yapmadığını teslim etseler, uzlaşmanın yarı yolunu katetmiş olacağız” dedi.

Kıbrıs Türkü’nün hiçbir zaman devletinden, egemenliğinden, anavatanın garantisinden, iki kesimliliğin sulandırılmamasından, mal mülk sorunun global bir şekilde halledilmesinden vazgeçmeyeceğini vurgulayan Denktaş, “Biz yeni bir ortaklığa hazırız. Bu yeni ortaklığı iki tarafın vereceği yetkilerle donatılmış bir hale getirmeye hazırız. Başkalarının tepeden inme planlarıyla vakit geçirmeye hakkımız yoktur..” dedi.

İki tarafın Kıbrıs sorununu çözeceğini belirten Denktaş, “Halledebiliriz. Ben buna inanıyorum. Eğer silah zoruyla zaptettikleri mevkinin kendilerine ait olmadığını, bizim de bu mevkide hakkımız olduğunu, o mevkiden silah zoruyla atıldığımız için kuzeyde o mevkiye denk bir devlet kurduğumuzu ve bunun kendilerininki kadar yasal olduğunu kabul ettikleri an herşey halledilir” dedi.

HALKIN SESI 11/05/2003

Kıbrıs'ta model tartışması

Başbakan Erdoğan'ın Ada için önerdiği Sırbistan - Karadağ modeline Denktaş, "Bizi sıkıştırmayın" diyerek karşı çıktı

ABDULLAH KARAKUŞ Lefkoşa

KKTC'ye önceki gün günübirlik ziyarette bulunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş arasında Sırbistan - Karadağ modeli tartışması yaşandı. Erdoğan, bu modeli Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis'e de önerdiğini söylerken; Denktaş, "Güzel bir model. Ama her ülkenin özelliği farklı" diyerek öneriye sıcak bakmadı.
Denktaş'tan Rumlarla masaya oturmasını isteyen Erdoğan, "Onlar kaçsın. Köşeye sıkışıp mecburen adım atacaklar" dedi. Ancak Denktaş, Erdoğan'ın bu
teklifine de, "Bize kazık attılar. Şu anda masaya oturmak fayda getirmez" sözleriyle karşı çıktı. Görüşmede, Erdoğan ve Denktaş arasında şu diyaloglar yaşandı:

"Daha iyi adımlar atın"
Erdoğan: Masaya oturmak taviz vermek değildir. Çekineceğimiz bir şey yok. Siz daha iyi adımlar atın.
Denktaş: Masaya oturmaya karşı değiliz. Ama şu anda fayda getirmez. Bir ilerleme kaydetmek lazım. Hava biraz daha olumlu olsun. Ondan sonra bakarız.
Erdoğan: Siz adım attıkça onlar köşeye sıkışacaklar ve mecburen adım atacak
lar.
Denktaş: Bizi sıkıştırmayın. Bir adım attık, sonucunu görelim. Karşı tarafın tavrını bekleyelim.
Erdoğan: Olmazsa olmazlarımızı belirleyin. Daha fazla açılım yapmak lazım.
Denktaş: Güney'den Türk tarafına şu ana kadar 205 bin kişi geçmiş. Her üç Rum'd
an biri buraya geliyor. Ama bizden Güney'e bu sayının üçte biri kadar geçiş oldu.
Erdoğan: Sayılara bakmak yanıltıcı olabilir. Nüfus oranlarına bakmak lazım. Bizim nüfusun üçte biri oraya, onların nüfusunun üçte biri buraya geliyor.
Denktaş: Bizim sayıda
geçmiş aylara göre bir değişiklik olmadı. Zaten iş için geçenler yine geçiyor.
Erdoğan: Türkiye ile KKTC arasındaki gümrükleri bile kaldırabiliriz. Türk tarafının tamamını serbest bölge ilan edebiliriz.
MILLIYET 11/05/2003

Rumlardan Erdoğan'a ret

Hüseyin ALKAN/LEFKOŞA

Kıbrıs Rum Yönetimi, Başbakan Erdoğan'ın 'Siz Türklere ambargoyu kaldırın biz de size ambargoları kaldıralım' önerisini reddetti. Erdoğan, önceki gün KKTC'ye yaptığı ziyaret sırasında Ada'da iki ayrı devlet olduğuna dikkat çekerek Rumların 40 yıldır Kıbrıslı Türklere uyguladığı ambargoyu kaldırmalarını istemişti.

Rum Hükümet Sözcüsü Hrisostomides, yaptığı açıklamada, Erdoğan'ın Kıbrıs sorununda Denktaş'la aynı çizgiye geldiğine işaret ederek, ‘‘Erdoğan bir fatih edasıyla Kıbrıs'a gelip bizden 1974 işgalinin sonuçlarını kabul etmemizi istedi. Bu durum, Türkiye'nin Kıbrıs'a ilişkin uzlaşmaz politikasında değişiklik olacağı ve Kıbrıs sorununa kalıcı bir çözüm bulunacağı konusunda kimseye umut vermiyor’ dedi.

Rum gazeteleri de Erdoğan'ın açıkl
amalarının Güney Kıbrıs'ta büyük düş kırıklığı yarattığını yazdı. Rum gazeteleri Erdoğan'ın açıklamalarını 'Erdoğan'ın Anlamsız Şovu', 'Erdoğan Denktaş'ın ve Generallerin Ağzıyla Konuştu' ve 'Erdoğan'dan İşgalci Lider Denktaş'a Tam Destek' başlıklarıyla duyurdu.

ARAÇLI GEÇİŞ BAŞLADI

Öte yandan Kıbrıslı Türkler, Rum Bakanlar Kurulu'nun araçlı geçişlere ilişkin 30 Nisan'da aldığı karar doğrultusunda Güney'e otomobilleriyle geçmeye başladı. Rum polisi, sınır kapısında Kıbrıslı Türklere geçici araç ruhsatı veriyor. Kıbrıslı Türkler araçlarını 10 Kıbrıs Lirası (Yaklaşık 30 milyon TL) karşılığında sigorta ettiriyorlar.

HURRIYET 11/05/2003

KKTC araçlarına geçiş izni çıktı

11/05/2003 RADIKAL

AA - KKTC hükümeti geçişleri kolaylaştırmak amacıyla Lefkoşa'daki Metehan sınır kapısını da açtı. Metehan kapısı sadece araçla geçişe açık.
Rum meclisi, Kıbrıslı Türklerin araçlarıyla Rum kesimine geçişlerine
izin veren yasa değişikliğini kabul etti. Rum Kesimi'ne yaya olarak geçen Kıbrıslı Türkler bugünden itibaren araçla
rıyla da geçebilecek. Rum Yönetimi'ne geçecek olan Kıbrıslı Türklerin araçları kaydedilecek ve sürücülere geçici sürüş ruhsatı çıkarılacak.
Rum meclisinde, 'Ermeni soykırımı' yıldönümünü anma töreni düzenledi.
Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Örgütü, Af
rika gazetesi yazarı Kıbrıslı Türk gazeteci Şener Levent'in Rum tarafına geçişinin engellenmesi nedeniyle KKTC hükümetini protesto etti.
Avrupa Komisyonu'nun Kıbrıs Rum Kesimi Temsilcisi Adrian Van
Der Meer, Rum Üniversitesi'nde Avrupa Günü vesilesiyle d
üzenlenen etkinlikte AB üyeliğinin getirilerinin çözümü hızlandıracağını öne sürerek, "Eminim, çok geçmeden yeniden birleşmiş bir Kıbrıs'ın AB'ye katılması düşü gerçek olacaktır" dedi.

Rumlardan Erdoğan'a tepki

Erdoğan'ın iki devletli çözümden söz edip sadece 'ambargolar kalksın' çağrısı yapması, Rum Kesimi ve Atina'da tepki yarattı. Rumlar Erdoğan'ı Denktaş'a benzetirken, Simitis de Annan Planı'na dönüş istedi

11/05/2003 RADIKAL

LEFKOŞA - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın önceki günkü KKTC ziyaretinde Kıbrıs politikasında yeni bir açılım yapacağı beklentisini karşılayamamasına, Rum Kesimi ve Atina'dan sert tepki yağdı. Rumlar, Erdoğan'ın KKTC lideri Rauf Denktaş'la aynı çizgiyi benimsediğinden yakındı. Rum Kesimi'nin AB'ye katılım sözleşmesini imzalaması sonrası
'Türkiye'nin AB topraklarında işgalci olduğu' temasını sıklıkla işlemesine koşut olarak, Rum lideri Tasos Papadopulos, siyasiler ve Rum basını Erdoğan'ı 'işgal altındaki bölgeye yasadışı ziyaret düzenlemek'le suçladı. Erdoğan'ın KKTC'ye ambargonu
n kaldırılması için harekete geçmeye çağırdığı Atina'dan ise "Önce BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın planını müzakere zemini olarak kabul ettiğinizi açıklayın" yanıtı geldi.

'Ziyaret yasadışı'
Erdoğan'ın ziyaretini 'yasadışı' diye niteleyen Papadopulos, KKTC'nin iyi niyet önlemlerinin çözümün yerini tutmadığını belirterek, Türk hükümetinin politikasının Denktaş'la özdeşleştiğini söyledi. Papadopulos, "Lahey'den bugüne dek Erdoğan-Denktaş siyaseti ve demeçleri arasında fark görmüyorum. Bu iklimden umut bekl
enebilir mi? Kıbrıs'ta iki ayrı devlet felsefelerini değiştirirlerse çözüm umudu olacak" sözleriyle Erdoğan'ın iki devletli çözümü savunmasını eleştirdi. Rum lider, KKTC'nin teşvik paketi için de "Çözüm için tek bir adım bile değiller" dedi. BM gözetiminde müzakerelerin başlaması çağrısını yineleyen Papadopulos, Annan'ın iki tarafın planını kabulü ve referandum tarihinin belirlenmesi gibi şartlar koştuğunu hatırlattı. Rum lider, Erdoğan'ın BM gözetiminde müzakereleri başlatma çağrısı yapmamasını 'Çözüm yönünde adım atmamak' diye kınadı.
Rum sözcü Kipros Hrisostomidis de, Erdoğan'ı 'işgal bölgelerini işgalci olarak ziyaret etmek' ve 'statükonun tanınmasını istemek'le suçladı. Aynı söylemi, komünist AKEL, "Erdoğan bir işgalci gibi davranıyor" açıklamasıyla
t
ekrarlarken, Rum parlamentosu başkanı ve AKEL lideri Dimitris Hristofyas, Erdoğan'dan, Türkiye'nin Kıbrıs'ta statükodaki sorumluluğu kabul etmesi ve ülkesi adına 'Mea culpa' (Kabahat benim) demesini istedi. Sosyal Demokratlar Hareketi Başkanı Yannakis Omiru'ya göre de Erdoğan'ın sözleri,
'uzlaşmaz diplomatik ve askeri egemen düzenle aynı çizgiye girmiş olmasının işareti.' Rum liderlerin ziyareti 'Yasadışı' diye nitelemesine, Denktaş'tan "Rumlar bu akıldan vazgeçmedikçe bizimle uzlaşma kapılarını kapatıyorl
ar demektir" tepkisi geldi.
Ziyareti manşetlere taşıyan Rum basını da Erdoğan'ın beklenen yeni açılımlardan uzak düşmesini eleştirdi. 'Erdoğan, Denktaş'la özdeşleşti' manşetini atan Fileleftheros gazetesi, "Türkiye Başbakanı, işgal bölgelerine yaptığı kıs
a ziyarette Ankara'dan rest bekleyenlere zorunlu iniş yaptırdı" yorumunda bulundu. Politis 'Attilla'yı yeniden inşa etti', Mahi 'Denktaş'ın diliyle konuştu'; Simerini 'Erdoğan'da Denktaş siması' manşetlerini attı.

Simitis: Sorun işgal
Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis, Erdoğan'ın KKTC ve Rum Kesimi'ne ambargoların kaldırılması için harekete geçme çağrısına sert çıktı. Simitis, Kıbrıs sorununun Erdoğan'ın dediği gibi adadaki iki toplum arasındaki bir sorun olmadığını, 'adanın bir bölümünün Türk ordusu ta
rafından işgal edilmesi sorunu' olduğunu söyledi. "BM de zaten bu yüzden Türkiye'ye ambargo uygulanması gibi bir dizi kararlar almıştı" vurgusu yapan Simitis, "Türkiye'den Annan Planı'nın Kıbrıs'ta müzakerelere zemin oluşturduğunu kabul eden bir açıklama bekliyoruz" dedi.
(Radikal, aa)